gece

guneşin kicini dondugu zaman dilimi

pis işler icin en uygun zaman dilimi

yaz boyunca buralara ugramayan bisi.

geceyi evlerinde gecirenleringercek yuz zamanımaskelerin dolaba kaldirildii anseverim ve ciddi konulari gece konusurum hepgeceyi dışarda gecirenlerinoyun zamani

gece yayınları'ndan çıkmış bir kitap ile birlikte kırmızı şarap içme vaktidir.

coder'larin en verimli oldugu zaman dilimi..neden bilmiyorum ama oyle..

gece karanliktir ve de dingindir butun renkleri icinde barindirir. geceleyin ortaya cikar pek cok sey gece de bilincaltidir netekim. gece sokaklar kopeklerindir. geceyi bekler pek cok insan ve gece geldiin de bizi uyku tutmaz bi de insanlari wardir ki gecenin(bkz: gece insanlari) onlar icin zevktir gece keyiftir cou zaman . gece rahatcana alir kollarina ve hazirliyicidir sabaha ...tersi gunduz olur.

ve gece yawas yawas pompalar kanini isikli sehre ...

gece olunca uyur insanlar ve bizi uyku tutmaz sabaha kadar ...

yildizlar varsa asmih gusel olabilen gokyuzu yoksada yine guzel zaman gece demek huzur demek ozgurluk demek severim sevecegim

simsiyah, boncuk gibi yesil gözlü süper bir yaratık (bkz: asik oldum)

kumdan kaleler'in, albümlerine girememiş olan süper şarkısı. o zamanlarki udileri togay şenalp söylerdi. her zamanki gibi sözü müziği tuna kiremitçi'ye ait:"gece başlar ilkin güne, bilemezsin nelere kadir olduğun,yağmura karışıp yağdıkca gece..."diye başlar...nefistir.

gercege atilan ciglik. duvara vurulan yumruk kimi zaman, ama ayni anda aczin derin sularinda bogulmak. "yeter artik, hicbir sey eskisi gibi degil" demenin dayanilmaz agirligi: bir kilo pamuk degil ama, bir kilo demirdir gece. aslinda...aslinda...

gecenin çocukları ( vampirler ,kurtlar vb. mahlukatlar.........)

mor ve ötesi nin en iyi parçası diyebilirim belki buna.bende uyandırdığı duyguları tarif etmek çok zor.

gece.sen ey derinliklere isleyen/yuz,benim yuzumun karsisinda duran/agir basarsin sen/benim en guclu bakisimdan.gece.seyredisimden titreyen/ama korkmadan/tukenmez kaynak,yersel nesnelerden/daha surekli olan.(bkz: rilke)

(bkz: depeche mode/10)

gerek müziğiyle, gerekse sözleriyle şahane ve bence en güzel mvö şarkısıdır.. yeni albümleri de hoş, güzel ama yok eski tadı..

m night shyamalan'ın ismini gördükten sonra favori isimlerim arasında kendi ismimden sonraki ilk sıraya oturan ad. ayrıca (bkz: zeenogr delorange)

gecedir, en derin denizlerden cikartir herseyi, en yuksek dagin duraklarina...

çok sevgili bilge karasu'nun gerçek üstü sayılabilecek romanı. gerçekle hayalin, anlatıcıyla yazarın, geceyle gündüzün birbirine karıştığı bu romanda sıradan, en azından olağan bir olay örgüsü yoktur. kısacası zor metin, anlatmak çok zor.

bazı geceler yıldızlara bakarak onların arasında gezmeyi istemek, bazı geceler gitar telleri arasından cıkan bircak anlamsız melodiye eslik etmek, bazı geceler olmasını imkansız kıldıgımız seyleri önümüzde bulunun bir engelmis gibi görüp yenilmektir..

geceler sessizdir. sadece sessizliğin sesinin duyulduğu, yaşayan ve yaşamayan hemen hemen herşeyin uykuya teslim olduğu... geceler yalnızdır. karanlıkta sadece aynadaki aksinin bulunduğu, diğer tüm şekillerin bulanıklaşıp silindiği... geceler melankoliktir. biriken gözyaşlarının yanaklardan süzülerek sadece ay ışığında görünen yollar açtığı..gece aslında siyah ve lacivertin varlıklaştırılmış halidir. sade ve olması gereken gibi..geceleyin uyunur, sevişilir, konuşulur, içilir ama en çok da beklenir. tekrar gündüz olması için ve tekrar yaşamak için..

içlerinde delikanlı (diyorsunuz siz türkler) olarak bildiğim(benim bildiğim tabii ki) insanın bir tek ejder olduğu grup.----------ve artık ejder'siz kalmış olan grup.

insanın hüzünlenip (bkz: doom metal) dinleyerek farklı alemlere gittiği zaman dilimi. sessizlik ve karanlığın birleşerek (bkz: anathema) dinlemek için ortam oluşturduğu güzide ortam

isin karaca'nin icinde ask var albumunde dort no da yer alan sarki. bence albumun en guzel sarkisi ayni zamanda. sozler ise su sekilde:kuytu koselere saklanir gunesgelir sokulur tenime aksamtitrek golgeler dolasir caddelerdegecip gider o serseri zamanbu ne bitmez karanlikbu nasil bilmece?yalnizlik kesiyor yollarimiher gece, her gece.gece... en eski isyanimdirgece... en eski sevdalimdirgece... basimda belalimdirgece... zalim karanliktirbeni usulca koynuna alir gecesoz: gunay cobanmuzik: mufit bayrasa

bu gece dağbaşları kadar yalnızım diyen boşnak türküsüyle tadına varılan zaman dilimi... canımdan can çekildiğinin resmidir sen ara, bul beni, sen sar yaramı denilen. gündüzün keskin çizgilerinden uzağa düşen, bilcümle hoyratlığını hayatın yumuşatan. hatırına gündüze katlanılandır.

zamanın öksüz çocuğu ...

(bkz: la notte)

arapca leyl. leyla ve leyli kelimeleri bu kokten gelir.

başak adinda başak burcu erkeklerine seslenen sarkilari ile ankara manhattan'in salı gunleri dolmasini saglayan grup.sozlerinide yazayim tam olsun(birazcik yanlis ve eksik olabilir):[basak]bıraktığın yerdeyim inan hiç değişmedim hala tipik sıkıcı başak burcu erkeğiyimduymaktan sıkıldığım tüm garip hikayelerhala beni bekler"[chorus]kimse duymaz kimse gormezkimse seni boyle sevmez

vokali, bir ozzy osbourne, bir david bowie misali, rockstar nedir sahnede nasıl davranır nasıl kibir ve böbürlenme durumları içine girilir konularında kitaplar araştırmakta, oldukça fazla miktarda mtv izlemekte, cribs izleyip iç geçirmektedir. sahneden seyirciye bi şişe dolusu suyu savurup mikrofon ayağını tekmelerken kendi gitarını anfilere sokmayı yediremektedir. hatrı sayılır kereler detone olup coverların çoğunun sözlerini sallamaktadır. grup iyi çalıyor, doğrudur, yalnız en berbat adamlara da 2-3 yıl bi barda her hafta çalma fırsatını verirsen standartlar dahilinde performans elde edebilirsin. (bkz: kontrol grubu) manhattan ı her hafta doldurdunuz canım ankaralı seyircilerim diye büyük laflar etmeden önce manhattan ın beleş olduğu salı günleri çıktıklarını hatırlaması gereken bir grup, ya da kendileri de çok eğleniyor söyledikleriyle.

eksi sozluk'un super hizli oldugu zaman dilimi

bir dişi adı

boktan şehir görünümünün estetikli hali

harun tekin'in bu şarkıyı söylerken gerçekten aşık olup olmadığını çok merak ettiğim bir parça bu.ki eğer insanın hayatındaki en acı anlardan birinin aslında karşıdakinin seni sevmediğini anlamak olduğu düşünülürse.

franz kafka'nın bir savaşın tasviri adlı eserinden nefis bir yazı.

"...insanlar gitgide, istediklerine, dilediklerine inanmakla yetindiklerini, düşünüp tartmayı, ölçünmeyi, olanı biteni görmeğe çalışmayı yavaş yavaş bir yana ittiklerini daha fark etmiyorlardır belki de. bunun farkına varmağa başladıklarında ise ortalık iyice kararmış olacak. sabahları güneş yeniden doğar gibi olsa da, ortalık yeniden aydınlanır gibi olsa da, gecenin karanlığı bütün bütün dağılamayack hiç..." (bkz: bilge karasu)

kişiyi ölüme yaklaştıran en kötü an.

temmuz ayi itibariyle yedinci yasina ve yedinci kilosuna girmiş dana kırması kedim, kedi danası. yaşından ve cüssesinden utanmadan buruşturulmuş bir folyonun peşinde kah yuvarlanarak kah yavru kediler gibi yan yan koşarak kendinden geçen, inatla göbeğinden biraz büyük bir sepette uyumaya çabalayan düğme gözlü böcek; her çeşit kozmetik ve saç delisi ispenç horozu.

tüm renklerin birbirine karıştığı, renklerin farkını seçmenin olanaksızlaştığı, bir tek ışık*'ın farkedildiği an.

hayatlardan hayatlari calan, uyumayanlarin sokaklarda dolasip kedileri kendisine kurban ettigi, cogu insan yavrusununsa hayatindan kayip zaman birimi.kan kokularinin arasinda geriye kalmis bir tek farelere sicak davranir, gece.

gece uçurum dibi yalnızlığı, tahayyüllerimde katil, elinde bıçakla gelmeyecek, beni iten bir fesadı da olamyacak bu uçurumdan , izimi süre süre sürünerek geldiğim bu yere gelip, yanağıma dokunacak önce. sonra "seni seviyorum" diyecek ve "ama" ekleyecek sonrasına ne dediğini duymuyor oacağım, güzel cümlelerin sonrasındaki "ama" ardına gizelen herhangi bir katil söz öbeği.. sesi uzak gelmeye başlar. nihayet değildir ama sürükleniş öyküsü başlar artık.

karanlık, sessizlik, kapılar, kilitler, rüzgar, musluk, saat, buzdolabı, uyku, rüya

gece gizemdir. öfkeler daha kızgın, sevgiler daha abartılı,özlemler daha dayanılmaz, çaresizlikler daha çaresizdir geceleri. gece maskelerin atıldığı, aynaya dimdik bakıldığı, zaafların, korkuların, acıların en saf haliyle ortaya döküldüğü saatlerin adıdır. gece alınan kararlar unutulur sabaha. ama zaten uygulanmak için değildir o kararlargece başka bir hayattır yaşanan.bir başka kişilikgün aydınlanmaya başladığında insana ait ne varsa başka bir gecede ortaya çıkarılmak üzere kaldırılır ayak altından.maskeler ,zırhlar kuşanılır. başlar yeni bir gün. ."bir gecedir bütün geceler gibine varsa kendincedir." *

album hazirliginda olan ankarali basarili ve hakkettiginden daha az taninan grup. eminim albumden sonra bircok kisi tarafindan sevilecekler. ayrica ejder isminde cok tatli, cok mulayim bi gitaristleri vardir ki 5 dakikalik sohbetle kendini herkese sevdirir..(bkz: bol sans diliyorum)

sevgi vampirlerinin* av zamanı.

yalnızlığın üstüne dökülen asfalt...

karanlik uyanişlar...

insan aklı yatay seyrinden çıkıp dikey olarak köklerine meyleder geceleri, ben buna inanırım, devrimsel fikirler geceleri belirir..

gece karanlık , kaplıyor şehri; yıldızlar gözleri , gözlüyor heryeri; sokak lambaları bıçak , yırtıyor geceyi ve ben şahit , görüyorum herşeyi. gece soğuk , işliyor heryere benliğim titriyor teslim olmamacasına geceye rüzgar gecenin sesi , ötüyor kulağımda ve ben şahit , gecenin kucağında. gece yalnız , geziyor sokaklarda bir sarhoş gibi direkler arasında yolu meçhul , direkler nereye o oraya ve ben şahit , geceden de yalnız...

herşeyin suyüzüne çıktığı zaman. yıldız şöleni. gerçekliğin ta kendisi.

karanlığına binbir anlam yüklenmek istenen iki gündüz arası.. oysa sadece utangaçtır gece görülmek istemediği için karanlıktır ve görülmek istemeyenleri saklayacak kadar da düşünceli.. oldukça sakin ve sadeolmasına rağmen süslenmeyi çok sever "ay şurama yıldız takayım burası biraz parlasın bir iki yıldız kaysın göz süzmüş olayım" der.. gecelerin geveze olduğuna inanmayanlar için; "gece geveze diildir, geveze insanlar barındırır"..

isin karaca'nin soyledigi bu sarki ilk defa 1997 eurovision turkiye elemelerinde burcu gunes tarafindan seslendirilmisti.

eğer düşünmek ve geçişini izlemek yerine uyumayı tercih ediyorsanız, bazı şeylerden habersizsiniz demektir.şimdi size başlangıç kapısını açacağım: yağmurlu bir kış gününü seçin. önce mümkün olduğunda bira soğutun, kahve makinasını temizleyin ve filtre kahve yapmaya başlayın bir yandan. tuzlu fıstık, badem ve antepfıstığından oluşmuş portföyünüzü sehpanın üzerine koyun, televizyonu kapayın ve temin ettiğiniz massive attack cd'sini uygun cdçalara yerleştirin. pencereleri açın ve mümkünse arabaların eğri büğrü park ettiği, çöplerin henüz toplanmadığı, sokak lambalarının yağan yağmurun serpintisini aydınlattığı bir manzara seçin. saat 00:00'da, massive attack duyulur duyulmaz ilk birayı açın ve fondipleyin. ikinci biraya ilk parça bitmeden başlanmalı, antepfıstığı, bademle eşgüdüm içinde tüketilmeli. yavaş yavaş geceye doğru ilerlediğinizi hissedeceksiniz: kediler çöp kutularını dağıtmaya başladığında, karşı apartmanın ışıkları tamamen söndüğünde ve karanlık gölgeler köşe başından uzayarak apartman duvarlarına çarptığında. massive attack cd'sini değiştirirken başınız dönüyor olmalı, ikinci massive attack'la beraber biraya ara verip kahveye başlayın. ardı ardına 3 fincan içip tuvalete gittikten sonra yağmurun hızlanmasını bekleyin, düşünceler aklınızdan tuhaf döngüler yaratarak geçmeye başladığında......gece size sahip olmaya başlamıştır.

sisli kentin kışları'nın tanıdık mekanı.

"şimdi gerçeği söyle sonra yap istediğini zaman geçer, büyürüz sertleşir dünya"hmmm evet super derecede basarili....

en ağır zamanlardır gece..bitip tükenmeyen saniyelerin imparatorluğur..

yalnızlığın gövde gösterisi.

sıçışlarda olan balon grup. sahne duruşu adına hiçbirşey yok, söyleyemiyorlar, (artı) çalamıyorlarda. tek iyi yanları bateristleri.. oldukça başarılı kendisi.. salı günlerinizi manhattanda harcamayın derim..

nedendir bilinmez ama bana hissettirdiği şeylerin aynılarını 23 de de hissettiğim şarkı.. benzer bir kodlamayla yeni albumlerinde de bu duygu paketçiğine bizleri ulaştırıcak bir şahaser bekliyorum mor ve ötesi ve çetesinden..

dünyanın kendi gerçeğini bizimle paylaştığı saatlerdir gece... sonsuzluk nedir, karanlık nedir, yıldızlar nedir.. teker teker hepsini gösterir bize.. kaybolsak bile siyahın içinde, fener tutar o.. herşeydir, gizemlerle dolu olsada......

gözler kapandığında, içinde dolaşılabilen sınırsız ve engelsiz muhteşem vaha: sessiz, karanlık ve kuytu.

performansını beğendiğim ve tebrik ettiğim grup.

(bkz: gece insanları)

hepimizin en sakin anlarina şahit olan şey. her şeyin daha cabuk oldugu sure.

bitter hanımın, en kıdemli, en ağır ve en asabi kara tavuğu. bitter ailesi ve hatta sülalesi*** vs.si tarafından kabullenilmiş biri olmama rağmen, bu gece kedisi tarafından aynı ortamdan bulunup da tırmalanmadan, cırmık yemeden geçirdiğim bir gün hatırlamıyorum.s*- bitter gece bana bakıyo?b*- e bakar, ne var bunda?s- ama kötü bakıyo...b- yok o hep öyle bakar, bişii yapacağından değil.s- hım tamam bak geçiyorum o zaman yanından.b- ay geç geç, abartma.g*- hırrrrrrrrr!!!!! muaaaavvvvvv!!!!!(gelgelsenikıvırcıkallahıncezasıgeldegör...)cııııırrrrrtttttt!!s- aaaaahhh! ulan ananı, gitti bacağım yine yaaa!!b- aaa? mırmırım, olum naaptın? ay valla siesta sana özel diil, bu ara çok sinirli...g- mmuauuuuaavv!(gelmesinbukadınbuevediyorumsizeaçımbenciğerverinbana!)s- teramisin nerde?

duzen bekcilerinin gorevlerinden ayrildigi ozgurluk zamani der gece icin gunduz vassaf.

(bkz: nyks)

kedimin bacaklarimin arasina kivrilip uyudugu, islak saclarimin yastigimi islattigi, saatin tiktaklarinin beynimi delmesinin bile hosuma gittigi, yatmadan once tv karsisinda cay ve sigara komasina girdigin zaman dilimi.

(bkz: nox)

hakkında herşey söylenebileceğinden, hakkında hiçbir şey söylenemez.

(bkz: gece tasarım)

ders çalişmak için en uygun zaman. ayrica en sessiz, en huzurlu, insanin kendisiyle en çok başbaşa kalabildigi anlar...

(bkz: gece bulutlari)(bkz: gece orajlari)(bkz: gece pariltisi)(bkz: gece radyasyonu)

hayatımızda en çok zaman harcadığımız zaman dilimi(uyumak )

mor ve otesinin kendi halinde sirin parcasi

mail yazmak, aglamak, düşünmek, içmek ve müzik dinlemek için en güzel zaman dilimi..

gündüz ister istemez totaliterdir. kontrol eder, bicimlendirir, benligi kendisinden uzaklastirir, kamunun icinde onu yok eder.. gunduz, insan sosyal bir toplumun üyesidir ancak, kendi yoktur, kurallarla cevrelenmistir, gunduz insan ibadet yapmalidir, normlara uymalidir, dayatilmis ahlak anlayisina ve orf ile adetlere boyun egmelidir, kocaman bir gunduz ritueli icinde kendini kaybetmelidir.gunduz; totaliterdir.size ait bir sey yoktur o zaman diliminde, her tarafta insanlar vardir, eviniz dahi size ait degildir, insanlarin gurultusu girer iceri, gunduz sizin kendinize ait olmasina tahammul edemez aksine gunduz sizi kendisine tabi kilmak ister.halbuki gece, bu zincirlerden kurtulustur, perdeler kapanir, insanlar evlerine cekilir ve ozgurluklerini kutlarlar.. insanlar kendilerine ait olurlar. sizi rahatsiz edebilecek bir toplum yoktur gece, evinize giren sesler susmustur, kendisinden baska hicbirseyin olmadigi bir evrende insan "kurallar" olmadan yasamaya baslar.. gece kontrol edilemez..gece, ciplaktir. insani kendisiyle yalniz birakir, gunahlar islenir gece, karanligin -gorunmezligin- perdesi altinda sevisir insanlar, tul perdeler cekildiginde, ayiplanan hersey ortaliga cikar.gunduz engizisyonun baskisi vardir o yuzden gece calisir galilei, sonatalarini gece yazar beethoven, yazi masasinin basina gece oldugu zaman gecer nietzsche ve gece tul bir perde gibi kucagina alir cocuklarini. tamahkardir, sessizdir dunya gibi cunku bilir: "yeni goruntuler bulanlarin degil, yeni degerler bulanlarin cevresinde doner dunya; sessiz doner."gece, haksiz yuksek seslerin sustugu ve hakli sessizlerin konustugu zamandir.gece, kontrole verilen aradir...

10 numara replikas şarkısı...

eklemek lazım ki gece diker o canım entarilerini aethewulf nickli şahsiyet.

kargo ile verdikleri konserden sonra bana teşekkür etmesi gereken bir gruptur.

yağmurun yağacağı güne kadar sabırla bekleyin, apartmanlarda evlerin ışıkları yanmaya başladıktan çok sonra, kuruyemişçiler ve tekel bayileri kapandığında, caddeler iyice tenhalaştığında ve kent uyku kabuğuna çekildiğinde; yerinizden kalkın ve günlük hayatı düşüncelerinizden tamamen silin. pencereden baktığınızda, karşıdaki sokak lambasının ışığının altından geçişen küçük damlaları gördüğünüzde başlamıştır gece. bir süre sesinizi çıkarmadan karanlığın kendini devşirmesini izleyin, pencerenin dışındaki yağmur damlaları içinize yağıyormuş gibi hissetmeye başladığında an gelmiştir. radyodan bir yalnızlar istasyonu bulmalısınız ve can acıtıcı birkaç şiir okumalısınız, gece içinizdeki tüm karanlığı kusabileceğiniz kadar karanlıktır ve içinizdeki karanlık küçük bir değiştokuşla gece ile değiştiğinde siz artık başka bir insansınız, öylesine bembeyaz ve öylesine duru...

gecenin bütün, kesiksiz ve bölünmez tek bir parçadan ibaret olduğunu düşünenler genelde yanılırlar. karanlık üzerine düştüğü şehir kadar karmaşık, üzerine düştüğü şehir kadar paramparça ve üzerine düştüğü şehir kadar birbirini sevişirken bıçaklayacak nefret ve aşkı barındıran bedenler içerir. otomobillerin kırmızı ışıkları ıslak yolların üzerine uzun şeritler halinde düşmekten vazgeçip, kapanan renkli mağazaların,kepenklerini indirmiş üzgün dükkanların, soğuk han kapılarının sönen şehir ışıklarında kaybolup gittiği ve parklarda tek başlarına oturup kendilerini alacak ölümü düşünen yalnız ihtiyarların birer birer evlerine döndüğü saatlerden sonra gece biraz daha karararak, biraz daha sızarak binalardaki çatlaklara, sevişen vücutların seslerine, sıkıntıdan sigara yakan aşığın gözlerine; ben buradayım ve yaşadığınız şehir kadar gerçeğim demektedir.

bilge karasu'nun 1985 tarihli, pegasus ödülü (1991 yılı) kazanmış romanı. önsözü akşit göktürk yazmış. kitap füsun akatlı'ya adanmış. post-modern bir türk romanı. düşsel yapıda bir hikaye, birbirine karışan karakterler, gotik bir atmosfer, biribirinin üzerine binen örgü anlatımı, roman kavramından yazar kişiye oradan yazarın kendisine ulaşan bir sorgulama, deliliğin ve yokoluşun romanı. saramago'nun körlük romanını, kafka'nın şato sunu, auster'ın camkent ini hatırlatan bir kaos ve kapana kısılmışlık. kısaca 1950 sonrası türk romanının yüzünü güldüren bir başyapıt.

kimi sevsem, gözlerinde bir karanlık, gece. usulca sokulup "geceleri uyku tutmayan çocukluğundan mı tanıyorum seni" deyip kaçmak istemiştim oysa.. kalakaldım. ışıksızlığa, ıssızlığa alışan için vazgeçmek mümkün müdür? bilmiyorum. tek tük ayaksesleri, hayattan kalan..kalakalan, ben gibi. uykulu ,düşünceli yüzlerini,tenimi ürperten soluğunu, uzakevlerde yanıp sönen ışıklarını sevdiğim karanlık. aynı yıldızda karşılaşan yüzlerin masalı sanki. gün doğarken, sabahın ilk ışıkları,ezan sesleri uzaklardan gelen,yanan ve sönen ışıklar yeniden yanan ve sönen gitgide birbirine karışan ve gerçekliğini yitiren, içimdeki herşey gibi..

disarida ve arkadaslarimlaysam cok mutlu oldugum ama evde ve yalnizsam biraz tirstigim zaman dilimi

günün en güsel kısmı. ölümlülerin sokaqları karanlıın chocuklarına bıraktıı zaman.(bkz: vampire)

kediliginin farkinda ve tum hareketleriyle, tavirlariyla bana hayvanlarin da son derece gizemli ve karizmatik olabilecegini kanitlamiş yaratik..

aşk'in yorgani...sevgi'nin yastigi...tutku'nun yatagi...

(bkz: gecenin oteki yuzu)

carsamba gunleri limon da cikan ankarali grup, hastasiyim

"bana" tanık...

hiç bir zaman tam karanlık değildir gece..

insanin yalnizligi en cok hissettigi zaman dilimi

eskimiş filmlerin gölgesinde ilmek ilmek dokunan uykusuzluktur kimi zaman..

"gece inanılmayan bir dinin ebedi misyoneridir,bekleyenin gövdesi içinde" demiş kargo.güzel de demiş.

sözlüğün nispeten daha hızlı olduğu, işlem yaparken zorlanmadığınız zaman dilimi.(bkz: hayatı sözlük olmak)

mutlak okunması gereken bir ö.a. şiir'ibir gecegecede bir uyku, uykunun içinde ben... uyuyorum, uykudayım, yanımda sen uykunun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede ben... bir yere gidiyorum, delicesine... aklımda sen. ben seni seviyorum, gizlice...... el pençe duruyorum, yüzüne bakıyorum, söylemeden tek hece. seni yitiriyorum, çok karanlık bir anda... birden uyanıyorum, bakıyorum aydınlık; uyuyorsun yanımda, güzelce.ö.a.

gunduzleri iş guc olduğu icin sozlugumuze beynimi akittiğim zaman dilimi.(bkz: yorgun argin entry girmek)

bi açarsınız televizyonu, normalde sabahları yayınlanan skindirik yemek programlarının tekrarı olur. doğru düzgün izlenecek bişey yoktur belgesel kanalları dışında.ha bazen skindirik western filmleri ve skindirik türk filmleri gösterirler. arada da skindirik trafik eğitim programları.kapatın televizyonu. bira için.

zehirli düşüncelerin akıla geldigi insanların farklı davrandıgı zaman dilimi.(bkz: sanrı)(bkz: maske)

sehrin isiklari altinda guzelligini yakindan yasayamadigimiz,cogunlugun uyuyor olmasi sebebiyle hayati kacirdigini dusunenler icin kendilerini biraz daha sakin hissedebildikleri zaman dilimi

9 kasım 2001 tarihinden itibaren loylaylon ailesine katılan fıstık. evine kolay alısan, pencere pervazlarından topladıgımız çalar saat. miyyyyyyyyyyyy mivvv miyvvvv naraları atıp zümrüt gozlerıyle gecelerimizi aydınlatan prenses leyla.

yazdigim en ucuk ama ayni zamanda belki de en gercek hikayenin adi. ayni zamanda cok guzel bir dişi ismi olacagina inandigim kelime*."...gozlerimi actigimda yoktu yanimda ama yasadiklarimin gercek oldugundan emindim cunku kokusu kalmisti yastigimda..."

özlenen mistik kedi.

"o mu huznu cekiyor, yoksa huzunlenmek icin o mu bekleniyor*" diye surekli merak ettigim doga olayi.

"gece güzeldir sen mutluysan yatak sanki bir taht uyuyorsan eğer düşünüyorsan: gece ne kadar uzun, ne kadar tatsız, anlamsız"(bkz: bülent ortaçgil)(bkz: benimle oynar mısın)(bkz: anlamsız)

gece;onceleri kacamak vakitlerin yilmaz savunucusu, kol kanat gericisi iken bir noktadan sonra tikanan hayatlarin, yetmeyen zamanlarin uzatmalari oynadigi saha oluverir. uşenmeden, bikmadan, yorulup usanmadan akişini surduren, tukenişini devam ettiren zamanin bunyeye yetmedigi durumlarda ilk işgal edilecek degeridir gece. ilk başlarda uykuyu arar bunye, işin bitmemesinin, sohbetin keyifli gelmesinin, "an'in" huzuru ve mutlulugunun sonsuza dek surme savaşinin verildigi alandir. uyku gelir ve inkar edilir, bir yerden sonra yenik duşulerek terk edilir gece kendi sessizligi ve karanligina. sonralari aranan olur. donem donem saklanilmasi gereken, donem donem siginak, kimi zaman ise kirli işlere yataklik eden sessiz, guvenilir bir suc ortagi..sonradan sonraya yaşamin gece oldugu dogrusu ile yuzleşilir, gereksizliklerin, luzumsuzluklarin, sadece bulunmak zorunda oldugu icin bulunanlarin yaşadigi o sahte aydinliga inat sadece yaşayabileceklerin, sadece hissedebileceklerin ve sadece gercekten orada olmak istedigi icin olanlarin yaşayabilecegi, varolabilecegi, varedebilecegi ve hukum surebilecegi bir yaşam dilimi. aydinligin olmadigi yerde bakmayi bilmeyen bunyelerin seleksiyon sonucu yok olacagi aşikar oldugu gibi gormeyi ogrenmiş bunyelerin zifiri karanligin icerisinden tek tek secerek aldiklari neferleri ile yarattiklari dunyanin, sahte aydinliklarin icerisinde dolanan yitik ruhlara inat kurduklari zaman kralliginin utopyasidir gece. ulaşilmaz olanin el altinda oldugu, imkansizin hemen yani başinizda bitirdiginiz iş, olumun basmakta oldugunuz toprak, yaşamin ise alabildigine karanlik ile bicimlendirildigi, entropinin aydinlik kralliktan ancak bakmak ile yetinebildigi bir evren. aslolanin karanlik oldugunun, siyahin asilliginin, luzumsuzluklar evreninin "insan" sifati taşiyanlar tarafindan işgal edildiginin ve kendi tukenişlerini yaşamakta oldugunun farkinda olan tanrilar tarafindan, kendi kendisinin tanrisi olmayi başarabilenler tarafindan yonetilen bir krallik. yarinlara bir şeyler birakabilmek ugruna bu gunu anlamaya calişmaktan vazgecip yarina kaygi duymak yerine bu gun yarini yaşamayi başaranlarin, yarini yaşamakta iken ertesinin, sonsuzun sorunlari ile ugraşarak bunlara cozum uretip zamani geldiginde bunlari dogru şekilde, dogru noktalarda kullanmayi bilen tanrilarin oluşturdugu, sadece ve sadece gercekten "gormeyi" bilenlerin varolabildigi bir zaman dilimi. "aydinlik, karanlik olmadigi surece asla degeri anlaşilamayacak olan, karanlik olmadan asla varolamayacak olandir."nyks. avalon, m.o. 7943

izlediğim ilk performanslarından bu yana baya yol katettiklerini gördüğüm grup.

"...sesizce iniyor mermer merdivenler dolunay var minarenin arkasında tıka basa bulut dolu ağaçlar ne anlama geldiğini kimse bilmiyor bunun yol üstünde unutulmuş yolculukların, ayak seslerini biriktiren çocukların, gecenin ne anlama geldiğini kimse bilmiyor. zamana ekliyor kendini herkes, ağlıyor ..."(bkz: salih bolat)

eski bir yayınevi adı..

kedilik görevini bu kadar mükemmel yapan bir hayvan daha yok miyavlamasıyla, uyumasıyla, arada sırada kucağa gelmesiyle bu kadar kediliğinin farkında bu kadar kendinin bilincinde bir hayvan görmedim. ayrıca böylesine karizmatik bir canlı daha yok. supernatural bir görünüşü var simsiyah orantılı ve ince bir vücuda sahip, siyah parlak tüyleri var.

gul kendıne albumunun 8. parcası. vasatın üstünden ucan bir mvo parcası. dinledikce kulaga daha güzel gelmeye megilli olanlardan.bıktım artık susmaktan bunca yıl seninle geçtibir çift lafa muhtacız iki yabancı gibisaat gece üç olmuş kapında ben, ben yokum sanki şimdi gerçeği söyle sonra yap istediğiniyeter artık, hiçbir şey eskisi gibi değilyeter artık, aslında sen hiç sevmedinyoruldum suçlanmaktan yanında hiç olmadım sanki yüzün her şeyi söylerdi ama bakmıyor şimdibıktım artık susmaktan bunca yıl seninle geçtişimdi gerçeği söyle sonra yap istediğinizaman geçer, büyürüz sertleşir dünya

kötü şeyler gece olunca daha az göze batar, daha az üzerler sanki karanlık olayları hafifletir ve az göze çarpar hale getirir gibi. depresif dönemlerde insan sadece geceleri varolmak sürekli karanlıkta yaşamak ister; bunun sebebi göze çarpan ve kötü olan şeyin bu depresif dönemlerde insanın kendisi olması ve kendisini herkesten ve kendinden saklama isteğidir.

(bkz: ahmet hasim)

güneşle derinlere çekilen mantık yada karanlıkla su üstüne çıkan duygu patlamaları... yalnızlığın zaferi; hayatın hiçbir döneminde insanın peşini bırakmadığını ispatlayabildiği nadir, terkedilmişliklerin, özlemle bir olup başarısızlıklarla anlaşıp alkolle güçlenerek insanın gözyaşlarına davetiye çıkardığı siyah, isyanların, hüzünlerin, bilincin altına itilmiş zayıflıkların başı dik, ıssız odalarda dolandığı acımasız saatler...

muhteşemdir.

anti-gravity love song, are you in ve drive gibi leziz incubus sarkilari çalmalarinin yanisira sakin gelme'ye pek güzel bir cover yapan grup. ancak kendi sarkilarinin sözleri biraz olmamis gibi.

laciverttir.

gece, karnındaki ay şeklinde beyaz tüyler dışında kapkara olan kedimdir,domuzumdur.3 haftalıkken ve de boyu şu anki kuyruğunun yarı boyunda bile değilken tüm sevimliliğiyle beni tavlamış,evimin kedisi olmuş,ama çok geçmeden gerçek yüzünü göstermiştir.kucakta oturmayan,kendini sevdirmeyen,kısırlaştırılana kadar evde işemediği yer bırakmayan,sebepli sepepsiz bet sesiyle miyavlayarak uyku kaçıran,bütün gücüyle tırmalamaktan asla çekinmeyen,kuma basamayan,ama herşeye rağmen çok sevilen,6 kiloluk saçma sapan bir agresif mahluktur gece.bakışları ve cüssesiyle kapıya gelen küçük çocukları arkalarına bakmadan korkutup kaçırabilecek kadar acayip,eve başka kediler geldi diye pılını pırtısını toplayarak babanneme taşınacak kadar da gururludur.buradan "gece evine dön" diye seslenmek, "bize ne kedinden" diyeceklere de şimdiden nanik yapmak istiyorum.(bkz: paranoyak user modu)

hastasi oldugum bir kedi turu. şimarik device. das mincik.

soru sorunca cevap veren salak ve fakat zeki kızımız (nasıl oluyorsa?) :"laylon - mik gece - mik laylon - mik mik gece - mik mik laylon - mik mik mik gece - mik mik mik laylon - mik gece - mik"seklinde oldugu gibi =]

korkunun ötesinde,düşlerinde kaybolurken kabus içinde kabus yaşanabilecek kadar derindir gece...büyülüdür;büyüsünde boğulabilmeyi bilene..sevdalıdır;sevdasına karşılık verebilene..saklıdır;onu saklandığı yerden çıkarabilecek birini bulana kadar..karanlıktaki renkler bütünüdür..sessizliğindeki çığlığı fark edebilene sığınır..

mvo seven sevmeyen herkesin en az bir kere sakin kafayla dinlemesi gereken pek sahane mvo sarkısı. bazı seyleri cok sakin bir müzikle cok acık anlatmayı basarıyorlar yine.

bir ahmet telli şiiri. su çürüdü' den. ey kemendi düğümleyen karanlık gecekaradır ellerin korkuların kadarunutma, şunu, yaz aklının defterinebizim boynumuz bedreddin boynudur

dun gece, gece gece, beni derin depresif duygulara suruklemis, huzunlendirmis, yerden yere vurmus olan mor ve otesi sarkisi. eger nakarati yasadiklarinizla paralellik gosteriyorsa o zaman daha derin acilar verir. mor ve otesinin bir derdim var ve 23 ile beraber en guzel sarkisi.

(bkz: fagot ve yayli calgilar icin si bemol major) (bkz: koncerto) italyanlar la notte diyorlar

uyuyan her şey dolayisiyla etrafinizdan dunyanin en soyut sinyallerini almaya başlarsiniz gecenin bir yarisi. kendine ozgu bi grameri, kelimeleri, dokunuşlari vardir gecenin bi yarisinin. kendine ozgu bi "sound"u vardir. ortada dogal olan tek işik kaynagimiz olmadigi icin diger yildizlarin ne kadar da guzel olduklarini duşunebilmemiz icin varolan bi uzatma devresidir. yoksa gunduzleri kimin umrunda digerlerinin mukemmeliyeti, varligi. sadece bulutsuz gokyuzuyle bezenmiş bir gece yarisinda aklimiza gelenler vardir, yildizlar gibi. tam anlamiyla bi bekleyiştir gece yarisi. beklenen şeyin malumiyetinin verdigi huzur-huzursuzluk bulamaci icersinde devrik cumleler kurmamaya calişmak, başaramamaktir. tahmin ediyorum bu yuzden yarim gece degil de gece yarisi konmuş ismi bir zamanlar. burdan da evrimsel surecin fizyolojik anlamda devam edebilecegini fakat psikolojik boyutta bir duvarla karşilaştigini one surebiliriz. lakin ne gerek var, gecenin bi yarisi..

uykunuz kaçmis, yapacak çok da önemli bir seyiniz yoksa hayal gucune leziz bonuslar verip, temiz dusunme yetisi asilayan dönem.

kararınca gökyüzü,gündüzüm sendiney sevdiğim,en sevdiğim.ey karanlık yüzü aydınlığın,bilmecesi aydedenin yaptırımlarınköpeği ey...yıldızlar seni tanrı saydı,yıldızlar sana kaydı...ey...zamanda gecem idin,gece seni gündüz sandı...

(bkz: cerahat)

gece de karmaşayoktur.hiç bir şey yoktur,gece de.gece yalıngecetraşlı bir kadın bacağıvedokundukçakayıyor sözcüklerkağıttanaşağı.mustafa erden

evde tek başına ve aydın esen eşliğinde yaşandığında huzur veren zaman dilimi...

kişinin kendisi ile hesaplaşma vaktidir.gündüz yaşanan olaylar snap shotlar halinde göz önüne gelir.kişi yanlızdır düşünür muakeme yapar ve kendini yargılar.3 sene evvel kırıldıgı, üzüldügü kişiye hala aşık oldugunu;bugün görülen hoş kızın aslında dün görülen hoş kız gibi1 gecelik bir hüzün nedeni oldugunu, asla "o"nun yerini dolduramayacagınıve son olarak ölümün nasıl bir çare olabilecegini.ölürse nelerden kurtulabilecegini düşünür.

ne cok yildiz, tipki mikroplar gibi havada.

insanın en zayıf anının su yüzüne çıktığı zaman dilimi. duygular geceleri daha bir yoğundur. en derin telefon konuşmaları, en derin aşk sohbetleri, en derin hüzünler hep bu zaman diliminde yaşanır. bu nedenle bazen geceler tehlikeli olabiliyor.

yahya kemal beyatli'nin gece isimli bir siiri vardir;kandilli yuzerken uykulardamehtabi surukledik sularda.bir yoldu parildayan, gumusten,gittik... bahs acmadik donusten.hulya tepeler, hayal agaclar...durgun suda dinlenen yamaclar...mevsim sonu oyle bir zaman kigaaip bir musikiydi sanki.

gece; larciverdi bir bahçe. altın piriltilarla devrani rakkaselerin. ve tahta kutularda upuzun yatan ölüler.

salı gunleri manhattanda ikamet eden,genellikle placebo,incubus,sublime(tek sarki),the strokes,mor ve otesi,muse ve kendi besteleriyle ortami doldurmayi basaran,4 kisilik basarili grup.

günün en güzel zamanı. her yer aydınlık olmasa da olması gereken yerler aydınlıktır sadece. görebileceğiniz kadar yeteri kadar. en güzel anların paylaşıldığı saatlerdir. gece olunca sanki herkes daha bir güzel görünür bana. daha gizemli. sanki herkes kabuğundan çıkıp gerçek kimliğine bürünür. olması gerektiği gibi. daha hür daha içten daha sıcak olur. insanları daha çok yakınlaştıran saatlere denk gelir. hava bile daha temiz. daha güzel gelir içinize çekmek istersiniz gündüz nefes olarak çekmeye çekindiğiniz havayı. bir de yüksek katta oturuyor ve güzel manzaralı bir evde yaşıyorsanız geceye doyum olmuyor. ay ve yıldızlar da süsü oluyor keyfin. şarabı da unutmamak lazım.

güzelliğin var olduğu zaman,görülmeyenin görüldüğü zaman,bazen yalnız bazen birlikte..ama neticede en güzel,en verimli zaman

iste tam da yazdiklariniz ve yazdiklarim olmayan gece..neresinden tutacaksinizneresi tutturacak sizedunya donuyo yaaiste hepimizin yasamlarindan kirpa kirpa donuyoneden bu sozlugun ortak bir nefes olusturmak gibi bir yeri yokbunun siyasi bi anlami yok, dunya kendi kendini yok eden tek canli tarafindan tuketilmekte oysa...

''nereye gidiyorsunuz siz gecesiz'' (blanchot)

mor ve otesi'nin en hisli parcalarindan biridir kanimca. ve haala en sevdigim sarkisi. dinlemeye doyulmaz bir turlu. uzer, aglattigi bile olmustur bazen. eskitmemek icin nadir dinlemeye karar vermistim ama yine kurtulamiyorum. yeter artik.

elie wieselin yahudi bir babayla oglunun ikinci dunya savasinda yasadiklarini anlatan* romani

ankaralı bir grup.

görsel her türlü hatanın fevkale kusursuz bir biçimde kamufle edilebildiği zaman dilimi.

gunduz yasayan insan evladinin futursuzca osurarak fosur fosur uyudugu zaman dilimi.

iç seslerin konuşmayı en sevdiği zaman dilimi

uyku öncesi ve sonrası diye ikiye ayrılır... sokakların ve evlerin elektrikle aydınlatılmasından sonra gecenin birinci bölümü, yeni sosyalleşme alanları arayanlarca fethedildi... şimdi gizli korkularımızı kapalı gözlerle seyrettiğimiz ikinci bölümünü anlama uğraşı içerisindeyiz... fakat dinlenme saatlerimizi kabusların "sürpriz saldırılarından" kurtarmak nereye kadar sağlıklıdır, tartışmalı bir konudur...

mor ve ötesinin dinlemeye doyamadığım parçası.

karanlık. pisliği* kaplayan*, güzelleştiren ve çirkinleştiren.uyumak, belki düş görmek; bilinçaltı, geçmiş.kaçış*, ortaya çıkış*; saklanma, belirme; sessizlik, ses.tutku, şehvet, arzu, cazibe aynı zamanda da utanç.seksi.gözleri ya kapar*, ya daha çok açar*; gece, uçtur, ortalama bir şey olmaz. geceleri sağır olur insanlar. gündüz gördüklerini görmezler. duyduklarını duymazlar. gecenin vahşiliği doğaldır. görmezden gelinir. yadırganmaz.... zıt.şık ve doğal.ışıldar*, bulut ya da kir barındırmayan* havada; görsel bir lezzet*...gece bir tüneldir. yarına açılan bir delik... tabii eğer bir yarın olacaksa.

gündüz kadar yaşanması gereken,hayatın birçok farklı yüzünü görebileceğiniz,bazen uyku yüzünden boşa harcadığınız izlemini veren,günün en güzel zamanlarından biri.

çok sevdiğim bir üç hürel parçası.gece, sessiz, nefessizgece, sensiz, çaresizgece, korkunç, karanlık, karanlıkgun agirmadan gelgece, yalniz, huzursuzgece, uzun, uykusuzgece korkunc, karanlik, karanlikgun agirmadan gelgene sessiz, usulca, gunes dogmadan gelgene sessiz, yavasca, uyandirmadan gelgece, pisman, agliyorgece, dusman geliyorgece, korkunc, karanlik, karanlikgun agirmadan gelgece, ruhum aciyorgece, sancim artiyorgece, korkunc, karanlik, karanlikgun agirmadan gel

esirgeyen ve saklayan. asi çocukların oyun bahçesi. çoktandır küskün olduğum, hakkını veremediğim sessiz dostum.

(bkz: dördüncü nesil çaylak)

bir bilge karasu romanimarcello mastroianni'nin oynadigi bi film

sözleri içinde en çok dikkati çeken yeter artık hiçbir şey eskisi gibi değil yeter artık aslında sen hiç sevmedin lanet olasıca saçımı süpürge ettim senin için bir günden bir güne eve ekmek getirdin mi kısmı dışında yüzün her şeyi söylerdi ama bakmıyor şimdi gibi güzel bir cümleyi barındıran mor ve ötesi eseri.

"gece, doğru zamandır" ve sanki bana ait tüm şeylerin (varsalar eğer) gerçekleşeceği an'dır.

hayallerin gerçek göründüğü zaman dilimi

çok güzel bir kız ismi*..

ke(n)di renklerinden yola çıkılarak hazırlanmış** olduğunu sandığım bir ekşi sözlük theme*'in ilham kedisi.

kedi mektupları'nın kedilerinden biri, benim için en kedisi, en akılda kalanı..

bu gece benim. çok bekledim. yazmak için, kendime anlatmak için çok bekledim. yazmak istiyorum saatlerce ve sayfalarca, ama uzunca bir zamandır olan hep aynı. başlıyorum ve bitmiyor bir türlü. sonu gelmez satırlar yazıyorum. olan bitenin, ne istediğimin bir adı yok. istediğimin ya da aradığımın adresi yok. bu yoklukla var olmak.sonsuz, sebepsiz, çocukça bir güven; hep aynı şey. kimseye kızamıyorum. bütün alıp veremediğim olaylarla. biri geliyor, - bilmiyorum, belki ben gidiveriyorum kıyısına köşesine-bakıyorum kalbim ellerinde. korkup telaşa kapılacağım yerde, fırtına atlatıp da kıyıya varan bir kaptan gibi zafer ve huzur dolmuşum. hasta olunca kalbim nasıl bedenimin bütün her yerinde atıyorsa öyle bir haldeyim, ama yok, hasta değilim. geçmiş; kurtulamadığım, çünkü kurtulmayı hiç istemediğim kimi kırıntılarıyla yanımdayken, gelecek yok oluvermiş. yarını yaşanılabilir kılmak için, bugünmüş önemli olan. kalbimi ister istemez sunuvermişim. içim huzur, içim telaş. tek vaktim bugün sandığımdan, bütün sevgileri çarçabuk sunuvermişim. pürtelâş! düşününce ilk anda akla gelmeseler de tükettikçe artan şeyler vardır ya, işte bende sevgi o. benden çıkıp kendine gidecek bir yol bulduğunda, sanki herkese yetecekmiş sanıyorum. işte hikâye hep böyle başlıyor.insan bu âlemde hayal ettiği müddetçe yaşarken, ben gün geçtikçe hayal kurmanın beni daha kırılganlaştırdığını anlıyorum. ama bilse de "olmaması" gerekeni, yapmaya devam etmekten vazgeçemez ya insan, ben de öyle, belki inadına, hayal kuruyorum. yaşamam bundandır, hala sevmem de bundan.hikâyeler bir öncekinden farklı bir şey öğretmeyecekse, belletmeyecekse bir türlü başlayamıyor. hepsi farklı birer iz bırakabilmek uğruna yaralar açıyor. bu yaraların bazıları kanıyor bazılarıysa olduğu yerde, çok ama çok içerde kalıveriyor. öyle olduğu gibi, her hesaplaşmada kaşınmaya hazır; ama ne kadar kaşınırsa kaşınsın iyileşmeyecek halde.ben hiçbir hikâyemden vazgeçemiyorum. uç uca ekleniyorlar, hepsi birbirinden bağımsız da olsa ben hep büsbütün muamelesi yapıyorum. yani sonradan gelen hikâye öncekilere duyulan hisler üzerine temelleniyor.ayca yalti.sekizsubatikibinbes

şaşarım hep. öldürmenin, acı çektirmenin, ezmenin kötülüğünden söz eder insanlar. kendilerini ezen, ezmeğe kalkan kimseler hiç mi çıkmamıştır bunların karşısına ? kimseden alınacak öcleri yok mudur? uzattıkları eli sıkmayan, vermek istediklerini tepen, geri çeviren birileri olmamış mıdır hiç? gönüllerinde yatanı herkese kabul ettirmek istedikleri olmaz mı? dünyaya kendi gönüllerindekileri, kafalarındaki düzeni bir damga basar gibi kazımağı, nasıl istemezler ? nasıl anlamazlar ki bunun tek çıkar yolu, gerekirse öldürmek, öldürmek herhangi bir nedenle elverişli görünmüyorsa acı vererek, ezerek isteneni koparmaktır. aldatmaktır, yalan söylemektir...nasıl anlamazlar bunu ?...bu iş nereye dek sürer? herhalde yalnız kalıncaya dek. bütün aynalarda kendinizi görünceye dek, herkesin gözü sizin aynanız oluncaya dek... daha doğrusu, önlerinde durmasanız da aynaların hepsi sizi gösterinceye dek; gönüllerinde olmasanız bile insanların gözleri sizden duydukları korkuyu yansıtmaktan başka bir işe yaramaz oluncaya dek... her şey, einde sonunda, onu anlatanın (yani onu başkalarınca da özümlenir kılanın), o tek kişinin, o tek usun gördüğü, düşlediği, düşündüğü değil midir ? her şey gelip buna dayanmaz mı?herkes aldatmış, aldatmağı iş edinmiş bile olsak, kendimizi aldatmamak gerekmez mi?bilge karasu | gece

butun bir yaz mevsimini, yine yaz mevsimi boyunca hic gunesin batmadigi alaska'da geciren bir insan evladinin unuttugu, gunesin olmadigi karanligin hukum surdugu gunduzun zitti olan hede

gece,, dönüştürür.

yanmadan gunese gitmek icin dogru zamandir.

ışın karaca'nın şimdiye dek söylediği en iyi şarkılardan biri olup 1998 çıkışlı teslim oldum albümünde harun kolçak tarafından da seslendirilmiştir.fazlasıyla dinlemeye değerdir.

gündüzden daha uzun sürer.

insanin saklamak istedigi her şeyi arkasina yigabilecegi, kacmak istedigi şeye kolayca yakalanip bir kamyon sopa yedigi zaman dilimi.

yaşaması bir ayrıcalık olan.

gece kutsaldır gece sıze kımse dokunamaz sabahın 3 unde bunu farkettıgımde pıs pıs sırıtıyorum bılgısayar karsısında

karanlık değil, zifirin kanadına değgindir gece,, dönüştürür.

soytarının oyuncul fısıltısıdır gece,, dönüştürür.

kedinin omurgasız uykusudur gece,, dönüştürür.

hiç bi zaman aydınlığı sevemeyenlerin,melankolinin,hislerin,nemin,gizlerin,bluesun,yalnızlığın zamanı.benim zamanım,hayatım..

karanlık yoktur.yalnız ışıktır geceyi ihtişamlı, karanlığı zifiri kılan. ışık, hapsolacak cansız bir beden ya da yansıyacak bir su birikintisi bulduğunda karanlık usulca gösterir kendini.karanlık gizlemez.sonsuz ışık hüzmelerinin arasına yerleşip yeniden şekil ve renk kazandırır güneşin hükümdarlığında birer ayrıntıdan ibaret olan güzelliklere.ışığın bu halinde karanlığa karışıp evrenin yeniden doğuşunu hayretle seyredenler ise gece derler günün bu vaktine. her seferinde aynı şaşkınlıkla bu büyük dönüşüme şahit olanlar geceden ilham alır, geceyle yaşarlar.içlerinden biri, bir gün bir gölgenin peşine takılır da gecenin içinde bir silüete kanarsa, geceye mecbur da güneşe rağmen yaşarsa, o vakit karanlığın esiri olur. artık o sonsuz bir uykuya mahkumdur.

güzel olmaz mıydı gerçektenkatili olsaydık bir gecenin?demişti haiku çırağı tba.

ben ben ile zamanı.

c'leri net duyan kedi hayvanı için ne güzel bi kedi ismidir. simsiyah tüylerinin üstünde beyaz beyaz harelerin yıldız gibi parladığı kedilere ne de yakışır. (bkz: bu da böyle bir yaklaşımımdır)

1,5 albümüdeki bir ihtiyaç molası şarkısı. sözleri de şöyle:umulmadık umarsız gecenin dibinde (yatar) aşkumulmadık umarsız gecenin koynunda büyür yalanve sonunda çekilmez olur hayat düşer kendi üstüne tüm ağırlığıyla hep koşanlar hiç durmadan durmadan koşanlar dururlar dururlar dururlar

bu kadar mi kasvetin ey gece!hadi ortsene benine o yetmiyor mu karanliklarin yoksakorkmuyorum artik senden gelgel gucun yeterse yildizlarini uzerimde serceyhun yilmaz

küçükken en büyük korkumdu, şimdi ise en sadık dostum oldu.

"kaçmanın, kovalamanın, sevmenin, sevişmenin, yaşamanın, ölmenin-ya da, başkalarının kaçmasıyla kovalamasının, yaşamasıyla ölmesinin-kabak tadı verdiği olur. (...) ağzi hanidir görünmez olmuş bir dipsiz kuyuda düşmekte, düşüp durmakta olmanın, buna oranla mutluluk sayılabileceği bir durum."geceyi ne kadar tiksinç bulduğunuzu, gördüğünüzü anlatmak için yırtındıktan sonra, ışığın sizi ne kadar tedirgin ettiğini anladığınız gün, gölgeyi -giderek, karanlığı- nasıl da sığınılacak bir kucak, kuytu, sıcak bir koyun diye gördüğünüzün kafanıza dank ettiği gün, bu duruma düşebilirsiniz."bilge karasugece/81, metis yayınları, istanbul 1998

harun tekin'in ses rengini kabul edebilen, insanda kişisel duygular uyandıran ve dinledikçe tükenmeyen bir mor ve ötesi şarkısı.

"güne uzayan. günü kısaltan.dünden kaçan.acelesi ne?"deli valla

(bkz: hepsi bu)

farsçada şeb

"en güzel masaldır, iyi anlatılırsa..."bana ulasmayan,bulasmayanbinlerce gecedenbiri deseninki olsakeske...senin de bir gecen olsa...

(bkz: ahmed haşim)(bkz: göl saatleri)"nücum u mahı dökülmüş semanın eşcara,melul manzaralar şimdi bir gümüşlü sehab;derin sulardaki ecramı avlayan kuşlareder havali-i pür-nur-ı mahtaba şitab..."

yeryüzü boşaldı habersiz miyiz? güneşe göç var da, kalan biz miyiz ?*............................................................içimdeki debdebelere mugayir bir sessizlik, koca gökyüzü bile alabildiğine duyarsız.kanımın damarda dolaşım hızını yakalayamayacak ağırlıkta yaprak sallanışları.yalnızlığın ruhumuza yayılışındakine benzer bir soluk, verdikçe buharlaşan, hava soğuk.ve yazmak, sonra yaşamak, en son ölüm.gece, karanlık cephesinden ömrüm.

en güzel duyguları tattığım dünya hali,vakti. yerinde.

"öznede içinde çırpındığı ya da yatıştığı (duygusal, düşünsel, varoluşsal) karanlık eğretilemesini uyandıran her durum birbiri ardından, biri iyi, öbürü kötü, iki gece yaşarım. bunu söylemek için iki gizemsel ayrımdan yararlanırım; estar a oscurus (karanlıkta olmak) bir kusur işlenmeden de ortaya çıkabilir, çünkü nedenlerin ve amaçların ışığından yoksunumdur; estar en tinieblas (karanlıklar içinde olmak) nesnelere bağlılığım ve bundan kaynaklanan karışıklık beni kör ettiği zaman gerçekleşir.çoğu zaman, arzumun karanlığı içindeyimdir; ne istediğini bilmem, iyiliğin kendisi de bir derttir benim için, her şey yankılanır, bir durumdan bir başka duruma düşerim sürekli. bazen de başka bir gece'dir; yalnız, düşünüm konumundayımdır (yoksa kendime verdiğim bir rol müdür bu?), sakin sakin ötekini düşünürüm, nasılsa öyle; her türlü yorumu askıda bırakırım; anlamsızlığın gecesine girerim; arzu titreşimini sürdürür (karanlık ışık ileticidir) ama hiçbir şeyi kavramak istemem; yararsızlığın, ince, görünmez, harcamanın gecesi başlamıştır; estoy a oscuras: buradayım, öyle, sakin sakin, o'nun karanlık evinde oturuyorum."roland barthes

sabredince gündüzü de gelen.

her bir eylemin, söylemin dışa vurumunu kolaylaştıran efsun.

günün en cesur evresi*

huzun olup goz pinarlarimdan akan faili mechul kopek.http://www.flickr.com/photos/yao/88708344/

(bkz: the night)

yalnızlığın en çok hissedildiği, kimi zaman sonlarına doğru hayalle gerçeğin içiçe geçtiği, günün en depresif saatlerini içinde barındıran, bunaltan ama yine de yaşamaya değer olan, vazgeçilmeyen...

haydar ergülenin 40 şiir ve bir'inden çok güzel bir şiir.gece gece yalnız gece , bense bir tesadüf bile değilim, burada, açık unutulmuş bir lambayım sadece : sabah bir olsa, gitsem yurdum olan güne, yalnız bile değilim, gecenin antolojisinde fazladan bir lambayım sadece : gece apaçık gece, sır da onda kuyu da, bense günden kalma birkaç yersiz kelimeye, karanlıkta yol gösteren bir lambayım : burası gece, şairin gecesinde bir lambanın işi ne, ne gece lambayla açıklanır, ne şiir beslenir karanlıkla : gecenin sonu gece, öyleyse sabah yok burada, geceyle şair arasında şiirin dikenli sözü duruyor, öyleyse sabah güne ait, şair geceye; gece sadece gece, bense açık kaldığından utanan bir lambayım sadece, titrek ve kekeme ve kendi karanlığı içinde, ben değilim şairin lambası, şiir başka, karanlık başka yerde, gece şiirli gece, şairin hem gündüzü hem de lambası gece.

kutsanmış hüzün vakti

saklar.yıldızların gölgeleri altında kaybolur sabahın mavi hüznünün koyuluğu. gece aydınlatır insanın içini, bazen bu yüzden uyuyamaz insan, ışık göz alır bazı gecelerde.

bak gece simdi sicacik kollari dimi, uyku pompaliyor beynine, büyülü tatli rüyalara çagiriyor belki aglayacagin ama hiç ölmeyecegin.üzülmek simdi ne kadar anlamsiz, kendinle hesaplasmak, hiçbirseyi kaçirmadin kizma kendine bunlar için, kendi derini yüzmek mideni bulandirir sadece, gördüklerin de gerçekler olmaz hem, ayni degil ki simdiyle o zaman. bu kizginlik bu kendini suçlayis hiçbir yere götürmez seni.bilmiyor musun? ögrenmedin mi ya da daha?

karanlik yine gece, gece de aydinlik mi olur diyceksin ama olur evet bazen mesela dolunay olunca ama bazen öyle olur ki ay yokken bile apaydinlik olabilir ya da bu geceki gibi isikli bir karanlik içinde. o zaman iste o titrek isiklara takilir gözün neye baktigini ya da ne aradigini bilemezsin karanlik mi uyusturur seni acaba yoksa o karanlikta daha da güçlü parlayan isiklar mi? neden geceleri daha çok bakarsin disariya daha az sey göründügi halde? gizli olan her zaman daha çekicidir degil mi? sen o yüzden etek giymis bir kizi çiplak bir kiza tercih edersin, ama bazen bilsen de gerçekte ne olduklarini -nasil her gün günes dogunca görsen de orada olanlari ve aksam baktiginda biliyor olsan da karanliktakileri- her kararisinda yine bilmemek istersin yine unutup yine merak etmek ve dalip gitmek karanligina sadece senin için parlayan isiklarin.

o kadar agir olur ki gece bazen o kadar karanlik olur ki gölgeler korkmazsin bile artik. sadece huzursuz bir karin agrisi kalir geriye gözlerini kapattirmayan sana. ne uyuyabilirsin ne yataktan kalkabilirsin. yüzlerce kilo agirliginda bir yorgandir üzerinde sikinti, hiçbirsey yaptirmaz sana, sadece tüm yogunluguyla yasamani ister kendisini, hiçbir seyden emin olamamani hiçbir seyi anlayamamani hiçbir seyden umutlanamamani ister. çogu zaman sana upuzun ve beklenmedik seylerle dolu gibi görünen hayatin bes dakikalik monoton bir senaryoya dönüsmüstür artik ve bu duygudan kurtulmanin hiçbir yolu yoktur; 10 saniye sonra okulu bitireceksindir, 20 saniye sonra evlenecek ya da evlenmeyeceksindir, 30 saniye sonra çocuklarin olacaktir ya da olmayacaktir, 40 saniye sonra 50 saniye boyunca tekdüze ve zavalli bir yasantinin pençesinde aci çekeceksindir. sadece birkaç dakika kalmistir ölmene. uyku ölüme esdegerdir artik; ikisi de çok yakindadir ama ikisi de gelmez.

gece yine boyutsuz karanligiyla karsimda, orada olduunu bildiim seylerin bile varliklarindan emin olamiyorum simdi.huzursuz bir huzur, mutlu bir mutsuzluk gibi hepsi.

unutulan herseyi hatirlatan,acı veren mor ve otesi sarkısı

sessizliğin ve karanlığın birleştiği dünya, bazen tehlikelerle bazen de coşan kalplerle farklı alemlere sürüklenir. gece, korkuturkimi kuş yürekli insanları,kimini heyecanıyla boğarnefessiz bırakır,kimine yıldızlar ilham verirsevgiliye dizeler mırıldanır,kimi çılgındırgeceleri denize girer,kimi isyankarkasırga misali öfke kusar,gece, hasır altı edilen birçok duygunun, düşüncenin, eski korkuların, eski (yeni) aşkların, çaresizliklerin, yanılsamaların, dost kucaklaşmalarının, kendisiyle karşı karşıya gelmekten kaçınan insanların ikinci dünyası, gözlerini açtığında, kapattığında baş başa kaldığı çekilmez ama aranır zamanların sıfatıdır.ama gece(ler) güzeldir...

yıldızlarla süslenmiş karanlık, yalnızlık.

bir varmıs bir yokmus diye kandırıp; günü ele geçirir gece. sonra salıp ay dedeyi masalına başlar. korkunç olur, gerer bazen adamı. bazen de saftır, ürkektir. ama karadır hep, cır cır çalandır. bulutsuzsa* eger yürümeli açık havada*. sessizce dinlendimi fısıltılar duyulur içinde. soguktur, gri bulutları rüzgardan kaçandır. iyi sır saklar gece ama daha öncesinde yankı yapandır... gizleyip günahlarını gündüz esirlerinin sabaha dek kahramanca yaşayandır. rüyadır her yanı, gerçeği kovalayandır...

gece düşüyor...yalnızlığın sesi daha da artıyor;gölgeler yok olup gidiyor..geriye sadece gerçekler kalıyor..karanlıkta gözgöze geldiğimiz gerçekler....

gecenin kendine has bi güzelliği var hakikaten. böyle sessiz, derin. eğer şehir manzarası olan bi yerdeysen ne güzel görünür geceleri. bilirsin ki çoğu kişi uyuyor o anda. sokaklar kedilerin köpeklerin. nadiren geçen, bağırtılan bir doğan görünümlü şahin; içinde muhtemelen eli yeni para tutmaya başlamış, özgürlüğünü eline almaya çalışan, bunun için gece arkadaşlarıyla içmeye çıkmış gençler olur. ya da bunun yaya versiyonu. gecenin sessizliğinden bir kurşun gibi geçer gider, sonra her şey eskisi gibi tekrar...eğer işin yok da sabaha kadar oturduysan; sabah dünyanın yeniden yaratılışına tanık olmak... güneşle birlikte ötmeye başlayan kuşlar, açmaya başlayan çiçekler. ortamın havasını da yenilemek istercesine esen rüzgar. açılmaya başlanan perdeler, ilk açılan apartman kapısının gıcırtısı...keşke uykuya daha az ihtiyacım olsa dedirtir insana.

g:ece.uc hece. biri, gitmekte olan derin karanlik icin.biri, bitmekte olan ince mum icin.biri, beklemekte olan guzel gun icin.

çok şeye şahit olmuşlugu vardir. ankara bahçelievlerde anneannemlerin evinde -neden dedemlerin degil onu da anlayamadim ya hiç...- muhim bir askerimizin gene ayni mahallede olduruldugu haberini aldigimizi hatirliyorum. gece yeniden... televizyon, çocuklugumun gerçeklik penceresi. yazikmiş evet.çok şeyi gordu gece. ben onunla beraber buyudugumu saniyorum. çunku o da degişti. onceden uyumam gerektiginin hatirlatilmasi için bir zemin oluyordu. artik en yogun mutluluklari ve en derin uzuntuleri yaşadigim yer oldu. mekan'di o hep. zaman olmadi. olamadi asla. zeminmiş meger. geç anladim. vampir veya fanfirlikle ilgili de degil bu guzel şey. sadece guzel o. gunduz gibi. aynen duşundugumuz gibi. tatli sadece.j

ancak sıcak bir solukla sabahı bulabilen..

umay'ı özlediğim zamanlarda bana yastığımı uzatan şey.. sonrası biraz uyku, bir avuç pembe rüya..

mor ve ötesi'nin en can alıcı, en huzurlu gözüküp aslında çok, çok üzülen; en gizli kalmış incisi.(bkz: hiçbir şey eskisi gibi değil)

denizi, gökyüzünü, seni, beni birbirimizden alıp birbirimize vurandır. türkülü ve bol sigaralıdır."getirip geceye süslediğim, getirip denizle gecenin buluştuğu yere koyduğum yüzüne ışıklar vurup vurup geçiyordu. sana sigara içişlerini ekliyorum da, kibriti yakarken yine ellerim titriyordu. ince parmaklarının arasında tuttuğun sigarayı dudaklarına yapıştırıp bana doğru eğilişin; kibritin alevine sokuluşun; o düzgün, öpülesi dudaklarının arasından dağılan, bir öpücük gibi yüzüme konan o ilk duman; sonra da masaya dayalı dirseğinin üzerinde bir kuğu boynu gibi yükselen biçimli kolunun ucundaki küçücük elinin ince parmakları arasında tüten sigaranın gerisine çekilip arkana dayanışın..."*

(bkz: geceyi sana yazdım)

gündüz ile flört etmek için güneşin batışını bekleyen, zira güneşin batmasıyla şevki kırılan, şevki kırıldıktan sonra sessizliğe bürünen, karanlık atmosfer.

(bkz: kardır yağan üstümüze geceden)

alacakaranlık ile şafak arasındaki gün süresi.

güneşin uyku saati

bana surekli bir seyler karalatan zaman dilimi.gece geceledi gece boyu ve gitti yinebildigi tum seyleri soyledi giderkensoylemek istedigi her seyibazilari anladi ki cok seyler kaldi o gecedenbazilari ise hala o gecede kaldi

kalabalık, ışıklı bir şehir yanında yine de yıldızların göründüğü bir havada ve robbie williams tam karşıda mack the knife söylediği efil efil yahut tüm bunlara benzer bir hali dışında, nedense uzayın daraldığı hissi yaratan zamanın manyak görüntüsü. sıçiym yaaanebiliym güneş enine uzun olsaydı **keşke ve bu kadar karanlık olmasaydı *

kız olan göze isimli kişiye takılabilecek lakap. ayrıca güneş battıktan birkaç sonra başlayıp, ertesi günün ilk ışıklarına kadar süren gün bölümü. geceler güzeldir üstelik her gün de var.

üç hürel in efsane yeniden adlı albümlerinde yer alan muhteşem bir şarkı.

harun kolçak'ın teslim oldum albümünde bulunan bir şarkı.gecesöz : günay çobanmüzik : müfit bayraşadüzenleme : eser taşkırankuytu köşelere saklanır güneşgelir sokulur yanıma akşamtitrek gölgeler dolaşır caddelerdegeçip gider o serseri zamanbu ne bitmez karanlıkbu nasıl bilmeceyalnızlık kesiyor yollarımıdurmadan gizlicegece en eski isyanımdırgece en eski sevdalımdırbeni usulca koynuna alır gece

inanılmayan bir dininebedi misyoneridirbekleyenin gövdesi içinde

sık buluşulan flort.

günün en karizmatik kismi, uyuyarak harcanilmayacak kadar güzel saatler bütünü.bir de (bkz: friend of the night)

tüm maskelerin çıkma vaktidir!..

"o"na hasret vakitlerken geçmek bilmeyendir...

gürültünün artık sessizliğe dönüşmesindentıkırtıların gürültüye dönüştüğü vakittir.kimilerine göre hava kararıncakimilerine göre yeterince yalnızlık/sessizlik hakim olunca gecedir.bazı şeyleri yapmak için geçbazı şeyler içinse en müsaituykucular için huzuruykusuzlar için hüzünuykucular için rüyauykusuzlar için gerçekbir de; (bkz: nothing good happens after two a m)

.. her gece "bastırmak üzere"dir vakti geldiğinde...*atlantis geceleri, bin yıldızlı otel broşüründen.

(geçe) coğrafi olarak her bir karşı yaka. bazen arada deniz olur, çay olur; bazen geçe'lerin her biri uçurum olur, aşağıda ne olduğu belli olmaz.(bkz: öte geçe)

geç(mek) kökünden sözcük, gün(eş) geçince gece olur.

yorgun ve huzurlu görünen sokakların camdan sarkıp sigara içerken izlenmeye değer olduğu zaman dilimi.

eger evinizde yalnizsaniz ;beyninizde,icinizde ne kadar olumsuz duygunuz varsa onlari ikiyle,dörtle carpip olumlu herseyinizi sifirlayan...disarda,yaninda olmaktan mutluluk duydugunuz insanlarlaysaniz ozgurluk hissinizi tavana vurdurup, mutsuzlugunuzu alip goturen tuhaf,karanlik zaman dilimi...

aslında pek hayırlı, çok yararlı birşeydir. insanın tam anlamıyla kendi ile başbaşa kalabildiği ender zamanların oluşmasını sağlar. tüm yaşananların muhasebesinin yapıldığı dönem olduğundan en büyük vicdan azapları da hayatın en özel anlarından olan huzur içinde uyumak da gece gerçekleştirilir. dostların mecburi rolleri sıkça gün içiyle sınırlı olduğundan, dostun dostluğunu göstermesi için çok uygun bir mecradır ayrıca. sadece birey için değil, insanlık için yararlı bir şeydir. her ilaç gibi dozunda kullanıldığında ve abartılmadığında. aşklar da gece en yalın ve en yoğun haliyle yaşanır. istenilenlerden, arzu edilendenlerden, ve ihtiyaç duyulanlardan ziyade hiç bir şey yapılmak zorunda değildir. tek gereksinim vardır, mutlu olabilmek. kısaca yaşamın özü gece daha rahat kavranabilir.ayrıca insanlığın bilmem kaç bin yılda kurduğu medeniyetinin kaç para ettiği de geceleri görülebilir. medeniyeti ayakta tutmak en gerekli kaynak olan ışık şehirlerin gelişmişliğine göre karanlığı yırtmaya çalışır. bana göre ancak çalışır, posterlere malzeme olmuş sınırlı sayıdaki mekan diğer insanların üzerinden kazanılmş zenginlik ile aydınlatılabilmektedir. bu aydınlatma bile güneşin bize kattığı aydınlatmanın yanında devede kulak değildir. kendini üstün medeniyet olarak görenlerin geceler için uygun gördüğü hayat, hayatın devamı olmaktan çok gün içindeki hayata alternatif, yine kendi içi boş kalıplarına göre dizayn edilmiş kocaman bir yalandır. bu yalan tıpkı kendi medeniyetleri gibi sadece bir kısım insana mahsustur. yaşadığımız şehire geceleri şöyle bir göz atarsak doğa karşısında aldığımız yolun aslında ne kadar kısa olduğunu görebiliriz kanaatindeyim. övünç kaynaklarımızı -boğaz köprüleri, tarihi eserler, vb..- gece de aydınlatmak isteriz, karanlığa karşı medeniyetimizin başarısı unutmamak için. kanımca aslında bu eylemin asıl amacı, karanlığın insanın içinde var ettiği korkunun azalmasını sağlamaktır. gecenin köründe çengelköy'ün karanlık sokağında yürüyen ya da boğaz köprüsünden geçip evine gitmeye çalışan biri için medeniyetinin yaptığı gövde gösterisi aslında gülünçtür. "bu kadar mı?" diye sorasım gelir geceleyin boğaz köprüsünden geçtiğimde. sokaklardaki gece aydınlatmaları ise daha güvenli hissetmemiz için vardır. zira geceden korkmalıyız, bu doğanın kanununda var. av olabilecek her canlı geceleri iki kat daha dikkatli olmalıdır. insanlığın asıl korkması gereken gece değil kendisidir. geceleri insanlardan iki kat daha fazla korkmak gerekir sadece. dünyadaki her şey gibi gece de insan içindir. kullanmasını öğrenince geceye hükmedince iyi bir arkadaşınız olabilir. ona sırt çevirmeyin.

insanın kendisiyle başbaşa kalabildiği,en iyi zaman dilimi.

kötülükleri örttüğü söylenir ya hep, içinde bereket barındıran bir zaman dilimidir.

Rasgele

+ sevgiliden ayrildiktan sonraki ilk gun
+ sigarayi yarimken sondurmek
+ la marionnette
+ gotik olma cabasinda fashion tv
+ sevisirken isiklari kapatmak
+ kizilay daki yaya gecitlerinin kapatilmasi
+ bir oturusta 2 kilo et yemek
+ seker su
+ 64ler
+ sozluk yazariyla sevistigini anlamak
+ rootshell
+ zaman kazanmak icin yapilabilecekler
+ aysegul deniz toroser ates
+ sarki bitiminde orkestrayi isaret etmek
+ kutup ayisi
+ hakimiyet kayitsiz sartsiz milletindir
+ queensryche
+ filmin sonunu soylemek
+ re minor
+ ben nasil dogdum sorusuna verilebilecek cevaplar

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam