cornflakegirl

fikir fikir, tatli bisey.(bkz: kisa sacli kizlar)

guney meydan bu sefer sicmayalim zirvesinin rahatsiz ile beraber gayet guzel altindan kalkan organizator; sempatik ve fotojenik* sahsiyet..

yüz kaslarına "building" uygulayıp, istediği anda default gülüş portresini alabilen uzaylı şahsiyet. fotograf albumu yapmasına gerek yok."yaa sölesene şuna...ben herkese aynı msg atmadım...hayır atmadım...ühüüü..."

"keşke komşum olsaydı bu hatun ah be ahhh" nidaları attıran insan. "mısır dersin boş mu?", "mısır sıkıldım", "mısır içelim", "mısır taksim'e gidelim"... türü hergün ağzımdan birkaç kez çıkan cümlelerin mısırı.bu aralar biraz "ay bana bir şeyler oluyor" modunda takılacağa benzese de biz onu bu haliyle de seviyoruz.zaman zaman strateji hataları yapıyor ama orta yapmak konusundaki başarılarını da taktirle izlemekteyiz. ayrıca kendisi kesinlikle nette konuşmanın yetmediği bir arkadaş. şimdi de konuşuyoz ama yetmiyor işte, yetiremiyorum. ya mısır hadi dışarı çıkalım yaaa!!.. ulen nolurdu kıtalar arası evlerimiz olmasaydı yaa?...

yardımlarından dolayı minnettar oldugum , nickiyle bende ayrı bi yere sahip,bigun tanisabilmek arzusunda oldugum insan...

güney meydanla alakası olmadığı halde minumum sıçma oranıyla, hakkıyla kotarılan güney meydan bu sefer sıçmayalım zirvesi'nin organizasyon hanımı..reytingine çok verdim ben bunun

artik yaşlanmiş bir adama genclerin zirvesinde* bir yer ayirdigi icin kendisine kocaman bir teşekkur borclu oldugum hanimmiş, kusura bakmasin yeni uyanmişim ben. ve evet, saclariniz guzel olmuş kornfileyk hanim.

caktirmadan da olsa kendisinin gece beraber bodrum'a gitme istegini gercekleştirmiş olmamin gizli mutlulugunu bana yaşatan, hanemin kapisinda cebimden sokup aldigi mustesna cross kalemimle bana didaktik soylemlerde bulunan, yanimdan gecen bir servisin caminda gorununce beni alip 10 kusur sene onceki heyecanlarima geri donduren bir varlik (insan deyip eksik tanimlamaya dilim varmiyor - ki hemen burada bir parantez acmak istiyorum, bu ilk parantezi okuyup "sana insan diyenin..." diye başlayan espriler aklina gelen arkadaşlarin itina ile boylarini kisaltirim, ormanlarini yakarim, gelmesin hakikaten kirarim kalbinizi), unidentified living object.

tatile gitmeden önce sözlükteki hijyen uyarılarını dikkate alan kullanıcı kardeşimiz.

bugun gordugum kadarıyla kendi başlıgımın altına entryi giren tek suser, kendisi zamanında tk aldıgımı tahmin etmiş, yanılmamıs da ustelik...tk ilgilenenler icin ayrıca (bkz: baydan)(bkz: yilgor)(bkz: once tk sonra htr bitmez mi yau bu cile)

her pazartesi sabahı haftaya güzel başlamak için görmemin farz olduğu şeker kız candy. artık aramaya bile gerek yok, ayaklar birbirimizin olduğu yerleri bilinçsizce bulup götürebiliyor zaten (aslında "bunun telefonu çekmiyor, kesin tb'de" mantığı her daim işe yaramıştır.)böylece beraber güzel bir pazartesi sabahı sendromu yaşıyoruz, biraz farklı olsa da- ya bak hemen 10 dk. göreyim seni derse yetişeceğim.10 dk sonra:- gitme ya geciktin zaten- gene yalan oldu ders!...

dumura uğramış...bari merakta bırakmıyım daha fazla..aramızda kalsın bu arada..*

fındık kıracağı ...

yağmurun ilk damlasıyla birlikte cama yapışan, hatta alnını cama dayayıp nefesinin camda buğu yapmasını seyredip cama yapışan saçlarını inceleyen kız çocuu. tatile doymayan, 12 saat sonra yine tatile çıkacak olan, bavulunu hazırlamaya pek bi üşenen, onun yerine yağmurun hızlanmasına ya da yavaşlamasına uygun olarak ritm tutturup "nınnırım nınnırırnım" diye şarkı söylemeyi tercih eden velet. yanına güneş yağı almayı pek tabi ki unutacak, istakoz gibi kızaracak*, arkadaşlarını özleyecek, istanbul'u deli gibi özleyecek fındık kıracağı. yanına huzuru da alıp buralardan giden yağmur bulutu.

keske yaninda olsam, dinlesem uzun uzun, hayret etsem, kizsam, sasirsam anlattiklarina, yorum kabiliyetine hayran olsam, dedikodu yapsam,yalnizliktan dem vursam ama aslinda yalniz olmadigimi anlasam, dostlugun mesafe tanimadigini, araya zaman ve mekan girse bile her seyin ayni kaldigini ogrensem, mutlu olsam cok cok, takvimler 22 araligi gosterse istanbula varsam...

bu gün ilk defa patates soymasını deneyen* yemek üstadı. bir de yanmayan ocağın üzerindeki tencereleri içindekiler yanmasın diye karıştırmasa.

dün akşam itibariyle kendisine verdiğim cici kıyafetleri kabul etmekle gardrobumun rahatlamasını sağlayan yardımsever insan. * devamlı hediye alasım var kendisine bu aralar hadi hayırlısı.

konya fethinden sonra sırada tibete kadar yürüyerek gidip gelme ve orda ben tanrı misafiriyim deyip dayak yeme ihtimali olan insancık. konya'da içtiği çayların parasını ödemediği de alınan bilgiler arasındadır, ayrıca utanmadan flaşla fotoğrafta çekmiştir*

bu aralar kronikleşen yoğun isteksizliğime rağmen ve hatta uyuklamakta bile olsam beni taksim'e götürüp açmayı başarabilen bir hatundur kendisi. rahatsiz: ya ben gitmeyeyim, eve gitcem. cornflakegirl: ya gidelim fazla takılmayız.rahatsiz: yok ben ineyim burda, hiç taksim yapasım yok.cornflakegirl: sen bilirsin :/birkaç saat sonra taksim'decornflakegirl: ben yoruldum hadi dönelimrahatsiz: ya daha yeni geldik, bunun için mi getirdin benicornflakegirl: ama hasta olcam galiba, halsizimrahatsiz: yok yok gel şuraya da gidelim.. bıdı bıdı...beraber robot projesi üzerinde çalışılası (kullanma kılavuzu yanında, istersen fişini de çekersin di mi mısır?) , gaza gelinesi (bunların hepsi böyle ya!, yok abi yok artık böyle gitmeyecek bu olay. bıdı bıdı..) insan.

elitist tavrın kulu kölesi bir insan. çıtanın altında kalanların tümüne "başvurunuza şu anda olumlu yanıt veremiyoruz. gelecek hayatınızda size başarılar dileriz." diye toplu bir mail atası var, ama kıyamıyor.

bana halaa kahve borcu olan bir kisi pesini birakmicaamin da farkinda degil galibaa

fazlasi zarar olmayacak cok sevgi hakedeni. oyledir de...

19 mayıs kıyafetleri ile bile dolaşırken bir elf güzeli tadında ortalarda süzülen übermensch. yiyecem sanırım ben bunları karı koca.

kızkardeşim olsa kesin o olurdu demiyeceğim, çünkü aslında kızkardeşim olan ama biz küçükkene çingenelerin onu kaçırıp başka anne babalara kardeş olarak verdiğini düşündüğüm, ama sonunda bulduğum can ötesi, kardeş ötesi insan.

kendisiyle daha evel tanışmıştık ve onlar galata mevlevihanesi demişti ben galata meyhanesi anlamıştım diye hatırlıyorum.*.o gün sözlük yazarı olduğundan şüphelenmiştim.evet şimdi muvaffak oldum.kendisine burdan selam ederim.tanışmamıza vesile olan bilgisayar laboratuarı görevlilerini de tebrik ederim.

çok feci şekilde karıştırdığım suser...

bir guzellik bir sirinlik muskasi, her daim guleryuzlu ve konuskan olan mualla hanim.

yaz okulunda ortak ders aldıgımı dusundum ama henuz tanısmadıgım yazar.

turkceye en hakim insanlardan biri olan bendenizin bile en az yedi (sayiyla: 7) cumle ile anlatabildigim bir durumu yalniz "guzeldi" kelimesi ile ozetleyebilen bir vak'anuvis, bir dil sihirbazi.

bir dahaki hayatına deniz anası olarak gelmesi muhtemel reenkarnativ anaç kişilik.

karşılaşıldığında her 5 dakikayı 500 konulu bir dedikodu kazanına çevirebilen süper bir şahsiyet. gereksiz laubalilik yapıldığında da buzdolabı oluyor. aman dedim, bu minvalde yaklaşacak olanları uyarayım.

(bkz: double agent)

başlamıs. mudirelik yolunda ciddi adımlar atmıs. hayırlı olsun diyorum. 1-0 onde diye cok cok kıskanıyorum kendisini*. ikimiz de verdigimiz sozleri gayet iyi tutuyoruz galiba. 3 yılımızı doldurmaya niyetliyiz. fazlaca azimliyiz. elimizde degil kısmetimiz dugumlenmiş. basiretmizi baglanmıs. napalım.*

bana şeker filan diyolar ama bu benden de şeker böyle cıvıl cıvıl , tatlı tatlı pek bi güzel insan.

bir fransiz filmini, duzeltiyorum uc (rakamla: 3) fransiz filmini cekilebilir kilabilecek yegane element, tanimlanamamiş atom numarasi ve belirlenememiş yariomru ile ne yapsam cozemedigim, haliyle anlatmakta bir hayli zorlanacagim işima kaynagi. pierre ve marie curie'ye "gotumu yiyin, en kral elementi keşfedemediniz ibibikler!" deme luksunu insana saglayan bir dogal guzellik.

hayatimdaki tum saatlere bir ceki duzen vermeyi kendine yakiştirmiş, hem de cok yakiştirmiş bir moda guru'su. my own personal "angel in gondor".artik ister istemez gozum daha cok saate gidiyor sayesinde. sokaktaki kedilere bile yaklaşip, "hişş saat 12:17" diyorum. ivit.

benim gibi sakin dingin olgun bi kişiyi defalarca aynı sebepten delirtmeyi başarmış nadir bulunur şahıs. olayla ilgili delilik katsayımı korkup telefonlarıma cevap vermeyerek arttıran gunun birinde sakinlesecegimi dusunerek ortalardan kaybolan ama sonra baska bi zaman yine aynı haltı yiyen, ozlenen ve ozleten insan. sakinim artık sakin...

guzel turkce'mize "yogurdun kaymagini alir gibi sarilmak" ve "yogurdun kaymagini alir gibi isirmak" tanimlamalarini yeni yilda hediye etmiş bir filolog, bir laf cambazi adeta.engzel yeni yil hediyesi de olabilir ama, du bakalim.

(bkz: çiçekçi çetin)ya da(bkz: yaday)

ftuff'ın isisteki hedesinde merdivenlerden şapadanak yuvarlanma tehlikesi geçirmiş, havasızlıktan kalabalıktan hemencecik bunalıp, balık olup yağmura karışma hayalleri kurmuş, detayı öpüp olay yerinden kaçmış bir kız çocuu. önünden geçen boş taxim dolmuşlarına binmeyip, koşa koşa eve gidip beth orton dinlemesi, kendine kahve yapıp film izlemesi, yaşlandığının göstergesi mi acaba? yok canım, hala cama yapışıp damlaların ritmine göre "dırınımnımnım nınnırınım nım" diye şarkı söylediğine göre, daha çoook süt içmesi gerek.

karşılıklı olarak birbirimize yaşlanmadığımızı söyleyerek güven tazelediğimiz insan.sağol cornflake kızı.

birbirimizi gorur gormez okuldas oldugumuzu anladigimiz, bunu bizim okula ozel selamimizla* ispatladigimiz, gelecegin politikacisi, turkiye nin ilk kadin cumhurbaskani olmak isteyen insan

tanima şerefine eriştigim en muhteşem oturum başkani, hattizatinda chair.

kornplek gör****

#2101748 nolu entry ile beni yerin dibine sokan , utanctan ve mahcubiyetten mahveden kadim dost**...

gecmisten gelen bulanik diyaloglarin bas aktrislerinden:- nooluyo boyle her yaptigini ajandana yazinca?- e mesela gecen sene bugun neler yapmisim ona bakiyorum, o gunu kimlerle beraber gecirdiysem onlari hatirliyorum falan filan.- hmmm.bu sabah kalktim, gecen sene bugun neler yapmisim ona baktim, o gunu kimlerle gecirdiysem onlari hatirladim. ajandam diyor ki gecen sene bir ara cimlerde oturuyormusum, adinda iki tane f harfi olan biri ajandama onemli bir gun kaydetmis. bu sabah kalktim ve icim ezildi. * *

(bkz: pişti)

şampuan reklamlarına bambaşka bir gözle bakabilen bir gözlem dehası.

yeni yılda verdiği çılgın ev partisiyle* ve o geceki misafirperverliğiyle* beni benden alan okuldaşım, bölümdaşım, kardeş lisedaşım, her ne kadar saçlarını özlese de kısa saçın ve göz kaleminin çok yakıştığı, göbeği üşümeyen tatlı suser

arkadaslik ve ablalik gibi özellikleri bulunan ielli multi-functional mıdır nedir dedirten güzide insan...

dogumgünü kaçkını.(bkz: sıpa)

body shop meyveli lipbalm kolleksiyonu yapan şirin insan.(bkz: köprüyü geçince barışılır)

hakkında tüm yazılanlar yetmediyse diye bi de ben şeyedeyim dedim: hakkaten de olmuş bir insan..gerek süpriz parti organizasyonuyla olsun, gerek tüm gece her göründüğünde eğleniyor olmasıyla olsun, gerekse kerami beyle gıpta edilecekler başlığı altında bulunuyor oluşuyla olsun **`** tam da bir elf kızı. kendisine bir de teklifim olacak diyorum siamese, defne turaç, pointberaber mezdeke??? * olma mı?

23 ekim 2004 tarihinde bana hayatimda yapilmiş olan en buyuk ve en kapsamli surpriz olayina imzasini atmiş, kurmuş oldugu entelijans agi ve organizasyon yetenegi ile ileride buyuk bir gizli haberalma teşkilatinin chair'i olacagina dair kesin sinyalleri vermiş bir muhteşem varlik. en kotu zamanimda bile benden tiksinmesi icin milyor tane sebebi varken koluma girmiş bir seraph.oynamayi cok sevdigim kelimeleri bile kifayetsiz kilabilmiş yegane birey olmasi megersem hakikaten de tesaduf degilmiş. megersem ben cok enayi bir adammişim da haberim yokmuş.*

kendisi bugun itibari ile istiklal caddesi uzerinde kendisine ait olan apartmana surpriz baskin yapan, kapiciyi da yoneticiyi de hazirliksiz yakalayip cok fena firca ceken, yovmiyelerine ket vuran, ustune ustluk bir de acimadan benim gozetimimde kelli felli adamlara şinav cektiren bir ev sahibesi, bir toprak hanimagasi imiş. eyvah eyvah ki ne diyorum ben...?

cok guzel altin sarisi kanatlari olan kisi

son zirvede üstüne korku saldığımı düşündüğüm (zira çok da hatırlamıyorum ne yaptığımı) bir cici insandır. (çok mu kötü davrandım?)

insanlar bimi ödev, araştırma vs. işleri için kullanırken(!) oraya sözlükte takılmak için gittiğinden dolayı kendisini uyarmayı bir borç bildiğim arkadaş.(bkz: imamın dediğini yap yaptığını yapma)ayrıca ne derse desin bu hatuna kısa saç çok yakışmış.

sportif insan, ben elimde asetatlar ceviriler ise kosarken kendisi kulaginda muzik spora gidiyordu, katli vaciptir.* ayrica evinize caya gelmekten bahsedebilir, doktor ustelemeyin dedi.*

uyurmuş bu dokuz buçuk'ta (sayıyla 21:30 yahut 9,5) bayıldım ben buna...

dusunceli insan. evet evet dusunceli insan. soruyo ediyo. merak ediyo.*

satici bir gavur. yine de en sevdigim gavur.

kocaman bir buttercup olarak en başlica gorevi olan dunyayi kurtarmayi uykusundan arta kalan zamaninda yapmakta olan bir post-apocalyptic asabiyet soslu şirinlik muskasi, tum bunlari duysa bile şimarmayacak kadar ciddi olan bir soylu zat-i muhterem. her yilin 7 haziran'inda ne kadar cabalasa da, pilav gunu dahil her zaman alt devrem, ek olarak da "kucugum" olarak kalacak oyle boyle wunderşön olmayan asalet timsali, en guzel iyi ki dogdun, seri "ayyyy" deme operatoru (ki kelimeyi ozel olarak sectim, icinde "r" var).das kek kalibi! iyi ki dogulacak....dog!

en narinininden bir doğum günü çiçeği...iyi ki doğmuş dediğim, pembe beyaz su perisi...

patlayan çikolata uzmanı.

nice yıllara demek istediğim naçizane yazar. *

mini mini bir doğum günü kızı. en narininden, en komiğinden, en güzelinden. ****

benim icin icqnun tek ise yarar tarafi olan dogum gunu uyarisi sayesinde bir yasina odaha giris oldugunu farkettgim uzun zamardir görmedigim, konusamadigim, cok ozledigim nadide insan.

(bkz: slow like honey)

şimdi de ekonomiye el atmiş, en az keynes'in kuramlari kadar onemli ama onlardan cok daha pratik ve eglenceli olan "kredi karti ekstresinin pot yapmasi" kuramini taksitlere bolmek kavramindan tureterek yine cigir acmiştir.ben var ya, artik ne diyecegimi de şaşirdim.

"haydi muse gel artık!" diyesi şahıs

kesinlikle hayda demek istedigim bir basligin sahibi olan kisi bu sahsiyet. kendisine yazdigim butun entryler silinmektedir zira, acaba parmak ucu dokundurup "ben dostum heey!" dememi mi beklemektedir kader (ve hatta tanrilar) bilememekteyim. kendisi gecenin bi korunde ismi bogazina bicak dayanarak zorla ogrenilmis bir kimse olmakla beraber ayni gunde dogdugumuz icin sempati besledigim bi insandir. nickleri gibi kendisi de guzeldir ama loser kismisina hic katilmiyorum. (bkz: cumle kuramayan insan modeli)

"bagyan bakiniz elim duvardaki el izlerine de uyuyor, tanisalim mi?" demek istedigim kalabalik zirve insani. arada sirada ozgurluk parkina cikip kendini kaybettigi de saibeler arasinda ama bakalim kendi sahasinda maca davet ettim kendisini gorucez.*ve kasla goz arasinda kendisinden iltifat bile kapmisim haberim yok. *

sanirim sozlukte ilk mesajlastigim kisi vakti zamaninda.

kirmizi bir parfum şişesini 99 degişik olumcul bicimde kullanabilen callidus assassin.

yunan adalari ni gezmis gormus. ama en guzeline gidememis. umarim en kisa zamanda adalarin en guzeli olan ve gunesin batisinin en guzel izlendigi o adaya da gider.

birbirimizden cok uzak yerlerde yasadigimiz icin bir turlu gorusemedigimiz kişi.

sabahin kor saatlerinde onumden gecen birinin ardindan "evet ya ben de boyle is kadini olucam tarz olucam cekicem conversleri elimde is cantam, oh be" derken bi anda o kisinin donmesiyle "lemn cornflake naaber" dememe neden olmus kisidir bu.

"entry haketmek" diye bir kavrama imzasını attı dakika itibariyle.

artık official şekilde resmini sözlüğe * koymuş çikolata canavarı.(bkz: atari park)

ara sira kantine gitsem,yurttan ciksam,manzarada otursam,cimlere uzansam seni yine gorebilir miyim,yarin yine karsilasacagimizi bilerek gorusuruz diyebilir miyim diye dusunduren arkadas...

bana "hediye verilmez, alinir" dersini tek somestr'da ogreten super porofosor, takla makan colu'nun ortasindaki vaha olan hanim. kendisini tam bir serceye, bir kirlangica benzetecektim ki, bir anda aklima banu alkan kostumleri icinde verilen serpil cakmakli pozlari ve oya aydogan modeli kuş yuvasi saclar geldi ki, ben vazgectim.denirse ki, "ulan ibiş, sana okudugun en guzel entry'i yaratan bu ulvi mahluga yaza yaza bunlari mi yazdin?" diye... e anam bu kadar bizim muesseseden. kafa goz kiralim, adam pataklayalim de en luks seviyede hizmeti sunarim da, iş hoşluk guzellik olunca bunyede muessir takozluk başa bela.

takozsever.

ajan komprador şahsiyetine ayni zamanda "strider'in ini" olarak da anilan mekani koruma ve guzelleştirme vakfi dernegi başkanligi'ni da eklemiş, bir deniz kadar sakin, kocaman bir kaşik nutella kadar hassas ve kreatif bir varlik.kendisi soz konusu oldugunda, sadece biri degil tum cuma gecelerinin pul kadar degeri kalmayan bir asilzade (unvan konusunda hassastir kendileri).buradan hakli bir gururla belirtmek isterim ki, kendisine ilişen, sirnaşan, yavşayan ve hattizatinda rahatsiz edenleri scrotumlarindan sternumlarina kadar kor bicakla yararken diger elimle tuttugum kristal bardaktan da jim beam'imi yudumlayacagim. and icerim.ne mutlu vanguardım diyene!

karsima ne zaman ciksa , evet evet , tam anlamiyla cheshire cat gibi sirittigim , gecenin bir vakti , kalabalik icinde bile , gozumu alacak kadar parlayan inci tanesi...her zaman yakinligini hissettigim dost...

bana kum torbasi borcu var.

orda burda basıyor ajan mıdır nedir ...

hayatimda duydugum en muhteşem en mukemmel hattizatinda en muazzam tehdidi bu akşam itibariyle bana savurmuş ve beni cokertme oynatmiştir. helal-i hoş olsun.

minik ve kırılgan bir doğum günü çocuğu, benim gibi kırılmalara bünyesel tepki veren, sınavdan sınava koştururken yorgun düşmüş bir nevi savaşçı, yine de onu her görüşümde beni gülümseten, hayata bakışı ve onu yaşamasıyla beni kendine hayran eden güzel dost, aşk insanı

2 yaz oncesine donup baktigimda hicbir seyin degismediginin en canli, tek guzel kaniti misirim benim; ben yine salagim, o yine yanimda..

corn: fincan ne giyicem benfincan: ya ben nebilim cuval giycorn: ya ne cuvali ya ne giyicemfincan: bikini?corn: yeni yikadim onlari olmazfincan: peki corn ben ne giyicem onu soyle sen banacorn: siyah giyfincan: nasi siyah komple siyah micorn: yok o kadar olmaz soyle sunu boyle bunu vs vs vs ya ben daha kendim bilmiyorum bak ne kadar strese girdim biliyo musun sen?seklinde duzenli konusmalar yaptigim kisidir kendileri

suikastcilik meslegine bir de futbol mafyaligini katarak kendisine olan hayranligimi katmer katmer artirmiş olan mahlukat-ul şahane, uefa'nin gizli başkani, bizzat golge kabinesi olan hanim.danimarka-italya maci icin yalvariyorum tuyo versin diye...allahim yareppim bir yardim lutfen memedali bey!

sen bir ortama gir, dakkasında ortak noktalarımızı bul sonra bir de üstüne dedikoduya başla. sonra ortam sussun, dedikodu partnerinle insanların suratına bak avil avil. o kadar keyif al ki, insanlar gelsin senin başında toplansın. birilerini odadan çıkartmaya çalış. * ben bu hanım kızımızı sevmekle beraber fark ettim ki ortak noktaların dışında da, herhangi bir olayla ilgili benzer yorumlara varıyoruz. pek tatlı, pek güzel, pek sevimli, pek de akıllı. yumuşak bir hanım kızımız bu. şimdi lord aragon , lord argorrrrrnn size sesleniyorum. kadın ittifakı başa beladır. haberiniz ola. eğer olursa bir yamuk, artık ben diyeyim bir osman abi siz diyeyin kemerli kimse sizi elimizden kurtaramaz alimallah. neyse uzun lafın kısası aman size nazar değmesin. gökten üç elma düşsün, biri de sizin başınıza.

kısa ve net tespitler içeren, bir anda dagılan dikkatleri toparlama gucune sahip yazıların yazarı. taa uzaklardaki bi dost. ve istanbul yasayımcısı. ayrıca da gelecek vaad eden bir ıslahevi müdiresi.*

(bkz: know your enemy)... hehe.

cok yakinmisiz oyle dedi, yalancisi degilim aksine katiliyorum kendisine ama bizimki ruh guzelligi.* gulduruyor beni, hem de bunu ciplak elleriyle yapiyor*

radyodan vitesin mucidi. "ellerim dolu ikiye taksana" denildigi zaman radyonun 2 no'lu butonuna basip "of rock fm de cok kotu cekiyor amaaaan uff" diyebilen bir ilim irfan sahibi, bir marie curie, bir tamagotchi adeta.

8 senelik lise hayatı boyunca 2 kelime konuşmadığımız, üstüne bir 4 sene de -bu arada muhabbet kurmamıza rağmen- hala adaşından farklarını anlatmak için kasan şirin bir insan... yavaş yavaş öğreniyoruz işte.

arım, balım, peteğim...

şu siralarda resmi temaslarda bulunmak uzere paris'e giden, beraberinde tum jet set camiayi peşinden koşturmuş, ayni zamanda her turlu prét a porter ve hauté couture modacinin heyecandan nefeslerini kesmiş, airbus teyyaresinin denemelerini bile bir gun onceye aldirmiş en guzel kraliyet mensubu. kendisine hediye edilecek hic bir gerdanlik ve broşun ona layik olamayacagini gafil varliklara hatirlatmakta fayda var elbet. ivit.

enrique iglesias'ın gerçek yüzünü göstererek hayallerimi yıkan insan. (bkz: yazık)

bi süredir ortalarda olmayan, arandı mı ulaşılamayan ama sonradan sizi bi şekilde orda burda bulan, bu aralar kafayı mavi meleklere* takmış, beni her yılbaşında evinde ağırlamaktan hiç sıkılmayan, umarım bi gün muse zirvesini gerçekleştirecek güzel insan

bugün yine saçlarını kestirmiş, hillside yolcusu fıstık

tecrubelerimizin ortak oldugu bir kişi. ayrıca istedigi konuda da birçok gonulluyu bulabilecek kişi*. not dusmeyi borc bilirim: ıslahevi planımızın mufredatı hazırdır. tum gece çalşışıp olusturmusumdur. ama surekli guncellenmesi gerekiyor. her an yeni ozellikler yeni torpulenmesi gereken davranıslar goze batabiliyor. *

çok istediğim halde gidemediğim 93'deki guns konserine gittiğini söyleyerek beni can evimden vuran insan. artık ben wacken'a gitsem ne yazar, dynamo'ya gitsem ne yazar...

ustun almanca bilgisi ve kendine guveni ile gonullere taht kurmuş filolog:- ya hani boyle dalli budakli diyagramlara ne diyorduk almanca? baum bişeydi ama neydi?- baumwolle!*- oh mon dieu...(kendisi burada baumwolle diyerek aslen daha inferior varliklara baumdiagramm demek istemiştir)

derhal iyileşmesi için kendisine bir fincan ıhlamur, bir bardak c vitaminli fış fış aspirin yolladığım, iyileştiği anda ise patlayan çikolatayla şımartacağım şekerlik * * * *

tindersticks konserinde kim oldugunu bilmeden uzaktan gordugum* nezaket gulu. insani gercekten sasirtma yetisine sahip kendisi.

dilime cebren ve hile ile bile olsa şu şarkiyi duşuren mata hari: donde estas cornflake?

o şimdi aşık*

hayatima cok guzel bir sekilde girmis , durustluk ve samimiyeti ile arkadas sifatinin otesine gecmeyi rahatca becermis guzel insan.barcelona sevdalisi bi de...

bugun bana love song for a vampire soylettiren yunan ajani hanim.

artık okullu olmayan idealist puf böreği *

kisa bir muhabbet sonunda benzer sorunlarla bogustugumuzu anladigim super insan. karsilikli yaptigimiz anlasmaya gore kendisine eflak ve bogdan'i vermemi, karsiliginda da bunalimlarimi kusmami kabul etmiş dert ortagi.ama yine de en iyi cozum icin (bkz: icelim guzelleselim)

meğerse hogwarts gibi bir yerde yaşioymuş. dikket edin sihir yapabilir. das kornfilek(nasil oldu mu?)

dun uzerine pek yakisan ama pacalari biraz uzun gelen pantolonu alip almadiini merak ettiim kisi. buzunce de fena olmamisti bence.

ne zaman sorsam hasta insan :)

dar alanda bacak değiştirme konusunda üstüne tanımadığım user ... yedek bacak taşıyor yanında android olsa gerek bide yaptığım esprilerden dolayı benden tiksinen bir insan ayrıca *

yalakası olunmayacak insan değildir.

bi gun karsima hoppidi diye cikip "savulun powerpuff girls!!!!" diyeceginden korkuyorum.aman ne korkucam be, sen benden kork. denize doktuk sizi biz, gene dokeriz.

bazen uzaydan kupkucuk* insan yavrularini yemek icin gonderildigimizi duşundugum electric barbarella, barbarella adini asla telaffuz etmeyen* dişi cengaver.buck rogers yorungeden bildirdi.

yaziya doktuklerini begenmeyenleri zaten boydan boya kor bicakla yaracagim taahhudunu baki tutarak, ozel olarak şirketleşmiş bir bicimde kendisinin tadini kacirmaya calişanlari (ki muvaffak olamamişlardir, o ayri) boydan boya yardiktan sonra, gerekirse evlatlarini, annelerini, babalarini, evcil hayvanlarini ve kapicilarini da dilim dilim kesip martilara ve kargalara yedirecegimi belirtmeden gecemeyecegim koruma icgudusu paratonerim.sakin şekilde sizi bir koşede izleyen ben oldugum gibi, ayni zamanda koşeyi donunce karşiniza hic beklemediginiz anda cikan kuduz kopek de ben olabilirim. sizinle de yetinmem, sevdiklerinize de hasar veririm. ayaginizi denk alin dunya guzellerim.

beni "bir" (rakamla: 1) yapan complex conjugate'im. izin verir de denize dokulmuş gibi yaparsa, ricam bana da denizi olmak icin izin vermesidir. kraliyete pullu ilmuhaberli dilekce verecegim bu konuda.

ne zaman sözlük e girsem hep sağ üst köşedeki yerinde olan, ama gerçekten burada olup olmadığını merak ettiğim süser. hiç konuşmuyor, hayırsız oldu çıktı o ayrı.

gördüğüm kadarıyla sessiz sakin, sevimli bi insan, o daracık yerde nasıl oturduğuna şaşırıp kaldığım kişi. saçları da dümdüz benimki gibi.

entry oylama sisteminin kötüye kullanılmasından muzdarip olmuş bir sözlük yazarıdır kendisi. sözlük yazarından öte geçmişte yapılan kızlar zirvelerinde zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağım romantik anların sebebidir. evet itiraf ediyorum aramızda bir şey var. şimdi aramızda olan şeyin boyutlarını bilmeyen kişiler de öğrensin istiyorum ki bu sözlük yazarıyla alıp veremediğiniz her ne varsa sıkıyorsa bunu dile getirin. gece sevmediğiniz kişinin arabasını anahtarla çizmeye benzeyen bu salak davranış sadece anlık sinir bozulmalarına sebebiyet verir. yüzleşme cesaretiniz yoksa orayı burayı kirletmeye devam etmeyin. çünkü sigorta tüm hasarı karşılıyor. ancak kirleteni yakalayınca konuya sigorta bakmıyor. gondorlu kılıç ustaları sizi bekliyor. ha kolaysa ayar verin diyeceğim de... nasıl olsa yapamazsınız.

entryimi düzeltmiş, üstüne yememiş içmemiş hararetli bir muhabbetin içine girmiştir benle*, akıllı bir insan ayrıca kaygılarımız ve zevklerimiz örtüşüyor. *

hic utanip sikilmadan bana sen metroseksuel erkeksin demis bir kisidir.

"...the thing one girl fears in the night is another girl's paradise..." cenneti görmüş kız çocuu

eski judeo-hristiyan kaynaklarinda şoyle gecer ismi:patron saint of mercy, protector of body shop.

elimize verilmiş olan mevcut kurgularla yapılabilecek en inanılabilir ve gerçekçi paranoyaklıkları yapıp bir de birbirimizi geyik çerçevesi içerisinde bunlara inanmaya ittiğimiz dostum.dostumdur ama yeri gelir ablam olur, yeri gelir kardeşim olur. bazen "mısır ya!" diye ben giderim ona, bazen de o gelir ve bazen gayet akıl dolu, olgun konuşmalar yaparken bazen 6-8 yaş seviyesine ineriz.kendisini sözlükten değil de okulan arkadaşım olarak görüyorum daha çok ama sözlükte tanıştığımızı düşünürsem diyebilirim ki mısırcık bu sözlüğün bana kazandırdığı en güzel şeylerden biri. evet evet cidden çok seviyorum ben bu kızı ya! niyet belli etme konusundaki yaratıcı fikirleriyle ve yaptığımız düşük-yüksek seviyeli muhabbetlerimizle beraber çok seviyorum. ve içimden bir ses diyor ki bundan 10 sene sonra da bazı şeyleri hatırlayıp "ah be ne günlerdi onlar, neler yaptık beraber. az mı kendi kalemize gol attık, az mı penaltı kaçırdık, az mı yarı salaklık yarı fair play adına ağları havalandırmak yerine topu taca atmayı tercih ettik?..." diyerek güleceğiz. iyi orta her zaman gol getirmiyor değil mi mısır?ama her şeyden önemli bir sorumuz daha var: "alo ne giycez?!"

dun itibariyla artik kendisi "ogrenci indirimi" konusunda daha dikkatli olmasi gerekecek kaotik mutluluk kaynagi, sayin mieazun.son zamanlarda sosyal bilimler konusunda yaptigim en guzel sohbeti bana tattiran gizli akademisyen.

kendisi en son bodrum turkbuku beldesi'nde yaninda kizarmiş bir adamla havuza girerken casus kameralarca tespit edilmiş, kgb'nin bir ust kati olan "kgg"de yer alan ofisinde yine firtinalar kopmasina sebep olmuştur.saat 13:00 sulari:- kornfileyk hadi kalk dunyayi ele gecirmemiz lazim.- yaaa, azicik bir saat daha uyiim noolurrhhzzz..khorrrzzz...

bin tane ruya kadar guzel olabilen birisi*

başka bir başlığın altına cuk oturacak entry'i kendi başlığının altına girip ilgili kişiye buradan el sallayabilecek, evet bunu yapabilecek bir kızdır bu pornfleykgörl. yalan söylerken aynı anda ikinci bir işi yapamaz, içki içemez mesela, döker. şu anda zikretmek istemediği birtakım besin maddelerine "hayır!" dediyse ciddi bir sorunu var demektir, sadece manzarada dili çözülür gibi olur, öte yandan çok konuştuğu gecelerin kilit kısımlarını hatırlamamakla tanınır. washburn hall çıkışlıdır, kimi kerbela sakinleri tarafından dolaylı yoldan sevilmez. (ama dolaylı yoldan...)

mezunların en bir hüzün verenidir. okul çok boş gelecek yokluğunda çoook... dersleri kiminle yalan edeceğim, kim paranoyakça düşüncelerime kendinden de bir şeyler katarak benimle inanacak ve bunu eglenceye dönüştürebilecek... alışkanlıkla ders çıkışında elime telefonu alacağım, "alo mısırcan.." diye başlayacağım ama ardından "pardon ya sen artık okulda değildin..." diyerek buruklukla kapatacağım. bunları düşündükçe şimdiden özlediğim mısırımdır o benim.işe güce iyice sardırıp da görüşme vakti bulamayacaksa şimdiden uyarılması gereken kişidir çünkü böyle giderse bir sene sonra aynı iş yerinde yanına geliveririm sadece kendisi için!

"i love you just the way you are" sozunun bridget jonesun gunlugunden alinti oldugunu belirteyim, ancak cornflakegirl hakkindaki duygularim da bu yonde. kendisi muthis bir komsu, tatli bir sohbet insani, super dert dinleyicisi ve buyuk bir anlayis küpüdür.sevmemek mumkun mu mukemmele bu kadar yakin olani?

şuraya iki tane bkz verecegim ve bir anda yeni bir epiphany yaşanacaktir:(bkz: bak seen)ve de(bkz: hadi bakalim)let me see, i'm thinking of an edible substance that starts with w...

evet her bulustugumuzda birikip biriktirip, herseyi anlatiyoruz birbirimize, yine gercekten cok sey birikmis, laf lafi acti, gercekler gun yuzune cikti, iyi oldu, saatler cabuk gecti. ve efsane olan pi yine kendisinde kaldi.

(bkz: cornflake girl)

kepiyle birlikte aklını da havaya fırlatmış mezuniyet kraliçesi. **

bilmem hatirlar mi cok onceden bana soyledigi bir soz* hala kulaklarimda cinlamakta ve firtinali havalarda deniz fenerim olmakta her nekadar kendisi buralarda benim sozlerimle moral buldugunu yazsa da.

narin bir bünye sahibi sirin insan, hani iyi ki de öyle yoksa bizim ayak yalama olmus idi coktan, ilk tanismamiz hasarsiz atlatildi, bir dahakine muhabbete de bekliyoruz.*

bas politika danismanim. ulke yonetimi hakkindaki kararlarimi ona danismadan almiyorum. tabi yine de temkinli olmak gerekiyor, zira gavur bu, ne yapacagi belli olmaz. kandiriyor olabilir, dikkatli olun.

muhabbetine bayıldığım, tanıdığım en tatlı hatunlardan biri*

kendisini sinemadan ucakla almayi teklif ettigimde "ay ay ay uzay gemisiylen alsanaaa, hani şu luk sikayvolkir'inkinden, ama pembe olsun" diyerek ilk "gay-wing" uzay gemisini tasarlayan tasarimci skunkworks elemani. domino's italiano pizza devourer'i, kenar soslari itina ile unutan point guard, forvetten şut kacirmayan savunmalarin korkulu ruyasi.

basligi görünce sadece tori amos un sarkisi diye düsündügünüz; sonrasinda bakalim ne yazmislar diye okumak için basliga tikladiginizda gördügünüz üzere bir suserin nicki

kendisinin yukarisi ile direkt baglantisi olduguna, hicbiri degilse ilahiyat fakultesi ile double major yaptigina inandigim ulvî yaşam formu, my sense of snow.yine yeni yeniden (bkz: snowflakegirl)

kendisi çimlere ne zaman çıkılsa karşılabilecek bir insan olmanın yanı sıra sıkılınca mı içimizi döktüğümüz bir insandır.sanırım birbirimizi görüp önümüzdeki sınavlarda birbirimize şans dilemeyi daha çok sürdüreceğiz cornflake"iyi ki karşılaşmışım"girl.*

cakal carlos'un bile yaninda uşumuş ve islak kedi yavrusu gibi kalacagi, yaşamiş en tehlikeli assassindir.

ayrica kendileri hamamda ayilarin nasil bayildigina da vakiftir bugune bugun. her bunye kaldirmaz ama...

muse konserinde aniden yanıma gelip sen redcat misin diye soran insan..öyle tanışmış olduk..sonra ..şaşırtıcı insan..hala içimde pamuk prenses?? şüphesi uyandıran insan....tatlı insan..okulunu çok sevdiğim insan...

şu siralar bir yerde kendisi icin "your song" calan hanimdir kendileri. how wonderful life is.

saksofon virtüözü :)))) **

bi türlü çözemediğim kız çocuğu

ftufftan tanıştığım, başta isim sendromu ile beni deli eden, fakat sonradan alıştığım ve bir gün izmir'e mutlaka beklediğim güzel insan.

kuzen olduğunu iddia ediyor, bilemedim ben bilmiyorum hatırlamıyorum. sarhoştum iki göbek önce, olabilir yani.

ikimiz de okulda boş boş ortalıkta takıldığımızdan olsa gerek mütemadiyen gördüğüm şeker hatun. lazanya uğruna yolları tepen, "içmek için gece gündüz farketmez gidip içelim" diyen, kafa kafaya verip karakter tahlili yapmaya kastığımız ama çözemediğimiz bulmacalar içinde beraber dumurlardan dumurlara koştuğumuz güzel insan. ders seçim tecrübelerinden faydalanacağım bir advisor. güney çimleri dışında arada kuzeye de gitmemiz gerektiği gerçeğini anladığımız bir yoldaş*ayrıca kapanışı yaparken (bkz: bir buluşma mekanı olarak 559c)

kisacik tatilin azizligine ugrayip goremeden geri geldigim, bulusma planimiz icimde kalan ama isalla yaz tatilinde cok ama cok gorusup koklasmayi planladigim minik asabi wasabi, o orada politik ekonomiyle ben burada deli yunanlilarla ugrasirken zamanin cabucak akmasini takvimlerin 30 hazirani gostermesini bekleyecegim artik.

en pasaklı yazarlarda 1 numara kendisi ..

kısa bir süreliğine mesaj kutusunu boşaltmış tertemiz bir kız çocuu. iki üç gün içinde eski pasaklılığına kavuşması bekleniyor.ayrıca artık saçını toplayabilen naif bir erkek ayşe. herşeye memnun oldum diyen insan örneği.

konu benim gibi olumluler olunca sonsuz başarili, konu kendisi olunca başarili ama bahtsiz olan zeus kizi, tanidigim yegane "shopping muse".

her online gördüğümde ablam gelmiş diye sevindiren akabinde offline olup kalp kıran insan.

kendisi hakkindaki bir eserden alintidir:da gibt's was mit schokolade und diet cola, aber ich kann's eigentlich nicht deutlich erklären. trotzdem, es soll irgendwie irgendwas mit istanbuler de schule zu tun hab'n, nicht wahr?hallüüüü, früüüleiiiiin, kommm zuuurüüück an die te-le-foooon...

an itibarı ile, bütün tooth fairy leri özel kurye ile yanına yolladığım cimcime kuşu * * *

cebren veya hile ile de olsa anestezi tattirilan, aslinda her zaman uyanik, her zaman kalbi tikir tikir, akli pufur pufur olan asalet timsali. bir sure sesini duymakta zorlanacak olan bu halki ve kendi vanguard'ini uzuntulere gark etmesine ragmen, dun akşam verdigi demecler, jestler ve mimikler ile bezeli teatral hareketleri ile mest etmiş bir thespian.moda konusunda kendisini dinlemeyenlerin en buyuk acilari cektikleri bir fashion guru, şahane coraplarin sahibi. kiliclarin boyun egdigi hanim.der klang aus dem herzen singt, "gute besserung" fürs kranke liebling!

genelde sakin bir insan. sadece "ben eşeğim" diyenlere bazen "evet!" diyesi geliyor.

benim şahsen tanımadığım, sözlükteki yazarlardan birisinin nicki. ayrıca, tori amos'ın under the pink albümünden benim de sevdiğim çok hoş bir şarkı.

issiz adaya gitme sebebi, zira issiz adanin ta kendisi. buddy up etsek, bir daliş yapsaydik beraber?

kendisine iki seans terapi yazdim baktik yetmedi uc yapalik dedik. dedik walla.

eksi sozluk 4 yasinda zirvesi nde salaklık edip bir merhabayla yetinerek muhabbet kurmadigimiz * , gayet sicak gayet de sevimli suser

bir sevgi seli insanı.

ne yaparsam yapayim tesekkurun az gelecegi bir tur teselli melegi, can arkadas. kendisine bir bira, bir kocaman cilekli waffle ve bir de kocaman bitter cikolata sozu veriyorum.

kendisi inspector clouseau, amanin duzeltiyorum, chief inspector clouseau olmak icin yola cikmiştir, hayirli olsundur. ileride şu cumleyi sarfedeceginden adim kadar eminim:"is there anybody hiding in the dark?"daha da ilerde umut ediyoruz ki muhtarliga adayligini koydugunda:"meybi ay vill röön för zi pöblik offiys. yies." (read: maybe i will run for the public office. yes)queen of wild mood swings.

cok canim bir arkadasim. iste boyle.

bu sabaha karşı bodrum dan teşrif etmiş olan, külkedisi nin lohusa şerbeti nini içip, çeyrek altın takma gününe kendisini bizzat beklediğimiz, dünya tatlısı, cin bakışlı bişey.

taksimde olsam, o yanimda olsa pileli etegi, file coraplari, petra kesimi saclariyla; sinemadan cikmisiz, biraz icki- biraz muzik- etrafta birkac guzel insan butun istedigimiz., ama yine ayni sokaga, yine bira & patatese satsak hayallerimizi. her turlu festivali dort gozle bekleyip iple ceksek, sonsuz doyumsuzlugumuzla butun biletleri biz alsak ama sabah uykumuzdan fedakarlik edemeyip yaksak hepsini.. bogazicinde olsam, o yanimda olsa pileli etegi, file coraplari,petra kesimi saclariyla; kantindeki girlie muhabbetlerden daralip bunalsak kacsak uzaklara; kucuk bir oda kiralayip yine i want you yu izlesek, arka bahcenin eski halini ozlesek..bodrumda olsam, o yanimda olsa pileli etegi, file coraplari, petra kesimi saclariyla; bir turlu malum mekandan ayrilamayip minibusu kacirsak, del marda gunesin dogusunu izlesek ya da sabah nasil kacacagimizi bilemedigimiz odalarda uyuklasak. ben simdi bir kus olsam gitsem onun penceresine konsam; misil misil uykusunu seyredip yanagina bir opucuk kondurup onu cok ozledigimi soylesem.sonra zaman su gibi akip gecse ve biz kaldigimiz yerden devam etsek her seye. yine ayni seyleri kafaya takip ayni seyleri ignore etsek; yine canim sikkinken ya da hayallerim kirikken elinde elmalilariyla kapimi calsa, saatlerce otursak bazen susmadan konsussak bazen de sadece sussak ama iyilestirsek yaralarimizi; yine onumuze geleni iyi insan ilan etsek; kesiflere ciksak, bulsak begenmesek, hep ve surekli arasak ne oldugunu bilmediklerimizi; yine dunya kadar guzel olsak.

aslında onu kapıp kacıcaklarmıs yanlıs olmus, acemilere denk gelmiş, bir canta ile kurtulmus. gecmişler olsunmus *

kışın göbeği açık incecik badilerle dolaşır, yaz gelir sırtına kot mont alır, uzun kollu giyer. bi terslik var galiba anlayamadım

kısa saçlı da güzel hatun. cornflake-eee şey bodur, o şey ne önünde duran? guen- uhmm, iel'lisin dimi? (bkz: turksun dimi)

kendisi aslında ppg'de * buttercup karakterini oynamaktadır; kızdı mı tam kızar, mutlu oldu mu da inanılmaz şirin bir görüntüye kavuşur. süper güçleri, insanları mutlu etmek ve acaip şeker küçük çocuk taklitleri yapmak !malzemeleri söylüyorum:seker, baharat ,bilumum guzel seyler ve kimyasal r ('r'leri söyleyememe formülü) !

taraftari oldugu takimlarin başarisini, onlarin maclarini seyretmemesine baglayan muhteşem spor seyircisi, ombudsmani.

bir kaç kendini bilmez kapıp kaçıcı tarafından utanmadan hedef bellenerek eşyalarına göz dikildiğini öğrendiğim minik. geçmişler olsun çokça, üzülmeye değmez derim, ayrıca icq dada göremez olduk bu insanı yoksa bilgisayarı damı uçurdu sonunda derim üzerine.*

ozerkligini ilan ederek kendisine hukumet konagi yaptiran, penceresine de kurşun gecirmez, 4+16+6 arasi argon gazli konfor cam taktiran kivrak helengillerden bir markiz, hattizatinda duşes, ve dahi frenses.parasi icin degil heyecani icin suikastci ve gizli ajan olarak freelance calişiyor, cok guzel dolma sariyor, cig borek ve manti aciyor. boyle yani.

bugun itibariyla artik ajanligini kurumsal bir kimlikte devam ettirecek olan duşman beldenin yaman guzeli. hayirli olsundur.

inspektır gecıtın bağyan versiyonu olmuş bu, pervaneyi ateşleyip izmir'i teftişten geçirmesi dileğimiz.ayrıca;güvenimizin eseri:dırı nırı dıt dıt dıt dıt dıt dıt...

bu sene 16 yaşına basmış olan çıtır insan*, doğumgünüdaş. (o da neyse artık)

bugün itibariyle bir yaşı daha geride bırakmış tatlı insan. kendisini hergün görmeme rağmen bugün göremeyip doğumgününü kutlayamadığım, kapkaççıların hedefi olduğundan telefonundan ulaşılamayan, buradan "mutlu yıllaaaar!!" diye bağırarak unutmadığımı belirtmek istediğim mısır. bir yaş daha geçti ama kendisine çıtır diye hitap edesim var...

sözlükte sohbetine doyum olmayan, esprili, duyarlı, gözlemi seven, temkinli, yenilikten ve denemekten korkmayan, insana değer veren, kendini iyi ifde edebilen, çağdaş ve sorumluluk sahibi insan çocuu

surekli en pasakli yazarlar arasinda gorunen ve bu konuda zirveye dogru hizla ilerleyen şahis*

filmekimi insani.*. eteklerinden filan cekistirdim ben selam vermek icin ve tabiki amacima ulastim.

bir gece melodisi profesoru (bunlari sanki bir yerde daha yazmistim), buyuk is adami oldugum icin gorusemedigim ve ozledigim kisi. kahpe olan istir efendim diyorum, saygiyla egiliyorum bu insan karsisinda*

uyku sersemi halinden faydalanip, sordugu "nereye gidiyorsun?" sorusuna "magarada et bitmiş, avlanmaya gidiyorum" diyen ukela gafillere "ya gitme ne gidiyosun ac kaliriz, olmadi birbirimizi yeriz" diyecek kadar hazircevap, tilki uykusunda ajan komprador, beklenmedik anda kontratakla gol atan yunan a milli futbol takimi adeta.

uzaklardan eski bi arkadas galiba

istanbul'un sıcağından pek bir sıkılan pek bir bunalan, küçüklük yıllarına geri dönüp, cam kenarına oturup gökyüzüne bakmaya başlayan, yağmuru bekleyen kız çocuu. bir yandan "allam nolur yağsın" diye dua ederken, bir yandan da "arap kızı*"nın sözlerini hatırlamaya çalışan bir balık hafıza. 10 saat içinde yağmur yağmazsa "yaz okulu da neymiş, final de neymiş? eridim bittim, katı çikolata bile yok bu şehirde! her kadın çiçektir ve çiçekler sulanmak ister!" deyip,oralarda her daim yağmur yağmasından şikayetçi olan horizont arkadaşının* ikamet ettiği şehre kaçması muhtemel bir tatlı su elfi.

takribi 8 günlük karadeniz gezisine ihtiyaç duyan suser, 8 gün sonunda "su" konusundaki talebinden vazgeçmek zor olacağından tuzlu sulara da fit olucak insan modeli, ama şöyle tatlı tatlı essin rüzgar dese o ayrı

aylardır "saçlarımı özledimm" diye ağladıktan sonra hiçbir şey olmamış gibi gitti,saçını kestirdi yine. kendisini ayakta alkışlıyorum.

en megalomanlar listesine aday olmaya yakın suser*

çakal ile çakal isimli masalın iki çakal kahramanından biri. çakal çakala benzediğinden bunları birbirine karıştırmanız gayetle doğaldır, ta ki kendileri çıkıp da "hihih! ben cornflakegirl apla!" diyinceye kadar. derken şeytan girer içlerine, acayip sesler çıkarırlar, bir şeyler bir şeyler olur, yine karışırlar. sonra da sessizce sıvışıp birbirlerine aldanan tavşan ve aldatan tavşan hikayelerini anlatırlar. daha türlü numaraları var ama kapatalım artık burada. mülahazamız;kelile ve dimme der ki, alimlerin ahmaklık eseri saydığı beş husustan biri, hukuku bozup, vefasızlıkla insanlardan sadakat beklemektir. o sebepten, epeyice gecikmiş ve her daim pamuktan yumuşak muamele ettiği zazie'ye çakallık yaptığı nadir vakitlerden birine denk gelmiş olduğu için çok da ciddiye almamamız gereken bu ucu mısır püsküllü entariyi armağan edeyorum cornflakegirl'e. hem çakal gibi akıllı, çakal gibi eğlenceli varlıkları sevmek tıynetimiz icabıdır.

anetten kulağa tanıdık gelen suser.

(bkz: sleepyhead)

(bkz: sonunda)(bkz: oh be)

heyecanla anlatilan seyleri dinliyor cok guzel, sonra o yorum yaparken ama dur bak su da var vir vir vir diye lafi agzina tikilinca bile kizmiyor, cok zengin ayrica her seyi aliyor falan, fakat kisa boylu, sisman ve kel biri. sokakta da iki film birden afislerine bakiyor merakla, sapik midir nedir bilemedim ben.ha bana elmali kurabiye yapti cok sahane, ama baska bir sey yapamiyor zaten yiyecek bazinda.ayrica su gun (12 aralik 2002) itibari ile tesekkur etmek istedigim kisidir kendileri.

uykulu cevapsız*.

kendini gavur sanan yerli.

8 yıl boyunca konuşmadıgım ve farkında olmadıgım icin kesinlikle pismanlık duydugum üzerinede ayı damgası yediğim*, dert ortagi olma konusunda çok çok başarılı olucagına inandıgım* aklımda gülen yüzüyle yer etmiş süper insan.

kendisi lewis carroll'un, alice in wonderland'daki white rabbit karakterini yazarken esinlendigi şahistir.

artık hayatımın derinine inmeyi başarmış bir dost olduğu için hakkında birçok açıklama ve örnek verebilirim - ki zaman zaman bunları yapıyorum- ama bu sefer en kısa ve öz olanını yazmak istedim:"sağ kolum!"

kendisinden paha bicilmez bir quote: - allah allah, neden acaba seansi 23:58 diye yazmişlar ki?...

ilk kez karşilaşilmasina ragmen hemen kaynaşilan, hoşsohbet bir hanimmiş kendisi.

artik emekliye ayrilmiş pavir forvet,zamaninda az aleloplar* yapmamiş dediler. menejerim ayni zamanda. burdan selam ederim new jersey nets'e, new york knicks'e.

dost meclisinde "mısırgevreğikız" diye andığım, bir minik hanımefendi... sevdicekle ne zaman yemeğe gitsek aklıma panodaki (kızlar zirvesi kaçtı o ya) romantizmimiz geliyor.- beyleri alıp romantik yapalım mı bacım?

ruyamda gormuslugum de oldu. kırmızı sac yakısmamıs pek.

biz de kendisine "aşk şarabi" sac rengi yakişmamiş diyoruz, hobi sac urunleri kim şik kim rukuş bolumunde haftanin rukuşu seciyoruz."ne yaptin cornflakegirl? yine kucucuk cocuklara korku oldun, kovaladin kabus oldun." diyoruz, on uzerinden 3 veriyoruz...

bütün arkadaşları renk körlüğünden muzdarip olan siyah saçlı bahtsız insan. güneşte kızıla dönüyor, o ayrı.

kabus olmayacak kadar şeker, cocukların sevgilisi.

karşi damdaki bir kedi ile şaşirtici benzerlikler gosteren şahis.

1970'lerde marc bolan, david bowie ve gary glitter gibi isimlerle beraber glam rock alemlerinde "velvet vamp" olarak boy gostermiş, ingiltere'yi ve dunyayi sallamiş hanim rocker.

bu sefer (5. gelişim falan olucak sanırım) kesinlikle görüşmeyi planladığım insan.

sağda solda bu insanı gördüğüm an mutluluk hormonu salgılıyorum bir seviniyorum böyle. hele bi de pek mutlu bu aralar, (bkz: sevgi kelebeği) diye bakınız vericem ama kafamı kırar diye veremiyorum.

insanin ayagina basip bir de ardindan yakarişlara feryatlara "hadi oradan cok biliyorsun fizik bilimci!" diyebilen biriymiş kendileri. eyvah eyvah...

bizi sosyal faaliyetlerin birinden ötekine uçurmaya yemin etmiş iyi niyet yumağı. can insan iyi dost.(bkz: lady aragorn)

dunyanin en guzel "kucuk domatesim, dayan"* diyen insanotesi varligi. inanilmaz vallahi.

insanları atkısız hale getirmeyi başarabilen tek insan *

takım elbiseye anlam kazandıran kişi. *

kendisini dizime yatırıp uyutana kadar masal anlatasım olan küçük prenses.*

bi zamanlar beni, beyoğlundaki * yabancı kökenli saç stilistine götürmüş olan, saçlarına her daim hasta olduğum kelebek. *

son zamanlarda bitmek bilmez eğitimlerde "bu şubeyi teftişlesek de mi tetkiklesek, teftişlemesek de mi tetkiklesek" diye tekerleme öğrenmeye çalışan, tayyörüne kurban olunası, çizgi film kahramanı sevdiceğimiz.

"pink martini" konserinde 'yarin 1:30da sendeyim' diyip sonra ortadan kaybolan insan.kendisini meraktan mesaj mi atmadik telefon mu etmedik, ama nafile....neyse iyiymis diye ogrendik pesini bıraktık.

efem kendisi iel + boğaziçini bir bünyede birleştirmiştir şimdi ise tayyör giymektedir.

yine kaybolan kişi, ninjadan beter, valla.*

şimdilerde mersinde tantuni zehirlenmesi geçirip etrafta kedi görmediği için bir vahşi arza talep yaratmış olmanın vicdan azabını yaşamaktadır.

denize karpuz kabuğunu çoktan düşürmüş hanım kişidir. kendisinden bizim içinde antalya sahillerinde iki kulaç atmasını rica ediyorum. ayrıca bu nasıl iştir anlamadım gitti. çalışıyor mu yoksa iş ayağına karış karış türkiyeyi mi geziyor bilemedim. hay içime düşen bin kurt adına. *

uzun zaman sonra bir gerçeği açıklamak istediğimdir: benim de arkadaşımdır o evet. ama gerçek arkadaşım. hani böyle yazışarak konuşulanından değil, oturup karşılıklı kadeh, fincan, bulunan bilumum bardak cinsi şeyler tokuşturularak sohbet edilip göz teması kurulanından. bundan sebep bişey yazmamışım galiba ben iki yıldır. ama alıp başını gitti gideli yazışır olduk. ağlamak istiyorum, verdiğin randevu tarihi çok uzak bee.

allah rotamizi sasirtmasin amin*

kendisine sözlükten mesaj atmaya kalktığımda bu nicke mesaj atamazsınız diye error veren şahsiyet. hayır anlamıyorum ben mi bişey yaptım nie yani annamadım ki... fırk.....edit: kayıp yazar olduğu için mesaj alamıyomuş... mesele kişisel deilmiş... sözlükten bişey daha öğrenilmiş. yaşlanılmış...

üniversite yetmezmiş gibi iş hayatımda da yanında oturmaya devam ettiğim, kısa ve siyah saçlı güzel. (bkz: dört ayak üstüne düşmek)

uzak diyarlardan mesaj getirdiğim bir masal kahramanı:"00:00, ding dong, balkabakları tatlıya bağlanmadan, yanında olan ve kabak olmayı reddeden herkesi sev... en çok da kendini... iyi ki doğdun!"nice mutlu yıllara...

hakkında 10 sayfa entry olduğunu görünce "vöah" dediğim şahsiyettir kendisi. başarılarının devamını dilerken hiçbir başarı tesadüf değildir demeden geçmiyoruz tabe

hayatımda ki diğer enteresan bünyelerden biridir kendileri. üşenmez evin önüne kadar gelir, arabaya "cfg was here" yazıp gider. yahu bi çal kapıyı, bi buyur gel içeri. hanemizi şenlendir değil mi? yok arabaya not iliştirmeler, sonra görüşelim özledimler falan. olmuyor cfg hanım olmuyor. bi daha o arabada sileceklere iliştirilmiş bir not görürsem, üşenmem gider zincirlikuyu köptüsü altına, altında şahsi numaranızın bulunduğu "belfıtığı tedavi edilir" "aktif masör" gibi bir takım şeyler yazabilirim ona göre.***(bkz: bir tehdit araci olarak sozluk)

spontan program insanı. iş çıkışı son dakika programı ile şahane bir yaz akşamını paylaştığımız eskiiiiii arkadaşım. bir yıldır sahibini bekleyen pembe çiçekli elbisenin içine sığabilen yegane insan.kedi gibi. çok seviyorum. mırrr..son dakika editi: bacakların uzunluğundan kaynaklı mini olmuş efenim elbise.*

net olmak, ne istediğini bilmemek, durup beklemek vb konularda durumlar tespitlemek ve davranış analizinin diplerine vurmak suretiyle millerları beyaz şaraplara tokuşturduğumuz make-up * gibi bi kadın. öyle 3-5 ayda bi görüşürüz, kaldığımız yerden devam ederiz. bi de sürekli arabamın sileceğine not bırakıp mahalleliyi işkillendiriyo. o silecek kopacak bi gün elinde kalacak haberin olsun. yaw kaskoya da yeni bi madde ekleticem bu gidişte.

pembe beyazın vücud bulduğu iyon başlıklı sütundur. **hadi bilemedin dor başlıklı olsun. korkarim ki tanrıçalar *görselerdi ortadan ikiye çatlarlardı. görüşmeyeli hasret büyümüş, burun uçları tütmekten düşecek hale gelmişti. gelindi, görüşüldü, hasretler giderildi. bu arada o leğen kemiklerini görünce çamaşır basasım geliyor, o ayrı. ayrıca an itibariyle cfg öpücüğü için ayrıca teşekkür ediyorum. *

benim için hala elmanın öteki yarısı.**

itiraf com da bile hayranları türemiş bunun*

vogue'dan fırlamış designer gece elbisesi hediye edip operalara götürmek, şiirler okumak istediğim posoşka. safkan ikizler kadını yahu.

müstakbel ibiza yerlisi, kültürel aktivite duayeni, havuz badisi, esmer bomba

"buradan ağlak ağlak konuşmak istemiyorum ama she/life moves in mysterious ways."

annemizin kıyafetlerini giyip yerlere değen omuz çantalarımızla taksimde yürüyeceğimiz insan. kendisi ceketinin ucunu parmağına dolaya dolaya dolaşacaktır, bir romantik filmi sonu mu gidişatı mı saçma kılar tartışmalarına katılacaktır ve evet en nihayetinde çikolatalı sufle yiyecektir. sultanahmete de davet ettim gelirim dedi.

bu hayatta kaç kişi yaz tatiline çıkıpta, dönüşünde yılların top modeliymiş gibi gelebilir ki? sayesinde bütün gece fashion tv seyretmiş gibiyim. ayaklarının altında bir podyum, yanında da bir uğurkan erez eksikti. o derece yani. ***

çiçekçilerle başı dertte olan, yolda hiç tanımadığınız biri size çiçek verse temalı reklamın bir nevi gerçekleşmiş versiyonu*.

uzun bir süredir sesini soluğunu duyamadığım lolipop. yok oldu böle ortadan ben göremiyorum ya da. sanırım evt ben göremiyorum.

hem panik hem sakin olmayı başarabildiği için kendisi neredeyse sıkıştırılmış bir uzay macerası gibi geliyor bana. bir de; saçları öyle güzel oldu ki...

(bkz: wait for sleep)

günlerdir beni benden alan şahıstır. bu aralar gülmekten kalp krizi filan geçirip ölürsem sayesinde gerçekleşecektir. "hep böyle kal!" (ya bu da ne uyuz bir şarkı ama böyle demek geldi içimden)

"ben geçtim bu kervandanelimde kırık asavurdum zalimlere yandan yandanromantik olamadım asla..."

"canın sıkıldı mesaj attınonca gün sustun kaldınromantik değilsin besbellinasıl olsa elini sallasan ellifallara inanmadınlaleler solduah sevdiceğim nerede diye bakındınkafiyeler buluştuedirne'de görev beklergüz geldi kapıyainsanoğlu aşk beklerromantik olmasan dalalere ne oldu?"

meerkat. uzun zamandır ilk defa bugün günaydın demedi bana. tahminen yağmur yüzünden daha uyanmadı.

biricik kuzenim, kardeşim. küçüklüğümüzden beri beni altıma işetene kadar güldürmeyi başaran nadide insan. birbirinden habersiz sözlükte dolaşırmışız da haberimiz yokmuş.

Rasgele

+ kokusu nefis olan icecekler
+ erkek donu giyen kizlar
+ ari sokmasi
+ esteban
+ can ile tomtini
+ tasaklari sac kurutma makinesi ile kurutmak
+ is this samatya i know this samatya from vatican
+ tirnagin kenarindaki derileri yolmak
+ rocky iv
+ kadek in ateskesi bozmasi
+ gulucuk buradaydi
+ the juliana theory
+ yastik altinda prezervatif bulundurmak
+ gece yarisi sokakta kopek cetesiyle karsilasmak
+ michelle
+ taraf de haidouks
+ eser degil saheser
+ kisisel gelisim
+ ince zevk
+ masturbasyon malzemesi

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam