|
|
memleket insanının "kullanmıyor da olsa yararlı ama bir o kadar da prestij getirici olduğunu bildiği şeyleri yakınında tutma" eğiliminin üstüne yaslanmış ve de yeşermiş , boy atmış promosyon savaşı türü. adı geçen eğilim, bezle örtülü elektronik cihazlarda da görülebilir.
cumhuriyet gazetesi de "biz her gun sadece gazete veririz." diye girmisti olaya.
(bkz: cengiz çandar)
sari basin karti ve matbaa sahibi ust duzey yetkililerin, kamuoyunun toplu seluloz ihtiyacini en iyi kendilerinin karsilayabilecegini sanmalari uzerine patlak vermis bir medya muharebesi
sabah gazetesinin verdigi, adi aklimda olmayan ansiklopedinin en yogun elestirilen özelligi, kabiydi."camur gibi sivama boya"yla kaplamislardi bu ansiklopedileri, okuyucuya saygi kavrami tam oturmamisti o zamanlar zira.
bokunu cikaran sabah gazetesi olmustur, bir gun beles bir cilt verdi ve o gun olay koptu gitti. ne oldu? turk halki gitti bufelerini cilt cilt gereksi bilgi kaynagi ile doldurdu, okunmayacak ansiklopediler baska islerde kullanildi. manken ozentisi kenar mahalle kizlarimiz bunlari baslarinda tasidilar, cocuklar illa ki seks maddesine baktilar kacamak kacamak. hesapta kultur promosyonu yaptilar ama asil amac baska idi.
bi zamanlar hurriyet, milliyet, sabah gibi gazetelerin ansiklopedi dagitiyoruz diye sidik yarisina donusturdukleri olay. bilgiye susamis halka hizmet gotureyim diye baslayan olay, sonradan sekilcilige donusmus, ve bu gazeteler birbirlerine senin hamurun kotu, benimki kuse kagit diye bok atmaya baslamislardir. iyice cigrindan cikan olay ayni anda hem meydan larus, hem temel britanika hem de hayat ansiklopedisini besyuz kuponluk mega kupon arti 30 kupona veriyoruz gibi sacmaliklarla zirveye cikmis, araya da millete araba verme vaadini de sikistirarak son noktasina gelmistir.
konuyla ilgili şöyle bir reklam vardı:bekçi mırtaza* boş boş ve üzüntülü olarak ekrana bakar, derinlerden gelen bir ses "nerde kaldın mırtaza" diye sorardı. müjdat gezen de "10. ciltte kaldım kosmerim derdi."
90larin basinda turk basininin onde gelen gazeteleri arasinda patlak veren promosyon savasi. bu ilginç olayı hatırlayalım bakalım: oteden beridir milliyet gazetesi binbir cesit kitabi kupon karsiligi okurlarina dagitmaktaydi. boyle bir promosyon yapma kaygisi guden hurriyet gazetesi*"temel britannica" adli ansiklopediyi okurlarina dagitmaya basladi. bu ataga tepki olarak milliyet "memo larousse" verecegini acikladi. altta kalamayan sabah gazetesi "meydan larousse" vermeye basladi. bunlarin kuponlari ultraydi, megaydi diye devam ederken ikinci atak milliyet gazetesinin verecegini acikladigi "buyuk larousse"la oldu(cunku o siralar sabah gazetesi tam bir cingene kasimpasali edasiyla milliyet'in memo larousse'larina bok atiyordu). bu atagi huriyet "ana britannica"yi verecegini aciklayarak karsiladi. bunun uzerine sabah "grolier americana"yi vermeye basladi. bu ataga tepki milliyet'in verecegi "thema/dictionnarie/junior larousse" ucu bir arada seti oldu. sonra hurriyet "gelisim hachette"i yayinladi felan boyle yilan hikayesi seklinde gelisti olaylar(ansiklopedi savaslari uc yildan fazla surmustur). boyle dagitilan bilmemkac cilt ansiklopedi, tutumlu turk halki tarafindan ozenle toplandi, evdeki kutuphanelerin en mutena yerlerine yerlestirildi. sonra zannimca pek az kisi acip okudu, cogu turk dizisinde evdeki kutuphanelere dekor olarak gozuktu(hala daha rastlarim), neticede turk halki bu muthis kultur devriminden pek nasibini alamadi. bir baska ilginc nokta, bir tanidigimiz "turkiye gene iyi, italya'da bunlar deterjan, sabun felan dagitiyorlar" demisti de inanamamistim. sonradan aslan turk basini italya'nin altinda kalamayacagini gosterip binbir cesit ev urunu de dagitti. gene de bu ilginç olayin guzel bir yani bana thema larousse ve junior larousse gibi iki harikulade ansiklopediyi armagan etmesidir.
sonuçta, her ne olursa olsun, ekonomik durumu ansiklopedi almaya müsait olmayan vatandaşın veya kahvede vereceği çay parasını "siktiğimin kağıdı"na yatırmaktan şiddetle imtina eden öküz evladının evine bu ansiklopodiler girmiştir... dolayısı ile bu arkadaşların çocukları promosyondan fayda sağlamıştır. kaliteleri kötüdür, saman kağıdına basılmış ve yarak kürek sıvama bir cildi vardır, falandır filandır, o ayrı. o ansiklopediler, öyle ya da böyle- yıllarca dayanmıştır, hatta ufak tefek arızaları görmezden gelinirse bu günlere kadar gelmiştir ve internet olmasa hala kullanılacaktır, o da apayrı.
(bkz: temel britannica/3)
vatan gazetesi'nin ana britannica'nın 2004 versiyonunu fasiküller halinde dağıtmaya başlamasıyla tekrar alevlenecek olan olay. zira şimdiden "fasikül yok, 440 gün sürmeyecek, 12 ocak'ı bekleyin" şeklinde imzasız bir reklam ekranlarda yerini almıştır. dolayısıyla 12 ocak 2004 yeni ansiklopedi savaşlarının başlangıcı olacaktır. tabii ki koşullar 90'lı yıllardan farklı olduğundan savaşın aynı şiddette yaşanması pek mümkün değildir.
en çarpığından olsa da görüntü olarak bir kültürel devrim günleriydi o zamanlar..vakt-i zamanında karneyle ekmek alan,tuz ve gaz için kuyruğa giren insanlar artık ellerindeki super,mega ve ultra kuponlarıyla ansiklopedilerini almak için gazete bayiilerinin önünde uzun kuyruklar oluşturmaktaydı..ansiklopediler sıra sıra alındı,oturma odasının en görünür yerine itinayla yerleştirilip evin kültürel imajı sağlamlaştırıldı..öyle ki kapakları açılmasa dahi varlıkları gizli bir güç veriyordu ev ahalisine.1 ay eve kapanıp sadece ansiklopedi okumak eylemini gerçekleştiren bir genç nesile önayak oldu mu bilinmez ama gerekli gereksiz bir dünya bilgi girdi evlerin oturma odalarına..peki ya kafalara ?
buna ek olarak (bkz: kuran ı kerim savaşları)
bu savaşların tarihi 1970lerin sonu 80lerin başına kadar gider. herşey; milliyet çocuk ve tercüman çocuk dergileri arasındaki rekabet ile başlamıştı diye hatırlıyorum. milliyet çocuk hayvanlar dünyası ansiklopedisi; tercüman çocuk ise, ülkeler ansiklopedisi, uzay ansiklopedisi, keşifler ansiklopedisi ve padişahlar ansiklopedisi vermişti. bunlar, dergilerin orta sayfasında fasikül fasükül yayınlanırdı. nasıl bir sabırla biriktirilir de soluğu ciltçide alırdık bilemiyorum. bir de cilt kapaklarını fasiküller bitince ayrıca satıyorlardı diye kalmış aklımda...
bu savaşlar sırasında bazı gazeteler "şu dandik gazetenin dandik ansiklopedisinin ilk iki cildini getirin, size bizim mis gibi ansiklopedimizin ilk cildini verelim" gibi bir olaya bile girmişlerdi.
türk promosyon tarihi diye bir ders açılacak olursa* müfredata dahil edilmesi gereken olay.
onceleri kapı kapı dolaşarak satılmaya calışılan evladınız icin kacırılmaz kultur hazinesi adı altında evdeki kutuphanelerde yerini alan sonradan her gazetenin fasikul fasikul basıp cogaltarak dagıtan sonrasında ise ilerleyen teknoloji ile evlerde pc ler girerek internete taşınan su andada cd rom lara basılarak ceşitli pazarlama teknikleri ile devam eden hededir
dvd-rom cagini yasadigimiz su gunlerden bakildiginda ne kadar geri kalmis oldugumuzu suratimiza carpan huzunlu gunlerdir onlar......fransizin, ingilizin aydinlanma caginda * olusturdugu ansiklopedi kavramiyla turk halki ilk defa tanisiyordu. biz okuyup adam olamadik bari cocuklar okusun kulturlu olsun ortak dusuncesiyle koca koca adamlar kupon kuyrugunda bekliyordu. simdi bakiyorum o zaman aldigimiz ansiklopedileri evde koyacak yer yok. bu devirde ansiklopedi bir cd'ye, dvd'ye sigiyor zaten. internet denen birsey var. eksi sozluk var. kim fasikul fasikul ansiklopedi karistiracak? herseyde oldugumuz gibi bunda da yine yuzyil gec kalmistik. elin adami biz daha kuponlari tamamlayamadan internet denen kiyamet alametini icat etmis idi.
bunlarin firlatmasi cok zor oldugundan, ansiklopedi savaşlari bubi tuzaklari alaninda ismini duyurmuştur. kapi girişlerine, tavanlara, dolaplarin ustune yerleştirilen ansiklopediler, acilma ya da tetikleme mekanizmalari sayesinde duşmanin uzerine cullanmaktadir. ozellikle meydan larousse'larin kalinlik ustunlugu, onlara bir zamanin en tehlikeli ansiklopedileri unvanini kazandirmiştir. leon'un, bicaktan sonra, duşmaninin en yakinina sokulup kullandigi ikinci kendinden gecirme silahidir.(bkz: kafaya vurmak icin kullanilan sert cisimler)
90lı yılların başlarında sabah, hürriyet ve milliyet gazeteleri arasında yaşanan promosyon savaşı. iş, rakip gazetelerin verdiği ansiklopedilere bok atmaya, bu ansiklopedilerin gerçek(?) olmadığı yönünde haberler yapmaya kadar varmıştı.
"allahsız ansiklopedi" deyimiyle hafızamda yer eden savaş.
"el kadar çocuk ansiklopedisi veriyo bunlar" diye birbirine bok atmayı son raddeye taşıyan,manasız gazeteler arası meydan muharebesidir.
bu savaslarin doruk noktasini teskil eden bir reklam vardir. soyle ki. baba-ogul karsilikli olarak hasbihal etmekte, ansiklopedilerden bahsetmektedirler. ogul, babasinin ansiklopedilerinin eskidigindne dem vurur. en son kavga mi ederler, ne yaparlar hatirlamiyorum, ama en sonunda tartisma aktorlerden birinin masada duran "modasi gecmis" ansiklopedi setini elinin tersiyle itip yerine yenilerini yerlestirmesiyle son bulur.
cinsel bilgiler ansiklopedisiyle olayin degisik boyutlarda yasandigi savas
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |