barselona

istiklale benzeyen las ramblas,gaudinin muhtesem parki ve la sagrada familia gorulesi yerler ama genel olarak halkida kendide pis bir sehir..

taksiciye"excuse me, we would like to go "meak deanilts", how far is it?" sorusunu sordugunuzda cevap alamadiginiz ve bir iki kere heceledikten sonra bir kagida yazmak suretiyle dayiya derdinizi anlatmaya calisirken "ohhh i see "mah donal"" cevabini alarak sinir krizleri gecirme olasiliginizin bayagi yuksek oldugu, buna ragmen guzel sehir...

catalunya meydanindan ilerleyen caddelerden birine girerseniz otel,pansiyon ya da hostel bulma olasiliginizin gayet yuksek oldugu ki burasi sehrin ta meydani,pek pahali olmayan,gece abuk ispanyol insaninin pekcoksuperyuksek sesle konusmasi sayesinde noluyo lan be diye uyandiran,meydanda ya da bilimum parkta 'koko,estazi,elesdi' diye dolanan karapipili adamlardan marijuana benzerlerini edinebilceniz ardindan 'always keep it in your hand,ok man,enjoy your night man,be careful man.' ogutlerini dinlettiren,zevkli,sagrada familiali,military museumlu,teleferikli,madridten daha bi cok begendigim sehir.

kareye yakin izgara planli bir sehir. her kose pahlanmistir, kesisim noktalari meydansi olsun niyetine.

her kösesinde tarih ve hüzün kokan sehir. kozmopolit yapısı, tarihi gecmisi ve las ramblas'ı ile istanbul'a benzetilir.gotik yapıları,sagra de la familia,gaudi'nin eserleri,museo picasso,nou camp stadı gezilesi yerlerdir.insaları sıcakkanlıdır ve katalandır kesinlikle ispanyol değildirler. limanında her daim harika yatlar ve cruiselargörebilirsiniz.

hem canlı hem sakin olabilen, orta avrupadan farklı olarak insani da sıcak olan katalan sehri.oralilar sehrin cok kalabalik oldugunu soyluyor ama,istanbul gibi bir kesmekesden oraya gidince cennet gibi geliyor.

renkten ve gencten yana zengin, en durgun olmasi beklenilen zamanda bile fokurdayan kisin bir nevi light istanbul. yazin agir bir bodrum olabilir, ben korkarim.funiculari, teleferigi, plajlari, parki, 2022'de artik yuh be nagmeleriyle tamamlanmasi beklenen controversial katedral kompleksi (termite yuvasi) -dur hele hepten bir gaudisi diyorum-, adettendir irili ufakli muzeleri, dev stadyumu ve nihayetinde kopekbaligi bol akvaryumu dahi olan; her sokagindan supriz tapas barlar firlayan, simdi acilen yasanilacak, motorsikletle turlanacak, sangriayla yudumlanacak, kutusuyla bir hamlede yutulacak modernism lokumu. afiyet olsun.yalniz kadin sakinleri mullet'in geri donusunu fazla ciddiye almislar. orda dikkat diyor, casa battlo'dan bir rahat durmayan celtic taraflarlarina el salliyorum.

gezmeye doyamadıgım şehir.

ağustosun ortasında sokakların sarı yapraklarla kaplanmış olmasına anlam veremediğim yer.

sokakta mendil satanların, bul karayı al parayı oynatanların, kavga edenlerin fink attığı şehir. fena halde çirkef kokmaktadır ayrıca. akşamları zevkli meydanlarında müzik yapıp dans edenler oluyor. ama bir kere yetiyor adama. metrosu da sallıyor zaten.

hakkinda konusulanlari ve yazilanlari okuduktan sonra acaba ben baska bir yere mi gittim de cok buyuk hayal kirikligina ugradim dedirten sehir. guzellikleri cok sinirli olan, hemen herseyin ates pahasi oldugu bir akdeniz sehri. ispanyollarin en onemli turistik mekanlarindan birisi olan bu sehri gordukten sonra neden turizmde yavas yavas ispanyanin tahtina goz diktigimizi cok daha iyi anlamama sebep olmustur. bu sehri gordukten sonra turkiyenin turistik yerleri gozumde cennet statusune girmistir. guzelliklerinin hakkini vermek gerekirse, kapali carsiya benzeyen ve iceride meyve ve balik satilan pazar, la rambla caddesini soyleyebilirim. butun guidelarda tavsiye edilen port olimpic de yemek yemeyi ise asla tavsiye etmiyorum. barselona - roma veya floransa hatta en dogu veya en guney italya arasinda secim yapmak zorunda olanlara italya diyorum. ama almanyayla kiyaslanacaksa almanyanin en kral yeri olacagina barselona olsun demek lazim.

(bkz: sabadelle)

katalanların başkenti denebilir rahatlıkla; barcelonada yapılan olimpiyat oyunlarında tabelalar vs ilk olarak katalanca yazılmış, ikinci dil olarak ingilizce kullanılmış ve ispanyolca üçüncü sıradaymış...tabii bir de canimiz cigerimiz (bkz: fc barcelona)

chok gusel sehir, nefis yer, tarih yasiyo, binalar super!

dunya kupası mekanı

kızların motorsikletle dolaştığı, hertarafa parkedilen bu motorların, "ne hırsızlığı, senin malın benim malım" mesajını veerdiği, anneanne babaannelerin bile güzel hoş insanlar olduğu yeşillik huzur ve refahla bütünleşmiş kent.

jean nouvel'in yeni eseri torre agbar'ın plaza de las glòries'in baş ucunda bulunduğu şehir.

cok az ingilizce konusan yerlinin bulundugu, tarihiligin icine nufuz etmis gunluk hayat miktari ile istanbulu cok animsatan, insanin o tarihiligin o otantikligin icinde* kendisini gercekten orada yasadigina inandirmakta cok zorluk cektigi, ilk 2 gununde enfes sehir.

ispanya'nın en güzel ve en çok ingilizce konuşan insana ve türk turiste rastlanılabilecek şehri

bütün akdeniz havzasının en gelişmiş kenti ve ayrıca en güzeli

bu hafta formula 1in yapılacağı şehir.

çok güzel ve bütün büyük şehirler gibi kaybolmanın an meselesi olduğu kaotik bir mekan. bir de eskaza buranın insanlarına "ispanyol" derseniz (haşa) koşarak uzaklaşın. büyük harflerle katalan onlar. her fırsatta belli ediyorlar, hatta kuşkunuz kalmasın diye hararetle üzerinde duruyorlar. gaudi'nin mimari şaheserleri (bkz: sagrada familia) ve hatta neucamp stadı var.

şu gunlerde finanin dunya yuzme şampiyonasinin yapildigi nadide katalan şehri.

kuzey otobüs terminalinin havaalanının içinde olan, iner inmez kontuarlara koşabileceğiniz şehir.

katalanların başkenti. futbol takımının forması katalanlar için bayraklarından sonraki en kutsal şey olduğundan forma reklamları yoktur. taraftar baskısı yüzünden forma reklamı alamayan diğer bir takım athletic bilbao

madridlilerin halkından hoşlanmadığı şehir

duyunca direk aklima borgialar gelen şehir..onlarin mekani

1 senedir yasadigim yer. sokakta pek ingilizce konusana, ve hemen hemen hic bi turke rastlanilmayan sehir. dunyanin en iyi popolu kizlarini barindiran sehir.

bir vakitler gidip gitmeme konusunda mazhar fuat ozkan'in tereddut yasadigi sehir: " - why do we go to barcelona?.."

gidenler icin surpriz bir mekani da bonus olarak yasatan sehir.(bkz: bagdad cafe)

barselonalıların hepsi katalan olduunu sööler, benim gözümde ha katalan ha ispanyol.... tribün ortamında barça dendii de hepimizin maalumudur...

az biraz ispanyolca bilip, bir de en az benim kadar sersem olanlar barcelona'ya ilk varista sasiracaklar. kapilardaki cekiniz/itiniz yazilarindan yon levhalarina hersey "bir hos" cunku. "ispanya'daki lehce meksika'dakinden farkli biliyorum da, bu kadar mi farkliymis? ya da ben ispanyolcayi fena unutmusum yaziklar olsun!" ve "yok canim, fransaya yakin diye fransizca yazmislar herhalde?" arasinda gidip gelinen bir sureden sonra aslinda ispanya'ya degil katalonya'ya gelmis oldugunuzu, bu ispanyolca-fransizca kirmasi dilin de katalanca oldugunu anliyorsunuz. milliyet cocuk yillarimdan kafama takili kalmis bir sehir barcelona, simsek santrafor kai castell'in nou camp'i dolduran taraftarlari "barca, barca" (barsa diye okunuyor, tahmin edildigi uzere katalanca) diye costurdugu bordo lacivert sehri. sehrin kendi bayragi beyaz zemin uzerine kirmizi hac, katalonya'nin bayragi yatay 5 sari, 4 kirmizi cizgi'den olusuyor: fc barcelona'nin armasinin ust kisminda gordugumuz uzere. sehir her turlu turistik arayisa cevap verebilecek kapasitede. sanatseverler museu de picasso'da picasso'nun cocuklugunda buldugu herseyin uzerine yaptigi ya da kafasina vurula vurula yapmak zorunda birakildigi resimlerden, las meninas serisine uzanan evrelerini, fundacio joan miro'da katalanlarin gururu miro'nun kuslar, kadinlar ve yildizlar etrafinda gelisen surrealist renk cumbuslerini, ve fundacio tapies'de tapiesin eline gecen herseyden tablo yapma merakini izleyebilirsiniz. ayrica museum of contemporary art of barcelona (masba) ve center of contemporary culture of barcelona (cccb)'da ilginc sergiler bulabilirsiniz. yanyana olan bu iki binaya dar sokaklardan gidiliyor ve yolun kenarindaki graffitiler de ayri bir seyirlik.antonio gaudi'nin eserleri sadece mimariyle ilgilenenleri degil cocuklugundan beri hansel ve gretel'deki gibi pastadan ev hayali kuran herkesi buyuleyecektir. palau guell, la pedrera ve illa ki casa batllo gibi evler ve park guell, gaudi'nin kolonlardan ormanciklar yaratma merakini; trademarki haline gelmis kirik cam ve mozaiklerden yaptigi tablo misali dizaynlarini; paraboller, dalgalar ve kivrimlarin mimariye en fonksiyonel yansimalarini gormek icin birebir. tabii la sagrada familia var bir de, daha bitmeden boyle gorkemliyse, bitince (insallah) insan kendini bir bocek olarak hissederek gezer herhalde katedrali.spor meraklilari montjuicteki olimpik stadyumu, port vellin ilerisindeki port olimpici, ve pek tabii ki nou camp ve icindeki baskan nunyez'in ismini tasiyan fc barcelona muzesini gezebilirler.tarih meraklilari sanslilar cunku sehrin "ciutat vella" denen "eski sehir" kismindaki binalarin hepsi cesitli donemlerin izlerini tasiyor, en onemlileri de modernist olanlar. romalilar zamanindan kalma mezarlar, barri gotic'in katedrali ve hemen civarindaki sehir tarihi muzesi, kraliyet sarayi ve castell de montjuic de cabasi. "ben tarih, sanat, spor istemem. alisveris yapar, yer icer pineklerim." diyenlerin mekani las ramblas ve marina civarindaki plajlar oluyor. sehrin cogu caddesinin verevine giden ve bu yuzden de adini hakkeden diagonal bulvari nisantasi misali bir alisveris merkezi. placa de catalunya'dan baslayip al mirador de coloma kadar devam eden las ramblas daha bir istiklalvari arayislari olanlar icin. alisveristen basini kaldirabilenler marina'daki akvaryumu ve hayvanat bahcesini araya sikistiriversinler.tapas yemek istiyorsaniz taller de tapas'a gitmeniz siddetle tavsiye edilir (http://www.tallerdetapas.com). barri gotic, picasso muzesi ve santa maria del mar kilisesine yuruyus mesafesinde oldugu icin sehir turu sirasinda dinlenme olanagi da saglayacaktir. katalanca els quatre gats, ingilizce the four cats ismini tasiyan, bir vakitler modernist sanatci takiminin mudavimi oldugu, picasso'nun ilk sergisinin mekani (1901), menusunun kapagini picasso'nun cizdigi, simdilerde sakin ortamli bir restoran olarak hayatini surduren yere de gidilebilir. placa de catalunya ve barri gotic'ten kolayca ulasilabilecek yerde. sehir merkezinden biraz uzakta kalan, diagonal bulvarin sahil ucunda forum 2004 yer alir, mayis 2004'ten itibaren yeni bir turist cekim alani olacaga benziyor.*barcelona'dan firsat bulanlar girona'ya uzanip figueres'deki dali muzesini, tarragona'daki roma devri kalintilarini, kuzeydogu'ya dogru dizim dizim dizilmis ufak sahil kasabalarini (meslea calella, mesela tossa de mar) ziyaret edebilirler.(bkz'lardan bir kismi simdilik bos olabilir, doldurulacaklar elbet, dellenmeyin, metin olun.)

klasik ve modern mimarisinin yanisira, bisuru sualti canlisinin yasadigi akvaryum icinden gecen yaya yolunun da gorulmesi gereken kent...

belediyesi(bkz: ajuntament)'nin amblemi ayı olan, rengarenk papağanlarıyla ünlü, yaşamak istediğim şehir.daha önce yazılmayan güzel köşeleri için:(bkz: barrio antiguo)(bkz: tibidabo)(bkz: montjuic)(bkz: pueblo espanol)(bkz: port olimpic)(bkz: park de la ciudadella)

habitat world urban forum un 13-17 eylul 2004 tarihleri arasinda duzenlendigi sehir. ayrica guzeller guzeli ibizaya da yaklasik 30 dk da pit diye uculabilmesi gibi ozellikleri var. ve o kesinlikle katalan, asla unutulmamali.

şehir haritasını elinize alıp hiç kaybolmadan heryeri gezebileceğiniz bir şehir. 1865 de yapılmış şehir planına hayran olunası derecede bağlı kalınmış, geri dönülmek istenmeyen kent. bizdeki istiklal caddesinin en az 20 katı uzunluğunda aynı atraksiyonlara sahip la rambla caddesi de vardır ayrıca...

avrupanın en tuttuğum gaudi yarmış dediğim şehirlerinden biri.ve de evet sakın hola senor ispanyol ha falan demeyin katalanım ben der üstlerine alınmazlar.gidecekseniz manyak mekan plaza de real deki hostellerin birine kapağı attın.gördüklerinize göreceklerinize bin katacak şiir gibi şehir....

kendini marco polo zanneden lucretia'nın görünmez kentidir...

yerlilerinin real madrid macinda katalunya ispanya değildir diye pankart actigi, goren bir arkadasin soyledigine gore dunyanin en guzel kizlarinin birarada oldugu mukemmel otesi sehir

cetvelle cizilmis gibi uzuun caddeleriyle katalan titizliliginin simgesi olan, ispanya'nin katalunya eyaletinin baskenti.

psikopatin biri -yok artik istanbul, kendine bir sehir sec hayatinin sonuna kadar orada yasayacaksin- dedigi takdirde en az aglanacak sehirdir. bati ve orta avrupa sehirlerinin temizlik ve duzenden olelim prensibi barcelona'da gecerliligini kaybeder. pistir, o guzelim la rambla atilmis bira kutulari, izmaritler, selpaklarla doludur. daracik sokaklarda rengi kararmis, yikilmak uzere olan binalarin arasinda sallanan camasirlara bakar kalirsiniz bir sahesermiscesine! bilip de konusmamazliklarindan degil de gercekten bilmedikleri icin ingilizce konusmazlar ama ortak akdenizli ruhuyla kafa el sallayarak her seyi halledebilir insan barcelona'da. gecenin bi yarisinda etrafta gorulen onca eglenceli insan suratta manasiz bi tebessum birakir. deniz vardir, marti vardir, gurultu vardir...guzel ispanyollarin guzel sehridir.

oasis konseri icin haziranda 1 hafta sureyle ziyaret ettigim, gaudi'nin dalagini yardigi, hatunlarin buyuk cogunlukla yikildigi sahane sehir. gec saatlere kadar yemek yiyen ve hicbir acelesi olmayan guzel insanlarla dolu yer.

içinde yaşayanların haketmediği güzellikte olan şehirdir. bakmaya doyamadığınız yanyana mükemmel güzellikteki apartmanlarından tutun da, 12 şeritli yollarına kadar, yemyeşil parkları, gaudi ile şenlenmiş mimarisi ile insanı kendine hayran bırakan sahil şehri. gece hayatı çok manyak, metro 2-3 lere kadar çalışıyo, yollar tertemiz, herşey gereği gibi düşünülmüş. la rambla istiklal caddesi, catalunya meydanı taksim meydanı, diagonal ve gracia caddeleri ise abdi ipekçi ve valikonağı gibi sanki. tabiki de kıyas kabul etmez. böyle memleketlere gidince, sinirim bozuluyo, kıskanıyorum galiba. bütün herşeyi bıraktım, apartmanlara taktım bütün gezi boyunca. her apartmanda bi resim, bir heykel, öyle ya da böyle bir sanat eseri; yoksa bile müthiş bir mimari ve temizlik. tenteler bir örnek, panjurlar bir örnek, girişleri tertemiz.barcelona'da oturan insanlar bi görseniz.. bi de şehri bi görseniz.. saçınızı başınızı yolarsınız. bu kadar kaba, gürültücü, bağıran çağıran, görgü nedir bilmeyen, çirkin bi insan topluluğuna ben bi yerde daha rastlamadım açıkçası. ispanyolları bize yakın bilirdim ben ama bu katalan ırkı bizi de geçmiş, bunlar gibisine az rastlanır dünyada. o güzelim apartmanlarda onlar mı oturuyo ya?

tıpkı londra, budapeşte, trablus , pekin, saraybosna, roma, münih, brüksel vd. gibi adının türkçe söylenişi ve yazımı olan bir şehirdir. bu şekilde söylenişi ve yazımı, coğrafi konumlara kendi söyleyişimize ve alfabemize uygun isimler verdiğimiz, artık "mazi" olmuş yakın ve-veya uzak geçmişimizden kalmıştır. (bkz: tc vaşington büyükelçiliği)

(bkz: turkcesiyle orijinali ayni olmayan sehir isimleri)

madrid ankara ise, barcelona da istanbul' dur dedirten, dünyanın en güzel şehirlerinden biri.

istanbul'dan sonra yasanilacak, gezilecek, tavsiye edilecek en guzel sehir...

son 20 yılda inanılmaz bir hızla gelişmekte olan ispanyanın incisi şehir. öncelikle tarihi ve kültürel yapısını çok iyi korumuş, mazgal gibi birbirini kesen 20 blok boyunca benzer mimariyle inşa edilmiş irili ufaklı tarihi binalardan oluşan şehir merkezi, gerçek bir avrupa ruhu hissettiriyor. bunun dışında muhtemelen avruanın en sanatsal şehiri barselonadır, öyle ki herhangi bir cadde üzerindeki bir göbekte miro'nun yaptığı (veya ona özenilerek yapılan) çok büyük ve güzel modern heykeller görmek çok sıradan bir şeydir barselonada. şehri simgesi olmuş sagrada familia gibi gaudi yapılarından pek söz etmeyeceğim zaten. inanılmaz bir turizm potansiyeli olan ve bu potansiyelini gerçekleştiren bir şehir olan barselona, aynı zaman da yaşayan bir şehir. şehrin raylı ulaşım ağı biraz eski de olsa çok gelişmiş, zaten şehirde trafik diye bir sorun yok, barcelona nın maçının olduğu bir gün şehrin baya dışında olan stada arabayla trafik ışıkları dışında hiç durmadan ve yolda en fazla 20-30 tane araba görerek 10 dakikada gidersiniz, nou camp'a varmanızla koltuğunuza geçip biranızı yudumlamaya başlamanız arasında 5 dakika bile geçmez. şehirde otobüsler de enteresan bir konsepttir, havaalanlarındakiler gibi alçak ve enli olan otobüsler hep kısa çizgilerle işaretlenmiş en sağ şeritten gider ve en sağ şeride hiçbir araba park etmediği için(barselonada bütün cadde ve meydanların altı yeraltı otoparkıdır) basar son gaz 70le 80le gider. eğer kaldırımda yola yakın yürürken bir anda burnunuzun 10 santim ötesinden geçen bir karaltı ve gürültü duyarsanız korkmayın, o barselonanın doğal gazla çalışan çevre dostu otobüsçüklerindendir, size içinden küfreden şoförü hoş görün(barselonada ve italya dışındaki bütün avrupa ülkelerinde kornaya mecburi haller dışında basılmaz). katalan insanları ise tip bakımından ispanyollara çok benzemekle beraber farklıdırlar, ispanyollar onların farklılıklarına saygı gösterirler, üniversite sınavına bile kendi dillerinde girmelerine izin verirler. barselona ve katalunyada restoran menülerinden otoyol yazılarına kadar her yazı ispanyolca ve katalanca olarak iki kere yazılır, gerçi katalanca çok benzemektedir ispanyolcaya. insanları tip olarak türklere de benzemektedir, biraz daha bakımlıdırlar, kadınları da çok güzel değillerdir. enteresan bir şekilde kimi zaman komik boyutlara varacak şekilde marka giyinmiş ergenler bizim ülkemizdeki tikkyleri hatırlatır. şehir istanbul gibi bir şehirden sonra çok tenha gelir insana, sokaklar boş, yollar boş, meydanlar boş, karşıdan karşıya geçerken arabalar yayaları bekler, yollar geniş, her tarafta meydanlar var. şehirde gökdelen denecek yapıların azlığı ve herhangi bir gökdelen bölgesinin bulunmaması da ilginçtir. ayrıca şehirin çok dışlarına, bizim gecekondu mahallelerini andıran bir mahalle vardır, rastgele serpiştirilmiş rengarenk tek katlı evlerden oluşur. barselona insanı karakter olarak ispanyolların geneli gibi aşırı sıcakkanlıdır, gençler dışnda çoğu ingilizce bilmez yada az bilir. insanlar liberaldir, farklı tiplere saygı vardır. 24 saat hardcore porno yayını yapıp telekız reklamları veren şifresiz kanallar vardır bu gece gündüz yaşayan, motorsikleti bol şehirde. motorsiklet demek yanlış olur, vespa diyelim. vespa, çoğu akdeniz şehrinde olduğu gibi barselonada da bir çılgınlıktır, sabahları kafasına kaskı, eklemlerşine korumalıkları geçirmiş takım elbiseli kravatlı iş adamlarını arkalarında iş çantalarıyla görebilirsiniz. şehrin trafiğinin rahat olmasının bir sebebi de motorsiklet kullanımının yaygınlığı ve belediye tarafından da teşvik edilmesidir. barselonalılar çoğu akdenizli gibi keyiflerine aşırı düşkündür, işgünü bile sabah geç başlar, öğle tatillerinde barlar(ispanyolca bar ile kafe aynı anlama gelir) dolar, akşam iş bittikten sonra en erken 10da akşam yemeği yenir, ondan sonra insanlar kızlı erkekli ortamlara akarlar, gününe göre kimi zaman sabahı bulana kadar eğlenirler. gördüğüm kadarıyla şehirde en çok tekno tutuluyor, rock bar tarzı bir kavram pek yok, yemek olarak binbir çeşit opsiyon var, fakat yerel takılmak isteyenlere birayla içilen meze diyebileceğimiz tapas tavsiye edilir. ayrıca katalonyanın çok zengin deniz ürünleri mutfağı vardır, denizden çıkan istisnasız her canlıyı bir şekilde yerler, yanında şampanyaya çok benzeyen cava diye bir içki içerler ki, aman çok kaçırmayın ertesi gün feci baş ağrıtır. barselonanın çevresinde de çok sayıda görmeye değer yer vardır, insanın başını döndüren dali müzesi ve ismini şu anda unuttuğum romantik bir ortaçağ kenti bunlardan sadece ikisidir. bir liman kenti olan barselona, 16. yüzyılda sömürgecilikle coşan ispanyanın o eski zenginliğini, şaşalılğını, aynı zamanda katalan zevkinin inceliğini rahatça hissedebileceğiniz, yaşamak için akdeniz şehirleri arasında belki de en yaşanabilir, avrupa ve dünya genelinde ise üst sıralarda bulunan bir şehirdir, gidilip görülmesi insanın ufkunu açması yönüyle de tavsiye edilir.

barri gotic'deki sayisiz dukkaniyla (ozellikle giyim - piercing vesaire dış görünüşle alakali çok guzel dukkanlar vardir, bir de marijuana ekipmanlari + marijuana bulabilmeniz cok mumkundur), sokaklarinda duyabileceginiz marijuana kokulariyla, barri gotic'teki cok guzel gotik kilisesiyle ve gaudi'nin yaptigi bir suru ıvır zıvırla (başta sagrada familia tabi) dolu dolu bir sehir. ustelik bunu yagmurlu bi kac ekim gunu'nde yasiyor olmak bile hoş. gelişmiş metro-tramvay sistemiyle dolu, ancak hersey once katalanca sonra ingilizce sonra ispanyolca oldugu icin kaybolunabilecek de bir sehir. bir kere gezmenin yetmeyecegi şehir.

öyle ya da böyle bir gün mutlaka gideceğim şehir. görsel hazları doruğa çıkaran mimarisiyle hatta sadece gaudisiyle bile hayran bırakan, renklerin tatların dokuların envai çeşidini barındıran, bütün keyif insanlarının toplanmış bulunduğu eğlenmek mutlu olmak huzur dolmak şehri.

limanında kolombun pinta ve santa maria gemilerini görebileceğiniz kent.

deniz ürünlerinin acaip ucuza yenecegi kent.

ispanya'nin ciplaklar kampi.

las ramblas üzerindeki peep showlar bizim istiklal caddesinde olsa noolur acep? diye düşündüren, bus touristic hizmeti veren, 72 milletin cirit attığı turist cenneti şehir.(bkz: nou camp)

resmi sitesi http://www.barcelona.es/ olan asik olunasi sehir. bu siteden otobus saatlerinden hava durumuna, belediye baskaninin programindan yeni cop toplama saatlerine kadar bir yerli veya bir turist icin gerekli olabilecek sinirsiz bilgiye erisebilirsiniz. site katalan dilindedir, ispanyolca ve ingilizce versiyonlari da vardir.barcelona'ya gelmek isteyenler icin ultra bir "onceden hazirlanma" fasilitesidir.

napoli' den trenle 36 saat suren yolculuk sonunda,ulasilan guzel sehir.boga guresleri nin yapildigi arenalarda, o gune ait gures matadorunun ve boganin resmiyle birlikte, gunun tarihini iceren el cizimi posterler ş10 karsiliginda satilir.

global underground serilerinin 23.süne ev sahibi olan şehir..

hiç şüphesiz gördüğüm en güzel şehirlerden biri. belki de gördüğüm en güzel akdeniz şehri. bir başkent. gastronomisiyle, iklimiyle, şehircliğiyle, apartmanlarıyla, akadenizle iç içe oluşuyla, sahiliyle, muhteşem güzellikteki kadınlarıyla (gönüllerin şampiyonu stockholm'den sonra kafadan iki numaraya koyuyorum. ayrıca (bkz: katalan hanımların muhteşem popoları) ), eski şehrinin labirentimsi sokakcıklarıyla, jean nouvel'in la tour sans fin'ıyla, pek tabiî gaudi'siyle, çok dilliğiyle, zengin müzeleri, sanata ve sanatçıya mümbit kültürel iklimiyle büyüleyen şehir. en azından bir hafta gezmeli, bir süre olsun yaşamalı.ayrıca (bkz: l auberge espagnole)

istiklal caddesi'nin kokusunu taşıyan şehir.

ispanya sınırları içerisindeki katalan şehri.inanılamayacak kadar hareketli, sürekli bir atraksiyonun oldugu, belli saatten sonra fahişelerin sokağa döküldügü, ancak yanınızda bir erkek olduğu taktirde buranın tam aksine göz ucuyla dahi bakmadığı,gece hayatı pek renkli,daracık sokaklarında daracık ilginç dükkanlar barındıran,herkesin 24 saat sokakta olduğu,girdiğiniz berbat bir pasajın gizli bir bahçeye açılma ihtimali olan, ilginç , keşfedilesi ,kurcanalası şehir.dahi mimar gaudi'nin hayrete düşüren şaheserlerinin izini sürebileceğiniz sehir.

bu sene dünya gençlik festivaline ev sahipliği yapacak şehir. başvuru ve kayıtlar 30 haziran'a kadar devam etmekte. türkiye'den katılanlar için katılım ücreti 100 euro muş. bu fırsat kaçmaz ama uçak parası, havaalanı vergisi falan... of yaaa! bilgi: http://www.barcelona2004.org/...entut/eng/portada.htm

kudurukgiller başkenti

daracık sokakların, rengarenk rüzgargüllerinin ve ağır ağır doğan güneşin vatanı.

forum barcelona 2004 adlı kültürel etkinliğe ev sahipliği yapan kent.

mukemmel bir sehir.gayet hos sehir tasarimi,kendine has mimarideki evleri,sagrada familia gibi gayet orijinal* ve duomo gibi gorkemli kiliseleri,picasso,dali gibi ressamlarin muzeleri,buyuk ve guzel bir akvaryumu,bizim güney kiyilarimizdaki plajlari aratmayacak guzellikteki plajiyla gordugum en iyi ve en guzel sehirlerden biridir.kesinlikle gidilmesi gerekir.gaudinin sehri olarakta bilinir..genclerin cogu brezilya sambacisi olarak dolasir.cogunda rasta vardir.sokakta yürürken size önce pizza sonra ot satmaya calisabilirler.bu arada hirsizlarina cok dikkat edilmelidir.hele hele tren istasyonu bölgesi cok tehlikelidir.ayrica ufak bi kac bilgi:barcelonada 2 tane türk konsoloslugu var.hic türk görevli yok ve sadece bir kisi cok az ingilizce ve türkce konusuyor(du)..o yüzden aman dikkat.ama yinede mukemmel bir sehir..

(bkz: barcelona)

istanbul'dan sonra yaşamak istediğim şehir. gittin mi la ramblada boş boş dolaşacaksın, port vellde bilimum karides, kalamar, deniz böceği yiyeceksin, camp nouda barca izleyeceksin. bir poble espanyolda duyduğum o karışık çiçek kokusunu, bir de tibidaboda isayla beraber şehre yukarıdan bakışı unutamam.

saat 20:30 da yemege gittiginizde garsonlarin "ulan kim bu tavuk bu kadar erken yemek yiyecek" manali bakişlarina hedef oldugunuz guzelim şehir.

kulağımda brazzaville, günlerce haftalarca aylak aylak dolaşmak istediğim şehir.

ispanyolca yerine, halkin fanatikligi yuzunden katalan konusulan sehir. her yil barcelona'da duzenlenen katalan siir yarismasinda, ucuncuye gumus bir gul, ikinciye altin bir gul ve birinciye gercek bir gul verilir.

hayatimda gordugum en guzel, en yasanasi sehir.

3 gunluk tatilin ardindan 3 senelik muhabbet malzemesi birakmis sehir.las ramblas, la sagrada familia, parc guell, nou camp, plaj, vs... hepsini gecin. barcelona'yi "guzel sehir" yapan daracik ara sokaklari ve o sokaklarin ciktigi upuzun palmiyeli genis meydanlar. bir de; fransizca konusmaniza ragmen sizi anlamayan hoduk fransizlarin aksine, tarzancanizi**anlayip size tarzanca** cevaplar veren sicacik insanlarla dolu:boyle yol sorduk (bkz: tarragona)pansiyoncu abiyle boyle anlastik (bkz: sabah 11den once cikmaniz gerekiyor) (bkz: sabun var mi) (bkz: ispanyolca turkiye nasil yazilir)cafe'lerde boyle anlastik (bkz: kahve ne kadar) (bkz: su duvardaki gitari calabilir miyiz) ama istanbul aserenler icin zararli, "aaa barcelona!" demek yerine "aaahhh... istanbul..." dedirtiyor cunku. ayrica yabanci arkadaslariniza**** barcelona'dan "istanbul'a benziyor, ama daha kucuk" diye bahsederseniz ufak capli bir sok geciriyorlar.

surreal kent. adım bası heykeller. unlu ressamların eserleri, sergıler, sanat aktıvıtelerı. catedral de barcelona ve montserrat mutlaka gorulmesı gereken yerler. tabı barcelonaya kadar gıdılınce nou camp'da orjinal adiyla camp nou`da mac ızlenmeden gelınmez helekı rakıp takım atletıco madrıd veya real madrıd ise. caffe orıentale dıye bır yer var mutlaka ugranması tavsıye edılır. yalnız ıgrenc bır mıllı yemeklerı var pılavın ustunde gelen solucan gıbı ne ıdugu belırsız bı bocek sakın yemeyın!

(bkz: sea point youth hostel)

kalabalik ve buyuk bir sehir olmasina ragmen, hicbir trafik sorunu olmayan,ferah ve 5 seritli yollara sahip,bina mimarisi acisindan buyuk farkliliklar gostererek insani hayrete dusuren,modernligin tarihle birlestigi,duzenli,gayet ucuz ve muhtesem plaji sayesinde yazlik turistik sehir havasi da yaratabilen kusursuz katalan sehri.

nufusunun yuzde 40 ı nerdeyse belkide daha fazlası her daim turist olan kalabalık,ama cok guzel ve ogrenilmesi cok kolay,bisikletler icin ozel park yeri olan sehir.birde ya ben hep uyuz garsonlara denk geldim yada cidden garsonları cok ukela ve ilgisiz olan sehir

sahilinde izmir rüzgarı eser. şehir planı takdire şayandır, birbirinin tamamen aynısı yüzlerce kare blok. aralarında yürürken nerede olduğunuzu şaşırmanız çok muhtemel, haritasız gezmeye gelmez. aralık sonunda halk triatlonu yapılır, buz gibi havada denizde yüzen yüzlerce katalanla karşılaşılır. bir de katedral civarlarında general franco'nun infaz meydanı vardır, duvarlardaki tahrip ağızları açık bırakır.

sehrin guzelim barlarindan bir ornek icin (bkz: bahia)

(bkz: l interior)

her dönüşümde bir parçamı bırakıp da geldiğim şehirdir. bir turist gibi yaşamamak gerekir bu şehri. çünkü bu kadar güzel bir şehirde sadece turist gibi yaşamak şehire haksızlık olur. ara sokaklarında boşboş dolanırken görülen ufak bir sokak cafesinde oturup bir bardak sangria içmektir bu şehrin gizemi, del mar' da sahilde bir akşam üstü denize girmektir.. gece 12' den sonra deniz kenarındaki yarı açık salsa barında dans etmektir sabaha kadar doya doya.. sonra sahilde yürüyerek uyumaya gitmektir..

ölmeden önce görmek istediğim tek şehir.

yok paris şöyle güzelmiş,roma şöyle romantikmiş,oymuş buymuş hikaye...estetik ve mükemmel şehir planı,güzel insanları(her anlamda),mükemmel yemekleri*,çok çekici gece hayatı ile hastası olunası,tek geçilesi bir şehir..kafadan önerebileceğim bir şehir her şeyiyle,oradan da feribotla ibiza'ya geçersiniz sonra zaten allahtan başka birşey istemezsiniz..uyarılar:özellikle gece yarısından sonra taksi bulmak işkenceye dönüşüyor,30-40 kişilik sıralar olusuyor taksi için,aklınızın ucunda bulunsun planınızı ona göre yapın,canımı sıkmayın.buraya gelip paella yemezseniz isminizin başına "mal" sıfatını ekleyebilirsiniz.üzerindeki kollu bacaklı deniz hayvancıklarından ürkmeyin,söyleyin ayıklasınlar.kalacağınız yerin adresini iyi alıp öyle gidin.ben ve süper zeka ekibim gibi "lan diagonal caddesi üzerinde işte arar buluruz ehi" derseniz,diagonal caddesinin tüm şehri ikiye bölen hayvani bir cadde olduğunu sabahın altısında sırtınızda çantalarla öğrenirsiniz ve pek de sevinmezsiniz bu keşfe.bu katalan arkadaşlarımız iyi hoş ama pek ingilizce bilmemekteler,ancak işin vahim tarafı sizin katalanca bildiğinizden emin hepsi.kendilerine birşey sorduğunuz takdirde dakikalarca bilmediğiniz bir dilde tarif dinlemek durumunda kalacaksınız,aklınızda bulunsun.gaudi'nin eselerini gezmeden gitmeyin bu kentten,öküz olmayın lütfen...fırsatını bulduğunuzda görün bu şehri,sonra üzülmeyin*.

bir şehir düşünün. ayak bastığınız ilk andan beri sizi büyüleyebilen. bir şehir düşünün. yalnızlığa ihtiyaç duyduğunuzda sessizliğinizi içindeki gizemi ile sizinle paylaşan. eğlenmek istediğinizde her türlü irish pub'ını, diskosunu, barını size sunan. las ramblas'daki sokak sanatçıları ile her an ilginizi toplayan, upuzun alışveriş cenneti diagonal'deki muhteşem mezeleri tapas'ları yapan restoranları ile sizi bütünleştiren. aquariumu, oturma yerleri, huzuru, sineması ve kocaman alışveriş merkezi ile her gece marineye gitmenize neden olan. en yüksek tepesinde dört katlı bir eğlence parkı ile her haftasonunuzu orada geçirmenize sağlayan. binaları, tarihi eserleri, heykelleri ile dümdüz şehir üzerinde gününüzün yarısından çoğunu yürümenize ve gözler kocaman açık her yere bakmanıza vesile olan. bir şehir düşünün her zaman hareketli. plajları ile, havası ile, insanları ile, olanakları ve hissettirdikleri ile sizi içinde bulunduğunuz süre boyunca mutlu etsin. yaşayabileceğim bir yer burası dedirtsin. sizi oraya aitmiş gibi hissettirsin.

gidip gezmek icin degil, gidip geri dönememek, gidip oraya yerlesmek icin bu şehir. burada kalayım, nasıl olursa olsun burada kalayım dedirtiyor. belki evet biraz da istanbul'u andırıyor uzaktan, göz kırpıyor istanbullulara...

barselona'ya giden hemen her türk'ün ilk fark ettiği şehrin yapısal özelliği açisindan istanbul'a benzerliğidir fakat bunun dışında barselona'yı barselona yapan çok değişik özelliklerde vardır.bir kere ispanya'nın başka bir şehrini görme fırsatınız da olmuşsa (örneğin madrid gibi )barselona'nın kendini biraz ispanyadan ve ispanyollardan soyutladıgını katalan bir şehir olduğunu anlarsınız özellikle fransızcaya benzeyen katalanca diliyle onlar icin ispanyolca ikinci bir dil hatta bildikleri yabanci dillerden biri gibidir bunun dışında şehir modern sanatın bir çok mimarı ve sanat eserlerıyle kendını gezmeye gelenlerı hayran bırakır :poble espagnol,montinjuıc kalesi,ulusal modern sanat galerisi olmak uzere mıro ,picasso muzelerı gibi bircok modern sanat muzesı ve modern sanatı en guzel yorumlayan mımar gaudı'nın bırcok eseri (la sagrada familia ,casa bastillo,parc guell,,,,gibi ) özellikle rehberlerinde anlattıkları bir gerçek 92 olimpiyatlarından sonra sehrin kendını geliştirdigidir.bunların basındada olımpıyatlar ıcın yapılan villa olimpic limanı ve olimpiyat stadı gelmektedir. real madrid'e rakip olan fc barcelona takımı'nın ünlü statı camp nou statı ,bır cok eglencenın sokagın uzerınde spontane olarak yapıldıgı las ramblas caddesi ve ilginc meyvelerın bulundugu meyve hali, katalan tatlıların en guzelı olan creme brulée sehire gittiginizde gormenız gereken barselona 'nın olmazsa olmazlarıdır...

(bkz: niyeti bozdum ben hanim kos)

batı akdeniz in incisi. varoşsuz güzel şehir**. havaalanından sants-estacio durağına geldiğinizde mutlaka barselona turist kartı alın. bu kart alındığı andan itibaren geçerli olmak üzere 1 ila 5 gün boyunca* otobüs, metro, tren gibi ulaşım araçlarına ücretsiz binmenizi * ve de envayi çeşit müze ve parklara hatta şehirdeki bazı aktivitelere indirimli girmenizi sağlar. yalnız orada kalacağınız zamanı ve gezilerinizi iyi proglamlayın ki kartınızın süresi boşa geçmesin.şehirle ilgili henüz yazılmayan fakat gözüme çarpan bir diğer nokta da las ramblas daki 20 küsür kadar hediyelik eşya dükkanının yüzde 95 ini hintli tacirlerin işletiyor olması. ekserisi alışveriş konusunda sizin türk olduğunuzu bir şekilde anlayıp pazarlıkta baş edememesi* sonucu dükkanın kapısını gösterebiliyor. hele bazıları var ki fiyatını sorduğunuz ve biraz pazarlık yapıp almadığınız malı satmadan yakanızı bırakmayabiliyor yine beceremezse sözlü tacizde bulunabiliyor. bu gibi durumlara katlanmamak için bir tane italyan vardı sanırım siz gidin ondan alın ispanya ve barselona temalı hediyeliklerinizi..

sokak kafeleri cok guzel olan sehir. her zaman buranin belediye baskaninin bir ara gelipte istanbul belediye baskanina ders vermesi gerektigini dusundum durdum.

(bkz: la ciudad condal)

cebimde minnacik*bi para ile atlayip gittigim, ugruna 7 kusur saat tren yolculugunun ustune bir 7 kusur saat daha otobus yolculuguna katlandigim, yoldu, hosteldi derken cep delik cepken delik seklinde harbi bes parasiz kaldigim sehir.. dergilerden, borsurlerden, haritalardan ezberledigim sokaklarin karsimda gepgercek* bir sekilde uzaniyor olusu hadisesi yuregimin dayanamayacagi kadar surreal geldi, iki de bir icimden* ziplayip, ulaan ben barselona'dayim deyip bir gerceklik teyidi almam farz idi adeta.. e bes parasizlikla, giremedim tabi gaudi'nin ve bilumum diger muzelere, dokunmak ve uzaktan bakmakla ve hatta fotograf cekmekle yetindim.. paella'yi gercek ortaminda tadamadim*, bocadillolara uzaktan selam ettim sadece.. tum sehri, gorulecek yerleri tabanvay dolandim, metro hakkimi ve parami iki alakasiz sefer de tukettigim icin..barcelona, hayatimin hayali gercege donustu. bir sonraki hayalim parali gidebilmek oraya, hayal ederken ufak bir detayi, parayi unutmusum ilk seferinde :)

iklim ve hayat tarzi dolayisiyla, kisin cok lazim olan izolasyon ve merkezi isitma sisteminden mahrum bir sehir. evler sadece sicak gunler icin dizayn edilmis. kalorifer yok, varsa calismiyor, calissa zaten butun isi yari acik kapilardan disari kaciyor. insanlar elektrikli isiticilarla yasiyor. ama sikayet eden kim... zaten o kadar da soguk degil.

sokaklarinda bugunlerde "akdenizin başkenti" yazan flamalar barindiran şukela şehir.

anarşist şehri

(bkz: lazy chicken)

gaudi'nin dussel tasarimlarini cesitli yerlerine serpistirdigi, eglenmesini bilen ve sokaklarindan insan eksik olmayan capcanli sehir. fc barcelona'nin yuvasi nou camp ozellikle de muzesi nedeniyle ziyaret edilmeli, zaten sehrin her 10m2'sinde gorulen barca storelarin gaziyla (hadi taraftarlar icin diyelim) aksi pek zor. pek kapsamli olmasa da, ozellike ilk donemlerini ve gencligini basariyla sergileyen picasso muzeside muhim. la sagrada familia'nin icinde bilinen tum saskinlik ve hayranlik unlemleri sarfedilip, diger bir tapas barin yolu tutulur, icilir icilir, e tabi espanyol'un dagin basindaki olimpik stadina giderek tanik olunan barcelona derbisi cikisi barcanin 2-1 galibiyetini kutluyorsaniz daha da bir icilir.

paris'in austerlitz garından akşam 20:30 sularında elipsos isimli yataklı trene binmeniz ile ertesi sabah 9'a doğru fransa-ispanya sınırı olan port bou, daha sonra ise figueras ve girona şehirleri rotasında ilerleyerekten estacio de frança isimli garına vardığınız şehirdir. bu gar şehrin muhtemelen ikinci önemli garı olmakla beraber şehrin sahil kıyısına yakın kesimi olan barceloneta bölgesinde bulunmaktadır. ana tren garı ise sahil kesiminden daha bir uzakta kalan estacio de sants'tır. şehre giriş yaparken, hatta ispanya'ya giriş yaparken göze çarpan en önemli hususlardan birisi düzenden, disiplinden başınızı döndüren orta avrupa'ya kıyasla irili ufaklı gözünüze çarpabilecek tek katlı, kenarlarındaki tuğlalar sıvasız bırakılmış (meksika'da geçen amerikan filmlerindeki evleri hatırlayınız) evlerden oluşan çarpık kentleşmenin varlığıdır. keza çarpık kentleşme dediysek bu istanbul'daki kilim desenli apartmanlar, tek katlı ve tepesinde inşaat demiri filizleri bırakılmış evlerden mürekkep çarpık kentleşmenin otuzda biri bile olmamakla beraber aslında şehre daha da sevimli şirin bir hava bile katmıştır. hatta bir kıyaslama daha yapmak gerekirse istanbul'da çarpık kentleşmenin şehrin en önemli bölgesi sayılan boğazda bile bokunun çıkmış olduğunu düşündüğümüz zaman barselona'nın merkezi yerlerinde böyle bir şeyin kesinlikle söz konusu olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz. estacio de frança'da inmiş ve şehrin daha önce neyin nesi olduğuna dair haritada şöyle bir göz gezdirmiş bir bünye ilk etapta sahile akmak isteyecektir. 92 olimpiyatlarına ev sahipliği yapmadan önce serserilerin cirit attığı, evlerinin kırık dökük olduğu ve adam gibi bir kumsalının bile bulunmadığını öğrendiğimiz bu sahilin olimpiyatlara hazırlanma gayesiyle getirilmiş olduğu o muhteşem halini gördükten sonra "ispanyollar siestacıymış tembelmiş hepsi hikaye, adamlar olimpiyat söz konusu olunca kasıp sahili ne hale getirmişler." yorumu bu sahil için yapılabilir. şehrin sahilinin bu kesimi insanın aklına izmir ve mersin karışımı bir ortamı getirir. ocak ayının ortası olmasına rağmen hiç de soğuk değildir bu sahil hatta ve hatta öğlen vakti yürüyüşünüze eşlik eden güneş eğer şehre orta avrupa'daki kışı düşünüp de sıkı sıkı giyinerek gelmişseniz bir süre sonra terletir, insanda denize girme isteği uyandırır. zaten ocak ayı falan dinlemeden denizde yüzen, hatta ve hatta dalga sörfü yapan (inanılmaz bir dalga vardır) insanlara rastlayabilmeniz pek de bir mümkündür bu dolu dolu gezilesi sahil şeridinde. sahil kesiminin bir ucu olimpiyat köyü'ne uzanır. mapfre tower ve arts hotel isimli barselona'nın en yüksek iki adet yüksek binasını içerir bu köy. bu binalar 92 olimpiyatlarında atletlere ev sahipliği yapmış olup olimpiyattan sonra satılmış fakat şehrin bir tür simgesi olmuştur. bu bölgeye doğru yapılan bir sahil şeridi yürüyüşünden sonra gerisin geriye dönüp vakit kaybetmemek için yapılabilecek akıllıca bir davranış metroya binmektir. olimpiyat köyüne en yakın metro durağı olan ciutadella villa olimpica 'dan metroya binilerek şehrin göbektaşı olan plaça del catalunya ve bu meydanın uzantısı olan la rambla'ya bir kez metro değiştirmek suretiyle ulaşılabilir. şehir metrosu birçok özelliğiyle paris metrosunu andırmaktadır. en başta metronun bilet kontrol sistemi aynı paris metrosundaki gibi olmakla beraber bileti sokup öteki tarafından almak suretiyle turnikeden geçişinizi sağlyabilmek mümkün olmaktadır. metro müzisyenleri paris'teki kadar abartı boyutlarda olmasa da burada da arada bir metroya dalıp müziklerini (burada doğal olarak besame mucho türü şarkılar çalarlar!) icra ederler. bu metroyu paris metrosundan ayıran en önemli ve en bir daha güzel özellik ise için 2 günlük komple sınırsız (2 gün boyunca barcelona'da sığır gibi dolaşacak bir turist için oldukça caziptir) veya 10 binmelik indirimli biletler gibi olanakların mevcut olmasıdır. geçitlerde ilerlerken karşınıza pat diye çıkan bir katalan polisinin size aniden biletinizi sorması da pek bir mümkündür bu yüzden turnikeden geçtim biletimi atayım veya cebimin ucube bir köşesine koyayım türünden bir davranışta bulunmamanız tavsiye olunur. plaça del catalunya şehrin taksim meydanı'dır ve her taksim meydanı'nın istiklal caddesi'ne devam etmesi gibi burası da la rambla'ya devam eder. bu meydan için nedense turistik yazılarda hep yan kesicilere aman dikkat türünden uyarılarla karşılaşılıyor olunsa da barcelona'nın en işlek bölgesi olan bu meydana varınca şehrin ortalamanın üzerinde güvenli bir ortam olduğu görülebilir (ya da bu istanbul'daki hareketliliğe alışkın bir bünyenin yorumu olabilir!) la rambla hem arabaların geçişinin serbest olduğu, hem ortasında yaya yolu bulunan hem de fevkalade biçimde ağaçlandırılmış (bu ağaçlandırmanın ne boyutta yapıldığı şehre kuşbakışı bakıldığı zaman çok iyi anlaşılabilir) hareketli bir ortamdır. plaça del catalunya'da araç trafiğine tamamen kapalı ve daha ufak bir alışveriş caddesi olan avenida portal de l'angel bulunur. bu cadde la rambla'nın paralelinde olup arka tarafı gotik barselona katedrali ya da benzer başka bir biçimde adlandırılan katedrale çıkar. la rambla'nın bitiminde ise sizi kristof kolomb eliyle denizi işaret eder bir biçimde karşılar. geldiğiniz bu nokta (anlatılanlara göre söylüyorum şahsen hiç görmedim) fransa'nın güney sahilinde bulunan bilimum büyük şehirlere benzemektedir. deniz kenarına demirli bol miktarda yatın oluşturduğu asortik marina görüntüsü az ileride ise yerini şehrin limanına bırakır. katalanlar'ın turizm dehası kendisini bu bölgede bir kez daha göstermiş, buraya teleferik dikmeyi akıl etmişlerdir. teleferiğe binmek için çıkılan kuleden barselona daha da bir güzel süzülür ve aslında şehrin ne kadar ufak (veya istanbul'a kıyasla ufak!) olduğu, la rambla'nın ağaçlarla örtülü hali ve sahilin güzelliği göze çarpar. teleferik iki yöne sefer yapmaktadır. bu yönlerden birisi limana doğru yol alır ama limanın orada pek bir atraksiyon yoktur. esas olay teleferiğin sizi götürdüğü öteki nokta olan montjuic isimli tepe ve bu tepede var olan (yürüyerek takriben 25-30 dakika sürecek otobüsle 5 dakikada gidilebilecek) olimpiyat stadyumu ve başka irili ufaklı atraksiyonlardır. teleferik sefasının sonunda kuleden aşağı inilir ve şehrin eskiden gece hayatının kalbinin attığı söylenilen paral-lel isimli mevkiye şöylece bir yürüyüş yapılarak "bu şehirde tipik büyük avrupa şehirlerinin olmazsa olmazı olan sex shop'lar ve porno şovlar içeren bir yer yok mu?" sorusunun cevabı alınır. birkaç dakika önce çıkılmış olan kuleden la sagrada familia pek de bir güzel görülmüştür ve ilk metroya atlanıp gaudi'nin katedral meselesine bambaşka bir boyut kazandırmış olduğu bu eserine doğru yol alınır. katedralin görkemi ve gaudi'nin dehasından tatmin olmayanlar gaza gelip en tepeye de çıkmak isteyecekler ve yorucu bir tırmanış sonucunda daracık katedral tepesine vardıktan sonra şehre bir kez daha tepeden bakacaklardır. aşağıya indikten sonra merdivenlerin tam çıkışında bulunan ve oraya ne amaçla konmuş olduğu belli olan yan yana dizilmiş meşrubat makineleri ise üstlendiği misyonu oldukça iyi bir biçimde yerine getirmektedir. gaudi tabii ki bir la sagrada familia ile bitmez. bir tarafı catalunya meydanına, diğer tarafı ise şehri ortadan ikiye yaran avenida diagonal'e çıkan passeig de gracia isimli bir hayli geniş caddede sanatçının iki eserini bulmakta pek de zorlanmazsınız. yürürken sıra sıra dizilmiş evlerin gidişatına bariz bir aykırılıkta yükseldiğini göreceğiniz iki evden birisi casa batillo, diğeri ise la pedrera olup ikincisinin içini de gezmek suretiyle gaudi dehasına daha da bir doyabilmeniz mümkündür. gaudi bununla da bitmemekte, sıra kendisinin de bir zamanlar yaşamış olduğu ve evi müze haline getirilmiş olan parc guell'e gelmektedir. buraya metro ulaşımı ile ilgili ilginç bir ayrıntı ise ulaşım için inebileceğiniz iki tane metro durağı olmasıdır: lesseps ve vallcarca. bu duraklardan vallcarca'da indiğiniz takdirde parka barcelona'nın daha sessiz, sakin ve yine insanın aklına yine güney amerika'da çekilmiş filmleri getiren bir sokağından geçip daha sonra da uzunca bir yokuşu (bu yokuş ki paris'teki montmartre'ın ispanyol ruhu aşılanmış versiyonu gibi bir şeydir) çıkaraktan varırsınız. söz konusu yokuşta var olan yürüyen merdivenler ise katalanların turist çekme gayesiyle teleferikten sonra akıllarına gelen ikinci bir cinliktir. ancak parka bu duraktan varmak biraz hayal kırıklığıdır çünkü vardığınız anda etrafınızda ilk etapta koru, orman, çayır ve çimenden başka hiçbir şey görmez, "hani gaudi?" "hani müze?" sorularını kendi kendinize sormaya başlarsınız. keza ufak bir gayret ve yürüyüşten sonra bu gaudi'nin evine ve parkına ulaşır, parkın ana giriş kapısının ise aslında daha bir ana caddeye bakan lesseps durağına yakın olduğunu sezip "ne yani ben bu kadar ormanı boşuna mı yürüdüm?" sorusunu kendinize sorarsınız. şehrin göbeğine onca yürüyüşün ardından yorgun argın geri dönen insan acıkır, ve acıkan insan nasıl adana, urfa'da kebap olayına girerim ben diyorsa barcelona'da da paella olayına girmeli, denizden babası çıksa yemeli, hele bir de denizden çıkan bu mahsüller pirinç ile fevkalade bir biçimde tavalanmışsa daha bir ayıla bayıla yemelidir. şehri terk etmeden gidilebilecek daha bir çok yer olsa da önemli bir son yer nou camp ve futbol kulübünün müzesidir. buraya gitmek için de inilebilecek bir çok durak olup eğer ki diagonal bulvarı üzerindeki palau reial durağında inilirse hem barselona üniversitesi'nin kampusü görülür, hem de kampüs içerisinde öğrenciler arasında yapılabilecek ufak bir yürüyüş sonrasında buraya da varılır; barselona'nın altından girilip üstünden çıkılır.sonuç: orta avrupa her ne kadar bir çok nüans içerse de özünde aynı olup barselona bambaşka bir avrupa'dır; dört dörtlük bir şehirdir. üç gün kalarak insana ekşi sözlükte üç ay boyunca harcatmadığı bir tuş vuruşu emeğiyle entry girdirir.

donut satıcılarının plajda gezdiği, hatta amuda kalkarak donatları sattıkları nadide katalan yerleşkesidir. yaşamında iplenmeyen gaudi, ölümünden yıllar sonra bu şehr-i akdeniz'in sembolu edilmiştir. öyle bir edilmiştir ki barselonanın cazibe merkezi olmuştur gaudi eserleri. bitmeyen katedral masalıyla milyonlarca insanın salak yerine konduğu bir şehir olarak da geçer rehberlerde. herşeye rağmen çok yaşanılası bir şehirdir.

gitmiş bunuldum. görmüş bulundum. aşık olmuş bulundum bu deniz kokusuyla sanat tadını aynı anda barındıran kocaman şehire.bir de tabii ispanyollara aşık olmuş bunuldum. hay aksi şeytan git yerleş diyor barselona'ya.

mithat bereket' in pusulasından öğrendiğimize göre, barselona belediyesi, yeni inşa edilen ve revizyondan geçen binalara, kendi elektriğini solar paneller vasıtasıyla üretme zorunluluğu getirmiş ve bunun neticesinde, an itibariyle barselona' da 20 kilometre karelik bir alana denk düşecek şekilde güneş panelleri kurulmuştur. hedefleri ise, belirli bir süreç içerisinde, tüm kentin enerji ihtiyacını güneş enerjisi ile karşılamak imiş. tabii ki güneş panellerinden sadece elektrik üretilmiyor, sıcak su ihtiyacı da karşılanıyor. bize de, sürdürülebilir enerji politikalarına sahip olan ülkelere gıpta ve kıskançlık karışımı duygularla bakıp, önümüzdeki yılın doğalgaz fiyatlarının nasıl olacağı hususunda kaygılanıp dünyanın en pahalı ve güvensiz elektriğini tüketmekle "övünmek" düşüyor.

barselona falan değildir adı, barthelonadır.

genel olarak bilinenin aksine isminin kısa halinin barça (barsa) diil barna olduğu şehirdir. nitekim barça futbol takımının isminin kısa halidir

türlü türlü katalan kızlarını bünyesinde barındıran şehir.delikanlı insanların buluşma noktası..

(bkz: correfoc)

istanbul ile antalya karışımı bir şehir hayal edin:istanbul'un gece hayatını ve tarihini almış, antalya'nın ise havasını ve suyunu...şehir diagonal şekilde kesilmiş büyük caddelere sahip ve her ana caddeden yüzünüzü güneşin doğduğu yöne cevirirseniz denize ulaşmanız mümkün ( en ünlü caddelerinden birinin adı da diagonal). muhteşem bir metro ağı var. bir de teleferik yapmışlar güzelinden, olimpiyat bölgesi ve sarayların olduğu yere. otobüsler ise beni en mutlu eden yandı. istanbulda taksi ya da dolmuş olmadıkça gecenin saat 4'ünde vasıta bulma imkanınız yokken, ben bu şehirde her saatte otobüs bulabildim.tarihi bir çok mekan olduğundan şehri tamamen gezmek yaklaşık 5-6 gününüzü alıyor. ancak sorun bu şehirde oranın yerlisiymiş gibi yaşamınız gerekli. akşam yemeği 10dan sonra yenmeli saat en erken 3'te uyunmalı ve mutlaka siesta yapılmalı. nou camp mutlaka bir futbolseverseniz gezilmesi. hatta değilseniz bile gezilmeli. statta gezerken cimlere kadar inebiliyor olmak muhteşem. yanınız da ufak da olsa bir futbol topu olsun ben o kalelere bir kez bile olsun şut çekmek isterdim.gece hayatı çok güzel yalnız eğer ispanyolca biliyorum ya da en azından anlaşabiliyorum diyorsanız bu şehirde pek havalanmayın, benim gibi söner kalırsınız. adamdan ispanyolca sorabildiğim kadarıyla yol tarifi istedim salak salak yüzüme baktı ispanyolca biliomusun dediğimde senin kadar gibi bir cevap alıp dumur oldum.adamların yerlileri katalanca konusuyorlar aralarında cogunlukla. ve sehiriçindeki bir çok yazı da katalancapolisler gereksiz ırkçı turist ayrımı yapmıolar ve zencilerden nedense aşırı derecede nefret ediyorlaristanbul'un vazgeçilmez olduğunu düşünsem de, hayatımda turist gözüyle gezdiğim, gördüğüm en güzel şehir.

416 - 712 yılları arasında barcelona, vizigot imparatorluğunun başkentiydi. şehir önce magrebliler daha sonra da araplar tarafından işgal edildi. 780 yılında büyük caherles'ın oğlu louis şehri almak için sefere çıktı ve uzun bir çatışmadan sonra şehri almayı başardı. barcelona böylece ispanya'nın başkenti haline geldi. charles'ın ölümünden sonra barcelona, tekrar arapların eline geçti ve bu dönem içinde çeşitli bağımsız kralların yönetimi altında barcelona, bir ticaret merkezi haline geldi. bölge daha sonra with aragón krallığıyla 1150 yılında birleşti. bu yıllarda şehirde birçok gotik tarzda yapı inşa edildi. barcelona, bu dönem içinde müslüman ve katolik dünya arasında bir bilgi değişimi merkezi haline geldi ve akademik bir önem kazandı. 1492 yılında katolik güçler, magreblilerin elinde kalan son toprak parçasını da lamayı başardılar. bu zaman dilimi içinde colombus, amerika'yı keşveti ve barcelona'da kraliyet sarayında karşılandı.16.yy'da madrid önem kazanmaya başlarken, barcelona düşüşe geçti ve madrid, ispanya'nın başkenti haline geldi.

üç öğün deniz mahsulleri yiyebileceğiniz şehir. hele de marinadaki el merendero de la mari restoranda yapılmışsa. şehir merkezinde butik otel arayanlara canı gönülden via layetana'daki grand hotel central'i tavsiye ederim. rooftaki havuzu küçük ama barcenola manzarası süper.

bus touristic ile gezilebilir evet, ama fasaryadan cok fazla durak var, hele ki yesil hat'a hic girmeyin, bosu bosuna 2 saatiniz gitmesin...onun yerine katedralden la ramblaya cesitli ara sokaklardan ulasin, sonra geri gelin filan.. o ara sokaklarda gecirin vaktinizi... evet boyle...

gidilmesi, gorulmesi ve yasanmasi gereken sehirlerden biri. gaudi'nin 100 yil oncesinde nasil bir hayal gucuyle, nasil saskinlik uyandiran eserlere imza attigini gormek icin bile gidilebilir. cassa battlo'nun onundeki banklara hava karardiktan sonra bir kutu bira alip oturulmali ve babanin dehasi saygiyla selamlanmali. sagrade familia'nin kulelerine cikilmasi hararetle tavsiye edilir. asansoru kullanmayin. dar ve dik merdivenlerden cikip sehire ve kulelerin detaylarina yakindan bakmak gerekli. kiliseye inanilmaz bir turist akini oldugu icin ziyaret icin sabahin erken saatlerini tercih edin yoksa kule merdivenleri ve asansor basinda kuyruklarla cebellesebilirsiniz. yaz aylarinda barceloneta plaji oldukca ilginc olabilir. nou camp tur'u mutlaka yapilmasi gereken ziyaretlerden biri. bir biletle stadin ici, soyunma odalari, basin odasi, ufak kilisesi ve muzesini ziyaret edebilirsiniz. barcelona futbol takiminin burda bambaska bir anlami var sehirliler icin. resmen kutsal bir hadise. las ramblas'da cok fazla zaman gecirmeyin. bizim istiklal caddesinden pek onemli bir farki yok. ortasindaki pazar alanindan, meydanindaki burger king'e kadar istiklal caddesinin bir farkli versiyonu. deniz yonune dogru inerken solunuzda kalan eski sehir (barri gothic) ve el born konsantrasyon ve zamanin cogunun gecirelecegi alan olarak belirlenmeli. pl. reial'de takilmak farz. gene burdaki banklarda aksam vakti takilip yorgunluk atilabilir. placa reial'in arka taraflarinda bir kac metal bar var. las ramblas'a girince (deniz yonune dogru yururken) sagda ilk sokak'a girin (c. tallers) bu sokakta bir biri ardina dizili bir cok metal shop, muzik magazalari, street wear magazalari ve gothic shoplar var. revolver ve arise records fiyat acisindan en avantajli olanlar. sokaga girdiginizde sol kolda yer alan 2 revolver magazaninin ilkinin indirimli bolumunde ben sahsen kendimi kaybettim. mont juic ve military castle sehire tepeden bakmak icin gene guzel bir mekan. sehirin metro agi oldukca gelismis. t-10 biletini oneririm. 6,5 euro'ya 10 kez kullanabiliyorsunuz ve tren otobus, metro olmak uzere 1,5 saat icinde aktarma da yapabiliyorsunuz. ama yurumeyi tercih etmek sehiri kesfetmek icin daha iyi bir yol. gezilecek en onemli yerler yurume mesafesinde. yorucu ve zaman alici ama dedigim gibi benim tercihim buydu. sehir genel anlamiyla cok pahali degil. bir burger king menu 5 euro , ufak su 0,30-,090 euro civarinda. yemek ve market/su/bok pusur alisverisleri icin las ramblas uzerindeki dukkanlari tercih etmeyin (pahali). guvenlik acisindan cok sorunlu olmasa da ozellikle raval bolgesi (las ramblas'dan asagi inerken saginizda kalan bolum) sehirin ariza bolgesi (bizim tarlabasi misali) arap ve afrikali gocmenlerle, junklar bu bolgede takiliyor ve tehlikeli olduklari yonunde surekli uyarildim. sehirin hostal, hostel ve otelleri sene boyunca %80 doluluk oraniyla calisiyor. rezervasyonlari sehire gitmeden bir kac ay once yapmakta fayda var. sehirin las ramblas haric istanbul'la pek alakasi yok. insanlarinin cok renkli, kadinlarinin inanilmaz alimli ve tarz sahibi oldugunu eklemekte fayda var. sehirde konaklamayi dusunenler eixample bolgesini oneririm. hem cok merkezi hem de sehir merkezinin guney kismina nazaran daha guvenli. gece icin eger bir barda takilmayacaksaniz bir yerden bira stoklamakta fayda var, keza sigara icin de ayni sey gecerli. buradaki beyanatlarin aksine ingilizce kullanimi cok sorunlu degil, esnaf ve halkin ingilizce'ye turklerden daha hakim olduklari kesin.

katalanyanın başkenti.tarihi ve futbol takımıyla ünlüdür.futbolda daima bir takım bir süre ortalığı kasıp kavurur ya işte o sıra şimdi onlarda.kupalara ambargo koyması bekleniyor

(bkz: monserrat)

(bkz: sin city)*

muthis planlamasiyla hayran birakan, her yonuyle yasayan sehir. avrupanin en ozgur kenti. daha da onemlisi fc barcelonanin sehri. (bkz: nou camp)

katalanya'ya sınırlarında yeralan, bu sebeple resmi dili katalanca plan, katalan olanların ispanyolca konuşup yazmadığı, bu tür taleplerden imalardan da hiç hazetmediği şehir. hostelden çıkıp plaça de catalunya'ya yol almışken önüme çıkan bir anketör çocuğun anket yapma ısrarına "ispanyol değilim" deme gafletinde bulunmam üzerine daha iki adım atmamışken arkamdan "ben de değilim zaten, hıh" diye höykürmesine neden olmuşluğum vardır.ha bu arada neydi bu lizbon ve barcelona anketörlerinin benimle anket yapma, adsl paketi* satma hevesleri, çözebilmiş değilim o ayrı...

(bkz: barselona metrosu)

sehrin en iyi restoranı limanda bulunan salamanca'dır. fakat burada yemek yemek için 6 ay öncesinden falan rezervasyon yaptırmak gerekir. zira her daim kapalı gise oynar.

insanlarinin saatlerce suren ve akil almaz boyutlardaki yemek aliskanligina midemin hala alismakta zorlandigi, bol secenek sunan, renkli kent. siz ise gitmek icin metronun merdivenlerinden inerken plaça de catalunya'da, ortalikta hala elinde birasi salinan tipler vardir. insanlarin icince sehrin icine sicma gudusunu etkisiz hale getiren bir de manyak temizlik timine sahiptir barcelona; sehrin butun sokaklari sanirim her aksam tazyikli sularla yikanir paklanir*.

yasamanin pahali oldugu sehir. aslinda hayat gayet ucuz; yemek, icmek, eglence, ulasim... ancak bunlari goz onunde bulundurarak size para veren ispanyol sirket barselona'daki emlak fiyatlarini goz onunde bulundurmaz. bir taraftan daglar bir taraftan denizle cevrili olan bu renkli sehirde insan sayisinin artisiyla dogru orantili bir emlak artisi olmayinca inanilmaz paralara tepenize bir cati kondurmaniz anca mumkundur. aldiginiz maas da kiraya gidince sehrin tadini cikarma luksunuzde gozle gorulur bir dusus yasanir. evlerin sato fiyatina satildigi, karanlik tek goz odalara fahis kiralarin istendigi bu sehir, ancak ogrencilik-is hayati gecisinde sizi tatmin eder mutlu eder.**

ispanyollar bize benziyor demeden once bu sehrin ortasindaki plajin gorulmesi gerekir. ayrica yol sormak icin ingilizce konusan adam bulamazken torbacinin birinin gelip once ispanyolca, anlamadigimizi gorunce ingilizce, kivirmak isteyip almanca bilioz biz dedigimizde de almanca olaya girdigi, bizim de turk cikacak diye tirsip uzaklastigimiz muhtesem sehir. picasso muzesi pazartesi kapali bu arada, aman diyim.

barcelona'da 'casa camper'(ki bu bildiğimiz camper'ın oteli) kalıncak yer, açık mutfağındaki şovlarla hem lezzet hem eğlence sunan 'cal pep' de tapas yenilecek mekandır. ayrıca 'iguapop gallery' grafik dizayn düşkünleri için eşsiz bir sanat galerisi...cal pep: plaçe de les olles 8. metro barcelonetaiguapop gallery: c/comerç 15 www.iguapop.net metro jaume

etraftaki herkesin (tanidik es dosttan sozluge kadar) sisirmeleri sonucu buyuk umutlarla gidilmis, nefret seviyesinde donulmus sehir. simdi bi gotik istanbul dusunun, yanına da antalyayi ekleyin...teoride 10 numara di mi? he hee, oyle degil iste. evet gotik, evet gaudi bunlar cok hos seyler de ne yasanası, ne tatil yapılası, gece hayatı biber gazıyla zehirlenmis katalan baskenti. otobuste yaslı amcalara yer vermeyin, yaslı muamelesi gorduklerini dusunup terslenirler, ispanyolca yardırmaya calısmayın katalanca cevap verirler nasılsa, yine de anlasamazsınız ama karsılasırsanız mutlaka barri gotic te canli bir opera performansı ya da yalniz trombon calan birini dinleyin. ayakkabı muzesini sorun, gidin, muzeyi degil muzenin bulundugu mini meydani gorun. meydandanki cesmenin sehrin baska bir yerinden geldigini, ilkokul binasının uzerindenki deliklerin sivil savasta atilan bombalar sonucu olustugunu unutmayın. katalanlara cok soru sormayın, fazla samimi olmayın, guney kuzey dogu batı farketmez buldugunuz ilk otobus ucak trene atlayıp ulkenin baska bi kısmına gidin. sakın ispanyayı barcelonadan ibaret sanmayın. itiraf etmeden de olmaz, domatesli ekmek dunyanin en super icatlarından biridir yanina da guzel bir dilim peynirle afiyetle yiyin.

su anda hava alaninda sikindirik 1eroluk internet baglantisi ile caresizlik icinde arkadasima ulasmaya calistigim sehir. ilk izlenimler ne yazik ki kotu. zira nete baglanabilecegim bi yeri yarim saatte anca bulabildim.

Rasgele

+ siz de gelin
+ malatyaspor
+ camasir makinesini seyretmek
+ yuvarlanip gidiyoruz
+ stuart hamm
+ biz bize benzeriz
+ buzdan dildo
+ piemonte
+ mill
+ kisinin kendi evinde misafir olmasi
+ o oldu diyaloglari
+ reklami merak edenlerin okumasi gereken kitaplar
+ steward
+ calvin and klein
+ fane
+ polymorphism
+ yatak odasi
+ sorunlarin hic konusulmadigi iliski modeli
+ kaan ertem
+ bandini

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam