istanbul da yasamak

istanbulda yaşarken hiç bir nimetinden yararlamasan bile bütün güzelliklere yakın olduğunu bilmek güzel

kocaman bir bardağa doldurulmuş lezzetlimi lezzetli bir çikolatalı mocha'dan sadece bir yudum alıp geri kalanının soğuduna şahit olmak ve sonucunda da o mocha'yı dökmek gibi birşey.herşeyi iyi güzel ve lezzetli ancak para denen lidya icadı şey yoksa değil istanbul mocha bile yok.kalkıp bu şehrin bütün sokaklarını gezseniz sadece tek bir gün içinde şahit olabileceklerinizle bile anlatılacak onlarca hikayeniz olurdu.bu yüzdendir ki şairler ve yazarlar ha babam istanbulu yazmışlar,anlatmışlardır.istanbulda yaşamanın en kötü tarafı ne trafiği ne insanların saçmalıkları ne de paranın din halini almasıdır.herşeyin ortasındasınızdır mukemmel bir şehirdesinizdir ama bu şehri yaşayamıyorsunuzdur.bu şehirde yaşayan ve her günü istanbulu hissederek geçiren bir insan ya multimilyoner işsiz güçsüz aylak biridir yada herşeyini bırakmış hiçbirşeye sahip olmayan sokakta yatan bir evsizdir.istanbul öyle güzeldir ki güzelliklerini gösterir ama çok az kişiye verir.

her ne kadar azınlıkların* * *azalıp camileriyle*tam müslüman şehri olmaya zorlanan, işte o zaman kirlenen, avamlaşan, betonlaşan şehirde yaşama savaşı vermek. buna rağmen onla da onsuz da olunamamak.

kaosa, kargasaya, betona, kalabaliga, beyogluna, kadikoye, galatasaraya, denize*, vapura, bogaza, rezillige, kopruye, kopru altina, nevizadeye, ortakoye, adalara, ozgurluge, tutsakliga, korkuya, cesarete, modaya*, sinemaya, acik havaya*, rutubete*, hayata dair herşeye olan bagimlilik.

dunyada bir şehir, şehir ki ne şehirlondra paris romabu cok farkli bir mayane doguda ne batidaben asyadayken sen avrupadabirakip gitmemi isteme benden istesem de gidememsevdim bir kere! yaşamaya devamistanbul istanbul - neler olduistanbul istanbul - neler gorduheryerden, herşeyden, herkesten bir parcaistanbul istanbul - herşey ortadadunyanin incisi istanbul şehrinde bir sahil kahvesindeoturdum bir bardak cay icmeyeinsanlar heryerde heryerde heryerde yalnizdim heryerdesevdiklerim kaldi geride*

başka şehirde yaşamaya başlandıktan sonra değeri sonradan anlaşılan nimettir..(bkz: attan inip eşeğe binmek)

(bkz: cambaz olmak)

(bkz: istanbulda yaşamayı unutmak)

istanbul'da yasamak gercekten yasadigini hissetmek ve daha fazla yasamak istemektir. bunu da ancak istanbul'da yasamadigin zaman anlayabilirsin, yani olmek istedigin zamanlarda.

ankarayi ozlemek ile gecen processdir.

bu bağımlısı olduğunuz şehirden başka her yerden uzak kalmaktır. sizi buraya çiviler ve adeta bir parçanız, sırdaşınız olur. (bkz: taksimde sabahlamak)

istanbuldayken degeri tam olarak algilanamayan, ama farkli bir sehire/ ulkeye gidince de istanbul ile ilgili en kucuk seyi ozlemeye basladigini farkedince ne kadar guzel, eglenceli ve ozel oldugu anlasilan birsey...

eğer işten güçten kalan kısıtlı zamanlarda nimetlerinden yararlanmıyorsanız hiçte hoş olmayacak eylem.

yoğun strese, trafiğe, gürültüye, hava kirliliğine, geç kalmaya, ertelenmeye alışmak.

herşeyin peşinden koşmaktır.

kalabaliktan, trafikten, gurultuden sikayet etmektir; yazin nemli sicagindan bunalmak, kisin tipide mahsur kalmaktir; bogazin her kosesine tekrar tekrar hayran olmaktir; geceleri sehrin seyrine doyamamaktir; uzayan tatillerde evini ozlemektir; bitmeyen yol yapimlarindan, tukenmeyen alt yapi calismalarindan bikmaktir; baska sehirlere yol dusuldugunde kendi sehrinde ne kadar pahali yasadigini farketmektir;ortasindan gecen denize girmene firsat birakmayan, tabiri caizse -ki caizdir- canim denizin icine eden onceki nesillere gicik olmaktir; genclikte baska sehirde yasamayi hayal bile edememek, orta yasta "guney"li, "koy"lu, "kasaba"li emeklilik hayalleri kurmaktir;deniz kokusuna asina olmaktir;martiyi diger kuslardan daha cok sevmektir.gecmise ellerinle dokunabilmektir;geceleri ana caddeleri ara sokaklara tercih etmek, kimliksiz sokaga cikmamayi, eve celik kapi yaptirmayi akil etmektir;her uc dini de bilmektir; o zor gunlerde bazen bir baska dinin ibadethanesinde toplanmak, komsun, is arkadasin, belki cocukluk arkadasin icin gozyasi dokmektir;bir de emirgan'da cay, ayasofya'nin bahcesinde kahve icmek fasli vardir ki gelin bunu ya emirgan'da ya da ayasofya'nin bahcesinde konusalim.(bkz: anlatilmaz, yasanir)

yağmurlu günlerde yerine oturmamış kaldırım taşları, terbiyesiz araç sürücüleri ve gölete dönüşen sokaklar yüzünden ağlayarak eve dönmek gibi çeşitli dezavantajları olsa da tarih, sanat ve çocukluk anılarıyla dolu olan dünyanın en düzenli en refah dolu kentlerinde yaşansa bile hep burnunda tüteceğini bildiğin bir kentte yaşamaktır istanbul'da yasamak. hergün kıtalar arası yolculuk yaparken manzaraya aşık olmaktır, hep aklının bir kösesinde olan tarihi yarım ada siluetiyle beyoğlunda, sultanahmette, boğazda huzur bulmaktır. her erguvan mevsiminde boğazın iki yanındaki güzelliğe doyamayıp, doğduğun kent için tanrıya şükretmektir. ve hep acaba başka bir millet olsa daha mı iyi bakardı sana hayal şehir, seni dünyanın başkenti yapamadık diye vicdan azabı duymaktır çocukluğum, aşklarım, herseyim olan bu enfes sehirde yaşamak, yaşamın tadına varmak...

unkapani koprusunden sishane'ye dogru ilerlerken, karakoy'e donen yolun girisinde, kosede bulunan cesmenin uzerine "x, y yi seviyor" turunden seyler yazan dingillere her gun kufretmektir.edit: yanlış hatırlamıyorsam kuveyt türk tarafından restore ediliyor bu çeşme.

bir yandan ölmektir. bunu bile bile devam edersiniz.

ilginç insanlara,haksızlıga ve trafige alısmanızı gerektirecek bir durum

(bkz: anlat istanbul)

bazilari icin ayricaliktir.

uzakta kalmis olanlar icin ozlenen durumdur...(bkz: istanbul u ozlemek)

vapurda karşıya geçerken yanına oturmuş isviçreli' nin gözlerindeki hayranlığa bakıp yeniden ve yeniden yurdunla gurur duymak, kendini yeniden keşfetmek ve kendin olabilmek, bağıra çağıra ağlamak, kahkahalara boğulmak, mutsuzluğu da mutluluğu da dibine kadar tatmak , istanbul' da yaşamak yaşamak demektir.

"sesler yabancı, yüzler yabancı, üstümde uçan kuşlar yabancı!"

turlu cesit ironiyle karsilasmak, ciragan sarayinin onunde gecekondu gormek, 1000lerce senelik bir kulturun nasil kafa kola getirildigini, pozisyondan pozisyona suruklendigini, her turlu barbarligin nasil mesruiyet kazandigini izlemek icin yapilan yaris tadindaki mucadele.

yolun vakitten çalmasi ve zamanin hep az gelmesidir.

sarkida dedigi gibi bu sehir insani haybee yoruyor, bu sehir insani kandiriyor...

duyularınızın 24 saat uyarılmasıdır. bunun yanında, çok hızlı bir algı kabiliyeti, şahin gibi keskin gözler ve komando egitimi gerektirir.

(bkz: askerliğin ilk gunu)

yoğunlukla*** sürekli baş etmeye çalışmak, edememek, en sonunda likit metal t1000 gibi o yoğunluğun uzayan gevşeyen vıcık vıcık bir parçası olmak demektir.

istanbulda yasamak yorucu, trafigi, egzos kokusu, kalabaligi, ter kokusu, pahaliligi ile insani cileden cikaran bir sey. matah birsey degil.

canın sıkıldığında deniz kıyısına inebilmek, hafta sonu sarayburnu, sultanahmet'te kahve içebilmek, vapura atlayıp adalar'a gidebilmek, galata kulesi'ne çıkıp manzara seyredebilmek, her türlü kültürel aktiviteyi ve eğlenceyi bulabilmek. matah birşey.

(bkz: istanbula gezmeye gidecen abi)

kesinlikle dünya üzerinde dogup,büyüyüp,terk edip,geri dönüp,ölünecek en asık olunası sehirde yapılabilecek en nefis en öte yasam seklidir.

... (bkz: bok gibi) * *

dogup,buyumek ve hatta orda olmek isteyeceginiz kadar guzel bir şehir.lakin trafigi ve pahali olmasi bakimindan tiksindirir.tum bunlara ragmen istanbul hayattam keyif almanizi saglayacak en guzel sehirdir.(en azindan marjinallik kavramini benimsemiştir)

her an sırtınızda bir hançer hissedebileceğinizi bilerek yaşamaktır.hissettiğiniz zaman da öldürmez,ölümden beter eder insanı.

çoğu defa kendinizle çelişmenize neden olandır. doğduğunuz şehirdir istanbul, alıştığınız. sokaklarını, caddelerini karış karış bildiğiniz. zaman zaman düşünürsünüz bir başka şehirde yaşamanın nasıl olacağını ama 'hayır' dersiniz 'bir başka şehirde yaşayamam asla'. böylesi güçlü bir bağ kurar istanbul içinde yaşayanlarla. halbuki bunca kalabalığın içinde sıkışmışsınızdır, bitmez tükenmez trafiğinden bıkmışsınızdır, kimi semtlerin bir tek ağacı yaşatmayacak şekilde düzenlenmiş çevre yapısı ile binalar nefes aldırmaz size, tüm bunlar yetmezmiş gibi deprem riski ile bir kez daha düşünürsünüz istanbul'u terketmeyi ama dediğim gibi aradaki bağ izin vermez buna. tüm olumsuz şartlarına rağmen istanbul kadar güzel bir şehir yoktur istanbullu için. vapurla iki kıta arasında gidip gelirken şahit olduğunuz manzarayı bırakmak istemezsiniz, boğazın güzel görüntüsüne karşı çay içmeyi, beyoğlunun dar sokaklarının birinde içki içmeyi, tünelden istiklal caddesi'nin başına kadar yürümeyi, fenerbahçe parkı'nda gezinip caddebostan sahilinde akşam vakti arkadaşlarla buluşmayı...

izmire aşık insanların zorlanacağı bir durumdur.

"körler ülkesi"nde yaşamaktır.

iyi ve kötu yönleriyle yasamin gercekleri ile tanismak, kendinizle yuzlesmektir.

yin yang gibi siyah ile beyazı, olumluyla olumsuzu eszamanlı yasamaktır istanbulda yasamak...kalabalıkta trafikte bogulduktan sonra sahilde martı sesleri, denizin kokusuyla kendinden gecebilmektirbir ruyadır istanbulu yasamak, bazen bir kabus bazen mutluluk verici...capcanlı ve kalabalık bir sehirde kaybolmaktırbazen bununla mutlu olmak bazen bundan sıkılmaktır...balık pazarında kızarmıs midyenin kokusunun anasonla bulusmasıdır,istiklalde cesit cesit insanla birlikte yürümektir, bogucu bir is gunu sonrası taksim gecelerinde yeniden dogmaktır istanbuda yasamak..akıp giden zamanla yarısmaktır yaslanmaktır istanbulda yasamak..en kotu anında bogazın ruzgarına, usulca ilerleyen bir motorun arkasında kuleliye bakıp huzur bulmaktırgunesin batısını siir gibi yasamaktır istanbulda yasamak..istanbulu yasamaktır, istanbul ile yaslanmaktır aslında istanbulda yasamak..

(bkz: 2005 hayat pahaliligi anketi)

(bkz: istanbul da buyumek)

(bkz: istanbul da yalniz olmak)

istanbul artik tasavvur ettigimizden cok daha buyuk oldugundan istanbul'da yasamak denilen daha ziyade istanbulun ancak kenarinda yasamak anlamina gelmektedir. hal boyle olunca ha istanbulun kenarinda yasamissin ha baska bir ilde yasamissin cok farketmez. istanbulda yasamak bir temennidir cogu insan icin ve hep oyle kalacaktir. soyleki; pendik, tuzla da istanbul, buyuk cekmece ve silivri de istanbul. iki tarafta da yasamis ve uskudarda dogmus olmama karsin ruhen ve bedenen bir sonradan olma istanbullu olarak gercek istanbulun neresi oldugunu hala aramaktayim. su an iki farkli ucun tam ortasinda oturmaktayim ve artik istiklal caddesine yuruyerek gidebiliyorum. buldum mu, elbette hayir. istanbul bir bulmaca misali bedenimizi tutkuya mahkum etmistir. ne cozebiliyoruz ne savurup atabiliyoruz. kendimizi yollara vurduk, ne gidebiliyoruz ne durabiliyoruz. istanbul ask gibi kolay algilanamamasina karsin, kolayca delip gecer. denedim elbet bende, en fazla 2.5 yil surdu. boka batacaksam istanbulda batayim dedim. simdi anliyorum ki baskasi mumkun degil. istanbulda oyle anlar vardir ki esinle, sevgilinle ya da annenle bile paylasamadigin, iste onlar cekilen tum cilelere deger.

istanbul artık çok fazla gözün görmediği genç bir kızdır. bazen kuzguncuk'un bazen de boyacıköy'ün kıvrıla kıvrıla denize inen sokaklarından birinin köşesinden hızla dönüverir o genç kız. köşeden uzun eteklerinin dalgalandığını görürsünüz sadece. bir bakıştır size kalan istanbul'u yaşamaktan.

istanbul bu adla girdiği bir sıralamada sonlarda kaldı. evet, economist dergisinin yayımladığı 'dünyada yaşanacak en iyi 127 kent' listesine göre istanbul 102. sırada. istanbul istikrar, sağlık hizmetleri, kültürel faaliyetler, çevre koşulları, eğitim ve altyapı gibi beş ana kategoride 100 üzerinden 39 puan alarak 102'nci sıraya yerleşmiş. istanbul ile aynı puanı alan diğer kentler al khobar, riyad, manila ve kahire. listedeki dünyanın en yaşanılır ilk üç kenti vancouver, cenevre ve perth olarak belirlenmiş. kabul etmek lazım ilk üçteki bu kentler hayli sıkıcı ve monoton. tramvayın arkasına takılma, vapur yanaşmadan atlama, zabıta ekiplerinden seyyar tezgahı kaçırma gibi ekstrem spor tutkunu istanbul'lular oralarda rahat edemez. ayrıca sıralamada istanbul'a haksızlık yapılmış. 'heyecan ve tuhaflıklar' adlı bir kategori olsaydı istanbul oradan toplayacağı puanlarla kesinlikle bir numara olurdu: kapkaççılar tarafından darp ve gasp edilme, düğünlerde sıkılan kutlama kurşunlarıyla kazara can verme, yağan şiddetli yağmur sonunda selden boğulma gibi olaylar istanbul sakinlerinin hayatlarının bir parçasıdır ve bunlar sıradan kabul edilir. zevzekliği bırakayım: bu sonucu görmek için bir derginin anketine ihtiyaç yok belki ama durum hakikaten bozuk. belediye yetkilileri gerçekten istanbul için faydalı bir şeyler yapmak istiyorlarsa, gidip gelişmiş şehirleri ve orada yapılanları incelesinler. sadece istanbul'un coğrafi ve tarihi güzelliklerinin mirasını yemekle bu iş olmuyor.

bir tur sevgi nefret iliskisidir istanbul'da yasamak. en basit seylerin bile zor oldugu kenttir burasi: bir yerden baska bir yere ulasmak sorundur mesala. komsuluk iliskileri ozellikle kent merkezlerinde bitmisdir, arkadaslar semtine gor secilmeye baslanmis, yakinda oturanlar ile gorusulunebiliyordur. hayat pahalidir. kiralar yuksektir, evler kalitesizdir. insanlari gunden gune duyarsizlasmis, adam sendeci olmustur. yollari bozuk, havasi degiskendir. nemlidir, serindir, bunaltici sicaktir. bir konsere veya bir sinemaya gitmek dahi bir plan cercevesindedir. istanbulda yasarken can kaygisi, mal kaygisi duyar insan. evine hirsiz girmemis kisi sayisi bir elin parmaklarini gecmez. bunlar nefret kaynagidir...ama...bogaz var ya o bogaz. oraya inip bir incebelliden cay icmek, bir raki balik yemek, balikpazarina inip balikcilarla muhabbet etmek, hisarda kahvalti etmek, tepelerden sehrin yorgun ve magrur ama hala guzel olan siluteine bakmak, yeniyle eskiyi bir solukta icine cekmek, kalabalik taksim sokaklarinda kimliksizce dolasmak, sevgiliyle gun batimini seyretmek, ada vapurunda pufur pufur gazete okumak, sokakta tanimadigin insanlara basinla selam vermek, gulmek, aglamak.... iste bu asktir.

istanbul'da doğmak ile istanbul'da ölmek arasında geçen, insanın iliklerine kadar işleyen, iyisiyle kötüsüyle, acısıyla tatlısıyla ama tüm coşkusu ile tadılan güzeller güzeli zaman dilimi.

istanbul da yaşamak için; ya öğrenci olacaksınız, bütün rezilliğini kafadan kabul edeceksiniz; ya zengin olacaksınız sefasını süreceksiniz. ikisinin arasını ezer. işte o ka.

yasadigini anlamaktir. gecenin bir yarisi sarhosken galata köprüsünün üstünden bogazi seyretmek, o an bir seyler yakalamaktir. her gün yeniden dogmaktir istanbul'da yasamak, her gün yeni birisi olarak.

yaşamakların en güzeli, en doyulmazıdır.

kısaca yaşadığını anlamak.kendimi özgür hissettiğim taksimi,sığındığım sahil köşeleri, kulakta müzik tek başına saatlerce yürüdüğüm ortaköyden- rumeli hisarı, kadıköyden- caddebostanı. yoksa istanbul, bende yokum.

kimileri icin hayata 1-0 yenik baslamak , kimileri icin de en iyi olmaktır.ortası olmayan bişeydir istanbulda yaşamak, ya en güzel manzaraya bakarsınız ya da en başarısız insan olursunuz.

istanbul da yaşamanın güzelliğini en iyi başka bir şehirden gelen arkadaşınızı akrabanızı vs. gezdirirken yaşarsınız çünkü istanbul da yaşadığınızın farkına ancak başka birine yaşadıgınız yerleri anlatırken varırsınız.. yada artık olunabilecek en bitkin halde otobüle evinize dönerken akşamın karanlığında şehrin ışıkları içerisinde ayasofya'nın aydınlatılmış minarelerini hayranlıkla izlerken...

bir istanbullu'ysanız başka yerde yaşayamayacağınızın kanıtıdır. zira birçok insana karmaşa gibi görünen bu şehir sizin için hayatın kendisi demektir. zira küçük şehirlerde herkes birbirini tanır, herkes herkesin herşeyinden haberdardır, dedikodu gırladır (yazlık ortamı) istanbulun en güzel yanı ise kimsenin kimseye aldırmamasıdır. herşey elinizin altındadır. manzaraysa manzara, denizse deniz, sanatsa sanat, hayatsa hayat... her çeşitten, her tarzdan insan görebilirsiniz.üstüne üstlük kimse kimseyi yadırgamaz, yargılamaz. tam bir kimkime dumdumalık sözkonusudur. eğer bir kent insanıysanız, istanbul bulunmayacak bir nimettir.

firsat ustune firsat, aci ustune acidir. istanbulda yasayan "yasar"... iyi ya da kotu, ama yasar...

züğürt zenginliğin bol fakirliği. kötü bir dindarın uyduruk abdes alışı, yaşamak. farazi istanbul'da yaşam hikayesi:" insanların gündelik sıkıntılarını alacaksınız, hatta insanın içine girmiş, ' kabak tadı ' vermiş olumsuzlukları alacaksınız: kumarın, kıskançlığın, ölüm korkusunun, hırsızlığın, namus davasının, ihanetin, mutsuzluğun sebep olduğu olumsuzlukları. sonunda sizinde içinizi bir sıkıntı, olumsuzluk basacak, kendi 'daireniz ' dışında istanbul'u patırtılı, halledilmez ve iç gıcıklayıcı bulacaksınız. "istanbul bir penceredir, her gelen baktı geçti, sizde bir bakıp geçeceksiniz. içinizde o sarsıntıyı yaratacak, yaşama hissi. o hissin derinliklerinde kalarak, kendinden firar etme işlevi.

(bkz: hayata istanbul dan katılmak)

her an her seyi yapabildiginiz bir sehirdir. gecenin bir yarisi gelen telefonla apar topar hazirlanip konsere gidebilir sabaha kadar eglenebilirsiniz. bunu istanbul disinda baska bir ilde yapabilme sansiniz cok azdir. iste bu yuzden istanbulu cok seviyorum...

(bkz: istanbul a tayini cikmak)

kalkanlarla dolasmakla ozdestir istanbul'da yasamak.tum savunma sistemlerinizin acik olmasi gerekir.yolda yururken kapkaccilara, sizi ezmekten cekinmeyecek tasitlara, trafige*, uzerinize uzerinize yuruyen insanlara, otobuse bindiginizde/sokakta tacizcilere, hastahaneye gittiginizde uzun siralara, fatura oderken memurun saygisizligina* vb karsi savunmadasinizdir.ama sonunda siginabileceginiz huzurlu kapilara da sahiptir istanbul.icimi kolay olmayan, herkesin tadini cikarmada ayri bir uslubunun oldugu, fazlasi zararliyken uygun dozunun keyfini baska yerde bulamayacaginiz, eksikliginde yoksunluk sendromuna girdiginiz * turk kahvesi gibidir istanbul.dondugunuzde sizi nelerin bekledigini bildiginiz halde ozlenilesi sehirdir.

(bkz: istanbul da)(bkz: pinhani)

adımlara bile dikkat etmek, kendinden baskasını da kollamaktır. aynı anda hem havaya hem yere hem de önüne bakmayı gerektirir. önüne bakasın ki düşmeyesin, havaya bakaısn ki kafana bir tabela düşmesin, yere bakasın ki arabalar arasında kalmış minicik bir kediciki ezmeyip kenara alasın..

kişinin intiharını geciktirme sebeplerinden biri.. insan sadece yeni baharını görmek için bile diger seneyi beklemeye karar verir bu şehirde..

istanbul'da yaşamak parası olan için güzeldir. parasızlık insanı yer bitirir istanbul'da. az buçuk fena olmayan bir gelirle kıyısından köşesinden yaşarsınız istanbul'u. şehrin dinamizmi ile yaşar insanlar burada, bu şehirde yaşamak için gerekli enerji başka şekilde toplanamaz çünkü. yorucudur yorucu olmasına ama eğlencelidir de, tabi eğlenmeyi severseniz eğer. yok sakin bir yaşam istiyorum ben diyorsanız, ne işiniz var istanbul'da...

türkiye'nin tüm imkanlarını kullanabilmenin tek yoldur. yoksa zor kardeşim zor..

ambulansın ya da trafiğe takılması nedeniyle olmiycak bişeyden ötürü hayatını kaybedebilmek demektir, sokakta yürürken tinercilerin saldırısına maruz kalıp canının yanabilmesi demektir. bunları normal karşılayabilmektir istanbulda yaşamak. olanca insanın gözü önünde gasp edilebilmek demektir. sabahları işe giderken emniyet şeridinin bile tıkalı olduğu bir trafikte saatlerce zaman harcamak demektir. erkek bile olsanız sokakta cinsel tacize uğrayabilmek demektir. ve tüm bu olumsuzluklara rağmen istanbulu sevebilmek demektir istanbulda yaşamak, gidememek demektir...

turkiye gerceginden uzak fanus icinde yasayabilmeyi saglar. ev, iş/okul, gezme ucgeninde hayatınızı surdururken e-5 harem-gebze minibusune kazara bindiginizde ya da bir sekilde bir devlet hastanesine yolunuz dustugunde mensubu oldugunuz milletten nasıl farklı yasadıgınızı gorursunuz. bu belki gençlikten, aklın bes karıs havada olmasından ya da pervasızlıktandır bilinmez. ama bu ucurumu en guzel istanbul yasatır insana.

Rasgele

+ kentucky fried chicken
+ ilkokul uc esprileri
+ cift satir taskbar kullanmak
+ sertan korkmaz
+ onay bekleyen caylak
+ yanlis park eden arabaya not birakmak
+ zamak
+ porno film replikleri
+ provokosyana maruz kalmak
+ kadin icin gecici olmayan erkek yoktur
+ anders fogh rasmussen
+ susayaci
+ aciya alismak
+ marketweb
+ tum okul hayatim boyunca sinif baskaniydim
+ kitsch
+ abi kardes diyaloglari
+ mercedes o403
+ andre breton
+ naabsa

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam