ilkokul ogrencilerinin iskence yapmasi

isim vermek dogru olmaz, ama beyzbol sopasi ile adamin kafasinin bir guzel dagitilmasi gibi sahneler iceren kimi diziler elestirildiginde cevap olarak "e ne var, godfather'da da soyle oluyor beyle oluyor" seklinde cevap verenlere, prime time'da yayinlanan dizi ile sinema filmi arasindaki farki dusundurecegini umdugum vahset. icerik denetleme "filmde kadin gogsu gorunuyorsa yassak, ama pekmezi akmis beyin varsa sorun degil" kadar basit olmamali.

uzun zamandır varolmasına rağmen, son yıllarda daha fazla telaffuz edilen bir olaydır bu. 10 yıl önce lakap takarak alay eden öğrenciler, 5 yıl önce gruptan dışlayarak duygusal işkence yapanlar şimdi de fiziksel işkenceye geçmişlerdir. bunun altında üstünde başka bir anlam aramak boşunadır. 11 yaş çocukların etik değerleri kazanmaya başladıkları, ön ergenlik devresidir. çocuk bu devrede toplumsal öğrenme mekanizmasıyla doğru olan değerlerin yanında çarpık değerleri de alır ve eğer sorgulamak öğretilmediyse içselleştirir. bu vak'ada da aynı şey görülmektedir, çocuk yetişkin dünyasına girme yolunu böyle bulmuştur. çünkü gördüğü yetişkinler her gün duygusal, fiziksel, sözel şiddet uygulamaktadırlar birbirlerine.

(bkz: devlet okullari)

(bkz: cidade de deus)

bütün bu düzen insanı, işkence yapmakla korkutur özünde... herkes bir gün işkence yapılan biz de olabilirdik diye düşünür... en korkulası ve de bir o kadar unutturulan nokta pek hatırlanmaz: işkence yapan bizler de olabilirdik diye.. nasıl bir düzendir ki; el kadar çocukların yaşam alanına kadar bile inmiş artık bu.. (bkz: diyecek bir şey bulamamak)

beni asıl düşündüren olay, işkence gören çocuğun bir daha doğru gördüğü ve bildiği şeyi yapmaya cesareti olup olamayacağıdır. bir kez daha çocuk birini kurtarmak isteyecek midir, yanlış ve hasta gördüğü şeye müdahale edecek mangal gibi yüreği olacak mıdır, yoksa o cani ruhlu psikopatlar onun o yüreğini dilim dilim doğramışlar mıdır? artık o zavallı, dürüst ve cesur çocuk bir "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" insanı mı olacaktır? ya biz ne yapacağız, bu örnekten hareketle başımızı öne eğip, hızla yürüyüp gidecek miyiz bu urun yanından bizi de sarmasın diye?

tiksiniyorum ama kimden?çok populist görünecek ama ülkenin geleceğinden çok kendi geleceği için iş başına geçmiş bütün hükümet yetkililerinden, bütün yöneticilerden.devletle zilyon tane çıkar ilişkisi içerisine girip tırsmış, sinmiş, insanlara yayın organlarından pembe türkiye tabloları çizmekten başka bir halta yaramayan medyadan. bu çocuklara sağlıklı büyüyebilecekleri, eğitim, öğretim görebilecekleri ortamları yaratmakla yükümlü olupta gereğini yerine getirmeyenlerden tiksiniyorum*.

bu ülkede "eğitim" diye birşeyin olmadığının bariz kanıtlarından, açık ispatlarından biridir bu olay. bu ülkede "eğitim" iflas etmiştir, bu ülkede eğitim sözde bir hale gelmiştir. ülkemizde örgün eğitim bayrağını açmış, gümbür gümbür batışa doğru gitmektedir. zira bir ülkenin ilköğretim kurumlarında okuyan çocuklar işkence yapıyorlarsa, ortaöğretim kurumlarının okula giriş ve çıkış saatlerinde -ankara'da cumhurbaşkanlığı köşküne 10 dakika mesafede bulunan çankaya lisesi'nde dahi- okula giriş çıkışlar ancak jandarma kontrolünde yapılabiliyorsa bunun başka ne manası olabilir?işkence yapan ilkokul öğrencilerinin hiçbir suçu yok aslında, günahkarlar biziz bu durumda. bütün sosyal çevreyi oluşturan, onlara insanlığa dair hasletleri değil, açık bir şiddet kültürünü ve psikopatik bozuklukların izlerini öğreten, bu durumu oluşturan, sessiz kalan herkesin bu işte payı var. sorun "münferit" bir hadise olarak ele alınabilecek bu durum değil, sorun bu "hadise"nin bir daha asla tekrarlanmamasını sağlamakla mükellef olan herkes, aileler, sivil toplum, medya, siyaset, düzgün bir eğitim sistemini ve iyi bir toplumda yaşamak isteğinde talepkar olmayan her "yurttaş" burada sorumlu..zira eğitim sistemimize biraz daha yakından bakınca bu olayın tesadüfen olmadığı hemen görülebiliyor. şöyle bir kaç örnekten dahi durumun vehameti anlaşılabiliyor "....ilköğretimde sigara içme yasi ortalamasi 11, hergün sigara içme yasi ortalamasi 12, ilk kez sarhos olma yasi ortalamasi 11, ilk kez uçucu madde kullanim yasi ortalamasi 12, ilk kez sakinlestirici hap kullanim yasi ortalaması 11, alkol kullanan ögrenciler içinde anne ve babasinin iliskisini kötü olarak degerlendirenlerin orani % 14 iken hiç madde kullanmamis olanlar için bu oran % 7,5, ögrencilerde en az bir kez esrar kullanimi % 2,7, uçucu madde kullanimi % 6,3, en az bir kez alkol kullanimi %16'dir..." http://www.tcyov.org/turkiyede_v.html"egitim-sen'in ögretmenler, lise ögrencileri, ögretim üyeleri ve egitim fakültesi ögrencileri arasinda bir yil süresince 15 ayri ilde, 2 bin 91 ögretmen, 1328 lise ögrencisi, 995 egitim fakültesi ögrencisi ve 314 ögretim üyesi ile yüz yüze görüsülerek yapılan araştırması dayagin türk egitim sistemindeki yerini hâlâ korudugunu gösterdi. ankete katilan ögretmenlerin ve ögretmen adaylarinin yüzde 17'si egitimde dayagin 'kaçinilmaz' oldugu görüsünü savundu" http://www.radikal.com.tr/...03/09/10/haber_88149.php"atatürk lisesi 10/b sınıfında okuyan 17 yaşındaki h.y., 14 nisan'da okul bahçesinde 3 sivil polis tarafından elleri kelepçelenerek dövüldüğünü, daha sonra götürüldüğü bağlar polis merkezi'nde de işkence ve kötü muameleye maruz kaldigini ileri sürdü. adli tip kurumu'ndan 5 gün işgöremez raporu alan h.y.'nin koluna "adli tıp" yazılı damga vuruldu. "http://www.evrensel.net/04/04/18/gundem.html"sivasta sınıf öğretmeni beyaztaş, hatice'ye 'beş basamaklı bir sayı söyle' dedi. yanlış cevap üzerine de, hatice'yi 40 kişilik sınıfta tokatladı. ağlamaya başlayan küçük kız, bir kez de ağladığı için dayak yedi. öğle tatilinde evine giden hatice, olayı annesi döne dülek'e anlattı ve kulağının ağrıdığını söyledi. beş çocuk annesi dülek'in hastaneye götürdüğü hatice'nin sağ kulak zarının patladığı anlaşıldı. doktorlar önce polis çağırdı, ardından da hatice'ye 15 gün rapor verdi" http://www.milliyet.com.tr/.../10/05/yasam/yas03.html"....olay okulun ikinci sınıfında okuyan doğukan berk ve bir arkadaşı ile okulun öğretmenlerinden selim s.'nin oğlu alperen'in kavgasıyla başladı. nöbetçi öğretmen selim s., de teneffüste kavga eden öğrencilerden birinin kendi oğlu olduğunu görünce çocukları ayırdı ve alperen'e tekme attığını ileri sürdüğü doğukan berk'i tokatladı. doğukan tokadın şiddetinden kıpkırmızı olan ve çizikler bulunan yanağıyla eve gidince kıyamet koptu. eşi handan b.'nin telefonuyla olaydan haberdar olan k.t.ü iktisadi idari bilimler fakültesi öğretim üyesi prof. dr. metin b., soluğu okulda aldı.büyükler olaya karişti b., burada öğretmen selim s.'yi dövmeye kalktı. olayın yatıştırılmasından sonra oğlunun dayak yediğine dair bir rapor alan profesör, öğretmeni jandarmaya şikayet etti. prof. b., "bir tokat atıp çocuğu bırakabilirdi. oğlumu bu kadar hırpalaması gerekmezdi. zaten ifadesinde 'eğitimde dayak var, dayak da eğitimin bir parçasıdır, gerekirse uygulanması lazım' demiş. ben de eğitimciyim ama bu hareketi yanlış buldum" diye konuştu."http://www.sabah.com.tr/2004/05/16/gun103.html"içel'in mut ilçesinde ingilizce öğretmeni mustafa yalçın, sözlü sınavda sorduğu soruyu yanıtlayamayan öğrencisi sevinç büyükçakır'ı döverek hastanelik etti. büyükçakır üç gün komada kalırken, dayakçı öğretmen hakkında soruşturma başlatıldı"http://www.milliyet.com.tr/...12/16/haber/hab000.html"izmir'de 8 yaşındaki bir öğrencinin ailesi, kızlarını döverek gözünü morartan sınıf öğretmeni hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. öğretmeni tuncay laçin tarafından dövülen karşıyaka aydoğdu ilköğretim okulu öğrencisi b.ö. "öğretmenim beni tahtaya kaldırıp soru sordu. yanlış cevap verince gözüme yumruk attı" dedi. izmir valisi yusuf ziya göksu, daha önce de öğrencilerine dayak attığı belirlenen öğretmen hakkında soruşturma açılacağını söyledi.http://www.ucansupurge.org/.../200204demirleblebi.phpböyle bir eğitim sistemi olabilir mi? daha kayıtlara geçmemiş binlerce şiddet vakası var, yalnız öğretmen öğrenci ilişkilerinde değil, öğrenciler arasında da şiddet yaygın olarak gözleniyor. uyuşturucuya başlama yaşının 13e düştüğü toplumumuz ise bütün bunları sanki hiç umursamıyor. eğitim sistemimizle ilgili en büyük sorun -meslek liseleri de değil kandırmayalım birbirimizi- imam hatip lisesi öğrencilerinin üniversite sınavında kaç puan alacağı sorunu. sanki bir eğitim sistemi varmış gibi, sanki normal standartlarda bir öğretim sürecinden insanlar geçiyormuşçasına durup durup bunu tartışıyoruz.üniversitelerde sorun başörtüsü, ortaöğretim ve ilköğretimde ise uyuşturucu kullanımı, şiddet. okullar okulluktan çıkmış, sanki öğrencilerin boş vakit geçirip kamu düzenini bozacağına bir arada tutulduğu küçük hapishanelere dönüşmüş, ne öğretmenler öğretmenlik yapabiliyor, ne öğrenciler öğrenci, kocaman bir kendimizi kandıralım perdesi altında olana bitene boş gözlerle bakıyoruz..bu ülkenin bir eğitim bakanı yok mudur? bu ülkenin eğitim bakanlığı bunlardan haberdar değil midir? ne çözüm önerisi var peki elimizde, hangi somut soruna hangi somut çözüm projemiz var? temenni mektupları klasmanında sayılabilecek el kadar kitapçık benzeri programlarında "eğitim sistemini ideal bir hale getirmek" notunu düşen siyasal partiler -ki nasıl olacağını söyleme zahmetine de girmezler- ne düşünüyorlar bu sorunlar hakkında, umurlarında mı bu sorunlar? hiçbir şey belli değil. medya gözünü kapamış, recep tayyip erdoğan'ın çizgili takım elbisesi ile uğraşıyor, saçma sapan bir yök tartışması ülke gündemini abluka altına alıyor, bu sırada ülkenin her tarafındaki her kurum çatlıyor. ne emniyeti emniyet, ne eğitimi eğitim, ne sağlığı sağlık saçmasapan bir ülkeye dönüşüyor burası. -mışcasına yaşıyoruz. çokca var"mışcasına"..çocuklarını sabah okula gönderiyor insanlar, çocuklarını emanet ettikleri yerlere bir bakın. ne okula giderken servis şöforlerinin kim olduğu belli -ehliyetsiz insanlar dahi araç kullanıyorlar-, ne okula gönderdiklerinde çocukların ne eğitim alacağı. öğretmen dayağı ile komaya giren çocuklar, işkence gören çocuklar, okul bahçesinde meydan savaşları, okul çıkışında kavgalar, geceleri işkencehane olarak kullanılan okullar, saçmasapan bir müfredat, hala 5 sınıfın beraber eğitim gördüğü binalar, öğretmeni olmayan eğitimhaneler.. kimsenin umrunda değil. 10 tane ilkokul öğrencisi 11 yaşında bir çocuğa gündüz gözü ile balıkesir'in bandırma ilçesinde işkence yapıyor -herşeyin görüntüsü bu, herşeyin bir sonucu bu olay- ses yok. eğitim bitmiş, yok olmuş, gümbür gümbür geleceksiz bir nesil yürüyor sokaklara.tek ses yok..eğitim tartışması yapılmıyor bile burada. eğitim önemsiz bir şey zira. yapılmasına gerek yok.eğitim eksenine alınabilecek tek tartışma -ki bir "eğitim" tartışması değil o- "yök yasa tasarısı". bu tasarı geçse sanki eğitim ile ilgili her sorunumuz çözülecek, güllük gülistanlık olacak herşey. korkum o, bu gidişle hakikaten de böyle olacak. çünkü bir eğitim kalmayacak! "şu okullar olmasa ne güzel idare ederdim eğitimi" diyenlerin sözleri gerçek olacak. adım adım buna gidiyoruz çünkü, kalmayacak okullar filan, sözde kocaman taş binalar, içinde doluşturulmuş çocuklardan başka birşey göremeyeceğiz. bir kaç tane düzgün insan eğitim gönüllüleri diye bir vakıf kurmuşlar kendi kendilerine birşeyler için çabalıyorlar, temizlediklerinin 10 katı pisliği ise hergün ilkokullarımızdan sokağa geri atıyoruz, gözümüzü kapatıp gidiyoruz, kocaman bakanlığında oturan kocaman bakansa tutturmuş bir yök yasa tasarısı onu sunuyor herkese, eğitimde ki sorunları çözecekmiş... kocaman bataklığı kurutmaya çalışan 10 tane adam var, bir de kocaman koltuğu ile sinek avlayan bir başkası, hepimiz gözümüzü kapatmış, transa girmiş bir halde ortada olan piyesi izliyoruz.izlerken ayağımız balçıkta, batıyoruz. umrumuzda değil.

ingiltere'de birkaç yıl önce yaşanan benzer vakada ( 9 yaşlarında iki çocuk 5-6 yaşlarındaki başka bir çocuğa işkence uygulamışlardı) ingiliz medyasında büyük tartışma yaratan ve çocukların ailesinin devlet tarafından cezalandırıldığı; türkiye de ise tuğçe ve caner'den zaman kalmayacağı için irdelenme ihtimali uzak gözüken , insanın kanını dondurası bir suç örneği. balığın baştan koktuğu acınası toplumumuzda "halk böyle istiyor !" bahanesinin arkasına sığınılarak planlanan medya yayınlarının sonucu... yanına birde ahlak eğitiminin haftada 2 saat din dersi ile sınırlı olduğu, genç neslin kafasını özgür düşünceden uzak tutmak adına çarçur ile dolduran öğretim müfredatı eklendiğinde, ortaya duyarsız, hayata televizyon kutusunun içinden bakan böylesi insancıklar çıkıyor. sermaye sahipleri , devlet yöneticileri kim olursa olsun (sanatçılar da dahil) insanın sosyal etki alanı yükseldikçe yaptıklarının karmasını yaşadıkları toplum çekiyor. tanrı önce onlara sonra hepimize akıl fikir versin...

ogrenince kelimelerin yetersiz kaldigi, insanin zihninin kilitlendigi olay. bu konuda insan ne soyleyebilir ki? egitimi olmayan dolayisi ile egitim veremeyen aileler; kendileri egitimsiz ve kultursuz olan ogretmenler (ustune gecim sikintisi vs gibi kotu kosullari da ekleyin); umursamaz yerel idareler; karmakarisik bir egitim sistemi; her gun degisen, dolayisi ile takip etmesi artik imkansiz olan kurallar, bunlari uygulamaya calismaktan vazgecmis okul mudurleri; dayagi egitimin bir parcasi olarak goren ve hic yadirgamayan bir zihniyet; ciplaklik disinda hic bir seye mudahale etmeyen bir medya denetim kurumu; yaptiklari yayinlarin kalitesini hic umursamayan, sonuclarini hic dusunmeyen sadece elde edecekleri gelir hakkinda endiselenen bir medya; bu medyayi bas taci eden sevgili bizler; siddeti, iskenceyi, kabadayiligi oven, goklere cikaran aptallik abidesi hatta vatan haini diziler; insanlarin yakinda birbirini duzecegi, bunun yayinlanacagi aptal rontgen programlari; salaklik ve bel alti esprilerden baska hic bir seyi olmayan sanatci olduklari iddia edilen unluler ... her seyden once egitim... bu ulkenin yarinlara guvenle bakabilmesi icin gereken ilk sey egitim. ama bu sekilde?? nasil ? nerede ? ne zaman ? ....(bkz: soyleyecek soz bulamamak)

bu çocukların yaptığı şey kabul edilemez ama bundan sonra nolucak? 2 tanesi tutuklanmış, diğerleri de tutuksuz yargılanıyor. yargılama bittikten sonra ıslahevine giderler büyük bi olasılıkla (onun da garantisi yok aslında). ama bu çocukların psikolojik yardım görmesi gerek. ıraktaki işkence fotoğraflarını gören ya da kurtlar vadisini seyreden bi tek bu cocuklar değil ki.. ama işkence yapanlar onlar. ıslahevine gitsinler ya da gitmesinler eğer yardım almazlarsa ilerinin potansiyel suçluları olmaya mahkumlar..

yapılan işkenceler bana nedense ıraktaki işkence fotoğraflarını hatırlattı. bu yaştaki çocuklar nasıl tanıyor sigarayı, nereden biliyor işkencenin ne olduğunu diye soracak olursanız, biraz etrafınıza bakın derim ben. her filmde içki, sigara, her filmde şiddet. ama bu tarz biraz amerikan tarzı gibi geliyor bana.

türk halkının iyice bönleştiğini kanıtlayan olaydır.neden? gazetecilikteki köpeğin adamı - adamın köpeği ısırması örneği çokça bilinen bir hadisedir.köpek ısırır, babası ittir ama adam ısırırsa bu doğal değildir, tarkan istisna babası ademoğludur.bu sebeple bu olayın olağanüstü olma niteliği yine ilgi odağı olmasına sebebiyet verecektir, vermelidir de.çocukların işkence mağduru olduğu olaylar her nekadar trajik bir olgu olsa da 3. sayfadan öteye taşamayan bir flaş haber değildir.ve fakat, faili çocuk olan bir işkence haberi olağan bir durum değildir,toplumsal manada ilgi çekmesi gereken, sebepleri ve sonuçları üzerinde kafa yorulması vacip hatta farz bir hadisedir.toplum neyin önemli ve hayati neyinse üfürükten haber olduğunun ayırdına artık varamıyorsa , bayan gödün memesindeki silikon sınıf arkadaşına işkence yapan çocuğun haberinden daha fazla zihinleri meşgul ediyorsa bu durumun spontan geliştiğini düşünmek bana fazla masum gibi geliyor.

(bkz: counterstrike/@lecagot)

önce okuyalim..."balıkesir'in bandırma ilçesindeki yaman egeli ilköğretim okulu 5 - a sınıfı öğrencisi 11 yaşındaki h.c.'ye, öğretmenine şikâyet ettiği okul arkadaşları tarafından işkence yapıldı. bandırma paşabayır mahallesi'nde oturan h.c., aynı mahallede oturan bir kıza sarkıntılık yaptıkları öne sürülen okul arkadaşları, ö.c., h.b., t.c., m.ç., k.a., n.s.n., e.k., m.k., ö.a. ve g.ş.'yi öğretmenlerine şikâyet etti. iddiaya göre, okulda öğretmenleri tarafından uyarılan öğrenciler, kendilerini ihbar etmekle suçladıkları h.c.'yi önceki gün mahallede bir köşeye sıkıştırarak cezalandırmak istedi. sürükleyerek yakındaki atatürk parkı'na götürdükleri h.c.'nin üzerine idrar yapan çocuklar, daha sonra küçük çocuğu çivili sopa ve kemerle dövüp vücüdunda sigara söndürdüler. arkadaşları tarafından yaralarına tuz da basılan h.c., bir süre sonra bayıldı. işkenceci arkadaşlarının korkup kaçmasının ardından kendine gelen h.c., çıplak halde yolda sürünerek cadde kenarına kadar geldi. h.c.'yi bulan vatandaşlar, hemen küçük çocuğu hastaneye kaldırdı.hayati tehlikesi varyoğun bakıma alınan h.c.'nin hayati tehlikesi bulunduğu belirtildi. polis, olaydan sonra h.c.'ye işkence yaptığı iddia edilen 10 okul arkadaşını yakaladı. savcılıkta ifadeleri alınan çocuklardan ö.c. ve t.c. tutuklanırken, 8 öğrenci tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı."erdem özcan balıkesir dha / http://www.milliyet.com.tr/...05/30/guncel/gun03.htmldaha ilköğretim çağında 10 çocuk, 11 yaşında henüz 5. sınıfta okuyan bir arkadaşlarını "kendilerini öğretmenlerine şikayet etmesine kızarak" bir parka götürüyorlar ve çivili sopa ile dövüyorlar. yaralarına tuz basıyorlar. üstüne tuvaletlerini yapıyor, vücudunda sigara söndürüyorlar.daha ilköğretim çağındalar.. çocuklar.bir parkta yapıyorlar bunu. kamuya açık bir parkta. gündüz vakti insanların dolaştığı, içinde oturduğu, polis olmasa dahi insanların bulunduğu bir yerde.. gazetenin üçüncü sayfasında 14-15 satırlık bir haber oluyor ancak.. çok fazla soru var aslında bu olaydan sonra ortaya çıkan. nasıl bu hale gelmiş bu çocuklar gibi. nasıl bir parkta böyle bir işkence yapılabilir, insanlar bunu nasıl görmez, polis daha olayın başında nasıl engel olmaz gibi ve medya nasıl buna hiç sesini çıkarmaz, memlekette nasıl yeri yerinden oynatmaz gibi.. ilkokula 7 yaşında başlıyor bir çocuk.. nasıl bir eğitim veriyoruz biz bu çocuklara ki 5 sene de böyle bir hale dönüşüyorlar? nasıl bir sosyal çevre içinde yaşatıyoruz bu çocukları biz ki çocuklar bu derece büyük bir ruhsal travma geçiriyorlar, şöyle bir işkence yapabiliyorlar? nasıl 12 yaşında işkence aleti icad eden çocuklar yetiştiriyoruz; nasıl bir başka çocuğun üstüne tuvaletini yapan, vücuduna sigara basan, çivili odunlarla onu döven, sonra bir de yaralarına tuz basan "yaratıklar" haline getiriyoruz onları? nasıl bir eğitim sistemi bu? nasıl bir toplum? nasıl aileler, nasıl bir sosyal çevre bu?şaşırtıcı mı peki?belki de bu çocukların ailelerinde babalarının annelerine uyguladığı şiddeti görmesinden oluyordur bu, okula gidince öğretmenlerinin kendilerine şiddet uygulamasına tanık olmalarından, ödevlerini yapıp televizyon karşısına geçtiklerinde insanları sokak ortasında bıçaklayan adamları, dizilerde birbirlerini kesen "kahramanları" izliyor, özeniyor olmalarından kaynaklanıyordur... şiddetin her tarafına sindiği yurdumuzda travma geçirmiş insanlar haline dönüştürüyoruz çocuklarımızı. başka bir şey ise öğretemiyoruz demek ki...olayın kamuya açık bir parkta olmasına ne denebilir? gündüz vakti böyle bir işkence yapılırken bu nasıl kimsenin dikkatini çekmez? hadi insanlar görmedi diyelim, bu parkın -ki bu kadar büyük ise- asayişini sağlamakla görevli insanlar yok mudur? bandırma ilçesinin ortasında ki bir parkta işkence nasıl yapılabilir? güvenlik kurumları var bu ülkenin halbuki. kolluk kuvvetleri bulunmakta.. düşünüyorum da, böyle bir olay modern bir batılı ülke de olsa, daha bu olayın açığa çıktığı an ilçe emniyet müdürü istifasını sunmuş olurdu. o ilçe de öyle bir soruşturma açılırdı ki tek bir polis bile o soruşturmadan yakasını kurtaramazdı. bu ülkenin bir içişleri bakanı varsa bu soruşturmayı hemen şimdi başlatmalıdır, bu ülkenin bir başbakanı varsa şayet o içişleri bakanının açacağı soruşturmayı takip etmelidir. gündüz gözüyle parklarında 10 çocuğun işkence yaptığı bir ülke de güvenlikten bahsedilebilir mi?ama bunlar bu ülkede olmaz.çünkü bu ülkenin bir medyası yoktur.bu ülkede bütün bu soruları soracak, bütün bunları manşetlere, ana haber bültenlerine taşıyacak, aylarca bu olayın peşini bırakmayacak, çocuklarının nasıl bu hale geldiğini sorgulayıp, toplumu ayağa kaldıracak bir medya bulunmaz. şu olanlar avrupa birliğine üye bir ülke de olsa idi, orada yer yerinden oynardı. çünkü orada çocuklar değerlidir. çünkü orada 10 çocuğun bir parkta bir başka çocuğa işkence yapması insanları dehşete düşürür. çünkü orada medya, insan yaşamına kıymet verir, güvenliğini sorgular, çocuklarının nasıl insanlar haline geldiğinin takipçisi olur, ülkesinin gittiği yöne, sosyal yapıdaki bozukluklara karşı duyarlıdır. çünkü orada medya enerji ihalelerinde kullanılacak, bayındırlık bakanlığının altyapı işlerini kazandıracak bir tetik değil, medyadır, dördüncü güçtür, etik sorumluluklara sahip olduğunun bilincindedir.orada böyle bir olay duyulduğu anda medya bu haberi sahiplenir. ilçe emniyet müdüründen, başbakana kadar herkesin sorumluluklarını ortaya koyar, eğitim sistemini tartışır, sosyal yapıyı tartışır. çünkü tartışılması gereken konulardır bunlar, 14-15 satırlık bir haberle geçiştirilemeyecek kadar dehşet verici bir olaydır çünkü bu olan olay..recep tayyip erdoğan'ın çizgili takım elbise giyip giymemesiyle geleceğinden daha fazla ilgilenen bizim ülkemizde ki medya da ise bu olay bilmem kaçıncı sayfada haber olarak verilir. herkesin okuyup geçtiği bir bilgi notu, kimsenin sorumlu olmadığı, sanki türkiye'de değil de venüs'te olmuşcasına karşılanan bir küçük hadise.. kimse bu olaydan rahatsız olmaz, kimse vicdani sorumluluk hissetmez, hiçbir şey yapılmaz.. çünkü;bu ülkede çocukların değeri yoktur. bu ülkede insanların değeri yoktur. bu ülkede sivil toplum yoktur.bu ülkede emniyet yoktur.bu ülkede eğitim yoktur.ama rezalet herşeyden bol bulunur...

(bkz: lord of the flies)

kedilerin kuyruğunu kopartmak, kuşların gözünü oymak, sineklerin kanatlarını kopartmak gibi küçük eylemlerle başlayıp küçük kardeşine ya da arkadaşlara yönelen şiddet tutkusunun en çok öne çıktığı çağ olan ilkokul seviyesinde yapılan eylemler ünlüdür.

kurtlar vadisi ve benzeri oluşumların beklenen sonuçlarından biri.

evvelden duydugumuz ben pokemonum deyip camdan atlayan cocuk olayindan etkileri dolayisiyla ayri tutulmasi gereken bir haberdir. ("arkadas"larinin iskence yaptigi 11 yasindaki cocuk icin azicik haberden ote gibi gorunuyor.) her gun delicesine pokemon izleyen cocuk kendisini pokemon zannedip super guclere sahip oldugunu dusunerek camdan atlayinca "vay bu cizgi film cok zararli, korpecik beyinlere zarar veriyor" diyebiliyoruz, ama 10 cocuk birleserek kendilerini cinsel taciz iddiasiyla (apayri bir olay, dokunmuyorum bile) ispiyonlayan cocugun deyim yerindeyse agzina sicinca sadece sasirmakla yetiniyoruz, o da 3. sayfa haberlerini okuyacak kadar sıkılmış isek.

itiraf edelim ki ispitçileri sevmeyiz. hangimiz bizi örtmene gammazlayan beberuhilere işkence etmek istememişizdir ki? doğruya doğru, üstüne işemek, sigara söndürmek de hep aklımızdan geçmiştir. ö.c ve t.c. (özer ciller ve tansu ciller?) başka toplumlarda kahraman kabul edilecekleri bir dizi iş yaptıkları, gammaz ve ispit gibi toplumun dibine dinamit koyan jurnalcilik sorununa sivil çözümler ürettikleri halde, göz altına alınmışlar. yazık. eminim bu gençler de "modern düşünceli" gençlerdir. eminim h.c. nin üstüne işerken mesanelerinde bir şeyler düğümlenmiş, sigara basarken kalpleri kahır ile dumanlanmış, tuz basarken onlar da en az h.c. kadar acı çekmişlerdir. ama adalet için bunu yapmaları gerektiğine inanmış, kahramanlar olarak sigara basan da, tuz basan da şereflidir diyerek bütün bunları sineye çekmişlerdir.şimdi bana bazı hukukçular, bazı aydınlar kızacaklar. ama soruyorum, sizi de birisi ispitleseydi aynı şeyleri yapmak istemez miydiniz? samimi olun, itiraf edin. etmezseniz ben, ö.c. ve t.c. ve e.ö. itiraf ettirmesini biliriz. (bkz: ertugrul ozkok ve gelin itiraf edelim konsepti)

yeni nesilin psikopatlık konusunda saglam adımlarla ilerledigini gösteren olay.biz büyütecle solucan yakardık bunlar arkadaslarını deli gibi dövüp yaralara tuz basmışlar.bakalım daha neler görücez...

olayın üzerine gitmeyen medyanın bir şekilde tepkiye boğulmasını gerektiren olay. telefon olur, mail olur, yöntemi siz belirleyin.

dehşet verici işkence tehdit yöntemleri de vardır bu çocukların.geçen sene posta kutusunda katlanıp katlanıp minnacık olmuş bir kağıt parcasını bulmamla dehşet içinde kalmam aynı zaman denk geliyor. kızımın adı yazıyordu üstünde. önce ödev falan soracak herhalde bir arkadası, en azından telefonla haber veririm diyerek açmaya karar verdim bu eciş büçüş kağıdı. açınca allahtan kızım görmedi bunu diyerek şükretmeye başladım.çok zor okunabilen bir yazıyla bir sürü yazılar vardı sana şöyle yapacam böyle yapacam diye. ama asıl can alıcı nokta kağıdın altına çizdiği darağacına asılmış bir çocuk, üstünde kızımın ismi ve farklı farklı yazılarla şeytan yazılarıydı. sabahı zor ettim. okula gittiğiminde kağıdı öğretmenine verdim ve tabi çocukların yazılarından kimin olduğunu hemen buldu. sürekli bize gelen bir kız arkadası yazmış bunları. neden baska bir kızla o kadar iyi arkadas olmuş diye. sonra olay koptu tabi. öğretmeni siz bu olaya müdahale etmeyeceksiniz ben ailesiyle konusacağım vs bir çok sey söyledi. zor tuttum kendimi. aksama kızın annesi aradı. siz benim çocuğumu nasıl şikayet edersiniz diye. sanırım siz o resmin vahametinin farkında değilsiniz, bu çocuklar daha sekiz yaşında deyince, onlar çocuk bunlar normal diyerek aslında olayın ciddiyetinin çok daha farklı olduğunu gösterdi bana. işte o zaman o kız çocuğuna gerçekten üzüldüm. annesi okulun psikoloğu ile görüşmek zorunda kaldı kızı için değil kendi için. bu çocuğun böyle bir reaksiyona girmesinin bir çok etkisi var. en başta televizyon ve aile içindeki şiddet sebebiyle kendini ifade etmekteki yetersizliğini bu şekilde kapatmaya çalıştı.

unutmayın çocuklar büyükleri örnek alır. abisi, babası uyuşturucu&alkol kullanıyorsa, tv'de hergün binlerce işkence, ölüm ve savaş haberi/dizisi/filmi izliyorsa, babası/annesi/öğretmeni dövüyorsa ve bunların hepsinden önemlisi bu olaylar subjektif nedenlerden dolayı yapılıyorsa yani kimine göre dayak cennetten çıkmaysa, ırağa özgürlük götürmeye giden abd askerlerinin onlara tecavüz ediyorsa, öldürmeyi iş gibi gören insanlar sokakta saygı görüyorsa, çocuklarda bunu bizden çok daha iyi yapabilmek için uğraşacaklardır. boynuzlar kulağı geçecektir. başka şansı yok.

normaldir, bir ilkogretim okulunda ogretmenlik yapmakta olan bir ogretmen olarak her cuma bariz sekilde okulda nematiler, polat alemdarlar goruyorum. hem dıs gorunus (kravat takmamak, yuruyus tarzını degistirmek vs) hem de davranıs olarak (alt sınıftaki cocuklari dovmek). tv demektedir ki okuyup ne yapacaksın bak okuyanlar ne yaparken mafya ne yapıyor.

(bkz: dikkat yazili var)

olsa olsa sineklere yapıldığına inanmak istediğim olay.(bkz: sineklere iskence yontemleri)

(bkz: #8508162)

Rasgele

+ tek mekan filmi
+ olivier kapo
+ relative address
+ digiturk
+ nisan mayis aylari oynar gonul yaylari
+ duality
+ she s so high
+ amerika
+ dusunmeden yapilanlar
+ betsy cameron
+ sander kitabevi
+ saclarini kazitan erkeklerin yasadigi diyaloglar
+ siu lam juk kau
+ icine almak
+ under the bridge
+ haci bey kebapcisi
+ sosyo
+ marisa tomei
+ onun kazandigi para benim makyaj parama yetmez
+ bebek sampuani

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam