|
|
genellikle telefon acildiginda refleks olarak agizdan cikan bir kelimedir.. yaninizdaki sizin dediklerinizi takmadigi zamanda şoyle sikica omzunu durterek "alooooo kime diyorum olm" unlemiyle beraber de kullanabilirsiniz
advanced library objects - ole ye rakip...
'oooppppp adana cik aradan' cumlesine ek olan ayni zamanda cocuklugumu hatirlatan bi soz ( ajda pekkan in deterijaneus reklamini )
amerikali lezbiyenler organizasyonu
- alo- efendim- dick leurant is dead- peki- öptüm- bye
(bkz: rusça'da alo)
bunu irc, icq gibi bilimum chat ve msg ortamlarinda kullananlardan tiksiniyorum, igreniyorum.
herhalde en garibi de japoncasidir, moshi moshi der japoncuklar...
hakkında hikaye üretildiği için yaratıcılık adına faydalı bir kelimedirlatince allo, anlamı "diğeri, öbürü"dür... telefonda söylenmesinin nedeni de "diğer taraf" anlamında kullanılmasındandır
tüm dillerde benzer kelimeler kullanıldığına göre, muhtemelen "hello" dan evrimleşmiş bir sözcük.
(bkz: alo demek)
buyrun, efem gibi kullanımlarla da yeri doldurulur. bu sözcüğün refleksel olarak söylenmesinden yola çıkarak kişilerle (ki bunlar daha önce pek de görüşmediğiniz, tanımadığınız kişilerdir) ilgili yorumlar yapılır. lyi baskın olarak söyleyenlere genellikle sinir bozucu, yavşak, kaypak ve bilimum kötü, bundan adam olmazvari sıfatlar yüklenir. aloderken ses gücünde bir zayıflama, kaybolma yaşayan insanlar eğer sesleri hafif pürüzlü, hırıltılı ise histerik olduğuna dair ya da eğer titrekse üzgün, pişman, söylemek istedikleri var; ama söyleyemiyor gibi bir intiba yaratır. kimilerinin de sesi o derken gürleşir, tizleşir. bundan da "hey kardeşim iyi dinle beni" ya da "duyuyor musun alooo" mesajı çıkarılır ya da pür bir neşenin göstergesi olarak da sayılır bu.ama tüm bunların içinde en makul, en normal olan** kısa, düz, dalgalanmayan tonda söyleyip direk konuşmanın diğer bölümlerine geçmek, arayana kendinizle ilgili fazla da ipucu vermemektir.
telefon sözü. hemen hemen her dilde buna benzerdir, hello, alo, elo falan. sadece italyancada pronto derler.
icinde mavi boncukları da olan bir deterjan
(bkz: alessandro lolita osvaldez)
portekizliler tarafından oi şeklinde kullanılan sözcük.
kerem alışık'ın korkunç şiiri.alo orasi bilmemkac sifir onuc mu canımne olmuş aradımsa saatten sana ne , benin benim işte , hasansahipsiz kuşlar gibi ,geceleri tren yollarındaki ulanha canım ver bana melahat'i , tanımaz olur mu be yavrum kanlıca'dan beyoğlu'ndan ya da eyup sultan'danoldu gelince arasın beni ister burdan ister eski bir istanbul'danne , saçmalama be ,hadi ordansadece ben miyim bütün anılarda anlamsız ,yoksa yoksa sizler mi en kalabalıklarda yapayalnızalo alo alooo kapattıııııııalo orasi bilmemkac sifir onuc mu canımsen kim oldugumu bana birak guzelim ,yeni misin hoş geldinkimi isteriz be kızımaskerde bile kunyemizi melahat okumusuz nişanlar nikahlar bozup melahatlere koşmuşuz, yeminlerimizin hepsi melahatler üstüne bir tek melahatte binbir dünya bulmuşuzne gene mi çıktı eee tabi çocuk okutuyor o da haklı tamam tamam yarın aksam tamam da ,bilirsin ben içerken pek yemem kendisi iyi bilir telaş melaş istemem , ne dedin tabii misafirimiz ol bacım başımızla beraber ayıp ettin takma ona kafana onu, anladım anladım güzelim sen yenisin ısrar etmek var mı be sen de bira içersinalo orasi bilmemkac sifir onuc mu canımdoğru konuş benimle bu ikinci telefonum , sana ne kim olduğum dışarıdan geldim evet biraz da yorgunum benim benim tamam , hani hani kamyonu olan , hamamdan ediyorum gelince soyle , işte melahat ulan nee keşkeee ,sahi çekildi mibir gün rastlarsan eger eregli'den de o anlar kireçburnu'nda gündüz rakıları içermişsiniz oğle vakitleri ,şarkılar soylermissiniz sevişenler üstune soförmüş ,özlemliymiş, susamışmış de boşver boşver çok sarhoştu , saçmalıyordu yaramazdı dealo orasi bilmemkac sifir onuc mu canımne kriko ,ne kamyon ,işler başka güzelim evet evet benim ama cagırma melahati onun içi kaldırmaz ,ayrılıktan hoşlanmaz ,sözüm sana güzelim , inceltip inceltip anlat ona , bu gidişim başka , demem öylesi degil yani demem durmak degil , olur a sorarsa birgun ,sen gene de bilme gittigimi ,dersin dersin hani kamyonu olandün aksam sana bir yalnızlık yolladı ,gidecegi yerden binlerce mendil salladı alo alo hay allah gene kapattı
http://www.alo.net
zrrrrkurban: alo?iğrenç şahsiyet: alo yok omo var.diye espirisi bile olan deterjan.(başına "h" koyun hakaret bile oluyo valla, deneyin)
graham bell'in sevgilisinin isminin bas harfleri.alessandro lolita oswaldoydu yanlıs hatırlamıyosam.ulan ne yigit bi elemanmıs,hatuna yaptıgı jeste bak.
kerem alışık tarafından okunan sadri alışık şiiri.
chatte uzun süre cevap vermeyince karşıdakinin sizi aklınca dürtükleme şekli.
bulmacalarda telefon sözü olarak sorulan sorunu yanıtı.
en iğrenç ve kaba alo yu romenlerin söyleyebildiği göz ardı edilmemesi gereken bir gerçektir.
galiba alo graham bell'in sevgilisinin adinin baş harfleriymiş, ööle dermiş sevgilisine, biz de onun sevgilisinin nickini söylüyoruz telefon açıp, malmıyız lan..
telefon karşılama mesajı olarak bir zamanlar allessandra lolita oswaldo'nun baş harfleri diye ortaya atılmış, ancak en basit araştırmayla bile (bkz: google) bu ismin türklerin uydurduğu anlaşılmıştır. bak bak bak.. yaratıcılığa bak.. "lolita"..
(bkz: pronto)
m.o. trt de yayinlanan, zeki murenin sarki soyleyip, ev hanimlarinin temiz carsaflar arasinda dansettigi reklama konu olan deterjan markasi.
alaattin isimli bireylere kısa hitap biçimi. "alo, alo? alo al eve gelirken."
(bkz: ola)
sanırım, ingilizce konuşanlar merhaba anlamında hello diyorlar, almanca konuşanlar yine merhaba anlamında hallo diyorlar diye, bizim anlamsızca seçtiğimiz telefon açma sözü.
turuncu pakette olanları rakı gibi kokan deterjan. bornova kipa' da reyonun yanından geçerken kokusu buram buram tütmektedir *.
(bkz: telefonu efendim diye açmak)
graham bell telefonu icat ettikten sonra ilk hattı sevgilisine çekerek konuşmuş .fakat bir süre sonra sevgilisi alexandra lolita oswaldo kendisine zaman ayırmadığından dolayı grahamı terkeder. o günden sonra telefon hatlarının artmasıyla birlikte herkes graham'ı arar.graham'da umutla her telefon çalışta karşıdaki kişiyi sevgilisi zannederek sevgilisine eski hitabıyla kısaltma amaçlı baş harflerin birleşimi alo dermiş . işte o günden beri herkesin agzında dolaşan alo ' nun hikayesi..
telefonda tuşlandığında 256ya denk gelen kelimedir.
fransizca kokenli allô kelimesinden turkcemize girmistir.
bir tarik tufekci? şarkisi."aradiginiz kişiye şu an ulaşilamiyor, lutfen daha sonra tekrar arayiniz.the person you have called can not reached at the moment please try again later.gokyuzune bakarim ay seni gostermiyor,fallara bakarim ille de seni diyor..alo..sana alo diyorum, beni duymuyor musun?telefona cevap ver, artik sevmiyor musun..mesajda cekmiyorsun, konturun mu bitti yar?ben divane aşigim, gezerim diyar diyar..alo..sana alo diyorum, beni duymuyor musun?telefona cevap ver, artik sevmiyor musun..yeter artik cevap ver, bir kere sesin gelsin..yeminimiz var bizim. boyle terk edemezsin!alo... aaaloooo..sana alo diyorum, beni duymuyor musun?telefona cevap ver, artik sevmiyor musun.."
şu ana kadar gördüğüm en başarılı reklamlardan birinde tanıtılan deterjan. reklam ilk başka telefonla veya gazeterlerde sertifikayla satılan ürünlere benzetilmiş, kadıncağız aeroform adında bir diyet programı tanıtırken havada uçuşan bir alo paketi giydiği 'beyaz' body'nin ne kadar beyaz olduğunu ona hatırlatıyor, en azından eğlendiriyor.
merhaba ya da kim-o şeklinde de söylenmesi mümkün fakat nedense yadırganabilecek klişe. ispanyol'lar da tersten söylüyor.
"sssss aloooo baksana alooooo kardesim hooop psııtttt sana diyorum aloooooooo" seklinde de kullanılabilen, kullanılınca genellikle sinir bozan kelime
bir de "alööö" diyen bir kesim vardır bu güzide kelimeye. genelde tv'de kadın ve gelin-kaynana programlarına katıldıklarında telaffuz ederler, içiniz kalkar.
tanimi olmayan, hic kullanmadigim kelime.
alo olmuş ismet paşahükmediyor dağa taşaçıkardığı fermanları dinletiyor kurda kuşamolla hüseyin vuruldudüşmanın beli kırıldıalo eşkıya olalıbulanık sular duruldubinboğaya mevzi kazmışben hayfımı aldım diyorhükümetle yok bir işim (*)ben hasmımı bildim diyorşeklinde bir eşkıya türküsü. (*) şeklinde yusuf eden bir eşkıyaya da türkü yazılır mı o da ayrı mesele.
graham bell'in sevgilisinin adının baş harflerinden oluşmadığını bilmek için azıcık bir zeka kırıntısı* gerektiren söz. graham bell'in telefonu yüksek ihtimal hello diye açtığını düşünürsek sevgilisinin adının heloise emily lolita* lily oswaldo falan olması gerekirdi. diyorum ki:(bkz: ufak at da civcivler yesin)işin üzücü tarafı bu kadar dandik bir öyküye inanıyoruz, inanıyorlar - ciddi ciddi.
çağrı merkezi operatörlerinin karizmasını yerle bir eden ifade...- merhaba, burası bilmemne holding, ben müşteri hizmetlerinden burçin, size nasıl yardımcı olabilirim? *- alooooo? *- buyrun? *- eee ben bişey soracağıdım da...
göbek adı ali olan osmanların kod adıdır. telefonda kendinizi lakabınızla tanıtmak yapilmis en aptalca dalginliktir.zırrrrrrrrrrrrrr- alo.- teyzecim ben rıfkıyı aramıştım.- vereyim yavrum, kim diyim.- alo.- aloooo, aloooo, kim diyim, kim diyiiiiim.- ali osman ben, arkadaşıyım teyze.- he peki yavrum.
son derece a.g. bi kelime. ha telefonu açınca bunu demişsin, ha bilgisayara kompüter demişsin, aynı hesap. yapmayın etmeyin, bakın gayet nefis efendimimiz var, buyrunumuz var. seçin beğenin kullanın.
lüzumsuz bir kelime. telefon açılırken kullanılması anlamsız, birinin dikkatini çekmek için kullanılmasıysa son derece sinir bozucudur. o kişiye, dikkat çekmeyi başardığını kafa atarak gösterme isteği uyandırır.
(bkz: kimi aramistiniz)
maras -kayseri sariz civarinda yasamis hayati turkulere konu olmus eskiya . turku ve hikayesi soyle ;"alo olmuş ismet paşahükmediyor dağa taşayedisini birden vurdukuzgun döner kanlı leşemolla hüseyin vuruldudüşmanın beli kırıldıalo eşkiya olalıbulanık sular duruldualo gezer ünüyünendere dolmuş kanıylanşimdi ankara'ya vardıuğraşıyor vali'yinenünlü ali efendim ünlütüfengin ucu kanlıyirmiiki kelle kesmişdüşmanına deve kinli (daha kinli)binboğa'ya mevzi kazmışben hayfımı al'lım (alırım) diyorhükümetle yoktur işimben hasmımı bil'lim (bilirim) diyor ""göksün'ün keklikoluk köyünden olan alo, bu köyün ağası demiroğlu mulla hüseyin'in işlerinde çalışan yoksul bir köylü gençtir.mulla hüseyin'in davarını yaymakta ve ev işlerine bakmaktadır. mulla hüseyin, koruyup kollayacağı vaadleriyle alo'yu her işe koşmakta ve kullanmaktadır.ağa kapısındaki bu kullanılma, askere göndermeme konusunda sözlerin suya düşmesiyle sona erer. alo, o güne kadar karın tokluğuna kendisini çalıştınp, sözünü yerine getirmeyen demiroğlu'na karşı kinlenmiş, hınçlanmıştır.o güne kadar köyün mutlak hakimi olan demiroğlu, bu gergin ortam içinde, bir koçunun kaybolmasını bahane ederek, alo'nun anasını acımasızca cezalandırır. demiroğlu'nun adamları önce alo'nun anasına tecavüz eder, sonra da döve döve öldürürler demiroğlu, bu cezalandırmayla halka bir ibret dersi vermek isterken, halkın nefretini de iyice artırır.işte bu acılı olay alo'da sonsuz nefret duyguları yaratır ve onu dağa çıkartır. alo, genç yaşta dağlardadır. eşkıya gruplarına katılmış ve onlardan ders almaktadır. aradan zaman geçtikçe, alo'nun kara paşo gibi namlı eşkıyalardan ders alarak zorlu bir eşkıya olduğu dilden dile, kulaktan kulağa yayılır.alo'nun tek amacı vardır: köye kan ağlatan ve anasını acımasızca öldüren demiroğlu'na gerekli dersi vermek...onun yönetimle ya da kolluk kuvveti jandarmayla bir işi yoktur. bu yüzden elinden geldiğince jandarmayla karşı karşıya gelmek istemez. türküde geçen "hükümetle yoktur işim,ben hasmımı bilirim diyor" sözleri de bu tutumunu gösterir. onun eşkıyalık ustası kara paşo'da bu düşüncededir.çepel dünya'da alo'nun ve ustası paşo'nun bu eğilimi şöyle yansıtılır. "... demircioğlu'nun jandarma getirip peşlerine takacağını, bir müddet için buralardan uzaklaşmalarının iyi olacağını söyledi. jandarma ile karşılaşıp işi alevlendirmek istemiyorlardı. hele paşo, hiç istemiyor jandarmayla karşılaşmayı. on iki yıllık eşkıyalığında jandarmaya tek kurşun atmamıştı. (candarma emir kuludur. ona verilen emri, o yerine getirmeye mecburdur. candarmayı bekleyen anası, babası, avradı çoluğu-çocuğu var sılada. candarmaya kurşun atmak namertliktir) diyordu".alo, kendisiyle hesaplaşacağını açıktan demiroğlu'na da bildirmiştir. "hükümetle işi olmadığını da". demiroğlu, başlangıçta önemsemez bu haberleri ve alo'yu. en azından öyle görünür ve suçunu bildiği için sorunu sessizlikle çözümlemeye çalışır. amacı sorunu büyütmeden, alo'nun işini bitirmektir. işin kolayı varken, başına yeni dertler açmaya gerek yoktur.fakat zaman geçtikçe alo'nun hiç de kolay kolay yutulmayacağını anlar. çünkü alo'yu yoketme konusundaki bütün planları boşa çıkar. üstelik her defasında alo'nun üstüne gönderdiği adamlarını kaybeder. türküde geçen öldürme olayları, bu toplu girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanmasını gösteriyor.demiroğlu adamları aracılığıyla sorunu çözümlemeyince jandarmaya başvurur ve gücünü kullanarak alo'nun akrabaları ve köydeki yandaşları üzerinde terör estirir. köylüler karakollara taşınırlar aralıksız. yakın akrabaları işkencelerden geçirilirler. fakat birşey edilemez. çünkü alo arkadaşlarıyla toroslar'a geçmiş, oradan da çukurova topraklarına inmiştir. "uçsuz bucaksız bir memleket çukurova. açlar orada, toklar orada eşkıyalar kışın orada hırsızlar puştlar hepsi orada. hem iyi hem de kötü insan ambarı çukurova."sonra toros insanı eşkıyalarla içiçe yaşar. eşkıyaların doğal barınağı gibidir toroslar'daki oymaklar. çünkü buralardaki toplulukların yaşama yerleridir dağlar.alo, ele geçmedikçe demiroğlu'nun öfkesi, dolayısıyla köylüler üzerindeki baskısı da büyür. jandarma baskısıyla yetinmez. alo'ya yardımı olduklarından kuşkulandığı evlere baskınlar düzenletir adamlarına. "elif'i bir gece, herkesin uyuduğu bir sırada evini bastırıp, adamlarına dövdürttü. süleyman çavuşu da dövdürttü, bayılıncaya kadar." (elif yediği darbelerden halsizleşmiş, yataklara düşmüştü.) "elif yataklarda yattığı müddetçe köylülerin gözünde büyüdü, kahramanlaştı. ilahlaştı adeta. maniler söylendi elif üstüne, türküler uyduruldu, iç paralayıcı, acı kokan, dert kokan, illet kokan türküler..."olaylar her geçen gün alo'nun lehine gelişiyordu. alo, köylülerde bir "umut" haline gelmişti. kahramanlaşmıştı köylülerin gözünde. günün birinde mutlaka gelip, demiroğlu'na layık olduğu dersi vereceğine inanıyorlardı. köylüler, bu inançla bağırlarma taş basıp bekliyorlardı.derken beklenen gün gelip çatmıştı. köyde kalmayı uygun bulmayan demiroğlu göksün'a yerleşmişti. göksün'deki konağında adamlarını çevresine toplamış, keyif yapıyordu. bunu haber alan alo, kılık değiştirerek konağa yönelir. bir gölge, bir sır olmuştu alo. demiroğlu'nun adamları farkına varmamışlardı birinin kapıya dayandığının... alo, demiroğlu'nun oturduğu büyük odanın kapsına dayanmıştır bile... silahının namlusuyla açar kapıyı. "hazır ol demiroğlu, ben geldim der!" demiroğlu'nun korktuğu başına gelmiş, alo yakalamıştır onu. ve uzun ve acılı bir öykü burada noktalanır: alo hayfını almıştır... üstelik demiroğlu'nun saltanatı bitmiş, ama alo kahramanlaşmıştır halkın arasında... üstüne türküler yakılmış, destanlar düzülmüştür... sonradan jandarmalarca vurulduğu yolundaki sözlere de kimse inanmamıştır..
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |