|
|
tarihi dokusu yoğun olup yer yer çürümekte olan, şimdilerde şoparların cirit attığı yer. birden fazla kapısı vardır ve içinde motorlu araçlar (tır değil ama otobüs, kamyonet, traktör filan giriyor.) bazen zorlansalar da gezerler. evlerin çoğunda bir dökülmüşlük ve yıpranmışlık görülür. kimi evler cafemsi mekanlara dönüşmüş, içinde gözleme ve içecek tüketilen yerler haline gelmiştir. ayrıca kalenin içindeki küçük bir meydanımsıda "ahi pazarı" tabelasıyla yaptığı dikiş nakış ürünlerini insanlara satan, kısa boylu, beyaz saçlı kadına dikkat edilmelidir çünkü kendisi kaleyle ilgili komplo teorilerini (öyle değillerdir belki de, ama kadının anlatışı o havayı veriyor.) ziyaretçilere hararetli bir şekilde anlatır. ayrıca oraya gideceklerin çantalarının gözlerine ve kendi ceplerine dikkat etmeleri tavsiye edilir. hırsızlık olayları olmuş.
hava karardıktan sonra tepesine çıkıp ankara'ya bakmanın güzel olduğu yer. gördüğünüz ankara değildir sanki.
eski ankara'nin merkezi
bu tarihi bölgede yaşayan halkın da gözü açılmış anladığım kadarıyla, ortalık 7 den 70 e yaptığı el işlerini satan hatunlarla ve rehberlik yapmak isteyen mini mini çocuklarla dolu, işin ilginç tarafı bu mini mini bebeklere sırf para kazanmak uğruna birileri tarafından ingilizce ve fransızca olduğu sanılan dillerde bir takım şeyler öğretilmiş daha doğrsu ezberletilmiş .ve sanki bir düğmeye basıyormuşsunuz gibi elemanlara yaklaşınca başlıyorlar konuşmaya . ama maalsef kendileri bile bilmiyor ne anlattıklarını, konuşmanın arasında siz yanlışlıkla bir şey mi sordunuz , e ama olmaz ki bozdunuz konsantrasyonunu mini mini bebelerin .bu sefer başlıyorlar daha da saçmalamaya ... e sonunda elbette para istiyorlar sizden... eğer önceden bak yavrucum ben türküm anlıyorum seni gerek yok rehbere ben hallederim, topu topu iki üç taş parçası ve manzara görmeye geldik ,deseniz de anlamıyorlar , para kazanma hırsı bürümüş bunları, ruhlarına işlemiş ... ama inat edip vermeyebilirsiniz hiç sorun değil. ama o zaman da sonuçlarına katlanırsınız, nasıl mı? en basit örnek güzel bir ankara manzarası fotografı mı çekmek istiyorsunuz kaleden? artık o imkansız bir durumdur, bir kere anlattırmadınız çocuklara fransızca ya da ingilizce ankara kalesi hikayesini onlar da çektirtmezler tabii fotograf, sürekli önünüze geçerler kuş (güvercin besliyor ordaki çocukların çoğu ) uçurturlar, kısacası burnunuzdan getirtirler... ama yine de şansınıza hava da güzelse eğlenceli dakikalar geçirilebilir... çocuklar da o eğlencenin büyük bir parçasını oluşturmuş olur. sinirlenmiş olabilirsiniz biraz ama olsun...
ankaranin tarihi ve turistik mekani, asil ankara bunun cevresinde kurulmustur
ayni zamanda cay bahceleri ve antika dukkanlariyla unludur
(bkz: çengel han)
(bkz: pirinc han)
ankara da sabah gunesin dogusu en guzel seyredilebilecek yerlerden biridir
(bkz: boyacizade konagi)
inner city ... ilk baslarda konut bolgesi iken daha sonraları sekil degiştirmiş ticari merkez olmus , merkez kaymıs kızılay' a gitmiş kızılay kızmıs baska yerlere yelken acmıs, sonra geri donmus konaklarla** antikacılarla vs lerle yeniden eski ratingine kavusmaya baslamıstır. sadece kafa dinlemek için ozellikle bahar vakitlerinde gidilmesi tavsiye edilir. anadolu medeniyetleri muzesi ile başlayan yolculuga, gene o civardan alabileceginiz cevizli sucuk, pestil ile ankara kalesinin burclarında son verilir. dinlenme , kesfetme mekanıdır.
ankaranin günbatimini besteleyen yer...
(bkz: estergon kalesi)
atolyelerde birincil tercih olan proje arsası.*
yakinlarinda ,hayatimda ictigim en guzel cayi icmemi saglayan,dunya tatlisi erzurumlu bir hasan amcaya ait,turk sanat musikisi dinleyip,nargile icebileceginiz, minicik bi kaldirim ustu kahvesi olan tarihi mekan.
başkentin fasıl mekanlarının en yogun oldugu bölgesi
http://www.ankara-bel.gov.tr/dosya.asp?dosya=057
(bkz: zenger paşa konağı)
ankara'nin gerek tarihi ve kulturel dokusu, gerekse mimarisiyse belki de en az bozulan nadir orneklerinden birisidir. iste bu yuzdendir ki hala pek cok sanatci**** ve adayina ilham kaynagi olabilmektedir. ankara'nin oteki yuzudur denilebilir. ucurtma ucuran cocuklari, kaybolmayan komsuluk iliskilerini, kocaman kapi tokmaklarini, dokulmus kerpic duvarlari ve daha fazlasini bir arada gorebileceginiz mekanlardan biri olma ozelligi tasir.
ankara'nin sayili tarihi yerlerindendir ama sonu butun tarihi mekanlar gibi olmustur. ankara kalesinin cevresinde oturan kucuk bir cocugun agzindan alintidir: "eskiden kalenin icindeki bu meydan arenaymis ama simdi biz burada top oynuyorz!"...
(bkz: and kafe)
dibinde kerhane olan tek kale
1938-53 yillari arasinda tedavulde kalan 10 liralik banknotlarimizin arka yuzunde resmi bulunan kale.
ankara'da kesinlikle görülmesi gereken yerlerden biri.
göründügünden daha yakin kale, yüksek bir tepeye kücük kale yapmislar o yüzden cok yukarda uzakta görünüyor. kizilay'dan kaleye giden otobüsleri sora sora kaleye vardimdi gecen yaz.
galatlar tarafindan yapilmiş, romalilar tarafindan da buyutulmuştur.(bkz: ilkokul bilgileri)(bkz: romali perihan)(bkz: perran kutman)(bkz: kutman)(bkz: kirmizi şarap)(bkz: hanci bana şarap ve kadin getir)(bkz: conan)(bkz: the riddle of steel)
(bkz: ankara kedisi)
icinde dolasirken, size emekli tarih ögretmeni oldugunu söyleyip, bagira cagira sacma sapan seyler anlatip, ilber ortayliya sövüp sayan; önce donup kalmaniza sonra da korkarak yokus asagi kacmaniza neden olan bir catlagi barindiran mekan.
dünyanın en ilginç turist rehberi sektörünü barındıran kale ve civarındaki yerleşkeye verilen genel ad. (bkz: #5633126) yaklaşmaya başladığınız anda etraftaki çocukların da size yaklaştığı ve şöyle bir diyalogun, ardından da bir düşünceler silsilesinin yaşanmasına sebep olan mekandır ayrıca:çocuk-aplaa, kaleye mi gitçeksiniz? kale kapalı...(hepsi kalenin kapalı olduğunu söylüyor nedense)wunjo- ..?..çocuk- aplaa ben istersen anlatırım size, kale bidi bidi oldu, böyle böyle o yüzden gapattılar.bak şurdaki ev bilmemne emminindi, sonra ev yandı. gapattılar. (süper şiveli konuşuyor...)wunjo-(yumuşak kalpli, çocuk iki kuruş kazansın hadi diye düşünüyor salak) e hadi anlat bakalım. biraz yürüyorlar...çocuk- şurdaki evde yaşlı teyze oturuyodu, gafasına taş düştü, öldü. sonra evi gapattılar, sonra da birileri aldı, sonra da kafe galeri yaptılar. (and kafeden bahsediyor galiba)wunjo- ilginç bi rehberlik tarzın var. (çocuk kafayı sıyırmış...)çocuk- aha şordaki ev de gezilebiliyodu ama gapattılar.wunjo-* (ne lam bu?)çocuk- vik vik bidi bidi (lüzumsuz bilgiler ansiklopedisi)wunjo- eee sağol ben biraz yalnız kalmak istiyorum artık hadi bakim*diyor ve çocuğa biraz para veriyor. çocuk gidiyor.gel gör ki kale başka çocuklarla dolu ve hepsi de aç kurtlar gibi etrafına üşüşüp aynı garip cümleyle giriş yapıyorlar "aplaa, kaleye mi gitçeksiniz? kale kapalı..." eaaöhhhhh bi siktirin gidin ulan diyesi geliyor...*ama içi cız ediyor. sinir oluyor. kendini kandırılmış hissediyor. oysa ki bu işin böyle bir dolandırıcılık olmadığını sanmıştı. hatta başta çocuğa saygı duymuştu. "afferim lam" demişti. küçücük çocukları dilendirmekle aynı şey bu diye düşünüyor içinden. niye bu kadar yumuşak kalpliyim sanki diyor. ve niye böyle insanlar...
çocukken altı ay, içindeki evlerden birinde yaşadığım yer. gece evin mutfak camından açılan çatısına çıkıp evin altındaki anadolu medeniyetleri müzesinin bahçesine düşmeden nefis bir ankara manzarası eşliğinde çay içilebilir. bir kaç sene önce gittiğimde eski ahşap evleri kafe, hediyelik eşyacı vs. yapmışlar. herhalde güzeldir onlar da ama gecenin bir yarısı o evlerden birinin çatısında içilen çay kadar güzelini yapamazlar. ne yapsın adamlar yaranmak için çatılara da mı masa atsınlar diyenler olacaktır. evet atsınlar diyip ilk müşteri olarak ankara biletimi hemmen gidip alırım..
içinde tarihçi olup hatta halil inalcık'ın öğrencisi olduğunu iddia eden bir kadın vardı. ciddiyetle yaklaşıp konuşunca eserlerin ne kadar kötü korunduğundan, kalenin dünya çapında bir açık hava müzesi olduğundan ama değerinin bilinmediğinden bahseder, çevredeki dükkanlara ortalığı egzoza *, pisliğe boğdukları için yüksek sesle küfrederdi. düzgün türkçesi ve mantıklı konuşması yüzünden deli deyip geçilemeyecek bir insan portresi çizmişti hatırladığım kadarıyla, ne olmuştur bilmem.
eğer doğru vakitte giderseniz uçurtma uçuran çocukları görevilmeniz mümkündür bu kalede. hatta güvercinlerine taklalar attıran çocukları görüp 80'lerdeki çocukluğunuza esaslı bir selam bile çakabilirsiniz. buranın yoğun göç aldığı ve bundan dolayı yoğun bir tahribat yaşandığı gerçektir ama bunun sorumlusu başını sokacak ev bulma derdindeki garibanlardan ziyade kale içinde yerleşime müsade eden yetkililerdir. göçle ortaya çıkmış diğer semtlerden farklı olarak burası yerleşik bir semttir. yani içerideki aileler uzun yıllardır bir düzen tutturmuşlardır burada.kaleye girer girmez etrafınızı kuşatan çocuklardan kurtulmanın en pratik yöntemi gruptan birini hedef seçip çocuğa göstermek ve onun bir tur rehberi olduğunu söylemektir. nedendir bilinmez ama rehberlerden deli gibi korkuyor bu çocuklar duyar duymaz araziye karışıyorlar.
ankaraya ordan bakmak lazım..bozkıra yayılmış şişman kadını görmek lazım..şarap içmek lazım..
otluk roma hamamına inat, bentderesi ne dair epey yüksekte kurulan anti-çağdaş atmosferin manzaraya yüz tutmuş taş barikatı. otuz yıldır açılmayan kule kapısı, açılan kapılara beş yıldızlı kafeterya yapılması, kale ve gecekonduların iç içe olması. kalenin tepesindeki bayrağın ortamda muhabbet kaynağı olması. -aaaaaaa bak tepeye bayrak asmışlar !- heee- düğün var sanırsam- mal !
http://www.ankarakalesi.com/
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |