|
|
resmen beşiktaşlı olmuş olan futbolcu. yeni sezonda 22 numaralı formayı giyecektir.
8 aralık 2002 galatasaray beşiktaş maçında kameralara yakalanan fakat hakemin görmediği iki tane hareketi vardırki galatasaraylı olmama rağmen "yahu çık git sahadan arkadaşım" dedirtmiştir bana. saman altından su yürütüyor adam,en ufak fırsatta hakemin göremeyeceğini hissettiğinde rakibinin suratına dirsek atıyor. olmazki kardeşim istemiyorum seni galatasarayda.
sevgilisi olacak aysun kayacınin o bukum bukum buktugu dudaklarini nasil olup da eliyle tutup bir hamlede kopartmadan durabildigini cidden merak ettigim adam.
takıma bu sene katılan defansta inşallah güzel işler yapıp bizim muhteşem kadromuzla birkaç yıl daha bizede kendisinede şampiyonluklar yaşatacak olan eski galatasaray ve fenerbahçeli yakışıklı futbolcu...aysun yengeye laf yok bizim yengemiz o artık...beşiktaş adamın a..... kor
euro 96 elemeleri sirasinda buradaki isvec macinda ikinci golumuzu kafa ile atan futbolcu.
26 aralık 2004 endonezya depremi sırasında oluşan tsunamilerin o bölgedeki tüm adaları ve kıyı kentlerini etkilemesiyle tatilini geçirdiği oteli yıkılan ve maldivlerde mahsur kalan futbolcu..
16 ekim 2004 besiktas diyarbakirspor maciyla formasina yeniden kawusan, attigi sik kafa goluyle havalara ziplatan yakisikli futbolcu. atti gol icin "sabah sergen bana sen kornerlerde on direge kos ben topu senin kafana nisanlarim dedi, ben de kornerde on direge kostum sergen cidden topu kafama nisanladi bana golu atmak kaldi" aciklamasini yapan, alcakgonulluluk abidesi
(bkz: bulent korkmaz/#3019352)
9 kasim 2003 genclerbirligi besiktas macinda kirmizi kart goren, livescore da apyk olarak kirmizi kart resmiyle beraber adi gecen kisi.
pandik atmanın ilahi cezasının tsunami korkusu yaşamak olduğunu kanıtlayan kimse.
geçen gün süper lig de arabasını* görüp de hayran kaldıgım insan. acaba aysun kayacıyı öldürsem falan ben mi kapsam adamı naapsam die düşündürten insan. evi falan da ayrı bi güzel.(bkz: paragöz firkete) (bkz: zengin koca bulma hayali)
hem sevgilisi guzel , hem o guzel sevgiliye asik , hem yakisikli cocuk. daha naapsin
galatasaray'a yakışmayan futbolcu.
deprem felaketinden kurtulup futbolun ve futbolcunun dostu başbakanın gönderdiği özel uçakla türkiye'ye döner dönmez havaalanında "türkün türkten başka dostu yok" ucubesini yumurtlamış pandikçi. kurtulduğuna şükredip felaketzedelere yardıma koşacağına, dünyası altüst olmuş, evleri başına yıkılmış, çoluğunu çocuğunu anasını babasını kaybetmiş insanlardan pışpış beklemiş, dostluk beklemiş tecrübeli futbolcu, sahalarımızda görmek istemediğimiz türden insan. daha dün şahit olduğum ve para veremediği için hastasına kan alamayan adamın dramı geldi gözümün önüne. acaba o da "türkün türkten başka dostu yoktur" diye düşünür mü?
15 kasim 2003 letonya türkiye baraj maçı'nda da kırmızı kart görmüş dengesiz futbolcu. "senin milli duyguların yok mu? neden böyle yapıyosun?" diyemiyorum çünkü deliye kabahat bulunmazmış, zira suç onu oynatanda*.
13 mart 2002 as roma galatasaray macı sonrası italyan polisinin kaskına vurup düşürmeyi başaran asabi kişilik.
beşiktaş - galatasaray maçında kendi kalesine gol attıktan sonra "beşiktaşımızın golüüü (hoparlörden):aşııkkk (taraftarlar): emreee" şeklinde tezahurata konu olan defans oyuncus ...
nefis gozlere sahip adam. ayrica uyurken en az david beckham kadar karizmatik gorunuslu (fitneye mahal yok, ucakta gordum!).
poker masalarinin vazgecilmez adami, yeme de yaninda yat futbolculardan.
iyi bir altyapisi olmasina ve daha hayatinin baharinda dunyanin en iyi* savunma oyunculari (jes hogh, gheorghe popescu) ile yan yana oynamasina ragmen bir turlu kendini gelistirememis defans oyuncusu. bu iki savunma oyuncusu ile degil yillar, 6 ay yanyana calisma firsati bulsaydim, barcelonada oynayan sozluk yazarlari basligina adimi eklerdim.
futbol camiasinda kimsenin sevmedigi bir adamdir.3 buyuklerde birden forma giyme sansi yakalamis ancak 1 gram yontulamamis bir terminatordur.30 ekim 2004 besiktas fenerbahce maci nda bir karambol aninda marcio nobre nin kaba etine,sag eliyle uzun uzadiya masaj yapmis,pandik bir yana avuc falan takilmistir.her daim disiplin timsali gecinen bjk yonetiminin bu konuda ne yapacagi merak konusudur.
tan sağtürk'ün anlattıklarına inanıp gay futbolcu var zanneden ve fenerbahçe maçında nobreyi gözüne kestiren ve hakemin görmediği bir anda harekete geçen şahsiyet
evde aysun kayacı varken niye sahada marcio nobre sorusunu gündeme getiren kişidir.
karar verdim ki bu herif öküzün dik alası. vollendam maçında bile rağkibe, mutlak sakatlamak, feriştahına tecavüz etmek niyetiyle girdiğini gördükten sonra bu adamdan hiç bir şey olmayacağı belli oldu.rağkibine yetişemeyince, çalım yiyince, geçileceğini anlayınca, karaktersiz davranması, son derece sert fauller yapması bir yana, bir de rağkibe ceza vermeyi kendine düstur edinmiş hali, dolayısıyla futbolun bokunu çıkarması dolayısıyla, ömür böyü futbolden men edilmeli. yahut birisi bu denyoya, "öyle olmaz böyle koyulur" diyerek haddini bildirmeli.
yıllardır bu adamı maçlarda seyrediyoruz, bizim emre aşık yine aynı , saha içinde yüzüne geçirdiği maskesinin ardında gizli işler çeviren, yeteneği olmasına rağmen , o yeteneğini futbol dışı işlerde kullanan bir adam... ne demiş yüce önder; " ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim" ne de güzel söylemiş. öyle güzel söylemiş ki , sanki emre aşık'ın fenerbahçe maçında yaptıklarına verilecek en güzel cevap olmuş bu anlamlı söz...bir gelenek vardır , derbi maçlarından önce her iki klub yöneticeleri dostluk mesajları verir. " kimin kazanacağı önemli değil, önemli olan dostluğun kazanması". işte bu güzel sözü , maçın oynanacağı gün , beşiktaş başkanı yıldırım demirören, beşiktaş klubü'nün akatlar tesisindeki basketbol sahasının açılısında söyledi...dilerdimki bu sözü , soyunma odasında beşiktaşlı futbolculara da söylesin, özellikle bu adama, fair play'in f'sini bilmeyen emre aşık'a.
alakasiz bi yerde* trezeguetle yanyana gelen emre asik sevgilisi aysun kayaciya trezeguete bakmasindan dolayi kizmistir.bunda bursali olmasinin etkisi olabilir.halbuki hava toplarina hakim oldugu kadar adam markajindada basarilidir.
bülent korkmaz'la senelerdir yan yana oynadığından bu halinin tuhaf karşılanmaması gerektiğine inandığım futbolcu.*neyse ki gs'de oynuyor, o kadar benzer karakterli adamın arasında sorun yaratmaz böyle çirkeflikler..*******
ankaragucu macinda rakip futbolcunun beline indirdigi ucan tekme yuzunden cok cok ciddi bir ceza almasi gerekirken (avrupada bu gibi hareketler mahkemelere kadar gidiyor zaten) sari kart alarak siyiran, yakismayan, boyle giderse (ki 30 una gelmis muhtemelen gider) dunya kupasinda milli takimi yakma potansiyeline sahip olmaz olsun futbolcu
1973 dogumlu, 1. ligde simdiye kadar 152 mac oynayip, 8 gol atmis, 38 sari - 4 kirmizi kart gormus, topa ve adama karsi sert oynayan galatasarayli futbolcu. 9 kere a-milli olup, isvec'e karsi 1 de gol atmistir
oynadığı her maçta ayrı bir sahnesi olur bu arkadaşın. son olarak nobre'yi avuçlayarak bitirmiştir. (bkz: istemeden mucize yaratmak)
sevgilisi guzel ama aptal olan, buna ragmen o kiza senelerdir katlanan galatasaray futbol takimi oyuncusu. diger takim taraftarlari tarafindan bulent'le beraber en cok nefret edilinen kisi.
2002 dünya kupası üçüncülüğünde çok önemli katkıları olan, hücum yeteneğine de sahip bir savunma oyuncusu.
23 ekim 2002 brugge galatasaray maci yaptigi hatayi ancak ki o esnada aysun*u yari ciplak dusunuyordum, dalginligima geldi diyerek aciklayabilecegini tahmin ediyorum.
aysun kayacı'yı, selin toktay ile aldatması ile gelişen olayların sonucunda, manken sevgilisinin 2 mayıs 1999 tarihli şamdan dergisinde aşağıdaki açıklamaları yapmasına neden olmuş, sert futbolu ile dikkat çeken hava toplarında etkili defans oyuncusu."ortada bırakılmış, kuduran bir kadın portresi çizmek istemiyorum ama kendimi kullanılmış ve salak gibi hissediyorum. onu hiçbir zaman affetmeyeceğim. benimle beraber olmadan önce emre'nin adı gay ve travestilerle çıkıyordu. benim sayemde adını temize çıkartabildi!.."edit: kötüleyenlere selam eder, v'aka ne skime kötülediklerini anlamadığımı da belirtmek isterim. ne kenan erçetingözün ekşisözlükte vücut bulmuş haliyim, ne de şamdan dergisiyle organik bir bağım var. klavyenize kahve dökülür inşallah,
henüz gencecik bir topçuyken,genç milli takımın karizma abidesi futbolcusuyken,sönmez flament'ten balıkesirspora transfer olmuştu.çok da iyi oynamış ve birden bire bizans klüplerinin gözdesi oluvermişti.hiç unutmam,balkesirspor sosyal tesislerine gelen bir gazeteci grup transfer dönemi yaklaşırken önce fener,sonra cim bom,sonra da bjk formasıyla fotoğraflarını çekmişlerdi bu çocuğun.eleman o günden beri afallar durur.balıkesirsporda oynadığı yıllarda çıktığı kafa topundan aşağı düşme süresi üç saniyeyi felan bulurdu.iyi markajcıydı ama galatasaraylı olmama rağmen çirkefliğinden dolayı çok sevmem.heralde böyle güzel bir sevgilisi olup da profesyonellikten dolayı cinsel hayatı buzdolabına kaldırınca dellenip de böyle hırçınlıklar yapıyor sahada.daha mantıklı bir mazeret gelmiyor benim aklıma.
böyle eli yüzü düzgün b,r insanın nasıl olup da bilmem kaç yıldır malum mankanle takıldığını anlayamadığım, manken kızımızın attığı kazıkla kolay kolay kendine gelemeyecek olan ve şu sıralarda yunanistana transferi gündemde olan beşiktaştan kovuldu kovulacak futbolcu.
soz konusu beşiktaş - galatasaray macinin* sonunda beşiktaş tribunlerine el kol hareketi yaptigi icin bir daha inonu'ye gelmesi mumkun olamayacak futbolcu. en az aysun kayaci kadar salaktir.
herhangi bir maçta yaptığı hatalı,sert ve asabi hareketlerin aysunun* kulaklarını çınlattığı futbolcu...
sevgilisi aysun kayacıyla beraber gördüğüm ve maşallah dedirtecek bir güzelliğe sahip bir çocuk.
rıza hocanın gelmesinden sonra hiç bir maçta forma şansı bulamamıştır.heralde tsunami kendisini gerçekten baya kötü etkilemiş..
rıza hocanın gelişinden sonra takımda kendisine hiç yer bulamamıştır.en son tsunamiden sonra bi sakatlandı sonra bi daha düzelemedi heralde.
6 kasım 2002 fenerbahçe galatasaray derbisinde* tuncayın belini kırma girişiminde bulunmuş ve kırmızı kart görerek oyun dışı kalmış, galatasarayın çirkeflik ekolünün**** hakkını vermiş insan.
"lucescu'nun olduğu her yere giderim" gibi bir açıklamada bulunduğu söylenen, gelecek yıl beşiktaş'ta oynaması muhtemel top ve rakip futbolcu organı tepicisi.kendisi oğuz ve aykut'un yanında promosyon olarak istanbulspor'a verilmiştir zamanında.(bkz: 3 al 2 öde)
beşiktaş'a gelirse eğer ikinci nouma faciasını yaratacak insanımsı.
bu adama bu teknik direktorler nasil dayaniyor diye sordurtan cirkef sahis, ayaktopu tekme bazinda algilama adami.
29.08.2003 tarihli denizlispor maçında penaltı yapmamış futbolcu, hakem kör göze kör parmağım edasıyla penaltı vermiştir o ayrı. beşiktaş'a cl maçlarında oldukça faydalı olacak futbolcudur ayrıca.
özel hayatını futbol sahalarına yansıtan, travesti şarkıcılarla ve pezoları ile lüks restoranlarda görülen, eline ayağına ve diline sahip olamayan futbolcu...cinsel tercihin sadece seni ilgilendirir kardeşim, bize ne zencilerden hoşlanıyorsan...
aysun kayacidan ayrildigini bugün ögrenmis durumdayiz bunun fenerbahçe maçi öncesi olmasi gerçekten aklimiza nobreyle emre arasinda gene bi yakinlasma gerçeklesebilicegi ihtimalini getirmistir.
ergenlik zamanlarinda kime asik olsam arayisi ve dahi kimlik arayisinda oldugumuz zamanlarda hangi takimdan fenerbahçeye geçtigini kaç yasinda oldugunu burcunu bokunu püsürünü ögrenip gazetede tvde çikan haberlerini takip ettigimiz ugruna dereagzina gidip idmandan önce bi tanismak istedigimiz futbolcu...kapida duran bekçi "gidin burdan çabuk geliyonuz böyle tanismaya diye sonra adam sizi görünce performansi düsüyo" diye sanki tecavüz edicez demisiz gibi suratimiza neredeyse kusarak tüm emreyle karsilasinca söyle derim söyle bakarim söyle kikirderim* planlarimizi suya düsürmüstü...sonralarda kimligi buldukça emreyi kaybetmeye basladik tabi...hatta aysun kayaci ile birlikteliginin nihayete* ermesine isterse katkida bulunmayi bile teklif edecek hale gelmisizdir...futbol dünyasinin esmer yagiz (denyo) yakisikli** diye tabir edilen tiplerinin arasinda yine de ayriliyo çocuk! yigidi öldür hakkini ver.
tahkim kurulu tarafindan hakkinda alinan 2 mac oynamama cezasi kaldirilan oyuncu. beşiktaş'in "yeter ulan yeter!" politikasi sonuc vermiş gibi gozukuyor. sanirim pvh'nin goruntulerinin aciga cikmasi da federasyon ve federasyona bagli kurumlarin geri adim atmasina yardimci oldu.
"futbol piyasasının en yakışıklı adamı" diye çıkardılar bunu ortaya; manken oldu, efenim, reklama çıktı, kartpostal bastırdı falan... topla asla işi olmayan, direkt en yakındaki rakibe çalışan bi adamdır.
sene 92, gençler dünya şampiyonası var, şov tv yayınlıyor, koşa koşa gelmişim okuldan izliyorum, ilk maçımız, umutluyuz...havadan bir top geldi, bu emre havaya sıçradı önce, önündeki adamın sırt tarafından beline bir tekme vurup ordan da bir kademe daha yükselerek hayli yüksek bir noktada topa kafa vurdu... van dam'dan böyle bir hareket bekleyemem... o zaman sarı kart vermişti hakem buna, takdir etmiştim "gizli"liğinden dolayı... o maçta başka numarası olmadı, yenildik.bi ara istanbulspor'dayken aynı hareketi tekrar yaptı ama bu defa o kadar estetik değildi, oysa yine de kırmızı kart yedi... anlayamıyorum hakemleri.
kendisi yurtdışı kampına götürülmemiştir ve şu sıralar ümraniyede hazırlıklarını sürdürmektedir.ayrıca trabzonspor kendisiyle yakından ilgilenmektedir.
beşiktaş'ın yeni 2003-2004 sezon transferi.
türkiye'nin en başarılı stoperlerinen..top kesici olarak ülkenin şu andaki en iyi oyuncusu..blent korkmaz'la beraber yakaladığı uyumla barcelona, roma, liverpool'un milyon dolarlık forvetlerine sahayı dar eden adam..tek kötü yanı topu oyuna sokamamasıdır ki fatih terim'in de kendisini kullanmama nedeni budur..eğer bejeke alırsa ronaldo ve zago gibi topu oyuna çok iyi sokan adamların yanında bu açıdan sırıtmayacak, top kesiciliğiyle takım savunmasına büyük katkılar sağlayacaktır..3lü defans adamı olması nedeniyle bejeke'ye çok uymaktadır..
bugun itibari ile besiktas ile anlasmis futbolcu. zago ile beraber her mac bir kirmizi kart bekliyoruz kendisinden. ayrica besiktas taraftarinin pek sevmedigi bir futbolcudur.
besiktasın real madride donmesinin ilk adımıdır... mankenlik ajansı gibi bir takım da biz kuralım dimi... emre guzeldir yakısıklıdır, hayırlı olsun dielim...(bkz: beşiktaş sen bizim her şeyimizsin)
beşiktaşımıza gelmesi çok gereksiz olan ama gelen,sevmediğimiz futbolcu.(bkz: elden ne gelir)
galatasaraydan ayrılmasına üzüleceğim futbolcudur
bu seneki brugge-galatasaray cl macinda yaptigi aptalca hata ve fenerbahce-galatasaray macinda tuncay'in ustunde tepinmesi nedeniyle takimdan ve taraftarin gonlunden kopan, transfer sezonu ile fizikende takimle ilişkisi kesilen defans oyuncusu. bu arada fenerde oynadiktan sonra cimboma gelen* adamdan hayir gelmez hic bir takima.
galatasaray'da fatih terim'in gözüne bir türlü giremeyip beşiktaşa tranfer olmuş türkiyenin en yetenekli savunma oyuncularından.. galatasaray'da ilk 11'e giremeyip beşiktaşta direk oynayacaığın düşündüğüm -örnek için (ahmet yıldırım)- fakat 4.3 milyon dolarlık transfer taksitleri (ki yıllık 1.5milyon dolar gibi bi para eder) türkiye şartlarında çok yüksek olan ve beşiktaşın ucuz transfer politikasına hasar verebileceğini düşündüğüm oyuncu..
fatih terimle yildizlari bu sene pek barismayan, galatasaray resmi sayfasinda, yaptigi hizmetlerden dolayi tesekkur edilen ve yeni takiminda basarilar dilenen, yeni besiktasli oyuncu
beşiktaşla, 3 yıl için 4,3 trilyon liraya anlaşan futbolcu.
türk futbol tarihinde 3 büyük takım***da da forma giyen 6. futbolcu. diğer 5 tanesi ise sırasıyla;refik osman topali soydansaffet sancaklısergen yalçınahmet yıldırım
beşiktaş'ın, galatasaray'ın atıklarından yararlanma politikasında son isim.
şaibesarayın bekaretini kaybettiği akşam ilhan mansız'a dirsek geçiren ve hakemin de bunu nasıl olduysa göremediği(!) çirkef ötesi futbolcumsu.
yeşil sahalarda hep görmek istediğimiz taşarella futbolculardan biridir kendileri.
potansiyel rakı sofrası arkadaşı olarak gördüğüm şahsiyet. arka fonda da "çekmediğim dertle çile kalmadı" çalarsa 1 büyüğü deviririz kesin. (bkz: aysun kayacı'nın emre aşık i boynuzlaması)(bkz: beşiktaş'ın emre aşık ı kovmaktan beter etmesi)
bu adamı ilk defa, türkiye ile almanya genç milli takımları arasında antalya'da oynanan bir hazırlık (dostluk?) maçında izledim. o zaman ben lisede okuyan, dostluk maçının üç kuruşluk biletini alacak parası olmadığı halde, antalya stadının açık trübünün duvarlarına ve tel örgülerine örümcek adam misali tırmanacak kadar aktif, dinamik ve heycanlı bir genç idim, emre de balıkesirspor'da oynayan genç bir yetenek idi.kendisini kanlı canlı izleme şansı bulduğum bu maçı izleyen bir yıl boyunca girdiğim tüm yetenekli futbolcu muhabbetlerinde bu adamdan mutlaka bahsettiğimi bugün dahi net bir şekilde hatırlıyorum. almanya'nın o maçta, o zaman bana shaquill oneall gibi görünen devasa bir zenci forveti vardı ve alman takımı, uyguladığı taktik gereği defansta kaptığı tüm topları bu adam şişiriyordu. şişiriyordu da şişirdiğiyle kalıyordu zira bu emre denen sarı çocuk, en olarak uzayda yarısı kadar yer kapladığı bu zenci ile bereber her hava topuna çıkışında, zencinin kah sırtına, kah kafasına oturuyor, adamın kalıbından dolayı kaybettiği pozisyon avantajını, kafasını adamın omuzundan aşağı doğru filan uzatarak topa bir şekilde müdahale etmek suretiyle bertaraf ediyor, bize de, oldukça sıkıcı geçen maçın en keyifli enstantanelerini yaşatıyordu. işte o gün kesin karar vermiştim, bu çocuk çok büyük topçu olacaktı, üç büyüklerden birine transfer olacak ortalığı darmadağın edecekti. zaten o maçtan sonra arkadaşlar arasında kendi çapımda sürekli bu adamdan bahsetmemin nedeni de bu muazzam sıçrama yeteneği idi. neticede iddialarımın ilk kısmı gerçekleşti ve emre istanbul'a transfer oldu. ancak o zaman anladık ki, istanbul klüplerinde oynayan forvetlerde, pek öyle bize televizyondan göründüğü gibi üç karıç sıçramıyorlarmış, büyük topçu olmak o kadar da kolay değilmiş.o maçtan aklımda kalan iki futbolcu daha var ki ikisi de forvetti. bunlardan ilki, oldukça genç yaşta mustafa denizli'nin galatasaray'ında forma şansı yakalamış genç bir yetenek olan pire mustafa ya da nam-ı diğer papen mustafa idi ki, tüm maç boyunca gerek top sürüşü, gerek adam geçişi gerekse de attığı isabetli şutlarla tüm seyircinin takdirini kazanmış, attığı golle de maçın adamı olmayı başarmış, seyirci de kendisini trübünlere çağırıp madalyasını takmış idi. diğeri ise, o maçta tam bir kazma gibi oynayan, hiçbir varlık gösteremeyen, doğru dürüst bir şut atamayan ve direk çok kötü butonuna basıp oehh bu ne lan dedirten oktay derelioğlu idi. oktay'ın aklımda kalmasının nedeni de, pire mustafa gibi onun da adının gazetelerde geçiyor oluşuydu, zannımca da o dönemde trabzonspor'da oynuyordu.o maçtan sonraki on yıllık performanslarına baktığımızda, oktay'ın diğer ikisine göre oldukça başarılı sayılabilecek bir kariyere sahip olduğunu görüp "pek de anlamıyormuşuz futboldan" diyebiliyorum bugün.
su anda ki habere göre tekrar galatasaray a transfer olmuş futbolcu(bkz: hayırlı olsun)
galatasaray ile resmi sözleşme imzalaması halinde yalçın ayhan da sakatlanıp sezonu kapatmışken tomas - song ikilisine iyi bir alternatif olacağını düşündüğüm futbolcu.
galatasaray'a hayırlısı ile faydalı olsun dedirten eski beşiktaşlı futbolcu... beşiktaş forması giydiği dönemde beşiktaş taraftarında en ufak bir sıkıntı yaratmamış, hiç bir şekilde rahatsız edici beyanatlarda bulunmamış, maç boyu kendisine neler yaptığı ancak o maçta tribünde deniz tarafına yakın yerlerde oturan beşiktaş seyircisince bilinen nobre'ye yaptığı malum hareket dışında herhangi bir terbiyesizliği gündeme gelmemiş çok iyi bir 4-4-2 savunmacısı... alpay kadar fizik ve teknik gelişim sağlayamadıysa da, aynı jenerasyondaki muadiline sportmenlik bağlamında fark atmayı başarmıştır... kanımca, kariyerinin olgunluk döneminde sergilediği performansla türkiye'nin yetişdirdiği nadir avrupai defans oyuncularından biri olduğunu da ispatlamıştır...
transferini ilk duyduğumda beni sinirlendiren, fakat düşünüp galatasarayın bu mali krizde para sorunu çıkarmayacak futbolculara ihtiyacı olduğunu hatırlayınca; hayırlısı olsun dememe sebep olmuş futbolcu...
futbol oynamayi para kazanmaya tercih etmiş oyuncu. fulya'da antreman yapip ay başinda para alirken forma şansi bulabilecegi ancak para alamayacagi bir klube gitmeyi tercih ederek bana gore mantikli bir karar vermiş. bir beşiktaş taraftari olarak ta geldigi gunden bu gune kadar gosterdigi başarili performansi icin kendisine muteşekkirim. son iki sezonda sebepsiz yere teknik direktorlerin gazabina ugramiş olsa da mircea lucescu yonetimindeki beşiktaş'ta cok başarili maclar cikartmiş ve son yillarda yetişen en başarili turk defans oyuncularindan biri oldugunu defalarca ispatlamiştir.
galatasaray'a döndüğüne sevindiğim ender futbolculardan biridir.
türkiye 1. futbol liginde forma giydiği ilk maç olan 29 ağustos 1993 altay-fenerbahçe karşılaşmasında kırmızı kart görmüştür*. o zamanlar gençliğine verilen bu hareket arkadaşımızın kırmızı kart görme yeteneğinin tecrübeyle alakası olmadığını hatta yıllar geçtikçe artan bir yeteneğe dönüştüğünün sinyallerini vermiştir. oğuz ve aykutla beraber neden istanbulspora gönderildiği hala anlaşılamamıştır, tabi unutmamak lazım ali şen'in kararlarını en iyi yine kendisi anlar. sergen misali 4 büyüklerdeki gezisini bu yıl devre arasında trabzonspora giderek tamamlama şansı olsa da, sanırım istanbuldan kopmak istemediği için ikinci kez floryaya dönmüştür. transferinden beri kendisini henüz sahada göremedik*.
1 nisan 2006 galatasaray gençlerbirliği maçı'nda aylardan beri ilk defa sahaya çıkmıştır.ilk pozisyonunda karşı takım oyuncusunu bacağından tutup indirip sarı kart görmeyi ihmal etmemiştir.
rigobert song'un 16 nisan 2006 akşamı oynanan maçtaki sakatlığı ciddiyse kalan maçlarda görev almasıyla galatasaray'ı şampiyonluktan edebilecek meziyetlere sahip futbolcu.
her türlü kazmalığına rağmen yaptığı kritik müdahaleler, bilinçaltına vazgeçilmemesi gereken bir adam olduğu hissini yollamaktadır..
1993/94 sezonunda güven sazak yönetimi tarafından fenerbahçe'ye transfer edilen bir dolu genç oyuncudan biridir. ilk zamanlarında upuzun saçlarıyla kafalarda, "futbolcu mu, jön mü lan" bu herif şeklinde sorular oluşturmuşsa da holger osieck'in elinde, yanında wagenhauss gibi bir kazma olmasına rağmen, kısa sürede kendini ispatlamış, bu herif adam olacak galiba dedirtmiştir. sonradan uche'nin de gelmesiyle ondan bir kaç şey de kapmıştır. o zamanlar en önemli özelliği, hava hakimiyeti ve yerden kayarak yaptığı müdahalelerdi. hava hakimiyeti konusu, oldukça önemliydi zira bir önceki sezon hakan şükür'den çok çekmiş fenerbahçe taraftarı, emre'nin, hakan karşısındaki performansını merak ediyordu. 3 ekim 1993 fenerbahçe galatasaray maçında bu sorulara cevabını sahada verdi uzun saçlı stoper. emre, 90 dakika boyunca havadan ve yerden hakan'a top aldırmamış ve ilk defa bu maçta camianın gözüne girmişti. takımın tipsiz ama çapkın oyuncusu mecnun çolak'la birlikte gece alemlerine de akmayı ihmal etmeyen emre, kısa süreli bir form düşüklüğü yaşadı. bu dönem emre'nin, paparazzi sayfalarında ilk görülmeye başladığı dönemdi aynı zamanda. kısa form düşüklüğünün ardından onu, camianın gözünde büyüten ikinci önemli olay, 11 aralık 1993 beşiktaş fenerbahçe maçında gerçekleşti. 3.5 yıldır rakibini mağlup edemeyen fenerbahçe, emre'nin 90. dakikada sağ kanattan yaptığı ortaya gelişine abanan uche'nin golüyle maçı kazanıyor, dolmabahçe bayram yerine dönüyordu. emre için güzel günlerdi ama çok geçmeden sakatlık belası kapısını çaldı. önce ilk yarının bitiminden sonra izmir'de, altay'la oynanan kupa maçında diz kapağını döndürerek sakatlandı. uzun bir süre takımdan ayrı kaldı. hafatlar sonra ligin ikinci yarısında sezonun en önemli karşılaması olan 12 mart 1994 galatasaray fenerbahçe maçında ilk onbirde yerini almıştı. amacı yine hakan'a adım attırmamaktı ama kader ağlarını çoktan örmüştü. maçın 20. dakikasında hakan'la girdiği bir mücadelede bir kez daha diz kapağı dönüyor ve emre bir kaç ay daha uzak kalmak üzere yeşil sahalara veda ediyordu. 89. dakikada hakan'ın attığı golü kenardan kahrolarak izlemekle yetinyordu. o sezon 2 puan farkla kaybedilen şampiyonluğa karşın genç fenerbahçe'de sivrilen bir kaç oyuncudan biri oldu. sonrasında terim dönemi milli takımında bülent korkmaz ve alpay özalan'la birlikte defansın temel taşlarından biri haline geldi. 29 mart 1995 turkiye isvec macinda attığı beraberlik golü ve unutulmaz 26 nisan 1995 isviçre türkiye maci'ndaki mükemmel oyunuyla bu efsane kadronun en iyi oyuncularından biri olmayı da başarmıştır. carlos alberta parreira'nın gelişiyle birlikte fenerbahçe kariyerindeki düşüş de başlamıştır. zira takımın tandem ve alan savunmasına dayalı yeni oyun sisteminde jes högh ve uche gibi iki tecrübeli rakipten formayı bir türlü alamaz ve iki sezon sonra fenerbahçe'den ayrılır. sonrasını zaten çoğu kişi hatırlıyordur. galatasaray, beşiktaş ve sonra tekrar galatasaray'a uzanan inişli çıkışlı bir grafik. futbolu aklımız başımızda yeni yeni izlemeye başladığımız bir dönemde ortaya çıkan jenerasyonun yukarıda sayılan pek çok diğer isimle beraber hala sahalarda kalmayı başarabilen ender isimlerinden biridir. daha ne kadar izleriz bilemiyorum ama biz, onu; uzun saçları, kayarak yaptığı hamleler, hakan şükür'le girdiği mücadeleler, isveç'e attığı gol, nobre'ye attığı parmak gibi pek çok enstantaneyle hatırlamaya devam edeceğiz..
1993 senesinde transfer parasıyla kışın deve osurtan soguklarının yaşandıgı dönemde aldıgı üstü acık arabayla o dönemki kankası aygün taşkıran'la arabasının üstünü acıp gezdigi icin beraber grip olup sahalardan uzak kalmışlıgıda vardır.
aysun'un eski kayacısı
hakkında bugün çıkan yazı :http://www.hurriyet.com.tr/spor/4463111.asp?gid=53kavganın tek sebebi emrenin bu bayların yan tarafında stand açmasıdır. * *sarhoş gençliğin neler yapabileceğine dair örnek teşkil etmektedir.
galatasaraya para olmasada orda takım ruhu var diyerek dönmüş saha dışında gayet efendi bir adamdır.
yanılmıyorsam türkiye'de üç farklı takımla şampiyonluk yaşamış tek futbolcudur.
fiziği,ünü ve parasının yansımasının aksine,aysu kayacıdan mı korkusuna bilemediğim bri şekilde kötü seçim yapan biri,eski futbolcu denilecek çok yakında.
eski açık sarı desene çekilirken otobüste devamlı kitap okumasıyla dikkat çeken futbolcuymuş kendileri.sebebi kendisine sorulunca aysun alıyo, ben okuyorum. aysun kitap okumamı çok istiyor demişmiş.(bkz: aysun kayacı)(bkz: ömer ali kazma)
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |