|
|
yeryüzünün en güzel kadınların biri. özellikle burnu ve dudakları baş döndürücüdür. kanımca en iyi oyunu un coeur en hiverde ve une femme francaisede vermiştir.
küçük yaştan "olgun kadın" psikolojisine girdiğini düşünüyorum. oynadığı karakterin -sanki nasıl oluyorsa- hep iki kişilikli olduğu hissini uyandırır bende. sanki kendisi rol yaparken, filmdeki karakter de, diğer karakterlere karşı rol yapar, öyle de kafamı rahatsız eder, "ulan yoksa", "acaba" gibisinden ünlemlerle.
"..ve tanrı kadını yarattı.." diye ona söylenmiş olsa gerek..kesinlikle dünyanın en seksi kadınlarından biri..
cazibesinin farkında olması ihtimalinin erkeklerin mağlubiyetine dair açık bir ferman olduğu düşünülmektedir.son 50 yılda yaratılmış en hoş arvat.
hobo dergisinin haziran/eylul 2004 sayisinda yaptigi roportaj'da iki cocugu ve 100 yasinda ki anneannesi ile pariste yasadigini, anneannesini bir zamanlar istanbulda yasayan bir rum kadini oldugunu, anne tarafinin rum+balkan kokenli, baba tarafinin ispanyol kokenlu oldugunu, ailesinde kendi disinda hic kimsenin fransada dogmadigini, hic bir zaman ask'i derinlemesine yasamadigini ta ki cocuklari oldugunda ve onlarla buyurken ask'i cocuklariyla yasadigini, tanriya inanmadigini soylemesine ragmen her insanin ugurlu yildizinin oldugunu hatta yaninda greek eye dedigi nazar boncugu tasidigini, paris disinda hic bir zaman yasamak istmemedigini, hayatin her zaman onun icin onunde bir kapi actigini ve bu yuzden yeni bir is, film etc icin herhangi bir caba gostermeden hayatin ona bu olanaklari dogru zamanlarda karsisina cikardigini anlatmistir.
hurriyet gazetesinin haberine gore yirmidorduncu uluslararasi istanbul film festivali ne acilis konugu olarak davet edilmis ancak 'kadınlara şiddet uygulayan bir ülkenin festivaline konuk olmak istemiyorum' diyerek bu teklifi reddetmis 40 yasindaki fransiz kadin oyuncu. vaktinde zinedine zidane italyada forma giydiginde istanbulda oynanacak bir galatasaray macina turkiyede can guvenligimiz tehlikede, istanbula gitmek istemiyorum seklinde bir aciklama yapmis ve beni uyuz etmisti ancak bu kez emmanuelle bearta olan derin hayranligimdan midir nedir anlamadigim bir sekilde kizamadim bile. icten ice hak bile veriyorum ama festivale katilarak da kadinlara uygulanan siddeti kinayabilirdi. (bkz: 8 mart 2005 dunya kadinlar gunu)
hürriyet'in haberi doğruysa protestosunu çok yanlış bir şekilde yaptığını düşündüğüm aktris. biri veya birileri tarafından yapılan yanlış eylemi veya eylemleri bir ülkeye gitmeme nedeni sayıyorsa dünya üzerinde gidilecek tek bir ülke bile olmadığını idrak etmesi gereken hanımefendi.
(bkz: ekmek bulamazlarsa bi siktirsinler cay koysunlar)
sevgilisini doverek olduren bertrand cantat'yla ayni ulkenin vatandasligini tasiyan oyuncu. istanbul'da yasanan olaylar ne kadar yanlissa muzisyen bir kisinin isledigi cinayet de o kadar yanlistir. goz onunde olan insanlarin, topluma ornek teskil etmesi gereken kurumlarin hareketlerine dikkat etmesi gerektigi gercegi herkes tarafindan bilinir. ancak belirli bir kesimin yaptigi hatayi tum ulke insanina mal etmek yanlistir. biz fransizlara katil diyor muyuz? demiyoruz. o zaman neymis, bir iki kotu tohum yuzunden tum milleti yargilamak, sonra da kendince ceza vermek yanlismis.
yüzyıllardır dünyayı sömüren, vietnam, cezayir ve daha pek çok ülkede kanlı tarihler yazmış ya da yazılmasına neden olmuş, daha yeni fildişi sahili'nin tepesine bomba indirmiş fransa çocuğu.. kibirli, küstah, terbiyesiz, sabit fikirli, milliyetçioğlumilliyetçi, yeni sömürgeci "tipik fransız"..
efendim bu hanfendi geçen yıl elle dergisinin fransız versiyonuna martinique adasında gün ağarırken anadan üryan çektirdiği fotoğraflarla tiraj tavanı yaptırtmıştır. dergi normalden %30 fazla basılmasına rağmen paris'te 2 saat içinde tükenmiş ve tüm parizyenler béart'ın ilerlemiş yaına rağmen güzelliğini koruduğunu ve belki de olgunlaştırdığını teyidetmişlerdir. ancak ne yazıktır ki aynı béart studio adlı dandik popüler sinema dergisine yine nefes kesici fotoğrafları eşliğinde bir röportaj vermiş ve burada aslında çok da kültürlü ve akıllı olmadığını ortaya koymuştur.* henfendi son olarak rivette* ustanın histoire de marie et julien'inde boy göstermiştir.
elle dergisindeki muhteşem pozu için:http://spezial.tvspielfilm.msn.de/.../beart_gross.jpg
"bu gerçek bir hayat değil.. seyirci bizi bir zaman diliminde donduruyor ve hep o şekilde görmek istiyor, onun sevdiği insan benim sabah kalktığımda aynada gördüğüm insan değil; onun gördüğü de gerçekte ben değilim.." demiş ve eklemiş :"hala beni ve çocuğumu bu sahte şeylerden çekip alacak uzaklara götürecek adamın hayalini yaşıyorum.." demiş oyuncu..
yuzu dior reklamlarinda karsimiza cikmis olan guzel kadin. unicef elcisi ayni zamanda.
fransız kadınının somut tarifi.. hiçbir aktris ekrandaki varlığıyla beni bu kadar etkilememiştir.. ne zaman beartli bir film izlesem elimde olmadan sadece onun yüzüne odaklanıyorum ve o büyük gözleri beni kendilerine kilitliyor, yerimden kımıldayamıyorum.. bu duyguyu ilk defa mission impossible gibi adi bir filmde tecrübe edindim.. sonra (ne yazık ki sonra) une femme française geldi ve beart benim için modern bir tanrıça seviyesine yükseldi.. kendisi de kabul ederse paristeki kapısının önünde paspas olmak istiyorum..
esquire dergisinin kaleideskop gozler olarak tanimladigi kadin. hakikatten de aciya gore degisebilecek onlarca renk birden tasir gozlerinde
14 ağustos 1965 sabaha karşı 05:15'de doğan aktris kişi... en son olarak marie et julien filminde rol almış. ayrıca kendisi yeni çağın en seksi 50 kadını arasında 19. olarak gösterilmiş olan birisidir. görüldüğünde "aman allah" naraları yükseltebilen nadide insanlardandır...***
une femme française (bir fransız kadını) ile tanındı. nelly ve bay arnaud ile başarısını perçinledi.buğulu gözler, duru bir ten ve genizden gelen bir ses. (proust'a göre kadını seksi yapan unsurlar)sandrine bonnaire ve isabelle hupert ile fransız sinemasının zirvesini paylaşıyor.
mission impossible'da tom cruise ile beraber oynamistir..
önceleri hiç çekici bulmadığım lakin geçen gece tv5'teki bir programda dağınık sarı saçlarıyla suratıma tokat gibi oturan femme française.
ne yalan söylemeli, oyunculuğunun yanında filmlerde sergilediği vücudu için de ayrı bir seviyorum bu kadını. fiyasko olduğunu düşündüğüm "marie ve julien in hikayesi"nde sonuna kadar kaldıysam rivette baba bu kadının vücudunu ressamların kadınları resmettikleri kadar estetik kullanmayı başardığı içindir.
14 ağustos 1965'te fransa, saint tropez'de doğmuştur. fransız şarkıcı ve şair guy beart, kızının paris'in parıltılı dünyasından etkilenmesini istemediği için 13 yaşına kadar güney fransa'da bulunan gassin'deki bir çiftlikte yaşamıştır. 13 yaşında mado filminde romy schneider'ı izlemiş ve o zaman bu zaman oyuncu olmak istemiştir. ailesi de onu üç yıllığına montreal'e göndermiştir ki ingilizce öğrenebilsin. bununla birlikte, montreal'de, hiç yapılmamış olan bir film için robert altman'la anlaşmıştır. fransa'ya dönünce de oyunculuk dersleri almış ve ilk tv rolünü almıştır: 1984 yapımı raison perdu. bu arada güzelliğiyle fotoğrafçı ve yönetmen olan david hamilton'ın da aklını başından almıştır ve hamilton kendisine güze, premiers désirs (1983) fiminde bir rol vermiştir. l'amour en douce(1985) çekilirken eski eşi daniel auteuil ile tanışmıştır. emmanuelle beart fransa'da meşhur eden film ise manon des sources (1986) idi. bu filmde tarlalarda çıplak dans eden sarışın bir çobanı canlandırmıştır. yönetmen tom mclouglin kendisini date with an angel'da (1987) oynamak üzere 5000 aday arasından seçmiştir: kendisinin ilk hollywood filmidir.
sevdiceğimin baktığı elle dergisindeki röportajındaki bir satıra gözüm takıldı.. aynen aktarıyorum:"motor kelimesi kadar içimi sarsan başka bir kelime yok" :p(tabi bu aslında "sinema hayatınız mı?" sorusunun cevabı idi ama.. bilemiyeceğim artık :)
kadınla tanrıça arsaında bir yerde duran, şeffaf kadın. dudaklarının silikon olduğunu öğrenmem bir nebze de olsa hayal kırıklığı yaratmıştır ama yine de olağanüstü, baktıkça güzelleşen kadın.
38 yaşındayken oynadığı nathalie adlı filmde 20-25 yaşınlarında gibi görünmekte olan hatun kişi. gerçek yaşını öğrenince gözlerim bu kadar mı bozuldu dedim kendi kendime...
bugünkü hürriyet'te manşetten ayar yemiştir. haberi olmuş mudur ya da sallamış mıdır bilinmez tabi.
tükürdüğünü yalaması muhtemel olan kişi.
(bkz: aman yarabbim)
fransız olması onu bir içim sudan da öte bir haz okyanusuna çeviryo..çekinilecek kadınlardan zira o yüz ifadesiyle her erkeğin mezar bekçisi olmaya hazır.....
üst dudağı titrediğinde aklı başka yerlere götüren kadın.
bu kadının güzellikten, seksapelden, çekicilikten, albeniden başka bir olayı var, başka bir yetisi, başka bir gizli gücü var ama ne oldugunu kimse anlayamayacak besbelli. yani aynı cinsten oldugumuza inanamıyorum gerçekten.
siradan bir bahcede acmis essiz bir kirmizi gul.yillar suren bir evliligi vardi, hayatin basrolunu de daniel auteuil ile paylasmaktan vazgecti sonra.yeni bir cinsel devrim yasatmaya adaydi fransiz sinemasinda; muhtemelen en harika yaratikti genizden gelen ses konusunda, brigitte bardot'dan sonra..ama bir sekilde kendisini hollywood'a tasimadi, tasimamayi mi tercih etti, yoksa gercekten vize dertleri mi var sinema endustrisinde; ama bu kiz onca guzelligi ve yetenegiyle hala bir avuc kisi tarafindan taniniyor. (kocaman bir avuctan bahsediyor olsak da.) bir nicole kidman olamadan yaslanir diye korkmamak mumkun mu, yoksa une femme francaise'deki gibi hep guzel mi kalir, hep sevilir mi..bu gul unutulmamali, solmamali da.
masallarda anlatılan "bir dudağı yerde, bir dudağı gökte arap dev" tamlaması bana hiçbir şey ifade etmezdi, ta ki emanuelle'i görene kadar. gerçekten de dudakları onun kadar kalın, hatta belki daha kalın insanlar olmasına rağmen, (bkz: angelina jolie) dudak şeklinden ötürü, yer ve gök durumu emanuelle ile vücut bulmaktadır.
8 femme adlı filmdeki hoşluk abidesi. evde beslemek lazım.
un coeur en hiver'i* izleyen herkese ahhhh cektirmistir saniyorum
her filminde her rolünde aynı salak dalgın hüzünlü gözlerle sersem sersem dolaşmakta ve bunu da oyunculuk olarak yutturabilmekte başarısını takdir ettiğim artist.
fransız kadını kavramının belki de en nadide temsilcilerinden biri olan ancak françois ozon un sekiz kadın filminde gördüğümüz kadarıyla yavaştan yaşlanmaya başlayan fransız oyuncu(bkz: les levres)
dudaklarının öncesi ve sonrası için şuraya bakılabilir: http://www.awfulplasticsurgery.com/...ves/004906.html
l'enfer filmiyle tanıdığım güzellik, olgun lolita. bu fransızlar'da gerçekten bişey var. (bkz: isabelle adjani) (bkz: france gall) (bkz: eva green)
(bkz: la belle noiseuse)
evde oynamış olduğu filmlerden birini izlerken kendisinden gözlerimi alamamama sebep olan bir yüzü vardır. bakışları ve dudakları insanın gerçekten aklını başından alıyor, kendisiyle aynı cinsten olmama rağmen bir sanat eserinin karşısına geçmiş gibi, sahnelerden birini dondurup dakikalarca hayran hayran baktım sonra da inanamadım ismi de cismi de çok müthiş gerçekten.
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |