fransiz sokagi

nisan ayinda tamamen acilmasi beklenen, annemin de galeri/cafe ve atolyesinin bulundugu proje...(bkz: la rue française)

yokuşta sandalyeye oturmaktan haz alıp, o rahatlıkta bir de etrafa para saçmak isteniyorsa tam aranılan yer...

unlulerin roportaj vermek icin sectikleri yeni mekanlardan biri!ne zaman gitsem birkac kamera,sarkici,oyuncu vb. sahsiyetin mekanin goruntusuyle daha entel bi hava yaratmak adina roportaj icin geldigi sokak.bunun yaninda gercekten orjinal bir haftasonu alternatifi!

bu kentte istanbullulara "fransızlaştırılacak" başka sokak yok muydu yahu? cezayir'de hâlâ -bir şekilde- devam etmekte olan fransız işgalinin gölgesini, cezayir çıkmazını fransız sokağı'na çevirerek ülkemize de taşımak neyin nesidir, hangi süper zekâlının parlak fikridir acaba? sokağın başına bir albay emeklisini avanesi ile bekçi olarak dikip milleti dedektörden geçirme, arama-tarama küstahlığını ancak fransızlar ve onların işlediği her bir halta hayran olan "içimizdeki fransızlar" yapabilirlerdi. neyse ki dedektör rezaleti, gelen tepkiler üzerine kaldırılmış-mış... ayrıca mütekabiliyet esaslarına göre, paris'te kent merkezine yakın bir semtte tarihi zeyrek, safranbolu ya da kapalıçarşı atmosferini yansıtan bir "türk sokağı" açılmadıysa eğer, fransızlardan bir gol yemişiz demektir.

gercekten beyoglunun guzelligine guzellik katmis bir sokak. ancak girisindeki -anneeeee ben heykeltras olucaaammmmm+tamam yavrum sen sacmala birseyler, baban gerekli kisilere gerekli odemeleri yapar, heykellerin sergilenir.diyalogunun cocuk kahramani tarafindan yapilan "agac-kadin-su olugu" temali heykelin acilen kaldirilmasi gerekiyor....

fransizlikla alakasi olmayan, sadece sehirdeki paranin akis yonunu degistrimenin yolunu arayan, sabah aynaya baktiginda yuzunden once goz bebeklerindeki dolarlari gorup saha gelen, sozde tarihi kent misyoneri bir zat-i muhteremin icadi. yapilan sosyolojik arastirmalar -sorulan sorularin yetersizligine ragmen- gostermistir ki, buraya gelen insanlarin cogu bu mekani nisantasina alternatif olarak gormekte, sozde elit insanlar bu mekani tercih ettiginden fransiz sokagini kullanmaktadir. sokagin isminin fransiz olmasi ya da cezayir olmasi bazi sorgulayan kisiler disinda kimsenin umrunda degildir. isletmelerin fransiz kulturunu yaymak gibi bir dusuncesi asla yoktur. menuleri zaten gayet karmadir. kurbaga bacagi ve icli kofte yanyana sunulmakta, sokagin yonetiminin - evet bir sokak yonetimi var- sart kosmasina ragmen kimse fransiz musikilerini her daim calmamaktadir. isletmelere konulan abuk subuk fransizca isimler disinda pek de bir fransizlik dürümü soz konusu degildir. musterilerin hepsi istanbul'un her semtinde boyle bir sokagin olmasini istemektedir. italyan sokagi, rus sokagi olsun gidelim ama alman sokagi olmasin ne gerek var demektedirler. bu da cok ilginctir. netekim, netice kesin olmamakta birlikte, bu sokak kapitalist zihniyetin bir urunu olmaktadir. bu baglamda pek de sasilacak ve ustunde gunlerce dusunecek bir sey degildir. sozde tarihi baglami olusturulsa da bir cesit disneylandtir. yer olmayanin ta kendisidir. guzelim istanbul'da yer gibi yerler varken buraya gidip, aman canim tarih kokuyor filan diyen insanlari sallandirmak caizdir. zaten trend diye gidenlere hicbir sey demiyorum.

ilk gidisimde bulmak icin tilkilik yapip kalabaligi takip etmis ve tuh be adamlar cezayir sokagina gidiyormus deyip hayiflanmistim. ama hemen akabinde orasi burasiymis nasil buldum ama deyip hava atmistim. christoph coloumb misali. hic fransiz goremeyerek saga sola bakip bir daha ugramamak uzere mekandan ayrildim. donus yolunda eskiden orada hic cezayirli gormusmuydum diye dusundum. ben zaten beyoglunda herhangi bir mekani sindirebilmis degilim ama mekanlar beni kolaylikla sindirebiliyor cumlesini 50 kez tekrarlayarak inci pastanesine dogru yola koyulmusum.

nişantaşının beyoğlu şubesi

sokak susu verilmis yokus.

afitas sirketinin tescilli bir markasi olarak karsimiza cikmistir bu fransiz sokagi. eskiden ismi cezayir sokagi imis. tepkiler nedeniyle dedektorleri kaldirdiklari soyleniyor. zamaninda epey gurultu koparan fransiz sokaginin bir yerine daha sonra "bu sokak turk-fransiz-cezayir ortak dostlugunu (ey dunyali biz dostuz) ifade etmektedir" turunden bir tabela kakistirilmis idi. konuyla ilgilenenler icin:(bkz: afitas)(bkz: mehmet tasdiken)(bkz: atalay tasdiken)(bkz: husamettin bilgin)(bkz: nukhet guz)(kaynak: post-express sayi 39)

bünyesinde "desir" adında süper bir mekan barındıran sokak*.

gelen fransızların fransız kaldığı, sadece adı fransız olan sokak. haliyle adamların memleketlerine döndüklerinde, türkiyede bizi çok yanlış tanıyolar, yanlış biliyolar hede hödö tarzı muhabbetlerin dönmesine vesile, fransız halkının türkiyenin abye katılımına olan muhalefetinin saman altı nedenidir*. her şey bi yana, ortalıkta kabul ettirilecek ön koşul, sağ koşul, sol koşul kalmadığında, "bu sokak olmamış, değiştirin de gelin." demeleri gayet olasıdır.

sokaginin girisinde hala cezayir sokagi tabelasi bulunmakla birlikte artik fransiz sokagi olarak anilip bilinen, birbirinden sevimli cafeleri, restaurantlari, dükkanlari ile cok keyifli bir sokak. cezayir sokaginin fransiz sokagi olarak adlandirilmasi tarihsel bir saka...

ilk akla getirdiği soru: "paris'te yokuş var mı ki?" sorusudur. istanbul (bir de roma) avrupa'nın diğer büyük şehirlerinden farklı olarak yedi tepe üstüne kurulmuştur. özellikle istanbul kadar yokuşlu bir şehir belki dünyada başka hiçbir yerde yoktur.paris ve hatta fransa'nın tüm şehirleri, dümdüz olan avrupa kıtasında neredeyse "0" rakımlı olarak kurulmuş şehirlerdir. yoktur böyle bir "fransız sokağı". yalandır.ikinci olarak, bu sokaktaki evler tipik türk evidir. bugün yunanistan'da bile "osmanlı evi" diye muhafaza edilen cumbalı evlerin rengini değiştirmekle fransız mı yapılmış oluyor? bizim milli politikamızdır zaten: dış cephemizin rengini değiştirince türk olmaktan çıkıp fransız olacağız zannediyoruz."cezayir sokağı" tabelası henüz kalkmamıştı. belki de büyükşehir belediyesi* ile beyoğlu belediyesi arasında bir idare hukuku çatışması vardır, kim bilir. ancak bu tabelanin kalmış olması, duvara kocaman "la rue française" yazılmasını engelleyememiş.sokak tam anlamıyla seyirlik. sokakta yürüyenler oturanlardan çok. sanki bir müzede yapay bir sokak canlandırması yapılıyor da insanlar da o sokağı ve insanlarını geziyor gibi.menülerin tuzlu olduğunu anlamak için oturanlara bakmak yeterli zaten. ha, halk günü yapsalar gidip oturacak mıyım tabi ki hayır.maksat nostalji ise şunu hatırlatmak isterim (bkz: buradan yetkililere sesleniyorum) eski istanbul'u güzel yapan şey fransız unsurlar, ingiliz ya da amerikan unsurlar değil 1000 yıllık cihan başkentindeki türk, rum, musevi, arnavut, italyan, boşnak, çerkez, tatar, ermeni, arap, farsi kültürlerinin bir araya gelip sentezlenmesidir. istanbul'u başına gelen en korkunç olay ise latinlerin yapmış olduğu işgal ve yağmadır. (bkz: haçlı seferleri)türkler istanbul'u alacağı zaman yunanlı din adamının: "istanbul'da latin serpuşu göreceğime osmanlı sarığı görmeyi yeğlerim" dediğini biliriz.biz o yunanlı din adamı kadar gururlu olamıyor muyuz? istanbul'un paris'in takipçisi değil onun en kuvvetli alternatifi olduğunu anlayamıyor muyuz?

levent-etiler mekanları anımsatan, servisin çok da iyi olmadığı ancak fiyatların fahiş olduğu, yürek daraltan, bir kez gittikten sonra bir daha gitmemek gerektiği anlaşılan fransız bayırı.

gerçekten çok değişik bir havası var, şirin ve çok sıcak bir ortam oluşmuş. sokağa girdiğinizde sanki bir anda bambaşka bir dünyaya giriyor gibi oluyorsunuz ve bu, ruh halinizi bile bir anda değiştirebiliyor.

ben de veni vidi voravi yaptim. goruntu pek hos. ve oldukca basarili. ama icerik*** basarisiz. ancak cezayir sokagina fransiz sokagi demeyi icime sindiremiyorum. cok ama cok ayip yapilmis cezayir halkina, umarim bir sekilde telafi edilir. bir cesit ortakoy meydanina donusmus, erken gelip yer tutanlar gec gelip yer arayanlari izliyor. keske bu kadar çok tıkınma yeri yerine galeriler, sanat merkezleri yapılsaymış, bu hali ile bir cesit theme park olmus.

benim için cezayir sokak olarak kalacak yer.

minik bir yokuş sokağı olmasına karşın pembeli mavili çiçekli ve şen görünüşüyle insana sevimli gelen arka sokak.

yaklasik nisan ayindan beri haftada 1-2 gidip geldigim, temmuz 1 de acilmasiyla beraber hemen hemen her gunumu gecirdigim/gecirmek durumunda kaldigim (bkz: #4002028) eski okulum yakinlarindaki yokus-sokak...henuz sevgim azalmadi ama onumuzdeki gunler neler gosterir bilinmez...hepimize kolay gelsin..

resmi ve değişmeyecek olan adının hala cezayir sokağı olduğu türk-fransız-cezayir ortak yapımısokak.

genelde guzel bir fikir oldugunu dusunsem de her kafenin mutemadiyen edith piaf, charles aznavour gibi sarkicilarin klasiklesmis sarkilarini calmasini kil buldugum yer. yani iyi hos sokak fransiz sokagi, butun mekanlarin isimleri fransizca falan filan da birde je ne regrette rieni repeate takmalari mi gerek dedirten yer (bkz: isyanim ulan).

(bkz: dam üstünde saksağan vur beline kazmayı)

on-onbes kere fransiz sokagi'na gitmektense,parayi biriktirip gercekten de fransa sokaklarina gidebileceginiz pahali otesi yer.

sokaga ilk girdigimde samatya atletli bir delikanlinin "fransa'da turk sokagi mi var? o zaman nerden geliyo bu yavsaklik" dedigini duyup dumur krizleri gecirdigim sokak.

nevizade'nin burjuva versiyonu.

cumartesi günü binbir hevesle gittik şahsen ne bekliyorsam oysa ki.. merdivenlerden indik ve baktık ki bitti. sanki medyada şöylee salına salına gezilecek bir mekan havası vardı da benmi göremedim ya da ciddi ciddi ben mi çok fazla şey bekledim bilmiyorum ama resmen hayal kırıklığı yaşadım. sokakta bir adet fransız kedisi gördük ancak başka fransızla alakası olan bişi yoktu.

milleti durup dururken evinden yurdundan eden gereksiz konsept. 650 milyona kiralik ev birden bire 1.500 ş oluverdi. höh kardesim bea

derli toplu, güzel bir sokak. bu kadar kısa sürede bu kadar kalabalık olması şaşırtıcı. ne olursa olsun beyoğlu'na yeni bir renk getirdiği kesin.

evcilik oyunun gelişmiş versyonu. sokakcılık. ayy çook güzeelll olmuşşşş diyen hatunlarla dolu yer.asıl komik olan yıllarca fransanın sömürgesi olan cezair'in zavallı sokağını fransız diye değiştirmek.

absurd sokak.cezayir'de adi turk sokagi olan bir yokus, fransiz sokagi diye anilsaydi, turkiye'de kiyamet kopardi.zira 24 dizisi bile ust duzey makamlara sikayet edilmistir*.cezayir ve fransa ile alakali diger absurd durumlar icin (bkz: albert camus)

cukurcuma ve cihangir'in guzelliginin keşfedilmesi ile hayata gecirilmis bir proje. eski halini bilenler icin cok şaşirtici oldugunu soyleyebilirim. şimdilik halen yapim, restorasyon aşamasinda. cok şeker evet, ama cok sevdigimden emin degilim. cafeler acilinca istiklalde surekli calan o sarkiyi da calarlar. paris havasi estirrelim pufur pufur deyip işin bokunu cikartirlar. aslinda benimkisi biraz fransizlara duydugum killanmadan ileri geliyor olabilir. ama, ne yalan soyleyeyim, bir istanbul aşigi olarak bu tarz oykunmelere, ozenmelere gelemiyorum sanirim. varolan bir tarzi kullanmak, oyle bir hava yaratmak hoş bir fikir, tamam. zaten eskiden orada yaşayan ekaliyetin tarihini yansitiyor bu hal. ama "fransiz sokagi"..?? yandan ezan sesi geliyor ve siz kendinizi parisdeyim falan diye mi kandiriyoruz? yani ben cihangir'i, cukurcuma'yi fransiz olmadan da severdim. tum bu sebepler yuzunden cok sevdigimi, samimi buldugumu soyleyemeyecegim. yine de gidilip gorulmeli, hatta tur uzatilip diger arasokaklara da bakilmali.

guzel ama ortayas isi biraz... bazi cafelerde hala icki yok, bu islerin sokak acilmadan halledilmesi gerekirdi. bi de fransiz sokagi yapmak icin bula bula cezayir sokagini mi bulmuslar demeden gecemiyo insan... gelen tepkiler sonucu sokagin girisindeki x-ray cihazi kaldirildi. agustos sonuna kadar beyoglu sergilerine ev sahipligi yapmaya devam edicek.

ermeni soykirimi diye epemize cokmeye calisan fransa'nin cezayir'de yedigi halti unutturmamak icin inatla eski adi olan "cezayir sokagi" demeye devam edecegim yer.(bkz: fransa'nin cezayir'i isgali)(bkz: fransizlarin cezayir soykirimi)

cezayir soykırımı belgeselini içeriğini belirtmeden o sokak(cık!)da göstermek isteyen zatla müessese sahibi arasında tartışmaya sahip olmuş mekan.belgeseli hazırlayanı tebrik etmek lazım daha uygun,anlamlı bir yer daha olamazdı.soykırımlar postmodern dünya içersinde artık kelimekırımları olarak devam ediyor.tarihi bankalar caddesi bile hsbc bulvarı olabilir yani.dikkatiniz!

bütün işletmelerin bak ne güzel sokak ööölemi sokak bööölemi sokak şiarını benimsediği sokak

butun binalar sari ve pembenin tonlarina boyanmis, pencere onlerine rengarenk sardunyalar konumus, civil civil, insanin icini acan bir sokak olmus. oldukca dik bir sokak oldugu icin dikkatli yurumekte, ay ne sekeeer diye agziniz bir karis acik gezmemekte fayda var yalniz, yuvarlanmak isten degil yoksa. binalardan birinin duvari boydan boya bir toulouse lautrec afisiyle (bkz: jane avril) kaplanmis bir de, hos olmus.

istiklal caddesi'nin kalabalığından ve insanın üstüne üstüne gelen mağazalarından kaçış için ideal bir mekan. mümkünse önce sıraselviler'den cihangir'e girilir*, istiklal'e paralel ilerlenip fransız sokağı'na ulaşılır.

franz ferdinand'ın ölümsüz eserinin adı.. 14. lui zamanında halkın ayaklanması sonucu ortaya çıkan virüsün adı , terliksi hayvanların mumyalanmış haline verilen ad ve son olarakta kahve önünde geğirme hali...

kurumsal gudiklerin, kurumsalliklari yetmemis gibi bi de bu sokaga girdik diye hoppadanak fransiz olduklari, para parayi seyeder mekani.

fransızları ukala ve saygısız olmak zorunda, kendilerini de fransız sanan, alaylı esnaf vizyonunu aşamamış işletmeci/garsonların tadını kaçırdıkları sokak.(bkz: caprice)(bkz: cafe 8)

fena halde lame sokak

bu sokak, cezayir sokağı'nın fransız sokağı'na dönüşmesi dolayısıyla tarihi veyahut siyasi bir meşaj almamız icab ediyor mu acaba diye beni kıllandıran bir sokaktır.

adı cezair sokağına tekrar dönüştürelene kadar gitmeyerek protesto edeceğim mekan. hangi aklı kıt bu sokağın ismini fransız yapmıştır anlayamadım. alman, ingiliz falan olsa bi yere kadar ama bakar mısınız fransız. kınıyorum ve gitmiyorum.

rue mouffetard'ın yandan yemişi, allı morlu cepheleriyle, girişindeki metal detektörüyle bir fantazi diyarı, steril bir yetişkin mini disneylandı. adından başka fransız olan bir yeri vardır diyeni le patrimoine çarpar.

peki fransiz sokagina gidip bira icilip ve patates yenilmesi nedir ? biri bunu aciklasin . cok fransiz kalinmis bir sokak

onun sardunyalari var güzel mi güzel cafe'leri var özel mi özelkahvaltida kahveyle croissant gider mi gidermaalesef ruhu yok onun için hiç mi hiç sansi yok

"hala mı sömürge be ?!" diye düşündürten ama yeni haliyle çok şık olup zaman geçirmek için ideal bir yer haline gelmiş sokak.

pariste bir türk sokağı ne zaman açılır acaba diye insanı düşünceye sevkeden yer.

sokakla ilgili baska bir garabetde herhangi bir yemek sadece bir lokantada yapilabiliyormus. ornegin herkes crepe veya croque monsieur gibi harcialem seyleri bile yapamiyor. fransiz kahvaltisi denen sey zaten bir cesit iskence oldugu icin kahvalti icin de gidilmemesi gereken bir mekan.

la rue française... bu sokak galatasaray lisesi'nin tam arkasında kalıyor. restorasyon çalışmaları bittiğinde sokakta bir çok cafe, butik, bar, şarküteri, çikolatacı ve antikacı bulunacak. bir de aşçılık okulu olacak burda, adı ise ecole culinaire française. sokak lambalarını paris belediyesi gönderiyor. burada açılacak dükkanlara türkiye ile tarihi bağı olan fransızlar'ın isimleri verilecek; jean de la forest, pierre loti, lamartingibi... tam olarak nisan 2004'te açılması bekleniyor.

özenti sokağı.le tabac,le vin falan fişman.şeker renk boyanmış binalar.gayet yapay ve ruhsuz bir yer.

cezayirin halihazirda fransiz isgalinde oldugunu sananlarin restore edip iselttigi sokak.

züppelerin mekanı olan ama başlangıçta böyle bir yer olacağını sanmadığım yer . sağlı sollu yeni pipo içmeye başlamış insanları görebileceğiniz özenti sokak.

adının fransız, alman, yahudi olmasına takılmak yerine, eski viran halini aklımıza getirince pek de güzel bir hale getirildiğini düşünebileceğimiz sokak.şirin, nezih.ayrıca hemen hemen her büyük şehirdeki türk mahellelerini düşününce, iyi ki bu başka bir sokak diyor insan.(bkz: le coup de foudre)

dün gece itibariyle çalışmaların hala devam ettiği, bitince gayet güzel olması beklenen sokak. şehrin güzelliğini sadece nato, habitat türü toplantılarda hatırlayan zihniyetin mevcut olduğu canımız ülkemizde böyle bir 'güzelleşmenin' yaşanması hayra alamet.

eski halinin daha doğal geldiği, şimdiki halinin ise iyice steril bir hal aldiği sokaktir. aslinda bir tercihtir. steril bir yasam ve moda için fransaya gidersiniz. basiniza her turlu süprizin gelebileceği, doğal bir ortam içinde cezayire gidersiniz. birine gitmek için deli gibi paraya sahipsinizdir, diğerinde yaşamak için deli gibi parasizsinizdir. yayginlaşmasi durumunda bazi sokaklara "hoop özel mülk kardeşim zihniyeti ile giremeyeceğiz, başinda sonuna bekleyen özel güvenlikçiler zamanla tipinize elbisenize bakarak insan secerse hiç saşirmayin. ipne burjuvazi evlerini şehir dişindaki güvenlikli sitelere taşidin, niye eğlenceni de taşimiyorsun denebilecek durumdur.bir kahveye 9 milyon verip aaa ne güzelmiş diyecek insanlara denebilecek tek laf, o hor görülen cezayirlilein fransizlari nasil sike sike topraklarindan attiklarini yeniden hatirlatmaktir.

büyülendiğim tek sokak

girer girmez nedense herkesin fransız oldum ben o la la tribine girdigi guzel yer.ama cogu restoranın servisi kotu ayrıca pek pahalı.cok kondurma duruo bide.o kondurmalıgı giderse gunun birinde zevkli olur belki.hem oraya okadar masraf yapılcana ustune az daha konup diger sokaklarında ustunden gecileydi..

raki içine garip bir gözle bakılan, bir duble rakıyı (raki+su+buz) 9,5 milyona geçiren (ki bakış sebebi bu olabilir) şekil itibari ile oldukça güzel, özenti itibarsizlari ile oldukça kötü sokak.. sivas mahallesi, karadeniz mahallesi vs gibi yerler varsa bu da olmalı dedirtir..

bir sokaktan çok bir consept olmayı isteyen, görüntünün herşey anlamına geldiğinin canlı bir kanıtı olan sokak. ilk girdiğiniz anda bir dağın yamacına merdivenler dizilmiş ve bu merdivenlerin etrafı süslenmiş hissiyle karşılaşıyorsunuz. bir karnaval havası ufaktan hissediliyor. ancak gelirken adının sadece fransız sokağı olduğuna kanmayıp ufaktan cezayir sokağıyla ilgili ayrıntılarda bekliyorsunuz. ancak heryerini gezip bitirdikten sonra zinedine zidaneın cezayirliği kadar cezayirlilikle karşılaşıyorsunuz.umursamıyorsunuz başta.sakin sessiz yerlerden özellikle yokuşun aşşağısında yer alan kafelerden birine oturuyorsunuz. menüler ilginç, farklı tatlar farklı lezzetler arayanların özellikle içecekler hususunda tatmin edebilecek şeylerle karşılaşıyorsunuz. ancak hep bir nokta eksik geliyor insana.farklı şeyler yapma iddiasında olunduğunu çok net sezebilirsiniz burayı gezerken. sokağın kaldırımları bile burjuvazinin kaldırımıyım der gibi. eğer kalabalık bir günde örneğin cuma akşam üzeri gibi bir zamanda buraya gidiyorsanız ortalıkta oturacak yer bulamıyorsunuz. ve cafelerin arasından geçerken insanların sizi seyrettiği hissine kapılıyorsunuz.kafanızı kaldırıp ne yana bakarsanız bakın birinin size baktığını görebilirsiniz. bir yerde insanlar oraya yemek yemekten ziyade biribirini seyretmeye gelmiş gibi.parfüm kokuları ağız kokuları biribine karışmış.sonuçta içinizden ne güzel yer olmuş iyi yapmış, adamlar yemekler servis biraz eksik ama bir şekil şemal oluşturma iddiasını gerçekleştirmiş derken gözünüze bir tabela çarpıyor:-bu sokak fransı cezayirli ve türk halklarının dostluğuna adanmıştır*o ana kadar gördüğünüz fransız kültürüne bulanmış mekanlar ve bu sokağa gelen türkler dışında milletsel anlamda herhangi bir farklılık göremediğiniz aklınıza geliyor.yani herhangi bir cezayir durumu kesinlikle yok. anlıyorsunuz ki bu tabela bir teselli ikramiyesi. bir nevi sırta ufaktan bir sıvaz. bir bakıma hadi yine iyisin söylemi. bir sokağı madem yokettiniz ve yokettiğiniz mekana dair hiçbir ayrıntıyı bırakmadınız, o zaman neden kalkıp oradaki eski dükkanlarla dalga geçer gibi böyle bir tabela asıyorsunuz ki..evet dostluk kardeşlik bunlar kesinlikle ihtiyaç olan kavramlar. hele ki milletler arasında sembol mekanlar yaratmak, dostça şeyleri laftan öte şeylerle somutlaştırmak en güzeli bu takdire şayan birşey. ancak ortada herşey fransız ve herkes türk iken bir cezayirliye dair hiçbirşey yokken bu tabela insana sen sağ ben selamet duygusu veriyor. bir bakıma sömürgecilik denilse de, sosyetik dense de ve hatta trendy dense de fransız sokağı şirin bir yer.ama siz türgğle nasığ diyoğsunusss..biğğras duygususs..

üçüncü dünyada dogma sanssizligina ugramis fahri birinci dünyalilarin, içinden geçerek birinci dünya hiperrealitesine isinlandiklarina inanilan bir nevi portal.

sömürgeci dallama fransizlarin, cezayir'i sömürdükleri yetmemis gibi, baska bir ülkedeki sokagini bile sömürmeleri sonucu bu adi almistir.

yağmalanan, yağmalanmış cezayir sokağı. yazık...

pembenin ve sarının en çirkin tonları ile boyanan sokak.. zaten pembeden güzel bir şey elde edildiği nerede görülmüş?bir de sokağın girişindeki "taş gibi" taş binayı da o "güzel" renklerle boğmuşlar. fikir olarak ise "tematik bir sokak yapmak" güzel, ona bir lafım yok.

kendi sokaklarini adam edemeyen milletin bu sokaklardan fransiz gibicesini yaratma denyolugu.

anamı ağlatmış sokaktır...oradaki işyerlerinin gölgelendirmesi işi için logolarını büyütmek direk fransız işkencesi olmakta benim için...gidip kusucam mümkünse o sokakta...

1 temmuz perşembe günü açılışı gerçekleşecek olan sokak.

açılışı 1 temmuzda yapılacak olan eski cezayir sokagı. açılışın müzik kısmında, piyano resitali, caz ve opera sanatçılarının konserleri olacak. resital ve konserler 16.00'da teraslarda başlayacak ve gece sokakta devam edecek. modern, tango ve latin dans grupları gece sokakta dans gösterileri yapacak. gece ışık ve ses gösterileri ile ateş dansı gösterisi olacak. sokaklarda resim ve heykeller sergilenecek. sokak ressamları resim yapacak. çocuklar için kukla gösterisi ve birçok animasyon hazırlanmış. açılış etkinliklerinin son günü olan 4 temmuz'da da sokakta cemil ipekçi'nin şapka defilesi olacak." fransız sokağı'nda hayat sabah 09.00'- da mekanların kapılarını açmasıyla başlayıp sabaha karşı 03.00'e kadar devam edecek. fransız temalı kafe, restoran, bar, şarap evi, peynirci, krepçi, çikolatacı, pastane, şarküteri, butik, parfümeri, çiçekçi, tütüncü gibi işletmelerin yanı sıra, kültür okulu, resim galerisi ve sanat meydanı gibi mekanlar bulunuyor.

ilerleyen yıllarda girişine 'kitap yazmayan giremez' ibaresinin konacağına inandığım sokak..

beyoğluna yeni ve güzel bir hava kattığına inanıyorum belki yine herşey eskisi gibi olur..

sokagin icinde olacaklar,kafelercaz barpiyano bariki resim galerisiiki lokantabutik otelfransız şarküterisidört katlı şapkacıpeynircigazeteciçikolatacıpastanekrepeviçiçekevidondurmacıtütün mamulleri satan yerparfümerigüzellik salonuaksesuvar dükkanı (kemer, çanta, vs..)antikacıçok amaçlı seyir salonu

ben ve hergele'nin de aralarinda bulundugu bir grup insana kucak acmis, bedava icki guzelligiyle agizlarimizi sulandirmis, takdirimizi kazanmis sokak. lakin ilk izlenimim nedense nevizade'nin levanten versiyonu oldugu yonundedir.

onbirinci uluslararası istanbul caz festivaline ev sahipliği yapacak mekanlardan biri olan sokak...

benzeri bir proje için (bkz: passage markiz)

artik kopegimi rahatca gezdiremeyecegim, bogazkesendeki merdivenli sokak

mahalle sakinelri tarafindan uzun bir carsafa saldirildigi ariel reklaminin cekildigi sokak

kafamda felatunla rakımın kapıştığı sokak. felatun, "oh la la! ne güzel olmuş ama!" diye yırtınırken, rakım "ne zevk alırsınız bu alafranga züppeliklerden" diye homurdanıyordu. felatun, büyük bir ciddiyetle birbirlerinin gözüne bakarak tango yapan 12'lik veletlere coşkuyla alkış tutarken; rakım, üçüncü kattan aşağıdaki gürültücü kalabalığa şaşkınlıkla bakan yemenili teyzenin gentrification nedir bilmeden, bilmediği bu hareketlenmeye kurban gideceğini düşünüyordu usulca. boyalarınız, allı pembeli sardunyalarınız çok güzel efendiler. lakin le, la, les bilmemne yazılı gölgeliklerinizin üzerindeki penceresine çamaşır asamayacaksa artık o teyze yaşamaz bu sokak. hem metal dedektöründen geçilerek girilen bir sokak ne kadar sahici olabilir değil mi meursault? sanat meydanından akordeon sesleri yükselirken, tırısa kalkıp kaçmaya başlıyorum birden; dilimde killing an arab...

(bkz: bir o eksikti zaten) (bkz: kültür emperyalizmi)

karşılığında da paris orta yerinde bir sokağın basılıp dönerci, lahmacuncu, davul zurna ekibi ve güreş minderleri ile karşılık verilmesi gereken aktivite. (bkz: kültürel kontrgerilla)

- efendim fransızlar cezayir sokağını işgal etmisler.- paşa paşa, sen bizdeki vur deyince öldür meraklılarını tanımaz mısın! vaktiyle cezayir'i algérie française yaptık, cezayir sokağını da rue française yaparız elhamdurullah! ne olacak o mahallenin hali diyeceğine tez tango ögren de rezil olmayalım 14 temmuz'da!- peki efendim, siz de haksız sayılmazsınız. köşedeki dönercinin bile kendisine "the kebab center" ismini taktığı ülkemizde biraz da "le.., la..., les..." olsun. en iyisi hiç saymayalım, kaç "amerikan sokağımız" var. bir de paris'te rue de l'échiquier'in orta yerine çöp dökmeyip orayı çiçeklendirebilseydik...

(bkz: honolulu sokağı)

ilk açıldığı günlerde girişine özel güvenlik görevlileri koyularak sokağa herkesi sokmama uygulaması yapılmıştır. ancak kişi özgürlüklerine ve anayasaya aykırı olan bu sımarık uygulama daha sonra sikayetler sonucunda kaldırılmıstır.

ismi cezayir sokağı iken fransız -isim- işgaline uğrayan sokak. pekala buraya fransız sokağı gider, onlar burda bulunur, böyle birşey yapılabilirdir vs. vs. fakat asıl acı olan cezayir'in yine aynı sıfatta fransa'nın altında ezilmesidir! efendim yok mudur bir kenarı köşesi, çeşmesi, avlusu "fransız" ismini koyabileceğiniz?! neden birinin silinmesi gerekiyordur?!bu haliyle durumu düşkünlük ve eziklik ile açıklarım.(bkz: hiç hoş değil)(bkz: cezayir sokağı)

italyan sokağı, rus sokağı, onun bunun sokağı gibi türevlerinin alınması kuvvetle muhtemel, girişlerde metal dedektörle arama yapılan, pek çok meraklının bir anda akın edip içlerindeki fransız ve yabancı hayranlığını tatmin ettikleri ufacıcık sokak. allah razı olsun fransızlardan, bize nasıl da medeniyet ve kültür dağıtıyorlar o küçücük sokaklarından dedirten yer.

önce ve sonra fotoğrafları ile sempati kazanmaya calışan antipatik sokak..

yeterince hazirlik yapilmadan oldu bittiye getirilip acilmis sokak. tadilati hala bitmemis yerler var. olabilir tabi, bitmeden acmamakla isabetli bir is yapmislar aslinda. esas isabetsiz is yapanlar, ilk bakista tamamlanmis, acilmaya hazir gibi gorunup, daha ortada menusu bile olmayan, veya -birseyler sunmus olmak icin- menu diye en beyliginden bir iki salatayla kitipiyos iki izgarayi, hadi bilemedin ellerine yuzlerine bulastirarak yapacaklarindan emin oldugum, dunya mutfaklarindan bir iki bildik yemegi onunuze dayayan, ozensizligin kol gezdigi mekanlar...ki maalesef bunlar cogunluktalar. eh, sokak guzel, cillop gbi oldu iste, nasilsa ne yapsak kakalariz, ne gerek var fazla ugrasmaya ozenmeye zihniyetinin urunu her biri. sokagin adini ve mekan isimlerini fransizca yapmakla, binalarin icini disini cicili bicili hale getirmekle bu isin olmayacagi henuz dank etmemis zat-i muhteremlere. bu kafayla giderlerse birkac ay icinde kapilarina kilit vurunca dank eder sanirim. boyle iddiali bir ise girisen adamin, mekanin dekorasyonundan da once halletmesi gereken sey ne tip yemek sunacagi degil midir, menunun, mutfagin oncelikli olarak halledilmis olmasi gerekmez mi? ama yok, acalim da gerisi allah kerim demis abiler belli ki.birbirinden ozelliksiz ve ozensiz suruyle mekanin arasindan siyrilan tek bir yer dikkatimizi cekti. dilara's abracadabra adi. ismi sokene kadar biraz ugrasmaniz gerekiyor gerci, harflerin her biri yuvarlak sekilli, rengarenk seramik plakalara ve ara vermeden, kesme isareti kullanmadan "dilarasabracadabra" diye yazilmis, saat yonunda bir elips (daha dogrusu elipsin dortte ucu gibi bi sey, iki ucu birlesmiyor cunku) olusturacak sekilde dizilmis. yani efenim, ismini gorunce ilk bakista okuyamadiginiz, hooo bu ne dediginiz bir mekana rastlarsaniz biliniz ki orasidir. e hadi yerini de daha acik yazalim, sokagin alt tarafinda, cikisa yakin, sol tarafta yer aliyor. menu dunya mutfaklarindan, ama dogu agirlikli. bazilari bildik yemeklerin farkli yorumlari, yaratici kucuk degisikliklerle, farkli soslarla sunulmus halleri. mekanin dekorasyonu da hos, fransiz tribine girilmemis, kendine ozgu havasi olan bir yer olusturulmus. sokaktaki diger yerlere de ornek olmasini umuyorum...

bir kültür projesidir. sokağın 1960'lı yılların sonuna kadar sakinleri ağırlıklı olarak sakız rumlarıdır.

bagimsizlik savasından sonra cezayir'lilerin hatırına cezayir sokağı'na frankofon zihniyetin bir eseri olarak verilen isim.

bağdat caddesinin washington caddesi olması beklentilerini edindiren uygulama, dayasın amerika parayı istanbul'un adı bile new washington olur.

cezayir sokağının eski hali düşünüldüğünde insanın içini açan, pek güzel olmuş, şarap içmek için ideal, haftasonları hala kalabalığını sürdüren -anca gittim, millet hevesini alsın, boşalsın diye bekledim ama nafile- fiyatları uçuk olsa da gerçekten avrupai bir ortam için ideal, barlar sokağı havasındaki beyoğlu modası.

6-15 mayısta bahar şenlikleri var. resme, dansa ve tabiki şiire dokunacağız :) ha bir de latin dans workshopları olacak.

http://www.fransizsokagi.com

galatasaray lisesi yan duvarı dibine; oto galeri ve en muhteş araba modelleri showroomunun açılmasına ve trafiğin allak bullak olmasına; neden olan; canı paralarını raynalaylalarda harcamaktan sıkılmış ve bir süre sonra yine canları sıkılıp başka yere gidecekleri umulan; kendileri dahil tüm evreni parfüm kokutan cimcimelerle dolmuş; bir adet haddinden fazla ışıklı, renkli, kokoş, kiç hale gelmiş;beyoğlumun arka sokaklarından biri...

beyoğlu'nda bulunan cezayir sokak ve çıkmazı'nın içindeki 24 bina ile birlikte çeşitli kafeler, fransız ürünleri satan dükkanlar ve kültür merkezi barındıracak bir sokak haline dönüştürülme projesine verilen ad. konu ile ilgili detaylı bilgi için:http://www.hurriyetim.com.tr/...27@nvid~312241,00.asp

parise gitmis, mis gibi bulvarlarinda fink atmis, yorulunca cafe les deux mageaux ya da cafe des fleurs gibi ismi yuz yildan fazla bilinen cafelerde oturmus biri icin bir trajikomik goruntu.** haaa, oralara gidememis kardeslerimiz begenir diyecekler vardir, begenecekler de vardir elbet. ama bu girisimin ismi fransiz sokagi olmamaliydi... cunku saksilardaki sardunyalar, yesil brandalar ve fransizca isimler disinda hic mi hic fransiz havasi yok. buyuk bir dekordan ibaret kandirmaca...

civardaki isyerlerinde calisan hatunlar hemencik adapte oluvermislerdir bu sokaga. siyah takim, dopiyesin altina filan beyaz uzerine siyah cizgili adidaslari ile arz i endam eylerler. tabiki isyerine spor ayakkabi ile gitmek gafletinde bulunduklari icin degil, aksamina fransiz sokaginda giymek icin, malum yokus dik. ayri bir husus daha var yokusla ilgili. kisin ne olacagi sorunsali.* eh, dukkan sahipleri bir seyler dusunur artik. onceden tuzlama mi, alttan isitma mi, yoksa yukaridan kaynar zeytinyagi dokecek bir eleman edinme mi bilemem... ya da belki esprili olmasi acisindan birakirlar oyle, ki spor ayakkabidan tirmanma botuna terfi edememis hanim kizlar akrobatik hareketler ve canhiras cigliklarla musterileri eglendirsin...

öyle büyütülecek bir proje değilmiş, gördüğümüze göre. sokağın ortasına ninja kaplumbağalar filmindeki gibi boyut kapısı şeklinde güvenlik kapısı koymaları ayrı garabet. kimi kimden koruyorlar, hayır bir tehlike varsa ya da bildkleri bir şey aynısından bir tane de istiklal caddesinin girişine koysunlar. sultanbeyli ve kıraç civarına da koyulabilir. kendimizi güvende hissetmek için fransız sokağına mı gitmeliyiz her seferinde. kapalı mekanlar tamam da açık havada kontrol bana bush'un korumalarını hatırlattı.tamam şık, renkli ve güzel bir konsept atmosfer. ama girişindeki komedya insanı üzüyor. cezayir sokağı tabelası metal levha olarak duruyor, altına print out bir fransız sokağı yazmışlar.insanın aklına ilk etapta fransa tarafından öldürülmüş 1 milyon cezayirli geliyor. demek ki cezayirliler 1 milyon fransızı öldürseydi sokağın adı da fransız sokağından cezayir sokağına tornistan edilecekti. ama neticede orayı fransızlaştırmayı başarmışlar. zidane ne kadar fransızsa bu sokak da o kadar fransız. zaten bizim sokağa "fransız" kalmamız da bu yüzden olsa gerek.

ilk defa dun aksam gittigim, gorunce bayildigim, kimin fikriyse "akliyla bin yasasin" dedigim, beyoglu'nun icinde ayri bi havasi olan sokak. giriste arama yapilmasa daha super olcak. "nereye geldik yaaaa?" dedirtiyo.

fransizlarin barcelona'ya daha cok benzettigi ve son derece basarisiz bir baska levent-etiler parasini beyogluna celme cabasi bir digeri icin *

"evropa yolları taştan, sen çıkardın beni baştan" sokağı...

belli bir kesim insan tarafından hemen sahiplenilmiş, gittiğinizde kendinizi yabancı hissettiğiniz, steril ve yapay sokak. içinde yer alan erciyes apartmanı'nı görünce l'apartment d'erciyesse esprisi yaptıran anormallik abidesi.

fransada her köşe başında dönerci lahmacuncu açarak yavaş yavaş fransayı ele geçiren gurbetçilerimize yanıt olarak fransanın işgal ettiği sokak. ayrıca muhtemelen metal detektöründen geçerek girilen tek sokaktır.

güzel olmus, dedektörler kaldırılmıs ama biraz sakinlesmesi gerekiyor. insanlar sokaga girince farklı bir havaya bürünüyorlar henüz tam kavrayamadim. turistik mekan olmaktan cıkınca daha bir gidilesi olacak.

görünce -amanın amanın sosyete basmış- dediğim,herkesin akın akın gidipte yürüyecek yer bırakmadığı ilginç mekan.sokağın girişinde güvenlik var o yüzden sokağa girişler sırasında beklemek zorunda kalabiliyorsunuz.heryer frankafon dolu gibi geldi bana.sokağa giden yol yeni bir istiklal cadddesine dönüşebilir çünkü bayağı bir insan yoğunluğu olmuş oralarda.fiyatların bazen fransada bile yüksek olması ayrı bir tartışma konusu.ortadaki sahnede yapılan müzik sokağa kooparatif bir hava vermiş güzel olmuş.kendiside bir evropa gavuru olan sevgilim (bkz: alman) uzun bir süre fransada yaşadığı için dayanamadı daha fazla biz de fazla oturamadık.ama şunu merak etmekteyim:nüfusunun %40'ı tarım işçisi olan fransızları random bir şekilde toplayıp getirsek oraya, kaç kişi oturmayı kalkmayı becerebilir öyle nezih bir ortamda?

cezayir sokağı adını hala ruhunda yaşatanların gidip nostalji yaparken içinin kanayacağı sokak. gene de yapılan düzenlemelerin güzelliği az biraz merhem oluyor kanayan yaraya. hele ki çıkarken o kadar yenilenmiş, düzenlenmiş sokağın girişindeki eski, mavi zemin üzerindeki beyaz cezayir sokağı levhasını görünce o güzelliğin de pek bir anlamı kalmıyor.

cumartesi ogleden sonra tahminlerimi bosa cikaricak kadar tenha bir zamaninda gidip delisi oldugum sokak.butun gunu sokaga ayirip her cafesinde oturup kahveleri tuketmek geliyor insanin icinden.

kompleks sahibi beyaz türkler kendilerini "evde" hissetsinler, birkaç tutam paris havası soluyabilsinler diye modifiye edilen eski cezayir sokağı.o kadar masraf yaptıktan sonra sokağın azgelişmiş, pis kokan vatandaşlara sahip bir afrika ülkesinin adını taşıması tabii ki seçkin müşterileri çok rencide ederdi. uygarlıktan nasibini almamış sürüngenlerin bu güzel ortamın havasını bozma ihtimaline karşı giriş çıkışlara özel güvenlik birimleri koymak da şart oldu. (bkz: icsel oryantalizm) (bkz: kar etmeyen sokaklar ozellestirilsin kampanyası)(bkz: fransa cezayir savaşı)

uzun suredir adini duydugum fakat yerini yeni ogrendigim mekan. yerini yeni ogrenince "vay be, kirk yillik cezayir fransiz sokagi olmuş ha..." dedim ve eski günler aklima geldi, gozlerim doldu. (bkz: #1485889).

acılısı yapılan sıcak mevsimde insanlari korkutmamak için ''fransız yokusu'' hatta ''fransız rampası'' yerine ''fransız sokagı'' adı verilmis sokak.

sadece türkiye'nin değil, ortadoğu ve balkanlar'ın en güzel ve mühim fransız sokağıdır.(bkz: bir şehre yabancılaşmak)

kürşat bumin yazmış...http://www.yenisafak.com/...004/temmuz/10/kbumin.htmlbiz de ekleyelim. bağdat caddesi yakında new york caddesi olursa ne olur acaba?

daha ilk adımı atar atmaz başka bi diyara gidildiğini hissettiren pek bi güzel sokak..

mekanların üst katındaki evlerden bakan çocuklar sokağın yabancısı gibiler yada bize yabancı mekanlar yaratmak istemişler ama o çocuklar gerçekliğimizi hatırlatıyor....sanıyorum sokağın tadını çıkarabilmek için sosyetenin buranın tadını alıp gitmesi beklenecek.

fransız sokağı denmekte olan uzun yokuşun iki ucuna da kondurulmuş olan güvenlik görevlileri ve dedektörleriyle bıçaklanmayıp bombalanmayacağımızı veya kurşunlara hedef olmayacağımızı garantileyen yer *....elit bi mekan yaratmışlar, fiyatları uçurmuşlar ama ne kadar fransız havası taşımaktadır o tartışılır.

bir zamanlar özellikle neredeyse her pazar gecesi daha sonraları ise perşembe geceleri sıklıkla uğradığım sokak...son doğum günümü dostlarımla beraber kutladığım sokak...sevdiğim bir sokak...:)

fiyatları sadece yazın çekilebilir olan sokak. açık havada çok güzel giden canlı müzikleri, uğultulu fakat genelde rahatsız edici olmayan gürültüsü, ılık güzel bir hava ve taksim'in genel hengamesinden uzaklığı ile tatilsiz kalmış bünyeyi bir sahil kasabasında hissettirir, ödenen para ancak o vakit helal edilir.

yakin bir zamanda sinema da barindiracak olan sokak..

bir sokak sergisine sokak sahipligi edecek yer

galatasaray postanesinin onunden asagi dogru inilirken limonlu bahceye gelmeden hemen once sola sapildiginda sag cenapta kendini belli edecek bir beyoglu vahasi.

sokağın tanıtımı için hazırlanmış olan internet sitesinin girişindeki tasarım faciasına "beyoğlu, türkiye'de yaşayan fransızlar tarafından kurulmuştur" şeklinde bir ibare yazacak kadar kötü niyetli ve gönüllü cahillerin elindeki mağdur alan. yazıklar olsun buraya gidip de tüketenlere diye insanı isyana sevk edecek bir çarpıtmanın önce nesnesi, ardından -her ne kadar üzücü olsa da- öznesi haline gelmiş olan yalancıktan prenses.

(bkz: magrebien)

menudeki yemek isimlerinin fransızca, fiyatların ise global dilde soylersek pahali , halk dilinde soylersek "ohaaa ben bu fiyata sana evde yemek şöleni yaparım hayatım bu ne?" seklinde olan lokantaların haa pardon! lö cafe, le restorantların bulundugu yer.

doğru mu öğrendim bilemiyorum ama, kürtçesi fransi kolan olmaktaymış.

türkiye'nin "in"leri fransız sokagında sloganıyla 9-30 eylül arasında her aksam bircok kendi alanında unlu dj likte amator ismin yer aldıgı organizasyonun gerceklestigi mekan. mehmet aslantug'dan tuna kiremitci'ye, bedri baykam'dan ozan güven'e bir cok isim yer alıyor.

isminin neden bir türlü fransız sokağı koyulduğuna anlam vermek istemediğim sokaktır. halbuki adı cezayir sokak kalsa, çok anlamı olan cezayir menekşeleri ile donatılsa her tarafı mavi mor olsa. bu çiçeklerin yanına bir de zakkum çiçekleri ekilse. nerdeeee.

* pardon fransiz sokagi nerde biliyor musunuz,tarif edebilir misiniz? * ımmmm ben de pek şeyyy, sen tarif etsene x... * biraz yukarda kaldı o sokak..şimdi burdan yürüyün..bıdı bıdı.. * tamam çok teşekkür ederiz.. * rica ederiz...güle güle...* * fransız sokagını sormadınız mı? * e evet.. * e tamam tarif ettik işte hadi gidin** siz de bi yeri arıyosunuz sanki, siz de sorun biliyosak biz de tarif ederiz( ulem daha demin fransız sokagını bile bilmiyodun neyi tarif edicen afacan! ayrıca evet 6.his süper bi yeri arıyoruz ama size soracak olsak bile o yerin adını nerde oldugunu biz de bilmiyoruz daha!) * yok siz tarif edemezsiniz, bilmezsiniz de...de biz burda neredeyse 10dk'dır hiçbişi konuşmadan konuşuyoruz artık herkes kendi yoluna gitse di mi?? ** evet y hadi gidelim.. * hımmm adınız y'mi ne güzel isim, benim adım da bıdı bıdı bıdı... ve olaylar gelişir.. nitekim ne güzel bir tanışmaya vesile olan dar uzun rengarenk film sahnesi gibi bir sokaktır...fiyatlar pahalı evet gün geçtikçe de sosyetikimsi olmaya başladı ama olsun mutlaka bir gidilip görülmesinde fayda var...değinildiği gibi çok çabuk sonu gelen kısa mesafeli bi yer en kötü tarafı olsa olsa bu olur.

saat 4'e kadar gençlik indirimi diye bir şey var.çay 1 milyon,nescafe 1.5 milyon, şarap 3 milyon filan..çoğu cafede geçerli bir indirim.(bkz: ben bugün bunu gördüm)

cezayir cikmazini evireyim derken katleden, öldüren, küllerinin üzerine de kafeler diken olusum.

yapilana kadar bir sogukcesme sokagi da beyoglu'na yapilsaydi dedirten sokak. ama olmaz fransiz. turk degil bak fransiz.

kötü bir dekor tasarımının içinde yürüyormuşsunuz hissi veren,eskiden cezayirli şimdiden fransız,sömürgeci sokak.

panter emelin'de hayvan dergisikasım 2005 sayısındaki yazısında belirttiği gibi..'..ab'ye girmemiz için istenen 'kültür devrimini' böylece cezayir sokağından başladık.orası artık fransız sokağı; barları, kafeleri;zengin müdavimleriyle. ama yağma yok,sömürgecilere ve onların uzantılarına fransız kalmayacağız.'(bkz: cezayir sokağında fransız kalmak)

yeniden cezayir sokağı'na dönüşmüş, hatta girişine ışıklı olarak irice cezayir sokağı yazılmış bol polemikli sokak.

adina yakışır şekilde pek bir fransız kalmıştır

cezayir istimlâkindan sonra sokaktan fransizlar kovulmus, yine cezayir hürriyetini, hakimiyetini kazanmistir bu sokakta. nedir su cektigimiz evropadan, bitmedi mi evropa evropa. medeniyeti batsin, muasiri da istemez. benim canimdan cok sevdigim asya'm var, üsküdar'dan bu yani..

sevmediğim, çok şükür sev-e-mediğim, asla sev-e-meyeceğim eski cezayir sokağı.koskocaman bacak sallayan jane avril'li lautrec resmini ilk kez gördüğümde, boyutlarından dolayı heyecanlanıp sevinçle (ama sessizce) "aaaa" demiş olsam da, yok, asla sevmeyeceğim sokak. ta kendisi.

yamulmuyorsam yanyana je t'aime ve a la folie isimlerinde iki dukkan bulunduran, cok merdivenli sokak.

adlandırılışı ve sunuluşunun ülkeme utanç verdiğini düşündüğüm ve adı eskisine * döndürülmedikçe adımımı atmayacağımı hep belirttiğim, anlayan herkese de aynısını yapmasını tavsiye ettiğim sokak.

sokağa ilişkin her şey güzel olmakla birlikte, adı her nedense cezayir olan bir sokağın, sömürgesi ve milyon bazda insanının ölümünden sorumlu, dolayısıyla katili varsayabileceğimiz fransa' nın ismini almış olması, tam da türkiye'ye yakışan, türkiye'de karşılaşabileceğiniz bir tezat, içler acısı bir durum.emperyalizme, sömürgeye karşı kazanılmış ilk savaşın gazilerinin, şehitlerinin torunlarının ellerinden gele gele bu geliyor işte.

ibb tarafından cezayir bağımsızlık anıtı dikilecek olan sokak.http://www.ibb.gov.tr/...aberdetay.html?haberid=22911

(bkz: #10149802)

Rasgele

+ insulin
+ iq ile karizma yapmak
+ university of southern california
+ ville valo
+ sikik
+ o camdan atlasa sen de mi atlayacaksin
+ ask
+ psikopat berber
+ chinawhite
+ helen
+ bu kiz sanki bir buzdolabi
+ kalabalik icinde yalnizlik hissi
+ bakalit
+ berna keser
+ dentamed
+ kurtlar vadisi gunu
+ kabak tatlili carte dor
+ ingilizce filmi ingilizce altyaziyla izlemek
+ eski geyik
+ 64ler

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam