iskence

kisinin karatahtaya tirnak surtmek gibi sacmasapan hareketlerle karsisindaki insana veya kendisine rahatsizlik vermesi, hatta onunla da kalmayip can yakmasi haline verilen isim.. ornekleri de asagidadir...

karatahtaya tebeşirle yazarken tebeşirin aniden kirilmasi ve yazamamaya başlamasi hali.

orospuluktan sonra dünyanin en eski ikinci meslegi.ama orospuluk kadar onurlu degil.

http://www.radikal.com.tr/...03/06/23/haber_79191.php adresinde sunulan roportajda, cennet vatanimizdaki boyutlari net bir bicimde gorulebilen kabus!

(bkz: torment) (bkz: tormentor) (bkz: işkenceci) (bkz: torture)

araplarin iskence cesitleride cok unludur.ornegin:1) 9 tane ac kalmis kedi ve canli bir insan agzi sikica baglanmis bir cuvala konur,cuvala 3 kisi tahta sopalarla vurarak kedileri cildirtir,darbelerden deliren kediler icerideki kisiyi oldurene kadar tirmiklar ve isiriklarlar.2) yazin 40 derece sicaginda 4 tane battaniyeye sarilip gunesin altinda ac susuz bekletilerek haslanarak adam gebertme.

(bkz: cin iskencesi) (bkz: cocuklara yapilan iskenceler) (bkz: fenni iskenceci) (bkz: iskence yontemleri) (bkz: kardese yapilacak iskenceler)

marangozlarin 2 tahta parcasini tutkalla yapistirdiktan sonra kuruyana kadar sabit kalmasi icin kullandiklari metal sıkıstırma aleti.

güzel ülkemizde insanlık onurunun bir türlü yenemediği şey. insanlık onuru denen kavramın da içi boş olduğunu düşünmeme sebep veren yöntem.(bkz: insanlık onuru işkenceyi yenecek)

maalesef avrupa insan hakları mahkemesi'nin türkiye'yi defalarca mahkum etmesine neden olan iğrençlik..

işkence suçu şu an yürürlükte olan kanunda "adliye aleyhine cürümler" bölümünde yer almaktayken, yürürlüğe girecek olan yeni türk ceza kanunu'nda "kişilere karşı suçlar" kapsamında düzenlenmiştir. yeni türk ceza kanunu'nun 94. maddesi şöyledir;"(1) bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (2) suçun; a) çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı, b) avukata veya diğer kamu görevlisine karşı görevi dolayısıyla, işlenmesi hâlinde, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) fiilin cinsel yönden taciz şeklinde gerçekleşmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (4) bu suçun işlenişine iştirak eden diğer kişiler de kamu görevlisi gibi cezalandırılır. (5) bu suçun ihmali davranışla işlenmesi hâlinde, verilecek cezada bu nedenle indirim yapılmaz. "

insanlık onuruna yenilmesi sabırsızlıkla beklenen hadise.

çocuk taklidi yaparak konuşan bi kızı iki dakka dinlemek

paranoya yaptırmak

avrupa insan hakları sözleşmesindeki hemen hemen her maddede önce bir tanım verilir ve ikinci fıkrada bunun istisnaları... iskencenin istisnası yoktur. bu yüzden 3. madde tek bir cümleden oluşur: "hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz." polis tarafından uygulanan kaba kuvvet bir yana kötü muamele, hakaret, baskı bile bir işkencedir. cumhuriyet tarihimiz, ne yazık ki göz altındayken kaybolan insanlar, karakola gidip de dönmeyenler, ya da merdiven dibinde dövülerek öldürülenler ile doludur. peki bu nasıl önlenir? sivil insiyatif bir yana, devlet içi mekanizmaların da bu konuda faal olduğunu görüyoruz. insan hakları komisyonu gibi; daha doğrusu, doğru dürüst türkçe bile konuşamayan eğitimsizlerin komisyonu. (bkz: cok esli aileden sorumlu bakan) ya polis? polise sorduğunuzda durum çok başkadır. hemen geçim sıkıntısından ve mesai saatlerinden dem vurur. bir şekilde savunma yaratır kendine:- kardeşim sabahtan akşama kadar çalış, sorhoşun, onun-bunun ağız kokusunu çek... sonra insan kendini kaybetiyo, asabi oluyo. bazen bi-iki tokat atmışlığım vardır.herşeyin başı eğitim diye bir lafı bellemişiz, gerisine baktığımız yok. insan hakları dersime giren üç tane öğretmenimin* çeşitli yerlerde savcılara, polis amirlerine hatta hakimlere ders verdiklerini duyuyorum. polis akademisine ve okuluna konulan insan hakları dersi de cabası. bu çalışmaların bir ölçüde işe yaradığı şüphesiz. ama sokak ortasında adam döven ya da hakkında şikayette bulunulan polislere dokunmassak, ibret teşkil edecek bir örnek dahi olmazsa, ne bekleyebiliriz ki? son yıllarda avrupa insan hakları mahkemesinde 3. maddeden türkiye'ye açılan dava sayısında büyük bir düşüş olduğu söyleniyor. fakat bugün sokakta eylem yapan birisi tartaklanırsa dövülürse, bu işkenceden sayılmıyor mu? işkence vuku alanı prensip olarak kapalı mekandır; ama ya bize yapılan kitlesel işkence? lise yıllarında -üstelik hafif bir nedenden dolayı- karakola düşmüş ve hiç unutamayacağı bir kötü muameleye maruz kalmış olan ben, hergün televizyonda insanların tartaklandığını gören ben, memleketime nasıl bir sevgi besleyebilirim? ya yukarıda linki verilmiş* olaydaki küçük çocuk nasıl unutur da vatansever olup çıkabilir? sizce terörizmi kim yaratıyor? terörizm kendinden besleniyor. terörü terör yaratıyor. devlet terörü veya bireysel terör... iskence terörizmdir.

irlanda kurtulus orgutune mensub kisilerin, avrupa insan haklari mahkemesinde, ingiltereye karsi actigi 30 kusur davadan neredeyse tamami ingiltere lehine sonuclanmistir. davalarda konu edilen iskence turleri arasinda;-ciplak bedene basincli soguk su verme-kisinin tek basina sadece ayakta durmasina olanak veren kafese kapatma ve burada uzun sure tutma (ki bu islem sozkonusu tutukluda kalici romatizmal rahatsizliklar ve kemik deformasyonuna neden olacak kadar uzun surelerden soz edilmektedir)-yine kisinin "secde" pozisyonunda sigacagi kucuklukte kafese kapatma-cok yuksek sesle ingiliz marsinive benzeri sacmaliklari dinletme (ki yine bu islem sirasinda insan kulaginin duyabilecegi en yuksek sinirlardan -22000 desibelin biraz alti- soz ediliyor)-kucuk bir hucrede 1000 watt uzerinde isik altinda gunlerce birakma-ac, susuz ve uykusuz birakmabutun bunlar irlandali iskence magduru taniklarin ve bazi ingiliz guvenlik gorevlilerinin ifadeleri ile kanitlanmis olmasina ragmen, avrupa insan haklari mahkemesi bunlarin tek basina iskence sayilamayacagini, ancak hepsinin bir arada ve ayni zamanda tutuklu uzerinde uygulanmasi halinde iskence kapsaminda degerlendirilebilecegini beyan ederek davalari dusurmustur.

işkence'yi incelerken işkence ve cezalandırma arasında kesin bir sınır çizgisinin olmadığını net bir şekilde kavrıya bilmek öenmli bir husustur. aralarındaki fark büyük oranda birey olarak kurbanın fiziksel ve zihinsel acıya verdiği tepkiye bağlıdır, hangi koşullarda birinin diğerini içerdiği de göz önünde bulundurulmalıdır. işkenceyi, cezalandırma sınıflaması içine koyarak mazur göstermeye çalışmak ve dahası bu yolla herhangi bir işkence biçiminin kullanıldığını tamamen inkar etmek, uygarlıgın başlangıcından günümüze değin bir toplum ve devlet gelenegi olagelmiştir....(bkz: işkencenin tarihi)

(bkz: tuz ile işkence)

insanlık suçu..onaltıncı yüzyıl.. kilise'ye daha doğrusu engizisyon'a bağlı olarak çalışıyorum.. işim yeni geliştirilen işkence aletlerinin kalite kontrolü, test edilip onaylanması.. her yeni çıkan işkence aletini önce benim üzerimde deniyorlar.. ben de aletin verdiği acıyı onaylıyorum ya da eksik yönlerini saptayarak geliştirilmesini sağlıyorum.. ayda ikibin altın kazanıyorum.. şu anda mesaideyim.. ellerimden ve ayaklarımdan iplerle bağlanmışım.. iplerin diğer uçlarında ise atlar var.. işkencecinin komutuyla atlar beni ters yönlere doğru çekerek germeye başlıyorlar.. kemiklerimin eklem yerlerinden ayrıldığını hissediyorum.. kılcal damarlarım çatlıyor.. vücudumdan gözenek gözenek kan sızıyor.. dayanılmaz bir acı bu.. derken işkenceci elindeki usturayı karnımda, göğsümde gezdirmeye başlıyor.. derim yüzülmek için bacağındaki bir delikten içine hava üflenerek şişirilmiş koyun derisi gibi gergin olduğundan en küçük ustura dokunuşunda vücudumda büyük yaralar açılıyor.. biri acuç avuç tuz getirip yaralarımın üzerine serpiştiriyor.. o sırada ellerindeki kerpetenlerle birkaç kişi yaklaşıyor.. kimileri el ve ayak tırnaklarımı, dişlerimi sökerken bir tanesi hayalarımı koparıyor.. atlar iplere asılıyorlar... artık dayanamayacağım.. ölmek istiyorum.. ölmek istiyorum.. o sırada annem yaklaşıyor yanıma.. "dayanamıyorum anne" diyorum.. "öyle söyleme oğlum" diyor... "bak ne güzel işin var.. bunu bulamayanlar da var.. bu işi bırakırsan ne yapacaksın? çocuğun var.. onun geleceği var.. sık dişini.. emekliliğine şunun şurasında ne kaldı ki.."

notting hill'deki 'she' sarkisini duymak tam bir iskence

ırak'ta sürekli olmaya devam eden ama bir şekilde gelen haberlerde yok olan işkence vakaları insanı düşündürtüyor. savaşları öldürmekten çok ölmekle bağdaştıran bir gelenekten geliyoruz. ve ölümleri meşrulaştırmak bir şekilde mümkün oluyor her zaman. ama ya işkence? işte onun hiçbir açıklaması yok, meşrulaştırılamıyor, onun için kendisinden bahsedilmiyor da.. ancak yumurta kapıya dayanmalı, abu garib'teki görüntüler gibi reddedilemeyecek boyutta resimler geçmeli ki ekranlardan, bir iki tane asker sorumlu bulunup sorgulansın, ama asla amerika'nın savaş politikaları kökünden sarsılamasın.. işkencenin izi ölümden daha fazladır çoğu zaman.

bir işkence tipi daha varmış. tabii düşün işkencesinde kan pıhtılaşmıyor. biraz bahsedeceğim. aylardır görülmemiştir sevgili. bu sürede eski sevgili de olmuştur, terk etmiştir. aylar sonra gelir, bir konsere gidersiniz birlikte. kokusu geliyordur burnunuza, elleri dirseğinizin üç-dört santim ilerisindedir. kokusu geliyordur burnunuza. ağlamaya başlarsınız. kokusu geliyordur burnunuza. yeni açılmış testere keser gibi genzinizden yanmaya başlarsınız. sonra birden gülmeye başlarsınız. (bkz: euphoria). kokusu geliyordur burnunuza. kendinize bittiğini hatırlatırsınız. kokusu geliyordur burnunuza. konsere ara verilir. ben uzun zamandır hissetmiyordum, yapamıyorum dersiniz. gidersiniz. gelmez arkanızdan. ama kokusu geliyordur burnunuza...(bkz: koku)

iskence deyince..... turkiye.http://www.amnestyusa.org/...2000/turkey11252000.html

mobilya yapımında yapıştırılan tahtaları sıkarak bir arada tutmaya yarayan alet.

bir cok baska yerde oldugu gibi turkiye de de devlet ve bir takim kurumlarinca sevecenlikle sorgulamada kullanilan yontem.

i. bedenin on tarafina uygun bicimde acilacak bir yariktan bagirsaklar disari cikarilir. bu yapilirken kurbanin hemen olmemesine dikkat etmek onemli bir husustur. daha sonra bagirsaklar kurbanin boynuna dolanir ve kurban yuksekce bir yere asilir. (bkz: isi ucuza cikarmak)ii. kurban ciplak vaziyette kuru buz dolu bir kaydiraktan kuru buz dolu bir havuza kaydirilir. tercihe gore kaydiragin kenarinin kesici bir madde ile yapilmis olmasi olaya renk getirir. (bkz: kan rengi)iii. kurbana butun bedenini kaplayacak ve sulfirik asitten etkilenmeyecek bir giysi giydirilir. yudum yudum sulfirik asit icirilir. (bkz: astari yuzunden pahalli) iv. kurbanin vucudu jilet yardimiyla ince ince kesildikten sonraa sonra tuzlu suda dinlenmeye birakilir. (bkz: allahin bildigini kuldan saklamamak)v. kurban once itinayla soyulur daha sonra icinde fare bulunan bir kazanin uzerine oturtulur. kazanin altinda ates olmasi iskencemizi tamamlayici unsurdur. (bkz: ithal)(bkz: kendini ihbar etmek)

sigmund freud'a göre bastırılmış cinsel dürtü sahibi bir kimsenin bir şekilde yetki sahibi olduğunda ister kendi nam ve hesabına isterse derin devlet namına bir diğer kimseye belli bir sözü söyletmek amacı ile fiziki veya psikolojik baskı uygulaması haline verilen isim. bu süreç içersinde işkenceci ile kurbanı arasında duygusal arka planda bir bağ oluşur. bu bağ gereğince işkence edilen bilsede bilmesede sürekli olarak kendisine işkence edenin hoşuna gidecek şeyleri söylemeye çalışır. (bkz: engizisyon)

(bkz: emniyet hizmetlerinin outsource edilmesi)

http://www.ntvmsnbc.com/news/288317.asp

(bkz: diş teli)

sinek ler sinekler kara sineklerrrr

bir insanın bir insana yapabileceği en iğrenç şeylerin genel adı. insanlık onurunun baş düşmanı.türkiye'de yapıldığında sıfatı münferit olay olan eylem.sadece fiziğe acı vermek yoluyla olması gerekmez. bir dönem cezaevlerinde hem sağ görüşlü, hem de sol görüşlü mahkumlara sürekli istiklal marşı dinletilmiştir ve bu da etkili bir sinirsel işkence yöntemi olmuştur.bununla ilgili anlatılan bir fıkrada türkiye polisinden ormanda bir fil bulmaları istenmiş, onlar da bir geyikle geri gelmişlerdir. ya bunun neresi fil dendiğinde geyik söze girmiş ve abi valla ben filim demiştir.(bkz: insanlık onuru işkenceyi yenecek)

amacı öldürmekten ziyade süründürmek olan, belli ki zevk alınarak yapılan, hatta zamanında daha çok zevk almak için sırf bu amaca hizmet eden aletler icat edilmiş olan insanlık dışı eylem. demir bakire ve çivili sandalye bu aletlerden yalnızca ikisidir. ayrıca kişiyi kızgın kömür üzerinde yürütmek, çıplak bir biçimde başaşağı asıp dev bir testereyle iki bacağının arasından kesmek, kollarını ve bacaklarını atlara bağlatıp ters yönde çekerek paramparça etmek, ayak tabanlarını tuzlayıp keçilere yalatarak gülmekten öldürmek, etkili işkence yöntemleridir.(bkz: işkence yöntemleri)(bkz: çin işkencesi)

gecmisten bu yana gercekleri ogrenmek icin,zevk olsun diye ve genellikle halkın ders alması icin yapılan siddete dayalı eylem.. iskenceyle ilgilenenler icin george ryley scott'un 'iskencenin tarihi' adlı kitabı onerilebilir..kitap eski caglardan bu yana yapılmıs iskenceleri ve onların cesitlerini detaylı bi bicimde anlatıyor..'yazılı belgesel' niteligi tasıyor..okurken iciniz gidebilir..cogu zaman 'madem bu kadar zekiydin,niye iskence aleti gelistirmek yerine daha ''cici'' bisiler yapmadın' diye soylendim..

cevap alma sanatı...

bir sunay akın şiiri;" ne zaman elektrik verilse bedenimin tek bir hücresine aydınlanıyor yurdumun lambasız bütün evleri "

(bkz: wow kremlin palace)(bkz: #7943582)

herhangi bir sebepten dolayi kurbanin olmesine izin vermeden aci cektirmek, olmekten beter etmek.

halk arasında mengene ve cendere kelimelerine denk olarak kullanılan bir kelime..

kisinin gozleri baglanir, ayaklarinin yere degmeyecegi bir yere oturtulur, daha onceden kaydedilmis trafik ve sokak gurultuleri dinnetilip "pencere kenari" susu verilir.

insanlık suçu ve maalesef bir ülke gerçeğibu adresten çeşitli örnekleri görülebilir.http://www.halkinsesi-tv.com/iskence/iskence.pdf

(bkz: ekt)

convention against torture (cat), yani "işkenceye ve diğer zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezaya karşı sözleşme" *nin birinci maddesine göre tanımı aşağıdaki gibi olan mutlak haktır:madde 1 işkence yasağı1. bu sözleşmenin amacı bakımından işkence, bir kimseye karşı, kendisinden itiraf almak veya üçüncü kişi hakkında bilgi edinmek, kendisinin veya üçüncü kişinin yaptığı veya yaptığından kuşkulanılan bir eylem nedeniyle cezalandırmak veya kendisini veya üçüncü kişiyi korkutmak veya zorlamak amacıyla veya ayımcılığa dayanan herhangi bir sebeple, bir kamu görevlisi veya resmi sıfatla hareket eden bir başka kişi tarafından veya bu görevlinin veya kişinin teşviki veya rızası veya muvafakiyetiyle işlenen ve işlendiği kimseye fiziksel ve ruhsal olarak ağır acı veya ıstırap veren herhangi bir fiildir. kanuni yaptırımlardan kaynaklanan veya yaptırımın doğasında bulunan veya bu yaptırımlarla rastlaşan acı veya ıstırap, işkence sayılmaz.2. bu madde, uygulama alanı daha geniş olan hükümlerin bulunduğu veya bulunabileceği uluslararası belge veya ulusal mevzuat hükümlerinin uygulanmasını önlemez.bu tanım, uluslararası belgelerde yapılan en kapsamlı tanımdır. ancak hala neyin işkence, neyin kötü muamele sayılacağı tartışma konusudur. nigel rodley, the treatment of prisoners under international law kitabında etraflıca işkencenin ne olduğunu tanımlamıştır. mesela incommunicado detention, işkencedir.

insana agzindan baska yerleri ilede su icmeyi ogreten bir sanat. yilmaz erdoganin bir espirisiydi sanirim.ama bilemedim simdi.

minibüste 35 dakika boyunca ismail yk'nın ("y" ve "k" birleşik ama büyük, lütfen!!) son albümünün birbirinden güzel parçalarını dinlemek, dinlemek zorunda kalmak da modern bir işkencedir. eh be minibüsçü abi, tamam, içi yi döşetmişsin, ses sistemi bomba olmuş, ekran falan fa bayağı orijinal, sinema gibi olmuş lakin plakanı aldım, binmeyeceğim bir daha aracına.. sen istediğin kadar korna çal!!

"işkenceler tehlikeli bir suç arama yoludur; doğruluktan çok sabır denemesi olabilir. çünkü acı çekmek; niçin daha çok olanı söyletsin de, olmayanı söylemeye zorlamasın? tersini düşünürsek; kendine yüklenen suçu işlememiş olan, işkencelere dayanacak kadar sabırlı olursa, suçu işlemiş olan, yaşamak gibi güzel bir ödülü kazanmak için niye aynı sabrı göstermesin?... ...öylesi dayanılmaz acılardan kurtulmak için neler söylemez, neler yapmaz insan?"(montaigne denemeler, çeviri: sabahattin eyuboğlu / sayfa 113)

(bkz: lester siler)

ülkemizde insanlık hakları diye bas bas bağıran her olayın üzerine giden ülkelerde neler yaşandığı konusunda fikir vermesi açısından iktidar da olan bush un kendi ağzında verdiği beyanat ile suçlu ve şüphe altında bulunan insanların konuşturulması için çeşitli fiziksel uygulamaların yasallaşması gerektiği beyanatına dikkat etmelerini öneririm. benim ülkemde gel onu yapma bunu yapma de sonra kendi ülkendi bunu yasallaştır. kesinlikle sözlerimden "amerika yapıyor biz de yapalım" sonucu çıkmasın. işkence ile yine mücadele edilsin ülkemde ama kendi ülkesinde işkence yapan amerikanın talimatı ile değil, vatandaşlarını seven yönetimlerin kararlılığı ile olsun bu mücadele. duyduğumda kulaklarıma inanamadığım bir beyanat idi, ulusal güvenlik gerekçesi ile işkenceyi serbest bırakmaya çalışması bushun. bush(t) işte ne beklenir ki .

Rasgele

+ carno
+ uzun sacli erkeklerin dayanilmaz cazibesi
+ formel
+ pazardan aktif diye alinan gayin pasif cikmasi
+ enfes
+ dolmusta yanindaki inince baslayan yayilma ani
+ sozlukte suru psikolojisi
+ trt 3 teki maci eurosport tan izlemek
+ dingdongdaddy
+ yan odadan gelen sesler
+ ultrasparc iv
+ sozluk bana onay maili gonder lan allahsiz
+ twelve monkeys
+ dogus cay reklami
+ spies
+ sozde usulsuz apo yargilamasi
+ bu basliklar olmamis
+ iq nedir ki eq nedir ki
+ defender
+ mrblack

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam