|
|
gece saat 3-4 sularidir. stigo ve polifonik osuruk zilzurna sarhostur ve biseyler yemeye karar verirler. mutfakta soyle bi diyalog gecer ;posr : lan olm bu fransizca ne guzel dil lan. kufur etsen siir gibi geliyo...stg : guzel dildir vesselam.posr : bi konus bakim az bisey fransizca ama guzelinden olsun.stg : jö tenkü*posr : ah canim kardesim. siir gibi dedin. ne dedin peki ?stg : götünü skm.posr : iyi demisin ama.*
bu ilişkiyi mümkün mertebe derinden hissedebilmek paris'te yolda yürürken birini çevirip ona fransızca orospu çocuğu* demekten geçer. gerçekten de fransızların çok kibar olduklarını görürsünüz ama söz konusu eyleminizden bir sonraki adım en yakın metro durağını göze kestirip koşar adım tüymek olmalıdır.
fransizlarda türkçeyi (yani istanbul türkçesini) kibar buluyorlar.
bu ilişki türk toplumunun beynine kezban küçük hanım vb gibi yeşilçam melodramları yardımı ile kazınmış olupsöz konusu ilişki bu gibi filmlerde genç kızımızın köylülükten kentliliğe geçiş ve dolayısıyla güzelleşme sürecinde adab ı muaşeret yürüme dans ve fransızca derslerini birlikte alması ve böylece tam bir salon kadını olması ile pekiştirilebilmektedirbu gibi hanım kızlarımızın fransızcayı iyice öğrendikten sonra ellerinde içki kadehi ile kokteyllerde kahkaha bile atmaya başladıkları görülebilmektedir(bkz: kokteylde elinde kadehle hahaha diye gulmek)(bkz: de la fakir)
fransızcanın ses yapısı gereği sözcüklerin kulağa oldukça kibar gelmesiyle insanların kafasında oluşan "fransızca kibar bir dildir" olgusu ve bu anlamdaki kavramsal ilişki.
-jö ne puyile tak tak mişarel an dö tua.--ne dedi himmet abi?---karıncayi siterim belini incitmem dedi.--çok kibar adamlar bu fransızlar yahu.
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |