|
|
veterinerlikte yetiştirilen arilar okulu basmıştır ki bu da ayrı bir enteresanlıktır.
bir daha görmemek için kendimi kasıp bitireceğim fakultenin bulunduğu kampüs.
(bkz: istanbul universitesi isletme fakultesi)
öğrenci işlerinin çalıştığını hiç görmediğim yer.
anadolu yakasından, hafta içi trafiğinde, toplu taşıma ile karayolundan ulaşmaya çalışmanın hemen hemen imkansız olduğu kampüs (bkz: ben bugün bunu gördüm)
(bkz: cehennemin dibi)
manzarasi güzel kendisi lise olan binalar kompleksi.. 3 bacakli kopek ve at etrafa nese sacar. ahir.
anadolu yakasından oraya gitmek için arabayı tercih etmek büyük bi zalaklık olabilir. yaklaşık 53 km. denizotobüsü bizi paklar.
beyazitta bir bölümde okurken lazim olan ögrenci belgesi, iett indirim karti basvurusu vs. belgeleri icin gidilmesi gereken yer, gidersiniz ya ogle tatilindedirler yada birseyinizi eksik bulurlar.
(bkz: ünlüler çiftliği)
istanbul üniversitesi geleneksel spor şenliklerinin gerçekleştirildiği ve bu etkinlikler esnasında birçok spor aktivitesinin yapılmasına olanak sağlayan kampüs.kampüs içersinde aynı zamanda fedeasyoun da amatör küme maçlarını verebildiği büyük futbol sahası ve son derece kusursuz kapalı basketbol salonunu yeralmaktadır.
pendik gibi yerlerden her gün gelip giden öğrencileri duyduğumda dumur olmuştum.2 haftada bir türkiyeyi doğudan batıya katetmiş gibi falan oluyorlar :)
istanbul'a uzak, cok uzak, olmasi disinda en iyi devlet universitesi kampuslerinden biridir. okurken de severdim hala seviyorum; bok atanlari anlamiyorum.
"kafka bile boyle bir mekani tasavvur edemezdi herhalde" sozu ile anlatilabilecek, ilim irfan bir yana insani hayattan sogutan cehennem. "olmaz olsun bole universite" demek istiyorum izninizle
son depremden sonra oluşan çatlaklardan içeri rüzgar giren derslikler olduğunu duydum.. doğruysa yazık çünkü orda istanbul'dan farklı bir iklim hüküm sürmektedir. (bkz: kara iklimi)
aldıgım bilimsel egitimden cok vallaaa bilemiyorum dan başka bişey bilmeyen memurları, akademik acıdan neler bilmediklerini bilmeyen ogretim kadrosu, maximum duzensizlik minimum enerjili hale gecmiş insan ormanı, modifikasyona ugramış ruminantlar, kopuk t cetveli hamalları ve hic bir standardı bunyesinde barındırmayan ulke burokrasi siluetinden taşıdıgı izlerle 4 senemi almış istanbulun cehenneminin dibi...
her şeye ragmen avcılar sahilini, vizeden1 saat once notları cope atıp gole inme zevkini, sol ayakla atılan guzel golleri, katıların icinden gecebilen soguk ruzgarlarıyla yuz felcinden son anda kurtuluşumu, sisli ve kopekli bir kış gecesi 20 km yurumenin dayanılmaz hafifligini yaşamam icin gok ehlinin sectigi mekan...
istanbul,üniversite,avcılar ve kampüs kavramlarının herbirinden ayrı ayrı tiksinmenizi sağlayabilecek yetenekte insanlar tarafından yönetilen non-touristic harabe.
mühendislik fakültesinde ders sırasında anfiye her an sakat bir köpeğin girip dersi bölebileceği yeryüzündeki tek kampüsdür sanırım.
mühendislik fakültesinde duvarlara dikkat moloz düşebilir yazan kagıtlarla donatarak ne kadar ögrenci dostu olduklarını gösteren yöneticilerede sahiptir
işletme fakültesinin aktivitelerinde , işletmenin kızlarına laf atıp onlardan kesin bunlar mühendislikten tepkisini alan kişileride barındıran kampüs...
mühendislik, veterinerlik ve meslek yüksekokulun bir dünya, işletme fakültesinin bambaşka bir dünya olduğu, kışın harbiden kıçınızı donduran bir rüzgarın estiği, hergün 78 lerde ya da 141-142 lerde sıkış tepiş 1-1,5 saatlik yolda derse giderken aklınıza gelen bütün küfürleri saydığınız ve gitmemeye yemin ettiğiniz ama mecburen yine de gittiğiniz üniversite kampüsü. aslında kampüs havasının hakim olduğu, insanların birbirini genelde tanıdığı, şenliklerin hiç eksik olmadığı bi yerdi bizim zamanımızda. özellikle de mühendislik,veterinerlik kısmında. depremden sonra çok ciddi bir yıkım geçirdiğini öğrenip, sonra da sırf görmek için gittiğimde gerçekten çok kötü hissetmiştim. okurken nefret etsek de insan kıymetini daha sonra anlıyor. çünkü eğitimi şusu busu ne kadar kötü olsa da (ki işletme fakültesinin eğitimi oldukça iyidir bu arada) önemli olan paylaşılanlardır diyorum ısrarla. 4 yıl o çimenlerde az vakit geçirmedik. işletme fakültesi tabii ki sapasağlam binasıyla taş gibi ayaktaydı ve önünde porsche'ler park etmeye devam ediyordu. ayrıca, üç bacaklı köpeğin adı ayşe'dir ve nice dört bacaklı köpeği azimle kovaladığı tecrübeyle sabittir.
avcilarin bulusup köpeklerini ciftlestirecek es aradiklari ancak bu gayrimesru bir is oldugu icin olaya universite süsü verdikleri buyuk mekanin halk arasina bilerek sizdirilan adi.
ogrenciyken; hesaplamalara gore iki sene sonra dersleri göle ayagimizi uzatarak yapacagımizi sandigimiz,veterinerlik fakultesinden dusen inekleri ve kisiyi atacagi adimdan cok daha fazla uzaga ucuran ruzgariyla uzun ve en guzel senelerin gecirildigi yer..
a(v)cilar kampusu gibi muthiş betimlemelere konu olan, her işyerinde bir ozurlu bulundurulacak şeklinde cikan yasadan sonra tum zeka ozurluleri toplayarak girişlere ve okul guvenligine yerleştiren bir yonetime sahip olan, "muhendislik ogrencisi terorist'tir almam ben onlari fakulteme zarar veriyolar hep" şeklinde deklerasyonda bulunan işletme fakultesi dekanini bunyesinde barindiran, işletmeden ogrencilerin istegiyle atilan artik zevzek hocalarin gelip muhendislikte rahatca ders verebildigi, ogrencilerin ortalama yarisi kadar sivil polisin iceride rahatca dolaştigi, kantinde sigara icilmesine bile polislerin sik sik etmesine izin verilen ve polisten gordugu baskiyi direk ogrencilere yansitan genel sekreterlere sahip olan, "işletme fakultesinin kendisine ait sponsonlari var muhendislige yapabilir miyiz acaba" gibi hezeyanlar ile tutuşup muhendislik ogrencilerinin verdigi surekli savaş sonucunda bilgiyi meta haline, universiteyi pazara donuşturemeyen, sacma sapan soruşturmalar ile ogrencilerini ugraştiran/uzaklaştiran/atan, ne idugu belirsiz kapi gorevlilerinin kendilerini allah ilan etmesine izin vererek "bizim izin verdigimiz afişleri indiremezsiniz - seni de indiririm afişini de yikil karşimdan" gibi diyaloglarin sahnelenmesine sebep olan, 3 yilda binalari tamamlayamayan, bir muhendislik kantinini bile 3 yilda adam edip te acamayan, tam acilacak derken ihalede istedikleri adama veremedikleri icin ihaleyi iptal edip sonra da gelecek ogretim yilina birakan, icinde barinan ogrencilerin kampusun durumu nedeni ile %90'inin mal gelip malin onde gideni bayrak sallayani olarak mezun olduklari kampus. daha ne diyim.
bahar senliklerinde yeni turku gelmisti de konserin ortasinda at sahneye cikmisti ansizin. grup dahil butun millet kirilmisti...
agirlikli olarak ogretim yili başlangiclarinda ortalikta dolaşan atlarin gayet normal karşilandigi, veterinerlik fakultesine ait ari uretim hede hodolerinden yaz aylarinda menzanin onune arilarin akin etmesi, surekli olarak dolaşan sakat/normal kopeklerin aileden biriymiş gibi karşilandigi, ders almak istiyorsaniz once sinif bulup sonra gidip "hocam sinif buldum hadi ders yapalim" şeklinde diyaloglara girmek zorunda birakildiginiz, yemekhanelerinde surekli olarak ogrenciyi bilinclendirmeye yonelik el ilanlarinin dolandigi kampus
bu donem kayitlarinda gordugum ilginc bir mevzu da 2001-2000 tarihli tanitim kitapciklarinin ogrencilere gayet yuzsuz bicimde dagitilmiş olmasidir.
(bkz: sikik)
neredeyse ana kapisindan fakulte kapilarina servis kalkacak kadar buyuk, kisin okuz gibi esen ruzgar yuzunden `iki ileri bir geri` adim seklinde yurunebilen ve en onemli bolumu i.u. celikler fakultesi olan (fakulte degil kafeterya diyenlere inanmayin, 90 yilinda oradan mezun oldum) dunyanin en boktan kampusu. gol kenari mangal partileri ve tecavuzleri ile unludur.
toprak kayması yüzünden göle kayma tehlikesi geçiren, bunu önlemek için uğraşılırken üstüne bir de deprem görüp hepten dağılan, avcılar harabeleri denebilecek mühendislik fakültesi binası bu kampüstedir.
son zamanlarda güvenlik gorevlilerinin girislerde kimlik sorduğu ve bu nedenle öğrencilerin dehşete kapıldığı, hatta kız arkadaşımın nüfus cüzdanı bırakıp girmesi ile "aman allahım bu nasıl paradoks,duvar bile yok ne yaptın sen??" sendromuna kapılmama sebep olan istanbul üniversitesi kampüsü.
araba ile girilen ana kapının 50 mt ilerisindeki bakkalın ordaki yıkılmış duvardan elini kolunu sallayan herkesin hatta kopeklerin, atların arada bi ortam degisikligi olsun diye kimlik gostermeden rahatca iceri girip cıkabildigi okul... ilginc olan su ki bu yıkılan duvarın 50 mt yanındaki ana kapıda eksiksiz cok sıkı bir sekilde herkese kimlik sorulmakta..
kurban kesim alani olarak ta kullanilan kampus.
2 tarafı yurtlarla çevrili diğer taraflari da şemsiyeleri kırıp 142 parçaya bölebilecek şekilde rüzgar olduğundan görülmeyen geniş ve bomboş arazilerin ortasina konmuş 3 , 5 binadan oluşan avcilar in sıfır harikasindan en önde gidip tahsilli olani. fakültelerin 3 km uzağına konmuş ve karanlıkta gitmek için malkacoglu kadar cesur olmak yada kadere inanmak gibi huylari olmasi gerek yurtlari kampüsün en az göze çarpan saçma ayrıntılarındandir. muhendislik fakultesinin içine sığdırdığı 13 ayrı müh. bölümü ve teknik bilimlere ait dallariyla bu alanda ayri bir rekora imza atan absürd şekili içermektedir. menzaya doğru ilerlersek yüzleri gülmeyen öğrencilerin masalarin üstünde oturduğunu ve çimlerin boğaziçi'ndekine göre binde bir dolulukla olduğunu görebilmek mümkündür. universitenin en yüksek oss taban puanli yeri bilgisayar muhendisligi * bu kampüs içinde yer alsa da bundan çoğu kişinin haberi dahi yoktur ve bu kadar büyük arazinin içinde o bölüme ayrilan yer iki lab. ile iki siniftan ibarettir. kampüsü canlandirmaya çalişan işletmenin tiki kizlari da bu konuda fazla bir başari sergileyemese de dağ taş görmekten sikilmış yurdum halkının gözü aç öğrencilerine ara sıra göz bayramı yaptırmalari doğanin getirdiği olağan bir sonuçtur. rüzgara karşı uçmaya çalışma kurslarına gitmek bu kampüse gelmeden önce öğrenilmesi gereken ön hazirlik işimiz olmalidir. e5'e bakan yurtlardan okula gelmek için daha önceden varolan kısayol tuşu gibi olan kırsal patika son yıllarda yapılan yeni bir meslek yüksek okulu inşaati ile kapaninca okula dört bir yandan girenler karayel ve poyraza dayanikli olmak zorunda hissetmeye başlamişlardir kendilerini. kampüste birbirinden kopuk hayatlar sergileyen öğrenci portreleri dışında , kar altında veya soğuklarda derslerine hep çok geç kalan bir çok öğretim görevlisi hocalar vardir. kampüsteki çoğu bölümde devamsizlik sorunu olmadiğindan buralara bir tek final zamani uğrayip geçen öğrenciler hep yaşıyordur yaşayacaktir , bu kampüste öyle başı boş kalip yaşama sessiz sedasiz devam edecektir. edit : (bkz: genclik kirtasiye)
bir kampus nasil devamsizlik yaptirir ilim askiyla dolu bir gence sualinin en essiz cevabidir kendisi...esen rüzgar en yakin arkadas evine surukler insani ki finallerde bu sürüklenmenin bedeli beyazit amfilerinde ödenir esin dostun tatil ettigi günlerde.. konmak istenirse son kelam;baharda da golun tadi cıkmasa ererek mevlana mertebesineokunacak yer olmaz bu irfan yuvasi vesselam!
78in hala mecidiyekoy'den kaltigi zamanlarda iki arkadastan biri otobuse binerken digeri ona iyi yolculuklar demisti de, baska hic bir kelime obegi hem kampuse giderken, hem orda okumaya calisirken cektigim cileleri daha iyi ifade edemezdi...(bkz: acilar kampusu)
(bkz: genclik copy center)
iki bucuk binaya sahip olan kampus
(bkz: göle inmek/@2tam1bolu2)
yaz kış insanı uçuracak kadar sert bir rüzgar eser gölden doğru
bi ara orda okuyan bi arkadasimin yanina gitmistim iceri cok rahat giriliyo hatta bi derse bile girmistim kotu niyetli biri rahatlikla katliam yapabilir
kurt ulumalariyla ve anfinin camindan iceri sizan ruzgar ugultusu eşliginde ders yapilan okul... cok soguk coook
aynı gün öğrenci işlerinden 2 belge almak ile neredeyse rekor kıracağım okuldu... hedefim 3 belge idi ama yemediler birini yarın vercekler...
bir üniversite kampüsü ne değildir, ne olmamalıdır konusunda dünyaya verebileceğimiz güzide örnek. binalar yıkık döküktür, sosyallik adına hiç bir şey yoktur, öğrenci işleri hiç bir zaman çalışmaz, kadıköydeki havaya aldanarak yola çıkarsanız binanıza ulaşamadan donabilirsiniz, hocalarının yaptıkları bir sürü dalavere olduğu söylenir ki birini kanıtlayabilirim, hangi vasıtayla giderseniz gidin ciddi eziyet çekersiniz ve en önemlisi istanbul üniversitesi avcılar kampüsü istanbulda değildir sadece il sınırları içindedir.
mühendislik fakültesinde,kantinden öğrenci işlerine kadar internet odasının önündeki koridorda rüzgar paneli olan okul.
ozellikle muhendislik fakultesini gordugunuzde dumur olabileceginiz kampus. "hic olmazsa haftada 3 defa gidiyorum ya 6 olsaydi?" diyerek pollyannacilik oynatan universite.
yıkıntı merkezi, her sene göle doğru kayan binalar topluluğu, ilgisiz öğrenci işleri, rüşvetçi öğretim görevlileri ve kalitesiz eğitim
cehennem
depremden sona her tarafı çatlayıp patlayan* binalara sahip, kalan duvarları yeniden yapmak için yıktıklarında sağda solda "ısı kaybını önlemek için kapıları kapalı tutunuz" gibi saçma sapan bir duyuru asılı olan, kendini avcı zannedenlerin av sahası olarak ağaçlık arazisini kullandığı, her sene göle doğru 2 cm kayan, giriş kapısı inşası için 30 milyar harcanan (o özene bezene yerleştirilen granit karoların depremden sonra yerle bir olduğunu söylemeye gerek yok tabi), güvenlik görevlilerinin kampüs kapıları arası ulaşımı kronolojik sıraya göre önce bisiklet, sonra motorsiklet ve en sonunda (kapılar arası ulaşım haricinde kampüs güvenliği için de kullanılır diye) atla sağladığı, haftasonları çevre ilçelerden insanların çayır çimen gördüğü için mangalını, çizgili pijamasını kapıp pikniğe geldiği "güzide" okulumsu.
hayatımın şu ana kadar 3 yılını yiyen ve daha nicesini yiyecek gibi gözüken,allahın avcılarında ki devlet dairesi.(bkz: avcılar inferno)
kendilerini kaf dağında sanan işletme öğrencilerinin bulunduğu, 2-3 ışıklı binaya tav olan işletmecilerin olduğu yer.
güvenlik görevlilerinin canları istediklerinde kimlik sordukları içerisinde günün her saatinde kullanılabilen halka açık drag pisti olan eğitim-öğretim yuvası.
12 mayısta şebnem ferah konseri olmuş yer.tüm istanbuldan binlerce öğrenci buraya akmış ve temizlenmesi üç gün sürecek kadar çok çöp bırakmıştır.
bu mayıs ayında aynı anda 4 kulübün (işletme kulübü, iktisat kulübü, rock kulübü, öğrenci kültür ve bilim kulübü) şenliklerine ev sahipliği yapmış kampüstür.
bulgaristan'a giderken sağda.
muhendislik ogrencilerini isletme fakultesine almamaya basladilar simdi de.. muhendisligin dekani isletmeninkinin suratina tukurmus... buyucekler de.. egitip bizi buyutecekler..
göl manzaralı çok geniş bir araziye sahip olmasıma rağmen, bakımsızlıktan insana kendisini dağda, kırda, bayırda hissetmesine neden olan kampüs.
mezuniyetimin uzerinden 2 yil gecmis olmasina ragmen, degil diplomami, cikisimi almak icin bile* henuz ugrayamamis oldugum kampus. ancak kabuslarda rastlanacak türden hayvanları, efsanevi soguklari ve ruzgari, ve daha tuyler urpertici pekcok ozelligiyle rakipsiz. (bkz: allah kurtarsın)
lisedeyken basket oynamak için gittiğimiz geniş bahçe. avcılarda sahil dışında pek bulunamayacak basketbol sahaları ile takdirimizi kazanmıştı. zira sahildeki potalar paralıydı. vaktiyle satırlı sağ sol çatışmalarına sahne olduğunu duydum. veterinerliğin suları da akmıyordu o zamanlar. (bkz: 1998)
bütün olumsuzluklarına rağmen bünyesinde iyi şeyler de bulunduran istanbul üniversitesi kampüsü.(bkz: iu rock kulubu)
ulaşımının zorluğu her zaman gündemde olan,78numaralı fakülte otobüsünün de kalkmasıyla avcıların çok soğuk bir yer olduğunu öğrencilere yaşatarak öğreten,yağan yağmurun acıttığı,rüzgarın eyvah yüz felci olucaz dedirtecek kadar şiddetli estiği halde tenis kortunun yakın bir zamana kadar açık olduğu ve nihayet kapatıldığı,şenliklerde koskoca kampüse ne getirtsek,hah bulduk "gondol" düşüncesinde insanların olduğunu ispatlamak istercesine lunaparkın şenlik döneminde faaliyet gösterdiği mekandır.ayrıca bir de göl lokantası vardır ki hala yerini bilmeyiz biz istanbul üniversitesi avcılar kampüsü öğrencileri.
herşeye rağmen güzel işlerinde yawaş yawaş olduğu istanbulda(!) olması dışında pek de bişeyi olmayan üniversite kampüsü...güzel kapısını(beyazıt kampüsü) gösterip bir göl ve ormandan oluşan buraya gönderirler sizi.kampüsistan adlı dizinin bir kısmı da veterinerlik fakültesinde çekilirdi...elimhan mahmudov'dan lineer cebir dersi alıp da geçen pek görülmez.müh. fakültesinde.
mecidiyekoy ve taksim'den baslayan otobus seferleri kaldirilmis olan kampus. (bkz: kayalara geldik)
yine bir rivayete gore "orasi istanbul degil, avcilar."
onceleri insana "aman hic olmazsa koklu universite, hede, hebe.." dedirten ama her kafasi calişan insanin haykirarak isyan edesini getirten kampus, egitim yuvasi. bir okulun otoparkinda at koşuyorsa oradan korkulur arkadaş.
yılın dört mevsimi esen, yunanistan sınırına yakınlığı sebebiyle stratejik önem taşıyan istanbul üniversitesi kampüsü. işletme, mühendislik, veterinerlik fakültelerini barındırır. çoğu zaman istanbuldan bağımsız iklime sahiptir. hava güzeldir evden çıkarsın don gömlek bi gelirsin okula yağmur, fırtına. hatta "ellerini cebine sokmadan kampüs içinde yürüyen bi çocuğun elleri donmuş...", "adamın teki bere takmamış yüz felci olmuş..." biçimindeki efsaneler de anlatılagelmiştir.
bir zamanlar ben orada okurken binamizin duvari yoktu hatta duvarlari yoktu sinif disaridan daha cok eserdi. ogrenci isleri kantindeydi. kapi yerine olmayan duvarlarin icinden gecerdik. sonra duyduguma gore yapilmis artik duvarlari varmis okulun ve de kapiyi actiginda karsinda golu gormuyomussun. bir de orada okurken isletme fakultesinde okuyanlari kiskanirdik icin icin cunku onlarin binasi sicakti ve bizi iceri almazlardi.
önümdeki 4 seneyi geçireceğim korku verici istanbulun öbür ucu yer .öğrenci işlerindekiler neredeyse bana öğrenci belgesi için başvurucak gibilerdi .artık bundan sonrası yaşayıp görülecek.(bkz: acı)(bkz: yollarda sefalet)
bu kampüs eskiden kuş uçmaz kervan geçmez bir western kasabası olan avcılar isimli kayıp muhitin ciddi anlamda gelişmesinde resmen önemli rol oynamıştır.
dag basinda, devamsizlikin problem yaratacagi bolumlerde okuyanlar icin omur torpusu kampus. binalardaki her 10 kolondan 8 i curuktur.
marmarisli ressam ve karpuz yetiştiricisi nadide insan büyük zevat (bkz: kenan evren) tarafından (bkz: bogazici universitesi) rektörü ergün toğrol a verilmiş olan (bkz: asker sözü) nedeniyle kenan van gogh un cumhurbaşkanlığının en son gününde paldır küldür taşınmak zorunda kaldığımız o zaman her tarafta bulunan 70 santimetre balçık çamur , kalorifer kazansız binalar vb.. nedeniyle hiç de eğlenceli olmayan akademik yerleşke..
sene başında yıkık dökük binanın sadece dışarı bakan duvarı tamir edilip, boyandıktan sonra yüzsüzce kutlamalı açılış yapılabilen oysa halen daha bitmemiş binaları barındıran kampüs..
içinde insandan çok köpeğin yaşadığı, aslında o köpekler için inşa edilmiş olan kulübelerin öğrencilere yurt diye yutturulduğu, minimum sosyal olanak maksimum zorluk ilkesinin benimsendiği boş arazi
dogal ruzgar tuneliacik hava safari parkuruayrica rengi hergun degisen cekmece golunun manzarasina sahiptir.
öğrencilerden çok atların kendini doğal ortamında hissettiği yer.tam yemekhaneye gitmekte olan öğrenciler kantinin (bkz: menza) önünde kuyruğunu kaldırmak suretiyle bütün bağırsaklarını boşaltan atı görünce dumur olurlar.öğr.1 - abi bu ne yaaa!öğr.2 - yavaşşş!öğr.3- ya bari yemekhanenin önünde olmasa ya!bundan sonra buyrunuz afiyetle yemeğinizi yiyiniz.
iu_avcilar ssidsi ile internetsiz de olsa wireless lana kavuşmuş olan kampüstür.
yurtların kömürlüğünde bile ders aldığımız, depremden sonra mühendisliğin alt kat tuvaletinde çalıların arkasına işiyormuş hissiyatı yaşatan, işletme ve mühendislik arasında faşist bi düzenin hakim olduğu, günümün yarısını toplu taşım araçlarında geçirmeme sebep olmuş, kendine has iklimiyle 4 yılımın çin işkenceli mekanı...(bkz: vanessa)
bulgaristana giderken sağda kalan üniversitemsi yer... hayatımın 5 senesinin geçtiği, beni düşlediğim üniversite yaşantısının yakınına bile getiremeyen, pislik ve toz içindeki derslikleri ile, cafe morg adını verdiğimiz kantini ile, hergün çekilen yol eziyeti ile beni öğrencilikten bezdiren, mezun olduktan sonra diplomamı bile almaya gitmediğim okul müsfettesi. bilmem kaç yıldır hizmet veren böylesine büyük bir eğitim kurumunun bu hale gelmesi ve emsallerinin oldukça geride kalması da ayrıca üzüntü vericidir.
depremde keske muhendislik binasi oldugu gibi cokseydi de oyle biyer olmasaydi dedirten, elaleme bakin iste istanbul universitesinin de muh fakultesi var gorun diye kurulmus olmasi muhtemel olan garip bi yer.
kendi bokunu yemeye calısan atların bulunduğu ayrıcasebnem ferahkonseri dısında düzenlenen konserlerin hiçbirine ilgi göstermeyen ögrencilere sahip cayırlık,çimenlik,otlak.
nükleer savaş sonrası harap olan dunyada,yıkık binalar arasında,insan yiyen mutant kediler, köpekler ,atlar ve mobiletli cyborg çeteleri arasında yaşam mücadelesi veren bir grup insanı konu alan bir filmin rahatlıkla çekilebileceği ve benzer bir dramın hali hazırda yaşandığı sözde kampüs.
istanbulun çıkışında sağda kalan okuldur. 78 nolu otobüsünde çok akıllı insanlar tarafından kaldırılmasıyla anadolu yakasından gidiş işkence halini almıştır. yeter ulan yeter diyerekten azmedip çalışıp geri kalan 3 senemi hiç uzatmadan bitirmeye karar vermişimdir. tek şansım işletmenin kolay bir bölüm olmasıdır:acaba öylemi`. acıbademden okul 55km olup gidiş dönüş 110 km olur ki bu arabayla giderseniz olan mesafedir. otobüs minibüs dolmuş deniz otobüsü tranvay vapur gibi bütün ulaşım araçlarına binerek gidilebilir ama minimum 3 vasıtaya binmek şartttır.(bkz: okuldan ilk gün baymak)(bkz: okuldan bayıp sozluge kosmak)
at pislikleri yüzünden engelli koşu yapmanız gerekebilecek, allahın unuttuğu yerdeki kampüs. bi ucundan diğer ucuna yürümek tam 40 dk sürer, kampüse giren çıkan belli değildir, hatta belli bi yerden sonra okulu avcılardan ayıran sınırlar bile yok olur..
bahçede at tepme olasılığı olan tek üniversite. her ne kadar eğitimli olsalar da insan tırsıyor. okudunuz bina bir de arkalara atılmışsa iyice soğuyorsunuz. kışın soğuk havalarda orası ayrı bir soğuktur. donmak yanında iyi kalır. daha henüz yemediğinden göl kenarına inmişliğim yoktur. 1 seneden sonra göl manzarasını ancak bugün farkettim zaten ne kadar ilgili olduğum ortada. zaman harcamamaya özenle dikkat ediyorum. aktivitesizlik asosyallik örneği okul. devamsızlıktan kalmam ayrı bir sıkıntı o okula gitmek zorunda kalmak apayrı bir sıkıntı. istanbul üniversitesinin bu kampüsü bana üniversitenin sadece isimden öteye gitmediğinin bir kanıtı. ilgisiz bakımsız kalmış kenar kampüsü.
mühendislik fakültesinin deprem hasarindan sonra diş duvarlarinin yikilmasi akabinde (şeffaf egitim) lafina mazhar olan universite.çünkü ögrenciler dışaridan görülüyordu da.
kayit için ilk geldigimde, şantiye sanmiştim mühendislik fakültesini, zaten deprem sonrasi da inşaata girmek yasak yazdilar degerli yetkililer dört bi tarafa.
güzel bir kıza rastlamanın bayağı zahmetli bir iş olduğu okul.(bkz: dolaylı anlatım)
yolda yürürken her an önünüze bir at fırlayabilecek kampüs..ayrıca bastığınız yere dikkat etmenizde fayda var
ekg belgesi üzerine2003 2004 öğretim döneminde 2 dersi vardır2004 2005 öğretim döneminde 1 dersi vardırşeklinde bir yazı yazmak için 3 saat insanı bekleten, sonra da "çok meşguluz yarın öğleden sonra gel, çalışıyo olman mazeret değil" şeklinde bir açıklama yapabilen öğrenci işlerine sahip (mühendislik) kampüstür...
kampüse giren doğru dürüst araç olmadığı gibi etrafındaki bilimum kazı/çalışma nedeniyle ulaşmanın; ulaşıp da noldu ki dedirten alakasız ortamının ve elbette -özellikle 2.öğretim iseniz- geri dönüşün tam anlamıyla ızdırap olduğu ortam. yıl boyunca yalnızca sınavlara ve kayıt yenilemeye gidilse bile insanı bunaltmaya yeten cehennemvari kara parçası.
avcılar kampüsü bilgisayar programcılığı, okuduğum sürece hiçbirşey öğrenemedim , teknik lisede öğrendiklerimle işe başladım. o derece kötü bir bölüm.
yeni öğretim yılının başlamasıyla inşaat/tadilat çalışmalarına da aynı hızla başlanmış kampüsümüz. "3 ay boyunca aklınız neredeydi" diyeceğim de, "var mıydı ki" sorunsalı daha ağır basıyor.
her güz dönemi başladığında yeni bir şeylerle karşılaşıyorum bu sefer ilk göze çarpan kimsenin kullanmadığı kaldırmlara kaldırım taşı döşenmesiydi..lakin asıl bomba kampüsümüze bir adet hara kurulmuştur sonunda. tjknın okula yatırım yapmasını, halis karataşın okulda sempozyum vermesini,gerekirse altili ganyan bayisi açılmasını istiyorum. evet okul yönetimimiz bunu da başarabilir.
işletme fakültesi'nde başka mühendislik ve veterinerlik fakültelerinde başka manzaralarla karşılaştığınız kampüstür.işletme fakültesi derli toplu, duvarları temiz, öğrenciler de siyasi kamplaşma içinde olmadan rahat rahat yaşayıp giderken -bi de bi sürü güzel kız varken-, diğer iki fakülte ve yüksekokul kırık dökük, okuldaki siyasi eğilimlerin duvarlara yansıdığı, insana iç sıkıntısı veren okullardı(bizim zamanımızda).bi de o zamanlar kampüste hiçbir şey yok iken şimdilerde kafeteryası,spor salonu,futbol sahaları vs yapılmış olup,biz eskileri "bizim günahımız neydi lan" diye isyan ettirmektedir.
köpeklerin bile sıkıntıdan arabaların peşinde koşturdukları kampüs; araba durunca onlar da susuyolar. insanları siz düşünün...
uzun bir aradan sonra (yaklaşık 15 sene), devlet kapısına düşen bir işim münasebeti ile bugün tekrar gittiğim yerdir burası. o yıllardan hatırladığım soğuğunun baki olduğuna bir kere daha kanaat getirdim. bu ne siktiğimin soğuğudur ki; 15 saattir kalorifer peteğini yastık etmiş yatıyorum, kulaklarım hala ağrıyor amına koyiim!
belediye tarafindan gidilemesin diye her turlu pisligin yapildigi, suanda yollari kazilmis olan igrenc sikici kampus. okulun icinden, oraya varilabilecek tek ve nadide yola kadar her seyde "devamli" bir tadilat vardir. insaat alani gorunume her gecen sene daha cok benzemektedir. birde bok varmis gibi gidersin bir bok ogrenemeden geri gelirsin, en cokta bu koyar adama.kampus icinde kafetaryalari vardir ki; bayat ve hamur isi -bildigin hamur am*na koyim- pogacalari satar si*e si*e alirsin, kofteler buyuk iskenceden cikmisken bas bas bagirir sen ise dinlemez kitliktan cikmis gibi daha can cekisirken afiyetle yersin.sigara alabilmek icin disari cikman ve suratsiz bir bakkal/cakkal karisimi yaratik ile cebellesmen gerekir. alsan da icerde icerken nerden geldigi belli olmayan bir hademe firlar "burada sigara icmek yasak gardasim" der, yaz ortasinda bile got donduran sogukta icmeni soyler. kuzu kuzu kafetarya onune iner, okuz gibi sigarani icersin.gecmiste hic yoktan yemekhane adam gibiydi sagolsunlar bu sene onu da si*misler. plastik bardaklar, plastik surahiler... yemekte ne zaman plastik ordek cikar allah bilir.kampus'e yuruyerek varilabilecek mesafede uc -rakamla 3 evet- adet kafe bulunur. kafelerin toplam gunluk ogrenci ortalamalari 100-150 arasi degisir. "onbinlerce" ogrenci bulunan bir kampuste ogrencilerin dersler disinda ne yaptiklariysa muallaktadir? taksim'e gittiler desen en asagi 2 saat -balatalari siyirmis olmalari gerekir-, avcilar icine gittiler desen orda da bir halt yok. etraftaki yesillik??? alanlarda otlayan atlara katildilar desen artik atlar da harada.soranlara "dag basi" demenin farz oldugu, allahin unuttugu daha birkac sene gidilmesi gereken lanet bir yer.(bkz: cok kizdim be sozluk)
işletme otoparkının karşısındaki arabanın zor girdiği patikanın yerine yol yapılmış böylece arabayla göle rahatlıkça inilmesi sağlanmştır. göl başında ağaçlar arasında içmekten başka bişey için gidilmemesi gereken kampüstür.
çevresindeki yıkık dökük harabeleri , içindeki sayısız çevik kuvvetleri görünce içeride savaş çıktı okulu yıktılar diye sevinmeme sebep olan imtihan yeri. harabeler sadece yıllardır bitmeyen yol ve inşaat işlerinin bir parçasıymış, polisleri ise bilmiyorum. ayrıca bütün kestirme yolların kapılarını da kilitlemişler. zulüm devam ediyor.
(bkz: sen gençliğimin katilisin)
(bkz: iu avcilar kampusu nun kapisinin yikilmasi)
olmayan kapısı beğenilmeyip tekrardan yapılmaya çalışılan okulumsu. birileri kazanırken birileri sürünüyor.
http://www.avkampus.com/ adresinden kampüs hakkında daha detaylı bilgilere ulaşılabilir.
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |