insanoglunun kendini matah bir sey sanmasi

en basitinden insanoglunun kendini matah bir sey sanmasi gibi özeleştiri içeren bir cümleyi kurabilmesi bile insanı yaşayan ve yaşamış bütün canlı türlerinin üstünde tutar, dolayısıyla bir sanrı değil önermedir. insanoğlu vücudunda açık bir yara varken köpekbalığı ile girdiği tüm tartışmaları kaybediyorken, kendi türü ve diğer tüm türlerle iletişim kurabiliyorsa irade bakımından, yaşadığı ortama ayak uydurmak bir yana, yaşadığı ortamı bile kendine uyarlayabiliyorsa kudret bakımından, alet yapabiliyor, yeteneklerini kullanabiliyor, kuşlardan esinlenip uçak, böcekten esinlenip helikopter, deniz hayvanlarından esinlenip denizaltı, kara hayvanlarından esinlenip arabalar yapabiliyorsa beceri bakımından yaşayan her şeyden üstündür ve bu bakımdan matah bir şeydir.eğer kısas, doğa ile ilişki ise, insanoğlu doğanın ilk ve temel kanununu uygulamaktadır:"güçlü olan ayakta kalır." dolayısıyla insanın diğer türleri kendi yararına kullanması zaten doğanın kendi kanununda mevcut bir prensiptir, kartal yılanı, yılan fareyi kendi yararına kullanır, bu kadar basit.öte yandan insanoğlu, zarar verdiği türleri korumaya çalışan tek canlıdır aynı zamanda. ben şahsen yediği fareler tükenmesin diye fare üreme çiftliği kuran bir yılan görmedim.

hümanizmin romantik olmayan yanlarına örnek teşkil edebilir sanki

insan geçmişini unuttuğu ya da yadsıdığı için ve elbette ki kutsal kitaplardaki "insan en üstün varlıktır" ifadeleri ile gayet akıllıca bir şekilde şişirildiği için, pek de şaşırtıcı olmayan durumdur. zira homo habilis vardır geçmişimizde, homo erectus vardır. hayvanlıktan çıktığını düşünerek gücünün yettiği canlılar üzerinde hakimiyet kuran insan, kökenini işte böyle unutmuştur.

insanoğlunun kendini matah bir şey sanması aslında pekte matah bir şey olmadığının işaretlerinden biridir.doğada pek çok canlı türlü özelliklere sahiptir ve bu özelliklerini genellikle hayatta kalmak, üremek ve ürediğinde edindiği yavrileri * * * korumak adına kullanır.yani tüm canlı türleri bir şekilde yaşam savaşı ve soyun devamı konusunda programlanmış gibi hareket eder.bir insan bir çita gibi hızlı koşamaz çünkü çita yiğitliğin onda dokuzu kaçmaktır ve beslenmek için ceylan peşinde koşarım demiş ve atletizm olayının bokunu çıkarmıştır.yırtıcı olanlar dişlerini, tırnaklarını, kaslarını geliştirirken nazenin olanlar renk değişikliği de dahil pek çok savunma geliştirmiş ve gerektiğinde sinsice parazit olarak beslenme moduna girmeyi öğrenmiştir.tüm bunları tanrının da takip ettiği belgesellerde izlemekteyiz.insanın olayı da evrim sürecinde daldan dala zıplamak ve muzla beslenmekten fazlasını istemek, daha sonra ateşin yakmayı öğrenmek ve ulen aklımı seversem o da beni sever idrakiyle akla ağırlığı vermesi sonucunda farklı bir yola girmiştir.doğada aklını kullanan yalnız insan değildir elbet ama ayak baş parmağı, kulak içi sıvıları, ses telleri otu boku ile tam teşekkülü alet yapma malzemesine sahip olan tek varlıktır.bunlara sahip olmak bbilindiği üzre herhangi bir çabayla değil de şans ot bok ya da bilinemeyen bir sebepten kaynaklanmaktadır ve doğada tüm dünyanın bütün dengelerini bozan ve yaşadığı yeri sıçıp batırmak suretiyle bok eden bir varlığa baş eserim diye bakmıyordur muhtemelen.varlığın sebebi her ne olursa olsun canlı olan her varlık sürdürdüğü yaşamı doğanın döngüsü dahilinde sürdürdüğü sürece matah bir boktur.insan bu döngünün ağzına sıçmasıyla, hamamböceği de bu döngüye bi nane katkı sağlamayıp hep sömürmesiyle ünlü iki dallama türdür, hamamböceği belki evrimini çok uzun süre önce tamamladığı için işi lay laya vurmuştur ama insanın bunu tamamlayamadan kendi kökünü kurutması şaşırtıcı olmaz.

(bkz: hayvanların insanlardan farkı/#1205020)

bunun ucu tanrının evreni insan için yarattığını iddia etmeye kadar varır

(bkz: ben istersem okuzu bile milletvekili yaparim)

(bkz: kendini bir bok sanmak halbuki zaten bok olmak)

(bkz: sörfçüyü parçalayan köpekbalığına vur emri)

kısa bir süre sonra, insan ırkının, kendi eliyle yarattığı ekolojik felaketler sonucunda dünya üzerinden yok olmasıyla birlikte nihayete erecek olan durum.

insan denen canlı türünün yalnızca "zeki" olduğu için tüm dünyanın ve hatta evrenin sahibi olduğunu düşünmesi, diğer canlı türlerinden yararlanmak için onlara çeşit çeşit eziyetler uygulaması, dünyadaki tüm canlı türlerinin yalnızca insanoğlunun varlığını sürdürebilmesi için varolduğunu düşünmesi gibi sonuçları olan durum.elbette diğer canlı türlerini "şöyledir, böyledir, vırvırdır, dırdırdır..." diyerek aşağıladığı da görülmüştür bu insan denen garip türün.

insan, ilk insandan bu yana kendisinin özel bir hayvan olduğunu düşünmüştür, matah bir şey olduğu kanaatine hemen varmıştır demek yanlış olur. evrim sürecinin o korkunç "orman"larından çıkan insan denen bu çıplak maymun ortama ayak uydurabilmek, fiziki olarak etrafındaki diğer hayvanlara göre düşük olan yaşama şansını yükseltebilmek için binbir çaba gösterirken kendini pek de matah bir şey sanmış olamaz. ama insan ne zaman ki koca bir ayıyı ya da zürafayı yerle bir etmiş, ne zaman ki öküz, boğa, koyun, ceylan, keçi demeden öldürmeye başlamıştır işte o vakit kendinin matah bir şey olduğuna hükmetmiştir. "aklımla yendim doğayı" tribine girmiştir. ne var ki koca bir boğayı iki dakikada yok eden piranalar ya da ne bililiyim en irisinden bir ayıyı bile öldürebilen zehirli bitkiler hiç bir zamamn bu başarılarına bu türden ukalalık katmamış, etrafındaki diğer türleri küçük görmemiştir.insanın kendini matah bir şey sanması, bir bok olduğunu düşünmesi din dediğimiz şeyin de başlangıcı işaret eder bizlere. önce doğa olaylarını kontrol edemediklerini biraz olsun anlayan insanlar daha sonra o doğa olaylarının onlar için orada var olan tanrılar tarafından kontrol edildiğine inanmıştır. bu tanrılar her şeyi insanlığın iyiliği için yapmaktadır. yani bu sebeple bir yerde kafalarına yıldırım düşerse bu demektir ki cozurdayan insan evatları seçilmiş tür insanlar için tehlikelidir, dirliği ve düzeni bozacaktır. her neyse, işte durum böyle iken bu insanlar evrende her şeyin kendileri için döndüğünü, jupiterin bile onlar için çalıştığı sonuçlarına varmışlardır.işin en kötüsü bu insanlık "tam da ilerledik artık din, hurafe yok" falan derken aynı kendini beğenmişlik tuzağının içine düşüp evrim süreçlerinin de seçilmiş tür insanlık için çalıştığına inamıştır. bu kendini bilmezler biz şu ve şu süreçlerden geçerek süper bir tür olduğumuzdan bu kadar akıllı olduk diye caka satmışlar, ilk başta inandıkları tanrıları bile bir köşeye koymuşardır. halbuki bilmezler ki evrim sürecinde de global maxsimumlara ulaşılmaz local maxsimumlarla idare edilir. halbuki bilmezler ki evrim sürecinde hayatta almak maximum kartla taksitle kitap almaya benzemez. halbuki bilmezler ki evren insanın oyun sahası değildir. habuki bilmezler ki insan evrendeki olası zilyon yaşam türünden biridir, başka türlü olabilecekken öyle olmuştur (contingent). halbuki bilmezlerki insan şu koca evrende tek hücrelilerden daha küçüktür. halbuki bilmezler ki kendini bilmek önkabulleri sorgulamakla başlar.insanoğlunun kendini matah bir şey sanması her şeyden önce insanoğlunun geleceği için zararlıdır.(bkz: insanlarin hayvanlardan farki)

dunyanin tek hakimi olan insanin kendini matah birsey sanmasindan dogal birsey olamaz. bildikleri bunu isaret etmektedir. evren ile iliskisi ve evren hakkindaki bilgisi arttikca bu sanri suratta donup kalacak acikli bir gulumsemeye donusecektir.

(bkz: kendini bulunmaz hint kumaşı sanmak)

ayrıca (bkz: eksi 2 teoremi) + (bkz: kendi yapmiyormus gibi davranmak)

milyonlarca yıl önce dinozorlar vardı dünyada, dünyanın tek hakimi idiler. karşılarında hiçbir canlı tutunamıyordu, fakat bir gün bir meteor her şeyi değiştirdi. en azından şu an geçerli kuram bu. insan türü bir gün bir meteor ya da başka bir doğa olayı veya kendi eliyle hazırlayacağı bir nükleer savaş tarafından sona erdirilinceye kadar kendini matah bir şey sanmaya devam edecek, ne yazık ki.

(bkz: ortalamanın üstü etkisi)

kendini yeryüzünden tümüyle silme seçeneği olması, insanın kendini matah bir şey sanmasını haklı kılmaktadır.(lemmings örneği geçerli değil ama siz yine de yazın).

insanoğlu her nedense yapay zeka konusunda her geçengün ilerlemesini, akıllı makinalar üretme konusunda taklalar atmasını da kendi matahlığına yormaktadır. ne var ki, insan zekası benzeri bir zekanın insan tarafından yeniden üretilebilmesi tam olarak insan zekasının o kadar matah bir şey olmadığının kanıtıdır.

zeka nedir? matah zeka nedir? eğer kimse hiç bir şeyi ve hiç bir kimseyi matah sanmamalıysa matah kavramını sözlükten mi silmeliyiz? sorularıyla derinleştirilebilecek bir konu. (mu acaba?) (bkz: özkan)

(bkz: bunu yapan insan olabilir/#2507294)

insanoglunun matah bir sey olmasinin en buyuk kaniti, var olusunu sorgulamasi ve yaratabiliyor olmasidir. kendi kendini yeniden yaratmaya yeltenecek kadar bu gudulerin pesine dusmustur.(bkz: klonlama)

sen kendini matah bişey sanırsın, süpersindir mükemmelsindir.sonra bi gün biri gelir sana şöyle güzelce bi spot tutar, o zaman anlarsın matah filan değil eşek bokundan değersiz bişey olduğunu. olur, oluyor bunlar hep.

bu insan denen anlaşılmaz tür kendi yarattığı yapay zekaydı, klonlamaydı gibi şeylerin matah şeyler olduğunu neye dayanarak söylemektedir, bir de bunu anlayabilseydik keşke. "insanoğlunun kendi ürettiği şeyleri bir bok sanması" da diyebiliriz elbet, aah ah.

matah olmak mümkün değilse, matah olmamak, eşek bokundan değersiz bir şey olmak sorun olmaz.ama matah bir şey varsa evrende, o halde bunun tanımı yapılsın, bizler de 10 kaplan gücünde spotlarla aydınlanıp kafamızı duvarlara vuralım "ben ne değersizmişim eşek sıçıyor benden iyisi çıkıyor" diyerek derin buhranlara kapılalım.

(bkz: matah) özellikle (bkz: matah/#809786)

dunya da insan disindaki hicbir canli genetik kodmus, muzikmis, siirmis, tanriymis bunlarla ugrasmaz. karinca yuvalarini, yarasa sonarlarini hesaba katmazsaniz tabi[bunlar ihtiyaclar kisiti ile sekillenmistir]. insandan baska yeryuzunde gununu gun etmekten baska bisey dusunen, ona uygun davranan canli yoktur. bu nedenle insan matah birseydir.

(bkz: hayvanlarin insanlardan farki/#1201478)

"genetik kod, müzik, şiir, tanrı ve gününü gün etmek kavramlarının matah kavramlar olduğunu on maddeyle ispatlayınız. süre 40 dakika. başarılar."

matah, relatif bir kavramdır. 'neye göre matah' diye bir soru anlamlı kabul edileceğinden, burada neyle kıyasladığımızı bilmek en önemlisidir sanırım."bildiğimiz tüm canlı türleri" ile kıyaslarsak, insan matah bişey olup olmadığını düşünen tek canlıdır. kendisiyle ilgili herhangi bir şeyi sorgulayan yaratığı default olarak 'matah' statüsüne koyduğumdan, insan matah bişeydir.çok şahane recursive açıklamalar yaparım aklın oynar.ps: ayrıca matah ne çirkin bi kelimedir.(bkz: ratta mahatta)(bkz: mata hari)(bkz: hakuna matata)

insanlik icin kucuk sozluk icin buyuk bir adim olarak:idealist bir papagan, muzisyen bir kaplumbaga, sair bir hamabocegi insanliga "aha da buyrun bundan ne farkiniz var, sizin yaptiklarinizi yapiyor hem bunu 8 bacagi var naberr" deyinceye kadar insan dunyadaki canlilar arasinda en matah olani unvanini korumaya devam edecektir. 4 ayri renkteki geometrik sekli olmasi gerektigi yere koyabilme bilgisine ve yetenegine sahip arkadaslari tenzih ederim. onlari yan kafese alacagiz muz servisimiz baslamak uzeredir.

ırkçılık yalnızca insanlar arasında yapılmıyormuş, bunu öğrendik. insan dışındaki canlılar arasında da bu mümkünmüş. peki hangi canlı türü yapıyor dersiniz bu ırkçılığı (ya da "türcülük" mü demek gerekiyordu, biraz anlamsız gibi): elbette ki insanoğlu, pek tuhaf gelmedi değil mi? bana yalnızca hayırlı olsun demek düşüyor. ey üstün insanoğlu, sen her şeye muktedirsin, sen her şeyin sahibisin, sen bir numarasın be! dünya'yı istediğin gibi kullanma, mahvetme hakkına da sahipsin sen, evet.

inananlar için: doğrudur. tanrı bir keçiyle ya da zebrayla değil, insanlarla irtibat kurmayı seçmiştir. araya koç, yunus gibi görüntü efektleri katmakla yetinmiştir. inanmayanlar için: yine doğrudur. her ne kadar çiğ süt emmiş olsa da kendisini bu kadar geliştirebilen bir başka varlık yoktur. biraz övünmek hakkıdır. merak etmeyin, kediler bizimkine benzer bir uygarlık geliştirmiş olsaydı kibirlerinden yanlarına varılmazdı. şimdi bile varılmıyor zaten.

türlerin bir sıralaması yapılacaksa bu sıralamanın neye göre yapılacağı önemlidir. eğer insanoğlunun kendisinin tanımını yaptığı zeka ve bilinç kavramları sıralamanın temelini oluşturacaksa o zaman insanoğlu tabii ki sıralamanın başında yeralacaktır. ne var ki burada tanımın kendisinin insanoğlundan çıkmış olması sıralamanın güvenirliğine bir gölge düşürecektir. öte yandan, asıl önemli olan nokta insanın kendini matah bir şey sanarken sadece türler arasındaki statüsünü değil evrendeki varlığını gündeme getirmesidir. evrenin çarklarının kendisi için döndüğünü düşünen, evrenin tanrıcalarla kendisi için yarattığını düşünen, evrimin hep lehte olacağına kanaat getiren insanoğlu kendini evrenin merkezi haline getirerek bu evreni biraz olsun anlamak isteyenlere ket vurmaktadır.insanın pek de matah olmadığı söylenirken anlatılmak istenen şey insanın maymundan daha zeki olmadığı, ya da böyle düşünmesinin zararlı olduğu değildir. insan kendini matah bir tür sanarak içinden çıktığı doğaya ve dolasıyla da kendine zarar vermeye çoktan başlamıştır bile. insan kendisini matah bir şey sandığından din savaşları hala dünyanın bir çok yerinde sürmektedir. insan kendini süper matah bir şey sandığından dünya ile ilgili kararları tek başına verebileceğini bile düşünmüştür. tarihteki binlerce katliam hep insanın ya da bazı insanların kendilerini matah bir tür, en akıllı varlık sanmasından kaynaklanmıştır. hazır ırak saldırısı da bitmişken, eğer bugün dünyanın en tehlikeli silahlarına sahip abd'nin başkanının bir salak olduğunu görebiliyorsak bu bizim matah olduğumuzu değil, tersine pek de matah bir tür olmadığımızı kanıtlar.

insanoğlu birakin yeryuzundeki canli turlerini, kendi yarattigi tanrilari bile birbirine dusurup savastiracak kadar tuhaf bir canlidir. ancak atom bombasini icat edip zilyontane insani yok etmis olmasi, onun matah olmadigini degil, bazi matahlarin erdemsiz oldugunu gosterir. yeryuzunde erdemi olan baska bir canli simdilik olmadigina gore, gene ayni noktaya ulasilir: insanoglu matahtir, bazilari daha matahtir.

insanoğlu sürekli kendi kendine kavramlar yaratmakla meşguldür: zeka, erdem, kıl, tüy gibi. kendisi dışındaki diğer canlılara da bu kavramlar vasıtasıyla saldırmayı bir şey sanmaktadır.zeka nedir? insanın kendi türüyle ilgili bazı özellikleri ölçebildiği, insana özgü bir kavramdır. insanoğlu utanmadan zeka kavramını; özellikleri bu kavramla ölçülemeyecek olan diğer canlılara mal etmekte, onların zekası olmadığını ya da onların zekasının düşük olduğunu söylemekte ve bundan kendine pay çıkarmaktadır. bu da yetmemekte, bir de o canlılar ve tümüyle doğa üzerinde hak sahibi olduğunu iddia etmektedir. halbuki o insanlar bilmezler mi ki kendi icatları olan kavramlarla yaptıkları karşılaştırmalar kendilerinden başka hiçbir canlıyı bağlamaz ve alakadar etmez.insanoğlu kendini matah bir şey sanmaya devam edecektir, etsindir.

öteyandan; deprem, fırtına, sel, yanardağ patlaması gibi doğal afetler sırasında bu ruh halinden çıkılıp, "sankim bir kiprit çöpüyüm" ruh haline geçiş yapılır genellikle. hatta bu durumlarda hayvanların doğayı bizden daha iyi algıladıklarını söyleriz. netice itibariyle böyle değişken ruh ve düşünce hallerine sahip bir yaratık elbetteki matahtır.

(bkz: eşref-i mahlukât)

hayvanlar alemiyle kendisini karşılaştırıp haklı olarak matah bir şey olduğuna kanaat getiren insanoğlu daha sonra dost ortamlarında kendisini başka insanlarla karşılaştırıp insanlararası matah olduğuna da kanaat getirecektir. "ulan şunu da yanlış yapıyorum" demeyi öğrenmesi zaman alacaktır ama mutlu yaşayacaktır. eğer ki insanoğlu kendisinin ve üstünde yaşayageldiği dünyanın başka canlılarca bir deney ortamı yaratmak için oluşturduğunu sansaydı bu kadar mutlu olamayacaktı. hatta ve hatta ne douglas adams'ın yazdıklarından keyif alabilecek ne de matrixi ağız tadıyla izleyebilecekti. bu sebeple "iyi ki insan kendini matah bir şey sanıyor, yoksa allah muhafaza..." falan filan demekte fayda vardır.

insanın yaratıcılığı onun kendini matah bir şey sanmasını gerektirmemeli kanımca. tamam, douglas adams'a ya da the beatles'a tek kelimeyle bayılırım, yaptıkları benim için çok önemli ve değerlidir, ve "benim için" matahtır. fakat objektif olarak baktığımızda hiçbir yapıt ya da icat veya yaratı özünde bir "değer" taşımaz. o değeri ve "matahlığı" da onlara bizzat insanın kendisi vermektedir. bu sebeple insanların şu kendilerini matah sanma konusunu acilen gözden geçirmelerinde çok fayda var.(bkz: matah matah bir kelime olsaydı ona matah denmezdi)

"insanoğlunun kendini matah bir şey sanması" önemli bir konuysa da "insanoğlunun gittikçe kendini daha matah bir şey sanması" kadar endişe verici değildir. her nedense binlerce milyonlarca insan "insanoglunun gittikçe kendini daha matah bir sey sanmasi"na karşı çıkmakta, mesela küreselleşme alehinde yürüyüşler yapmakta, sonra da evlerine gidip insanoğlunun ne kadar da matah bir şey olduğunu düşünüp mışıl mışıl uyumaktadır. halbuki "insanoğlunun kendini matah bir şey sanması" "insanoğlunun gittikçe kendini daha matah bir şey sanması"nın bir önkoşulu değil midir? evet belki de öyledir.

"de ki: insanoğlu kendini matah bir şey sandı, onlar bilmezler ki matah olan bir tek mata hari'dir. bunu inkâr edenleri nice âzâp beklemektedir. bana mata hari'yi getirin ulan! dağılabilirsiniz." (mamataharitah/42)

(bkz: insan tayfasi götüm tayfasi)

kendini matah bisey sanan insanlarin en buyuk ozellikleri, matah olduklari inancina kendilerini hayvanlarla kiyaslayarak ulastiklarini sanan bazi insanlara, ilerde bir gun onlarin da matah olacaklari umidi ile yaklasip, genc ve cok beyin hucrelerine saygi duyup ilerde elbet asinir ve azalirlar hosgorusuyle hayvanlar alemi sinifindan alip "yeni baslayanlar icin hayat" sinifina kayitlarini yaptirmaktir. bu insanlar boylece hayat bilgisi derslerinde matah olan insanlarin, kendine, diger insanlara ve yasadigi dunyaya saygili, onlardan ustun[yok edebilme gucune sahip anlaminda] olduklarinin bilinciyle diger canlilara karsi hosgorulu oldugunu, lab derslerinde de laser isinini nerelerde kullancaklarini ogrenirler saber yapmak yada kornea dikmek onlarin matahligina kalmistir. bazi matahlar "gittigin yol yol degil" demekten ziyade yasayarak ogrenmek gerektigine de inanir. secim yapabilme sansi varken yanlisi secen, matahtir ama bizden degildir. "kardesim bu insanlarda bi tuhaf, hep eziyet hep eziyet, bir gun yuzu gostermiyorlar su gergedanlara, neymis boynuz tozu erkeklige iyi geliyormus pehh" diyen kisi, aslinda insanin gucunun* farkinda, onun varligini kabul etmis, ama bu gucun yanlis kullanimindan sikayet etmektedir. ha bunun farkinda midir? simdilik degil gibi gorunuyor. onu da alin dilbilgisi sinifina yazdirin bastan ogrensin. biz anliyoruz ne demek istedigini ama yoruyor insani bi zaman sonra dagilan konulari toplamak.

(bkz: kontrolsüz güç güç değildir)*

"ortalamanın üstü etkisinden her daim şikayet edecek olanlar ile ortalamanın üstü etkisinin başkalarının sorunu olduğunu düşünenler ne yazık ki aynı insanlardır. biz onlara matah olamazsınız demedik, çünkü matah zaten matah bir şey değildir." clio suresi

ayrıca (bkz: looking glass self)

ove ove bitiremedigi zekasi sayesinde cozumlediktce hayal kirikligina ugrayan bu canli turu bilmemezlikten gelerek devam etmektedir kendini matah bir sey sanmaya. beton kutular icinde yasayip, kendi uydurdugu seylere kole olup devam etmektedir matah hayatina, "tek zeki canli biziz", "tek sosyal hayvan biziz", "allahin sevgili kuluyuz" o zekanla, arastirmaci kisiliginle bulduklarina bi bak da papagan gibi tekrarlamayi kes sersem diyesi geliyor insanin insana.*

insanoğlu: biz sismograf icat ettik depremin şiddetini ölçebiliyoruz.hayvanlar: biz sizin şiddetini ölçtüğünüz depremi önceden sezebiliyoruz.

insanoğlu: biz dev gökdelenler inşa ediyoruz.arılar: biz de matematiksel olarak mükemmel altıgenlerden oluşan kovanlar yapıyoruz.

insanoğlu: biz hayatımızı sürdürebilmek için çalışıp para kazanıyoruz.karıncalar: biz yazın çalışıp kışın oturuyoruz.

(bkz: sovenizm)

(bkz: dunyanin kendileri etrafinda dondugunu sananlar)

(bkz: eksi sozluk hayvan klonundan basliklar)

(bkz: ziya allahin maymunu)

(bkz: kucuk daglari ben yarattim edasi)

potansiyel götünden sallamanın en güzel örneği olarak diyorum ki bilinç hayata aykırıdır! bilinçli canlı varlığının sonlu olması fikrine, ne çeşit açıklamalar, mekanizmalar oluşturursa oluştursun, katlanamaz. bunun yarattığı sorun da her türlü bilinç sahibi canlıyı evrimin hatalı üretimi yapar. zaten (dikkat ediniz sallama hala devam ediyor) yaşamın temel amacı evrim değil, sürekliliktir. ve tabi ki (bilinç sahibi olsun olmasın) bireyin değil, türün; hatta türün değil genel anlamda yaşamın kendisinin sürekliliği.bu anlamda zekadan da öte bir bilinç sahibi olacak şekilde evrimleşmiş insanın kendisini matah birşey sanması tarihin (ne anlamı varsa tarihin) en süper yanılgısıdır.

geneldir. geçer.

(bkz: insanmerkezcilik)(bkz: antroposantrizm)(bkz: ademi merkeziyetçilik)

insanoglu son derece matah bir seydir. isbu yuzden kendini matah bir sey sanmasi, acaba ben matah miyim diye ortaliklarda dolanmasi normal degildir.hayir 30 yildir* izliyorum, nedir bu kendini bilmezlik hala anlamis degilim.

Rasgele

+ olumcul laboratuvar quotelari
+ boktan biri olsan da sadece seni istiyorum
+ ava giden avlanir
+ hayattan bezmis psikiyatrist
+ ece
+ yarim kilo kitap ver oradan
+ beni bekleme gelmeyecegim
+ firendz
+ ustun bir ulus yaratmak
+ kazagi pantolon icine sokmak
+ salak ucak yolcusu tripleri
+ ortalama entry yazma suresi
+ once upon a time in america
+ alternatif isim sehir kategorileri
+ tahkiki iman
+ up the bracket
+ gardez l eau
+ hadi hadi gadget kollariii
+ lambada
+ tokatlama

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam