annie hall

cnbc e nin dün* yayınladığı woody allen filmi.edit: ne var bunda kötülenecek kardeşim, bot musun?

woody allen'ın en iyisi. 'high fidelity' filminin atası. filmden aklımda kalan diyaloglar. kadın: hiç penis kıskançlığı diye birşey duydun mu?erkek: deli misin, bu konuda acı çeken birkaç erkekten biriyim... 1.kadın: bu restoranın yemekleri iğrenç!2.kadın: üstelik porsiyonları da az... gag: new york ünivertsitesinden atıldım. çünkü metafizik dersinin finalinde, yanımda oturan adamın ruhuna bakarak kopya çektim. adam kadına: senin analistine güveniyorum. çünkü onu benim analistim önerdi.

woody allen'ın bir numaralı filmi. kadın sorununu önce iyice düğümler, sonra çözer, sonra tekrar düğümler. bu filmi izleyen herkes artık süren ya da onu ufukta bekleyen ilişkisine farklı bir gözle bakar.

woody allen, birçok filminde olduğu gibi annie hall'da da dolaylı olarak obsesif bir entellektüel olan kendisiyle ilişki kurmanın ne kadar zor olduğuna işaret eder. buluşma yerine geç kalan sevgilisini, filmin 2 dakikası kaçtı diye sinemaya sokmaz ve kendine göre tutarlı bir açıklaması vardır: "filmi baştan sona izlemek istiyorum." kadın savunmaya geçer: "ilk iki dakikada ancak yazılar geçmiştir". "evet", der w.a. "yazıları kaçırdım". beraber başka bir filme girmek üzere gişede kuyruğa girerler. tam arkalarında adamın biri sinema üzerine entellektüel birikimini kusmaktadır ve woody allen saçma sapan tespitler yapan bu adama dayanamaz. sonunda (filmde birçok "gerçeküstü" canlandırma vardır) üzerinde adamın atıp tuttuğu yazarı olay yerine getirir, adamla yüzleştirir ve "yazdıklarımdan hiçbir şey anlamamışsın" dedirtir.

filmin en etkileyici ve woody allen'ın hayat görüşünü özetleyen sözleri, şunlardır (w.a., kendisine "neden bana hep ölüm hakkında kitaplar alıyorsun?", diye soran annie hall'a cevaben söylemiştir) : "insanlar iki farklı statüde doğarlar. 'horrible' ve 'miserable'.. horrible statüsüne dahil olanlar; sakatlar, doğuştan körler sağırlar ve bütün engellilerdir. peki miserable'a dahil olanlar? onlar da geriye kalanlardır. yani sen, miserable statüsünde doğduğun için kendini şanslı saymalısın.."

"entellektüel adamın mutlu ilişkisi olmaz", "akıllı adam zor adam" gibi şahane (ve pesimist) tespitleri olan woody -en nihayetinde- elbette haklı çıkar. la-dee-da efekti ile başlayan, tek heceli ve kardeş ünlemlerle hız alan diyaloglar git gide sonu gelmez "dedin/demedim", "ne demek istedin?" temalı şebnem ferah*'a havale geçirtecek ayarda diyaloglara, ardından monologlara dönüşür. en son yatakta yan yana yatıp tavanı seyretmektedirler. annie joint içmeden havaya bile girememektedir. alvy'nin "kendini geliştir, birşeyler yap" söylemi annie'nin gidip profesörü ile yatması ile sonuçlanır. (kadınlara birşeyin çok koyduğunu böyle anlarız)kadın-erkek ilişkisi üzerine çekilmiş filmlerin içinde gelmiş geçmiş en başarılılarından biri olduğunu her fırsatta kanıtlar annie hall. bu film için woody'nin diane keaton ile olan ilişkisinden yola çıktığını söylemeye gerek var mı? (diane keaton'ı hala muhabbetle anmaktadır, unutulmaz addetmektedir. annie hall olan kadından aşağısı beklenmezdi)

özellikle son sahnelerini düşündüğümde mükemmel bir romantik komedi diyesim var bu film için fakat romantik komedi dendiğinde akla kıçıkırık meg ryan filmleri geldiğinden böyle bir nitelemeye dilim varmıyor. böylesi dahiyane bir eseri bi dolu basit, zevksiz, klişelere boğulmuş filmle aynı kategori içinde anmak abes geliyor, hazin geliyor.

1977 oscar odullerinde star wars'in onune gecerek oscar'i kazanmistir(bkz: oscar odulleri ve arada kaynayanlar)

woody allen filmografisinde bir dönüm noktası olan film. zira sonraki filmlerinden birinde annie hall öncesi filmler kastedilerek early funny ones denmiştir. bu filmle birlikte yönetmen şehir insanı ve gündelik çelişkiler mevzuularına eğilmiştir. bi daha da doğrulmamıştır. öğretmenlerime ve arkadaşlarıma teşekkür ederim. evet.

woody allen her zaman samimidir ya da samimi görünür ama bu filmde herşey dozundadır gerçekten iliklere kadar işler.

--- spoiler ---filmin basinda, sinemanin onunde annie hall'u bekleyen alvi, imza isteyen 2 tane muhtemelen italyan asilli serseri adamdan kacmak ister ama tabiki beceremez.. daha sonra oraya gelen annie'ye (bkz: diane keaton) "where've you been, i had to deal with the godfather crew here" gibisinden bisey soyler.. (keaton'in da aslinda ayni crew'dan olduguna bir gonderme) filmin en ozel yanlarindan birisi de woody allen'in sokakta o anda yuruyen insanlarla olan bitenleri tartismasidir.. daha da onemlisi yuruyenler olaylarin hepsinden haberdardir.. annie'yle kavga ettikleri bi sahneden sonra, her zamanki gibi iliskileri kafasinda tartisan alvi, yolda karsidan gelen bi cifte sorar.. "you two seem like a nice couple.. i mean how do you do that, how do you get along??" kadin: "well actually, i have no ideas about anything, have nothing to say"adam: "so do i"alvi: "well that's great"--- spoiler ---

woody allen kişisinin filmlerinde baş sıralarda olan bi filmdir bu..zeki dialoglarıyla aptal yapar adamı.cnbce vericek yine izlicez işallah.

christopher walken ve shelley duvall'ın yardımcı rollerde bulunduğu; beverly d'angelo,sigourney weaver, jeff goldblum gibi henüz ünlenmemiş oyuncuların da göründüğü woody allen klasiği. alvy'nin annie'yi götürdüğü soykırım belgeseli**tam 260 dk uzunluktadır. ilk gittikleri ama kapıdan döndükleri film ise bergman'ın ansikte mot ansiktesi*. ayrıyeten the misfits, la grande illusion v.b gibi pek çok film ya görünür ya adı geçer. a roller coaster named desire, anhedonia ve it had to be jew filmin diğer isimleri.

sinema bigün ölürken, hayati gözlerinin önünden bir film seridi gibi geçerse, karelerin birinde mutlaka woody allen-diane keaton ikilisi de bulunacak, buna hiç süphe yok. ve bu kare mutlaka annie hall'dan olacak. woody allen'in, hayatina diane keaton gibi bir kadinin girisini tedirginlik ve süphe içinde ama yine de büyük bir mutlulukla karsiladigini ve bu dualizmin sanatina da birebir aksettigini gösteriyor bu film. gordon willis sagolsun, öyle büyük bir akicilikla ilerliyor ve allen gerçek dehasini öyle gösteriyor ki tam bir magnum opus, belki de yapilmis en iyi romantik komedi. keaton hayatindan çiktiktan sonra mia farrow dönemindeki filmlerin travmatik ambiyansini tatmis izleyici bilir, bir daha böyle bir denge yakalanmamistir. neredeyse her sahnesi anlamli, nerdeyse the godfather kadar. okul hayatina yapilan dönüs, mcluhan'in görünüsü, çiçegi burnunda sevgililerin parktakilere yakistirmalari, eski sevgililere bakis, aile ziyareti, allen'in yoldan geçenlerle konusmalari, istakozlu sahne, istakozlu fotograflarin sonradan duvarda görünüsleri, annie'nin yatakten kalkan ruhu, çarpisan arabalar flashback'i ve yapilmis en hüzünlü finallerden biri, herbiri ayri güzeldir. su nokta da pek önemlidir: annie'nin alvy'i örümcek için çagirdigi gece ona ihtiyaç duyup sarilisi pek bi romantikken, sondaki özette anilarin o puslu havasinin neredeyse o anin kendisinden bile daha önemli oldugu hissedilir. çok iyi filmdir, çook.

bir erkeğin kadının eğitiminde oynadığı rolü, ve farklı entelektüel bir boyuta geldiğinde nasıl onu elinden kaçırdığını konu alır*. görsel ve duysal üretim merkezi los angeles hakkındaki beyanatı da yerlere yatırmıştır: "[los angeles] is clean because they don't throw away their garbage, they turn 'em into television shows". alvy'nin anti-semitizm paranoyası hakkında arkadaşıyla yaptığı muhabbet de kesinlikle duyumlanmalıdır. çok şey var valla bu filmde.

woody allen'in inceden inceye kaliforniyadaki kisir kulturel hayata ve orta amerikadaki huzurlu ama sikici ve icten ice kafayi yedirten aile yapisina dokundurdugu film. asagidaki diyalog da buna bir ornektir. (script'ten direk alintidir)duane i tell you this because, as an artist, i think you'll understand. sometimes when i'm driving ... on the road at night... i see two headlights coming toward me. fast. i have this sudden impulse to turn the wheel quickly, head-on into the oncoming car. i can anticipate the explosion. the sound of shattering glass. the ... flames rising out of the flowing gasoline.alvy (reacting and clearing his throat) right. tsch, well, i have to-i have t-o go now, duane, because i-i'm due back on the planet earth.bundan bir iki sahne sonra beraber yaptiklari araba yolculugunda alvy'nin yuz ifadesi kopartir.

unutulmayacak bir sahne olarak.berbat espriler yapan komedyenin suratina aptal bir gülüsle bakan alvy aklindan "this guy is pathetic!" der.

araya serpiştirilmiş durum komiklikleri içeren film (ör. kokainin üzerine hapşırmak). ya "illa bunları da yapacam" dedi vudi bey ya da o kadar dolu diyalogları seyircinin sindirmesi, iki gram nefes alması için ekledi

genel olarak kadin erkek iliskileri alvy singer canli istakozlari tutmaya calisirken annie hall un cektigi fotograflarda ozetlenebilir bu filmde. orumcek gorup ayrilmis oldugu alvy i evine cagiran annie nin olayi ise apayridir, o kravat takabilir misal ancak orumcekle basedemez. ama biteni bitirmeyi bilir, o ayri.annie bir de catal kasik gurultusu arasinda cok kirilgan bir it had to be you soyler.

tekrar izleyince coupling'e baya bi esin kaynağı olduğunu farkettiğim film.özellikle mr. subtitle konseptinin bu filmden çıktığını düşünmekteyim. tüm woody allen filmleri gibi hayran bırakıyor kendine, o ayrı...

"beni üye yapan bir klube asla üye olmam" w.a.(gibi bi şeydi )

senaryosu woody allen ve marshall brickman tarafından yazılmış, 1977 yapımı muhteşem woody allen filmi.daha filmin ilk sahnesinde woody allen tarafından anlatılan şu anekdotla dagılmanız mümkündür: "i would never wanna belong to any club that would have someone like me for a member. that's the key joke of my adult life in terms of my relationships with women."sonrasında ise taze caz şarkıcısı annie hall* ile sarsak, takıntılı ve nevrotik komedyen alvy singer*'ı tanıdıkça film güzelleşir de güzelleşir. kopartıcı komiklikte sahneleri ve leziz diyalogları vardır. woody allen'ın bir partide kokainleri hunhar bir hapşırıkla dagıttıgı sahne, orijinal senaryoda yoktur ancak sette bu olay gerçekleştiginde herkes o kadar gülmüştür ki, bu sahneyi filme koymadan edememişlerdir.bir de şöyle bişi var, ama neden yazıyorum bilinmez: diane keaton'ın gerçek adı "diane hall" imiş ve lakabı da "annie" imiş. (bkz: peki bu bilgi gercek hayatta ne isime yarayacak)madem öle, bir de çok işe yarayacak bir bilgi vereyim, altın degerinde hem de.http://www.awesomefilm.com/script/anniehall.txt

gerçek hayatta warren beatty'e düşen rolün filmde paul simon'a verilmiş olması neyi gösterir, ben bilemem.

--- spoiler ---adamın biri doktoruna gider ve "doktor, kardeşim fıttırdı, kendini tavuk sanıyor." der. doktor da: "getirseydiniz ya, tedavi ederdim." der. adam da şöyle der: "evet ama doktor, yumurtaları çok işime yarıyor."galiba ben de insan ilişkilerinde aynı şeyi hissediyorum. akıldışı, mantıksız, hatta saçma olduklarını bilseniz de sürdürmeye çalışıyorsunuz. çünkü hepimizin yumurtalara ihtiyacı var.--- spoiler ---w. allen, finalde bu hikayeyi anlatır ve kadın - erkek ilişkilerini baz alarak ve aslında hayatın geneline dair şahane bir tespit yapar.

luis bunuelin son nefesim isimli kitabında anlattığına göre marshall mc luhanın rolü, ilk önce woody allen tarafından bunuele önerilmiştir. fakat bunuel birçok sebepten dolayı bu daveti kabul edememiştir. daha sonra filmi izlediğinde de marshall mc luhan ile çekilen sahneyi özellikle beğenmediğini ve annie hallun kötü bir film olduğunu itiraf etmiştir (halt etmişsin luis!).

vudi elin in olgunluk doneminin baslangici kabul edilen 1977 yapimi eser.annie hall da vudi elin kendi korkularini, rahatsizliklarini ve basrolu paylastigi ve o donem sevgilisi olan diane keaton ile yasadiklarini aktarmis, film icinde film, realite icinde realite yakalamistir.kurgusu, anlatimi, gorsel anlatimi essizdir, delice taklit edilmistir.dialoglar, replikler ise muthistir.en sevdigim ornegi vereyim."...- i thought of that old joke, y'know, the, this, this guy goes to a psychiatrist and says, "doc, uh, my brother's crazy. he thinks he's a chicken." and, uh, the doctor says, "well, why don't you turn him in?" and the guy says, "i would, but i need the eggs." well, i guess that's pretty much how i feel about relationships. y'know, they're totally irrational and crazy and absurd and, but, uh, i guess we keep going through it because, uh, most of us need the eggs..."me too alvy, me too

aslen cinayet temali bir film olmasi gereken bu filmde cinayeti nereye koyacagini bilemeyen vudi elin(aslinda sinemaya gittikleri gec kaldiklari anda olaylar gelisyor ama) bundan cinayet filmi olmaz diyerek manhattan murder mystery de ancak kafasindaki filmi cekebilmistir.ayrica filmde ingmar bergman a tribute da bulunulur.

annie hall - alvy, you're incapable of enjoying life, you know that? i mean you're like new york city. you're just this person. you're like this island unto yourself.

annie hall un los angeles i sevmesi uzerine la hakkinda - alvy singer: i don't want to move to a city where the only cultural advantage is being able to make a right turn on a red light.alvy singer: sun is bad for you. everything our parents said was good is bad. sun, milk, red meat... college.

alvy ve new york üzerine:alvy: i think you're pretty lucky i came along. annie: oh, really? well, la-de-da!alvy: la-de-da. if i-if anyone had ever told me that i would be taking out a girl who used expressions like "la-de-da"...annie: oh, that's right. that you really like those new york girls. alvy: well, no... not just, not only.annie: oh, i'd say so. you married-

nevrotik, komedyen ve new york'lu alvy singer, nevrotik ama komedyen olmayan ve la hayranı annie hall'a aşık olur, olaylar gelisir. biz de ilk tanışmalarından itibaren ilişkilerine tanıklık ederiz.alvy ve annie annie'nin dairesindeki terasta annie'nin büyükannesinin yahudilerden pek hoşlanmadığı üzerine rahatsızlık verici bir konuşma yaşamışlar ve kasılıp kalmışlardır. (alvy tabii ki yahudidir) alvy bir süre daha kasıldıktan sonra duvardaki fotoğrafları görür, "so, did you do shoot the photographs in there or what?" der. annie cevap verir, ama tam o sırada kafa sesi de (parantez içindekiler) ekrana yansır:annie: yeah, yeah, i sorta dabble around, you know (i dabble? listen to me-what a jerk!)alvy: they're.. they're.. they're wonderful, you know. they have.. they have, uh.. a.. a quality.(you are a great-looking girl)annie: well, i-i-i would-i would like to take a serious photography course soon. (he probably thinks i'm a yo-yo)alvy: photography's interesting, 'cause, you know, it's-it's a new art form, and a, uh, a set of aesthetic criteria have not emerged yet. (i wonder what she looks like naked?)annie: aesthetic criteria? you mean, whether it's, uh, good photo or not? (i'm not smart enough for him. hang in there)alvy: the-the medium enters in as a condition of the art form itself. that's-(i don't know what i'm saying-she senses i'm shallow)annie: well, well, i.. to me-i.. i mean, it's-it's-it's all instinctive, you know. i mean, i just try to uh, feel it, you know? i try to get a sense of it and not think about it so much.(god, i hope he doesn't turn out to be a shmuck like the others)alvy: still, still we- you need a set of aesthetic guide lines to put it in social perspective, i think.(christ, i sound like fm radio. relax)görürüz ki woody allen süper bir senaryo yazarı ve yönetmendir. ayrıca "urban" life denen mevzuyu, şehirli ve hatta entellektüel olmayı bu derece iyi kavrayan ve bu kadar iyi yansıtan ilk akla gelen isim woody allen olmalıdır, bir de bunu görürüz.

mutsuz ilişkilerin adamı alvy singer mutlu çift fenomenini çözmeye çalışmaktadır:alvy singer: here, you look like a very happy couple, um, are you?stranger: yeah.alvy singer: yeah? so, so, how do you account for it?stranger: uh, i'm very shallow and empty and i have no ideas and nothing interesting to say.stranger: and i'm exactly the same way.alvy singer: i see! wow! that's very interesting. so you've managed to work out something?

annie hall'un isminin orjinali, "mutluluğa erişememe" anlamına gelmeye müsait olan, "anhedonia" kelimesinden gelmektedir dersem de, diyeyim, nebliym böyle yerleşmiş aklımıza.

"love is too weak a word for what i feel -- i luuurve you, you know, i loave you, i luff you, two f's, yes i have to invent, of course i -- i do, don't you think i do? "

"annie hall: so i told her about, about the family and about my feelings towards men and about my relationship with my brother. and then she mentioned penis envy. do you know about that? alvy singer: me? i'm, i'm one of the few males who suffers from that. "

"having sex with you is a kafkaesque experience" lafina hasta olunulan film.

filmi izledikten sonra tadı damağınızda kalır.tekrar tekrar izlenebilitesi vardır ve izlenmelidir de.her seferinde woody allen'ın dahiyane kelimelerine ve zekasına hayran kalınır.bi arapsaçı kıvamına gelen sorunlar göreceli bi hal alır.

"i forgot my mantra" diyen bir jeff goldblum da gorebilirsiniz bu filmde eger dikkatli izlerseniz. ama sadece 2 saniyeligine.

woody allen'in kameraya fikra anlatmasiyla baslar. aslinda fikra kara mizah ornegidir ve allen "iste ben hayat hakkinda boyle hissediyorum" diye baglar. adama hayran oldum ben bu filmi izledikten sonra. cok gozlemci, cok akilli.

woody allen in kendini aştığı,ilişkilerdeki çıkmazların kaynağını çok iyi ortaya koyduğu,1977 yılında en iyi yönetmen oscar ını aldığı başyapıtı..

tüm çiftler arasında -nedense- sanki bir kural imişçesine geçen "öyle dedin" "hayır demedim ben öyle birşey böyle dedim ben" "delirtme öyle dedin işte" tandanslı diyalogların şahı bir diyaloğu barındırması ve diyaloğun gelişimi şaşkınlığa sürükleyecek, arkasından kahkahalar attıracak, hatta hemen "bak sen de yapıyorsun" "esas sen de böyle yapıyorsun" diye başka polemiklere sürüklettirecek derecede başarılıdır. annie psikiyatristten gelmiş, mutfakta aldığı ıvır zıvırı kaldırırken alvy'e randevusunun nasıl geçtiğini anlatıyordur, "haftada 5 gün gel dedi" dedikten sonra devam eder:annie: the only question is, will it change my wife?alvy: will it change your wife?annie: will it change my life?alvy: yeah, but you said, "will it change my wife"!annie: no, i didn't. (burda gülüyor) i said, "will it change my life," alvy.alvy: you said, "will it change..." wife. will it change...annie: (artık çileden çıkıyor*, bağırıyor) life. i said, "life."bu noktada alvy kameraya döner, seyirciyle muhatap olarak kendine yandaş arar:alvy: she said, "will it change my wife." you heard that because you were there so i'm not crazy.gerçek hayatta da "ah keşke şöyle kameraya dönsem de sorsam seyirciye demiş misin dememiş misin" denen durumlar, bunu dileyen insanlar olmaz mı? (olur) "bana olmuyor" mu dedin "doğrudur" mu dedin ikilemine takılınır ama hayat bir film olsa da o derece kamera aksiyon müdahalemiz yazık ki yoktur. olsa bazı sahneleri kırk kere, elli kere, binbeşyüz kere izlerdik dedirtir. sonraki sahneye geçilir.

dört oscar almış bu film. ama bilin bakalım n'olmuş? allen hollywood'a her zaman soğuk olduğu için ödül törenine katılmamış. 1978 yapımı manhattan filminde ise annie hall'un kurgusunu sürdüyor ve bir kaç kadın arasında olmasına rağmen gerçek tatmini bulamayan bir tv yönetmenini canlandırıyor. annie hall'da ise tv komedyeni idi filmin kahramanı.

annie hall =%60 when harry met sally+ %38 eternal sunshine of the spotless mind+%2 somethings gotta giveedit: bu formülü , filmi izlerken zaman zaman aklıma gelen filmlerin * filmle çokça ortak noktası olduğunu düşündüğüm için hazırladım. yani bence annie hall yukarıdaki filmlerin bazı öğelerini içerisinde barındıran bir filmdir. yoksa ilk çekilen annie hall dur yanlış anlaşılma olmaması açısından..

annie hall gercek midir yoksa diane keaton mı?yoksa her ikisi birden guzel birer yanilsama, ruya midir; uzerine dusundugum zaman isin icinden cikamadagim karakterdir.tum nevrotikligi, kinayeleri, ironik hali ise onu muhtesem yapar gozumde.

küçükken "any hole" diye algiladiğim ve vudi elın'ı sapık sandığım filmdir.

filmin ismi konusunda da çeşitli rivayetler sözkonusudur ..diane keaton nun gençlik soyisminin hall olduğu ,lisedeyken lakabınınsa annie olduğu söylenir.annie hall woody allen aşkı sonucunda da bu film ortaya çıkmıştır ,woody allen sevgilisi için film çekmiştir de diyebiliriz . bi diğer durumsa filmin asıl isminin anhedonia olduğudur,filmin cıkmasına 3 hafta kala isim annie hall olarak değiştirilmiştir.

woody allen'den harika bir filmdir.. kanimca.. allen yasadiklarini anlatmis, iliskilerini, cocuklugunu, zaaflarini ve tabii ki annie hall'u.. --- spoiler ---bir anlamda annie hall'u yaratan, ona cesaret veren alvy'dir.. fakat annie, kabugunu kirdigi vakit alvy'yi terk etmistir..--- spoiler ---kisisel not: kendi karakterimi dusununce, acaip bir sekilde alvy'yle benzestigimi fark ettim.. hadi hayirlisi..

alip arsivde bir numaraya yerlestirilesi bir filmdir, arada acip acip izlenesi ve iliskiler ve ironi uzerine derin bir nefes almamizi saglayacak bir filmdir.

"beni üye yapmak isteyen bir klübe neden üye olayım ki" ana fikriyle, kendimi sevmiyorum ki beni seven birini seveyim diyen, woody ellen ın gerçek yaşamından bir kesit sunan çok zeki ve eğlenceli diyaloglara sahip film.

(bkz: beni kabul edecek bir klube uye olmak istemem)

woddy allen'ın match point de dahil olmak üzere şimdiye yaptığı filmler içinde en iyisi.

bu filmde, ot içmediği zaman uçan* ve bedeniyle ruhu arasında alvy'nin engel olamadığı bir boşluk oluşan annie hall ile kokaini içme ! yöntemi sıradışı olan alvy'nin küçük bedenini dengeleyen kaşları göze kaçan toz gibidir.

Rasgele

+ kedi isimleri
+ vucut isisi
+ stephanie seymour
+ ercument vural
+ negation
+ cnguru
+ efe raki
+ absu
+ siyasetci pozlari ve bu pozlarin anlattiklari
+ masaj
+ orhan muhendisi
+ testas
+ yavvrunuzun sayfasi
+ anlamsiz tosbaga
+ bik bik etmek
+ yeter be mucahit ettiniz beni
+ samatya anarat haygatyun ermeni katolik kilisesi
+ bulent ortacgil
+ kizil sacli hatun olarak ferrari
+ dogal sayilar

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam