|
|
her ne kadar ilk türk otomobili dense de, türklüğü tartışılabilecek vehbi koç ile ingiliz ortaklarının beraber ürettiği, dizaynını ingilizlerin yaptığı araç.1964 ya da 66'da üretime başlanır, 1984'e dek sürer. üretime geçmeyen iki modeli "çağdaş" ve "fw1" rahmi koç müzesinde gösterimde.ayrıca renç koçibeyile demir bükey, türkiye'nin ilk rallisine 1968 model bir anadolla katılıp birinci olmuşlar.
(bkz: 34 ka 501)
sanıldığının aksine inek keçi filan yiyemez bunu. nitekim fiberglas kesiği (veya kırığı) çok keskindir, aklı başında insan dışında bir hayvan bunu yemez. ayriyetten fiberglas gövdesi sayesinde çürümez. saatte 120 km bile yapılan bu muhteşem araba türklerin 60ların teknolojisi ile neler yapabildiklerinin sembolu olarak yıllardır gururla ayakta durmaktadır. yaşasın anadol!not: anadol fabrikasında çalışan birçok işçinin daha sonraki yıllarda kanserden öldügünü birinci ağızdan duydum. bu nedenle yaşasını mı geriye almak istiyorum.
harbi sağlam alet. arabayı paramparça edip içinden sağ çıkabileceğiniz az sayida vasıtadan biri (zira kaportası çöküp sıkıştırmak yerine direkt bisküvi gibi dağılır.)
soyu tükenmekte olup,ana vatani türkiyedir bunlari.cem yilmaz* tarafindan korunmaya alinmislardir..en azindan bi tanesi...
coupe modeli bile olan araba markasi.
(bkz: anadol stc)
(bkz: anadol sl)
aşağıdakilerin hepsine uyan otomobil modeli(bkz: fiber kaporta)(bkz: fiber gövde)(bkz: fiber karoseri)(bkz: fiberglas kaporta)(bkz: fiberglas gövde)(bkz: fiberglas karoseri)(bkz: fiber kaportalı)(bkz: fiber gövdeli)(bkz: fiber karoserili)(bkz: fiberglas kaportalı)(bkz: fiberglas gövdeli)(bkz: fiberglas karoserili)
ismi duzenlenen bi yarişma sonucunda koyulmuş ilk turk arabasi
köylerde falan anadol u ortadan kesiyolar. eşşege ata bağlayıp fayton gibi kullanıyolar. şahit oldum buna. bir kez daha yaratıcı türk zekasına hayran kaldım.(bkz: zeka) (bkz: yaratici turk zekasi)
şehirdede yine arkasini keserek kamyon kasasi taktirip kullaniyolarvar boyle bişi...
ters çevirip fiber tekne de yapıolarmış. (bkz: hadi len) :))
daha şik bir versiyon anadol icin: http://carcatalog2.free.fr/que2.htm
pek tabii orijinal arabayi da gormek gerekiyor: http://www.pistonheads.com/.../reliant/reliant-02.jpg
yurtdisinda da aslinda cok satmis bir araba turu. zamanina gore cok guzel de denilebilecek bir araba ayriyeten. fiberglas olayi ile dalga gecilse de, o zamanlarda cok fazla kullanilan bir malzeme idi, ve 70lerin ortalarina kadar bu malzemenin bircok araba, tekne ve benzeri tasima araclarinda kullanimina devam edildi.
bir de bunlarin alti beyaz, ve yalnizca ust yolcu bolmesinin ve tamponlarin fiberglas oldugu modeli vardir. fiberglas olan hersey siyah, gerisi beyazdir. pek yakin bir zamana kadar (90larin basi) bir akrabamin sahip oldugu, arada sirada eglence icin cikarip gezdigi, bir sure sonra "kuba mi lan burasi" diyerek parcalatip bahcesine saksi yaptigi (gercekten!) araba modelidir.
nihat genç'in söylemiyle: türkiyenin bir yere çarptığı zaman kırılan* ilk arabası. (bkz: modern çağın canileri)(bkz: fiberglas)
on senede bir askeri darbelerle turk sanayisine darbe vurulmasa, ulkede adam istikrarli bir kalkinma siyaseti devam etseydi simdi 2000'li modellerini yollarda gorebilecegimiz bir arabadir. toyota'nin, nissan'in 1960'larda urettigi modeller anadol'dan daha ustun mu zannediyorsunuz? yazik oldu koskoca ulkenin gelecegine.
mustafa kemal in askerlerine verilen isim.
saman..
(bkz: babydoll)
ilk modellerinde orijinal ford motorları kullanılan, 1967 - 1968 modellerinin direksiyon simitlerinin otobüs - kamyon direksiyon simidi boyutlarına ulaştığı, sayesinde bir zamanlar "dönmüyor, çevrilmiyor" işkencesi yaşayan 50 yaş üzeri şoförlere bugün hidrolik direksiyonun rahatlığını hissettiren, 70 li yıllar boyunca "ailemizin arabası" zamana, trendlere ve teknolojiye karşı direnen bu ihtiyar delikanlılara günümüzde tek tük de olsa rastlamak mümkündür, yorgun ve "artık uzatmalar da bitiyor galiba..." hüznündedir hepsi.
20 yıllık araba olmasına rağmen hala 140 basabilen (ki max hız göstergesi 160 tır), ama hararet konusunda fan takılamaması nedeniyle baya sorun çıkartan bir otomobildir kendisi
son zamanlarda insana bayağı 'cool' görünen bir otomobil markası.
ben cok kucukken sahiptik biz bu marka bir arabaya ve babamin arkadaslari beni hep "sizin arabayi inekler yer" diye korkuturdu. ben de ne zaman bir inek, esek vs. turu hayvanatin yanindan gecsek gercekten korkup "cabuk baba, cabuk" diye babamin girtaligini sikardim arkadan.
ilk turk arabasi oldugu sanilan araba.
ilk uretiminde 26.800tl ile piyasada satisa sunulan turk arabasi
1971 yılında akdeniz oyunları izmir'de yapıldığında anadol dünyada çok az üreticinin yaptığı bir uygulamayla "anadol akdeniz" adında sınırlı seri bir model üretti. sadece gri üstü siyah vinil olan bu otomobiller değişik bir ön panjur, dikdörtgen far grubu, bir de akdeniz oyunları amblemi taşıyordu. bu özel seri renault 11 galatasaray'dan 15, opel vectra sun'dan 22 yıl önce ortaya çıkmıştı diye karşılaştırmayı unutmamak gerekiyor. bu dizayn anadol'un ilk face-lift veya makyajının da habercisi oldu. 1972 anadollar benzer bir grill ve sonra da 4 kapılı sl olarak piyasaya çıktı. bu satışlara yeni bir soluk getirmişti ama anadol durmuyordu. bir taraftan otosan ralli takımı ile türkiye ve balkanlar'da rallilere katılınıyor öte yandan yeni bir şeyler üretmek üzere çalışmalar yapılıyordu. anadol stc16 ilk türk spor/coupe otomobili olarak hattan indiğinde belki bir ford capri veya fiat dino değildi ama sarı-siyah rengi ve bir jenerasyon öncesi klasik ingiliz spor otomobillerini anımsatan dizaynı ve 1600 motorun verdiği performans ile özellikle gençleri ve makul bütçelerle performans arayanları çok etkilemişti.*
motoru minimum modernizasyonla ford k'larda kullanılan otomobil.(bkz: bozuk değilse tamir etme)
amblemi hitit geyiği şeklinde olan otomobil.
fiberglas karoserili, ilk yerli üretim otomobil
hayata gözlerimi anadol sahibi bir ailenin çocuğu olarak açtım ve bu 12 yaşıma kadar böyle devam etti.1200cc bir motoru vardı bu arabanın ford cortina'ların vakti zamanında kullandığı bir motormuş bu sanırım.araba coupe formatında kendi kırmızı üstü siyah renk bir aletti.bu arabanın en süper özelliği istanbul trafiğinde anlaşılıyordu.lakin nezaman hıyarın teki sizi sıkıştırsa direk üstüne sürebiliyordunuz. araba fiberden olduğu için hafif çarpmalarda şimdiki araçlara göre oldukça dayanıklıydı..bu istanbul trafiği için büyük bir avantajdı zira el sikiyle gerdeğe girmeye çalışan şöförler beklemedikleri bir hamleyle karşılaştıkları için ya frene abanıyorlar yada ufak çarpışmalar ve araçlarında oluşan bazı hasarlar sonucunda göt gibi kalıyorlardı.işte bu yüzden keşke bir anadolum olsa diyorum şuanda.bazen insanın öyle bir canı çekiyorki...
en sevdigim arabadir (ohaa), supedir cunku dedemin arabasidir; nostaljidir icinde mutlu olunan kilometreler tepen barinaktir, cocukluktur, eski sesler ve kokular silsilesidir, kirli beyazdir, tas gibidir ve bu haliyle yeterince ozeldir...
http://www.anadol.gen.tr
çocukluğumun bordo kahramanı. otomobil uçar giderdi toprak anadolu yollarında, biz kardeşimle kavga ederdik arkada. bazen pamukkale'de uyanırdık, bazen bodrum'da. yolda kardeş anadol avcılığı oyunu oynardık, su kaynatırdı yokuşlara gelemezdi bizim cengaver ama bizi çekerdi.
tüm sayılarına sahip olduğum harika yayın. çarpık zihinlerin ürünü.
gok mavisi rengini gordugum , ki ustelik biraz olsun fosfor vari bir parlakliga da sahipti , tek araba modeli. koyluk yerde park ettiginizde dikkat edin , kirigi falan varsa karoserin gelip ucundan keci falan yer derler. gormedim bilemem.
sağlam otomobildir, hor kullanmayı kaldırır, nem filan pek etkilemez, kolay bozulmaz kolay tamir edilir (saç kurutma makinesinden parça çıkarıp kullandıklarına şahit oldum) bir de keçiler yemese. şoför olan dedem antalyadan dönerken bozulan arabayı toroslarda yol üzerinde bırakıp en yakın kasabaya tamirci aramaya gitmiş, döndüğünde arabasını kaportasız bulmuştur. ayrıca kaportadan kopan parçaları keçilerin afiyetle mideye indirdiğini kendim de gördüm.bir de otomobil olan modelini kamyonete çevirince arkadan çıkarılan parçayı küçük teknelerde güneşlik gibi yerleştirirler.
rotring marka silgimin* üstüne, rotring yazısının hemen altına biraz daha küçük punto ile germany yazmış almanlar. ben de gıcık oldum, öbür tarafa öz be öz bizim olan bir marka bişeyler yazasım geldi, düşündüm, aklıma ilk gelen türk markası anadol oldu. öbür tarafa anadol, türkiye yazdım rahatladım..
ilk üretimi 1967'de yapılmıştır.
adına fanzin denen o görkemli yayın kültürünün en orjinal numunelerinden biri...tiraj harikası bir fanzin...haberlerinden en güzeli bir fotoğraf sergisi hakkındaydı ve şöyleydi: "sergi için 2000 resim arasından 50 fotoğraf seçildi..." artık habersiz,iletişimsiz ve dedikodusuz kalan bir fakültenin en büyük mirası...arşivleri kapış kapış satıldı
kaçırmadan takip ettiğim tek yayın...patron gidince kapanması muhtemel fanzin...anadolu üniversitesinden hatırlayacağım 10 baba şeyden biri....
ankarada'yken soyu tukendi sandigim, ancak datca'da her koşe başinda piril piril ornekleriyle karşilaştigim motorize binek.
veee anadol f1'de...saman alevlerin içinden... *
anadolu üniversitesi iletişim bilimleri fakültesi'nin gayrı resmi "gaste"si. her sayısında sansasyonel haberler, süper dedikodular, gırgır+şamata bulmak mümkün. iletişim efsanesinin bir parçası, iletişimdeki en baba iletişim kanalı.
izmir - aydin otobaninda bozularak 30km ittirdigimiz otomobil.(bkz: rampalarin ustasiyim gozlerinin hastasiyim)
pek güzel, pek şirin, pek alçakgönüllü bir araba...tekerlekli kısa samsun.
bir zamanlar anadolu üiversitesi iletişim bilimleri fak. çıkan jurnal.yani bir nevi gaste biraz dergi ama en çokta fanzin. bu arda ilk ismide akademi idi. sonradan anadol oldu.bende bütün sayıları var. anadolu çıkaran patronda bile bütün sayıları yok.ha buarada kendini bilmez bir kaç geri zekalı karı dandik anadol diye öykünme davranışı ile bişiler çıkarmaya çalışıyo.
(bkz: zihni anadol)
(bkz: cay kasigi ile araba calistirmak)
kaportasının fiberglas olması ve cahil halkın fiber içindeki elyaf liflerini saman zannetmesi sebebiyle "saman araba" lakabıyla yıllarca memeleket yollarını dolaşmış, ford şasi, yürür, motor aksamlı cihaz.
1984 yılına kadar otomobil, 1988 yılına kadar da kamyonet olarak üretilen efsanevi araba markamız. 1983 yılından sonra üretilen anadol kamyonetler otosan p-500 olarak isimlendirilmişti. bu araçlara o dönemde ford taunuslarda da kullanılan 1600 cc'lik ford ohc motor ve çift boğazlı weber karbüratör gibi özellikler de eklenmiştir. ayrıca aracın iç mekanı tekrar dizayn edilmiş, dönemine göre oldukça modern bir konsola kavuşturulmuştu. parçalar altı üstü basit plastikti ama bir kamyonet için o yıllarda bunlar lüks bile sayılabilirdi. hız göstergeleri endiksan ile değiştirilmiş ve eski anadollarda zıngır zıngır sallanan o ibreler daha sağlam olmuşlardı. yeni anadolları eskilerinden ayırmak oldukça kolaydır. 83 sonrası p-500'lerin ön kaputu şişkindir ve o meşhur oluk çizgisi bulunmaz. ayrıca direksiyonun ortasındaki geyik amblemi de diğerlerine göre daha büyüktür. aynı amblem jantların ortasındaki plastik parçanın da üzerinde bulunur. yeni anadolların göstergelerindeki rakamlar sarı değil beyaz renklidir. kalorifer çubukları da yatay değil, dikey olarak yönlendirilebilir..yeni anadolların en önemli özelliklerinden biri de aracın motor devri yükseldiğinde, karbüratöründen gelen ikinci boğazın açılma sesidir. akabinde motor sesiyle beraber çok ahenkli bir ikili oluştururlar. araya manifoltların sesi de eklendiğinde, bildiğimiz anadol bambaşka bir araba olur adeta...
hala yollarda gördüğüm ve motorunun azmine hayret etmeme neden olan ve bende kelime-i şehadet getirme azmi uyandıran türk otomobili.
iki kapılı coupe modelinin sarı renklisi çocukluk hayalim olan araba markası. bu anadol sporların matchboxları da vardı bir zamanlar ancak ondan edinebilmiştim.
modifiye olanları vardır bunların. şehirlerarası yollarda 190 km/h hızla gidenlerine rastlanır. polisler de ne iş ulan diyerekten çevirir anadol'u. bagajı açarlar ki ne görsünler?! arabanın uçmaması için bagaja beton dökülmüştür.(bkz: yurdum insanı)
ayrıca eşeklerin yediği modelleri de vardır.
bir türk otomobil klasigi her ne kadar dandik gozuksede iyi bakıldıgında guzel bir araba olabiliyor
"yılların hayalini hakikat yapan otomobil"
su gunlerde 50 bin liraya alabileceginiz, iade edince 25 binini geri alabileceginiz anadolu üniversitesi iletişim bilimleri fakültesi fanzini.
anadolu iletişimin efsane fanzini artık son günlerini yaşıyor çünkü patron mezun oluyor
bu arabayla ilgili bir hikaye dinlemiştim ki anlatan kişi konu hakında ehil bir kişi idi. anadolun yeni üretildiği zamanlarda acaip talep görüyormuş, öyleki sıraya giriyormuşsınız alabilmek için ve adınızı sipariş listesine yazdırdıktan 6 ay sonra falan geliyormuş. kimi zaman şöyle dedikodular çıkıyormuş, örneğin malatya da anadol 3 ayda çıkıyor. hoop, millet malatyaya hücum ediyormuş falan. ve fakat anadol da öyle bi araba ki keçiler çamurluğunu yer, karda içinde kalsan donarak ölürsün- bunların yarısı evet efsanedir- yine de acaip talep görüyor. neyse tabii bir zaman sonra insanlar anadoldaki bu yamuklukları tecrübe ettikçe şikayet için şirkete başvuruyorlar. anadol şirketi de bu şikayetleri kabul edecek bir departman kuruyor. apd adını verdikleri bu departmanın açılımını pek tabii kimse bilmiyor. meğer bu kadar talebi kendileri bile yadırgayan anadol yetkililerinin apd ye verdikleri isim şu imiş: alan pezevenk düşünsün. varın gerisini siz düşünün.
dört tekerlek.bir dönem *`son havadis gazetesi'nden alınıyordu bu dört tekerlek.
efendim zamanında kartal'daki üretim tesisinde(aşağıda araba toplanıyor asma katta ise üretim müdürü var)üretim müdürünün misafiri vardır. çay istenmiştir ayrıca yemeklerle uğraşan mavi ufak kareli önlüğü olan teyze çayları servis yapar.o sırada müdüre telefon gelir. müdür telefondakine sadece tamam der. kısa bir görüşme.sonra afedersiniz deyip yerinden kalkmadan koltuğundan döner camı açar ve aşağıya "yeni çıkanlardan biri kırmızı olacakkkkkk" diye bağırır.aşağıda demin gelen siparişe göre tabancanın içindeki boya değiştirilir.*
koç ailesi'nin, memleketin nüfus planlamasına kendi meşrebince ve yöntemleriyle, karınca kararınca da olsa katkıda bulunmak amacıyla, 1960'ların sonlarında üretmeye ve hatta satmaya başladığı müteharrik bir nesne.(bkz: istatistik)
televizyon makinesi programında 15 kişi kapasitesi olduğunu kanıtlayan türkiye'nin en rahat otomobili.
ilk uretim tarihi tam olarak 12 aralik 1966 dir.
ilk üretilen yerli araba için(bkz: devrim)
(bkz: cocukken babanin kucaginda araba kullanmak)
1963 yılında izmir fuarı'ndaki israil standında "fiberglass" ile yapılmış bir araba bernar nahum ve rahmi koç'un ilgisini çeker. saç ile araba kalıbı yapmak o sıralar pahalı olduğu için, cam yününden araba yapmak çok daha ekonomiktir. böylece 1966 yılında seri üretime geçen ilk yerli araba olan anadol, ankara ford acenteliği ile başlayan ford işbirliğinin sonucu olarak üretilir ve 26 bin 800 liradan satışa sunulur.
68 model kirmizi bir anadolumuz vardi. yaz kis demeden calisirdi ki, babam bir keresinde hiz ibresinde 160 i gormeye calismasinin annemin cigliklari ile durdurulmasi ile 155 i görmesiyle sonuclandigini anlatir. 20-30 yil kullandiktan sonra 10 yil kadar önce satti babam. simdilerde arkasini kesip kamyonet yaptiklarini duyuyorum. teyzemlerle beraber 4 er cocuktan iki aile piknige giderdik. tami tamina 12 kisi bir anadolda. 4-5 yasladindaydim ben. ortaya, babamin kösk diye tarif ettigi el frenin üstüne kalinca bir örtünün konmasindan olusturulan yere otururdum ben. arkaya, geriye kalan 9 kisi nasil sigardi hafsalam almiyor. düsünüyorum da, babam dolmuscu olsaymis iyi para yaparmis *sonra teyzemler de araba aldi, bizim anadol rahatladi biraz ama o günlerin keyfi kalmadi.
(bkz: poliüretan)
http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=46879,,2http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=193799
http://arabam.milliyet.com.tr/...1&haberid=278515
zamanında, yaklaşık 3.200.- amerikan doları karşılığında satışa sunulmuş, fiyat / performans olarak dünyanın en iyi 4 tekerlekli binek otomobili olma rekoru hala kırılamamış, gerçek bir başarı öyküsüdür.
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |