15 mayis 2005 les

basvuru formları 6 ytl sınav ücreti ise 55 ytl olan sınavdır.

bedelli askerlik bekleyenlerin bedelli çıkana kadar idare edecek bir master umuduyla girecekleri sınavdır.(bkz: bedelliaskerlik org)

son gece çalışma umutlarımın sigara dumanı olup star wars sitelerine üflendiği sınavdır..(bkz: the force will guide us)

lost in the sky suserımızın karamelli çikolata, su gibi temel ihtiyaçlarını karşılayamadan gireceği ve devletten bir destek beklediği sınavdır.

http://www.osym.gov.tr/...&belgebaglantianah=1863linkinden bilgilerine ulaşabileceğiniz sınav.

christoph daum'un bir demecine yer vermiş, "yalnızca bir deli suyun derinliğini iki ayağıyla ölçmeye kalkar"* afrika atasözünü dilimize kazandırmıştır.

finaller, tezi yetistirme, lisansüstü programlarına başvuru stresi içindeyken tüm bunlar yetmiyormuş gibi osymden birilerinin bizi kafaya almak amacıyla hazırladığı izlenimi veren sınav, boşuna eksi(l)mis 3 saat..eğer bu sınav lisansüstü başvuruları için secici nitelikteyse, mülakatlar da şu şekilde geçecek sanırım:....sorumlu: hmm tezinizi grid computing üzerine hazırlamışsınız, ayrıca rsa konulu bir de projeniz var, stajlarınız da pek ilginç.. nitelikleriniz de programımız için çok uygun; lakin son bir konu daha var.. alın bakalım bu saksıyı gidip karşıdaki üç raftan birine yerleştirinridiculous: ama?eee..bu nedir?..sorumlu: sebboy.. zambakla aynı dikey düzleme, karanfille aynı rafa*ridiculous: ama, ama ben network eee programlama...sorumlu: hadi anam, oyalama beni, böyle koklaya koklaya, bak ohhh mis!!

soru olarak karsimiza cikan demec sanirim ki feldkamp a aitti.

aynı sinemanın 5 farklı salonunda oynayan 5 farklı türdeki filmlerin gösteriminden beni sorumlu tutan sınav. hem de 2 gerilim filmi var, ikisi de yerli yapım. kim gider ona be? hangi salonda oynarsa oynasın... allah allah be! sabah sabah delirttiler adamı.of.

sinemalı sorusuyla inatlaşarak 15 dakka uğraşıp gene de işin içinden çıkamadığım sınav...hay seansına da gerilimine de...gerildim sabah sabah

5 aralik 2004 les faciasından sonra girmediğim sınav. s(b)oruları görüp gülmek isterdim açıkcası.

iki turk gerilim filmini konu eden sinav. haydi bir tanesi buyu idi. digeri ne acaba?

baştan aşağı ilginçliklerle dolu bir sınavdı. beş ayrı şarkıcının şarkılarının yer aldığı kıytırık albümdeki şarkıların sıralarını bulduk, dokuz saksı çiçeği üç ayrı rafa dizdik, ki bu arada ortancanın ortaya gelmiş olması da ayrı bir hoşluktu, sinemadaki filmleri salonlara dağıttık, bulmacalarda kaç kareye kaç soru sığabileceğini hesapladık*, sonuç olarak eline ne geçti diyen olursa sınav başlamadan önce sırasını beğenmeyip fellik fellik sıra arayan, sıra getirtmeye çalışan kişiden önemli dersler çıkartmakla yetindim ben. öss'de kucağına aldığı ufacık sırayla yetinen ben diyorum ki, sıraymış, sınavmış, boş işler bunlar. one life live it.

yalnız taştan duvar olmaz gibi bir sözün anlamıyla ilgili bir soru sormakla ösym'nin gençlere yaklaşmaya meyilli olduğunu gösteren sınav.belki de bu "dinliyonuz, dinliyonuz, bakalım; ne demek biliyonuz mu?" anlayışının hakim olduğunu gösteriyor.

--- spoiler ---ayşe'nin babasının yaşı 63'tür. babası, ayşe'nin yaşı kadarken ayşe'nin yaşı şimdiki yaşının dörtte biriydi. ayşe'nin şimdiki yaşı kaçtır?--- spoiler ---sorusuyla bir yaş problemini çözememenin insanda bıraktığı burukluğu ve eblehlik hissini yaşatmış sınav.

sinemalı soru "iki film birden", "dilbazlar" gibi kavramları akıllarda sorgulamaya itmiştir...bu nedenle soru boş bırakılmıştır.

picasso,platon,meddah,çatalhöyük ile ilgili soruların açıklama kısmını okurken kendimi ekşi sözlük okuyormuş gibi hissettiğim sınav.sözel kısmın sonunda dandik şifreler çözdürülmüş.sayısal kısmı da sanki öncekilere göre epey kolaydı,süre olsa yine herkesce yapılabilirdi.ancak ilk k,l,m sorusu 5 dakkamı alıp, sonuca varamamam nedeniyle sınavın sinir eden sorusu olmuştur.hala gereksiz bir sınav olarak yer almaktadır.

sayısal bölümünü yetiştirebilmek için soruların başını sonunu ve şıklarını okuduğum, yapabildigim en hızlısını yapıp 78 dakikada bitirdigim sınav. ne kadarı yanlıştır, o kadar hız kasacagıma soruları dogru duzgun düşünerek yapsaydım da 10 boşum olsaydı dermiyim su an bilmiyorum sonuclar gelince belli olur. ayrıca insanlar tarafından cok da ciddiye alınmayan bir formalite sınavı gibi gözüken sınavdır.

sözel bölümündeki "tuhaf" mantık sorularıyla beni benden alan sınavdır.

"balina su yuzeyine ciktiginda fotografini cekmeniz icin sadece bir an vaktiniz vardir" gibisinden bir sozel sorusuyla beni yere calan sinav. bu soruyu hazirlayani soru havuzundan aquapark'a tasimak istiyorum musadenizle.

verdiğim para yanmasın diye girdiğim gereksiz sınav, çatalhöyük medeniyetini tanımamı sağlamış oldu sadece.(bkz: israf haramdır)

"2 numaralı tuşa 1 kere basınca a, 2 kere basınca b yazıyor" temalı sms sorusuyla olsun, "gülün dikeni var papatyaya batmasın" temalı sorusuyla olsun aklımı başımdan almış bir sözel kısma sahipti bu sınav. sayısal kısım bir les klişesi olarak 10 boş bırakılmadan bitirelebilir nitelikte değildi pek. 10 boş bırakıp 70 puan yapmışları bildiğim için "ahah benim zamanım yetti, çok kolaydı çook" diyenlerin sınav sonuç belgeleri üstünde yazan 78-79 rakamını görmeyi tüm yüreğimle istiyorum. bir de sonraki nesil sayısalcılara şu önemli bilgiyi verelim: eğer okumalı/açıklamalı/çatırdamalı soruların hepsini yapmak istiyorsanız geometriye zaman kalmayacağını gözönüne alın. ha evde önceki senelerde çıkmış sayısal kısımları 45 dakikada yapıyorsanız zaten size söyleyebileceğim bişi yok; eğer boğaziçinde değilseniz öss'ye bir kez daha girin; bu sefer ıskalamayacaksınız.

sorularini ates bocegi ercan'in hazirladigi posta gazetesi bulmaca eki. bir gece evvel cozdugum cengel bulmaca hayatimi kurtardi. biraz daha zaman olsaydi resimdeki unluyu bile bulurdum ama kismet iste.

öss mantığına uzak kalınca, ben bu yaş problemlerini, işçi problemlerini bir zamanlar yapiodum ama 6 sene önceydi ya bu şebboyada güle de diyerekten son 15 dakika kıvrandığım bi garip sınavdı bu..

permutasyon kombinasyon bilmeyenlere fena patlamistir. * oriona patlayip patlamadigi bilinmemektedir.

problemli insanlardan ve kifayetsiz basiretsiz salon görevlilerinden oluşan bir sınıfta girdiğim sınavdır. vizeyi finali geçtim götü boklu quizlerde 2 kişi otuduğumuz sıralara 3 kişi oturmaya bünyem alışamadı başta; sonra sınavın başlamasıyla beraber kapıdaki giriş kuyruğunun sonunda yer alan bir güruh sınıfa girdi. tabi bizim basiretsiz salon görevlisi diğer sınıfların salon görevlileri gibi aklın yolunu izlemediği için ; sınavı tam 9.30.00 da başlatmanın gururunu yaşıyordu bu sırada. ama daha insanlar oturmamış, boş kısımları doldurmamış, tam sükunet de sağlanmamıştı. sınavın böyle geçen ilk bölümün son anlarında ortaya geç gelenlerin ek zaman talepleri akabinde oluşan tartışmalar çıktı. nedeni basitti ve gayet haklıydı serzenişleri kendi suçları değildi kapıda kuyruk oluşmuştu ve onlar alındıklarında çok geç olmuştu. bunu da atlatıp türkçe bölümüne bari 2 dakka kayıpla sağ salim başlayalım derken ortaya tuvalaete gitmek isteyen hatunlar polemiği çıktı. kurallardan anlamayan salon görevlisi net bir cevap veremedi kıvranan hatunlara. cevapsızlığı yeğledi cevabı bilmediği için. derken kızın ısrarlı "eee sonuç nedir" üstelemeleri geldi ve dan diye "hayır" cevabını aldı kurallarda açıkça beyan edildiği üzere. lakin salon görevlisi hali hazırda arkadaşlarıyla istişare yaptı sesli olarak biz paragraf okumaya devam ederkene. geldi durumu da dibimde oturan kıza bir güzel izah etti tabi ki yine ben paragrafın ortasındaydım. sonra neden tam da kız olaya razı olmuşken gidebilirsin dedi? açıkçası kız bir hışımla gitti bir hışımla döndü ama olan hep benim tekrar okunan paragraf sorularıma oldu. derken sözel kısmın son kavşağında 15 dakikanız kaldı açıklamasının 5 dakika sonrasında dibimdeki diğer kız sınavdan çıktı ve salon görevlisi kızım otur son 15 dakika çıkmazsın demedi. ve en trajikomik olan hadise iki bölümünde sonunda salonun erkek görevlisi sanki azat oluyormuşçasına;"arkadaşlar son 5 dakika ""arkadaşlar son 3 dakika""arkadaşlar son 1 dakika" hatırlatmalarını yaptı ve beni bu anlarda işlevsiz kıldı; ortamı kıllandırdı. işte bir les de böyle geçti aklımda tek kalan ise sınav boyunca çatalını gözüme sokan ve sabah sabah midemi bulandıran hatun ve sınav girişi arabasında sesli bir şekilde hande yener dinleyen saygısız herifti.

ösym'nin özel kalem uygulamasını başlattığı sınavdır aynı zamanda. cevap kağıdına kurşun kalemle işaretlenen soru kitapçığı türleri, bir de bu kalemle salon görevlileri tarafından işaretlenmiş ve paraflanmıştır. neymiş efendim, "bu özel kalemle işaretlenmeyen kağıtları optik okuyucunun okuması mümkün değilmiş, o yüzden değerlendirme yapılamazmış" filan falan. "özel" ya, bir de bunları geriye toplamışlar görevlilerden. yalanınızı yiyim, bildiğin siyah pilot kalem işte..

dogrusu hayatimda bir cok test turu sinav gormus biri olarak soyleyebilirim ki - ve bircogunda da iyi kotu biseyler yapmisimdir -, gayet olcucu ve kaliteli bir sinavdi. bir kere sorular gerektigi gibi bilgiye degil yalnizca yoruma ve akil yurutmeye dayali idi. ozellikle sozel bolumdeki mantik sorularinin, cumleleri siraya koymak, bosluklari doldurmak ve paragrafta zaten hic bahsedilmeyen dusuncelerin o paragraftan cikarilmayacagini soylemekten cok daha fazla sozel beceriyi yansittigi acik. okumayan, dinlemeyen, okudugunu ve dinledigi anlayamayan ve uzerinde akil da yurutemeyen insanlarin bol bulundugu ulkemizde, bu insanlarin lisansustu egitim almamalari gerektigini cok guzelce saglayabilecek bir sinavdi (tabi ideal sartlarda). ayrica secilen paragraflar da gayet populer kultur konulariyla alakali idi ve sinavi eglenceli hale getiriyordu. mantik sorularinin duzeyi oyle guzel ayarlanmisti ki, cozulemezlikle cozulebilirligin sinirlarinda gezinerek dogru bir seciciligi beraberinde getiriyordu.

daum'un basın açıklamasını paragraf olarak önümüze koydukları sınavdır. soruları güncel olaylardan seçiyoruz çalışmaya gerek yok spor haberlerini izliyor olmanız bile yeter imajı veriliyordu.

bilmece gibi sayısal, bulmaca gibi sözel sorulara vesile olmuş sınavdır. öss zamanlarında sözelden artan vaktimi sayısalda kullanarak bugünlere geldiğimden sayısal kitapçık elimden alındığında yaşadığım hayal kırıklığının üstesinden sözel kısımda eğlenerek geldim. gerçekten çağı yakalamış ve ezberci zihniyeti aşmış sorulardı, bilgiyi değil zekayı ve dikkati ölçmeye yönelikti. balina su yüzeyine çıktığında kürekleri bırakıp kaçmamız için bir anlık zamanımız olduğunu öneren seçeneği okuduğumda ise sınav ortasında gülmek neymiş onu da deneyimlemiş oldum. ah bir de kitapçıklar ayrı ayrı olmasaydı, hayat bayram olsaydı..

resimdeki meşhurun ünlü düşünür daum olduğu, zeytinyağlı sarma tarifi hakkında soru olmamasını esefle kınadığımız, lady'lik testi. hergün olsa hergün çözsek dedirten komedi fırtınası. ayrıca o cd şarkı sırası ile ilgili soruyu torunlarımıza anlatmamaız gerektiği kanaatindeyim.

daum deyince içinde galibiyet kelimesinin geçtiği kelime oyunlu soruyu da unutmamak lazım. spor programlarının da ders gibi izlenmesi şart oldu sanırım.

kopekler istedi diye atlar olmez atasozune hazirlandigim bu yuzden daum sorusunda cok vakit kaybettigim imtihan. lucescu'yu osym bile harcamis. ben bugun bunu gordum.

sözel kısmını yetiştiremediğim ilk ve tek sınav. sms'i olsun, balinası olsun, 2 film birden'i olsun, popçusu olsun, çiçeği böceği olsun, star boxbul tadındaki sorular için soruyu hazırlayan ösym görevlilerine selam ederim.

sayısal bölümünde tüm soruları yetiştirmek için kendi kendime hırs yaptığım, sallayarak kendimi kandırdığım 6-7 soruya rağmen emelime ulaştığım, bu durum sonucunda beynimi yitirdiğim ve sözel bölümde sinema sonuna kadar biletini sımsıkı elinde tutan adam karşısında kahkahalarla gülerek delirdiğimi teyid ettiğim sınav.. sınav başlar.. zamanın önündesinizdir.. üstelik 10 dk. bonusunuz vardır..sınavın yarısına gelinir.. zaman size yaklaşmaya başlamıştır.. nasıl oldu anlamazsınız.. derken bir bakarsınız, önünüze geçmiş zaman, ne yapsanız yakalayamazsınız tekrar.. motivasyonunuz bok olur.. baktıkça hızlanır zaman.. ve bir daha asla başabaş gelemezsiniz, sınav hüsranla biter.. işte les özeti..

3 saatlik işkence...anladım ki insanın konsantre olmaya konsantre olması çok zormuş. hatta bunu denemek konsantrasyonu bozuyor diyebilirim*. gerçi paragraf sorularında dalıp gidebiliyor insan. bertrand russell ın "sadece kendi sacini kesemeyenlerin sacini kesen berber" paradoksunun* irdelenmesi, sınav sırasında başka paradokslara girmemizi sağladı. teknik direktörün demecini okuyunca "ulan kim bu acaba? daum mu?" gibi sorular sordurdu. bir ara yemeklerin kalorilerini öğrendik ve kabak yememeye/yemeye karar verdik. hatta "orta şekerli türk kahvesi ne kadar iyi giderdi şimdi" dedik...başka türlü geçmezdi bu sınav...

panoramik fotoğrafın sadece mimarlık ve çevresel görüntü almak için kullanılabileeğini, normal veya sanatsal çekimler için kullanılamayacağını belirtip benden okkalı bir küfür yemiş sınavdır... ayrıca snemadan insanı soğutma gayretindeki soru olsun, sağlıklı beslenmenin gerekliliğini kalori kalori gözümüze sokmuş soru olsun insanın canını sıkmıştır...

her şeyden önce en sevdiğim çiçek şebboydur. uçan tekmeyle dalmak istediğim bir orta sıra sayısal sorusu sonrası (elma kaç değişik şekilde * ve delta işlemleriyle yazılabilirim bilmiyorum, bana ne ilgilenmiyorum) şeker tadındaki geometri sorularıyla keyiflenip okuması çözmesinden uzun olan işkencevari sorulara geriden dönerek devam ettiğim; benim saatime göre tam 3 dakika erken çalan zili duyduğumda 5 sayısal sorusunu yetiştiremediği fark edip şıklarından sallamaya başladığım ancak bir anda başımda biten görevlinin elinden ancak 2 boşumu daha kurtarıp son 3 boşu kendisine takdim ettiğim sınavdır.akabinde başlayan sözel bölümü erken bitince fantazi yapıp şık dağılımlarını incelediğimde 16a 16b 18c 14d 16e görmemle beynimden vurulmuşa döndüm, cevapların şıklara eşit dağıldığını tahmin ettiğimden fellik fellik aslında d olması gereken benim c yaptığım soru arayışını girdim, ne var ki, yemeyince böyle bir değişikliğe tenezzül etmeyip, muhtemelen sözeli 2 hatayla yenik bitirdim.. bu sınavdan sonra kendimi istatistikle kafayı yemiş bir manyak gibi hissediyorum.. ancak yine de yapması pek keyifli, kendi açımdan 4 sene sonra bana öss'nin anılardaki güzel günlerini yaşatan bir sınavdı. öss'yi sevgiyle anıyorum.

"8. nokta (0,-2) noktası"'nın hatalı oldugunu zannettigim aslında 7. nokta olan soru kısmında kucuk bir hata oldugunu dusundugum sınav...baslangıc noktası (0,2) idi...(ara: yamuluyorsam)

carpma islemlerini, oynadigim iddaalar sonucu gayet rahat cozebildigim, ve bazı "yazar ne demek istiyor" sorularında, "yazar ne dedigini bilmiyor" diye cevap anahtarına not düşmek istediğim osym pazar bulmacasi.

japonya'da fabrikalarda çalışan işçilerin, şirketlerine bağlılıklarını ve çalışma motivasyonlarını arttırmak amacıyla onlara her sabah şirket marşının söyletildiğini öğrendiğimiz sorunun olduğu sınav. fakat bu yöntemi daha farklı kültürlerde uygulamada zorluk çekildiği için, öneğin amerika birleşik devletleri'nde işçiler şirketlerine bağlılıklarını marş söylemek yerine üzerinde şirketin logosu olan tişört ve şapkaları giyerek gösteriyorlarmış, les amca öyle diyor.(bkz: genel kültür)

soru olarak karsimiza cikan soz feldkamp a aitti. (bkz: 15 mayis 2005 les/12)http://www.google.com.tr/...yun+ahmet+akcan&meta=

a1 kitapçığının son sorularını oluşturan kasetteki şarkıcıları sıralama sorusu için en az 5 dakika harcayıp, yapamadığım ve bu soruya fikir veren karışık* kasetleri** kınadığım sınav. sayısal bölümdeki k, l, m sorularına uyuz olduğum, sanki alfabede başka harf kalmamış gibi bütün soruları da k,l ve m harfleriyle hazırlanan sınav. ayrıca bence 5 aralık 2004 les sınavında daha zor olan sınav.

sözel bölümde k,l,m,n ve r adlı 5 şarkıcının 10 şarkılık bir albüm çıkardığı sınav. 2. şarkıyı kim söylüyo bulamadım bi türlü

sonuçlarının ne zaman açıklanacağı konusunda hiçbir yerde bilgi bulamadığım sınav. meramımım anlatmak için sözü geronimo'ya bırakıyorum: yetkililerden açıklama beklemek!

sonuclarina bugün itibari ile http://sonuc.osym.gov.tr/sorgu.aspx?sonucid=455 adresinden ulasilabilecek sinav.

maksimum puanın sayısalda 81.397, sözelde 76.339, eşit ağırlıkta 78.868 olduğu sınav.*

Rasgele

+ dorduncu nesil yazar
+ komunist partiye oy vermem ama vereni desteklerim
+ kadinlarda nefret edilen yanlar
+ dun kiltiri ve ablak hilgisi
+ pillbox
+ 2600
+ serial killa
+ rock n coke 2004 fotografcilari
+ nestle
+ blues dan nefret ediyorum
+ universitelerin burs vermesinin yasaklanmasi
+ mary jane
+ love profusion
+ mortradamus
+ d1
+ moribund youth
+ saatler geri alininca biz de geri alinmis olduk
+ mangal yakmak
+ tcdd baskanin gorevden alinmasi girisimi
+ muzikus fest 2004 zirvesi

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam