|
|
aynı odada kalan birkaç kişide birer gün aralıkla görülebilen hadise, psikolojik midir nedir anlayabilmiş değilim. ayrıca genelde insanın vücudunda gezinen insan biçimli, kıllı ve ayıya benzer kulakları olan bir yaratık şeklinde resmedilmiştir.
efsaneye göre incubus'lar kadınlara gelen erkek cinler, succubus'lar ise erkeklere gelen dişi cinlerdir. bunların yanı sıra piznai, liderc ve kumiho'lar vardır. piznailer erkeklere gelirler, onlarla birlikte olup erkeklerden çocuk sahibi olmayı amaçlarlar. liderc'ler cinsiyetsiz olan karabasanlardır, hem erkeklere, hem de kadınlara gelirler. kumiho'lar da aynı şekilde hem erkeklere hem de kadınlara gelen karabasanlar olarak düşünülür. dokuz kollu bir tilki olarak resmedilirler. islam kültüründeki karabasana en yakın olanı liderc'lerdir.
http://www.pantheon.org/...klore/folklore/incubus.jpg (incubus)
kimi insanlara gore uyurken, ruh bedenden ayrilir; uyanildigi zamanda tekrar vucuda doner. ani uyanmalarda ise ruhun vucuda donememesi yasanilan anlik bir felc donemi gibi bisey. hatta ruyalarda yuksek bir yerden dustugunuzde yataktaki sarsilmanin* bu yuzden oldugu sanilmaktadir. ha ben inaniyo muyum, inanmiyorum; kotu bisey mi, evet; yasadim mi, evet. bir de soyle bisey var ki ruh bedenden ayriliyosa neden bu olay gerceklestiginde ben dogaustuymus gibi sesler duyuyuorum bole cosmic sound gibi onu anlamis deilim. tibben mibben aciklama diyolar ama ben inatla dogaustu bir olay olduguna inaniyorum.
ataletin en üst seviyesidir.yapayalnizken yakalar.yataktan kendini atma istegi uyandirir.bazen konuşur etki altindaki kişiyle yada ücüncü bir şahisla.felcten farkli bişeydir.hissedersiniz vücudunuzu ama emir veremezsiniz.kabustan cok yorgun uyanilir.bitkin ve uykulu bünye tekrar uyumaya meyillidir fakat akil uyumayi reddeder cünki gene yakalanacaktir.iradeyle beden savasir.irade kaybeder ve yari uyku durumunda lost highway den imgeler görülür.tekrar uyanilir sigara icilir.yeryüzünde tek başina kalinmadigindan ve ciglik attiginizda yardiminiza koşabilecek kişilerinde oldugundan emin olmak icin tv acilir başka insanlar ve normal hayatlar izlenir ve bir süre sonra kanepede uyuyakalinir.
ne güzel uyuyordum ya neren çıkıp geldi anlamadım. neyse uykum fazla kaçmadan yatayım bari.*
sanirim 5-6 defa yasadigim bir hadise. daha onceden uyku felci konusunda bilgi sahibi oldugum icin pek fazla etkilemedi. bir tanesi haric pek korkutucu ruyalar veya goruntuler eslik etmiyordu, sadece vucudun felc olmasinin verdigi rahatsizlik duygusu, agirlik vs. ama bir tanesinde gozlerimi actigimda uzerimde tislayan, gollum'a oldukca benzeyen, beyaz renkli ve yari saydam bir yaratikla gozgoze gelmistim, o epeyce korkutucuydu. birkac saniye sonra uzerimden tavana ziplayarak kacip gitti. ama sonra ikinci bir uyanma ani daha yasadim ve bunun bir ruya oldugu kanisina vardim. yine de epeyce gercekciydi ve beynimin 3d modelleme ve alpha blending yeteneklerine hayran kalmadim desem yalan olur *.bilimsel arastirma yapmak isteyebileceklere veya meraklilara birtakim istatistiki veriler sunmak isterim kendi capimda: 1 defa haric hepsi sirtustu yatarken olmustu. yani %80 diyebiliriz. ki fazla sirtustu yatan bir insan degilimdir. yan yatarken olanda ise sirtimdan baslayan ve vucuda yayilan bir felc hissi vardi, beyin sinyallerine dayali kimyasal bir olay oldugu kanisi uyandiriyor. agir yemek vs. konusunda birsey soyleyemiycem tam olarak hatirlamiyorum. genelde yorgun oldugum zamanlarda gerceklesti. fiziki veya zihinsel yorgunlugun ve sirtustu yatiyor olmanin gerceklesme olasiligini arttirici bir etkisi olabilir.
toplam 4 sayı ile son bulmuş çizgiroman.
ilk sayısını alıp, okuyup, gayet başarılı bulduğum çizgiroman..
gerek çizim gerek senaryo açısından ilk sayısıyla ciddi anlamda başarılı olan, devamının uzun süre geleceğini umduğum türk çizgi romanı... arka bahçeyi aldıkları risk için ayakta alkışlama nedenim...
üzerinizde 1 ton yük.. gozlerinizi acarsiniz ama vucudunuz daha uyanmamistir. bagirmak istersiniz bagiramazsiniz, kalkmak istersiniz parmaginizi bile kipirdatamazsiniz.. 3-4 dk icinde gecer ama o gün de berbat olmustur artik..
bir cin cinsi. cinsel bir olay.(bkz: cin) (bkz: cinsel)
geceleri ortaya cikartecavuz filam eder. kotu bişidir gercek gibidir zor yenilir
musallat olunca tirstirici etkisi vardir, sonra da intikam ve katliam duygulariyla dolmanizi saglar
"karabasan iz yapar" şeklinde bi de şarkisi vardir bunun.
(bkz: karda yuruyup izini belli etmemek)
tecavuz eden seklıne succubus denir....
uyuduktan sonra beynin faliyete devam etmesi* ve sıkıntılı düşüncelerin beraberinde gelen içinden çıkamadıgımız tek kişilik sinema filmi.
şahsıma sadece 3 kere ve fazla gün sektirmeden (yaklaşık 1-2 yıl önce) olmuş olay. ilk seferinde daha karabasan'ın ne olduğunu bile bilmiyordum ve böyle bir deneyimin çok korkutucu olabileceğinden de habersizdim. dolayısıyla ilk tecrübelerin her zaman en acıtıcı olduklarını savunabilirim. daha sonralarında ise sadece yenmeniz gereken birşey olduğunu düşünürseniz daha rahat edersiniz. hatta alıştıkça sizi fazla rahatsız bile etmez, geçip gitmesini bile bekleyebilirsiniz gibi geliyor bana. ama kesinlikle sağlığınız için en iyi şey panik yapmamanız. panik yaparsanız kesinlikle psikolojiniz daha çok bozulacak ve muhtemelen bir süre sonra yine yaşayacaksınız bu deneyimi. bedeni çok hoyratça kullanmak, yormak gibi şeylerin başa gelme ihtimalini arttırması oldukça mantıklı. zaten uyurken ağzınıza sıçan rüyalar da çoğunlukla uykuya kötü şartlar altında (aşırı dolu mide, yorgunluk) başladığınızda gerçekleşirler. bu açılardan bakıldığında beden ile beyin arasındaki bir uyumsuzluk yüzünden kaynaklanabilmesi ihtimali de ağır basıyor. karabasan'ı sürekli göreceğinize inanmanız ve karabasan'a karşı bir türlü güçlü olamamanız, hayatı karabasan yüzünden kendinize zehir etmeniz de psikolojinizi darmadağın edeceği için uzun süre sürekli karabasan yaşamanızı sağlayabilir. uzun süreli periyodlar halinde karabasan deneyimi yaşamayı engelleyemiyorsanız sizi karabasana karşı daha rahat hissettirecek birileriyle konuşmanız ve kendinizi psikolojik açıdan hazırlamanız büyük ihtimalle karabasan deneyimlerinizi yokedecektir. bunun dışında kendinize kusursuz uyku ortamı hazırlayarak da bedeninizin bu durumu yaşamanızı önleyebilirsiniz belki. mesela yatmadan önce yemek yemeyin, yatağınız çok sıcak olmasın, düzenli yatın, gün içinde bedeninizi çok fazla yormayın.karabasanların anlatılan efsanelerle bugüne kadar şekillenmiş haline bakacak olursak.karabasanlar bir vızıltı sesiyle ve kara bir hortum şeklinde gelip insanın göğsüne otururlarmış ve elleriyle insanların ağızlarını, burunlarını kapatırlarmış. karabasanların eskiden insanları boğarak öldürdüklerine inanılır ama bir inanışa göre allah daha sonradan karabasanların avuçlarının içini delik yapmış ve bu yüzden artık insanları öldüremiyorlarmış. eskiden insanlar karabasanlara karşı yastıklarına çengelli iğne takarlarmış. şayet iğneyi karabasana batırırsanız ona istediğinizi yaptırabilirmişsiniz, ondan sonra sizin köleniz gibi birşey olurmuş.bunlar dışında karabasan kesinlikle hoş bir deneyim değil. çünkü insanlar bilmedikleri şeylerden korkarlar ve insanı uyandıktan sonra hareket edememek, çığlık atamamak, üzerinde o baskıyı hissetmek kadar korkutabilecek başka birşey de yoktur (bu arada en kötü şey gerçekten çığlık atamamak).karabasan kavramı da büyük ihtimalle inancınızın ne olduğu doğrultusunda şekil alacaktır. bilime inanıyorsanız beden ve beyin arasında uyku sırasında gerçekleşen bir uyumsuzluktur; dine, dinle ilgili anlatılan efsanelere, cinlere falan inanıyorsanız da nahoş bir yaratıktır. (hangisinin size daha kötü hissettireceğini siz bulun artık)
araşırmalarımda, uykuda beyinle vücudun uyuşmaması sonucunda üzerinize çöken ağırlık. peki benim yatakla bağlantım kesilip havaya kalkmam, sırtımda bişeylerin t-shirtümü buruşturması, göbeğimle birlikte yatağın oynaması ve karnımın içeri doğru çekilmesine nasıl bir açıklama gelebilir merak etmekteyim.
açıklaması çok basit, korkulmaması gereken* bir olay:rüya görüldüğü zaman, beyin ile vücut arasındaki iletişim bloke edilir ki rüyada yaptığınız hareketleri vücudunuz gerçek hayatta da yani yatağın ya da her nerede uyumuşsanız orada yapmayasınız diye.uyanmaya başladığınız sürede ise bu bloke olma durumu kaybolur, gözlerinizi açıp hayata devam edersiniz.karabasan denilen nane de işte bu bloke olma durumu kaybolmadan uyanmanızdır. e doğal olarak vücut hala bloke durumda olduğundan hareket edememeniz normaldir ki, aniden bir kabustan hedeee şeklinde uyanmışsanız, kanınızdaki adrenalinin verdiği gazla yanınızdaki portakal sıkacağını bile freddy sanabilirsiniz. normale dönmeniz çok zaman almaz, sinir bozduğu doğrudur, kıpırdanmaya ayak parmaklarından başlamanın, çözülmeyi hızlandırdığı söylenir.
yildiray cinar ve hakan tacal tarafindan yapilmiş turkiye'nin gururu denilebilecek turden bir cizgi roman.. en azindan yillardan beri benim gibi galata kulesinde, bogaz koprusunde, minare tepelerinde super kahraman carpişmalarini bir x-men kalitesinde okumayi hayal edenler icin super olmuş, cukka olmuş.. daha da olsun!
(bkz: içe kitlenme)
rüyada gülyabani ile çiftleşmek.
ilginc yorumlara acik hal. kabusunuzda frp aleminden garip yaratiklar gorurseniz muhtemelen "anasini satim cin filan degilmis bariz beholder bu" tepkisini gosterirsiniz. ya da bogalar ile guresiyorsaniz boga ruhu geldi ulu manitu korusun beni diyebilirsiniz.misil misil uyudugum ve cogunlukla hic bir ruyami animsamadigim icin benden uzak oldugunu sandigim hadise.ayrica uyku aninda deprem olur ise cin geldi evi salliyor gibi dusuncelerden akil sagliginiz adina uzak durunuz, netekim her sinegi cin sanabilirsiniz. dua etmek, olmayan cini kovmaya degil kendinizi rahatlatmaya yarayacagi icin mantikli bir cozum denemesi olabilir.
(bkz: uyku felci)
periyodik olmasa da ziyaretime gelir. ancak garipligi, genelde gayet hos devam eden ruyalarımın ortasına girmesi ve geldiginde ruyadan uyanıp aynı insanlarla beraber gitmesini beklememizdir. cisimlesmis hayalet seklinde de geldi bi kere, ama korkmadım yalnızca yoksanız yoksunuz varsanızda bana zarar vermeyeceksiniz deyip uyudum. ama bazen nefes almamı cok zorlastırdıklarında panige kapılmıyor degilim. bu esnada fiziksel olarak ne yapıyor oldugumu gercekten cok merak etmekteyim. ayrıca bunun iddia edildigi gibi rahat, stressiz insan olmakla cogu zaman baglantısı yoktur.
şapkasını kaparsanız, size altın veriyormuş.bir türlü rastlayamadım
avucu deliktir ağzını kapatır fakat zor da olsa nefes alabilirsin.ağırlığı bütün vücudunu kapsar.çoğunlukla yatakta olur.uyku başında daha uyumadan.rüya gibi gelir.yüzünü göremezsin.karanlıkta olur.kirli ve kötü yerlerde olur.uyuma şekli çok önemlidir.
sabahın 05:13 ' ünde sözlüğün karabasan sayfasına giriş nedeni.!04:00 da uyumak için yatan bünyenin bir saat boyunca debelenmesi durumu.!(bkz: şansımı sikeyim).!
karabasan şaman mitlerinden gelme bir ruhtur. soylenceye gore karabasan yeraltinin kotu ruhlarindan birisidir ve "tumengi toz" topluluguna dahildir. albasti olarak da gecer..
"inanmayana ve korkmayana gelmez" şeklinde bir specification'a sahip olduğunu öğrenmek bile "hadi canım kardeşim, hadi arkadaşım" demeye yetmez mi? e bazısına yetmiyor işte. ben kendilerine hayırlı işler diliyorum.
ağaçların dallarında uyuduğumuz günlerden bize miras kalmış* bir olaydır. aynı özellik uyurken yattığımız yatağın dışına çıkmamamızı* da sağlar.eski günlerde atalarımız güvenlik nedenleriyle ağaç dallarında uyumak zorunda kalırlarmış zaman zaman. uykusunda gereğinden fazla kıpırdayanlar ise doğal olarak kafa göz yarık bir şekilde uyanır yada hayata veda edermiş. buna karşılık olarak insanların ve pek çok canlının beyni* uyku sırasında hareket kontrol mekanizmasını farklı bir departmana* devretmek gibi bir çözüm getirmiştir. bu departmanın çalışma prensibi rem uykusunda oluşturulan şiddetli hareket sinyallerini zayıflatarak veya tamamen keserek vücuda kontrollü olarak iletmek yada hiç iletmemektir. rem uykusunda hareket kontrolünün bu idareye devredilmesinden sonra bir şekilde rem modundan çıkılmasıyla birlikte bu kontrol ünitesinin bir süre devreden çıkmaması halk arasında karabasan olarak adlandırılır. (bkz: kıçımdan uyduruyorum)
cinlerle kankardestirler bide insanin birden herseyi kucuk gormesi olayi vardir,su an yasiyorum monitor 40 cm onumde ama sanki ufacik gibi gozukuyor...klavyede oyle...
(bkz: entity)
çok derin uykudan birden uyanmaya çalışılnca olur..vücudunuz kitlenir, hareket edemezsiniz, gözleriniz yarı açık etrafa bakarsınız,hatta garip sesler bile duyarsınız...tamamen beynin bi olayıdır...öyle öcülerle falan alakası yoktur...kötü bi durumdur..yavaş yavaş uyanmak gerekir sakince...
ben alıştım artık karabasana, yine gelmiş hoşgelmiş şeklinde yaşıyorum neredeyse her gece. 4 5 sene oldu tanışalı, ilk zamanlarda çoook korkuyodum walla, ama işte insanoğlu denen varlık alışıyor herşeye.
erkek olanına incubus dişi olanına succubus adı verilir.
bazı insanlar da böyledir.hayatınıza girdikleri dakika itibariyle ne zaman uyanacağım diye sayıklar durur uyandığınızda bir takım dengesel unsurlarınızı yitirmiş olursunuz....
kapak dizaynına bakılarak yabancı çizgiromanları aratmadığını gösteren, devamı da ilk sayısı gibi olursa çok ses getirecek olan çizgiroman.
olay sudur.insan uykusunda ruhsal varliginin dibine vuracak kadar ozgurlesir.ancak bu ozgurluk beynin aktif olmasindan dolayi bolunduunde ,ya da bedenen buyuk sikintilar bulunduunda(dolu mide ya da yuksek ates vs)ruhsal acidan bedenin kontrolu elden gider.ruhsdal olarak herseyi goren ve hisseden kisi , beyinsel hakimiyeti olmadiindan kendi bedenini karalti gibi gorur.baaramaz cunku sadece ruhsal tepkilerini vermektedir.bedenin kontrolu ele gecince artik karabasan gitmistir.aslinda sadece beden ve ruh tekrar uyum icinde calismaya baslamistir.denedim , yasadim gordum arastirdim ve buldum
çok güzel bir girişim, yöresel motiflerin iyi kullanıldığı, gelişerek iyiye gitmesini dilediğim çizgi roman.
karabasan gördüğümde ilk tepkim içimden şarkı söylemek olmuştu, korkmamak için. işe yaradı! 2-3 ay boyunca her sabah oldu artık tam baymaya başlamışken birden kesildi. uzun zamandan beri de olmuyor. pek korkulacak bir tarafı yok olayın: birden uyanırsın ve kendini kilometrelerce su altında kalmış gibi hissedersin. kımıldayamazsın. ilk nefes, tutulmuş kaslarını gerer, acı verir. nefes ne kadar derin olursa acı da o kadar büyüktür. ikinci nefes nispeten daha kolaydır. ondan sonra ayaklarını oynatıp hoop kalkarsın ayağa. bi tek rüyandaki seslerin gaipten geldiğini düşünürsen tırsabilirsin. olayın yatış şekliyle alakası yok (her türlüsünü denedim). genelde uykusuzluk veya sinir bozukluklarından oluyormuş. beyinle vücudun bir anlık bir iletişim kopukluğu... neden bu kadar abartıldığını anlamıyorum
ne yazik ki beklentilerden cok uzak kalmis bir cr ama gene de girisime sonuna kadar destek verip daha da gelismeleri saglanmalari gerekmekte ayrica ne mutlu ki bizimde kaliteli bir baskiya sahip bir crmiz var artik
iki defa başıma gelen iğrenç birşey. yüzüstü sırtüstü yatmakla alakası olmayan, sadece geceleri gelir mantığı da yanlış olan hadisedir. daha önce çok duymuştum "ya başıma gelirse" diye çok korkuyordum ve geceleri o korkuyla uyuyamıyordum.sonra bir gün ansızın geliverdi. ilk geldiğinde gündüz uykusundaydım yarı uyanıktım ve yüzüstü yatıyordum. birden vücudum kasılmaya başladı, ağzım biranda kilitlendi açamadım, gözlerim kendiliğinden kapandı. açmak için uğraşmadım bile çünkü görmekten korktum ve beni yatakta sürüklemeye başladı. dördüncü fatiha'ya gelmeme rağmen hala gitmemişti, sanki beni havaya kaldırıyomuş gibi geldi. birkaç dakika süren bir olaydı. ikincisi ise dün gece oldu; bu sefer de yan yatıyordum. birden üzerimde bir yük olduğunu hissettim, kollarımı kıpırdatamadım daha önce "ayak parmaklarını oynattığın zaman hemen gider" diye duymuştum ve oynattım. üzerimdeki yük biraz hafifledi birkaç saniye sonra hemen geldi ayak parmaklarımı tekrar oynattım bu sefer bütün vücudum titremeye başladı ve bende kendimi bıraktım. birkaç saniye içinde gitti, birara gözlerimi hafif açabildim o sırada siyah birşeyler gördüm, çok fazla korktuğum söylenemez ama gecenin bir saatinde vücunuzda olan garip şeyler tabiki sizi korkutur... bana yine annemle beraber yatma geceleri başlayacak demektir bu..
enteresan bi olay.. bi açıklama getirme çabası içinde değilim.. fakat aperiyodik olarak 6-7 kez tecrübe ettim.. her seferinde bir vızıltı sonrası kitlendim.. ve bir o kadar sefer de vızıltıyı duyar duymaz doğrulup çevreyi kestim ve vızıltı ağır ağır gitti..her seferinde bunun bi canlı olduğunu varsayarak defol git direnişi gösterdim.. belki doğru belki yanlış ama gitti.. bir seferinde ise gitmeden önce beni yattığım yerden aşağı fırlatıp gitti.. düştüm diyesim geldi ama yerden 50cm yüksek bi döşekten yatağın 120cm uzağına düşmek zor bişey.. neticede bu bi olay ve oluyo.. şapkası mı var yoksa sıvı mı salgılıyorum bilemem..ufakken geyikleri yapılırdı.. karabasana iğne batırabilirsen her istediğini yaptırabilirsin iğneyi çekene kadar derlerdi..hmm.. iğne bulundurmak lazım bi dahaki sefere..
surekli ziyaretleri ile insana normalde yasayamayacagi ya da gerceklesmesi icin buyuk produksiyonlara ihtiyac duyacagi maceralari yasatan sey. uykunun dibinde, en huzurlu oldugunuz anda bile adrenalin patlamasi yasamak mumkundur bununla. uzun sureli hali korkuyla karisik oldugundan pek extreme spor havasi yasamak mumkun degildir ama kisa sureli olan cildinizi gerer, gozeneklerinizi temizler, kan dolasimini hizlandirir, genclik verir. ornegin soyle birsey : denizde bir zodiacdasinizdir, once uzerinize bir stuka'nin pikeye daldigi bir sesi duyarsiniz, once kulaginizi sonra beyninizi doldurur bu ses ve yaptigi baski altinda ezilirsiniz. sonra bu sesin yaninizdan hucumbot hiziyla teget gecen bir tankere ait oldugunu anlarsiniz [olur oyle bazen]. devasa dalgalar olusur ve siz bunun etkisiyle havalara firlar ve sonra denizin dibini boylarsiniz [perfect storm]. suyun altinda oldugunuzu gorup nefes almamaniz gerektigini dusunursunuz ki zaten nefes alamazsiniz. zar zor su ustune ciktiginizda uyanma vaktiniz gelmistir. gozlerinizi actiginizda etraftaki hersey gidip gelmektedir, duvarlarda kabarti sekiller olusmaktadir..
karli bir gunde ucmaya calisan ahmet celebi'nin, eskiden "hazerfan" olan lakabinin yeni hali
şahsım için ilginç bir şekilde tarz değiştirmiş bir hadise.!eskiden tüm vücudumda bir baskı ve sıçış hissederken artık olayın beynimde gerçekleşmeyue başlaması yusuf yusuf atmalara sebebiyet vermektedir.!beyninizin içinde sanki balon şişiriyorlarmış gibi bir baskı hissedersiniz, işin kötüsü bu hissiyat nedense mood dan çıkmamaya telkin verirmişcesine 5-10 dakika sürer...!*ve rüya mıdır değilmidir bilinmeyen o hadise ile gerçek anlamda diyaloglar başlar.!boktan... çok boktan bir şey.!kaçışı olmayan bir şey.! her ne kadar 5-6 aylık bir ara vermiş olduysa da şahsıma geri dönüşünü elimde türk bayrakları ile karşılamak isterdim lakin buna izin de verilmiyor, lakin ellerinizi ve kollarınızı lanet olsun ki hareket ettiremiyorsunuz.! heleki bağırdığınızı sandığınız ama bağırmadığınız anlar... tamamiyle yaşanmaması gereken bir bok.!(bkz: bu gece basma lan allahsız).!
bir çeşit çok kötü rüya.uyanıp kalkamamak, uyuyup uyandığını sanmak, hareket ettiğini sanmak ama hiçbir şey yapamamak. asla unutulmayan rüya da denebilir.
son günlerde beni uyutmayan, en son dün gece gelen ve beni ağlama krizine sokan, gecelerimi resmen kabusa çevirmiş, ne olduğunu anlayamadığım tuhaf birşey...
psikolojik olduğu bizzat tarafımdan kanıtlanmış hede. eğer hareketsiz kalıp bi de üstüne "nefes alamıyorum galiba" diye düşünürseniz harbiden nefes alamamaya başlarsınız mazallah**. korkacak bişi yok. kötü düşünceleri kovun. yaşasın bilim diyin, geçiyo.
4 sene evvel cinlere karistim sanip bir hafta boyunca uyumak istedigim halde uyuyamama sebep olmus, gozlerimi kapattikca uzaklardan salak turkce pop sarkilari duymaya da baslamamla psikolojik tedaviye ve ilaca** tonla para yatirmamla sonuclanmis olay, sey, ya da neyse ney.sozlukte okuduklarimdan sonra fizyolojik birsey oldugunu dusunup ne de olsa birazdan gececek diye artik kendimi rahat birakiyorum, debelenmediginiz zaman uzerinizdeki agirlik da 15 saniye kadar sonra gidiveriyor, sen sag, ben selamet. ardindan uykuya devam edebilirsiniz.
alternatif bir bakış açısı olarak; transandantal seyahatla alakalı olarak, uykuda ruhun bedenden ayrıldıktan sonra tam olarak bedene girememesi ve yarı uyku yarı ölüm arasında kalmaya bir atıf olarak karabasanı kullanma.örnek; çocukları korkuturken öcü yü aracı olarak kullanmak, yada daha genel olarak insanın çözemediği konularda kendini rahatlatma adına herhangi bir şeye atıfta bulunması-buna benim hayat görüşüme göre tam olarak uymasa da, nispi olarak kaderde buna dahildir-.
6 ay boyunca her gece sekmeden yasadigim olay. ilk başta gözlerinizi açmanız yeter durumdan çıkmak için... daha sonra hareket ederek mood dan çıkarsınız... bu yatağınızdan kendinizi atmaya kadar gider. olayın en pis yanı gözleriniz açıkken bile her şeyin devam ediyor oluşudur. en sonunda öyle bir noktaya gelirsiniz ki "ne olacaksa olsun" dersiniz ve asla hareket etmemeye çalışırsınız ki bu cok pis bir deneyimdir. sesler ve yataga olanca bir gucle civilenme gudusu sizin bogurtulerinize karisir...ve uyanirsiniz...kan ter...hassittir demeler...olayın metafiziksel yonu olduguna inanmamak gerek. eger inanilirsa bunun sonu yok. olay tamamen fiziksel anlamda uyanik oldugunuz anda beyninizin hala uyuyor olmasi ve vucudun afallamasından ibaret...
yıldıray çınar'ın çizdiği, hakan tacalın senaryosunu yazdığı, ilk sayının kapak resmi çinileri bill sienkiewichz'e ait olan, yakında arka bahçe yayımevinden çıkacak çizgi roman.
dunyanin hemen hemen her kulturunde efsanelere konu olmuş, her insanin başina gelebilecek bir olaydir. yalniz cinlerle perilerle, şeytanlarla ilintilendirilmesi tamamen batil inanctir. biyolojik aciklamasi ise uyugezerligin tersi olarak adlandirilabilir.uykuya dalinip bilinc kayboldugunda felc durumuna geceriz. nasil ki uyurgezerlik halinde kaslar aktif olup da bilincden eser yoksa, karabasan olarak adlandirilan durumda bilinc aciktir, ancak kaslarimizi kontrol edemeyiz. bu da insanda bir panik duygusuna yol acar. ender durumlarda ani uyanmanin sonucu olarak ruyamizda gordugumuz şeyleri gercek sanabilir, eger kabus goruyorsak, pek de hoş olmayan bir tecrube yaşayabiliriz.
evde yalnız kaldığım bir dönemde görmüş olduğum korkunç rüyanın kabus mu yoksa hafiften karabasan mı olduğunu uykulu hâlimle düşünmeye çalışırken bir taraftan da bilgisayarı açmakla uğraşıyordum. sözlüğe girdikten sonra ana pencerede karşıma çıkan başlığın "karabasan" olması gecenin o saatinde benim için pek bir ürkütücü olmuştu. gördüğüm şeyin de karabasan olduğuna karar verdim tabiî.
en canlı yaşanan kabus. ve uyandığınızda gitmesi gerek değil mi?. tabi, ama olmuyor işte öyle..mesela bir gece, annemin bağırtısını duyunca odaya koştum- anne kalk kalk karabasan gelmiş - (gözlerini açıp karşıdaki çiçeğe doğru elini uzatarak) bak haala duruyo şerefsiz..kızım geldi işte siktir git, siktirgittt
bazen sadece rahatsizlik veren, uykusuz birakan, bazen de evin icinde deliler gibi dolasip icerek uyumaya calisttiran beyin icadi..
yakın tarihte okuduğum yeşil kaplı bi kitapta yazdığı üzere insanın astral ruhunun mental bedeniyle iletişiminin zayıflamasından kaynaklanan durum.
bilgisayar başında geçirilen saatler* sonrası derhal yatarsam devamlı yaşadığım olay. japonyada da bi çizgi filmi izleyen çocuklarda epilepsi benzeri kasılmalar gözlenmişti ardından da çizgi film yayından kalktı. belki de ekranla fazla haşır neşir olmaktan kaynaklanıyodur.edit : battutadan aldığım bilgiye göre bu çizgi film..... sıkı durun : pokemon imiş. ve hatta verdiği linkten daha da ayrıntılı bilgi isteyenler araştırabilir.http://www.google.com.tr/...kemon+epileptic&meta=
simsiyah elleriylesonsuz boşluğuylamezarlıklarının korkunçluğuyla küçük bir ölümdür...
küçüklügümde, kabakulak'li halimle yatakta 39 dereceyle yatarken tetris bloklarinin üzerime müthis bir hizla düstügünü ve üzerimde müthis bir agirlik yarattigini hissetmistim. buna benzer bisi olsa gerek.
ilk başlarda çok tırsınçtır. yanınızda uyuyan bi insan varken daha bir kötüdür. kıvranır çırpınır yanindakine ulaşamazsın bir türlü. sesin falan çıkmaz. fakat bir süre sonra yani bu duruma alıştıktan sonra üstünüzdeki ağırlığı yenebilmek hoşa giden bi olaya dönüşür bu noktadan itibaren karabasan bir daha uğramaz.direk korkuyu yenmekle ilgili olduğu sonucuna vardım ben. bide dua etmenin falan işe yaradığını zannetmiyorum denemedim gerçi ama ben genelde küfrederdim içimden. **
artçı depremlerden birinin gerçekleştiği bir gece gelmişti başıma, bundan dış faktörlerin önemli olabileceği gibi bir sonuca varılabilir belki, ya da aniden meydana gelen sallantının kişiyi hızlı bir şekilde uyandırmasından..bir de duanın kişiyi rahatlatması ya da karabasanı yaşayan kişinin duyduğu sebepsiz korku olayın psikolojik boyutu da olduğunu gösteriyor sanırım fizyolojik etkilerin yanındatabi sonradan atfedilen birtakım hurafelere inanmıyorsa kişi bunu sıcak havanın bir etkisi sanıp üzerindeki yorganı fırlattıktan sonra uyumaya devam edebilir de
diger bir adi da enkebit olan ocu. en babayigitlerin bile karizmasini cizer bu ocu. uykuda karizmatik bireyin " ihh ughhh, hmrfff eaaaauuu" seklindeki aglamakli sesleri pek aciklidir.
rüyada seks yaparak kilo vermek, güzel bir karabasan örneğidir mesela.
gecenin bir vakti biri sizi boğar, kollarınızdan tutar kaldırır sonra üzerinizdeki yorgan büzüşür sarışın kemerli burunlu bir kelle olur, gözleri fıldır fıldır döner, sonunda da gözlerini size diker, siz de küfür ediyorsunuzdur o sırada kollarınızdan tutulmuş, havada asılı bir halde. küfür ede ede sarsılarak uyanırsınız. yatakta ööle büzüşür kalırsınız kullanılmış tuvalet kağıdı gibi. karabasan denen şey böyle bir şeydir. bizzat yaşadım ordan biliyorum. hoş değil.
çizgi roman olarak ümit vermişti ilk sayısında ama. sonra konu çok hızlı ve üstünkörü geçildi sanki. bu konu rahatlıkla 10-12 bölüme çıkartılabilirdi ve dolu dolu olurdu. yazık oldu sanki
geçenlerde yaşadığım ve hoşuma giden türkümsü.çok net hatırladığıma göre;rüyamda dişçideyim,dişçi ağzımı açtırıyor ve o an herşey kararıyor.ağzım açık kalıyor .derken gözlerimi açıyorum,o an rüya mı gerçek mi bilmiyorum.hiçbiryerimi kımıldatamadan,ağzım açık bir şekilde duruyorum.nefes de alamıyorum.işin ilginç tarafı bu sırada insanların mutfakta kahvaltı hazırlama seslerini duyuyorum.ondan sonrasını hatırlamıyorum normal bir şekilde uyandıktan sonra işlerime koyuluyorum ve bu olayı 3-4 saat sonra farkedip,koca bir "hassiktir lan"çekiyorum.hayatıma kaldığım yerden devam ediyorum. hoşuma giden yeri neresi pek anlamadım aslında. sanırım;böyle acayip rüyalar,gizemli hedeler olmalı. insan düşünüyor ;"ulan medyum memiş var gerçekten sanırım" diye. entry sonrası ;(bkz: sweet dreams)
yeni bir türk yapımı çizgiroman. ben sevdim..
(bkz: sözlüğü açık bırakıp toplantıya gitmek)
gelenekci toplumlarda hakkinda turlu efsaneler uydurulan ve metafiziksel ogelerle bagdastirilan, bilgi toplumlarinda ise bilimsel aciklamasi oldugundan dogal karsilanan ve insani cok irrite etmeyen uykuya dalma esnasi yada uykudan uyanma oncesi ortaya cikmasi soz konusu olan hadiseye halk arasinda verilen ad. sahsen olayi yasadigim anlarda olayi kontrol etmek icin turlu girisimlerim olmaktadir, tecrube ettigim kadari ile beyninizi ne kadar bosaltirsaniz yasadiginiz sarsinti o kadar az oluyor. bu yuzden karsilasildiginda stres yapip korkmaktan ziyade sakin olup, pozitif seyler dusunmek sizi rahatlatacaktir. kabullenilmesi gereken temel konu herkesin basina gelebilecegi ve illaki belli bir sure (mesela 20 saniye) surebilecegidir. ayni meditasyon'da oldugu gibi insan beyninin nelere kadir olabilecegini de hissettiginiz bir olaydir. beynin sahip oldugu ve yaydigi enerji hala tam olarak algilanamadigindan yasanan olaylarda karsilasilan fizik otesi olaylari ben sahsen olmayan ruh ve canlilarla bahdastirmaktan ziyade, beynin yarattigi olaylar olarak algilamayi tercih ediyorum.
belli kaynaklarda sleep paralysis ve rem state olarak adlandirilmis surecin halk arasindaki adi.
ayetel kürsiye karşı bağışıklık kurabilenine rastlanmamış olan varlık.
aglamaklı uykuların, aglayarak uyanışı. migren sızıntılarının ayılışı. annemi belki de en yurekten cagırdıgım, sesimi asla duyuramadıgım an. aşmış şeklinde ise * uzerinize yuklenip sizi kilitleyen zerzevat içinize girer, çırpınmak kar etmeyince, beklersiniz bitsin diye... * *(bkz: interaktif kabus)
nazmi ağıl tercümesi ile bir pelin batu şiiriyastık, kaba yastıktafildişi atlarsolukları pudrasolukları kireçvanilya dokusu pamuğundamlıyorsafran soluğuma.göl atlarıağır yelelerbükülüyor dudağımdaki sütlü saman yollarıciltte kırışıklar hilal uykudaparlayın yıldızlaryuvarlanın çarşaflarağzı lekelipikede gülpembe mangolaryağmur istiyoroynayın şeker taneciklerioynayın rüzgarlasarı söylenceleri sakızla dolu.çağırın parmaksız eldivenlerimi,yün yapraklarkemik rengiüşütüyor beni.
5-6 ayda bir yaşadığım uykuyla uyanıklık arasında kalma durumu.çok yorgunsam ve kafamda bin bir sorun varsa beynimin hangisine yetişeceğini bilememesi olsa gerek.kendime geldiğimde, uzun süre kulaklıkla yüksek desibelde müzik dinlemişim hissi yaratıyor.kafamda davullar zurnalar uğulduyor vallahi.
astral projection için muhteşem bir fırsattır... eğer sakin olup derin nefesler alarak kontrolü ele alırsanız. bedeninizden ayrılıp geziyormuş hissini yaşarsınız.. panik ve korku halinde paralyze durumu olur. (bkz: blackstepper)
uyku paralizi (sleep paralyses)
ilk üç sayısını aldığım ama devamını anca cilt içersinde diğer üçü ile beraber bulabildiğim, bu sebepten de kazıklanmış hissetmeme neden olan vasatın üstünde çizgi roman.
uyurken ustunuze basan bir fil ayagi, yuzunuze yastik kapatan film katilleri, ve agziniza corap tikayan fidyeciler gibidir.
özellikle düzenli ziyaretlere başladığında sorunlara sorun katan, uykunun içine kelimenin tam anlamıyla sıçan bir şey. yok cindir ruhtur, yok psikolojiktir bilinçaltı yamulmuştur filan umrumda değil. evet, kara ve basan bir şey bu ve hasta eder, manyak eder, deli eder.
üzerinize çullanmadan önce hissediyosunuz geleceğini, "aha yine geliyor lanet olası" gibi sözler çıkıyor ağızdan. koyu renkte üzerinizi birşey kaplamaya başlıyo yavaş yavaş o anda olduğunuz yerden kalkarsanız hemen gidiyor yok rahatımı bozamam diyorsanız biranda üzerinizde buluyorsunuz ve bir süre mücadele ediyorsunuz. bu lanet şeyi...(bkz: karabasan/@cybill)
basa gelebilecek en igrenc olaylardan biridir.uyanirsiniz,en ufak bi harekette bulunamazsiniz , kicinizi yirtip bagirmaya calisirsiniz ama en ufak bir ses cikaramazsiniz.bilinen tum dualar edilir ve olay bittiginde kan ter icinde kalkarsiniz.tekrar yatmak biraz sikar.
noel baba gibi official kostumu goruntusu olan bir yaratiktir.almanlar buna alp der ki, bildiginiz elflerin asli bu karabasanlardir.(hatta alppendrucken diye ozetleniyordu sanirim karabasan gelmesi, yanlisim varsa lacrima duzeltsin)korkunc kapkara, gumus e calan renkte disleri olan, ve hatta sapkali oldugu rivayet edilen bir modeldir.sapkasini alanin sirti yere gelmez denir.insani bogar, bazen yatagina hapseder, ama yatakta uzerinize cikip hirs hirs diyen bu model zamanla nasi olsa bisi olmuyo denerek ekarete edilebilir, hatta bu enteresan tecrubeden zevk alinabilir.
ortaokuldayken bi ara dolaşan hikayelerle siniftaki herkesi meraklandiran şey.hala başimiza gelmedi ama o donemlerde cagirma teknigini de ogrenmiştik.yattigin yatagin altina bicak koyuyosun sonra gece yatarken karabasan a kufrediyorsun.işte o zaman geliyormuş ve biz buna inanmişiz,zamaninda salakmişiz..
başıma gelene kadar tamamen bilimsel açıdan yaklaştıgım lakin 3 gece üstüste yaşadıktan sonra hiçbir yorum getiremedigim,hiçbir açıdan yaklaşamadıgım dehşet bir olay.yüzükoyun uyuyorum.birden iki omuzumda iki diz hissediyorum,resmen diz kapakları omuzlarımı acıtıyor,uyku sersemligimde birinin beni öldürmeye çalıştıgını düşünüyorum.refleks olarak yüzümü çeviriyorum ama ne mümkün,eliyle çenem bastırıyor aynı zamanda. içeri sızan sokak lambası ışıklarının yer yer aydınlattıgı odada her türlü ayrıntıyı seçebiliyorum.bu beni daha da ürkütüyor.bana çok uzun gelen bir süre sonra birden herşey normale dönüyor,üstümde hiçbişey yok artık.içeri sızan ışıklar aynı yerleri aydınlatıyor.kalkıyorum,dolanıyorum biraz. yapacak bişey yok.yataga giriyorum tekrar.hayatımın en zor uyku mücadelesini veriyorum...
(bkz: darkpusher)
yasayana kadar sadece adini duydugum ama ne oldugunu bilmedigim olgu ..olay aninda "kotu ruhlar gelmis odaya yardim et" dedigimi ve oda arkadasima nas (cinlere karsi korur) suresini okumasi için bagirdigimi hatirliyorum..ancak oda arkadasim hic bir sey duymamis..gayet tirstirici bir olay..
okunasıca, destek verilesice, ama malesef sadece 4 bölümünün çıktığı türk çizgi roman...
demin bana da ugrayan, uzerime bastirirken tavandaki golgelerin farkli şekillere burundugu (yarasa, elinde balta olan ve done done bir yere giden adam, agac siluleti, en son da ihtiyar bir adam) hede.--- spoiler ---1. ancak taktiksel bir yanlişlik var. tavandaki degişimlere bakarken uzerimdeki agirligi falan unuttum resmen. elinde balta olan ve done done tavanin bir tarafindan obur tarafina giden adami gormeye calişirken ozellikle uzerimde bir agirlik mi var yoksa tavanda karagoz-hacivat mi oynuyor falan ikilemde kaldim. olmamiş diyoruz ve bana ugrayan karabasani haftanin rukuşu seciyoruz.2. cok kisa surdu. 10 saniye bile degil. belki bagirmaya calişmayinca daha kisa suruyordur. belki de ilk seferim oldugu icin hemen siktirolup gitmiştir. tabii bakti aval aval tavana dikmişim gozleri ne bir bagirma ne bir kufur denemesi. bir sonraki ziyaretinde daha tedbirli gelecegi kesin.--- spoiler ---
korkmaktan öte anlamak gerekir bu meredi... korktukça daha da fazlalaşacak, kara geceleriniz fazlalaşacaktır.!peki efendim nesini anlayacağız bu zıkkımın?gerçekliğini kabul etmek gerekiyor öncelikle olayın... adını sen koy şeklinde olaya, uzaylıların size yaptığı bir ızdırap, vücudunuzun bir oyunu, cadıların oyunu, cinlerin son dansı olarak bakmak sizin elinizde... sonucun değişmeyeceğini öğrendiğiniz özgürsünüzdür.. bu demek değildir ki karabasanlar bitti, heylayloy... asla bitmez... şunu unutmamak lazımdır ki eğer böyle bir şey oluyorsa bir nedeni vardır...vardır...vardır....gerçeklik aşamasını aştıktan sonra opsiyonel olarak "merak" aşaması mevzu bahis olmaktadır artık... bu direncinizle alakalı ve aslolan bünyenizin bu mevzu bahis durumla ne kadar barışık olduğunu sınayacaktır.! ne olursa olsun uyanmamaya çalışın... olayın olacağı gece (gerçek anlamda karabasanla yaşayanlar uyku öncesi başına gelecekleri öyle bilir ki...) ne olursa olsun sonunda ne olacağını görmek isteğiyle uyumaya çalışın... ilk başlarda çok zorlanacak veya hemen olayı kapacaksınızdır... ilk başta dediğim gibi "aslolan bünyenizle" yani içselliğinizle alakalıdır bu olay... spoiler vermek amacında hiç ama hiç olmadığımdan bu işin nereye varacağını asla asla asla söylemeyeceğimden bunu uygulamak gerekliliğinin altını çok dikkatli bir şekilde çizerim... her ne kadar opsiyonel bir level olsa da bu level'ı aşanların artık karabasan gibi bir sorunu kalmayacağına inancım sadece kendimle alakalıdır... yeni yeni şeylere yelken açılmaktadır bundan sonra...
alti yildir tek bir gece bile sirtüstü uyuyamamamin sebebi.
çok stresli ve yorgun olunan dönemlerde ortaya çikan uyku bozuklugu.beyin uykunun hazirlik devresini atlayarak rem uykusuna direkt geçis yaptiginda buna hazir olmayan vücut aniden kasilir, tüm fonksiyonlari aniden yavaslar bu da insanin üzerine birinin oturdugu hissine kapilmasina neden olur.bilimsel açiklamasi bu tür bir sey digerlerine inanmak insani sadece korkutur.
çocukken bi arkadasimin bana geceleri gelip gögsüne oturarak nefes alamamana sebep olan cinimsi simsiyah bi varlik olarak anlattigi ''sey''. sonradan bi uyku bozuklugu oldugunu ögrendim tabiki.
yayın hayatına temmuz ayında başlayan,şu ana kadar çıkan en kaliteli türk çizgi roman dergisi.çapa çizgiromanın bu son yumurtası arka bahçe tarafından yayınlanmakta..
(bkz: incubus)(bkz: succubus)
gece yemeği fazla kaçırırsanız gelir.siz boğuluyorsunuz sanırsınız fakat yanlıştır,karabasan midenin imdat çığlıklarıdır.napsın oda, dili yokki anlatsın ,anlatamıo onun yerine böle abuk subuk tepkimeler ortaya cıkarıyo
uykudan uyanmanin uc evresi varmis ve bu evrelerden birincisinden ucuncusune atlandigi zaman teknik olarak uyanilmadigi icin uyanamamaya yol acmasi durumu. kasilip kalirsin ceneniz kitlenir hareket edemezsin*
sıradan kabuslarla veya ağır yemek yiyip yattıktan sonra mide vb. sıkıntılarıyla alakası olmayan olay. bu bambaşka birşey. stres dolu huzursuz günlerde olması yüksek ihtimal. kabul etmek gerekir ki; bu da beynimizin gerçekleştirdiği bir durum, ne koşullarda gerçekleştiğini bilmenin pek faydası olacağını da sanmıyorum. herkesin de olay esnasında kurtulmak için kendine özgü bi formülü vardır. ama -kendi mantığım da dahil olmak üzere- kim ne derse desin; doğaüstü olaylara elimde olmadan fazlasıyla inanan biri olarak karabasanı da mistik bi olay gibi görmekten halen kendimi alamıyorum. sebebi de sanırım ortaokul yıllarında 3 sene boyunca her gece karabasan ziyaretine maruz kalmış bir tanıdığımın anlattıklarıdır. "kabus desen 3 sene aynı bok her gece görülür mü?" sorusunun cevabı "hayır" benim için.kendim de 2 kez yaşamış olmama rağmen diğer insanların tecrübeleri beni böyle düşünmeye itiyor. belki de doğrusu öyledir.
şimdiye kadar çıkmış 3 sayısının ve ilk sayının özel baskısının kapak çizimleri kelimenin tam anlamıyla aşmış olan, kendine has bir tarza sahip türk çizgi romanı...
sırt üstü yatarken olan * daha fazla olan, sesinizin çıkmadığı gibi, hareket etmenizi engelleyen, içinizde korku oluşturan bir his. minik bir harekete gücünüz yeterse kurtulursunuz..uyanık mıydım yoksa beynim mi yazdı bunu diye düşünmek işten bile değildir
arka bahçe yayıncılık tarafından 15 haziran'da çıkacağı açıklanan çizgi roman..
a.i. açısından gayet güzel hazırlanmış bir quake bot hedesidir. kafanıza kafanıza sıkar railgun'ları.
(bkz: atonia)
sirt ustu, yuzustu yatildiginda daha sik oluyor.nefes ve kalp hizinin artmis oldugu hissiyle uyaniyor insan. gozlerini actigini, etraftaki sesleri duydugunu, konusabildigini saniyor. ama nafile, tum konusmalar, seslenmeler seni uyandirmaya yaramiyor. gorduklerin genelde ruya oluyor. ruya icinde ruyalar karabasanin eslikcisi.uyandim zannederken yeni bir tanesinin icinde buluyorsun kendini.kalbinin atis gucunu ve hizini farkettikce korkmamak elde degil. bilinc her seyiyle uyanik, "yavas ve derin nefes almaliyim, az sonra bitecek" gibi dusunceler uretiyor. ilginc olan bu mantikli dusuncelerin yaninda sarsici/ ilginc ruyalarin da gorulmesi. hadi bu ruya da gecsin az sonra uyanacagim, bitecek bu iskence diyorsun...karabasani cocukken tecrube etmek en kotusu. anlam veremedigin tanimadigin bir sey. felc bile nasil bir seydir bilemeden, cin hikayelerinin icinden cikan karabasan, bir canavar oluyor sana musallat olan. cinlerden once uyku felci efsaneleri anlatilmali, hepsinin sonu da gecip bitiyor olmali.dua etmeyi birakmama sebeptir karabasanlar. okurken korkudan unutulan dualar, unuttugum icin hic gitmeyecegini sandigim karabasanlar...
herkes kötü gibi yazmis ancak bu da bir deneyim, bir tecrübe. degisik üstelik. e daha ne?
her zaman gelen olmaz o... bazen de insanin "kendisi" olur karabasan.. baskalarinin hayatini karartir, cehenneme cevirir. peki istemis midir (ki)?... bu soruyu ancak hayatlarinin bir doneminde birilerinin 'karabasanı' olanlar anlar. ve derler ki, 'karabasan'ı yasamak, olmaktan daha kotu degil-dir aslinda...allah kimseyi oldurmasin!
istanbulda geçmesi ve karakterlerin türk olması, olayların anadolu yarım adası tarihine göre şekillenmesi her ay alınması için yeterli sebep olan çizgi roman. hafif sandman havası var ayrıca sanırım.
su anda yatağımı bırakıp bilgiisayarımın başına geçmeme sebebiyet veren irenç durum
dun gece yatakta kimildamama imkan vermeden cikardigimm immmhhh sesleriyle odadakileri uyandirmayi basardigim ve ertesinde zor sakinlestirildigim olay.
arkabahce yayincilik tarafindan cikarilan ilk ciddi turk cizgiromani. yer yer yabanci cizgi romanlarla kapisacak cizimler ve taramalar da mevcut. eylul itibariyle 3. sayis ida cikmistir.
johann heinrich fusslinin en meşhur tablolarından biri. karanlık bir odada yatağın üstüne uzanmış bir kadın ve kadının üstünde bir daimon, arkada kadife perdelerin ordan çıkmış bir kısrak başı.. hakikaten ismi gibi bir tablodur. baktıkça gözlerinizi alamazsınız, bir yandan da içinizi ürpertir. ben de bu tabloyu görmeye frankfurta goethe evine gittim, ben de ayrı bir manyağım, o ayrı.buyrun beraber bakalım:http://www.artchive.com/.../fuseli_nightmare.jpg.htmlayrıca: http://spazioinwind.libero.it/shanna/arte2.htm
ilk sayısıyla acayip umut veren ama özellikle 2.sayısındaki amatör çizim ve çinilendirme olayıyla büyük hayalkırıklığı yaratan çizgiroman..hayır ben bu yıldıray çınar'ı biliyorum adam dışarıya süper şeyler çiziyor o zaman bu ucubik tipler ne demekten kendimi alamadım son sayılarda..
çatılarda dövüşen kostümlü adamlardan ibaret ilk ciddi türk çizgi romanı. kanaatimce, çizgi roman anlatım teknikleri açısından son derece zayıf, türk çizgi roman denemeleri için,(bkz: yüzbaşı volkan) (bkz: karaoğlan) (bkz: tarkan) (bkz: tengiz) (bkz: kara murat) çatılarda dövüşen kostümlü adamların da çizgi roman ve genel manada öykücülük anlayışında yer sahibi olduğunu unutmamak lazım.
(bkz: kara saban)
beynin uykudan uyanmasına rağmen vücuda söz geçirememesi neticesinde oluşan ve kendinizi felç geçiriyor gibi hissetmenize neden olan iğrenç durum.
ciddiyet bir yana, içerdiği "kahretsin!!" veya "lanet olsun!!" gibi nidalarla türklüğü bile tartışılmaya açık çizgi roman. bu tür girişimler desteklenmeli elbet; ne var ki "poşet içinde özel imzalı, alternatif kapaklı, sınırlı sayıda basılmış ultra seri ilk türk çizgi romanını kaçırmayın" gibi fanteziler için biraz erken kanımca. öncekileri yok sayıp bir anda "işte yegane türk ürünü!!!" diyerek ortaya çıkmak pek sağlıklı değil. tavla oynayıp "how is çoluk çocuk?" diyen amerikalıları izlerken bu melez formülün işe yarayıp yaramadığını ise bir kez daha düşünmek gerek.boğaz köprüsü üzerinde radyoaktif mezopotamya canavarları ile yumruklaşan kitsch kahramanlardan evvel bu civarlarda kimlerin olduğunu anımsamak için(bkz: yüzbaşı volkan) (bkz: karaoğlan) (bkz: tarkan) (bkz: tengiz) (bkz: kara murat)
nefes almayı unutup bağırarak uyanmama neden olan şey. küçükken yan yatınca bunun olduğunu zanneder, sırt üstü yatardım. her uyandığımda yan yatıyor olurdum çünkü.
yıldıray çınar ve hakan tacal'ın ürünü türk çizgi romanı. kesinlikle türk çizgi romanı olup, tüm türk çizgi roman öğelerini içinde barındırmaktadır. buna yoğun biçimde ingilizce/yabancı dillerden etkilenme ve çeviri bir çizgi romanın söylemini taşımak da dahildir. lakin bunun geçmişten beri yapılan bir uygulama olduğunu söylemek; eski çizgi romanlarda da aynı yapay/çeviri söylemin mevcudiyetini bilmek; hatta ali recan'ın çizgi romanlarının doğrudan uyarlama olduğunu söylemek- yüzbaşı volkan sergeant rock'ın uyarlamasıdır, war, gi combat ve unknown soldier isimli çizgi romanlardan da esintiler taşır; - dolayısıyla eskilerin de türkçe anlatım özelliklerinin içerisinde çeviri dil yapısını taşıdığını unutmamak gerek. karaoğlan, tarkan, tengiz ve kara murat'ta elbet bu özellikler daha az görünecektir. ama çizgi roman anlatımının türklük derecesini belirleyecek olan şey, tek başına karabasan'daki gibi çizgi roman anlatımı, ya da karşıt savdaki gibi nidaların, ifadelerin türkçe'liği olamaz elbette. çizgi roman anlatım teknikleri (panel bölümlenmesi ve devamlılığı, konuşma balonu yapısı ve sayısı, ışık ve renk oyunları, değişik çizim teknikleri) de türkiye'ye uygun olmalı, öykü anlatım dili de. eleştirilerin de yararı burada. özellikle türkçe ifadelerin çoğalması, türkiye'deki gelenekten gelen çeviri ifadelerin azalması yönünde ilerleyebilelecek, bununla beraber kanaatimce gayet ciddi, gayet türk işi çizgi romandır karabasan.
mozarella peyniri, mantar, sosis, salam, biber, rendelenmiş kaşar, yeşil zeytin dilimleri ve özel sosla hazırlanmış bir pizza olduğu halde bizlere "acılı antep lahmacunu" olarak tanıtılan ürün. kendisini "süper-güç" olarak gören a.b.d. nin grafik edebiyatında ya da ucuz pop dergilerinde süper-kaslı, süper çevik ve "süper-güç"lü adamlar ile ilgili iktidar fantezileri kurması doğaldır elbet. bunu takiben bir süper-kahraman ekolünün ve süper-kahraman endüstrisinin doğmasının da doğal olduğu gibi. ister radyoaktif bir örümcek ısırsın, ister başka bir gezegenden dünyaya yollanmış olsun sonuçta kahramanımız süper güçlerle donanır ve amerikan bayrağının renklerini taşıyan kırmızı ve mavi kostümüne bürünerek etrafındaki "kötü"lere boyun eğdirir. (burada kötü, american dream e uymayan her yabancıdır tabii ki)ne var ki bu formül, başka dertlerle cebelleşen, tamamen başka sosyo-kültürel yapılara sahip ülkelerde işe yaramayacaktır maalesef. karabasan, desteklenmesi gereken, projedeki herkesin emek sarfettiği bir girişim. ama övgüde de yergide de temkinli olma taraftarıyım.
karabasan ve süper kahramanlık mefhumu için bakınız: #3400853
şebnem ferahın dediğine göre, sokaklar sakin olduğu zaman geceler de bundan oluyor. elleri de titriyomuş, kim bu şebo, kim bu yazan? ne soran varmış ne bilen. sebebi yokmuş ona kıyan erkeğisi, dınınım.... galiba yağmurlar başlığına bi bakmak gerekiyor konu ile keskin alakalı..
(bkz: süper kahraman)
beyin ile vucudun diğer organları arasındaki frekans bozulması , vucudun beynin kapsama alanı dışına çıkması durumu.doktora mutlaka danışılması gereken bir durumdur, ihmal edilmemelidir, karabasan yaşayan kişilerde genelde karanlık korkusuda vardır , ama her genelleme gibi bu genellemede doğru değildir.
bedenin tek donduğu an,gözlerini açmak istersin açamaz nefes alamazsın bok yoluna gittiğini sandığın anda herşey tekrar yeniden başlar uyanınca betin benzin* atması olayı
gece sizi omuzlarinizdan tutup kemiklerinizi birbirine gecirir, avuclarinizi, parmaklarinizi sikar, sizi asagilar, hakareteder, kahreder, mahveder, bagiramazsiniz, kipirdayamazsiniz, uyandiginizda kalbiniz hipizli atiyordur, babaniza analtirsiniz sabah, kolunun ustune yatmissindir, der, hayal kirikligina ugrarsiniz..
eski kaynaklarda uyuyan kişinin göğsüne çöreklenmiş gorgoylevari bi yaratık olarak resmedilen varla yokun buluştuğu çizgideki yaratık.bir de bu isimde eski bi film vardı yanlış hatırlamıyorsam. görünmez bi yaratık * her gece gelip bi kadına tecavüz ediyo falan..
yıldıray çınarın çizdiği hakan tacalın yazdığı çapa ve arkabahçe yayıncılığın ortaklaşa çıkardığı 4 sayı süren çizgiroman.
ödümü bokuma karıştıran şahsiyet.
(bkz: dadaruhi) (bkz: replikas) (bkz: şarkı sözü)bir gece baktım elime bir ışık konmuş.çatlamış büyük kubbe, mihrap kanla dolmuş.sönmemiş ateşi, her yanı sarmış.benimle yananlar benim sayılır. elim, bir günah ağacı.belim, hep koluma düşman.yaşlar biriksin gözümde.görmeyen göz değdiğini benden alır.ölüm, ölüm, güzel ölüm bir gün beni öper.bilmeyenin ipliğini bilene bağlar. gün gelir, bildiğimi bana sorarlar.benimle kalanlar, benim sayılır
el , kol tutulur, ağız hareket eder ama sez çıkamaz sadece siz duyabilirsiniz. gerçek mi, hayal mi? ne ozaman ne sonrası idrak edilemeyen bir durumdur.
almancası nachtmahr, ingilizcezi nightmare olan kavram, eğer kelimesi kelimesine türkçeye çevirirsek gece aygırı gibi komik bir tanım çıkıyorsanat eserlerine esin kaynağı olmuştur, nitekim geceleyin bir atın ve succubus'un bir kadını ziyaret etmesini gösteren tablo çok ünlüdür
süper kritik bir final döneminde süper kritik bir sınava çalışırken ilk ve son olarak gördüğüm psikolocik olay. kimilerine göre de ruhani bişey tabi.sınava 4 saat kala, evde 15 dakikalık uyku almaya kalktığımda üstüme çöküvermişti. ne kadar enteresandır ki, gerçekten de herkesin anlattığı gibiydikocaman kara bir kütle, ya da bana öyle olduğunu düşündürten bir his, ben sırtüstü yatarken geldi göğüs kafesime oturdu. nefesimi kesti.gözlerimi açtım bişey göremedim, karanlık her yer. kapattım, tekrar açtım (anten ayarıyla oynadım sanki heah) yine bir karanlık.nefes alabildim ufak bi süre için, sonra yine üzerime çöküverdi, nefesimi kesti. bu böyle sürüp giderken, ne kolumu ne elimi ne de parmağımı oynatabiliyordum, 10 adım ötede kafayı notlara gömmüş arkadaşa da seslenemiyorum. kalakaldım.hayvanın evladı göğüs kafesime binip duruyor, nefes alamıyorum, bu sefer ne zaman gidicek lan bu baydı artık diye düşünmeye başladım, bi taraftan da "la diferansiyel sınavı ne olucaaak" diyorum tabiiğ, o esnada aklıma rivayetler doluştu, "iki kuluvalla bi elham okuyunca gidiyomuş abi", "bildiğin bi duayı okiicaksın hemen dağılıyo", neyse gerekli duaları biliyor olmama rağmen hazır karabasan bizi basmışken deneysel yaklaşayım dedim ve (bu arada hayvanınevladı halen üzerimde, nefes alamıyorum falan ama brainstorming yapıyorum) eminem ve d12 in purple hills adlı parçasının sözlerini hatırlamaya çalıştım, hatırladım da. "i been so many places, i've seen so many facesbut nothing compares to these blue and yellow purple hills " demeye kalmadan gidiverdi karabasan. hikayenin gerisi de şöyle, fazla nescafe sigara ve diferansiyel denklemlerden, sınav esnasına kadar titredim, sınav ortalama geçti ve final notum cc geldi. (ehe ehore)
komik ismine ragmen komik anlar yasatmayan bir hadise. donem donem farkli siklikta tekrarlanan sey, zamanla "bak yine geldi" dedirtecek boyuta gelecek kadar musallat olabilen, her defasinda farkli keyifsizler yasatan birsey..matrix'teki "gercek olup olmadigindan emin olamadigin bir ruya gordun mu?" sorusu'nun ruhsal olarak yeniden sorulmasi gibidir. uyanik oldugunu sanarsin ama degilsindir, ruyadan uyanmissindir ama hersey hala ruya gibidir..genelde cok ince bir vizilti ile gelir. uyandigini, kimildadigini birseyler yaptigini zannedersin. sonradan aslinda tamamen paralize oldugunu , sadece agzinin bir miktar oynayabildigini anlamanla hala uyanmadiginin farkina varirsin..bazen yuksek bir yerden surekli dusuyormussun hissini yasatir, bazen de bir yaratigin bacaklarindan tutup cok yuksek hizla surekledigi hissi olur. farkli sekillerde ortaya cikmasina ragmen ortak olan suyun altindaki basinca benzer bir basinci hissetmeniz ve kullaklarinizdaki ugultudur. bu esnada gorulen ruyalar hic te keyifli degildir..herseyin sonrasinda yatakta dogrulup bedeninize bakarsiniz, kollarinizi hareket ettirip berbat bir ruh haliyle uykuya donersiniz..
uzun bir aradan sonra; başımda kur'an-ı kerim boynumda cevşen olmasına rağmen, beni bu sabah karnımı içeri çekerek uyandıran, sonra da üstümden gitmeden önce vücudumu en doğru haline çevirdikten sonra defolup giden şey. he şimdi insanlar psikolojik diyecek ama kesinlikle psikolojik birşey olmadığı kesin bir kanıt. ben arkadaş olmaya karar verdim onunla, en iyi şey olduğunu düşünmekteyim...
pek yakında karşımıza oldukça iddialı bir kısa film olarak çıkmaya hazırlanan çizgi roman.
hep merak ettiğim, acaba nasıl bişey dediğim ve sonunda dün gece hayatımın korkusunu bana yaşatıp bütün gün şokta dolaşmama neden olmuş ve bir daha olmaması için dua ettiğim olay... olayın en berbat yanı bir yandan da kabusun aynen devam etmesiymiş, ben bugün bunu gördüm, hiç memnun kalmadım... mına koduğumun insan vücudu, madem o kadar kompleks bi makinesin, niye bi aniden uyanmayla başa çıkamıyosun yahu adam gibi tepki versene...
uyku anında birden uyanıyorsunuz gozleriniz acık herşey normal ama konuşamıyorsunuz hareket edemiyorsunuz biri gelip sizi düdüklese hiçbişi yapamayacak kadar kötü bir durum ortalama 1 ile 3 dk arasında sürüyor 2 defa başıma geldi dün gecekinde -laaagn?!?!?!laaaaaaaaaggnnn abi bu ne!??!? die bagırmayıo denedim ama sesim çıkmadı sag kolum üzerine yatıyordum eşşek gibi debelendim ama işe yaramadı 1 cm bile kıpırdayamadım.bunun nedeni uyku sonrası beynin de uyumaya geçmesi ve bir süre sonra uyandığınızda beynin hala uyku anında olması buffer aradaki bu anlaşmazlığın 1-3 dk icince çözülmesi ile kendinize geliyorsunuz (bkz: system failed) *(bkz: şimdi sonlandır)(bkz: bekle)(bkz: iptal)
yatarkene üç kere karabasan karabasan karabasaaaan... dediğinizde gelir diye rivayetler vardı küçükken. ama öyle değilmiş ne zaman gelceği belli olmazmış. gözler açıldığında da devam eden rüya (kabus) türü. üzerinize binen ağırlıkla nefesinizin kesilmesi, ne kadar uğraşılsa da ağızdan ses çıkaramama durumu. kurtulduktan sonra alaaam hemen uyumalıyım uyanık kalmak istemiyorrruuum dedirten şey.
(bkz: karasaban)(bkz: kuruvasan)
bir gece üstüste 4-5 kez başıma gelince aslında rüya olduğunu anladığım olay. gavurlar fake wake diyor.
kankam olur. ayda bir iki kez ziyaretime gelir halimi hatırımı sorar.
yıldıray çınar'ın olaya süper bir ilk sayıyla girdiği lakin gerisi tamamen bir tırışkalar dizisi olan çizgiroman..evet bunlar çok önemli teşebbüsler, belki ilkler..fakat affedemiyorum yine de..olmuyor..zira biliyorum yıldıray çınar'ın dışarıdaki çizgiroman şirketleri için nasıl süper şeyler çizdiğini..yediremiyorum, kandırılmış hissediyorum kendimi..ne yazık ki ilklerden biri olmaları da yok edemiyor bu kanımı..4 sayı bitti, devamı da gelebilirmiş ilerde..temennim adam gibi hikayelerle, profesyonel renklendirmelerle karşımıza çıkılmalıdır..kuşe kağıdında janjanlı kapaklarla olsa bu iş eyvallah ama kurtarmıyor be abi..
silüetini gören bi tanıdıgım var.aslında tırsınc. gelmesini istemiyorum ama artık master oldum sanırım.geldigini anlayınca bı bogaz hareketlıyle konusmaya baslıyorum.konusmaya baslayıncada vucudumdakı uyusukluk direk kalkıyo.
igrenc bi duygu bir kez yasamak bile yetiyo insana. yakalanmamak icin sirtustu yatilmamasi gerekir.
varligini kabul eden bir insanin bir yaraticiya inanmamasini mantiksiz kalan şey.zira evrim teorisi cinlerde işlevini yitirmektedir.
uzaklaştırmanın en iyi yolu kara basma iz olur kara basma iz olur güzellerde naz olur güzellerde naz olur gece gelme gündüz gel gece gelme gündüz gel türküsünü söylemektir... gündüz geldiğinde sizi bulamayacaktır haaa eğer gündüz gelirse de şarkıyı tersten söylemek gerekir gündüz gelme gece gel gündüz gelme gece geelll(bkz: biliyorum iğrencim)
oksijensiz kalan beynin uyanamaması. mümkünse yorganın içinde kaybolmamak gerekir.
http://geocities.com/karabasanlar/sleep.html adresinde incelenen uyku felci durumu. ciddi nörolojik bozuklukların göstergesi olabileceği için "aman inlere cinlere karıştım kimseye anlatmayayım" demek beyni aldırmakla sonuçlanabilir.
uykudayken ruyada gordugunuz seyler yuzunden,vucuda zarar verecek bi hareket olusmasın diye omuriligin belli bi sureligine kitlenmesi herhalde karabasan.
iki gun ustuste icilir, akabinde uykusuz kalınırsa basa cok kolay gelebilecek bir hadisedir. uyku arası mıdır nedir anlayamadiginiz anda gözünüzü acarsiniz. tam burnunuzun dibinde bir adet kedi size pis pis bakmaktadir. kedileri cok seven biri dahi olsanız deli gibi tırsarsınız. "kşş pşşt " demeye calisirsiniz ama sesiniz cikmaz. elinizi kaldirmak istersiniz ama onlar da iptaldir. kalbiniz kut kut atmaktadır. kara basanlarin bastigini anlayacak kadar zihniniz acıksa gozunuzu kapamak suretiyle yirtabilirsiniz. gercek oldugunu dusunerek kediyle ugrasmak beyhude bir cabadir. direnmek sadece sizin abuk subuk sesler cıkarmanıza ve arkadaşınızın sizi " noluyo lan ölüyo musun nesin" gibi sacma sapan bir cumleyle uyandırmasına neden olur.
bikaç kez yaşadığım,gözlerimin açık olduğunu ve hayal ya da rüya olmadığını bildiğim,arkamdan gelip birinin sımsıkı sarılmasıyla başlayan ve beni tavana kadar kaldırıp hızlıca yere indiren,bunu bikaç kez tekrar eden ve havaya kaldırdığında yatakta yatan bedenimi gösteren,daha sonra yine odanın bi köşesine görürüp,havada beni belimden tutarak iki büklüm bekleten ve yine yataktaki bedenimi gösteren,ürkütücü,yazarken bile içimin daralmasına sebebiyet veren ilginçlik.
geride bıraktığım 22 sene içinde bir kere bile görmediğim (yaşamadığım) ancak takribi 5-10 dakika önce bana anlatılan tanımlara dayanarak yaşadağımı söyleyebileceğim ruh/akıl hali.önce mekanı ve kamera arkasını tanıtalım: ev giriş katından biraz daha yüksekçe. önünden habire insanlar geçiyor. yaz günü olduğu için de doğal olarak cam açık yatılıyor. evde kimse yok. (her şeyi anlatıcam ki araştırma yapanlar bilimsel bir irdeleme yapabilsinler)dün gece fazla bira içip, gece 3'te yatıp sabah 8.30'da bünyenin kendini uyandırmasıyla başladı her şey. sabah kahvaltıydı öğle yemeğiydi derken öğleden sonra bastıran bir uyku sonrası akşam 20:30'a kadar uyuyarak uyku saatimi dengelediğimi düşündüm.kalktıktan sonra bir süre evi toparlayıp (tatilden döndüğümden beri toplamadım) müzik dinledim/izledim (mr. big, gotthard, helloween) ardından msn'di, sözlüktü geyiğe daldım. saat 00:30'a geliyordu ki çoktandır cd'si bende olmayan şekerpare isimli filmin emule'da %100 indiğini gördüm. cd'ye çektim. muhabbeti bırakıp tv karşısına geçtim. yatağa uzandım. 1 saat 10 dakika geçti, en son şener şen'in "boaaskiiin veeööaaarrr" şeklindeki oscarlık performansını izleyip, aleti kapattım. bilgisayarın da monitörünü kapayım yatağa geçtim.10-15 dakika geçmedi. uyuya kaldım. dışarıdan sürekli sesler duyuyordum. içimden de düşünüyorum "cumartesi ya, millet sağdan soldan dönüyor". ama her hangi bir şeyden şüphelendiğim yok. sadece konuşmaların ses düzeyi biraz gürültülü geliyor ve "yuh amma bağırdı hayvanlar" diyerek söyleniyorum içimden. sesler tam kesilmişti ki bu sefer 10larca çocuk sesi duydum. sanki bir sürü çocuk okul gezisine bizim evin önüne gelmişlerdi. bundan sonra işin içinde bir bokluk olduğunu anladım ama fazla takmıyorum hala. yan odadan gelen çekiç sesleri, dışarıdan gelen bağırışlar dayanılmaz bir hal almaya başlayınca "eeh" dedim "kim lan bunlar, sıçarım böyle işin ızdırabına!!!"halt edersin!!! nereye sıçıyorsun? bacaklarım başdaş şeklinde açılmış, tabanlarım birbirine deyiyor. bu ne lan diycem diyemiyorum. bilincim yerinde ama kitlenmiş durumdayım. dışarıdan arkadaşların sesini duyuyorum. gelseler de beni dürtseler diyorum. ne mümkün... sesler artıyor. bilincim tamamen açıldı. "bak oğlum, sana anlatılan karabasan tarifi aynen buydu, hayırlı olsun, milli olduk" dedim kendi kendime. şimdi sıra kitlenen bünyeyi açmakta. kolumu oynatmaya çalışıyorum, vücudumu oynatmaya çalışıyorum. hareket yok. bu kadar olacağını bilmiyordum, fiziksel bir rahatsızlık olabileceğinden endişelendim. en sonunda mikrodan makroya gitmeye karar verdim. önce parmak uçlarını oynatmayı denedim. biraz gayret sonrası çözüldüler. daha sonra aynı taktikle sırayla eller, bilekler, kollar, bacaklar boyun...vee taak! özügrdüm. hemen kalkıp camdan baktım. sarhoş bir amca geçiyordu. bir de balkondan atlayan kedi camın önünde uyuyordu. evde de kimse yoktu ve en güzeli artık zerre gürültü duymuyordum.işte karabasan dedikleri şey ve benim geçirdiğim safhalar bunlardır. kalkar kalkmaz da "hasktr, bu ne biçim şeydi yaaa" diyip "scared to fall asleep again in case the dream begins agaiiinn..." diye mırıldandığımı söylemek isterdim ama "wooow ne metalci bir genç. televole gibi her duruma şarkısı hazır" denmesinden çekiniyorum.not: kara adam yoktu. olmasın da...
dün gece boyunca uyumamamı sağlayan olay... insan gözlerini açmaya çalışıyor lakin bunu başaramıyor ısrarla eller ve kollar harcanan eforla alakası olmayacak kadar yavaşlıkla hareket ediyor. sözlükte okuduğum açıklamaları hatırlayarak "bu bir bilimsel olaydır olası bir geçici felç durumudur" şeklinde telkin etmemle kolayca atlattığım durum.(bkz: sozluk hayat kurtarır)
insan bu esnada rüzgar, ıslaklık ya da sıcaklık gibi şeyleri fiziksel olarak gerçek zannediyor tamamen. valla dua okuyunca bi güzel uyanıyo insan .
sırtüstü ve sol yanınızın üzerine yatmanız sebebiyle başınıza gelir. midenizin kalbe ve akciğerlere basınç yaparak karabasının size basması olayıdır. tavsiye edilmez.
soyut inanışlarla somut gerçekleri çatıştıran en somut olay. cinler aleminden mi geliyorlar yoksa aslında bedenin uyumak ile uyumamak arasında kaldığı an mı? hala tartışılıyor. bence herşeyi zihnimizde yaratıyoruz. karabasan geldi siyahtı kocamandı diyenlerin de bunları zihinlerinde yaratıyor olmaları çok muhtemel...
az önce uyanmamı sağlayan olaydır. çok düzensiz ve gereksiz uykunun sonucu olarak ortaya çıkan uyuşukluk ve kendinde olmama hissinin de sebep olabildiğine inandığım bir şeydir, çünkü hala kendimde çok rahat bi şekilde garip şeyler görme potansiyeli içerisinde görüyorum. bir çeşit rüyanın içinde olma durumu fakat, rüya o an olduğunuz pozisyonda ve mekanda gibi. tek fark olarak arkada televizyon veya bi müziğin açık olduğunu hatırlıyorum ve tanıdığım ve sevmediğim biri bana uzaktan koşarak ve bir şeyler söyleyerek geldi. tatsız olan, ben bunun benzerini bir çok kez yaşamıştım sadece başka bi karakterle karşılaşmamıştım. acaba bi dahakine ne olucak.
dün gece 4 sularında kardeşimi ziyaret eden, sözlükte inceledikten sonra benimde tırsmama sebep olan yaratık.kardeşimin anlattıkları aynen şöyle: önce bir gölge gibi etrafta dolaşıp tak tak diye sesler çıkartmış, daha sonra elindeki beyaz bezi yüzüne bastırıp nefes almasını engellemiş.yaklaşık 4-5 dk böyle sürmüş.bu sırada çığlık atmak, hareket etmek mümkün değilmiş..bu gece toplu halde salonda yatmamıza neden oldu maalesef..
... aslı erdoğan'ın "kırmızı pelerinli kent"inden dinleyelim:"insanı dehşete düşüren bütün karabasanlargünü gelince gerçekleşir ne yazık!"
bu gelen eden bisi degildir; olmamaniz gereken bir fiziksel ve mental halde olmanizdan kaynaklanir.ara ara karabasan gormeye aliskin biri oldugum halde, gecenin bir yarisi uykumu bolmus ve benim gibi sakin bir insani bile sinir etmis hadisedir, cok moral bozucudur. ya aylardir gormuyordum nereden cikti dedirtip, adami dellendirir.. bu kadar muzdaribi oldugunu gorunce, bir sorununuzun olmadigini gorup uykuya geri donmeniz en mantiklisidir. karabasan gorucem diye tirsa tirsa yatarsaniz, davetiye cikarmis olursunuz, siz en iyisi ilik bir sut icip, yataginiza geri donun...
gözlerin uyanması ama beynin uyumaya devam etmesi şeklinde bir tanıına rastgelmişliğim vardır ki bence en doğrusudur. kendisiyle tanışmam şöyle oldu. garip bir rüyada yerde birbirine geçmiş ve tamamen siyah kabloların arasına düştüm, ayağım takılmıştı birine, kablolar beni sarıyordu saçma sapan bir rüyaydı işte. gözümü açtım tam "şükür" diyecekken haraket edemediğim fak ettim. jeton ilk anda düştü "işte karabasan bu" dedim kendi kendime. inanılmaz bir baskı hissediyor insan. daha önce tecrübe etmiş insanların aksine kılımı kıpırtatmama izin vermeyen güç beni havaya kaldırdı yataktan yorganın da beraber kalktığını hissediyordum. ve yine nedensiz bir şeilde havada dönmeye başladım o sıra karşı koymak geldi aklıma tam bir tur atarken işe yarıyor gibiydi. havada bir turdan sonra tekrar yatağa düştüm ve artık haraket edebiliyordum. sayısız kez hassiktir çektiğimi hatırlıyorum sabaha kadar da uyuyamadığımı, sabah aklıma geldi ki benim yatak duvara sıfır ve benim orda havada 1 tur atmam imkansız. "eğer ruhun çıkmış senin aslanım bedeninden" diyorsanız da yorgan nasıl havaya kalkıyor değil mi? daha sonra iki kez daha tecrübe ettim. üçüncüsünde iyice tecrübeliydim ve sadece geçmesini bekledim, ayak parmaklarımı haraket ettirebiliyordum. geçti gitti. kısaca gözle görünen kabustur karabasan ancak gerçekten yaşanan birşey değildir. zararsızdır. karşılık vermezseniz daha kısa sürede gelir geçer.
sık sık yasayan herkesin sonunda kafasinda normallestirdigi bir tur uyku bozuklugudur. dolayisiyla uykuda karabasan diye anilan moda gecilince 'yine mi' diye hayiflanip beklenilir, bir sure sonra da beyin vucudu hareket ettirebilme yetisini geri kazanir. butun vucut uyanmaya kastigindan gercekten biri sizi sarmis sarmalamis gibi kol, bacak agrisi ile uyanabilirsiniz. yillar yillar evvel bir takim bilimsel aciklamalariyla eksisozlukte karsilasmis ve aydinlanmistim, sagolasin sozluk ve sozlukculer.benim kisisel kanaatim genelde bir takim enteresan, huzursuzluk verici ruyalarin ortasindayken panikleyip uyanmak istemek, uyanamamak ve o esnada da gorulen ruyayi iyice kabusa donusturmek seklinde bir sey oldugudur. 'uyanigim ama hareket edemiyorum' hissidir elbette en yaygin sonucu. ama bir sure sonra o kabusun bir ruya oldugunun dahi ayirdina vararak 'bitse de gitsek' rahatligina burunebiliyor bunye. ancak bu olgunluga erisene kadar da uykusuz geceler gecirmek, gece yorgun bir vaziyette gec yatmaktan cekinmek ve bol bol sıkıntı cekmek kacinilmazdir biraz.
tamamiyla "fiziksel", "maddesel" vs (ne derseniz) sebeplere dayanan; metafizikle, ocuyle ve bocuyle alakanin yanindan uzagindan gecmeyen bir durumdur."yahu sen ne diyorsun? gecen gun başima geldi iki gun depresyona girdim" diyenler bu şekilde (bilimsel) aciklamasi yapilmaya calişildiginda kizar durur yillardir ama boyleyken boyle. benim de başima geldiginde gayet canim sikiliyor ama bu tur zamanlarda "allahim cinler periler succubuslar musallat oldu yarabbim" şeklinde kendimden gectigimden degil, bu soruna sebebiyet verecek hayat koşullarindan (stres, uyku duzeni bozuklugu gibi sebeplerden) tiksiniyorum.ayni şekilde, bireyin gozunu actiginda karşisinda bir cift parildayan goz, bir tuy yumagi, 55% şeffaflikta bir katman veya havuc gormuş olmasi, o maddenin orada bulundugu anlamina gelmez. bunlarin tamami duşulen durumun ani ve cok can sikici olmasindan dolayi meydana geldiginden beynin yarattigi imgelerdir sadece. şahsen bu tarz metafizik geyiklerini cok eglenceli bulsam, efsaneleri, fantastik kitaplari hatmetsem, dini kitaplardaki bu tarz yerleri merakla kurcalasam da gercek hayatta bunlara inanmak gibi bir yukumlulugum olmadigi icin bu durumla karşilaştigimda siyah bir cisim, bir mohini, kil ya da tuy gormemekteyim. "ben gordum banane banane sen gormedin, hayir beni anlamiyorsun" şeklinde klasik kiz arkadaş tribiyle bana cikişan bir arkadaşim olmuştu vakti zamaninda ki bunun da cok rasyonel olmadigina inaniyorum zira uyku denen ve benim yaşamima nadiren ugrayan sorunlu kavramla ugraşirken halusinasyon gormeye varan deneyimler yaşadigim icin neyin gercek neyin hayal oldugunu da ayirt edebiliyorum.insanin cok zor bir durumda, cok korktugunda ya da heyecanlandiginda da beyninin ona boyle oyunlar oynamasini anlayabilmenin cok zor olmadigini inaniyorum, gorulen şey ne kadar gercek olsa da. etraf savaşlarda olum korkusunun etkisiyle sapitan askerlerin, siradişi durumlarda gerceklikle ilgisi kopup sacma sapan anekdotlar verenlerin hikayeleriyle dolu, kimse de bunlari "vay ulan adam bizim yapamadigimizi yapiyor, diger tarafla baglantiya geciyor" şeklinde degerlendirmiyor. kaldi ki ben de severim kendi hayal dunyasinda yaşayanlarla ilgili ve aslinda o hayallerin "gercek olabilecegini" anlatan filmleri, ama film işte.*bu nedenle, bu tarz psikolojik/psikiyatrik problemler yaşayan kişilerin kafayi "karabasan, cin, yaratik, uzayli" gibi kaliplara takip sorunu daha da derinleştirmesindense cozumu dogru yerde aramasi ve onune gecmesi en dogrusudur. emin olun "3 kuluvallah 1 elham" da işinize yarar, dogru*. ancak psikolojik olarak yaşayacaginiz bu rahatlama sizi geceler boyu bu "varlik" hazretlerinden korumayabilir, sizin varlik zannettikleriniz de sinir sisteminizle ilgili cok daha ciddi problemlerin suyun ustunde gorunen kismi olabilir. o yuzden sizi once uyku felci başligina, daha sonra da ilgili saglik kuruluşuna alalim (aramizda psikojik destek alanlara ya da psikiyatrik tedavi gorenlere cot diye deli damgasi yapiştiracak andaval bulunmadigini varsayarak bunu rahatca oneriyorum).son soz olarak, "bilim aciklayamadi olm bunu ne diyosun? demek ki metafizik" demenin de cok yararli olmadigi su goturmez, cunku kimsenin "bilim dunya uzerindeki her şeyi acikladi ulan" şeklinde garip yaklaşimlari oldugunu duşunmuyorum. halihazirda uyku felci icin araştirmalar surmekte ve akla yatkin bazi varsayimlar bulunmaktadir, ileride tam anlamiyla aciklanabilir veya insanligin sonuna kadar yarim yamalak cozulmuş bir sir olarak da kalabilir.ben de isterdim o sacma sapan "ses"leri duyarken elimin bir hareketiyle bir şapka kapayim, zengin olayim ya da kulagimdaki kupeyi bir varliga batirip super bir hizmetkara sahip olayim ama olmuyor, herkes şansli dogmuyor...
rüyada gördüğümüz aktivitelerin fizyolojik etkisi, tıpkı günlük hayatta açık bilinçle yaşadıklarımızın aynısıdır. rüyamızda, koşmak, şarkı söylemek, kaçmak aktivitelerinde bulunuyorsak beyinden kaslara bu fonksiyonlar için emirler gider. rem uykusu sırasında oluşan bu hareket emirlerini ''locus coeruleus'' noktası durdurur. bu nedenle kişi hareket etmek istediği halde hareket edemez. uyku esnasında kişileri korumaya yönelik oluşmuş bu güvenlik sistemi, özellikle heyecanlı rüyalarda kişiye felç olmuşluk duygusu verir. insan rüyasında da kaçmak istediği halde kaçamadığı, koşmak istediği halde koşamadığı rüyalar görür. bu felç olmuşluk hissi, korkunç rüyalarda kabusa dönüşür ve abartılı korku tepkileri (hızlı kalp çarpıntısı, ter içinde kalmak, ağız kuruluğu v.b) hissederek uyanan kabus sahipleri karabasan sanrısı ile kalkarlar. siz isterseniz yine karabasan hikayelerine inanmaya devam edin, ama karabasan denilen şey, bildiğimiz ''kabus'' ya da bir tür ''uyku bozukluğu'' (kaynak e-kolay.net)
sonunda kendimi geliştirip sırf güç bela çıkardığım iniltilerimle yan odadaki annemi uyandırıp yardıma çağırabildiğim ve bu sayede kendisinden daha kısa kurtulabildiğim, insanı korkudan altına sıçtıran bir felç olma durumu. ilk dönemlerde geçici olduğuna inanıp kimselere bahsetmiyordum ama kronikleşmeye başlayıp her gece her gece tekrar edince durum ciddileşmeye başladı. durumdan haberdar olup her an tetikte bekleyen anne yardıma koşup önce bir iki sarstı, bende hala tık olmayınca ayaklarımdan tutup yataktan düşürdü. kabus bitti. bir gece daha kazasız belasız atlatıldı. ama halihazırda bir uyku bozukluğu olan bu şey sonraları "uyuma korkusu"nu da yanına katınca insanın hayatını etkileyen bir insomnia hastalığına dönüşüyor. her gece bir kabusun sizi yakalayacağını bile bile yatağa yatmak kadar rahatsız edici bir durum yok. kendi ayaklarınızla gidiyorsunuz ve sizi almasını bekliyorsunuz. delirtebilir adamı. günde üç saatlik bir uykuyla bir ay sonra bir insanı zombiye çevirebilir.
http://www.akistanbul.com/news_detail.asp?id=8735
bes yil kadar once sadece bir kez yasadigim ilginc durum. (bkz: #8052917) da oldugu gibi, binlerce insanın yuksek volümlü çığlığı ile eşlik etmişti bana da. mevsimlerden yaz-sonbahar arasi ve okul da yeni baslamisti. o zamanlar zirt pirt sigara degistiriyordum. tam da sinüzitimin arttigi zamanlardi. gece saat 11.00 da yataga uzandim ve gozlerimi kapattigim an bizim siniftaki tum ogrencilerin seslerini net bir sekilde isitmeye basladim. hepsi bir kafadan konusuyordu. ayni zamanda sinuzitten dolayi dolmus olan sinuslerimin ic kulagima yaptigi baskiyi da her zamankinden yuksek sesle duymaya basladim. sesler arttikca artti. bu sinuzit gumlemesi de neredeyse hizlanan bir motor gibi hizlanmaya baslamisti. iste hersey ondan sonra basladi. aniden yuzlerce insanin çığlığını duymaya basladim. bir stadyum dolusu insan sanki gelmis kulagimin dibinde ciglik atiyordu. o an kipirdayamadigimi da farkettim. gozlerim acik ve yuzum yastiga bakiyordu. uzerimde herhangi bir baski yoktu* fakat yine de kiprayamiyordum ve bilincim kesinlikle acikti. seslerin siddeti, korkudan kalbimi durduracak kadar cogalmisti. derken aniden ciglik yok oldu, cit kalmadi. gozlerimi actim ve aniden yataktan firladim. sucuk gibi terlemistim. ve saate tekrar baktim. 11.20. bu seyin yirmi dakika surdugune inanamiyordum. ya ruya gormustum* ya da bana 2-3 dakika gibi gelmisti. kisaca, insanin uyku duzeni, nefes alisi, kendine bakmasi,psikolojisinine iyi bakmasi* ile baglantili bir kavrammis bu karabasan. ayrica bunu bir doktor tanidik gecici beyin felci olarak yorumlamisti.
hamsterimin kafesinden ciyaklayarak kurtulmama yardım ettiği gariplik. ardından kendi sesimi duyarak çözülüp kurtulmanın verdiği rahatlık ile kıçımı devirip mışıl mışıl uyumaya devam ettim. fazla bilgisayar oynamaktan oluyo kesin.. *
yıllardır sık sık yaşadığım, ilkinde falan biraz korktuğum, sonra alışıp bilimsel açıklamasıyla kabul ettiğim bir parçasıydı hayatımın. dün geceye kadar... kabustan sonra gözlerimi açtığımda kendimi tanımadığım bi odada bulmamla devam etmesi, üzerimde herhangi bir uyuşma falan olmadığı halde ve kesinlikle uyanık olduğum halde etrafımdaki yabancı görüntünün kaybolmaması ve yorganın içine sığınıp tekrar dışarı bakmak için sabahı beklememle sonuçlanması itibarıyle; dün gece şahsımın karabasanları daha önce hiç görmediğim sürprizlerle yeni yayın dönemine girmiştir.
bugün, bu kadar ağırını geçirmeseydim büyük ihimal yazmazdım.3-4 yıl gibi uzun bir süredir çok sık gördüğüm hede.(göte girmesin diye verilen tanım)o kadar ki artık kokrmuyorum ve bazı yöntemler geliştirdim kendimce.bir süredir uyguladığım bir şey var herkese tavsiye ederim; konuştuğunuzu sanmayın, konuşun. evde biri duyar umuduyla ben; "beni uyandırın, yardım edin" falan diye sesleniyorum.ama biraz korkunç olabiliyor.gözlerim açık, hareket edemiyorum, evde kalan kim varsa seslenip uyandırmasını istiyorum.şimdilik yapmak istediğim tek şey, daha da bağrabilmek.beni duyanlar, sesimin az geldiği falan söylüyorlar, bağırmayı başardığım an iş tamam.bugün ilk defa da gördüm, burda tarif edilen şekliyle; "korkunc kapkara, gumus e calan renkte disleri olan" (#293849). ama daha çok spiderman'in bir bölümünde görünen bi yaratığa benziyordu.hani siyah kostümlüsü vardı bi, aynı örümcek adam gibi ama daha iri, daha güçlü.onun gibin...
(bkz: kasabian)*
180 adet entry'i okumadım ancak kabaca göz attım, sanırım aşağıdaki bilgiler mevcut değil:rüya görürken bilinciniz zihninizdeki görüntüleri gerçek zannetiğinden bedeninizin buna tepki vermemesi için geliştirilmiş bir koruma sistemi mevcuttur. rüya gördüğünüzde hareket edemezsiniz çünkü kısmi felç geçirirsiniz ancak bu süre dahilinde bilinciniz açıktır: aksi halde rüya göremezdiniz. yani şu; vücudumuz hayalimizde bir canavar gördük diye yataktan fırlayıp koşmamızı istemiyor.ancak bu mekanizmanın bir bug'ı mevcut: takılı kalabiliyor. bu durumda yarı uykulu sersem bir halde üstelik kısmi felç içerisinde kala kalırsınız. sonra da götünüz üç buçuk atar. işte tüm hikayenin sonundaki üç buçuk atan göte karabasan denir, denilir.
herhangi bir ruhani ya da bilimsel açıklamanın olayın yaşanışı esnasında insanın içini rahatlatmadığı sinir bozucu durum. bunca yıl zarfında dönem dönem deneyimlediğim, bazen peşpeşe bazen uzun yıllar sonra nadiren başa gelen ama gerçek ama rüya, acayip bir rahatsız edici hadisedir.en son bu sabah üstelik gündüz uykusunda peşpeşe yaşanmıştır tarafımdan. kimisinde tamamen içinde bulunduğum odada herşey birebir aynıyken, insana uyanıkmış da hiçbir şeye ulaşamıyor, hiçbir şeyi etkileyemiyormuş gibi bir felç duygusu yaşatırken, kimisinde tamamen sanal bir alemde kendi kurgunuz ya da kurgulatılışınız içinde geçirdiğiniz felcimsi durumlardır. hele ki bu sabahki bonus olarak rüyada rüya görmek ile birleştiğinde tadından yenmez.bugüne kadar kabuslar hariç bu tür karabasanlarda herhangi bir cismani varlık görmemekle birlikte ilk kez yine bu sabah salonda uzandığım koltukta yanımda olduğunu varsaydığım arkadaşıma beni kurtarması için bağırmaya çalışıp sesimi duyuramazken nedense birden beni bu hale sokanın kim olduğunu merak edip sokak kapısına doğru gözümü oynatabildiğimde kapıdan geçmek sureti ile dışarı çıkmakta olan siyah kum taneleri şeklinde bir siluetin bana bakmakta olduğunu gördüm.(bkz: bana damdan dusen birini getirin)
en kötü hallerinden biri yine evde yalnızken kıpırdayamadığınız uykuların birinde bir elin omzunuza dokunup bir süre bu şekilde kalması, sizin de ne yapacağınızı bilemez durumda uyanmayı beklemenizdir.
genelde yorgun ve düzensiz uykuyla geçirilen dönemlerde ortaya çıkan bir durumdur.örneğin 1 saat iki saat uyuyup bir müddet sonra tekrar yattığınızda falan başınıza gelir.örnek vermek gerekirse ben otobüs yolculuklarındaki yarım yamalak uyuklamalarda çok yaşarım bu durumu.yaşadığım zaman anlatılan karabasan hikayelerini düşünmem,sakin bir şekilde vücut-beyin koordinasyonumun kurulmasını beklerim ki size de bunu tavsiye ederim.herşeyi kafadan metafiziğe bağlamak insana sadece endişe ve bilinmeyene karşı olan korkuyu aşılamaktadır.serin olun,rahatlayın,bir işeyip gelin yeniden uyuyun.
arkadas ile tanısmamız 11 sene onceye tekabul ediyor.yeni tasindigimiz evde, anne yokken yatak odasına gidip babanın yanına uzanıp uyumaya çalısırken klasik yatak odalarındaki kırmızı gece lambasının ışıgının bana cagristirdigi seyler hakkında cocukca kafamda yorum yapmaktayım..(seytan kimmis,cin de neymis ben hicbirseyden korkmam v.s.) o esnada gozler yavaşça kapanırken bir anda uğultu basladı kulaklarımda ve sanki iri bi manda uzerime cıktı. gozlerim acık ısıgı goruyorum ama ne hareket edebiliyorum ne de babama sesimi duyurabiliyorum.kafayı kırmak üzereyken basladım ana avrat kufur etmeye .mına koyım diye.ilk şoku atlattıktan sonra ulen bu cindir diyip hadi dua okuyayım dedim,aklıma dua da gelmez subhanekeyi 20 defa okuyan ben son gucuyle mucadele ederken karabasan üzerimden kalkıverir.bende o gazla havaya atlayarak bagırmaya basladım baba uyan marazlanıyorum diye.babamda havaya hoplayarak uyanır yok olm o tavara banada gencligimde bir kere gelmişti önemli degil bidaha gelmez diyerek içimi rahatlatmıstı.ne varki bu gazla ertesi gun bunu sınıftaki arkadaslarıma anlatınca herkes kendince yorumlamaya basladı.biri uzerinden kalkınca yastık at,biri bıcakla yat diyo sıra arkadasım ise benim babamada geliyordu uzerinden kalkınca tokat at havaya dogru şayet tuttrursa şakk diye ses geliyor ve ondan sora senin yedi ceddine gelmiyor dedi.ben tabi motive olmusum taktikleride almısım ne olur artık bana heyt.o gece yine tam uyumaya yakın arkadas çıkıyor üzerime,kontrolu olmaya calısan ben once calıstıgım duaları okumaya baslıyor sonra mucadeleci bi tavıra karsı koymaya calısıyorum.taktikleride almısım tabi karabasan tam uzerimden kalkıyor bende hemen ayaklanıp şakk diye bi tokat sallıyorum.tokat boşa bitane daha yine boşa.tuturamayınca baslıyorum yastıgı saga sola atmaya.baktım olmuyor yatıyorum sonra. o gece 7 kere daha biniyor beni. tabi ertesi gun çıldırmıs vaziyette taktik veren arkadaslara saldırıyorum ulen sizin .ok yemeniz yuzunden lanet sey bela oldu başıma diye.o gun bugundur surekli arkadas gelir gider.cok uykusuz kaldım, cok psikopata bagladim ama simdi iplemiyom gelince iki kufur ediyorum bıraz sıkıyo gidiyo kanki olduk walla. taktikler ise sırt ustu yatmamak ve de yatmadan once nas suresi okumak.
ilk tanışdığım kişileri korkutmak babında anlattıgım benim icin artık komik olan karşımdakiler için dehsete dusurucu hikayelerin kahramanıdır.yine bu geyiklerden birini universiteki ilk senemde basketbol dersinde bi kızcağıza yaptım.kıza anlattım anlattım sonrada inanmıyorsan gece sana yollayayım bitanesini dedim,kız korkmasına rağmen yolla deyince bende anne babasının ismini sordum ve daha sonra dudaklarımı kımıldatarak içimden biseyler soyledim.kızı okadar etkilemisimki kız gece kendini şartlamaktan zorla karabasanı kendine getirmis.o gece psikopata donmuş yurtta aglamıs,namaza falan baslamıs,ertesi gun kız beni buluyor ve manyakmısın neden yolladın falan demeye baslıyor ben hala tiye alaraktan guluyorum kızın saka yaptıgını dusunerek tamam memnun kaldıysan bu gece yine yollayayım diyorum.ulen kız yanımda aglamaya ve yalvarmaya basladı neolur bidaha yollama diye.ben tabi dumur ohaaaaaa ben neymisim bea.cinci zag.
(bkz: kadin dedigini karabasan basmaz)
illa bir surette gelmez bu. agirlik ustunuzdedir ve tavan en yakın arkadasinizdir... yataktan kendini atmak, böğürmek gibi bonus aktiviteleri vardır.!
sık sık başıma gelmesinden dolayı artık pek bi skime sallamadığım nefes almaya çalışıp kurtulduğum bazen bağırdığım ev halkını başıma topladığım olay
korku paranoyası
her gece ruyamda kalp krizi gecirip oldugumu sanmama neden olarak beni biktiran durum, bir de bazi zamanlar kulaginizda ugultuyu duyar duymaz uyanacak iradeyi gosterebiliyorsaniz il payi kurtarabiliyorsunuz saniyorum ki.
ne zaman oturma odasindaki buyuk koltuga yuzum duvara donuk şekilde yatsam başima gelen olay.. birinin dirsegiyle girtlagina bastigini hissediyosun yerinden kalkmak istiyosun kalkamiyosun.. cok kotu cok
bilim adamlarının bilimsel tanı olarak uyku felci diye adlandırdıkları olaydır. yamulmuyorsam bbc'nin the human body belgeselinde de bahsedildigi uzre; beynin uyanması (bilincin acık olması) ama vucudun (kasların) hala uykuda olması durumu. 10-15 sn. surdugu soylenir ama tabi yasayan kisi icin bu sure neredeyse bitmek bilmez. ani bi etkiyle kaslar/vucut uyku modundan cıkar. bu sırada hissedilen, goruldugu sanılan her sey de bilincaltınız * tarafından icine hapsedildiginiz kotu bi oyundan baska bisii diildir. bi donem bunu sık yasayan biri olarak -ve hatta bi keresinde 4-5 kere ust uste oldu, kafayı yiodum.. - sunu tavsiye edebilirim; panik sizi hicbir yere goturmeyecektir, o yuzden gayet sakin olmaya calısarak vucudunuzun herhangi bi yerini hareket ettirmeye calısın, ve buna odaklanın, gerekirse bunun icin kasın. basardıgınız takdirde zincirleme reaksiyonla tum kaslar uyku modundan cıkacaktır. bir de sık yasayanlarda yine bilincaltıyla * ortak calısan, erken uyarı sistemi gelisir; bu, vucudun beyinden once uyku moduna gecme durumu olarak acıklanabilir. beyin nedense vucudu bilincten once uyku moduna sokar. bu da kotudur ve digerine gore tekrarlama olasılıgı daha yuksektir.. temel nedeni stres ve uykusuzluk olarak acıklanır, stresten uzak ve vucudun ihtiyac duydugu kadar -ki ortalama gerekli olan sure 8 saat olarak tanımlanmıstır ve tabi kisiden kisiye gore degisiklik gosterebilir- uyumak, uyku felcini onleyecektir. bu linkten daha detaylı bilgilere ulasılabilir; http://www.arts.uwaterloo.ca/~acheyne/s_p.html
orta okul caglarinda din ogretmenimizle aramizda gecen bir diyalog;- hocam karabasan nedir?- yok oyle karabasan yandanbasan.- hm peki. *
"efendi gibi uykunuzu alın, içkiyi veya kahveyi fazla kaçırıp sabahlamayın, günlük bir olayı kafanıza takıp, hindi gibi saatlerce düşünmeyin e mi kuzucuklarım?" tavsiyesine kulak vermenizi sağlayan meret.bol uykusuzluk üzeri stres kremasıyla bezenen final dönemi menülerinde sık başıma geldiğinden, kendimce yöntemler geliştirdim efendim, paylaşmak isterim :öncelikle tedbir almak gerekir, eğer böyle bir dönemdeyseniz. "uyuyorum ancak karabasan görebilirim, ayağımı denk alayım, uyanık davranmam lazım" gibi bir şartlandırmayla uykuya dalarsanız karabasan görme ihtimaliniz çok düşüktür diyebilirim tecrübelerime dayanarak. görmeye başlasanız bile, hemen telkinleriniz aklınıza gelmekte ve yılanın başını küçükken ezebilmektesiniz kolayca. (nedir bu yılanların bizden çektiği yahu? kendi halinde, üstelik daha yavru bir hayvancağıza böyle vahşi bir yaklaşımda bulunuyorsak karabasan müstehak bize ya, neyse...)arada belirtmekte fayda var, karabasan görmek diyorum fakat, aslında gördüğüm hiçbir yaratık yoktur, sadece bilindik felç olma hissidir bendeki... diyelim ki önlemleriniz işe yaramadı ya da unuttunuz beyninizi şartlandırmayı, ve kısılıp kaldınız bir şekilde, hareket edemeyip, belki nefes de alamıyorsunuz. bu durumda benim uyguladığım ve önerdiğim yöntem şudur canlarım : direnç gösterip vücudunuzu uyandırmaya çalışmak yerine, uyanan beyninizi uyutmaya çalışın. sonuç olarak, ya tamamen uykuya dalıp pek birşey hatırlamıyorsunuz, ya da aksine vücudunuz da uyanıyor beyninize yetişip.bu yöntemin kesin bir çözüm olduğunu söyleyemem haliyle, ancak gerçekçi bireyler, yani ine, cine periye inanmayıp, bu meretin fiziksel, kimyasal ve biyolojik nedenlerini kabul eden insanlar için iyi sonuçlar vereceğini iddia etmekteyim kendimce...
bilimsel olarak psikolojik baskilarin kisinin uzerinde yogunlasmasi sonucunda yatakta patlak vermesi durumudur.boguldugunuzu,bagiramadiginizi,hareket edemediginizi sanirsiniz ve bir anda uykunuzdan olursunuz.yapilacak en guzel sey temiz hava alip rahatlamaktir.
lucid dreaming'e açılan kapı. başlarda sonsuz korku ama kanıksadıktan sonra her insana nasip olmayan bir boyut atlama durumu. bir gün rüyalarımda gerçekten kendi isteğimle uçabilicem. az kaldı.
sabah ezanının okunmasıyla sona eren hadise.
(bkz: uyku felci)defalarca yaşadığım için gerçekleştiğinde rahat davrandığım, ancak uzadığında da tırsmaya başladığım olay. ayrıca sabah ezanının okunmuş olması da farketmiyor. zira saat 8 civarı da yaşamışlığım oldu. düzensiz uyku, yorgun bir beyin ve beden bu olayın gerçekleşmesi için yeterli ortamı hazırlıyor. hissedilebilecek tüm gariplikler de kişinin fantastik hayal gücüne bağlı.
bilinçaltının bir oyunudur, uyanıkken de görülebilir nadir de olsa...
kesinlikle üşümekle de alakasi olduguna inandigim olay. bu yaratik bana nezaman bassa odamin penceresi acik ve uzerimdeki pike, yorgan vs yerlerde surunuyor olur. hicbirsey dusunmeden, ''noluyo lan höyt!'' diye birden ayaga kalkmak kurtulusunuzu saglar. eger henuz ilk deneyiminiz ise yatakta takilip bol bol dua okuyun dualardan guc aldiktan sonra supermen kesilir, gönul rahatligiyla ayaga kalkma islemini gerceklestirebilirsiniz.
duyup duyup da merak ettigim, ama merak ettigim kadar olmasindan da cekindigim olay, nitekim takriben 15 dakika once basima gelmis ve beni sabahin 04.40 inda ayaga dikip "bu nedir?" sorusunun cevabini almak uzere eksisozluk basina oturtmus olaydir.isin ruhsal degil, psikolojik yonu oldugunu dusunurdum hep, lakin okudugum kadari ile ve aciklamalarin arasinda en mantikli gelen, beynin uyanmasi ve vucudun uyanmamasi tanımlaması oldu.karabasan geldiginde ısıgı acmaya calısın derler, acılmıyosa karabasandır tarzında da acıklaması vardır. bu aklıma gelmemesine ragmen, uyandıktan sonra ısıgı acmaya calıstıgım aklıma geldi. gayri-ihtiyari anti-karabasan gelistiren bunyem, uyandıktan sonra yorgun, ellerim agır ve kısmı agrılara sahipti.
4 yıldan sonra ilk kez dün gece başıma gelen hadise. şöyle ki: 20 ekim 2006 balıkesir depremi ertesi, her zamankinden erken bir saatte yatmaya karar verdim. aslında uykum da yoktu fazla; karanlıkta öylesine uzanıp, birşeylerin muhasebesini yapma vaziyetlerindeydim*. 10-15 dakika geçmemişti ki bir şangırtı koptu odada*, başucumdaki kültablası yere düşmüş gibi... "n'oluyo yaa, allah allah" diye başucumdaki lambaya uzanmak istedim ve dı-dı-dı-dınnnnn, uzanamadım!!! öyle fazla dua mua da bilen bir adam olmadığımdan aklıma ilk gelen şey "eşhedü" demek oldu*. gözler açık, cillop gibi uyanık vaziyette, başucumda duran tuhaf figürle bakışıyoruz bu esnada*... gideceğini biliyorum içten içe, ama yine de korkuyorum haliyle... ve o sırada fatiha geldi aklıma. birkaç kere tekrarladıktan sonradır ki usul usul tekrar hareket etmeye başladım. bir süre yatakta tavana tavana baktım, sonra "amaaaaaaaaaaan" deyip uyudum mis gibi.
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |