|
|
bakanliklari veya birtakim islemeyen yapiyi duzeltmenin sarti onu tum koylerin birbirine ulanmasindan olusmus kesmekes icinde bir megakoye tasimak olmasa gerektir... tarimi yok eden sanayii bilincli bir sekilde deprem bolgesine kuran zihniyetin yavastan veya hizlidan bilincli bir baska cabasidir; turkiyeyi istanbuldan ibaret-anadoludan habersiz yapmak(zira cogu istanbullu turkiye istanbuldan ibaret zanneder)... tum idareleri istanbula tasiyip anadoluda halki birakip iletisimsiz bir tablo sadece 1923 oncesini hatirlatmaktadir... belki komiktir belki komplo teorisidir... belki uzayda hayat vardir...
meclisin ankarada olması dışında zaten başkent demeye bin şahit isterken ve başkent olmasının dışında hiçbir özelliğe sahip deilken neden tartışıldığını anlamadığım konu
(bkz: ankara atsin basket olsun)
tum genel mudurluklerin "avrupaya yakin(??!!), borsa orda(her oglen ziyaret ediyorlar sanki borsa binasini), diger sirketlerin genel merkezleri orada(? mardinde sirket merkezi yok mu hic, ya izmirde), musteri orda(hmmm bize cografya dersinde yanlis ogretmisler demek ki ankaranin dogusu yok!!!)" gibi ilginc nedenlerle istanbula tasimalari sonucunda is buyuyup meclisi de tasimadan (hani ataturkun bir bildigi olabilir o acidan) baslatilabilecek kampanya...
(bkz: gereksiz icatlar)(bkz: ankara başkent istanbul ney)
başkent olma gibi bir etiketin yanında teknik/lojistik altyapılar olsun ulaşım imkanları olsun kalifiye işgücü şu bu olsun hiçbirşey bulundurmayan ve başkent yapılma sebebi yalnızca bozkırın ortasında bir dağbaşı olması olan ankaranın beyhude çabasıdır bu efendim.. evet evet..
bakanliklara hic isi dusmemis birisinin serzenisi olsa gerek. yoksa kapi kapi dolasip da "bas" ve "kent" kelimelerinin gercekte neden bir araya geldigini anladiginizda aklinizdan bile gecmez bir daha bu tur bir kampanya.
(bkz: züğürt tesellisi)
benim gözümde, gelişmiş diye tanımlanan ülkelerin en önemli özelliğidir efendim: yurttaşların önemli bir çoğunluğunun, yaşadıkları yerde mutlu olmalarını sağlamak. ülkenin belli başlı bölgelerini alternatifsiz cazibe merkezleri haline getirmek yerine, var olanlara alternatif cazibe merkezleri yaratmak, ülkenin her köşesinde, olanakları zorlayarak, en azından bir ortak yaşam seviyesini yakalamak; bunun ötesi elbet doğa koşulları, doğal kaynaklar vs. ile şekillenecektir ama en azından bir ortak çizgi yakalamak gerekir.mustafa kemal atatürk'ün cumhuriyetin başkenti olarak ankara'yı seçmesini "e batı işgal altındaydı, ülkenin orta yerindeki ankara en iyi alternatifti" şeklindeki yorumlamayıp geçmek, kimse kusura bakmasın, yüzeysel kaçmaktadır. öyle olsaydı, ülkeyi baştan başa değiştiren, o koşullarda yeri geldiğinde kuralları kendisi koyan bu dahi, işgal sona erip taşlar yerli yerine oturduğunda taşırdı başkenti geri istanbul'a.oysa, kemal atatürk, anadolu'nun yıllardır çekmiş olduğu sıkıntıları ve bunların sebeplerini bilmekteydi; bunun ne şekilde çözülebileceğini de çok rahatlıkla analiz edebilecek bir düşünce adamıydı. binyıllardır cazibe merkezi olan istanbul'un başkent olmasının, anadolu'nun, doğunun ihmalinin devamı anlamına geleceğini çok iyi biliyordu; böyle bir yapının ülkenin doğusu ve batısı arasında çok büyük farklar yaratacağının da bilincindeydi. çok bilinçli ve uzak görüşlü bir yaklaşımdır ankara'nın başkent oluşu ve ülkenin gazi tarafından planlanmış gelişim programını takip ettiği dönemde, gelişmişlik seviyesini bütün ülkede eş zamanlı yayma amaçlı program başarıyla uygulanmıştır. sonrasını, zaten hepimiz iyi kötü biliyoruz.istanbul merkezli ve maliyetli karayolu taşımacılığı yoğunluklu bir yapı içerisinde, batıdaki çok verimli tarım arazilerimize fabrikalar, evler, toplu konutlar yaptık. bu sırada, uzakta kalmış, unutulmuş doğuda, tarım için kullanılamayacak araziler boş kaldı, bölgenin ekonomik kalkınması sağlanamadı ve bugün çözümü gittikçe olanaksızlaşan problemler başgösterdi.özel ve yarıresmi kurumlar yetmedi, şimdi resmi kurumları da istanbul'a taşıyalım; ziraat bankası, merkez bankası, sonra gerekirse hazine, dış ticaret de istanbul'da olsun. hem istanbul'u adım atılamaz, nefes alınamaz hale getirelim, hem de ülkenin geri kalanını yoksayalım, kaderiyle başbaşa bırakalım.evet, ankara bozkırın ortasındadır, matah bir yer değildir. ama işte başkent olduğu için, ülkenin önde gelen üniversiteleri, muadili şehirlerde göremediğimiz ölçekte sanayisi, potansiyeli değerlendirilmiş değil, yoktan yaratılmış ticareti vardır. istanbul, zaten çekicidir, cazibe merkezidir; yatırımı tamamen istanbul'a yönlendirmenin alemi var mıdır? başka yerlere yönlendirilecek yatırımların marjinal faydasının daha fazla olacağı çok açık değil mi?yoksa işte, ulusal kanallar sadece istanbul varmış gibi haber yaparlar; ülkedeki en çok değer istanbul'da üretilir; istanbul, istanbul'a sığmayacak ve güzelliğini kapatacak şekilde büyürken, ülkenin kalanı kısır kalır, kusur kalır, yüzbinlerce kilometrekare, atıl durur.ankara, o zamanlar gerçekten hiçbir şeyi olmadığı için başkent olmuştur; cumhuriyetin başkentini yeniden o günlere döndürmek, cumhuriyetin kendini de yok etmenin yollarından biridir. türkiye cumhuriyeti'nin başkenti ankara'dır ve bu kağıt üzerinde kalmış bir ifade olmamalıdır.kişisel not: bu satırların yazarı, doğma büyüme ankaralıdır, 8 senedir istanbul'da yaşar, istanbul aşığıdır, dünya üzerinde ayrı kaldığında içindeki insanlardan daha çok özlediği tek kent istanbuldur. yazar için, yeryüzündeki en güzel kenttir istanbul, başka kentlerle kıyaslanabilir değildir.
ankaranin neden baskent olduguna dair (bkz: #9752516)
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |