ankara fen lisesi

kutsal fen tepeye kurulmus, kuruldugu zamanin teknolojisi ile 30 seneden fazla dayanmis, ama simdi upgrade bekliyen bir virane tepe

hakkında yeterli fikir edinmek için değil bir günün, bir yılın bile yeterli olmayacağı bir yerdir. kendine has bir ortamı olan, sıkı arkadaşlıkların kurulduğu, dersleri zaman zaman insanı canından bezdirse de sonradan faydası görülen, özellikle bahar ayları yaşanası bir lise. üç yılda bana birçok şey kazandıran, hayatıma hiç silinmeyecek izler bırakan, hayatı daha iyi tanıdığım okulum.

ömrümü tüketen okul

(bkz: necati abi)

çevresindeki yoğun yapılaşma nedeniyle artık ne yazık ki pekde medeniyetten uzak olmayan, 1964'te kurulmuş, bu günedek kuruluş amacından oldukça uzaklaşmış bir devlet lisesi.

medeniyetin uzaginda kalmis garip okul

hayatımı 'fen lisesi öncesi' ,'fen lisesi' ve 'fen lisesi sonrası' olarak üçe ayıran; 'fl' kısmında en çok ağlatan, en çok güldüren, en çok tosturan, kız yurdunun pencere pervazında hayatımın en güzel gün batımlarını izleten, sabahları etütlerden kaçıp ormanda yaptığım sabah koşuları sayesinde çökerttiği piskolojimi tekrar ayağa kaldıran,gelirken çok şey umarak geldiğim ve sonra hayallerimi kıran ama bana hiç tahmin edemeyeceğim güzel şeyler kazandıran, bi o kadar çok şey götüren;şimdiden özlemeye başladığım okulum.

12 ekim 2004 itibariyle 40. yılını dolduran fentepedeki ahı gitmiş vahı kalmış okul.

geç vakitte okuldan dışarı yalnız çıkan kızların geri dönmediği rivayet edilen,hatta geceleri ayı filan indiği gibi düşüncelere kapılabileceğimiz kadar ıssız okul.ulaşımı da şehir içinden özel fen lisesi otobüsüyle yapılabiliyor anca.hocalar oklulda kalıyolar sanırım,lojmanları var.öğrenciler klasik yatılı tribinde,psikopat ve garip eğlence arayışlarına girmiş insanlar.yinede iyiler.

1 gece kaldigim,kaldigim zaman da "istanbul ataturk fen lisesinin kiymetini bilmemişiz be" dedirten okul.

vaktiyle okuduğum, üniversiteye girince de kendimi farklı bi dünyada hissetmemi sağlıycak kadar dünyadan soyutlanmış mekan. 3 uzun sene.

normal biri olarak giripaciip bi insan olarak cıktıgımyasanası okul

osbi , küçüker, kinir gibi hocaları bünyesinde barındırmış, kaydolan öğrencilere türlü işkenceler çektiren fakat yine de vazgeçilmez olan , orman yolu ile bana karda kışta düşmeden yürüme konusunda ustalık kazandıran ilginç okul. ayrıca orman yolunun köpekleri de meşhurdur..

oldu olacak bari okulun onemli figurlerini de analim burada (anlam kaybi olmasin diye turkce karakter kullaniyorum):hoca kadrosunda faysu, erten abdik, kıl, frankie, zübük, makara, şaki, makif (allah rahmet eylesin), coco, ongi, psikoz, sincap, nurtop, francois, sühü, zombi, föhmü, amino, tekir, mersure, havuç, heten köte, marı, meral, birsen, tahsin, ali sait, cihat, rahime, sami, semra, sabri, özer, necmiye, zümrüt, gülhan-haluk sani, hacer, yılların eskitemedigi müdir vb...idari ve peripheral kadrodan necorti, bekçi hamit dayı, apo dayı, tesisatçı osman abi, muhabereci köse hamza, taşkın, şoför feridun, şoför orhan abi (ona da allah rahmet eylesin), çamaşırcı bedia abla, kütüphaneci şeref abi ve tabii ki aşçıbaşı şaban usta...unuttugum, yetisemedigim veya bana yetisemeyenler varsa eklensin bari...

kalmadım ama sadece bir öğle yemeği yedik istanbul ataurk fen lisesi öğrencileri olarak ve okulumun kıymetini anlamıştım. iğrenç bir yapısı vardı. okuldan yemekhaneye gidene kadar karların içinde götümüz donmuştu zaten. ankara nın herşeyi gibi fen lisesi de sıkıcıydı...

okudugum en son kıtapta bogazıcılı bir grup ogrencının anılarından bahsedılıyordu, bunlar bı basketbol macına gıdıyor karsı taraftakı adamlardan bırı bunların ıcınden bırısının burnunu kırıyor ve magdur vatandas soyle dıyor " abı ankara fen liseli degilmi hepsi ayı bunların" tabi bu anı bir yana tanıdıgım tum afl liler feci bilgili adamlar curve 'e hayvan gıbı takıyorlar ve bu yıl oss'de diger tum liselere feci fark atmıslar

istanbullu gençlerimizin sadece bir gece kalarak entry girme cesareti gösterdikleri (tabi bir gecede oradaki ortamı anlamaları beklenemez) güzel okulumuz

(bkz: ankara fen liseli ünlüler)

öğrencilerinin yurtta sıkılınca büyük merdiven boşluğunda sodyumu suyla tepkimeye sokarak patlattıkları teorinin pratiği bulduğu okul.

üç senenin ilkini "ben gidicem ya buradan" diyerekten ağlayarak, ikincisini "ulen ortam güzelmiş, hoşmuş" diyerekten severek, üçüncüsünü ise "hay okulun bitmesine de az kaldı, medeniyete çıkınca ne yapcam lem ben" diyerekten düşünerek geçirdiğim, medeniyetten uzak, ama rahimesi, çetin hocası ile sevilesi, hala oradaki günlerimi aradığım okulum

yurtların otel odasına dönmesi ve 8 yıllık eğitim zırvası yüzünden 14 yaşındaki çocukların ilk geceden annelerini yanına çağırıp bir hafta analarının kucaklarında uyudukları bizden sonra efsanesi biten okul.(biz:00-03)

shakespeare 'in arap olduüunu iddia eden bir edebiyat hocasını barındıran odtü arazisi içindeki fentepede bulunan okul. "arkadaşım hiçbir şey değişmez sadece sonuç değişir..."

hem sevip hem nefret ettigim, kahkahalarla gülerken manyak gibi aglayabildigim, yapayalnız hissederken etrafımda bir sürü insanın toplanabildigi, asık oldugum, gecenin bi yarısında maruz kaldıgımız sakaların ardından "biz asla yapmayacagız" diye birbirimize sözler verdigimiz ama ertesi sene "ee bu aksam saka yapıyormuyuz" diye geldigimiz,bir saka ugruna yerlerde sürünerek eroin koması taklidi yaptıgım, omuz omuza agladıgımız,sarkılar söyleyerek gülüp oynadıgımız, dans ettigimiz,sabahlara kadar geyik yaptıgımız, kendine has bir literatürü olan, bir merdivene oturmak için heveslendigim tek yer olan, kendilerini üzerimizde tatmin etmek isteyen ögretmenlerin sorularını çözmeden mezun olamayacagımızı zor da olsa anladıgımız, her gece ayrı bir ögretmene küfrettigim ama össye girdigimde de aynı insanlara sükrettigim, beni depresyona sokan, nihayet diplomasına kavusabildigim ve simdi de hayretle özledigim, 3 sene sonunda kendine tamamen güvenen bir insan olarak çıktıgım (ezik diiliz yani), benden çok sey götüren ama çok fazla da sey katan , iyi ki gittim, gittim de hayatımı kurtardım dedigim canım okulum..-ormanı da unutmamak lazım tabi-:)

hayatımda gordugum en kasvetli mekan...izmir fen lisesi ogrencilerini odtu ve bilkenti gezmek icin gittikleri ankara gezisinde misafir eden ve ege universitesi kampusundeki okullarinin kıymetini bilmeleri gerektirdigi hatirlatan okul...

ayrica mezunlarinin okuyanlarin ortaogretim basari puani konusunda daha karli cikmalari icin optimizasyon kastigi ve hatta bu ugurda, kalanlarin karli cikmasi icin, bazi ogrencilere okuldan ayrilmasi yonunde diger ogrenciler ve idare tarafindan baski yapildigi gibi soylentilere kaynak olmus okul...

kuruluşunun 40. yılını, 11 gün sonra, her yıl mayısın son pazar günü yapılan mezunlar gününde, büyük bir biçimde kutlamaya hazırlanan, izmirlerden kalkıp gitmeme sebebiyet verecek olan ilk göz ağrım..ayrıca, 99-02 dönemi bireylerinin gelecekte ülke yönetiminde yer almasi halinde iç savas , açlik,kitlik, cinsel yolla bulasan hastalik oraninda artma , osym eski baskan oranlarinda azalma vb. birsürü sorunla endonezya ya dönecegimizi söylemek az bile olur. herseye ragmen potansiyel olarak yurdum liselerinin çoguna basmaktadir, maalesef bu da engellenmeye çalisilmaktadir gün geçtikçe... yine sinava girsem kazansam yine giderim, alternatiflerinden iyi olmasidir buna sebep...

neler vardir bu okulda.yatakhaneleri ve okulu sil bastan yenilenmeden oncesi icin...onlarca anisi vardir oncelikle ve karizmayi koyar size, dunyayi sen yaratmadin ben ve muritlerim olan siz ogrenciler yarattik diye. insan liseyi en anlamli nerde okuyabilir'in cevabi okuldur serefsiz.silemezsiniz orayi ustunuzden.anne gibidir. hem dover-sover, hem de asiri sefkatiyle sever sizi. hem onsuz asla yapamazsiniz hem de nefret edersiniz.duvarlari ve duvar yazilari.eski yataklari ve siralari, ustlerindeki onca yazi. onca anlam. onca aci vs.delirmelere cok sahit olmus okuldur. psikolojisi bozuktur o yuzden. bundan olsa gerek butun duvarlarini tekrardan boyatmasi, icindekileri degistirtmesi. anilara sil bastan cekmesi.karanliginin orttukleri ayni ama.rengi degisse de. kokusu degisse de. duvarlari ayni. biraz olsun kaziyinca.ona geri donup aglamanizi bekler ormaninda, kalamayan ormaninda diyelim. stadinin basamaklarina cikip bir daha aglamanizi bekler.evet, hala yalnizim ve buradayim, ve gucsuzum hala demeniz baristirmaz tabi sizi gecmisinizle. ama annedir iste. o hep orada, fentepe. efsaneleriyle, trt mezuniyetine geliyomus oglum eskiden, bize resmen siktiri cektiler giderkenleriyle.anne webcam alsana evine, kaldiramiyoruz o yokusu tekrar cikmayi.

afl ruhunun gittikçe söndüğü, bizim 5 ve 6 larımızla aramızdaki ilişkinin hocalar sayesinde artık kurulamadığı, 6ların 4 leri , 4 lerin 6 ları tanımaz oldukları okulum.

nedendir bilinmez, gelen tüm konuk ögrencilerin "ulan bu nasi mekan bööle?" diyerek, seke seke uzaklastiklari, memlekete piskopat ilim insani yahut dengesiz mühendis yetistiren, akillara ziyan münveri, sizofren sakisi, ekol insan kantinci necosuyla baska, harbiden bambaska güzel okul, nezih meyhane ortami...[düzeltme: simdi* düsünüyorum da yok nezih filan degil. nezihle uzaktan yakindan alakasi yok hatta. it gibi içilip siziliyodu be. her içmeden sonra iki gün oda temizliyoduk, ne nezihi? ]

12 ekim 2004 gunu kirkinci yilini gorkemli bir kokteylle kutlamis okul. (katilim da tatmin ediciydi gercekten, her tanistigim insanin kendine ait bir sirketi vardi ve bana biraz daha beklersem sirketim olabilecegi sinyalini verdi bu durum.) her gidisimde daha da cok ozlemis oldugumu farkettigim yuvam, anilarimi biraktigim dagbasi, kendi kalbime iki yeni kalp katmami saglayan buyulu atmosfer.

hayatimin en acayip günlerini gecirdigim varolus temelli sorularimin baslangic yeri, dengesiz iliskili, icmeli, sicmali, keshaneli, kavgali, bunalimli, heyecanli, bol gitarli, bol dostlu kutsal dag okulu. mezunlarına geçmişle yaşamanın karşı konulmaz gücünü ve ama şimdinin tekinsiz yoksunluğunu hediye eden diamonds and rust. okulun arkasinda sessizce uzanan, kis geceleri sisin cokmesiyle gotik bi atmosfere bürünen odtü ormani , yillarin biriktirdigi yitik sesleri bir sir gibi saklar burda.

osbi , maytek, munver, aysak, amino, havuc, faysal, dozer, taso, kucuker, kinir=cimbiz, birsen, cetin, ikbal, dilek, necati abi, hamza abi, hacer, muhlis, nurgul, gulnur, haskoc, fevzi, rahime, ongan baba, semra, cihat, tevfik, bezgin bekir, abaza makara, dinci, sabri, eray, saki*, fehmos, mudir....okula dair yetkili buyuklerimizdiler kendileri..(bkz: kimdi giden kimdi kalan)*

aralik ayindan nisan ayina kadar araliksiz kalan kar ve buz tabakasinin uzerinde amerikan futbolu oynama denemeleri yapmanin inanilmaz zevkli oldugu, 1993 mayis'inda yapilan temizlik faaliyetinde yurtlarin arka tarafindaki korudan cikan raki, bira, votka, cin siselerini gorenleri dumura ugratan (oysa ki okulun giris kapisinin 500 metre asagisindaki gecekondu mahallesinin bakkalina kimlere alkol sattigini sorsalar hic de sasirmayacaklar), kisin ortasinda kaloriferin bozulmasiyla ogrencilerine donma tehlikesi yasatan, bu nedenle de ogrencilerin isinma amacli alkol tuketimini artirdigi, sigara izmariti nedeniyle kizlar yurdunun bavul odasinin 1992 veya 1993'te yandigi (yaslilik iste, tam hatirlanmiyor), ankara ataturk anadolu lisesi'nden gelenlerin (anadolu liselerinin ortaokul kisimlari varken) muzik gruplarinin cekirdegini olusturdugu (milliyet muzik yarismasi), konya anadolu lisesi'nden gelenlerin coklugu nedeniyle hentbolun en yaygin spor oldugu, fizik, kimya ve biyoloji laboratuarlarinin bugun bile bir cok universiteyi kiskandirabilecegi (her ne kadar eski teknoloji de olsa), ortaogretim basari puani denen sacmalik nedeniyle son sinifta ogrencilerin ayrilmasi ve zorunlu yatililigin kaldirilmasiyla eski buyusunu kaybettigini tahmin ettigim, yaklasik 10 erkek basina 1 kiz dusen (bizim sinif: 22 erkek, 2 kiz) okul.

katildigi yillarda milliyet muzik yarismalarinin bateri ihtiyacini karsilayan, 1998 yili yarismasinda okul taraftarlari selim sirri tarcan'da yazarkasa rulosu firlatmaya kalkinca tam acilmayan rulonun yerden sekip sina kologlu'nun kafasina isabet etmesi yuzunden birincilikten olduklarini idda eden muzisyenler yetistirmis, yillarca gelenek haline getirilen konfeti atip cosma aliskanliginin selim sirri tarcan yetkililerinin anlamsiz(!) tepkilerini idarecilerin ciddiye almasiyla bu yarismalara katilmaz olan lise.

"kiz yurdunun onunde ankaranin en guzel gun batimi manzarasina bakarak sevgiliyi beklemenin karin agritan sizisi" lafinin gecerli oldugu biricik yer.

26 mayıs pazar günü geleneksel mezunlar günüyle eski dostların görülecegi, günübirllik ankara ziyaretinin degecegine inanılan, tası topragı özlenmis olan okul.

çıkan ödeneklerle ormanının icine edilmis olan, labaratuvarları binalarına kadar yeniden insa edilmekte, örnek odalarının güzel oldugu ama nedense insanın icinde bir seyler acıttıgı, bizden sonrakiler rahat etsin, etsin ama o zaman bu ruh ne olacak dedirten yaşanası okul...

ilk genclik: ya cok mutlu, ya cok mutsuz, ortası yok

türkiye'nin rakipsiz,en güzel, en başarılı ve en başarılı mezunlarına sahip okulu. evden getirilen yiyeceklere kayıntıve ders çalışmaya ise tosma deme modasını başlatan fen liselerinin babası diyebileceğimiz okul.

(bkz: fentepe)

ariza olan seylerin kendini belli ettigi okul.dagin basinda 300 tane birbirinden zeki gencin , onlarla basa cikamayacak ogretmenlerin ellerine teslim edildigi okul."cocugum olursa fen lisesine gondermeyecegim" cumlesini bana soyleten ama "orada olmasaydim ben ben olmazdim" da dedirten okul.fazla zeki cocuklarin birbirlerinin psikolojisini bozmaya yaradiklari okul.lise anisina farkli bir konsept getiren okul.mezunlarinin kendini belli ettigi okul.

samimiyeti, dostlukları, paylaşımları özlenen okul...

zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış lisesiydi bi zamanlar bizim için. geçtik tabio devreleri, yine de guzeldir.

"afl 5te baslar 5te biter"

her sene ulkenin degisik yerlerinden gelmis ve kendisini o ana kadar dunyanin merkezi sanan 96 genci, daha onceden kasarlanmis 192 kisinin arasina atarsaniz, ergenlik cagindaki bu kisilerin hepsini saat 8'de yurda kapatirsaniz olacaklar bellidir. artik deliren mi istersiniz, ayyas olan mi istersiniz, irtilere karisip tuvalette barfix cekenler mi istersiniz, her cesit adam cikar burdan... haaaa, ote yandan hastasi miyiz? hastasiyiz... super ortam, super mekan, giden pisman, gitmeyen pisman, mezun olan daha bir pisman...

tam bir ömür törpüsü olmasına rağmen bana her zaman iyi ki gitmişim dedirten okulum...

mezunlarinin habire degisik degisik etkinlikler duzenlemeleri ve etkinliklerdeki eglencenin, muhabbetin dozu nedeni ile ogula babasinin okulunu kiskandiran okul.

mezunların topladıkları parayı akıttıkları bastan asagı yeniledikleri okul. ama bütün o paylasımlardan sonra, o dolapların igrenc kahverengisinin degismesi, senelerin hatıralarının, anlarının kazındıgı ranzaların tertemiz sekillere bürünmesi, yere baktıgında kendini görmen, boyalı kapılar ve pimapen camlar yine de insanın içini burkuyor. sanki aflyi afl yapan bütün o sogukluk bütün o çirkinlikti, insanları birbirine yaklastıran sımsıkı tutunmasını saglayan onlardı dedirtiyor insana.

tümüyle degisen görüntüsünün ardında yine aynı acınası zihniyeti barındıran ögretmen kadrosuna sahip okul. bu zihniyet degismedikçe ne yapsanız faydasız dedirten yer aynı zamanda.

biz de aldik elimize beslenme cantamizi, biz de gittik turlu turlu okullara, ama bu okul kadar mezunlarina damgasini vuran egitim muessesesi yokmus, ben bugun bunu gordum. kadinlarin karsisinda dili tutulan afl'yi suclar, sinavdan cakip hungur hungur aglayan koca adamlar kadinlar bu okula kufreder. her seyiyle odtu'nun nukleer kiyametten sonrasi hali gibidir. ama super bir spor salonu vardir; catisina cipadanak cikilir, sevdicek ilen gecekondulara yildizlara bakilarak icilir mis gibi.

(bkz: erdal kinir)

bir yurt dolabinda su pek dogru sozlerin okundugu okuldur: "buraya geldiginiz gun hayatinizin en kotu ikinci gunu. hayatinizin en kotu gunu buradan ayrildiginiz gun olacak." mezunlarinin yuregi yillar sonra bile okulun adini duyunca bir ciz eder.

benim de okumuş olduğum güzide lise her yıl aklı başında 96 öğrenci alır, 3 sene sonra ne kadarı inat edip okulda kalmışsa o kadar sayıda psikopatı türk bilimine kazandıran hocalarının hepsinin öğrencilerden de manyak ve dayaklık olduğu - çeto baba hariç - ilim bilim yuvasıama psikoyuz mutluyuz kardeşim hem aynı zamanda şövalyeyiz deokulun asıl sorunu giderek azalan kız öğrencilerdir.yaklaşık40-50 erkek aynı kıza aşık olmakta ve kız kendini bilime adadığını 3 yıl boyunca abaza kalacağını belirtmesine rağmen erkekler hala peşinden ayrılmamaktadırbaşka bir nokta da şu ki okula giderken 'şimdi burda benden başka herkes inektir' deyyu düşünüyor, sonra inek oranını 70/96 civarında olduğunu görerek en azından basket oynayacak adamlar bulabiliyorsunuzve bu az sayıda normal homo sapien her sene sosyal hareketleşmeler için kasmaktadır ve kendi çaplarında iyi işler yapmaktadırlarhatta bu sene bulutsuzluk özlemini bahar şenliğine çağırmışlar ama 6 milyarı veremediklerinden bundan vazgeçmişlerdir

(eye queue'ye ithafen) ayşak,kinir,suşi,maytek ve okula 2k3/2k4 sezonunda katılan ve de gözleri tikli müdür de yetişemediklerinden sanırımnecortinin babasının da aflde kantinci olduğu,ayrıca daha ucuz satsın deyyu okulun necorti den sadece 20 milyon kira aldığı da efsaneler arasındadır(evet bu herkeseydi)

kuzenimin okuduğu,bu sene mezun olacağı okul.okuldaki öğretmen ve müstahdemlerle ilgili hikayeler ayrı bir yarıcıdır.james watson geldikten sonra inek öğrencinin birinin elinde biyoloji kitabı peşinde koşturduğu söylenir.

ankara fen lisesi: müdürünün ilk 10'a 100 öğrenci sokmayı planladığı okul

müdür yardımcısının ilk 10 a yüz öğrenci sokacağını iddia eden müdürü:"okulda 96 kişi var" diye uyardığı okul.

her sene aynı sınav sorularını soran hocalara önceden aldıkları sınav sorularını derste çözmeye çalışarak, soruları hocanın görmesini sağlayan kız öğrencilerin kendisini kazanabildiği okul. not: hoca bunun üzerine "bazı" soruları değiştirmiştir, çünkü elinde hepsini değiştirecek kadar soru yoktur.(soruları başka bir öğretmenden almaktadır)

"on yil sonra hangimiz ne kadar para kazanmis olacagiz, gorecegiz", gibisinden sozleri sarfedebilen insan evlatlarini da barindirmasina ragmen eglenceli yurt hayatiyla butun mezunlarinin hafizasinda hos anilar birakmis guzide okul. bir lise icin bayagi guzel bir yerleskeye sahip bir okuldur ayrica (yurtlarin durumu ayri). üc yilimi verdigime hem memnun oldugum hem de olmadigim okul.

konferans salonunun ''tos tos altılar! şövalye beşler! biz sizin babanızız...! güle güle yavrum güle güle!'' sesleriyle çınladığı olağan dışı fen lisesi

1992 kisinda kantininin onunde yirmi kadar adamin tilki kovaladigi okul.

her seferinde agzıma iyi sıçmıs dedirten okul...

ankara'nin en iyi okulu. turkiye'deyse izmir fenle kapisiyo. zeki insanlarin (en azindan kendilerini oyle saniyolar) bulundugu tepelik, asosyal (ordakiler boyle diyo) bir sera. egitimin deil ogrencilerin iyi oldugu okul. her dersten bir kac psikopat hocasi oldugu icin zor sanilan aslinda kolay ve yurt yasamiyla ilkel, igrenc bir okul. arkadasliklar baya guzelmis ama..ayrica, dna'nin cozumleyicilerinden james d watson'in nobel odulu aldiktan iki uc yil sonra ziyaret ettigi psikopatlar komedyasi.

(bkz: sovalye yapmak)

hayatımın en iyi kararı mı yoksa başlı başına pişmanlık vesilesi mi bir türlü karar veremediğim okulum. öyle acayip, çok iyi, çok kötü bir şato.

aglaya aglaya gittigim, aglaya aglaya dondugum; icine kapanmayla simsiki arkadasliklarin, essek sakalariyla bilimsel haylazliklarin yoguruldugu; geldiginde ankara'dan hazzetmeyen insanlarin, muhtemelen arkadasliklar sebebiyle, yillarca ankara'dan kopamamalarina sebep olan okul, ankara'nin en guzel seyi. istanbul ataturk ile afl kisaltmasi kapismasi yasansa da bir donem, afl yerine fl'yi sahiplenmesi gereken, zira yillarca türkiye'nin tek fen lisesi olmus, sehir belirtme ihtiyaci duymamis olan kurumdur. "the fen lisesi"dir yani.

hayatımın en ilginç yıllarına sahne olmuş okul. ezici erkek/kız oranından (bizde bu oran 7'ydi) ve hocaların baskılarından mütevellit, asker ocağından farkı olmayan bir ilim irfan yuvasıydı. nasıl askerdeyken insanlar çok güzel arkadaşlık kurarlarsa burada da durum aynıydı. bizim dönemde(01-05) kendimizi beğendirebileceğimiz bir dişi yaşam formu olmadığı için herkes sabah kalktığı gibi okula gelirdi. osbi, küçüker, kinir'den oluşan dream team yüzünden ayrılmaya karar verdiğimde, okuldan ayrılmamam için elime bir yığın osbi teksirlerinin tutuşturulduğunu bile hatırlarım. ayrılıp da gittiğim özel okulda ise haftada bir fırından yeni çıkmış gibi görünen* kızlarla, hiçbir şeyden anlamayan insanlarla karşılaştıkça değerini daha da bir anlamış olduğum okul.bütün sınıfımızı "şablonculuk " ile suçlayarak trip atmasıyla, gubidik gubidik sebeplerle en az 10 puanımı kırdığı sınavları ile nickimi kulağıma okuyan erdal kinir'i bile özlediğimi fark ediyorum. hey gidi afl hey!!

8 yıllık eğitim saçmalığı yüzünden kalitesinin düştüğü, ted lilerin istila edip doğudan gelenleri ezdiği garibanlaşmış, el atılması gereken okul.

1964 yılında ford vakfının desteği ile kurulmuş okuldur.

odtü yalıncak gezisi sırasında eski zamnlardan kalma mezarlığın olduğu yerde, medeniyetten epey uzak olduğunuzu hissettiğiniz bir zamanda size oralarda bir yerde bir fen lisesi olduğunu söyleyen biri ile karşılaşabilirsiniz; odtü kampüsüne girmek zor olmasına karşın o bölgede teyzeler bir yerlerden gelip çeşitli otlar topladıkları görülmüştür; ama ben o fen lisesini göremedim, şuralarda bir yerde dendi ama...

okulun basarilari kadar kavsagiyla da ankaralilarin kafalarinda yer etmis ilim irfan yuvasi

bir 19 mayis toreni sonrasi, tum okulla birlikte konferans salonunun dev ekraninda dunyayi kurtaran adam izleyip toplu yarilma ayini yapabileceginiz nadir yerlerden birisidir ankara fen lisesi.(evet cok ozledim )

Rasgele

+ ne yaptigini hatirlamamak
+ subwooferla otuzbir cekmek
+ vito genovese
+ minimal house
+ redcat
+ yaran basliklar
+ dogal olmayan seleksiyon
+ never again
+ pilavi kasikla yemek
+ inverter
+ oldukten sonra da kesfedilememek
+ o simdi asker
+ ichor
+ stanford applicationunun uzerine diet cola dokmek
+ istatistik
+ saruman and sauron avukatlik burosu
+ diego armando maradona
+ photoshop alti sifir
+ kingpin
+ radio ftuff

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam