|
|
(bkz: diego armando maradona jr)
(bkz: cocukken hayal edilen tanri sekli)
maradona futbolu kalbiyle oynamistir.hele hele onu naklen ya da canli seyreden seksenler kusaginin,futbol endutrisine isyan etmesine sebep olmus nefis bir insandir.oynadigi donemlerdeki kisiligini bilemiycem ama pele mi maradona mi sorulari sadece tiksinti yaratiyor.pele su anda futbol endustrisinin bir numarali poltikacisi olmus ruhunu satmis bir kisiliktir,kaale bile almiyorum.
1982'den beri uyusturucu ve doping kullandigini aciklamis futbolcu. "keske colugunun cocugunun uzerine envai cesit yemin vermeseydin" o vakit dusuncelerine gark eder insani. ha buna ragmen sebepsiz degildir hicbir sey, o diego degil midir ki bir ulkeyi, bir sehiri hatta yeri geldiginde koca dunyayi pesinden surukleyip, onlara bir daha kolay kolay goremeyeceklerini bildikleri seyleri gosteren, bizim neznimizde elinden geleni fazlasiyla yapmistir.
zorlu yasam kosullarinin getirdigi egitimsizlik, yirmili yaslarda saplanilan uyusturucu batagi, mafyayla derin iliskiler, entrikalar, dostlara ihanet ve mutsuzlugun koyu karanligi...
son fiziksel görünümüyle "maraduba" lakabını hak eden, kilolarından kurtulmak için kolombiya'da ameliyatla midesini küçülttüren futbôl insanıdır.
"eğer papa fakirleri o kadar düşünüyorsa önce altın kubbeleri satışa çıkarsın "kilisenin anti-kapitalist eylemlere verdiği destek hakkında... düşmanınıtanı.org dan
vanzant heralde açmıştı bööle bir entry, tersi mümkün değil; neyse.diego armanda maradona, arjantinli futbolcu, boca juniorsta oynadı ordan italyaya geldi, (arada biyerlere uğramış olabilir, ben küçüktüm bilemiycem) napoliyi 40-45 sene sonra şampiyon yaotı, süper futbol oynardı, saha dışında da her türlü ipneliği vardı, varmış yani, uyuşturucu kullanmaktan mafya bağlantısına kadar, tanrının eli adı verilen bir gol atmıştı ingiltereye, sonra da bütün orta sahayı geçerek ikinci bir gol atmıştı ki birinci gol için onun ahlakı, ikinci gol için de futbolculuğu gibi denir...
25 mayis 2005 milan liverpool macini izlemek uzere istanbul'da bulunan futbol ilahi.
şu an itibarı ile olimpiyat stadı'nı teftiş eden göbekli tanrı...(bkz: pele puede ser el rey pero el diego es dios)
86 dünya kupasında, birden parlayan kısa boylu ve fazla atletik olmayan ama futbol zekâsı, tekniği, sürati ile herkesi şaşırtan bir gençti. mexico'86'yı izleyenler maradona'yı izlemiş olmak gururunu taşıdılar. orta sahadan toplu alırdı, sonra gidip önce kendi kalecisini, daha sonra sahadaki diğer 23 futbolcuyu + 3 hakemi çalımlayıp gol atardı. arjantin'i tek başına şampiyon yapmış, ingiltere maçında da eliyle gol atmıştı. ne güzel bi hareketti... daha sonra italya'nın diplerde sürünen takımı napoli'ye transfer oldu ve ikinci senesinde napoli'yi şampiyon yapıp, dev takımlar arasına soktu. 90 düna kupasına da hızlı başladı, koşamıyordu ama attığı paslar, yaptığı hareketler nefisti. ölüsü yeterdi abi.daha sonra iniş dönemi başladı, kokain bağımlısı oldu, teknik direktör oldu, 30 maç ceza aldı, karısını döwdü, eşşek zkti. yarın bi gün "asi çocuk" diye anacaklar onu da, ihtiyarladı, bi kaç hafta içinde ölür, yaşayan efsane öldü olur... severim pek bi. (bkz: maradona)
hala uclarda hala hiperaktif ama safti yavas yavas kaymaya baslamis olan insan.http://www.fanatik.com.tr/.../avrupa/maradona1711.jpg
rusya ile, iste o zamanlar sscb ile yaptiklari macta, yaptigi hareketle hatirlanan manyak bi adam. hareket sudur: arjantin tac kullanmaktadir maradonaya dogru ve abimizin arkasinda iki rus futbolcu vardir. maradona tac kullanildiktan sonra topa dogru iki adim atar, ruslar pesinden... top yere degmeden, sag dizini kendine dogru cekip topun al kismina ayaginin ic kismi ile bir kesme vermistir. ruslar one dogru yani daha dogrusu, tac cizgisine dogru hamle etmislerken, maradona aralarindan, top ustlerinden gecer gider... iki kisi birden anca bu kadar maymun edilir. maci izlerken, bir yandan top falan sektirmeye baslamistim o gazla...
kalp ve yüksek tansiyon sorunları nedeniyle, dun yoğun bakıma alınan ve durumunun kritik olduğu açıklanan efsane fultbolcu.
pele gibi fifa'nin fino'su olmamiş, asiligiyle kendi efsanesini yaratmiştir. ayrica tek ayakla bile pele'den daha iyidir.
gerçek koma sebebinin kokain olduğu iddiaları ortaya atılan ve hakkında ciddi endişeler bulunan gelmiş geçmiş en iyi futbolcu.
gereksiz pele mi daha iyi maradona mi tartişmalarina sebep olmuş adam zira kendisi dunyanin 1 numarasidir bana gore. ek olarak arjantin'de boca juniors yerine river plate'i tutarim ama sadece "dinim boca, ibadethanem la bombonera, tanrim maradona" lafi ve maradona'nin boca'ya olan aşkinin yuzu suyu hurmetine boca'yi severim. evet, boyle de bir insanim..
hafta sonunda izlediğimiz kadarıyla boca juniors'ın nueva chicago'yu la bombonera stadında 2-0 yendiği maçta iki elinde iki sise durmadan içen ve bu macın sonunda yüksek tansiyon ve miyokard (cardiomyopathy) diye bilinen bir rahatsızlık nedeniyle hastaneye kaldırılan, pele'nin tam tersine futboluyla beraber fikrini de gösteren futbol cambazı. türkiye'ye bosna adına organize edilen maca gelmisti, ali sami yen'e cezası nedeniyle oynayamamıstı ama stadın etrafından topu düsürmeden bir tur atmıstı ve o zaman canlı görmüstük bu üstadı. bir daha gelsin isterim, galatasaray'ın 100. yıl kutlamalarına..
futbol tanrisi..(bkz: hand of god)
entry tarih ve saati itibari ile durumu son derece kritik olan halen yogun bakimdan cikamamis eski futbolcu. umarim duzelir.
antu.com a gore hayata gozlerini yummuş futbolcu.topragi bol olsun..http://www.antu.com/haberoku.asp?id=6983edit:antudan başka yerde boyle bir haberin olmamasi antunun uydurmuş olabiliceği ihtimalini gu¢lendirmektedir,umarim oyledir.
bu kadar entry girilince öldü sandığım futbolcu yazıyım bari de komiklik olsun diye daldığım, fakat hadiseyi öğrenince beynimden vurulduğum adam..bi daha böyle düşünürsem kafamı skeyim..
(bkz: sol framede görülen isimleri öldü zannetmek)(bkz: hmm)
(bkz: tanrılar ölmez)
(bkz: legends may sleep but they never die)
durumu iyiye gidiyormuş:http://www.eurosport.com/...tid=22&storyid=576830http://www.reuters.co.uk/...d=495744§ion=news
"boca es mi religion, maradona es mi dios, la bombonera es mi iglesia" "dinim boca, tanrım maradona, mabedim la bombonera" boca juniors'un stadyumu la bombonera'nın giriş kapısında yazan cümle.
"ben onun portakalla mandalinayla yaptigi haraketlerin yarisini futbol topuyla yapamiyodum"burruchaga
antunun yaptigi yanliştan dondugu ve olmedigini a¢ikladigi efsane futbolcu.http://www.antu.com/haberoku.asp?id=6985(ulan fernerbah¢eli de degilim,neden buraya bakiyosam)
sagligi iyiye gitmeye başlamiş olan efsane.
(bkz: gonullerin sampiyonu)
geçen aylarda yüreğimizi ağzımıza getiren, futbol tarihinin en büyük ismi. pele'nin yaşayan en iyi 10 numara olması için biraz daha beklemesi gerekecek sanırım.
futbol oynaması yasaklandığı zaman 20.000 bangladeşli dhaka caddelerinde yürüyüş yaparak maradonanın futbol oynamasına izin verilmesini aksi halde kenti yakacaklarını haykırıyorlardı. tanrının eli, ingiltere fatihi, castro'nun arkadaşı, yoksulların dostu diego yoksullar tarafından hep kendilerinden biri olarak görülmüş ve daha çok sevilmiştir. hem, (bkz: pele puede ser el rey pero el diego es dios)
sagligina tekrar kavusmasi icin kalp nakli gereken arjantinli kokocu.
yapilan mudahaleler sonucu simdilik kefeni yirttigi duyurulan calimbaz.
(bkz: maradona sicti dona)
arjantin in mükemmel futbolcusu..bı macda ilk defa saha dısına cıkarılıyor,yerıne ortega giriyor..saha dısında elıne top verıyorlar şov yapıyor ve kımsenın macı ızledıgı yok tek ses var maradona..maradona!
bağış ertenden alıntılarsak:"16'sında milli, 18'inde şampiyon, 22'sinde dünya yıldızı, 26'sında efsane, 31'inde kokainman, 44'ünde ağır yaralı... futbolu sevmeyen kaldıysa yeryüzünde, onu seyretmedikleri içindir..."ölme maradona... ölme...
kokain tedavisi için yatırıldığı akıl hastanesinde "dün beraber yemek yediğim adam kendini napolyon zannediyor. sağımda yatan ise fidel castro... ben maradonayım dediğimde ise bana kimse inanmıyor, burada daha fazla kalmak istemiyorum" şeklinde üstün derecede veciz ve trajik bir laf etmiş, dünya futbolunun en büyük futbolcuları içinde en cesur* ve en başarılı* olanı.
(bkz: oha dedirten goller)
ayni macta dunyanin en guzel golunu, ardindan da en tartişmali golunu atmiş olan kişi.
boca juniors fanatiğidir. ayrıca arjantin ekonomik kriz içersindeyken başbakan olmak istediğini belirtip,akabinde amerikaya ve avrupaya kendine destek aramak amacıyla yolculuklar yapmıştır. her zaman güzel hareketleriyle hatırlamak istediğim doğuştan futbolcu kişilik.
(bkz: diegorian kilisesi)
futbol tarihinin göze en hoş gelen topunu oynayan,napoli halkının efsanesi,ilahı, eliyle gol attıktan sonra en ufak bir rahatsızlık hissetmeden golü atarkenki coşkusuyla b*ku tanrıya atan kısa boylu arjantinli...
herkes 86'da ingiltere'ye elle attigi golden bahsetsede kanimca kariyerinin en guzel golu ayni macta attigi diger goldur. yari sahadan aldigi topu tum britanya adasini ipe dizdikten sonra sol ayagiyla atmisti.
90'da finalde yenildikleri için hüngür hüngür ağlamıştı. çünkü eğer kazansalardı o da pelenin brezilya'ya yaptığı gibi arjantin'e dünya kupasını ebediyen götürmüş olacaktı.
tekrar yoğun bakıma alınmış efsane futbolcu.
sanki gidici gibi olan futbolcu. allah gecinden versin ama...
dunyanin gelmis gecmis en ii orta saha oyuncusu (benim gorusum)...dunya tarihinin en gusel gollerinden birinin sahibi (1986 dunya kupasi yari finalinde ingiltere'ye attii gol)...
"bütün beatles üyeleri ölmeden ben ölmem" şeklinde beyanatı bulunan adam.
genelde annelerin bildiği tek futbolcu. futbolla pek ilgilenmeyen babalar da bir cruyff anlatırlar ki insanın ağzının suyu akar.
86 da yaptıklarını 82 dünya kupasında da ondan bekliyordu arjantin milli takımı, ama o ikinci maçta tum asabiliği ile kırmızı kartı yıyıp oturmushtu, 86 ya kısmetmısh
cm 4te de bu isimde 86 napoli dogumlu bir oyuncu vardir. oglu mudur bilemem.
ingiltere'ye 86 dünya kupasında attığı gol otoriteler tarafından dünya kupası tarihinin en güzel golü seçilmiş kişi
17 mart 1991'de son kez sahaya çıktığı -napoli/bari- san paolo ya bu akşam ciro ferrara nın jubilesinde ayak basacak olan ve 14 yıl aradan sonra geldiği napoli 'de akıllı bırakmayan insan değil topçusu..
napolide bir berberde papanin yaninda papaninkinden daha buyuk ve yukarisindaki fotosuna rastlayip dumura ugradigim napoli halkinin taptigi efsane.
(bkz: hugo hernan maradona)
winning eleven 7 nin amerika versiyonunda ismi maradone olarak gecen futbolcu.
dunya gozuyle gormenin nasip oldugu insan. 95'miydi neydi, bosnali cocuklar yararina ali sami yen'de duzenlenen futbol macina gelmisti. cezasi oldugundan maca cikamadi ama mactan once topla ufak bir gosteri yapti. onumuzden gecti. zannimca pele'den daha yeteneklidir ama daha buyuk degildir.
kasım ayında yapacagi jubile maciyla faal futbol yaşantisina noktayi koyacak olan gelmiş gecmiş en iyi futbolculardan biri..
50 yaş üstü brezilya aşığı insanların pele'den daha büyük olduğunu kabul etmediği tanrı'nın futbol elçisi (el mano del dios)
ünlü maradonna'nın napoli alt yapısında oynayan oğlu..ne varki sağlaktır ve favor, topçusu del piero'dur demeçlerine göre..babasını da görmemiştir hiç
(bkz: andların hagisi)
(bkz: maradona turkmus)
tanesine 300ş ödediği 30 fahişe ve yeterince kokainle bir gece geçirdikten sonra 2 hafta hastanede dinlenmek zorunda kalmış kişi.
gelmis gecmis en iyi oyunculardan biri olarak gosterilir ama yetenegini sahalarda degil kokain cekerek gelistirmeye calisinca olanlar oldu. dunya kupasinda attigi gol hicbir zaman unutulmaz. en son boca juniors u penaltilarla kazandigi libertodores kupasinda yorumculuk yapti. oldukca da sevindi.
2000'de fifa tarafından pele ile birlikte yüzyılın en iyisi seçilmiş futbolcu.
federasyon tarafından arjantinde yüzyılın futbolcusu ödülünü aldığında buna tepkisi "alfredo di stefano benden daha iyi" demek olan futbolcu. kolunda che guavera dövmesi vardır. fidel castroyle kanka muhabbeti vardır. tutku dolu bi adamdır. öyle ki; bigün bi asansörün kapılarını yumruklayarak avazı çıktığı kadar "argentinaaaaaaaa" die bağırmıştır. halkın taptığı bir adamdır.
artık maalesef, show haberde çıkan, zayıflatılmak için evinden hastaneye götürülen insanları çağrıştırıyor.http://www.uefa.com/...gazine/273716_biglandscape.jpg
napoli 'de iki yabancı meşhurdur. cem sultan ve maradona.
dünyanın ilk kilolu olupta topla harikalar yaratan uslanmaz futbol fenomeni (bizdeki versiyonu sergen). herzaman futbol dünyasında isminden bahsedilecek kişi. arjantinde adına kilise açılan ve mezhebi olan tek insan. bir futbol idolü..
mahalle arası futbol maçlarında kullanılan "maradona maradona sıçıyor dona" özdeyişinin ilham kaynağı efsanevi kokainman. hala futbol oynuyor olsaydı fenerbahçe'ye transfer olurdu. daumla birlikte kokain partileri düzenler kafayı bulurlardı herhalde.
futbol sanatinin en cilgin, en renkli, en kaliteli, en duman, en dali-vari sanatcisi. dunya gozuyle bu buyuk sanatciyi inonude ciplak gozle izledim ya yeter bana*
maradona daha bir insandır peleye göre. yaşamı ve futbolu her insanınki gibi inişli çıkışlı bir grafik çizmiş(koko, elle yaptığı haksız kazanç) pele daha çok robot gibidir, hep hissettiğini değilde bekleneni yapıyormuş duygusunu verir insana. hep en iyidir, örnek alınandır. halk maradonayı anketlerden görüldüğü kadarıyla peleden daha çok sever. pele zaten aldığı "dünyanın en iyi futbolcusu" ödüllerini profosyenel spor yaşamlarına sahip kişilerin oylarıyla almıştır. tamam pele daha eski bir oyuncuydu belki maradonayla aynı dönemde oynasa bu anketler biraz farklı olabilirdi ama maradona daha renkli biri olduğudan, normal biri gibi inisleri çıkışları bir arada yaşadığından bize daha yakın duruyor . hepimiz sana tapıyoruz büyük adam.
maradona ve reddettiği oğlu bu sene bi cenazede karşılaşmışlar.maradona önce kaçmış,sonra geri gelerek sarılmış ve ağlamış.ayrıca euro sport teletext maradona junior un ingiliz bi takıma kiralandığını yazmıştı 5-6 ay önce.
parlayan genc oyunculara veliahtım diyen ancak önce ariel ortega'da, sonra riquelme'de yanılan, (ki maradona olmak imkansızdır an itibariyla) su sıralarda lionel messi'yi veliahtı gösteren emekli futbolcu. lionel messi'den bekliyoruz sabırsızlıkla, cünkü futbol dünyası maradona'yi cok özledi...
kalp rahatsizligi nedeniyle gittigi kuba icin "buradaki insanlarin hepsi cildirmis, kimi kendini robinson crusoe saniyor, kimi napoleon ve ben maradona oldugumu soyleyince kimse inanmiyor" diye derin bir yorum yapmistir..(bkz: kuba)
gerek yaşım* küçük olduğundan, gerekse o zamanlar futbol bugünkü derecede endüstriyelleşmiş ve globalleşmiş olmadığı - yani italya ingiltere ispanya gibi önde gelen futbol ligleri dünyanın her yerinde yayınlanmadığı - için hiçbir zaman canlı seyretme şansına sahip olamadığım; geçmişte yaptıklarını gördükten sonra ise buna deliler gibi üzüldüğüm ve dünyanın gelmiş geçmiş, en azından benim gözümde, bir numaralı topçusu olduğuna kanaat getirdiğim insan üstü futbolcu... tabii ki bunda üstün futbol yeteneği kadar kişiliğinin de büyük payı vardır. maradona, burada çoğu kişinin de belirttiği gibi hiç bir zaman - örneğin devamlı karşılaştırıldığı pele gibi - fifanın ve düzenin adamı olmaya soyunan apolitik bir insan olmamıştır. ancak kanımca daha da önemli olan ve onu futbolu olduğu kadar kişiliğiyle de sevmemi sağlayan yönü her zaman için kendi bildiği doğruları savunmuş ve davranışlarının arkasında durmuş olmasıdır; diğer bir deyişle bu politik düşüncelerinin - birçok sporcu ya da sanatçı örneğinde olduğu gibi - sırf halk arasında popüler olmak ve prim yapmak için belirtilen söylemler olmadığını ve bu söylemlerinde samimi olduğunu normal hayattaki davranışlarıyla herzaman için kanıtlamayı bilmiş olmasıdır...
(bkz: the maradonean church)
izleyenlerin suratina koca bir siritis koydurabilen adamlardan biri.
çok ağır bir durumda hastaneye kaldırılmış olan, ve koma'da olduğu bildirilen eski futbolcu. kimileri uyuşturucudan, kimileri ise kalp rahatsızlığından dolayı bu halde olduğunu iddia etmekte. e ünlü olmak da zor...
yüksek dozda kokainden kalbi durduğu açıklanan eski futbolcu.http://www.nethaber.com.tr/...0,1082,122380_7,00.html
bana gore , hep karsilastirildigi pele icimizden biri , duzenli , ahlakli , kurallarin adami iken maradona iyi de olsa , kotu de olsa gorkemli tahtinda oturan , kendinden emin kurulmus bir kral gibidir. sahip oldugu cizgi (inis ve cikislariyla) futbol dunyasindaki hicbir portreye benzemez. http://www.soccerclips.net/clips/lifeislife.zip adresindeki videoyu izleyin. ben burada tum oyuncularin ayagi cimdeyken , maradona'nin kendi kralliginda oldugunu ve orada herseyin sadece ona ozel oldugunu goruyorum. bir film kahramani ya da eski yunan tanrisi gibi birsey bu adam benim gozumde.
en iyidir jordanla birlikte. gelmezler bir daha kimse gelemez bir daha...pele, zidane ve t-mac, iverson , dumars, kobe trastir...
"iki rüyam var,ilki dünya kupasında oynamak,ikincisi oynadığım kupada şampiyonluk yaşamak" hayalleriyle futbol yaşamına başlayan,hayal ettiği bu iki dileğini gerçekleştirmekle kalmamış ; futbol tarihine adını altın harflerle yazdırmış olan arjantinli efsanevi futbolcu.ayrıca dünyanın gelmiş geçmiş en iyi futbolcuları tarışmalarında pele nin en büyük rakibidir*.oynadığı maçlarda en fazla foul yapılan oyuncu rekoru hala egale edilememiştir.
uc kelimesi ardarda soylendiginde var olan en estetik isimlerden biri.
futbol topuyla arasında derin bir aşk ilişkisi olduğunu düşündüğüm futbolcu.o her seferinde her ne kadar topun kıçına kıçına vurduysa da tilki dönmüş dolaşmış maradona'nın ayağından kopamamıştır.
futbol dunyasinin masal kahramanlarindan...
dünyanin gelmis gecmis en iyi futbolcusu, 86 mexico dünya kupasinda döktürmüstü resmen, hele ingiltereye attigi ikinci gol, ta orta sahadan topu alip kaleciye bile calim atarak attigi o muhtesem gol unutulurmu hic. ne yazik kokain mübtelasi yüzünden kendini kendini mahvetmistir. fethulah gülen hocayla da yanyana otururken resmi bile vardir.
napolililerin pek sevdikleri bir adamdir kendisi. 1990 dunya kupasinda napolide oynanan maradonali arjantin-italya macinda tribunler arjantini desteklemis, italyada yer yerinden oynamistir.
dunya futbol tarihinin tartismasiz en buyuk ismi. italya liginin en sert ve skor acisindan en kisir oldugu yillarda napoli gibi bir takimi iki sene sampiyonluga, ki sene delig ikinciligine tasimasi, 86'da arjantin'i adeta tek basina dunya sampionu yapmasi bu yargiya destek olan siradisi orneklerdir.
arjantin'de bir okulda katıldığı uyuşturucu karşıtı bir panelde "çocuklar uyuşturucu kötüdür. kullanmayın" dediği, karşılığında da salondan "diego zaten artık kullanamayız. sen bitirdin onları" yanıtını aldığı rivayet edilen overdose insan, efsane futbolcu
"benim adımın söylendiği ve insanların bunun ne anlama geldiğini bilmediği bir gün asla olmayacak."diyebilecek kadar ne olduğunu bilen efsane.
futbolu hic bir zaman birakmak istememis olsada futbolun kendisini biraktigini farkeden ve buna hic bir zaman dayanamamis, jubile macindan sonra onun icin bestelenen ratones paranoicos - para siempre diego maradona sarkisi calarken seyircilere bakarak hungur hungur aglayan, deli dolu her zaman hatirlanacak buyuk futbolcu.
maraba televole sloganini ortaya cikaran zat.
emir kusturica tarafından belgesel filmi çekilecek olan tanrı... uzun zamandır birşeyi bu kadar heyecanla beklememiştik ama bakın şimdiden bekliyoruz ... ve çok heyecanlıyız ...
kısa boyuyla tezat oluşturan kocaman kafası, o kafadan kara çalılar gibi fışkıran dağınık saçları, deli fişek bakan kara gözleri, bir halterci gibi tombul baldırlı güdük bacakları, geniş iman tahtası, tükenmez enerjisi, zekası, dehası, isyankârlığı ve hırçınlığı ile bir futbol anıtı.futbolun endüstrileşmeye başladığı sinyalini verdiği yıllarda, bu endüstrinin bir "işçisi" olmayı red etmiş, sanatını icra ettiği alanın dışında özgür olmak istemiş, bu nedenle dayatılan ağır çalışma koşullarına, cezalara, tazminatlara kafa tutmuş, bir futbolcunun apolitik olmaması gerektiğini politik tavırlarıyla göstermiş, kadınlara ve alkole düşkünlüğünü ilan edecek, ingiltere'ye "tanrının eliyle" attığı o golü, fotoğraflarla belgelenmeden önce itiraf edecek kadar da dürüst bir adam. yaşayan son futbol kahramanı.2002 dünya kupasında, kokain kullandığı gerekçesiyle kendisine vize vermeyen japonya'ya "evet kokain kullandım ama hiç değilse amerikalılar gibi binlerce masum insanı öldürmedim"* diyerek ayar vermişliği de vardır.
maradona maradona maradona goooool, repligiyle akıllara yer etmis. falkland ın intikamını dunya kupasında alan buyuk futbolcu. ayrıca o muthis golden sonra camel panosunun onunde sevindi cunku cameldan yuklu bi miktar para aldı densede inanmamak gerekir. yapmaz o bir savas kahramanıdır cunku.
15 yaşında, henüz bir paf takım oyuncusuyken yaptığı röportajda, geleceğe yönelik hedefleri sorulduğunda "önce dünya kupasında oynamak daha sonra da o kupayı almak" diye cevap veren yüce şahsiyet
maradona meselesi sundan ibarettir:http://www.verkac.org/fotograf_anlatir/08.htm
"la noche del 10" adlı talk show programıyla bu kez de televizyonculuğa soyunmuş olan efsanevi futbolcu.....
bazı futbol cahili sözlükçüler'in, sırf bağnazca tuttukları takımda -şimdilik - forma giyiyor diye sıradan bir santrfor ile mukayese etmeye cüret edebildikleri efsanevi futbolcu.1978 arjantin dünya kupası maçlarını izleyen yeniyetme her türk seyircisi gibi güney amerika futbolu hayranı olmuştum. kendinde her türlü spor ve kıraathane yorumu yapabilme yet(k)isi gören veletler belki bilmezler, o siyah beyaz televizyon yıllarında poster veren goal dergisi falan yoktu, mario kempes, osvaldo ardiles, cubillas, zico gibi yıldızların renkli, küçük resimlerini gazetelerin spor sayfalarından kesip saklardık, ben işi ileriye götürüp odamın duvarını küçük futbolcu resimleriyle doldurmuştum. işte 1980 yılıydı, milliyet spor sayfasından maradona'nın krampon seslerini okumaya başlamıştık, "20 yaşında arjantinli bir bücür, dünya çapında yıldız olmaya aday" şeklinde kısa yorum ve haberler eşliğinde, sol ayağının üstüyle topu kontrol ettiği mavi - beyaz arjantin formalı resmi 1982 ispanya dünya kupası'na kadar duvarımda asılı kaldı, altına mavi gazlı kalemle "diego armando maradona" yazmıştım, bu uzun ve büyük ismi unutmamak için. uzun uzadıya, ayrıntılı anlatmaya gerek yok, milli takım(ları) için akla bile gelmeyen 2. sınıf forvet oyuncularıyla mukayesesi bile yapılamayacak kadar özel, farklı bir yıldızdı o. takımı adına, futbol adına yapılabilecek ne varsa yapardı yeşil çimende. napoli'ye gidin, sorun, asla unutulmayacak bir efsanedir bu tarihi akdeniz şehrinde. (bilgin gökberk üslubu oldu biraz bu cümle, bir günlüğüne de olsa gördük ya napoli'yi.) sahada ve saha dışında attığı çalımlar, beklenmedik, hiçbir hesaba, ele avuca gelmez çılgınlıklar hep bu kısa boylu esmer arjantinliden geldi yıllarca. herkes maradona olmaya öykündü 1980'lerin başından beri, tüm geyik cümle içlerinde milyonlarca kez "olm sizi maradona gelse kurtaramaz bu maç" kullanıldı ismi. futbolu bırakmasıyla bir şeyler eksik kaldı, ve yeri asla, hiçbir şekilde - ölçüde doldurulamadı yeşil sahalarda. yıldızlar uzaklaşıyordu büyük bir hızla ve bugün 10 kişiyle savunma yapan takımlar tur atlıyor, hakemlerle şampiyon olan taraftarlar arsızca rakiplerine hakaret ediyorlarken futbol denen şu illeti hâlâ ve inatla seviyorsam bir kez daha haykırmalıyım, anılarda bıraktığı güzellikler için : ho visto maradona !
"maradona maradona kurban olam yaradana" gibi güzel bir tekerlemesi olan arjantinli efsane futbolcu.
ntv de yayınlanan yabancı menşeili bir belgeselde italyaya ilk geldigimde altıma bir tane ferrari verdiler sonra da sen oyna dediler, naaapiim ben de oynadim, diger tarafina karismam deyisi vardir.
küba'da tedavi goren, ve ne mutlu bizlere ki fotograflarindan iyilestigi belli olan, futbolun sadece futbol olmadiginin, futbolcularin sosyal sorumluluklari oldugunun yasayan kaniti kucuk dev adam. onu gordukce bugunun starlarindan (beckham, ronaldo, ronaldinho, ballack, schweinsteiger, rooney), onlarin sovmenliklerinden, endustriyel futbol sirkinin saklabani olmalarindan iyiden iyiye igreniyorum. son aciklamasinda (http://www.ntvmsnbc.com/news/347332.asp) bush'a karsi tavrini belli eden, gercekleri soylemekten cekinmeyen bu cesur futbol adaminin saglina diyerek entryimi noktalayim.edit: (bkz: #3558168)edit 2: buna benzer baska bir olay da 94 yilinda amerika dunya kupasinda limuzinlerle gezen carlos menem'e, "burada caka satacagina ulkemdeki yoksullar ile ilgilen" demesidir.
bugun, mar del plata'daki amerika zirvesi sirasinda sahaya su formayla inmis buyuk futbolcuhttp://www.guardian.co.uk/...635037,00.html?gusrc=rss
george w bush' u insan kırıntısı olarak tanımlayan adam. *
daha çocukken televizyona bakakalmamı sağlayan yegane futbolcu, futbolcu değil atom karınca gibi gelmişti, ondan büyülendim sanırım, yeşil sahalara topla coşkulu şiirler yazmış arjantinli.
dünya kupalarında ayaklarıyla attığı gollerden sonra, abd yalakası dünya ülkelerine kafayla gol atmaya başlamış arjantinli dev futbolcu.
mar del plata'daki amerika kıtası zirvesi'ne, üzerinde ''war criminal'' yazılı bush resimli tişörtle katılarak, sempatimizi bir kez daha kazanan adamdır. insanların hayat denilen menem yolda, düştükten sonra kalkmasını bilmeleri gerektiğini kanıtlamıştır aynı zamanda.
hugo chavez in önceki dönemde kazandığı seçimden sonra kendisine ;'' bu tarihi anda derin saygılarımı ve içten desteğimi ifade etmek isterim. yolumuzu gösteren tanrı ve venezüella halkı sizin cesur mücadelenize tanıktır ve öyle kalacaktır'' içerikli mektup yollayan,amerika zirvesinde de hugo chavez ile beraber ''halkın zirvesi'' (bush karşıtı eylemcilerin adlandırmasıdır) nde ki en önemli semboldür.
futbolun hayata en güzel mirası.şansımız canlı izleyebilmiş olmak..allah kendisinden razı olsun, inşallah 200 yaşına kadar yaşar...
bono'dan neyim eksik ki toplumsal politik bir özne olmalıyım demiş turp gibi dönmüştür hayatına ve hayatımıza. amerika denilen şeyin aslında kuzeydeki değil güneydeki olduğunu hatırlattı. sağolsun.
kolundaki dövmeyi gördüğüm günden beri saygım daha bir artmıştı bu adama, o yüzden son bush karşıtı aktiviteleri hiç şaşırtmadı beni.
diego 86 dünya kupası'nın unutulmaz yıldızıydı. o tuhaf fizik yapısıyla futbolcudan daha çok "tamirci çırağı"na benzeyen diego maradona hemen hemen dünyanın bütün sokak çocuklarının hayranlık duyduğu; mahalle aralarında sürüp giden futbol maçlarının özdeşleşilen futbolcusuydu. kimbilir sen mi maradona olacaksın ben mi kavgası kaç çocuğun anılarında yer tutar. çokça söylenmiştir; futbol özellikle azgelişmiş ülkelerde yoksulların sınıf atlamalarını sağlayan en büyük rüyalardan biridir. brezilya'nın ya da arjantin'in kenar mahallelerinde futbol topunun ardından koşturan binlerce çocuk bir gün "büyük bir futbolcu" olmanın hayaliyle yaşar. havuzlu villalara, lüks arabalara, güzel sarışın kadınlara sahip olmanın, şöhretin ve zenginliğin en bilinen yoludur bu. o diz boyu yoksulluğun geride kalması için "tanrısal" yetenekle çalışmanın ve emeğin sonuç olarak bir "oyun"da birleşmesidir, çocuk ruhları tutku dolu bir hayale bağlayan. bu milyonların hayali kuşkusuz çok az insan için bir gerçeğe dönüşür. diego maradona bu nedenle milyonlarca yoksul çocuğun gerçekleşen hayalinin adıdır. ve yine bu nedenle bütün tarihi yoksul ülkelere faullü goller atmakla geçmiş bir sömürge imparatorluğunun milli takımına elle gol attıktan sonra "o tanrının eliydi" demesinin ardında tarihsel ve tanrısal haklılığa güven yatar. avrupa yolculuğunu napoli'ye yapması da bir rastlantı sayılmamalıdır. italya'nın kuzey ligi'nin zenginliği karşısında; mafyanın, yasadı şının ve yoksul kalmışlığın sembolü olan napoli, maradona'yı adeta çağırmıştır. uyuşturucu, kadınlar; politika, isyankârlık arjantinli futbol ilahının inişli çıkışlı hayatının çeşitli duraklarıdır artık. o olağanüstü yeteneğin ete kemiğe büründüğü bedeni giderek kendinden uzaklaşırken maradona yeniden hayata döner. bu kez castro'nun "che'den sonra bir başka arjantinli daha küba halkının yanı nda" diyerek comandante ile kaptan'ı karşı laştıran sözcükleri maradona'nın yeni misyonunu tanımlar. birçok arkadaşı futbolun kendilerine sağladığı zenginlikle varlıklı sınıfa dahil olmanın keyfiyle yaşarken maradona yeniden evine, dünyanı n yoksullarının arasına döner. artık üstünde, o muhteşem gösterinin 10 numaralı forması yerine, "stop bush" yazan bir tişört vardır. çok daha sınırlı şöhretlerin, çok daha sınırlı transfer paralarının ve kuşkusuz maradona'yla kıyaslandığında çok daha kısıtlı yeteneklerin örneğin bizim ülkemizde laila, reina kapılarına sürüklediği; üçüncü sınıf manken kızlarla aşkların geride bırakılmış yoksullukların yerine konulduğu futbol yıldızlığı ne denli "zavallı" kalmaktadır. hayatta bildikleri en muhalif tutumun "tarikat liderliği"ne biat, susurluk'çularla derin dostluklar, göze aldıkları en büyük serseriliğin mafya liderlerine saygı olması bu sığlığın göstergesi sayılmalıdır. diego maradona keşke bizim ülkemizde var olsaydı. ancak tv ekranlarında görebildiğimiz o olağanüstü yetenek 12 eylül'ü protesto gösterilerine; cumartesi anneleri'ne; 1 dakika karanlık eyleminin ateşböcekleri gibi yanıp sönen ışıklarına ne de çok yakışırdı. bülent forta
(bkz: el pibo de oro)
pir-i azam.
bulduğu her fırsatta busha ayar veren süper şahıs, futbolcu,efsane. birgün gazetesi yazarlarından hürser tekinoktay güzel bi yazı yazmış bu konuyla ilgili. dio gol.(tanrının golü)önceki gün gazetemizin değerli yazarlarından bülent forta'nın futbolumuzdaki çirkinliklerden bahsettiği, keşke bir diego da bizde olsaydı içerikli yazısını zevk ile okudum.günümüzde birçok kirliliği barındıran futbol, itibarını maradona ile tekrar yükselteceğe benziyor.birçok aydının ''insanları uyutmaktan başka bir işe yaramaz'' dediği ''futbol'' olgusu önceki hafta diego'nun üstün yetenekleri ile birlikte abd başkanı g.bush'a karşı dünya politika tarihinde müthiş bir maç kazandı.amerika kıtasından 34 ülkenin liderinin arjantin'in mar del plata kentinde buluştuğu amerika zirvesinin konusu kıtanın "serbest ticaret bölgesi" ilan edilmesiydi. g.bush böylece bölgenin zengin kaynaklarını istediği gibi kullanmayı planlıyordu.bu zirve öncesi, maradona küba televizyonundan abd başkanı bush'a savaş suçlusu ve katil tanımlamaları ile seslenmiş ve ''arjantin'deki bu zirveye gelirsen tepki gösterenlerin en önünde ben olacağım'' demişti.bush ve arkadaşları hayatları boyunca güney amerika'da bir tek futbol maçına bile gitmedikleri için maradona'nın bu seslenişine pek önem vermediler.üstelik boca juniors'un la bombonera stadyumu girişinde yazılmış olan "dinim boca, tanrım maradona, mabedim la bombonera" sözlerini hiç bilmiyorlardı! gerçektende zirve boyunca on binlerce vatandaşı ile en önde bush karşıtı gösteriler yapan maradona ve arkadaşları g.bush ve arkadaşlarına unutamayacakları bir hezimet yaşattılar.büyük umutlar ile başlayan zirve ''teklifin dondurulması'' ile birlikte büyük hayal kırıklığıyla son buldu. aslında g.bush ve arkadaşları uzun zamandır hiç kaybetmemişlerdi.glasnost ve perestroyka akımı ile doğu blokuna karşı kazanılan zafer amerika'yı dünyanın tek süper gücü ve tek hakimi haline getirmişti.bu güç ile ülkesinde azalan enerji kaynaklarının en önemlisi olan petrol krizini afganistan ve irak'a düzenlediği özgürlük operasyonları ile(!) zengin petrol yataklarını eline geçirerek çözme planında da oyunun galip tarafındaydı.avrupa'ya karşı ise, avrupa topluluğu hikâyesi ile ortalığın elektrik trafosundan çıkan yangın yerine dönmesi sağladı ve bir başka karşılaşmanın daha galibi oldu.özgürlük operasyonlarının, her gün onlarca çocuğun ve kadının öldüğü operasyonlara dönüşmesine bob geldof(!) ile birlikte tüm dünya sessiz kalırken el diego siyasetçilerin bile söylemeye ve yapmaya çekindiği her şeyi söylüyor ve yapıyor.el diego aslında futbolun sosyal gücünü sadece futbolu bıraktıktan sonra değil futbol oynarken de kullanmıştı.katolik olmasına karşı vatikan'ı tartışmaya açma cesaretini gösterip "papa fakirleri çok düşünüyorsa vatikan'daki altınlarını satsın" demişti el diego.arjantin başkanı carlos menem dünya kupası için amerika'ya geldiğinde,"buralarda dolaşıp caka satacağına ve dünya kupasını kazanacağız diye böbürlenip duracağına, sokaklarda aç gezen fakirleri ve evlerinde oturan işsizleri düşünmeli" demişti.şilili diktatör pinochet tutuklandıktan sonra, "pinochet'nin tutuklanmasına çok sevindim. arjantinli diktatörlerin sonunun da aynı olmasını dilerim" diyen maradona yeşil sahalardaki en güzel iki golü de aynı maçta iki ayrı devrede 1986 dünya kupasında ingiltere'ye karşı atmıştı.oyunun 1.yarısında''tanrının eli'' ile attığı 1.gol 1982'deki falkland işgalindeki* haksızlığa karşı ingilizlere atılan gol olmuştu.2.yarıda tüm ingiltere takımını çalımlayıp attığı gol ise latin halkının kahramanlık ve cesaretinin simgesi idi.bu anı dakikalarca ağlayarak anlatan arjantinli spiker victor hugo morales'in ''dio gol. dio gol'' diye haykırması (tanrının golü) ülkesinde halen ilk günkü heyecanı ile dinlenilmektedir. abd'nin dünya üzerindeki politikasına karşı olan chavez ve castro'ya büyük bir destek veren maradona sanırım ki bundan böyle futbolun esas amacı olan sosyal olgusunun tekrar fark edilmesini sağlayacak.umarız ülkemizde de yozlaşmış ortama katkısı olan tüm spor adamları, medya sorumluları da maradona'nın son karşılaşmasındaki zaferinden bir sonuç çıkartırlar.yoksa onların da çocukları meşin yuvarlağın değil, bombalardan arta kalan metallerin tekmelendiği bir dünyada yaşayacaklardır.
son günlerde yaptığı hareketlerle "ulan yoksa bu da mı gay" dedirten şahsiyet. önce mike tyson'un elini tutup durdu ardından kucağına aldırdı kendisini ve son olarakta bir barda gay olduğu bilinen colin farrell ile herkesin önünde dudaktan dudağa öpüştü. cinsel tercihleri elbette kendini ilgilendirir ama ben yine de futbolun gerçek ve tek efsanesine yakıştıramadım doğrusu. colin'le öpüştüğü foto için ; http://www.haberturk.com/news/204355.html
www.sendika.org 'dan..efsanevi futbolcu maradona'nın abd başkanı bush'u "katil" olarak gördüğünü söylemesi ve arjantin ziyaretini protesto gösterilerine katılacağını açıklaması basında haklı olarak oldukça geniş yer buldu. çünkü maradona bir futbol yıldızı olarak bizim alışık olmadığımız bir tavır sergiliyordu. maradona bush'ı savaş suçlusu ve insan kırıntısı olarak tanımlayarak "bizi ayakları altında çiğnemek istiyor. gurumuzu her zaman koruduk, şimdi de bush'a kendimiz ezdirmeyeceğiz" dedi. türkiye'de futbolcuların mafya liderleriyle, tarikat şeyhleriyle, polis şefleriyle ve kontrgerilla tetikçileriyle dostlukları haber olurken, maradona'nın latin amerika halklarının mücadelesinin ve bu mücadelenin önderlerinin yanında saf tutması anlamlıydı. futbolundan sonra bu net anti-emperyalist tutumuyla dünya halklarının gönlünde yer tutan maradona'yı daha yakından tanımak için daha önce cosmopolitik dergisinde yayınlanmış bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedik. sendika.org arjantin'in kahramanları genç ölür burçin tuncer diego armando maradona'nın 10 kasım 2001 tarihinde yaptığı jübileyle aktif futbol hayatına bir kez daha nokta koyması, futbol tarihinde bir devrin bitişi olarak da değerlendirilebilir. futbolun bir eğlenceden milyarlarca dolarlık bir pazara dönüşmesi ve futbol oynayan 'delikanlıların' azalması olarak özetleyebileceğimiz bu süreç, elbette ki maradona'nın jübilesinden çok daha önce başlamıştı. ama müthiş kişisel yeteneklerinin yanında futbola tutkuyla bağlı olan ve futbolu para kazanmaktan çok, zevk için oynayan maradona, bu özellikleriyle türünün son örneklerinden biriydi. futbolda endüstri devrimi! futbol, yalnızca sahadaki 22 oyuncu ve üç hakemin bir topun peşinden bir o kaleye bir bu kaleye koştuğu bir oyun değildir. "futbol asla sadece futbol değildir." (1) stadyumlarda ve ekranların karşısında bu oyunu izlemek için toplanan kadınıyla erkeğiyle milyonlarca insan; takımlarının logosunu taşıyan formaları, atkıları, bereleri, eşofmanları, minik bir servet haline gelen sezonluk kombine biletleri, maçların yayın hakkını elinde bulunduran yayıncı kuruluşun dekoder'lerini satın alan milyonlarca taraftardır aynı zamanda. bir avrupa şampiyonası ya da dünya kupası düzenlemenin veya böyle bir turnuvayı kazanmanın getireceği maddi-manevi kazanç ve prestijdir de. bir futbolcunun topu ayağına aldığında yapabileceği yüzlerce hareketin kombinasyonundan öte, attığı golden sonra sponsor firmasının reklam panosunun önünde sevinmesi, ya da onlarca kameranın önünde konuşurken taktığı şapkanın üzerinde yazan şirketin ismidir. ama tüm bunların yanında, "futbol bir ölüm kalım meselesi değildir. bundan daha öte bir şeydir." (2) on'un büyüsü... futbolun endüstrileşmesini bir başka yazıya bırakarak maradona'ya, 'tribünlerin' ona taktığı isimle el diego'ya dönelim isterseniz. "sonuçta ben ancak dünyanın en iyi üçüncü futbolcusu olabilirim. çünkü birincisi diego'dur, ikincisi her zaman diego'dur ve sonra diğer önemli futbolcular gelir" diyen careca'ya katılacak yüz binlerce futbolsevere ve fifa'nın internet üzerinde yaptığı ankette 'dünyanın en iyi futbolcusu' seçilmesine rağmen, maradona futbolun bir takım oyunu olduğunun bilincindedir. napoli'deki hocası ottavio bianchi onun bu özelliğini şöyle vurgular: "dört yıl boyunca onun takım arkadışlarına serzenişte bulunduğunu görmedim. doğal yeteneklerini diğer oyuncular üzerinde baskı aracı olarak kullanmadı; hata yapanları yüreklendirici sözler sarf etti, onları azarlamadı." ama diğer yandan, hiçbir rakip savunmanın engelleyemediği şahsî yeteneklerinin de farkındadır. "takımda kimin oynadığı ya da kimin teknik direktör olduğu önemli değil. herkes bilir ki arjantin'in o sevgili '10 numarası' bana aittir. sonsuza dek" der bir söyleşisinde. ve futbolla birazcık ilgilenen herkes bilir ki, bir orkestra için maestro ne ise, bir futbol takımı için de '10 numara' odur. futbolda genelde şansı bol olan değil '10 numarası iyi olan' kazanır. maradona'nın sonsuza dek kendine ait olarak gördüğü '10 numara' artık resmi olarak da ona ait. zira arjantin futbol birliği, 25 eylül 2001'de yaptığı bir açıklamayla, maradona'nın yıldızının parlamaya başladığı 21 yaş altı takım da dahil olmak üzere, tüm arjantin milli futbol takımlarında 10 numarayı emekli etmeye karar verdiğini açıkladı. italyanlar ise maradona'yı onurlandırmakta arjantinliler'den daha atak davranmıştır. ilk defa bir italyan takımı bir sırt numarasını emekliye ayırır: maradona'nın 1984-1990 arasında giydiği 10 numaralı napoli forması. altın çocuk isterseniz, kimilerine göre üçkağıtçı, uyuşturucu müptelası, ahlaksız, kadın ve araba sevdalısı şımarık bir top cambazı, kimilerine göreyse dünyanın en yetenekli ve gelmiş geçmiş en büyük futbolcusu olan diegito'nun fırtınalı yaşamını anlatmaya başından başlayalım. 30 ekim 1960'da, buenes aires'in fiorito adlı varoşunda, sekiz kardeşin beşincisi olarak dünyaya gelir. suları akmayan, ama yağmur yağdığında içi su dolan iki gözlü gecekonduda büyür. maçların devre aralarında seyircileri eğlendirmek için yeşil sahalara ayak basmasını saymazsak, arjantin liglerindeki ilk maçına daha 16'sına basmadan, cebollitas takımının 16 sırt numaralı formasıyla ikinci yarıda çıkar. 1977'de, daha 17'sine basmadan macaristan'a karşı milli formayı giyer. artık argentinian jrs. takımının profesyonel futbolcusudur ve inanılmaz yeteneklerinden dolayı 'pibe de oro' (altın çocuk) olarak çağırılmaktadır. genç yaştaki bu başarılarına rağmen arjantin teknik direktörü cesar menotti, dünya kupası'nda oynamanın baskısını kaldıramayacağını düşünerek onu 78 dünya kupası kadrosundan son anda çıkarır. maradona yaşlı gözlerle evine dönüşünü hala dün gibi hatırladığını söyler sonraları: "hayatımın en büyük hayal kırıklığıydı, üzerimde bıraktığı iz asla silinmeyecek." intikam yemini eder günlerce; bu olay onu kamçılayan ve hınçla futbol oynamaya iten bir dürtü halini alır. arjantin ümit milli takımı'yla 79'da kazandığı dünya kupası'ndan sonra ilk kulüp şampiyonluğunu 1981 yılında boca juniors'la tadar. 82 dünya kupası'nda bekleneni veremez ama dünyanın en pahalı futbolcusu olarak (5 milyon sterling) barcelona'ya transfer olmuştur. katalan takımıyla 83'te ispanya kral kupası'nı ve ispanya süper kupası'nı kazandıktan sonra, 1984'te yine rekor bir ücretle (6.900.000 sterling) napoli'ye transfer olur. diegito'nun altın yılları başlamıştır. eller yalan söylemez batı almanya'yı finalde 3-2 mağlup eden arjantin, 1986 dünya kupası'nı, maradona da fifa tarafından kupa'nın en iyi futbolcusu seçilerek altın top'u kucaklar. ancak meksika 86 dünya kupası birçok şampiyonanın aksine finaliyle değil çeyrek final karşılaşmasıyla hafızalara kazınmıştır. arjantin-ingiltere çeyrek final müsabakası, sadece maradona'nın kişisel tarihinin değil, dünya futbol tarihinin de en önemli iki olayına sahne olur: maradona'nın sol eliyle attığı, arjantin'i ingiltere karşısında 1-0 öne geçiren dünyanın belki de üzerine en çok konuşulan golü ve ilkinden beş dakika sonra gelen ve altı ingiliz'i çalımlayarak ingiltere ağlarına gönderdiği ikinci gol. maçın hemen ardından verdiği demeçte, elle attığı golün iptal edilmemesi için "ben kimim ki hakemin dürüstlüğünden şüphe edeyim" diyen el diego, tarihi açıklamasını yapmakta gecikmez: "o benim değil, tanrı'nın eliydi..." evet, "futbol asla sadece futbol değildir" ve maradona o golleri sadece ingilizler'in ünlü milli kalecisi peter shilton'a değil, tüm ingilizler'e karşı atmıştır. zira ingiltere, falkland (malvinas) savaşı'nı kazanalı dört yıl olmuştur ve arjantin halen falkland'da ölen çocukların yasını tutmaktadır. maradona daha sonra, ülkemizde henüz yayımlanmayan 'ben el diego' adlı kitabında bu olayı şöyle anlatır: "bu maç bizim için bir final gibiydi. çünkü, bir takıma karşı değil, bir ülkeye karşı kazanmış olacaktık. maçtan önce futbolun falkland savaşı'yla ilgisi olmadığını söyleyip duruyorduk, ama orada birçok arjantinli çocuk ölmüştü; onları kuş yavruları gibi öldürmüşlerdi... bu bir rövanş olacaktı, sanki malvinas'ın intikamını alacaktık. yaptığımız röportajlarda hepimiz, bunları birbirine karıştırmamak lazım; futbol ve politika ayrı şeylerdir filan diyorduk, ama yalandı hepsi, düpedüz yalan! işte bunun için, sanırım attığım gol, golden öte bir şeydi. aslında iki gol atmıştım, ikisinin de zevki ayrıydı. bazen, ilk attığım, elimle attığım gol daha çok hoşuma gidiyor. o sıralarda söyleyemediğimi şimdi söyleyebilirim artık, o dönemde golü 'tanrı'nın eli' diye açıklamıştım. ne tanrı'sı yahu! basbayağı diego'nun eliydi! ve sanki ingilizler'in arka ceplerinden cüzdanlarını yürütüyordu... kimse farkına varmadı: kendimi bütün gücümle fırlattım. bu kadar yükseğe nasıl zıpladım, bilmiyorum. sol yumruğumu ve kafamı geriye attım, kaleci shilton, peter shilton anlamadı ve arkadan gelen fenwick itiraz eden ilk kişi oldu. bir şey gördüğünden değil, zıplayarak kaleciyi nasıl aştığımı anlayamadığından. yan hakemin orta yuvarlağa gittiğini görünce, babamın bulunduğu tribüne koştum, bağırdım. bizim ihtiyar beline kadar sarkmıştı, golü kafamla attığımdan emindi! sol yumruğumu golü kutlamak içinmiş gibi yukarda tutuyor, bir yandan da hakemlerin nerede olduğuna, bir şeyden şüphelenip şüphelenmediklerine bakıyordum. hiçbiri bir şey anlamamıştı. ingilizler protesto ediyordu, valdano da parmağını dudaklarına götürmüş, şşt yapıyordu bana, hastanedeki hemşire fotoğrafları gibi." kendisi bazen eliyle attığı golü daha çok sevdiğini söylese de, ingiltere ağlarına giden futbol tarihinin tartışmasız en güzel golünün de onun kalbinde ayrı bir yeri vardır: "ingiltere'ye attığım ikinci gol rüya gibiydi. fiorito'da yaşarken hep böyle bir golün hayalini kurardım. gerçi rüyalarımdaki gibi kızılyıldız formasıyla olmadı ama dünya kupasında attım o golü." tanrı maradona'yı, maradona futbolu yarattı el diego'nun napoli yılları onu kokain, takımını ise kupa müptelası yapar. napoli, 100 yıllık mazisinin ilk 'serie a' şampiyonluğunu maradona'yla yaşamıştır. 1987'de serie a şampiyonluğu ve italya lig kupası; 1988'de serie a gol krallığı; 1989'da uefa kupası; 1990'da serie a şampiyonluğu ve italya süper kupası ard arda gelir. aslında maradona'nın napoli için ne anlam ifade ettiğini 'tribünlerdeki yerlerinden başka kaybedecek şeyleri olmayan' napoli taraftarları "tanrı maradona'yı, maradona futbolu yarattı" diyerek, kulüp yöneticileri ise maradona'nın 10 numaralı formasını emekliye ayırarak göstermişti. ama sanırız galatasaray'ın juventus'la oynadığı şampiyonlar ligi maçından önce bir napolili'nin söyledikleri, güney italyalılar'ın bu duygusallığının temelini anlamak açısından önemli: "(kuzey italya'da yaşayanları kastederek) bizi adam yerine koymazlar. ayrılmak isterler. kuzey takımlarında italyan bile oynatmazlar. milli takım'a güney'den oyuncu almazlar. üstelik onların bize karşı oynadıkları her maçın topu da yuvarlak değil dört köşedir. bir köşesinde para, öbüründe mafya, üçüncüde şike, dördüncü köşede de başkanlarının ismi vardır. niye tutalım juventus'u? hep ezildik, ezdiler bizi. başımızı, ilk defa bizi şampiyon yapan maradona ile kaldırdık gururla. 80 bin napolili 1990 dünya kupası'nda boşuna mı bağırdık arjantin diye. üstelik italya-arjantin maçında." (3) evet, napoli taraftarları italya '90'da arjantin'i desteklemiştir. nitekim arjantin, meksika 86'daki finale kadar yükselme başarısını italya 90'da da yineler. ama 90'ın finali 86'ya benzemez. finalde almanya'yla karşılaşan arjantin, biraz da hakemin iltimasıyla kupayı 'panzerler'e kaptırır. futbolda tanrı gibi futbolcular olsa da, hakemin kararının değiştiğini gören olmamıştır. ve kupa 90 dakikanın sonunda matthaus'un ellerinde yükselirken el diego yine ağzını açar: "mafya kazandı!" el diego'ya göre arjantin, meksika 86'nın ve italya'yı 1990 dünya kupası'nda hem de kendi evinde elemenin diyetini ödemiştir. eğer italya 90'da italya'nın kazandığı penaltıları, rakip takımlarının gördüğü kırmızı kartları şöyle bir gözümüzün önüne getirirsek, birilerinin italya'ya final oynatmak arzusunu ve maradona'nın ne demek istediğini daha iyi anlarız. maradona dopingi maradona'nın gündeme geldiği tek konu, ne yazık ki futbolu değildi. uzun bir süre uyuşturucu kullanımına bağlı ciddi sağlık sorunları yaşadı. ama bunu sevenleriyle paylaştı; bir efsane değil, bir insan olarak kendini anlatmaya çalıştı. 'ben el diego' adlı kitabında "kimse beni uyuşturucunun ya da paranın gerçek hislerimi değiştirdiğine inandıramaz. hiçbiri. hep aynı insan olarak kaldım, hep olduğum insan olarak. ben maradona'yım. ben el diego'yum." diye yazıyordu. uyuşturucuya bağlı olarak kalp krizi geçirdiği günlerde, "bir hiçle başladım; elimdeki tek şey, tanrının bana verdiği, topu istediğim yere gönderebilen iki ayaktı" diyor ve ekliyordu: "ama tanrı bu ayaklarla birlikte bana budalalık ve bazı bağımlılıklar da verdi." maradona'nın bahsettiği bağımlılığın kokain olduğu sır değil. ama şu da bilinmeli ki, futbolun 'kötü çocuğu' maradona, fifa başkanının önünde el pençe divan dursa ve diline biraz hakim olabilseydi belki bu bağımlılığını mezara kadar sır olarak taşıyabilirdi. (4) öte yandan, bir zamanlar kendisi de uyuşturucu müptelası olan ünlü ingiliz grubu pulp'ın beyni jarvis cocker'ın şu sözleri de sorunun bir başka boyutunu ifşa ediyor: "uyuşturucular seni bir yerlere kestirmeden götürür, ama yapman gereken, mutluluğunu alnının teriyle kazanmak... pop sanatçısı olarak, uyuşturucu kullanmak neredeyse iş tanımının bir parçasıydı." (5) anlaşılan jarvis cocker'ın bahsettiği iş tanımı maradona'nınkiyle de örtüşüyordu. el diego, la republica gazetesine verdiği bir demeçte "hiçbir zaman uyuşturucunun bayraktarlığını yapmadım. uyuşturucu bu dünyanın en kötü şeyi. ama şu da bir gerçek ki, bizi yönetenler uyuşturucu işinde. kullanmasalar bile uyuşturucuyla aklanan paraları alıyorlar. bizi kumanda eden her şey, bizi uyuşturucuya sürüklüyor" diyordu. maradona'nın hikayesini trajikleştiren önemli figürlerden biriydi kokain. 1991'de bari'yle oynanan lig maçında maradona'nın kokain kullandığı tespit edilmiş ve italyan futbol federasyonu tarafından 15 ay sahalardan uzaklaştırılmıştı. el diego bu olaydan napoli başkanı ferlaino'yu sorumlu tutuyordu. zira maradona, 1990'da oynanan uefa finalinden sonra olympique marseille takımına transfer olmak istediğini söylemiş, başkan da onu yollayacağına söz vermişti. ancak başkan sözünde durmadı ve gitmesine engel oldu. maradona, olympique marseille'e gitmek istiyor ama yerinden kıpırdayamıyordu. ve yeniden uyuşturucu kullanmaya başladı. daha sonraları el grafico dergisine şu demeci verecekti: "bari maçına kasten kokain alarak çıktığıma inanıyorum, çünkü gitmek istiyordum." onun için bu bağımlılık şöhretin bedellerinden biriydi ve bu bedeli ağır biçimde ödedi. fifa'nın verdiği 'yüzyılın futbolcusu' ödülünü alırken "futbolu asla hafife almadım. ne var ki kendime, bedenime saygım yoktu. beni gençlere örnek göstermeyin. kimseye, kendi çocuklarıma bile örnek olamam, olmamalıyım." (6) demişti. maradona'yla ilgili bir başka iddia da onun doping yapıyor olduğuydu. amerika '94 dünya kupası'nda yunanistan'la oynadıkları grup maçında yapılan testte kanında 'epehdrine' bulunduğundan şampiyonadan ihraç edildiği açıklanınca kimse kulaklarına inanamadı. hatta bangladeş'te insanlar işi ileri götürüp fifa'yı protesto etmek için sokaklara bile dökülmüştü. belki nezle tedavisi için, belki de zayıflamak için birtakım ilaçlar kullanmış olabilirdi. ama bir şey kesindi, o da daha iyi futbol oynamak için ilaç almayacağı. buna zaten ihtiyacı yoktu. ingilizler meksika 86 finalinden beri maradona gibi oynamaya yarayan bir hap keşfetme sevdasına kapılmış olabilirdi; ama çabaları henüz sonuç vermemişti. en büyük taraftar, politikacılar sahtekâr itiraf etmek gerekir ki maradona'yı cosmopolitik gibi bir derginin sayfalarına konu etmemizin sebebi, onun futbol dehasından ve fırtınalı özel yaşamından ziyade başı sıkışınca amerika'yı ya da gelişmiş bir avrupa ülkesini değil sosyalizmin son kalesi küba'yı seçmiş olması ve "papa fakirleri çok düşünüyorsa vatikan'daki altınlarını satsın" gibi 'toplumsal içerikli' mesajlarıydı. 'bir futbolcunun üzerine vazife olmayan' konularda konuşuyor, politikacılara, haksızlıklara isyan ediyordu. dünya kupası için amerika'ya geldiğinde, zamanın arjantin başkanı carlos menem'i hedef alarak, "buralarda dolaşıp caka satacağına ve dünya kupasını kazanacağız diye böbürlenip duracağına, sokaklarda aç gezen fakirleri ve evlerinde oturan işsizleri düşünmeli" demişti. şilili diktatör pinochet tutuklandıktan sonra, "pinochet'nin tutuklanmasına çok sevindim. arjantinli diktatörlerin sonunun da aynı olmasını dilerim" diyen maradona için politikacılar iflah olmaz birer hırsızdır: "birçok defa beni politikaya çekmeye çalıştılar, ama ben ekmeğimi koşarak ve top oynayarak kazanıyorum. elimi insanların cebine sokmam. politikacıların hırsız olduğu aşikar. yoksa o kadar malı mülkü nasıl edinebilirlerdi?" ama bazı politikacıları hariç tutar efsanevi futbolcu. hatta fifa'nın düzenlediği ankette futbolseverlerin oylarıyla kazandığı 'yüzyılın futbolcusu' ödülünü arjantinliler'e, eşine, dünyadaki tüm futbolculara ve ona oy veren tüm taraftarlara ithaf ederken, "özellikle de fidel castro'ya" demeyi ihmal etmez. peki ama nedir maradona'nın castro ve küba sevgisinin kaynağı? belki memleketlisi che'den ötürü kanı kaynamış, belki sosyalizmin bu son kalesinin dünyanın namusunu koruduğunu düşünmüştür. ama küba'ya ve lideri castro'ya bir vefa borcu vardır el diego'nun. ocak 2000'de ölümden dönmesine yol açan kalp krizi sonrası castro'nun davetiyle küba'ya gelir. dünyanın belki de en gelişmiş sosyal sağlık kurumu olan, castro'nun övünç kaynağı küba sağlık servisi sayesinde eski günlerine döner. bu karayipler adasında çok daha huzurlu bir yaşamı keşfeden maradona, "küba'da yeniden nefes almaya başladım" der. sağlığına kavuşmasında küba'nın ve castro'nun ona verdiği desteğin bilincindedir. sol omzundaki che dövmesinden sonra, sol bacağına da bir castro dövmesi yaptırır. 10'a son veda maradona italya futbol federasyonu'nun verdiği 15 ay futboldan men cezasından sonra bir daha futbol oynamak için italya'ya dönmez. önce seville'ye, ardından newell's old boys'a ve yeniden boca juniors'a transfer olur. birçok iyi maç çıkarmasına ve inanılmaz goller atmasına karşın, inişli çıkışlı futbol yaşamında yeni bir sayfa açmayı başaramaz. futbol sahalarının bu en yetenekli oyun kurucusu, kendi hayatını bir türlü kuramaz. 1997'de boca juniors formasıyla jubilesini yapar. 2001 yılının son günlerinde, arjantin milli formasını bir kez daha giymek istediğinde yine manşetlerdedir. boca juniors'un ünlü bombonera stadına son bir kez daha çıkar ve dünya karmasıyla arjantin milli takımı arasında oynanan maçla o çok sevdiği 10 numarasına bir kez daha veda eder. maradona sağ ve sol ellerinden tutan iki kızıyla yeşil sahaya son kez futbolcu olarak ayak bastığında, yer gök inlemektedir. ama maçın en duygusal anlarından biri, maradona'nın attığı golden sonra çıkardığı formasının altından boca juniors formasının görünmesidir. maradona oyunun son 20 dakikasında boca formasıyla mücadele ederken, bombonera'yı dolduran 50 bin boca taraftarı çoktan gözyaşlarına boğulmuştur bile. hızlı yaşa, genç öl diegito'ya ölümden korkup korkmadığı sorulduğunda, "beatles'ların dördü de cennete gitmeden ölemem. şimdilik daha biri orda; demek ki güvendeyim" cevabını vermişti. john lennon'dan sonra george harrison da öldüğüne göre, maradona'nın bir ayağı çukurda sayılır. şaka bir yana, simon kuper, "arjantin'de herkes onun yakında ölmesini bekliyor. eğer genç denilebilecek yaşta ölmezse insanları biraz hayal kırıklığına uğratacak" (7) diye yazmıştı. zira arjantin'in kahramanları hep genç yaşta ölmüştü: kan kanserine yenilen evita peron, uçak kazasında ölen tango şarkıcısı carlos gardel, bolivya'da vurulan efsanevi gerilla lideri che guevara ve geçtiğimiz sene araba kazasında ölen şarkıcı rodrigo... hepsi erken ölmüş; çünkü arjantin'de kahramanların genç ölmesi bir gelenektir... bu nevi şahsına münhasır kahraman ocak 2000'de kalp krizi geçirdiğinde de bu geleneğin bozulmayacağı düşünülüyordu. ancak azraile attığı vücut çalımı el diego'nun diğer iki beat'i beklemeye kararlı olduğunu gösteriyor. belki yaşamının bu ikinci devresi ilk devresi kadar sansasyonel olmayacak. tribünleri dolduran binlerce futbolseverin 'maradona' çığlıkları altında rakip savunmaların 'belini kırıp' ağları havalandıramayacak. topla ceza sahasına girerken siyah kıvırcık saçları rüzgârla dalgalanmayacak. belki attığı paslarla, çektiği şutlarla yeni kupalara adını yazdıramayacak... ama spikerlerin 'maradona, maradona, maradona... gooooolll' çığlıkları kulaklarımızdan hiç gitmeyecek. onun futbol tarihinde hep ayrı bir yeri olacak. nice yıldızlar gelip geçecek, ama onun yıldızı parlamaya devam edecek. noir desir'in bir şarkısında marcos için dediği gibi, 'onun yıldızına...' dipnotlar 1 gazeteci-yazar simon kuper'in kitabının adıdır. 2 bill shankly. liverpool'un efsanevî menajeri, eski futbolcu. 3 bilgin gökberk, 'bir italyan hikayesi', 28 eylül 2001, milliyet 4 "türkiye'de kutsal ittifaktan bahsedenler bilmelidir ki, o kutsal ittifak asıl almanya'da bayern'i iktidarda tutar. ve eğer daum alman milli takımı'na münih'ten gidiyor olsaydı, onun kokain kullandığından kimsenin haberi olmayacaktı. tıpkı iktidarın yanında olan onlarca sanatçının, sporcunun ne haltlar yediğini bilmediğimiz gibi." mehmet demirkol, 13 mart 2001, radikal 5 roll dergisi'nin aralık 2001 tarihli 59. sayısında yer alan 'bir cesede hayat öpücüğü' başlıklı röportajdan. 6 www.ntvmsnbc.com 7 simon kuper, 22 ekim 2000, the observer
(bkz: colin farrell ile maradona'nın öpüşmesi)
çaylaklık hizmetini 5 ay 5 gün kısa dönem yapacak, ya da inşallah bir kısım takarikler gibi bifiil 12 ay çekecektir.aklına ne gelirse başlık yapma huyundan vazgeçmesi için bir vesile teşkil etmesini dilerim.ceza konusunda ihtisas yapmak istiyordu, al sana ceza.(bkz: n'oldu arı mı soktu)
guney amerika bolgesinde halk uzerinde cok onemli etkisi olan kahraman futbolcu. devrimci ve chavez in yakin arkadasi. (bkz: kuzey amerika guney amerika savasi olasiligi) (bkz: hugo chavez)
eşikteki bardakları kıran çocuk. severek kırıyoruz...
1979, 1980, 1981 yıllarında 3 kere arjantin gol krallığı yaşamış futbolcu. ilk yılı argentinos, diğerleri boca juniors formasıyla.
fm 2006'da var olan, lakin 18 yaşında olan ve napolinin alt yapısından yetişmiş gibi gözüken futbolcu. özellikleri ise çok kötüdür kendisinin.edit: kendisi maradona'nın öz oğluymuş*.
reklam için de olsa, yüklü bir para indirmiş de olsa, ezeli rakibi oldukları bir ülkenin formasını giyip, milli marşlarını okuması, bence çok olumlu bir jesttir. birbiriyle çekişen her ülkenin yeşil sahalarında görmek istediğimiz hareketlerdendir. tabi türkiye'de biraz zor olur bu.
yaklaşan her dünya kupasında özlem duyulan şahıs.
lakapları arasında:-el diez-pelusa-el diego-el pibe de orobulunan futbolcu
(bkz: maradona the hand of god)
"kişisel fikrim her şeyin sanat olabileceğidir" (bkz: #9435905) açıklamasıyla sanat çevrelerinde deprem yaratmış kişi.ismail güldüren kavramsal sanat sergisi, nisan 2006, ankara.
tip itibariyle "okan buruk'un buenos aires'te midye satanı" kılıklı, çıkık götlü futbol bücürü. ahmet kurtcebe alptemoçin ile birlikte tam ismini söylemesi en zevkli adamlardan biri.
arjantin'den çıkan her oyuncuya mutlaka yorum yapan adam. -bu kim-veron abi. adam çok teknik.-iyi, artık rahat uyuyabilirim. sıradaki?-aimar abi. süper yetenek.-güzel güzel, artık rahat ölebilirim. peki bu kim?-messi abi? yeni sen diyolar.-o zaman bunu para verip izleyim......bir de ot sararım, of of...-efendim abi? -siktiret bişey yok. yeter mına koim bu kim?-emrah abi o. küçük emrah. türk bu, araya karışmış herhalde, ama çok hızlı.-bi koşsun bakiim. görelim.-sen de mi abi?
gecen sene(2005) sampiyonlar ligi final maci icin uefa'nin davetlisi olarak turkiye'ye geldiginde yasanilan su olay maradona'nin derinligini de ortaya koymustur:havaalani'ndan otele transferi sirasinda trafik sikismis, maradona da dilenmekte olan yurdum insanina pencereyi acip "hi, diego" diye bagirmistir.transferi yapan arkadasin anlattigina gore, maradona orada "ben de senin gibi sefilim" mesajini vermeye calismistir.
şu zamanlar sürmekte olan dünya salon futbolu turnuvasında arjantin formasını giyen adam. hollanda için de pierre van hooijdonk oynamaktadır. karşılıklı da oynayacaklardır. kendisi epey bir kilo vermiş ama ilerde beleş beklemekten başka bir şey yapmıyor.
2004-2005 yillari arasinda bir arjantin kanalinda hülya avsar show tadinda bir programi olan adam. canavar gibi de topu kafasinda sektirip sarki söylüyor.
seksenli yillarin cocuklarini futbola asik eden nerdeyse ölümcül yedi günahi tek tek isleyip gözümde aziz titleni kazanmis zaaf adami.siz hayatinizda görür müsünüz bir daha bilemem, bir dünya kupasinda orta sahadan topu alip 5-6 oyuncuyu calimlayarak golünü atan bir futbolcuyu.ne mahalle maclarinda ne de resmi müsabakalarda kaldi yesil sahalarda böyle adamlar.caravaggio gelsin bi de su adamin bir resmini yapsin ister diye istek yapar deli gönül.söyle klasik cizgili mavili-beyazli arjantin formasiyla,tanrinin eli`li,sehvet ve günahlarin icindebir maradona.
hakkında en güzel yazılardan birisi milliyet gazetesinde mehmet demirkol tarafından yazılmıştır.buyrun buradan okuyun'diego'maç başlayalı 5 dakika kadar olmuştu. ronaldinho hemen önümüzde duruyordu. ama hemen önümüzde. taş çatlasa 5 metre. birden etrafımızdaki herkes arkasına tribünlerin üst tarafına doğru döndü. avustralyalı ve brezilyalı taraftarlar, gazeteciler. ronaldinho döndü mü bilmiyorum, çünkü ona bakmıyordum. çünkü herkes gibi ben de maradona'ya bakıyordum. sahadaki avustralyalı taraftarların bütün pastaları o yedi diye pankart açtıkları -ronaldo'dan daha zayıftı. sigara içmenin yasak olduğu allianz arena'nın tribünlerinde, - muhtemelen - zayıflamasında büyük katkısı olan fidel castro'nun kendisine armağan ettiği purosunu yaktı. purosunu gerçekten yaktı. bizimkiler gibi öyle ağzında tutmadı. maradona'yı kalabalığın arasında seçmeye çalışan birine onu şöyle tarif edebilirdiniz: "şu büyük gri dumanın çıktığı yere bak!" futbolun sıcak yüzütamam pahalı bir tribündeydi ama futbolun kontlarının arasında vip tribününde değildi. herkes ama herkes onunla fotoğraf çektirmeye çalışıyordu. maçı bıraktı herkes. o sahada olsaydı ve pele tribüne gelseydi aynı şey olur muydu bilmiyorum. ama bildiğim bir şey var ki pele oraya gelmezdi. maradona 94 dünya kupası'nda kokain kullandığı belirlendiği için turnuva dışında bırakılmıştı. 2002 dünya kupası'nda ise japonya'ya alınmadı suç sicilinden dolayı. 2006 için almanya'ya gelirken italya'daki vergi borçları nedeniyle roma havaalanı'nda kendisinin ve kızının kolundaki rolex saatlere el konuldu. evet o baştan aşağı bir suçlu. dolaşım sorunu var. vücudunda ve dünyada. savunulacak bir yanı yok kuşkusuz. ama ne olursa olsun herkesten ve herkesten daha çok seviliyor. onu sevenler de onun gibi suçlu mu? hayır! ama seviliyor, çünkü gittikçe hep beraber sterilleştirdiğimiz, soğuklaştırdığımız futbolun en sıcak yüzü hâlâ o. alman televizyonlarında sık sık dönen bir reklam var. helikopterle gidebileceği tüm maçlara yetişip 48 maçı statta seyretmek gibi bir garip görev edinen ve maçlara açık kalp ameliyatı seyreder bir ifadeyle bakan beckenbauer oynuyor. topla kariyeri boyunca yapmadığı akrobatik hareketler sergilemekte reklamda. sahada buz gibi soğuk ama hırslı olan alman, futbolu bıraktıktan 30 yıl sonra bir telekomünikasyon şirketi olan o2 için maradona hareketleri yapıyor. tabii topla oynarken yüzü gözükmüyor. yüzü gözükürken ortada top yok. o hareketleri gerçekten yapıyor mu, bilinmez. hemen aklımıza napoli'de antrenman öncesinde sahada otururken, ayakkabılarının bağları açıkken topu dakikalarca sektiren diego geliyor tabii. diego muhtemelen o gün de kokain kullanıyordu. ama en azından topu sektirirken yüzünü görüyorduk aynı karede. ve o napoli'de güney italyalılar, italya'yı değil maradona'yı tutmuştu 90'daki italya arjantin maçında. maçtan önce maradona napolilere "size yılın her günü afrikalı deyip aşağılayanları mı tutacaksınız?" diye sormuştu zira. yine onu tutuyorlarbugün rolex'lerini bıraktığı yerde yine onu tutuyorlar. çünkü suçlu, anarşist, düzen dışı ama o sıcak ve o gerçek. o futbolun kontlarından değil, futbolun ilahı.hannover'de yürürken şehir merkezinde karşınıza bir martin luther heykeli çıkıyor. elini havaya kaldırmış göğü gösteren ve bir nutuk atarken canlandırılmış. uyanık bir sanatçı dünya kupası dolayısıyla parmağıyla gösterdiği noktaya bir top yerleştirmiş. futbolu bir yol olarak mı gösteriyor, yoksa bu yeni zaman dininin katolik kaidelerini ve ruhban sınıfını protesto mu ediyor, bilmiyorum. yorum sanatçının ya da sizlerin. ama çağrışımlar yaratıyor. bir çoğumuzun futbolun geldiği noktadan duyduğu rahatsızlıklara parmak basıyor sanki. bir yol, bir öncü arıyor. işte diego sanki herkesten çok o adam. futbol krallığının vatikanı'na, isviçre'ye biat etmeyen tek büyük olarak! 20.haziran.2006 milliyethttp://www.milliyet.com.tr/.../20/spor/ydemirkol.html
http://www.youtube.com/watch?v=mqmvl5xe1n8
arjantin'in yeni teknik direktörü olması yakın olan efsane.
http://www.sabah.com.tr/2006/07/01/spo121.html(bkz: götüyle gülmek)
sanırım yeni hali böyle oldu;http://www.ecplanet.com/...806638/maradona_castro.jpg
dunyanin en gelmis gecmis en buyuk futbolcusu mudur bilemem; ve fakat, ingiltere'ye elle attigi gol sonrasi hakemin golu vermesi ve kendisinin yaptigi "o el tanri'nin eliydi..." aciklamasindan sonra, benim icin dunyanin gelmis gecmis en buyuk metafizikcisidir diago armando...aristo yalan oldu, toristo oldu, o anda, iki dakikada...
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |