|
|
(bkz: res inter alios acta)
ayrica yunanistan iddia ettigi tezlerle, kendisini, dunyada hava sinirlari ile kara/deniz sinirlari birebir ortusmeyen tek ulke haline getirmektedir ki buna tek "hassiktiriniz cok pardon, olur mu oyle sey" diyen tek ulke de turkiye degildir.
(bkz: götüyle gülmek)(bkz: atinada 4 çayı içmek)
günümüzde yunanistanın hava sahası ve ege denizindeki sınırı 6 mil olmasına karşın yunanistan uluslararası platforma ve icao'ya bu sınırı 10 mil olarak ilan etmiştir..yunanistan'ın bu yöndeki uygulamaları,ülkenin 1931 yılında hazırlanan bir kararname ile, yalnızca havacılık ve polis sorunları için ulusal karasuları sınırını 10 mil olarak saptadığını açıklaması ile gündeme gelmiştir. bu dönemde, yunanistan'ın karasuları 3 mil olarak kabul edilmiş olmasına karşın ulusal hava sahası 10 mildir.türkiye'de aynı şekilde duyuru yaparak bunu kabul etmediğini belirtmiştir,şu anda yunanistan bunu 10 mil den 12 mile çıkarmaya çalışmaktadır.yıllardan beri bu sürtüşme devam etmektedir..(bkz: kardak krizi)
isin ilginci bir yunana bu sorunu sorarsaniz garip bir cevp alirsiniz: "vre, siz 12 mile cikarmak istiyordunuz". turk: "yok be, siz istiyodunuz". turk - yunan dueti :" hassiktirr, ulan feci kandirilmisiz"
yunanistanın, türkiyenin imza atmadığı ve açık denizler ile ilgili olan (anlaşamadığımız nokta işte bu, türk tezine göre ege bir açık deniz değil, yunanlılara göre ise öyle) bir anlaşmanın verdiği hakka istinaden karasularını 12 mile çıkarma haklılığını vurgulayan tez. bu tez yunanistan tarafından sürekli koz olarak kullanılmakta ama türkiyenin bu kararın uygulanmasını casus belli saymasından ötürü uygulamaya girememektedir.
türkiye'nin 1974 kıbrıs çıkartmasına misilleme yapmak için yunanistan'ın tek taraflı olarak almaya çalıştığı karardan ortaya çıkan sorundur.karasularının 6 mil olarak devam etmesi durumunda, ege denizi'ndeki paylar;yunanistan: %35, türkiye: %8.8, açık deniz: %56 iken, 12 mile çıktığında ise durum;yunanistan: %63.9, türkiye: %10, açık deniz: %26.1 olmaktadır. bu durum hem türkiye ve hem de bu denizi kullanan diğer ülkeler için bir sorundur, en azından bu açık denizi kullanan ülkeleri de ilgilendirmektedir.
gani mujdenin cok guzel hicvettigi sorun. ganiye gore yunanlilar bunu yaptigi zaman, yunan gemileri sulu'nun banyosuna kadar girer.
karasulari ile ilgili meseleleri cözmek icin uluslararasi bir kurallar manzumesi hazirlandiginda, bir acaip girintili, bir acaip adali ege denizinin özel durumunun dikkate alinmamasindan dolayi ortaya cikan sorun. söz konusu oldugunda, antalya´dan cikan bir geminin, izmir´e gitmek icin yunanistan´dan izin almasi gerekecektir ki, bu durumu türkiye´nin kabul etmesi en ucuk insanlar tarafindan dahi kabul edilmez. yunanistan, bu durumu türkiye´yi delirtmek istedigi zaman kullanir. bir gün sinirli bir pasaya denk gelecekler, olanlar olacak.
turk yunan iliskilerinin genel seyri cercevesinden bakildiginda taraflar arasindaki bir sorunun cozumlenmesi asamasinda terazi asla dengede durmaz, bir taraf ya cok sey kazaniyordur ya da cok sey kaybediyordur yani turkiye ve yunanistani ilgilendiren bir mesele asla iki tarafin da dengeli olarak birseyler kazandigi veya verdigi bir sona varmaz cunku iki tarafin cikarlari birbirlerine zit sekilde ilerlemektedir. bu tablo ancak ortak bir cikarin ortaya cikmasiyla degisir oyle bir durum da su an icin yoktur.12 mil sorununda da durum boyledir. sorunun cozumlenmesi icin ya turkiyenin yunanistanin karasularini 12 mile cikarmasini ve ege denizini bir yunan golu haline donusturmesini kabul etmesi ya da yunanistanin uluslararasi iliskilerde surekli kullandigi bu onemli kozundan vazgecmesi gerekir ki iki secenegin de gerceklesmesi mumkun degildir. kaldi ki iki taraf da bu sorunun cozumlenmesinin kendilerine bir yarar saglayacagini dusunmedikleri icin "sorunu cozmek" adina somut bir girisim de yoktur.bu yuzdendir ki her ne kadar sorun olarak gozukse de pratikte yunanistanin karasularini 12 mile cikarmasi cok da olasi bir durum degildir, uluslararasi platformlarda turkiye uzerinde baski olusturmak icin kullandigi kozlardan biridir ve bir ortak dusman veya iki taraftan da kendilerini turk yunan sorunlarini cozmeye adamis politikacilar cikmadigi surece de bu boyle kalmaya devam edecektir.
bugün gördüğüm aşağıdaki ilgili haber ile şok olduğum konudur:"muhalefet yanlısı eleftros tipos ise, ankara'nın 'karasularınız ve hava sahanızın genişliğini 8 mil yapın' önerisi getirdiğini, atina'nın ise buna yanıt vermediğini öne sürdü."bu haberin tamamen uydurma olduğunu düşünüyorum, öyle olduğunu umuyorum aksi takdirde bu türkiyenin tamamen haklı olduğu ve uluslararası hukukun tamamen kendi yanında olduğu bir konuda geri adım atması demek olduğundan, türkiyeye ilişkin kalan son umutlarımın da tükenmesi demek olacağından öyle olmasını diliyorum.
bir benzerı de futbol sahalarındakı 9 metre 15 santim sorunudur.. hatta olympiakoslu futbolcular barajın 12 metre kurulmasını istiyolardı garip bi şekilde. yeni yeni anlıyorum.
eğer arabanız yoksa ve büyük bir çanta taşıyorsanız, 12 mil ciddi bir sorundur.
eskiden yaz aylarında pkk'nın operasyonlarıyla aynı zamanlarda ortaya atılan sorun..
http://www.ntvmsnbc.com/news/377173.asp
birleşmiş milletlerde imzaya açılıp kabul edilmiş bir anlaşma uyarınca (1982 un convention on the law of the sea gibi bir şey) karasuları 12 deniz mili olarak kabul edilmiştir.. ancak lozan antlaşması imzalanırken ne bu sınırın ileride arttırılacağı, ne de uçak teknolojisinin bu kadar gelişeceği biliniyordu.. kanımca türkiye'nin esas karşı çıkma sebebi bununla ilgilidir..
öncelikle 12 mil sorunu kıta sahanlığı sorununu da bir alt başlık olarak altına aldığı zannedilen bir problemdir. türkiye ve yunanistanın kıta sahanlığı hakkındaki tezleri karasuları üzerine olan tezlerinden farklıdır.karasuları lozan anlaşması'na göre 3 mil olarak kararlaştırılmıştır. fakat zamanla değişen uluslararası ortamda yunanistan bunu 6 mile uzattığını duyurmuş türkiye de bunu kabul etmiştir. zaten türkiye de daha sonra karasularını 6 deniz miline uzattığını onaylamıştır. yani bazen bilgisizce lozan'ı kaynak göstererek "bak burda 3 mil yazıyor, sen bırak 12 mili aslında 6 mile bile uzatamazsın" diyenler burada oldukça hatalı çünkü ortada türkiye'nin de kabul ettiği bir yapılageliş var 6 mil üzerinde.. yani öncelikle en az 6 mil kesin ve uluslararası hukuk kuralları ve teamüllerine göre de meşru.gelelim 12 mile, ki konumuz zaten bu. kanımca sık bilinen bir hata türkiye'nin 12 mile karşı çıkmasının sebebini yunanistan'ın türk topraklarına daha bir yaklaşması ve dolayısıyla türk gemilerinin istanbuldan antalyaya bile yunanistan'dan izin almadan gidemeyecek olması.. evet bu yanlış. şöyle ki şu anki tezimiz zaten 6 milde kalınması. ki bu da yaklaşık olarak 11 kilometre ediyor. yani bizim tezimize göre yunanistan'ın karasuları 11 kilometre, tabi bizim de. yunan adalarından türk topraklarına uzaklığa baktığımız zaman görüyoruz ki en kritik yerlerde limniden 22, midilliden 10, sakızdan 6, samostan 2, kostan 5, rodostan 18 kilometre mesafe var. yani 11 kilometre karasularını zaten kabul ediyoruz, bizim de 11 onların da 11 kilometre karasuları var (yani 6 mil), toplamda 0-22 kilometre mesafe olan yerlerde sınırlar zaten paylaşılmış. hal böyleyken yunanistan'ın karasularını 12 mile (yani 22 kilometreye) uzatmak istemesi bu karasularının yakın olduğu çizgide karşı karşıya geldiği yerleri etkilemeyecek, eğer iki ülke toprağı karşılıklı duruyorsa ve öngörülen karasuları aradaki mesafeden daha büyükse mesafe ikiye bölünür ülkeler arasında paylaşılır. yani teoride bir yunan adası türk topraklarına 8 santimetre uzaklıktaysa isterse yunan karasuları 200 mil olsun bu noktada karasuları ancak 4 santimetre olacaktır, diğer 4 santim türkiye'ye ait olmakla birlikte, umarım açıklayıcı olmuştur.hatta yunanistanın 12 mil iddiası türkiye tarafından da onaylandığı takdirde türkiye de 12 mile sahip olacak ve siyasi değil de teknik açıdan baktığımız takdirde burdan karlı bile çıkacak türkiye. mesela gökçeada ve bozcaada arasında kalan tüm bölge ve dolayısıyla çanakkale boğazının önü tamamen türk sınırı haline gelecek, ve kuzey ege'de edirne'den itibaren uzanan boş denizde büyük miktarda egemenlik sahibi de olacağız. yunanistan'ın ege denizinin ortasında egemenlik alanı genişlediği gibi bir yunan adası ile karşı karşıya olmayan türk karasularının genişlemesiyle esas olarak yunanistan-türkiye sınırlarının yakın olduğu bölgede türkiye avantajlı bile çıkacak. tabi sadece teknik açıdan bu böyle, siyasi açıdan baktığımızda türkiye'nin itiraz sebebini daha iyi görüyoruz.kısaca mesele yunanistanın dibimize kadar gelmek istemesi değildir, yunan adaları zaten dibimizdedir bu yüzden karasularını 200 mil de yapsalar türkiyeye yakın olan adalarından 2 santimetre uzatamazlar, zaten istedikleri de bu değil, sorun da bu değil.esas sorun türkiye yakınlarında değil egenin tam göbeğinde, yani türkiye'nin hiçbir şekilde hak iddia etmediği ve edemeyeceği ege denizinin ortası. özellikle de oniki adalar ile atina arasında uzanan denizde. karasuları 6 mil olduğu zaman bölgede bir çok yunan adası arasında bir karasuları birliği oluşamıyor yani bir adanın karasuları bir diğerinkine erişemiyor, oysa 12 mil kabul edildiği takdirde atina'dan onikiadaların türk toprakları yakınlarına kadar uzanan karasularına kadar tüm ege boyunca bir hat elde edilmiş oluyor yunanistan ve böylece karadenizden geçen bir gemi yunanistandan izin almadan egenin orta yerinden süzüle süzüle açık denizlere kavuşamıyor. 6 mil olduğu takdirde karasuları birbirine kavuşmadığı için bir gemi yunanistan'ı hiç kaale bile almadan adaların ortasından geçip akdenize çıkabiliyor, fakat 12 mil olunca devreye muhakkak yunanistan giriveriyor.bu durum ise türkiye'nin stratejik gücüne büyük zarar veren bir husus. çünkü türkiye'nin en önemli kozlarından biri boğazlara sahip olması ve karadenize bağlı olan ülkelerin ve dahi onların kendi üzerlerinden geçişine izin vererek karadenize açılmalarına izin verdikleri komşularının türkiye'yle iyi ilişkilere muhtaç olması. ege'de karasularının 12 mil olması durumunda ise türkiye istanbul ve çanakkalesi sayesinde sahip olduğu karadeniz çıkışındaki tekelini kaybedecek, tüm bu ilgili ülkeler türkiye'nin yanı sıra yunanistan'a da bağlı hale gelecekler. hatta boğazlarda özel serbest geçiş rejimine göre normal denizlere oranla daha kısıtlı güç sahibi olduğumuz için bu konuda yunanistan'ın bile gerisine düşmüş oluyoruz karadenizin kontrolünü elinde tutan güç olabilme konusunda. zaten bu yüzden özellikle karadeniz ülkeleri yunanistan'ı bu konuda eleştiriyorlar başlarına türkiye'den sonra bir ülke daha çıktığı için.
12 mil + bir hali olan sorunlar zinciri:(ara: karasuları*)(ara: kıta sahanlığı*)
(bkz: long distance relationship)
türkiye'nin bu konuda tezleri ise yunanistan'ı gerçekten delirtecek nitelikte.. birçok belgeyi incelemiş biri olarak (külliyen yalan, incelemedim başka birşey yaparken gözüm takıldı) söyleyebilirim ki hukuki olarak yunanistan daha haklı (hulusi evet sen zaten haksızsın) fakat yunanistan'ın tezlerini gerçekten ekarte edebilecek kuvvete sahip tezlerimiz var, yine çok bilinen bir hatayı söyleyelim bu noktada, türk dış politikası zannedilenin aksine diplomatlar düzeyinde dünyanın ilgisini çeken bir ekoldür ve çok başarılıdır, burada da yunanistanı çatır çatır çatlatmaktadır.yunanistan 12 milin kabulü konusunu bm deniz hukuku sözleşmesine dayanarak iddia ediyor ve teknik olarak da yani açık-kapalı deniz konularında da türkiye'ye görece daha üstün durumda sözleşme maddeleri bakımından. ayrıca ilgili sözleşme bm bünyesinde hazırlanan bir anlaşma olduğu için ve 149 ülke tarafından imzalandığı için (123'ü de onaylamış) uluslararası hukukun bir parçası olarak değerlendiriliyor ve bu tip özel sözleşmeler bu anlaşmayı imzalamayan ülkeleri bile bağlayıcı nitelik kazanıyor. bunlara en güzel örnek non-proliferation treaty, yada en basitinden bm kurucu anlaşması.türkiye'nin bu teze cevabı yine denizler hukuku sözleşmesine dayanıyor. türkiye diyor ki bu anlaşmaya göre 12 mil azamidir ve illaki heryerde 12 olacağı anlamına gelmez. türkiye ayrıca yunanistan'ın egedeki dengeyi kendi lehine bozmak istediğini (ki öyle) yani anlaşmayı kötüye kullanmak istediğini öne sürerek yunanistanın ilgili anlaşmadaki 300. maddesindeki anlaşmanın kötüye kullanılmayacağı bölümünü ihlal etmeye çalıştığını, dolayısıyla yunanistan'ın 6 milden ötesine geçemeyeceğini savunuyor.bu arada anımsatmak zorundayım ki denizler hukuku anlaşmasına türkiye imza koymamak ve kabul etmemekle birlikte bu anlaşmaya bütün bir kurum olarak avrupa birliği taraf, yani türkiye ab'ye girmeden önce bir şekilde bu anlaşmayı imzalamakla yükümlü, ab düzeyinde kabul ettirmemiz oldukça sıkıntılı (ve gereksiz) olacak olan bir derogasyon yaptıramadığımız takdirde imzalayacağız da. türkiye'nin tezlerini "biz o anlaşmayı imzalamadık ki banane"den ziyade yukarda belirtildiği gibi anlaşma maddelerine dayanarak 12 mile karşı çıkması yine türk dış politikasının ilerde başına dert olmayacak tezler bulabilme yeteneğini de gösteriyor..
kimin kafasına atsan düşmez bir yazar kasa görünümlü sorun. ve hatta şurama kadar geldi:(bkz: kibris i verelim jamaika yi alalim)
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |