|
|
tam "heh yagmur yagiyo hem de hizli" derken durup sizi got eden olay... bir kere gormedim saatlerce yagdigini iki yildir. belki biraz daha siddetli yagsa sevebilirdim ankarayi..
yılmaz erdoğanın kayıp kentin yakışıklısı adlı kitabının ilk şiirinde bahsedilen olay..
sokaklarının iğrenç bir sidik rengine bürünmesine neden olan ankaradaki hava olayı
ankara sıkıcıdır. ankara taştandır, gridir. kimse farkında değildir ama kahvesi çok güzeldir. insanları ya fazlasıyla formal ya da fazlasıyla kopuktur. yasadışı madde kullanımı kimse farkında değildir ama ortalamanın üzerindedir. ankaralı müzik grupları ciddi bir atılım içerisindedir, kendilerine has bir elektrikleri vardır. ankara adamı depresif kılar, depresyon yaratıcılığı körükler. bir de bunca katalizöre, sonu gelmek bilmeyen, vıcık vıcık, yapışkan, buğulu, çöp suyundan yağmuru ekleyin; tek bir denklem kalır elinizde: ankara = seattle.kurt cobain'i kim ola ki bu şehrin? inci reçeli kavanozu ne vakit açılıp dökülecektir ki önümüze? ses bahçesinin küçük kapısı ne zaman kırılacaktır? alice'i zincirlere kim vurmuştur?nirvana'ya ne vakit ulaşacağızdır?
insana "ankarayı seviyorum" dedirten olay.ve hatta sonra olaylar gelişir.
ankara'nın yağmurları istanbul'unkilere göre daha hafiften yağıyor gibime geldi. bana seattle'ın yağmurlarını hatırlattı. huzurlu huzurlu ağır adımlarla, ıslanmaktan korkmadan yürümek... ankara yağmurları insana bu olanağı sağlıyor...
özellikle ağaçları bol olan bir semtteyseniz deymeyin keyfinize. toprak kokusu,ağaçların yeşilliklerinin parıldaması hepsi ayrı bir güzelliktir insanı tazeleyen. sevmediğiniz o kocaman boş şehir bile gözünüze dünyanın en güzel yeriymiş gibi bile gelebilir.
kara bulutlara sarınmış korkunç bir rüzgar var dışarda. sakalı sağanaklarla şişmiş,kanatlarından ve giysilerinden yağmur dökülüyor. uçarken elleri gökyüzünü gürletiyor,çevresindeki nemli bulutların bellerini sıkıştırarak yağmur yağdırıyor. sudan bir battaniye örttü sokakları.
istanbuldaki gibi bence insanı sadece ıslatmaya yarayan ha bi de doğa için yararlı olan başka da bi özelliği olmayan doğa olayından ibarettir.
ankara'yı sevdirebilen bişi.
tanrıların ışıklı kementleriyle her bir evin, ağacın yanağından teğet geçtiği, saçı sakalına karışmış, homurdanan bir gökyüzünden dökülen, kırbaç gibi şaklayan rüzgârın önüne katıp savurduğu öğleden sonrası ıslaklığı
ankara'da özellikle şiddetli bir yağmur yağması, genellikle kısa süre sonra kablo bağlantısının sıçacağına delalettir. (ara: sik* kablonet)
ankara'da kar ne kadar sakin ve döne döne yağarsa, yağmur inadına bir telaş içinde, birbirinin üzerinden atlayarak, yere vardığı an güvercinlerin kumruların oynaşacakları çukurları dolduracağını bildiğinden olsa gerek, kurşun gibi bir hızla düşer.
gri şehrin* tüm kirliliğini sokaklardan akıtıp götüren, şehri temizleyen, ruhu dinlendiren durumdur. hatta gri şehirin en güzel halidir.
ahmak islatan olmadigi sürece, yokus asagi hizla akan, üzerinde gece yansiyan bi yagmurdur. tam dinerken yalnizligin anlasildigi anlara dönüsür, kaldirimlarda parlakligini birakarak yok olur.
evlere uyku havası getiren,insanları mayıştıran olay.
istanbul izmirin yağmurundan sonra yağmur denmez.istanbul we izmirde dolu dolu şakır şakır yağarken ankrada daha hafif yağar yağmur..ıslanmaktan korkmazsınız insanı ortamı çewreyi sanki mayışık deilmiş gibi daha beter mayıştırır...yok yağmurunada ısınamadım ankaranın..
tikanan balkon gideri yuzunden evimin 3 odasina yerleşen kodugumun yagmuru.
(bkz: istanbulda sonbahar)
zaten sıkıcı olan ankara'yı iyice çekilmez yapan,iç karartıcı durum.
ankarada yağmur sadece çamuruyla hissettiriyo kendinine bir gök gürültüsü, ne bir yıldırımben ne anladım o yağmurdan
belasini bulsun boyle yagmur. hava iki gundur gosterdi gosterdi vermedi. olan sulamasi gereken bahcesi olanlara oldu.
bu şehrin en hüzünlü olduğu zaman.
bahçelinin ara sokaklarına yakışan hüzünlü güzellik, ankarayı özletebilen şey.
güneşe iştahlı gökyüzünün ikili oynayarak, yağmura pas vermesi sonucu gerçekleşen sulu eylem. günboyu yağar, getirisi ayakkabı boyu çamur! istisna_i damlalar donundan girer zafer çarşısı nda paçalarının altından yere dökülür, şıp şıp. sevilmeyen iklimroloji dir ankara da yağmur. romantik bir havasıda söz konusu değildir.
ankara da yağmur baharda güzeldir. temizlenir şehir. toprak kokusu bile duyulur hatta. ama kışın yağan yağmur berbattır. pis bir yağmurdur çünkü. soğuk yağar, sert yağar. canını yakar insanın. üşütür. ankara sonbaharın şehridir. kış yağmuru ithal gibidir. başkasına, başka topraklara, başka şehirlere aittir. ama ankara'ya değil.
çok uzun ve karlı geçen kışın sonunda, geldiğin sevindiğimiz, kokusunu özlediğimiz, şehirdeki yeşillerin rengini çıkaran doğa olayı...ama... bu sabah itibariyle yağan yağmur, yine trafiği kilitlemiş, bir kez daha insanlarımızın dörtyollarda hep bir yönden geçmeye çalışmasıyla sonuçlanmış, aklımıza "nasıl bu ülkede yağmur hayatı bu kadar etkileyebiliyor?" sorusunu düşürmüştür... alt tarafı yağmur işte, trafik kurallarına uymamaya, boşuna sinir bozmaya değer mi?
yorgun, karli ve buz gibi bir kis sonrasinda ilkbahari karsilamaktir. sanki sokaklarin icinden gecerek * evlerin acik pencerelerinden iceriye deniz kokusunu getirir yagmur ankara'ya... aslinda bugun ankara'da yagmur, bir kadin saci olmustur artik, yeryuzune dokulen...**
grinin* ustune en cok yakisandir.ankara bilhassa bahar aylarinda pazar gunleri bu giysiyi tercih etmelidir genelde. hic oyle gunesin sarisiyla ve getirdigi diger parlakliklarla falan ugrasmamalidir, zira diger renkler ve beraberindeki hava olaylari kendisine bol gelmektedir. bunu ankara'nin sahibi konumundaki ankaralilar da gayet iyi bilmektedir. hem herhangi bir parfum kullanmasina da gerek kalmaz ayrica yagmuru sectiginde. nasil ki insanin en guzel kokusu tenininkiyse* sehrin en guzel kokusu da topraginin kokusudur (ara: toprak kokusu). bu kokunun yagmurla ortaya cikmasi sans falan degil, dusunulmus bir harekettir. aynen insanin aynaya bakip ustune giyecegi seye ve akabinde o gun kullanacagi kokuya karar vermesi gibi. bu karar aslinda bir nevi bir sorunun cozulmesi safhasini anlatir, uyumsuzlugun giderilmesi sorununun.. (bkz: elbise ve insan uyumsuzlugu)iste ankaraliya dusen de ankara guzel giyindiginde ona bakmak ve sahip cikmaktir haliyle. pencerede dirsek curutme nedenidir zaten bu bakimdan ankara'da yagmur. tabi buradaki bakma duyusu koklamayla derin iliski icinde dusunulmelidir.giyinme mevzuunda sira bakimindan en son konu pek tabii aksesuardir. bahsi gecen yagmurun ardindan malum koku yavas yavas iliklere nufuz ederken sokaktan sanki cagrilmis gibi gecen bir muzisyenin elindeki akordeon cogu zaman en guzel aksesuardir o giysiyi tamamlayacak.. (bkz: ankara'da akordeon)(bkz: ankara yi sevme nedenleri)
ankara da yurumek eylemini daha da guzellestirendir. sadece araba gezilerinden kacinin derim ben, trafik rezalet oluyor nedense. (bkz: #9215320)guzel bir 23 nisan pazar gunu aksamustu gezisi icin:(bkz: kirkikindi yagmurlari /#9376729)
zaten karanlık olan evlerin daha da karanlık olmasına yol açar, ve tabi insanın içini karartır.dolayısıyla:en güzeli ankara da, yağmurda, sokakta olmaktır. yürürken bizzat ıslanmaktır o yağmurla.. bulutlarla beraber ağlamaktır.. rahatlamaktır akabinde.. ve gülümseyerek evin yolunu tutmaktır..
soyunup denize girme dürtüsünü eksik bırakan olay. eksiklik kısmı tabi ki ankara'dan kaynaklanmakta. ama baharı güzel ankara'nın. sen de çıkıp ağaçlara sarılırsın yağmur yağdığında.(bkz: alternatif)
şehrin çükü tuttuğunun resmidir. istisnasız her taraf göl olur, kızılay meydanı bile. yüzerek metroya ulaşınca o saçma salak ekranlardan melih gökçek el sallar. "ankaram ankaram canım ankaram bak ne güzel çalışıyoruz. her taraf fıskiye, her taraf abidik gubidik ışıklarla bezeli park, her hafta ayrı bir salak şarkıcı konseri, peluş hayvanat bahçesi de yolda geliyor" der gibi. alt yapıya dokunamazsınız tabi. o kadar zahmetli ve şovu olmayan bir işi niye yapasınız ki...
biraz önce tüm hiziyla baslamis yagmurdur.
an itibariyle asfaltı ağlattı be!
gecenin köründe camdan gelen tıkırtının habercisi olduğu tatlı esinti kaynağı, bir özlem habercisi.
bu yagmur; sehrin soyle bir silkinip, yazin agirligini, sicagini ustunden atmasiyla birlikte kendine gelmesini saglamis gorunuyor. en azindan sonbaharin gelisinin habercisi olarak bugunluk. ankara gunlerdir duyularini harekete gecirmek icin bu sesi, kokuyu ve goruntuyu bekliyordu..
(bkz: #9988937)
şöylesi mırıldandıran insanı..ne alakaysa..ankara'da yağmur olmakzor iki gözüm..
yağmur adlı kişinin nerede olduğuna dair sorulan soruya verilen cevap... devriktir...-yağmur nerede?+ankara da yağmur...-niye lan?+pınar'dan kaçtı...(bkz: magazinleşmek)
tariflere gore dunyanin en kolay yeri olmasi gereken bi apartmani bi turlu bulamaz ve bi deney faresi olarak ayni sokaklarda mutemadiyen dolanirken aniden bastirdiginda bile guzel olabiliyormus sehrin yagmuru,ben bugun bunu gordum.sonra converse'lerin guclu emis ozellikleri ve yanlarindaki iki adet delikten de mazgal mazgal su almalari sebebiyle sigindigim pastanede,fonda sacma sapan bi sekilde sevdigi bi sarki calarken ve ben uc gundur zaten pek de ara vermedigim aglamami surdururken,camlardan suzulen damlalara bakip tam da kendimi kasvetli bi fransiz filminde gibi hissetmeye baslamistim ki,bi otobus bi arabaya tamamen manasiz bi sekilde,sirf yagmur yagdigi icin yani,carpti,soforler sirilsiklam olarak kavgaya,yolcular her kafadan bir ses seklinde soylenmeye basladilar.o zaman farkettim ki olaylar şanzelize yerine kizilay'da cereyan ediyor,yedigim kurvasan degil en sahanesinde peynirli pogaca,ve ictigim de en ince bellisinden bir bardak cay.fransizlik hissi gecince kasvet de bitti aninda,ciktim apartmani buldum sevine sevine.
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |