|
|
eskişehirlerden kalkıp, istanbullar a teşrif ettiğimiz günün akşamındaki uğrak yerimiz,dost sıcağı,ana kucağı ve kadın bacağı gibi olguları bünyesinde toplayan, tombalak sahipli sevgilimiz; ama her sevgili gibi bazen sıktığı aşikar...
sentez sahibi insanlarin, elflerin, dwarflarin, hobbitlerin ve orkinoslarin ugrak yeri.bi güzel çalar bi denyo.ama iyidir ortam uma'yi görme ihtimali vardir her zaman.
bide skoç brayd temizlik ne rahat tadinda biri var afro sacli evin anaylatakiliyo felan, enteresan biri
enerjik garson arkadaşıda unutmamak lazım tabiherif kokain çekip takılıyo galiba300 kw güç üretiyo amcam 5500 rpm de
rock ortamlarinin harvard cafesi.hiphop ta olur.haliyle içki daha ucuz.müzikte daha bir farkli.(harvard cafe bira 2.5 gizli 700)(harvard cafe give me hope joanna, gizli tori)daha ne olsun?kenelendigimde gitmeyecegim bi yer.
cuma / cumartesi geceleri drum & bass dinlemek için ideal bir mekan. koltuklar çok rahattir acaip severim gizli bahçe yi, bi de bissürü dj var orda hepsinin türleri farkli tabi..
hafta ici sinek avlayip hafta sonu damsiz almioz haywanliginda bulunan gerzek bar..
arkadaşınla konusurken rahatça duyabildigin nadir mekanlardandir.
gecenin korunde herkes gittikten sonra guzellesmis bir bicimde arvo partdinlenilen mekandir. oyleki kirmizi koltuklari daha da kirmizi olur. kamusal alan baglaminda, dead kennedys den sly and the family stone ye, krafwerk ten ummu gulsume, hafiz burhandan tribe called queste, bachdan eric satie ye bir cok otemuzik gizli bahce'den cikarak istanbul semalarina yayilmistir ilk kez. djlerin birbirlerine bes yasinda cocuk senligiyle "al siradaki da sana girsin" seklinde sarki yolladiklari mekandir. kabine urkerek girdikleri ve tepkiyi onemsemeleri sebebiyle cogunlukla tedirginlikle onlerine bakarak caldiklari mekandir. tindersticks den mix master morrise, stereolabden mouse on marsa bir suru otemuzik insaninin oturup muzik dinledigi, pek pek mest oldugu mekandir. ornette coleman esliginde kuyruguyla ritm tutan marlon'un ruhunun "hmmmm bu kalsin, bunu atin" seklinde ortada dolastigi mekandir. dogru zamanda dogru insanla yuvaya tekabul eden mekandir. daha iyisini mi buldunuz ki bu kadar elestiriyorsunuz diye sormak ister, gelecek cevaplarin mahiyetini tahmin edebildigim icin soruyu sormaktan hemencecik vazgecerim.
ilk ve son gidişimde orda kurban (bkz: kurban) denen cibiliyetsiz grubu görmüştüm.. içimden parçalamak gelmişti onlari... keske o gun isi bitirmis olsaydimda metallica konserinde dellenmeyeydim...
artık eski havası kalmadımal mal şarkılar çalıyo kasıyoda kasıyobit ve pire olayıda cabası
çüke endeksli hobbitlerin ikme edebildigi giriste kil sayimi yapilmayan özgür bir diyar.disarda ise lazer sıovumuz var...:)
ilk acildigi zamanlar liseli mutlu gencler olarak takilmaya basladigimiz minik mekan. fonda galaxie 500, karşımızda john coltrane posteri, cam kenarında saksıda kurumuş fesleğen, kocaman rahat koltuklar icerisinde önümüzde cay/kahve, camda yağmur. bunların hepsinin oluşturdugu tad ve dokuyu başka mekanlarda bulmak ne mumkun. insanin gunduzun kitabini alip rahat rahat okuyabilecegi veya dostlarla uzun uzun oturup konuşabilecegi, ve cok guzel muzik dinleyebilecegi az mekanlardan. ev gibi mekan. hatta evin bahcesi. "no place like home".
az once ordaydim, 13 kişilik gerksiz hede hodo bir grup geldi(utanmadim saydim).sinirim bozuldu kalktim.iyi yaptim!
gizlilii felamn kalmadi... arkadash hatrina gidiliyo bazen ama inanin hich cekilmiyo...hele bi garson war ki...oda olmasa hich mi hich cekilmes... bide gorsoniye war...sicilasi bi surat...orda beni ceken hich bisi yok artik ...gercekten gizlenmesi ve bi daa da ortaya cikmamasi dileiyle... ama gusel musikler calmiyo diil bazen...yigidi oldur hakkini yeme... gusel insalarda cikabilir icinden...
soğuk havalarda insanların balkon kapısını açmak gibi ilginç bir alışakanlığı olduğu, ayrıca kültürümüze çekip dolaşan garson kavramını kazandıran ilginç mekan
beyoğlu'nun ara sokaklarında, geçenlerde bir dostumun kolumdan tutup götürmesi sonucunda keşfettiğim sevimli mekan.
bu aralar ne zaman gitsem bi takım yunan müzikleri* veya tangolar çalan mekan. bi kez daha bunlardan birine rast gelirsem gitmemeye kendim adıma söz vereceğim yer. ayrıca fiyatlarına zam gelmiş. bira 2 milyondan 3e; votkalı mamüller ise**** 3 milyondan 4buçuk milyona çıkmış.. yine iyi tabi.. bi de dooru düzgün müziğe rastlıyabilsem..
harclımı,ordan burdan tırtıkladıklarımı kıt kannaat bi araya getirip gittimde içtiklerim boasımda kalıo,gidilesigörülesi bi o kadar da yayılası bi yer
ilk ickiden sonra arayi birazcik acinca, "ya iceceksin, ya gideceksin" diyen ayi mekan
barış'ın muhabbetinin yoklugu sonrasında cekilmez bir mekan olarak tanımlanabilir
bu hafta içi 3 yıl aradan sonra ilk kez gittiğim ve kapıdaki elemanın " bir bayan ve üç erkeğe yardımcı olamam" sözlerini bodyguard terminolojisine soktuğuna şahit olduğum, eskiden farklı artık sıradan olmuş hala iyi müzik çalınan mekan.
ayrica eger oglen 12 civarı gidecek biyer aranıyorsa seçilmesi gereken yerlerdendir.2 milyona da olsa saf biranızı içerken,muhtesem drumn bass parçaları dinleyerek iyi vakit geçirebilirsiniz.hele ki yanınızda sevgiliniz veya kankanız varsa işte ozaman daha süper olur.
1. katında , tavanda duran poster the courtyard dır. istenirse ideefixe de bulunabilinir.
bi gun bi tiki ile gittim2 kattan dondurduler damsiz almioruz arkadas die..baska bi gece baska bi tiki ile gittik... kapidan donduk damsiz almiolar diye...siciim bole imaj kaygili mekana... bi bok olayi yok... gunduzleri gidip oturucan ole ne gizli ne bahceli ..
dun tiki olmayan biriyle gittik.. gecesinide gormus oldum.. aslinda bir olayi yok... galba insanlarin rahat muabbet edebildii biyer , birazda para kazanio.....mi acaba!?kanepemsi seyler vardi onlari kaldirmis yerlerine rahatsiz sandalyeler koymuslar, iceride damli tikiler vardi.. demekki harbi damsiz almiolar tiksinc
"dear mama" welcomes you to the secret garden
(bkz: dj sarıyılan)
adini secret gardendan ozenmiş yer.. cok yaratici isim hakkaten
beyoğlunda güzel mekan,emsallerine göre pahalı sayılabilmesine rağmen müşteri profili düzgün olduğu için samimi bir havaya sahiptir.küçük bir yer olması kanımca bir avantajdır. haftada bir uğranması farzdır ve müdavimlerinin yavaş yavaş burada kendini ana rahminde gibi hissetmeye başladıkları da tarafımdan şahit olunmuş ayrı bir husustur.
özellikle kışları güzel olan, arka taraftaki balkonumsu yapısında bulunan ısıtıcılar sayesinde hoş bi ortam oluşturan taximdeki gidilesi yerlerden biri.
insanlarin insanlari gormekten cok zevk aldigi yer.soyleki bir dostlarini gordukleri zaman hep bir tribe girerler, hareketlerinden su mesajlar dokulur: (ben buraya hep takiliyorum, buradaki cogu kisi beni taniyor, bende cok kisiyi taniyorum, burasi benim mekanim)"cuneeeeeeeeeeyyyyt!, nerelerdesin yaa""vay cuneyt baba hosgeldin"mtv kliplerinin ozentisi gencler takiliyor gibi geliyor bana, ilk zamanlarini gormedim bilmem.bir de dragon desenli baska bir mekan var, buranin tadinda.pendor du ismi sanirimamerikan gencligine ozenmekten daha kotu ne var bu dunyada merak ederim.horni the amerikan gencligi admirer
eski halini falan bilmem ama geçen aylarda arkadaşların zoruyla pekçok defa gittigim, bir boka benzetemedigim, özenti tiplerin takıldıgı, çalışanların tripten tripe girdigi, müzigi kötü, ortamı uyuz taksim barı. tek iyi yönü rahat olması bence. yurdumun özenti, adı duyulmuş yere yıgıntı ve sürü yapma meraklısı insanının son zamanlarda sıkça ugradıgını,daha dogrusu takıldıgını anladıgım degersiz, özel olmayan mekan..
merdivenlerinden çıkarken öpüşülen yer:)
yeni bir başlangıç yaptığım gizli bahçem.umarım uğurlu gelir...
seneler boyu müzkseverlere evsahipliği yaptıktan sonra "in" olmasıyla eski müşterilerini yitiren ancak yavaş yavaş "dinazorlarını" geri çağıran mekan
boku çikan mekan...
hafta ici ve yagmurlu hava da super bir yer..
çok eskiden adı secret garden idi sonra sonra gizli bahçe oldu...dolusu da bosuda iyi yer...guzel yer...yamuk yumuk koltukları eğri büğrü masalari ve kimi zaman yıkanmadan dolduran bardakları olsa da ora hoş yer...
bloodymary le aynı zamanda iki önemli kişiyle orda olup birbirimizi görmediğimiz mekan
kız arkadaşımla bir kaç kez gittiğim ve her seferinde suratları omlete benzeyen tiplerin yanyana durmamıza rağmen kız arkadaşıma sulanmaları hatta bununla yetinmeyip bir anlık boşluktan faydalanıp ona yavşamaları üzerine bir mucize eseri çıldırmadan kendime hakim olmayı başardığım, iğrenç ötesi mekan. içeri giremeyenler bence daha şanslı...
nevizadaye oranla düşük bira fiyatına sahip güzel mekan. cumartesi akşamları dj süperdir.
yeni ortam düzenlemesi ile temiz bir görünüm kazanmış, fekat eskiden taşıdıgı loş ve pasaklı havayı kaybetmiş, kararsız ve belirsiz muzık secimi ile sıradan bir taksim cafesi olmuş cıkmış bir mekan.
su istiyince "kalk kendin al" diyen garson kız.külllügü boşalttı kafamıza atcaktı.ama yapmadı.chokcha enkaz tip var.ben görüorum şahsen.müzik güzel.kapı tarafında oturunca çok soguk geliyo.bide hep " baba naber?" mappeti...
çalışanlarının hepsi kaba. tek güzel şey koltukları
bu aralar bir haller olan gizli bahçenin çalışkan garsonlarına ve efendi fedayisine böyle saldırılar yapmak yersiz bence . fakat cümlemin başındada belirttim bir haller. efendim millet sokakta çevirip gizli bahçe nerde diyo yaaa oranın adı üstünde . ee herkezide almıyolar tabi ... ama sü tekno ayana yattıklarından beri hafta sonları olmuyoo. bu işi drum&bass de bırakıcaktılar ama yok trance millet eskiden gizli bahceden sonra huzurlu huzurlu evine dönerdi artık millet gizli bahçede patlıyo ordan magma goded artık allah ne verdiysee... orası bir kafe olarak kalmalıdır morphine çalmalıdır arzarch gelip model çalışmalıdır bizde kenarda oturup kahvemizi yudumlamalıyız dimi neyin gürültüsü yani niye...
adini kapisinda tabela olmamasindan aldigini tahmin ettigimiz, guzel muzik calan sakarya bari tadinda mekan.
(bkz: gizli bahcede yiyisme)
boyle bi cocuk kitabi da vardı annesi olen bi kızın gizli bi bace bulmasıyla ilgili hatta filmi bile cevrildi sonradan..
eski gizliliğinden eser kalmayan ipini koparanın geldiği bahçe. deşifre bahçe
deşifre bahçe olduğundan beri de hafta sonları kapısından girmek için bile kuyruk beklemek zorunda kalınan yer... naparız? hafta içi takılırız.. hafta sonu da kuyruk bekleriz...
gizli bahçeye bu hafta sonu teşrif etmeyenler, ya da aşşağı yukarı gezinmeye kalkışmayanlar anlayamaz o kuyruğu... sormazlar mı neden acaba hafta sonları merdivende takılırız acaba??
kötü ötesi, iğrenç kalabalığa sahip itici yer...
iidir iidir... vazgeçilmiyo!
dünya çocuk klasikleri içinde bulunan en güzel kitaplardan biri.f.h.burnett tarafından yazılan küçüklüğümden beri en sevdigim kitaplar arasındadır ayrıca çokta güzel bi filmi vardır bu kitabın.
eskiden hic olmassa bi sohbes vardi muhabbet vardi artik o da kalmadi igne atsan yere dusmez bir format ama gidiyosun iste gene naapip edip bi garip yani
bence ucuncu sourtimes zirvesi burda yapilmali... hale bak zaten herkes oraya gidiyo!
dün gece gittim yaka paça zorla üzerimdeki montu alıp vestiyere koydular. hayır allahtan montun altına bişiiler giymiştim ...
bir de pek değerli tezer özlü'nün eski bahçe, eski sevgi diye bir öykü kitabı vardı... (bkz: cagrisim yapmak)
icinde super muzikler isaren, istanbulun en iyi mekanlarindan biri, ozellikle, yaz zamani balkonda oturup icki icmenin keyfi ayri oluyor, fakat cok kalabalik oldugu ve nefes alicak yer kalmadigi zaman ise insanin kendini o balkondan atasi geliyor o da ayri bir sorun.
bildiğin güzel yerlerden biri (aslında bildiğim ender yerlerden biri)....ne var?? ankaralıyız olamaz mı ?
cocuklugumun psikopat kitaplarindan en bi psikopatlarindan birinin adi
mecburi istikamet... üst kat balkon kenarından alt kat bar yanına terfi ettiğimiz yer...
nevizade'de "gitmem, gideni de sevmem" tadında rahatsızlık verici mekandır. kapısından çevrilmiş olma durumuna rast gelmediğimin de ayrıca altı çizilmelidir. ha! madem rahat rahat giriyorsun da bir de üstüne niye laf ediyorsun diyeni de sevmem. o da ayrı bir mevzu.
frances h. burnett'in bir kitabi, cocukken okumustum bayilmistim, nice hayallere dalmistim. tabii simdi okusam ne hissederim bilmem. alice harikalar diyarinda tadini yasatir mi bilemiyorum.
en rahat koltuklarin bulundugu yerdir. oturunca uykunuzun geldigi zaten muzigin de uyutmaya meyilli oldugu, kolaya 1.5mil alarak beni cildirtan bi yerdir. sadece koltuklar yuzunden gidilesi bi mekandir.
tuvaletine girmek için genelde uzun kuyruklar yapılan kasvetli mekan.
tek eğlence kaynağı olarak içeri giren enteresan tipler ve de bunların hoppidi zippidi sabuk danslarını görebildiğim,çaldığı müzik ne dinlenebilen ne de eşliğinde normalcene dans edilebilen türden olan ucuz birası ve yanında arkadaşlarla gidildiğinde edilen eğlenceli muhabbet olmasa çekilmeyecek mekan..
artık, işten çıkıp da birkaç bira içme zevkini takım elbiselilere çok görmüş olan kapıdaki şekilci denyo elemana sahip mekanın ta kendisi...
en son gittigimde 1 saat 15 dakkada 11 bacardi icmiştim de herkes bana uzayli diye bakmişti. ertesi gun ben de onlarla ayni fikri paylaştim.
(bkz: itirli bahce)
geçenlerde am i the same girl * isimli ve de nakaratlı şarkıyı çalarak eski günleri yad etmeme sebep olan mekan.
6-7 sene falan önce ilk defa gittiğim, o zamanlar güzel müzikler çalan, biranın anormal ucuz olduğu*, şimdiki gibi club havasına sahip olmayan ve iğrenç kokan bir mekan. sonra temizlemişler, iyi olmuş.
bahçe nerde diye sordurtan ılık, akşamüstleri makbul olan kendi halinde mekankınanacak veya abartılcak bir yanı yok...
ulusal kanalda yayinlanan bir program.
birçok insanın hayatında hep, dönem dönem çok sık gidilen, bir dönem hiç uğranmayan, sonra tekrar zırt pırt gidilen bir mekan olarak varolur. içindeki insanların genelinin birbirine en azından bir göz aşinalığı, bir merhabası vardır. eğlenmek için üst katı, yiyişmek için merdivenleri, işemek içinse alt katı tercih edilir.
en çok hafta içi boş iken gidip,bira içip kitap okuduğum yer...cumartesi geceleri bazılarının bir tafra olduğu,çoğunluğu oluşturanlar tarafından her gelen erkeğin ya da kızın çiftleşmek için oraya geldiği sanılan yer.bir çok arkadaşım oraya gittiği için yine de güzel yer.
beyoğlu çevresinde müşterisine saygıda kusur etmeyen, ucuz, nezih ve damsız girilmez gibi absürd bir talebleri olmamasına rağmen kadın-erkek oranın eşit hatta haftasonları kadınların sayıca daha fazla olduğu onlarca mekan varken, yüksek gelir ve eğitim düzeyine sahip insanların buraya gitmekte ve girmekte israr etmesi, garsonların ve bodyguardların kendilerini aşağlamasına izin vermesi sosyolojik açıdan kesinlikle incelenmesi gereken bir olaydır.
dumankaya insaatin yaptigi bir konut projesinin adi..
ilk gidişimde kimsenin tam olarak nerde olduğunu bilmediğini anladığım mekan. hiç unutmam ilk gidişimde adres sorar gibi sağa sola..:- gizli bahçe nerede?diye sormuştum. taksim meydanındaki bir polis yanındaki 15 kişiden yardım alarak da olsa..:- çiçek pasajının oraya git ve orda birilerine sor. oralarda bi yerde olması lazım..yanıtını vermişti. tarihi çiçek pasajındakiler..:- şudan balık pazarından birilerine sor.. ben tarif edemem. yani tarif ederim de sen benim tarifimle bulamazsın karıştırırsın şimdi. doğrusu ben de tam bilmiyorum yerini ama..gibi bi geyik yapmıştı. balık pazarının başındaki incikçi boncukçu adam..:- abi valla bilemiyorum (helal adama vallahi bilmediğini söyleyen ilk adam bu hor gördüğümüz adam. helal olsun be) kusura bakma. çok iyi gizlemişler sanırım bak ben bile duymadım hiç öyle bi yer vallahi..gibi apayrı bir geyik yapmıştı (bkz: ayrı).
anılarımı geçmişimi lise1 günlerimi ve kişiliğimi içinde bıraktığım mekan. ah o kanepeler, pencereden dışarısı, malibu, tuvalet sıraları. (bkz: aah ah).. gizli bahçe deip geçmeyin nelere tanık oldu oralar.
eskiden flatline sonra hook'ta bildiginiz arkadaşlarınızı gordugunuz yer .
garsonlarının içerde fotoğraf çekmeye kalkan bir sahsiyetin üstüne atlayıp: yasssak kardeşim! şeklinde adamın üstüne gitmesiyle şoka uğradığım mekan.
whiskey in the jar*'in klibini andiran bir icmekana ve insanlara sahip yer. aksamustu daha kalabalik bastirmamisken camekanli terasinda oturmak ayri bir zevktir.
(bkz: güzel olmadığı için gizli bahçe den kovulan kızlar)
nocturne adlı şarkılarıyla 1995'te eurovision'u kazanan secret gardengrubunun adının türkçesi.
insanların paralarıyla cinsel kimliklerinden dolayı ayrımcılığa tabii tutulduğu artık çok az kalan mekanlardan birisi. (kemancı bu şövenist tavırdan vazgeçti, akdeniz bir ara başlatmaya yeltendi müşteri sayısı hızlı bir şekilde düşünce vazgeçti)bir arkadaşım oraya gitmek için ısrar etmiş, ben içeriyi alınmayacağımızı söyledim. gayet iyi bir işi olan ve yüksek lisans yapmış arkadaş kapıdaki bodyguarda bir sürü dil dökmüştü içeri girmek için... içeriye girdik ve yarım saat sonra sıkılıp çıktım mekandan...içeride yüzlerce kadın olsa ve hepsi cinsel ilişkiye girmeyi kabullenseler bile paranla bir yere girebilmek için bir insana yalvarmak saçmalıktır, küçülmektir...çünkü orada bir hizmet sunuluyor ve bu da para karşılığı... bir işletmenin ürününü ya da hizmetini istediği kişiye satma hakkı yoktur...deniyor ki içeride kadınlar rahatsız ediliyor:1-) eğer erkek kadının yanına ilk geldiğinde terslenirse bir daha kolay kolay gelmeye cesaret edemez,2-) eğer bunu ısrarla sürdüyorsa kadın güvenlik görevlisine haber verir ve rahatsızlık veren kişi mekan dışına çıkartılır,3-) nasıl bir otobüste, bir iş yerinde, bir üniversitede kadın-erkek oranı eşit değilse eğlence mekanlarında da olmaz... duruma göre mekanda farklı oranlarda kadın, erkek ve eşcinsel olması sosyolojik bir getiridir...4-) çoğu insan o tür mekanlara alkol almak ve müzik dinlemek ya da bir kaç tanıdık görmek için gidiyor... önünde uzantısı olan her insanı potansiyel tacizci olarak görmek insan hakkı ihlalidir...
izmir narlidere de kahvalti mekani
bir isyeri sahibi musterisinden bu kadar mi nefret etsin mekanidir. yaptiklari terbiyesizligin haddi hesabi olmaz, dogumgunudur fotograf cekmek istersin cektirmezler, siparisin sicak ve saatler sonra gelir, her turlu "musteri dedigin velinimetimiz degildir" anlayisinin yaraticilari bizzat orada hayat bulmuslardir. hayir, gizli olsan anlayacagiz dersin; ama, gecmis o devirler, iceri girdigin anda bir ter kokusunun yayildigi ve kisinin 360 derece etrafinda donemedigi bir mekansin. damsiz almama gibi bir politikan zaten tartisma goturmez, ozguruz, guzeliz; ama, hala cinsiyet ayrimciligi olayi. yanlislardasin gizli bahce ya da hala seni tika basa dolduran insanlar yanlislarda.
trainspotting kuşağı mekanı. bunların çoğu eskiden metalciydi, filmi seyrettiler böyle oldular.
bodyguard'ı sawady'de işe başlamiş olan, bu sayede artik rahat rahat girip cikabildigim mekan... biraz garip bir his fakat; yani elimi kolumu sallayarak iceri girebilmek olayin heyecanini yoketti... evet...!
"damsiz niye giremiyoruz biz buraya anlayamiyorum" dedirten bir oynama ziplama mekani.
yeni yetme edebiyatçı müsvettelerinin bokunu çıkardığı romantism kaygılı deyim.
nedenini bilmediğim sormaya da tenezül etmediğim bir şekilde kara listesinde olduğum çoktan boku çıkmış mekandır...
tel. nosu 0212 249 2192 olan mekan.
dar alan-çok koltuk mantığını sonunda çözdüğüm mekan. geçiş vermeyen sıkışık kolçaklı koltukların sevgi çemberini mümkün kılar durumu uzun süredir aklımı kurcalamaktaydı. meğer amaç psikodrama seanslarına uygunlukmuş. tabii çıkış noktaları samimiyete davet ve kaynaşmaya elverişlilik.evet damsız girilmez.
tuvalet kapısının kilidinin yeterince sağlam olmaması nedeniyle içeride işini görmekte olan kişiye korkunç paranoyalar yaşatabilen mekan.paranoyanın gerçekleşmesi durumunda direkt olarak kamuya malolabilirsiniz.
henuz nevizade tiklim tiklim dolmamisken balkonunda sakin sakin nescafe icilesi, guzel muzikler calan, uyuz bir garsona sahip mekan. lise citiriyken "amma gizli bir yermis burasi yahu" deyip, kimlik sormazlar umuduyla bir kac bira icerdik. simdi yaslandik mi ne "bu ne sigara kokusu yahu" deyip kaciyoruz..
itiraf.com 'da hamile kadınlar için kullanılan sıfat.
gorulebilecek en guzel kedinin takildigi mekan. eski kiz arkadasimla yasadiklarimdan dolayi da ayri bir yere sahip, pek sevmedigim barimsi kafe.
aysegul atik'in tek kisilik oyununun ismi
gittiğimde, hala mutlaka tanıdık birilerini görebileceğimi bildiğim, bunun ötesinde şöyledir-böyledir diye artık kafa bile yormadığım yer. eskiden güzeldi evet.
tarabya'nin ust taraflarina dogru konuslanmis, genis yesil alan icerisinde raki sofrasi da kurulabilen, minderlere yayilip hamak keyfi de yapilabilen, cok bunalinca pinpon oynama imkani olan acikhava mekani. sabah kahvaltisi icin dergi/gazete/vs esliginde minderlere yayilmak, aksamlari izgara esliginde muhabbet etmek ya da minderlere yatip yildizlari seyretmek icin uygun bir yer olusunun disinda, cok fazla profesyonel olmayan ve aileyle gidilen piknikleri hatirlatan havasiyla yari nostaljik bir secim.
bu tür şövenist mekanlar gidilmeyerek ve gidilmemesi telkin edilerek cezalandırılmalıdır...
bulamayanlar icin 27numara. pek güzel bir mekandir müzikleri eskisi kadar olmasada güzel olan istanbulda gitmekten en cok keyif aldigim yerlerden biri.
mikrofondan anons edilerek kovulduğumuz yer.(bkz: kalabalık fobisi)
bodyguardının son derece keyfi uygulamaları sayesinde son dönemde iyice oeeeh kategorisine doğru yelken açmakta olan mekan.. adam keyfine göre 1 saat sonra alacam, patronun arkadaşları dışında 1 saat 15 dakika sonra alacam, yukarda parti var, yabancı almıyoruz demektedir, ki o esnada az önce girmiş patronun arkadaşı olmayanlar yukardadır.. kapıda amaaan başka yer mi yok sesleri, gittikçe daha sık duyulmaya başlanmıştır..
antalya kaleicinde bir cafe. antalyali alternatif genclerin * ugrak yeri. turist gibi*** girilmemesi gerekir, sayet iceride gozlerini siyah pastel boyayla karalamis genc hanimlar ve pirsingli beyler turk filmlerinde hulya kocyigit i ezen zenginler zumresi gibi kucumser bir edayla 'hih' deyip kafalarini cevirirler.*
üşüyünce hiç düşünmeden gideceğim mekan(bkz: sauna)(bkz: zirve ola beri gele 2)
tuvaletine bayıldıgım ve nedense cok zaman gecirdiğim yer.*
tüm yozlaşmasına rağmen yine de biramı yudumlayıp müzik dinlemekten zevk aldığım, hatta zaman zaman beni dans bile ettirebilen herşeye rağmen güzel mekan
frances hodgson burnett'in çok güzel bir kitabı. mary çok huysuz bir kızdır hindistan'da annesi ile babsı ölünce ingiltere'ye eniştesinin yanına gönderilir. burada dickon ve colin ile tanışır ve olaylar gelişir.başucu olunası ve büyüdükten sonta bile hala dönüp okunası kitap.
eskiden daha süperdi ama yine de ne djleri fecahat ne de birası kalitesiz.. bodyguard kıvamı yaratıklar biraz can sıkabiliyor, fekat yine de başka bir mekana akmadan önce kafa yapılabilesi, eski hatrına katlanılabilesi beyoğlu sabiti.
antalya kaleici'nden sonra beachparkta eski golge bar in oldugu yere de sube acan, canli muzik dinleyip diger mekanlara gore daha ucuza icebileceginiz ve gecenin bir yarisi sizi o kocaman icinde masa ve sandalyelerin oldugu sari otobusleriyle eve yakin yerlere kadar servis edebilen mekan..
gitmek istediğim mekan.
damsız almıyorum dedi genç..ajan gibi her seferinde başka kıyafetle gittiğimden tanıyamadı heralde..arkadaşlar yukarda..bişi konuşup çıkcam dedim kibarca, afilli diyelim bugeceki kıyafetime..neyse..arkadaşlarınızın arasında bayan var mı? dedi.. olabilir dedim..ya patron kızıyo,sonra seni kovmak zorunda kalırız dedi..ben de olmaz öyle şey takma kafanı dedim..böylece girdim içeri..meğer başka bi sürü arkadaşım varmış içerde,dişili erkekli..hemen çaktım birayı, kovmaya niyetlenirlerse birayı bitirmemi beklesin ibneler diye..müzik fena diil perşembe akşamı için..biranın da nesi ucuz anlamadım..2.5a veriyolar..karı doluydu içerisi..ibne de çok vardı.. patlayan yoktu çok şükür..hakkaten de bişi konuşup çıktım arkadaşlarla..balkonunda oturup aşağıda kavga çıkmasını ve yandaki cafelerde yiyişenleri izlemek falan zevklidir..
hemen hemen her ilde bu ada sahip mekan lar toplulugu
10 bira içip bi türlü kafanızın güzel olamadığı rock barların yanında gizli bahçe de 3 bira artı iyi müzikle kafanızın kırılacağı garantisi verilebilir sanırım...ya da gitmeden önce şöle bi cigara içip,özellikle bi de kolonların yanına oturup, müziğin uyarıcı etkisiyle baslara drumlara dalılanan, cuma cumartesileri 'aa sen de mi burdaydın ben de geçerken uğradım ' şeklinde muhabbetlerle, ayaküstü bira içerek, havada hormon trafiği yaratan insanların üşüştüğü, sahibi olan ablanın feci samimi bi lezbiyen olduğu, bi zamanlarının underground mekanı....seviorum ve de hala gidiorum arada....
elimde üstsüz fotoğrafları bulunan, ilk katında interaktif bir uniseks tuvalete sahip olan gizmolu bahçe.
cumartesi geceleri tıklım tıklım olan mekan.buna rağmen her cumartesi hazır ve nazır bulunulan bahçe.
cok ilginc bir cocuk romanidir. iki kucuk cocugun yasadiklari bir malikanede bir gizli bahce bulmalarini anlatir. o gunden sonra burasi onlarin evi olur. hayatlarini burada, bu gizi paylasarak gecirirler.herkesin cocuklugunda vardir bir gizli bahce'si. orayi mesken edindigi, herkeslerden ayri orada oynayarak vakit gecirdigi, orada mutlu oldugu bir mekan. belki herkesin bildigi bir yerdir, ama o yerin o cocuk icin onemini kimse bilmez.
(bkz: hayatın arka bahçesi)
(bkz: secret garden)
büyümeme tanıklık etmiş hala ve hala güzide mekan*eskiden akşam üstü kahve kahve içerdik uslu uslu* şimdi öğlenden şaraba başlanır oldu...aynı masada birileriyle oturursunuz, yıllar geçer çoktan başkalarıyla oturmaya başlamışsınızdır*, o kişiler de zaten başkalarıyla eskiden hep orda oturmuştur falan...velhasılı hala ritüeldir ve güzeldir...
kapisindaki odunlarin kendi turunden olan odunlari gorunce taniyip iceri almadigi mekan.
salak garsonlara rastladigim zaman cok sevesim gelen mekan. bira bardaginda getirdikleri vodka redbull'un parasini almayi unutabiliyorlar.
cumartesi gecesini klarnet esliginde oyun havalarina ayiran, bos mekana doluyuz diyerek almayan, bol kufur yiyen bodyguard lara sahip olan, para ustu yerine kagit veren, eski gunlerini mumla aratan mekan
antalya kaleicinde toprak holdinge ait nezih, tavsiye edilesi bi mekan, eski bi konak, yeni cafe bar, fransız ve italyan restoranı. manyak guzel avlusu var , orda evlenmek lazım.
güzel istanbul mekanı , müzikleri güzeldir cok. gerci 4-5 yıl önce daha güzeldi ama olsun simdi ki haline de razıyım.
(bkz: gizli tarla)
(bkz: gizli menza)
arkadasin tekiyle bir fikrimiz vardi, bu gizli bahcenin balkonundan sol tarafa bakınca aynı hizada ayni , formatta bir bina bulunur, bunu restore edip suslu bahce ismini verip gizli bahceye rakip olmakti fikrimiz, sonralari vazgectik, en iyisi biz burda oturup votka portakalimizi icip, st germainden bisiler dinleyelim dedik.
ilk açıldığı zamanlar çaldığı melankolik müziklerle, eski koltuklarında gevşeyenlere, bilekleri kesip boşluğa dalarak intihar etme hevesi verirdi.parkelerin değişimiyle verdiği ilk sinyali, alt katın alınması balkona taşılması izledi. çok bok olmadı ama o melankolik havası, parkeler gıcır gıcır olunca, ne bileyim kayboldu.kim ister caanım parkeleri kana bulamak.değişim sonrası gece gece güneş gözlüğü takanı sorgusuz sualsiz içeri aldıklarını tespit ettiğim bir mekan olarak aklımda yer etmiş bir müessedir.
yasar gaga adli pop cu kardesimizin hint muzigi etkilesimli bir parcasi.gel benim ol gizli bahcemde bilinmeyen sazlar calinirsicaklik muhtelifmis amber kokulari salinirsarap gibi olgun yasanir asklarbizim icin hep hazirvesaire diye devam eder.
istanbul nevizadedeki gizli bahcenin pili bittigi, akitma yaptigi icin bu yaz gitmedim desem yalan olur. gitmedim, cunku gecen yaz mekanda cikan kavgada cheja, kevase tanimina uyan bir ibisi dovup bayilttigi icin (yalan saniyorsunuz, sanin anasini satayim) fislendik, giremez olduk. ne kadar salakca olursa olsun buna uzuluyorum. gizli bahce, her ne kadar seneler icerisinde zort bir yer haline gelmisse de, beni oraya baglayan mevcudu degil mazisi olmustur. insan maziyi ve maziden yansima kendisini gormek icin dahi gecmisiyle hic bir alakasi kalmamis mekanlara, ortamlara, faaliyetlere girebilir. bu anlamda nostaljimin kalesini yitirdim, uzgunum.ama talih bu ya, seneler sonra gittigim antalya'da kale icinde bir gece ugradigim halde cok sevdigim baska bir gizli bahce buldum. sozlukde hakkindaki tanimlar muhtelifse de ozetle genclerin takildigi, izbe, eski rock sarkilari calan bir yer olarak taninagelmis. bu yorumlarin altina, ustune bir sey eklemek ne haddime, bir cogunu da onayliyorum. ama ben 20 sene oncesinin rock sarkilarinin calindigi, alterno gencligin ragbet ettigi yerleri hem seven hem de sayan birisiyim. mekanin da izbe degil gayet ferah, ic acici bir yapisi oldugunu da soyleyebilirim. aksamlari film gosterimi yapilan, birasi vesairesi de gayet ucuz kabul edilebilecek bu ortama mahkum olmak istemezdim, ama antalyada yasamak zorunda kalsam herhalde siklikla gittigim bir yer olurdu.
gizemli isimlerin prim yaptigini kesfeden turk mutesebbislerinin tukkan ismi olarak sectigi sifat tamlamalarindan* biridir.(bkz: sakli kent)
kimbilir kac kere yuvarlandik o salak merdivenlerden.
calısanlarını iyice gözden gecirip, bi kacını acilen atması gereken mekan. özellikle o uzun sayılabilecek saclara sahip garson sanırım karsılastıgım en kompleks sahibi ve isini en az seven insan olabilir...
hiç bi gizliligi olmayan feci popüler olan mekan.
bi sekilde kompleks dedektoru konsa kapisina, eminim kendi ukteleri olan ve eve donup bir hisimla bu uktelerin etkisiyle sozluge sacma sapan seyler yazan kisilerin iceri adim atamayacagi mekan.
cok az gittigim ama gittigim zaman da gitme sebebimin yuzde doksanini ordaki uzun sayilabilecek saclara sahip garson oldugu mekan. uzaktan izlesek de severiz.
müzik sistemini yenilemiş nilgün, music sounds better w/ you.
(bkz: hem grunge im hem tikky im beni begenmeyeni skiyim)
1999 yılında faith no more'un bascısı billy gould ile bir kaç bira içmek için gittiğimde kapıda "damsız almıyoruz" ile karşılaştığım ve durumu anlatmama rağmen içeri giremeyerek dumur olduğum mekan.
captain black ve herhangi bir çeşit karanfilli sigara içmenin yasak olduğu mekan.
ismini yasaklı bahçe olarak değiştirmesi gereken mekandır. fotoğraf çekmek yasak; karanfilli sigara içmek yasak; damsız girmek yasak; o yasak, bu yasak... sanki kafe değil bölük binası. tamam, bir zamanlar pek meşhurdu; bir bakıma nezihti ve hâlâ da güzel bir mekan sayılır. tamam, bunları korumak istiyorlar; fakat bu raddede bir yasakçı zihniyeti anlayamıyorum. bulunmaz hint kumaşı da değil ki bu mekan. yakında kapıya şöyle bir tabela asarlarsa şaşırmam:müessesemizde;· bacak bacak üstüne atmak · çayı üç şekerli içmek · kulaktan kulağa konuşmak· yan masadan çakmak istemekyasaktır.
hayatımın en güzel gecesini geçirdiğim, yanımdaki kızı* taksim'deki her tür mekandan çok daha fazla etkileyen yer. müzikler çok güzel, bira fiyatı abartı diil.
vakti zamaniyla, ben daha kucuk bir cocukken ama buyumeme ramak kalmisken, hep uzun sacli, hep bangir bangir muzik dinleyen, super rock ci dayim ogretmisti bana burayi. "biz eskiden buraya gelirdik hep, tabelasi falan yoktur buranin, sadece bilen gelirdi o zamanlar... apartmanin da isigi falan yoktu, gece zor bulurduk merdivenleri. arka taraf da acikti, bahce gibiydi hakkaten, şimdi akvaryuma benzettiler..." demişti hatta! ben de dayima duydugum hayranlikla yillar yili sewdim burayi, gittim... ancak salak tripleri beni en sonunda zivanadan cikartti! şoyleki:- arkadaşin dogum gununu kutlarken ucan garson cocuk gelip: "fotograf cekmek yasak!" dedi... "neden?" dedik... "oyle!" dedi... sustuk...- kalabalik bi grup olarak on tarafa oturduk, tekli koltuklara... biraz daa samimi olabilmek icin koltukari birbirimize cevirdik. meger neymiş? o koltukar yerinden oynatilmazmis....
bukalemunun tekelindeki eğlence mekanı.(bkz: turtleheart)(bkz: saku)
msu* yillarimda, eskiz sinavi sonrasi ideal stres atma mekani idi. havalar sicana kadar terasinda dergi kitap okumak icin hafta arasi da ugranilasi mekan idi. ta ki bir cumartesi aksami (99 senesiydi herhalde) bir arkadasla gittigimizde kapidaki sibernetik organizma "uye kartiniz yoksa alamiyoruz" diyene kadar.. cok cirkin bir insan olmam sebebiyle bir bodyguarda "gizli bahce icin uye karti" temali muhtesem bir yalan soyletme basarisi gosterdigimi dusunuyorum.o gun baska bir barda hayli fazla miktarda icki tuketmistim gizli bahce-uye karti oxymoronunu kafamdan silmek icin..
ilk açıldığı zamanlardan geriye pek bişi kalmamış iğrençliğe bulaşmış gidilemeyesi mekan.hele kapıya bi de uruk-hai tadında bi mal koymuşlar ki insanın halay çeke çeke kaçıp maribor pavyona gidesi geliyor.en azından özü bir sözü bir ordaki adamların.
çarşamba akşamları sezyum ve emre beyler 10 buçuga kadar sahne alıyorlar.cüce diye bir şarkı çalıp bizileri şenlendiriyorlar.
tuvaleti pek bir ferahtır gizli bahçe'nin... ne çiftler vardır ki kavga ederek içeri girmiş, barışmış ve rahatlamış olarak çıkmışlardır... (bkz: halka açık yerlerde sevişmek)
salı ve cumartesi akşamları disco/funk türünün en renkli örnekleri çalınır burada. funkster elemanlarla * daha da renkli olan, yavaş yavaş müdavimi olmaya başladığım mekan. boogie down!
uzun sayabilecek saclara sahip garson kişisi olan bir mekan. kisi, hakkında iyi düsünmeyenleri * takip edip *patrona yönlendiriyor. kendisi, biralarımı, sigaralarımı unutuyor, tehlikeli tabii.ayrıca bu müessesenin kuralları incelenesidir, ilginctir. gözlerimi kapatıp müzik dinleyen ben, uyuyo gibi göründügüm icin suclanmisımdır. mantıgı ise şu şekilde acıklanmistir: "sen uyursan herkes uyur." *ama yine de gideriz tabii arada niye gitmeyelim.
gecenlerde kulak misafiri oldum, kapida her zaman duran esmer kısa saçlı yarmanın arkadaşıyla olan diyaloğu yardı beni : -ekşi sözlük diye bişi var, kapıdaki odun diyolar benim için, keh keh
damsız girememe, hınca hınc doluluk ve çıkan saçma sapan kavgaları bir yana bıraktım, fotograf çekmeyi engelleyen kurala fena halde kafayı takmış vaziyetteyim. yanımda oturan bir arkadaşım bir kez garsona sormayı denemişti sebebini, fakat cevap olarak "yasak" lafını işittik. "ama niye?" şeklinde bir deneme daha yapınca yine aynı cevabı aldı ve bu şekilde dört tur attılar. amacı geçiştirmekse "ben de bilmiyorum" tarzı bir cevapla sempati toplayarak bu işin içinden sıyrılabilecekken kendini gerizekalı konumuna düşürmek ne tip bir insan davranışıdır, henüz çözebilmiş değilim.
fazlasiyla gotu kalkik bir yer olmus. bu kafayla gitmeye devam ederlerse birkac sene sonra yerinde yeller esebilir.
çalışmaya 2 gün boyunca ancak dayanabildiğim, tuvalet sırasında insanların okeye dört varmı diye toplu çiş yaptıkları yer. *
bazen çok ama çok eğlenip, bazen çok ama çok sıkıldığım, arada bir gittiğim bir mekandır. aslında ötesidir. tiplemeleriyle, ritimleriyle ve alışkanlığıyla gençliğimin bir yanıdır, yani.
pek bahceligi kalmamıs hos jazz ve drum and bass tınıları calan mekan..
kapısındaki bodyguard değişmediği sürece kankamla beraber gidip eğlenemiyeceğim mekan..
ruhumuzun, içimizdeki pozitif enerjinin varolduğu bahçedir... vücutlarımız, gençliğimiz, hayatımız... hepsi bizim gizli bahçemizdir."en kötü huyunu diken bil" diyor ya mevlana. biz, "bütün varlıklar, bu bahçede yayılırken" ve "gençlik çağı, yemyeşil, tarütaze bir bahçe gibi esirgemeksizin meyvalar yetiştirirken", bu bahçelerin kadrini kıymetini bilmemiz gerek."`vücutlarımız bahçemizdir. niyetlerimiz de bahçıvanımız" diyenshakespeare`'e de selam durmamız gerek.ruhumuzun iyimserlik şarkısı akarken bedenimizden şelaleler gibi, her zerresini nefesimizin yeniden değerlendireceğimiz yeni bir güne girmemiz gerek. çünkü, biliyoruz ki, gerçek sevgi yeniler, ruhu temizler. bencilliğimizi vurur yüzümüze ve bizi saf insan olmanın saflarına çağırır.ufku açar, geliştirir. paylaştırır, bölüştürür, birleştirir.barışı getirir, içimize kor.kor bir alev olur, sıcacık yapar içimizi.candide (voltaire) haklı. mevlana da. shekeaspeare de.bahçemizi yetiştirmemiz gerek*. vücutlarımız da, gençliğimiz de, hayatımız da bir bahçeyse şayet, en güzel meyveleri ve en güzel çiçekleri yetiştirip, bahçemizi genişletmemiz gerek. biz de candide gibi, doğanın en güzel huylarla donattığı çocuklarız. yüzümüze bakın, ruhumuzu anlarsınız."her şey zorunlu olarak en güzel amaç içinse" şayet... önce gizli bahçemizi güzelleştirerek başlayacağız işe, söz veriyoruz.herkes önce kendi bahçesini temizlese ve en güzel çiçekleri yetiştirse içinde... doğusundaki ve batısındaki toprakları zenginliğinden saysa... avucunun içi gibi bildiği coğrafyasını yüreğinin içine alsa...kültürünün dokusunu harmanlasa, gübre yapsa bahçesine... komşu duvarlarını yıksa, duvar diye bir şey olmasa. top kaçtığında arka bahçeye, kızıp patlatmasa kimse... topraklar yan yana, dip dibe, kardeşçe serilse...kimsenin komşu bahçesinde gözü olmasa... topraklar, sınırlar ve dikenli tellerle ayrılmasa... gökyüzündeki sınırsızlık yer yüzüne inse. martılar kadar özgür olsa insanlar. ağaçlar delirse sevinçten. bir yerine bin meyve verse. hepimiz şaşırıp kalsak. top oynasak, ip atlasak, koştursak, koştursak, tabanlarımız şişse koşmaktan.sevinçten sarhoş olsak, rakı şişesinde balık olsak. doğa bize teşekkür etse, onu mutlu ettiğimiz için. biz doğanın kucağında yorgun düşmekten mutlu, onu çok ama çok sevdiğimizi söylesek.... yemyeşil otların, portakal, turunç ve yemiş kokulu ağaçların altında kurulu bir hamakta, sonsuzluğa uzanan bir denizi seyredip, ruhumuzdan bedenimize bir şelale gibi akan o şarkıyı söylesek. yutkunsak, ağlıyor gibi olsak sevinçten, ama ağlamasak, yeniden katıla katıla gülsek. içimizden bir kuş uçsa pır pır.onun adı yürek olsa.
antalyada aynı isimde 2 yer vardır. bunlardan rock müzik tadında olanı ucuz bira ve iyi müzik sunar;burada gecenin ilerleyen saatlerinde istediğiniz şarkıyı çaldırmanız;istiklalde ki tiplerin antalya versiyonlarını görmeniz mümkündür.antalya'ya gelen her beyoğlu aşığının kendini evinde hissedebileceği bir mekandır.
genelde iyi müzik, güzel insan ve susuz bira ihtiva eden hafta içi gidilesi mekan.
bişekilde gidilen mekan, liseye gitmek gibi, semiosun ama gidiosun.
antalyada ki gizli bahçe cafe formatında küçük bi yerdir. alternatifleri çok az olan gariban antalyalı gençler cehennem sıcağında çaresiz buraya giderler. bütün gün boyunca 20 25 sene öncesinin iğrenç rock müzikleri çalar. kimse de bu durumdan şikayet etmez. zaten ortamın leş ötesi olduğu antalya'da bu leşliği kanalizasyon derecesine çeken dandik bir mekandır.
yaklaşık 5 sene öncesine kadar yoklama verme seviyesinde sürekli gidilen, tanıdık görmemenin neredeyse imkansız sayıldığı, arkadaş grubu bazında incelendiğinde mekana kazandırılan toplam cironun hangi boyutta olduğunun merak konusu olduğu-ki açıkçası bireysel ciro yu da merak etmiyor değilim-gel gör ki "çok uzun zaman oldu ya hadi bir nostalji yapalım"diye gidildiğinde- "damsız almıyoruz kusura bakma" cevabıyla karşılaşılan yer.duygusallaşıp vay beeee şimdi böyle olduk haaa anasını sattığımın dünyası diyerek gayet arabesk bir şekilde uzaklaşılan mekan.haklı ama abi adamlar, nerden tanısın ilk defa gördüğün adam seni. -iyi akşamlar.çekil bakiim ben geldim-kusura bakmayın damsız almıyoruz-bi daha düşün istersen.pişman olabilirsin-ah...affedin beni tanıyamadım siz o sunuz dii mi.seneler öncesinde ortamlara fırtına gibi akan o süper insan.-heralde güzelim efsane geri döndü.-buyrun efendim-hadi bakiim.
bana hep behcet necatigil'in sevgilerde siirini hatirlatan isim tamlamasi.gizli bahçenizdeaçan çiçekler vardı,gecelerde ve yalnız.vermeye az buldunuzyahut vaktiniz olmadı.
djleri pek bir havalıdır. kardeşim cd değiştiriyorsun, ne bu tafra dediğin zaman, o kadar basit değil gibi tuhaf cevaplar alıyorsunuz. cd çıkarıp, takmak ne kadar zor olabilir acaba? yok, bahsettiği şey ben müziği yedim bitirdim, sıkıysa gel sen çalsa, ben sadece evde çıplak kızlara müzik çalarım kardeşim.
sentez sahibi insanların gittiği iddia edilen açık görüşlülükten hoşgörüden dem vuran bu mekana nedense ortama uymuyor (!?) diyerek türbanlı çok sevilen can bir insanın alınmamasına şahit olmuşumdur. neyin uyumudur o? kime uyumudur? siz eşcinselliği dışlanmışlık sayıp saatlerce vaaz verirken başka birini dışlamak ne demektir? bir grubun hoşgörülü mekanıdır gizlibahçe.
garsonlari hakkinda girdigim bir entry yuzunden baya kufur yemistim lakin su son 1-2 haftadir gitmekte oldugum bu mekanin sahane muzikler calabilecegine sahit oldugum icin takdir etmek istiorum.
bircok esyam yurumeyi burada ogrendi diye demiyorum eglenceli mekandir. en azindan saga sola goz kulak olmayi ogretmisligi vardir.
hic gidip izlememis olsam da kerem kabadayi' nin tekrar dj lik yapmasini arzuladigimiz mekan. varligi yeter..
3 erkek iki kız içeri buyur edilirken bile azcık gerilerden gelen bendenize ( sonradan açılırım ) beraber misiniz şeklinde ağız yapan çalışanları olan işletme. kepkesin bir, one-on-one kuralı var heralde...
istanbul'da kabul edilmediğim ender mekanlardan birisi... (bkz: hey lanet olsun dostum buraya damsız girilmez)
senelerdir(2) eski havasini yitirdigi iddia edildigi halde hala alternatifi gelistirilip uretilememis mekan.bordro mahkumu gibi taksime her gidiste giris cikis aliniyor sanki. ne ambiyans ne ortam yakalamis evin ana hayret ediyorum.
bi de en son gittigimde 50 dakika da 20 tekila icmistim, herkes meksikali gozuyle bakmisti da, panchomu giyip el mariachi sarkisini soylemistim.ertesi gun meksika konsoloslugunda tekzip telgraflari gelmisti, "sizden once de birisi 1 saat 15 dakikada 11 bacardi icip kendini uzayli olarak tanitmis sagda solda, yapmayiniz reca ederim por favor" yazili bir memo ilistirilmisti.konuyle ilgili bkz(bkz: en kisa surede en cok sert ickiyi icme rekorlari)
last night a dj saved my lifeçalmak suretiyle, ortamı kesip paramparça eden, herkesin sevgilisi bir dj'i olan mekan. keşke yavruları olsa da herkes evinde birer tane besleyebilse.
koltuklarindan birinin ayagi kirik oldugu icin bi arkadasimin super bi sekilde dustugu, benim de gulme krizine girdigim mekan. deejay bi hatun, hoş seyler caliyo arasira.yeri biraz karisik; lakin baya guzel, gidilesi bi yer.
1982-83 yıllarının nyc'sinin bronx bölgesinde yapılan block party ortamlarına benziyor burası. özellikle cumartesi akşamları sağolsun dj ismet disco/funk ve oldskool rap'in dibine değdiriyor da hem kulaklarımızın pası siliniyor, hem de o ortam yakalanmış oluyor.
kesinlikle tarzi olmayan, tarzi olmayanlarlarin hodoo dalah tadinda daldiklari, ama ayni zamanda heyecanli bisiler yapmaya calisan genclerinde takildigi, ancak sahiplerinin hic zikinde olmadigi, kapida zaman zaman abaza macolarin zaman zaman iyi cocuklarin guard oldugu, d&b,trip hop.trance etc in caldigi mekan , zaten heyecanli genclerde muzik ayaina gidiyo baska yerde adam gibi bulamiyolar o muzikleri napsinlar, o godoshop grup ve o ayarda turk hafif rakinin en dantel orneklerinin de oraya takildigi gorulmushtur zaman zaman,
çeşit çeşit insanın gelip gitmesinin yanı sıra hafta arası ve haftasonu iki ayrı bambaşka yer olarak tespit edilmiş mekandır gizli bahçe. edith piaf'tan chanson ve calypso kralından pam pam dansı (haydi sen de danset. pam pam) arka arkaya dinlenebilen üstüne de cici kızlar çalınan -herhalde- tek yer olsa gerektir. "eski tadı yok" (evet olabilir, belki), "saçma sapan insanlar gidiyor" (olduk biz de saçma sapan) gibi argümanlara konu olsa da taksim'e gidende ayakların illa ki bir şekilde sürüklendiği, gidilen hatta hadi kardesim kapatiyoruz klasiği duyulana kadar oturulup kalınan, belki sadece hafta arası gidilmesi gereken bir alismis kudurmustan beterdir formatına sebep olan dubleks bar. kapı önü planlanmamış gathering merkezi*. evin ana'ya da calypso adına bir tribute'u hakediyor dedirten baslik.
kunteper beyi satürn'e uğurladığımız gece çerçevesinde tanıdığımız herkesin farklı zaman birimlerinde "nilgün hanımın yeğeniyim","nilgün hanımın amcaoğluyum","nilgün hanımın dildosuyum"..vb. tipi parolalar ile içeri sızabildiği ambiyans karargahı...lakin bu nilgün passwordü hala çalışıyor mu bilmem,bilmeme imkan da yoktur ?
demin oradaydım, çıkışta doktor kenan evren'den içli köfte yedik bi de arada birisiyle tanıştım, ben bioenerji profesörüyüm, diye, ha bi de birisiyle daha karşılaştım onu da şeyden tanıyormuşum isim veremem. altan erbulak derim ben. (bkz: siktir git)
bi zamanlar gidildiinde herkesin birbirini tanıdıı ya da o an muabbete girdii nefis ortam, o zamanlar cake tarzi çalardı gece 1den önce sona elektroniğe geçerdi, hatta bariş bey i will survive çalardı cake den en kankalarım olan 2 kişi ve benim için.. işte o an 3 ayrı yerde her ne yapıyorsak birbirimize dönerdik.. işte böle keyifli bi mekandı; gizli iken
dj kabinine sıgmayan bir dj e sahip dumanaltı mekan.insanlar bu mekanı anlatıp dururlardıda birsey zannederdik.iğrenc eski yırtık koltukları.oturdugunuz zaman zaten icine dusersiniz.bu kadar zevksiz bir tarz daha hic gormedim.hafta sonları adım atacak yer yok.havalandırması yetersiz icerisi duman altı oluyor.ustelik klima yok mekanda insancıklar vantilator onunde komik durumlara dusuyorlar.patlak kolonlara ne demeli bilmem.bu kadar rezilliğin ustune fahis fiyatlar.ne diyelim ezik bahca...
senelerdir yıkıldı yıkılacak gibi duran, enteresan samimiyetlere mahal veren bir yer. yalnız üst baş çıkarmak, t-shirtler gömlekler fora yapmak pek de doğru bir hareket değilmiş burada, o görüldü.
arada sırada gidilesi mekan. kışın buz gibi, ama soğuk bar yok, az votka var.
betanova albumundeki biraz oynak biraz kıvrak,bestesi * pakize barısta'ya muzigi ise aykut gurel'e ait,kırlarda bayırlarda meyvelerle suslenmis klibe sahip yasar gaga hosbesi....
izmirden istanbula göç etmiş her genç gibi bi hevesle geldigim şu taşı toprağı mı yoksa eğlence hayatı mı altın bilmedigim istanbulda geçirdigim 4 senenin sonunda hala ve hala kafamı bi uzatmadan geçemedigim mekan,kendine bu kadar nasıl bagladı ne yaptı anlamadım,
istanbulda zevkle gidilebilecek nadir mekanlardan biri,çaldığı müzikleri ve kazık yemeden rahatça içebileceğiniz içkileri ile güzel kızların ve trip erkeklerin bolca olduğu hoş mekan.
cumartesi akşamları bülent bey'in bizleri funk gezegenine ışınladığı mekandır.*
türkçeye bu isimle çevrilmiş bir v.c.andrewskitabı.orta1deyken okumuştum sanırım.o zaman bir çatı furyası almış başını gitmişti.söylememe gerek varmı diğer kitapları gibi oldukça gereksiz ve aptal bişi işte.
(bkz: gizli bahce konakları)
pencere önündeki menekselerine hasta oldugum yer... fotograf cekmenin yassak oldugu mekan
bodrumda kendisinden iki adet bulunur. ikisi de birbirinden hoş ve atmosferleri yakın mekanlardır. biri geriş tarafında teraslama bahçesinde muhteşem yaşanan gün batımına karşı rakı içebileceğiniz (ve eski bir kızılderili adetince günü taş atarak uğurlayacağınız) bir kır lokantası, diğeri ise gümüşlük güzelliği sınırlarına dahil yol kıyısında çevre dostu insanların işlettiği muhteşem bir bahçe/cafedir.ikisinin de olayı doğa ile doğal yollardan haşır neşir olmaları ve konumları itibari ile gerçekten arayan gözlere görünmeleridir. açık adres vermiyoruz bu yüzden..
gün itibari ile arkadasimin cebinden cikardigi dijital fotograf makinasini kullanmamiza engel olunan mekan. efendim reklam oluyormus yasakmis fotograf makinasini kullanmak. calisan abi su sozlerle bizi bloke etmeyi basarmistir: "hayir arkadaslar fotograf cekmek yasak, o fotografi cektiyseniz de silmelisiniz, reklam yapmamiz yasak". hayir amac keyifli bir animizi kaydetmek burda, sizin sefil koltuklarinizin reklamini mi yapacagiz anlamadim ki, al iste bak öyle dedin simdi sozluge reklam oldun sayemde hem de kötü reklam oldun, hos mu oldu, ha?(bkz: reklamin iyisi kotusu olmaz)
fotoğraf çekmenin yasak olduğu mekan.çektiğimiz fotoğraf nedeniyle patlayan flaş üzerine, garson beyefendi koşarak yanımıza gelmiş ve gayet emreder bir ses tonuyla "fotoğraf çekmek yasak arkadaşlar" demiştir. bu yetmezmiş gibi, fotoğrafı silmemiz için başımızda beklemiştir. ama biz silmiş miyizdir? tabi ki hayır. manyak mıyız biz? (belki manyağız ama insanız aynı zamanda. sinir olabiliriz mantıksız şeylere.)bu "yasak"taki amaç tam olarak nedir bilinmez ama tahminim, ismi ile ilgili olduğudur. zaten ilk ve son defa gitmişimdir. aslında müzikleri iyiydi ben oradayken, ama pek haz etmediğim fiyatlar ve arkadaşımızın* tavrı bizi ilk seferde oradan uzaklaştırmaya yetti.
"abla buralarda bu mevsimde gece saat 10'dan sonra kimse kalmaz sokakta"geceyi dokuz civarı başlatan her türlü antalyalı taksiciyi atlatıp saatli kulenin önünde inin. midyeci göreceksiniz hemen kulenin önünde. selam verin, korkmayın, selamı alıp yerine midye vermeye kalkmayacak biridir. sağ taraftaki yokuştan vurun kendinizi aşağı, şu an sağ tarafta bi takım inşaatlar mevcut, dikkat edin, biraz dağınık çalıştıkları için kafanıza bir şey (misal tahta) düşmesine ramak kalabilir. sağdan ilk değil ikinci sokaktan girin, yürüyün yürüyün, ilerden sola sapın, o sokağın içindedir gizli bahçe. bira isteyince inatla tuborg gold getiren bir garsonları var. cuma geceleri tequila nite yaptıklarına dair bir reklam asılıydı, ne kadar doğru bilmiyorum, ama öğreneceğim.
nevizadede müziğinin sesi rahatsız edici ölçüde yüksek olmayan ender mekanlardan. arkadaşlarla gelinince rahat rahat muabbet edilesi. hatta terası daha bi öğlen saatlerinde kitap okunası bi yer. tavsiye edilinesi. esi. ası. esi. ..
ferah bi mekan. ictiginiz sigara uzerinize yapismaz, arkadaslarla rahat rahat konusulabilir.
tukkanın önüne iki masa atarak bu aralar akdeniz tadı yakalamışlar. iyi mi olmuş yoksa kötü mü bilemedim..
son gidişimden bu yana üst katın dekorasyonunu yenileyen, bence güzelde olmuş dediğim mekandır. daha havadar olmuş. hoş.
gercekten gizli bir bahce. ulan su kadar sayfa boyunca anlatilmista anlatilmis bu mekan. ama bir kisi tarafindan ne yeri tarif edilmis ne de adres benzeri bir sey verilmis. bakkal amca bile daha cok yardimci oldu sagolsun.ipnelik parayla mi bende gelenegi bozmuyorum, gidin bakkala neyim sorun.(bkz: kizginligim sana degil be canim sozluk)
nevizadede akdenizin hemen solunda kalan mekan.fiyatları uygun. müzik desen tadından yenmez.
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |