bulent somay

(bkz: bülent somay bandosu)

daha eski gunlerin guzide ve ozgun grubu mozaikin gitarist, besteci, soz yazari ve bir zamanlar birikim dergisinde keyifli yazilarina rastladigimiz entellektüel sahsiyet.

bu aksam itibari ile 5n 1k'da gorulmus kisi.

(bkz: ak sakallı dede)

keyifli bir frp oyuncusu da olduğu söylenir; ferhan ile oyunları olmuştur bir dönem. yaptıklarına şöyle bir bakınca hızına aklım ermiyor, herhalde bu insan günü 96 saate çıkarmanın yöntemini bulmuştur ve bizden saklıyor...

kesinlikle öğrencisi olan hanımlara örgü örmelerini salık vermediğini ve bu şayiayı ortaya atanları çok merak ettiğini beyan etmek durumunda kalmıştır.

ülkemizin gelmiş geçmiş en özel münevverlerinden olan bülent somay, "dünya bir yana siz bir yana hocam" cümlesini futursuzca sarfetmenize yolaçar..yaşayan, anlayan, çözümleyen bir insan olarak hayatınızın en sarmal döneminde, ayaküstü yada sıradan bir kantin masası muhabbetinde soracağınız sorulara kendisinden alıcağınız yanıtlarla biranda değişir bişeyler nedensiz..mezun olacağım edebiyat bölümünde hayata dair ve hayatla " başa çıkmayı" anlatan tek "özel" insan...

pazar günü* cnn türk'ün iki kule özel programına ayşegül aldinç ile beraber katılan sabırlı insan. izledim ve bazı tecrübeler edindim, paylaşmak gerek;sunucu - peki sayın somay, siz bir tolkien uzmanı olarak ne düşünüyorsunuz film hakkında? böyle yüzükler büyücüler falan nasıl bunlar?bülent somay - efendim şimdi filme girmeden önce inanmama duygunuzu bir askıya alın ki öykünün altında yatan asıl mesajı görebilesiniz. tokien diyor ki iktidar kötüdür, iyinin elinde iyi, kötünün elinde kötü değildir, hep kötüdür. yani bu inanamama duy---ayşegül aldinç - aa siz ne kadar da bu filmin yönetmenine benziyorsunuz, dur bakiyim valla aynısı ayol, azıcık kilo almanız lazım tabi ehihi...bülent somay - ee ne diyeyim, şeref duydum. neyse tolkien burada her iyinin içinde bir kötülük, her kötünün içinde bir iyilik olduğunu göste---ayşegül aldinç - ay bülent bey ben bu filmi anlamadım ama çok güzeldi, hazır siz buradayken bana bir anlatırmısınız? ama burada olmaz sonra arkada anlatın bana bir zahmet ehi.sunucu - ama ayşegül hanım, bülent bey bir tolkien uzmanı, şimdi anlatın diyorsunuz ama 5 dakikada anlatılacak birşey acaba bu bikbik cikcik fikfik...aman dedim hocam yazık size...

bilim kurgu* öykülerimi metis yayınevi çatısında bir kitapta toplama girişimimi, "türk bilim kurgu yazarları okunmuyor fazla ülkemizde", "öyküleriniz 1950'lerdeki bilim kurgular tadında sanki,", "bu türde öykü formatına fazla rağbet yok" ve "iki yıllık programımız dolu şu anda" gerekçeleriyle* geri çeviren editör.

(bkz: murad omay)

iki gün önceki ilk dersinde beni konunun içine çeken, anlatan ve beni fazlasıyla düşündüren, verilen ara esnasında koridorda kendisiyle konuşup bir yere varmaya çalıştığım insan.derse devam etmeden önce bana kürtaj konusu ile nasıl konuyu bağlayacağına dair ipuçları vermiştir. dersin devamında ise beni darmadağın etmiş üstüne yerlebir etmiştir. nakavt oldum, kabulüm, saygıyla eğilirim efenim. kendi dallarında tektir, bilimkurgu da üzerine tanımam! bir gün, herhangi bir yerde kesinlikle karşılaşıp derin tartışmalara dalacağımı düşünmekteyim.(bkz: bilgi öbeği insan)

aynı zamanda siyah kusak kareteci olan;sıkı fenerbahceli,edebiyatcı ve müzisyen kisilik..

grubu ile (bkz: bulent somay bandosu) 11 ocakta beyoglu jazz cafede sahne alacak sarkıcı,yazar,cevirmen vs.vs..

2. cizgili gunler senligi kapsaminda 03 nisan tarihinde istanbul bilgi universitesi dolapdere kampusunde gerceklesecek olan turkiye'de fantastik kurgu ve cizgi roman iliskisi panelinde yer alacak super insan.

ayrıca belgariad serisinin çok başarılı çevirmeni.

filmcisini kesfetmemizle beraber bizi iflas esigine suruklemis, dersine bilmem kac yildir bilmem kac misafir ogrenci sokmama ses cikarmamis, muhalefetlere karsi buyuk bir azimle korudugumuz, secilmis insan olmustur kendisi. bilgide cultural studies ma programinda, su an son demlerini yasayan psychoanalytic method in culture dersini vermekte, bizi olmadik dusuncelere gark etmektedir. metis ten 'tarihin bilincdisi' adli kitabı da cikmis gidilip alinası bi guzel okunasi bir sey olmus, hayirlisi.

bu gun (20/09/2002) saat 15:30 itibari ile arka bahce yayincilik ta gorev yapmaya başlayan şirin insan.

bir dönem radikal'de köşe yazarlığı yapmış kişi (açıklamalı kavramlar sözlüğü idi yanlış hatırlamıyorsam köşesinin adı)bir panelde devrim sözcüğüne getirdiği etimolojik açıklama çok ilginç gelmişti bana. sözcüğün fiil kökünün devirmek değil, devinmek olduğunu iddia ediyordu. hoş da bir örnek vermişti. o da bir dönem devirmekle ilintilermiş devrim sözcüğünü. birgün, arabayla giderken arabanın kadranına ilişmiş gözü. saniyede bilmem ne kadar dönüyormuş ibre. yani revolve ediyormuş. ibre sürekli devrim yapıyormuş anlayacağınız. devrim sözcüğünün ingilizce karşılığı revolationın, revolve kökünden geldiğini düşününce sır kapısı açılıvermiş yazarımıza.

bilgi universitesinde verdigi bilimkurgu ve psikanaliz dersleri ile ogrenciler asmis beyniyle yoran bunaltan oha dedirten konusmaktan keyif alan, en olmadik yerde sizi yolunuzdan ali koyarak 1 saate yakin ayakta bir seyler anlatabilen, notu kit hoca.

3-4 sene evvel bilgi üniversitesinde katıldığım "türkiyede bilim kurgu ve fantezi" konulu panele konuşmacı olarak katılmış ve neden türk bilimkurgu yazarlarının kitaplarını yayınlamadığı sorusuna türk bilimkurgu yazarlarını kaliteli bulmadığını, her gün okuması için bir sürü kitap geldiğini ve artık bunlardan sıkıldığını, ayrıca türklerin tarihine baktığımızda da fantezi edebiyat için izler görsek de hiç bir bilimkurgu geçmişimizin bulunmadığını söylemiştir (?!?!?!?!) daha sonra dede korkut hikayelerinden falan bahsetmiş ve eğer buna benzer bir bilim kurgu geçmişimiz de olsaydı belki bilimkurgu dalında da ciddi yazarlar çıkarabiliriz demiştir.benim o zamanlar kafam bu dediklerine pek basmamış ama heralde doğru diyordur diye üstüne gitmemiştim. ama bugün benim aklım başıma biraz geldi ve bülent somaya sormak istediğim sorular kafamda netleşti: acaba bilimkurgu kendisine göre hangi dönemde doğmuş bir edebiyat türüdür?bilim kurgunun gelişmesi için bir ülkede nasıl bir temel olması gerekir? ülkede bir bilimkurgu geçmişinin olmayışı yetenekli yazarların olmasını imkansız mı kılar?metis edebiyat olarak gayet de iyi satışlar yapmış müfit özdeş'ın son tiryakisi dışında yerli yazar kitabı yayınlanmış mıdır da talep yok denmektedir?hadi diyelim ki talep yok, yine de yerli yazarlarımızın kitapları yayınlansa, hiç değilse bir temel atılmış olsa, bu şeref de bülent somay ın olsa fena mı olur?şimdiye kadar fanzinlerden ve fantezi dergilerinin yanına yamanmaktan öteye geçememiş bilimkurguya sahip çıkacak insan bülent somay değilse kimdir?

woody allen'in turkiye subesidir. en sevdigi yonetmen mi; o da woody allen'in ta kendisidir...

kendisinin "freudo baggins'in mordor yolculugu" adinda fantezi edebiyatiyla alakali veya bir şekilde uzak duran herkesin okumasinin gerektigi psikanalitik kelime oyunlu* bir makalesi mevcuttur. hakikaten helal olsundur. gandalf gibi adamdir.

bugun "anarşist" bir abimize "özgürlük biçimde değil, içeriktedir" diyerek ayar vermiş tolkien sever, sıcacık insan.

bi insanın kaldıramayacağı derecede optimist kişilik, saygımız sonsuz.

(bkz: tuna erdem)

defter - virgül dergilerinde yazıları yayınlanmış metis sabitlerinden.

katarsise vincent van goghla ilgili yazı vererek desteğini eksik etmeyen essiz insan.

"kan, benliktir.kadinlarin aksine erkekler bi yerleri kanasa fena olurlar, ben ile karsilasma sokudur bu. cunku (ya da bu yuzden) gec buyur erkekler" demisti, ya da kismen uyduruyorum. olsun. boyle de guzel...

hasta olmayi cok sevdigini soylemisti gordugu ilgi insanlarin ona dokunmasi hosuna gidiyormus

vakti zamanında verdiği bir panelde bir genç yazar kesiminden arkadaşımıza ayar vermişti ve haklı olduğu konuda hatalı bir örnekleme yaparak üçüncü bir şahsı aşağılamıştı. o zamandan beri (2-3 sene oldu nerdeyse) hiç ama hiç bir zaman sevemedim. ne kendisini ne de o güzelim çevirilerini.

geriye kalan devrimdir kitabının yazarı

alexander brenerle tekme tokat girişme olasılığına karşı, olayın vuku bulduğu seminerde * bir ara gözlüğünü çıkarıp masaya bırakmıştır kendisi ki hemen hatırlatalım karetecidir, siyah kuşaktır .* bu arada seminerde ki bir diğer hoş nokta, terminolojiyi çevirmede yetersiz kalan çevirmenin yerini bir müddet sonra ferda keskinin * almış olmasıdır ki atışmada geçen cümleleri aynen tercüme etmiş *, böylece olaya ironik bir başka boyut katmıştır. bu arada, seminerin konusu neydi sahiden? * * *

tanrının dünya üzerinde yaşayan zavallı bizlere bir nimeti. sabah akşam tapınma güdüsüyle doluyor içimiz. insanı asla hayal kırıklığına uğratmayacağı iç güdüsü yaratıyor. muhteşem insan.

metis yayinlari'nda yayin yonetmenligi yapan kisi..

(bkz: mozaik/1)

yuzuklerin efendisi serisinin liriklerini ceviren, muzisyen, yazar.

bilgi universitesinde ders verir.

ileri hipermetroplugu nedeniyle gozlugu olmadan kitap okuyamayan bir kisi.

bir de psikanalize biraz fazlaca takmistir kafayi, ne yapalim, o da oyle...

aralık gönüllü eğitim ve kültürel araştırmalar derneği nde ekim ayında başlıyacak bir programda iskender savaşırla birlikte kültürel psikanaliz dersleri verecek. bunun yanı sıra çeşitli tartışmalar ve müzik dinletilerinde de bulunucak.

(bkz: hobbit)

(bkz: sinavda bakiniz vermek)

sesi ve sözü güzel adam.

bu ayki picus'un alınma nedeni. buffy&angel hakkındaki yorumlarını okuduktan sonra, insanın içindeki 'öğrencisi olma isteği' artıveriyor.

sahne ve gösteri sanatları yönetimi isimli güzide bölümün mülakatında "orhan gencebay severim ama ideal kart olmamış" dediğimde bana "hı hı,çizdirmiş delikanlılığı di mi?" diyerek bütün gerginliğimi üzerimden atmamı sağlayan,bülent somay olduğunu sonradan öğrendiğim,öğrenene kadar da önüme gelene "kimdi o adam yahu?" diye sorup bi türlü hakkında cevap alamadığım kişilik.

adı sanı pek medyatik olarak addedilmese de cidden takdire şayan, aydın kişi.. türk edebiyat dünyası adına gizli kilometre taşı. başarılı akademisyen..

şeker çiikulata bonibon karışımı bişiiy bu

45 kisilik kontenjani olan dersi icin 58 kisiye okey veren ve bunu son anda fark eden bir hocaymis kendisi.*

hayatimin en büyük iki hocasindan biridir. anlattigi konulari, psikanaliz ve edebiyat, bilim kurgu vs. yalayip yutmus olmanin ötesinde nerdeyse diger tüm konular hakkinda da uzman kadar bilgilidir. dünyanin en seker ve komik derslerinin sahibidir. underexposedla beraber düsüncelerini her yerde ve herkese karsi savunur, savas veririz. bizi anlamayanlari okula getirip zorla derslerine sokariz, iki haftanin sonunda 'noolur ben de geleyiiim' yakarislarini gülümseyerek dinleriz. sonuçta biz bülent somay çocuklariyiz. o kadar.

bir saat içinde lacan, yarım saat içinde yaşamöyküsü anlatabilen, sadece sol elinin tırnakları yiyen adam.

sarki okuma kitabinin yazari. sanirim bk/fantazi edebiyati master'ina sahip. olsun, biz yine de onu seviyoruz.

son zamanlarda saçlarını toplamaya başlamış ve bu sayede daha çekici görünen güzel insan,harika hoca...gözlüğünü kendi kazağına silmeye başladığında insaniyet namına gözlük silme bezi verilmesi farz olan eğlenceli, hoşsohbet kişilik. alnından öpesim var.

her galatasaraylının futbol hakkında konuşmaktan zevk duyacağı bir fenerbahçelidir. zaten severek takip ederdik bir de üstüne maç muhabbeti yaptık, mutlu olduk.

(bkz: tarihin bilinçdışı)

bir zamanlar sappho'da ayşe tütüncü ile beraber leonard cohen şarkıları söyleyen entel, duygusal, şarkıcı, çevirmen, editör, öğretim görevlisi

(bkz: john zerzan ekim 2004 istanbul programi)

peyote müdavimi

13. yayin doneminde acik radyo'da "sarkilar neyi soyler?" diye bir program yapip kitabinin icerigini verballemis insan.

kendisine dersinde yer açmak isteğiyle gittimde yer kalmadı diyen ancak sonra ısrarlarıma dayanamayarak derse yer açan ama sonrasında "böyle yapıyorsunuz yapıyorsunuz sonra ekşi sözlükte adım çıkıyor" diyen, akademisyenlerin nedense genelde kurtulamadıkları resmiyet, soğukluk ve anlaşılmazlıklarından kesinlikle uzak, bu adam kesinlikle hiç uyumuyor sürekli okuyor sürekli araştırıyor sürekli birşeyler yapıyor diye düşündüğünüz, tanıdığım en iyi iletişim kuran insanlardan biri.

aynende chuinase in girdigi entry yuzunden bir gece mojo da otururken bana dert yanan insan.-e.s: hocam bizim ufakligi sizin derse kabul ettinizmi?-bulent somay: sorma ya denedim ama bana okuldan sinifa benim onay verdigim 45 kisinin alinacagini soylemislerdi ama bazi ogrencileri benim onayim olmadan ve ekranimda gozukmeden kayit etmisler. bu sebeple sinifta cok insan var, daha fazla alamiycam. ......biliyormusun bu olay hakkinda sozluge entry girmisler adimin altina. yani olay baya buyudu... diyen ve anlasilamamaktan sikayet eden sevgili insan.

ayni zamanda siyah kusak karateci olan insan ama ne yazikki alexander brener 'in bundan haberi yok..*

kıymetli abi, sevgili dost, iyi insan.

prof. dr. oğuz adanır'ın yky'de düzenlenen matrix konulu seminerde 'zihinsel şaşı' dediği adam.

verdiği "foucault ve delilik" adlı seminerde, "delileri kapatıp işkence ediyorlar, ortaçağdan beri değişen birşey yok. çözüm bu olamaz. peki ne yapmalı? bu konuda kim çözüm bulabilmiş ki ben bulayım" içerikli, keyifli bir konuşma yapmış olan hatip. 1956 doğumlu. boğaziçi üniversitesi'nde okumuş. psikiyatriye, ilaç sektörüne aklıbaşında eleştiriler getirip, deleuze ve guattari'nin agresif şizofrenlerin sokakta özgürce yaşamaları gerektiği iddiasını içine sindirememiş olan fikir adamı. doktorları, #124647'de belirtilmiş olan nedenlerden ötürü, nüktedan bir dille eleştiren bir doktor çocuğu.kendisinin asker kaçağı adlı, anti militarist bir bilimkurgu öyküleri derlemesi de vardır.

(bkz: hatip)

metis yayınevi'nin editorü, aynı yayınevinin bir çok işini tek başına yapan kişi. düzeltisini yaptıüı metinlerden, turkiye'nin en kıymetli duzeltmenlerinden biri olduğu kolayca anlaşılabilir, ayrıca ülkemizdeki en iyi çeviri anlayışlarından birine de sahiptir, cigdem erkal ipek hanımefendi ile bir çok kitapta oldukça iyi bir ikili oluşturmuşlardır.

asri zamanların devrimcisi, içeriğin kaybolduğu dönemde onu ne şekilde gerekirse "orta dünyadan" bulup getiririm diyen kişi, "devrim" kelimesinin içini açıp fizanda bile onun kırıntısını bulup bize farklı şekillerde verenlerden, kimilerine göre devirmek fiilinin cümle içinde yanlış kullanımlarından biri o, "dans edemediğim devrim devrim değildir" diyor her daim o yüzden belki de kah peyote de kah riddim da görmek mümkün kendisini, öznenin yanlış tanımlandığını ya da kendi ifadesini yanlış/ çarpık şekillerde bulduğunu savunanlardan o da; bu yüzden radikal kaçış ve kapanma edebiyatının gerici mitolojinin babalarından olan tolkien in kitaplarını okurken bile 1950 lerin yaşlı ve şaşkın edebiyat profesörü tolkien in yazarken aklından bile geçirmediği şekillerde -alt- okuyor (somay a göre diyor ki tolkien "iktidar kötüdür, iyinin elinde iyi, kötünün elinde kötü değildir, hep kötüdür") böylelikle fantazi/ kurgu edebiyat batı üniversitelerinin repüte kürsülerinde anlamını bulduğu şekliyle bu topraklarda da anlamını buluyor, anlamlanıyor, evet fantazi devrimcidir hele ki üzerine master ve doktora derecesi alındıysa; bugüne kadar dünyada fantezi okuyarak toplumsal dönüşüm ve makro siyaset noktasına gelmiş bir tek insan evladı var mıdır sorusuna ise cevap vermek bile gereksiz bir çaba ona göre; zira devrim devinim den "revolve" dan geliyor zihin kanallarında "atfetme", "eşleştirme", "farklı noktalardan görme" kanallarını çalıştırmayan kişilerin harcı değil bunlar ve cevap vermeye bile değmiyor, böylece fikri bizim gibi düşünmeyenlerin zamanında hiç düşünmediklerini hiç düşünmedikleri şekliyle anlayarak okuyarak öğrenme fırsatı buluyor bu çabaya minnettar kalıyoruz, olaylara bir de öbür açıdan bakıyoruz, tahtayı hop siliyor yeni baştan yazıyoruz alldays ceren misali... belki de o sebeple uzun zamandır elfler, dwarflar, hobbitler ve psikanaliz ile iştigal ediyor kendisi; frodo ve şürekası sosyalist -belki de anarşist- orta dünyanın diğer sakinleri (kaç milyon sattı bu kitap) bunları bir kere olsun düşündüler mi; buna önem vermiyor kapanmacı ben keyfime bakarımcı, ortodoks playstationcu, gerçek dünyayla yüzleşmek keyfimi bozar abici, bizi toplum bu hale getirdici, pasifist saldırının en cümbüşlü ve şenlikli silahlarından biri olan fantezi edebiyatını işçi sınıfının en somut ve ayakları yere basan düşünce sistematiği olan marksizmin rengine kızıla boyuyor... boya tutmuyor olsun yine boyuyor... bir nevi gökkuşağı boyacısı yanidönemin gereği 80 lerin ortasından itibaren fahri beijing li analogu halil berktay ve şenlikli hayatın bir numerolu kuramcısı melih pekdemir gibi eylül sonrası yazılar kaleme alıyor ardı ardına ve bu yazılarda bugün yeni "sol" diye bildiğimiz düşünceye yeni açılımlar getiriyor, bu yazılarda her şey her obje ve hatta her sübje belli okumalar ile devrimci nitelik kazanıyor, algının kapıları ardına kadar açılıyor, gerisi primitif ve arkaik düşünceler içinde kalan kimi biçarelerin körlüğü ve dogmatikliği öyle ya her yer şenlik ve her şey devrim... tıpkı bir vakitlerin fbi collaboratör ü philip k dick te olduğu gibi ve böylece her şeyi parçalı görüyor kişileri dönemsel ürünleri olan söylem kırılımında elliye yüze ayırıyor entegrasyondan uzak parçalı nitelemelere ve "fuzzy" yorumlara yelken açıyoruz; boris yeltsin in bir devrimci olarak portresini (bir dönem kapanırken adlı kitap) 1990 yılında bir yerlerde halil berktay çiziktirmişti, olsun varsındı daha sol ve devrimci okumaları yapılacak pek çok kişi sırada bekliyor ezra pound, italyan fütürist ve faşist martinetti ve belki de louis ferdinand celine neden olmasın onlar ve onların ürünleri de özünde devrimci olabilirler yeter ki görelim, bilelim fragmente edelim parçalayalım hayatta her şey mümkün ve hatta: tout peut arriver belli mi olurve nihayet bir kitap bile yazıyor "geriye kalan devrimdir" diyerekinsanın aklına takılıveriyor: hakkatten geriye ne kaldı bülent agabeyşimdi çalışma soruları:bülent somay ı tek kelime ile tanımlamaya çalışalımtanım: writerpeki bu kelimeyi birebir türkçe karşılığı ile eşleyelimwriter: yazma eylemiyle iştigal eden kişi/ kurum, yazan, yazıcınasıl? bu çeviri olmadı mı - yoksa anlamı karşılamadı mı? hayır hayır başka bir anlam başka bir okuma peşindeydik biz de bülent ağabey gibi ondan olacak herhal...

burda hakkında yazılanları okusa da, aslında kendisi hakkında entry girenlerin, bu işi burdan değil de açık bir şekilde yapmalarını yeğler bence. çünkü buna açık biri. yani burdan bi nickin altına girip şöyledir böyledir demektense gidin odasına yüzüne söyleyin derim ben.

orgu sevmeyen bir terzidir kendisi. kimseye orgu ormeyi salik vermez.

fingere latince de yufka açmak anlamına gelen bir fiildir ve bunun bülent somay ve bandosuyla ilişkisi pek çoktur. çünkü toptan finto dur fransızca bilmeyen bülent somay lacan'ı neresinden anlatır. bunun ise bülent somay ile ilgisi hiç yoktur. o bir reader dır. çünkü derrida reader deleuze reader zizek reader ve lacan reader rehberlerinden saç örgüsü yapmıştır. bir karikatürdür. birilerinin olası iktidarı onu fazlasıyla rahatsız etmektedir. bu kendi iktidarının gölgesinde bir alternatif enis baturdur diyebilen kişilere yegane tutumudur. insan hiç iktidarsız olabilir mi? buna inananlar naifliği açıklayabilir mi? türkiye müsveddeyi aşabilir mi?

toplum ve bilim'in erkeklik sayısında yayımlanan 'yasaklanmış manifesto' ile zihin açan, ezber bozan, doğru sorular soran bir teorisyen olduğunu bir kez daha göstermiştir. 'bulent somay ve iktidar' mevzuu uzerine kafası karışan arkadaşların kek pasta tarifi vermek yerine bu makaleye bir göz atmalarını dilerim.

katrina hakkında ufuk açan bir makalesi yayınlandı:http://www.eurozine.com/...s/2005-10-12-somay-en.htmljohn zerzan'a kapak olsun.

"icgoru"su yuksek olan. pantolon giyer.

tez hocam, pek rahat, pek cilgin, yasama istah acici derin anekdot insanim. bu donem (son demlerimiz) olarak postcolonialism depolatiyor.

bologna kentine bir adet klonunu yollamış kişi. (bkz: hık demiş burnundan düşmüş)

muslum gurses'in ask tesadufleri sever albumundeki cover'larin turkce sozlerini ingilizce'ye cevirerek ilgili hak sahiplerinden ** izin alinmasinda rol oynayan kisi, cevirmen, muzisyen.

cogito'nun "ten: derinden" sayısında "ten, ben ve gen" başlıklı bir yazısı yayımlanan, pek güzel freud, lacan, zizek anlatan, zevkle dinlenen insan. makalede shelley'nin keats'in ölümü üzerine yazdığı ağıttan şu alıntıyı yapıp dünyamı karıştırmıştır: "bir olan kalır, çok olan değişir, geçer cennetin ışığı sonsuza dek parlar, dünyanın gölgeleri uçar gider hayat renkli camdan bir kubbe gibi lekeler sonsuzun beyaz nurunu ta ki ölüm onu paramparça edene kadar..."

istanbul bilgi üniversitesi'nin düzenlediği crossroads toplantısında yaptığı sunuşla eksi puanları hanesine yazdıran hoca. konuyu kavramsallaştıramaması bir yana, eleştirilere verdiği yanıtlar da bir o kadar anlamsızdı. hakkında yazılanlara bakılırsa çok daha fazlasını yapması gerekirdi.

bilgi üniversitesi cultural studies programının koordinatörüdür artık.

saygı duyduğum ve sevdiğim, bilgi üniversitesi'nde psikanaliz hocam.bonus olarak da şöyle bir tartışma linki vereyim:http://www.medyakronik.com/...skamedya/baska_gir.html"yüzüklerin efendisini tartışıyoruz" başlığının altındaki yazıları sırasıyla okursak tartışmayı takip edebiliriz.

Rasgele

+ ara sevgili
+ bir kez gonul yiktinisa
+ tecavuz edenle evlenmek kurtulustur
+ supurge sopasi
+ ilk once besiktas vardi
+ seviyeli muhabbet
+ kis gunu kabiz olmak
+ laboratuvarda yandakinin minotaurunu kesmek
+ yumusatici
+ hayallerimdesin
+ magnum light
+ estar
+ kisinin sevgilisinden hoslanan ucuncu sahis
+ nefret
+ simdi kalkip ona gitsem
+ hayattan bezmis psikiyatrist
+ 30 subat 2004 marduk konseri
+ up the bracket
+ hurricane
+ trabzon

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam