amerika

guneyi ve ortasi dunyanin en sirin, en sicak ve fakat en yoksul insan gruplarindanbirini, kuzeyi ise dunyanin en sisman, en salak ve fakat en zengin insanlarinibarindiran kita. neymis? kultur, tarih, sicak kanlilik ve insanlik karin doyurmuyormus,neymis? deve dikeni, insan sikeni.....

rammstein'in yaptığı en güzel şarkı mıdır bilemem ama bana öyle geliyor ki klibiyle bütünleşik olarak düşünüldüğünde rammstein'in yaptığı en zekice iştir amerika...

sabah sabah bangir bangir dinlemesi de bu kadar aptalca olan sarkidir ayni zamanda

dünyanın en güzel kıtalarından 2'si,doğa harikası.dünyanın en güclü ülkesine*,en dombili liderine*,en iyi futbolcularına*,türkiyeden bol bol aranan 900 lü hatlarına* sahip olan 2 güzel kıta**

mavi jeans in yeni urunu. normal mamullerin iki misli fiyata satiliyor. tabii tasarim ve kumas olarak onlardan daha kaliteli. antin kuntin siradan pantolona 60-70 mio bayilmayi goze almasaydik bize cok kazik gelecegi kesin olan mavijean

(bkz: america)(bkz: allen ginsberg)

bu isimde dandik bir roman olması lazım, iletişim yayınlarından çıkmış olması lazım, yazarının da ömer baytaş diye biri olması lazım.okumayın sakın.

her seyin ve herkesin sanki normalden biraz daha buyuk oldugu bir ulke. tuvalet kagitlari, peceteler, yemek porsiyonlari, kapilar, otoparklar, alisveris merkezleri, insanlar. ola ki kendinizi devler ulkesindeki gulliver sanirsaniz, baska yerlerde de hayat oldugunu hatirlayiniz.

muhteşem bir rammstein şarkısı. videosu da rammstein'ın yaptığı en harika iş. aklınıza gelebilecek her grubun amerika ile ilgili bir şarkısı vardır. ancak hiçbiri amerika'yı böyle algılayamamıştı, böylesine anlatamamıştı. amerikasız bir dünyanın mümkün olmadığını, giydiğimiz, yediğimiz-içtiğimiz, yaptığımız her şeyin amerikan olduğunu anlatmaya cesaret edememişti belki hiçbiri. kimse bu kadar ince eleştiremezdi.umarız bu bazılarına örnek olur ve ellerindeki gibson, fender gitarların, marshall amfilerin nerenin ürünü; yaptıkları müziğin nasıl bir kültürün eseri olduğunu, babaya paraların nereden geldiğini unutarak "hedefini al, piyasanı al" gibi basit sözlerle ve her şeyin gözümüze sokulduğu basit kliplerle dinleyiciyi/izleyiciyi salak yerine koymaktan vazgeçerler. *

bir kıtanın bir ülkeye mal edilmesi çok yazık. amerika kıta ismidir. ama amerika birleşik devletleri'nin kısaltılmış hali olarak kullanılır

anavatanlarından kovulmuş tek, asıl amerikalıların, kızılderililerin de ay yüzeyinde danslarının canlandırılması ile insanı bir buruk hissettiren parça/klip. rammstein'a saygıyı katlayan cinsinden. biraz da parçanın tutorial'ı olmuş klip. parça ne kadar ironi ile gidiyorsa, klip de o kadar göze sokuyor bunları, "anla derdimi!" diyor.ayrıca klibin yaratıcı ekibi görsel olarak tam bir şaheser yaratmış, özellikle konsept olarak o mükemmel tasarıma sahip bateri seti, klavye ve elektro gitarlar gerçekten çok güzel üretilmiş. insanın aklını başından çalıyor. dört dörtlük.

we're all living in america, coca-cola, sometimes warkısmı ile ironiyi, komediyi, gerçeği bu kadar bariz ve sade ortaya koymuşlar. ilk duyduğumda beni çok şaşırttı bu sözler. hedefine ulaşmış, şahane rammstein şarkısı.

anthraxın starting up a posse adlı parçasında "the beautiful, land of free" diye tabir edilmiş toprak parçası.

rammstein in macera dolu amerikayi anlatan cillop sarkisi.sozlerini yazmaz isem olmaz:we're all living in america, america is wunderbar. we're all living in america, amerika, amerika. wenn getanzt wird, will ich führen, [when you dance i want to lead]auch wenn ihr euch alleine dreht, [even though you turn alone]lasst euch ein wenig kontrollieren, [let me control you a little bit]ich zeige euch wie´s richtig geht. [i'll show you how it's done]wir bilden einen lieben reigen, [we form a nice round dance] die freiheit spielt auf allen geigen, [freedom plays on all violins]musik kommt aus dem weißen haus, [music comes from the white house]und vor paris steht mickey maus [and in front of paris stands mickey mouse]we're all living in america, america is wunderbar. we're all living in america, amerika, amerika. ich kenne schritte, die sehr nützen, [i know some useful steps]und werde euch vor fehltritt schützen, [i'll protect you from mistakes]und wer nich tanzen will am schluss, [and who doesn't want to dance]weiß noch nicht das er tanzen muss! [doesn't know he has to dance]wir bilden einen lieben reigen, [we form a nice round dance]ich werde euch die richtung zeigen, [i'll show you the direction]nach afrika kommt santa claus, [santa claus comes to africa]und vor paris steht mickey maus. [and in front of paris stands mickey mouse] we're all living in america, america is wunderbar. we're all living in america, amerika, amerika. we're all living in america, coca-cola, wonderbra, we're all living in america, amerika, amerika. this is not a love song, this is not a love song. i don´t sing my mother tongue, no, this is not a love song. we're all living in america, america is wunderbar. we're all living in america, amerika, amerika. we're all living in america, coca-cola, sometimes war, we're all living in america, amerika, amerika.

neşeli günler'de ziya*'nın bulunduğunu iddia ettiği ülke (ya da kıta),-bir keresinde ben amerika'dayken...-nerdeyken nerdeyken???*-amerika'dayken...

rammstein'in kendi klipleri arasinda bile sivrilebilecek kadar guzel bir klibe sahip, sahane detaylar iceren reise reise sarkisi.

bu günlerde kliplerde şurda burda amerikan zülmüne göndermeler yapmak pek moda. rammstein göndermeyle falan uğraşmamış sözleriyle klibiyle "işerim amerikaya" tadında bir şarkı hazırlamış, güzel olmuş.

kuzey,güney ve orta amerika olarak üç bölgeye ayrılabilecek kıta.kuzey ve orta kesimleri sosyo kültürel bakımdan birbirlerin daha benzer bir hal sergilerken güney amerika kıtanın hep farklı kalmayı başarmış bölgesidir ve zaman zaman orta amerikayı kültürel olarak etkilemiş bölgesidi.sonuçta kuzey ve orta bölgeleri birbirine daha çok benzeyen güney kesimi ise orta kesimi etkileyen bir kıtadır.

rammstein'in reise reise albumunun en emek verilmis parcasi olarak goze carpan ingilizce- almanca karisimi sarki. bir kac gunden beri yayinlanan klibi de gercekten rammstein'in sanina yakismis.

avrupa ziyafetinden kalan artıkların yeniden ısıtılıp sofraya konmuş halidir.

(bkz: amerika amerika)(bkz: elia kazan)

rammstein icin boşuna sevmiyoruz biz seni dedirten uber parca..

bir eşek şakası ya da garip bir kelebek etkisinin hepimiz üzerindeki tahakkümü.

rammstein'in ingilizceye göz kırptığı şarkı. "coca cola, wonderbra..."

kafka'nin ayni adli, klostrofobik, kafka'nin amerika'ya gitmeden, edindigi bilgilere dayanarak yazdigi, multecilerin amerika'ya gelirken ozgurluk heykelinin elinde bir mesale yerine bir kilic gordugu [kafka ileri goruslu adammis vesselam] roman.

america i've given you all and now i'm nothing. america two dollars and twenty-seven cents january 17, 1956. i can't stand my own mind. america when will we end the human war? go fuck yourself with your atom bomb i don't feel good don't bother me. i won't write my poem till i'm in my right mind. america when will you be angelic? when will you take off your clothes? when will you look at yourself through the grave? when will you be worthy of your million trotskyites? america why are your libraries full of tears? america when will you send your eggs to india? i'm sick of your insane demands. when can i go into the supermarket and buy what i need with my good looks? america after all it is you and i who are perfect not the next world. your machinery is too much for me. you made me want to be a saint. there must be some other way to settle this argument. burroughs is in tangiers i don't think he'll come back it's sinister. are you being sinister or is this some form of practical joke? i'm trying to come to the point. i refuse to give up my obsession. america stop pushing i know what i'm doing. america the plum blossoms are falling. i haven't read the newspapers for months, everyday somebody goes on trial for murder. america i feel sentimental about the wobblies. america i used to be a communist when i was a kid and i'm not sorry. i smoke marijuana every chance i get. i sit in my house for days on end and stare at the roses in the closet. when i go to chinatown i get drunk and never get laid. my mind is made up there's going to be trouble. you should have seen me reading marx. my psychoanalyst thinks i'm perfectly right. i won't say the lord's prayer. i have mystical visions and cosmic vibrations. america i still haven't told you what you did to uncle max after he came over from russia. i'm addressing you. are you going to let our emotional life be run by time magazine? i'm obsessed by time magazine. i read it every week. its cover stares at me every time i slink past the corner candystore. i read it in the basement of the berkeley public library. it's always telling me about responsibility. businessmen are serious. movie producers are serious. everybody's serious but me. it occurs to me that i am america. i am talking to myself again. asia is rising against me. i haven't got a chinaman's chance. i'd better consider my national resources. my national resources consist of two joints of marijuana millions of genitals an unpublishable private literature that goes 1400 miles and hour and twentyfivethousand mental institutions. i say nothing about my prisons nor the millions of underpriviliged who live in my flowerpots under the light of five hundred suns. i have abolished the whorehouses of france, tangiers is the next to go. my ambition is to be president despite the fact that i'm a catholic. america how can i write a holy litany in your silly mood? i will continue like henry ford my strophes are as individual as his automobiles more so they're all different sexes america i will sell you strophes ş2500 apiece ş500 down on your old strophe america free tom mooney america save the spanish loyalists america sacco & vanzetti must not die america i am the scottsboro boys. america when i was seven momma took me to communist cell meetings they sold us garbanzos a handful per ticket a ticket costs a nickel and the speeches were free everybody was angelic and sentimental about the workers it was all so sincere you have no idea what a good thing the party was in 1935 scott nearing was a grand old man a real mensch mother bloor made me cry i once saw israel amter plain. everybody must have been a spy. america you don're really want to go to war. america it's them bad russians. them russians them russians and them chinamen. and them russians. the russia wants to eat us alive. the russia's power mad. she wants to take our cars from out our garages. her wants to grab chicago. her needs a red reader's digest. her wants our auto plants in siberia. him big bureaucracy running our fillingstations. that no good. ugh. him makes indians learn read. him need big black niggers. hah. her make us all work sixteen hours a day. help. america this is quite serious. america this is the impression i get from looking in the television set. america is this correct? i'd better get right down to the job. it's true i don't want to join the army or turn lathes in precision parts factories, i'm nearsighted and psychopathic anyway. america i'm putting my queer shoulder to the wheel. top oldu yoluna bu allen ginsberg, amerika, utan valla amerika.

(bkz: amerigo vespucci)(ara: amerika*)

zamanında avrupalı abilerimizin mahalledeki butun bıckın delikanlıları yolladıgı,boylece biraz olsun ferahladıgı,sonradan da gitmedigine bin pisman oldugu yer.

çoğunlukla amerika birlesik devletleri anlamında kullanılan kısaltma.

baudrillard'ın amerika'yı anlamanın ancak yerinde,amerika'da mümkün olduğunu,bunu da kendisinin geleneksel anlamda amerika'nın sanatsal,kültürel ürünlerini,politikasını vs. değerlendirerek değil ülkenin hipergerçekliğine balıklama dalarak,orgy'e dahil olarak,"çöl,metropol,dikeylik,yataylık,yıldızsallık,hız,şekilcilik.." gibi bazı (amerikalı) kavramların kendince karşılıklarını bizzat amerika'da arayarak nasıl yapmaya çalıştığını özetlediği bir nevi hiper-gezikitabı.

rammstein sevgimi tavana vurduran bir şarkıdır. coca cola, sometimes war.

amerika birlesik devletleri ile ozdeslesmis agzina sicilasi kita.

rammstein'in mein teil'dan sonra cikacak olan 2. single'ı.

yıllar önce trt'de yayınlanmış, başrolünde "kris kristofferson"'un olduğu, mini tv dizisi.neden bilmem hayal meyal aklımda kalmış.(bkz: gereksiz bilgiler)

"amerika içi bok dolu bir sandviç ve hepimiz ondan bir ısırık almak zorundayız"stanley kubrick

(bkz: amina kodumun amerikasi)

osama bin laden'in homepage'i...http://www.amerika.org

rammstein'ın amerikaya giydirmek için çaba sarfetmediği şarkıdır. aslında bu şarkıyı sadece cd den dinlemek klibini izlemeden dinlemek ayıp olacaktır. çünkü şarkı klibe bağımlıdır. kliple şarkı bir bütündür.görüntülü olarak şarkı sözleriyle düşünüldüğünde rammsteinin gerçekten ne demek istediği daha net anlaşılacaktır. hep demişlerdir ya rammstein nazidir diye. aslında burada elemanlar kendilerine yöneltilen bu suçlamalardan sonra ''ulan siz asıl naziyi faşisti görün aha işte şarkısını da yaptık'' mesajını geçmişlerdir.rammstein sadece bir şarkı yapmamıştır bu şarkıyı yaparken. dünyanın efendisiyim ben diye çıkıp ortalıkta dolanan bir gücü öylesine reddetmektedir ki elemanlar, gerekiyorsa dünyayı terkedip ayda bile yaşarız demek istemektedirler.tüm dünya halkları artık aynı şarkıyı söylemektedir. hindistanda da olsa bir insan, afrikada da olsa amerikan ürünleriyle yaşayıp, amerikan hayat tarzıyla yaşamak zorunda bırakılmaktadır. dünyanın her yeri artık amerikadır. amerikada yaşamak sadece amerikan toprakları üzerinde olmak demek değildir. bu dünyada yaşamak amerikada yaşamak demektir artık. ve bu dünyadan başka yaşanacak yer olmadığını düşünenler yanılmaktadırlar çünkü aya gidip orada bile yaşanabilmektedir. yakında bu olacaktır aslında. dünyayı ele geçiren, kendi dilini diğer tüm dünya lisanlarının önünde tutan, istediği zaman savaş çıkarabilen, canı istediği yere yerleşip pariste bile miki mausun hakimiyetini ilan eden, en önemlisi kendini efendi ilan eden amerikanın yaptıklarına karşı iki seçenek vardır. ya dünya amerikan egemenliğinden arındırılacaktır ya da dünya dışında yaşanacak bir yer aranacaktır. rammstein bu nedenle aydadır. bu şarkıda özellikle ingilizce kullanılması bu nedenledir ki gereklidir. ancak rammstein bundan sonra başka bir ingilizce şarkı yapar mı sorusuna cevap rahatlıkla asla olacaktır.daha da ötesi amerikan hayat tarzının en üst seviyede olduğu ve amerikanın full time propagandasının yapıldığı bir kanalda, mtv de klipleri yarım saatte bir yayınlanmaktadır adamların. mtv bile aslında farketmemektedir rammsteinın anlattıklarını. popülerdir sonuçta rammstein aa ne güzel ayda da klip çekmişlerdir. mtv bile rammsteinın söylediklerine rağmen rammsteinın istediğini yapmaktadır. yılanın kendi kuyruğunu sokması gibi birşey. bu nedenledir ki yılana kendi kuyruğunu ısırttıran bu adamlara helal olsun demekten başka birşey gelmez elden.

(bkz: let's drink some beers and get some hoes)

12 yaşındaki erkek kardeşimden bir vecize.(bir film hakkında konuşuyoruz)kardeş: o garip suratlı çocuk amerikalı mıydı?ben: evet.kardeş: zaten hep öyle olur. güzel, kötü, garip; herşey amerika'da.

yakınlarınızdan biri oraya yaşamaya gittiğinde kendi ülkenizden hiç farklı görmemeye başladığınız topraklar bütünüdür, kıtadır, uzaktır, okyanuslar aşılmalıdır gidebilmek, varabilmek için. bekleyeniniz var ise şayet uzaklık sorun yaratmamaya başlar,özlem mesafeleri daraltır. amerika bir rüya topraktır,hatta kimi zaman kabus toprağa dönüşür. bir parçanız bu rüyada ya da diğer adıyla bu kabusta yaşıyor ise, amerika sizden bir yer haline gelir, amerikalılar değil de , sizden birileri amerikayı gerçek kılar ancak.

rafet el roman ın bir şarkısı;a memoburası new york amerikaevler karıştı bulutlaranasıl bir zamannasıl bir yaşama memoinsanlar simsiyah, kızıl, beyazsokaklar basketbol, müzik ve dansöyle bir zaman öyle bir yaşammacera dolu amerika, amerika, amerikaa memo gece variller ateş ateşetrafta sis duman ve cankilero rapçiler ve rakçılaro memoburası teksas amerikaherkes çizme, fötr, kot pantolonöyle bir yaşam inan a memo

an itibariyle merkez. butun kaosun ve kapitalizmin geldigi son nokta.insan hayvaninin tuketimi en vahsi yasadigi yer. kapitalizmi icinden cikaran, kendisine cuk diye oturtan.insanlarinin, kendi koleligini en cok, fakat en iceriden gordugu yani pek de bir sey goremedigi kocaman bir buyuk kita.gokyuzune en cok yaklasan ve topraktan en cok uzaklasan. topraktan dogal olarak gelenin en zor ulasildigi, kara gelecekle ilgili filmler cekilen ve mutlulugun kurallari olan bir oyun olduguna inanilan bir kucuk deney tupu.

bir kıtanın adı olmasına rağmen amerika birleşik devletleri'ni kastetmek için kullanıldığında orta ve güney amerikalıların çileden çıkması olasıdır, dolayısıyla konuşma ingilizceyse, onun yerine "the states", "the us" diyerek tatsızlıktan kaçınılabilir.

hergün en az 10 kere adını telefuz ettiğimiz memleket.

sahsim adina gunlerdir amerikayla yatip amerikayla kalktigimi soyleyebilirim..hani amerika bir erkek olsa coktan ifal edilmistim..hah nedir ramstein in bu sarkisini ilk dinledigimde farkettim ki amerika zaten en bizim olan en amerikan olmayan seylere bile duhul ediyor lakin onlarin icine bosalmayarak tam amerikan kilmiyor..böylelikle karşit gorusleri elde ederek daha cok gucleniyor..bu enfes sarkida bile soylenen sey aslinda hepimizin bir sekilde amerika olmadan edemedigimiz..inceden giydiriyor amerika lakin inceden de kendine giydiriyor..dunya farkinda olmasakta kocaman bir amerika aslinda..onlarin yaptigi gitarlarla onlara inceden giydirmeye calisiyoruz mesela..onlarin icat ettigi televizyonda gene onlarin eseri olan "mtv" de hemde..bir entry de hemn sarki hem de siyasi elestiri yapip bunu konsepte uygun kildigim icin kendimi alkisliyorum..cok mutluyum..

franz kafka'nin, kendi tabiriyle, diger eserlerine oranla en iyimser, umut dolu ve aydinlik romani olan amerika, eski kitadan yeni kitaya yollanan 16 yasindaki karl rossmann'in gercek/fantastik/ buyulu/ huzunlu/ komik oykusudur. roman, aslen fransa ve italya'dan uzaga gitmemis olan kafka'nin, imgelemiyle ciktigi bir okyanus asiri yolculuk olarak nitelendirilebilir. cevresine yazmakta oldugu kitaptan bahsettiginde bu ulke ilgili ne bildigini sormuslardir, cok az ingilizce bilen ve hic amerikali tanimayan kafka'ya. o da benjamin franklin'in gunluklerini okudugunu , walt whitman'a hayran oldugunu, ve amerikalilari saglikli ve iyimser olduklari icin sevdigini soylemistir. (sonradan bir sure kaldigi sanatoryumda surekli huysuzlanan bir takim amerikali hastalarla tanistiginda hayal kirikligina ugramistir) ulkesinden uzaklastirilmis, kalp sizlatacak derecede saf bir genc olan rossmann'in amerika deneyimi uzerine kurulu olan roman, ulkenin gercekligini de son derece siirsel bir ustalikla gozler onune serer. buram buram masumiyet kokan kitap biter, rossmann kalbinizin kosesinde yolculuguna devam eder.

icerisinde kanada gibi kendi halinde, zararsiz ulkelerinde varoldugu unutulan ve tum kita sadece amerika birlesik devletlerinin himayesi altindaymiscasina hakkinda acimasizca yorumlar yapilan kara parcasi, kita. (bkz: #1795900)

amerika kelimesini etimolojik acidan degerlendirecek olursak:bu kitaya italyan bir denizci olan amerigo vespuccinin adini verdigi bir gercektir. amerigo ismi emmerichin romanize edilmis halidir. (bkz: emmerich kálmán) emmerich ise heinrichin macarcasidir. yani amerika=heinrich

(bkz: uzak)

zamanin gecmek bilmedigi cok uzun gri bir pazar ogleden sonrasi ya da muhtesem bir bahar ogleden sonrasi bakis acisina ve hayatin neresinden tuttugunuza bagli.

bir björn afzelius şarkisi.sözlerini de yazayim tam olsun: båten är liten men sikten är godstjärnorna lyser så tydligt i nattvinden har mojnat och havet är lugntman ser redan ljusen från landmännen på stranden är nakna som barndom skrattar och hjälper oss alla ilanddom bjuder oss frukter, dom bjuder oss bröd;kvinnorna syns inte tillvi har funnit amerika!vi har funnit amerika!vi har styrt efter stjärnornavi har funnit amerikafåglarna lyfter när skotten går av;dom första som faller förstår ingentingden benvita sandstranden fläckas av blodmen ingen försöker att flyvi tänder ett ljus för vår älskade kung;vi faller på knä och försjunker i bönvi tackar madonnan som förde oss hittill detta välsignade landvi har funnit amerika! vi har funnit amerika! vi har styrt efter stjärnornavi har funnit amerika

bo kaspers orkesterin tadindan yenmez bir guzel albumleri ve hatta albumle ayni adi tasiyan parcalari. jazz/jazzimsi yapan hangi sarkici/grup amerikayla ilgili bir sarki yapmaz ki? sozlerini de yazayim tam olsunjag lägger brevet på ladansitter i bilen ett tagbackar den ut ur garagetstrax innan natten blir dagkör några varv runt rondellenoch sedan söderutpasserar gräansen som gör detomöjligt att vända tillbaksamerikaställer min bil där jag lovattar ut dom pengar jag harnar jag betalat biljettendäfinns det ingenting kvaramerikastiger ombord sen på planetbeställer in allt man kan fåhär ovanför alla molnenär himlen så förunderligt blåamerika

"amerika olgunlaşmadan çürümüştür."georges duhamel (1884-1966)

(bkz: macera dolu amerika)

allen ginsbergin kült şiiri.amerika her şeyimi verdim sana, şimdi bir hiçim17 ocak 1956 ve iki dolar yirmi-yedi sent.kendi kafam bile destek değil bana.insanlarla savaşı ne zaman sona erdireceğiz amerika?al şu atom bombanı kıçına sok.kafam bozuk, amerika, bir de sen üstüme varma,kafam yerine gelene dek şiir miir de yazmayacağım.söyle bana amerika ne zaman melekleşeceksin sen?ne zaman anadan doğma olacaksın?ne zaman bakacaksın mezarlıktan amerika?ne zaman milyonlarca troçkistin'e yakışır olacaksın?amerika, kitaplıkların niçin gözyaşı ile dolu?amerika, hindistan'a yumurtaları ne zaman yollayacaksın?amerika bu senin kılı kırk yarmalarından bıktım artık.ne zaman süpermarket'e gidip, şu güzel gözlerim için gerekenleri alabileceğim?amerika, her şeyin bir yana, eksiksiz olan bir sen varsın bir de ben, öbür dünya değil.şu makinalarına da dayanasım kalmadı amerika, bil.bende bir ermiş olma isteği uyandırdın.bu tartışmayı çözmek için bir başka yol olmalı.burroughs şimdi tanca'da, sanmıyorum ki geri dönsün korkunç bir şey olurdu bu.sen de korkunç musun amerika yoksa bir oyun mu bu?saplantımdan döneceğimi sanıyorsan aldanıyorsun.öyle üstüme varma amerika, ne yaptığımı biliyorum ben.amerika, erikler çiçek döküyor.aylardır gazete okuduğum yok, her gün cinayetten birisi kodesi boyluyor.amerika, wobblie'lere tutkunum ben.küçükken komünisttim amerika, özür mözür de dilemiyorumşimdi her fırsatta esrar çekiyorum.günlerce evde oturup iş olsun diye kilerdeki gülleri seyrediyorum.chinatown'a gittiğimde kafayı çekiyorum ölesiye, ama hiç kimselerle yatamıyorum.bu işin içinde bir şamata olduğunu sanıyorum.ah! sen beni marx okurken görmeliydin amerika.ruh doktorum hiçbir şeyin yok diyor.hiçbir şeyim yok gerçekten, tanrı' ya yakarma dahil.mistik görünümlerim ve kozmik titreşimlerim var yalnız.amerika, daha sana max amcam rusya'dan döndükten sonra ona yaptıklarından söz açmadım.sana sesleniyorum amerika.heyecanlarının daha time eliyle yönetilmesine göz yumacak mısın?ben time'a tutkunum amerika her hafta bir tane alıp okuyorumköşebaşındaki şekercinin yanından geçerken kapağı beni gözlüyoronu berkeley halk kitaplığı'nın bodrum katında okuyorum.sana hep sorumluluktan söz ediyor. iş adamları ciddi. film yapımcıları ciddi. herkes ciddi, ben hariç.zaman zaman amerika ben değil miyim diye düşündüğüm oluyor.yeniden kendi kendimle konuşmaya başladım işte.asya bana karşı ayaklanıyor amerika.bir metelik talihim yok.en iyisi ulusal kaynakları inceleyip, onlara dönmek.ulusal kaynaklarım, biliyorum, iki parça esrar, binlerce cinsiyet organı, saatde 1400 mil hızla gidenbir özel basılmaz edebiyat ve yirmibeşbin tımarhane.cezaevlerinden ve beşbin güneş ışığı altında saksılarda yaşayan fakir fukaradan sözetmiyorum.fransa'daki kerhaneleri kaldırdım, şimdi sıra tanca'da.katolik olmasına katoliğim ama gene de başkan olmak istiyorum.amerika senin bu alık ve çılgın havanda nasıl kutsal bir yakarma yazabilirim?dörtlüklerime henry ford gibi devam edeceğim, yazdıklarım onun çıkardığı otomobiller kadar kişisel, üstelik her biri değişik cinsiyetten.amerika dörtlüklerimi peşin para 2500 dolardan satarım sana, eski dörtlüklerimi de 500 eksiğine alırım.amerika tom mooney'i serbest bırak.amerika ispanyol hüriyetçilerini kurtar.america sacco ve vanzetti ölmemeli. amerika ben scottsboro çocuklarıyım.amerika, yedi yaşımdayken anam hücre toplantılarında götürürdü beni, orda bize leblebi satarlardı, bir karneye bir avuç leblebi beş sent ve söylev beleştiherkes bir melekti orda amerika ve işçiler karşı iyi duygularla doluydu herkes içtendi amerika ve bilemezsin.parti 1833'de nasıl iyiydi ve scott nearing ne hoş bir ihtiyardı bloor ana bir seferinde nasıl da ağlatmıştıbeni bir kez israel amter'i görmüştüm orda. her biri birer casus olmalıydı onların.amerika biliyorum gerçekten savaşmak istemiyorsun.amerika onlar rus haydutları biliyorum.ruslar onlar ruslar ve çinliler. ve ruslar. ve ruslar.rusya bizi canlı canlı gövdeye indirmek istiyor.lüpletmek istiyor. gücünde çılgına dönmüş moskof.elimizden arabalarımızı ve garajlarımızı almak istiyor.chicago'yu ele geçirmek istiyor. onun kızıl reader digest'a ihtiyacı var.bizim otomobil fabrikalarımızı sibirya'ya taşımak istiyor.benzin istasyonlarımızı o büyük iğrenç bürokrasi yönetsin istiyor.iyi bir şey değil bu.o kızılderililere okuma yazma öğretmek istiyor.onun güçlü kuvvetli zencilere ihtiyacı var.bizi günde on-altı saat çalıştırmak istiyor.imdat.amerika bu iş ciddi.amerika ben bunları televizyona bakarak çıkarıyorum.amerika doğru mu bunlar ?hemen çalışmaya başlasam iyi olacak, öyle görülüyor.ama orduya yazılmak istemiyorum, ne de fabrikalarda tasviye tekerleği çevirmek, miyobun biriyim, üstelik kafadan çatlak.amerika dönsün çark. nasılı masılı yok. şu oğlan omuzlarımızla dönsün..ayrıca allen ginsberg bu şiiri tom waits ile birlikte plağa da okunmuştur.

kıtaya amerika ismini veren martin waldseemuller adlı alman haritacıdır.

latin dillerinde kıta adları hep dişil edatlara sahip olduğundan waldseemuller yeni kıtayı adlandırırken eril bir isim olan amerigo yerine bu kelimenin dişil karşılığı olan america'yı uygun bulmuştur.

klibinde amerikalı astronotların ay'ın yüzeyine kullanım kılavuzunu okuyarak bayrak dikmesi ve bunu yaparken bile kafalarının karışması ile yarmış bitirmiş bir rammstein şarkısıdır. (bkz: users manual)

amerika'nın özelliği hayat dolu olması; her şey, herkes değişim halinde.amerika'nın özelliği tekdüze olması; değişen her şey, herkes birbirine benziyor.(bkz: alexis de tocqueville)

teorik olarak 2 kere kesfedilmis pratikte hic kesfedilmeseymis dedigim,sevmedigim yer.kıta

sevdiklerimi, hep çevremde olmasını istediklerimi benden koparan kelime. özgürlük heykeline çıkıp bok mu var diye bağırmak istiyorum.

christophe colomb' un yediği nane.

bir necat çavuş şiiri. 1 devam et amerika devam et savaşlarda şu ezelî cımbızla devam et kılı kırk yarmada ayırmada dünyanın ak tüylerini kara tüylerini yolmada devam et düşlerini madde madde saymada demiri demirle yoruyorsun gülü gülüşü demirle ayışığını ağlayışı demirle akşamın demirini vuruyorsun sabahın demirine şaşıyorum sendeki tabir anlayışına bu nasıl evlilik ki bakışlarınla her şeyi kırmızı gösteriyor ayna ve bin ses kaynaşıyor iki kişi arasında ses mi ne sesi yabanî atlar kişniyor sanki boşlukta her yankı başkasının çocuğunu doğurmakta seni beni yakan endüstriyel bir tanda şimdi ben seni çoğaltayım kanımdan sen beni azalt bu batakta görüyorsun iş hassas ama alet balta benzemiyor da ibrahim baltasına sanki hiç güneş doğmayacak sanki insanın şafağı soğumakta oya oya oya oya hangi seheri getirdin dünyaya devam et amerika ölüme koşarken arenada ölümü koşturuyorsun meçhul krallar adına hızlı olabilir misin zamandan dünya tacına taht kuran o kurttan ne haber nevada çölündeki karıncadan kör müdür topal mıdır buğdayı dâneyi yakalamış mıdır güneşin altında kavrulmuş mudur ben ki duyardım sesini bin mil öteden dicle kenarında bir keçinin eğilirdim hakkına ama felek başköşeye koymuş ve sürmüş seni kader balkonuna ...devamı için (bkz: http://siir.edebiyat.org/...725&sira=1&adet=4)

(bkz: amerika sen busun orospu cocugusun)

tarih boyunca denize accessi olup da işbu kıtayı "keşfetmemiş" kavim kalmamıştır, fakat alayı "eah bi bok yok lan burda!" deyip geri döndüğü için zibidi ispanya'ya portekiz'e kalmıştır şan şöhret para pul.

"sally harry'le tanışınca filmini çekerken sene 1989'du. o zamanlar her şey o kadar farklıydı ki... başkanımız bush'tu, ekonomimiz darboğazdaydı ve irak'a savaş açmıştık."billy crystalkaynak: radikal, ozlu sozler

"arayan mevlasini da bulur belasini da" bu soz amerikada yasayan her insan icin gecerlidir. kisacasi yapabileceklerinizin siniri yoktur, aman dikkat.

bakımlı, besili, pırıl pırıl tüyleriyle diğerlerinden ayrılan bir köpek her sabah uzunca bir yolu kat edip, meksika sınırını aşıyor ve meksika'daki bir deri bir kemik kalmış sokak köpekleriyle takılıyor bütün gün. akşama kadar süren bu mesainin ardından, california'da çok iyi bakıldığı mâlikanesine geri dönüyor her akşam, zengin sahiplerinin dizlerinin dibine. meksikalı köpekler öyle bıkkın, öyle vurdumduymaz ki; ilk zamanlar hiç biri umursamıyor bu "zengin köpeği"ni, merak etmiyorlar orada, bokun püsürün içinde ne aradığını. kıssanın selametinden kaygılanmaya başlayan köpeklerden biri dayanamıyor en sonunda, soruyor gürbüz amerikan köpeğine: "birader, yediğin önünde, yemediğin arkanda. ne demeye her allah'ın günü sınır geçip, bizim yanımıza geliyorsun?" maceracı amerikan köpeği de cevap veriyor: "gönlümce havlayabilmek için!"abd'den söz edeceğim aslında. ama bir ülke olarak abd'den daha fazlasını ifade eden, yalnızca başı sonu belli coğrafi bir mıntıkayı değil; insan zihninde vücuda gelecek parlak bir resim albümünü, bir çağrışımlar dizisini tetikleyen amerika üst başlığını kullanmayı tercih ettim. kesintilerle 3 yılımı harcadıktan sonra havlamayı özleyip, bir daha dönmemecesine terk ettiğim bu yer hakkında, bu yerin muhtelif maskeleri, heybetli girintileri, puslu çıkıntıları, insan ruhuna tesir eden cilveleri hakkında söz söylemeye hakkım vardır herhalde.harcıâlem bir hollywood yapımında, yırtık ingiliz'i canlandıran robert carlyle, yamulttuğu ağzıyla şöyle tarif eder amerika'yı: "fucking albania in neons!" neon ışıklı arnavutluk yani! amerika'nın kara vicdanı, yorgun münzevi kurt vonnegut ise bambaşka bir nazardan seyreylemekte bu diyarı: "alıntıyı kaybettim!"fırsatlar ülkesi, eritme potası, düşlerin gerçekleştiği yer, sahte cennet, jesusland, ahmaklar ülkesi, yeni dünya, cesur yeni dünya, korkak yeni dünya, emperyalizmin anavatanı, hür teşebbüsün anavatanı, demokrasinin anavatanı... bunların hepsi amerika ve de bunların hiç biri değil aslında. yekpare bir bütün değil amerika. birçok amerika var amerika'nın içinde, birçok yaşam biçimi, birçok insan, birçok fragman. ama bir öz de var amerika'nın dört bir yanını kuşatan, en olmadık zamanlarda, en olmayacak yerlerde kendini, kimi zaman bir diş ağrısı gibi şiddetini arttırarak, kimi zaman terliyken içilen su gibi bir anda rahatlatarak, hissettiren, insanın bilincinde zamanla otomatik hale gelen bir farkındalık hissini dürtükleyen. ve, "bir yeri var eden orada yaşayan insanlardır" düsturunu çaktırmadan tersyüz eden, bizzat coğrafyanın ve tarihin kudretini insanın beynine çivileyiveren bir öz bu. burada, onu tarif etme budalalığına girişecek değilim tabii. tıpkı amerika'nın kendisi gibi bir amerika tasviri olacak bu. eklektik, dağınık, heyecanlı, sınırsız ve de ruhsuz. en önemlisi de, serbest!havai bir özgürlük hissi aşılıyor insana bu ülke. bir özgürleşme sürecinden söz etmiyorum ama, bilinç düzeyinde husûle gelen, toplumsal yükümlülükler ve kısıtlamalardan kopmaya uç verecek ya da bu kopmadan neşet eden bir özgürlük hissi değil bu kesinlikle. dedim ya, havai, uçucu, aldatıcı ve rahatlatıcı bir özgürlük. 'ben her şeyi yapabilirim, her şeye muktedirim,' yanılsamasıyla kol kola geliyor ve 'her şey'in muhtevasını verili olarak alıp sorgulamadığınız müddetçe gerçekten de her şeye muktedir olduğunuzu hissediyorsunuz amerika'da. bu kısmen coğrafyayla alâkalı, ondan bağımsız düşünülemeyecek bir his. ülkenin genişliği, uçsuz bucaksızlığı, şehirlerin, yolların, evlerin, arabaların büyüklüğü ister istemez bir fetih heyecanına, bir 'alır başımı giderim' umarsızlığına yol açıyor. (toplumsal ya da ırksal bilinçaltı diye bir şeyin varlığına inananlar bunu uçsuz bucaksız bozkırlarda serbestçe at koşturduğumuz orta asya yıllarımızla açıklayabilirler tabii. belki de, sittin senedir kıç kadar toprak parçasında kendi halinde yaşayıp giden isviçreliler böyle hissetmiyordur.) bu genişlik maddi bir yalnızlık halini son derece olanaklı kılmakla kalmıyor, aynı zamanda bir kendi kendine meydan okuma ('challange' kelimesini çok sever has amerikanlar) hevesini de tetikliyor. buna hayli zayıf toplumsal bağları ve amerika'nın alâmet'i farikalarından biri olan 'her koyun kendi bacağından asılır' düsturunu da ekleyince, amerika'nın hakikaten bir özgürlük vahası gibi görünmesine şaşmamalı. şu ana kadar hep belirli bir ihtiyat payıyla deşmeye çalıştığım bu histen kendi amerika maceram dahilinde hiç şikayetçi olmadım aslında. hatta oraya katlanmamı sağlayan şeylerden biriydi bu. belki de o âna kadar esaslı bir yalnızlık tedrisatından geçmemiş olduğumdan olacak, bu özgürlüğün beni rahatlatan, hoşuma giden bir tarafı vardı. işte buradan, o başlangıçta sözünü ettiğim 'öz'e dair bir çıkarımda bulunabiliriz. bu özgürlüğü besleyen yalnızlıksa, onun doğurduğu da son kertede bir içedönüş oluyor. bu kaçınılmaz içedönüşün bir infilak olarak mı, yoksa bir keşif olarak mı tezahür edeceği ise biraz kişinin meşrebiyle, biraz da kökleriyle alâkalı bence. amerika cemiyetinin ekserisinde bu içedönüş ya şiddetli depresyonla ya da daha maddi marazlarla sonuçlanıyor, çünkü ufuk darlığından muzdaripler, çünkü yahya kemal'ın şu dizelerinden habersizler: "ilmin derin görüşleri, aklın hükümleri / doldurmuyor boşalmış olan hisli bir yeri". işin kolayına kaçtım farkındayım ama, beni asıl ilgilendiren bu özgürlüğün has amerikanlar'da uç verdiği marazlar değil de göçerlerde yarattığı etki. yoksa ötekini depresyon ve suç oranlarına ya da seçtikleri başkana bakarak anlayabilirisiniz. göçerlerin ruhu ipotekli olduğundan, hep bir 'eve dönüş' hayalinin avutuculuğuyla yaşadıklarından belki de, içedönüşün onlarda yarattığı tahribat çok daha heyecan verici mecralara açılabilecek, şeytansı bir potansiyel teşkil ediyor. amerika'ya gidip zengin olan müteşebbis göçmen mesellerinin de bu önermenin bir veçhesi olarak okunabileceği notunu düşüp, bunun deve yüküyle para kazanmaktan daha ulvi sonuçları olabilir mi ona bakalım. kısa vadede sıkça görülen, köklere dönüş, milliyetçi eğilimlerin artması, cemaatleşme ve oryantalist düşünceye yatkınlık gibi sonuçlardan daha önemli olanı geleneksel düşünüş biçimlerinin beynimize yerleşmiş örüntülerinin gevşemeye başlaması ve esenlik verici bir kendini keşfetme macerasına bir oyunmuşçasına dalıvermek, ama farkında olmadan, ama kendimize itiraf etmeden.devam edebilirim, sonra...

http://inlet.org/...il4/al%20kindi/030401alkindi5.jpginsanlara ( özellikle de çocuklara ) bu linkteki görüntüyü yaşatan ülkedir. dünyanın jandarmalığına soyunan katildir. yıllarca saçma sapan kültürüyle kirlettiği kuşakları şimdi de bombalarla, silahlarla yok etmeye çalışıyor.işte biz bu ülkenin askeri olma yolunda ilerliyoruz bu ülkenin ve israil in. kurtuluş savaşında çanakkalede ölen tıbbiyeli o pırıl pırıl binlerce çocuk inandıkları bir değer uğrana öldüler ve diğer yüzbinlercesi. şimdi kemikleri sızlıyordur eminim. kör bir ideolojinin, gözü kapalı itaatin bizi getirdiği yer burası: inandığımız bütün değerleri hiçe saymak. vaktinde bir başbakan '' bu vatan için kurşun atan da yiyen de şereflidir '' gibi saçma sapan bir laf etmişti. şimdi bu laftan daha saçma olarak bu vatan başka bir ülke için kurşun atacak, kurşun yiyecek. çok değil daha seksen yıl öncesine kadar kurtuluş mücadelesi ve bugün köle olma yarışı.

insanlardaki asiri yapay, suratlarina kalip gibi oturmus gulumseme ve "gununuz nasildi" gibi klise deyisleri samimi bulan, kendilerini ozel hissetmeye "ihtiyaci" olan kisilerin kucagidir. sokaklarindaki bunca yalniz, kendiyle konusan insana sasmamali.

hicbir yeri birakip gittigime onu birakip gittigim kadar pisman olmamistim.

abartilmamasi gereken bir diyar. ya evet marshalls ve ross dan acaip ucuza hilfiger, tommy, ck gomlekleri, pantalonlari, gunes gozlukleri, ayakkabilar alinabiliyor. koskoca porsiyonlarda onunuze gelen yemekler cebinizi yakmiyor. hersey buyuk, hersey abartilmis, plastikler diyari. hayatta rahatla beraber tadin gelmedigini bir sekilde anliyorsunuz ama.

cahit külebi şiiridir:amerikaönce kristof kolomb buldu amerika'yı,sonra biz.umutlar azaldı, günden güne, mutluluklarve ekmeğimiz.bir çocuk ağlarsa dağ başındagözyaşında amerika akar.vurdularsa birini, kanı şorladıysabilin ki o kurşunlarda amerika var.kişi kişiye köle tutulduysa, asıldıysadarağaçlarında amerika var.ama biz yine de direneceğizsonuncumuza kadar.

Rasgele

+ asparagas
+ 550 gun tatildeyim
+ yarrak abla
+ corleone ailesi
+ kiz olursa nazgul erkek olursa nazcan
+ klaus loewitsch
+ sari yesil kirmizi
+ cizirti
+ the perfect element
+ so red the rose
+ tanriya inanmak icin on neden
+ btw
+ sirtlarinda cuval tasiyan cuceler
+ 148
+ akp
+ sultan papagani
+ bagdat caddesi
+ su uyur dusman uyumaz
+ quercus
+ sozluk ankara kudur

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam