|
|
dün gece shaft'a gidip "old love" da eşlik ettiğim, en son çalışını gördüğümden bu güne hayvansı değişiklikler sezinlediğim gitarist, çekirge...
hasta bünyesini iyileştirmek için kendisine yoldaşlık edip 2,5'ar porsiyon adanayı lüpleme vahşetine ortak olduğum büyük kütle. "kırmızı etttt!!!!" "yanık ve çiğ ettt!!!!!" nidalarımız gökyüzüne karıştı*. bu adamın yemek yiyişi için (bkz: kostok)hoş, ben de camoka gibi yedim.
bir gece kapımdan içeri sallana sallana girip aynen şöyle demiş olan tartımlanamayan cisim:"papalinacım...ben azdım papalinacım...köfteler beni azdırdı... pehlivan'ın* sıcak köfteleri beni azdırdı...(o sırada yalpaladı düşecek gibi oldu)..şimdi ben...."derken uyandım allahıma bin şükür.
aynı evde yaşasak birimizin ümit usta diğerimizin beyazın obez tiplemesine dönüşme evresinin en fazla 2 hafta süreceği insan ...
şımarmanın çok yakıştığı insanlardan. bir de çok güzel gözleri var.* * her zaman madden ve manen yanında olacağım birkaç özel insandan biri.
tanışmak icin zirveyi beklemek zorunda oldugum* icq vasıtası ile pek bir interaktif muhabbet ettiğim, mcrea zirvesine uyuyup kalmamdan dolayı gidemeyip, tanışamadığım, mezopanla bol bol kulaklarını çınlattığımız suser**.!
3 colin mcrae rally 2 zirvesinde diğer ikisinde olduğu gibi kendisini geçemeyeceğımden oyuna zorla team sistemi de eklettirdiğim, zirve günü takım olarak yapılan yarışlarda kendisini geçmeye takım arkadaşım kenny ile harbi kasacağımız insan. ayrıca kendisine doğum gününde suserler olarak bir araya gelip bir microsoft ürünü olarak topsuz mouse almayı önerdiğim kişidir kendisi.
gözlüklü adam olarak tanıdığımbir kere konuşabilme imkanı bulduğum kişimerak uyandıran insan...
aramızda bir top husumeti doğmuş koca fok. uyutuyor bir de, evet...
angel ve bonnie adlı gitarların sahibi...
devri daim topmuş, bunu da gördük. acımız sonsuz, yakalarsak topsuz..
sakalsız-bıyıksız hali, her an uzatılacak mikrofonlara ayrıntılı beyanat verecekmiş gibi bir imaj vermiştir kendisine.**
kutadgu mürivik*
telesekreterinde ismini ve soyismini soylerken kullandigi vurgu arasira aklima geldiginde kendi kendime kahkahalar attigim suser
gercek dostum, gitarı konusturan adamlardan, büyük ve hisli adam.
40 yıldır tanışıyomuş gibi hissettiren sıcakkanlı kocca adam..bana nicedir duymak istediğim vaadlerde bulunan marko paşa..ayrıca aldığım duyumlara göre tekniği zayıfmış ama ruhu yeter de artarmış... söyleyenlerin yalancısıyım*
bu insanla beraber yapacak çok iş var daha; colin mcrae oynanıp yerinde canlı dinlenecek ilk etapta..
pavarottinin her yere yaninda goturdugu altindan helasini ikinci el cok ucuza kapatan ve bu sayede 2005 yazini cok daha rahat gecirecek keyfadami. ayrica denizde yüzerken goren oldu mu bilmiyorum ama 6.5 kulacta 10 suaygiri guc uretebiliyor*.
uğruna bir buçuk saat yollarda geçirilen kişidir.. değmiştir.. helal olsundur..
uğruna hangi bir buçuk tam iki saat yollarda geçirilmiş kişidir. üstüne üstlük de yolu bulsun diye iki adet kılavuz tutulmuş kişidir.tabiii kii de helal olsundur.
gustosunun hatrına sahneye karnı tok sırtı pek çıksın diye kanaat'a davet ettiğimiz , yemeğe gelemediği için bir miktar çerkez tavuğu'nu doggy bag yaptırıp yanına da hırsızlama bir kaşık alıp konserine gittiğimiz insan yavrusu. hayır tokmuş yemedi.tok top... bir de içimden geldi, fok.
konser veriyormuş, gittik. dıngır dıngır bişeyler çalıyordu, bir de sigara sıkıştırmış gitarına, olmuş size jimmy hendriks. pek ala , pek ala. konserlerini bize daha yakın mevkilerde vermesi dileğiyle hey maşallah. bir de o koca gövdeyle o enerjiyi nerden buluyor formülünü bize de söylese...
bu geceki performansi ile gonlumdeki yerini percinlemis blues ustasi; angel asigi. sozlugun zahir araliklarinda kendisine dair besledigim samimi hislerimi ve hayranligimi yuz yuzeyken de ifade etme sansi buldugum mutevazi dost.
bi insan bu kadar mı hissedebilir içindeki müziği, bu kadar mı yansıtabilir, abilerin kralıdır, başımın tacıdır.
tam bir üstad, müziğiyle, tavırlarıyla, canayakınlığıyla, inanılmaz bir abi. kral.
mutsuzlugun kafasini gozunu kiran imdat cekici. kafayi yemeden once son cikis.
her performansıyla gitar guruluğuna biraz daha yaklaşan kişi...
icindeki cocugu daha sık durtmesi gereken insan, kaliteli metin yazari, guncelleme oncusu, gitanes otlakcisi
korkudan uzak durmayı öğreten, güven kaynağım. * en sinirli anında bile kibar davranan, son bombalarım karşısında, durup, yüzüme bakıp sakin görünmeye çalışan kral abim.bu erdem karşısında aklıma; '' hayat denizi sakin olduğunda, daha da korkunçtur; çünkü sukunetin arkasında fırtına saklıdır'' cümlesini * * getiren kocamanım. yaşam boyu kulaklarımdan gitmeyecek benzetmelerin sahibi. sakin, erdemli. her zaman yürek, akıl, insaniyet denklemi ile hayatımda olacak angelsever. hepimiz yolcu olmuşuz be abicim, kendi içimizde bambaşka yolculuklar çizmişiz. ben bir dönemeçte durmuşum, sapılmayacak, ters bir yönde. sen fark edip dur demişsin. unutulan açı, sapılmayan dönemeçe. bu sabah düşündüm bunları, şimdi elimde bir terazi var, kendimi tartıyorum. kimseye söyleme ama dünya yusyuvarlak diyorum. *
bluesman sev beni, sokma müşkülegel seninle kaşık atalım iki tabak keşküle
kar fırtınasının içinde beliren obi-wan görüntüsü gibi birşey.. yol gösteriyor, karanlık taraftan koruyor..
rüyalarına sızarak vermeye çalıştığım mesajları zaman zaman yanlış anlayan, ve insan kılığındaki beholder kılığındaki aziz şeklinde kendisine gözüktüğüm en son rüyanın da bunun bir istisnası olmadığı kişi... kendisine rüyalarında fare gibi sembollerle fark ettirmeye çalıştığım gerçekle gelecekte bir şekilde yüz yüze gelecek olan kişi... *not: uyumadan önce iyice örtünmemiş olmak trojan etkisi yapabilir ve davetsiz misafirlerle ** karşılaşabilirsiniz.
kraliçelik tacımı çıkartıp sahnesinin köşesine koymus bulunduğum kocaman ve sıcak insan, insallah kabul eder.
ihmal ettigim ancak asla ihmal edilmemesi gereken adam.ha kendimi affettirmek icin valde sultanin kendi elcagaziyla yaptigi ketelerden yukluce alip kapisina dayancagim limonlu caylar icirecegim o ayri.
turkiyede gidilip, ilk is izlenilicek grubun* gitar calan insani..**siparisi su an elimde olan sahsiyet..
hayatı idame ettirmek için beraber tiz, bas ve mid ayarları çekeceğim oğlan çocuğu.
"olmaz böyle bişey" canım ortakım..
her gordugumde "bu adamin boyu bu kadar uzun muydu yahu" diye dusundugum genc irisi.
kendisinden açık büfe hizmeti beklediğim peperonnili pizza
airbus a 319-320-321-330 ve 340'ı aşma bitirme yolunda emin adımlarla ilerleyen flythy pilotu.
ortak bir idolumuz var, bugun bunu daha iyi anladim. mark knopflerin motosiklet kazasi yaptigini gordukten sonra "sozluge yazayim" dedigimde, benden once davranmasini gulumseyerek karsilayabilecegim tek sozluk yazariydi, gulumsedim ben de.
"angel" ini 30 sn. kadar boynuma asmama izin veren, fakat 30 sn. sonunda hala sağ olduğum için allahıma şükrettiren varlık.
amelie'yle bozcaada'da karşılaştığım ve adadan kasılmış biri olarak gördüğüm için korkunç sevindiğim vapurda bana sayısal loto ısmarlayan dost insanlarımdan...
pit lord.
birbiriyle alakasız ama güzel zevklerin ve yeteneklerin büyük bir cüsseye yerleştirilmesiyle oluşturulmuş şirin bir prototip,çok başarılı bir çalışma,potansiyel no fear tişörtü.
ayaküstü tanıştığım sıcak kanlı insan. tayfun ile akustik bir takım olaylara girdiler. (saygı)
gitarın ağlayabilirliliği konusunda hemfikir olduğumuz cici insan...
birlikte adam gibi jam yapmanın elbet bi gün nasip olacağı, iri bluescu kişilik. sempatik insan. gitarına isim vererek bizi yalnız bırakmayan adam.(bkz: gitara isim vermek)
neşe sacan acemi pilot."bluesman- abi bişi diycem la guardia da kule yok, jfk tower a bağlkansam olur mu"
halimi anlayan, bana bu an en gerekli bilgileri bulan, hatta onları yağdıran en bir tatlı fok. ortak.en tatlı "uçak mı, hava mı, nerde mi şimdi, bi saniye, buna bak, olmadıysa şuna bak, şimdi buna bak bi de, dur bi bak bak ne diyo" kişisi, canım pırtak.
uçuşu sırasında sözlüğü takibi elden bırakmayan harika pilot.
sabahlara kadar konusabilecegim, uykusuz gecelerimin musebbibi; sandigindan daha iyi* gitar* calabilen, cani sikintiya gelemeyen, bana uzun zaman sonra your latest trick dinletmis kisi
gecenin 3ünde uyumam gerekirken kendisine uçuş dersi vermemi sağlamış öğrenci pilot.*
isinden acilen istifa etmesini istedigim, olmasi gereken yerlerde olamayan ucuc bocegi.
göbeğimin en nadide, en yumuşak bölgesi, göbek pamuklarımdan yaptığım yastıkla beraber kendisine rezerve edilmiş olan yazar ül azam, gitarist ül blues...
her büyük blues ustası gibi şişman, neşeli, canayakın. zannederim daha etraflı muhabbetlerimiz olabilecek kendisiynen. son buluşmadan bişey anlamadık zira..
kolay sok olan sevgi böcegi, alien yumurtasi bir seymis bu... burdan bakinca öyle görünüyo, evet.
simdilik topluma aciklamadigim bir gercegin ana kahramani olan ve en ufak hareketimde bir anda "iskele alabanda" seklinde bagirtabilecegim kisi.***
28 haziran 2003 cumartesi akşamı, elim* bir baskın sonucu düşen blues un son kalesi. cumartesi nin hemen öncesindeki akşam ise kahpe bizans leşkeri, baskının ilk tohumlarını nevizade de atmış idi*
bir insani en kotu zamanlarda gulumsetebilen kisa boylu şahsiyet(bkz: kime gore neye gore)
yılan gibi blues çalan insan.
bugun itibariyla cok racon olan sahis..o direksiyon artik caliscak..hehe..kardesi ona cmr04 verecek..hola!
sozlugun dire straits uzmani..
uzun saatler boyunca kafasini utulememe ragmen bikmadan sikilmadan anlatmaya devam eden muteakibinde uykusu geldiginde tarafimca uyutulmayip birde is yaptirilan sahis.*
evcil yaban öküzü. evcil olmayanından farkı, zeytinyağlılarla etlileri vahşice yeme oranlarını ayarlamayı bilmesidir.
yakinda topladigim makineyle konuk edip harbiden oyun oynayacagim dogaustu kudretli kisi*
boşluklara yağ gibi sızan entry avcısı.
"abicim!" diye hitap edilmesi gereken washboard perver kazoo virtüözü
kendisini, kalbini, meleğini ve how blue can you get sonrası yanaklarımı sıkmasını özlediğim bi şekilde babacan tavırlı (hı?) çok tatlı blues adamı.
bir kuğu asaleti ile, bir kaplan vahşiliği ile ve bir top yuvarlaklığı ile coron makro pist yarisinda rekor kirabilen pasa.
beni kucağımda iki aylık bebemizle bırakıp kendine dost tutan, eve artık uğramaz olan kör olasıca.
çok özlediğim fok.. piy piy piyy..
bir tabak pilav ugruna dağları deler
(bkz: bro)
mr fabulous'un kendisini taşıdığını henüz farkedememiş hayat gülü*.
doğuştan çift kalpli adam. solundaki kalbi kan pompalıyor, sağındaki kalbi * muhabbet.
arkadaşlarını "kırpıp kırpıp" yazar yapan yontma ustası, 19 mayıs sabahı çalar saati.
canim pirtakim..
tekmeliyor...*
juha kankunen ve sebastien loeb ile olan muhabbetlerini anlatarak beni catir catir catlatmis,hayatimdaki en uzun telefon konusmasini yaptigim suser*
yanyana gelemedigimiz zamanlarda iletisim kanallarinin*** yetmedigi adam
yan yana geldigimizde* yaninda cuce gibi kaldigim, buna ragmen beni sozluk ahalisine bilumum "gobeksel" i¢erikli entrylerle tanitan kişi. sevgiyle ayar verilesi mahluk. her şeye ragmen;*(bkz: tencere dibin kara) (bkz: tencere dibin kara benimki senden kara) (bkz: tencere dibin kara seninki benden kara)
sozu var, bana layla calacak. guzel insan, ellerine saglik simdiden.
when harry met sallynin ilk yarisi uyarinca harrym. arkadasim. bir erkek ile bir kadinin pek de guzel sadece arkadas olabileceklerinin gostergesi.
masaya yumrugunu vurarak kilibiklik yapabilen erkek modeli. bu baglamda tum kilibik camiasinin gurur kaynagidir kendisi.yenge-hayatim, bulasiklari yikadiktan sonra cay da demleyeyim mi sana?bluesman*-hayir dedim! bulasiklari ben yikiycam! sen otur asmali konagi seyret!yenge-peki...
angel adli bir yaratiktan (gitar diyemiyorum, ismi falan var) aldigi guc ve damarlarindaki kudret ile "her nerede ve ne kosulda olursa olursa olsun daimi kilibiklik" derneginin onursal baskani, temel diregi. filmden cikip gelen sunnysi * ile beraber co-pilot ve pilot ikilisi olarak "dunya ciftler artistik fiat palio cup"'a katilip alternatif pilot co pilot diyaloglari baslligina yapacaklari katkilari bekliyoruz.-hayatim sonraki donus ne ? hadi bekliyorum-yavas git blues, sacim bozuluyor. zaten toz toprak doldu arabanin ici, bi ara saga cek te paspaslari silkelim
south park cd'lerimi özleten kişi...
der ki kendisi için: "24 nights konserinde old love'ın solosunun girişindeki bend". bak öyledir ama hakkaten. hoydabre'lik, bağrım yanıyor'luk, ben bu dünyanın ta..'lık bir adamı bu lafların müzikteki karşılığı olan blues ile tanıştırmışlar 50 sene kadar önce (çok yaşlıdır bu), tam manasıyla "cuk" oturmuş.şimdi kendisini bir gitarist olarak inceleyecek olursak: bi kere "ben buyum gardaşlar" diyen bir üslubu vardır. geleneksel blues'un hastası olduğu halde yeni elektrikli blues tadında çalmaya bayılır. çalarken kopar. mimikleri ve hissiyatı o sırada cumhuriyet meyhanesi'nde iki tek atmakla meşguldür. öyle duygu yüklü çalar.şimdi farz edin ki bluejean, radikal sanat, vs okuyorsunuz: mark knopfler ile eric clapton'ın özgün stillerini aynı potada eritmiş, bu toprakların hissiyatını baharat olarak katmayı ihmal etmemiş, kalburüstü değil ama kalburabastı bir gitaristle karşı karşıyayız sevgili okurlar.
mezopan kisisinin t* ö* g* rallisinde birinciligi kimselere kaptirmamasinda en buyuk pay sahibi olan copilot.
kemerini bomerang yardimiyla takabilen tombul sigara boregi. haa bi de traş olunken yanlişlikla yuzunu kesmişti. kan yerine ¢ikolatali sut akiyodu kesikten.*
son olmasını da dilediğim ilk arkadaşım, dostum hollim. koca bedeninde sakladığı naif kalbindeki çocukluğu asla kaybetmemiş, 1960'larda kalmış romantik duygu adamı. çok yönlülüğü, bir ansiklopedi gibi güvenebileceğiniz hafızası, espri yeteneği, müzisyen ruhu, çoğu kişinin bilmediği fotoğrafçılığı, co-pilot'luğu, yazarlığı ve çapkınlığı önemli özelliklerindendir. bluesman'i aynı gün içinde dağ başında bir toprak etapta fotoğraf çekerken, akşam da blues soloları atarken görebilirsiniz.
ne okuzu be, yanlis biliyor kendini o. dostum o benim, ben yokken basligimi koruyup, kollayan, kendi olabilen ender sahsiyetlerden biri. badilistin bir ust seviyesi olsa da oraya alsak, rahat ettirsek.
yakın bir zaman içinde, evindeki 5 gitarından birini ya da en kötü ihtimalle masasının bir bölümünü, masaya kötü davranacağımı bile bile benimle paylaşabileceğini ve pentatonik uçuşlar yapacağımızı düşündüğüm dost .
osuruktan nem kapanlar zirvesinde tanıştığım ve çok sevdiğim, osururken nem oranının % bilmem kaçlara ulaşan bir adam. sonrası malum işte. (bkz: bluesman/@cybill)
ne zaman selam versem hep çok işi olan adam. ancak müşaade ettiğim kadarıyla, işi gücü oyun oynamak bu zerdalilinin. bir de tavukları kanatlarıyla höpürdedip doymuyor zalim. bana o küfreden bakışlarla bakma, aşka olan inancımı sarsma seni pilot seni. şimdi çok işim var, ilerde daha uzun yazarım canımın içi.
bileklerimizi çapraz şekilde çatıp hayatın güçlüğüne koca bir "höt" çekeceğimiz adam*.
eski diziler konusundaki uzmanligiyla ve fil hafizasiyla beni dumura ugratan abi... önünde saygiyla egiliyorum.
"yahu bu kadar lafi geciyo ve bu kadar insan bu adami seviyo. peki nasi biri bu adam?" diye merak edenlere kendi capimda katkida bulunmak uzre cam sakizi coban armagani olarak hediye sundugum kişidir. buyrunuz bakiniz;http://artpad.art.com/?id7juc5tb9g
pasam bu adam benim. bazi bazi beni benden cok dusundugunun farkina vardim. bunu fazla yapmamasini salik verdigim adamdir zira kendimde simarma potansiyeli goruyorum. ihmal ettim son zamanlarda ama bahanem saglam.
portos'un jedi şubesi.
uzun zamandır yüzünü göremediğim; ne kadar sitem etse haklı olan abicim.
o bir robin hood, o bir gene kelly, o bir sovalye. louis'ini mutemadiyen bulutlarda gezintiye çıkaran, hiç clark kent'e dönüşmeyen süpermen.
kendisini pek bi mutlu görmekle, pek bi mutlu olduğum asker arkadaşım.
düş diye bir komut verdi. oy oy...gün! gün doğar ya bazen erken.işte o an bir telaş bir telaş..bir kuş çığlık çığlığao kuşşşşşş,o kuş ki....düşer bazen.
(bkz: meöööööövvvv)
gitmesek de gormesek deo bro bizim bromuzdur..
o bir dost, o bir siyah gözlüklü, o bir eşlik edici, o bir aşık, o bir ayakları yere basmayan, o bir blues gitaristi, o bir pilav manyağı, evet.
hali hazirda 4.5 ayda 14,5 kilo veren bendenizin ne kadar gobekli olabilecegi konusunda hayal ve tasavvur sinirlarini zorlayamayan, bu yuzden sesimi cikartmayip kendi kendine benimle dalga gecerek eglenmesini uzaklardan bitmeyen smaylilerle izledigim pofuduk insan. darisi başina diyorum buradan kendisine...
bir ömür değil bin ömür en güzel ne varsa onun olmasını dileğim, iyi ki doğmuş olanım, abim.
soyle bir sıkıca kucaklamasına ihtiyacım olan kisi.
o kocaman bir çocuk ama "bu kadar mı tatlı olur bi çocuk" dedirten cinsinden....o geceleri esen blues terörüo kimsesizlerin dostu, filanjistlerin ve darşeviklerin amansız düşmanıo portakal bahçelerinde daha iyi bir rekolte için ağaçların dibine işeyen adam...o, siz geceleri rahat uyuyun diye blues yapan adam* *
mivvv.. miaaauvvvv... maaauuvvvvv... mrrrrrrrr... mrrrrrr.. miv..(denmek istenen: canım ciğerimdir benim, kendisi bir ağaç kadar önemlidir bu dünyada, benim dünyamda.. güvendir, dosttur, ortaktır.. her zaman'dır.. iyi ki var'dır.. hep mutlu olasıcadır, foktur.. piy.)
gercekten buyuk bir adam* kimsenin anlamadigini , bir bakista sorunum oldugunu anladi anlamaya ve bana destek olmaya calisti.guzel insan boyle insanlarla arkadaslik edilmeli kazanmali boyle insanlariiyiki varsin bluesman
papalina tava'nın gitarıyla bizi un ufak eden, gitarın sesini ısırarak duyabileceğim gibi miyagisel öğütleride bulunan baba suserlerden biri...
clean soloları mark knopfler gibi, distorte edilmiş soloları da eric clapton gibidir bu sarımsağı bol haydari kılıklının.
ralli manyagidir kendileri..cmr04 bizi bekler bluzmen bradaaa...artik musaitiz kisa zamanda yapalim kardesim.bole aksionuzdur uyandiralim.ha kopil sozluk gelemez ama ben wrc 04 icin antalya'da olacam bluzmen kardesimle..evet evet..
taniştik sonunda ve gorduk ki, bluesman hakkaten baba bi insanmiş. hurmetler sunuyorum kendisine
pek samimi, enseye tokat bi insan evladi, kahkaha efekti, sevgi böcegiymis bu... müstakbel misafirim. ellerimle mezeler, börekler hazirlayacagimdir.edit: yapilan itiraz üzerine sevgi böcegi ifadesini sevgi kelebegi seklinde degistiriyorum. yooo, omuza bir saklak daha yemeyi göze alamam.
şu anda elimde olsa dünyaları vereceğim; angel'dan kopartmayacağım, abim.
doğduğu gün de aynı heyecanı duymuştum keratanın. hemşirelere verdiğim bahşişin haddi hesabı yoktu. netekim 50 senedir heyecanları sulandırmadan şu hıyar hayata en güzel hareketleri çekiyoruz, hayat da "kim dürtüyor ulan" deyip duruyor. diyoruz ki biz de o hoşaf kılıklı hayata: yok bişey otobüs geçiyor onun sarsıntısıdır zanim benim...oğlum ve babam.
kulağımın pasını canımın içi müziğiyle alan ortakım o benim.. dinlemeyi çok özlediğim gitarist.. müziğiyle bir olan, müziğini yaşatan, yaşayan, müziğine hayattaki her şeyden daha büyük bir saygıyla bağlı kalan koca çınar..sen hep sahnede ol be ortak!..
kucağında emanet bir mainboard varken elim bir ayak takılması sonucu uzuuun uzun düşen, fakat düşerken kendisini ahmet tarık tekçe misali* sırtüstü döndürerek yere konduran; bıyıkları yeni terlemiş bir delikanlı.
sagda solda reklamimi yapiyormus, duyuyorum. gonul ister ki ben de onun burada * reklamini yapayim ama alicisi yok ki? *
beni zor bir günümde yalnız bırakmayarak, moral ve güç kaynağı olmuş koca fok..*
koala lumpur cemiyetinin önemli elemanlarından ...
çiçeği burnunda yönetmen
(bkz: muneccim)
istanbul ankara arası uçağıyla dolmuşçuluk yapmaktan vazgeçirilememiş ve sonunda ankara belediyesi tarafından esenboğaya yeni terminal inşaa edilmesiyle ödüllendirilmiş dolmuş kaptanı.
safranda gayet içten bi şekilde of of söylemiş, erasurelara dansetmiş, tanımadığı insanlarla çember oluşturup electric boogie yapmış füzyon badigardı.
saçları bir sabah kurumuş yapraklar gibi yerlere dökülmüş uyandığında..keltoş olmuş, her haliyle çocuk olan kocaman cüsse..ayrıca b <3 a.
doğum günü kutlu olasıca, gidilip evindeki bütün börekler yenilesice, mikropilarda takımı hediye edilesice, kendisinden düşünce güzel gibi kabak bi'cevap alıncasıca, kutlanılasıca (ne biçim kelime lan bu) fakat mecburen yurdundan * erken kalkılasılca, eve gelip bu konuyla ilgili entry girilesice.piyaz:yavrum benim.
çok sever kardeşini, işini gücünü bırakıp görmeye gelir, kocaman sarılır. cadı kardeşi ise herkül'ü zapettikten sonra kısacık da olsa yüzünü görebildiği için peeek çooook mutludur...
beni insanlarla tanıştırırken buda bizim ufaklık demesine deli oluyorum* amaaa onunda adı çıktımı yemek canavarına kurtulamıyo bu imajdan oh olsun..hafta sonu yediği böreklerin, zeytin yağlı dolmaların haddi hesabı yoktu, bide yerken ben rejimdeyim demesi ise kahkahalara sebep oldu...
jedi reflekslerine sahip amatör pod racer*. ayrica dergide de yarış sonuçlarını yazmaktadır.
çınar******.
ufaklığı* yücelten, aslında kendi içinde de harika bir çocuğa* sahip olan, şımarık ve tatlı adam.
kafası berber makası altına girdiğinden beri yusyuvarlacık olduğundan, bilumum instant messaging programlarında smiley olarak kendi resmini kullanmaktadır.
fender master
beraber aromalı sigara içip gs maçı izlenesi keyif adamı
doğumgününde en büyük zevkini yaşama fırsatı bulmuş, tımbırdattıkça tımbırtdatmış, alkışlandıkça alkışlanmış mutlu ponçik.
- mırrrrrrrr.. - piy piy piy!..
yoklugu hissedilen,varlığı kucak dolduran,içtenliğiyle saran,sarıp sarmalayan...bütünleştiren,ayrıştıran,tamamlayıcı,derman agacı,çınar etkili sığınak...
bana dondurma verdi, mısır patlattı elleriyle yedirdi, filmlerini seyrettirdi gülmem gereken yerlerde uyardı, film seyrettirdi, bursa istanbul arası uçurdu, bilgisayarında oynamama izin verdi, kedisini benim için ortalığa saldı, gak dedim guk dedi, guk dedim gak dedi......evden çıkmadan çok güzel bir cumartesi gecesi geçirtti bana.àmelie kontes gibi dolaştı ortalıklarda, iyi terbiye etmiş blues'u, hep o hizmet ediyor evde. o kadar şahane bir gece geçirdim ki az kalsın "al beni kollarına erkekim" diyecektim vazgeçtim, zira o layığını bulmuş. boynum bükük, kalbim kırık olarak sevenlerin arasından çekildim. cahit bekray'dn gelsin: kırık bir aşk hikayesi
artık şabanoğlu şabanın sadece repliklerine değil, müziklerine de maydonoz olacak kürdilihicazkar manda.
'herkes ayağını denk alsın' korumacı bir insan kendisi. * *
lucky strike paketine kurban oldugum cikolatali gofret.- yok abi, ben almayim, cok ictim *- hadi len- biy biy biyy *
bira içince yavaş, tekila içince hızlı danseden, yorulunca monitörün altında uyuyakalan, herşeyi tv'den öğrenmeye çalışan, boyundan büyük işlere kalkışan, iyi kalpli masum ve mutlu bir ırkın ulu önderi. 365 gündür her gün 23 nisan.
hayatta sahip olabileceğim en önemli insanlardan biri. abim, hatalarımı telafiye yardımcım, elleri sihirli kocamanım, angel'ının sesini kıskandığım*, kendisini, sevdiğini* çok sevdiğim...
team hede hödö nün hardy si
komurculer ile arasinda husumet bulunan bir arkadasimizdir.*
rüyasında deli bir kömürcüden kaçmaya çalışırken yataktan düşüp yere manda boku gibi yayılan bir silindir kapak contası
hasta olup duruyo, şevkat fasilitesi var, çaliyo pek şokella,bi'de özlüyoruz tabi ailecek üşenmeden etmeden.***
fatih akin kimmis dedirtecek yönetmen. ha bir de 'sensin yer fittigi' *
kutlu dogum haftasi senliklerine baslamis kerata.
angel ile bu akşam shaft sahnesinde döktüren blues bro. bizimle jack paylaşmasını da takdirle karşıladık ne diyelim.
(bkz: sigarayi sevenler vakfi)'nin kurucusu, yetim tiryakilerin sesi.*
thrill is gone'ı bb king'den canlı dinlediğimi öğrenince beni alnımdan öpen bro. gurur duydum garip bi şekilde.
dostum, uzaktaki gölgem... mr jack daniels.
angel ile birlikte bluesaint sahnesini paylaşan, sahne yoğunluğunu %43 oranında artırmakla kalmayıp, blues'un dibine vurmamızı sağlayan jack sebili.
(bkz: allaha şükür)
dün gece shaftta geceye özenle hazırlanmış can dostu angel ile birlikte anlayanları ağlatan blues adamı.
boncik gözlü, kıvrım kirpikli, çalışkan, yakışıklı kocaman pilot. ankara-istanbul arası hiç bu kadar mutlu, zevkli ve konforlu olmamıştı.
2002'den 2003'e girerken yanimda olan adamlardan. sevilesi insan, dost, guzel bacakli erkek*
hiç ummadığım bir zamanda birden bire karşıma çıkarak beni mutlu eden ufaklık diyerek beni kızdıran sıcakkanlı blues adamı...
gerçek dost. sikilmadan çinar görevi dahi görebilmekte.. dogru zamanda dogru yerde olabilme yetisine sahip kisi.*
yepyeni bluesaint üyesi. grubun blues brothers band line up'ına ulaşmasını sağlayan son eleman. welcome on board
sözlük anlamı pentatonikmiş, azimliymiş hikaye olan, aslında tanımında son model dost, iyi insan, iyi arkadaş gibi gözyaşartıcı spreyleri de taşımayı sonuna kadar hak etmiş adam*...
yeni tanistigim/ tanimaktan zevk duyacagimi tum yuregimle hissettigim/ hakkindaki entry'leri merak edip de soooyle bir bakinca hafif metrajli sok oldugum/ sadece benim ve cevresindeki bir kac kisinin sevgisini kazanmis biri sanarken koca cussesi ve altin ayarindaki kalbinden bunca bahsedildigini gorup "vay be... meger ne unluymus benim sevgili kardesim... hem de kendisini yillar sonra buldum..." dedigim / dusunduren, gulumseten , hem sevimli hem cana yakin, hem huzunlu hem neseli , tukenmeyecek ve tuketilmeyecek guzel insan.
can o can..
clean man.
son blues gelişmeleri ile göğsümüzü kabartan, bluesaint'i bir bro dergahı haline getiren blues gitaristi. go bro!
birkac kez bluesaint ile jam eylerken karsilastigimiz, koca insan, fender kullanmasini ise daha once takdir etmistim zaten*
ortak işte.. adı üstünde..
yetti gayrı diyerekten bu bluesman denen adamın gerçekte ne olduğunu siz okuyuculara ifşa etmekten gurur duyar, sözlerime başlarım, evet.bu adam bir arkadaş canlısı, bir blues manyağı, bir sevilesidir lakin bilinmeyen tarafları da mevcuttur. misal; feci gaza getirir, can sıkkınlığı denen olguyu yok etmek için dünyaya gelmiş, gülümsemek kavramını bambaşka kalıplara sokaraktan, "ben niye bunu daha önce tanımamışım ki" diye kafayı duvarlara vurdurtmuş bir arabulucudur. asosyallik kavramının yanından hayatı boyunca geçmemiş, bir samimi, bir konuşkandır ki, ilk tanıdığınız vakit, "hoop ne diyosun, bi yavaşla, alo" deme ihtiyacı hissedersiniz. bir de dert babasıdır feci, oturun anlatın saatlerce, hem fikir hem akıl hocası olup çıkar. bu kadar seveni boşuna mı var zannettiniz. ömrüm boyunca tanıdığım en bir güzel insanlardan bir tanesi, entryler doyar mı ki bu şahısa, elbet hayır.
and all these moments will be lost as tears in the rain *
kiskanc arkadasim benim. beni mi baskalarindan kiskanir baskalarini mi benden bilemem ama. ah be guzelim, ben seni kiskanmaya kalksam olurum. her yerden cikar hayranlarin. raki masalarinda celebritylerden methini dinlerken kendi beynim yerine kuzu beyinlerine limon sikmadim mi ben? hey celebritym, catalkaram, cingenem...
bir gun aniden onume cıktığında carpıp geri geldiğim ,gorunusuyle hic alakası olmayan bir kalp tasıyan is arkadasım.arabasına teyp takmamasıyla beni cok sasırtan otomobil editorumuz.sonunda mutluluğu yakaladı.
kendimi fazla ozletmemem gereken bir adamdir. zira ozledigi takdirde sarilip nefesimi kesmektedir.
semi gigantik bahar geldi zirvesinde ilk kez yüzyüze sohbet ettik, ama enteresandır, çok nadir insanda hissettiğim sanki "yıllardır tanıyorum ben bu adamı " durumu vardı... hatta sanki uzun süredir görmediğim bir akrabamı görmüşüm hissine kapıldım. çook tatlı bir adam bu, ve uzuun uzuun güzel sohbetlere doğru gideceğiz en kısa zamanda gibi kuvvetli bir hisse kapıldım...göbeği de fena değil... daha çok çalışması lazım, ona bağlamayla yol gösterceğim...*
yere manda boku gibi yayilmanin buyuk bir marifet gerektirdigi dusunulurse, kendisini tebrik etmek istedigim insan. kolay mı oyle janımm? hayret walla.
bizzat taniyinca daha bir kanımın ısındığı, boyle colin mcrae rally 2 oynayan insan olamaz derken üstüne bir de attığı inanılmaz derecede guzel sololar ile*bir de gitarda elimize veren , allah a sukur ki benimle cs oynama gafletine dusmesi sayesinde hirsimi bir ölçü alabilmemi saglamis, guleryuzlu , kendisinden çoook seyler ogrenilebilecek sıcakkanlı, ozel insan.
kendisini ford focusuyla seyretme şansi buldugum yazar. eski gunlerine geri donmuş yol kontrolu ¢ok iyi.
kutlu doğum haftası senliklerini hoplaya zıplaya kutlayamayan canım cicim. şenlik kapsamında, istanbul semalarında atılan havai fişekleri seyrederken bile bir eli belinde takılı kalmıştır. mumları üflerken pastayı merdiven üzerine koymak gerekir, eğilemez o derece yani... *
semi gigantik bahar geldi zirvesinde hadi çıkalım deyip de zırt diye ortadan kaybolan ağırsiklet suser...
ozledim ben bu adami, kac haftadir bi dogru durust konusamiyoruz. "yazik oluyor gencligime, ozledim seni" dedigim adam. *
seke seke çaydan geçicek, mecbur baba iyilesicek.kör makinistlerle buharli trenleri kovalamasi gerekiyor, çook isi var çook.
bilgi verme konusunda çekingen bir şahıstır:camurlusular: baba kimler geliyor pazar?bluesman: çok kişi geliyor...cs: nasıl yani? biraz daha spesifik olsan?bm: yani, çok kişi gelmiyor ama bir sürü kişi geliyor...
kendisinden habersiz olarak dugunde nickini ayakkabi altina yazmişligim bulunmaktadir zira bu dev cusseli adaminda artik evlenme zamani gelmiştir. ayni zamanda bilmesi gerekiyor insanlar kolay kolay degismiyor. ki hala ayniyiz derim ve buradan mesajimi veririm
bluetimes blues zirvesinde tanıştığım, benle bile jack paylaşan, angelı ile ile muazzam iş çıkaran insan..
doğum günü tarihi benim için de özel bir gün olan, bir nevi arabulucu koca adam.
an itibariyle şişli'nin şişli olalı görmediği zulüme maruz kalan* dolayısıyla gıyaben uzaktan kumanda* vasıtasıyle from the cradle yayınına katkıda bulunan şahıs*...
can bir adam bu adam..ortak..elbette yemeğe bile bekliyoruz seni..***
ağır abi!
abi- kardeş ilişkimiz nedeniyle bana fransızca öğretmesi güçleşen insandır kendisi. temsil misal;morti-abiciiim ayı ne demek fransızca?bluesman- l'ours bi tanem.morti- urs yani bana urs demişti arkadaşım. bluesman-l'ours iştemorti- lurs, urs pufff!!!kardeş şımarık olunca abi çatlama noktasına geliyor haliyle. yarın öbür gün thynın bilmem kaçıncı sefer sayılı uçağında ben atansiyon sivuple dediğim zaman kendisinin de "kaptanınız bluesman konuşuyor" demesi icab ettiğinden derslerin şiddet ve sayısının artması kardeşin de şımarık sıkılmış minik rolünden vazgeçmesi yararlı görünüyor diyor ve özlü bir sözle noktamı koyuyurum *
afedersiniz şeker gibi adam.
koca dost.. çınar diyorlar, haksızlar mı?daha konuşacaklarımız var en tatlı blues adamı!.
kendisi esasinda metalcidir.
insanı kolundan kaptığı gibi çocukluğuna daldıran azimli değiş tonton. harikalar diyarının kurşun askeri. gerçekliğini anlamak için mütemadiyen dürtülen top sakal.
trendy clubber.
müzikal küskünlüğü ve mevcut kırgınlıkları bitsin diye, kendisinden habersiz, 'kedi muskası' gibi gudik bir konsepte el atmama çok az kalmış şahıs,lezettli gitar eylemleri sahibi kimse...o kadar yaniaynen kafadan sallar isek;şöyle bir büyü olurdu herhal;-2 desibel miyav-1 adet (kendini az beğenmişinden)diyez dört minör yedi bemol beş-bir tırmık-iki damla süt-bir adet "boşver hepsi geçer"-yarım kilo "su akar deli bakar"-bir metre 'canım arkadaşım'-bolca miktarda çeşitli ulustan kedi gülüşü-bir adet all blues-250 gr oleo-bir adet ikinci el mixolydian.-3 adet de blue note.bunların tamamı bir muskaya konup katlanır, sokaktangeçen herhangi bir kedinin boynuna asılır, bu kedi muskanın da etkisiyle abebe bikilavari bir hız kazanır,koşmaya başlar,sokağa büyüyü yayar..bi arkadaşını görüp ilk oyun oynamaya başladığı anda da hayatın muskadaki büyüyü cenıreyt etmesiyle sonuç:-hadi bakalım,sahnedeyiz, cem eylemekteyiz!!!.....***
kalbiyle gorunusu dogru orantıda olan adam.
motor sporları dünyasının en baba bilgi kaynaklarından biri. kartviziti konusma hızı...hadi mesleğini falan siktirettik, bi de şööyle kuşbakışı bakarsak görürüz ki: baba adamdır bu. hatasıyla da, sevabıyla da barışık bir adamdır. arada kocakarı triplerine girse de dayak yiyerek çıkmayı bilir.yanındayım ben.
kendisi bir nevi uçan foktur.
kendisi bir külkedisidir ve bulundugu yerdeki 2 adet kötü yürekli kardesle beraber calismak zorundadir.bir gün gelecek ve prens ,külkedisini kurtaracaktir...
dolmuşta giderken "hadi sözlüğe girelim" diyip bir anda laptopunu açan bir şahsiyet bu. hemen hemen her cumartesi akşamı southpark izlicem diyerek benimle kumanda kavgasına giriyo, kumandayı kaptırdığım zaman ağlayacak kadar sinirleniyorum...
cok kucuktur kendisi..hem yasca hem cussece..en genc yazarlardandir.. bayramlarda bekleriz el opmeye..
hasretinden peluş foklar eskittim, bir ara bir sor ulan allahsız. (bkz: sözlükte aşk başkadır)
''sizde yetenek genetik galiba beyim ?'' * *
sanal uçucu.. tam da en şirin halimle kollarımı açmaya hazırlanırken uçan tekmemle karşılaşması gerektiğini düşündüğüm tatlı çocuk.. öyle tatlı matlı anlamam ama, sürprizlere hazır olmalı..
dostu omer bey*** ile arasinin her daim iyi kalmasini diledigim suser*.
adım adım büyüyoruz..bazen bir adımın diğerine ulaşması kolay olmuyor..olgunlaşıyoruz.. minik kırmızımsı elmalarken kocaman kırmızı elmalar olma yoluna doğru..ama yüreklerimiz hep kocamanlar,hep öyle kalacaklar.*
şu sıkıcı cumartesi öğle saatlerine bana verdiği tek bir haberle heyecan katan blues brother.
hayırlı yollara bir el freni hareketiyle dönesice...
doğum günü kutlu olan kişi... ha, bir de muzik ve aydinlanma'nin canavar yapımcısı...
"muzigi, jd'leri, ucaklari, aşki ve tum sevgili dostlariyla daha nice seneler gecirsin" temennilerine nail olan biricik arkadaş. dogum gunun kutlu ve mutlu olsun..*
artık her doğum gününde bizim için çalıp söylemesini bekleyeceğimiz, kocaman gülümseyen, iyi ki doğmuş olan doğum günü çocuğu...
kısa zamanda kendisini çok çok sevdiren, ansızın you do something to me çalarak beni salya sümük ağlatan, gördüğümde bööle kollarımı açıp sarılmaya çalışacağım kocaman bir çınar, doğumgününü dün kutlayan ama aslında bugün kutlaması gereken kaptan pilot, buluuuuzman o...
hergün bir yaş daha büyür insanoğlu... her sabah yeni bir bebek verir hayat kucaklarımıza gün doğumuyla... bunu en derinlerinde yaşayan doğum günü çocugudur. taçsız kraliçesinin sevgi dolu ellerinde tutup hiç bırakmaması, hayata olan aşkını, içinde taşıdığı ikinci yüreğin atışıyla yaşamasını istediğim canımdır. *
doğumgününü kutladığım insan.aynı gün doğduğumuz için o da benimkini kutlamıştır.doğumgünümüz kutlu olsun o zaman.*`:=)`
28 dakika önce doğdu. madden ve manen büyüdü. manen fazla büyüdüğü için içine bir çocuk koymak zorunda kaldılar en hergelesinden... sonra 30 sene opsiyon verip bana onu evlat edinme hakkı tanıdılar. insan yavrusundan ayrılır mı be birader! hiç bi yer bulamazsak göbeğinde yaşarız
kaç yaşına girerse girsin gözümde hep aynı yaşta kalacak minik melek, afacan..doğum gününde müthiş bir blues ziyafeti yaşatan gitar kişisi..kıskandım, o nasıl bir gitar konuşturmaktır? mark mısın, eric misin be kardeşim? iyi ki doğmuş bu cancan*...
sahnede olsun, seyirciler arasında olsun, shaftta sık sık karşılaşılabilen bluessever...
gitgide simariklasan, simariklastikca tatlilasan, pek bi ozlenen en bi koca fok.. yine ve hep cok mutlu olasica pirtakim benim..
30 yıldır özlemekte olduğum 33lük şövalyem.
aynı anda hem yaşgününü kutlamış, hem de "hayat arkadaşı" papalina tava'yla olan ayrılığını no(k)talamış başarılı korku filmi aktörü.
34. yaş gününde kendisini yalnız bırakmayan, mesaj atan, telefon açan tüm sevdiklerine teşekkürlerini sunan şımarık doğum günü foku
iyi ki doğmuş iyi ki varmış ve ben onu iyi ki tanımışım insanı.
(bkz: citroen xsara wrc 2006 bluesman edition)*
(bkz: blues)(bkz: man)
teşekkürler desem, hep desem, hep desem... anladığını bilsem..blue man bluesman.
telefonda horlayabilen insan.
iki satırbluesman
nice guzel yillar yasayasi insan *
666 olmasına 1 yıl kalmış acıların abisi... hadi hayırlısı bakalım... gibsonlar, les paullar, fenderlar, stratocasterlar bu abinin köpeğidir duyduğumuz kadarı ile... kutlu olsun...
lugat ul mayhos'un ralli kompetani.yaninda bir saatten fazla kalinca gunler boyunca ralli disinda birsey dusunemez olma ihtimaliniz yuksek.
istanbul ile adaş yaşa** erişen, epeydir gormedigim ve burnumda tuten, yimişacik gobegine sarilinasi dogum gunu skywalkeri.*
eskiden otomobil sporlari basinin aktif field muhabirlerindendi. artık masa basinda. ben rallilerde servis veririken o haber pesinde kosarken az toz yutmadık beraber. "eski rallicilerden kim kaldı"...
yeni imajı sayesinde çok rahat ettim. bir resmini eve aldım. çocuklar bir hata yapar yapmaz gösteriveriyorum resmini. çocuklar anında uslu cocuk oluveriyorlar. sagolasin bluesman.
joliet jake takımımın en nadide parçasını bana bağışlayarak başımı üşümekten koruyan soul mate.
muzik deyince cosan futbol deyince susan, hossohbet yazar.
"ben jhastalıktan ölüytou"ölmeden önceki son sözleri... allah korusun, o ayri.
dünya çevre gününde dogup çevremize armagan edilmis adamdir.
önyargılarımı bir kez daha düşünmeme neden olan adam. takdirlerimi sunuyorum.
gördüğüm yerde kene gibi yapıştığım dev...istiklal caddesinin ortasında uzun zamandır aklımdan çıkmış olan bir ayrıcalığın kafama dannnnkkk etmesini sağlamış, lakin tatlı komasına girdiğinden kendisi, bir ara çıldıracağından şüphelendiğim abiciiiim...
"tanju bir zamanlar kasti paslarla gol kralı olmuş idi. tanjunun göbeğine hürmet var da bluesman'imin göbeğine olmaz mı birader" dedirten fiber bir başlık çeşididir.
hülya kocyigit kosusu mağduru olmasına çeyrek kalmış kişi... kendisine indiana dolaylarından bir bozlak hediye ediyoruz:moon is lighter than the nightplateaus, plateausour boy is in lovehoochie coochie plateaus
bu gece itibariyle grubumuzun* geri kalanı ile birlikte ahlak, haya, ar, gizli, saklı gibi kavramları yerle bir ettiğimiz, ve dünya tarihine geçebilecek nitelikte bir pislikte suç ortağı konumunda bulunduğumuz bro...
taşşaklı gruptan, ** bir diğer bro, grup elemanlarının alt kata doğru koşuşturmaları üzerine jolietjake de olayı merak eder ve alt kata iner, olaylar gelişir...
(bkz: nerde kalmıştık)
mutlu fok.. bi sarılınası..*
şehr-i istanbul için büyük bir tehlike oluşturan dolma özlemlisi koca fok..*
sapdaş***.
imaj çalışmalarında olan hopstar. live stagelerde esen duygu seli.
onun gibi gitar calabilecegimi simdilik hayal bile edemiyorum.
angel'i * cangır cangır öttüren; kendisi tencere, nick'i kapak olan adam. bir de göbegi sefkat dolu alicenap bir muhabbeti cagrıştırdı bana. yok yok öyle.
turnayı vakt-i zamanında gözünden vurmuş olan, kısa bir süre önce turnanın diğer gözünü de çıkarmış olan gitarist-bişi. son hallerini aldığım kule raporuna göre mutlu ve huzurlu. sebebinin müzik olmadığı da aldığım duyumlar arasında. (bkz: turnalar)(bkz: seviyorum seni) (beni değil valla)
sanal ortam*da ayarmatör olarak çalışan, fakat matrix dışında gayet saygılı, bir o kadar da neşeli bir arkadaşımız. akara ile birlikte röntgenci olarak çalıştıklarını sanıyorum. evet evet öyle.(bkz: omuz üzerinden ekşi sözlük okumak)
hopdediks'in sırtındaki kayası ne ise, bluesman'in de gitarı odur.adam her zirve etkinliğinde büyük bir sabırla sırtında taşımaktadır emektar gitarını.hayır ufak tefek bir şey olsa tamam, adam 2 metre, gitar kallavi, dün akşam kaç ampul patlattığını sayamadım bile.
"meraklı" diyeceğim..-kesmeyecek lakin..merakından değil, sevgisinden geldi, geçenlerde bir yemeğe katıldı kendisi ve sevdiceği..sabahına anladım ki, gelmeseler baharat eksik kalacaktı damakta..sabahına anladım ki, yine-yeniden, has arkadaş..her gün yeniden doğ..sabahına ben kutlayayım.
nihayet live stage zirvesinde ayakustu de olsa tanisabildigim kisi. "bugun bir sey oldu da iyi calamadim" dedigi sarkilarini bile buyuk zevkle dinledim. bi de, amfisi super tonlar veriyo.
beni tek eliyle kaldırıp hooooop diye fezaya fırlatmıştır kendisi.
ultra hızlı konuşması nedeniyle her iki cümlesinden sonra efendim? kelimesini duymak zorunda kalan ve gayet anlayışlı yaklaşıp "daha yavaş konuşmalıyım değil mi, evet" diyen bir deli cevat.
mortishia sayesinde tanışabildiğim süper gitarist.. iyilik timsali.. grup performansı hakkında verdiği tüyolar çoook işimize yarayacak :))
bluesaint ile sahnedeyken kendi yaptigi isten aldigi keyfi angel'ini konusturmasi disinda sempatik hareketleriyle de ortamdakilere hissettiren lamba cini edasina sahip bir blues adami.
live stage zirvesinde tanidiğim , dev adam. çok iyi bir gitarist . çok sevimli bir abimiz. bigün evini işgal edicem sabahlara kadar müzik icra edeceğiz kendisiylen.
bugün çok sıkıntılı bir gün geçirdiğim bir sırada iş yerime uğrayarak beni accaip sevindiren ve tüm sıkıntılarımdan beni bir müddet uzaklaştıran dost.iyi ki varsın...
tennessee'li danyal abisine muhafazasında gözüm gibi baktığım adam..emaneti almakta geç kalırsa abiden geriye sadece siyah üzerine beyaz desenli giysisi kalabilir..unutmamalı.
bütün gün ayni mekanda durup, oyun oynayip, fotograflarini cektikten 4 gün sonra kim oldugu dank eden kisi. evet, onunla ilgili bi sir sakliyorum ben!
hakkında hamili kart yakini, kuvvetli arka, içeriden adam alır söylentileri dolaşan derin şahsiyet.
kanatlandıran yazar.(bkz: red bull)
benim kadar hızlı konuşabilmesi beni mutlu eden görmüş geçirmiş blues insanı...
kanatmadan azar.(bkz: redd-i büllük)
su siralar pist basi taxi yaptigindan suphelendigim insan.yaklasma acisini kacirmayalim, auto pilot'u 737'lerde 1000 feet altinda acmamaya ozen gosterelim.
ruyasinda bir koala tarafindan kovalandigini itiraf ederek psikanaliz dunyasina yeni inceleme alanlari sunan mosmorolasiman.normal insanlari karsit cinsleri kovalarken bunu da koala kovaliyomus.
anlayan insan.
an itibariyle msn üzerinden bana canlı canlı blues* çalmakta olan can yarısı. reunion yakındır..
gerçekten çok iyi cherokee çalıyor.performansının dinlediğimiz her anından zevk aldık açıkçası.
dobrolu şahsiyet.
soz verdim, tutucam artik bana kizmasin*
louis armstrongun bendeki cdsinden bir kopya çoğaltıp kendisine vermek için ilk görüşmeyi beklediğim "youfuck teaffeck" dost müzisyen adam...
3 colin mcrae rally 2 zirvesinde bilgisayar başındaki hal ve tavırları ile beni etkileyen, ders veren, bilgisayar oynarken önünden bir kol geçtiği vakit vermesi gereken tepkiden daha azını verebilecek iradeye sahip* ince* insan.!
ankarada fasil ortamindan hal hatir sormaya aradigim, ve saliseler önce beni andigini ögrendigim delikanli.
kizginlik doneminde su an heralde *, mesaj yoluyla taciz ediyor. (bkz: ay birak pesimi)
bana alinmis, gecenin bir yarisi beni guldurmus insan. (bkz: yapma etme eyleme)
hiz hastaligi bulasici degildir, dogustandir.herkesinde idrak edebilecegi birsey degildir.bazen ufacik bir kivilcim (mg6r4) insanlari paylasmaya zorlar.bu baglamda insanlar da karsilikli olarak paylasir.neler ogrendik:tozlu parkurlar,surat,lastikler,suspansiyon ayarlari,fren ayarlari,vites oranlari,iki tane manyak,1 tane force feedback direksiyon.2 tane pedal...ve cok iyi baslayan bir dostluk.ha bu arada imperial march'in bu versiyonu da cok hostu :)bi de prensesine dokundurttugu icin tesekkur edilesi insan.
gorur gormez, bizim ufak tayfanin hasan abi'sine benzettigim adam. gitar calarkenki surat ifadeleri aynen tutuyor. sonraki karsilasmalarda bu durum arastirilmali.soundcheck sirasinda sultans'a meyillenmesiyle bir anda simseklerimi caktirmis adamdir. bir sure sonra da r&j'e atifta bulununca (t)ellerinden opeyim dedim icimden. disimdan somurttum. daha tanismadik cunku.(bkz: hasan gunyuz)
tum zamanlarin en sicak kisisi. istanbul zirvesinde daha nickimi sormadan * sen neden diger arkadaslarla tanis miyorsun diyerek beni ortamlara sokan lead guitar ile uyumu gozden kacmiyan sicak kisi
izmirde hataydan mithatpaşaya giden yolda bir duvarda karşıma çıktı yahu adamın nicki, underground bir şöhret yakalamış anlaşılan.
çevresine yaydığı elektriği hissetmemek için paratoner olmanın gerektiği, kısa zamanda saygımı ve sevgimi kazanan değerli yazar.
ben yoken evin direkliğini kurmay rütbesiyle devralmış, hak ettiği yola daha hızlı yürüyen babam oğlum
drive pedallarını çöpe atmaya hazırlanan adam
dün akşam itibarıyla* * kendisinden bugüne kadar duyduğum en nefis soloyu icra eden siyah adam. old love çaldı mı bitiyor bu manda. bitiriyor bir de...
malt ibne.
benimle aynı günde doğmuş uçan fok.
dun akşam old love caldi benim icin. daha ne diyim ki ben simdi, buyuk adam vesselam. ayrica angel ile ilişkisini acayip kiskandim, artik elime nasil gitar alirim bilemiyorum. (bkz: hastasiyiz)*
yaptigi muzik kadar sicak olan insan. tesaduf sayesinde karsilastik zirvede tanistik, kendisinin ve muziginin takipcisi olacagiz.
belki de kendisiyle ayni sahneyi paylasacagim zat.. kendilerine supriz yapip blues traveller' dan bisiyler calmak vardi ama denedim de kasamayacagim o kadar. *
tam kıvamında bir tatlı can bu adam. can...
müzisyen değil blues'cudur.gitarist değil angel'isttir.
tilsim* i bahane edip birlikte kumdan kaleler yapacagim muteahhit. kovalarimiz hazir, kureklerimiz hazir. tilsim inki ayri seninki ayri, istedigin gibi.
çok candan ve sıcak bir kişilik.herkes tatlı yiyip muhabbet ederken (bkz: palm)lerimizle ir sayesinde spacewar adlı oyunu oynadığımız insan.ama palmin çökmesinden dolayı kimin kazandığını anlayamadık orası ayrı. gitar çalarken yüzünü görüp daha önce hakkında neler yazıldığını aklıma getirdiğimde beni gülümseten bir kişidir*. ne yazık ki fazla kalıp hakkını veremedik ama bir dahaki sefere inşallah. bir sonraki görüşmemizde volleyball oyunu oynayacağımızın hatırlatılması gereken yazardır ayrıca*.
bugün itibariyle ellerimle uçurduğum foktur kendisi.
blues dinletisinin üstüne keyifli bir muhabbet ekleyen, yetmezmiş gibi karnı aç insanlara yemek ısmarlayan evine kadar eşlik eden iyi insan.
koskoca adam akor basıp, haluk levent çaldı gözlerimin önünde (tamam araya serpiştirdi blues nağmeleri)(bkz: neler oluyor bize)(bkz: smiley koyma isteği)
yüzüne baktıgında yüzde tebessüme yol açan kurutma makinası... en hüzünlü anların bile yaş yokedicisi *
captain olmak için gün sayan kişi, şu aralar senior first officer olarak takılıyor göklerde....
7x24 helpdesk gibidir bu can. anlat anlat dinler, şişer bu arada karşı tarafta bilirsin ama sarhoşsun bir kere anlatacaksın, susmak mumkun değil ki. hatta uzatır elini ta oralardan buralara mendille gözyaşlarını falan da siler nasıl başarıyorsa işte *
sözlükte 3 seneyi devirmiş çok yaşlı, pörsük, bunak, huysuz. hıyara da benziyor zaten. bırakın tutmayın..bırakın laaaaan!!!!
bir kez daha ocagimi somurmeye and icmis gelgelelim andini unutmus sazar.
shaftta boy göstermesi mutluluk veren; gitarı ve slide yüzüğüyle sahnemizde* yer alması mutluluğa mutluluk katan pozitif insan...
how blue can you geti yorumlayışı sebebiyle blues freakın yanaklarını sıkma arzusu içinde olduğunu söyleyen; ve bir gece şarkı akabinde sahneye gelip bunu gerçekten yaparak kopartan blues bro...
kendisine yazılan her yeni entry'de harmony'i uyandırarak zorla ekran başına getiren blues insanı...
bordo ve siyah arasındaki farkı görmek için trafik tescil belgesi kullanması gerekecek yazardır...bm- arabayı mı boyattın?cs - yok abi, kazadan sonra kaput boyandı sadecebm - abi bu araba bordo değil miydi?cs - yok ya siyahtıbm - zaten hiç gün ışığında görmedim ama bordoydu yacs - hep siyahtı...(bluesman bırakılır, beş dakika sonra telefon çalar)bm - abi valla bordoydu bean itibariyle renk tartışması devam etmektedir...
suserlikten bir sureligine kendince izin almis oldugunu, bir sure entry girmeyecegini minik kuslardan aldigim suser. yoklugunda kendisi hakkinda ileri geri konusmayi dusunuyorum. ki dahi soyle de baslayabilirim: hop hop bluesman top bluesman... eheh.
kırık bir ayak serçe parmağına rağmen stratejik seyahatlere ve politik temaslara devam eden bürokrat.
vj olmuş bu, saadet yurdu productions sunar hesabı bir de kısa film çevirmişler, bu da yönetmiş, çekmiş, montajlamış, pek güzel yapmış, also starring papalina tava...
telefonla saftirik kardeşini her seferinde işleten bir kişidir kendisi.
ulan resmen "i pick up behind him" durumlarına beni gark eden yağlı dingildir. sırf blues egosu okşansın diye vintage pickup'larımı düşünmeden feda ettiğim adamımdır. sonuç benim de işime geldi o ayrı*.
new york blueslu sevgi göbeği*
milwaukee ereğlisinde köfte yemeyi seven bir dallama...
hissiyatını hasretle birleştirmiş, blues emekcisi. pamuk toplamaktan vakit bulabilirse, su aralar saglam bir beste yapabilir veya sıkı bir solo atabilir. izleyiniz. pudra seker serpip afiyetle yiyiniz.
zorla* elimden alien zirvesi ev sahipliğini kapmış olması yetmezmiş gibi şimdi de alien oyuncaklarını benden esirgemiş kişi... çok kötü insan. *evet, şikayetçiyim, dövdü beni. yani dövecek gibi yaptı. olayazdı. öyle geldi bana.
blues freak ve jolietjake'i de cebine koyup kapıma dayanmasını beklediğim bro. arabayı* kiraladım, sam&dave teypte, chicago haritası cepte haber bekliyorum bro.
alien kılığında sinsi sinsi yaklaşıp kkkkkkkkkkkkkkkkk diyecek diye ödümü şettiren kişi..
tır tır konuşan komik adam. ellerin dert görmesin.
yaklaşık yarım gün içinde tam 81 sayfalık program metni yazarak 50 kilo vermiş, vücudu da bir anda üçgen hale gelmiş yumuşak kalpli eduardo.
beni benden alan muzigin adami..papalina tava ile aralarindaki uyumu kiskanmamak elde degil..odunc aldim muzigini, bayramlik ayakkabilarim gibi alip yastigimin altina koyacagim bu gece..
gitarı eline alınca duyulmuş en blues cümleleri kuran ve elleri öpülesi müzik kardeşimin takma adı.
17 ocak 2003 gecesi itibari ile kendisini dinleyen onder focan'in bir ara o solo atarken dayanamayip ayaga kalkip "oha"** demesine neden olmus gitar delisi.
dünyadaki en komik tanışma sahnelerinden birini yaşadığım, aynı gece içersinde soda pop'ta ağırlayıp bluesaint'te seyrettiğim, gündüzleri yazılar yazıp geceleri angelı ile vakit geçiren bir adam, ha bir de çok komik demiş miydim, evet.
"yavas sur biraz gordum seni" diyerek beni benden almış insan.*
hakkında herhangi birşey söylemeye utandığım angel adlı gitarın sahibi...
tanışılan günün ertesi entry girme sendromunu konuştuktan sonra bunu yazacağımı tahmin etmezdi herhalde ama yazmadan duramadım. yanakları sıkılası sevimli ötesi ve yaşlı gitarist adam*
kendisi abilik sıfatının getirdiği kolaylıkları sonuna kadar kullanan bir kişidir. o kadar ki; azıcık asabi olan kardeşine anında çirkef damgasını vurmuştur. bu sıfat tamamiyle uydurmadır. 'mortishia, kibar, narin ve hatta anlayışlı bir kız kardeştir!' derim kendisine bi de gülerim üstüne... *
(bkz: öküz)
su an itibari ile sarhos oldugunu dusunuyorum. ayni mesajdan ikiser ucer tane yolluyor. *
iyicene gaza gelip haliçe açılmak için saltanat kayığı aranmaktadır; bluesman arabadan iner o kırık parmağıyla esnafa sorar;-sadrazam kayığı nerde abiarabanın içinden cybill'ın kahkaha sesleri yükselir; -sadrazam kayığı değil saltanat kayığı. -üfff be bi sadrazam kayığına bineceğiz diye sadrazamın sol taşşağı olduk....
tam arabamın debriyaj balatası bitmek üzereyken arabamdan indirerek arabamın geleceğini kurtardığım, gitar çalan, blues seven, co pilot olan bir insan. göbeği kendisinden ayrı bir kişiliktir.
sahnede çalmaya hazırlandığımız* parçayı sezerek henüz başlayamadan bizden isteyen; istek parça çalmış olmanın mutluluğunu yaşatan bro...
üç öğün blues üstü hüzün yiyen ve bir daha iflah olmayacağına inandığı için rejime falan girmeyen bir dallama...
3 öğün ekmek kadayıfı üstü kaymak yemesi gereken ve anca iflah olacagına inandığım için rejime falan girmemesi gereken blues adamı.
3 öğün deynek halayığı küstü kaynak makinesi deriken ve kanca iflas edeciğine inandığım için hacime falan geğirmemesi gereken pürüz adamı*.
hacmi kelime oyunlariyla gizlenemeyen ve ohsadabilmez gubarini muharrir hattuna hame tek bahmahdan inse gozlerine kara su, fuzuli poncik adami..
gitar dersi mi alsam acaba dedirten insan.haftasonu arayamadigimdan dolayi uzgun oldugum insan.
hacimli adam, üç boyutlu uzayın efendisi, fiili hacmi küçülse de zahiri hacminde en ufak bir değişiklik olmayacak, gözümüzde gönlümüzde blues ile özdeşleşmiş, eline angel'ı aldığında hacmi sonsuz büyüyen, nezih insan, mümtaz kişilik... abicim... (bkz: anladın sen)
"üç ögün blues ustu huzun yemek adami iflah etmez, o artik zevke girer" kavramini -bi an icin olsa gerek- unutmus insan... ne kocamani canim, bildigin little wing...kendisine diyet yaziyorum:- come on / srv- kashmir / lz- fragile / s- message in a bottle / s or p- gulumse!
hep yek'in ysi
angelın hakkını gayet iyi veren,official içecekle tanışma yolumu ilk açan dev insan...
içime huzur dolmasını sağlayan adamdır bu. sırtım yere gelmez kanatlarının altındayken, eminim...
taş gibi bir frontman'dir. doğuştan frontman'dir. aptal değildir, shakira mühendisidir.
şu dakkada jack ile tanıştım...(bkz: jack daniels)
nickini sonuna kadar hak eden, blues konusunda ziyadesiyle bilgili, hatta bilgilerin efendisi mümtaz şahsiyet... bir zaman 141144115411 (bkz: 12 bar blues) yapılması farz hale gelmiştir...
ne var bu adamın nickine kim ne yazmış şeklinde düşüncelerle bir bakayım dediğim sözlük masörüdür kendisi. super bir saygın beyefendidir. (saygıyla..)
kardeşine laf söyletmeyen dev adam...
çöpe attığı drive pedallarının hala çalıştığını bilmeyen adam.
aslinda benden sonra bir entry daha girilse cok super seylere vesile olacak bir kisi bu da hani diyorum cocuk menusu olsa da yesek.
sanırım bluesdan çok hoşlanan bir sözlük yazarı suser. ben de çok severim blues'u. mesela blues brothers çok güzel şarkıdır. bi de tears of heaven ile i got still blues (gary moore'dan tabii ki)...
poposu ile armonika çaldığı rivayet edilen suser. (bkz: göt)
duyduğuma göre harika bir gitar virtüözü imiş kendisi.. henüz dinleyemedim ama dinlemek için can atıyorum.. selam etmeyi de ihmal etmiyorum, dikkat derim..
hastanedeki ilk akşamımda beni yanlız bırakmayan hatta odamda halay çekmeye kalkışan iki deliden(!) biri*
su an itibari ile bir radyo yildizi. * (bkz: radyo foreks)
radyodaki canlı yayından entry giren kişi.
canli yayinda mi `sozlukte mi belli degil. mesaj atiyor, entry giriyor anlamadim ki ben bunu?
entegre iletişimci kişilik.. maşallah..*
sevdiceğinin amerika'dan dönüş vaktini saat, dakika, saniye formatında countdown edebilen sözlük yazarı. yaşının kemale erdiğinden, evlenmezse kahırdan geberip gideceğinden emin olunası çikolatalı donut. sonunda turnayı gözünden vurmuş vurmasına ama yanında olmayana özlemden oturup hayvanlar gibi bir şişe jack daniel's'i bitiren (bensiz olması gıcıklık katsayısını yükseltmektedir) taocu muallim.
pek güzel çalıp söyleyen. ve crom aşkımın püberte dönemi oyuncağını geleceği görerek hediye etmiş cazgır adam. mart gelsin, crom aşkını ona verecem. evet... * *
boba fett t-shirtiyle dibimin düşmesine yol açan, angel'ı ağlatmadığı anlarda ışın kılıcını havada sallayan, ain't no sunshine'ın introsuna star wars melodileri ekleyerek tüylerimi diken diken eden big brother.
iyi gitar calan kocaman adam.
sahneye light saber ile çıkarak ve söz konusu gereç ile slide gitar çalarak bir ilke imzasını atan bro...
sahnede güzel bir klavye solonun ardından bana yapıştırdığı parayı güzel bir gitar solodan sonra kendisine yapıştırdığım; bir nevi altın günü organizasyonunu sahnede yaşatan bro...
öncelikle boba fett tisortumu shaft'da meshur eden, daha sonra bana episode ii galasina bilet ayarlayan, gitar calmayi ogreten gönül adami.
denk dustugumuz eylemlerde yol arkadasim..mekan ayri, likit ayri, insan ayri, agit ayni..cin cinn dost ..
sabahı zor edecek olan bağımlı it...
ilk entrym olan, shaft'ta bluesaint konserinde dinleme firsati buldugum, fakat tanisma firsati bulamadigim, hatta adini bile bilmedigim; fakat herseye ragmen nedendir bilmiyorum cok bi sempati duydugum, gitari konusturan, masal anlattiran insan. yani tanimiyorum ama abim olarak goruyorum desem yeridir. 2 3 kere ya konusmusuzdur ya konusmamisizdir. (bkz: hayirdir insallah)
aynı anda 3-4 işi idare edip, hepsini zamanında yetiştirip, dinlenmeye ihtiyaç duymadan evden ofise, ofisten lansmana, ordan röportaja, ordan kalbimize seken süpermen.
kocaman kocaman kocaman kocaman kocaman kocaman kocaman kocaman kocaman bir kalbi olan adam, bana da yer verdi orada. vallahi cok rahatmis, cikmayasi geliyor insanin.
şarkı da söyleyebiliyor bu adam.*
is hayatim suresince meydana gelen en guzel surpriz. sikici bir gunde "neden burdayim?" sorusunun esligiyle anlamsiz seylerle istigal olurken, arkamdan sessizce yaklasip, elini omzuma koymus, yavasca geriye dondugumde, koca bir tebessumle bana bakarak kisa sureli bir dumur yasatmis surpriz yumurta, pasa.*
blues gitari calmasi hakkindaki yorumum, hic cekinmeden, "kiskaniyorum". cok yakindan tanimasam da tanimasi zevkli bir insan.
ikide bir yerim seni diyor. korkmaya başladım. * bunu söyleten mr fabulous olsa gerek. kıskanıyo bizi canım ondan...
yepisyeni imajiyla sahnelerde sekmeye baslamis sanatci kisilik.
bluesaint'in sekizde biri (göbeği hariç)...
jet hizinda uyarici, tarçin kokulu tatlandirici, draje alacaklisidir. söz getiricem.
sabahın körünün en mutlu itiydi. gözünde böyle uzaktan bir aydınlık gördüm sanki. sesi cıvıldıyordu ya da bana öyle geldi...(bkz: aşk kapıdan çaldırır kazma kürek yaktırır)* kemal abin.
cam kenarına oturup angel ı ile sohbet eder ki damdaki kemancı halt etmiş yanında..
gitar calmasi edebiyati gibi * degildir, insallah.
hay senin nickine bir sana iki be,olmuyor iste nickine akrostis dedigim insan. ayrica (bkz: eben eben) *****
hisli halk adami. dun aksam sokak saticilarina "old love" calmis, ustune ustluk bana da soyletmis kisi. gercek bro.
dünyanın en havalı foku.. hangi türdeşi sigarasını yakarken; angelına şarkılar söylettirirken, meleğinin adıyla* yakar çakmağını*.. nice zamanlar kendi çakmağımı uzattım o meleğe*, eritsin içimi sesiyle diye.. şimdi benimkinin pabucu damda, bizim fokun burnu kafdağında.. hey ki hey, vay ki vay, miv ki miv, piy ki piy...
rüyamda nefis bir cam (hatta kristalimsi) ibanez'i tıngırdatırken gördüğüm dost insan.yalnız mississippi yöresinden oynak bir eser beklerken "körolası çöpçüler"i çalması şaşırtıcıdır.bu adamda arabesk bir ifade var, hep söylerim...
çocuklarına kendi istediği yolu dayatan hulusi kentmen kılıklı**.
bu hasta insanin fotografini gordum ben 1 ay evvel...ralli arabasinin icinde yanlarken...pek guzideydi fotograf tabii ki kendi gorunmedi..tozu dumana katmisti..hehe kardesim..
henuz tanidigim, ancak icimde, uzun suredir taniyormusum gibi bir his uyandiran sozluk yazari; tanistigimiza memnun oldum.
yanan zippo çakmağıyla slide gitar çalmayı alışkanlık edinmek üzere yola çıkmıştır...
izmir'in kavakları ile coşarken, ah kavaklar diyerek kadeh tokuşturulacak folklorik darth vader... *
seytan tuylu, gonulcelen. sevdigim cok sevdigim abim, kardesim... dokuz kralla barisik da onuncu kralla pek sevismediler nedense. o onuncu kral da beni buldu. o ayri.
blue's man. hem de kökünden ucuna kadar. e bizim memleketin de mavisi baskın çıkar... bu adamın istanbullulugundan da ayvalık havası pörtler, çıkar bir yerden. gitarı konuştugu hızda çalmadığı için ayrıca teşekkür edilmesi gereken, muhabbetinin güzelliği için edebiyat paralamaya fazlasıyla değen adam.
şu diyara geldim geleli müzik adına en tahrik edici icralara dalmaya sebep olmuş iki adam**. çalarken duygularının izini takip etmeyi iyi beceren müzisyen.
karşisindakiyla yeri gelince taşşagin kralini ge¢ebilen, yeri gelince de "paşam" diye hitap ederek deger verdigini gosteren sevimli dev adam.
peşimden dark side'a sürüklendiği yetmezmiş gibi, boyundan yukarı darth vader görüntüsüyle gitar çaldırılmış şahıstır...(bkz: flasla darth vader da bile kirmizi goz olur)(bkz: orcun kunek)
simariklik yaristirmaya ant ictigimiz, hamburgerle beslenen, telefonda klavye sesi duymaya tahammül edemeyen *, gözlerini gözlerden sakinan, göbekli, sevimli akvaryum baligi... * *
colin mcrae'nin; "-haaassss.ktrrr! şanziman dagildi! ulan yine bitiremicez yarişi! eee,co-pilotun bluesman olmazsa olacagi budur elbet" diye yakindigini duşunduren namzet.*
papalina tavayı askere uğurluyoruz zirvesinde papalina ve uzun süreden beri görmediğim sözlükçü dostlarımla birlikte görme şansı yakaladığım yaşama sanatseveri eğlence insanı.
2004 "north sea jazz festival" de canli olarak dinledigim, ne yazik ki bir penasini bile alamadigim ama 1 saat icinde kendisine taptigim adam
blues kulvarını kullanıp gerçek bluesseverler dışında pek bilinmeyen isimlere açtığı başlıklarla sürekli gunun basliklari icinde "al da at" dercesine muz orta yapan nezih insan*...
news.anet.net.tr ve turktuners.com da takılan bir arkadaşımızdır. rover mgf i vardır, istanbulda okur. eski amerikanlara merakı vardır. eskiden adını bluesmobile koyduğu bir chevy impala'sı vardı.
ilk önce bir yarış sonrası servis alanında tanıştığım;nickinin neden bluesman olduğunu dün sahneye çıkınca anladığım sözlük yazarı.inanılmaz eğlenceli;-size abi diyebilirmiyim?-diye sorulabilecek bir insan.
mükemmel sıcakkanlı insan canımın sıkkın olduğunu öğrenince gecenin bi yarısı gel istediğin zaman gel gitar çalalım demiştir. sağolsundur varolsundur.
geçen cuma ilk kez dinleme şansı bulduğum, işini hakkaten iyi yapan, mest eden gitar ustası sozluk yazarı.
sabanoglu saban seyrederken, her repligi ezbere bildigi icin filmin sesinin eko yapmasını saglayan minicik! adam.
alkol seviyesi yüksek iken bile zehir gibi hafızaya sahip, yılbaşı gecesi mutlu etmiş*, hep mutlu kalsınlar istediğim, aile sahibi.
yerine göre şımarı zopçiği yahut olgun beyfendi olabilen, bir matador şövalye. isterse on kaplan gücünde iş bitiricidir.
ozledigim, nedenini de bildigim musikişinas kişi. (bkz: swh)
parıl parıl parıldayan telleri ve tam blues'cuya yaraşır set-up'ı ile gitarına fiskos yaptırıp slogan attırmıştır salı akşamı. bak bi ses geliyo kulağıma..dıttının dıttının dıttıdıttıtııı
gerçek abim olduğunu ispatlamış olan, sarılınca içime huzur dolduran...
bunca zamandan sonra hakkinda bir entry yazmaya nail olabildigim sozlugun nacizane muzik insani. hakkinda yazilan entrylerin fazlaligina bakarak buralarin populer kisilerinden birisi oldugunu anlamak gayet kolay. yaptigimiz blues geyikleri sonrasinda gunun birinde turkiyeye adim attigimda beni sahnesine* cagirmis, ancak onun amfisinde caldigim icin beraber calmak serefine bir turlu nail olamamisimdir. sololarinda eric clapton ve mark knopfler'in etkisi yogunca hissedilmesine ragmen kendi tarzini yaratip sadece idollerinin etkisinde kalmamis, daha ozgun birseyler ortaya cikarmayi basarmis. benim calisim hakkindaki yorumlari da son derece dikkate deger ve yararliydi. son olarak da davranislari ve konusmasiyla acaip keyifli ve sevecen bi insan. tekrar geldigimde gorusmek dilegiyle..
sevbgilisinbe bu gece sahnedeyken evlilik teklif etmiş olan; burnu çiçeğinde * damat.
sevgilisine komünal olarak evlenme teklif ettiğimiz, kabul onayını müteakiben gözlerimizin dolmasına sebebiyet veren küçük ayı.* yanlışlıkla genç çifti seks makinası ilan ettik* ama guzel oldu sanki yine de... geberin insallah mutluluktan*
(bkz: holli)(bkz: hisli ayi)
gozlerindeki gulumsemeyi gizlemeksizin soracagi hinzir soruya, boynu bukuk evet cevabi verecegim ademoglu. ha nedir, kibarlik yapacak, gotuyle gulmeyecektir.*
minyon.
şu sıralarda ankaraya varması beklenen insan. * *
sevgilisine sahneden yaptığı evlenme teklifine ait görüntü ve ses kayıtları elimde bulunan kişi... soursummitz'de açık arttırmaya çıkarmayı planlıyorum...
yazmayan top olsun dediydim ahanda yazdım; şımarık felan bi insan kendisi.
topun önde gidenidir.
(bkz: tadımız keskindir bizim)
eti bol iskender yeme kapasitesi takdire sayan, iskenderin tereyagi konusunda "elini korkak alistirma garson bey kardesim" prensibini benimsemis bir bunyeymis bu. eti bol zirvesinin fikir babasi oldugundan suphelenmekteyiz. feyzi sapmanyetigi konusundaki cehaletimi de giderdi sagolsun.
kıtlıktan çıkan mağara adamını* sahne kenarında, kolon önünde bilmeden kul etmiş, birinci boğumdan dönebilen işaret parmağıyla yarım bare koyup yüzük parmağıyla yaptığı bendleri kapmaya çalışırken hangi şarkının nersesinde olduğumu, bu yaşta idmansız ayakta kaç dakka ya da kaç saat kaldığımı unutturan blues adamı. bazen bir insana ısınmak için çok konuşmak gerekmez. ordan oraya kaçan gözleriyle tez canlı, solo atarken iki eli de dolu olduğu için siğarayı türlü hokkabazlıklarla idare ederken izleyenleriyle göz teması kurmayı bile başarabildiğinden motor hareket yeteneği ve finger dexteritysinin yanında zihinsel süreçlerinin de cevval işlediğine kanaat getirdiğim yetenekli kişi. daha uzatırsam, tanışmaktan mutluluk duyduğum kız arkadaşı hanfendinin kıllanmasına sebebiyet vermekten korktuğum insan. ha bir de yaklaşımından belli, hakkaten insan.
bu gün sirke tadinda
huysuz ve tatli adam.(bkz: huysuz virjin)
(bkz: seni her zaman seveceğim)
buzlu bir jack'in* su an kendisine cok yakisacagini dusundugum adam*
bir ömür boyu mutlu yaşamasını sevdiğiyle hep güsel günler görmesini istediğim...cuma akşamki teklif anını naklen izleyemediysem de anlattığında göklere uçtuğum, sevinçten kısmen gübek atmama sebebiyet vermiş yakın zamanda kardeşi ile karşılıklı gübecikler atacak olan en yakışıklı abi, hatta damat!
beyni cık hoşafına dönse bile tıkır tıkır iş gören, fidancılık oynamayı çok seven bir çınardır kendisi*.
bütün gece blues dinletirmiş,çalar, mest edermiş, lakin biraz canı sıkılmış, hatta şımarmış, kendini oyunlara vermiş, kardeşini pek severmiş.
namaz arkadaşımdır.. her cuma tükkanı kapatıp camiye beraber gider değişik camiler keşfederiz. bazen duaları karıştırıp mustang sally türü parçalara geçer. ama cemaat iri cüssesinin altındaki altın kalbi görüp bişey demez.. yada diyemez.
papalina tavayı askere uğurlayan gözlerin buğusunu bir süreliğine de olsa parıl parıl stratıyla aydınlatmış, bu aydınlıktan şaşkın düşen dimağlara attığı sololarla son darbeyi vurmuştur. ahanda böyle bir insandır bu, ama bir daha böyle kısa tutmasın çaldığı zamanları.
"he has been seduced by the love side of the force" der obi wan hoca kendisinden bahsederken.
nazmi akbaci is merkezi'nde elinde bir adet boş jack daniels şişesi ile görüldüğü konusunda muhtelif rivayetler olan şahıs... ha, ben biliyor muyum ne dediğimi, muhtemelen hayır... (bkz: serbest cagrisimci mehmet ali musavir)
hasretini çektiğim abim... * *
kral!
ortak ilgilerimizde, karşısında her zaman leb kaldığım, koca burunlu sevgisi ve ilgisiyle hayran bırakan üçüncü nesil pentatonik azimli leblebi.
ayvali kavak köyüne gideceginden mutlu olmus kirmizi ladin
bu gece, kendisi 23:50 dolaylarinda "five long years" calarken, serefine güllac yenecek sözlük evladi...
ankaraya gelen ancak gölbaşından öteye gidemediği için ankara ya gelmiş sayılmayan birlikte geldiği ercan kazaz'ın "- sabah toplantım var, delicesine gaçhalım" demesi ile aynı gece istanbula dönen ve bu yüzden ankaradaki dostlarından mahrum kalan birisi
zayıf noktası mark knopfler'dır, haberiniz ola ;)
manyağız barbunya koyayım!
(bkz: gobekli marul)
sahnesine* whitesaint ile beraber sahsimi misafir etmis, beni duygulandirmis insan.
saniyede 23 kelime söyleyebilen, dialog aleminin malmsteen'i.has adam.
derler ki bluesefendi'nin ruhunu tasirmis.
kendisi adımın altına park ettiği bir entiri virisinde bana top demiş, pek komik.ayrıca;ehe eheve de bittabii;(bkz: hakim beyim bana çingene der sankim kendi franfıs)
bakirköy'ün ducadam'i. mahallenin çilgin kalecisi idi bluesman. önceleri sepp maier dendi, arkadan helmuth ducadam. bir ara liverpool'lu bir adama taktiydi lakin bruce grobbelaar'in sikeci çikmasindan sonra futbolu birakti, gitarina sarildi...(bkz: 8 mayis 1986 barca ducadam maçi)
blues sevdiği ve çaldığı iddia edliyor. lakin; haşin bir insan kendisi. sanırım blues bahane. metalci orjinalinde. evet kesin metalci. stüdyoya girip, angel'ı sağa sola savurmak suretiyle egzantirik hareketler yapıyor. kabloları kopartıyor. insanları zarara sokuyor. katlanıyoruz biz de. napalım abimiz sonuç itibariyle. *
gitarla amplinin arasına gereğinden fazla ıvır zıvır sokmadığı günden beri çalışı daha bir parlamış olan blues insan** .
pek canayakın, süper gitarist bünye
yarasa kollu degaje yakalı bluzler giymeyi seven ama direk söyleyemeyen kendini harf oyunlu bir nickle kurtarmış masajcı bir kişilik.
çok seviyorum ben bu adami, ne desem az, sarkimi bitirip sahneden inerken beni öperek tesekkür etmis, ihya etmis*, mutluluktan sarhos etmis, gönül adami, can yoldasi.
bu entry altında yazan tarih ve saat itibariyle ibne olduğunu itiraf etmiş cana* yakın insan
bu adamin bir konser kaydini izledim gecen gun... oyoyoy ... adam yetenekli gitarist vesselam. opeceksin boyle bilegi.
aşkını müziğine, müziğini yüreğine katan adam. old loveı hiç bu kadar sevmemiştim.
(bkz: bir kızla bir erkegin iyi arkadas olması)
"size does not matter" felsefesini yanlış anlayıp parmaklarına yoran kişi. bu açıdan asım can gunduzu sadece dolgun elleriyle çok guzel gitar çalabilmesi dışında guleryuzu ve sahnedeki sempatık hareketlerıyle de hatırlatır.**
amca size baba diyebilirmiyim
ya ne biliim, böyle puşt gibin, ibne gibin bişey*.
gitar calarken koca cussesine ragmen ayaklarinin yerden kesildigine sahit oldugum muzik seyyahi. caldigi muzik kadar temiz bir yuregi oldugunu acikca belli eden guzel insana buradan the ballad of curtis loewi yolluyorum. tekrar gorusmek uzere birdahaki karsilasmamizin bu kadar dogaclama ve kisa olmayacagini umit ederek made in the shade** esliginde uzaklasiyorum.
canayakin,herkesle teker teker ilgilenen bi adammis bu.ayrica biz "cok guzel bi geceydi,harikasiniz,cok tesekkur ederiz" dedikce,her seferinde "ne demek,geldiginiz icin biz tesekkur ederiz" cevabini vererek mutevaziligini de serdi gozler onune.bir kere daha basarili organizasyonu,sahane performansi icin kendisini tebrik ediyor,"elleriniz dert gormesin e mi" diyorum.
pozitif enerji dagitmak tabirine cuk oturan guzel ve buyuk bir insan evet.
bir porsiyon ekşili köfteyi yeme süresi1 dk. 12 sn olan kişidir kendisi.*
david gilmour sarısı yeni bir dans salonu sahibidir. duvarları kırmızıdır salonun lobisinin. yaldızlı şeker kırmızısı...*
angel'a kuma getirecek kadar terbiyesiz bir adam bu..
bana "yeni bebeğim" subject'li mail göndermiş tuhaf bir adamdır bu.mail'i gördüğümde "eşşedüenna bu herif ne zaman evlendi de çoluğa çocuğa karıştı?" diye düşünsem de, ekteki fotoğraflarda gördüğüm kırmızı strat'la kendime geldim.yeni aldığı gitarı bebeğiymiş gibi seven bir garib blues insanıdır kendisi.çal da dinleyelim be...
hava muhalefeti dolayısıyla trafikte takılıp seyrantepe dolaylarındayken shake your tail feather eşliğinde "do the twist", "do the swim", "do the monkey" vesaire yaparken kadim dostlarımız jack daniels ve jim beam beyleri anıp ipod'un meziyetlerini tartıştığımız şahıstır... ha, müzik yapmak için gerekli parayı sağlayan bordrolu işleri bam bam misali yerden yere vurmuşuzdur o ayrı... (bkz: sayisal loto fantazileri)
ikiz ve okuz kardesim.
"domestic envelopment nine year older" şahsiyet* .
siyasi çalkantılar yaşıyor... göbeği bağımsızlığını ilan etmek için ayaklandı. coca cola isyanları teşvik ediyor...
papalina tava'nın hediyesi olan bir takım cillop elixir marka teli bluesaint'in geri dönüş şenliklerinde kullanmak için saklayan ve muhtemelen eylül ayında angelını yeniden kınından çıkaracak olan adam
en son ayvalik sularinda goruldugu tahmin edilen fokumuz
allahindan bulacak netekim..*
kendisine eric clapton'un kraliyet filarmoni orkestrasi esliginde harmanladigi edge of darkness şarkisini huzurlarinizda yolluyoruz.ayrica kendisine haftaya bi aksam gelecegimi de hatirlatmayi bir borc bilirim.
epeyce bir ozlenilen adam. kendisine duyulan ozlem bunyelere agir gelmektedir. amma velakin az kalmistir, vuslat yakindir.
ekşimin direği, fakir babası, ensesinde evsizleri besleyen yüce şey...
1000. entrysini beklemeye sabrimin olmadigi has kardes...
bayram tatilini killi bir kadini* mutlu etmeye calisarak gecirecek adam.
minörün önde gideni.
majör 9'lunun da son düzlükte önde gitmeye gayret edenidir.
biraz önce atv'de bir haber programı seyrediyordum. atv ekibi, bir boş a4'e büyük harflerle benin yazmış, sokaklarda tek tek yakaladıkları insanlara kağıdı gösterip "benin ne demek" diye soruyorlardı. anketin amacı türkiye'nin brezilya maçından sonraki maçını yönetecek olan hakemin ülkesini kimin duyup duymadığıydı**. yaklaşık 15 kişiye sordular, haliyle kimse bilemedi. en son sordukları kişi bildi, o kim miydi? bluesman.
kutlu dogum haftasi nin basladigi bugunlerde heyecanla gelecek armaganlari bekleyen adam
sahneyi özlemiştir
önceleri sadece isim olarak tanıdığım, episode ii galasında nihayet bizzat karşılaştığım gayet sıcakkanlı kişi.
palm lafini gorunce hakkindaki başliga hemen daldigim suser.
(bkz: aysbergde ayıdan kaçacağına ayazda attan kaç)
kendisine kunefe seklinde hitap etmek istedigim makarna delisi koca yurekli fok.yalnizliga dost*.
(bkz: dogum gunu cocugu)
askeri kampların eğlence insanı.
gizli nazi kimligimle evinde dikta estirdigim,bunun faydasini evin temizliginle görmüş olan,temizliyinceye kadar takilmadigimiz*kafamizin kelle gibi oldugu,sayesinde thrustmaster tipi direksiyonda ustalaşma gayretlerime yardimci olan,jedi dinine mensup ketum insan.tabii ki onu zehirleme eylemine carte d'or profeterol'le basladigim bluesefendi'dir.
her sene kendisiyle ya da kız arkadaşıyla türkiye'nin muhtelif bir bölgesinde karşılaştığımız baba adam. seneye bir avrupa şehrinde karşılacağız.
anlik gelisen ögle yemegi zirvelerinin serbest cagrisim adami... uzerime gelirken hulya kocyigit kosusu yaparak kacti bu deli gönül... (bkz: orcun kunek)
telefonumu kilitleyenlere kilitlemek gecer icimden bir oglen vakti... (bkz: orcun kunek)... evet...
uzun zamandir gormedigim , muhabbetini ozledigim tombul bunye
gary moore the propheti bana dinleterek bir anda toz gibi dağilmamin yegane sebebidir bu adam.
biliyorum, sally*'nin başında yine zıplıycak benle.**** bi how blue can you get diycem, gelcek yanaklarımı sıkıcak. 26 kasım gecesi* başı göğe erecek. koca göbekli, dombili gitarist...
babam, oğlum. fenerde bu salaklıkların hiçbiri yaşanmıyor. sen de bunu eşşekler gibi biliyorsun. kimse işi gücü huzuru bir yana bırakıp bebeler gibi sidik yarıştırmıyor*. hadi dilinin ve parmaklarının ucuna bir fener inşa et bakayım...
istese de istemese de adinin altina entry girilecek yigittir.kendi kendisini ancak tatile dogru ucuracak yigittir.sevenlerini uzmeyecek yigittir.bu da biraz haylazdir.,ama yigittir.
kendisiyle bir hayatı paylaştığım için rahatlıkla söyleyebilirim ki pire için yorgan yakmayan adamdır. 3 yıldır ekşi sözlükte aktif ötesi bir yazar olması, artık yaşı ilerledikçe huzur istemesi gerçeğiyle birleşmiş, "kendini haddinden fazla kaptırmak" hatasına kumandan hüsamettin gibi düşmemek için "siber nefs"ine bir dur demiştir. ötesini de berisini de kendi bilir. onun huzuru için ne denli gerektiğini bilen biri olarak da eklerim ki bir daha dönerse toptur*!o da eklememi rica etmiş ve gece işkembeciye gidecek olmanın huzuruyla şöyle demiştir: ankaranın dikmeni bir daha gelirsem öp beni mişon...
(bkz: keep clubbin'in son yazışı)
"görelim bluesman neyler neylerse güzel eyler" diyip kararını buruk da olsa saygıyla karşıladığım bir koca adamdır. pireye kızıp yorgan ibibiğie kızıp döşek yakacağına inanmıyorum ve sanıyorum ve umuyorum ki kendine göre daha makul sebepleri vardır. tekrar görüşmek üzere ağabey...
(bkz: ağzından yel alsın)
beni "kenan reca ederim mantıklı olunuz aksi takdirde sizi paşa babanıza söyleyeceğim" demek zorunda bırakan yazar.
geleceğin alfred hitchcook'u olma yolunda emin adımlarla ilerleyen blues brother...
o uzak fenere de böyle gidecek olan canım adam.. gidişlerde de dönüşlerde de ortak.. her şeyde bir koca can, yiğit dostum..
katyonlar ve anyonlar vardır kimyada, bilirsiniz. bunların atom yarıçapları farklıdır birbirlerinden..bazen bu afacanlar birbirlerine yakın yarıçaplıdırlar* ,aslında benzerler. ama tutarlar zıp zıp kararsızlıklarıyla karıştırırlar ortamı, dengeyi bozarlar. bir vakit geçer ve durulurlar..böyle bir şey işte sanırım düşündüğüm* *
demek blues dinliyorsun?...istersen bir ara çalalım?...bir daha çalalım mı?...abi, şöyle de bir parçam var?...yine çalalım?...e bu güzel oldu, neden daha da fazla çalmıyoruz?...madem sıyırdık neden ufak bir türkiye turuna cikmiyoruz?...yağmurda fısıltılar...irish pub...- seviyorum- ben de seviyorum- bu sefer tamam- değildir- evlenicem- hayırlısı- evlenmiyorum- sasirmadim- yeniden- ne hos- olm olmuyo- olur...seviyorum olm seni...
zaman zaman da olsa, sözünü dinlediğim bro...
hep soyadıma gülerlerdi ben pis pis bakmakla kalırdım..sonra ben de gülmeye başladım, hatta birlikte güldük sayesinde*
gelisini goremezsem top diyecegim kendime sadece budur mevzumuz.bir an once donmesini hatta dondugunde senlik yapacagimi bildiririm.
saatler gece yarısını geçtikten sonra genç yetenek avına çıkan kişi. şöhret olmak isteyenlerin kapısını çalmaları gereken tek adres.ayrıca da bir manken ajansı ismi.
şahsen tanimamama ragmen ismi sayesinde bile saygi duydugum insan.**
mesaj fasilitesi yardımıyla tahrik edip, ama sonunda da bu tahriklerimin karşılığını vereceğim kişidir. etli pilava kavuşmasına az zaman kaldı. (siz başka bir şey mi sandınız? adamın başı, gönlü bağlı bir kere... hem pilavı sevdiceği de yiyecek)
manik ve hiperaktif görüntü yönetmeni, kameraman*******, türkülerin ingilizce mealcisi, geyik avcisi, overlokçu, remayözcü, son ütücü, singerci... t bone walker ve stevie ray vaughan emülatörü, gitari ensesinde çalan asmis pentatonik...
bir delikanlılık yapıp kendisine bir takım hususlarda (film tedariki gibi...) söz verdiğim suser.hani buraya da yazıyorum unutmayayım diye. eh bir de selam olsun.
kendisi sozunun eri bir arkadaşimiz olsa da, sag gosterip sol vurmakta da ustadir. şoyle ki:tarih: 10 şubat 2005trawmatolog ve bluesman msg yolu ile konuşmaktadir:tra: paşam gelicek misin yaş gunu zirvesine?blue: yok be paşam ne işim var oyle tikiş tikiş kalabalikta?tra: haklisin belki ama en azindan hasret gideririz goremedigimiz kankalarla?blue: boşver yaa kalabalikta şimdi bidibidi vikvikvik....tarih: 13 şubat 2005*blue: niye gelmedin lan dun zirveye?tra:...*
bugün canı dinginlik istedigi halde muhabbetime hürmeten kendisini ve beni queen zirvesine çekmiş, her tattan bir kaşık aldığımız bir güne beraber imza attığım adam. ayrıca counter strike da elime vermiş, benim de fifa 2002de eline verdigim (çok afedersiniz) oyun çocugu.
duşenin dostu.*
haziran ayinda 15 kilo vermis bir beyzbol sopasini kucaklayacak olan çift katli manda!
gitmis pasam, haber vermeden... ugurlar ola... vardir bir bildigi, hayirlara vesile olsun insallah...lakin simdi "gordugum gibi gidecegim"*
kendisine sahane entry paslayacakken yokoldugunun farkina vardirtan ve ne is dedirten yazar. "bluesman adli yazara mesaj atamazsiniz??" niye atamiim kardesim, amina bile korum, niye atamiim? kiririm bu sozlugu gibi sozluk monologlarina girmisken gidisinin farkina vardigim zat.
aç olup da yemek yemeye üşenen bro! özledik...
önce dominant bir tanrıçanın*anlatımları ile birbirimizi gıyaben tanıdığımız, daha sonra karşılıklı mesajlaşmalarla muhabbet harcını kardığımız ve zirvede* dünya gözü ile kendisini görüp bundan çok memnun olduğum kedili baba hazretleri.
boynunda fender gitarı ile ralli yarışlarına katılan bir adam. ( biz galatasaray lisesi mezunlarının abartma huyu.) "yarı yarasa"
gerçekten dünya küçükmüş * * diyerek hatırladığım taşınma stresi paylaşımcım.nasıl olsa yine taşınılır, yardımlaşılır, ev hediyesi bilem alınır.
ekşi sözlük queen zirvesinde papalina tava beyle beraber gördüğüm fakat muhtemelen gala tadında magazin dergilerine kapak olmamak amacı güttüğünden dolayı pek fotoğrafını çekemediğim** sözlük yazarı. kendisi bilek güreşinde bana rakip olabilecek nadir sözlük kişilerindenmiş gibi 1 hisse kapıldım kalıbını görünce.
bu siralar ucaklara merak sarmis,simdilik kanatlari filan kirsa da bunun da kisa zamanda ustesinden gelecek olan,kisa zamanda perdesiz gitariyla da sahaneler yaratacagindan emin oldugum ustad.insana iyi gelen adam.
ozledigim adam
girdigi ortama cussesiyle dogru orantida nese ve desibel getiren rahat insan. colin mcrae oynarken transa geciyor. bir gun sana yetisicem ama ne zaman bir turlu kestiremiyorum.
basladigi her isi oyle boyle degil, layikiyla yapmis/yapan dopdolu bir adam. ilk once sahnede gitariyla sevisirken dikkatimi cekmis, bana "vay be"dedirtmisti. daha sonra mini zirvemizde ankara-istanbul arasi sanal pilotajini gosterdiginde, bir "vay be" daha dokulmustu agzimdan. ama ne vakit richard burns rally de arabayi surusunu gordum, sadece "oha" diyebildim. yok duzelteyim, bir "hayvannn" , bir de "yurrru be" dedim, yanlis olmasin. o virajlari ciklet gibi aldi, ben eve donerken piedra irmagi kiyisinda oturdum agladim. keske sadece gitar calsaydi...bu adamla eglenirken vaktin nasil gectigini anlamadim. freko bize katilamadigi icin telefonda arasira skoru soruyordu. biz saymadik, lakin freko'nun ta derinden hissettigine inaniyorum. umarim o da bizim kadar eglenmistir.
gitarıyla konuşan tatlı koca adam, şeker dost.. nasıl bir döktürmektir o öyle.. sevdiğine bakıp nasıl da daha bi güzel dokunur gitarın tellerine..
ne kadar teşekkür edilse az olacak kadar hayırlı işlere vesile olan, ve bu olaylardan bir seneden evvel haberdar olamayan bro...
dün akşam shaft da ki üstün performansının yanı sıra, cin bakışlı gözleri ve sıcacık gülümseyişiyle tüm mekana olan hakimiyeti gözlerden kaçmamış koca adam...
eksi sozluk 4 yaşında zirvesinde rachel'ın beni son dakika ekmesiyle imdadıma yetişen, bütün gece ufaklık diyerek beni deli eden, dönüş yolculuğunda dolmuştaki insanların sohbetimizi dinlemekten büyük keyif aldıklarını düşündüğüm, kalbi de bedeni gibi geniş olan insan*...
yağmur yüklü bir bulut...
yenikoyün yeni hilali ahmer şubesi, hayir demeyi ögrenememis müzik ve oto adamı, sanirim kalbi göbeginden buyuk. romantizmin prim yaptigi 1920 lerde yasamalıymış.
iki shot tekiladan sonra etrafa sophia loren bakışları fırlatan kızkardeşe sahip insan. * sabırsızlıkla sahnelere dönmesini beklediğimiz aşmış kişi. o bir virtüöz, o bir iyilik timsali,o bir bodyguard, o bir abi. * *
ucmanin tadini almis yere konmak bilmeyen adam
yoklugunu az once ogrenip şok oldugum sozluk kişisi. "yok caniim, sigara almaya gitmiştir bakkala az soora gelir" diye umit etmekteyim ben şahsen bizzat kendim.
o bizim yigidimizdi...donerse ben onu mutlu bir munchies adami yapmazsam namerdim...
1000 numarali entry'imi girip adadigim yazar,nasilsa aksam gelip buraya bakacak...nasilsin adamim :=) kendimi ralliye verdigim kardesim ayrica.
eksi sozluk 4 yasinda zirvesi'nde elinden dusurmedigi fotograf makinesi ile paparazzilikte de ne denli iddiali oldugunu kanitlayan, fotograf ¢ekerken makinenin vizorunden bakma geregi bile duymayarak ne derece kendinden emin oldugunu ahaliye gosteren blues-peter parker karişimi kişilik. hayir gece boyunca o kadar aşina etti ki, şimdi bile bir yerde flaş ¢aksa "ulem blues buralarda mi yoksa" paranoyasi yaşamama neden olmuştur.
yaşlı ayaklarına yatan körpecik, genç.* .***.
şöyle ki, bilmemkaç yüzyıllık bir çınar, neler görmüş, neler işitmiştir, kimleri ağırlamıştır, ama o çınara bi bakarsın, ne biliiim, bi tina turner, bi michael burner kadar dipdiri durur. bu herif aynen öyledir. döşeklerin altından tüfeğini ne zaman çıkaracağını bilen bir yaşar ustadır. tüfek bi kenarda dursun, parmağında her daim şokella tutan bir tazmanya canavarıdır. durdurmayın çok iyi gidiyo.... o çok başarılı bir remix'tir.
ne virtüözü be... allahın alternatifçisidir artık. plug in baby'lerden girip poor misguided fool'lardan çıkmaktadır. yar etmiyecem ona bu repertuarı hüleeeyn**!!
ali cengiz oyununda beni yenebilecegini zanneden 1303 bluesefendi
dunya ralli sampiyonasinin turkiye ayagi sirasinda roportaj yapacagi, colin mcrae, richard burns, tommi makinen, marcus gronholm, harri rovenpera, marko martin gibi pilotlardan bir tanesinin sapkasini veya beresin alarak donusunde mezopan'a getirecek olan bu yuzden de ici icine sigmayan bir insan..."top muyuz?......olabilir!"
dunya ralli sampiyonasinin turkiye ayagi sirasinda roportaj yapacagi; colin mcrae, richard burns, tommi makinen, marcus gronholm, harri rovenpera, marko martin gibi pilotlardan bir tanesinin kaskini, tulumunu veya arabasini* alarak donusunde trawmatolog'a getirecek olan ve sirf bu yuzden heyecanin daniskasini hisseden insan otesi...**
inatçı he man. gittikçe büyüyen inventorysini her yere taşıyan, sorumluluk duygusu fazla gelişmiş kaşları kalkık penguen.
24 nights versiyonundaki old love 'ın tam ortasındaki bend
sahne performansını gördükten sonra hayran kitlesine beni de dahil etmiş, akabinde sol kulak memesinin altında bir hayran kütlesi oluşmuş bluestar.
(bkz: aman o ne öyle be)
bi istasyon getir gözünün önünehava öyle soğuk ki.bir kış mevsiminin tüm güzellikleri, tüm çirkinlikleri, tüm soğukluğu, tüm çıplaklığı etrafında dans ediyor o istasyonunbuz tutmuş peronda bir adamyaşlı bir adampardesünün üzerine düşen kar tanelerini umursamayan bir adambir yanında bavuluiçinde hayalkırıklıkları dolu, tüm yaşamının hüzünlerini sığdırmış o bavula,aşklarını, umutlarını, ve kadınını.gözleri uzayıp giden raylara kilitlenmiş.... bir melodi duyuyor.kar taneciklerinin yere düştüğü anda çıkardığı ses kadar cılız..tam içinden geliyor bu melodi...üşümüyor bu yaşlı adam.... ne kışlar görmüş..... o kadar uzun süre yollardaymış ki...7 saat,7 gün veya 7 yıl... hiç değişmez gidilecek olan istikamet...hep bir kaçıştır onunki...şehrin dumanlı uzak barında geçirdiği 4 ayda harcamamıştır bir ufacık hayalkırıklığını, tam tersine her geçen saniyede biriktirmiş, büyütmüştür....trenin sesi duyulur uzaklardan....artık vakit yokturkadınının yanına gidip acılarını son bir defa dindirmek için ona sarılmaya.....zamanı dolmuştur artık, gitmelidiryeniden yola düşmenin zamanı gelmiştirtrenin sesi yaklaşır.paltosunun cebinde tuttuğu biletini sımsıkı kavrar yaşlı zenci.....kırışmış yüzündeki her çizgide, kazınmıştır kaçmanın acısı......kendi kendini düşüncelere dalmış olarak yakalar çoğu zaman.....bir yer bulacaktır kendineyüzünü kimsenin bilmediği, onu kimsenin tanımadığıo'nu ilk kez tozlu bir caddede görmüştür...... ve nehir taşımıştır onu geldiği kasabaya....tanrı'ya hesap sorar gibi" daha ne kadar yollarda olacağım" der......istasyonda hala yalnızdırtren artık daha yakındır ona......onu çok uzaklara götürecek olan tren.....onu,bir gözyaşi nehri'nde boğulmaktan kurtaracak olan tren.....istasyon hazırdır kucaklamayakara adamı uzaklara götürecek olan kara treni.....dağların arkasından gelen tren.... ne kadar da emindir kendinden....artık acılarını dindirecektir bu yaşlı adamınmakinisti kördür.. bu yolları ezbere bilir...her köprüsünüher geçidinihiçbir yolcusunu göremez.....yolcular da pek ilgilenmez zaten bu kör makinistleonları götürüyordur ya istedikleri yerebu yeter onlarayaşlı adamın zamanı dolmuştur artıktren inleyerek durur önünde....sadece o'nun için...onu alıp gidecektir.... yoluna devam edecektir yine..... hiç bitmeyecek olan yolculuğunakara kıştır artık adam için....zamanı dolan,acılarınıhayalkırıklıklarını bavulunda taşıyankadınını arkasında bırakan adam içinkara kış son demektir.....trene adımını attığı anda.....ve biter hikayeadamın uzaklara gitmesi ilearkasından ağlayan kimsenin olmadığı yaşlı zenci.....o'nun hikayesinin sonudur bu....hepimizin bir gün bineceği tren şimdi onun için durmuşturve bu yaşlı adambir dahaasla birgözyaşi nehri'ndeboğulmayacaktır...işte bluesman o
jale kim hangi defne diye sorular soran bluz insani.hakkindaki bazi entryler * frackman reloaded ile aralarinda platonik birseyler oldugunu dusundurmustur.
geceleri penceresinde canavarlar dolaşan arkadaş * .
ampulu degistirmeyen he-man.bu gece de dubliners ile yapacagimiz "dunyada yalniz degiliz" ve "sirlar odasinda gezinti" adli sohbetlerimize katilacaktir kendisi. bakalim neler olacak..
ekmeğin yarısı...
bir ya da birkaç çok güzel(!!!!), çok hamfendi(!!!) ya da beyfendi(!!!) biri ya da birileri tarafından çok ilginç entry'leri kötülenen bir ekşi sözlük yazarı. tanımam etmem kendisini ama görünen o ki bazılarına basur olduklarını hatırlatmış. bana da hatırlatsa ben de kötülerim.
o koca mavi kıçını kaldırıp evinden çıkamayan zenci.
kendisine yapacağım bir sonraki kolay yemeğin annem usulü ala melyche köfte yanında da acılı makarna ya da meyhane pilavı olacak. bütün bunların tarifini sevdiceğine de vereceğim... hem birlikte daha ne soğanlar doğrayacağız.
islerin guclerin arasinda nefes alamayacak halde fenaliklar geciren,iki arada komsularina makarna yaptiran kocaman cocuk.gidisi sebebiyle pir pir eden kelebek.gelisinde evini sular seller goturmesini temenni ettigim fok.surpriz yapmayi seven.
dun gece ruyamda gitar calmayi beceremedigim icin ben tartaklayan adam.
beni thibault ailesiyle tanıştırmış, uzun saatler süren çeviri çalışmasında icq vasıtasıyla benden ve tahsin saracimdan faydalanmis,sevgilisini çok ama çok seven canayakın ağabeyim...*
cumle aleme mezopan'in ne denli kati bir galli buyucu hayrani oldugunu duyuran, ondan bahsedildiginde sirf taniyor olmaktan dolayi gurur duyulan bir kocaman adam.
anlayış insanı.!
fender ekolünden yardımsever insan, fukara babası.. en azından teselli ediyor!!*
kredi karti numarasini bir verse, benden ilginin, sefkatin ve sevginin alasini gorecek ama iste istemiyor. (bkz: ara beni boya beni)
kredi karti kullanmayip, incik boncuk kullanmasindan dolayi hakkinda "kendisini mardi grasta mi zannediyor?" diye dusundugum insan. (bkz: ne kadar ekmek o kadar kofte)
içten selamlarımı esirgemeyecegim, zamanı geldiğinde yüzündeki yaşanmışlığın resmini çizeceğim kişidir.
para pulun hic bir sey ifade etmedigi devasa fakat bi o kadar da sempatik saygi duyulasi sahis. *
her nedense beni sinirlendirmeye bayılıyor, başarıyorda tebrik ediyoruz kendisini...
sanssiz misafirperver. birak findigi fistigi da, naaptin misafirleri onu söyle
önündeki 15 günü 4 misafirleaynı evde geçirecek bahtsız insan.. yok mu bi misafirperver de alsın şunları benden diye düşünmeden edemiyor....
öyle baba adam ki, 600 kilometre öteden çok büyük saygılarımı sunuyorum.. teşekkür borcumdur, onur duyarak hazırlıycağım hediyeyle ödiycem..gitarın susmasın..
artık sahnede * gitarını * aldığımda, ipotek olarak klavyemin başına oturan bro... ha, do'dan blues piano da çalabiliyormuş bunu da görmüş olduk...
aklima dusen adam..onlayn olmasa da badi listemden bana bakiyor.
sayesinde istanbul sabahında donma tehlikesi yaşamadık, ayak parmaklarımız bize kaldı..
son gördüğümde çok durgun olduğunu farkettiğim koca adam görünümlü küçük çocuk(bkz: hasret)
15 gün sonra aman o ne öyle be dicek bahtsiz
bukadar seveninin olduğu bir yerden zort diye gitmesi ile sorumluluk, bağımlılık, hurriyet gibi kavramları yeniden gözden geçirmeme sebep olan yazar ve de neyseki komşum.
devrildikten sonraki bi kac saniyede kim daha çok yaylanicak gibi bir deney esnasinda,bir sure sessizlikten sonra,-sanirim burnum kirildi.-ahaha nası ya?aynı seyi ben de yaptim,bisey olmadi.ahah kirilmamistir yok.-ulan salak,senin burnunla benim burnum bir mi? diyalogunun yaran parcasi olmus,kirk dakka kadar gulme krizinde kramplar gecirmemi saglamis manyak.
1 colin mcrae rally 2 zirvesi içün evini 4 tane rally manyaaa'na açan, harbi misafirperver*, colin mcrae rallyci; kişi... peugeot 205 t16 diyorum...
1 colin mcrae rally 2 zirvesini sampion olarak bitirmis manyak misafirperver ev sahibi.
kuyruğu "nerede" olan küçük kurbağa*.
morale ihtiyaç duyan yorgun fok.*
vahi öz ile cihanyandı nigar'ın başarılı bir sentezi.
faydali insan.alingan insan.gidemedi diye kudurmus insan.gidip gelmeden huzura erisemeyecek insan.karslikli rezalet gunler gecirdigimiz insan.gunes gozluklerinin hastasiyiz.
bıdık şey..gitse de kalsa da hiç gitmemiş olacak nasılsa.
zirve* evsahibi olarak kusursuz rally bilgisiyle biz misafirlerini otomobil ve sporlarina doyuran, yetmezmiş gibi konsoldaki oyunla *toz yutturan aşmiş adam...
sivi birseyler tuketirken bardak yerine elini kullandigini tahmin ettigim muhtesem evsahibi.sabahlara kadar ralli muhabbetlerini erkek erkege yapacagimizi* umit ettigim adam
1 colin mcrae rally 2 zirvesi esnasinda duzenli bir halde yazabilmek icin vic kardesimizin pek bir ugrastigi ve tekken esnasinda da tutulan ceteleleri* zirve basligi altina tasimayi unutan suser
bir dost.
"hem de en onde gideni" cevabini ozledigim adam.(bkz: neredesin simdi nerde)
ufaklıkın çok teşekkür ettiği kocaman görünüşlü ve muhtemelen kocaman yürekli adam.
bir beraberce gitar çalmak nasip olmamış insan.
durup dururken klasik gitarla portishead çalıp söylemeye başlamış, şaşkınlığımı gizleyecek yer bulamayınca 'nooldu? bluescu adam portishead bilemez mi?!' serzenişini patlatan macera ve heyecan adamı.
telli baba
benle aynı gün doğmuş sözlükçü arkadaş.
amelie ile beraber ögle vakti burger king tüketmemize vesile olmus, plaza icersinde günes gözlüklerini yogun israrlardan sonra cikarmayi kabullenmis, antalya yolcusu.*
kendimi bombok hissettigim bir anda attigi bir mesajla bile yeniden enerji depolamami saglayan,sicakkanli icten insan
(bkz: pasam)
tee 2 sene önce 1 kere görmeme rağmen çoraplarıyla zihnimde yer etmiş kişi, hala unut(a)madık kendisini.
eric clapton'ın küçük kardeşiymiş diyorlar.hayır nereden duydum hatırlayamıyorum.
bana öyle bi babalık yapmış bi adam ki hayatım boyunca unutmam.. saadet yurdunda darth vader la tanıştık sayesinde, sağolsun..hayat işte, nerde neyle karşılaşılacağı belli olmuyor.. :)
büyük yazarmış. doğum gününe hediye siparişi de verirmiş.*
müziğini dostlarla sigarasını gitarla paylaşan koca adam
10 yıldır tanıdığım gerçek bir ralli ve blues aşığı. iyi gitarist, güzel insan. beraber aynı derginin saflarında yer aldığım ebedi dost...
yagmurda fisiltilar ile zor gun dostum olmayi başarmiş, kibar, ince sozluk yazari. inşallah bir de canli dinleme şerefine nail olmak icin kendisini ve angel'i gormeye gidecegim yakin zamanda.
şahsı muhteremle pek alakam olmasa bile zirvede* takındığı neşeli ve dostane tavırlarla taktirimi kazanmış insan. ilerdeki zirvelerin bu güzide insan ile daha güzel muhabbetlere gebe olmasını diler saygılarımı sunarım.
eksi sozluk biraseverler zirvesinde "satine kim?" diye sordugunu duydugumda merak edilen bu satine kisisini icten ice kiskandigim, sonrasinda kendim oldugunu hatirlayip sasirdigim, el salladigim, konusamadigim, konusmak istedigim, dinlemeyi de ayrica istedigim fender dostu.
zavallı bilgisayarı ile cebelleşmekte olan ayı yavrusu, iyi de gitar çalıyor, bunu da kıskanıyorum zaman zaman...
bi de windows 98'de startup disketi yaratıp, içeriğini zipleyip, ftp'ye upload edemeyen insandır kendileri, böyle de yarı yolda bırakır arkadaşlarını*...
az once vefat haberini aldim. yikildim. simdi bize kim solo atacak?
o gece bluesaint'i izlemeye gittiğimde, elinde gitarıyla sahnede bir anda öleceği asla aklıma gelmeyen.. gelemeyecek yazar....şimdiden allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun dediğim yazar...hiç tanımamama rağmen gülüşü içimi ısıtan... göbeği ruhumu şenlendiren yazar... yazar... yazar...
ölümüyle bizi çok üzmüş pentatonik yazar.
asi müzisyen..blues bir çocuğunu daha kaybetti onun gidişiyle.. hepimize örnek olmasını dilerim (olmadı lan bu).
onu katapulta koyup kırk gün kırk gece önünde nöbete dursak az gelir...soruyorum! yaşarken nerelerdeydiniz?? o sahnede solo atarken yandaki kızın memelerine bakarken neredeydiniz??? ay katapult demişim katafalk??
(bkz: bunu saymayız)(bkz: bize de bekleriz)
ne demiş conzür ağa?germiş keşim bene yazakır gülleri gönder azater bene kokmam kimebluz bana gül o yaza.başka söze gerek yok...
bluesman, sözlükten bir nick belki pek çoklarımız için, kiminin hayatına şöyle bir dokunup geçen, kimi için ise vazgeçilmeyen.. ama oldu mu bu be bluesman? böylesi hiç oldu mu? böyle kor gider mi insan, o kor gibi yiğit yüreğinnen? "şu sılanın ufak tefek yolları ağrıdan sızıdan tutmaz elleri tepeden tırnağa şiir gülleri yiğidim aslanım burda yatıyor. bugün efkarlıyım açmasın güller yiğidimden kara haber verirler demirden döşeği taştan sedirler yiğidim aslanım burda yatıyor. ne bir haram yedim ne cana kıydım ekmek kadar temiz su gibi aydım hiç kimse duymadan hükümler giydim... yiğidim aslanım burda yatıyor... mezar arasında harman olur mu onüç yıl hapiste derman kalır mı azrail aç susuz canın alır mı yiğidim aslanım burda yatıyor.." hepimizin başı sağolsun.
nickim icin bilgi giren ilk insan.(bkz: sagolsun)
bundan sonra tüm blue notelar kendisi için.
ölecegini hissettiğim yazar.ve sonunda da öldü.ben de ana haber bültenlerine çıkıp bu olayı anlatarak paranın dibine vuracağım*
(bkz: kalk yerine yat)
force ile bir olmuş galiba.. bu konuyu daha önce irdelemiştim.. (bkz: bluesman/#7518056)
allah rahmet eylesin. eger eşyalari a¢ik arttirmaya ¢ikarilirsa opel manta tamponuna talibim
daha geçen ay her beraberdik. yine çalmış söylemiş yine ortamı şenlendirmişti. yanına gittim tebrik ederim ağabey çok güzel çaldın dedim. o güzel gözlerini kısıp bana şöyle bir baktı days'ciğim dedi saol dedi ama dedi kaç yıllık muhabbetimiz var senle dedi bugüne kadar dedi bana şöyle güzel bir entrty girmedin dedi varsa yoksa yanıma gelip saol dedin dedi skerim kuru kuru sağolunu da seni de dedi entry gir lan bana yavşak diye de ekledi. üzüldüm. aşkolsun ağabey dedim. sana layık olacak entry'i yazmaya kendimi hazır hissetmediğim için falan diye salladım. ama yemedi. yemezdi rahmetli. çok uyanıktı. sktr la dedi. sktrdim gittim. neticede şimdi ancak senin arkandan yazıyorum entry'ni ağabey. ne sike yarayacak bilmiyorum ama yazıyorum ağabey. lan aslında 1-2 ay daha beklesen kesin yazacaktım sana layık bir entry beraber okuyup kah gülecek kah duygulanacaktık. büyük ihtimalle istatistiklere de girerdi o entry. ama neyse kısmet değilmiş demek. kim dediyse doğru demiş "her ölüm erken ölüm" diye. görüşmek üzere ağabey...he was a boy she was a girlcan i make it anymore obvious...r.i.p
sabah sabah hakkında yazılanları okuyunca kalbimin sıkışmasına neden olan, yani kendi gittiği yetmiyormuş gibi beni de beraberinde götürmesine ramak kalmış baş sıpalardan..derin nefesler alıp kalp çarpıntımı azaltmakla meşgulum..bir onlayn ol,yaktım çıranı.
takim arkadasim(bkz: team hede hodo)
büyük adam kendisi... evet evet, hem mecazi anlamları ile, hem de kelimenin tam anlamıyla da...*
buluğ çağını çoktan aşmış bir amcamız
evlenip tam adını eric cartman clapton yapmış kıvırcık saçlı esmer dilber.
benim için sözlükteki en değerli insan. her daim yanında olacağım dostum.*
tamamı kendi elinde olmayan kombine bir atak ile az daha başka bir sözlük yazarının gebermesine neden olacak yazardır. olayın kronolojik akışı şu şekilde gerçekleşmiştir:1. bir yazar bir yazara bre yazar, bu bluesman telefonlara cevap vermiyor demiştir. (26 temmuz 2005 saat 19:30 suları)2. bir yazar aynı yazarı telefonla aramış ama sessiz konumda olduğu için ulaşamamıştır. üstelik arayan yazar bluesman adlı kişiyi son derece yakinen tanımaktadır. (27 temmuz 2005 saat 01:00 suları)3. aranan yazar* sözlüğü açtığında bluesman başlığında 20 küsur entry görür, bugünkü ilk iki üç entry'ye bakar, kalbi sıkışır... (27 temmuz 2005 saat 10:13)4. bluesman aranır, telefon cevap vermez... (27 temmuz 2005 saat 10:14)5. bir başka yazar* aranır, paniğe sevk edilir... (27 temmuz 2005 10:15)6. diğer yazar arar, "bir bok yok, sabah 7:30 civarında fosur fosur uyuyormuş" der... (27 temmuz 2005 10:20)7. (bkz: #7918986)8. bluesman aranır, telefonu açmasını takiben küfür edilir... (27 temmuz 2005 12:45)9. "ahahaha, ne kadar da komik, ne güzel ayar vermişler hep beraber" diyenler için iyi şeyler düşünülmemektedir... (27 temmuz 2005 saat 10:20 civarında başlamış, halen devam etmektedir)(bkz: daha calacak cok blues var)(bkz: sen dur bakalim burada)(bkz: o orgu bosuna mi aldik)(bkz: yarin aksam sendeyim)edit: an itibariyle, yukarıda yazılanlar zamanının ötesine gönderilmiş... oysa tek derdim, şaka amaçlı bir hareketin alakasız dış etkenler dolayısıyla nasıl çok kolay inanılabilir hale geldiğini göstermekti... değer verdiğim, sıkıntılarımı dinleyip çözüm bulmaya çalışan, sıkıntılarını dinleyip çözüm bulmaya çalıştığım, aynı sahneyi paylaştığım, benzer zevklere sahip olduğum bir dostumu kaybetme korkusunun getirdiği bir tepkiydi... bazılarını ironiden anlamamakla suçlayıp satırlarca entry düzenler belli ki bazı kişilerin yanlış anlama sonucunda olsa dahi ne şekilde etkilenebileceğini düşünememekle kalmayıp, açıklayıcı bir takım bilgileri kötüleyecek kadar anlaşılmaz bir ruh hali içindeler... canları sağ olsun, çok da önemli değil, benim sahnem yol yordam bilen herkese açık, hep oldu, hep de olacak... lafım zaten sivrisinek vızıltısında slide gitar sesi duyanlara...
bugün itibariyle aramızdakanzuk : abi ben papalina tava kız mı erkek mi bilmiyorumbluesman : papalina tava benim ev arkadaşımk: yani?b: benim ev arkadaşımk: yani??b: beraber kalıyoruz.k: eee?b: erkek.k: nası yani?içerikli bir diyalog geçen sözlük yazarı, hep gülen ve mutlu görünen, sohbeti keyif veren insan.yakında mr fabulous' un sözlük yazarı olması için gereğini yapacağını umduğum şahsiyet.*
biraz grilikler içinde, sevdiği birini çok uzun bir yolculuğa göndermek zorunda olduğu için, kalbinde bir yarayla oturan koca adam... her şeyin üstesinden gelebilecek kuvvette olan ve gülümseyebilen küçük çocuk...
kendisi halen canimizdir, neticede olmemistir ve bize bir telefon kadar yakindir. siber dunyanin hakiki alemdeki sinirlerine ne kadar yansidigini farkedip kendini cezalandirmis ve hepimize ornek olmasi gereken bir davranis sergilemistir. onceliklerini hizaya getirmis ve kendince dogru olan bu karari almistir. sozlukten ayrilmis olmasina uzulmemizin, onun dustugu hatayi tekrar etmek oldugu mesajini vermeye calismis ve ayrildiktan sonra bile bilgece mesajlar iletmeye devam etmistir. gucun aydinlik tarafinda bulunanlar, zor durumda kaldiklarinda onun sesini duymaya devam edeceklerdir***
mutlu yillar diledigim sozluk yazari...
tum engellemeleri hi¢e sayip bizi dinlemeyip biraz daha yaşlanmak i¢in ¢aba sarfetmektedir. yaşli olmaliyim olgun ve seksi olmaliyim şeklinde yeni bir hedef belirlemiştir. (bkz: dogum gunun kutlu olsun)(bkz: yasin kemale ermesi)(bkz: ihtiyar)
koca yürekli adama kocaman mutluluklar. iyi ki doğdun.
yaklasik bi bucuk saat suren bi telefon konusmasiyla dogum gunu kutladigimiz krizlerin basrol oyuncusu.bir telefon konusmasi "nosurprises" kelimesi ve koca bi gulumsemeyle baslayip,gorusemedigimiz onca zaman neler yaptigimizi bir bir anlatarak devam edip "sozluk yazarlarindan bluesman,nosurprisesdan haber alinamiyor,papalina tava tehlikede"den dem vurup,tebaalarina artistlik yapan prenseslerden,filinta gibi pasalardan,bilumum dedikodudan bahsederken -toz toprak icinde olsa iyi bakamazdi tabi kendine,denizci o,denizci- artik ceneyi agritan gulumseme efektiyle sizmaya dogru son bulabiliyormus,doping gibi.toparlayici.guzel kunefenin,prophetin esas adami.bir kere daha anladim ki,kendisi ne zaman nerde biraksam,aradan ne kadar zaman gecerse gecsin ayni yerde bulacagim bir varliktir nacizane hayatimda.butun senelerinin bu baslayan kadar huzurlu,sakin ve emin ellerde gecmesini diledigim,annecigine kendisini dogurmus olmasindan dolayi saygilar sunmak istedigim saşa* kizi.(bu da editin):sabah sinavda calis(a)madigim yerlerden gelen sorulari bluesman anlatarak dolurmayi planliyorum,su saatten sonra elimden baska bisey gelmez.
tüm hayatının, angeldan çıkarabildiği muhteşem sesler kadar güzel geçmesini dileyebileceğim koca adam. kayıplarda olan güzel insan lecagot da ayrıca kendisine iyiki doğdun mesajını ve selamını iletmemi istemiştir, iyiki doğdun bluesman...
günlerce ege'nin serin sularında nemo'yu aramış mamafih bulamamış,papalinayı tutmuş, tavadan olmuş bloat.
sözlükte nickimin altına ilk entry giren, merhabayı çakan bir insan. tanımam etmem, ama gitmişse, selam çakmak zorunda hissediyorum kendimi. eyvallah.ayrıca biliyorum ki, sözlük havasını yutanlar bir gün bir yerde görüşürler mutlaka.
misafir sanatçı kontenjanından nihayet uzun uzun pentatonik paylaşım yapılacak adam...
sonunda mürüvetini gördügüm icin *, sevincten icim icime sigmayan * evladim... *
rally of turkey'den sozluge entryler girerek eksi sozluk spor servisi'nin başarili bir elemani oldugunu kanitlayan, ben ve benim gibi rally tutkunlarinin delicesine kiskandigi adam.*
doum gunu iri kiyimi :)
hayatıma armağan bir bend o. kafasına "mike hoffner" bandanası bağladığı günlerden bugüne öz muhitinde nelerin değiştiğini, nelerin baki kaldığını gördüm, görüyorum. blues'dan bir nebze anlıyorsanız bu herifi de anlarsınız, sonra ya muhabbetine el verirsiniz ya da kendi yolunuza gidersiniz. el verdim. ne mutlu bana ya hu.
benim canım ortak'ım.. ne sadece söz, ne de kafiye olsun diye.. ortak işte!.. iyi ki doğmuşsun sen be koca çınar!.. mutlu, mutlu, mutlu, mutlu, mutlu, mutlu yıllar.. birlikte!..
doğum gününde bir tabak pilav yiyebilesice,
malum kutlamalarda yanında olmak istediğim insan.! bu tip durumlarda insan çalıştığı kurumu ve yaptığı işi daha bir sorguluyor.!(bkz: göte kaçan montajlar).!
motorola mpx200 makinama fena halde goz koymuş adamdir kendisi... ayol almayani dovuyorlar diyorum dinletemiyorum... dayak yiyecek sonunda ona uzuluyorum... ayrıca sana arabada beklemeni soylemiştim... evet...
"bugünün değerini bil, bugünü bir daha yaşayamayacaksın, anı anına yaşa, çünkü yaşlanıyorsun blues adamı..."
senin yerin ayrı dedim, sen benim canım abimsin dedim, ağladım, eridim bittim. uğruna ömrümü tükettim, şımarık küçük kardeşiyim, her daim kapısına köleyim *
gözümüzün önünde gittikçe gençleşen kısa pantolonlu duygusal. eric cartmanin doğum gününde nasıl bir hal alabileceğinin maketi. hem yakışıklı hem sevimli model.
doğum gününü şimdilik buradan kutlamakla yetineceğim dost gitar adamı, sevimlilik timsali mavilim... *
daha nice yillara hep boyle gulerek meydan okumasini diledigim dogum gunu kişisi, sevgi yumagim.*
"biz bu adamla tanışmadan çok önce samimi olmuşuz, can olmuşuz, kanka olmuşuz da haberimiz yokmuş. fakat öğrenince ikimiz de çok mutlu olduk" diyerek aramızdaki durumu ancak açıklayabileceğim kişisel hayat.bunun yanı sıra bir bira için adamı süründürmekten hiç mi hiç geri kalmayan, işini gücünü bahane etmekten hiç utanmayan insansı. tamam ben ödeyeceğim biraların parasını ne uğraştırıyosun bu kadar.
"antalya'da gün batımı çok güzel, denizin üzerine karlı dağlar yansıyor, martı sürüsü kızıl güneşi uğurluyor. çok güzel çok" şeklinde sms ataraktan akşam vakti şahsımı ihya eden, duygusallığı bedeninden büyük dost.
bi mayıs akşamı.. yer pehlivan köfte..mınchıka -şundan mı yisek? şu da güzel gibiymiş amma. rus salatası iyi midir acaba? şu ne? mantı mı?papalina tava- ben köfte yiyecem. mınchıka- işte kebapçıların ve köftecilerin kanayan yarası.. pepsi cola. tatlı ne yesek? sen anlarsın yiğit. *bluesman- abi şu güzel ama siyah. * mınchıka- ???papalina tava- ???
star wars serisinin 100. devam filminin galasina katilacak kadar cok yaşamasini temenni ettigim sempatik organizma.
kaprisine kodumun assolisti! aylardır ilk kez shafta ayak basacak ve sahneye hoydaa diye çıkıp blues çalacaktır bu akşam... ben de blues ruhuna uygun olarak bol bol dans edeceğim, tepineceğim bebek.edit: kendinden bekleneni yaptı ve sahne sonrası sodalı banyo diretmesine karşı çıkınca çalmaktan vazgeçti. kaprisine huzurunuzda bir kere daha koyuyor ve hasan cihat örter'in aşk ve hüzün adlı parçasını 5 kez arka arkaya dinlemeye mahkum ediyorum kendisini.*
saaaadeğt yurduna * ** girdik buu gece(dırınırı nım)bluesmeğğnin doum günü şeysini kutladğık bu gecee(dırını nım)şeklinde giden şarkının pek biricik muattabı.ayrıca 98'de bir güneydoğu anadolu macerasında tanıştığımızı dehşet içinde farkettiğim gitarlıinsan, o benim kadar dehşete kapılmadı niye çünkü dongülü çocuğuydu o, biratlırallilerdeçocuklargibişendi o. neşeyle muhhabbetle meşgul idi.hayatına yeni giren bluuuğz kitabısının başına ne işler açacağından habersiz tam şu anda miskin miskin eğlence üzre hala içmekte kendisi.e, okullar açılmadan hadi afiyet olsun o vakit, doumgülü çocuğuna, pek bi'canım arkadaşıma benim.
saadet yurdu'nun açılışında yağmurda fısıltılar çaldık biz bunla, daha bi ton insanla bi ton şey çaldık, güzeldi be corç, nice senelere...
saadet yurdunun pek bir saadet içindeki, kocaman adamı. konuşturdu yine gitarını. güzel doğumgünüsüydü, hep bekliyoruz, bööle doumgünleri kendisinden. *. bir de nazar değmesin o güzel saadete diye şaman ayini yapcam bunlara.
sanki o bir you got the blues man...
yakın zamanda bir şişe absolut'la*saadet yurdu ziyaretinde bulunmayı planladığım kişi. söz verdi beni yarışa götürecek. imza bile verecek.keyifli muhabbet insanı. kendimi kermit gibi hissetmemi sağlayan blues adamı...
bu adam bir acayip adamdır... hayatta hiç beraber çalmadığı tiplerle sahneye çıkar, saatlerce çalar, falso vermez, sahnedekileri de seyircileri de uçurur keyiften... have you ever loved a woman'da, stormy monday'de, five long years'da bir sololar atar, klavyeciyi ağlatır... böyle bir adamdır... budur... (bkz: ellerine saglik)
dostlugumuzun 20 yila yaklastigi, arada konusmayarak gecen bes yillik bos zamana her zaman yandigim ilk arkadasim. yakinda yep yeni surprizlerle (simdilik gizli) herkesi sasirtacak olan bu dev adami izlemeye devam edin.
gitar adami. bu gece kendisini ilk defa* dinledigim, dinleyebildigime sevindigim adam. ancak itiraf etmeliyim ki angeli ile tanismak, kendisi ile tanismaktan daha cok mutluluk verdi. angel, basta zip zip dansetmeme, akabinde sigara dumaninda kendimi bogmama yol acti. en son da old love* dedi angeli. sanirim bu dost gitara soylenebilecek en guzel sey de bu sarkinin icindeydi: hala beni deli ediyor*icimdeki yanginin sonmedigini bilmek*neden atlamiyorum? *ne zaman akillanacagim ben?*
old love'da kalite.
sanal goklerde tanistigimiz, birbirimize yardimci olup neredeyse uzmanlastigimiz, ayni anda birsuru ve birbiriyle alakasiz bir cok isi kusursuz yapabilen, cok guzel hobilere sahip hayat dolu kisi. onda sabahladigimizda bana cok guzel tavsiyeler vermis iyi ki tanidim dedigim abim.
birdenbire online olur olmaz badilistimde nickini gorunce bokunda boncuk bulmus comar kadar sevinmeme neden olmuş balik etli friend.*
pek bi ösledigim koca göbüslü sahsiyet, ben istiom da mı ihmal ediom seni mesajını da ulaştırmak isterim kendisine...
rally of turkey devam ederken telefon vasitasyla myra etabindan canli baglanti kurarak harri rovenpera'nin gecisini bana dinletmis,ardindan kemer 2 etabindan marcus gronholm'un gecisini dinletmis, telefonda kendimden gecmemi saglamis adam.ralli boyunca sik sik baglanti yapip bana o dunyanin en guzel melodisini dinletmeye devam ediyor.
telefonla aradığımda "aaabi tam şu an carlos saintz la konuşuyordum, ah dur colin mcraeyi gördüm. arayacağım seni. ...dayaklık adam.
evinde oktoberfest yaşayan germanofil...(bkz: onlar halka değil fil)(bkz: hayır onlar alman)(bkz: fil dedim fil)(bkz: aman o neydi oyle be)
bir cok ortak arkadasimiz varmis bu cilgin hiz tutkunuyla ama tanisikligimiz bir zirveye tekabul ediyor*. butun gun tekken ile direksiyon arasinda mekik dokuyup, arada da basarili bir sekilde co pilotluk yapti. gunun sonunda evlere dagilmak uzereyen sarf ettigi 'cok gec kaldim, programa cikmam lazim'* cumlesini aklima kazidim, yeri gelince kizdirma amacli kullanip eglenecegim*
kazandan naklen yayın yapan kepçe. helecenla izliyoruz... göslüklerimiz de gözümüzde. istek parçamız da var sırada. oh ne ala ne ala...* mualla
"always somewhere,miss you where i've been...i'll be back to love you again" dedirten, hizin durdugu an'i yasatan, http://www.flythy.com denen buyuyu tanıstıran, (bkz: jd) ve (bkz: f1) seven ve f1 sevenleri seven..eeeeeeeeeeeeeeen, ama eeeeeeeeeeeeeeeen hayatim filmlerimden birini* "löööööööönk" diye elime vermekle kalmayip, hediye etmeye tesebbus eden bunye. *
kadınım... evine geri dönmüş...sözlüğün muhabbetine doyulur mu doyulur mu ey topovski!
huzurludur çok... huzurdur konuşmak, dinlemek. dinlediğini taa ötelerden bilirsiniz, anlatsanız dinler, sussanız dinler... sıcak yaz günlerinde, tam da bunalmışken esen sıcak ayazdan, nefes alamazken sıcak nemden, korunaklı gövdesini, gölgesini açan çınar ağacıdır. *
cussesinden buyuk bir kalbi olan adam
kendim icin pilotlardan imza getirmesini rica ettigim, hicbisi getiremiosan bi posete 206, citroen, impreza ve ford focus egzozundan cikan dumani doldur da getir diye yanip tutustugum, onlari da yapamiosan "istanbulun nerde olduunu unut!" diye aba altindan sopa gosterdigim iki gozumun nuru.
canim ortakim o benim..her zaman.. her yerde.. orda, burda, surda..
şu sıralar göbeğini "keyif"le doldurmuş şekilde istanbul'a doğru yol alan duble tosun.
saglikli yasama, coginge bilmemneye kafayi taktigindan suphelendigim adam. hayir degilse niye kosturdu beni dag tepe...
e güzel blues yapmasının yanı sıra insana, 'ulan ben de bi gün bi caldera gölünün içinden, ben de 'caldera' diycem!' diye tırnak kemirten bir insanmış, tanışamadıysak da tanıdık.
tanimadan once muzigini, sahnedeki halini*, tanidikca da kendini seveceginiz, bicir bicir konusmasi ve iki dakkaya sigdirabildigi bi ton anisiyla sizi kusatan kocaman adam.
(bkz: los de abajo/2)
yarışların son günü beni arayarak;-yarışlar şimdi bitti çok güzeldi. hepsiyle röportaj yaptım, imza aldım, resim çektirdim gece parti var şimdi ona gidiyorum. diyerek beni bir kere daha can evinden vuran,* sadece "bu akşam benim içinde eğlen" diyebildiğim yorgun ama şuanda mest olmuş muhabir*
sms mesajilarinin kisiye ozel degil de biribirinin tipkisinin aynisi oldugu anlasildigindan buradan kendisine tez zamanda sisen yerlerimizi indirmek uzere harekete gecmesini, aksi takdir de katlinin yakin oldugunu bildirmek istedigimiz cengaver.
uyuyan güzelin tekidir. na böyle ay parçasıdır.
nedense geceleri gökteki yıldızları anımsatır bu yazar kişisi..
öz olmayan sahte de olmayan üvey kuzenim.
kafasında son günlerde "some will win. some will lose. some are born to play the blues" sözleri yankılanan bir dallama
cumartesi geceme gitariyla yildizlar serpistirmis gitaristtir..gonderdigi sarkiyla sarabim da yillandi*
küllerinden doğma yolunda bi şeker portakalı*
artist.
büzüklerin efendisi : kralin donusu filminin bas kahramanidir kendisi.krallik sozumu de yerine getiririm diyorum kendisine burdan.
tatile gitmis, tatilden donmus yigittir..
artur da tanıştığım mümtaz şahsiyet
mekteb-i sultani denmiş..daha önce konuşulmamış; göz hafızası saolsun, birden kafaya dank etmiş... gecenin bir yarısı hiç beklemediği bir tepki alınca bir an afallamış, "noluyoruz lan" demiş..tez vakitte gidip yerinde görülecek; "hasret giderilecek" kişi, abi..
blues gitarının efendisi... her daim dinlenilesi şahıs... strat*'ın yakıştığı kişi*
buradan kimliğini açıklamakta hiçbir sakınca görmediğim şahsiyet:(bkz: hakkı yenen)
littlewing kardeşliğidir. iki küçük kanadın biri işte. hayat, memat, para, pul, iş, güç, dertler, kederler... hepsini süpürmemize, kuvvetli bir bendin yettiği delilik yoldaşım* .
'kermit devler ülkesinde'nin devi. yanında sinek kadar kaldığım kocaman,neşeli dünya tatlısı kişi...deli gitar çalan bünye...
gelecek salı shaft a gidip jamsession yapacağım eski komşum, bir zamanların fırtına gibi esen çapkını, şimdilerin durulmuş gibi görünen ama ne yapacağı hiç belli olmayan blues gitaristi...
can sıkıntısının, sinirin, mutsuzluğun ilacı. prospektüssüz, reçetesiz, her daim hazır. hem şımarık, hem de şirin bir fok.* *
zevkli kisilik (bkz: dire straits), motorsporlarina benim gibi hayran bir insanin bu konuda her seyi sorabilecegi engin bilgi sahibi (bkz: rally), benzeri ortak ozelliklerimiz oldugunu farkettigimde daha da sevinmis oldugum (bkz: gitar) canayakın, hossohbet insan.
infrared joystick ile uzaktan kumanda edilebildiğini, hatta dans ettirilebildiğini keşfettiğim bro...
"aynı sahnede aynı gitarı iki kişi aynı anda çalabilir mi?" sorusunu aynı sahnede* aynı gitarla* birlikte cevapladığım bro...
dün gece papalina tava ile bana geldiler, e-bow umu ve fretless gitarımı çaldılar da çaldılar. sonra uyudular bi kalktım ki yoklar...
junior milli matkap
neşeli biri... sevdim kendisini... her zirvede buluşuruz umarım dedirten suser. bu arada zirve analizi konusunda da süperdir kendileri.*
galli buyucuye adimi soyletmis bu sayde beni benden almis bir adamdir bu.
evde misafir edilesi, hatta zorla yatıya kaldırılası ve sabaha kadar bilgisayar oynayıp müzik yapılası iri. lakin karnını doyurabilmek için gayri safi milli hasılanın 4'te birini gözden çıkarmak gerekmektedir (öğün başına).
the prophet teşekkürünü bir de buradan etmeyi boynuma borç biliyorum.yorucu, sıkıcı, ölü bir günü öyle değiştirdi ki ben bile inanamadım. sağolsun.
bir gece vakti elimden tutup hayallerin peşinden koşturan yazardır... martıları çok uzaklardan çağırıp odama getirmemi saglamıştır. en az cüssesi kadar kocaman yüreği olan dev adam.
ilk olarak zirvede tanıdığım çok neşeli ve fotoğraf makineli olarak* olarak aklıma kazınan insan.
kostokspor sağ açığı**
(bkz: home sweet home)
murphy nin en sevdigi kankasi. bir an önce bozuşmalarini diliyorum.
bunyesi noodles'i kaldirmamis kisi, ha bi de beni taciz etti dun aksam mesaj fasilitesi yoluyla; kayda gecmesini dilerim. *
8 mart dünya kadınlar gününde sabahın ilk ışıklarında bana mesaj çekerek kadınlar günümü kutlayan ve beni şaşırtan, inceliği için teşekkür ettiğimde "ileride büyüdüğünde güzel kadın olacaksın şimdiden kutlamak istedim" diyen düşünceli kankam* ...
(bkz: istanbula gitme nedenleri)
"belki açlıktan ölürüm, ama son yediğim yemek mutlaka mükemmel olur" diyerek 18 yıllık yaşamının ilk vecizesini söylemiş, kodumun hopdediksi.
yaşlanmakla pek bir ilgisi olmadığı halde - * "yaşlandım ama gencim" imajı takınma ihtiyacı duymuştur...
bugün itibariyle bir sevgi kelebeği olmaya karar vermiş ayı...
boydan kısalttım kendimi, mosmr olup "vadaaaaaaa, naber?" dedim ama beni ciddiye almadı. hakkaten kelebek olmuş adam, ben de kelebek olayım da aynı dilden konuşalım bari. olmadı gider bluesefendiye şikayet ederim, bi uçan bi de kaçan kurtulur elimden
istanbul ziyaretim boyunca beni yalnız bırakmayan, ocağını açan bir deli yürek, o bir miroğlu, bir polat ve hatta saadet yurdunun mahmut hoca sı. *
mojo blues zirvesinde "aa sen bluesman'sin di mi, ben senin entrylerini takip ediyordum!" dedikten sonra ben ne dedigimi farkedip utansam da ilk basta kendisinden, sonra sozlerimi toparlayip az da olsa taniyabildigim, muzik bilgisini ve tutkusunu kiskandigim blues insani. bazen "ufaklik" sozu dinlemenin yararli olabildigini kabul etmis biridir ayni zamanda. *
funkla coşan, popla zıplayan metroseksüel.
"ben gidip bir çay koyayim bari" deme gafletinde bulunduğum adamdır. * * *
ev arkadaşının asılsız ithamlarına, en yakın zamanda sahnelere dönüp cayır cayır blues çalarak cevap verecek olan kişi
kardeşinin gazıyla pazar gecesi funktion dinlemiş olan kalbi blues ritmlerinde atan abicik.
şöyle doya doya sahnede iş başında izleyemediğim arkadaş...
pek vefali pek hayirli evlattir kendisi... hem anne yüregi de bilir ne kadar uzakta olursa olsun düsünüldügünü.
muhabbet adamı, evet.
insanı, gördüğü anda kafasında eline ilk geçen büyükçene nesneyi kırdırabilecek delilikte çıldırtabilen ama bir o kadar da keyiflendirebilen nadir insanlardan, müzikal konularda sanırım (!) epey anlaşabildiğim, varolanların ortaya konmasına sebep ve dolayısıyla (abartmadan) saygı gösterilesi insan...(bkz: yagmurda fisiltilar)
bu aslinda bust gibin hipne gibin birseydir. boyle adama gelicem diyip gelmez, hadi gelmedi haber bile vermez! sen de elinde tencere tencere yemekle apisip kalirsin. oyle dengesiz, oyle kaknem bir pandadir yani.**
abilerin kralıdır.
gidip tüple şnorkelle tuna nehrinin dibinde gitar arayacak, başarılı olursa kendisini özel helikopterimle aldıracağım gitarist kişilik. (bkz: aragazı)
otomobil editorlugu yapan munis sahsiyet. arac testi yaparken lastik yarmasiyla meshurdur. palio cup'lara ve turkiye rallilerine katilir. butun rally camiasini tanir.
gecenin bi vakti aman pasam diyerek beni yarmis guzel insan. akdeniz aksamlarina olan hassasiyetime ortak olarak sevgimi ve saygimi kazanmistir. selam ederim burdan kendisine.
dün gece mangalda sucuk tadında gitarını çalmış, performansı oldukça yerinde olan bebe.
ve volkan ışık okkus gibi geliy insanı. dün gece tonları ile yakıp yıkmıştır ortalığı yoksa gitar felan çalmayı bilmiyor bu adam nerdee bi nota bassa ağlıyoruz "ah çaldı oğlum gitar çaldı" diye peh peh (bkz: karsi saldiri)
eksi sozluk'u okuyucu bazinda arsinlama esnasinda surekli gozume ilisen rumuzu ile gozbebeklerimi kendisine kaydiran ve de tanimadan hissiyatimi kaynatan, alakami cezbeden dire straits insani.sukur ki simdi uzak/yakin algilamalarla yanyanayiz, gitarina ve yorumuna nail olabilmek adina, bir dahaki bluetimes blues zirvesi'ni tertiplemesi icin goz kirptigim, yigit * blues adami.
buddy guy'ın early in the morning versiyonu kadar akılda kalıcı şahsiyet.
her cuma vassilis'in rebet kahvesinde bir şarkılık misafir sanatçı olarak gitarıyla frangosiriani'ye eşlik eden, gönlü sol şeritte yağ gibi akan adam.
evde volkan ışık'ın kendisine hediye ettiği, bu yıl şampiyon olurken giydiği eldivenlerle dolaşan, arad