arizona dream

fish doesnt think because fish knows everything.. olayi diosunus da..asil olay kaplumbagalrin olayidir..

ilk izledigim an tüm karakterlerine ayri ayri hayran oldugum, ama ozellikle grace e taptigim, 1254689 kere izlesem sıkılmayacagım emir kusturica filmi.

muzikleri ile de dikkati cheken film

emir kusturica tarzının cok da dışında olmadıgını düşündügüm tek başına izlenmesi gereken yoksa derin geyiklere konu olan hafif eglenceli hafif bogucu film.ucan balıklar en akılda kalan sahneler

aşk bu kadar tehlikeli bir şey mi?akordiyon bu kadar güzel bir alet miydi?ölümün şarkısı bu kadar mı ölüm kokar?uçma isteği bu kadar mı uç noktalarda olabilir?....gibi sorular sordurtan bugüne kadar izlediğim en güzel film kendisi.

askı ve ask ugruna yapılanları müthiş biçimde acıklamış bir filmdir;"erkek,güzel bir kadın kendisine bakınca protein üretir.ve eger kadın gözlerini erkege dikmeye devam ederse ölümcül seviyede protein üretilir.bunun bir damlası bir gergedanı iki saniyede öldürmeye yeter."işte bu protein fazlasıyla kimi uçak yapmaya kalkıyor,kimi dağları deliyor.arizona dream bol proteinli günler diler...

film muzikleri bir film muziginin getirebilecegi en canli sahneleri getiren film-----spoiler----death'i her dinlemede grace'in intahat sahnesi bastan yasanir

izlemek icin cok gec kaldigim, benim aklim nerdeydi diye düsünmeme sebep olmus , hem bu kadar iyi hem de bu kadar kötü hissettirebilen, kaplumbagalara ilk kez farklı gözle bakmamı saglayan film.

emir kusturica nın tarzından cok farklı olmasına ragmen, düskırıklıgına ugratmayan hatta kusturica yı daha da cok sevdiren,müzikleriyle büyüleyen,insani hayallere ve bunlarin gerceklesebilecegine inandıran,tüm karakterlerinin ayri bir sevilesi oldugu, kopuk film.

django reinhardt'in daha yerinde ve guzel kullanılamayacagı,her seferinde uzaklasma istegi doguran film.

en bi sahane, en bi cuk oturmus muziklere sahip film.

kanimca grace gercekten kaplumbaga olmustur ve ruhu sonsuza dek yasayacaktir. gunluk hayatta fark edemiyor olabiliriz ama her gun grace'in yasadiklarini yasiyoruz aslinda, her birimiz sudaki baliklardan baska birsey degiliz. bu film bunu bize gosterdigi icin minnettariz. -suyunuz bol olsun!

eskimolarla başlayıp balonla devam eden müthiş surreal film. insana hicbirseyin tesaduf olmadıgını hissettirir ve asla bir muz çorapla kendini asmamayı da ögretir.

the fish doesn't speak, the fish is mute because the fish knows everything...

mucizeler kacinilmazdir. -kucukken hep ucmak isterdim, fakat bunu hickimseye soylemedim.eger ucmak istedigini soylersen onlar seni dusurmeye calisirlar.

--- spoiler ---grace: iki yanlış bir doğru etmez.axel: ya ikimiz doğruysak ve diğer herkes yanlışsa?grace ölmedi, akordeonlu bir kaplumbağa olarak geri döndü dünyasına. kırmızı ruju, elmacık kemiklerinden yardım alarak beynimize kazıdığı mimikleriyle aramızda dolanmakta. söz verdiği gibi yani.--- spoiler ---hepimizin içindeki acı çekme, acı verme, arayış, kaybetme korkusu. emir kusturica, johnny depp, faye dunaway , bir de lili taylor. kaçma isteği uyandıran, bazı bünyelerde alerjik etkilere de yol açabilen yapıt. sakınan yanlış yolda.

dream with the fishes ile birlikte en sevdiğim filmler arasında en üst sırada yer alan film.

her izleyişimde -ki iki gecede üç kere izlemişliğim de var- "evet bu sefer başlıyorum akordeon çalışmaya" diyip de çabuk pes ettiğim, inanılmaz film.

müzikleri için (bkz: goran bregoviç)

ayrıca filmde vincent gallo'nun (bkz: north by north west) taklidi de görülmeye değerdir.

oyunda değil, oyunu kazanmak kumarı tek çözümse eğer*, seçilmiş yolu, tüm kurallarını yakıp hile götürmeyen tek kumarın*, kendini sermek addetmelidir insan sıraladığı tetiklerin karşısına. tabi, kısa devre yaptırmayı da ihmal etmeden aklına bir ara.. ya kumar ölmelidir bu durumda ya karşı duran kumara.. çünkü, imkansız gibi bir şeydir, çok zordur, hatta manasızdır, başka türlü kapanmaz o dava.axel de grace de, birbirleri için, birbirlerinden geçip kumara karşı oynamışlardır aslında. sanırım ikisi de kazanmıştır.. sadece grace kaplumbağa olmuştur filmin sonunda.(bkz: rus ruleti)

"if you wanna know someone you should know his dreams" gibi bi cumlenin gectigi,biter bitmez bi daha bi daha izlenesi film...

kaplumbaga sevgisini korukleyen film.

düşlerin insan hayatındaki önemini ve değerini en başarılı şekilde işleyen, hayat denen çıkmazda ne yapmakta olduğunuzu ve ne yapmak istediğinizi bir kez daha hatırlatan, istediğinizi yapıyor olsanız da her şeyin saniyeler içerisinde yitebileceğini kafaya dank ettiren, izlerken lili taylor'a aşık olmamanın çok zor olduğu, dünyanın en güzel intihar girişimi ve intihar sahnesini en uygun müzikle sunan nefis film . . . bir defa izledikten sonra özleyip tekrar izleme isteği doğuran ender filmlerden . . . tüm filmlerin üstüne koyuyorum, aynen lithium her zaman dünyanın en güzel şarkısı olacağı gibi, bu da dünyanın en güzel filmi olacak, bence . . . ha, bu arada: aşkın bundan daha tehlikeli olduğu da görüldü; {iki}sinden sadece biri tarafınca görülmüş/görülmekte olsa da . . . hayat ve gerçek deneyimler tüm filmlerden daha etkili ve acıdır . . . önemli olan bakmak istemektir . . .

kusturica'nın filmlerinde çingene görmeye ve onların müziklerini duymaya alışmış olsam gerek ki bu filmi izleyince biraz hayal kırıklığına uğradım. fakat değişmeyen hüzün teması ve bregovic müzikleri yine kusturica'dan izler taşıyor.

elinde akordeonu, ağzında sigarasıyla grace.ha bi de yatağın üzerindeki kaplumbağalar.yani, akıl* enn delinin elinde.

arizona dream'in senaryosu, david atkins'in california universitesi'ndeki bitirme projesiymis*

her sahnesinde gizli bi anlam taşıyor gibi, her izleyişte farklı detayları fark edip daha iyi anlıyorsun adamın "hayal"ini, gerçeğini.. mükemmel kurguyu..periyodik aralıklarla seyretmek, bazı sahnelerde durup görüntüyü hafızaya kazımak, müzikleri kulağa yapıştırmak, bazı cümleleri 3-4 kez dinlemek, bir yerlere not etmek falan gerek. vakumlanmalı bu film, kabuğu soyulmadan yenmeli, suyu çıkarılıp içilmeli. sürekli hayatımın sağ alt köşesinde oynamasını isterdim.

baliklari cok sevmeden ote gok yuzune dusmek kadar surreal bir olusumda baliklar ucar filmde. hatta balik filmin icinde ilerleyen baska bir hikayenin filmin hikayesine goz kirpmasi, filmin dusu, huznu ve mizahidir. filmde ic ice gecip katlanmis coraplar gibi iki hikaye ayni anda ilerler. eskimonun balikla hikayesi derken baligin hikayenin atar damarlarinda ucusmasi ve sonunda johnny depp, ve jerry lewis birer eskimo olup ayni balik hakkinda konusmasi filmin hikayelerinden biridir ve diyeri filmin geri kalan kismidir.

bu film, dünya sinemasına bir selam gönderme, bir hesaplaşma olarak da izlenebilir, sanırım. örneğin tabak içinde de rüzgar gibi geçti'nin oyuncuları yer almaktadır.

fantastik kurgunun hüzünle birleştirilip bir güzel harmanlandigi emir kusturica filmi.soundtackleri,replikleri izledikten sonra insanin kafasinda yer eder.favorilerim arasında diyebilirim.

"amerikan ruyasi aslinda ucabilme istegi gibi bi sey"gibilerinden ironik bi mesaj veren yuce film

büyük beklentilerle,güzel bir yol hikayesi izleyeceğim umuduyla izlediğim ancak sonuçta beni hayal kırıklığına uğratan johnny depp'in en toy hallerinden birini görebileceğiniz film

bir rus yazar şöyle demiş:kitabın ilk yarısında bir silah görürsenikinci yarısında patlayacağından emin olabilirsin(arizona dream)

ülkemizde "balık kavağa çıkınca" adıyla gösterime girmişti.

(bkz: fish doesn t think because fish knows everything)

abd'de (bir zamanlar?) yasak olduğu için amerikalılar bu filmin adını dahi bilmiyorlardı

bir sinema klasiğidir. "ne işi var çölde balığın" sözü bu filmi değilse de onu izleyip izleyip yerinde sayan halkımı yeterince anlatır.

izledigim en vurucu filmdi.simdiye kadar onlarca kez izledim her izleyisimde daha onceden farketmedigim seyler goruyorum. benim merak ettigim; her ayrıntı gercekten bu kadar anlamlı mı? yoksa benim anlam yuklemem icin mi bu kadar ayrıntı var? ha bide grace ve axel'in rus ruleti sahnesinde silahın icinde bir mermi varken altı kere bos patlama durumu var.acaba bununda bi anlamı mı var? n'olur bi anlamı olsun bunun yonetmrin bi hatası oldugunu dusunmek istemiyorum.

(bkz: #679600)

--- spoiler ---grace' in silahı ateşlemeden önceki son bakışını dimağdan silemezsiniz.--- spoiler ---olağan üstü bir yapıt.

başta balığın iki yanında birer tane olmak suretiyle iki gözü vardır. fakat zaman geçip balık olgunlaştıkça bu iki göz birleşir tek bir gözden bakabilicek duruma gelir balık. televizyonda gösterilmesine (bütün bencilliğimle) sinir olduğum film. en güzel film.

yonetmenin cingeneler zamani, ak kedi kara kedi ve hatta underground gibi filmlerinden tarz bakimindan pek bi ayrilik gosteren, benim sevemedigim ama ne de olsa emir kusturica filmidir diyerek saygida kusur etmeyecegim, soundrackini de dinlenebilir olarak tavsiye edecegim guzide film.

(bkz: the arrowtooth waltz)

(bkz: in the death car)

(bkz: california dreaming)

--- spoiler ---yağmur yağıyorsa ve geceyse insanın içinde grace'in (bkz: lili taylor) intihar sahnesini izleyip ağlama isteği uyandıran film.--- spoiler ---

sürrealizmin, eşsiz foreshadowing ve grotesk (karakter: özellikle grace) örneklerinin insanı binbir parçaya ayırdığı film. kanımca edebiyat fakültelerinde ders olarak okutulmalı. sadece müzikleri için bile defalarca izlenmeye değer.

izlediğimde benzeri bir metamorfozu tamamlamaya aday bir yaştaydım. uzun süre kendime gelemedim. bir nevi takılıp kalan bir depresyona sebep olabilir. izleyecekleri uyarırım

kusturica'nin diger eserlerine oranla oldukca igreti ve yapay duran ve bence ona pek yakismayan bir film. kubrick bir balkan filmi cekse, ne olur idi ise, kusturica bir amerikan filmi cektiginde o olmus. birakalim herkes kendi yöresinin sarkisini söylesin, amerikan aksanli hic bir balkan sarkisini dinlemeyecegim gibi, yugoslav rockundan da hic hazetmem. ne meksikali müzik grubu balkan bandocularinin yerini tutabiliyor, ne de bu filmin bitisi, cingeneler zamaninininkinin... birinde duygu var, yasanmislik ve gercekci bir yakicilik var, öbüründe arizona cölünde ölü gözleriyle dolasan fantastik baliklar. o baliklari da, hic üstünde düsünmeden, yakalayip yerler balkan diyarinda, benden söylemesi...

grace: two wrongs dont make a right..axel: but what if we are two rights and everyone else is wrong?

geçmişinden çıkamayanların, hayallerini hayata tutunmanın en önemli sebebi olarak görenlerin ve ''eğer böyle öleceksem, hemen yarın öleyim'' diyenlerin filmi.

sahip olan birinin torrent haline getirip paylasmasini cani gonulden istedigim,bir tane calismayan torrenti harici hicbirsekilde internette bulamadigim,en sevdigim film.

insanı bittikten sonra bir hoş eden tatlı film..soundtracki de filmin kendisi kadar başarılıdır.uçma tutkusunu,bir su hayvanatına dönüşme isteğini insanın derinliklerine işler..

filmin ilk yarısında grace'in üvey annesinin doğum gününde intihar edeceğini söylediği film.

etkileyici film..bessame muço şarkısıyla rakı içirebilecek film..etkisinin geçmesi için rakı gerekiyor da..

tarihte seyredildikten sonra akilda kalcak filmler arasina girmiştir kanımca...cok fazla kuşku ve kaybedenlik kokuyor bence,rahatsız edici degildir ama!tek bir kelime gerekirse eger uzatmaya yer vermemek içinmukemmel diyebiliriz

genel olarak atmosferinde agir bir huzun barindiran film.

basrolde olmasa da,vincent gallonun sinema perdesi önünde olsun, oyunculuk yarismasinda olsun, filmin her yerinde olsun, karakterini bu kadar iyi tasiyabilmesinin atlanmamasi gerekli. daha sonra faye dunaway ucakla üstüne gelirken, vincent gallo'nun da böylece, rüyasini biraz olsun gerceklestirdigine tanik oluyouz. zaten bu sirada faye dunaway de rüyasini gerceklestirmekte..

yönetmenliğini emir kusturica nın yaptığı ve başrollerinde johnny depp, jerry lewis, faye dunaway, lili taylor ve vincent gallo gibi isimleri gördüğümüz, absürt yönünü komik ve eğlenceli bi şekilde sunarken, hüzünlü bir ifadeyle derin* mesajlar vermeyi de ihmal etmeyip, yönetmenine berlin* de gümüş ayı ve jüri özel ödülü kazandırmış 93 yapımı film.ayrıca sanki biraz tim burton filmlerinin havasını da almadım değil sanki...

arabaları üst üste koyup, aya ulaştıran film.

kusturica,"madem amerika'ya geldim amerikan sinemasına bol bol selam göndereyim" demiş,filmi north by northwest (atlamayın hitchcock ingiliz olabilir ama film hollywood'dur), the godfather part 2 ve raging bull 'dan bölümlerle bezemiş fakat sürrealiteden pek az ödün vermiştir.sinematografı,ekürisi vilko filac olmasına rağmen dom za vesanje ve underground kadar uçuk görüntü mevcut değildir.masa,balık,sandalye,ambulans, her şey uçar.faye dunaway bile.vincent gallo'nun sinemadaki raging bull suflajı,johhny depp'i andığı esprisi,evet bunlar hoşluklardır.başka başka (bkz: eskimo) , (bkz: çehov)

beyaz elbise,beyaz şapka,beyaz çanta ve bir tabancanın yanyana gelince ne kadar tehlikeli olduğunu gösteren film

filmin çoğunun geçtiği ev garip bir şekilde stalker'i anımsatmış, sonra da faye dunaway'in canlandırdığı karakterin bayan stalker olduğunu farkedip kıllanmıştım

ankara'da izledigim ilk film olmasi nedeniyle benim icin ayri da bir anlami olan, daha sonra ankara'da izledigim her film sonunda sanki onun hatirasina ihanet ediyormusum gibi hastalikli bir his uyandiran asmis film.

vincent gallo'yu quentin tarantino'nun gençliği sandığım film.. cd kapağına bakmak aklıma gelmemiş.. ama hareketleri ve ses tonuyla çok benzediği kesin..

ergenlikte izlendiginde ruh uzerinde derin izler bırakan bir yapıt bu. ruha ruh oldugunu hatırlatan, titreten bir sey. sadece etkileyici degil aynı zamanda etkin bir film de. etkisi gecmiyor cunku. (bkz: this is a film)

ilk izleyiste oylesine gecip giden, sonraki her izleyisimde beni benden alan, degisik ruh durumlarinda degisik etkiler yaratan film...hele o baligin arada bir kivrila kivrila ucmasi..ve tabii lili taylor...

bu film senaryosunun bir kısmında andrei platonov'un chevengur isimli romanından esinlenildiği düşünülüyor. filmde geçen "fish doesn't think because fish knows everything" - "balık düşünmez, çünkü o herşeyi bilir" sözünün, bu romanda balıkçının oğluna söylediği şu sözlerden geldiği sanılmakta: "insan anlamsızdır(nonsense). şimdi balığı düşünelim. balık yaşam ile ölüm arasında durur. onun için suratı ifadesizdir. balık herşeyi bilir."

filmin can alici alintilarindan biri:ama bana elmayla bisiklet arasındaki farkı anlatan birini okumanın ne anlamı var?bisikleti ısırır, elmaya binersem, farkı anlarım.fakat ne yapacağımı düşünmek, beni yapmaktan daha çok yoruyordu.babamın bir zamanlar şöyle dediğini hatırlarım:eğer birisinin ruhuna bakmak istersen,sana hayallerini göstermesini istemelisinböylece, senden daha beter bok içindeyüzenlere karşı merhametin olur.

bulundukları mekana, ruhlarının sığamadığı dar geldiği kahramanlardan oluşan bir masal.

abartilmis bir film. hadi on sene once neyse de su anda da boyle yerlere goklere sigdirilamayisini anlamak zor.

gerceklesmeyen cok ucuk bir intihar seneryosunu daha icinde barindiran harika film.votka dolu bir kuvete girilir,televizyonda north by northwest filmi izlenmeye baslanir,ucak sahnesi basladiginda televizton kuvete atilir.

insanın bu zamana kadar niye seyretmemişim diye kendi kendine kızmasına neden olan,kesinlikle bir kere izleyip kenara atılamayan,insanı lili taylor'a aşık eden film.--- spoiler ---ayrıca dur paul'ün north by northwest'teki uçak sahnesini canlandırışını bir kere daha izleyeyim,aman dur grace'in intihar sahnesine de bakayım derken bir bakıyorsunuz oturup tamamını izlemişsiniz.--- spoiler ---

cesaretin son halkası olan film.akıllara durugnluk veren intihar senaryolarından,uçuk hayallerden,bir erkeğin bir kadına yaranabilmek sevgisini kanıtlayabilmek için bıkmadan usanmadan uçak yapmaya kalkışından,balıklardan,kaplumbagalardan,akordeondan kopup gelen bir kere izlenmesi yetmeyecek olan film.filmin gorunmez kahramanı ise vincent gallo dur kanımca.emir kustarica nın insan psikolojisinin dehlizerine yolculuk yaptığı filmdir ayrica.grace in alex i kontrol altına almak,şaşkına cevirmek icin yaptıgı numaralar hayranlık uyandırıcıdır.rus ruleti oynadıkları sahnede saskınlıktan cenem 5 parmak aşağı düştü mubalağasız.

arizona dream bir ruyadir, ruyanin filmidir ya da ruya gibi bir filmdir.

ikinci yarısını sabredip izleyemediğim film, o kısımda coştuysa film bilemem ama hic umut vaadetmiyordu.

önce soundtrack albümünü satın aldığım 8 sene sonra da filmini izlediğim,sıradan yapıt.pek te bişey kaybetmediğimi anladım 8 sene sonra.

this is a film about a man and a fishthis is a film about dramatic relationship between a man and a fish.the man stands between life and death.the man thinks.the horse thinks.the sheep thinks.the cow thinks.the dog thinks.the fish doesn't think.the fish is mute.expressionless.the fish doesn't think,because the fish knowseverything.the fish knowseverything......

har la başlayıp ika yla bitmiş filmdir. yaydığı garip bir hava var. ondan olsa gerek balıklı malıklı bir çay ya da beyazlar içinde bir kaplumbağa düşünmek ya da hepsi bir yana böyle tuhaf cümleler kurarak etkisinden kaybolmak istemiyorsunuz. ama bu bir rüya. uyuyup uyandığınızda bitmiş oluyor çoktan.

edgar allan poe 'nun "bir düşün içinde düşmü gördüğümüz yoksa göründüğümüz" sözü axel'i anlatmak için en doğru tanımdır bence...

film, filmde ucan sey gibi, balon.ucuz ve basit bir iki laf uzerine sacma orneklemelerle gidilmis bir film.

üşüten film.

hayalgücünün filmi bu film. ve her zaman en sevdiğim filmler arasında olacak. hastasıyım vesselam.

7 sene once ilk izledigimde hayallerimden sarhos, karakterlerin buruklugunu yeterince idrak edememis, pazar sabahi akordeon sesleriyle* uyaninca iyiden iyiye mistisizm doldurusuna gelmistim.--- spoiler ---oysa icinde yuzdugumuz hayallerin hicbir zaman gerceklesmeyecegini, bu nedenle mutlu olmanin hayalgucumuzun sinirlarina bagli oldugunu anlatan, mukemmeliyetci endise hastalarini bir nebze rahatlatan bir film. acinasi haldeki insanlarin acinasi hayallerine tutunup uctuklari bir dusler dunyasinda geciyor. daha da acinasi olan ise bu insanlarin mutlu olmalari. ornegin kontrol manyagi grace bu dusler dunyasina uyum saglayamadigi icin kaciyor oradan. yasli ve kacik annesi ise mutlulugu doyasiya yasiyor*.--- spoiler ---insani boyle yalanci bir komaya sokuyor iste. 'o dunyada olsam ben ne yapardim? kim olurdum?' dedirtiyor. sonsuz olasiliklar diyari. ama bugun dunyamizda hayalgucumuze sinir cizmeden yasayamiyoruz ne yazik ki. bu nedenle hayalleri kurumuslar, aska inanmayanlar icin sacmasapan balik lesi.hala umutlarinin pesinde kosan kopek yavrulari icinse onlari ucurmaya hazir bir balik.balik ve kaplumbagalarin serefine... ben de eskimo olmak istiyorum.

sudan cikmis arizona collerine dusmus bir baligin ruyasidir. tabir edilir ki baliklar herseyi bildigi icin dusunmezler. insan ise hicbirsey bilmedigi her seyi ogrendigi icin cok dusunur. bu sebeple en buyuk dusunurler insanlardan cikar.ogreniriz ki insanlar ve yaptiklari ucmaz, kuslar ucar. insan ve yaptigi havalanir. ibret aliriz ki biraz hava versen butun balonlar manhattan'a gelir ve orada patlar. patlamadan onceki hayatin mi ruyaydi yoksa su anda mi ruyadasin bilemezsin ama intihar etmezsen yasayarak ogrenme olasiligin var.her seyi ta bastan bilen baligin huzurunu kiskanirsin.

arizona dream var ya die dillere pelesenk olmuş lakin gel zaman git zaman nihayet elime geçmiş ve sukutu hayale uğratmış bir filmdir. peki bu entry nedir sorusuna cevap üç isimdir:jerry lewis,faye dunaway veeeeee vincent gallo. diğer iki oyuncunun hem hatırları hemde filmdeki performansları bir yana bir gallo vakası vardır. bir karakter bu kadar yarmış yardırmış olur. kafayı raging bull la bozmuş verandada kendinden geçmiş halde yatarken adeta kabus yada humma geçirircesine -did you fuck mywife die inlemeleri insanda derman, mecel bırakmayıp filmi tekrar tekrar geriye sararken kaçıncı kez izlediğinizi sayamaz hale gelirsiniz.

güzel bir kusturica filmi.--- spoiler ---bildiğiniz gibi arizona dream bir amca oğul zıtlaşmasından çok iki karşı kutupun biçimsel özelliklerine vurgu yapıyor ilk yarım saatte; bu nokta da hayal gücüyle mantığın karşılaşması var. depp'in karakteri amcasındaki egzantrik detayları sadece bilinçüstünün baskısı hafiflediğinde görebiliyor. kuzeninin uçukluğu amcayla-yeğen arasındaki asıl denge aslında. yüksek hayal gücünün çocuğu olarak büyük şehirde yaşama pratiğinin çuvalladığı her saniyede özgürlükle iltibatlanan imgeler musallat oluyor zihnine. balık yakalanıyor, balon patlıyor, vs... zamanla amcasından değilde kendini şartladığı biçimden nefret ettiğini anlıyor. kaplumbağaların görüntülendiği planlarda ki aşırılık, karakterin geçmişte yakın olduğu imgeleri değerlendirirken objektif olamadığının göstergesi. kendi çocukluğu, geçmişi bir tür dördüncü kişilik olarak filmde yer bulmakta. ama biz genellikle ilk depp'i izliyoruz; çocuk depp'in aklından geçenler başka karakterlerin şimdiki depp'le olan ilişkisinde ki olağandışılıklarda ortaya çıkmakta.--- spoiler ---

(bkz: fish doesn t think because fish knows everything)

emiyr kustiristza* nın tarzından "mekan" dışında taviz vermediği filmidir bu film . çingenelerle dolu, kalabalık oyuncu kadrolu, harala gürele içeren neşe fışkırtan bi sinematografi bir tarz değildir. bunlar bir tercihtir, ve senariste aittir. ben 30 kişiyle anlatacağım bi hikayeyi temadan ve konudan kopmadan 5 kişiye de uyarlayabilirim 100 kişiye de.. ama bu bi tarz yaratmaz dediğim gibi..alt kümelerden birinde yer alır bu tercih .. emir kusturica bu filmini her zamanki ekibiyle (görüntü yönetimi ve montaj) cekmiş. diğer filmlerindeki gibi bu filmindede olağanüstülükler, mucizelerle başbaşa bırakmış bizi. bir sınır eyaletinde çekilmiş film, haliyle farklı kültrlerin biraradalığı mevcut , ve en önemlisi karakterlerdeki tuhaflık ve aşırılık bu filminde de çook vurgulu. widescreen kompozisyon çalışmış, yani amerikan standartları dışında , her zaman yaptığı gibi.. adamın filmi piyasaya sürülmedi amerikada uzunluğundan dolayı, kısaltıp öyle sürdüler piyasaya .. daha ne diyim , arizona dream emir kusturica nın en olgun ve kendini aştığı (bir yabancı yönetmenin amerikalı oyunculara tam olarak ne istediğini ifade etmesi güçtür heralde, ve tabi kendini oyunculara kabul ettirene kadar yaşadıkları ) filmidir . oyuncuların harikulade oyununa baktığımızda kusturica nın koçluk yeteneğini pekala farkederiz. karakterler çok iyi çizilmiştir bu filmde. misal bi paul ledger (vincent gallo) kimliği oluşmamış, halen bukalemunluk yapan ve işini de bu eğilimi nedeniyle kovalayan çok yönlü bi karakterdir. daha gelişmemiştir hala çocuktur, ve çocuk olduğunun farkında değildir, muhtemelen olmayacaktır da. aynı şekilde axel blackmar... büyüdüğünü sanan ve filmin sonunda daha yeni büyüdüğünü farkeden çocuk.. amcasının sözünü hatırlar "büyümek için bir fırtına atlatmalısın" kabilinden bi şey .. ve filmin sonundaki blackmar ile başındaki blackmar çok farklıdır. blackmar artık öyle zırt pırt hayal görmeyecektir. o evre bitmiştir, ve o güzel evreye biz bu filmde şahit oluruz. axel blackmar ın hayatının en renkli ve acı günlerine hem de onun gördüğü, kusturica nın perdeye yansıttığı şekliyle.. (böyle de güçlüdür bu karakter)* --- spoiler ---elaine stalker 45 yaşında bi genç kızdır bu filmde. hala hayalleri olan ve hayallerine o yaşına kadar ulaşamamadığı için çıldırma aşamasına gelen .. elaine stalker için iş işten geçmiştir artık.. axel onun son umududur ve muhtemelen o da intihar edecektir, ama mutlu bi ölüm olucaktır zira hayallerine ulaşmıştır artık .. grace stalker fiilmin en aklı başında karakteridir belki de. sigara içer, akordeon çalar kaplumbağa besler, çalışır, iş güç sahibidir . yani hayat onu ele gecirmiş , hayallerine zaman kalmamıştır . ve zengindir aynı zamanda. bu ağırlığı kim olsa kaldıramaz, ama belki de hayatının en mutlu anında (aşık olduğunu anladığında) intihar eder, zirvede bırakır yani kendini. artık gülen bi kaplumbağa olarak hayata dönebilecektir. --- spoiler ---akıl almaz trickler mevcuttur filmde. misal, kamera yerine masa döner bi sahnede.. çatı camından bakarak iki kat aşağı ineriz . "it s fucking raining" (vincent gallo) loop u vardır bi yerde. hayrete düşürmüştür beni . ( doğumgününde elaine in eşeğe vurduğu plan,) bi çok sinamatografik ekleme/güzellik vardır, "sıkıcı" olmaması için çok farklı kamera hareketleri, renkler kullanılmıştır filmde, anlamasa da insan sırf izlese takılır kalır yani.paul ledger ın ölmek istediği usül ( votka dolu küvette north by northwets izlerken , en sevdiği sahnede tv yi küvete almak ,otuz beş yaşında ) de yine muhteşem bi johnny depp performansı izlediğimiz fear and loathing in las vegas ta kanlı canlı mevcuttur . tv yerine radyo gecer, north by nortwest yerine white rabbit ve elbette benicio del toro . ve o sahne o filmin unutulmayan sahnelerinden biridir örneğin . bu da demek oluyo ki arizona dream deki ayrıntılara dikkat edildiği vakit filmden aldıınız tat kat be kat artar, artıcaktır. filmin ilk ismi de american dreamers tar bu arada . 142 dakkadır fakat biz bi çok kesilmiş sahneli versiyonunu izleriz. örneğin bi çıkartılan sahnede axel millie (polonyalı hatun) ile evlenmekte paul leger da ünlü bi film yıldızı olmuştur. dvd sinde mevcuttur, izleyebilisüğüz.

Rasgele

+ iyi uykular
+ basliklari alt alta okumak
+ onay bekleyen 10 bin kisi hakkinda
+ sira numarasi alma ritueli
+ harry houdini
+ fred durst
+ fahiman edgu
+ hatti mudafa
+ simsegin surekli cakmasi
+ kapuska com
+ eski sevgilinin arkasindan konusmak
+ uterus
+ peugeot 146
+ filip daems
+ diskmag
+ pat riley
+ akdogan
+ tanya wo bist du
+ angst essen seele auf
+ grup yorum dinleyen ulkucu modeli

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam