|
|
1940 yilinda dogmustur.kendisi aslen danimarkalidir.adi "hanne karina blarke bayer" dir.kopenhagda dunyaya gelmis 18 yasinda parise gitmistir.
(bkz: anna karenina)
kusursuz güzellik deyince aklıma gelen isim. godardın onca filmini ithaf ettiği ama anlaşılan zekasını ve asaletini hafife aldığı kadın.(bkz: erkegin seytani kadin)
eski bir top model. 18 yaşında paris'e gelir. bu esnada ünlü modacı coco chanel yeni yüz aramaktadır. uzun zaman chanel mankeni olarak anılır. bu esnada tanıştığı jean-luc godard "à bout de souffle" adındaki filme başlamak üzeredir anna'ya filmdeki "patricia*" rolünü teklif eder. rol gereği soyunması gerekmektedir ve anna bu teklifi geri çevirir. bir yıl sonra godard'la evlenirler.
bir kadın tarafından vurulalı henüz birkaç dakika oldu. 2000 yılında, adını bilmediğim bir otelin cam kenarında bırakıp kaçtığım ve godard'ın sevgilisi sandığım kadın, bu kez yeni bir kimlikle geri dönmüştü. soğuk havalarda yanında yatılacak ve sevişmeksizin, sadece ama sadece konuşulacak cinsten bir kimlikti üzerine giyindiği. ağrı dağı'nın eteklerinde soğuktan donmamak için sürekli konuşan entelektüel doktor kadınlara benziyordu. aksanı bozuktu ve bu yüzden önce dili buz tutacaktı. ona burada ne aradığını sorduğumda, aşağılık bir orospu çocuğu olduğumu söylerek, çantasından yüzü kadar küçük bir silahı çıkarıp üzerime doğrulttu:- yok olmalısın.- önce yatalım ve bana kitap oku, cips yiyip çizgi film izleyelim. sonra öldürürsün nasılsa.tektip suprematist resimlere gönderme yapan, anneminkine benzer kareleri olan bir elbise giyinmişti. film setlerinin sıcaklığına alışık vücudu, varlığımı olumsuzlayan bir enerji reaktörü gibi tam önümde, yarım bir eğimle durakalmıştı. içkisine dokunmamıştı bile ve eminim, sarhoş taklidi yaparak beni öldürüşünü kazaya getirmeye çalışacaktı.- seni sevmiyorum surrealist.- o halde beni değil kendini vurmalısın.- aşağılık narsist. hiç değişmemişsin.- pencere önünde bıraktığım sen olamazsın.- ben anna karina, ulaşılmaz olan ve sadece istediği zaman çekip giden. oysa sen, istenmeyen zamanlarda gelen ve bir türlü çekip gitmeyi bilmeyen!oysa onu orada bırakıp kaçtığımı domuz gibi hatırlıyordu ya da bu kadın gerçekten anna karina'ydı. kanıtlamalıydı! konuştum:- godard'ın bütün sevgilileri nişan almayı gayet iyi bilirler.- eğer istersen, aşağılık ve hormonlu egonda bir delik açarak bunu kanıtlayabilirim.belmondo'yu aramalıydım, eğer uzun zaman önce ölmemişse tabii. godard, karina'yla onu yatakta yakalamıştı. oysa godard nişan almayı bilmez.bu yüzden iyi bir yönetmendir ve bu yüzden iyi nişan alan kadınlarla yatar. belki de belmondo hala hayattadır. duymalıydım:- belmondo mu yoksa ben mi daha iyi sevişiyoruz?- aranızda en iyi sevişen godard! çünkü o nişan almayı bilmez.- bunu bana 2 yıl önce bir kez daha söylemiştin. tabii sen gerçekten oysan.- bunu kanıtladığımı duyamadan öleceksin!- önce kumaş pantolonuma uzan ve saçlarının arasında kaybettiğim çocukluğumu çıkarmama izin ver.- aptal herif! sözleri hep kendin için kullandın.- anne!! anne!! sen misin??- hastasın sen.- siyah çizmelerine bulaşmak istiyorum. seviş benimle! bacaklarının arasında ne olduğunu gerçekten merak ediyorum. yemin ederim seviştiğimizi kimseye söylemeyeceğim. sensin değil mi karina?o anda tetiği çekti. üzerime bir sinek geldiğini gördüm. meğer kurşunmuş. yere yığıldım. kare desenli bir elbise giyinmiş olan, boyu 1.65'i geçmeyen ve soyadı karina olan bir kadın tarafından ebediyete gönderildim. yığıldığım yer, hep istediğim yerdi; babamın parasıyla satın aldığım bir villanın beyaz tüyleri olan halısı... bir kadın yüzünden halı kanıma bulandı. annem görse, cesedimi bir kenara atıp halıyı temizlerdi. babam görse, bana yeni bir villa satın alırdı. oysa sadece karina gördü ama o da çekip gitti ve godard'ın vücudunu tercih etti. godard'ı hep kıskandım. o hep benden daha iyi filmler çekti. o hep daha güzel kadınlarla yattı. o hep gerektiğinde kadınlardan yakasını sıyırmayı bildi. oysa ben, bir taşra kentinde ve karlar kaplamışken her yanı, ölmeden önce son bir kez, bir kadının yarım kalan içkisini bitirmeye çalışıyorum. ölüyorum!
mia wallace karakterinde tarantino ya ilham perisi olmuş güzeller güzeli oyuncu ,yönetmen ,model
le petit soldat'da bir sahnede gülümser ve siz donup kalırsınız.. tek başına 'güzel' sıfatı, bu kadın için çok yetersiz kalır.
1968 paris'inde yaşayan bir sinefil olan jacques günün birinde çifte tazminat kahvesi'nde anna karina'yla karşılaşır. eski sevgilimin saçını siyaha boyadığı zamanlara çok benzeyen bu güzel kadın o vakitler godard'la evliliğinin sonuna yaklaşmaktadır. jacques kafede anna'yı durmadan taciz eder. konuşmaya, heyecanla hayranlığını ifade etmeye çalışır. anna oralı olmaz, hatta bu tuhaf yabancı onu irkiltir. oflar puflar ve sonunda dayanamayıp "beyefendi, beni rahatsız ediyorsunuz" der.jacques cevaplar: "siz beni 10 yıldır rahatsız ediyorsunuz."çn: hayranlık kurumuna hayranım.
güzelliğine, saatlerce bakılsa doyulamayacak bir kadın..
sadece gozlerin, kelimeler olmadan ne kadar cok sey anlatabilecegini ispatlayan kadindir.
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |