|
|
turkiye'ye dondugunde ozal'in elini opmesini "ailemi ozledim, baska carem yoktu, onlarsiz uzun yillar yasadim zaten, oglum ben buyudugunu gormeden genc adam oldu" diye, star reklami seslendirmesini de "bakin burasi bir ev ve bu evde tencere kaynamasi gerekiyor" diye aciklamis, muzikte asmis ama fikirleri konusunda oldukca gerilemis, ancak simdiki zibidiler goz onune alindiginda her ne olursa olsun saygi duyulasi insan.
konserinde "in aşagiya papaz" diye bagiran bi seyirciye "getir de anani vaftiz ediyim o zaman" diyen insan.
turkiyenin en iyi seslerinden birine sahip olan asmis muzisyen.
bas sesi, cogunlukla muzik zevki fazlaca olmayan kesim tarafindan alay konusu olmus olan muzisyen.
kaliteli müzik adamı.
70'lerdeki şarkılarıyla efsane olmuş80'lerdeki hareketleriyle pekçok düşman kazanmış90'lardaki hareketleriyle düşmanlarını arttırmaya uuraşaninanılmas küsel sesli türk şarkıcı...obur dünya, parka, namus belası, karacaoğlan, dadaloplu, emrah, en sewdiimi, işçi marşı...
kadına "ak memelerinden öpeyim" diyen ve o kadaından " yoook yooook yoook " cevabını alan adam.
solculuğu 70'lerin kemalist türk solundan mütevellit, daha fazlasının aranmaması ve beklenmemesi gereken ama cidden çok sıkı bir sesi ve de çok sıkı parçaları olan sanatçı. tamirci çırağını dinleyip de içlenmeyen var mıdır merak ederim.
ceyhun yılmaz cem karacanın ağzından şiir kitabında şöyle seslenmektedir:-öldükten sonra bir caddeye değil yaşarken bir çıkmaz sokağa verseydiniz adımı (bkz: yorum yok)
overkill konserine gelen super insan.
bu gece itibarı ile hayatımın en güzel gecesini geçirmemi sağlamış insan ve grubu. daha önce bir takım önyargılarım vardı onun hakkında; bu gece tamamıyle silindi hepsi. bir kere; belli adam kendini müziğe ve müzikle yaşamaya adamış, ikincisi bunu her fırsatta onu dinleyenlere hissettiriyor. ayrıca dünya güzeli ve iyisi bir hayat arkadaşına ve gruba sahip. şarkı aralarında; demokrasi, ırak'ta savaşa hayır, insanlık, dostluk konusunda güzel güzel öğütler vermiş sevgimizi ve sonsuz saygımızı kazanmıştır. (bkz: müzik dinlerken ağlamak) ve (bkz: ayakta alkışlamak)
vefat ettiği gün tv kanalının tekinde kameranın kapı ziline zoomlaması özetliyordu aslında onu:kapı zilinde cem karaca isminin altında şu yazılıydı:"sanat yapar"
insanı onunla aynı topraklarda doğduğuna sevindiren müzik üstadı.
25 aralik 2002 gecesi babylon'da kurtalan ekspres ile beraber verdigi konser ile bu yasta bile takdirlerimi kazanan super sahsiyet. vakti zamaninda star reklamlarini seslendirmesi sebebiyle gonlumde ukte olmus kirilganligim bu konser ile bilahare son buldu. ben bir ceviz agaciyim gulhane parkinda, ne sen bunun farkindasin ne de polis farkinda...
ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında gibi bir zamanlar çoklarının hislerine tercüman olmuş bir çok şarkıyı seslendiren,görüşleri nedeniyle bir dönem yurt dışında yaşamak zorunda kalan,özal zamanında yurda dönmesiyle birlikte hidayete erip bilumum dinci kanallarda programlar yapmış olan ünlü şahsiyet.bir türkiye klasiği
bu gün trt fm'de karşılaştığım çökertme yorumuyla bir kez daha çenemi yerlerden toplatan, kendisine olan zaten çok büyük saygımı ve sevgimi bir kat daha arttıran büyük sanatçı, büyük insan...
bosanmakta olan ve yeni asklara yelken acmis olan sanatci..
türkiyenin efsane isimlerinden biri.fransız şarkılarıyla başlayan müzikal geçmişi askerliğini yaptığı döneme kadar türkçe tek bir şarkı bilmeden, türkü diye bir şeyden habersiz geçmiştir.doğuda istanbuldan epey uzakta askerliğini yaptığı sıarada tesadüfen duyduğu saz sesi, onu, yıllar sonra "anadolu - rock" diye adlandırılan müzik akımının öncülerinden biri haline getirmiştir.karacaoğlan, dadaloğlu ve erzurumlu emrah şarkılarında ilk on listesindeki anadolu aşıklarıdır.hatta oğluna çok sevdiği emrahın adını vermişir.entry magazine doğru kayarken geçtiğimiz yıl evlendiğini de yazayım tam olsun.
oglu emrah karaca. hakkinda bu kadar yanlis atip tutulan baska az sanatci vardir herhalde. muzigine degil de kisiligine bakilacak olursa, ona sira gelene kadar cok kisi var. insanlar sanatlari ile degerlendirilmeli once.
sesine, müziğine [moğollar olmasa ne yapardı bilinmez], tarihine sözüm yoq. (bkz: namus belasi) ve özellikle (bkz: tamirci ciragi) beni ağlatmaya yeter. lakin cnn turk'te bir röportajda... "en sevdiğiniz politikacı" sorusuna, gerçekten, destekleyerek "süleyman demirel" dedi ve tastamam tükendi, azaldı. yine de dinlenmeye değer, kişisel karakteri ve müzik karakterini ayrı tartarım diloy, ayrı anlarım.
yine bir islamcı kanalda mehmet şevket eygi adlı ibişin konuk olduğu bir programa telefonla katılıp, yirmi dakikadan fazla "üstadım, büyüğüm" peşrevi yapmasından ötürü bana ikinci bir engin noyan vakası mı doğuyor türk'ün ufkunda sorusunu sordurtmuş insan hakları.
türk rock müziğinin eniyi tek sesidir ki ikinciyi sayamazsınız..yurdumun malum şartlarında ancak bu kadarını yapabilmiş dünyada ses getirebilecek böylesi bir yetenek harcanıp gitmiştir..
politik görüşleri sadece kendisine ait olarak değerlendirilmesi gereken, bir zamanlar türk rock müziğine müthiş katkılarda bulunmuş, şimdilerde müzikalite olarak yerlerde sürünen,yazık olmuş müzik adamı.1978 yılında çıkardığı safinaz albümünün (ki iki tane senfonik rock tarzı parça içerir, inanılmazdır, bir ilktir) arka kapağındaki grup fotoğrafının arkasındaki duvarda "kahrolsun yoz müzik!" sloganı yazılmıştır. uzun yıllar boyunca da cem karaca bu inançla üretmiş ve yorumlamıştır. ancak son olarak geçen yıl gördüğüm cem karaca, kurtalan ekspres ile sefilleri oynamaktaydı. gerçekten korkunçtular.
onunla turneye cıkan müzisyenlerde bıraktıgı güzel anılar ve doyulmaz sohbetleri sebebiyle her daim kendi tabiriyle"gani gani rahmetle anılacak "mahallenin delikanlı abisi,dost,ozan...insan.
söylenecek çok şey var... ama söylenecek fazla bir şeyde yok ! gecenin nemi çökerken gözlerime ki ıslak ıslak, buğulanmış penceremden bakıyorum sana... menzile benden önce gitti demişti barış manço'ya. kulaklarımda çınlarken dağlar dağlar şarkısı, söylemeye çalışırken gitar eşliğinde .. resimdeki gözyaşları diyiverdik birden.. sahi siz o erişilmez güzel kızı ve onun birtanecik aşkını bilir misiniz ? hani filmlerde olur ya en eğlencelisinden nasıl olursa birden zengin kız aşık oluverir tamirci çırağına.. sözcükler kifayetsiz, sarfedilen cümleler bir, ağlayan fotoğraflar iki, elde var ıslak ıslak bakışlarımız...bir usta daha artık menzilde..
eskinin solcusu, yeninin allahın yolunu bulmuş adamı, döneği. kurtalan ekspres'le izlemesi yine de zevkli.
5 nisan 1945'te istanbul'da dünyaya geldi. tiyatrocu bir ailenin tek çocuğuydu ve sanatçı bir ailenin çocuğu olması, kendisinin sanatla içiçe büyümesini sağladı. ortaöğrenimini robert koleji'nde yapan cem karaca'nın müzikle tanışması oldukça ilginçtir. ergenlik çağındayken hoşlandığı kızı etkilemek amacıyla şarkı söylemeye başlamış ve bu başlangıcın ardından devam eden olaylar sonucu kendisini müzik piyasasının içinde bulmuştur. karaca'nın sesinin keşfedilmesi ise annesi toto karaca tarafından olmuştur. ilk dönemlerde jaguarlar, dinamitler gibi gruplarla amatörce çalışmalar yapan cem karaca, bu dönemlerde henüz anadolu müziğiyle tanışmamıştı ve sahnede dönemin popüler rock'n'roll parçalarını söylüyordu. o dönemlerde kendisinin en büyük destekçilerinden biri de ilham gençer'di ve onun orkestrasında müzikal deneyimini oldukça ilerletmişti. bu yıllarda aynı zamanda tiyatro ile de ilgilenen cem karaca çeşitli oyunlarda da görev aldı. karaca'nın anadolu müziği ile ciddi anlamda ilk tanışması askerliği esnasında oldu. askerliği sırasında anadolu'yu daha yakından tanımasının yanısıra birgün orada askerliğini yapan birisinin saz çalışına kulak kabartması sonucu, daha önce son derece ilkel ve sıkıcı bulduğu bu müziğin aslında onun o anki gerçek duygularını yansıttığını ve hiçbir batı müziği şarkısının o sazın içerdiği duyguları içeremeyeceğini anladı. cem karaca'nın yurt içinde üne kavuşmasını sağlayacak ilk müzikal deneyimi, askerden döndükten sonra 1967 yılında apaşlar grubu ile katıldığı altın mikrofon yarışmasında emrah isimli çalışmalarıyla aldıkları ikincilikle oldu. aldıkları bu dereceden sonra apaşlar, çalışmalarına dört elle sarıldı ve ilk tutkuları rock'n'roll ile yeni tutkuları anadolu müziğini sentezleyip anadolu beat tarzında çalışmalara giriştiler. bir süre sonra arkalarına ferdy klein orkestrasını da alarak müzikal altyapısını iyice güçlendiren grup, bu orkestra eşliğinde bir süre daha yoluna devam etti. bu beraberlik 1969'un sonlarına kadar sürdü ve ortaya çıkan sağlam ve başarılı eserlere rağmen, grupta gitarist mehmet soyarslan ve cem karaca arasında doğan bazı politik anlaşmazlıklar sonucu cem karaca ve apaşlar dağıldı. grubun dağılmasından sonra cem karaca, kafasındaki sol söylemde ve doğulu kimliğiyle rock müzik yapma düşüncesini gerçekleştirmek amacıyla, dağılan apaşlar'ın basçısı seyhan karabay'ı da yanına alarak yeni bir grup kurmak amacıyla genç ve yetenekli bir gitarist olan ünol büyükgönenç'i ziyarete gitti. görüşme olumlu sonuçlanınca, bu üçlü cem karaca kardaşlar grubunu kurma girişimlerinde bulundu ve hep beraber müzisyen arayışına girdiler. birkaç başarısız kombinasyondan sonra vokalde cem karaca, gitarlarda ünol büyükgönenç, bas ve ıklığ'da seyhan karabay ve davulda hüseyin sultanoğlu tarafından kardaşların ilk gerçek kadrosu kurulmuş oldu. fakat ilk baştaki maddi sıkıntılar nedeniyle karaca, biraz para kazanıp gruba adam gibi ekipmanlar alabilmek için, almanya'ya ferdy klein orkestrası eşliğinde çalışmalar yapmaya gitti. grup, karaca'nın ülkeye dönüşünde beraberinde getirdiği gitarist alex wiska'yı da kadroya dahil edip tam gaz çalışmalara başladı ve cem karaca kardaşlar'ın ilk 45'liği dadaloğlu piyasaya sürüldü. 45'liğin listelerde iyi bir sıraya yerleşmesinden sonra çok sağlam 45'lik çalışmalarına devam eden kardaşlar, bir dönem alex wiska gruptan ayrıldıktan sonra fehiman uğurdemir'le son kadrosunu oluşturup bir süre daha çalışmalarına devam etti. dışarıdan grubun durumu oldukça iyi gözükmesine rağmen gerek grubun davulcusu hüseyin sultanoğlu'nun psikolojik rahatsızlıkları, gerekse cem karaca ve seyhan karabay arasındaki tartışmalar cem karaca kardaşlar'ın dağılmasına sebep oldu. grup, davula hüseyin sultanoğlu'nun yerine cengiz teoman'ı alıp kısa bir süre daha cem karaca ile çalışmalarına devam ettikten sonra türk müzik piyasası gerçekten ilginç bir değiş tokuşa sahne oldu. cem karaca, kardaşlar grubundan ayrılıp anadolu pop'un güçlü sesi moğollar'la birleşirken; kardaşlar da o sıralar moğollar'ın konserlerine solist olarak çıkan ersen dinleten'le anlaştı. karaca, moğollar'la anadolu rock tarzında çalışmalara kardaşlar sound'undan çok daha farklı olsa da devam etti. moğollar'ın cahit berkay'ın fransa'ya gitmesi üzerine dağılmasıyla, cem karaca yeniden bir grup kurma arayışına girişti ve müzikal kariyerinin en önemli ve olgun dönemlerinden birini yaşayacağı grup olan cem karaca ve dervişan kuruldu. cem karaca bu grubu kurarken esas amacı, kardaşlar ve moğollar'daki anadolu rock tarzına devam etmekti fakat gruba yeni giren basçı oğuz durukan ve klavyeci uğur dikmen'in uzun süre isveç'te asia minor mission isimli grupla beraber yaptıkları müzikten ötürü batı progressive rock müziği konusunda deneyimli fakat anadolu rock konusunda deneyimsiz olmaları, grubun soundunun batıya kaymasına sebep oldu. cem karaca bu grubu ünol büyükgönenç ile birlikte kurmuştu fakat daha bir 45'lik yapımına bile girişmeden grupla verilen birkaç konser sonrası, grubun kuruluş ilkelerine uyulmadığı gerekçesiyle, büyükgönenç gruptan ayrıldı. dervişan müzik yaptığı süre zarfında birçok kadro değişikliğine uğramış bir gruptu. bu grubun kilit isimleri ise cem karaca ve uğur dikmen'di. cem karaca'nın kardaşlar ve moğollar'da politik rock müziği çalışmalarına (kardaşlar-oy gülüm oy, moğollar-ihtarname) yer vermiş olduğu görülse de ciddi anlamda sol söyleme geçtiği ve sanat toplum içindir düşüncesini benimsemiş olduğu esas grup dervişan'dır. dervişan politik rock yapmanın yanısıra, ingiltere'de king crimson, yes, emerson lake and palmer, jethro tull, genesis gibi grupların öncülük ettiği progressive rock müziğinin uğur dikmen ve oğuz durukan gibi ustalar sayesinde türkiye ile tanışmasında önemli rol oynamıştır. türkiye'de bu tarz çalışmalar zaten olmuyor değildi(barış manço'nun 2023 albümü gibi) fakat dervişan gerçekten "zamanında acaba türkiye'de progressive rock yapıldı mı?" sorularının hepsini safdışı edebilecek nitelikte bir grup olarak türk rock tarihinde derin izler bırakmıştır. cem karaca toplama olmayan ilk lp'sini yine bu grupla çıkarmıştır. "yoksulluk kader olamaz" adındaki bu lp adından da anlaşılacağı gibi sol söylemde bir albümdür. bu albümün kadrosu son ve en uzun sürmüş dervişan kadrosudur. basta hami barutçu, davulda sefa ulaştır, gitarda taner öngür, klavyede uğur dikmen ve vokalde cem karaca... dervişan'ın bazı politik sebepler yüzünden dağılmasından sonra, cem karaca 70'lerdeki son grubu olan edirdahan'ı kurmuş ve bu grupla safinaz isminde bir long play yapmıştır. bu long play, barış manço ve kurtalan ekspresi'nin 1975 yılı albümleri 2023 ile birlikte türkiye'nin sayılı senfonik rock albümlerindendir. edirdahan'dan sonra uzun bir süre almanya'da yaşayan cem karaca yurda döndüğü zaman solo olarak müzik çalışmalarına devam etmiştir. sanatçının en son albümü, nisan 1999'un başlarında piyasaya sürülmüş olan "bindik bir alamete gidiyoz kıyamete" isimli albümdür. bu albüm uzun bir aradan sonra cem karaca'nın rock müziğe gerçek geri dönüş yapıtıdır. barış manço'nun ölümünden sonra kurtalan ekspresi ile birleşen cem karaca halen bu grupla konserler vermeye devam etmektedir.
(bkz: kendini agac zannetmek)
çarşamba geceleri yaga'da süper bir program yapan sanatçı. gidilmeli, görülmeli.
tartışmalı bir karakter, tartışmasız bir yetenek.
en iyi müzik dönemi efsane grup " dervişan " la birlikte çalıştığı dönemdir.bu dönemi (1974-1977) diğer dönemlerinden ayrı tutmak gerekir.
kalin sesli, bas takintili insan. bas partisyonlari manyak olmayan sarkisini pek duymadim. guzel melodiler bulur, komunist goruslu olabilen guzel sozler yazar(di), sonradan biraz sopardi kendisi. ozellikle olum sarkisini dinleyiniz, iron maidenla bicok yerde benzerlik gosteriyo bence muzikal anlamda.
"işçisin sen işçi kal" dediği günler geride kalmış, ezan okumasıyla ve "çünkü o cesur bir ztarrr satıcısı" demeleriyle epey bi gözden düşmüş insan.
türkiyenin en iyi yorumcularından biri
özellikle de star gazetesinin reklamlarında teaşşekküeearleeearrr türrkiiieeyyeeaa"seklinde inlemesi beni kendisinden tiksindirdi
ajda pekkan için"süper star, mega star.. edirneden sonra kim sıtar?" diyerek beni koparan adam.
yozgatspor'un almanya'da yetisme orta saha oyuncusu, gecen sene idrarinda doping sayilan madde tespit edildiginden 6 ay ceza aldi.
sarki soylerken hisseden, ya da oyle bir tat veren (bkz: hasan kalesi) (bkz: ceviz agaci) eskimeyen ve bence hic eskimeyecek ses. tartisma goturmez muziginin kiymeti politik yonunden olsa gerek pek kiymete binmedi turkiyede. gonul isterdi ki bir baris manco gibi el ustunde tutulsun.
yakın zamanda 3 büyüklerden birine transfer olacağına kesin gözüyle bakılan genç gurbetçi futbolcu.. *
engin ardıç'ın sabah gazetesinde yayınlanan heavy metali ve tüm dinleyicilerini hedef alan garip yazılarına 1990 tarihli müzik dergisinde yanıt vermiş büyük sanatçı.'''sayın engin ardıç'a apaçık bir mektup,...rock ve metal üzerine yazdıklarınızdan birini okumak diğerini duymak talihsizliğini yaşadım.talihsizlik diyorum;çünkü bu konuda ya sizin ya da sizi bilgilendirenlerin dağarcığı maalesef boş.ancak yüreğinizin kulağı ille de fransız takılmak istiyorsa buna da bir sözümüz olamaz.ne ki siz zevkler ile renklerin tartışılamayacağı ilkesini de aşıp ve üstelik bu konuda hiçbir bilginiz olmamasına rağmen alenen saldırıyorsunuz.size soruyorum.hayatınızda hiç metal konserine gittiniz mi?tv'de arada bir olsa da yayınlanan kliplerde bir tek metalci izlediniz mi?bırakalım metali hiç hard rock dinlediniz mi?...ben dinlediğinize inanmıyorum çünkü yazınız baştan sonra miş'li geçmiş ve rivayet zaten.size son bir sorum var,bana lütfen söyler misiniz;aynadaki kendi suretinizden gayri sahi neyi seversiniz?metalci kardeşlerime;kafadan söylüyorum,yaşım 45 değil de 20'lerde olsaydı en sert çalanınızın şarkıcısı olurdum.ama kendi dilimde söylerdim derdimi.rock ya da metal ve de türevleri marka malı olmayan bir muhalefettir.bunu ingilizce söylesek belki trt'den geçeriz ama bırakınız siverek'e ulaşmayı,hani o yoz denilen müziği yenebilir miyiz?bize ne?bizi dinleyen dinler demeye hakkınız yok bence.çünkü bizler artık her zaman genç kalanlar olduk.ve artık bayrak sizde.'''' cem karaca..vasiyet ölmeden 5 dakika önce söylenen kelimelerden ibaret değildir sadece sanırım.unutulmamalı ki;'baba'nın da dediği gibi;rock ya da metal ve de türevleri marka malı olmayan bir muhalefettir..insanların dinlediği veya icra ettiği müziğin farkında olması gerekir.bu yazıdan müzikle biraz da olsa ilgilenen;metal dinleyen veya dinlemeyen,metale bok atan(atınca bok olduğunu sanan),atmayan her insanın alacağı çok ders vardır.cem karaca ve onun gibi büyük insanların özelliklerinden biri de yıllar önce bir insan üzerinden söyledikleri lafların uzun yıllar sonra bile kitlelerin suratlarında şaklayabilmesidir.toprağı bol olsun..
anadolu rok yapanlar mutlaka cem baba'nın daha once ses verdigi,can verdigi sarkılardan bir kac tanekoyuyorlarsa albumlerine,35 yıl sonra hala referans noktası ise burun kıvırmak kimin haddine duser.
acıkca delirdigini sarkısında belli etmis bir insan ve bu sarkı sözlerini dinlemeden bir sürü soldan saga gecti diye hayranını kaybeden insanbeni siz delirttiniz evet evet siz.. insanlar ne yaptıgını ve ne yapacagını bilmeksizin aptalca vaatlerle kandırılırken o her gün kavgasını biraz daha ön plana cıkarıyordu ki artık partizanı ve ona inananları yok oluverdi ve yanlızlıgın verdigi acıyla deliriverdi..müzik arsivi zayıf olanlar genellikle tamirci cıragını,namus belasını,parkayı,obur dünyayı falan bilirlerfakat ünyan geldim, kerkük zindanı,cok yorgunum,asri gurbet,zeyno,edalı gelin,beni siz delirttiniz ve bunun gibi bircok parcasını dinlemek ve neden böyle bir duruma geldigini anlamak cok kolaydır ..deneyin farkı hissedin..
tamirci ciragi,kara bahtim,hosgeldin kadinim ve islak islak sarkilarini nerde ne zaman dinlersem dinleyeyim zaman ve mekan kavramini yitirten zat
playback yapamayan katildigi programlarda playback yapcaksa agzini yemek yermiş gibi oynatan ayrica sesini stara vererek herkesin gozunde karizmayi resetleyen kişi..
amele gençliğin birtek tamirci çırağı şarkısını dinleyip sağa sola abi cem karacanın tamirci çırağı çok iyi parça dediği adam.böle kişilerle arkadaşlık kesilmeli
sesini birebir** dinlemeyenlerin çok şey kaçırdığı eşsiz sanatçı.(bkz: #7748044)
hayatımda dinlediğim en özgün parçalara ve sese sahip şahıs..müzik konusunda bile siyaset ile bir yerlere gelmek isteyen zavallıların atmaya çalıştığı taşlardan çok azının ona yetişebilmesi sayesinde hiçbir parça eksilmeden dinlemeye devam ederken kaç yaşında göçtü rahmetli..en acısı ise; bir gün önce dinlerken mp3 ünü, gidemediğim saklıkent konserine sonra bir ara giderim derken bir anda arabanın radyosundan duymaktı vefat haberini..çünkü her saniye hatırlanacak ismini; ailecek 10 senedir, senede bir yaptığımız tatile gidiş ve dönüşte arabanın kaset çalarındaki en güzel sesiyle bıraktı bize..parçalar öyledir ki, her bitişte hiç çaktırmadan yüzü değiştirilir kasedin ve devam eder parçalar..bazısı hüzünlü, ama çoğu hınzır bir üslupla eleştirir yanlışları,türkiyemizi ve güldürür dolayısıyla..sadece öldüğünde ağlattı zaten, ki çok az kişinin arkasından ağlanır..ülkem unutmasın onu..
ulkenin en iyi seslerinden biri.dusunceleri degismis olabilir bunun icin donek suclamasini hakeder mi, yoksa fikirler de dahil olmak uzere bir cok konuda degisim gosterememek mi daha suclanasidir, bilemeyiz.
bir de şiir kitabı var artık gazal
tamirci ciragi parcasindaki soz konusu kisilere ve dinleyenlere "amele" diyenlerin turedigi bir zamanda got olmus bir adam. ha belki formati oymuş, o hep ruzgardan yana gitmiş, gitmemiş bana ne. super şarkilari var. bu arada tamirci ciragi cok iyi parca.
sene 1994, taksim'de caylak takildigimiz zamanlar. bir bahar aksamustusu, hava daha tam kararmamis. balik pazarindan kokorecimi, bufeden de birami almis, ingiltere konsoloslugu'nun onunde gelen gecenin tacizkar bakislari altinda yanliz basima iciyorum. derken cem baba geciyor. ben kafayi kaldiriyorum. goz goze geliyoruz. hafiften gulumseyip, basi ile selam veriyor. ben de geri selam veriyorum. yuruyup gidiyor. dunyalar benim. baba adamdi, nur icinde yatsin.
bir söylesisinde "ben sagci da degilim solcu da" diyen kiraç'a:-"olmaaazzz.. insan mutlaka bir taraf olmalidir.bir insan hem sagci hem solcu hem dindar olamaz. hem sagci hem solcu da senden taraf olamaz" diye ahkam kestikten sonra, cenazesi bir curcuna seklinde kalkan, cenazesinde her kesimden insanin * * * * * "bizim babamizdi" diye haykirisini gördükten sonra dumura ugradigim içimden aci aci güldügüm eski rockcı. yok hani bunlari sadece gazetelerde prim yapmak için mi söylüyordu yoksa saman altindan "hertaraf"tan da olmayi mi basariyordu çözemedim, aklim karisti. ruhuna marksist leninist el-fatiha....
aldıgı bol miktar alkol vs sayesinde(bu hale baska türlü gelemez sanırım) barisarock festivalinde sahneden aşağıya balıklama pozisyonda düşen şahıs. topraga cakıldıktan sonra görevliler tarafından ayaga kaldırıldı fakat sahneye cıkmak icin direterek konseri bitirdi.sarhos gibi bir vaziyette oldugundan kelimeleri secmekte zorlandı ve bazı cok komik yorumlarda bulundu ve tabi bütün kalabalık ortadan ikiye yarıldı :)örnek:-burası rocknbok degill barisaboook..(kahkahalar ve düzeltme)..barisarock.! (rocknbok mu yoksa baska bise mi dedi tam hatırlamıom ama öle bokla biten bisi demisti sanırım rocknboktu)
sol dendigi zaman bugun akla gelecek en son insan olmasina ragmen, hala bazi gerzek kanallar (bkz: kanal d) tarafindan acik oturuma bilmemneye cikarilan, hakkinda yokolup gitse de sadece şarkilari hatirlansa keşke diye duşundugum adam..
son duyduğum kadarıyla karısı terketmiş kendisini, içkiye vurmuş falan.demek ki bi noktadan sonra kimse katlanamıyor triplere.
sevda kuşu onu kanadında götüreli beri bir yıl geçmiş...1987 yılında türkiye'ye kesin dönüş yaptığında tv de 7 gong dergisinin onunla hayranlarını buluşturduğu programı aramıştık teyzemle ve hoşgeldiniz demiştik...en sevdiğimiz şarkısını istemiştik, çocuk aklımla o şarkının hangi anlamlara geldiğini anlayamıyordum o yıllarda, sevda diyordu, kuş diyordu, teyzem seviyordu, dinliyordum, canlı canlı okumuştu bize''-sevda kuşun kanadında, ürkütürsen tutamazsın ökse ile sapanla vurursun da saramazsın hayat sırrının suyunu çeşmelerde bulamazsın, ansızın bir deli çaydan içersin de kanamazsın''ruhu şad olsun, mutlu ve huzurlu uyusun, özlendiğini bilsin...
olum yildonumunde; bir kerkuk zindani dinleyip, eşlik etmek yakişir anisina saygi geregi....http://www.turkishmusic.org/..._bir_alamete/288/02.ra
"ben hala sosyal demokratim.haa,80 oncesi kadar ciddi miyim,hayir..zaten artik yapmamiz gereken bunlari birakip asgari muştereklerde birleşerek,hep beraber olmamizdir"sevilesi bir insan.
bir de asgari musterek olarak ozal in elini opmek, suleyman demirel i ideal lider olarak gormek de birlesilecekse olmaz olsun oyle beraberlik."sus da akilli sansinlar"(agir ol da molla sansinlar gibi) diye bir laf vardir bizim illerde, o musterekde diger eblehlerle birlesmesini diliyorum.sosyal demokrasiyi oryantallikle karistirmis sahsiyet.
tam adı muhtar cem karaca olan rahmetli sanatçı.
1900lu yillarin sonlarindan bir ani:yer bodrum, mekan barlar sokagi. cem karaca onun orasi bunun burasi gibi adi olan bir barin onunden gecmektedir. orada oturup icenlerden zilzurna sarhoş biri, cem karaca'yi gorunce sevindirik olur ve şu diyalog yaşanir.- cem karaca, hişşşt, cem karaca, ceiiimmkaracagggg-...- cemkaraca, cemkaraca, laaan, cegmkaracaaaggggg, bi baksana- ...- cemkaraca, gelsegne bidakkkha sen buraya.en sonunda cem baba dayanamaz:- bana mi diosun lan dalyarak?sarhoşumuz tirsar, susar. oyku biter.
3 dakika once murathan mungan in siirlerinin yorumlandigi soz verilmis sarkilar albumunde goc yollari adli sarkiyi soylemeye baslamis ve o an beni goz yasna bogmus insan..cok ozlemisim cook.. hani olumune yakin keske cem karaca emekli olsa da onu "boya reklamlarinda","star gazetesi" reklamlarinda gormesek dedigimi hatirlioyorum..keske olmeseydin be baba..keske coca cola reklamlarini sesinle mukemmel kilsaydinda ölmeseydin..ölmek allahin emri de gucume gidiyor sadece.."en büyük silah umut etmek yadigar kalsın size"
göç yolları adlı çalışmayı şimdi merak edenler için maximum rock'ta dinleyeceğimiz unutulmaz insan... çiçekler içinde uyusun
başlığı zannımca en akıllıca ve tastamam doldurulmuş kişi,zat
halk icin hapishane gormuş, şarkilari yasaklanmiş ve bunlari zamaninda bilerek isteyerek yapmiş adam, bir donemin simgesi cem karaca dinlemek dayak sebebi. kapitalistligin abide-i simgesi turgut ozal'a sevgisi suleyman demirel'e saygisi kendi bilecegi iştir bugun kimse duşuncelerinden dolayi suclanamaz. ama 180 derece goruşlerinden donen adama 'e bilader o zamanlar cocuk degildin neden solu sectin, şimdi neden boyle yapiyorsun?' diye sormak isterdim. eger abidik 'hayat boyle yapcak bişi yok' cevabi gelirse o insanin onursuzlugundan emin olurdum apayri. entry konsepti de metallica eski metallica degil abi'ye dondu ya hadi bakalim.
sanatciyi degerlendirmek kisiligiyle degil sanatiyla ilgilidir. boyle olunca cem karaca'ya edecek laf yoktur. ozellikle bir of ceksem karsi daglar yikilir turkusune getirdigi yorum dusunulecek olursa
sanatcilarin bir kismi cift kisiliklidir, dolayisiyla cok pislik bir adam super bir sanatci olabilir. cem karaca gibi bir insan da "donek" olarak nitelendirilse de hala iyi bir sanatcidir. allahin uzun omur vermesini diledigimiz sanatci
bıçak vursa kesmez şimdibu sessizliğisuskun (yorgun) dudaklarımda binbir şahmarannasıl dayanılır nasılolmasakavuşmanın yok edilmez ümidişeklinde gayet hoş bir bestesi var. ama hiçbir kasedine koymadı diye biliyorum. meis'te çaldığı dönemde ve birkaç tv programında söylemişti bu şarkıyı. her defasında da bir sonraki albümde olacak dedi. ama bir sonraki albümde hiçbir zaman olmadı.
bugun bir tesaduf eseri,hakkinda; "ölmüs abi adam, normal ama olm adam topraga yan bakiyodu" gibisinden bi muhabbete tanik oldugum insandir kendisi..**
bir tv kanalında canlı yayında genç sunucu soruyor :'' sayın cem karaca sizin için türk rock'unun babası diyorlar ne diyorsunuz ? ''şöyle bir baktı cem karaca ve : '' nebilimm anasina sormalii '' dedi ...muhteşemdi cem karaca muhteşeeemm...
kendisinin bazı kimselerce haksızca döneklikle suclandıgını dusunuyorum.cem karaca sol görüşlü bir sanatcıydı,eserlerinde de bu görüşün etkileri bolca bulunuyordu.bir dönem sol hareketinin duygularına tercuman oldugu su götürmez bir gercek.sonra zorunlu sürgün yılları basladı cem karaca icin;vatanından,topragından uzak,gurbet yılları.ve yurda geri donmek icin bir fırsatını buldugunda bunu degerlendirmekten kacınmadı *,yurdunu seven her insanın yapacagı gibi.kendisi savasmıstı ve yorulmustu.o dönemin bir cok aydini,sanatcisi gibi.cem karaca verecegini vermişti türk halkına,türk soluna.cem karacanın yurda döndükten sonraki bazı hareketleri elestirilebilir gayet tabii ki.ama onune gelenin,solcu dahi olmayan sebeklerin ona "donek" demesi cok sinir bozucu.solculuk bir yerde fedakarlık işidir türkiye de.adam yıllarca sürgünde yasadı,vatan hasretiyle o müthiş sarkıları yaptı.peki siz ne yaptınız?
kendisiyle taniştigim icin kendimi şansli gordugum insan.sicak bir insandir; oyle ben sanatciyim lay lay muhabbeti yoktur.o zamanlar bilgisayar ile ugraştigimi duyunca bana mp3 olaylarindan yakinmişti.namus belasi,tamirci ciragi,herkes gibisin,emrah,bekle beni gibi super şarkilarin buyuk yorumcusu.
(bkz: apaslar)(bkz: dervisan)(bkz: kardaslar)(bkz: mogollar)
(bkz: o leyli)
ölümünden önceki son konserine gitmiştim babylondaki öleceğini hissetmiş gibi. annemin en sevdiği sanatçı olduğu için onu da alıp götürmüştüm. konser bittiğinde öyle bir el hareketi yaptı ki, sanki 'elveda benden bu kadar' der gibiydi. çok güzel geceydi. rahat uyu cem baba.
//dun hatirdadir!(o guzel insanlar atlarina binip gitmeden onceydi);taksim meydani 'ndaki bir konserinde cem karaca, ahmed arif'in "adiloş bebe" şiirini, parmagiyla hilton oteli 'ni işaret ederek okuyor:----------bunlar--engerekler ve ciyanlardir----------bunlar---aşimiza, ekmegimize------goz koyanlardir,---------tani bunlari--------tani da buyu...1990'lardan sonra kurt işareti yapan ulkucu genclerin dinler oldugu "parka" , "işcisin sen işci kal" , "resimdeki gozyaşlari" efsane parcalarin yaraticisi devrimci şarkici, bugun fethullah hoca 'nin şiirlerini kasede okuyacak kadar "en hakiki murşit" . hasan cemal , dunyayi degiştirmek icin yazilariyla umut verdigi genc insanlardan ozur diledi. cem, geri cekilirken ozur dilemeyecek mi?(cem karaca, turgut ozal 'dan annesini araya koyarak ozur dilemiş, yurda geri donmesini saglamişti. ve ahmed arif, şiirlerini cem'in okumasina bir daha izin vermeyecegini soylemişti.) dun acitarak hatirdadir! //ali asker barutic. "fotograf altlari", melez , sayi: 2/şubat 2002, s. 7.
her sey -ickisi, zarti zurtu, sarki aralarindaki gereksiz "netekim" gondermeleri- bir yana; sahne performansinin -da- yasta degil basta oldugunu gostermektedir kendisi... rocker olduklari iddiasiyla sahneleri isgal edenlere verecek dersi coktur. oldugunu gostermistir dun aksam da...kadikoy shaft clubtaki ikinci bulusmada, "bu adam sahnede olmeli" dedirtmistir. (olecekse eger...)ama"daha hizli, daha hizli, daha hizli" haykirislarindan anladik ki, olmeye hic de niyeti yok daha...cok yasasin, cok soylesin...
varlığını özlediğim insan. dünyanın en güzel sesi... şimdi toprak oldu.
içimde kalan uktelerin en büyüğü, canlı canlı dinleyemedim ya onu, şöyle her parçasını, her tınısını ezbere bildiğim tek insanın; konserinde sesinin yanına sesimi koyamadım ya, belki de hayatta olduğunda ankara saklıkent'te verilen konserde beni 18'e 3ayım var diye içeri almayan bodyguard'ı öldürmeliyim diye düşündüren, gerçekten de üstad, denilenin aksine eşsiz kişilikli, insanın başarılı olduğu konunun mükemmeliyetine inanan, sağlam bir kulağa sahip müzik zevki uyan bir müziksever için idol.. allah rahmet eylesin diye her aklımdan geçerken anıyorum.. müzikte kendisi gibi büyük bir insana daha şahit olmak umuduyla yaşayan birçok insanın olduğu gür sesli ve şarkı söylemenin en yakıştığı ilah..
zamanında onun bir şarkısından etkilenip kendilerini sol mücadelenin içinde bulan insanlar düşünüldüğünde isteyerek siyasi bir sorumluluğu üzerine almış, türkiye'ye gelmiş geçmiş en önemli, en etkili, en samimi sanatçılardandır. insanoğlunun bir anı bir sonrakiyle benzeşmezken onun değişimini, kaba tabirle dönüşünü kötü karşılamak imkansızdır. gurbet, özlem, yorgunluk, ölüm korkusu... bunlar teker teker bile taşıması zor yüklerken hepsi birden çullanınca insanın üstüne şaşkınlık hali normaldir. ve bu şaşkınlık halini üzerinden atamadan kaybettik cem karaca'yı. umarım istediğini bulmuştur.
yasayan efsaneler listesinin en ust sıralarında yer alacak insan,turkiye'de gelmis gecmis en iyi yorumcu,muzik adamlarından biri,bir kac tane zayıf sarkısı olabilir ama muzikal deger olarak yanınayaklasacak muzisyen cok azdır.boyle degerlerimizin kıymetini bilelim
kalp ve solunum durmasindan dolayi olmus ve cok uzmus sanatcimiz.
biliyorduk... o da biliyordu: ölüm bana sırıtarak gel ölümü öp ne olur yüzünde o tanıdık riyakarlık ama haberi sabahın köründe, aniden öğrenmek bizim de kalbimizi burktu... artık televizyonlar günlerce cem karaca çalacak, o hayattayken arkasından atıp tutanlar artık rahatça methiye düzecekler, dün'e kadar varlığının farkında bile olmayanlar birden o'nu keşfedecek... erkin koray vefat ettiğinde de böyle olacak, cahit berkay vefat ettiğinde de...biliyordu:"car atıp şeş oynasam yine yenersin beni"(bkz: #1417876)
içimi acıtıp giden bir adam daha...
yaklasik bir hafta once kurban bayramından onceki arefe gunu cok tatsız bir ziyaret sonrası donus yolunda arkadasım "bi ara cem karaca yı izlemeye gidelim" dedi. icinden cıkmıs olmudugumuz daraltıcı ortamın da etkisiyle " cok yaslandılar, o arayı cok yakın bir zamana alalım, olmeden kesin izlememiz lazım" dedim onun ve bir baska sanatcınının daha ismini vererek. fakat bir hafta icerisinde o som agzimdan cikan, kimselere yakısmayan rezil kelimenin nasıl da gerceklestigini gorunce digerinin ismini dilimden de zihnimden de sildim. bayramın birinci gunu pazar aksamı , aile buyuklerinin elini opup gorevimizi yerine getirdikten sonra kadıkoy shaft ta ki programına gitmek uzere yola cıktım gene aynı arkadasımla. baska arkadaslarım da katıldı bize. ve daha onlarca kisi daha. daracık mekan kadıkoy shaft i neredeyse tıka basa doldurduk. saat 21:30 da baslaması gereken program epey bir sure gecikti. cem karacanın sahneye cıkısının gecikmesi kopru trafigi yuzunden oldugunu shaft personelinden ogrene kadar, buralarada bi yerde yavuz cetin in aramızdan ayrılmadıgı gece shaftta nasıl beklendigini okudugum aklıma geldi, icimden acaba diye gecmedi degil. ama cem karaca epey bir beklemeden sonra sahnedeki yerini aldı, kırmzı kareli oduncu gomlegi siyah pantalonu ve vazgecilmez sapkası ile, evet yaslanmıstı ve evet kapkara gunes gozluklerini cıkarsa belki ne kadar yaslandıgını daha da iyi anlayacaktık. ama tabir yerinde ise tas gibiydi herseye ragmen, zafer isareti ve o mukemmel dimdik durusu ile. sesi eski cem karaca kadar guclu degil idi sanki, detone olması falan degildi konu. ki zaten boyle bir sey akıldan bile gecemezdi. sadece memleket sınırları icinde degil dunyada bile az rastlanır kuvvetli gırtlagı yoktu sanırım o sırada sahnede. ama yuzlerce albumum binlerce sarkının bana ogrettigi, sarkıya ruhunu veren yorum denen hadisenin en kuytu kosesine kadar butun shaft a sindigini fark etmemek imkansızdı.onlarca sarkı soylendi hep beraber, iki parmak acık zafer isareti yaptık bolca. resimdeki gozyaslarına kitle olarak yaptıgımız "eyyvahh" vokali ile babadan bir selam bile aldık ozel olarak. nobetcinin turkusunde herkesi susturup tek basıma soyledim, namus belasında zıplamaktan kafam bir ara tavana bile carptı sanırım, felegin tekerine comagi sokmaktan da geri kalmadık. uzun ince bir yoldayımda grubu yol arkadaslarının mukemmel yorumunu parmaklarımı ısırarak izledik hep beraber.programın ortalarında yasadıgımız o gunun barıs manco nun olum yıldonumu oldugundan bahsetti ve daglar daglar soyledik hep beraber onun anısına. ama cem karaca yorumunu sarkıya bariz bi sekilde katarak okudu. o zaman biraz daha iyi anladım cem karacanın da barıs manconun hic bir zaman olmeyecegini. en azından onlarla buyuyen bizler yasadıgımız surece hep yuregimizin bir kosesinde olumsuz sarkıları ile olacagini. cem karaca sahnede ulkemizde de sanatcıların oldukten sonra kıymete bindigini anlatan konusmasına cevap olarak soylemek gecti bunları icimden kendisine. ama diyemedim. ve bundan sonra da diyemeyecegim ve keske o som agzimi hic acmasaydım diye bir pismanlık da kalacak icimde bundan sonra. hepimizin bası sagolsun.
bakırköylüydü. bakırköy acıbadem hastanesinde gözlerini kapadı.
kimilerine gore olse bile, merhaba gencler ve her zaman genc kalanları bilenlerin her zaman kalbinde olacak sanatci.
gsl festivali için bu sene onu da davet etmeyi planlıyorduk.
12 eylul donemi denince melike demirag ile beraber ilk akla gelen isimdir benim acimdan. islak islaktan tamirci ciraginaoradan o leyliye pek cok unutulmaz kazandirmişti belleklerimize senelerce. sonra bir gun radyoda hasan mutlucanin sesini duyunca ve sokakta yuruyen askerleri gorunce zulaya atmiştik ne kadar kirkbeşligini bulduysak. sonra gitti senelerce almanya da yaşadi sonra turgut ozalliberalizminden istifade dondu yurduna. dondu ve dondu.. neyse "teşekkurleeaarr turkiye" ile "superstar edirneden sonra kim star?" replikleri arasinda asili kaldi işte bir kac sene gonlumuzun nostaljik koşelerinde.en sonunda kavuşmuş cok sevdigi annecigine *.. nur icinde uyusun..
sabah saatlerinde vefat ettiğini duyunca içimi bir hüzün kaplayan, herkes gibisin , safinaz gibi muhtesem sarkıların bestecisi.. her ne kadar son dönemlerinde savunduğu bir cok değerden ödün verse de muzisyenliğiyle saygısını her zaman korumustur.. ne diyelim cem baba ìste geldik gidiyoruz...
sabah sabah insanı şoka ugratti ölümüyle. iyi uyusun.
cok sessiz bir olum oldu onunki. halbuki zamaninda yeri gogu inletmis bir sanatciydi. tv kanallari istiflerini pek bozmadilar onun icin, arayani sorani da olmamisti son zamanlarda. turkiye'nin sanatcilarina ettigini baska hicbir ulke etmemistir herhalde.
ölüm sebebini öğrenemediğim, pek sevdiğim, arkasından böylece bi entry girerken kendşmden utandığım, müziğimize, en azından bana ve benim sevdiğim müziğe çok büyük katkılarda bulunan insan. o dönemden bir erkin baba kaldı eride, allah ona uzun ömürler versin.. bu arada söveyim bi de, salak salak programlar var her kanalda, bi haber turk onun anısına onun evvelce katıldığı bi programı yayınlıyo, sevmem o kanalı ama helal olsun.. ardında tabi tiicari kaygı şu bu vardır ama düşünmeleri bile bence yeterli..allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun cem karaca'nın
bir şarkısında demiş idi, hep çınlasın kulaklarda:"cok yorgunumbeni bekleme kaptancok yorgunumbeni bekleme kaptanseyir defterini baskasi yazsinseyir defterini baskasi yazsincinarli kubbeli mavi bir limanbeni o limana cikaramazsinbeni o limana cikaramazsincinarli kubbeli mavi bir limanbeni o limana cikaramazsinbeni o limana cikaramazsincok yorgunumbeni bekleme kaptan"
"bir insan bu kadar mi guzel sarki soyler?" sozunu hemen hemen tum sarkilarinda bana soyletmis kisi. bu kadar duygulu, bu kadar hisli sarki soyleyebilen birinin daha gocup gitmesi ne kadar aci. herkesin icinde bagira bagira sarki soylemek istegi vardir; ama bi bagirin bakalim onunki gibi bir ses cikarabilicek misiniz? tamirci ciragini dinleyip de gozleri dolmayan, hatta "aniriyo olm bu adam" diyen zihniyete ben daha ne diim?! varsa bi allah bu esek sipalariyla ugrassin iste, kessin cezalarini.
5 nisan 1945 - 8 subat 2004 yazilacak mezar tasinda ve tiyatro kulislerinden, mapus damlarina uzanan dolu dolu yasamini sinirlayacak o iki tarih. basimiz sagolsun.
yeri asla doldurulamayacak "gerçek" bir sanatçı ayrıldı aramızdan. popstarcılar hariç herkesin başı sağolsun.
türkiyede rock müzik denince akla gelen bir kaç isimden biri olan cem karacamızı da kaybettik..gidişi çok ani oldu..rahatsızlığından, hastaneye yatırılışından kimsenin haberi olmadan ansızın gidiverdi..tarzıyla, müziğiyle 30 küsür senedir çok büyük kitleleri etkileyen türkiyede rock müziğin rotasını hazırlayan büyük bir duayendi..bizleri üzüntüye boğdu..allah rahmet eylesin nur içinde yatsın inşallah..
sanatçının kurduğu gruplar ve çıkardığı albümler şöyle: "-apaşlar (1967): niksar, zeyno, hikaye, emrah, resimdeki göz yaşları, kendim ettim kendim buldum... ingilizce: istanbul, why, tears, no... long play: beyaz atlı, nem kaldı, kardaşlar, yoksulluk kader olamaz... -kardaşlar (1969): acı doktor, kara yılan, lümüne... -moğollar (1973): namus belası, obur dünya, parka... -dervişan (1974): tamirci çırağı, nerdesin, mutlaka yavrum, beni siz delirttiniz... -edirdahan (1978): safinaz, şeyh bedrettin destanı... 1980'den sonra; töre, merhaba gençler ve her zaman genç kalanlar, yiyin efendiler, nerde kalmıştık ve bindik bir alamete."
daha bir kaç hafta önce kadıköy shaft club ta konseri vardı...burun kıvırıp gitmemiştim...keşke gitseymişim.......rahat uyusun.
medyamız "aaabidin mi okunur abidin mi" sorunsalıyla ilgileniyordu; hastaneye yattığından haberimiz olmadı. ölümünü de "lütfen" verdiler.
cocukken duymustum ilk defa ceviz agacını,kocaman bir adam bagırıyordu coskun coskun.öyle korkmustum ki baska odaya kacmıstım.sonraları birkac defa daha görünce cem amcayı bir asinalık olmaya hatta hosa bile gitmeye baslamıstı.aldı götürdü sonraları.en son gectigimiz yaz bir yudum insanı seyretmistik toplasarak ahali ile gecenin bir vakti.bizi gurbet kollarını cagırdı ses seda alamaz olduk memleketteki olanlardan bir kac yazı dısında.ve simdi bir pazar sabahı aniden baslıklarda görünce ismini cokca entry ile bir korku kapladı icimi bir düsünce bir baslıgı acmama istegi.hernekadar kacsamda acı gercekten ögrendik ki kaybetmisiz cem karacayı.ilk önce barış gitti simdi sen..kim gelirse gelsin ne yaparsa yapsın asla unutlmayacak yaptıkları cem karacanın,o beyefendi insanın,o gönül adamının.huzur icinde uyu cem baba hayatta iken doldurulmayacak yerin gittikten sonra da asla bir sekteye ugramadan sadece sana ait olacak.ruhun sad olsun..
(bkz: sol framede görülen isimleri öldü zannetmek)(bkz: nur içinde yatsın)
ha bugun ha hayir derken performansini son bir izleme sansini kacirdigtimiz yazar..ruhu saad olsun..
(bkz: ne olur ıslak ıslak bakma öyle)
erken gidenlere bir eklenti daha. nedense cem karaca ve barış manço gibi insanlar 60'larına varamadan, daha dünyaya verecek çok şeyleri varken göçüp gidiyorlar; ama varlığı hiç bir şekilde gerekli olmayan bazı insanların da (zamanında cem'in sözünü esirgemediği) 80'lerini geçip maaşallah kazık çakmış durumda olduğunu görmek de ayrıca üzüyor bünyeleri.
solunum yetmezliğinden ölmüş büyük sanatçı..gönlüme ateş düştü yanar ha yanarümit gönlümüm ekmeği umar ha umarelleri ak yumuk, yumuk ojeli tınaklarınerelere gizlesin şu avcum nasırları
beraber yaşanan irili ufaklı bir yığın olayı her zaman gülümseyerek hatırladığım, son yıllarda hiç karşılaşamasam da her zaman özel yere sahip bir abi olarak bendeki yeri perçinlenmiş, ölümü ile sarsıldığım güzel insan...
barışarocktan erken ayrılıp birkez olsun canlı dinleme fırsatını teptiğim için çok pişman olduğum, ölümü çok fazla şaka gibi gelen kabullenilemeyen, bir sıfatla nitelendiremeyeceğim kişi.
daha üç-dört gün önce "cem karaca ve yol arkadaşları" şeklinde bir yerde çaldıklarını söyleyen bir ilan okudugum ve bugun öldügünü ögrendigim insan. cok yazık. bazı şarkıları hiç kimse onun gibi söyleyemez, muhtemelen söyleyemeyecek de.
misyonunu tamamladı ve gitti , erkendi ama.....
80 döneminde sol görüşü ile ön plana cıktı..almanya'da sürgün hayatı yasadı , türk vatandaslığından cıkarıldı.her ne kadar sol kesime hitap ediyo diye düşünülse de toplumun buyuk kısmı saygıyla dinledi..bir cok kişi onun sarkıları ile büyüdü.gitar calmayı öğrenen genclerin repertuararında ön sıralardaydı..`tamirci cırağı marsdı bircoklarının dilinde..sonra sen de basını alıp gitmediyordu gönülleri fethediyordu..marksizmi savundu ama yine de insanların umurunda değildi görüşleri..onun sarkıları sevildi fakat bir anda sağ kesime bir yönelişi basladı, fettullah gülen siirleri okudu, bazı partilerin mitinglerine katıldı ve sevilmediği kişilere sempatik görünme cabasıyla sevildiği kesimden koptu.. uzulduğum nokta, müzik dünyasında her ne kadar bosluğu hissedilecek olsa da, son zamanlarında ki bu tutarsızlığı sebebiyle bir barıs manco kadar kalplerde yer edinemeyecek.. özlenecek, özleniyor ..
çok eski bir long play plak üzerinde onun ve arkadaşlarının fotoğrafı var, bir duvar önüne dizilmişler ve arkalarındaki duvarda şöyle yazıyor "yoksulluk kader olamaz" bu görüntü aklımdan hiç çıkmaz. türk müziğinin önemli bir kilometre taşı idi.üzüntülüyüz.
kendisinin ölümü müzik camiası için bence bir felakettir*. o değerli camiadda bulunmaması var olmaması gereken onca patlamış mısır yaşamlarını sürdürrüken gülüp eğlenirken cem karaca'nın yaşamıyor olduğunu bilmek kendisine haksızlık ediliyor olduğunu düşünmek ; pek çok haksızlığın tekrar hafızada canlanması....kim ne yapabilir ki...ölüm mutlaka topluluktan bizi ayıracak...bu kalanları üzecek..gidene haksızlık olacak...ruhu şad olsun.umarım inandığı tarafından istediği gibi bir cennete kavuşturulur.(bkz: #3759921)
nur içinde yatsın cümlesini artık ne yazık ki kurduğumuz, şarkı bkz'ı ve övgü sözleri yerine hakkında artık taziye cümleleri sarfettiğimiz büyük sesli müzisyen.bir devir yavaş yavaş kapanıyor.
harika bir sesin daha sonsuzda yitip gidişi..
"o güzel insanlaro güzel atlara binipyittiler..."çooooook az kaldılar çooookk azzzzz...
çok yorgundu. sonunda kaptan onu çınarlı, kubbeli, mavi limana çıkardı.
bakirkoyde bir alt mahalleden komsumuzdu. galatasaray'in uefa kupasini kazandigi gece evine giren hirsizi apartmanda kistirip , polise teslim etmistik... hirsiz , mutfaktan girdigini gordugumuzu anlayinca evin kapisini iceriden acarak , apartmana kacmisti. kopan az bucuk gurultu karisi ve cem babayi uyandirmisti. kendi adima son derece mutlu ve gururluyken esinin acaip tavirlariyla karsilastik. baba gercekten yorgun olmaliydi ki ses cikartmadan esinin arkasinda duruyordu. o gece darildim kendimce...fare daga kusmus misali... bu sabah uyandim ki baba gitmis...simdi "o leyli" caliyor teybimde... parkan sirtinda , elinde cigaran , bir ceviz agacina yaslanmis bir resim oldun baba. ne demistin ; uryan geldiiik yine uryan gideriz... mekanin cennet olsun...
yazık oldu, çok yazık oldu. değerini kimse anlayamadı, el üstünde tutulmalıydı yaşarken, yapılmadı. toprağı bol olsun.
yıllar önce kimliğini öldürdüğünü düşünürsek bedeninin ölüşü çok önemsiz kalıyor bence. yine de eski kimliği ile ürettiklerine saygı duymak icap eder.
birlikte çalışmış olma şansını yakaladığım usta... kendisine yöneltilen eleştirilerin yüzüne yapılması karşısında, nasıl hep haklı konuma geçtiğini iyi bilirim... tanıdığım en güçlü hatipdi...birlikte gerçekleştirdiğimiz organizasyonlar ve son armağanı olan alex wiska'nın plağı için bir kez daha teşekkürler.
artik sabah sayilamayacak bir saatte uyandigimda, telefonuma gelmis tek mesajda "abi cem baba olmus galiba" biciminde olum haberini aldigim insan. olur mu lan oyle sey dedim icimden, gene herhalde sozlukte soylenti cikarmislar sen de onu okudun. kalktim dus aldim, sonra acaba lan deyip inanmaya inanmaya televizyona yurudum. ortada ne bir haber ne bir program olmayisi icimi rahatlatti, sonra tam ben kalkarken trt'de meymenetsiz suratli bir herif anadolu rock diye basladi, dondum yavastan, vefat etti diye bitirip sanki cok onemsizmis gibi soyledigi sey, bir sonraki habere gecti. ona da, trt'ye de, butun televizyon kanallarina da okkali bir kufur salladim, iceri gittim, bir sigara yaktim, o cok sevdigim hep kahir'i koydum teybe, sonra da o bahsedilen, cem karaca ve dervişan'in uzerinde yoksulluk kader olamaz, fasizme gecit yok, bizi yildiramazsiniz yazan duvarin onunde durduklari kapagiyla yoksulluk kader olamaz plagini pikaba. simdi elbet herkes kendine bir aglama duvari bulacaktir, olup olmadik insanlar ondan bahsedecektir, en kotusu de hayattayken, onun icin soyle donek, boyle serefsiz diyen bir bok yasamamis, bahsettiklerinin bir makine degil insan oldugunu unutan, gurbet ne demek bilmeyen, hayatlarinda memleket ozleminin o derin, her seyi affettirecek acisini duymamis mankafalar, o hicbir sey anlamayanlar, o zavallilar onu sevgiyle anacaklar. istanbul'un o deli guzelligiyle aranda binlerle kilometreler varsa ancak anlarsin hep kahir'i oyle degil mi cem baba? ve zannederim kimse anlayamaz seni o sarkiyi anlayabilenlerden başka. neyse. "radyolarda sarkilar bos ver diyorlaracliktan verem olana bal ye diyorlaryoksulluk kader olamaz kader degildirfiravunlar bile boyle gaddar degildir"
hakkında bir anda elli küsur entry girilmiş olduğunu gördüğümde acaba sorusuyla elimi başlığa zor attığım ve ölüm haberini öğrendiğim büyük şarkıcı.
cok yorgundu, "beklemeyin beni," deyiverdi esas kaptan...
kalbimde garip bir sizi ve karin boslugumda korkunc bir agri birakarak giden, ismarladigi jack daniels in tadi ölene dek damagimda kalacak olan peder kankasi, mükemmel insan..***
annesi toto karaca'nın yanına giden güzel insan.
"insanlar gülüyordu de! trende, vapurda, otobüste! yalan da olsa hoşuma gidiyor söyle! hep kahır, hep kahır bıktım be!"mekanın cennet olsun cem baba.
hiç değilse yurdunda ölmüştür. nazım hikmet gibi varna'dan bakıp bakıp iç geçirmesini, kendine köpek muamelesi yapmasını isteyen eski yoldaşları ve feodal solcular tarafından hoyrat davranılsa da, sonuçta kıymetini bilenlerin yakınında geçirmiştir son yıllarını.
yaşının iki misli yaşamış babadır. nazım hikmet vatan hasretiyle kavrulurken çok uzak olmayan memleket kıyısına bakıp "çınarlı, kubbeli mavi bir liman... beni o limana çıkaramazsın" demişti. cem baba da aynı hasretin gediklisi olduğundan oturdu müzikledi bu dizeleri (müziklemek cem babanın deyimidir. kendisi beste yaptığına inanmıyordu).. şimdi nazım hikmet'in yanında. memleketten haber verip eline de bir dubleyi tutuşturmuştur.geçen sene doktorlar, "uzun süre sahneye çıkmamalı, kalbi dayanamaz" dediler. o kalbinin nerede olduğunu doktorlardan daha iyi biliyordu ve durmadan sahneye çıktı, söyledi...
8 subat 2004'te butun kadikoy'de yankilanan sarkilarin sahibi. muzik dukkanlari cd'den, sahaflar plaktan, bit pazarindakiler kaset veya mono radyodan dinlediler sarkilarini. seneye bugun birkac kisi tarafindan hatirlanmak uzere aramizdan ayrildi.
adını kullanıp para kazanmaya çalışacak olan asalak organizatörlerden şimdiden utanıyorum..
(bkz: olum sana yakismiyor)
bugün islak islak bakmama sebep oldu. mekani cennet olsun.
sabah 7.30 itibariyle hayattan ayrılan,ama "daha nereye kadar neden hep iyiler gider ki erken erken" dedirten,günü ıslak ıslak bakarak geçirmeye sebep olan ceviz ağacı....gülhane parkının anlam kaybına sebep bende....halbuki ben ilkokula yeni başlamıştım ve okula giderkenki en güzel anlardı "ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında" anları...konserlerde canı barışı * için yazdığı şiirlerini okurdu cem karaca,şimdi karşılıklı oturup orada konuşmaya mı gitti barışıyla.....
rivayet odur ki, "tekbirlerle gömün beni" dileğinde bulunmuş giderayak. allah rahmet eylesin...
ölüm haberini trt1'in ana haber bülteninin açılışına "gönüllerde yaşayacaksın" şeklinde koyduğu, anadolu rock'ın babası, sanatçı.
mütevazi ve kibar...12-13 yaslarındayken okul dergisindeki ilk ciddi röportajımı yaptigim müzisyen amcaydi o; istanbul aşkı yaramış olacak gençleşmişti, çok sevdigi istanbul'a kavuştuğundan almanya günlerinden bahsetmiştik; sonra shaftta olsun diger konserlerinde olsun sık sık dinledim aynı sevgi ve ilgiyle...ruhundan, yüreginden gençlik fışkırıyordu... yıldızların arasındaki yerini almiş, inanılası gibi deil... şarkıda söyledigi gibi koyupta bir başıma bırakıp gittin beni...
bugun tvde namus belası calıyodu da yaw ne guzel sarkı diyordum megerse devamı vefatının haberiymiş.garip bi adamdı,ne yapacagı belli olmazdı.severdim ucuk kacık halini...
baris manco'dan sonra yine beni yikan bir haber. gecen sene babylon'daki konseriyle kalacak aklimda. babylon'dakilerin tek agizdan soyledigi sarkilariyla hatirlayacagim ustadi. bir de roportaji vardi televizyonda trt2'de. saygiyla egiliyorum.
gonlumuze ikinci kez ates dusuren insan.
müzisyen açlığı çekip popstarını arıyan türkiye'ye fazlaydı cem karaca ve yaptığı müzik. gittiği yerde değerini bilirler umarım.
haberini aldığımda üzüntüye boğulduğum, türk rock müziğinin önderlerinden...bir çok kişiyi arkasında gözü yaşlı bıraktı...hep dediği gibi...(bkz: merhaba gencler ve her zaman genc kalanlar) kendisi de genç yaşta gitti...
küçükken (bkz: 70li yıllar) siyah beyaz ekranda izleyip sevmiştik kendisini. aslında annemseverdi. 45likleri çalınırdı. radyodan dinlenirdi. konserde izlenirdi. ailemin bakmak zor oluyor gerekçesi ile babaanneme yolladığı dönemlerden biriydi. televizyonda cem karaca, hüngür hüngür ağlayan ben. bir yandan annemin bana yazdığı mektubu okur, bir yandan cem karaca dinleyip ağlardım. cem karaca'yı annem olmadan hiç dinlememiştim ki. babannem bana bakip söylenir "bu da komunist olcak" derdi. komunist olamayacak küçüktüm aslında. bu sabah da ağladım. tamirci çırağını kaç kez dinledim bilmiyorum.çocukluğumdan beri içimi titreten sesi ile çekip gitti daha çok erken...
çok nadir gürültü yapmış, gür sesini gerektiği zaman duyurmuş, iyisiyle kötüsüyle bol müzik yapmış, nitelikli bir sanatçı. sessiz sedasız ayrıldı, terketti.
gür ve kalın sesi ile çok dalga geçerdim zamanında, ama her dalga geçişimde içimden de ufak bir pişmanlık duyardım, ya birgün ölürse, başına birşey gelirse diyeartık resimdeki gözyaşlarını söylerken cem karacayı değil teomanı taklit edeceğimbelki de artık kimseyle dalga geçemeyeceğim
acıbadem hastanesinin ana baba günü olmasına tanık olup sebebini sorunca öldüğünü öğrendiğim müzisyen.
sabah kalp krizi geçirdiği şüphesiyle 112 aranmış ama ambulans 20 dakika geçmesine rağmen gelmeyince carousel acıbadem hastanesine kardiyopulmoner arrest olarak kabul edilip mavi kod* verilmiş.akabinde yapılan ve 40 dakika süren cpra yanıt alınamadığından cem baba ex olarak kabul edilmiş. 112 yerine medline* gibi özel bir ambulans aransaydı bir ihtimal şu anda aramızda olacaktı.
olumuyle bana, "eh be popstar turkiyesi, 'yedin yedin doymadin mi'?" diye sordurtan, zamaninda cok severek dinledigim, ilk walkman'imi aldigimda ilk dinledigim uc bes adamdan bir tanesiydi kendisi. adaşimdi, daha "cem ceminaylar" ortaya cikmadan once, "cem sultan" benzetmesini de yapmadan once bana soyledikleri isimdi. yazik oldu.
ömrüm'ü dinlerken ömrünü düşündüm boşa geçmedi, buna emin oldum
babayı dinleyelim yeter... üryan geldim, gene üryan giderimölmemeye elde fermanım mı varazrail gelmiş de can talep eylerbenim can vermeye dermanım mı vardirilirler, dirilirler, gelirlerhuzur-u mahşerde divan dururlarharamı var deyip, korku verirlerbenim ipek yüklü kervanım mı varkarac'oğlan der ki ismim överlerzehir oldu yediğimiz şekerlergüzel sever diye itham ederlerbenim haktan özge sevdiğim mi varşiir karacaoğlan ama cem karaca tarafından boşuna bestelenmedi tabii. bence tam bugün dinlenecek ve beraberinde ona selam gönderilecek şarkıdır.
ölümüyle notaları ağlatan insan.
hic unutmam abd'deyim, sabahtan beri hersey ters gitmis, isten atilmak uzereyim, arkadasim televizyonu gosterdi, turkiyeden haber var diye; bina cokmusmus. baska bir sey olmus olmali dedim ve internete girdim. tarih 8.1.2003, daha uzun bir sure bu kadar cok sinirlenebilecegimi zannetmiyorum.
ıslak ıslak ile ilk gençliğimin ilk aşklarını ıslattığım insandır cem karaca. bir duruşa sahip , her ne kadar sonradan değiştiğini ifade etse bilr her zaman içinde isyancı bir gence sahip bir insandır. gerçi kendisi beni alkışlarla değil tekbirlerle uğurlayın diye vasiyet etmişse de ben kendi payıma dinlemiyorum kendisini, ve alkışlarımı yolluyorum sanatı için.
kurban bayramında mezarlık ziyaretinde "alkış istemem , beni tekbirlerle gömsünler" diye vaziyet ettiğini cahit berkay'ın ağzından gazetede okuduğum, çoğunun zannettiğinin aksine dini hassasiyetleri olan ama bu durum siyasi görüşüne engel olmayan rahmetli sanatçımız. özal'a yakınlığı, muhafazakar gazetelere röportaj vermesi sol taraftan yoğun eleştiriler almış fakat kendisi bu durumu sallamamış, bildiği yolda devam etmiştir. anadolu motiflerini rock'la başarılı şekilde birleştirmiş, solcusu sağcısı bu memleketin her ferdinin kulağına en az bir şarkısını sokmuştur. 1993 yılında istanbul üniversitesi fen fakültesinde verdiği konserle bize unutulmaz bir gün yaşatmıştır.
bir söyleşide hem chp'li olduğunu söyleyip chp'yi eleştirmekten de geri durmamasına tesettürlü bir bayan 'madem öyle neden hâlâ bu partidesiniz?' demişti... 'dışardan herkes lâf söyler, ben içerden yüzlerine karşı söylüyorum; hataları düzeltmeye çalışıyorum' diye cevaplamıştı bu soruyu... hz.isa'nın 'doktorun yeri hastanın yanıdır' demesi gibi... söyleşi sonrası çay içip sohbet etme imkanı da bulmuştuk; titreyen elleri, incecik bilekleri ve sürekli içtiği sigarasıyla kaldı kafamda... şimdi başka bir aleme göçtü; ardında kalanların dua etmek dışında yapabilecekleri birşey yok... haa ticari zekalar tribute albüm düşünecektir yakında; hayattayken yapılmalıydı, şimdi ismi 'saygı' değil 'saygısızlık' albümü olsun... allah rahmet eylesin...
aylardır yana yakıla popstarını!* arayan memleketimde gerçek bir star sadece öldüğünde hatırlanıyor nedense. büyük üstad, büyük ses yine herkesi şaşırtıp gitti. ama bu sefer dönek! demeseler bile dönemeyecek ne yazık ki.
keşke yine dönse. döndümse vatanıma döndüm dese...
12. kere basliyorum bu entry ye.. benim bisiler soylemem gerek fani oldugum tek insana..arkasindan agti yakmam gerek..bi odevim var cem karacaya karsi bunu gerceklestirmem gerek..ama olmuyor beceremiorum..gerektiginde laf ebeligi yapan ben "onu cok ozleyecegim" demekten baska bir sey soyleyemiorum.. 59 yasindaymis cem baba..aslinda hic de oyle gozukmuyordu..sahnede yoruluyordu son zamanlarinda..agir gelmisti hayat..cok agir..olmayacak dostlarim bir seyler soyleyemiorum gozlerim dolmadan..ama en azindan kendi ustume alindigim sarki sozlerini yazabilirim aglayarakta olsa..bunu soylemem gerek..beni edebiyatla tanistiran adamdir cem babam..nazim hikmeti ahmet arifi ondan ogrendim..su an neysem cem babama borcluyum bi de..bu gün sen çok gençsin yavrum hayat ümit neşe dolu mutlu günler vaat ediyor sana yıllar ömür boyu. .. ne yalnızlık, ne de yalan üzmesin seni... doğarken ağladı insan, bu son olsun bu son... söz cem babam..durdurabilirsem aglamami sayet bu son olacak..söz baba..söz..
solunum yetmezliğinden ölmesi aslında anlamlı. yani, zaten bu ülkede zamanında kendisine solunumu o kadar zorlaştırdıklarını düşünürsek stokladığı oksijenle iyi bile yaşadı. çok bile yaşadı rahmetli. bir de bayağı bir pay sarfetti o oksijenden.. körük gibi sesine. insan sanatçılar ölünce bir gün öleceğini daha rahat kabullenerek yaşıyor.erkin koray lütfen kendine iyi bak. karanlık güçlerin parmaklarıyla şakıyor lanetli şom elllerim.sıra sana gelmesin. sen ölme bari..
ardindan yazilanlara hos bir seda eklenmis paris'ten... alinti www.bianet.org dan...hoşçakal cem karaca! kim ne derse desin...isterse onun "kızıl elmacı bir türk veya köktendinci bir islamcı olduğu" yazılıp çizilsin, türkiye ermenilerinin, ulusal kimliklerinin oluşumunda, "protest songun babası"nın kendisine rağmen de olsa, rol oynamış olduğu bir vakıadır. 09/02/2004 raffi a. hermonn bia (paris) - sadece «ergenlik» ya da «gençlik» yıllarımın «idolünü» değil, erivan'dan taa tours üniversitelerinde «öğrencilerin gelmiş oldukları ülke diliyle şarkı söylemeye» davet edildiği toplantılarda, şarkılarını söylemekle yetinmeyip, onun alevi - azeri peder bey ve hıristiyan ermeni valide hanımıyla, ortaya çıkan müthiş zengin kimliğini ve türkiye'deki yerini, durup dinlenmeden anlattığım «protest songun türkiyeli babası» cem karaca'mı kaybettim . cem karaca'nın ; mutlaka, valide hanım'ının hıristiyan ermeni oluşu üzerinde durulmayacak «o zaten kendisini türk kabul ederdi» gibi, kolay ve sanki «panik» içeren, ona acele ve zoraki yapıştırılan etiketler söz konusu edilecek.kim ne derse desin.istense onun «kızıl elmacı bir türk veya köktendinci bir islamcı olduğu !» gibi (cem karaca'nın deyimiyle) «kasıkların tutula tutula gülüneceği» sözler yazılıp çizilsin, türkiye'deki ermenilerin, ulusal kimliklerinin oluşumunda, kendisine rağmen de olsa, rol oynamış olduğu bir vakıadır.çatlayalım, patlayalım, veya alınlarımızın ar damarları fırlasın isterse. kimsenin, geriye giderek tarihin değişemeyeceği gibi, red edemeyeceği bir durumdur bu.aslında ; herhangi bir ülkede, toplumun «çoğunluğa ait olduğu» iddia edilen bir sanatçının «azınlık»a ait bir halkın ulusal kimliğinin belirlenmesinde, rol oynamış olması, onur duyulması gerektiren bir tavır olması beklenirken, türkiye'nin tersine, bir kompleks duyarak, bundan rahatsız olacağı ve olduğu da bilinmektedir .1960'ların sonundan beri ; yaşayan ermeni azınlığın, türkiye'de yükselen, muhalif gençlik hareketlerini, kendisine yakın hissetmesi, bir tesadüf olamazdı. ermeni azınlık ; çoktandır yüksek sesle söyleyemediği şikâyetlerini, nihayet dile getirebilecek bir kürsü olarak, bu gençlik hareketlerini bularak sevindi.tabiî ki çoğu ; bu sevinci pasif yaşarken, çok azı da, yer üstü ve yeraltı sol örgütlerde, bilfiil görevler üstlenerek, hatta kurucuları arasında yer alarak, aktif olarak yaşadı !türkiye'deki gençlik hareketi, kuşkusuz kendi «kültür»ünü ve sonuçta «idoller»ini de doğuracaktı. işte cem karaca bu hareketin idollerindendi. ermeni (genç) azınlık için ise ; kendisi tarafından sıkça dile getirilmezse bile, milyonların idolü olmuş birisinin, kısık sesle de olsa, ermeni kökenli olmuş olmasının bilinmesi, bir övünçtü. övünçler ise, ulusal kimliklerin oluşmasında en temel öğelerdi. onun ; (o yıllarda, ermeni kökenli, tanınmış türk sanatçı veya siyasetçilerin, mutlak surette kendi asıllarını, büyük titizlikle, saklamış olduklarını hatırlarsak) benzerlerinin tutumuna inat, ermeniliğini inkâr etmemiş, her vesilede, mezun olmuş olduğu «esayan özel ermeni lisesi» ve değişik ermeni kültür derneklerine gidip, çatır çatır ermenice konuşup, anılarını anlatan, irma felekyan toto'nun da oğlu olmuş olması, işte ermeni azınlığın kendisinden haklı bir gurur duymasını ve bu gururun da, ermeni ulusal kimliği'nin oluşmasında, kuşkusuz olumlu bir etki yapıyordu.1970-80 arası ; «yüksek sesle ses çıkarmayan, ancak kimin ne olduğu konusunda hayli 'derin' bilgilere sahip» ülkemizin ilgili birimlerinin, arada sırada, her ne kadar medyadan gizlenmek istense de, şu veya bu "türk" sanatçının «aslında ne olduğu !»nu anımsatan tutumlarda bulunması, ermeni ve diğer azınlıkların, kendiöz kimliklerine daha da sarılmasına yarıyordu.devletin ; "asimilasyoncu" politikalar üretme arzusunun telaşlı histerikliği, ona ... kendince "türk olmayan !" unsurlara karşı, amansız bir baskı uygulaması yaptırtıyor, ancak bu "telaşlı uygulamalar" silahın tamamen ters tepmesine neden oluyordu.sürekli: «ya bana benze, ya da çek git !» tavrı«madem senden saymıyorsun beni, o zaman benliğim büsbütün kuvvetlenir, bir yere de gitmem, farklı olduğumu hatırlattığın için, sana teşekkür ederim !" tepkisini doğuruyordu, sosyo-psikolojik olarak.işte ; 70'lı yıllarda, cem karaca'nın, büyük bir ihtimalle "kır atın, sivaslı ermeni fedai murat'ın simgesi olduğunu" bilmediği ve dolayısıyla bunu aklının ucundan bile geçirmeyerek bestelediği "beyaz atlı şimdi geçti buradan" şarkısı, mit tarafından "ermeni propagandası yapıyor !!!" gerekçesiyle yasaklanıyor, durup dururken "cem karaca" ve "ermeni" isimlerinin, yan yana anılması, türkiye ermenilerinin, içten içe, cem karaca ismi üzerinden "ulusal kimlikleri"nin perçinleşmesini sağlıyordu.yeni dünya sanat topluluğu ile, o yıllarda, türkiye'nin "protest song" şarkıcılarına vokalistlik yapmış olmam, bir gün beni, cem karacayla şahsen karşılaştıracak ve küçük dilimi yutmama neden olacak kadar, yavaş ama düzgün, ermenice konuştuğuna tanık olduğum, ergenlik ve gençlik yaşlarımın idolü cem karaca hayranlığımın, dalga dalga büyümesine, neden olacaktı ...robert college'de okurken, okulu astığı günler, sevgili valide hanımı'nın, peder bey'e söylememesi için, sanki "gizli kod"u bulmuştu cem karaca ... anneciği irma felekyan toto'ya ermenice "mamacigıs" yani "anneciğim" diye başlayıp, ermenice konuşması, küçük cem'in affedilmesini sağlıyordu.küçük cem'in ; "anadilini" öğrenmesi karşılığında, minnacık afacanlıklar yapması, hatta bazan okulu asması, anneciği tarafından hoş görülüyordu. insan bu koşullarda öğrendiği "anadil"ini hiç unutur muydu ? imkânı yoktu."ses" dergisinin, geleneksel "liselerarası altın ses yarışması"na, 76'daydı sanırım, ilk kez bir ermeni lise : özel karaköy getronagan ermeni lisesi de katılıyordu. bu okuldan yarışan delikanlı "ermeni" ismi anons edilir edilmez, harbiye'deki spor - sergi sarayı'nda, on bine yakın gencin yuhalamasıyla, sahnede bulmuştu kendini. ancak karaca'nın "bugün sen çok gençsin yavrum !" şarkısını, evvelalah, söyledikten sonra, kendisini yuhalayanların, şimdi çılgınlar gibi alkışlamaları, mâsum ve tatlı intikamının almasına neden oluyordu ... üstelik, (moda olan bir başka karaca şarkısı) "parka"nın istenmesi, hatta tezahürat sonucu, tribünün çöküp, seyircilerin, "rıza silahlıpoda-ritim 68" orkestrası üzerine düşmesine neden olmasıyla, hınzırca sevinen gencin, yıllar sonra bu satırları yazacağı akla gelmezdi tabiî ... ermenistan'ın ; bugün en başarılı, sivri zekâlı, müthiş nüktedan, günlük gazetelerde siyasi ve sosyal karikatürleriyle tanınmış sanatçısı sukias torosyan 1992 yılından itibaren karikatürlerini artık "toto" diye imzalamaktadır."azg armenian daily" adlı günlük siyasi gazetede (ermenistan'da) çalışırken, irma toto felekyan, yani cem karaca'nın "mamacığı"nın vefatı nedeniyle, yapılan görkemli cenazeyi, türk gazetelerinden çevirmiş, deneyim ve yorumlarımla, kendisi, mehmet ve cem karaca hakkında, tam sayfa yazmıştım. bu yazı vesilesiyle, yer yerinden oynamış, gazeteye şahsen gelen, telefonla arayan insanlar, daha ayrıntılar istemişlerdi. en ilginci ; her gün birlikte mesai yaptığımız karikatürist dostumun, gözleri dolu dolu, yanıma gelip, babasının beni mutlaka görmek istediğini iletmesi olmuştu .... evlerine gittiğimizde, çekmecelerden, özenle resim ve mektuplar çıkmış ve ..."bu o, onlar değil mi ?" diye ürkek sorular sonrasında, bir zamanlar, giyim şekli, konuşma tarzı, şarkı söyleme stili, ama her şeyiyle taklidini yapacak kadar, "hasta"sı olduğum "idol"üm, sevgili cem babanın, öz be öz kuzeniyle, erivan'da aylardan beri, farkında olmadan çalışmış olduğumu anlıyordum ...o gece ; masalar donatılmış ve benden cem karaca ve ailesi hakkında konuşmamı, konuşmamı ve konuşmamı dinlediklerini, beni dinlemeyip içtiklerini hatırlıyorum, işte o günden beri, ermenistan'ın en kaliteli siyasal-toplumsal karikatüristi (aynı zamanda, opera sanatçısı, tiyatrocu ve senarist) sevgili sukias torosyan, irma felekyan'ın sahne adı "toto"yu kendine isim olarak aldı ve bugüne dek, eski sovyetler birliği coğrafyası gazetelerinde çıkan karikatürlerini, böyle ("toto") diye imzalamaktadır.bunun "kirvesi" olduğumdan dolayı, türkiye'nin değerli sanatçılarından birinin adını, ermenistan'ın değerli bir sanatçısının, adını değiştirerek, almasına vesile olduğum için, bugüne dek kendimi mutlu hissetmekteyim.ne acayip bir şey bu ya rabb'i ?!cumartesi akşam ... paris'in ermenilerin yoğun olduğu, alfortville'de, eski istanbullu bir ermeni olan vahak'ın lokantasındaydık. sabaha dek ermenice ve türkçe şarkılar, havada birlikte raks ettiler. her zamanki gibi, benden bir cem karaca şarkısı istediler. ve ben ... ilk kez olarak istemedim söylemeyi, sesimin yorgunluğunu bahane ederek, o saatlerde cem babayı ebediyete yolculadığımızı bilmeden...gerçi ; "son sözünü" söyleyemeden gittin cem baba, çünkü son yıllarda, yeni bir söylem, yeni bir mesaj geliştirememiştin. kendini çok yorduğundan olacak belki de ... ama bugüne kadar, bana ve milyonlarca "gence ve genç kalanlara" tüm verdiklerin için sana teşekkürler borçluyuz !nur içinde yat cem baba !
turkiye'de iki buyuk ses var ,biri cem baba digeri muzeyyen senar,cem baba gitti,soylenecek her sey soylendi,geri gelmez yeri de dolmaz,muzeyyen senar için de allah gecinden versinden baska ne denir hayat kacıyor elimizden,gazetede her gordugumde mutlaka gidelim cem baba'ya bak filan tarihde suradaymıs demeden cevirmezdim sayfayı artık soyleyemeyecegim
olumunden sonra medyanin ilgisizligi, en az olumu kadar beni şok eden kisidir. baris manco'nun oldugu gun ve cenaze gunu gosterilen ilginin onda biri gosterilmedi cem karaca'ya.. bunun altinda siyasi bazi kotu kokular bile gelmiyor degil burnuma.. sunu bir kere acikliga kavusturalim baris manco benim turkiye'de en cok sevdigim sanatcidir, o yuzden kesinlikle hayiflanmami siyasi bir tarafa cekmeyelim. lakin cem karaca'nin tek sucu en verimli doneminde 6 yil ulkeden uzak tutulmasi miydi? 70'li ve 80'li yillarda dogan insanlar baris manco'yu cem karaca'ya gore daha iyi taniyorlar cunku baris ile buyuduler cem ile degil, ama bu cem'in baris'a gore daha basarisiz, ya da daha az kaliteli oldugu anlamina gelmez. benim gozumde kalite bakiminda baris manco ile cem karaca esittir. gerek muzik, gerekse efendilik ve kultur birikimlerinde ikisi birlikte bu ulkenin sanat camiasinin basini cekerlerdi. hatta cem karaca'nin sesi baris'a gore cok daha guzeldir. ama konumuz bu degil tabiki, tum kanallar (ntv haric) cenazesinden en fazla iki dakika goruntu gosterdiler. boyle bir adamin cenazesi canli yayinlanir arkadaslar. hangi program varsa o anda, yayindan kaldirilir.. ben onemli olaylarin yasandigi gunun ertesinde cikan gazeteleri biriktirir ve arsivime koyarim. simdi 1 subat 1999 ve 2 subat 1999 tarihli gazetelerin mansetine bakiyorum bir de 9 subat 2004 gunkulere bakiyorum.. boyle olmamaliydi.. turk medyasi benden koca bir sifir almistir cem karaca'nin olumu ile..
muhtemelen olumunden sonra milletin akli basina gelecek ve sarkilari yeniden yorumlanacak, ama kotu taklitler olacaktir bunlar buyuk ihtimalle.
gerek babamin ikazlari gerekse kendi acizligimden dolayi gidemedim bugun cenazesine, evet ugurlayamadim onu son yolculuguna, eslik edemedim dudagimdaki aci tebessümle, oysa o, ölümle hayatin arasindaki ince cizgiden bahsetmisti günün birinde bana, babam hastanedeyken ziyaretine gitmis, benim yapamadigimi yapmis, kendisine duydugum o üstün saygi ve sevgiyi katlamisti, ama ben gidemedim bugün son kez onun yanina.. en son fikret kizilok u ugurlamis, kendimle mücadele etmistim, ama bukez hersey cok farkliydi, cem amcamdi o benim, birlikte büyüdügüm, kahkahasiyla costugum, hüznüyle sakinlestigim.. tüylerimi diken diken eden o tamirci ciragini gözlerim dolarak dinlerken, izlerdim o büyüleyici farkliligini, daha hizli atmasina neden olurdu o eşsiz sarki, o zamanlar minicik olan yüregimin.. kizim derdi bana, gurur duyardim, sonra imzaladi bi fotografini ve uzatti, dedi belki ben ölünce degerli olur, al sakla bunu, gülmüstük o zaman simdi ise dudaklarimi sizlatiyo bu hafizamda özenle saklanmis o anin fotografi.. miydem bulaniyor, canim aciyor ve aglamak istiyorum doya doya, belki delirdim ben ama, diyorum ki ben türkiyeye geldim sen terkettin bizi be cem amcam, isaretmiydi bu diye soruyorum simdi kendime.. öylesine hayat doluydun ki, o kadar farkli bakiyordun ki dünyaya, ufacik bir cocugu bu derece etkileyebildin.. ve belki kimbilir daha nicesini.. sen dalga gectin kendi ölümünle ama ben beceremedim.. affet beni cem amcam.. insanlarin dedigi gibi, son görevimi yerine getiremedim.. ama biliyorum ki önemi yoktu senin icin, önemli olan hissetmek ve hatta hissettiginle dalga gecebilmekti.. ve o zaman son sözümü iletiyorum sana, lütfen orda da fazla kacirma viskiyi, kendine iyi bakmanin zamani geldi sanki.. evet biliyorum, beceremiyorum, mizah anlayisim yetersiz kaliyor böyle anlarda... huzur icinde yat ve, en güzel hayati sen yasadin su dünyada, sen gercekten yasadin ve yasattin, bunu asla unutma.
dünyanın onsuz eskisi gibi olmayacağını bilenler için, bu topraklarda bir cem karaca olabilmenin bedelini tahmin edebilenler için, bir efsanenin toprağa dönüşüne tanık olunan gündü bugün. bir dönemin kapanışı.sesinle, müziğinle, her daim dimdik duruşunla, içimizi çok acıtarak özleneceksin.
bu topraklarda doğmuş olmanın en buyuk tesellilerinden, en guzel duyguların en sarsıcı sesi...nasıl dinleyeceğiz artık, hep bir yanımız eksik. hep kahır, hep kahır, hep kahır.bıktım be...
aslında turk halkının buyuk bir kesimi tarafından sevilmezdi cem baba cunku o halkın gozunde anarşistti,koministti,saclı sakallı hippiydi,barış manco gibi duzenle uyumlu,babaannelerin,dedelerin hoşuna gidecek şeyler soylemiyordu,isyan ediyor,eleştiriyordu,sanatıyla değil davranışlarıyla yargılandı halkın gozunde senelerce,yurda dondukten sonra da eski arkadaşları yargıladı onu,kimselere yaranamadı bu memlekette,şoyle gumbur gumbur bir "de lan"çektigi icin cem baba'ydı
memleketine dönebilmek icin yaptigi davranislardan, aldigi tutumlardan dolayi en ufak bir elestiriyi dahi haketmeyen, anlamsiz sekilde sig politize ortama sokusturulmus bir ülke de sanatindan cok siyasi tercihlerinden dolayi elestirilmis rahmetli sanatci. elestirenlere tavsiyem ilk firsatta kesintisiz 10 sene yurtdisinda yasamalari seklindedir (bkz: yasamadan bilinemeyecek durumlar).
"benim sevdigim bu kisiyi nasil sevmezsin, nasil sanat adina ortaya koyduklarina bayilmazsin, kisiligine takilip sanatini neden elestirirsin" diye sarlayanlar, kabarik dunya denyolari listesine bir numaradan giris yapanlar evvelce de oldu. lakin olmadan olmuyorsa ben de soylemeden gecemiyorum: cem karacanin sesini ya da yaptiklarini, ya da kimligini mukemmel bulmak, baskalarinin mukemmel bulmamasi ya da begenmemesi ile uyumlu bir beraberlik yasayabilir. birinin subjektif begeniye acik bir konuda bir fikri, olusu savunmasi, begenisini dile getirmesi bir olusu elestirmesi digerinin fikrini eritip, tuketmez.cem karaca yasarken soyledigim, olumunun tazesinde de soylemekten cekinmeyecegim uzere benim tahammul sinirlarim icerisinde bulunan bir ses rengine ya da muzik anlayisina sahip birisi olmamistir. cem karaca sarkici kimligi ile degerlendirildiginde -k a n i m c a- tirt, besteci kimligi ile degerlendirildiginde -b a n a g o r e- soyle boyle, disariya yansittigi kisiligi ile -f i k r i m c e- fasarya bir insan sifatini kazanmis ise, bu dusunce "ben katilmiyorum, yaniliyorsun, alti delik antalyalisin essek sipasisin!" soylemleri ile degillenemez. sevmedigim, sevmedigimi hatta kiminden nefret ettigimi soyledigim yuzlerce adam var sozlukte. yarin mustafa sandal olse gitse, "mustafayi sevmeyen sikkafali otisabi kina yak!" diye diklenenler ile muhatap olacagimi biliyorum. ama takdir ediniz ki insanlarin olmesi bir anda takdir ve onaylama kriterlerimizi sifirlamiyor. entryleri insanlarin olecegini goz onunde bulundurarak, bugun ve gelecekte bir dusunceyi, fikri ifade etmesi icin yaziyorum, lutfen dikkate aliniz. cem karaca dort basi mahmur, kendi halinde, etliye sutluye karismaz bir adam midir ki, sevmedigimiz, tahammul edemedigimiz dile getirildiginde tepkilerin ayari kaciyor? alabildigine proaktif, agresif, laf altinda kalmaz, tepkisini sakinmaz bir yapisi vardir. boylesi bir kisiligi "norm" belirleyerek "seven"lerinin benzer bir kimlige sahip kisileri "negatifliginden oturu" elestirmesi adaletsizlik degildir de nedir? cem karaca ailesini beslemek icin "tesekkurleaaaar turkiye" diyerek ulkenin en yiyici, en mafya ruhlu olusumlarindan birine para karsiligi, zaruretten de olsa, keyfiyetten de olsa saksakcilik yapmayi kendisine yakistirimissa (ki uzan grubu turkiyenin yegane nakit odeme kapisi midir? bordro ve odemelerde monopol mudur, tekel midir?), buna mukabil kamunun da tepkisini goze aldigini, almis oldugunu kabul etmek zorundayiz. cem karaca, bulend karpat midir ki, ensesine tokati basip istediginizi soyletmek, huyuna suyuna bakmadan ovguler duzdurmek mumkun olsun? hayatta kendisine cizdigi yol, rota belli olan bir kisinin faaliyetlerinin elestirisini ne bir "donem" anilari, ne de gorece super sanatci kimligi durduramayacaktir. "cem karaca gecen gun starda cok igrencsin" in cevabi "cdlerini dinleyin, muzigini hatmedin, bunu dilerim" dilek kipiyle olamaz. her olus kendisini ilgilendiren kosullar ve gerekceler ile savunulur. cem karacanin star gazetesine hizmet etmis olmasi da, nakit ihtiyaci ve darligi ile izah edilecek ise, cem karacanin neden "kaliteli sanatci" olmak hazir degerine ve niteligine ragmen "paraya darlanmasi"nin da izah edilmesi gerekir. cem karaca "meslege" girmeye calisan bir hevesli midir ki boylesi teklifleri ve firsatlari mevcut birikiminin uzerine cikararak degerlendirmektedir? cem karaca halkina bu denli siktiri cekmis midir de, yiyiciligi ayyuka cikmis bir kurum bunyesinde calismayi, alternatif bir is, kazanc kapisi bulmaya tercih etmemektedir?bu kadar hayrani, seveni olan cem karacanin egri bugru bir iki konser tertiplemesi ile dahi elde edecegi nakit, stardan uzun sureler karsiligini bile alamadigi (belki de hic bir zaman alamadigi) nakti katlayacaktir. aksini iddia edenleri dinlemeye hazirim, lakin "tesekkurlear turkiye" reklami sirasinda muhatap oldugum ilgili ajansin odeme konusundaki tutarliligini bilen (ki ortama yakin olan herkes bilir), cem karacanin gun boyu "parami yollayin " demeye gelen muteaddit telefonlar actigini bilen birisi olarak: "nakte dardi, bu isi yapti"yi ben yemiyorum. buyurun bilmeyen birine melodramatize edip yedirin. ya ozalin elini opmesi, fethullah dergahina kaykilmasi hadisesini nasil izah edecegiz? ozalin elini mutesekkir oldugu icin opmus oldugunu degerlendirelim. turkiyenin sayili egitim kurumlarinda ogrenim gormus cem karacanin bir ulkenin hukumet baskanina saygi ve sukran belirtisi olarak "el opme"yi dogru etiket belirlemesi olacak sey midir? bir tesekkur mektubu, bir tel, bir demec, bir el sikma yetmez miydi? "oyle mutesekkir kaldim ki gidisindan opuvermisim" nasil bir tavirdir, neyle izah edilir? haydi diyelim akli karisti, costu 1 50 boyundaki turgut ozalin (ki hic sevmedigim birisidir, oldugu halde bu duygu baki kalmistir) elini opmek icin 90 derece aci alarak akrobasi yapti. insanlik halidir: lakin bunu elestirenlere "memlekete dondugum icin donek diyorlar. o zaman donegim, ohhh dondum be" diyen de ayni fikri hur, vicdani hur kisi degil midir? memlekete donmek icin akreditif tutulmus, soyle de bir sart konulmus olabilir mi: "turgutun eli opulecek, o kadarrrrrrr!". haydi boyle bir sart konulmus olsun, cem kara pasaportunu damgalattiktan sonra, ozalin elini siksa, tesekkur ederim dese, "cem karacayi elimi opmedigi icin zaptiyelerimle fizana suruyorum" denilmesi mumkun mudur? cem karaca her faaliyetinin izahini kendi yapabilirken, birden butun temize cekilmeleri neden erkin koray ve cahit berkaya yuklenilmektedir? art niyet, bet niyet mi bilmiyorum, insanlarin zihnini okuyabilen birisi degilim, gorunen koyden anladigim budur.fethullah ve avanesinin sempatizani, destekcisi olmak da mi goz ardi edilmelidir? cem karacanin sanatci kimligi ya politik kimligi purist, kisisel midir ki, karsit politik fraksiyonlarda sekmesi ilgi cekmesin? cem karaca kisi olarak mi, ornek olarak mi bir donemin sembolu olmustur, dusunmeden, kendisi ile sinirli tutulmasini dogru bulmuyorum.insanlarin aklina cem karaca geldiginde nasil oluyor da "tek" bir kimlik olusuyor bilemiyorum. benim aklima bir cok konuya denk dusen bir cok suret geliyor, cogunu da sevmiyorum. sevmedigimi soyluyorum, sevmedigimden oturu sevilmiyorum. sevmeme hakkina saygi duymamak, fikirlerin baska baska oldugu gercegini idrak edememek hallerine sik kafalilik denildigini hatirlatiyorum.cem karaca turkiyenin gundeminde "onemli" bir isim olmus, olmayi bilmistir. bu yuzden seveni kadar, sevmeyeni olabilecegini de hatirlatir, bunun buyukluk olcutu oldugunu ek duserim.cem karacanin bilmedigim ve beni alakadar etmeyen ozel hayatinda sevdiklerine ve yakinlarina bassagligi, sabir diliyorum.
bu saatten sonra denebilecek tek şey "ben feleğin şu çarkına çomak sokayım"
ruhuma ve hatıralarıma yer etmiş şarkıları, artık benim için birer yapıt değil; ağaç, böcek gibi üzerinde fikir yürütmeme ihtiyaç duymayan nesnelerdir. müziğiyle bana verdiği hazzı, yaşamıma kattığı güzellikleri ona göstermek isterdim. fakat bu tip hislerin yazılır çizilir veyahut anlatılabilir bir yanı yoktur, ne garip.
vatana dondugunde turgut ozal'in degil semra ozal'in elini open, bunu defalarca aciklayan (ki bence hic gerek yoktu; (bkz: nato kafa nato mermer)) rahmetli muzik adami
... ah, ne soylesem hep eksik ve soylemeyi hic sevmesem de: allah rahmet eylesin.
yitip giden bir başka sembol, idol.
söylenecek birşey bırakılmamış konu ile alakalı, ama kanımca şu deyiş pek oturuyor çoğrafyamızda rahmetli için,kör ölür badem gözlü olur
fatih erkoc la yankilar'da fatih'le yaptığı söyleşide "her müzik kendi güftesinin içerisinde gizlidir" diyerek müzik anlayışını özetlemiş.
badem gözlü olduğunu ölmeden önce görebildiğim için tanrıya şükrediyorum, varsın herkes göremeyiversin.
oncelikle turgut ozal'in elini opme hikayesinin ne dogrulanabilir, ne de aksi ispatlanabilir bir durum olmadigini kabul ve fark etmek gerekli. eger "yanlis bilgi ile, gazete spotu ile, kulaktan dolma bilgiler isiginda" cem karacaya "bok atildigi, haksiz suclamalarda" bulunuldugu iddia ediliyor ise "dogru oldugu kesin olan" savunmasinin da yapilabilmesi gerekmiyor mu? oysa ki kaynagimiz ne? cem karacanin her roportajini ayni kisi ile yapiyormus izlenimi veren yener "makas agabey" susoy ve muhtelif kaynaga verdigi beyanat. hangisi hangisinden daha ustun? kurbaga?oysa ki mahut roportaja bakiyoruz: ozal'in semraya donup "iste bu cem karaca, meshur sarkicidir" diye tanitmasi (ki semranin da masallahi varmis be arkadasim. "semra, bak bu at" fisi yapilsa o kadar olur.), dilini "magic touch"lamasi cem karaca da kibar, insan tarafli baskan intibagi yaratiyor. iki magic touchta kendisini yallahlayan sistemin cocugu, dogal urunu, hasoglani ozal i enfes bulan cem karaca bu celiskiden sonra ozalin elini degil gidisini opse ne olur, yuz goz olmayip teleks ile tesekkur etse ne olur? 10 sene gurbette yasayan birisinin "aci" ile yapabilecegi seyler enteresan olabilir, lakin seneler sonra hatiratini yasatmasindaki heves?simdi egri oturuyorum, ki dogru konusayim: eger cem karaca "ozalin elini opmedim" diyor ise, bunun varsayimsal olarak curum oldugunu kabul edelim, adaletin karsisinda boynumuz bukuktur: iyi niyet karinesini isletir, yalan soyledigini degil, soylemedigini kabul eder, temize cikaririz. bu beni ikna edecek midir? hayir. ve fakat itham altinda kalmasina engel olacak midir? ona da hayir. zira "kabahat" kabul edilen sey adli bir sonuc dogurmamaktadir. cem karaca turgut ozalin elini optugu ispatlandigi anda hukuki isleme tabi olmayacaksa, suclama ve rahatsizligin dile getirilmesi de bu "amac" ile yapilmiyor ise, meselenin "oznel" tarafini idrak etmek gerekmiyor mu? bu temel fikrasi degil ki "tilkinin kuyrugu suya degdi degmedi" detayina omrumu vehmedeyim: cem karaca olayin akabinde yasattiklari ile yasanmic olabilecekler adina olumlu sinyaller yollamisligi olan birisi degil idi.kimsenin "gelecegini garantiye alamayacagi" ihtimalini bir an icin goz ardi ederek "ailesine bakmasi gerekiyordu, yapti" demeyi dogru bulmuyorum. aile kurmak, coluk cocuga karismak sanildigi ve goz ardi edildiginin aksine ciddi, alabildigine yukumluluk doguracak bir istir. aile kurmak "nohut oda bakla sofa" denklemi ile ancak konformizmi doruklarda yasayan insanlarin toplum baskisi, alternatifsizlik, gelenekcilik ve cahil cesareti ile girisebilecegi bir istiraktir (kanimca dunya uzerinde kimsenin cocuk sahibide olmamasi gerekmektedir ama, bu konuda hic bir sey elimden gelmiyor. herkes gelecegine hukmedebilecegi inanciyla, sifirdan canli yaratip uzerinde hak sahibi olabilmeyi, kendisinden sorumlu olabilmesini umabiliyor.) . cem karaca "gelecegini, guvencesini" saglayamayacagi bir birliktelige giriyor, cocuk bakmak gibi bir misyon yukleniecegini tahmin edebiliyor ise dara dustugunde "bir takim yollar" denemek zorunda kalabilecegini kestirerek hareket etmesi, "ileride muhtac olmak da var" diyerek etliye sutluye dokunmaz bir cizgi tutturmasi gerekmez miydi? "kulturlu" oldugunu bildigimiz cem karacanin suncacik turkiye ve "yorgun savasci" yapma kulturunden haberdar olmamasi, olasi sey degil.251 sarki yapmis, kitlelerin sevgilisi olmus birisinin "iki konser" yapmasi neticesinde bir yil yatacagi gibi bir iddiada da bulunmamisken, ne idugu belirsiz bir para ugruna uzan grubunun propaganda kanalinin adina (ki kendileri bandrolsuz kasetten daha vahim olan, manipulatif pop medyasini kurmus, istedigini kral, istedigini maymun etmis bir kurulus degil midir?) tesekkurleaar etmesi olacak sey midir? emek denen mevhum verilebildigi surece devamlilik icab ettirmiyor mu? "iki konser yapayim, yatayim" tipi konserve sanat anlayisini reddeden bir yapisi yok muydu rahmetlinin? hem bir sanatcinin "ac acikta" kalmasinin birinci derecede sorumlusu kendisi degildir de kimdir? ve her sanatci bunu goze alarak sevdasini yasatmaz mi? cem karaca gibi "egitimli, zeki" birisi bordro mahkumu olsa "ac acikta" kalir miydi? bonus: bu kadar seveni, takipcisi olan birisinin "ac acikta kalmasi ihtimali" sadece bandrolsuz kaset, korsan yayin ile mi izah edilebilir? zengin olmamak eyvallah, hali vakti yerinde olmamak amenna, ama cem karaca gibi birisinin ac acikta kalmasi? cem karacanin bu baslikta da dile getirilen (yine kesinlik arzetmiyorsa da) "yasam bicimi"nin gecmiste icine dustugu kimi durumlara sebebiyet vermis olabilme ihtimalini nasil goz ardi edebilir miyiz? igneyi de cuvaldizi da "sevenleri" kendine batirip, "degerini bilemedik, hakkini veremedik" kerbela ayinine gecmezden once, bunu dikkate alsalar olma mi?okuz degiliz, herkesin zor donemleri olur. aile kuruldugu zaman ustesinden gelinen ve gelinebilecek gibi gorunen olasi problemler, bir gun olanaksizlanir. ama boylesi haller ancak yasar usta kivaminda insanlarin basina geldiginde sempati unsuru olur, cem karaca gibi aktif politik kimligi sarkiciligi ile basabas hatta, el ele giden imaj birikimine sahip birisine degil. insaniyet eksikligim mi? bilmiyorum, "dava"sini sova dokmekten cekinmeyen insanlardan sova yonelik finaller beklemek de benim ayibim olsun. (isin garibi kendisini kimilerinin milad kabul ettigi "once"si ve "sonra"si da dahil olmak uzere samimi bulmadigimi belirtmek, hic bir doneminde ne devrimci erdemi, ne de eyup peygamber sabri beklemedigimi de ilistirmek isterim. yaptigi hareketler hem benim deger yargilarima gore, hem de kendi sunumunyla degerlendirildiginde celisir, tutarsiz isler olmustur. bir bahtsizligi varsa, bahtini sopa ile kovalayan da sanirim kendisi olmustur.)cem karaca fikir degistirmis, dun inandigina, bugun inanmaz, dun inanmadigina, reddetigine bugun inanir olabilir. kimseyi robotek bellememek lazim, insan fikrini her yasta degistirebilir, dun sosyalist our, bugun fethullah nuru sacar, ozalin magic touchini tanir, mayasindaki "deger"leri sahiplenir. ama her degistirilen fikri ve akabinde gelen soylemleri takdir mi etmeliyiz? sanmiyorum.hemen hemen her konuda "acik fikirli, akilci, mantikli, adil" hareket eden, ya da ediyormus gibi yapabilen insanlardan, su olasiligi da dogma listelerinden cikarmadan kivami tutturamayacaklarini hatirlatmak isterim:bir insanin 251 sarki yazip, soyleyip bir cok kisiye ulasmis olmasi sevilmesi, sevilmemesi sesinin essek anirmasina benzemesine engel degildir (3000 sarki yazsa fikrim degisir miydi? bilemen). "tesbihte hata olmaz" diye subjektivitenin bireyi baglayiciligini irdeleyen guzel bir sozumuz vardir. eger "su su ozellikleri olan adama essek gibi aniriyor diyemezsin! dersen sikkafali listesine girersin!" diyebilmis birisi bu dayatmayi genel gecer bir dogru olarak degil de, kendi iktidarina yineleyecek ise, yinelesin. boylesi bir dayatmanin ancak bireysel sinirlar icerisinde anayasal hukmu olacaktir. eger nicelik yanlislari dogru yapiyor olsa idi, "ben otisagabeyim! binlerce entryim var, bir cok sevenim, sevmeyenim var, isbu halde essek sesli dediysem, essek seslidir" saptamam da tartismasiz dogru olacakti. oysa ki sayilardan bagimsiz, elde var bir muhasebesi yapiyorum: cem karacanin yasarken, ve simdi kayitlarda yasayan sesi bana hep esek sesini andirdi, esek ve turevi seslere tahammul edemeyen kisisel zevkimin sinirlari disinda kaldi. olumunun uzerinden su kadar gun gecti, veya gecmedi diyerek entryimi silmememi, editlemem beklenebilir mi? bir cok seveni olan birisinin ardindan yasarken sevmedigini dile getirmis birisine sahlanip "haydi simdi de essek gibi aniriyor desene? donerek lafini geri aldin! "diyerek numayis yaratmaya calismanin cem karacanin sevenlerine, acisini paylasanlarina ve acisini paylasma fiiline faydasi nedir bilemiyorum. uzum mu, bagci mi? iyi niyet mi, art niyet mi? entryim ve tarihi sabittir. bu konuda ne bir entryimi editledim, ne de fikrimi degistirdim, basa donun ve yeniden baslayin.(not: rahmetli oleli su kadar gun oldu, bu kadar zaman oldu diyerek kronometre tutanlara, boylesi onermelerle mesaj hanemde alan israfi yapanlara "rahmet" kavramina inanmadigimi, insanlarin yasarken biraktiklarinin olumunun ardinda da animsanip, yoruma acik bulunulabilecegini animsatmak isterim. ebu leheb ve ebu sufyan gibi "rahmet"lilere tebbet yeda ebul lebebin ve teb demeyi matbu ve mesru kilmis bir dinin (veya herhangi bir dinin, inancin) ve kulturun "olulerin ardindan konusulmasin" ricasinda bulunmasini manali ya da yerinde bulmuyorum. bir gun bunlari yazan ben, ve onun bu dunyadaki aksi olan otisabi de olecek, o vakit icinden gelenler "otis oldu, 40 gun gecsin, girisiriz." diye beklemeyiniz, girisiniz. vasiyetimdir.)
(bkz: merhaba gençler ve her zaman genç kalanlar)
milliyet gazetesinin iddiasına göre (niçin iddia dediğimi birazdan açıklayacağım) fetullah gülen'e şöyle bir mektup yazmış kişi:" muhterem fethullah gülen beyefendi! yücelerin en yücesi allah size uzun ve sağlıklı bir ömür sunsun. sunsun ki, bizler de zat-ı alinizden müstefid (faydalanan) olalım. istirhamın odur ki; siz, size çok ama çok iyi bakın. zira size ihtiyacımız var. hem bir 'cem' olarak, hem de hakk'ta cem olmayı bilenler olarak.nazik ve ince ve de fedakâr bir osmanlı türk münevveri olan zatı-ı aliniz ki mağrur ve mahzundur. bu vatan ki gurbetine, hasretine ve uğruna ölüme bile razıyız. biz, sağlığınıza ve varlığınıza muhtaç ve duacıyız. bu temenninin halka halka açılacağını ümit etmekte değil bilmekteyim. sıhhat şartlarınızın el verdiği en kısa sürede kendinizden daha çok sevdiğinize inandığım yurdumuzda buluşmayı ümit edersem, acaba yüce yaradan'dan çok mu şey isterim."cem karaca'nın böyle bir mektup yazdığı haberi bir iddia olarak kalmaya mahkum zira haber gazeteciler ve yazarlar vakfı başkanı harun tokak'ın açıklamalarına dayanıyor. tokak karaca'nın bu mektupları göndermeden önce kendisine okuttuğunu iddia ediyor. şimdi bunu böyle yazıp yorumsuz bırakmayı tercih ederdim ama "madem yazdın ne demek istiyorsun kardeşim, ne olmuş yani mektup yazdıysa" diyenler çıkacaktır. ben bir solcunun fikir değiştirip müslüman olmasında çok da tuhaflık bulmam. insanlık halidir, olur. ama fetullah gülen'le bu derece bir yakınlık kurmak başka bir şeydir. anti-kominüst fikirleriyle bilinen, hatta gençliğinde duvara yazı yazan solcuların öldürülmesini talep eden, 1990'larda ise kafasındaki türkiye tasarımı için her türlü imkanını seferber eden ve bu niyetini "herkesle diyalog" gibi zırvalarla süsleyen, bu dönemde hem devletle, hem solcularla, hem müslümanlarla iyi geçinmek için her türlü pr çalışmasını yapan, bülent ecevit'i bile kafalayan bir tarikat liderini bu derece yüceltmek açıkçası şahsen pek (hadi ecevit jargonuyla konuşayım) içime sindiremediğim bir şey.
sağ ve sol cenahtan grupların sahiplenmesinden dolayı aslında sahipsiz kalan eski tüfek müzisyenlerimizdendi. allah(cc) rahmet eylesin.
aynı gün iki farklı ortamda müziklerini dinlediğim sahipsiz bırakılmış müzisyenlerimizdendi.ilk dinlediğim mekan : fethullah gülencilerin nt kitabeviyidi ikinci dinlediğim mekan ise kadıköyde bulunan, sol ağırlıklı bir kitabeviydi.
bence artik cem karaca uzerine yapilan tartismanin ve karsi fikirde olanlarin diger tarafin laflarinin altinda kalmamak icin kasmaya calismansinin bir anlami yok. isteyen begenir, isteyen begenmez kendisini.. kimine sesi cirtlak gelir kimine muhtesem.. lakin benim esas deginmek istedigim konu kendisinin 59 yillik omrunun farkli bolumlerinde savunmus oldugu iki farkli ideolojik gorusunu problem haline getirmektir.. simdi bazilarimiz diyor ki efendim 70'lerde ne kadar iyiydi, iscinin, emekcinin, ezilenin yanindaydi, 1 mayis'ta cikar mertce turkulerini soylerdi, sloganlarini atardi, sonradan ne oldu, neden sagcilarla isbirligine gitti, neden fettullah gulen ile yakinlasti falan.. arkadaslar sunu unutmayalim ki her insan hayatinin farkli donemlerinde farkli dusunceler icine girebilir, cok normaldir, lakin bu daha once dusunduklerini kesip atmasi, onlari artik savunmadigi anlamina gelmez.. asagidaki son roportaji, bu konulara parmak basmasi acisindan ehemmiyetle okumanizi oneriyorum.. bakin, tevfik fikret'in mesrutiyet oncesi siirleri ile bu donem akabindeki siirleri ayni paralelde mi gidiyor? tabiki hayir.. simdi bazilarimiz sunu diyecektir, yok kardesim bir adam 30'unda ne ise 60'inda da ayni olmali, savundugu fikirleri oyle 180 derece degistirmemeli.. kimsenin fikir degistirdigi yok, ben buna katilmiyorum.. diyorlar ki baris manco 60'li yillarda da milliyetciydi, 90'li yillarda da, cem karaca 70'lerde nazim derken 90'larda fettullah diyordu.. evet, olabilir ama bunu niye negatif anlamda algiliyorsunuz onu bir turlu cozemedim.. ben burda fettullah gulen'i de savunmuyorum, iyi adamdir, kotu adamdir demiyorum, ama cem karaca onun faydali oldugunu dusunuyorsa bu cem karaca'nin inancidir, bu yuzden ona kin duymak anlamsizdir.. siz seversiniz mehmet'i, cem sevmez.. siz sevmezsiniz ayse'yi, cem sever.. bu kadar basit.. neden fettullah'i sevdigini de asagidaki roportajda aciklamis zaten.. siz de fettullah basliginda onu neden sevmediginizi aciklayin.. boyle cikar bu memleket aydinliga.. bir ikinci gorus olarak su da dusunulebilir.. cem karaca zaten solcular tarafindan sevildigini biliyordu ve hayran kitlesini arttirmak icin sagcilarla yakin iliskiler kurmaya calisti.. e bu da bir yere kadar dogru olabilir.. ne de olsa 80 ihtilalinden sonra gitgide sag dusunce dominant guc olmaya basladi turkiye'de.. cem de belki sadece giderek kuculen bir kesime hitap etmek istemedi.. baris manco ile arasindaki 7 kayip seneyi boyle kapatmaya calisiyordu belki de.. tabi diger taraftan su da soylenebilir, tamam da bu sefer onu seven solculari kendinden sogutmadi mi?.. bu da dogrudur can dostlar.. yani ne diyorum, o da dogru bu da.. baris ne demis, egri egri dogru dogru egri bugru ama yine de dogru.. kimileri rahmetlinin, kendi cenazesinde neden tekbir getirilmesini istedigini anlayamamis ya da hayal kirikligina ugramis.. niye hayal kirikligina ugruyorsunuz arkadaslar? siz tekbir getirmek istemiyorsaniz, alirsiniz bir walkman yaniniza, takarsiniz kulakligini, varin dinleyin seyh bedrettin destanini, millet tekbir diye bagirirken siz de borkluce'nin kahramanliklarini enfes bir yorum ile dinleyin, mutlu olun.. demek istedigim odur ki, siz 70lerin cem'ini gorun, halime de 90larin cem'ini gorsun.. ne var bunda yani!!.. sonucta kazanan cem olsun..iste roportaj (olumunden 1 hafta once yapilmistir ve bu haftaki aktuel'de yayinlandi, ben ise haberazzi adli web sitesinden buraya taşidim):1979 yılında yurtdışına çıkıp arandığınızı öğrendiğinizde hemen kapattınız mı türkiye defterini?gittim ve arkamdan bana gel dediler. avukatımı arayıp sordum, cem sakın ha gelme dedi. ardından gazetelerde bir haber çıktı. 200 sene hapis cezası istiyorlardı hakkımda. kabahatim 1 mayıs şarkısı söylemek ve nazım hikmet'in mezarının türkiye'ye getirilmesi için talepte bulunmak. üstelik bana gel dedikleri zaman hilton oteli`ne çağırmıyorlardı ki. gereksiz bir kahramanlık olurdu dönmek. bazı insanlar türkiye'ye döndükten sonra seni tıpkı mao zedung gibi bekliyorduk filan dediler. almanya'da bir kızıl ordu çekirdeği kuracakmışım; türkiye'de ve başka ülkelerdeki türklerin katılımyla çığ gibi büyüyecekmiş; türkiye'ye gelecekmişim ve askeri iktidari devirecekmişim. allah, allah ya! türkiye'ye dönmek isterim, ama askeri iktidarı devirecek olan ben miyim? ben devirememki, devirecekse halk devirir.vatan haini suçlamasından sonra çevrenizdekilerle ilişkinizde değişiklik oldu mu?hemen, anında! daha önce sokakta karşılaştığında bana sarılıp öpüşen insanlar, vatan haini ilan edildiğimde kaldırım değiştirmeye başladdı. defalarca yaşadım bunu ve ince bir kırgınlık var içimde, düzenledikleri konserlere, dayanışma adı altında yüzlerce kez ücretsiz çağıran dava arkadaşlarımdan hiçbiri bir telefon açıp da cem arkadaş; nasılsın, aç mısın, tok musun?`` diye sormadı. alllah'tan elimde altın bilezik vardı; şarkı söyleyip mesleğimi icra ederek hayatımı idame ettirdim.sürgündeyken gerçekleşen turgut özal buluşmasında talep kimden geldi?çocukluk arkadaşım mehmet almanya'nın sesi radyosu'nun türkiye bölümünde çalışıyordu. mesut yılmaz'ın da yakın arkadaşıydı. rahmetli özal'ın da o tarihlerde almanya'ya yapacağı bir ziyaret var. mehmet gelip, başbakan özal geliyor. mesut bey'in vasıtasıyla randevu istesem görüşür müsün? siyasal düşünceni biliyorum. turgut bey'inki de ortada, belki istemezsin dedi. dedim ki bundan makul ne olabilir? türkiye'ye dönmek için gorbaçov'la görüşecek halim yok!. ülkeme dönmek istediğimi dile getirdim.dönüşün başlangıcı mıydı o görüşme?yasalar itibariyle turgut bey'in elinde yetki yoktu. vatandaşlıktan çıkarılan birini tekrar vatandaşlığa almak anayasa suçuydu. a ncak cumhurbaşkanı bunu yapabilirdi ki; o da kenan evrendi! vatandaşlıktan çıkarıldığım olağanüstü dönemi başlatan kişi yani! haliyle, o görüşme sonucunda bir şey olmadı. zaten görüşme basına yansıdı ve olay cem karaca, tugut özal'ın elini öptü ve özür diledi şeklinde yer aldı.öpmediniz mi?öpmedim tabii ki! vallahi de billahi de... bir kere turgut bey'le aramızdaki yaş farkı, elini öpmemi gerektirecek kadar büyük değildi. semra hanım'ın elini öptüm, nezakettenfethullah gülen'le cem karaca arasında bir yakınlık var mı?fethullah gülen çok saygı duyduğum bir insan ve aşağı yukarı bütün kitapları var elimde. bence, türk kültürüne milli eğitim bakanlığından daha fazla katkıda bulunan biri. 400 okul açmak az buz bir iş değil. yakıştırılmaya çalışılan yobaz, mülteci gibi sözleri hak eden bir adam olsaydı okul yerine kuran kursu açardı. türkiye cumhuriyeti'nin en asli görevlerinden biri türki cumhuriyetlerde yıllardır uğradıkları asimilasyon sonucu unuttukları türkçe'yi latin alfabesiyle öğretmektir. ama bu işi daha çok gülen yapıyor.karşılaştınız mı hiç?evet. cemaatin vakfı olan gazeteciler ve yazarlar vakfı'nın kuruluşunda karşılaştık.size yaklaşımı nasıldı?son derece iyiydi. kitaplarını imzalayıp gönderdi. hala telefonlaşır, konuşuruz. ama kesinlikle hocam, hocam espirisinde yaklaşmadım. fethullah gülen beyefendi, dedim her zaman. çünkü o, inançlarını yaşayan gerçek bir beyefendi. bundan dolayı nasıl yargılayabiliriz ki bir insanı! inançların yaşıyor ve kendisi gibi düşünmeyenlere de zorlama yapmıyor. fethullah beyefendiyle böyle bir iletişim içine girince, bazı demokratik kitle kuruluşları (aziz nesin vakfı, çağdaş yaşamı destekleme derneği vs.) daha önce beni programlarına davet etmiş olmalarına karşın birdenbire beni istenmeyen adam ilan etti... ücretsiz katılmayı katılmayı kabul etmiştim o programlara. çünkü aziz nesin gecesi'ne katılmak için para istemeyecek kadar aziz nesin'e saygısı olan bir adamım. ama son anda ihraç ettiler kadrodan. hangisi doğru? kendimi bir kitleye adamak istemedim, ama kitle bana sahip çıktı. sahiplendi ve sen ancak bizim işlerimizi yaparsın dedi. unutmamak gerekiyor ki, bu memlekette komünistlikle suçlanan nazım hikmet de komünizt partisi`nden ihraç edilmişti. kim daha önyargılı onu merak ediyorum. fikret kızıkok gecesi düzenlendi, çağrılmadım. kızılok'la kişisel yakınlığım dışında müzikal yakınlığım da vardı. ölümünden önce kendisiyle en son konuşan kişiyim.bir kaç sene önce devletin sanatçısı olmaz dediniz. ama başka bir röportajda özal zamanında protokoldeydik, şimdi portakalda bile değiliz dediniz. bu çelişki değil mi?bahsettiğim, devletin protokol geleneğiydi. bu protokol geleneğini rahmetli cumhurbaşkanı fahri korutürk başlatmıştı. cumhuriyet bayramlarında filan sanatçıları, aydınları köşk'e çağırıyorlar ve bir kokteylle ağırlayarak onurlandırıyorlardı. onu kastetmiştim.size göre, sanatçı-iktidar/devlet ilişkisi ne boyutta olmalı?sanatçı-iktidar veya devlet ilişkisi olmaz. devlet sanatçısıysa hiç olmaz. devlet sanatçısı uygulaması, antikomünist olmakla övünen ülkelerde hiç olmamalı hele. çünkü tipik bir sovyetler birliği uygulamasıdır. çağırırmış stalin sanatçıları, devlet lehine şunu yazın, bunu yazın dermiş. nazım`ın bile bu yüzden çok büyük sitemde bulunduğu bir şiiri vardır: çek çorbamdan bıyıklarını, bıktım her yerde senin heykelini, taştan tunçtan alçıdan gibilerden bir şiiri var. bu, çok totaliter rejimlerde rastlanan bir uygulamadır. iktidarın işi, gerekli anayasal-yasal düzenlemeleri yaparak sanatçının önünü açmaktır.türkiye'nin ilk fan club'ı sizin için kurulmuştu: cem karaca'yı sevenler kulübü. şimdi gözönündeki herkes için birkaç fan club var. fan kültürünü nasıl değerlendiriyorsunuz?kendi söylemek isteyip de söyleyemediklerini söyleyen biri var. üstelik onlara bu işi müzikle ve sanatsal yaklaşımla sergileyen bir adam. ve müzik, sinemadan sonra en kolay algılanabilen sanat dalı. ama popülerleşmek çok ciddi bir laf. popülerleşmek iyi mi, yoksa yozlaşmanın başlangıcı mıdır!siz de dönemizinde popülerdiniz.popüler kelimesini bilinen anlamında kullanıyorsak, popstar yarışmasından elenenler bile benden daha popüler. ama bu onların doğru bir kültürel amaç için ne yaptıklarını sorgulamaktan alıkoymaz bizi. bir de popüler kültürden rant sağlayan, prodüktör dediğimiz kesim var. türkiye`de işini doğru yapan prodüktör sayısı bir elin parmaklarını geçmez. unkapanı`nda kendine prodüktör diyen adamlar, birini alyor; allıyor, pulluyor, bir iki albüm yapıyor, suyunu iyice sıkıp atıyor bir köşeye.bugünkü dinleyici kitleniz kimlerden oluşuyor?70`li yıllarla bugünkü durumu kıyaslayamayız. bugün 12 eylül`ü atlatmış; çevresini, kendisini, dünyayı sorgulamaya başlamış ve pozitif seleksiyon dediğimiz olumlu tercihler peşinde giden bir üniversite gençliği var. bunların içinde uçlar da var. ama uçlara fazla gitmeyen, sorgulamasını bilen ve gerçekleri soran bir gençlik de var. sanırım o gençliğe ve kendi kuşağıma hitap ediyorum.yaşlandığınızı hissediyor musunuz?türkçe şarkılar söylemeye başladığımda, sahneye çıktığımda söylediğim bir laf vardı. halen söylüyorum: "merhaba gençler ve her zaman genç kalanlar". şimdi genç değilim, 60 yaşıma geldim ama bir şey hatırlatmak istiyorum. anthony quinn`in de 70 yaşında çocuğu oldu...cem karaca, sağlığına bakmayı bilir mi?yok! o işi hanım aldı üzerine. özellikle bir şeye de dikkat etmemeye çalışıyorum. ama vitamin filan alıyorum.bektaşilikle içili dışlıyıminanç dünyanız nasıl?1945 doğumluyum. müslüman bir babayla hıristiyan bir annenin evladıyım. bektaşilikle de biraz içli dışlıyım. tabii ki, dini kültürün getirdiği bir ortamda yetişmiş olmam, çok yönlü bir bakış açısıyla tanrısal ve uhrevi kavramlara bakmamı sağladı. bunu da eksi olarak görmüyorum hayatımda. evimizde bir günden bir güne, babamla annem, dinsel inançlarından dolayı birbirlerine herhangi bir şey söylemedikleri gibi birbirlerinin dini bayramları hatırlayıp kutlarlardı...koşullardan dolayı, baskıları düşünerek inancınızı kapattığınız oldu mu?70'li yıllarda siyah-beyaz ayrışmasının olduğu dönemde, kendimi beyaz saflarda konuşlandırdığım için, karşımızdaki insanlar da islamiyet'i ve allah kavramını belki de doğru yorumlayamadıklarından bizleri kafir, zındık, münafık ilan etmişti. etki-tepki kuarlı işliyordu. biz de o zaman münafıklıktan payımıza düşeni yerine getiriyorduk.
bu asla bir turan değil muhteşem bir tufandır ..iki gözüm bu işin yok sağı solu..sözleri ile son yıllardaki değişimini açıklamış usta kişi.
cem karaca sahsında, vakitsiz kaybettigimiz daha onlarcası adına ortak hislerdir asağıdakiler;yüzlerce satır, binlerce kelime, on binlerce harf yazmısız ve gorunen o ki daha çok yazacağız. hepimiz baska seyler soyleyecek muhtemelen. ama o ve onun gibiler hakkında daha karalayacak pek cok var hala. kimimiz belki gereginden fazla duygusallasacak, kimimiz abartıp kufre kacacak. ama genel cogunluk onların plaklarını calmaya, dinlerken kederlenip bi sigara daha yakmaya devam edecek. hakkında ne kadar polemik donse, dogrunun en oldugu pek anlasılamasa da, tek gercek herseye ragmen hala dinledigi olacak.cem karaca yı kaybettigimizin ilk gunuydu, ana haber bultenlerinden birinci haber olarak girmisti vefaatı. kerameti kendinden menkul bir kac haberci her zaman oldugu gibi yasarken degeri bilinmedi, emeginin karsılıgını alamadı bu toplumdan, omrunun son yıllarında barlarda sarkı soylemek zorunda kaldı minvalinde cumleler zırvalamaya basladılar. sonradan belki de bu denyoların gazına gelen dostları arkadasları, aile uyeleri aynı konsept icerisinde sitemlerini dile getirdiler ekranlardan.tum bu laf kalabalıgının icerisinde olumune mi uzulmeliyim yoksa belki kasıtlı, belki cehaletten belki yasanan acının buyuklugunden, ben ve benim gibi milyonlarcasının yuzune bir iftiraymıscasına savrulan sitemlere mi bilemedim. aynı tip zirvalar barıs manco, sadri alisik ve daha nicelerinin vefatından sonra da konusulmustu. ve her seferinden olumun kalbimizde yarattıgı acıya ragmen, bi dolu kufurle doldurmustu agzımı.elimden geldigince bi iki satır karalıyarak bu zirvalara cevap vermek niyetindeyim. cunku beni ziyadesiyle rahatsız etmekte;oncelikle duygu somurusu yaparacak rating pesinde kosan tv.ler. herseyden once yasamlarında, olum haberleri kadar zaman ayırmadıgınız sanatcılara, son yolculuklarında yapılan sahte vefa gosterisini kimse yemiyor, bosuna ugrasmayın. cem baba ve benzeri sanatcıları ekrana cıkarmek icin herseyi yapmanız gerekirken, 2 tane klibi dondurmek icin bi de ustune ustluk para istediginizi bilmeyen yok bu ulkede. zaten bu bildiklerimiz sayesinde bi coklarının yaptıgı kufure kacan elestirilere aldanmıyor, bayhanmıs, petekmis popstarmıs gibi zırvalar kadar degeri bilinmedigi, saygı gormedigi yalanına kanmıyoruz. medyanın starları ile halkın gonlunde yer tutanları ayırmasını cok da iyi biliyoruz. deger, kadir kıymet bilmeyen birisi varsa populizmden baska bisi pesinde kosmayan, sahte gundem yaratmılarına imkan tanımayan gercek sanatcıları goz ardı eden medya ve onun aslında bizlerden biri gibi olan ama ruhunu seytana satan calısanlarıdır.barda sarkı soylemek zorunda kaldı diyenlere;emegin karsılıgı alınamayan, yarısından cogu yoksulluk sınırının altında ucretlerle calısan insanların memleketi burası. sabahtan aksama kadar it gibi calısılan, konserve balık misali evden ise gidip gelinen zor hayatların memleketi burası. halkın kalbinde yer edinen gercek sanatcıların da yokluk cekmesi kadar doğal bisey olamaz. zaten aksi olsa baska insanların hayatlarını anlatır, baska duyguların temelleri ile beslerler sanatlarını, ve binlercesi ekranlarda yer alan, kodamanların metresi kokonaların jigolosu olurlardı zaten.korsan albumleri tezgahlarda yer alan, mp3 leri elden ele gezen sanatıclardır cem baba gibiler. alım gucu yuksek olmayan, konsere giderken acaba kac para diye dusunen insanlardır onlar. bi takım kevaseler gibi hisarda, sadece davetiye dagırtarak konsere cıkanların pesinde kosmazlar. memleket yokluk cekmisse, cem baba da yokluk cekmistir. ve bundan dolayı sikayetci oldugunu da sanmıyorum. inandıgını yaptıgı, kendine inanlara eserler urettigi icin bar koselerine cıkmak zorunda kaldıysa hic de gocunmaz bence. ki zaten paragoz tv. kanallarının, holdinglerin reklamları icin maziden cekip cıkardıgı medya maymunu yaptıgı sanatcı musvettelerinin hangisi haftada 2 kere bi barda cıkacak da, o mekanı surekli dolduracak biraz durup dusunmek lazım.bilakis, son 20 senede gundemin ve medya pompalamasının bu kadar yon degistirdigi ve arttıgı memlekette, 30 sene oncesine kadar giden sarkıları yenileri ile harmanlayarak haftada iki uc gece mahseri bar kalabalıklarına soylemek, hala begenilmenin ve isteniyor olmanın en buyuk gostergesidir.aslıdan bana ne oluyor da ustume alınıyorum bu zavallıların sitemlerini diye de hissetmiyor degilim. ustelik vicdanım da rahat. sanırım, olur ha vicdanı rahatsız olması gerekirken, duygu somurusune devam eden terbiyesizlerden bi kacı kazara okur da, hani olmaz ya, bisiler batar bi yerlerine diye yazdım sanırım bunca cumleyi.
http://www.zaman.com.tr/...;trh=20040214&hn=14399
vefatinin ardindan hayranlari tarafindan acilan web sitesi: http://www.cemkaraca.gen.tr/
hep kıskanırdı barış manço'yu, onun gibi, bir şubat sabahı gitti...
ağıdını bile kendi yakıp giden kahraman !(http://www.derkenar.com/cemkaraca/ilknurkar.shtml)umarım ölüm sana sırıtarak gelmiştir cem baba. (bkz: #1417876)oğluna dediyse de bu sözleri aslında kendine ve tüm anlayanlaradır:gam,keder,elem,tasa,gurbet,hasret,dertler geçer gider elbet bir merhaba,aci kahve,hatir sorma ve dostluklar yasar elbet simsiki sev,sen,sevmeyi bazan,almadan da vermeyi istanbul sehri malin olsa olümden öteye köy,yok ya gün olur,devran döner,akar seller,kalir kumlar kavusuruz eser yeller,yagar karlar,gelir bahar,açar güller koklasiriz sultan süleyman'a kalmamis ha babam dönen su dünya babanin tapulu mali olsa kefenin cebinde yer yok ya papazin essegini kovala dur ali'nin külâhini,veli'ye uydur aldat dur! aldan dur! oglum hayat bu mudur? iste agaç,iste deniz,iste toprak,iste hayat budur oglum iste eller,iste gayret,iste ekmek,iste hayat budur oglum basini dik tut,hiç egme sen aklina ve yüregine güven cagini bil çagina yakis güzelliklerle yaris
kendisi dün gece itibariyle çaldığımız barın yakınındaki bi otelde kalıp , müzik sesinden rahatsız olduğunu polislerle gelip söylemiş büyük tepki almıştır..
bir konserinin ardından izlenimler için, (bkz: cem karaca konseri kısmi zirvesi)
yıllarca kart sesli , vatan haini olarak tanıtılan insan. oysa dinlediğim ilk şarkısı olan namus belasından itibaren benim için sadece sanatı , şarkıları , yüreğiyle dinleyenleri ağlatan yorumudur kendisi ,bir de değeri vaktinde anlaşılamamış bir büyük sanat müzik adamı.
sakin donme gibi muhtesem bir ask bitince dinlenen ilk sarkinin sahibi
ya adam iyi muzik yapti yapti idolojisini dusuncesini bosverelim boyle kabul edelimedali gelin tamirci ciragi parka nobetcinin turkusu bir ogretmene agit son derece sik parcalar
çok çok yetenekli bir insandı.ama sırf siyasi kimliği yüzünden, hiçbir konuda hiçbir yeteneği olmayan bir takım insanlar ona konserinde "dönek!" diye bağırma hakkını kendilerinde görmüşlerdir.bu kadar yetenekli insanların siyasetten niye uzak durması gerektiğine güzel bir örnektir aslında cem baba
paltoya para yok ki,o da parka giyecekdiye diye nida eden bir guzel insan. az once mp3 leri karistirirken bir tuhaf oldum. baris manco ile yaptigi dueti, parka yi, kaptani, tamirci ciragi ni dinledim ustuste..uzaklara daldim gittim oylece gidenlerin ardindan. uzaklara dalip gidince ozledim o gidenleri..hem de cok..
-günaydın cem abi.-günaydın çocuklarrr.bu bile yeterdi. biraz daha kalsaydı keşke.
ozlenen buyuk sanatci. cok salak bir milletiz; adamla ayni gorusu paylasmayanlar sirf bu yuzden yuklendiler ona, sanatina devam etmesine izin vermediler. ayni gorusu paylasanlar da donek yapti koskoca cem karaca'yi. sucu neymis ki, kimin ne alip veremedigi var, niye? huzur icinde yatsin.
öfkeli sesini özlediğim.
(bkz: 33 kurşun)
hollywood'da yeni moda olan yaşamöyküsü bazlı filmler furyasından (bkz: ray) (bkz: walk the line) esinle "bizde filmi çekilecek kim var" diye düşündüğümde aklıma gelen ilk insan. hem değişik ve çalkantılı geçen yaşamıyla gerçekten ilginç bir öykü sunduğu için, hem de rahmetlinin müziği toplumun büyük çoğunluğunca sevildiğinden düzgün bir cem karaca filminin başarılı olmaması için hiçbir sebep göremiyorum.
çocukluğumda gittiğim bir paskalya ayininde narlıkapı kilisesi önünde elime bir miktar para sıkıştırıp merhum annesi toto karaca için mum yakmamı istemiş bakırköylü müthiş sanat adamı.
"sıtma görmemiş ses" cümlesinin sözlükteki karşılığı...
ne zaman herhangi bir şarkisini duysam paramparca oldugum adam.bunu aciklayamiyorum.belki özlemekle ilgilidir.ayni seyi baris mancoda da yasamistim.sonra asik mahsunide,tanju okanda,fikret kizilokda,ahmet kayada.düpedüz aptallik bu, birisini sevdigini ancak onu kaybettiginde anlamak.öylece,sorgusuz sualsiz tüm dogalligiyla tanrinin, bir cocugun hayatina girisi gibi sarkilariyla hayatima giren bu insanlari sevdigimi kendime söyleyememek.ama bu kez ayni hatayi yapmayacagim.şimdi cem babanin "sen duymadin" sarkisini dinlerken cilginca bagirmak istiyorum: ben var ya ben, sezen aksuyu, neset ertasi, orhan gencebayi,erkin korayi cok seviyorum.
fethi pasa korusundan bogaz koprusunu izlerken onun sarkilarini dinlemek onun sarkilarini soylemek ayri bir dunya olusturmakti o an. tum dertler tum sikintilar bir yanda kalırdı. sadece dostlar, aglatan asklar ve tabi ki cem karaca...
bir an aklımdan, "sadece nefes alıp verişini bile uslu uslu dinlerim..." demek geçti ama o an kendime geldim, dedim ki "saçmalama, artık çok geç böyle şeyler demek için..." yarılmadığım, beni kendimden geçirmeyen şarkıları da var. ama bir adam, dadaloğlu'nu, namus belası'nı, nöbetçinin türküsü'nü, ne bileyim işte, onu, bunu, mahveden hemen tüm şarkıları kendisiyle bütünleştirdikten sonra nasıl "aleladeden az üstün" bir statüde kalabilir ki dinleyenlerinin gözünde? tamirci çırağı'nda, özellikle "arabanın kapısını açtım girsin içeri" derkenki o sesi, o bitmişliği verebildikten sonra, bu kişi nasıl diğer güçlü sesi olan ya da iyi şarkı söyleyen insanlarla aynı kategoride olur? olamaz. cem karaca'dır. o'dur.ve ben onu canlı dinleyememişimdir.ve bunun müsebbibi olan ablamı da, pek affedecek gibi durmuyorumdur.(bkz: sen de başını alıp gitme ne olur)(bkz: çok yorgunum)
sesinden ayn i cemin bulbuluyum'u dinleyebilmek isterdim. enfes soylerdi eminim.
mutlaka yavrum adında bir albümle yad edilen büyük usta .
tamirci çırağını o söylesin, ben ağlayayım.*
mahkeme kararıyla, dna testi için mezarının açılmasına karar verilen koca çınar. yok efendim emrah karaca oğlu değilmiş, kendisi de aslında ölmeden önce dava açmaya hazırlanıyormuş, vırt zırt vesaire... mezarını miras için kurcalayacaklar belki, ama o yine de size acı acı gülüp geçecek. ve izninizle: (bkz: #1255862)
ogluna yazdigi ve oglu icin soyledigi onca sarki-turkuden sonra -agir darbe etkisi icin bkz: bu son olsun- mezarinin acilmasina sebep olan kisinin oglu emrah olmasi kotu bir saka gibi... actiklarinda cem karaca'yi mezarinda ters donmus vaziyette bulabilirler.
televizyon makinasında yeni albümünün tanıtımı vesilesiyle hatırladığım ve onun hakkında ne düşündüğümü ekşiyle paylaşmak istediğim müzisyen. özal'a müteşekkir olması, onu ülkesine kavuşturduğu içindir. (daha iyi bir sebep olamazdı) starın reklamına sesini vermesi, paraya ihtiyacı olduğundandır. (iyi müzisyen olması onun karnını doyuramamıştır.)süleyman demirel 'i en iyi siyasetçi ilan etmesi, süleyman demirel'in gerçekten iyi bir siyasetçi olmasındandır. (bkz: siyasetçi)öldüğünde alkışı değil, tekbiri tercih etmesi; onun inançlarından ve sadece müzik icra ettiği zaman alkışlanmayı istediğindendir. (kimse inançlarından veya vasiyetinden ötürü aşağılanamaz)dönmüştür, çünkü hayatının "izm" lerden ya da "tutarlı" sıfatından daha önemli olduğunu anlamıştır. (çünkü hayatın provası yoktur, herkes hayatını istediği gibi yaşama hakkına sahiptir. )dönmüştür, çünkü kadere inanan bir insan olarak, gençlikte coşkuyla ve her şeyi göze alarak savunduğu fikirlerin, zaman içinde ne kadar işlevsiz kaldığını, aslında hayatta başka yasaların işlediğini aynı kader ona göstermiş ve onu ne pahasına olursa olsun ülkesine döndürmüştür. ve ne yazıktır ki, onun düştüğü bu durum acımasızca eleştirilmesine neden olmuş, bu eleştiriler onu çok acıtmış ve belki de bu acıya ve aşağılanmaya sadece alkolle katlanır duruma gelmesine neden olmuştur. (hızla yaşlanmasının nedeni muhtemelen bütün gün içtiği ucuz şaraplar, gün boyu neredeyse hiç bir şey yememesi ve çok az uyumasıdır.)kendisinin ağzından duyma ayrıcalığına sahip olduğum "mutluluğun tanımı" şöyledir. (cem karaca'dan önce başkaları söylediyse bilemem, ben onun yalancısıyım): mutluluk sürekli değildir. mutlu hayat yoktur. sadece pause'a basılan anlar vardır.
vefatından sonra uğurlanmasında alkış yerine tekbir istemesinin müzisyen kimliğiyle de ilgili olabileceğini düşündüğüm rahmetli usta. zira üstadın müziği köklü bir müzikti. anadoludan beslendiğiyle övünen bir müzikti. iş bu noktada ıtri'nin segah tekbiri anadolulu bir müzisyen için alkıştan çok daha manidar olsa gerektir. bilir ki segah tekbir'in değeri deha ile eştir. evet üstad müzikten iyi anlardı. millet bu tekbir meselesinde niye bu kadar takıldı anlamıyorum. inançları konusuna da girmek istemiyorum (bkz: bektaşilik)..
o kadar yalan dolan, adiliğe rağmen; öldükten sonra bile yapılanlara rağmen bir yerde adı geçtiği zaman, sesi duyulduğu zaman insanların yüzünde o eşsiz gülümseme, o güzel, üzgün ama ümitli hali görmek bile yetiyor.. parçalarının yeniden seslendirilmesi, sanatçı seçiminden dolayı, her ne kadar bana kısmen popüler amaçla yapılmış olduğunu hissettirse de, yine de güzel bir duygu.. "unutmadık" der gibi geliyor kulağa.. çok çok güzel bir duygu.
duyguların mütercimi..neşet ertaş'ın neredesin sen'ini belki sahibinden bile güzel yorumlayan..
safinaz şarkısında arabeskvari havalarda çilingir sofrası enstantanesi canlandırılırken sesinin sadri alışık'a ne kadar da çok benzediğini görerek şaşırdığım merhum..
bütün şarkılarının bozulmamaları için yasaklanması gerektiğini düşündüğüm büyük sanatçı. zira yeni yetme pop, rock, nu metal gruplarımız albümlerine koyacak daha fazla saçmalık besteleyemedikleriı anda bu adamın şarkılarına sarılıyorlar ki bu da beni derinden yaralıyor.
türk tarihine damgasini vurmus ender yüce insanlardan biri. 60 li 70 li yillarda firtina gibi esen iki üc isimden biri. erkin koray bir yandan eserken, bir diger yandan da baris manco esip savuruyor. erkin baba daha bir mütevazi, siyasetle alakasi olmayan bir memur, memur, müzigin, gitarin, rock 'in memuru. fakat baris manco daha bir siyasi, daha bir icten gelen ses, daha bir alisik tini. baris manco, sermiyor tabulari yere. farkli bir ses getirmiyor müzige türk felsefesine. baris manco o sebebten mütevellit seviliyor hemencecik halk icinde, zira o ses kendi sesin o halkin. zira o bir muhafazakar, o bir milliyetci. fakat cem karaca farkli. sagci halkin gözüne sol eliyle birseyleri sokuyor, cem karaca bir seylerin suflörü. daha önce hic duyulmamis bir ses cem karaca, daha bir rus kokuyor nâmeleri. daha bir sol, sag halkin üstüne. o yüzden tutunmasi güc gibi geliyor. isci diyor, tamirci ciragi, aga kurallarini yikiyor yeri geldiginde, zira cem karaca türkiye'de bir promete. baris manco nun muhalifi oluyor bir zaman sonra, birr daglar daglari sürerken piyasaya büyük bir istirak gücüyle, digeri namus belasi diyor kanayan parmaga isercesine. ve daha sonra bu muzikal savas, baris ile sonlaniyor. baris manco hakkin rahmetine vasil iken arkasinda bir gözü yasli adam birakiyor, adam da adam he, öyle pabucu dama atilacak cinsten olmayan. sonralarinda sah mat mi padisah mi isimli bir eser ile ideolocyadaki yoldaslarini sükut-i hayale ugratsa da baris manco taraftarlarinin tüm sempatisini, sevgisini ve saygisini üstüne cekiyor. ne oluyor sonra? üc bes zibidi, cem karaca sarkilarinin üzerinden para kazanmaya yelteniyor, yazik oluyor cem baba nin ismi anilmadan o sarkilarin terennüm edilmesine. iste efendim, bir yildiz daha böylelikle kayiyor avuclarindan türk kültürünün az olan kiymetlerinin.
birkaç haftadır anısına çıkarılan albümle ilgili yapılan spekülasyonlarla beceremediğimizi sonunda başardığımız,yattığı yerde kemiklerini sızlattığımız insandır kendisi...gün itibariyle eksisozlukculer okan bayulgen i neden sever başlıklı yazıda şöyle bir paragraf geçmektedir:"bakın bilginiz olsun, cem karaca'yı hayatında en çok mutlu eden olaya habertürk imza atmıştır. bizzat eşi hanımefendi, "cem karaca'nın en büyük hayali bir yılbaşı özel eğlence programına davet edilmekti. yıllarca trt'ye çok kırgındı hiç davet edilmediği için.onun hayalini habertürk gerçekleştirdi. cem o gün çok mutluydu ve bana artık ölsem de gam yemem dedi" dedi..."oysa habertürk'çülerin gazeteci kimlikleriyle hatırlamaları gerekir ki,herşeyden önce uzun yıllar boyunca kaçak olmadan, yasaksız bir şekilde memleketine dönebilme hayaliyle yanmıştır cem karaca...yılbaşı gecesi programlarına katılma hayali de genel itibariyle seksenlerin dünyasında dansözler için geçerli bir düştür ancak...gerçi hata bizde tabi,hala kimden ne kadarını görebileceğimizi öğrenememişiz;habertürk'ten bu kadar...konuyla ilgisi yok,sevdiğimiz bir şarkı sözü vardır;"ne habersin ne türksün,seni gören yollara dökülsün"**
bu ülkenin yetiştirdiği en iyi sanatçılardan biridir. her iyi sanatçı gibi değeri anlaşılamayanlardandır. bir acayip adamın böbürlenmesine sebep verir bazen, bir saçma çekişmede adı geçer. oysa hepsinden başka bir söylemek istediği vardır. kimsenin anlamadığı insanlardan biridir cem karaca, tıpkı tanju okan gibi. turgut özal ın elini öptü evet. evet öpmesiydi keşke, ne kadar isterdim ben o eli öpmemesini ama şeyh bedrettin destanında dediği gibi şartların gerektirdiğiydi belki. şartlar işte o allahın belası şartlar. hepimizi yontan, hizaya sokan, sivri köşelerimizi düzleştiren, bizim o bildik aynı yolda usulca kayıp gitmemizi sağlayan şartlar. evet buyuz biz. ya da geç herkesi bana gel. evet buyum ben. ben uyuyorum şartlara evet ben kaybettim direnme gücümü ne yazık ki. evet isyan edemiyorum artık, artık o kadar bıkmışım ki bu aynı oyunlardan, sesim bile çıkmıyor. söylemek isteyipte söyleyemediklerimizi söyleyen insandı cem karaca. hep hicazkar sesinde dile getiriyordu isyanımızı. hep ''naber nitekim gene geldi şapka'' diyordu. hep içimizde yarım kalmış, tamamlanmamış, eksik bir şeylerin tamamlanmasıydı. gün gelip bir kızı sevmek, gün gelip bir padişaha isyan etmek demekti. hiç bilmediğim bir aşkı bana anlatan insandır cem karaca. gülhane parkında polisin bile farkında olmadığı ceviz ağaçlarını göstermiştir bana. hasan kalesindeki savaşları, parkadaki kurşunları, namus belasına yatılan yılları, tamirci çırağının aşkını öğretmiştir bana cem karaca. ben kaçtıkça beni yakalayan, ben kaçmadıkça benle muhabbete dalan, türlü farklı isyanlar anlatan bir sestir cem karaca.bir abi var tanıdığım. çok içki içer sağolsun. onun bir sözü vardır hiç unutmam. ''içen adam derdi olan adamdır, derdi olan adam, adamdır'' derdi. ondan öğrendiğim bir şeyler var. bence bu hayata derdi olan adamlar lazım. yani söyleyecek bir sözü olan adamlar. etrafında olan bitene kafasını çevirip gitmeyen ''yahu birader noluyor burda'' diyecek adamlar lazım.cem karaca o adamlardan biriydi işte. evet turgut özal ın elini öptü. evet belki karşı çıktı bütün o onu seven insanların inandığı şeylere. peki suçlu kim ki bu noktada? kimi yargılayalım biz şimdi? cem karaca yı mı? yoksa onu bu hallere zorlayan sistemi mi? evet ben de istemezdim turgut özal gibi birisinin elini öpmesini, evet ben de tercih ederdim o eli öpmektense ''alamanya'' da yok olup gitmeyi. ama sanırım bazı şeyler daha ağır basıyor gururdan. evet ne yazık ki daha ağır basıyor.''hakikatlı dostun muydu? of de bunlar olsun muydu? can koyduğun ustan mıydı? bir uyumaz hasmın mıydı? of de bunlar olsun muydu?söylemeye korktuğumuz şeyleri söyleyen insandı cem karaca. biz her ne kadar sınavlara hazırlansak, sevdiceğimizle diz dize otursak, ailemizle öylesine bir gün geçirsek yani hiç yoktan yere hayattan çalsak ta hep aklımızın bir köşesinde olan insandır cem karaca. öylesine içerken ya da çok ciddi bir alkol komasında anıyoruz adını, hiç haketmediği gibi.
hakkında uzun uzun yazmak, konuşmak istediğim, müziğe bakış açılarını genişletmiş, seslendirdiği parçaları seslendirirken aynı zamanda yaşayan usta sanatçıdır. parçaları canlandırırken zaman zaman sesindeki acı, inişleri çıkışları, duyanın dinleyenin yüreğine, ruhuna dokunur, çığlık çığlığa bağırma isteği uyandırır.(bkz: hep kahır)(bkz: namus belasi)(bkz: obur dunya)(bkz: sakin donme)(bkz: kerkuk zindani)(bkz: islak islak)
genco sabacı tarafından kaleme alınmış biyografisi bulunmaktadır.(bkz: bir ceviz ağacı cem karaca)
sesine kurban olduğum kişi.
bugünkü sabah gazetesi haberiyle babalığı bir kez daha kanıtlanmıştır, huzur içinde yatsın..
son günlerde, ne yazık ki, babalığını sorgulayan bir son eşin hırsları ve ayıbı ile gündeme gelmiş ölümsüz müzik insanı.şuursuzluk, hırs ve ego onu asla gölgeleyemez.tüm gerçekler gibi baba olma gerçeği de ortaya çıktı.kim ne kazandı? kim ne kaybetti?ölümsüz olanlara vız gelir, tırıs gider...
son konserlerinden birinde dilinin şiştiğine emin olduğum insan. zira kendisi dört saat sahnede kalıp iki, bilemedin üç şarkı söylemişti. gerisi anlaşılması zor anılarla doluydu.
canli izleme dinleme imkanı buldugum için kendimi şanslı hissetiren guzel insan. onun olumunden sonra aklıma ilk gelen obur tarafın ne kadar guzel bir yer oldugu oldu. cocuklugumuz itibariyle ne kadar dinlediğimiz adam varsa şimdi obur dunyada muzik ziyafeti veriyo. fetipaşa'da alkolle beraber giden en guzel şarkıların sahibi benim için. dertlerimizin dışa vurumu, boğaza karşı haykırışın en güzel halkası. özlememek ne mümkün.
(bkz: müzikte sol çizgi/@evin)
küçükken ana-babadan işitilen "ne ses var adamda be yahu"ların hiçbirisine anlam veremez bi boka benzetemezdim sesini..bi bok anlamayışımdanmış..meğer o, sesine yorumuna diyilecek laf bulunamayanmış..
barış manço ile olan bir düeti için:http://www.youtube.com/...mp;mode=related&search=