2 temmuz 2004 van valisi konvoyuna bombali saldiri

biz bağlayalım da varsın ilgisi olmayıversin: (bkz: van emniyet mudurlugune yapilan baskin)

valiye yapılan saldırı ve emniyet müdürlüğüne yapılan baskın hakkında tokat gibi bir değerlendirme yazısı:van yalnizca van değildir! kamuoyunu bir aydır meşgul etmekte olan van olaylarının özeti bir tek cümleden ibarettir: "ortada bir aga vardir." yıllardır televizyon ekranlarında duyarsızca ve umarsızca izlediğimiz, otuz iki kısım tekmili birden oynatılan bir filmin, daha doğrusu bir dizinin adıdır bu. evet. her defasında "ortada bir ağa vardir"; bütün film veya dizi bu ağanın etrafında dönüp durur. konumuz yazı başlığından da anlaşılacağı üzere van'daki olaylardır. ama bu olayların yorumuna geçmeden önce, van üzerinde biraz durmalıyız.van, oğuz türklerinin, çağrı beğ komutasındaki beş bin atlıyla yapılan bir stratejik keşif harekatı için anadolu'ya ilk girdikleri kapıdır (ms.1015). çağrı beğ van gölünün güneyinden bugünkü türkiye topraklarına girdikten sonra, bütün doğu anadolu'yu tam altı yıl boyunca hallaç pamuğu gibi atmış, o bölgede bizans'a tabi olarak hüküm süren ermeni kralı senekerim'in ordularını arka arkaya bozguna uğratmış, bu akınlardan son derece yılan senekerim, kendisine sivas'ın daha ötesinde bir yurtluk vermesi için bizans imparatoruna yalvarmıştır. çağrı beğ altı yıl sonra kayıp vermeden ana üsse yani türkistan'a dönmüş; anadolu'nun fethine de işte o zaman karar verilmiştir. van ilimiz, bünyesinde türk tarihinin ve kültürünün çok önemli eserlerini barındırmaktadır. ama ne yazık ki adı türkiye cumhuriyeti kültür ve turizm bakanlığı olan bakanlığın web sayfasına girdiğiniz zaman sizi, bu ilimizde sanki başka hiçbir eser yokmuş gibi, akdamar adasında ağrı dağına (ermenice ararat) bakan bir ermeni kilisesinin resmi karşılar. eğer bu sayfayı ermenistan devletinin yetkilileri hazırlasa ancak bu kadar olurdu. ermenilerin fazladan propaganda masrafına girmelerine ne hacet? böylelikle biz kendi ağzımızla, "aslında buraların tapusu ermenilerindir; biz onların tapulu arazisine gecekondu kurmuşuz" demiş olmuyor muyuz? ama devletin ilgili ve yetkililerinde bu inceliği (incelikle yapılmış ihaneti?) anlayacak feraset nerede? van şehri ve çevresi, ermenilerin birinci dünya savaşı sırasında en büyük türk katliamını yaptıkları bir yöremizdir. van o zamanlar şehir nüfusu bakımından tamamen türk'tü. ermeni çeteleri van'ı kuşatıp katliam yapacakları sırada, van'daki türklerin ileri gelenleri, civardaki kürt ağalarına, yardıma gelmeleri için haber salmışlar, fakat onlar kıllarını bile kıpırdatmamışlardı. işte o ağaların içinde, muhtemelen günümüzde bu sefer van'daki türk emniyetini basarak eroin kaçakçısı oğlunu kurtaran mustafa bayram'ın dedeleri de vardı. sonuçta ermeniler bu ilimizde büyük bir türk kırgını yaptılar. o kırgın sırasında alçakça ve hunharca katledilen türklerin hatırasına van'a bağlı zeve'de bir anıt dikilmiştir. türklerin anadolu'ya ilk girdiği bu kapıyı tutmak için, belki bazı okurlarımız hatırlayacaklardır, kendisinin de bir ermeni olduğunu, öldükten tam altı yıl sonra 9-12 mart 1999 tarihli cumhuriyet gazetesinde miyase ilknur'un, danışmanı dimitri kitsikis ile yaptığı bir söyleşiden öğrendiğimiz özal'ın devr-i iktidarında, bu ilimizde yüz bin kişinin yerleşeceği bir uydu kent kurulması projesi hayata geçirilmek üzere iken, bu yüz bin kişinin amerika'da ve batı ülkelerinde yaşayan ermeniler'den oluşacağını bir şekilde öğrenmiş olan birilerinin bu komployu açığa çıkarmaları ve gösterilen tepkiler üzerine, sahipleri bu projeden vazgeçmek zorunda kalmışlardı. aradan yıllar geçer, bu kez yine bir abd vatandaşı olan victor bedoyan adlı bir ermeni, 2002 yılında van'da adına vartan adını verdiği bir otel açar. vartan kelimesinin ermenice'de "zafer" anlamına geldiği iddia edilerek polis tarafından ötelin mühürlenip kapatılması üzerine, bu abd uyruklu ermeni, avukatları vasıtasıyla türk emniyetinin kapatma işleminin iptalini dava eder. dava, idare mahkemesinde görülmekte iken, imdada ab'ye uyum yasaları yetişir; mahkeme bu uyum yasalarını gerekçe göstererek kapatma işleminin iptaline karar verir. van valiliği ve emniyeti bu kez çar naçar aynı oteli aynı adla açmak ve sahibi olan ermeni'ye teslim etmek zorunda kalır (2003 yılı). vartan kelimesinin ermeni dilinde zafer anlamına gelip gelmediğini bilmiyorum; ama şurası çok açık ki, victor bedoyan'ın iddia ettiği gibi, öyle bir anlama gelmese bile, sonuçta yine o anlama gelmesi, ab'nin himmetleri sonucu sağlanmış olmaktadır. ermeniler, türklerin anadolu'ya ilk girdikleri yerde ab sayesinde bir zafer kazanmışlardır. bu arada şunu da belirteyim ki, benim bu kelimenin anlamını sorduğum ermeniler, vartan'ın "kurtuluş" anlamına geldiğini söylediler. bu daha da somut bir simgeleştirme değil mi? kadı ki, vartan adı zafer anlamına gelmiyor olsa dahi, ermenilerin milli kahramanlarından birinin adı olduğunu bildiğim gibi, asıl victor adının ingilizce zafer anlamına geldiğini de biliyorum. victor bedoyan da, adına uygun olarak ilk milli zaferini türklere karşı kazanmış olmaktadır böylelikle. artık oğlu vartan da, babasının kazandığı zaferle açılan yoldan hayları (ermenileri) hayastan'ın (ermenistan'ın) kurtuluşuna götürecektir. peki bedoyanlar nereden başlatmaktadırlar kurtuluşu? türklerin anadolu'ya ilk girdikleri kapıdan! iş yalnızca bu otel olayıyla kalsa, tek bir ermeni'nin van'da ermeni adıyla otel açmasına münferit bir davranış olarak bakılabilirdi de belki. ama aynı yıl (2003) bir de belediyeler birliğinin bu ilimizde düzenleyeceği bir toplantının davetiyesinde ve bunun için bastırılan broşürde, davetiyeye basılan amblemlerin ve resimlerin seçiminde, özellikle bu ilimizdeki ermeni dönemi kalıntıları gösteriliyor ve türklüğe ait eserlerin bahsi bile geçmiyorsa, bütün bunların üzerinde durup düşünmek gerekmez mi? üstelik van belediyesi toplantı için bastırdığı davetiyede belediye amblemi ile türkiye cumhuriyetinin simgesini aynı hizaya koymuş ise siz bunda kasıt aramaz mısınız? nitekim konuya duyarlı davranan eski van valisi mahmut yılbaş, sözünü ettiğimiz hususlara ilişkin yazılı uyarılarını ve aldığı cevapları, kendisinin çıkarmakta olduğu müdafaa-i hukuk dergisinde yayımlamış, böylelikle de van üzerinden nasıl sinisice bir ermeni propagandası yapılmak istendiği bütün çıplaklığıyla ortaya serilmiştir. bu hatırlatmalardan sonra, şimdi yaklaşık bir aydır basını ve kamuoyunu işgal etmekte devam eden van olayına dönelim isterseniz. van, aynı zamanda ingilizce one diye yazılıp bildiğimiz van diye okunan kelimedir. peki van sadece (one) van mıdır?hiç kuşkusuz değildir. yukarıda söz konusu ettiğimiz vartan oteli ve van belediyesinin icraatı bir yana, van son aylarda kamuoyunun gündemine iki olayla girmiştir. bunlardan birincisi, van valisinin geçeceği yola yerleştirilen bombanın patlaması sonucu valinin ölümden kıl payı kurtulmuş olmasıdır. fakat konumuzu asıl ilgilendiren, siirtli olduğu anlaşılan vali hazretlerinin olaydan sonraki ilk demecinde, "bu hareket kürt halkına karşı yapılmıştır" demesidir. asıl vahim olan budur. türkiye cumhuriyetinin bir valisi, bu lafları etmekle tam da ( halen şehir ahalisinin mühim bir kısmı etnik anlamda da türk olan -ki buradaki türkler kendilerine "öz vanlı" derler-) van'ı kürtçü-bölücülerin isteklerine uygun bir şekilde "kürt halkına" mal edivermiştir ve bu vali ne yazık ki halen görevdedir. nasıl olmasın ki? içişleri bakanı seçim bölgesinde siyasi nutuklarını kürtçe irad eden bir zat-ı muhteremdir. daha da önemlisi, başbakanlık koltuğunu işgal eden zatın karısı siirtlidir; başbakanın kendisi ise siirt'ten milletvekili seçilerek meclise girmiştir yani ilk ikisine göre iki kat siirtlidir. şimdi kim yerinden alabilir böyle bir valiyi? zaten bu saydıklarımın öyle bir niyet dahi beslediklerini zannetmiyorum. ikinci olay ise mustafa bayram adındaki eski milletvekili bir ağanın, eroin kaçakçılığı suçlamasıyla gözaltına alınmış olan oğlunu kurtarmak için van'daki türk emniyetini silahlı adamlarıyla basarak, görevli polisleri yaralayıp etkisiz hale getirdikten sonra oğlunu alıp götürmesidir. aynı adam bu baskından sonra içlerinde milli eğitim bakanı (van milletvekili) hüseyin çelik'in de bulunduğu hükümet üyeleriyle pazarlığa oturabilmiş, daha sonra lütfen teslim olduğu güvenlik kuvvetlerince çıkarıldığı mahkemede önce tutuklanmış, daha sonra da nakdi kefalet karşılığında serbest bırakılmıştır. şimdi bu adam van'da elini kolunu sallayarak dolaşmaktadır, dolaşabilmektedir. değil emniyet müdürlüğü, isterse emniyete ait bekçi kulübesini basılmış olsun, bizce hiç fark etmez, sonuçta türkiye cumhuriyetinin bu ilimizdeki otoritesi yerle .bir edilmiş, devletin şerefi ayaklar altına alınmıştır. bu eylemin doğru adı türkiye cumhuriyetine karşı silahlı kalkışmadır; silahlı isyandır. türkiye cumhuriyeti devletine karşı apaçık bir meydan okumadır. peki devlet nerededir? devlet yoktur. emniyetiyle, adliyesiyle, valisiyle, emniyet müdürüyle, polisiyle, savcısıyla hakimiyle, adı ağa olan bir zorbaya, bir derebeyine teslim olmuştur. buna benzer bir olayın atatürk'ün yaşadığı dönemde olabileceğine ihtimal verir miydiniz? velev ki böyle bir şey olmuş olsa idi, atatürk'ün takınacağı tutum ne olurdu dersiniz? yalnızca şeyh sait isyanının başladığı haberini aldığı gece, sabaha kadar uyumadığını, çankaya köşkünü yıktığını söylersem, ne demek istediğim anlaşılır mı? çünkü atatürk bir siyaset adamı değildi; o bir devlet adamıydı. devlet adamlığının gereklerini yerine getirmekte de asla tereddüt etmiyordu. gerçek anlamda devlet olan bir devlet böyle bir isyanla karşılaştığında ne yapar? nasıl bir tutum takınır? taviz vererek, isyancılara şirin gözükerek onları devletin varlığına yönelmiş eylemlerinden vaz geçirebilir mi? " hiçbir devlet kendi bütünlüğünü taviz politikalarıyla koruyamamıştır. tarihin en eski çağlarından bugüne kadar devlet şekli çok değişmiştir, ancak devlet olmanın ve devlet yönetmenin temel kuralları değişmemiştir. mesela bir devlet bir isyanla karşılaştığında iki türlü davranışta bulunabilir: ya isyancıların direktiflerini kabul eder, yahut da meydan okumaya yönelir. birinci davranış çöküşün başlangıcı olur, devlet olmanın gereği ise ikinci davranıştadır. nitekim güneydoğu anadolu'daki teröre karşı başarı kazanılması, daima devletin kararlı olduğu durumlarda görülmüştür. demek ki; güneydoğu anadolu'da kan dökülmesini önlemek için, teröristlerle devletin barış yapmasını isteyenler; ya gaflet, ya dalalet, yahut da hıyanet içindedirler (mehmet osmanoğlu, "sevr ideolijisi: türkiye milliyetçiliği", yeni hayat, 1994/aralık).peki ama basında kendisine "eroin baronu" yakıştırması yapılan bu adamın ilk vukuatı mıdır bu? hayır!bu adam daha türkiye cumhuriyetinin milletvekili unvanını taşıdığı bir sırada, bundan birkaç yıl kadar önce çıktığı bir televizyon kanalında pkk'lıları kast ederek, " devlet öldürmekle, vurmakla, kırmakla hangi sorunu çozebilir? vuruyorsunuz da ne oluyor? nereye kadar böyle gidecek? vurmakla, kırmakla baş edemezsiniz" mealinde sözler sarf ederek, küstahça bir edayla aba altından sopa gösteriyor ve türkiye cumhuriyetine tehditler savuruyordu. şimdi ise tehdit savurmakla yetinmeyip, bizzat gereğini yaptığını görüp izliyoruz. dedik ya dizi, "ortada bir aga vardir" dizisidir, aga dokinilmezdir. agaya tokındirebilemezsiniz. özet budur. bir de bu "aganin dövlete meydan okumasından" ve kendisine bir şey yapılamamış olmasından cür'et alıp ona yardakçılık etmeye kalkışan bir milletvekili eskisi aga daha var. mustafa bayram'ın van'da kopardığı kıyamet yetmemiş olacak ki, onun yardımcı meleklerinden biri rolüne bürünen israfil pardon mikail de, kendince bir düdük öttürmekten geri durmamıştır. vah türkiyem vah. işin garip tarafı şurada ki, bu aga da eski bir chp milletvekilidir ( hakkari milletvekili) ve mustafa bayram'a arka çıkmak için tehdit ettiği kişi ise güya adı cumhuriyet halk partisi olan partinin genel başkanı olan deniz baykal'dır. aslında adam doğrudan doğruya türkiye cumhuriyetini tehdit etmektedir; ama ne deniz baykal'da, ne de anlaşıldığı kadarıyla van cumhuriyet başsavcısında olaya doğru tanıyı koyabilecek idrak, feraset ve cesaret vardır. işte konuyla ilgili olarak 5 ağustos 2004 tarihli hürriyet'te yayımlanan haberin özeti "van cumhuriyet başsavcılığı, chp genel başkanı deniz baykal'a yönelik tenditkar sözler sarf eden, eski chp hakkari milletvekili mikail ilçin hakkında "halkı kanunlara itaatsizliğe teşvik ve şartlı tehdit" suçundan dava açtı. cumhuriyet başsavcı vekili ali nevzat açıkgöz, gazetecilere yaptığı açıklamada, mikail ilçin'in geçtiğimiz günlerde düzenlediği basın toplantısında, chp genel başkanı deniz baykal'a yönelik olarak dile getirdiği "mustafa bayram'a siyasi amaçlı herhangi bir harekette bulunulduğu takdirde aşiretlerle beraber müdahale etmeye hazırız" şeklindeki sözlerinin suç unsuru oluşturduğunu belirtti. " sonuca gelelim. van olayı sıradan bir olay değildir. türkiye cumhuriyeti yirmi yıl süren ve hemen bütün dünyanın arkasında durduğu pkk terörüne yenilmemiştir, ama eroin baronu diye nitelendirilen bir zorbanın karşısında son derece utanç verici bir biçimde yenik düşmüş, oradaki halk nezdinde prestiji sıfıra inmiş, onuru ve şerefi ayaklar altına alınmıştır. bu utancı hafızalardan silmek imkansız denecek ölçüde zordur. eğer hala bir türkiye cumhuriyeti devleti varsa ve yaşadığını kanıtlamak istiyorsa hiç vakit geçirmeden şunları muhakkak yapmalıdır:1- van valisine derhal görevinden el çektirilmelidir.2- van emniyet müdürüne de işten el çektirilmeli ve bütün emniyet kadrosu tepeden tırnağa değiştirilmelidir. 3- van belediyesini türkiye cumhuriyeti ile eşdeğer göstermek üzere, hazırlattırdığı davetiyede belediyenin amblemini türkiye cumhuriyetinin amblemi ile aynı hizaya koydurtan belediye başkanı da görevinden alınmalı ve yerine merkezden atama yapılmalıdır.4- mustafa bayrem ile yaltakçıları ve yardakçıları hakkında, türkiye cumhuriyeti devletinin "istiklalini tenkise ve birliğini bozmağa" yeltendikleri için türk ceza kanununun 125. maddesi gereğince vatana ihanet suçundan yahut anayasal düzeni kökünden değiştirmeğe ve bozmağa (yani van'da türkiye cumhuriyeti anayasal nizamını ortadan kaldırmağa) teşebbüs ettikleri için yine aynı kanunun 146. maddesini ihlal etmiş olmaktan ötürü ceza davası açılmalı ve olaya katılan herkes derhal tutuklanmalıdır.5- mustafa bayram adındaki zorba emniyeti basıp oğlunu kaçırdıktan sonra onunla pazarlığa girişen, başta milli eğitim bakanı hüseyin çelik olmak üzere bütün siyasi yetkililer ile olaylara ve pazarlıklara seyirci kalan içişleri bakanı abdülkadir aksu derhal istifa etmelidirler. istifa etmiyorlarsa görevlerinden alınmalıdırlar. görevlerinden almayanlar ise bunlarla birlikte yüce divan'a sevk edilmelidirler. türk- osmanlı devletinin belki de yavuz'dan sonraki en görkemli hükümdarı olan dördüncü murad, tahta çıktığında on üç yaşındaydı. yeterince büyüyüp devlet gücünü ve kudretini ellerine alınca, kendisinin ve devletin otoritesini yeniden kurmak için, öncelikle, yaşının küçük ve dolayısıyla güçsüz olduğu dönemde ayaklanarak nice değerli vezirlerinin kellesini isteyip alan yeniçeri zorbalarının işbirlikçisi topal recep paşa'dan işe başladı. bu vezirini huzura çağırttıktan sonra ona aynen şöyle buyurdu: "tiz abdest al bre topal zorba başı!" gerisi malumdur. ve o dördüncü murat, hışmından ve gazabından ürküp kokarak kaçan, üç kıtaya yayılmış olan koskoca imparatorluğun neresine gitmiş olursa olsun, bütün yeniçeri zorbalarını buldurdu ve onları tek tek boğdurdu. eğer o bunları yapmasa idi osmanlı üç yüz yıl daha yaşayamazdı.van olaylarının özetinin özeti ise şudur. bu olay, milli, modern ve merkezi bir devlet olarak kurulmuş bulunan türkiye cumhuriyetinin merkezi otoritesine ait yetkilerini, milli ve tekil devleti tasfiye ederek federal bir devlete dönüştürmek açık maksadıyla, adına yerel yönetimler denilen modern derebeyliklere devretmek için hükümetçe hazırlanan, ancak bir çok maddeleri cumhurbaşkanı tarafından geri çevrilen kamu yönetimi reformuna ilişkin kanun tasarılarının pratiğe yansımış somut bir sonucudur. bundan tam sekiz yıl önce, istanbul'da toplanan habitat zirvesi dolayısıyla kaleme aldığım ve yeni hayat'ın 1996/haziran sayısında yayımlanmış olan başyazıda, bugünleri görerek, türkiye'nin şehir devletleri, aşiret, tarikat, cemaat demokrasisi ve kemer country türünden çağdaş şatolarda yaşayan derebeylerin oluşturduğu modern bir ortaçağa sürüklenmekte olduğunu yazmıştım. işte o habitat zirvesinde konuşan bm genel sekreteri, kıpti asıllı butros gali; kendisinden sonra kürsüye gelecek olan türkiye cumhuriyetinin cumhurbaşkanı süleyman demirel'i "türkiye federal cumhuriyetinin cumhurbaşkanı" olarak takdim etmiş ve bizimki bu sözlere hiçbir tepki göstermeden, kulaklarını yatırarak sahneye çıkmış ve rolünün gereğini(!) yerine getirmişti. aynı demirel, cumhurbaşkanı olduğu sırada başında "number one man" (yani bir numaralı adam) yazılı şapkalarla dolaşmaya başlamıştı. o da, özal'ın adına dönüşüm pardon transformasyon dediği modaya uymuş, herkesin bildiği malum ve meşhur şapkası yerine bunu giymeye başlamıştı. bizim halkın çoban sülü dediği, kerküklülerin, "yerişin kaza benzer ağam süleyman" diye karşıladıkları süleyman demirel de işte böyle bir başkalaşım geçirmişti. geldiğimiz nokta ise, butros gali'nin türkiye federatif cumhuriyetinin cumhurbaşkanı olarak takdim ettiği number one man'dan, number one van'dır. türkiye'nin bir numarasından van'ın bir numarasına! devletin en yüksek temsil makamında oturan ankara'daki bir numaranın hükmü geçmez oldukça, her vilayette mustafa bayram, mikail içlin türünden "bir numaraların" borusu öter olacaktır. her ilde bir numara. bari vilayet sayısını da yüze çıkarın da iş tamam olsun! süleyman demirel, onun ve özal'ın takipçileri, kamu yönetimi reformunun mimarı olan başbakanlık müsteşarı, onun bağlı olduğu başbakan ve bakanlar ile bu reform tasarılarına hiç düşünmeden meclis'te evet diye parmak kaldıran kurşun askerler, bunların hepsi, mustafa bayram'a bakarak bayram etsinler, kıçlarına kına yaksınlar! hanifi altaş, yeni hayat dergisi

sabah sabah daha doğubeyazıt depreminin şokunu atlatamadan, ikinci şoku yaşatan bombalı saldırı. 3 kişinin hayatını kaybettiği, van valisinin ise olaydan kurtulduğu bildiriliyor. bismillah...

çok sayıda yaralının da olduğu haberi gelen olay.

haber merkezlerin de telaş durumu.

"van valisi hikmet tan'ın makam otosuna vilayete giderken saldırı düzenlendi. van'da bomba yüklü araç, vali hikmet tan'ın geçiş güzergahı olan ordu caddesi mavi plaza önünde patladı. ilk belirlemelere göre üç kişi öldü, çok sayıda yaralı bulunuyor. "kaynak: cnnturk

ilk patlayan bomba yetmiyormuş gibi bir de şüpheli paketle uğraşılıyor. bakalım bunu kim üstlenecek? bu eylemi üstlenen de kalkıp "bush, mush, gak, guk" diyecek gibi geliyor.

son zamanlarda tum felaket haberlerini ilk sozlukte grodugumuzden kelli (bkz: sozlugu acmaya korkmak). korkarim bitmeyecek bunlar ve korkarim biz de alismaya basliyoruz. yazik, cok yazik. hala bush'un ne kadar turkiye'yi ovugu uzerine kafa yoralim biz, emine erdogan'in sikligi da goz kamastirici gercekten, gozumuz oyle bir kamasti ki baska hicbir sey gormez olduk.

"türkiye nato'nun merkezinde" nidalarıyla sevinç çığlıkları atanların, türkiye'nin o merkeze hangi bedeli ödeyerek yerleştiğini ve daha ne bedeller ödeneceğini düşünmeye başlamaları için gönderilen bir işaret. baktın işareti anlamıyorlar, birer avuç kına göndereceksin o vakit...

restart alan pkk'nın mı, nato karşıtlığından ne yapacağnı şaşıran ekstremist solcu moronların mı, hizbullah tarzı islamcıların mı yoksa türkiye'deki el kaide unsurlarının mı yaptığı belli olmayan bin şüphelili saldırı. sözlük ortamında bambaşka bir çatışma tarafından izlenmiştir (bkz: sözlükçülerin aslında demek istedikleri) (bu günün entrylerini okuyun)

iş gezisi için gittiği vanda, söz konusu konvoyda bulunan hipotun ucuz atlattığı lanet saldırı.

kongra-gel'in bile kınadığı bir saldırı. hürriyet'ten aktarıyorum:kongra-gel başkanı zübeyir aydar mezopotamya haber ajansı'na yaptığı açıklamada bu sabah van'da gerçekleştirilen bombalı saldırıyla bir ilgilerinin olmadığını ve saldırıyı kınadıklarını açıkladı. kongra-gel'in böyle bir eylem anlayışı olmadığını söyleyen aydar, bu tür eylemleri tasvip etmediklerini ve karşı olduklarını belirtti. aydar, meşur savunma anlayışında böylesi eylemlere yer olmadığını söyleyerek, saldırının kendileriyle bir ilişkisi olmadığını belirtti. aydar, "van'da ölenler hepsi bizim insanlarımızdır. yaralananlar bizim insanlarımız. saldırıda yaşamını yitirenlerden allah'tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyoruz. ölenlerin ailelerine de başsağlığı diliyoruz. acıları bizim acımızdır" dedi

Rasgele

+ mafya babasinin kizinin sevgilisini duduklemesi
+ mean machine
+ sourtimessa
+ on sirada oturan bolum birincisi
+ tenturdiyota batirilmis domuz boku
+ sevgiliye go go go demek
+ bilip de soyleyememek
+ opeth
+ buzdan dildo
+ marek
+ fransizca kibarlik iliskisi
+ macintosh hata mesajlarinin anlamlari
+ acil stop butonu
+ under the bridge
+ vandalism news
+ yar senin derdin ne
+ steamboy
+ acoma
+ hic gelmeyecek birisini beklemek
+ kendi gelinliginin modelini cizmek

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam