|
|
eyleme geçişi engellediğinde tersten okunabilen ve kazanma korkusuna dönüşen korku çeşidi.
kaybetmek ile korku bir arada anılabiliyorsa eğer, aslında kaybedilecek hiç birşey yoktur.
dünyanın en güzel korkusu
kocaman bir binanin icinde, onlarca merdivenin, kat arasinin balkonun oldugu bir binada, teker teker kizlar tuvaletine bakarak ararsiniz, bulabilme umuduyla arasinda helezonlar cizerek kostugunuz icinizdeki en agir nokta...
nesnesi sevgiliyse eğer kaybetme korkusu ilişkinin boyut değiştirdiği yerde başlar.boyut değiştirmekten kasıt ilişkiden ilişkiye farklılık gösterebileceği gibi çoğunlukla sevgilinin yüzüne bakıp hissedilenleri ifade edemediğiniz ilk andır. anlamlı olmak zorunda değildir,sevmekle ilgili olan herşeyde olduğu gibi. bir kere geldi mi gitmesi olmaz ama korkmaya gerek yoktur,sadece çoğu zarardır çünkü...
ince cizginin otesinde ve berisinde "yasatmaya" calismak birseyleri... avuc icinde minicik bir serce. biraz siksan elini, can vermesi icten degil. acsan avcunu, pir pir edip ucuvericek maviye. korkmayip da ne halt ediceksin be insan?
doğuştan kaybeden olduğunu iddia edenlerin hissetmemesi gereken korku. (bkz: natural born loser)
pot kırma konusunda ustaysanız bünyenizi saran psikoloji
"when you lost your everything, you are free to do anything"fight club
bir otobüs yolculuğunda, o yanı başınızda otururken ve onu düşünerek uykuya dalıp güzel şeyler görürken birden bire uyanıp 'o gerçekten benimle mi.. yoksa gitti mi? gördüklerim tamamen hayal miydi?' diye sormanıza sebep olan korku.
mevzu bekaret olunca kimilerini bok yoluna saptırır bu korku.(bkz: bekaret bozulmasın diye götten vermek)
kazancın laneti.
tek çocuksan ve anne baba konusunda gercekten çok şanslı bir çocuksan, ilerleyen yaşlarda anne ve babayı kaybetme korkusu gittikçe büyür. bu korku onların başına gelen her hastalıkla beraber iyice tetiklenir.
ancak kaybetmekten korkulacak bişeyler varsa yaşanılan duygu o yüzden zararsız hatta mutluluk verici
korkmaya devam ettikçe daha da büyür çığ gibi. büyüdükçe kendine olan güveni alır götürür. kaybetmeyi kolaylaştırır kimi zaman.
kaybetmekten korktuğunuz şey kontrolünüz ve akıl sağlığınızsa bu korku sizde bir travma ile oluşmuş demektir. kimse kendine bu kadar büyük sorumluluklar yükleyebilecek kadar yürekli; aşırı uçlarda üzüldüğünde, sevindiğinde, hayalkırıklığına uğradığında tepkisiz kalabilecek kadar umursamaz olamamıştır.en azından korkacak kadar yürekli olan hiç kimse.
işe, "sonunda ne olacak?" diye düşünerek başlayanlara müstehak korku. olayları gidişatına bırakmak en güzelidir.
sürekli aklınızda acaba şöyle yapsam onu kaybeder miyim? acaba neden böyle yaptı yoksa yoksa gidicek mi? gibi paranoyaklıklara yol açan , insana zaman zaman kan işettiren korku. (bkz: paranoya)
(bkz: korkunun ecele faydası yoktur)
kaybetmekten korkarsın, korktukça kaybedersin, biraz daha korkar ve biraz daha kaybedersin.
insan performansını %100 arttırabilecek ya da sıfıra indirebilecek korkudur.
kaybedince müthiş, güzel bir rehavet çöker. ohh bee, ben zaten beceremezdim, edemezdim, o da bana ve falan ve filan..
avucunda su tutmak gibidir. garip bir heyecan ve hırsla yapılır. parmaklarını ne kadar bitiş etsen de arasından akar.. inatla avucunda su tutma isteği insanoğlunun yel değirmenleriyle savaşmasıyla başlar. gitçek işte bırak dersin ohoooo anlamaz efendim anlamaz bu!
zamanla kaybedilen, yerini cinayet işleme, cinnet geçirme korkuları gibilerine bırakma ihtimali yüksek korku
hayatta sınırlı sayıda mutluluk veren şeylere sahip kişilerce duyulabilen bir korkudur, kıymetlidir, olmazsa olmazdır kaybedilmemelidir, yok olursa nasıl yaşanılacaktır, korku kaçınılmazdır
kaybetmeden boşluğa düşme sebebidir bazen
kaybettirir. o yüzden illa korkulacaksa bu korkunun kendisinden korkulmalı sadece.birşeyler kaybedilmese bile tek başına cehennemdir zaten.
çoğu zaman uğruna türlü saçmalıklar yapılabilecek kadar güçlü, elden ayaktan kesen his..
kabullenmeye neden olan korku. sevilen şey her ne ise onu kaybetmemek için her türlü şartı ya da ortamı kabullenmeye başlar bünye. ancak bu, korkunun aslından çok daha korku vericidir..
denizin kıyıya yakın bir yerinde bir yat demirlemiş. kıyıdan su yatağının üzerinde bir adam yüzerek yatın yanına gelmiş. yatın sahibinin etrafında garsonları pervane şezlonga uzanmış içkisini yudamlamaktaymış. su yatağındaki vatandaş bu adama hitaben;-bu dünyada işiniz iş demiş.yattaki adam istifini bozmadan;-hiç birşey dışardan göründüğü gibi değildir demiş.nassı yani falan gibisinden su yatağındaki adam sormuş.-kardeşim bak şimdi. göründüğü gibi benim katım, yatım fabrikam her birşeyim var. ama birgün olur da bunları dakkasında kaybetme korkusuyla, her allahın günü bunun stresiyle huzursuz yaşıyorum. olur ya yanlış bir kredi alırsam, soyulursam, tokatlanırsam herşeyimi bir anda kaybedebilirim. bak bu yat bile kıçımın altından gidebilir. ama bir düşün senin kaybecek neyin var? şu üzerinde yattığın su yatağından başka.
tek gerçek ve karşılıksız sevgiyi size tattıran, yerine asla bir yenisinin gelemeyeceğini bildiğiniz şey ancak size böyle bir korkuyu yaşatabilir (bkz: anne)
bir sinek yakalar gibi yakalamaya çalışırsın aşkı, ama avcunun içinde olup olmadığına bakmaya korkarsın, kaçabilir çünkü. gidebilir... giderse dönmeyebilir... dönmezse ölebilirsin... alkolik olabilir, delirebilir, ya da hiçbir şey olmamış gibi yaşamına devam edebilirsin. ne olacağını bilemezsin.. en kötü şeydir belirsizlik. parmaklarını kastıkça ağrır parmakların, ağrıdıkça kasarsın. avcunu açmaman gerekir, ama bilemezsin. belki yaptığın şey boşunadır. kaybetme korkusu o kadar güçlü, o kadar keskin ve o kadar lanet bir şeydir ki, ne yapacağını bilemez, sadece kendini sıkarsın, yorarsın. zamanı boşa harcamayı göze alırsın da bir insanı kaybetmeyi göze alamazsın. belki bir kaç gün sonra bıkacabileceğini bilirsin, bu koymaz. ama ne yaparsan yap, onun kaçıp gidebileceğini düşündüğünde hissettiğin çaresizliği tarif edemezsin. yapacak hiçbir şeyin yoktur, anlamsız taktikler geliştirir, saçma sapan şeyler yapar, kadere inanamaya çalışır, mutlu sonla bitecek bir senaryoyu oynuyor olmak için dua edersin. beklersin. kaybetmeyi beklersin hep. belki de kaybetmeyi beklediğin için kaybedersin. ama kaybetmeyi beklemek kaybetmekten daha kötüdür, daha sancılıdır. korkarsın çünkü. ve öyle bir korkudur ki bu, geçmesi için ışığı yakamaz ya da annene sarılamazsın. yapayalnızsındır.gitmesin istersin. ama gidecektir bilirsin. gidince olacaklardan korkarsın. uyuyamazsın. uyanamazsın. ne dualar yeter, ne başka bir şey... çocuk gibi korkarsın.
tanrıya, veyahut karmanın o veya bu şekilde herhangi bir formuna inanan bireylerde kendini "kötü olduğu düşünülen şeyleri yapmama" olarak gösteren korku... kaybedicek hiçbirşeyi olmayanların çok daha acımasız olabilmelerinin sebebidir.
oyle ya da boyle hirs nedenli ve hirsla dogru orantili olan korku.
korktukça daha çok bağlanmaya, kaybetmekten korkulanı vazgeçilmez olarak tanımlandırmaya ve sonrasında daha da çok korkmaya neden olan bir kısır döngü
insanin yüregini kapladiginda, hareket etmeniz kisitlanir. yeni seyler uzak gelir, "nasil olsa bir gün gidecek ve onu kaybedecegim" bilinciyle hiç baslanamaz.
sahip oldugunuzun degeriyle dogru orantili olarak degisen korku.
-öylesine mutluyken bir gün gidebilecegini bilmenin,artik o'nunla olamayacagini düsünmenin yarattigi tarifisiz aci dolu korku..-birseyleri tam basaracakken ortaya çikan "acaba olmayacak mi?" korkusu..belkide tamamen yersiz olan korku,kaybedilen herseyin bir zafer oldugunu da ancak daha sonralari anlamaniza yarar..bitmeden,yitirilmeden önce acilardan aci begenir ancak çok zamanlar sonra kaybettiginiz de bir gün aciniz doruga çikar ve zaman alir götürür o yutkunmaya mecaliniz olmayan halleri..
insanoğlu genelde eldekinin kıymetini zaten kaybettikten sonra anladığı için yersiz olan korku bir bakıma, ancak şanslıysanız ve bir şeyler yeniden kazanılmışsa, o zaman gerçek anlamını bulan korku.
kaybetme cesareti'nin karşı sokağında oturan his...
insan kisiyi sahiplenmek söz konusu olmadigindan mütevellit anlamsiz korku sekli..
korkunun başladığı noktada bir durup bakmak gerek..nerdedir yanlış,nerdedir çözüm..çözüm varsa korku muhteşem bir dönüşüme uğrar..
sahip oldugu seyleri bir bir kaybetmis bir insanin kemiklesmis korkusu. artik her seye onu kaybedecegini dusunerek baslar insan, sevgi, emek, zaman verdigi her sey gidecekmis gibi gelir bir gun.
things you own end up owning you(bkz: fight club)(bkz: buyuk filmlerden buyuk replikler)
yersiz ve saçma bir korku, zaten kaybetmenin acısını duymadan kazanmanın tadını alamazsın.
kaybeden (bkz: loser) olmaya alışmış bünyelerin, bünyeye ters bir duruma girdiklerinde verdikleri doğal tepki.her an, her olay artık kaşarlanmış bir şekilde kaybedensinizdir. artık hiçbirşeyi umursamadığınızı, en kötüsünü gördüğünüzü düşünürsünüz. ama hayatın her zaman oynayacağı süprizler vardır. tatmadığınız bir mutluluk verir size. işte o an belki de kaybeden olmaktan daha kötü bir paranoya, korku sarar içinizi. işte o güzelliği kaybetmemek için duyulan o korku aklınızı ele geçirir. uyumsuzluğun doğurduğu bu sağlıksız zihinsel sürecin sizi götüreceği kesin son yine kaybeden olmaktır.
daha önce kaybetmiş olanların hissettiği veya esas onların artık hissetmediği korkudur bu..ya sevdiğiniz kişi(ler) bir şekilde düşmüşlerdir cennete, ve siz bu acıyı iyi tanırsınız, bu yüzden ölesiye korkarsınız bir daha yaşamaktan..ya da öyle çok şey gitmiştir ki elinizden, artık kaybetme korkusu duymazsınız. kaybedecek neyiniz kalmıştır geriye?sahiplenmek ya da ait olmak değildir.. korkunun sebebi bunlar değildir.korku sevginin kendisidir.
(bkz: the fear of loss is a path to the dark side)
ilişkilerin ilk gününden itibaren başlar.
kaybetmek istemediğiniz şeylerin olduğunun kanıtıdır...yani yaşamak için sebebinizin olduğudur...
kaybedecek şeylerin olduğunun göstergesidir. bunun üzerine insan kaybetme korkusunun nesnesine yönelik bir öfke duyabilir. saçma sapan davranışların sonunda kaybetme gerçekleşir. korkuyla yüzleşmek böyle bir şey olsa gerek.
korkunun kendisi. korku kaybetme ihtimali ile ortaya çıkan histir zira.
kaybetmekten korkulan şey gün gelipte kaybedildiğinde psikolojinin o korku süresince olduğundan daha kötü olmadığı korkudur. kısacası bu korku nesnesinden daha ağırdır.
"kaybetmeyi göze alamayacağın hiçbir şeyi kazanamazsın" mottosundan yola çıkılırsa, kazanmanın en büyük düşmanı.
(bkz: ne ekmek ne de su)
"if you don't risk anything, you risk everything.."**
(bkz: basarısız olma korkusu)
sahip olma hırsına paralel artan veya azalan, kazandıkça öğrenilmiş yapay bir duygu..
kararında olunca güzeldir. demek ki kaybettiğinde üzüleceği kadar değerli, yerine konulmaz birşeye sahiptir insan. kendine ya da karşındakine güvensizlikle de alakası yoktur. normaldir.ama herşeyin aşırısı gibi bu korkunun fazlası da zararlıdır. insanı paranoyaya sürükler, keyif almasını engeller.en güzeli yarattığı ufak heyecan dalgasına kendini koyverip, tadını çıkarmaktır.bir de çok sevdiğim bir büyüğümün bir lafı vardır ki;"aşk, korkusuyla gelir."
dereceleri olan bir korkudur. götü kaybetme korkusu ile çorabın tekini kaybetme korkusu arasında dağlar kadar fark vardır. benim sıralamam şu şekildedir;1- çocuğunu kaybetme korkusu2- eşini kaybetme korkusu3- anne babayı kaybetme korkusu4- onuru kaybetme korkusu5- götü kaybetme korkusu6- namusu kaybetme korkusu5- yaşama sevincini kaybetme korkusu6- işi kaybetme korkusu7- evi kaybetme korkusu8- cüzdanı kaybetme korkusu9- şemsiyeyi kaybetme korkusu10- çorabın tekini kaybetme korkusu
kaybetmeye değer bir kazancın oldugunun kanıtıdır.korku duyulacagına varolanın mutlulugu duyulmalıdır.
kibir'in esanlamlisidir.
bunu hisseden hic bir insanin, kaybetme endisesi yasadigi iliskisi mutlu sonla bitmemistir. o yuzden pek uzerinde fazla dusunulmemesi gereken bir duygudur.
kaybettiren korkudur.
korku duyulan şeyin değeriyle doğru, kişisel teslimiyet katsayısı ile ters orantılıdır...genel olarak determinist incelemeler sonucunda ortaya çıksa da herhangi bir analiz süreci yaşanmadan belirginleştiği de gözlemlenmiştir...
bi pietayla final yapan oyun.
insan kaybetme korkusundansa, bir şeye tamamen sahip olduğunu zannetme düşüncesinden korkmalı..
korkunun kendisi işe yarar bir şeydir, kaybetme korkusunu da bu başlık altında inceleyebiliriz.kaybetme ihtimali olan şeye daha sıkı sarılmayı icabettirir. dozunu iyi ayarlamak lazım.(bkz: kaş yapayım derken göz çıkarmak)
akli basinda bir insanin ellerinde neredeyse erdem olabilecek korku. edep sahibi insanlarda gorulur mesela. edepsizin asagilik varliginda ic isitir, parlar da parlar bu korku. insani edepsizin seviyesine inmekten korur.(bkz: edep ya hu)
sevilen insanlara doğrultulanı kimi zaman hani nerdeyse somutlaştırıp elinize aldığınız bir silaha dönüşür. ateşlendi, ateşlenecek.
birşeyin yarisina sahip olmak hiçbir şeyin tamamina sahip olmaktan iyidir.
çok fazla severseniz bol bol tadacağınız duygudur. tıpkı bir annenin oğlu sokakta oynarken onu sürekli kontrol etmek istemesi gibi, yolda yürürken araba çarpar diye korkup elini bırakmaması, sıkıca tutması gibi onu kaybetmekten korkarsınız. onu bu kadar mutlu edeceğinize eminken kaybetme korkusu istemeseniz bile içinize işler.ayrıca: cem karaca - (bkz: sen de basini alip gitme)
sahip olmanın bir getirisidir...
bir müddet sonrayla kaybetmeyi ve alışamamayı yanında getiren korku. kaybetmekten korkup da sıkmayın kimseyi.
gün gelip kaybedince güçlendirecek olandır.öldürmeyen güçlendirirmiş.korku sürdüğü sürece aciz kılıyor, gün gelip yitirince oh diyorsun içten içe.artık korkacak bir şey kalmıyor çünkü.
(bkz: kendini kaybetme korkusu)
bircok anksiyetede oldugu gibi kaybetme korkusunda da korkunun sebebini barindiran zaman dilimi cok kisadir. geri kalan zaman artik sebepsiz korku ile gecer.cunku korku bedende bazi kimyasallarin yayilmasiyla hissedilir ve korku kimyasallari yayildiktan sonra artik bir korku unsuru olsa da olmasa da korku devam eder.kaybetme korkusu bir tehdit bulunup bulunmamasindan bagimsiz olarak kendisini surekli besleyip yasatan bir parazittir. kaybetmeye giden yolun spor model arabasidir.
kazanmaya bir süre ara vermiş ya da bulunduğu durumdan memnun olan insanın durağanlığı sonunda sahip olabileceği feci bi hissiyat. "hırs hırs, kazan kazan nereye kadar be gözüm" gibi bir zihniyetle kucaklandığı an kapılınması durumunda insanı hissizleştirecek olsa da, fazla etkilenilmeyip sadece varlığının kabullenilmesiyle insanın kaybetmekten uzaklaşmasını da sağlayabilir. yine de kaybetmekten kaçınmakla karıştırılmaması gerekir şu da vardır ki:biz kaybetmekten korkmuyoruz, nefret ediyoruz.
insanı kaybetmeye korktuğu şeylerin kölesi yapar tehlikelidir..
insanı kendi kişiliğinden uzaklaştırdığı ölçüde tehlikelidir.kaybetmekten korkacak birşeye sahip olmak şans olsa da bünyenin davranışlarını bu korku ele geçirmemelidir zira söz konusu durum insandaki tüm ilginçliği alıp götürür öyle ortada bırakıverir.
en sonunda kaybettiren korkudur.
kıskanma duygusunun altında yatan gerçek.
tavlada oyunun ortalarında üst üste yığılmış 6-7 taştan oluşan kulelerle sonuçlanan korku. oyunun sonlarında gelecek bir sakat zarla verilecek açıkla oyun %90 kaybedilecektir. risk almadan kazanç sağlamak tatlı bir gençkız rüyasıdır.
(bkz: sen kovmuyorsun ben istifa ediyorum)
ilişkiyi de sevgiliyi de adam ettirmeyen his. sadece kaybetmek adam eder insanı. kıymetini ancak yitirdiginizde anlarsiniz sevginin.
kaybetmek var sanma korkusudur.zaten korku sanrıdır.
insanlığa iyilik yaramaz. insanlara onların sizi kaybetme korkusunu yasatmazsanız, bir gün sizi, kaybetme korkusu yaşadıkları insanin arkasinda 2. plana atıyorlar.
kaybedilmesinden korkulan şey sevgili ise eğer insanı paranoyak yapan korku.
bu korkunun önüne geçemediği zamanlarda insan işi iyice çığırından çıkarıp ortada kaybedilecek bir şey bırakmayarak çözümler meseleyi, ya da öyle sanır. ignore edilesi, blocklanası zararlı bir duygu.
ya risk aldıran yada tam tersi risk "r"sinden bile korkutan garip duydu. elindekini kaybetmemek işin insan elinden geldiği her seyi yaparki o sahip olduğu seyi kaybetmesin, öte yandan insan su an sahip olduğu şeyi, herhangi bir risk alarak kaybetmek istemez, o zaman herseyi 2 kere dusunur, korkar, pısar, hiçbir şeye karşı çıkamaz. ya orta bi yol bulunmalıdır, yada bu korku insanı delirtir.
sahip olduğunuz her şeyin bir sonu olduğunu, her canlının ölümlü olduğunu kabullendiğiniz anda üstesinden gelebileceğiniz his.sorun da burada zaten; kabullenmek.sürekli bu hisle yaşadığınızı bir düşünsenize, ya da aslında yaşayamadığınızı.
kitler bünyeyi. yapamazsın birşey. zorlarsın toparlarsın tek seferde bitirirsin herşeyi sonrası kaybetme korkusu yalnızlık korkusuna dönüşür. alışırsın toparlarsın yine. kaybettiğin ne ona bakarsın. tekrar arayıp aramadığına bakarsın. sonra devam edersin. dönüşümlüdür bu korkular. biri biter diğeri başlar. birinin yerinin diğeri alır.
başedilemeyecek kadarsa korku bünyede, vazgeçmeye sebebiyet verebilir. kaybetmiş değil vageçmiş sayar kendinizi, bir zaman (lakin kısa bir zaman) huzura erersiniz.
bazen, sahip olduğunuz şey büyüdükçe, değerlendikçe, yaş aldıkça, sevdiğiniz insan herşeyiniz oldukça artandır.korkudur, evet, ama varlığından korkulmaması gereken bir korku...
halefi ve selefi "kazanma" olan derin bir endişe..kazandıgını kaybetmeyeceksen veya kazanamayacaksan korkmazsın..
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |