|
|
bazı has fotoğrafçıların yumuşak g yerine g ile yazıp telaffuz ettiği kelime.
nesnelerin yitirilmesini, yok oluşunu, gözden kayboluşunu anlatan bir nesne. asla kendisinden söz etmez. sadece başkalarını anlatır.
trabzon'da aylik olarak yayinlanan ve 10 yildir araliksiz çikan 'foto forum' isimli dergide yer alan bir kösede, abonelere laz usulü kafiyeli manilerle birlikte fotograf dersi veriliyor.karadeniz teknik üniversitesi mühendis-mimarlik bölümü ögretim üyesi yrd. doç. dr. mustafa resat sümerkan tarafindan 10 yildir araliksiz çikartilan ''foto forum'' isimli aylik dergideki, ''kemençe esliginde fotograf dersleri '' konulu bir köse herkesin ilgisini çekiyor.her sayisi merakla beklenen dergide, abonelere laz usulü manilerle birlikte fotograf sanati ayrintili bir sekilde anlatiliyor.çekim, filtre, diyafram, objektif ve filmler gibi çesitlifotograf bilgilerinin verildigi bu kösede her konu 18 misra ile anlatiliyor.yrd. doç. dr. sümerkan, ''amacimiz insanlari sikmadan onlara fotograf sanatinin ayrintilarini mizahi bir dille anlatmak.bu kösemiz bir hayli de ilgi gördü'' dedi. derginin her sayisinda yer alan laz usulü derslerden bazilari söyle:ders konusu: diyaframlardügün güni gelendegöge mermi saçulurdiyafram göze benzerkisilur da açilurbarmaklarum üsididiyafram açamadumkaynatam basti bizibecerip kaçamadumvermez ise bubasianlasur da kaçarukaz isikli yerlerdediyaframi açarukders konusu: filtrelerkaradag ormanindakovaladim ayiyihava sislendugundekullaniruk sariyibaktum karsida rizetaktum bi polarizenet ettum besyüzlugugeldik yarlan göz gözemavi renkli filitretenleri koyi edersüt beyazi fadimembirdanbire oldi esmerders konusu: objektiflergelinler ellerinekina yakarlar kinateleylan bakilincaaysem gelur yakinabi evde iki baciallahum bana aciyarim sigmaz vizöreyok mi bi genis açihaçan girdi horonatitrer idi omiziböcuk çekilaceksatakaruz makromiziders konusu: fotograf çekimidik tutup makinayivizöründen bakarukalan derinlugunidiyaframlan saglarukyüksek enstantaneylançekilur uçan arigünes battiktan sonrakullanun b ayariperde obtüratörünpüsküli ben olayimkablo denklansör gibibelune dolanayimders konusu: filmlerfilimum yüksek asagren yapacak grenyitirdum fadimemiyokmidur oni görenfilimin üst tarafigümüs kaplidir gümüsgel karanlik odamaedelum senle cümbüsfilim çektim bin asadiyafram kisa kisakaynanam koyi çikmisne gam ettum ne tasa
karanlik odada pencereye bir delik açın ve içeriye ışık süzülmesini sağlayın. teksir kağıdı ya da saydam poşeti süzülen ışığa yaklaştırın. kağıda karşıdakı manzaranın tepetaklak aksettiğini görürsünüz. rönesans döneminde birçok ressamın doğayı bu yolla kopya ettiği söylenir. ilk fotograf fikri de burdan çıkmış. simyacıların bu konuya kafa yormasıyla birlikte görüntüyü hapsetme yöntemleri kullanılmış, sonunda da gümüş tozu dökülen kağıdın görüntüyü hapsettiği kesfedilmiş. tabii hepsi bu kadar değil, banyo işi de var ki bu iş için sulfirik asit bile kullanılır.
sanatçılarımız!? sayesinde ülkemizdeki çoğu insanın "köy,çocuk,kahve önünde sigara içen yaşlı amca,çiçek böcek" konseptinden ibaret sandığı kart,sanat dalı.-bu ne abi?-fotoğraf..helnwein'den esinlendim bu sargılar falan ordan..-hade lan nası fotoğraf hani yaşlı amca yok burda,insan köy manzara falan çeker..-sen de haklısın tabi.
kismen de olsa kişiligi bile yansitabilecek ozellige sahip sanat dali.(bkz: fotograf makinesi) (bkz: dijital fotograf makinasi) (bkz: kodak ez200) (bkz: kodak dc215) (bkz: casio qv7000sx) (bkz: sony dsc f505v) (bkz: sony mvc cd300) (bkz: fotograf arkasi yazilari) (bkz: fotograf cekinmek) (bkz: fotograf fobisi) (bkz: siyah beyaz fotograf) (bkz: vesikalik fotograf) (bkz: dfm)
bir fotoğraf pek çok amaçla çekilebilir. bir duyguyu, düşünceyi, veya en basitinden bir anın güzelliğini ifade edebilir. öte yandan bir belge de olabilir. her ne kadar teknolojinin ilerlemesiyle beraber fotoğrafın belge niteliği sarsılsa da, bugün fotoğraf hala kuvvetli bir belgedir (yakın zamanda ırak hapisanelerindeki işlence fotoğraflarını hatırlayınız).
bence bir sanat kimileri kabul etmesedebazilari icin yasam tarziben seviyorum ama pahali bi ugras olduundan cok ilgilenemiyorum (bkz: agrandizor)
fotoğraf tanrı'nın sanatıdır, fotoğrafçı, yalnızca o anı farketme ve yakalama ayrıcalığına sahiptir.
http://www.istanbulfotografmerkezi.com
bi trilyon borcunda olsa bi makine gorunce bakip siritarak yillar sonra o resme bakinca o zamanlar ne kadar da mutluymushum demene sebebiyet veren kagit parchasi; kendini, etrafindakileri kandirma araci (bkz: maske) (bkz: palyaco)
yazılması kastıran sözcük.ilkokul birinci sınıftayım. birinci dönem, ikinci ayın sonu. ilk yazılı. daha doğrusu yazabilme sınavı. hadi çocuklar sayfadaki şekillerin adlarını yazın. -öğretmenim bunu yazamadım/öğrenmedik-resim!-ha onu yazarım. *
algı şekli...
görüntünün snapshotu
www.serimaj.com
türk - kürt çatışmasını çok iyi betimleyen ve insanı bazı şeyler hususunda düşünmeye zorlayan kazım öz filmi.. filmin hiç aklımdan çıkmayan bir sahnesi vardır; kontrol için bekleyen türk askerleri tarafından durdurulmadan önce minibüs şöförünün çalan kürt kasedini değiştirip yerine ibrahim tatlıses koyması..
zihindeki an'lar..
http://www.fotograf.com
susan sontag öldü, boynu büküldü. "şimdi"nin tarihini artık kim yazacak?
(bkz: www deviantart com)
zamanı dondurup,baska bir zaman dilimini geri getiren
geri getirdiği zaman dilimiyle acı tatlı hatıraları tekrar tekrar ortaya çıkaran.
modern bir meditasyon biçimi.
içinde olduğum için*, içimde olduğu için** çok sevdiğim pilli bebek şarkısı..
anın kaydıdır fotoğraf. herşeyi olduğu gibidir, sadece bakış açısı değişir.
fotografcılık
üretmenin en zevkli olduğu şeylerden biri. hayatın durdurulamayan akışının bir anını bazen bir andan fazlasını bir karede donduruyor. hiç bir şeyin kaybolmadığının ve herşeyin değiştiğinin kanıtı: vardık, hala varız, hep değişicez ve hep varolucaz bi şekilde. fotoğraf üretmek eşittir görmek, anlamak, anlatmak, yaratmak, sahip olmak, varoluşu hissetmek, hissettirmek bunların hepsini... fotoğrafçının gözü başkalarının gördüklerinden farklı birşeyi gördüğünde ve deklanşöre bastığında yaşayan tüm canlıların üstünde bir hakimiyet kurmuş oluyor: tüm nesneler ve canlılar onun bakış açısında yeniden anlamlanıyor, kendilerinden çıkıp yeni bir şey oluyorlar. objektifin fallik duruşu zaten egemenliğe dair yüzeysel de olsa bir simge. sauron'un tek gözle temsil edilmesi boşuna değil yüzüklerin efendisi'nde: görmek güçtür.
cogu insanin mutlaka bi donem el attigi sanat dali ve urunlerinin adi.aslinda ezelden beri cekilegelen dogumgunu,esh dost,dugun fotograflari ne kadar sanata girer o da muammadir. nicin diye sorulursa; insanlar daha sonradan bakip bakip huzunlenecekleri seyleri severler, yasanan ve tuketilen onca gunun bi kaniti olmalidir. nostalji amacini gecersek; sanat olayinda ise olani daha guzel gostermek ya da tepetaklak etmek eglenceli ve yaraticidir, gercekten guzel olabilir. yine de insan dusunur o aani yasamali miyim yoksa yakalayip hapsetmeli miyim?
brecht:-fotograf realitenin yansimasi degil,yansimanin realitesidir..
"an" i belgelemek.. benim hastaligim, insanlarin bana kufredis sebebi .. eskiyi hatirlamanin, hayallere dalmanin en gusel yolu ..
camera obscura fotografin ve fotografciligin temeli olmustur. ve latince kelime anlamlari oda ve karanlik olan bu yontem kisaca cok karanlik bir odada pencereye ufak bir delik acip isigin geldigi yonun karsisindaki duvara bakiyorsunuz. karsinizda arkanizdaki manzara tum canliligi ile duruyor olacak anacak tepe taklak olarak.. yani hersey ters gorunecek.bu aslinda yuzyillardir bilinen bir fizik kurali iken fotografin gelisiminin ilk adimi olmasi cok etkileyici.
gecmise ait anilarımız zamanla siliklesir, belki ona neden kızdıgımızı unuturuz, ya da neye bu kadar çok güldügümüzü... o cok sevdiginiz mekan, uzun uzun izlediginiz gunbatimi ya da gozlerini vizore dikmis bir yabanci....o anı bir daha yasayamayacak olsak ta, fotograf sayesinde istedigimiz zaman ona tekrar tekrar tanıklık edebiliriz...
zamanı durdurabildiğimiz stop hali donuk kareler,bilmem kac senesiahhlarla,keşkelerle ve iştelerle son bulan diyaloglar benmerkezciliğin önplana cıkarıldıgı bir zirve belkide
bir iğne deliğinden geçecek kadar sınırlı ışık demetinin,geçtiği yerdeki her şeyi belleğinde barındırarak sırlarını karanlık bir odanın duvarına açacağını ilk düşünen aristo'dur.leonardo usta ise,ışık ile karanlık arasındaki antik bağıntıyı yeni çağa taşıyandı.hiç kuşkusuz,tarih,varolanın dışındakini arzulayan çılgınlarla dolu.işte,gözü dumanlı çılgınlardan biri de joseph nicephor niepce idi.ışık tutkunu,niepce,1826'da ışığı kağıda tutsak etmiş;bu ışık ve an'ın hapsine fotoğraf adını vermiştir.
merkezsel izdüşüm
photographia'dan gelir..photo: ışıklagraphia: çizmek(süper anlamlı yani)
herseyin oldugundan daha abartili gozuktugu gorsel anilar
"fotograf rolun, pozun mukkemel ifadesidir. fotograf ruhu hapseder ve onu yoruma tabi tutar; iste bu yuzden, bir fotograf her zaman huzunludur. "*
gozun gordugudur. sen nasil goruyosan dunyayi, etrafini nasil algilyosan onun yansimasidir. bu nedenledir ki, ayni anin-ayni mekanin-ayni kisilerin fotograflarini ceksek bile, her birimizinki farkli olacaktir. hepimizin gozundeki isik farklidir cunku.
tıpkı bir çok teknik gibi fotograf da bir tür resimleme tekniğidir. mantık formulu olarak dolaylı yoldan düşünce, durum anlatımı ibaresini taşır. tıpkı yağlıboya, heykel, grafik, vs. gibi kendi icinde kendi kurallarına, biçim ve süreçlerine sahiptir. bilgi, algıya doğru anlatıcı'nın kıstasları çerçevesinden çıkar, alıcının kendi çerçevelerinden geçerek şekillenir. o esnada olabilecek değişimlerden, yanılmalardan, eksilme ya da artmalardan etkilenmemek için alıcı, en az anlatıcı kadar, hatta anlatıcıdan daha açık olmalıdır. bu sebepten dolayı fotograf çoğu zaman anlaşılamayan bir dil, sanat, teknik, vs. olmuştur. günümüzde fotograf, diger benzerlerine göre farklı bir yöntem kazanmış, ana çalışma biçimi ile formulleştirilebildiğinden; kendine; kendi içinde gelişebilen yeni bir yöntem oluşturmuştur. dijital biçimde oluşan fotograf yine temel fotograf formulleri üzerine kurulu olmasından ötürü, tamamen farklı kaynaklarla oluşturulan fakat aynı yöntemleri ve ifadeleri kullanan bir şey* olmuştur. bu konuya da dijital fotograf makinalarinin zararlari, dijital fotograf icat oldu mertlik bozuldu*** başlıkları altında el atılabilir. bu da bizi, tıpkı "fotograf vs resim" konusu gibi, bir ucundan da "teknik fotograf vs teknik resim" gibi, "onlar halka degil fil" gibi ceşitli bölgelere sürebilir.
1 . görüntüyü, ışığa karşı duyarlıklı (cam, kâğıt gibi) bir yüzey üzerinde özel makine ile tespit etme yöntemi.2 . bu yöntemle tespit edilerek çoğaltılan resim: "bir de yadigâr olmak üzere fotoğraf bıraktı."- ö. seyfettin. (kaynak: türk dil kurumu güncel türkçe sözlük -internet edisyonu-)
objektivinize tum dunyayi sigdirarak yaptiginiz calismada olusan yasamdir fotograf .gunumuzde cözunurluk orani cok yuksek ve teknik acidan saheser sayilabilecek olan dijital fotograf makinalari yaygin olsa da o eskilerle cektiginiz fotograflarin yerini hicbirisi tutmaz. cunku makinaniz sizin kisiliginizdir. onunla aglamis onunla gulmus ortaya görsel olarak guzel fotograflar cikarmissinizdir.eski makinaniz size sadik bir sevgili gibidir o sizi hic birakmaz.
baktıkca düşünmenizi, duygulanmanızı, gülmenizi, aglamanızı sağlar.
uzaktakini yakın kılan
büyük bir sanayi dalına dönüşen ve şirketler bazında milyar dolar sermaye ile ifade edilen fotoğraf, 19. yüzyılda ortaya çıkmıştır.*
http://www.fotografim.com
cihangir'de savoy pastanesinin tam karşısında bulunan kafenin adı. güzel havalarda bahçesinde kahvaltı yapmak çok eğlenceli. yağlı, ballı, yımırtalı, çilek reçelli, salamlı falan güsel bi kahvaltı tabağı getiriyolar. yanında da kızarmış ekmek bi de çay.mm nefis..
(bkz: gorulmemesi gereken fotograflar)
fotoğraf estetiği ve kuramıyla ilgili birkaç güzel okuma için; walter benjamin'in, "tekniğin olanaklarıyla yeniden üretilebildiği çağda sanat yapıtı", pasajlar içinde; susan sontag'ın, başkalarının acısına bakmak ve fotoğraf üzerine, john berger'in "fotoğrafın kullanımları", o ana adanmış içindeki denemesine bakılabilir. son olarak dijital makineler çıktı, mertlik bozuldu diyorum.
geç keşfettim ama bu metinlerin mp3 hali de lazım insana..lütfen bir göz atınızhttp://www.fotograf.net/gulmece/kemence/index.html adresina..
"yasamda fotografi andiran hazlar vardir. sevilen kisi baslangicta bir filmin negatifidir. kisi bunu daha sonra, dis dunyadan bakildiginda girisi kapali olan kendi bilincine dondukten, o ic karanlik oda bir kez emrine verildikten sonra banyo eder."proust
ayni zamanda pek guzel bir melih cevdet anday siiridir.*fotoğraf dört kişi parkta çektirmişiz, ben, orhan, oktay, bir de şinasi... anlaşılan sonbahar, kimimiz paltolu, kimimiz ceketli yapraksız arkamızdaki ağaçlar... babası daha ölmemiş oktay'ın ben bıyıksızım, orhan, süleyman efendiyi tanımamış. ama ben hiç böyle mahzun olmadım; ölümü hatırlatan ne var bu resimde? oysa hayattayız hepimiz.
daha önce gerçekleştirdiği kısa film çalışmalarıyla ve yine kısa bir film olan "toprak"la çeşitli ülkelerde aldığı ödüllerle adından sözettiren kazım öz'ün ilk uzun metrajlı filmi. 6. milano film festivali'nde en iyi film ödülünü aldı.antonieta de lillo, giovanni de mauro ve ugo la pietra'dan oluşan jüri, katılan filmlerin hepsini değerlendirdikten sonra, içeriği ve kullanılan deneysel dil nedeniyle fotografa verilmesine karar verdi.
(bkz: sarı filtre)(bkz: tripod)
geçmiş konsolosluğunun baş elçisidir.
(bkz: mehmet turgut)
an tutulmasi
ne istiyorsan o olduran.yeni bir benlik veren.isteyenin varlığını gösterme sanatı.sanat.
teknolojik sanat.
genelde özel anların* dondurulup, sonsuza kadar saklanması amacı ile çekilir. ama zaman zaman o anlamlı fotoğraflar kişinin eski fotoğraflara bakıp anılar denizinde kaybolmasından sonra kendisine gelip bir öfke seliyle yapması yırtması sonucu yok olurlar... genelde bu ilerleyen zaman sonucu kişiye fotoğrafların kendisinden daha çok acı verir....
çeşitli alet ve malzeme kullanarak, bir konunun hayalini çeşitli evrelerden geçirerek özel bir düzlem üzerine zaptetmektir.
kadraja alınandır önce.ama çoğu zaman fotografın kadrajdan ibaret olduğuna dair bir yanılgı yaşanır ki fotografın dışı da en az kendisinde taşıdığı kadar önemlidir.
fotoğraf bir gözdür.iyi gören bir göz iyi fotoğraf çeker.fotoğrafın tekniği basittir, 1 günde siyah beyaz baskı öğrenilebilir.göz çok önemli ,ne görürsen onu çekersin.
insanın kendisine bile benzemediği anları da yakalar. insan bakar bakar ancak bir türlü kendini çıkaramaz.
resimle karıştırılmaması gereken kelime..sanat!resim değil fotoğraf çekilir örneğinde olduğu gibi!
camera obscuradan oncesi de pinhole olarak bilinen ve igne deliginden de kucuk bir delikten giren isigin duyarli kagidi yakarak olusturdugu pinhole kutusunun dısındaki gercekligin yansimasidir. bu pinhole kutusu kartondan bile yapilabilir, delik de 0.5 kalem ucuyla acilabilir ve derinligi sinirsiz fotograflar ceken bir fotograf makineniz olur sonucunda hem de bedavaya.
"çingene, kasabada kalmaya niyetliydi. gerçekten öbür dünyaya gitmiş, ama yalnızlığa dayanamadığından geri dönmüştü. obası tarafından reddedilmiş, yaşama bağlılığı yüzünden doğaüstü güçlerini yitirmiş, bunun üzerine ölümün henüz keşfedilmediği bu ücra köşeye çekilip kendini çinko levha üzerine fotoğraf çekme işine adamaya karar vermişti. jose arcadio buendia' nın bu buluştan haberi yoktu. ama kendini ve tüm aile bireylerini, yanardöner bir maden levhası üzerine sonsuza dek resmedilmiş görünce şaşkınlıktan dili tutuldu...fotoğrafın çekildiği o duru aralık sabahı, herkes göçüp giderken kendisinin bir madeni levha üzerinde hep öyle kalacağını düşünerek, gerçekten korktu" (bkz: yüzyıllık yalnızlık). ölümün daha hiç yaşanmadığı bir kasabada bile ölümsüzlükten korkmaya yol açan bir mucizedir fotoğraf.
http://www.pozitifnegatif.com
kendimi anlamayı seçtiğim yol...
fotograf binlerce kez çoğaltılmış bile olsa tek kopyadır. aynı kişiyi bin kez yeniden gösterebilir..
anı yakalamak eyleminin tek nesnesi. insan gözünün ilgisini çeken herhangi bir portreyi ölümsüzleştiren mükemmel uğraş. videonun realistliği yerine insanı hayal etmeye iten şey.
http://www.fototrek.com
http://www.fotografvakfi.org
hobi olarak elealındıgında cok zevklı ekmek parası gozuyle bakıldıgında ızdırap anlamına gelır.guzel sanatlar fakultesı fotograf bolumunde okunuyorsa zorakı ekmek parası manasını tasır.fotograf pıyasasına cıktıgınızda cevrenız yoksa aclık anlamına gelır.elıne her makına alan cok bı super asmıs bıtırmıs fotografcıdır.son donemlerde dıjıtal olanı makbul olsada kımyasal fotografın tadını hıcbırsey yakalayamaz.(bkz: dıjıtal fotograf ıcad oldu mertlık bozuldu)
donuk bir fotograf karesine, eski yazilara ve goruntulere bakmanin amaci nedir? neden her yeni askta ilk olarak eski fotograflarin hapsi istenir? sevgililer birbirinden odunc alacaklari saatlerin hesabini mi tutmaktadirlar, yoksa bir fotografin bir doneme surukleyecegini ve sevdiklerinin omur boyu orada kalacaklarini mı dusunurler?
insanda her türlü etkiyi yaratabilecek kağıt parçası.kaybettiğiniz birini unutmamak,yakında kaybedilebilecek insanları sonsuza kadar saklamak,dönülemeyecek günleri yakın kılmak,huzursuzluğu dindirmek,huzursuzluğu abartmak gibi görevleri vardır.
o an.o zamanlar.
17 agustos depreminden sonra insanların bir tanesini bile bulabilmek için bütün gün yıkıntılar arasında gezip,gidenler geriye kalan birseyler olsun diye arandıkları kalın kağıt parcası.
(bkz: zaman makinesi)
yerine resim kullanıldığında, fotoğrafçının "ben ressam mıyım kardeşim" diyerek isyan ettiği sözcük.*
(bkz: http://www.deviantart.com)
anıları canlandırmanın, eskiye ortak olmanın en güzel halini yaşatan nesneler...
uygarlik sureci icinde gerceklesen donum noktalarindan biridir. tarihte yer alan pek cok donum noktasi icerisinde, birbiri ile uzak araliklarla ic ice gecmis olan 3 donum noktasindan (birincisi sesleri anlamli bir hale getirip kodlama yani konusma, ikincisi dogrusal yazinin bulunmasidir) "teknik goruntulerin icadi" icerisinde yer alir. bunlar birbiri ile alakalidir cunku hepsi, bilgiyi aktarmak icin, dogayi, "goruleni" tanimlamak icin olusturulmustur.kimyasal olarak ele alindiginda, zaman ve 3 boyuttan olusan mekani toplarsak ortaya cikan dort boyutu, iki boyutlu bir kagida, gumus taneciklerinin kararmasi ve onlarin renklendirilmesi ile hapseden bir buyudur.(bkz: magic) yakaladigi lahza hakkinda oncesi ve sonrasi hakkinda dusundurur; ancak bunu yaparken, klasik neden sonuc iliskisinden ziyade "sonucun" nedenin kaynagi olabilecegini de yansitabilir. cunku gorsel dunya budur. mantikla hareket etmez. gercek dunyada horozun otus nedeni gunesin dogmasidir. ancak buyu dunyasinda horoz ottugu icin gunes dogar. fotografin buyusu boyle bir seydir iste. bundan bin yil oncesine bir fotograf makinasini goturup bir hukumdarin fotografini cekip, ona gosterecek olsaniz, ic gudusel olarak verecegi tepki "buyu bu" olacaktir. cunku ne teknik olarak, ne de anlamsal olarak bir aciklama getiremeyecektir. (bkz: yakilarak olmek)(bkz: hayatta yapilmamasi gereken 10 sey)tum bunlarin disinda, yazinin gecirdigi evreleri bilgi aktariminin hizi sayesinde cok erken gecirmistir fotograf. tipki goruneni anlatan yazinin, akil almaz sekilde geliserek artik gorunmeyeni de anlatabilme, hatta yaziyi ureten insani, islevi haline getirmesi gibi. bugun insan denen yaratik, urettigi sozun, yazinin ve goruntulerinin usagi, metasi haline gelmistir. yani kendi kodlarinin hapsi icerisindedir.
o yokken de onu öpebilmenize yarar
osmanli imparatorlugu'nda fotografin varligi ilk defa, 28 ekim 1839 tarihli takvim-i vekayi'de duyurulmustur.
fotografta ilk insan görüntüsü ise 1839 senesinde gorunuyor. françois arago evinin catisindan paris'te bir bulvarı goruntulerken, tesadufen bir insani da goruntulemis oluyor. esasinda daha onceki fotograflarda da insanlar manzara icerisinde yer aliyorlarmis lakin onlarin hareketli oluslari, fotograf cekiminin uzun surmesi dolayisiyla, fotografta cikmalarina mani bir durummus. ama arago'nun cektigi fotografta, ayakkabı boyatiyormus ayagina yatip meydanda manita kesen ağabeyimiz farkinda olmadan bir fotografta gorulen ilk insan unvanini kazandi.
(bkz: lowepro)
resim ve fotograf terimleri nedense hep birbirine karıştırılır.eğer bi gün fotografcıdan "abi benim resimler çıktımı" diyip gözünüzün tam ortasına yumruk yerseniz şaşırmayın.çünkü ikiside birbirinden farklı olayladır* *
turkceye 'ışıkçiz' olarak cevrilen guzel sozcuk.
anın dondurulmuş halidir belkide...gerçekleşmiş güzellikler uğruna sevdiğimiz,anı paylaşmak istediğimiz dostlarımızın hatırını kırmamak bahanesiyle...biraz yapmacık,biraz yalanlı da olsa sevdiklerimizin mutluluğu için o ana katlanmaktır...zor değil,anı parçalamak,hadi çekiyorumun ardından cheese demekle başlayıp,flaşın patlaması ile süslenen ve nasıl oldu?sorusuyla biten bir an...
(bkz: www.zonezero.com)
http://www.fotografgalerisi.com
fotografla ilgilenenler icin yapılmıs; fotograf gönderilen, gönderilen fotografların oylandıgı bir site. forum vs. gibi seyler var. güzel yanı bir komünite olmak için çaba harcanması. üyelerden istekler alarak bariz bir şekilde istekler doğrultusunda yenilemeler yapmaları gelecek vaadettiğini gösteriyor. sanırım kısa bir süre sonra daha da gelişmiş bir site olarak taktirleri üzerine toplayacaktır. adresi, http://www.fotograf.web.tr/
pilli bebekin uyandirmadan albumundeki son şarki..bir siyah beyaz fotoğrafım bentozlu raflardayım eski albümlerdeyağmurlu günlerde alçak gönüllübir su birikintisiyimşehrin karanlık sokaklarındadonu düşük çocukların yaktığıkağıttan bir gemiyimyüzüyorum.. yüzüyor muyum..bilmiyorum.. bilmiyorum..bir gün batımıyım güneydebir akşam vaktiyimucuz bir şarabın şişesiyim, denizdeyüzüyorum.. yüzüyor muyum..biliyor musun bir günbir yağmur sonrasısiyah beyaz bir fotoğrafbulacaksın yerlerdeişte o anbir kıpırtı yüreğindeve iki damla yaş olacağımgüneşli gözlerinde.. gözlerinde..
sen ne kadar iyiysen o da o kadar iyidir, herhangi bir anı yakalamanın keyfini en nefis şekilde yaşatır ve çekmesi de izlemesi de o kadar keyiflidir, ki "çektikçe çekeyim, baktıkça göreyim" modundan çıkılmayası bir hobidir, uğraştır ve kimi sonuçlarına göre gerçekten sanattır...
1984 lü cemal süreyya şiiri:durakta üç kişiadam ,kadın ve çocuk adamın elleri ceplerinde kadın çocuğun ellerini tutmuş adam hüzünlühüzünlü şarkılar gibi hüzünlükadın güzelgüzel anılar gibi güzelçocukgüzel anılar gibi hüzünlühüzünlü şarkılar gibi güzel
yitmiş zaman .
dibine kadar gerçek olabilieceği kadar dibine kadar maniplasyona açık birşey
gözümün gördüğünü kağıt üstüne bırakmak..
andreas feininger'e göre, keşfetme, yalınlaştırma ve düzenleme olmak üzere üç aşamadan oluşan bir iletişim dili.
insanın sadece kendi gordugu anlık olguları ya da herkesin gördüğü şeyleri farklı açıdan görerek kağıtlara ışıkla yansıttığı inanılmaz sanat dalı. bir nevi hayat tarzı. fotoğrafla ciddi olarak ilgilenmeye başlayan insanlar bir süre sonra etraflarına birer fotoğraf karesiymişcesine bakmaya, kadrajlamaya başlar kendi gözlerinde. inanılmaz rahatlatır insanı fotoğraf. ışığın yansımaları, renklerin karmaşası, tek bir objektiften görülen onlarca görüntü derken kaybeder insan kendini. bir tek görüntüyü onlarca değişik şekilde kareleme imkanına sahiptir fotoğraf. fotoğrafta kareleyebilmek için bir an yakalamak ya da iyi bir görüntü bulabilmek, bir insanı belli bi formda çekmek zor görünür. zordur da. lakin esas düz, alelade, basit bir görüntüyü ilgi çekici, an azından dışa yansıtıcı şekilde dışarı yansıtmak fotoğraftır. aşk gibi birşey. ciddi anlamda üstüne giden insan zamanla kendini iyicene kaptırır ve zorluklarına rağmen üretmeye devam eder. filmlerin banyosu sırasında (eğer banyoyu çeken yapıyorsa) renklerin dönüşümünü görmek, büyük ve kağıt üstündeki hallerini hayal etmek, basılan kağıtta izlemek, izlemek,izlemek... gerçekten seven ve ciddiye alan bir insan için çok ağır ve ağır olduğu kadar güzel, hayatının bir parçası olacak bir sanat dalıdır fotoğraf.
hayat ı hatırlatandır . aynı yerden cektiginiz fotograflar bile hicbir zaman aynı degildir . gunes yol alır , ay yol alır bulutlar yol alır , dalgalar yol alır , insan yol alır . hayat devam eder . dagların bile yol aldıgını farkedersiniz ..
sanatsal, profesyonelce cekilmis fotograflardan bahsetmiyorum. senin cektigin, iclerinde senin, ailenin, arkadaslarinin, dostlarinin, ozledigin gunlerin, tekrar yasanmasi mumkun olmayan anlarin, unutamadigin anilarinin, unutamadigin kisilerin oldugu fotograflardan bahsediyorum. bir zaman sonra bu fotograflara bakarsin, eger uzun sureden beri gormedigin fotograflari alirsan eline, birde o fotograflar senin icin degerliyse, nerdeyim yaa, nerdeydik bak, ne iyiydik diyorsan o fotograflara bakarken, hafizan biraz kuvvetliyse; bir fotografi acip onbes dakka onunde kaliyorsa, o fotografa muhtemelen sadece bir kac saniye bakmissindir, sonra zihnin seni o karenin cekildigi ana goturur, artik onundeki fotografi zaten gormuyosundur, o anda o fotografin cekildigi yerdesindir, sen farketmezsin yuzundeki tebesumu yada keske ifadesini. disardan ses gelir, 'nerdesin yaaa, alt tarafi bi fotografa bakiyosun'. bilmezlerki sen fotografa bakmiyosun sen fotografi yasiyorsun...farketmeden hafizamiza gomdugumuz anlari, yeniden cikartip onumuze koyan, bize tekrar yasatan, zaman zaman neolduki simdi boyle olduk dedirten, cogu zaman gecmisin bugunden daha iyi oldugunu hatirlatan, hepsini ustuste koydugunda en usttekinde gozunun altindaki kirisiklari gordugun, beyin egzersizi yaptiran, renklerinin icinde dunyalarca sey barindiran kare.
bir daha asla olamayacak olan anin zamanin elinden kurtarilmasidir. bir fotoğrafta tek bir kişi görünse bile orada aslında iki kişi vardır ve fotoğraf kartonun üzerinde gözükenin değil aslında görünmeyenindir. fotoğrafı çekenin... an, fotoğrafı çeken gözün gördüğü andır.
fotoğraf kaçmak aslında, saklanmak, utanmak, önünde duramadığın için arkasına geçmek. bahane aslında, yaşlı amcayla konuşmak için, yoksa ne söylersin hava atmak aslında, boynunda kolyeler yerine... hayali arkadaş aslında, kimseler yokken kendi çizdiğin bi dünya, ukalalık aslında, kibirin en şairane hali... yaramazlık aslında, dünyayı kareler içine almanın büyükler kızmadan tek yolu, korkmak aslında, geçmişi unutmadan korkmanın en renklli hali, aşk aslında, aşkı hergün görmenin bi yolu, yani aslında; fotoğraf bahane, aşka bahane, şımarmaya, bakmaya, sevmeye, konuşmaya, ukalalığa, gülmeye, kurcalamaya, yaramazlığa...
...geçmişin şimdide bulunan izleri. fotoğraf geçmişte değil, şimdidedir. geçmiş bir gerçekliğin yayılımı, istençli belleğin geçmişteki bir uğrağı sabitleyişinin tersine, istençdışı bellek gibi işler. dahası, geçmişteki bir gerçekliğin bir yayılımı bedenin izleridir ve yaşanan duygu görsel bir duygudan ziyade temas duygusudur. şu halde, fotoğrafın belirtisel göstergebilgisinde hayati önem taşıyan nokta, fotoğraftaki "zamansallaştırma"dır.fotoğrafın yarattığı hayranlık belki de gerçeğe ilişkindir ve namevcudiyeti mevcut kılmaya yönelik bir arzudur: fotoğrafın vaadi ve yarattığı "neredeyse"liği ile ilgilidir. bilme, sevilen bedeni bulma arzusunu üreten, fotoğrafik dolayımın özgüllüğüdür. ama bu dolayım aynı zamanda bu arzuyu imkansızlaştırır: göndergenin "neredeyse"liği arzunun hareketini, ele avuca gelmeyen bir öteki ile bağlantıyı üretir.fotoğraflar iş görür; ama şimdi olan bir geçmiş olarak değil... fotograflar hem öznenin hem de izleyicinin bedenini bastırırlar; hiçbir duygu üretmezler, belleğine ket vururlar. öbür yandan, doğrulama deneyimi istençdışı belleğin sunduğu bir deneyimdir.fotoğraflarda duyulan arzuda "zamansallık" vardır....[barthes, 1984:45,59,66,89,99]
"içinden geçemediğim turnusol kagidi, kayıp mürekkep, kalabalık ayna, gözyaşında kırılan ışık, eskiyen bir duvar. hiç dönmeyen bir sürgün. onun sandıktan çıkan fotoğrafları."(bkz: play it again sam)
#8444411
kimi insanların yerine resim sözcüğünü kullandığı ve bu duruma kıl olup düzeltme yaptığım sözcük.
(bkz: #76558)
aklınıza iki boyutlu dft' u da getirebilir (bkz: dilbert), gecenin bir yarısı baktığınızda içinizi huzur, mutluluk ve ne kadar sevgi pıtırcığı duygu varsa onunla da kaplatabilir, bu durumda kendinizi mönitöre gülümserken yakalayabilirsiniz, hem de uzunca bir süre...tamamen neyin ya da kimin fotografına baktığınıza bağlı. (bkz: ben bunu bugun gördüm)
varolusumuzu/belirgin bir yerde bulunusumuzu kanitlama istegimiz.yani simdi buradan yola cikarak diyebilir miyiz ki uzakdogulular varolussal problemler mi yasamaktalar ki habire fotograf cektirirler, orasini bilemem. ama bir de su vardir kendi fotografimiz hep tekinsiz gelir, bu mu yani ben bu muyum?? evet demek ki bir varoluscu icattir bu fotograf.
"gercek orada dururken aynisini kopyalamanin ne anlami var" diyenlerin asla sevemeyecekleri bir sanat türü ve nesnesi. güzel bir fotograf aslinda gercegi farkli bakis acilariyla gösterme, gercegi hatirlanabilir kilma, gercegi hayalle süsleme aracidir. fotograf cekmek veya fotograflara bakmak tekdüzelikten kacmanin en iyi yollarindan biridir. fotograf bazen var olan bir kisi veya nesneyi öyle yansitmaktir ki sanki fotografin öznesi olan kisi veya nesne aslinda oldugundan cok farkli gözükür, hic var olmamis gibi ya da fotograf öyle bir özelligi ortaya cikarir ki "a böyle miydi" dersiniz. gercegin on tane gözü/yüzü yoktur ki herseyi fotograf gibi görüp göstersindir. fotograf duygu ve düsünceleri unutmamak üzere hapsetmek, neverlande dogru yola cikmaktir. bazilarimiz icin ise, fotograf hayattir.
(bkz: fratelli alinari)
anı dondurmaktır. ve nedense hep insanların gülümsemek zorunda hissetmesine neden olur. bazen çok sevdiğin ama artık yanında olmayan bir insanla, bazense hatırlamak bile istemediğin, nefret ettiğin birisiyle aynı kağıt parçasında yan yana gelmektir. gözler objektife sabit, dudaklar yukara eğimlidir her zaman fotoğraflarda. fotoğraf ya bir yalanı ya da bir doğruyu teyit etmektir. omuza sahtece atılmış eli temsil eden anlar vardır bazen fotoğraflarda, bazense sadece öylesine objektife bakıp, gerçekten sevdiğin bir insanla anı paylaşmaktır fotoğraf. oynanan oyunları belgeler, içilen rakıları belgeler, paylaşılan anları belgeler, yalanları belgeler, aslında olmak istenilen duruşları gösterir, olmak istenilen halleri. ya bir yalanın yansımasıdır fotoğraf ya da doğru söylemeye mecbur olmaktır. hareketsiz, donuk, sabit gibi gözükse de çoğu zaman çok şeyler anlatır insana. ''bak bir zamanlar hiç beyaz yoktu saçlarında ve hiç riyakarlık yoktu bakışlarında, bak bir zamanlar arkadaşların vardı yanında, eğleniyordunuz, gülüyordunuz, mutluydunuz. ne de olsa bütün kaldırım taşları sizindi'' demektir fotoğraf. fotoğraf anı dondurmaktır. bir ömür süresince mutlu olduğun birkaç anı bir kağıt parçasına hapsetmektir fotoğraf.
insanların fotoğraf konusundaki düşünceleri, düşüncelerinden ziyâde düşüncelerindeki farklılıklar beni daima şaşırtmıştır. kimisi "ee fotoğrafımızı ne zaman çekeceksin ?" diye sorarken kimisi de fotoğraf makinesi görünce tedirgin olmaktadır. çektiğim fotoğrafları incelerken kimilerinin (genellikle çocuklar ve gençler) kadraja girmek için gayret sarfettiğini, kimilerinin kafasını sağa sola çevirdiğini, kimilerinin kafasını hafif yan çevirip gülümsediğini, kimilerinin kafalarını hafif yana eğip tek kaşlarını kaldırdıklarını, kimilerinin de simge durumuna küçüldüklerini görüyorum. tabi ki sadece bir sokak / dükkan tabelası ya da benzeri bir şey için çektiğim fotoğrafı incelerken bu şekil ayrıntılar görmek zevkli oluyor.
fotoğrafçılık,wedgwood'un araştırmalarıyla başlamış,niépce ve daguerre'in araştırma ve elde ettikleri sonuçlarla gelişmiş,resmi olarak da daguerre tarafından sonuçlandırılmıştır.
doğaya müdahale..fotoğrafçılarda da cerrahlardaki tanrısallık komleksi görülebilir..
güzel fotoğraflar için ipuçları:http://wwwtr.kodak.com/tr/tr/corp/b1.shtml
sanat ve spor karisimi bir aktivitedir.
fotograf, varolmanin metaforudur*
yaygarası yoktur. en fişek karesi bile buruktur bu yüzden. beynin torpidosunda yer tutmuştur, el altıdadır. bir o kadar da uzaktır. sebep bekler yoklanmaya, çıplak ellerde iskambil kağıdı olmaya.
fotograftan hiç hazetmeyen bir kişi olarak onun bir sanat değil belge olduğunu içim rahat söyleyebilirim.. önceleri gerçeği ispatlayan bir belgeyken, dijitalle birlikte gerçekliğini ve inandırıcılığını da kaybetmiştir. ben mecbur kalmadıkça çekmekten de çekilmekten de nefret ederim. mesela hiç sevgililerimle aramızda bir fotograf alışverişi olmadı. ne fotograflarını çektim şimdiye kadar ne de dilimi çıkarıp poz verdim bir sevgilime. fotoğrafın belge olarak algılanışının dışında çok daha büyük bir anlamı vardır.fotograf mülkiyeti meşrulaştırır. koklaşan sevgililer, aile fotografları, evlilik fotografları, doğum fotografları birer anı değil mülkiyet ispatıdır aslında. bir kişiyi fotograflayarak onun mülkiyetini elde edersiniz. sevgili varken haldır huldur resim çektirmeler ve ayrıldıktan sonra al fotolarını ver fotolarımı meseleri, biriyle ayrıldığınızda, küstügünüzde fotografını yırtmanız da bu mülkiyetin artık elinizden çıkmasının göstergesidir. mesela gegen die wand filminde vardı böyle bir sahne. babası sibel'i reddettiği ilk anda fotoğraflarını yakmıştı, artık sibel'in üstünde bir iktidar ve mülkiyet hakkı istemediği için. artık benim değilsin cart. evlerde en başta evlilik fotografları yer alır ve evlilik de zaten en büyük mülk edinmedir. bunun için fotografların niye cüzdanda taşındığına bakmak da yeterlidir. parayla yanyana konuyorsa birşey ve para taşınan bir yerde taşınıyorsa, demek ki parayla aynı anlamı taşıyor demektir. yani efendim fotograf aslında o kadar masum bir anı ya da belge değildir anlayacağınız. birisi evin en baş köşesinde sizin fotografınızı asıyorsa bu en çok sevilen olmanızdan değil en çok sahip olunan olduğunuzdandır. mezuniyet fotografi çektirmeyi reddedip yıllığa girmeyen çocuklar tanıyorum. içimden bir ses onların yıllıkta yer alan diğerlerinden çok başka yerlerde olacağını söylüyor, umutlanıyorum.. ben galiba iyice yaşlanıyorum, hepten susan sontag'laşıyorum..
öyle auto focus, macro focus şu bu ile gerçekleştirilecek mesele değil. an geliyor ki bu dijital cihazlara köpür köpür küfürüyorum bu yüzden. hususiyetle manuel focus ettiğimi sandığım dakka macro focus ettiğimin farkına varmadı isem! ****...
sosyoloji ile aynı yıl icat edilmiştir 1839
beyindeki nöronları harekete geçirebilen, üzerine mürekkep püskürtülmüş kağıt parçası.
gerçeği olmayan ama olması gereken kişinin fotoğrafı, bir foroğraftan öte bir şeydir. eğer yeterince dilenirse, o fotoğraftan dışarı taşacağına inanılır. bu inanca göre, fotoğraf süper bi şeydir ama diğer yandan fena bir şeydir. acı da verebilir umut yüklüdür. çelişkili olarak iyi ama inanılmayacak kadar fenadır.
hep gecmiste kaldigi icin, "o an" hep geride kaldigi icin bir kaybi simgeler bence fotograf. üzüntüdür o nedenle, hafizanin gücsüz kaldigi zamanlarda unutmanin karsisina bir illuzyonla cikar, sonra bir ahhh ceker insan, ahhh.... fotograf karelerinde en hassas ve en hüzünlü gercek saklidir belki de, her sey gecer, hayat kalir...
insanın geçmişi kadar o anki ruh halinin de hapsedildiği kare.dudaklarımın zoraki gülümseyip gözlerimin donuk baktığı tüm fotoğraflarda eksiksin.o fotoğrafları her gördüğümde bugünkü yokluğun o günkü eksikliğinle perçinleniyor.
kabaca, teknolojiyi kullanarak bir anı belgelemek olarak tanımlanabilir. sanat olup olmaması ise tartışmalıdır. bence bir fotoğrafın sanat olup olmadığına karar verebilmek için öncelikle onun var oluşundaki amaca eğilmeliyiz. eğer estetik kaygılarla çekilen bir fotoğraf varsa bu illaki bir sanat eseridir. ama vesikalık bir fotoğrafın ya da bir ürünü tanıtmak için çekilen reklam fotoğrafının sanatsal bir tarafından sözedilemez. dünyaca ünlü fotoğrafçımız, memleketimizin yetiştirdiği nadide insan ara güler de fotoğrafçılık için "sanatçı olmanın en kolay yolu" diyor. fırsat bulabilen herkesin uğraşması gereken bi sanattır bence.
(bkz: susan sontag)(bkz: on photography)ve(bkz: roland barthes)(bkz: camera lucida)
guzel bir sarkidir.. oldukca.. pilli bebek'e ait olani, evet cok.
bir günbatımıyım güneyde...bir akşam vaktiyim...ucuz bir şarabın şişesiyim denizde...yüzüyorum... yüzüyor muyum...?gibi vurgun sözlere sahip muhteşem pilli bebek şarkısı.
(bkz: fotoğrafçı)(bkz: fotoğraf sanatı)
(bkz: dia)(bkz: karanlık oda)
bazı güzel fotoğraflar için(bkz: david hofmann)(bkz: tim mckenna)
an'ın kağıttan hapishanesi. anıları mayınlara dönüştürebilen, yokolanların yankısı. eğer ki yanında bir de el aynası varsa olduğun halden geldiğin hali sana hemen gösteriveren zamanın uşağı. geçmişin şu anda da birdenbire yaşanabilmesine olanak veren bir çapkın dilenci.
(bkz: fotoğraf çekmek)
duygularin bir kareye sikistigi an
kevaşe duygucu. yüzdeyle konuşmak gerekirse; yüzde bir kaligraff.
bir kaç tanesi bir konu çerçevesinde bir arada olduğunda photo essay olarak da anılan.örnek: http://meren.org/...-essay-n-villere-new-orleans.html
hayata tanıklık eden kareler.
baktığın an'ın hep kalacağını zannetme eyleminin nesnesi. teselli.
izleyen,çeken ve çekilen vardır.
pahalı bulanların izleyen tarafında olduğu sanat dalı.
insana bedavadan zaman yolculuğu yaptırabilebilen, beyin amcıklatan, beyin lobu tokatlayan, hafıza tazelyen mucizevi icad.
an dondurucu(bkz: derin dondurucu)
(bkz: hafiza i beser nisyan ile maluldur)
(bkz: #7011244)
sözleri şükrü erdoğan'a ait olan pilli bebek şarkısı.
bakarken düşündüren, hatta bazen bayağı bir düşündüren şey. bazen bayağı bir düşünürken katıla katıla güldürebilen şey.http://img61.imageshack.us/img61/7151/resimmn7.jpg
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |