|
|
ister istemez bir kasılmayı beraberinde getirir. kasmayıp kendisi olabilse en temizi gerçekleşecektir halbuki.
ilk intiba önemlidir. gitgide hakkında hassaslaştığınızı düşündüğünüz insanla ilk buluşmanızı yaşayacaksınızdır. acemi olmayın. sırf ışığı güzel yok efendim koltuğu rahat diye kombinasyon ve bütünlükten uzak bir yere götürmeyin bu insanı. çocukken bıyıgın üstünde kurumuş sümük hadisesinin travması gibi olabilir bu. hele hele bulundugunuz yerde bakır levhalar, bal küpü sekerlerinin tenekeden kamyonu, göğsü hancerlenmiş eprimiş saman kağıda bir meryem ana baskısı, kurumuş güller, sakil cam vazolarda yapma çiçekler, bir adet tahtaya oyulmuş ömer hayyam şiiri, masaların üstünde kilimler, tavandan sarkan kurutulmuş meyveler, en adi mermerden bir duvara yapıştırılmış post-itler, bir maket gemi ve hatta shov müzik setinden gelen sol eli havada nameler. hele hele bunları epi topu 3 metrekare olan bir alana tıkıştıran bir yere hiç gitmeyin ilk buluşmanızda..bırakın ilişkinin hastalıklı bir hal almasını, o ilişki biter be biter..bu arada duvardan sarkan iki gereksiz çarığın kulaklarınızın uzantısıymış gibi görümesi de sizi oldugunuzdan daha gülünç bir duruma sokacaktır. eklemeden geçemeyeceğim.
uzun zamandır bekleniyosa, eğer sürekli görüşüyorsanız ama bi türlü yannıs görüşememişseniz sizi heyecandan uçurabilecek, midenize kramplar sokacak, durumun ne olduğunu anlamak için güzel bir vakit olan buluşma.
insani ilk başta ne olacak acaba,ne diyecem,ne konusacagiz diye paranoya yapmasina sebep verecek ama daha sonra ne kadar da kolay bişeymiş dedirtecek bir buluşma durumu. tabii bunlar karşi cins icin gecerli, yoksa ne diye insan heyecan yapsin ki...aslinda insanlar icin son derece normal, hatta hergun yapmasi gereken bir alişkanlik olmali.
ilk bulusmayi daha cekilir kilacagini düsündügüm bir kolaylik mobil olmaktir.yani bi yerde sürekli oturup kalmak yerine yürüyüs halinde sohbet etmek.getirisi,konusacak lafin bittigi yerde sagda solda görülen seyler üzerine konusabilme firsatidir.hic bi sey bulamasaniz da ayak sesleriniz karsilikli sususmanin o rahatsiz edici sessizligini bastiricaktir.bu arada bol insanli ve vitrinli mekanlar tercih edilmesi tavsiye olunur
uzun süredir ilk buluşmamama karşın, ilk buluşmam dün gibi aklımdadır. eni boyu okulun çevresinde atılmış kıçı kırık tedirgin bir turdan ibaretti.sağındaydım sağ elinde bir defter vardı; ders değil tenefüstü.. solumdaydı, tedirgin sol elim ise cebimdeydi; hava sıcaktı.bahse konu her hafta kisalan etekli hatunla ilk ve son buluşma el tutmasız, yıllar sonra "keşke" anımsamalı geçti-gitti..biraz önce bir kız ve oğlan sahilde yürüyorlar. kızın elinde kitap, çocuğun eller ceplerde, arada rahat 15 cm.. ilk bulusmalari oldugu aleni..arada rahat 15 yıl. kıçı kırık turlamalar da, kızlar da, oğlanlar da, kitaplar da, cepteki eller de, mesafe de aynı. yine ders yok ve hava güzel.sen sen ol, al defteri elinden. çikar elini cebinden, tut elini. en fazla ne olabilir ki..?? olsa olsa karizmayi bir günlügüne yemektir en büyük bedeli.keske dersin sonra bak, benden söylemesi..
üste başa en fazla dikkat edilen buluşmadır.
gelmeden önce sözlükten ilk buluşma başlığını okudum, iyi bir giriş olabir. deneyeyim en iyisi.
bi daha aşk mı asla diye kendinize sözler verirken,kapınızı çalıverir ansızın.ilk defa elele tutuşmak,gözlerinde kaybolmak,utangaç bir öpücük hayaliyle geçen bir gece.
bazen çok güzel şekilde boka dönebilen, kurulan bütün hayalleri boşa çıkaran tuhaf, mideye kramplar sokan hadise.ama yinede harika.
acabalar istelere nasil donusecek endisesi yasanir
çok kasılmışsa aşırı heyecan yaratır... çok fazla konuşma olmadan yada boş konuşmalarla geçer gider... bir daha da buluşulmayabilir ve hatta ilişki kesilebilir...pek kasılmayıp neredeyse aniden karar verilmişse ortaya süper bir arkadaşlık ortamı çıkar... (her iki durumda da erkek veya kız faktörü farketmez)
(bkz: tanisma)
(bkz: first date)
internetten tanisilan bir insanla gercek hayatta tanismak ve daha gercek olan birseyler paylasmanin ilk adimi(ara: kari kaldirmak)(ara: erkek kaldirmak)
eger ilk sevgiliyle ilk bulusmaysa hos bir durum degildir. surekli diken üstünde gecer. bircok kisinin ilk bulustugu kisi de zaten oyle yanında cok rahat olabilecegi biri degildir*. karsılıklı susulan igrenc anlar olur (bkz: karsılıklı susmak). hatun kisi hafif makyaj yaptıgından ve bu konuda henüz acemi sayıldıgından sürekli onun derdindedir. her cümlenin altında bir anlam aranır o yüzden kurulan cümleler de 50 kere süzgecten gecirilip soylenir. uzun sessizliklerin sebebi iste bu süzgecten gecirme sürecinden kaynaklanır.er kisi ise kendini sürekli hatundan sorumluymus gibi hisseder. tedirgin ve endiseli gorunur. bu ciftler hemen anlasılırlar. gozlerinden bellidir.bir de ayrı bir cins vardır. onlar ise bokunu cıkaranlardır. ilk bulusmada birbirlerine yıllarca hasret kalmıs gibidirler. utanmasalar kucak kucaga olacaklardır. birbirlerinin icine düserler. genelde,onların aralarında sessizlik olmaz ama olursa da birbirlerini hayran hayran seyretmelerindendir. bu seyir büyük bir asktan degil ilk bulusmanın yada ilk sevgilinin getirdigi eblekliktendir. bunlara hemen teshis konulamaz cunku bu turun bazı alt kumeleri iliskinin diger bulusmalarında da aynı gereksiz heyecanla birbirlerinin agızlarının icine bakarlar.askta heyecan luzumludur fakat gerizekalılıga da luzum yoktur.degil mi efendim..
sevgiliyle ilk buluşmanın bir de buluşma öncesi sendromu vardır ki, bu genelde, bayanlar için dolap başında saatlerce süren kıyafet seçimi ve ayna karşısında harcanan 1-2 saatlik saç-baş yapımıdır.kıyafet seçimi sırasında da genelde "hiç kıyafetin olmadığına" karar verilir, "öfff"lenir "pöfff"lenir.
bireyler arasında bir miktar mesafe vardir, erkek birey genellikle ellerini cebinden hiç çikarmaz, dişi birey ise bir eli çantada bir eli boştadir ve erkegin elini tutmasi için sürekli ilere geri sallar, erkek birey tutma yada tutmama korkusu içerisinde bocalamaktadir, bireyler aslen nereli olduklarini kaç kardeş olduklarini hangi burclar dan olduklari merak ederler bir dahaki buluşma(ma) için neler yapilmasi gerektigi gece boyunca sürekli gizlice düşünülür
edward grieg'in iki melodi (op.53) isimli bestesinin ikinci bölümü.ilk buluşmanın bütün heyecanını ve sıkıntısını ve huzurunu ve yeni olan her şeyin yabancılığını ve güzelliğini yansıtır. (bkz: edvard grieg)
ilk buluşmada muhabbet konusu edilebilecek her şey aylar öncesinden konuşulmuşsa (tabi ki internetten bahsediyorum) gayet kasıcı olabilecek durum. 3 cümlede bir susulur, karşı tarafın cümleleri bütün yönleriyle ele alınıp,konuya dahil olunmaya çalışılır, akabinde sıçılır. istem dışı bozmalar,bozulmalar yaşanabilir, bu durumları soğukkanlılıkla geçiştirmek yada ismet inönü taktiğiyle duymazdan gelmek işe yarayabilir.en azından buluşma bitip, 'sevgili adayı' statüsünü artık kaybetmiş kişi yolda kaybolurken bok gibi hissetmemenizi sağlar. bu yüzden ilk buluşma konularını harcamamak gereklidir ya da en temizi bulaşmayın öyle internete falan,temiz temiz gidin tanışın işte.
ona ani hastalik krizine girdiginizde yapmasi gerekenleri anlatin
ondan bir hediye getirmesini isteyin
hesap geldiginde fast food kuponlarinizi cikarin
ilk bulusmada daha once hic sevismediginizi soyleyin, fakat sadece bir haftalik omrunuz kaldigindan bahsedin
söz konusu genellemelerin haricinde bazen hiç bir hazırlık yapmadan aniden gerçekleşebilir.. ve karşılıklı susmak yerine kırk yıllık tanışıklık varmış gibi samimi durumlar ortaya çıkıverir.. bunlar istinaidir tabi ki..
ikinci bulusma ihtimalinin imha edilip edilmeme kararini barindirir.
gayet heyecan vericidir. şayet buluşacağınız kişi ile mesela netten tanışıyorsanız ve fotoğrafları dışında onu hiç görmediyseniz, söz konusu kişi sizde ciddi heyecan ve beklenti yaratıyorsa bir gün önceden hazırlıkları yapar, ertesi günü en azından kılık kıyafet ve görünüş olarak prova edersiniz. ilk buluşacağınız anı, beraber yiyeceğiniz yemeği ve içkiyi düşlerken, "acaba umduğum gibi çıkacak mı" ya da "beni beğenecek mi" soruları beyninizi epey meşgul edecektir. heyecana müthiş ihtiyacımız olduğunun kanıtıdır bu. ve heyecanıyla, yarattığı tatlı sıkıntıyla yaşanması güzel bir buluşmadır. sonrası için bol şanslar..
kesinlikle kalabalık meydalarda yapılmaması gereken eylem.hayatınızın erkeği/kadını ile ilk buluşmanızda selpakçı çocuklar tarafından esir alınma gibi bir tecrübe yaşayabilir, gideceğiniz yere bacağınıza sarılmış minik bir veledi beraberinizde götürebilirsiniz.
ister istemez gozde cok fazla buyutulur bu ilk kez cikma hadisesi. aksamdan kuvete doldurulan parfumun icine yatilmiscasina sikilan kokularin yarattigi bas agrisi, el terlemeleri ve titremeleri, normal zamanlarda maymunun allahi olup, hic gitmeyeceginiz salak oturma yerlerinde konusacak konu bulamamak, ritueller... oysa filmlerde falan ne guzel gozukur. filmdeki ciftler icin, zaman ne kadar guzel gecmektedir. fon muzigi, muhtesem manzaralar. ilk opucuk. tabii bunlar filmde tak tak diye gecmektedir. mesela ciftlerden birinin tuvalete gitme sekansi komedi filmleri haricinde gosterilmez ki baz aldigimiz filmler zaten romantik ortamlari anlatan sekanslardir.ama gercek yasamda oyle midir ya? rahat bir adam degilseniz ki ilk kez birisi ile disari ciktiginizi dusunecek olursak, rahat degilsinizdir; neredeyse ne konusacagini onceden planlarsin. bu durum da iyice muhabbeti boka sarar. gercek yasamda "sahneler" oyle tak tak tak diye gecmez. otobuste falan gecer olsa olsa. sinemaya gidilir. hic de oyle el ele goz goze gecmez film. gerilimdir sirf. kolunuzu falan atarsiniz koltugun arka kismina. yaninizdaki soyle bir ileri geri hareket yapar. kolunuzu cekersiniz. (noluyo yaa...) 5 dk. ara da, 5 dakika ararsiniz konusacak bi seyler...-guzel de mi film-haa evet guzel ya...(allah allah)acaip bir hava olur boyle. sinemadan cikarsiniz. simdi soyle manzarali bir yere gidip, oturulmalidir. ama dikkat edilecek olunursa ki, bunu o anda kimse farketmemektedir, aslinda kimse icin zaman super sahane gecmemektedir. cepte fazla para da olmadigi icin oyle bir yere oturulur. fena olmayan manzara da tamamdir. ama bir seyler eksiktir:-ne dusunuyorsun?-nerde yahu buranin fon muzigi?*
heyecan ve adrenalinin tavana vurduğu, üstünden ne kadar uzun zaman geçerse geçsin büyünün yapıldığı, ilişki için ilk tohumların atıldığı biraz entresan, biraz endişeli ilk özel gün. ilk defa hoşlanılan insanla birlikte geçirilecek o 3-5 saat hiç bir zaman unutulmaz. hatta ilişkinin ilerleyen safalarında bu günün tarihi sevdiceğimiz tarafından soru olarak gelebilir. ancak iki taraf henuz çift değilse ve bunun için zemin hazırlamak amacıyla buluşulmuşsa çok dikkatli olmakta, görünüş olarakta, kafa ve muhabbet olarak hazırlanmakta yarar vardır çünkü bu tip randevularda önemli olan her iki tarafından bir şekilde kendini ortaya koyabilmesidir. yani bir nev'i pazarlama stratejileri karşı karşıya gelmektedir. ilk randevuda önemli olansa kişinin elinden geldiği kadar soğukkanlı fakat bir o kadar da neşeli olabilmesidir. neşeyi güzel espiriler ve hoş sohbet takip edecektir ki zaten burada önemli olan her iki tarafından biraz gevşeyip hoşça vakit geçirmesidir. kesinlikle önceden hazırlık gerektirir. yoksa ilk randevu aynı zamanda son randevu olabilir. budur...
bazen yıllar sonra da aklından silinmeyecek bir andır.. filmlerdeki gibi sana doğru yürüyor.. etraftaki her sey donmuş gibi.. sadece ikiniz varsınız.. müzik de durmus.. heyecandan kimseyi gormuyorsun.. gordugun sadece o guzel gulumseyisi..
bir şiirdir....ilk adımlarda tedirginimyalan yok titriyor dizlerimtemiz hava iyi geliyorkız karşıdan daha iyi geliyoruzaklık giderek bitiyorsizli bizli üşüten laflarkısa sürede ısınıyorlarbalıkçı dursun'un misafiriyiziştah kabartan salatada acımasız biberbunu ben yerim sen başka söyleyivermidelerde yüzen çinakoplarsekizi bende yalnız ikisi ondavicdanım bir rahatsız ki sormatemiz hava iyi gelir yürüyelimhafif esintinin ürpertisindeçocuksu adımlarla gidelimsade kahve açık çayaçık çay sade kahvenemli tahtaya düşen iki yabancı zarcama vuran denizüzerinde titrek gölgelerimizuzun günün kısa karımarssız 5-1 temizarada kesişen gözlertanışmak arzulu kalpleryokluyor birbirini zihinlerdüşüncesiz yol alan zamanvakit tamam gidelim o zamantemiz hava iyi gelir biraz daha yürüyelimbu kez hızlı adımlarla gidelimbiri kız biri oğlanbiri sabırsız diğeri çaktırmıyorbiri ben biri senben uzun sen eh işteyol ise çoğu zaman düzsonlara doğru merdiven, ne çıkarkasıklarda kopan fırtınalarbakma yalnızca inat eden idrarsen git ben sonra giderimhem bu daha ilk buluşma umarım nokta olmasınvirgülde karar kılalımanonim
adrenalin seviyesinin tavan yaptığı anlara denk düşer...asla sakin olamayan ve aynı zamanda da sakar bir yapınız var ise, vay halinize...öncelikle, buluşma mahaline sevgili namzetinden önce gittiyseniz size tavsiye edecebileceğim şey gerginliğinizi size unutturacak penguen, leman tadında dergileri koltuğunuzun altına yerleştirmek ve beklediğiniz mekanda, sanki gelecek olan kişiyi hiç umursamıyormuş edasıyla bu dergileri okumak...hem aday kişi gelip de sizin masaya doğru yaklaştığında ilk gözünüze çarpan karikatürü "ahahahah bak nasıl da komik!" diye burnuna yapıştırıp, "merhaba, nasılsın?" girizgahlı kastırıcı bir sohbet başlangıcından uzaklaşabilirsiniz...çünkü biliyoruz ki; bu "merhaba" ve "nasılsın?" sorularının ardından rahatsız edici bir sessizlik çökecektir ortama...karikatürlere gömülün, neşelenin...eğer sakarsanız ve eliniz kolunuz rahat duramıyorsa, köpüklü kahve tadında şeylerden içmeyin...saçınız ve burnunuz krema oluyor o heyecanla...mekandan kalkıp, başka bir yere gitme anında aralarından geçtiğiniz diğer sandalye ve masalara dikkat edin...orada oturan insanların kafalarına çantanızla ya da elinizle gelişigüzel bir şekilde patlatabiliyorsunuz. bu noktada tavsiyem, deli gömleği giydirilmişçesine elleri öne almak.kaldırım taşlarına ve yoldaki çıkıntılara dikkat edin...sevgili adayını seyredeyim derken,o aday bir anda sizden 1.80 cm yukarıda kalabiliyor...insanlık hali tabii, oldu da düştünüz o panikle, sakın bozuntuya vermeyin...sanki düşen siz değilmişsiniz gibi kendi halinize gülün ve mümkün olduğunca çabuk, bu anı karşı tarafa unutturacak diyaloglara girişin..."aaa bak şurada bir lokanta açılmış, sen biliyor muydun ?" gibi...heyecanlanınca kızarma gibi bir huyunuz mu var ? kusura bakmayın ama buna çare yok...çok fazla kızardığınızı hisettiğinizde, hemen alkol alma ihtiyacınızı dile getirin...biraz içince de, o kızarıklığın sorumlusu içkiymiş gibi davranın...işe yarıyor...aslında şöyle bir düşündüm de, bu yapıda olmak sanırım ilk buluşma girişimlerinde o kadar büyük bir dezavantaj değil...kendinizle boğuşmaktan, ilk buluşma heyecanını yaşayamadınız ve aynı zamanda da günü tek parça olarak tamamladığınıza şükreder bir hale geldiniz...daha iyisi ne olsun ki ?
yıllar sonra, mesela evlenilmişse taraflardan biri tarafından manyakça "ne giymiştim o gun?", "ne yemiştik" gibi sorular sorulabilir ilk buluşma hakkında. maymunluktur, gereksizdir ama eğlenceli oluyor, evet.
sevdiğiniz o tatlı insanla ilk buluşmanızın, ilk omuz temasının, ilk defa hesabı kim ödeyecek yada alman usulü mü diye düşündüğünüz anın, ilk öpücüğün, ilk gülümsemenin, ilk kez elini tutmanın, karnınızdaki kelebekleri hissetmenin mevcut olduğu anlara soundtrack olmak üzere özel olarka tasarlanmış, sırf sizin konforunuz, duygusallığınız, kıpır kıpır olan içinizi biraz daha sakinleştirip rahatlamanız için üretilmiş misler gibi bir kafabindünya şarkısıdır.. grubun sitesinden dinlenebilir..
(bkz: ellerin terlemesi)
buluştuğunuz kişi sizin için önemli bir kişi ise aklınızda bir çok fuzuli ama iç burkan detayın beyninize yer edeceği anlar bütünüdür.oturduğunuz koltuk,içtiğiniz kahve fincanı şekli,arka fonda çalan müzikler,etraftan duyulan diyaloglar ve yaptığınız yorumlar,ilk temas anı bir bütün olur ve beş sene sonra girilen bir entryde gözünüzde canlanır.bir aralık akşamı,bahariye de bir cafe,kırmızı işlemeli koltuklar...arka fonda çalan chris isaak şarkısı wicked game ,mavi kulplu kahve fincanları ve cep telefonunda gösterilen bir msja bakarken tutuşmuş eller.işte beş sene önceki ilk buluşma...
ilk buluşmada hayalleri yıkılan kimbilir kaçıncı kaybedenim ben.kimbilir kaçıncıyım bedeni oradayken hayalleri uçup giden.kendi içimde gözlerimi sorguluyorum oturduğum yerden;bir nefeslik mesafedeyken nasıl bu kadar uzak olabiliyorsun bir anlayabilsem.gardımı almak refleksim olmuş artık,ama yürüme bandında gibiyim.yol aldığımı zannederken yerimde sayıyorum,iyi öğrendim zannettiklerimi yalanlıyorum.yine bir kadının bebek bakışlarına tav olup, kendimi bedavadan ona bırakıyorum.birbirimizin hayatına eskaza bulaştığımızdan bu yana, gökyüzünde dalgın dalgın süzülen martılar gibiyiz; sen bana kur yaparken, ben etrafından dönüp dolanıp yolu uzatıyorum, nedense zaman kazanmaya çalışıyorum.nicedir gittiğim yollar hep sana çıkıyor benim, ama sebepsiz değil, çünkü nicedir bıraktığın işaretlerle yol alıyorum senin.kış uykusuna veda vakti diyorum, uyanma zamanı; gözlerimi kırpmadan konuk oluyorum davetkarlığına. beni beklemiş gibisin onca zaman, mesafe bırakışında bile karşı koyamadığımız bir sıcaklık var. gözlerin hep beni çağırıyor, sözlerinde imalar. "istemem, yan cebime" yapıyorum, anlamazdan geliyorsun; loş ışıklı mekanda kah hayatımın tam ortasına dalıp, kah uzaklara kaçıyorsun.sağlam örülmüş duvarlarım var benim; sen yıkamıyorsun, ben niyetlenmiyorum bile. öyle ya, benden iyi kim bilecek kalın duvarlarımın sapasağlam sıvalarını. hayal kırıklığı var onların temelinde; dahası, pişmanlık kadar aptallık, tepeler kadar dipler, hepler kadar hiçler var.o duvarları yaparken kasılan suratım, kendi yaptığım dört duvar arasında biryerlerde asılı kalmış.ucundan tutunuyorum aslında hayata, düşmeme kavgasındayım yerçekimine inat. bilimsel olarak doğru olmadığını bilsem de etkisinde kalmışım, ağır olanın daha çabuk yere düşeceğini sanıyorum ben de herkes gibi; ve yıllar öyle yüklemiş ki beni, öyle ağırım ki içime atıp biriktirdiklerimden, hızla yere doğru yol alıyorum.düşerken karşıma çıkan her bir dal parçasından medet umuyorum. kimini pas geçiyor, kiminin kurumaya yüz tutmuş dalından bir parça koparıyorum can havliyle; ama ne ben kurtulabiliyorum, ne ona bir faydam oluyor. yani, ne o zamana kadar öğrendiklerim bir nefes verebiliyor bana, ne de öğrettiklerimden bir el uzanabiliyor.sadece, seninle karşılaştığımız ilk an saplanıyor hayat doğrularıma.seni aklımdan uzaklara atmaya çalışıyorum, yapamıyorum. nereye atsam geri dönüyorsun, sessiz gecelerde adın yankılanıyor beynimin her yanında.monologlar biriktiriyorum sana asla konuşamayacağım, yalnızlıklar biriktiriyorum sana asla paylaşamayacağım. sen en uzaklardan ulaşmaya çalışadur; gözümde öyle büyütüyorum ki seni, kaybetmeye öyle mahkumum ki sırf bu yüzden, hükmen mağlup çıkıyorum karşına ilk buluşmada.ve belki de bu yüzden;ilk buluşmada hayalleri yıkılan kimbilir kaçıncı kaybeden oluyorum ben.ve ben sana o korkak ve mesafeli adımlarla merhaba derken,kimbilir sen kaçıncı oluyorsun bedeni oradayken hayalleri uçup giden.
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |