elliott smith

sabahları evden çıkarken elliot smith dinliyorsam her gün dönüğüm köşeyi bu sefer kendi kendime şaşırarak, "bu adam yaşıyor." diyip bünyeme anlamsız bi huzur salarak dönerdim. umarım huzuru artık kendisi yaşar.morning had to comei'd be walking in the sunliving in the daybut last night i was about to throw it all away

...in the place where i make no mistakesin the place where i have what it takesend sonunda istediği yere * gitmiş, çabuk parlayıp, çabuk sönmüş < roman candle >

kendini göğsünden bıçaklamış olması daha da acı.

(bkz: billy elliot)

şarkılarıyla huzur veren, öldüğüne çok çok üzüldüğüm kişi.`waltz#1` kadar güzel şarkı da az yazılmıştır fikrimce.

(bkz: between the bars)

(bkz: some song)(bkz: between the bars)

erken giden yetenekli ve saygı duyulan insanlar serisinin son örnegi.

sabahin sekizinde rer'de tiklim tikis giderken, metroda dagitilan ve gazete alinmayan gunlerde bayagi ise yarayan gazetemside olum haberini okumanin kahvesiz bunyede, kahveli bunyede degisik bir etki yapacagina pek inanmasamda, ciddi denge kayiplarina yolactigina bizzat sahit oldugum insan, gece yatmadan once ayni minik haberi okumanin once uykusuzluk sonra da kabus olarak geri dondugu...

sözlükte kimsenin, ne varken, ne de ani gidişi sonrasında aleyhinde tek satır yazmadığı adam. ne güzel.

`waltz#2` adlı parçayı ilk duyduğumda "kim yapmış acep" diye merak etmiştim.ilginçtir, farklı zamanlarda birkaç kez dinlememe rağmen hiçbirinde kimin söylediği ya da adı anons edilmedi ve ben her seferinde içindeki sözcükleri internet'te arayarak şarkının künyesine erişmeye çabaladım. öyle zamanlar oldu ki, radyoda çaldığını duyup bir arkadaşımı arayarak "dinlesene bak eksende ne çalıyor, bu şarkıyı biliyor musun?" demek istedim ama ya tam o sırada şarkı bitti ya da arkadaşıma ulaşamadım falan filan.. artık "yaşamak için bir amacım daha var" en azından diyordum kendi kendime, bulacaktım bu şarkının ve o sesin kime ait olduğunu..sonra birgün...bilgisayarın başında gayet yorgun bir şekilde otururken yine onun çalındığını duydum, akustik bir versiyondu. ve sonunda radyodaki sunucu şarkının kime ait olduğunu söylecekti. ama aynı zamanda elliot smith'in artık yaşamadığını da...ne garip..böyle öğrenmeyi hiç düşünmemiştim. listeden bir yaşam ve bir başka yaşama ait bir yaşama amacı daha düştü.. hayat tuhaf gerçekten...

between the bars dinlenilmesi gereken ve feci hüzün yapan şarkısı...

i wish i had never seen your face cümlesiyle taht kurmuştur gönüllerde

şu ömrüne waltz 2 gibi bir başyapıtı sığdırmış, sığdırabilmiş harika bir insan. ölümsüz olmayı hak ediyor o şarkının her bir notasıyla, helal olsun. o kadar muhteşem bir iş yapmış ki, maalesef kendisi yaptığı için bizim anladığımız muhteşemliğin tadına varamayacak.

(bkz: bir hayat boyu dinlenecek adamlar)

bu kadar kisa sure icerisinde bu kadar cok yetenegin kaybedilmesine anlam verememekteyim. bakin, once warren zevon, sonra johnny cash, simdi de elliott smith... teker teker giden yetenekler, ama hepsi de cok kisa bir sure icinde olduler. yazik.

kendi needle in the hay'li planini cekerek veda etmiş muzisyen.

konserine gitmek yerine gece kursuna gitmeyi tercih etmistim 3 yil kadar evel.nasil olsa daha gelir bu hollandaya seklinde dusunmustum. muzisyenin ruhsal durumunu hesaba katmak gerektiginin farkinda degilmisim, ne sacma sapan bir hareket yapmisim , sevenlerini uzen bir muzisyenmis kendisi.

(bkz: waltz 2)

kafamdaki filmlerin, sahnelerin, muziklerin, gecmisin mucidi, meleklerimin mutlu sesi, sonunda bana da fena halde bulasmis olan insan, waltz 2, between the bars kaldiramayacagim kadar agir geliyor bazen neyazik ki...

çoğumuzun hayatlarında zaman zaman başlayıp biten kısa filmlere soundtrack olmuş o inanılmaz şarkılara imza atan adam. bize verebileceği herşeyi vermiş olmalı ki bizden alabileceği tek şeyi aldı gitti..kendini..

"iyiler genc ölür" e eklenen bir sahis, sahsen cok sevdigimde biri.

olumunu bugun okul kantininde ogrendigim ve "suradikilerden biri olse bu kadar uzulmezdim" diye dusundum ister istemez. tanidigimiz nice ise yaramaz insandan cok daha faydali ve gerekli ve guzeldi. requiescat in pace

öldüğünü az önce öğrenip inanamadığım [kurt cobain'in intiharı karşısındaki hislerimi bana yeniden yaşatan] yağmurlu kadıköy yürüyüşlerimin en favori albümlerini yapmış, mektuplarımı "xo" diye bitirmeyi bana öğretmiş, oldukça marjinal bir üniversitede felsefe öğrenimi görmüş, oregon denince benim aklıma gelen ilk isim idi.. "u.s.a.'den güzel müzik çıkmaz" diyen eski bir arkadaşa* verdiğim yanıttı... o çok özeldi.. önemliydi.. umarım huzur içindedir, her neredeyse..elliott smithaugust 6, 1969 - october 21, 2003

good will hunting'in soundtrackinde pek melankolik sarkilari olan gitarist, sarkici.

(bkz: miss misery)i kendisine borcluyuz with johnny walker red.

22 ekim 2003'te aci dolu kalbine bicak saplayarak intihar eden, gecenin bir yarisi arkadasimdan duydugumda kulaklarima inanamadigim, butun albumlerinin birbirinden guzel, kendisi bir o kadar daha guzel oldugu, kendisini hic olmadigi kadar ozletecek, seveninin cok, sevmeyeninin az oldugu folk-punk sarkicisi ve soz yazari, buyuk insan.

(bkz: i didnt understand)

(bkz: from a basement on the hill)

huzurun ta kendisi/kendisinde olan eskimeyen müzisyen insanı.

sallanan sandalye müziği yapan adam.

yasamaya calisarak kirleniyordu... ve naiflik kazandi.

(bkz: no name#3)

insanı nick drake kadar derinden etkileyebilen bir şarkıcıdır kendisi. vokalini alex chiltona da benzetebiliriz .everything reminds me of her diye bir şarkısı vardır, kızarkadaşınızı bırakıp çook uzaklara gittiğinizde sizi epey bir ağlatır.

(bkz: sweet adeline)

cok yumusak bir sese sahip, mete avunduk un hayran olmakta haklı oldugu sahane sarkilara sahip usta müzisyen

iki sene kadar once uzerimde yarattigi baski nedeniyle (evet bu kadar da sorumluluk yukleyerek) dinlememe karari aldigim ve kendisine ait butun gorsel - isitsel dokumanlari odamin en gorunmeyen yerine soteledigim ve dinlememeyi cidden basardigima inandigim ve bunca zaman sonra kadikoy ziyaretlerimden birinde (bkz: waltz 2) nun kulagima calinmasi ile aninda acme diyarindan tepeme inen örsun yaratabilecegi etkiyi simule edebilen adamdir bu elliott. bir between the bars siddetle tehlike arz etmektedir.

mete avunduk sayesinde tanidigim bi guzide insan daha..melankolik sesiyle etkileyici bi muzik yapiyo, waltz#2, miss misery, independence day, baby britain en muhim parcalarindan..american beauty'nin soundtrack'inde the beatles'in because parcasini cok leziz bi bicimde yorumlamis..

"mutsuz değilim, yalnızca bunun nasıl bir şey olduğunu biliyorum" diyen, ferdinand the bull (hani şu çok bilinen, çiçek koklamayı seven boğa) dövmesi sahibi kıymetli müzisyen.

son nefesini verirken kafasının içinden geçen düşünceleri merak ettigim degerli insan, ister istemez "needle in the hay" aklıma geliyor. melankolik ve çok güzel söz yazan degerli bir muzisyendi.

ardinda biraktigi son kayitlarinin 2004 ekim'inde "from the basement on the hill" albumunde bulabileceginiz, parcalariyla kalbimizin derin yaralari uzerine taht ustune taht kurmus, olumsuzluk mertebesindeki muzisyen.

cok* gec kesfedildiginde, sanki aradaki acigi kapatmak istercesine sabah aksam dinlenir. once waltz 2 ile baslanir, baby britain, independence day ve miss misery ile devam edilir ve needle in the hay ve between the bars ile sonlandirilir, zaten sizden geriye de cok bir sey kalmamistir.you broke your own 'cos you can't finish what you startnobody broke your heartyou broke your own 'cos you can't finish what you startnobody broke your heartif you're alone it must be you that wants to be apart (bkz: alameda)

34 yaşında kendisini 2 kez göğsünden (biri kalbini delmiştir) bıcaklayarak, hayata veda eden buyuk muzisyen. muthis sesi ve beste yeteneği ile, bence muzik tarihinin unutulmazları arasına bu genc yasta girmistir. gecenlerde olum yıldonumunde arkadaslarla sarkılarını soyleyerek andık kendisini. huzur icinde yatsın. ölümü hakkındaki polis ve otopsi raporlarını merak edenler asagıdaki adresten bakabilirler;http://www.thesmokinggun.com/archive/esmithaut1.html

hani filmlerde bazı sahneler vardır ya, zamanın akıp geçtiğini anlatan, yönetmeni yetenekliyse şiir gibi dizilen sahneler...işte bu adam o şiirleri yazan, besteleyen adam(dı).(bkz: good will hunting soundtrack)(bkz: keeping the faith soundtrack)

duncan sheik tarafından kendisi için yazılmış another gone isimli bir tribute parça bulunmaktadır.

kent fmde günde en az beş kere çalan walt 2nun ardından her kopuşumda "kim ya bu" diye inlerken sonunda bir gün açık radyoda bir albümünün tanıtımında kim olduğunu öğrendiğim an yaşadığım mutluluk süperdi. tüm parçalarıyla günümüz müzik dünyasının en başarılı ismi.

(bkz: son of sam)

(bkz: needle in the hay)

(bkz: rose parade)

titreten adam, mahveden adam. yeni kisilmiş sesiyle soyledigi şarkilarla insani gecmişte bir yerlere rahatlikla goturebilen mucize adam. buyucu...

everything means nothing to me diye guzide besteye imza atmistir. dikkate deger degil mi?eh, sözünün eri adammis.

(bkz: roman candle)(bkz: elliott smith)(bkz: either or)(bkz: xo)(bkz: figure 8)

tomorrow tomorrow ozellikle bi etkileyicidir

american beauty soundtrack'indeki because adli mükemmel şarkının sahibi ademoğluyillar sonra gelen edit: mevzubahis sarki bir beatles coveridir. cehaletime veriniz.

(bkz: because)

kısa bir zaman önce keşfedebildiğim için kendimden utanmama yol açan şarkıcı...ilk duyduğunuz anda sanki çok uzun süreden beri tanıdığınızı düşündüğünüz şarkıcılar vardır ve onları sevmek için ekstra bir çaba sarf etmeniz gerekmez, elliott smith de bu şarkıcılardan biri..müzik yapısı oldukça değişik ve hoş..ve her albümünden aynı keyfi ve tadı alabiliyorsunuz.now on the busnearly touching this dirty retreatfalling out 6th and powell a dead sweat in my teethgonna walk walk walkfour more blocks plus the one in my breakdown downstairs to the manhe's gonna make it all ok

figure8 adinda 1 albumu daha cikardi.kent fm surekli caliyo

huzur insanı...artık aynı gökyüzünün altında nefes alamıyor olmanın talihsizliği.

(bkz: alameda) isimli cok guzel sarkiya sahip insan

bu dunyadan gocmuslere ait bir muzikti bu adaminki, sanki hem boyle albumlere sahip olup hem de yasiyor olmak doga kurallarina aykiriymis gibi. amerika'nin son beatles ruhu bu adamdi sanirim, 21. yuzyil ozani klisesini dogruluyordu. bir sarkiyi dinlerken ister istemez kendi zevkinize gore sarkinin nasil devam etmesini istediginizi dusunursunuz ki elliott smith'in devamlari hep guzel olmustur. guzel besteler yapmakla kalmayip bu bestelere de dudak ucuklatan vokal duzenlemeleri, muazzam ve komplike produksiyonlar hazirlayabiliyor (birkaç arkadasi ile) olusu da sahsima saskinlik veriyordu ki "nasil olur?" sorusuna "doğru, olmaz." kilikli bir yanit aldim. "herkes ilgiliydi, herkes anliyordu ama elliott anlamadi."

neden bu kadar geç keşfettim diye kendi kendimi yediğim insan.. neden ölmüş bu adam ya.. biraz daha üretseymiş.. gerçi şu anki yaptiklari bile , can almaya yeter ya.. neyse..

southern belle adindaki şimdiye kadar dinledigim en guzel parcalardan birini icra etmiş, inanilmaz sesli insan ..

waltz #2 (xo) 'da"i'm never gonna know you now, but i'm gonna love you anyhow"bölümüyle dinleyeni uçuran şarkının yaratıcısı.hele hele sonunda kapı gıcırtısı yok mu!! gelen sevgili atraksiyonu (belki de giden...)

henüz adını bile bilmeden pek çok anımda başrol oynamış insandır kendisi.bissürü depresif gecemizin fon müziği olmuş hatta bizim yavan geyiklerimize bile katlanmıştır zaman zaman.uğruna egomuzu yok ettiğimiz bir süper şahsiyettir.arkadaşım ve cool takılan bir kent fm dj'i arasında aşşağıda geçen bu ve benzeri pek çok diyaloğun sebebidir ayrıca kendisi.dj: iyi günler..bir dinleyicimiz hatta şu an - eöö merhaba biz..eeedj: nasılsınız?hayat nasıl gidiyor?....sessizlik ve ardından arkadaşın yönelttiği muhteşem soru..- ee biz şu şarkı seçme işine gelsek...dj'in dumursal sessizliğidj: eee tamam oldu.hangi parçayı istiyorsunuz- biz bilmiyoruz onu.dj: nassı yani?!?- biz bilmiyoruz şarkının adını falan dinliyoruz hep burda..şey.. onu biliyoruz sadecedj: e nasıl olacak şimdi ben nerden bilebilirim ki?- biz arkadaşla söylesek size biraz... sizde tanıyorsanız çalsanız.dj: valla..ııı..e olurbiz iki kişi olabildiğince kart bir sesle... "nevır gonaaaa now yu naaaw bad ı gona lav yuuu enihav"dj: hmm ben tanımadım bunu- yaw nasıl tanımazsın günde 4528 defa çalıyosunuz.dj: vallahi bilmiyorumben arkadan tutturuyorum sarhoş ve cahilce "cure'dan i will always love you iste kızım"-e biz o zaman cure'dan i will always love you alsak?dj: ne?!?!oy lovesong'tu lam ee neyseçatttdj:evet ben şimdi arayan arkadaşlar için çalıyorumso tell the girls that i am back in town...uzun zaman aradık bu elliot'u. nihayet kadıköy trip bar'da çözdük kimliğini.aradan yıllar geçer.biz biraz büyürüz.hala salağızdır..hala bolca kazık yeriz.kendini farklı sanan ama aslında klişenin allahı olan her birimiz her kazıktan sonra bir posta elliot dinleyip "gezegende bizden daha çok acı çeken birileri de var be hacı" deyip bencilce avunuyoruzdur.hal böyle giderken kanada'da okuyan kardeşimi ziyarete giden ben sosyal bir insan olup ortamlarda tutunamadığım için kezban paris'te modeli eve tıkılıp kalmış kendimi dondurma ve cipse vermiştim.birden tv'de o peyda oluverdi.daha doğrusu ben waltz 2'nin müziğini duyup kafayı kaldırdım ve ilk defa suretiyle yüz yüze geldim.gelmez olaydım.önce bir konser görüntüsü verdiler.sonra elliot bizzat kendisi waltz 2 şarkısından nefret ettiğini hiçbir konserinde çalmadığını ve en nefret ettiği şarkısı olduğunu söyledi kameralara bakmadan.sonrada salak spiker başladı konuşmaya. şarkıcı elliot smith.intihar.kendini kalbinden bıçakladı.uzun süredir eroinle başı beladaydı.hayatta yaşadığım ender anlardan birisidir bu.sanki bir tanıdığımdı televizyondan bana bakan.nerden bu gaza kapıldım bilemeden o yıllar önceki arkadaşımı aradım."bizim o çok sevdiğimiz adam ölmüş" dedim..kız durdu biraz "nasıl" dedi "intihar abi kalbinden bıçaklamış kendini" dedim bende ardından biz başladık antilop gibi birde ağlamaya..ağıt yakmalara- kızım liseli kızlar gibi ölen ünlü tiplerin ardından ağlayıp niye perişan oluyoruz.elin adamı be sonuçta! salak mıyız biz- .ben zaten ağlayacaktım bugün- eh isabet olmuş...hiç isabet olmadı aslında...

waltz#2,miss misery,baby britain gibi sahane parchalari bulunan ingilis insan..

bu güzel abimin tam adı steven paul smith'miş. huzur içinde uyusun...

http://www.sweetadeline.net/ icerikli bi elliott smitt sitesi..

figure 8 muhteşemin ötesiinsanı güzel şelerin varlığına inandırıken,içten içe bitiren bi ses,sözler

yüregimi oksayan adam.(bkz: needle in the hay)

yumusak ve psikopat sesli ruh insani.

insan kucukken ilk okuldan eve gelir. ev boştur. vakit akşamustudur. guneşin son işiklari eve girmektedir. havada o işiklar sayesinde beliren tozlar gozukmektedir. ve insan cok mutlu olur. yalnizdir, guneş işiklariyla beraberdir. tozlarla beraberdir. ve elliott smith'le beraberdir. mutlu olur. mutludur.

kariyerine indie-rock kimliğiyle başlayan smith, genç yaşta goodwill hunting filminin soundtrack müziğinde kullanılan "miss misery" parçasıyla akademi ödülüne aday olmuştu. elliot smith ölmeden önce altıncı albümü olan "from a basement on the hill" üzerinde çalışıyordu. ( bu arada dreamworks 2000 yılında 'figure 8' stüdyo albümünü yayınlanmıştı)insan ancak kalbine sokulan bi bıçakla anlatabilirdi belki hassasiyetini ...

hakkinda cok fazla bir seyler yazmak istedigim, ama bir turlu yapamadigim, yapamiyor olmami da anlatma yetenegimle - ya da intihar etmis olmasiyla - bagdastiramayacagim insan. ne zaman dusunsem, orada benim icin, ya da birileri icin hep olacagini bildigim kisi.

(bkz: independence day)

(bkz: from a basement on the hill)

ual ın iki zorlu hocasının en kocamanının ismiyle en çok beddua edileninin soyadının toplamı.

boylesine incecik bir ses, ve kamyoncuyla plumber arası gidip gelen bi tip.sevilesi, tekrar tekrar dinlenilesi zat-ı şahane.(lapa denen adi gitmiştir bu adamın konserine çok gıpta ederim)

dun kendini oldurdu. mekani cennet olsun. amin.

the white lady loves you more. sanirim beyaz kadinin ellerinde can verdi, son zamanlarda iptal ettigi onlarca konserden dolayi zaten hepimizi endiseli birakan cocuk...

polis kayitlarina gore kendini bicaklayarak hayatina son vermistir...

(bkz: gule gule guzel insan)

(bkz: sol framede görülen isimleri öldü zannetmek)... içim acıdı yanılmadığımı görünce.

(bkz: only the good die young) r.i.p

(bkz: say yes)

neseli sarkilariyla endiselendiriyordu zaten.. diyecek fazla birsey bulamiyor allahtan rahmet diliyoruz..alameda dinlerken iki kati yamulacagiz bundan sonra...!

can dostum filmine yazdığı şarkıyla en iyi film şarkısı dalında oscar'a aday olmuş, fakat ödül, o senenin ödül canavarı filmi titanicten my heart will go on adlı parçaya gitmişti. 34 yaşındaydı..cesedi, los angeles'taki evinin mutfağında önceki gün sevgilisi tarafından bulunmuş..

gitmeden önce pretty ugly before'u bırakan müzisyen..

tuhaf bir his bırakıp giden adam. ben dinlemeye ve sevmeye başladıktan sonra intihar ederek ölen ilk kişi. işin içinde intihar olunca her şey daha da acayip oluyor zaten, bir de harakiri yapmış bu adam. üzücü. daha istanbul'a konser vermeye gelecek, ben de abuk subuk herhangi bir sebepten dolayı kendisini izleyemeyecektim. yazık oldu.

"never gonna know you nowbut i'm gonna love you anyhow"denmeli kendisine kendisinin `waltz#2`'de söylediği gibi.

'just leave me alone in the place where i make no mistakes' deyip waltz#2 ile içimizi sızlatan müzisyen.

cesedinin yanında bulunan post-it de "i'm so sorry-love, elliot god forgive me' yazılı olan yetenekli şarkıcı.kendi adını yanlış yazmış olması yetkili mercileri kıllandırmış olsa da,davanın ilerleyişinde bir değişiklik yaratmamıştır.

alkolle ve uyuşturucu ile çok ciddi sorunlar yaşamış müzisyen. neredeyse tüm şarkılarının sözlerini yoğun alkol ya da eroin aldığı gecelerde oturup yazarmış. sonra kafası yerine geldiğinde de oturup yazdıklarını düzenleyip, gitarıyla bu sözlere uygun melodileri bulurmuş. *

diğer hoş bir ayrıntı da son of sam parçasının singleının b-sideının adının figure 8 olmasıdır

neredeyse tüm anlarıma en uygun düşen müzikleri yapan,konser kayıtlarında ona eşlik edenlere anlaşılamayacak/algılanamayacak derecede özendiğim bir güzel insan,bir güzel müzisyen kendisi. ancak hala anlayamamışımdır intiharını. kendini kalbinden bıçaklamak çok fazla soru işareti yaratır kafamda. ağlayarak şarkı söylemenin ve de söyletmenin keyfine varmış adam.

bazı sarkılarını su adresten indirmek olasıdır..http://www.slightlydark.com/...p%20by%20marabalos%29/

2 gün sonra ölüm yıldönümü olan ve bugün eskişehir 6:45 cafe'de anısına gece düzenlediğimiz yüce insan. öldüğünü duyduğumuz gece trip'te şerefine içtiğimiz, şarkılarını dinleyip kendimizi viskiye vermemize sebep olan adam. onun acılarını hala paylaşıyoruz, bizeyse acı yaşatmaya devam ediyor..!(bkz:6:45 cafe )

bir şeyler yazmak için özellikle dünü * bekledim. kendime bunu dedim: sanki ölümünün ikinci yılına rast gelen günde yazarsam daha anlamlı olurdu. özel olmasını istedim. ölümüyle tezatlığı aklıma geliyor. bu yüzden sevdim kendisini. şarkılarını dinlerken içine ölümü hiç katmamasını, huzur veren güzel sesini duyduğumda içimde kasvetli bir hava yaratmamasını sevdim. ama gayet iç burkan bir gidişi vardı, buna rağmen yine de her dinleyişimde aklıma ölümden farklı şeyler getirdi. kalbime yakın hisettim kendisini. belki yaşamın ona acı vermesini şarkılarında gayet başarılı bir şekilde gizlemesine hayran kaldım. çünkü bizler yakınırız, ben yakınırım, direk "kötü" olarak damgalarım. o farklı bir şey yapmış, acıya rağmen sevgiyi de anlatmış müziğinde. iki üç albüm bırakmış dinleyicilerine, yetinmek zorunda olduğumuz. bilemiyorum güzellikleri görmeyi denemiş mi, ben öyle olduğunu umuyorum ve güzellikleri görmeye çalışmak için bahane yaratıyorum kendime. hissettiği acının nasıl bir şey olduğunu tahmin etmeye çalıştığımda korkunç geliyor, insanın kalbinden bıçaklaması kendini... fiziksel acı ruhsal acının yanında bir hiçmiş demek ki. herkes acı çeker ama bir iz bırakmadığında o acılar bilinemez ki. onun izi müzik, bu şekilde varlığından haberdarız -artık burada olmasa da-"buralardan gitmek çözüm mü?/ herkesin içinde acı var herkes canına mı kıymalı?" ...vb. fikirleri kale almak istemiyorum. diyorum ki "biz mi bileceğiz giden birinin ne yaşadığını? /kendi küçük dünyamızı hallettik de bir başkasınınkine mi el uzattık şimdi?/ birinin kendi canına kıymasının doğruluğunu-yanlışlığını değerlendirmek bize mi düştü?/ kimin ne yaşadığını bilmeden o sınırlı algılarımızla yorum yapma hakkını nasıl görüyoruz kendimizde?" aklıma geldiği zaman üzülüyorum. müziğini dinlerken garip bir şekilde buruk oluyorum ama üzüntü değil, acı değil. belki biraz hüzün. tanıdık birini dinlemiş gibi oluyorum. sevdiğin bir yazarı okumak gibi, yaptığı edebiyatın iyiliğini kötülüğünü ikinci plana atıp, anlattıklarının sana yakın gelip gelmediğine bakmak gibi. rahat uyusun.

biricik pitseleh*

son derece geniş foto galerisine http://www.elliottsmith.co.nz/ adresinden ulaşılabileceğimiz efsanevi şarkıcı.

belki de intiharından sonra tanıdığım kendimi biraz da olsun şanslı saydığım efsane adam,yoksa daha çok yıkardı beni belki parçalarını dinlerken.

zamaninda built to spill kurucusu doug martsch'in idoha'daki resim atolyesinde calismis.

gerek gitar, gerek bazı yerlerdeki ses rengi olarak katatonia'ya benzettigim adam. bitirici nitelikte.

şarkılarını dinlerken, üç kişilik koltukta tek başına oturken hayal ettiğim kişi.bu akşam 1998 yılında oscar töreninden alınan bir videosunu bulduğum, sakinliğinin altında neleri sakladığını anlayamadığım sakinleşme sebebim.(bkz: http://www.youtube.com/...flr0&search=the%20oscar)

hüngür hüngür ağlatan...not: fotoğraflarında roger waters'a çok benziyor.

thumbsucker'a da müziğiyle eşlik ediyor.

rüyanıza girip gecenin kalanını tavana bakarak geçirmenize sebep olabiliyor.yapabiliyor bunu.

abimin mp3 çalarını ele geçirdiğimde içinde needle in the hay vardı. dinlediğimde bi anda sanki dışarda yağmur yağıyor, hava kapalı, bende boğazda gidiyo gibi oldum. öyle bir etki bıraktı bünyemde.

deha.....çok şükür ki piyasaya düşmeyip, keşfedilmemiş hazine gibi saklanası müthiş, içten, gerçek müzisyen.platonik aşıklar cumhuriyeti hayalet kitap sakinlerine fonda gitar çalar, ölümsüzdür (toprağı bol olsun...)

(bkz: pretty ugly before)(bkz: bye)

Rasgele

+ torture chamber
+ gore
+ guzel degilsin sen
+ dua
+ deviantart
+ naylon
+ pazar gunu klasikleri
+ oscar
+ nu metal
+ on bir ay icki icip bir ay oruc tutanlar
+ one more day
+ 2005 eurovision sarki yarismasi
+ tost
+ isa nin kamyonunun arkasinda yazanlar
+ cep telefonundan nefret etmek
+ matematik
+ intel teknisyeni
+ kitsch
+ her kadinin gonlunde bir che yatar
+ iyi pismis sushi

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam