kurtlar vadisi

doğru olayların tam ters şekilde işlendiği reklam arası dizi.kimin karısı arkasından vurularak ölmüştü? kim babaydı? kim damattı?burdan sonra sular yeniden bulandırılmıştır...malum damlatılan sıvının çözücü etkisi bu kadarmış... (bkz: kimya)

son bolumleri evraklar ve evrak cantasi uzerine gecen dizi.

zaman kavramını yitirmeye başlayan dizi. bir yandan polat iş bağlantıları kurmaya, gazetelere çıkmaya başlamış hatta yeni ev bulmuş döşetmiş yerleşmişken bir yandan nina 2-3 günlük olaylar yaşamakta safiye ise 2-3 sonra gelecek kişiyi beklemektedir. biraz dikkat diyoruz ama yine de beğenerek takip ediyoruz.

sezon finalinde vadinin yerinden oynayacağını tahmin ettiğim dizi(bkz: sezon finaline iki hafta kala)

yüksel aytuğ'un bugünkü tüyosuna göre baron 3 mart bölümünde ölmeyecek fakat diziden sürekli ayrılmak istediğinden "polat oğlumdur" diyerek yerini ona bırakacak.

son bölümünde memati'nin zabıta ekipler amiri tadında işyerlerini denetleyerek kapattığı dizi. örneğin benzine solvent katan uyanıkların istasyonu, sahte dolar satarak spekülasyon yapan denyoların döviz büfesi ve şişko adnan'ın hijyen kurallarını çiğneyerek kıllı beyti yapan lokantası memati'nin gazabına uğramıştır. buradan anlıyoruz ki memati derin devlet - konsey - sokaklar arasında kalarak kendine bir çıkış yolu aramıştır ama bulamayınca uğur dündar tandansında yeni bir oluşum başlatmıştır. aferin memati'ye. darısı diğer kirli işyerlerinin başına.

18'lik kuzenimin izlemeden once eve sushi siparis ettikten sonra (!), baslarken kizarkadasina "reklamda ararim" diyerek telefonunun sesini kismasi sonucu beni dumurlara ugrattigi dizi. facia.

bugunku bolumunun ilk reklam arasinin ardindan 2 ileri bir geri taktiginin yapilmadigini gorerek beni şaşirtmiş dizidir.(bkz: hayret)

bir önceki bölümün özetini verirken, en fazla 5 dk kısaltarak ve diğer sahneleri yeni kurguyla montajlayarak vermesiyle 'nasıl yani' dedirtmiştir.. bari özet diye yazmasınlar kenarına..

bir haftayi "acaba kim?" sorusuyla gecirmemize neden olacak dizidir.bonus:(bkz: mafia kurtlar vadisi ek paketi)

konsept danışmanı olarak soner yalçının görev aldığı dizi.

bir bölümünde çakır ile polat a tuzak olarak iki tane kadın ayarlanmış, kadınlarla beraber olduklarında da güya baskın yapılacak ve ikisi aleme rezil edilecekti.bunlar tabii ki gene olaydan sıyrılmasını bildiler.kadınlara da para vererek dışarıda soranlara çok iyi zaman geçirdiklerini söylemelerini istediler.polat bi ara kadının yanından ayrılıp pencere kenarına geldi ve sigarasını yaktı, dışarı bakmaya başladı.bu sırada da buğulu olan cama elif yazdı.işin ilginç tarafı bu sırada dışarıdan çekim yapılıyordu ve dışarıdan polatın yazdığı elif yazısı düz olarak okunuyordu.yani polat elif yazısını tersten yazmış.

(bkz: kurtlar vadisi kutu oyunu)

yeni başlayanlar için dokuz bilinmeyenli denklem tadında olacak dizidir.

showtv.net'teki kurtlar vadisi tanıtımları için ayrı bir başlık açmak gerekiyor belki de... bu hafta yine dağıtmışlar ortalığı:"çakır inanılmaz bir tabloyla karşılaşır evine girdiğinde. bunun altından kalkabilmesi zordur. polat eğer kahvede bir an için gözünü kırpsa belki hayatı son bulacaktır ama kahramanlık korkusuzların tercih edeceği yaşamdır! baron şansın doğru zamanda doğru yerde bulunmak olduğuna inanır. onun tarifine göre görmediği tanımadığı düşmanı arslan bey şanslıdır. elif kahve fallarında görür karanlık noktayı*. artık, polat, çakır, elif, arslan, baron, halit ve testere için kurtlar vadisi kör bir karanlıkta kırılan bir kalemdir*! ölüm bu vadide kulaktan kulağa yayılan bir fısıltıdır*!... "

izledigim son bolumde aslan beyin defterini okuyan polat'in kevin mitnick gibi hekirliginin yaninda fotografik hafizaya da sahip oldugunu ogrenerek ohaney falan oldum. darisi başimiza artik.

kurtlar vadisi üzerinebir dizi nasıl oluyordu da milyonlarca seyirciyi adeta bir milli maç izlermişcesine beyazcamın karşısına dikebiliyordu? kurtlar vadisi dizisinin en sevilen karakterlerinden biri olan çakır'ı canlandıran oktay kaynarca iki üç gün önce çıktığı bir televizyon programında bu sorunun cevabını kendince şöyle veriyordu: "dizi fazlasıyla türk'tü. bizdendi, bizi anlatıyordu!" kaynarca'nın bu tespiti hiç kuşkusuz doğrudur; en azından yanlış değildir ve dizinin niçin bu derece bağımlılık yarattığını ilk bakışta açıklamak için bu sözler yeterlidir de denebilir. ne var ki, biraz daha düşününce sorunun cevabının bu kadar da basıt olmadığı, olamayacağı sonucuna varıyorsunuz.bundan bir yıl kadar önce, beyazcamı kaplayan aşiret dizileri üzerine bir yazı yazmıştım. "ortada bir aga vardir" ana teması üzerine döndürülüp durulan bu dizilerin, imç'yi işgal eden eroinci kürt patronların müzik ve film piyasası üzerinde kurdukları hegemonyanın doğal bir sonucu ve ulusal devletler yerine modern derebeylikler ve site devletleri inşa etmeye çalışan emperyalist sistemin, aynı doğrultuda ulusal kültür yerine de aşiret kültürü pompalayan siyasetinin bir gereği olarak piyasaya sürüldüğünü belirtmiştim. kurtlar vadisi işte biraz da bu kürt şirretliğine karşı içten içe duyulan "türk" tepkisinin bir çeşit yansıması sonucu bu derece benimsenmiş olmalıdır. bu bir.ikincisi ise bütün dünyada konusu mafiavari ilişkilerden ibaret olan bu tür filmlerin ve dizilerin geniş bir seyirci kitlesi çektiğinin bilinen birşey olmasıdır. osman sınav, bu vadideki ilk sınavını 'deli yürek'le vermiş, kurtlar vadisi ise onun açısından çok daha başarılı bir deney olmuştur. ama aslında kurtlar vadisi, mario puzo'nun meşhur baba romanından beyazperdeye uyarlanan baba i ve baba ii ile bir zamanlar amerika gibi filmlerin ve sokaktakiler gibi dizilerin yerli bir türevidir. öyle ki, türkiye'de kurtlar vadisinde işlendiği türden nitelikli bir mafya örgütlenmesinin bulunmadığının göstergesi, cezaevlerinde bu tür suçlardan yatan mahkumların dahi dizinin oyuncuları karşısında sergiledikleri hayranlık ve imrenme duygularıdır. oktay kaynarca, bayrampaşa cezaevinde bir ilah gibi karşılandığını anlatmıştır aynı programda. sonuç itibariyle elli yıldır küçük amerika olmak yolunda yürüyen türkiye'de, diğer sahalara nazaran mafiasal filmler ve diziler bakımından hayli büyük bir ilerleme kaydetmiş olduğumuzu söylemek mümkündür. dizinin "türk" tarafı ve "türkleri" ilgilendiren tarafı ise bu dizide "devletin" derin bir biçimde varlığını hissetirmekte oluşudur. yaşadığımız gerçek hayatın hiçbir alanında izine rastlamadığımız devletin, arslan bey örneğindeki beylik görüntülerle de olsa seyircinin karşısına çıkması ve olayları belirleyici ve yönlendirici bir konumda sunulması "türk" seyircisinin derin bilinçaltına hitap etmekte ve onun özlemlerine bir ölçüde -hayali cihan değer kabilinden- karşılık gelmektedir. konumuzun doğrudan doğruya türkleri ilgilendiren bir de sosyal psikoloji boyutu var ki o da ayrı bir yazının konusudur. ama özetle şu kadarını söyleyelim ki, türklerin kendi yurtlarında sahipsiz ve kimsesiz oluşlarıyla ilgilidir bu. türkler örgütsüzdürler ve bu örgütsüzlüğün sonucu olarak derinden derine, kendilerine ait "bir teşkilat-ı mahsusa" özlemi çekmektedirler; bilinçli olarak farkında olmasalar bile böyledir bu... kurtlar vadisi, eleştirilecek bir çok yönü olmasına rağmen;"yiğitler silkinip ata binendederelerde bozkurtlara ün olur!" diye seslenen çağdaş bir köroğlu arayışına bir nebze cevap vermektedir türk'ün! hanifi altaş

yalan değil, bazen gerçekten de ciğerleri kavrulmuş birine sunulan bir tas su gibi bir his veriyor insana bu dizi. "ben, ben olarak varolmak, varolmaya devam etmek istiyorum. benden önce bu varlığın devamı uğruna fedakarlıkta bulunanlara karşı, benden sonra varlığımın devamı olacaklara karşı kendimi mes'ul hissediyor ve bu mes'uliyeti ifa hususunda bir şey yapamadığım için kendimi bahtsız hissediyorum. töreli yaşayıp, töreyle ölmek istiyorum. büyüğümü başımda, küçüğümü kolumun altında bilmek istiyorum. altına sığınacak bir kanat istiyorum. sevdiğim, bağlandığım güzel şeylerin devamı için, gerekirse kendimi feda etmek üzre peşine düşecek bir sancak bekliyorum" diyenlere, belki doğru, belki yalan bir ümit fısıldıyor bu dizi. yalan değil, kaç defa içimden geçti, çıkayım sokaklara; bütün duvarlara "ümidimiz kgt" yazayım. üç harfli kısaltmalara, sloganlara bel bağlamaktan kaç zamandır vazgeçmiş bulunduğum halde... babaların devlet olduğu bir ülkede, devletin baba olabileceği ümidini telkin ediyor bu dizi. varsın doğru olmasın, tasavvur bile edemiyorsanız, bitmişsiniz demektir. her şey hayalle başlar...

(bkz: kurtlar valisi)

sona yaklaşmış olan dizi.. lakin büyük ihtimalle çakır'ın ailesi yok edildi ve çakır'ı da kevgire çevirdiler dizinin özetlerinde.

bahsi geçen ve gerçekliliğini geçmişle gelecekte kanıtlamış olan başta yapımcılarla oyuncuları tarikatcı olan dizi.lakin bu tarikat olaylarının basında bol bol yer edinmesinden ötürüde yapımcı osman sınavla karakterlerden baron ve aslan beyin ayrıldığı dizi..sonrası mı?(bkz: zikir vadisi)

bu akşamki bölümde hekimoğlu türküsünün yanında, türkistan ezgileri havasında bir-iki küçük parça ile kulaklarımızı şenlendiren dizi.aksiyon bölümün özellikle başında ve sonunda yoğunlaşıyordu, aradaki kısımlarda daha çok "ders" bölümleri ve duygusallık ağırlıkta idi. tam dikkatin dağılmaya başladığı sırada heyecan yeniden zirveye çıktı.memati'nin, nesrin'in çakır ile alakalı duygusal halleri, çakır'ın hayatını gözden geçirmesi, akabinde delik deşik olması... bitti mi yani? öyle görünüyor, ama gömüldüğünü görmeden inanmayacağım, osman amcamın sağı solu belli olmaz. deli yürek'te de böyle bitti denen durumda sürpriz çıkabiliyordu.bu arada galatasaray konusunda da ilginç yorumlar aldık. eh, galatasaray da millî bir mesele ne de olsa...

her bolumunde yegen erhan'in yaran konusmalarina tanik olabileceginiz racon dizisi.

çakır'ın ölmesi halinde anlamsız hale gelecek olan dizi. lakin çakır polat'ın istihbarat toplamak için kullandığı adamdır. o giderse polat'ın ve meşhur görevinden bir anlamı kalmaz.. sadece şu ihtimal var. dizinin ana konusu elif ile polat'ın aşk hikayesi olduğuna göre çakır ölse ne yazar yaşasa ne yazar. ama şöyle bir şey var. çakır giderse dizinin %50'side gider. osman amcaya selamlar..

eğer çakır bir şekilde hayata dönmezse, seyirci sayısı bayağ bir azalacak dizi, zira oktay kaynarca diziyi alıp götürüyordu.ha bir de o son bölüm şahane olmuş, ellerine sağlık yapanların, sopranos kalitesine bir adım daha yaklaştılar

çakır'ın vurulması gibi bir mevzuda, fırsatı değerlendirip, seyirciye yeni bir hastane sahnesi ızdırabı yaşatmazsa, osman amcam, kendisi ölür (allah gecinden versin) gibi geliyor bana. polat'ın kazandığı mevki düşünülünce, çakır'ın varlığı artık dizinin başındaki gibi elzem değil. ancak konseydeki neredeyse tek kafası çalışan adam gibi görünen karahanlı'nın da dikkatinin polat'a yönelmiş olması gerekiyor. çakır'dan rahatsız oldu ve anlama gereği duymadan kalemini kırdı. ama polat'ın da kalemini kırarsa, asıl onu rahatsız eden gücün ne olduğunu öğrenmek imkânından mahrum kalır. bu durumda polat'ı bir süre desteklemek yoluna gidecektir. önümüzdeki bölümlerde polat alemdar'ı istanbul sefiri olarak görebiliriz.

eger ki cakir olmus olsun, bir daha kurtlar vadisinin jenerigini izlersem namerdim*

(bkz: suleyman cakir a uzanan eller kirilsin)

osman sınav akıllı adamdır , çakır ölürse dizinin ratinglerinin düşeceğini bilir, diye düşünüyor ve kendisini sağduyuya davet ediyoruz

seyredilen filme sozluk konsepti katmak eyleminin en yakiştigi dizidir kurtlar vadisi. hatta dun aksam bazi sozluk yazarlarina***** gulmekten yerleri yalatmiştir.

efsane 30 eylülde başlıyor. polat_alemdar_14 bildirdi: aslan bey kurşunlandı, polat' ın 3 kez hapşırması baron' un oğlu olabileceğine yorumlandı. akıllarda sayısız soru işareti var ama kuşkusuz en ağır basanı aslan bey' in ölmesi durumunda polat' ın devletle ilişkisinin nasıl yürüyeceği ve konseye girip giremeyeceği. heyecanı dinmeyen kv dizisinin senaristleri raci şaşmaz ve bahadır özdener izleyicinin bir çok soruya cevap aradığının farkında ve heyecanın yitirilmemesi için yeni bölümler hakkında ser verip sır vermiyorlar. herkesin merakla beklediği kurtlar vadisi dizisinin yeni bölümlerinde bazı sürprizler bizi bekliyor. dizinin yayın tarihi ve yeni sürprizleri okumak için haberin devamına tıklayabilirsiniz.konseye girecek mi? ancak neslihan akbaydar senaryo toplantısında necati şaşmaz' ın dizideki yeni ofisinin 3 boyutlu resimlerini görüntülemeyi başardı. polat' ın son derece lüks döşenmiş bu yeni sığınağı (senaristler kızmasın ama) bende konseye gireceği duygusunu uyandırıyor, ne dersiniz? polat' ın başkanlığında yapılacak toplantılar için geniş bir ofis hazırlanıyor. polat ve arkadaşlarının tehlike durumunda kaçabilmeleri için gizli bir geçit düşünülmüş. yeni bölümlerden notlar- bundan böyle kurtlar vadisi' nde kan, şiddet, silah yok.. gelen eleştiriler üzerine psikolojik bir savaş yansıyacak ekranlara. zaten akacak kan da neredeyse kalmadı. - polat ın testere necmi' den sonra yeni sezonda çok büyük bir düşmanı daha olacak. - diziye yeni ve tanıdık bir oyuncu transfer oluyor. - baron rolündeki zafer ergin yeni bölümlerde diziye devam edecek. - diziden osman sınav yüzünden ayrıldığı söylenen oktay kaynarca' nın (çakır) yeniden diziye döneceği söylentileri asılsız. kadınlar da izleyecekçekimlerine 1 eylül, yayınına 30 eylül'de başlanacak kv dizisinin senaryo çalışmaları süratle devam ediyor. senaristler raci şaşmaz ve bahadır özdener' in yeni bölümlerdeki hedef kitlesi sadece erkekler ve ergenlik dönemindeki çocuklar değil. yapılacak değişikliklerle kadınları da ekran başına çekeceklerini söylüyorlar

henuz ergenlik donemindeki erkek kardesimin, ablalarini ziyaretine denk gelen gunde, diziyi takip etmek istemesine istinaden, mecburiyetten bir bolumune sahit olunan dizi. diziden etkilendigi gozlenen kardesin, dizi izlendikten sonra ablalarinin "bu diziyi bir daha izlemiyorsun" tacizlerine maruz kalmasina neden olan ki bahtsiz kardesin sansina, o haftaki bolumde, cakir'in istanbul'un sefiri olmasi olayina ciddiyetle yaklasmayan bir diger mafya liderinin kellesinin, polat tarafindan "biz racon degil kelle kesiyoruz" seklinde bir soylem sonrasi koyun misali ucuruldugu ve herifin kaninin, masanin diger ucunda oturan cakir'in parmaklarina ulasmasi anina kadar sahnenin devam etmesi tuyler urpererek izlenmistir.dizinin konsepti, konusu, kurgusu, senaryosu, muzigi, oyunculari, gercekligi tarafimdan elestirilmeyecek olup ki tarafimdan izlenen bir dizi degil, {izledigim kadari bana yetti} gencleri bir sekilde etkiledigi kesin. bu etkilesimin olumlu yonde olmadigi ise kuvvettle muhtemel......

aralıksız şekilde altı saatten fazla müzikleri dinlendiğinde insanda çeşitli deformasyonlara yol açabilen dizi. (bkz: dislokasyon) (bkz: allahın yok mu be ergin hoca)

eksi sozluk unofficial dcplusplus hubi sayesinde 2 günde 12 bölümünü ard arda seyredip psikolojik daralma gecirdiğim dizi. ilk bölümlerdeki tavuk kesermiş gibi adam öldürme sahnelerini görünce diziyi cakırın ölmesinden itabaren seyreden biri olarak dizinin cidden psikopat bişi olduğunu fark ettim.

3 mart 2005 tarihinde kahve çıkışlarında "kıbrıs türktür türk kalacak!", "kahpe rum dölleri" gibi sloganlara sebep olacbilecek dizi.

yillardir yurtdisinda egitim gormesine ragmen safiye'nin hala 10 parmak yazamadigini gorduk gecen bolum. ama acigini hemen kapatti, klavyeye toplamda 4 defa basarak 12 harfli cumle falan cikartti. e tabi o kadar yurtdisinda okumus olsun o kadar. gavurlar yapiyor ne de olsa.

kurtlar vadisi yapımcılarının çantayla para kazanmadığını veya parayı hiç nakitte tutmayıp daima bankada bulundurduklarını düşünmeme sebep olmuş dizi. eğer paraları çantayla taşıyor olsalardı, yata çantayla para yükleme sahnesinde, koca bir valiz dolusu paranın o kadar kolayca elden ele verilemeyeceğini, yerinden bile oynatılmasının zor olduğunu ve adamın belini yerinden çıkartabileceğini bilirlerdi.geçici madde 1: bu entry, zenginin malı züğürdün çenesi meyanında yorumlanamaz.

en ilgi çekici bölümlerinden birini bu akşam izleyeceğimiz önemli dizilerimizden kurtlar vadisinde rol alacak rauf denktaş dizide oynamasından sonra çıkan haber ve yorumlardan rahatsız olarak "türkiye'deki büyük gazeteler ve yayın organları kıbrıs konusundaki uyarılarıma yer vermediler, vermiyorlar" şeklinde açıklama yapmış ve halka ulaşmak için bu yolu seçtiğini söylemiştir.

ctp genel sekreterinin denktasin dizinin 3 mart'ta yayimlanacak bolumunde rol almasini kastederek, "seks filmi cevirmedigine gore izlemeyecegiz" dedigi dizi.

(bkz: kurtlar vadisi korsan cdsine kizmak)

denktaşın çok kötü bir oyuncu olduğunu kanıtladığı dizi.

cekimlerde budgetten kiralanan arabalarin kullanildigi hastasi oldugum dizi.

az sonra mehmet karahanlının bruce waynee dönüşeceği dizidir.

yurdumuzun dört bir yöresinden derlenmiş güzel türküler eşliğinde adam doğranan vahşet konusunda sınır hudut tanımayan bir dizi. en son dünkü bölümünde bir uyuşturucu imalatçısının kafasının elektrikli testere marifetiyle boynundan ayrıldığı sahneyle kendini aşmıştır...

(bkz: soner yalçın)

bu akşamki bölümde elif eylül, safiye ve nergiz karahanlı'nın karşılıklı çay karıştırdıkları sahneden sonra, eğer dizi bir sezon daha devam ederse daha nice altın günü seyredeceğimizin işaretlerini taşıyan dizi*.

bu bölümle beraber polat'ın safiye'yle ilgili fantezileri sona ermiştir.(bkz: tokuşmak)

türkiye'deki (mecburen) işsiz güçsüz yurdum delikanlısının içindeki "abdullah çatlı"yı, "nuri ergin"i, "sat komandosu"nu, "ayhan çarkın"ı keşfeden osman sınav'ın bu damar üzerine oynadığı, el arttırdığı ikinci dizisi. ilki deliyürek'ti hatırlanacağı üzre. osman sınav gayet kurnazca davranmaktadır, anlaşılacağı üzre burada. zira yurdum delikanlısı yukarda saydıklarımın hepsi birden olmak istememkte kimi abdullah çatlı, kimi nuri ergin, kimi sat komandosu kimi de ayhan çarkın olmak istemektedir. işte tüm bu kişilikleri alıp bir diziye serpiştirip, sonra da diziye genel bir "memleketin iyiliği için siz kıçınızı devirip uyurken gizlice savaşan modern teşkilatı mahsusacılar" havası vererek aslında sonuçta inandığı bir işi yapıyor hem de para kazanıyor. üstelik de seyrediliyor. yani alan memnun satan memnun, bize ne, denecektir. ama denmemelidir. ülkedeki deliyürek damarını sonuna kadar sömürmek yeni çetelere, kerameti kendinden menkul mafya ağalarının oluşmasına yol açmaktadır. (dizi bunu tek başına yapıyor demilorum. varolan damarı sömürüyor diyorum. arada fark var) bu, gerçekten zararlıdır. bunun üzerine bir de eşref kuşçubaşı güzellemeleri, yakup cemil destanları ekleyerek yapılan, aslında bir nevi abdullah çatlı'yı ve o nevi insanları aklama girişimidir ki, bu da aynı zamanda tehlikelidir. üstelik bunları da kıçımdan uydurmuyorum. osman sınav sağ-ülkücü bir geçmişi olduğunu kendi ağzıyla söylemiş bir kişilik. hal böyleyken emin olun aforizmalara, triplere takılacak neşeyi bulamıyorum, ortada koca bir tuhaflık dururken.

bu gece gerilim filmi havasında bir bölümle ekranlara gelen dizi.kim ne derse desin acaip bir hal aldı bu dizi.iyi mi oldu bilemem tabi.--- spoiler ---fantastik bir tahmin olsa da karahanlının yanına çakırın gelebileceğini düşünüyorum.--- spoiler ---(bkz: hadi len)

son bölümünde karahanlı'nın gittiği tapınağımsı mason mekanında kapıyı 7 kere çalması ve 7 kat aşağıya inmesi duvarlarda asılı olan 7 yılanlı bayraklarla birleşince "bu dizi bir şeyler anlatmak istiyor ama ne amına koyım?" dedirtmiştir.

türk işi bir yapım olduğu dizinin sonunda belli olacak dizi.zira sanırım dizinin son repliği "ben senin babanım yavrum" olacak

rauf denktaş'ın oyunculuğunun çok kotu olduğunu gözler önüne seren bir bölümdü bu son bölümü...lakin hayatının reklamını yaptı ve kimi insanların bilmediği basit olayları gözler önüne serdi...milliyetçilik duygularımızı kabarttı...son anda polat 'ın doğu bey 'e bakışı ise hiç hoş değildi...

bugunku 73. bolum itibariyle 'kurtlar vadisi' isminin aslinda aslan beyin baslattigi operasyonunun adi oldugunu ögrendigimiz dizi..

mehmet karahanlı'nın kafasının aniden dank etmesi ve polat'ın oğlu olduğunu kavrayabilmesi üzerine, girdiği karanlık yerin rehabilitasyon merkesi olduğu anladığımız dizi.ayrıca konuk oyuncu oynatma fikrini olumlu karşılayan biri olarak, rauf denktaş'tan sonra aziz yıldırım'ın da bir bölümlüğüne davet edilmesini şiddetle arzuladığım dizidir.böylece, fenerbahçe'nin avrupa'da neden sittin senedir belini doğrultamadığını yazılı basına yansımamış taraflarıyla öğrenmiş oluruz.

bu film her bittiğinde aklıma nescafe ve sonundaki söz geliyor : "aferin, sen oldun"senaryo, oyunculuk, yönetim, müzik hepsi güzel hepsi uyumlu. sona erince uzun süre aranacak dizi. sanırım herkes polat alemdar gibi bir süre kendisini arayacak.

pek hatırlanmayan bir noktaya dikkat çekmek istediğim dizi:"kurtlar vadisi operasyonu başlasın" emri ilk iki bölümden birinde aslan bey'e de başka birisi veya birileri tarafından verilmişti. hatta cep telefonuna gizli mesaj gelmişti ve daha sonrasında da kendisine gönderilmiş bir kitabın cilt astarına gizlenmiş süleyman çakır fotoğrafları çıkmıştı vs. dolayısıyla, operasyon aslan bey'den ibaret değil.ne demişti polat alemdar: "derin devletin dibi yok."(geçmişten bahsettiğime göre, bu bir spoiler değildir, dedim kendimce.)

ali candan - polat alemdar gizeminin yeniden alevlenmesiyle, ilk bölümlerdeki havasını biraz olsun tekrar hissettiğimiz dizi.ayrıca, pusat'ın yeni bir ali candan ve yeni bir polat alemdar olarak yetişeceğini de öğrendiğimiz dizi.

mabete geldiğinde mehmet karahanlı'ya kapıyı açan adamın, merdivenlerden aşağı indikten sonra açtığı asma kilidin, bir sonraki sahnede zindan kapısının diğer tarafında* asılı olduğu dizi***.

ali candanın çocukluk fotoğrafını aşırı derecede küçük ibodenen veletin ilk meşhur olduğu zamanlarına benzettiğim dizi.zaten senaryo iyice arap saçına döndü,senaristler küçük ibo yu da diziye dahil edip karahanlı ya ''aha da senin oğlun efe bu,buna konuş'' derlerse hiç şaşırmam.

her şeye rağmen polat'ın baron'un oğlu olduğu kesin olmayan dizi. eninde sonunda kesinleşir o ayrı konu ama şu anda polat sadece baron gibi günde 3 kere hapşıran başka bir insan durumunda

gelecek bolum imperial march esliginde polat alemdar'in mehmet karahanli'nin yaninda yurumesini bekledigim dizi.

3 mart 2005 bölümünde neden 73 bölümdür her türlü randevu,söz vs iptal edilerek kaçırılmadan izlendiğini ortaya koyan dizi ..bugüne kadar hiçbir türk dizisinde bu kadar çok farklı karakter çeşitli yönleri ile yaratılıp izleyicilerin aklında yer etmemiştir..diziyi düzenli olarak takip eden 2 kişinin oturup konuşurken her karakter hakkında kendince fikri ve yorumu vardır.daha önce de belirtildiği gibi evvelden en dandik en önemsiz rollerde yer alan oyuncular dahi bu dizi de karşımıza çok önemli karakterler olarak ortaya çıkmış ve kabul görmüştür.bu büyük bir başarıdır.sırf ana karakterin bile 3 ayrı kişiliği vardır *** ve üçü de birbirinden bağımsız olarak herkesin kafasında yer etmiştir.bugüne kadar hiçbir bölümünü izlememiş bir insanın sadece 73. bölümü izlediğinde bu kadar çok karakterin ölen -veya öldüğü söylenip yer altına inen- bir kişi ile aralarındaki bağları görmesi bile dizinin neden başarılı olduğunu açıklamaktadır..ilk izlediği bölüm 73. bölüm olan kişinin sorduğu bu kim?neden ööle davrandı?aradaki flashback ne alaka? gibi sorulara verilecek tek cümlelik bir cevap yoktur..her bir sorunun cevabı bu ona şunu yapıp şunu demişti o da başka karakterle alakalıydı hede hodo şeklinde 10 dakkalık cevap gerektirmektedir..en güzel yanı da bütün bu ilişkilerin 3 yılda yavaş yavaş örülmesi ve bu yapılırken inandırıcılık için her çabanın gösterilmiş olmasıdır.o ağır sözleri eden baron'un oğlunun odasına girmesi, orda bulduğu çiftlik resimler,gördüğü rüya, sabah uyanışı, kapıdan çıkarken 3 kere hapşırması ..hepsi inanılmaz güzel işlenmiştielbetteki kitlelerin yoğun ilgi gösterdiği olaylara burun kıvırmayı uygarlık sanan tavuskuşu aydınlarının ileri geri konuşması normaldir.yalnız burası hala türkiye'dir.televizyonda dönen paraların ve ekonominin durumu ortadadır.bu kadar ekmekle bu kadar köfte çıkmaktadır.zaten burda iddia edilen bu köftenin dünya çapında olduğu veya herkese uygun olduğu değil, türkiye televizyonlarındaki yapımlarda gördüğümüz en tutarlı en planlı hikaye ve dizi olmasıdır.adamlar resmen çatır çatır onlarca karakter yaratmış, bunları çeşitli zamanlarda ustaca diziye sokmuş, yeri geldiğinde bir şekilde diziden çıkarmış, elbette ki bu kadar zaman ve bölüm boyunca tempoyu yükseltip indirmiştir.sadece üşenmeyip yapılan tahminleri okumak ve bunların neredeyse hiçbirinin gerçekleşmediğini görmek bile senaryoya hakkını vermeyi gerektirir.73. bölümü, ilk başta hiç izlemediği halde burun kıvıran ama 2 bölüm izledikten sonra dizinin hakkını verip aylardır kaçırmayan sevgilimle nefes bile almadan her ayrıntıda büyük zevk alarak ve de bir türk yapımında bunları gördüğüme deli gibi sevinerek izledim..yapan herkesi kutluyorum..

bir cumhurbaşkanının oynadığı ( gerçi oynamamış kıbrısla ilgili düşüncelerini dile getirmiştir.)ilk türk dizisidir zannediyorum ki son olur.

3 mart tarihli bölümünde, rauf denktaş'la donuk yüzlü yaşlı bir adamın bir saat kıbrıs meselesinin tarihiyle ilgili birşeyler konuşmalarının ardından, iki geyik ve komik tipin çıkıp şaklabanlık yapmasının ardından tekrar rauf denktaş'lara bağlanılarak aynı ciddi meselelere ani dönüşle seyirciyi şizofrenik yapan şizofrenik dizi. ayrıca babamın, kıbrıs'la ilgili uzun ve sıkıcı diyalog kısımları dahil, gözünü kırpmadan seyrettiğini gördüğüm ilk dizidir. elbette bu durum, bu hilkat garibesi diziyi hiçbir şekilde güzel ve takdire şayan yapmamaktadır.

belki de dizinin basindan beri bekledigimiz ve bir turlu gelmesini istemedigimiz anin geldigi, baronun oglunun polat oldugunu ogrendigi dizidir. kanimca da 73.bolum, sezonun, belki de dizinin en iyi bolumuydu . yapimci ve senaristlerin hepsine helal olsun. sonmekte olan kurtlar vadisi heyecaninin haril haril tekrar yanmasina neden olacagini tahmin ettigim bir bolumdu. yanliz, bu leyla ve 6 aylik cocugu meselesi beni killandirdi....

73. bolumdeki yeralti mabedini gordukten sonra gelecek bolumde polat alemdar ile karahanlinin isin kilici ile duello yapmasi bile beni artik o kadar sasirtmayacak dizidir..

join me my son! it is your destiny! esas problem polat la karahanli el sikisip eywallah baba ogul biz bu turkiyeyi hallederiz dedikten sonra kilicin (bkz: isin kilici)ne hissedecegi? yani kaybettigi cocugun bulunduguna mi sevinsin yoksa pabucunun dama atildigina mi, her an oldurulebilecegine mi kokrsun, uzulsun? merakla beklemekteyim bu adamin piskolojisinin ne olacagini?

tv'yi açıp izlediğim tek dizi! diğer zamanlarda televizyonun yüzüne bile bakmiyorum! merak..karahanli o 7 yilanli amblemi olan mabede girerken birşeyler söyledi. latinceydi sanırım. girerken söylediği sözler neydi acaba? acaba?

bir sonraki bölüme kadar meraktan gebertecek olan dizidir.karahanlı nın mabede girerken söylediği söz, ona verilen kartta yazılı latince sözdür.kartı aldığında hemen türkçe karşılığını söylemişti, sahip oldukların sahip olamadıklarındır gibi bir şey demişti kızına.

73. bölümle sezonun en iyi bölümünün gösterildiği dizidir.--- spoiler ---evelden beri söylenegelen masonların şöyle veya böyle dünyayı - ve dahi türkiyeyi - yönettiği tezini düşünerekten şöyle bir teori üretebiliriz. aslan bey bir masondur. mehmet karahanlı'da zamanında masonların desteği ile önemli yerlere gelmiş bir adamdır. fakat daha sonradan bir şekilde örgüte yamuk yapmıştır. örgütte bir şekilde onu cezalandırmak için aslan bey aracılığı ile oğlunu kaçırmıştır. şimdi de istekleri doğrultusunda bir şeyler elde etmek için oğlu ile karşı karşıya getirilmiştir. gittiği mabedi kılıça söylememesi bu teoriyi bir nebze doğrulamaktadır. iş bu teori 6 gün sonra kendi kendisini imha edecektir. --- spoiler ---

doğu beyin "sevgilisi leyla ile birlikte öldü, kız 6 aylık hamileydi" sözleri ve de baronun polatın seceresini okurken "sadece leyla" demesi, polatın aslan beyin ölen kardeşinin oğlu olma ihtimalini kanımca yükselten ama bu sefer de polatın gördüğü kaçırma rüyasını neden gördüğünün bir soru işareti haline geldiği dizi..

73uncu bolumu ile sonunun cok yakin oldugunu belli eden, bizleri hem uzen hem sevindiren dizidir.dizide gorunen 7 basli ejderha bir hristiyan mitidir. ayrintili bilgi icin: http://www.hristiyan.net/kutsalkitap/va.htm

dizi denktaş'ın diziye girmesi sayesinde reytingini artırmıştır. kurtlar vadisini hiç izlemeyen kişiler sırf denktaş için izlemişler. yakında diziye recep tayyip erdoğan ve ahmet necdet sezer'in girmesini bekliyoruz..

ülkücü gençlere maletmenin yanlış olduğunu düşündüğüm dizi. daha çok the godfather tadında benim için.

izlediğim bir bölümünde "hayır biz şanslı değildik ama talihliydik" repliği geçen ve bunun üzerine "o şanslıydı ama talihsizdi" diye devam eden karizma söz üretmek uğruna saçmalayan bir çok sahne içeren dizi.

52. bölümününde reklamlarin normal dizi yayininin iki kati zaman almasina ragmen hala bu engellere katlanip her hafta persembe günleri bir sölen halinde izlenen dizi...

son bolumuyle ortaligin anuna koymus dizidir *.

--- spoiler ---73. bölümünde karahanlı'nın karşısına esat'ın çıkmasını dahi düşündüğümüz dizi,ayrıca burda yazılanları okuyup bizi göt etmek istercesine senaryoyu değiştirdiklerini düşündüğüm dizi, "ulan şimdi nolcak ki" diye iyice paranoyaklığa götüren dizi...--- spoiler ---

bir dahaki bölümünde karahanlının peşinden jean paul'un ve hemen ardındanda bruce wayne'in girmesini beklediğim dizi

--- spoiler ---83. bölümün özetiesad, tilki andrei'yi sağ ele geçirmek için komando birlikleri ile baskın yapar. oysa tilki, nina'yı öldürür, polat'a bir mesaj bırakır ve sırra kadem basar. safiye'ye gelen mesajlar, onun vakıf işleriyle uğraşmasını tavsiye eder. nergiz, "fox"un samuel olduğuna emindir artık. laz ziya, kendisini sağlama almak için harekete geçer. nizamettin, yeni t.c.k.'daki ilkesel devrimler hakkında basına röportaj verir. halo, polat'a brifingini sunar. afganistan'daki afyon üretiminin abd müdahalesinden sonra nasıl kat be kat arttığını konuşurlar. samuel'in dosyasında dünyayı yöneten vakıflar hakkında detaylı bilgiler vardır. onların yapıları ve çalışma şekillerini anlatır. sürekli gerileyen abd ekonomisinin almanya, japonya ve çin karşısındaki son kozunu konuşurlar. rus ibrahim, tilki ile görüştükten sonra kendi konseyini toplar. rus ibrahim'in kaçamayacağı son başlamıştır artık--- spoiler ---

halkimiz tarafindan cok sevilen dizi.http://www.ntvmsnbc.com/news/301820.asp

alaattin çakıcı'yı rahatsız eden dizi. bugünkü hürriyet'teki haber şöyle:"kurtlar vadisi'nde her karakter gerçek hayatta bir isimle özdeşleştirildi. polat'ın abdullah çatlı'yı, çakır'ın ise yeraltı dünyasının ünlü ismi alaattin çakıcı'yı simgelediği iddia edildi. ilk kez kurtlar vadisi'yle ilgili bir açıklamada bulunan alaattin çakıcı, dizinin kanunsuzluğu ve eğitimsizliği özendirdiğini söyledi. çakıcı, 'beni bu açıklamaya mecbur bırakan şey, yaratılan hayali bir kahramanla ülkemin gencecik insanlarının kanunsuzluğa ve eğitimsizliğe özendirilmesinden duyduğum rahatsızlıktır' dedi."

artik seyredilmesi icin bazi evlerde erkekler matinesi yapilan dizidir bu.

(bkz: #7534319)

çakırın ölmesinden sonra tadı kaçsa da keyifle ve merakla izlediğimiz, reklam araları aşmış olan, rtükün ve diğer kanalların çekemediğibu bir mafya dizisidirdiyerek olaya son noktayı koyan aşmış dizi.

çakırı ne öldüren ne de yaşatan dizi.

(bkz: acik kalp masaji)

dizinin sonunda başhekimin çakır ın kalbini meme gibi sıkıştırmasına verdiği "açık kalp masajı" tamlaması nazarımda dahiyane bir fikre vesile olmuştur..-hilmi napıyosun sen öyle..-ölmiceksin ayten..açık meme masajı yapıyorum.. karışma sen..

süleyman çakır karakterine şiirler yazacak kadar fanatiklere sahip dizi...kalp durdu, doktorlar durdu hafiften bir selam verdi bakmadan kalbiyle yolladı tüm sessizliklere ağlayan gözlerine memati'nin http://www.kurtlarvadisi.gen.tr

teist cerrahların, abili bacılı "doğal" muhabbetlerine tanık olduğumuz yapım. her zamanki "hastanede acil müdahale" sahnelerinden farklı olsun diye ortaya konmuş bir çaba var, görmezden gelemeyiz. sanki dillendirilen çekinceleri duymuş gibiler.

dizide yeni bir konseyin kurulduğunu görmemle klon sozluk cağrışımlarına kapıldığım dizidir.

polatin sirlari yazan islanmiş koca defteri yirtip atmak icin ciktigi balkonda, defterin bir blok cillop gibi a4 oldugunu gordugumuz dizi

"hijyenik" cerrah muhabbetlerine şahit olunmuş dizidir. oyunculuk biraz vasat olsa da, makası fırlatıp atmak gibi asabiyet gösterileri gerçekçidir. dahası, gerçek hayatta cerrah abiler, ortam steril filan demez sinli kaflı müdahele ederler hadisata. elbet zaten uyarı almış bir dizide böyle şeyleri görmeyi beklemiyoruz. istemiyoruz zaten.

an itibariyle dizi başlamadan önce canpolat kendi sesi ile bir reklam filmine çıkmıştır..herifin gerçek sesini duyan büyük bir kitle artık diziyi izlemekten vazgeçmiştir..*

polis, mafya, derin devlet, yargı ve bilimum kurumu aynı mekanda buluşturmuş dizidir an itibariyle. acaba bir kuvvetler birliği mi söz konusudur? biraz sonra elleri ortada birleştirip üç kere voltran diye mi bağıracaklardır? tam bir muamma...

ilginç olansa dizide sanırsam geçen sezonun son bölümünde -ki diziye göre bir kaç gün öncesidir bu- elif e armağan edilen araba ortalarda yoktur, elif yine yaya kalmıştır.

turk filmine donmus bir dizi. hayir, en sonunda polat matrix'ten uyanacak ondan korkuyorum.

sirlar dolu zarfi guclu olanin kapacagi bu baglamda kimin guclu oldugun reklamlardan sonra gorecegimiz diziedit - bir dahaki bolumde gorecegimiz dizi

polis, mafya, derin devlet, yargı ve bilimum kurumu aynı mekanda buluşturmuş dizidir lakin sürpriz sonuçlara gebe olduğundan kelli az sonra sonra elleri ortada birleştirip üç kere "voltran" diye de bağırabilirler,yanyana dizilip "şaka yaptıık şaka yaptıık tey tey" diye halay da çekebilirler.ayrıca; (bkz: sirkeci postanesi)

yeni bir konsey, cikabilitesi yuksek yeni catişmalar --- spoiler ---ve polat'in daha ilk bolumden bu yana gordugu ruyanin* gercekte ne anlama geldiginin anlaşilmasi --- spoiler ---ile daha da boka sarmiş bir dizidir. elif kizin sevdiceginin aslinda olmedigini ogrenmesiyle birlikte boka sarma katsayisi artmistir. bu gidisle sozluk daha nasil aforizmalara mekan olacaktir bilinmez, bilinemez...

(bkz: fuhuş baronu)

özel tim adı altında polonya halk dansları ekibindeymişçesine sekerek yürüyen mallar sürüsünü bize izletip aklımızı alan dizidir..yapmayın, etmeyin..yazıktır..

bu haftaki bölümünde bir acele posta servisi eşliğinde bir zarfın hikayesine tanık olduğumuz dizi.

spastiklerden kurulu özel timi ile komedi kategorisinde de gönüllere taht kurmuş dizidir.

reklam arasinda girilen entrylere bakılarak..pek çok yazarın,midesini bulandırsa da..olaylara ve repliklere götüyle gülse de..bu diziyi izlemekten vazgeçmediği aşikardır..*

tilki andre ninayi 2 kursunla öldürmüştür. ama tam o sırada meydana gelen paralel evrendeki bir kırılmadan dolayı nina da 3 kursun deliği gorulmektedir. (bkz: hayırdır inşallah)

çiçek toplamaya giden afacanlardan oluşan bir adet swat tim olan dizi. o nası hoplayıp zıplamaktır öyle. neşe içerisinde ev basıyorlar..

yönetmenin, evi basılan ev sakinine ne söylediğini çok merak ettiğim dizi..-bak güzel arkadaşım, bu özel tim mensubu rolündeki arkadaş senin evine dalacak, kapıyı langadanak açacak, elinde de nah benim boyum kadar bi tüfek olacak.. evine girecek etrafı dağıtacak, arayacak edecek sonra sittir olup çıkacak gidecek.. -abi ben bu adam eve girince tepki vermiyo muyum?-yok hayır sen sus izle adamı -e abi nası evin erkeğiyim ben?-sen öyle takıl.. hafif bi pamuk erkek ol sen ses çıkarma..-(evin hanımı rolundeki abla)bari ben "çamurlu ayaklarla girme pis herif" diye bağırsam?-yok yok bozmayın siz sahneyi..-eh peki..

(bkz: quo vadis)

(bkz: eksi sözlük konseyi)

hiç oturup da seyretmediğim yalnızca ve yalnızca fragmanlarından gördüğüm, çekim kalitesi bakımından acayip kötü olan ayrıca da o esmer olan çocuğun, (estetik ameliyat olup başkası olan) rol yapmak namına fragmanlarda dahi "0" kabiliyet sergilediğie şahit olduğum dizi. eeee hani izlemiyordun nerden biliyorsun o adamın ameliyat olduğunu diyenlere şöyle söyleyeyim, onu da yeni öğrendim, bir arkadaşıma fragmanlar geçerken "bu kim, bu kim, peki bu kim....?" diye sorduğumda öğrendiğim kişidir kendileri.çekim kaliytesi çok geride olmasına karşın dolu insanı ekran başına topluyor bu da demek oluyor ki; insanlar bir alışınca kalite filan gözleri görmüyor önemli olan konunu devamı ve adrenalin...

omer babanin selam verene zarfin gittigi adresi vermesi ortama bir renk, bir tat, bir doku getirdi.

bugün itibariyle iki defadır bir bi tarafları kalkan kılıç beylerin karahanlı beyler tarafından oturtulmasıyla "çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncü de nereye kadar?" sözünü hatırlatan dizi.

kahvaltı sahnesinde kılıç amcanın kılıç yarasının unutulduğu dizidir.

polat ın çok gizli bir belgeyi yakmak yerine beraber duşa girmesiyle beni şaşırtmış dizi, daha sonra da mürekkepleri akmış* defter yapraklarını hilton un boğaza nazır balkonundan savurması da ayrı bir şaşkınlık kaynağıdır. halbuki yaktığı defterin küllerini istanbul semalarına savurması çok daha anlamlı olurdu kanımca. bir de defter yaprakları yerine bi tomar cillop gibi birinci hamur a4 kağıdı savurması da gözümüzden kaçmadı yani.

duşa birlikte girilen defterin ıslak yapraklarının hilton balkonunda saniyeler içerisinde kupkuru oluşuna ve havada eşsiz dağılışına şahit olunan dizi.

kılıç:varlığın nedenini fenomen olarak kabul etmekistiyorum ben..konseye bunu sunucamkarahanlı:ruslar buna çok şaşıracak..kılıç:kurt ulursa kuzu yavrular korkusundan..karahanlı:ben konseye samatyayı almayı düşünüyorum..zirvelere renk gelir bence..ne ööle yeni birini alırken anca eğleniyoruz el öpme falan..kılıç:samatya gelir konsey dirty dancing setine döner..olmaz ama..karahanlı:aforizma yapıcam bak şimdi sözlükte yazıcaklar..kılıç:buyrunsayın karahanlı..karahanlı:şu entry kötüleme mafyasının baronunu bizim konseye transfer etmeliyiz..acilen..hadi kötüleyin len hadi..hadiiii...kılıç:çoktan tespit ettirdik yerini..helikopteri söylim mi getirsinler..karahanlı:hapşırmasın mümkünse..bi tanesi yetio zaten başımıza..

(bkz: itler vadisi)

bugun kabus gibi dakikalar yaşamama vesile olan dizi. şoyle ki;bir arkadaşimin cepten aramasi uzerine odunc aldigim kitabi vermek uzere yurt kantinine indim ve ic taraftaki masalardan birine konuşlanmiş elemanin yanina gittim. muhabbetimiz birazcik uzadi, neyse tam ayriliyorum etrafimi boyle karizmatik karizmatik(!) duruşlu bir suru adam sarmaya başladi. yahu noluyor ne bitiyor derken butun yollar kapandi, koca kantin doldu ben onca adam arasinda ortada kaliverdim, cikmak ne mumkun.meger ben gittigimde kurtlar vadisi yayinlaniyormuş ve reklam arasiymiş. ulan sinemaya gelmiş gibi izliyo amcamlar, reklamlar bitmiş, ciş molasina, cips almaya giden bir suru yagiz delikanlimiz da diziden 5 sn kacirmamak icin olanca hizlariyla yerlerini almişlar. olan bana oldu tabii, korkuyorum şimdi cok etkilendim, akşam kurtlar konseyi falan girer herhalde kabuslarima.

uluslararası casuslu masuslu, bol aksiyonlu, tom clancy romanları tadı yakalnmışken bir anda bay yanlış ve doğru ahmet formatında bir hükümüet propogandasına dönmüştür. işbu dizinin türkiyede asıl oy potansiyelini oluşturan kesimin tamamı tarafından izlenildiği dikkate alındığında çok kurnazca bir hamledir.

83. bölümdeki özel timlerin operasyonunun hiç özenilmeden çekildiği anlaşılan dizi. "tim" elemanları binbir şebeklik yaptı resmen. fakat tilki karakteri gerçekten başarılı; bi ara tilkinin çekirge gibi zıplayan soytarıları teker teker vurmasını dilemedim, hatta bi ara bu mal timlerin tilkiyi öldürebilmesinden korkmadım değil, o derece yani...*

yine "baba"dan arak yine babadan arak..çift kanatlı kapının kanatları kenetlendi.gelecek bölümde camdan helikopter girerse şaşırmamalı..

akrep bekir 'in konsey kapisina bastonunu yerlestirip, kapidan cikisi bir anlamda iptal derek 84ncu bolumde bir nevi godfather 3 pusu sahnesi yasatilacagi dusunulen dizi. muhtemelen iceri zehirli gaz falan atilacak, tum konsey oldurulecek. ilerleyen bolumlerde akrep bekir ve tilki andre karsilarinda polat ve ekibi mucadelesi gorecegiz.

gün itibarıyla sarma sigaraya bambaşka açılımlar getirmiş dizidir.. tilki andre'nin bu gazla bütün rus klasiklerini bitirmesini diliyorum..

83. bölümde sofi, anası ve kılıç'ın birlikte kahvaltı ettikleri sahnede kılıç'ın yüzünde yara izi olmadığı tespit edilmiştir. adam hep aynı makyaj faslından sıkılmıştır besbelli. zaten yara her bölümde farklı boyutlarda karşımıza çıkmaktaydı. senaryo içine yerleştirilen bir cerrahi operasyonla kurtulması tavsiye edilebilir. efe'yi bulamadığından dolayı duyması gereken ızdırabı yine bölümde geçen hz. ömer'in sakalındaki beyaz tele gönderme yapacak bir katakulli ile başka tarafa kaydırıp kurtarmak gerekir bu adamı.

sabaha karşı dans pistlerini çevreleyen hologramlı arazi

safiye karahanli 'nin abazaligin doruguna ulastigi dizi. kizi eve hapsettiler. o da kendini mecburen internete verdi. ilerki bolumlerde fox nickli eleman ile bir sanal yaklasim olursa sasirmayalim.

setine siddetli bir yagmur sirasinda paratonersiz minare dikmek istedigim dizi, evet.

komedi oldugunu sandıgım dizi.zira 15 dakika boyunca dizide nekadar erkek karakter varsa birbirlerinin elini,yüzügünü filan öpmesinden bu sonuc cıkıyor.bir de,diziyi izleyenleri aptal yerine koyuyor olacaklar ki şöyle uyarılar var,dizi başlıyor,dizi reklam arası veriyor..

son haftalarda elif'ten sonra safiye'nin bunalımlarını da çekeceğiz galiba düşüncesi uyandıran dizi. bu filme 1 kadın bile fazlaydı ikincisi nerden çıktı diyoruz. amma velakin yeni saç modeliyle safiye elif'i sağda sıfır bırakmayı becermiştir.

bize chat ortamında tavladığımız kızların aslında o kadar da tav olmadığını anlatan dizi.(bkz: hepimiz samueliz)

dizi senaristinin televizyonda bir tartışma programında dizideki şiddet unsurlarının azaldığını söylediği haftaki bölümde mematinin bütün kemiklerinin kırılarak çöpe atıldığı , sonraki bölümde de rus konsey üyesinin dövülerek domuzlara yem olarak atıldığı dizi..

83. bölümüdeki özel tim elemanı olarak seyirciye yutturulmaya çalışan kişilerin rollerine counter strike oynayarak çalıştıkları bariz olan dizi. bari yarım saatinizi ayırıp swat 4 oynayaydınız da öğreneydiniz nasıl olurmuş özel tim.ayrıca tilki andre'nin hikayeye dahil olması ile yeniden heyecanlanmıştır.

diziyi hiç izlememiş biribaşlığı başından sonuna okuyabilecek kapasitede(!) ise,dizinin gelmiş geçmiş tüm senaryosunu anlayabilir."kim, ne, nerede, nasıl, ne zaman, neden" soruları gayet açıklayıcı bir şekilde cevaplandırılabilmiştir. (bkz: 5n 1k)

cerrahların ameliyat sırasında konuşmaktan iş yapamadıklarını gösteren dizi.. "ulan adam ölüyor orda siz vıdıvıdıvıdı laf çalıyosunuz, sonra n'oldu çakır öldü geçmiş olsun, kovdum lan hepinizi, siee" demek gelir o kareleri izleyen insanların içinden..

çakir vuruldugunda küçük kizinin aglayarak uyanmasiyla verilen fenomen esprisi iyi olmus diye düsünürken, kötü haber kurtlar vadisi'nden hemen sonra atv'de baslayan bir istanbul masali isimli diziden geldi. duydugum kadariyla orada da bir araba havaya ucmus, yaralilar arasinda da bir kiz varmis ve annesi tam o esnada "eyvah kizim" nidasiyla uyanmis ve herkes hastaneye kosusmus filan... demek ki yapimcilar fenomen is yapar abicim havasindalar ve bu ayak bir klişeye dönüsmüs. gönül isterdi ki kurtlar vadisi bu fenomen ayagina yatmasin. tüm dizilerde bir hastane olayidir gidiyor. yetkililer buna bir care bulsun. postane, pastane, eczane gibi diger hanelerden de yararlanilsin. bir de polat çakir'in nerede oldugunu nasil bildi? halit adres mi verdi de biz duymadik. orasi anlasilamadi. halit adres verdiyse bu cok sacma diil mi?

tamahkarlığından kendi kendini tüketmiş olan dizidir.

bari en azından paintball oynamış birilerinden özel tim kurulsaydı diye düşündüğüm dizi.hadi dizinin karizması neyse de, esad'a ve doğu bey'e yakışmadı.

hakkındaki olumsuz entrylerin doğrudan yazarın en sevilmeyen entryleri arasına yollandığı dizi. ssg dizinin severi olarak bu iş için kod yazmadıysa, kurtlar vadisi için gönüllü olarak entry kötüleyen fanatikleri olduğunu sanıyorum. ben şahsen düşüncelerini dikkate alıp -birinin yapıcı olmasına bile çalıştığım- eleştirel entrylerimi silmiş bulunuyor (edit:delikanlı değilim, asabiyim ben) ve nihai fikirlerimi beyan etmek istiyorum:osman sınava ait eşşiz bir yapıt. türkiye'de mafya, derin devlet nedir bilmiyorduk. bazı işlerin şiddetle, korku saçarak yürüdüğünden haberimiz yoktu. seni mermi manyağı yaparımları haber bültenlerinde izlememiştik. sağolsun hepsini bizlere gösterdi, hatta çoluğumuza çocuğumuza izletme şansını bizlere tanıdı. şimdi çakır öldü mü ölmedi mi onun merakı içinde kendimi yiyorum. sevenleri üzülmesin, alo fetva hattını aradım cennete girebilir mi diye, allah bilir dediler.

--- spoiler ---iki konsey arasındaki öpüşme merasimi farkı, konseyler arasındaki yapı ve anlayış farkını da işaret ediyor. o kabak kafanın çar olarak kaç nefes alabileceğinden pek emin değilim, hatta ölümü de bastonlu, asabi bakışlı amcanın (silah baronu) elinden olabilir pekala.bu arada tuncay bir maraza çıkaracak diye bekledim, yapmadı deve, paşa paşa öptü bilumum mikroplu elleri. ah konsey sen nelere kadirmişsin...--- spoiler ---

haftaya yayınlanacak bölümünden sonra istatistiklerde alabildiğine entry iceren basliklarda ilk 10 a girecek olan dizi.

diziyle ilgili yorumlarda sleyman çakır ve kendisiyle bağlantı kurulduğu iddialarını bir basın açıklamasıyla reddeden alaattin çakıcı'nın savunma tezi olarak "ben kimsenin elini öpmem" demesiyle beni yarmış, senaryoyu ciddiye alıp böyle bir açıklama yapma ihtiyacı hissettirmesiyle beni düşündürmüş yapım.

son bölümde tilki andre denen şahsın son derece insancıl birisi olduğu ortaya çıkmıştır. zira o hoplayıp zıplayan özel tim elemanları benim karşıma çıksa, şu halimle bile hepsini tokatlaya tokatlaya gebertirdim. adam hepsini allah'a havale etti, bindi bagajına gitti. helal olsun.

aldım verdim ben seni yendim tadıyla bütün odaları tarayan özel tim elemanlarıyla bizleri muhattap bırakmış dizi. tam kızacaktım ki, baktım adamlar normalde de öyle yürüyorlar bişey diyemedim o yüzden. lan hadi odalara bakarken öyle yürüyorsun tırım tırım; işin bitmiş daha ne paytak paytak yürüyorsun amın düdüğü.

rtükün şebeğe çevirdiği dizi,eskiden kafa kesilirdi şimdi tırnak kesiliyor.

sevimli kahramanlar, yani oda arayıcıların çok harika özelliklerini bize göstermiş bir dizi oldu kurtlar vadisi, ben de yatağımda rahat uyudum akabinde. efendim oda ararken nerelere bakıyoruz şimdi sırayla check edelim (bkz: check etmek):* odanın içi. evet, doğru tahmin, odanın içine bakın. ama yavaş yavaş girin mesela odaya, ışığı yakın, sağ ayakla girin lan, caiz değil sol ayak.* varsa bir yatağın altı.evet evet, 1.90 boyundaki bir adamın bebek karyolası altına sığacağı düşüncesinden hareket etmeyi unutmayın. maşallah. ama yine de kızmıyorum. * oda eğer banyo ise lavabonun içi.yuh. yuhhh. ne diyeyim...? ha?* mutfaktaysanız dolapların üstü.oha. ne ışık tutuyosun dolabın üstüne eşşoleşşek? kedi mi arıyosun?* koridordaysanız bisikletlerin arası.anladım evet bakılacak bir yer, ama aydınlık bir koridorda, gayet ayan beyan ortada olan bir mekana, silah ucuna monte edilmiş el fenerini tutup, yetmiyormuş gibi onu sağa sola sallamanın ne anlamı var be hödükler? ne anlamı var?* kapının arkasına bakmadan odanın küçük köşeleri felanları filanları.be eşşek sıpası, ben saklanan adam olsam, seni bir kere öldürmekle de yetinmezdim herhalde. ama film icabı bak. şaka yani. şakacıktan. ama sen de şakacıktan oyuncu olma, adam gibi oyuncu ol biraz di mi? hiç mi askerlik yapmadın? hadi askerlik yapmadın, hiç mi mustafa altıpatlar filmi izlemedin.... sinan çetin? yuh... izlemedin mi? yuh...* arabaların bagaj kapaklarının üstü.be adam, be manyak adam. kedi aramadığını iddia ediyosun, ne diye arabanın içine bakmadan önce bagaj kapağının üstüne bakıyorsun?ya of ya. sıkıldım.

polat'ın hilton otelinden savurduğu temiz a4 kağıtlarının sarayburnu'nda taksinin camına yapıştığını görmemize vesile olmuş dizidir aynı zamanda. istanbul'un üst hava akımları meşhurdur zaten.

zap sırasında polat denen adamı elbiseleriyle duş alırken gördüğüm dizi. "hey allahım, peki şimdi ne olmaktadır?" diye biraz bakayım dedim. sonra polat üzerinden sular döke saçıla salona geldi. salonda memati oturmakta idi. (temel karakterleri biliyorum şüphesiz) bu duruma -haklı olarak- bir anlam veremeyen memati, "abi nedir" filan diye sordu, polat konsolun üzerinden bir defter aldı ve "elbiselerimi çıkarmayı unutmuşum" dedi. muhakkak ki bütün bu işlemlerin devlet ve mafya kültüründe derin bir manası vardır ama ben çözemedim. başka bir kanala geçtim. acaba hata mı ettim..

83 bolumunu izlerken artik polat elif'i becerse de, elif de rahatlasa seyirci de rahatlasa dedirten dizi. illalah dedirtmistir artik.

--- spoiler ---sofinin yazisitigi kisi nin tilki andre olma ihtimali cok yuksektir. istanbul a gelmekten bahsediyordu yazismalarda ve geldi de. zaten nick i de fox dur dikkat edilirse. belki de diziler hakkinda fazla ayrintili dusunmek bunyelere zararlidir.--- spoiler ---

yeni bir dikey hiyerarşi görmemize vesile olmuş dizi *

ayrıca rus baron'un otururken göğsünü sola doğru çevirdiği, sol elinin sol dizine sağ elin ise sağ bacağının yanına koyduğu dikkat çekmiştir. böyle giderse bu adam baron maron olamaz omuriliğinde acaip bir deformasyon oluşur.. ayrıca polat bunların tümünü bir gecede öldürür. hatta polatın bir gecede adam öldürme ortalaması 6 olduğuna göre rus konseyini yarım gecede öldürür gerisi kar kalır..

polat efendi duşta üç kere hapşurmuştur. olay muhtemel bir afyon patlamasını işaret etmektedir. daha önce vuku bulan hadiseler uyku sersemliği olarak değerlendirilmelidir. uykusuzluk sersemliği olarak da değerlendirilebilir. babasının kim olabileceğini öğrenmiş olmanın sersemliği olarak değerlendirilse bile olur. gizli belgeyi imha etmek için duş aldırıp istanbul semalarında uçurmak ise angutluk olarak değerlendirilmelidir.o değil de, memati az daha araya gidiyordu, bir şişe devirdi, hayatını kurtardı. o defteri okusa neler olurdu bilemiyorum.

derin devlet diye bi olaydan haberi olmayanların kahvelerde milletin toplanıp izlediği rezalet bir mafya dizisi diye nitelendirdikleri bi çok gizli kalmışları tam bir açıklıkla olmasa da şu ana kadar anlatılmış en cesur dille anlatan belgesel nitelikli dizi.bu konuda esaslı 1-2 kitap okumayı deneyenler eminimki ''vay be türkiye'de neler oluyormuş diyip bu diziye daha farklı bi gözle bakacaklardır.

polatın ceylan da duş alarak konaklayıp, nasıl olduysa hiltonun kapısından oteli terk ettiği dizi. abdülhey kendinerine ateş açan polise karşılık vermek isterken "bırak işlerini yapsınlar" diye uyarılmış ele geçirilen siyah defterin sayfaları hilton otelinin balkonundan sarayburnuna kadar fırlatılabilmiştir.

--- spoiler --- tanıtım kuşağına göre anlaşılmaktadır ki; artık polat karahanlının kabusu olmaya başlamıştır.--- spoiler ---

19 mayıs tarihli bölümün ardından girilen entry sayısının, daha önceki bölümlerin ardından girilenlere oranındaki düşüşe bakılırsa, müdavimlerini gerçekten de sıktığı, muhaliflerinin de artık yazmaya bile değer görmediklerini düşündüren dizi.

dizi 1 hafta oynamadı diye kızdım köpürdüm ama gâlibâ bu ekibe* bir bölüm için 1 hafta yetmiyor ve eskisi gibi kaliteli iş çıkaramıyorlar. yâni evet, ölümü gösterip hastalığa râzı ettiler beni, tamam, iki haftada bir olsun da biraz daha özen gösterilsin diyesim geliyor izledikçe.bir kaç hafta önceki bir bölümü 21:45'te falan başlayıp gece yarısına yakın bitmişti, doya doya izlemiştik. o haftadan sonra bölümler yine 21:35-21:45 arasında başlıyor, çabucak bitiyor, bir de her reklâmdan sonra geriye sarmaya başladılar, tamam bu bâzen hakikaten iyi oluyor, 20 dk. yayınlanan dizi parçası sonrası 5 dk. "bu bir reklâmdır" ibâreli, 5 dk. düz reklâm, 5 dk. daha "bu bir reklâmdır"'lı fasaryalar, 5 dk. da sınav'ın sunduğu hayat bilgisi'nde bu hafta, bilmemnenin sunduğu yağmur zamanı (yağmur zamanı çarşamba akşamları oluyor zannedersem, dolayısı ile 6 gün önceden bir sonraki bölümün parçaları görülüyor ama kurtlar vâdisi'nin fragmanlarını ancak o gün görebiliyoruz) şöyle böyle derken diziyi unutuyoruz. işte bu geriye sarmalarla bile dizi daha erken bitmeye başladı ve yapılan işin de özensizliği iyice arttı. eski bölümlerin hatırına tolere edilebilecek şeyler de var ama dünkü bölüm o kadar reklâm geliri kazanılabilecek bir bölüm değildi bence.yine önümüzdeki haftayı iple çekiyoruz o ayrı mes'ele de, böyle bu kaliteyle git git nereye kadar gider bu iş be selo ?

dünkü bölümün özetlerini seyrederken kardesimin dikkatini birsey cekti. nina ormanin icindeki kulübede iken bir sahnesinde yapilan yakin cekimde tirnaklari ve dolasiyla ojeleri gözüküyordu. polat'in hücresinde tam olarak ne kadar kaldigi tam net olmasada nina'nin ojeleri yerli yerindeydi. ne gecen zaman süresi icerisinde uzamasi gereken tirnaklarin diplerinde ojesiz bölge vardi, ne de ojelerinde bozulma vardi. sanki hanimefendi manikür, pedikürden yeni cikmisa benziyordu.

citayi o kadar yukseltmistir ki bu dizi; insanlar artik elestirirken oyuncularin parmaklarindaki ojeye, daha dogrusu ojeli bolgeye dikkat eder ve oralardan bir acik yakalamaya calisir hale gelmistir. ozel tim denince aklina hemen counter strike oyunundaki ya da amerikan filmlerindeki tipler gelen zihniyet de sagolsun bi guzel elestirmistir operasyon sahnelerini. ha bir de arama yapilirken evin icine daldiklari halde evdekilerin seslerini cikarmamasi da epey tepki cekmis gibi gorunuyor. simdi bir sormak var bu tepkiyi verenlere: gecenin bi yarisi kapiniz calinsa ve iceri langadanak kar maskeli ve tam techizat silahli bir tip daliverse, hararetli bir sekilde evi aramaya baslasa... allah askina kac kisi cesaret edip de "yahu kimsin sen hemserim? neariosun bizim seadet yufamisda?" şeklinde bir cumle kurabilir cok merak etmekteyim...(bkz: helal olsun)

acem kizi türküsünü de yavaş yavaş repertuarina almakta. ben bu türkünün estigi sahnelerde daldiiiim gittim, o sahnelerde ne oldu, hatirlamiyorum. hayirdir inşâallâh.

erhan karakterinin acilen bir cinayete kurban gitmesi veya aşk hayatının acilen bitmesi gereken,serdar akaryönetmenliğine geldiğinden beri sıkıcı olmaya başlayan dizi.

hiltonun camından savrulan kağıtların sarayburnuna kadar gitmesiyle hezarfen ahmet çelebi yi bizlere hatırlatan dizidir, zira o da evliya çelebinin mübalağalı anlatımlarına göre galata kulesinden salacak kıyılarına kadar uçmuştur ki neredeyse aynı mesafedir.

baron'un 2-3 ay içerisinde ruslar tarafından öldürüleceği konuşulmaktadır. baron da ölürse tek karizma kişiliğini kaybedecek dizi.

oruç ve ramazan konusunu dün akşamki bölümünde biraz kör göze parmak tarzında "işleyen" dizi. naaptın osman amca ya, abarttın sanki biraz?bu arada, yeni sezonda elif'in rahatsızlık verici bir tip olmaktan çıkıp bir işe yaramaya başladığını fark etmiş bulunuyorum. abidin'in deve tuncay'ı çileden çıkaran tuzsuzlukları hoş, amma illâ memati'nin bakışları... aşkolsun gürkan bey!

çeşitli sahneleri ile yaran** dizi. örneğin son bölümünde tuncay ile abidin iftar sofrasındadır. aralarındaki diyalog şöyle geçer..abidin: -abi hurma ile aç. sevaptır.tuncay: -bunları yıkadın dimi iyice.abidin: -üç kere suyun altında geçirdim abi. (tuncay gülerek yemeye başlar. bu sırada abidin devreye girip olayı bitirir.)abidin: -abi dışını yıkadık ama ya içinden kurt çıkarsa napıcan. nimettir tüküremessin de..(tuncay abidin'e küfer eder gibi bakar ve yüzüne iyi bir ekşime iner)

duvardaki "hayat bugundur" (ya da onun gibi birsey) yazisi bana guzel bir filmi hatirlatti. vcdsi bir yerlerde olacak, dur bir ara tekrar izliyeyim. eski bir sevgiliyi yer gibi...(bkz: circle is not round)

bu haftaki bolumunde bizlere konsey'in baron gelmeden evvel sinifta ogretmenlerini bekleyen lise ogrencileri gibi geyik cevirdigini gostermis dizidir. iki haftada koskoca konseyi hababam sinifina , o karizmatik halo'yu da inek saban'a donderdiler ya, ben ona yaniyorum.

en nihayetinde polat alemdar kişisinin esas amacinin baron'u yoketmek degilde onu şamar oglani moduna sokmak oldugunu anlamiş oldugumuz dizidir. bu gidişle daha cok oynayacaktir mehmet karahanli ile.

halo'nun bir afrika ulkesi ve kirmizi pasaport durumu, benim son aylarin getirisi sahsi tekrar dusunmeme sebebiyet veren, acaba babasi halo mu yoksa kirve mi diye dusunce evrimine girmeme sebep olan; feraye'nin görevini basariyla yerine getirememesinin de senaryoda degisiklikler yapilmasina bagladigim kurgusu agirlikli gerceklere dayanan dizi.

polat alemdar'ın son bölümde barondan resmen başkomutanlık yetkisi istediği dizi. polat alemdar'ın dediğim dedik kestiğim kestik, sözümden çıkılmayacak, sözümden çıkanın bilmem neresini keserim moduna girmiştir son bölümde.

kes-kopyala-yapıştır dizisi..son bölümde, vanunu ve polat arasında geçen muhabbet "sivil örümceğin ağında" isimli kitaptan birebir tırtıklar ihtiva ediyordu.ama milletimiz kitap okumak yerine, gidip de memleket üzerinde dönen dolaplardan ancak böyle üçüncü sınıf prodüksüyonlar üzerinden haberdar olma yetisindeyse, yapımcılara da kesmek, kopyalamak ve yapıştırmak düşer..not: üçüncü sınıf prodüksüyon hitabını bu yıl ki bölümler için kullandım.osman sınavlı dönemleri tenzih ediyorum.hakaret olarak algılayan ve bana kızan insanlar, madem diziyi bu kadar çok seviyorlar, mümkünse bir şekilde ilk bölümleri izleyip şimdiki bölümlerle mukayese etsinler.editt: rahmetli sadri alışık'ın turist ömer karakteri geldi birden aklıma.bir yerde turist sütçülüğe soyunuyor.gidiyor mahalle çeşmesine süte ucundan su katıyor.o esnada çeşmede bidonlarını doldurmakta olan bir adam bulunmakta.şakaloz şaşkaloz turiste bakıyor.turist gidiyor biraz dağıtım gerçekleştirdikten sonra, yeniden çeşmeye geliyor.bidonlarını doldurmakta olan eleman halen çeşme başında...turist yine suya vuruyor.birkaç sefer daha bu böyle oluyor.en sonunda turist yolunu alırken çeşmenin başındaki elemanın ağzından şaşkınlıkla şu sözler dökülüyor:"vay anasını be!!demek bizim memlekette süte su karıştırıyorlarmış..."

(bkz: republic of the podoso)

maalesef serdar akar ın yönetmenliğine gelmesi,senaristlerinin ahanda biz neymişiz meğer moduna girmesi nedeniyle tüm ihtişamını yitiren,sıradanlaşan,yine de bakalım sonunda ne olacak diye izlemeye devam ettiğim tv dizisi.aynı zamanda selçuk yöntem ayrılana kadar canlandırdığı karakter övülmüş,dizinin en doğru karakterlerinden biri olarak gösterilmişken,diziden ayrıldıktan sonra meğerse çok kötü bir insan olduğu anlaşılmıştır.bu da ayrı bir saçmalık olarak beynimde yer etti.

(bkz: zafer parpaoglu)

3.sezonu başlasa da bi kendimize gelsek dedirten dizi

son bölüme kadar her bölüm ihtişamından biraz daha yitirse de izleyici kitlesindeki artış hızını sürdüreceğini düşündüren dizi. senaryosu herhangi birinin ilgisini hemen yakalayabilecek ayrıntılarla öylesine işlenmiştir ki, değil yönetmeni oyuncuları da dizinin zararına çalışsa, vadinin etki alanı genişleyerek devam edecek gibi duruyor. televizyonda durduğu gibi de durmuyor meret. olumsuz etkileri de olur mu bilmiyorum ama bu ülkede yaşananlar hakkında önemli ipuçlar barındıran bu yapım, çok etkin bir mafya'nın palazlanmasına yol açabilecek zeminleri bir bir yok ediyor. bu diziden sonra mafya artık bu ülkede eskisi gibi asla hareket edemez.

(bkz: #7556596)

deve tuncayli,iplikci nedimli konsey toplatilarini merakla bekledigim dizi.konsey konseylikten cikiyor gibi ama neyse seyretcez tabi

-- spoiler --polatın kılıcın elinden çakıyı alıp mehmet karahanlının yanında durduğu kütüphaneye sapması çok süper bişeydir.-- spoiler --(bkz: ne diyeceğini bilememek)(bkz: oha falan olmak)

sağolsun dün gece stv hard boiled filmini gösterdi. bilmem kaçıncı kez izledik, coştuk. lakin sanki bu film bazı yerleriyle kurtlar vadisi'ne yardım ve yataklık yapıyor gibi geldi bana. tıpkı konsey gibi burada büyük bir silah kaçakçısı örgüt var. bunun içine polis sokuyorlar filan... tamam bu 150 tane senaryoda vardır ama buradaki elemanın sonradan tekila ile kurduğu dostluk ve aralarındaki bağ çakır ile polat'ın bağını hatırlatıyor. bir de john woo filmde tekilanın* arkadaşı ama arslan bey gibi nasihatler veriyor bla bla... benzettik işte...

kurtlar vadisi'nin yabancı senaryolara benzerliği düşünülünce, akla gelen tek isim var: donnie brasco. onda da johnny depp italyan mafyasının içine sızmakta, senelerce mafya tetikçisi gibi yaşamakta, hatta mafya yaşantısını kendisine yakın bulmaktaydı. kendisine bir de akıl hocası -al pacino- ediniyor, onu da abisi gibi seviyordu.

bu hafta fragmanı yayınlanmayan dizi. çakır kesin gidici.

ele geçirilen cd lere bakılırken, -senin beğendiğin hatununda arka sokaklarda üstünden geçmeyen kalmamış mamati..şeklinde gülben ergene de laf sokulmuştur...(bkz: arka sokaklarda neler oluyor)

bu bölümde çakırın ölmesine kesin gözüyle baktığım dizi, tahminimce polat çıldırır, bu bölümü de polat'ın silahı testere'nin kafasında bitirirler.

tekrarı korkarım artık ne boksa. dün akşam katlandık tekrardan, neyin nesidir şu dizinin büyüsü diye izlendi, yok işte; oyunculuk sıradan, sahneler ikinci veya üçüncü sınıf amerikan sinemalarından apartılmış abartı sahneler, kurgu tırt, kesintisiz bir mantık arızası, ameliyat olan lavuğun kankası kılığındaki tomruk oyuncu muhtemelen sadece büyük tuzak adlı zamanın taşşaklı dizisinde ki vincenzo terranovaya - alemde ken wahl diye bilinir- olan benzerliği yüzünden seçilmiş, belli. mafyaymış. normal şartlar altında kitlelerin bir kaşık suda boğabileceği adamların canlandırıldığı bu ve benzeri dizilerde elemanlara alkış tutmak, tartışılması gereken bir baska konu. sanırsam önümüze her bok diye konanı hap diye yutmamızın altında tv'nin o çok küçümsediğimiz, ama zifrimizi siken gücü var. kaldı ki mafya demez alemde kimse kendisine ve dahil olduğu gruba, çete sıfatını gazete ve resmi makamlar kullanır. bu kişilerin tamamına yakını kendisini iş adamı diye addeder ve böyle bilinmesi için insan üstü bir çaba harcar. polis ile olan ilişkilerinin dizideki gibi olduğunu zannedenlerin ise saf zihinlerinin bulanmamasını hep böyle kalmalarını niyaz ederim allah'tan.bu bir işadamı entrysidir

reyting cambazı osman sınav ın bir " tuttu" projesi daha ...maalesef....asıl konu zaten kurt kaynayan bi memlekette ilgili haberlerin es geçilip , ciddi tartışmalara bulaşılmayıp aynı olaylar tersten, magazin ve manipulatif senaryolar ile sunulduğunda ilginin tavana vurması.hayatlarını söndürdükleri genç sayısını bile bilmeyen adamlar mecliste, şirketlerde, basında memleketi yönetiyor, aloooooo, kurt mu arıyorsunuz daha??..

süleyman çakır ın öldüğü dizi. önümüzdeki günlerde polat kesmedik kafa bırakmayacaktır o ayrı tabi.(bkz: başımız sağolsun)

yaşlı amca elindeki paketi teslim etmek için postaneye gider:-merhaba..+merhaba...-en hızlı nasıl gider evladım?+aps ile efendim.-...+5 milyon (kamera parayı çekiyor)-...+buyrun paranın üstü (kamera 1 milyona zoomluyor)-teşekkür ederim..ben teşekkür ederim .mına koyim.bunlar da 3 dakikalık bir sahne teşkil ediyor!neydi nooldu dizi be?yıkıldı viran oldu teeey tey...

(bkz: kurtlar vadisi role playing game)yasal uyari: (bkz: frp olduruyor)

(bkz: kurtlar vadisi ve felsefe)

kürt bedo, froyd, laz mütahitne oluyo lamn!sıradan kesiyorlar.sonunda halit'e biad edecek adam kalmayacak böyle giderse...bu nasıl bir heyecandır kardeşim.

polat beylerin hasta olunan magnum marka silahinin horozunun ignesinin bulunmadigi gorulmus, "tum catisma sahnelerinin karizmasi da boylelikle yerin dibini boylamistir" diye duşunulurken, sozkonusu silahin "ateşleme ignesi"nin horozda degil de benim araştirmadan yazan zihnimin bi koşesinde sakli oldugu anlaşilmiştir an itibariyle..*

hekimoglu turkusunun suleyman cakirla artik bir hayatim boyu ozdeslesmesine sebebiyet verecek dizi olmustur. suleyman cakir karakteri her kotunun icinde bir iyi, her yanlisin icinde bir dogru oldugunu ezberimize altin harflerle kazitmistir.

bugünkü bölümü 21.45'de başlayıp 00.15'de biten dizi. oha bu reklamlara oha.

netekim durum budur :service unavailable

fan sitelerinin bile şu an ziyaret edilemediği dizidir.

bu aksamki bolumunde sarfedilen şerefine sokayim , sapık piç kelimelerinden ve direk kafaya kursun sıkılması sahnelerinden sonra rtukten uyari veya kapama alacagini tahmin ettigimiz dizi.

sitesindeki "sizce polat elinden geleni yaptı mı" anketiyle yarmıştır..

"gaybı yalnızca allah bilir" denilerek gayb hususunda tahminlere girişilmiştir. bunun yanında hikaye, fal oriented sürmektedir. bu arada infaz potansiyelinin yüksek olduğundan dolayı dünkü bölümün geç saate alındığı anlaşılıyor.

bugun en sonunda dayanamayip "lan nedir bu acaba?" diye seyretmeye niyetlenip, beş dakika kadar zor dayandigim dizi..

film tadında bir temizleme operasyonu yapılan dizi.

web sitesindeki ortalıkta dolanan minik noktalar nedeniyle shockhaberden ayar yiyen dizi..

dün akşamki bölümün kurgusunu beğendim, bölüm boyunca aynı gerilimi sürdürdüler, desteyi iyi karmışlar. başladığı andakine eş bir gerginlik noktasında kestiler yine. sinir hastası edecek bu dizi beni...

baştan sona izleyip en merak ettiğim sahne olan halit'in evine yapılan giriş sırasında uyuduğum, olay bittikten sonra uyanıp izlemeye devam ettiğim dizidir kendileri.. sonuna kadar merak etmemi sağlamıştır halit'e ne oldu diye..

cakirin nesrine emanet ettigi saat yuvarlak bir saatti.sonrasinda nesrinin kolunda gordugumuz saat ise koşeli bucakli bir saatti.nesrin emaneti kaybedince got korkusundan yanliş bir saat aldi yerine sanirsam.

sozlukte geniş bir zumreyi (abartiyorum) her perşembe votka icip seyretme hastaligina bulaştirmiş dizi. uzun surerse 8-9 sozluk yazari ya sirozdan nallari dikecek ya da alkol bagimliligi tedavisi gorecek. korkuyorum.

sağda solda ve ekşi sözlük'te bu kadar bahsi geçtiği için merak edip baktığım ve neredeyse aralıksız çıkan reklamlarla cebelleşmekten dolayı daraldığım dizi. hayır, mafya dizisi diye lanse edildiği için bir önyargım vardı; lakin "mafya dizisi" değil, "reklam dizisi" olmuş. reklam derken, sadece verilen reklam aralarını kasdetmiyorum; esas sorun, dizi akarken altta çıkan reklamların fazlalığı. mübalağasız diyebilirim ki; ortalama her 2-3 dakikada bir alt yazı biçemli reklam çıkıyor. çoğu da cep melodisi reklamı. neymiş efendim; "hekim yaz, 3439* gönder, çakır'dan hekimoğlu melodisi cebine gelsin"miş. bak sen! hem de çakır'dan gelecekmiş. lan adı üstünde; melodi. şarkı değil ki sözleri olsun ve çakır söylesin. durduk yere bu saçmalığa kafayı takıp gerildim. beni etkileyeceğini sanmıyordum; ama hakikaten "gerilim dolu" bir diziymiş.

bir ara başka öldürecek adam kalmayıp ekranda "son" diye yazacaklar zannettiğim dizi.

dizinin son bir aylık dönemde yayınlanan bölümleri bir sinema filmi titizliğinde çekilmekte ve bu nedenle diğer câri dizilere göre daha farklı bir tad vermekte. kurgusu olsun, temposu olsun, özgün müzikleri (özellikle son üç bölümde boy gösteren gerilim artırıcı, arp gibi bir enstrümanla çalınmış olduğunu tahmin ettiğim melodi) olsun ve mafya konseptli hikayesi olsun...ciddi bir emek ürünü.bize arkamıza uzanıp izlemek kalıyor. tıpkı bu güzide sözlüğün "entry" alanına bir şeyler yazıp "yolla" butonuna bastığımda; bunu sağlayan perde arkasındaki emeği, sanatı, özveriyi görmezden gelemediğim, umursayamadığım gibi... sinema endüstrimizin "evet.. canlanıyor.. " denilerek göklere çıkarıldığı bir dönemde "yerli sinema filmi" denemelerine taş çıkartacak bir sanat eseri izliyorum ve bunda dolayıdır ki ekibini, yönetmenini, senaristini kutlamadan, onlara şükranlarımı bildirmeden de geçemiyorum.

dun aksam "bir istanbul masali"yla reklam araliklari bile ayni oldugu icin sinir katsayimizi yukselten dizi. zap manyagi olduk sayelerinde. bunun da osman sinav'in bir istanbul masali'nin ratingini indirmeye yonelik bir girisim oldugunu dusunuyorum.

memati, canpolat gibi tipleriyle izlemesi en zevkli dizilerden biri. bir de kandan vahşetten kaçınmamalarına hastayım.

dün geceki bölümü ile neye uğradığımı şaşırtmış, o şaşkınlık ve ne olduğumu şaşırmışlıkla girmiş olduğum entry'de spoiler hedesi ihtiva etmeme vesile olmuş, okuyan herkesin gıyabımda küfretmesine (öyle hissediyorum, kulaklarım çınladı) neden olmuş, beni bi kepaze edip, bi insan içine çıkamıyacak hale getirip öylece bırakan dizi..(bkz: bir mahçupluk ifadesi olarak kem küm)

gittigim bi cafede * dizi baslamadan bes dakika once gelen garson ' nilufer ve su yilani abla bi istegin var mi ? bak birazdan kurtlar vadisi baslıcak, reklamlar girene * kadar gelemem ona göre' diyerek beni dumur etmisti... boyle bi etkisi de varmıs bu dizinin.. (bkz: oha falan olmak)

osman sınav'dan sonra hemen her bölümü heyecan fırtınası şeklinde geçtiği için bir kısım seyredenler diziyi kanıksamaya başlamışlar hayret ediyorum.oysa sen de geçiştir bölümleri flashback'lerle, aşk meşk muhabbetleriyle be serdar akar, bak kral olmuyor muydun o zaman?osman sınav devam etseydi, dizinin bu raddeye gelmesi en az iki sene alırdı herhalde.

yayınlanmış özetine göre çok güzel, tahmin edilmemiş, ters köşe bir 84. bölüm izleyeceğiz galiba:"akrep bekir, halo vasıtasıyla polat'ın planlarına dahil olmuştur. bu sayede memati, ibrahim ahıskalı ve konseyini yok eder. fakat halo, akrep bekir'e güvenmez. çünkü ona göre bir kere ihanet eden bunu yine tekrarlayacaktır. laz ziya, emeklilik sigortam diyerek, çantasındaki dosyaları doğu bey'le paylaşır. safiye, babasının vakıf işlerini devam ettirmek için samuel'le çalışmaya başlayacaktır. niyeti, oyuna gelmiş gibi görünüp, samuel hakkında bilgi edinmektir. elif, eski işine dönmek ister. yapamayacağını öğrenince soluğu polat'ın yanında alır. laz ziya'yı tutuklatan polat, akrep bekir'i de tilki andrei'nin kucağına atmıştır. akrep bekir'i ismine layık bir son beklemektedir."

http://www.ucankus.com/haberic.asp?pw=9172http://www.ucankus.com/img/cakir_ilan.jpg

mabed sahnesindeki atmosfer ve kostümler itibariyle eyes wide shut tandansına giren, an itibariyle çıkıp baronun elinden tutarak götürecek çıplak kadınları beklediğimiz dizidir. baronun illuminati bağlantısı kesinleşmiştir.

an itibari ile dizi senaristlerinin kafayı yedigini, fazla dan brown okuduklarini anladigimiz dizi.(bkz: illuminati)(bkz: oha)

bugun yayinlanan bolumunde iki defa "polat'in gercekleri aciklama simulasyonu"nu işleme koyarak yuregimize indirmiş dizidir.(bkz: nerde benim dilaltim)

-baron karahanlı... -yes master?-riseeeeee...muhabbetinin bu haftaki bölümle gerçek olduğu, senaristlerin star wars takipçisi olduğunu da farkettiren dizi..

an itibariyle neon genesis evangelion'un son bölümlerini izliyor gibiyim. iç konuşmalar, hesaplaşmalar, gizli örgütler. muhtemelen son bölümlerini anlayamayanlar için end of kurtlar vadisi (bkz: end of evangelion) gibi sinema versiyonları çekilecek muhtemelen.edit:biraz daha ayrıntılı olarak:öncelikle karakterlershinji ikari: polat alemdargendo ikari: mehmet karahanlırei ayanami: elif eylülsohryu asuka langley: safiye karahanlıneon genesis evangelion ilk bölümlerinden itibariyle insanda normal bi mecha gibi duruyordu. aynen kurtlar vadisinin basit bir mafya dizisi görünümünde olması gibi. sonra her ikisinde de karakterleri oturtmaya başladık. her birinin kendi kişiliği vardı. olaylar gitgide karmaşıklaşıyordu. her bölümde birkaç cevap buluyorduk. ama bu aklımızdaki soruları azaltmaktansa çoğaltıyordu.kıtalar ötesinden asuka geldi. patavatsızdı. farklı bir kültürden gelmişti. sonra safye geldi. aynen farklı bi kültürden gelen patavatsız kız.nge'de nerv vardı. bizim konseye karşılık sanki. bi de arada gendo ikari'nin muhatap olduğu daha üst bi konsey bulunmaktaydı. bunlar konuşuyorlardı aralarında ama biz anlamıyorduk. çünkü bilmiyorduk amaçlarını. çok sonraları öğrendik human instrumentality project diye bişi olduğunu. ve kurtlar vadisinde illuminati ile karşılaştık. aklımıza direk gendo'nun o hesap vermeleri geldi. gözlüklerin parladığı karanlık mekanlar.sonra öldürdüler baronu, aynen nerv'nun yerlebir edilmesi gibi.aklımıza shinji geldi. kendi başına bir çocuk iken büyük sorumluluk almıştı. belki bunları rei için yapıyodu belki de babasından gelen genlerin etkisi vardı. polata döndük ardından. onun da kendine göre hedefleri vardı, babasının hazırladıklarını, aslında neler çevirdiğini bilmeden.böyle daha binlerece nokta ama şimşekler nedense bu bölümde çaktı. başkalarında da çaktığını görmek sevindirdi. belki deliyim ama hangimiz bazen değiliz ki.

bu akşamki bölümüyla tarhana çorbasına dönmüş dizi.

içine biraz da a beautiful mind serpiştirilmiş, polat alemdar'ın şizofreniye adım attığı bölümünün yayınlandığı dizi.e o kadar kasılmaya normal tabi.allah korusun basur bile olur insan.

karahanlı'nın ölüm şekli üzeyir garih'in ölümüne çok benzemesiyle akıllara bir sürü soru işareti getiren dizi.

(bkz: oha be prekazi)

cakırın öldürülmesinden sonra polatın ortalığı kasıp kavurduğu gibi bir sonraki bölümde o kukuletalı satanistleri de mermi manyağı yapmasını beklediğim dizi.

74. bölümü hakkıyla anlamış tek kişinin soner yalçın olduğunu düşündüren dizi.

en sonunda icimdeki gizli sooner yalcin kimligini desifre etmis dizidir. (bkz: illuminati/@bustrofedon)

insanlarin icersinde olusmaya baslayan ve disari kusulmaya hazir oehleri bir anda geri yutturmayi basaran dizi. *(bkz: dumur/#5199601)

--- spoiler ---polt alemdar da vinci sifresi ni çözdükten sonra bitecek olan dizi.--- spoiler ---

(bkz: uzeyir garih)(bkz: uzeyir garih cinayeti)

ayin esnasinda trt türkçesiyle, belgesel ses tonuyla metinler okunmasi da komikti, aslinda ayin bastan asagi komikti..

sozlugumuzun harf oyunlu cin entryleri gibi, senaryo oyunlu cin atraksiyonlara ve de gizli mesajlara sahip dizidir. şoyle ki, yaninda koruma olmadan eyup sultan'da ne işi olup da olduruldugu bir turlu anlaşilamayan merhum işadami uzeyir garih gibi, dizinin baronu mehmet karahanli'nin olu bulundugu yer de sultanahmet olmuştur. hem de tipki garih gibi pek cok bicak darbesiyle oldurulmuş olarak. şurasi su goturmez bir gercektir ki; senaryo yazilimi sirasinda turkiye gundemi en ince noktasina kadar ustaca dikkate alinmakta, ve oyle yazilmaktadir. (bkz: bu kadarina pes dogrusu)

son bölümünde işin bokunu çıkaran ve karahanlı'nın ölümü ile sonuçlanan toplantı (?!) da ; bastonlu şahsiyetin doğu bey olduğuna dair kuşkular uyandıran dizi ... "bir kısmı gerçektir ancak çoğu abartıdır" diyenlere (bkz: uzeyir garih) demekten kendimi alamıyorum efendim ...

74. ncü bölüm sonunda mehmet karahanlının cesedini örten son baskı adlı bir gazetenin üzerinde kurtlar vadisi manşetinin yeralmasıyla "acaba dizi bitti mi?" sorularını da beraberinde getirmiştir. kişisel kanaatim dizinin bitmemesi yönündedir. uzayıp, uluslararası bol casuslu falan bir konsepte bürünmelidir.

karahanli'yı mabette yargilayan 7 kisiden birisinin ankarada bakan oldugu dizi. yanlis hatirlamiyorsam bu kisinin 0 ile baslayan kirmizi bir plakasi vardi. akp hukumetinden herhangi bir bakanin illimunati tarikati uyesi olma ihtimali ne kadardir tabi onu bilemiyorum.

mabedteki 7 sahisdan avukat kişi, sesi itibariyle nizamettin güvenç olabilir. ayrıca mabedin sadece türkiye ayağı olduğunu çünkü tüm üyelerin türkçe konuştuğunu varsayarsak dünya başkanlarının adının da dizide geçtiği üzere david rockerfeller olması muhtemeldir.

- "mehmet karahanlı evli ve 1 çocuk babasıydı."

son bolumunu izlemeden once yakinda biter diye dusunurken, bu bolumuyle birlikte, bu sefer de isim degistirip aslanlar vadisi olmasi ve polat'in kukuletali elemanlari temizleme gorevine atanmasiyla devam edecek, hollywood yapimcilariyla uluslararasi bir kimlige burunecek ve kafadan 2 sene daha ekranlarimizda boy gosterecek diye dusundurmeye baslayan dizi.bu dizi turk televizyonlarindaki dizi kalitesini hic bir dizinin beceremedigi [ve bu kafayla giderseler beceremeyecegi] sekilde yukseltmistir.

bugune kadar cok sey yazildi ve soylendi bu dizi hakkinda. en abartilisi, sogancigini beyin diye kullanan organizmalarin siddete bu dizi sayesinde yoneltildiginden dem vurulmasiydi. oysa ki, dizi izleyip siddete basvuranlar, ayni davranislari bu dizi olmasa baska bir bahane altinda geceklestireceklerdi. aldigi reytingler kiskanildikca, diziyle ilgili herseye ve herkese bir kulp takildi. diziye emek verenler yilmadilar, her yeni bolumu senaryosuyla, karakterleriyle, kurgusuyla, cekim kalitesindeki yenilikleriyle ve muzikleriyle yetistirmek icin calistilar. nihayetinde 74 nolu bolume gelindi.bu dizinin bu aksam geldigi kivama turk televizyon tarihinde rastlanmadi. sadece tek bir bolumde boylesine bas dondurucu bir kurguya, daha ilk bolumlerde pek te anlamli gelmeyen konsey acilis torenlerinin illuminati ile baglantisina, aylardir olmesini bekledigimiz karahanli'nin diziden boylesi ayrilisina, devlet- mafya- uluslararasi orgutler zincirinin sunumuna ve daha bir cok ayrintinin islenisine, bir izleyici olarak sapka cikartiyorum. diziye emek verenlerin yogurt yiyisi zaten bir baskaydi, ama bu seferki bambaska oldu.

mabettekilerin tumunun turkce bilmesinin mabedin sadece turkiye ayagi oldugunu gostermeyecek dizidir. zira mabeddekilerin nerelerden nasil geldigini her birinin soyledigi sozlerden sonra anlatildigi varsayilirsa kurtlar vadisinde iz surmek herkesin harci degil sozu dogrulanmis olmaktadir.

izlemedim,izlemiyorum,izlemicem tanımlı bir dizi.

güzel bir şekilde bitirilir ve güzel de bir filmi çekilirse gişede şimdiden gorayı geçebileceğine inandığım dizi

abi (bkz: dündar kılıç) kitabının dizi uyarlaması.

mabettekileri kisilerin yarisinin turkiyeden cikmasi o kisilerin turk oldugunu gostermez sonucuna rahatlikla varilabilecek, bir yeralti orgutunu veya dunyayi kontrol edebilmek icin nerede oldugunun artik su cagda* pekte mana tasimadigininin vurgulanmis oldugu dizi.(bkz: turkiyede yasayan herkes turk degildir)(bkz: ingilizce konusamayan gerizekali turkler/2)

bu kadar heryerlere*** bulastiktan sonra devami icin supheli olabilecegimiz dizidir

bu zamana kadar yalnızca bölük pörçük gördüğüm, ancak bu akşam ilk kez baştan sona izleyip "ah be niye daha önce izlememişim?" şeklinde hayıflandığım süper eğlenceli bir diziymiş bu.zannımca kafalar iyiyken bir miktar dan brown okunmuş, akabinde senaryo yazılmış. artık severek izleyeceğim, hayatıma mimiksiz insan efealipolat fanatiği olarak devam etmeme sebebiyet verecek dizidir bizzat kendisi.

palanın hüsrev ağaya bahsettiği liste "pkk ya yardım eden işadamlari" listesi gibi geliyor bana..bilen bilir..tansu çiller basbakanken "pkk ya yardim eden isadamlarını tespit ettik, onlarla tek tek hesaplaşacağız" şeklinde imalı bir basın açıklaması yapmıştı..

son bölümünde eyes wide shutdan çalıntı yapmış demeyelim hadi de, gönderme yapmış diyelim ya da sinema eleştirmeni gibi takılalım kubrick'e selam çakmış.

herkese göre bir şeyi * olan dizisokakta suç işleyen, özenen, -mış gibi yaşamaya çalışan memleket insanın asla ama asla 74. bölümdeki olayları anlıyamayacağı dizi.onlar daha çok raconları, cımbızla lafları ayıklayıp mümkün olduğunca kendilerine benzetmeyi yeğliyorlar.bu ayini algılayanlardan da olsalardı nice bir memleket olurdu canım memleket. herkes uyanık herkes teyakkuzda.çakıra benzeme sevdası güdenler yerine koltuk altında aydınlatıcı* kitaplar taşıyan tipler gündemi iyi takip ettiği için o metafr senin bu atıf benim kafelerde tartışanlar..way bee..(bkz: utopia)

gelecek bölümlerde polat alemdar; kılıç'ın desteğiyle ve veliahtlık payesiyle baronluk koltuğuna oturacak, önce kendisine itaat etmeyecek laz ziya gibi konsey üyelerini yanındaki diğerleriyle (halil ibrahim kapar, tuncay kantarcı gibi) sindirmeye çalışacak, sonra onları arkalayan ve belki de karahanlı'nın arkasındaki kardeşliğin de desteğini alacak kirve ile uğraşacak, bunlarla eşzamanlı olarak da rus konseyini bitirmeye kasacak hem öldürülen babası hem de boyun borcu olduğu devleti için.

nisan da biteceği söylenen dizi * *

mehmet karahanlı'nın da dahil olduğu merasim bilderberg toplantıları'nı, ankaradaki gözümüze sokulan bakan da kemal derviş'i çağrıştırdı bana.(bkz: bilderberg toplantıları/#1323628)

cok feci fenomen olmuş dizi.izlemeyen bir insandim, cevremde kadinli erkekli "cilginligi" farkedip, "- dur burada var bir iş..." deyip gozlem altina aldim alemi ve diziyi, son 2 bolumunu izledim ozelliklen. tam da denk geldik cakir'in olumu falan. neyse...boyle bir dizinin turkiye'de erkek kesimin cok ilgisini cekecegine kalibimi basardim, normal, ama baktim kadinlarda da feci cilginlik olmuş bu dizi. buna deginmek lazim ozel. buyuk bir aşkla, baglilikla seyreden kadinlara şunlari demek ister gonul:sevgili kadin milleti,romantizmi, nazik erkek, entellektuel, zeki, esprili erkek modelini, gercek aşki arar durursunuz, daha dogrusu vitrininizde bu var. şiddet karşitligi, eşitlik hesabi, feminizm hesabi, bakimli erkek zart zurt. nedir bu kurtlar vadisi tutkusu? izlerken damlattiran şey nedir?elinde silah onune gelene vur kir parcala ceken, parasinin siniri olmayan, kadinin hem doven hem seven, buram buram macoluk lafinin bile hafif kaldigi bir ogreti kokan bu diziye bu merak nereden?ben soyleyeyim."gucetapan"liktir.yoksa biz de mafya oluruz, kadinin ne eksigi var, oradan izliyoruz mu diyeceksiniz?yemezler.

diziyi izlerken, mâbed sahnelerinden birisi sırasında kardeşimle aramızda şuna benzer diyalog geçti:- avukatın sesi değil mi bu ?- hangisi- kazanova'nın patronu yahu, neydi adı ?- ...- nizamettin, nizamettin.- yok canım daha neler..- o tabi- e bu da akrep bekir'in sesi- ha ? nası yani ? ne işi var lan akrep bekir'in orada ?- ne bileyim ? sence ses ayrıntısına dikkat etmişler midir, yoksa sesleri güzel diye mi... ?- bilmem. en nihayetinde türk dizisi, bilemeyiz.yalan rüzgarı'nda jill abbott vurulduğunda annem 1 ay o silah tutan koldaki gömleğin desenini aramıştı insanların üzerinde, bilmiyorum, dizilere çok da kendini kaptırmamak lâzım, beklenen özen gösterilmemiş ise ileride hayal kırıklığı oluşabilir.haa, eğer sadece sesleri güzel diye sesleri kullanılmış ise, belki de dizi yapımcıları bu kadar entryden sonra "ulan adnan abi'nin** sesini tanımışlar, n'aaapsak da güvenç'i tarikata soksak" diye kafa yorup senaryoyu değiştirirler, sonra da olaylar farklı şekilde gelişir, zaman gösterecek artık.

bastonlu şahsın büyükada'dan gelmesinde bir ekalliyet göndermesi olsa gerek.hukukçu şahıs, yanlış görmediysem yeşil yakalı bir cübbe giyiyordu. yaka renklerinin anlamlarını bilmesem de, sultanahmet'te bir makam odası olmasına bakarak hakim veya savcı olabileceğini düşündüm. gözü bağlı, eli terazili heykel adaleti temsil ettiğine göre herhangi bir hukukçunun odasında olabilir. şahıs nizamettin güvenç olmasa gerek, muhtemelen sadece seslendiricilerden tasarruf ettiler. baron'un konseyinden biri o divanda olacaksa, bunun samuel vanunu olması daha muhtemel sanki.

74. bolumunde diziyi 50. bolumden sonra seyreden biri olarak bence zirve yapmis olan dizi. dizi formatinda bize da vinci code, eyes wide shut ve melekler ve seytanlar tadi yasatmis, sokak catismalarindan yola cikan diziyi sonucta tumevarimla uluslararasi mafya boyutuna kadar getirmeyi basarmistir. da vinci code'a dokundurmalar ilk olarak burada baslamamisti tabi ki, baron'un kizinin adinin kanada'da sophie, turkiye'de safiye, olmasi da baron'un uluslararasi gizli orgut bagini gostermekteydi... ayrica neredeyse tum yan karakterler bir kenara birakilarak bir konunun uzerine yogunlasilmis olmasi, dizinin bu bolumu icin diger bir arti olmustur. bir diger not da, iki hafta onceki real zaragoza fenerbahce maci nedeniyle yayinlanmasi bir hafta sarktigi icin 3 mart mabet baglantisi biraz sekteye ugramistir.

5 6 bölüm evvel "ulan nasıl topalayacaklar bu diziyi du bakalım" dediğim, "saçmalıyorlar mı yoksa hepsi planlı mı" diye düşündüğüm bir dizidir. sonuçta senariste ve yönetmene bir kez daha şapkanın kralını çıkartmam gerekmiştir. böyle bir senaryo bağlaması, konunun efsanevi boyutlarda (tüm dünyada) derinleştirilmesi takdir edilesidir.

babasi mabetteyken, safiye'nin dan brown'un melekler ve seytanlar'ini okuyup, illuminati kelimesinin altini cizmesi "kör gözüme parmak" olmus. sözüm serdar akar ve senaryo ekibine. siz de biliyorsunuz ki gereksizdi bu plan, ama herkese "illuminati nedir"i ögretmesi, merak ettirmesi bakimindan eyvallah diyorum. flashback'ler, polat'in halüsinasyonlari, paralel kurgular filan cok basariliydi. helal olsun.senaristlere soru: tamam, böyle gizli örgütler dünyayi yönetiyor ve herkesi kendi hedefleri dogrultusunda kullanıyorlar -ki benim görüsüm de bu- ya birileri buna inanmamizi istiyorsa? ya bu herkesi "tek dünya devleti" fikrine hazirlayan bir baska komploysa?

son bolumunde herkesin gozunden kacan carpici bir sahnenin oldugu dizi. bu sahnede polat alemdar , mehmet karahanli'nin öldügünü radyodan duyarken , bir taraftan doktorun elif ile olan konusmasini dinliyor ve babasi oldugunu ogreniyor. inanilmaz bir duygusallik vardi orada... baron-polat gibi degil de ,baba ogul gibi konusma sanslari olmayacak... cok aci...

74 bölümdür takip ettiğim, ancak dizinin bu haline, dizi ilerlerken senaryodaki doğaçlama değişiklerle geldiğini düşündüğüm dizi. çünkü dizinin sınırları o kadar açıktı ki nereye çekeceksen oraya gidecekti, ve son zamanların popüler konusu illuminati vs'ye yöneldi.

pek sevgili badimiz jamsessionın yaptığı sözlük theme ismi. kaptırdık süper konsepti kendisine ... güzel olmuş ellerine sağlık. bu theme'in gönderiliş kısmına birebir şahit oldum ki çok enteresan *yalnız bir mematiyi aradı gözlerim. onu da söylemeden geçemiyeceğim

beni benden alan dizidir. divxleri arşivlik ve gelecek nesillere sindire sindire aktarılası movielerdir.

seçilen isim soyisimlerden olayların geçtiği mekanlara kadar ince ince mesajlarla dolu bir dizidir ,kurtlar vadisi ; polat,baron,doğu,aslan hepsi birilerini temsil eder.dizi farklı kesimlerce farklı şekillerde yanlış anlaşılmaktadır ki bu da dizinin başarısını gösterir bence .diziyi izlemeyen entellektuel kesimi ele alalım , efendim zaten bu entelektuel olmak ülkemizde nedense populer olana bok atmakla aynı hale geldiği için ve dizimiz de populer oldugu için bu diziye bok atan kendini entelektuel zannetmekte ve bundan çıkar elde etmektedir kanımca,zira bok attıkca tepki toplamakta ,tepki topladıkca prim yapmaktadır.diğer kesim ise halk kesimi olarak nitelendirelim bu kesim diziyi birebir örnek alan gerçek-dizi ayrımını yapamayan , eline tespih alıp bir iki poz atan insanlar guruhudur ; bu arkadaslar diziye dizi değilde gerçeklik gözüyle bakarlar ki örneklerini ülkemizde de yaşadık misal bornova da tansas basan arkadasımız kendisini birazdan polat ağabeyinin kurtaracağını söylemişti ,pala ve arkadaslarına özenen bir baska ekip ise harac alamaya calışırken bursa da yakalanmıştı.birinci kesimi objektif olmaya çağırıyor , ülkemizde eksikliği genetik olan taktir etmeme hastalıgını bir kenara bırakmalarını diliyor ,başarılı olanı taktir etmenin bir eksiklik olmadıgını,en azından olmaması gerektiğini hatırlatıyorum , bildiklerini varsayarak. tabii ki telefonları cendere ile çalsın abi,usta şeklinde konusmalara girsinler demiyorum ama en azından basarılı bir işi taktir etmek gerekir.ikinci kesime ise ,ki yapılacak çok da fazla bir şey yok ; canpolat oldum,belimde silah yanımda kankalarım diye gezen insanlardan ricam sakın lotr izlemesinler , yoksa aragorn oldum , yüzüğü buldum , ibne mordor diye gezeceklerinden korkuyorum.sonuc : (bkz: rüzgarın kayadan goturecegi ancak tozdur) (bkz: azdan az coktan cok gider) (ara: saptama)

her bölümü bir film kadar tat veren dizi film serisi...umarım sonunu içinde hollywood oyuncularını da bulunduran bir film ile bitirirler. malum osman sınav da bu işlere girmişken.

amerikan film sektörünün derin devlet ve mafya konularında yapmış olduğu onlarca filmi sayarsak bizimde bir dizimiz olsun ne olacak ki düşüncesiyle saygı duyduğum bir dizidir. kan, vahşet, mafya, racon, derin devlet bir yana dizide bahsi geçen uluslararası haberler bir yerde bir fikir zenginliği sayılabilir.. ayrıca ülkemiz insanının %95i bilir ki bu ülkede mafya da vardır, derin devlet te vardır, gizli servis te vardır. hatta gizli servis terörist yakalayıp görüntülerini de televizyonda yayınlatmaktadır. e bu dizi olmuş film olmuş kime ne zararı var ? ancak saat konusunda tedirgin olmamak elde değil elbet. keşke çocukların uyuyor olması gereken bir saatte yayınlanan bir dizi olsa.. .

bir efendim, oz dediğimiz bir olgu var. adamların çükleri ağızlarında bulunuyor cesedi. ona helâall buna niye böyle? memleket bu hikâyelerin daha bile garipleriyle dolu. meselâ ilk bölümlerde geçmiş jenerikte de bulunan bir sallama olayı vardır. adı buydu heralde. kumcu, müteahhit arkadaşlar daha iyi bilirler, bir makina vardır böyle denizin, nehrin dibinden kum çıkarmakta kullanılır. duymuşluğum vardır adapazarında bu sallama mıdır, salma mıdır ne naneyse ona adam bağlanıp denizin, nehrin dibi boylattırılmıştır. bu aletin ucunda kum çeken kepçemsi şey gayet ağırdır. kurtuluş yoktur. bu hikâyelerle büyümüş insanlar var aramızda, akıl sağlıkları da gayet iyi durumda. (kendimden bahsetmiyorum artı smiley de denilen sırıtış) korkmayın size de bir şeycikler olmaz. eroin yapımını birebir anlatan başka bir dizi oldu mu şimdiye kadar. illa david fincher mı çeksin? öyle mi girecek bu dizi gözünüze*. fight clubı okudunuz da sabundan napalm yaptınız, şimdi kendinizden mi korkuyorsunuz eroin yaparım diye, anlaşılamadı. bence gayet faydalıdır. ben mesela ülen it tipli, şişe dibi gözlük takan bi amca görsem hemen kaçarım.

74. bölümünde; karahanlı'nın infazı ile bizzat karahanlı tarafından tertip edilen hüsrev ağa'nın infazı arasında benzerlik vardır. sevgili senaristler, umarım her meseleye kulp yaptığınız hüsrev ağa infazını buraya da kulp yapmazsınız. polat'la elif'in hayali konuşmalarından sonra anladık ki biz bu iki aşığın onca kavgasından sonra, birbirlerine aşk, hasret dolu bakışlarına hasret kalmışız; gözlerindeki parıltıyı özlemişiz. (bkz: ah minel aşk ve minel garaib)

izleyeninin, izlemeyeninin ve rtük'ün eleştiri ve uyarıları dikkate alınarak şiddet içeren sahnelerine çekidüzen verilen, bu suretle de kalitesini ve izleyici sayısını arttıran dizi.

yakinda bitmeyecek ve onumuzdeki yil da tum hizi ve gelişmeleriyle devam edecek olan dizi.*

74.bölümünde "hukukçu" olarak görünen şahsın odasına girerken görülen tokalaşma sahnesinde paranoyakça bir tutumla "bi dakka ya! o arkada dikilen kızın elinde tuttuğu kitabın üzerinde ne yazıyodu?" şeklinde abuk bir merakla yapılan kaydı kasedi bozacak kadar çok ileri geri yaparak *yakalama uğraşından sonra sonunda becerilen ve kitabın üzerinde "medyanın hukuksal sorumlulukları" yazdığı görülüp rahatlanılan dizi. *

bu sezon yönetmeninin(bkz: serdar akar) olacağını duyduğumda yıkıldığım dizi.

(bkz: #7032706) --- spoiler ---74. bölümünde en azından burada bahsettiğim öngörüm tuttu..yine senaryoda çuvalladım *..burdan senaristlere sesleniyorum;"okuyun bakalım okuyun fake entry gircem bakalım o zaman napıcaksınız?"--- spoiler ---(bkz: paranoyaklaşıyorum muntazaman)

bir de bu dizinin seyretmiyorum ne anlıyorlar bundan insancıkları var.güzel kardeşlerim benim de seyretmediğim onbinlerce film, dinlemediğim yüzbinlerce şarkı var; hepsinin altına ben bunların 10 saniyesini bile seyretmedim, dinlemedim, ne buluyorlar ki insanlar bunlarda mı yazmam gerekiyor, böyle bir boyun borcum mu var yoksa?hayır seyretmeyin, etmeyin, eylemeyin zerre enterese etmiyor bizi iyi veya kötü bir eleştiri katmadığınız müddetçe de bu entry kirliliği yaratma çabanız ne diye?

kendini fazlasıyla ciddiye alan dizi. en büyük örneği de jeneriği sırasında önce diğer oyunları sayıp, sonra da kurtlar kurulu diye bir yazının görünmesi ve mafya babalarını oynayan oyuncuların isimlerinin sayılması

bir tandigin tanidigi vasitasi ile bundan senaryoda bundan sonraki bolumlerde olacaklari ogrenmis bulundugum, lakin spoiler korkusuyla kelime yazamadigim guzel dizi. ne diyeyim sozlugun konsept limitleri sagolsun. *

hakkindaki soylentilerin son bir haftada alip yurudugu dizi..yok rtuk amca uyarmis, "diziyi bir kac hafta icinde bitirin" diye; yok devlet baba olaya el koymuş, bu sezon kesin bitirilecekmis dizi; yok cakir aslinda olmemis, her sey bir ruyaymis da bilmem ne..kardesim izliyoruz, bi rahat verin "da"..

artık bu diyarlardan cehennemin dibine dogru yol alması gereken gozleri para burumus insanların toplumumuzu somurdugu gereksiz buldugum bir sey, sanırım bir dizi...

--spoiler--68.bölümünde, polat'ın kılıç'ın gerçek ismini* duyunca çocukluğuna dönüp bardakları devirdiği ve bu andan itibarende nergis karahanlı'nın gözleriyle olayları çözdüğü`* dizidir.--spoiler--

bir türk filminde ilk defa retinal tarama, xray ile görsel kontrol gibi ögeleri barındıran dizi.

karahanlı'nın ayin sırasında tapınak şövalyeleri'nin tapındıkları iddia edilen (bkz: baphomet)'in adıyla seslendiği dizi.

(bkz: neo memati)

her geçen bölümde figüran kalitesini daha da düşüren dizi.

sonunda gerçekten türkiye'ye faydalı bir iş yapmayı başarmıştır (bkz: yasasin okulumuz kampanyasi)-reklam aralarında olsa bile-

bu akşamki bölümde ilk defa polat alemdarın mimik yaptığına şahit olduğum dizi, bütün bölümlerde heykel misali suratında her hangi bir kıpraşma göremediğimiz polat bu bölümde nemati ye elifi kastederek "neyi var bunun" mimiği yapmıştır.(bkz: ağlarken entry girmek)

sadakat, kurtlar vadisi'nin en güçlü panzehiridir.kurtlar vadisi'nde vatan borcu bitmez.kurtlar vadisi'nde her mahkemede bir darağacı kuruludur.kurtlar vadisi'nde duello, akreple yelkovanın buluştukları andır.kurtlar vadisi'nde özgürlük, sonu meçhul bir firardır.kurtlar vadisi'nde ölüm, ölmeden önce ölmektir.kurtlar vadisi'nde beyaz'ın kaderi kirlenmek, siyahın kaderi suçlanmaktır.kurtlar vadisi'nde her hamlenin bir karşılığı vardır.kurtlar vadisi'nde son, ölümden önceki son çıkıştır.kurtlar vadisi'nde hayat, ölümüne kumar oynama sanatıdır.kurtlar vadisi'nde ölümün nerden geleceği bilinmez.kurtlar vadisi'nde görünenler gerçeklerden farklıdır.kurtlar vadisi'nde zaman ölüme doğru ilerler.kurtlar vadisi'nde her cinayet ardında bir sır bırakır.kurtlar vadisi'nde sürek avı hiç bitmez.kurtlar vadisi'nde bela, kişinin sevdiklerinden gelir.kurtlar vadisi'nde ölüm çoğu zaman yaşamdan daha gerçektir.şeklinde sloganlara sahip dizi.

bu haftaki bölümün tanıtımında testere necmi'nin polat alemdar tarafından kalbinden vurulduğunu gördüğümüz dizi.(bkz: ohaa)

bölüm itibari ile polat'ın mesaj özürlü olduğunu anladığımız dizidir. montaj ekibine de sonraki bölümlerde başarılar diliyoruz.http://img268.echo.cx/img268/8558/bscap0004sf.jpg

gazetede "kurtlar vadisi'ndeki çakır'ın ölümüne mafya da üzülmüş" haberine sebep olan dizi.devamı:kurtlar vadisi adlı dizinin başrolündeki süleyman çakır'ın senaryo gereği ölümünü, yeraltı dünyasının da üzüntü ile karşıladığı ortaya çıktı. emniyet kaynaklarından edinilen bilgilere göre süleyman çakır'ın dizide öldüğü gece gözaltına alınan kürt ahmet lakaplı ahmet turgut'un yeğeni şahin turgut polisle yaptığı diyalogda üzüntüsünü dile getirdi. şahin turgut'un polise "senaryoyu yoksa siz mi değiştirttiniz?" dediği öğrenildi.

46. bölüm fragmanının en sonunda, mütefekkir patron mehmet karahanlı'nın anlatım bozukluğu yaptığına şahit oldum. - polat alemdar, bizim ve istanbul'umuzun şartlarını zorlamıştıroysa "bizim şartlarımızı ve istanbul'umuzun şartlarını" olacaktı.(bkz: imla kurallarını umursamak)

oyuncaklarla fantezi yapılan dizidir. şöyle ki, dizinin dünkü bölümünde, tilki'nin, intikamının provasını yaparken öldürdüğü akrebe dikkat kesilinirse, bunun bazı dingillerin, tanıdıklarını korkutmak için pattadanak çıkartıp, onlara ani refleksle "allah, bismillah" dedirterek bununla eğlenmek için kullandıkları plastik bir akrep olduğu anlaşılabilir.ayrıca, gene dünkü bölümde halo dayı, akrep bekir'in 24 saatini ayrıntısına kadar çarşaf çarşaf dökerken, ona, perşembe günü işlerini erkenden bitirip "perşembe akşamları da bir dizi vardı, neydi o, onu izlersin" demiştir ve bu yolla kurtlar vadisi de "kendini refere eden diziler" arasına girmiştir.

show tv'nin, yeni bölümünü gösterdiği zaman diliminin hemen akabinde, az önce yayınladığı bölümün ilk 15 dakikalık kısmını "özel bölüm" adıyla bir defa daha yayınlayarak izleyiciyi resmen "eşşek" yerine koyduğu dizidir. yani "sen böyle olursan, düşün ki, ben sana daha neler yapabilirim" demek istiyorlar. (bkz: yuh artık)

kılıç bey'in hepten ev kuşu olduğu dizidir. karıların arasında östrojenden kafada basmamaktadır. acilen bir iş güç edinmelidir kendine.

akrep bekirin lakabını haketmek için kimlere neyi soktuğunu kavradığımız bir bölümüyle sona yaklaşmıştır bu yapım. ayrıca helikopterden rusları eleğe çeviren mematinin herhangi bir gözü dönmüş karakteri rahatça canlandıracağına inanıyorum. tek dileğim dizi bitmeden elifi kaldırsınlar hatta safiyeyle lezbiyen yaptırsınlar polat da ikisine sıksın sonra da halo ve abidinin rolleri artsın, iki üç bölüm sırf onları izleyelim. güllü de imha olabilir sorun olmaz.

artık bitirin dedirten dizidir.ne kılıç karizmatik,ne laz ziya ürkütücü artık,doğu bile etkilemiyor o derece yani.ortadan kaldırılan rus konseyinden sonra yeni bir düşman konsey oluşumuna yada tilkiden sonra yeni bir bölüm sonu canavarına artık kimse katlanamaz.diziyi izlenilir kılan tek kişi halo.gerisi boş artık.

bitmesine 3 saniye kala 15 dk lık reklam kuşağını döşeme yapıp kalan 3 saniye için izleyicisine donan son kare üzerine bitiş veren. izleyicisi ile dahi dalga geçtiğini düşündüğüm yapıt.

dizinin ilk bölümünden itibaren hiç kaçırmadan seyrederen biri olarak dizinin fanatiklerinden biri olduğumu söyleyebilirim.sozlukte yapılan yorumların da hemen hemen tamamını okumuşluğum olmakla birlikte bir bölümünü seyredip hakkında yapılan sığ entryleri kötüleyip az bile derken, güzel entryleri de yüceltmişliğim vardır.ancak;son bölümleri, eğer böyle devam edecekse hiç devam etmesin güzel bir sonla bu işi zirvede bıraksın dedirtecek kadar özensiz çekilmeye başlanmıştır.şayet bu şekilde seyirciyi aptal yerine koymaya devam ederse büyük kitlesini ve popülaritesini kaybetmesi kuvvetle muhtemeldir.ancak bu geçici bir dönem ise sorun değildir.son iki bölümdür, bir sahne üzerine yoğunlaşarak o sahne ile 30 dakika geçirmek ve seyirciye saç baş yoldurtmaktan başka bişey yapmamaktır.önceki bölümündeki özel tim sahnesine bakacak olursak; (ki bu sahne yaklaşık 30 dakika sürmüştür diye tahmin ediyorum) kocaman bir balondu. diziyi ilk bölümünden beri seyredenlerin oeh böyle özel tim mi olurmuş? dediklerinden eminim.eğer bir daha böyle bir özel tim sahnesi çekilecekse yapımcılara tavsiyem yoğun şekilde counter strike oynanan bir internet kafeden gözlerine kestirdikleri elemanları alsınlar onları oynatsınlar bu dallamalardan daha iyi oynayacağı kesindir.( gerçi 12 yaşında veletler çok daha iyi yapar bu işi ancak boydan kaybederler).yine son bölümündeki helikopterle rus konseyinin bulunduğu odayı tarama sahnesi ve oradaki çatışmalar gerçekten son bölümlerin çok özensizce çek-kurtul mantığı ile çekildiğinin göstergesidir.muhtemelen yapımcılar;ulan şimdi dünya paraya helikopter kiraladık içine hayvan gibi makinalı tüfek koyduk çok para harcadık enaz yarım saat bunu oynatmamız lazım mantığı açıkca belli olmaktadır.seyircinin istediği özel efektlerle donatılmış sahneler görmek yerine daha özenli çekilmiş basit sahnelerdir. (ki özel efektlerinin ne kadar özel olduğu tartışılır).dizinin şu ana kadarki başarısı halkın nabzını iyi tutması ve görmek istediklerini ekrana yansıtmasından ileri geliyordu.ancak her geçen gün bundan biraz daha uzaklaşmaya başlamaktadırlar.ya da dizi artık benim içinde olmadığım başka bir kitleye hitap etmektedir.

yayinlanacak olan 59.bolumunde kilicin lakabini nerden aldigini acikca gorecegimiz dizidir.

helikopterden makineliyle ates eden adama sayginligimi belirtmek isterim.adamcagiz evde delmedik nesne,desmedik beden birakmadı ama kotu adamin tam dugmeye basacagi yerde bulunan buyukce akvaryuma zerre ilismedi. demek ki arkadas hayvansever birisi.bir de anlayamadigim ekibindeki diger eleman dugmeye basip ok anlamindaki isareti gorur gormez elemanlarin suratina bile bakmadan bir tesekkuru bile cok gorerek helikopterle basip gitmesi olmustur.acaba helikopter bedavaya calismiyor mu demek istemistir yoksa calisanlarina para vermeyen patron tiplemesi mi cizmek istemistir tam olarak anlasilamamistir.yine de nadiren takip ettigim turk dizileri arasinda yatirim yapildigini gosteren bir calisma olmus gibime geliyor.

gayet onemli bir kaynaktan* edinilen bilgiler dogrultusunda belirtmek isterim ki; onumuzdeki yaz uzun metrajli film versiyonu, osman sinav ve bir alman film şirketi ortakligi ile beyaz perdede arz i endam edecektir.

efenim artikin buyuk olaylarin kopmasinin an meselesi oldugu tv yapimi olmuştur. zira:--- spoiler ---kendisini polonyali olarak tanitan afetin aslinda ibrahim ahiskali'nin adami oldugu, boylelikle polat alemdar'a ulasmanin daha kolay olacagini anlayan ruslarin, karahanli'dan bir adim one gectigi, kendisinden memati'nin kellesini isteyen laz ziya'ya ayar veren polat'in da bu durumun akabinde nesrin'e davasinda yardimci olabilme ihtimalinin bulundugu dizidir. istedigi kelleyi alamayan kirve'nin ne yapacagi ise ayri bir merak konusudur.--- spoiler ---

helikopter sahnesi arkadan kapinin kapatilmasi da dahil olmak uzere birebir yabanci bir filmden asirmadir. filmin adini hatirlasam diyorum, hatirlayamiyorum. izlemis olan biri bana hatirlatsin lutfen, telifini ben odeyecegim...not: film godfather'mis... ben simdi evi arabayi satmaya gidiyorum, ancak yeter...

yönetmeninin iyice çuvallamaya başladığı dizi olmuştur artık. zira helikopterle taranan bir malikane var. şimdi helikopterle tarama sahnesi olarak matrix serisinin ilk filmini getirin aklınıza, tamam aynı şeyi beklemek yanlış tabi ama bir kurşun bişey belli olsun yahu. sanayiden çıkma bir tüfek ve bu tüfek ki hiç aralıksız yarım saat boyunca tarıyor mekanı. akabinde malikanenin adamlarını göz önüne getirelim. bunların görevleri bu malikaneyi korumak. ama bu amın oğlu esteban'lar sanki piknik yapıyorlar bahçede. bir tanesini gördüm ki hele yere çömelmiş gazetecilere poz veren futbolcu gibi duruyor silahı sıkıyor sağa sola gözlerini kapatarak her seferinde. hiç olmuyor hiç. sadece diyalog üzerinde götürün bu diziyi siz. ambiyans yaratmadan.

büyük çatışmalarda her daim buram buram kolpalık kokan bir dizi olmuştur. örnek olarak tombalacının evinin basılmasını hatırlayabiliriz. tamam hayatımda çatışmaya girmişliğim yok, mümkünse de olmasın ama olacaksa da öyle olmasın be kardeşim. ayrıca düşündürücü bir nokta da kıyamet kopmasına ve tonla adam olmasına rağmen güvenlik birimlerinin bu olaylarla hiç ilgilenmemiş olmasıdır. o ölen adamların akrabası neyin yok mudur merak eden arayıp soran.

(bkz: kurtlar vadisinde olmesi gerekenler)

memati'nin 3 kişiyi öldürmek için 15 dakika boyunca sürekli olarak ateş etmesi yakışık almadı. her bir kişi için tek atış beklerdim kendisinden. kaldı ki o kadar mermi yakarak tripleks villa çökerten tanıdığım var benim. burada 3 koltuk, 2 vazoyla kurtardılar işi.

son bolumlerini izlerken 'oh be sonunda bizi cileden cikaran reklamlari kisalttilar' derken, sacmalamaya basladiklarini farkettigimizde o eski uzun reklamli bolumlerini fenerle aradigimiz dizi.

eski uzun reklam aralarında balkonda rahat rahat sigaramı içip buzdolabını yağmalamaya zaman kalıyordu. artık birinci reklamda buzdolabını kontrol ediyorum, ikinci reklamda da sigaramı içiyorum nerde o eski uzun reklamlar

laz ziya'nın yakın zamanda cızlamı çekeceği dizidir öyle tahmin ediyorum.kirve'nin kelle isteğine karşı memati'yi vermeyen polat için nesrin'in açtığı dava elif eylül sorununu hortlatmıştır. bu iki sorundan kurtulmanın çözümü de laz ziya'nın ortadan kaldırılıp hem kirve'ye istediği bir kelle vermek hem de ortada çıngar çıkartacak bir dava bırakmamak olarak gözükmektedir. böylece polat alemdar'a da boşalan koltuk yerine konsey'e girme teklifi yapılır artık kimbilir ?

kirk altinci bolum fragmaninda, bolum icinde neler olup bitecegi toptan gosterilmiş dizi.

karahanli'nin olumuyle polat'in oyunun son leveline geldigini anladigimiz dizi olmustur.cok tartisilan kukuletali adamlardan birinin sesinin nizamettin guvenc'e ait olma meselesi ise yanlis. gercekten benziyor ama ayni ses degil. tekrardan dikkatle dinleyince anliyorsunuz. nizamettin daha bet bir tonla konusuyor. ucuza kotarilmis ayin sahneleri ve latincelerin sultanahmet esnafi agziyla soylenmesi beni de sinir etti. lakin polat'in gercek simulasyonlari guzeldi. ozgu namal'in bir anda gozlerinin bugulanmasi falan beni mest etti.

eger dizi bitirilecek ise bence mutlu son ile bitirilmeli, polat konseyin tamamini oldursun. yeniden ameliyat ile ali formatina donsun. mahallesine yerlesip elif ile bi suru cocuk yapsinlar. hatta birlikte ekmek teknesi'nin gectigi mahalleye tasinsinlar. orda elif ile lan jale kanki olsun. orta vadede polat, lan jale ile isi pisirsin. aslan bey'de ismini degistirip eski silah arkasi ferit'in yanina alaca karanlik'a komiser bozo olarak transfer olsun....

cakir ailesi mezarliginda uyuyan emine cakir adli sahsin süleyman cakir'in annesi olmadigini umdugum dizidir.. zira kendisi 51 dogumlu gözükmekte.. süleyman cakir ise 64 dogumlu...

deli yurekten sonra kaybolan veya biten izlenme oranini show tvye iade eden dizidir. vazgecilmezimiz show sporu ayri tutuyoruz tabii ki.

polat alemdarin testere necmiyi neden oldurmedigini anlayamadigimiz dizi. laz ziyaya saygisindan dolayi midir (intikamini almasi acisindan) yoksa operasyonun gidişhati acisindan onemli midir ? ayrica:ucan kuştan haberi olan konsey'in 6 tane baba'yı yiyen polat'ın necmi'nin evine gidişinden nasil haberi olmaz da gundeme gelmez . adam sonucta necmi'nin adamlarini öldürerek eve girdi.

(bkz: kro)(bkz: kıro)(bkz: maço)

tarih itibariyle yayinlanan bolumunde en guzel kisminin orhan abinin abdest aldigi ceşmeyle akilda kalan dizi. insanin abdest alasi gelir oyle bi ceşmede.

bu dizi insanları "mafyaya özendirdiği" için sürekli ihtar alıyormuş diye duydum. (bkz: anne ben mafyoza olcam)o halde dizinin bu ölümlü kalımlı revizyonlardan sonra alacağı şekil bir ayşecik filminden farklı olamayacaktır. mafya aileleri şimdiye kadar birbirleriyle boş yere çatıştıklarını anlayacak ve bütün insanlar dost olsa, kardeş olsa dünyanın ve tabii canımız türkiyemizin ne kadar güzel bir yer olacağının farkına varacaklardır. böylece dizi de hepsinin neredesin firuze filmindeki gibi kıyafetler giyip, elele tutuşarak sevgi ve dostluk üzerine bir şarkıyı kanon yapmalarıyla son bulacaktır..(bkz: bütün dünya buna inansa)

polat alemdarın agent smith gibi kontrolden çıktığı ve kendine buyruk davranışlar gösterdiği dizidir.

diziden.. oktay kaynarca'nın ismi silindi, türküsü * kaldı. *

zaman zaman evde hoş geyiklere sebep olan dizi.orhan, "son görevini" yapmadan önce abdest almış, iki rekat namaz kılmaktadır. fonda müzik devam etmektedir. televizyonun sesi yüksek geldiği için valide uyarır:valide: sesini kıs biraz şunun.sirke: değil mi? adam namaz kılıyor, yanılacak şimdi...valide: ama kıbleye ters dönmüş!peder: şimdi de yan döndü, hepten şaşırmış bu, kıbleyi...(televizyonun duruş yönüne göre, kıble, orhan kameraya döndüğü zaman, arkasında kalmaktadır)bir de polat efendi'nin yavaştan rol yapabilmeye başladığını fark ettim. dizi bitmeden öğrense bari şu işi. abdülhey'e karşı tavırlarında bir efelenme, "ağayım, mühim adamım ben" triplerine girme hususu baş gösterdi bir kaç bölümdür, palto tutturmalar filan... mafya babalığını benimsemeye başladı adamçok ilgili değil belki ama (bkz: abuzer kadayıf)

son bolumdeki* cenaze ve asma sahnelerinde fondan verilen ve de icerisinde "amin" nidalari barindiran muzik sahnelerle uyumu acisindan hoştu.

genel gidisata bakildiginda, tum karakterler arasinda en iyi durumda olan, ruh hastasi erdaldir zannimca.. adamin akari yok, kokari yok..kac kere namlunun ucundan kurtuldu, babasindan "kurtuldu", aganin kizini da kafaladi.. kendisinin onu aciktir, baronluga kadar gider saniyorum..

çakırda öldü bu dizi biter şeklindeki muhabbetlerin odağı

mehmet karahanlı'nın öldürülme törenine katılmak üzere vatikan'dan* gelen dallamanın biletinde istanbul-rome-istanbul yazıyordu. issued by turkish airlines. airline data'yı okuyamadım.edit notu:umumi istek üzerine, ısrarla "eee, ne var bunda?" diye mesaj atan yazarlara duyuru:rome-istanbul-rome yazması gerekirdi bilette. hatta rome fiumicino-istanbul-rome fiumicino.

yayından kaldırılması için herhangi bir oluşum varsa veya olacaksa ölümüne destek vereceğim dizidir. yeter artık diye bağırılmalı bence. ciddiye alma konusunda ciddi problemlerimiz olduğuna inanmaktayım halk olarak, kucuk cocuklara zararlı bu dizi be kardeşim, anlayın bunu artık, tren gormus okuz gibi yapışıp kalmayın o ekrana. ayrıca (bkz: #6042170)add. edit: kotuleseniz de, sanane lan şebek deseniz de, hatta guneş yuzu gormemiş kufurler etseniz de bu boyledir, boyle olmadıgını kanıtlayacak dişe dokunur hiçbir bahane yoktur. beyni ve vicdanı küflenmiş insanlar idrak edemese de..

herşeyden olumsuz etkilenen arkadaşlara bir çagrıda bulunalım madem sadece kurtlar vadisi değil küçük çocuklarımızın gelişimini olumsuz etkileyen cinsel içerikli , herhangi bir silah yaralama şiddet , hatta hatta olimpiyatlardaki amatör boks , tekvando dahil olmak üzere her türlü şeyler kalksın ekranlardan. 24 saat şirinler yer alsın ama bi dakika şirinlerde yer almasın gargamel var en iyisi ekranda bir çit olsun o çitin üstünden koyunlar atlasın koyun sayalım , bir de iskembelerine kurulmuş sallanan edebiyat yapan top sakallı göbekli oduncu gömlegi giyen tombiş dedeler olsun hayat bayram olsun ...

kanimca acilen kaliteli kötü bir karaktere ihtiyac duyan dizi.pala nin ardindan sanki dizide büyük bir bosluk kaldi.dizi yapimcilari cimriligi birakip söyle biraz paraya kiysalarda oyuncu alsalar.mesela ali sürmeli.ne hos olur dimi.olur olur..

tam bir bilimsiz kurgu ortamı oluşturan dizi. o köfte dudak polatla insanları korkutmaktan çok güldürebilirsiniz ancak.

heyecanı kaçmasın diye reklamlarını bile izlemediğim halde televolenin reklam arasında cart diye girip bölüm içinde neler olacağını göstererek mahvettiği dizi. zaten daha önce de sövüyordum bu televoleye, bu da tuzu biberi oldu...

insanı "çoluk çombalağın kötü yönde etkilenmesi sadece bir diziye bağlıysa boku yedik" şeklinde düşünmeye sevk eden dizi."bu kaliteli aksiyon dizisine varıncaya kadar bilumum sikindirik pop şarkısı, bir o kadar daha sikindirik klipleri ve bu şarkıları icra eden ve çocuklar tarafından örnek alınma riskini** oluşturan bilcümle şebek, şempanze ve aklıevvel medya maymunu ne güne duruyor" şeklinde de düşünmeyi sağlayan dizi. yayına gireli yaklaşık 2,5 yıl* olmasına rağmen hala bir kısım insanın neresine girip çıktığı anlaşılamayan dizi ayrıcana. istemeyenin seyretmemesi, çocuğuna da izlettirmemesi serbest olan dizi. hem bu saat olmuş hala ne geziyor o çoluk çombalak daha ayakta?! yatağa hade bakim. naşşş.

gorduk ki iplikci nedim eski sistemle calismaya devam ediyormus, masasinda bir adet facit bulunmakta, ondan sonra masasi, dolaplar, tipki eski turk filmlerindeki patron masasi gibi.

pala"nin, kizilmaske"nin akrabasi oldugu anlaşilmiştir. zira gozlerini sadece oluler gorebilirmiş. vay bizim halimize derim başka bişii demem.

iki insan evladinin (biri kadin biri erkek) dudaklarini surtmek ve dudaklari merkez alinarak kafalarini bastirarak opustukleri? sahneye es kaza sahit olunan dizi.bu ozelligiyle de kafa kopartan dizidir.

--- spoiler ---son bölümde olanları düşününce sanırım olacaklar şöyle; pala hüsrevin ve yakın adamının ölmesiyle hüsrevin koltuğuna oturmasa da onun sefasını sürecek. zaten pala ve adamlarının jenerikte gözükmesi de dizide kalıcı olduklarına işaretti. ama endişe ettiren şey ise dizide para sıkıntısı çekilmesidir. zira yapımcılar bir oyuncu alınca bir oyuncu çıkarıyorlar diziden.--- spoiler ---

rtük'ün reklam sürelerini sınırlandıran bildirisinin ardından, bir reklam kuşağı daha fazla yayınlamak için ilginç bir taktik bulunmuş. bravo show tv. yeni şahit olduğumuz bu taktiğe göre, reklam sonrasında dizi 2-3 dk. geriden başlıyor. bu dakikaları toplarsanız fazladan bir reklam kuşağı için yeterli olduğunu görürsünüz.

valide (uykulu bir sesle): "polat molat hikaye, at kafayı yat..."sirke: "polat şimdilik hikaye, pala baskın çıkarsa masal olacak."

önceki bölümlerde gazinoda şarkıcı bayanın palaya "isminizi bağışlar mısınız?" demesi üzerine şöyle bir diyalog geçen dizi;pala: başığlamam!faruk: unutmam!*bedir: affetmem!buradan da anlıyoruz ki ard arda sayılan bu kelimeler isim gibi benimsenmiştir bu abilerce. --- spoiler ---59. bölümde de pala, faruk ve bedir'i karakoldan çıkardıktan sonra "bir daha böyle bir kepazelik olursa affetmem!*" diyerekten affetmem namlı bedir abiye bakmıştır, o da süt dökmüş kedi edasıyla başını önüne eğmiştir. küçük bir ayrıntı olarak ilgimi çekti.--- spoiler ---

olulerin az da olsa yasadigina inanan bir karakterin bulundugu dizi--- spoiler ---dogu bey: cocuk olu dogdu,fazla yasamaz!--- spoiler ---

polat'ın "bir daha sakın başkasının canını yakmak için benim canımı yakma" cümlesini dudaklarına binmis kilotonluk baskıdan mı yoksa duygusallıktan mı söyledigi muamma olabilecek dizimsi

hic bir bölümü kacirmamis bir kurtlar vadisi izleyeni olarak, son bes bölüm icim sunu diyebilirim ki ; fiyasko...bunun bir gecis dönemi mi yoksa, dizinin yeni politikasi mi oldugunu merak ettigimi daha önce yazmistim. ama artik emin oldum ki, ratinglerin artmasiyla birlikte, daha genis bir kitleye hitap edebilmek amacli, dizinin her alaninda bir basitlestirilme yapildi. bu en basta senaryoya yansidi ki, polat alemdar karakteri ilahlastirilip, diger butun baba karakterler öldürüldü. konular anlasilabilir, önceden tahmin edilebilir, birbirinden alakasiz hale geldi. sahneler özensiz cekilmeye baslandi. son bölümde mematinin taramali helikopter sahnesi godfather dan bire bir kopya olmakla birlikte bir o kadarda basarisiz. yine al pacino kaynakli, osman sinav in cektigi, bir gazino baskinisahnesi vardir, eskileri izleyenler bilirler, o da calintiridir mesela ama, insan bes kere ustuste izlese bikmaz, o kadar kalitelidir. artik bu tip sahneleri görmeye hasret kaldik... kurtlar vadisi kitlesi ikiye ayrildi, eski sadik izleyenleri ve yeni bölüm izleyenleri olarak..yapimci bu ikinci kategoride bahsettigim kitleyi cekebilmek icin, dizinin seviyesini dusurdu ki basarili da oldu, ama ben sahsen, özellikle izledigim en son bölümden hic zevk almadim,yani eski izleyenlerini kaybetmek üzereler. dizideki tek olumlu gelisme, elif-polat iliskisinin islenisi olmus. gercekten bir kadinin neler hissedebilecegini, kadin erkek iliskilerindeki gel gitleri, cok basarili yansitmislar. elif in gecirdigi depresyonlar, ask icerisinde gercegi yavas yavas kaybetmek uzere olusu vs... dizi de zaten artik izlenecek pek iyi tiyatrocu da kalmadi gibi... akrep bekir in de ölümünden sonra, laz ziya ve dogu harici, sanatcisiyla izleyiciyi ekrana ceken baska karakter yok.bu yuzden kurtlar vadisi artik o eski kurtlar vadisi degil, eminim bircok insan persembe aksamlarini daha farkli degerlendirecektir artik...

polise operasyon erteleten diziymiş:"kurtlar vadisi dizisi operasyon ertelettitekirdağ polisinde görevli başkomiser tamer özakınlı, polislerin kurtlar vadisi dizisinin bağımlısı olduğunu söyleyerek, bazı operasyonları dizi yüzünden ertelediklerini söyledi. anadolu lisesi öğrencilerine uyuşturucu ve bağımlılık konferansı veren emniyet kaçakçılık ve organize suçlar şubesi'nde görevli başkomiser özakınlı, tv dizilerinin yol açtığı alışkanlığın zararlarını şöyle ifade etti: "dün akşam her zamanki gibi sokak polisliğimi yapıyordum. bir konu ile ilgili ihbarı değerlendirmek için çalışıyorduk. fakat ihbarı yapan şahısları bulamadık. hepsi toplanıp kahveye kurtlar vadisi'ni izlemeye gitmiş. sadece onlar değil, benimle birlikte çalışan memurlar da bu dizinin fanatikleri arasında. bana diyorlar ki 'komiserim, kurtlar vadisi bitsin, adamı öyle alalım.' işte bu bağımlılık, izlemezsek ortadan ikiye çatlayacağız. akşam yapacağımız işi gece yarısı hallettik bu yüzden. bir seminerde öğrencilerin bana ikinci sorusu, 'kurtlar vadisi'ni izliyor musunuz?' oluyor. üçüncüsü ise 'kimi örnek alıyorsunuz?' ben şahsen izlemiyorum."dünden bugüne tercüman, 18 nisan 2004 pazar, sayfa 15.edit: haberi tekrar okuyunca muhabirin "tekirdağ polisinde görevli başkomiser tamer özakınlı, polislerin kurtlar vadisi dizisinin bağımlısı olduğunu söyleyerek, bazı operasyonları dizi yüzünden ertelediklerini söyledi. " cümlesinin biraz problemli olduğu görülüyor. sadece bir vak'adan hareketle operasyonların zaman zaman bu sebeple ertelendiğini söylemek biraz zorlama oluyor.

59. bölümde de olsa muhteşem şekilde geri dönen mükemmel dizi. üçüncü sezondaki ilk 2 bölüm epey acamice hazırlanmıştı kanımca.olur olmaz her sahneye müzik konması ve sahne bitmesine rağmen müziklerin devam etmesi bir ara diziden epey soğutmuştu. ayrıca bitmek bilmeyen "üç kere hapşırma" manifestosu ile en fanatiklerini bile derin gülme krizlerine sürüklemişti. ama 59. bölümde dizinin ilk bölümlerindeki tempo ve düzeylilik yakalanmıştır bence.

hüsrev ağa herhalde çok sıkılmış olacak ki oynadığı rolden bir ara kendini kaybedip "senin baronluğunu da seni deee .. dağıtırım lan bu seti, kılıçmış 2 sezondur çakıyla oynamaktan başka bi numaranı göremedik dürrük" diyecek sandım.--- spoiler ---bir önceki bölümde hiç böyle bir eğilimi bile yokken bu şekil bir senaryo ile öldürülmesi biraz garip. kesin bir anlaşmazlık filan oldu diye düşünüyorum.--- spoiler ---

bu kurtlar vadisi nasil bir olay haline gelmisse, yurtdisinda bile, eskiden yurda gidecegimi soyledigimde soyle yaparsin, boyle yaparsin, kebap yersin, tatil yaparsin, denize girersin, ortamlar yemekler ohh mohh diyen insanlarin hepsi agiz birligi etmiscesine ehh artik kurtlar vadisini kacirmazsin diyorlar... utaniyorum hic izlemedigimi soylemeye...

hüsrev ağa'nın geçen bölümde , konsey'e karşı süt dökmüş kedi rolü oynarken, bu hafta birden bire baron'la enseye tokat gote parmak bir ilişki içine girmesi, ruslara baron'u satması, baron'a " sen ahırda at tımarlarken , ben insan tımarlıyodum" demesi, her 2 cümlesinden birinde , " biz diye bir şey yok , ben var " demesi, bizleri şaşkınlık içinde bırakmıştır. --- spoiler ---tabii ki bu hareket ve davranışlarnının sonucunda, kılıç tarafından infazı yapılmıştır. şaşkınlıkla izlemeye devam ediyoruz.--- spoiler ---

replikleri yazdıktan sonra birbirlerine gösterip gülmekten kırılan hatta gülerken masadaki çayı senaryonun üstüne döktüklerini tahmin ettiğim senaristler tarafından yazılan bir dizi. aynı replikleri ertesi hafta koskoca kaz kafalı adamlar, kadınlar tarafından ağız açık seyredilen dizi.

--- spoiler ---hüsrev ağa'nın öldürüleceğinin (fragman dahil) sayısız organdan duyurulması nedeniyle, bu hafta hiçbir zevk almadan dinlediğim* dizidir..--- spoiler ---

zaman ve mekan kavramlarında ciddi sorunlar yaşayan-yaşatan- dizi. olaylar senkronize mi gelişmektedir farklı zamanlarda mı geçmektedir izleyiciye bunu ulaştıramamaktadır. aynı karakteri bir hastanede bir kendi evinde bir de konseyde göstererek, kurgunun tamamen yavan, yüzeysel ve "izleyici salaktır bunları düşünmez, birkaç felsefik(!) cümle söylesinler, nerede olduklarının önemi yok" tadında olduğunu kanıtlamaktadır.2 kişinin konuşma sahnesinde, kamera bize aynı anda dışarda başka bir yerde olan bir olayı, konuşmayı aktarıyorsa, bunlar birer skeç halinde arka arkaya değil senkronize gelişen olaylar olarak anlatılmalıdır-filmleri, dizileri izlenebilir kılan ve komedi skeçlerinden ayıran yönü de budur- fakat dizide; kamera tekrar döndüğünde, ya kahramanlar fazla yol kat etmemiş olmakta-bir kelime bile söylemeyip öle susup oturmuşlar demek ki- ya da tam tersine bir sahne önce bıraktığımız adamı başka bir planda başka birileriyle görmekteyiz. senaryoda olaylar, aynı gün içinde mi yaşanmaktadır, kaç günde olmaktadır bu olaylar gibi sorulara cevap verememektedir. sahne geçişlerinde ve bu geçişlerle birlikte değişen müziklerde de ciddi problemlerin olduğu dizidir;bir sahnede dıngıl dıngıl bişiler çalmaktayken, sahne olur olmadık biyerde iğrenç bir görsellikle değişirken o sahnenin müziği de o süratle ve kesilmeyle değişir. bu da senaryo konusundaki ciddiyetsizlikten ve yönetmenin yeteneksizliğinden kaynaklanmaktadır. geçiş efektlerine zaman, emek ve para harcamayıp dan diye gözümüze sokan yönetmen aynı zaman da sözlü müzikler seçme konusunda da çok başarılıdır. bilmez ki soundtrack denen zıkkımda, film esnasında* şarkının sadece melodisi olur, sözleri olmaz. hoyturu hoyturu ege türküleri çalar, kahramanlar anlamsızca, becerebildiklerini sanarak gözleriyle aktörlük atmaktadırlar-sert bakışlar, burundan solumalar, devlet de devlet diye göze sokarcasına kurulmuş metinleri sarf etmeler- ve bunların hepsinin adı: kurtlar vadisi.çamdan kavaktan oyuncu seçmede de başarılı sayılır dizidir. başroldeki oyuncular da karakter oyuncuları da, yardımcı rollerdekiler de, figüranlar da hepsi abartılıdır. anlamsız kıyafetler ve tiplerle karşımıza çıkmaktadırlar. laz ziya neden bağırmaktadır, daha adını bilmediğim bir sürü karakter, anlamsız kaş göz hareketleri, "derin devletin bir tek dibi olmaz memati" (ay ay yerim senin derin devlet diyen ağzını ben) gibi izleyici ekran başında "vay be işte budur hoca, derin devlet tamamdır, helal olsun adamlara valla bunu kimse söyleyemedi bırrr hooyyy ğaaaaar gibi manasız yorumlara sevk ederek ne kazanmayı amaçlamıştır bilemedim hiç. ses tonlarını hiçbir oyuncu adam gibi kullanamamakta-kendi sesiyle oynayamayan fakat oyuncu addedilenleri hariç tutuyorum- ortaya manasız bir gürültü çıkmaktadır ve bu gürültüye fon olan metinlerin de anlamsızlığı eklenince-daha en altta çalan türküleri koymadık du bakalım- dizi feci bir ilkokul piyesi havası kazanmaktadır. en önemli ve türk sinema tarihindeki en boş geyiklerine malzeme olacak konsey muhabbetini çıkartmış dizidir;kahramanlarımız, lüks döşenmiş bir odada süslü koltuklarda oturmaktalar. uzun sessizlik ve sinirli, anlamsız, oyunculuktan uzak bakışlardan sonra. prenses amidala, konseyin, cumhuriyet karşıtlarının hazırlattığı orduların kontrol altına alınması için polatı görevlendirir. daha önce klon saldırılarının önüne geçemeyen baron, cp3u ve arthur ile birlikte bu sefer astroit b-612'ye doğru yol alır. padawan memati, usta yoda'nın söylediklerini dinlememiştir. konseyin kuralları vardır. gelenekleri vardır ve bunlardan biri de konseyden birinin, konuşma esnasında ışın kılıcı ile koltukta oturan diğer bir üyeyi hunharca, sırtından, delikanlılığa yakışmayacak şekilde(!) sırtından öldürmesidir. yakışmasa da konsey acımasızdır. jedi şövalyesi skywalker, hüsrev ağanın bu akıbetinden sonra ayağa kalkar ve siktirin gidin ulan sizin yapacağınız diziye ben der. ekran kararır, her perşembe hayatım da..

--- spoiler ---herşey tamam da pala ve adamlarının hüsrev ağanın mekanında hüsrev ağanın has adamını öldürmeleri bizi sandalyemizden düşürdü. ne biçim mafyasın, ne biçim ağasın ya. üç tane akrepli tip senin adamını öldürüyorlar sora da bir şey olmamış gibi senin mekanında baget yemeye devam ediyorlar. enteresandı.ayrıca postane sahnesinde de tam anlamıyla sıçmışlar. o kadar bekledik, bir baktık polat arabada. galiba geçen bölümü çektiler, sonra bir daha izin alamadılar postanede çekim için. yoksa doğu amca ile polat'ın karşılaştığı sahneyi çekmemek için mal olmak lazım.--- spoiler ---

ilkesel olarak karşı olduğum şeyleri bolca içerdiğinden dolayı izlemediğim dizidir... ayrıca the simpsons ve scrubs ile çakısmasından dolayı bir çok kişinin keyfini kaçırabilmektedir.

dizinin yönetmeninin, senaristinin ve çeşitli teknik elemanlarının dışında herkesin, her şeyden anladığı bir dizidir.

lakin böyle makinanın ucunu gösteren gözlüklünün, kapıdaki nöbetçi polise kimlik neyim göstermeden, emniyete, karakola dalabilmesi fenadır. hani derin, sığ, bu adam devlet görevlisi, kimlik sorulsa gösteremeyecek biri değil. neticede girecek içeri. lakin tut ki bombacı, suikastçı kelalaka bir adam olsun, kapıdaki elemanı önce korkutup, sonra aslanım koçum tribi yapmak yetecek istediği yere dalmaya.

pala'nin yanindaki iki adamin yasadigi degisimle de dikkatimi ceken dizidir. kral ve bedir adlariyla * diziye gectigimiz sezon giris yapan bu iki karakter yeni sezonla birlikte sive, gorunus ve hatta isim degisikligi bile yasamistir. kral'in adi faruk olarak degismistir. ayriyeten iki karakter de sakal birakmis ve guneydogu sivesiyle konusmaya baslamislardir. bir de haddinden fazla psikopata baglamislar gibi geldi bana.

--- spoiler ---hüsrev ağanın kılıç tarafından öldürülüşünün her reklamda gösterilmesiyle ticari kaygı adına heba edilen dizi. birçok seyirci "bu hafta hüsrev ağa ölecek, mutlaka izleyeyim..." düşüncesiyle oturdu 59. bölümün başına, oysa ki bir anda gelişseydi bu olay çok daha fazla takdir toplardı bölüm. (bkz: 15 minutes)--- spoiler ---

yıldırım türker yazmasaydı olmazdı. ellerine sağlık diyelim ve linkini verelim.http://www.radikal.com.tr/...4/04/19/haber_113799.php

ilerde çocuklarıma bizim zamanımızda bi dizi vardı bi polat vardı diye anlatabileceğim perşembe gecesi eğlencem iyki var

geçen sezona oranla büyük ölçüde politically correct olmayı amaçladığı her halinden belli dizi. özellikle konsey üyelerinin hepsinden nefret edilmesini amaçladığı çok açık. ayrıca geçen sezon sigara, esrar, eroin, bok püsür kullanımı ve hatta imalatı açık açık gösterilirken bu sezon sigaraların bile sansürlenmesi komik kaçmıştır. polat'ın uyumadan önce dişlerini fırçalayacağı, "oğlum saçın ıslak operasyona gitme, hasta olacaksın" diye abdülhey'e kızacağı bölümleri heyecanla bekliyorum.bu genel gidişatın aksine hareket etmiş sadece 2 kişi vardır ki, onlar da pala kodadlı karakterin yanındaki bedir ve kral adlı kişilerdir. geçen sezon "hehehe, abi nasıl vurucaz bu adamı? çok zor görev bu ayol, deermişaaammmm" diye konuşan adamı dün "vollahi bırakmam silahı! törörist miyiz la biz? la yörü kör gurşun gireceyidi!" derken görünce, çok afedersiniz, oha felan oldum, tutamadım kendimi.

(diziyi yayınlandığı tarih itibariyle izleyenler için spoiler değildir)--- spoiler ---ilginçtir ki dizide mehmet karahanlı aslan beyin çocuğunu kaçırdığını ve hatta sabahat adlı kişiyle bir işler çevirdiğini, dahası çocuğunun verildiği aileyi biliyor ya da tahmin ediyor. öteyandan aynı mehmet karahanlı bundan bağımsız olarak polat alemdar ın oğlu olabileceğini düşünüyor karısının da baskısıyla ve hatta 3 kere hapşırma olayı vesilesiyle. fakat ne hikmetse iki olayı birleştirmeye yeltenmiyor bile. polat ın da aslan ile aynı çevredeki insanlarla muhattap olup olmadığına hiç dikkat çekilmiyor dizide.--- spoiler ---

hakkında iyi bir şey yazılınca duygusallar tarafından, hakaret dolu bir mail yazıncaysa kurtlar vadisi milliyetçileri ve ve çok kötü butonu mafyası tarafından entrylerimin kötülendiği garip, tartışmalı dizi.hakkında ne yazılırsa yazılsın kötülenen tek dizi.

giderek daha fazla bir satranç karşılaşmasına benzeyen, heyecanın tırmandığı dizi, aynı zamanda basit hataların da devam ettiği dizi. savcı bey, emniyet tedbirlerinin alındığını söylediği zaman, buna neden mahkeme binasının girişini kabak gibi gören tek binanın çatısında tertibat alınması dahil olmaz? "iyi de o zaman sniper amca nereye tüneyecekti" diye bana sormayın, bilsem senarist olurdum.

hukukçu kişiliğin kol düğmelerini koyduğu heykelcik, adaletin simgesi lady justice'dir.

iki su bardagı godfather'a 3 corba kasıgı goodfellas'calinir*, yeterince nikita yagı ile cırpılarak* kısık ateste bekletilir. lezzet katması bakımından bir tutam casino sosu da üzerine eklenir. farklı kültürlerden ısmarlanmış etkileyici baharatlarla süslenen yemegimiz miller kavşağı'ndan* alınmış tabaklarda dilimler halinde izleyiciye sunulur.

komplo teorisi üretmenin son raddesi olacak ama, bu dizi saat 8,30 da başlayıp 10dan sonra biten bir diziydi. ancak dün geceki bölümü 9,30 gibi bitti, üstelik bütün olaylar çakır-polat-elif etrafında dönüyorduha şimdi bir komploculuk oynarsak, acaba dün akşam ki bölümün orjinal halinde iplikci nedim ve dolayısı ile museviler ile ilgili bölümler vardı da, olaylar nedeni ile makaslandı mı?

komplo teorisi üretmek için uygun bir dizidir, ne var ki dizinin son bölümü için endişeye mahal olmasa gerektir. dizinin genelde saat onbire doğru bitmesi, baygınlık veren reklamlar ve program tanıtımları yüzündendir. tarafımdan kronometre tutulmamış olmakla birlikte göz kararı normal uzunlukta bir bölüm yayınlanmıştır. olaylar da yeterli çeşitlilikte ve önceki bölümlerdeki hadiseler ile uyumludur. serdar'ın sevgilisi ile, savcı ile, koruma görevlileri ile muhabbetleri, abidin-tuncay diyaloğu, hüsrev ağa-erdal-ardal'ın babası sahnesi, karahanlı, kılıç vb şahısların çakır hakkında değerlendirmeleri, tombalak efendinin hanımı ile sohbeti gibi içinde çakır-polat-elif bulunmayan mebzul miktarda sahne de gösterilmiş bulunmaktadır.

"nasıl olsa maske takıyorlar, yüzleri görünmüyor. diziyi de sesli çekmiyoruz. o zaman mevcut oyunculara dublaj yaptırtırız." diyerekten tarikat üyelerinin dizinin diğer oyuncuları tarafından dublajlandığı dizi. şöyle ki: üyelerden bir tanesinin sesi nizamettin güvenç, bi tanesinin sesi kılıç, asalı başkanın sesi ise akrep bekir'di.

mehmet karahanlı'nın herkesten gizlediği, dışarı çıkmalarına dahi izin vermediği karısının ve kızının radyo spikeri tarafından nasıl öğrenildiğinin bir türlü anlaşılamadığı dizi.*

sinan cetin'in osuruguna bile turk sinemasini gelecegini kurtaracak degerler atfedenler nedense mevzu kurtlar vadisi olunca acaip bir yuzeysellige saplanip kaliyorlar. klasik aile hayatinin banalligindan(!) sikilan bir gencin yasadigi bunalimlari modern dunyanin insan hayatini nasil parcaladigini anlamak icin kilavuz kabul edenler, gorevi ve hayati arasinda kalan bir devlet memurunun hayatindaki celiskiyi "aa silah kullaniyor ne kotu" gibi gayet derin yorumlarla izliyorlar. kimliginde arhan yazan her erkekle firsat bulunca yatmaya azmetmis bir esma aski anlamak icin sevgilisinin topragina bakarak avunmaya calisan elif'den daha cok yardimci oluyor. aksam yemegiyle yatma saati arasinda gun icinde karsilastigi komik olaylari senaryolastiran zekalari popularitelerinden menkul senaristlerin eserleri, her bolumu icin onlarca kaynak taranmasi gereken, repliklerinden birikim akan bu diziye gore daha egitici ve ogretici oluyor. bildigimiz tanidigimiz coook buyuk yonetmenler soz konusu oldugunda uygulanan kriterler mevzu kurtlar vadisi oldugunda neden birden rafa kaldiriliyor? bence bu adamlar cikip "biz bu diziden kazandigimiz parayi turk sinemasinin gelecegine yatirmak istiyoruz o yuzden bir sinema filmi yapmaya karar verdik. hababam sinifi kaz daglarinda'nin cekimlerine yarin basliyoruz haftaya da galamiz var. hepiniz davetlisiniz." gibi bir aciklama yapsinlar onlar da kurtulsun biz de kurtulalim.

elif polat'ı hiç mi sabah görmedi acaba 3 kez hapşırırken? (zeki kız olduğundan mütevellit, ali ile olan benzerlik dikkatini çekerdi muhakkak.)

ana fikri "it kopuk olun önünüzde herkes diz çöksün. eğitim, çalışmak, dürüstlük hikaye" olan ucube dizi.

ana fikri "ülkenizdeki şiddet unsurlarını ortadan kaldırmak için sizin de şiddete başvurmanız gerekmez. toplayın bütün babaları bir salona, mozart dinletin, sokrates'i grekçesinden, seneca'yı latincesinden okuyun, hepsi bit gibi kırılır gider" olmayan, insanların çamur atmak gayretiyle ne yapacaklarını şaşırdıkları dizi.

alt tarafi bir televizyon dizisidir, bir bardak hatta bir kasik suda firtinalar koparmak ne derece anlamlidir bilemiyorum..taa perihan abla doneminden beri insanlari etkileyen, uzerinde gunlerce konusulan, siyaset meydani'nda tartisilan, devami sinema filmi olarak sunulan onlarca televizyon dizisi gorduk..misal; ikinci bahar, super baba, sehnaz tango, deli yurek, asmali konak.. o kadar cok var ki..evet birileri cikti cakir'i olduren oyuncuyu dovdu, birileri "aci kaybimiz" diye gazeteye ilan verdi, birileri mac oncesi saygi durusunda bulundu filan. peki n'oldu? biraz konustuk, gulduk gectik. seymen aga diye birisi vardi, cok degil, bes alti ay once. var mi simdi hatirlayan, adini anan. o dizide de merhem mi surup mu ne bir ilactan soz edilmis sanirim; insanlar yapimci sirketi telefon manyagi yapmislar "biz de o ilactan istiyoruz!" diye. boyle bir sey olabilir mi? ama oluyor iste. izleyenlerin buyuk bir kismi o kisileri, olaylari gercek saniyor; belki de sanmak istiyor; kendisini ve zihnini oyle mesgul edebiliyor, bununla mutlu oluyor demek ki..ben ilk bolumunden bu yana kurtlar vadisi'ni buyuk bir ilgi ile izliyorum."cakir sahiden yasadi mi patron" diye de sormuyorum.seinfeld'i izlerken aldigim hazza esit degerde bir haz aliyorum kurtlar vadisi'ni izlerken.bu aksam olurum beni kimse tutamaz diye bir sarki vardi, bir ara "yasaklansin" diye ayaga kalkmisti insanlar, intihara ozendiriyor diye; biraz da ona benziyor simdi tum bu olanlar.son soz:altinda bosuna bir seyler aranan bir televizyon dizisi

geçenlerde bakırköy'deki ermeni ilköğretim okulunun duvarında "burada hap satanın anasını sikeriz... bakırköylü bilmem ne gençleri" yazısını gördükten sonra özellikle gençleri ne kadar etkilediğini gördüğüm dizi.

bu diziyi izleyenler arasinda iki ekolden insan görüyorum ben:1. dizide gösterilen yaşam tarzindan cok etkilenen; delikanlilikta kendini bulan, alinan her haracta orgazmdan orgazma koşanlar. (ölüm ilanlari, saygi duruşlari bu gruptan geliyor)2. dizinin cok kaliteli bir yapim olmasindan dolayi izleyenlerişin üzücü yani; bu diziyi izleyen herkesin birinci gruptan sanilmasi, lamelikle davarlikla suclanmasi. yönetmenin politik görüşleri yüzünden eleştrilmesi vs.si şusu busu...bir diziyi sadece iyi bir dizi oldugu icin izleyenler de var, unutulmasin, unutturulmasin, gelir basarim mekaninizi...

dizinin en çok tepki çeken taraflarından birinin de "delikanlılık" meselesi olması ilginçtir. dizide özendirildiğini düşündüğünüz delikanlılık tarzını eleştirebilirsiniz, ama bunu doğrudan delikanlılık eleştirisi haline getirirseniz, beklediğinizin tam tersi etki meydana getirirsiniz. herkes "satanist" olmak zorunda değil, delikanlılık türklerin tarihten getirdiği ve benimsediği bir tavırdır. bunu ortadan kaldırmaya çalışmak yeldeğirmenleri ile savaşmaya benzemesi bir yana, bence gayet de hatalıdır. eşkıya kılıklı herifler görmekten ben de hoşnut değilim, ama ortalıkta dolanan çıtkırıldım, yılışık, klabır, ciks, tiki tipler kadar itici de değiller. her şeyi kendinizi merkez alarak çözemezsiniz. "delikanlı" bizden biridir, yapıcı olmak istiyorsanız, "delikanlı öyle olmaz, şöyle olur" gibi bir tarz deneyin bir kere de.diğer taraftan araya art niyetli veya samimiyetsiz olduğunu düşündüğüm tavırlar da sızıyor. bir kasım insanlar ısrarla esas kendilerini rahatsız eden hususu dile getirmek yerine, kenarından dolaşıp lafları başka yerlere çekiyorlar. bir kısım insanlar nezdinde "yanlış" yapmak pek iyi bir şey değildir, ama "birilerinin" yanlış yapması hiç iyi bir şey değildir, afettir, felakettir. çifte standart almış başını gitmiş. iki dizinin konseptleri farklı olduğu için örnek çok yerine oturmayabilir, ama mesela bir külhanbeyi mürkemin çıtır tiplemesine kimsenin itirazı yoktu. hani delikanlı mükremin silah falan kullanmaz, eyvallah da, biri çıkıp hırtlık yapınca, "e olur o kadar", başkası yapınca "hüop bilader"... olmuyor abiler.türk genci külhanbeyi olmasın diyorsanız, eyvallah. delikanlı olmasın diyorsanız, naş!

en büyük eksikliklerinden biri deliyürek dizisinin haydarinna şarkısı gibi sözleri damardan bir bir tema şarkısı olmaması. şu an kullanılan müzik süper gaza getiriyor ama duygusallık eksik

neredeyse kesin olarak nitelendireceğim şekilde yapımcılarının veya oyuncularının ekşisözlükteki bu yorumları okuduğunu düşündüğüm dizi.yapımcılara birkaç söz şu şekilde olabilir:kardeşim her hafta reklamlardan o kadar para kazanıyorsunuz...gerçekte yılların tecrübesine sahip onlarca baba tiyatrocuyla çalışıyorsunuz...(en azından bu seneye kadar öyleydi)türk televizyonlarının gelmiş belki de gelecek en büyük prodüksüyonunu yapma fırsatı, efsane olma, kült olma fırsatı ayağınıza kadar gelmiş...peki niye düz türk mantığıyla hareket edip `nasıl olsa bir numarayız niye daha iyisini yapalım ki` diyorsunuz?? belki de bunun için uğraşıyorsunuz. ama bunu göstermekte başarısız oluyorsunuz demek ki biz göremiyoruz...nasıl olsa reytinglerde bir numarayız demeyin, beş haftada kaybettiğiniz irtifayı görüyorsunuz. türk halkı çabuk sever, göklere çıkartır, çok kısa zamanda da tam tersine yerin dibine sokar sonra da unutur gider. bizde bu işler de böyle işte.........................belki bizi ilerde holywoodla ortaklaşa yapılmış milyon dolarlık bir sinema filmi bekliyor, belki kurtlardan sonra çok daha büyük yeni bir proje, veya gelecek sene kalite açısından çok daha bomba bölümler...belki belki daha henüz aklıma gelmeyen birsürü şey. bunları düşünüyorsanız seyirci olarak motivasyonumuzu kaybetmemiz daha zor olacaktır.........................lütfen bir efsane bir kült olmaya inanın, bize de bunun canlı şahidi olma fırsatını verin....lütfen

artik ilkokul musameresi tadi vermekten oteye gidememektedir. ozellikle son 5-10 bolum icler acisi... degisim asilnda sadece osman sinav'dan mi kaynaklaniyor, yoksa ekibin baska kilit elemanlari mi ayrildi bilemiyorum. tek bildigim eskiden bir nebze orjinal olan senaryo, artik diger filmlerden araklanan bolumler ve senaristlerin gundemdeki konulari dogu bey ve polat'in agzindan seyircilere ulastirmasindan ibaret hale gelmistir. ozellikle bir onceki bolumde ozel yetistirilmis ekiplerin andre'i arama sahnesi saniyorum kucuk kardes kres ve yurdu musameresinden direk calinmis, ozel efektler sayesinde oyuncularin boyu uzatilmistir. ha yok oyle yapilmadiysa, ben hem o oyunculara, hem de o sahneye tamam diyip montaja gonderen rejiye selam ederim...belli bir seviyeye geldikten sonra isine saygiyi kaybeden insanlar grubuna bir ekip daha katilmistir, hayirli olsun. ozellikle polat karakterinin, gun be gun, sacmaligin otesinde bir ubermensch haline gelmesi artik komik olmaktadir. ilk mesajlarimdan birinde senaryonun genelinde bir donnie brasco havasi oldugundan bahsetmistim, lakin su anki senaryo sadece unlu mafya ve aksiyon film/dizilerinin kotu bir kopyasi haline gelmistir. ayrica, dikkat edilirse, o ilk baslarda yapilan kurtlar vadisindeki karakterler gercek hayatta kim gibi tartismalar artik sacmalasmis senaryolar sebebiyle ortadan kalkmistir. yine onceki mesajlarimdan birinde, kotuye gitmeden bitirilmesi gerektiginden bahsetmistim. o sinir artik gecilmistir. ekip, bizimkiler ve super baba gibi dizilerin dustugu hataya dusmus, kendini yenilemeden uzun soluklu bir seri yakalama pesinde kredilerini tuketmislerdir. ha bundan sonra toparlanirlar mi, bilemem, ayrica bana ne... ancak onunde ornek alinabilecek, dogru yapilmis yapimlar varken (`orn:` `24`), sacma yollara sapilmasinin nedenini bulamiyor, sadece "ben artik oldum" havasi sezinliyor ve genel anlayis acisindan uzuluyorum. neticede bu bir dizidir, evet... cok da fanatigi olmadigim bir dizidir, yine evet. ancak duzgun bir seyler yapilabilecek, dogru adimlar atilmis bir yapimin bu hale gelmesi beni sadece uzer... ayrica sadece meshur oldugu icin havaya giren aktor bozuntulari ise yarin bir gun bu yapim bittiklerinde ne olacaktir merak edenler icin:(bkz: a takimi)

"kurtlar vadisi muzik albumunden alıntıdır"burası kurtlar vadisi; burada sevdiği için ölür insan, yaşamak için öldürür. türkiye'nin bu karanlık ve puslu vadisinde bir yılda paylaşılan para; şantaj ve haraçtan 100 milyon dolar, kaçak insan ticaretinden 200 milyon dolar, kumardan 1.5 milyar dolar, silah kaçakçılığından 3 milyar dolar, tahvil, bono, döviz ve borsa manipülasyonundan 10 milyar dolar, uyuşturucu ticaretinden ise 40 milyar dolardır. para baronlarının masum her insana kestiği bu toplumsal haraç türkiye milli geliri'nin yarısıdır. burası kurtlar vadisi'dir. kurtlar vadisi'nde iz sürmek hem kahramanılıktır, hem de ölümüne yalnızlık...

gidişat itibari ile kurtlar konseyinin itler konseyine dönüşeceği ve it dalaşı yaşanacağını düşündüğüm dizi

populerliği sözlüğe de yansıyan ve adına çok güzel ve başarılı bir sözlük themei yapılan dizi.

ahanda güzel bir bölüm geliyor.--- spoiler ---elif, polat ile tartışırken tercihini yapar ve uzun bir aradan sonra ali'yi istediğini söyler. laz ziya, kendisine iletilen ikazı kabullenmiştir. içerideyken konsey aleyhine bilgi vermez. nesrin, babasının işlerini devralmaya razı olur. tilki andrei, polat'ı ziyarete gelir. ahıskalı'ya karşılık samuel'i ister. pazarlık gücünü artırmak içinse polat'ın adamlarını kaçırmıştır. esrarengiz bir güç her şeyin ötesinde kendi planlarını uygulamaya başlar. bir yandan "fox" adına safiye ile mesajlaşırken, bir yandan polat'ın ve ali'nin seslerini dijital ortamda taklit etmeye başlar. samuel ise polat'ın efe karahanlı olduğunu öğrenir.--- spoiler ---

saat 10 itibari ile başladığından şu ana kadar geçmiş bölüm özeti, reklam ve shov tv diger fragmanlarıyla hayatımın yarım saatini haybeye harcamış dizidir.

memati'nin efsane olmaya aday olduğu dizi... hm

3 dakikada 27 kez abi söylemini sayabildigim dizi.-abi çayçermisin-abi nerde-abi şu an meşgul-abi çökelim mi-abi seni yenge aradı**-abi sıkalım gitsin şerefsize ...(bkz: yeter ulan yeteeer)

(bkz: dikmen vadisi)

--- spoiler ---kukuletalı satanistlerden birinin avukat "nizamettin güvenç" olması kuvvetle muhtemeldir.zira karahanlının ölümünün sabahında kameramız nizam'ın masasındaki adalet heykeline zoom yapmış (bu heykel masonlar toplanırkende gösterilmiştir) ,ayrıca nizam kardeşimizin üstünü giymekte olduğuna da dikkat çekilmiştir.edit : hatta bu nizam kardeşimiz sabetaycı bile olabilir.--- spoiler ---

bu akşamki bölümde polat alemdar'ın ofisinde asılı olan dikilitaş resmiyle yine anlaşılmaz paralellerinden birini kurmuş olan dizi. ben kilitlendim kaldım şahsen.

tabakhane görüntüleri ve bilgileriyle boka sarmış dizidir.. *

showtv'nin perşembe geceleri reklam kuşağı arasına romanson ile sokuşturduğu görüntüler toplamı olmuştur efendim bu dizi...reklamları falan seyrediyorsunuz, araya kafa dağıtmak için dizi giriyorki bünye reddetmesin..

10 saniyelik izlememle bana baron'un katil zanlisi icin cizilen robot resimden sabikasinin olup olmadiginin anlasilabilecegini ogreten didaktik dizi. tesekkurlerimi borc bilirim.

(bkz: #7113203)

ihtimaller bir yana, sayin avukat nizamettin guvenc'in kukuletali şovalyelerden biri oldugu kesinlik kazanmistir. şoyle ki; nizamettin'in masasinin uzerindeki lady justice heykelinin terazi kismi sabittir. ancak, masasinin hemen arkasinda bulunan konsoldaki bir başka lady justice biblosu dikkat cekmiştir. işte o biblo, gecen bolumde gosternilenle aynidir. yani terazi kismi oynaktir. bunun dişinda nizamettin'in giyindigi planda, kol dugmelerinden başlamiştir kamera takibe. senaristler ve yonetmenin nizamettin guvenc'in şovalyelerden biri oldugunu izleyiciye aktardigi an ise, telefon ile haberi alirkenki sogukkanliligidir. avukat nizamettin'in kilic'i sorgulama şekli de gereken mesaji fazlasiyla iletmiştir.edit: aha simdi karahanli'nin ogluna biraktigi belgeleri israrla sormasi son supheleri de silmis supurmustur.

tarih itibariyle yayınlanan bölümünde mematinin intihar etmeye çalıştığı mezarlık nasıl bir mezarlıksa 3 saat koştu polat zor yetişti. mel gibson o kadar koşmamıştır cehennem silahı serisinde şerefsizim. boka sarmaya başladı dizi ya dur bakalım. - bi çölü bi denizi severim abdulhey ?- neden abi ?- kızgın kum serin su hesabı eahaha bende bilmiyorum ki ne amına koyim. - çok mu seviyon denizi abi

reklam arasında banyo yapıp kurulanabildigim dizi.

an itibariyla mematiyle yapilan roportaj sayesinde gidişhat hakkinda bilgi alinan dizidir. - sayin gurkan.. mezarlik sahnesindeki performansiniz butun net alemlerinin dilinde. bu başarinizi neye bagliyorsunuz ?- neye bağlıycam aga.. bizim dizi brezilya dizilerine döndü. 2 bölümdür kimse ölmedi. en azindan ben öldüremedim. mezarlik cekiminde bunu aklima getirip getirip agladim. takmişlar kibris'a amerikaya. bak görürsünüz 3 haftaya kalmaz yayindan kaldirilir bu dizi..

mikrofonlarımızı uzattığımız polat alemdar ise şöyle konuştu.- adam bizim camiada düğününe çağırmıyor ayıp. bi altın bişey takardık. bu arada memati'ye 30 senelik ekmek parası hesapla dedim yok adam ortalarda gören oldu mu ? bi hesap makinası bişey verseydik çocuğa ayıp ettik.

an itibarı ile memati'nin gelecekle ligilenmediğini açıkladığı vadi *.

(bkz: efendi)

bir yerden bir yere arabayla gitmeye yetecek kadar upzuuuun reklam arasına sahip olan dizi. anet news ahalisinden bir genç şöyle yazmış:"reklam basladiginda goztepeden yola ciktim , bittiginde kocamustafapasadaydim...hos hizli geldim ama..bu kadar da uzun ve sık olmazki.."

zırt pırt burnunun kanadığına bakılırsa polatın ölüm nedeninin lösemi olacağı dizi

75. bölüm sonlarında polat alemdar'ın karahanlı'nın cesedine serzenişleri gayet dinlenesiydi....... - herkes babalık peşinde... - sen baba, devlet baba, o baba, bu baba - ........ - hepiniz evlat katilisiniz... (senaristeleri burdan birkez daha alkışlıyorum)

güllü erhan ve avanesinin 75. bölümde bir kerecik göründüğü dizi

--- spoiler ---necati şaşmaz kişisinin, rolünün hakkını verebilmek için bi çiğ tavuk yemediği kalan dizi.. daha önce de kafasına torba geçirilip suya batırılan polat'ın burnundan akan kan, gözüne gözüne doluşurkene, elimde olmadan şunu düşündüm: lan arkadaş, para kazanmak ne kadar zor bee..--- spoiler ---

öyle yada böyle fenomen haline gelmiş bir yerli yapım bu. bu dizi ile birlikte bir zamanlar televole ve biri bizi gözetliyor programlarından şahit olduğumuz "şimdiye kadar hiç izlemedim, böylesine sığ programlar ilgimi çekmiyor" furyasının geri döndüğünü gördük. bütün bunların yanında dizide ölen bir karakter için gazeteye ilan verenlerde peydah oldu. ama ben en çok, diziyi saçma,mantıksız,insanları şiddete yönelten fonksiyonsuz bir yapım olarak görüp bunu ısrarla sözlük aracılığı ile beyan edenlere takıldım. "madem bu kadar ilgisizsin,dizi ile ilgili verebileceğin bir bilgi yok, neden hiç izlememiş olmanı bizlerle paylaşırsın" diye sordum kendime usulca. popüler olanı beğenmeme karizmasını hatırladım istemsizce. ammavelakin sözlük ve yazar arkadaşlar sağolsun şimdiye kadar tam olarak sadece çakır'ın öldüğü bölümü izlemiş olmama rağmen bırakın genel konsepte hakim olmayı, en sıkı izleyicisiyle bile derinlemesine tartışabilecek bir kıvama gelmiş durumdayım. ilgili arkadaşlar bu faaliyeti biraz daha ileri götürüp her bölümün orjinal textini buraya aktarsalar çok daha enfes olur gibi geliyor bana. ki daha sonraları günün maçlarından dakika ve skor yerine dakika dakika pozisyon anlatımlarını da alırız. ekşi sözlük yepyeni bir formata bürünmeye başlar bu vesile ile*.

karahanlı'yı öldüren gruptakilerin tahmin edilebilmesi için dizideki heykellere ya da başka bir takım cisimlere gönderme yapılmasına gerek yoktur. ses tonları 74. bölümde tüm üyelerin kimler oldugu konusunda gereken bilgiyi vermiştir. özellikle gurubun başına dikkat edilmesi gerekir, vadide görünen amerika ve ruslar ayrımı acaba her yerde geçerli midir?yorumlarının yapılacağı dizidir.

22 nisan 2004 gunu yayinlanan bolumunde introduction to cyprus dersi 4 kere ust uste anlatilmiş dizi.

memati'nin yuzunde devamli "abi beyni aldirdim biseyleri duşunmeye calişiyorum ama icinden cikamiyorum" ifadesi bulunan dizi. ki yapilan her kurtlar vadisi gunu surekli olarak bu espri cevresinde super replikler uretmektedir. -"memati arkadasin 30 yillik emegini hesapla"-"anama kufur etseydin daha iyiydi abi"

"bu bir mafya dizisidir" sloganinin aslinda "bu bir mafya konulu dizidir" demek istedigini cani yürekten umdugum yeni bir (büyük bir ihtimalle akillara zarar) özel tv dizisi. hic bir bölümünü seyretmeyecegim icin mutluyum, huzurluyum.

hem milleti hem de kendisini reklam manyagi yapmis dizi. 22/04/04 tarihli bolumunde aldiklari 55 dakikalik reklam yetmiyormus gibi, dizinin gonsept danismani soner yalcin in kitabinin tanitimi icin aslan ve dogu beyler de futursuzca kullanilmistir. bi aslan bey in ayse teyzenin deterjan kutusunu tutar gibi kitabi tutup kameraya bakarak gulmesi eksik kalmistir. cakir'in olumunden sonra senaryonun basibozuklugu ve abur cuburlugu da gozden kacmamaktadir (maalesef oyle sevgili bahadir ozdener). mesela bu bolumde "ulan ne yapsak ne yapsak" tarzi senarist dusunceler sonuc vermemis olsa gerek yarim saat tabakhane gezdirdiler, bi yarim saat mezarlikta kic devirip sigara icirdiler, bi ara 5 dakikalik bi gemi operasyonu oldu ama cok hizli gecistirdikleri icin tam anlayamadik sairin hangi dusunceler icinde oldugunu..diyecegim odur ki, senaryo bas bas bagiriyo " valla cakir'i ben oldurmedim lan"

bir katim dişi guc odaklari tarafindan "bizim asmali konagimiza laf ediyordunuz ama hepiniz ciddi ciddi bi diziyi seyrediyorsunuz" suclamasinin kafamiza kaktirildigi dizi. evet seyrediyoruz. oktay kaynarca'nin burun cekmesini ozcan deniz'in burun cekmesine tercih ediyoruz.

gerçek yaşamda sıkı bir eskişehirspor taraftarı oktay kaynarca nın çakır rolü ile görev aldığı dizi film.

3 kere hapsirma hastaligi olan polat alemdar 'in iyilesip bu sefer de burun kanama hastaligi'na tutuldugu dizi. ilerki bolumlerde hangi hastaligi kapacak o iste bir sir...

her 4 kelimesinden 3'ünün "dengeler, denge, dengelerin değişmesi...vs" olan her karakterinin potansiyel baron olduğu dizi. polat alemdar'ın ise kelebek etkisi* sendromuna yakalanıp yakalanmamış olabileceği ise akıllara takılan başka bir muammadır. nergis karahanlı ise 75. bölüm itibariyle parmağına geçirdiği yüzükle dizinin en can alıcı sahnesine imza atmıştır kanımca.

dün akşam yayınlanan 75. bölümün sonunda, polat'ın gözünü kan bürümüştür.

parmağına taktığı mehmet karahanlı yüzüğü'nden yola çıkarsak, dizide bundan böyle bir tür hanım mafya anası rüzgarları estireceği ve en önemli karakter olacağı anlaşılan nergiz karahanlı'nın, sözlük yazarları arasında ısrarla nergis karahanlı olarak anılmakta olduğu dizi.

film içi reklam olaylarının son yıllardaki bariz artışını yerli dizilerimiz şimdiye kadar sadece yayınlandıkları kanalın reklamları, o kanalın içinde bulunduğu medya grubuna ait gazetelerin reklamları ve varsa gsm şebekesi reklamlarıyla yansıtmışlardı tv lere. fakat kurtlar vadisinin son yayınlanan bölümünde soner yalçın'ın kendi kitabına "ey mafyatik, komplo teorisi seven, delikanlı türk gençliği! alın bu kitabı hikmetiniz faziletiniz artsın" diye bas bas bağırırcasına yaptığı reklam gibisini görmedim. "ohaa be kardeşim" lafı az kaçıyo. lakin teorik olarak hakikaten etkili bir reklam. bi düşünün kaç kişi azınlık raporunda en az beş kere göze sokulan bvlgari saatleri görüp de saatçilere koştu ya da şöyle diyelim akşam gazetesi deliyürek ve bu dizinin hayranları sayesinde tirajında artış elde ettimi? bence hayır. ama eminimki dizinin hayatında kitapçı yüzü görmemiş birçok hayranı sabah erkenden kalkıp aramaya başlayacaktır kitabı. bu reklamın teorik olarak başarısını açıklıyor.fakat hesaplama hatası şurada gerçekleşiyor, bu bahsedilen hayran kitlesi, orjinali 25 milyon olan bu kitabı sanıldığı gibi kitapçılardan değil yol kenarındaki tezgahlardan 5-10 milyona alacaktır ve soner yalçın ertesi bölümde polat'a korsan kitap tezgahlarını parçalattırmassa ya da korsan kitap olayını konsey toplantılarına taşıyamassa cebine o umduğu paralar giremeyecektir.bu olayın tek kâr ettirici tarafının delikanlı kabadayı gençliğimizin bu vesileyle kitap kapağı açmasını ummak olarak görüyorum(yazar notu: diziyle çok alakası yok ama değinmeden edemedim)

artık alışkanlıktan seyrettiğim dizidir. sondan bir evvelki bölümü kaçırdığım halde nasıl olsa özetinde seyrederim dedim. perşembe gecesini daima bu dizi için boş tutan birisi için seyredememenin etki yapmaması kötü bişey. dizinin kendini bitirmeye doğru gittiğini düşünmekteyim. bitme anı da yeterli reklamı toparlayamadığı ilk bölüm olacaktır.

--- spoiler ---doktorla ferayenin kanımca ortak hareket etmedikleri dizidir: zira feraye, doktoru gördüğünde şaşırmıştır. ayrıca suikastin bir sebepten ertelenmesi durumu da var: ikisi bağlantılı olabilir; arsenikle öldürmek yerine silah bulmayı seçmiş o yüzden de iş uzamış olabilir. ayrıca nergis'in gördüğü rüya da rastlantı olmayabilir; işin bokunu çıkaralım ve doktorun hipnotik telkinde bulunduğu ve feraye'nin karahanlı'yı öldüreceğini nakşetmiş olmasıdır. tabii arsenik tezi çöker ama olsun, "7 harfli bir zehir ikinci harfi a" ise ince bir ayrıntıdır arsenik konusunda.--- spoiler ---

yaklaşık iki üç bölüm sonra (belki daha da erken zamanda) sözlükteki başlığı, istatistiklerde alabildiğince entry içeren başlıklara girecek olan dizi...

nizamettin güvenç cüppelilerden biri değilse bile senaristlerinin sözlük okuması durumunda nizamı cüppeli hale sokacağı dizi.

yeni sezonda yönetmenliğini gemide ve dar alanda kısa paslaşmalar filminden tanıdığımız serdar akar'ın yapacağı dizi.

aldığımız duyumlara göre tansaş reklamın da oynayan balıkla kurtlar vadisinde oynayan balık aynı capon balığıymış. mehmet ali* de bi ara her reklamda dizi de oynardı. sonra kaçış sendromuna yakalandı. mazallah bu balığın başına da aynı şeyin gelmesinden korkuyoruz. gerçi balıklarda ırsi bir şekilde kaçış sendromu vardır ama ne bileyim işte. sonra kimse uyarmadı demesin

ortalıkta dolanan doktorun ne olduğu soru işareti oluşturan dizi. birde 75. bölümde iplikçi nedim karahanlının ölümüne verdiği tepki ile beni baya bir güldürmüştür. nasıl olmuş kuzum... mimikler müthiş...

bence bu dizinin çok fazla seyredilmesinin bir nedeni de(dizinin kalitesi dışında) erkek seyirci potansiyelini görüp değerlendirilmesinden kaynaklanmaktadır.kabaca televizyon izleyicilerinin yada dizi izleyenlerin yarısı kadın yarısı erkektir. kurtlar vadisi dışındaki dizilere bakıldığında bunların hepsinin buyuk oranla kadın izleyicilere hitap ettiği görülür.yani tüm diğer diziler yüzde 50 kadın izleyici arasında paylaşılıyor. kurtlar vadisi ise tek başına tum yuzde 50 erkek izleyiciye hitap ediyor. tabi bu kadınlar kurtlar vadisi izlemez veya erkekler diğer dizilerin yüzüne bakmaz anlamına gelmez. zaten bu iki oran yaklaşık aynıdır gözardı edilebilir...

sana bana en faydası dokunacak tarafı bu dizi oynadığında,ne şehir trafiği ne de insan yoğunluğunun olmamasıdır.

dizide inceden de olsa madara edilmeyen tek kurum genelkurmaydir. ne adliye ne emniyetin zerre miktar vukufu yok olan bitene. dibi olmayan derin devlet prim yapmaya devam ediyor, bu da en cok asker karizmasina katki yapiyor.

perşembe gecelerini anlamlandıran ve ne yazıkkı sonu yaklaşmakta olan dizi

75 bölümde 1570 entry; ortalama 21 entry.75 bölümde 63.sayfa; ortalama 0,84 entry(bkz: anladın sen onu anladın)

bu hafta bir "toparlama" ile ekranlara gelen dizi. izleyememis olanlar icin bire bir.

necati şaşmazın belirttiğine göre üç haftalık bir tatile girmiş, bu süre zarfında kolaj bölümlerle ekrana gelecek olan dizi.

ülke genelinde acarca savunulan ve post tenebras lux tadında memleket gerçeklerini aydınlattığı iddia edilen bu dizinin yayınlandığı zaman diliminde mutlu mes'ut scrubs izleyen bir insandım, bugüne kadar. mümkün mertebe görüntüsüne denk geldiğimde gölgesinden hızlı silah çeken adam çevikliğiyle kanalı geçmekteydim, ve hatta buna mukabil bu diziyi cidden takip eden insanlarla muhabbeti "benden uzak allahına yakın ol" düsturuna indirgemiştim. önyargılarımın bana verdiği tüm yetkilere dayanarak bu kitleyi "onlar" diye bir başka klasörde toplamaktan, o klasörün üstüne de lümpen etiketini yapıştırıp gerisine hiç karışmamaktan ziyadesiyle mutluydum, memnundum bu faşizan tavrımdan, kuşlar gibi hafiftim hatta bu oluşumla bağımın bu kadar olmasından dolayı. sonra olan oldu. dayanamadım, tüm scrubs bölümlerini indirip, yayınlanmadan izledim. yine denk geldim bu diziye, dedim bu sefer şu diziyi bi izleyeyim, yolda bulduğu sıçan ölüsünü iğrendiği halde kurcalayan çocuk tavrıyla. tongue in cheek mi ciddi mi belli olmayan bir disclaimer (ki evvelkisi temennimdir) ertesinde dizi başladı. birileri vuruluyor, orda bir ceset, şurda bir saatli bomba, bi yerlerde bi konsey, bi araba dolusu bok püsür, eyvallah. sittin senedir b-grade amerikan aksiyon filmlerinin yaptığı bütün cheesy trickler burda da gani gani, eyvallah. mafya-baba konseptinden istifade dandik klişeler, başarısız diyaloglar, ona da eyvallah.sonra bir ara arkada çalan müziğe dikkat kesildim. kaşlarım çatıldı, elim ayağım titredi, diziye karşı takındığım kayıtsız tavırlar bambaşka bir tiksintiye dönüştü. müzik, blanc'*ın müziğiydi. şu ana kadar tamamen kayıtsız kaldığım bu dandik dizi için tek birşey söylemek istiyorum: <gevrek sahte sırıtış modu> yapımda emeği geçen tüm arkadaşlar <\gevrek sahte sırıtış modu> allah müstehakınızı versin.işbu entry'ye benim kanal değiştirmemden de ivedi çok kötüyü döşeyecek delikanlı arkadaşlara selamlarımı iletiyorum, sıradaki şarkı onlar ve tüm sevenler için lazlo bane'den geliyor: superman.

nedenini bilmediim halde her seferinde ilk 5 dakika içinde hazırladıım yastıımda dünyanın en huzurlu uykusunu uyumamı sağlayan dizi.

bozuk kadranlı arabaların kullanıldığı veya yönetmenlerin sallamaya başladığı dizidir. şöyle ki; kılıç'ın kullandığı araba hareket halinde iken, sağa sinyal verdiğini vurgulamak için arabanın gösterge paneline bir anlık yakın plan girildiğinde hız göstergesi sıfırın bile altında gözükmektedir. yani araba durmaktadır. oysa ki tekrar uzak plana geçtiklerine araba gitmektedir. yani henüz durmamıştır. anlamadığım; aynı dizide polat*, çakır'ı* hastaneye yetiştirirken ekranın köşesinde ufacık gözüken hız göstergesini 180 yapmışlar, bize de vay be dedirtmişlerdir. aynı ekip nasıl olur da kabak gibi zoom yaptığı gösterge paneline dikkat etmez.

televizyondan izleyemeyenlerin yahut arşivlemek isteyip de orijinal vcd'lerin cikişlarini bekleyemeyenlerin imdadina emule-edonkey türü p2p'lerin yetiştigi dizidir.bu programlar kurularak aratma yapilabilir. ilk bölümden son bölüme kadar cogu divx formatindaki her bölüm (boyutlari 400mb-700mb arasindadir), baglanti ve nasibe paralel olarak 3-4 günde indirilebilir.elbette bu yalnizca orijinal kurtlar vadisi vcd'leri cikana kadar yapilmali, vcd'ler ciktiktan sonra gidilip onlar satin alinmalidir.dizinin önceki bölümlerini direk netten izlemek isteyenler icin:(bkz: #3892020)

ilerleyen bölümlerde, mimiksiz insan efealipolat'ın aslında dana scully olduğunun ortaya çıkacağını tahmin ettiğim dizidir. meğer ondan mimik kullanamazmış garibim. (zor olur tabii o kadar makyaj, maske falan...) bu durumda abdülbilmemne adlı genç adamın da fox mulder olması muhtemel görünüyor. olayların kilitlendiği noktada efealipolat'ın "durun ben dana scully, hem de with the fbi" diye bağırdıktan kelli, çene altından tuttuğu maskeyi çıkartıp kızıl saçlarını savurmasını beklemekteyim.akabinde beyin tümöründen rahmetli olur kendisi. (allah gecinden versin.) (amin.)ayrıca o nasıl bir burun kanamasıdır? danaya girip kurban mı kestiler adamın burnunda? şar şar boşandı kanlar, adamcağızın gözüne gözüne doldu. gözünü kan bürümek dedikleri bu mudur? bunu merak ediyorum ben...

(bkz: bitse de gitsek)

star wars tarzı gelecekte de devam edecek bir dizi olacaktır...polat türkiye mafyasını bitirdiğinde 1. bölüm tamamlanmış olacak, 20 yıl sonra ise polat'ın bıraktığı yerden bayrağı devralacak olan pusat dünya mafyasını bitirecektir...

doğu bey'in sag kolu esat'ın bir zamanlar, laz ziya'nın karısı asiye'nin kırıştırdığı, çükü kesilip ağzına verilen diş hekimini oynadığı dizi.

bir zamanlar hastasi oldugum fakat polat alemdarin kamyonet uzerinde kursun yagdirmasi sahnesinin ardindan kendisine hicbir kursunun isabet etmemis olmasi ve kendisininde attigi her kursunun birisinin olumuyle sonuclanmasi uzerina lan gazmanda bile bole seyler olmuyo bu nasil bir durum diyerek titreyip kendime gelerek seyrine son verdigim artik bitmesi gerektigine inandigim ama reyting kaygilari nedeniyle bir turlu son verilemeyen kanimca boka sarmis dizi.

85.bölümünde çaktırmadan kurtlar imparatorluğunun* reklamını yapmayı deneyen ama gizli reklam olayını yüzüne gözüne bulaştıran dizi...hayır; istediğin filmin reklamını alırsın tamam ama sırf bunun için oturup, elif'e abuk sabuk bir monolog yazmak ve filmin billboardlarını resmen dizinin içine sokuşturmak biraz nahoş oluyor.ayrıca "bunu izleyen kesin bunu da izler" diyerek kurtlar vadisine reklam veren zihniyeti de yaratıcılığından ötürü kutluyorum.

polat alemdar ile tilki andrei arasındaki fark, al pacino ile behzat uygur ilişkisinde eşine rastlanabilen bir farktır gözümde. bir zamanlar iptila derecesindeki bir alakayla takip ettiğim diziyi, artık sadece tilki andrei'in karizmatik ses tonu, korku içerisinde bırakan etkileyici hal ve tavırları için izlemek ne acıdır. mizansendeki mafya hissiyatını insana bu kadar nefis tattırabilen bir insanın karşısına senaristin yeteneksiz kardeşini türkiye'nin en büyük adamı diye çıkarmak gafletine düşülmeseymiş ne kadar harikulade olurmuş diye düşünmeden edemiyor insan...*

heat'i hatırlatan sahneleriyle göze batan dizi olmuştur an itibariyle.

her polat ın ali olduğunu öğrenenin akıbeti gibi samuel vanunu nun da fazla ömrü kalmamıştır zannımca.

safiye karahanli 'nin bmw 'sinin 3-4 km gidip stop ettigi dizi. hayatta bmw almam artik.

an itibariyle samueli öldürmek için güzelim balina kasa mercedesi harcadıkları dizi... ah bee güzel arabaydı

avukat nizamettin'in kukuletalilar arasindan biri oldugunun kesinlik kazandigi dizidir. zira samuel'in anlattiklarini boylesine şaşirmadan ve "onu biliyoruz sen baska haber ver" dercesine dinlemesi ile hemen akabinde meydana gelen olay* bunu kanitlamistir.

polat alemdar 'i baron yapanlarin onu bir kez daha kurtardiklari dizi. simdi ne olacak? tilki andre , polat 'in adamlarini birakacak ... mi acaba...

tilki andrei geldiğinde mematinin polat'a "vuralım abi" diyerek gaza geldiği sırada alt yazı olarak "memati relax cigne sakinle" reklamı beni benden almıştır.

turkcenin guzel orneklerinin verildigi dizi. ozellikle konseyde yer alanlarin aralarinda gecen konusmalarda ozlu sozler, deyimler, atasozlerinin ne kadar guzel kullanildigini gorebiliriz. senaristi kutlamak lazim. (bkz: raci sasmaz)

türk kızları tarafından acilen takibe başlanması hatta son 3 bölümünün kendilerine ders olarak okutturulması gereken haftalık silsile. bunun sebebi de elif... zaten şımarık bir karakterdi iyice zıvanadan çıktı, sapıtt aman ha kimse öyle olmasın. alkollüyken niye kaza yaptırmadılar, cayır cayır yakmadılar anlamıyorum. alkolün zararları vs için trafik memuruna da gerek kalmazdı. ayrıca polat karakterine de senaristler son olarak (diğer özellikleri üzerine) peygamber sabrı install etmişler, bravo.

suikastler tarihinde eşine ender rastlanan yöntemlerle karşımıza çıkan ve dünkü bölümünde bize, kırmızı ışıkta indiği arabanın altına yerleştirilmiş "cep telefonuyla tahrik edilen bomba düzeneği" platformunu, dikiz aynasında göz göze geldikleri samuel'in gözünün içine baka baka, kumanda ettiği bir motor-ray düzeneği ile onun arabasının altına monte eden "amerikan fimlerindeki küçük dahi" görünümlü gözlüklü bir çocuk vasıtasıyla, tetikçiliğe bambaşka bir ruh kazandırmış dizidir.bir çocuklar kalmıştı, vadide dönen çarklara çomak sokmayan, o eksik de kapatılmış oldu. hayranım bu adamların hayal güçlerine, vesselam.

polatin maalesef tilki andre nin beline geldigine tanik oldugumuz dizi. bir de kadin dusmanligi artik had safhaya ulasmistir: demek turkler kadinlara onem veriyor, ruslar vermiyor, demek turkler hep bu yuzden kaybediyor. tuh yaziklar olsun!

hem "nizamettin'in sesi vardı; kukuletalılardan biri nizamettin" diyenlerin hem de "seslendirenden tasarruf etmişlerdir, orada konseyden biri varsa bu samuel olmalı" diyenlerin kısmen haklı çıktığı dizidir. belki de hakikaten seslendirmeden tasarruftu da farkedildiği anlaşılınca sonradan değiştirildi olaylar, bilemiyorum, ama dizinin yapımından sorumlu kişilerden bir/birkaçı dizi ile ilgili bu başlığı yakından takip ediyorlar gibi bir his var içimde. ekşi roman başlığı pek başarılı olamadı belki, ama adına açılan başlık bu diziyi bir tür ekşi dizi'ye çevirdi sanki.

polat alemdar boyle mal mal adamlari oldugu surece degil kurtlar vadisinin baronu olsa olsa kicimin baronu olabilecegi dizi. ben olsam hepsini oldurturdum en basta erhan denilen o zibidi kilikli antipatik herifi iskence ile oldurturdum yeni bir kadro kurar ileriki maclara bakardim.

pala'dan sonra, tilki andre'nin de, yardımcı rol kontenjanında olduğu halde, karizması tavan yapanlar arasına katıldığı dizidir aynı zamanda. cast yönetiminin, polat'ı cilalamasını beklemek gerekirken, bu arkadaşlar parıldıyor arada.

85. bölüm itibariyle biraz toparlamaya başlamış dizidir. son 5 bölümdür tempo çok düşmüştü, inanılmaz kurgu hataları yapılıyordu ve yok artik lebron james dedirten olaylar yaşanıyordu.son bölüm nispeten tempoyu tekrar yakalamış görünüyor, umarım tekrar bozmazlar, gerçi çok umudum yok ama...

cep telefonlarının o biçim dalgalar yayarak arabaları durdurduğunu gördüğümüz dizi olmuştur 85. bölümü itibariyle. hadi anladım o son model bmw uzay kasa olmuş, içi japon elektroniğiyle dolmuş, her tarafından emdt fışkırıyor. iyi de güzellerim o balina kasa mersoya neler oluyor? radyosundan başka iki gram devre içeren neresi var? ha radyoyu ateşelme mekanizmasına bağladık soora da cep telefonu dıttırı dıttırı edince radyo aldı sinyali falan filan. lan nası telefon çaldırmak o, nasıl bi bug buldunuz da exploit ediyonuz? neyse kurgu bu severek izliyoruz.

ha eklemek gerekir ki safiyeyi de kukuletalılar kaçırdılar 85. bölümünde bu dizinin. cep telefonu ve ses taklit teknolojisi bi tek onlarda olur.

icinde illa hersey bulunmasının sart olmagını yapımcıların anlaması gereken dizi. tamam kahramanın bir manitası olsun ama 15 dakika elif krizi izletmeyin bize, tamam güzel kadınlar olsun ama 10 dakika revü kızlarının dansını seyrettirmeyin, geyik olsun ama bu halonun yanındaki sersem veya güllü gibi tipler olmasın. tam yakalamıssın aksiyonu, iliginden emiyorsun pat araya brezilya dizisi giriyor. esegin ici gecti ama hala elde gügüm kovalıyor arkadaslar.

safiye karahanlinin "samuel oldugundan eminim artik" dedigi kisiye nasil olup da pc basinda yilistigini anlayamadigim dizi.

şu sıra kötü adam eksikliği nedeniyle heyecan barındırmayan ve fakat ali sürmeli gibi bir oyuncunun desteğiyle yeniden zirveye oynayacak dizi. sonuçta diziye bir kötü adam eklenecek bari en iyisi olsun...

dizi arasında verilen televole reklamlarında "büyük finaline çok yaklaşılan dizi" olarak bahsedilmesinden dolayı sonunun yaklaştığını iyice belli eden dizi. zaten samuelin polatı deşifre etmesi nizamettinin buna tepki vermemesi dizinin sonuna yaklaşıldığına işaret olarak kabul edilebilir.

sound forge* kullanan genc adamın disizidir.. bu bölüme imzasını atmıstır unutamayacagı bir anı dır bu...

kolyoz- aksam kurtlar vadisini seyredecegiz sen de geliyormusunakanabe- hayir ben zeyretmiyorum o bokukolyoz- hasktir lan harbiden mi?akanabe- has sikiyorum ve evet izlemiyorumkolyoz - turkiyenin gercegi olum bu akanabe- ya bir siktir git be neymis turkiyenin gercegi izledik bir iki bolumunu elemanlar habire birbirlerine goz suzuyor sonra da vurusuyorlar izleyemem ben oyle seyleri sinirlerim kaldirmaz kolyoz - yok aga turkiyenin gercegi olum bu akanabe - hadi be, sensin türkiyenin gerçeği..kolyoz - ....."- turkiyenin gercegi olum bu." soylemi muhabbetin sonuna kadar durmadan tekrarlanir, bu filmi izleyen bir kisiden fazlasini beklemek her ne kadar hayalcilik olsa da buna bile sukreder durumdayiz.

serdar turgutun 28 nisanda yayınlanan köşesinden:amerika, türkiye'de haziran ayında yapılacak nato zirvesinde yeni bir strateji ile ortaya çıkacak.abd, kıbrıs'ta büyük bir askeri üs sahibi olmak istiyor.çünkü abd'nin büyük ortadoğu projesi olarak etrafa sunduğu, tatlı su aydınlarının nemli gözlerle bölgeye demokrasi getirme planı olarak görmek istedikleri ama aslında bölgedeki tüm dengeleri alt üst ederek yeni bir dünya oluşturma planı olan bu projeyi abd, kıbrıs üslerinden yönetmek istiyor.dünyanın en gizli ve en etkili istihbarat toplama sistemi olan echelon kıbrıstan koordine edilecek.bu sistem ortadoğu, orta asya ve tüm kafkasları kıbrıs merkezinden tarıyor. tüm elektronik ve radyo sinyallerini kontrol ediyor, askeri, ticari ve diplomatik iletişime müdahale edebiliyor.bölgeye yönelik amaçlarını gerçekleştirebilmek için büyük bir din savaşını bile göze almış abd kendisinin ve batı'nın savunması için kıbrısı en önemli kale olarak görüyor.

osman sınav'ın ayrılmasıyla yapımcılığını pana film şirketinin üstlendiği dizi.

kanımca başrol oyuncularının "büyük"yani tiyatrovari oynadıkları dizidir.ve bu ilginç bir noktadır ki genellikle osman sınav filmografisi iyi bir oyuncu yönetimi performansı göstermektedir.

soner yalcin'in yazmis oldugu bilimum kitabi okuduktan sonra izlenmesi daha keyifli bir hale gelen dizi.(bkz: bay pipo)(bkz: beco)(bkz: binbasi erseverin itiraflari)(bkz: efendi)(bkz: reis)

yusuf miroglu karakterinin konuk olarak katilacagi bolumunu iple cektigim dizi. malum miroglu da derin devletle cok alakadar olmuş bir babayigit, olur da polat alemdar'la bir karşilaşma yaşanirsa heralde o bolum turk dizi tarihinin en cok izlenen bolumu olur.

yellowstone parkında mekan. muhtelif belgesel çekimleriyle ailemizin bir parçası haline gelmiş sevgili kurt ailesinin yaşadığı yer.

hüsrev ağa karakterini canlandıran baykal saran'ın sağlık sorunları sebebiyle bıraktığı dizi.

reklam araları o kadar uzun ki, şişlide ikamet etmekte olan ablamlardan reklam arasında çıkıp biraz da seri hareket ederek m.köy'deki evime reklamlar bitmeden ulaşmayı başarıp diziye kaldığım yerden devam edebildim. dizi devam etmekte, dizinin süresi kadar reklam alıp sanırım bu konuda rekora koşuyorlar.

isbu gece dun saat 22:15 te başlayip tam ikisaat sonra yani 00:15 te biten bolumunde sadece 1 saat 5 dakka yeni bolum göstermiş olan dizi. üşenmedim saat tuttum.

show tvnin yeni bombasi olarak lanse edilen hede. osman sinav isimli kişinin filmi imiş kendisi. bu bir mafya dizisidir slogani ile cikmişlar yola.. pek hoş, pek karizmatik..

dün gece ibo show'a konuktu necati şaşmaz ve hasan kaçan.hasan kaçan dizi ile ilgili bir olay anlatır. dizinin ilk çekimlerinde yapımcılar 86 model jaguar'ını ödünç isterler hasan kaçan'dan. o da seve seve verir.ne varki araba bir türlü geri verilmez.sonradan ilk bölümde seyreder ki.arabası uçurulmuştur.evet ilk bölümde ve sonra jeneriklerde gösterilen patlayan jaguar hasan kaçan'ın imiş.

bank boşaltma rayicinin iki yüz dolar civarında olduğunu öğrenmemize vesile olan dizi. istanbul'da emlak fiyatları almış başını gitmiş...ayrıca dizinin başlama ve bitme saatleri arasındaki 120 dakikanın 65 dakikası dizinin kendisi ile ve 48 dakikası da reklam ile geçtiğine göre, ertesi günün programlarının tanıtımına da 7 dakika ayrılmış demektir.

reklam olayinin boku nasil cikar sorusunun cevabini hakkiyla vermeye başlayan dizi. reklam arasindan sonra dizinin nerede kaldigini olaylarin ne şekilde seyrettigini hatirlamak icin fil gibin bir hafiza lazim.

mevzu sıkışıklığından iyiden iyiye bayan dizi. atraksiyon olsun diye bir de çuval çıkardılar başımıza. halbuki eski bölümlerde nerdeyse hiçbir şeyi yarım bırakmazdı osman sınav. hayır anlamadığım polat alemdar' a bir gecede tüm istanbul' u kaldırtmanın ne alemimi vardı. yarısını bir bölümde diğer yarısını da diğer bölümlerde temizletseydi oturup bank sahnesini seyretmek zorunda kalmazdık. bir istanbul masalı' nı seyretmeye mi başlasak ne??

yurdum insaninin sanal mafyalari izleyip sonra turkiye'yi kurtardigini zannetigi ulke sorunsali. bi donem amerika da bu tarz şeylere tutulmuştu.. kucugundeniz ya tutulmasak olmaz..

nerden baksan 5 6 milyar dolarlik baron'un kizinin abazaliktan, netten tanistigi herife tav oldugu dizi olmustur. hayir, herifin nicki bile pek dandik, fox. sexy boy nickle kiz kaldirmaya calismak gibi bir hareket deniyor arkadas ama safiye karahanlinin mart kedileri gibi agzinin suyu aktigi icin basarili olacak gibi duruyor. evet arkadaslar, fox, dog, cat, bird ve bilimum hayvan isimleriyle nick yapip ortamlara akin belki size de bir baron kizi dusebilir.

arada polat alemdar ın bütün elazığlılığıyla "yaşasın okulumuz" dediği sahnenin yeni bölümlerinde seslendirmeni tarafından seslendirildiği dizi.

dizinin arasında çıkan okul kampanyası yenilenmiş; necati şaşmaz polat alemdar olmuş ve oturduğu mafya babası koltuğu'ndan kampanyaya destek istiyor. çok traji-komik durmakta izleyenlere, bir mafya babası hayır işi için mali destek istiyor. dizilere/filmlere özenip adam öldürenler gibi keşke aynı dizilere/filmlere özenip bağış verenler olsa.

ahmet san ın süper projesiyle müzikal haline gelecek dizi. http://www.hurriyetim.com.tr/...36@nvid~521622,00.asp(bkz: kurtlar vadisi müzikali)

sezonun sonuna yaklaşmış dizi. acaba dizi son mu olacak filmi mi yapılacak yoksa eylülde devam mı edecek ?

(bkz: yaran diyaloglar/1742)

3.sezonun 23 eylül persembe günü baslayacağı dizi.müzikler yine gökhan kırdar

önümüzdeki sezon kesinlikle devam edecek popüler dizi. kaynak sağlamdır.

büyük bir izleyici kitlesine sahip olmak başarı ise bu başarısını çokça ağır abi bulundurmasına borçlu olan dizi.

şahsi fikrim şudur ki; dizide fuhuş baronu olarak yanlış kişi seçilmiştir. bu görevi üstlenebilecek yegane kişi kitap siken yusuf tur. ayrıca isminin bir karizması vardır ve de fethi kişisi gibi çükünü kaptıracağa da benzemez öyle hemencecik. fethi kişisi gibi o da önemli sevişmeleri bilgisayar ortamında saklar ve şantaj aracı olarak kullanır. eğer memati yeni ve daha küçük bir konsey kurmaya kalkarsa kendisine tavsiyem kitap siken yusuf u da aralarına katmasıdır. zira yusuf da kendisi gibi sokaklardan gelmiştir.

(bkz: polisten kaçarken dikkat edilmesi gereken hususlar/#3648064)

an itibari ile show tvden ayrılmış olan dizi.http://www.medyatava.net/haber.asp?id=16287(bkz: eksi sözlük haber ajansı)

kurtlar vadisi dizisindeki figürasyondaki insanların çoğu 3 çekimden sonra para kazanacaksınız vaadiyle kandırılan ve üçüncü çekimden sonra sepetlenen insanlar topluluğu. bu topluluk hem kendini, hemde araçlarını kullandıran insanlardan oluşur.her dizide farklı araç kullanımı eskort showun sırrıda burada. mafya dizisi yapipta insanları sömürmemek olurmu.

bütün üst düzey devlet erkanının arabalarında bulunan, hatta bazı avukatların bile bürolarına taktırdıkları cep telefonlarının frekanslarını bozan, gsm kesici diye bir aletten haberdar olmadığı için, her bir boktan anlasa da teknoloji cahili olan samuel vanunu'nun havaya uçtuğu dizidir. böylece gizli örgütler konusunda uzman olan babasına, büyük babasına ve onun babasına kavuşmuş, sade bir ev hanımı olan ebesinin bir yerlerini görmüştür.

polat'ın eğitime destek reklamlarını bir türlü ayarlayamayan dizi olmuştur. ilkinde polat racon keserken, zart zurt ederken reklam giriyordu, önce gariban çocukları gösteriyor sonra polat alemdar, emrah'ın boynu bükükler'deki ses tonu ile "bu çocuklar bizim çocuklarımız, o kadar çok ihtiyaçları var ki" falan diyerek kampanyaya destek istiyordu. e böyle olunca tüm inandırıcılık kayboluyor, insan diziden tiskiniyordu.bunu düşünen yapımcılar veya kampanya yetkilileri ya da her ne boksa kısaca sayın yetkililer diyelim, bir sonraki hafta polat alemdar'ı makamında ve orjinal sesiyle değerlendirmeyi düşünmüşler ve kampanyanın komple içine sıçmışlardır. hatta acındırmamak için mi, konsepti bozmamak için mi bilemiyorum çocukların da görüntüsünü reklamdan kaldırıp reklamı dizinin bir parçası gibi göstermeyi akıl etmişlerdir. e böyle olunca ne oldu:şişko adnan: üff yavruya bak be!ayı nevzat: ulan erhan süper ortamın varmış akşama ayarlasana bunları ....gibi diyaloglar sürerken birden dizi kesiliyor:polat alemdar: onlar bizim çocuklarımız, o kadar çok ihtiyaçları var ki....ulan bu ipnelere mi acıyım amına koyyim. nooldu yine göte geldi kampanya. tabi bu durumda eski hali daha iyiydi demekten kendimizi alamıyoruz. siz en iyisi elif'i oynatın abi valla. hem kız da bunalımda ona da bir değişiklik olur.

havaya atılmış bir silah şarjörünü 30-40 metrelik bir mesafeden vurabilen keskin nişancı nasıl olur da 20 metreden koca bir adamın sırtını vuramaz dedirten, gerçekdışılıkta sınır tanımayan dizi.

dizideki rus sniper belli ki hic counter strike oynamamıs. adamın dibine girmissin cek desert eagle'u boşalt sarjörü.

(bkz: kurtlar vadisi meydan muharebesi)

bu haftaki bolumde catisma sahnelerini rezalet buldum. ormanin ortalik yerinde 45 dakka şarjor degistirmeden catisilir mi be kardesim. arabalarin sirf camlari mi kirilir?..kaportaya hic kursun gelmez mi? sniper oldurmesi gereken bi numarali adamla komedi-western tarzi sigara ucurma numaralarina girer mi? havadaki cakmagi mih diye vuran herif hedefte kafa 3-4 saniye gozuktugu zaman onu da vuramaz mi? kirda mangal yakmaya gider gibi olünür mü? ve daha sayamayacagim bir cok trajedi. hollywoodu gore gore artik bunlar iice gozumuze batmaya basladi. neyse dizi bizim millete istedigini veriyo mu kardesim: veriyo. eh kim naapsin diyelim detaylari. ben ugrasiim. yok yok. sus konusma. peki.

seneye de devam edeceğini, dün dönmeye başlayan ve bu perşembe günkü bölümün "sezon finali" olacağını ifade eden fragmanlardan öğrendiğimiz dizidir.açıklanmayan tek gerçeği de o gün açıklayacaklarmış. ne zaman? "kurtlar vadisi saatinde!"*

yahya reisin neden bu denli zayıf oyun gücüne sahip olduğunu anlamak mümkün değildir

bu pala kod adli it oglu it ve saz arkadaslarini cozemedim ben, bu adamin kimliginde ne yaziyor ki candarmaya hadi yallah diyebildi.

bu hafta yayınlanmış bölümünde polat alemdar'ın sadece 2 sigara içebildiği - ki birisi yarımdır- gözlenmiştir, polat abimizin şekline yanlış yapılmıştır, bu olayın takipçisi olacağızdır.

keskin nisancisi ile olsun, yesillikler icindeki aksiyon sahneleri ile olsun far cry'i hatirlatan bir bolum olmustur bugun yayimlanan bolumu.

-keskinci nişancı var albdulhey...-evet usta...-sniper var...-keskin nişancı noldu?-o ayrı karıştırma.bu daha bi irice oluyo...sniper çakmak,odun,silah güdümlü mermi atıyor ama bunların 20 katı büyüklüğündeki nesneleri vuramayan adamlara deniyormuş...

sanirim iki hafta sonra sezonu kapiyor; demek oluyor ki topu topu 6-6,5 saatlik zamanimiz kalmis (reklamlarla beraber)

pala kod adli eleman icin (bkz: korkut eken)

bogazici universitesindeki panellerinde ogrenildigine gore buyuk ihtimalle bu yaz film cekilmeyecektir, yaz finali 24 hazirandadır, bu kez kan yoktur ama merak vardır...

güzel bir komlo teorisi olarak ifade edebilirsek. bu tip diziler bilerek ve düzenli olarak ortaya çıkan bir furyanın son ürünleridir. yurdum insanının hafızasına format atmak için tasarlanmış dizilerden birisidir kurtlar vadisi, tıpkı deliyürek, zerda ,seymen ağa sokman ağa gibi dizilerde olduğu gibi bu dizide de kuralsızlık, güce tapma, feodal toplum ilişkilerin gençlerimizin beynine hipnotik bir şekilde sokulmaktadır. kendini hiç bir şekilde ifade edemeyen, herhangi bir dünya görüşüne sahip olmayan 80 sonrası lümpen gençliği için çok güzel örnek olmaktadır bu diziler. delikanlılık, güç ve kabadayılı ki feodallık gibi yaklaşık 500 yıl önce gelişmiş toplumlarda silinmeye başlamış ancak az gelişmiş arap ülkelerinde devam eden ve krizde olan çarpık toplumlarda bulunan ilkel müesseseler bu tip dizilerle gençlerimizin beynine girerek , ırzına geçerek, kolay yönetilebilecek,bireysel düşünemeyen ama toplumsal da olmayan, emret reis gibi ilkel zihniyetler bu dizi ve diğerleri ile enjekte edilmektedir. dünyada mafya her zaman az gelişmiş veya krizde olan durumlarda ortaya çıkar gelişmiş abd de bile 30lardaki büyük bunalımda meşhur babalar oluşmuştur.danimarka, isveç, norveç gibi kişibaşına geliri 30000 dolar düzeylerinde toplumlarda delikanlılık müessesi denilen bir müessese bulunmamaktadır, keza marsa gidena araçlar, insülini bakteriye klonlayan bilim adamları, bu yazıları yazdığım klavyeyi tasarlayan insanlar da delikanlılık müessesesinin ne olduğunu bilmeyen efendi insanlardır. ben şahsen hiç delikanlı bir genetik mühendisi ile karşılaşmadım ve sanırım karşılaşamıyacağım, ayriyeten aşırı milliyetçilik düşüncesi dünyaya son 300 yıldır inanılmaz zarar vermiştir, iki dünya savaşına sözde neden olmuş ve hala insanların kanına girmek için bekleyen direkt bir yoldur.üç karısı olan milletvekili içeren diziler, mafya devlet mit ajanı içeren diziler, sikmen ağa gibi bir merhemle iyileşip, kanalların telefonlarını kitleyen feodal düzen dizileri ile bu ülke halkı giderek feodallaştırmaya and içmiş projelerdir, bu tip diziler kurtulmamız gereken doğu kültürüne ülkeyi teslim etmekten başka hiç bir şey yapamaz, özellikle televizyon gibi bir orta-alt sınıf ailenein hayttaki tek dayanağı olan iletişim aracı, bu tip yozlaşmaları, ikinci bahar ibi maymunlukları çok güzel bir şekilde sevgili koyun halkımıza iletmenin, toplumun hafızasını formatlamanın, resetlemenin en iyi aracıdır.bu diziler giderek lümpen olmayı magandalığı, hayatta herşeyin güç ve para olduğunu düşünen rezil bir neslin yetişmesi için kanallarda yerlerini almışlardır. genç liseli kızlara hangi erkek tipi hoşunuza gider denildiğinde bu yusuf miroğlu tipli delikanlı ağır kabız kuğular örnek verildiyse romantizm ,aşk meşk, ilim irfan herşey birmiş demektir. sanırım bu dizilerin, bu itler vadisinin felan hepsi dizilerdeki gibi ifade edilirse dış mihrakların türkiye üzerinde oynadığı oyunlardır. yarın millet benim kimliğimde de psikolojik savaş uzmanı yazsın derse hiç şaşırmam.

73.uncu bolumu bir senaryo hatasi barindiran dizi. netekim, elif eylul '-adamı kızkardeşinden kıskanmışız' diye bir laf etmişti o bölümde. son iki bölüm itibariyle anladık ki bu zamansız tespit aslında bir senaryo hatasıymış ya da ben öyle zannediyorum. ayrıca son bölümde senaristler resmen top çevirdiler; diziyi uzatabilecekleri kadar uzatacaklar anlaşılan. ne de olsa altın yumurtlayan tavuk kesilmez di mi...

show tv'yle yollarini ayirma ihtimali olan dizi; halen fragmanlarin gosterilmeye baslanmamasi bu yondeki supheleri guclendiriyor. boyle bir gelismenin yasanmasi durumunda kanal d'nin diziye teklif goturecegi kulislerde konusuluyor.

izleyenlerin %99 unun psikopat olduğu kanaatine varılabilecek dizi.

burnundan devamli kan gelen polat da olurse memati 'nin yeni kral olacagi dizi.

konusu ve anlatimiyla diger dizilerden ustun oldugu kesin olan ancak iceriginin kesinlikle basit bir senaryo olmadiginin acik oldugu dizi film. insanlari siyasetten uzaklastirip komplo teorileri ile ustun gucler ortaya koymak cok kolay ve etkileyci bir taktiktir. eger insan kendi rolunun toplumsal yasamdaki yerinin olmadigina inanmaya baslarsa siyasi bir olusumdan uzaklasmaya baslar. zaten ulkesi en iyiyi ve dogruyu yaptigi halde baska ulkelerin kotu adamlari gelip ortaligi karistirmaktadir. siyasi olaylarin hepsi cok buyuk kurgulardir ve buna normal insanin gucu hicbir zaman yetmez seklindeki dusunceleri insanlara pompalamak icin cok iyi bir dizidir. ancak bu bilincle izlenirse oldukca surukleyicidir de bu dizi. acaba simdi halka ne sunmaya niyetli bu adamlar diye her bolumunu kacirmadan izlerim. dizi hakkinda bazi asiri yorumlar yapmak bosunadir. sanki kurtlar vadisi yokken hersey gulluk gulistanlikti da simdi cok kotu oldu. gercek olan halkimizin simdiki durumudur. bu dizinin arkasindakilerin ortaya attigi komplo teorilerine oyuncak olmamalidir. siyasi bilincini gercek vatanseverlikle butunlestirmelidir. sosyal haklarini istemeli, kotu idareye karsi gelmeyi bilmeli ve en onemlisi kolay yoldan para kazanmayi secmek yerine calismayi ve emeginin hakkini da almayi ilke edinmelidir. derin devlet, gizli devlet asla demokratik devletin alternatifi olamaz. derin devlet ancak kendi kuyusunu kazar. nitekim zamaninda yapmistir da hala bunun acisini cekmekteyiz. derin devlet in hicbir zaman polat alemdar i olmadi. ama her zaman palasi ve cakiri vardi. maalesef hala yasiyorlar...

yapımcılarının show tv' den transfer parası olarak 8,5 milyon dolar istediği ve bu yüzden kanal ile dizi yapımcıları arasında gerginlik yaşandığı iddia olunan dizi. rivayete göre kanal d çok yüksek bir meblağ önermiş.http://www.superpoligon.com/oku.asp?id=10054

dün geceki bölümünde elif'le aynı "mouse"u tercih ettiğimize şahit oldum. bahtiyarım.

son bolumunde malazgirt savasindan daha uzun bir silahli catismaya sahne olmustur. mke nin gizli sponsor oldugundan killaniyorum ben.

--- spoiler ---bu bolum, yani bolum 86., tilki andre 'nin polat alemdar'in adamlarini oldurecegi bolum olacakmis.--- spoiler ---

her denk geldiğimde televizyonumun lirik hata raporu verdiği dizi;*böyle bir dizi hiç olmadı*böyle bir mafya ağzı hiç olmadı*yatak odasında, seni seviyorum diyen sevgilisine, " eyvallah" diyen bir adam hiç olmadı*yıllarca dublaj sanatçılığı yapmış istemi betil hiç bu kadar madara olmadı*yüreğim bunu kaldırmadı*devletin içi, hicazdan bile görünürken, içini yıllar sonra görüp "vay be" diyen seyirciler hiç olmadı*sen perşembeleri hiç var olmadın

daha once polat'in hekirligini gordukten sonra elif'in fotoşapi entera basarak kullanmasina şaşirmadigim dizi olmuştur. sigaraya ozendiriyor tepkilerinden sonra sigara icilen sahneler yerine esrar cekilen sahnelerin artmasi hepimiz icin sevindiricidir.

fi tarihinde memlekette büyük bir geçim sıkıntısı varmış. padişah sarayında saltanatını sürerken, sıkıntılar gitgide artıyormuş.padişah veziri çağırıp arasıra halkının durumunu sorarmış.gene bir gün çağırmış veziri "sözle bakalum demiş, kullarım ne alemdedir", vezir "çok sıkıntıdalar, ekmek kuru soğana şükrediyorlar devletlum" diye cevaplamış. padişah "hhmm güzel, biraz daha kemerleri sıkalım o zaman" diyerek kemerleri biraz daha sıktırmış, zamları artırmış. vezir "ama devletlum, olur mu, hık mık" diyene kadar vezirini susturmuş. halk iyice perişan durumdaymış, yakacak bir parça dal bulan 4 rekat nafile namazı kılıyormuş. padişah gene sormuş vezirine, vezir gene anlatmış durumu. padişah biraz daha sıktırmış kemerleri, halkta sefalet iyice artmış, sıkıntı arttıkça padişah dayamış zammı dayamış tedbirleri. gel zaman, git zaman çağırmış gene veziri "halkım ne alemdedir, söyleyesin bakalum" diye gürlemiş. vezir "devletlum, halkın durumu çok iyidir, vallaha hepsi davul zurna eşliğinde oynamaktadır, yaşlı genç, kadın erkek demeden herkes tasayı bırakmış eğlenmektedir, buyruklarınız işe yaramıştır, yüce devletlum" demiş, "biraz daha zam yaparsak hiç dert tasa kalmayacak herhal" diye de eklemiş. padişah hemen ayaklanmış " nnne diyosun" demiş "tiz fırınlara, imarete haber verilsin, halka ekmek, aş dağıtılsın" fiyatları da düşürün biraz" vezir "ama ama, devletlum" şeklinde ancıklarken, padişah "yürü" demiş, "yürü, sen anlamazsın bu işlerden."

osman sınav ve mustafa şevki doğan'ın ayrılmasından sonra yeni yönetmeni serdar akar olan ve sezona 23 eylül'de "merhaba" diyecek olan,seneryosu soru işaretleriyle dolu efsane dizi.

(bkz: reklam vadisi)

showtvnet sitesine bakılırsa bu hafta yeni bölümü yayınlanmayacak dizi yerine alacakaranlık kolajı var. yeni bölüm 31 martta.

deja vu mu oluyorum, yoksa geçen bölüm bir daha mı yayınlanıyor diye içimden geçirdiğim dizi. özetlere bakılırsa 2 hafta önceki bölüm gösteriliyor. hadi hayırlısı...

show tv ile sorunlar, baykal saran'ın sağlık problemleri, rtük'ün sansürleri filan derken, olayın boku çıkmıştır herkesi tebrik ederiz..

saate ve ozete bakilirsa gecen haftanin bolumu tekrar edilecek gibi duran dizi.

tek bir bölümünü dahi sektirmeden seyreden hatayli arkadasin sayesinde hem de entel bir atmosferde bir bölümünü seyrettigim, tek bir catisma sahnesinin acizliginden dolayi kafadan sifiri bastigim dizi. bu bölümü 10.06.2004 tarihinde seyrettigimi de belirteyim, ki yeni nesiller 40 sene sonra neden bahsettigimi, arsiv taramasi ile bulabilsinler. ormanlik bir arazide iki saat catisti esek herifler, dünyanin parasini harcadilar, dünyanin mermisini telef ettiler, ölenlerin sayisina baktigimizda cok cok kötü buldum. arabalari sadece camlarindan vurmayi basararak ayri bir güzellik yaptilar. bak arkadasim, bak kardesim, bu dünyada en azindan 19 gün askerlik yapan herkes bilir ki, o kadar insanin bir araya geldigi, toplandigi bir yerde kullanilacak olan silah havan topudur, rokettir, bazukadir, yollarsin bir tane hepsini temizlersin, ne ugrasiyorsun amele gibi dan dan dan - dan dan dan. söyle gücü yerinde bir mafya babasi olsam, yönetmeni, senaristi kacirir 24 saat kesintisiz dövdürürüm, dünyanin sayili mafyalarindan olan rus mafyasini ne kadar aciz, elinden is cikmaz gösterdiler, ayip be!

bu da yalan oldu denilen acaba ekmek teknesine ne olacak diye düsündürten dizi.

bu diziyi baştan birkaç bölüm -nedir lan bu, diyerek- izledim ve dizide işlenen fikirle ilgili görüşlerimi daha önce yazdım. şimdilerde çok nadir ve çok kısa sürelerle rastlaşıyoruz, ancak ilgi çığ gibi büyüyor, etrafıma baktıkça. ve ben de eğer 19 yaşında çete kurma meraklısı bir delikanlı değil isek bu diziyi izlemek için ne tür bir sebebimiz olabilir, diye düşündüm. * kişi dizide bahsedilen dünya düzeni ile ilgili teorilere, mafya bağlantılarına ve bu bağlantıların gerçek hayattaki olası izdüşümlerine merak duymaktadır: sadece bunun için izliyorsa ve bu konulara meraklı ise giriversin bir kitabevine, ibadullah komplo teorisi (oltadaki balık türkiye, oktay sinanoğlu vs) kitabı ve yeraltı ilişkilerinin işlendiği -daha aklı başında- kitaplar bulabilir, bu zırvaları izlemeye ne lüzum var.* kişi vurdulu kırdı ama senaryo hatalı dizi seviyordur: olabilir. bir şey diyemem* kadınlarla ilişkide polat alemdar tandansı arıyordur: bu da olabilir. ama tavsiye etmem pek.* laz ziya'nın hastası olmuştur: bu da mümkün, saygı duyarım bu kişiye.* memati'nin hastası olmuştur: en başa dönüyoruz, ama en başa, çocukluğunuza. mutlaka bir sorun olmalı.* özgü namal'ın hastası olmuştur: eh, hadi neyse. ama mesela ben bu kızın hastası olsam, çakır rolünü oynayan zevzek herifin gerçek hayatta bu kızla olduğunu bilmek epey moralimi bozar, başka bir düzleme geçerdim.* kişi devlet için kurşun atan da yiyen de şereflidir prensibine inanan bir yapının insanıdır: uğurlar olsun. sizinkiler kaçtı yalnız, dışardalar, futbolcu bakıyorlar.* mafya kültürünü incelemektedir, bu kültürde bir estetik bulmaktadır: yığınla film var be birader, bu zırvalığı niye izlersin, gir bi dvd dükkanına, hallet işini. reklamsız hem de, ne güzel. * polat alemdar'ın oyunculuk gücüne hayrandır: sana hiçbir şey demiyorum.* esasen reklam izlemeyi sevmektedir: nefissin.* hiçbir nedeni yoktur, öylesine seviyordur: olabilir, ne diyeyim, insanlık hali. insana ait hiçbir şey bize yabancı değil malumunuz. saygıyla karşılarım.

br suredir heyecanla izlemekte oldugum, kafamda turlu komplo teorileri* uretip vay anasina dedigim ancak son bolumunde pala isimli karakterin devlete calisan* bir eleman oldugundan baska hicbir konuya aciklik getirmeyen dizi.. dahasi bircok olayi yarida birakmis eee noldu simdi tepkisine neden olmustur. bir keskin nisancinin agactan sallanan orumcegi vurup da kocaman polati vuramamasiyla birlikte elifin ustalikla photoshop kullanip alinin sakallari silmesi de izleyenlerin gulme efektleri olusturmasina zemin yaratmistir.

an itibariyle osman sınavın habertürk ekranlarında hakkında acıklama yaptığı dizi

kurtlar konseyi'ne tüm seslendirme tanrılarını toplayarak bana tarifi imkansız orgazmlar yaşatan dizi. bir değil, iki değil 5-6 tane bea... konsey değil, olympos mübarek...

süleyman çakırın ölümünden beri süre gelen monotonluğu bu haftaki bölümüyle sona erdirmiş, "hele şükür" dedirtmiş yapım.. kırılan kalemlerin hayırlısı olması dileğiyle.

eğer yanlış bir hesap yapmıyorsam 21:40'ta başlayıp 24:00'da biten dizi. hatta ve hatta yeni bölümden önce eski bölümün de özetinin yayınlandığını düşünürsek show tv'nin perşembe gecesini işgal etmiş dizi diyebiliriz.

laz ziya'nın ayağa kalkıp baron dahil tüm konseye racon kestiği sahnede testere necmi'nin ayağa kalkacakken tırsıp tekrar yerine oturmasıyla laz ziya'ya hakettiği payeyi veren dizi.

güllü isimli karakter sayesinde heyecanlı sahnelerin arasına giren reklamlar yüzünden ana avrat sayarken birden yarılmamıza neden olabilen dizi."elhamdulillah kazasız belasız çarpıştık."gülüne tükürdüğüm...

polat alemdar'in hacking ve security sektörüne de el attigini gördügümüz bölüm olmustur bu haftaki bölüm. elinde parliament sigara, üzerinde jilet gibi takim elbise ile müsvedde kagida sayisal loto tahmini yapar gibi yazilar çiziktirmek suretiyle laptop'undan sistemlere girmis, kendi tabiriyle devlet için larnaka'nin falanca bankasini hek etmiştir. severek izliyoruz kendilerini....

bu aksamki bölümüyle kendini iyice asan dizidir.. kaciranlar üzülmesin, bir sonraki bölüm baslamadan önce 1 saatlik kücük bir özetini veriyorlar..

fanları mevcut olan dizi http://www.kurtlarkonseyi.com/

tarih itibariyle yayınlanan bölümde ilk defa izlerken tepki vermemi sağlamış dizi. çok sağlamdı bu bölüm. özellikle şanslı-s yakalanınca aile ortamında oldukça okkalı bir **şaaaakkk** efektiyle süslenen bir nah hareketinin ardından<laz ziya> götveren necmiiiiiii </laz ziya> şeklinde bir haykırış anne thug love ve thug love jr'ı yerlere yatırmıştır. hey maşallah

76. bolumun 31 mart gunu yayinlanacagi dizi...izleyici ile dalga gecer gibi 2 hafta yayinlanip 1 hafta ara vermeye basladilar...cekemiyorsaniz bitirin kardesim dedirtmeye baslayan dizi..

yapimcilarin su koyverdiklerini kanitlayan delillerin olmadik yerlerden ciktigi dizidir ayni zamanda...revu kizlarinin dansi sirasinda fonda calan sarkinin; europa plus adli rus radyo kanalindan cekildigi, diziyi rusyada izleyen hayranlarinca tespit edilmistir... sarki sirasinda alenen europa plus singlei calmaktadir cunku...eksi-mag, saint petersgurg; ben kadim_kishi...

cigara işini fena halde abartan dizi. filip moris gizli isponsor mu oldu ne? gençleri mafyaya özendirdiğini düşünmüyorum, ama sigaraya özendirebilir. taam, yeşilaycı olsa çok gerçekçi olmaz belki, ama bu kadar da olmaz ki? osman amca gözünü seveyim, yapma etme...bu arada karahanlı'nın kızı kısa marlboro lights içiyormuş efendim, onu da gördük.

kurtlar vadisikurtlar vadisiii...(ses azalarak, hatta kısılarak sonlandırılacak)bu acayip izlenme oranlarına anlam kazandırmayan, ama yüreğe suyu serpen bir tespit hasıl oldu. fakat bu kadar gözümün önünde, bu kadar götümün dibinde iken görememişim diye hayıflanmama ve hatta kendime hakaretlere varan terbiyesizliklerede vesile oldu.haberlerde gaspçıya, kaçakçıya, hortumcuya, işkenceciye, katile, ite, uğursuza küfür eden, lanet okuyan adamla; ağzından salyalar akarak bu diziyi seyreden adam aynıydı yahu, aynı kişi. böyle birşey olabilir mi? olurmuş meğer.. ve ben bunu aylardır es geçmişim, esneyip geçiştirmişim. kendime teessüflerimi bildirmeden burdan iki sayfa öte gidemeyeyim, iki gözüm klavyeye baksın.

biz bir haftayı bekleyemezken 2 haftada bir yayınlanan dizi napalım bekleyeceğiz.

hemen her karakterin birbirinden güzel yüzükler taktığı bir dizi olmuş bu.

karahanlı' nın kızı rolündeki hatun çok güzel bir seçim olmuş ama keşke fransızcayı daha akışkan konuşabilecek birini bulsalarmış. kız öyle mimiksiz, öyle ruhsuz konuşuyor ki zaplayısı geliyor insanın.

6 mayıs tarihli bölümünde yanlış gördüysem düzeltin bir figüran sanki iki kere kullanılmıştır. kaçırılan kuyumcu terzioğlu için çağrılan ambülanstaki uzun saçlı doktor ile limandaki gemiye operasyon yapıp malları bulduktan sonra "çak" yapan uzun saçlı polis aynı kişiydi. daha da can alıcı olan şey şuydu. eğer saçlarını kesmeseydi bu kişinin sirkencubin olmasından şüphelenecektim. çok benziyordu. aman allahım yoksa....

efendim başrol(ler) yeteneksiz tamam da senaryo süper ee,, masonların daha doğrusu dev şirketlerin dünyayı yönettiklerini bu diziden mi öğrendiniz? çanakkalede vatan için ölenleri unutmayacagız amenna da ben vatan için de ölürüm,, karizma da yaparım diye genç delikanlıyı ekrana kitleyen filmi izleyen genc artık bir vatansever mi olmuştur bu kadar vahşeti seyrettikten sonra,, zaferler süngüyle kazanılır ancak diyen büyügünü mü dinleyecek artık,,evet öyle olacak..ama vatanın refağı için daha çok çalışmalıyım,, ilim-irfan öğrenmeliyim demeyecek..cefasını da ulean ben turk milliyetçisiyim diye bağırarak geçirdiği zamanının ardından gelecek çocukları çekecek.

son bölümünde '' iyi de be kardeşim böyle olur mu'' dedirten dizi.benim takıldığım nokta şudur ki ruslar türkiye pazarına girmeye çalışıyor, iyi ediyorlar güzel ediyorlar ne de olsa büyük pazar..lakin bu rusların neden hepsi mükemmel türkçe konuşuyorlar sorarız sayın yönetmene... god father serisinde adamlar orjinal dillerinde konuşurken katıksız bir italyanca ve dahi sicilya aksanı kulaklarımızda çınlar, bu adamlar nasıl bülbül gibi istanbul türkçesiyle konuşuyorlar sorarız senaristlere...rusça konuşturup türkçe alt yazı vermek çok mu zor yoksa ben de mi bir gariplik var böyle birşey beklediğim için sorarım kendimeçatışma sahnesinde arabalarda hasar meydana gelmemesi bir yana beni derinden yaralayan sahne şudur ki arka planda ruslarla bizimkiler (polat ve adamları) cenk ederken testere ve ruslar 200 m ilerde tepede durmuşlar durum değerlendirmesi yapıyorlar.oradan bir mermi seker de biyerimize girer endişesinden uzakta tabi...e kuru sıkı olduğunu biliyorsunuz ama bize de bildirmenize gerek yok ki!bir de keskin nişancı sırp eleman da kendi kendine konuşurken türkçe konuştu, o konuştu bizim dilimiz tutuldu!türkçe süper bir evrensel dil olmuş da haberimiz yokmuş...

senarist bahadır özdener'in habertürk'te yaptığı açıklamalara göre show tv'den ayrılmayan ve ayrılması söz konusu olmayan dizi.. umarız doğru söylüyordur.. dün yaşananlar raci şaşmaz'ın diziyi yetiştirememe beceriksizliği ile kalır..

geçen perşembe gecesi 8.30dan 12ye kadar sürerek (özet filan dahil), show tvye deli gibi para kazandırmış dizi. gözümüz yok o ayrı, böyle güzel fbi baskını modunda bölümler çeksinler feda olsun

serdar akar'ın ne sebeple bu diziye yönetmen olduğuna vakıf olamadığım dizi.

show tv'nin tmsf'ye yaptigi borc odemeleri nedeniyle parasini alamayan yapimci şirket,* bu hafta eski bolumu ekrana getirmiştir. bu olayin uzerine de kanal d televizyonu diziye talip olmuş, yapimci şirket tarafindan telaffuz edilen 8 bucuk milyon dolarlik fiyati duyunca kabuguna cekilerek duşunmeye başlamiştir. bu miktar parayi vermeyi bir şartla kabul edeceklerini belirten kanal d tv yetkilileri, "senaryoya mudahale" haklarinin sakli tutulmasini istemişlerdir. lakin duşunme sirasi şu anda yapimci şirkettedir. [gelişmelerle yine birlikte olacagiz sayin seyirciler]*

6 mayis 2004 tarihli bolumunde seyirci ve medya ile nasil bir oyun oynadiklarini gosteren dizi. etrafta dolasan milyon adet "x aslinda a kisisi, y aslinda su mafya babasi" listelerinin gecersiz oldugunu kanitlamis oldular. bolumde polat kardes aslan bey'in bir adamini sorgular ve vurur. sebep, bu sahsin uyusturucu gelirine ortak olmasidir. simdi buna benzer bir olay yasanmistir aslinda. tarik umit olayi bu kurgu ile birebir gitmektedir. yaygin kanaate gore tarik umit'i abdullah catli kacirip sorgulamis ve oldurmustur. tarik umit ise mehmet eymur'un adamidir. bu durumda aslan bey mehmet eymur olacaktir. ancak kimine gore aslan bey yesil'dir. aslinda olay sudur, senaryo yazarlari dikkat cekmek, insanlari elde tutmak icin anlamsiz bir oyuna girmis durumdadirlar. aslan bey bir karakterdir, ozellikleri ise turkiye cumhuruyeti'nin yakin tarihindaki bazi karanlik kisilerden alinmistir. ancak bu benzerlikler artik dizinin kalitesini baltalar duruma gelmistir.nasibim 1, sansli s kurgularinda da gercek hayat ile benzer kurgular vardir. bence kurtlar vadisi bir noktadan sonra turkiye'deki gercek olaylar ile baglantisini yavas yavas koparmalidir. bir noktadan sonra insanlar eger sadece gercek hayat ile benzerlik aramaya baslarlar ise, dizinin akisi ile ilgili hayal kirikliklari yasanabilir. sonuc olarak bu dizi kurgusal bir yapimdir, bir belgesel degildir -ki bunu senaristler ve dizinin danismani da roportajlarinda soylemislerdir-. elbetteki dizinin cikis noktasinda turkiye gibi kaynak zenginligi yasanan bir ortam ilham kaynagi olmustur, hatta daha otesi boyle bir dizinin varligini zorunlu hale getirmistir. dizi onemli bir misyonu tamamlamis ve turk halkinin ordan burdan yarim yamalak bildigi bazi olaylari milletin gozune sokarak anlatmistir, bu yuzden diziden rahatsiz olan coktur. simdi hic dizideki mafya babalarina ozenen denyolara girmeyelim, gercek su ki eger bu adamlara ozenip birileri suc isliyor ise bunu engellemenin yolu baskadir. cahil cuhela adamlar her durumda etkilenir, ulku ocaklari zaten bu etkiyi senelerdir yapmaktadir.ancak artik dizinin gercek olaylara yaptigi referanslarin onunu kesmesi gerekmektedir. asil yaraticilik simdi ortaya cikacaktir. dizi yapimcilarinin belli bir birikim uzerindeki izleyiciyi uzun sure elde tutmak gibi bir kaygisi var ise, yasanmis olaylari birbirleri ile boca edip sunmak haricinde, "sifirdan" hikaye yaratmalari ve bunu da heyecani dusurmeden yapmalari gerekir. baba, sopranos, oz basarilidir cunku karakterleri izlerken akliniza gercek hayattan birileri gelmez, kurguyu izler ve severseniz. eminim ki orada da esinlenmeler mevcuttur, bu zaten olmalidir, ancak dozunda birakilmalidir. eger izleyici diziyi izlerken aklina baska olaylar da gelirse fokus dagilir.

şok üstüne şok yaşatacak bir sezon finali ile bu akşam yine herkesi ekran başina toplayacak olan dizi. yüksel aytug bugün vatan gazetesindeki köşesinde geniş bir özet sunmuş:böyle final görülmedi kurtlar vadisi bu gece gerçekten de "nefesleri kesecek" inanılmaz bir final bölümüyle sezona veda ediyor. yanlış anlaşılmasın, amacım finali yazıp, dizinin keyfini kaçırmak değil. aksine büyük emekle hazırlanan bu enfes bölümün daha fazla izleyici tarafından izlenmesini sağlamak. çünkü bölüm, gerçekten de hollywood yapımlarına taş çıkartacak şekilde çekildi...gizli el kimin?son bölümde polat, samuel'in gizli bir el vasıtasıyla ortadan kaldırılması üzerine konsey'i dağıtacak. doğu bey, ankara'nın yolunu tutarken, ilk kez sağ kolu esat'tan şüphelenecek ve ona yem atacak. final sahnesinde, kılıç, gizemli internet şahsiyeti fox'un aslında andrei olduğunu sanarak onun izini bulacak. ancak, safiye'nin cesediyle karşılaşacak. polat alemdar'ın; memati, abdülhey ve erhan dışındaki bütün adamları, tilki andrei tarafından öldürülecek. tilki, bir ekibini de konsey üyelerinin peşine takacak. polat, mahalleden aldığı acı haberle şok içinde büroya gelen elif'e ne olduğunu soracak. ardından fox kod adını kullanan gizemli kişiyle karşı karşıya gelecek. ve işte finalin can alıcı sahnesi de burada yaşanacak. polat, fox'un estetik operasyonla kendi gerçek yüzünü, yani ali'nin suratını alan kişi olduğunu görecek...dizinin yeni sezonda ekrana gelecek ilk bölümü de şimdiden çekildi. buna göre fox, "ali" olarak ömer baba ve nazife anne'nin karşısına çıkıyor. ikili, oğulları döndü sanarak büyük bir sevinç yaşarken, sahte ali, onları evde öldürüyor. ardından, elif'in anesi, deli hikmet ve eren'i ortadan kaldırıyor. amaç, gerçek ali'nin yani polat'ın değer verdiği kişileri yok etmek... ancak bu bölüm flash-back'ler (geri dönüşler) halinde yayınlanacak. yani elif'in canan'dan aldığı haberle büyük bir şok içinde polat'ın bürosuna geldiğini bu bölümde öğreneceğiz.ve yeni sezonyeni sezonda polat, ali'yi yok etmek için mücadele verirken, ali görünümlü fox da elif'i polat'tan kopartmak ve yanına çekmek için her yolu deneyecek. fox, doğu bey'e giderek kendisinin geçek ali, polat'ın ise casus olduğunu söyleyecek. dizinin yeni dönemdeki rotası bu gelişmelere göre belirlenecek.ve yeni sezon için tüyolar: dizinin show tv'den kanal d'ye transferi an meselesi. ayrıca senarist raci şaşmaz da yeni dönemde dizinin ana karakterlerinden biri olarak (ali görünümlü fox) ekran karşısında olacak. geçen bölümde bilgisayar başında gördüğümüz diğer senarist bahadır özdener'i de yeni bölümlerde "bilgisayar manyağı arşimet" olarak izleyeceğiz. ayrıca "deli yürek" dizisinde turgay atacan karakterini canlandıran ali sürmeli de dizinin oyuncu kadrosuna dahil olacak.

bu dizinin en anlaşılmaz tarafı karakterlerin hepsinin lakaplarını haketmesidir..yani testere necmi sinirlenir çıkartır testerelerini siler, kılıç hüsreve kılçık kapar gider odadan kılıcı kapıp kılıçla mevzuya girer.hayır anlamadığım şu; iplikçi nedim dellenirse ne yapacak? çıkarıp örgü mü örecek?

bu akşam yayınlanacak bölümü ile herkesi ekran başına kitleyebilecek bir durum mevzu bahis olmuştur. üçüncü sezonunun finali olan bu bölüm tüm sezon finalleri içinde en merak edileni konumundadır. ilk finalde kumarhane baskını, ikinci finalde baron 'un polatla buluşması ve aslan bey 'in ölümü ve bu gece ki bölüm.

dun aksam onbucuga kadar beni ekran basina civilemis dizidir. eve gelinir ve gecen hafta izlememis olmanin gaziyla ekran basina oturulur. televizyonda show tv acildiginda gorulur ki, yanik koza vardir. ''sezonun son bolumuymus ya, herhalde gecen haftanin tekrari yoktur, herhalde sonradan verilir'' diyerek olabildigince aptal bir bahane artik nereden uyduruluyorsa uydurulur. beklenir, beklenir, beklenir. lakin show tv'nin reklamlarinin ayari yoktur. saat 10'u gecer. kanala bir suru saydirilir. koza yanip kul olup bittikten sonra ''hah tamam denilir'', ama o da ne, bilmem neyin sundugu yagmur zamani'nin cikmasiyla once ''o ha lan, bu ne, bunlar da iyice sapitti.'' denir, sonra takvime bakildiginda tatile cikmanin gerekliligine karar verilir ve boylece olagan bir salakligin sonuna gelinir.

soylentilere gore yeni sezondaki bolumlere ali surmeli nin de dahil olacagi dizi. ali surmeli gibi kaliteli bir oyuncu dizi de hangi karakteri oynarsa insanlarin hayrani olacagi simdiden soylenebilir. hatta ben simdiden hayran oldum bile. dizinin mudavimi degilim ama ali surmeli girerse isler degisir.

adamlar fan sitesi yapmış güzelde olmuş http://www.kurtlarvadisi.gen.tr

ilk defa bugün izlediğim ve hemen bir kronoloji hatasını yakaladığım dizi. karakterlerden biri "önce leventte banka binasını uçurdular, sonra ingiliz konsolosluğunu, sonra da sinagoğu" diye bir cümle zikrediyor. oysa sinagog değil sinagoglar; kuledibi'nden neve şalom ve osmanbey'deki beth israel sinagogları diğer saldırılardan önce bombalanmıştır.bu arada dizinin müzikleri gerçekten süpermiş, gökhan kırdar'a tebriklerimi iletiyorum.

an itibariyle nizamettin bey yapilan kirli isleri ortmek amaciyla one cikarilan temiz toplum projesi konulu basin toplantisi yapacakken reklama girmis ve ardindan polat agabeyimizin okulumuz projesiyle alakali reklami yayinlanmis, acaba bu da mi dizinin bi parcasi dedirtmis dizi!. akillar da ? işareti birakmistir.

mokoko'nun kralının carl marx olduğuunu öğrendiğimiz dizi.

(bkz: kılıç polat ı öldürecek)

tarantino'nun ilham kaynağını gördük bu diziyi izleyince efenim. meğer klostrofobik tabut sahnesi bu diziden arakmış.

polatın düşmanlarının kill bill'den ilham aldıklarını düşündüren dizi. dizide esinlenme, yer yer başka filmlerden aparılan diyaloglar ilk kez olmuyor ama kabak tadı vermeye başladı.

an itbariyle gomulmekte olan polat alemdarin ne olacagini buyuk ihtimalle bidahaki sezona izleyecegimiz dizi..

yüksel aytug'un yazdigi bölüm özetinin fos ciktigi dizidir. o mu bizi yaniltmiştir, yapimcilar mi onu yaniltmiştir cözemen. ama eger bilinmeyen karanlik güc alinin yüzü ile ortaya cikacaksa, dizinin esinlendigi filmlere face off'ta katilacaktir. izleyecegiz ve görecegiz

son bölümde ölen karakter sayısının haddi hesabı olmayan dizi. gelecek sezon ya kadro tamamen yenilenecek ya da dizideki olaylar 30 bölümde anca çözülecek. doğu bey ölürse olmaz ki ama ya...

elif'in arabasinin takla attigi sahne de bilumum amerikan film ve dizilerinden aparilmistir. yuh dedirtmistir biz izleyenlere, bu kadar da hirsiz olunmazki canim.!.**entry kotulendikten sonra gelen edit: isbu entry dizinin olur olmaz sahnelerini mutlaka bir amerikan filmi ile ozdeslestiren guruha ayar amacli yazilmis, lakin nedense benim gibi kurtlar vadisi mudavimlerinin tepkisini cekmistir.(bkz: bize bir sey anlatmaya calisiyor galiba)

--- spoiler ---sezon finalinin son sahnesinde polat alemdar canlı canlı gömülerken görülmektedir....--- spoiler ---

"11/3/1993 - milliyet temiz toplum kampanyası'nı baslattı" olayımı aklıma getiren dizi..umarım bir alakası, ilişkisi yoktur.

sonunu kaçıranlara:--- spoiler ---http://img225.echo.cx/img225/3757/bscap0037on.jpg--- spoiler ---

fazlasıyla kill bill tadı vermiş dizidir.. içim katıldı artık.. o derece..

osman sınav'ın ayrılmasıyla bir kırılma yaşayan ve yaklaşık 10 bölümdür kendini diri diri gömen dizi.evet, sağolsunlar, okumuşlar, bu bölümde para dolu valizleri elden ele atmadılar. tekerlekli valizler kullanıldı.- peki, safiye karahanlı evden "ben gidiyorum tek başıma" diye çıkınca, normalde peşine 3 araba eskort takılmaz mıydı?- elif eylül madem ayrı bir eve taşınacak kadar sıkı korunuyordu, korumaları niçin epeyce aylaktı?- bir samuel öldü diye polis niçin bu adamları tek tek toplamaya başladı? oysa madem böyle bir şey olacaktı, bunun karahanlı ölünce gerçekleşmesi gerekmez miydi?- "koskoca doğu bey", sıradan muhabirler için kiralanan tarzda bir helikopterle mi seyahat etmektedir?- bir rus ajanı veya hadi dizideki ağırlığı ile rus derin devletinin önde gelen insanı, niçin amerikan silahı kullanmaktadır?- hadi diyelim kullandı, ateş ettikten sonra çıkarttığı boş kovanlar elini hiç mi yakmamaktadır? ki yakar...- osman sınav bir sahneyi kaç kere çektirirdi ki, elif'in evindeki ömer babalı sahnede bile oyuncuların rol kabiliyetleri problemliydi?gibi... gibi... ilk akla gelenler bunlar... neticede bölümde tek yüz güldüren sahne, halo olmuştur. bir adet de kukuletalı amca gösterselerdi, belki kurtarırdı, olmadı, virajı alamadı, takla attı.

senaristlerinin** sıkılarak abi bi sezon da biz oynayalım karizmamıza karizma katalım diyerek senaryosunu iyice karıştırdıkları dizidir.

ilk kez izleyenleriyle, meraktan bakanlarıyla, zaplarken uğradımcılarıyla, müdavimleriyle muhtemelen 9 haziran 2005 prime timeda bir rekora imza atmış olacaktır*.şaka değil sokaklar cidden bomboş..ayrıca eğer olur da o gömülen vatandaş önümüzdeki sezon cee diye elini tabuttan çıkarıp "ben geldim!" derse, yetmez bi de estetik ameliyat, botox falan olursa yeni bir bir istanbul masalı faciasıyla karşı karşıya kaldığımızın resmidir.- ama ama sen..- ben ya.. hemen deniz akkaya'nın doktorunu çağırın. aysel gürel gibi hissediyorum, her yer toz.. bakmayın öyle, hadi!.. birikmiş mafya puanım var benim..(bkz: zombiler vadisi)

serdar akar eskiden gemide'nin aşmış yönetmeni idi. kendisi şu anda kurtlar vadisi'nin yönetmenidir.

ruslarla türkler arasındaki on farkı bulun konulu son bölümüylen bizleri ekran başına böyle kımıl kımıl toplamış dizidir. andrei karakteri saolsun ruslar hakkında çok şey öğretti misal;-siyss türklerr duykussalsınıs..ruslar deyil!-siyss türklerr karıya kıza düşkünsünüz...ruslağrr deyilll-siyss türklerrr gıdık alırsınıss..ruslaaa deyill..-siysss türkleee ölürsünüz...ruslaa ölmezz-siyss türklerr rakı seversiniss...ruslarr sevmesssburayı geçtim. ancak bir yerde artık dedim ki küçük kaynarca antlaşmasını polat alemdar'a teklif edecek. -polat...adamların elinde..eflak boğdan, sırbistan bize verilecek...40.000 düka altını deli petroya verilecek..bi de şu rakınızdan bin kasa...tekirdağ olsun...yoksa adamların ölüyyrr..hadi ruslarla tarihimiz oldukça geniş. buradan feyz alınıp bir rekabet ortamı yaratılmış anlarım. ama bu kadar da abartılmaz. siz türkler böyle şöyle. türkler abazadır mesajı da verilmedi değil inceden. adamları nahoş yöntemlerle kaçırdı saolsun andrei. çeçenlerden mi öğrendi acaba bu tekniği de bunu bilemiyoruz.anladık çok heyecan dolu dizi. ama adam öldürmeden heyecan yaratmanın yollarını bulmaları lazım. artık gerçekten adam kalmadı. en son 40 hafta önce bir bölüm izlemiştim adam gibi baştan sonra. 40 bölüm geçti aradan ulen ne olmuş bi izleyelim dedim bir baktım tanıdık kalmamış. saolsunlar son bölümde de öldürülmedik bir tek güllü erhanlan göbekten bağlı arkadaşı abdülhey kaldı. onlar da artık lorel hardi olmaktan vazgeçmişler bu da güzel bir ayrıntıydı. ama konu monu kalmamış artık. nasıl olsa olay yaratan diziyiz ne yazsak da oraya buraya mesajımızı yazsak diye bir kaygı akıyor her yerden. insanları ''bak böyle olaylar da oluyor'' biçiminde şaşırtmaca yöntemiyle bir güzel izletiyorlar ama artık gerçekten ipin ucu kaçmış. neyin nerde durduğu bile belirsiz. insanları şaşırtmak da bir marifet ister. ama onu öldür bunu bir yerlere sokuştur artık buna sürpriz denmiyor klişe deniyor. final bölümünden ne anladık?..kill bill 2'den feyz alınan bir finale sahiptir tabutta röveşata çakan mafya babası da vardır bu alemlerde. işte bunu anladık. ordan etkilen, burdan gerçek olaylara mesaj yolla,şurdan şaşırt, burdan espirik ortam yarat, şurdan teknolojik hedeleri kullan, bilmem neyi göze sok...eee.??? sonuç: karmakarışık kafalar. neyin nerde durduğu gerçekten belli değil. örnek mi?ruslarla ortaklık yapan ahıskalının konseyinin makineli tüfekle taranma sahnesi nerdendir??..baba 3 olmasın sakın...ama bu adamlar neden öldüler?..belli değil. pat diye. peki bunları ispiyonlayan kişi neden öldü?..kim öldürdü?..hatta ve hatta nasıl öldü?..bir akrep var uzaktan kumandalı sanırsam..akrep nokta atışı gibi odanın içinde bırakılmış ama gidip kurbanın sırtını bulmuş...koskoca oda..kesin uzaktan kumandalıydı bu akrep..zaten oyuncak akrep olduğu da belliydi saolsunlar o kadarını yapamamışlar. bir istanbul masalına artık nasıl aha kendini yemiş bitirmiş dizidir diyorsak artık bu dizi için de bunu söyleyebiliriz..meraklıları vardır izler eder orasını bilemem. bir polat görsek bize yeter diyorsanız da artık kitabı var bunların..kartları var..melodisi var..şekeri var..tuvalet kağıdı var..cikleti var..maaşallah corç lukas bile bu kadar promosyon malzemesini akıl edemedi saolsunlar bu dizinin yapımcıları akıl etmişler. en son kurtlar vadisi marka donlar çıkacak diye duyar gibi oldum. hadi hayırlısı tekstil sektörü de iyi iş yapar..mantıksızlık mı dedim?..evet dedim. örnek mi?..aha size baba örnek: şimdi düşünün bir kere..3 sene öncesine kadar almanyadan gelmiş normal bir vatandaşken birden türkiyeyi yöneten baron oluyorsunuz??????o baronluğu size mi bırakırlar peheyy be. hadi bıraktılar diyelim bunu bu kadar beleşe mi yaparlar??..baron olmak böyle bir şeyse bundan herkes ister o zaman. istemeyen de var mı??..milletimin gençlerini ona buna şuna özendiriyor diye nerdeyse kanun hükmünde kararname çıkacak. ama bu özendiriyor eleştirisi de çok klişe oldu artık değil mi?...hiç birşey yapmayalım özgürlükçü ülkeyiz ne de olsa. sansür mansür bunlar yalan şeyler. e basbayaa adam baron oldu!!..adamın biri çıkıp ulan bu olabiliyorsa ben neden olmayayım demez mi??..demiyorlar mı?..bence evet sevgili sözlük yazarları okuyucular..bence evet...(bkz: hayri gülle)..bu adamın bu kadar kısa zamanda baron olmasına şaşırmıyor insanlar hatta kabulleniyorlar. e bunu kabul eden bu dizideki tutarsızlıkların binini kabul eder..bu arada televolede tekrarları var onu da kaçırmayın derim bu da ayrı bir olay!..

karanlık odasında bilgisayar başındaki elemanıda çok merak etmekteyim. çok renksiz bir kişilik olduğu belli türk olmadığıda kesin elinin altında o biçim teknoloji var geçsene biraz dalganı.- alo polat- kimsiniz- benim lan çakır şerefsiz ne çabuk unuttun- ama sen öldün nasıl olur- ahiretten arıyorum bak bak sana kimi vericem cerrahpaşalı kanki olduk burda- ama nasıl olur

dizinin bokunun bile bokunun nasıl çıkarılabileceğinin gösterildiği dizidir. "heyecan yaratalım" diye herkesi kaybetmişlerdir. biz de "kim ölecek kim kalacak" davasına düşecekmişiz. tamam merak ediyoruz da, insanın merakı bu kadar gıdıklanmazki. "hay ben dizisine" deyip televizyon izlemeyi büsbütün bırakacağım, sonunda o olacak. en uyanıkları de, hayret, resmi kayıtlarda ölü görünen halil ibrahim kapar çıktı. acaba devlet onu hangi kararla arıyor. "aaaa, siz hortladınız mı?" bir de gözümüzden kaçmadı zannetmesinler, esat bey yere bakıp duruyordu, altına pislemiş bebe gibi. polat'ı vuran mermilerin nerden geldiği ise muamma. eskiden gerçekleri eğip büken dizi, şu sıralar paranoyayla uğraşıyor sanırım. bir de "temiz toplum" hareketini de kustular, tam oldu. "bak bak herşeyi bunlar yapmış" diyecek dışardan haberi olmayan sıradan türk insanı. bence yazık oluyor, madem bu kadar çok biliyorsunuz, toplumu mobilize edin de temizleyelim şu pislikleri.edit: an itibariyle öğrendimki dizi bir de zamanın ötesine geçmiş. suserlere hak vermemek elde değil.edit 2: an itibariyle öğrendimki dizi artık zamanın ötesinde değil. e suserlere hak vermemek mümkün değil.edit 3 (ve son): an itibariyle öğrendimki bu sözlük ahalisine güven olmuyor. bi öyle bi böyleler.

kendisi gibi albümüde muhteşem ötesi olan bir ekol haline gelmiş fenomen topluluğu..

gerçek yaşamdan büyük ölçüde uzaklaşan dizi. karanlık odasında bilgisayar başındaki elemanın yanar döner aleti bir ingilizce bir türkçe mesajlar vermektedir. ayrıca halo cenaze arabasında giderken arkadan çekim yapan kameranın bulunduğu aracın kaputu da gözlerden kaçmadı.--- spoiler ---gelecek sezon da matrix den dem vurup polat ı neo yapacaklarmış karanlık odasında bilgisayar başındaki eleman morpheus muş. polatı gömüp sonra çıkartıp önüne iki hap koyacakmış.--- spoiler ---

tilki andre'nin gollum soyundan olduğunu öğreniyoruz her geçen bölümde. bence bütün derdi polat'ın parmağındaki baron yüzüğü. - sisstürklerrrsss - lan olm yaktılar yüzüğü dağda yandı len o ?

okuduğum kadarıyla 3. sezon final bölümü yazarlar arasında büyük bir yanlış anlaşılmaya yol açmış. polat alemdar'ın tabut içinde canlı canlı gömülmesi kill bill 2'den falan değil düpedüz davaro'dan arak!!! davaro'da diri diri gömülen şener şen'in gözüne kulağına toprak kaçması bile polat'a aynen kopyalanmış bu kadar da olmaz ki canım...

2005 sezon finali beklediğim kadar iyi olmayan dizi. yüksel altuğ öyle bir anlattı ki, diğer sezon finallerini aratmaz sandım.gözden kaçan ufak bir ayrıntı: nizamettin basın toplantısı yaparken muhabirin teki konuşmayı yazıyordu. ancak muhabir "ayrım yapmadan" yazdıktan bir iki saniye sonra nizamettin "... ayrım yapmadan .. " dedi.yine de yeni sezonu merakla bekliyorum.

sezon sonu sahnesi olan canlı canlı gömme operasyonu apaçık 2. hammurabi zamanından kalan yazıtlardan arak olan dizi. evet ilk sümerliler buldu herkes (şener şen, tarantino, y&r ın yönetmeni) telif versin gerçekler gün yüzüne çıksın, kimse sanat için arak yapmasın. hayır zaten kimse, hollywood ya da bollywood dahil olmak üzere, bir daha sadece baba 3'de yapıldığından dolayı helikopterden ateş açma sahnesi çekmemeli (matrix 1'den mitralyöz sahnesi dahil, ayıp ulan cık cık).kanunen yasak ulen böyle şeyler, kırosunuz hepiniz, allah müstehakınızı vermesin ayol.(bkz: la havle)

--- spoiler ---yüksel aytug un yazdıklarına göre bir face off vakası beklerken bir de canpolat ın diri gömülümü ile kill bill vol2 tadını yakaladık , bir sonraki bölümde polat gömüldüğü yerde aslan akbey'in öğretileri akla gelecek, uma thurman hesabı one inch punch tekniği yardımıyla kurtulacak sonra kendisini kaçıranların peşine düşmek suretiyle bir bir öldürecek.bu arada bilgisayar basındaki adam fazlasıyla abdülhey e benziyordu , yeni (kolpa olan) ali candan ve abdülhey canpolat a karsı bir araya gelebilir ; bu ikisinin hocası da tabii ki deliyürek dizisinde turgay atacan karakterini basarıyla oynayan ali sürmeli. ali sürmeli dogu beyin eski arkadası,yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen iki zaat ,bir sekilde savunduklarını yapma yollarının farklılığı yüzünden kavgalılarcharles xavier ve magneto gibi ,iyi ile kötünün zamanla sınırlı olmayan savası ,balrog gandalf savası tadında yani dizi kolaj bir hal almaya basladı hayırlısı. --- spoiler ---

nizamettin in mafyaya savas acip temiz toplum kampanyasi baslattigi bir dizi olmustur bu hafta. bindigin dali keser gorunmek ne alaka dedirtmistir, en azindan bana. bir de hadi kizlar okula, baba beni okula gonder, kardelenler tadinda bir kumpanya baslatsaydi, nedenini de anlatsaydi tam bir hizmet olacakti ama. polati dize getirmek icin onca operasyona, ses taklit etmelere, singapur uzerinden arayip araba kilitlemelere falan gerek yoktu ki, dizide herkes elini kolunu sallaya sallaya her yere tek basina gider gozukuyor nasil olsa. tapinakcilarin, polati yeniden dogdurarak 'ya bizdensin ya topragin' mesaji verecek olmalari en enteresan bolumdu kanimca.

senaristlerin düşündürmek istedikleri:mehmet karahanlı - (bkz: özdemir sabancı)samuel vanunu - (bkz: üzeyir garih)doğu bey - (bkz: eşref bitlis)

bundan böyle yönetmenliğinde talip olduğum yapımdır. halkımızın geri kalanının da izleyebilmesi için süper ojinal bir fikirle geliyorum gelecek sezona... kafasında anten, göğsünde tv ekranı olan renkli ve peluş yaratıklar... evet kurtlar vadisinin buna ihtiyacı. ne orjinal değil mi? teletabi mi? yok canım daha neler. şimdi bakalım... mafya dizisi olarak geçiyor, karanlık ilişkiler içeriyor ve insanlar ölüyor. şimdi ilk ikisini geçelim ve sonuncu mevzuya odaklanalım... orjinal bir fikir olarak bundan sonra ölecek ilk kişiye kolombiya kravatı yapılmalı bence. çok mu kanlı oldu? yine beğendiremedik tüh. dilim dilim doğrasak? o da geçen sezon şu anda diziyi yönetmeyen, alakası bile olmayan osman sınav tarafından testere necmiye yaptırdı. ıyhh o da çok kanlı yav...

kitleleler ne kadar aktif olarak politikaya katılırsa, toplumda da politikadaki istikametler komplolardan arındırılmış olarak çizilir,türkiyede ise bu tam tersidir. kitlesellik olmadığı için tarih tekler üzerine kurulur. tarih öğretilirken,geçmişte meydana gelen birikmeler bir tarafa bırakılır da olaylar sadece cin fikirli dayıların alicengiz oyunlarına bağlanır ki, böylece sistemin küçük, değersiz parçası olma fikri benimsetilmiş olur.bu tür bir eğitimden geçmiş olan bizler için ise kurtlar vadisi tatlı üstüne kaymak gibidir. memati sokaklarda kraldır, psikopat gibi adam öldürmektedir.bundan büyüğü yoktur deriz ancak baron çıkar karşımıza. ortadoğuyu yönetir,herkes ağzından çıkacak lafa bakar. en büyük o zannederiz ama bir bakarız ki ondan da büyük vardır. o da dünyayı yöneten insanlar tarafından ezilir.bizler ise televizyon karşısında 'peeeeh' diye hayretler içersinde kalır, ezilir ezilir eziliriz.

polat alemdar bir kamyon kazasıyla mı ölecek? yoksa, aptullah çatlı ölmedi mi? dedirten dizi.

radyo televizyon gazetecileri derneği tarafindan dagitilan oduller icerisinde en iyi dizi unvanini alan yapim.

birilerinin allah rolu oynamaya başladığı tek dizi. bir güç var bu güç ne yerdedir ne göktedir, müminlerin kalbindedir, herşeyi bilir, herşeyi görür, insanlara kader tayin eder, can verir, can alır. böyle bir güçle ne diye uğraşıyosun ki. manyakmısın. git evinde otur. bakalım yazdan sonra bu senaryo saçmalığını nasıl kapatacaklar.

gelecek sezon başladiginda en az uc - dort bolum, elif'in hastane olaylarini, polat'in kendini arayişini, konsey uyelerinin mapushane ve emniyet maceralarini izleyecegimiz, izleyip sikilacagimiz yapim olacaktir zannimca. ayrica tv'den gunlerdir "sezon finali" reklamlarini izlettirdiler, gazetelerde herkeslere soyle guzel boyle bomba bir final diye yazdirdilar ama tam anlamiyla fiyasko bir bolum oldu. şimdi izledigimizde gotumuzle guldugumuz deliyurek finalleri bundan on kat daha iyiydi. benim bu sezonun ardindan bu diziden anladigim yegane sey osman sinav'in kalitesiydi. sozluk dahil onca yerde adama giydirdiler ama dizi yapmak gercektende herkesin harci degilmiş.(bkz: saygilar serdar akar)

iyiden iyiye hit olan dizi. herkesi icine alan bir atmosferi olmasa da kendi dalinda kültlük yolundadir

senaristlerin halo ya özel müzikten sonra gene kıyak yaptıkları dizidir.

(bkz: kurtlar sofrasi)

kurtlar vadisi'ni şimdiye kadar hiç seyretmediğim için nasıl bir dizi olduğuna dair en ufak bir fikrim yok. belki de iyidir ve çok şey kaçırıyorumdur, bilmiyorum.ancak dolaylı yolla da olsa bir his sahibiyim. kurtlar vadisi takipçilerinin diziden bahsetme şekillerine şahit oldukça hiç görmemiş olduğum dizi giderek daha da itici hale geldi. etrafımda gencinden yaşlısına sayısız insan kurtlar vadisi'ni gerçek hayatmış, içindeki karakterleri de amca oğullarıymış gibi algıladıkça ve fanatik taraftarlık benzeri hislerle sözde aforizmalarını, tavırlarını vs. sahiplendikçe benim bu televizyon yapımını ciddiye almama hayatta imkân yok. bu durum, yapımın hedef aldığı kitle üzerinde ne kadar kuvvetli bir etkisi olduğunu, yani çok başarılı olduğunu, ancak benim de kesinlikle o kitleye ait olmadığımı gösteriyor.buffy the vampire slayer neyse bu da o aslında: kurgu. buffy'yi seyredip "aslında vampirlik müessesesi böyle değildir" diyerek yine başka birinin yarattığı kurguyu referans* kabul edip de aynı başlık altında yapılmış başka bir kurguyu eleştiren adamın durumu gözümde neyse, arabasının yıkanmasını bekleyip çayını yudumlarken bu diziden yola çıkarak karanlık olaylar üzerine ahkâm kesen adamın durumu da o benim için. almayayım, teşekkürler. iyi bir diziyse bile artık seyredip de zevk almam bu tür insanların çokluğu yüzünden mümkün değil, bu da başka bir salaklık olabilir elbette.

gereksiz sozluk basliklarina yol acan dizi

doğan grubu tarafından yürütülen saldırı kampanyasının hedefinde olan dizi.özellikle kanal d haber,adliyeye intikal etmiş her olaydan vadi'yi sorumlu tutmaktadır.tabii bu tutumun,sezon başında diziyi kadrolarına katamayışlarıyla ilgisi olduğu yüksek bir ihtimal.

dünkü bölümde kafası suyun içinde bes dakika nefes tutan can polatı ile daha şimdiden deli yürekteki miroğlu'nun yaptıklarını solda sıfır bırakan, yayınlandığı gün ve saat itibariyle sokakta dolaşan insan saıysında belirgin azalmalar gözlemlediğim manyak sürükleyici mafya dizisi.

dizinin her bölümünde yaklaşık 10 dakikalık bir"güncel olayları yorumlara, seyircinin gözüne sosyal bilgiler dersi kıvamında sokma"kısmı olmasa daha da bir güzel olacak diziayrıca çekimlerin yapıldığı, mafya babalarının mekanları şahane.

yamulmuyorsam ilk defa bir türk dizisinde veya filminde gercek bir arabaya gömsürtüverilmis.* ozellikle arabanin jaguar marka olmasi ve bi kamyon tarafindan nasil hasamata cevrildigi ornegini vermis beni dumurlara ugratmis dizi. hey gidi oyuncak arabalardan gercek arabalara.

cakiri sorgulayan amcanin serce parmagi ve tombalaciyi ziyaret eden medya patronu lavuklarin serce parmaklarina taktiklari yuzukler aynidir.bu ayrintiyla medya ve devlet icerisinde baglantilarin oldugu bu baglantilarin derin devlete dogru uzandigi anlatilmaktadir.bir da cakirin su tasindan cikan jilet hadisesi vardir ki yoruma gore degişir.birinci olasiliga gore, bu jilet olaylar cakirin bogazina kadar gelmişken cakir bogazini kessin usulca terki diyar eylesin amacli konmuştur.ikinci olasiliga gore ise cakir bu jiletle onun ifadesini almaya calişanlarin ifadesini alsin diye konmuştur.bekleyelim gorelim.

başlangıçta ekrem marakoğlu'nun "kırmızı kadife"sinden mehmet eymür'ün hazırladığı "1.mit raporu" gibi mafya-devlet ilişkileri,bu yapılanmanın hiyerarşisi,terör ve kaçaçkçılıkla ilgili yapılanma gibi konularda bilgi veren kaynaklardan oluşturulmuş bir diziyken birden masonluk,tapınak şovalyeleri,okültizm....gibi mevzulara daldırmış ve toparlayamamış bir dizidir.yine de televizyonlardaki en sağlam dizidir

(bkz: memati)

genel ozet olarak ge¢en son iki bolumu saymazsak halil ibrahimin cezaevinden ka¢irildigi bolumden beri goze batan hatalarin gitten gide arttigi bir dizi olarak yoluna devam etmektedir. fakat ne kadar kotu olursa olsun izleme zorumlulugum varmişcasina izlemeye devam ediyorum. hatta ozetten oluşan son iki bolumu bile izledim. artik eski havasi kalmayan boktan bir hal almiş piyasa mali bir¢ok diziden bir tanesi olmamasi i¢in bu dizinin kendi kalitesine uygun bir şekilde bitirilmesi surekli olarak bu diziyi izleyen kişilere yapilmiş en buyuk iyilik olacaktir. ve umarim bu dizi geleneksel turk filmlerine uygun olarak karahanli polat tarafindan vurulurken arkadan dogu beyin gelip dur o senin baban demesiyle son bulmaz.

dün geceki bölümünde susurluk "kaza"sını simüle eden dizi.bu arada, tombalacı'yı ziyaret eden iki kişiden biri medya yöneticisi iken, diğerinin kimliği ve neci olduğundan bahsedilmemektedir. sadece yüzükten değil, arabada giderken yapılan "nohutlu pilav*" muhabbetinden ve yine arabada giderken yüzü görünmeyen şahsın telefonla yolun polis tarafından kesildiğini haber alması, yahut memati'nin kendilerini takip ettiğini fark edip polise yolun kesilmesi talimatı vermesi, bu kişinin emniyet veya içişleri bakanlığı ile ilgili olabilecek üst seviyeli bir bürokrat olabileceğini düşündürmektedir. medya patronu olmasa gerektir.-* nohutlu pilav ifadesi, çakır'ın sorgusuna bir gönderme. şahıs "sizi nohutlu pilav yemeye götüreyim" derken, çakır'ın sorgusunu kastediyor ve bunu bir tür eğlence gibi zikrediyor. çakır'ın çocukluğunda pilav satarken ilk vukuatını işleyip ilk defa içeri girmesi hadisesi malum.

dizinin tanıtımında "deli yürek"'teki bozo'nun anlatımlarından kopartıcı bir dizi olduğunu tahmin ettiğim dizi.düşünün bakalım hangi parti o parti? :))

fan sitesindeki mantik hatalari bolumunde hayranlari tarafindan ; "polatin cep telefonu polifonik ancak mesaj gelince mono caliyor","aslan bey: "bizim isimizde zor diye bir sey yok" derken,sonraki bolumde "hayatimin en zor gorevi" diyor","cakir ve polatin cep telefonlarindaki saatler birbirini tutmuyor" tarzi ayrintilari fark etmeleriyle insani saskinliklara surukleyen dizidir.

bu haftaki bölümde yine polat almedar'in hacking hünerlerine taniklik edecegiz galiba(bkz: bir hacker olarak polat alemdar)(bkz: erhan bana laptop)

13.05.2004 tarihli bölümde bahar temizliği yapmış dizidir.

dizi. geçen gün bbg uğur'la yeni baron kim olmalı diye tartışıyoruz konu cnbc dizilerinin popülaritesine geldi. abi dedi bunlar cia'in işi. bizim gibi yiğidin harman olduğu topraklara ibneliği özendirmek amacıyla yayımlanıyor. dikkat et bak her bölümde oyle veya böyle bir ibneyi sokuşturup yüceltiyorlar dedi. hak verdim çocuğa, gözleri yine kor gibi yanıyordu. polatlar, baronlar boşuna yetişmiyor bu topraklardan diye düşündüm. sonra uğur bak dedim kurtlar vadisini izlemeyen bu duyarsız kitleyle aramızdaki uçurum açılıyor, bu işe bir son vermek gerekebilir hazırlıklı olalım dedim. evet abi dedi arkasını kolluyarak. ben de çok tedirginim dedi. ağır hareketlerle çaylarımızı yudumladık, akşam üzeri olmuştu, sokaklarda in cin top oynuyordu. her ihtimale karşı ben direksiyona geçtim, uğur da uçaksavara. jipimiz karanlığı ve sessizliği yararken karşıdan karşıya geçen bir köpeği ezdim ama olsundu, devletin menfaatleri için kimbilir daha neler yapmam gerekebileceğini düşünerek vitesi dörde taktım.

13.05.2004 tarihli bölümde çapsız abidin in şov yaptığı dizi. abidin (koparan adıyla çapsız) elinde silahla abisi tuncayı kurtarmış orada sölediği bi lafla yine yarmıştır.tuncay : napcaz lan abidin çarpışacak mıyız?abidin : abi biz erkekliğin 10 da birini yaptık layıkıyla allaha çok şükür. şimdi 10 da 9 unu yapmak lazım.tuncay ayetelkürsi yazılı bi foto çerçevisini kaçarken yanına almaya çalışırkenabidin : bırak abi o gönlünde olmadıkça bi işe yaramaz al bunu (der ve gıcır gıcır bi 45liği eline tutuşturur)

dizinin başarısı kanaatimce ülke ve dünya gerçeklerni açıklamak, izleyiciyi aştırmak, terakkiine yardımcı olmak, onu başka bir adam yapmak değldir. ülke ve dünya gerçeklerini okuyabilen adamların bu türden eğlenceliklerle işi olmuyor. işbu gerçeklere ilgisiz adamlarla aslan amcanın parmağına bir çentik atmak suretiyle akıtılan kanla kardeş yapsan da, yok bi yere varılamaz. ama ve öte yandan dizinin başarısı vasat türk vatandaşını hedeflediği gerçekleri görür hale getirmesi. kısmetim 1mevzuu patladıktan sonra bilmem ki kaç gün hafızalarda nefasetni korumuştu. ama dizi nasibim 1le bir hikayenin fotoğrafını çekti. çağrışımlarla da olsa ve günün birinde elbetteki unutulacak da olsa.kendi hesaplarına amaçları davaları olan bu yazar yönetir adamların bir başarısı değil midir bu?

13.05.2004 tarihli bolumu ile aforizma zirvesi yasanmistir. biri bir laf ediyor, himm ne laf etti diyorsunuz, ardindan karsisindaki cevabi yapistiriyor, vay helal olsun diyorsunuz, derken ilk lafi eden tekrar bir laf ediyor, oha super laf koydu diyorsunuz, derken karsidaki tekrar bir cevap veriyor, oha felan oluyorsunuz. boyle giderse kesilmedik racon ve soylenmedik laf birakmayacak olan dizi.

aslan beyi oldurmeye ilk geldiklerinde lemandan ahmet yilmazin vee eksiiiin albumunde bolca cizilen siyah strec shirtlu, kara gozluklu, tabancasi omzundaki deri askida asili metroseksuel, hatta az biraz gay gorunumlu bedir ve kral farukun dizinin tatile girdigi donemde donusup macoluga ve kurtluge ilk adimlarini attiklari dizi. 'ulan yesil gibi bir adami canlandiran palanin yaninda bu kirik herifler de kim' sorusunun fantezi senaristleri tarafindan yanitlanamamasi sonucunda yeni imajlari munasip gorulmus olsa gerek.

süper baba'dan sonra kendisini mafya ve derin devlet konularına fena halde kaptırmış osman sınav'ın son rezaleti...

osman sınav ın diziler arası mekan paylasımı yaptıgı bir diger dizi.. ekmek teknesi ile ortak mahalleler..

yurt çapında fantastik çetelerin doğuşuna yol açmış, mafioso olayları doğalmış gibi ülke gündemine sokan dizi(bkz: gemlik degisen dengeler cetesi)

yayınlanmaya başladığından beri türkiyenin gündeminden düşmeyen, yayınlandığı gün beşiktaş, gençlerbirliği ve trabzonun uefa maçlarının bile reklam arasında izlenmesine sebebiyet veren bir bağımlılık. ilk başladığında türkiyedeki baronların konseyini ve oluşumunu anlatmayı kendine hedef edinmişti. fakat oktay kaynarcanın oynadığı çakır karakteri çok tutulunca senaryo biraz o tarafa doğru kaydı. polatın yükselişi değil, çakırın düşmanlarıyla kavgası öne çıktı. daha sonra her bölüm yavaş yavaş şiddet arttı. belli bir rahatsızlık yaratsa da izlenme oranlarına yansımayan bu tehlike dizi için önemli bir çelişki idi. senaristler bunu geç de olsa farketti ve istemeyerek de olsa çakırı bitirdiler. bu da ratinglere yansımadı ama şiddetin ve raconun peşinde olanlar biraz kırıldılar. daha sonra senaryo yavaş yavaş düzelmeye başlarken her bölümde heyecanı artırmak için bir karakter sokup, diğerini çıkardılar. bu da doğal olarak işleri karıştırdı. şimdiki bölümlerde görüyorum ki, yeni yeni anlatmak istediklerine varıyorlar. fakat gel gör ki biz hevesimizi kaybetmek üzereyiz. sündürüp lastik ettiler diziyi. bu sezon bitecek ama pişman edecekler. zirvedeyken bitirmeyi bilmiyoruz ne yazık ki. ama ben seviyorum kurtlar vadisini, her ne kadar hiç sevmediğim tiplerle aynı kefeye konsam da, her perşembe mümkün olduğunca takip ediyorum. bazı bölümlerinde şikayetim olsa da, yine de en severek ve heyecanla takip ettiğim dizilerden biri. şiddet içerdiğine kesinlikle itiraz etmiyorum, ama yıllardır biriken yoksulluk sonucu artan şiddet ve hırsızlık ve mafyalaşmayı bu dizinin üzerine yıkıp kurtulmaya karşıyım. türkiye kurtlar vadisi yüzünden yoksullaşmadı, kapkaç kurtlar vadisi yüzünden tavan yapmadı. bu durumun suçlusu kurtlar vadisi değil. doğan medya grubunun açgözlülüğü yüzünden bu diziye saldırmasına alet olmayı reddediyorum. millet olarak gaza geldiğimiz doğru, ama gazı verenlerin bizi nereye yönlendirdiğine dikkat etmemiz gerekiyor artık.

herşeyden evvel, "izleyici kitlesi"nin iyi belirlenmesi gereken dizidir..zira, sözkonusu dizi izlemeyen kesimi şaşırtacak derecede, sadece tespih sallayıp burnunu çeken, kendi çapında racon kesen, mafyaya özenen ağır abilere, delikanlılara değil, tarantino hatta ve hatta oliver stone severlere de hitap etmektedir.. lakin, bu kesim izleyici kitlesi içinde ciddiye alınmayacak derecede bir azınlığı oluşturduğu için arada kaynamakta, diziyi takip eden herkes istisnasız "zevksiz kültürsüz cahil" damgasını yemektedir..oysa ki (izlemeyen bilmez) bu dizi, derin devlet ile, mafya ile, bir miktar ironi eşliğinde dalgasını geçmektedir, yeter ki bunu farkedecek derecede algınız açık olsun.. "türkiye'nin karanlık ve puslu vadisinde yaşananlar"ı anlatan bu dizi (yine izlemeyen bilmez) kafa kesme, racon kesme, asma aktivitelerinin akabinde mizahi unsurlar da içermektedir..eh, madem ki, sofistike, elit hatta entel bir kitlenin de bu diziyi izlemekten zevk alabileceği, eğlenebileceği iddiasıyla çıktım ortaya, örnek de göstermek boynumun borcudur o vakit..polat, tek başına mekana dalar, 20 kişiyi devirir, boss'a ulaşır, raconunu keser, çıkar gider.. aynı sahneyi izleyen iki seyircinin tepkilerini inceleyelim:seyirci a: vay lan, helal olsun olm, delikanlı adammış lan, nasıl yıktı o kadar adamı be..seyirci b: ahahahah!! herife bak ya, allah mısın lan!!? rambom benim..bir başka sahneye geçelim:deve tuncay: lan abidin, şu işten bi kurtulalım, deve kesecem..çapsız abidin: estağfurullah abi, kılıç kınını kesmez..seyirci a: - no comment -seyirci b: zuhahahaha!!görüldüğü üzere farklı kitlelere gayet farklı şekilde hitap edebilen bir dizidir ki, (bkz: #5835390) numerolu entrymin ironik bir şekilde en beğenilen 3. entrym olması da bu duruma örnek olabilir..son olarak şu bonusu vermek isterim ki, hazımsızlık yapmasın: (bkz: #4829860) biz de bazı şeylerin farkındayız..ps: gani, bunu okuyosan kurtsun olm.. (bkz: anladın sen onu)

(bkz: deliyurek)

hemen hemen bütün bölümlerini yayınladığı hafta izlemiş birisi olarak seneler sonra diyebilirim ki türk televizyonlarında bugüne kadar yapılmış en iyi yapımdır.

tek güzel tarafı bogaz manzaralı daire olan dizi.o nasıl bir evdir öyle,dört yanı bogaz manzarası,atmışlar çift kişilik ikiz yatagıda sevişte seviş,ayışıgı manitanın götünü aydınlatırken martı sesleri arasında ne performas alınır breh breh.

diplomat olan bir çocuk ne diye selçuk yöntemden mafya ile ilgili brifing alıyor, böyle konseyler falan kabul törenleri vs. bir takım sakil hareketler nereden çıktı ve özgü namalın bu dandiklik ortamında işi ne? sorularını aklımıza getiren dizi

deliyürek ve yılan hikayesi gibi dizilerin bitmesinden sonra oluşan mafya-polis ilişkilerini ele alan dizi boşluğundan yararlanmak için yapılan dizi.

çocuk tam olarak diplomat değil,istihbaratçıdır anladığım kadarıyla.ayrıca sevgili rolünde özgü namal,'ın olması takdire şayan görülmüş,sevişme sahneleri "amanın!" dedirtmiştir.ayrıca kızın isminin elif olması da ayrı bir güzelliktir doğrusu. fakat dizinin bütününde rezil bir oyunculuk ve diyalog eksikliği hüküm sürmekte.insan oktay kaynarcayı görünce ister istemez "ah ah!nerelerdesin be ali(sürmeli) baba!kanunilik hiç yakıştı mı sana?" diyesi geliyor.zafer ergin "baron" rolü için gerçekten güzel seçim doğrusu;ama diyalog ve senaryodaki yetersizlikler bazı atraksiyonlar yapılmasını engellemiş sanırım.masonik tören ve tokalaşma göndermeleri-sanırım soner yalçın'ın bir mason takıntısı var."bay pipo" yu hatırlayın.ama tören daha gerçekçi olabilirdi-,tören sahnesindeki uşağın "vay anam vay" daki feyzullah olması bizi kırıp geçirmiştir. ayrıca benimde bir senaryo projem var biliyorsunuz (bkz: sevim gözay) bir iki yerde bahsettiğim roman kahramanın birazcık oradaki elemana montajlandığını hissediyorum.edit:dizinin tekrar eden bölümlerini izliyorum da biraz vuracakken öldürmüşüm diziyi.başlardaki beğenmediğim oyunculuk bir iki sezon sonra necati şaşmaz ve avenesi şova dönüşmüş,"illuminati,mason,rus mafyası ne olursa karıştır bababunlar yer" olayına girmiştir.oktay kaynarca nın objektif teki açıklamaları da beni destekler yönde.hatta kaynarca ek olarak süleyman çakır ın dolu ve renkli bir karakter olduğunu,erken öldürüldüğünü söylemiştir.sonuç olarak kurtlar vadisi bir ilkti ve daha güzel yapımları izleyeceğimizi müjdeleyen bir diziydi.yeter ki biz kaliteli ve sağlam yapıt isteme hakkımızı saklı tutalım.kızsanız da sinirlenseniz de inandığım budur

yeni bölümünün bu persembe yayınlanacağı dizi...fragmanları dönmeye basladı

vurdulu kirdili olup da izleyeni cok cok eglendiren nadir dizilerdendir ve fakat fazla ciddiye alinmamasi ve sanki gercek hayatmis gibi algilanmamasi konusunda ciddi uyarilar yapilmalidir bu diziyle ilgili. bazi arkadaslarin fazlaca kendilerini kaptirmasi sonucu ulkede bir mafya ozentisi bir polat alemdar idolu almis yurumustur ki bu dizinin guya kotu mafyayi canlandiran oyuncularina zaman zaman cismani aci olarak bile geri donmustur(bkz: hal it)

mafya tarafindan da izlenilen dizidir:::

persembe geceleri yasanan tatli stres ve heyecani ara vermesiyle sona erdirmis ve insanda bosluk hissi yaratmis dizidir. persembeler öksüz kaldi...

seyirci b 'nin seyirci a 'yi ummadigi bir yerde, birbirlerinin farkinda olmadan, tartaklamasina/bogazlamasina sebebiyet vermesi muhtemel dizi..

milletimin uygun kivama geldiginde, kahve koselerinde zuhaaaa, yuh artik diye hep birlikte bir agizdan seyretmek istedigim, olsun boyle akici senaryolar, yasasin bir sonraki bolumunu merak ettiren diziler, yetissin yerli usta quentin tarantinolarimiz dedigim yerli dizi..

haftalardir ortalikta gorunmeyen mito'nun, samuel ile ortaklaşa caliştigina şahit oldugumuz dizi. anlasilan odur ki; mito devletin sizinti yapan catlaklarindan biridir.

yaklaşık 100 entry sonra istatistiklerin alabildiğine entry içeren başlıklar kategorisine girmesi muhtemel dizi.

dunyanin gotdugu en dandik satranc karsilasmasina ev sahipligi yapan dizi...nevzat ve gullu de bu sekilde tarihe gecmis oldular!!!

--- spoiler ---iki-uc bolum once ruslarin mekanini basan memati'nin sirtina silah dayayan kişi ile elif'i kaciranin ayni kişi oldugu gozlerden kacmamiştir. yine 1-2 bolum once rus baron ibrahim ahiskali'nin; "o polat denen heriften selim'in intikamini alacagim" diye haykirişi da goz onune alindiginda; ruslar ve polat arasinda cok cetin bir savaş başlamak uzeredir. --- spoiler ---

polat alemdar in yeni mekaninda arkada pana film in logosu bulunmaktadir.

her turlu rezil programin, yalan haberin cirit attigi, vakti zamaninda sahibinin basbakanla * enseye tokat g.te parmak iliskilerinin ortaya ciktigi bir kanalin once almak istedigi sonra burun kivirdigi dizi. efendim yayincilik etiklerine uymuyormus. etiginize turrup sikayim e mi. sahtekar duzenbazlar.

bu gunku bolumunde*, yok karahanlinin karisinin gordugu ruya, yok elifin basin aciklamasi gibi seylerle dizinin tamamini laga lugayla doldurmus dizidir.. bir olay olsun, bir gelisme olsun artik be birader, birazdan da elifle canan yine dertlesecek korkum o ki 30 dakika, bolum bitecek... reklamlari azalttilar diye sevinirken meger diziyi de azaltmislar, haberimiz olmamis...

karahanli'nin, polat'a oglunu kaybettigini soyledigi sirada altta yazan "nerdesin yaz gonder nerdesin melodisi cebine gelsin" mesaji yaratici bir zihnin urunu şuphesiz. daha onceki kurtlar vadisi tespitlerimde oldugu gibi godfather gondermelerine rastlamak yine mumkundu gerek "baba yaz gonder, hede hodo.." alt yazilarina, gerekse polat'in masasinin arkasindaki logo'ya bakmak suretiyle. biraz 62den tavsan yapmak gibi olmuş evet ama, şik olmuş arkadaki pa* logosu valla. belirtmem gereken bir başka nokta ise, olmamiş polat ile pala arasindaki celebrity deathmatch. afedersiniz bok cuvali gibi duştu yere tavuk duşmani pala bey. şimdi o tavugun ahi tutmaz mi ? aha da tuttu işte, kirildi gozluklerin. ee allahin sopasi yok ki..sonuc olarak: osman sinav nerdesin?

en sonunda diziyi en az son 20 bölümdür sektirmeden takip eden izleyiciler haricindekilere tek bir satırın bile anlamlı gelmeyeceği noktaya ulaşmış dizi..bu kadar karakteri, değişik ilişkiyi, -dizide bu kelime kusturmuş olsa dahi- dengeyi ve 3 karakterli bir kahramanı uzun uzun ve kurarak yazılan senaryonun en önemli unsur olduğuna inanıyorum.bölümlerce bize samuel karısının onu aldattığını ne zaman ve ne şekilde öğrenecek sorgulaması yaptırıp, bölümler boyunca bir alt hikaye üretip ve bunu bir kenarda tutup vakti geldiğinde mükemmel bir şekilde patlatmaları bu diziyi izleten temel neden.ağalar ve onların kadınlarla ilişkileri, sinekkaydı traşlı ve yakışıklı korumaları ile gezen sanayi imparatorlarının fason problemleri, üniversitede okuyan ve hayattan en ufak doğru feyz almamış ya mükemmel altın çocuk ya da pis bağımlı canki kılıklı gençlik dizilerinden ve ağa, aşiret ve modern dünya hikayelerinden bizi kurtarmış senaryo ve kurgudur diziyi izleten..sonuçta tv'de dizi izlemek kişisel keyif meselesidir.yukardakiler bana zevk vermez, izleyenlere de kafamda hak veremem ama kalkıp bu dizilerle ilgili, kendimi bu diziyi izlemeyerek onlardan ayırdığımı ve farklı bir noktaya koyduğumu ima etmek için kıçımı ve parmaklarımı oynatmam..herkes kendi çıkarımını yapar hayattan.zaten izlemediği veya önyargılı olduğu bir konuda söz söyleyecek bu kadar çok kişinin olması beni şaşırtıyor..bildiğime göre iletişimin birinci maddesi iletinin alıcının hayatında değişim yaratmasıdır.bir bilgi aklımızda değişim yaratabiliyorsa iletişim geçerlidir.kimin hangi bilgiyi aldığı ve bu iletişimden memnun kalacağı kişiden kişiye değişim gösterir.kimileri çocukça yönlerini sever ve kalkıp halısahada maymunluk yapar, kimileri ders kaynatmak için - veya en saf ifadesi ile aptallıklarından - saçma sapan haberlere konu olurlar.kimileri de özensiz prodüksiyonlardan sonra bir türk yapımında hatalarına ve acemiliklerine rağmen kaliteyi yükseltmek için çaba sarfedenleri takdir ederler.zevkle takip ediyorum..finali de güzel bitirmelerini ve kendi alanlarında hak ettikleri yeri almalarını umuyorum.

deve tuncayın kendisine ikram edilen menemene ve bilumum yesillige ıgrenerek bakması ve yememesi sonucu cık cık ne ayıp nıdalarını hakettıgı dızı

-dayı bunlar rus mu?-he.. moskof..şeklinde diyaloglar içeren dizi.

son birkac haftadir her bolumunde 1 kisinin yakalanmasiyla "acaba gelecek bolumde kim yakalanacak" diye soruveriyor insan kendine.

60. numaralı bölümde --- spoiler ---elif karakterinin kamera karşısında maymuna döndüğünü izlediğimiz dizi--- spoiler ---ilginç olan bir oyuncunun oynamamaya çalışıp bunu becerememesidir.

cüneyt özdemir'in mehmet karahanlı'yı programında konuk etmesine bir anlam veremedik. ve hatta arkalarında "cnn" (cnn turk değil) yazmasına.şimdi hangi açıdan bakmak gerekir bu olaya? cüneyt özdemir'in aydın doğan'a yanlışı mıdır... yoksa soner yalçın'a kıyağı mı?hem mafyacılığa özendiriyor, toplumsal sorumluluklarımız var deyin, hem de asli elemanlarınız dizide senaryo yazsınlar, cirit atsınlar.tamam "sorumluluklarının bilincinde" olduklarını iddia edip yaptıkları yorumlarda haklılık payları olabilir. ama sorumluluklarını nedense rekabet içerisinde oldukları cephelere karşı hatırlayan bir yüzsüzlüktür sergiledikleri. kızı istemem demiş, babası da iyi etmişsin kızım demiş, muharrir de oturmuş bunları yazmış. helal. deniyor ki "kurtlar vadisi bugün bir kanala reyting getiriyor olabilir. ama türkiye'den neler götürdüğünü önümüzdeki 10 yıllarda göreceğiz?"tamam bunu göreceğiz, kabul. ama sevgili patronunuzun türkiye'den neler götürdüğünü de her petrol ofisi'ne pardon po'ya uğrayışımızda çok net görüyoruz efendim. aynı uyanıklığı ben düşünemedim maalesef. düşünseydim şu anda benim gazetemde yazıyor ve beni anlatıyor olacaktınız.dikkat ediyorsanız diziye dair her hangi bir müdafa söz konusu değil. sadece samimiyetsiz yazılarınızla bir tek kendinizi etkileyebileceğinizi söylemek istedim. sahi bu diziyi izlemezsek adam olur muyuz?

son zamanlarda hakkında yazacak pek bir şey bulamadığım dizidir. bunu performans düşüklüğünden ziyade, sağolası yeni nesillerin her bir şeyleri benden önce yazmasına bağlayasım geliyor. yine de ararsak buluruz yazacak bir şeyler, kanaatindeyim. misal, dün akşam elif'in televizyon konuşmasını çift dikiş izlemek durumunda kaldık. abilerim, etmeyin, ya kayıt sırasında hepsini dinletmeyim, yahut tv.den seyreden herkesle birlikte bir daha seyrettirmeyin. ayrıca elif'in heyecanlanmış, kırık-dökük konuşmuş tripleri yapmacıktı. elif cadılığında bir avukat hanımın kamera filan eslemeyip akıcı bir şekilde konuşup gitmesini beklerdik. ayrıca abidinde de bir performans düşmesi var, "kafamız mı var" yine yerine oturtulmuş bir söz idi, ama daha ince bir şeyler beklerdik. bu arada, pala bu hafta değişik gözlük takmış, dikkatimizi çekti. yazık oldu gözlüklere... (gani bey'e saygılar efenim.)

samuel tuncaydan büyük ancak samuelden de büyüğü var dedirten dizi. ve bu büyük de muhtemelen avukat nizamettin. daha doğrusu onu baron yapmak isteyenler. eger nizamettin baron olursa karahanlının ölüm merasimindeki 7lerden biri nizamettindir savına iyice inanacagım. bu polatın "baronu , karahanlıyı öldürenler seçecek" demesi ile uyuşuyor. ha hepsi kirvenin işi ise o zaman başka...

türk tvlerinde yayınlanmış belki de en kaliteli yapıma yakışmayan çatışma sahneleri içeren dizi.umarım gelecek sezon daha usta figuran ve efekt uzmanlarıyla çalışırlar.

daha önce söylenilenlerin dışında pala'nın iplikçi nedim'i takip ettiği sırada konsey'in ayarladığı korumalar tarafından takip edilmeye başlaması ve bunun kurgulanış biçimi 60. bölüme dair hoşuma giden şeylerden birisiydi. iplikçi nedim ile külüstür makam otomobilinin şoförü arasında geçen konuşma da ilginçti. ancak benim ilerki bölümlere ilişkin aklıma takılan farklı bir soru güllü erhan'ın gülümser ile pala arasında geçenleri araştırıp araştırmayacağıdır. polat abisine gülümser'i ateşe attığı için kızacakmıdır. nolacakdır.

polatin mouse'siz bilgisayar kullanabildigi dizidir.ayrica mekanda kocaman duran pana film ambleminin polat alemdar kişisinin adi ve soyadinin baş harfleri olmasida ilginctir.

dizide herkes denge kurma peşinde ama,millet ordan oraya denge kurmak için koştururken platform bu ağırlığı kaldıramayıp çökecek bence.altında kalanlar gider,çökmeden inmeyi başaranlar başa geçer.bunu da meslektaşım nizamettin başarır.şimdiden kendisini kenara attı gibi.

mito'nun samuel'i değil, samuel ve arkasının mito'yu oraya getirdiğini tahmin ettiğim dizi. muhtemelen samuel'e dvd yi yollayan da (bana da bi kopya lütfen) kirve.ayrıca dışarıdan destek alan bir tek laz ziya olduğundan muhtemelen dizinin bölüm sonu canavarı olarak tabir edebileceğimiz kişisi kirvedir. elifi kaçıranların ruslar olduğunu da düşünebiliriz. ayrıca hangi hatun kardeşini ve ya yanında getirdiği er kişiyi elbise bakarken başka yere yollar? var mı bunu yapan bir dişi yoksa tamamen denyoluk mu? bütün bunların yanında mevcut tahtravalli (o kelimeyi kullanmıyorum özenle) sonunda çivisinden çıkacak gibime de geliyor. tam kuruldu derken yine birinin kakası gelecek birini vuracak sonrası sıkıntı.velhasıl senaryosu gittikçe güzelleşen bir dizi. geçen sezonki tekdüzelikten çıkmış ve derinleşmiş durumda. lakin şiddet konusuna katılmıyorum. sezon başından beri kaç kişi öldü bir saymak lazım. ayrıca bu dizide şiddet var diyenleri mevcut tüm fransız sanat filmlerini izlemeye, ellerindeki porno cd leri kırmaya davet ediyorum.

bazı insanlar için hayatlarının anlamı haline gelmiş, insanları hiç farkında olmadıkları bir dünyaya yönlediren harika dizidir.. müdavimleri dışındakiler için pek anlamlı olmamasının sebebi dizideki olayların bir bakıma çığrından çıkmasıdır. ancak sonuna yaklaştıkça artan heyecan diziyi bir efsane bir değişilmez haline getirmektedir.. her şekliyle hastaları olan bu diziyi bizlere kazandıranlara teşekkür bir borçtur..

çatı kitaplarından içinde unutulmaz kurtlar vadisi repliklerinin buluduğu kurtlar vadisi kitabı piyasaya çıkmıştır.aslında resim albümü demek daha doğru olur ki kitap replikler açısından pek doyurucu içeriğe sahip olmamamakla birlikte polatın çeşitli aşılardan çekilmiş pozları açısından oldukça zengin bir içeriğe sahiptir.piyasa fiyatı tam tamına 12 ytl dir.

--- spoiler ------ spoiler ---kamera, tabutun içinde yatan polat'ı * profilden gösterirken, bir anlığına parmağındaki yüzüğe odaklanır.buradan anlıyoruz ki:polat'ın yüzüğünün içinde gps vardır. bu sayede abdülhey polat'ın yerini tespit edip kazmayı, küreği kaptığı gibi "ağbi"sini gömülü olduğu yerden çıkarmak üzere yola koyulacaktır.polat'ı tekrar yüzeye çıkardıktan sonra, onun nefes almadığını farkedecek, ona hemen suni teneffüs ile kalp masajı yepacaktır. polat bir süre sonra kendine gelecektir. --- spoiler ------ spoiler ---(bkz: kaynak kıçım)edit : an itibariyle götümde patlamıştır. olsun, komplo teorisi işte...uydur geç...

ne olursa olsun en kurtun eski kurtlar olduğunu göstermiş dizidir. sevimli karakter olarak gösterilen halo**, allem etmiş kallem etmiş kaybetmiştir kendini. gelecek sezonda polata can borcunu ödeyecektir bir şekilde.

ekmeğini komplo teorilerinden ve sürprizlerden kazanan bir dizi.işte dizinin sonuna ve anafikrine ait öngörüler.--- spoiler ---nizamettin güvenç dünyanın en gizli örgütü olan tapinak şövalyelerinin arasına sızmış devletin en derin ajanıdır. kurtlar vadisi operasyonunun sonudaki büyük mafya temizliğinde devlet polat ı sadece abdulhey le değil, aynı zamanda nizamettin le de sigortalamıştır.dizinin sonuna bakıldığında,polat da dahil olmak üzere herkes ölmüştür. osman sınav izleyicinin mutlu sonları sevmesini pek takan biri değildir .deli yürek'te de herkesi öldürerek diziyi bitirmiştir.mafya kahramanlarının ne kadar sempatik olurlarsa olsunlar en sonunda yok olacağının, su testisinin su yolunda kırılacağının mesajını veren devlet orijinli bir adamdır osman sınav.bu dizinin de böyle bitmesi kuvvetle muhtemeldir.her ne kadar diziden ayrıldıysa da baştan sona kurguyu yapıp öyle gitmiştir.ortada bir tek nizamettin kaldığına göre herşeyin baştan beri beyni odur.komplo teorilerine göre olaylarda karlı çıkan olayları yönlendirendir.polatın asıl kimliğine şaşırmamasından ve samuelden dosyayı alıp yok etmesinden nizamettin in derinliğinin sonsuzluğu anlaşılmaktadır.ve laz ziyadan sonra direk temiz eller operasyonunu başlatmıştır.sonuçta devletin en başta planladığı gibi tüm mafya dış uzantılarıyla beraber yok edilmiştir.yok eden polat ve adamları da mafyalaştığı için onlar da yok edilmiştir.memati ve abdülhey de sıradadır.kurtlar vadisi opersayonu kusursuz bir temizlik operasyonudur başarıyla sonuçlanmıştır.20 yıl sonra yeni mafya canlıları türediğinde nizamettin in pusat ı bulup ona yeni görevler verdiğini görürüz.pusat, laz ziya'nın torunu olup polat'la aynı kaderi paylaşmakta devlet eliyle kahraman olarak yetiştirilmektedir.olay sonsuz döngüye girer,mafyayı mafyaya kırdıran derin devlet baki kalır.zaten dizinin de ana fikri budur.--- spoiler ---

20.05.2004 tarihli ozetini gordugum an afalladigim dizi. ruzgar gibi gecen ozetiyle kimin kimi vurdugunun belli olmadigi ve vadinin karisacaginin sinyallerini veren bolum. polat, elif'i kurtarabilecek mi? meral, laz ziya'yi vurdu mu? erdal polise ne anlatti? husrev aga'nin yaninda peydah olan yeni tip kim, neyin nesi? testere'nin kilic'a cevabi ne olacak? anlasilan onumuzdeki haftalarda bizi yuksek tansiyon beklemekte ve bu da show tv reklam kusagi gelirlerinin artacagina isaret ediyor.

tanıdığım bir öğretmenin söylediğine göre;on kadar öğretmen kadının öğretmenler odasında heyecalı heyecanlı bahsettikleri hiç kaçırmadan izledikleri, "güce tapanların" dizisi.

medya takip merkezinin yaptigi bir arastirmaya gore nisan ayinda bolum basina en cok reklam alan dizi. ortalama reklam adedi 162dir.

reklam aralarındaki reklamları da dizi oyuncuları oynasın bari dedirten ve reklam içi diyaloglarında dizi senaryosuna dair ipuçları vermesini dilediğim dizi.-usta şu yeni çıkan puroyu denedin mi..3 puro alana bi puro kesme bıçağı bedavaymış -e alalım o zaman memati ne duruosun-usta ..aklıma bişiy geldi ..(..her ikisi de sırıtmaya başlar..)zangoç bıçakları..inanın taşı bile keser..

kurtlar vadisi fan sitesinde dizinin 56.bölümünün başlamasına ne kadar kaldığını gösteren dizi.

(bkz: ergenekon)

show tv'yi adeta reklam psikopatı yapmış olan dizi.

dizide laz ziya godfather rolüne soyunmuştur.babanın sözlerini söylemekte babanın yaptıklarını yapmaktadır .polatı damadı yaptıktan sonra söylediği "eğer başına bir iş gelirse, ayağını taşa çarparsa, üzerine kuş pislerse, kafasına saksı düşerse bunu sizden bileceğim" türünden laflar godfatherın unutulmaz repliklerindendir. üstelik savaş zamanı barış consiglierisi olan orhan'ı azad edip, yerine bir savaş consiglierisi olan yahya'yı getirmesi de efsane filmden araktır.

azinliklarimizi hedef olarak gosteren, 10 bolumde bir, bir isadamimizi suc orgutu lideri olarak gosteren, karakterlerin asla gercek olmadigina inandigim, niyeti kotu, konusu ve oyuncu kadrosu kuvvetli, ancak yonetmeni, senaristi ve basrol oyuncusu son derece yetersiz arkasi yarin dizi. cok daha iyi cevrilebilirdi, adam gibi aktorlerin basrol almasi ile. ne yazik ki, tarikat baglantilari ile, oyunculukla alakasi olmayanlar, basrol kapiyorlar. turkiye' de bir dizi filmi de izleyemiyoruz ne yazik ki. kimse tarikata girmesin demem, ama oyunculuk tecrubesi olmayan, ne fizigi ne de yetenegi olmayan birisini basrole koyarsaniz, ben bu adami tarikat baglantilari diziye getirdi derim. senaristi de kardesiymis, yani bant coktan kopmus. abi kardes icine etmisler guzel konunun. belki yonetmenlerin dikkatini cekerde benzer konularda bir sinema filmi ya da serisi cekilebilir. filler ve cimen bence cok guzeldi mesela.amac film mi cekmek, lutfen basrolleri tecrubeli insanlara verelim.annem, soner yalcin' in iyi okurudur. kendisinin ustun calismalarini takdir ediyorum, ancak annemin kendisi icin surekli her tasinda altinda mason, musevi, vs... arayan birisi oldugunu soylemesi cidden beni adamin tum calismalarindan sogutuyor.biraz daha normal olmaya calisalim. turkiye, baska ulkeler gibi degildir. devletin izni olmadan gsmh mizin yarisi kadar da suc orgutlerine para gidemez. para pesinde kosacaksak, hortumlanmis paramizin pesinde kosalim. asil mafyalasma budur, eh bu da devletin kendisinin maharetidir ki, orada durmak gerekir. ne yazik ki, ne yahudiler, ne de masonlar devletimizi cokertmiyor, kendi kendimize yapiyoruz olani biteni.ne zaman komplo teorileri ile ugrasmadan donup kendimize bakacagiz, iste o zaman adam olacagiz.

genç ve bilinçsiz nesli olumsuz yönde etkileyip zarar veren dizidir.siyah takım elbiseli,belinde silahı olan bir sürü kabadayının birbirlerini öldürmesini izlemenin,insana ne gibi bir katkı sağlayacağını düşünmeme sebep veren bu dizi ve karakterlerinin, lise gençliğinin idolü haline gelmesi olayın vehametini ortaya koymaktadır.semra hanım'ı izleyip geliniyle kavga etmeye başlayan kaynanalar gibi, dizide şiddet içeren sahneleri izleyip sağda solda mayfacılık oynayan kimseler göz ardı edilmemeli, bu ve benzeri programları kendine yaşam tarzı edinebilen insanların varlığı göz önünde bulundurularak, programların içerikleri ciddi şekilde sorgulanmalıdır.

bu haftaki fragmaniyla direkt izleme keyfinin icine edilmis dizidir.. o degil de, benim bu baslik altinda "spoiler iceriyor" gerekcesiyle silinmis bir entrym vardi, ona yanarim.. umuyorum ki, ters koseye yatirma maksatli hazirlanmis bir fragman idi, umuyorum ki gorduklerimiz polat'in ruyasindan ibaret seylerdi..

gencleri mafyaya özendirmekle,mafyayı iyi göstermeye calışmakla suçlanmış dizi.bir film ya da dizi elbette izleyicileri olumlu yada olumsuz yönde etkileyecektir.bu etkileme bazı gençleri kötü yollara sevketse bile bu kesinlikle yapımın sucu değildir.karakter gelişimi yeterli olmayan kimseler elbette eserin karakterlerine özenecek,konuşacak başka birşey yokmuş gibi saatlerce bundan bahsedecek,hayatını buna adayacaktır.mafyaya özendirme suclaması cok basit ve yüzeyseldir.yurtdışında kurtlar vadisinden daha cok mafyaya ya da başka karakterlere özendiren yapımlar vardır.en basitinden hepimizin zevkle izlediği godfather bir mafya ailesini konu almaktadır,şiddet oldukça yoğundur.yine cnbc'de yayınlanan 24 de buna bir örnektir.ben kimsenin şiddet içeriyor gerekçesiyle bu tür yapımların yasaklanmasını istediğini düşünmüyorum.kurtlar vadisi hakkında yapılacak tek önlem saati biraz daha geç vakitlere alınarak çocukların izlemesini engellemektir.ya da 18 yas uyarısı koymaktır.dipnot:mafyaya özenip saçmalayan insanlar için de söylenecek söz yoktur.bunu yapanın bunları yapması da muhtemeldir.(bkz: jack bauer gibi davranma algoritmasi)(bkz: kendini pokemon sanan cocuk)(bkz: kendini superman zannetmek)(bkz: iki kurtlar vadisi izleyenin delikanli kesilmesi)

genclere kotu ornek olmakla suclanan dizi. gencleri mafyaya, derin devlete ozendiriyormus. bunun dogrulugu yanlisligi bir tarafa bu argumanin sahipleri en onemli noktayi goremiyorlar ya da esgeciyorlar. elektronik muhendislerinin pazarlamacilik, iki dil bilen uluslararasi iliskiler mezunlarinin banka veznedarligi yaptigi bir memlekette neyi genclere ornek olarak gosterebilirsinki? yilda milyarlarca dolar arge yapan high-tech sirketlerin, uzay uslerin mi var? turkiye'de memur, politikaci, asker, polis, mafya'dan baska ne var? senelerdir ab kapisinda surunen, kisi basina milli geliri 3000 dolar ancak olan bir ulkede ecnebi memleketlerdeki gibi doktorluk dizisi *de cekilmez, avukatlik vs. dizisi de cekilmez. cok guzel mafya, polis, asker dizisi cekilir. cekiliyor da zaten.

bir insanın yüzüne estetik ameliyat yaparak omuzların da daraltılabileceğini kanıtlamaya çalışan ama hiç inandırıcı olmayan dizi.

(bkz: kurtlar vadisindeki muazzam sırp sniper)

türkiye'nin en başarılı dizisi. dizi o kadar başarılı oldu ve ünlendi ki al pacino gitti polat alemdar gibi poz verdi. lütfen bakalım: http://www.moviegoods.com/...s/1020/216553.1020.a.jpghttp://www.showtvnet.com/...kurtlarvadisi_1024_02.jpgson resimde sol alt köşede show tv logosunun altında yazanlara bakalım ayrıca.

sezon finalinde polat, boynu kızarıp yere düşer.babamın;-- aha zehirli sinek gönderdiler polata, yıktılar aslan gibi delikanlıyı.tespiti ile beni kısa da olsa dumura uğratan dizi

george sorosu bile soylemine katarak oha dedirtmistir. ciddi ciddi bu adamla oynayanlarin sonunu pek bilmiyolar heralde. hollywood yapimlari bile dectur ceker bu adamin ismine, tam tanim vermez yau..

dizinin sonunda x poligine tesekkurler yazarak dil bilgisi kurallarindan uzak olduklarini gostermistir bu dizinin yapimcilari.

mali krizde yaşadığını düşündüğüm dizi. her bölümde ana kadrodan birilerini öldürüyorlar.

hakkında hemen basit ve sığ bazı yorumların yapılmaya başlandığı dizi.sormak lazım şu ana kadar kaç yapımcı türkiye'nin gizli kalmış bazı gerçeklerinin ortaya çıkarma amacıyla dizi çevirdi.tamam; ağalık,töreler ve feodal düzende türkiye'nin hala başlıca sorunlarından biridir ama bu da gizli kalmış değil aksine en çok bilinendir.birilerinin kalkıp bize ancak kitaplardan okuyarak öğrenebileceğimiz, üstüne üstlük tehlikeli de olan konuları büyük bir cesaret örneği göstererek bizlere sunmaya kalması ndene bu kadar yadırganır,eleştirilir bilinmez.bu kadar eleştirinin tek nedeni gerçek hayatta bir takım dallamaların kendilerini bu tür dizilerdeki esas oğlana benzetmeye çalbaları onun gibi olmaya çalışmaları ise; o zaman suçu dizi yapımcısında değil,onlara özenen gerçen hayattan bir şey alamayan,kendini geliştirmek için çaba sarfetmeyen bunun ezikliğiyle anlamını kendine göre belirlediği bir takım kavramların (ör: delikanlılık,mertlik) arkasına sığınarak yaşamaya çalışan insanlarda aramak lazım.bana göre bunun da en büyük sebebi eğitimsizliktir.iki yıl sonra gelen edit: bir entrydir ki hem zamanımın ötesinde hem de kısa süreliğine basucu eserleri listemde...hem seveni var hem de sevmeyeni...iki tarafın da gözlerinden öperim.ayrıca;ben de diziyi bölüm kaçırmadan izlemeye çalışıyorum fakat şu ana kadar ne elime silah alıp terör estirmişliğim ne de yandaş toplayıp çete kurmuşluğum var hatta kırk yılın başı paraya kıyıp hoşuma giden bir pardesüyü satın aldım diye şahsıma -şaka da olsa- yapılmadık mafyasal yakıştırma kalmadı."kardeşim silah zulalalamak için değil,soğuktan korunmak için giyiyorum bunu" dediysem de dinletemedim. öyle bir dizi düşünün ki gündelik yaşamda kullanılan eşya,araç gereçlerin bir kısmı mafya ekipmanı olarak kazınmış dimağlara.bu raddeden sonra uzun siyah palto,nokia 6210 cep telefonu sahibi insanlara harbi bol sabır diliyorum.

magic toys tarafından oyun kartları piyasaya sürülmüş olan tv dizisi. artık sadece tvden değil oyun masalarından da beynimize tecavüz edecekler.

cendere cendere cendere cendere cendere cendrere cendere * ezgisi eşliğinde izlenilen dizi..

dizinin alinin yetimhaneden alinmasiyla baglantili olarak gercek ailesi hakkindaki bilgileri ogrenmesiyle yeni bir duzleme gececegine inananlardanim.. kimbilir belki de diziyi oyle bitirecekler..megersem ali'yi klonlamislar... sirf devletin tetikcisi olmasi icin devletin kayseri develi'deki cok gizli laboratuarlarinda ittihat ve terakkinin eski tetikcisinin dna'sini kullanarak portletmisler...mesela yani... hani olmaz ya..

film değil nerdeyse bir 3dshooter oyunu gibi oyunun ana karakteri , çeşitli insanlara gidip yeni questler alır ve uygular. adam öldürdükçe level atlar , para kazanır vs...

bizlere sirp sniperların yesilayci olduklarını öğreten dizi. yoksa 100 metreden sigara budayıp, çakmak vuran adamın başka bir bok vuramamasını açıklamak pek mümkün değil.

valley of the wolves adı altında ingilizce versiyonunun çekilmesini can-ı gönülden istediğim dizi.

hersey iyi guzel de sonunu nasil baglayacaklar diye meraklandiran dizi. polat alemdar sonucta vatan aşkiyla yanip tutuşan, kendine göre meşru cinayetler işleyen güzel bir abimiz. eyvallah.. eyvallah da . bu senaryo tıkanacak butun konsey butun racon sahibi abiler bi sekilde yakayi ele verecekler. bu yakayi eleveriş de gorunuyor ki polat sayesinde olacak. kardeşi gibi gordugu seyfo dayi , memati, abdulhey ve güllü yeğen erhan hesap verirlerken kendisi hangi hislere kapilacak. bunu cok merak ediyorum.

konusuna filan lafımın olmadığı ama basit hatalarıyla daha ilk bölümden insanı çileden çıkarmış dizi.ilk bölüm içini) yandan kurşun sıkılan mercedesin ön kaportasında bir sürü kurşun deliği bulunması.ii) bomba döşenmiş asfaltan geçen arabanın uçurulması sahnesinde arabanın uçmaması. bomba sanki arabanın içindeymiş gibi arabanın sadece içinde patlama olması.aynı sahne için son birşey daha.(söylemeden edemicem) hadi arabanın uçmayıp yerinde patlamasını geçtim; ama içindeki insanların yada maketlerin (herneyse) yerlerinden kıpırdamaması (affedilir gibi değil).tamam bende matrix gibi olsun her bölüm demiyorum ama aynı kişinin çevirdiği* bilmem kaç bölüm süren deli yürekte bile bu tip hatalar yoktu.

halkimiza işkence, faşizm, serserilik, mafyacilik, vs. gibi guzel ve nadide degerleri ogreten bir başka yapim. ozellikle prime-time'da yayinlanip cocuklarimizin beyinlerini bir guzel yikamasina bayiliyorum. yapimcilarina sevgilerimi ve saygilarimi iletiyorum.

nasıl bir dizidir ki bu üniversite hocaları dizinin yayınladığı gün ikinci öğretim derslerine girmiyorlar,-çocuklar siz kurtlar vadisi olduğu gün napıyorsunuz derse giriyor musunuz?-hayır hocam girmiyoruz, -bende girmiyorum da o yüzden soruyorum, hayatta kaçırmam kurtlar vadisini. hayatta basarılar hocam diyip sözü kısa kesiyorum.

51. bolum fragmaninda izledigimiz laz ziya nin vurulmasi olayi olumle sonuclanirsa bir daha izlemeyebilecegim dizi

ilkokul öğretmenleri tarafından minik öğrencilerine yasaklanan dizi. hatta miniminnacık bünye kurtlar vadisi dizisi oynarken televizyonun önünden gözlerini kapayarak geçmektedir. ve hatta bu melek bünyenin "ay ay ekranda cendere (kurtlar vadisinden cep telefonu melodilerinden birinini adı) yazısını gördüm n'olacak şimdi örtmen kızacak!?" diye de ciddi ciddi endişelendiği gözlenmiştir. (bkz: ısırarak seven smiley) herşeye rağmen elinde silahları bıçakları yeni kestikleri boğazdan akan kanları ile tek tuş dokunuşuyla evimize giriveren bu tür dizilere karşı öğretmenlerimizin böyle önlemler almış olması sevindiricidir. hayır biliyom ben 1000 kere desem sırf bana inat izlenecek o dizi.

yeni sezona başlamadan önce bütün dizilerde olduğu gibi kurtlar vadisinde de hem heyecan getirir hem de yeni sezonda kimle anlaşacağımız belli olmaz diyerek bütün karakterler muallakta bırakılmıştır. bu tatil zarfında senaryonun genel gidişatı tartışılacak, oyuncularla anlaşılamazsa bu açık kapılar kullanılacaktır. ki özgü namalın diziden ayrılabileceği dedikoduları yayılmakta, senaristler de son bölümlerde iyice yordukları karakteri bitirme noktasına getirmişlerdir. hapis cezaları bir gecede değişebilir kararlar olduğu için akışa etki edeceğini sanmamaktayım.edit: son haberlerde kurtlar vadisinin kanal dye geçtiği belirtilmiştir. doğan grubu medyası kanal dye geçen kurtlar vadisini al paçinolu uyduruk bir haberle vermeyi tercih etmiştir. bu kadar zamandır bok attıkları diziyi en sonunda aldık ulandiye manşet yapmak yemedi tabii. buradan o kapağı mortuğrul özkök ve yalakası altaylıya hediye ediyorum, odalarının en nadide köşesine assınlar. ve ne yazık ki göreceğiz ki artık medyada kurtlar vadisi hakkında negatif görüş bildiren, halkı suça teşvik ettiğini söyleyen, kurtlar vadisine özendik başlıklı haberler ve makaleler olmayacak. bu kanalın ve tayfasının duruşu bu kadardır. kurtlar vadisinin beyin takımı bu transferi kabul etmemişti sanırım geçen sene, ama bu sene show tv artan baskıya dayanamayıp istedikleri rakama çıkamadı sanırsam. medya baskısı ile rtükü de yönlendirip kanalı yordular çünkü. bu sene bunlar olmayacak artık, ama acaba kurtlar vadisi eski kurtlar vadisi olacak mı?şahsi kanaatim kesinlikle olamayacağı yönündedir, dizi uzatılacak, sıradan olayları anlatan, eski tadı kalmamış, baymış bir dizi olacaktır. bir istanbul masalı ya da çocuklar duymasın gibi gereksizce uzatılmış dizilerin arasına katılacaktır.

adama 5 dakka film molası veren, 25 dakka reklamları izleten reklam kuşağı.

tarikat baglantisi gibi ahmakca bir sebebe dayanilarak oyuncularinin elestirildigi dizi. abi, kardes, akraba iliskisi mantikli gelebilir insana ama tarikat, cemaat, cami, tekke vb yerlerden türkkiyenin en büyük bütceli dizisine sirf oraya bagli diye oyuncu transfer etmek sadece bizim ülkemizde üretilebilecek bir senaryo. yada filmi cekemeyenlerin camuru.

testere necmi' nin kurşunlanmasına ardından da denize düşmesine rağmen ölmediği ölemediği dizidir. hayır en baş artiz çakır bile öldü bu adam ne zaman ölecek merak ediyorum.

yönetmenin dediğine göre polat' ın aslan bey' in oğlu çıkacağı dizi. bu entry spoiler falan olamaz adam televole' de 70 milyona söyledi çünkü.

efenim;vakt-i zamanında asil türk kanını taşıyan atalarımız "mani" adı verilen bir dini benimsemişlerdir. ziyadesiyle "didaktik" olan bu din; otu incitmeyecen, calıların arasına sıcmayacan tarzı, greenpeace'ciligi ögütleyen bir dindir. savascı atalarımız atlarının üzerinde erkeksi yerlerini kabartırlarken, bakmıslardır ki gayri ihtiyari habire günah islemektedirler. zira atın ayaklarının otları ezmesini bile mani dini günah addetmektedir. ve populist tüketimin temellerine katkı yapılmıs, güzelim mani dini kısa sürede terk edilmis, yeniden ota boka zarar vermeyi günah saymayan dinlere yelken acılmıstır.velhasıl atalarımız savascıdır. ruhlarına greenpeace'cilik uymamıstır.

mali krizde olduğunu düşünmediğim aksine hüsrev ağanın gerçek hayatta sağlık problemleri olduğu için ayrılması gerektiği olan durum.

necati şaşmaz canpolat rolünü o kadar iyi yapıyor ki,bazen hangi diziyi izledigimi şaşırıp angels in america ve al pacino oyunculunu seyrediyo gibi hissediyorum.ha yeri gelmişken;kendisinden deliyürek kenan gibi bir bumerang cehennemi projesi bekliyoruz.turk scarface olabilir bu adam potansiyel var.evet.

sofi karakterini oynayana hasta oldugum dizi

bu aksamki bolumunde de baron 'un belli olmayacagi dizi. su asamada baronluga en yakin nizamettin guvenc goruluyor. rakipi ise ne kadar istemese de polat alemdar ...

elif'in mehmet karahanlıyı öldürenler tarafından kaçırıldığını düşündüğüm dizi. *

elif eylul'un tapinak şovalyeleri tarafindan kacirildiginin ortaya ciktigi dizi. tabii ki bu bir hoşgeldin muştusu mu, yoksa ayagini denk al uyarisi midir, ileriki bolumlerde gorecegizdir.

artık sadece basit bir handycam ve 70 watt ampülle çekilen dizi

bugunku bolumun sonunda polat'in okudugu notun aslinda "elif'i biz kacirdik, yoksa bi bolum daa idare edemiycektik. - imza: senaristler" oldugu dizi.

asmak kesmek kelle ucurmak onu bunu oldurmek, vurulup vurulup olmemek ordan oraya savrulmak atlamak ziplamak ve dahi bunlarin hepsinin yaninda komik olmaktan ibaret olan aptallar yuvasi. yani hayir ben anlamiyorum hangi akil fikir bu kadar beyinsizce bir seye vakit ayirir. ayiptir ya gercekten ayiptir insanda utanma arlanma olur azicik ben ne yapiyorum der yuzu falan kizarir.

ozellikle son 3-4 bolumdur kaos olayini , rahatsiz etmeden, sindirilebilir sekilde ama en ust noktada izleyenlerine yasatmaktadir. hepimizin zaman zaman yasadigimiz kaos'u, yapay sekilde bu kadar iyi sekilde sunmalari oldukca hosuma gitmektedir. kaos'un sac ayaklarini takip edip, detaylarini da yakalayabilirseniz cok daha hos olacaktir.elif eylul'un kacirildigi magazada bir an, geri planda, kukuletali hacli sovalyesi kilici tutan bir bust gozlere sokulmak istenmistir, bu da yukarilarda belirtilen buyuk tezgahin elif eylul'u kacirmis olmasi anlaminda faydali bir ipucu olabilir

elifin, polatin kukuletali genclerin mekanina girerek bir seyler bulmaya calismasina tepki ya da bir ikaz mahiyetinde kacirildigi ("sen bizi bulamazsin, biz seni buluruz" sozleriyle ) dusuncesini kafama sokan dizi. bu arada polata tavsiye:(bkz: aramaya inan)(ara: elif)

tv. karşısına gecmemin nadir sebeplerinden ama centilmenliğin yerlerde süründüğü dizi. elif darman duman bi şekilde 8 cm topuklu ayakkabı ile o merdivenleri inerken canı herseferinde yendiden çıksın orda aşşağıdaki abdülleyler, mematiler *, güllüler, raconcular möl möl baksınlar. gene de diziyi sevdiğimden ve de toz konduramadığımdan racon gereği(!) yengelerine sarılıp edepsizlik yapmaktan korkmuş olabilirler. eh malum racon kesenin de kesmeyenin de kafasını kesen bi abileri varedit: şoka girmiş olabilcekleri yorumları gelmedi de değil. tabi bu da ilginç 2400 kişi öldürmüşler ilk bölümden beri. 5 dakikada bir asıp kesip kelle uçuran adamları bi kız şoka soktu ya helal olsun!

bu ülke asmalı konak entrikalarıyla sürüklenmiş, bir istanbul masalına kulak vermiş, sihirli anneye aşık olmuş, 20 senedir össye hazırlanan hayat bilgisi öğrencilerinde kendi geçmişini bulmuş, denizi düşüp sarıldığı yılanın hikayesini dinlemiş ama hiçbirinde en ufak bir saçmalık bulamayıp, kurdun ne işi var vadide diye kafa patlatmış. be güzel kardeşim televizyonda yayınlanan hangi dizi %100 senin veya bir başkasının hayatını yansıtmak zorunda? onu bırak, herhangi bir gerçeklik payı olmak zorunda mı? sen matrix'e para kazandırırken de "ya hap map çok saçma bu, bi defa dünyada böyle şey yok, uydurma bunlar" dedin mi? kill bill seyredip katana satışlarını patlatırken "ulen çok saçma, bi defa o kılıcın elli defa körelmesi lazımdı, yönetmen hata yapmış" dedin mi? "back to the future seyrederken "yahu kimi kandırıyosun o arabayla, gerçekte olsa devrim olurdu be heeey kamera hilesi bunlar.." dedin mi? peki ya lord of the rings seyrederken "ya bi tane orc fosili bulunsun kafamı keserim be, var mısın iddiaya bunların hepsi saçmalık, gerçek değil" dedin mi? ya da şöyle söyliyim, the ring seyrederken "oha olm o televizyondan o kadar su çıksa televizyon elli defa patlar be ahaha, hem küçücük kız eşşek kadar kuyuya düşüp nasıl ölmüyo ya çok saçma, gerçek değil bunlar" deyip korkunu bastırabildin mi?filmler ve diziler farklı kategorilerdedir diyecek gereksiz beyne konuşuyorum, senin için bir kamera ürününün gerçekçi olup olmama gerekliliği yayımlandığı süreye göre mi belirlenir yoksa belli periyodlarda yayımlanıyor olup olmayışına mı? hmm belki de sadece güzel görsel efektler ve konuşulan dilin ingilizce olması senin bu konudaki karar mekanizmanı dosdoğru etkileyebiliyordur..sen değil misin the godfather serisini ezberleyip "olm italyan mafyası böyle işte yaaa