deja loin

bir kitap yazmak, bas kahramani surukleyici olaylar icine hapsetmek,oysa bas kahramana asik olmak...oysa, bas kahramana coktan olunmus sey.

(bkz: bastan kaybetmek)bir alegori, bir baskaldiri. biraz aclik, biraz mide bulantisi. hesabinizda odenecek bedelden baska sey kalmadiysa siginacak bir cati.bi o kadar nankor. bir o kadar sevimli. kapiya sikismis kucuk bi cocugun yardim istemeyen gururlu bakislari. ona donup bakmayan simarik bir abla. evdeki yalnizlik. onu terk etmis sessizlik.bos koridora yayilacak bir anda alip goturecek tutun kokusu, kokuyla gelen bir oda arkadasi, gitmeyen cep cini.

fransizca already far away, coktan uzaklarda anlamında söz öebgi.. ayrıca da yann tiersenin c'etait ici albümünden nefis, senfonik bir parca.. flütlerle, kemanların üstüne bir anda akordeon ve kontrbas girdigini dusunun ööle bisey..

bir dag varmis arkasinda bir canavar yasarmis. bu canavarin her aksam ustu mirildandigi ezgi(ymis).(uc nokta)

coktan topukladinin fransizcasi.

yine bir gunde bir anda koydeki tum tavuklari toplayip satmaya goturmus koylunun o an ki durumu.

sanki bir hikaye, hic algilanamamis, kaybedenden disari, kazanandan iceri. (uc nokta)bugun aglatiyorsa kazanana kaybedilenleri hatirlattigi icindir.(bkz: the winner takes it all)

hem zaferin hem kaybetmenin öyküsü.. yüreğim dağlanarak gecerim bu diyarlardan, şöyle etegimi, sacımı savura savura..belki bir deli, doru atın üzerinde...kırlar, nehirler, kır çiçekleri....yerlere savrulamadan eriyip giden sonbahar yaprakları yahut yeni ilkbaharlanmış bir ıhlamur ağacının dinginliği... her şeyin sahibi, hiçliğin kraliçesiyim belki de...birileri gelip çalmasın huzurumu, yalnızlık bazen bu yüzden iyi... ama rahat da değilim; hayat dürtüyor en acımış, en kanamış yaralarımı... evren benim herşeyim,bu aynadaki kadın en çok. ben o kadının herşeyiyim.. bazen sırf onun için yaşarım; gezerim tanımadıgım diyarlarda tanımadıgım ruhlarla kaynasırım...bazen en uzak ülkelerin (ki masaldır cok zaman) yüz yıl uyuyan cirkin prensesiyim. iğ batmış elime uyumus uyanmısım; gelip uyandıranım ruzgar olmus.. bazen cirkin bir siyah atlı prensim -ki ata binmeyi sütninem ogretti belki bana- bir gece pusuya dustum, gidemedim o yuz yıl uyuyan cırkin prensesi opmeye...opunce guzel olacaktı, benim olacaktı... notalarla bir inecek bir cıkcakatı hayatımız. keman sesleri opucuk, şarkının en acılı yerleri kavgamız olacaktı...nice daglardan gectim. at ustunde. ve bir ben bildim her seyin sahibi oldugumu ve aslında hiç bir seyin. askın en acı notalarından ben gectim.. atım öldü. ben yoruldum.

akdeniz kıyısında afrikalı bir udi dalgalara karşı tıngırdatıyormuşçasına başlayıp, giderek dozajı artıran yaylılarla çığlık çığlıga bir ağıda dönüşen şarkı. yann tiersen'in özlem temalı besteleri arasında en çok özleteni, beter edeni.

(bkz: deja)

dinledikce huzunlenen bir parca. (yani parca daha huzunlu oluyor, siz huzunlenmiyorsunuz. hani anlamazsiniz ya, aciklayayim dedim simdi benden nefret ediyorsunuz degil mi? ama hayat da boyle bir sey iste)

ömründe eline yalniz bir kez geçecek bir meyvenin tadini sonradan hatirlamaya çalismak gibi, zafersiz yenilgi, sahibiyet olmadan kaybedis, bas döndüren cosku olmadan hüzün olmadigi gibi, en basindan bilsen de, sakinarak yaklassan da, illa ki düseceksin bu derde der gibi bir ezgi.

gökyüzü göğe sense yüreğime yayılısın temalı notalar bütünü. her bir nota bir adet gökyüzü olsa, yine de ortaya çıkan mavi miktarını karşılamıyor. mavi sonradan uçuklaşıyor giderek koyulaşıyor ve bir de bakmışsınız göğün dışındasınız. çook çok uzaklarda olduğunuzu sanıyorsunuz. yeryüzü altınızda. oysa bu daha başlangıç. tek telden ince ince narin narin fırlatılmıştınız gökyüzüne. gök çoğaltmıştı kendini. yeryüzünden baktığınızda gök onun gözleriydi. sonra anladınız ki bu daha başlangıç. sonra marsın yanından geçersiniz. phobos, deimos. ardından jupiter. hey jupiter!..sendin benim kaderim. metis, europa, ganymede, kallisto..daha bitmedi..pioneer 11 gibisiniz sanki..daha gideceksiniz. notalar bitmedi daha. geldiniz mi saturne?..halkaların arasından geçtiniz. o buzul ve soğuk denizden. ama sıcacık içiniz. uzay bomboş değilmiş meğerse. içinde siz varmışsınız. gderek hızlanıyorsunuz..uranüs..neptün...pluton..bitti mi?...ışığa bir öpücük kondurdunuz..karanlık artacak sandınız ama değil..daha da ötesi varmış meğerse..kuasarlar pulsarlar çıktı karşınıza..samandan bir yolda çöp gibi kaldınız. ama yetmedi!..daha da hızlanıyorsunuz..daha da!!..ışığın nasıl bir şey olduğunu merak edermiydiniz?..ışık olmak üzeresiniz..kuiper kuşağı belinizde kalmış. bir de bakmışsınız karşınızda andromeda..arcturus, alfa centauri artık çok geride..dünya altınızda bile değil artık. sadece içinizde..avucunuzun içinde kapkara bir madde. büzüşen ve her saniye yeni birşeye dönüşen..ve sizin dönüştüğünüz o yerde duran..sonra gökadaları sadece..gökadaları üstünüze yapışan kelebekler gibi. kafanızda sarmal bir hale. ışığın hızından da öte ışık olmanın da molekül olmanın da ötesindesiniz artık...yokolacağınızı sanmayın..bu daha başlangıç..binlerce milyonlarca galaksinin yanından geçiyorsunuz..kara delikler meğer yeşilmiş..ölen yıldızlar çığlık atarmış...gökyüzü aslında bir orkestraymış...sonra?..sonra ışığın dibine kadar gidersiniz. ışık biter..ve yeniden siz başlarsınız..bir de bakarsınız ki gökyüzü yine tepenizde...böyledir işte..artık çoook çok uzaklardasınız.

Rasgele

+ agoni
+ dersane sloganlari
+ francisco buyo
+ computer
+ dorduncu nesil yazar
+ yiyip yiyip kilo almamak
+ sonradan gorme opeth hayranlari
+ bekara kiz vermem
+ humbucker
+ bagh hele
+ yabanci hatunlarin kiro erkeklerden hoslanmasi
+ portakal
+ esbpl 2003 2004 sezonu
+ luc besson
+ your highness
+ fixed math
+ van emniyet mudurlugune yapilan baskin
+ kirli sari varos tonu
+ ince zevk
+ the x files

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam