kurtlar vadisi

doğru olayların tam ters şekilde işlendiği reklam arası dizi.kimin karısı arkasından vurularak ölmüştü? kim babaydı? kim damattı?burdan sonra sular yeniden bulandırılmıştır...malum damlatılan sıvının çözücü etkisi bu kadarmış... (bkz: kimya)

son bolumleri evraklar ve evrak cantasi uzerine gecen dizi.

zaman kavramını yitirmeye başlayan dizi. bir yandan polat iş bağlantıları kurmaya, gazetelere çıkmaya başlamış hatta yeni ev bulmuş döşetmiş yerleşmişken bir yandan nina 2-3 günlük olaylar yaşamakta safiye ise 2-3 sonra gelecek kişiyi beklemektedir. biraz dikkat diyoruz ama yine de beğenerek takip ediyoruz.

sezon finalinde vadinin yerinden oynayacağını tahmin ettiğim dizi(bkz: sezon finaline iki hafta kala)

yüksel aytuğ'un bugünkü tüyosuna göre baron 3 mart bölümünde ölmeyecek fakat diziden sürekli ayrılmak istediğinden "polat oğlumdur" diyerek yerini ona bırakacak.

son bölümünde memati'nin zabıta ekipler amiri tadında işyerlerini denetleyerek kapattığı dizi. örneğin benzine solvent katan uyanıkların istasyonu, sahte dolar satarak spekülasyon yapan denyoların döviz büfesi ve şişko adnan'ın hijyen kurallarını çiğneyerek kıllı beyti yapan lokantası memati'nin gazabına uğramıştır. buradan anlıyoruz ki memati derin devlet - konsey - sokaklar arasında kalarak kendine bir çıkış yolu aramıştır ama bulamayınca uğur dündar tandansında yeni bir oluşum başlatmıştır. aferin memati'ye. darısı diğer kirli işyerlerinin başına.

18'lik kuzenimin izlemeden once eve sushi siparis ettikten sonra (!), baslarken kizarkadasina "reklamda ararim" diyerek telefonunun sesini kismasi sonucu beni dumurlara ugrattigi dizi. facia.

bugunku bolumunun ilk reklam arasinin ardindan 2 ileri bir geri taktiginin yapilmadigini gorerek beni şaşirtmiş dizidir.(bkz: hayret)

bir önceki bölümün özetini verirken, en fazla 5 dk kısaltarak ve diğer sahneleri yeni kurguyla montajlayarak vermesiyle 'nasıl yani' dedirtmiştir.. bari özet diye yazmasınlar kenarına..

bir haftayi "acaba kim?" sorusuyla gecirmemize neden olacak dizidir.bonus:(bkz: mafia kurtlar vadisi ek paketi)

konsept danışmanı olarak soner yalçının görev aldığı dizi.

bir bölümünde çakır ile polat a tuzak olarak iki tane kadın ayarlanmış, kadınlarla beraber olduklarında da güya baskın yapılacak ve ikisi aleme rezil edilecekti.bunlar tabii ki gene olaydan sıyrılmasını bildiler.kadınlara da para vererek dışarıda soranlara çok iyi zaman geçirdiklerini söylemelerini istediler.polat bi ara kadının yanından ayrılıp pencere kenarına geldi ve sigarasını yaktı, dışarı bakmaya başladı.bu sırada da buğulu olan cama elif yazdı.işin ilginç tarafı bu sırada dışarıdan çekim yapılıyordu ve dışarıdan polatın yazdığı elif yazısı düz olarak okunuyordu.yani polat elif yazısını tersten yazmış.

(bkz: kurtlar vadisi kutu oyunu)

yeni başlayanlar için dokuz bilinmeyenli denklem tadında olacak dizidir.

showtv.net'teki kurtlar vadisi tanıtımları için ayrı bir başlık açmak gerekiyor belki de... bu hafta yine dağıtmışlar ortalığı:"çakır inanılmaz bir tabloyla karşılaşır evine girdiğinde. bunun altından kalkabilmesi zordur. polat eğer kahvede bir an için gözünü kırpsa belki hayatı son bulacaktır ama kahramanlık korkusuzların tercih edeceği yaşamdır! baron şansın doğru zamanda doğru yerde bulunmak olduğuna inanır. onun tarifine göre görmediği tanımadığı düşmanı arslan bey şanslıdır. elif kahve fallarında görür karanlık noktayı*. artık, polat, çakır, elif, arslan, baron, halit ve testere için kurtlar vadisi kör bir karanlıkta kırılan bir kalemdir*! ölüm bu vadide kulaktan kulağa yayılan bir fısıltıdır*!... "

izledigim son bolumde aslan beyin defterini okuyan polat'in kevin mitnick gibi hekirliginin yaninda fotografik hafizaya da sahip oldugunu ogrenerek ohaney falan oldum. darisi başimiza artik.

kurtlar vadisi üzerinebir dizi nasıl oluyordu da milyonlarca seyirciyi adeta bir milli maç izlermişcesine beyazcamın karşısına dikebiliyordu? kurtlar vadisi dizisinin en sevilen karakterlerinden biri olan çakır'ı canlandıran oktay kaynarca iki üç gün önce çıktığı bir televizyon programında bu sorunun cevabını kendince şöyle veriyordu: "dizi fazlasıyla türk'tü. bizdendi, bizi anlatıyordu!" kaynarca'nın bu tespiti hiç kuşkusuz doğrudur; en azından yanlış değildir ve dizinin niçin bu derece bağımlılık yarattığını ilk bakışta açıklamak için bu sözler yeterlidir de denebilir. ne var ki, biraz daha düşününce sorunun cevabının bu kadar da basıt olmadığı, olamayacağı sonucuna varıyorsunuz.bundan bir yıl kadar önce, beyazcamı kaplayan aşiret dizileri üzerine bir yazı yazmıştım. "ortada bir aga vardir" ana teması üzerine döndürülüp durulan bu dizilerin, imç'yi işgal eden eroinci kürt patronların müzik ve film piyasası üzerinde kurdukları hegemonyanın doğal bir sonucu ve ulusal devletler yerine modern derebeylikler ve site devletleri inşa etmeye çalışan emperyalist sistemin, aynı doğrultuda ulusal kültür yerine de aşiret kültürü pompalayan siyasetinin bir gereği olarak piyasaya sürüldüğünü belirtmiştim. kurtlar vadisi işte biraz da bu kürt şirretliğine karşı içten içe duyulan "türk" tepkisinin bir çeşit yansıması sonucu bu derece benimsenmiş olmalıdır. bu bir.ikincisi ise bütün dünyada konusu mafiavari ilişkilerden ibaret olan bu tür filmlerin ve dizilerin geniş bir seyirci kitlesi çektiğinin bilinen birşey olmasıdır. osman sınav, bu vadideki ilk sınavını 'deli yürek'le vermiş, kurtlar vadisi ise onun açısından çok daha başarılı bir deney olmuştur. ama aslında kurtlar vadisi, mario puzo'nun meşhur baba romanından beyazperdeye uyarlanan baba i ve baba ii ile bir zamanlar amerika gibi filmlerin ve sokaktakiler gibi dizilerin yerli bir türevidir. öyle ki, türkiye'de kurtlar vadisinde işlendiği türden nitelikli bir mafya örgütlenmesinin bulunmadığının göstergesi, cezaevlerinde bu tür suçlardan yatan mahkumların dahi dizinin oyuncuları karşısında sergiledikleri hayranlık ve imrenme duygularıdır. oktay kaynarca, bayrampaşa cezaevinde bir ilah gibi karşılandığını anlatmıştır aynı programda. sonuç itibariyle elli yıldır küçük amerika olmak yolunda yürüyen türkiye'de, diğer sahalara nazaran mafiasal filmler ve diziler bakımından hayli büyük bir ilerleme kaydetmiş olduğumuzu söylemek mümkündür. dizinin "türk" tarafı ve "türkleri" ilgilendiren tarafı ise bu dizide "devletin" derin bir biçimde varlığını hissetirmekte oluşudur. yaşadığımız gerçek hayatın hiçbir alanında izine rastlamadığımız devletin, arslan bey örneğindeki beylik görüntülerle de olsa seyircinin karşısına çıkması ve olayları belirleyici ve yönlendirici bir konumda sunulması "türk" seyircisinin derin bilinçaltına hitap etmekte ve onun özlemlerine bir ölçüde -hayali cihan değer kabilinden- karşılık gelmektedir. konumuzun doğrudan doğruya türkleri ilgilendiren bir de sosyal psikoloji boyutu var ki o da ayrı bir yazının konusudur. ama özetle şu kadarını söyleyelim ki, türklerin kendi yurtlarında sahipsiz ve kimsesiz oluşlarıyla ilgilidir bu. türkler örgütsüzdürler ve bu örgütsüzlüğün sonucu olarak derinden derine, kendilerine ait "bir teşkilat-ı mahsusa" özlemi çekmektedirler; bilinçli olarak farkında olmasalar bile böyledir bu... kurtlar vadisi, eleştirilecek bir çok yönü olmasına rağmen;"yiğitler silkinip ata binendederelerde bozkurtlara ün olur!" diye seslenen çağdaş bir köroğlu arayışına bir nebze cevap vermektedir türk'ün! hanifi altaş

yalan değil, bazen gerçekten de ciğerleri kavrulmuş birine sunulan bir tas su gibi bir his veriyor insana bu dizi. "ben, ben olarak varolmak, varolmaya devam etmek istiyorum. benden önce bu varlığın devamı uğruna fedakarlıkta bulunanlara karşı, benden sonra varlığımın devamı olacaklara karşı kendimi mes'ul hissediyor ve bu mes'uliyeti ifa hususunda bir şey yapamadığım için kendimi bahtsız hissediyorum. töreli yaşayıp, töreyle ölmek istiyorum. büyüğümü başımda, küçüğümü kolumun altında bilmek istiyorum. altına sığınacak bir kanat istiyorum. sevdiğim, bağlandığım güzel şeylerin devamı için, gerekirse kendimi feda etmek üzre peşine düşecek bir sancak bekliyorum" diyenlere, belki doğru, belki yalan bir ümit fısıldıyor bu dizi. yalan değil, kaç defa içimden geçti, çıkayım sokaklara; bütün duvarlara "ümidimiz kgt" yazayım. üç harfli kısaltmalara, sloganlara bel bağlamaktan kaç zamandır vazgeçmiş bulunduğum halde... babaların devlet olduğu bir ülkede, devletin baba olabileceği ümidini telkin ediyor bu dizi. varsın doğru olmasın, tasavvur bile edemiyorsanız, bitmişsiniz demektir. her şey hayalle başlar...

(bkz: kurtlar valisi)

sona yaklaşmış olan dizi.. lakin büyük ihtimalle çakır'ın ailesi yok edildi ve çakır'ı da kevgire çevirdiler dizinin özetlerinde.

bahsi geçen ve gerçekliliğini geçmişle gelecekte kanıtlamış olan başta yapımcılarla oyuncuları tarikatcı olan dizi.lakin bu tarikat olaylarının basında bol bol yer edinmesinden ötürüde yapımcı osman sınavla karakterlerden baron ve aslan beyin ayrıldığı dizi..sonrası mı?(bkz: zikir vadisi)

bu akşamki bölümde hekimoğlu türküsünün yanında, türkistan ezgileri havasında bir-iki küçük parça ile kulaklarımızı şenlendiren dizi.aksiyon bölümün özellikle başında ve sonunda yoğunlaşıyordu, aradaki kısımlarda daha çok "ders" bölümleri ve duygusallık ağırlıkta idi. tam dikkatin dağılmaya başladığı sırada heyecan yeniden zirveye çıktı.memati'nin, nesrin'in çakır ile alakalı duygusal halleri, çakır'ın hayatını gözden geçirmesi, akabinde delik deşik olması... bitti mi yani? öyle görünüyor, ama gömüldüğünü görmeden inanmayacağım, osman amcamın sağı solu belli olmaz. deli yürek'te de böyle bitti denen durumda sürpriz çıkabiliyordu.bu arada galatasaray konusunda da ilginç yorumlar aldık. eh, galatasaray da millî bir mesele ne de olsa...

her bolumunde yegen erhan'in yaran konusmalarina tanik olabileceginiz racon dizisi.

çakır'ın ölmesi halinde anlamsız hale gelecek olan dizi. lakin çakır polat'ın istihbarat toplamak için kullandığı adamdır. o giderse polat'ın ve meşhur görevinden bir anlamı kalmaz.. sadece şu ihtimal var. dizinin ana konusu elif ile polat'ın aşk hikayesi olduğuna göre çakır ölse ne yazar yaşasa ne yazar. ama şöyle bir şey var. çakır giderse dizinin %50'side gider. osman amcaya selamlar..

eğer çakır bir şekilde hayata dönmezse, seyirci sayısı bayağ bir azalacak dizi, zira oktay kaynarca diziyi alıp götürüyordu.ha bir de o son bölüm şahane olmuş, ellerine sağlık yapanların, sopranos kalitesine bir adım daha yaklaştılar

çakır'ın vurulması gibi bir mevzuda, fırsatı değerlendirip, seyirciye yeni bir hastane sahnesi ızdırabı yaşatmazsa, osman amcam, kendisi ölür (allah gecinden versin) gibi geliyor bana. polat'ın kazandığı mevki düşünülünce, çakır'ın varlığı artık dizinin başındaki gibi elzem değil. ancak konseydeki neredeyse tek kafası çalışan adam gibi görünen karahanlı'nın da dikkatinin polat'a yönelmiş olması gerekiyor. çakır'dan rahatsız oldu ve anlama gereği duymadan kalemini kırdı. ama polat'ın da kalemini kırarsa, asıl onu rahatsız eden gücün ne olduğunu öğrenmek imkânından mahrum kalır. bu durumda polat'ı bir süre desteklemek yoluna gidecektir. önümüzdeki bölümlerde polat alemdar'ı istanbul sefiri olarak görebiliriz.

eger ki cakir olmus olsun, bir daha kurtlar vadisinin jenerigini izlersem namerdim*

(bkz: suleyman cakir a uzanan eller kirilsin)

osman sınav akıllı adamdır , çakır ölürse dizinin ratinglerinin düşeceğini bilir, diye düşünüyor ve kendisini sağduyuya davet ediyoruz

seyredilen filme sozluk konsepti katmak eyleminin en yakiştigi dizidir kurtlar vadisi. hatta dun aksam bazi sozluk yazarlarina***** gulmekten yerleri yalatmiştir.

efsane 30 eylülde başlıyor. polat_alemdar_14 bildirdi: aslan bey kurşunlandı, polat' ın 3 kez hapşırması baron' un oğlu olabileceğine yorumlandı. akıllarda sayısız soru işareti var ama kuşkusuz en ağır basanı aslan bey' in ölmesi durumunda polat' ın devletle ilişkisinin nasıl yürüyeceği ve konseye girip giremeyeceği. heyecanı dinmeyen kv dizisinin senaristleri raci şaşmaz ve bahadır özdener izleyicinin bir çok soruya cevap aradığının farkında ve heyecanın yitirilmemesi için yeni bölümler hakkında ser verip sır vermiyorlar. herkesin merakla beklediği kurtlar vadisi dizisinin yeni bölümlerinde bazı sürprizler bizi bekliyor. dizinin yayın tarihi ve yeni sürprizleri okumak için haberin devamına tıklayabilirsiniz.konseye girecek mi? ancak neslihan akbaydar senaryo toplantısında necati şaşmaz' ın dizideki yeni ofisinin 3 boyutlu resimlerini görüntülemeyi başardı. polat' ın son derece lüks döşenmiş bu yeni sığınağı (senaristler kızmasın ama) bende konseye gireceği duygusunu uyandırıyor, ne dersiniz? polat' ın başkanlığında yapılacak toplantılar için geniş bir ofis hazırlanıyor. polat ve arkadaşlarının tehlike durumunda kaçabilmeleri için gizli bir geçit düşünülmüş. yeni bölümlerden notlar- bundan böyle kurtlar vadisi' nde kan, şiddet, silah yok.. gelen eleştiriler üzerine psikolojik bir savaş yansıyacak ekranlara. zaten akacak kan da neredeyse kalmadı. - polat ın testere necmi' den sonra yeni sezonda çok büyük bir düşmanı daha olacak. - diziye yeni ve tanıdık bir oyuncu transfer oluyor. - baron rolündeki zafer ergin yeni bölümlerde diziye devam edecek. - diziden osman sınav yüzünden ayrıldığı söylenen oktay kaynarca' nın (çakır) yeniden diziye döneceği söylentileri asılsız. kadınlar da izleyecekçekimlerine 1 eylül, yayınına 30 eylül'de başlanacak kv dizisinin senaryo çalışmaları süratle devam ediyor. senaristler raci şaşmaz ve bahadır özdener' in yeni bölümlerdeki hedef kitlesi sadece erkekler ve ergenlik dönemindeki çocuklar değil. yapılacak değişikliklerle kadınları da ekran başına çekeceklerini söylüyorlar

henuz ergenlik donemindeki erkek kardesimin, ablalarini ziyaretine denk gelen gunde, diziyi takip etmek istemesine istinaden, mecburiyetten bir bolumune sahit olunan dizi. diziden etkilendigi gozlenen kardesin, dizi izlendikten sonra ablalarinin "bu diziyi bir daha izlemiyorsun" tacizlerine maruz kalmasina neden olan ki bahtsiz kardesin sansina, o haftaki bolumde, cakir'in istanbul'un sefiri olmasi olayina ciddiyetle yaklasmayan bir diger mafya liderinin kellesinin, polat tarafindan "biz racon degil kelle kesiyoruz" seklinde bir soylem sonrasi koyun misali ucuruldugu ve herifin kaninin, masanin diger ucunda oturan cakir'in parmaklarina ulasmasi anina kadar sahnenin devam etmesi tuyler urpererek izlenmistir.dizinin konsepti, konusu, kurgusu, senaryosu, muzigi, oyunculari, gercekligi tarafimdan elestirilmeyecek olup ki tarafimdan izlenen bir dizi degil, {izledigim kadari bana yetti} gencleri bir sekilde etkiledigi kesin. bu etkilesimin olumlu yonde olmadigi ise kuvvettle muhtemel......

aralıksız şekilde altı saatten fazla müzikleri dinlendiğinde insanda çeşitli deformasyonlara yol açabilen dizi. (bkz: dislokasyon) (bkz: allahın yok mu be ergin hoca)

eksi sozluk unofficial dcplusplus hubi sayesinde 2 günde 12 bölümünü ard arda seyredip psikolojik daralma gecirdiğim dizi. ilk bölümlerdeki tavuk kesermiş gibi adam öldürme sahnelerini görünce diziyi cakırın ölmesinden itabaren seyreden biri olarak dizinin cidden psikopat bişi olduğunu fark ettim.

3 mart 2005 tarihinde kahve çıkışlarında "kıbrıs türktür türk kalacak!", "kahpe rum dölleri" gibi sloganlara sebep olacbilecek dizi.

yillardir yurtdisinda egitim gormesine ragmen safiye'nin hala 10 parmak yazamadigini gorduk gecen bolum. ama acigini hemen kapatti, klavyeye toplamda 4 defa basarak 12 harfli cumle falan cikartti. e tabi o kadar yurtdisinda okumus olsun o kadar. gavurlar yapiyor ne de olsa.

kurtlar vadisi yapımcılarının çantayla para kazanmadığını veya parayı hiç nakitte tutmayıp daima bankada bulundurduklarını düşünmeme sebep olmuş dizi. eğer paraları çantayla taşıyor olsalardı, yata çantayla para yükleme sahnesinde, koca bir valiz dolusu paranın o kadar kolayca elden ele verilemeyeceğini, yerinden bile oynatılmasının zor olduğunu ve adamın belini yerinden çıkartabileceğini bilirlerdi.geçici madde 1: bu entry, zenginin malı züğürdün çenesi meyanında yorumlanamaz.

en ilgi çekici bölümlerinden birini bu akşam izleyeceğimiz önemli dizilerimizden kurtlar vadisinde rol alacak rauf denktaş dizide oynamasından sonra çıkan haber ve yorumlardan rahatsız olarak "türkiye'deki büyük gazeteler ve yayın organları kıbrıs konusundaki uyarılarıma yer vermediler, vermiyorlar" şeklinde açıklama yapmış ve halka ulaşmak için bu yolu seçtiğini söylemiştir.

ctp genel sekreterinin denktasin dizinin 3 mart'ta yayimlanacak bolumunde rol almasini kastederek, "seks filmi cevirmedigine gore izlemeyecegiz" dedigi dizi.

(bkz: kurtlar vadisi korsan cdsine kizmak)

denktaşın çok kötü bir oyuncu olduğunu kanıtladığı dizi.

cekimlerde budgetten kiralanan arabalarin kullanildigi hastasi oldugum dizi.

az sonra mehmet karahanlının bruce waynee dönüşeceği dizidir.

yurdumuzun dört bir yöresinden derlenmiş güzel türküler eşliğinde adam doğranan vahşet konusunda sınır hudut tanımayan bir dizi. en son dünkü bölümünde bir uyuşturucu imalatçısının kafasının elektrikli testere marifetiyle boynundan ayrıldığı sahneyle kendini aşmıştır...

(bkz: soner yalçın)

bu akşamki bölümde elif eylül, safiye ve nergiz karahanlı'nın karşılıklı çay karıştırdıkları sahneden sonra, eğer dizi bir sezon daha devam ederse daha nice altın günü seyredeceğimizin işaretlerini taşıyan dizi*.

bu bölümle beraber polat'ın safiye'yle ilgili fantezileri sona ermiştir.(bkz: tokuşmak)

türkiye'deki (mecburen) işsiz güçsüz yurdum delikanlısının içindeki "abdullah çatlı"yı, "nuri ergin"i, "sat komandosu"nu, "ayhan çarkın"ı keşfeden osman sınav'ın bu damar üzerine oynadığı, el arttırdığı ikinci dizisi. ilki deliyürek'ti hatırlanacağı üzre. osman sınav gayet kurnazca davranmaktadır, anlaşılacağı üzre burada. zira yurdum delikanlısı yukarda saydıklarımın hepsi birden olmak istememkte kimi abdullah çatlı, kimi nuri ergin, kimi sat komandosu kimi de ayhan çarkın olmak istemektedir. işte tüm bu kişilikleri alıp bir diziye serpiştirip, sonra da diziye genel bir "memleketin iyiliği için siz kıçınızı devirip uyurken gizlice savaşan modern teşkilatı mahsusacılar" havası vererek aslında sonuçta inandığı bir işi yapıyor hem de para kazanıyor. üstelik de seyrediliyor. yani alan memnun satan memnun, bize ne, denecektir. ama denmemelidir. ülkedeki deliyürek damarını sonuna kadar sömürmek yeni çetelere, kerameti kendinden menkul mafya ağalarının oluşmasına yol açmaktadır. (dizi bunu tek başına yapıyor demilorum. varolan damarı sömürüyor diyorum. arada fark var) bu, gerçekten zararlıdır. bunun üzerine bir de eşref kuşçubaşı güzellemeleri, yakup cemil destanları ekleyerek yapılan, aslında bir nevi abdullah çatlı'yı ve o nevi insanları aklama girişimidir ki, bu da aynı zamanda tehlikelidir. üstelik bunları da kıçımdan uydurmuyorum. osman sınav sağ-ülkücü bir geçmişi olduğunu kendi ağzıyla söylemiş bir kişilik. hal böyleyken emin olun aforizmalara, triplere takılacak neşeyi bulamıyorum, ortada koca bir tuhaflık dururken.

bu gece gerilim filmi havasında bir bölümle ekranlara gelen dizi.kim ne derse desin acaip bir hal aldı bu dizi.iyi mi oldu bilemem tabi.--- spoiler ---fantastik bir tahmin olsa da karahanlının yanına çakırın gelebileceğini düşünüyorum.--- spoiler ---(bkz: hadi len)

son bölümünde karahanlı'nın gittiği tapınağımsı mason mekanında kapıyı 7 kere çalması ve 7 kat aşağıya inmesi duvarlarda asılı olan 7 yılanlı bayraklarla birleşince "bu dizi bir şeyler anlatmak istiyor ama ne amına koyım?" dedirtmiştir.

türk işi bir yapım olduğu dizinin sonunda belli olacak dizi.zira sanırım dizinin son repliği "ben senin babanım yavrum" olacak

rauf denktaş'ın oyunculuğunun çok kotu olduğunu gözler önüne seren bir bölümdü bu son bölümü...lakin hayatının reklamını yaptı ve kimi insanların bilmediği basit olayları gözler önüne serdi...milliyetçilik duygularımızı kabarttı...son anda polat 'ın doğu bey 'e bakışı ise hiç hoş değildi...

bugunku 73. bolum itibariyle 'kurtlar vadisi' isminin aslinda aslan beyin baslattigi operasyonunun adi oldugunu ögrendigimiz dizi..

mehmet karahanlı'nın kafasının aniden dank etmesi ve polat'ın oğlu olduğunu kavrayabilmesi üzerine, girdiği karanlık yerin rehabilitasyon merkesi olduğu anladığımız dizi.ayrıca konuk oyuncu oynatma fikrini olumlu karşılayan biri olarak, rauf denktaş'tan sonra aziz yıldırım'ın da bir bölümlüğüne davet edilmesini şiddetle arzuladığım dizidir.böylece, fenerbahçe'nin avrupa'da neden sittin senedir belini doğrultamadığını yazılı basına yansımamış taraflarıyla öğrenmiş oluruz.

bu film her bittiğinde aklıma nescafe ve sonundaki söz geliyor : "aferin, sen oldun"senaryo, oyunculuk, yönetim, müzik hepsi güzel hepsi uyumlu. sona erince uzun süre aranacak dizi. sanırım herkes polat alemdar gibi bir süre kendisini arayacak.

pek hatırlanmayan bir noktaya dikkat çekmek istediğim dizi:"kurtlar vadisi operasyonu başlasın" emri ilk iki bölümden birinde aslan bey'e de başka birisi veya birileri tarafından verilmişti. hatta cep telefonuna gizli mesaj gelmişti ve daha sonrasında da kendisine gönderilmiş bir kitabın cilt astarına gizlenmiş süleyman çakır fotoğrafları çıkmıştı vs. dolayısıyla, operasyon aslan bey'den ibaret değil.ne demişti polat alemdar: "derin devletin dibi yok."(geçmişten bahsettiğime göre, bu bir spoiler değildir, dedim kendimce.)

ali candan - polat alemdar gizeminin yeniden alevlenmesiyle, ilk bölümlerdeki havasını biraz olsun tekrar hissettiğimiz dizi.ayrıca, pusat'ın yeni bir ali candan ve yeni bir polat alemdar olarak yetişeceğini de öğrendiğimiz dizi.

mabete geldiğinde mehmet karahanlı'ya kapıyı açan adamın, merdivenlerden aşağı indikten sonra açtığı asma kilidin, bir sonraki sahnede zindan kapısının diğer tarafında* asılı olduğu dizi***.

ali candanın çocukluk fotoğrafını aşırı derecede küçük ibodenen veletin ilk meşhur olduğu zamanlarına benzettiğim dizi.zaten senaryo iyice arap saçına döndü,senaristler küçük ibo yu da diziye dahil edip karahanlı ya ''aha da senin oğlun efe bu,buna konuş'' derlerse hiç şaşırmam.

her şeye rağmen polat'ın baron'un oğlu olduğu kesin olmayan dizi. eninde sonunda kesinleşir o ayrı konu ama şu anda polat sadece baron gibi günde 3 kere hapşıran başka bir insan durumunda

gelecek bolum imperial march esliginde polat alemdar'in mehmet karahanli'nin yaninda yurumesini bekledigim dizi.

3 mart 2005 bölümünde neden 73 bölümdür her türlü randevu,söz vs iptal edilerek kaçırılmadan izlendiğini ortaya koyan dizi ..bugüne kadar hiçbir türk dizisinde bu kadar çok farklı karakter çeşitli yönleri ile yaratılıp izleyicilerin aklında yer etmemiştir..diziyi düzenli olarak takip eden 2 kişinin oturup konuşurken her karakter hakkında kendince fikri ve yorumu vardır.daha önce de belirtildiği gibi evvelden en dandik en önemsiz rollerde yer alan oyuncular dahi bu dizi de karşımıza çok önemli karakterler olarak ortaya çıkmış ve kabul görmüştür.bu büyük bir başarıdır.sırf ana karakterin bile 3 ayrı kişiliği vardır *** ve üçü de birbirinden bağımsız olarak herkesin kafasında yer etmiştir.bugüne kadar hiçbir bölümünü izlememiş bir insanın sadece 73. bölümü izlediğinde bu kadar çok karakterin ölen -veya öldüğü söylenip yer altına inen- bir kişi ile aralarındaki bağları görmesi bile dizinin neden başarılı olduğunu açıklamaktadır..ilk izlediği bölüm 73. bölüm olan kişinin sorduğu bu kim?neden ööle davrandı?aradaki flashback ne alaka? gibi sorulara verilecek tek cümlelik bir cevap yoktur..her bir sorunun cevabı bu ona şunu yapıp şunu demişti o da başka karakterle alakalıydı hede hodo şeklinde 10 dakkalık cevap gerektirmektedir..en güzel yanı da bütün bu ilişkilerin 3 yılda yavaş yavaş örülmesi ve bu yapılırken inandırıcılık için her çabanın gösterilmiş olmasıdır.o ağır sözleri eden baron'un oğlunun odasına girmesi, orda bulduğu çiftlik resimler,gördüğü rüya, sabah uyanışı, kapıdan çıkarken 3 kere hapşırması ..hepsi inanılmaz güzel işlenmiştielbetteki kitlelerin yoğun ilgi gösterdiği olaylara burun kıvırmayı uygarlık sanan tavuskuşu aydınlarının ileri geri konuşması normaldir.yalnız burası hala türkiye'dir.televizyonda dönen paraların ve ekonominin durumu ortadadır.bu kadar ekmekle bu kadar köfte çıkmaktadır.zaten burda iddia edilen bu köftenin dünya çapında olduğu veya herkese uygun olduğu değil, türkiye televizyonlarındaki yapımlarda gördüğümüz en tutarlı en planlı hikaye ve dizi olmasıdır.adamlar resmen çatır çatır onlarca karakter yaratmış, bunları çeşitli zamanlarda ustaca diziye sokmuş, yeri geldiğinde bir şekilde diziden çıkarmış, elbette ki bu kadar zaman ve bölüm boyunca tempoyu yükseltip indirmiştir.sadece üşenmeyip yapılan tahminleri okumak ve bunların neredeyse hiçbirinin gerçekleşmediğini görmek bile senaryoya hakkını vermeyi gerektirir.73. bölümü, ilk başta hiç izlemediği halde burun kıvıran ama 2 bölüm izledikten sonra dizinin hakkını verip aylardır kaçırmayan sevgilimle nefes bile almadan her ayrıntıda büyük zevk alarak ve de bir türk yapımında bunları gördüğüme deli gibi sevinerek izledim..yapan herkesi kutluyorum..

bir cumhurbaşkanının oynadığı ( gerçi oynamamış kıbrısla ilgili düşüncelerini dile getirmiştir.)ilk türk dizisidir zannediyorum ki son olur.

3 mart tarihli bölümünde, rauf denktaş'la donuk yüzlü yaşlı bir adamın bir saat kıbrıs meselesinin tarihiyle ilgili birşeyler konuşmalarının ardından, iki geyik ve komik tipin çıkıp şaklabanlık yapmasının ardından tekrar rauf denktaş'lara bağlanılarak aynı ciddi meselelere ani dönüşle seyirciyi şizofrenik yapan şizofrenik dizi. ayrıca babamın, kıbrıs'la ilgili uzun ve sıkıcı diyalog kısımları dahil, gözünü kırpmadan seyrettiğini gördüğüm ilk dizidir. elbette bu durum, bu hilkat garibesi diziyi hiçbir şekilde güzel ve takdire şayan yapmamaktadır.

belki de dizinin basindan beri bekledigimiz ve bir turlu gelmesini istemedigimiz anin geldigi, baronun oglunun polat oldugunu ogrendigi dizidir. kanimca da 73.bolum, sezonun, belki de dizinin en iyi bolumuydu . yapimci ve senaristlerin hepsine helal olsun. sonmekte olan kurtlar vadisi heyecaninin haril haril tekrar yanmasina neden olacagini tahmin ettigim bir bolumdu. yanliz, bu leyla ve 6 aylik cocugu meselesi beni killandirdi....

73. bolumdeki yeralti mabedini gordukten sonra gelecek bolumde polat alemdar ile karahanlinin isin kilici ile duello yapmasi bile beni artik o kadar sasirtmayacak dizidir..

join me my son! it is your destiny! esas problem polat la karahanli el sikisip eywallah baba ogul biz bu turkiyeyi hallederiz dedikten sonra kilicin (bkz: isin kilici)ne hissedecegi? yani kaybettigi cocugun bulunduguna mi sevinsin yoksa pabucunun dama atildigina mi, her an oldurulebilecegine mi kokrsun, uzulsun? merakla beklemekteyim bu adamin piskolojisinin ne olacagini?

tv'yi açıp izlediğim tek dizi! diğer zamanlarda televizyonun yüzüne bile bakmiyorum! merak..karahanli o 7 yilanli amblemi olan mabede girerken birşeyler söyledi. latinceydi sanırım. girerken söylediği sözler neydi acaba? acaba?

bir sonraki bölüme kadar meraktan gebertecek olan dizidir.karahanlı nın mabede girerken söylediği söz, ona verilen kartta yazılı latince sözdür.kartı aldığında hemen türkçe karşılığını söylemişti, sahip oldukların sahip olamadıklarındır gibi bir şey demişti kızına.

73. bölümle sezonun en iyi bölümünün gösterildiği dizidir.--- spoiler ---evelden beri söylenegelen masonların şöyle veya böyle dünyayı - ve dahi türkiyeyi - yönettiği tezini düşünerekten şöyle bir teori üretebiliriz. aslan bey bir masondur. mehmet karahanlı'da zamanında masonların desteği ile önemli yerlere gelmiş bir adamdır. fakat daha sonradan bir şekilde örgüte yamuk yapmıştır. örgütte bir şekilde onu cezalandırmak için aslan bey aracılığı ile oğlunu kaçırmıştır. şimdi de istekleri doğrultusunda bir şeyler elde etmek için oğlu ile karşı karşıya getirilmiştir. gittiği mabedi kılıça söylememesi bu teoriyi bir nebze doğrulamaktadır. iş bu teori 6 gün sonra kendi kendisini imha edecektir. --- spoiler ---

doğu beyin "sevgilisi leyla ile birlikte öldü, kız 6 aylık hamileydi" sözleri ve de baronun polatın seceresini okurken "sadece leyla" demesi, polatın aslan beyin ölen kardeşinin oğlu olma ihtimalini kanımca yükselten ama bu sefer de polatın gördüğü kaçırma rüyasını neden gördüğünün bir soru işareti haline geldiği dizi..

73uncu bolumu ile sonunun cok yakin oldugunu belli eden, bizleri hem uzen hem sevindiren dizidir.dizide gorunen 7 basli ejderha bir hristiyan mitidir. ayrintili bilgi icin: http://www.hristiyan.net/kutsalkitap/va.htm

dizi denktaş'ın diziye girmesi sayesinde reytingini artırmıştır. kurtlar vadisini hiç izlemeyen kişiler sırf denktaş için izlemişler. yakında diziye recep tayyip erdoğan ve ahmet necdet sezer'in girmesini bekliyoruz..

ülkücü gençlere maletmenin yanlış olduğunu düşündüğüm dizi. daha çok the godfather tadında benim için.

izlediğim bir bölümünde "hayır biz şanslı değildik ama talihliydik" repliği geçen ve bunun üzerine "o şanslıydı ama talihsizdi" diye devam eden karizma söz üretmek uğruna saçmalayan bir çok sahne içeren dizi.

52. bölümününde reklamlarin normal dizi yayininin iki kati zaman almasina ragmen hala bu engellere katlanip her hafta persembe günleri bir sölen halinde izlenen dizi...

son bolumuyle ortaligin anuna koymus dizidir *.

--- spoiler ---73. bölümünde karahanlı'nın karşısına esat'ın çıkmasını dahi düşündüğümüz dizi,ayrıca burda yazılanları okuyup bizi göt etmek istercesine senaryoyu değiştirdiklerini düşündüğüm dizi, "ulan şimdi nolcak ki" diye iyice paranoyaklığa götüren dizi...--- spoiler ---

bir dahaki bölümünde karahanlının peşinden jean paul'un ve hemen ardındanda bruce wayne'in girmesini beklediğim dizi

--- spoiler ---83. bölümün özetiesad, tilki andrei'yi sağ ele geçirmek için komando birlikleri ile baskın yapar. oysa tilki, nina'yı öldürür, polat'a bir mesaj bırakır ve sırra kadem basar. safiye'ye gelen mesajlar, onun vakıf işleriyle uğraşmasını tavsiye eder. nergiz, "fox"un samuel olduğuna emindir artık. laz ziya, kendisini sağlama almak için harekete geçer. nizamettin, yeni t.c.k.'daki ilkesel devrimler hakkında basına röportaj verir. halo, polat'a brifingini sunar. afganistan'daki afyon üretiminin abd müdahalesinden sonra nasıl kat be kat arttığını konuşurlar. samuel'in dosyasında dünyayı yöneten vakıflar hakkında detaylı bilgiler vardır. onların yapıları ve çalışma şekillerini anlatır. sürekli gerileyen abd ekonomisinin almanya, japonya ve çin karşısındaki son kozunu konuşurlar. rus ibrahim, tilki ile görüştükten sonra kendi konseyini toplar. rus ibrahim'in kaçamayacağı son başlamıştır artık--- spoiler ---

halkimiz tarafindan cok sevilen dizi.http://www.ntvmsnbc.com/news/301820.asp

alaattin çakıcı'yı rahatsız eden dizi. bugünkü hürriyet'teki haber şöyle:"kurtlar vadisi'nde her karakter gerçek hayatta bir isimle özdeşleştirildi. polat'ın abdullah çatlı'yı, çakır'ın ise yeraltı dünyasının ünlü ismi alaattin çakıcı'yı simgelediği iddia edildi. ilk kez kurtlar vadisi'yle ilgili bir açıklamada bulunan alaattin çakıcı, dizinin kanunsuzluğu ve eğitimsizliği özendirdiğini söyledi. çakıcı, 'beni bu açıklamaya mecbur bırakan şey, yaratılan hayali bir kahramanla ülkemin gencecik insanlarının kanunsuzluğa ve eğitimsizliğe özendirilmesinden duyduğum rahatsızlıktır' dedi."

artik seyredilmesi icin bazi evlerde erkekler matinesi yapilan dizidir bu.

(bkz: #7534319)

çakırın ölmesinden sonra tadı kaçsa da keyifle ve merakla izlediğimiz, reklam araları aşmış olan, rtükün ve diğer kanalların çekemediğibu bir mafya dizisidirdiyerek olaya son noktayı koyan aşmış dizi.

çakırı ne öldüren ne de yaşatan dizi.

(bkz: acik kalp masaji)

dizinin sonunda başhekimin çakır ın kalbini meme gibi sıkıştırmasına verdiği "açık kalp masajı" tamlaması nazarımda dahiyane bir fikre vesile olmuştur..-hilmi napıyosun sen öyle..-ölmiceksin ayten..açık meme masajı yapıyorum.. karışma sen..

süleyman çakır karakterine şiirler yazacak kadar fanatiklere sahip dizi...kalp durdu, doktorlar durdu hafiften bir selam verdi bakmadan kalbiyle yolladı tüm sessizliklere ağlayan gözlerine memati'nin http://www.kurtlarvadisi.gen.tr

teist cerrahların, abili bacılı "doğal" muhabbetlerine tanık olduğumuz yapım. her zamanki "hastanede acil müdahale" sahnelerinden farklı olsun diye ortaya konmuş bir çaba var, görmezden gelemeyiz. sanki dillendirilen çekinceleri duymuş gibiler.

dizide yeni bir konseyin kurulduğunu görmemle klon sozluk cağrışımlarına kapıldığım dizidir.

polatin sirlari yazan islanmiş koca defteri yirtip atmak icin ciktigi balkonda, defterin bir blok cillop gibi a4 oldugunu gordugumuz dizi

"hijyenik" cerrah muhabbetlerine şahit olunmuş dizidir. oyunculuk biraz vasat olsa da, makası fırlatıp atmak gibi asabiyet gösterileri gerçekçidir. dahası, gerçek hayatta cerrah abiler, ortam steril filan demez sinli kaflı müdahele ederler hadisata. elbet zaten uyarı almış bir dizide böyle şeyleri görmeyi beklemiyoruz. istemiyoruz zaten.

an itibariyle dizi başlamadan önce canpolat kendi sesi ile bir reklam filmine çıkmıştır..herifin gerçek sesini duyan büyük bir kitle artık diziyi izlemekten vazgeçmiştir..*

polis, mafya, derin devlet, yargı ve bilimum kurumu aynı mekanda buluşturmuş dizidir an itibariyle. acaba bir kuvvetler birliği mi söz konusudur? biraz sonra elleri ortada birleştirip üç kere voltran diye mi bağıracaklardır? tam bir muamma...

ilginç olansa dizide sanırsam geçen sezonun son bölümünde -ki diziye göre bir kaç gün öncesidir bu- elif e armağan edilen araba ortalarda yoktur, elif yine yaya kalmıştır.

turk filmine donmus bir dizi. hayir, en sonunda polat matrix'ten uyanacak ondan korkuyorum.

sirlar dolu zarfi guclu olanin kapacagi bu baglamda kimin guclu oldugun reklamlardan sonra gorecegimiz diziedit - bir dahaki bolumde gorecegimiz dizi

polis, mafya, derin devlet, yargı ve bilimum kurumu aynı mekanda buluşturmuş dizidir lakin sürpriz sonuçlara gebe olduğundan kelli az sonra sonra elleri ortada birleştirip üç kere "voltran" diye de bağırabilirler,yanyana dizilip "şaka yaptıık şaka yaptıık tey tey" diye halay da çekebilirler.ayrıca; (bkz: sirkeci postanesi)

yeni bir konsey, cikabilitesi yuksek yeni catişmalar --- spoiler ---ve polat'in daha ilk bolumden bu yana gordugu ruyanin* gercekte ne anlama geldiginin anlaşilmasi --- spoiler ---ile daha da boka sarmiş bir dizidir. elif kizin sevdiceginin aslinda olmedigini ogrenmesiyle birlikte boka sarma katsayisi artmistir. bu gidisle sozluk daha nasil aforizmalara mekan olacaktir bilinmez, bilinemez...

(bkz: fuhuş baronu)

özel tim adı altında polonya halk dansları ekibindeymişçesine sekerek yürüyen mallar sürüsünü bize izletip aklımızı alan dizidir..yapmayın, etmeyin..yazıktır..

bu haftaki bölümünde bir acele posta servisi eşliğinde bir zarfın hikayesine tanık olduğumuz dizi.

spastiklerden kurulu özel timi ile komedi kategorisinde de gönüllere taht kurmuş dizidir.

reklam arasinda girilen entrylere bakılarak..pek çok yazarın,midesini bulandırsa da..olaylara ve repliklere götüyle gülse de..bu diziyi izlemekten vazgeçmediği aşikardır..*

tilki andre ninayi 2 kursunla öldürmüştür. ama tam o sırada meydana gelen paralel evrendeki bir kırılmadan dolayı nina da 3 kursun deliği gorulmektedir. (bkz: hayırdır inşallah)

çiçek toplamaya giden afacanlardan oluşan bir adet swat tim olan dizi. o nası hoplayıp zıplamaktır öyle. neşe içerisinde ev basıyorlar..

yönetmenin, evi basılan ev sakinine ne söylediğini çok merak ettiğim dizi..-bak güzel arkadaşım, bu özel tim mensubu rolündeki arkadaş senin evine dalacak, kapıyı langadanak açacak, elinde de nah benim boyum kadar bi tüfek olacak.. evine girecek etrafı dağıtacak, arayacak edecek sonra sittir olup çıkacak gidecek.. -abi ben bu adam eve girince tepki vermiyo muyum?-yok hayır sen sus izle adamı -e abi nası evin erkeğiyim ben?-sen öyle takıl.. hafif bi pamuk erkek ol sen ses çıkarma..-(evin hanımı rolundeki abla)bari ben "çamurlu ayaklarla girme pis herif" diye bağırsam?-yok yok bozmayın siz sahneyi..-eh peki..

(bkz: quo vadis)

(bkz: eksi sözlük konseyi)

hiç oturup da seyretmediğim yalnızca ve yalnızca fragmanlarından gördüğüm, çekim kalitesi bakımından acayip kötü olan ayrıca da o esmer olan çocuğun, (estetik ameliyat olup başkası olan) rol yapmak namına fragmanlarda dahi "0" kabiliyet sergilediğie şahit olduğum dizi. eeee hani izlemiyordun nerden biliyorsun o adamın ameliyat olduğunu diyenlere şöyle söyleyeyim, onu da yeni öğrendim, bir arkadaşıma fragmanlar geçerken "bu kim, bu kim, peki bu kim....?" diye sorduğumda öğrendiğim kişidir kendileri.çekim kaliytesi çok geride olmasına karşın dolu insanı ekran başına topluyor bu da demek oluyor ki; insanlar bir alışınca kalite filan gözleri görmüyor önemli olan konunu devamı ve adrenalin...

omer babanin selam verene zarfin gittigi adresi vermesi ortama bir renk, bir tat, bir doku getirdi.

bugün itibariyle iki defadır bir bi tarafları kalkan kılıç beylerin karahanlı beyler tarafından oturtulmasıyla "çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncü de nereye kadar?" sözünü hatırlatan dizi.

kahvaltı sahnesinde kılıç amcanın kılıç yarasının unutulduğu dizidir.

polat ın çok gizli bir belgeyi yakmak yerine beraber duşa girmesiyle beni şaşırtmış dizi, daha sonra da mürekkepleri akmış* defter yapraklarını hilton un boğaza nazır balkonundan savurması da ayrı bir şaşkınlık kaynağıdır. halbuki yaktığı defterin küllerini istanbul semalarına savurması çok daha anlamlı olurdu kanımca. bir de defter yaprakları yerine bi tomar cillop gibi birinci hamur a4 kağıdı savurması da gözümüzden kaçmadı yani.

duşa birlikte girilen defterin ıslak yapraklarının hilton balkonunda saniyeler içerisinde kupkuru oluşuna ve havada eşsiz dağılışına şahit olunan dizi.

kılıç:varlığın nedenini fenomen olarak kabul etmekistiyorum ben..konseye bunu sunucamkarahanlı:ruslar buna çok şaşıracak..kılıç:kurt ulursa kuzu yavrular korkusundan..karahanlı:ben konseye samatyayı almayı düşünüyorum..zirvelere renk gelir bence..ne ööle yeni birini alırken anca eğleniyoruz el öpme falan..kılıç:samatya gelir konsey dirty dancing setine döner..olmaz ama..karahanlı:aforizma yapıcam bak şimdi sözlükte yazıcaklar..kılıç:buyrunsayın karahanlı..karahanlı:şu entry kötüleme mafyasının baronunu bizim konseye transfer etmeliyiz..acilen..hadi kötüleyin len hadi..hadiiii...kılıç:çoktan tespit ettirdik yerini..helikopteri söylim mi getirsinler..karahanlı:hapşırmasın mümkünse..bi tanesi yetio zaten başımıza..

(bkz: itler vadisi)

bugun kabus gibi dakikalar yaşamama vesile olan dizi. şoyle ki;bir arkadaşimin cepten aramasi uzerine odunc aldigim kitabi vermek uzere yurt kantinine indim ve ic taraftaki masalardan birine konuşlanmiş elemanin yanina gittim. muhabbetimiz birazcik uzadi, neyse tam ayriliyorum etrafimi boyle karizmatik karizmatik(!) duruşlu bir suru adam sarmaya başladi. yahu noluyor ne bitiyor derken butun yollar kapandi, koca kantin doldu ben onca adam arasinda ortada kaliverdim, cikmak ne mumkun.meger ben gittigimde kurtlar vadisi yayinlaniyormuş ve reklam arasiymiş. ulan sinemaya gelmiş gibi izliyo amcamlar, reklamlar bitmiş, ciş molasina, cips almaya giden bir suru yagiz delikanlimiz da diziden 5 sn kacirmamak icin olanca hizlariyla yerlerini almişlar. olan bana oldu tabii, korkuyorum şimdi cok etkilendim, akşam kurtlar konseyi falan girer herhalde kabuslarima.

uluslararası casuslu masuslu, bol aksiyonlu, tom clancy romanları tadı yakalnmışken bir anda bay yanlış ve doğru ahmet formatında bir hükümüet propogandasına dönmüştür. işbu dizinin türkiyede asıl oy potansiyelini oluşturan kesimin tamamı tarafından izlenildiği dikkate alındığında çok kurnazca bir hamledir.

83. bölümdeki özel timlerin operasyonunun hiç özenilmeden çekildiği anlaşılan dizi. "tim" elemanları binbir şebeklik yaptı resmen. fakat tilki karakteri gerçekten başarılı; bi ara tilkinin çekirge gibi zıplayan soytarıları teker teker vurmasını dilemedim, hatta bi ara bu mal timlerin tilkiyi öldürebilmesinden korkmadım değil, o derece yani...*

yine "baba"dan arak yine babadan arak..çift kanatlı kapının kanatları kenetlendi.gelecek bölümde camdan helikopter girerse şaşırmamalı..

akrep bekir 'in konsey kapisina bastonunu yerlestirip, kapidan cikisi bir anlamda iptal derek 84ncu bolumde bir nevi godfather 3 pusu sahnesi yasatilacagi dusunulen dizi. muhtemelen iceri zehirli gaz falan atilacak, tum konsey oldurulecek. ilerleyen bolumlerde akrep bekir ve tilki andre karsilarinda polat ve ekibi mucadelesi gorecegiz.

gün itibarıyla sarma sigaraya bambaşka açılımlar getirmiş dizidir.. tilki andre'nin bu gazla bütün rus klasiklerini bitirmesini diliyorum..

83. bölümde sofi, anası ve kılıç'ın birlikte kahvaltı ettikleri sahnede kılıç'ın yüzünde yara izi olmadığı tespit edilmiştir. adam hep aynı makyaj faslından sıkılmıştır besbelli. zaten yara her bölümde farklı boyutlarda karşımıza çıkmaktaydı. senaryo içine yerleştirilen bir cerrahi operasyonla kurtulması tavsiye edilebilir. efe'yi bulamadığından dolayı duyması gereken ızdırabı yine bölümde geçen hz. ömer'in sakalındaki beyaz tele gönderme yapacak bir katakulli ile başka tarafa kaydırıp kurtarmak gerekir bu adamı.

sabaha karşı dans pistlerini çevreleyen hologramlı arazi

safiye karahanli 'nin abazaligin doruguna ulastigi dizi. kizi eve hapsettiler. o da kendini mecburen internete verdi. ilerki bolumlerde fox nickli eleman ile bir sanal yaklasim olursa sasirmayalim.

setine siddetli bir yagmur sirasinda paratonersiz minare dikmek istedigim dizi, evet.

komedi oldugunu sandıgım dizi.zira 15 dakika boyunca dizide nekadar erkek karakter varsa birbirlerinin elini,yüzügünü filan öpmesinden bu sonuc cıkıyor.bir de,diziyi izleyenleri aptal yerine koyuyor olacaklar ki şöyle uyarılar var,dizi başlıyor,dizi reklam arası veriyor..

son haftalarda elif'ten sonra safiye'nin bunalımlarını da çekeceğiz galiba düşüncesi uyandıran dizi. bu filme 1 kadın bile fazlaydı ikincisi nerden çıktı diyoruz. amma velakin yeni saç modeliyle safiye elif'i sağda sıfır bırakmayı becermiştir.

bize chat ortamında tavladığımız kızların aslında o kadar da tav olmadığını anlatan dizi.(bkz: hepimiz samueliz)

dizi senaristinin televizyonda bir tartışma programında dizideki şiddet unsurlarının azaldığını söylediği haftaki bölümde mematinin bütün kemiklerinin kırılarak çöpe atıldığı , sonraki bölümde de rus konsey üyesinin dövülerek domuzlara yem olarak atıldığı dizi..

83. bölümüdeki özel tim elemanı olarak seyirciye yutturulmaya çalışan kişilerin rollerine counter strike oynayarak çalıştıkları bariz olan dizi. bari yarım saatinizi ayırıp swat 4 oynayaydınız da öğreneydiniz nasıl olurmuş özel tim.ayrıca tilki andre'nin hikayeye dahil olması ile yeniden heyecanlanmıştır.

diziyi hiç izlememiş biribaşlığı başından sonuna okuyabilecek kapasitede(!) ise,dizinin gelmiş geçmiş tüm senaryosunu anlayabilir."kim, ne, nerede, nasıl, ne zaman, neden" soruları gayet açıklayıcı bir şekilde cevaplandırılabilmiştir. (bkz: 5n 1k)

cerrahların ameliyat sırasında konuşmaktan iş yapamadıklarını gösteren dizi.. "ulan adam ölüyor orda siz vıdıvıdıvıdı laf çalıyosunuz, sonra n'oldu çakır öldü geçmiş olsun, kovdum lan hepinizi, siee" demek gelir o kareleri izleyen insanların içinden..

çakir vuruldugunda küçük kizinin aglayarak uyanmasiyla verilen fenomen esprisi iyi olmus diye düsünürken, kötü haber kurtlar vadisi'nden hemen sonra atv'de baslayan bir istanbul masali isimli diziden geldi. duydugum kadariyla orada da bir araba havaya ucmus, yaralilar arasinda da bir kiz varmis ve annesi tam o esnada "eyvah kizim" nidasiyla uyanmis ve herkes hastaneye kosusmus filan... demek ki yapimcilar fenomen is yapar abicim havasindalar ve bu ayak bir klişeye dönüsmüs. gönül isterdi ki kurtlar vadisi bu fenomen ayagina yatmasin. tüm dizilerde bir hastane olayidir gidiyor. yetkililer buna bir care bulsun. postane, pastane, eczane gibi diger hanelerden de yararlanilsin. bir de polat çakir'in nerede oldugunu nasil bildi? halit adres mi verdi de biz duymadik. orasi anlasilamadi. halit adres verdiyse bu cok sacma diil mi?

tamahkarlığından kendi kendini tüketmiş olan dizidir.

bari en azından paintball oynamış birilerinden özel tim kurulsaydı diye düşündüğüm dizi.hadi dizinin karizması neyse de, esad'a ve doğu bey'e yakışmadı.

hakkındaki olumsuz entrylerin doğrudan yazarın en sevilmeyen entryleri arasına yollandığı dizi. ssg dizinin severi olarak bu iş için kod yazmadıysa, kurtlar vadisi için gönüllü olarak entry kötüleyen fanatikleri olduğunu sanıyorum. ben şahsen düşüncelerini dikkate alıp -birinin yapıcı olmasına bile çalıştığım- eleştirel entrylerimi silmiş bulunuyor (edit:delikanlı değilim, asabiyim ben) ve nihai fikirlerimi beyan etmek istiyorum:osman sınava ait eşşiz bir yapıt. türkiye'de mafya, derin devlet nedir bilmiyorduk. bazı işlerin şiddetle, korku saçarak yürüdüğünden haberimiz yoktu. seni mermi manyağı yaparımları haber bültenlerinde izlememiştik. sağolsun hepsini bizlere gösterdi, hatta çoluğumuza çocuğumuza izletme şansını bizlere tanıdı. şimdi çakır öldü mü ölmedi mi onun merakı içinde kendimi yiyorum. sevenleri üzülmesin, alo fetva hattını aradım cennete girebilir mi diye, allah bilir dediler.

--- spoiler ---iki konsey arasındaki öpüşme merasimi farkı, konseyler arasındaki yapı ve anlayış farkını da işaret ediyor. o kabak kafanın çar olarak kaç nefes alabileceğinden pek emin değilim, hatta ölümü de bastonlu, asabi bakışlı amcanın (silah baronu) elinden olabilir pekala.bu arada tuncay bir maraza çıkaracak diye bekledim, yapmadı deve, paşa paşa öptü bilumum mikroplu elleri. ah konsey sen nelere kadirmişsin...--- spoiler ---

haftaya yayınlanacak bölümünden sonra istatistiklerde alabildiğine entry iceren basliklarda ilk 10 a girecek olan dizi.

diziyle ilgili yorumlarda sleyman çakır ve kendisiyle bağlantı kurulduğu iddialarını bir basın açıklamasıyla reddeden alaattin çakıcı'nın savunma tezi olarak "ben kimsenin elini öpmem" demesiyle beni yarmış, senaryoyu ciddiye alıp böyle bir açıklama yapma ihtiyacı hissettirmesiyle beni düşündürmüş yapım.

son bölümde tilki andre denen şahsın son derece insancıl birisi olduğu ortaya çıkmıştır. zira o hoplayıp zıplayan özel tim elemanları benim karşıma çıksa, şu halimle bile hepsini tokatlaya tokatlaya gebertirdim. adam hepsini allah'a havale etti, bindi bagajına gitti. helal olsun.

aldım verdim ben seni yendim tadıyla bütün odaları tarayan özel tim elemanlarıyla bizleri muhattap bırakmış dizi. tam kızacaktım ki, baktım adamlar normalde de öyle yürüyorlar bişey diyemedim o yüzden. lan hadi odalara bakarken öyle yürüyorsun tırım tırım; işin bitmiş daha ne paytak paytak yürüyorsun amın düdüğü.

rtükün şebeğe çevirdiği dizi,eskiden kafa kesilirdi şimdi tırnak kesiliyor.

sevimli kahramanlar, yani oda arayıcıların çok harika özelliklerini bize göstermiş bir dizi oldu kurtlar vadisi, ben de yatağımda rahat uyudum akabinde. efendim oda ararken nerelere bakıyoruz şimdi sırayla check edelim (bkz: check etmek):* odanın içi. evet, doğru tahmin, odanın içine bakın. ama yavaş yavaş girin mesela odaya, ışığı yakın, sağ ayakla girin lan, caiz değil sol ayak.* varsa bir yatağın altı.evet evet, 1.90 boyundaki bir adamın bebek karyolası altına sığacağı düşüncesinden hareket etmeyi unutmayın. maşallah. ama yine de kızmıyorum. * oda eğer banyo ise lavabonun içi.yuh. yuhhh. ne diyeyim...? ha?* mutfaktaysanız dolapların üstü.oha. ne ışık tutuyosun dolabın üstüne eşşoleşşek? kedi mi arıyosun?* koridordaysanız bisikletlerin arası.anladım evet bakılacak bir yer, ama aydınlık bir koridorda, gayet ayan beyan ortada olan bir mekana, silah ucuna monte edilmiş el fenerini tutup, yetmiyormuş gibi onu sağa sola sallamanın ne anlamı var be hödükler? ne anlamı var?* kapının arkasına bakmadan odanın küçük köşeleri felanları filanları.be eşşek sıpası, ben saklanan adam olsam, seni bir kere öldürmekle de yetinmezdim herhalde. ama film icabı bak. şaka yani. şakacıktan. ama sen de şakacıktan oyuncu olma, adam gibi oyuncu ol biraz di mi? hiç mi askerlik yapmadın? hadi askerlik yapmadın, hiç mi mustafa altıpatlar filmi izlemedin.... sinan çetin? yuh... izlemedin mi? yuh...* arabaların bagaj kapaklarının üstü.be adam, be manyak adam. kedi aramadığını iddia ediyosun, ne diye arabanın içine bakmadan önce bagaj kapağının üstüne bakıyorsun?ya of ya. sıkıldım.

polat'ın hilton otelinden savurduğu temiz a4 kağıtlarının sarayburnu'nda taksinin camına yapıştığını görmemize vesile olmuş dizidir aynı zamanda. istanbul'un üst hava akımları meşhurdur zaten.

zap sırasında polat denen adamı elbiseleriyle duş alırken gördüğüm dizi. "hey allahım, peki şimdi ne olmaktadır?" diye biraz bakayım dedim. sonra polat üzerinden sular döke saçıla salona geldi. salonda memati oturmakta idi. (temel karakterleri biliyorum şüphesiz) bu duruma -haklı olarak- bir anlam veremeyen memati, "abi nedir" filan diye sordu, polat konsolun üzerinden bir defter aldı ve "elbiselerimi çıkarmayı unutmuşum" dedi. muhakkak ki bütün bu işlemlerin devlet ve mafya kültüründe derin bir manası vardır ama ben çözemedim. başka bir kanala geçtim. acaba hata mı ettim..

83 bolumunu izlerken artik polat elif'i becerse de, elif de rahatlasa seyirci de rahatlasa dedirten dizi. illalah dedirtmistir artik.

--- spoiler ---sofinin yazisitigi kisi nin tilki andre olma ihtimali cok yuksektir. istanbul a gelmekten bahsediyordu yazismalarda ve geldi de. zaten nick i de fox dur dikkat edilirse. belki de diziler hakkinda fazla ayrintili dusunmek bunyelere zararlidir.--- spoiler ---

yeni bir dikey hiyerarşi görmemize vesile olmuş dizi *

ayrıca rus baron'un otururken göğsünü sola doğru çevirdiği, sol elinin sol dizine sağ elin ise sağ bacağının yanına koyduğu dikkat çekmiştir. böyle giderse bu adam baron maron olamaz omuriliğinde acaip bir deformasyon oluşur.. ayrıca polat bunların tümünü bir gecede öldürür. hatta polatın bir gecede adam öldürme ortalaması 6 olduğuna göre rus konseyini yarım gecede öldürür gerisi kar kalır..

polat efendi duşta üç kere hapşurmuştur. olay muhtemel bir afyon patlamasını işaret etmektedir. daha önce vuku bulan hadiseler uyku sersemliği olarak değerlendirilmelidir. uykusuzluk sersemliği olarak da değerlendirilebilir. babasının kim olabileceğini öğrenmiş olmanın sersemliği olarak değerlendirilse bile olur. gizli belgeyi imha etmek için duş aldırıp istanbul semalarında uçurmak ise angutluk olarak değerlendirilmelidir.o değil de, memati az daha araya gidiyordu, bir şişe devirdi, hayatını kurtardı. o defteri okusa neler olurdu bilemiyorum.

derin devlet diye bi olaydan haberi olmayanların kahvelerde milletin toplanıp izlediği rezalet bir mafya dizisi diye nitelendirdikleri bi çok gizli kalmışları tam bir açıklıkla olmasa da şu ana kadar anlatılmış en cesur dille anlatan belgesel nitelikli dizi.bu konuda esaslı 1-2 kitap okumayı deneyenler eminimki ''vay be türkiye'de neler oluyormuş diyip bu diziye daha farklı bi gözle bakacaklardır.

polatın ceylan da duş alarak konaklayıp, nasıl olduysa hiltonun kapısından oteli terk ettiği dizi. abdülhey kendinerine ateş açan polise karşılık vermek isterken "bırak işlerini yapsınlar" diye uyarılmış ele geçirilen siyah defterin sayfaları hilton otelinin balkonundan sarayburnuna kadar fırlatılabilmiştir.

--- spoiler --- tanıtım kuşağına göre anlaşılmaktadır ki; artık polat karahanlının kabusu olmaya başlamıştır.--- spoiler ---

19 mayıs tarihli bölümün ardından girilen entry sayısının, daha önceki bölümlerin ardından girilenlere oranındaki düşüşe bakılırsa, müdavimlerini gerçekten de sıktığı, muhaliflerinin de artık yazmaya bile değer görmediklerini düşündüren dizi.

dizi 1 hafta oynamadı diye kızdım köpürdüm ama gâlibâ bu ekibe* bir bölüm için 1 hafta yetmiyor ve eskisi gibi kaliteli iş çıkaramıyorlar. yâni evet, ölümü gösterip hastalığa râzı ettiler beni, tamam, iki haftada bir olsun da biraz daha özen gösterilsin diyesim geliyor izledikçe.bir kaç hafta önceki bir bölümü 21:45'te falan başlayıp gece yarısına yakın bitmişti, doya doya izlemiştik. o haftadan sonra bölümler yine 21:35-21:45 arasında başlıyor, çabucak bitiyor, bir de her reklâmdan sonra geriye sarmaya başladılar, tamam bu bâzen hakikaten iyi oluyor, 20 dk. yayınlanan dizi parçası sonrası 5 dk. "bu bir reklâmdır" ibâreli, 5 dk. düz reklâm, 5 dk. daha "bu bir reklâmdır"'lı fasaryalar, 5 dk. da sınav'ın sunduğu hayat bilgisi'nde bu hafta, bilmemnenin sunduğu yağmur zamanı (yağmur zamanı çarşamba akşamları oluyor zannedersem, dolayısı ile 6 gün önceden bir sonraki bölümün parçaları görülüyor ama kurtlar vâdisi'nin fragmanlarını ancak o gün görebiliyoruz) şöyle böyle derken diziyi unutuyoruz. işte bu geriye sarmalarla bile dizi daha erken bitmeye başladı ve yapılan işin de özensizliği iyice arttı. eski bölümlerin hatırına tolere edilebilecek şeyler de var ama dünkü bölüm o kadar reklâm geliri kazanılabilecek bir bölüm değildi bence.yine önümüzdeki haftayı iple çekiyoruz o ayrı mes'ele de, böyle bu kaliteyle git git nereye kadar gider bu iş be selo ?

dünkü bölümün özetlerini seyrederken kardesimin dikkatini birsey cekti. nina ormanin icindeki kulübede iken bir sahnesinde yapilan yakin cekimde tirnaklari ve dolasiyla ojeleri gözüküyordu. polat'in hücresinde tam olarak ne kadar kaldigi tam net olmasada nina'nin ojeleri yerli yerindeydi. ne gecen zaman süresi icerisinde uzamasi gereken tirnaklarin diplerinde ojesiz bölge vardi, ne de ojelerinde bozulma vardi. sanki hanimefendi manikür, pedikürden yeni cikmisa benziyordu.

citayi o kadar yukseltmistir ki bu dizi; insanlar artik elestirirken oyuncularin parmaklarindaki ojeye, daha dogrusu ojeli bolgeye dikkat eder ve oralardan bir acik yakalamaya calisir hale gelmistir. ozel tim denince aklina hemen counter strike oyunundaki ya da amerikan filmlerindeki tipler gelen zihniyet de sagolsun bi guzel elestirmistir operasyon sahnelerini. ha bir de arama yapilirken evin icine daldiklari halde evdekilerin seslerini cikarmamasi da epey tepki cekmis gibi gorunuyor. simdi bir sormak var bu tepkiyi verenlere: gecenin bi yarisi kapiniz calinsa ve iceri langadanak kar maskeli ve tam techizat silahli bir tip daliverse, hararetli bir sekilde evi aramaya baslasa... allah askina kac kisi cesaret edip de "yahu kimsin sen hemserim? neariosun bizim seadet yufamisda?" şeklinde bir cumle kurabilir cok merak etmekteyim...(bkz: helal olsun)

acem kizi türküsünü de yavaş yavaş repertuarina almakta. ben bu türkünün estigi sahnelerde daldiiiim gittim, o sahnelerde ne oldu, hatirlamiyorum. hayirdir inşâallâh.

erhan karakterinin acilen bir cinayete kurban gitmesi veya aşk hayatının acilen bitmesi gereken,serdar akaryönetmenliğine geldiğinden beri sıkıcı olmaya başlayan dizi.

hiltonun camından savrulan kağıtların sarayburnuna kadar gitmesiyle hezarfen ahmet çelebi yi bizlere hatırlatan dizidir, zira o da evliya çelebinin mübalağalı anlatımlarına göre galata kulesinden salacak kıyılarına kadar uçmuştur ki neredeyse aynı mesafedir.

baron'un 2-3 ay içerisinde ruslar tarafından öldürüleceği konuşulmaktadır. baron da ölürse tek karizma kişiliğini kaybedecek dizi.

oruç ve ramazan konusunu dün akşamki bölümünde biraz kör göze parmak tarzında "işleyen" dizi. naaptın osman amca ya, abarttın sanki biraz?bu arada, yeni sezonda elif'in rahatsızlık verici bir tip olmaktan çıkıp bir işe yaramaya başladığını fark etmiş bulunuyorum. abidin'in deve tuncay'ı çileden çıkaran tuzsuzlukları hoş, amma illâ memati'nin bakışları... aşkolsun gürkan bey!

çeşitli sahneleri ile yaran** dizi. örneğin son bölümünde tuncay ile abidin iftar sofrasındadır. aralarındaki diyalog şöyle geçer..abidin: -abi hurma ile aç. sevaptır.tuncay: -bunları yıkadın dimi iyice.abidin: -üç kere suyun altında geçirdim abi. (tuncay gülerek yemeye başlar. bu sırada abidin devreye girip olayı bitirir.)abidin: -abi dışını yıkadık ama ya içinden kurt çıkarsa napıcan. nimettir tüküremessin de..(tuncay abidin'e küfer eder gibi bakar ve yüzüne iyi bir ekşime iner)

duvardaki "hayat bugundur" (ya da onun gibi birsey) yazisi bana guzel bir filmi hatirlatti. vcdsi bir yerlerde olacak, dur bir ara tekrar izliyeyim. eski bir sevgiliyi yer gibi...(bkz: circle is not round)

bu haftaki bolumunde bizlere konsey'in baron gelmeden evvel sinifta ogretmenlerini bekleyen lise ogrencileri gibi geyik cevirdigini gostermis dizidir. iki haftada koskoca konseyi hababam sinifina , o karizmatik halo'yu da inek saban'a donderdiler ya, ben ona yaniyorum.

en nihayetinde polat alemdar kişisinin esas amacinin baron'u yoketmek degilde onu şamar oglani moduna sokmak oldugunu anlamiş oldugumuz dizidir. bu gidişle daha cok oynayacaktir mehmet karahanli ile.

halo'nun bir afrika ulkesi ve kirmizi pasaport durumu, benim son aylarin getirisi sahsi tekrar dusunmeme sebebiyet veren, acaba babasi halo mu yoksa kirve mi diye dusunce evrimine girmeme sebep olan; feraye'nin görevini basariyla yerine getirememesinin de senaryoda degisiklikler yapilmasina bagladigim kurgusu agirlikli gerceklere dayanan dizi.

polat alemdar'ın son bölümde barondan resmen başkomutanlık yetkisi istediği dizi. polat alemdar'ın dediğim dedik kestiğim kestik, sözümden çıkılmayacak, sözümden çıkanın bilmem neresini keserim moduna girmiştir son bölümde.

kes-kopyala-yapıştır dizisi..son bölümde, vanunu ve polat arasında geçen muhabbet "sivil örümceğin ağında" isimli kitaptan birebir tırtıklar ihtiva ediyordu.ama milletimiz kitap okumak yerine, gidip de memleket üzerinde dönen dolaplardan ancak böyle üçüncü sınıf prodüksüyonlar üzerinden haberdar olma yetisindeyse, yapımcılara da kesmek, kopyalamak ve yapıştırmak düşer..not: üçüncü sınıf prodüksüyon hitabını bu yıl ki bölümler için kullandım.osman sınavlı dönemleri tenzih ediyorum.hakaret olarak algılayan ve bana kızan insanlar, madem diziyi bu kadar çok seviyorlar, mümkünse bir şekilde ilk bölümleri izleyip şimdiki bölümlerle mukayese etsinler.editt: rahmetli sadri alışık'ın turist ömer karakteri geldi birden aklıma.bir yerde turist sütçülüğe soyunuyor.gidiyor mahalle çeşmesine süte ucundan su katıyor.o esnada çeşmede bidonlarını doldurmakta olan bir adam bulunmakta.şakaloz şaşkaloz turiste bakıyor.turist gidiyor biraz dağıtım gerçekleştirdikten sonra, yeniden çeşmeye geliyor.bidonlarını doldurmakta olan eleman halen çeşme başında...turist yine suya vuruyor.birkaç sefer daha bu böyle oluyor.en sonunda turist yolunu alırken çeşmenin başındaki elemanın ağzından şaşkınlıkla şu sözler dökülüyor:"vay anasını be!!demek bizim memlekette süte su karıştırıyorlarmış..."

(bkz: republic of the podoso)

maalesef serdar akar ın yönetmenliğine gelmesi,senaristlerinin ahanda biz neymişiz meğer moduna girmesi nedeniyle tüm ihtişamını yitiren,sıradanlaşan,yine de bakalım sonunda ne olacak diye izlemeye devam ettiğim tv dizisi.aynı zamanda selçuk yöntem ayrılana kadar canlandırdığı karakter övülmüş,dizinin en doğru karakterlerinden biri olarak gösterilmişken,diziden ayrıldıktan sonra meğerse çok kötü bir insan olduğu anlaşılmıştır.bu da ayrı bir saçmalık olarak beynimde yer etti.

(bkz: zafer parpaoglu)

3.sezonu başlasa da bi kendimize gelsek dedirten dizi

son bölüme kadar her bölüm ihtişamından biraz daha yitirse de izleyici kitlesindeki artış hızını sürdüreceğini düşündüren dizi. senaryosu herhangi birinin ilgisini hemen yakalayabilecek ayrıntılarla öylesine işlenmiştir ki, değil yönetmeni oyuncuları da dizinin zararına çalışsa, vadinin etki alanı genişleyerek devam edecek gibi duruyor. televizyonda durduğu gibi de durmuyor meret. olumsuz etkileri de olur mu bilmiyorum ama bu ülkede yaşananlar hakkında önemli ipuçlar barındıran bu yapım, çok etkin bir mafya'nın palazlanmasına yol açabilecek zeminleri bir bir yok ediyor. bu diziden sonra mafya artık bu ülkede eskisi gibi asla hareket edemez.

(bkz: #7556596)

deve tuncayli,iplikci nedimli konsey toplatilarini merakla bekledigim dizi.konsey konseylikten cikiyor gibi ama neyse seyretcez tabi

-- spoiler --polatın kılıcın elinden çakıyı alıp mehmet karahanlının yanında durduğu kütüphaneye sapması çok süper bişeydir.-- spoiler --(bkz: ne diyeceğini bilememek)(bkz: oha falan olmak)

sağolsun dün gece stv hard boiled filmini gösterdi. bilmem kaçıncı kez izledik, coştuk. lakin sanki bu film bazı yerleriyle kurtlar vadisi'ne yardım ve yataklık yapıyor gibi geldi bana. tıpkı konsey gibi burada büyük bir silah kaçakçısı örgüt var. bunun içine polis sokuyorlar filan... tamam bu 150 tane senaryoda vardır ama buradaki elemanın sonradan tekila ile kurduğu dostluk ve aralarındaki bağ çakır ile polat'ın bağını hatırlatıyor. bir de john woo filmde tekilanın* arkadaşı ama arslan bey gibi nasihatler veriyor bla bla... benzettik işte...

kurtlar vadisi'nin yabancı senaryolara benzerliği düşünülünce, akla gelen tek isim var: donnie brasco. onda da johnny depp italyan mafyasının içine sızmakta, senelerce mafya tetikçisi gibi yaşamakta, hatta mafya yaşantısını kendisine yakın bulmaktaydı. kendisine bir de akıl hocası -al pacino- ediniyor, onu da abisi gibi seviyordu.

bu hafta fragmanı yayınlanmayan dizi. çakır kesin gidici.

ele geçirilen cd lere bakılırken, -senin beğendiğin hatununda arka sokaklarda üstünden geçmeyen kalmamış mamati..şeklinde gülben ergene de laf sokulmuştur...(bkz: arka sokaklarda neler oluyor)

bu bölümde çakırın ölmesine kesin gözüyle baktığım dizi, tahminimce polat çıldırır, bu bölümü de polat'ın silahı testere'nin kafasında bitirirler.

tekrarı korkarım artık ne boksa. dün akşam katlandık tekrardan, neyin nesidir şu dizinin büyüsü diye izlendi, yok işte; oyunculuk sıradan, sahneler ikinci veya üçüncü sınıf amerikan sinemalarından apartılmış abartı sahneler, kurgu tırt, kesintisiz bir mantık arızası, ameliyat olan lavuğun kankası kılığındaki tomruk oyuncu muhtemelen sadece büyük tuzak adlı zamanın taşşaklı dizisinde ki vincenzo terranovaya - alemde ken wahl diye bilinir- olan benzerliği yüzünden seçilmiş, belli. mafyaymış. normal şartlar altında kitlelerin bir kaşık suda boğabileceği adamların canlandırıldığı bu ve benzeri dizilerde elemanlara alkış tutmak, tartışılması gereken bir baska konu. sanırsam önümüze her bok diye konanı hap diye yutmamızın altında tv'nin o çok küçümsediğimiz, ama zifrimizi siken gücü var. kaldı ki mafya demez alemde kimse kendisine ve dahil olduğu gruba, çete sıfatını gazete ve resmi makamlar kullanır. bu kişilerin tamamına yakını kendisini iş adamı diye addeder ve böyle bilinmesi için insan üstü bir çaba harcar. polis ile olan ilişkilerinin dizideki gibi olduğunu zannedenlerin ise saf zihinlerinin bulanmamasını hep böyle kalmalarını niyaz ederim allah'tan.bu bir işadamı entrysidir

reyting cambazı osman sınav ın bir " tuttu" projesi daha ...maalesef....asıl konu zaten kurt kaynayan bi memlekette ilgili haberlerin es geçilip , ciddi tartışmalara bulaşılmayıp aynı olaylar tersten, magazin ve manipulatif senaryolar ile sunulduğunda ilginin tavana vurması.hayatlarını söndürdükleri genç sayısını bile bilmeyen adamlar mecliste, şirketlerde, basında memleketi yönetiyor, aloooooo, kurt mu arıyorsunuz daha??..

süleyman çakır ın öldüğü dizi. önümüzdeki günlerde polat kesmedik kafa bırakmayacaktır o ayrı tabi.(bkz: başımız sağolsun)

yaşlı amca elindeki paketi teslim etmek için postaneye gider:-merhaba..+merhaba...-en hızlı nasıl gider evladım?+aps ile efendim.-...+5 milyon (kamera parayı çekiyor)-...+buyrun paranın üstü (kamera 1 milyona zoomluyor)-teşekkür ederim..ben teşekkür ederim .mına koyim.bunlar da 3 dakikalık bir sahne teşkil ediyor!neydi nooldu dizi be?yıkıldı viran oldu teeey tey...

(bkz: kurtlar vadisi role playing game)yasal uyari: (bkz: frp olduruyor)

(bkz: kurtlar vadisi ve felsefe)

kürt bedo, froyd, laz mütahitne oluyo lamn!sıradan kesiyorlar.sonunda halit'e biad edecek adam kalmayacak böyle giderse...bu nasıl bir heyecandır kardeşim.

polat beylerin hasta olunan magnum marka silahinin horozunun ignesinin bulunmadigi gorulmus, "tum catisma sahnelerinin karizmasi da boylelikle yerin dibini boylamistir" diye duşunulurken, sozkonusu silahin "ateşleme ignesi"nin horozda degil de benim araştirmadan yazan zihnimin bi koşesinde sakli oldugu anlaşilmiştir an itibariyle..*

hekimoglu turkusunun suleyman cakirla artik bir hayatim boyu ozdeslesmesine sebebiyet verecek dizi olmustur. suleyman cakir karakteri her kotunun icinde bir iyi, her yanlisin icinde bir dogru oldugunu ezberimize altin harflerle kazitmistir.

bugünkü bölümü 21.45'de başlayıp 00.15'de biten dizi. oha bu reklamlara oha.

netekim durum budur :service unavailable

fan sitelerinin bile şu an ziyaret edilemediği dizidir.

bu aksamki bolumunde sarfedilen şerefine sokayim , sapık piç kelimelerinden ve direk kafaya kursun sıkılması sahnelerinden sonra rtukten uyari veya kapama alacagini tahmin ettigimiz dizi.

sitesindeki "sizce polat elinden geleni yaptı mı" anketiyle yarmıştır..

"gaybı yalnızca allah bilir" denilerek gayb hususunda tahminlere girişilmiştir. bunun yanında hikaye, fal oriented sürmektedir. bu arada infaz potansiyelinin yüksek olduğundan dolayı dünkü bölümün geç saate alındığı anlaşılıyor.

bugun en sonunda dayanamayip "lan nedir bu acaba?" diye seyretmeye niyetlenip, beş dakika kadar zor dayandigim dizi..

film tadında bir temizleme operasyonu yapılan dizi.

web sitesindeki ortalıkta dolanan minik noktalar nedeniyle shockhaberden ayar yiyen dizi..

dün akşamki bölümün kurgusunu beğendim, bölüm boyunca aynı gerilimi sürdürdüler, desteyi iyi karmışlar. başladığı andakine eş bir gerginlik noktasında kestiler yine. sinir hastası edecek bu dizi beni...

baştan sona izleyip en merak ettiğim sahne olan halit'in evine yapılan giriş sırasında uyuduğum, olay bittikten sonra uyanıp izlemeye devam ettiğim dizidir kendileri.. sonuna kadar merak etmemi sağlamıştır halit'e ne oldu diye..

cakirin nesrine emanet ettigi saat yuvarlak bir saatti.sonrasinda nesrinin kolunda gordugumuz saat ise koşeli bucakli bir saatti.nesrin emaneti kaybedince got korkusundan yanliş bir saat aldi yerine sanirsam.

sozlukte geniş bir zumreyi (abartiyorum) her perşembe votka icip seyretme hastaligina bulaştirmiş dizi. uzun surerse 8-9 sozluk yazari ya sirozdan nallari dikecek ya da alkol bagimliligi tedavisi gorecek. korkuyorum.

sağda solda ve ekşi sözlük'te bu kadar bahsi geçtiği için merak edip baktığım ve neredeyse aralıksız çıkan reklamlarla cebelleşmekten dolayı daraldığım dizi. hayır, mafya dizisi diye lanse edildiği için bir önyargım vardı; lakin "mafya dizisi" değil, "reklam dizisi" olmuş. reklam derken, sadece verilen reklam aralarını kasdetmiyorum; esas sorun, dizi akarken altta çıkan reklamların fazlalığı. mübalağasız diyebilirim ki; ortalama her 2-3 dakikada bir alt yazı biçemli reklam çıkıyor. çoğu da cep melodisi reklamı. neymiş efendim; "hekim yaz, 3439* gönder, çakır'dan hekimoğlu melodisi cebine gelsin"miş. bak sen! hem de çakır'dan gelecekmiş. lan adı üstünde; melodi. şarkı değil ki sözleri olsun ve çakır söylesin. durduk yere bu saçmalığa kafayı takıp gerildim. beni etkileyeceğini sanmıyordum; ama hakikaten "gerilim dolu" bir diziymiş.

bir ara başka öldürecek adam kalmayıp ekranda "son" diye yazacaklar zannettiğim dizi.

dizinin son bir aylık dönemde yayınlanan bölümleri bir sinema filmi titizliğinde çekilmekte ve bu nedenle diğer câri dizilere göre daha farklı bir tad vermekte. kurgusu olsun, temposu olsun, özgün müzikleri (özellikle son üç bölümde boy gösteren gerilim artırıcı, arp gibi bir enstrümanla çalınmış olduğunu tahmin ettiğim melodi) olsun ve mafya konseptli hikayesi olsun...ciddi bir emek ürünü.bize arkamıza uzanıp izlemek kalıyor. tıpkı bu güzide sözlüğün "entry" alanına bir şeyler yazıp "yolla" butonuna bastığımda; bunu sağlayan perde arkasındaki emeği, sanatı, özveriyi görmezden gelemediğim, umursayamadığım gibi... sinema endüstrimizin "evet.. canlanıyor.. " denilerek göklere çıkarıldığı bir dönemde "yerli sinema filmi" denemelerine taş çıkartacak bir sanat eseri izliyorum ve bunda dolayıdır ki ekibini, yönetmenini, senaristini kutlamadan, onlara şükranlarımı bildirmeden de geçemiyorum.

dun aksam "bir istanbul masali"yla reklam araliklari bile ayni oldugu icin sinir katsayimizi yukselten dizi. zap manyagi olduk sayelerinde. bunun da osman sinav'in bir istanbul masali'nin ratingini indirmeye yonelik bir girisim oldugunu dusunuyorum.

memati, canpolat gibi tipleriyle izlemesi en zevkli dizilerden biri. bir de kandan vahşetten kaçınmamalarına hastayım.

dün geceki bölümü ile neye uğradığımı şaşırtmış, o şaşkınlık ve ne olduğumu şaşırmışlıkla girmiş olduğum entry'de spoiler hedesi ihtiva etmeme vesile olmuş, okuyan herkesin gıyabımda küfretmesine (öyle hissediyorum, kulaklarım çınladı) neden olmuş, beni bi kepaze edip, bi insan içine çıkamıyacak hale getirip öylece bırakan dizi..(bkz: bir mahçupluk ifadesi olarak kem küm)

gittigim bi cafede * dizi baslamadan bes dakika once gelen garson ' nilufer ve su yilani abla bi istegin var mi ? bak birazdan kurtlar vadisi baslıcak, reklamlar girene * kadar gelemem ona göre' diyerek beni dumur etmisti... boyle bi etkisi de varmıs bu dizinin.. (bkz: oha falan olmak)

osman sınav'dan sonra hemen her bölümü heyecan fırtınası şeklinde geçtiği için bir kısım seyredenler diziyi kanıksamaya başlamışlar hayret ediyorum.oysa sen de geçiştir bölümleri flashback'lerle, aşk meşk muhabbetleriyle be serdar akar, bak kral olmuyor muydun o zaman?osman sınav devam etseydi, dizinin bu raddeye gelmesi en az iki sene alırdı herhalde.

yayınlanmış özetine göre çok güzel, tahmin edilmemiş, ters köşe bir 84. bölüm izleyeceğiz galiba:"akrep bekir, halo vasıtasıyla polat'ın planlarına dahil olmuştur. bu sayede memati, ibrahim ahıskalı ve konseyini yok eder. fakat halo, akrep bekir'e güvenmez. çünkü ona göre bir kere ihanet eden bunu yine tekrarlayacaktır. laz ziya, emeklilik sigortam diyerek, çantasındaki dosyaları doğu bey'le paylaşır. safiye, babasının vakıf işlerini devam ettirmek için samuel'le çalışmaya başlayacaktır. niyeti, oyuna gelmiş gibi görünüp, samuel hakkında bilgi edinmektir. elif, eski işine dönmek ister. yapamayacağını öğrenince soluğu polat'ın yanında alır. laz ziya'yı tutuklatan polat, akrep bekir'i de tilki andrei'nin kucağına atmıştır. akrep bekir'i ismine layık bir son beklemektedir."

http://www.ucankus.com/haberic.asp?pw=9172http://www.ucankus.com/img/cakir_ilan.jpg

mabed sahnesindeki atmosfer ve kostümler itibariyle eyes wide shut tandansına giren, an itibariyle çıkıp baronun elinden tutarak götürecek çıplak kadınları beklediğimiz dizidir. baronun illuminati bağlantısı kesinleşmiştir.

an itibari ile dizi senaristlerinin kafayı yedigini, fazla dan brown okuduklarini anladigimiz dizi.(bkz: illuminati)(bkz: oha)

bugun yayinlanan bolumunde iki defa "polat'in gercekleri aciklama simulasyonu"nu işleme koyarak yuregimize indirmiş dizidir.(bkz: nerde benim dilaltim)

-baron karahanlı... -yes master?-riseeeeee...muhabbetinin bu haftaki bölümle gerçek olduğu, senaristlerin star wars takipçisi olduğunu da farkettiren dizi..

an itibariyle neon genesis evangelion'un son bölümlerini izliyor gibiyim. iç konuşmalar, hesaplaşmalar, gizli örgütler. muhtemelen son bölümlerini anlayamayanlar için end of kurtlar vadisi (bkz: end of evangelion) gibi sinema versiyonları çekilecek muhtemelen.edit:biraz daha ayrıntılı olarak:öncelikle karakterlershinji ikari: polat alemdargendo ikari: mehmet karahanlırei ayanami: elif eylülsohryu asuka langley: safiye karahanlıneon genesis evangelion ilk bölümlerinden itibariyle insanda normal bi mecha gibi duruyordu. aynen kurtlar vadisinin basit bir mafya dizisi görünümünde olması gibi. sonra her ikisinde de karakterleri oturtmaya başladık. her birinin kendi kişiliği vardı. olaylar gitgide karmaşıklaşıyordu. her bölümde birkaç cevap buluyorduk. ama bu aklımızdaki soruları azaltmaktansa çoğaltıyordu.kıtalar ötesinden asuka geldi. patavatsızdı. farklı bir kültürden gelmişti. sonra safye geldi. aynen farklı bi kültürden gelen patavatsız kız.nge'de nerv vardı. bizim konseye karşılık sanki. bi de arada gendo ikari'nin muhatap olduğu daha üst bi konsey bulunmaktaydı. bunlar konuşuyorlardı aralarında ama biz anlamıyorduk. çünkü bilmiyorduk amaçlarını. çok sonraları öğrendik human instrumentality project diye bişi olduğunu. ve kurtlar vadisinde illuminati ile karşılaştık. aklımıza direk gendo'nun o hesap vermeleri geldi. gözlüklerin parladığı karanlık mekanlar.sonra öldürdüler baronu, aynen nerv'nun yerlebir edilmesi gibi.aklımıza shinji geldi. kendi başına bir çocuk iken büyük sorumluluk almıştı. belki bunları rei için yapıyodu belki de babasından gelen genlerin etkisi vardı. polata döndük ardından. onun da kendine göre hedefleri vardı, babasının hazırladıklarını, aslında neler çevirdiğini bilmeden.böyle daha binlerece nokta ama şimşekler nedense bu bölümde çaktı. başkalarında da çaktığını görmek sevindirdi. belki deliyim ama hangimiz bazen değiliz ki.

bu akşamki bölümüyla tarhana çorbasına dönmüş dizi.

içine biraz da a beautiful mind serpiştirilmiş, polat alemdar'ın şizofreniye adım attığı bölümünün yayınlandığı dizi.e o kadar kasılmaya normal tabi.allah korusun basur bile olur insan.

karahanlı'nın ölüm şekli üzeyir garih'in ölümüne çok benzemesiyle akıllara bir sürü soru işareti getiren dizi.

(bkz: oha be prekazi)

cakırın öldürülmesinden sonra polatın ortalığı kasıp kavurduğu gibi bir sonraki bölümde o kukuletalı satanistleri de mermi manyağı yapmasını beklediğim dizi.

74. bölümü hakkıyla anlamış tek kişinin soner yalçın olduğunu düşündüren dizi.

en sonunda icimdeki gizli sooner yalcin kimligini desifre etmis dizidir. (bkz: illuminati/@bustrofedon)

insanlarin icersinde olusmaya baslayan ve disari kusulmaya hazir oehleri bir anda geri yutturmayi basaran dizi. *(bkz: dumur/#5199601)

--- spoiler ---polt alemdar da vinci sifresi ni çözdükten sonra bitecek olan dizi.--- spoiler ---

(bkz: uzeyir garih)(bkz: uzeyir garih cinayeti)

ayin esnasinda trt türkçesiyle, belgesel ses tonuyla metinler okunmasi da komikti, aslinda ayin bastan asagi komikti..

sozlugumuzun harf oyunlu cin entryleri gibi, senaryo oyunlu cin atraksiyonlara ve de gizli mesajlara sahip dizidir. şoyle ki, yaninda koruma olmadan eyup sultan'da ne işi olup da olduruldugu bir turlu anlaşilamayan merhum işadami uzeyir garih gibi, dizinin baronu mehmet karahanli'nin olu bulundugu yer de sultanahmet olmuştur. hem de tipki garih gibi pek cok bicak darbesiyle oldurulmuş olarak. şurasi su goturmez bir gercektir ki; senaryo yazilimi sirasinda turkiye gundemi en ince noktasina kadar ustaca dikkate alinmakta, ve oyle yazilmaktadir. (bkz: bu kadarina pes dogrusu)

son bölümünde işin bokunu çıkaran ve karahanlı'nın ölümü ile sonuçlanan toplantı (?!) da ; bastonlu şahsiyetin doğu bey olduğuna dair kuşkular uyandıran dizi ... "bir kısmı gerçektir ancak çoğu abartıdır" diyenlere (bkz: uzeyir garih) demekten kendimi alamıyorum efendim ...

74. ncü bölüm sonunda mehmet karahanlının cesedini örten son baskı adlı bir gazetenin üzerinde kurtlar vadisi manşetinin yeralmasıyla "acaba dizi bitti mi?" sorularını da beraberinde getirmiştir. kişisel kanaatim dizinin bitmemesi yönündedir. uzayıp, uluslararası bol casuslu falan bir konsepte bürünmelidir.

karahanli'yı mabette yargilayan 7 kisiden birisinin ankarada bakan oldugu dizi. yanlis hatirlamiyorsam bu kisinin 0 ile baslayan kirmizi bir plakasi vardi. akp hukumetinden herhangi bir bakanin illimunati tarikati uyesi olma ihtimali ne kadardir tabi onu bilemiyorum.

mabedteki 7 sahisdan avukat kişi, sesi itibariyle nizamettin güvenç olabilir. ayrıca mabedin sadece türkiye ayağı olduğunu çünkü tüm üyelerin türkçe konuştuğunu varsayarsak dünya başkanlarının adının da dizide geçtiği üzere david rockerfeller olması muhtemeldir.

- "mehmet karahanlı evli ve 1 çocuk babasıydı."

son bolumunu izlemeden once yakinda biter diye dusunurken, bu bolumuyle birlikte, bu sefer de isim degistirip aslanlar vadisi olmasi ve polat'in kukuletali elemanlari temizleme gorevine atanmasiyla devam edecek, hollywood yapimcilariyla uluslararasi bir kimlige burunecek ve kafadan 2 sene daha ekranlarimizda boy gosterecek diye dusundurmeye baslayan dizi.bu dizi turk televizyonlarindaki dizi kalitesini hic bir dizinin beceremedigi [ve bu kafayla giderseler beceremeyecegi] sekilde yukseltmistir.

bugune kadar cok sey yazildi ve soylendi bu dizi hakkinda. en abartilisi, sogancigini beyin diye kullanan organizmalarin siddete bu dizi sayesinde yoneltildiginden dem vurulmasiydi. oysa ki, dizi izleyip siddete basvuranlar, ayni davranislari bu dizi olmasa baska bir bahane altinda geceklestireceklerdi. aldigi reytingler kiskanildikca, diziyle ilgili herseye ve herkese bir kulp takildi. diziye emek verenler yilmadilar, her yeni bolumu senaryosuyla, karakterleriyle, kurgusuyla, cekim kalitesindeki yenilikleriyle ve muzikleriyle yetistirmek icin calistilar. nihayetinde 74 nolu bolume gelindi.bu dizinin bu aksam geldigi kivama turk televizyon tarihinde rastlanmadi. sadece tek bir bolumde boylesine bas dondurucu bir kurguya, daha ilk bolumlerde pek te anlamli gelmeyen konsey acilis torenlerinin illuminati ile baglantisina, aylardir olmesini bekledigimiz karahanli'nin diziden boylesi ayrilisina, devlet- mafya- uluslararasi orgutler zincirinin sunumuna ve daha bir cok ayrintinin islenisine, bir izleyici olarak sapka cikartiyorum. diziye emek verenlerin yogurt yiyisi zaten bir baskaydi, ama bu seferki bambaska oldu.

mabettekilerin tumunun turkce bilmesinin mabedin sadece turkiye ayagi oldugunu gostermeyecek dizidir. zira mabeddekilerin nerelerden nasil geldigini her birinin soyledigi sozlerden sonra anlatildigi varsayilirsa kurtlar vadisinde iz surmek herkesin harci degil sozu dogrulanmis olmaktadir.

izlemedim,izlemiyorum,izlemicem tanımlı bir dizi.

güzel bir şekilde bitirilir ve güzel de bir filmi çekilirse gişede şimdiden gorayı geçebileceğine inandığım dizi

abi (bkz: dündar kılıç) kitabının dizi uyarlaması.

mabettekileri kisilerin yarisinin turkiyeden cikmasi o kisilerin turk oldugunu gostermez sonucuna rahatlikla varilabilecek, bir yeralti orgutunu veya dunyayi kontrol edebilmek icin nerede oldugunun artik su cagda* pekte mana tasimadigininin vurgulanmis oldugu dizi.(bkz: turkiyede yasayan herkes turk degildir)(bkz: ingilizce konusamayan gerizekali turkler/2)

bu kadar heryerlere*** bulastiktan sonra devami icin supheli olabilecegimiz dizidir

bu zamana kadar yalnızca bölük pörçük gördüğüm, ancak bu akşam ilk kez baştan sona izleyip "ah be niye daha önce izlememişim?" şeklinde hayıflandığım süper eğlenceli bir diziymiş bu.zannımca kafalar iyiyken bir miktar dan brown okunmuş, akabinde senaryo yazılmış. artık severek izleyeceğim, hayatıma mimiksiz insan efealipolat fanatiği olarak devam etmeme sebebiyet verecek dizidir bizzat kendisi.

palanın hüsrev ağaya bahsettiği liste "pkk ya yardım eden işadamlari" listesi gibi geliyor bana..bilen bilir..tansu çiller basbakanken "pkk ya yardim eden isadamlarını tespit ettik, onlarla tek tek hesaplaşacağız" şeklinde imalı bir basın açıklaması yapmıştı..

son bölümünde eyes wide shutdan çalıntı yapmış demeyelim hadi de, gönderme yapmış diyelim ya da sinema eleştirmeni gibi takılalım kubrick'e selam çakmış.

herkese göre bir şeyi * olan dizisokakta suç işleyen, özenen, -mış gibi yaşamaya çalışan memleket insanın asla ama asla 74. bölümdeki olayları anlıyamayacağı dizi.onlar daha çok raconları, cımbızla lafları ayıklayıp mümkün olduğunca kendilerine benzetmeyi yeğliyorlar.bu ayini algılayanlardan da olsalardı nice bir memleket olurdu canım memleket. herkes uyanık herkes teyakkuzda.çakıra benzeme sevdası güdenler yerine koltuk altında aydınlatıcı* kitaplar taşıyan tipler gündemi iyi takip ettiği için o metafr senin bu atıf benim kafelerde tartışanlar..way bee..(bkz: utopia)

gelecek bölümlerde polat alemdar; kılıç'ın desteğiyle ve veliahtlık payesiyle baronluk koltuğuna oturacak, önce kendisine itaat etmeyecek laz ziya gibi konsey üyelerini yanındaki diğerleriyle (halil ibrahim kapar, tuncay kantarcı gibi) sindirmeye çalışacak, sonra onları arkalayan ve belki de karahanlı'nın arkasındaki kardeşliğin de desteğini alacak kirve ile uğraşacak, bunlarla eşzamanlı olarak da rus konseyini bitirmeye kasacak hem öldürülen babası hem de boyun borcu olduğu devleti için.

nisan da biteceği söylenen dizi * *

mehmet karahanlı'nın da dahil olduğu merasim bilderberg toplantıları'nı, ankaradaki gözümüze sokulan bakan da kemal derviş'i çağrıştırdı bana.(bkz: bilderberg toplantıları/#1323628)

cok feci fenomen olmuş dizi.izlemeyen bir insandim, cevremde kadinli erkekli "cilginligi" farkedip, "- dur burada var bir iş..." deyip gozlem altina aldim alemi ve diziyi, son 2 bolumunu izledim ozelliklen. tam da denk geldik cakir'in olumu falan. neyse...boyle bir dizinin turkiye'de erkek kesimin cok ilgisini cekecegine kalibimi basardim, normal, ama baktim kadinlarda da feci cilginlik olmuş bu dizi. buna deginmek lazim ozel. buyuk bir aşkla, baglilikla seyreden kadinlara şunlari demek ister gonul:sevgili kadin milleti,romantizmi, nazik erkek, entellektuel, zeki, esprili erkek modelini, gercek aşki arar durursunuz, daha dogrusu vitrininizde bu var. şiddet karşitligi, eşitlik hesabi, feminizm hesabi, bakimli erkek zart zurt. nedir bu kurtlar vadisi tutkusu? izlerken damlattiran şey nedir?elinde silah onune gelene vur kir parcala ceken, parasinin siniri olmayan, kadinin hem doven hem seven, buram buram macoluk lafinin bile hafif kaldigi bir ogreti kokan bu diziye bu merak nereden?ben soyleyeyim."gucetapan"liktir.yoksa biz de mafya oluruz, kadinin ne eksigi var, oradan izliyoruz mu diyeceksiniz?yemezler.

diziyi izlerken, mâbed sahnelerinden birisi sırasında kardeşimle aramızda şuna benzer diyalog geçti:- avukatın sesi değil mi bu ?- hangisi- kazanova'nın patronu yahu, neydi adı ?- ...- nizamettin, nizamettin.- yok canım daha neler..- o tabi- e bu da akrep bekir'in sesi- ha ? nası yani ? ne işi var lan akrep bekir'in orada ?- ne bileyim ? sence ses ayrıntısına dikkat etmişler midir, yoksa sesleri güzel diye mi... ?- bilmem. en nihayetinde türk dizisi, bilemeyiz.yalan rüzgarı'nda jill abbott vurulduğunda annem 1 ay o silah tutan koldaki gömleğin desenini aramıştı insanların üzerinde, bilmiyorum, dizilere çok da kendini kaptırmamak lâzım, beklenen özen gösterilmemiş ise ileride hayal kırıklığı oluşabilir.haa, eğer sadece sesleri güzel diye sesleri kullanılmış ise, belki de dizi yapımcıları bu kadar entryden sonra "ulan adnan abi'nin** sesini tanımışlar, n'aaapsak da güvenç'i tarikata soksak" diye kafa yorup senaryoyu değiştirirler, sonra da olaylar farklı şekilde gelişir, zaman gösterecek artık.

bastonlu şahsın büyükada'dan gelmesinde bir ekalliyet göndermesi olsa gerek.hukukçu şahıs, yanlış görmediysem yeşil yakalı bir cübbe giyiyordu. yaka renklerinin anlamlarını bilmesem de, sultanahmet'te bir makam odası olmasına bakarak hakim veya savcı olabileceğini düşündüm. gözü bağlı, eli terazili heykel adaleti temsil ettiğine göre herhangi bir hukukçunun odasında olabilir. şahıs nizamettin güvenç olmasa gerek, muhtemelen sadece seslendiricilerden tasarruf ettiler. baron'un konseyinden biri o divanda olacaksa, bunun samuel vanunu olması daha muhtemel sanki.

74. bolumunde diziyi 50. bolumden sonra seyreden biri olarak bence zirve yapmis olan dizi. dizi formatinda bize da vinci code, eyes wide shut ve melekler ve seytanlar tadi yasatmis, sokak catismalarindan yola cikan diziyi sonucta tumevarimla uluslararasi mafya boyutuna kadar getirmeyi basarmistir. da vinci code'a dokundurmalar ilk olarak burada baslamamisti tabi ki, baron'un kizinin adinin kanada'da sophie, turkiye'de safiye, olmasi da baron'un uluslararasi gizli orgut bagini gostermekteydi... ayrica neredeyse tum yan karakterler bir kenara birakilarak bir konunun uzerine yogunlasilmis olmasi, dizinin bu bolumu icin diger bir arti olmustur. bir diger not da, iki hafta onceki real zaragoza fenerbahce maci nedeniyle yayinlanmasi bir hafta sarktigi icin 3 mart mabet baglantisi biraz sekteye ugramistir.

5 6 bölüm evvel "ulan nasıl topalayacaklar bu diziyi du bakalım" dediğim, "saçmalıyorlar mı yoksa hepsi planlı mı" diye düşündüğüm bir dizidir. sonuçta senariste ve yönetmene bir kez daha şapkanın kralını çıkartmam gerekmiştir. böyle bir senaryo bağlaması, konunun efsanevi boyutlarda (tüm dünyada) derinleştirilmesi takdir edilesidir.

babasi mabetteyken, safiye'nin dan brown'un melekler ve seytanlar'ini okuyup, illuminati kelimesinin altini cizmesi "kör gözüme parmak" olmus. sözüm serdar akar ve senaryo ekibine. siz de biliyorsunuz ki gereksizdi bu plan, ama herkese "illuminati nedir"i ögretmesi, merak ettirmesi bakimindan eyvallah diyorum. flashback'ler, polat'in halüsinasyonlari, paralel kurgular filan cok basariliydi. helal olsun.senaristlere soru: tamam, böyle gizli örgütler dünyayi yönetiyor ve herkesi kendi hedefleri dogrultusunda kullanıyorlar -ki benim görüsüm de bu- ya birileri buna inanmamizi istiyorsa? ya bu herkesi "tek dünya devleti" fikrine hazirlayan bir baska komploysa?

son bolumunde herkesin gozunden kacan carpici bir sahnenin oldugu dizi. bu sahnede polat alemdar , mehmet karahanli'nin öldügünü radyodan duyarken , bir taraftan doktorun elif ile olan konusmasini dinliyor ve babasi oldugunu ogreniyor. inanilmaz bir duygusallik vardi orada... baron-polat gibi degil de ,baba ogul gibi konusma sanslari olmayacak... cok aci...

74 bölümdür takip ettiğim, ancak dizinin bu haline, dizi ilerlerken senaryodaki doğaçlama değişiklerle geldiğini düşündüğüm dizi. çünkü dizinin sınırları o kadar açıktı ki nereye çekeceksen oraya gidecekti, ve son zamanların popüler konusu illuminati vs'ye yöneldi.

pek sevgili badimiz jamsessionın yaptığı sözlük theme ismi. kaptırdık süper konsepti kendisine ... güzel olmuş ellerine sağlık. bu theme'in gönderiliş kısmına birebir şahit oldum ki çok enteresan *yalnız bir mematiyi aradı gözlerim. onu da söylemeden geçemiyeceğim

beni benden alan dizidir. divxleri arşivlik ve gelecek nesillere sindire sindire aktarılası movielerdir.

seçilen isim soyisimlerden olayların geçtiği mekanlara kadar ince ince mesajlarla dolu bir dizidir ,kurtlar vadisi ; polat,baron,doğu,aslan hepsi birilerini temsil eder.dizi farklı kesimlerce farklı şekillerde yanlış anlaşılmaktadır ki bu da dizinin başarısını gösterir bence .diziyi izlemeyen entellektuel kesimi ele alalım , efendim zaten bu entelektuel olmak ülkemizde nedense populer olana bok atmakla aynı hale geldiği için ve dizimiz de populer oldugu için bu diziye bok atan kendini entelektuel zannetmekte ve bundan çıkar elde etmektedir kanımca,zira bok attıkca tepki toplamakta ,tepki topladıkca prim yapmaktadır.diğer kesim ise halk kesimi olarak nitelendirelim bu kesim diziyi birebir örnek alan gerçek-dizi ayrımını yapamayan , eline tespih alıp bir iki poz atan insanlar guruhudur ; bu arkadaslar diziye dizi değilde gerçeklik gözüyle bakarlar ki örneklerini ülkemizde de yaşadık misal bornova da tansas basan arkadasımız kendisini birazdan polat ağabeyinin kurtaracağını söylemişti ,pala ve arkadaslarına özenen bir baska ekip ise harac alamaya calışırken bursa da yakalanmıştı.birinci kesimi objektif olmaya çağırıyor , ülkemizde eksikliği genetik olan taktir etmeme hastalıgını bir kenara bırakmalarını diliyor ,başarılı olanı taktir etmenin bir eksiklik olmadıgını,en azından olmaması gerektiğini hatırlatıyorum , bildiklerini varsayarak. tabii ki telefonları cendere ile çalsın abi,usta şeklinde konusmalara girsinler demiyorum ama en azından basarılı bir işi taktir etmek gerekir.ikinci kesime ise ,ki yapılacak çok da fazla bir şey yok ; canpolat oldum,belimde silah yanımda kankalarım diye gezen insanlardan ricam sakın lotr izlemesinler , yoksa aragorn oldum , yüzüğü buldum , ibne mordor diye gezeceklerinden korkuyorum.sonuc : (bkz: rüzgarın kayadan goturecegi ancak tozdur) (bkz: azdan az coktan cok gider) (ara: saptama)

her bölümü bir film kadar tat veren dizi film serisi...umarım sonunu içinde hollywood oyuncularını da bulunduran bir film ile bitirirler. malum osman sınav da bu işlere girmişken.

amerikan film sektörünün derin devlet ve mafya konularında yapmış olduğu onlarca filmi sayarsak bizimde bir dizimiz olsun ne olacak ki düşüncesiyle saygı duyduğum bir dizidir. kan, vahşet, mafya, racon, derin devlet bir yana dizide bahsi geçen uluslararası haberler bir yerde bir fikir zenginliği sayılabilir.. ayrıca ülkemiz insanının %95i bilir ki bu ülkede mafya da vardır, derin devlet te vardır, gizli servis te vardır. hatta gizli servis terörist yakalayıp görüntülerini de televizyonda yayınlatmaktadır. e bu dizi olmuş film olmuş kime ne zararı var ? ancak saat konusunda tedirgin olmamak elde değil elbet. keşke çocukların uyuyor olması gereken bir saatte yayınlanan bir dizi olsa.. .

bir efendim, oz dediğimiz bir olgu var. adamların çükleri ağızlarında bulunuyor cesedi. ona helâall buna niye böyle? memleket bu hikâyelerin daha bile garipleriyle dolu. meselâ ilk bölümlerde geçmiş jenerikte de bulunan bir sallama olayı vardır. adı buydu heralde. kumcu, müteahhit arkadaşlar daha iyi bilirler, bir makina vardır böyle denizin, nehrin dibinden kum çıkarmakta kullanılır. duymuşluğum vardır adapazarında bu sallama mıdır, salma mıdır ne naneyse ona adam bağlanıp denizin, nehrin dibi boylattırılmıştır. bu aletin ucunda kum çeken kepçemsi şey gayet ağırdır. kurtuluş yoktur. bu hikâyelerle büyümüş insanlar var aramızda, akıl sağlıkları da gayet iyi durumda. (kendimden bahsetmiyorum artı smiley de denilen sırıtış) korkmayın size de bir şeycikler olmaz. eroin yapımını birebir anlatan başka bir dizi oldu mu şimdiye kadar. illa david fincher mı çeksin? öyle mi girecek bu dizi gözünüze*. fight clubı okudunuz da sabundan napalm yaptınız, şimdi kendinizden mi korkuyorsunuz eroin yaparım diye, anlaşılamadı. bence gayet faydalıdır. ben mesela ülen it tipli, şişe dibi gözlük takan bi amca görsem hemen kaçarım.

74. bölümünde; karahanlı'nın infazı ile bizzat karahanlı tarafından tertip edilen hüsrev ağa'nın infazı arasında benzerlik vardır. sevgili senaristler, umarım her meseleye kulp yaptığınız hüsrev ağa infazını buraya da kulp yapmazsınız. polat'la elif'in hayali konuşmalarından sonra anladık ki biz bu iki aşığın onca kavgasından sonra, birbirlerine aşk, hasret dolu bakışlarına hasret kalmışız; gözlerindeki parıltıyı özlemişiz. (bkz: ah minel aşk ve minel garaib)

izleyeninin, izlemeyeninin ve rtük'ün eleştiri ve uyarıları dikkate alınarak şiddet içeren sahnelerine çekidüzen verilen, bu suretle de kalitesini ve izleyici sayısını arttıran dizi.

yakinda bitmeyecek ve onumuzdeki yil da tum hizi ve gelişmeleriyle devam edecek olan dizi.*

74.bölümünde "hukukçu" olarak görünen şahsın odasına girerken görülen tokalaşma sahnesinde paranoyakça bir tutumla "bi dakka ya! o arkada dikilen kızın elinde tuttuğu kitabın üzerinde ne yazıyodu?" şeklinde abuk bir merakla yapılan kaydı kasedi bozacak kadar çok ileri geri yaparak *yakalama uğraşından sonra sonunda becerilen ve kitabın üzerinde "medyanın hukuksal sorumlulukları" yazdığı görülüp rahatlanılan dizi. *

bu sezon yönetmeninin(bkz: serdar akar) olacağını duyduğumda yıkıldığım dizi.

(bkz: #7032706) --- spoiler ---74. bölümünde en azından burada bahsettiğim öngörüm tuttu..yine senaryoda çuvalladım *..burdan senaristlere sesleniyorum;"okuyun bakalım okuyun fake entry gircem bakalım o zaman napıcaksınız?"--- spoiler ---(bkz: paranoyaklaşıyorum muntazaman)

bir de bu dizinin seyretmiyorum ne anlıyorlar bundan insancıkları var.güzel kardeşlerim benim de seyretmediğim onbinlerce film, dinlemediğim yüzbinlerce şarkı var; hepsinin altına ben bunların 10 saniyesini bile seyretmedim, dinlemedim, ne buluyorlar ki insanlar bunlarda mı yazmam gerekiyor, böyle bir boyun borcum mu var yoksa?hayır seyretmeyin, etmeyin, eylemeyin zerre enterese etmiyor bizi iyi veya kötü bir eleştiri katmadığınız müddetçe de bu entry kirliliği yaratma çabanız ne diye?

kendini fazlasıyla ciddiye alan dizi. en büyük örneği de jeneriği sırasında önce diğer oyunları sayıp, sonra da kurtlar kurulu diye bir yazının görünmesi ve mafya babalarını oynayan oyuncuların isimlerinin sayılması

bir tandigin tanidigi vasitasi ile bundan senaryoda bundan sonraki bolumlerde olacaklari ogrenmis bulundugum, lakin spoiler korkusuyla kelime yazamadigim guzel dizi. ne diyeyim sozlugun konsept limitleri sagolsun. *

hakkindaki soylentilerin son bir haftada alip yurudugu dizi..yok rtuk amca uyarmis, "diziyi bir kac hafta icinde bitirin" diye; yok devlet baba olaya el koymuş, bu sezon kesin bitirilecekmis dizi; yok cakir aslinda olmemis, her sey bir ruyaymis da bilmem ne..kardesim izliyoruz, bi rahat verin "da"..

artık bu diyarlardan cehennemin dibine dogru yol alması gereken gozleri para burumus insanların toplumumuzu somurdugu gereksiz buldugum bir sey, sanırım bir dizi...

--spoiler--68.bölümünde, polat'ın kılıç'ın gerçek ismini* duyunca çocukluğuna dönüp bardakları devirdiği ve bu andan itibarende nergis karahanlı'nın gözleriyle olayları çözdüğü`* dizidir.--spoiler--

bir türk filminde ilk defa retinal tarama, xray ile görsel kontrol gibi ögeleri barındıran dizi.

karahanlı'nın ayin sırasında tapınak şövalyeleri'nin tapındıkları iddia edilen (bkz: baphomet)'in adıyla seslendiği dizi.

(bkz: neo memati)

her geçen bölümde figüran kalitesini daha da düşüren dizi.

sonunda gerçekten türkiye'ye faydalı bir iş yapmayı başarmıştır (bkz: yasasin okulumuz kampanyasi)-reklam aralarında olsa bile-

bu akşamki bölümde ilk defa polat alemdarın mimik yaptığına şahit olduğum dizi, bütün bölümlerde heykel misali suratında her hangi bir kıpraşma göremediğimiz polat bu bölümde nemati ye elifi kastederek "neyi var bunun" mimiği yapmıştır.(bkz: ağlarken entry girmek)

sadakat, kurtlar vadisi'nin en güçlü panzehiridir.kurtlar vadisi'nde vatan borcu bitmez.kurtlar vadisi'nde her mahkemede bir darağacı kuruludur.kurtlar vadisi'nde duello, akreple yelkovanın buluştukları andır.kurtlar vadisi'nde özgürlük, sonu meçhul bir firardır.kurtlar vadisi'nde ölüm, ölmeden önce ölmektir.kurtlar vadisi'nde beyaz'ın kaderi kirlenmek, siyahın kaderi suçlanmaktır.kurtlar vadisi'nde her hamlenin bir karşılığı vardır.kurtlar vadisi'nde son, ölümden önceki son çıkıştır.kurtlar vadisi'nde hayat, ölümüne kumar oynama sanatıdır.kurtlar vadisi'nde ölümün nerden geleceği bilinmez.kurtlar vadisi'nde görünenler gerçeklerden farklıdır.kurtlar vadisi'nde zaman ölüme doğru ilerler.kurtlar vadisi'nde her cinayet ardında bir sır bırakır.kurtlar vadisi'nde sürek avı hiç bitmez.kurtlar vadisi'nde bela, kişinin sevdiklerinden gelir.kurtlar vadisi'nde ölüm çoğu zaman yaşamdan daha gerçektir.şeklinde sloganlara sahip dizi.

bu haftaki bölümün tanıtımında testere necmi'nin polat alemdar tarafından kalbinden vurulduğunu gördüğümüz dizi.(bkz: ohaa)

bölüm itibari ile polat'ın mesaj özürlü olduğunu anladığımız dizidir. montaj ekibine de sonraki bölümlerde başarılar diliyoruz.http://img268.echo.cx/img268/8558/bscap0004sf.jpg

gazetede "kurtlar vadisi'ndeki çakır'ın ölümüne mafya da üzülmüş" haberine sebep olan dizi.devamı:kurtlar vadisi adlı dizinin başrolündeki süleyman çakır'ın senaryo gereği ölümünü, yeraltı dünyasının da üzüntü ile karşıladığı ortaya çıktı. emniyet kaynaklarından edinilen bilgilere göre süleyman çakır'ın dizide öldüğü gece gözaltına alınan kürt ahmet lakaplı ahmet turgut'un yeğeni şahin turgut polisle yaptığı diyalogda üzüntüsünü dile getirdi. şahin turgut'un polise "senaryoyu yoksa siz mi değiştirttiniz?" dediği öğrenildi.

46. bölüm fragmanının en sonunda, mütefekkir patron mehmet karahanlı'nın anlatım bozukluğu yaptığına şahit oldum. - polat alemdar, bizim ve istanbul'umuzun şartlarını zorlamıştıroysa "bizim şartlarımızı ve istanbul'umuzun şartlarını" olacaktı.(bkz: imla kurallarını umursamak)

oyuncaklarla fantezi yapılan dizidir. şöyle ki, dizinin dünkü bölümünde, tilki'nin, intikamının provasını yaparken öldürdüğü akrebe dikkat kesilinirse, bunun bazı dingillerin, tanıdıklarını korkutmak için pattadanak çıkartıp, onlara ani refleksle "allah, bismillah" dedirterek bununla eğlenmek için kullandıkları plastik bir akrep olduğu anlaşılabilir.ayrıca, gene dünkü bölümde halo dayı, akrep bekir'in 24 saatini ayrıntısına kadar çarşaf çarşaf dökerken, ona, perşembe günü işlerini erkenden bitirip "perşembe akşamları da bir dizi vardı, neydi o, onu izlersin" demiştir ve bu yolla kurtlar vadisi de "kendini refere eden diziler" arasına girmiştir.

show tv'nin, yeni bölümünü gösterdiği zaman diliminin hemen akabinde, az önce yayınladığı bölümün ilk 15 dakikalık kısmını "özel bölüm" adıyla bir defa daha yayınlayarak izleyiciyi resmen "eşşek" yerine koyduğu dizidir. yani "sen böyle olursan, düşün ki, ben sana daha neler yapabilirim" demek istiyorlar. (bkz: yuh artık)

kılıç bey'in hepten ev kuşu olduğu dizidir. karıların arasında östrojenden kafada basmamaktadır. acilen bir iş güç edinmelidir kendine.

akrep bekirin lakabını haketmek için kimlere neyi soktuğunu kavradığımız bir bölümüyle sona yaklaşmıştır bu yapım. ayrıca helikopterden rusları eleğe çeviren mematinin herhangi bir gözü dönmüş karakteri rahatça canlandıracağına inanıyorum. tek dileğim dizi bitmeden elifi kaldırsınlar hatta safiyeyle lezbiyen yaptırsınlar polat da ikisine sıksın sonra da halo ve abidinin rolleri artsın, iki üç bölüm sırf onları izleyelim. güllü de imha olabilir sorun olmaz.

artık bitirin dedirten dizidir.ne kılıç karizmatik,ne laz ziya ürkütücü artık,doğu bile etkilemiyor o derece yani.ortadan kaldırılan rus konseyinden sonra yeni bir düşman konsey oluşumuna yada tilkiden sonra yeni bir bölüm sonu canavarına artık kimse katlanamaz.diziyi izlenilir kılan tek kişi halo.gerisi boş artık.

bitmesine 3 saniye kala 15 dk lık reklam kuşağını döşeme yapıp kalan 3 saniye için izleyicisine donan son kare üzerine bitiş veren. izleyicisi ile dahi dalga geçtiğini düşündüğüm yapıt.

dizinin ilk bölümünden itibaren hiç kaçırmadan seyrederen biri olarak dizinin fanatiklerinden biri olduğumu söyleyebilirim.sozlukte yapılan yorumların da hemen hemen tamamını okumuşluğum olmakla birlikte bir bölümünü seyredip hakkında yapılan sığ entryleri kötüleyip az bile derken, güzel entryleri de yüceltmişliğim vardır.ancak;son bölümleri, eğer böyle devam edecekse hiç devam etmesin güzel bir sonla bu işi zirvede bıraksın dedirtecek kadar özensiz çekilmeye başlanmıştır.şayet bu şekilde seyirciyi aptal yerine koymaya devam ederse büyük kitlesini ve popülaritesini kaybetmesi kuvvetle muhtemeldir.ancak bu geçici bir dönem ise sorun değildir.son iki bölümdür, bir sahne üzerine yoğunlaşarak o sahne ile 30 dakika geçirmek ve seyirciye saç baş yoldurtmaktan başka bişey yapmamaktır.önceki bölümündeki özel tim sahnesine bakacak olursak; (ki bu sahne yaklaşık 30 dakika sürmüştür diye tahmin ediyorum) kocaman bir balondu. diziyi ilk bölümünden beri seyredenlerin oeh böyle özel tim mi olurmuş? dediklerinden eminim.eğer bir daha böyle bir özel tim sahnesi çekilecekse yapımcılara tavsiyem yoğun şekilde counter strike oynanan bir internet kafeden gözlerine kestirdikleri elemanları alsınlar onları oynatsınlar bu dallamalardan daha iyi oynayacağı kesindir.( gerçi 12 yaşında veletler çok daha iyi yapar bu işi ancak boydan kaybederler).yine son bölümündeki helikopterle rus konseyinin bulunduğu odayı tarama sahnesi ve oradaki çatışmalar gerçekten son bölümlerin çok özensizce çek-kurtul mantığı ile çekildiğinin göstergesidir.muhtemelen yapımcılar;ulan şimdi dünya paraya helikopter kiraladık içine hayvan gibi makinalı tüfek koyduk çok para harcadık enaz yarım saat bunu oynatmamız lazım mantığı açıkca belli olmaktadır.seyircinin istediği özel efektlerle donatılmış sahneler görmek yerine daha özenli çekilmiş basit sahnelerdir. (ki özel efektlerinin ne kadar özel olduğu tartışılır).dizinin şu ana kadarki başarısı halkın nabzını iyi tutması ve görmek istediklerini ekrana yansıtmasından ileri geliyordu.ancak her geçen gün bundan biraz daha uzaklaşmaya başlamaktadırlar.ya da dizi artık benim içinde olmadığım başka bir kitleye hitap etmektedir.

yayinlanacak olan 59.bolumunde kilicin lakabini nerden aldigini acikca gorecegimiz dizidir.

helikopterden makineliyle ates eden adama sayginligimi belirtmek isterim.adamcagiz evde delmedik nesne,desmedik beden birakmadı ama kotu adamin tam dugmeye basacagi yerde bulunan buyukce akvaryuma zerre ilismedi. demek ki arkadas hayvansever birisi.bir de anlayamadigim ekibindeki diger eleman dugmeye basip ok anlamindaki isareti gorur gormez elemanlarin suratina bile bakmadan bir tesekkuru bile cok gorerek helikopterle basip gitmesi olmustur.acaba helikopter bedavaya calismiyor mu demek istemistir yoksa calisanlarina para vermeyen patron tiplemesi mi cizmek istemistir tam olarak anlasilamamistir.yine de nadiren takip ettigim turk dizileri arasinda yatirim yapildigini gosteren bir calisma olmus gibime geliyor.

gayet onemli bir kaynaktan* edinilen bilgiler dogrultusunda belirtmek isterim ki; onumuzdeki yaz uzun metrajli film versiyonu, osman sinav ve bir alman film şirketi ortakligi ile beyaz perdede arz i endam edecektir.

efenim artikin buyuk olaylarin kopmasinin an meselesi oldugu tv yapimi olmuştur. zira:--- spoiler ---kendisini polonyali olarak tanitan afetin aslinda ibrahim ahiskali'nin adami oldugu, boylelikle polat alemdar'a ulasmanin daha kolay olacagini anlayan ruslarin, karahanli'dan bir adim one gectigi, kendisinden memati'nin kellesini isteyen laz ziya'ya ayar veren polat'in da bu durumun akabinde nesrin'e davasinda yardimci olabilme ihtimalinin bulundugu dizidir. istedigi kelleyi alamayan kirve'nin ne yapacagi ise ayri bir merak konusudur.--- spoiler ---

helikopter sahnesi arkadan kapinin kapatilmasi da dahil olmak uzere birebir yabanci bir filmden asirmadir. filmin adini hatirlasam diyorum, hatirlayamiyorum. izlemis olan biri bana hatirlatsin lutfen, telifini ben odeyecegim...not: film godfather'mis... ben simdi evi arabayi satmaya gidiyorum, ancak yeter...

yönetmeninin iyice çuvallamaya başladığı dizi olmuştur artık. zira helikopterle taranan bir malikane var. şimdi helikopterle tarama sahnesi olarak matrix serisinin ilk filmini getirin aklınıza, tamam aynı şeyi beklemek yanlış tabi ama bir kurşun bişey belli olsun yahu. sanayiden çıkma bir tüfek ve bu tüfek ki hiç aralıksız yarım saat boyunca tarıyor mekanı. akabinde malikanenin adamlarını göz önüne getirelim. bunların görevleri bu malikaneyi korumak. ama bu amın oğlu esteban'lar sanki piknik yapıyorlar bahçede. bir tanesini gördüm ki hele yere çömelmiş gazetecilere poz veren futbolcu gibi duruyor silahı sıkıyor sağa sola gözlerini kapatarak her seferinde. hiç olmuyor hiç. sadece diyalog üzerinde götürün bu diziyi siz. ambiyans yaratmadan.

büyük çatışmalarda her daim buram buram kolpalık kokan bir dizi olmuştur. örnek olarak tombalacının evinin basılmasını hatırlayabiliriz. tamam hayatımda çatışmaya girmişliğim yok, mümkünse de olmasın ama olacaksa da öyle olmasın be kardeşim. ayrıca düşündürücü bir nokta da kıyamet kopmasına ve tonla adam olmasına rağmen güvenlik birimlerinin bu olaylarla hiç ilgilenmemiş olmasıdır. o ölen adamların akrabası neyin yok mudur merak eden arayıp soran.

(bkz: kurtlar vadisinde olmesi gerekenler)

memati'nin 3 kişiyi öldürmek için 15 dakika boyunca sürekli olarak ateş etmesi yakışık almadı. her bir kişi için tek atış beklerdim kendisinden. kaldı ki o kadar mermi yakarak tripleks villa çökerten tanıdığım var benim. burada 3 koltuk, 2 vazoyla kurtardılar işi.

son bolumlerini izlerken 'oh be sonunda bizi cileden cikaran reklamlari kisalttilar' derken, sacmalamaya basladiklarini farkettigimizde o eski uzun reklamli bolumlerini fenerle aradigimiz dizi.

eski uzun reklam aralarında balkonda rahat rahat sigaramı içip buzdolabını yağmalamaya zaman kalıyordu. artık birinci reklamda buzdolabını kontrol ediyorum, ikinci reklamda da sigaramı içiyorum nerde o eski uzun reklamlar

laz ziya'nın yakın zamanda cızlamı çekeceği dizidir öyle tahmin ediyorum.kirve'nin kelle isteğine karşı memati'yi vermeyen polat için nesrin'in açtığı dava elif eylül sorununu hortlatmıştır. bu iki sorundan kurtulmanın çözümü de laz ziya'nın ortadan kaldırılıp hem kirve'ye istediği bir kelle vermek hem de ortada çıngar çıkartacak bir dava bırakmamak olarak gözükmektedir. böylece polat alemdar'a da boşalan koltuk yerine konsey'e girme teklifi yapılır artık kimbilir ?

kirk altinci bolum fragmaninda, bolum icinde neler olup bitecegi toptan gosterilmiş dizi.

karahanli'nin olumuyle polat'in oyunun son leveline geldigini anladigimiz dizi olmustur.cok tartisilan kukuletali adamlardan birinin sesinin nizamettin guvenc'e ait olma meselesi ise yanlis. gercekten benziyor ama ayni ses degil. tekrardan dikkatle dinleyince anliyorsunuz. nizamettin daha bet bir tonla konusuyor. ucuza kotarilmis ayin sahneleri ve latincelerin sultanahmet esnafi agziyla soylenmesi beni de sinir etti. lakin polat'in gercek simulasyonlari guzeldi. ozgu namal'in bir anda gozlerinin bugulanmasi falan beni mest etti.

eger dizi bitirilecek ise bence mutlu son ile bitirilmeli, polat konseyin tamamini oldursun. yeniden ameliyat ile ali formatina donsun. mahallesine yerlesip elif ile bi suru cocuk yapsinlar. hatta birlikte ekmek teknesi'nin gectigi mahalleye tasinsinlar. orda elif ile lan jale kanki olsun. orta vadede polat, lan jale ile isi pisirsin. aslan bey'de ismini degistirip eski silah arkasi ferit'in yanina alaca karanlik'a komiser bozo olarak transfer olsun....

cakir ailesi mezarliginda uyuyan emine cakir adli sahsin süleyman cakir'in annesi olmadigini umdugum dizidir.. zira kendisi 51 dogumlu gözükmekte.. süleyman cakir ise 64 dogumlu...

deli yurekten sonra kaybolan veya biten izlenme oranini show tvye iade eden dizidir. vazgecilmezimiz show sporu ayri tutuyoruz tabii ki.

polat alemdarin testere necmiyi neden oldurmedigini anlayamadigimiz dizi. laz ziyaya saygisindan dolayi midir (intikamini almasi acisindan) yoksa operasyonun gidişhati acisindan onemli midir ? ayrica:ucan kuştan haberi olan konsey'in 6 tane baba'yı yiyen polat'ın necmi'nin evine gidişinden nasil haberi olmaz da gundeme gelmez . adam sonucta necmi'nin adamlarini öldürerek eve girdi.

(bkz: kro)(bkz: kıro)(bkz: maço)

tarih itibariyle yayinlanan bolumunde en guzel kisminin orhan abinin abdest aldigi ceşmeyle akilda kalan dizi. insanin abdest alasi gelir oyle bi ceşmede.

bu dizi insanları "mafyaya özendirdiği" için sürekli ihtar alıyormuş diye duydum. (bkz: anne ben mafyoza olcam)o halde dizinin bu ölümlü kalımlı revizyonlardan sonra alacağı şekil bir ayşecik filminden farklı olamayacaktır. mafya aileleri şimdiye kadar birbirleriyle boş yere çatıştıklarını anlayacak ve bütün insanlar dost olsa, kardeş olsa dünyanın ve tabii canımız türkiyemizin ne kadar güzel bir yer olacağının farkına varacaklardır. böylece dizi de hepsinin neredesin firuze filmindeki gibi kıyafetler giyip, elele tutuşarak sevgi ve dostluk üzerine bir şarkıyı kanon yapmalarıyla son bulacaktır..(bkz: bütün dünya buna inansa)

polat alemdarın agent smith gibi kontrolden çıktığı ve kendine buyruk davranışlar gösterdiği dizidir.

diziden.. oktay kaynarca'nın ismi silindi, türküsü * kaldı. *

zaman zaman evde hoş geyiklere sebep olan dizi.orhan, "son görevini" yapmadan önce abdest almış, iki rekat namaz kılmaktadır. fonda müzik devam etmektedir. televizyonun sesi yüksek geldiği için valide uyarır:valide: sesini kıs biraz şunun.sirke: değil mi? adam namaz kılıyor, yanılacak şimdi...valide: ama kıbleye ters dönmüş!peder: şimdi de yan döndü, hepten şaşırmış bu, kıbleyi...(televizyonun duruş yönüne göre, kıble, orhan kameraya döndüğü zaman, arkasında kalmaktadır)bir de polat efendi'nin yavaştan rol yapabilmeye başladığını fark ettim. dizi bitmeden öğrense bari şu işi. abdülhey'e karşı tavırlarında bir efelenme, "ağayım, mühim adamım ben" triplerine girme hususu baş gösterdi bir kaç bölümdür, palto tutturmalar filan... mafya babalığını benimsemeye başladı adamçok ilgili değil belki ama (bkz: abuzer kadayıf)

son bolumdeki* cenaze ve asma sahnelerinde fondan verilen ve de icerisinde "amin" nidalari barindiran muzik sahnelerle uyumu acisindan hoştu.

genel gidisata bakildiginda, tum karakterler arasinda en iyi durumda olan, ruh hastasi erdaldir zannimca.. adamin akari yok, kokari yok..kac kere namlunun ucundan kurtuldu, babasindan "kurtuldu", aganin kizini da kafaladi.. kendisinin onu aciktir, baronluga kadar gider saniyorum..

çakırda öldü bu dizi biter şeklindeki muhabbetlerin odağı

mehmet karahanlı'nın öldürülme törenine katılmak üzere vatikan'dan* gelen dallamanın biletinde istanbul-rome-istanbul yazıyordu. issued by turkish airlines. airline data'yı okuyamadım.edit notu:umumi istek üzerine, ısrarla "eee, ne var bunda?" diye mesaj atan yazarlara duyuru:rome-istanbul-rome yazması gerekirdi bilette. hatta rome fiumicino-istanbul-rome fiumicino.

yayından kaldırılması için herhangi bir oluşum varsa veya olacaksa ölümüne destek vereceğim dizidir. yeter artık diye bağırılmalı bence. ciddiye alma konusunda ciddi problemlerimiz olduğuna inanmaktayım halk olarak, kucuk cocuklara zararlı bu dizi be kardeşim, anlayın bunu artık, tren gormus okuz gibi yapışıp kalmayın o ekrana. ayrıca (bkz: #6042170)add. edit: kotuleseniz de, sanane lan şebek deseniz de, hatta guneş yuzu gormemiş kufurler etseniz de bu boyledir, boyle olmadıgını kanıtlayacak dişe dokunur hiçbir bahane yoktur. beyni ve vicdanı küflenmiş insanlar idrak edemese de..

herşeyden olumsuz etkilenen arkadaşlara bir çagrıda bulunalım madem sadece kurtlar vadisi değil küçük çocuklarımızın gelişimini olumsuz etkileyen cinsel içerikli , herhangi bir silah yaralama şiddet , hatta hatta olimpiyatlardaki amatör boks , tekvando dahil olmak üzere her türlü şeyler kalksın ekranlardan. 24 saat şirinler yer alsın ama bi dakika şirinlerde yer almasın gargamel var en iyisi ekranda bir çit olsun o çitin üstünden koyunlar atlasın koyun sayalım , bir de iskembelerine kurulmuş sallanan edebiyat yapan top sakallı göbekli oduncu gömlegi giyen tombiş dedeler olsun hayat bayram olsun ...

kanimca acilen kaliteli kötü bir karaktere ihtiyac duyan dizi.pala nin ardindan sanki dizide büyük bir bosluk kaldi.dizi yapimcilari cimriligi birakip söyle biraz paraya kiysalarda oyuncu alsalar.mesela ali sürmeli.ne hos olur dimi.olur olur..

tam bir bilimsiz kurgu ortamı oluşturan dizi. o köfte dudak polatla insanları korkutmaktan çok güldürebilirsiniz ancak.

heyecanı kaçmasın diye reklamlarını bile izlemediğim halde televolenin reklam arasında cart diye girip bölüm içinde neler olacağını göstererek mahvettiği dizi. zaten daha önce de sövüyordum bu televoleye, bu da tuzu biberi oldu...

insanı "çoluk çombalağın kötü yönde etkilenmesi sadece bir diziye bağlıysa boku yedik" şeklinde düşünmeye sevk eden dizi."bu kaliteli aksiyon dizisine varıncaya kadar bilumum sikindirik pop şarkısı, bir o kadar daha sikindirik klipleri ve bu şarkıları icra eden ve çocuklar tarafından örnek alınma riskini** oluşturan bilcümle şebek, şempanze ve aklıevvel medya maymunu ne güne duruyor" şeklinde de düşünmeyi sağlayan dizi. yayına gireli yaklaşık 2,5 yıl* olmasına rağmen hala bir kısım insanın neresine girip çıktığı anlaşılamayan dizi ayrıcana. istemeyenin seyretmemesi, çocuğuna da izlettirmemesi serbest olan dizi. hem bu saat olmuş hala ne geziyor o çoluk çombalak daha ayakta?! yatağa hade bakim. naşşş.

gorduk ki iplikci nedim eski sistemle calismaya devam ediyormus, masasinda bir adet facit bulunmakta, ondan sonra masasi, dolaplar, tipki eski turk filmlerindeki patron masasi gibi.

pala"nin, kizilmaske"nin akrabasi oldugu anlaşilmiştir. zira gozlerini sadece oluler gorebilirmiş. vay bizim halimize derim başka bişii demem.

iki insan evladinin (biri kadin biri erkek) dudaklarini surtmek ve dudaklari merkez alinarak kafalarini bastirarak opustukleri? sahneye es kaza sahit olunan dizi.bu ozelligiyle de kafa kopartan dizidir.

--- spoiler ---son bölümde olanları düşününce sanırım olacaklar şöyle; pala hüsrevin ve yakın adamının ölmesiyle hüsrevin koltuğuna oturmasa da onun sefasını sürecek. zaten pala ve adamlarının jenerikte gözükmesi de dizide kalıcı olduklarına işaretti. ama endişe ettiren şey ise dizide para sıkıntısı çekilmesidir. zira yapımcılar bir oyuncu alınca bir oyuncu çıkarıyorlar diziden.--- spoiler ---

rtük'ün reklam sürelerini sınırlandıran bildirisinin ardından, bir reklam kuşağı daha fazla yayınlamak için ilginç bir taktik bulunmuş. bravo show tv. yeni şahit olduğumuz bu taktiğe göre, reklam sonrasında dizi 2-3 dk. geriden başlıyor. bu dakikaları toplarsanız fazladan bir reklam kuşağı için yeterli olduğunu görürsünüz.

valide (uykulu bir sesle): "polat molat hikaye, at kafayı yat..."sirke: "polat şimdilik hikaye, pala baskın çıkarsa masal olacak."

önceki bölümlerde gazinoda şarkıcı bayanın palaya "isminizi bağışlar mısınız?" demesi üzerine şöyle bir diyalog geçen dizi;pala: başığlamam!faruk: unutmam!*bedir: affetmem!buradan da anlıyoruz ki ard arda sayılan bu kelimeler isim gibi benimsenmiştir bu abilerce. --- spoiler ---59. bölümde de pala, faruk ve bedir'i karakoldan çıkardıktan sonra "bir daha böyle bir kepazelik olursa affetmem!*" diyerekten affetmem namlı bedir abiye bakmıştır, o da süt dökmüş kedi edasıyla başını önüne eğmiştir. küçük bir ayrıntı olarak ilgimi çekti.--- spoiler ---

olulerin az da olsa yasadigina inanan bir karakterin bulundugu dizi--- spoiler ---dogu bey: cocuk olu dogdu,fazla yasamaz!--- spoiler ---

polat'ın "bir daha sakın başkasının canını yakmak için benim canımı yakma" cümlesini dudaklarına binmis kilotonluk baskıdan mı yoksa duygusallıktan mı söyledigi muamma olabilecek dizimsi

hic bir bölümü kacirmamis bir kurtlar vadisi izleyeni olarak, son bes bölüm icim sunu diyebilirim ki ; fiyasko...bunun bir gecis dönemi mi yoksa, dizinin yeni politikasi mi oldugunu merak ettigimi daha önce yazmistim. ama artik emin oldum ki, ratinglerin artmasiyla birlikte, daha genis bir kitleye hitap edebilmek amacli, dizinin her alaninda bir basitlestirilme yapildi. bu en basta senaryoya yansidi ki, polat alemdar karakteri ilahlastirilip, diger butun baba karakterler öldürüldü. konular anlasilabilir, önceden tahmin edilebilir, birbirinden alakasiz hale geldi. sahneler özensiz cekilmeye baslandi. son bölümde mematinin taramali helikopter sahnesi godfather dan bire bir kopya olmakla birlikte bir o kadarda basarisiz. yine al pacino kaynakli, osman sinav in cektigi, bir gazino baskinisahnesi vardir, eskileri izleyenler bilirler, o da calintiridir mesela ama, insan bes kere ustuste izlese bikmaz, o kadar kalitelidir. artik bu tip sahneleri görmeye hasret kaldik... kurtlar vadisi kitlesi ikiye ayrildi, eski sadik izleyenleri ve yeni bölüm izleyenleri olarak..yapimci bu ikinci kategoride bahsettigim kitleyi cekebilmek icin, dizinin seviyesini dusurdu ki basarili da oldu, ama ben sahsen, özellikle izledigim en son bölümden hic zevk almadim,yani eski izleyenlerini kaybetmek üzereler. dizideki tek olumlu gelisme, elif-polat iliskisinin islenisi olmus. gercekten bir kadinin neler hissedebilecegini, kadin erkek iliskilerindeki gel gitleri, cok basarili yansitmislar. elif in gecirdigi depresyonlar, ask icerisinde gercegi yavas yavas kaybetmek uzere olusu vs... dizi de zaten artik izlenecek pek iyi tiyatrocu da kalmadi gibi... akrep bekir in de ölümünden sonra, laz ziya ve dogu harici, sanatcisiyla izleyiciyi ekrana ceken baska karakter yok.bu yuzden kurtlar vadisi artik o eski kurtlar vadisi degil, eminim bircok insan persembe aksamlarini daha farkli degerlendirecektir artik...

polise operasyon erteleten diziymiş:"kurtlar vadisi dizisi operasyon ertelettitekirdağ polisinde görevli başkomiser tamer özakınlı, polislerin kurtlar vadisi dizisinin bağımlısı olduğunu söyleyerek, bazı operasyonları dizi yüzünden ertelediklerini söyledi. anadolu lisesi öğrencilerine uyuşturucu ve bağımlılık konferansı veren emniyet kaçakçılık ve organize suçlar şubesi'nde görevli başkomiser özakınlı, tv dizilerinin yol açtığı alışkanlığın zararlarını şöyle ifade etti: "dün akşam her zamanki gibi sokak polisliğimi yapıyordum. bir konu ile ilgili ihbarı değerlendirmek için çalışıyorduk. fakat ihbarı yapan şahısları bulamadık. hepsi toplanıp kahveye kurtlar vadisi'ni izlemeye gitmiş. sadece onlar değil, benimle birlikte çalışan memurlar da bu dizinin fanatikleri arasında. bana diyorlar ki 'komiserim, kurtlar vadisi bitsin, adamı öyle alalım.' işte bu bağımlılık, izlemezsek ortadan ikiye çatlayacağız. akşam yapacağımız işi gece yarısı hallettik bu yüzden. bir seminerde öğrencilerin bana ikinci sorusu, 'kurtlar vadisi'ni izliyor musunuz?' oluyor. üçüncüsü ise 'kimi örnek alıyorsunuz?' ben şahsen izlemiyorum."dünden bugüne tercüman, 18 nisan 2004 pazar, sayfa 15.edit: haberi tekrar okuyunca muhabirin "tekirdağ polisinde görevli başkomiser tamer özakınlı, polislerin kurtlar vadisi dizisinin bağımlısı olduğunu söyleyerek, bazı operasyonları dizi yüzünden ertelediklerini söyledi. " cümlesinin biraz problemli olduğu görülüyor. sadece bir vak'adan hareketle operasyonların zaman zaman bu sebeple ertelendiğini söylemek biraz zorlama oluyor.

59. bölümde de olsa muhteşem şekilde geri dönen mükemmel dizi. üçüncü sezondaki ilk 2 bölüm epey acamice hazırlanmıştı kanımca.olur olmaz her sahneye müzik konması ve sahne bitmesine rağmen müziklerin devam etmesi bir ara diziden epey soğutmuştu. ayrıca bitmek bilmeyen "üç kere hapşırma" manifestosu ile en fanatiklerini bile derin gülme krizlerine sürüklemişti. ama 59. bölümde dizinin ilk bölümlerindeki tempo ve düzeylilik yakalanmıştır bence.

hüsrev ağa herhalde çok sıkılmış olacak ki oynadığı rolden bir ara kendini kaybedip "senin baronluğunu da seni deee .. dağıtırım lan bu seti, kılıçmış 2 sezondur çakıyla oynamaktan başka bi numaranı göremedik dürrük" diyecek sandım.--- spoiler ---bir önceki bölümde hiç böyle bir eğilimi bile yokken bu şekil bir senaryo ile öldürülmesi biraz garip. kesin bir anlaşmazlık filan oldu diye düşünüyorum.--- spoiler ---

bu kurtlar vadisi nasil bir olay haline gelmisse, yurtdisinda bile, eskiden yurda gidecegimi soyledigimde soyle yaparsin, boyle yaparsin, kebap yersin, tatil yaparsin, denize girersin, ortamlar yemekler ohh mohh diyen insanlarin hepsi agiz birligi etmiscesine ehh artik kurtlar vadisini kacirmazsin diyorlar... utaniyorum hic izlemedigimi soylemeye...

hüsrev ağa'nın geçen bölümde , konsey'e karşı süt dökmüş kedi rolü oynarken, bu hafta birden bire baron'la enseye tokat gote parmak bir ilişki içine girmesi, ruslara baron'u satması, baron'a " sen ahırda at tımarlarken , ben insan tımarlıyodum" demesi, her 2 cümlesinden birinde , " biz diye bir şey yok , ben var " demesi, bizleri şaşkınlık içinde bırakmıştır. --- spoiler ---tabii ki bu hareket ve davranışlarnının sonucunda, kılıç tarafından infazı yapılmıştır. şaşkınlıkla izlemeye devam ediyoruz.--- spoiler ---

replikleri yazdıktan sonra birbirlerine gösterip gülmekten kırılan hatta gülerken masadaki çayı senaryonun üstüne döktüklerini tahmin ettiğim senaristler tarafından yazılan bir dizi. aynı replikleri ertesi hafta koskoca kaz kafalı adamlar, kadınlar tarafından ağız açık seyredilen dizi.

--- spoiler ---hüsrev ağa'nın öldürüleceğinin (fragman dahil) sayısız organdan duyurulması nedeniyle, bu hafta hiçbir zevk almadan dinlediğim* dizidir..--- spoiler ---

zaman ve mekan kavramlarında ciddi sorunlar yaşayan-yaşatan- dizi. olaylar senkronize mi gelişmektedir farklı zamanlarda mı geçmektedir izleyiciye bunu ulaştıramamaktadır. aynı karakteri bir hastanede bir kendi evinde bir de konseyde göstererek, kurgunun tamamen yavan, yüzeysel ve "izleyici salaktır bunları düşünmez, birkaç felsefik(!) cümle söylesinler, nerede olduklarının önemi yok" tadında olduğunu kanıtlamaktadır.2 kişinin konuşma sahnesinde, kamera bize aynı anda dışarda başka bir yerde olan bir olayı, konuşmayı aktarıyorsa, bunlar birer skeç halinde arka arkaya değil senkronize gelişen olaylar olarak anlatılmalıdır-filmleri, dizileri izlenebilir kılan ve komedi skeçlerinden ayıran yönü de budur- fakat dizide; kamera tekrar döndüğünde, ya kahramanlar fazla yol kat etmemiş olmakta-bir kelime bile söylemeyip öle susup oturmuşlar demek ki- ya da tam tersine bir sahne önce bıraktığımız adamı başka bir planda başka birileriyle görmekteyiz. senaryoda olaylar, aynı gün içinde mi yaşanmaktadır, kaç günde olmaktadır bu olaylar gibi sorulara cevap verememektedir. sahne geçişlerinde ve bu geçişlerle birlikte değişen müziklerde de ciddi problemlerin olduğu dizidir;bir sahnede dıngıl dıngıl bişiler çalmaktayken, sahne olur olmadık biyerde iğrenç bir görsellikle değişirken o sahnenin müziği de o süratle ve kesilmeyle değişir. bu da senaryo konusundaki ciddiyetsizlikten ve yönetmenin yeteneksizliğinden kaynaklanmaktadır. geçiş efektlerine zaman, emek ve para harcamayıp dan diye gözümüze sokan yönetmen aynı zaman da sözlü müzikler seçme konusunda da çok başarılıdır. bilmez ki soundtrack denen zıkkımda, film esnasında* şarkının sadece melodisi olur, sözleri olmaz. hoyturu hoyturu ege türküleri çalar, kahramanlar anlamsızca, becerebildiklerini sanarak gözleriyle aktörlük atmaktadırlar-sert bakışlar, burundan solumalar, devlet de devlet diye göze sokarcasına kurulmuş metinleri sarf etmeler- ve bunların hepsinin adı: kurtlar vadisi.çamdan kavaktan oyuncu seçmede de başarılı sayılır dizidir. başroldeki oyuncular da karakter oyuncuları da, yardımcı rollerdekiler de, figüranlar da hepsi abartılıdır. anlamsız kıyafetler ve tiplerle karşımıza çıkmaktadırlar. laz ziya neden bağırmaktadır, daha adını bilmediğim bir sürü karakter, anlamsız kaş göz hareketleri, "derin devletin bir tek dibi olmaz memati" (ay ay yerim senin derin devlet diyen ağzını ben) gibi izleyici ekran başında "vay be işte budur hoca, derin devlet tamamdır, helal olsun adamlara valla bunu kimse söyleyemedi bırrr hooyyy ğaaaaar gibi manasız yorumlara sevk ederek ne kazanmayı amaçlamıştır bilemedim hiç. ses tonlarını hiçbir oyuncu adam gibi kullanamamakta-kendi sesiyle oynayamayan fakat oyuncu addedilenleri hariç tutuyorum- ortaya manasız bir gürültü çıkmaktadır ve bu gürültüye fon olan metinlerin de anlamsızlığı eklenince-daha en altta çalan türküleri koymadık du bakalım- dizi feci bir ilkokul piyesi havası kazanmaktadır. en önemli ve türk sinema tarihindeki en boş geyiklerine malzeme olacak konsey muhabbetini çıkartmış dizidir;kahramanlarımız, lüks döşenmiş bir odada süslü koltuklarda oturmaktalar. uzun sessizlik ve sinirli, anlamsız, oyunculuktan uzak bakışlardan sonra. prenses amidala, konseyin, cumhuriyet karşıtlarının hazırlattığı orduların kontrol altına alınması için polatı görevlendirir. daha önce klon saldırılarının önüne geçemeyen baron, cp3u ve arthur ile birlikte bu sefer astroit b-612'ye doğru yol alır. padawan memati, usta yoda'nın söylediklerini dinlememiştir. konseyin kuralları vardır. gelenekleri vardır ve bunlardan biri de konseyden birinin, konuşma esnasında ışın kılıcı ile koltukta oturan diğer bir üyeyi hunharca, sırtından, delikanlılığa yakışmayacak şekilde(!) sırtından öldürmesidir. yakışmasa da konsey acımasızdır. jedi şövalyesi skywalker, hüsrev ağanın bu akıbetinden sonra ayağa kalkar ve siktirin gidin ulan sizin yapacağınız diziye ben der. ekran kararır, her perşembe hayatım da..

--- spoiler ---herşey tamam da pala ve adamlarının hüsrev ağanın mekanında hüsrev ağanın has adamını öldürmeleri bizi sandalyemizden düşürdü. ne biçim mafyasın, ne biçim ağasın ya. üç tane akrepli tip senin adamını öldürüyorlar sora da bir şey olmamış gibi senin mekanında baget yemeye devam ediyorlar. enteresandı.ayrıca postane sahnesinde de tam anlamıyla sıçmışlar. o kadar bekledik, bir baktık polat arabada. galiba geçen bölümü çektiler, sonra bir daha izin alamadılar postanede çekim için. yoksa doğu amca ile polat'ın karşılaştığı sahneyi çekmemek için mal olmak lazım.--- spoiler ---

ilkesel olarak karşı olduğum şeyleri bolca içerdiğinden dolayı izlemediğim dizidir... ayrıca the simpsons ve scrubs ile çakısmasından dolayı bir çok kişinin keyfini kaçırabilmektedir.

dizinin yönetmeninin, senaristinin ve çeşitli teknik elemanlarının dışında herkesin, her şeyden anladığı bir dizidir.

lakin böyle makinanın ucunu gösteren gözlüklünün, kapıdaki nöbetçi polise kimlik neyim göstermeden, emniyete, karakola dalabilmesi fenadır. hani derin, sığ, bu adam devlet görevlisi, kimlik sorulsa gösteremeyecek biri değil. neticede girecek içeri. lakin tut ki bombacı, suikastçı kelalaka bir adam olsun, kapıdaki elemanı önce korkutup, sonra aslanım koçum tribi yapmak yetecek istediği yere dalmaya.

pala'nin yanindaki iki adamin yasadigi degisimle de dikkatimi ceken dizidir. kral ve bedir adlariyla * diziye gectigimiz sezon giris yapan bu iki karakter yeni sezonla birlikte sive, gorunus ve hatta isim degisikligi bile yasamistir. kral'in adi faruk olarak degismistir. ayriyeten iki karakter de sakal birakmis ve guneydogu sivesiyle konusmaya baslamislardir. bir de haddinden fazla psikopata baglamislar gibi geldi bana.

--- spoiler ---hüsrev ağanın kılıç tarafından öldürülüşünün her reklamda gösterilmesiyle ticari kaygı adına heba edilen dizi. birçok seyirci "bu hafta hüsrev ağa ölecek, mutlaka izleyeyim..." düşüncesiyle oturdu 59. bölümün başına, oysa ki bir anda gelişseydi bu olay çok daha fazla takdir toplardı bölüm. (bkz: 15 minutes)--- spoiler ---

yıldırım türker yazmasaydı olmazdı. ellerine sağlık diyelim ve linkini verelim.http://www.radikal.com.tr/...4/04/19/haber_113799.php

ilerde çocuklarıma bizim zamanımızda bi dizi vardı bi polat vardı diye anlatabileceğim perşembe gecesi eğlencem iyki var

geçen sezona oranla büyük ölçüde politically correct olmayı amaçladığı her halinden belli dizi. özellikle konsey üyelerinin hepsinden nefret edilmesini amaçladığı çok açık. ayrıca geçen sezon sigara, esrar, eroin, bok püsür kullanımı ve hatta imalatı açık açık gösterilirken bu sezon sigaraların bile sansürlenmesi komik kaçmıştır. polat'ın uyumadan önce dişlerini fırçalayacağı, "oğlum saçın ıslak operasyona gitme, hasta olacaksın" diye abdülhey'e kızacağı bölümleri heyecanla bekliyorum.bu genel gidişatın aksine hareket etmiş sadece 2 kişi vardır ki, onlar da pala kodadlı karakterin yanındaki bedir ve kral adlı kişilerdir. geçen sezon "hehehe, abi nasıl vurucaz bu adamı? çok zor görev bu ayol, deermişaaammmm" diye konuşan adamı dün "vollahi bırakmam silahı! törörist miyiz la biz? la yörü kör gurşun gireceyidi!" derken görünce, çok afedersiniz, oha felan oldum, tutamadım kendimi.

(diziyi yayınlandığı tarih itibariyle izleyenler için spoiler değildir)--- spoiler ---ilginçtir ki dizide mehmet karahanlı aslan beyin çocuğunu kaçırdığını ve hatta sabahat adlı kişiyle bir işler çevirdiğini, dahası çocuğunun verildiği aileyi biliyor ya da tahmin ediyor. öteyandan aynı mehmet karahanlı bundan bağımsız olarak polat alemdar ın oğlu olabileceğini düşünüyor karısının da baskısıyla ve hatta 3 kere hapşırma olayı vesilesiyle. fakat ne hikmetse iki olayı birleştirmeye yeltenmiyor bile. polat ın da aslan ile aynı çevredeki insanlarla muhattap olup olmadığına hiç dikkat çekilmiyor dizide.--- spoiler ---

hakkında iyi bir şey yazılınca duygusallar tarafından, hakaret dolu bir mail yazıncaysa kurtlar vadisi milliyetçileri ve ve çok kötü butonu mafyası tarafından entrylerimin kötülendiği garip, tartışmalı dizi.hakkında ne yazılırsa yazılsın kötülenen tek dizi.

giderek daha fazla bir satranç karşılaşmasına benzeyen, heyecanın tırmandığı dizi, aynı zamanda basit hataların da devam ettiği dizi. savcı bey, emniyet tedbirlerinin alındığını söylediği zaman, buna neden mahkeme binasının girişini kabak gibi gören tek binanın çatısında tertibat alınması dahil olmaz? "iyi de o zaman sniper amca nereye tüneyecekti" diye bana sormayın, bilsem senarist olurdum.

hukukçu kişiliğin kol düğmelerini koyduğu heykelcik, adaletin simgesi lady justice'dir.

iki su bardagı godfather'a 3 corba kasıgı goodfellas'calinir*, yeterince nikita yagı ile cırpılarak* kısık ateste bekletilir. lezzet katması bakımından bir tutam casino sosu da üzerine eklenir. farklı kültürlerden ısmarlanmış etkileyici baharatlarla süslenen yemegimiz miller kavşağı'ndan* alınmış tabaklarda dilimler halinde izleyiciye sunulur.

komplo teorisi üretmenin son raddesi olacak ama, bu dizi saat 8,30 da başlayıp 10dan sonra biten bir diziydi. ancak dün geceki bölümü 9,30 gibi bitti, üstelik bütün olaylar çakır-polat-elif etrafında dönüyorduha şimdi bir komploculuk oynarsak, acaba dün akşam ki bölümün orjinal halinde iplikci nedim ve dolayısı ile museviler ile ilgili bölümler vardı da, olaylar nedeni ile makaslandı mı?

komplo teorisi üretmek için uygun bir dizidir, ne var ki dizinin son bölümü için endişeye mahal olmasa gerektir. dizinin genelde saat onbire doğru bitmesi, baygınlık veren reklamlar ve program tanıtımları yüzündendir. tarafımdan kronometre tutulmamış olmakla birlikte göz kararı normal uzunlukta bir bölüm yayınlanmıştır. olaylar da yeterli çeşitlilikte ve önceki bölümlerdeki hadiseler ile uyumludur. serdar'ın sevgilisi ile, savcı ile, koruma görevlileri ile muhabbetleri, abidin-tuncay diyaloğu, hüsrev ağa-erdal-ardal'ın babası sahnesi, karahanlı, kılıç vb şahısların çakır hakkında değerlendirmeleri, tombalak efendinin hanımı ile sohbeti gibi içinde çakır-polat-elif bulunmayan mebzul miktarda sahne de gösterilmiş bulunmaktadır.

"nasıl olsa maske takıyorlar, yüzleri görünmüyor. diziyi de sesli çekmiyoruz. o zaman mevcut oyunculara dublaj yaptırtırız." diyerekten tarikat üyelerinin dizinin diğer oyuncuları tarafından dublajlandığı dizi. şöyle ki: üyelerden bir tanesinin sesi nizamettin güvenç, bi tanesinin sesi kılıç, asalı başkanın sesi ise akrep bekir'di.

mehmet karahanlı'nın herkesten gizlediği, dışarı çıkmalarına dahi izin vermediği karısının ve kızının radyo spikeri tarafından nasıl öğrenildiğinin bir türlü anlaşılamadığı dizi.*

sinan cetin'in osuruguna bile turk sinemasini gelecegini kurtaracak degerler atfedenler nedense mevzu kurtlar vadisi olunca acaip bir yuzeysellige saplanip kaliyorlar. klasik aile hayatinin banalligindan(!) sikilan bir gencin yasadigi bunalimlari modern dunyanin insan hayatini nasil parcaladigini anlamak icin kilavuz kabul edenler, gorevi ve hayati arasinda kalan bir devlet memurunun hayatindaki celiskiyi "aa silah kullaniyor ne kotu" gibi gayet derin yorumlarla izliyorlar. kimliginde arhan yazan her erkekle firsat bulunca yatmaya azmetmis bir esma aski anlamak icin sevgilisinin topragina bakarak avunmaya calisan elif'den daha cok yardimci oluyor. aksam yemegiyle yatma saati arasinda gun icinde karsilastigi komik olaylari senaryolastiran zekalari popularitelerinden menkul senaristlerin eserleri, her bolumu icin onlarca kaynak taranmasi gereken, repliklerinden birikim akan bu diziye gore daha egitici ve ogretici oluyor. bildigimiz tanidigimiz coook buyuk yonetmenler soz konusu oldugunda uygulanan kriterler mevzu kurtlar vadisi oldugunda neden birden rafa kaldiriliyor? bence bu adamlar cikip "biz bu diziden kazandigimiz parayi turk sinemasinin gelecegine yatirmak istiyoruz o yuzden bir sinema filmi yapmaya karar verdik. hababam sinifi kaz daglarinda'nin cekimlerine yarin basliyoruz haftaya da galamiz var. hepiniz davetlisiniz." gibi bir aciklama yapsinlar onlar da kurtulsun biz de kurtulalim.

elif polat'ı hiç mi sabah görmedi acaba 3 kez hapşırırken? (zeki kız olduğundan mütevellit, ali ile olan benzerlik dikkatini çekerdi muhakkak.)

ana fikri "it kopuk olun önünüzde herkes diz çöksün. eğitim, çalışmak, dürüstlük hikaye" olan ucube dizi.

ana fikri "ülkenizdeki şiddet unsurlarını ortadan kaldırmak için sizin de şiddete başvurmanız gerekmez. toplayın bütün babaları bir salona, mozart dinletin, sokrates'i grekçesinden, seneca'yı latincesinden okuyun, hepsi bit gibi kırılır gider" olmayan, insanların çamur atmak gayretiyle ne yapacaklarını şaşırdıkları dizi.

alt tarafi bir televizyon dizisidir, bir bardak hatta bir kasik suda firtinalar koparmak ne derece anlamlidir bilemiyorum..taa perihan abla doneminden beri insanlari etkileyen, uzerinde gunlerce konusulan, siyaset meydani'nda tartisilan, devami sinema filmi olarak sunulan onlarca televizyon dizisi gorduk..misal; ikinci bahar, super baba, sehnaz tango, deli yurek, asmali konak.. o kadar cok var ki..evet birileri cikti cakir'i olduren oyuncuyu dovdu, birileri "aci kaybimiz" diye gazeteye ilan verdi, birileri mac oncesi saygi durusunda bulundu filan. peki n'oldu? biraz konustuk, gulduk gectik. seymen aga diye birisi vardi, cok degil, bes alti ay once. var mi simdi hatirlayan, adini anan. o dizide de merhem mi surup mu ne bir ilactan soz edilmis sanirim; insanlar yapimci sirketi telefon manyagi yapmislar "biz de o ilactan istiyoruz!" diye. boyle bir sey olabilir mi? ama oluyor iste. izleyenlerin buyuk bir kismi o kisileri, olaylari gercek saniyor; belki de sanmak istiyor; kendisini ve zihnini oyle mesgul edebiliyor, bununla mutlu oluyor demek ki..ben ilk bolumunden bu yana kurtlar vadisi'ni buyuk bir ilgi ile izliyorum."cakir sahiden yasadi mi patron" diye de sormuyorum.seinfeld'i izlerken aldigim hazza esit degerde bir haz aliyorum kurtlar vadisi'ni izlerken.bu aksam olurum beni kimse tutamaz diye bir sarki vardi, bir ara "yasaklansin" diye ayaga kalkmisti insanlar, intihara ozendiriyor diye; biraz da ona benziyor simdi tum bu olanlar.son soz:altinda bosuna bir seyler aranan bir televizyon dizisi

geçenlerde bakırköy'deki ermeni ilköğretim okulunun duvarında "burada hap satanın anasını sikeriz... bakırköylü bilmem ne gençleri" yazısını gördükten sonra özellikle gençleri ne kadar etkilediğini gördüğüm dizi.

bu diziyi izleyenler arasinda iki ekolden insan görüyorum ben:1. dizide gösterilen yaşam tarzindan cok etkilenen; delikanlilikta kendini bulan, alinan her haracta orgazmdan orgazma koşanlar. (ölüm ilanlari, saygi duruşlari bu gruptan geliyor)2. dizinin cok kaliteli bir yapim olmasindan dolayi izleyenlerişin üzücü yani; bu diziyi izleyen herkesin birinci gruptan sanilmasi, lamelikle davarlikla suclanmasi. yönetmenin politik görüşleri yüzünden eleştrilmesi vs.si şusu busu...bir diziyi sadece iyi bir dizi oldugu icin izleyenler de var, unutulmasin, unutturulmasin, gelir basarim mekaninizi...

dizinin en çok tepki çeken taraflarından birinin de "delikanlılık" meselesi olması ilginçtir. dizide özendirildiğini düşündüğünüz delikanlılık tarzını eleştirebilirsiniz, ama bunu doğrudan delikanlılık eleştirisi haline getirirseniz, beklediğinizin tam tersi etki meydana getirirsiniz. herkes "satanist" olmak zorunda değil, delikanlılık türklerin tarihten getirdiği ve benimsediği bir tavırdır. bunu ortadan kaldırmaya çalışmak yeldeğirmenleri ile savaşmaya benzemesi bir yana, bence gayet de hatalıdır. eşkıya kılıklı herifler görmekten ben de hoşnut değilim, ama ortalıkta dolanan çıtkırıldım, yılışık, klabır, ciks, tiki tipler kadar itici de değiller. her şeyi kendinizi merkez alarak çözemezsiniz. "delikanlı" bizden biridir, yapıcı olmak istiyorsanız, "delikanlı öyle olmaz, şöyle olur" gibi bir tarz deneyin bir kere de.diğer taraftan araya art niyetli veya samimiyetsiz olduğunu düşündüğüm tavırlar da sızıyor. bir kasım insanlar ısrarla esas kendilerini rahatsız eden hususu dile getirmek yerine, kenarından dolaşıp lafları başka yerlere çekiyorlar. bir kısım insanlar nezdinde "yanlış" yapmak pek iyi bir şey değildir, ama "birilerinin" yanlış yapması hiç iyi bir şey değildir, afettir, felakettir. çifte standart almış başını gitmiş. iki dizinin konseptleri farklı olduğu için örnek çok yerine oturmayabilir, ama mesela bir külhanbeyi mürkemin çıtır tiplemesine kimsenin itirazı yoktu. hani delikanlı mükremin silah falan kullanmaz, eyvallah da, biri çıkıp hırtlık yapınca, "e olur o kadar", başkası yapınca "hüop bilader"... olmuyor abiler.türk genci külhanbeyi olmasın diyorsanız, eyvallah. delikanlı olmasın diyorsanız, naş!

en büyük eksikliklerinden biri deliyürek dizisinin haydarinna şarkısı gibi sözleri damardan bir bir tema şarkısı olmaması. şu an kullanılan müzik süper gaza getiriyor ama duygusallık eksik

neredeyse kesin olarak nitelendireceğim şekilde yapımcılarının veya oyuncularının ekşisözlükteki bu yorumları okuduğunu düşündüğüm dizi.yapımcılara birkaç söz şu şekilde olabilir:kardeşim her hafta reklamlardan o kadar para kazanıyorsunuz...gerçekte yılların tecrübesine sahip onlarca baba tiyatrocuyla çalışıyorsunuz...(en azından bu seneye kadar öyleydi)türk televizyonlarının gelmiş belki de gelecek en büyük prodüksüyonunu yapma fırsatı, efsane olma, kült olma fırsatı ayağınıza kadar gelmiş...peki niye düz türk mantığıyla hareket edip `nasıl olsa bir numarayız niye daha iyisini yapalım ki` diyorsunuz?? belki de bunun için uğraşıyorsunuz. ama bunu göstermekte başarısız oluyorsunuz demek ki biz göremiyoruz...nasıl olsa reytinglerde bir numarayız demeyin, beş haftada kaybettiğiniz irtifayı görüyorsunuz. türk halkı çabuk sever, göklere çıkartır, çok kısa zamanda da tam tersine yerin dibine sokar sonra da unutur gider. bizde bu işler de böyle işte.........................belki bizi ilerde holywoodla ortaklaşa yapılmış milyon dolarlık bir sinema filmi bekliyor, belki kurtlardan sonra çok daha büyük yeni bir proje, veya gelecek sene kalite açısından çok daha bomba bölümler...belki belki daha henüz aklıma gelmeyen birsürü şey. bunları düşünüyorsanız seyirci olarak motivasyonumuzu kaybetmemiz daha zor olacaktır.........................lütfen bir efsane bir kült olmaya inanın, bize de bunun canlı şahidi olma fırsatını verin....lütfen

artik ilkokul musameresi tadi vermekten oteye gidememektedir. ozellikle son 5-10 bolum icler acisi... degisim asilnda sadece osman sinav'dan mi kaynaklaniyor, yoksa ekibin baska kilit elemanlari mi ayrildi bilemiyorum. tek bildigim eskiden bir nebze orjinal olan senaryo, artik diger filmlerden araklanan bolumler ve senaristlerin gundemdeki konulari dogu bey ve polat'in agzindan seyircilere ulastirmasindan ibaret hale gelmistir. ozellikle bir onceki bolumde ozel yetistirilmis ekiplerin andre'i arama sahnesi saniyorum kucuk kardes kres ve yurdu musameresinden direk calinmis, ozel efektler sayesinde oyuncularin boyu uzatilmistir. ha yok oyle yapilmadiysa, ben hem o oyunculara, hem de o sahneye tamam diyip montaja gonderen rejiye selam ederim...belli bir seviyeye geldikten sonra isine saygiyi kaybeden insanlar grubuna bir ekip daha katilmistir, hayirli olsun. ozellikle polat karakterinin, gun be gun, sacmaligin otesinde bir ubermensch haline gelmesi artik komik olmaktadir. ilk mesajlarimdan birinde senaryonun genelinde bir donnie brasco havasi oldugundan bahsetmistim, lakin su anki senaryo sadece unlu mafya ve aksiyon film/dizilerinin kotu bir kopyasi haline gelmistir. ayrica, dikkat edilirse, o ilk baslarda yapilan kurtlar vadisindeki karakterler gercek hayatta kim gibi tartismalar artik sacmalasmis senaryolar sebebiyle ortadan kalkmistir. yine onceki mesajlarimdan birinde, kotuye gitmeden bitirilmesi gerektiginden bahsetmistim. o sinir artik gecilmistir. ekip, bizimkiler ve super baba gibi dizilerin dustugu hataya dusmus, kendini yenilemeden uzun soluklu bir seri yakalama pesinde kredilerini tuketmislerdir. ha bundan sonra toparlanirlar mi, bilemem, ayrica bana ne... ancak onunde ornek alinabilecek, dogru yapilmis yapimlar varken (`orn:` `24`), sacma yollara sapilmasinin nedenini bulamiyor, sadece "ben artik oldum" havasi sezinliyor ve genel anlayis acisindan uzuluyorum. neticede bu bir dizidir, evet... cok da fanatigi olmadigim bir dizidir, yine evet. ancak duzgun bir seyler yapilabilecek, dogru adimlar atilmis bir yapimin bu hale gelmesi beni sadece uzer... ayrica sadece meshur oldugu icin havaya giren aktor bozuntulari ise yarin bir gun bu yapim bittiklerinde ne olacaktir merak edenler icin:(bkz: a takimi)

"kurtlar vadisi muzik albumunden alıntıdır"burası kurtlar vadisi; burada sevdiği için ölür insan, yaşamak için öldürür. türkiye'nin bu karanlık ve puslu vadisinde bir yılda paylaşılan para; şantaj ve haraçtan 100 milyon dolar, kaçak insan ticaretinden 200 milyon dolar, kumardan 1.5 milyar dolar, silah kaçakçılığından 3 milyar dolar, tahvil, bono, döviz ve borsa manipülasyonundan 10 milyar dolar, uyuşturucu ticaretinden ise 40 milyar dolardır. para baronlarının masum her insana kestiği bu toplumsal haraç türkiye milli geliri'nin yarısıdır. burası kurtlar vadisi'dir. kurtlar vadisi'nde iz sürmek hem kahramanılıktır, hem de ölümüne yalnızlık...

gidişat itibari ile kurtlar konseyinin itler konseyine dönüşeceği ve it dalaşı yaşanacağını düşündüğüm dizi

populerliği sözlüğe de yansıyan ve adına çok güzel ve başarılı bir sözlük themei yapılan dizi.

ahanda güzel bir bölüm geliyor.--- spoiler ---elif, polat ile tartışırken tercihini yapar ve uzun bir aradan sonra ali'yi istediğini söyler. laz ziya, kendisine iletilen ikazı kabullenmiştir. içerideyken konsey aleyhine bilgi vermez. nesrin, babasının işlerini devralmaya razı olur. tilki andrei, polat'ı ziyarete gelir. ahıskalı'ya karşılık samuel'i ister. pazarlık gücünü artırmak içinse polat'ın adamlarını kaçırmıştır. esrarengiz bir güç her şeyin ötesinde kendi planlarını uygulamaya başlar. bir yandan "fox" adına safiye ile mesajlaşırken, bir yandan polat'ın ve ali'nin seslerini dijital ortamda taklit etmeye başlar. samuel ise polat'ın efe karahanlı olduğunu öğrenir.--- spoiler ---

saat 10 itibari ile başladığından şu ana kadar geçmiş bölüm özeti, reklam ve shov tv diger fragmanlarıyla hayatımın yarım saatini haybeye harcamış dizidir.

memati'nin efsane olmaya aday olduğu dizi... hm

3 dakikada 27 kez abi söylemini sayabildigim dizi.-abi çayçermisin-abi nerde-abi şu an meşgul-abi çökelim mi-abi seni yenge aradı**-abi sıkalım gitsin şerefsize ...(bkz: yeter ulan yeteeer)

(bkz: dikmen vadisi)

--- spoiler ---kukuletalı satanistlerden birinin avukat "nizamettin güvenç" olması kuvvetle muhtemeldir.zira karahanlının ölümünün sabahında kameramız nizam'ın masasındaki adalet heykeline zoom yapmış (bu heykel masonlar toplanırkende gösterilmiştir) ,ayrıca nizam kardeşimizin üstünü giymekte olduğuna da dikkat çekilmiştir.edit : hatta bu nizam kardeşimiz sabetaycı bile olabilir.--- spoiler ---

bu akşamki bölümde polat alemdar'ın ofisinde asılı olan dikilitaş resmiyle yine anlaşılmaz paralellerinden birini kurmuş olan dizi. ben kilitlendim kaldım şahsen.

tabakhane görüntüleri ve bilgileriyle boka sarmış dizidir.. *

showtv'nin perşembe geceleri reklam kuşağı arasına romanson ile sokuşturduğu görüntüler toplamı olmuştur efendim bu dizi...reklamları falan seyrediyorsunuz, araya kafa dağıtmak için dizi giriyorki bünye reddetmesin..

10 saniyelik izlememle bana baron'un katil zanlisi icin cizilen robot resimden sabikasinin olup olmadiginin anlasilabilecegini ogreten didaktik dizi. tesekkurlerimi borc bilirim.

(bkz: #7113203)

ihtimaller bir yana, sayin avukat nizamettin guvenc'in kukuletali şovalyelerden biri oldugu kesinlik kazanmistir. şoyle ki; nizamettin'in masasinin uzerindeki lady justice heykelinin terazi kismi sabittir. ancak, masasinin hemen arkasinda bulunan konsoldaki bir başka lady justice biblosu dikkat cekmiştir. işte o biblo, gecen bolumde gosternilenle aynidir. yani terazi kismi oynaktir. bunun dişinda nizamettin'in giyindigi planda, kol dugmelerinden başlamiştir kamera takibe. senaristler ve yonetmenin nizamettin guvenc'in şovalyelerden biri oldugunu izleyiciye aktardigi an ise, telefon ile haberi alirkenki sogukkanliligidir. avukat nizamettin'in kilic'i sorgulama şekli de gereken mesaji fazlasiyla iletmiştir.edit: aha simdi karahanli'nin ogluna biraktigi belgeleri israrla sormasi son supheleri de silmis supurmustur.

tarih itibariyle yayınlanan bölümünde mematinin intihar etmeye çalıştığı mezarlık nasıl bir mezarlıksa 3 saat koştu polat zor yetişti. mel gibson o kadar koşmamıştır cehennem silahı serisinde şerefsizim. boka sarmaya başladı dizi ya dur bakalım. - bi çölü bi denizi severim abdulhey ?- neden abi ?- kızgın kum serin su hesabı eahaha bende bilmiyorum ki ne amına koyim. - çok mu seviyon denizi abi

reklam arasında banyo yapıp kurulanabildigim dizi.

an itibariyla mematiyle yapilan roportaj sayesinde gidişhat hakkinda bilgi alinan dizidir. - sayin gurkan.. mezarlik sahnesindeki performansiniz butun net alemlerinin dilinde. bu başarinizi neye bagliyorsunuz ?- neye bağlıycam aga.. bizim dizi brezilya dizilerine döndü. 2 bölümdür kimse ölmedi. en azindan ben öldüremedim. mezarlik cekiminde bunu aklima getirip getirip agladim. takmişlar kibris'a amerikaya. bak görürsünüz 3 haftaya kalmaz yayindan kaldirilir bu dizi..

mikrofonlarımızı uzattığımız polat alemdar ise şöyle konuştu.- adam bizim camiada düğününe çağırmıyor ayıp. bi altın bişey takardık. bu arada memati'ye 30 senelik ekmek parası hesapla dedim yok adam ortalarda gören oldu mu ? bi hesap makinası bişey verseydik çocuğa ayıp ettik.

an itibarı ile memati'nin gelecekle ligilenmediğini açıkladığı vadi *.

(bkz: efendi)

bir yerden bir yere arabayla gitmeye yetecek kadar upzuuuun reklam arasına sahip olan dizi. anet news ahalisinden bir genç şöyle yazmış:"reklam basladiginda goztepeden yola ciktim , bittiginde kocamustafapasadaydim...hos hizli geldim ama..bu kadar da uzun ve sık olmazki.."

zırt pırt burnunun kanadığına bakılırsa polatın ölüm nedeninin lösemi olacağı dizi

75. bölüm sonlarında polat alemdar'ın karahanlı'nın cesedine serzenişleri gayet dinlenesiydi....... - herkes babalık peşinde... - sen baba, devlet baba, o baba, bu baba - ........ - hepiniz evlat katilisiniz... (senaristeleri burdan birkez daha alkışlıyorum)

güllü erhan ve avanesinin 75. bölümde bir kerecik göründüğü dizi

--- spoiler ---necati şaşmaz kişisinin, rolünün hakkını verebilmek için bi çiğ tavuk yemediği kalan dizi.. daha önce de kafasına torba geçirilip suya batırılan polat'ın burnundan akan kan, gözüne gözüne doluşurkene, elimde olmadan şunu düşündüm: lan arkadaş, para kazanmak ne kadar zor bee..--- spoiler ---

öyle yada böyle fenomen haline gelmiş bir yerli yapım bu. bu dizi ile birlikte bir zamanlar televole ve biri bizi gözetliyor programlarından şahit olduğumuz "şimdiye kadar hiç izlemedim, böylesine sığ programlar ilgimi çekmiyor" furyasının geri döndüğünü gördük. bütün bunların yanında dizide ölen bir karakter için gazeteye ilan verenlerde peydah oldu. ama ben en çok, diziyi saçma,mantıksız,insanları şiddete yönelten fonksiyonsuz bir yapım olarak görüp bunu ısrarla sözlük aracılığı ile beyan edenlere takıldım. "madem bu kadar ilgisizsin,dizi ile ilgili verebileceğin bir bilgi yok, neden hiç izlememiş olmanı bizlerle paylaşırsın" diye sordum kendime usulca. popüler olanı beğenmeme karizmasını hatırladım istemsizce. ammavelakin sözlük ve yazar arkadaşlar sağolsun şimdiye kadar tam olarak sadece çakır'ın öldüğü bölümü izlemiş olmama rağmen bırakın genel konsepte hakim olmayı, en sıkı izleyicisiyle bile derinlemesine tartışabilecek bir kıvama gelmiş durumdayım. ilgili arkadaşlar bu faaliyeti biraz daha ileri götürüp her bölümün orjinal textini buraya aktarsalar çok daha enfes olur gibi geliyor bana. ki daha sonraları günün maçlarından dakika ve skor yerine dakika dakika pozisyon anlatımlarını da alırız. ekşi sözlük yepyeni bir formata bürünmeye başlar bu vesile ile*.

karahanlı'yı öldüren gruptakilerin tahmin edilebilmesi için dizideki heykellere ya da başka bir takım cisimlere gönderme yapılmasına gerek yoktur. ses tonları 74. bölümde tüm üyelerin kimler oldugu konusunda gereken bilgiyi vermiştir. özellikle gurubun başına dikkat edilmesi gerekir, vadide görünen amerika ve ruslar ayrımı acaba her yerde geçerli midir?yorumlarının yapılacağı dizidir.

22 nisan 2004 gunu yayinlanan bolumunde introduction to cyprus dersi 4 kere ust uste anlatilmiş dizi.

memati'nin yuzunde devamli "abi beyni aldirdim biseyleri duşunmeye calişiyorum ama icinden cikamiyorum" ifadesi bulunan dizi. ki yapilan her kurtlar vadisi gunu surekli olarak bu espri cevresinde super replikler uretmektedir. -"memati arkadasin 30 yillik emegini hesapla"-"anama kufur etseydin daha iyiydi abi"

"bu bir mafya dizisidir" sloganinin aslinda "bu bir mafya konulu dizidir" demek istedigini cani yürekten umdugum yeni bir (büyük bir ihtimalle akillara zarar) özel tv dizisi. hic bir bölümünü seyretmeyecegim icin mutluyum, huzurluyum.

hem milleti hem de kendisini reklam manyagi yapmis dizi. 22/04/04 tarihli bolumunde aldiklari 55 dakikalik reklam yetmiyormus gibi, dizinin gonsept danismani soner yalcin in kitabinin tanitimi icin aslan ve dogu beyler de futursuzca kullanilmistir. bi aslan bey in ayse teyzenin deterjan kutusunu tutar gibi kitabi tutup kameraya bakarak gulmesi eksik kalmistir. cakir'in olumunden sonra senaryonun basibozuklugu ve abur cuburlugu da gozden kacmamaktadir (maalesef oyle sevgili bahadir ozdener). mesela bu bolumde "ulan ne yapsak ne yapsak" tarzi senarist dusunceler sonuc vermemis olsa gerek yarim saat tabakhane gezdirdiler, bi yarim saat mezarlikta kic devirip sigara icirdiler, bi ara 5 dakikalik bi gemi operasyonu oldu ama cok hizli gecistirdikleri icin tam anlayamadik sairin hangi dusunceler icinde oldugunu..diyecegim odur ki, senaryo bas bas bagiriyo " valla cakir'i ben oldurmedim lan"

bir katim dişi guc odaklari tarafindan "bizim asmali konagimiza laf ediyordunuz ama hepiniz ciddi ciddi bi diziyi seyrediyorsunuz" suclamasinin kafamiza kaktirildigi dizi. evet seyrediyoruz. oktay kaynarca'nin burun cekmesini ozcan deniz'in burun cekmesine tercih ediyoruz.

gerçek yaşamda sıkı bir eskişehirspor taraftarı oktay kaynarca nın çakır rolü ile görev aldığı dizi film.

3 kere hapsirma hastaligi olan polat alemdar 'in iyilesip bu sefer de burun kanama hastaligi'na tutuldugu dizi. ilerki bolumlerde hangi hastaligi kapacak o iste bir sir...

her 4 kelimesinden 3'ünün "dengeler, denge, dengelerin değişmesi...vs" olan her karakterinin potansiyel baron olduğu dizi. polat alemdar'ın ise kelebek etkisi* sendromuna yakalanıp yakalanmamış olabileceği ise akıllara takılan başka bir muammadır. nergis karahanlı ise 75. bölüm itibariyle parmağına geçirdiği yüzükle dizinin en can alıcı sahnesine imza atmıştır kanımca.

dün akşam yayınlanan 75. bölümün sonunda, polat'ın gözünü kan bürümüştür.

parmağına taktığı mehmet karahanlı yüzüğü'nden yola çıkarsak, dizide bundan böyle bir tür hanım mafya anası rüzgarları estireceği ve en önemli karakter olacağı anlaşılan nergiz karahanlı'nın, sözlük yazarları arasında ısrarla nergis karahanlı olarak anılmakta olduğu dizi.

film içi reklam olaylarının son yıllardaki bariz artışını yerli dizilerimiz şimdiye kadar sadece yayınlandıkları kanalın reklamları, o kanalın içinde bulunduğu medya grubuna ait gazetelerin reklamları ve varsa gsm şebekesi reklamlarıyla yansıtmışlardı tv lere. fakat kurtlar vadisinin son yayınlanan bölümünde soner yalçın'ın kendi kitabına "ey mafyatik, komplo teorisi seven, delikanlı türk gençliği! alın bu kitabı hikmetiniz faziletiniz artsın" diye bas bas bağırırcasına yaptığı reklam gibisini görmedim. "ohaa be kardeşim" lafı az kaçıyo. lakin teorik olarak hakikaten etkili bir reklam. bi düşünün kaç kişi azınlık raporunda en az beş kere göze sokulan bvlgari saatleri görüp de saatçilere koştu ya da şöyle diyelim akşam gazetesi deliyürek ve bu dizinin hayranları sayesinde tirajında artış elde ettimi? bence hayır. ama eminimki dizinin hayatında kitapçı yüzü görmemiş birçok hayranı sabah erkenden kalkıp aramaya başlayacaktır kitabı. bu reklamın teorik olarak başarısını açıklıyor.fakat hesaplama hatası şurada gerçekleşiyor, bu bahsedilen hayran kitlesi, orjinali 25 milyon olan bu kitabı sanıldığı gibi kitapçılardan değil yol kenarındaki tezgahlardan 5-10 milyona alacaktır ve soner yalçın ertesi bölümde polat'a korsan kitap tezgahlarını parçalattırmassa ya da korsan kitap olayını konsey toplantılarına taşıyamassa cebine o umduğu paralar giremeyecektir.bu olayın tek kâr ettirici tarafının delikanlı kabadayı gençliğimizin bu vesileyle kitap kapağı açmasını ummak olarak görüyorum(yazar notu: diziyle çok alakası yok ama değinmeden edemedim)

artık alışkanlıktan seyrettiğim dizidir. sondan bir evvelki bölümü kaçırdığım halde nasıl olsa özetinde seyrederim dedim. perşembe gecesini daima bu dizi için boş tutan birisi için seyredememenin etki yapmaması kötü bişey. dizinin kendini bitirmeye doğru gittiğini düşünmekteyim. bitme anı da yeterli reklamı toparlayamadığı ilk bölüm olacaktır.

--- spoiler ---doktorla ferayenin kanımca ortak hareket etmedikleri dizidir: zira feraye, doktoru gördüğünde şaşırmıştır. ayrıca suikastin bir sebepten ertelenmesi durumu da var: ikisi bağlantılı olabilir; arsenikle öldürmek yerine silah bulmayı seçmiş o yüzden de iş uzamış olabilir. ayrıca nergis'in gördüğü rüya da rastlantı olmayabilir; işin bokunu çıkaralım ve doktorun hipnotik telkinde bulunduğu ve feraye'nin karahanlı'yı öldüreceğini nakşetmiş olmasıdır. tabii arsenik tezi çöker ama olsun, "7 harfli bir zehir ikinci harfi a" ise ince bir ayrıntıdır arsenik konusunda.--- spoiler ---

yaklaşık iki üç bölüm sonra (belki daha da erken zamanda) sözlükteki başlığı, istatistiklerde alabildiğince entry içeren başlıklara girecek olan dizi...

nizamettin güvenç cüppelilerden biri değilse bile senaristlerinin sözlük okuması durumunda nizamı cüppeli hale sokacağı dizi.

yeni sezonda yönetmenliğini gemide ve dar alanda kısa paslaşmalar filminden tanıdığımız serdar akar'ın yapacağı dizi.

aldığımız duyumlara göre tansaş reklamın da oynayan balıkla kurtlar vadisinde oynayan balık aynı capon balığıymış. mehmet ali* de bi ara her reklamda dizi de oynardı. sonra kaçış sendromuna yakalandı. mazallah bu balığın başına da aynı şeyin gelmesinden korkuyoruz. gerçi balıklarda ırsi bir şekilde kaçış sendromu vardır ama ne bileyim işte. sonra kimse uyarmadı demesin

ortalıkta dolanan doktorun ne olduğu soru işareti oluşturan dizi. birde 75. bölümde iplikçi nedim karahanlının ölümüne verdiği tepki ile beni baya bir güldürmüştür. nasıl olmuş kuzum... mimikler müthiş...

bence bu dizinin çok fazla seyredilmesinin bir nedeni de(dizinin kalitesi dışında) erkek seyirci potansiyelini görüp değerlendirilmesinden kaynaklanmaktadır.kabaca televizyon izleyicilerinin yada dizi izleyenlerin yarısı kadın yarısı erkektir. kurtlar vadisi dışındaki dizilere bakıldığında bunların hepsinin buyuk oranla kadın izleyicilere hitap ettiği görülür.yani tüm diğer diziler yüzde 50 kadın izleyici arasında paylaşılıyor. kurtlar vadisi ise tek başına tum yuzde 50 erkek izleyiciye hitap ediyor. tabi bu kadınlar kurtlar vadisi izlemez veya erkekler diğer dizilerin yüzüne bakmaz anlamına gelmez. zaten bu iki oran yaklaşık aynıdır gözardı edilebilir...

sana bana en faydası dokunacak tarafı bu dizi oynadığında,ne şehir trafiği ne de insan yoğunluğunun olmamasıdır.

dizide inceden de olsa madara edilmeyen tek kurum genelkurmaydir. ne adliye ne emniyetin zerre miktar vukufu yok olan bitene. dibi olmayan derin devlet prim yapmaya devam ediyor, bu da en cok asker karizmasina katki yapiyor.

perşembe gecelerini anlamlandıran ve ne yazıkkı sonu yaklaşmakta olan dizi

75 bölümde 1570 entry; ortalama 21 entry.75 bölümde 63.sayfa; ortalama 0,84 entry(bkz: anladın sen onu anladın)

bu hafta bir "toparlama" ile ekranlara gelen dizi. izleyememis olanlar icin bire bir.

necati şaşmazın belirttiğine göre üç haftalık bir tatile girmiş, bu süre zarfında kolaj bölümlerle ekrana gelecek olan dizi.

ülke genelinde acarca savunulan ve post tenebras lux tadında memleket gerçeklerini aydınlattığı iddia edilen bu dizinin yayınlandığı zaman diliminde mutlu mes'ut scrubs izleyen bir insandım, bugüne kadar. mümkün mertebe görüntüsüne denk geldiğimde gölgesinden hızlı silah çeken adam çevikliğiyle kanalı geçmekteydim, ve hatta buna mukabil bu diziyi cidden takip eden insanlarla muhabbeti "benden uzak allahına yakın ol" düsturuna indirgemiştim. önyargılarımın bana verdiği tüm yetkilere dayanarak bu kitleyi "onlar" diye bir başka klasörde toplamaktan, o klasörün üstüne de lümpen etiketini yapıştırıp gerisine hiç karışmamaktan ziyadesiyle mutluydum, memnundum bu faşizan tavrımdan, kuşlar gibi hafiftim hatta bu oluşumla bağımın bu kadar olmasından dolayı. sonra olan oldu. dayanamadım, tüm scrubs bölümlerini indirip, yayınlanmadan izledim. yine denk geldim bu diziye, dedim bu sefer şu diziyi bi izleyeyim, yolda bulduğu sıçan ölüsünü iğrendiği halde kurcalayan çocuk tavrıyla. tongue in cheek mi ciddi mi belli olmayan bir disclaimer (ki evvelkisi temennimdir) ertesinde dizi başladı. birileri vuruluyor, orda bir ceset, şurda bir saatli bomba, bi yerlerde bi konsey, bi araba dolusu bok püsür, eyvallah. sittin senedir b-grade amerikan aksiyon filmlerinin yaptığı bütün cheesy trickler burda da gani gani, eyvallah. mafya-baba konseptinden istifade dandik klişeler, başarısız diyaloglar, ona da eyvallah.sonra bir ara arkada çalan müziğe dikkat kesildim. kaşlarım çatıldı, elim ayağım titredi, diziye karşı takındığım kayıtsız tavırlar bambaşka bir tiksintiye dönüştü. müzik, blanc'*ın müziğiydi. şu ana kadar tamamen kayıtsız kaldığım bu dandik dizi için tek birşey söylemek istiyorum: <gevrek sahte sırıtış modu> yapımda emeği geçen tüm arkadaşlar <\gevrek sahte sırıtış modu> allah müstehakınızı versin.işbu entry'ye benim kanal değiştirmemden de ivedi çok kötüyü döşeyecek delikanlı arkadaşlara selamlarımı iletiyorum, sıradaki şarkı onlar ve tüm sevenler için lazlo bane'den geliyor: superman.

nedenini bilmediim halde her seferinde ilk 5 dakika içinde hazırladıım yastıımda dünyanın en huzurlu uykusunu uyumamı sağlayan dizi.

bozuk kadranlı arabaların kullanıldığı veya yönetmenlerin sallamaya başladığı dizidir. şöyle ki; kılıç'ın kullandığı araba hareket halinde iken, sağa sinyal verdiğini vurgulamak için arabanın gösterge paneline bir anlık yakın plan girildiğinde hız göstergesi sıfırın bile altında gözükmektedir. yani araba durmaktadır. oysa ki tekrar uzak plana geçtiklerine araba gitmektedir. yani henüz durmamıştır. anlamadığım; aynı dizide polat*, çakır'ı* hastaneye yetiştirirken ekranın köşesinde ufacık gözüken hız göstergesini 180 yapmışlar, bize de vay be dedirtmişlerdir. aynı ekip nasıl olur da kabak gibi zoom yaptığı gösterge paneline dikkat etmez.

televizyondan izleyemeyenlerin yahut arşivlemek isteyip de orijinal vcd'lerin cikişlarini bekleyemeyenlerin imdadina emule-edonkey türü p2p'lerin yetiştigi dizidir.bu programlar kurularak aratma yapilabilir. ilk bölümden son bölüme kadar cogu divx formatindaki her bölüm (boyutlari 400mb-700mb arasindadir), baglanti ve nasibe paralel olarak 3-4 günde indirilebilir.elbette bu yalnizca orijinal kurtlar vadisi vcd'leri cikana kadar yapilmali, vcd'ler ciktiktan sonra gidilip onlar satin alinmalidir.dizinin önceki bölümlerini direk netten izlemek isteyenler icin:(bkz: #3892020)

ilerleyen bölümlerde, mimiksiz insan efealipolat'ın aslında dana scully olduğunun ortaya çıkacağını tahmin ettiğim dizidir. meğer ondan mimik kullanamazmış garibim. (zor olur tabii o kadar makyaj, maske falan...) bu durumda abdülbilmemne adlı genç adamın da fox mulder olması muhtemel görünüyor. olayların kilitlendiği noktada efealipolat'ın "durun ben dana scully, hem de with the fbi" diye bağırdıktan kelli, çene altından tuttuğu maskeyi çıkartıp kızıl saçlarını savurmasını beklemekteyim.akabinde beyin tümöründen rahmetli olur kendisi. (allah gecinden versin.) (amin.)ayrıca o nasıl bir burun kanamasıdır? danaya girip kurban mı kestiler adamın burnunda? şar şar boşandı kanlar, adamcağızın gözüne gözüne doldu. gözünü kan bürümek dedikleri bu mudur? bunu merak ediyorum ben...

(bkz: bitse de gitsek)

star wars tarzı gelecekte de devam edecek bir dizi olacaktır...polat türkiye mafyasını bitirdiğinde 1. bölüm tamamlanmış olacak, 20 yıl sonra ise polat'ın bıraktığı yerden bayrağı devralacak olan pusat dünya mafyasını bitirecektir...

doğu bey'in sag kolu esat'ın bir zamanlar, laz ziya'nın karısı asiye'nin kırıştırdığı, çükü kesilip ağzına verilen diş hekimini oynadığı dizi.

bir zamanlar hastasi oldugum fakat polat alemdarin kamyonet uzerinde kursun yagdirmasi sahnesinin ardindan kendisine hicbir kursunun isabet etmemis olmasi ve kendisininde attigi her kursunun birisinin olumuyle sonuclanmasi uzerina lan gazmanda bile bole seyler olmuyo bu nasil bir durum diyerek titreyip kendime gelerek seyrine son verdigim artik bitmesi gerektigine inandigim ama reyting kaygilari nedeniyle bir turlu son verilemeyen kanimca boka sarmis dizi.

85.bölümünde çaktırmadan kurtlar imparatorluğunun* reklamını yapmayı deneyen ama gizli reklam olayını yüzüne gözüne bulaştıran dizi...hayır; istediğin filmin reklamını alırsın tamam ama sırf bunun için oturup, elif'e abuk sabuk bir monolog yazmak ve filmin billboardlarını resmen dizinin içine sokuşturmak biraz nahoş oluyor.ayrıca "bunu izleyen kesin bunu da izler" diyerek kurtlar vadisine reklam veren zihniyeti de yaratıcılığından ötürü kutluyorum.

polat alemdar ile tilki andrei arasındaki fark, al pacino ile behzat uygur ilişkisinde eşine rastlanabilen bir farktır gözümde. bir zamanlar iptila derecesindeki bir alakayla takip ettiğim diziyi, artık sadece tilki andrei'in karizmatik ses tonu, korku içerisinde bırakan etkileyici hal ve tavırları için izlemek ne acıdır. mizansendeki mafya hissiyatını insana bu kadar nefis tattırabilen bir insanın karşısına senaristin yeteneksiz kardeşini türkiye'nin en büyük adamı diye çıkarmak gafletine düşülmeseymiş ne kadar harikulade olurmuş diye düşünmeden edemiyor insan...*

heat'i hatırlatan sahneleriyle göze batan dizi olmuştur an itibariyle.

her polat ın ali olduğunu öğrenenin akıbeti gibi samuel vanunu nun da fazla ömrü kalmamıştır zannımca.

safiye karahanli 'nin bmw 'sinin 3-4 km gidip stop ettigi dizi. hayatta bmw almam artik.

an itibariyle samueli öldürmek için güzelim balina kasa mercedesi harcadıkları dizi... ah bee güzel arabaydı

avukat nizamettin'in kukuletalilar arasindan biri oldugunun kesinlik kazandigi dizidir. zira samuel'in anlattiklarini boylesine şaşirmadan ve "onu biliyoruz sen baska haber ver" dercesine dinlemesi ile hemen akabinde meydana gelen olay* bunu kanitlamistir.

polat alemdar 'i baron yapanlarin onu bir kez daha kurtardiklari dizi. simdi ne olacak? tilki andre , polat 'in adamlarini birakacak ... mi acaba...

tilki andrei geldiğinde mematinin polat'a "vuralım abi" diyerek gaza geldiği sırada alt yazı olarak "memati relax cigne sakinle" reklamı beni benden almıştır.

turkcenin guzel orneklerinin verildigi dizi. ozellikle konseyde yer alanlarin aralarinda gecen konusmalarda ozlu sozler, deyimler, atasozlerinin ne kadar guzel kullanildigini gorebiliriz. senaristi kutlamak lazim. (bkz: raci sasmaz)

türk kızları tarafından acilen takibe başlanması hatta son 3 bölümünün kendilerine ders olarak okutturulması gereken haftalık silsile. bunun sebebi de elif... zaten şımarık bir karakterdi iyice zıvanadan çıktı, sapıtt aman ha kimse öyle olmasın. alkollüyken niye kaza yaptırmadılar, cayır cayır yakmadılar anlamıyorum. alkolün zararları vs için trafik memuruna da gerek kalmazdı. ayrıca polat karakterine de senaristler son olarak (diğer özellikleri üzerine) peygamber sabrı install etmişler, bravo.

suikastler tarihinde eşine ender rastlanan yöntemlerle karşımıza çıkan ve dünkü bölümünde bize, kırmızı ışıkta indiği arabanın altına yerleştirilmiş "cep telefonuyla tahrik edilen bomba düzeneği" platformunu, dikiz aynasında göz göze geldikleri samuel'in gözünün içine baka baka, kumanda ettiği bir motor-ray düzeneği ile onun arabasının altına monte eden "amerikan fimlerindeki küçük dahi" görünümlü gözlüklü bir çocuk vasıtasıyla, tetikçiliğe bambaşka bir ruh kazandırmış dizidir.bir çocuklar kalmıştı, vadide dönen çarklara çomak sokmayan, o eksik de kapatılmış oldu. hayranım bu adamların hayal güçlerine, vesselam.

polatin maalesef tilki andre nin beline geldigine tanik oldugumuz dizi. bir de kadin dusmanligi artik had safhaya ulasmistir: demek turkler kadinlara onem veriyor, ruslar vermiyor, demek turkler hep bu yuzden kaybediyor. tuh yaziklar olsun!

hem "nizamettin'in sesi vardı; kukuletalılardan biri nizamettin" diyenlerin hem de "seslendirenden tasarruf etmişlerdir, orada konseyden biri varsa bu samuel olmalı" diyenlerin kısmen haklı çıktığı dizidir. belki de hakikaten seslendirmeden tasarruftu da farkedildiği anlaşılınca sonradan değiştirildi olaylar, bilemiyorum, ama dizinin yapımından sorumlu kişilerden bir/birkaçı dizi ile ilgili bu başlığı yakından takip ediyorlar gibi bir his var içimde. ekşi roman başlığı pek başarılı olamadı belki, ama adına açılan başlık bu diziyi bir tür ekşi dizi'ye çevirdi sanki.

polat alemdar boyle mal mal adamlari oldugu surece degil kurtlar vadisinin baronu olsa olsa kicimin baronu olabilecegi dizi. ben olsam hepsini oldurturdum en basta erhan denilen o zibidi kilikli antipatik herifi iskence ile oldurturdum yeni bir kadro kurar ileriki maclara bakardim.

pala'dan sonra, tilki andre'nin de, yardımcı rol kontenjanında olduğu halde, karizması tavan yapanlar arasına katıldığı dizidir aynı zamanda. cast yönetiminin, polat'ı cilalamasını beklemek gerekirken, bu arkadaşlar parıldıyor arada.

85. bölüm itibariyle biraz toparlamaya başlamış dizidir. son 5 bölümdür tempo çok düşmüştü, inanılmaz kurgu hataları yapılıyordu ve yok artik lebron james dedirten olaylar yaşanıyordu.son bölüm nispeten tempoyu tekrar yakalamış görünüyor, umarım tekrar bozmazlar, gerçi çok umudum yok ama...

cep telefonlarının o biçim dalgalar yayarak arabaları durdurduğunu gördüğümüz dizi olmuştur 85. bölümü itibariyle. hadi anladım o son model bmw uzay kasa olmuş, içi japon elektroniğiyle dolmuş, her tarafından emdt fışkırıyor. iyi de güzellerim o balina kasa mersoya neler oluyor? radyosundan başka iki gram devre içeren neresi var? ha radyoyu ateşelme mekanizmasına bağladık soora da cep telefonu dıttırı dıttırı edince radyo aldı sinyali falan filan. lan nası telefon çaldırmak o, nasıl bi bug buldunuz da exploit ediyonuz? neyse kurgu bu severek izliyoruz.

ha eklemek gerekir ki safiyeyi de kukuletalılar kaçırdılar 85. bölümünde bu dizinin. cep telefonu ve ses taklit teknolojisi bi tek onlarda olur.

icinde illa hersey bulunmasının sart olmagını yapımcıların anlaması gereken dizi. tamam kahramanın bir manitası olsun ama 15 dakika elif krizi izletmeyin bize, tamam güzel kadınlar olsun ama 10 dakika revü kızlarının dansını seyrettirmeyin, geyik olsun ama bu halonun yanındaki sersem veya güllü gibi tipler olmasın. tam yakalamıssın aksiyonu, iliginden emiyorsun pat araya brezilya dizisi giriyor. esegin ici gecti ama hala elde gügüm kovalıyor arkadaslar.

safiye karahanlinin "samuel oldugundan eminim artik" dedigi kisiye nasil olup da pc basinda yilistigini anlayamadigim dizi.

şu sıra kötü adam eksikliği nedeniyle heyecan barındırmayan ve fakat ali sürmeli gibi bir oyuncunun desteğiyle yeniden zirveye oynayacak dizi. sonuçta diziye bir kötü adam eklenecek bari en iyisi olsun...

dizi arasında verilen televole reklamlarında "büyük finaline çok yaklaşılan dizi" olarak bahsedilmesinden dolayı sonunun yaklaştığını iyice belli eden dizi. zaten samuelin polatı deşifre etmesi nizamettinin buna tepki vermemesi dizinin sonuna yaklaşıldığına işaret olarak kabul edilebilir.

sound forge* kullanan genc adamın disizidir.. bu bölüme imzasını atmıstır unutamayacagı bir anı dır bu...

kolyoz- aksam kurtlar vadisini seyredecegiz sen de geliyormusunakanabe- hayir ben zeyretmiyorum o bokukolyoz- hasktir lan harbiden mi?akanabe- has sikiyorum ve evet izlemiyorumkolyoz - turkiyenin gercegi olum bu akanabe- ya bir siktir git be neymis turkiyenin gercegi izledik bir iki bolumunu elemanlar habire birbirlerine goz suzuyor sonra da vurusuyorlar izleyemem ben oyle seyleri sinirlerim kaldirmaz kolyoz - yok aga turkiyenin gercegi olum bu akanabe - hadi be, sensin türkiyenin gerçeği..kolyoz - ....."- turkiyenin gercegi olum bu." soylemi muhabbetin sonuna kadar durmadan tekrarlanir, bu filmi izleyen bir kisiden fazlasini beklemek her ne kadar hayalcilik olsa da buna bile sukreder durumdayiz.

serdar turgutun 28 nisanda yayınlanan köşesinden:amerika, türkiye'de haziran ayında yapılacak nato zirvesinde yeni bir strateji ile ortaya çıkacak.abd, kıbrıs'ta büyük bir askeri üs sahibi olmak istiyor.çünkü abd'nin büyük ortadoğu projesi olarak etrafa sunduğu, tatlı su aydınlarının nemli gözlerle bölgeye demokrasi getirme planı olarak görmek istedikleri ama aslında bölgedeki tüm dengeleri alt üst ederek yeni bir dünya oluşturma planı olan bu projeyi abd, kıbrıs üslerinden yönetmek istiyor.dünyanın en gizli ve en etkili istihbarat toplama sistemi olan echelon kıbrıstan koordine edilecek.bu sistem ortadoğu, orta asya ve tüm kafkasları kıbrıs merkezinden tarıyor. tüm elektronik ve radyo sinyallerini kontrol ediyor, askeri, ticari ve diplomatik iletişime müdahale edebiliyor.bölgeye yönelik amaçlarını gerçekleştirebilmek için büyük bir din savaşını bile göze almış abd kendisinin ve batı'nın savunması için kıbrısı en önemli kale olarak görüyor.

osman sınav'ın ayrılmasıyla yapımcılığını pana film şirketinin üstlendiği dizi.

kanımca başrol oyuncularının "büyük"yani tiyatrovari oynadıkları dizidir.ve bu ilginç bir noktadır ki genellikle osman sınav filmografisi iyi bir oyuncu yönetimi performansı göstermektedir.

soner yalcin'in yazmis oldugu bilimum kitabi okuduktan sonra izlenmesi daha keyifli bir hale gelen dizi.(bkz: bay pipo)(bkz: beco)(bkz: binbasi erseverin itiraflari)(bkz: efendi)(bkz: reis)

yusuf miroglu karakterinin konuk olarak katilacagi bolumunu iple cektigim dizi. malum miroglu da derin devletle cok alakadar olmuş bir babayigit, olur da polat alemdar'la bir karşilaşma yaşanirsa heralde o bolum turk dizi tarihinin en cok izlenen bolumu olur.

yellowstone parkında mekan. muhtelif belgesel çekimleriyle ailemizin bir parçası haline gelmiş sevgili kurt ailesinin yaşadığı yer.

hüsrev ağa karakterini canlandıran baykal saran'ın sağlık sorunları sebebiyle bıraktığı dizi.

reklam araları o kadar uzun ki, şişlide ikamet etmekte olan ablamlardan reklam arasında çıkıp biraz da seri hareket ederek m.köy'deki evime reklamlar bitmeden ulaşmayı başarıp diziye kaldığım yerden devam edebildim. dizi devam etmekte, dizinin süresi kadar reklam alıp sanırım bu konuda rekora koşuyorlar.

isbu gece dun saat 22:15 te başlayip tam ikisaat sonra yani 00:15 te biten bolumunde sadece 1 saat 5 dakka yeni bolum göstermiş olan dizi. üşenmedim saat tuttum.

show tvnin yeni bombasi olarak lanse edilen hede. osman sinav isimli kişinin filmi imiş kendisi. bu bir mafya dizisidir slogani ile cikmişlar yola.. pek hoş, pek karizmatik..

dün gece ibo show'a konuktu necati şaşmaz ve hasan kaçan.hasan kaçan dizi ile ilgili bir olay anlatır. dizinin ilk çekimlerinde yapımcılar 86 model jaguar'ını ödünç isterler hasan kaçan'dan. o da seve seve verir.ne varki araba bir türlü geri verilmez.sonradan ilk bölümde seyreder ki.arabası uçurulmuştur.evet ilk bölümde ve sonra jeneriklerde gösterilen patlayan jaguar hasan kaçan'ın imiş.

bank boşaltma rayicinin iki yüz dolar civarında olduğunu öğrenmemize vesile olan dizi. istanbul'da emlak fiyatları almış başını gitmiş...ayrıca dizinin başlama ve bitme saatleri arasındaki 120 dakikanın 65 dakikası dizinin kendisi ile ve 48 dakikası da reklam ile geçtiğine göre, ertesi günün programlarının tanıtımına da 7 dakika ayrılmış demektir.

reklam olayinin boku nasil cikar sorusunun cevabini hakkiyla vermeye başlayan dizi. reklam arasindan sonra dizinin nerede kaldigini olaylarin ne şekilde seyrettigini hatirlamak icin fil gibin bir hafiza lazim.

mevzu sıkışıklığından iyiden iyiye bayan dizi. atraksiyon olsun diye bir de çuval çıkardılar başımıza. halbuki eski bölümlerde nerdeyse hiçbir şeyi yarım bırakmazdı osman sınav. hayır anlamadığım polat alemdar' a bir gecede tüm istanbul' u kaldırtmanın ne alemimi vardı. yarısını bir bölümde diğer yarısını da diğer bölümlerde temizletseydi oturup bank sahnesini seyretmek zorunda kalmazdık. bir istanbul masalı' nı seyretmeye mi başlasak ne??

yurdum insaninin sanal mafyalari izleyip sonra turkiye'yi kurtardigini zannetigi ulke sorunsali. bi donem amerika da bu tarz şeylere tutulmuştu.. kucugundeniz ya tutulmasak olmaz..

nerden baksan 5 6 milyar dolarlik baron'un kizinin abazaliktan, netten tanistigi herife tav oldugu dizi olmustur. hayir, herifin nicki bile pek dandik, fox. sexy boy nickle kiz kaldirmaya calismak gibi bir hareket deniyor arkadas ama safiye karahanlinin mart kedileri gibi agzinin suyu aktigi icin basarili olacak gibi duruyor. evet arkadaslar, fox, dog, cat, bird ve bilimum hayvan isimleriyle nick yapip ortamlara akin belki size de bir baron kizi dusebilir.

arada polat alemdar ın bütün elazığlılığıyla "yaşasın okulumuz" dediği sahnenin yeni bölümlerinde seslendirmeni tarafından seslendirildiği dizi.

dizinin arasında çıkan okul kampanyası yenilenmiş; necati şaşmaz polat alemdar olmuş ve oturduğu mafya babası koltuğu'ndan kampanyaya destek istiyor. çok traji-komik durmakta izleyenlere, bir mafya babası hayır işi için mali destek istiyor. dizilere/filmlere özenip adam öldürenler gibi keşke aynı dizilere/filmlere özenip bağış verenler olsa.

ahmet san ın süper projesiyle müzikal haline gelecek dizi. http://www.hurriyetim.com.tr/...36@nvid~521622,00.asp(bkz: kurtlar vadisi müzikali)

sezonun sonuna yaklaşmış dizi. acaba dizi son mu olacak filmi mi yapılacak yoksa eylülde devam mı edecek ?

(bkz: yaran diyaloglar/1742)

3.sezonun 23 eylül persembe günü baslayacağı dizi.müzikler yine gökhan kırdar

önümüzdeki sezon kesinlikle devam edecek popüler dizi. kaynak sağlamdır.

büyük bir izleyici kitlesine sahip olmak başarı ise bu başarısını çokça ağır abi bulundurmasına borçlu olan dizi.

şahsi fikrim şudur ki; dizide fuhuş baronu olarak yanlış kişi seçilmiştir. bu görevi üstlenebilecek yegane kişi kitap siken yusuf tur. ayrıca isminin bir karizması vardır ve de fethi kişisi gibi çükünü kaptıracağa da benzemez öyle hemencecik. fethi kişisi gibi o da önemli sevişmeleri bilgisayar ortamında saklar ve şantaj aracı olarak kullanır. eğer memati yeni ve daha küçük bir konsey kurmaya kalkarsa kendisine tavsiyem kitap siken yusuf u da aralarına katmasıdır. zira yusuf da kendisi gibi sokaklardan gelmiştir.

(bkz: polisten kaçarken dikkat edilmesi gereken hususlar/#3648064)

an itibari ile show tvden ayrılmış olan dizi.http://www.medyatava.net/haber.asp?id=16287(bkz: eksi sözlük haber ajansı)

kurtlar vadisi dizisindeki figürasyondaki insanların çoğu 3 çekimden sonra para kazanacaksınız vaadiyle kandırılan ve üçüncü çekimden sonra sepetlenen insanlar topluluğu. bu topluluk hem kendini, hemde araçlarını kullandıran insanlardan oluşur.her dizide farklı araç kullanımı eskort showun sırrıda burada. mafya dizisi yapipta insanları sömürmemek olurmu.

bütün üst düzey devlet erkanının arabalarında bulunan, hatta bazı avukatların bile bürolarına taktırdıkları cep telefonlarının frekanslarını bozan, gsm kesici diye bir aletten haberdar olmadığı için, her bir boktan anlasa da teknoloji cahili olan samuel vanunu'nun havaya uçtuğu dizidir. böylece gizli örgütler konusunda uzman olan babasına, büyük babasına ve onun babasına kavuşmuş, sade bir ev hanımı olan ebesinin bir yerlerini görmüştür.

polat'ın eğitime destek reklamlarını bir türlü ayarlayamayan dizi olmuştur. ilkinde polat racon keserken, zart zurt ederken reklam giriyordu, önce gariban çocukları gösteriyor sonra polat alemdar, emrah'ın boynu bükükler'deki ses tonu ile "bu çocuklar bizim çocuklarımız, o kadar çok ihtiyaçları var ki" falan diyerek kampanyaya destek istiyordu. e böyle olunca tüm inandırıcılık kayboluyor, insan diziden tiskiniyordu.bunu düşünen yapımcılar veya kampanya yetkilileri ya da her ne boksa kısaca sayın yetkililer diyelim, bir sonraki hafta polat alemdar'ı makamında ve orjinal sesiyle değerlendirmeyi düşünmüşler ve kampanyanın komple içine sıçmışlardır. hatta acındırmamak için mi, konsepti bozmamak için mi bilemiyorum çocukların da görüntüsünü reklamdan kaldırıp reklamı dizinin bir parçası gibi göstermeyi akıl etmişlerdir. e böyle olunca ne oldu:şişko adnan: üff yavruya bak be!ayı nevzat: ulan erhan süper ortamın varmış akşama ayarlasana bunları ....gibi diyaloglar sürerken birden dizi kesiliyor:polat alemdar: onlar bizim çocuklarımız, o kadar çok ihtiyaçları var ki....ulan bu ipnelere mi acıyım amına koyyim. nooldu yine göte geldi kampanya. tabi bu durumda eski hali daha iyiydi demekten kendimizi alamıyoruz. siz en iyisi elif'i oynatın abi valla. hem kız da bunalımda ona da bir değişiklik olur.

havaya atılmış bir silah şarjörünü 30-40 metrelik bir mesafeden vurabilen keskin nişancı nasıl olur da 20 metreden koca bir adamın sırtını vuramaz dedirten, gerçekdışılıkta sınır tanımayan dizi.

dizideki rus sniper belli ki hic counter strike oynamamıs. adamın dibine girmissin cek desert eagle'u boşalt sarjörü.

(bkz: kurtlar vadisi meydan muharebesi)

bu haftaki bolumde catisma sahnelerini rezalet buldum. ormanin ortalik yerinde 45 dakka şarjor degistirmeden catisilir mi be kardesim. arabalarin sirf camlari mi kirilir?..kaportaya hic kursun gelmez mi? sniper oldurmesi gereken bi numarali adamla komedi-western tarzi sigara ucurma numaralarina girer mi? havadaki cakmagi mih diye vuran herif hedefte kafa 3-4 saniye gozuktugu zaman onu da vuramaz mi? kirda mangal yakmaya gider gibi olünür mü? ve daha sayamayacagim bir cok trajedi. hollywoodu gore gore artik bunlar iice gozumuze batmaya basladi. neyse dizi bizim millete istedigini veriyo mu kardesim: veriyo. eh kim naapsin diyelim detaylari. ben ugrasiim. yok yok. sus konusma. peki.

seneye de devam edeceğini, dün dönmeye başlayan ve bu perşembe günkü bölümün "sezon finali" olacağını ifade eden fragmanlardan öğrendiğimiz dizidir.açıklanmayan tek gerçeği de o gün açıklayacaklarmış. ne zaman? "kurtlar vadisi saatinde!"*

yahya reisin neden bu denli zayıf oyun gücüne sahip olduğunu anlamak mümkün değildir

bu pala kod adli it oglu it ve saz arkadaslarini cozemedim ben, bu adamin kimliginde ne yaziyor ki candarmaya hadi yallah diyebildi.

bu hafta yayınlanmış bölümünde polat alemdar'ın sadece 2 sigara içebildiği - ki birisi yarımdır- gözlenmiştir, polat abimizin şekline yanlış yapılmıştır, bu olayın takipçisi olacağızdır.

keskin nisancisi ile olsun, yesillikler icindeki aksiyon sahneleri ile olsun far cry'i hatirlatan bir bolum olmustur bugun yayimlanan bolumu.

-keskinci nişancı var albdulhey...-evet usta...-sniper var...-keskin nişancı noldu?-o ayrı karıştırma.bu daha bi irice oluyo...sniper çakmak,odun,silah güdümlü mermi atıyor ama bunların 20 katı büyüklüğündeki nesneleri vuramayan adamlara deniyormuş...

sanirim iki hafta sonra sezonu kapiyor; demek oluyor ki topu topu 6-6,5 saatlik zamanimiz kalmis (reklamlarla beraber)

pala kod adli eleman icin (bkz: korkut eken)

bogazici universitesindeki panellerinde ogrenildigine gore buyuk ihtimalle bu yaz film cekilmeyecektir, yaz finali 24 hazirandadır, bu kez kan yoktur ama merak vardır...

güzel bir komlo teorisi olarak ifade edebilirsek. bu tip diziler bilerek ve düzenli olarak ortaya çıkan bir furyanın son ürünleridir. yurdum insanının hafızasına format atmak için tasarlanmış dizilerden birisidir kurtlar vadisi, tıpkı deliyürek, zerda ,seymen ağa sokman ağa gibi dizilerde olduğu gibi bu dizide de kuralsızlık, güce tapma, feodal toplum ilişkilerin gençlerimizin beynine hipnotik bir şekilde sokulmaktadır. kendini hiç bir şekilde ifade edemeyen, herhangi bir dünya görüşüne sahip olmayan 80 sonrası lümpen gençliği için çok güzel örnek olmaktadır bu diziler. delikanlılık, güç ve kabadayılı ki feodallık gibi yaklaşık 500 yıl önce gelişmiş toplumlarda silinmeye başlamış ancak az gelişmiş arap ülkelerinde devam eden ve krizde olan çarpık toplumlarda bulunan ilkel müesseseler bu tip dizilerle gençlerimizin beynine girerek , ırzına geçerek, kolay yönetilebilecek,bireysel düşünemeyen ama toplumsal da olmayan, emret reis gibi ilkel zihniyetler bu dizi ve diğerleri ile enjekte edilmektedir. dünyada mafya her zaman az gelişmiş veya krizde olan durumlarda ortaya çıkar gelişmiş abd de bile 30lardaki büyük bunalımda meşhur babalar oluşmuştur.danimarka, isveç, norveç gibi kişibaşına geliri 30000 dolar düzeylerinde toplumlarda delikanlılık müessesi denilen bir müessese bulunmamaktadır, keza marsa gidena araçlar, insülini bakteriye klonlayan bilim adamları, bu yazıları yazdığım klavyeyi tasarlayan insanlar da delikanlılık müessesesinin ne olduğunu bilmeyen efendi insanlardır. ben şahsen hiç delikanlı bir genetik mühendisi ile karşılaşmadım ve sanırım karşılaşamıyacağım, ayriyeten aşırı milliyetçilik düşüncesi dünyaya son 300 yıldır inanılmaz zarar vermiştir, iki dünya savaşına sözde neden olmuş ve hala insanların kanına girmek için bekleyen direkt bir yoldur.üç karısı olan milletvekili içeren diziler, mafya devlet mit ajanı içeren diziler, sikmen ağa gibi bir merhemle iyileşip, kanalların telefonlarını kitleyen feodal düzen dizileri ile bu ülke halkı giderek feodallaştırmaya and içmiş projelerdir, bu tip diziler kurtulmamız gereken doğu kültürüne ülkeyi teslim etmekten başka hiç bir şey yapamaz, özellikle televizyon gibi bir orta-alt sınıf ailenein hayttaki tek dayanağı olan iletişim aracı, bu tip yozlaşmaları, ikinci bahar ibi maymunlukları çok güzel bir şekilde sevgili koyun halkımıza iletmenin, toplumun hafızasını formatlamanın, resetlemenin en iyi aracıdır.bu diziler giderek lümpen olmayı magandalığı, hayatta herşeyin güç ve para olduğunu düşünen rezil bir neslin yetişmesi için kanallarda yerlerini almışlardır. genç liseli kızlara hangi erkek tipi hoşunuza gider denildiğinde bu yusuf miroğlu tipli delikanlı ağır kabız kuğular örnek verildiyse romantizm ,aşk meşk, ilim irfan herşey birmiş demektir. sanırım bu dizilerin, bu itler vadisinin felan hepsi dizilerdeki gibi ifade edilirse dış mihrakların türkiye üzerinde oynadığı oyunlardır. yarın millet benim kimliğimde de psikolojik savaş uzmanı yazsın derse hiç şaşırmam.

73.uncu bolumu bir senaryo hatasi barindiran dizi. netekim, elif eylul '-adamı kızkardeşinden kıskanmışız' diye bir laf etmişti o bölümde. son iki bölüm itibariyle anladık ki bu zamansız tespit aslında bir senaryo hatasıymış ya da ben öyle zannediyorum. ayrıca son bölümde senaristler resmen top çevirdiler; diziyi uzatabilecekleri kadar uzatacaklar anlaşılan. ne de olsa altın yumurtlayan tavuk kesilmez di mi...

show tv'yle yollarini ayirma ihtimali olan dizi; halen fragmanlarin gosterilmeye baslanmamasi bu yondeki supheleri guclendiriyor. boyle bir gelismenin yasanmasi durumunda kanal d'nin diziye teklif goturecegi kulislerde konusuluyor.

izleyenlerin %99 unun psikopat olduğu kanaatine varılabilecek dizi.

burnundan devamli kan gelen polat da olurse memati 'nin yeni kral olacagi dizi.

konusu ve anlatimiyla diger dizilerden ustun oldugu kesin olan ancak iceriginin kesinlikle basit bir senaryo olmadiginin acik oldugu dizi film. insanlari siyasetten uzaklastirip komplo teorileri ile ustun gucler ortaya koymak cok kolay ve etkileyci bir taktiktir. eger insan kendi rolunun toplumsal yasamdaki yerinin olmadigina inanmaya baslarsa siyasi bir olusumdan uzaklasmaya baslar. zaten ulkesi en iyiyi ve dogruyu yaptigi halde baska ulkelerin kotu adamlari gelip ortaligi karistirmaktadir. siyasi olaylarin hepsi cok buyuk kurgulardir ve buna normal insanin gucu hicbir zaman yetmez seklindeki dusunceleri insanlara pompalamak icin cok iyi bir dizidir. ancak bu bilincle izlenirse oldukca surukleyicidir de bu dizi. acaba simdi halka ne sunmaya niyetli bu adamlar diye her bolumunu kacirmadan izlerim. dizi hakkinda bazi asiri yorumlar yapmak bosunadir. sanki kurtlar vadisi yokken hersey gulluk gulistanlikti da simdi cok kotu oldu. gercek olan halkimizin simdiki durumudur. bu dizinin arkasindakilerin ortaya attigi komplo teorilerine oyuncak olmamalidir. siyasi bilincini gercek vatanseverlikle butunlestirmelidir. sosyal haklarini istemeli, kotu idareye karsi gelmeyi bilmeli ve en onemlisi kolay yoldan para kazanmayi secmek yerine calismayi ve emeginin hakkini da almayi ilke edinmelidir. derin devlet, gizli devlet asla demokratik devletin alternatifi olamaz. derin devlet ancak kendi kuyusunu kazar. nitekim zamaninda yapmistir da hala bunun acisini cekmekteyiz. derin devlet in hicbir zaman polat alemdar i olmadi. ama her zaman palasi ve cakiri vardi. maalesef hala yasiyorlar...

yapımcılarının show tv' den transfer parası olarak 8,5 milyon dolar istediği ve bu yüzden kanal ile dizi yapımcıları arasında gerginlik yaşandığı iddia olunan dizi. rivayete göre kanal d çok yüksek bir meblağ önermiş.http://www.superpoligon.com/oku.asp?id=10054

dün geceki bölümünde elif'le aynı "mouse"u tercih ettiğimize şahit oldum. bahtiyarım.

son bolumunde malazgirt savasindan daha uzun bir silahli catismaya sahne olmustur. mke nin gizli sponsor oldugundan killaniyorum ben.

--- spoiler ---bu bolum, yani bolum 86., tilki andre 'nin polat alemdar'in adamlarini oldurecegi bolum olacakmis.--- spoiler ---

her denk geldiğimde televizyonumun lirik hata raporu verdiği dizi;*böyle bir dizi hiç olmadı*böyle bir mafya ağzı hiç olmadı*yatak odasında, seni seviyorum diyen sevgilisine, " eyvallah" diyen bir adam hiç olmadı*yıllarca dublaj sanatçılığı yapmış istemi betil hiç bu kadar madara olmadı*yüreğim bunu kaldırmadı*devletin içi, hicazdan bile görünürken, içini yıllar sonra görüp "vay be" diyen seyirciler hiç olmadı*sen perşembeleri hiç var olmadın

daha once polat'in hekirligini gordukten sonra elif'in fotoşapi entera basarak kullanmasina şaşirmadigim dizi olmuştur. sigaraya ozendiriyor tepkilerinden sonra sigara icilen sahneler yerine esrar cekilen sahnelerin artmasi hepimiz icin sevindiricidir.

fi tarihinde memlekette büyük bir geçim sıkıntısı varmış. padişah sarayında saltanatını sürerken, sıkıntılar gitgide artıyormuş.padişah veziri çağırıp arasıra halkının durumunu sorarmış.gene bir gün çağırmış veziri "sözle bakalum demiş, kullarım ne alemdedir", vezir "çok sıkıntıdalar, ekmek kuru soğana şükrediyorlar devletlum" diye cevaplamış. padişah "hhmm güzel, biraz daha kemerleri sıkalım o zaman" diyerek kemerleri biraz daha sıktırmış, zamları artırmış. vezir "ama devletlum, olur mu, hık mık" diyene kadar vezirini susturmuş. halk iyice perişan durumdaymış, yakacak bir parça dal bulan 4 rekat nafile namazı kılıyormuş. padişah gene sormuş vezirine, vezir gene anlatmış durumu. padişah biraz daha sıktırmış kemerleri, halkta sefalet iyice artmış, sıkıntı arttıkça padişah dayamış zammı dayamış tedbirleri. gel zaman, git zaman çağırmış gene veziri "halkım ne alemdedir, söyleyesin bakalum" diye gürlemiş. vezir "devletlum, halkın durumu çok iyidir, vallaha hepsi davul zurna eşliğinde oynamaktadır, yaşlı genç, kadın erkek demeden herkes tasayı bırakmış eğlenmektedir, buyruklarınız işe yaramıştır, yüce devletlum" demiş, "biraz daha zam yaparsak hiç dert tasa kalmayacak herhal" diye de eklemiş. padişah hemen ayaklanmış " nnne diyosun" demiş "tiz fırınlara, imarete haber verilsin, halka ekmek, aş dağıtılsın" fiyatları da düşürün biraz" vezir "ama ama, devletlum" şeklinde ancıklarken, padişah "yürü" demiş, "yürü, sen anlamazsın bu işlerden."

osman sınav ve mustafa şevki doğan'ın ayrılmasından sonra yeni yönetmeni serdar akar olan ve sezona 23 eylül'de "merhaba" diyecek olan,seneryosu soru işaretleriyle dolu efsane dizi.

(bkz: reklam vadisi)

showtvnet sitesine bakılırsa bu hafta yeni bölümü yayınlanmayacak dizi yerine alacakaranlık kolajı var. yeni bölüm 31 martta.

deja vu mu oluyorum, yoksa geçen bölüm bir daha mı yayınlanıyor diye içimden geçirdiğim dizi. özetlere bakılırsa 2 hafta önceki bölüm gösteriliyor. hadi hayırlısı...

show tv ile sorunlar, baykal saran'ın sağlık problemleri, rtük'ün sansürleri filan derken, olayın boku çıkmıştır herkesi tebrik ederiz..

saate ve ozete bakilirsa gecen haftanin bolumu tekrar edilecek gibi duran dizi.

tek bir bölümünü dahi sektirmeden seyreden hatayli arkadasin sayesinde hem de entel bir atmosferde bir bölümünü seyrettigim, tek bir catisma sahnesinin acizliginden dolayi kafadan sifiri bastigim dizi. bu bölümü 10.06.2004 tarihinde seyrettigimi de belirteyim, ki yeni nesiller 40 sene sonra neden bahsettigimi, arsiv taramasi ile bulabilsinler. ormanlik bir arazide iki saat catisti esek herifler, dünyanin parasini harcadilar, dünyanin mermisini telef ettiler, ölenlerin sayisina baktigimizda cok cok kötü buldum. arabalari sadece camlarindan vurmayi basararak ayri bir güzellik yaptilar. bak arkadasim, bak kardesim, bu dünyada en azindan 19 gün askerlik yapan herkes bilir ki, o kadar insanin bir araya geldigi, toplandigi bir yerde kullanilacak olan silah havan topudur, rokettir, bazukadir, yollarsin bir tane hepsini temizlersin, ne ugrasiyorsun amele gibi dan dan dan - dan dan dan. söyle gücü yerinde bir mafya babasi olsam, yönetmeni, senaristi kacirir 24 saat kesintisiz dövdürürüm, dünyanin sayili mafyalarindan olan rus mafyasini ne kadar aciz, elinden is cikmaz gösterdiler, ayip be!

bu da yalan oldu denilen acaba ekmek teknesine ne olacak diye düsündürten dizi.

bu diziyi baştan birkaç bölüm -nedir lan bu, diyerek- izledim ve dizide işlenen fikirle ilgili görüşlerimi daha önce yazdım. şimdilerde çok nadir ve çok kısa sürelerle rastlaşıyoruz, ancak ilgi çığ gibi büyüyor, etrafıma baktıkça. ve ben de eğer 19 yaşında çete kurma meraklısı bir delikanlı değil isek bu diziyi izlemek için ne tür bir sebebimiz olabilir, diye düşündüm. * kişi dizide bahsedilen dünya düzeni ile ilgili teorilere, mafya bağlantılarına ve bu bağlantıların gerçek hayattaki olası izdüşümlerine merak duymaktadır: sadece bunun için izliyorsa ve bu konulara meraklı ise giriversin bir kitabevine, ibadullah komplo teorisi (oltadaki balık türkiye, oktay sinanoğlu vs) kitabı ve yeraltı ilişkilerinin işlendiği -daha aklı başında- kitaplar bulabilir, bu zırvaları izlemeye ne lüzum var.* kişi vurdulu kırdı ama senaryo hatalı dizi seviyordur: olabilir. bir şey diyemem* kadınlarla ilişkide polat alemdar tandansı arıyordur: bu da olabilir. ama tavsiye etmem pek.* laz ziya'nın hastası olmuştur: bu da mümkün, saygı duyarım bu kişiye.* memati'nin hastası olmuştur: en başa dönüyoruz, ama en başa, çocukluğunuza. mutlaka bir sorun olmalı.* özgü namal'ın hastası olmuştur: eh, hadi neyse. ama mesela ben bu kızın hastası olsam, çakır rolünü oynayan zevzek herifin gerçek hayatta bu kızla olduğunu bilmek epey moralimi bozar, başka bir düzleme geçerdim.* kişi devlet için kurşun atan da yiyen de şereflidir prensibine inanan bir yapının insanıdır: uğurlar olsun. sizinkiler kaçtı yalnız, dışardalar, futbolcu bakıyorlar.* mafya kültürünü incelemektedir, bu kültürde bir estetik bulmaktadır: yığınla film var be birader, bu zırvalığı niye izlersin, gir bi dvd dükkanına, hallet işini. reklamsız hem de, ne güzel. * polat alemdar'ın oyunculuk gücüne hayrandır: sana hiçbir şey demiyorum.* esasen reklam izlemeyi sevmektedir: nefissin.* hiçbir nedeni yoktur, öylesine seviyordur: olabilir, ne diyeyim, insanlık hali. insana ait hiçbir şey bize yabancı değil malumunuz. saygıyla karşılarım.

br suredir heyecanla izlemekte oldugum, kafamda turlu komplo teorileri* uretip vay anasina dedigim ancak son bolumunde pala isimli karakterin devlete calisan* bir eleman oldugundan baska hicbir konuya aciklik getirmeyen dizi.. dahasi bircok olayi yarida birakmis eee noldu simdi tepkisine neden olmustur. bir keskin nisancinin agactan sallanan orumcegi vurup da kocaman polati vuramamasiyla birlikte elifin ustalikla photoshop kullanip alinin sakallari silmesi de izleyenlerin gulme efektleri olusturmasina zemin yaratmistir.

an itibariyle osman sınavın habertürk ekranlarında hakkında acıklama yaptığı dizi

kurtlar konseyi'ne tüm seslendirme tanrılarını toplayarak bana tarifi imkansız orgazmlar yaşatan dizi. bir değil, iki değil 5-6 tane bea... konsey değil, olympos mübarek...

süleyman çakırın ölümünden beri süre gelen monotonluğu bu haftaki bölümüyle sona erdirmiş, "hele şükür" dedirtmiş yapım.. kırılan kalemlerin hayırlısı olması dileğiyle.

eğer yanlış bir hesap yapmıyorsam 21:40'ta başlayıp 24:00'da biten dizi. hatta ve hatta yeni bölümden önce eski bölümün de özetinin yayınlandığını düşünürsek show tv'nin perşembe gecesini işgal etmiş dizi diyebiliriz.

laz ziya'nın ayağa kalkıp baron dahil tüm konseye racon kestiği sahnede testere necmi'nin ayağa kalkacakken tırsıp tekrar yerine oturmasıyla laz ziya'ya hakettiği payeyi veren dizi.

güllü isimli karakter sayesinde heyecanlı sahnelerin arasına giren reklamlar yüzünden ana avrat sayarken birden yarılmamıza neden olabilen dizi."elhamdulillah kazasız belasız çarpıştık."gülüne tükürdüğüm...

polat alemdar'in hacking ve security sektörüne de el attigini gördügümüz bölüm olmustur bu haftaki bölüm. elinde parliament sigara, üzerinde jilet gibi takim elbise ile müsvedde kagida sayisal loto tahmini yapar gibi yazilar çiziktirmek suretiyle laptop'undan sistemlere girmis, kendi tabiriyle devlet için larnaka'nin falanca bankasini hek etmiştir. severek izliyoruz kendilerini....

bu aksamki bölümüyle kendini iyice asan dizidir.. kaciranlar üzülmesin, bir sonraki bölüm baslamadan önce 1 saatlik kücük bir özetini veriyorlar..

fanları mevcut olan dizi http://www.kurtlarkonseyi.com/

tarih itibariyle yayınlanan bölümde ilk defa izlerken tepki vermemi sağlamış dizi. çok sağlamdı bu bölüm. özellikle şanslı-s yakalanınca aile ortamında oldukça okkalı bir **şaaaakkk** efektiyle süslenen bir nah hareketinin ardından<laz ziya> götveren necmiiiiiii </laz ziya> şeklinde bir haykırış anne thug love ve thug love jr'ı yerlere yatırmıştır. hey maşallah

76. bolumun 31 mart gunu yayinlanacagi dizi...izleyici ile dalga gecer gibi 2 hafta yayinlanip 1 hafta ara vermeye basladilar...cekemiyorsaniz bitirin kardesim dedirtmeye baslayan dizi..

yapimcilarin su koyverdiklerini kanitlayan delillerin olmadik yerlerden ciktigi dizidir ayni zamanda...revu kizlarinin dansi sirasinda fonda calan sarkinin; europa plus adli rus radyo kanalindan cekildigi, diziyi rusyada izleyen hayranlarinca tespit edilmistir... sarki sirasinda alenen europa plus singlei calmaktadir cunku...eksi-mag, saint petersgurg; ben kadim_kishi...

cigara işini fena halde abartan dizi. filip moris gizli isponsor mu oldu ne? gençleri mafyaya özendirdiğini düşünmüyorum, ama sigaraya özendirebilir. taam, yeşilaycı olsa çok gerçekçi olmaz belki, ama bu kadar da olmaz ki? osman amca gözünü seveyim, yapma etme...bu arada karahanlı'nın kızı kısa marlboro lights içiyormuş efendim, onu da gördük.

kurtlar vadisikurtlar vadisiii...(ses azalarak, hatta kısılarak sonlandırılacak)bu acayip izlenme oranlarına anlam kazandırmayan, ama yüreğe suyu serpen bir tespit hasıl oldu. fakat bu kadar gözümün önünde, bu kadar götümün dibinde iken görememişim diye hayıflanmama ve hatta kendime hakaretlere varan terbiyesizliklerede vesile oldu.haberlerde gaspçıya, kaçakçıya, hortumcuya, işkenceciye, katile, ite, uğursuza küfür eden, lanet okuyan adamla; ağzından salyalar akarak bu diziyi seyreden adam aynıydı yahu, aynı kişi. böyle birşey olabilir mi? olurmuş meğer.. ve ben bunu aylardır es geçmişim, esneyip geçiştirmişim. kendime teessüflerimi bildirmeden burdan iki sayfa öte gidemeyeyim, iki gözüm klavyeye baksın.

biz bir haftayı bekleyemezken 2 haftada bir yayınlanan dizi napalım bekleyeceğiz.

hemen her karakterin birbirinden güzel yüzükler taktığı bir dizi olmuş bu.

karahanlı' nın kızı rolündeki hatun çok güzel bir seçim olmuş ama keşke fransızcayı daha akışkan konuşabilecek birini bulsalarmış. kız öyle mimiksiz, öyle ruhsuz konuşuyor ki zaplayısı geliyor insanın.

6 mayıs tarihli bölümünde yanlış gördüysem düzeltin bir figüran sanki iki kere kullanılmıştır. kaçırılan kuyumcu terzioğlu için çağrılan ambülanstaki uzun saçlı doktor ile limandaki gemiye operasyon yapıp malları bulduktan sonra "çak" yapan uzun saçlı polis aynı kişiydi. daha da can alıcı olan şey şuydu. eğer saçlarını kesmeseydi bu kişinin sirkencubin olmasından şüphelenecektim. çok benziyordu. aman allahım yoksa....

efendim başrol(ler) yeteneksiz tamam da senaryo süper ee,, masonların daha doğrusu dev şirketlerin dünyayı yönettiklerini bu diziden mi öğrendiniz? çanakkalede vatan için ölenleri unutmayacagız amenna da ben vatan için de ölürüm,, karizma da yaparım diye genç delikanlıyı ekrana kitleyen filmi izleyen genc artık bir vatansever mi olmuştur bu kadar vahşeti seyrettikten sonra,, zaferler süngüyle kazanılır ancak diyen büyügünü mü dinleyecek artık,,evet öyle olacak..ama vatanın refağı için daha çok çalışmalıyım,, ilim-irfan öğrenmeliyim demeyecek..cefasını da ulean ben turk milliyetçisiyim diye bağırarak geçirdiği zamanının ardından gelecek çocukları çekecek.

son bölümünde '' iyi de be kardeşim böyle olur mu'' dedirten dizi.benim takıldığım nokta şudur ki ruslar türkiye pazarına girmeye çalışıyor, iyi ediyorlar güzel ediyorlar ne de olsa büyük pazar..lakin bu rusların neden hepsi mükemmel türkçe konuşuyorlar sorarız sayın yönetmene... god father serisinde adamlar orjinal dillerinde konuşurken katıksız bir italyanca ve dahi sicilya aksanı kulaklarımızda çınlar, bu adamlar nasıl bülbül gibi istanbul türkçesiyle konuşuyorlar sorarız senaristlere...rusça konuşturup türkçe alt yazı vermek çok mu zor yoksa ben de mi bir gariplik var böyle birşey beklediğim için sorarım kendimeçatışma sahnesinde arabalarda hasar meydana gelmemesi bir yana beni derinden yaralayan sahne şudur ki arka planda ruslarla bizimkiler (polat ve adamları) cenk ederken testere ve ruslar 200 m ilerde tepede durmuşlar durum değerlendirmesi yapıyorlar.oradan bir mermi seker de biyerimize girer endişesinden uzakta tabi...e kuru sıkı olduğunu biliyorsunuz ama bize de bildirmenize gerek yok ki!bir de keskin nişancı sırp eleman da kendi kendine konuşurken türkçe konuştu, o konuştu bizim dilimiz tutuldu!türkçe süper bir evrensel dil olmuş da haberimiz yokmuş...

senarist bahadır özdener'in habertürk'te yaptığı açıklamalara göre show tv'den ayrılmayan ve ayrılması söz konusu olmayan dizi.. umarız doğru söylüyordur.. dün yaşananlar raci şaşmaz'ın diziyi yetiştirememe beceriksizliği ile kalır..

geçen perşembe gecesi 8.30dan 12ye kadar sürerek (özet filan dahil), show tvye deli gibi para kazandırmış dizi. gözümüz yok o ayrı, böyle güzel fbi baskını modunda bölümler çeksinler feda olsun

serdar akar'ın ne sebeple bu diziye yönetmen olduğuna vakıf olamadığım dizi.

show tv'nin tmsf'ye yaptigi borc odemeleri nedeniyle parasini alamayan yapimci şirket,* bu hafta eski bolumu ekrana getirmiştir. bu olayin uzerine de kanal d televizyonu diziye talip olmuş, yapimci şirket tarafindan telaffuz edilen 8 bucuk milyon dolarlik fiyati duyunca kabuguna cekilerek duşunmeye başlamiştir. bu miktar parayi vermeyi bir şartla kabul edeceklerini belirten kanal d tv yetkilileri, "senaryoya mudahale" haklarinin sakli tutulmasini istemişlerdir. lakin duşunme sirasi şu anda yapimci şirkettedir. [gelişmelerle yine birlikte olacagiz sayin seyirciler]*

6 mayis 2004 tarihli bolumunde seyirci ve medya ile nasil bir oyun oynadiklarini gosteren dizi. etrafta dolasan milyon adet "x aslinda a kisisi, y aslinda su mafya babasi" listelerinin gecersiz oldugunu kanitlamis oldular. bolumde polat kardes aslan bey'in bir adamini sorgular ve vurur. sebep, bu sahsin uyusturucu gelirine ortak olmasidir. simdi buna benzer bir olay yasanmistir aslinda. tarik umit olayi bu kurgu ile birebir gitmektedir. yaygin kanaate gore tarik umit'i abdullah catli kacirip sorgulamis ve oldurmustur. tarik umit ise mehmet eymur'un adamidir. bu durumda aslan bey mehmet eymur olacaktir. ancak kimine gore aslan bey yesil'dir. aslinda olay sudur, senaryo yazarlari dikkat cekmek, insanlari elde tutmak icin anlamsiz bir oyuna girmis durumdadirlar. aslan bey bir karakterdir, ozellikleri ise turkiye cumhuruyeti'nin yakin tarihindaki bazi karanlik kisilerden alinmistir. ancak bu benzerlikler artik dizinin kalitesini baltalar duruma gelmistir.nasibim 1, sansli s kurgularinda da gercek hayat ile benzer kurgular vardir. bence kurtlar vadisi bir noktadan sonra turkiye'deki gercek olaylar ile baglantisini yavas yavas koparmalidir. bir noktadan sonra insanlar eger sadece gercek hayat ile benzerlik aramaya baslarlar ise, dizinin akisi ile ilgili hayal kirikliklari yasanabilir. sonuc olarak bu dizi kurgusal bir yapimdir, bir belgesel degildir -ki bunu senaristler ve dizinin danismani da roportajlarinda soylemislerdir-. elbetteki dizinin cikis noktasinda turkiye gibi kaynak zenginligi yasanan bir ortam ilham kaynagi olmustur, hatta daha otesi boyle bir dizinin varligini zorunlu hale getirmistir. dizi onemli bir misyonu tamamlamis ve turk halkinin ordan burdan yarim yamalak bildigi bazi olaylari milletin gozune sokarak anlatmistir, bu yuzden diziden rahatsiz olan coktur. simdi hic dizideki mafya babalarina ozenen denyolara girmeyelim, gercek su ki eger bu adamlara ozenip birileri suc isliyor ise bunu engellemenin yolu baskadir. cahil cuhela adamlar her durumda etkilenir, ulku ocaklari zaten bu etkiyi senelerdir yapmaktadir.ancak artik dizinin gercek olaylara yaptigi referanslarin onunu kesmesi gerekmektedir. asil yaraticilik simdi ortaya cikacaktir. dizi yapimcilarinin belli bir birikim uzerindeki izleyiciyi uzun sure elde tutmak gibi bir kaygisi var ise, yasanmis olaylari birbirleri ile boca edip sunmak haricinde, "sifirdan" hikaye yaratmalari ve bunu da heyecani dusurmeden yapmalari gerekir. baba, sopranos, oz basarilidir cunku karakterleri izlerken akliniza gercek hayattan birileri gelmez, kurguyu izler ve severseniz. eminim ki orada da esinlenmeler mevcuttur, bu zaten olmalidir, ancak dozunda birakilmalidir. eger izleyici diziyi izlerken aklina baska olaylar da gelirse fokus dagilir.

şok üstüne şok yaşatacak bir sezon finali ile bu akşam yine herkesi ekran başina toplayacak olan dizi. yüksel aytug bugün vatan gazetesindeki köşesinde geniş bir özet sunmuş:böyle final görülmedi kurtlar vadisi bu gece gerçekten de "nefesleri kesecek" inanılmaz bir final bölümüyle sezona veda ediyor. yanlış anlaşılmasın, amacım finali yazıp, dizinin keyfini kaçırmak değil. aksine büyük emekle hazırlanan bu enfes bölümün daha fazla izleyici tarafından izlenmesini sağlamak. çünkü bölüm, gerçekten de hollywood yapımlarına taş çıkartacak şekilde çekildi...gizli el kimin?son bölümde polat, samuel'in gizli bir el vasıtasıyla ortadan kaldırılması üzerine konsey'i dağıtacak. doğu bey, ankara'nın yolunu tutarken, ilk kez sağ kolu esat'tan şüphelenecek ve ona yem atacak. final sahnesinde, kılıç, gizemli internet şahsiyeti fox'un aslında andrei olduğunu sanarak onun izini bulacak. ancak, safiye'nin cesediyle karşılaşacak. polat alemdar'ın; memati, abdülhey ve erhan dışındaki bütün adamları, tilki andrei tarafından öldürülecek. tilki, bir ekibini de konsey üyelerinin peşine takacak. polat, mahalleden aldığı acı haberle şok içinde büroya gelen elif'e ne olduğunu soracak. ardından fox kod adını kullanan gizemli kişiyle karşı karşıya gelecek. ve işte finalin can alıcı sahnesi de burada yaşanacak. polat, fox'un estetik operasyonla kendi gerçek yüzünü, yani ali'nin suratını alan kişi olduğunu görecek...dizinin yeni sezonda ekrana gelecek ilk bölümü de şimdiden çekildi. buna göre fox, "ali" olarak ömer baba ve nazife anne'nin karşısına çıkıyor. ikili, oğulları döndü sanarak büyük bir sevinç yaşarken, sahte ali, onları evde öldürüyor. ardından, elif'in anesi, deli hikmet ve eren'i ortadan kaldırıyor. amaç, gerçek ali'nin yani polat'ın değer verdiği kişileri yok etmek... ancak bu bölüm flash-back'ler (geri dönüşler) halinde yayınlanacak. yani elif'in canan'dan aldığı haberle büyük bir şok içinde polat'ın bürosuna geldiğini bu bölümde öğreneceğiz.ve yeni sezonyeni sezonda polat, ali'yi yok etmek için mücadele verirken, ali görünümlü fox da elif'i polat'tan kopartmak ve yanına çekmek için her yolu deneyecek. fox, doğu bey'e giderek kendisinin geçek ali, polat'ın ise casus olduğunu söyleyecek. dizinin yeni dönemdeki rotası bu gelişmelere göre belirlenecek.ve yeni sezon için tüyolar: dizinin show tv'den kanal d'ye transferi an meselesi. ayrıca senarist raci şaşmaz da yeni dönemde dizinin ana karakterlerinden biri olarak (ali görünümlü fox) ekran karşısında olacak. geçen bölümde bilgisayar başında gördüğümüz diğer senarist bahadır özdener'i de yeni bölümlerde "bilgisayar manyağı arşimet" olarak izleyeceğiz. ayrıca "deli yürek" dizisinde turgay atacan karakterini canlandıran ali sürmeli de dizinin oyuncu kadrosuna dahil olacak.

bu dizinin en anlaşılmaz tarafı karakterlerin hepsinin lakaplarını haketmesidir..yani testere necmi sinirlenir çıkartır testerelerini siler, kılıç hüsreve kılçık kapar gider odadan kılıcı kapıp kılıçla mevzuya girer.hayır anlamadığım şu; iplikçi nedim dellenirse ne yapacak? çıkarıp örgü mü örecek?

bu akşam yayınlanacak bölümü ile herkesi ekran başına kitleyebilecek bir durum mevzu bahis olmuştur. üçüncü sezonunun finali olan bu bölüm tüm sezon finalleri içinde en merak edileni konumundadır. ilk finalde kumarhane baskını, ikinci finalde baron 'un polatla buluşması ve aslan bey 'in ölümü ve bu gece ki bölüm.

dun aksam onbucuga kadar beni ekran basina civilemis dizidir. eve gelinir ve gecen hafta izlememis olmanin gaziyla ekran basina oturulur. televizyonda show tv acildiginda gorulur ki, yanik koza vardir. ''sezonun son bolumuymus ya, herhalde gecen haftanin tekrari yoktur, herhalde sonradan verilir'' diyerek olabildigince aptal bir bahane artik nereden uyduruluyorsa uydurulur. beklenir, beklenir, beklenir. lakin show tv'nin reklamlarinin ayari yoktur. saat 10'u gecer. kanala bir suru saydirilir. koza yanip kul olup bittikten sonra ''hah tamam denilir'', ama o da ne, bilmem neyin sundugu yagmur zamani'nin cikmasiyla once ''o ha lan, bu ne, bunlar da iyice sapitti.'' denir, sonra takvime bakildiginda tatile cikmanin gerekliligine karar verilir ve boylece olagan bir salakligin sonuna gelinir.

soylentilere gore yeni sezondaki bolumlere ali surmeli nin de dahil olacagi dizi. ali surmeli gibi kaliteli bir oyuncu dizi de hangi karakteri oynarsa insanlarin hayrani olacagi simdiden soylenebilir. hatta ben simdiden hayran oldum bile. dizinin mudavimi degilim ama ali surmeli girerse isler degisir.

adamlar fan sitesi yapmış güzelde olmuş http://www.kurtlarvadisi.gen.tr

ilk defa bugün izlediğim ve hemen bir kronoloji hatasını yakaladığım dizi. karakterlerden biri "önce leventte banka binasını uçurdular, sonra ingiliz konsolosluğunu, sonra da sinagoğu" diye bir cümle zikrediyor. oysa sinagog değil sinagoglar; kuledibi'nden neve şalom ve osmanbey'deki beth israel sinagogları diğer saldırılardan önce bombalanmıştır.bu arada dizinin müzikleri gerçekten süpermiş, gökhan kırdar'a tebriklerimi iletiyorum.

an itibariyle nizamettin bey yapilan kirli isleri ortmek amaciyla one cikarilan temiz toplum projesi konulu basin toplantisi yapacakken reklama girmis ve ardindan polat agabeyimizin okulumuz projesiyle alakali reklami yayinlanmis, acaba bu da mi dizinin bi parcasi dedirtmis dizi!. akillar da ? işareti birakmistir.

mokoko'nun kralının carl marx olduğuunu öğrendiğimiz dizi.

(bkz: kılıç polat ı öldürecek)

tarantino'nun ilham kaynağını gördük bu diziyi izleyince efenim. meğer klostrofobik tabut sahnesi bu diziden arakmış.

polatın düşmanlarının kill bill'den ilham aldıklarını düşündüren dizi. dizide esinlenme, yer yer başka filmlerden aparılan diyaloglar ilk kez olmuyor ama kabak tadı vermeye başladı.

an itbariyle gomulmekte olan polat alemdarin ne olacagini buyuk ihtimalle bidahaki sezona izleyecegimiz dizi..

yüksel aytug'un yazdigi bölüm özetinin fos ciktigi dizidir. o mu bizi yaniltmiştir, yapimcilar mi onu yaniltmiştir cözemen. ama eger bilinmeyen karanlik güc alinin yüzü ile ortaya cikacaksa, dizinin esinlendigi filmlere face off'ta katilacaktir. izleyecegiz ve görecegiz

son bölümde ölen karakter sayısının haddi hesabı olmayan dizi. gelecek sezon ya kadro tamamen yenilenecek ya da dizideki olaylar 30 bölümde anca çözülecek. doğu bey ölürse olmaz ki ama ya...

elif'in arabasinin takla attigi sahne de bilumum amerikan film ve dizilerinden aparilmistir. yuh dedirtmistir biz izleyenlere, bu kadar da hirsiz olunmazki canim.!.**entry kotulendikten sonra gelen edit: isbu entry dizinin olur olmaz sahnelerini mutlaka bir amerikan filmi ile ozdeslestiren guruha ayar amacli yazilmis, lakin nedense benim gibi kurtlar vadisi mudavimlerinin tepkisini cekmistir.(bkz: bize bir sey anlatmaya calisiyor galiba)

--- spoiler ---sezon finalinin son sahnesinde polat alemdar canlı canlı gömülerken görülmektedir....--- spoiler ---

"11/3/1993 - milliyet temiz toplum kampanyası'nı baslattı" olayımı aklıma getiren dizi..umarım bir alakası, ilişkisi yoktur.

sonunu kaçıranlara:--- spoiler ---http://img225.echo.cx/img225/3757/bscap0037on.jpg--- spoiler ---

fazlasıyla kill bill tadı vermiş dizidir.. içim katıldı artık.. o derece..

osman sınav'ın ayrılmasıyla bir kırılma yaşayan ve yaklaşık 10 bölümdür kendini diri diri gömen dizi.evet, sağolsunlar, okumuşlar, bu bölümde para dolu valizleri elden ele atmadılar. tekerlekli valizler kullanıldı.- peki, safiye karahanlı evden "ben gidiyorum tek başıma" diye çıkınca, normalde peşine 3 araba eskort takılmaz mıydı?- elif eylül madem ayrı bir eve taşınacak kadar sıkı korunuyordu, korumaları niçin epeyce aylaktı?- bir samuel öldü diye polis niçin bu adamları tek tek toplamaya başladı? oysa madem böyle bir şey olacaktı, bunun karahanlı ölünce gerçekleşmesi gerekmez miydi?- "koskoca doğu bey", sıradan muhabirler için kiralanan tarzda bir helikopterle mi seyahat etmektedir?- bir rus ajanı veya hadi dizideki ağırlığı ile rus derin devletinin önde gelen insanı, niçin amerikan silahı kullanmaktadır?- hadi diyelim kullandı, ateş ettikten sonra çıkarttığı boş kovanlar elini hiç mi yakmamaktadır? ki yakar...- osman sınav bir sahneyi kaç kere çektirirdi ki, elif'in evindeki ömer babalı sahnede bile oyuncuların rol kabiliyetleri problemliydi?gibi... gibi... ilk akla gelenler bunlar... neticede bölümde tek yüz güldüren sahne, halo olmuştur. bir adet de kukuletalı amca gösterselerdi, belki kurtarırdı, olmadı, virajı alamadı, takla attı.

senaristlerinin** sıkılarak abi bi sezon da biz oynayalım karizmamıza karizma katalım diyerek senaryosunu iyice karıştırdıkları dizidir.

ilk kez izleyenleriyle, meraktan bakanlarıyla, zaplarken uğradımcılarıyla, müdavimleriyle muhtemelen 9 haziran 2005 prime timeda bir rekora imza atmış olacaktır*.şaka değil sokaklar cidden bomboş..ayrıca eğer olur da o gömülen vatandaş önümüzdeki sezon cee diye elini tabuttan çıkarıp "ben geldim!" derse, yetmez bi de estetik ameliyat, botox falan olursa yeni bir bir istanbul masalı faciasıyla karşı karşıya kaldığımızın resmidir.- ama ama sen..- ben ya.. hemen deniz akkaya'nın doktorunu çağırın. aysel gürel gibi hissediyorum, her yer toz.. bakmayın öyle, hadi!.. birikmiş mafya puanım var benim..(bkz: zombiler vadisi)

serdar akar eskiden gemide'nin aşmış yönetmeni idi. kendisi şu anda kurtlar vadisi'nin yönetmenidir.

ruslarla türkler arasındaki on farkı bulun konulu son bölümüylen bizleri ekran başına böyle kımıl kımıl toplamış dizidir. andrei karakteri saolsun ruslar hakkında çok şey öğretti misal;-siyss türklerr duykussalsınıs..ruslar deyil!-siyss türklerr karıya kıza düşkünsünüz...ruslağrr deyilll-siyss türklerrr gıdık alırsınıss..ruslaaa deyill..-siysss türkleee ölürsünüz...ruslaa ölmezz-siyss türklerr rakı seversiniss...ruslarr sevmesssburayı geçtim. ancak bir yerde artık dedim ki küçük kaynarca antlaşmasını polat alemdar'a teklif edecek. -polat...adamların elinde..eflak boğdan, sırbistan bize verilecek...40.000 düka altını deli petroya verilecek..bi de şu rakınızdan bin kasa...tekirdağ olsun...yoksa adamların ölüyyrr..hadi ruslarla tarihimiz oldukça geniş. buradan feyz alınıp bir rekabet ortamı yaratılmış anlarım. ama bu kadar da abartılmaz. siz türkler böyle şöyle. türkler abazadır mesajı da verilmedi değil inceden. adamları nahoş yöntemlerle kaçırdı saolsun andrei. çeçenlerden mi öğrendi acaba bu tekniği de bunu bilemiyoruz.anladık çok heyecan dolu dizi. ama adam öldürmeden heyecan yaratmanın yollarını bulmaları lazım. artık gerçekten adam kalmadı. en son 40 hafta önce bir bölüm izlemiştim adam gibi baştan sonra. 40 bölüm geçti aradan ulen ne olmuş bi izleyelim dedim bir baktım tanıdık kalmamış. saolsunlar son bölümde de öldürülmedik bir tek güllü erhanlan göbekten bağlı arkadaşı abdülhey kaldı. onlar da artık lorel hardi olmaktan vazgeçmişler bu da güzel bir ayrıntıydı. ama konu monu kalmamış artık. nasıl olsa olay yaratan diziyiz ne yazsak da oraya buraya mesajımızı yazsak diye bir kaygı akıyor her yerden. insanları ''bak böyle olaylar da oluyor'' biçiminde şaşırtmaca yöntemiyle bir güzel izletiyorlar ama artık gerçekten ipin ucu kaçmış. neyin nerde durduğu bile belirsiz. insanları şaşırtmak da bir marifet ister. ama onu öldür bunu bir yerlere sokuştur artık buna sürpriz denmiyor klişe deniyor. final bölümünden ne anladık?..kill bill 2'den feyz alınan bir finale sahiptir tabutta röveşata çakan mafya babası da vardır bu alemlerde. işte bunu anladık. ordan etkilen, burdan gerçek olaylara mesaj yolla,şurdan şaşırt, burdan espirik ortam yarat, şurdan teknolojik hedeleri kullan, bilmem neyi göze sok...eee.??? sonuç: karmakarışık kafalar. neyin nerde durduğu gerçekten belli değil. örnek mi?ruslarla ortaklık yapan ahıskalının konseyinin makineli tüfekle taranma sahnesi nerdendir??..baba 3 olmasın sakın...ama bu adamlar neden öldüler?..belli değil. pat diye. peki bunları ispiyonlayan kişi neden öldü?..kim öldürdü?..hatta ve hatta nasıl öldü?..bir akrep var uzaktan kumandalı sanırsam..akrep nokta atışı gibi odanın içinde bırakılmış ama gidip kurbanın sırtını bulmuş...koskoca oda..kesin uzaktan kumandalıydı bu akrep..zaten oyuncak akrep olduğu da belliydi saolsunlar o kadarını yapamamışlar. bir istanbul masalına artık nasıl aha kendini yemiş bitirmiş dizidir diyorsak artık bu dizi için de bunu söyleyebiliriz..meraklıları vardır izler eder orasını bilemem. bir polat görsek bize yeter diyorsanız da artık kitabı var bunların..kartları var..melodisi var..şekeri var..tuvalet kağıdı var..cikleti var..maaşallah corç lukas bile bu kadar promosyon malzemesini akıl edemedi saolsunlar bu dizinin yapımcıları akıl etmişler. en son kurtlar vadisi marka donlar çıkacak diye duyar gibi oldum. hadi hayırlısı tekstil sektörü de iyi iş yapar..mantıksızlık mı dedim?..evet dedim. örnek mi?..aha size baba örnek: şimdi düşünün bir kere..3 sene öncesine kadar almanyadan gelmiş normal bir vatandaşken birden türkiyeyi yöneten baron oluyorsunuz??????o baronluğu size mi bırakırlar peheyy be. hadi bıraktılar diyelim bunu bu kadar beleşe mi yaparlar??..baron olmak böyle bir şeyse bundan herkes ister o zaman. istemeyen de var mı??..milletimin gençlerini ona buna şuna özendiriyor diye nerdeyse kanun hükmünde kararname çıkacak. ama bu özendiriyor eleştirisi de çok klişe oldu artık değil mi?...hiç birşey yapmayalım özgürlükçü ülkeyiz ne de olsa. sansür mansür bunlar yalan şeyler. e basbayaa adam baron oldu!!..adamın biri çıkıp ulan bu olabiliyorsa ben neden olmayayım demez mi??..demiyorlar mı?..bence evet sevgili sözlük yazarları okuyucular..bence evet...(bkz: hayri gülle)..bu adamın bu kadar kısa zamanda baron olmasına şaşırmıyor insanlar hatta kabulleniyorlar. e bunu kabul eden bu dizideki tutarsızlıkların binini kabul eder..bu arada televolede tekrarları var onu da kaçırmayın derim bu da ayrı bir olay!..

karanlık odasında bilgisayar başındaki elemanıda çok merak etmekteyim. çok renksiz bir kişilik olduğu belli türk olmadığıda kesin elinin altında o biçim teknoloji var geçsene biraz dalganı.- alo polat- kimsiniz- benim lan çakır şerefsiz ne çabuk unuttun- ama sen öldün nasıl olur- ahiretten arıyorum bak bak sana kimi vericem cerrahpaşalı kanki olduk burda- ama nasıl olur

dizinin bokunun bile bokunun nasıl çıkarılabileceğinin gösterildiği dizidir. "heyecan yaratalım" diye herkesi kaybetmişlerdir. biz de "kim ölecek kim kalacak" davasına düşecekmişiz. tamam merak ediyoruz da, insanın merakı bu kadar gıdıklanmazki. "hay ben dizisine" deyip televizyon izlemeyi büsbütün bırakacağım, sonunda o olacak. en uyanıkları de, hayret, resmi kayıtlarda ölü görünen halil ibrahim kapar çıktı. acaba devlet onu hangi kararla arıyor. "aaaa, siz hortladınız mı?" bir de gözümüzden kaçmadı zannetmesinler, esat bey yere bakıp duruyordu, altına pislemiş bebe gibi. polat'ı vuran mermilerin nerden geldiği ise muamma. eskiden gerçekleri eğip büken dizi, şu sıralar paranoyayla uğraşıyor sanırım. bir de "temiz toplum" hareketini de kustular, tam oldu. "bak bak herşeyi bunlar yapmış" diyecek dışardan haberi olmayan sıradan türk insanı. bence yazık oluyor, madem bu kadar çok biliyorsunuz, toplumu mobilize edin de temizleyelim şu pislikleri.edit: an itibariyle öğrendimki dizi bir de zamanın ötesine geçmiş. suserlere hak vermemek elde değil.edit 2: an itibariyle öğrendimki dizi artık zamanın ötesinde değil. e suserlere hak vermemek mümkün değil.edit 3 (ve son): an itibariyle öğrendimki bu sözlük ahalisine güven olmuyor. bi öyle bi böyleler.

kendisi gibi albümüde muhteşem ötesi olan bir ekol haline gelmiş fenomen topluluğu..

gerçek yaşamdan büyük ölçüde uzaklaşan dizi. karanlık odasında bilgisayar başındaki elemanın yanar döner aleti bir ingilizce bir türkçe mesajlar vermektedir. ayrıca halo cenaze arabasında giderken arkadan çekim yapan kameranın bulunduğu aracın kaputu da gözlerden kaçmadı.--- spoiler ---gelecek sezon da matrix den dem vurup polat ı neo yapacaklarmış karanlık odasında bilgisayar başındaki eleman morpheus muş. polatı gömüp sonra çıkartıp önüne iki hap koyacakmış.--- spoiler ---

tilki andre'nin gollum soyundan olduğunu öğreniyoruz her geçen bölümde. bence bütün derdi polat'ın parmağındaki baron yüzüğü. - sisstürklerrrsss - lan olm yaktılar yüzüğü dağda yandı len o ?

okuduğum kadarıyla 3. sezon final bölümü yazarlar arasında büyük bir yanlış anlaşılmaya yol açmış. polat alemdar'ın tabut içinde canlı canlı gömülmesi kill bill 2'den falan değil düpedüz davaro'dan arak!!! davaro'da diri diri gömülen şener şen'in gözüne kulağına toprak kaçması bile polat'a aynen kopyalanmış bu kadar da olmaz ki canım...

2005 sezon finali beklediğim kadar iyi olmayan dizi. yüksel altuğ öyle bir anlattı ki, diğer sezon finallerini aratmaz sandım.gözden kaçan ufak bir ayrıntı: nizamettin basın toplantısı yaparken muhabirin teki konuşmayı yazıyordu. ancak muhabir "ayrım yapmadan" yazdıktan bir iki saniye sonra nizamettin "... ayrım yapmadan .. " dedi.yine de yeni sezonu merakla bekliyorum.

sezon sonu sahnesi olan canlı canlı gömme operasyonu apaçık 2. hammurabi zamanından kalan yazıtlardan arak olan dizi. evet ilk sümerliler buldu herkes (şener şen, tarantino, y&r ın yönetmeni) telif versin gerçekler gün yüzüne çıksın, kimse sanat için arak yapmasın. hayır zaten kimse, hollywood ya da bollywood dahil olmak üzere, bir daha sadece baba 3'de yapıldığından dolayı helikopterden ateş açma sahnesi çekmemeli (matrix 1'den mitralyöz sahnesi dahil, ayıp ulan cık cık).kanunen yasak ulen böyle şeyler, kırosunuz hepiniz, allah müstehakınızı vermesin ayol.(bkz: la havle)

--- spoiler ---yüksel aytug un yazdıklarına göre bir face off vakası beklerken bir de canpolat ın diri gömülümü ile kill bill vol2 tadını yakaladık , bir sonraki bölümde polat gömüldüğü yerde aslan akbey'in öğretileri akla gelecek, uma thurman hesabı one inch punch tekniği yardımıyla kurtulacak sonra kendisini kaçıranların peşine düşmek suretiyle bir bir öldürecek.bu arada bilgisayar basındaki adam fazlasıyla abdülhey e benziyordu , yeni (kolpa olan) ali candan ve abdülhey canpolat a karsı bir araya gelebilir ; bu ikisinin hocası da tabii ki deliyürek dizisinde turgay atacan karakterini basarıyla oynayan ali sürmeli. ali sürmeli dogu beyin eski arkadası,yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen iki zaat ,bir sekilde savunduklarını yapma yollarının farklılığı yüzünden kavgalılarcharles xavier ve magneto gibi ,iyi ile kötünün zamanla sınırlı olmayan savası ,balrog gandalf savası tadında yani dizi kolaj bir hal almaya basladı hayırlısı. --- spoiler ---

nizamettin in mafyaya savas acip temiz toplum kampanyasi baslattigi bir dizi olmustur bu hafta. bindigin dali keser gorunmek ne alaka dedirtmistir, en azindan bana. bir de hadi kizlar okula, baba beni okula gonder, kardelenler tadinda bir kumpanya baslatsaydi, nedenini de anlatsaydi tam bir hizmet olacakti ama. polati dize getirmek icin onca operasyona, ses taklit etmelere, singapur uzerinden arayip araba kilitlemelere falan gerek yoktu ki, dizide herkes elini kolunu sallaya sallaya her yere tek basina gider gozukuyor nasil olsa. tapinakcilarin, polati yeniden dogdurarak 'ya bizdensin ya topragin' mesaji verecek olmalari en enteresan bolumdu kanimca.

senaristlerin düşündürmek istedikleri:mehmet karahanlı - (bkz: özdemir sabancı)samuel vanunu - (bkz: üzeyir garih)doğu bey - (bkz: eşref bitlis)

bundan böyle yönetmenliğinde talip olduğum yapımdır. halkımızın geri kalanının da izleyebilmesi için süper ojinal bir fikirle geliyorum gelecek sezona... kafasında anten, göğsünde tv ekranı olan renkli ve peluş yaratıklar... evet kurtlar vadisinin buna ihtiyacı. ne orjinal değil mi? teletabi mi? yok canım daha neler. şimdi bakalım... mafya dizisi olarak geçiyor, karanlık ilişkiler içeriyor ve insanlar ölüyor. şimdi ilk ikisini geçelim ve sonuncu mevzuya odaklanalım... orjinal bir fikir olarak bundan sonra ölecek ilk kişiye kolombiya kravatı yapılmalı bence. çok mu kanlı oldu? yine beğendiremedik tüh. dilim dilim doğrasak? o da geçen sezon şu anda diziyi yönetmeyen, alakası bile olmayan osman sınav tarafından testere necmiye yaptırdı. ıyhh o da çok kanlı yav...

kitleleler ne kadar aktif olarak politikaya katılırsa, toplumda da politikadaki istikametler komplolardan arındırılmış olarak çizilir,türkiyede ise bu tam tersidir. kitlesellik olmadığı için tarih tekler üzerine kurulur. tarih öğretilirken,geçmişte meydana gelen birikmeler bir tarafa bırakılır da olaylar sadece cin fikirli dayıların alicengiz oyunlarına bağlanır ki, böylece sistemin küçük, değersiz parçası olma fikri benimsetilmiş olur.bu tür bir eğitimden geçmiş olan bizler için ise kurtlar vadisi tatlı üstüne kaymak gibidir. memati sokaklarda kraldır, psikopat gibi adam öldürmektedir.bundan büyüğü yoktur deriz ancak baron çıkar karşımıza. ortadoğuyu yönetir,herkes ağzından çıkacak lafa bakar. en büyük o zannederiz ama bir bakarız ki ondan da büyük vardır. o da dünyayı yöneten insanlar tarafından ezilir.bizler ise televizyon karşısında 'peeeeh' diye hayretler içersinde kalır, ezilir ezilir eziliriz.

polat alemdar bir kamyon kazasıyla mı ölecek? yoksa, aptullah çatlı ölmedi mi? dedirten dizi.

radyo televizyon gazetecileri derneği tarafindan dagitilan oduller icerisinde en iyi dizi unvanini alan yapim.

birilerinin allah rolu oynamaya başladığı tek dizi. bir güç var bu güç ne yerdedir ne göktedir, müminlerin kalbindedir, herşeyi bilir, herşeyi görür, insanlara kader tayin eder, can verir, can alır. böyle bir güçle ne diye uğraşıyosun ki. manyakmısın. git evinde otur. bakalım yazdan sonra bu senaryo saçmalığını nasıl kapatacaklar.

gelecek sezon başladiginda en az uc - dort bolum, elif'in hastane olaylarini, polat'in kendini arayişini, konsey uyelerinin mapushane ve emniyet maceralarini izleyecegimiz, izleyip sikilacagimiz yapim olacaktir zannimca. ayrica tv'den gunlerdir "sezon finali" reklamlarini izlettirdiler, gazetelerde herkeslere soyle guzel boyle bomba bir final diye yazdirdilar ama tam anlamiyla fiyasko bir bolum oldu. şimdi izledigimizde gotumuzle guldugumuz deliyurek finalleri bundan on kat daha iyiydi. benim bu sezonun ardindan bu diziden anladigim yegane sey osman sinav'in kalitesiydi. sozluk dahil onca yerde adama giydirdiler ama dizi yapmak gercektende herkesin harci degilmiş.(bkz: saygilar serdar akar)

iyiden iyiye hit olan dizi. herkesi icine alan bir atmosferi olmasa da kendi dalinda kültlük yolundadir

senaristlerin halo ya özel müzikten sonra gene kıyak yaptıkları dizidir.

(bkz: kurtlar sofrasi)

kurtlar vadisi'ni şimdiye kadar hiç seyretmediğim için nasıl bir dizi olduğuna dair en ufak bir fikrim yok. belki de iyidir ve çok şey kaçırıyorumdur, bilmiyorum.ancak dolaylı yolla da olsa bir his sahibiyim. kurtlar vadisi takipçilerinin diziden bahsetme şekillerine şahit oldukça hiç görmemiş olduğum dizi giderek daha da itici hale geldi. etrafımda gencinden yaşlısına sayısız insan kurtlar vadisi'ni gerçek hayatmış, içindeki karakterleri de amca oğullarıymış gibi algıladıkça ve fanatik taraftarlık benzeri hislerle sözde aforizmalarını, tavırlarını vs. sahiplendikçe benim bu televizyon yapımını ciddiye almama hayatta imkân yok. bu durum, yapımın hedef aldığı kitle üzerinde ne kadar kuvvetli bir etkisi olduğunu, yani çok başarılı olduğunu, ancak benim de kesinlikle o kitleye ait olmadığımı gösteriyor.buffy the vampire slayer neyse bu da o aslında: kurgu. buffy'yi seyredip "aslında vampirlik müessesesi böyle değildir" diyerek yine başka birinin yarattığı kurguyu referans* kabul edip de aynı başlık altında yapılmış başka bir kurguyu eleştiren adamın durumu gözümde neyse, arabasının yıkanmasını bekleyip çayını yudumlarken bu diziden yola çıkarak karanlık olaylar üzerine ahkâm kesen adamın durumu da o benim için. almayayım, teşekkürler. iyi bir diziyse bile artık seyredip de zevk almam bu tür insanların çokluğu yüzünden mümkün değil, bu da başka bir salaklık olabilir elbette.

gereksiz sozluk basliklarina yol acan dizi

doğan grubu tarafından yürütülen saldırı kampanyasının hedefinde olan dizi.özellikle kanal d haber,adliyeye intikal etmiş her olaydan vadi'yi sorumlu tutmaktadır.tabii bu tutumun,sezon başında diziyi kadrolarına katamayışlarıyla ilgisi olduğu yüksek bir ihtimal.

dünkü bölümde kafası suyun içinde bes dakika nefes tutan can polatı ile daha şimdiden deli yürekteki miroğlu'nun yaptıklarını solda sıfır bırakan, yayınlandığı gün ve saat itibariyle sokakta dolaşan insan saıysında belirgin azalmalar gözlemlediğim manyak sürükleyici mafya dizisi.

dizinin her bölümünde yaklaşık 10 dakikalık bir"güncel olayları yorumlara, seyircinin gözüne sosyal bilgiler dersi kıvamında sokma"kısmı olmasa daha da bir güzel olacak diziayrıca çekimlerin yapıldığı, mafya babalarının mekanları şahane.

yamulmuyorsam ilk defa bir türk dizisinde veya filminde gercek bir arabaya gömsürtüverilmis.* ozellikle arabanin jaguar marka olmasi ve bi kamyon tarafindan nasil hasamata cevrildigi ornegini vermis beni dumurlara ugratmis dizi. hey gidi oyuncak arabalardan gercek arabalara.

cakiri sorgulayan amcanin serce parmagi ve tombalaciyi ziyaret eden medya patronu lavuklarin serce parmaklarina taktiklari yuzukler aynidir.bu ayrintiyla medya ve devlet icerisinde baglantilarin oldugu bu baglantilarin derin devlete dogru uzandigi anlatilmaktadir.bir da cakirin su tasindan cikan jilet hadisesi vardir ki yoruma gore degişir.birinci olasiliga gore, bu jilet olaylar cakirin bogazina kadar gelmişken cakir bogazini kessin usulca terki diyar eylesin amacli konmuştur.ikinci olasiliga gore ise cakir bu jiletle onun ifadesini almaya calişanlarin ifadesini alsin diye konmuştur.bekleyelim gorelim.

başlangıçta ekrem marakoğlu'nun "kırmızı kadife"sinden mehmet eymür'ün hazırladığı "1.mit raporu" gibi mafya-devlet ilişkileri,bu yapılanmanın hiyerarşisi,terör ve kaçaçkçılıkla ilgili yapılanma gibi konularda bilgi veren kaynaklardan oluşturulmuş bir diziyken birden masonluk,tapınak şovalyeleri,okültizm....gibi mevzulara daldırmış ve toparlayamamış bir dizidir.yine de televizyonlardaki en sağlam dizidir

(bkz: memati)

genel ozet olarak ge¢en son iki bolumu saymazsak halil ibrahimin cezaevinden ka¢irildigi bolumden beri goze batan hatalarin gitten gide arttigi bir dizi olarak yoluna devam etmektedir. fakat ne kadar kotu olursa olsun izleme zorumlulugum varmişcasina izlemeye devam ediyorum. hatta ozetten oluşan son iki bolumu bile izledim. artik eski havasi kalmayan boktan bir hal almiş piyasa mali bir¢ok diziden bir tanesi olmamasi i¢in bu dizinin kendi kalitesine uygun bir şekilde bitirilmesi surekli olarak bu diziyi izleyen kişilere yapilmiş en buyuk iyilik olacaktir. ve umarim bu dizi geleneksel turk filmlerine uygun olarak karahanli polat tarafindan vurulurken arkadan dogu beyin gelip dur o senin baban demesiyle son bulmaz.

dün geceki bölümünde susurluk "kaza"sını simüle eden dizi.bu arada, tombalacı'yı ziyaret eden iki kişiden biri medya yöneticisi iken, diğerinin kimliği ve neci olduğundan bahsedilmemektedir. sadece yüzükten değil, arabada giderken yapılan "nohutlu pilav*" muhabbetinden ve yine arabada giderken yüzü görünmeyen şahsın telefonla yolun polis tarafından kesildiğini haber alması, yahut memati'nin kendilerini takip ettiğini fark edip polise yolun kesilmesi talimatı vermesi, bu kişinin emniyet veya içişleri bakanlığı ile ilgili olabilecek üst seviyeli bir bürokrat olabileceğini düşündürmektedir. medya patronu olmasa gerektir.-* nohutlu pilav ifadesi, çakır'ın sorgusuna bir gönderme. şahıs "sizi nohutlu pilav yemeye götüreyim" derken, çakır'ın sorgusunu kastediyor ve bunu bir tür eğlence gibi zikrediyor. çakır'ın çocukluğunda pilav satarken ilk vukuatını işleyip ilk defa içeri girmesi hadisesi malum.

dizinin tanıtımında "deli yürek"'teki bozo'nun anlatımlarından kopartıcı bir dizi olduğunu tahmin ettiğim dizi.düşünün bakalım hangi parti o parti? :))

fan sitesindeki mantik hatalari bolumunde hayranlari tarafindan ; "polatin cep telefonu polifonik ancak mesaj gelince mono caliyor","aslan bey: "bizim isimizde zor diye bir sey yok" derken,sonraki bolumde "hayatimin en zor gorevi" diyor","cakir ve polatin cep telefonlarindaki saatler birbirini tutmuyor" tarzi ayrintilari fark etmeleriyle insani saskinliklara surukleyen dizidir.

bu haftaki bölümde yine polat almedar'in hacking hünerlerine taniklik edecegiz galiba(bkz: bir hacker olarak polat alemdar)(bkz: erhan bana laptop)

13.05.2004 tarihli bölümde bahar temizliği yapmış dizidir.

dizi. geçen gün bbg uğur'la yeni baron kim olmalı diye tartışıyoruz konu cnbc dizilerinin popülaritesine geldi. abi dedi bunlar cia'in işi. bizim gibi yiğidin harman olduğu topraklara ibneliği özendirmek amacıyla yayımlanıyor. dikkat et bak her bölümde oyle veya böyle bir ibneyi sokuşturup yüceltiyorlar dedi. hak verdim çocuğa, gözleri yine kor gibi yanıyordu. polatlar, baronlar boşuna yetişmiyor bu topraklardan diye düşündüm. sonra uğur bak dedim kurtlar vadisini izlemeyen bu duyarsız kitleyle aramızdaki uçurum açılıyor, bu işe bir son vermek gerekebilir hazırlıklı olalım dedim. evet abi dedi arkasını kolluyarak. ben de çok tedirginim dedi. ağır hareketlerle çaylarımızı yudumladık, akşam üzeri olmuştu, sokaklarda in cin top oynuyordu. her ihtimale karşı ben direksiyona geçtim, uğur da uçaksavara. jipimiz karanlığı ve sessizliği yararken karşıdan karşıya geçen bir köpeği ezdim ama olsundu, devletin menfaatleri için kimbilir daha neler yapmam gerekebileceğini düşünerek vitesi dörde taktım.

13.05.2004 tarihli bölümde çapsız abidin in şov yaptığı dizi. abidin (koparan adıyla çapsız) elinde silahla abisi tuncayı kurtarmış orada sölediği bi lafla yine yarmıştır.tuncay : napcaz lan abidin çarpışacak mıyız?abidin : abi biz erkekliğin 10 da birini yaptık layıkıyla allaha çok şükür. şimdi 10 da 9 unu yapmak lazım.tuncay ayetelkürsi yazılı bi foto çerçevisini kaçarken yanına almaya çalışırkenabidin : bırak abi o gönlünde olmadıkça bi işe yaramaz al bunu (der ve gıcır gıcır bi 45liği eline tutuşturur)

dizinin başarısı kanaatimce ülke ve dünya gerçeklerni açıklamak, izleyiciyi aştırmak, terakkiine yardımcı olmak, onu başka bir adam yapmak değldir. ülke ve dünya gerçeklerini okuyabilen adamların bu türden eğlenceliklerle işi olmuyor. işbu gerçeklere ilgisiz adamlarla aslan amcanın parmağına bir çentik atmak suretiyle akıtılan kanla kardeş yapsan da, yok bi yere varılamaz. ama ve öte yandan dizinin başarısı vasat türk vatandaşını hedeflediği gerçekleri görür hale getirmesi. kısmetim 1mevzuu patladıktan sonra bilmem ki kaç gün hafızalarda nefasetni korumuştu. ama dizi nasibim 1le bir hikayenin fotoğrafını çekti. çağrışımlarla da olsa ve günün birinde elbetteki unutulacak da olsa.kendi hesaplarına amaçları davaları olan bu yazar yönetir adamların bir başarısı değil midir bu?

13.05.2004 tarihli bolumu ile aforizma zirvesi yasanmistir. biri bir laf ediyor, himm ne laf etti diyorsunuz, ardindan karsisindaki cevabi yapistiriyor, vay helal olsun diyorsunuz, derken ilk lafi eden tekrar bir laf ediyor, oha super laf koydu diyorsunuz, derken karsidaki tekrar bir cevap veriyor, oha felan oluyorsunuz. boyle giderse kesilmedik racon ve soylenmedik laf birakmayacak olan dizi.

aslan beyi oldurmeye ilk geldiklerinde lemandan ahmet yilmazin vee eksiiiin albumunde bolca cizilen siyah strec shirtlu, kara gozluklu, tabancasi omzundaki deri askida asili metroseksuel, hatta az biraz gay gorunumlu bedir ve kral farukun dizinin tatile girdigi donemde donusup macoluga ve kurtluge ilk adimlarini attiklari dizi. 'ulan yesil gibi bir adami canlandiran palanin yaninda bu kirik herifler de kim' sorusunun fantezi senaristleri tarafindan yanitlanamamasi sonucunda yeni imajlari munasip gorulmus olsa gerek.

süper baba'dan sonra kendisini mafya ve derin devlet konularına fena halde kaptırmış osman sınav'ın son rezaleti...

osman sınav ın diziler arası mekan paylasımı yaptıgı bir diger dizi.. ekmek teknesi ile ortak mahalleler..

yurt çapında fantastik çetelerin doğuşuna yol açmış, mafioso olayları doğalmış gibi ülke gündemine sokan dizi(bkz: gemlik degisen dengeler cetesi)

yayınlanmaya başladığından beri türkiyenin gündeminden düşmeyen, yayınlandığı gün beşiktaş, gençlerbirliği ve trabzonun uefa maçlarının bile reklam arasında izlenmesine sebebiyet veren bir bağımlılık. ilk başladığında türkiyedeki baronların konseyini ve oluşumunu anlatmayı kendine hedef edinmişti. fakat oktay kaynarcanın oynadığı çakır karakteri çok tutulunca senaryo biraz o tarafa doğru kaydı. polatın yükselişi değil, çakırın düşmanlarıyla kavgası öne çıktı. daha sonra her bölüm yavaş yavaş şiddet arttı. belli bir rahatsızlık yaratsa da izlenme oranlarına yansımayan bu tehlike dizi için önemli bir çelişki idi. senaristler bunu geç de olsa farketti ve istemeyerek de olsa çakırı bitirdiler. bu da ratinglere yansımadı ama şiddetin ve raconun peşinde olanlar biraz kırıldılar. daha sonra senaryo yavaş yavaş düzelmeye başlarken her bölümde heyecanı artırmak için bir karakter sokup, diğerini çıkardılar. bu da doğal olarak işleri karıştırdı. şimdiki bölümlerde görüyorum ki, yeni yeni anlatmak istediklerine varıyorlar. fakat gel gör ki biz hevesimizi kaybetmek üzereyiz. sündürüp lastik ettiler diziyi. bu sezon bitecek ama pişman edecekler. zirvedeyken bitirmeyi bilmiyoruz ne yazık ki. ama ben seviyorum kurtlar vadisini, her ne kadar hiç sevmediğim tiplerle aynı kefeye konsam da, her perşembe mümkün olduğunca takip ediyorum. bazı bölümlerinde şikayetim olsa da, yine de en severek ve heyecanla takip ettiğim dizilerden biri. şiddet içerdiğine kesinlikle itiraz etmiyorum, ama yıllardır biriken yoksulluk sonucu artan şiddet ve hırsızlık ve mafyalaşmayı bu dizinin üzerine yıkıp kurtulmaya karşıyım. türkiye kurtlar vadisi yüzünden yoksullaşmadı, kapkaç kurtlar vadisi yüzünden tavan yapmadı. bu durumun suçlusu kurtlar vadisi değil. doğan medya grubunun açgözlülüğü yüzünden bu diziye saldırmasına alet olmayı reddediyorum. millet olarak gaza geldiğimiz doğru, ama gazı verenlerin bizi nereye yönlendirdiğine dikkat etmemiz gerekiyor artık.

herşeyden evvel, "izleyici kitlesi"nin iyi belirlenmesi gereken dizidir..zira, sözkonusu dizi izlemeyen kesimi şaşırtacak derecede, sadece tespih sallayıp burnunu çeken, kendi çapında racon kesen, mafyaya özenen ağır abilere, delikanlılara değil, tarantino hatta ve hatta oliver stone severlere de hitap etmektedir.. lakin, bu kesim izleyici kitlesi içinde ciddiye alınmayacak derecede bir azınlığı oluşturduğu için arada kaynamakta, diziyi takip eden herkes istisnasız "zevksiz kültürsüz cahil" damgasını yemektedir..oysa ki (izlemeyen bilmez) bu dizi, derin devlet ile, mafya ile, bir miktar ironi eşliğinde dalgasını geçmektedir, yeter ki bunu farkedecek derecede algınız açık olsun.. "türkiye'nin karanlık ve puslu vadisinde yaşananlar"ı anlatan bu dizi (yine izlemeyen bilmez) kafa kesme, racon kesme, asma aktivitelerinin akabinde mizahi unsurlar da içermektedir..eh, madem ki, sofistike, elit hatta entel bir kitlenin de bu diziyi izlemekten zevk alabileceği, eğlenebileceği iddiasıyla çıktım ortaya, örnek de göstermek boynumun borcudur o vakit..polat, tek başına mekana dalar, 20 kişiyi devirir, boss'a ulaşır, raconunu keser, çıkar gider.. aynı sahneyi izleyen iki seyircinin tepkilerini inceleyelim:seyirci a: vay lan, helal olsun olm, delikanlı adammış lan, nasıl yıktı o kadar adamı be..seyirci b: ahahahah!! herife bak ya, allah mısın lan!!? rambom benim..bir başka sahneye geçelim:deve tuncay: lan abidin, şu işten bi kurtulalım, deve kesecem..çapsız abidin: estağfurullah abi, kılıç kınını kesmez..seyirci a: - no comment -seyirci b: zuhahahaha!!görüldüğü üzere farklı kitlelere gayet farklı şekilde hitap edebilen bir dizidir ki, (bkz: #5835390) numerolu entrymin ironik bir şekilde en beğenilen 3. entrym olması da bu duruma örnek olabilir..son olarak şu bonusu vermek isterim ki, hazımsızlık yapmasın: (bkz: #4829860) biz de bazı şeylerin farkındayız..ps: gani, bunu okuyosan kurtsun olm.. (bkz: anladın sen onu)

(bkz: deliyurek)

hemen hemen bütün bölümlerini yayınladığı hafta izlemiş birisi olarak seneler sonra diyebilirim ki türk televizyonlarında bugüne kadar yapılmış en iyi yapımdır.

tek güzel tarafı bogaz manzaralı daire olan dizi.o nasıl bir evdir öyle,dört yanı bogaz manzarası,atmışlar çift kişilik ikiz yatagıda sevişte seviş,ayışıgı manitanın götünü aydınlatırken martı sesleri arasında ne performas alınır breh breh.

diplomat olan bir çocuk ne diye selçuk yöntemden mafya ile ilgili brifing alıyor, böyle konseyler falan kabul törenleri vs. bir takım sakil hareketler nereden çıktı ve özgü namalın bu dandiklik ortamında işi ne? sorularını aklımıza getiren dizi

deliyürek ve yılan hikayesi gibi dizilerin bitmesinden sonra oluşan mafya-polis ilişkilerini ele alan dizi boşluğundan yararlanmak için yapılan dizi.

çocuk tam olarak diplomat değil,istihbaratçıdır anladığım kadarıyla.ayrıca sevgili rolünde özgü namal,'ın olması takdire şayan görülmüş,sevişme sahneleri "amanın!" dedirtmiştir.ayrıca kızın isminin elif olması da ayrı bir güzelliktir doğrusu. fakat dizinin bütününde rezil bir oyunculuk ve diyalog eksikliği hüküm sürmekte.insan oktay kaynarcayı görünce ister istemez "ah ah!nerelerdesin be ali(sürmeli) baba!kanunilik hiç yakıştı mı sana?" diyesi geliyor.zafer ergin "baron" rolü için gerçekten güzel seçim doğrusu;ama diyalog ve senaryodaki yetersizlikler bazı atraksiyonlar yapılmasını engellemiş sanırım.masonik tören ve tokalaşma göndermeleri-sanırım soner yalçın'ın bir mason takıntısı var."bay pipo" yu hatırlayın.ama tören daha gerçekçi olabilirdi-,tören sahnesindeki uşağın "vay anam vay" daki feyzullah olması bizi kırıp geçirmiştir. ayrıca benimde bir senaryo projem var biliyorsunuz (bkz: sevim gözay) bir iki yerde bahsettiğim roman kahramanın birazcık oradaki elemana montajlandığını hissediyorum.edit:dizinin tekrar eden bölümlerini izliyorum da biraz vuracakken öldürmüşüm diziyi.başlardaki beğenmediğim oyunculuk bir iki sezon sonra necati şaşmaz ve avenesi şova dönüşmüş,"illuminati,mason,rus mafyası ne olursa karıştır bababunlar yer" olayına girmiştir.oktay kaynarca nın objektif teki açıklamaları da beni destekler yönde.hatta kaynarca ek olarak süleyman çakır ın dolu ve renkli bir karakter olduğunu,erken öldürüldüğünü söylemiştir.sonuç olarak kurtlar vadisi bir ilkti ve daha güzel yapımları izleyeceğimizi müjdeleyen bir diziydi.yeter ki biz kaliteli ve sağlam yapıt isteme hakkımızı saklı tutalım.kızsanız da sinirlenseniz de inandığım budur

yeni bölümünün bu persembe yayınlanacağı dizi...fragmanları dönmeye basladı

vurdulu kirdili olup da izleyeni cok cok eglendiren nadir dizilerdendir ve fakat fazla ciddiye alinmamasi ve sanki gercek hayatmis gibi algilanmamasi konusunda ciddi uyarilar yapilmalidir bu diziyle ilgili. bazi arkadaslarin fazlaca kendilerini kaptirmasi sonucu ulkede bir mafya ozentisi bir polat alemdar idolu almis yurumustur ki bu dizinin guya kotu mafyayi canlandiran oyuncularina zaman zaman cismani aci olarak bile geri donmustur(bkz: hal it)

mafya tarafindan da izlenilen dizidir:::

persembe geceleri yasanan tatli stres ve heyecani ara vermesiyle sona erdirmis ve insanda bosluk hissi yaratmis dizidir. persembeler öksüz kaldi...

seyirci b 'nin seyirci a 'yi ummadigi bir yerde, birbirlerinin farkinda olmadan, tartaklamasina/bogazlamasina sebebiyet vermesi muhtemel dizi..

milletimin uygun kivama geldiginde, kahve koselerinde zuhaaaa, yuh artik diye hep birlikte bir agizdan seyretmek istedigim, olsun boyle akici senaryolar, yasasin bir sonraki bolumunu merak ettiren diziler, yetissin yerli usta quentin tarantinolarimiz dedigim yerli dizi..

haftalardir ortalikta gorunmeyen mito'nun, samuel ile ortaklaşa caliştigina şahit oldugumuz dizi. anlasilan odur ki; mito devletin sizinti yapan catlaklarindan biridir.

yaklaşık 100 entry sonra istatistiklerin alabildiğine entry içeren başlıklar kategorisine girmesi muhtemel dizi.

dunyanin gotdugu en dandik satranc karsilasmasina ev sahipligi yapan dizi...nevzat ve gullu de bu sekilde tarihe gecmis oldular!!!

--- spoiler ---iki-uc bolum once ruslarin mekanini basan memati'nin sirtina silah dayayan kişi ile elif'i kaciranin ayni kişi oldugu gozlerden kacmamiştir. yine 1-2 bolum once rus baron ibrahim ahiskali'nin; "o polat denen heriften selim'in intikamini alacagim" diye haykirişi da goz onune alindiginda; ruslar ve polat arasinda cok cetin bir savaş başlamak uzeredir. --- spoiler ---

polat alemdar in yeni mekaninda arkada pana film in logosu bulunmaktadir.

her turlu rezil programin, yalan haberin cirit attigi, vakti zamaninda sahibinin basbakanla * enseye tokat g.te parmak iliskilerinin ortaya ciktigi bir kanalin once almak istedigi sonra burun kivirdigi dizi. efendim yayincilik etiklerine uymuyormus. etiginize turrup sikayim e mi. sahtekar duzenbazlar.

bu gunku bolumunde*, yok karahanlinin karisinin gordugu ruya, yok elifin basin aciklamasi gibi seylerle dizinin tamamini laga lugayla doldurmus dizidir.. bir olay olsun, bir gelisme olsun artik be birader, birazdan da elifle canan yine dertlesecek korkum o ki 30 dakika, bolum bitecek... reklamlari azalttilar diye sevinirken meger diziyi de azaltmislar, haberimiz olmamis...

karahanli'nin, polat'a oglunu kaybettigini soyledigi sirada altta yazan "nerdesin yaz gonder nerdesin melodisi cebine gelsin" mesaji yaratici bir zihnin urunu şuphesiz. daha onceki kurtlar vadisi tespitlerimde oldugu gibi godfather gondermelerine rastlamak yine mumkundu gerek "baba yaz gonder, hede hodo.." alt yazilarina, gerekse polat'in masasinin arkasindaki logo'ya bakmak suretiyle. biraz 62den tavsan yapmak gibi olmuş evet ama, şik olmuş arkadaki pa* logosu valla. belirtmem gereken bir başka nokta ise, olmamiş polat ile pala arasindaki celebrity deathmatch. afedersiniz bok cuvali gibi duştu yere tavuk duşmani pala bey. şimdi o tavugun ahi tutmaz mi ? aha da tuttu işte, kirildi gozluklerin. ee allahin sopasi yok ki..sonuc olarak: osman sinav nerdesin?

en sonunda diziyi en az son 20 bölümdür sektirmeden takip eden izleyiciler haricindekilere tek bir satırın bile anlamlı gelmeyeceği noktaya ulaşmış dizi..bu kadar karakteri, değişik ilişkiyi, -dizide bu kelime kusturmuş olsa dahi- dengeyi ve 3 karakterli bir kahramanı uzun uzun ve kurarak yazılan senaryonun en önemli unsur olduğuna inanıyorum.bölümlerce bize samuel karısının onu aldattığını ne zaman ve ne şekilde öğrenecek sorgulaması yaptırıp, bölümler boyunca bir alt hikaye üretip ve bunu bir kenarda tutup vakti geldiğinde mükemmel bir şekilde patlatmaları bu diziyi izleten temel neden.ağalar ve onların kadınlarla ilişkileri, sinekkaydı traşlı ve yakışıklı korumaları ile gezen sanayi imparatorlarının fason problemleri, üniversitede okuyan ve hayattan en ufak doğru feyz almamış ya mükemmel altın çocuk ya da pis bağımlı canki kılıklı gençlik dizilerinden ve ağa, aşiret ve modern dünya hikayelerinden bizi kurtarmış senaryo ve kurgudur diziyi izleten..sonuçta tv'de dizi izlemek kişisel keyif meselesidir.yukardakiler bana zevk vermez, izleyenlere de kafamda hak veremem ama kalkıp bu dizilerle ilgili, kendimi bu diziyi izlemeyerek onlardan ayırdığımı ve farklı bir noktaya koyduğumu ima etmek için kıçımı ve parmaklarımı oynatmam..herkes kendi çıkarımını yapar hayattan.zaten izlemediği veya önyargılı olduğu bir konuda söz söyleyecek bu kadar çok kişinin olması beni şaşırtıyor..bildiğime göre iletişimin birinci maddesi iletinin alıcının hayatında değişim yaratmasıdır.bir bilgi aklımızda değişim yaratabiliyorsa iletişim geçerlidir.kimin hangi bilgiyi aldığı ve bu iletişimden memnun kalacağı kişiden kişiye değişim gösterir.kimileri çocukça yönlerini sever ve kalkıp halısahada maymunluk yapar, kimileri ders kaynatmak için - veya en saf ifadesi ile aptallıklarından - saçma sapan haberlere konu olurlar.kimileri de özensiz prodüksiyonlardan sonra bir türk yapımında hatalarına ve acemiliklerine rağmen kaliteyi yükseltmek için çaba sarfedenleri takdir ederler.zevkle takip ediyorum..finali de güzel bitirmelerini ve kendi alanlarında hak ettikleri yeri almalarını umuyorum.

deve tuncayın kendisine ikram edilen menemene ve bilumum yesillige ıgrenerek bakması ve yememesi sonucu cık cık ne ayıp nıdalarını hakettıgı dızı

-dayı bunlar rus mu?-he.. moskof..şeklinde diyaloglar içeren dizi.

son birkac haftadir her bolumunde 1 kisinin yakalanmasiyla "acaba gelecek bolumde kim yakalanacak" diye soruveriyor insan kendine.

60. numaralı bölümde --- spoiler ---elif karakterinin kamera karşısında maymuna döndüğünü izlediğimiz dizi--- spoiler ---ilginç olan bir oyuncunun oynamamaya çalışıp bunu becerememesidir.

cüneyt özdemir'in mehmet karahanlı'yı programında konuk etmesine bir anlam veremedik. ve hatta arkalarında "cnn" (cnn turk değil) yazmasına.şimdi hangi açıdan bakmak gerekir bu olaya? cüneyt özdemir'in aydın doğan'a yanlışı mıdır... yoksa soner yalçın'a kıyağı mı?hem mafyacılığa özendiriyor, toplumsal sorumluluklarımız var deyin, hem de asli elemanlarınız dizide senaryo yazsınlar, cirit atsınlar.tamam "sorumluluklarının bilincinde" olduklarını iddia edip yaptıkları yorumlarda haklılık payları olabilir. ama sorumluluklarını nedense rekabet içerisinde oldukları cephelere karşı hatırlayan bir yüzsüzlüktür sergiledikleri. kızı istemem demiş, babası da iyi etmişsin kızım demiş, muharrir de oturmuş bunları yazmış. helal. deniyor ki "kurtlar vadisi bugün bir kanala reyting getiriyor olabilir. ama türkiye'den neler götürdüğünü önümüzdeki 10 yıllarda göreceğiz?"tamam bunu göreceğiz, kabul. ama sevgili patronunuzun türkiye'den neler götürdüğünü de her petrol ofisi'ne pardon po'ya uğrayışımızda çok net görüyoruz efendim. aynı uyanıklığı ben düşünemedim maalesef. düşünseydim şu anda benim gazetemde yazıyor ve beni anlatıyor olacaktınız.dikkat ediyorsanız diziye dair her hangi bir müdafa söz konusu değil. sadece samimiyetsiz yazılarınızla bir tek kendinizi etkileyebileceğinizi söylemek istedim. sahi bu diziyi izlemezsek adam olur muyuz?

son zamanlarda hakkında yazacak pek bir şey bulamadığım dizidir. bunu performans düşüklüğünden ziyade, sağolası yeni nesillerin her bir şeyleri benden önce yazmasına bağlayasım geliyor. yine de ararsak buluruz yazacak bir şeyler, kanaatindeyim. misal, dün akşam elif'in televizyon konuşmasını çift dikiş izlemek durumunda kaldık. abilerim, etmeyin, ya kayıt sırasında hepsini dinletmeyim, yahut tv.den seyreden herkesle birlikte bir daha seyrettirmeyin. ayrıca elif'in heyecanlanmış, kırık-dökük konuşmuş tripleri yapmacıktı. elif cadılığında bir avukat hanımın kamera filan eslemeyip akıcı bir şekilde konuşup gitmesini beklerdik. ayrıca abidinde de bir performans düşmesi var, "kafamız mı var" yine yerine oturtulmuş bir söz idi, ama daha ince bir şeyler beklerdik. bu arada, pala bu hafta değişik gözlük takmış, dikkatimizi çekti. yazık oldu gözlüklere... (gani bey'e saygılar efenim.)

samuel tuncaydan büyük ancak samuelden de büyüğü var dedirten dizi. ve bu büyük de muhtemelen avukat nizamettin. daha doğrusu onu baron yapmak isteyenler. eger nizamettin baron olursa karahanlının ölüm merasimindeki 7lerden biri nizamettindir savına iyice inanacagım. bu polatın "baronu , karahanlıyı öldürenler seçecek" demesi ile uyuşuyor. ha hepsi kirvenin işi ise o zaman başka...

türk tvlerinde yayınlanmış belki de en kaliteli yapıma yakışmayan çatışma sahneleri içeren dizi.umarım gelecek sezon daha usta figuran ve efekt uzmanlarıyla çalışırlar.

daha önce söylenilenlerin dışında pala'nın iplikçi nedim'i takip ettiği sırada konsey'in ayarladığı korumalar tarafından takip edilmeye başlaması ve bunun kurgulanış biçimi 60. bölüme dair hoşuma giden şeylerden birisiydi. iplikçi nedim ile külüstür makam otomobilinin şoförü arasında geçen konuşma da ilginçti. ancak benim ilerki bölümlere ilişkin aklıma takılan farklı bir soru güllü erhan'ın gülümser ile pala arasında geçenleri araştırıp araştırmayacağıdır. polat abisine gülümser'i ateşe attığı için kızacakmıdır. nolacakdır.

polatin mouse'siz bilgisayar kullanabildigi dizidir.ayrica mekanda kocaman duran pana film ambleminin polat alemdar kişisinin adi ve soyadinin baş harfleri olmasida ilginctir.

dizide herkes denge kurma peşinde ama,millet ordan oraya denge kurmak için koştururken platform bu ağırlığı kaldıramayıp çökecek bence.altında kalanlar gider,çökmeden inmeyi başaranlar başa geçer.bunu da meslektaşım nizamettin başarır.şimdiden kendisini kenara attı gibi.

mito'nun samuel'i değil, samuel ve arkasının mito'yu oraya getirdiğini tahmin ettiğim dizi. muhtemelen samuel'e dvd yi yollayan da (bana da bi kopya lütfen) kirve.ayrıca dışarıdan destek alan bir tek laz ziya olduğundan muhtemelen dizinin bölüm sonu canavarı olarak tabir edebileceğimiz kişisi kirvedir. elifi kaçıranların ruslar olduğunu da düşünebiliriz. ayrıca hangi hatun kardeşini ve ya yanında getirdiği er kişiyi elbise bakarken başka yere yollar? var mı bunu yapan bir dişi yoksa tamamen denyoluk mu? bütün bunların yanında mevcut tahtravalli (o kelimeyi kullanmıyorum özenle) sonunda çivisinden çıkacak gibime de geliyor. tam kuruldu derken yine birinin kakası gelecek birini vuracak sonrası sıkıntı.velhasıl senaryosu gittikçe güzelleşen bir dizi. geçen sezonki tekdüzelikten çıkmış ve derinleşmiş durumda. lakin şiddet konusuna katılmıyorum. sezon başından beri kaç kişi öldü bir saymak lazım. ayrıca bu dizide şiddet var diyenleri mevcut tüm fransız sanat filmlerini izlemeye, ellerindeki porno cd leri kırmaya davet ediyorum.

bazı insanlar için hayatlarının anlamı haline gelmiş, insanları hiç farkında olmadıkları bir dünyaya yönlediren harika dizidir.. müdavimleri dışındakiler için pek anlamlı olmamasının sebebi dizideki olayların bir bakıma çığrından çıkmasıdır. ancak sonuna yaklaştıkça artan heyecan diziyi bir efsane bir değişilmez haline getirmektedir.. her şekliyle hastaları olan bu diziyi bizlere kazandıranlara teşekkür bir borçtur..

çatı kitaplarından içinde unutulmaz kurtlar vadisi repliklerinin buluduğu kurtlar vadisi kitabı piyasaya çıkmıştır.aslında resim albümü demek daha doğru olur ki kitap replikler açısından pek doyurucu içeriğe sahip olmamamakla birlikte polatın çeşitli aşılardan çekilmiş pozları açısından oldukça zengin bir içeriğe sahiptir.piyasa fiyatı tam tamına 12 ytl dir.

--- spoiler ------ spoiler ---kamera, tabutun içinde yatan polat'ı * profilden gösterirken, bir anlığına parmağındaki yüzüğe odaklanır.buradan anlıyoruz ki:polat'ın yüzüğünün içinde gps vardır. bu sayede abdülhey polat'ın yerini tespit edip kazmayı, küreği kaptığı gibi "ağbi"sini gömülü olduğu yerden çıkarmak üzere yola koyulacaktır.polat'ı tekrar yüzeye çıkardıktan sonra, onun nefes almadığını farkedecek, ona hemen suni teneffüs ile kalp masajı yepacaktır. polat bir süre sonra kendine gelecektir. --- spoiler ------ spoiler ---(bkz: kaynak kıçım)edit : an itibariyle götümde patlamıştır. olsun, komplo teorisi işte...uydur geç...

ne olursa olsun en kurtun eski kurtlar olduğunu göstermiş dizidir. sevimli karakter olarak gösterilen halo**, allem etmiş kallem etmiş kaybetmiştir kendini. gelecek sezonda polata can borcunu ödeyecektir bir şekilde.

ekmeğini komplo teorilerinden ve sürprizlerden kazanan bir dizi.işte dizinin sonuna ve anafikrine ait öngörüler.--- spoiler ---nizamettin güvenç dünyanın en gizli örgütü olan tapinak şövalyelerinin arasına sızmış devletin en derin ajanıdır. kurtlar vadisi operasyonunun sonudaki büyük mafya temizliğinde devlet polat ı sadece abdulhey le değil, aynı zamanda nizamettin le de sigortalamıştır.dizinin sonuna bakıldığında,polat da dahil olmak üzere herkes ölmüştür. osman sınav izleyicinin mutlu sonları sevmesini pek takan biri değildir .deli yürek'te de herkesi öldürerek diziyi bitirmiştir.mafya kahramanlarının ne kadar sempatik olurlarsa olsunlar en sonunda yok olacağının, su testisinin su yolunda kırılacağının mesajını veren devlet orijinli bir adamdır osman sınav.bu dizinin de böyle bitmesi kuvvetle muhtemeldir.her ne kadar diziden ayrıldıysa da baştan sona kurguyu yapıp öyle gitmiştir.ortada bir tek nizamettin kaldığına göre herşeyin baştan beri beyni odur.komplo teorilerine göre olaylarda karlı çıkan olayları yönlendirendir.polatın asıl kimliğine şaşırmamasından ve samuelden dosyayı alıp yok etmesinden nizamettin in derinliğinin sonsuzluğu anlaşılmaktadır.ve laz ziyadan sonra direk temiz eller operasyonunu başlatmıştır.sonuçta devletin en başta planladığı gibi tüm mafya dış uzantılarıyla beraber yok edilmiştir.yok eden polat ve adamları da mafyalaştığı için onlar da yok edilmiştir.memati ve abdülhey de sıradadır.kurtlar vadisi opersayonu kusursuz bir temizlik operasyonudur başarıyla sonuçlanmıştır.20 yıl sonra yeni mafya canlıları türediğinde nizamettin in pusat ı bulup ona yeni görevler verdiğini görürüz.pusat, laz ziya'nın torunu olup polat'la aynı kaderi paylaşmakta devlet eliyle kahraman olarak yetiştirilmektedir.olay sonsuz döngüye girer,mafyayı mafyaya kırdıran derin devlet baki kalır.zaten dizinin de ana fikri budur.--- spoiler ---

20.05.2004 tarihli ozetini gordugum an afalladigim dizi. ruzgar gibi gecen ozetiyle kimin kimi vurdugunun belli olmadigi ve vadinin karisacaginin sinyallerini veren bolum. polat, elif'i kurtarabilecek mi? meral, laz ziya'yi vurdu mu? erdal polise ne anlatti? husrev aga'nin yaninda peydah olan yeni tip kim, neyin nesi? testere'nin kilic'a cevabi ne olacak? anlasilan onumuzdeki haftalarda bizi yuksek tansiyon beklemekte ve bu da show tv reklam kusagi gelirlerinin artacagina isaret ediyor.

tanıdığım bir öğretmenin söylediğine göre;on kadar öğretmen kadının öğretmenler odasında heyecalı heyecanlı bahsettikleri hiç kaçırmadan izledikleri, "güce tapanların" dizisi.

medya takip merkezinin yaptigi bir arastirmaya gore nisan ayinda bolum basina en cok reklam alan dizi. ortalama reklam adedi 162dir.

reklam aralarındaki reklamları da dizi oyuncuları oynasın bari dedirten ve reklam içi diyaloglarında dizi senaryosuna dair ipuçları vermesini dilediğim dizi.-usta şu yeni çıkan puroyu denedin mi..3 puro alana bi puro kesme bıçağı bedavaymış -e alalım o zaman memati ne duruosun-usta ..aklıma bişiy geldi ..(..her ikisi de sırıtmaya başlar..)zangoç bıçakları..inanın taşı bile keser..

kurtlar vadisi fan sitesinde dizinin 56.bölümünün başlamasına ne kadar kaldığını gösteren dizi.

(bkz: ergenekon)

show tv'yi adeta reklam psikopatı yapmış olan dizi.

dizide laz ziya godfather rolüne soyunmuştur.babanın sözlerini söylemekte babanın yaptıklarını yapmaktadır .polatı damadı yaptıktan sonra söylediği "eğer başına bir iş gelirse, ayağını taşa çarparsa, üzerine kuş pislerse, kafasına saksı düşerse bunu sizden bileceğim" türünden laflar godfatherın unutulmaz repliklerindendir. üstelik savaş zamanı barış consiglierisi olan orhan'ı azad edip, yerine bir savaş consiglierisi olan yahya'yı getirmesi de efsane filmden araktır.

azinliklarimizi hedef olarak gosteren, 10 bolumde bir, bir isadamimizi suc orgutu lideri olarak gosteren, karakterlerin asla gercek olmadigina inandigim, niyeti kotu, konusu ve oyuncu kadrosu kuvvetli, ancak yonetmeni, senaristi ve basrol oyuncusu son derece yetersiz arkasi yarin dizi. cok daha iyi cevrilebilirdi, adam gibi aktorlerin basrol almasi ile. ne yazik ki, tarikat baglantilari ile, oyunculukla alakasi olmayanlar, basrol kapiyorlar. turkiye' de bir dizi filmi de izleyemiyoruz ne yazik ki. kimse tarikata girmesin demem, ama oyunculuk tecrubesi olmayan, ne fizigi ne de yetenegi olmayan birisini basrole koyarsaniz, ben bu adami tarikat baglantilari diziye getirdi derim. senaristi de kardesiymis, yani bant coktan kopmus. abi kardes icine etmisler guzel konunun. belki yonetmenlerin dikkatini cekerde benzer konularda bir sinema filmi ya da serisi cekilebilir. filler ve cimen bence cok guzeldi mesela.amac film mi cekmek, lutfen basrolleri tecrubeli insanlara verelim.annem, soner yalcin' in iyi okurudur. kendisinin ustun calismalarini takdir ediyorum, ancak annemin kendisi icin surekli her tasinda altinda mason, musevi, vs... arayan birisi oldugunu soylemesi cidden beni adamin tum calismalarindan sogutuyor.biraz daha normal olmaya calisalim. turkiye, baska ulkeler gibi degildir. devletin izni olmadan gsmh mizin yarisi kadar da suc orgutlerine para gidemez. para pesinde kosacaksak, hortumlanmis paramizin pesinde kosalim. asil mafyalasma budur, eh bu da devletin kendisinin maharetidir ki, orada durmak gerekir. ne yazik ki, ne yahudiler, ne de masonlar devletimizi cokertmiyor, kendi kendimize yapiyoruz olani biteni.ne zaman komplo teorileri ile ugrasmadan donup kendimize bakacagiz, iste o zaman adam olacagiz.

genç ve bilinçsiz nesli olumsuz yönde etkileyip zarar veren dizidir.siyah takım elbiseli,belinde silahı olan bir sürü kabadayının birbirlerini öldürmesini izlemenin,insana ne gibi bir katkı sağlayacağını düşünmeme sebep veren bu dizi ve karakterlerinin, lise gençliğinin idolü haline gelmesi olayın vehametini ortaya koymaktadır.semra hanım'ı izleyip geliniyle kavga etmeye başlayan kaynanalar gibi, dizide şiddet içeren sahneleri izleyip sağda solda mayfacılık oynayan kimseler göz ardı edilmemeli, bu ve benzeri programları kendine yaşam tarzı edinebilen insanların varlığı göz önünde bulundurularak, programların içerikleri ciddi şekilde sorgulanmalıdır.

bu haftaki fragmaniyla direkt izleme keyfinin icine edilmis dizidir.. o degil de, benim bu baslik altinda "spoiler iceriyor" gerekcesiyle silinmis bir entrym vardi, ona yanarim.. umuyorum ki, ters koseye yatirma maksatli hazirlanmis bir fragman idi, umuyorum ki gorduklerimiz polat'in ruyasindan ibaret seylerdi..

gencleri mafyaya özendirmekle,mafyayı iyi göstermeye calışmakla suçlanmış dizi.bir film ya da dizi elbette izleyicileri olumlu yada olumsuz yönde etkileyecektir.bu etkileme bazı gençleri kötü yollara sevketse bile bu kesinlikle yapımın sucu değildir.karakter gelişimi yeterli olmayan kimseler elbette eserin karakterlerine özenecek,konuşacak başka birşey yokmuş gibi saatlerce bundan bahsedecek,hayatını buna adayacaktır.mafyaya özendirme suclaması cok basit ve yüzeyseldir.yurtdışında kurtlar vadisinden daha cok mafyaya ya da başka karakterlere özendiren yapımlar vardır.en basitinden hepimizin zevkle izlediği godfather bir mafya ailesini konu almaktadır,şiddet oldukça yoğundur.yine cnbc'de yayınlanan 24 de buna bir örnektir.ben kimsenin şiddet içeriyor gerekçesiyle bu tür yapımların yasaklanmasını istediğini düşünmüyorum.kurtlar vadisi hakkında yapılacak tek önlem saati biraz daha geç vakitlere alınarak çocukların izlemesini engellemektir.ya da 18 yas uyarısı koymaktır.dipnot:mafyaya özenip saçmalayan insanlar için de söylenecek söz yoktur.bunu yapanın bunları yapması da muhtemeldir.(bkz: jack bauer gibi davranma algoritmasi)(bkz: kendini pokemon sanan cocuk)(bkz: kendini superman zannetmek)(bkz: iki kurtlar vadisi izleyenin delikanli kesilmesi)

genclere kotu ornek olmakla suclanan dizi. gencleri mafyaya, derin devlete ozendiriyormus. bunun dogrulugu yanlisligi bir tarafa bu argumanin sahipleri en onemli noktayi goremiyorlar ya da esgeciyorlar. elektronik muhendislerinin pazarlamacilik, iki dil bilen uluslararasi iliskiler mezunlarinin banka veznedarligi yaptigi bir memlekette neyi genclere ornek olarak gosterebilirsinki? yilda milyarlarca dolar arge yapan high-tech sirketlerin, uzay uslerin mi var? turkiye'de memur, politikaci, asker, polis, mafya'dan baska ne var? senelerdir ab kapisinda surunen, kisi basina milli geliri 3000 dolar ancak olan bir ulkede ecnebi memleketlerdeki gibi doktorluk dizisi *de cekilmez, avukatlik vs. dizisi de cekilmez. cok guzel mafya, polis, asker dizisi cekilir. cekiliyor da zaten.

bir insanın yüzüne estetik ameliyat yaparak omuzların da daraltılabileceğini kanıtlamaya çalışan ama hiç inandırıcı olmayan dizi.

(bkz: kurtlar vadisindeki muazzam sırp sniper)

türkiye'nin en başarılı dizisi. dizi o kadar başarılı oldu ve ünlendi ki al pacino gitti polat alemdar gibi poz verdi. lütfen bakalım: http://www.moviegoods.com/...s/1020/216553.1020.a.jpghttp://www.showtvnet.com/...kurtlarvadisi_1024_02.jpgson resimde sol alt köşede show tv logosunun altında yazanlara bakalım ayrıca.

sezon finalinde polat, boynu kızarıp yere düşer.babamın;-- aha zehirli sinek gönderdiler polata, yıktılar aslan gibi delikanlıyı.tespiti ile beni kısa da olsa dumura uğratan dizi

george sorosu bile soylemine katarak oha dedirtmistir. ciddi ciddi bu adamla oynayanlarin sonunu pek bilmiyolar heralde. hollywood yapimlari bile dectur ceker bu adamin ismine, tam tanim vermez yau..

dizinin sonunda x poligine tesekkurler yazarak dil bilgisi kurallarindan uzak olduklarini gostermistir bu dizinin yapimcilari.

mali krizde yaşadığını düşündüğüm dizi. her bölümde ana kadrodan birilerini öldürüyorlar.

hakkında hemen basit ve sığ bazı yorumların yapılmaya başlandığı dizi.sormak lazım şu ana kadar kaç yapımcı türkiye'nin gizli kalmış bazı gerçeklerinin ortaya çıkarma amacıyla dizi çevirdi.tamam; ağalık,töreler ve feodal düzende türkiye'nin hala başlıca sorunlarından biridir ama bu da gizli kalmış değil aksine en çok bilinendir.birilerinin kalkıp bize ancak kitaplardan okuyarak öğrenebileceğimiz, üstüne üstlük tehlikeli de olan konuları büyük bir cesaret örneği göstererek bizlere sunmaya kalması ndene bu kadar yadırganır,eleştirilir bilinmez.bu kadar eleştirinin tek nedeni gerçek hayatta bir takım dallamaların kendilerini bu tür dizilerdeki esas oğlana benzetmeye çalbaları onun gibi olmaya çalışmaları ise; o zaman suçu dizi yapımcısında değil,onlara özenen gerçen hayattan bir şey alamayan,kendini geliştirmek için çaba sarfetmeyen bunun ezikliğiyle anlamını kendine göre belirlediği bir takım kavramların (ör: delikanlılık,mertlik) arkasına sığınarak yaşamaya çalışan insanlarda aramak lazım.bana göre bunun da en büyük sebebi eğitimsizliktir.iki yıl sonra gelen edit: bir entrydir ki hem zamanımın ötesinde hem de kısa süreliğine basucu eserleri listemde...hem seveni var hem de sevmeyeni...iki tarafın da gözlerinden öperim.ayrıca;ben de diziyi bölüm kaçırmadan izlemeye çalışıyorum fakat şu ana kadar ne elime silah alıp terör estirmişliğim ne de yandaş toplayıp çete kurmuşluğum var hatta kırk yılın başı paraya kıyıp hoşuma giden bir pardesüyü satın aldım diye şahsıma -şaka da olsa- yapılmadık mafyasal yakıştırma kalmadı."kardeşim silah zulalalamak için değil,soğuktan korunmak için giyiyorum bunu" dediysem de dinletemedim. öyle bir dizi düşünün ki gündelik yaşamda kullanılan eşya,araç gereçlerin bir kısmı mafya ekipmanı olarak kazınmış dimağlara.bu raddeden sonra uzun siyah palto,nokia 6210 cep telefonu sahibi insanlara harbi bol sabır diliyorum.

magic toys tarafından oyun kartları piyasaya sürülmüş olan tv dizisi. artık sadece tvden değil oyun masalarından da beynimize tecavüz edecekler.

cendere cendere cendere cendere cendere cendrere cendere * ezgisi eşliğinde izlenilen dizi..

dizinin alinin yetimhaneden alinmasiyla baglantili olarak gercek ailesi hakkindaki bilgileri ogrenmesiyle yeni bir duzleme gececegine inananlardanim.. kimbilir belki de diziyi oyle bitirecekler..megersem ali'yi klonlamislar... sirf devletin tetikcisi olmasi icin devletin kayseri develi'deki cok gizli laboratuarlarinda ittihat ve terakkinin eski tetikcisinin dna'sini kullanarak portletmisler...mesela yani... hani olmaz ya..

film değil nerdeyse bir 3dshooter oyunu gibi oyunun ana karakteri , çeşitli insanlara gidip yeni questler alır ve uygular. adam öldürdükçe level atlar , para kazanır vs...

bizlere sirp sniperların yesilayci olduklarını öğreten dizi. yoksa 100 metreden sigara budayıp, çakmak vuran adamın başka bir bok vuramamasını açıklamak pek mümkün değil.

valley of the wolves adı altında ingilizce versiyonunun çekilmesini can-ı gönülden istediğim dizi.

hersey iyi guzel de sonunu nasil baglayacaklar diye meraklandiran dizi. polat alemdar sonucta vatan aşkiyla yanip tutuşan, kendine göre meşru cinayetler işleyen güzel bir abimiz. eyvallah.. eyvallah da . bu senaryo tıkanacak butun konsey butun racon sahibi abiler bi sekilde yakayi ele verecekler. bu yakayi eleveriş de gorunuyor ki polat sayesinde olacak. kardeşi gibi gordugu seyfo dayi , memati, abdulhey ve güllü yeğen erhan hesap verirlerken kendisi hangi hislere kapilacak. bunu cok merak ediyorum.

konusuna filan lafımın olmadığı ama basit hatalarıyla daha ilk bölümden insanı çileden çıkarmış dizi.ilk bölüm içini) yandan kurşun sıkılan mercedesin ön kaportasında bir sürü kurşun deliği bulunması.ii) bomba döşenmiş asfaltan geçen arabanın uçurulması sahnesinde arabanın uçmaması. bomba sanki arabanın içindeymiş gibi arabanın sadece içinde patlama olması.aynı sahne için son birşey daha.(söylemeden edemicem) hadi arabanın uçmayıp yerinde patlamasını geçtim; ama içindeki insanların yada maketlerin (herneyse) yerlerinden kıpırdamaması (affedilir gibi değil).tamam bende matrix gibi olsun her bölüm demiyorum ama aynı kişinin çevirdiği* bilmem kaç bölüm süren deli yürekte bile bu tip hatalar yoktu.

halkimiza işkence, faşizm, serserilik, mafyacilik, vs. gibi guzel ve nadide degerleri ogreten bir başka yapim. ozellikle prime-time'da yayinlanip cocuklarimizin beyinlerini bir guzel yikamasina bayiliyorum. yapimcilarina sevgilerimi ve saygilarimi iletiyorum.

nasıl bir dizidir ki bu üniversite hocaları dizinin yayınladığı gün ikinci öğretim derslerine girmiyorlar,-çocuklar siz kurtlar vadisi olduğu gün napıyorsunuz derse giriyor musunuz?-hayır hocam girmiyoruz, -bende girmiyorum da o yüzden soruyorum, hayatta kaçırmam kurtlar vadisini. hayatta basarılar hocam diyip sözü kısa kesiyorum.

51. bolum fragmaninda izledigimiz laz ziya nin vurulmasi olayi olumle sonuclanirsa bir daha izlemeyebilecegim dizi

ilkokul öğretmenleri tarafından minik öğrencilerine yasaklanan dizi. hatta miniminnacık bünye kurtlar vadisi dizisi oynarken televizyonun önünden gözlerini kapayarak geçmektedir. ve hatta bu melek bünyenin "ay ay ekranda cendere (kurtlar vadisinden cep telefonu melodilerinden birinini adı) yazısını gördüm n'olacak şimdi örtmen kızacak!?" diye de ciddi ciddi endişelendiği gözlenmiştir. (bkz: ısırarak seven smiley) herşeye rağmen elinde silahları bıçakları yeni kestikleri boğazdan akan kanları ile tek tuş dokunuşuyla evimize giriveren bu tür dizilere karşı öğretmenlerimizin böyle önlemler almış olması sevindiricidir. hayır biliyom ben 1000 kere desem sırf bana inat izlenecek o dizi.

yeni sezona başlamadan önce bütün dizilerde olduğu gibi kurtlar vadisinde de hem heyecan getirir hem de yeni sezonda kimle anlaşacağımız belli olmaz diyerek bütün karakterler muallakta bırakılmıştır. bu tatil zarfında senaryonun genel gidişatı tartışılacak, oyuncularla anlaşılamazsa bu açık kapılar kullanılacaktır. ki özgü namalın diziden ayrılabileceği dedikoduları yayılmakta, senaristler de son bölümlerde iyice yordukları karakteri bitirme noktasına getirmişlerdir. hapis cezaları bir gecede değişebilir kararlar olduğu için akışa etki edeceğini sanmamaktayım.edit: son haberlerde kurtlar vadisinin kanal dye geçtiği belirtilmiştir. doğan grubu medyası kanal dye geçen kurtlar vadisini al paçinolu uyduruk bir haberle vermeyi tercih etmiştir. bu kadar zamandır bok attıkları diziyi en sonunda aldık ulandiye manşet yapmak yemedi tabii. buradan o kapağı mortuğrul özkök ve yalakası altaylıya hediye ediyorum, odalarının en nadide köşesine assınlar. ve ne yazık ki göreceğiz ki artık medyada kurtlar vadisi hakkında negatif görüş bildiren, halkı suça teşvik ettiğini söyleyen, kurtlar vadisine özendik başlıklı haberler ve makaleler olmayacak. bu kanalın ve tayfasının duruşu bu kadardır. kurtlar vadisinin beyin takımı bu transferi kabul etmemişti sanırım geçen sene, ama bu sene show tv artan baskıya dayanamayıp istedikleri rakama çıkamadı sanırsam. medya baskısı ile rtükü de yönlendirip kanalı yordular çünkü. bu sene bunlar olmayacak artık, ama acaba kurtlar vadisi eski kurtlar vadisi olacak mı?şahsi kanaatim kesinlikle olamayacağı yönündedir, dizi uzatılacak, sıradan olayları anlatan, eski tadı kalmamış, baymış bir dizi olacaktır. bir istanbul masalı ya da çocuklar duymasın gibi gereksizce uzatılmış dizilerin arasına katılacaktır.

adama 5 dakka film molası veren, 25 dakka reklamları izleten reklam kuşağı.

tarikat baglantisi gibi ahmakca bir sebebe dayanilarak oyuncularinin elestirildigi dizi. abi, kardes, akraba iliskisi mantikli gelebilir insana ama tarikat, cemaat, cami, tekke vb yerlerden türkkiyenin en büyük bütceli dizisine sirf oraya bagli diye oyuncu transfer etmek sadece bizim ülkemizde üretilebilecek bir senaryo. yada filmi cekemeyenlerin camuru.

testere necmi' nin kurşunlanmasına ardından da denize düşmesine rağmen ölmediği ölemediği dizidir. hayır en baş artiz çakır bile öldü bu adam ne zaman ölecek merak ediyorum.

yönetmenin dediğine göre polat' ın aslan bey' in oğlu çıkacağı dizi. bu entry spoiler falan olamaz adam televole' de 70 milyona söyledi çünkü.

efenim;vakt-i zamanında asil türk kanını taşıyan atalarımız "mani" adı verilen bir dini benimsemişlerdir. ziyadesiyle "didaktik" olan bu din; otu incitmeyecen, calıların arasına sıcmayacan tarzı, greenpeace'ciligi ögütleyen bir dindir. savascı atalarımız atlarının üzerinde erkeksi yerlerini kabartırlarken, bakmıslardır ki gayri ihtiyari habire günah islemektedirler. zira atın ayaklarının otları ezmesini bile mani dini günah addetmektedir. ve populist tüketimin temellerine katkı yapılmıs, güzelim mani dini kısa sürede terk edilmis, yeniden ota boka zarar vermeyi günah saymayan dinlere yelken acılmıstır.velhasıl atalarımız savascıdır. ruhlarına greenpeace'cilik uymamıstır.

mali krizde olduğunu düşünmediğim aksine hüsrev ağanın gerçek hayatta sağlık problemleri olduğu için ayrılması gerektiği olan durum.

necati şaşmaz canpolat rolünü o kadar iyi yapıyor ki,bazen hangi diziyi izledigimi şaşırıp angels in america ve al pacino oyunculunu seyrediyo gibi hissediyorum.ha yeri gelmişken;kendisinden deliyürek kenan gibi bir bumerang cehennemi projesi bekliyoruz.turk scarface olabilir bu adam potansiyel var.evet.

sofi karakterini oynayana hasta oldugum dizi

bu aksamki bolumunde de baron 'un belli olmayacagi dizi. su asamada baronluga en yakin nizamettin guvenc goruluyor. rakipi ise ne kadar istemese de polat alemdar ...

elif'in mehmet karahanlıyı öldürenler tarafından kaçırıldığını düşündüğüm dizi. *

elif eylul'un tapinak şovalyeleri tarafindan kacirildiginin ortaya ciktigi dizi. tabii ki bu bir hoşgeldin muştusu mu, yoksa ayagini denk al uyarisi midir, ileriki bolumlerde gorecegizdir.

artık sadece basit bir handycam ve 70 watt ampülle çekilen dizi

bugunku bolumun sonunda polat'in okudugu notun aslinda "elif'i biz kacirdik, yoksa bi bolum daa idare edemiycektik. - imza: senaristler" oldugu dizi.

asmak kesmek kelle ucurmak onu bunu oldurmek, vurulup vurulup olmemek ordan oraya savrulmak atlamak ziplamak ve dahi bunlarin hepsinin yaninda komik olmaktan ibaret olan aptallar yuvasi. yani hayir ben anlamiyorum hangi akil fikir bu kadar beyinsizce bir seye vakit ayirir. ayiptir ya gercekten ayiptir insanda utanma arlanma olur azicik ben ne yapiyorum der yuzu falan kizarir.

ozellikle son 3-4 bolumdur kaos olayini , rahatsiz etmeden, sindirilebilir sekilde ama en ust noktada izleyenlerine yasatmaktadir. hepimizin zaman zaman yasadigimiz kaos'u, yapay sekilde bu kadar iyi sekilde sunmalari oldukca hosuma gitmektedir. kaos'un sac ayaklarini takip edip, detaylarini da yakalayabilirseniz cok daha hos olacaktir.elif eylul'un kacirildigi magazada bir an, geri planda, kukuletali hacli sovalyesi kilici tutan bir bust gozlere sokulmak istenmistir, bu da yukarilarda belirtilen buyuk tezgahin elif eylul'u kacirmis olmasi anlaminda faydali bir ipucu olabilir

elifin, polatin kukuletali genclerin mekanina girerek bir seyler bulmaya calismasina tepki ya da bir ikaz mahiyetinde kacirildigi ("sen bizi bulamazsin, biz seni buluruz" sozleriyle ) dusuncesini kafama sokan dizi. bu arada polata tavsiye:(bkz: aramaya inan)(ara: elif)

tv. karşısına gecmemin nadir sebeplerinden ama centilmenliğin yerlerde süründüğü dizi. elif darman duman bi şekilde 8 cm topuklu ayakkabı ile o merdivenleri inerken canı herseferinde yendiden çıksın orda aşşağıdaki abdülleyler, mematiler *, güllüler, raconcular möl möl baksınlar. gene de diziyi sevdiğimden ve de toz konduramadığımdan racon gereği(!) yengelerine sarılıp edepsizlik yapmaktan korkmuş olabilirler. eh malum racon kesenin de kesmeyenin de kafasını kesen bi abileri varedit: şoka girmiş olabilcekleri yorumları gelmedi de değil. tabi bu da ilginç 2400 kişi öldürmüşler ilk bölümden beri. 5 dakikada bir asıp kesip kelle uçuran adamları bi kız şoka soktu ya helal olsun!

bu ülke asmalı konak entrikalarıyla sürüklenmiş, bir istanbul masalına kulak vermiş, sihirli anneye aşık olmuş, 20 senedir össye hazırlanan hayat bilgisi öğrencilerinde kendi geçmişini bulmuş, denizi düşüp sarıldığı yılanın hikayesini dinlemiş ama hiçbirinde en ufak bir saçmalık bulamayıp, kurdun ne işi var vadide diye kafa patlatmış. be güzel kardeşim televizyonda yayınlanan hangi dizi %100 senin veya bir başkasının hayatını yansıtmak zorunda? onu bırak, herhangi bir gerçeklik payı olmak zorunda mı? sen matrix'e para kazandırırken de "ya hap map çok saçma bu, bi defa dünyada böyle şey yok, uydurma bunlar" dedin mi? kill bill seyredip katana satışlarını patlatırken "ulen çok saçma, bi defa o kılıcın elli defa körelmesi lazımdı, yönetmen hata yapmış" dedin mi? "back to the future seyrederken "yahu kimi kandırıyosun o arabayla, gerçekte olsa devrim olurdu be heeey kamera hilesi bunlar.." dedin mi? peki ya lord of the rings seyrederken "ya bi tane orc fosili bulunsun kafamı keserim be, var mısın iddiaya bunların hepsi saçmalık, gerçek değil" dedin mi? ya da şöyle söyliyim, the ring seyrederken "oha olm o televizyondan o kadar su çıksa televizyon elli defa patlar be ahaha, hem küçücük kız eşşek kadar kuyuya düşüp nasıl ölmüyo ya çok saçma, gerçek değil bunlar" deyip korkunu bastırabildin mi?filmler ve diziler farklı kategorilerdedir diyecek gereksiz beyne konuşuyorum, senin için bir kamera ürününün gerçekçi olup olmama gerekliliği yayımlandığı süreye göre mi belirlenir yoksa belli periyodlarda yayımlanıyor olup olmayışına mı? hmm belki de sadece güzel görsel efektler ve konuşulan dilin ingilizce olması senin bu konudaki karar mekanizmanı dosdoğru etkileyebiliyordur..sen değil misin the godfather serisini ezberleyip "olm italyan mafyası böyle işte yaaa" diyen? ulan gerzek, hayatında bir defa italyaya gitmişliğin mi var? hadi gittin diyelim o olayları bizzat gözünle gördün mü benzer örnekleriyle ha? eğer bilmiyorsan konuşma, konuşuyorsan da kalkıp diğer benzer bi durum için "saçma bu mallık bu" deme..eh madem çok zorlandın rahatlatayım seni, film değil dizi örneği vereyim. sen ally mcbeal seyrederken "yahu böyle kadın dünyada yok be saçmalık bunlar, hem saçma olmasa da bana ne ki bunlardan" dedin mi? dünyanın gelmiş geçmiş en başarılı dizilerinden kabul edilen oz'u seyrederken "ulan bana bi tane böyle hapishane göstersinler kafamı keserim, bu kadar entrika en dallama brezilya dizisinde bile yok be" dedin mi? sopranos seyrederken "üff amma baydı lan bu hikaye külliyen gereksiz bunlar" dedin mi? buffy seyrederken "olm bi defa vampir yok, vampir olsa da onu böyle öldürmen mümkün değil, saçmalık bunlar" dedin mi? n'oldu? konuşulan dil mi etkiledi seni yine yoksa çekimlerin kalitesi mi? polat alemdar yarine ryan o'rylie ismini duymak mı inandırdı seni? "gavur yapıyo aabi" mi dedin?yok hepsini geçtim hadi en başa dönelim. sen değil misin her asmalı konak ertesi arkadaşlarına "böyle böyle oldu yaa yaa" diye dizinin kritiğini yapan? sen değil misin kadın isterse seyredip "abi amma acaip ameliyat olmuş lan bu, kadın tıpatıp hülya avşar'a benzemiş vay anasını" diyen? sen değil misin ferhunde hanımlar'ı yıllar yılı seyredip "ulan amma güzel diziydi be keşke yine çekilse" diyen ama aslında şöyle bir bakınca acayip sıradan bir hikayesi olduğunu idrak edemeyen*? yine sen değil misin çocuklar duymasın seyredip tamer karadağlı eşini aldatınca onu haluk rolünden aldıran?..daha kim bilir ne örnekler var, bunlar ilk anda akla gelenler..kurtlar vadisi seyrettiğim falan yok. bir ara takıldım ama sonra vakit darlığı, unutkanlık vs sebeplerden koptum ve eksikliğini hiç hissetmedim "allah kahretsin ulan kaçırdım diziyi mühühü" deyip kafamı duvarlara vurmadım. hikayeden kopunca da denk gelsem bile seyretmedim "nasıl olsa bi şey anlamam bu saatten sonra" diye. en son izlediğimde hüsrev amcaya kılıç girmişti, ona da pek bir anlam veremedim ama bi yamuk yaptığı belliydi*. velhasıl kelam amacım bir seyirci olarak izlediğim bir diziyi savunmak değil bu gayet açık herhalde..sana söylüyorum eleştirmen insan, bütün bu söylediklerimden sonra kalkıp "saçma lan bu şey, gerçek değil bunlar kandırıyolar insanları" deyip ardından başka bi kanalda denk geldiğin speed'i seyretme. çünkü o da saçma. küçük emrah filmleri seyredebilirsin ama, onlarda kendini bulacağına eminim. ya da benim gibi yap, kurtlar vadisi yahut gelecekte yayınlanacak herhangi bir dizi hakkında bu kadar polemik yapma, beni de polemiğine alet etme. benim bu akşam yaptığım gibi eurosport'ta boks maçına bakıp oradan ntv'ye atla, haber seyret, sonra bir müzik kanalı aç biraz ruhunu besle, yeter ki kurtlar vadisi seyredip seyredip sonra da "mallık bu" deme. şu ana kadar hiç seyretmediysen hele aman aman, "bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz" diye ayar verirler..

şantaj kasedi mağdurlarının panik halleri ve şantajcıların şen kahkahalarını ekranın ikiye bölünmesiyle eş zamanlı olarak takip edebildiğimiz bir bölüm olmuştur. kadıncağız sevişme görüntüleri hakkında montaj demiştir, yok be bacım henüz o seviyede bir montaj teknolojisi keşfedilmedi. elif'in akibeti tüm dizi boyunca polat kadar bizleri de endişelendirmiş, öyle ya da böyle sağ sağlim geri geldiğini görmek 'lan lan lan tutunsanızı kızı' nidaları eşliğinde mutluluk vermiştir. diğer yandan baronluk mücadelesi tüm adayların kapasitesizliklerini ispatladıkları bir çocuk kavgasına dönmüş, elde kalan, güvensizlik ve belirsizlik yuvası bir konsey olmuştur. şartlar polatı baronluğa doğru yaklaştırmakla birlikte dizinin sürprizlere açık olması, izleyicilerini temkinli olmaya alıştırdığından kesin bir öngörüde bulunmak zor.

dizinin yayınlanan son bölümü (bugün) konuyu daha da derinleştirmiştir. safiye hocasıyla dikili taşların bulunduğu ülkeler üzerine ve bu cemaatle ilgili bir sohbet yaptı. daha önce kılıç ın da dediği gibi bir önceki toplantı başka bir ülkede yapılmıştı. yani toplantılar dikili taşların olduğu ülkelerde bu çevrelerde (muhtemelen sırayla) yapılıyor.

mematinin, elifi kaçıran adamın evinden kanıt olarak bir tek hap alması ile karahanlının katili görüntüsü verilen adamın da zor bulunan hapları kullanmış olması ile elifi kaçıranların karahanlıyı öldürenler olabileceği fikrini vermiş dizi...

dün akşamki bölümde acem kızı'nın zurna ile zeybek edasında icrası pek hoş idi. yeni çıkacak albümde olmazsa mükedder olacağızdır, onu da not etmek gerek.bu arada memati'nin bütün kemikleri kırıldıktan sonra hafif bir aksama ve bir küçük yara izi ile kısa sürede hayata dönmesi de dikkatimize batmıyor değil. bundan gayrı ismi hayati olarak da tashih olunabilir. lakin yara izi de yakışmış abime.laz ziya karakterinin işlenişine halel gelmiştir kanaatimce. gerçekten hafiften bunamaya mı başladı nedir, eskiye nazaran kendisi için çok "hafif" kaçan jest ve mimikler içinde görüyoruz kendisini. hele kirve ile kucaklaşmalar falan, hiç olmamış.

kukuletalalilar tarafindan polat 'a verilen mesajin "efe oldugunu biliyoruz" oldugu dizi.

amerikan dizileri ile kalite açısından karşılaştırma yapılacak ise aradaki tek farkın pahalı efektler olmadığı rahatlıkla anlaşılacaktır.mesela oyunculuk açısından zayıf bir dizi kurtlar vadisi. rolünün hakkını vererek oynayan bir kaç karakter de bulunmakla beraber, ortaokul müsameresi tadına koşan pek çok sekans izlemek de mümkün. oyuncu kalitesi açısından, cnbce dizileriyle yarışamaz. türkiye'deki muadilleri açısından da, oyunculukları özcan deniz ile mahzun kırmızıgül'ün ortası olarak değerlendirdiğimi belirtmek isterim. bu arada, başka hiçbir tarafını beğenmediğim, son derece antipatik bulduğum özcan deniz'in sanki dizi film çekmek için doğmuş gibi oynadığını da belirtmeden geçemeyeceğim.senaryo, ana hatlarıyla çok iyi. zaten bu kadar seyirci toplamasının ana nedeni de budur diye düşünüyorum. yine de bazı zaaflar içeriyor. gerçi bunlardan bir kısmı oyunculuktan veya yönetimden kaynaklanıyor olabilir, bilemiyorum. mesela memati elif'i kaçıran elemanın evine geliyor, arama yapacak. tek bir dolap kapağı açmıyor, sağa sola bakıyor, bir iki kağıt dürtüklüyor doğrudan oralardaki bir koltuğu çektirip arkasında bulduğu hapı alıp çıkıyor. sanki koltuğun arkasında hap var demişler de, hangi koltuk acab diye bir tereddüt geçirdikten sonra hapı bulmuş gibi. tabi ben senaryo yazma tekniğini bilmiyorum. ortaokul müsamaeresi gibi yazılıyorsa, yani oyuncuların çekimden önce okudukları tekst, "memati ve adamı odaya girerler, arama yaparlar, koltuğun arkasındaki hapı bulurlar, odadan çıkarlar, stop" gibi bir şeyse bu sahnenin berbatlığı ve inandırıcılıktan uzaklığının faurasını yönetmene ve oyunculara çıkarmak lazım. bu sahne sadece bir örnek onu da belirteyim, dizinin geneline yayılmış bir özensizlik var bu konuda.inandırıcılık meselesi üzerine bir çok yorum yapılıyor. bir hata gözüme çarpıyor bu noktada da, ona da laflarım var. ben izlediğim bir filmden veya diziden film veya dizinin kurgulandığı evren ve onun üzerinde geçerli olduğu bana baştan bildirilen kurallara uygun olup olmadığına bakarak inandırıcılık beklerim. bana baştan demişlerse ki bizim dizimizde vampirler var, bir tercih yaparım ben vampirli bir kurgu izlamak istiyor muyum, evet istiyorum. sonra bakarım, vampirler kalbine tahta kazık çakmak suretiyle öldürülür demişler, tamadır alır kabul ederim. bundan sonra inandırıcılık sorgulaması bir vampir, kıçına leğen sokularak öldürülmüşse başlar. bilmiyorum anlatabildim mi?kurtlar vadisi'ne dönecek olursak, memati karakteri zamanında bize, delil toplama konusunda ultra gelişmiş yetenekleri olan bir adam olarak tanıtılmış olsaydı, on tane arabanın birbirine girdiği zincirleme trafik kazasına neden olan kesik fren telini iki dakkada bulabilecek yapıda, koltuğun arkasına ne halt etmeye yuvarlandığı belli olmayan bir hapı 30 saniyede keşfedecek yetenekte olduğunu bilir ve şaşırmaz, yadırgamazdık. satranç da dışardan bakan için saçma bir oyundur. yani, "neymiş at l çiziyormuş, ne l'si kardeşim, binersin ata dıgıdık dıgıdık gidersin, hiç inandırıcı değilmiş bu satranç oyunu" dersen bu saçma olur, evet. ama, "satranç zaten gerçek dünyadan farklı bir evren üzerinde, farklı kurallara tabi olarak oynanan bir oyun, gerçekçi olmak zorunda değil, o zaman at da bir seferlik l çizmemiş, dümdüz gitmiş, filin de canı sıkılmış l çizmiş, buna bişey diyemezsin çünkü daha demincek atın l çizmesine bişey demiyordun" dersen bu daha da saçma olur, gereksizliğin daniskası, ağa babası olur.bu arada ben de diziyi seyredenlerdenim, konseptinin hastasıyım.

konseyin laz ziya'ya "ibne laz ziyaaa olamazsınnnn sen barooon" diyerek kapıyı göstermesi ile gelecek bölümlerde ne zamandır özlediğimiz çatışmaların yeniden başlayacağı konusunda bizi ümitlendiren bölümünü izledik dün. laz ziya'nın saçı başı dağılmıştı o sırada. ayrıca benim korkum daha polat yani ali her kimse artık elif'e dokunamadan birileri elif'e kıymamıştır inşallah. yürüyüşünden ben kıllandım biraz.mahçup edit: kurtlar vadisi uzmanı abilerimin uyarısı sonucu ali'nin elif'e bir miktar dokunduğunu (pek de az değil, sağlam dokunmuş) hatırladım. bu arada uyaran abiler de aynı şeyden korkuyor. yengeye yapmadılar inşallah bi şey.

rus konseyinin enerji baronu mavi turgut karakteriyle mavi akım projesine ve eski bir siyasetçimizle kardeşine gönderme yapıldığını düşündüğüm dizidir. yanılıyor muyum acaba?

77 bölüm boyunca sindire sindire buraya kadar getirdikleri polatı 1 bölümde baron olacağını belli ettiler. ya biraz daha çetrefil katsalardı 100. üncü bölümde baron olsaydı ne güzel olurdu. ayrıca polat kendini her aramak isteyene elletmeye okşatmaya başlamıştır buda olmamış. son olarak polatı öyle kukuletalı maymuna çevirecekler sonunda gibime geliyorya hadi hayırısı. not: senaristlere burdan selam eder gözlerinden öperim.

"aslan amca yaşasaydi da nesrin'in mafyayi nasil bir anda yok edebilecek konuma geldigini gorseydi" diye duşunduren bir senaryoya sahip dizi. kadin milletinden bir kez daha cekinilmesine ve de korkulmasina neden olmuştur son gelişmeler.

safiye karahanli 'nin cok kotu bir aksanla ingilizce konustugu dizi. uzun yillardir yurtdisinda kalmis biri gibi konusamiyordu.

--- spoiler ---senaryonun 24 tadinda tik tak sesleri hissettirilerek hazirlanmis olmasi bu aksamki bolumun tek esinlenilmis yonu degildi,soyle ki, duvardaki kirmizi kadife fonlu silah dolabindan silah secilip goreve gidilmesi ile mekanin bir angel investigations ruzgari estirmesinin * yaninda, binanin altindaki garajla kesinlikle wolfram and hart a benzetilmis ve polat da angel tribiyle bir araba secip ufukta kaybolmustur. gozlerimizin spikei aramasinin ise konuyla bir alakasi yoktur.--- spoiler ---edit: bir spoiler yapmisiz ki oyle boyle degil

--- spoiler ---nesrinin de bir jasmine tadi yakaladigini rahatlikla soyleyebilecegimiz bolumunu geride biraktigimiz dizi--- spoiler ---(bkz: olaya bir de su acidan bakmaya ne dersiniz)

7 nisan tarihinde yayınlanan bölümünde teknolojik araçlardan maximum derecede faydalanılmıştır, bi ara izleyicileri matrix alemlerine çekmiştir..(bkz: lazer yazıcı)(bkz: kameralı cep telefonuyla bilgi çalma)(bkz: şantaj dvdsi)(bkz: kasetten kayıt dinleme)(bkz: konuşmaları kasede kaydetme)

yakında samuel vanunu'nun eşinin pornosunun internet üzerinden karşımıza çıkarılacağından korktuğum, senaryosuyla max payne tadında heyecan yaratan dizi.

entellektuel erkeklerin bile, sirkette konusacak bir sey bulamayip is arkadaslari tarafindan dislanmamak icin seyrettigi dizi..

doğan medya holding tarafından yayınlanan hernevi gazetede 3.sayfa haberlerine bir şekilde iliştirilen dizi."15 yaşındaki velet parasını vermedi diye çocuğu bıçakladı ardından ben polat alemdar olmak istiyorum dedi" haberleri bu sayfaların demirbaşı haline geldi. sanki daha önce buraları suç oranı yerlerde sürünen refah ülkesiymiş piskopat veletler de hiç olmamış gibi yapılan bu tip haberler arkasından gelen yorumlar beni derin düşüncelere sevkediyor.fatih altaylı köşesinden kurtlar vadisinin kanal d ye transfer olmamasıyla ilgili "diziyi almak çocuk oyuncağıydı çünkü transfer ücretini 3 bölümde çıkartabilirdik. ama sosyal sorumluluğumuz ağır bastı ve diziyi almadık.aydın doğan bey de aferim iyiki almamışsınız dedi" diye bir yorum yapmıştı*3 bölümde finanse edilebilecek bi diziydi kurtlar vadisi niye diğer kanallar atmaca gibi atlamadı olaya e habertürk bile alırdı o zaman kurtlar vadisini* diye düşünmeden edemedim.ama kanal d yi alkışlamalıydık. bilimum gelin kaynana saçmalıklarıyla türk gencini "sakın çalışıp bi bok üretme-televizyona çık cazgırlık yap anında meşhur olur parayı vurursun" diye mükemmel bir şekilde yönlendiren kanal d aslında bir sosyal sorumluluk abidesiydi.işin aslı sakın şöyle olmasın:görevli: abi görüşmeler boka sardı. kurtlar vadisinin yapımcıları bizim kanala geçmek için analarının nikahını istiyor.bi de polat kendisine plt plakalı 27 tane mercedes almamızı istiyo.fatih bey: salaklar! aklınızı başınıza toplayın. bu dizi bu sezon bitçek zaten. bi çuval para bayılmayalım şimdi.görevli: ama fatih bey biliyosunuz ki aydın bey in bu dizi alıncak diye kesin emri var. hatta bana "diziyi alamazsan git kafana sık aslanım" dedi. adamı sinirlendirmesek şimdi, bana "polat a kafanı kestirtirim" dedi.fatih bey: ben şimdi bi tane sorumluluk yazısı patlatırım onun siniri geçer. siz boşverin beni dinleyin. sen çık şimdi varoşları bi gez.bi çocuğun eline 100 dolar ver gitsin arkadaşını öldürsün sonra ben polat olcam diye ortalıkta bağırsın. ben de şaşmaz kardeşlerin illuminati üyesi olduğuna dair haberler yaptırtıcam. hadi hadi çabuk bu perşembeye kadar 3 yeni skandal istiyorum*

(bkz: tirtlar vadisi)

mini minnacık bir ayrıntı belki ama, dışarıda bekleşen laz ziya'nın adamlarının gösterildiği sahnede de görülebileceği üzre, henüz güneş batmamışken, mekanından kaybolmasından hemen önce, polat beyimiz, defne hanım ile show ana haber'i nasıl seyredebilmiştir, bir an kafaya takılmıştır***

issizlik egitimsizlik ve bilimum ekonomik dengesizliklerin cozumsuz kaldigi memleketimizde, televole ve paparazzilerle galeyana gelip manken, dizi oyuncusu olucam benim de ait oldugum bir sinif bir grup olacak diye ortaliga dokulen bir yigin kizdan sonra, ozellikle kirsal kokenli ve buyuk sehirde sosyal olarak dislanmis hisseden genc erkek populasyonun delikanli damarini kabartan dizidir. hala tore cinayetinin onune gecirilememisken, racon ve delikanlilik ugruna kizlarinin infazini onaylayan babalarin, dostta olsa akrabada yanlis yapanin ipi cekilir düsturunun her bolumunde tekrar tekrar kafaya vuruldugu deli yurekle baslayan mafiamanianin devam halkasidir. sayesinde yillardan beri ogretilegelen, her ebeveynin cocuklarina uzak durmasini ogutledigi kavramlar mübah sayılmaya baslanmis, yollarda birbirine memati* diye seslenen bir takim insanlar turemistir, populer kultur toplumumuza kariyerli katil kavramini bir guzel hazmettirmistir. sanki hergun gazetelerin ucuncu sayfasinda yeterli derecede sehir eskiyasi haberi yokmus gibi cinnet potansiyeli yuksek yurdum insanina kellesini bana getirin, govdesini kapiya birakin tarzi cumlelerle daha kreatif yaklasimlar sunan bu nereye kadar gidecek boyle diye hayiflandiran dizidir kendisi.(bkz: ipin ucunu kacirmak)(bkz: esegin amina su kacirmak)

senaristlerin senaryoyu iyice dağıttığı, herkesin elininin herkesin cebinde ama bundan kimsenin haberinin olmadığı, entrika ve kaos üzerine felsefi çalışmalarla senaryonun bu hale geldiği belli olan dizidir. senrayonun nasıl toplanacağını düşündürtür şu sıralar. zira bu yengenin dağılan kaportası gibi olmuştur.

ekşi sözlük'ün amatör sosyologlarının analiz yapma damarını kabartan dizidir.(bkz: ekşi sözlük sosyoloji enstitüsü)

renkli camda izlediklerini renkli camın dışında yaşamaya çalışan oradakilerin kurgu senaryo vs.vs olduğunu anlayamayan ama sırf eleştirmek için sürekli izleyip reytinglerini yükselten insanların sayesinde "izleniyoruz beğeniliyoruz o halde devam" fikrini yönetmenlerine ve senaristlerine aşılayan televizyon dizisi.başka filmlerde veya dizilerde iyinin kötüyü öldürmesi kabul görüyorken bu dizide kötü görünümlü* adamların kötüyü öldürmesi neden eleştiriliyor?ne satırla parça parça adam kesiyorlar, ne de aç domuzların önüne atıyorlar.tek gözüken barutun beyaz dumanı, kanın kırmızısı.

bir uyuşturucu baronu için halil ibrahim türküsünün dzülmesiyle artik iyice boku çikmaya başlamiş olan dizi.

show tv'nin parayasusamıslıgı ve acgozlulugu yuzundan reklamların arasında fırsat verildigi surece izlemeye calıstıgımız dizi.bu reklam eziyetindense show tv'nin internet sitesindeki kucucuk kutudan kesintisiz izlemek cok daha iyi.en azından ne izledigini anlıyorsun.

uzun bir aradan sonra yayinlanan yeni bölümünde polat alemdar in karizmanın dibine vurdugunu gordügümüz dizi..ilaveten hatun kısmının adamı nasıl hasta edebilecegini gordugumuz dizi..

(bkz: kurtlar vadisi su ustu taarruz timi)

(bkz: sozluk vadisi)

hakkinda yazilan olumsuz eleştirilerin aninda kotulenip zamanin otesi listesine eklendigi dizi. demek ki sozluk camiasinda da bayaa bir fani bulunmaktaymiş.*

--- spoiler ---dün ilginc bir tesadüf ile samuelin karısının dostunu oynayan kişinin yakıldığı arabanın plakası (taksi) plt nin tam tersi olan tlp harflerinden oluşmaktaydı.--- spoiler ---

hakkında bu kadar entry girildiğini görünce öldü zannettiğim dizi.

yaw o değil de rus mafya babası rolunde ken watanabeyi oynatabilmiş bir dizi bu. bu kadar benzer be.

-oluum bak vadi başlıyo birazdan çıkıp kurtlar vadisini seyredek?-he walla iyi hatırlattın..

samuel'in karısını oynayan hatunun hayli güzel ve çekici olduğunu temaşa ettiğimiz dizi. bir an önce bu hatunu bir "projede" "sanat için soyunmuş", soyunmakla kalmamış yatağa girmiş olarak görmek istiyoruz...

1 ocak 2004 tarihinde yayinlanmasi gereken yeni bolumu 8 ocak 2004 tarihine ertelenen guzide dizi. show tv bu hareketle hem yilbaşi kutlamalari ertesini butun gun uyuyarak geciren dizinin mudavimlerine bir kiyak gecmiş hem de merak seviyesini bir kat daha arttirmiştir.

biraz önce introdan hemen sonra daha diziden 1 sn bile göstermeden reklama girip, bu reklamlarda 5 defa ardarda, evet ardarda(abartmıyorum) muya reklamı gösterilmiş olan dizi.. (bkz: yüzsüzlüğün daniskası)

bölüm başlangıcındaki, hangi bölüm olduğunu yazan font'u her bölümde değişen dizi.

kurtlarvadisi.gen.tr deki bölüm özeti sloganları şu şekilde olan dizi.not: bu sloganları sitenin makaleler [bilimsel makale sanmayın yanılırsınız] bölümünden aldım. bunun için üye oldum. üye olmuşken, acem kızı ve kurtlar vadisi türküsü'nü indirdim. şuurum yerindedir; endişe etmeyiniz. kurtlar vadisi'nde endişe düşmana verilmiş cephanedir.*bölüm özeti sloganlarıkurtlar vadisi "uzun ve belalı yolculuğa" doğru atılmış ilk adımdır. kurtlar vadisi'ne giriş operasyonu için start verilmiştir. kurtlar vadisi'nde sıcak temas artık an meselesidir... kurtlar vadisi'ne sesini duyurmak için asla tereddüt etmez! kurtlar vadisi'nde ölüm çoğu zaman yaşamdan daha gerçektir... kurtlar vadisi'nde kimse canından emin olamaz... kurtlar vadisi'nde bela, kişinin sevdiklerinden gelir... kurtlar vadisi'nde sürekavı hiç bitmez... kurtlar vadisi'nde her cinayet ardında bir sır bırakır... kurtlar vadisi'nde zaman ölüme doğru ilerler... kurtlar vadisi'nde görünenler gerçeklerden farklıdır... kurtlar vadisi'nde ölümün nereden geleceği bilinmez! kurtlar vadisi'nde hayat, ölümüne kumar oynama sanatıdır. kurtlar vadisi'nde son, ölümden önceki son çıkıştır. kurtlar vadisi'nde her hamlenin bir karşılığı vardır. kurtlar vadisi'nde beyaz'ın kaderi kirlenmek, siyahın kaderi suçlanmaktır.kurtlar vadisi'nde ölüm ölmeden önce ölmektir.kurtlar vadisi'nde özgürlük, sonu meçhul bir firardır.kurtlar vadisi'nde duello, akreple yelkovanın buluştukları andır.kurtlar vadisi'nde her mahkemede bir darağacı kuruludur.sadakat, kurtlar vadisi'nin en güçlü panzehiridir. kurtlar vadisi'nde intikam, gözden akan bir damla kandır... kurtlar vadisi'nde gövdeden kopan başlar üzerinde ilerlenir. kurtlar vadisi'nde şans doğru zamanda doğru yerde olmaktır... kurtlar vadisi kör bir karanlıkta kırılan bir kalemdir! ölüm bu vadide kulaktan kulağa yayılan bir fısıltıdır! kurtlar vadisi'nde iki kişinin bildiği sır değildir! kurtlar vadisi'nde kılıcın kını yoktur. kurtlar vadisi'nde macera hiç bitmez! kurtlar vadisi'nde nefes nefese bir takip yaşanıyor! kurtlar vadisi'nde geçmiş konuşulmaz...

trt döneminde kaçak,dallas;özel kanallar döneminde super baba,ikinci bahar,asmalı konak gibi seyirci için birer efsane haline gelmiş,kanallarını rating'e boğmuş,her gün en az bir gazetede ya da dergide haber konusu olmuş,dizi olmaktan çıkmış dizilerden bir tanesidir kurtlar vadisi..şu an onbinlerce fan'ı,yüzbinlerce izleyicisi bulunan,kanalına haftada 8-10 milyon dolar gibi bir gelir getiren,rating listelerini alt üst eden,özetiyle bile diğer kanalları kitleyen bir oluşum, adeta bir marka haline gelmiştir..kurtlar vadisi'nin en fazla tartışılan yanı ise silah-kan-vahşet-mafya-uyuşturucu gibi "türk aile yapısına uymayan" temeller üzerinde gelişiyor olması ve bu noktaları merkez alarak genişlemesi.pek tabii ki bu derece rating toplayan her dizi gibi kurtlar vadisi'nin de sosyolojik dökümü yapıldı.ancak bu sosyolojik saptamalar içinde belirttiğim ögeler bulunduğu için daha ciddi bir hale geldi,entelijansiyanın eleştirilerine ve sosyolojik açılımlarına hedef oldu.yukarıdaki "kitap arkası yazısı" intro'muzdan sonra gelelim iş bu entry'nin giriliş sebebine.hepimizin malumu olduğu üzere,entelijansiyamızda popüler olan herşeye karşı kendinden kurmalı bir tepki oluşur.bu tepki aslında farklılığı, kitleden kopmak ve kitlelerin benimsediği herşeyi reddetmek olarak algılayan bir garip zihniyetin ürünüdür.bunu,hayatında patlıcan yemediği halde arkadaş sohbetlerinde,dost meclisinde patlıcanı kötüleyen,patlıcan hakkında ileri geri konuşan 4 yaşındaki bir bebeğin tavrına benzetebiliriz..zaten çoğu zaman alışık olduğumuz bu tutum kendini daha önce futbolda göstermişti örneğin.halbuki günümüzde futbolun bir entellik göstergesi olması dolayısıyla bu herşeye "kaka!" yapan zihniyetin kendi içiyle çelişkilerini görebiliyoruz..tv programlarında ise durum daha da farklı.tv izlemenin bile entellik check'ini 1d12 düşürdüğü göz önüne bulundurulursa bahsi geçen insan topluluğunun tv ve tv programlarına bakışı bir nebze olsun anlaşılabilir.120 ekran flat tv'lerini evinin baş köşesine konduran;gün boyu kalplerde ikinci bahar evi olsun,yasemin'in penceresi olsun kanal kanal dolaşan bu güruh,ellerinde merlot'larıyla arkadaşları geldiğinde tv'de sinema keyfini anlatır,fellini'den girer,polanski'den çıkarlar..iş bu güruhun karısından bile gizlice kurtlar vadisi izlediği,odaya biri girince porno film izlerken yakalanan ergen misali kumandayı nereye sokacağını şaşırması muhtemeldir.yukarıda anlattığım bu insan tipinin kurtlar vadisi'ni eleştirirken kullandığı copy/paste cümleler;ama çok vahşet var,küfür var,kan var,bok var gibi ifadelerin ne derece kayda değer olduğu tartışılır.keza eğer bir eleştiri üzerinde düşünülmeden yapılıyorsa,aklın değil götün ürünüyse o eleştiriyi yapan da,o eleştiriyi kayda değer bulup "acaba bir de bu perspektiften mi baksam" diyen de elektrikli süpürge sopasıyla dövülmeyi çoktan haketmiştir.ha kurtlar vadisi'nin eleştirilmesi gereken yönleri,kötü olarak nitelendirilebilecek yönleri yok mudur?kesinlikle var,hatta yukarıda bahsettiğim zeka fakirlerinin yönelttiği eleştirilerden çok daha fazla eleştirilmesi gereken yönü var.örneğin #4585935,kurtlar vadisi'nin her yönüyle götü değil gözü kullanılarak eleştirildiği bir entry'dir.işte görüldüğü gibi bu binlerce kurtlar vadisi muhabbetinden,yüzlerce kurtlar vadisi konulu entry'den bir ya da iki adet hakkıyla eleştiri çıkıyor.bunun haricinde yapılan "ya izlemiyorum ama national geogrpahic reklam vermişti,trt2 de bizde çekmiyor,öyle zap yaparken gördüm.ne kadar salak bir dizi ıyy o derece olur yani" kalıplı eleştirilerden,en ufak sinematografik yanlışı ya da mantık hatasını bulup "bak burda da şunu yaptılar,şurda da ne kadar gerçekçilikten uzak" diyenlerden o derece gına geldi ki.zaten bu entelliği ispatlama çabasıyla yapılan eforun ne derece üstün bir boyutta olduğu bu insanların kurtlar vadisi'yle ilgili en fazla konuşan,en fazla yorum yapan,en fazla entry giren kitle olduğundan anlaşılabilir.mesela ben samanyolu tv'de yayınlanan sırlar dünyası'nı izlemiyorum.o yüzden iyi mi kötü mü bilmiyorum.üstelik bu diziyi iyi ya da kötü olarak etiketlendirmem gerektiğini de düşünmüyorum..veyahut aynalı tahir konseptinden nefret ettiğim halde bir kez olsun klavye üzerinde parmaklarımı oynatarak,uzun uzun düşünerek entry girdiğimi,yorum yaptığımı hatırlamıyorum.ancak "hayııırrr!ben enteliiim,kurtlar vadisi'ni kötülüyoruumm!kurtlar vadisi cıızz,boktaaann,türk aile yapısı!realizm karşıtııı!" çabasına da bir türlü anlam veremediğimden iş bu diziyle ilgili nacizane bir kaç yorum yapmayı tanrı'dan gelmiş özel bir görev olarak görüyorum.en baştan,tane tane anlatıyorum;nakış işler gibi teek tek anlatıcam ki kimsenin kafasında soru işareti kalmasın.arkadaşlar!kurtlar vadisi bir dizidir.dizi,film gibi düşünülebilir.fakat bunun tek farkı sevgili arkadaşlar,dizilerin daha detaylı daha geniş zamanlı olması ve bölümlere ayrılmasıdır.işte ismi de buradan gelir.dizmek fiilinin -i yapım ekini almasıyla oluşan dizi türemiş ismi,bu filmlerin sırayla oynamasından ötürü kullanılır.fakat burada önemli olan nokta sevgili arkadaşlar,tıpkı filmlerde olduğu gibi dizilerin de kurmaca olduğudur.yani diziler hayal ürünüdür,gerçek değillerdir..filmlerden farklı olarak gerçeği göstermek,gerçeği açıklamak gibi bir didaktik görev de üstlenemezler.keza diziler tv kanallarında yayınlanır ve tv kanalları için önemli olan yayınladığı programın didaktik olması değil para getirmesidir..demek ki neymiş,kurtlar vadisi bir hayal ürünüymüş.dolasıyısla gerçekle kıyaslayıp "şurada mantık hatası var,burada fizik kurallarını aşmış metafiziğe girmiş" demenin bir alemi yok sevgili gençler.ha tabii ki burada bahsettiğimiz hayalcilik polat alemdar'ın jet-pack ile havalanıp bir uçak düşürmesi değildir.burada bahsettiğimiz hayalcilikten öte gerçeğin tam olarak yansıtılamayabileceği gerçeğidir.yani bir sniper'ın havada uçan bir çakmağı vurması "lan çok gerçek dışı!olabilir mi böyle birşey" diye düşünüp fizik kitaplarına sarılanları hayal kırıklığına uğratacak cinstendir..yani kurtlar vadisi'ni ya da herhangi bir diziyi izlerken bunu göz önünde bulundurmak gerekir.ikinci önemli nokta "türkler hiç bir şeyi iyi yapamaz" kompleksinden kurtulamayanların ortaya attığı "zaten türk mafya yapısı böyle değil" temelli eleştiriler.evet,biliyoruz;türk mafya yapısı böyle değil.ortada bir baron yok,bunlar türkiye'nin maskeli yöneticileri değil.ama zaten kurtlar vadisi bir kitap değil,türk mafya yapısı üzerine bir tez değil.sadece türk mafya yapısını demin de üzerinde durduğum hayalcilikle konu alan ve bu gerçeği eğip bükerek kullanan bir dizidir..eğer kurtlar vadisi'nde türk mafya yapısı tam anlamıyla anlatılabilseydi,ya da türk mafya yapısı tam olarak anlaşılabilseydi gerekli merciler zaten buna el koyarlardı.kaldı ki devletin manipülasyonunu konu alan bir çok dizi bu konuda tam bir başarıya ulaşamamıştır.örneğin ülkemizde çok tutulan ve entelijansiyamızın da göz bebeği olan 24'te konu edilen büyük finansman kaynaklarını ülkeyi savaşa sürükleyebileceği konusu tam olarak gerçek değildir ve olamaz..bu derece hassas ve gizemli konularda belirli nüanslardan yola çıkılır ve konu,hikaye,senaryo bu nüansların üzerine oturtulur.değinilmesi gereken son konu da,eleştiriler arasında en doğru olan eleştiri;özendirme konusu.yüksek şiddet içeren sahnelerin yer aldığı kurtlar vadisi,kendi gözlemlerime dayanarak söylüyorum,büyük bir çoğunluğu etkiliyor.fakat bir diğer gerçek şu ki,kurtlar vadisi tv'deki diğer bazı dizilerden ya da prime time'da yayınlanan bazı filmlerden çok çok çok daha fazla şiddet içermiyor.burada konu edilen,kurtlar vadisi'nin şiddet içeriği zaten yıllardır tartışılagelen fakat asla üzerine düşülmeyen,savaş ay ya da reha muhtar yayıncılığının bir ürünü.bu benim kurtlar vadisindeki şiddeti meşru gördüğüm anlamına gelmiyor,sadece ayıla bayıla izlenen filmler ve diziler yanında kurtlar vadisi'nin ön plana çıkarılmasını yanlış ve dahi aptalca buluyorum.kurtlar vadisi bir dizi ve bu dizinin gerçekleri herkesin görebileceği kadar net.fakat bu resme bakarken anüsü ya da gözü kullanmak fark yaratacaktır.aynı şekilde eleştiri yaparken de anüs ve ağzın farkı olacaktır.temennimiz o ki insanlar "vurun kahpeye" inanışından kurtulsun,zekasını herşeyden üstün tutsun,dünya'da savaşlar olmasın.

bir bölümünde, helikopterdeki mematinin , give all yazdıktan sonra rusları yaklaşık onbin mermiyle taradığı half life tadında şahane dizi.

dizide hoşuma giden nâdir şeylerden biri vardı ki o da doğu bey'in esâd bey ile belgesel anlatır ses tonu ile, kimi zaman da eminönü meydanı görüntüleri eşliğinde konuşması idi. - esad, bıdı bıdı bıdı- bıdı bıdı vıt vıt, he esâd ?- yahu esâd, bıt bıt bik bik bikson iki haftadır ne oldu ise doğu bey çok değişti çok. agresif oldu iyice. hele dün "esaaaattt" diye bağırdı; üzüldüm.

abidin 'ramazan ramazan ne içerdiniz?' sorusu ile ikramperverliğini konuşturdu, ondan beklenen performansı dosta düşmana gösterdi.

ilk bölümlerinde izlemememe rağmen etrafta o kadar ciddiye alınınca merakıma yenilip izledigim,gercekten de begendigim dizi...fakat son zamanlarda show tv nin persembe geceleri yayınlanan bir dizisi olmaktan cok,arada reklamların gosterilmesi gereken sure kadar gosterilen,dizinin gösterilmesi gereken uzun sureyi de reklamların kaptıgı,e tabii beni de artık izlemekten vazgeciren dizi......

epeydir kendi kendime dusunuyorum; bu dizi "neden bu kadar tutuldu?" diye. senaryo guzel, oyunculuklar guzel, iyi kotu bir kurguya sahip felan filan ama bunlarin hicbiri beni tatmin etmedi. en sonunda sunu farkettim, bu dizide nasil desem, bir osmanli havasi var. bu diziyi seyredince turkiyenin mafyasi ile bile gurur duyacak hale geliyorsunuz. turkiyenin ucuncu dunya degil imparatorluk mirascisi buyuk bir ulke oldugu bilincaltiniza yerlesiyor. insanlarin arasindaki iliskiler de diger dizilerden farkli. en basitinden polat ve elif askini ele alalim. baska bir dizi olsaydi polat elifi elli defa goturmustu. halbuki 70 bolumdur elim sende oynuyorlar. bu da turk halkinin orf ve geleneklerine uyuyor. halki rahatsiz etmiyor. diyaloglar ise olayi tamamliyor. repliklerin cogunda eski turkce kelimeler, tamlamalar geciyor. hemen her karakter bazan dogal olamayacak kadar edebi ve veciz konusuyor. tum bunlarda diziyi yaratanlarin dunya gorusu basrolu oynuyor tabi.turkiyede bugune kadar medya sektoru sol goruslu insanlarin elindeydi. simdi bile ekseri boyle. sagcilarin boyle entellektuel taraklarda bezi yoktu. bu dizi turkiyede birseylerin degismeye basladiginin gostergelerinden biridir bence.osmanli 80 sene sonra rovansi almaya calisiyor ** .

osman sinav son bolumlerde durgunlasan seriye anormal canli ve heyecanli fragmanlar cekerek bizi her hafta kandirmakta diziyi izlemeye mecbur birakmaktadir. bugunku bolumde laz ziya nin agzindan cikan kelimelerin tamamini anlayabilmem kendi adima sevindiri olmustur zira ziya efendi turkce konusmadigina gore yeni bir dil ogrenmis oldum sanirim.

laz ziyanin sahip oldugu 680 milyon dolarla ne yapacagini cok merak ettigim dizi.belki metallicayi falan getirir.

bolum basina 4.5-5 milyon dolar kazandigi soylenen gel gorki ozel efekt hususunda hic bir yatirim yapmayan ve fanatiklerini sinirlendiren , ayni zamanda reklam suresi konusunda rtukten uyari alan ancak son bolumunun 00:45 te bitmesiyle bu uyariyi kesinlikle siklemedigini gosteren mafya dizisi.oehh

artık ölecek adam kalmadı gitse gitse baron gider

dolarların havada uçuştuğu dizi. dün akşamki bölümde de bunun bir örneğini gördük. polat'ın elemanı, polisi çatışma çıkan daireden, polat ve memati'den uzak tutmak için, gaza gelip havaya şarjör boşaltmış bir mahalle sakini numarası yapar, polis inanmaz, oturduğu yeri göstermesini ister. adam halamlar kalıyor diyerek rastgele bir dairenin kapısını çalar, şansına gerçekten de yaşlı bir kadın açar kapıyı. polise fırsat bırakmadan, hala falan filan diyerek kadına sinyal vermeye çalışır. kadın bozuntuya vermeyince, kapıdan çıkmadan teşekkür babında kadının avcuna bir tomar dolar tutuşturur. hani hepsi yüzlük olsa, nereden baksanız iki-üç bin dolar vardı o destede, peh!..

20 mayis 2004 tarihli bolumunden once yine televizyonculuk tarihinde bir ilk yasanmis, artik reklamlarin sonuna gelen* show tv igrenc muya reklamlarini ayni reklam kusaginda 5 defa arka arkaya oynatarak olayin bokunu cikarmistir*. hala cinliyor kulaklarimda yaa.. masal degil, gercek muya, her yasa her ayaaa muyaaa...

kukuletalılarla* ilgili (yine bir kukuletalının kanalında) neler anlatabileceği merakla beklenen dizi. belki de yine sokak, uyuşturucu, para aklama üzerine eğilir senaryo yazarları.

87. bölümde polat alemdar'ın aydın doğan'ın yardımıyla tabuttan çıkmasını beklediğimiz dizi.

bir tekmeyle kadınların kalbinin durduğu, gözünden vurulan insanın ölmediği birde havaya her kurşun sıkanın trabzonlu olması gerektiği gibi bir inanışla yazılmış senaryoya sahip dizi.

türkiyedeki her güzel şeye olduğu gibi sonunda gerçekten "reklam arası dizi" formatına dönerek boku çıkmış dizi

20 mayıs 2004 tarihinde,"show tv"nin; bir "ilk"e (!) daha imza atıp,yaklaşık 50 dakika aralıksız reklam vermesiyle, guiness rekorlar kitabı'na girmesini sağlayan dizi..

show tv'nin son iğrençliği. perşembe günü önce özet gösterip sonra galasını yayınlamayı aklına getiren tek iğrenç kanalın dizisi.

8 ocak 2004 tarihine ertelenmiş bolumu de bu tarihte yayinlanmayacak dizi. dizi karakterlerini kurtlarin yedigine dair soylentiler dolaşmakta.

yeni bölümlerinde kukuletalıların aslında uzan ailesi çıkmasını beklediğim dizi.(bkz: cem uzan vs aydın doğan)

kanal d'ye transferiyle, fatih altaylı'nın ne zaman adam oluruz köşesinde, - ne zaman adam oluruz?- hizmetkârlarımıza tükürdüklerini yalatmadığımız zaman.şeklinde patronuna ayar vermesine neden olacak dizi.

yeni yayin doneminde son 4 bolum icin al pacino ile el sıkışacaklarının haberini vermişlerdir.(bkz: al pacino bal pacino yanakları gul pacino)(bkz: ictim kapucinoyu optum al pacinoyu)

şaşmaz kardeşlere bir servet kazandıran darphane gibi dizi.iki kardeş süzer plazada 250 bin dolarlık daire kiralamışlar bir seneliğine ama öyle ya da böyle dizinin vasatın üstünde olduğunu düşünürsek , amerikada bu işten nasıl para kazanıldığını ve aldığı ratingleri de hesaba katarsak kazandıkları parayı hakeden dizi.

arada bir ortadan kaybolup üzerinde gizem yaratan dizi..

fatih altaylının hakkında "kanal d'ye transfer olmak istediler. reyting açısından büyük bir başarı getirecekti. çünkü tek başına show tv'yi taşıyordu. transfer için istenilen ücret de fazla değildi. dizinin iki bölüm reklam geliriyle halledilebilirdi.ancak 'almadık'; kanal d ceo'su arzuhan yalçındağ, 'burada toplumsal sorumluluklarımız var. istemem' dedi. kararı öğrenen aydın doğan da, 'çok iyi yapmışsınız. bana sorsaydınız ben de almayın derdim. bize yakışmaz' dedi. .."dediği ama ne hikmetse kanal d ye transfer olan dizi.http://www.hurriyetim.com.tr/...~9@nvid~491040,00.asp

15 ocakta yeni bölümü yayınlanacağı ilan edilen, kendi kendine sansasyon yaratan dizi.

ailece izlemesi inanılmaz keyifli dizi. bizim evde bir aile 'event'i olup perşembeleri gece dışarı çıkmamamı sağlayan olaydır -babam evdeyken. heleki muhabbetini yapmak inanılmaz keyiflidir. tek sorun reklamlar ve bir istanbul masalı ile çakışması. içinde geçen replikler yarar, karakterler de çok sıkıdır. "böyle bir şeyi izlediğine inanamıyoruuuum" diyen herkese ve zamanında izleyen herkese dudak bükmüşlüğüme inat izliyor ve tavsiye ediyorum.bir de anekdot: anne baba çekirdek eşliğinde: ee polat bu, döner mi devlet tarafından, uğrunda anne babasını bırakmışben:yaa anne babayı bırak asıl sevgilisini bırakmışbabam:senin şu tatil mevzusunu bi tekrar düşünelimben:hınk mınk şey kem küm

her bölümde değişmez sekanslar:1) şefle canpolatın genellikle karanlık bir odada güncel ülke olaylarını didikledikleri bölüm2) neyli duygusal müzik eşliğinde canpolatın ebrucu babasından nasihatler ve tasavvuf bölümü. genelde elif ve yan dükkandaki tırlatık tv tamircisi iştirak ediyor. canpolatın babası bikaç çinli jeday master kıssadan hissesi veriyor... elif ve yanında kim varsa kukumav kuşu gibi dinliyor. bazen ebru da yapılıyor. bir nevi screensaver bölümü.3) laz ziyanın pikapta eski bi 45'likten karadeniz türküsüyle duygusal travma anları. karısı ve kızına matem.4) can polat'la bir önceki hayatındaki aşkı elifin bi şekilde karşılaşmaları ve marlboro reklamı. (can polat cigaraya acımıyor bu bölümde)ee dizi bitti zaten.. bi de seyirciyi bir sonraki bölüme kadar oyalıycak kıllandırıcı son. dallas'ta da böyleydi.. jeyar bi pislik yapar suratına yazıyı basar bölümü bitirirlerdi.. herşeye rağmen güzel dizi ama..

sigara içilen kısımları bir güzel operasyondan geçirilmiş dizi

(bkz: #5297069)

yaz tekrarları 2.sezonunun başından değil de sonundan başlayan dizi.

20 mayıstaki bölümünde güllünün ev temizliği yaptığı dizi. alaattin çakıcı - bjk - sinan engin konusu önümüzdeki haftalarda dizide işlenecek mi soruları herkesi heyecanlandırıyor. çakır öldü ama olsun.

romansonun sundugu kurtlar vadisi basliyorjenerik:5 dkreklam:15 dkk.vadisi:8dkreklam:18 dkk.vadisi:12 dkreklam:23 dkk.vadisi:10 dkreklam:28 dkk.vadisi:5 dkreklam:25 dkk.vadisi:3 dkreklam:185 dkk.vadisi: 1.3 snromansonun sundugu kurtlar vadisi bitmis lan...

hakkindaki "bir bolumunu bile izlemedim. o yuzden b.k ta atmiyorum" seklindeki entry'min bile kotulendigi dizi....tarafsiz olmak bile fanlar icin yeterli degil demekki.(edit:an itibariyle yaz tatilinde yapacak hicbir isimin olmamasi sebebiyle butum bolumleri internetten indirip izledigim dizi. hakkindaki yorumlarimi su caylakliktan kurtulursam yapmayi dusunuyorum)

fatih altaylı'nın dizinin kanal d'ye tansferinden sonra ben kurt değilim başlığıyla geçiş yazısı yazdığı dizihttp://www.hurriyetim.com.tr/...~9@nvid~597597,00.asp

zamanında pati arkadaşımız gibi "diziyi sevmem, izleyeni hiç sevmem" modunda olmama rağmen birkaç aydır izlerken telefonumun sesini kıstığım ve dahi kapılara bakmadığım dizi. çekim kalitesi bakımından son birkaç bölümdür -alıştığımdan mıdır- daha bir hoşuma gitmekle beraber, genel itibariyle pek de sağlam bulmuyorum açıkçası. peki nedir bu diziyi "fizyolojik bağımılık" kıvamına getiren, şudur, hepsi birbirinden "aforizmatik" replikleri ve kahramanlarımızın delikanlılığı. bu dizi romantizm anlayışımı tamamen değiştirmiştir. "neresini beğendin, romantik sahne yoktu ki" diyenlere "polat nasıl kurtardı ama kızı, kimse kurtardı mı seni hiç öyle?" falan der oldum. doğumgünü hediyesi "vadi tipi tabanca" isteyeceğim utanmasam. abdülhey derim, illa ki laz ziya derim, of derim of...

bu kurtlar kurulu'nun her seferinde dolmabahçe sarayı gibi bir yerde toplanması artık iyice göz tırmalamaya ve mantık kurallarını zorlamaya başlamıştır. üstelik kurul toplantılarının yanısıra ikili-üçlü görüşmeler de bu sarayın teşrifat salonunda yapılmakta. nedir bu? hadi mekana takılmayalım diyelim, milli güvenlik kurulu'nun bile ayda bir toplandığı memlekette bu kurtlar kurulu'nun haftada iki kere toplanmasının anlamı nedir? bu kadar sakat adam ne diye zırp pırt biraraya gelip "gelin bizi topluca paketleyin" mesajı versinler? böyle tedbirsizlik hangi mafya konseyinde olur? bunları sormak isterim şahsen, eğer yapımcıyla bir kokteylde filan karşılaşırsam..

yeni bölümünün fragmanı sayesinde aslan beyin öldüğü kesinlik kazandı. ayrıca osman sınavın bu diziyi bırakmasının sebebi zaman darlığı falan değildir. osman sınavın nuri ergin ile mektuplaşması haftalık dergisinde çıkınca ve tam o sıralarda alaattin çakıcının öldürülmesini istememesine rağmen kendisiyle özdeşleştirilen çakır karakteri dizide öldürülünce alaattin çakıcının yeğeni osman sınavı öldürmek üzere bir ekip kurdu fakat daha suikast yapılamadan polis tarafından yakalandılar. dizideki pala karakteri olarak anlatılan isim yeşildir. zaten yeşilin diğer lakabı sakallıdır. bundan dolayı dizide oynayan adamın lakabı bıyık hesabı paladır. arslan bey sürekli binbaşı ersever ile özdeşleştiriliyordu erseveri yeşil öldürdü, dizideki arslan beyide pala öldürdü! rastlantıya bakın.

bir dizi de herkes mi birbirine posta koyar... alın kurtlar vadisini izleyin görün(bkz: posta koymak)

dizide yine casting anlamında bir başarı sağlanmış. şahıslar genel hatlarıyla oturmuş. özellikle dizinin baş kahramanı "ali candan" ın müezzin olan üvey babası, kültürlü ve osmanlı terbiyesi görmüş kalender yapısıyla, onu oynayan aktöre, deli yürek dizisindeki "bankacı yakup efe" rolünden daha çok yakışmış. tombalacı mehmet ismindeki konsey üyesinde ise tanımlayamadığım bir doğallık seziyorum. bir de dizinin ilk bölümünde telef edilen işadamları, tam telef edilecek cinsten seçilmiş. yani bu adamları bundan sonra da ölüm figüranı olarak görebiliriz. :) konsey diye tabir edilen grup tam bir has daire mason grubunu andırıyor. yani masonum diyenlerin dahi tanımayacağı kadar üst düzey masonlar izlenimi veriyor. zaten bu üst düzey masonların neler karıştırdıklarını dünya biliyor. dizinin üstüne oturtulduğu temel bence çok ilginç olmuş. milli duygularla ve manevi birtakım değerleri göz önünde tutarak izlerseniz, bence gayet çok heyecanlanabilir, göz yaşlarınızı tutamayabilirsiniz. haa bir de böyle çetrefilli aşklarınız olduysa...

eger dizinin konsept danismani soner yalçin olmasaydi,dizi bes para etmiycekti.ama iyi ki var ki persembe aksamlarimizin en büyük eglencesi

tarık ünlüoğlu'nun canlandırdığı testere necmi'nin ağzından dökülen ve bu akşam şov tivi'de muhtemelen ekrana gelecek olan "cebir,kebir,kabir,ne gerekiyorsa kullanin, biri ötmüş diğerini öttürmeyin" sözleri ile aklımda kalmış dizi.

reklamları bile bir istanbul masalınınkilerle çakışan dizi, bazen ntvdeki basın odası kurtarıcı oluyor, dizi arası gerçek gibi bir şey, ama özellikle saat 11den sonraki reklamlar azap dolu geçiyorha bir de 20 mayıs bölümün amerikan tarzı yol kesme mal çalma sahnesi dışında nanaydı

eger bu toplum "bakın ben mafyanın iç yüzünü ortaya koydum." diyenleri seviyorsa, aynı toplumun "madem koydun biraz da gerçekçilik koy içine" diye serzenişte bulunması muhtemel olduğundan, hemen türk bayrağı ve derin devlet ilişkileri (neye ve kime göre) -bağlanılacak sebeb- olarak kurgulanmıştır. işte bu noktada biz, dizideki esas oğlanın kurşun geçirmeyen yelek giydiğini düşünmekteyiz. şayet ben olsam çoktan ölmüştüm. siyah slayer t-shirt üyle olmaz o iş.

dyp genel başkanı mehmet ağar özel bir televizyon kanalında yayınlanan ve son yıllarda en çok izlenen diziler arasında yer alan kurtlar vadisi adlı dizide anlatılan hikayelerin senaryodan, hayalden ibaret olduğunu belirterek, devlet ve siyaset hayatının gerçeklerle dolu bir iş olduğunu, bildirmis . koyunlarin kurtlar hakkinda ki fikirleri enteresan olmali !

kisa bir süre sonra çati yayinlari etiketiyle 9.90 ytl den kitabi satisa çikacak dizidir.

güllü erhan'in sesinin degistigi dizi.

dogu bey'in destegini alan polat alemdar'in, ortaligi kasip kavuracagi dizi. sut dokmuş kedi gibi polat'in direktiflerini dinleyen laz ziya, bu şekilde davranarak hayatta kalma yolunda saglam bir adim atmiştir.

eskiden kah operasyona giderken, kah alemin en delikanlisi ruhunu teslim ederken polata eslik eden acem kizi simdi artik elifin seksek oynama istegini geri çeviren polata fon olup çikmistir. herhalde serdar akar polatin karizmayi çizdirip favori adami erkan canidiziye dahil edecek gibi gözüküyor

dogu beyin aragazini alan polata artik bu alemin dar oldugu ve uluslararasi islere girisecegi dizidir.ve evet adamlari gibi bende bakamadim polata seksek oynarken.

güllü erhan 'in ve ayni zamanda abdülheyin de sesinin degistigi bir bölümü izledik.

konsept degistirir gibi olan dizi.polat sek sek oynarken yoldaslari, can kardesleri hem ismar çekmek isterler gibi bakiyorlardi polat abilerine hem de utançlarindan kafalarini öteye beriye ceviriyorlardi. o anda akillarindan gecenler ise tahmin edilebilir: -iggghhhh !! hatun milleti mi!! rezil rüsva ederrr!!(bkz: ah minel ask)bir de sanirim iki haftadir bir yayinlanir artik. 2 tetikçi 3 babayi organize etmek kolaydi belki ama ortadoguyu evirip çevircek artik senaristler kolay degil.bundan sonraki tüm bas karakterlerin de güllü sayesinde mevta olcagina karar verdim az önce

dizide oynuyanların çoğu oyuculuk namına hiç bişiden çakmamaktadırlar. insan bu kadarmı kazma olur yaa!!! hele o figüranlar nedir kardeşim malkoçoğlunda oynuyan figüranlar bile daha yeteneklidir...

yakında aşağıda söyle bi reklam çıkarsa şaşırmayacağım dizi "silah yaz 3169 gönder çakırın silahı size gelsin" *

aleni "deli yürek" , türkiye de olmaz dizi,olmamali dizi artik bitsin dizi..............

aslina bakarsaniz, bu sezon sonu itibariyle tabii ömrünü tamamlamis olacagini düsündügüm ve uzatip suyunun çikarilmamasini istedigim dizi. lakin memleketimin su saat ifadesiyle kendilerini sifat tamlamasi kullanmaksiniz yad etmeyi uygun buldugum ahalisinin komik tepkisini gördükçe, bitmese, hiiiiiç bitmese diye içimden geçirdigim dizi.var ya, seneye bu dizi bitecek, yerine öyle bi sakil dizi çekecekler ki, bunu mumla arayacaksiniz...

eskiden mahalle arasindaki kabadayi raconlari anlatilirken simdi tapinak sovalyeleri ya da illimunati'nin haberlesme teknikleri gosteriliyor, silahlar patlayan ya da alenen kavgalarin gosterildigi sahneler kac bolum oncede kaldi hatirlayaniniz var mi ?dizi artik taktikler degil stratejiler uzerine ilerlemektedir* sindirim kolay olmasi icin olay birahane basmak, kabadayi raconlarini gostermek, mafyavari basit hileler ile insanlari tavlamak ile baslamis, olay zamanla mit(o), babalar, konsey, baron, secimler, dis iliskiler, masonlar, tapinakcilar vs seklinde ilerleyip devletsel boyutlara getirilmistir. kaos ve tumevarim teorileri icin sahane bir deney olmaktadir. ve basarilidir bence.ki eger senaryo iki-uc sezon onceden buraya gelecegi sekilde planlanmissa hassas ve basarili bir calisma olmus, tebrik etmek lazim.cok uzun yillardir kurulan ve cesitli yerlerde dile getirilen komplo teorilerinin, zamanla ve sabirla, halka en anlasilir bicimde aktarildigi,anlatildigi bir dizi olmustur. sanki "artik bilin bu isler boyle oluyor" denmektedir. ve bu dizinin bu kadar sure ve bu kadar alenen devam etmesinin bir kisim gucler ! tarafindan desteklendigini de dusunmeye basladim.son zamanlarda artik herkes "eski tadi kalmadi" demekte.. halbuki olaylari basit mafya catismasi olarak gormeyenler icin dizinin tadi yeni oturmakta*dogu bey'in bu aksamki bolumde bir sozu "artik herkes gorecek, bu milleti somurenleri somuren duzenler ortaya cikmali" .. bu anlamda milliyetci bir yolda siddetle ilerlemektedir dizi.ve polat'a soyledigi bir sozu de guzel : "eskiden sirk yoneticisi cambaz'i oynatirdi, artik sirk senin, cambaz'i sen oynatacaksin"yine dogu bey'in "kurtlar vadisi operasyonu yeni basliyor" sozu, dizinin bu sezon bitecegi konusundaki gorusleri reddeder sekilde oldugu kanisini uyandirdi... ve lutfen elif eylul'lu sahneler artik hayatimizdan ciksin..

gün itibari ile alabildigince entry iceren basliklar a girmis olan dizi

polatin bürosundaki tablolarla ilgili sahnede yine "yok canim!" dedirterek hayretlere düsüren dizi. belki de 78. bölümün en can alici sahnesiydi bana göre. polatin bu büroyu ilk kullandigi bölüme bakmak lazim o tablolar o bölümde de ordaysa senaristlere sapka çikarmak gerekir.

78.bölümünde geçen teleferik sahnesinde, teleferigin caminda -artik ne ile yazilmis ise- yeliz ibaresine rastlanan dizidir. yazan er kisi* açisindan hem yelizine hem kahve camiasina muazzam hava atma imkani dogurmustur ki tadindan yenmez...***

78. bölüm itibariyle polat'in o kadar isi nasil bir arada yapmayi planladigina hayret ettigim dizi olmustur. hem karahanli'lari koruyacak, hem kirveyi imha edecek, hem elif'i kaldiracak... 79. bölümde çikar ortaya, biz de iki ders aliriz.ayrica suikast girisimi polat'in sahin gözleri tarafindan namlunun parlamasinin farkedilmesiyle sadece girisim olarak kalabilir. bunun yaninda güllü erhan'in da bir müdahalesi olabilir. her sey olabilir. hiç bir sey olmayabilir. belki de dualar kabul olunur ve elif ölür, biz de azaptan kurtuluruz.dedim ama aklima geldi simdi. elif'in yemege hazirlanma sahnesi bir çok türk gencine ders olsun. ileriki günlerinde eger ki bir hatunu yemege davet ederler de niye geç kaldi diye düsünürken çesitli senaryolar yazmaya baslarlarsa hemen akillarina bu izdirapli sahneler gelsin.

kurtlar vadisi 78.bölüm çekimleri öncesi "olasi" diyalog:raci sasmaz : abi, bu bölümde özgü* ile olan bi sahnen var , orda kendin gibi ol, rahat ol falan...yani bi-iki dakka polat alemdar'i oynamayacaksin,necati sasmaz : ne diyon olm,ne oynayacam?raci sasmaz : sek sek abi..

yeni sezon sponsoru next and nextstar olmuş bunun.romanson kabusundan kurtardi en azindan.

78. bolumde, nihayet net bir kendini acik etme olayi yasanmis dizi:- karisi olan, baron olamaaaaz kirveeeeaaaa!, karahanli bile karisi dirildikten sonra öldü! heah heah heah!(bkz: #7059770)

rahmetli baronun* arada yurt disina çiktigi ve bu her gidis gelisin memlekette büyük olaylardan önce vuku buldugu 78.bölüm itibari ile ögrenilmis dizidir. kiliç nam kisinin agzindan bu olaya misal olarak 12 eylül verilmistir ki bu senaristler bize bir sey anlatmaya çalisiyor...

çeyrek asirdan biraz fazla olan hayatim boyunca televizyon ekranlarinda milyonlarca kere seksek oynayan insanlari görmüs ve tepkisiz kalmis olmama ragmen, 79.bölümünde seksek tasini ilk defa bir insanin kafasinda kirma istegi ve arzusu uyandiran dizi.(bkz: elif eylül)(bkz: psikolojik siddet)

elif'in ölerek aramizdan ayrilmasini umutla bekledigim dizi. en sonunda senaristler ekşisözlukü okudu. düsük bir ihtimal de olsa, güllü'nün nina'yi vurma olasiligini gördügüm dizi. (bkz: atiyor olabilirim)

elif 'in olmesiyle polat alemdar'in zaafindan kurtulacagi ve kronik abazan olacagi dizi. babasi da tam karisi iyilesti öldü. ailecek sanssizlar bunlar...

muziklerinden biri heroes of might and magic 4 ten direkt alinmistir. bilgisayardan beklemedigi anda kurtlar vadisi muzigini duyunca insanin gozu monitorde laz ziyayi ariyor, kisi korkuyor haliyle...edit: 3 tane muzigi alinmis, yeni farkettim. biraz daha oynarsam cendere melodisi bile ordan apartma cikacak gibi gozukuyor. gokhan kirdar utanmadan odul almaya devam etsin ne diyim.

iki haftadir nöbetci subaylarin yemekhanelere baskin yaparak izlettirmedikleri dizi... iki haftadir sözlükten takip ediyorum diziyi kardesim içine ettiler dizinin allahtan iki baskinda da camdan atlayip kurtuldum komutanlardan da diziyi izleyemedigimiz gibi birde üstüne ceza almadik.

70. bölüm itibariyle memati'nin zorladığı kapının ardında garanti nesrin ve selim'in yatakta yakalanmasından şüphe duyulmayacak dizi.patlayan edit: (bkz: götünden sallamanın en güzel örneği)

gecenlerde bir tv kanalindaki roportaji yayinlanan gurkan uygun'un, iki lafin birinde "bu diziden ayrilsam bile...." ile baslayan cumleler kurdugu goz onune alindiginda, onumuzdeki bolumde "memati'nin kendi ismiyle butunleşmesi" ihtimali dogmuştur. senaryo kadrosu boylesi bir hataya duşerse-ki hic zannetmem-, dizinin izlenebilirligi yari yariya duşecektir tahminindeyim.

senaristlerinin mutlulugun tanimini yaptigi dizidir. onlara gore mutluluk mutsuzlukla savaşmaktir. o halde sormazlar mi adama mutsuzluk nedir o zaman hocam diye.

her persembe istisnasız gunun baslıklarında adı gecen dizi

bu dizide öyle bir geçit gördük ki... o ne gizli geçit öyle, kocaman kocaman, yalnız ardiye'lerde; yüksek tavanlı depo vb. ortamlarında gördüğümüz kocaman kocaman lâmbalar... sanki nakış işleniyor gizli geçitte.

bugün yeni bölümüyle tekrar yayın hayatına dönüş yapacak dizi.(bkz: efsana geri döndü)

abartılı şiddet sahneleri bir yana bu dizide beni en çok rahatsız eden konu güllü karakterinin her icraattan sonra (yanlış hatırlamıyorsam öyle tabir ediyorlardı, yanlış ta olabilir) sanki matah bir şey yapmış gibi bunun geyiğini yapması. sanki halı sahada maç yapmışlarda sonrasında geyiğini yapıyorlar. onca kan döktükten sonra 'insan' hiç mi kanlı ellerine bakıp iç çekmez. adam öldürmek bu kadar mı kolay bu kadar mı sıradan bir şeydir. hayır yani insanlar seksten sonra bile bir sigara yakıp olayın bir muhasebesini yaparken...

ayyuka çıkan mafyaya özendiriyor eleştirilerinin yerini bulduğunu düşündüğüm dizi. son bir kaç bölümdür polat, her fırsatta etrafındakilere mafyanın ne kadar kötü bir şey olduğunu, hadi gel köyümüze geri dönelim tarzı mesajlarla ifade etmeye çalışıyor. iyi olmuş kötü değil elbette fakat eleştirilere yanıt verme kaygısı diziyi çapından düşüren etkenlerden biri aynı zamanda. eski bölümlerin has duruşu artık yok, polat öldürdüğü adamın üstüne oturup sigara yakmıyor ama açıkçası diziyi farklı kılan bu türden ayrıntılardı bence. bu haftaki bölüme gelince, çatışma sahnelerinde ayak dibine düşen kurşunlar matrix hissiyatı oluşturmadı değil, notumuzu alıyoruz. senaristlerin adam harcama merakı diziyi kuşa çevirdi çevirmesine ama kayıplara da alıştık. mematinin düşmesi ihtimaline karşı şimdiden kalan sağlar bizimdir diyelim. ve sabah acem kızını söyleyerek uyandım, bi buldurun şunu..

15 dakikalik bir kismini seyrettim diyaloglar sirasinda 4 kere "kafasina sikmak" fiili ve turevleri kullanildi. insan biraz yaratici olur kardesim, illa demeniz gerekiyorsa herkes birbirine kafana sikarim demesin de aradan bir ikisi "mermi manyagi yaparim", "gotune ikinci deligi acarim" felan desin ne biliyim...."kafana sikarim", "kafasina sikarim" diye diye kafamizi siktiler...

kisisel kanaatim bu dizinin kesinlikle cakirdan once ve cakirdan sonra olmak uzere ikiye ayrildigi yonundedir.ilk 40 bolumun sokaklara,mafya hesaplasmalarina,racon kesmelere ayrildigi ama bu yapilirken dahi bir dunya yan karakterle ve saglam kurgu ve senaryosuyla seyircinin ufak ufak bugun gelinen leziz noktaya hazirlandigidir.ikinci 40 bolumluk periyotta ise dizi sokaklardan, dunya duzenini yeniden sekillendirmeye calisan gizli orgutlere, ulke icindeki gizli ve karmasik baglantilara dogru kaydirilimis, polat alemdar ise sindirile sindirile baronlugun en guclu adayi haline getirilmistir.butun bu 80 bolum boyunca yapimcilar bu hayatta olmez denilen bir dunya karakteri cok rahatca harcamis, ama bir o kadar yenisini de ustalikla diziye adapte etmistir.bugun her persembe gecesi yurdum sokaklarinda belirgin bir tenhalik goruluyorsa ve butun karalama calismalarina ragmen bu dizi hala bir sonraki persembe gelsin diye kudurtuyorsa bunun en acik nedeni daha once hic ornegine rastlamadigimiz cok komplike sekilde orulmus senaryodan kaynaklanmaktadir.dizinin bundan sonraki seyiri elif'in olumu ve kaybedecek bir seyi kalmayan polat'in da dogu bey'in tabiriyle yeni baslayan kurtlar vadisi operasyonu ile uluslararasi bir savasin icine girecegi gibi gozukmektedir.bu da dizinin bu sezon bitme ihtimalini zayiflatmaktadir, bekleyip gorecegiz...

gullu erhan'in nina'yi oldurup oldurmeyecegini gelecek hafta gorecegimiz dizi.

onumuzdeki gunlerde vcd'si ve soundtrack albumu cikacak olan bir osman sinav dizisi(bkz: oha)

(bkz: yesil vadi)

yine son bölümde iyi bir hayat kadınının maliyetinin ne kadar olduğunu öğrendik.*

dun yayinlanan bolumunde holivud aksiyon filmlerinin olmazsa olmazlarini kullanan dizi.."viskideki buzlar daha erimemis, fazla uzaga gitmis olamaz.." cumlesi ve patlamaya 5-6 saniye kala durdurulan bomba gibi..

birinci bomba imha edildikten sonra, ekip mermilerle kapıyı yamultup çıkma faaliyeti esnasında iken, kapının dışına konmuş bulunan ikinci bombanın uzaktan kumanda cihazı marifetiyle harekete geçirilmesini içinde barındıran dizi. (gomtanım tek gözle mi seyrediyon filimi?)ha elemanlar o kaa mermi saydırırken o bomba patlamaz mı? bilmem kiedit: tekrarını izlerken dikkatimi çekti, patlayan bombanın ilk bomba mı yoksa yeni bir bomba mı olduğu çok net görünmüyor, belki de ben tek gözle seyretmişimdir diziyi.tekrar edit: evet, sahneyi üçüncü defa seyredince olayı net olarak gördüm. ikinci bir bomba yok, tekrar kumanda etme diye bir şey de yok. tek gözle seyreden benmişim. kapının önüne gerilmiş olan bir ip, kapı açılınca bombayı tekrar harekete geçiriyor. ama kaçıncı saniyeden başlıyor onu bilemiyorum. herhalükarda, kahramanlarımız kendilerini dışarı atmadan bombanın patlamayacağı açık. ha, gerçek hayatta biri böyle kıstırılsa sağ kurtulma imkanı olur mu? hiç zannetmiyorum.

irak taki iskence fotograflari ve irak taki iskence videoları artık sabah, öğlen, akşam haberlerinde detaylı olarak yayınlanmaya başladığından beri gözüme pek bir masum gözüken dizi, neymiş testereci adamı ortadan ikiye kesmiş, peh, biraz yeni şeyler katın diziye

--- spoiler ---orda halo'yu, burda kiliç'i, surda laz ziya'yi, baska bir yerde deve tuncay'i ayarlayip, alemlere akan polat kisisi, elbet kendisine yapilacak suikastten de (muhtemelen mavi turgut vasitasiylan) haberdardir.. nina'yi hemen durdurmamasinin sebebi, dizginlenemez artizlik yapma hevesidir.. yoksa kendisi zaten sniper saldirilarina talimli bi kimsedir, adamin ürmügünü kesiverir icabinda..--- spoiler ---

sek sek sahnesinin 12 nisan'da fenerbahçe-dalyan sahilinde çekilmis olmasina karsin hemen persembe günü montajla eklendigi, bunun yaninda oradan geçen pembe esofmanli, beyaz tisörtlü süper güzel figüran kizin karambole kaynadigi dizi.

karakterleri uguruna online mevlut okutulan, tek bir bolumunu bile tamamen izlemedigim dizi.edit: izledim birkac bolum. izleyemememin nedeni ise yilin 9 ayi yurt disinda olmamdir.

seyfo dayının dilinden elif'i övmek, biraz sitkomlardaki alkış ve kahkaha efektleri gibi oluyor, müsaade edin de takdir edilecek olanı seyirci takdir etsin. mesajı alamamış olabilecekler için ikinci defa geçmek seyirciye hakaret olmuyor mu? hak eden çok kişi var diyorsanız onu bilemem tabiî. kaldı ki elif'in gerçekten yürekli olup olmadığı da tartışılır: deli yürek'in ayşegül'ü yürekliydi, korkuyor, ama pes etmiyordu, sebat ediyordu. elif'inki yüreklilikten çok şirretlik. osman sınav deli yürek'ten sonra onunla benzerlikleri olan başka bir diziyi, bu sefer ömer lütfi mete'siz çekmekle kendini zor bir sınava tabî tutmuş gibi görünüyor. kuşçu'ya mukabil bir neyzen var bu dizide de, ismini öğrenemedim bir türlü. çehre tastamam uygun böyle bir role de, rol kesmek: ı-ıh. amcam yakup efe rolünü daha güzel canlandırıyordu. oyuncuya kabahat bulmak da doğru değil, bu zatın makamında geçen bütün sahneler kesme yapıştırma gibi, karton bebekler gibi olmuş, sırıtıyor. "dikkat gönül insanı" diye bar bar bağıran bilumum dekor ve aksesuara rağmen karşınızda bir karakter göremiyorsunuz. çakır'ı beğeniyorum, memati'yi daha çok beğeniyorum, derya daha iyi olabilirdi. bir de bolca bug var dizide, çakır'ın çocukluğuyla ilgili sahneleri iki kere göstermek nedir? tamam, flashback yaptınız öğrendik olayı, kâfi. bir de bir flashbackte, çakır'ın gençliğini oynayan kardeşimiz, diğer kısımlarda elif'in biraderini oynuyor, iki üç kare için fazla masraf etmek istenmedi herhalde. şu haliyle vasat bir dizi, ama yine de kaptırınca gidiyorsunuz.

dizinin 78. bolumunde polat ile diger konsey uyeleri arasindaki birebir gorusmelerdeki konusmalar duyulmamistir. yalniz en azindan kilic'la ilgili durum soyle gelismis olabilir: polat, dogu bey'den bilimum gazi aldiktan sonra, kilic'la gorusmesi sirasinda ona kendisinin efe karahanli oldugunu aciklar. boylece baron olmak icin onun destegini de almis olur, cunku baska turlu kilic baronlugu polat'a birakmak istemeyebilir. sonra da suikast planindan bahseder. kilic'la karahanlilarin odada konusmasi sirasinda kilic, polat'la elif'in "uzun suredir" birlikte oldugu gibi bir sey soyler, sonra da bunu bilmemesi gerekiyormus gibi davranir. buradan da polat'in kilic'a 30 yillik hikayeyi ozetledigi sonucuna varabiliriz. varamayabiliriz de...

79. bölümde eski günlerdeki gibi bolca kan ve de katliam görecegimizi düsündüren bir sonla 78. bölümü bitirmis dizi. kirve'nin ya da laz ziya'nin da kellesi 80. bölümü görmeyebilir, keza elif'in de. ama ortamda bir de kemanci var, belki de o görmeyecek dizinin devamini

herqun sokakta gorduqun 'delikanli' tribindeki kisilerin ozendigi dizi

bilumum tecavüz,kız kaçırma,gasp,kapkaç,hırsızlık vs haberlerinde yerinde bir sekilde atv ana haber tarafından müziklerinden fon müziği olarak faydalanılan dizi.

bir arkadasimin dikkatimi cekmesiyle; hic araba ya da motorsiklet kovalamaca sahnesinin bulunmadigini farkettigim dizi. bir aksiyon dizisinin en eksik yonlerinden biri de bu olsa gerek. halbu ki polat atlayiverse bir zzr 1100'e, arkasindan deli gibi gelen ferrari'yi taşak oglanina cevirse...edit:bu aksam bir takip sahnesi vardi nihayet. lakin ferrari ve zzr 1100 konusunda sukut u hayale ugrattilar beni.*

15 dakikalık malzemenin arasına laz ziyanın karısının anıları, polatın geçmişi, elifin süzgün süzgün boşluklara bakışı vs. eklenerek bir buçuk saatlik hale getirilen dizi. oha demek istiyorum ,laz ziya'nın karısını asmasını belki de 45-50 kere gösterdiler ya, paraya kıyın da yeni malzeme çekin be!

79. bölümünde, nina'yi elif'i kaçiranlar imha edip polat'in hayatini kurtaracaklar. ve bittabii polat hayatini kimin kurtardigini ögrenemeyecek notun sahibinin kim oldugunu ögrenemedigi gibi.

hizmetci kizin baron'u temizledigi anda vadi'ye inen kurtların hükümsüz kalacagi arkasi bugün...

show tv'nin fragman bilinci ve televole tarzı yarak programların halkı bilinçlendirme çabası sayesinde zevkinin içine sıçılan dizi. yok bilmemkim öbür bölüm ölücekmiş, yok öbürü bıyık bırakacakmış, ağzınıza sıçayım bırakın da izleyelim be. televizyonda spoiler ibaresi bulundurulmalı, rtük esas bu davranışlara ceza vermeli diye düşünüyorum.

polat alemdar'ın ofisinde oturduğu koltuğun arkasındaki tabelada "şarjör değiştirmeden 16" yazılı bir afişin olduğu dizi.

62. bölümde mehmet karahanlı'nın kızı safiye ile konuştuğu sahnede karahanlı'nın eline odaklanması ile dikkatimi çeken dizi. zira karahanlı'nın sağ elinde harbiye yüzüğü mevcuttur, ve bu yüzük görünsün diye fazladan çaba sarfedilmiştir. beraberinde hemen şu diyaloğu getirir akıllara;--- spoiler ---(aslan bey ile mehmet karahanlı'nın son görüşmesi)m.k.- hala devlet için mi çalışıyorsun?a.b.- ya sen?m.k.- ...* ben hiçbir zaman devlet için çalışmadım...--- spoiler ---

atraksiyona boğulmasa çok daha severek izleyebileceğim dizi. yıllarin klişesi motor-tir olayini yapalim derken diziyi mundar ediyolardi az kalsin.

türkiye nin en ciddi aile dizisi. hani hep mekanlar için kullanılan nezih sıfatının hakkında kullanılmasına sözlük formatının engel olmadığı dizidir ayrıca.

bolum ozetlerinin ayri bir dvd seti olarak piyasaya surulecegini dusundugum fantastik yerli produksuyon..

an itibarı ile jeneriği çalan, yeni yayın dönemine yeni bölümüyle merhaba demiş, gözlerimi nemlendirmiş dizi...(bkz: amca ölmüş)

dizi bitimlerinde çakalların çakır olma umuduyla ormandan şehirlere inmesini sağlayan yapım...

sigara konusunda baya umutlandiran diziydi beni ama daha gecen gun ilk defa izledim ve gordum ki herkes tutturuyo deli gibi. zaten acaip sigara icen bir toplumuz,bari su dizilerde yapmayin sunu da, bunu ciddiye alan denyolar da sigarayi bi bok sanmasinlar,ayip ya

ibrahim adli karakterinin feci halde hitman'a benzedigini farketmemle beni sok etmis bulunan dizi.

--- spoiler ---normalde seyretmediğim ama az önce aslan bey'in ölümünün hiram abas'ın bay pipo'da anlatılan ölümüne* birebir benzemesiyle , ulan acaba hangisi mehmet ağar , hangisi çatlı*(pala denen kişinin çatlı olması ihtimali az değil) , hangisi mehmet eymür'müş diye merak ettiren dizi..*efendim bay pipo'da hiram abas'ın ölümünden şöyle bahsedilir: kendisi arabasıyla giderken hız tümseğinde yavaşlayınca arkadan vurulmuştur.. iyi bir atıcı ve de suikast ihtimallerine karşı tetikte bir insan olduğu için silahını çekmeye bile fırsat bulamaması sadece güvendiği bir tanıdığını yakınında gördüğü şeklinde yorumlanır.. belirtmek gerekir ki bu sahne bay pipo'daki sahnenin aynısıdır.. tek eksik aslan bey*'in ağzında pipo olmamasıdır..--- spoiler ---

müziklerinin yeni sezonda nedense kulağıma bir farklı geldiği dizi..

dun aksamki bolumde de gorduk ki mehmet karahanli, koskunde, halo* icin ozel bi sark odasi hazirlatmis; yesil duvar boyasi, duvarda asili kilim ve klasik dekorasyon.

cati katinda yasayan gizemli ve urkutucu kadinla wuthering heightsa selam etmis dizidir. hayretlerimi gizleyemeden izlemeye devam ediyorum.

aslan akbey'in takma isim olup abbas üstaoğlu'nun hiram abas olması kesinleşmiştir.

(bkz: sen neymişsin be polat)

heroes of might and magic death melodisi çalan dizi.

osman sınav'ın yapımcılığını bıraktığı dizi.kaynak: www.kurtlarvadisi.gen.tr

yeni sezona hareketli bir giriş yapmış perşembe geceleri yine aile ile oturup çekirdek eşliğinde tv izleyeceğimi sezonun ilk bölümünden göstermiş dizi. merakla izliyoruz. -ayy bi de bi etkileniyorum bi etkileniyorum ona buna kurşun sıkasım delikanlılık yapasım geliyo, yasaklasalar keşke-

tarih itibariyle yayınlanan bölümünde tahminimce abdulhey'in taaa en başından beri polat'ın kim olduğunu bilerek aslan bey tarafından görevlendirilmiş bir insan olduğunu düşündüğüm dizi. aslan bey öldü ikisi de kaldı ayazda donmuş bekçi siki gibi. en az 2 yıl daha yayında kalacak şekilde karıştırmışlar yine senaryoyu. benimde dizim gecede 5 milyon dolar temiz para bıraksa bende karıştırırım helal olsun.haa bir de tam dizi jeneriğinde bir telefonla ürperdim.frackman reloaded : kardeş seyirde miyiz ?thug love : tabiki defrackman reloaded : budur

dikkat eden için abdulhey'in aslında ilk bölümlerden bir sırrı olduğunu gösteren dizidir. belki ;--- spoiler ---ali'nin cenazesinde abdulhey açıkça görülebilir.--- spoiler ---

---spoiler---ayrıca polat alemdar'ın mehmet karahanlı'nın oğlu olması ihtimalini de akıllarda bırakarak iyiden iyiye düşünce alemlerine dalmamızı sağlamıştır yeni sezonun ilk bölümüyle. ---spoiler---zira herkes birbiriyle akraba çıkınca biraz eski türk filmi kıvamına gelmiştir dizi ama yine de izlenesidir, beğenilesidir özellikle yeni müzikleri mest olunasıdır. ne diyebilirim ki içindeyim nasılsa.

sezonun ilk bolumuyle ortaligi kirmis, firtina gibi girmis dizidir. bir yandan karahanli nin evi, bir yandan nesrin in durumu, bir yandan polat, bir yandan aslan amca, bir yandan abdulhey, bu gider de gider. biz milletce bilmem kimin bir bolum boyunca elli dakikalik yolu elli dakikada gidisini anlatan dizilere alismisiz. onceden de olayliydi ama bu kadar da olmaz. aptala dondum resmen. saat gecenin neredeyse onikisi, ben hangisinden baslasam uzulmeye simdi?

--- spoiler ---polat ın aslında karahanlının oğlu olduğunun anlaşıldığı bölüme şuradan ulaşılabilir;http://www.showtvnet.com/...disi/bolum/02_bolum.shtml(49:08 de başlayan, polat ın narkozun etkisiyle gördüğü rüya itibariyle yaklaşık 20 saniyelik görüntü diziyi özetler)--- spoiler ---brezilya dizilerini aratmayan akraba çıkma hadisesine bir de karahanlı-aslanbey kardeşliğinin ortaya çıkması süpriz olmayacaktır.

bu haftaki bölümün finali portekiz-ingiltere maçıının penaltı vuruşlarına denk geldiği için piç olmuş dizi..

--- spoiler ---bir de insanın aklına şunu getiriyor ki; eğer abdulhey de kılıç ya da yine konseyden birilerinin çocuğu ise aslanbeye duyulacak saygı azalacaktır muhtemelen. zira kendisinin çocuk peydahçısı konumuna düşmesi an meselesi.edit: ulan madem spoyler bari bokunu çıkartayım diyerek şunu eklemek isterim ki (#4943435) nolu entryde jim raynor un belirttiği üzere abdulhey de aslan bey in adamıdır. fakat aslan bey in bir devlet görevlisi olan abdulhey i limonata servisi gibi şahsi işlerde kullanması yanlıştır. acaba vergilerimiz nereye gidiyor diye hayıflandırmıştır.*--- spoiler ---

dikkayyyyt!bu entryde spoiler oldugunu duşunenler vardir, ben bu kişilerden olmasam da, engin duşunceli insanlari uzmemek icin bu mesajin spoiler icerecegini duşunenleri uyariyorum, bir daha uyarmam!(bkz: sozluk spoiler uyarisi altina alinsin kampanyasi)--- spoiler ---"yaz tatiline girip birden cok sezonda devam eden diziler icinde kurtlar vadisi'nin ilk gunku canliligini korudugunu anlatabilmek icin, dizide sagda solda calan telefonlar gosterilirken, evin telefonunun calip, acmaya tirsmiş oldugumu soylesem yeterli olacak midir?" yoksa "bircok farkli ortamdaki, farkli yaşlardaki insanlarin perşembe geceleri evlerine kilitlenmeleri, hic bitmeyen bir roman tadindaki bu dizidir" diyerek kendimi ifade etmeye calişsam da yine de hakkini tam olarak veremeyecegim dizidir.ha son yayinlanan bolumunde, amcanin olumuyle bir face off, ya da yillardir konuşmayan teyzenin cigligiyla bir eşkiya tadi almadim degil hani.yahya reis gibi rolune cuk oturmuş pala'nin jenerikte gosterilmesiyle beraber dizide "sana -şimdilik- iş yok" denmesiyle bu karakteri ileriki bolumlerde de gorebilecegimizi duşunuyor, perşembe akşamlari nobete falan kalmayacagimi, emrimde olan sunuculari dunya lamerlarinin insiyatifine birakacagimi ilan ederek goz yaşlari icinde adiguzel'in dizinin eski bolumlerindeki davranişlarini incelemek uzere hayata ara veriyorum degerli vadigiller.--- spoiler ---

aslan beyin orta doğu, kafkasya hakkındaki yorumları çok etkileyici. sadece bu yorumlar için bile izlenir. tabi bu yorumlarda soner yalçının katkısı büyük

bu sezonda bizleri ekran basina amele sumugu gibi yapistiracak dizi.senaryoda donen entrikalarin tamamen hayal urunu oldugu safsatasina gulup gecen izleyicileri abbas ustaoglu-hiram abbas benzetmesiyle iyiden iyiye gaza getirmis,bunyede komplo teorileri gelistirme arzusunu alevlendirmistir.karanliktan aydinliga cikarken verilen tarihte kurulan turk devletlerinin bayraklari sahnesi, hazir ab ile muzakerelerin baslamasinda on kosul kalmayan bu tarihte, allah allah nidalariyla atalarimizin viyana kapilarinda yarim biraktigi isi tamamlama hayalini guclendirmistir.abdulhey'in ne skime aslan beyin evinde oldugu,polat'in baron ile ne tur bir bagi oldugu gelecek bolumlerde ortaya cikinca dizi tadindan yenmeyecek,her persembe bizlere cektirdigi reklam arasi dizi iskencesine ragmen evde ptt vaziyeti alinip keyifle izlenecektir.buradan yetkililere sesleniyorum;fazladan her reklam size agiz dolusu kufur olarak geri donmekte.bu sebeple reklamlarin bokunu cikartip asap bozmayin,kurtlar vadisi keyfimize limon sikmayin o kadar!not: polat alemdar'a sigarayi birakmak yaramis, yuzune kan gelmis.

su andan itibaren tatile girmesiyle hayalak kirikligina ugratan.turklerin yapabilcegi en basarili yapim.

heyecanla izledigim ancak, cakırın ölümünden itibaren olayları tahmin ettigim(abdülheyin çöp toplayıcısıyken durup duruken polatın arkadası oluvermesi en basından burdan birşey çıkacak dedirtmişti) artık yeni süprizler beklediğim dizi. bu arada görüntü yönetmenin de mi değişiklik var bilemedim ama görüntü eski sezondakine dönmeli.aa bir de o kadar ödeme yapılıyor e lütfen efektler (patlamalar vs.) biraz para dökülerek yapılsın. yeni süprizler,kişileri, olayları tahmin edemedigim bölümler bekliyorum, dizinin senaristlerine saygılarımla duyururum.

bir şaşmaz brothers productions şaheseri..bay pipo & teşkilat in iki tetikcisi & reis vs.. kitaplarinin televizyon uyarlamasi..soner yalçin konsept danişmanindan fazlasiymiş gibi duruyor..umarim emeğinin karşılığını layıkiyle alıyordur..kamera arkasına serdar akar'in geçmesi ile izlenebiletesi katmerlenen yakın zaman karanlik tarihinin belgeseli..bu dizinin tek mat kalan yani, başrol oyuncusunun en kötü performansi çikaran kişi olmasi ki normaldir, piyangodan oyuncu..ayrica necati adina kişisel endişem, rol den sonraki yaşamini kontrol edememesi ,rolün altinda ezilmesidir..çakır vakası malumken.. kötü özendirmelere yolaçmamasini dileyerek izlemeye devam..

dizinin devami ve daha cok karişiklik olsun diye küçük emrah'la gorusulen yapıt. bunca karisik aile işleri ve yalan dolan varken emrah'in kapidan girip (mesela) nesrin'e " taş oldun toprak oldun ama kokusunu unuttugum anammm canımmmm anam olamadınnn - sarki girer - kimsesizzzzzz yalnizimmmmmmmm tükendiimm ben artikk -dirinim-" derse şaşirmam..

ciddi bir araştırma ve toplumsal eleştiri maşşaklılığı gösteremeyip ucundan accık iki bişi ima edip tırsık bişekilde eve-geveleyen, yurdumun büzükkardeşliği

beğenmeyenin izlememek gibi bir şansa sahip olduğu halde bok atmaktan geri durmadığı dizi. gerçek ya da hayal ürünü sonuçta bir şekilde memlekette olabilitesi yüksek olaylar içermesi, istanbul'da ayağına çamur değmeden gezebilenlerin "düşünmekten" imtina ettiklerinden olsa gerek, rahatsızlık yaratan dizi.

testere'yi zincirlere baglamıs,ali'nin mezarını kazmıs,aslan bey'i oldurmus,nesrin'in agzına silah dayamıs,laz ziya ile husrev aga'yı hapse yollamıs,polat'ı baronun oglu cıkarmıs birde bunların ustune gizemli bir nineyle akılları karıstırmıs nihayetinde gecen sezon sonunda oldugu gibi herseyi dugum dugum ederek,sezonu kapatmıs ve tatile girmis olan dizi.

2004-2005 sezonunun ilk bölümüyle "acaba abdülhey de mi aslan bey tarafından vadiye sokuldu, aslan bey ona "yakınlaşman gereken mafya elemanı" diyerek polat alemdar'ı mı gösterdi, yoksa süleyman çakır da mı devletin elemanıydı* ve dolayısıyla "süleyman çakır > polat alemdar > abdülhey > ? " sorularını neden olmasın tadında zihinlerde bırakan dizi...

son bölümünde bölüm tanıtımından fazlasını göstermemiş insanları enayi yerine koymuş , bunun yerine bir helikopter nasıl havalanır, nasıl gökyüzünde süzülür ve ne şekilde yavaaaş yavaaaş iner bu izletilmiştir. 3 defa hapşırmakta üzerimize kar kalmıştır. hayırlı olsun.bundan sonra bölümün tekrarı bölüm yayınlandıktan sonra izlenecektir. özet adı altındaki bölümün tekrar gösteriminde en azından daha az reklam gösterilmektedir.

senaristlerin henuz elif'i oldurmeyecegini dusundugum dizi. zira elif yengemiz, polat'in aslinda ali oldugunu ogrenmemistir bile*.

türkiyede futboldan sonra ikinci "kitlesel afyon".. (aslında şaşmaz biraderler bölümün birinde polatın tayfaylan konsey arasında şööle bir dostluk maçı falan ayarlavıyerse damardan almış gibi uçarız varya).

gerçekci bir dizi olup malki cinayetinden, yesil kod adli insanlara kadar gercekci yaklasımları olan (bana göre ) ve suan birilerini oldukca rahatsız eden bir yapıt onyargılı olmayın bence ve algılayarak seyredin derim..bu arada farawaysoclose arkadasimiz bir insani ikiye kesmenin ne kadar basit oldugunu saniyor bunu da merak ederim.!!!

sezonun son bolumunde polatin seri hapşiriklariyla sezona bomba gibi veda eden dizi.şimdi uc ay nasil gececek baron polata cok yaşa diyecek mi diye merak ederek*.

yakinda kalem firmalarinin sponsor olacagi dizi,bu diziye adam bu barona kalem dayanmaz.

diziyle ilgili en buyuk bombayi bugun hurriyet patlatti. kadiri tarikati mensubu polat'in yani necati sazmaz'in zikir fotografi icin http://www.hurriyetim.com.tr/...36@nvid~431585,00.asp

toplamda on bolumunu seyrettigim senaryosu hayli saglam dizi. lakin 79. bolumunde eger soyle bir ongorum gerceklesirse izlemeyi birakacagim dizidir:polat* kendisine ruslarin yapacagi suikast girisimiden haberdar olup tedbirini onceden almistir. camlar kursun gecirmez yapimistir. (bkz: daha gider bu)

reklam arasi dizi formatinin zirvesi, on dakikalık senaryo yirmibes dakikaya nasil uzatilir ve bir hikayenin yazilisindaki amaç sadece insanlari merak ettirmek şaşirtmak midir. yine bu sorular esliginde izlemeye devam mi edecegim bilinmez?

bana ne kadar istemesemde "sen anlayamazsın beast!" dedirtecek kadar begendigim dizi. eşi benzeri yok, türkiyedeki ; devlet, mafya, halk üçlemesinde bu kadar derine inmeye hatta ve hatta işi, dizideki karakterleri nerdeyse gerçektekilerle hemen hemen aynı yapmaya kadar götüren dizi (bkz: aslanbey = hiram abbas, pala = yeşil...)

yaz boyunca üc günde bir "yeni bölüm cikti mi bilader?" sorusu esliginde, izlemedigim bölümleri de izleme sansi bularak kendimi yeni sezona hazirladigim ve bu gazla yeni sezona bomba gibi dönüsünden keyif aldigim dizi olmustur. sene basinda dizide gördügüm olumsuzluklari entrilerime yansitmis ve hatta bu entrilerim şukelalanmiş, başucu eserleri arasinda yerini almişti. şimdi bunlara ve eksilecek karma puanlarina bile acimayip, hepsini silecegim. budur.dizide ortaya cikan akrabalik ilişkilerini yeşilçam mavralarina benzetmek dogru olmaz. dizinin konsept danismani olan soner yalcin'in efendi isimli kitabi -ki dizide de bol bol gizli-acik reklami yapildi - okunursa, akrabalik ilişkilerinin de bir mantigi, bir dayanak noktasi oldugu acikca anlasilir. yeni yönetmen serdar akar da tam not almiştir. özellikle nesrin'in intihar teşebbüsü sirasinda mermi close-up'lari ve polat'in aslan bey'in ölümünü ögrendigi anda etrafin kararmasi gibi ayrintilar oldukça başariliydi.bununla beraber türkiye'de ve dünyada yasananlari "kurtlar vadisi" izleyerek yorumlamaya calismak en basit tanimiyla "saflik", hatta "kerizlik" olur. hatta hatta coşkun'u sokakta görüp "vay tecavüzcü sapik" diye saldirmaya benzer. her neyse... kurtlar vadisi yeni sezonda da rakipsiz olacagini kanitlamiştir.

abdulhey karakterine sınıf atlatmış dizi.herif daha geçen bölümünde güllüye karı kız ayarlama işleriyle meşguldü.bu bölümde derin devlet tanımındaki derin sıfatına daha bir anlam kazandırdı.bizi hayretlere gark etti

bir dizi ancak bu kadar bomba bir bolum ile donebilir ekranlara...hersey karisti, kafalar allak bullak...yine persembeleri sayicaz butun sene...

iki bomba karakter abidin ve deve tuncayin yine gecenin bi vakti kirip gecirdigi dizidir. --- spoiler ---abidin'in sorgu esnasi birden kendini samimi bir ortamda bulup savci'nin karşisinda tespihini cikarip olayi anlatmaya başlamasiyla tuncay'in mudahale etmesi bir olmuştur. abidinin konuşmasi sonrasi da tuncay'in gaza gelip "bravo abidinn" çıkışı da süperdi--- spoiler ---

dün halı saha maçından uçarcasına çıkıp yeni bölümünü kaçırmamak uğruna tam gaz eve gittiğim, bundan sonraki bölümde polatın abdülheye söyleceği ilk cümle üzerine çeşitli tahminler yaptığım dizi... artık her kitapçıdan şüphelenicem

senaryo kuvvetli olabilir,dizi sürükleyici olabilir,ben de bu dizinin müptelası olabilirim fakat yakında entrika ve akrabalık ilişkileri açısından 'hayat ağaci' adlı diziyi sollayacak

canan:erdal hastaneye goturuken öldüsavcı:tuncay bey şahıs öldükten sonra ne yaptınız deve tuncay:ne yapalım üzüldük(bkz: arif bey ve manyakları)

23.09.2004 tarihli bolumunde dikkat cekici unsurlardan birisi de baron'un nizamettin'e "yarin sabah olmadan laz ziya'yla husrev aga'nin tahliye edilmesini istiyorum. o işi hallet" gibilerinden birşey demesiydi. nizamettin bey'in bir partinin genel başkanı olması, iktidar partisi başkani mi acaba diye düşündürüyor.

laz ziya'nin, rüyamda görsem inanmayacagim bir karaktere büründügü dizi. zira, polat'a artik dümen kirdigini ifade ettigi sahnedeki yüz ifadesi gözümün önünden gitmiyor. sahibinden günde on posta sille, samar, tekme yedikten sonra, iyice sahsiyetsizlesmis bir kediyi andirdi ziya'nin görüntüsü. yani polat'a 'abi, canim bagisla, sefkatli kanatlarinin arasina al beni' der gibiydi. koca laz ziya'yi bile kedi ettin, köpek ettin be polat, ne yüce insansin. bazen endaze kaçiyor gibi yani. sen konsey'in vurucu gücü olan ziya ol, nizamettin ol, kiliç ol, dünkü polat'tan medet umar hale gel. gerçekçi mi bu simdi? hangi para baronu böyle temenna eder bir gence yahu? 'karahanli da baron oldugunda gençti' gerçi, dolayisiyla gençken otoriteyi sarsmak olaganüstü birsey degil, demek oluyor.gene de bu, vadi'ye olan muhabbetimize halel getirebilir mi, asla ve de kat'a!

günün vecizesi yine showtv.net'ten: "sadakat, kurtlar vadisi'nin en güçlü panzehiridir."

--- spoiler ---spoiler ibaresini en başa koyuyorum ki ardından "burada da spoil etmişsin" içerikli mesajlar almayayım,devlet sırrını açığa çıkaracak ömer baba muamelesi görmeyelim.bütün yaz boyunca hakkında en fazla konuşulan,en fazla süpekülasyon yapılan dizi olan kurtlar vadisi'ni yeni yayın dönemiyle birlikte değişen herşeyini anlatalım ve dizinin jargonuna uyacak bir tanımlamayla;aralanan sis perdesini kartal bakışlarıyla görelim.kurtlar vadisi'nde sırlar çetrefilli çözülür! diyerek de gazı verelim.öncellikle dizinin yapımcısı apo diye bilinen muhteşem şahsın görevi bırakması iyi olmuş.malum nedenlerden dolayı her daim uyuz olduğum apo'nun yerini dolduracak kişi raci şaşmaz zaten kurtlar vadisi'nin bu kadar popüler olmasındaki bir numaralı etkeni,senaryoyu,elinde tutuyor.bundan sonra yönetmen de değişse,yapımcı da değişse kurtlar vadisi'nin popülerliğine zeval gelmeyecektir.amaa birazdan değineceğim yönetmen ögesi ve abzürd türk filmine kayan senaryo bu hızla giderse kurtlar vadisi'nin sonu deliyürek gibi olur,burası da aşikar.şimdi ilk önce yeni yönetmen serdar akar'a değinelim:gemide ve dar alanlarda kısa paslaşmalar gibi iki güzel filmde rüşdünü ispatlamış serdar akar kurtlar vadisi'nin ilk bölümünde benden geçer not aldı.bu atilla dorsay ukalalığıyla tarantino özentisi namlu sahnesi,1-2 sn'lik anlamsız plan değişimleri,polat'ın gıdısına close-up'lar gibi gerçekten gereksiz hareketler bana biraz fazla geldi,sinir sahibi etti.umarım yakın zamanda değişir.ikinci olarak senaryoda,son bölümden sinyali verilen akrabalık ilişkileri modeli bir çok kişiye saçma geldi.tavuk keser gibi insan kesilen,saçmalık oranı yüksek bir dizide dahi "genetik hapşurma" gibi bir detay,konuşmayan annenin kayıp oğlu eve geldikten sonra attığı çığlık,bu annenin elinde bulunan muska ve bunun okültik izdüşümleri gibi işin suyunun çıkmasına çok müsait bir senaryo döngüsü geliştiğinden,bu senaryo biraz mantık çerçevesine oturtulmalı.temennim odur ki polat rus mafyasına jet pack'le saldırmasın,abdülhey bfg10k'sı ile zombi mafya liderlerinin canına okumasın.fakat bu bölümde ortaya çıkan bir kaç olay gerçekten de dizinin tadını arttıracak düzeyde.ilk başta aslan bey'e olanlardan sonra ortadan kaybolan abdülhey meselesine gelelim:polat'ın çakır'ın sağ kolu olmasıyla sağlanacak hiyerarşik artış imkanına benzer bir şekilde durduk yerde ortaya çıkan abdülhey'in polat'a yardımcı olması,onun güvendiği bir eleman haline gelmesi ve işin en garip tarafı,bir çöpçünün x5 kullanıp çok iyi nişan alıyor olması benim dikkatimi daha önce çekmiş,abdülhey'in kgt üyesi olup olmadığına dair bir şüphe oluşturmuştu..böylesine kilit operasyonlarda birbirinden habersiz iki ya da üç eleman kullanımına gerçek hayattan da aşina olduğumuz için,aslan bey'in polat'a yardımcı göreviyle yahut polat'ın başarısız olması gibi bir ihtimale karşı güvence olarak abdülhey'i sürmüş olması muhtemel.aslan bey'in evindeki karşılaşma bu ihtimali çok daha arttırır.aslan bey'in vurulmasının nedeni olarak pek bir açık verilmese de,doğu'nun bu konuda etkin bir rol oynadığı tartışılır.fakat doğu'nun sergilediği tavıra bakılacak olursa bu kararda doğu'nun bir parmağı olmadığı ve doğu'nun bu kararı veren merciilerden daha üst düzey bir konuma sahip olduğu da aşikar.buna karşın buram buram turancılık kokan "karanlıktan aydınlığa" sahnesi bir sonraki bölümde aslan bey'in ipini çekenlerin kim olacağına dair bir ipucu veriyor.senaryonun şu anki en büyük açığı ise kötü adam rolü.herhangi bir kötü adam potansiyelinin bulunmaması,en yakın kişinin pala olması,dizinin heyecanına darbe vurur mu bilinmez.ama iyi örülmüş bir senaryoyla kurtlar vadisi yine namını yürütecektir. --- spoiler ---

arslan bey'in sahaflar çarşısı'ndaki dükkanı elif sahaf'tır.bu mekanın eski sahibi arslan kaynardağ'dı.

üçüncü sezona iyi bir giriş yapmış,kalitesini devam ettiren dizi.her ne kadar birkaç güçlü oyuncusunu kaybetse de,senaryonun sağlamlığı ve diziyi diğer abuk dizimsilerden farklı bir yere oturtan özellikleriyle bize istediğimizi verecektir.(bkz: selcuk yontem)(bkz: tarik unluoglu)

(bkz: ben olmusum kurtlar vadisi)

vakanuvisleri arasina bendenizin de katildigi dizidir. * . tatilde 60 bolumu toptan hifzedip gelmis bulunmaktayim. 62. bolum icin ufak bir tespit; halo'nun, kardesinin hain oldugunu ogrenmesine ragmen ilkonce yuzunu iki elle tutup opmesi, bana the godfather 2 'deki bir sahneyi hatirlatti. orada da michael, kardesi freddy'nin yuzunu iki eliyle sikarak opuyor, "ve beni cok kotu kirdin" diyordu. anne'nin cenazesinde ise herkes baristiklarini zannederken, michael kardesinin olum emrini coktan vermisti. bana bariz bir esinlenme * var gibi geldi.

(bkz: kurtlar dergahı)

ikinci yılının finalinde ve sonrasında bize unutulmaz anlar yaşatmış dizi.- yaklaşık iki dakika kadar süren, helikopterle insan aktarımı gibi alelade bir hadisenin anlamsız ve baydırıcı vurgusu- hapşırıkçı polat'ın hapşırmasa bile karahanlı'nın elindeki kalemin dolma kalem olduğunu ve öyle kolay kolay kırılmayacağını bilmiyor oluşu. daha kötüsü bunun dizi ekibi tarafından da sallanmış olması. (ne yani zaten kırmayacağız, dolma kalem olsun farketmez mi dediniz? ne dediniz allah aşkına..)- hapşırmanın "inherited" bir nitelik olduğu mesajıyla öykünün tepe taklak dönmesi; "durun siz kardeşsiniz" e yakınsama..- bunca yıllık gizli örgüt elemanı aslan bey'in, bir pala bıyıklı adam gördüğünde nutkunun tutulması, şarkıların gözünün kör olması.- amiral gazetemiz hürriyet'in diziye "kurtlar dergahı" adını takarak tasavvuf bacağından saldırması.- osman sınav'ın "bıraktım arkadaş diziyi.." dediğinin yayılması..unutamıyoruz. unutamıyoruz...

kanımca dizide komplo teorileri bundan sonra iki noktaya gidebilir:gerçek hayata göndermeler bakımından düşünürsek; sanırım sırada mesut yılmaz'ın gözdağı vermek için macaristan'da yumruklanması ve hakkında spekülasyonlar olsa da özal suikastı bu sezon bence devreye girecektir.

yahya reise ne oldu sorusunun yanıtını ileriki bölümlerde öğrenebilmeyi umduğum dizi.

yayın bandının yetişmemesi yüzünden "muhteşem özel efektlerinin tamamlanması" bahanesiyle eski bölümü tekrarlanan dizi.

2. bölümünde abdülhey'in ali candan'ın mevlüdünde şerbet dağıtan mahalleli rolünde görüldüğü dizi. buradan aslanbey'in ali candan* gibi teşkilat'tan adamı olan abdülhey'i candan ailesine yardıma gönderdiğini anlıyoruz. "olum şu ali'nin evine bi yardıma gidin, cenaze evi bi ihtiyaçları falan vardır. " düşünceli adamdı valla, allah rahmet eylesin.

yayına girdiği ilk seneye göre içerik olarak oldukça baymaya başladığından olsa gerek (geçen sene dizinin bi ağırlığı vardı canım) şekile önem vermeye başlayan ama yine de ekranların en kaliteli dizisi unvanını kolay kolay kaptırmayacak olan senaryosu ve diyalogları müthiş dizi. bu aralar amerikan filmlerine özenip sık sık flashback yapıyorlar. (bkz: flashback) ve fightclub'daki orjinal durum için (bkz: flashback espirisi) fena da olmuyor hani.

azıcık az palavra sıksalar senaristi kel kalacak dizidir. polat efendi (the arslanım) israilden gelen özel ekibi iki fıkra anlatarak hacamat etmiştir ya, pes yanidir. ayrıca son karede muhteşem ikilinin kostümleri ve şapka çıkarma hareketleri komik kaçmıştır, handiyse frank sinatra şarkılarından birini söylemeye ve step dansı yapmaya başlayıverecek gibilerdir.yalnız israilli rolü oynayan tiplere bayıldım, ikisi muhtemelen filistinli. özellikle masada polat'ın solunda oturan, fazla saçı olmayan, iri yarı arkadaşı ekranlarda sık sık görmek istiyoruz (ne var yani, ben istiyorsam siz de istiyorsunuz demektir, caz yapmayın).

--- spoiler ---memati hastanede kendisini ziyarete gelen erhan'in yanindaki kizi, rus selimin evine yaptigi baskinda gormustu. dolayisiyla tanidi kizcagizi, ama renk vermedi (verdiyse de bilmiyoruz. her tarafi sargiliydi). bunu polata soyledi. dolayisiyla polat ninanin hangi amaçla erhanin yaninda oldugunu biliyordu. tabii ki her zamanki gibi bunu kullanma yolunu seçecek. erhan'i son bölümde ninanin yanina gönderdi. hic sebepsiz, sadece özleme bahaneli bu ziyaretin aslinda bir tuzagin parcasi oldugu çok belli. erhan kizin evine geldi, sadece polatin elifle yeemk yedigi restoranin adini söyledi ve gitti. yani tezgahin bir parçasi idi bu. nihayet balik oltaya geldi. simdi mesele avlamada. camlarin kursun geçirmez oldugu, elifin veya polatin vurulacagi gibi teoriler gerçekçi degil. nina kursunu sallamdan kendisini oraya dek takip eden erhan tarafindan kursunlanacak. ha neden bekledi bu kadar erhan? erhan kizi sevdigi için mi yoksa senaristler biraz heyecani ve spekülasyonu artirmak mi istedi? bilimiyorum ama sonuçta nina'yi önümüz persembeden sonra görmeyecegiz. iyi de yapacagiz.--- spoiler ---

kendimi zorla ekranin basinda tutup birkaç bölümünü dikkatlice izledikten sonra pisman oldum. oyunculugun geri planda kaldigi, müziklerin baska filmlerden* alinti oldugu bir yapimi izlemek aklima yatmadi. filmin hayranlarindan duyduklarim...-abi filmin senaryosu süper..-olm 3. bölümdeki olay 25. bölümde karsina çikiyor. hiç böylesi yapilmadi.-her yere gönderme yapiyor, bak su bölümde su cinayeti ele aldilar.ben de diyorum ki madem senaryo izlemeyi seviyorsunuz, roman okuyun.edit:oha be "dizi" yerine "film" demişim. yoksa dizi film mi?

saçina hayatinda hiç briyantin veya jole surmemis, tespih sallamaktan nefret eden, zorunda olmadikça kahvelere ugramayan, "kurtlarla dans'i sevmiyorum, kurtlu elmayi da sevmiyorum" diyen, hatta "bir seyi sevmeyebilirsin ama o seye karsi besledigin bu tür duygular sana onu sevenlere hakaret etme hakki vermez" de diyen cerbusef'in ailecek severek izledigi dizi. bir insan duygusal olabilir, bu onun karakteridir ve kimse de karisamaz. ama birinin yargilarini duygulari uzerine insa etmesi de haksizliktir.

geç kesfettigimden dolayi hicap duydugum dizidir. basini kaçirdim ama*polat baron olduktan sonra bir bu kadar bölüm daha devam eder, o arada ben de eksikliklerimi gideririm yavas yavas insallah.

mematiyle canan arasinda bir aşk yaşanacagini tahmin ettigim dizi.bekleyelim gorelim.

yayın saatlerinde tüm işlerin bırakılıp elde tespih televizyon başına geçilmesine yol açan dizi

reklam aralarının çok uzun olması yüzünden o ana kadar olanları hatırlatmak için her reklam arasından sonra kısa bi özet versinler bari dedirten dizi.

palanın aslan beye vurulmadan önce sölediği şeyler de kendisinin o anlamsız kamyoncu ray-ban larini niye taktığını açık ve net bir şekilde açıklamaktadır.pala gözlüğü çıkartır ve der ki - sadece ölüler görür!ve aslan bey vurulur.yani neymiş bir fantomun yüzü bir palanın gözü ya ya...ee tabi aslan bey olur mu olmez mı bilemeyiz, olmezse ilginc seyler olur.

içimizi bayan gereksiz aşk-meşk veya direktif kahkaha efektli dizilere yeğlediğim dizidir. mantık hatalarını izleyiciye kanıksatmıştır. lakin yanarım yanarım ilk bölümlerde karizma fışkırtan deve tuncay nasıl olup embesil tuncay'a dönüştürülebildi, ona şaşar ve yanarım. son bölümünde polat alemdar abisinden hatırı sayılır bir fırça yedirilen memati de, tuncay'ın akıbetine doğru yürütülüyormu diye de düşünürüm.

anlasilan 79. bölümde bir micheal corleone portresi izleyecegiz polat alemdar'a dair.elif'le romantik dakikalar yasarken nina için planlarin çalismasi, ayni anda kiliç ve karahanli ailesinin hayatlarinin kurtarilmasi ve son olarak kirve'nin ele geçirilmesi, ardindan da polat'in karahanli yüzügünü takip baron seçilmesi; michael corleone'nun yegeninin vaftiz babaligini sogukkanlilikla yaparken bütün rakiplerini es zamanli temizletip filmin sonunda herkese elini öptürmesi gibi..

yeni bölümünden önce yayınlanan geniş özeti bile rating sıralamsında ilk beşe giren,son yılların en sansasyonel dizisi.

bir bölümde sigara içilmesi yasak olan bi mekanda * çakırla polat sigara yakınca:- afedersiniz beyfendi, burda sigara içmek yasak- parası neyse veriris karrdeşimrepliğiyle beni yerlere yatıran dizi

insanlarin izlemek için persembe günleri çizgili takim elbiselerini giyip digitürkte maç izler gibi -kirik- kahvehanelerine dolustuklari ülke insanin bilinçaltini ekrana tasiyan dolayisiyla beni korkutan film.

hic korkulacak bir yani olmayan, siyaseti, turkiye gerceklerini yansitmasini, carti, curtu bir kenara birakip, cerez niyetine seyredildiginde zevk veren ancak artik baydigi icin bu sezon sona ermesi gerektigi bir gercek olan dizi.

alabildigine entry iceren basliklar kategorisinde hakkinda onca girilen entry sonucu 10. sirada bulunan dizi. cok yakin zamanda 9. ve hatta daha yuksek yerlere ulasmasa pek tabii ki mumkundur, zira dizi bitecek gibi gorunmuyor.(bkz: ailecek severek izliyoruz)(bkz: torunlarimla da izleyecegim)

ozellikle ilk bolumlerini takip eden, komplo teorileri ve siyasi derslerden sikilanlar icin, 79. bolum buyuk ihtimalle michael corleone atraksiyonu ile gececektir. zaten dizi ilk bolumunden beri bir cok onemli hollywood yapimindan esinlenmistir. ornegin dizideki donnie brasco tadi gozle gorulebilir haldedir. hatta johnny depp ile komiserlerinin konusmasi, polat ile aslan bey'in catida konusmalari arasindaki benzerlik * cok belirgindir.

karakter bollugunun sorun yaratacagi en son dizi budur heralde. bi catisma cikarirsin, yarisini telef eder rahatlarsin. konuyu da toparlamis olursun.

satranc macı seyredermiş gibi seyredilen dizi. taşlar yavaş yavaş yerinden oynuyor, arada bir bir taşın devrildiğini görüp heyecanlanıyoruz.

mudavimlerinin onemli bir kisminin neden israrla elif karşiti bir tutum icerisinde oldugunu anlayamadigim dizidir bu. şu anda ortada buyuk bir ikilemde firtinalar icerisinde kalan bir kizcagiz vardir. evet, belki zaman zaman cirkef, cingenece tavirlar sergilemektedir. ancak kimsecikler onu yargilarken senaryo icabi itilmiş oldugu ucurumu farkedememektedir. elif'i ali'den once ve sonra olarak buyutec altina alacak olursak, yaşadigi acinin etrafina nasil yansidigini rahatlikla gorebiliriz. ve evet, olen aşkinin ardindan karşisina cikan bir adama caresizce baglanmak durumunda kalmiştir. aslinda ali'nin ta kendisi olan polat kişisinin ilk bolumlerden itibaren yaptigi "polat oyunlu cin alilikler" kizcagizin dimagini kurutmaya yetmiştir. bir cok izleyen "şu elif olse de kurtulsak" şeklinde beyanatlarda bulunurken, kanimca bu diziyi aslen ayakta tutan gizemli aşk hikayesini goz ardi etmektedirler. hayatindaki tek umidi olmedigini bildigi aşkina kavuşabilmek olan bir genc kizin, bu umidini yitirmemek adina ona cok benzettigi birine, hatta altinci hislerinin ali ile ozdeşleştirdigi birine boylesine kavillenmesinin nesi kotudur, anlamak mumkun degildir.

sallanan sandalyedeki yasli kadinin verdigi gerilimi, eminim ki bir cok korku, gerilim filmi ver(e)memistir...

artık iice boku cıktı benim gibi bi fanatiğini bile bıktırdı sonunda.. özellikle son bölümlerindeki diyaloglar bile rutine bindi örneğen: karahanlı: dengeleri bozmasınkılıç: dikkat çekebilirkarahanlının kızı:neden...niye....ne zaman....ama neden...??polat:hımmm hımm hıııııımmmm güllü:gülün ömrü az olur.. ben ölmüşüm.abdülhey:abi tuzak olmasın..!!!memati:sokakalarrha bi de elif sürekli kendi kendine polata versem mi vermesem mi diye düşünüyor.... wer kızım ver de bitsin su diziii mezara mı götürecen???

elif karakterinin bir kadının bir adamı nasıl zora sokacağını gosterdiği dizidir. ortalık karıstırıcısı fitne fesat ama hırslı kızımız, kendi kucuk kafası ile kendince işlere kalkmış, biricik arkadaşı hatunu bile anında satmıştır. satış demek, hırs demek, fitne fesat demek, aldatıldığını dusunup oc pesinde koşmak demek ne ise hepsini eliften ogrenebilirsiniz.bir kadının imparatorlukların bile yıkılmasına sebep olması işte bundandır. elif en kısa zamanda vadiden biri tarafından kırbaçlayarak sikmek lutfuna ulaşmalı, sekssizlikten bulanmış kafası ve hormonları refaha ulaştırılmalıdır.

yeni sezon öncesinde, bundan böyle kanal d'de seyredeceğimiz dizi tanımı okuyacağımı hissettiğim dizi.

osman sinavin yapimciligi birakmasindan sonra baronunun* da yeni donemde kadro da yer almiyacagini beyan ettigi dizi. su an dizi disi haberleri izlemek dizi beklemekten daha heyecanli bir hal aldi. bu yaz sicak gececek

böyle giderse alabildigine entry iceren başliklar'in bir üyesi olacak ve bir ilke imza atacak konu

yeni sezonda epey kan kaybetmiş bir şekilde karşımıza çıkacak gibi görünen dizi.

ilgi çeken iyi bir diziyi bile ilgi çeken iyi bir dizi statüsünde bırakamayan, el attığımız her konuyu illa ki dallandırıp budaklandırmaya pek meraklı ve marifetli bir milletiz vesselam. bu yabancılaşma efektleri sonrası canım diziyi nasıl seyrederiz merak ediyorum doğrusu.

nedense hakkindaki antipati toplayabilecek ya da oyle sunulan haberlerin tümü hurriyet-kelebek tarafindan verimistir. (bkz: polat alemdar in kadirilerin seyhi olmasi)(bkz: zafer ergin/14)

salas bir nargile kahvesinde, nargile + orta kahve içerek ve etraftan yapilan dahiyane yorumlari dinleyerek izlenirse, alinan zevkin 3 katina çiktigi dizidir.

78. bölümde samuel'in kirve ile birlikte hareket ettiginin anlasilmasi tattaglialarin barzini ile beraber hareket etmesinin anlasilmasina çok benziyor.son bölümlerde godfathera giderek benzeme var.ne de olsa godfather filmi kaynak kitap gibi birsey.

her bölümde yeni bir heyecanla beni ekrana kitleyen dizi. bir de dizideki cetrefilli ask hikayesi yok mu beni benden alıyor götürüyor.

ekranlarda boy göstermeye basladıgı andan itibaren seyretmedigim,bi arkadasin gazina gelerek 68 bölümlük cdlerini bi sekilde tedarik edip sömester tatilinde arkadaslarla beraber bir hafta gibi bir süre icerisinde -ki günde ortalama 9 yada 10 bölüm- seyrederek kendi rekorumuzu kırdıgımız ve bazı arkadasların geceleri uyurken dizideki karakterlerin isimlerini sayiklamasina sebeb olan dizi....

iyi dizi, degisik bir yapim, izliyoruz falan da sunu eklemek lazim; tarihin en kötü öpüsme sahnesine sahip olan dizi.polat ve elif karakterini canlandiranlar liseli asiklari izleseler bile birseyler kapabilirlerdi. ki bir tanesinin oyunculuk dersi aldigini biliyoruz*.

dizinin kahramani polat alemdar hakkinda ayrintili bilgi için (bkz: yerli dizilerde opusme sorunsali)

perşembe akşamlarını kutsallaştıran, fanatiklerine şafak saydıran aynı zamanda kitap satisi yapilan dizi

polat alemdar'in elini optururken samuel'in agzinin kenarindaki salyalari serce parmagiyla temizledigi bolumu az once biten dizi. kral adammis vesselam.

son bölümünde polat'in elif'i yedigi dizi. oglum öyle öpüsülür mü? hiç mi okumadin otisabi'nin tekniklerini? yarim ekmek köfte almis sanki ali sami yen'in önünden...bir de tekrar hortlayan bir kavram için (bkz: ben devletim)

polat'in baron koltuguna oturmasiyla 23 nisan'da önemli kisilerin koltuklarina oturan çocuklari hatirladigim dizi.

bu gidişat gösteriyor ki ikinci bir gül kardeşliği oluşturuluyor.

79. bölümde, polat alemdar'in konseye kabul edildikten sonra herkesin elini öperken -kardeslik bagini göstermek amaciyla- oldukca karizma takinmistir, buna ragmen halo'nun ve iplikçi nedim'in polatin eline sesli sesli "muck"lar kondurmasi bu karizmayi tipki seksek oynayan baba misali yerle bir etmistir.hatta ve hatta konsey, ilkokul cocuklari misali "bakin sinifa yeni biri geldi. kosun onu baskan yapalim" demis ve polat alemdar'i baskan * secmislerdir.

osman sınav ayrıldıktan sonra boku çıkan dizi son bölümünde bişeye benzemiş. yalnız testere'nin ölümü, aslan bey'in dükkanlarının patlaması falan bana senaryoda önceden planlanmamış oynamalar olduğu izlenimi verdi. aslan bey'in asıl adının abbas bilmemne olması ve ölüm şekli, bu rolün hiram abas'tan öykünüldüğünün bir göstergesi sanırım. izlenme rekorları kıracağına eminim, hele de reklamlar gerçekten kısaldıktan sonra. ama geçen yılki havadan pek eser olmayacak.

son bölümünde "abdulhey palanın adamı mı" sorusunu gündeme çıkarmış dizi.

artik bokunun çikarildigina inandigim dizidir. siradan bir sokak mafyasi (hatta ikinci adam) iki üç senelik zaman zarfinda nasil türkiyenin en büyük ve dengeleri belirleyen olusumuna liderlik edebilecek konuma gelebilir? basindan beri polat alemdar karakterinin abdullah çatli'yi temsil ettigi söylenip durdu. fakat abdullah çatli görece kisa hayatinda birilerinin masasi olmaktan öteye geçememisti. eger o degilse kimdir bu adam?alti dakika nefesini tutabilen, bir gecede, istanbuldaki en önemli mafya babalarini yanina aldigi tek bir arkadasiyla kendi mekanlarinda temizlemeyi basarabilen, taktik ve strateji uzmani, parlak bir dedektif zekasina sahip, tilki gibi kurnaz, panter gibi hizli, kelebek gibi uçan, ari gibi sokan... herseyden önemlisi çok kisa sayilabilecek bir zaman içerisinde sifirdan baslayarak türkiye'de bir kisinin yükselebilecegi en önemli ve en kilit makami elde eden (en kilit diyorum zira illuminatiden amcalar teskerenin çikmamasindan ve türkiye'deki anti-amerikan olusumlardan bile baronu sorumlu tutmuslardi) ve bunu türkiye'nin yakin tarihine damgasini vurmus çok büyük, güçlü ve kidemli mafya babalarinin arasindan siyrilarak gerçeklestiren; hatta onlarin itimad, minnet ve sükran duygularina mazhar olarak onlarin arzusu ve zoruyla, gel bizi yönet, bizi ancak sen paklarsin denilen, devletin medar-i iftihari, ayni zamanda, devletin mazideki en büyük düsmaninin mahdumu... kimdir tüm bu enteresan ve hayrete düsürücü hususiyetleri bünyesinde barindiran kisi? devletin eliyle türkiyede'ki en büyük suç olusumunun basina geçirilen kisi kimdir? hemen hemen tüm karakterlerinin isim ve mizac olarak gerçek kisilerle eslestirilebildigi bu dizide eger polat alemdar'in gerçek hayatta bilinen bir karsiligi yoksa bunun iki sebebi olabilir: 1- polat alemdar gibi biri (veya birileri) kamuoyu tarafindan aleni olarak taninmamakla beraber gerçekten vardir, yasamistir ve halen daha yasamaktadir. devletin ajani olarak basladigi görevi siktiredip, parayi, mevkiyi, sani, gücü yeglemistir. belki polat alemdar kadar önemli bir mevkiye haiz olamamistir ama köse baslarindan birini tutmayi basarmistir ve devletten aldigi cürüm islemek için tesekkül olusturma ruhsatiyla silah ve uyusturucu kaçakçiligi yapmayi sürdürmektedir. 2- senarist ve konsept danismani olan sahislar sasirmislardir. belli bir maksadi siar edinip yola çikan bu kisiler dizinin aldigi yüksek reyting oranini görünce basta hedeflenen tarihte diziyi sona erdirmekten imtina edip rotayi popülizme çevirmisler, basrol oyuncusunu kahramanlastiran yurdum insaninin gönlü olsun diye ona gitgide degeri artan payeler vermisler ve dizinin bokunu çikarmislardir. eger durum bu bahsettigim ikinci seçenekteki gibiyse sahsen ben ileriki bölümlerde polat'in amerika birlesik devletleri baskanligina adayligini koyup seçilmesini de anormal karsilamam, eytere beah demem...

polatin baron olmasiyla, aslan bey yasasaydi da bugünleri görseydi dedirten dizi..

ne kadar mafya ol ne kadar devlet adami ol. söle kalipli, oturakli bir adam olamadinmi ilk okul çocugu gibi oturursun baronluk koltuguna. bu senaristler bu herife kukuletada giydirir, uzun donla bide sevistirir üstüne.

nicedir merakla, sabirsizlikla bekledigimiz polat ve elif öpüsmesinin yarattigi hayalkirikliginin en büyük sebebi, görsel açidan çirkin bir sahne olmasinin yaninda, karakterlerin yansitmayi beceremedigi ihtirasti. hayati boyunca elif'i sevmis olan polat'la, ali'den sonra polat'i sevdigini anca kabullenmis, polat'in varligiyla heyecanlanip saçmalayan elif var karsimizda. uzun zamandir basbasa kalmaya çalisiyor ama basaramiyorlar. nihayet kavusmuslar, ilk defa didismeden bir 24 saat geçirmisler. peki o öpüsme sahnesini diziden çekip çikaralim, ne hissettiriyor bize? barda tanismis iki sarhosun one-night-stand macerasindaki öpüsmesinden daha bayagi bir görüntü. öyle ki, sahsen sonuna kadar seyretmeye tahammül edemedim, kendi kendime "bitirin artik yeter" dedim. bir his vermeliydi o öpüsme; ask, sevgi, tutku, sehvet... bunlardan biri agir basmaliydi. hadi oyuncular öpüsmeyi bilmiyor, yönetmen onlari yönelndirmeliydi. dizinin sadik izleyicileri olarak bu sahneyi hiç hak etmedik.

elif 'in baronez oldugu dizi.

muhtemelen senaryo bir yerlere baglanmadan bitecek dizi olacaktir. inanilmaz bir yetenek gösterip, degme senaristlerin sapka çikartmasina yol açmayacaklarsa zaten sonu dumanli bitsin.

- yedik onu biz* güve

sözlükte yazar olupta lehte yahut aleyhte kurtlar vadisi hakkinda yazi nesretmeyen yazar, rüstünü ispatlayamamis, yazarligi onanmamis yazardir esbabi mucibince bu eksigimi tamamlayayim dedim. efenim, dizinin temasi, hikayenin gidisati, gerçeklerle bagintisi, komplosu, teorisi, oyunculari, karakterleri, öpüsmeleri vesairi ile ilgili bir yorum yapmayacagim. amerikayi yeniden kesfetmeye gerek yok. kesfedilmis iste orada duruyor. benim derdim, furya halinde her kanalda her gün en az ikiser adet izledigimiz büyük prodüksiyon dizilerin, çekim ve montaj asamalarindaki özensizlik, sallamacilik. hele de kurtlar vadisi gibi neredeyse kült niteligi kazanmis, 7den 70e fanatizm boyutunda hayran kitlesi edinmis yahut kahrolsun populizm nidalariyla yerin dibine sokulmus, hasili türk televizyon tarihinde temayüz etmis bir dizideki kurgu ve mantik hatalari daha bir dikkatimi çekiyor. hos alistik artik, planlar arasinda tutmayan mimiklere, farkli el, kol, boyun duruslarina. bunlari görmezden geliyoruz. diyoruz ki, her hafta yayina bir dizi yetistirmek hiçte kolay degil. olacak o kadar kadi kizi kusuru.lakin firsat buldukça takip etmeye çalistigim kurtlar vadisinin, dünkü bölümünde yapilmis kurgu gafi tam bir "salla gitsin, seyirci nasil olsa yer" mantigi ürünü gibi geldi. söyleki; bir önceki bölümün özetinin son sahnelerinde kizimiz elif ile yavuklusu polat-can oldukça bayat bir romantiklik içinde * polat abinin kapattigi lüks restaurantta kör olmayan kemanci esliginde dans ediyorlar. rus sniper ninada tüfeginin dürbününden dikizde. dürbünden gördügümüz planlarda kulaginin ardinda bir kir çiçegi ile * elif baci polatinin kollarinda salinmakta. iyi, güzel, hos, yakisir. ya sonra... sonra, yeni bölümün ilk sahneleri... beceriksiz suikastçi nina, güllü erhan tarafindan yakalaniyor. iki lafliyorlar, sonuçta nina kafasina dipçigi yiyip, kendinden geçiyor. kamera elif ile polati gösterdigindeyse aman allahim o ne? polat elifin kulagina bir çiçek konduruyor. ee geçen bölümde o çiçek zaten ordaydi, dürbünden öyle görmüs idik biz. o çiçege ne oldu. inek yedi. inek ne oldu. daga kaçti. dag......... yönetmen serdar akar ve kurgu operatörü kemalettin osmanlinin biraz daha dikkatli olmalari gerekiyor zannimca. zira seyirci "yemiyor", bu derece basit bir kurgu hatasini. hem; yu ken iziliy, yu ken iziliy, you can easily realizeeeeee. degil mi?

79 bölüm geçmesine ragmen hala aksiyon sahnelerinin çocuk tiyatrosuna benzedigi ama gene de severek izledigimiz dizi. kirve'nin adamlarinin laz ziya'nin bahçesinde öldürülmeleri rezaletti. bu tür silahli sahnelerin biraz daha gerçekçi çekilmesini bekliyoruz.

kaçırmıyoruz efendim:"artık vakit intikam vaktidir... gözden akan bir damla yaş, kimsenin susuzluğuna yetmez bu vakit!kurtlar vadisi'nde intikam, gözden akan bir damla kandır... "(bakmayınız: showtv net'ten edebiyat dersleri)

"hemen rtük kaldirsin", "çok kötü kaka dizi bu", "çok vahsi çok kanli" ve diger benzer hezeyan cümleleriyle elestirilen bir kurgudur. bir istanbul masali adli dizinin sosyal patlama yaratabilecegini ya da rambo 3'ü 79 la çarptiginizda elde ettiginiz ölü sayisini hesaba kattiginizda çok da feci bir tablo çikmamakta.edit: baktım da şöyle bi cidden çok kötü bi entry olmuş.

samuel vanunu'nu nalet surat ifadesinin 79. bolume imzasini attgi dizi. elif'in olmemesi, gereksiz kaprisleri ile bizi ileriki bolumlerde cildirtmaya devam edecegini gosteriyor."ayriyeten adam gibi sevisin lan o ne oyle" dedirten dizi de olmustur bu bolumde.yeni bolumlerde diger avukat hanimin feminenligi ile ortaya çikmasi ve essiz manzarali evlerde kitabina uygun erotizm istiyoruz. *

başladigi anda istabul sokaklarinin boşaldigi dizidir.. neredeyse sokaklarda insan olmayacak kadar azaliyor.. hali sahalarin bu mevsimde bile işiklari sönüyor.. herkes perşembe akşami olmasini iple çekiyor.. dizinin bazi bölümlerinin o hafta oynanmasi gereken bölümü yerine tekrari verildiginde millet sanki evladini kaybetmiş gibi üzülüyor.. neresinden bakilirsa bakilsin bu dizi sosyal bir vaka ve bunun tezlere konu olmasi gerekir.. süper baba gibi daha önce türkiye'de kendini sevdiren diziler olmuştu ama ben kurtlar vadisi gibi bir örnegi hatirlamiyorum.. izlemeyenlerde nedense bu diziye sürekli çamur atiyorlar ve izleyenleri krolukla falan suçluyorlar.. kim ne derse desin senaristler yaziyor (güzelde yaziyorlar) biz de izliyoruz..

polat in odasindaki dev ekran tv de chan wook park filmleri seyredip feyz aldiktan sonra intikam yöntemlerini bir gömlek üste tasimasini bekledigim dizi.

dün aksam bir herifle güzel bi hatunun öpüsme sahnesine denk gelip türk dizi sektörünün gelistigini düsünmemi saglamis dizi.aslinda öyle bisey yok yani.

bu akşam... 20:30'da... show tv'de (meretin hangi kanalda çıktığını yazın unutanlar olabilir)... kaldığımız yerden devam ediyoruz efendim, bakalım hangi danaların kuyruğu kopmuş...aha da size tanıtım:"türkiye'nin "kurtlar vadisi" başlıyor. "ölüm, en büyük maceramız!.." [vay be!]diyenlerin serüveni kaldığı yerden devam ediyor.kumarhane baskınında kimler öldü, kimler yaralı? polat, elif'in başına gelenlerden dolayı suçluluk duyacak mı? [duymaz inek. elif karısı ölmemiş demek ki, tüh...]çakır 32 kişinin öldüğü, onlarca insanın yaralandığı baskının intikamını alabilecek mi? [alamazsa iki elim yakasında...] memati ve derya ne durumda? [memati'ye kıydıysanız gözüme görünmeyin!] her ölümün şüphe yarattığı 'kurtlar vadisi'nde bu defa zanlı yok, tombalacı kaçacak mı yoksa yeni eylemlere mi kalkışacak? merak edilen tüm soruların cevabı yepyeni bölümlerinde verilecek."http://www.showtvnet.com/yayinakisi/4.shtml

hakkinda yazdigim "sevmiyorum" entry'sinin de, "severek izliyorum" entry'sinin de kotulendigi dizi. (bkz: deney)

--- spoiler ---dün aksam yine gecis bölümlerinden birine sahit oldugumuz dizidir. bu da haftaya heycanli bir bölümün bizi bekledigine isaret eder. bölümde, samuel ve laz ziya nin yahya sinin surat idafedeleri kirip gecirmistir. konseyde avukat nizamettin in polatin parmagindaki muhtemelen iluminatiye ait oldugunu düsündügüm karahanli nin eski yüzügüne bakisi," nizamettin ilimunati mi "sorularina cevap olmustur. ( kukuletalilarin töreninde nizametti nin sesini dinlemistik) laz ziya ve karahanli nin evindeki adamlarin öldürülüsleri aceleyle cekilmis, kurtlar vadisinde alisik olmadigimiz amotörce sahnelerdendi. halbu ki, kirve delisinin anilari yerine, o sahnelere zaman ayrilsaydi, bu bölüm de heycanli olurdu, düsüncesindeyim. kirve nin tam da hak ettigi sekilde ufak bir cam parcasiyla öldürülmesi, fazla psikopatca olsa da , bölümün en iyi sahnesiydi. tahminimce rtuk de böyle yorumlayip, kapatma kararinin esigine gelecektir. polatla elifin öpüsme sahnesinin basarisizligi oyunculardan degil de yönetmenden kaynaklaniyor kanaatindeyim. cunku aslinda oyunculuk zayif degildi, sahnenin baslayis ve bitisi, ikisinin oturuslari, öpüsme bicimleri, barda tanisip one night stand yapmaya calisan iki insan gibiydi. nerde yillardir, birbirini seven ali ve avukat hanim? nerde polat ve elif? bir hayal kirikligi yasamadim degil... --- spoiler ---elistirilere magruz kalsa da kurtlar vadisi su an benim oldugu gibi bir cok insanin hayatinin tadi tuzu gibi, bitince alismasi zor olucak orasi kesin....

hayatimda bir bölümünü bile oturup izlemedigim ancak genel olarak karakterlerini tanidigim ve konusunu reklamlardan takip ettigim dizidir..!!!!!!!!

elif: polatpolat: efendimelif: benimle evlenir misinpolat: ...elif: mmfpolat: himh( tarihi sahne, softcore sevisme sahnesi, hiçbir duygusallik yok, elif zart diye polat'in dudaklarina yapisir... aylardir emek verilen güzelim askin içine edilir... elif, polat'in gömlek dügmelerini çezer.. polat'in tipi kaymak üzeredir. karizma çizilmek üzeredir. bunu gören senaristler polat'in olasi bi iktidar! problemi dedikodusunu göze alarak olayi ulviyete tasimak için bagirsaklarini zorlarlar)polat: durelif: .. he?polat: bu olmaz. bekle. ali gelicek ikimiz arasinda karar vereceksin.elif: ... ( elif apismis vaziyette kalakalir... polat üstünü basini düzeltir ve sahnenin son sözlerini söyler... )polat: seni seviyorum...ne ask ama...

uc bolumdur anli sanli erkeklerin cesaretle, kanla ve bittabiki pustlukla yillar suren mucedeleleriyle kurduklari imparatorluklarin, dengelerin bir kadin fiskesiyle nasil yerle bir olacagini gostermeye calisan dizi.erkekler yapicilikta da yikicilikta da kadinlarin eline su dokemez. cunku bu dunyadaki en buyuk guc; rasyonelizmin kati zincirlerinden istedigi zaman kendini azat edebilmektir kanimca.

yeni bölüm izleyecem diye başına oturup, bir de alt yazıları okuma zahmetine girmeyenleri deliye çeviren dizi

polatin okumasi elzem olan bir entry icin(bkz: #1956114)

nihayetinde alabildigine entry iceren basliklar istatistik kategorisine girmis, üst siralari zorlamaya baslamis dizi.***

tüm kulislerde konusulan* öpüsme sahnesinde dikkatlerden kaçmayan bir husus da elif eylül karakterini oynayan bayanin "hiyy hiyyy yeter beeggiyhhhh" diyerekten öpüsmeyi boyun kismina kaydirmaya çalissa da polat'in azimle kizcagizin suratini çevirip yumulmasidir. lan ne biçim öpüyodu iyy tiskindim bir an.

senaristinin geçenlerde "inşallah yakın zamanda halkımıza daha çok ve çeşitli ölümler göstereceğiz" şeklinde saçmaladığı şey...meraktan birkere baklayım dedim...hayır sinemasal açıdan da bir bok bulamadım neyi seyrediliyor anlamadım...

63. bölümde dayımız malesef ölecektir. pala'nın adamı bedir, arkadaşı faruk'u öldürecektir. kaçırılmaması gerekilen bir bölüm.

rus ruleti kavramına yeni bir soluk kazandıran dizi: toparlak tombalacı, dört ayağından bağlanmak suretiyle harap kumarhanenin ortasındaki rulet masasına yatırılır. çakır revolverini boşaltır, sonra bir kurşunu diline değdirip tekrar yerine yerleştirir, topu döndürüp mahalline kaktırır. (silah da dilbermiş amma, colt python idi galiba, çok da anlarım ya...) namluyu tombalağın ağzına dayayıp konuşur: "sakın ölme tombalacı. bu kadar kolay ölürsen ciğerimi soğutmak için karını da buraya yatırırım" (tabii sözün burasında hemen bir "tabe tebe" ekleştiriyoruz, yorum makamında).buna da laz ruleti desek nasıl olur? yoksa öyle bir şey var mıydı zaten?edit: varmış bir laz ruleti, ama o başka bir şey. buna yeni bir isim bulmak lazım.

dün akşamki bölümde bir de musiki parçası icra edildi, koğuşta şahin ağa'nın uğurlanması için tertip edilen mevzu sırasında. türkü ile özgün müzik arası bir havada, "kurtların vadisinde" nakaratlı, pala bıyıklı bir abinin bağlama eşliğinde icra ettiği bir parça. bir numarası yoktu aslında, ama yine de keder veren bir etkisi vardı, atmosfer yüzünden belki de...

dizi haklında sıklıkla atlanan bir nokta da şudur: diziyi takip etmek, değerlendirmek, eleştirmek, takdir etmek ile olanları ve karakterleri tasvip etmek birbirinden faklı şeyler. zaman zaman absürt bile sayılabilecek çıkışlarla dini değerlere gönderme yapılabiliyorsa da, dizi temelde ahlak temasını işlemiyor. buna rağmen arada küçük incelikleri dikkat ederseniz yakalayabiliyorsunuz. mesela dün akşam, polat'ın, çakır'ın işkence zevkini yarıda keserek tombalağı tek kurşunla temize havale etmesi gibi. polat aslında sürünün kurdu değil ve bir çok insani değerleri dumura uğramış diğer karakterlerin aksine hâlâ insafını koruyor. ayrıca ideal delikanlılık tarifi, dizide örneklenen şekilde olmalıdır gibi bir iddia da yok, ama en yanlış insanların bile doğru anları, doğru tarafları, doğru tavırları olabileceğini düşünmek ve bunu da bir malzeme olarak ele alıp işlemek yanlış değil. ayrıca diziyi adamakıllı takip eden biri, bu olup bitenlerin tasvip edilir şeyler olarak sunulmadığını, aksine başa gelen talihsizlikler silsilesi olduğunun, olmayası şeyler olduğunun hissettirildiğini fark edecektir. yine küçük bir örnek, çakır'ın, ölüm tehlikesi ile konsey katına çıkmadan önce laz ziya'yı ziyaretinde, çocuklarının bu işlere bulaştırılmadan yetiştirilmesini istemesi olabilir. elbette laz ziya bu fikri olumlu karşılamıyor, ama aksi de çok gerçekçi olmazdı. son olarak, çocukların bu tür dizilerden çok olumsuz etkileneceğini de düşünmüyorum, eğer çocuğunuzu sağlıklı bir şekilde yetiştiriyor ve değerlerini kazanması için gereken zemini hazırlıyorsanız, gelişmesi boyunca bu tür fantezilere kapılmamayı da öğrenecektir. eğer bu yoksa, sabah akşam polyanna seyrettirseniz de nafile.ve evet, memati psikopat ve katil, ama bayılıyorum bu memati tiplemesine. bayıldığım ne psikopatlığı ne de katilliği. jestlerinin, mimiklerinin, repliklerinin arasında gezinen başka bir espri var, bakmasını bilene.not: bu arada "eski topraklar" hakkındaki yoruma katılmamak elde değil, ama bu dizi ile değil toplumun giderek kendini kaybetmesi ile ilgili daha ziyade. ben de on sene kadar hanımına fark ettirmeden taşıdığı silahı, hanım görünce götürüp satan birini biliyorum. bugün de böyle insanlar var mı, bilmiyorum.

izleyenlerin "türkiye gerçeklerine ışık tutuyor" bahanesiyle izleyip, aslında içlerindeki şiddet çatlaklarına sıva yaptıkları harç malzemesi. nitekim "ülke gerçekleri" yıllardır vardı, ancak nedense bu video ürününden önce kimsenin umrunda değildi...

63. bölümü ile gene bir toplu kıyıma şahit olduğumuz dizi.

soundtrack e muzik eklemek icin yeni yeni kisilerin peydah oldugu dizi..halil ibrahimden sonra bir mihriban bekliyorum ben..

devletin belli kademelerinin bile yaklaşmaya cekindigi pala kodadli eşkiyanin cesitli şekillerle koruma cemberinde olmasi gerekirken her seferinde polat alemdar tarafindan feci sekillerde paket edilmesi hayli ilginc olan dizi. lan ne alaka saniyede aldin cantayi kactin biraktin kralini farugunu apacilerin eline.. noldu kiriverdi polat boynuzunu.. bu kadar mi basit yani.eksi sozluk vasitasiyla seyfullah dayimiza allahtan rahmet yakinlarina sabir diliyorum. topragi bol ola !

matematiksel bazda düşünülmesi gereken dizi. 63. bölümde yitirdiğimiz seyfullah dayımızı (allah'tan rahmet diliyoruz kendisine) bir edepsizlik yaparak eşitliğin bir tarafına koyarsak eşitliğin diğer tarafında -ki bu evil taraf oluyor- bir değil iki kişiyi görmekteyiz, bunlar bedir ve kral faruk'tur. malumunuz bunlar boş adamlar değildir ve hatta bedir aslan bey'i katledebilen kişidir. buradan da seyfo dayı'nın kıymeti anlaşılıyor. anladın sen anladın.

dogu beyin sinirlendiginde elinden bi kaza cikacagi; bastonuyla ya esata ya da mitoya dalacagi bolum cok yakinda gibi.

"delikanlı budur" gibi bir mesaj verdiğini düşünmediğim dizi. ama bu psikopatların delikanlılık anlayışı budur gibi bir mesaj verdiği söylenebilir. mesele biraz da köpek leşinde dişlerinin güzelliğini görebilmek galiba. bir katil ne idealdir, ne modeldir, ama vefalı katil de vefasızından ehvendir. altın çöpe düşse de güzeldir ve vefayı gördüğümüz her yerde severiz. bu onun düştüğü yeri de sevdiğimiz mânâsına gelmez. diğer taraftan hep en kötüye odaklanmaya alışmışız galiba, ali'nin babalığı gibi numune-i imtisal tipler -yeteri kadar işlenememiş ve az sayıda olsalar da- dizinin mevcutlarına dahil.dizi şiddet içeriyor eleştirisi, dizi şiddet içeriyor ve estetik değil, estetik olsaydı olabilirdi anlamına geliyorsa, evet, kurtlar vadisinin sanat tarihine geçecek ayarda bir dizi olmadığını da her fırsatta söylüyoruz. sadece türkiye'de son yıllarda çekilen dizilerin ortalaması göz önüne alınınca daha iyi, yahut ehven. elbette, godfather ile kurtlar vadisini aynı kefeye koyanın kafasına sıkayım (bakın nasıl da etkilenmişim diziden, çocuk ruhlu sayılırım tabii).diziyi ilk defa dün gece seyreden arkadaşlar için bir iki küçük not düşmek yerinde olacak galiba, şişko bir süre önce aynı mekanda bir katliam gerçekleştirmiş onlarca kişiyi öldürmüş biridir ki aralarında "delikanlı"nın bacısı da vardır. yine aynı şişko her türlü melaneti işlemekten hazer etmeyen bir şahıstır. bunlar elbette "delikanlı"yı beraat ettirmez, ama hareketinin sebebini açıklayabilir. diğerleri gibi çakır da ne simsiyah, ne bembeyazdır. koyu gri olduğu söylenebilir, ama kırçıl kabilinden de olsa beyaz tarafları da bulunabilmektedir. kendisinin delikanlılığa sığmayan hareketlerinin çetelesi daha da uzatılabilir elbette. polat'a gelince bulunduğu şartlarda yapabildiğinin en iyisini yapmıştır. mafyanın içine sızıp da bir yandan "doğru ahmet" tipi çizmenin ne kadar inandırıcı olacağı şüphelidir. insafın tarifi bu değil belki, vahşetin dozunu azaltma çabası demek uygunsa öyle de diyebiliriz.bu tür filmlerin çocukları etkileyeceğini düşünmüyorum, ama belki de çocuğum olmadığı için yanılıyorum. sözün burasında tartışmayı uzatmak hususunda ehil olmadığım için fazlasını söylemeyi abes buluyorum.

bugün televizyonda, ana haber bültenlerinden birinde, bir sokak röportajına takıldı gözüm. muhabir, 17-18 yaşlarında, temiz yüzlü, saf bir gençle röportaj yapıyordu. kurtlar vadisi'ni beğenip beğenmediğini sordu önce. ''evet'' yanıtını alınca, ''onlara özeniyor musun?'' diye devam etti. çocuk, son derece normal bir biçimde, gene ''evet'' dedi. muhabir şaşırdı. acaba artistleri kastettiğimi mi sandı diye düşünerek, tekrar sordu: '' ne yani, mafya olmak mı istiyorsun?'' çocuk gene ''evet'' dedi gülerek.eğer bu çocuk, bir üniversite öğrencisi olsaydı, ince bir şekilde alay ediyor muhabirle, diye düşünecektim. eğer, zamane fırlamalarından biri olsaydı, taşak geçiyor diyecektim. eğer, baly çeken bir kapkaççı olsaydı, normal sonuç diyecektim... ama çocuk hiçbiri değildi. okumamış, saf bir çocuktu. ama serseri değildi. bir işte çalışıyordu. ve cevaplarını tüm samimiyetiyle veriyordu. daha da ilginci, çocuk mafyanın kötü bir şey olduğunu da düşünmüyordu. o'na göre, mafya demek, kahramanlık demekti, delikanlılık demekti. çünkü o'na öyle öğretmişti benim medyam.ve her zaman yaptığım gibi, ''lanet olsun sana medya.''dedim.nasıl diyorlardı? medya; dördüncü kuvvet. külahıma anlatın siz onu. bu memlekette tek bir kuvvet var; o da medya. yasamayı, yürütmeyi ve hatta yargıyı eline almış oynuyor. onların istemediği hiçbir şey olmuyor, istedikleri her şey oluyor.dikkat edin son onbeş yılımıza. kahramanlarımızı hep medya belirledi. düşmanlarımızı da... onların istediği olayları konuştuk. onların istediklerine güldük ve ağladık. onların istediği gibi kavga ettik ve seviştik. onların istediği yerlerde tatil yaptık. terör, onlar söyleyince terör oldu. karılarımızı ve kocalarımızı onlar belirledi. hatta kaynanalarımızı ve gelinlerimizi de. müzik gibi, tamamen kişisel zevke hitap eden bir olguda bile, onların istediklerini beğendik, onların istemediklerine tahammül bile edemedik... intihar girişimlerimizi bile, onlarsız yapamaz hale geldik...eğer müsaade edersen senden tiksinmek istiyorum, sevgili türk medyası.

haksız yere eleştirildiğini düşündüğüm dizi. şiddet sahneleri rtük e göre kanal kapattıracak derecededir.. ama diziyi izlememek için kanalı çevirmek veya televizyonu kapatmak yeterli. kimse bütün kanallarda aynı anda benzer diziler olduğunu da söyleyemez. dizi türkiye'de gerçekçiliği ve cesareti ile ilk ve tek. asıl ilginç olan konu ise içerden* destek ve bilgi almadan böyle bir dizinin çekilemez oluşu ve insanların kafasında iyi mafya, kötü mafya ayrımı yaratılmaya çalışılması. galiba birileri diziyi kendi çıkarları için kullanıyor veya kullanacak.

atv televizyonunun ve ali kırca kişsinin "aa biz bunun gibisini yapamadık, millet show tv'yi izliyor, hadi bok atalım" amaçlı haberinde beni delirtmeye çalışırmışcasına kötülenen dizi.

son 1.5 senedir hastasi oldugum fakat ozellikler bu seneki bolumlerinde heyecan kalmamis dizi.bir defa bu dizinin en onemli ozelligi, tam da "ulan haftaya ne olacak tam da yerinde bitirdi serefsizler" denilen bi anda bitmesidir.lakin bu sene bu cok gerceklesmeyince dizinin heyecani gitgide azaliyor.ayrica her bolumde gecen hadise sayisi da azaltilarak dizi gereksiz diyaloglarla doldurulmaya calisiliyor.bi de dizinin reklamlarinda hersey gosterilip zaten az olan heyecan iyice kacirilinca dizi , eskisi gibi keyif vermiyor.yine 1 ay ara mi verecekler napacaklar bilmiyoruz ama sevgili senaristlerimizden beklentimiz, dizimizi bir an once kurtarmalari...

son iki bölümdür bakıyorum da dizide caddede/sokakta geçen sahnelerin bir kısmı ümraniye'de alemdağ caddesi, sütçü imam caddesi* ve reşitpaşa caddesi'nde geçiyor.geçen haftaki bölümde, şehir tiyatroları ümraniye sahnesi ve haldun alagaş spor kompleksinin otoparkı ve çevresi, ümraniye endüstri meslek lisesi ile arasında kalan sokak falan gözükmüştü gündüz gözü ile. dün gece de güllü, dayısını yaralı yaralı bütün istanbul'da dolaştırırken o kadar ilçe ile beraber ümrâniye'ye de şöyle bir uğradı; en sonunda çengelköy hastanesi önünde son buldu yolculuk.yalnız bu sahneler benim kafamda bir soru işâreti oluşturdu. hani hastanesin, reklam alıyorsun ya da sponsor oluyorsun, dizide, filmde gözüküyorsun. tamam, güzel. ama adam vurulmuş, diğeri bunu dakikalarca götürüp başka hiç bir hastaneye uğramadan sana getiriyor. şimdi kurşun yaralanmalarında polise haber falan verilir bir şeyler olur. bu adam niye illâ çengelköy hastanesine gidiyor, bu hastane mafyayla anlaşmalı da, bu tür durumlarda polise haber vermiyor mu ? hastane bu tür bir şekilde gözükerek nasıl bir mesaj veriyor ? portföy genişletmek mi istiyor, "mafya babaları ile iş yapılır" mı demek istiyor, anlamadım orasını.

herkesin unuttugu veya onem vermedigi bir olay ise; nesrin'le polat'in konusmasiydi. nesrin, babasi laz ziya'nin butun parasini ve işlerini polat'a devrettigini ogrendiginde gozlerindeki ifade gorulmeye degerdi. ilerki gunler aile ici catişmalara tekrar gebe.. --- spoiler ---polat alemdar: nesrin, baban senin ruslarla gorustugunu ogrenirse seni yaşatmaz.--- spoiler ---

otoshow fuarındaki mod'lu jip'leri gördükten sonra polatın arabasının lcd'si traş olan dizi. bu arada herifin bütün araçlarının plakası 34 plt xxxx şeklinde. -- spoiler --haloyu kaçırma operasyonundan önce detaylar konuşulurken.eleman: abi helikopterin kuyruk numarası ne olsun?polat: plt olmasında ne olursa olsun.-- spoiler --

(bkz: polat alemdar ve miroğlunun karşılaşması)

bir çift kara göz gösterip dandoldenyus'a feleğini şaşırtan dizidir.--- spoiler ---polat'ın aracındaki mönitörün markası vestel ve ayrıca safiye'nin çözdüğü bulmacada fotoğrafı bulunan kişi de hasan kaçan idi.--- spoiler ---

bu dizi icin onceleri "deliyurek dizisinin devami galiba" demistik,sonra sonra "ya bu da derin devleti anlatiyor ama baska bir acidan" demistik.bize gore cakir, alaattin cakiciydi,baron mehmet agar uc kurusluk kit dost sohbetlerinde ve bir sonraki bolumde olabilecekleri jenerikte atifta bulunduklari turkiye gercekleri ve yasanmisliklari ile anlamlandirmaya calismistik...sonra yeni donemi basladi. bu dizinin senaristi yapimciligina soyundu ve yepyeni bir yonetmen geldi.baslarda alisamadik ne dondugune konu etrafinda. ozellikle son 2 bolumdur kim kimdir,nerede ne sekilde nasil bir davranista bulunacaktir,kim kimi oldurecektir bilinmez oldu. boyle bir tempo,boylesine bir kurgu hakikaten oha mertebesine getirmeye basladi izleyicileri. artik yorum bile yapamaz olduk ozellikle kurtlar vadisi vakanuvisleri olarak... her biten bolumde bir sonraki hafta iple cekilir oldu.gencleri ozendiriyormus,mafyayi goze hos getiriyormus,belki... ancak turk televizyonculugunda yepyeni bir anlayisin geldigi gercegini de bir dusunmek gerekir. "mafya dizileri,aga dizileri tutar" babinda degil.iyi bir is cikartirsan,para harcarsan sen de kazanirsin izleyici de.sahsen, yeni yayin donemiyle birlikte, artik kurtlar vadisi'ni bu ulkenin karanlik gecmisinde olan olaylarin bir sekilde aydinlatilmasi mesajini verdigini dusunerek izlemiyorum.artik kurtlar vadisi'nin her bolumunu heyecanla,merakla bekleyerek ve begenerek izliyorum.

baronun evindeki hizmetçiden gittikçe tırsmaya başladığım dizidir, kendisi tam bir kapalı kutu gibi. yarın bir gün bu kadın kalkıpta baronun kahvesine arsenik koyarsa hiç şaşırmam.

tüm kahramanların yavaş yavaş öldürüldüğü dizi.hakkında, "karahanlı da diziden ayrılacak, televolede söyledi, ondan o hizmetçiyi soktular işe" dedikodusunu barındıran, karahanlı ölürse piç olacak olan dizi.

her bolumu ile bir final heyecani yasatan dizi..

dizide, dandoldenyus'a felek şaşırttıran, bana "amanın" dedittiren, kara gözlü tırsak arsenik güzelinin adı da feraye'dir. ki feraye adını biz, miroğlu'nun ilk şehide(!) sevgilisi olarak da biliriz.elleri titriyor... ama mesafe kaydedecek ileriki bölümlerde, eminim.

dizi biter diye baronun olmesini istemeyen baroncu taraftarların gun be gun arttığı, kaçırılan bölümlerin ayrintilarının ekşi sozlukten takip edilebileceği dizi. bu bolumde amerika, israil, felluce gibi konulara da girerek, stratejik zeka düzeyini aştı. kültürlü ve vatanını seven kitleye daha da cok hitap etmeye başladı.baronu oldurmesinden korkulan hizmetcinin bulmacaya yardım amaçlı safiye'ye soylediği ilk cevap herodot cevdet'tir. o da ekmek teknesi adlı dizide oynuyan hasan kaçan dır. hizmetci once herodot sonra hasan kaçan demiştir.

dizinin önümüzdeki bölümlerin de testere'nin mekanlarının havaya uçtuğuna şahit olabiliriz. nitekim gelişmeler öyle gösteriyor. ayrıca dizinin ana teması sistem. yani kişilerin hiçbir önemi yok. çakır sokak mafyasıydı. sokak mafyası da artık kalmadı. şimdi daha üst mafyalar ortaya çıkıyor. türkiye deki 125 milyar dolarlık çarkın sadece ufak bir kısmını konu eden dizi..

oyuncularının kendilerini dizideki karakterlerine fena halde kaptırdığı psikoterapistlerde ünlü müşteri popülasyonunu arttırabilitesi olan amacından saçmış televizyon dizisi.

dizideki arsenik güzeli midir, arsenal ponpon kızı mıdır, energizer tavşanı mıdır, her kimse, geçen haftaki bölümde dışarıda karahanlı'ya kahve götürürken annem "bu kız bu adamı zehirliyo galiba, gözlere bak fel fecir okuyo" demişti.demek ki gözler sadece dandoldenyus abiyi etkilememiş.

evde izleyenlere takilip yavas yavas alistigim show tv nin "racon kesen" adamlar dizisi.raconlar havada ucusuyor.laz ziya en sayko,polat en suratsiz,cakir en bi olu,testere necmi en bi orta sican.

hizmetçi feraye'yi sanırım şurdan anımsıyoruz: (bkz: fehriye erdal)

emulede bütün bölümlerini bulabileceginiz, son bölümünü bir sonraki bölüm baslamadan indirebileceginiz dizi.

izledigim en kaliteli türk dizisi.oyuncular yönetmen yapım ekibi hepsi de isini hakkını vererek yapıyor.özellikle senaryosu cok zekice hazırlanmıs bir yapım.istatistiklerde de zaten vizyondaki butun dizileri farkla gecen bir dizi...

21 nisandaki bölümü totalde fenerbahce maçindan daha çok rating alan dizi : http://www.superpoligon.com/...2005&x=21&y=11

dizide olaylar tüm karakterlerin bakış açılarından ayrı ayrı verilir. bunu yapan - ve yapmış olan - az sayıda dizidendir.

derin dizi.

televole, biri bizi gözetliyor, popstar, bilmemne ağa, bilmemne aşireti dizileri, insanları orospu, uyuşturucu bağımlısı, medeniyet düşmanı kıro, amaçsız sürünün amaçsız koyunu yapmıyor; bir tek kurtlar vadisi sigaraya ve şiddete özendiriyor.

(bkz: kirve ile super delinin gerdege girmesi)

kisileri silaha ve siddete tesvik edici sahnelerin coklugu sebebiyle yayindan kaldirilmasi icin acilen imza kampanyalarinin baslatilmasi gerekliligine her gun biraz daha inandigim dizi.pek cok kisi boyle dizileri seyrede seyrede ota boka silah cekip ates eder hale gelmis ve gecen sene serseri kursunlarla yaklasik 500 kisi hayatini kaybetmistir.turkiyede bugun yaklasik 7 milyon kiside silah varmis.bunlarin 5 milyonu ruhsatli 2 milyonu ruhsatsizmis.devlet ruhsatlilardan her yil 250 trilyon vergi almaktaymis.ha bide bakmaya usenmem diyenler icin.(bkz: umut vakfi)

jenerik müziğinde epey bir "zikir esinlenmesi" sezilen dizi.

mafya ilişkileri ve gündelik hayata bakış acısıyla ilgi ve alaka görmekle beraber mafya olmaya özendirmekle suclanan dizi..nasıl suclanmasınki dizide kurtlar konseyinde bulunan kafa adamların taş gibi kızları her bölümde ekranları şenlendirmektekurtlar konseyi insanlarını inceleyecek olursak.mehmet karahanli:konseyin başı baron lakaplı insan..aniden kanada'dan cıkıp gelen taş gibi bir kıza sahiptir,kızı kimin götürecegi ileriki bölümlerde belli olacak.kılıç:konseyin getir götürcüsü,ofisboy'u..karı kız işlerine pek girmemekle beraber baron ile beraber rus alemlerine aktıkları ziyadesiyle belli olmakta.laz ziya:mafyanın karı kız ihtiyacını saglayan karakter,nerde sivrilmeye başlayan bir mafya görülse nişanlısı ya da karısı laz ziya'nın kızı cıkıyo..takat'ı olsa memati icin de bir kız cocuk yapacak.hüsrev ağa:cıtır bir kıza sahip aga.kız gerci son bölümde mundar olsa da hala kurtlar vadisi sever genclerin gözdesidir.testere necmi:konseyin hiç evlenmemiş coluk cocuga karişmamiş deli oglanı.evlenmemesinde sebep aradıgı vasıflara uygun temiz,ehli namus bir kadın bulamamasından cok annesini ustasıyla aynı yatakta basması olmuştur..ama kendisi bu acıgı laz ziya'nın kızlarından birini götürerek kapamayı secmiştir.samuel vanunu:grubun homoseksuel karakterlerinden birini oluşturur..agzından israil,orta dogu ve piyasa laflarından başka bir şey duyulmaz.zaten konsey pek siklemez bu insanı biraz fazla konuşmaya başladıgı zaman tepki görür sözü kesilir.nizamettin güvenç:konseyin gizli homoseksuellerinden bir digeri..dikkat cekmeyen yapısıyla dizide yer tutar.hatta bazen konsey onu toplantılara bile dahil etmez.

küçükken "dışın dışın" sesleriyle oynadıkları kovboyculuk, poliscilik gibi oyunlardan yeterince tatmin olmayan türk gencinin son bombası.

içerdiği yoğun şiddetin yanında hayatımda gördüğüm en çok sigara içilen dizi.

(bkz: #3369239)

dizide sık sık gözümüze sokulan "sözbir residence" üsküdar motor iskelesinin karşısındadır.

türkiye'de ota boka silah çekenlerin bulunmasını, bu çeşit dizilerin neticesi sananların hedef tahtası haline gelmiş dizidir. böyle düşünenlerin meseleyi yanlış yerde aradığını düşünüyorum.

son bölümünde karahanlı, kılıç ve testere'nin pencerenin önünde rushmore dağı anıtı gibi profil sergileyerek dizilmelerinin komik kaçtığı dizidir. lakin bir profil eksik kaldı, boş kadro için çakır uygun bir namzet olabilir.

son bölümünün final sahnesi ile gerçekçilik namına şiddet unsurunu abarttıklarını ve bu sebepten dolayı 22.30 veya 23.00 den erken yayınlanmaması gerektiğini düşündüğüm dizi.

son 2 haftadaki performansıyla show tv nin kapatılmasına neden olacak dizi.

son bölüm kurban bayramı özel bölümüdür. "ben racon kesmem kafa keserim"

tasavvuf u tarikatçılık iile karıştıran bir gazete parçası tarafından kötülenen oyuncunun oynadığı derin mafya dizisi.. bu dizi ile ilgili kaliteli bir fan sitesi olan www.kurtlarkonseyi.com dan detaylı bilgi alabilirsiniz.

halı saha maçına tekabül etmesinden dolayı kasete alınıp maçtan sonra takım halinde terli izlenen dizi.

"iki kişinin bildiği sır değildir" diyen aslan bey'in sırların iki kişinin karşılaşma ihtimaline karşı açığa çıkmasından kaçınacak kadar kurt olduğunu ,değilse senaristin merhumun hatırasına küfrettiğini düşündüğüm dizi

tatilde olduğundan 7 temmuz 2005 londra patlamalari, güney kürdistan federe devletinin kuruluşu, yeniden tırmanan pkk terörü, bilderberg toplantıları 2005 ayağı, g8 zirvesi, haydarpaşa projesi, türk telekomun satılması gibi bir çok önemli konuyu işlemekten mahrum kalmış dizidir.

akşam gazetesinin haberine göre diyanet işlerinin istediği tip din adamını icinde barındıran dizi.http://www.aksam.com.tr/.../11/27/gundem/gundem2.html

cakır'ın ölümüyle gıyabi cenaze namazı kılan, seyfo dayının ölümünün ardından yenilen helvalardan sonra rus baron ibrahim'e bi zeval gelmesi durumunda halkın napıcagını şaşırmasından korktugum dizi.hayır kiliseyemi gidecez, birini yakıp küllerinimi denize atacaz bilmek lazım.

memlekette bir avci bir turnayi vursa, sebep olarak gosterilecek dizidir bu. bu diziden once hic dikkate alinmayan klasik ucuncu sayfa haberlerinin ardindan insanlar uzman kesilip, basit bir misket calma haberini bile bu dizinin kabahati olarak gostermeye baslamislardir.insana sormazlar mi; 'eyy bicagi tabancayi "kurtlar vadisinin getirisi" sayanlar: bu dizi başlamadan once de kapkac olaylari yok muydu? kiz kacirma, kan davasi, kurşunlama, ve hatta mafya... evet mafyanin anlatildigi bir dizide sigara iciliyor, insanlar ortaligi ayaga kaldiriyor. neymiş: "cocuklarimiz sigaraya ozeniyor"muş. bu dizi başlamadan once yapilan araştirmalarda ortaya cikmiştir ki; turkiye'de sigara bagimliligi yaşi 7'lere kadar duşmuştur. ama yook, bu dizide iciliyor ise, kessin bi bokluk var bu işte. zaten agzi acik ayran delileri gibi izlenilen amerikan menşeili filmlerde gozumuze gozumuze sokulan marlboro paketleri hic mi hic goze batmaz. efenim neymiş; "dizide icki iciliyor"muş. burdan da anliyoruz ki; iki lafin birinde birbirine:"hey dostum sakin ol, kendine icicek bisiler al.!" diyen film kahramanlari sanki bizim sinemalarimizda ve televizyonlarimizda asla gorunmuyor. o filmler ve diziler ki; icerisinde bir mac ya da film izleniyorsa, bireylerin ellerinde mutlaka ve mutlaka kutu biralar bulunmaktadir. lakin şimdiye kadar kimsecikler bu sahnelere sesini cikarmamistir. nedendir? nedenini anlatmaya gerek gormemekteyim. zira adem olan gercekten anlayacaktir nedenini. bir cok kişinin yakindan takip ettigi cnbce dizilerinde* her daim ellerindeki biralarla arz i endam eden tiplere gulup gecerler. barlarda gecen sahnelerde basrolunden figuranina kadar viski uzerine viski goturen kisiler karizma sahibidir. lakin avrupa ulkeleri arasinda en fazla sigara tuketilen bir ulkenin, hatta "turk gibi sigara icmek" deyimine neden olacak kadar cok sigara icilen bir ulkenin dizisinde sigara iciliyor olmasi hep goze batmistir, batacaktir. cem yilmaz millenium gosterisinde cok guzel bir noktaya parmak basmistir. der ki gosterisinde cem yilmaz; --- spoiler ---"turk filmlerinde hep duzgun bir dil kullanilir ve mumkun oldugunce kufurden kacilir. lakin gercek hayatla alakasi yoktur. soz gelimi bir eroin kacakcisi patron, sevkiyati sorar adamlarina: -"mal nerde? geldi mi? diye sorar." adam cevap verir: -"evet patron, mal ziyadesiyle elimizde. ammavelakin dagitimi icin sizden onay beklemekteyim bendeniz...!"bu ne be? hic gercek hayatta boyle olur mu? gercekte olay aynen şoyle gelişmiştir: -mal nerde kaldi lan p.c kurusu!...iki elinizle bi skinizi dogrultamiyosunuz mnakoim!+mal geldi mnakoim. bi gosen var ya ilik ilik. getirmeselerdi g.tlerinden kan alirdim sen ne diosun.!--- spoiler --- iste bu anlattiklari ile cem yilmaz bir gercekligin ne kadar ortbas edildigini gozler onune sererken, bir takim akli evvellerin "yahu cem yilmaz'in son gosterisine gittik, acaip kufur ediyo ufff.." diye ortalikta gezinmelerine de engel olamamistir. sozkonusu sanatci* son filminde de kufur ettigi icin elestirilere maruz kalmistir. aslinda neden mi? sadece turkce konustugu icin. eger cem yilmaz filmi ingilizce cevirip alt yazili olarak sunsa idi, bu kadar elestiri almazdi eminim. yabanci filmlerde* iki lafin biri argo ve kufur olan diyaloglar, turk dil kurumu konseyi tarafindan alyaziya donusturulmektedir de onun icin. ingilizce bilenler, hatta bilmesine de gerek yok, "fuck" sozcugunun aslinda "lanet" degil de, gercekte ne anlama(!) geldigini bilenler, yabanci filmlerde ne kadar temiz(!) konusuldugunu da anlayabilirler. oyle ki adamlar tanri ve isa gibi kavramlari bile kufurleri ile bitişik cumlelerde kullanacak kadar rahattirlar. ancaak, bunlar hic bir zaman mevzu bahis konusu yapilmaz. biz hep bizi elestiririz. 7 yasindaki bir cocugun 9 yasindaki arkadasini bicaklamasi, polat alemdar* ve memati*nin eseri olarak lanse edilmeye calisilir. ama 80li yillara damgasini vuran rambo serisinde tirtikli bicagini tum dunya ile birlikte ulkemizde de isin kilici kadar unlu yapan john rambo, tabiri caizse: sutten cikmis ak kasiktir. yine ayni oyuncunun* arz i endam ettigi rocky serisinde de kan revan on plandadir. oyle ki, adamlarin yuzleri carsamba pazarina doner, yine de kimseden tik yok. o filmi seyrettiginin ertesi gunu okulda yumruk yumruga giren veletler de dolayisiyla kimsenin ilgisini cekmez. zavallilar kavga ettiler diye ogretmenleri ve evdekilerden de bir araba zopa yedikleri ile kalirlar. oyle ya, amerikan filmi hic cocuklari siddete yonlendirebilir mi allahaskina? bir tek japonlarin zavalli pokemonuna acirim, bir cocuk gaza gelip yuksek binadan atladi diye yayindan kaldirilmistir. ancak iki hafta sonra tekrar yayina konmustur, yine kimseden ses cikmamistir.maalesef, "onlar" yapinca kesinlikle goze batmayan bu hareketler, yayinlandigi saatlerde sokaklarin* boşaldigi bir turk dizisinde yapilinca "tu kaka!" oluyor. bundan da şoyle bir fikranin ne kadar dogrulari anlattigi ortaya cikiyor. her ne kadar sozlukte fikra anlatmak "oehh" sebebi ise-ki buna ben de katiliyorum- de, yeri gelince kendisini tutamiyor insan; cehenneme turistik bir gezi duzenlenir. amac bellidir. cehennemin kotulugu yaşayan insanlara gosterilecektir ki; insanlar biraz daha kendine gelip gunah islemekten uzak dursun. her milletten obek obek kafileler topluca alinip yerin 7 kat altindaki cehenneme indirilir. ziyaretcilere sicekten etkilenmemeleri icin ozel giysiler giydirilir. zebaniler cehennemi kafilelere anlatmaya koyulur. derken her tarafta iri kazanlar gorur ziyaretciler. kazanlar irili ufaklidir. her birinin basinda iki tane iri yari zebani nobetci bulunmaktadir. insanlar once kazanlarin boyutlarinin neden farkli farkli oldugunu sorarlar. zebani cevap verir; -"eee, her milletin nufusu ayni degil. cin ile luxemburg'un kazaninin ayni boyutta olmasi mumkun mu?" derken kafileden biri baska soru sorar.-"bu kazanlarin basinda ikiser tane iri yari zebani nobetci var. neden?"-"az sonra gorursun nedenini" der zebani. zebani daha lafini bitirmeden, rusya kazanindan birisi cikmaya calisir. tam elleri ile kazanin kenarindan kavrayip kafasini disari cikarir ki; kazanin basindaki iki zebani olanca gucleri ile ellerindeki asalari zavalli rus vatandasinin kafasina indirir. adam da bagira cagira derin kazanin dibini boylar. kafiledekiler donup kalmis, hatta bazilari goz yasi dokmustur bu duruma. kafile tam cehennemden cikmaya hazirlanmaktadir ki, cikarken dikkatlerini baska bir kazan ceker. orta buyuklukteki bu kazan da fokur fokur kaynamaktadir. yalniz diger kazanlardan farkli olarak, basinda hic bir zebani nobetci bulunmamaktadir. hemen kilavuz zebaniye bunun nedenini sorarlar. zebani de gulerek cevap verir.-"haa o kazan mi? o kazan turk kazani. insanlar sasirmistir:-"peki neden zebani nobetci yok bu kazanda? bu kadar mi guveniyorsunuz bu turklere?"zebani iyice kopar:-"yok caniim, ne guvenmesi...o kazandan cikmaya calisanlari digerleri asagidan geri cekiyorlar zaten.!"isbu fikrada da anlatildigi uzre; bizler yaptimmi kotu, eller yaptimmi "bol oskarli supper otesi yapim" olmakta sinema ve tv urunleri. belki bir cogunda hakli olunabilir fakaaat; bu kadar koru korune elestiri yapilmasi ile birlikte gayri ihtiyari reklami yapilan dizi olarak kurtlar vadisi, ota boka sebep gosterilerek ayni zamanda en fazla haksizliga ugrayan ve bence turkiye tv'lerinin simdiye kadar gordugu en saglam yapimdir.*

bugun dizinin yonetmeni, icisleri bakani abdulkadir aksu'nun bilgisi dahilinde, icisleri bakanligi talimatiyla uyarilmis. gerekce ise, hep sikayet edildigi gibi, gencleri mafyaya ozendirmesi imis.yolda kiminle carpissan sedat peker'in yegeniyim diyor. insanlar, gozun dokundu diye vuruluyor. bir genc, bir macta baska bir genci kalbinden bicakliyor. farkli takim tutmak, bir asagilama sebebi hatta kavga sebebi sayiliyor.* sekiz on yasinda cocuklar senelerdir sabah girdikleri internet cafelerde sabahtan aksama kadar birbirini oldurmece oyunlari oynuyor. televizyonda birini tehdit eden unlunun, ratingi tavana vuruyor. birileri piyasalari parmaklarinda istedikleri gibi oynatiyor. her turlu musabakada futbolcusundan hakemine karisanlarin konusuldugu, her turlu sike almis yuruyor. simdi kapkacci cikar mi diye insanlar ek tedbirler aliyor.* her kose basinda gruplasan insanlar kendine mafya diyor, orayi parselliyor, kendisine karisanin icabina bakiyor. medya bunlari yazmak yerine, kendisi suca tesvik ediyor.** medya patronlari, bankerler her turlu kirli iliskinin icinde yer aliyor. bir holding sahibi ve parti baskani, istedigi gibi devletle oynuyor, korumalariyla devlet arazisinde kavga filmi ceviriyor. biz bunlari goruyoruz, seyrediyoruz ve perde arkasinda daha nelerin dondugunu tahmin edemiyoruz.daha sonra, ne yaziktir ki, biz bunlarin bu dizi yuzunden basimiza geldigini saniyoruz. kendimizi ne guzel aldatiyoruz.*

yeni sezonun ilk bölümüne sadece 25-26 dakika reklam alan dizi. bu bölümle merak edilen hususlar aydınlanmıştır. laz ziya'nın nereye ateş ettiği konusunda osman sınav'ın benden kopya çektiği hususunda ciddi şüphelerim var (bkz: #2987066). ayrıca süper canpolat'ın nasıl olup da baskın sırasında yan geldiği hususu da aklının fikrinin elif'te olması ile açıklanmış bulunmaktadır. arslan bey'e göre beyimizin gönül derdi ile meşgul olması, olaya altı saniye içinde müdahele edememesi ve 32 kişinin ölümü ile neticelenmiştir. bu arada esas kadroda fazla bir eksilme olmaması dikkat çekicidir. hepsi bir yana, memati'yi sapasağlam ayakta görmek bizleri sevindirmiştir. sağolasın osman amca.bu bölümde yeni olarak erdal itinin babası ile karşılaşıyoruz. erdal'ın it olduğunun babası da farkında görünüyor. babasına çekmiş kerata. seyfo dayı'nın "dini silaha alet etme" esprisi de hoştu. bir de bir dolmakalem fantezisi esiyor bölüm boyunca, eline kalemi alan muhtelif şirinlikler yaparak "kalem işi" tabirine yeni boyutlar katıyor.

bu arada derya'ya reanimasyon yapıldığı sahne de ilginçti, özellikle çakır'ın atraksiyonları ve sağlık personelinin verdiği tepkiler. söz konusu sahne ilginç bir diyaloga da sebebiyet vermiştir:tv'daki doktor: (elinde defibrillatör kaşıkları ile) 150 joule veriyoruzsirkencubin: lan 150 joule kesmez onu!?dr: 200... 300... 400...sirkencubin: dedim ben de mi?diğer yandan beş dakikada beş kere defibrillasyon yapıp hastanın bırakıldığını da yeni görüyorum, insan bir cpr yapar, değil mi ama? çakır doğrasa bu doktorları uyar yani.

reanimasyon sahnesinin en saçma kısmı hatuna şok vermek için gömleğini açmaları ama kocaman telli balenlere rağmen sütyenini çıkarmamalarıdır. kardeşim madem bir reanimasyon sahnesi çekeceksiniz, abyss'teki çeksenize tam olarak; yok biz sarkık meme göstermeyiz diyorsanız, kadının boynuna kadar gösterin, ne bileyim bir kamera hilesi kullanın işte, onu size ben mi söyleyeceğim. bu dizi elektro şokun, demir telli sütyen üzerinden kalbe uygulandığı ilk yerli dizi olarak tarihe geçecektir. ayrıca bu sahnede kimsenin suni teneffüs yapmamasından da kıllandım ama neyse.

boş beyinleri daha da boşaltmak, boktan kavramları ve boktan insan tiplerini kahraman gibi sunarak gençleri güzel şeylere özendiren (mesela mafya) yerli diziler kervanına yeni katılan allahına kadar delikanlı bir dizi...

gençleri mafyaya ne kadar özendirdiği tartışılabilecek bir dizi. bir kültür-sanat-fikir eseri olmadığı ortada, bir aksiyon dizisi olarak dört başı mamur bir seviyeyi temsil etmekten çok uzak olduğu da açık. ancak abartıldığı gibi boş veya zararlı olduğunu da düşünmüyorum. bir kgt ajanının mafya içine sızmasını konu alan bir dizi insanları özendiriyorsa, fbi ajanlarının oraya buraya sızması ile ilgili milyonlarca hollywood yapımı bu işi çoktan başarmış demektir. nedir bu dizi? yıllardır birleşik devletlerin âlî menfaatlerini yerkürenin her yerinde savunan amerikan ajanları ile ilgili filmleri izlemekten sıkılan türk seyircisine biraz daha yerli bir şey sunmaktır, bir eğlence işidir. ötesinde ne kayda değer bir fayda var, ne de zarar. sevmeyenler izlemesinler ve izleyenler hakkında da endişe etmesinler.

türkiye'de son on beş yılda çekilmiş en kaliteli dizilerden biridir. hastasıyım her bölümüne, bölümlerini videoya kasede alıp günde üç kez seyretmezsem kendime gelemiyorum, o derece güzel yani.

(bkz: hırtlar vadisi)

bu kadar süprizle dolup taştıktan sonra polat'ın karahanlı'nın oğlu olmasının bence basit kaçacağı aşikardır.bu yüzden abdülhey karahanlının oğlu çıkabilir.tabii eğer finale bir komedi tadı verilecekse bu güllüde olabilir.

bugüne kadar alıştığım, kafamdaki televizyon dizisi kavramını tamamen alt üst eden, perşembeleri özel bir gün haline getiren yapım.

yayınlanmadan önce sanki kimse kimseyi öldürmüyormuş gibi, ikinci üçüncü sınıf amerikan filmleri sabahtan akşama kadar televizyonlarda gösterilmiyormuş gibi, haber bültenlerinde bir adamın karısını bilmem kaç yerinden bıçaklaması sansürsüz gösterilmiyormuş gibi davranan insanlar; günden güne mallaşan, televizyonda gördüğü her şeyin gerçek olduğuna kendini inandıracak kadar gerzekleşen, memleketim gençlerinin düştüğü durumu incelemek yerine, bir günah keçisi bulup öldürene kadar zikmeyi tercih ediyorlar.. eğer artan suç oranlarında bir payı varsa bu dizi sadece samanlıktaki iğnedir..

akillica bir planlamanin urunudur; direk turk insanina hitap etmektedirdiziyi yaratan insanlar beyazperdede ve beyazcamda bugune kadar prim yapan, para kazanan yapimlari goz onune alarak hangisinin turkiye'ye uyarlanabilecegini dusunmuslerdir, star wars olur mu? olmaz, friends olur mu? olur ama cok fazla var zaten, godfather-sopranos olur mu? aha! olmaz mi krali olur, icine biraz da gizem katariz, derin devlet hesabi, bol bol delikanlilik, kizlarin hasta olucagi bi tane yagiz delikanli, erkeklerin olmak isteyecegi guclu, kendilerine gore ahlakli delikanli adamlar koyariz, sonra aksin paralar, gelsin popularite, gitsin publicity*

son bölümlerde sürekli top dolaştıran ve topu taça atan dizi..durmadan flashforward ve flashback ler..diziyi izlemek keçi boynuzu yemek gibi bişi olmaya başladı..süre sonunda konu az biraz ilerlemiş oluyor ve yine en heyecanlı bolümde bitirilip seyirci diğer haftaya kadar bekletiliyor..olmadık yerlere sokuşturulan reklamlar da cok antipatikli hale geldi..geçen haftaki bölümde polatın evde 10 kişiyi harcadığı sahne çok özensiz çekilmiş ve aceleye getirilmiş buldum..her haftaya gündemi takip eden yeni bölüm yetiştirmek sanki film ekibini zorluyor..yavaş yavaş soğuyorum bu diziden..çakır ı geri istiyoruz kardeşim..

bide filmdeki kız elif midir nedir,entübe halindeyken gözlerini açıp sevdiceğine gülümsemesi eh üh elini tutması felan komik olmuş,hasta entübeyken ağzındaki tüpe reaksiyon gösterip ıkınır öğürür normalde olmas ki..

nihayet derin futbolu da gundemine almistir.(bkz: roman abramovic)(bkz: chelsea)

80. bölümünde doğu beyi morfiyus, mitoyuda besili neo olarak izlediğimiz dizi.mito mavi hapimi alacak yoksa arka kapidan mi cikacak önumüzdeki bölümde izleyeceğiz.

80. bölümden şu anlaşıldı sanki:rusya'nın başına putin geçtikten sonra, amerika güdümlü khodorkovsky'dir abramovic'dir ülkeden dışlandılar. ibrahim ahıskalı da bunlarla yakın ilişkide olduğu için onun da amerikan sermayesi ile teması vardı. bu sebeple ruslar türkiye için tilki andrei'yi meydana çıkarmaya karar verdiler. bu yeni hamleye karşılık ise polat alemdar'ın niteliğini henüz bilmediği güçler, karahanlı'yı silip yerine geçirmeyi çoktan planladıkları samuel vanunu'yu da gözden çıkardılar ve genç tilki andrei'nin karşısında sağlam duracağına inandıkları genç polat'ın baron olmasına karar verdiler. nizamettin güvenç de şöyle söylemişti zaten: kendisi* ve samuel birer fikir adamıydı, polat gibi bir savaş adamı değil.

senaryosu şu ırak savaşı, turkmenler, kürtler, kuzey ırak filan konularında güncel haberler ile birebir giden, hatta bir adım önce olan dizi. ya atıyorlar tutuyor, ya harbi iyi danışmanları var

dizinin godfather'la benzerliklerini irdelemeye devam edersek,abdulhey karakterinin de luca brasi karakterine yaklaştığını görebiliriz.abdulheyin mafyanın içindeki hain tarzıyla palalara yaklaşması akabinde biz de yedik cevabını bulmasıyla kellesi koltuğunun altına veriliyordu az kalsın, ucuz kurtuldu.bir luca brasi 2 koymuşlar diziye diyecektik biz de.

79. bölümde delinin, kirveyi bir gözlük cami parcasiyla lime lime etmesi ile özensizligini gecte olsa anladigim dizidir... hadi onu gectik, kan; duvararda picasso darbeleri gibi duruyordu, özenle tepeden asagiya birakilmis ve sanatsal estetik kaygisi güdülmüstü. hadi o da öyle oldu diyelim, deli herif kipkirmizi olmasi gerekirdi diyorum. ayriyeten, delidir bu adam zaten, herhalde cebinde supersonik bir balta mi vardi diye düsünmüslügümde vardir.

turkiyede yetisen her turlu bozuk sebzenin tek bir tencerede pisirilmeye calisildigi, izleyicileri oyalamak disinda nasıl bir mesaj vermek istedikleri pek anlasilmayan; insan oldurmenin, hirsizligin, uyusturucunun ve seksen cesit pisligin sanki cok siradan gundelik yasamin bir parcasiymis gibi gosteren, devleti mafya ile calisan ciddiyetsiz bir tavir icerisinde bizlere sunan televizyon dizisi.

sonunda baronun polat ın oğlu çıkacağından şüphelendiğim dizi.

üzerine doçentlerin araştırma yaptıkları dizidir. iletişim fakültesi doçenti bir öğretim üyesi tarafından yapılmıştır bu çalışma.

nizamettin güvenç'in duvarındaki güvercinli tabloların "mabet"teki güvercinleri hatırlattığı dizi.

"kurtlar vadisi'nde her hamlenin bir karşılığı vardır"lolhttp://www.showtvnet.com/yayinakisi/5.shtml

dizinin 3.yılında olduğundan hareketle dizideki zaman sürecinin de buna denk olduğunu düşünürsek (doğru bi bakış açısı olmayabilir ama dizide gelişen olayların gerçekleşme sürecini gözönüne alırsak dizinin başlangıcından şu ana kadar epey bir zaman geçmiştir diyebiliriz) haksız yere malum öpüşme sahnesinin eleştirildiğini düşündüğüm dizi. çünkü ne polat ne de elif bu süre içerisinde birileriyle birlikte olmuştur ya da öpüşmüştür, dolayısıyla 3 sene sonra gelen bu öpüşme elbette izlediğimiz fondetinli kadınlarla iğneyle şişirilmiş kaslara sahip erkeklerin öpüşmeleri gibi yapay bir profesyonellik içermeyecektir, ikisi de 3 yıl sonra ilk defa birisiyle öpüşmektedir ve bu birisi ikisi açısından da oldukça önemlidir, heyecan vardır, unutulan hazlar vardır, vs.. vardır.

-hayat, ölümüne kumar oynama sanatıdır.-son, ölümden önceki son çıkıştır.-beyaz'ın kaderi kirlenmek, siyahın kaderi suçlanmaktır.-özgürlük, sonu meçhul bir firardır...gibi terimleri hayatımıza kazandıran,bazı ideolojik mesajları için izlediğim dizi!

soner yalcinin kitaplarini okuyanlar zaten az cok senaryonun gidisini sezebilir..

gittikçe o eski zevkini yitirmeye başlayan dizi, üzülüyorum, senaristler çıldırmış olmalı...

çocukların kendisini ninja kaplumbaga sanıp karate hareketleri veya pokemon sanıp camdan atması gibi bircok amelenin kendini dizinin başrol oyuncusu sanmasını saglayarak türlü zontalıklar yapmasına neden olan, kiminde bagımlılık yapan kiminde "bu ne biçim dizi böle herkes birbirini vuruyor?" düşüncesini doguran dizi.

polat'in baronun oglu cikmasi halinde pembe dizi / brezilya dizisi kivamina gelecek dizi.(bkz: yapmayin etmeyin gozunuzu seveyim)

biri gider biri gelir hesaabi, pala'nin yerini alacak olan karakter de 2 bolumdur giyabinda bahsedildikten sonra zuhur etmiştir. ve sonunda kirve, kendisini seyfo dayi'nin cenazesinde gostermiştir. gorundugu kadariyla da en az akrep kadar urkutucu bir tipe sahiptir.(bkz: vatana millete hayirli ugurlu olsun)

ucuncu şahsin karahanli ciktigi dizi.

o gizemli fotografin tum kopyalari, nasil oluyorsa arkasi ayni sekilde cizili kartpostal stili fotograf kagidina basilmistir.(bkz: gereksiz detaylar)--- spoiler ---zaten fotografin da gizemi cozuldu. aman--- spoiler ---

bugün bizi kirveyle tanıştıran dizi.

son bolumde vefat eden kabadayinin mezarina gomulurken tesbih atma raconu yuzunden cok yeni yetmenin cani yanacagindan korkmaktayim.kurtlar vadisi izleyip uzun paltolari ile gelip her mezara tesbih atarlarsa mazallah yedirirler adama o tesbihi, herkes polat alemdar gibi racon bilmez,bu racon bilen delikanli televizyon izleyicisi cocuklara yazik olmasaydi keske.

bu kadar insan izliyorsa , bu kadar insanı peşinden sürükleyebiliyorsa , bütün bok atılmalarına rağmen kesinlikle ama kesinlikle içinde takdiri hakeden çok şey var demektir. bir kere seyretmeden eleştirmek kolaydır ama zaten bir kere iki kere seyredeyim derken müdavimi olunmaktadır.

64. bölümde mehmet karahanlı'nın parmağındaki harbiye yüzüğünün nerdeyse her defasında gösterilmeye başlandığı ve aslında kim olduğunun yavaş yavaş ortaya çıktığı dizi.(bkz: #6319768)

bir filmde ilk defa sorgulama yapılırken"- ne kadar hızlı cevap verirsen o kadar hızlı ölürsün."sözünün gectiği dizi. tüm sorgulamanın konseptini bir sahne ile bitirmiş.yeni kirve karakteri ise castinge bakılırsa ileride polat ile kanki olacak bir tip secilmiş, biraz herodot cevdet havası verilmiş.

karahanli'nin eskiden devlet adina caliştiginin, ali candan'in da aslinda karahanli'nin biricik oglu efe oldugunun gunbegun su yuzune cikmaya başladigi dizidir. hikayenin bundan sonra; --- spoiler ---karahanli tarafina kin besleyen kirve kişisinin rus ibrahim ile el s1k1ş1p, polat'a "ya herro ya merro" demesi, kabul etmemesi halinde de kan kusturmak icin elinden geleni ardina koymamasi --- spoiler ---şeklinde gelişecegi de aşikardir.

son bölümde genelde sevimli karakterde olan kirveler hakkında tekrar düşünmemiz gerektiğini anımsattı

bu aksamki bolumunde anlasildigi uzere, dizide asker uniformali figuranlar kullanildigi zaman askeri bir yetkiliye danisilmasi gerekir. zira jandarma trafik kontrol noktasinda yasanan askeri selamlasma, talimnamelere aykiri yapilmistir.soyle ki;bir asker kendinden ust rutbeli bir baska askere bas selamini ancak ve ancak kepi,beresi veya sapkasi basinda degilken verebilir.askeri kiyafet yonetmeliginde yasal olarak kullanilan her turlu baslik ile sadece nizami asker selami verilebilir. tek istisnasi silah tasinilan durumdur.silah varken de, silahla selamlama nizamlarina uyulmasi gerekir.yetkililere "biraz daha dikkat" diyorum. mezara tespih atma sahnesi beni benden aldi,eklemeden gecmeyeyim.

her ne olursa olsun yillarca suriyede kuzey irakta ve bisürü cephede teror orgutleriyle savas vermiş, milli mucadele esnasinda canını siper etmiş bir askerin, mafya babasi tarafindan öldürülüp bu sekilde infaz edilip gomulmesi beni rencide etti. kendisi zaten dizide yaptigi icraatlerin aciklamasini "artik bir noktaya gelirsin ki emri uygularsin hain derler gider sıkarsın" demiştir. aynı ayıbı dogu bey'in polat alemdardan medet umarak "palayı bana getir ki ustunden kimligini alalım" demiş olmasidir. ne zamandir devlet mafya babasindan medet umar duruma duşmuştur ?diger bir husus; genel olarak mafya babalarinin para baronlarinin boynuzlu olmasidir. akli olan genc kizlarimiz mafya babalariyla evlenmesin, evlendirilmesin. sonu mechul.

elif karekterine bir an evvel ayar cekilmesi gereken dizi. üc bölümdür igrenc ötesi olan elbisesi ile sahsin avukat olan kimligi cakismaktadir. avukattan cok sümük bir kiz karekteri cizmektedir ve elbise 3 bölümdür asagi / yukari aynidir...

reklam geliri aylık 4 milyon dolar olan dizi.. lakin yeni sezonda show tv'yi bırakması muhtemel dizide diyebiliriz.

aslan amca sahaflar'da bir mekan açmış, pek eyi, pek gözel... de, kitap rafının arkasına sakladıkları koca salonu sahaf dükkanının neresine sığdırdılar merak ediyorum. (teşkilatın iki silahşörü varmış, aynelyakîn gördük.)flashback sahnelerinde tipi esas adamları andıran genç kardeşlerimizin istihdam edilmesini takdir ediyorum.şu sıra jeostratejik muhabbetler azerbaycan taraflarına yönelmiş durumda, seçimleri haberlerden takip edemeyenler, kurtlar vadisi'nden takip edebilecek galiba. bu arada durup durup azerileri paragöz olmakla itham etmeleri diziye azerbaycan cenahından tepki çekebilir gibi geliyor bana.ve nihayet polat efendi elifle 'deja vu'culuk oynamayı bırakıp kaidesini yerinden kımıldatmayı başardı ve darağaçları meyve vermeye başladı. hadi bakalım...

yayin sirasinda altta "cirpinirdi karadeniz melodisini yuklemek icin 05... .. ...." gibi bir ibare gorup hedef kitle tesbitine yarildigim dizi.

sadece dizide zirt pirt gecen ozlu sozleri* dinlemek icin izliyorum... ve her seferinde "ulam bu senaryoyu yazan herif nasil biri" acaba demekten kendimi alamiyorum... isin kotusu dizi bittiginde cogunu hatirlamiyor oluyorum. sanirim bundan sonra elimde kalem kagitla oturup soylenenlerin hepsini yazacagim.

kurtlar vadisi ilgiyle takip ettiğimiz bir yapım; severiz, kaçırmayız da. lâkin, halil ibrahim kapar'lı sahnelere dikkat ediyorum, bilader, adam ilahi güçlerle donatılmış gibi, her hareketi, hatta kaşını kaldırması bile karizmatik bir efekt verilmeden gösterilmeyen bir karakter halinde sunuluyor. tamam, ağırlığını hissettirecek, baba imajını, güçlü insan imajını her temaya yedirecek de, yahu adam uyuşturucu kaçakçısı be. su satar gibi uyuşturucu satan bir insanın böyle cana yakın, babacan, muhteşem insan formatında sunulması sinemacılık müktesebatına göre belki zorunlu bir harekettir. ama özendiriyor, şöyle etkileri var, böyle kötü yönlendiriyor diyen takım hiç de haksızmış gibi görünmüyor bazı bazı. kanımca, bu yolla para kazanan birinin tam tersi bir profilde sunulması îcab ederdi; ama sırf polatın yoluna ileride güller dökeceği düşüncesinden hareketle, buna da eyvallah diyeceğiz anlaşılan.

sayesinde televole müdavimi olduğumuz dizidir*.

kirve'yi şalvarla görmeyi beklediğim dizi. yoksa anlatıldığı kadar taşşaklı olmadığını düşüneceğim.

yakında dizide aşık mahsuni'nin "kirvem" türküsünü bolca duyacağımızı sanıyorum.yalnız bu türkü seçilirse türküde geçen "kan içinde kalan hüseyin" kim olacaktır?

sağlık nedenleriyle diziden ayrılan baykal saran'ın ardından bin bir türlü tevatür çıkarıldığına şahit oluyoruz. her bir yeni bölümde, hüsrev'in sebepsiz yere öldürülüp diskalifiye edilmesine yeni bir kulp takılıyor. şimdi de baron'un, "hüsrev'in son işlerinin kirvenin bilgisi dışında olmadığını zannediyorsun"uyla irkildik, kendimize geldik. bi karar verin artık, bu adamı niye öldürdünüz değil mi canım??

çakırın ölümünden önce rahatlıkla izleyebildiğimiz, fakat ölümünden sonra tirajının ve reklamlarının inanılmaz bi derecede artması yüzünden, reklamların arasında sıkışmasına şahit olduğumuz televizyon dizisi..

nitelikli dizi başta soner yalcin olmak uzere tum ekibe saygi duyuyorum tek kelimeyle.

son bolumde gelişen olaylarla yapilan gondermeler dikkatimizden kacti mi ? kacmadi tabiki. buna gore polat alemdar aslinda benzetildigi uzere abdullah catli falan diil, luke skywalkerin ta kendisidir. hatirlayacak olursak aslan amca, obi wan'in luke'a, babasinin darth vader oldugunu soyleyemeden hakkin rahmetine kavuştugu gibi, polat'a babasinin baron oldugunu soyleyemeden gocup gitmiştir bu dunyadan. ben zaten sezmiştim aslan amca'da obi wan tripleri, neyse.. bu durumda tam da kalemini kiracakken --ki dolmakalem kirmak kurşun kalem kirmaya benzemez-- evrenin bi yerinde zaphod beeblebrox'in gurcuklamakta oldugu olasiliksizlik motorunun etkisiyle olacak ki, polat'in, ultra tesadufi 3 defa hapşirmasi ile kendi oglu oldugunu anlayan darth karahanli bir an duraksar, kalemi cikardigi yere geri sokar, eş zamanli olarak icinden aslan wana bi temiz soverken. eger polat gunu kurtarmak icin bilincli olarak hapşiriyo numarasi yapip beni bu kadar yaziyi yazicak kadar oyuna getirdiyse bi diyecegim yok, ama o hapşiriklar gercekse oyuna gelme sirasi polat'tadir demektir. bundan sonraki bolumler icin beklentim, darth karahanlinin polat skywalkeri dark side a cekmeye calişmasidir. arada polat'i aslan wan'in hayaletiyle konuşurken falan gorursek de hic şaşirmayacagim. dizinin son bolumu icin beklentim ise rus baronun tam polati harcarken karahanli'nin araya girip polat'i kurtarip sonra da kucaginda can vermesidir. ha bu arada evet.. sophie'de princess leia, ilk goz agrim.teşekkurler osman sinav.

polatın son bölümde "ben bir kere öldüm" demesi karambole getirildi kanımca. elif bunu sonradan hatırlayıp çaktırmadan bir de polata saç telinden dna testi yaptırırmı dersiniz ?

yurt disinda digiturk almama büyük katkisi olan dizi....

girilen onlarca karsi entrye ragmen hala bazilarinin sirf kotulemek maksadiyla entry girdigi ve boylece bir fenomen oldugu defalarca kanitlanmis dizidir...olmaz boyle sey

ömer babanın dilinden duydugum güzel lafnadan ile sohbet etmek güçtür bilene çünkü nadan ne gelirse söyler diline...

reklam izleme zevkimizin içine eden mafya dizisi

böyle mafyaydı, haraçtı, püsürdü dizilerini hiç hazzetmememe * rağmen son 2-3 bölümünü izlediğim dizi. o ameliyat geçiren herifin babası bin tane felsefe yapıyo, insanın içindeki televizyonu kapatma aşkı işte o zaman bambaşka oluyo.

surekli ilgi ile izledigim icerigi incelediginde aslinda turkiye'de halktan saklanmis gizli kapakli donen cikar catisma ve anlasmalari ile ulkenin nasil yoneltigi ve kimler tarafindan yonlendirildigi hakkinda fikir sahibi olunmasini saglayan dizi.

öldürecek bunlar beni: "kurtlar vadisi'nde beyaz'ın kaderi kirlenmek, siyahın kaderi suçlanmaktır..."http://www.showtvnet.com/yayinakisi/5.shtml

gençleri sigaraya özendirdiği gerekcesiyle kanser danışma kurulu tarafından rtük'e şikayet edilmiş dizi. açıkcası ellerinden sigara düşmeyen bu "sert çocuklar *", sigaranın birini yakıp diğerini söndürerek sigaraya başlama yaşının ilköğretim çağına indiği ülkemiz çocuklarına kötü örnek oluyorlar.

diziye yeni katılan pala karakterinin görünüm itibariyle -özellikle gözlükler- korkut eken e benzerliği dikkat çekici...

dizinin sadece 2 bölümünü kaçırmış olmama rağmen, arslan amcanın, polat daha küçücük bir bebekken polatı barondan at üstünde kaçırdığı şeklinde bir sahne hatırlıyamamaktayım..

kurtlar vadisinde kılıç'ın dizide yüzündeki yaranın nasıl olduğunu hala acıklamaması oysa bunun çoktan ilk bölümlerden beri bilindiği--- spoiler ---ilk bölümlerde polat'ın kacırılma rüyası dikkatli dikkatli izlenildiğinde, aslan bey'in çakıyla arkadan koşan adamı çizmesi, çakının yere düşmesi o sırada kamera cok kısa bir süre yerdeki adamın yüzünü gösterdiğinde aynı kılıç'ın şu anda suratında izi olan yerde bir kesik olduğunu ve hatta yere düşen çakının da kılıç'ın elinden bırakmadığı çakıyla aynı olduğunu da görebiliriz--- spoiler ---

artık bana olayların daha hızlı geliştiği izlenimini veren dizi. eski bölümlerde bir tombalacı mevzusu 10-15 bölüm irdelenmiş, tombalacı bir çok mevzudan sonra öldürülebilmişti. şimdi yeri bir karakter çıkıyor, iki bölüm sonra allah rahmet eylesin. bir bakıyoruz doğu bey, şu kızı biz de görelim diyor, pat görüyoruz ki elif doğu bey'in yanında. bu kadar hıza ne gerek var canım? bi yere mi yetişiyoruz? bir de o hizmetçi baronu zehirlerse yuh artık derim. bu kadar iki gözüm parmağına olmaz bu işler.

aleme millete racon dersi veren dizi, bir nesil tv karsisinda delikanlinin hasi olarak yatisecek(bkz: kurtlar vadisinden aforizmalar)

(bkz: osman sınav dizilerinin bizden götürdükleri)

senaryosu aşırı abartıya kaçan ve bu ülkede polis yokmu dedirten gereksiz bir dizi olur kendileri

ozet* bolumde dikkat ettim ki, dogu bey in odasinda milliyet in vermis oldugu dictionarie larousse, thema larousse ve sabahin ilk cildini kuponsuz, bedavadan verdigi grolier international americana nin bir kac cildi vardir. o ansiklopedi furyasini da hatirlatti yani beybaba bi yerde.

asiri komplo teorisi olacak ama nina 'nin ozellikle kacmasina goz yumuldugu dizi olacak. abdulhey ve gullu erhan 'da celik yelek falan olabilir.

az once inanilmaz hizli chat yapilan dizi. safiye karahanli enter 'a basiyor, 1 saniye gecmeden 1 paragraflik cevap.

abrahamoviç'in adının 2 ila 3 defa duyulduğu dizi.geçen sene nerdeydiniz kardeşim.takım yine aynı takım,kadroda değişiklik yok.ne zamanki chelsea başarılı oldu o zaman bu işle de ilgilenmeye başladılar.bu kadar skor diziciliği yapmayın yahu.biraz da güzel oyuna bakın, ona prim verin.herşey netice değil.hıncal uluç-sabah

denk gelmedi mi izlemem ama ne zaman denk gelse dizide kimsenin gülmediğini gördüm..zaten biri ola ki gülerse kesin vuruyolar...

(bkz: gece mahkum olan gündüz hakim olamaz)

safiye'nin polat'a abayi yaktiginin anlasilmaya basladigi dizi. lakin dizi sonunda "durun siz kardessiniz!" gibi bir turk filmi ambiansi mi yakalanacaktir, cozmek mumkun degildir.

(bkz: yasam koçu)

81.bolumde de gordugumuz, polat in adamlari, her biri, igrenc espri potansiyeline sahip adamlarmis. "gidin, bi is kurun" talimatindan sonra her biri yeni mekanlarinda, yeni patronluk denemelerinde incilerini dokmektedirler. iste bir kac anekdot:- "terk you, yani terk ediyorum manasinda"- "izzettin, mali mulku kaybettin"bir tane de nevzat in vardi, ama simdi hatirlayamadim.

izzettin karakteri ile izzet capa'ya gonderme yapan dizi.

az önce iki oyuncusunun biz öldük tribine girdiği dizi.

mithat'ın bir anda yok olmasındaki tarık ümit göndermesi de gözden kaçmamıştır.

yeni sponsoru bitkim diş macunu olan dizi.

"sevgili sözlük (bu nasıl entry başlangıcı böyle), bugün ilk defa izledim bu diziyi. yani izledim derken; zap arası 1 - 2 sahne görmek şeklinde falan değil, oturup baştan sona, hani deli divane olanlar nasıl hevesle izliyorsa öyle hevesle izledim. ama hevesim kursağımda kaldı. - ıspanaklı pubica" açıkçası üzerinde bu kadar konuşulan, bu kadar çok müdavimi olan, insanların hayat tarzlarını değiştirmelerine sebep olan bir dizinin bu şekilde olmasını beklemiyordum. bu ne vasat bir senaryo, ne kadar zayıf replikler. bu nasıl bir "sürükleyicilik eksikliği" ve bu ne kadar berbat bir oyunculuk. gözümüz avrupa filmleri izlemeye alışkın olduğundan değil tabi ki bu yorumların çıkış nedeni, olabildiğince yalın ve sade bakmamdan. aynı klasmanda olmayan ama herkesin burun kıvırdığı dizilerde, hatta bir istanbul masalı denen lanet dizide bile çok daha fazla oyunculuk kalitesi görüyorduk, en azından altan erkekli vardı. ama burada... pek bir zayıf, pek başarısız tüm karakterler. acaba ben mi yanlış anladım, acaba bahsedilen karakterin özelliği mi böyle diye düşünmedim değil. ama kağıttan okur gibi konuşmak pek olası bir karakter özelliği gibi görünmedi bana. kavrama tamamen yabancı olduğum için belki de çok ters bir bölüme denk geldim, veya asıl oyunculuk örnekleri bu bölümde yoktu belki, bilemiyorum. ama bu geceki bölümünden sonra tek bir şey söyleyebiliyorum: hakikaten çok başarısız bir dizi. konu dikkat çekici sanki, yani güncel kavramları konuya entegre etme konusunda raci efendi başarılı sanırım, ama konuyla dönmüyor bu çark be ağam. oyun lazım, oyunculuk lazım. ayrıca seslendirmesi de pek vasat kalmış, ayrı bir kınadım. vel hasıl'ı kelam; olmamış, hala ham, hala yetersiz.derin not (hemen moda girdik, dip notu da derine çevirdik): ya hakkaten beğenmedim, ama sırf meraktan, baştan sona tüm bölümleri izlicem. yani izleyeceğim.

kılıç'ın polat'a verdiği dosyada, nesim malki isminin ve resminin gözüktüğü dizi.edit notu : nesim yerine nedim yazmışım. (teşekkürler bleez)

(bkz: ultra türkler)

dünya ahvaline ilişkin son derece önemli ve bir kaç milyar us dolar değerindeki bilgilerin, mahalle bakkallarında satılan, mavi kapaklı plastik dosyalar içinde sunulduğu dizi. ritüel, mitüel, format, kravat lafları da pek dolaştı ortalıklarda bu geceki bölümde de o bakımdan takıldı aklıma.ayrıca:(bkz: polat alemdar)(bkz: doctorate honoris causa)(bkz: oha)

(bkz: kurtlar vadisindeki koltuklarin onemi)

türk matrix'i.. neo rolünde polat seçile seçile hoppidi baron bile seçilmiş, bundan gayri uçması beklenmektedir.. matriksimizin kahin 'i dogu bey her naneyi bilip polat'a nanik yapmaya devam etmekte, "çöz aslanim, bul kaplanim" diyerekten polat'i morpheus aslam amca'nin verdiği kirmizi hap'in tesirinden çikmadan seçilmiş triplerinde tutmaya devam etmektedir.. mizmiz elif işin trinity bacağini çözerken, tank top rollerinde mematiler abduleheheyler gemiyi yürütmektedir.. biz zeon ahalisi ise polat ve aslanli kaplanli cemaati etrafinda "biz bize benzeriz, bop hop dinlemez skeriz" tezahürleriyle derin duygularimizi, devletcilik, turancilik, cilik culuk damarlarimizi okşayip mastürbasyon eyleyerek huşu ile yaşamaktayiz. hangi robotik ecnebi içimize sizacakmiş şaşmaktayiz..karden şaatçılık, sizden diş macunculuk, şov televiyonculuk ve naci şaşmaz beyin korkusu şudur. ya zeon ahalisi aslinda matrix de olduguna uyanirsa!

81. bülüm itibariyle, yakin arkadasiyla msn de konusan sofi nin polat alemdar dan hoslanmis oldugunu ve bunu arkadasina anlattigini anlamis olduk.. sofi, "iliskisi varmis" diyip vazgecmek zorunda oldugunu belirtmistir. "öz abiye asik olma" temasi, bize bir yerlerden tanik gelse de, diziye olan saygimizdan ses etmiyoruz. --- spoiler ---muhtemelen, abdülhey ve erhan in ölüm sahneleri gercek degil, sadece nina nin kacmasini, ruslara ulasmasini, ve polatin bu sekilde rus ibrahim i bulmasini amaclamis planlardir. hadi erhan gerizekali desek, abdulhey silah sesi duydugu bir odaya o kadar acemice dalmayacak kadar iyi egitilmis bir ajandir. yani büyük ihtimalle, 82. bölümde ikisinin de celik yelek giymis olduklarini görecegiz--- spoiler ---bir kurtlar vadisi izleyeni olarak, az önce izledigim bölümden hic haz almadigimi yazmak zorundayim.dizi su son haftalarda sergiledigi basarisiz haliyle bile turkiyenin en iyi dizisidir ancak, önceki bölümlerdeki heycani, sürükleyiciligiyle karsilastirildiginda, kendi yarattigi mükemmel cizgisinden uzaklasmistir. ne biliyim hadi cakir bölümlerini gectim, mesela bir aslan bey serileri geliyor aklima ya da daha yakin örnek veriyim, pala li sahneler, halo nun kacirilisi vb... bölümleri düsününce, bugün izledigimiz, polat in zevzek adamlariyla donatilmis bölüm, benim gibi bir cok kurtlar vadisi tiryakisini hayal kirikligina ugratmistir eminim... sürekli karakter degisimi, onun bunun ölmesi diziye renk getiriyor olabilir ama, dizinin bu kadar izlenmesinin sebebi kuskusuz ki necati sasmaz in oyunculugu ya da raci bey in abisi üzerine kurdugu senaryo degildi elbetteki. necati ye eslik eden oyuncularin kalitesi bu dizinin buralara gelmesinde büyük rol oynamisti. mesela bir zafer ergin in,(karahanli) ya da selcuk yöntem in (aslan bey), oyunculuklarini ariyor insan. cünkü nisan sirinyan (samuel vanunu), altan akisik (dogu esrefoglu), harici oyunculuklariyla göz dolduran baska karakter kalmadi gibi dizide... ayrica, polat alemdar in, dogu kökenli emir almaya alismis ama aslinda zirnik akla sahip olmayan ayakci takiminin sacmaliklarini ve senaristin hangi noktaya parmak bastigini anlayabiliyorum ama, sahnelerin bu kadar acemi olmasini anlayamiyorum. mesela dünyaca ünlü ascilarin konu alindigi sahne.. birakin dünyaca ünü, birakin dergiye cikmayi, isini iyi yaptigina inanan hic bir asci bir isverenin önünde el pence durmaz. hele ki biraz taninmis ascilarin havasindan yanlarina yaklasilmaz. bir ascinin yöneticiyi isinden ettigi rastlanir bir durumdur, en azindan avrupa dahilinde, ki getirilen ascilar da avrupadan gelmeydi. senaristin bu tip konulari gözardi ediyor olmasi, ucuz sahnelere sürekli yer verilmesi, temalarin daha anlasilir olmaya baslamasi, acaba yapimci caktirmadan izleyici kitlesinin resmini mi degistiriyor sorularini bende uyandirmadi degil... sonucta hersey rayting icin... gelecek bölümlerde umarim alisik oldugumuz kurtlar vadisini izleriz, ve umarim ben yaniliyorumdur...

bir kurtlar vadisi hastası olarak ciddi anlamda sinirimi bozmuş bi 81.bölüme sahip olan dizi.ya allah aşkına o restorana ahçı beğenme sahnelerindeki rezillikler de neydi öyle.kronun birini alıp getirmişler "abi bu jean pierre. avrupanın en büyük gurmelerinden. madalyaları var. bunu bizim restoranta ahçı olarak alabiliriz"fransanın en büyük gurmesinin de işi gücü yoktu zaten, hilton da ritz de çalışmaktan sıkılmış, istanbul a gidim bi mafya restoranı bulup kariyerime orda devam edim demiştir.gurmemiz ise daha 20 yaşında, esmer, kara gözlü tam bir anadolu çocuğu; hele de bir eksküze mua diye hönkürmesi vardı, beni benden aldı.bu kadar mı özensiz yapılır bi iş.sonra millet diziyi seyrediyor, iğrençti siz bunun mu hastası oldunuz diyor, e vallahi haklılar böyle demekte.

sposoru sürekli değişen dizi olmasından başka detayların sürekli gözden kaçırılması insanı üzüyor, yapmayın etmeyin falan dedirtiyor. ama izliyoruz o ayrı

bir bucuk saatlik filmi 3 saate yakin bir surede yayinlayarak bir rekora imza atiyorlar. ozetine bile yarim saat almalari dizinin ne kadar reyting aldiginin gostergesidir...

seneler once bir bolumde kevin mitnick'e tas cikartacak kadar hack olayina girip basarmis, bankalari heklemis biseyler becermis olan polat, senelerdir bilgisayarin klavyesinin bir tusune dahi basmamistir henuz..giris jeneriginde, yapimci isminin yonetmen isminden sonra verildigini gordugum tek dizidirson* bolumde, polatin odasinin onundeki marabanin bulundugu salondaki tablolar da nedense goze sokulmaya calisilmistirilerledikce milliyetci cizgisine daha da dem vurmaya baslamistiroyunculukta, repliklerde, kacisli koseli kamera acilarindaki basarisizliklari gormeyen ama vermeye calistigi icerik, turkiye hakkindaki teoriler! ve hatta bu son bolumde verdigi gercek goruntuler ile, uzun zamandir sokak mafyasi havasindan cikip global takilmasi (kimseden de korkmuyorlar) takdire sayandir kanimca

omru hayatimda izledigim tek bolum ebleh bakişli "usta" nin "baron" secildigi bolumdur.sirf dizi uzun sursun die 1 cumle 10 dakikada soylenmektedir ki daha cok reklam arasi alsin.agir abiler agir konuşur agir hareket eder.ulan adam cevap verene kadar oburunun ne sordugunu unutuyor insansona her bolum oncesine dizinin kendisi kadar ozet olur tabi ordan da vur reklami parsayi.arayada aktualitede gecen 2-3 habere gore bi kac gondermene oldu "turkiyedeki derin devleti anlatio" "aslinda bu olaylar oluo"ulan bi spermin yumurtaya girişini izlemek bile daha heyecanli ve entrika doludur be.yapani allah bildigi gibi yapsin.izleyenini de.

tüm bölümlerini kaçırmamacasına izlememe rağmen artık her bölümde eleştirmekten kendimi alamadığım dizi...adam vurmaktan, haraç kesmekten, gayrı meşruda koşturmaktan başka hiçbir vasfı olmayan polat alemdarın adamları olacak aygırlar efendilerinin emriyle iş kurmaya yönelik girişimlere bulunmuşlar ve bunu yaparken fütursuzca işletmecilerin tepesine çöküp onları tehdit etmekte beis görmemişlerdir. bu vandallar, emirlerine tahsis edilmiş milyon dolarlarla (bu para nasıl bu habeş maymunlarına verilebiliyor o ayrı) kafalarına göre "sen get burası artıg benim", "sen artıg başga işletme açmaycan bizle çalışçan" şeklindeki üsluplarıyla abilerinden aldıkları ilahi kudreti kullanmaktadırlar. öte yandan her ne kadar dizideki karakterini gayet sevimsiz ve itici de bulsam ekmeğini dürüstçe kazanan ve öbür aygırlardan aleni bir şekilde kat be kat daha üstün ve vasıflı olan deli hikmet, bırakın milyon dolarları, borcunu ödemek için dokuz milyar türk lirası* bile bulamayacak şekilde acz içerisinde görülmektedir. evet burada bir mesaj var... ama acaba bu mesaj arabasının arkasına kurtlar vadisi yazdırıp sokakta dolaşan, beline silah takıp "hüeeyt var mı ulan polat alemdara yamuk" diyerek havaya ateş açan* necip türk gençliği tarafından doğru algılanabilecek midir? yoksa basit tetikçilerin bile milyon dolarlardan sakız parası gibi bahsetmesi mafyayı özendirici bir unsur olarak mı görülmelidir?.. bu husus yoruma açıktır...bunun haricinde, polatın baronluğu bu bölümde artık iyice gülünç bir hal almıştır. nizamettin, kılıç,* gibi siyasi ve uluslararası ilişkileri inanılmaz boyutlarda, türkiyeyi yöneten tüm güçlere egemen olan ve bu sıfatları yıllardır kullanan kıdemli kurtların, arkasında 50, bilemedin 100 tane silahlı adamdan ve doğu beyden (ki onu da bilmiyorlar) başka kimse olmayan 30lu yaşlarındaki polatı, sırf iyi bir savaşçı ve stratejist olduğu için baronluk koltuğuna layık görmeleri, sonra da oturup ilkokul çocuğuna öğretir gibi ona baronluk anlatmaları ilgi çekicidir...haftaya kadar bu konuları düşüneceğim. diziyi artık izlememe kararı alabilirim... çok ciddiyim...(bkz: iyi de bundan bize ne)

erdal komurcu nun bir kez daha sansinin yardimiyla kurtuldugu dizi.

sofi ile chat'te dadanan elemanın nick'inin fox olduğu gözden kaçmamıştır. acaba tilki andre midir acaba şeklinde düşündürmüştür beni.

(bkz: uçkursuz erkekler vadisi)

yok bunlar kesin kukuleta giydirirler polata. kardeşim tamam adamı baron yaptınızda maymun etmenin alemi ne. yok yaşam destek ünitesi yok nüfus memuru. bide karıya götürün tam olsun. herif 81. bölümdür aranıyor. korkuyorum sonunda deli hikmete sarkacak.

son bolumunde bazi enteresan hadiselerin cereyan ettigi bir dizi:- o ustun yetenekli, gurme dergilerine kapak olmus ascibaslarinin tamami turktu, hatta ben onlari karakoy de gormustum,- elif, tam anlamiyla kapatma olmak uzere, e tabii hazir imam da var, kamuoyunun onayiyla imam nikahi mesru hale getirilmek uzere,- benzine katilan maddeyi mesru yoldan ithal etmek icin boya fabrikasi acma meselesi akabinde ara reklamlarda alabildigine boya reklamlari,- polat pretty woman olmus, ama hala palyaco baligi kostumleriyle dolasiyor, kravat takmiyor, takmayi sevmiyor,- daha neler neler...

dizinin yayınlandığı saatlerde yaptığımız futbol maçlarına arkadaşlarımın yarıdan fazlasının gelmemesinden dolayı arkadaşlarım hakkında endişelenmeme sebep olan, derin ve ciddi düşüncelere gark eden dizi... ama şöyle de ilginç ki; hiçbiri diziyi sebep göstermiyor..."hanım rahatsız", "oğlanın ateşi var", "karnım ağrıyor", "misafir gelecek" gibi bahaneler gırla... ayrıca dizinin has adamı polat alemdar'ın edindiği bir mevkinin "bir bankanın bir şubesinin çalışanları" tarafından şampanya patlatılarak kutlandığını gördüğüm günden beri ülkemin geleceği ve insanlarımın içinde bulunduğu haleti ruhiye açısından kötümser olmaktan kendimi alamıyorum...

--- spoiler ---dün akşamki bölümde, hadi güllü'nün aklı skinde de, abdülhey bu kadar salak olamaz dedirtmiştir. nina hanım'ın da yemeğe mecali yokken hangi kuvvetle kalktı da, milleti vurdu da kaçtı, orası da saçmalayıştır. ikisinin de ölmüş olacağını düşünmüyorum, güllü daha izzettin'i bunaltacak, abdülhey ki, devlet görevinde ölmemeiş, palanın elinden kurtulmuş, nina'da bir şey yapamaz.dizinin yayınlandığı ilk bölümden beri izleyicisi olarak, dün akşamki bölümde saçmalama potansiyelini aştığını, artık sıkıcı olmaya başladığını gördüm.bir de abdülhey vurulacak mı, vurulmayacak mı diye 15 dakika reklam arası beklemek bardağı taşırmıştır.polat'a da dike dike o iğrenç takım elbiseyi diktiler ya, sıçayım yok versacemış yok bilmemne...--- spoiler ---

81. bölümün ana fikri kılıç ve nizameddin'in polat ile konuşmalarında geçen açıklamalar, kör göze uzanan parmaklardır, türkiye'yi yöneten 300 aile vb konulardır. gerisi hikaye... lakin dizinin dökülmekte olduğu da doğru, şişirmeye başladılar, bitse de gitsek diyorlar sanki...

ilk kan damlası* denize düştü.* denize rahat rahat girilebilir artık. *

yapımcısının, oyunculuk eğitimi ve/veya kabiliyeti olup olmadığına bakmaksızın bütün akrabalarını (başta necati şaşmaz olmak üzere) oynattığı/oynatacağı dizi. (bkz: raci şaşmaz)(bkz: kendi dizisinde kendi akrabalarını oynatmak)

reklamlardan sonraya da reklam alan, bu gece herhalde bu dizi bitmez dedirten dizi

dışarı çıktık televizyonda vardı, yemek yemeğe bi kebapçıya girdik devam ediyodu, yemeği yidik yürüye yürüye eve geldik baktık hala var. biz yatmaya hazırlanıyoduk hala devam ediyodu. biz uyuduk rüyamıza girdi gene kurtulamadık.

arslan adlı karakterin, polat'a mesaj gönderirken cryptography'nin ne olduğunu gayet basit ve güzel bir şekilde anlattığı dizi...

nokia telefonların sözlük entegrasyonlu mesaj yazma modundan türetilen kripto siztemine şahit olduk.. ve fakat polat abiyi bir kez de "fotoğrafik hafıza teknikleri" alanındaki muhteşem performansından dolayı taktir ettim.. 3 saniye bakıp 25 haneli rakamı ezberledi ve tuşladı.. bravo polat abi, teşekkürler nokia..

özet adı altında dizinin önceki bölümünün reklamsız verildiği dizi.artık utanmayın özet yazmayın bari.bir de diziden her önemli karakter öldüğünde çalan müziğin ardında dipten ve derinden gelen sanki zebaniler seslendiriyormuş gibi '' aminnn!!''...aminnn!!..sesleri duyulmakta.gizli mesaj verecez diye canı çıkıo senaristlerin.

zottirik kelimesiyle ozdeslestirebilecegimiz, ama kadin haklari, fasizm, mafya ve benzeri acilardan pek zottirikligin cagristirdigi kadar saftirik olmiyan yerli turk dizisi. ben hep gercekle bag kuruyorum boyle, gereginden cok ciddiye aliyorum belki sacmasapan bi diziyi, lakin abartimi atin, yine de biseyler soyluyo bu dizi bu memleket hakkinda. cok is var cok.

isyan ettiren dizi. bu nedir ya, reklam aralarında poker partisi çevrilecek nerdeyse. insan nerde kaldığını unutuyo dizinin. bi arada uyumuşum, silah sesine uyandım, evi basıyolar zannettim. kalkamıyoruz tv başından, kanal değiştiremiyoruz kaçırıcaz sahneleri diye. allahsız show tv, reva mı bu bize.

--- spoiler ---son bölümünde daha bir onceki bolumde masa başında şabalak muhabbetler yapan, "abi geldi, abi gitti" diye hazırola geçen, bazı insanlara sevimli bile gelebilen elemanlar aniden değişime uğramıştır. bu masa başı komikleri bir anda ekmek kapınız veya sokaktaki arabanız zarar görmesin diye haraç verdiğiniz hayvanlar, eğlenmek için gidip dayak yediğiniz, benzin diye garip karışımlar aldığınız mekanların sahipleri haline gelmiştir. peki dizideki her karakteri kendine örnek alan kesim buradan "mafyanın iyisi, güzeli, şirini olmaz. mafya mafyadır. kötüdür, pistir, haram yer" mesajı mı almıştır yoksa cebinde para olduktan sonra canının istediği mekana hiç emeksiz gidip "çökebilirsin" fikrini mi güçlendirmiştir? aslında o mekan sahiplerinden biri "ne anahtarı, ne devri lan?!" dedikten sonra bu kazmalardan birinin "kafasına sıksa" çok daha yapıcı bir mesaj verilmiş olurdu. bu sayede "burası artıg benım. gedin!" diyen dallamaların sayısında yakın zamanda olası bir artış yaşanmazdı.bir de türkiye'ye yön veren ailelerle, topluma mal olmuş kişilerin özel hayatlarına ve türkiye'nin son dönemini şekillendirmiş önemli olaylara ait tüm ayrıntıların anlatıldığı dosyalar o kadar mı ince olur. dosyaya boş kağıt koymaya üşenmişler.yabancı şef meselesine ise hiç değinmek istemiyorum. o ne rezaletti öyle. ilkokul müsameresi gibi. "işte bu da uzak doğu mutfağı ustası lee". allah cezanızı vermesin.--- spoiler ---

8 aydır ağzına sigara komayan sigarayı bırakmış olan babama bi tek yaktıran dizi. can polat ta öyle körüklüyodu ki peder iradeye hakimiyeti kaybetti wallaha.

bakalım laz ziya nesrin'e ne diyecek diye dünyanın reklamını izleme bahasına kanal değiştiremediğim, sonra da hiçbir şey demeyişiyle yıkıldığım dizi. ama allah için o bakışlara değerdi, budur abidurumu yani.polat abimiz şifreyi şakkadana çözerek o bir kuş, hayır uçak, hayır polat dedirtmiştir. ali atraksiyonuna niye gerek duyduklarını anlamadım, dizi iyice elif-polat geyiğine dönmez umarım. ayrıca hikmet abinin durduk yerde gizem yapması da niyeydi ki? haftaya anlamak üzere...ha bir de... romanson o korkunç saati değiştirmiş, sonunda birileri uyarmış olmalı.

izlerken halusinasyonlar görduren dizi.reklamlar bittikten sonra ayaklarımda birer muya terlik göruğume yemin edebilirim..ust uste 6 defa aynı reklam yayınlanır mı kardeşim..şarjöru boşaltır gibi..(bkz: deniz akkayalı muya reklamı)

adını duyunca hep "kürtler vadisi" veya " tenyalar vadisi" diyesim gelen ossuruktan drama

yeniden eski hizina ulasmis dizi. gelecek haftaki bolumune ufolariyla, lazer silahlariyla, uzayli mafya babalari bile duhul edebilir, bu saatten sonra hic garipsemeyiz..

--- spoiler ---bence bu elemanları yılların esnafı olan kişiler tokatlamıştır. 5 milyon ş'a bir galeri almak pek akıl karı değildir. --- spoiler ---

ruhum daralıyor, kalbim sıkışıyor bu diziyi izlerken

cok sıkıcı bir 81. bolum ardindan akıllarda kalan en guzel sahne :nevzat araba galerisi satın alır ve adını "nvzt otoline" koyar (tikky yaratıcılığı)akabinde elemanlarına 40 deve kesin der, saf eleman abey istanbulda 40 deveyi nerden bulcaz ki diye cevap verir, bunun uzerine nevzat ayarı verir :- akilli adam analiz yapar, kırkı dört deveyide koyun anlar (sokarım böyle analize)

artık uyuyorum bu diziyi izlerken. vay be. nereden nereye. iki yıldır perşembe akşamlarını kurtlara ayırıp herşeyi 2. plana atarken şu an geldiğimiz noktaya bak..izlerken uyuya kalıyorum.!!

izleyicinin her türlü isteğine cevap veren dizi. aşk meşk mi arıyorsun? al sana polat-elif aşkı. ortadoğudaki çatışmaların iç yüzünü mü merak ettin? buyur aslan beyi dinle, öğren. aksiyon mu istiyorsun? memati'ye takıl, abdülhey'e takıl, güllü salağına takıl, nasıl kan akıtılırmış gör. aile içi entrika mı aradın? laz ziya ve ailesi seni bekliyor. tasavvufun yamacında mest olmak mı istiyorsun? polat'ın babasının dergahına git, huzur bul.bunların hepsini istiyorsun, aynı zamanda bir istanbul masalını da mı izlemek istiyorsun (benim gibi), hiç dert etme, reklamlarda izlersin. zaten o dizi tıngır mıngır ilerliyor. tamamını izlemeye gerek yok, reklamlarda göz gezdirmek yeter.

bu fransanın bi numaralı aşçısı diye getirdikleri elemanın bir eksküze(ö) mua demişliği vardır ki, fransızca konuşma özürlü ben bile daha fransız söylerdim, bari konuşturmayın oyuncuyu orda ya, yani olmuyosa zorlamanın anlamı yok...

bu haftaki bölümün (52) bir kısmı kartal köprüsü civarlarında çekilmiş. lâkin bir husus var ki atlamak olmaz. gözümüzün içine baka baka saniyelerce ünlüer markasına tav olmamız için çaba sarfedildi. yer miyim aralarında kurşun seken, adam sallandırılan o dana etlerini ben artık! ne kadar hijyenik koşullarda dana boğazlarsanız boğazlayın.

kurşun kalem şirketlerinden birinin sponsor olmasını beklediğim dizi. kırılan kalemin haddi hesabı yok. bari gelir getirsin.

2-3 bolumdur devam eden dususunu son bolumu ile tavana vurdurmus, belkide 81 bolum icerisindeki en ozensiz ve kalitesiz bolumu ile ekranlara gelmis, bizleri uzmus dizidir. bir de ne biliyim karahanlidan sonra polat'a bu baronluk 1-2 beden buyuk geldi gibi geliyor bana ama insallah yaniliyorumdur.

dun bilimsel bir arastirmama konu olan dizi. arastirma su sekilde gerceklesmistir. 20:30'da baslamasi gereken ozet'i ve dizinin yeni bolumunu seyretmek uzere televizyonun basina 20:35 gibi oturmusumdur , bu saatten sonra cikan reklamlarin suresini hesaplayarak sonunda bir ara toplam yapmisimdir. 20:35'den baslayip , yeni bolumu de dahil etmek uzere ozet bittikten sonra diziye gecmeden onceki reklam arasi haric toplam 1 saat 55 dakikalik reklam suresi tuttum. dizinin bitmeye yakin oldugu bir reklam arasinda ise uyuyakaldigim icin bilimsel arastirmam nihayete ulasmadi , ancak dizinin son sahnesinden once de 15 dakika reklam arasi verdiklerini varsayarsak 20:35'den itibaren 2 saat 10 dakika gibi bir total reklam suresi takdire sayan bir rakamdir. zaman tutarken de dikkat ettim ki beyefendiler yaklasik olarak 10-15 dakikalik kurtlar vadisi seansindan sonra 15-20 dakika gibi bir reklam arasi veriyorlar ki , yan binadaki yasli teyzelere gidip konken partisi verilerek bir de eve geri donerek cay icmek olasidir bu sure icinde.

televizyon izlemeyen beni ekran karşsına bağlayıp bi de üstüne üstlük bölüm bitince acaba haftaya ne olacak tüh niye bitti diye beni benden alan kendime bakıp ulan bu bir mafya dizisi ve sen seyrediyosun başımıza taşlar yağacak deidrten osman sınav yapımı dizi.

ayrıca testere necmi denilen adamın ofislerinden biri zamanında jaws ile çalıştığımız ofistir.

haftanın farklı günlerinde tekrarı yayınlanmayan televizyon dizisi. seyretmek için uykusuz kalan, reklam manyaaa olan kişilerin vcd'lerini alması - ki bu yüzden tekrarı yok imiş- caizdir. ancak insan ruhiyatı açısından en huzur vereni, hiç seyredilmemesidir.

(bkz: kurtlar vadisinin bokunun çıkması)

konuşma süresi kadar, insanların düşünürken, gözlerini böyel uzaklara uzaklara dikerken çekildiği dizi

(bkz: mustafa sevki dogan)

showtv.net'ten inciler, numara n+1"kurtlar vadisi'nde kim olduğun kimliğinde yazmaz!"

ekranda çok fazla sigara içilmesi dolayısıyla ceza almış dizi.penguen'de bir karikatür yaklaşık şu şekilde:bir cesedin etrafında adamlar sigara içiyor. polis geliyor:- "ekranda çok fazla sigara içmişsiniz, bizimle merkeze kadar geliceksiniz"

susurluk olayından sonra devletin içindeki karanlıklar ortaya çıksın diye bir dakika karanlık eylemi yapmayanların-aydınlık için bir dakika karanlık eylemine katılmayanlar- daha fazla* izlediği dizi. ama ne hikmetse, o vatandaşlar şimdi; "abi derin devleti anlatıyor" "devlet içinde neler oluyormuş abi be" diyorlar. halbuki, bu ülkede bu siktiriboktan dizinin anlattıklarını yıllar önce söylediği, anlattığı, ortaya çıkardığı için öldürülen, sürülen, yakılan, fail-i bilakis bilinen yazarların, aydınların dizilerini ise, ancak onları anma belgesellerinde izleyebiliyoruz. ne acı.

bugün yine iki ileri bir geri anlayışıyla yayınlanan dizi.

bu bölümünde rolantide seyreden dizi. bunun nedeni, son haftalarda hızlı gelişen olaylara bağlanmakla birlikte, biraz daha güllü ile ilgili garip sahneler, polatın gereksiz geri dönüşleri devam ederse, dizi müdavimleri bile diziden soğuyacaklardır.

bu akşamki bolumunde şahit oldum ki kurşunun sektigi yerde maytap kivilcimi gibi kivilcimlar cikiyormuş. efektleri gercekten aşmiş dizi.

nergis karahanlinın erdiği dizidir artık.

muhtemelen show tv'nin reklam gelirinin %70'i bu diziye, %30'u da gelinim olur musun'a aittir.

daha önceki bölümlerinde olduğu gibi yine memati ile polatın arasının kızışmaya başladığı dizidir. bakalım arkasından ne çıkacaktır.

halo'nun bir ülke ismini ezberleyemeyip mokoko, rokoko gibi şeyler zırvalaması ve her söylenene sazan gibi cevaplar vermesiyle şimdiye kadar göründüğü bölümlerde kafamızda oluşan baba ve akıllı adam imajından çok şey kaybettiği dizi.. ayrıca safiye'nin annesinin "hizmet, kız, mehmet" gibi laflar sayıklamasını acaip bir şekilde yorumlaması da halo'nun dizinin tek tahtası eksik elemanı olmadığı kanaatini doğurdu.. bu dizi sonunu hazırlıyorya hadi hayırlısı..

(diziyi yayınlandığı gün itibariyle takip edenler için spoiler değildir)--- spoiler ---anlaşılmıştır ki hizmetçi kız ve doktor, işadamı mehmet karahanlı nın öldürülmesi için tutulan ekiptir.--- spoiler ---

mehmet karahanlının öldürülmesi için çalışan hizmetçi kız ve doktor muhtemelen palaya yarım bıraktırılan işi tamamlamak üzere, palayı yönlendirilenlerce tutulmuşlardır.*, *, *

polatin yazihanesindeki pa harfleri tasiyan tablonun polat alemdarin bas harfleri degil pana film in logosu oldugu dizi. tablo polat alemdar olayinada cuk oturmustur o ayri.

(bkz: mafya içi bölünme)(bkz: mafya içi çatışma)(bkz: mafya içi hesaplaşma)(bkz: mafya içi sevişme)gibi kavramları ilerleyen bölümlerde göreceğimize inandığım ve ozaman daha keyifli olacağını düşündüğüm dizi.--spoiler--memati polattan sokaklarla ilgili ayarı yedikten sonra silahı bıraktıya hadi hayırlısı.--spoiler--

"kirve sedat bucak'tan esinlenilmiş bir karakter olabilir mi?" sorusunu bana sorduran dizidir. ayrıca nergis karahanlı ile safiye arasında geçen diyalog gerçekten evlere şenliktir.n.k.- hizmet, kız, mehmet, kitap...s.- evet anne uykum gelmedi, kitabı da bitiremicem galiba, artık kendin yapmalısın bazı şeyleri...başka bir versiyon;küçük çocuk- baba muuuu!baba zuzaylı- mu değil yavrum uzay yolu, uzay yolu...diğer küçük çocuk- hakaço!baba zuzaylı- tandans değil yavrum, mistır sıpak, mistır sıpak...(bkz: zuzaylılar)

haftada bir gün televizyonun başında kalarak asla zamanımı harcamayacağım dizi.lakin ardarda 4 bölüm kaydedip her ay bir günü kurtlar vadisi günü ilan etmek daha güzel.

baron'un, kılıç'ın pala ve aslan akbey suikastı hakkındaki bilgilendirmesine karşılık samuel'in suikastı ruslar'ın düzenlediğini anlatmasından kinayeli bir şekilde bahsetmesi ve ardından yine kılıç'ın kirve'nin ruslar'la birlik olup olmadığı sorusunu yanıtsız bırakması kafamda soru işaretleri bıraktı acaba samuel de konsey'in arka planında baron'un ayağını kaydırmaya yönelik olaylara mı dahil oldu diye.ayrıca kirve'nin sedat bucak değil de dizide hep bahsi geçen ankaradaki nüfuzuna binayen mehmet ağar'ı temsil ettiğini düşünmekteyim.

illegal bir toplumdaki legal dizi.

--- spoiler ---polat alemdarın iki bölümdür ayar üstüne ayar aldığı dizidir. geçen bölümde paladan "delikanlısın ama safsın şöyle oldu böyle oldu uyuyorsun" tarzı ayarı aldıktan sonra bugün de mematiden "adam herkesin gözü önünde artislik yaptı bişey diyemedin tırstın yemedi" tarzı serzenişerine cevap veremedi.ben ayar vermem sikerim tarzı ortamları domine edemedi.yazık oldu.--- spoiler ---

müziklerine leziz eklentiler yapılan bir dizi bu evit.

deliyürek 2. versiyon diyebiliriz..cok karizmatik karakterler içermekle birlikte oldukça jonjon lu jenerik muziklerinede sahip dizi film..

"testere" gibi bir lakabın bulunduğu dizi.

romanson reklamını görene kadar dizinin başlamadığı, reklam arasında 2 futbol maçı, 7 sinema filmi izleyebileceğiniz televizyon dizisi. hatta reklam arasını iyi değerlendirip çocuk yapmaya karar verirseniz reklamlar bittiğinde çocuğunuz diziyi izleyebilecek yaşa gelmiş olacaktır. reklam reklam reklam da bi yere kadar dizisi...

asmalı konakla ağalık düzenini meşrulaştıran sistemin şimdi de mafyayı ağır abiler,delikanlı tipler,karizma şahsiyetlerle hayatımıza sokmada kararlı olduğu dizi.ne yazık ki güzel ülkemin güzel insanları her perşembe gecesi koltuklarına mıhlanıp bu saçmalıklarla beyinlerini kirletiyorlar.gençler,çocuklar bir gün ben de böyle olacam diye büyüyorlar.yazık ki ne yazık!vah ki ne vah!

rtuk amca korkusu nedeni ile, sigara ve icki goruntulerinin flulastirilarak sansurlendigi ancak silah goruntulerinin eskisi gibi devam etmekte oldugu dizidir. cunku sigara sagliga zararlidir, icki de butun kotuluklerin anasidir ve fakat dokuz milimetre her turlu saglik sorununa iyi gelmektedir.

polat ve baronun baba oğul olması durumu için yine bir açık kapı bırakmış dizi.

polat ve baron'un tam olarak baba oğul olmamalarını göstererek yine beni kendine bağlayan dizi. böylece türk filmi formatından çıkmış yine benzersiz bir formatta bir dizi olmuştur.kötülendikten sonra gelen edit: çok kötü butonunu niye kullandığınızı anlamış değilim hala...

televizyonların aralarında anlaşarak uygulamaya başladıkları yeni reklam yayınlama yöntemleri nedeniyle nihayet oflayıp puflamadan izlemeye başlayabildiğimiz ancak yeni konusu "polat'ın baron'un oğlusu olması ihtimalitesi"'nin biraz fazla yer tuttuğunu düşündüğüm dizi.. yine de izlemeye değer.. yine de izlemek lazım..

savulun serdar*geliyor! ne kadar başarılı bir yönetmen olduğunu dosta düşmana gösteriyor. tebrikler.

reklamlarından azlığından olsa gerek bu geceki bölümü kısa mı kısa gelmiş olan dizi. tabi ki bomba gibi bir bölüm oluşunun verdiği sürükleyiciliği, yeni müzikleri ve iki haftalık hasreti göz ardı etmemek gerekir.edit: bunu kötüleyen insan olamaz.*

(bkz: serdar akar) (bkz: yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır) bir de görüntü yönetmenini adam etseler dediğimiz dizi.

(bkz: k"ü"rtler vadisi)

gökhan kırdarın çok şey kattığı dizi

temel felsefesinden* hareketle muhtemelen önümüzdeki bölümde abdülheyin ruhuna fatihanın okunacağı dizidir.* nitekim aslanın evindeki sohbette polatbunu ifade etmiş* ve abdülhey bir an için dona kalmıştır.

kamuoyu tepkisine veya oyuncunun performansına göre konusu belirlenen dizilerden farklı olarak, bir bütün halinde daha sonraki bölümleri de yazılmış dizi.izlediğimiz herhangi bir bölümün herhangi bir sahnesi bile aylar sonra karşımıza çok önemli bir detay olarak çıkabilmekte olduğunu gördük-abdülhey ve polat'ın ilk karşılaşması gibi-

aslan beyin son yazdıklarından sonra canpolatla karahanlı arasındaki baba oğul bağlantısını nasıl yapacaklarını merakla bekliyorum.ya dna kontrolü yapacaklar ve cidden oğlu çıkacak(burada bir katakulli yapabilirler) yada dna kontrolü yapacaklar ve oğlu olmadığı anlaşılacak. birinci şıkta işler iyice sarpa sarar. canpolat vatana olan borcunu babasının suç imparatorluğunu çökerterek öder mi, yoksa ulan bunca sene bu kadar dert çektik biraz da biz hayatımızı yaşayalım mı der. ikinci şıkta ise birbirlerine sıkarlar direk ki diziyi şıppadanak bitireceği için ihtimal vermiyorum buna.dna kontrolü olmadan sabah afyonu patladığında üç kere hapşırıyor diye polatı bağrına basıp koca suç imparatorluğunu adamın ayağına sererse televizyonu direk kapatırım zaten ki buna da pek bir ihtimal vermiyorum.

polat'ın baron'un oğlu olduğu gerçeğini insanların kafasını karıştırarak bir süre daha erteleyen başucu bir eser...

showtv.net'ten haftanın vecizesi: "kurtlar vadisi'nde ölüm ölmeden önce ölmektir".

ben bugün bu diziyi ilk kez tamamen seyrettim, çok komik buldum. insanlar bu diziyi izlerken niye gerilip ciddiye alıyorlar bu kadar anlamadım. çok ince bir kara mizah olduğu kanısındayım.

--- spoiler ---bu akşamki dizide polat ve adiguzel haric kimse gecen bolumde kaldiklari yerden bir adim ileri gidemedi. belki gozluklu, biyik farki ile 3. sirayi almiştir bilemem diyebilecegim dizidir.gozume carpan iki nokta vardir ki;1. sofi odasindan kacarken, terliklerini cikartip yere atmiştir, bunu terlikleri firlatiş acisindan ve terliklerin yere carptiginda cikarttiklari sesten anliyoruz. fakat baron odaya girdiginde terlikler yatagin ustunde durmaktadir. buradan o masum gozuken pembe terliklerin aslinda mossad ajani oldugunu cikartiyoruz. bakin size soyluyorum degerli vadigiller, o terliklere dikkat!2. polat'in peşinden koşturan sivillerden birine araba carpma sahnesinde, arabanin carpmadan hemen once tamamen durdugunu, akabinde 5-10 santimetre hareket ederek sivili 10 metre ucurdugunu goruyoruz. buradan da aslinda o arabanin şahin gorunumlu bir karaşimşek oldugunu anliyoruz. şoforu de tabii eski stasi ajani m. jackson. bakiniz yine soyledim, ay spoiler yaptim, ay ay!--- spoiler ---ozetle kişiyi paranoid hayal alemlerine surukleyen, adi ustunde surukleyici dizidir.

52. bolumu asiri merak edilecek bir yerde birakilmayan (kiz en son silahi yalandan patlatsa bile laz ziya ancak topuktan vurulur), boylece 1 haftalik asiri merak iskencesini bu haftaligina yasamayacagimiz, cakirin olmesine ragmen surukleyicigini kaybetmemis muthis dizi.tek fena yani toplamda 2.5 saate (bkz: yuh) varan reklam aralari... yani bir kez daha soylettiriyor insana, "yok abi ben internetten izlerim skerim terligini!!" diye...

ayni eldeki rakiya sansür yok ama sigaraya var, çok ilginç...

dün geceki bölüm itibariyle nassı yani dedirten ve kafaları yedirten osman sınav destanı...

abdülley in onca farklı yerde zorlu gorevlerde bulunduktan sonra polat, aslan amca nın banyosundaki gizli kapıyı acarken "bu ne ya" deyişi ve yüzündeki ifade iptal olmamıza sebep olduysa da, her bolumunde soru isaretleri bırakmaya; bu yuzden de cekiciliğini korumaya devam eden dizi.

ayrica polat kutuphaneyi ararken raflardan birinde bay pipo vardı,ayrıntılar oldukca ustaca tasarlanmıstı son bolumde

rtük'ün haklı nedenleriyle 15 günde bir, bir belgesel ile dönüşümlü olarak yayınlanan show tv dizisi.

bu bolumle beraber safiye'nin polat'la ilgili fantezileri gun ısıgına cıkmıstır.(bkz: #7024969)

--- spoiler ---kılıç'ın baron'a götürmek için evine gittiği kadın öldürülmemiş, "iyi saatte olsunlar" adlı diziyi izlerken dayanamayıp ruhunu teslim etmiştir..--- spoiler ---

polat ve abdülün fellik fellik vasiyet aradıkları anlarda sofinin davincinin şifresini okuması ve kitaptaki kahraman sofiyle ilgili bölümün göze sokulması üzerine polattan langdonvari bi atraksiyon beklememe sebep olmuş ve beni yanıltmamış senaryoya sahip dizi.

hiç bir bölümüyle herhangi biri işimin olmadığı ve rol alanların gerçek hayatta da kendilerini mafya babası zannetiğini gazeteden öğrendiğim dizi

gecen gun can sikintisindan internetten bi bolumunun ancak 20 dakikasini izleyebildigim sacmalik. hem guldurdu (boyle sacmalik mi olur) hem de dusundurdu (bu diziyi izleyenler var yaw). dialoglarin isitme engelliler haber bulteni gibi olmasi da ayrica kopartti tabii.

geçenlerle ilk bölümünü izlediğim, ve polat'ın 3 kere hapşuğunu görüp şoke olduğum dizi. demek ki gerçekten sonraki olaylar ta ilk bölümden itibaren kurgulanmış.

ssg'nin izlerken yeni nesil yazar alimlarini açık unutmasina sebep oldugunu düsündügüm dizi..(bkz: gulmek sana yakisiyor)

guncel olaylarin "guncel degil" adiyla tv ye aktarildigi dizi...

osman sinav ve coppola takintisi. bu adam harcaniyor buralarda. dzi kadrosu iki haftada bir degisiyor,tabi turk mafyasi da malesef colleone'ler gibi asil degil.

herkesin birbirinin akrabası çıkması tehlikesine karşın son anda yine kalitesini konusturarak saçmalamamış dizi."o senin annen yavrum"lu dialoglarla karşılaşılsa da,dizi 3.sezonuna yine başarılı bir giriş yapmıştır.

şimdilerde yeni yeni başlayan bir blur efekti uygulamasi ile dikkat cekmiş dizidir. evet, belki şimdilik sadece sigara ve icki blurlenmektedir. lakin yakin gelecekte kullanilan silahlarin, hatta ve hatta tum dizi karakterlerinin yuzlerinin blurlenmesi de olagandir bu gidişle. artik konuşulanlardan anlamaya başlayacagiz konuyu. bir de; eger boyle devam edecekse, diziyi tv'den cekip radyo tiyatrosu şeklinde yayinlasalar cok daha iyi olacak zannimca. acaba o zaman da sigaradan nefes cekme efektinin ya da icki hopurtusunun uzerine bip koyarlar mi? koyarlaaar.(bkz: derler)

son bölümünde sadece bir reklam arasında 9 muya reklamı gösterilmiş, (4'ü ardarda) 75 dakikası reklam olan mafya dizisi. toplam 150 dakika sürüyor zaten...

yayınlanan son bölümünde anlaşılmayan bir şey de gizli bölmede sadece bir defter olmasıdır. halbuki aslan bey in deftere bir şeyler karalayıp da defteri gizli bölmeye yerleştirdiği bölümü hatırlayacak olursak bölmede son defter hariç iki defter daha vardı benzer ebatlarda.

shoot em up mantiginda ilerleyen dizi. oyleki her levelde daha guclu bir level sonu canavari cikiyor. kahramanimiz last ninja polat da bunlari yok ediyor * * * *. yanliz leveller zorlastikca can kaybetmeden gecemez oldu * **. kirveye karsi kaybedegi son can memati olacak gibi gozukuyor. ondan sonra ne yapar bilinmez.

hiç sevemedim ancak izlemek zorunda bırakıldım.çakır öldükten sonra bu polat denen soytarı çıktı başa.niye memati başa geçmedi diye sorduğumda yanımdaki yalamış yutmuşlar polat vıdı vıdı dediler.ama bu son bölümde memati polata kafa kaldırınca helal olsun dedim.bundan sonra memati için izleyecem .yürü be memati mühimmatın benden al şu polatın götünden kanını sana helal bu alem

82. bölüm özeti aşağıda bulunan dizidir. polat, nina sayesinde ruslara ulaşmak ister. bağlantılarını görmek için onu takip ettirir. safiye'ye yeni mesajlar gelir. nergiz'e göre "fox" kendilerini tanıyan biridir. laz ziya, akrep bekir'in geri dön çağrılarına itibar etmez. fırtınanın kopmakta olduğunu anlamıştır. konseyin kara paralarını aklayan iplikçi nedim, dosyasını polat'a sunar. ekonomi yoluyla iktidarların nasıl değiştirildiğini, hangi oyunlarla yabancı sermayenin ülkeye girdiğini anlatır. tuncay'ın sunduğu dosya nakit para ve insan kaçakçılıkları hakkındadır. yeni ab anayasasının ülkemizin siyasi yapısını nasıl bozacağını anlatır. nina sayesinde ulaşılan son kişi rusların en tehlikeli silahıdır. kurtlar vadisi'nde kurt parçalamazsa, avını tilki kapar...*

hayati durgutan dizi.. bu haftaki bolumunu bir arkadasimizin evinde 8 adet "sosyal tespit uzmani" bunye ile beraber izlemekte iken aciktigimiza kanaat getirdik.. velakin, dizinin devam etmesi sebebiyle mutfaga dogru uzanmak ya da disari cikip atistirmak fikri cazip gelmedi. o vakit, bizler de lokantadan siparis ettik yemegimizi (23:00)..meanwhile, sozkonusu dizi tempoyu arttirip hepimizi kilitledigi icun, midemizden gelen sesleri kulak arkasi edip unuttuk.. saat 01:15 itibariyle kapi calinca verdigimiz siparis aklimiza geldi, evsahibimiz de kapiyi acip "nerde kaldin yauw, olduk acliktan" diyerek garsonu azarlamaya koyuldu. garson beyin cevabi ile titreyip kendimize geldik nihayetinde:- kusura bakma abi, kurtlar vadisi vardi da..

asabinin kacırmadan seyrettigi dizi.

enfes bir yazı yayınlanmış shockhaber de konu ile alakalı, buyrun; "kurtlar vadisi" adlı dizinin içerik danışmanı soner yalçın demiş ki: "kurtlar vadisi'ndeki şiddet, günlük hayatta var olan bir şiddettir... kurtlar vadisi'ni yasaklamak faşistliktir!.." güzel bir "düz mantık" örneği. bu mantığı biraz daha da düzleştirip soner yalçın'ın açıklamasını "saf" bir bakış açısı ile yorumlarsak televizyonda porno içerikli yayın yapmak da mümkün olabilir. bu filmleri çeken arkadaşlar da olayı biraz abartıp, "işin özü budur, bizim filmimizdeki münasebetler günlük hayatta var olan bir münasebetlerdir. bunları yasaklamak faşistliktir!.." diyebilirler pekala... geçmişte testereyle kol-bacak kesip atılan bir diziyi "beğenerek" izleyenler, majör bir kanalda hardcore porno yayınlansa ne yaparlar acaba? muhtemelen kıyameti koparırlar, rtük'ün kapısını penceresini aşağı indirirler... bu dizinin aklanacak bir yanı yoktur sayın yalçın. evet, birçok insanı trilyoner etmiş olabilir; dolayısıyla bir şekilde aklanması için açıklama yapılması da doğaldır ama aklı başında herhangi biri de artık bu açıklamaları yemiyor. yarın bir gün çocuğu mafyaya karışıp "testere bilmem ne." lakaplarını alacak olanlar da yemese keşke... artık emniyet müdürleri bile bu dizinin gençleri suça teşvik ettiğini söylüyor, ötesi mi var yahu!.. bu tip aklayıcı açıklamalar yapmadan önce liseleri bir gezip ortam ne hale gelmiş bir bakmakta fayda var. unutmayın, zamanında pokemon'un yasaklandığı bir ülke burası...kaynak: http://www.shockhaber.com/

ilgilenenlere 66.bölümün senaryosunu verebilecegim dizi.*

sarıyer'deki kubilay kafe'nin üst katında delikanlı gençlerin* hep beraber seyrettikleri televizyon dizisi.(bkz: türk gençliği nereye koşuyor)

son bölümünde türk insanındaki evlendirme merakını örneklendiren dizidir. nazife ana hikmet'in dükkanına teyp bozuldu bahanesiyle bir kızcağız getirir, bırakıp gider. hikmet kızı sorguya çeker, "evde boş oturuyorsun" diye çıkışır, okuduğu romanların isimlerini hatırlayamıyor diye azarlar, ağlatır gönderir. boylu poslu güzelce bir hanım kız idi halbuki, kazma hikmet...

(bkz: biat etmek)

takip edilmeyen fakat giriş müziğinden* etkilenilen dizi.

dizinin giriş jeneriğinde oyuncu tanıtımı yapılmakta ve isimleri yazmaktadır. sanırım 78. bölümden itibaren baron olan polat alemdar jeneriğin sonlarında yer alan "ve kurtlar konseyi" yazısından sonra tanıtılan oyuncular arasında bulunmuyor kaldıki en son baron olan oyuncu bu jeneriğin en son kısmında "ve baron" yazısından sonra tanıtılıyordu. ve yine aynı kurtlar konseyi içerisinde en başta tanıtılan laz ziya yine aynı bölümde konseyden sktiredilmişti oy birliği ile. derin devlet, mafya bağlantı kurarken ve en ince ayrıntıları seyircinin gözüne sokarken jeneriğin aynı kalması biraz üşengeçlik, biraz da iplemezlik gibi geliyor.

an itibarı ile tilki andre kişisinin çıka çıka alacakaranlık dizisinde uğur yücel'in eski sevgilisinin yeni sevgilisini oynayan adamın çıktığı dizi.sokak ortasında da bir araba dayak yemişliği vardır uğur yücel'den.hayırlı uğurlu olsun.edit:eski karısının yeni kocası.pardon(bkz: hayatımız dizi olmuş amına koyiim)

evet sevgili sözlükçüler. üşenmedim, bir kez daha izledim kurtlar vadisini, bir kez daha şans verdim bu diziye ve toplamda 2 bölümünü izlemiş oldum. bakın çok radikal gelecek içimizdeki bazı fanatiklere, ama ben size 82 no'lu bölümün bitiminde aklımda kalan bir kaç enstantaneyi aktarıp dizinin başarı seviyesini -hala- nereye koyduğumu göstermek isterim (merak edenler bu başlıkta bir önceki entry'mi okuyarak dizi ile ilgili yorumlarımı, kafamdaki tanımları görebilirler).bu bölümün en ilginç hadisesi bence hareket eden gizli kameraydı. -yanlış bilmiyorsam- nina denen hanımefendinin evine konan kamera öylesine muhteşem bir teknolojik aletti ki; siyah beyaz ve hepi topu 40 satır görüntü aktarımı yapabiliyorken nina hanımı takip edebiliyordu evin içinde. şaşkınlıktan bilimi yuttum.dizinin diğer bir ilginç hadisesi, aslına bakarsanız bu bölümün en güzel olayı ise, şarap (veya vişne suyu, her ne ise artık) içtikçe meme uçları dikleşen ve dirileşen özgü namal idi. inanılmaz kırmızı gecelik/tuvalet karışımı elbisenin içinde ilk defa "mantar" gibi görmedim kendisini. tekcinsel özgü, yani elif, kendini şaraba verdikçe "şarabı bırak memeye bak dayı" mesajı verildiğini hissettim ben bir anda. daha da ilginç bir başka ayrıntı ise; güllü denen kişinin imajının hazırlanması esnasında, dergilerdeki karı kız resimlerine ve kıyafetlerine bakılıp türlü notların alınmasıydı. hayırdır dayı? güllü'yü karı mı yapıyoruz? ne iş? neyse efendim, ben fazla kasmayayım da burdan senarist kişi/kişilere bir mesaja vereyim: "şarabı bırak senaryoya bak dayı"...

bu akşamki bölümünde mafyayla derin devleti ortak çalıştırmış, akıllara durgunluk vercek foyaları ortaya çıkarmış, yankesiciliğin nasıl yapılması gerektiğini öğretmiş, ağırdan ama kesin bir biçimde kan kaybeden dizi. daha fazla bokunu çıkarmadan işi bitirseler fena olmaz.

bir gecede kral yapıp yine bir gecede tahttan indirmeye meraklı olduğumuzdan mıdır nedir iki vasat bölüm sonucu yine yerin dibine sokulmuş, bitmesi gerektiği naraları tekrarlanmaya başlamış.biz bu masalı 15 bölüm önce de dinlemiş idik: (bkz: #6903159)sonra - başlığı takip edenler hatırlayacaklardır - ne olduysa yine göklere çıkarılmıştı, türünün en iyi örneği ilan edilmişti falan filan. böyle de bir seyri var bu dizinin sözlükte. şükür ki bir sene daha perşembe gecelerimizi çatır çatır şenlendirmeye devam edecek.

hakkında şu mükemmel tespitin yapıldığı dizi. "...oohh ne güzel buldunuz bir kerede sahte kahramanları kendine allah yapan milleti sömürün tabii demiyor çıkıp kimse..."insan bu satırları okurken aklına rahmetli erol taş'ın hep anlattığı hatıraları geliyor: özellikle susuz yaz'daki kötü adam rolüyle belleklere kazınan erol taş'a sokakta yürürken saldırmaya kalkanlar falan olurmuş.yedi düvel bu psikolojiyii bu yanılsamayı çoktan atlattı...ama ne hikmetse biz türkler hala aynıyız: seyrettiğimiz şeyi gerçekmiş gibi algılıyoruz. yapımcılar da bunu uyanmışlar, senaryoları dizilerin konularını ona göre ayarlıyorlar, sonra arkasından toplumsal bir cinnet hali meydana geliyor. yazmak bana zul geliyor, acı veriyor, ancak şu aşağıdaki basit gerçekleri halen bilmeyenler var görüldüğü kadarıyla, vicdanım beni yazmaya zorluyor, bunlardan incinen olursa şimdiden özür dilerim: her şeyden önce, kurtlar vadisi dizisindeki varsayımların çoğu yanlıştır: - mafya nın iyisi kötüsü olmaz, çünkü mafya toplum dışı bir örgüt olup, içinde yaşadığı toplumun hukuk kurallarını hiçe sayarak sömürür.- mafya liderleri veya mafya üyelerinin "delikanlı", "aslan gibi"i "dürüst", "karizmatik" olduğu gibi önyargılarımızın tamamen yanlış olduğunu kanıtlayan sayısız örnek mevcuttur yakın tarihimizde: bunun nedeni tamamen olayın yapısından kaynaklanır: yeri gelir mecbur kaldığın için karını öldürürsün, yeri gelir yakın korumalığını yaptığın insanı, yani sana sırtına dönen, sana canını emanet eden babayı vurursun...daha pek çok örnek bulunabilir. ancak tekrar vurgulamak gerekir: bunun "kötü" veya "iyi" olmakla alakası yoktur, şartlar bu tür dramlara ortam hazırlar.- kamuoyunda şu anda algılandığı şekilde bir "derin devlet" mevcut değildir. burada yanlış anlaşılmalar vardır, kurtlar vadisi dizisi, toplumumuzdaki bu yanlış algılamayı daha da güçlendirmekte, ve insanlarımızın gerçekleri görmesini zorlaştırmaktadır. gerçek şudur: belirtilerinin bazılarının aynı olması nedeniyle "derin devlet" zannedilen "şey" aslında; zamana ve koşullara bağlı olarak yapısı sürekli değişen, bazen parçalanan bazen de birleşen "siyasi, ekonomik ve askeri menfaat odakları" ndan ibarettir. kamuoyunda şu anda algılanan ve "kurtlar vadisi dizisi"nde sergilenen türden "sürekli, sağlam, istikrarlı, idealist" bir " "derin devlet" maalesef mevcut değildir. zaten mevcut olamaz, çünkü maalesef ikinci dünya savaşını takip eden gelişmeler türk milli iradesini zaafa düşürmüş ve siyasi, kültürel yapı parçalanmıştır. bürokrasi çökmüştür. elbette bu geçici bir durumdur o ayrı mesele...(...)- dizideki tehlikenin bir yönü de, ülkemizin ve dünyanın siyasi kurgusunu yansıtma iddiasında olan bu dizinin senaryosunun, diğer dizilerde olduğu gibi, sansürlü oluşudur. dizide fincancı katırları ürkütülmemektedir, ülkemizin asıl hayati sorunları es geçilmektedir, bu nedenle diziyi seyreden vatandaşımızın uyanması geciktirilmektedir, vatandaş iyice uyuşturulmaktadır. sonuç: türk insanı, türk yazarı, örneğin "haldun taner", "keşanlı ali destanı" ile bu meseleyi çözmüştür, bu defter kapanalı onyıllar olmuştur. nitekim türk insanına yakışan şey, onu kurtaracak olan şey, ona hak ettiği saygınlığı tekrar kazandıracak olan şey, evet dostoyevski dedir, dünya edebiyatındadır, türk edebiyatındadır. mantıktadır, bilimdedir, atatürk tedir.

http://www.showtvnet.com/...urtlarvadisi/galeri.shtmlayrıca daha önemlisi: http://www.showtvnet.com/...si_1024_21.jpg,1024,768,0resimdeki, muhtemelen last man standing'de ki bir bruce willis pozundan yapılan arak ve "kurtlar vadisi'nde zaman ölüme doğru ilerler." vecizesi dikkat çekici.sol köşedeki "her hakkı saklıdır. izin almadan ve ticari amaçla kullanılamaz." ibaresi de üzerine ironi sosu olmuş.

tahminlerime göre insanların jeneriğin bitmesiyle (ama anında yoksa başka türlü olmaz) izlemeye başladıkları bir yapımdır. zira bir kurgudur, jeneriğin sonunda olayların ve karakterlerin gerçekle alakası olmadığı ifade edilmektedir. bu sebepten senaryosu güzel bir kurgudur. bunu göz önüne alıp değerlendmelerinde fayda var hem külliyen gerçek yerine koyup ağır eleştirenlerin, hem de özenip kendilerine yazık edenlerin.

dört bir kola yayılan senaryosunu nasıl toparlayacaklarını merak ederken şahin ağa'nın kaçırılışını tek kelime ile geçerek çuvallayan ancak günlük hayatımıza cerrahpaşalı kardeşleri sokan (gerçi küçük kardeşin kafası ortaya meze oldu ya neyse) yeni haliyle olaylar nelere gebe olacak diye bizi merak ta bırakan vurmalı kırmalı mafya dizisi.

polat abi'lerinin kendilerini birer businessman yapma girişimi üzerine kapıldıkları rehavetten dolayı emir kulu figüründen yırtma sürecinde bazı nahoş davranışlar içine girmiş ve tiynetleri ortaya çıkmış mafioso ayak takımı, memati abileri tarafından sokak ahlakına davet edilmişlerdir. iyi de olmuştur. güllü erhan denilen dizinin komik unsurunun da hizaya getirileceğini umuyoruz.

başrol oyuncusu hariç oyuncu seçimi ile göz dolduran dizi. misal şu cerrahpaşalılar nasıl yakışmışlar* rollerine, ağzım açık kaldı. abuzer kömürcü tiplemesine de bitiyorum mesela. bu arada son bölümde arz-ı endam eden mafya abilerinden bir tanesi deli yürek'teki turgay atacan'ın hakkı'sı. o da uymuş rolüne. ama profilden daha iyi uyuyor. ilk görüdüğü karede "uhh, kim bu cro magnon hayvanı" tepkisi uyandırdı. cepheden daha fazla bir homo sapiens havasında.

son bölümüyle fox takma adlı kişinin kim olduğuna dair bende merak uyandırmıştır.bunun için ödüllü bir soru bile düzenlenebilir. kazanan kişilere oyun kartlarında yapıldığı gibi dizide ufak roller verilebilir.fox gerçekte kimdira- yahya reisb- çapsız abidinc- daniel pancud- internet mahire- mito

duraklama döneminden gerileme dönemine geçen dizi.

81 ve 82. bölümlerde birbirine paralel olarak alt kademe sokak mafyası ile en üst kademe konseyin işleyişinin anlatıldığı dizi olmuştur.arada nelerin olduğunu zaten biz izledik 3 senedir.sokaktaki mafyanın nasıl para kazandığı, hangi işlere neden girdiği gibi gündelik hayat teorileri ile büyük babaların hukuk, siyaset, lobicilik, finans vs ile nasıl gemilerini yürürttüğü, yeni dünya yönetim düzeninin durumunu birbirine paralel bir biçimde anlatmaya kasıyorlar.dizi 2 bölümdür durgundur.fazla aksiyon, beylik konuşmalar, kurgusal heyecanlar yoktur.var olan yıllardır bir çok insanın bas bas bağırarak anlatmaya çalıştığı düzenin en aşağıdan en yukarıya nasıl kurulmuş olduğunun hikayesidir.anlatılanların hepsi inşallah doğru veya da bu kadar vahim değildir.ama görmek izleyen gözler için bir yol haritası çizmiştir dizinin yönetimi.tabii ki kendi görüşleriyle yaptılar bunu.kahvelerde toplanan ve çok okumuş çok görmüş suserler tarafından cahil ve akılsız oldukları için hemen koşup adam kesip mafya olacağı sanılan kişilere yazdıkları kitaplarda okutamadıklarını dizi yoluyla takır takır aktardılar..ben onlar kadar milliyetçi değilim mesela, dizide bir çok kısımda pompalanan milliyetçilik benim hoşlanmadığım bir yönde ama anlatmak istediklerini bana bile net olarak anlattılar.elbet zekaya yönelik içerik söz konusu olunca bir takım izleyicilerin sıkılması normaldir.bu bağlamda aşçının tipi, fransızcanın incelikleri, elif eylül'ün göğüsleri gibi kendi uzmanlık ve anlayış alanlarına yönelmeleri sığırlığın şanındandır.bağlarken konuyu demek istediğim ağzı açık ayran delisi gibi izlenecek dizi safhalarını çoktan geçmiştir kurtlar vadisi.kendine ait bir dili, anlatmak istediği bir derdi, rating ve dolayısı ile para getirmeyi bilen bir yönetimi vardır.kimsenin lütfedip 3-5 bölüm izleyerek sığır sığır yorumlamasına ihtiyacı olmayan dizidir..

(bkz: boyle bir dunyaya gevis getirmek istemiyorum)(bkz: special interest group on information retrieval)

(bkz: sen git ben onları oyalarım)

son bölümünde toptan katliam methodu ile istanbulun nüfusunda önemli azalmalara sebep olmuş dizi.ha bu arada, iplikci kod adlı kişi ünlü tefeci nesim malkie, laz ziyada gene ünlü babalardan karadenizli ziya bilmemkime özenilerek yaratılmıştır

son bolumunde 5 dakikalik bir kisimda islamin oruc tutmak ve kelimei saaddet getirmek haric diger sartlarindan bahsederek bir musluman dizisi oldugunu kanitlayan sadece son bolumunu izledigim ve tekrar izlemeyi dusunmedigim dizi

"ben haz etmem", "sevmem ama", "aman ne kadar banal", "hiç işim olmaz" şeklinde ifadelerle lafına başlanıp saniyesi saniyesine anlatılan dizi. açık açık "iş güç yok izliyom arkadaş, şu oluyo, bu oluyo" de canımı al. *

soner yalçın danışmanı olduğu her halinden belli olan dizi

jenerik müziği gökhan kırdar'a aittir.

deve tuncay, abidin'e dolaylı yoldan bir şeyler anlatmak ister:t: dinin temeli ne, abidin?a: namaz abi...t: aferin lan, abidin. peki namaz için ne lazım?a: seccade ve takke...t: onu demiyorum, başka bir şey...a: ha, tesbih lazım abi, onu zaten devamlı cebimizde taşıdığımızdan söylemek aklıma gelmedi.t: hay aklına senin... abdest lazım, abdest! abdest almadan nasıl namaz kılacaksın? her şeyin başı temizlik... git temizle şu herifi!...maamafih abidin'e kızmamak lazım, memlekette allame geçinen bir sürü kişi onun kadar da bilmiyor. diğer taraftan, abidin'e islam esasları dersi veren tucay'ın bütün müslümanlığının da karınca duasını öpüp koklamaktan ibaret olduğunu hatırlamak eğlenceli olabilir.

bir osman sınav klasiği: devre arasına girerken bir katliam yap, kadroyu gözden geçirme imkanı bul. bu arada ahali merakla beklesin, kim öldü, kim kaldı diye. sadece çakır'ın mekanındaki baskın değil, erdal deli hikmet'i vurdu, acaba hikmet ölecek mi? laz ziya bir el ateş etti, ama acaba kime, kızını mı vurdu, kendi kafasına mı sıktı (laz ziya'dan beklemem bunu, ama osman bey'den bekleyip beklememem gerektiğinden emin değilim), yoksa kederinden pikap ve üzerindeki plağı mı telef etti? bak a osman amca, memati ölürse çok bozulurum, buradan söyleyeyim. keza çakır giderse de işin tadı kaçar. elif ve derya'ya karışmıyorum, siz bilirsiniz.gelecek sezona devreden başka soru işaretleri de var tabiî, arslan bey ile karahanlı'nın mazisi nereye dayanıyor? kgt lağvedilip yeraltına çekilmişken ve de kurtlar vadisinde harp patlak vermişken neler olacak? görülen o ki, çok kurşun yakılacak. bir iki tane de memati sıkmazsa hatırım kalır, içime dert olur abiler...

yeni bolumden once bir onceki bolumun ozetini yarim saat (20:45 - 21:15) veren ve ozetin arasina reklam almayi basaran dizi.

muhteşem bir finalle ve büyük bir toplu katliyamla son bulan dizi. 2 dakikalık katliam sahnesi için 60 saat çekimlerinin sürdüğü dizi.

özetin arasına reklam almakla kalmayan dizi. şimdi başlıyor deyip on beş dakika reklam gösteren, jeneriği oynatıp bir on beş dakika daha reklam gösteren, özete ve esas bölüme bolca reklam arası vermekle yetinmeyip son sahnenin son karesi ile 'credits'in ilk karesi arasında yine bir on dakika reklam gösteren show tv'yi kınasam da, aslında hata bende arkadaş, niye kasıyorsun ki? zapla geç... (ya, tabi çok zaplarım, o saatte bu diziyi seyretmenin haricinde televizyonla bir işim olmaz ki...)

katliam sahnesinin çok çocukça olduğu dizi. ortalık böyle karışmışken, vadi birbirine girmişken, zaten hanidir tombalacıyla, testereyle papaz olmuşken hiç mi tertibat almaz bu çakır? her bir haltın uzmanı can alan veren sherlock holmes bozması polat zurnası, hiç mi akıl etmez olabilecekleri? basit bir numarayla milletin ordu gibi içeri dalmasını önleyecek teşkilat kuramayan çakır'ın çapına...

evet fiction'dur, kurgu'dur nihayetinde kurmacadır gerçekle birebir örtüşmesi beklenmez denecek ama hangi mafya üyesi diğer mafya üyesinin kumarhanesindeki müşterilere "soykırım" yapar? bu kadar tedbirsizlik nerede görülmüş? eğer devletle belli anlaşmalar içinde iş yapıyorsan böyle toplara girmezsin. girersen ümmüğünü sıkarlar. zaten fiction savunması yapmak bu dizi için mantıkdışı olacaktır. zira aralara "6. uyum paketi", "kuzey ırak'taki son durum" gibi son derece gerçekçi diyaloglar sokup sonra da fiction kostümüne sığınılmaz.

kendisinin katilamadigi catismalardan arda kalan cesetleri 'cumbusu kacirdik' uzuntusuyle yorumlayan memati senaryoya kurban gittiyse tadi kacacak olan dizi. elif'in oldurulup bu vesileyle polat'in can alma grafiginin arttirilmasi tercih edilir. bu sekilde ikisi arasindaki "-sen hede hodoyu de seversin. -ay sen ali'ye ne kadar benziyorsun" diyaloglarindan da kurtuluruz.

osman sinav'in katliam yapip sezon arasi yaptigi bir dizi daha. ilgili kisiler hatirlayacaklardir ki; deli yurek dizisi de sezon arasina girerken turgay atacan yusuf miroglunun dugunune hava saldirisi duzenleyip kim var kim yok taramişti. ama kurtlar vadisi'ndeki sahne bize scarface tadı yaşatmiştir. guzel olmuştur.

ilk bölümlerden bir diyalog şöyledir.mematiyi, ziyaretten sonra 2-3 polis almaya gelirler.. - emniyete geliceksiniz.. - siz kimsiniz? - görmüyomusun? (üzerindeki armalı polis yeleğini göstererek) - 26 milyona dikiyolar o yelekten.. polis, kimliğini çıkartıp gösterir.. - buyrun (arabayı göstererek) - suçum nedir? - terzinin adını istiyoruz.. koptuğum andır yemek yiyodum boğazıma kaçıcaktı.. şüpheliyle taşak geçen polis modeli gayet gerçekçi bir sahneydi kendileri..

türkiye'nin gerceklerine gondermeler yapmasiyla ilgiyle izledigim bir dizi. evet bazi oyunculuk hatalari ve teknik hatalar olabilir ama benzer dizilerin olmamasi dizinin farkini ortaya koyuyor. özellikle güncel sorunlara, mesela cikartilmak istenen irak savasi ile ilgili saptamalar ilgi çekici.edit: bunu yazdığım zaman (2003 senesi) bu çıkarsamalar için seyretmek mantıklıydı.bir süre sonra kelle koparmalar, şişlemeler ... vbtamam biz etkilenmiyoruz (umarım) amaözellikle bazı çocukları kötü etkilediğini görmek çok üzücü.bugün beyin ölümü gerçekleşen çocuk mesela bundan etkilenen bir katilin kurbanı oldu,çocuklara seyrettirmemek lazım bu tür dizileri.

türkiyenin gerçeklerinden ziyade face-off ve bilumum hollywood mainstream action filmlerinden araklanmış senaryosu ile "bak biz de john woo'yuz yalnız biraz da toplumsal gönderme yapalım ki ciddiye de alsınlar bizi" zihniyetiyle hazırlanmış dizi.

ak 47lerin 500 mermi alabildigini göstermistir bu dizi.

"bu bir mafya dizisidir" sloganiyla "seyretseniz iyi olur, yaşadığınız yeri biliyoruz" tadı yakalamış olan dizi...

üç bölümünü seyredebildiğim ancak divx yapıp ortalara salan birileri çıksa hepsini download etmeye azmedeceğim pek güzel dizi. her bölümden müthiş eğlenceli aforizmalar edinmek mümkün. benim aklımda yer eden iki tanesi:-"allah kadının haklısından saklasın" (seyfi dayı, elifin arkasından)-"dostum olmaz, hasmım yaşamaz" (laz amca birine karşı söylüyor, kibrine hasta oldum)geleceğe pas olarak bir boş bkz da atayım: (bkz: kurtlar vadisinden aforizmalar)

osman sinav kisisi, senaryoyu alabildigine yazmis, alabildigine genisletmis "yahu su turk gencligine herifleri nasi ilah yaparim, karizmasina nasi cila cekerim" diye bolca dusunmus tasinmis bu yolda hic bir sinir kural tanimamis..ortaya da abartilmis figurler ve apartma repliklerle dolu bir dizi cikarilmis.mesela?mesela, polat oldugu zanninda oldugum bir eleman bu bolumde yolda giderken "cisim geldi isemem lazim" diye arabayi durdurup agaclik alana dogru yol alir, silahi cikarir (pipiyi degil silahi) soyle bir etraftan dolanip arkada kendisini izleyen arabaya yanasir, bu sirada yoldan ne maksatla alindigini bilemedigimiz bir yaprak ile kapiyi acar cat diye izleyen kimseyi vurur..arabasina doner.. yanindaki eleman "baba niye vurdun gul gibi cocugu" kelamini doker kendisine soyle bakar bi gozlerini kisip cumleyi patlatir: "bir kisiyi sabah gorursem onemsemem, oglen gorursem tesaduf derim ancak aksam gorursem dusunmem vururum." obaa naralarini duyar gibiyim velakin o obaalarin ohaya donusumunu tamamlayip yonelmesi gereken yer apartma sanatinin bu inceliksiz ornegi.. zira su ustteki kelam polat denen ibibigin degil yillarin al capone'unun ve hatta sozlukte entryside var buyrun: #1621588 e benim bal osmanim, e benim can osmanim, sende herkesi sersem alemi kor mu sanirsin.. bari plotta bir degisiklik yapma inceligini gosterseydin "al capone'un bir lafi var seker arkadasim" diye baslayan bir cumleyle bu olayi polatin diline pelesenk etseydin daha bir şık, daha bir tatli olmaz miydi a osmanim, gul osmanim? boyle apartma yapilir mi benim canim osmanim, rating icin, adam ne karizmatik laf etti beah dedirtmek icin al capone'un lafini polata mal etmek etikle bagdasir mi fantastik osmanim..halbuki ne yaratici kimsesindir sen, kozmik bilgilerle donatilmis kuzey dakotali imam konseptinin yaraticisisin sen, sen kendin olsan, biz seni oyle takdir etsen hos olmaz mi "turkiye'nin sorunlarina parmak basan" osmanim..

vecizeler veren dizi:-şanımızın büyüklüğü dostlarımızın büyüklüğündendir

aslan bey'in bozo olma ihtimali bile düşünülebilir deli yürek ile bağlantı kurmak için.

deliyurek "efsanesi"nden.! sonra urkek bakişlarla yaklaştigim, ama korktugumun olmadigini gordugum, perşembe akşamlari boomtown'i kacirmama neden olsa da izlemeye doyamadigim dizi, paralel boyut.

deli yürek ile bağlantı kurmak şart olmasa da, eğer arslan bey'in bozo ve muhatabının ağabey olduğunu farz edersek, olayın az buçuk flashback tadında yaşanıyor olması gerekir, zira malum-ı alileri olduğu üzre ağabey terk-i hayat eylemiş bulunmaktadır. ne var ki günceli sıkı sıkıya takip eden bir dizinin flashback aroması verebilmesi için deli yürek'teki hadiselerin gelecekte geçmiş olması gerekmektedir. binaenaleyh ağabey'i bu işe karıştırmamak lazım gelmektedir.

ocak ayinda uzun metrajli film versiyonunun cekimine başlanacak olan dizi. kanal d ekraninda gosterilecek 14 bolumun ardindan buyuk final bu filmde gercekleşecek* yeni bir asmali konak filmi faciasi olmamasi en buyuk temennimizdir.

olmus olacakken laf apartmayi dibine kadar yapmasi beklenen ve hatta gereken bir dizidir. niye? birincisi yaptigin isi tam yapacaksin, eksik gedik birakmayacaksin, ikincisi toplum bunu hos goruyor, sevgi seysiyle karsiliyor mahrum olmayacaksin.bu itibarla, polat efendi icin asagidaki gibi bir bolum hazirladim basi sonu dizinin genel senaryosuna baglanabilir, ekranlardan izlenebilir.(polat bir okulun bahçesinde durmaktadır. iki çocuk bahçede basketbol oynamakta cevval bir şekilde müsabaka etmektedir.. polat bir süre bu iki çocuğu süzer.. daha sonra yanlarına doğru yürür.. çocuklar bu gelen büyük insanın azametiyle oyunu yarıda kesip o küçük tatlı gözleriyle mahsun mahsun bakarlar..)polat: afferim çocuklar.. tam bir sporcu gibisiniz.. zeki, çevik ve ahlaklı.. zaten ben sporcunun zeki çevik ve ahlaklı olanını severim. (bu esnada çocuklardan birinin başını okşamaya başlar bir süre sonra lafına devam eder.) sen akıllı bir çocuğa benziyorsun çocuk, büyüyeceksin genç olacaksın. çok çalış. zekisin bu belli ama çok çalışman lazım zira cumhuriyet gençlerin omuzları üzerinde yükselecek. <caps> yüksel türk senin için yüksekliğin sınırı yoktur.</caps> (çocuk artık dayanamaz gözü yaşlı bir şekilde gökyüzüne doğru bakar, o esnada arkada 10.yıl marşı çalmaktadır. çocuk gökyüzüne bakarken polat devam eder.) evet hep gökyüzüne bak, hep gökyüzüne bakacağız, zira hep demişimdir ki: istikbal göklerdedir!çocuklar basketbol topunu bırakıp, polata yaraşır bir genç olmak için evlerine koşarken ileriden orta boylu, gözlüklü bir bayan çıkagelir. her halinden öğretmen olduğu anlaşılmaktadır. öğretmen hanım: sayın beyefendi, istemeden konuşmanıza şahit oldum, çok etkilendim, çarpıldım.. ben bu çocukların öğretmenleriyim.. polat: çok mutlu oldum sayın öğretmen hanım. hep demişimdir ki; öğretmenlik çok kutsal bir meslek. niçin? zira bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.. ilim çin'de dahi olsa gidip almak gerekir. üstelik sizler ilmi, fenni bu çocuklara taşıyorsunuz.. mübarek bir görev üstleniyorsunuz. niye? zira hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir, ilim ve fenden başka yol gösterici aramak gaflettir, dalalettir, cehalettir! sizlerin mübarek görevi çocuklarımızı cehaletten azad etmektir işte bu nedenle öğretmekte, öğretmenlerde kutsaldır!öğretmen hanım: muhteşem bir insansınız beyefendi. çok haklısınız, diyecek bir söz bulamıyorum. ne mutlu sizin gibi beyefendilerin olması..polat: teşekkür ederim hanımefendi ancak türk milleti daha nice polatlar yetiştirecektir, benim naciz vucudum elbet toprak olacak ancak türkiye cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. siz de yeni polatların yetiştirilmesinde üstlendiğiniz görev ile vatanın her sathında polatları arttıracaksınız ve hatta öğretmenler, cumhuriyeti biz kurduk yükseltecek olanlar sizlersiniz! (bu esnada haydarinna rinna rinna rinanaaay çalmaktadır. öğretmen ağlamaya başlar, polat mendiliyle öğretmenin gözlerini siler, bir banka kadar kendisine eşlik eder.)polat: iyi günler öğretmenim bundan kelli yüreğinizin götürdüğü yere gidin ve hatta gözyaşlarınız okyanuslardan değerlidir benim için...(polat yürüyerek uzaklaşır. arabasına biner istikamet ayasofyadır.. trafikte giderken polat ara ara camdan dışarı çıkarak diğer araçları uyarmakta, "trafik canavarı olmayın", "hiz oldurur kaza süründürür." , ""hızlı işe şeytan karışır." gibi kendisine ait vecizeleri dökmekten usanmamaktadır.. bir müddet sonra arabasını park ederek ayasofya önüne doğru yürür. durur. dimdik ve çakı gibidir. gözlerini ayasofyaya doğru çevirir)polat: hiç bir kafirin malına, canına zeval gelmeyecek bu andan itibaren ben türklerin ve rumların ve dahi küffarlarında sultanıyım. imdi bu nanet yapı camii kılına!(bir müddet sessizlik olur, arkadan mehter marşı aksetmekte polat padişah formatıyla durmaktadır. kendisinden etkilenen iki adet alman yanına gelir. ingilizce konuşmaya başlarlar (velakin biz türkçe yazacağız.) )alman turist: beyefendi ayasofya'ya nasıl gidilir acaba?polat: giden midir terkeden yoksa kalan mıdır acaba?alman turist: anlamadım?polat: elbet hepimiz bir gün varacağımız noktaya varacağız ancak ne pahasına?alman turist: beyefendi?polat: almansınız siz değil mi?alman turist: aa evet?polat: ich bin ein berlineralman turist2: muhteşem, ayasofyaya nasil gideceğiz peki?polat: düz yürü karşında..alman turist: teşekkür ederim.polat: rica ederim.(alman turistler uzaklaşırken arkadan iki adet kapkaççı turistlere doğru koşmaya başlarlar.. kapkaççılar turistlerden birinin çantasını alıp uzaklaşırken polat silahını çıkartır. tek bir kurşun ve işte kapkaççılardan çanta taşıyanı düşmüştür bile.. diğeri can havliyle kaçar. alman turist çantasını alır ve polatın yanına gider. bu arada sahneye memati de eklenmiştir.)alman turist: siz bir kahramansınız.memati: öyledir polat abim. hatta kendisi için ormanda 10 kaplan gücünde derler, polat vurduğu yerden ses getirir, kötülere attığı kurşunlarda kuru kafa işareti vardır bir kere vurduğu bir daha iflah olmaz.alman turist: inanamıyorum. polat: inanılmaz geleni başarırım bayan. gölgemden hızlı silah çekerim. alman turist: fakat bu imkansız?polat: zoru yaparım, imkansız biraz vakit alır...alman turist: gerçekten ben hayal dahi edemiyorum.polat: anlıyorum sizi. benim kılıcımın değdiği yere siz insanların hayalleri bile erişemez.alman turist: aşık oldum sanırım.polat: yollar gidişime, kızlar duruşuma hasta.(polat artık muhabbeti ilerletmez, arabasına doğru yürür, "türkiye için çalışıyorum, türkiye için üretiyorum" şarkısı fonda peydah olurken o arabasına biner.. yeni maceralara yelken açar)

(bkz: kgt)

en çok ülkücü gençlerin severek izlediğini düşündüğüm dizi...**ayrıca (bkz: vadim o kadar yeşildi ki)(bkz: kurtlarla dans)

sictigimiz bok. bi de ustune ustluk yiyenler var kendi sictiklarini. pis milletiz vesselam.

bir sonraki hafta diziyi izletebilmek adına her bölüm sonu süper bir finalle biten dizi. özellikle bu haftaki bölüm finali takdire şayandır.(bkz: süleyman çakır)(bkz: polat alemdar)(bkz: cerrahpaşalılar)(bkz: nezaret)(bkz: agızda jilet cevirmek)

tophane'deki nargilecilerin hepsinde herkesin pür dikkat izlediği, iskoç müziğine hasta olduğum dizi.

cerrahpaşalıların karagümrüklüler'e benzerliği oldukça ilginç gibi gözükse de bütün karakterlerin gerçek kişilerden esinlenerek (hatta isimleri de benzer seçilerek) yaratıldığı düşünülürse bunun yalnızca düzgün oturtulmuş bir detay olduğu anlaşılır. tiplerine kadar benzetmiş ama adamlar helal olsun.

atvnin dayanamayıp köpek ismindeki yeni dizisiyle karşılık vermeyi planladığı dizi.

rauf denktaş'ın, "kıbrıs sorununu anlatacağım her ortam ve platformda varım" gerekçesiyle rol almayı kabul ettiği dizi. nasıl yani?bu arada, ne alaka ise, aklıma gelmişken(bkz: derviş ali kavazoğlu)(bkz: costas misiaoulis)boş ise bu bakınızlar, elbet bir gün dolar, aslan parçası.

3 mart mabet.baron'un muhtemelen 2 hafta sonra öleceği dizi.

bu haftaki bölümde, selim'in "çökertildiği" sahnenin hafif de olsa snatch esintili olduğu dizi."hence the expression, 'as greedy as a pig'." - brick top

son bölümü ile nihalatsiz.org'taki yeğitleri kızdırmış bir dizidir. sitedeki maillerden* bir örnek: "vadinin perşembe bölümünde benimde dikkatimi çeken bu olay dizinin içeriğine kesinlikle yakışmadı.kürdü de ,çekkezide ,lazıda birdir sözünde türk sona atılmıştır.ırkdasımında belirttiği üzere kürt kardeşliği afyonu burdada verilmiştir.ben o sahnenin haldeki kürtçülük yapan şahsın infaz edilip halde ezilen türklerin korunmasını beklerdim fakat bu beklentim tam tersi şekilde sahnelendi.osman sınav şimdiye kadar beğendiğim bir yönetmendi fakat son bölümde aleni şekilde kürt sempatisine yer verilmesi osman sınav hakkında oturup düşünmemi sağladı."böyle buyurmuş il kağan karındaşımız. bu konudaki diğer yazıları okumak içün; (bkz: http://www.nihalatsiz.org/.../viewthread.php?tid=2746)

bu haftaki bölümünde snatch ve pay back´ten ortaya karisik yapilmis dizi

bu haftaki bölümde, selim'in "çökertildiği" sahnenin mühim bir yanlış yapılmakla beraber tamamen hannibal'dan arak olduğu dizi.evcil domuzun insan yemesi olasılığına kabaetimle güldüm.

diziyi yönlendiren, sırdan ziyade ana konusu olduğu için polat alemdar'ın mafya ve mevcut düzen ile ilgili nihai bir aşamaya gelmeden dizinin bu sezon sonlanması olanaklı gözükmüyor bana henüz.konu ve oyuncu sayısı zorluğu çekiyor diyenlere ise şavalak şavalak bakıyorum. nina ve çeçenler daha iki hafta önce çıkmadılar mı karşımıza? çeçenler'in öldürülmesinin yankıları gelmeyecek mi? onların arkalarından birileri davalarını devam ettirmek üzere türkiye'ye gelmeyecek mi? selim'in öldürüldüğünü öğrenen ahıskalı, nina'yı polat alemdar için görevlendirmeyecek mi? tilki andrei ne olacak? laz ziya'nın kızını selim ile evlendirmeyi planladığını öğrenecek olan baron ve konsey, laz ziya'yı bitirmek için davada nesrin'i mi destekleyecek? doğu bey ile konuşmasının ardından mehmet karahanlı kıbrıs'ta geçmişi araştırmayacak mı? halil ibrahim kapar'ın tımarhaneden çıkartacağı babayiğit kirve'ye karşı nasıl kullanılacak? samuel vanunu'nun ne tür dolaplar çevirdiği ne zaman ortaya çıkacak? samuel'in karısının yattığı adamın arkasında kimler var, amaçları ne?bunlar benim bir çırpıda aklıma geliveren sorular. kimbilir senaristlerin kafasında ne tür tilkiler dolaşıyor. hala usandım, tiskiniyorum, ben çakır ile polat'ın taşşak muhabbetlerini özledim diyenler varsa buyrun efendim köpek diye başka bir dizi başlayacakmış atv'de. onu da kısa sürede tüketmek üzere oraya alalım sizi..

38. bölümde cerrahpaşalılar diye bilinen grubun ölen küçük kardeşi anma gecesinde, odada tabak içince cigaralık gezdirilme eylemiyle beni duvardan duvara vuran dizidir.(bkz: tabakla cigaralık gezdirmek)

binbir türlü mafyanın oturup biribirne racon kestiği bir dizi.

zamanında tu kaka diyenlerin bir bir izleyicisi olduğu dizi.

çeçen komutanlardan sonunucusunun ateş etmek yerine elinde tabancayla kükreyerek hizmetçinin üstüne koştuğu sahneyle beni gülmekten yaran buna rağmen izlemekten vazgeçemediğim dizi.

red baron kirmizi f 16ma nasil imza atacak sorusuna da açıklık getirmekte hizmette kusur etmeyeceğine inandığımız dizi.

öldürme teknikleri hususunda sınır tanımayan dizi. kurbanın üzerine et sürülüp ardından domuzlara atılması uç noktada bir mevzudur.

bugün ilk defa seyrettiğim, bazı sahneleri çizgi film tadında dizi.

fanatikleri sinir tanimayan, kişileri ''ya bak aslinda bole bole oluyomuşta biz bilmiyomuşuz'' gibi duşuncelere sevkeden dizi. bu diziyi izleyen kişilerdeki bagimlilik gercekten sinir tanimamaktadir. zira is yerimizde cikan bir soylentiye gore diziyi iş nedeniyle izleyemeyen bir calisan nobet gecirmiş.

evcil domuzların ** bizlere hannibaldaki ** yaban domuzlari gibi gosterilmesi sonucu gozumden dusme egilimine giren dizi. *(bkz: cok guldum)(bkz: cok agladim)

geç de olsa fatih kaçanın keşfedildiği dizidir. nasıl da yakışmış o mimikler gürbüz karakterine...

zevkler ve renkler tartışılmaz sözünün doğruluğunu birkez daha hatırlatan dizi

omurlerini suikast atlatmakla geciren cecenlerin fason rus ajani tarafindan 20 saniyede oldurulebildigi dizi.

hazin sonlu fenerbahce macindan sonra izlenilirse fenerbahce takimini tutan herhangi bireyin insan oldurmek ve suc islemek arzularini son raddeye kadar atesleyecek dizi.(bkz: gereksiz delikanli)

cecenlerin basit bir operasyonla ortadan kaldirilmasiyla gulunc duruma dusmus dizi.. demek ki artik paralari buna yetiyor dedirtiyor. "raslanti bu ya, assasinin ikizi de cecenlerin hizmetinde calisiyormus." yuh kardesim.ne bok yerlerse yesinler, yine de insan izlemeden edemiyor yaw.. sigara gibi bisey.

bir kelle kesildi, biraz kan akti diye cekemeyenlerin "prime time da boyle rezalet olur mu kardeşim" diyerek yakinmalarina ragmen, ayni saatlerde gosterilen, her ne kadar oscar manyagi ise de dakikada 365 kişinin olduruldugu braveheart filmine "neden ayni tepki gosterilmez" şeklinde duşunduren dizi.braveheart'in turk televizyonlarindaki 1289. gosterimi oldugunu da gectim coktan.

(bkz: kurt bedo)

bir tv yapımında "gizliymiş gibi görünen" bir takım mevzulara gayet aymazca değiniliyor, kahve muhabbeti kıvamındaki komplo teorileri bir yerlerden yansıyorsa; o yapım cesur, desteklenesi ve izlenesi olup çıkıveriyor. kurtlar vadisi ilk elden bu tarz savunmalarla savunulan, garip bir dizi olarak yerini almış idi.. gelgelelim bu muhafazakar kanat dizilerinin söylediği savunduğu, yaptığı ettiği çok da umursanacak bir şey değil. muhafazakar kanat bir şey diyecek ki, öbür taraf da başka bir şey desin ortalık karışsın. hepsi aynı olduğu içün solcuydu, islamcıydı, sağcıydı ayırmıyorum. amma... iş "yok filmlerde bin dene adam ölüyor da burda bi kelle uçunca mı olay oluyor"a gelince orda bir durmak gerek. memlekette tv'de gösterilen herkese sanatçı ve tv'deki her yapıma da sanat diyen bir zihniyet yeşerince bu tarz karışıklıkların da olması beklenmeyen bir şey değildi. ama ölçü nizam bilmeden bazı şeyleri uygulamakla, bunları belli kompozisyonlar dahilinde yapmak arasında binlerce kilometre mesafe olduğunu görmekten bu denli aciz mi oldu millet?lafı güzafı uzatmadan sanat eseri içindeki şiddetin, küfürün, sertliğin dozunun fazlalığı değil, bunun nasıl bir konsept ve nasıl bir düzenle sunulduğunun önemli olduğunu artık birileri fark etmeli bu memlekette. fark etmeli ki ekranda kurtlar vadisi adı altında kırolar vadisi izlemesin bu insanlar. fark etmeli ki sanat eseri ile saçmalık abidesi arasındaki fark ayırdedilebilsin... sorun ne şiddettir ne de küfür anlayacağınız. bunun sunumundaki beceriksizlik ve tribünlere oynamadır, bu davranışların bir çok "zorla odun olması istenen garibanın" ruhunu kabartacağı, esir alacağı bilindiğindendir. bu samimiyetsizlikle hangi siyasi görüşten bakarsa baksın dizi rezilliğin dik alası olmaktan öteye gidemeyecektir.

bir sonraki bölümde laz ziya parasını ruslar sayesinde geri alacak bence daha sonrada iplikçiden o parayı alacak böyle cukkaya cukka demicek. ocean 12 geldi bir anda aklıma.

çatışma ve suikast sahnelerinde saçmalaması yeni olmayan dizi.önceki bölümlerde de sıkça görülmüştür bu tarz abuk sahneler.

türkiye gazetesinde çıkan bir habere göre uyarı almış bu dizi:rtük, ''kurtlar vadisi'' dizisindeki şiddet görüntüleri ve türkçe'nin kötü kullanılması yüzünden show tv'yi uyardı ankara 11.02.2004 tsi 17:20 radyo ve televizyon üst kurulu (rtük), ''kurtlar vadisi'' dizi filminde uzun sürelerle vahşet boyutuna varan şiddet görüntülerine yer verilmesi ve türkçe'nin kötü kullanılması nedeniyle show tv'nin uyarılmasına karar verdi.rtük'ten yayınlanan yazılı açıklamada, kurulun bugünkü toplantısında, radyo ve televizyonların kuruluş ve yayınları hakkında kanun'a aykırı yayın yapan kuruluşlarla ilgili izleme raporlarının değerlendirildiği kaydedildi.üst kurul değerlendirme sonucunda, 29 ocak ve 5 şubat tarihlerinde yayınlanan ''kurtlar vadisi'' adlı dizi filmde uzun sürelerle vahşet boyutuna varan şiddet görüntülerine yer verilmesi ve türkçe'nin kötü kullanılması nedeniyle show tv'nin uyarılmasına karar verdi.show tv'nin, radyo ve televizyonların kuruluş ve yayınları hakkında kanun'un 4756 sayılı yasa ile değişik 4. maddesinin, ''türkçe'nin özellikleri ve kuralları bozulmadan konuşma dili olarak kullanılması, milli birlik ve bütünlüğün temel unsurlarından biri olarak çağdaş kültür, eğitim ve bilim dili halinde gelişmesinin sağlanması'' düzenlemesini içeren (h) bendi, ''yayınların şiddet kullanımını özendirici veya ırkçı nefret duygularını kışkırtıcı nitelikte olmaması'' hükmünü içeren (v) bendi ile ''gençlerin ve çocukların fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimini zedeleyecek türden programların, bunların seyredilebileceği zaman ve saatlerde yayınlanmaması'' ilkesini içeren (z) bendi kapsamında uyarılmasına karar veren rtük, ihlalin tekrarı halinde dizinin yayınının 1 ile 12 kez arasında durdurulacağının da televizyona bildirilmesine karar verdi. kaynak: http://www.turkiyegazetesi.com/...azete.asp?id=423788 (not: bu bir url değildir)

bir başka habere de şöyle konu olmuş:"polis televizyonlarda mafya dizisi istemiyoremniyet genel müdürlüğü kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele daire başkanlığı, geçtiğimiz hafta radyo televizyon üst kurulu'na (rtük) mafya dizileri konusunda başvuru yaptı. daha önce de özel televizyonların uyarılması konusunda başvuru yapan polis, son başvurusunda bu tür dizilerin yayından tamamen kaldırılmasını istedi.son dönemde yayınlanan mafya dizilerinde şiddet dozunun artırıldığına dikkat çekilerek, bir dizide gırtlak kesilmesi ve bunun devlet adına yapılıyormuş gibi lanse edilmesinin rahatsızlık uyandırdığı belirtildi. polisin başvurusunda; bu görüntülerin efektlerle desteklenmesinin de yeni yetişen gençlerin ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceğinin altı çizildi. gençlerin ve çocukların gözünde mafyanın değer teşkil edebileceği ve ailelerin çocuklarından "ben okula gitmek istemiyorum, mafya olacağım" sözlerini sıkça duymaya başlaması da bu yayınların iptal istemine temel oluşturdu.çocuk ve ruh sağlığı uzmanları ise, polisin bu tespitlerine katılırken; aşırı şiddet görüntülerinin kimlik arayışı içindeki çocukları olumsuz yönlendirebileceği uyarısında bulundu. çocukların bir süre sonra kendilerini dizilerdeki oyuncularla özdeşleştirebileceğini kaydeden uzmanlar, onların birbirlerine ve kendinden küçük yaştakilere şiddet uygulamaya başlamasının kaçınılmaz olduğunu vurguladılar."

bir kaç bölüm önce terminatör tonlamasıyla iplikçi'ye "para istiyoruz" "polat alemdar para alın dedi" "680 milyon dolar ver" diyen biyonik çeçenlerin birer kurşunla hak'kın rahmetine kavuşmaları şahsımı derinden etkiledi. ayrıca kale gibi korunan bir eve girmek için efemine tavırlar sergilemek, dekoratörüz vs numaraları yapmak güzel de sormazlar mı adama o ön koltukta oturan takım elbiseli 2 yarma ne iş yapıyor diye.

hakkındaki entrylerin sayısı deli yürek dizisini katlamıştır. olumlu tepki bakımınından da deli yüreği sollamış bulunmaktadır. önyargılı olsa dahi ilk bölümlerinden itibaren izlemeye başladığım için şimdi çok mutlu olduğum dizi.

ilk bölümlerini yahut herhangi bir bölümünü kaciranlarin, dizinin vcd'sini almalari yahut p2p ortamlarini bir kontrol etmeleri yeterlidir.o da olmazsa biraz beklenmeli, zira dizi bitince mutlaka tekrari televizyondan yayinlanacaktir.

emniyet müdürü : noldu kardeşine kim kesti kafasını?halit : haplanmış cama kafa atmış, piskopattı rahmetli..(bkz: piskopattı rahmetli)

dizinin yeni edi * ve büdüsüyle* aralarındaki her konuşma artık yerlere yatıracak cinsten..hele güllünün ses tonu ve kelime sonu, cümle sonu vurguları kesinlikle dinlenesi izlenesi...

izleyici kitlesinin çeçenlerin ölmesi nedeniyle duyacağı tepkiyi bakın ruslar onları öldürüyor ama onlar da zaten polata ihanet edecekti şeklinde engellemeye çalışan senaristlere sahip dizi.

polat'ın psikopatlığı iyiden iyiye ele aldığı dizidir. kan tadı alışkanlık mı yapıyor ne... bir de insaflı dedik adama...

pek de guzel bir diziymis bir kac bolumunu izleme firsatim oldu da. tum oyuncular turkiye de ismi gecmis insanlardan yola cikarak yapilmis gibi.polat abdullah catli olsa kerek cakir da alaattin cakici kiziyla evlendigi o karisini asmis kisi de suphesiz su goz kapaklari kesik mafya babasi iste ismini unuttum. halit ve kardesi de nuris kardesler olsa gerek. digerlerinin de hepsinin boyle bir baglantisi vardir eminim.

insanların genelde kanalları dolaşırken denk geldiği, şöyle 5 dakika seyredip derin analizler yaptığı, sonra da bi daha seyretmediği dizi..

güllü denilen karakterin yer aldığı bölümlerde çalan müzik;heroes of might and magic 4 de gün içinde çalan müziktir.

bir iddiaya göre liste şöyledir: polat alemdar: abdullah çatlısüleyman çakır: alaattin çakıcıarslan akbey: yeşildoğu bey: mehmet fuat doğu ya da alpaslan türkeşmemati: muradi gülernesrin: uğur çakıcıiplikçi nedim: nesim malkişevko: ibrahim telemenşevkonun ölmeden önce konuşmak istediği gazeteci: uğur mumcudeve tuncay (tuncay kantarcı): tuncay mataracıkarahanlı: tuncay özilhan laz ziya: dündar kılıçkılıç: nihat akgünhüsrev ağa: abuzer uğurlutombalacı mehmet: ali fevzi biraronun söz bir'de kaybolan uçaksavarlarla ilgili konuştuğu kişi: aydın doğanelif: avukat şeyda yıldırımbehiç türkcan: behçet cantürkbarış bulmaz: savaş buldanönder zülfü koşal: ömer lütfi topalhüsrevin yardımcısı şeyhmuz: şeyhmuz daşlaz ziya'nın yardımcısı orhan: tarık ümitçakırın kumarhanesinin müdürü: korkmaz yiğittestere necmi: yaşar avni musullulukaynak için (bkz: forward generation)bu durumda insan endişelenmeden edemiyor. her hafta her hafta tavrına hayran olduğumuz bu yiğitler eğer çatlı, çakıcı gibi icraatlarından çoğumuzun hazzetmediği kişilerse bu ne perhiz, bu ne lahana turşusudur? velhasıl bu dizi eğilimlerimi sorgulamama neden olmuştur.

ortalıkta dolaşan şu şudur listelerinin kaçta kaç isabetli olduğu, dizi hazırlanırken gerçek vak'alarla tutarlı kalmaya ne kadar çalışıldığı çok kesin değil, ancak yine de dizinin en dikkate değer tarafını bu tür karşılaştırmalar teşkil ediyor olsa gerek. belki de dizinin hazırlanmasındaki temel saik, lahana turşusu ve perhiz hususlarının yeniden sorgulanmasını sağlama arzusu olabilir. polat-çatlı karşılaştırması, polat'a hayran olma halini sorgulamaya yol açabileceği gibi, çatlı'nın gerçekte kaç derece eğri, ne mertebe doğru olduğu hakkındaki kanaatlerin de tekrar sorgulanmasına yol açabilir. diğer taraftan, mesela süleyman çakır'ın ne kadar hayran olmaya değer bir karakter olduğu da ayrı bir husus. ayrıca dizinin bir belgesel olmadığı hatırdan çıkarılmamalı, sadece meselelere başka başka açılardan bakma temrinleri için malzeme kabul edilmesi daha yerinde olur gibi geliyor bana.

çok derin dizi. karahanlının kızına verilen latince kağıtta "3 mart mabet" yazıyordu. bu hafta oynamadı ve haftaya perşembe oynayacak. peki perşembe 3 mart tarihine denk gelmiyor mu? hımm..

şüphesiz ki bu dizinin en bahtsız karakteri laz ziya'nın adamı orhan'dır. herkesin tripten tribe koştuğu bir aileye hizmet ettiği bunu yaparken de kimse tarafından adam yerine konmadığı önüne gelenden azar yediği yetmiyormuş gibi en son bu haftaki bölümde laz ziya kızımı canlı canlı gömücem diye koca mezarı tek başına doldurttu yaşlı başlı adamcağıza. hayır o bi şey değil gıkını bile çıkarmadan ufacık kürekle doldurdu adam mezarı tam oh bitti çok şükür derken bu sefer de "vazgeçtim mezarı geri aç kızı çıkar daha büyük bi mezara gömücem" dedi, yıktı bitirdi adamcağızı. o anda yüzünü yakından göstermediler ama "kurtun da mınakoyim vadinin de daha birinin de" dediğine eminim ben...

dün akşamki bölümünde deli hikmet'in çakır'a nasihat aromalı çıkışması, biraz sigara paketlerinin üzerindeki sağlığa zararlıdır yazısı gibi duruyordu: "çakır'a söylüyorum, gençler siz anlayın; dizimizi seyredip de havalara girmeyin, akıllı olun, böyle işler sağlığa zararlıdır".bir de bıldırcın'ın "bir filmde gördüğü" hilenin gerçekleştirildiği sahne bana çok tanıdık geldi, ama hangi filmdi çıkaramadım. kapıya bağlı tetik işinden bahsetmiyorum, onu da deli yürek'te yapmışlardı bir kere daha, ama kastettiğim limuzin vb hikayesi. bu da yeni bir icat oldu, başka filmlere göndermede bulunma ekolüne ek: bir filmde görmüştüm ayağına filmlerden sahne "alıntılamak". hadi bakalım....edit: payback konusunu hatırlatan bütün arkadaşlara teşekkürlerimi sunmayı borç bilirim...

konuşma fasılları haricindeki bütün aksiyonların bir yerleden arak olduğu dizi film. bıldırcın denen tombalağın bir film dediği film payback olmakla beraber kadın kelepçeyi arabada değil yatakta vurmuştur tek farkı budur.

kahvelerde maç seyreder gibi sandalyelerin sıra sıra dizilerek toplu bir biçimde izlenen, maçlardan bile çok reyting alan; içerdiği şiddet unsurlarını, raconları, delikanlılık sunumlarını sert bir biçimde eleştirmeme rağmen, beni de yakalayan dizi.

oz'u, sopranos'u, baba'yi takdir eden zati muhteremlerin, ayni konulari -arada asirma sahneler ile de olsa- turkiye gerceklerine gore islemesini kaldiramadiklari dizi. itiraf etmeliyim ki ben de o muhteremlerden idim ancak bir kez izlediken sonra basindan ayrilamadim. hikaye zaten bildiklerimiz, piyasada bu konulari isleyen milyon kitap var, ancak burada olay karakterler. onyargilari kaldirip da izlersen aslinda oyle propaganda, ozendirme falan yapmadigi, ve dizide gercekten de iyi tek bir karakterin olmadigini anliyorsunuz. hal boyle iken kalkip da mafya ya ozendiriyor derken dusunmek lazim; bu memlekette ulku ocaklari gibi bir orgutlenme var iken ve bu kadar yaygin ve etkin iken bir genci mafioso olmaya itecek tek etken bir dizi midir? fazla uzatmaya gerek yok, basarili bir dizidir, populerdir, cok farkli tipteki izleyiciyi ekran basina cekmektedir. osman sinav'i takdir etmek gerekmektedir.

isimlerini veremeyeceğim ama anlaşıldığı kadarıyla dizide önemli şahsiyetler olarak adlandırılan iki çamyarmasının kadın kılığına girip arabada beklerken birinin diğerine "saat kaç?" diye sormasını cevaben "bursa'ya 5 var" yanıtını aldığı güzide dizi..

ask dizisi:kesinlikle kasmayip cok guzel* bir ask dizisi haline getirilebilecek bir dizidir. en arabeskinden ustelik. yaw kardeşim gecen sene izlemiştim baya, e gecen gun de izledim, hala daha ikisi* de birbirlerine aşik olduklarini bilmiyorlar. yani şimdi illa bi ticaret liseli serserinin* cikip "bu senden hoşlaniyo, bu da senden, tamam sizi ikiniz cikin" mi demesi gerekiyor? sacmalik..komedi dizisi:yani eskiden de hani baya bi latife iceren bir dize iken, iyicene kokleştirip, gullu gavat*i da kattilar ki adeta tatli kaciklari izler gibi hissediyor insan kendisini. yine tabii ki iyi komedi yaptiklari icin degil dizinin bu trafinin komedi başligina daha cok yakişacagini duşundugumden soyluyorum..a tv show about nothing:tabii ki seinfeld kadar hyatta hicbirşey hakkinda olamaz ama yani hani kardeşim bu dizideki olaylar ve karakterlerin gercekle ilgisi vardi. yok kardeşim o onu ariyo bu bunu tehdit ediyo, onuc? elde var sifir, yine başa donuyoruz. o onu ariyo bu bunu tehdit ediyo. e şimdi bu hicbirşey hakkinda bir dizi olmadi mi??mafya dizisi:hic de oyle gelmiyor. yani şu gune kadar hic gercek bir mafyayla yuzyuze gelip iki cift laf etmişligim ya da mekan basmişligim yoktur ama, hani sanki eger mafyalar boyle olsa basilan mekandaki adam "hastir lan, siz mi geldiniz gene? kardeşim yok harac marac! gecen sefer şu gullu arkadasa da soyledim ama ne faide?" der gibime geliyo.. yoksa adama oyle gelmiş mi??

çeşitli hublarda ilk bölümünden itibaren tvrip divx'lerinin bulunabildiği dizi. complete season 1 dvd release beklenmektedir.

devam eden sahneyi reklamla kesip, reklamlardan sonra da ayni sahneyi gosterip dizinin bitmesi buyuk hayal kirikligi yaratmistir. haftaya ayni hata yapilirsa eskisehirdeki butun kahvelerdeki gosterimi sona erdiririm haberiniz olsun.

cakırın mematiye söylediği, "senin beyendiğin karının ustunden herkese gecmiş,arka sokaklarda herkese vermiş"lafından dolayı , adı kaset skandalına karışan ünlülere,bir gönderme olup olmadığı pek merak edilen, 3taraftan en heyecanlı yerinde bitirme rekoru kırmış dizi.

dizinin dün yayınlanan bölümünün (42. bölüm) bir sinema filmi hazırlanıyormuş gibi titizlikle ve yoğun çabayla çekildiğini düşündüm. intihar eylemcisinin serüveni gerçekten ilgi çekiciydi.

son bölümdeki teröriste mesaj yollayan icq numarası için(bkz: 300077261)(bkz: televizyon izlerken entry girmek)

arap terörist rolünde oynayanlar muhtemelen türkiye'li arap asıllılardandı. ya da seslendirenler öyleydi, telaffuzları iyi gibi geldi bana.oy asiye müziğinin çaldığı bölümlerin acilen kaldırılması veya minimalize edilmesi lazım, dikkat ettim o müzik çalınca bende balkona çıkıp bir sigara yakma isteği uyanıyor. veya mutfağa gidip portakal filan sıkıyorum.

(bkz: haluk kirci kurtlar vadisinde rol alsin kampanyasi)

her karakter bir uydurulmus mafya agziyla karizma yapmaya kastigindan pek biseye benzemeyen bir dizi. deliyurek teki karakter cesitliligi yok. oyuncularda da hic bi numara yok. yakin bir dizi olarak alacakaranlik ile kiyaslanamayacak derecede uyduruk bir mafya soap opera si.

umarim dogru degildir.bu diziye iki saatlik kesintisiz bir final yakisir

geyikler vadisi isimli bir mizah kitabına esin kaynağı olmuş dizi.

yakında yunanistan'da yayınlanmaya başlayacak dizi. yabancı damat ve asmalı konak'tan sonra yunan tv'lerindeki üçüncü türk yapımı dizi olacak...(bkz: oha artık)

neresi olduğunu hatırlayamadığım bir yerlerde, kurtlar vadisi'nin osman sınav'ın, önceki dizisine* yönelik "böyle dizi mi olur, resmen mafya dizisi bu!" şeklindeki eleştirilere cevaben -"mafya dizisi öyle olmaz böyle olur" tarzında - çekildiğini okumuştum. hangi açıdan bakarsak bakalım; yalan değil!

tempo dergisine konuşan senaristlerden bahadir ozdener, al pacino veya robert de nironun gelecek sezonda "baronlar baronu" rolüyle ekranlara gelmesinin neredeyse kesin olduğunu, iki ismin de tekliflerine sıcak baktığını, şayet her ikisi de kabul ederse seçimi kendilerinin yapacağını açıklamıştır!..hatta tempo dergisi "al pacino mu robert de niro mu?" konulu bir sms oylamasına bile başlamıştır!...al pacino veya robert de niro bu dizinin tek bir karesinde bile görünsün, ben de şimdiye kadar hiç izlemediğim bu dizinin vcdlerini dvdlerini neyi var neyi yoksa hepsini alıp baştan sona aralıksız seyredeceğim.. evet yapacağım bunu...

(bkz: kurtlar vadisi ırak)

yeni sezonun ilk bölümünün senaryosuna (bkz: http://www.medya7.com/haber.php?haber_id=110473) 'tan ulaşılabilen kanal d 'nin çiçeği burnunda dizisi ...

kanal d yeni sezon tanıtım çekimlerinde başrol oyuncuları necati şaşmaz ile özgü namal ın romantik dansıyla dikkat çeken dizi.medya7com un ilk bölümün senaryosu olarak yayınladığı haber aslen http://www.kurtlarvadisi.gen.tr ekibinin hayal gücüyle yazdığı bir deneme olmasına rağmen, bölüm senaryosu kabulü görecek derecede kaliteli olduğu anlaşılmaktadır.

ilk başladığında bir arkadaşımın ^^kurtlar vadisi diye bi dizi başladı , mutlaka izle ,taammı? çok güzel^^ dedikten sonra ^^ha ne kurtlu vadi? belgesel mi?^^ dediğime diyeceğime pişman ettiren mafya,polis ,halk vs. vs diye asla bir üçgen oluşturamayacağım çokgen formundaki ilişkileri aklınca irdeleyen tv dizisi.yunanistan'da bir tv kanalında da gösterime başlayacak dizi.

kanal d de dönmeye başlayan tanıtımlarında, aslan bey' in polat' a verdiği defter fonda okunurken, neden aslan bey' in (bkz: selçuk yöntem) o muhteşem sesinin başkası ile değiştirildiğini düşündüğüm dizidir.(bkz: merak kediyi öldürür)

yine beynimin içinde çınlamaya başladı o zurna sesi. sanırsam ki geri dönen kabus şeysi.

doğan grubunun star televizyonunu aldıktan sonra , stara geçiş yapacağını düşündüğüm dizi.

bugün yeni sezonunun ilk bölümü yayınlanacak olan dizi. malesef bu güzel haberi geç aldım ve kurtlar vadisinin hayatımızdaki önemi bahsinin ne olduğunu anladım. öyleki kurtlar vadisini seyredebilmek için ciddi manada arkadaşlarla gitmek istediğim konseri *satmayı planlıyorum. bir dizi bu kadar bağımlılık yapar.(bkz: hastasıyız)

yeni sezonun ilk bölümünün konusu aşağıdaki gibidir.--- spoiler ---tabut içinde, canlı canlı gömülen polat alemdar, suriye'de bir otelde gözlerini açar. kendisine bir not bırakılmıştır. bu arada istanbul'da da işler yolunda değildir. notta yazılan isme ulaşması istenen polat, bir taraftan da istanbul'la bağlantı kurmaya çalışır ama buna bir şeyler engel olmaktadır. üstelik, bütünün parçalarını bir araya getirmeye çalışan polat'ın peşinde suriye gizli servisi el-muhaberat vardır. --- spoiler ---

yeni sezonun ilk bolumunun yayina girmesine dakikalar kala, kafamin icinde "the final countdown" şarkisinin sebepsizce cinlamasina neden olan dizi-ul azzam.

sozlukte yazar kalmamasina sebep olan bir sey, ssg seviyormus sanirim o yuzden. (bkz: ben buna guluyorum)

yapmacık pepsi reklamının bütün dizi keyfinin içine etmeye başladığı, kanal d'nin alt yazıları reklam ile kapattığı dizi.

filmin üstüne pepsi dökülmüş gibi reklam yapan, amatörlere bu yaptığıyla taş çıkaran dizi. (bkz: ahahahhahahah ben buna guluyorum ya)

(bkz: sanal reklam)

kanal d tarafından itinayla içine edilmekte olan yapım.

dizinin 87. bölümü, polat alemdar'ın istanbul lisesi binasında yargılanmasıyla başlamıştır.

pepsi reklamı dışında bir tek polat abimizin mahkeme sahnesidir yeni sezonun ilk bölümünde ilgimi çeken. görüldüğü kadarıyla öyle bir suçla yargılanmaktadır ki; apo'ya yapıldığı gibi bir cam kafeste bulunmaktadır kendisi.*

caykur ve pepsi reklamlarının içine ettiği , calınan senaryonun iki günde uydurma sıg bir senaryo ile replace edildiği bir dizi olmus ayrıca kanal d alacağına kurtlar vadisi severleri kendi aralarında para toplayıp diziyi show tv de tutsaymış cok daha iyi olacakmış gibime geliyor umarım yanılırım. resepsiyonist abinin parmaklara dikkat , ayrıca cocukta bir yerlerde polat ın karsısına cıkacak ve hatta ona yardım edecek gibi klişe bir düşüncem var umarım yanılırm , bir de polat arapca biliyormuş bunu da gördük , cok yakında polat yerine ismi nicholai hel olursa kimse sasırmasın.

yeni sezonun ilk muhteşem* diyaloğu polattan;telefondaki ses: ayva!polat: ayva ne ya?

sonradan görüntüye yapıştırılmış,iğrenç pepsi ve çaykur reklamlarıyla şok etmiş dizi.(bkz: kanal d)(bkz: yuh ulan yuh)

yeni sezonunun ilk bölümünde ilk 15 dakikasıyla midemi bulandırmış dizi.bi tane dizi vardı seyrettiğimiz içine sıçmışsınız teşekkürler.(bkz: bu dizi sanal reklamlarla zikilecektir)

sezonun ilk bölümünün ilk reklama kadar olan süresinin yüzde 90'ı odanın tepesindeki pervanenin dönüşünü izlememizle geçmiştir.

(bkz: elhamdulillah pepsi)(bkz: aglamak istiyorum)

çekim yapısı veya görüntü kalitesi itibariyle nedense gerçek kesite benzemiş dizi.show tv de kalması çok daha mantıklı olacakmış...çaykur ve pepsi konusuna ise değinmiyorum bile......

her duyusumda midemin bulanmasi, altust olmasina, kusma istegimin depresmesine sebep olan dizi. nasil kara para aklama varsa, bu da mafya sozunun, sozcukler arasinda aklanmasini sagliyormus gibi geliyor. mutlu oldugum gun, bu dizinin televizyondan cekildigi gundur.

polat alemdar'ın telefon ahizesi ile adam dövmeyi başardığı fantastik dizi...

masanin ustunde durduk yere oynayan kola icat ederek temel fizik yasalarina yeni bakis acisi getiren dizi

kanald de yayınlanan ilk bölümün şahsıma verdiği yegane mesaj "aç ayı oynamaz" oldu gerçekten. polatın gördüğü tüm kayıntılara anında yumulması, hapur hupur giriştiği dürümün kağıdını buruşturup atarken yüzünde oluşan "oh gözümün önü açıldı lan" ifadesi ... memleket insanı aclığın ne demek olduğunu biliyor vesselam.

turk televizyon tarihinin en overrated dizisi..

polat alemdar ahize ile adam döverken irreversible tadı yakalamıştır ayrıca.

show tv'nin matlığına alışmış seyircinin kanal d'nin cam gibi görüntü parlaklığında yabancılık çekmemesi için yönetmeninin filtrelere asılmış olduğunu gördüğümüz dizi.ayrıca flash-back diye tabir edilen hatırlatma sahnelerini, sezonun ilk bölümü olması itibariyle mazur gördüğümüz yapım. yine de "bu biiiirrrr..."

polat alemdar'ın tabutla gömüldükten sonra süper güçlere kavuştuğunu anladığımız dizi.durup dururken başkalarının yaşadıklarını flashback olarak görmek bu güçlerden yalnızca bir tanesi belki de .. fakat bu yeni güçlerinin yan etkisi de yok değil mi ? tabi ki var. ara sıra gördüğü havada uçan, tepside kımıldayan pepsi ve çay. bu geçici bir sanrı çünkü sahne değişince yok oluyorlar.sonuç olarak; bravo aydın bravo doğan. (bkz: afferin cok dogru duşunmuşsun)

polatın kafasına nike şapka reklamı almasından korktuğum dizi. bu kadar yanlış ve kakalak zekalı bi reklam politikası güdülemezdi sanırım.

sezonun ilk bolumuyle bana dizi seyretmiyormuşum da, bilgisayarda adventure oynuyormuşum hissi veren dizi. flashbackler sayesinde gidişati iyice yavaşlatilmiş ayrica.

millet olarak içimizdeki güce tapmayı en açık bir şekilde ortaya çıkaran dizi. adam öldürmenin, sinek öldürmek gibi olduğu, mafyayı yüceltmesinin ise daha bir şık olduğu dizi. eh zaten insanlar sadece karizmadan ibaret, ve ölenlerde sadece başkaları. keşke bir gün de şöyle bir dizide ölen bir figüranın hayatını anlatan bir film çekilse, yanı o başkalarını bir kere olsun anlamaya çalışsak. ama yok biz her zaman güçlü olanları düşünürüz, ölenler gereksiz zavallılardır.

(bkz: butun sosyologlar toplandık)

dizi başladıgından beri ; iki senedir 35.000 kişilik kurtlar vadisi fan sitesi yöneticiliği yaptığım için , kurtlar vadisi oyuncuları ile roportaj yaptıgım icin, iki sene boyunca diziye alternatif senaryo yazacagiz diye arkadaslarla* kafa patlattığımız için kendime lanet ettiren dizi.

polat alemdar'ın telefon ahizesiyle adam dövüp, bayılttıktan sonra da "al konuş" diyip ziyadesiyle yardığı dizi.

yanlış görmediysem rauf denktaş'tan sonra hüsnü mahalli de dizi kadrosuna geçmiş, lübnan başbakanı ile röportaj yapan şahıs mahalli'ye çok benziyordu, bence oydu hattâ. galiba alemdar'ın görevi başbakanı sniper ile mıhlamak olacak.

çorbaya dönmüş dizi içinde herşey mevcut ramazan dolayısıyla olsa gerek.

bir otel odasinda uyanip banyoda bir adet ustura bulup, komi cocuk ve resepsiyonist parmaksiz abiyle diyaloglara girdigimiz, bilmedigimiz bir mekani incelemekle vakit harcadigimiz, silahli catişmaya girip arac caldigimiz komik adventure oyunu. o denli ki; berbat kamera acilari, rezil kadraj, ancak bir oyundan cikabilecek siglikta diyaloglar ve yapmaciklikla 2005 yilinin en iyi oyunu olmaya da adaydir. yalniz keşke adamin bogazina kesilme susu vermek icin vişne receli surmeselermiş.nerde cakir'in yarip gecirdigi vadi nerde bu hint dizileri seviyesindeki acemi sacmalik...

ilk defa gerçek zamanlı olarak çekilmiş olan dizi, polatın uyandıktan sonraki bir saatini izledik sadece, diziyi değil.

bana dizi'nin ve türk kanallarının huyunu unuttuğumu ispat eden bir bölüm yaşatmıştır kurtlar vadisi, 15 dakika reklam izledikten sonra hevesle dizinin devamını beklemiş, 10 saniye sonra dizi bitince de bir süreliğine göt olmuş biri olarak söylüyorum ki, ya da neyse, hiç bişi söylemiyorum ben.ha yok, bi de reklamın iyisi kötü olmaz derler ya, kendi şahsıma bir yorum yapayım, bir daha pepsi içersem, içtirirsem, adam değilim, dua etsinler o çaylar hangi markaydı tanıyamadım.

yapımcıların geçen bir senede özeti dizinin içine flashback süsü vererek sokmayı öğrendiklerini gördük. ayrıca polat alemdar dışında kimse oynamamış bu bölümde.

sezon açılışını özet niteliğinde bir bölümle yapmış dizi. ayrıca öğrendik ki suriyede telefon kartı, taksi ücretinden daha pahalı.edit : dış dünyaya kapalı ülkelerde pahalı oluyormuş bu telefon kartları. aklıma süper bir fikir geldi ama dolandırıcılığa girdiğinden açıklamak istemiyorum. bir nevi kalpazanlık işi diyelim.

32. günü izlemek gerekiyor, bundan sonra neler olucakmış, kimler oynayacakmış sinema filminde, az sonra reklamları izleyin ondan sonra, hatta reklamların hemen ardından ahanda bakın başladı az sonra.

sezona the bourne identity senaryosunun günümüz ortadoğu konjonktürüne uyarlanmış şekliyle başlamıştır. (bkz: the bourne identity)(bkz: hafıza kaybı) - (bkz: bayılma)(bkz: suikastçi)

lubnan başbakaninin şakir şakir turkce konuştugu roportajinda bi başta bi de sonda "şukran lokum" diyerek olayi baglamasi cok ince duşunulmuş. kibar adam sonucta.

bütün yaz boyunca "neler olacak" diye sabırla bekleyenleri hayal kırıklığına uğratarak sezonu açmış dizi.doğu bey'e ne olacağını ya da kılıç'ın polisle karşı karşı kaldıktan sonra ne yaptığını çok merak ediyordu herkes.tabi en önemlisi de polat'ın o tabuttan çıkınca başına ne geleceği idi.halepteki koşuşturmalar ve sezon finaline geri dönüşlerle geçti bu bölüm.haftaya herşeyi toplayacaklardır,ama yeni birşey görememe,bir de pepsi reklamı epeyce sıkıntı verdi bence.daha güzelini hayal etmiştik en azından.kanal d'nin de reklamlar konusunda show tv'den geri kalmaması bir süpriz değil.adamlar en popüler diziyi transfer etmişler reklama boğacaklar tabi.kaçmaz.ama bizi enayi yerine koyup masaya çay,kola falan eklemek de ne demek,bunu anlamış değilim.

o kadar reklamdan ve beklemeden sonra"aman o diziyi de mi seyrediyorsun" laflarına aldırmadantelevizyonun karşısına geçmişiz, bi güzel seyredicezbu bu ... nedir bu!(bkz: dağ fare doğurdu)

uyarı/ihbar niteliğindeki alt yazıları okuyup "sanal reklam ne ki ?" diye sorduğumuz ve izlerken sorduğumuza soracağımıza pişman olduğumuz dizi. sylvester ve tweety'nin maceralarından birinde sylvester, yaşlı kadının gözlüğüne tweety'nin resmini çiziyor, kadın gözlüğü takıp kafese baktığında gözlüğünün camındaki kuşu görüyordu. bu pepsi ve çaykur reklamları da kameranın objektifine yapıştırılsaydı herhalde bu kadar titremezlerdi. allâh muhafaza, bi de reklamların etrafına reha muhtar çemberi koyarlarsa, bi de arkadan "ömür'üm** pepsi girdi ömür'üm" sesleri gelirse o zaman yandık demektir.

dorduncu sezon ilk bolum itibariyle kocaman bir hayal kirikligi. reklamlarin denyolugumu dersin, sacma sapan flashbackler mi dersin ne ararsan vardi. polat alemdar bile karizmasini gecen sezonda birakmis gibiydi. bunca bolumdur baskin yedi, aslanlar gibi siyrildi, ama bu sefer sunnetciden kacan cocuklar gibiydi. bu sekilde devam edecekse, ben izlemiyorum arkadas.

madem suriye 'ye goturecektiniz neden gomdunuz diye sorduran dizi. cok garip gercekten...

yakında tekrardan alabildigine entry iceren basliklar kategorisine girecek olan dizi.

bölümün ilk dakikalarında polat alemdar'ın tuvalate girmesiyle beni yaran dizi. şöyleki herkes polat alemdar'ın boyu hakkında bir fikre sahiptir. pigmeden az hallicedir kendileri ama tuvalete girerken kafası tuvalet kapısının üstüne değmek üzereydi. anlaşılan dizi ekibi polat alemdar ın boyunu uzun göstermek için özen gösteriyorlar, kapı insaat felan yapıyorlar.bir ek daha yapmak gerekirse arapcanın sağdan sola okundugunu unutmuş dizi ekibi, çünkü polat alemdar her ne hikmetse arapça yazıyı soldan sağa kafasını cevirerek okuyordu.

sözde lübnan başbakanının gazateci abimize röpörtaj verirken adama pepsi ikram etmiş. çok değişti bu lübnan, insan "çay kahve ne içersin lokumum" der. bi de o pepsinin başı-kıçı oynuyordu. bu işte bi hinlik var derim ben. dikkatli olmak lazım.

sezon açılış bölüm adı olarak "kesme ahizemin kordonunu sikerim sülalenin tohumunu" koyulabilecek dizidir.. şaka gibi reklamlarla, kaka gibi kadrajlarla, anlamsiz meraklandirma kaygılariyla , "bitse de gitsek" sıkıcılıgıyla, bir tuhaf serdar akar performansi.. allah allah

tam illuminati polatı bayılttı yeni baronu mason yapacaklar derken herif suriyede elinde usturayla çaycıları geziyor....fenerbahçe gibi dizi, dengesiz..

godfather, kill bill, matrix falan derken 87. bölüm itibariyle dizinin max payne'den aparılmış olduğunu öğrendiğimiz dizidir.

ilk iki sezonunu mumla aratan dizi. nerede türkiye'nin gayri safi milli hasılasının bilmem kaç katını elde eden, en büyük suç örgütünün içine casus sızdırılarak yok edilmesine dayanan senaryo; nerede kukuletalı amcalar ve polat alemdar'ın türkiye-ırak-suriye üçgenindeki serüvenleri. orjininden bu denli sapan senaryo'ya "oha" ; pepsili iğrenç sanal reklam görüntülerine ise "çüş" diyorum. şov tivi zamanındaki, "xxxx'e mesaj atın; çakır'dan asiye,halo'dan eroin türküsü cebinize insin" şeklindeki reklamları bile özler olduk şimdiden.uzun lafın kısası; çökerteceklerdi örgütü, bitireceklerdi operasyonu, kapatacaklardı tükkanı, bitecekti bu hikaye...

"kurtlar kocayınca..." dedirtmemesi ümidiyle az daha sabredeceğimiz dizi.

suriye bölümlerine dizi oyuncularından necati şaşmaz dışında kimse gelmemiş.. diğer oyuncular suriye televizyonlarından.. suriye çekimleri halep'te yapılıyor.. günde 15 - 16 saat süren cekimlerle 4 bölümlük suriye çekimleri 12 günde tamamlanmış..haleb'in tarihi sokaklarında çekilen dizi suriye de duyulmuş ve polatın cevresini kızlar orada da sarmış.. yonetmen serdar akar diziyi; "gerçekçi değil ama inandırıcı" olarak niteliyordu az önce 32. gün'de.. bahadır özdener'de giderek küçülen dünyada anlatmak istedikleri gücün, sınırlarının bir sehir ya da ülke olmadığını daha doğrusu sınır kavramlarının olmadığını anlatıyordu.... sınır kavramını yok eden bir güç var ve bu güçler için başka bir serüven kurulmuş.. bundan hareketle kurtlar vadisinin amacı kişileri anlatmak değil olayları anlatmaktır diye tanımlıyordu özdener..izlediğimiz bu son bölümde çantasından çıkan lübnan başbakanını öldür emrinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği sırrı dört bölüm boyunca devam edecekmiş.. bu dört bölüm boyunca hariri ismini bize ezberleteceklermiş.. bu dört bölüm sonunda ortadoğu da dönenleri daha açık bir şekilde anlatmamızı sağlayacaklarmış.. bütün bunları yaparken geri dönüş sahnelerine son verip, tgrt'nin dini hikayeler serisindeki kalitesindeki çekim gibi değil de aldıkları reklamın karşılığında ekipmanlarını daha da kuvvetlendirip adam akıllı görüntüler ortaya çıkarırlarsa yine perşembe akşamları sokaklarda dolaşmak isteyenleri rahat rahat dolaştırırlar.. yok ben böyle devam edeceğim derlerse o zaman sokaklar daha cazip olacaktır..

kıçı başı oynayan çaykur paketini de unutmamak gerekir.halep'in kasımpaşası sayılabilecek, dizide babil farej olarak anılan bab el-farej'deki (farej kapısı), polat'ın sadece çay içeceğim diyerek daldığı lokantamsı kahvehanede/kahvehanemsi lokantada, polat'ın oturduğu masada oynarken görülmüştür.

eskisi kadar ucuza ve kolaya kaçmayan dizidir. aksi takdirde bol bol süleyman çakır, bol bol kafa kesme sahnesi izlerdik. bilmiyorum farkediyor mu insanlar ama beklentileri yükseltti dizi. rakip olmaya çalışan ucuz senaryolu dizilerin hepsi bir bir gömüldü. sürekli daha iyisini isteyen bir kitle çıktı ortaya. bu dizi bittiğinde yerini hangi dizi doldurabilecek onu düşünüyorum ben.şunu da belirtmek isterim ki dizi bu suriye bölümüyle bir türkiye bilincinden çok osmanlı devleti bilinci uyandırdı bende. çıkıp halepte bir çay içmek istedi gönlüm. hani dedim yine hep beraber olsak. sonra aklıma bir bir asala, pkk, su krizi, israil, amerika geldi.

sadece telefon kablosunu kesen bir adamı,ahizeyi kafasına 3489283 kere patlatmak suretiyle gebertmenin gayet normal oldugunu bize insanca anlatan dizi.(bkz: allah belanızı versin)

polat in tabuttan nasil ciktiginin hala saibeli olmasi ve elindeki devamli gizlemeye calistigi yara izleri hasebiyle acaba polat da mi pai mei den kung fu ogrendi sorusunu kafalarimiza sokmustur.

dizide görülen oynak pepsi kutuları ve çaykur ambalajları aslında birer bombadır. müteakip bölümlerde anlayacaksınız.

tmm polatin bir arap ulkesinde gozlerini actigini anlamamiza yardimci oluyorsunuz ama gozlerini acmasi anindan itibaren baslayarak her 15 saniyede bir de ezan okunmaz ki be kardesim. bizim bildigimiz ezan gunde 5 vakittir, suriyede 32 vakit ezan okuyorlar bunu da ogrendik.

polat in otel odasina nasil geldigini bilmemesi, baygin olarak yatakta uyanmasi ile hepimizin yuregini agzina getirmis dizi. yarin birgun cep.telefonundan.gizli.cekim.polat.alemdarxxx.mpeg diye bir video internette dolanmaya baslarsa yikiliriz, gonlumuz bir de polatin videosunu kaldirmaz. ama benim zannim odur ki polat video cikar cikmaz evet benim goruntulerdeki der, oyle ben degilim cok benzer bir adamcagiz felan demez. ne de olsa delikanli cocuk.

alem adam polat'imiz telefon kulubesinde bidi bidi yapan vatandaşi dövüp, taksimetreye ayar çekip sokak turu attiran taksiciye gozdagi vermiş, akabinde araba çalmış ve de akabinde silah atmıştır!.. büyüyünce mafya olacak bu çocuk!

dizinin büyük bir bölümü suriye ve lübnan da geçtiği için alkolsüz içecekler kullanılmıştır. arap adam yemek yemiş yanında tabi pepsi içer. o tepsi de koç gibi efes bira olsa suriye de cıngar çıkar alimallah. yahut lübnan, adam sentez yapmış "kardeş, gözümüz tok istersen çaykur, istersen pepsi, buyur istediğini" denilmiş. ayrıca gözümden kaçmadı herkes ne güzel türkçe konuşuyo. dünya dili mi oluyo nedir?

(bkz: el-muhahahahaha)

telefon kulubesi sahnesindeki arap arkadasimizin oflu hoca oldugundan suphelenmemizi saglamistir bu dizi... adamin her uc lafindan biri yevm el cuma idi. meali: cuma gunu diyruk her gun demiyrukki

dizi boyunca sağ alt köşedeki yazıyı kaldırmayarak ne izlediğimizi bize hatırlatan kanal d çalışanlarına teşekkür etmemizi sağlayan dizi.http://img132.imageshack.us/...32/574/bscap0052ot.jpghttp://img15.imageshack.us/...15/3523/bscap0065cw.jpghttp://img365.imageshack.us/...5/2878/bscap0074ei.jpghttp://img254.imageshack.us/...4/1273/bscap0080iz.jpg

telefon kulubesi sahnesi ile didaktik mesajlar vermis dizi. suriye liler telefon adabindan bi haber. ama bizim turk milleti bilir. neden? bizim kucuklugumuzde bir dakika skeclerinde telefon adabi ogretildi. bu suriyeliler teki yirtilmis bulasik eldiveninden seritler kesip kullanilmayan kumas parcalariyla kavanozlara kapak yapmayi da bilmiyorlardir kesin. medeniyet baska bir sey.

ilk uçan pepsiyi görünce polat alemdar'ın toprak altında gizli güçler kazandığını sandığım, sarı çaykur paketini masa üstünde görünce olayın polatın gizli gücü olmadığını anlamamla birlikte yapımcıların reklam konusunda iyice abartıya kaçtıklarını gözlemlediğim dizi.(bkz: sanal reklam)

gecen sezonun bitimine kadar neredeyse her hafta izledigim, ancak yaz tatiline girmesiyle beraber, bu tatili firsat bilip, amerikada yayinlanan 24 adli dizinin su ana kadar yayinlanmis tum sezonlarini 1 yazda bitirmemden sonra, dun tekrardan izlemeye basladigim, ama avrupalinin, amerikalinin vizyonunu, cekimini, senaryosunu, oyuncusunu, muzigini, konusunu gordukten sonra artik soguk baktigim dizi.

efendim, bir de filmi olacakmış. "kurlar vadisi irakta"intikamı alınacakmış çuval olayının.şu son dizi performansından sonra nasıl birşey çıkacak bilemiyoruz.al pacino, robert de niro felan derken daha az ünlü star'larla anlaşmışlar(gary busey, diego serrano ve tito ortiz)al ve robert amcam dizinin son bölümünü gördükten sonra vazgeçmişler herhal.

haftalardır sabırsızlıkla beklediğim, jenerik müziğinin başlaması ile evde coşup çılgın attığım ve bu esnada kafamı da avizeye vurarak hafif kanattığım efsane dizinin böyle bir bölümle sahalara döneceğini bilseydim valla da can'lı hayat'ı seyreder en azından biraz stres atar eğlenirdim. öncelikle flashback'lerle geçtiğimiz sezonun son bölümünün bize yedirilmeye çalışılmasını saygısızlık olarak görüyorum, zaten herkesin aklındaydı o kareler, öyle olmasa bile 10 dakikalık bir özetle halledilirdi bu iş.. polat'lı suriye sahneleri, konunun akıcılığı, senaryo hepsi oldukça zayıf gözüküyordu önceki sezonlara kıyasla.. kesinlikle böyle 3.5 aylık bir aradan sonra daha görkemli bir bölümle başlamalıydı 4.sezon. hee sanal reklam uygulaması pepsi ve oynak çay reklamlarına çok fazla değinmek istemiyorum, zaten malmö maçındaki uçan kuş şokunu yeni yeni atlatıyorum, bi de bunlarla uğraşmayı kaldırmaz zayıf bünyem..

dizinin 3 senelik yayın hayatında ekrana getirdiği en kötü, en zevksiz ve teknik açıdan en berbat bölümüydü. hele suriye sokaklarının bi nevi genel ev tarzında kırmızı,mavi,yeşil şekilde aydınlatılması ayrı bir cazibe, ayrı bir erotizm kattı diziye. bu artık kapak olsun aydın doğan'a.

dün yayın saatleri sırasında sözlükte takılan yazaların yazar yerine konmamasına sebep olmuş dizi. üç beş kişi de olsak biz sözlüğü tercih etmişiz, yazıp çizmekteyiz kalbimiz kırıldı açıkcası. her neyse efendim madem sözlük bize yok muamelesi yapıyor diyip sözlüğü kapatarak bu çok şaşalı diziye şöyle bir göz atayım dedim. suriye'de çeşitli olaylar geçmekte araya sürekli reklamlar girmekte vs. hiç bir şey anlamak mümkün olmadı ama bariz şekilde görülen bir şey vardı ki, başrol oyuncusu memoli kadar bile silah kullanamamaktaydı.

en komik diziler klasmanında üst sıralara başarıyla oynayan dizi. avrupa yakası'nda bu kadar gülmemiştim. ilahi kanal d

aldigimiz istihbarata gore, ileriki bolumlerde tilki andre elinde caykur posetiyle polati ziyaret edecek ve karsilikli cay iceceklerdir.senaristlerin dedigine gore, film cekildikten sonra da polat alemdarin britney spears ile pepsi reklaminda oynamasi planlaniyormus.al pacino fiyaskosundan sonra artik o reklami da kibariye ile cekerler.

3. sezonun açılış bölümünü geçmişin aksine saate bakarak izlediğim. artık eski akıcılığı kalmamış dizidir.

4. sezonun acilis bolumu diye izleyiciye "itelenen" sacmaligi izlerken neden surekli kulaklarimi yokladigimi dizi bitmeye yakin anladim. bilinc altimdan surekli olarak ben essek miyim mesajlari geldigi icin kontrol etme geregi duyuyormusum. diziden sonraki 32. gun programini da anirmak pahasina izleyip neymis numaralari diye bekledim. ancak hicbir bahane, hicbir gerekce boyle bir saygisizligi affetiremez. gecen bolumunu al, araya bilgisayar oyunlarindan araklanmis bir senaryoyu bilgisayar oyunundan araklanmis muziklerle (heroes4 den direkt calinmistir bazi muzikler) izleyiciye kakala. benim anladigim, yaz boyu parayi yemis bu yapimcilar. sonra, yeni bolum cekecek para kalmayinca ekrana sicsak izler bu essekler mantigiyla onceki bolumu harmanlayip, 10 dakikalik bir de "kos polat kos" sahnesi cekmisler. al sana sezonun acilis bolumu.

çay ve kola vadisine dönmüş dizi. çok yakında gösterilecek olan bölümleri silikon vadisinde çekilecekmiş. artık konu nip/tuck'a mı döner polat estetik ameliyattan sonra estetik cerrah olup kendini mi ameliyat mı eder bilemem. ama değişim kaçınılmaz sevgili diziseverler. (bkz: entryde izzet öz tadı yakalamak)

aydın doğan'ın, parası neyse vererek satın aldığı ve 'bu sadece bir dizi', 'parayı bastırıp maymun da edebilirim' dediği, önceki sezon sonlarında değinmeye başladığı gerçek olayların gümbürtüye gideceğinin anlaşıldığı bir dizi olmuş. üzücü tabii.

(bkz: yine siz kazandiniz aydin bey)

gittikçe hayal kiriklikları yaratan dizi. filmin ilk yonetmeni zamanın da bol aksiyon, biraz gizem ve takdir hakimdi diziye. sonra yonetmeni değşti bok oldu zannımca. hatırlayacağınız gibi yonetmen değiştikten sonra aksiyondan öte sürekli diğer bolumu merak ettirmeye çalisan yarı kalmiş çekimler moda oldu. diğer bolumu bekledik yine bi kova hırthışır(çöp), bu ilişki zincir şeklinde devam ediyor bu kadar araya rağmen. dun sezonun ilk bolumu diye lm yerine marlboro aldım, ciğerim bayram etsin , ağa gibi izleyim içeyim diye, oda ciğerimize durdu. velhasıl olmamış , tek zevkimiz vardı , onunda içine etmişler. eskiden diziyi seyretmiyorum diyeni garipserdim , izle bu kadar kişi yanılıyor olamaz derdim , şimdi bu lafı diyecek cesareti bulumıyorum.

(bkz: ıhlara vadisi)(bkz: kelebek vadisi)

bi siktir git cay kur * diye veryansin edilmesini isteyen, hatta doymayana kufur etme serbestligi de tanimasi gerektigini dusundugum dizi. * lafimiz caykura degil ama reklama gore mi metin yazarligi yapmaya basladiniz be? caykur reklami ciksin diye yamulmuyorsam 3 defa cayla ilgili diyalog gecti. ayrica sanal reklam ayagina dizinin icine de siciliyor, bu cok acik. o bu degil de ben serdar akara uzuluyorum. super bir yetenek, eyvallah belki iyi para kazaniyordur ama diziyi cekenlerin israr ve acgozlulugunden harcaniyor boyle bir yapimla.. oysa gecen sene geldikten sonraki ilk bolumlerde kendini gayet gostermis, sacma hale gelen diziyi biraksalar yeniden kral yapabilecegini isaret etmisti. yetenek kaybolmaz belki ondaki ama ne yazik ki bu dizi icin butun is vaktini harcadigi kesin. bizim persembe gecemizi, pepsinin de reklam icin para harcadiginin kesin olusu gibi..merak ettigim, kimin cani o reklami gordukten sonra pepsi istedi? diziden sonra istedigim tek sey; bilgisayara bi shotgun oyunu koyup dar sokaklarda oldurecek adam aramakti. lubnan basbakaniyla da alakam yok, soyliym.

aldığım duyumlara göre al pacino ve robert de niro'nun dizide oynaması kesinleşmiş. --- spoiler ---ama onlar da sanal olacakmış.*--- spoiler ---

polatın abinin otel odasındaki uyanma sahnesinin birebir silent hill the room dan arak olduğu dizi.

polat alemdarin 87. bolumunde otel odasindaki health pack i almayi unuttugu dizi.

raci şaşmaz'in bir quentin tarantino gibi düşünüp polati tabuttan kill bill'deki gelin'in tabutu kirmasi gibi kurtarmasini bekledigim dizi. ankesörlü telefonla adam dövme fikride sadece bir türkten cıkmıs olsa gerek. dikkat ettiysenizde telefonla adam döverken elinde birkaç iz vardi. ve otelden ayrılırken de parayı uzatırken parmagının eklem yerlerindeki izi sakladi. bunlarda hatırlayacaginiz gibi kill bill'deki vurusun sonucuyla ayni. kill bill'de de gelin'in eli ayni sekilde oluyordu. asil soru polata o vuruşu ogretecek hocasi kim olcak? karahanli desek öldü, kılıc desek öldü, kim kaldi konseyde? hah işte kurtlar vadisi severlerin aylardir konustugu al pacino burda devreye giriyor. aslinda al pacino polat'in hocasi oldugunu görebiliriz ilerleyen bölümlerde. demedi demeyin.

(bkz: ankesörlü telefonla adam dövmek)

beni hayal kırıklığına uğratan dizi..öncelikle internette yayınlanan sahte senaryo hadisesine inanmam nedeniyle hayal kırıklığına uğrattı*...son bölümde olan hiçbirşeye açıklık getirilmemesi ile hayal kırıklığına uğrattı...polat'ın daha önce dikkat etmediğim koşma stilinin oldukça garip olması ile hayal kırıklığına uğrattı*...ekranın her bir yanından fırlayıp gözümüze gözümüze giren çay paketleri, pepsi hedeleri ile hayal kırıklığına uğrattı*...yalnız aldığım bazı duyumlara göre siemens cep telefonu alan 150 şanslı kişi dizide sanal oyuncu olacakmış..en olmadık yerde bir portre fotoğrafı masa üstünde, ekranın ortasında falan görülecekmiş bu güzel tabii...bi de telefonu surata kapama olayına polat'ın getirdiği farklı bir bakış açısı vardı ki maaşallah dedirtti...

--- spoiler ---altan akışık'ın dün akşam başka bir kanalın başka bir dizisinde oynadığını görünce doğu bey'in (doğu eşrefoğlu) başına gelecekler konusunda az çok fikir sahibi olduğum bir dizi haline gelmiştir kurtlar vadisi.--- spoiler ---

polat abinin otel odasındaki uyanma sahnesinin birebir silent hill the room dan değil, apocalypse now'dan arak olduğu dizi.

--- spoiler ---gazetelerdeki ve internet sitesindeki resimlerden anlaşıldığı kadarıyla polat'ı tabuttan kukuletalıların çıkardığı dizi.--- spoiler ---

yeni sezonun 2.bölümünün konusu şöyledir;--- spoiler ---polat, tabut içindeki son anlarını ve ölümü kabullendiği noktada hayata nasıl döndürüldüğünü hatırlayacak. ondan lübnan başbakanı hariri'yi öldürülmesi istenmiştir. istenilen şeyin nedenlerini araştırırken anlar ki, kendisini kullanmak isteyenler hem ortadoğu dengelerini iyice bozacak, hem de türkiye'yi zor durumda bırakacaktır. bu arada polat'a hayat verenler, nergiz, doğu bey ve esad için hazırladıkları sonu birer birer gerçekleştirmiştir. elif, ameliyat masasında ölümle pençeleşmektedir. bütün güç dengeleri değişmiştir. kılıç sırra kadem basmıştır. safiye öldürüleceğinden emindir. polat kirli oyunları reddederken beklemediği bir anda kendisine yollanan bir ikaz ile şoke olur. --- spoiler ---

tabutla ilgili ikinci ve son yorumumu eklemek isterim bu diziyle ilişkili olarak:"az kaldı az, pai mei gelecek birazdan!!"

(bkz: hanım koş bizim oğlan kill bill olmuş)

genelde bakkal harun abi'den alisveris yaparken karsilastigim, orta zekalilar icin yazilmis bir dizi. (izleyenler orta zekali demiyorum) tabutta olan bir kisi neden kendi kendine 'ah.. oksijen bitiyor.. hmm' yapar ki. hicbir sey bilmiyorsan ic ses yap be.

sadece ozetlerini izleyerek takip edilebilecek tek dizidir. (bkz: bokunu cikarmak)

izlenmeden de uzaktan takip edilebilinir

tıpkı şansal büyüka-erman toroğlu gibi, a takımı, olacak o kadar, milli piyango veya pilav üstü az kuru gibi ülkemizin olmazsa olmazlarından biri haline gelen dizi. bugünkü bölümde ben polat kardeşimin haline çok üzüldüm, tabuttan kurtulması için yapması gereken şey çok basit oysa: wiggle your big toe polat, wiggle your big toe, hadi bakıyım..edit: mr spock da işin içindeymiş, polat' ın işi zor

son bölümlerde gerçekten agzına sıçılmış dizidir.kanal d ye gecisiyle birlikte artan ve asırı derecede göz,kulak tırmalayan din öğeleri eski doğallığının agzına sıçmıştır.din öğeleri olmasın demiyorum lakin,asırı derecede kulak tırmalayan ve sanki dizinin içine başka güçlerce entegre edilmiş din öğeleri hissedilmesi benim açımdan oldukça üzücü.artık insanların* diziyi "ulan 85 bölüm izledim son bölümlerini de izlemem gerek" mantıgıyla izledigi bir dizi olmuştur.tüm bu olumsuzluklara ragmen nizamettin güvenç in basın toplantısı esnasında çalan cendere birden uyuyan beni kendime getirmiştir.bir müzik bu kadar mı sahneye uyar yarabbim

çok kötülenen ilk bölümü kaçırmam ile beklentilerim çok düşük bir şekilde seyrederken acayip haz aldığım dizi. halep (şimdi anılarım canlandı) gibi güzel bir şehirde daha güzel mekan cekimleri yapılabilirdi.

(bkz: kabak tadı vermek)

polat alemdar'ın "allahsanız öldürün ulan!" nidalarıyla illuminati ile kan davasına giriştiği dizi.(bkz: heyt be)(bkz: analar neler doğuruyor)

izliyorum su anda, o kadar muptelasi olmus, tum plan programimi buna gore ayarlamisim ama o kukuletalilarin oldugu sahne bana okuldaki anasinifi ogrencilerinin musameresini hatirlatiyor. bu kadar da olmaz ki! o adamlari gorunce nazgul gormus gibi titremem gerek, bense o kostumleri nereden kiraladilar acaba diye dusunuyorum. kostumdur, isiktir, efekttir; ama bir seydir! su haliyle, diger soap opera dizilerinden bir farki kalmiyor.hay allahim, su anda memati, "dayan yenge!" diyor.oyle demek istiyor biliyorum, o yuzden de izlemeye devam edecegim.

internete girmek için çeşitli ekipmanlara ihtiyaç duyulan dizi. sanırsın mc gyver polat kardeş te muz kabuğundan adsl modem yapacak. net cafenin en babası bir milyona bir saat ekipman sağlıyor o ayrı.akabinde ehliyet kemeri'ni (edit:ehliyet arabayı kullanmak için gereken bir nesnedir. anlatılmak istenen cisimim emniyet kemeridir ki ehliyetten sonra en gerekli şeydir. gülmekten ehliyeti ve emniyeti elden bırakmışım lan) bıçakla kesemeyip küsküyle kilit kısmının açıldığını gördüğümüz dizidir ki mc gyver'in taşşağına kurban olurum

nergiz karahanlının an itibariyle can verdiği dizi...

çok fazla numara çevirdiğinizde telefonun bozulacağını iddia eden dizi... akıl fikir...büdüt: etti mi kardeşim? etti... ne kötülüyosun o zaman? basmiyim tuşlarına...

nergiz karahanlı karakterini oynayan oyuncu ölmek üzere olan kadının çocuklarından dolayı çektiği acıyı çok başarılı bir şekilde yansıtmıştır. takdir etmemek elde değildir.

sayesinde bizde bes vakit okunan ezanin halep te her vakit okundugunu ogrendigimiz dizi

polatın gmail kullandığını gördüğümüz dizidir.

rivayete göre bu akşamki bölümünü tarantino yönetmiş

dizideki karakterlerin %50sinin gmaili olduğunu gördüğümüz dizidir... bu ne lan...

(bkz: her mafya üyesine bir gmail hesabı)

suriye telekomun türk telekomdan farklı olmadıgının anlaşıldığı dizi.(bkz: niye gitmiyor bu mailler)

an itibariyle gmailin çöktüğü dizi... mailler gitmemektedir. demek ki hotmailden bir account alma vakti gelmiştir. nesi bozuk acaba?

dahi anlamina gelen denin gozardi edildigi dizidir. degil mi ki polat mesaj yazarken, "ben ismimi soyleyemiyorum, sende soyleme" demis! (baska kelimeler kullanmislardir belki ama meal ve gorunum aynidir). ey senarist, vaktim yok deme, boyle ayrintilari gozden kacirma! ekrandan tanidigim bahadir ozdener, senaristlerden biri, had safhada cool gorunuyor olabilir amma bu saatten sonra ne diyeyim? ozen, onemli bir erdemdir. ne is yaparsak yapalim.

muhteşem bir istihbarata sahipmiş bizim tv kanallarımız da haberimiz yokmuş.olay yeri inceleme ekibi daha cesedin fotoğraflarını çekerken tv'de "intihar etti adam" diye haberi çıkıyor baksanıza.yuh artık.

windowsun hata verdiği dizidir. yine bir windows klasiği...

(bkz: microsoft a küfür edilen anlar)

an itibariyle değil genel itibariyle sıçmış dizidir, öeehhdir.(bkz: götürün şunu gözüm görmesin)

koskoca nizamettin güvenç'in pop3 destekli e-mail adresi kullanmadığını öğrendiğimiz dizi.(bkz: ayıp çok ayıp)

illuminatinin üşenmeyip safiyenin resimlerinden powerpoint sunum hazırladığı dizidir.

çaykur reklamları dizin içinde değil reklam aralarında verilmeye başlanmıştır.

gelen mail'in subject'inin fwd fwd fwd: elimizden kaçamazsın.pps olduğunu düşündürttürten fantastik macera dizisi

çok gerçekçi bir dizidir... az önce dizide mail gönderilemeyen adreslere ben de mail göndermeyi denedim, fakat başaramadım.şu anda ise monitörün başında "bizden kaçamazsın" yazısının çıkmasını bekliyorum...(bkz: aferin sana)

bir cuval para doken polat alemdar'in kaliteli bir laptop yerine ancak kiytirik bir desktop sahibi oldugu dizi. demekki neymiş suriye'de elektronik urunler fahiş fiyata satiliyormuş. (bkz: kissadan hisse)

kanal d'ye geçerken kadroyu ciddi miktarda azaltmışlar. herkes ölüyo sırayla. eee alınan transfer ücreti bir önceki sözleşmeden kötü değildir kanımca. anlaşılan şaşmaz kardeşler son on küsür bölümde herkesi öldürüp bütün parayı cebe atma niyetindeler.

mematinin "doktor!" derken kulaklarını tavşan gibi oynattığı ve an itibarı ile cılkının çıktığını düşündüğüm dizidir.

artık diyaloglarının da çok zayıfladığına şahit olduğumuz kocamış kurt dizi.öyle ki, kukuletalılar bile bölümü kurtarmaya yetmemektedir.mesela, daha 5-6 yaşlarında olan ve evlatlık olduğunu bilmeyen ali candan, niçin annesinden "nazife anne" diye bahsetmekte, babasına ise "ömer baba" demektedir? oysa bunlar polat alemdar olduktan sonraki ifadeleriydi; hani yabancı ya onlara.veya kılıç'a baskına gelen polisler, neden sadece arkasından bir el ateş etmekle yetinmiştir. oysa 6-7 arabayla gelen ekip, anında takibe geçmeye kalkmaz mıydı?ve diğer birçok benzer tespit...

gerilim dozu iyi ayarlanmış bir dizi. beni özellikle polat'ın tabuttan çıkmaya çalışmasından çok dial up la internete girmeye çalışması gerdi.

polatın bir çuval para döktüğü bilgisayarın monitörünü bir anlık cinnetle sikip attığı dizidir.

(bkz: kırırım bu bilgisayarı)

tam gmail ime gelen maili açarken tırsmama* neden olan dizi

(bkz: kurtlar yaylası)

dizinin trajedik gelişimini izleyemeyenlerin sol framede görünce öldüğünü sanacakları dizi...(bkz: sol framede görünce öldü sanmak)

polat alemdarın suriyede regional settingsi türkçe windows kullandığı dizi. ayrıca sofik@hotmail.com adresinin safiyeye ait olduğunu öğrenmemize vesile olmuştur. dikkatli izleyenler polat alemdarın gmail hesabını da görmüş olabilirler.

(bkz: safiye deyip monitoru firlatmak)

(bkz: ben bu bilgisayari kirarim)

şu ana kadar diziyi izlemedim hiç ama spoiler dahilinde bu akşamki bölümün konuus şudur diye girilen entryler sayesinde öğrendimki bir nevi yerli 24'müş bu. jack bauer gitmiş polat gelmiş. (bkz: hadi bakalım)

sanal reklam uygulamasında bu hafta turk arama, gmail, nethaber gibi siteleri tanıtmış olan dizi.

polat alemdar a gmail davetiyesini hangi karakterin yolladığını sezon sonunda öğreneceğimiz dizi. ki bu dizinin 88. bölümde vatansever, elinden her iş gelir polat alemdar, halep sokaklarında üzerine başına bir şeyler almak için girdiği dükkandan ceketini de bağışlayıp çıkmıştır. tüm parayı o eve verdi şeklinde yorumladık. şimdi pantalon parasına lübnan başbakanını öldürmesi gerekecek ya da belki kulübe önünde telefon kartı satar.

polat'ın,karşısında "v" şeklinde dizilmiş olan kukuletalılara "siz kafayı mı yediniz lan" dediği anda ortadan ikiye yarıldığım dizi.edit :ayrıca necati şaşmaz'ın boyu dikkate alındığında, koca tabuta ne gerek vardı ? meyve kasası ya da nebilim karton kutu yeterli olurdu kanımca.

telefon kulubelerinde maymun olacağına, gmail ' le sağdan soldan haber almaya çalışıp monitörü kıracağına google ' a "satellite" "phone" "syria" keyword ' lerini girsen be polat ' ım dedirtmiş bölümü yayınlanan dizidir... ilk çıkan linkten thuraya ' yı, az biraz daha araştırma ile aleppo' daki bayileri öğrenmen, sonrasında da bir telefon alıp sevdiklerinle konuşman mümkündü pekala...zkimin istihbaratçısı seni...

#8364269http://img313.imageshack.us/...3/1822/bscap0117yh.jpg

kurtlar vadisi zamanda kaymaya devam ediyor, dizi ekibinin artık bi takvim saat vs türlerine önem vermesi gereken dizi olarak rekor kırmıştır. şöyle ki, polat kukuletalılar tarafından kaçırılması ile elif'in kaza yapması aynı gün gerçekleşmiştir. akabinde elif hemen hastaneye kaldırılıp ameliyata alınmıştır. polat ise bu sıralarda 2 gün otelde kalır, arablarla köşe kapmaca oynar ve 2 gun daha su gibi gecer. sonra birden hop diye bakarız ki elif'in ameliyatı hala devam etmektedir. el-insaf kardeşim, doktorlara yazık. 4 gün süren ameliyat mı olur. insaf marhamet. hadi elif'e artık dizi de kimse acımıyor, bari doktorlara acıyın..

vakti zamanında kıbrıs bankalarının şifrelerini kırıp o hesap senin bu hesap benim hackerlik yapan polatim alemdarim'in, laptoptan bi haber suriyeli bilgisayarci kardeşlerimin kurdugu oem tesisat ile yaman davranip gmail ile klozeti olmayan safiyeye, can cekisen elife falan "bil bakalim ben kimim, koşe bucak gezmeyim, adımı sorup üstüme gelmeyin...imza p.a. !! " içerigiyle ulaşmaya çabaladığı, teknolojik-ül harikalarını sergilediği yaman bir dizi olmuştur bu. öyle kubidik iletişim metodlarina cevap olarak da ip'si elegeçirilip gmail'i eline verilmiştir. mailboxlarınızı kollayın derim, şakacı p.a.mailleri forwardlanmaya başlamiştir bile.

senaryosu günden güne bozulmakta olan dizi...kendine acil çeki düzen vermesi gerekmektedir.

ikinci telefon kulubesi vahşeti'nin eşiğinden dönülen dizi olmuştur.. #8326072

bir bir istanbul masalı vak'ası.

suriye telekomun türk telekoma göre kat ve kat boktan olduğunu gösteren dizi.zavallı polat 2 kez dial up tan nete girmeye kalktı ama syrianet bana mısın demedi.artık şükür gözyaşları içerisinde allah'a dua ederek huzur ve huşu içerisinde 256k hızındaki 3gb kotalı adslimi kullanabilirim.ayrıca polat'a illuminatinin trojanlarından korunması için norton veya kaspersky antivirüs tavsiye ediyoruz. yada, windows'un içine polat a özel hata mesajları yerleştiren illuminati üyesi bill gates'in windows'unu bıraksın gitsin direk linux'a geçsin.

kendimden tirsmama neden olmus dizi (bkz: #8326450) canpolat in yaralari ile dalga gecelim derken gaybi bilmisim de haberim yokmus. petek dincoz mu oluyorum ya rabbim diye cok korktum, bismillahirrahmanirrahim felan oldum, dudagim kenarinda da ucuk cikti.

canpolat in evliya oldugunun kanitlandigi dizi. zifiri karanlikta tabutta cebellesirken yuce rabbim hidayet etmis bir anda kabre yesil yesil nur inmis tabutun icini de aydinlatmistir. o anda ancak senden geldik yanliz sana donecegiz * mealinde kuran da okumaya baslayinca elini opup duasini isteyesim geldi. ama sunu da gorduk ki iman gucuyle bile olsa 8 milimlik sunta kirilmiyor.

zannedersem yeni sezonun suriye'de geçen ilk dört bölümü için kullanılmakta olan ya da öyle olmasını umduğum dizi müzikleri, tamamen icinde ezan olan yabanci filmler tadı vermektedir. hayır ezan desen ezan da değil, suriyede geçen sahnelerde arka planda bir feryad figan, çığırışlar alıp başını gitmekte. batılı gözüyle doğunun 24 saat ezan okunan tuhaf bir belde şeklinde algılanmasına illet olduğumdan bizimkilerin de bu bakış açısını yansıtmasına anlam veremedim. oysa ki eminim suriye'nin bu bölümlerin her sahnesine gidecek mükemmel bir müzik altyapısı vardır. alırsın o şarkılardan üç beş tane, koyarsın duruma göre, hem havaya gireriz hem kulağımızın pası gider. anladık tarantino hayranısınız, biraz da elemanın müzik seçimindeki hassasiyetini örnek alın. bir de o zaman söyleyen olmuş muydu hatırlayamadım şimdi ama doktorun feraye ile kesişmelerinden melek yüzlü şeytan ibnenin biri olduğu anlaşılmıştı. gerçek yüzünü görmek epey zaman sonra bu güne nasip oldu.edit: ilgili olarak (bkz: #8326465). ayrıca feraye demişken dandoldenyus'u anmadan geçemedim, hey gidi..*

polat alemdar 'in ayrana ekmek bandıgı dizi. banmadan once de kokladı. ayrıca sadece bir kez bandı.bu cok onemli. sonra icti. ilginc.

artik quentin tarantino nun kesin telif haklari icin yapimcilarinin yakasina yapisacagi dizi. hadi kill bill enstantenelerine alismistik da, kalbi duran polatin kalbine adrenalin enjekte edip bir pulp fiction sekansi olusturan arkadaslari yaraticiliklarindan dolayi tebrik ettim. bir dahaki bolumde dizide mr pink diye bir kotu adam cikarsa sasirmiyacagim.

kurtlar vadisi'nin yapımcısına sormuşlar, neden ensen kalın diye. ne dese beğenirsiniz? türk insanı böyle ucuz estetik yoksunu hırt dizilere prim verdikçe ben daha o enseyi daha da kalınlaştırırım.

yapimcilarin sozlugu takip ettigini dusunmemi saglayan dizi (bkz: #8326604) suriyeliler telefon adabindan habersiz bunlar ne anlar derken, bu bolumde suriyeli bayan polati gorunce konusmayi kisa kesmis, kusura kalma seklinde arapca birseyler dahi soylenmistir. hatta polat bu sefer olayin suyunu cikarip kulubeyi mesgul edince siradaki arkadasdan ayar bile almistir. bir an ahanda polat bunu da ahizeyle hasat edicek dedim ama sanirim kibar kizin hatrina adamin canini bagisladi.

bir dokunusla polati bayiltan paladin kilikli arkadaslarin cirit attigi dizi. meger polatin sah damari nahiyesinde on off dugmesi varmis. ama polati direk on off dugmesinden kapamasi ii olmadi kanaatimce. canpolat gecen bolumde otel odasinda uyaninca niye bes dakka tavana bos bos bakti simdi anladik, meger scandisk yapiyormus.

esadın öldüğü sahnede bana the ring filmini anımsattı esad tam ölmeden önce televizyon cızt cuzt edip görüntüler kaymaya başladı sonra aniden bir adam belirdi esadı öldürdü sonra televizyon karlı göstermeye başladı. tek eksik adamın televizyonun içinden çıkmasıydı.

bir dizi ancak bu kadar format c lenebilir, resmen dizide adam kalmamıştır, konu bulanmıştır, sağdan soldan çetrefil çelişik bilgiler, seyirciyi sersemletmeye yönelik ataklar, senkron hataları, durduk yere suriyeye sataşmalar, ne oluyoruz dedirten bir şey

polat alemdar'ın dik duran tabutun içindeyken, gizli tarikatın üyelerine "allah mısınız ulaan" diye haykırırken aynı anda ramazan davulcusu misali gerdan kırmasıyla kendinden soğutan dizi.

arapça başlayan ve bir süre arapça devam eden bazı diyalogların, aniden türkçeye döndüğünü müşahade ettiğimiz ve bu şekilde ne yapılmaya çalışıldığını anlamaya çalıştığımız dizidir. senyora'nın ve polat'ın yardımcısı olan abla'nın konuştuğu sahneler mesela. ayrıca, isim vererek bir ülkenin hayatta olan başbakanı hakkında, şahsının ortadan kaldırılmasını ve bu suretle ortadoğu'nun karıştırılmasını konu edinen "komple teorileri"ni nasıl kaleme alabiliyorlar, hayret ediyorum doğrusu.

dün akşamki bölümün sponsorunun gmail olduğunu düşündürten dizi. tahminen bu sabah her kurtlar vadisi izleyicisi bir gmail adres edinmenin yollarını arayacaktır.- olum sen anlarsın. bana da bir gmail adresi al.- napcan sen adresi ya? daha klavye kullanmayı bile bilmiyorsun. bilgisayarda sadece porno resimlerin olduğunu zannediyorsun.- polat abime mesaj neyim göndercem. ha bir de messenger neyim varmış?- he var. - bir de ondan alalım. polat abimle chatleşiriz.- !!?

kanald'nin ustalıklı komplosuyla kanına girilmiş dizidir.

kesinlikle havasına kapılamadığım dizidir.sevenine, izleyenine çok saygı duyarım, hepimiz aynı şeyleri seversek zaten dünya çok sıkıcı bir yer olur. ama benim bakış açımla o da dün gece ilk defa izlediğim bölüme dayanarak söylüyorum; komiktir.polat alemdar denen kişican, ona sesini veren kişi olmasaydı bir hiçti bu bir gerçek. yani sokakta duran herhangi bir adamı habersizce çekseniz yüzüne de güneş geliyor olsa polattan daha sert bakar. evet milyonlar bu adamın hayranıdır. deli yürek damarı büyümüş buraya kadar gelmiştir ama, polat birden ustura ile adamın boynuna atlar, sonra garip garip hareketlerle bir yere girerler o sahneler nedir? oyunculuk aksyon nerededir? adamın boynunun sol tarafına dayanan ustura orayı kanatır, son sahnede o kan sağ taraftadır bu nasıl olur? nasil bir adam ölmek için tüfeğindeki merminin bitmesini bekler? hiç mi geri kaçmaz? orayı basan adamlar niye önce kapıyı çalar? siz bi yere baskına gitseniz arka kapıdan kaçan adamı bulmak için dar sokaklarda "hobbalaaaa" diye patates çuvalı gibi sağa sola atlar mısınız?hepsini geçiyorum yine polat denen kişinin oyunculuğunu geçemiyorum. yok muydu şunu oynayacak oyuncu bu işin eğitimini almış biri?gençlerin dizisi diye, gündemi yakalamak için gmail var mı denmesi çok mu süper dizi yaptı bunu yani? o zaman bu dizi şöyle olsun;- polat bey, yeni şöförünüz bay külli yen- hmm.. need for speed undreground 2'yi ne kadar zamanda bitirdin ulen?- abi 2 haftada- öldürün bunu- polat bey, yeni korumanız bay kuveyk osman- counter strike hangi oyunun extensionudur len ?- doom mu abi?- zükün bunuuuuuuu- çabuk bana msn 7.5 kurulu bi amd atlon verin, ayrıca cumartesi şahan'ı izliycem o güne baskın flan koymayın...- tabii abii- bi de ekşi sözlük'ten ssg'yi çaartın bana- olur aaabi- tamam keeeeeeeeees- bu günlük bu kadar arkadaşlar hepinize teşekkürler- abi iyi ettik mi bu senaryoyu böyle flan yaptık?- sen gör olm sözlüğü flan yarın... kopacak millet, gelsin paracıklarrrrrrr...- ihihihihiiii- ehehuhe şşşşşşşşşş çaktırma - ehem!- al paçino fikri de oradan çıkmıştı- nee aheuaheuhauhauhea- zuhahhuahau şşş ses yapma olm- abi güldürme aaaa- hihihu şşşşşşş şşşşşş- kapuçino içer misin abbphuheuaheuahuha- höhhölö hööhlhöhlhöşimdiden zamanın ötesine geçirme çabasına girecek karmayı namus meselesi sanan kişicanlar için söylüyorum; umrumda olmayacaktır. (bkz: karma/@barbee) sonra "abi herifi direkt kötüledim var ya" flan diye anlatıp şekile girerken bu tarafta değişen bir şey olmadığının bilinmesi de gerekebilir.

önceden de farkediyorduk ara ara ama artık iyice ayyuka çıkmaya başladı senaryodaki kopukluklar. zamanında o kadar da yazmıştık polat alemdar'ın neden baronluğa getirildiğini. (bkz: #7402815) e şimdi noldu, "babanın kurduklarını sana yıktırmak için seni seçtik" diyerek geçmişteki bütün olayları ve diyalogları yuttunuz sayın bahadır özdener ve raci şaşmaz. bilemiyorum senaristler çok fazla konuya yayıldı şimdi toparlayamıyorlar, ondan bu kopukluklar yaşanıyor gibime geliyor. dizinin gözden nasıl düşmeye başladığını da bu başlıktaki ciddi yorum yapan - dalga geçen entry oranına bakarak pekala anlayabiliyoruz zaten. sahi ruslar vardı tilki andrei vardı, noldu ki onlara?

dün akşam anlamadığım bir şey de şudur ki, abe polat alemdar, o monitörün fişi prize takılı değil midir, o monitör ki, kasaya bağlı değil midir ki, sen onu bir hışımla kaldırıp atabildin? ilk bölümünden beri izleyen biri olarak geçen sezonun yarısından beri bakalım ne olacak diyerek izlemeye başladığım, son iki bölümde de ulan çok merak ediyorum, nasıl bitirecekler, daha ne kadar saçmalayacaklar diyerek izlediğim dizi olmuştur. vatana millete hayırlı olsun. ulan kanal d, elini attığın her şeyi yok et olur mu???

olay tamamen şudur:polat tabutta ayıldığında aklına bir anda hızlandırılmış ajanlık kursu günleri gelir. o günlerde polat haylazlık yapmaktadır ve pai mei'nin verdiği tabuttan çıkma derslerine girmemiştir. bu eksikliğini uma thurman ile gönül ilişkisi yaşayarak kapatabileceğini düşünmüştür; ama uma ona kıl kaptığı için tekniği tam öğretmemiştir. polat abimiz pai mei'nin dersleri yerine aslan amca'nın `havasız kalındığında beyin ölümünü engelleme yolları `derslerine girmiştir. bu sayede kalbi durmuş; fakat yarım saat boyunca beyninde bir tahribat meydana gelmemiştir. tabutu kıramayan polat "hassktir" diye diye son nefesini vermiştir. sonra askerliğini cumhurbaşkanlığı muhafız alayında yapmış olduğunu düşündüğümüz siyah giyen adamlar polatı 45 dakkada "her şey vatan için" diyerek gösteri merkezine taşımışlardır. bi de başka bir olay vardır: suriyede ve lübnanda herkes süper türkçe bilmektedir ama türkçe konuşmak için muhabbete arapça başlamak şarttır. önce arapça iki laf edilir sonra türkçe devam edilir(resepsiyondaki adam, lübnan başbakanı, polatın hizmetkarı kadın, taksici fln hepsi böyle yapmıştır) en sonunda da muhabbet arapça biter. bir de suriye gizli servisi polatın peşindedir ama amaçları yakalamak değil, polatın bu karmaşada aklına getiremediği doğum gününü kutlamaktır. bu yüzden polat halepte takiptedir ama dikkat çekmemek için bir gün içerisinde malikaneye yerleşen, dünyanın parasını harcayan polatı gizli servis bi türlü bulamamıştır. polatın görevi açık ve nettir: arapçadan daha iyi türkçe bilen lübnan başbakanını öldürmek. bu görevi kendisine veren adamlar içtikçe sapıtmaktadır ve tabancayla tek el ateş etmek varken zavallı safiyeyi petibör vererek gaz odasına kapatmışlardır. bir de istanbuldan ankaraya niçin helikopterle gittiğini anlayamadığımız doğu beyin ölüm haberini alırız. sonra polat polat@alemdar.com gibi taşaklı bir e-mail adresi alabilecekken tasarruf mantığıyla g-mail kullanır. ve g-mail kukuletalı adamlarca kontrol edilmektedir. bu yüzden bölüm sonunda polat bir daha hasssktr çeker.

trt'de ki 6.sınıf turkce dersleri yavaşlıgında geçen dizi. polat neden lübnan başbakanının kendisine öldürtülmeye calışılacağını düşünürken sıralar -1...-2.....(her rakam arası 3 saniye bekleme)-7ya da orta doğuyu karış..-8suriye de olmasının ne..-9yada turkiye yi de ayrıca her reklam arasından sonra 1 dakika geriden başlatmaları da can sıkan dizi.

show tv'de iken de mantık hataları olan ancak kanal d'ye geçmesi ile dizi başına mantık hatası oranının fırladığı dizi...mesela kabilinden ilk akla gelenler şunlar;- esad'a intihar etti süs veriliyor ama dikkat edilirse onu öldüren kişi silahı yer düzlemine 135 derece açı yapacak şekilde ateş etmiştir. bir insan anatomik olarak öyle intihar etmez, edemez. elinde olmayan barut izini de geçiyorum... (hadi olay yeri incelem oradayken haber yapmanızı da illuminati'ye bağladık diyelim...)- polat tabutta iken karşısındaki palyaçolar pardon kukuletalılar ile konuşurken, iki kamera açısı arasında inanılmaz yerleşim hatası vardır. polata karşıdan bakarken "v" şeklinde duranlar, polatın bakış açısına geçince yedisi de görülecek şekilde dairesel bir konuma geçmektedir. figürasyon göründüğü kadar mı yevmiye almaktadır, nedir?- o bilgisayar (halepteki eve gelen) nasıl bir tane kutuya sığmıştır? hadi onlar sığdı, o yazıcıyı adam neresinde getirmiştir? çevirmeli bağlantı* ile internete giren bir insanoğlu; sayfaları, resimleri ile beraber, nasıl o kadar hızlı açar?hasılı hakikaten bir özensizlik var dizide. "odun koysam seçilir" diyen politikacılar geliyor aklıma... bir de "siyah olmak kaydıyla istediğiniz renk ford t alabilirsiniz!" diyen henry ford...ikisinin de çağı geçti, devir müşteri odaklılık dememe bilmem gerek var mı?...

son olarak nergiz karahanlı'nın* da ölmesiyle yıllarını bu işe vermiş gerçek oyuncuların kalmadığı dizi.haklarını yemeyelim; istemi betil*, sönmez atasoy*, atilla olgaç*, serpil tamur* hala dizi kadrosundalar ama nerdeler?

serdar akar'ın bundan sonra ağzıyla kuş tutsa sinema adına yaptığı hiçbir işin saygı görmemesine sebep olacak dizi.(bkz: ilkelerini satan sinemacı)

hayatın pratiği ile söylemsel pratiklerin birbirinden koptuğu/koparıldığı tüm kültürlerde * rastlanabilecek tipten bir patoloji.

siyasal tartışma adabının, radikal sosyal bilimin zorla, şiddetle 25 sene bastırılması neticesi sonucunda üstyapıda oluşmuş boşluğun farkına varan ve bunu bol para getirecek aptalca komplo teorileriyle doldurmayı bilen tv yapımcılarının karlı oyuncağı.(bkz: hariri suikastı üzerine polat alemdar analizleri)(bkz: büyük türk düşünürü polat alemdar)

(bkz: polat alemdar in sozluge girmesi)

hacker polat'ın olası maaaaaceraları(bkz: polat alemdar in sozluge girmesi/#8367608)

haberturk'teki tempo dergisinden alınan habere göre "sokaktaki kurtlar vadisi"... haritalarla anlatmışlar bi de...http://www.haberturk.com/news/201107.html

88. bölümde görünen nethaber sayfasıyla, nethaberden teşekkürü kapmış dizi.

otel odasında uyandığı bölümde polatın, biz evde 3 kardeşçenek birbirimize baktık. gerçekten de tam bir silent hill* ambiyansı kurulmuş idi. uyandığında tavandaki pervaneye bakış, sonra etrafa falan bakış, tam çıkacakken çevirmeli telefonun zıırlayan zili, kapıların altından scrapbook bulmalar, koskoca dolaptan sadece bir ustura çıkması ve alttan gelen kesinlikle rahatsız edici müzik bir the room* çalışması olduğu konusunda bizi ciddi ciddi düşündürttü. bölümü beceremişlerdi hiç olmazsa oyun tadını, yâdını yakalamış olduk.

dün akşam kesin olarak izlemeyi bıraktığım dizi. 3 senenin ardından bu kararı vermek çok zor geldi gerçekten.

bu hızla giderse muhtemelen son bölümün yaklaşık 10 saatte ancak bağlanacağını düşünüyorum

senaryosu güzel bir dizi. ancak komplo teorilerini biraz abartmasalar ve olayları gerçek hayatla bağdaştırmasalar daha güzel olacak. oyunculara gelince necati şamaz çok kötü. kenan imirzalıoğlu çok güzel giderdi polat rolüne. diğer oyuncular fena değiller. bir de osman sınav yönetmen iken bu dizi daha adamakıllı çekilirdi. şu anki yönetmen hakikaten çok kötü. mesela sezonun ilk bölümünde polatın başının dönmesi ile sofradakilerin uçuşması faciaydı

suriyede cep telefonu,kontorlü hat, konustukca kazan modunda bisey yok mu yahu dedirten dizidir.bi aramayamadin istanbulu be kardesim.daraldim ekran basinda,posta güvercini bul,duman yap,ama yeter artik bitsin bu cile.

her şeyi anladım da kill bill'e neden gönderme yapılmış onu anlamadım, neyse en azından mezardan kendi başına çıkmayı beceremedi de biraz yaratıcılık katılmış oldu. ayrıca sezar'ın hakkı sezar'a, kill bill'de gelinin tabut kapağına vururken elinin derisinin soyulup kanaması çok daha inandırıcı çekilmişti, türk versiyonunu pek tutmadım.

polat alemdar'ın maile yazdığı "ben isim yazmıyorum sizde yazmayın" cumlesinden; lisede turkce dersinden kaldığının anlaşıldığı dizidir.(bkz: baglac olan de ve ki nin ayri yazilmasi kurali)(bkz: dahi anlamina gelen de ayri yazilir)

kendini geçmişinin hatrına izlettiren dizi.şu anki bölümleri henüz ilk bölümleri olsaydı,yani yayın hayatına yeni başlıyor olsaydı eminim ki bir kaç bölüm sonra ratinglerde ilk yirmiye bile giremiyor diye yayından kaldırılırdı.yapımcılarının kafasına silah dayayıp bu dizinin bokunu çıkarın deseler ancak bu kadar olurdu.tebrikler.

bugüne kadar pek izlememiş biri olarak "bi izleyeyim bakiim nedir?ne değildir" diye izlemeye zorladım kendimi.ilk bölümde havada uçuşan pepsi kutularından sonra kanalı değiştirdim.2.bölümde hadi bi daha izleyeyim dedim.ama o da olmadı.necati şaşmaz mıdır nedir? adam uzaydan gelmiş gibi bir android gibi dizide.bir bayağılık, bir sıradanlık var çekimlerde.sıkıcı bir tempo bayık bir atmosfer, arapça konuşan iki insanın türkçe konuşmaya başlaması ya da tam tersi gibi abukluklar.sırlar dünyası, kalp gözü filan izliyormuş gibi hissettim kendimi.onlar daha iyi hatta.olmamış.

87. bölümden itibaren kullanılan ; suriye sokaklarında , otelde polat abimiz gezerken arkadan gelen ilahi, ezan tarzindaki sesin ezanın ters çevrilmiş hali olduğunu; "ulan bu gökhan kırdar bişeyi ters çevirmiş sonunda hüeeep diye ses geliyo" diyerekten bularak kendimi dogu beyin helikopterini düşüren safiyenin arabasını bozan herif zannetmeme neden olmuş olan dizi.

87 ve 88. bolumlerinin usenet'de alt.binaries.tv alanina post edilmesiyle beni benden alan dizi ve onun yaratici-komik encoderlari. post edenler de "zeytinpark" (i'si kucuk kalanlari buyuk) ve "kanarya1907" (a'lar kucuk diger harfler buyuk)yanliz par2'ler falan tam, cocuklar ogrenmis post etmeyi.

dizi, yurttas kafalarini fosseptik olarak kullanmaya devam ettikce soyle bir hayira (!) vesile olabilir fikrindeyim:malumunuz, irili ufakli, partili partisiz fasist grupcuklar ozellikle 1999'dan sonra oteden beri onunde tapindiklari "devlet"e karsi mesafeli durur oldular. bu sapkin ask iliskisini ilk zayiflatan "derin devlet" tartismalari olmustu belki. sonra, mhp iktidardayken, "devlet'in basina devlet geldi" hakkaten de, tersten okursak, hukumet islerine bulasmak ve siddetlenen kriz hareketin tabanini yabancilastirmaya basladi. yakalanan ocalan'a reaksiyoner tabanin istedigi muamelenin yapilamamasi, sonrasindaki kurt meselesiyle ilgili gelismeler, fasist tabanin uzun suredir telaffuz etmedigi seyleri telaffuz etmesini saglar oldu. genelkurmay'a ve onun nezdinde kutsanan <d>evlet'e duyulan sorgusuz sualsiz guven de sarsildi. akp iktidarinin ve izlenen ab, ozellestirme, vs. politikalarinin fasist hissiyatin oncesinde kolayca denetlenip sekillendirilebilen, 80 cuntasinin tiss'indan* beslenen statukosunu ozerk bir hatta daha da fazla ittirdigi dusunulebilir. ordu kurumlarinin da giderek daha aciktan sirketlesmesi ve akp'yi sertce karsisina almaktan imtina etmesi "milliyetci-muhafazakar" tabanin fasist yatkinliklarini bagimsiz bir mecraya ceken kuvvetli faktorlerden bir baskasi olabilir.artik "turk'un bekaasi" konusunda bu haliyle devlete de imani kalmayanlarin bir kisminin 1945'te agir bir darbe alan, nihal atsiz'la temsil edilen "samimiyetle fasist" ozlere donmeye meylettikleri goruluyor. dogrusunu arastirmak lazim tabii, ama kavgam kitabinin son aylarda turkiyede cok satmasi sadece "merak" ile aciklanabilecek bir sey olmayabilir, "milliyetcilik icin daha sahici referans" arayisiyla ilgili olabilir. zira, turk-islam sentezci, kemalist yatkinliklara da sahip bir devletcilik yabancilasan fasist grupcuklar icin tatmin edici bir referans degil artik. benzer bir arayis ornegi, alexander dugin dangalakligi uzerinden verilebilir.son 5-6 yildir enflasyonist bir sekilde genisleyen sefil komplo teoriciligi literaturu, gizli ya da acik irkci/totaliter/fasist/yabanci-dusmani unsurlarla bezeli icerigiyle yine bu referans arayisinin bir semptomu olabilir.muteakiben, kurtlar vadisi gibi bir pespayelik, buna niyet etmese de, fasist hareketin devletlu milliyetcilikten bagimsizlasmasi, daha reaksiyoner, kontrolu daha zor olacak bir kulvara girmesi yolunda tesvik edici bir islev goruyor. alman nazi hareketinin cekirdegi, kitlesellesmeden once, birinci dunya savasi gazilerinin ve savasta olen askerlerin ailelerinin kurdugu dernek ve orgutlerden; kendini kucuk dusuren "bismarck'in ordusu"na, "serefsiz" sosyal demokrat hukumetin "emperyalistler" karsisindaki aczine ofke duyan orta ve kucuk esnaftan olusuyordu. turkiye'de kurt sorununa "nihai cozum" icin kollari kendisi sivayacak, arap, yahudi, avrupali ve amerikali dusmanlari vatandan temizlemeye yonelecek bir bagimsiz hareket kuvvetlenebilir mi bilmem, isim kahinlik degil. 40-50 senedir kapikulu olan fasist gruplarin bu tarz ozerk bir siyaset kurmak icin gerekli araclara ve aliskanliklara sahip olmadigi da ortada.isaret etmek istedigim, bu dizi gibi populer kultur urunlerinin nasil bir damari besledigidir.

polat alemdara resurrect çekildiği anda bazılarımız için bitmiştir bu dizi.

kurtlar vadisi'ni takip etmem. bugüne kadar birkaç dakikalık şöyle bir bakmışlığım vardır bazı bölümlerine. geçenlerde kanal d'de yayınlanan ilk bölümüne sabredip baktım uzunca bir süre. manzara şu nazarımda: berbat bir oyunculuk, kötü bir dramatizasyon, vasatın altı bir yönetmenlik. peki bu diziye bu kadar çok ilginin olmasının sebebi ne? makul bir sebep bulamadım, yalnız şu bir gerçek ki farklı bir hikayeye sahip, çok fazla ele alınmamış konulara kendince el atıyor, yorumluyor. bunu da türk toplumunun pek hoşuna gidecek tarzda maskülen bir sos eşliğinde sunuyor, arada sığ delikanlılık mesajları taşıyan diyaloglar ve kaba bir şiddet de cabası... dizinin bence tek başarılı tarafı müziklerini de bunlara eklemek gerek...sonra cnbc-e de yayınlanan amerikan dizilerine bakıyorum... belki çoğu konusu itibarıyla bambaşka dünyanın dizileri ama hemen hepsi teknik açıdan seyredilebilirlik standartlarının üzerinde yapımlar. bir sinema filminde rastlanabilecek zekavette kurgulanmış sahnelere rahatlıkla rastalanılabilir. misal, desperate housewives. bu dizi bir grup amerikalı ev kadınının hikayesini anlatıyor ama 'öyle böyle değil'. herşeyiyle bir eksiksizlik (kusursuzluk demiyorum) hissi veriyor seyredene. temiz kadrajlar, renkler, -postacısından, bahçıvanına kadar- sekmeyen oyunculuk, ustaca kurgulanmış bir senaryo, başarılı diyaloglar. bununla yetinmemişler bir cinayet hikayesi de koymuşlar hikayeye, gerilim de var yani bir yandan. dizinin jeneriğini de not edelim; tam bir animasyon harikası, bu bile başlı başına bir ders konusu.henüz geçenlerde seyrettiğim bir sahneyi de aktarmadan geçemeyeceğim. dizideki kadınlardan birinin kocası hastenede tedavi görmektedir. kadın (aynı zamanda titizlik hastasıdır) evde tabak-çanak takımını özenle silmekle meşgulken hastaneden telefon gelir, kocası ölmüştür. kadın telefonu kapatır, yüzünde hiçbir ifade değişikliği yoktur. işine dönüp tabak çanakları silmeye devam eder, sonra onları kaldırıp yerine koyar, yemek masasına usulca oturur ve karşısına sabit bir şekilde bakmaya başlar, gitgide yüz ifadesi değişir, kamera bir yandan açılmaktadır ve kadraja hep kocasının oturduğu boş sandalye girer ve sahne kadının yüksek sesle ağlamasıyla biter. şimdi bu basit gibi görünen ama bir o kadar da trajik sahneyi seyrettim ve durup düşündüm, oyunculuğundan yönetmen performansına kadar bir dizi için mükemmel sayılabilecek böylesi bir sahneyi biz ne zaman dizilerimizde görebileceğiz? onu bıraktım filmlerimizde bile rastlayabilecek miyiz?.. derdim desperate housewives vs kurtlar vadisi filan değil elbette. asıl mesele bütçe olarak bu amerikan dizisinden hiç de aşağı kalır bir ekonomik güce sahip olmadığını bildiğimiz 'vadi'nin bir diziyi dizi yapan asgari standartlarda yanına yaklaşamaması.. senelerdir yapımcı desteğini, parayı bahane etti bizimkiler. işte sana maddî imkan, belki de başka hiçbir dizinin sahip olmadığı bir bütçeye sahipsin. ortaya çıkana bakıyoruz; orta halli bir malzemeden kotarılmış, en basit sinematografik standartlardan yana nasipsiz, oyunculuk fukarası birinin etrafında dönüp duran görüntüler toplamı...dizinin bu kadar çok ilgi görmesinden gaza gelip "finalinde al pacino'yu oynatıcaz, olmadı robert de niro yan cebimizde" diye şişinmek kolay tabi... al pacino işinin fos çıktığını gazetelerden öğrendik zaten, de niro'nun oynayıp oynamayacağını da göreceğiz. bu arada buraya da bir parantez açalım. geçenlerde vatan gazetesi al pacino'nun menajerine ulaşmış hadise ne derece doğru diye, menajerin cevabı enteresan: "al pacino dizilerde oynamaz. prensibi bu. sadece angels in america'da oynadı onu da meryl streep gibi bir oyuncuyla beraber oynamak için kabul etti". bakar mısınız ölçüye! şimdi siz böylesi bir adamın karşısına son yıllardaki dizilerin en kötü başrol oyuncusu necati şaşmaz'ı koyacaksınız. bizim polat'ta jest, mimik adına sadece kıpırdayan bir ağız görüyoruz, kelimenin tam anlamıyla kütük! (şahsına değil elbette bu lafım, tanımam etmem.) nasıl bir cesaretle bu tip işlere tevessül ediyorlarsa artık. düşünüyorum da bu oyunculuğa kim yaraşır? marc dacascos, michael dudikoff'tan başka isim gelmiyor aklıma, belki bir de don the dragon wilson. tavsiyem hemen irtibata geçsinler, hiç zorlanmazlar oynatmakta, hatta bir-iki aksiyon dersi bile alabilirler getirmişken bu abilerden. böylece telefon ahizesiyle adam öldürürken komik duruma düşmezler belki de...kurtlar vadisi'nin canı cehenneme nihayetinde... asıl can sıkan "onlarla" "bizler" arasındaki kahredici mesafenin ne kadar ümit kırıcı bir şekilde aşılmaz olduğunu bu vesileyle biraz daha anlamış olmak... bir yandan da aklıma şu fransızca cümle de gelmiyor değil tabi: bon pour l'orient...

efendim, serdar akar kisisinin gelmesiyle, eli yuzu duzgun bir diziden, bir anda kurtlar vadisi parodisine donusmus olan seydir. ne oldugunu bilememekteyim, bir sey ama ne? araba kaza yapar, dogru duzgun giden arabanin her cekimi farkli sekilde takla atar... kanlar bir sahnede kafanin tumunu kaplarken, digerinde toparlanmistir... hastane malzemesine boya akmasin diye olabilir, saygi duyarim *ilk 3 sezonunda diziyi surukleyenler (cakir, aslan bey, baron, seyfo dayi) diziden ayrildikca, kan kaybetmenin de otesnide bir degisim yasanmistir. her karakterin gidisiyle, bir dinamik kaybedilmis (cakir-polat, cakir-karisi, baron-kilic, aslan-polat, aslan-omer baba, seyfo-polat, seyfo-gullu dinamikleri), bunlarin yerine konulmaya calisilanlar ise tutturulamamistir (dogu-polat, dogu-mito, polat-abdulhey, yeni sesiyle gullu, ikinci elemanlarin polat'la olan iliskileri). efendim, neticede bir dizidir. ilk gunden beri de ortalamalarda dursa da, guzel baslamis, ilginc giden bir seyin, su anki haline donulmesi dunyanin sonu olmadigi gibi, onemli bir konu bile degildir. lakin... bu dizi halen birileri tarafindan takip ediliyorsa, reklam aliyor ve ekran basina insan topluyorsa, bu kadar kotu olmasi dogru degildir. yahu, serdar akar denilen ve kendine yonetmen diyen sahsiyet geldiginden beri dizinin figuranlari bile kotu oynamaya basladi... yahu, son 5-6 bolume bakiyorum, nasil bir meridyene denk gelmissek, anaokulu gunlerim aklima geliyor. benim yuva ogretmenim de bizim kafkasya oyununu aynen bu tadda oynatmis, polat'in kosusu gibi olan kosuma "boyle kosma mi olur, birak bu isi" diyerek azarlamisti... hos, en azindan hocam gidip de kafkas oyununun ortasina kill bill vol 2'den sahne araklayip koymamisti. bunun nedeni tarantino abimizin filmi daha cekmemis olmasi degil, yuva hocamizin karakterli olmasiydi. (bkz: zortlar vadisi)

bugün yayınlanacak yeni sezon 3. bölümün konusu şöyledir;--- spoiler ---konsey üyelerinden tuncay tutuklanmış, iplikçi nedim serbest bırakılmıştır. halo, izini kimseye belli etmeden saklanmayı başarmıştır. memati, polislerden kurtulmuş, erhan ve abdülhey ile buluşmaya çalışmaktadır. nizamettin'e göreyse polat diye biri artık yoktur. onunla teması olan herkesten uzak durulmalıdır. oysa; öldürülmeyi bekleyen safiye'nin ilk göreceği insan nizamettin olacaktır. elif, her şeyden habersiz ameliyat masasında ölüm kalım savaşındadır. polat'ın önceliği, lübnan başbakanı'na düzenlenecek suikastı engellemektir. ziyaret programını öğrenen polat, muhtemel infaz yerlerini araştırırken karşısında bir keskin nişancı bulur. ve tetiğe basılır. --- spoiler ---

samuel vanunu 'nun bosalttıgı kotu adam kontenjanına nizamettin guvenc'in oturdugu dizidir.--- spoiler ---89 bolum fragmanın da cıkartıldıgına gore , polat alemdar elif ve safiye 'nin hayatlarının tehlikede olmasına ragmen suikasti englellemeye calısmaktadır. --- spoiler ---simdiden strese girmeye basladım.

89. bolumde polat alemdar'in girdigi odada asili olan suriye haritasinda hatay bolgesi katli olarak gorunmekteydi, buyuk ihtimalle yapimcilar hatayi turkiye sinirlarina dahil gosteren bir harita bulamadilar halep'te...

süper kahraman polat'ın objektifi açılmamış bir makine ile fotoğraf çekmeyi başardığı dizidir... hakikaten de zamanında çok iyi eğitmişler adamı...

"hsktr iplikçiyi de öldürdüler" dedirtmiştir sonunda

gecen haftaki faciadan sonra bu hafta eski sezonlardaki gibi agırlıgını ortaya koyan dizi.beni de göt etmiştir ayrıca o ayrı tabi(bkz: #8363832)

bugün itibariyle polat alemdar ın "l33t g4m3r omfg" ve "pwnage sniper" olduğunu öğrendiğimiz dizidir, prone yaptı, aim aldı, eski bir call of duty oyuncusu bile olabilir.

yoğun bakımdaki bir hastanın gözlerini aralaması gibi azıcık hayat emaresi göstermiş dizi.ancak yine de atlanan bazı detaylar vardı. bir tanesini anmadan geçemeyeceğim:1. bölümünde "kosova eşgüdüm merkezi" gibi bir detayı yakalayabilmiş olan dizi, bu bölümde bilmem nere "karakolu" gibi bir tabelaya yer vererek ciddi bir detay hatası yapmıştır.oysa çok çok uzun zamandan beri türkiye'de karakolların resmi adı "polis merkezi"dir. aynen çocuk ıslahevi yerine çocuk eğitimevi deniliyor olması gibi.

izlediğim 5-10 dakikalık kısımda suriye'de geçen sahnelerde dizinin müziğinin arabesk formda çalması ile ilgimi çekmiş dizi.polat alemdar da fotoğraf çekiyordu etrafa garip garip bakıp.ama dizi hala kötü bence.mesela bir asmalı konak ile karşılaştıralım(teknik olarak).asmalı konak dizisini de takip eden biri değildim.ama denk geldiğim kısımlardaki gözlemime göre gerek oyunculuk gerek kullanılan fonlar ve çekim teknikleri ile kaliteli bir işti.ama bu dizi hamaset edebiyatı ile işi götürmeye çalışıyor.bütçe sıkıntısı olmamasına rağmen üstünkörü çekilen ucuz canlandırma filmlerini andırıyor.necati şaşmaz kişisine ise birşey demiyorum artık.

bu bölümde bende şöyle bir istek uyandıran dizi: lütfen dizi, sezon sonunda show tv ye geri dönsün ve polat kanal d fiyaskosunun intikamını alsın

başladığı günden bu yana her bölümünü seyretmiş olmama ve perşembe günlerini iple çekmeme rağmen, ilk defa bugün seyretmeyi unuttuğum dizi.. ben ki yapacağım şehirlerarası yolculukların, derslerimin saatlerini bile vadi'ye göre ayarlayan biriyken bugün unnuttuğum, ne olduğunu umursamadığım bir dizi durumuna getirdiler. seyrettiğim tek diziyi de aldınız elimden, helal olsun! büyüksün kanal d, bunu senden başkası yapamazdı!!

kanal d'nin, sirf yerlere yeksan eylemek icin satin aldigini duşunduren dizi. 3 bolum gecmistir, lakin eski heyecanindan eser yoktur. ayrica evinden saglikli bir internet baglantisi kuramayan* polat alemdar abimizin neden bir internet cafeye gitmeyi akil etmedigini de cozememekteyim. zira koskoca halep'te bir internet cafe yoksa, vay o suriye'nin haline zaten.

kanal d bölümlerinin en iyisinin bu gece yayınladığı yapımcık. nizamettin kukuletalıların hası çıkmış, konseyin imhası devam etmiştir. 3.5 senede nereden nereye demek lazım. zira artık kafamda kim neyi neden yaptı sorularını tam oturtamıyorum. mesela pala neydi? niyeydi? kimler geldi kimler geçti behey koca yusuf... bi de bu kukuletalıların başka işi gücü yok mu? türkiye ırak'a asker yollamadı diye ortalığı birbirine kattılar. ne kudretliymiş ipneler be. dizinin de içine etti zibidiler. o derece kuvvetliler işte.

nizamettin güvenç'in masasındaki 3d yazılım paketi ve polat alemdar'ın çıktığı çatıdaki yine 3d next nextstar çanak antenle, sanırım türkiye'de ilk defa içinde gizli reklam barındıran dizidir. aynı uygulama, canlı yayınlanan maçlarda da uygulanır. gerçek olmayan bir turkcell logosu, motion tracking uygulamasıyla, sanki ordaymışcasına kale arkasında belirir. anlayamadığım mevzu ise, normalde yayınlanan dizilerde sansür yiyen logo veya reklamlar, nasıl oluyor da bilerek ve istenerek bu dizinin içine koyulduğudur...

detayları es çekerek, gözümde yavaştan değer yitiren dizi. vakti zamanında (40 bölüm kadar önce) safiye karahanlı okul projesi için istanbul a gelir ve şipşaklamaya başlar.. çektiği bir kaç kareden sonra, polis otosu yanında bitiverir ve baron kızı olmasına bakmadan "stratejik yerlerimizin resimlerini çekiyorsunuz" diyerek komiserin önüne götürülür.89. bölüme gelindiğinde, suriye istihbaratının, hele de lübnan başbakanı ziyaretinden hemen önce, hele de bu örgüt 3 bölüm önce ellerinde silahlar polat alemdar ın peşindeyken, bir anda uykuya geçtiği izlenimi verilmiştir ki polat da elini kolunu sallaya sallaya, suikaste çomak sokacak ya, şipşak çekerek helikopter pistinin ortasına kadar gelebilir, gezi rutunu rahatça izleyebilir. cürretkardır, kendinden emindir, güvenlidir, istihbarata turistim lokmasını yutturmuştur havasını almadım ben, bal gibi örgüt shut down olmuş.. ama ne zaman? dedirtti bu dizi bu akşam izlerken.

hakkında sıklıkla "ya vadi diyip diyorlar nedir diye seyrettim, ama sarmadı abi yalanmış millet nesine hasta bu dizinin" tarzında yorum yapılan dizi. haksız değiller, ancak tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum ve diyorum ki, hastası olunan dizi bu 2-3 haftadır yayınlanan kurtlar vadisi değil.beğenilen kurtlar vadisinde dizi öyle bir kurgulanmıştı ki, birinci bölümünde görülen rüyanın anlamıyla 50küsürüncü bölümde hikayenin düğümü çözülürdü;çakır cerrahpaşalılarla düellodayken, polat racon değil kafa keserken dizi öyle bir yerde biterdi ki bir dahaki hafta gelene kadar hergün sağda solda dizi nasıl devam etçek diye ayrı geyik dönerdi.dizinin heyecan temposunun yavaşlaması kim ne derse desin osman sınav'ın diziden elini eteğini çekmesiyle başladı ki bu 3.sezonun başına denk geliyor.yönetmenin de değiştiği bu 3.sezonda seyirciler birden karşılarında sahneleri şişirilmiş kurtlar vadisi bölümleri buldu.haklarını yemeyelim, geçen sezonda da çok kaliteli bölümler yok değildi;ama gereksiz boktan şeyleri 15 dakka boyunca seyredip baydığımızı da çok iyi biliriz.mesela bu sezonun ilk bölümünde de aynı halt oldu,polatın otelde ayılıp sokağa çıkması 10 dakika sürdü,o berbat otel odasının hernevi ayrıntısına zum yapıldıama hikayedeki hiçbir düğüme ise el atılmadı, tüm yaz merakla beklenen sezon açılışı böyle mi olur allahaşkına. polat'ın 20 dakika suikast keşfi yaptığı bu bölümle de artık iyice şunu düşünmeye başladım: yapımcılar resmen "biz vadi diye hayvan belgeseli çeksek onu bile seyreder bu kekler" mantığındalar.gerçi bu dizi geçen sezon da kaç sefer öldü dedikleri anda süper bir bölümle sahalara geri döndü, ama yine de dizinin eski kalitesine ve oturmuş izleyici kitlesine güvenip aralara bisürü sıkıcı bölüm sokuşturmak hiç etik değil.

iplikçi nedim in arabasına kurşundan kazak örülmüş motif çizilmiş dizidir.. hanı aksiyonu kestik insanlar tatatatata ya hasret kaldı diye kücük capli savaşta harcanacak mermiyi arabaya saydırmanın ne alemi var kardeşim.. araba uçmuyo kaçmıyo git adamın kafasına sık olsun bitsin..

show tv den kanal d ye gecmesiyle butcesi ciddi anlamda dusmus dizi. istanbul sokaklarinda x5 le gormeye alisik oldugumuz canpolat artik suriye ara sokaklarinda isuzu kamyonetle geziyo. yakinda polat masrafini cikarsin diye yuk ve esya da tasiyama baslar.edit: aldigim uyari dogrultusunda kamyonun daewoo oldugunu ogrendim, bir daha kahroldum... kore mali, kotunun de kotusu... herkesi gorev basina cagiriyorum arkadaslar, bayramda zekatlarimizi kanal d ye verip canpolata bir jip alalim.

benim cep telefonumdan fazla telefon hafizasina sahip oldugunu musahede ettigimiz canpolatimin dizisi. canpolat, nazife annenin mahalleden arkadasi sabiha hanim in telefonunu da yazmaya baslayinca kendimden gecmisim, gozlerim dolmus, bir damla yas yanagimdan ceneme dogru suzulmus.

safiye karahanli nin yaraticiliktan mahrumlugu ile hepimizi derinden uzmus dizi. kapilara vurup kimse yok mu? ben burdayim diye bagirmaktan baska birsey yapmaz mi bir insan? azcik kreatif ol. iddea ediyorum oraya kilitle mac gyver i, o kosede duran mangaldan tank imal eder cikardi o odadan.

3 seneden beri soluksuz olarak izlediğim kurtlar vadisini, enteresan bir biçimde oluşan aksiliklerden dolayı bu sezon yayınlanan ilk üç bölümünü de baştan sona hiç izleyemedim. sadece 5 er dakikalık bölümlerine vakıf olabildim. ulan! kukuletalıların işi olmasın bu sakın.

89. bölüm hakkında bu kadar az entry girilmesi ile kurtlar vadisi izleyen yazarların çoğunun izmir'de yaşadığını düşünmeme sebep olan dizi*.

entübe durumdaki elif'e aynı zamanda nazal oksijen vererek(tıbbi açıdan da) kendini aşmış dizi

geçen sezonun son bölümünde cenaze arabasına binerek kaçmayı tercih eden gönlümüzün muhteremi halo ile yanında yer alan imamefendinin arasındaki diyaloğun unutulup bu haftaki bölümünde yine halo ve imamefendi arasındaki diyalogla içine edilen dizidir.geçen sezon son bölüm :halo : (malum şarkıyı söyler)..dırınırı dırınırı.. yaslan be halil ibrahiiiimm...imamefendi : aman yahu, yani tabut boş filan ama gene de cenaze arabası bu, şarkı felan olmuyo yani...geçen haftaki bölüm :halo : hele bi indirek sağda şu meftaayı..imamefendi : bi gömseydik, dua felan..günah yauu..sonra hep beraber aman efenim naapıyosunuz nidalarıyla tabut indirildi cenaze arabasından..tüü allahın şaşkınları... oha be ohaaaa!

senaristlerin işe yaramaz dediği insanları katlettiği dizidir.örneğin;testere necmi: polat vurup denize atmıştı. ama senaristler ak akçe kara gün,testere necmi her gün için,alan aslan beye onu denizden çıkartıp, yaşattılar sonra "ya aklıma yeni bir şey geldi. boş ver öldürelim gitsin p.z.vengi" deyip öldürdükleri vakidir.aynı şekilde baronun hanımı daaynı seneryoya kumpas gitmiştir.(zaten dizideki rolu duygu dinamiği olmaktan öteye değildi.)gene iplikçi nedim de.baktılar daha işe yaramayacak "öldürün, deyyusu" tarzında gelişti. örnekleri çoğaltmak mümkün.

http://img496.imageshack.us/...259/kurtlar34ta0xw.jpg adresinde görülebilecek vadi.

git gide heyecan dozu artan muthis dizidir. bolum 90.--- spoiler ---iki keskin nişancının çatışmasından galip çıkan polat, suikast için başka planlar da yapıldığını anlar. şimdi yeni bir sorunu daha vardır. polat, elindeki cesedi yok etmeye çalışırken, elif'in yakınları çaresizlik içerisindedir. onlar için bütün kapılar birer birer kapanmaktadır. nizamettin, elif dahil adı polat'la birlikte geçen herkesle ilişkisini keser. memati, abdülhey ve erhan bir an önce saklanabilecekleri bir yer bulmaya çalışır. tuncay, abidin'e güvenmenin bedeli olarak kendisini cezaevinde bulmuştur. halo, polat'a can borcunu ödeme derdindedir. son yaşananlar laz ziya'ya şunu öğretmiştir ki; nizamettin uzak durulması gereken biridir. istanbul'dakilerle irtibat kurması hala engellenen polat'ın aklına bir fikir gelir. anlık da olsa istanbul ile temas kurar sonunda. suikast günü geldiğinde polat'ın tek bir hedefi vardır. başbakan'a yapılacak suikastı engellemek... infazın gerçekleşeceği tören alanına ulaşmaya çalışırken polat'ın beklemediği bir gelişme olur ve konvoyun bulunduğu alana tam vaktinde ulaşır. kendisine sinsi bir oyun oynandığını fark ettiğindeyse önünde iki seçenek kalmıştır... kurtlar vadisi'nde hedef, kazaya boyun eğmektir... --- spoiler ---

polat alemdar ın çamaşır yıkayıp astığı anda nevzat ın karstaki evinin telefonunu hatırladı ama ulaşamadığı, sabah ütülemek için kuruyan çamaşırları ipten alırken mahalledeki köftecinin telefonunu hatırladığı, ilginç çağrışımların dizisi.

arabaya sabotaj yapılmış ve freni boşaltılmıştır. polat arabaya biner bir süre sonra olayı anlar.ama bizim de anlamamız için hemen sesli düşünür. "eyvah! arabanın frenini boşaltmışlar. arabada bomba var!"böyle izleyici dostu bir dizidir."kv for dummies"

sonunda beklenilen olmuş, her işin üstesinden gelmeyi bilen polat abimiz gözlerinden ateş saçmayı da başarmıştır.- delikanlı adam cesur, dik, mağrur, yiğit, atılgandır. gözleri ateş saçar.- yav lütfücüğüm, ben hepsini yapabiliyorum ama gözlerimden ateş saçamıyorum.- saçacaksın... onu da saçacaksın...

duşen raytingleri sozlukteki başligina da yansimiş dizi. eskiden senkronize olarak diziyle birlikte entry girilir, diziden ziyade başliga bakardik neler oluyo neler bitiyo diye. halihazirda son bolumu yayinlandi bitti ama sadece girilmiş bikac entry var.hey gidi hey.

sanki son bölümleri mafyayı özendiriyor eleştirilerini önlemek için çekilmiş. uyuşturucu tüccarı köyde yumurta kırar yeğenine kız beğenir.kaçakçısı cezaevinde terlik kavgası yapar mafya baronu olacak adam tam süzme böyle madara mafyaya kim özenir yalnız memati'yi ayıralım adam tek başına onur mücadelesi veriyor dizide

bunu yazmayi hic istemedim ve hep erteledim ve insallah ilerki haftalarda bu sozleri bana yedirecek bir performans gelir ama gecen sezon show tw'de bitmis dizidir..

kanal d'de yayınlanan bölümlerinde gizli güç olarak birol güven'in kullanıldığı dizi*.

henüz modası geçmemiş televizyon efsanesi. polat'ın aksiyon filmlerinde şimdi siktim ananı bakışını iyi yaptığını da gördük, hakkını vermiş. delirttiler çocuğu tabi. yalnız o reklamlar yok mu hastasıyım hepsinin. henüz 4. sınıfa giden ufak kardeşim şöyle demiştir haklarında :-abi, o dandik antenler var ya, onlar next and nextstar'mış.aferin lan, çok güzel reklam yapıyorsunuz.

27 ekim 2005 "perşembe" günü itibariyle, ilk defa izlemeyi unuttuğum dizi.

elif'in ''million dollar baby'' olayına bağlaması yarmıştır bizim ev halkını. böle bi garip dizidir işte... (bkz: yok devenin bale pabucu)

sanırım britney spears klibi bile daha izlenesi gelebilir yanında (bkz: ne dedim ben)

(bkz: el muhaberat)

pala'dan sonra halo dayı'nın da bizzat kümese girip, tavukların altından aldığı yumurtayı eliyle kırararak fondip yaptığı dizidir. kurtlar vadisi diyoruz ama, karakterler tilki gibi davranıyorlar. tilki gibi, kümese girip hayvanlara tebelleş oluyor adamlar. alıp veremediğiniz nedir kardeşim şu hayvanlarla? bırakın yakasını cülüklerin.bu arada, pala'yı da rahmetle anıyoruz!

o diil de şu telefonları kesen esrarengiz elemana takıldı kafam... yahu bu herif hiç uyumuyo mu? adam 24 saat görevinin başında maaşallah.. en az 4 ay geçti, bir gıdım kımıldamadı yerinden... karakterlerden kim, nerden arasa buluyo pat, anında telefonu banlıyo*... hadi herşeyi geçtim de çişe de mi gitmezsin be adam???

dünkü bölümü önceki haftalara (3 hafta) göre sanki daha iyiydi.bir de efendim, bir konuda görüşümü bildirmek istiyorum, adamlar karakterlerin yabancı olduğunun anlaşılması için diyaloglara arapça başlayıp türkçe devam ediyorlar. normalde bence de ülkenin dilinde konuşsunlar, altta da altyazı yazsın, bu daha iyi fakat kaç bölümdür altyazıların üzerine bilmemkaça cendere ya da pcendere yaz yolla şu gelsin bu olsun reklamları biniyor, deli oluyorum. tam altyazının üzerine bunları basan sivri zekalıya burdan teessüflerimi iletiyor, bu reklamlardan, duyurulardan kurtulamayacak isek şu anki hâli daha iyidir diyorum.

(bkz: şahken şahbaz olmak)

dün tam "ulan fena diil galiba biraz sardı bu bölüm" desem de polatın arabasının patlama sahnesine okkalı bi küfür salladığım yapımdır. anladık sıçmışınız bombayı patlatma esnasında ve yine anladık ki bu sıçışı düzeltmek için bir araba daha almak gereksiz gelmiş. ama daha iyi bir zamanlama da bulamadınız mı ey kukelatalılar? arabanın burnunda pim mi var duvara temas edince kıçı başı patlıyor? bütün bunların yanında halo, abidin-tuncay olmasa baygınlık gelecek. elif mi? ölmüyor bir türlü cinnet geçirecem.

(bkz: #8048159) magic the gathering e kazandırılmış karakter barındıran dizi

yeni bölümleri eski formatına alısan severleri tarafından acımasızca elestirilen dizi. lakin ben bu elestirelere katılmıyorum, bakınız niye ? (bkz: ahmet cakar tarzi entry girmek)biiiir; dizi sonsuza kadar , konsey, racon, kalem kırma gibi atraksiyonlarla gidemezdi. dizinin bir sona gelmesi icin farklı bir takım olayların olması sarttır.ikiiii; suriye 'de gecen bölümleri diziye fren yaptırmamıs aksine bir hava bir agırlık katmıstır. polat alemdar 'ın arapca konusması , el muhaberat, nergis karahanli 'nin öldürülmesi , polat alemdar 'ın dürümcü vasıtasıyla deli hikmete falan ulasması diziyi daha da renklendirmistir.üüüüüc; siz degil miydiniz mafya dizisi bu diyenlere hayır o kadar basit degil diyen. iste bu bölümler tam ispatıdır.döööört; kurtlar vadisi irak filmi icin mutlaka boyle bir baglama 13 bölüm gerekliydi. o sebepten dizinin format degistirmesi kacınılmazdır.beeees; ilerleyen bölümlerde heyecan dozajı daha da artacak, bu dizi bozuldu diyenler sözlerini geri alacaklardır.

belki degisik bir saptama olacak ama metalica ve kurtlar vadisinin kaderleri birbiri ile benzesmektedir. ikisinin de cok saglam taraftarlari ve sevenleri olmus ancak zaman icinde ikisi de kendini tekrarlamak yerine zorunlu bir degisime girince yine bu taraftar grubu tarafindan acimasiz bir sekilde elestirilmislerdir. ancak ne olursa olsun ikisi de kendi alanlarinda bir kult olmuslardir ve hep hatirlanacaklardir diye dusunuyorum...

santra programında ahmet cakar tarafından turk futbolu icin yakıstırılmıs tabirdir. bu durumda kendisi polat alemdar mıdır? cem papila fox mudur? kafam karıstı.

turkiyede yasarken ilk 70 bolumunden bir tanesini bile izlemedigim ancak yurt disina goc etmemle birlikte 80inci bolumle birlikte tiryakisi oldugum dizi. isin tuhaf yani acaba internette baska turkce icerikli media bulunmamasindan oturumu boyle bende tiryakilik yapmistir, memleket ozlemimidir yoksa baska bir nedenden mi kaynaklaniyor anlayamadigim aliskanlik

garip bi şekilde yayınlandığı gün girilen entry sayısı giderek azalmaktadır. nereye gidecektir bu dizinin sonu

kanal d dekini kaçırınlar için euro d de gece yarısından sonra tekrarı yayınlanan dizi. kanal d nin uydu yayınının show tv ye göre kalitesiz oluşu da biz capturecular** gözünden kaçmamaktadır.

polat alemdar'ın envayi çeşit survival eğitim almış olmasına rağmen freni patlayan arabanın nasıl durdurulabileceğine dair hiçbir eğitim almamış olduğu dizi. eğitime bile gerek yok, az çok araba kullanan herkes bilir arabanın motor freni kullanılarak vitesle yavaşlatılıp durdurulabileceğini.

polat alemdar'ın kendi kendine konuşmayı abarttığı dizidir. acilen bir psikoloğa görünmesini tavsiye ediyoruz.

birbirinden skik, mantık hatalarıyla dolu, polat ' ın bugüne kadar gözümüze sokulan yetenekleriye çelişen, çok sıkıcı geçen 4 bölümden sonra, 2 haftadır özel bölüm, süper kolaj, manyak puzzle gibi alengirli isimlerle tekrarları yutturulmaya çalışılan, kanal d ' ye geçerek haftada bir akşamlık dizi keyfimizin de içine eden yapımdır...

rtük korkusundan olacak yeraltı dünyasının güzide bir üyesi rolündeki polat kişisinin -pis herifler-ahlaksızlar şeklinde küfürler savurduğu ah sana ah sana demesiyle birlikte sonunun geleceğini düşündüğüm tv dizisi.

iki haftadır utanmadan sıkılmadan tekrarı verilen dizi.hadi bayram haftası yeni bölüm yayınlanmaz eyvallah; ama bu haftaki de neyin tekrarıydı?!! sanki bu sezon heyecan fırtınası bölüm çektiniz de onu mu tekrar veriyosunuz?zaten dizi kanal d ye geçtiğinden beri 4 haftadır polatla suriyeyi gezelim görelim belgeselini seyrediyoruz.sayelerinde halep'e gidersem hiç yabancılık çekmeyeceğim, halepteki her delikte polat 5-10 dakka voltalandı çünkü; hem zaten niye yabancılık çekelim canım, ne de olsa polatın tam 985 kere tekrar ettiği gibi "yahu iki ülkenin insanları birbirine bu kadar mı benzer yahu!!!" (!).son dört bölümdeki vasatlık,özensizlik her an izleyicinin suratına vuruldu.sanal reklam rezilliklerini zaten söylemiyorum; ama bari diğer şeylere de biraz özen.arapların kendi aralarında arapça selamlaşıp ardından türkçe konuşmalarına hasta oldum.bunlar heralde godfather serisindeki "italyan asıllı amerikalıların kendi aralarında önce italyanca selamlaşıp ardından ingilizce konuşmaları"ndan etkilenmişler.ama kusura bakmayın canlar siz olayı yanlış anlamışsınız, dizide kendi aralarında türkçe konuşan elemanların hepsi has öz araptı.bi de kamyonet patlama sahnesi vardı,günümüz teknolojisinin ötesinde bi şeydi o anlayamadım ben. gidip iğrenç bi özel efekt yapmaya çalışıp üç kuruşluk daewoo kamyoneti bile patlatamamışlar,araç yanarken kaporta nedense pek etkilenmiyodu alevlerden, çok gerçekçiydi (!).her bölüm reklam manyağı olup yüzbinlerce dolar kazanırken iyi, ayrıca helal de olsun siz kazanmicaksınız da ben mi kazanıcam;ama iş para harcamaya gelince bi kıytırık kamyonete bile kıyamayın, maşallah.bir zamanlar bu dizide jaguarlar kamyonların altına girerdi, mercedesler otomatik yerleştirilen bombalarla havaya uçurulurdu, ne oldu bunlara, hepsi izleyicinin ayağı alışana kadar mıydı?bu kadar baygın dört bölümden sonra gelecek bölümde isterse robotlar dünyayı işgal etsin, isterlerse 10 milyon dolar butçeli bölüm çeksinler fark etmez.sonuçta bi bölümde özetlenecek bi ton geyiği dört bölüm boyunca izleyiciye yutturdular mı, yutturdular.keçiboynuzu mu yiyoz lan dört bölüm bok pisür seyredip "hele sabır bak bu bölüm süper olacak" diye bekleyelim?türkiyede şuan hiçbir diziye dört bölümlük şans tanınmıyor, ne gelecek vadeden diziler 3.bölümünde kaldırılıyor. ama kurtlar vadisinin öyle bir sorunu yok, ne de olsa 80 bölümlük mirasları var değil mi? kolay gelsin size o zaman, siz önümüzde sanal kutu kolalar uydu antenleri uçurmaya devam edin; zaten dizi bitince polat da national geographicde zürafa belgeseli sunar,hem biz de daha heyecanlı bişeyler seyretmiş oluruz.

futbol sevmeyen birinin insanlarla iki kelime laflayabilmek için mutlaka izlemesi gereken dizidir.yok hem futbol sevmem hemde bu diziden de tiksinirim diyorsan,çoğu insanın gözünde beş para etmez,asosyal,hastalıklı bir kişilik olur çıkarsın.yani bilmem kimin,dizide kimin topuguna sıkmadıgını bilmiyorsan,otur evinde kendinle konus...

bu gece zap yaparken usame bin ladinle polat midir nedir ne idugu belirsiz adamin resmini gazetede yanyana gosterdigini gorup agzimdaki kahveyi babamin suratina puskurtmeme sebep olmus dizi. allah mustehaklarini versin.

bu kaliteli (en azından bir zamanlar) dizinin kanal d denilen capacul ve rezil kanala geçmesi dehset bir komplo teorisi değildir de nedir? kanal d ironik bir şekilde "kaliteli dizilerin kanalı" derken aslında bizi güldürmektedir. ne yazık ki kurtlar vadisi de kanal d içinde eritilmektedir. zamanında iple çektiğimiz diziyi şimdilerde iyiden iyiye unuttuk...hayır tempo tamam değişecekti, mevcut konseptinden sapacaktı eyvallah buna bir lafımız yok, ancak konseptten sapmak kalitenin de anasının bellenmesi midir a yapımcı yönetim kadrosu? ilk bölümlerdeki polat alemdar karakteri dehşet uyanık, çok iyi gözlemci, laptop ile hekırlık yapan, yani merdiven çıkarken ciklet ciğneyebilecek kapasitede bir kişiyken sonraları ebleh, kendi kendine konuşan, soğukkanlılığı yokolan, yeni yetmelikten taze çıkmış bir profile bürünmüştür. bu durum diğer karakterlerde de üç aşağı beş yukarı vardır... ama ne yapalım başladığımzı işi bitirip izleyelim şu diziyi de görelim ne eylecekler bu kasıntılardan... hadi bakalım

91. bölüm fragmanında gördüğümüz kadarıyla yine salak oyunculuklar göreceğimiz dizidir.polat alemdar bahçe gibi bir yerde yürüyor. orada pusuda bekleyen birinin kafasına sıkıp vuruyor. bu arada pusuda bekleyen diğer bir eleman çocuk müsameresi tadında yavaş hareketlerle yerinden doğrulup tüfeğini* polat alemdar'a doğru çevirirken polat tabancayı doğrultup adamı vuruyor. ulan hızlı olsana biraz ayı. seri davransana silahına. adam elinde tabanca dikilmiş karşına sen hala kıçını düzeltip yerinden kalkmaya çalışıyosun.edit 1: yer halo'nun kaldığı evin bahçesiymiş.edit 2: kesinlikle sezonun en iyi bölümüydü.

polat alemdar'a motor freniyle araba durdurmanın yanında, gaza basmadığı sürece arabanın hızlanmayacağını da öğretmedikleri dizi. tekrar izlememde gördüm ki arabayı vitesle yavaşlatıp durdurmaya bile gerek yok. ayağını gazdan çekse kendi yavaşlayıp durucak araba. o derece de yol aldı. ama polat bey kemerle direksiyonla uğraşırken inatla gazlıyodu arabayı. vıııırrnnn diye de akselerasyon sesi geliyodu hatta.

bu aksam yayınlanacak yeni bölümüyle beklenen cıkısı yapacak olan dizi

"kaliteli dizilerin kanali kanald" de kaliteli bir şekilde icine edilen dizi, ince ince bolum bolum.

polat'ın kullandığı kamyonetin fren hidroliğini sokak ortasında boşaltacak ve asfalta dökecek kadar sibop el muhaberat ajanlarını barındıran dizi.. polat'ın kilometrelerce frene dokunmadan gidip de sonra her ne hikmetse düz yolda bi frene basayım diyip "tuzak kurmuşlar" demesini ise hiç sormayın..

polat alemdar reloaded olarak ortamlara donmustur. sevinc nidalariyla polatin donusunu kutluyorum.

orta dogudaki karişiklik ve kargaşadan dolayi bir bolum atlayarak devam ettigine inandigim dizi. lubnan başbakanina yapilacak suikast girisimini iceren bolumunun bir sekilde engellendigini duşunuyorum. boşu boşuna "ulan bu herif nasil geldi zımbırtdanak diye istanbula" diye duşunmeyelim.

yapımcıların bu sezon flashback kurguya abandıkları dizi. anlaşılan, bir dahaki bölümde polat'ın kıçına sıkılan kurşunlardan kaçmaya çalıştığı bir anda fırsattan istifade ederek tünediği kuytuda geçmişi hatırlamasını bekliyeceğiz.

güllü yeğen erhan'ın, nizamettin güvenç'in evini ararken bulduğu beyaz eldivenler üzerine abdülhey ile girdiği diyalog ziyadesiyle yarmıştır.- abdül heralde bu nizamettin mason.- ne alakası var erhan?- o zaman basür.

polat'ın bir kez daha sıfır oyunculukla karanlık bir odaya 05 zeka verilmiş pod bot edasıyla girdiği dizi.

son bolumunde polat ve halo illidan stormrage gibi metamorphosis moduna geçerek şahingöz olmuşlar, hiçbir atışlarını kaçırmamışlardır.karşılarındakilere de curse ve blind spellleri attıklarına dair şüphelerim var...halo'nun yegeni ise aynalı martin'le buyumus mubarek

91. bölümünde polat'ın omzundan vurulduğu dizi. kalbinden vurulsa dizi biter.

bu haftaki* bölüm yeni sezonun ilk bölümü sayılmalıdır.*

laz ziyanın yeni sezona jilet gibi girdiği dizi. o siyah takım elbise, o hafif uzamış entel saç stili. içerde olmasa yazıyor birine diycez.

suriye'de helak olduktan sonra istanbul'a gelince havasını bulmuş, içimizi rahatlatmış dizi.

bu bolumde eski baronumuz mehmet karahanlı hakkında daha da ilginç seyler ogrendiğimiz dizi olmuştur. öyle ki nizamettin guvenc ve safiye harıl harıl gizli kasayı ararken baronun dolabından "linux", "windows" ve "pc ögrenelim" isimli turuncu bir kitap serisinin ekranda belirmesiyle vayy bee ne baronmuş mehmet karahanlı diye içimden geçirdiğim bir bölüm olmuştur. polat alemdar ise suriye de iken bilgisayar kullanamadıgını cümle aleme ispatlamıştır. nerde o eski baronlar ahhhhh.

baronun kitaplığında bilimum alfa yayınları kitaplarının bulunduğunu gördüğümüz,elifin bir an evvel ölmesi gerektiğini tekrar tekrar belirttiğimiz yapımdır. sonunda dizi gerçekten başlamıştır. umarım devamı da böyle gelir.konuyla alakasız olarak reklam aralarında paso kanal gezdiğimden diyorum ki: yeter oyuncuların salya sümük ağladıkları,aşk dram acı keder vs kusan yerli diziler. tanıtımlarını görmek bile sinirlerimi geriyor. yap tamam da bir tane yap adam gibi yap. her kanalda 8'er tane niye? eskiden türk filmlerinin başarısı sinema salonunda harcanan mendille ölçülürmüş. şimdi de reytingi böyle ölçüyorlar herhalde. küfretmeye meyil gösterdiğimden nokta koyuyorum bu paragrafa.kurtlar vadisi türk dizi yapımında bir dönüm noktası bu yüzden. artık parayı kırdıklarından diyorum ki... polat acilen bi oyunculuk eğitimi alsın. sonra psikolojik filan böyle fantaaazi bir dizi yapsınlar onu da izleyelim. adam gibi kurgu olsun, derinlik olsun. plaza insanlarının "ay şekerim düdük vidaya ne dedi ay ay ne güzel baktı" ve benzeri diyalogları azalsın. talebim budur.ek: elifi kısım kısım keserek öldüreceklermiş. meraklısına duyurulur.

bu bölümünde vatandaşı bir nebze rahatlatan dizi. keza bu insanlar bir anda bu kadar zavallı durumuna düşürülürse senaristlerin kalemlerinde de bir derin devlet aranabilir.ayrıyeten bu bölüm kukuletalı nizamettin'in rap müziğe olan ilgisini anladığımız bölüm olmuştur. *

onceden sadece dunyayi kurtaran adam vardi, artik bir de polat alemdarimiz var, tam olduk. agir cekimde salinan siyah pardesune kurban olayim ben, zamanlama mucizelerini coktan gectim.dayanamayip bir de sunu sormak istiyorum; onca seye muktedir kukuletalilar nizamettin kardesin evini niye koruyamadilar? yok, adres sormak icin kapisini calmaya cekiniriz bu adamin, o beceriksiz gullu -diger sifatlarini siralamayi dizinin muptelalarina birakiyorum-, kafasina kuryeci sapkasi gecirir gecirmez nasil daliverir iceri?yok, digerlerini sormuyor kendimi tutuyorum. gelin gorun ki, her persembe izlemeye devam ediyorum; biliyorum ya bitecek, bari nasil bittigini goreyim derdindeyim.-bir de "kari gibi saklanmak" nedir? esefle kiniyorum, sadece bu cumleyi.

polat alemdarin karahanli malikesini kuş bakişi dikizlerken, tek noktadan evin bahce kapisini, ev kapisini, arka bahceyi(satranc sahasi), evin on sokaginda olup biteni(polis gorunumlu elemanin susturucuyu hazirlama ani) gormesini saglayan durbune hayranlik uyandirdi bu son bolum. (bkz: bak james bunu yeni yaptik)

gecenin bi saatinde civ 4 oynarken yine aklıma gelmiş dizidir. alakasız gelebilr ancak oyunda apollo program denen boku yaptığınızda dünyanın her köşesini görürsünüz. şimdi bu kukuletalılar da böyleler büyük ihtimalle. bi uydu çakmışlar tepeye hem iletişim hem gözlem. ama polat hızlı hareket etti, çabuk intikal etti istanbula da adamlar uyduyu kunumlandırana aldı yürüdü. bi de memati ve taifesi de uyduya izlerini kaybettirmişler ki nizoşun evine girdiler. tabi burda polis kıyafetli adamlar nasıl geldi sorusu kafamızda şimşek gibi çakıyor. onun da cevabını buldum. bütün bu polatın filan kötüne verici tıkmış bu ibişler. ordan takip ediyolar. ama hava bulutlu olunca çekmiyor. en iyisi ben gideyim.

91. bolumunun finalinde "polat alemdar acaba olecek mi" diye gereksiz heyecan yaratmaya kalkismis dizi..70 milyonun da bildigi gibi polat bir sonraki bolumde canli kanli karsimizda olacak, fakat asil merak ettiren kalbine yakin bir yerden vurulmus gorunen polatin olmemesinin nasil aciklanacagi..a. sonraki bolumde yara yukari tasinarak, ufak bi siyrik olarak gosterilecek,b. nizamettinin verdigi silah paint ball oldugu ortaya cikacak..c. polatin cebinden babasinin verdigi tutun tablasi cikacak *d. hicbirie. hepsif. kimig. hangisi?

kıçı başı oynayan pepsi kutuları ve alakasız yerlerde** beliren kiloluk çay paketlerinden sonra sanal reklamların da biraz daha kaliteli hale geldiği dizi. karavanın önünde ve arkasında yazan addinol yazısı, karavanın içinde yazan ertex yazısı, canan'ın masasındaki byron notebook, zamanı ve konumlandırması iyi yapılan sanal reklamlardı. bir tek karavanın içindeki byron notebook olmamıştı. onu da bu bölümün sezonun en iyi bölümü oluşu sayesinde görmezden gelebiliriz.altı bölüm sonra gelen edit: eh ulan be. sadece 6* bölüm geçti, kadük oldu söylediklerim. güzel dedik, sanal reklamları doğru zamanda doğru yerlere koydunuz dedik. nooldu, altı bölüm dayanabildiniz. dağa taşa çanak anten diktiniz, gemiye hülya avşar reklamı diktiniz, polat'ın bastığı ada'daki eve kız öğrenci yurdu reklamı dikip adamı* sübyancı ettiniz. bi de hevesimizi kursağımızda bırakmayın be. güzel dedik güzel kalsın.

"telefonda ne konuştunuz" sorusunun üzerinden bir dakika geçmeden "konuşmanızın ne olduğunu biliyoruz hikmet bey" cümleciğinin gelmesiyle türk istihbaratında yeni bir çığır açmış dizidir.

dizilerden nefret etmemin tek sebebi olan dizi.

eski sezon bölümlerinde de gördüğümüz üzere yaralı polat'ın muazzam ofisi ve merhum baron karahanlı'nın malikanesi aynı sokaktadır, hatta bu sokağın öteki kaldırımında dikenli teller üzerine kırmızı askeri tabela asılmış askeri bir alan vardır. bu bir çekim hatası mıdır değil midir bilemeyeceğiz..

elif'in alnındaki yara'nın wizyondaki harry poter filmi ile ilgili gizli bir reklam olma olasılıgını düşünmeden geçmemek lazım bir insan şimşek şeklinde tamda harry poter'ın yarasının oldugu yerden gerçek hayatta çok düşük bir ihtimalde olsa yaralanabilir fekat hiçbir yönetmen aksi yoksa bunu alıp dizisine koymaz...(bkz: gülerler adama)

zannedersemkine yönetmenin elif eylülü parca parca keserek,en acili sekilde öldürecegi dizi.simdiden ayagi kesilecek.bir sonraki bölümde kolu kesilir.sirayla gider bu böle.cok da iyi olur bence.iyice giciklasmisti zaten...

turplar vadisi seklinde olacak o kadar a malzeme olmus dizi(bkz: kurtlar vadisine kafam girsin)

(bkz: kurtlar imparatorluğu)(bkz: kurt kardeşliği)serbest çağrışım açısından...

92. bölümün özeti şu şekildedir:--- spoiler ---safiye, için karşısındaki kişi ya kardeşi efe karahanlı'dır; ya da kendisini öldürmeye gelen polat alemdar. şok halindeki safiye, tetiğe tekrar dokunduğunda kardeş katili olabileceğine inanmamaktadır. memati, polat ve abdülhey'in kgt ajanı olmasını kabullenemez. aldatıldığını düşünür ve ekipten ayrılır. elif için kaçınılmaz olanın vakti gelmiştir. kangren olan bacağı kesilecektir. oysa, onun tek isteği bir an önce ölerek acılarının son bulmasıdır. polat, elif'in durumunu öğrenince tüm planlarını değiştirir. bir şekilde sevgilisine ulaşmalıdır. nizamettin, "küresel konsey" ile irtibata geçer. kendisine söylenen; karahanlı'nın evinde bulunamayan "türkiye'nin kara kutusu"nu ele geçirip herkesi öldürmesidir. kılıç, saklanabilmenin yolunu kendince bulmuştur. sorularına yanıt bulmadan ortaya çıkmamak niyetindedir. polat için sondan önce tek bir amaç kalmıştır. ölmeden elif'i görmek!...--- spoiler ---hareketli ve heyecanlı bir bölüm olacağa benziyor.

benim anlamadığım halo'nun çatışma olayı1-adamlar evi kurşun yağmuruna tuttu sadece pencere altlarına denk geldi kurşunlar ne bi cam ne bi duvar kırılmadı yıkılmadı.oysa rusları kurşunladıklarında öylemiydi ortalığı kevgire çevirmişlerdi.belkide evi kiraladıkları köylü evime bir şey yaparsanız sizi domaltırım dedi bu yüzden eve bir şey olmadı(sadece halo ateş etmek için camı kırdı)2-baskına gelen adamlar eğer iyi bir yerden gönderildiyse (kukuletalılar gibi) akla şu soru geliyor suriyeden irtibatı kesen bir grup baskına adam gönderiyor ve ellerinden mp-5 gibi kuru sıkılar var.insan getirir bi uçaksavar bir rpg-7 evinde canına okur halonunda3-evden dışarı ateş ediliyor o yeğen kızmıdır nedir o şekilde tutulupta tüfek ateşlenirse insan göt üstü yere oturur hadi diyelim kurşunlar 8 numara o zaman vurulan adam yandım anam diye ortalığı inletir ölmaz4-baskına gelen adamlar profesyonel diye bakıyoruz .bu nasıl profesyonelliktir en basit pusuda bile (iç güvenlik dersleri giriş kısmı)arkayı koruyacak 2 kişi bırakılır.bunlar cümbür cemaat baskına gelmiş.adam polata ateş ediyor tek kurşun ,tarasana kardeşim parayamı kıyamıyorsun diyecem ama diyemiyorum (o kurşunda gitti tahtaya saplandı)5-herşey bitti polat eve girdi bağırsana safiye ben evdeyim seni kurtamaya geliyorum diye illa heyecan olcakya dua etsin iki bacanın arasına saplamadı yoksa vadide kestane polat derlerdi adına(hoş bi icraatınıda göremedik zaten fazla şaptan gitmiş heralde )6-polis silahına susturucu takıp ateş ediyor ama arka taraftan eve girenlerde ne susturucu var nede suikast tabancaları.bu nasıl bir çelişkidir.7-dünyayı kurtaran adamı geçtiler yaptıkları abidik gubidiklerle yıllar sonra (hoş ben şimdide gülüyorum) komedi dizisi diye izleriz tekrarlarını

bu akşam yine elifi işe karıştıracak dizidir. tamam hikaye aslında en başından bir tür aşk hikayesi de... yeter ulan... ben testereli, tombalacılı kafa gırtlak kesmeli bölümleri geri istiyorum. ayrıca polat elifi vursun. çok acı çekti birinin dur demesi lazım. kutup ayısı bile sıkıldı.

kill bill'den sonra the matrix serisine de özenmiş efendim kurtçuklar vadisi, veya vadi kurtçukları.memati, uzun etekli palto, karşıda 4 tane cengaver memur beyefendi. 4 memur beyefendinin kurşunlarından bir teğine yakalanmadan onlara doğru yürüyen memati, her atışta bir ördek, pardon, polis indiriyor. neo lunapark'ta...şahaneymişsiniz efendim.ayrıca bir dip not düşelim:"kurşun kalbi sıyırmış, akciğeri pas geçmiş, göğüs duvarında basınç sorunu yaşatmamış ve içerde duruyor. canpolatefealemdarali ise hayat hikayesini anlatıyor sakin sakin. ölme eşeğim ölme"

kanal dye geçtiğinden beri tvden izlemediğim dizidir. dizi biter tak diye emulden çekersin, cdye atar koyar izlersin paşalar gibi reklamsız geri ileri ala ala. bu hizmeti sağlayan arkadaşlara teşekkürü de borç bilirim.

evet efendim, the matrix serisinden sonra sırada ronin varmış, bunu da öğrenmiş olduk. "ayna ver bana, getir çıkaralım şu şerefsiz kurşunu"

halo'nun kan tutmaması için bulduğu çözüm beni benden almıştır...*

artık uzatmaları oynayan dizi. keşke safiye'nin saçları her şartta kuaförden az önce çıkmış ve saatlerce orada kalmış görüntüsü vermese. ana ölmüş, baba ölmüş, polat'ı yanlışlıkla vurmuş vs. ama safiye röflesini, makyajını, örgüsünü hiç bir şekilde ihmal etmiyor. zaten rol yapamıyor, bari fiziken role hazırlasalar kızcağızı. o da yok. ama her şey bu hale geldi zaten dizide. (bkz: şeytan ayrıntıda gizlidir)

(bkz: the da vinci code)(bkz: ehehe)

yine inanilmaz bir turkunun yine inanilmaz bir versiyon ile icine sokuldugu dizidir..

(bkz: tanrıdan diledim)

küçük kardeşimle aramızda şöyle bir diyaloğun yaşanmasına sebebiyet vermiş bir mafya dizisi. ben: niye şimdi bu abdulun yüzü dağılmış vaziyette?kardeş: ee, memati dövdü ya?!ben: niye dövdü ki?kardeş: belediye için çalışıyomuş işte, o yüzden..sonrasında dizi filan yalan oldu zaten..bir de şu halonun canpolatı ile vedalaştıktan sonra mangal ziyafeti yapması neydi hakketen?!?!*ps: türkü cidden çok hoş..

memati strikes back ile başlamış, tünelin ucundaki ışığı görmüştür bu dizinin şu anda son reklamları oynayan bölümü. bu bölümde aklıma takılan soru helikopter mevzusudur. helikopter edinme prosedürü nedir? bu kadar kolay nasıl helikopter edinilir? rota vs bildirmek gerekmez mi? neyse siktir edilebilecek detaylar. asıl merak ettiğim ise ortamda tilki kurt olarak geçinenler gidecek yer bulamazken safiyenin bir torba dosyayla, torbasını attıktan sonra nereye tüydüğüdür. yavaş kaç amına koyayım höh bea. bütün bunların yanında... polat ne kayısı yemiştir, ne meyve suyu içmiştir ama o kadar kan akıttıktan sonra bile kızılay kan deposu gibin sapasağlam gezinmektedir ortalıkta. hadi biri de bunu açıklasın.

bugün yayınlanan bölüm ayrıca içimde bir umut ampulü de yakıştır. zira elif ölmek istemiştir. allah'dan tez bu dileğinin gerçekleşmesini diliyorum. ayrıca daha evvelden de belirttiğim yöntemden bahsetmiştir kendisi. kıtır kıtır kesip bitirecekler beni, demiştir. yüreğime su serpmiş, gözüme kan pompalamıştır.

kripteks mripteks gudik kitap the da vinci codedan da karıştıran; hepten gudikleşen dizi... halen beceremedim izlememeyi başarmayı, önümüzdeki sezon başarıcam sinema filmine gittikten sonra... senaristlere acilen foucault sarkacı öneriyorum...

memati'nin cepheden geldiği halde yemediği kurşunları saymazsak, tüm sezonlarının en iyi bölümlerinden biridir 92; hayır, aksiyon ve benzeri açılardan değil, vadi'nin duygusal yönüyle...

24 kasım 2005'te yayınlanan bölüm bu sezonun en iyi bölümüydü ama yine eskileri çok arattı.polat alemdar ile başlayan max payne tribi,bugun de memati ile devam etmiş,kılıç'ın ne işler çevirdiği anlaşılamamıştır.halo'nun mangal keyfi gibisi de yoktu vallahi...son bölümlerde perde arkasındaki olaylara da değinileceğini gösterilmiştir bugun.

(bkz: al pacino vardı ne oldu ona)

-memati abi devlet için çalışıyomuş işte abdülhey, devlet işi kötü bi iş diil ki.godoş.edit notu:bu entriyi, yarım saat içinde zamanın ötesinin 2. sırasına yerleştirmiş arkadaşlar umarım neyi/neden/nasıl/ne zaman/nerede oyladıklarının farkındandır.

yayınlanan son bölümü kafalarda birçok soru işareti oluşmasına sebep olmuştur:1) emanet çuvalda ne var, safiye ne gördü de bu kadar yerikip kaçtı gitti?2) da vinci, kripteks falan ne alaka?3) nizamettin in konuştuğu gazete okuyan adam kimdir necidir?4) abdülhey in başına silah doğrulttuğu, erhan ın başına silah doğrultan adam kimdir?5) kılıç ın çizdiği şekiller falan onlar ne? 6) o müthiş türküyü seslendiren adam kimdir, bu türkünün linkini veriyim de tam olsun diyecek bir babayiğit var mıdır?önümüzdeki bölümlerde tüm sorularımızın cevaplarını bulması dileğiyle...edit: türküyü seslendiren adam murat hasari imiş.

92. bölümün en duygusal bölüm olarak akıllara kazınacağı dizi olmuştur şu ana kadar. heleki polatın hastanede yürürken arka fonda çalan bir türkü vardıki, hüzün katsayısını daha da yukarılara çekti. kurtlar vadisi kanal d ye geçtiğinden beri belkide en sağlam bölümüne sahne oldu.

akıllarda kalan o güzel türkü için. yavuz bingöl yorumunun dinlenmesi de şiddetle tavsiye edilir. tabiki dizide kimin seslendirdiği merak konusudur. ve o versiyonu acilen aranmaya başlanmıştır.(bkz: #8588298)

ayrıca --- spoiler ---9 kasim 2005 semdinli gerginligini tv de izleyen deli hikmetin elindeki gazetede 27 ekim 2005 fransa gocmen ayaklanması olayının manşetten verilmesi, yaşadığımız olayların kronolojisini alt üst etmiştir. --- spoiler ---

(bkz: jitem ille de jitem)

tanridan diledim'in kurtlar vadisi'nde dile gelen versiyonu için:(bkz: #8590103)

elifin ameliyat masasında yatarken gözlerim beni yanıltmıyorsa 42 numara taraklı ayak yapısına sahip olduğunu cümle aleme göstermiş dizi. hayır fetiş takıntılarım yoktur ama bu kadından zaten tiskiniyordum, tuz biber oldu. neydi o öyle. polat içeri girdiğinde ceketi paltoyu atıp "allaaaaahhhhh" diyerek kaçar diye düşündüm ama olmadı. aşkın gözü hakkaten körmüş.

uzun zaman sonra "kendine gelen" dizi. şükür heyecan geri döndü. sezonun ilk bölümünde uyuya kalmışım, o kadar kötüydü durum :)

melodram olmuş ve bu bölüm baymış dizidir. güllü erhan, çapsız abidin ve hatta halo ağa bile senaristler tarafından abartılarak, komik olayım derken gülünç durumuna dönüştürülüyor. ayrıyeten elif'in sıska bacağı ve bacağının kesildiği yerdeki yuvarlak kemikleri çocuklar için sakıncalı bizler için iğrenc derecelere çıkmıştır. basit ilkokul cümleleri kuran sıfır oyunculuk sahibi safiye ye ise ya 3-5 cümle daha yazın veyahut hiç konuşmadan otursun yerinde. *

yüzde doksan dokuz aslında polat'ın gelecekte anlattığı hikayeyi flashback olarak izlediğimiz dizidir. dizinin son bölümünde anlatımlar biter ve polat'ın mahkameden sonra ne olacağı anlatılır. benim dizinin geleceği hakkındaki düşüncem budur. eğer böyle bir ucuz geyik durumu varsa çok komik olacaktır.

bir dahaki bölümün özeti :elif ayayağı kesildikten sonra ruhu ikiye bölünür bir tarafı elif bir tarafı mertek.(karakule serisinde susanna ve mia gibi )artık kesik bacaklarla attığını vuracak kıvama gelir ve silahşörüyle birlikte vadinin mına koyacak kurtları birbir haklayacaktır.eh be kardeşim en sonunda filmi baba,matrix,kill bill derken karakuleyede bağladılarya pes.(bkz: calla'nın kurtları)sonradan aklıma geldi bunlar sakallıyla konuştular ortalık polis kaynıyo diye helikopter kiralıyorsun,iyide helikopterle çatıya iniyorsun hiçmi polis görmüyor çatıya koca helikopter iniyor.neyse hadi görmediler hani hastane polis kaynıyodu polat sanki aranan adam değil gibi hastanede bir oraya bir buraya salınıyor.benim bildiğim kapıdan girince ameliyat odasına girilmez ama amcam tak diye dalıyor ortama.ayrıca polis (kim istediyse) geliyor direk çatıya vınlıyor hiçmi polat denen kan deposunu görmüyor.memati o kadar yol gitti ama ne hikmetse polis telsizinde polat almedar malum hastanede olduğu anonsunu duydu.ya istanbul polis telsizi heryere ulaşıyor yada memati hastanenin etrafında dönüp durdu.adam güvenmeyip 4 polisi vurdu (bu arada türk polisi de bayağı karavanacıymış) sonra güvenip 2 polisi kurtardı.daha ne diyeyim insan diziyi montajladımı bir bakar nası olmuş diye ama nerde biz 1 saat fragmanı izletsek yine izlenir diye düşünüyorlar herhalde

halo karakterinin umarsızlığı artık saçmalık boyununa varmıştır. adam her şart altında kendi kendine konuşup duruyor, espri yapıyor, mangalda et pişiriyor. buna bir dur demek lazım.

bir önceki bölümde üzerinden silkelediği ölü toprağından artık tamamiyle kurtulmuş, duygusal öğelerin de işin içine girmesiyle defaatle cigara yaktıran dizi olmuştur. bana kısmet değil, dizinde yatmak..dizinde yatıp da, yüzüne bakmak..atılan düğümler nasıl çözülür, hava da mı kalır bilemem. bu kadar dallı budaklı bir konuyu toparlamak pek kolay olmasa gerek ancak dizinin bu ritmi finale kadar devam edeceğe benzer. senaryoyu hayata geçirme konusunda zaman zaman ezik kalındığı fikrim devam ediyor. başta çatışma sahneleri olmak üzere biraz daha özen gösterilse o harika diyalogların tadını daha da iyi çıkaracağız ama neyse..bir de söyleyince kızıyorlar zorla başka filmlere benzetiyorsunuz diye ama içimde kalmasın. necati şaşmaz'a alıştık alışmasına da, polat'ın juliet'in ölüm haberini almış romeo moduna geçtiği sahnelerde oyunculuk anlamında daha iyisini beklerdik. elif de tam anlamıyla forrest gump'da ki teğmen dan psikolojisine girmiş allah sonunu benzetsin diyelim.

safiye'nin polat'ı vurduktan sonra ''aa kan...kanıyoo'' dediği dizidir. bu kız hiç değişmeyecek, allah bunun da kocasına sabırlar versin.

bu bölümde şöyle dediğimiz bir dizi olmuş: halo sen bizim herşeyimizsin!!!

sonraki bölümlerde elif'in kalan bölümleri de kesilecek, kanlıca da birden bire ortaya çıkan bir volkanın patlaması sonucu 6. dereceden yanıklar oluşacaktır kendisinde. hemen ardından darth vader olarak illümaniti nin üzerine gidecektir. hıh hıhhh diyerek nizamettin e mind trick yaparak nizamettin'in ayakkabılarını nerede boyattığını öğrenecektir.

hakkında yazılan olumsuz eleştirilerin sayıca çokluğuna bakılacak olursa; sevilmeyen* dizi. hakkında yazılan olumsuz eleştirilerin içerdiği ince ayrıntılara bakılacak olursa; tutkuyla sevilen dizi. *(zira sevmediği bir şeyi pür dikkat seyreden, üstünde kafa patlatan, yorumlayan, didikleyen insan yoktur, ha varsa da başka işi gücü yoktur büyük ihtimal.)velhasıl; sevilsin sevilmesin, kendine ait sadık bir seyirci kitlesi olduğunu kanıtlayan dizi. o denli bir sadakattir ki bu; hipnotize eder, tutku haline gelir, kanal değiştirtmez, salisesini kaçırmadan seyrettirir, üstüne bir de "beğenmedim, bıktım, şurası şöyle saçmaydı, burası böyle kötüydü, şu saniyesi şundan araklanmıştı, elif şöyle ölsün böyle gebersin, polat ın gözünün üstünde kaşı vardı vs vs..." şeklinde eleştirilmedik tek bir miniminnacık ayrıntı bırakmadan güzelcene entry döktürtür adama. *sadık seyircilerden olmayan, ancak vakit buldukça takılanlara da kaçırdıkları, merak ettikleri bölüm olursa sozlukten ayrıntısıyla okuma imkanı doğar.

eleştiri denen mefhumun ciddiyet gerektirdiğine inanan insanlarca izlenmişliği vardır bu dizinin. eleştiriyi "poponuzun en derin yerlerinden" üretmeniz hoş olmazken, işin ciddiyetine önem vererek, ayrıntılı davranarak gerçekleştirirseniz ciddiye alınır. sığ, yüzeysel ve saçma eleştiriler yerine gediğine taş koyan yorumlar yapabilmek, eleştiriye konu olacak olgunun dikkatle irdelenmesine dayanır.buradan hareketle, eleştirmek, tutkuyla bağlı olmayı gerektirmez. eleştirmek, sadık izleyici olmayı da gerektirmez. bir dizi için genele değil de o bölüme has yorum yapıyorsanız dahi, bölüm içi ayrıntıları yakalayacak kadar dikkat etmeniz gerekir. ha elbette tüm yorumlar aynı kalitede olamaz, genele hakim olmadığınız için size batacak ayrıntıları hata veya olumsuzluk gibi sunabilirsiniz ama çıkıp da birilerinin "ayy ayya şunlara bak ya tutkuyla bağlanmış, hasretle boyanmışlar. ehuh" şeklinde nitelemesine kurban gitmeniz, söz konusu değerlendirmenin üzerinizde kalmasını sağlamaz.sevmedim, sevemedim, sanırım sevemeyeceğim. ayrıca; ayrıntı denen şeyi yakalamak için bazı kişilerin pür dikkat kesilmesi gerekmez. bakarlar, görürler.

birkaç ay önce, çok yakın bir arkadaşımın çok yakın bir akrabasının öldürüldüğü bir cinayet davasında, maktul yakınlarının avukatı sıfatıyla dosyayı incelemek zorunda kaldım. davanın esası ile ilgili bir şey söylemeyeceğim ya da görüş belirtmeyeceğim, sadece dosyadan, özellikle sanığın hazırlık aşamasındaki ifadelerinde dikkatimi çeken birkaç hususu paylaşmak istedim.sanığın ifadesine göre, cinayet işlenmezden evvel sanık ve maktul birlikte kahvede kurtlar vadisi izlemişler. ifadenin, kahvedeydik, film izledik, dizi seyrettik, kağıt oynadık şeklinde olmadığına, özellikle kahvede toplaşılıp kurtlar vadisi izlendiğine vurgu yapılmış olduğuna dikkatinizi çekmek isterim.ee, ne olmuş yani izlemişlerse demeyin, yazıya "aa, klasik kurtlar vadisi eleştirisi işte canım" damgasını basmadan önce, cinayet anını ve özellikle de cinayet sebebini izah ederken sanığın, "maktul bana, "sen eskiden reis'tin, şimdi çakal olmuşsun" dedi" şeklindeki ifadeleri üzerinde de düşünün ve her ne kadar işlenmiş bir suçun yegane sebebi sayılamasa da, suç izah edilmeye, yapılan iş haklı ve mazur gösterilmeye çalışılırken takınılan tavra, kullanılan kelimelere de dikkat edin lütfen.sadece bu olayda değil, mesleğim gereği karşılaşmak durumunda olduğum diğer bir çok kriminal vakada da, bir şekilde suç dünyası ile içli dışlı yaşayan kişilerden, kendisini kurtlar vadisi'ndeki bir karakterle, en çok da polat alemdar ile tabii, özdeşleştirmeyen nerede ise hiç kimse olmadığını gözlemlediğimi de burada özellikle paylaşmak isterim.dikkatinizi çekerim, bu insanlar, gerek aldıkları eğitimin, gerek bulundukları sosyal çevrenin, hatta bazen de zeka seviyelerinin etkisi ile, burada yazan çizen pek çok arakadaşımız gibi, gerçek hayattaki roller ile, masalsı bir hikayedeki rolleri ayırd edebilecek bir kafa yapısına sahip değiller. yine bir gözlem olarak söylüyorum, genellikle hayatlarını önlerine konan bir modele bakarak yaşayan bu insanlar, bu adam polat alemdar olmasa, başka birisi olsa da, illa ki taklit edecekleri bir rol modeli bulacaklardır kendilerine, tamam, ama dizinin senaristlerinden ve yapımcılarından, bu insanların topluma entegre edilebilmeleri, toplumda daha az sorun yaşatmaları adına birazcık daha samimi bir çaba içine girmelerini beklemek de hakkımız değil mi?şundan bahsediyorum; dün akşam dizinin ancak sonlarına yetişebildim. ben seyretmeye başladığımda polat alemdar, göğsünden akan kanlarla, elif'in operasyon geçirdiği ameliyat odasının kapısında dikiliyordu. derken, bir müddet -ezik insanlar olduklarından olsa gerek- kapının önünde bekleşen kalabalığa, mükemmel bir müzik eşliğinde anlamsız bakışlar atarak, ameliyathaneye daldı ve doktorların uyarılarına aldırmaksızın, ameliyat masasındaki elif'in başında anlamsız bazı laflar etmeye başladı.burada özellikle, işlenişi açısından bu sahnede, kapıda bekleşen insanların davranışının ezilip, polat'ın ameliyathaneye destursuz dalması şeklindeki en hafif deyimiyle edepsizlik olarak nitelenmesi gereken eylemine, gerek sahnede kullanılan müzik, gerek polat'ın duruşu ve yürüyüşü, hatta omzuna attığı palto ve yarasından damlayan kanlarla, ekstra bir karizma yüklendiğini, yüceltildiğini düşünüyor ve soruyorum; "yarın öbür gün, karısı doğumhaneye yatan bir bitirim, babası trafik kazası geçirmiş bir ümraniye'li yiğit, arkadaşı kahvede bıçaklanmış dudullu'nun arka mahallelerinden bir bıçkın da, kulaklarında aynı müziğin uğultusu ile, kendisini bu sahnedeki polat'ın yerine koyarak, ameliyathaneye dalmaya kalkarsa ne yapacaksınız? kendinizi, türkiye'nin dört bir tarafında gerçekleşebilecek bu türden eylemler nedeniyle mağdur olacak doktorlara, hastalara, görevlilere karşı sorumlu hissedecek misiniz?"hissetmelisiniz. biraz daha sağduyu, biraz daha sorumluluk bilinci lütfen.

zeytinpark nickli bir kişi sayesinde son bölümleri emule ve torrent gibi paylaşım programları aracılığıyla çılgınca paylaşılan bir dizi olmuştur... özellikle türkiye, almanya, hollanda ve fransa'daki kullanıcıların paylaşılan bu dosyalara olan yoğun ilgisi kısa sürede bol kaynak sağlamakta ve diziyi mucizevi bir şekilde yayınlandığının ertesi günü indirilebilir hale getirmektedir...

git gide garipleşen dizi. dün geceki bölümün bir sahnesinde deli hikmete benzettiğim biri şakağından intihar etmiş bir pozisyonda ölü göründü. hatta bu kişiye zoom bile yapıldı . kimdi acaba o??

dünkü türkü gürkan uygun nam-ı diğer memati tarafından seslendirilmiştir...

92inci bolum gercekten duygusal ortamda gecse de asagidaki dialoguyla beni yaran dizi...polat sol gogsunden, muhtemelen kalbinin ustunden vurulmustur...safiye:kaniyo, cok kaniyopolat: durur heralde...

kendini öldüren kişinin doktor olduğunu gördüğüm dizi.(bkz: şerefsiz)

izlediğim ama kendimi polat alemdar zannetmediğim dizidir (benim cüsseden iki tane polat alemdar çıkar zira). memati'de sanmam kendimi... ama güllü erhan'a bi sempatim var, arkadaşlar da benzetirler! şaka bir yana, eleştiri getirilirken herkes gaza gelip atıp tutuyor. şapkamızı önümüze koyup düşünelim biz toplum olarak nasıl bir yerdeyiz ki; bir diziyle ahlakımız bozuluyor, bu diziden gaz alınarak adam öldürülüyor? 1-2 yıl önce de pokemon seyredip kendini camdan aşağı atan çocuk gündeme gelmiş, bu çizgi film yayından kaldırılmıştı (şimdi yine yayınlıyorlar). peki şöyle birşey sorsam: biz küçükken yayınlanan voltran, lazerion vs... çok mu masumdu pokemonun yanında? bence hayır, ama hiçbirimiz kendimizi camdan atmadık. rambo serisini izleyerek büyüdük, ama hala elime bir silah alıp afgan ordusuna saldırmadım. izlediğimiz türk filmelerinde tecavüzcü coşkun abimiz genç kızları lekeledi bol bol, ben çıkıp kimseyi ifal etmedim.dizideki şiddet sahnelerinin aşırıya kaçtığını kabul ediyorum ama önemli bir noktayı atlıyoruz: aslında bu dizi gerçek hayattan etkileniyor, gerçek hayat bu diziden değil. bu diziden önce kimse kimseyi vurmadı mı türkiye'de? yani uzun lafın kısası, diziyi günah keçisi yapmanın anlamsız olduğunu düşünüyorum. eğitimsiz bir toplumda her zaman suça eğilim olacaktır, halledilmesi gereken eğitim problemidir. hatta eğitmenlerin eğitilmeye başlaması gerekir önce (çocuk esirgeme kurumu yurtlarından birinde bu dizi küçük çocuklara düzenli olarak izlettiriliyor mesela, tamam buna hep birlikte karşı çıkalım.).şunu eklemek istiyorum; polat- doğu bey, polat-aslan arası geçen konuşmalar ülkenin en cesur olduğunu iddia eden tartışma programlarında bile geçmemiş, konsey tartışmasında yapılan analizler hiç bir köşe yazarı tarafından yapılmamış, deli hikmet'in anlattıklarını hiçbir haber bülteni anlatmamıştır. bu bölümler, dizi kanal d ye geçince (nedense (!)), yerini ömer baba'nın hikmet'e fıkra anlatması gibi yumuşak sohbetlere bıraktı.

besmele ile..http://video.google.com/...docid=-3324248672027902020http://video.google.com/...?docid=3886635281483089295

sevdigimiz dizidir. neden seviyoruz bu diziyi peki, iyi dusunulmus detayli senaryosu icin mi? evet. ilginc bir konusu var. 100 bolum cekip bokunu cikarmasalar, 15 bolumde bitirseler deli gibi bir hikaye aslinda. yillardir hep deriz, butun bunlar dis guclerin eseri, dis guclerin adami vs. bu dis gucler denen seyin ne oldugunu, turkiyedeki uzantilarinin bunlara nasil baglandigini anlatan bir dizidir kurtlar vadisi. sokaktan baslayip en tepeye kadar sindire sindire mevzuyu anlatiyor. dehsetvari oyunculuklar icin mi? evet bu da dogru. necati sasmaz'i saymazsak, bu dizi sayesinde bir kosede unutulmus baba tiyatro ve sinema oyuncularini tanima firsati bulduk, oyunculuklarina hayran olduk. bu kadar genis bir kadroyu, bu kadar guzel bir sekilde istihdam eden baska bir yapim yok. deli muzikleri icin mi? hmm, bu da var. bolumlere, sahnelere cuk diye oturan turkuleri, fon muzikleri var dizinin. bilmedigimiz turkuleri bize ogreten, bildiklerimizi duymadigimiz dehset yorumlarla bize sunan bir dizi. aslinda bunlarin hicbiri degil. bu diziyi gercek sevme nedenimiz; su vanilya kokulu 21. yuzyil dunyasinda efemine olmamis, erkek kalmis tek sey olmasi. evde kalmis ofis karilarinin hikayelerinden, yemek ve evlilik programlarindan, janjanli kozmetik reklamlarindan, top gorunumlu, godos kilikli sozde erkek idollerinden gina geldi hepimize. neredeyse mememiz cikacak amina koyim. bu diziye ne derlerse desinler. ister vandal desinler, ister vahsi desinler. evet vandal, vahsi sahnelere sahiptir ama vanilya, lavanta kokulu dunyanin icimizde sondurmeye calistigi erkege hitap etmektedir. kocum polat yurru be kim tutar seni. heyyt be analar ne yigitler doguruyor.

sırf 3 senedir beşiktaş ın uefa maçları ile aynı güne geldiği için beni deli eden dizi. ha izlemiyor muyum, arada bir. ama izleyipte etrafta polat abi, elif in ayagı kesilecek ehü ehü diye hüngürdeyenlere deli olmaktayım.ve de sırf kurtlar vadisi ile aynı saatte yayınlanmasın diye kanal d nin beşiktaş maçlarını almaya zorlayıp bize ilker yasin stresini yaşattıgı için yasaklanabilir. ya da başka kanal alınsın.

kim ne derse desin, ne kadar yererse yersin ya da ne kadar överse övsün; bu ülkenin görmüş olduğu en sağlam yapıttır bu dizi. evet, eski-yeni bölümleri arasında yönetmenden kaynaklı kalite farkı doğmuş olabilir zaman zaman. ancak bu kalite iniş çıkışı dahi diziye olan ilgiyi azaltmamış, aksine körüklemiştir. bu anlattıklarımın elbet bir çok ıspatı olabilir ama, benim edindiğim bir bilgi, her türlü ıspatı yersiz bırakmakta. şöyle ki; dizinin vcdlerinin*satış tirajlarını incelemeniz, bu gerçekle yüzyüze gelmeniz için yeterlidir. sadece iki kesim arasında tartışılan bir dizidir bu ayrıca. çok sevenler ve hiç sevmeyenler. çok sevenlerinden biri olan benim şahit olduğum kadarıyla da ikisinin arası yok denecek kadar az. sadece ekşi sözlükteki çekim ve detaylar üzerine yapılan yorumları okumak bile, haddinden fazla mükemmeliyetçi bir kesimin de diziyi pür dikkat takp ettiği sonucunu tokat gibi vuruyor yüzümüze. bir iki kelam da seven-sevmeyen herkes tarafından eleştirilen başrol oyuncusu necati şaşmaz hakkında konuşmak gerekirse; oyunculuk yeteneği sıfır, hatta sıfırın altında olsa bile; kendisiyle tanışıp muhabbet etmiş biri olarak sadece şunu belirtmek isterim; tüm türkiye tarafından tanınıp bu kadar mütevazı olabilen biri, kazandığı söhreti sapına kadar hak etmiştir. ha, bu yapımdan sonra başka projelerde rol almayı düşünür mü, düşünürse de bu kadar tutulur mu, onu da zamanla göreceğiz elbet.

bu akşamki bölümünde kripteks bulurken türk filmlerindeki teknolojik alet sesleriyle bizi mazilere götürmüş dizidir.

dizinin sırrını çözecek olan kripteks için;http://www.unmuseum.org/dgcrptex.jpg

hayranları al pacino'yu beklerken büyük bir çalımla kadrosuna mr. brown'ı katan dizidir. o sarışın hoş hatunla msnde webcam muhabbeti yapan amcadan bahsediyoruz evet. mr. brown'dan başka kim öyle "where" diyebilir ki? bu büyük transfer için helal olsun diyoruz yapımcılara.*

kurtlar vadisi'nin son bölümünde oynayacak iki büyük oyuncu çok yakında herkese açıklanacak... evet al pacino değil... evet robert de niro değil ama bu sefer iki büyük oyumcuyla anlaşıldı... çok güzel olacak çook...

... orta yaş üstü türk halkına yabancı dil öğretme çabalarıve altyazıları okutmayı başarması nedeniyletakdire şayan bulduğum dizidir. *

kuşçu'nun sorgulanmasından beri en matrak sorgu sahnesinin görüldüğü dizidir. kalenderind beğenmemiş tabi, orası ayrı.edit: pardon, beğenmemiş değil, gerçekçi bulmamış.

son bölümlerini askerde nasıl izleyeceğimi düşündüğüm yapımdır. bir yandan da tv odası vb bir mekanda kurtlar izlenmeyecek de yabancı damat mı izlenecek diye düşünmekteyim. (evet ikisi aynı günde değil o tanıtımları takip edebiliyorum)

dün akşam ki bölümüyle yine beni kahreden dizi.. yaw kardeşim hiç mi amerikan polisiye filmi seyretmiyorsunuz.. hadi onu da geçtim bu dünyada da mı yaşamıyorsunuz siz.. bazen düşünüyorum bu dizinin yönetmeni, yapımcısı bölümlerin kurgudan sonra tv'deki halini izliyorlarmı diye.. izliyorlarsa ne düşünüyorlar..neydi kardeşim o sahneler öyle.. sadece bir kaç örnek vereceğim gerisine siz karar veriniz..halo ile safiye'nin arkasından arabayla gelen silahlı adamlar "dur şimdi böyle arkadan ateş etmek bize yakışmaz.. şöyle bi yüz metre önlerine geçelim oradan bismillah deyip ateş edelim" demeleri..halo'nun kafasını eğip gözünü kapatıp siperinden çıkarak ya allah ateş edip 2 kişiyi vurması..güllü ve abdülhey'in hastaneye yaklaşırken tanınmamak için giydikleri kıyafetin en az 300 metreden normal bir insana bile garip ve dikkat çekici geldiği..memati'nin yara dolu suratıyla polis arabasında ve polis kıyafetiyle gelip sadece bir güneş gözlüğü takarak elini kolunu sallaya sallaya hastaneye girmesi ve çaktırmamak için polislerle konuşurken "devrem, mevrem" demesi.. "yaw devrem sen kimsin, tipin kaymış sen polis misin" diye bi allah'ın kulunun sormaması..yine de konu ilginç seyrediyoruz tabii..

safiye internet cafedeyken yerini tespit edebilmek icin google earthten bozma bir programin kullanildigi son bolumuyle teknolojik acidan oldukca gelecek vaad eden dizi.

halo'nun sarfettigi : "bektasinin dedigi gibi; sigaranin ilk nefesini, kadinlarin son nefesini seviyorum" cumlesiyle yine ozlu sozlere bir yenisini eklemis dizidir. safiye yerine daha iyi rol yapan birini bulsalardi elbette iyi olacakti, bir suru karakter de gitti, omer baba da artik cok konusmuyor. ciddi bir kalite dususu yasayan dizidir kendileri, yonetmen degisiklik, oyuncu eksilmesi, kanal degisikligi, uzun yillarin gecmesi dizinin sona yaklastirildigini gosteriyor. kurtlar vadisinde her karakterin gercek hayatta bir karsiligi vardi ve bir yerden turkiye gerceklerine baglanabiliyordu, simdi ki senaryo ise nerdeyse fantastik boyutlara ulasti, artik nasil bitecek diye bakiyoruz dort gozle...

rtük' ün vermiş olduğu binlerce ayar sonunda yine de ayakta kalmayı başarabilmiş dizidir. bir mafya dizisi olmasında rağmen dizi yaratıcıları, yok kardeşim sigara içme, boğaz kesme, testere ile kafa kol yarma hatta devlet olaylarını derin merin hiç konusunu geçirme gibi rtük ayarlarıyla dizide ne bok yiyeceklerini şaşırmışlardır ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen başarılı gitmeye çalışan, bunun mücadelesini veren dizidir.

93. bolumde catisma sahnelerindeki sacmalik disinda toparlanma umidi veren dizidir. anektdolar yeniden artmaya baslamis ve polisi ovmek icin eklenen sahnelerde artis dikkati cekmistir. toplumda karizmasiyla meshur doktor imajina karsin en kotu imaja sahip polislik yuceltilerek bir denge kurulmaya calisilmistir. mesela, "uzatma doktor ablamin durumu nolacak onu soyle" ifadesi ve benzer bircok nokta ile doktorlar surekli terslenmektedir. buna karsin deli hikmet'in siren ve telsiz tamir ederken sarfettigi sozler polisin son zamanlardaki sorunlarini dile getiren cumlelerdir. ayrica bu tutumu izleyici kitlesine oynamak olarak da ele alabiliriz. (izleyenlerin kaci polis, kaci doktor)safiye rolunu oynayan begum kutuk, son bolumde oyunculugu kotu diyenlere ders verir nitelikte bir oyunculuk sergilemistir. ozellikle dizinin son kismindaki aglama sahnesinde mukemmel bir performans sergilemistir. yonetmen problemi ise osman sinav doneminde daha ciddi boyutlarda devam etmekteyken, asil diziyi kurtaran serdar akar olmustur. osman sinav'in bir sniper bolumu vardi ki; bundan sonra diziyi izlemeyi birakanlar dahi olmustur. gullu erhan'in ates ederek gozu kapali hedefe iki mermi ust uste kondurdugu fizik otesi olayi da hatirlatmak icabeder bu noktada.asil sorun senaryo sorunudur. illa 100 bolum yapmak icin kasan dizi ekibi, artik polatin nefes almasini 2 dak., elifin sizlanmasini 10 dak. anlatir olmustur. reklam geliri olacak diye saga sola yapisan tabelalarin uyarici etkisi de dizinin bir anda gercek olmadigini hatirlatarak, olaylara karsi yogunlasmayi bozmakta ve olaylarin daha yapay ve siradan algilanmasina yol acmaktadir. tum bunlara ragmen bitenekadar en cok izlenen dizi olma potansiyelini hala tasidigi ve dizi suresinden daha uzun reklam alarak dunyadaki rekorlari da altust ettigi bilinmektedir.

denk geldigim bir sahnesinde calinan fon muziginin heroes of might and magic 4daki yeralti muzigiyle ayni oldugunu farkettigim dizi.(bkz: arak)

"bu bir mafya dizisidir!" sloganıyla yola çıkmış ciddi anlamda güzel konular işleyen (sone doğru ne oldu bilemiyorum ama,çünkü bıraktırdı kendini ) bu dizi yurdum insanının her şeyin bokunu çıkarma olayına istemeden de olsa bir fırsat vermiştir.dizi sayesinde karakteri değişen mi dersin,ortalıkta gezen 17'lik polatlar mı dersin,etrafına elinde bir bok olmadığı halde tehditler savuran hödükler mi dersin,ne dersen dersin artık.mafya dizisidir söylevini birçok insanımız yanlış anlamış vesselam.her izleyenin mafya gibi davranması gerektiği anlamını çıkartmış bizim insanımız.yarın birgün eşcinsellik içeren bir dizi yapılsa ve oynayanların arasında bu idollerden biri olsa halimizi hiç düşünemiyorum...(bkz: yazık)

94 ncu bölüm özeti asagıdaki gibidir.--- spoiler --- polat kendisiyle ilgili gerçekleri açıklıyor...polat, tüm sevdiklerine kendisiyle ilgili gerçekleri anlatmaya başlar. aslında bu, hem bir helalleşme, hem de bir yol ayrımıdır. polat'ın açıklamalarını yeterli bulmayan safiye, halo ve memati'nin hala, öğrenmek istediği bir şeyler daha vardır. polat için iki önemli şey kalmıştır. birincisi kripteksi açmak için gerekli olan şifre ve anahtarı bulmak, ikincisi nizamettin'in bağlantılarını belirlemek. elif'in durumuysa gittikçe ağırlaşmaktadır. onun tek isteği bir an önce ölmektir. gizlice istanbul'a dönen kılıç, nizamettin'e ulaşmaya çalışır. bu sürpriz buluşma gerçekleştiğinde kripteks, şifre ve anahtarı bir araya getirmeye çalışan herkes, neye, ne kadar sahip olduğunu öğrenecektir artık.--- spoiler ---

92 bolumun sonundan itibaren albumune yeni bir turku ekleyen dizi. tanrıdan diledim bu kadar dilekbana kısmet değil dizinde yatmakdizinde yatıpta yüzüne bakmakayrica turkunun seyirci ile tam elifin dizden asagisi kesilecekken tanistirilmasi bir tesaduf(mu)dur.

kanal d de yayınlanmaya başladıktan sonra pek izlemediğim ama show tv de yayınlanırken de artık yavaş yavaş bıkmaya başladığım dizi... kimbilir kaç milyon dolar para dönüyor dizinin her bir bölümünde. reyting rekorları kırılıyor hemen her hafta , hatta tekrarlarında bile. bu kadar kişinin izlediği , bu kadar kişinin emek verdiği bir dizide ben şunu gördüm... ne yaparsak yapalım bu adamlar bizi izliyor , bu insanlar bize reklam veriyor. yani artık sıçmaya başlasak bile biz yine de birinci oluruz aslan payını alırız arkadaş düşüncesi hakim.çatışma sahneleri çekilirken figüranlar öyle bir ölüyorlar ki arkadaş sanırsın adam kurşun yememiş te kıçına iğne batmış. ulan biz çocukken kovboyculuk(bkz: çocukken yapılan salaklıklar) oynarken bile daha inandırıcı ölüyorduk be.halo dayı... adam bi zamanların babası, eroin işinin bir numarası , emrinde yüzlerce belki binlerce adam çalıştıran bi suçlu... ama o adam kendisini hapisten kurtardı diye nerdeyse polat alemdarın kıçını yalayacak. bu kadar da olmaz ki arkadaş. tamam seni kurtardı hapisten , hayatını da kurtardı ama sen hem ondan yaşça büyüksün hem de kademece yahu, biraz ağırdan sat kendinison bölümde dikkatinizi çekmiştir muhakkak ; safiye bi internet cafeden (- ki bununla ilgili bişey daha var ki olayın amına koyuyor tamamen) amerikadaki mi fransadaki mi ne hocalarından biriyle konuşuyor. adamın ingilizce telafuzu doğal olarak süper ama gelin görün ki yıllarca yurt dışında yaşayan safiye hanımın telafuzu berbat (haa ingilizlerin , ingilizcenin ve telafuzun amına koyiim o ayrı). neyse efenim safiyeyle profesör arkadaş konuşurlarken konuşma içinde kripteks kelimesi geçiyor. sonra bi oda beliriyor böyle bilgisayarlarla dolu falan bi oda. oradaki bi bilgisayar kripteks kelimesini yakalıyor ve hooooop uydudan safiyenin yerini belirliyor. ulen s.kik bilgisayar , kripteks kelimesini sarfeden profesör değil mi?? sen nasıl oluyor da safiyeyi gösteriyorsun? profesörün yerini belirlesene.. neyse buna da bişey demedik.. safiyenin yerini belirleyen şahıs (dikkatinizi çekerim adamın milyon dolarlık sistemi falan var o derece derin bi olay bu) safiyeyi yakalamak için 4 adam gönderiyor. düşünün işte böyle bi şebekenin adamları gelip sizi almaya kalksa götünüz üçbuçuk atmaz mı? valla ne yalan söyliyim benim ki atar... dı .... taa ki kurtlar vadisini izleyene kadar. o dört arkadaş mevzilenerek , pozisyon alarak, nişan alarak açıktaki hedef olan halo dayıyı vuramıyor. ama halo dayı gözü kapalı ateş ederek tak tak tak tak vuruyor adamları. hadi diyelim ki halo dayı süper nişancı , ya minibüsle arkadan yetişen arkadaşa ne demeli?? yok arkadaş yok ben böyle süper nişancı görmedim . adam red kit gibi yahu , hem araba kullanıyor hem de bi elini camdan çıkarıp polata neredeyse dünyayı dar eden bir şebekenin adamlarını alınlarından vuruyor...son bişey daha söyliyip gitcem az sabırlı olalım lütfen. efenim safiye hanım emanete hıyanet edip kripteksi alıyor ve hooop kaçıyoor. tabii bunu farkeden halo dayı da arkasından. kenar mahallelerden birinde safiyeyi arayan halo dayı yolda bi arkadaşımıza rastlıyor. arkadaş dediysem yaşlı başlı adam ama çok sempatik(!) bulduğum için ben ona arkadaş diye hitap ediyorum. salak saçma bi muhabbetten sonra adama ; şöyle şöyle bi kız var onu nerede bulabilirim diye soruyor. adamın verdiği cevaba bakınız. - ilerde bi kahve var , kızlarla erkekler orada buluşup kameralı daktiloyla sohbet ediyorlar...ulean ipnetorlaarrr bu devirde internet cafeyi bilmeyen mi kaldı??? dedem yaşındakiler bile interneti , bilgisayarı biliyorlar artık. hem daktilonun kameralı olduğunu bilen biri nasıl oluyor da oranın internet cafe olduğunu bilmiyor???sikerim ulan bak yazarken de çok sinirlendim. ben artık bu diziyi izlemem ağa , izlemem. izleyen varsa da saygı duyarım o ayrı...

geçtiğimiz hafta akıllara ziyan bir sorgu sahnesine şahit olduğum başyapıt. hikmet yine car car car o memleket meselesinden girdi, bilmem hangi stratejik mevzuudan çıktı. buna mukabil polis beyler can kulağıyla herifin bu laf salatasını sonuna kadar dinlediler. ulan adamın ağzındaki ampulu, götünden verdikleri elektrik akımıyla yakarlar. alternatif akım* üzerine yüksek tahsil yaptırırlar adama, yok öyle... bu komediye bir son verilsin artık.

--- spoiler ---polat alemdar diyaloglariyla dizinin bu bolumunu itiraf.com'a benzetmistir..--- spoiler ---

(bkz: #4896899)

(bkz: kurtlar vadisinden nefret etmek)çok kötü mafyasının inadına edit:(bkz: kurtlar vadisinden ölesiye nefret etmek)

bir annenin ne olursa olsun evladını seveceğine değinen diyaloğu ile gönlümü bir kez daha fethetmiş dizidir. gerçek yaşam öykülerinden alınmıştır burası hem de hergün tüm samimiyeti ile yaşananlardan..

94. bölümüyle etrafta dolanan polat alemdar silüetlerini bir anda ezmiş dizidir. polat, ali'dir. zira bunu unutmuşlar vardı.

türk televizyon tarihinde izleyenlerini hem mafyaya özendirmiş, hem gizli güçlere merakını arttırmış, hem de türkü sevdirmiş dizidir.

ulan yarına son vizeme mi yoksa yakında bitecek olan ailemizin dizisi kurtlar vadisini mi izlesem paradoksunu yaşatmıştır bana. bir hafta sonra tekrarını veriyolar iyi güzel hoş ama insan meraklı bir yaratık. haa derseniz ki " oğlum ne faydası var sana" ben de derim ki "ekonomi çalışıyorum bana faydayla, marjinalle gelme" . neyse efenim benim şikayetim var. şöyle ki : kitaplar ve televizyon karşısında mekik dokuduğum her an 45 ekran bir el izletmiştir bu dizi bana. tamam efemin eline çok yaşıyor ekranda olmak ama bana bişey anlatamamıştır. bakıyorum bakıyorum bi el, bir adet yüzük bir kıpraşım bir haraket. recep tayyip erdoğan zannetim bir anda. dedim ne adamlar rauf denktaş'tan sonra başbakanımızı da oynatmışlar. bu eller efemin eli değil başbakanımın eli. haa o anda ironi de yapmadım değil; "çekin pis ellerinizi devletimizin üzerinden dedim" ama babam pis pis yandan bir bakış attı. neyse bağlayacak bir şey bulamadım burası da böyle kalsın.

(bkz: acıların cocugu)(bkz: gercekler acidir)

mafya muhabbetinden sonra bi izlenesi olan dizi. ama bu mafya dizisi muhabbetini elestirenlerin bu ulkede olanlari birkez daha analiz etmeleri gerektigini de kanıtlayan dizi olmustur ayrica. cakirin ya da polatin gercek hayatta kim olduklari degil bizim o dizide hangi rolde oldugumuz onemli.

bu haftaki bölümüyle, türk televizyon tarihinde bir ilke daha imza atmış dizidir.. adamlar gözümüzün içine baka baka geri sardılar filmi, "ee, pardon biz bi bok yedik, konuyu bağlayamadık, idare ediverin" diyerekten değiştirdiler senaryoyu lan??- al bu yüzüğü, efe gelince verirsin..(hoooop, geri sarrrr, aslında öyle olmadı, bak böyle oldu)- oğlum yavrum bitanem..bu mudur yani?? ey madem bu noktaya kadar geldi iş, temelli "abi, biz bi bok yedik, çakır'ın öldüğü bölümden baştan alıyoruz, unutun bunların hepsini" deyin, tertemiz olsun, cillop gibi..

flashback'lerde acayip sıçmış dizidir. nizamettin son bölümlerde gözlüğü çıkardı ancak bu adam daha gözlüğü çıkaralı kaç bölüm oldu ? kılıç desen bu adam sezon başından beri kayıp. yani kılıç ve nizamettin görüşmesi geçen sezon yapıldı. e be nizamettin geçen sene gözlüklüydü ? ama en son bölümde flashback yapıldığı halde bu adamın gözlükleri yoktu gözünde ? oldu mu canlarım ? oldu mu güzelim ?

safiye karahanli sayesinde senaryo aciklarini, flashbackleri felan unutturan dizi. polat ali oldugunu anasina babasina aciklarken, tam da tempo dusmus, mantara bagladi felan derken, nevzat a cay koyma bahanesiyle oturup kalkip reytingleri tavan yaptirmis kisidir kendisi. her turk delikanlisinin aklindan bir bardak daha cay koysadin be safiyecim diye gecti ama koymadi ne yazikki. o sahnede gozu kaymayan arkadas var ise beri gelsin, dikkat ettim polatin bile gozu kaydi serefsizim.

polat in ellerine incelikli zoom larla hepimizin yuregine korku salmis dizi. anlamsiz anlamsiz o kadar cok ellerini cektilerki bolum boyunca, ulan dedim bu isin icinde bir bit yenigi var kesin birazdan bi saka yapicak polat, seyircilere nah felan cekecek. tirstim, sahne gecene kadar gozlerim yari kisik izledim diziyi.

bugünkü hürriyet gazetesinde final bölümünde hangi hollywood starlarının oynayacağı açıklanacak olan dizi...

http://www.hurriyet.com.tr/...3013.asp?m=1&gid=69

nefret üstüne nefret ettiğim dizi.edit:kurtlar vadisi tırt dizidir.çünkü şu şu nedenden dolayı...

sharon stone iyide andy garcia'nin oynayacak olmasi olayi bitirmis biz kurtlar vadisi sevenlerini heyecanlandirmistir. bildigin andy garcia polat alemdarin karsisina gecip racon kesecek. helal olsun yapimcilara

--- spoiler ---polat'ın elindeki kripteksin anahtarı; kılıç'ın elinde sürekli oynayıp durduğu çakı, şifresi ise aynı da vinci şifresi'nde olduğu gibi sophie'dir.**--- spoiler ---edit: %50 yamuldum. anahtar doğru, şifre yanlış.

dizinin halen oynamakta olan bölümleri komple flashbacktir. hatıralanacağı gibi sezonun ilk bölümünde polat, jandarmalar eşliğinde, elleri ayakları kelepçeli, cam kafesten sanık bölmesi olan bir mahkemeye getirilmiş ve olayları anlatmaya başlamıştır. son bölümde* ise flashbackler, daha önce göremediğimiz ama öyle olduğunu tahmin ettiğimiz şekilde gösterilmiş, sonra da "siz öyle zannettiniz ama öyle olmadı. aha aslında böyle oldu" diyerek türk televizyon tarihinde yeni bir sayfa açmıştır.

sezonun ilk bölümünden hatırlanacağı üzere polat, bütün bunları mahkemede hakime anlatmaktadır. biz olayları polat'ın gözünden flashback olarak izlemekteyiz. peki ulan, polat kendi başından geçmeyen sahneleri nasıl oluyor da mahkemede anlatabiliyor? örneğin; elif'in başından geçenleri, solunum cihazına bağlanmasını, nizamettin'in lostra salonunda yüzü gazeteyle kapalı biriyle konuşmasını, kılıç'ın saklandığı yeri ve yardımcısı rifat ile konuşmalarını? yoksa polat sadece kendi yaşadıklarını mahkemeye anlatıyor, sevgili yapımcılar da diğer bölümleri bize mi anlatıyor, nasıl oluyor?

dun aksamki bolumunde tek kursun atilmamis olan dizidir.

dizide başka filmlerden veya kitaplardan alıntı yapılmasına alıştık. gerek ünlü mafia filmleri olsun mesela good fellas ya da scarface gerekse da vinci code daki kripteks. hatta polat ın saç modeli tom bir al pacino scarface. mel gibson un payback filmindeki kaçırma sahnesi bile vardı. benim ise elif in başına gelenler dikkatimi çekti. kızın ayağını kestiler; solunum cihazı, yaşam destek üniteleri bana bir filmi daha hatırlattı. önümüzdeki bölümlerde elifi robocop olarak görürsek ben şaşırmam.edit: elif robocop olmadan ölmüştür lakin (bkz: the sixth sense)

94. bölümüyle hüngür hüngür ağlatan dizi olmuştur. başından beri en azından beni hiç bu kadar duygulandırmamıştı, hatta çok çok sevdiğim çakır'ın ölümünde ve cenazesinde bile.nazife anne'nin "oğlum, aç mısın?" sorusunun ardından polat**ın "açım anne, çok açım!" diyip sarılmasıyla dizlerimizin bağı çözülmüştür. lakin hemen ardından reklam girmesi duygu yoğunluğuna ani bir fren olmuştur.nergis karahanlı'nın oğluna kavuşamadan öldürülmesine de çok içerlemiştim. lakin diziye yapılan flashback oyunlu cin ekleme yüreğime su serpmiş ve beni en az son sahne kadar duygulandırmıştır.**

polat in yanindakilere itiraflarini yaptiktan sonra herkesden soz aldigi sahnede ordusuna gaz veren bir william wallace havasi sezdigimiz dizi. o anda yuzunu kirmizi beyaz turk bayragi renklerine boyamis oldugu da gozumuzden kacmadi tabi, bilemiyorum belkide ben cok kaptirmistim kendimi bana boyamis gibi geldi. hatta halo dan da soz aldiktan sonra ekrandan bana bakacak sende soz veriyor musun ray kinsella diye soracak dedim, soz diye bagirmak icin kendimi hazir etmistim ama sormadi, cani sagolsun polat imin, dalginligina geldi bana sormayi unuttu herhalde. ben yine de soz diye bagirdim.

final bölümünde andy garcia ve sharon stone'un oynayacağı açıklanan dizi finalin nasıl olacağı şimdiden merak konusu olmuştur. sharon stone'un mafya patroniçesi rolünü oynayacağı açıklandığına göre gizli örgütün lideri veya bir kolu olduğunu düşünerek birkaç alternatif finali şimdiden verelimalternatif final 1 - polat: hayatımı kararttın orospu neden yaptın bunları- sharon: alim yıllardır yanığım sana sırf seni buraya getirmek için yaptım bunları- andy :neeeandy sharonu vurur polat andyi vurur elif dedim müziği girer dizi bitergüllü ve abdülheyli alternatif final 2- sharon :adamların çıksın yalnız konuşmalıyız- polat :olmazsharon temel içgüdü filmindeki hareketi yapar- güllü :abdul olum gördünmü- abdulhey :erhan sus andy güllüyü vurur abdulhey andyi vurur sharon o sırada 31 çekmekte olan polatı vurur pusu müziği girer dizi biterhalolu alternatif final 3- efe olarak doğdum ali olarak büyüdüm polat olarak mafyaya girdim sonra andy ile tanıştım ondan çok hoşlandım artık adım maykıl aradan çık bütün olanları unutalımsharon maykılı vurur andy sharonu vurur haloya göz kırpar uslan be halil ibrahim müziği girer dizi biterkılıçlı alternatif final 4- sharon : ben senin annenim andy de baban- polat:yeteeeer- kılıç :hayır senin baban benimkılıç sharonu vurur polat andyi vurur andy ölürken senin baban halo der polat kılıçı vurur zerda müziği girer dizi biter

bana bir dizi soyleyin , 3 senedir soluksuz izletsin, kan olsun, sevgi olsun, entrika olsun, mizah olsun, nefret olsun, aşk olsun, hırs olsun, heyecan olsun, yavaşlık olsun, politika olsun, casusluk olsun, teknoloji olsun, persembe adamı eve hapsetsin, üzerinde yorum yaptırsın, nefret edeni olsun, seveni olsun, tiryakisi olsun.işte bu kurtlar vadisi ...o kadar...(bkz: seviyorum işte var mı diyecegin)

sharon stone ile andy garcia'nin bu dizide oynatilmasiyla turk halkinin (hepimizin aslinda) komplekslerine hitap etmeyi amaclayan dizi. "vay be shoron stone turk dizisinde oynamis" diye millet gururlansin yani. tamamen gosteris diyorum bu yabanci sanatcilarin oynatilmasina. anlayamadigim kanal d bu paralari odemeye nasil razi oldu? olsa olsa kanalin nami yurusun diyedir. atv ve avrupa yakasi dizisi de asagi kalmasin jerry seinfeld'i oynatsin derim.edit: dogru soyleyeni dokuz koyden kovarlar.

bir bölümlük reklam geliri olan 67.555.000ş yazıyla -altmışyedimilyonbeşyüzellibeşbindolar- ile 2 değil 5-6 hollywood starını oynatabilecek parayı rahat kazanabilen bir dizi. ayrıca gelirleri hep böyle giderse kanal d'ye 3-4 tane lotr çekilebilinecek kadar para kazandıracaktır.(bkz: yok artık lebron james)hatta(bkz: ebenin amı ali sami)kurtlar vadisi'nde sanal reklam rekoru. yeni sezonda kanal d'ye geçen ve ilk iki bölümünde beklenen reytingleri yapamayan 'kurtlar vadisi', geçtiğimiz perşembe yayınlanan bölümünde, kırdığı rekorlarla tüm eleştirilere yanıt verdi. gecenin açık ara farkla en çok izlenen programı olan tv dizisi; mtm medya takip merkezi'nin araştırma verilerine göre, aldığı reklamlarla da bir rekora imza attı. bugüne kadarki tüm programlar arasında, sanal reklamların en yoğun kullanıldığı yayın olmayı başaran yerli dizide; yayınlanan reklamların toplam süresi bir saati geçti. reklamların oluşturduğu ekonomik değer ise, liste fiyatı üzerinden 67,5 milyon dolar... geçen sezonun reyting lideri kurtlar vadisi, sezon sonunda show tv ile yollarını ayırmış; kanal d ile anlaşmaya varmıştı. yeni kanalında aynı performansı gösterip gösteremeyeceği heyecanla beklenen dizi, ilk bölümlerinde beklenen reytingleri alamadı. ancak, geçtiğimiz hafta yayınlanan yeni bölümünde heyecan doruğa çıkarken, gördüğü reklam talebi ve sanal reklam yoğunluğuyla dikkatleri yeniden üzerine çekti. agb'nin reyting ölçüm sonuçları, diziyi açık arayla gecenin en çok izlenen yapımı olarak açıkladı. ana haber bülteninden sonra başlayan özet bölümü ve hemen sonrasında yayınlanan yeni bölümüyle neredeyse gece yarısına kadar devam eden dizi, üç saati aşan sürede ekranlarda yer aldı; özet ve yeni bölüme toplam 8 reklam kuşağı alındı. 87 marka 198 kez reklam verdi. mtm medya takip merkezi'nin 15 tv kanalında son dört yıldır yaptığı reklam ölçümüne göre, tüm yayınlar arasında, bugüne kadar tek bölümde en fazla reklam yayınlanan yapım olmayı başaran diziyi, 87 farklı marka tercih etti. 198 adet reklamın oluşturduğu ekonomik değer ise -kanalın ilan ettiği fiyat listesi üzerinden yapılan hesaplamaya göre- 67 milyon 555 bin dolar oldu. reklamverenin de gözdesi olan kurtlar vadisi'ne en çok reklam veren firmalar koçbank, akınsoft, fortis, kc group ve dunlop oldu. reklamlarını en uzun süreli izlediğimiz kc group, bellona, first, koçbank ve bosch, aynı zamanda kanal için en büyük ekonomik değer oluşturan markalar oldu. diziyle birlikte 45 bant ve sanal reklam izledik. sanal reklam uygulamasına rağbetin arttığı bu günlerde, sanal reklamın çeşitli örnekleri en yoğun biçimde kurtlar vadisi'nde sergilendi. mtm'in aynı araştırma verilerine göre toplam 30 adet sanal reklam yayınlandı. dizinin çeşitli yerlerine yerleştirilen sanal reklamların, dizi ile bir bütünlük göstermesi için de çaba gösterildi. ayakkabı boyacısı ile ilgili sahneye, ayakkabı boyası markası smart'ın sanal reklamı yerleştirilirken; oto aksesuar markası 'ertex' de bir arabanın üzerinde gösterilerek filmin doğal akışı içinde izleyiciye ulaştırıldı. sanal reklamı en çok tercih eden marka 11 adetle akınsoft olurken onu dunlop, ertex, enderpen, fotospor ve smart izledi.kaynakhttp://www.milliyet.com.tr/...11/28/son/sonyas11.html

andy garcia ve sharon stone ile anlaşmasının ardından, sharon stone'a polat alemdar'ı öptürmüş dizidir.eğer al pacino ve robert de niro dizide oynamayı kabul etselerdi hangisi polat*'ı öpecekti acaba diye düşündüren dizidir.(bkz: sharon stone un polat alemdari öpmesi)(bkz: ictim kapucinoyu optum al pacinoyu)edit: aydınlandım. al pacino ve robert de niro sırf polat*'ı öpmemek için dizide oynamayı reddetmişlerdir.

en sonunda olan oldu... elifi öpemeyen polat alemdarın yardımına sharon stone koştu. http://www.hurriyet.com.tr/...8695.asp?m=1&gid=69(bkz: sharon stone un polat alemdari öpmesi)

sharon stone mini eteğiyle temel içgüdü'deki gibi bacak bacak üstüne atar ve olaylar gelişir... - memati ! abdülhey ! 3 deyince kalemleri yere atıyoruz !edit :şaka bir yana, adamlar corleone'lerden ** umduklarını bulamasalar da aynı sülaleden vincent mancini'yi* kafaladılar. bravo vallahi.

memati: abi sıkayım mı kafasına ( polat'ı öpen sharon stone'a bakarak )polat: olum rahat dur. nimetle şaka olmaz...

"guzel bir derin devlet dizisi nasil rezil bir dan brown spin-off'una cevirilir" dersi.

mozilla firefox veya opera gibi browserlarla izlenmesi gereken dizi.

bir iki istisna hariç; şarkıcılar, türkücüler, mankenler, aşk böcükleri, sevgi pıtırcıkları, takip edilemeyen bir hızda değişen sevgili trafiği, ultra zengin bir ortam, kusturucu sevgili diyalogları içinde yüzen birbirinin fotokopisi "cici" diziler arasında dikkat çekmemesi imkansız "diken".

95. bölümün özeti şu şekildedir:--- spoiler ---kılıç'ın nizamettin ile sürpriz buluşması sonunda, kripteks için mücadele eden herkes, düşmanının neye sahip olduğunu anlamıştır. şifre polat'ta, anahtarsa nizamettin'in elindedir. memati, abdülhey'i koruyamamanın pişmanlığını yaşarken, nesrin'in hatası laz ziya'ya bedel ödetecektir. polat'ın harekete geçebilmesi, nizamettin'in bağlantılarına ulaşmasına bağlıdır. elif, cihazlara bağlı şekilde yaşamak zorundayken kendisine gelen dünürcüyle şok olur. nizamettin bir yandan abdülhey'in hayatı pahasına pazarlık yaparken, bir yandan da polat ve adamlarının saklanmış oldukları yeri öğrenir. polat, nizamettin'in isteğine uyacaktır. kurtlar vadisi'nde "son" için geri sayım başlamıştır artık.--- spoiler ---

sokakta gezerken herhangi biyerden duyulması sonucu omuzların dikilmesine ve adımların ağırlaşmasına neden olan şarkıların sunuldugu dizi

aralık sonunda biteceği açıklanan dizi.böylece daha önce yapılan 14 bölüm yayınlanacak açıklamaları yalan olmuş oluyor.çünkü yanlış saymadıysam 11 bölüm sürmüş oluyor dizi bu sezonda.(evet,üşenmedim saydım.)

kılıç kılıç olalı böyle bir yanlış laf etmemişti...ki bu laf onun hayatının sonunu getiren laf oldu. bilse demezdi bence..-ne verdiğine bağlı

öncelikle buradan nizamettin i kılıcın kalbine bıçağı hiç bir kaburgaya rastlamadan batırabildiği için tebrik ediyorum. sonra da kılıcı böyle bir darbe sonucu 10 saniyede devildiği için kınıyorum. (böyle bir darbede sıradan bir insan bile en az 1 dakika dayanır) (ilgilenenlere bıçakla adam öldürmenin sırlarını mesaj fasilitesiyle anlatırım)

daha önce attila olgacın(kılıc) son bölüme kadar ölmeyecem diye açıklama yapmasına rağmen kılıcın öldürülmesi,senaristlerinin hehe nasıl da şaşırtıyoruz siz zihniyetine sahip insanlar olduğunu gösteriyor bu güzide dizinin.ayrıca 90 bölüm boyunca hayatta ihanet etmez dediğimiz kılıcın önce hain olduğunu,sonra da nizammetin güvenci satabileceğini ima etmesiyle ölmeye ne kadar meraklı olduğunu bize gösteren dizidir.

insanlık tarihinin görüp görebileceği en kalas dizilerden biri. ergen gençliğin 5-10 sene sonra neler yapabileceğinin göstergesi. (bkz: orhan pamuk un tekmelenmesi)(bkz: madımak)(bkz: susurluk)(bkz: ohal)zamanin ve haftanın ötesinden gelen edit: (bkz: ego tatmini)**(bkz: sivas katliamı)(bkz: manisalı gençler)(bkz: metin göktepe)(bkz: uğur kaymaz)(bkz: devlet mafya aşiret)(bkz: deli yasemin in oldurulmesi)......................................................

--- spoiler ---görünüşe bakılırsa laz ziyanında yolcu olduğu dizidir.--- spoiler ---

yeni yeni cevherler çıkartan dizi.--- spoiler ---son samuray abidin'miş. --- spoiler ---

elif karakterinin ölmesinden önce ki duygusal sahnemiz de anne: görüyomusun bey bu tek taş en az iki milyardır.baba: ne görecem dizi de kullanıp geri veriyolar.repliği ile güldüren anlık dizi olmuştur.

nasıl mükemmel bir dizi çekilir ve bu dizi nasıl kötü bi sonla bitiriliri öğreten dizidir.

varsın kıro desinler deyip uğruna bütün programları iptal ettiğim bunu sonuna kadar hakettiniğe inandığım , izlemeyen kesimin sert eleştirilerine karşısında vadiciler ve antivadiciler gibi karşıt grupların oluşumuna sebebiyet vermiş dizidir. bundan sonraki sharon stone'lu bölümü gözucuyla da olsa herkesin izleyeceğinden eminim. (bkz: televizyon izleyen 70 milyon)

dizideki nizamettin güvenç'in neredeyse 60 bölüm hiçbir halt yemeden oturduğu ve konsey toplantılarında oy verdiği görülmüş; ancak son bölümlerde her şeyin arkasındaki adam olduğu anlaşılmıştır. başlarda bu sessiz, gizemli, sakin rolü merak eden ve sempati duyanlar, son bölümlerde mest olmuşlardır*.

dizinin önceki bölümlerinden birindeki kukuletalılar toplantısında çeşitli yerlerden gelen insanlar buluşmuş idiler. bunlardan biri de adalardan geliyordu**. zaten nizamettin'in sesi de o toplantıda konuşanlardan birinin sesiydi aynı zamanda. adadaki adam her kimse, nizamettin bu adama hesap verdiğine göre önemli bir adam olmalı. hımm.

reklam arasında kendi reklamını yapan dizi. 22 aralıkta ve 29 aralıktaki bölümlerinin tanıtımları yapıldı. ancak bu tanıtımlar ham görüntüler olduğu için gayet itici geldi izleyen ben'e. sharon stone ve andy garcia bile sırıtıyordu adeta fragmanlarda. sanırım dizinin kendisi fragmanından daha etkili olacaktır, olmalıdır.

reklam aralarında 22 ve 29 aralıkta herkes kurtlar vadisi seyredecek gibi oldukça iddialı bir reklam yapan dizi. sharon stone ve andy garcia 'nın da gözükmesi ayrı bir heyecan getirmiştir. 95. bölümün son sahnesi ise izlenmeye değerdi. nizamettin 'in göt oluş sahnesi ve polat 'ın 'senin hayatını karartmaya geldim' demesi izlenmeye değerdi.

95. bölümün son sahnesi izlenmeye değermi değmez mi tartışmalarının yapıldığı dizi.edit: kötülenme nedenini anlamış değilim. kaldıki en sağlam kurtlar vadisi fanatiklerinden biriyimdir.

bence polat alemdar'a sharon stone yerine daha genç ve güzel, ona daha çok gidecek birini bulmalılardı. benim önerim charlize theron olurdu.

(bkz: anan aldı)

95. bölümün son sahnesi üzerinde yapılan tartışmaların giderek alevlendiği ve bu konu hakkında hararetli mesajlaşmalara sebebiyet veren dizi.

tek bir bölümünü izlemeyip bağnaz bir şekilde "yıvranc mafya dizisi" diyenlerin gene izlememelerinden dolayı gıyaben mosmor oldukları dizidir. hele bu bölümüyle. helal olsun ne bölümdü be. deprem olsa bırakmazdım yemin ediyorum.

heybeliada ruhban okulu ile illimunati arasinda simitcilerle bag kuran globel mafya dizisi.--- spoiler ---kripteksin icinde sharon stone'u yala yaziyor.--- spoiler ---

hakkında girilen entrylerin artış göstermesinden dolayı alabildiğine entry içeren başlıklar listesine yarın itibariyle girecek olan dizi.

bu akşam 95. bölümüyle aşan dizi. bu bölümde, ara ara şarkılarında etkisiyle gaza gelip, biraderle beraber bana bile naralar attırmış, ayakta izlettirmiştir kendisini. hele o son sahne yok mu apartmandan kovmazlarsa iyi.

fox ' un bilgisayarında gördüğümüz kadarıyla tci/ip diye yeni bir protokol yaratmış olan dizi.

andy garcia nın gelmesiyle oldukça renklenmesini beklediğimiz dizidir. ayrıca bugünkü bölümünde avukat nizamettin tam bir psikopata dönüşmüş dizinin genelindeki sessiz, sakin tavırlarından eser kalmamıştır. kınıyoruz kendisini.

(bkz: bir psikopat olarak nizamettin güvenç)

dizinin bugünkü bölümünden yaptığım çıkarımlara göre; önümüzdeki bölümde de kalan oyuncular teker teker ölecek, en son polat alemdar ile sharon stone hanım kalacak dünyada, sonra "dünyada tek erkek kalırsan belki..." diyerek yıllar önce polat ı umutlandıran sharon stone sözünü tutup polatı öpecek.

sona yaklaştırılan dizi, doğal olarak manevi göevini yapıp "kötü" yapraklarını bir bir kurutup ağaçtan düşürüyor. maksat ağaçtaki bir iki meyva daha ön plana çıkarılsın...ölümler üzüyor elbette en kötüsü bile olsa...laz ziya... ona yakışan "oy asiye" türküsü müziği eşliğinde harcandı gitti..elif... büyük ihtimal "kurtlar vadisi: ırak" filminin vereceği mesajlar adına... akılların istanbul'da kalmaması adına... dizide bulunan tek "aşk"ın da yokedilmesi (gerçi elif öldü aşk bitmez diyebilirsiniz.. doğru elbette ama... somut olarak en azından ortada bulunmayacak..) için şok bir itiraftan sonra harcandı..kılıç.. bu adam belki de hayatının en gereksiz boşboğazlığını yaparak çok sıradan bir laf etti ama bu hatalı cümlesi hayatının da son cümlesi oldu... " -ne vereceğine bağlı !" eminim bunu bilse bu lafı asla etmezdi..nesrin de haftaya harcanır...tutarsızlık kurbanı olan bir bölüm bence. bundan önceki 2 bölüm kadar güzel değildi.aynı dizinin içinde bu kadar iyi öğeler ile bu kadar kötü öğelerin bir arada bulunması çok anlamsız oluyor yer yer. zıtlık yaratıyor tadını zorluyor. yani o kadar akıllı olduğunu gösteren kılıç.. kendini hapsettirip korunacak kadar.. aylarca düşünecek kadar herşeyi planlıyor (iyi öğe)... ama en şüpheli yaklaştığı adamın önünde ona değerli bir silahını veriyor (kötü öğe). bu kadar dalgınlık yapacak adam mı ya da bu kadar basit mi? yani çok tutarsız davranış bunlar.yine misal nizamettin... genelde pasif, uslu, sakin bir adam olarak yüzümüze bunca zaman lanse edildi edildi (iyi öğe)... ve birden karton kötü oldu çıktı. gözleri büyüyor, ne yapacağını bilmiyor, hırlıyor, heyecan yapıyor. desperado tarzı "kafasına sık kurtul" adamı oldu resmen. (kötü öğe)laz ziya'nın harcanma sahnesi ise bizzat "tatar ramazan" filminden arak sahneler.. aynı o filmin sahnelerinin başarısızlığı tadında (kötü öğe)... ama gel gör ki çalan müzik.. dramatize edilme havası.. gözlerinde beliren sahneler vs var. (iyi öğe)simitçi boyacı gibi sıradan insanları kullanma fikri (iyi öğe) ama simitçi geçerken dibinde "abi bir simit versene" uzaklığında duran erhan (kötü öğe) hiç mi göze çarpmaz ya..daha sayılır ama ne gerek var. resmen "diziyi bitiriyoruz artık yapacak bişey yok hadi yere yatın ölü taklidi yapın" zorlamaları bunlar...göz alışınca normal geliyo ama dizi reklamlara giriyor ve reklam sırasında son 2 bölümü öve öve anlatırlarken bir bakıyoruz sahnede "sharon stone" ile "andy garcia". ve o an "yahu bu kadar mı yakışır sahneye bu insanlar oyuncu olmak için mi doğmuşlar acaba" diyorsunuz. resmen havası değişiyor görüntünün. işlediği konular olmasa yüzüne bakılmaz ya neyse...son bölümde amerikada polat'ın "nevzat bize bir araç bul irak'a gidiyoruz" demesi üzerine "sharon stone" ablanın "durun daha karpuz kesecektik" demesiyle devam edecek ve polat'ın "yolcu yolunda gerek ablacım" ısrarına karşılık s. stone ablanın... "o zaman nevzat bari burada kalsın, yormayın çocuğu, hem biz sürekli gidip geliyoruz artık irak'a, ikinci vatanımız gibi oldu, size jet'imizi hazırlatalım onunla gidersiniz" je(s)tiyle biteceğini düşünüyorum dizinin... :)

--- spoiler ---adadan gelen adam sakın ola sakın doğu bey olmaya. aman derim. bunlar ölüyüde diriltirler. o adamında bastonu vardı toplantıya giderken.--- spoiler ---

geçen haftaki bölümünde ali'nin annesinin "aç mısın" sorusunun cevabını beklerken acaip korktum. polat'ın öyle bir bakışı vardı ki bir an- açım. sevgiye, kardeşliğe, mutluluğa açım diyecek zannettim, allah korudu.

dunku bolumunde nedense bana stv deki uhrevi dizileri * animsatti.muskalar, ruyalar filan..koskoca sifreyi sen git olaganustu yolla coz..olacak is mi..

95. bölümü (takip sahneleri hariç) aşmış olan dizi.

bolum bitişlerinde mutlaka bir merak unsuru birakan, biraktigi bu merak unsurlarinin icinde ise mutlaka polatin yer aldigi dizi.polat tombalaciya ne yapicak,polat cerrahpaşaliyi ne yapicak,polat rus kiza ne yapicak,polat kirkora ne yapicak,baron polati ne yapicak,polat rus baronu ne yapicak vs bekledik durduk.ama yayinlanan son bolumde polat nizamettin e oyle bir ayar verdi ki sonraki bolumde nizamettine ne yapicak kestirmek cok guc. ama hayalimiz tam da nizamettin "polat ta avucumun icinde" diye haykirdigi anda polatin sol elinin tersiyle nizamettinin agzina bi tokat indirmesidir, al sana avuc der gibi.

esasinda dünkü bölümde en dikkat cekici nokta polat'in elindeki muskanin icinden cikan sifre dizisinde yer alan sembollerden biriydi. sifre dizisinde yer alan sembollerden biri olan "piramidin üstündeki göz" sembolüydü. bu sembol, bir nevi, herseyi gören göz olarakta tanimlanabilir. adi annuit coeptis olan bu sembol abd dolarlarinda da bulunuyor. ayrica yanlis hatirlamiyorsam bu sembol, üzerinden bayagi bir zaman gecti, dan brown'un melekler ve seytanlar romaninda gecmisti. o romanda bu sembolun illuminati'ye ait oldugunu hatirlar gibiyim. dizinide nizamettin güvenc'in dahil oldugu örgüt ya illuminati ya da ona bagli bir grup olarak mi ortaya cikacak mi bilmiyorum ama bu konuda biraz bilgili olan izleyicilerin bu noktayi gözünden kacirmayacagina eminim! bakalim senaristler bunu bilerek mi yaptilar yoksa öyle tesadüfen mi denk geldi!gelelim diger sahnelere; güllü lostra salonunda calisan isciyi takip ederken hep öyle dogru kararlar verdi ki takdir etmemek mümkün degildi. mit'in takip izleme derslerinde örnek gösterebilecegi bir takip analizi yasadik dün!elif hastanede kalp atislarini gösteren bir cihaza bagli olarak yatiyordu. elif öldügünde o cihaz hemsirelerin bulundugu yerde kalbin durduguna dair sinyal göndermektedir. böylece hemsireler hastaya ani müdahele icin hemen odaya kosarlar. en azindan amerikan filmlerinde filan öyledir. hadi onu gectik. elif gercekten öldü mü yoksa katatoni durumuna mi gectigini cihaza bakip gösterebilirlerdi. cihazi göstermemelerinin sebebi belki elif'in daha ölmemis olmasi olabilir!abdülhey'in yakalanip sorgulandigi bölüme gelelim;sorgucu - polat nerde!?abdülhey - anana sor...s. - kripteks nerde?a. - ananda...kardesim, hadi bu sahneyi amerikan filmlerine benzetmek istedin, bari polat nerde diye soruldugunda "ananla sevisiyor..." filan gibi cevap versene! yemiyor tabi, degil mi?dünkü bölümün en güzel sahnesi ise polat'in nizamettin güvenc'i lostra salonunda beklemesiydi. buna benzer bir cok sahne amerikan filmlerinde olsa da, yasanan süpriz ve nizamettin güvenc'in yüz ifadesi güzeldi.düsmanin kurallarina göre oynama, düsmanin senin belirledigin kurallara göre oynamasini sagla veya sen kendi kurallarina göre oyna felsefesi hesabi...edit : bir konuyu acikliga kavusturmak istiyorum. dizide baron'un öldürülmesinden beri ortalikta mason vari törenler ve masonlugu cagristiran ve hatta masonluga ait olan semboller görüldü. ama bu hafta cikan annuit coeptis sembol illuminati adli bir gruba ait. illuminati ile mason gruplari cok farkli iki olusumdur. ikisininde olusum ve var olus amaclari farklidir. illuminati grubu mason gruplari dahil olmak üzere bir cok gruba nüfuz etmistir. yani illuminati bir cok grubu ve örgütü kendi cikarlari dogrultusunda kullanmakta ve yönlendirmektedir. tam anlamiyla olmasa dahi mason gruplari gerektiginde illuminati'nin arka bahcesi sayilabilir. ortak cikarlar dogrultusunda illuminati mason grubunu kullanabilir ama tersi söz konusu degildir. mason gruplari güclü olmasina ragmen illuminati grubunu kullanacak gücte degildir.yani kisacasi illuminati = masonluk degildir...

abdülhey'in sorgu sahnesindeki cevabın aynısını* memati, rus selim tarafından sorgulanırken vermiştir.

bittikten sonra birilerini de turk sinema tarihinden silecek dizidir. (bkz: serdar akar) ayrica #8707739

nizamettin in yatağının başındaki sanal saat reklamı ile yarmış dizidir. ulen kol saatinin ne işi var duvarda?

bir deli yürekten çekti yurdum insanı galiba bir de bu kurtlar vadisinden ...mafyayı, derin devleti vs. bu dizilerden öğrendi gencecik beyinler.. kara kaşlı, uzun boylu delikanlılar kurtardı memleketi olası(!) felaket senaryolarından...öyle gördüler, öyle bildiler... öte yandan; cahil, dünyadan bihaber insanlar müptelası oldu diyeceğim...külliyen yalan olacak..nice kelli-felli, iş-güç sahibi, mürekkep yalamış adam ofisten koşarak çıktı...trafiğe takılıp kaçırmamak için o geceki bölümü... tv dizilerinin otobüs üstü reklamlarını da galiba ilk bununla gördüm ben...o biçim iş yapıyor demek ki! dedim.... kahramanlarıyla özdeşleştirdi insanlar kendilerini (isimlerini sayamıyorum..özür dilerim..öğrenemedim bir türlü)...artistik bakış çalışmaları yapanlar, dizinin yakışıklarının(!) giyim tarzlarını kopyalayanlar.. off yarabbi offf...bu yaratıcı, düşündürücü dizinin bittiği gün, cümleten, açıp penceleri şöyle derin derin nefes aldırmayı, beynimize oksijen gitmesini ve "ohhh be...bitti" demeyi nasip eyle!

polat alemdarın son bölümde sharon stoneun kalbini nasıl çalacağını merak ettiğim dizidir. acaba bir pepsi ısmarlayarak işin içinden çıkmayı mı planlıyor yoksa koca çaykur poşetini önüne koyup sharondan çay yapmasını mı rica eder kararsız kaldım.

cep telefonuna irc.icq.com'dan mesaj atilabiliyormus, onu ogrendik

izlemeyen ve sevmeyen insanların bitmesini niye bu kadar çok istediklerini anlayamadığım dizi. sevmiyorsanız ve zaten izlemiyorsanız çeviriniz kanalı, başka bir kanalda sevdiğiniz bir programı izleyiniz. tek kanallı dönemden kurtulalı yaklaşık 20 sene oldu. diğer kanallardaki yayınları da sevmiyorsanız televizyonunuzu kapatınız. başka eğlencelere yöneliniz. sevmediğiniz ve izlemediğiniz bir diziye nedensiz kin duymayınız. dizinin etkilediği insanları örnek gösterip durmayınız zira izlenen her program, götüyle izleyenler için potansiyel bir tehlike oluşturmaktadır. o yüzden en güzeli; aklıyla, gözüyle izlemeyi bilmeyenler, yatsın yatağına, kapatsın ışığı, uyusun bi güzel. çocuğunuz dizideki kan ve vahşetten etkileniyorsa, dizi ile çocuğunuz arasında bir tercih yapınız. evinizde tek televizyon varsa ve çocuğunuz da televizyonun karşısından gitmiyorsa***, bunu tamamen çocuğunuza olan sevginizle, kurtlar vadisi'ne olan sevginiz arasında bir tercih yaparak çözebilirsiniz. çocuğunuzu düşünüyorsanız kanalı değiştirip diziden fedakarlık yapınız, ya da diziyi izleyip çocuğunuzdan fedakarlık yapınız ama rica edicem artık diziye bok atıp durmayınız.

kısa bir süre sonrasında tekrar alabildiğine entry içeren başlıklar istatistiğine giren populer dizi.ısbat imkanı bulamasamda muhtemelen türk tv tarihinin en populer dizisi.

işin içinde andy garcia ve sharon stone da girdikten sonra mahkeme ile* nasıl bir bağlantı kurulacağı merak edilen dizi.*

bu dizi vb. maalesef sadece tv ekranında kalarak, haftada bir saat için, izleyene keyif veren bir yapım olmaktan çıkmıştır. yani "tv kanalını değiştir kardeşim..seyretme o zaman!" demekle olmuyor.. reel hayatta da insanın gözüne gözüne sokulan ögeler var...davranış özellikleri olarak da insanları etkiliyor.. erkekliğin kitabını yazanlar, babayiğit delikanlılar, kadınını(!) sahiplenenler, canını sıkan olduğunda çekip alnının ortasından vuranlar... gömleğini göbek deliğine kadar açıp kudretini(!) cümle aleme sergileyenler...daha neler eklenebilir buna bilen bilir!bir de bir gece önceki olanları birbirine anlatanları dinlemek zorunda kalma durumu vardır ki bunun eziyeti de bambaşkadır...

--- spoiler ---- ismin ne?+ hayat verenin kuluyum...--- spoiler ---

bu senenin başındaki duraklama döneminin ardından (bkz: polatla suriyeyi gezelim görelim)finaline doğru tekrar rayına oturmuş dizi. 90 bölüm boyunca atılmış kördüğümlerin teker teker çözülmesiyle senaristler yazdıkları senaryonun meyvesini yemekteler; zira geçen haftaki bir itirafçı olarak polat alemdar bölümünde tek bir kurşun bile sıkılmadı ancak bölüm herkesi ekrana kilitledi; polatın annelerine (?!) gerçekleri açıkladığı sahneler süper duygu yüklü ve hasktr dedirten cinstendi, sırf o sahneler için bile o bölüm seyredilirdi.22 ve 29 aralıkta herkes kurtlar vadisini seyredecek derken de fazla abartmadılar diye düşünüyorum. dizide sharon stone ve andy garcia nın oynaması öyle böyle değil kesinlikle ses getirecektir.sonuçta bir türk dizisinin hollywood yıldızlarını 5-10 dakikalığına da olsa oynatabilecek seviyeye gelmiş olması nerden baksanız gurur duyulacak iştir.yok neymiş sharon stone lu bölümü yönetmen dahil tamamen amerikan ekibi çekmişmiş bunun nesi başarıymış.pardon da siz daha emeklemeden koşmak istiyorsunuz, serdar akar kaç tane hollywood yıldızıyla beraber çalışmış da andy garcia ya sette emir versin! durun hele hollywoodçularla işler nasıl yürüyo bizimkiler bi öğrensin di mi ama?ulan bunların kaprisleri bile bi başka, sharon stone karısı altı üstü çekeceği bi bölümlük dizinin sözleşmesine "dizi setinin 80 metre yakınında sigara içilmeyecek" diye madde koydurmuş; bölümün çekildiği villanın sahibi bile ayrı bi piskopat,1 gün için kiralanan villanın sözleşmesinde "villanın içine pet şişe su dışında hiçbir yiyecek maddesi sokulmayacak, tüketilmeyecek" diye madde var, gerisini siz düşünün artık;e nedir yani bizimkiler olaya direk bodoslama girip her haltı biz yapıcaz diyip işi bok etseydi daha mı iyiydi? böyle bişey olsaydı ve çekimler rezaletle sonuçlansaydı en başta siz kalkıp "işi bilmedikleri halde profesyonel bi ekipten yardım almadılar sonra sıçtılar ekiki" diye eleştiriler döşenmeyecek miydiniz?!ha "sharon stonela andy garcia yı oynatmakta ne var,vadiciler para sıçıyordu zaten" derseniz evet haklısınız, bu iki kişiye verilen paralar diziden kaldırılan paranın yanında çok cüzi kalabilir. evet yine haklısınız; olay tamamen parayı veren düdüğü çalar meselesidir; sizin de paranız olsa siz de sharon stone u oynatabilirsiniz ama kusura bakmayın da olay zaten gereken parayı bulmaktır,eğer olay çok basitse buyurun siz de bir tane dizi çekip milyonlarca dolar kazanın ardından beğendiğiniz hollywood yıldınızı oynatırsınız. o yüzden kurtlar vadisinin bitişini tüm türkiyede, dış temsilciliklerde ve yavru vatanda kutlamak için hazırolda bekleyen arkadaşlara sesleniyorum; eğer ilerde imdb de en iyi 250 film listesinde bir türk filmini görebileceksek bu tamamen kurtlar vadisi ve bunun gibi kaliteli dizilerden kazanılan ciddi paraların sinema sektörüne yatırılmasıyla çekilecek filmler sayesinde olacaktır.yoksa 500 bin dolar bütçeli filmlerimizin dünya sinemasıyla rekabeti birkaç mucize film dışında (eşkıya, vs) maalesef pek mümkün değil.carnoyla mesajlaşma sonrasında gelen edit: bölümün çekimlerinin serdar akar tarafından yapılmamış olmasının tek sebebi bazı amerikan prosedürleriymiş. böylece benim "kaprislidir bu hollywood şerefsizleri ondan başkasına çektirmiştir bu adam" tezim de çürümüş oldu. ayrıca serdar akar da çekimler sırasında bizzat setteymiş, yani yeni şafak ın sinema eleştirmeni ali murat güven in "los angeles'te bir villada kendi aralarında çekimi yapıp sonra da kaseti yapımcıya uzatmışlar. ortalıktaki tek türk görevli, o sahnede rolü olan necati şaşmaz..." laflarının da kolpa olduğu ortaya çıktı.

evet amerikadaki çekimlerin tamamını amerikalı bir ekip gerçekleştirmiştir ve fakat bunun nedeni, ne serdar akar'ın yeteneksizliği ne de onun hollywood starlarına hükmedemeyeceğindendir. aksine tüm ekibin başında yine serdar akar fiilen bulunmuştur...şimdi poponun konuştuğuna osuruk denir diyerek gerçeklere dem vuralım...abd'nin hukuki gerekçeleri sebebiyle her kim abd sınırları içerisinde bir çekim yapmak isterse bu işi yapabilmek için gerekli kişileri abd'nin konuya ilişkin sendikalarına üye insanlar arasından bulması gerekmektedir. yani elini kolunu sallıya sallıya abd'ye kameramanını, ışıkçını yönetmenini götüremiyorsun... ya tv ya da sinema bla bla bilmemne sendikasına üye olmaları şartıyla ancak... bu sebeplerden ötürü, yapımcı firma kendi çekim ekibini götürememiş, tamamı profesyonel olan ve sendikalara üye olan yeni bir ekip kurmuştur... ama yine de bu çekimlerin başında serdar akar bulunmuştur... bir kompleksi atlatıp diyer komplekslere el sallamayalım... kendimizi ezik hissetmeyelim... yatmadan önce ayran içelim gazı olana soda verip bir süre beklemesini tavsiye edelim... ancak bu sayede daima ileriye ya da daima geriye gidebiliriz...

(bkz: güllü erhan'ın sharon stone'u öpmesi)

abdulhayy in (abdulhey diye birşey yoktur), adın ne sorusuna:"hayat verenin kuluyum" demesindeki olay* abdulhayy i anlatmaksa bir hata yapılmıştır zira "diri olanın kuluyum" gibi birşey abdulhayy in anlamına daha uygundur*

dizide, izlediğimiz son bölümde güllü erhan'ın takibi de pek iyi düşünülmüş. ilk önce dükkana döneceği belli olanı bırakıp farklı yere gidenin peşine düşmüş, onun geri döneceğini anlayınca simitçinin peşine düşmüş, simitçinin geri döneceğini anlayınca da adresi not etmiştir.andy garcia ve sharon stone'lu bölümde konuşmalar nasıl olacak onu merâk ediyorum bir de. suriye'de iken arapça diyaloglarda yaptıklarını yapıp ingilizce başlayıp türkçe mi devam edecekler yoksa ingilizce dili ve türkçe altyazısı ile mi izleyeceğiz ? altyazıların üzerine pcendere yaz pdilek yaz şuna gönder diye reklamlar çıkıp bizi deli edecek mi ?

(bkz: polat alemdar in sharon stone u opmesi/#8711283)

polatin suriyedeki macerasinin sonunu anlatan bolumun bilinmeyen bir sebeple basinin yendigi dizidir. bunu dun nizamettinle kilic'in konusmasindan anladim. kilic "polat geri dondu" dedikten sonra ", nizamettin "kendini garantiye aldi dondu" seklinde birseyler geveledi.polat'a suriyede "donersen butun sevdiklerin olur" dememis miydi? bu adamlar. ee nasil dondu o zaman? bir sekilde suriyede karsi tarafin bir sirrini ogrendi ve bunu onlara karsi koz olarak kullandi. boylece geri donusu mumkun oldu. --- spoiler ---polat'in son sahnedeki "simdi anani ziktim nizam" bakisi cok guzeldi, gaza getirdi nara attirdi aksam aksam. --- spoiler ---

anlayamadığım bir nokta da; bu koca bilgisayar sisteminin önünde oturup türkiye'deki bütün telefonları izleyen adam, telefon konuşmalarında geçen kelimeleri deşifre edip, konuşanların yerini tespit ediyor. telefonda biri "polat" dediği anda ekranda "dın dın dın polat coded" yazıyor, zırt google earth'den bozma bir programda yeri tespit ediliyor. bre amına kodumun salak bilgisayarı. türkiye'deki tek polat bizim polat alemdar mı? başka kimse içinde "polat" geçen konuşma yapmıyor mu? polat renaissance otelin santral memuru günde bin sefer "polat renaissance iyi günler" dediğinde "polat coded" olup da bu bilgisayarı deli etmiyor mu? polat holding binasında hiç mi içinde holding ismi geçen konuşma yapılmıyor? ankara'nın polatlı ilçesinde, polat towers'da kimse telefonda adres vermiyor mu? türkiye'de binlerce bulunan polat ve canpolat isimli ve soyadlı kimseyi görmüyor mu, duymuyor mu bu inanılmaz bilgisayar? nasıl oluyor da bunları filtrelebiliyor? beyin de mi okuyor? konuşanların düşüncelerini, hangi polat'tan bahsedildiğini de mi anlıyor? tamam dizi şahane, severek izliyoruz da bu ne kardeşim.

her film ya da dizi bitmeden önce doruğa çıkar ve güzel bir finalle sona erer. sharon stone'un polat alemdar'ı öpmesi de kurtlar vadisi nin doruk noktası olarak planlanmış olacak ki son iki bölüme girilirken binlerce kişinin ölmüş olduğu, yüzlerce komplo teorisinin anlatıldığı dizi de sharon da sharon fırtınası esiyor. aslında olayın türk erkeğinin libidosu ile ilgili olduğu açık. ne kadar kahramanlık gösterirsen göster sonunda en tepe noktası ünlü bir hatunu öpmek. bundan daha yüksek bir tepe bulunamamakta. çünkü kahramanlığın ödülü bu! kahramanları ödüllendirmek lazım ne de olsa. bunca yaşına rağmen mikrofon uzatıldığında hala türk erkeği en güzel kadının hülya avşar olduğu iddiasında. bazılarının hayallerini süslüyor ihtiyaçlarını giderirken. temel içgüdü sonrasında bir de sharon ablamız oldu. ve kendimizle özdeşleştirdiğimiz, canımız kanımız biricik abimiz polat alemdar hepimiz adına onu öperek son kaleyi de fethetti. dünyayı kurtarmış oldu. aslında tüm mücadele bu noktaya ulaşabilmek içindi. içimizdeki libido tatmin edildi. öyleyse; game over.(bkz: polat öpünce biz de öpmüş sayıldık)

sanırsam bilgisayar başındaki kişinin sharon stone oldugu dizi. bu bölümde ellerine sürekli zoom yapıldı ve yazılanlar ingilizce olarak yazıldı.

hakkında yazılmış dört başı mamur bir yazı için:http://www.yenisafak.com.tr/.../aralik/16/aguven.html*

95.bolumde elif e takilan yuzuk, iki numara buyuktur, o yuzden elif olmus ya da katatoni durumuna gecmistir. ulan hiyar polat, kac yillik sevgiline duzgun, tam oturan bi yuzuk alamadin mi laaaan?

--- spoiler ---elif ölmemiştir. zira, evrensel dizi ve film kanunlarına göre, hastanede cihazlara bağlı olarak yatan bir hasta öldüğünde, kalp atışlarını gösteren ve dit dit dit diye kalp atış periyoduna göre sesler çıkaran monitöre zoom yapılmalı, monitörde kalp atışlarını gösteren grafiğin düz çizgi haline gelmiş olduğu ve monitörden çıkan sesin de diiiiiiiittt diye kesintisiz bir ses olduğu gösterilmeli, kişinin öldüğü cihazlar tarafından da doğrulanmalıdır. elif sadece heyecandan ve şaşkınlıktan bayılmıştır. bir dahaki bölümde ayılacak ve hatta polat'la yüzleşecektir.--- spoiler ---yine % 50 yamuldum. sözkonusu monitörde kalp atışlarının sıfırlandığı düz çizgi ve çıkan kesintisiz diiiiittt sesi bu bölümde* gözümüze sokuldu. ama doktorlar büyük bir soğukkanlılık içinde döndürdüler hastayı. hatta hasta'nın geri dönüşü de aynı monitörden doğrulandı. kalp atışları normale döndü, sesler dit dit dit oldu.

ilk birkaç bölümünden sonra çok seyrek izlediğim, bir türlü sevemediğim dizi.eskiden amerikan çizgi romanını alıp karbon kağıtla kopyalar, ismini, yazılarını değiştirip türk işi diye yuttururlarmış... nedense bana o hiç görmediğim çizgi romanları hatırlatan dizidir ayrıca.lakin şu da var ki, bu hafta tesadüf eseri izlediğim bölümünde bir sahnesi gözlerime bi şeyler kaçırmış, çevremdekilerin ağladığımı sanmasına neden olmuştur. ama bir anda beni diziye ısındırmıştır.*--- spoiler ---polat üvey anne ve babasına aslında kim olduğunu açıklar. babaya anlatır derdini, ardından anneye döner; bi şey söylemesini bekler. ve ana yüreği işte; öyle bir konuşur ki:-aç mısın oğlum?--- spoiler ---ulan yine bişey kaçtı gözüme...

ismini her duyduğumda aklıma bakinin can la'lin eyler arzu, yar içmek ister kanımya rab ne vadidir bu ki, can teşe canan teşnedir.beyitini getiren vurdulu kırdılı dizi.

bütün organları tek tek iflas eden felç halindeki bir kızın ellerinin manikürlü olduğunu gördüğümüz dizidir aynı zamanda.

insanlarin durmaksizin bok attigi dizi. ya ister istemez sunu kabul etmemiz lazim ne elestirenler cok akilli ne de izleyenler cok aptal. bu dizi yayinlandigi andan itibaren turkiyenin en cok izlenen dizisi olduguna gore birazda olsa saygiyi haketmiyormu? yani yapilan bir isi, hatta cogu insanin begenisini kazanan bir isi essegin gotune sokmak bu kadar kolaymi?herhalde basarilmasi en zor olay urettiginiz seyi insanlara begendirebilmektir. bunu goz onune alirsak, ve ne kadar cok sevildigini dizinin hatirlarsak, bu dizi icin "ya adamlara helal olsun bu kadar insana izletiyorlar diziyi" demek o kadar zormu? sonucta bu diziyi universite mezunlarindan, issizlere, isadamindan, memuruna herkes kesim izliyor. yani bir genelleme yapmak imkansiz. bu kadar artisi olan bir isi bence "ya ben sunu merak ediyorum bik bik o boyle yapti bu boyle yapti, aslinda dogrusu bu, tuuh reziiller, fena dizi, kotu dizi" diyerek kotulemek en kolayi. en zoru ise sevmeseniz bile takdir edebilmek.

(bkz: anı değil itiraf)evet, son zamanlarda iyiden iyiye dizi olmaktan çıkıp, adeta bir spyware'ye dönen meşhur prodüksiyon artık nihayetine eriyor. ne perşembelerim geçmiştir, tamamen kurtlar vadisi'ne adanmış.. yoğun bir tempoyla üniversite sınavına hazırlanan benim gibi bir bünye için, nasıl bir fedakârlıktı o haftada bir günler bir bilseniz. hayatında süper baba dışında bir dizi izlememiş olan şahsım için, kurtlar vadisinin hayatıma girişi büyük bir değişiklikti esasında. olaya kendimi kaptırmam için de fazla bir zaman geçmedi zaten. sadece izleyici olarak kalabilseydim, belki de bu kadar tatava yapmama gerek kalmayacaktı. ama neylersin ki bunu başaramadım. haftalar geçtikçe bende haddinden fazla bir özgüven, altyapısız bir gözükaralık hali egemen olmaya başladı. tabiri caizse, lisedeki soytarı- serseri ben gitmiş, onun yerine deliyürek çakması ben teşrif etmişti. allah, o ne bakışlar, o nasıl bir yürüyüş (ya da ben kendimi öyle görmek istiyordum)... aforizma literatürüm de artan bir ivme kazanmış, her şey süper anlayacağınız.şimdi diyeceksin, "ulan teres, sen karaktersiz çipilin önde gideniysen, hemen bir dizi karakterinden gaza gelip, kendine muhtelif türden şekiller yapıyorsan biz naapalım? herkes senin gibi mi sanki gudik!". şimdi dönüp bir bakıyorum da, ne yalan söyliyim, benim o sıralar karaktersiz çipilin önde gideni olduğumdan en ufak bir şüphem yok. peki herkesçikler de benim gibi mi? "evet, öyle!" diyip, geniş bir kitleyi, daha en başından karşıma alacak kadar akılsız değilim. zaten işin aslı, benim meselem de o değil. benim meselem yine benim. yani bilmiyorum da zaten o kadarını. ama ne zaman ki annem, küçük bir dolap işini sürekli savsaklayan orhan abi'ye, artık sabrı taşıp da telefon açtığında, "alo" demek yerine, "orhhaann!!" diye yüksek volüm ünledi ve orhan abi de "abb..la buu..yur, buyur ab.la" diye tırsaki bir yanıt verdi, işte o zaman mevzuunun sadece karaktersizlik olgusuna indirgenemeyeceğine karar verdim (bu arada annemle birlikte izlerdik kurtları). tabi bu olayın arkasından, benim bir toparlanma sürecine girmem kaçınılmazdı artık. çünkü dikkatle bir baktım hal-i tavırlarıma, sonra insanlarla olan münasebetlerime, çevrem resmen benden tiksinmeyle karışık bir mesafelilik koyuyorlar araya. lan zaten insanlarla ıkına sıkına sağlam ilişkiler kurabiliyorum, baktım elimdekiler de kayıp gidiyor. evet, anladım ki zaman metamorfoz zamanıdır, daha geç kalmadan harekete geçmek icap ediyor.neyseki dizi de artık bir tuhaf gelmeye başladı bana. acaba ben mi algıda seçici oldum, yoksa önceden olmadık anormallikler mi gerçekleşiyor ekranda bi süre çözemedim. en sonunda, polat'ın ameliyathaneye girip, doktorun gırtlağına tek eliyle sarılmasıyla, diziye olan sempatim bir anda, evet bir anda nefrete dönüştü. meseleyi kafamda daha sağlıklı bir şekilde çözmem için önceki bölümlere dönük eleştiriler de yaptım kendi kendime. elif'in, vanilyalı dondurma yemekte olan polat'a "sade mi seversin?" sorusu üzerine polat'ın verdiği "herşeyin sadesi" cevabı..bu polat öyle bir "herşeyin sadesini" seven adamdır ki, rolex'ten aşağı saat takmaz, bmw x5'ten düşük model bir arabaya binmez (şimdi aklıma geldi, birkaç bölümde 3.30ci kullanmıştı, hakkını yemeyelim). takım elbisesi bin dolar cinsinden ifade edilebilir. satranç tahtanız bile şatafatlı, bir garip takım mına koyim. bu mu senin sadelikten, tevazudan kastın güzel arkadaşım. ah o kızkulesi'ne bakan banka oturmuş genç sevgililere, oradan kalkmaları için uzattığın parayı tutan elin de, o parayı alan gencin eli de, o sahneyi yazanların kalemi de kırılsaydı da, o ana şahit olmasaydım. hasta annesini ziyarete gitmek için izin isteyen adamına, olur verişin yetmezmiş gibi, bir de "cebine de 10 milyar koyun" deyişin yok mu hele alemdar kardeşim, ahh.. sanki o ultra delikanlı mafya babaları, gerçekte takım elbise parasına kiralık katil tutmuyorlarmış gibi.. peki sert olacam diye 7/24 çattığınız kaşlar sonucunda oluşan aradaki çizgiler. başlıbaşına sizden tiksinme sebebimdir bu son söylediğim. uzar gider aslında bu, ama hatırladıkça dokunuyor bana artık, bi nevi hazımsızlık yapıyor böyle sahneler bende..velhasıl-ı kelam, şu dört yıl boyunca çok paralar gördük, çok fazla lüks arabalar gördük, ziyadesiyle yanında onlarca adamla etrafta gezen büyük(!) insanlar gördük, belki yüzlerce silahlı çatışma gördük, ama ben kendi adıma söyliyim, yüreğe dair bir emareye rastlayamadım arkadaş. ilk bölümlerde o yüreğe sahip birisi vardı ama, ne bu alemde, ne böylesi bir dizide öyle bir karaktere daha fazla yer yoktu anlaşılan, kafasına attılar kurşunu.*hûlasa, türkiye çakallık literatüründe bir mihenk taşıdır kurtlar vadisi. ama mertlik, kabadayılık diyorsanız, sayıları az da olsa, varlarmış zamanında böyle insanlar. ben size buradan birkaç isim vereyim, sonra siz aradan tercihinizi yapın:(bkz: oflu hasan)(bkz: abdullah palaz)(bkz: iskender çolak)(bkz: dündar kılıç)(bkz: nihat akgün)(bkz: kürt idris)(bkz: tatar ramazan)*

22 aralık perşembe günü yayınlanacak bölümünün arasında "kurtlar vadisi-ırak" filminin trailer'ını izleyebileceğiz...

ne kadar sevildiği, sözlükte başlığının altına olumsuz yorum yapılan entrylerin gecen haftanın en kötü entrylerine girmesinden anlayacağımız dizi.

(bkz: kurtlar vadisi dvd ragu release)

official sitesinde* yayınlanan habere göre kayseri polisi dizi sayesinde aranan kişileri bulmuş...(bkz: ben onların yalancısıyım)http://www.kurtlarvadisi.com/arsiv_haber.htmshow tv'deki kurtlar vadisi dizisinin yayımlandığı saatlerde herkesi ekran başına toplaması, güvenlik güçlerinin işine yaradı. kayseri polisi, kentte aranan kişilerin büyük bölümünü diziyi izlerken ele geçirdi.kayseri emniyet müdürü orhan özdemir, reyting rekorları kıran dizinin ardından operasyon saatlerinde değişikliğe gidildiğini söyledi. daha önceden operasyonların 08.00-11.00 ile 19.00-23.00 saatleri arasında yapıldığını anlatan özdemir, şu bilgileri verdi: 'haklarında yakalama müzekkeresi olanların çoğu, kendilerine kurtlar vadisi'nde olduğu gibi çeşitli isimler veren eli silahlı, bıçaklı, maceracı kişiler. bu dizileri kaçırmıyor. bu yüzden operasyon saatini 21.00-23.00 saatleri arasında değiştirdik. ' özdemir'in aktardığına göre kentte 3 bin 263 kişi aranıyordu. hakkında yakalama müzekkeresi bulunanlardan 657'si ile gıyabi tevkif müzekkeresi olanlardan 356'sı dizi saatindeki operasyonlarda ele geçirildi.

şu zamana kadar tek bir bölümünü bile izlemeyerek türkiye genelinde tarihe geçeceğimi düşündüğüm dizi. yolum açık, karnım tok, sırtım pek, altım kuru, emin adımlarla hedefe ilerliyorum.

sadullah senturk kisisine tesekkur edildiginden beri toparlanmis dizidir. eh, hollywood'da serdar akar'a sharon stone'u teslim etmeyislerinin bir nedeni var... osman sinav sonrasi ve sadullah oncesi bolumde ne kadar kan kaybetmisse, son bir kac bolumdur o kadar saglamlasmistir dizi. ha oyuncularin maaslari bir bir kesiliyor o ayri...

bir dizideki en kötü oyuncunun başrol oyuncusu olduğunu ilk kez gördüğüm dizidir.

polat kardesimin sharon stone'e ver bi alt dudak diyecegi bolumde, kendisine hummer limuzin yaptigini fragmanlarinda gordugum dizi. aman polatim, binmeden guzel bi ic-dis yikatsaydin araci, hayir aynisindan in the vip de de var, ayni arabaysa yapis yapis olursun allama..

madem uluslararasi yildizlarla calisiliyor, bir de ingilizce trailer hazirlanmasi gereken dizi.... one man with no fear who fights against a wicked, rotten and secret mission ,which desires to dominate all middle east according to evil plans of an international link aka. kurtlar vadisi, will face his most horrible nightmare, his past, this thursday...hatta biraz daha uhrevi bir hava verilebilir:... thoe who support him against kurtlar vadisi, shall unite this thursday before their screens and those of you shall pray for canpolat in his last crusade against the devils on earth, which wrap theirselves up in to flesh and blood...en sonunda da bilindik bir aforizma ile bitsin... those known by more than one person, are not secret anymore... *

(bkz: valley of the wolves iraq) *

hummer limuzin yakışmaz polat'a...yerli malı yurdun malı aynası cdli murat 125 isterük...

ne kadar inkar etsek, kendi derin dünyamıza yakıştıramasak da, ya da bize yakıştıramasalar da, dizi bitince çok fazla insanın üzüleceği açıktır. diyorum bazen kendime nedir bu işin özü?: efendim bu işin özü bir:- parçalanan, mutsuz bilincin, yani hegelci bağlamda mutsuz ve üzerine-düşen bilincin kendi kaynağına, hiçliğin, dolaysızlığın kısacası düzlüğün, gülümsemenin, umudun ve doğal olarak dolaysızlığın verdiği mutsuz olmama durumunun yahut elindekiyle yetinebilmenin dünyasına yeniden dönebilmek. bilginin ve bilinç dolaylılığın, farkındalığın alaşağı edilmesi ve sokaktaki insanın, o dünya' dan, sorunlarından, varoluştan ve onun acısından, anlamsızlığından gerçek anlamda uzak insanın yerine geçebilmek.gecede kalmak ve yalnızca orada olup hiçbir şeyi görmemek, gecenin efsanelerinde, gerçek-dışı, bilinç bölmeyen efsanelerinde yaşamak, mutsuz olmamak.efendim ikinci öz de;- derin düşünümün genel olarak ve doğru olarak içinde bulunulan yapıyla uyuşmama halinden çıkar. şöyle ki, derin düşünüm kültürün oturmuş değerlerinden, olaylarından ve yargı süreçlerinden kendisini soyutlayarak onu aşmanın derdine girer düşünsel olarak ve kötü ya da iyi olsun derin düşünüm için olduğu konumunda, o-içerde dışarıya sınır olduğu o bilinç evinin algı penceresinde dışarda yaşanmayı bekleyen bir hayat vardır ve bu sınır olmadığı konumundan kaçılamadığı oranda derin düşünüm de kendi penceresinin çocuğudur, her felsefecinin kendi çağının çocuğu olması gibi, ve o pencere tam olarak kendi kültürünün temsilcisidir.sonuç olarak dizi, bunu bilerek yapmasalar da, derin düşünümün yarattığı bilinç acısını kapatmaya çalışan bir bilinçaltı/dışı oyunudur ve bilinç bundan fazlasıyla etkilenmektedir.not: diziyi izlemeyi kendine yakıştıramayanlara ya da diziyi izlemesi kendilerine yakıştırılamayanlara adayalım bu girişimizi.

uzundur izlemeyi kestiğim fakat yüksek bütçeli kast** çalışmalarına saygıdan ötürü izlediğim, fakat izlemediğim süre zarfında nasıl olmuşsa dumurlara uğratan bir benzerlikle da vinci şifresine benzemeyi başarmış dizi. örnek : şifre safiye'de. (bkz: sophie neveu)

sanal reklam uygulamasının bu bölümde tavana vurmasını beklediğim dizi. sharon stone'un üstündeki dekolte giysiye çaykur'un sarı çay poşetini andy garcia'nın üstündeki takım elbiseye de uçan pepsi kutusu koyarlarsa pek te şaşırmayacağım dizidir ayrıca.

reklam kutucuklari yuzunden izliyemedigimiz bu genc dizi

an itibariyle nizamettin'in korkusundan acayip tasak oglanina dondugu dizi. avukat nizamettin'in az sonra; "ben aslinda beebektim, yuzumu degistirdim" demesinii bekliyoruz.

ben bu diziyi çok sevdiğimi itiraf etmek istiyorum. inanılmaz bir sevgi ile bağlıyım bu diziye. nedenine gelince; bu dizi sayesinde, ucunda iğne takılı olmayan bir enjektörle ceket üstünden sakinleştirici enjekte etmeyi, arrest olmuş hastayı kıçı kırık bir ampül adrenalin ve iki yumruk darbesi ile resusite etmeyi, yetmezse gömlek üstünden defibrilatör kullanmayı ve daha burda sayıp da insanlara taktik olarak vermek istemeyeceğim bir çok tıbbi bilgiyi öğreniyorum. inanılmazsınız.(ulen iki şarjör mermi boşaltacaksın, 7-8 kişiyi yere sereceksin, ama bu adamların arkasına saklandığı araba kapıları, kapı ve arabaların farklı yerlerindeki camlar falan fabrikadan yeni çıkmışçasına sağlam olacak. yuh... yuh)

şu anda abdulhey'in içine max payne kaçtığı bölümünü izlediğim, binadan çıkınca "neresi burası" diye selzenişte bulunduğu anda bütün izleyicilerin içinden veya dışından "burası kurtlar vadisi" dediğini düşündüğüm nacizane türk dizisi..

gürbüz ve nevzat ın legolas ve gimli misali öldürdükleri adamları saydığı dizi.

film fragmanıyla tüylerimizi diken diken etmiş yapımdır kendisi... polat sonrası herkesin "ben de türküm ulan" diyesi gelmiştir... öyle ki, üst kimlik tartışmalarının yapıldığı bugünlerde; üst kimliğini "türk"lük olarak tanımlayan gençlik için yazık ki ateşleyici güç, rating rekortmeni bir dizi oluvermiştir... tamamen kendi düşüncemizin ürünü olarak kimliğimizi tanımlayacağımız günlere dek böylesi itici güçlere muhtaç olmamız ne acı...

"sharon stone filan.. ne ayaktır yau?" diye merak ederek ilk kez bu akşam izlemeye yeltendiğim dizidir. 10 dakika dayanamadım.. yani bana deseler, "al kardeşim sana ışık, kamera, oyuncu, para.. ne istersen.. şu dizinin bi 10 dakikasını sen çek allah rızası için," kıçımı yırtsam bu kadar kötü bir şey çekemezdim ki hayatımda ne set gördüm ne kamera.. buysa türkiye'nin bir numaralı dizisi, ekşi'nin bir yerinde bir mesaj çıkıyor, aynen öyle, "vazgeçtim dünyadan"..

nizamettin guvenc'in 95 bölümdür yaptığı karizmayı, bölüm itibariyle inanılmaz kaybettiği dizi...

suriye'de çekilen abuk sabuk bölümlerden sonra, neyse ki kendisine yakışır bir finalle bitecek gibi görünen dizi...(bkz: teşekkürler sadullah şentürk)

nizamettinin çenesinin dağıldığı,dişlerinin döküldüğü dizi.ama çok parası varmış,bunu da öğrenmiş olduk.

(bkz: kripteks turkiyede)

gözlere zarar sanal reklam uygulamasından bu bölümde yeterince yararlanamamışlar(!)mesela nizamettin'in asıldığı sahnede kelebek mobilya reklamı çıkabilirdi, hatta "her daim altınızda kelebek mobilya olsun" bile yazılabilirdi, manalı olurdu...

(bkz: kurtlar vadisi orta dünya)

az önce hülya avşar'lı dunlop gözlük ve onur air reklamlarıyla bu abuk uygulamadan vazgeçmeyeceklerini anladığımız dizi. hiç x files'ta mounatin dew ya da hooters reklamı var mı?

polat alemdar'ın kendini tanrı olarak görmeye başladığı ima edilen filmin dizisi.

3 şubatta filmi çıkan dizi kurtlar vadisi ırak güzel olmuş çuval geçiriyoruz yaşasın.

çakırın öldürdüğü tombalacıdan sonra(ki sopayla öldürmüştü,bayağı kanlı bir sahneydi.)en çok acı çekerek ölen konsey üyesi ünvanını nizamettin güvencin aldığı dizidir.ayrıca sondan bir önceki bölüm olan bu bölümde neredeyse 2 sezondur aksiyon yok diyenlerin gönlü hoş olsun bir sürü adam öldürdüler sanırsam.(evet kurtlar vadisi izleyen bilinçsiz ve vahşi bir insanım.zaten pokemonu izledikten sonra,ben pikaçuyum diye aşağı atlayan çocuk da bendim.)

rahmetli karahanlının ne kadar güzel bir elyazısına sahip olduğunu öğrendiğimiz dizi

kriptek kripteks dedikleri anahtarlı günlükmüş meğer. karahanlı "sevgili günlük benden yapamayacağım şeyler istiyorlar, ne yapacağım çok bedbahtım " diye dert yandığı sayfaları saklamış bu kutuya.

nizamettin sorgulanirken biraz daha dik davranabilirdi şu son bolumde. doksan beş bolumdur sinsi bir karizmayla olaylari geriden geriden idare eden nizamettinin son bolumde altina işettirilmesi yakişik almadi.

96.bolum gemi sahneleri, 1974 yilinda insa edilen ve 1246 gros tonluk ahmet akdeniz 2 isimli kuruyuk gemisinde cekilen dizi.bu kadar antika bir gemide boylesi bir teknolojik icraat gerceklestirmek de ayri olaydir.

az once hollywood tepesine sanal uydu anteni yerlestirerek reklamın bokunu cikarmis dizidir.edit: uydu antenini bos bulduklari catiya koyuyorlar. ayrica bir de yol tabelasi olan ertek reklami var ki o da sahane.

amerikan toplumundaki graffiti kültürü ve düşük gelirli halkın sorunları konularıyla yakından ilgilenen bir yerli dizidir. severek ve ilgiyle izliyoruz... di mi?

yok böyle bir dizi ya...hollywood'un tepesine an itibariyle nextstar uydu reklamını yapıştırmıslardır...hollywood yazısından büyük...

17 metrelik offset çanak anten kavramıyla tanışmamıza vesile olmuş, şahane-ül muhteviyattır kendisi.

an itibariyle hollywood'u tanıtan bir belgesel havası veren yapımdır. sanal reklam diye konulan uydu anteninin olsa olsa bir radyo teleskop olduğunu aklıma getirmiştir.

süper dizi. reklamları filan geçtim hadi, aslanlar gibi diktik çanağı holivud tepelerine,ama hummer limuzine binip de cam açan adam türktür abi ahaha aslanlar gibi be hey yavrum hey !

hummer limuzini görünce, ulan baronu öldüren ve polatı kaçıran hiphopçılarmiydi acaba dedirten dizi.

polatın zırhlı aracın penceresini açarak çocuk gibi dışarıyı seyrettiği sahne için bile izlenmesi gereken bir bölüme sahip olmuş, kutluyorum

"hollywood olayına girdik hacım" diyerek dialog bölümlerinde kasım kasım kasılan dizidir...temel içgüdü konseptinden koparmadan nasıl sharon stone'un etini sütünü emeriz diye baya bi takla atmış çocuklar...

- andy : polat aldık bu uydu alıcıyı tepeye anten de diktik gene açılmıyor bu xxl türk malı sen bilirsin diye getirttik - polat : bütün bu olanlar sırf bu yüzden mi- andy : olur mu multiler de açmıyor

sharon stone'un da insanlara bişeyler sokmaktan vazgeçmediğini gördük.bir de üstten üç düğme açık uzun erkek gömleği giymekten vazgeçmiyor evet.

sharon stone ve andy garcia'nin dizide soyledikleri repliklere bir anlam veremeden, hatta saskinlik icinde oynadiklarini hissettigim dizi.(bkz: kurtlar vadisinden ingilizce aforizmalar)

17 metrelik diğer offset çanak anteni gördüğünde, açık camdan dışarıyı izleyen polat alemdar kafayı yukarı çevirerek "hey yavrum hey, koskoca next & nextstar, minhetın'a da çanak dikmiş, aslanlarım benim" bakışı attı ya, yere yığılmışım, çöpü almaya gelen kapıcının zile uzun uzun basmasıyla toparlanabildim. buradan hareketle; "perspektif olgusundan zerre nasiplenememiş fotoşap ve premiere kullanıcılarının eline verilmiş ham filmlerden toplanmış bir şahanedir" diyorum bu dizi için.aslanlar be... aslan...

hollywoodun hole wood olduğu görüntüler. adamlar çekiyo abi ne diyelim dimi aferim bize ve bu parayı verenlere. - edit - ben bile daha iyi çekerdim desem de inanmayın.*

andy garcia* ve sharon stone**'un bile oyunculuklarını mundar edebilmiş, bizimkilerin ne ışık, ne kamera, ne açı, ne aks ve dahil hiçbir boku bilemediklerini ispat etmiş yapımdır. "bazan parayı veren sadece verdiğiyle kalır, düdüğü üfler de ses çıkmaz" atasözünü ispat etmişlerdir. çok çalışmamız lazım çook.fanatiklerin ve sevenlerinin uyarısı üzerine ek ve edit:bu bölümleri bizimkiler değil yabancılar yani farklı bir ekip çekmiş. e, onlara da maaşallah o zaman! onlar da bi bok bilmiyormuş demek ki. ve sanırım olsa olsa adamsız kamera kiralayamadıkları için belki kameramanlar ve ışık ekibi yabancıdır da adama " 3'e açı kur" , "yengeye daya binliği" denildiğinde itiraz mı etsin? amerikalı onlar. kurar, karışmaz. ayrıca stone'un ertuğrul özkök'le yaptığı röportajda "sizinkilerin çekim teknikleri çok farklıymış, biz böyle çekmiyoruz" demişti. şimdi anladım kadın ne demek istemiş.* meğerse andy garcia'nın resmi ajanı byron tiller'ın, yapımcı firmaya ihtar çekip, söz konusu bölümün yayınının durdurulmasını istediği türk dizisiymiş.** andy garcia ve sharon stone'un filmografisine hala eklenmemiş dizidir. ayıp değil mi kardeşim? parayı alırken iyi de, listeye eklemek mi zor geldi. ayıp! çok ayıp..

andy garcia'ya privacy for men sürdürtmüştür ya...ölsem de gam yemem artık.. *

sanal reklamlarıyla can sıkmaya başlamış dizi.ulan gidip hollywood'a da nextstar uydusu koydunuz ya,helal olsun.

her dakikasında kullandığı sanal reklam uygulamasına fazla tepki gösterilmemesi gereken dizi... zira ne sharon stone polat alemdar'ı öpmenin karşılığında dizide rol almıştır, ne de andy garcia ilk bölümünden beri diziyi takip eden bir kurtlar vadisi fanıdır...

polat limuzinin camını açtığı anda bir de kolunu camdan sarkıtsaydı, o kadar abzürt öğelerden sonra abest kaçmazdı dediğim dizi....

hollywood'un hava boslugunda ucan canak antenlerin goruldugu dizi.

andy garcia ve sharon stone dizide oynamadan önce dizinin birkaç bölümünü izleyip de sanal reklam olayını görselerdi acaba dizide oynarlar mıydı diye düşündüren dizi. özellikle her binanın üzerine konan ve bazıları binadan daha büyük olan çanak antenleri görselerdi anlaşmayı feshedip aldıkları parayı da geri verip " what da fuck is this! are ya kiddin' us ha?" derlerdi sanırım...

meşhur holywood-next&nextstar sahnesinde tepinerek güldüren dizi. gülerken ayağımdan fırlattığım terlik vazo kırmıştır. saolun!

türkiye'nin tüm illerinde , köylerinde, bucaklarında, dış temsilciliklerinde ve yavru vatan kıbrıs'ta heyecanla beklenen bölümü hali hazırda yayınlanmakta olan dizi.her işin bokunu çıkarmak gibi bir ilkeyi makyajlayıp sanal reklam teknolojisi adı altında insanlara kakalayan kanal d'nin muhteşem yayın politikası, sahnenin birinde emri altındaki senatöre elde bıçak- incil gürlerken diğerinde "anaaa suratıma parfüm fısladı iyi mi ehi" ifadesiyle takılan mafya babası ve stephen appiah'ı kolundan bıçaklayan mafya karısı gibi muhteşem unsurlarıyla sağ duyulu dimağlarda chevy chase'in oynadığı cola turka reklamından daha belirgin bir tad bırakacağına inanmıyorum. inanmak istemiyorum.

elif gibi türk tv tarihinin belkide en çok nefret edilen karakterlerinden birine sahip dizidir. geçen bölüm öldüğünde milli takım gol atmışçasına sevinç gösterileri yapmıştım. fakat, bu diziyi ilk bölümlerinden beri izleyen biri olarak yapımcılara "show tv'deyken yarım saat süren reklamlara birşey demedik, çakır öldü sineye çektik, suriye de çekilen bölümlere tahammül ettik, sanal reklam uygulaması gibi bir rezilliğe aldırış etmeden izlemeye çalıştık, peki bu elifi neden dirilttiniz? bu kötülüğü neden yaptınız." diyesi geliyor insanın. sevincimiz kursağımızda kaldı. yazıklar olsun.

alacam bi tane hummer limuzin dolaşacam bende camı açıp püfür püfür esecek. ama bir sorunum var bizim otoparka girmez; bide yer yoktur şimdi ne yapacaz. gülmekten öldüren dizi. bitti nihayet de şimdi ne izleyecez dedirten dizi bu saatte gülmekten öldürdü valla.*

an itibariyle next & nextstar reklamlarını son derece başarılı yaptığı görülen dizi olmuştur.(bkz: anten sensin kule de sana girsin)(bkz: bokunu cikarmak)

andy garcianin uydu antenini catısında degil kapısında kullandigi dizidir

next next star çanağının her yerde görüldüğü dizi ammada çanak varmış memlekette dedirtiyo insana benim bildiğim bunlarda kablolu var ama neyse görücez ne var ne yok evde.

efendim bu dizinin başlangıcından hemen önce bir tüketici uyarısı gerekiyor. aynen şöyle:"dikkat. bu dizideki bir kısım reklam unsurları, ağzınıza sıçabilir, hatta güldürürken öldürebilir. izleyicilerin gard alması önemle rica olunur. 18 yaş altındakilerin ebeveynleri yanında kahkahalar atması zorunludur."

dizinin bütün serimi, düğümü, çözümü katil uşak alfonzo da gizlidir efenim. yaladım yuttum hacı ben bu diziyi.

son bölümünde andy garcia'nın polat'ı antenler yüzünden öldüreceği dizidir.- herşeyinizi biliyorum sizin. karıyı da öptüm oooh- yavrucum hepsine tamam amına koydun koca şebekenin helal olsun da o antenler ne ? bok ettiniz lan güzelim şehri ! nerde benim mektup açacağım.

esas oğlanın hiphopçı makinesinden kürk ve altın takılarla "yeeee yoooğğ yeeee" nidalarıyla inmesi bekleniyordu, olmadı. sanırım kendisinin gerçekten iki katı kadar olan ve çok ciddi görünen bodylerden korktu.

amerıka tüm dünyayı uydudan izliyo dediklerinde inanmıyor, gülüyor geçiyordum...meğer adamlarda nex&nextstar varmış abiiiii.....o uydu bizde olsa, tibeti görürdük ruhiye diilim..dedirten dizi..gülmekten delirten dizi..

acilen çıplak silah benzeri devam bölümü beklediğimiz dizi, sharon stone rolünü banu alkana veriyorum ben, gerisi tartışılabilir. gerçi komiklikte gerçeğiyle yarışamaz belki ama olayı çığrından çıkarır, sansasyonun resmini çizer

ne polatmış ne alemdarmış dedirten dizidir.. adam 15 dakika hummer limuzinle gitti gitti bitiremedi, üstüne eve gelişi kapıdan girişi etrafı süzmesi de 5 dakika sürdü.. bilseydik mehteran bölüğü çağırırdık karşılamaya arkadaş ya!

ayrıca sayın kardeşim next&next star hollywood yazısından büyük çanak yapmışsınya ellerinden öperim. bir de ertex e benim arabayı verecem bişiler yapsın artık. hemen evimin dibinde merkezi bulunuyor ama bize bi güzellik yapmadı gitti. o hummer i de ankara gölbaşında yaptılar adım gibi eminim. bütün sponsorlar ankarada. ayrıca öğrenci yurdunun ne işi var dizi reklamında. gidip kalasım geldi.

beş milyon ak47 mermisini tek cama isabet ettirmeden bir düzine adamı vurabilecek yetenekte bir time sahib olduğu için polat'ın gurur duyması gerekmektedir. doğan'ın reklam işi ile diziyi çöplüğe çevirmesini de hin bir taktik olarak düşünüyorum. ileride piyasaya sürülecek temiz çekim dvd lerin satış gelirlerinin yanında bir de ekstra yayınlanmayan sahne - alternatif bölümler de konuldu mu, o zaman tamam olur işte.. neyse bunun da böylece tarih müzesinde yerini alacağına sevinelim, hatalarımızdan dersler çıkaralım.(bkz: ailenizin eleştirmeni)

(bkz: televizyonun spy manyağı olması)

-müdürüm, nextstarın reklamlarını yerleştirdik çekimlere bilgisayarla..-oh iyi iyi..-ama bi sorun var şey biraz büyük gibi oldu..-yok yok iyi olmuştur.. daha çok gözüksün.. reklam bu gözükecek tabi..-eh peki.......-laaan o kadar aktor tuttuk amerikalardan uydu antenden gozukmuyo lan aktorler.. laaaaan..-müdürüm sakin.. büyük demiştim ama..-laaaan aktorun ustunde canak vardı laaaan..

andy garcia ve sharon stone'un diziyi bugünkü haliyle izledikten sonra ne düşündüklerini merak ettiğim dizi..çekimleriyle,oyunculuklarıyla,sanal reklam rezaletleriyle bu kadar amatörce bu kadar uyduruk bi bölüm nasıl olur..kanald ağzına sıçmıştır bu dizinin..bi insan o çanağı nasıl koyar oraya..nasıl bi baştan salmalık anlamak mümkün değil..bu dizi senaryosuyla iş yapmıştır..ne çekimler ne oyunculuklar dünyayı kurtaran adam'dan farklı değil..

--- spoiler ---görünen o ki sanal reklam uygulaması barındıran,ve next nextsar reklamını olur olmadık yere koyan dizidir.(kurtlar vadisi izleyen bilinçsiz,cahil bir insan olduğum için 100 kişi aynı espriyi yapmazsa anlayamıyorum,benim gibileri düşünüp yazdım bunu.)--- spoiler ---ayrıca yine görünen o ki tilki andre karakterinin bir hışımla geldiği bölüm,boşuna çekilmiştir çünkü kendisi son kez o bölümde görüldü.

sanal reklamlar yüzünden polat alemdar bi ara kız yurdu basıyormus gibi görünmüştür.

(bkz: anteni biraz büyütelim)

çıplak silah benzeri bir filme bolca malzeme çıkaracağı kesin dizidir. hatta komedi versiyonu da birkaç kişi dışında yine aynı ekibe oynatılmalıdır. hatta senaryoyu çok değiştirmeye de gerek yok, şu sanal reklamları oraya buraya koyan adamlar senaryo danışmanı olsunlar yeter.edit: yaa düşündüm de aslında, belki de dizinin bu son bölümleri godfather serisi için çekilmiş bir nevi çıplak silahtır. bugünkü bölümde senatöre ayar veren mafya babasını görünce şüphelerim daha da bi arttı sevgili sicilyalılar. o sahne don corleone'ye yardım istemeye gelen cenaze levazımatçısı sahnesine ne kadar da benziyordu ööle. yakında halo aslında tezzio'dur, avukat kişisi aslında luca brasidir gibi iddialar olursa ona da şaşırmayacağız.

- lan çekiyo mu laaaaaaan !!??- demin daha iyiydi alooooooo- **çtarttt** ahaaa ananısikym- lan noldu ?!!- d harfini yedik hacım ehehe yarra yedik ehehe

armut dalda asılsınbaron şerın nasılsıno kiraz dudaklarabizim neco asılsınşeklindeki tezahüratlara mazhar olması muhtemel maalesef her bölümde kendine yaptığı sabotajlarla fason bir hollywood yapımı ayarına düşen bir zamanların en kral dizisi.

şimdi düşündüm de, bundan bir kaç yıl sonra, hülya avşar, "zamanında sharon stone benimle aynı yapımda bulunmuştu, ayrıca benden de sonra çıktı sahneye!" diyecek midir. çok merak ediyorum.

--- spoiler ---final sahnesi: (ortam kapkaranlık sadece sesler geliyor)*- abi oldu mu?*- ı ıhhh- şimdi abi?- ı ıhhhhh az daha çevir.- nası abicim?- hah bozma sabitle. (ortam aydınlanır, ekranda sadece uydu anteni vardır)(bkz: anten ayarlamak)--- spoiler ---

ayrıca 'arap dudağı nasıl olur?''u bize belgesel tadında gösteren bölümdür

bir sonraki bölümünün ilk sahnesinde andy garcia çatıda olacaktır ve polat alemdar'ı next & nextstar antenini tamir ederken karşılayacaktır.andy : ooo hacım hoşgeldin.polat : hoşbulduk ne iş ? anten ?andy : sorma yaa hanım bakıyo aşağıdan çekmiyormuş meret. halbuki next & nextstar nasıl çekmez di mi ?polat : yaa sorma birader. şuraya çevir şu hollywood yazan yere... orada büyük alıcı var tam yazının yanında.

ozellikle dunlop gozluklerin limuzun icinde yaptigi atraksiyon, canak antenlerin holuvuyd hava boslugunda ucmasi, onu air ucaklarinin ise catisma arasinda gozuktugu son bolumuyle, insani yerinden hoplatan gonullere taht kurmus caykur.

bu diziye reklam veren bazı kurulusların aklından süphe ediyorum, ya kardesim kurtlar vadisi gibi buram buram erkeklik kokan bir dizide abuk subuk yerlere kız yurdu reklamı koymak ne demektir, ne istiyorsunuz kardeşim yurdun kapısında bekleyen erkek topluluğu mu, ayrıca dizide kullanılan geminin sahiplerini de ayrıyetten tenzih etmek istiyorum, nedir kardesim bu geminin imo numarasını gözümüze sokmak ne yani ahmet akdeniz ıı gemisini kara cüppelilerin yaptığı her türlü pisliğin kaynağımı olark göstermek istiyorsunuz; ben bu reklamverenleri anlıyamayacağım heralde nedir bu kardesim.

memati'nin nizamettin'e "nasıl dinliyorsunuz lan telefonları" diye allah yarattı demeden giriştiği dizi olmuştur.nasıl dinlicek be memati. her yere çanağı diktirmiş herif biraz kulak kabartsan sen bile duyarsın ne var ne yok.

şok şok şok... dizinin final sahnesinin scriptini ele geçirdik...mekan minhetın.bir gökdelene yaklaşır kamera ve yavaş yavaş yukarı dönmeye başlar.. 100-150 kat yukarı dönerken yerden yükselmeye başlar. binanın en ucunda 35 metrelik bir çanak anten vardır. next & nextstar uydu anteninin ucunda ise siyah bir nesne asılıdır. kamera yavaş yavaş antene yaklaşır. antenin ucunda andy garcia asılıdır. üzerinde ingilice olarak "vatan haini" yazar. sonra kamera geri geri çekilir. çanak antenin tamamı ekrana alınır, tam ortada asılı olan andy garcianın cebinden mektup açacağı düşer. dizi biter.

altı mafya babası ve konsey üyelerinin hiç biri ölürken ağlamazken nizamettin neden bu kadar dert yapmışdır ölmeyi kendine de salya sümük ağlamıştır yoksa hayatı boyunca istediği hedeye tam ulaşıcakken zamansız gelen ölümmü üzmüştür kendisini dedirten dizi

verilen reklamlarin amacina ulastigi dizi. dikkat ederseniz diziden cok reklamlar konusuluyor..

ilk defa adam gibi baştan sona izlediğim bir bölümdü o el yazısıyla yazılmıs güncemsi şeylerde neydi öyle yakın tarihte ne olay yaşanmışsa yazılmış her şeyden azar azar koymuş senarist. biri dikkat çekmesse biri çeker diye olsa gerek.hele polat alemdar, baronun o olduğunu tahmin ettim en azından kaç saat hummer ciple aynı pozu koruyarak gitmesinden öyle anlaşılıyordu. ama bundan sonra hep izlemeye karar verdirdi bu bölüm komik hakkaten komik hele de reklamı çıkan kız yurdunda kalan bir arkadaşımın arayıp odadaki kahkahaları dinletmesiyle benim de gülme krizine girmem bir oldu hakkaten helal olsun! ama müziklerine deyinmeden geçemeyeceğim gerçekten çok basarılı kanaatimce.

nizamettin güvenç bütün karizmasını bitirmiştir. kurtuluş yok eninde sonunda öldürücekler bari dik dur mağrur ol, yakismadi.. yazık.elif yaşama döndü, zaten elif-polat karşılaşması olmadan dizi bitmemeliydi. polatın limuzinin penceresinden meraklı maraklı etrafı seyretmesi de olmamış, koskoca polat alemdar amerika'yı yeni mi görmüş dedirtti. hollywood un tepesine yerleştirilen çanak antene değinmeye gerek yok.ama soluksuz izledik mi? evet izledik.

işin ironisi ise herkesin çanak anten üzerine espri yapayim diye dört döndüğüdür. oysa polat'ın okuduğu ve karahanlı'nın yazdığı o satılarda ne kadar güzel cesaret ve eleştiri vardır ama reklamı sevmeyen izleyicinin yine en çok konuştuğu şey reklamlardır...(bkz: dervisin fikri neyse zikri de odur)

next & nextstarin starina koyayim, tamam herifler reklamin bokunu cikartip insanlari urunden soguttular falan ama bu biraz once biten bolumun guzelligini bozmadi gozumde. oncelikle, gerek hollywood tepelerinde gerekse apartmanlarin arasindan aydede gibi parildak bir sekilde firlayan uydulardan alani siksinler. ama harbi super bolumdu. reklamlarla beraber yaklasik iki saat surdu belkide gecti ama hic baymadi beni. final bolumleri oldugu icin ve herseyi birbirine baglamaya calistiklari icin surekli attraksyon dondu bolum boyunca. ozetle sunu soylemek istiyorum, tesekkurler bu yapimda emegi gecenlere. gereksiz ve sikici ask hikayelerinin cirit attigi, 15 dakikalik sohretlerin sebeklik yaptigi turk televizyonlarinda 3 4 sene boyunca iyisi kotusu, seveni sevmeyeniyle insanlari surukledi bu dizi. millet olarak eglencemiz ve bok attigimiz olaydi lan kurtlar vadisi. simdi haftaya bitince ne olcak? sevmeyenler neye saydircak, sevenler neyi izleyip kritigini yapcak.

bir takım insanlara "madem sevmiyorsunuz, ne bok yemeye izliyorsunuz?" sorusunu sormak ihtiyacını hissettiğim dizi.

96. bölümde kullanilan geminin kisa teknik ozellikleri asagidaki gibidir : m/v: ahmet akdeniz 2 tip sid dwt 2210 dwcc 2100net ton 950 gross ton 1200 inşa yılı 1974 ayrica 17 aralik' ta tuzla' da acik olacaktir.

96. bölümüyle yine kafamda ciddi soru işaretleri bırakmıştır. hayır diziyi beğenerek izliyorum. zira reklam aralarının sonunda verilen diğer dizilere ait fragmanları izlemek bile bu dizinin diğerlerinden farklı olduğunu anlamaya yetiyor. yanlız neden karıştırılır izleyicinin kafası bu kadar. bir saattir google earth'ten hollywood semalarında geziyorum, bir tane anten göremedim. ama dur sabırlıyım eninde sonunda o çanaklardan birini bulucam.

bekliyorum yakında futbolcular misali forma reklamı da alacak bu adamlar diziye. polatıydı, mematisiydi her biri üzerlerinde ertex yazan next & nextstar yazan takım elbiselerle salınacaklar ortalıkta, adam vuracaklar...vaymınakoyim be arkadaş bu kadar mı maymun edilirmiş bir konsept...(edit: o değil de esas elif'in ölmediğini öğrenmek çok acı oldu. yapılır mı lan bu izleyeciye?! 2 senedir bu anı bekliyordum ben ayıptır be)

(bkz: kuru tuval üzerine yağlıboya)

efendim bir soru bir cevap programımızın konusu bugün kurtlar vadisi. soruları konuğumuz soruyor.soru 1: beni sevmiyorsanız neden izliyorsunuz?cevap 1: malatya'daki bakımevinde çocuklara işkence yapan kadını da, haberlerdeki inanılmaz olaylara karışmış kişileri de, ülkeyi soyup soğana çevirenleri de, hazzettiğimiz söylenemez ama izliyoruz, zira haklarında bilgi sahibi olmak istiyoruz. kurtlar vadisi'ni de bilmek istiyor olabilir miyiz? oluruz değil mi?soru 2: reklamsız yaşayamam, neden reklam aldım diye eleştiriyorsunuz, hatta eleştirmeyip yerden yere vuruyorsunuz beni?cevap 2: eşeğe gül uzattıklarında neresiyle kokladığına dair hoş olmayan bir geyik vardır hani. bir de arabın kınayı bol bulduğunda ne yaptığını anlatan hani... o nedenle... çıkarmasaydınız siz de bokunu.soru 3: sizin gibi beni izleyen bir sürü insan var, neden beni sevdikleri için onlara bok atıyorsunuz?cevap 3: sana ne yarraam?

izleyip de hakkında bilgi sahibi olmadan önce akıl ve fikir sahibi olunması gereken dizidir. ancak o zaman belki götümüzden başka organlarımızla izlemeye nail olabiliriz.

bu diziye gülündüğü kadar bir top secret, airplane ve hotshots'a bu kadar gülünmemiştir. hatta hababam sınıfı veya kemal sunal filmlerinin yanında yerini almıştır. tabii absürd komedi olarak.bu dizide dünyanın mesajı veriliyor olsa ne olur? kaç yazar? türkiye'nin bütün kirli çamaşırları ipe dizilse kimi ilgilendirir bu fiyasko? böylesine rezil bir sunumla bunu almak isteyen mi var? bunu aklışlayan mı var? kurtlar kocamış, vadi foseptik olmuş buna mı layığız biz? işte bakınız şerın stone'a... ne görüyorsunuz? ben söyliyeyim, ülkemizde olmayan yönetmen, ışıkçı, sesçi, kameraman ve senarist görünüyor. (varsa bile bir elin parmağını geçmez) neden mi böyle diyorum; bunca yıl türk insanını çirkin bradd pitt'i yakışıklı sandık di mi? bunca zaman anjeline jolie'yi güzel sandık di mi? bunca zaman temel içgüdü'de şerın ston'a aşık olduk di mi? hani hangi deli yürek çıkabilir de bana şu dizide şerın ston'un nurseli idiz'den bir dirhem farklı göründüğünü söylebilir? nurseli hanımın bir kaç sene önceki halini bir hatırlayın. demekki amerika'da olsaydı kendisi şerın kadar olacaktı. nasıl bu kadar beceriksiz bir olayın parçası olmuş bu kadın belli değil.biz dizi, film bilmemne çekmeyi bu kadar mı bilmiyoruz, bu kadar mı yaratıcılıktan uzağız, bu kadar mıyız? değiliz. aksine inanmasam bu kadar delirmezdim zaten. her kim almışsa bizden özgüvenimizi çok güzel bir iş yapmış hala geri kazanmak güzel işler yapmak, güzel işleri aklışlamak istemiyoruz. neden ki? biz buna mı layığız?hey gidi nextstar denen düdüklü tencere kapağı. ben buradan huzurlarınızda izin veriyorum gelip odamın duvarlarına billboard reklamlarınızı yapıştırın. ha dizinin olmayan karizmasını zaten bu kadar komediye çeviremezdiniz. şunu gören adamın ne düşünmesini bekliyorsunuz? çok merak ediyorum evet...-aaaa kurtlar vadisini nextstar sunmuş. inanmıyorum kurtlar vadisini de çok severim gidip hemen bir uydu alıcısı alayım dvd player alayım evet... nedenini bilmiyorum ama alayım...yani ben bunlara alkış tutanları da anlamıyorum, harcanan paralara emeğe de acıyorum artık. kurtlar vadisinin olayı nedir? yüzük ve takım elbise bilmemne saç kesimi diil mi, nerde bunları yapanlar olsanıza babalar gibi sponsor. polat'a getirseler ya kocaman bir yüzük kutusunda markası yazsın millet saniyesinde ezberler. getirseler ya bi takım elbise torbasında markası yazsın millet saniyesinde öğrenir gider evini satar alır. gitse ya bilmemne berberine millet kapısına yığılır... ama nedir kurtlar vadisi ve uydu anteni... kim alır ? neye yarar ? hadi diziye gelelim biraz, polat her saniye büyük laflar edecek diye, "iki kişinin bildiği sır değildir" lafı tuttu diye her satıra felsefe her satıra büyük söylemler sokmaya çalışmak ne rezilliktir. "kaybedecek bir şeyi kalmamış adam kumarda bilmemnapar"... haydaa... oldum olası bu adamın o kodak reklamı vardır ya kartondan hani fotoğrafçıların dışında durur, onan ne farkı var anlamış değilim. suratına kes yapıştır bir polat fotosu al sana dubölür. adam konuşurken ağızını açamıyo. ağızını açmadan konuşmak desen o da diil. çekingenlik, oyunculuk bilmezlik resmen.hummer limuzine biniyor karizma 1500 güya. sonra 5 yaşındaki çocuk gibi açmış camı dışarı bakıyo. e ben anlamıyor muyum senin camdan bakarken yüzün görünsün diye otomobilin sol kenarına yapışık oturduğunu, içerden gösterilince ortada oturuyorsun. dış çekimlerde cam bi açık bi kapalı.ama allah iyiliklerini versin, uzun zamandır bu kadar gülmemiştim. kurtlar vadisinde böyle gülüyorsak, geyik yaptıklarında gülmekten ölürüz demek ki.ha bu yazıyı okuyup "allah seni leylek etsin barbee efendi" diyip kötü mafyacılığı oynayıp kendini kurtlar sözlüğünde hissetmek isteyen varsa; kalitesiz işlere kendinizi layık görebiliyorsanız, bundan iyisi kat ve kat olabilecekken bunu alkışlayıp yüceltiyorsanız, biraz sonra kötüleyeceğiniz şey bu yazı değil kendiniz olacaktır. buna da dikkat etmek lazım.

son gösterilen bölümü iyice hızlı gelişen, hatta bitişen dizidir. eleştiri için değil, temponun ne halde olduğunu izah etmek için yazıyorum: elif komada deniyor polat kimseye birşey söylemeden (görebildiğimiz kadarı ile) doğru amerikaya. bu arada diziyi, izleyenini, konseptini, reklamını, gelmişini geçmişini eleştirenlere de çektikleri fotoğraflara bakmalarını ve aynı iştahla onları da eleştirmelerini öneriyorum. (bkz: acıdı mı cicim)salya sümük gelişen, salya sümük devam eden dizilere benzetemediniz galiba.neyse, dizi bitiyor diye duygularımıza mahkum olmayalım. şubat ayında filmini de seyrettikten sonra sanırım daha tarafsız yorumlar duyabileceğiz.bu son bölümde epey bir sahne daha hatırlanmaya değer ama akla gelenler:--- spoiler ---- abdulheyin ayılır ayılmaz "hayat verenin kuluyum" demesi hoş idi,- hazreti musa ve firavunun hikayesi tam olarak anlatılmasa da dua ve önemini açıklama işlevi başarılı idi.--- spoiler ---

reklamlarin hedef kitleye ulasmasinda cok basarili olduguna kanaat getirdigim dizi. hele kiz yurdu reklami o kadar basariliydi ki canpolat im bile dayanamadi beyaz bir koske konuslandirilmis yurda gitti. butun odalara tek tek bakti hic kiz bulamadi. meger yurt yetkilileri tatili firsat bilip los angeles a gezi duzenlemis ama polati da unutmamislar... tebrikler kiz ogrenci yurdu yetkilileri.

nizamettin güvenç ' in teşkilatının stormtrooper ' lardan oluştuğu dizidir... en az 50 adam, beşyüzbin el ateş eder de bi tanesi isabet etmez mi allah rızası için.

türkiyenin gerçeklerini yansıtan turgut özalın dahi şüpheli ölümünü tekrar gözümüze sokan, -çanaklarla beraber olsa da - ırak iran gibi ülkelere neden saldırıldığını ve nasıl saldırıldığını öğrendiğimiz, amerikanın kukla gibi oynattığı insanları nasıl yok ettiğini gösteren, sırada türkiyenin olduğunu da hissettiren dizidir. eleştirilere bakmak da fayda vardır. o kadar reklamı verip milyonlarca dolar kazanmak yerine eli yüzü düzgün olmasını isteyen bizler, şu ana kadar olumsuz bi yorum yapmamışızdır yapsak da sebepleri vardır açıktır yazıktır günahtır. ama görülen o dur ki türk milleti hala eleştirilmeyi, eleştirmeyi tam olarak bilemiyor.

diziyi izleyip izleyenini, konseptini, reklamını, gelmişi ve geçmişini eleştiren birisi olarak, çektiğim fotoğrafların eleştirisini yapmak üzere hemen şu adrese yönlendim diziden hemen sonra.http://spinapubica.deviantart.com

tutarsızlıkların her zaman olduğu dizi her zamanki gibi en güzel yaptığı şeyi yani eleştiriyi epey güzelinden yaptı... polat'ın okuduğu ve karahanlı'nın yazdığı satırlar bence bölümün bombasıdır.. özal hakkındaki gönderme... saddam hüseyin falan.. arka plandaki ikiz kulelerin yıkılma sahneleri vs. bunlar bence güzel şeyler. asıl üstünde durulması gereken şeyler bunlar bence..tabi fazla göze batmamak için olsa gerek ki o sahneleri kısa tutup ardından haddinden fazla ekşın sahneleri gösteriyorlar. gemideki durum ve polat'ın adadaki evin içindeki gereksiz sahneleri aslında güzel bir ironiye parmak basıyor. "mesajı veriyoruz. almasını bilene. almayanada alın böyle ucuz ekşın var. bu size fazla bile." şeklinde bir durum söz konusu. nasıl olsa elif'in dirilişini görüp "ölmemiş a.q.", çatışmaları izleyip "nasıl muğa koydular adamların a.q.", polatın yürüyüşüne bakıp "yarın ilk işim böyle bir palto alacam a.q." diyecek envai çeşit bünye var ülkemizde... zaten bu dizinin filminde en tehlikeli sahne aslında polat'ın "ben türk'üm" dediği sahneler.. çok gaza gelecek zararlı bünyeler var o sahnelerden sonra. şimdiden sinema salonlarının yöneticilerini... sinemaya fotoğraf makinası, kesici aletler, metaller sokmama kuralına ek olarak tesbih sokmama kuralını da önermek istiyorum en azından k.v. vizyondan kalkana kadar. mısır seslerinden rahatsız olan bizler tesbih sesleri arasında kim bilir nasıl bir ruh haline bürünürüz...filminden özellikle "eleştiri" bekliyorum ben. sinema bu anlamda güzel bir silah olabilir çünkü...bu kadar mesaj yeter :) şimdi biraz gülelim...bölümün göndermeleri:abdulhey ile max paynegürbüz ve nevzat' ın öldürdükleri adamları sayması ile legolas ve gimliandy garcia ve senatör ile "godfather"sharon stone'nin zenciyi delmesi ile "temel içgüdü"elif ile matrix reloaded'daki trinity dirilişianılmış oldu :)nizamettinin son halleri tam ona yakışan cinsteydi. dişlerinin döküldüğünü... bu yüzden konuşmaları esnasında kanal d'den türkçe altyazı beklentisine girdiğimi hissettim. neyseki çok parası varmış onu da öğrenmiş olduk :)epey güldüğüm yer ise hollyvood tabelasının tepesine ondan daha büyük çanak anteni yerleştirmeleri idi :) onun dışında binaların çatılarında zaten vardı sürekli. hatta bir ara polat resmen "yahu buralara kadar yayılmış şu next star" bakışı sunmuştu limuzinden dışarıya :)hatta bir ara sharon stone'nin "temel içgüdü' filmindeki gibi bacak bacak üstüne atmasını ve tam bacaklarının arasında çanak anten reklamı ile rtük'ten rahatça geçebileceklerini bile hayal ettim ama olmadı malesef..

canpolat imin universal studios ve marvel comics in ortaklasa daveti ile los angeles a tatil kazandigi dizi. hatta civcivli olsun diye havaalanina canpolat imi karsilamasi icin hulk u da gondermisler. hatta cok taktir ettim mesariften de kacmamislar iki hulk birden tutmuslar.

haftalardir butun dizi karakterlerinin deneyip deneyip acmaya muvaffak olamadigi kripteksin en sonunda acildigi dizi. ulan adam delige cakiyi soktu acildi iste. bu kadar mi zor du bu? serefsizim kac haftadir ugrasacaklarina bana verselerdi o kripteksi cay kasiginin arkiasiyla bile acardim.

hayatımda gördüğüm en ruhsuz doktorların yer aldığı dizi olmuştur son bölüm itibariyle. hastayı kaybediyoruz diyolar, kimsede bir stres yok, heyecan yok, endişe yok, panik yok, yok oğlu yok. dublajı yapanlar ellerindeki kağıdı okuyorlar, "hastayı kaybediyoruz" "adrenalin ver" "sigaramı yak" "hasta kurtuldu".. ruh denen 3 harfli kelimeden eser yok. kaygısızlar'da oynamış figüranlar bile daha başarılıydı, hele de dizinin bütçesine oranla. sahi bi de, hastanın bağlandığı cihaz kalp durunca öter ki doktorların hemşirelerin haberi olsun. senaristlerimiz odadaki kalabalığa dua etsinler, yoksa kızcağızı tek başına öldüreceklerdi orada.

amerika nin turkiye yi on sene geriden takip ettigini gorup ulkemle gurur duymama neden olmus dizi. bizde ara beni boya beni 0900 lu hatlar geceli yillar oldu, amerika ya yeni gitmis. hem ben zamaninda boyadigim arkadaslarla bu dizideki zenciyi kiyaslayinca bir daha gururlandim. bir huseyin abi vardi o hatta, her zaman cok randumanli aciyi ifade ederdi yuzunde, eee ne de olsa fikirtepe cocuguydu huseyin abi, bisikleti ise hic olmamisti... mal johny ne olucak iste.

nizamettin abimizin öldürülürken karizmayı çok fena kaybettiği bir dizi olmuştur. o adam böyle ağlamamalı, maymun olmamalıydı diye düşünüyorum, o kadar kelle koltukta yaşayan bir adam için fazla cıvık tepkiler ortaya çıktı. ayrıca yüzündeki onca kan revana ragmen asıldıgında başına geçirilen şey bembeyaz kalmış, helal olsun diyoruz. artık dizi dahilinde adnan biricik* in o enfes sesinden yoksun kalacağım için üzgünüm. ve tüm bu maddi harcamalara, deli gibi çalışan ekibe rağmen polat alemdarı oynayan arkadaşın oyunculukta hiç ilerleme kaydedemediği bir dizi olmaya devam etmektedir. tilki andre çıksa, şenlense ortalık.

son yayınlanan bölümünde polat alemdar elini kolunu sallayarak havaalanına gidip bi güzel uçağına binip amerika'da inmiştir. iyi, güzel hoş da bu adam polislerce aranmıyo muydu ? hani onu geçtik diyelim halk da mı tanımıyo ? o kadar ajan eğitimi aldın bi kıçıkırık mektuba bakarak mı los angeles a gidiyosun ki ? nizamettin yazsa gene mi gidecektin ? osman sınav varken halbuki ne güzeldin be sen nası bozuldun böyle ne ettiler vadim be sana ?

sharon stonea bile turk eli degdigini hemen belli eden dizi. gormeyeli kendini gelistirmis kadincagiz, sanata vermis kendisini. kendisi artik buz kiracagi kullanmiyor , spatula felan olayina girmis, o bile sanatsal... ulan allahsiz kadin biz turkler olmasak sap gelip saman gidicektin yine bize dua et. bu arada kendine model olarak canpolat imi almasini salik veriyorum. bu is bisikletini kiran zenci bebeleriyle olmaz, canpolat im ona acinin kiralini yansitir, surreal gidis gelislerin manyagi olur.

ulke olarak sharon stone'u bize opturmemis dizi.(bkz: polat sharon'ı opunce bizde opmus sayıldık)

andy baba nin hepimize iktisata giris 101 dersi verdigi dizi. ulan sato gibi malikhane almis, tir kadar limuzin jip almis, bu parayi nerden bulmus demeyin, adam iktisat abidesi. ben parfum sisesini elime aldimmi umarsizca kafamdan asagiya bosaltiyordum mesela, artik yapmayacagim. adam havada ucusan parfum zerrelerini bile israf etmiyor. bu musriflikle bana hersey reva.

tamamiyle osman sınav ekibinden ibaret olduğuna inandığım televizyon dizisi. osman sınavın ayrılışıyla birlikte dizi tamamiyle inişe geçmiş ve inişe devam etmektedir. osman sınavdan sonra gelenler onun mirasını tüketmektedirler ve bitirme noktasına gelmişlerdir(allahtan dizi bitiyor). eskiden diziyi izlerken bir saniye kaçırırım diye reklamları bile izlerken,aksiyon sahnelerinde heyecandan koltuğumda oturamazken, şimdi dizinin ne hale düştüğünü gördükçe içim kan ağlıyor. eskiden kurtlar vadisi kendi başına bir ekoldü, hepimiz oha olayı gördün mü, aslan bey nasıl yakaladı roketatarları tırla da yer altına aldı.kumarhane nasıl gitti tombalacı nasıl öldü derken, şimdi şu sahne da vinci şifresinden bu sahne bu filmden diye tartışır olduk. ayrıca yeni yönetmenin ve senaristlerin acemiliğinde dizinin bütün tadı ve derinliği kaçmış durumda. çekim hataları ve kurguların kalitesizliği insanı rahatsız eder duruma geldi de geçiyor. ayrıca verilen sanal reklamlar transfer ücretine çuvalla para veren kanalın hakkı olabilir ama dizinin azıcık kalan itibarını yerle bir ediyor(hollywood yazısından büyük çanak antenler, yapamıyacağı kalitede yapılmış bir aracın üstüne konulan araç döşeme ve dekorasyon şirketi reklamı. deniz taşıtının içindeki hava yolu şirketi reklamı,sanal reklamında bir ölçüsü olması gerektiğini anlatıyor) .peki osman sınav olsaydı bütün bunlara izin verirmiydi? osaman sınav olsa bütün bu eleştiriler yapılırmıydı? osman sınav olsaydı kurtlar vadisinin izlenmesi prim yapması prestijli olması için andy garcia ve sharon stone un olması gerekir miydi? bence bütün bu soruların cevabı hayırdır.

dizideki şiddet içerikli sahnelere karşı tepkilerin yoğunlaştığı zamanlarda dizinin yapımcı ve senarist grubu yaptıkları işin sanatsal olduğunu ve sanatsal yapıtlarda şiddet unsurunun çok zaman işlendiğini (bkz: god father) diyerek savundular. şimdi ise sanal reklam dedikleri çirkinliği sanat dedikleri şeyin gözüne gözüne sokuyolar. eh yani sen silahı, bıçağı, baltayı gösterdiğin ekranda çayı, şekeri, gazozu gösteriyorsun; bak bunları almayın, cıss öö ö , ama bunları alın cici ciciii diyorsun. eğer ki tamamen ticari bir iş yapıyorsan ki öyle görünüyo:nerde kaldı toplumsal bilinç,nerde kaldı sosyal sorumluluk.eğer ki olmaz ya sanat yapıyorsan:sanat eserinin ebesinin göbeğinde zeytin yemenin manası ne.

bu bölümünde leon filminden bi hayli aşina olduğumuz kapıdaki göz deliğinden susturucu vasıtasıyla göze kurşun sıkma cinayetine tanık olduğumuz dizi..

hollywood sahneleri dandik olan dizi.

polat alemdar'in hummer limuzinle cam acik gezmesi takdire degerdi.-ee 330 dolar verdik millet gorsun nasil gezilirmis hummy limoyla.

madem para verdik los angeles'a geldik, sehrin her tarafini iyicene bi cekelim de kimse hakkimizda yanlis dusunmesin denilmis dizidir. ayriyeten cinayet herkesin cesedi gonul rahatligi ile istanbul'un gobegindeki dikili tasa asabilecegi mesajini vermis dizidir.

isledikleri vatan sevgisine hayranim.*

kripteksin mevcudiyetinin ve onu elde etmek için yapılan savaşın nedenini çok merak ettiğim dizidir. sayın karahanlı'nın kriptekse bütün kirli çarşaflarını ayrıntıyla yazmasının nedeni ne olabilir? yediği herzelerden pişman olup da günlüğe çevirdiği kriptekse içini dökmek için mi var bu şifreli mekanizma? olamaz, zira hiçbir pişmanlık belirtisi sergilememiş. aksine "artık onlardan oldum" diyerek, bir tek zil takıp oynamadığı kalmıştır. geleceğe gönderilen mektup niyetine yazdığını düşünüyorum ben bu notları. olsa olsa budur. "gün gelip de biri zaten kripteksi çözer, okusun da istifade etsin, vizyon kazansın" diye düşündü zahir. bunların haricinde, kripteksin içindekilerin peşine düşmüş olan nizoş, içindekileri okuyup da vakıf olacağı kirli çamaşırları müşahade ettikten sonra neyi elde etmeyi amaçlıyordu? belli ki nizoş'a "malı ele geçir, bize teslim et" demişlerdi. e peki dünyanın kutsal soyundan gelen baronoğulları, bizzat karahanlı'nın yediği naneleri servis edenler değil miydi? kriptekste uluslararası tüm tezgahlar ayrıntıyla anlatılıyordu. yaptırdıkları şeylerin dokümanize edilmiş hali mi tırstırıyordu arkadaşları yoksa? öyleyse "lan karahanlı, atraksiyonlarımızdan roman mı yazacan lan, ne o notlar, o kripteksi yarın masamda gördüm gördüm, göremedim şiş kebap" deseydi ulu andy baronoğulları, karahanlı getirmeyecek miydi kripteksi? bunu baronoğullarının istemiş olması da anlamsız o halde. e peki, neyin nesi oluyor bu kripteks mücadelesi anlayamadım gitti. anlayan varsa beri gelsin.kardeşim kırdığın fındıkların kabukları alternatif enerji kaynağı olabilecek kadar çok, manyak mısın? nedir bu yediğin naneleri çetele halinde tutma sevdası? bir de kimse ele geçirmesin diye kripteks yaptırıyor, hey ya rabbim!

tamam taaa ne zamandir seyrediyorum bu diziyi. merak da ediyorum "acaba nooldu" diye. ama özellikle kanal d ye geçtikten sonra dizide bir "dört büyükler ile maç yaparken 1-0 öne geçmiş anadolu kulübü havası" seziyorum. devamlı bir top çevirme var, yatan yerden kalkmıyor, sürekli olarak zaman çalınıyor. 2 bölüm suriye'de sokakta yürüyen polat alemdar seyrettiğimiz yetmedi dün de havaalanı - andy garcia nin evi arasındaki polat alemdar transferini canlı seyrettik hamdolsun. ulan turist nakli seyredeceksem giderim atatürk havaalanına ? - birakin limuzini otobüsle sevkediyorlar hem de mis gibi? neyse sonuca gelelim: sürekli bir kekemelik sergiliyor sayın yönetmen serdar bey. bu kekemeliği filmde de gösterecekse boku yedik demektir. polatın istanbul'dan ırağa gidişini 60 dakikada verirler millet sinema koltuğunda telef olur bu sefer. son 2 yilin kimilerine göre en karizmatik dizi oyuncusuna los angeles a gidince haydarpaşa'dan istanbul'a bakan köylü havası kattılar ya bişey demiyorum artik. adam yarım saat aval aval los angeles seyretti yahu!!!!

geminin içindeki çatışmada güllü'nün makinelerin arkasında saklanan adamı önce ayağından vurup düşürmesi sonra göğsünden vurması benim de max payne hatıralarımı canlandırdı. heyt be. yaşlanmışız.

genelde başarılı detaylarda kayıp olan dizi özelliğini devam ettiren tv programı. diziyi izleyen biri olarak ne yazık ki özellikle son iki haftada çekilen komik sahneler ve hatalar artık amatörce gelmeye başlamıştır. geçen bölümdeki güllü nün iki adım arkadan takibinden sonra, bu hafta da 3-4 kişinin 23 kişiyi artificial intelligenceı düşük oyunlardan çıkmış karakterler gibi öldürmesi (abicim adam gemide çatışmaya gidiyor öyle bağda bahçede gezer gibi koridora çıkıyor), gene aynı grubun mafyaya karşı ortalığı dağıtması (haa bunlar koskoca illuminatinin amına koydu o apayrı), kanun kaçağı birisinin önce adaya oradan abd'ye elini kolunu sallayarak gitmesi beni benden aldı. abd sahneleri de çoğu kişinin beklediği gibi son derece amatörce çekilmişti. andy garcia'nın önünde af ve yardım dileyen adam nasıl bir şeydi öyle. hocam madem figuran bulamıyosun adam gibi hiç koyma o sahneyi. andy garcia dvd playerı kapatırken kumandayla sorun yaşar tuşu bulamaz, dvd'yi çıkartırken zorlanır, parfüm sıkarken parfüm kapağını nereye koyacağını bilemez, sharon aynı kabiliyetsizlikle devam eder... ya bari çekimi bir iki kez tekrarlatsaydınız. son bir noktaya daha temas edip bitiriyorum. uzaktan çekimlerde sharon stone billur kalkavan a, her türlü çekimde de andy garcia ercan saatçiye benziyordu.... (bkz: birbirine benzeyen ünlüler)yollaya basarken son bir husus daha aklıma geldi, ulan insan abd'ye gitmeden hiç mi sevgilisine gitmez veya ona bir mesaj yollamaz... adam aldı başını gitti öyle ya... haa bi de halo da artık polat'a ağa demeye başladı, eleman oldu çıktı koskoca adam...kişisel not: vurmayın kardeşim biz de seyrediyoruz dedik ama kötüyse de kötüdür, fanatikliğin alemi yoktur...

benim anlayamadigim sey bu polat alemdar ceketinin üzerine attigi paltosuyla atlıyor zıplıyor balkonlardan evlere filan giriyor bir kere düsmüyor adamin sırtindan palto ne düsmesi milim bile oynamıyor sastim kaldim ne kudretli abimizmis meger ....(bkz: baba paltosu)

bu haftaki aksiyon sahneleriyle yüceltilmiş, hastane sahnesiyle sıçmıştır.öncelikle, solunum cihazına bağlı bir kişi kesinlikle konuşamaz, ancak bizim elif, nazife anne, hikmet abi zak zuk konuşuyor. kardeşim oksijen direkt ciğerlerine veriliyor, konuşamazsın sen ya...hani her bi bokun danışmanı var ya dizide, bi hastane ya da sağlık danışmanı tutamamışlar mı, ve de o ne angut bir kalp masajıdır. bari figüran doktorun ellerini çekme.. ulan pamuk nineyi seviyo gibi kalp masajı mı yapılır.ancak doktorların soğukkanlılığı takdire şayandı. d: bilmem kaç ölçü adrenalin verelim canımas: düzelme yok be canımd: o zaman dozu arttıralım hayatım.as: ay yine bi şey yok canımd: du du, elektro şok yapıcam ben, ama önce şu önlüğümün kollarını katla da batmasın. hazır mısınız arkadaşlar, gayet sakin 1-2-3 yallah...as: hasta döndü. bizde gidip kafasına 7 kurşun yiyen hastaya bir bakalım. sakin sakin çıkarırız canım.bu ne lan????onun dışında, nizamettinin bugüne kadar çizdiği, güçlü, taşaklı ve korkusuz portresini ilk dakikadan fare portresine çevirdiler. sonuçta öleceğini anlayıp en azından ağlayıp yalvararak değil de, mertçe ölmesini isterdim. bakalım, haftaya neler olacak.unutmadan, polat'ın nizamettin'in sandalyesine tekme attıktan sonra kapıya doğru giderken sağ ayağının dışıyla tekmeleyerek havaya uçurduğu diğer sandalye sahnesi beni koparmıştır.

son bolumuyle yaran dizi. ara ara baktik ailece gulmekten altimiza kacirdik. sacmaliklarin buyuk bolumu zaten tespit edilmis. ama en tuhaf yani her yere reklam dosemis olmalariydi. hastane koirdorunun duvarinda aniden hulya avsar'li gozluk reklami beliriyor, bir villanin kapisinda bilmem ne kız yurdu reklami portluyordu. masa sandalye neresini uygun buldularsa reklam dosemisler. gercekten cok acayipti ya...

silahını temizlerken çalan kapıya bakmak üzere gidip, delikten bakınca gözünden vurulmak suretiyle hayatını kaybeden şahsın ve bu şahsı vuran kişinin kim olduğu merak edilen dizi.vurulan kişi, lostra salonunda nizamettin'le buluşmak üzere hazırlanan, ada'da mukim diğer kukuletalı olabilir. vuran kişi hakkında bir öngörüde bulunamayacağım.edit: vurulan kişi, laz ziya'nın nizamettin'in öldürmesi için tuttuğu kişiymiş.not 2: lostra salonun'nda nizamettin'le buluşmaya gidecek olan ada'da mukim diğer kukuletalıya ne oldu? ben polat'ın adamları ona da çöktü sanmıştım ama kimsenin yanından çıkmadı amca. ulan yoksa andy garcia... yok lan o kadar da olamaz.

amerikanın varoş yönünü özenti yurdum insanına göstermeyi ödev bilen bir dizi olmuştur. ve bunu rafet el roman dan daha iyi becermiştir. (bkz: a memo)

abidin: - tuncay abime bişey olursa alayınızı keserim ulaaaaaaynnn.....

polatin, amerikaya geldikten sonra ucaktan inerken merdivenlerin başinda duraklayip cevresine attigi bakiş "seni yenmeye geldim holywood" der gibiydi, umut aşiladi bizlere son bolum itibariyle.

amerikadaki koca koca gökdelenlerin üstlerine next uydu anteni yerleştirilerek başlı başına piç edilmiş dizidir.havaya girmiş bünyeye hollywood yazısının yanına next uydu anteni koyarak gösterirsen o adam polattan beter olur.dikkat edelim..

los angeles'ta sonraki ve bir sonraki yıldızlardan gelen ufo'ların gayet net bir şekilde görüldüğü dizidir. **

son bölümünde deve tuncay'ın numaradan delirmiş gibi yaptığı dizidir. hapisten tek çıkış yolunun akıl hastanesi olduğunu biliyor. laz ziya'nın bıçaklanması ile hayatının iyice tehlikede olduğunu düşünüyordur. akıllı adammış iyi rol yaptı.

hala anlaşılmamak için elinden gelen herşey yapılan dizi

sharon stone ve andy garcia yı bu dizide o halde gördükten sonra "boş dünya", "düşmez kalkmaz bir allah", "ne oldum demeyecen ne olacam diyecen" sözlerinin arka arkaya aklıma getirten dizi. belli bir yaşın üzerindeki hemen hemen bütün erkekler için bir sembol olan sharon stone bu dizideki oyunculuğuyla bittiğini resmileştirmiştir. cok fazla izleyemesemde sanırım uzun süre sonra ilk kez necati şaşmaz bölümün en kötü oyuncusu değildi.

polatın iri kıyım korumaların (abartıyorum) beline geldiğine yarıldığım dizi.

çanaklardan ziyade konu ve gidişat üzerine konuşmak gerekirsedizide olaylar artık tamamen global bir mafya düzeninden sıyrılmış ve başka bir şey anlatmaya başlamıştır.bu da başlarda tapınak şövalyeleri etrafında anlatılagelen olguları aşıp en sonunda popüler kültürün da vinci şifresi isimli kitapla tanıştığı sion tarikatı kutsal kase isa soyu noktasıdır.andy garcia nın canladırdığı kişi ve onun yanındaki arasında geçen konuşmalar direk olarak jean d'arc ın fransa kralına söylediği sözlerle benzerlikler göstermektedir.fransa ve ingiltere savaştadır sebep ise ingiltere kralının kendisini fransa kralı olarak iddia etmesidir. bu sırada resmi olarak krallık hakkı bulunan fransa kralı ise gizlenmektedir. jean d'arc uzun bir yolculuk fransa kralının yanına gelir. ilk karşılama sırasında jean d'arc "kral tarafından gönderildim. öne çıkmalısın artık" gibi birşeyler söyler. tarih bunu jean d'arc ın kralı gaza getirmek amaçlı söyledişği bir söz gibi ya da daha açık olarak kralım içindeki kral ruhuna sesleniyorum öne çık artık dediğini varsayar.oysa gayet açıktır ki krallar üzerinde yüce bir kral vardır. ve o jean d'arc ı göndermiştir.işte andy garcia ya karşı ailem sizin soylu ailenize karşı hep sadık oldu denilmesi ve tüm dünyada yer alan tarikat üyelerinin hepsinin de bu soylu kişiye olan sadakatleri bizi andy garcia nın rolünün tam adı ile isa nın soyundan gelen kral olduğunu gösterir. peki bu tarikatın amacı nedir. tarikat mottosu na bakar isek öne çıkmadan yönetmektir kralın görevi. isa nın torununun görevi. bu da tam olarak olana bitene dizide anlatılanlara ve de günümüz dünyasına uymaktadır. nereye bağlayacaklarını merak ediyorum. bizim tosunun bu gerçeği öğrenmesine izin verecekler mi? bizim tosun bunu öğrenirken biz de görecek miyiz?ya da daha önemlisi tosun yüce rahip kralı öldürüp isa nın 2000 yıllık soyunu yok edecek mi? bilemiyoruz tabi.

dizideki en başarılı reklam, kesinlikle andy garcia parfüm sıktığı sırada sol altta çıkan privacy reklamı olmuştur. kutluyoruz. ayrıca next&nextstar isimli kuruluşu da hiç duyulmadık bir markayı tanıtabildiği için de kutluyoruz. ha dizinin içine sıçtı mı, sıçtı hem de nasıl sıçmak. hollywood dağına, dağ kadar çanak koydu. gökdelenlerin tepesine yere bakar vaziyette gökdelen kadar çanak koydu. ama çıkıp sokağa 100 kişiye sorsanız bir uydu anteni markası söyleyin diye, eminim ki %50'den fazlası next&nextstar diyecektir. uydu anteni almak isteyen birisi mutlaka next&nextstar'ın özelliklerini de inceleyecektir. bu da nefret ettirterek reklam yapmanın, insanın aklına aklına sokmanın bir yolu herhalde. (bkz: iğrenç reklamlar)

sadece ve sadece polat ile elif** bulusmasi icin israrla takip ettigim/edecegim dizidir.

kripteks denen o aptal ahşap kutuyu niye vura vura kırmadıklarını anlayamadığım dizi.hayır icinden kırılcak bişey mi cıkmasını bekliyorlardı acaba?oyleyse insan merakından sallar icinde ne var acaba bunun diye.edit:ilginize tesekkurler neymiş kripteks sallanmıomus kırlılmıomus.krılırsa icndeki asit-ki bunun asit oldugu da muammadır;bir rivayete gore murekkeptir bu sıvı- kagıtlara dokulup kagıtları mahvediyormus.

her super kahramanın pelerini olmalı görüşünü benimseyen senaristler, türk süper kahramanı polatı da pelerinsiz bırakmamışlardır. türk usulu omuzdan yapıştırmalı, kol bölgeleri ihmal edilmemiş olan pelerinle polat yeri gelmiş sandalyeleri tekmelemiş, yeri gelmiş pencelerden içeri süzülmüş, yeri gelmiş pelerinini iki yanından öne doğru çekerek malafatı kamufle etmiştir*.(bkz: batman)(bkz: superman)

dizinin son yayınlanan bölümünde, andy garcia ve sharon stone'u nası çektilerse, ne tip bir görüntü tekniği ve tadı yakaladılarsa artık, ilk başta pek tanıyamadım ben bunları. birini ciguli, diğerini ise lerzan mutlu sandım.garcia'nın alnındaki nal gibi spotu da mı farketmediler acep. e iyi de ota boka çanak konuşlandırmayı bilen bir zihniyetin bunu 2 yıldır öğrenememiş olması da ilginç tabi. ilk ve son tam bir bölümünü izleyen biri olarak, polat'ın, hummer limuzinin içinde, bir kolunu dışarı çıkarmasını da bekledim. camı açık bir şekilde, bir baron, devlet adına (!!!!!) çalışan birinden çok muppet-show karakteri gibiydi. bu arada polat'ın oyunculuğu da bayağı gelişmiş eskiden pinokyo gibi ortalıkta gezinir mimikleri hiç oynamaz diye biliyordum artık ağzını da oynatmıyor. sorgu sahnesinde dublaj yapan adam yırtılıyor, polat vantrolog mübarek. ayrıca o'nun bu hastalığı bulaşıcı sanırım, garcia ve sharon'un da oyunculuklar dökülüyordu. ya da sünnet düğünü tadındaki görüntülerde bu kadar mı oynuyorlardı. ben bilemedim.

türkiye'nin en büyük mafya babasının*, dünya baronu** ile görüşmeye giderken güvenli olsun, konforlu olsun diye kendisine gönderilen zırhlı aracın camını açıp kafayı dışarı çıkardığı dizidir. behey polat; yamulmuyorsam sen şu dizi başladı başlayalı iki tane sniper dehşeti yaşadın. hadi biri salaktı, havaya atılan çakmağı havada vururken, höngür höngür koşan adamı vuramadıydı. en sonunda kıçının dibine kadar gelip çakıyla hakladıydın onu. sonra suriye'de çıktı karşına karşı çatıda. hızlı davrandın, saniyeler önce tetiği çekerek onu da hakladın. ama bu amerikan sniperları çiğ çiğ yerler adamı. zırhlı arabanın camından öyle armut gibi sarkarsan zıp diye delerler kafacığını. dikkatli ol a çocuğum sen daha lazımsın bize. son bi bölüm kaldı, karizmayı çizdirip kendine güldürmeden bitir şu diziyi de iyi analım seni. "bi polat vardı, salak o kadar dayandı, son bölümde zırhlı aracın camından sarkarken vuruldu" demeyelim.advocado'nun hatırlatması ile gelen edit: üç tane sniper dehşeti yaşamış. bir de elif'le restaurantta dans ederken ajan rus kızı tarafından öldürülmek üzereyken güllü erhan tarafından kurtarılmıştı. sark bakalım daha sen o camdan polat efendi sark.tekrar izlememde fark ettiğim üzerine edit: dört tane sniper dehşeti yaşamış. dizinin ilk bölümlerinde polat çakır'la kapı önü gibi bir yerde konuşurken şevko'nun sniper adamı tarafından sırtından vurulmak üzereydi. durumdan daha önce haberi olan çakır, polat'a tespih vermek ve güya verdiği tespihi yere düşürerek polat'ın eğilmesini sağlamış ve sniper dehşetinden kurtarmıştı. kurşunu da kendisi yemişti ama durumdan haberdar olduğu için de çelik yelek giymişti.dur bakalım daha kaç tane çıkıcak. adam olmaz bu polat. ırak'ta dikkat etse bari.

hey gidi corleone ailesinin veliahtı.. kim derdi ki bir gün kurtlar vadisi'ne çıkıcan da tepene tepene çanak anteni konduracaklar. eline tutuşturacaklar premier vcd kumandasını. sen de tutup o güdik kumandayla ptfffut diye açıcan aleti, çıkartıcan yalandan bi dvd. hey gidinin andy garciası...

son bolumuyle fantazi alanında yüzüklerin efendisini gecen dizi. ozellikle holly wood yazısının yanına kocaman next ve next star yazarak ne kadar geniş hayal güclerinin olduğunu gostgermişlerdir.

halen inatla geçmişin hatırına sonu nasıl bitecek diye merak ettiğimden izlemeye çalışılan dizi.

http://www.yenisafak.com.tr/aguven.html

polat'ın, güllü erhan'a dövdürerek nizamettin'e en büyük işkenceyi yaptığı dizidir.

polat kişisi minibüs'ün içindeyken etrafı seyrederken o an binaların birinde yer alan next & nextstar çanağı ile denk gelen yüzündeki şaşkın ifade ufak bir ayrıntı olarak beynime yer etmiştir...kendi bile afallıyor biz napalım?

diziye yeni gelen amon ve lisa hakkında biraz düşünürsek:amon aslında bir mısır tanrısıdır ve tanrıların en büyüğüdür. ilahi ışık gibi kudretli bi isimle adlandırılmasının yanında tasviri yapılmaz, diğer tanrılar gibi insanlara görülmez. bu işin bi yanı. diğer yanı da, baştaki a harfini alıp sona koyarsanız mona olur, sonuna da karısının adı lisa'yı koyarsanız mona lisa olur ki burda senaristlerin ima etmeye çalıştıkları bi durum vardır kanaatimce.

dogan grubu ne kadar abartsa da sharon stone'lu ilk bolumun ratingi asmali konak'in cok sayidaki rekor ratingli bolumlerine yaklasamamis. asmali konak o an tv'si acik insanlarin 78%'i, ab grubuna dahil olanlarin ise 81%'i tarafindan izlenilmisken kurtlar vadisi ise sirasiyla 49.8% ve 51.30%'da kalmistir, dogan grubu da bunu "tüm türkiye'yi ekran basina kilitledi" olarak yorumlamaktadir... bunlar share idi, rating olarak bakilirsa 28%'e 22% gibi bir karsilastirma ile asmali konak gene onde.

cok hos dizidir, güzeldir, aksiyon vardır ama kanal d'ye geçisle baslayan "gizli reklam" olayının önü alınmassa hafızalarda tv izleme keyfinin içine eden dizi olarak anılacaktır cünkü bu şekilde elde edilen geliri duyan diğer kanallar, çok seyredilen dizi, film maclardan tutun da geçmişte çekilmiş, bugün telifi kimse de olmayan filmler için bile aynı şeyi yapabilecektir. düşünsenize hababam sınıfı filminde münir hoca ders anlatırken tahtaya final dersanesi'nin reklamının aksettiğini veya eskiya filminde sener sen istanbul'a bakarken hilton oteli'nin reklamının cıktığını, ya da maclarda tribunler yerine turkcell reklamlarını.. hayali bile korkunc.

bir efsanenin, bir kült yapımın ne yazık ki sanal reklam adı altında bayağılaştırıldığı dizidir.abd'de televizyonlarında haber olarak andy garcia ve sharon stone'un oynadığı türk dizisinin görüntülerinin verildiğini düşünsenize. ...... adamlar holywood yazısının yanina metrelerce çapta anten dikmişler ....*`:swhya da şöyle de bakabiliriz olaya. azerbaycan tarihinin rekorlar kıran dizisinin son bölümlerinde bizim efsane olmuş oyuncuları oynatmak istiyorlar...türkan şoray vs gibi... ve sanal reklamkullanıyorlar (aynı bizimkilerin kalitesinde daha aşağı olmasına gerek yok). dizinin görüntülerini izlediğimiz zaman bize nasıl gelirdi acaba? nasıl tepki verirdik?polyanna der ki: "adamlar ekonomiyi canlandırdı. hiç bu kadar reklam parası bir dizide dönmemişti. üstelik dünya çapında iki starı oynattık."...eyvallah buna da yiğidi öldür hakkını yeme diyoruz tabi

andy garcia ve sharon stone un son bölümlerinde yer aldıkları mafya konulu çanak anten reklamı. bu iki oyuncunun dizideki reklamlardan haberleri var mı cidden merak etmekteyim.birde ilerki bölümlerde şöyle bir sahneye rastlayabiliriz:sharon stone ve andy garcia koltukta sarmaş dolaş tv izlemekteler:-ss: kocacım kanallar eskiye göre daha bir net görünüyor renkler daha canlı gibi, hayırdır?-ag:hayatım golfteki arkadaşın tavsiyesiyle next & nextstar marka anten ve uydu alıcısı aldım, next & nextstarın yarattığı farkı bak sen de hemen farkettin.. -ss: next & nextstar mı, geçen konkendeki arkadaşlar da ondan bahsediyordu, next & nextstar antenle çindeki pembe dizileri bile izleyebiliyorlarmış; next & nextstar almakla ne iyi ettin sevgilim.. bu arada güney amerikayla doğu avrupadaki devrim işleri ne oldu, halledebildin mi?..

son bolumuyle seveni sevmeyeni ekran basina gecirmis dizi. 3 yildir diziye kufredenler bile son bolumdeki butun reklamlari ezberledigine gore akilli bir pazarlama stratejisi uyguladiklari inkar edilemez.hayir bekliyorum 3 gundur dukkanin onu tenhalassin da bir yorum yapalim diye. 6 sayfa dizinin reklamlariyla dalga gecilmis. herkes de ayni seyi soyluyor. ayni seyi ellinci defa soyleyenin kafasina canak anten dussun e mi? sinir ettiniz beni. sen hem 3 senedir diziyi izleyenleri mal diye moron diye asagila, hem de serin'la, andi cikicak diye televizyonun karsisina kurul, gozlerini ayirma ekrandan. ondan sonra da kendi ezikligini kamufle etmek icin diziyle dalga gec. bizim icin hava hos. diil baronlar baronu olarak andy garcia , sulun osman olarak behzat uygur ciksa biz gene izleriz. ama siz basit bir reklam stratejisinin esiri olup sevmediginiz, asagiladiginiz bir diziyi dort gozle seyrettiniz. afferim size. sinirden yorum yapasim kalmadi. tek bisey dersem, serin'i sktir et de, koltugunda oturan andy baba'nin karizmasi yetti, bolumu kurtarmaya.

son bolumunu herkesin izledigini anladigimiz dizi. saymis birileri.

turk halkinin yillar sonra sharon stone u ve andy garcia yi tanimasina vesile olmus dizi..

kripteksi açmak için o kadar atraksiyona ne gerek vardı diye düşündüren dizi. yok muskalarda gizli şifreler, yok kılıcın çakısında gizli anahtar. minik bir sofra bıçağı ile kanırtsan açılırdı o kripteks. altı üstü boyalı film afişi kutusu. içinden çıka çıka karahanlı'nın günlüğü çıktı. zaten polat da şööyyle bir göz gezdirdi. yazılanların aynısını deli hikmet'ten 95 bölümdür dinliyorduk. ayrıca halo elif'i söyleyemeden daldı kriptekse diye üzülmüştüm, herif öğrendikten sonra bile sallamadı elif'i. sığar mı erkekliğe evlilik teklifini annene verdiğin yüzükle yapmak. sanal raklam olayında ise dikkatlerden nispeten kaçan ayrıntı ise polat'ın girdiği ve nizamettin'e direktifleri veren adamın konağının kapısında görülen kız yurdu reklamı idi. ayrıca konağa polatın gizlice pencereden girdiği sahnede paltosunun omuzlarında asılı kalması ve düşmemesi kopartan detaylardan biriydi. adam odaları araştırırken bile bir yandan paltosunu düzeltti. madem gizlice eve girdin neden kapıdan palto omuzlarda kabadayıca çıktın ? madem öyleydi kapıyı kırıp girsene içeri.saf acı için akla sadece bisikletten düşmenin gelmesine bir şey diyecek kadar akıl ermiyor.nereden aklıma geldiyse (bkz: seviyorum işte var mı diyeceğin)

bu haftaki bölümünde polat alemdar sharon stone ile öpüşürken ceketinin cebinde durex'in sanal reklamını görmeyi beklediğimiz dizi. (bkz: feeling is everything)

andy garcia yı tatllıses sharon stonu u sibel can gibi gosterebilmis cekim ekibine sahip dizi ayakta alkısladık gozlerımız sulandı o ne kamera acıları o ne nextnextstar reklam compositingleri oyle dedirtti bana

yaptığı kötülükler yanına kar kalan tek karakteri tilki andrei olan dizi. o kadar adamını öldüren tilkiye hiçbir şey yapamamış polat delikanlıyım diye gezmesin ortalıkta...

bu akşam bitecek dizi.bununla beraber kurtlar vadisiyle kafayı bozmuş bir insan olarak müthiş bir boşluğa düşeceğim ve sizi temin ederim ki benim gibi olan daha binlerce insan var. bundan sonra bizim yaşamımızda haftanın yeni bir akşamı daha var; perşembe akşamı!bana sakın "a gerizekalı ,oturur bölümleri netten indirir seyrederdin işte ne gereği vardı perşembelerini heba ettin" demeyin,hastaları için kurtlar vadisini sonradan seyretmek bant yayınından maç seyretmeye benzer; o zaman cuma sabahı yapılan vadi polemiklerinde nasıl beyin fırtınası estirirdik?!! (bu arada evet farkındayım iğrencim, beyin fırtınası lafını bu kadar ucuzlaştırabiliyorum.ayrıca hemen itiraf edeyim, genellikle cuma günü kurtlar vadisi geyiğiyle insanları komaya sokmakla pazartesi günü maç geyiğiyle insanları komaya sokmak aynı tarz hayvanlıklardır, pazartesi günleri maç muhabbetinden şiddetle bayan bir insan olarak bunun farkındaydım).dizinin bitmesiyle beraber artık perşembe akşamları için bizi vadi dışı organizasyonlara çağıran elaleme yalan söylememize de gerek kalmadı.ki bunların içerisinde en tehlikeli olanları perşembe akşamı doğumgünü kutlayan veya perşembe akşamı "x barda çıkıcam muhakkak gelip seyredin!" diyenlerdi.bi keresinde hiç unutmam, okuldan bi kızın doğumgünü olmuştu, körün taşı gibi doğumgünü perşembe akşamına denk geliyordu, hem de sezon finaline. sezon finalini seyretmemek biz vadiciler için kabul edilmez bir şeydi. ama grup olarak doğumgününe satış koysak da direk hayvanlık olacaktı çünkü bu değer verdiğimiz birisinin doğumgünüydü.çözümü bulduk; kızın doğumgününe katılıp saat 9 gibi sıvışıp civardaki bi arkadaşın evine gidip vadiyi seyredicek, sonra 11buçuk gibi tekrar doğumgününe dönecektik. akşam saat 9 olup da doğumgünü ortamından 5 kişi kalkıp "abi biz vadi seyredip gelcez" dediğimizde insanların bize nasıl baktığını tahmin edemezsiniz.gitmeyin televizyon var burda seyredin işte dediler; kabul etmedik, sonuçta vadi koltuklara gömülüp muhakkak çerez-kola-bira üçlüsüyle ve tamamen vadiye hakim insanlarla seyredilmeliydi ki zevki çıksın; kaldı ki vadi alakasız tiplerle seyredilmezdi, çünkü o zaman "bu bunu niye vurdu,buna niye hem polat hem efe diyolar" sorularının ardı arkası gelmezdi.sonuçta doğumgününü kutlayan zavallı kız çok içten bir şekilde iğrençsiniz demişti, belki de gerçekten iğrençtik ama sonuçta biz buyduk. ama noldu, dizi fazlasıyla boku çıkarılarak 90 küsür bölüme ulaştı ve bu akşam bitiyor.artık "ee abi vadi gecesini kimde yapıyoz bu hafta" arayışları içinde olmamıza gerek kalmadı.artık cuma sabahına vize koyan hocalara küfretmemize de gerek kalmadı.tabii belirli bir süre kendimize gelmemiz için bir geçiş dönemine ihtiyacımız var.bu süre içinde yine perşembe akşamları buluşulup çakırlı bölümlerin vcdleri seyredilebilir,nostalji kuşağı yapılabilir.ardından bunu da bırakıcaz.sonunda bi bakmışız hayatımız aynen vadi öncesi gibi, haftamız tekrar 7 akşamlı.sonra dönüp bakıcaz bu günlere, dicez ki "abi bokunu çıkarmışız biz de."

büyük bir sınavın eşiğinde olan dizi. nice popüler yerli dizi bittikten bir süre sonra unutulup gitmiş, muhabbetleri hızla tükenmişti. (bkz: ya bi asmalı konak vardı noldu ona) bakalım kurtlar vadisi de aynı kaderle mi yüzleşecek, yoksa aylar yıllar sonra bile (next and nextstar sponsorluğunda)özlemle mi hatırlanacak? aaazz sonraaa ...

finali net 123 dakika sürecek olan dizi*

turkiye'de herseyin suyu cikarilir* lafina karsin bitirilmeye karar verilen bir kac ay sonra "aslinda biz bitirmemistik saka yaptiydik keh keh" denilerek ayni isimle nasi olsa bu isim tuttu bi kere ne icerikle itelesen alir bu millet denilerek milleti uyutmaya devam edecek populer kultur hedesi.

(bkz: everything that has a beginning has an end)

finaliyle; izleyenlerini üzecek, bugüne kadar hiç izlememiş olduğu halde her konusu açıldığında bok atanları ise yeni arayışlara itecek efsane dizi...bu arada duyduğuma göre; pana film şimdiden bazılarına kına göndermeye başlamış bile...

son bölümdeki ingilizce diyaloglar lise hazırlık sınıfındaki speaking derslerini anımsatmıştır..- hello my name is polat..- nice to meet you polat..

(bkz: anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı)

o degil de, benim asil inanmak istemedigim sey, insanlarin bu diziyi gercekten sevebiliyor olmalari. goz ve izan birlestigi zaman sevemiyor insan maalesef.

(bkz: my side is defined)(bkz: incelazum)

yani öyle mesajlar verdiler ki sharon stone müslüman olursa sasirmam.

son bolumdeki koltuk sahnesinde polat alemdar sharon stone'un yaninda yavrusu gibi kalmistir... sharon abla hukumet gibi kadinsin valladoktor elif'in beyin olumu gerceklestikten sonra annesiyle konusurken, herhalde organ bagisi konusunu acacak dedim, ama neredeee... o kadar insan olduren dizinin bir kac kisiye de can vermesi olmazdi tabi ki...

hollywood sahneleri ve müzikleri ekstra dandik olan dizi. polat alemdar'ın vaazını izlediğimiz dizi.

izlediğim ilk bölümü (evet, hiç izlemem tribi bu) tam da en sonuna denk gelen yapım imiş. bugün ilk defa kurtlar vadisinin birazını izledim pek eylendim. polat'ın da "mütebahhırlığı elden bırakmayan kabadayı" isimli ucuz mafya dizisi tipinin bir örneğini teşkil ettiğini öğrendim. o amerikalıların binasının önünde polat arabadan indiğinde, necati şaşmaz'ın izbandut korumanın yanında nasıl tıfıl kaldığına tanıklık ettim. polat, herkes için lazım bir kişidir. polat, hellori hazretleri hariç bütün peygamberlerin kıssalarını ezbere biliyordu ve ingilizce anlatıyordu. sharon stone da incil'e yapılan atfı havada kapıp endeksliyordu. bunlar esasen din işleriyle devlet işlerini ayıran, ikisini ayrı bakımlardan değerlendiren kişilerdir. çok şeyler öğrendim karınca'yı, musa'yı, polat'ın safını bir güzel bildim. bu dizi bana henüz bir şey dedirtmemiştir, dedirten dizi değildir. duruşma dekoru abdullah öcalan'ın duruşmasının dekorundan alıntı gibiydi. ilerde ben de jan kılod van dam'ı karşıma dikip 'çek ellerini ülkemin üzerimden pislik' diyeceğim ve bununla avunup övüneceğim. belki bir tane de tokat atarım. parasıyla değil mi oğlum? konuşmamın sonunda, yarın teslim edecek ödevimden bir müddet daha kaçmamı sağlayan polat alemdar'ı ve onun nezdinde, dünyanın değişik köşelerinde değişik çetrefilli adamlara posta koyan ve o adamların karılarını öperek adeta o adamlara bir gol daha atan isimsiz türk kahramanlarını saygıyla yâd ederim. yatağımızda rahat uyuyorsak, başlarına takke geçirip latince dualar eden karman çorman tarikatlara karşı vatanımızı aslanlar gibi müdafaa eden bu aziz insanlar sayesindedir bu. polat'ı izlememiştim bugüne kadar diyorum, çünkü neden, çünkü serde entellik var. polat'ın gömleği güzeldi bu arada.

ben onu bunu bilmem ... halo-polat vedalasmasıyla aglatmıs bir efsanedir.(bkz: helal olsun size)

an itibariyle atv'nin temel içgüdüyü yayınlamasına sebebiyet vermiş dizidir.(bkz: sharonlar yarışıyor)

dikkatlice izlenmesi gereken bir dizi. kusursuzluk ön plana çıkarılırken bazi ayrintilar gözden kaçabiliyor. elif onca zamandir koma daolmasina ragmen parmaklarda ojelerin durmasi ilgincti.

kose bucak aranan bir suclunun polis merkezine elini kolunu sallaya sallaya girdigi dizi. bir kisi bile hemserim nereye boyle palto omuzda diye sormadi.

yasin okumaya basladiklarina gore bu gece hakikaten cok uzun surecek olan dizi..

bugunku bolumunde ıyınıyetlı mitçiyi kürşad tuzmenin kardeşi oynamaktadır..

bir zamanların dallasıdır.edit: dışarıya çıkılmıyormuş ya dallas olduğunda o yüzden .

an itibariyle yayınlanan bölümündeki hakimin "avukat bey, bi dur.." cümlesiyle beni benden alan dizi.

polat'î cam cafese koyan senaristlerden, her tarafa reklamlar yerlestiren yonetmenlerden ve 2,5 senelik sevginin icine eden kanal'd yonetiminden nefret ettiren dizi.(bkz: allah nasil biliyorsa oyle yapsin)

koca polat alemdarı savunmanın konuşurken sesi titreyen , görevinin son demlerini yaşayan bi avukata kaldığını da gördüğümüz dizidir. (bkz: allah kurtarsın)edit: hakime verdiği ayarla göz doldurmuş olup çizdiği resim merak konusu olmaya devam etmektedir.

elif in fişinin çekildiği an itibari ile "sarj ı doldu galiba" dedirten dizi.

(bkz: adalet dunlop gözlüklerin temel taşıdır)

osman sınav bıraktıktan sonra heder olmus dizidir. nerde deli yurek fınal nerdee kurtlar vadisi final..

polat'ın elifin koluna sarılıp "seni çok seviyorum" dediği ve tanrıdan diledim in başladığı anda mahallede silahların patladığı dizidir.(bkz: ben bugün bunu gördüm.)

elif'in filizlenip, yeşillendiği, yeşerdiği dizi olmuştur bu.(bkz: #2138263)

elif in mezarında ki bitkimsinin büyüyüp next next star uydusuna dönüşeceği dizidir. evet next next star bunu da başardı. türkiye de ilk dünyada tek hem de.

"tek bir devlet yok, ama tek bir vatan var" sözünü beytül gazel seçtiğimiz dizidir.

vatanla ilgili konuşmaların gayet güzel olduğu lakin onun dışında kemal sunal filmlerinin mahkeme sahnelerini hatırlatan bir finalle sonuçlanan dizidir ne yazık ki.- o iyi bi insandı hakim bey- o bir kahraman !- o bir kuş!sonuçta hakim de gözleri dolu bir şekilde ağlayarak "tamam lan serbestsiniz siktirin gidin" filan derse şaşırmamak lazım.

polat alemdarin avukatı faruk cetinkaya.pana film in avukatı faruk cetinkaya.

bana "bir daha arabasının aynasina cd asan zihniyet'i eleştirirsem anam avradım olsun" dedirten dizi.vay bee bir devlet aynada sallanıyor.

ordular ilk hedefiniz ırak.(bkz: kurtlar vadisi irak)

polat alemdar'ın her an kurt-adam olduğu ortaya çıkabilecek dizidir. zira bu kadar "bu millet bu devlet bu ırk satılık değil" edebiyatından sonra beklenen budur.

bugünkü bölümünde sanıkların "kibar feyzo" gibi ifade verdiği dizi. sanıkların, hakime bi "hekim bey" demediği kalmış.

güllü erhan'ın mahkemedeki ifadesinde vatanımızın en büyük sorununu belirttiği dizi.kurt gibi ulumakla, kuzu gibi otlamakla vatan sevilmez

polat alemdar ve arkadaşlarının haklarında tck 25. maddesi kararı verildiği dizi. tck 25. madde der ki:madde 25. - (1) gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.(2) gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez. (bkz: beraat)

sonu için. (bkz: mahşerin dört atlısı)

"sonunu düşünen kahraman olamaz" cümlesiyle sona eren unutulmaz dizi...

an itibariyle yayın hayatı bitmiş dizidir.içimiz buruk ama gururluyuz. bu dizi at gözlüklerini çıkarmamıza yaradı.bu diziyi polat kurttur, kurtadamdir diyerek hala bir siyasi görüş içine sokmaya çalışanlar, mahkeme sahnesinde askeri darbeler hakkında söylenenleri dinlesinler.

(bkz: offf)

bitmesiyle birlikte yaşadığımız bölgede silah ve uluma seslerinin duyulmasına neden olmuş dizidir. bir insan bir dizi bitti diye niye silah sıkar ki?(bkz: the four horsemen)

sonunda son yazmayan dizi.(bkz: sonunu dusunenler kahraman olamaz)

öyle "the end"dir, "son"dur, bu tür ruhsuz bitiricileri bir çırpıda çöpe atıp "sonunu düşünen kahraman olamaz" diyerek, nev'i şahsına münhasır bir bitiriş ile kadirşinas halka, giderayak bile olsa mesajını vermeyi ihmal etmemiş dizi; ama ne dizi(ydi).

an itibariyle bitmiş dizidir.(bkz: vatan sağolsun)

polat ın mahkeme arasında çay içerken gaza gelip söylediği "bir gün bütün dünyayı türkler yönetecek" repliğini mahkeme stresine bağladığım dizi. şu aşağı kahve de kurtlar vadisi izleyen türkler mi bunlar? öyleyse gidip haber veriyim sevinsinler bari.

(bkz: oh be)

verilen mahkeme kararının haklılığını c sinan sağiroğlu bile savunamaz...

(bkz: biz tesekkür ederiz)

dizinin bitmesiyle birlikte balkonlara, pencerelere fırlayıp silah sıkanlar neyi kutluyorlardı bilinmez ama ilk belirlemelere göre çok şükür ölen vatandaşımız yok

örgüt, çete vs. kurmaktan vazgeçtim ben yarın çıkıp bir kaç tane adam öldürsem ve emniyete gidip " ben devlet görevlisiyim, gizli ajanım, her şeyi devlet için yaptım" desem bırakın mahkeme anında şahit olarak falan dinlenmelerini, mahkemeye çıkana kadar kaç tane istihbaratçı benim iflahımı siker diye düşünmeme sebep olmuş dizi. ulan koskoca mahkeme devletin tek bir kurumunu bile dinlemeden saldı ya adamları helal olsun valla. bir de ülkemizde adalet mekanizması yavaş işler diyolar.

polat alemdar'ın vatanı, milleti uğruna ölmediği, ölemediği dizi. makam mevki peşinde koşmadıkça, mevkisinin kıymetlendiği, para istemedikçe oluk oluk para aktığı, yaşamayı göze aldıkça ölümden kaçmadıkça ölmediği dizi.sonunu düşünmedikçe sonu gelmeyen dizi.

ilk sezonuyla gönül kazanan,ikinci sezonuyla idare eden,osman sınavın ayrılması ve üçüncü sezonuyla biten(mecazi anlamda),dördüncü ve son sezonuyla batan,son bölümüyle bıktıran,elifin ölümüyle ağlatan dizi olmuştur kurtlar vadisi.herşeye rağmen çemberimde gül oya,bir demet tiyatro gibi unutulmayacak diziler arasına girmiştir bence.son bölümde olsa da çakırı anmalarını beklerdim bir defacık; kıldığımız onca cenaze namazı boşa gitti.(sözlükçü bayanların son cümleyi kayıtlardan çıkarmasını talep ediyorum.)

(bkz: aglamak istiyorum sayin seyirciler)

kanald'nin bu seneki her türlü 'dizinin ağzına sıçma'projelerine rağmen efsane olan dizi...rezalet oyunculuklarla bu yerlere gelen dizinin senaristleri götürmüştür olayı

tüm aforizmalari, o yarattığı fenomeni bir yana bırakırsak, "ne yaptıysam devlet için yaptım" edebiyatı ve desturu ile hareket edenlerin, özellikle son bölümde savunulduğunu, "sıfat" verildiği ve en önemlisi yüceltildiğini düşündüğüm bir şova dönüşüp nokta konulan bir dizi oldu.. ha kim ne öğrendi diye sorulursa, çıkartılacak çok dersler olduğu aşikar.. son olarak; "mahkemeler milletin vicdanıdır" lafı altında sözde mahkemenin aldığı kararı ve dayanaklarını kamuya mal etmesi de son derece düşündürücü..

ayrıca kabul etmek gerekir ki(diziyi zevkle izlememe rağmen) son bölümündeki mahkeme sahneleriyle ve mahkemenin verdiği kararla gayet kötü mesajlar vererek biten dizi.

kim ne derse desin izlemeyi kesinlikle reddeden beni bile bu final büyülemiştir. hatta son birkaç bölüm de buna dahil. izlemediğim bölümler için pişman değilim. kurtlar vadisi ırak ın da bu kadar reklamı yapıldıktan sonra görülmesi gerekir kanımca. özellikle piyasada bu kadar uyduruk film dolanırken en azından iyi birşeyler bulabilme ümidini taşıyorum.

güllü erhan'ın soyadı ufak iken birdenbire neden ufuk oldu? hadi önceden dosyada yazım hatası diyecektim de bilader adamın soyadını unuttular yahu. zaten zaman mekan bütünlüğü inceden sarsılmaya başlamıştı ama çatırdamanın sesini yakinen duyuyor olmamızın bizi üzmüyor olmasının tek nedeni dizinin an itibariyle nihayete ermesinde gayrı ne olabilir? zorlaya zorlaya buraya kadar geldi osman abinin mirası ama bir yere kadar ki o yer bu yerdi. bu o kadar böyle ki, normalde dandik suriye bölümleri için 4 bölümü heba eden yapımcılar, bugünkü bölümden normalde en az 6 bölüm çıkarırlardı. ama işte kredi meselesi. beraat bu kadar kolay mıydı? bu arada dizinin hukuk danışmanı faruk çetinkaya aynı zamanda polat abinin de avukatı oluvermiş. ama abinin john cusack'a olan benzerliği dikkatlerden kaçmadı. yoksa andy garcia aslında ercan saatçi'yi de faruk'u da john cusack mı oynamış? o değil de biz kafayı oynatmaktan kurtulduk, ama içimizde demli çayın midede bıraktığı buruk lezzet bıraktı. neyse, bu da geçer ya hu...

bitmesiyle, bok atiyorum bok atiyorum ama dayanamayip izliyorum triplerindeki insanlarimizi da sevenleri gibi kedere bogabilme potansiyeline sahip dizi.

bir hukukçu gözüyle neresinden başlasam ki;madde madde yazalım bari;1-polat ve efradına baro tarafından atanan avukat hala cmuk avukatı olduğunu sanmaktadır ki cmuk yerini cmk'ya terkedeli birkaç ay olmuştur.2-mahkeme başkanı ağırlaştırılmış müebbet hapis veriyor,hangi maddeden hangi eylemden belli değil.3-meşru müdafaa tck* 25. maddede düzenlenmiştir ve bu madde doğru söylenmiştir ama ne polat ve abdülhey için ne de memati ve güllü erhan için eylemlerinden dolayı meşru müdafaa demek olası değildir.polat ve abdülhey için tck 24 maddede belirtilen hukuka uygunluk sebebi var saysak bile(bu maddenin ikinci fıkrası yetkili bir merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz der) memati ve gülüü erhan'ın beraat etmesi bu şartlar altında kesinlikle mümkün değildir.4-devlet sırlarının böyle fütursuzca anlatıldığı bir yargılamada seyircinin ne işi vardır,neden kapalılık kararı alınmamıştır.5-nasıl olmuşta böylesine ciddi ve kapsamlı bir dava 1 celse de bitmiştir.bir celse diyoruz çünkü arkada ki seyirciler hap aynı kişşlerdir ve hep aynı yerlerde oturmaktadırlar.ayrıca duruşma salonundaki herkesin elbisesini hiç değiştirmediği göz önüne alınırsa gerçekten bir kaç saat süren bir yargılama olmuştur.6-mahkeme avukatın saçma bir gerekçe ile dinletmek istediğ yüksek bürokratları dinlemeyi reddettiği gibi hiç bir kamu görevlisini de tanık olarak dinlememiştir.ne yani şimdi herkes adam öldürüp devlet adamıyım dese elini kolunu sallayarak çıkıp gidecek midir.7-mahkeme başkanı kararını tevhim ederken "mahkemeler milletin vicdanıdır" aforizması ile bağlamıştır hükmü.kısa kararda belirtemesi gereken maddeleri suç tipini bile söylemeyen başkan gerekçeli kararda olması gereken şeyler söylemiştir ki bu usule aykırı değilse bile genel uygulamaya tamamen terstir.bunun yanında yargıtay başkanlarından birinin konuşmasını hatırlayanlar ise hakimlerin vicdanı ile cüzdanı arasında sıkıştığını söylemişti.eee bu iki önermeden ne anlamamız gerekecektir.be hey senaristler,şimdiye kadar güzel güzel yazdınız,güzel güzel seyrettik ama son bölüm hele mahkeme sahneleri böyle mi olmalıydı.bu kadar mı aceleye getirilmeliydi fenomen olmuş bir dizinin finali.haa acaba avukat kendisine ödenmesi gerekecek yaklaşık 250ytl* alabilmiş midir yoksa ödenekte ki para bittiği için alabilmek için aylarca bekleyecek midir merak ediyorum doğrusu.

reklam aralarında gördüğümüz kadarıyla star denen televizyon kanalında "kürtler vadisi" kurulmuş ve çingene çalıp kürt oynarken bize resital sunmuş dizidir. ancak üzücü yanı bunları artık sadece dizilerde yaşayabiliyoruz... mekanın cennet olsun abdullah çatlı.

3 senedir izlediğim ve bitince perşembe akşamları ne bok yiyecem diye beni düşüncelere sevk eden türk televizyon tarihinin mihenk taşlarından biri olan dizidir. iyi yanları kötü yanları tartışılması bir yana, farklı bir dizi olması ve bir örneği daha olmaması sayesinde kaç senedir bizi perşembe akşamlarımızdan alıkoydu

bölüm 97 itibariyle bir efsanenin son bulduğu dizi olmuştur. nereyi nasıl anlatsam diye düşüncelere sevketmiştir. bitmiş olmasının verdiği bir burukluğu üzerimize sindirmiştir. ayrılıklar her zaman her koşulda içimizde bir yerlerde bam telimize dokunur, hüzünlendirir. buda öyle olmuştur. dizinin son bölümü bana göre olabilecek en güzel biçimde bitti. koskoca laz ziyanın cenazesinde kimsenin olmayışı, deli hikmetin dizi tarihi boyunca ilk defa gözyaşı dökmesi, tuncay kantarcının hakikaten delirmesi sadece şu an aklıma gelen güzel sahnelerdi. amon, lisa ve polatın kendi aralarında yaptığı konuşma sahnesi ve dizi tarihi boyunca ilk defa farklı bir şekli ile cendere melodisinin çalmaya başlaması, elif 'in ölümünün çok iyi bir şekilde anlatılması akıllarda kalan diğer anlardı. mahkeme sürecinin günlerce devam etmesinin ve zamanın akıp geçmesinin, elif 'in mezarında biten gül ile anlatılması çok iyiydi. polatın mahkeme salonunda özellikle son sözün varmı polat alemdar denildiği andan itibaren olan bölümü, süperdi. vatan sevgisinin nelere kadir olabileceğini gösteren bir sevgiydi. denilen her söz, dinlenesi, bir daha dinlenesi, yazılıp not alınasıydı. evet.. kurtlar vadisi seveni ile sevmeyeni tam 97 bölüm sonra sona erdi. nefret edenler hala nefret etmeye devam etcek bu diziden, seveni ise hiç birzaman unutamayacak bu diziyi.

enver paşayı hatırlatarak şahısların tarihte ne gibi farklı sıfatlarla adlandırıldığını bize hatırlatan dizi. enver paşa'yı çok doğru bir yerde kullanmışlar ve onun hakkında önemli bilgiler vermişlerdir. ama ben isterdim ki o kadar önemli bilginin sonuna paşa'nın kemiklerinin 5 ağustos 1996'da türkiye'ye getirdildiğini ve iade-i itibar ile vatan haini yaftasından kurtulduğunu da hatırlatsalardı. olsun yine de güzel bir bilgiydi.

son bölümünde ilk defa mit, jitem gibi gerçek isimlerin telafuz edildiği dizi. ayrıca polat istihbarat teşkilatını iki yüzlülüğüyle ezdi, askeri yaptığı darbelerle ezdi, kurtları ulumasıyla kuzuları otlamasıyla ezdi, cebini düşünen ülkücü mafyayı ezdi. adam daha ne söylesin. ayrıca gözlerden kaçan bir husus da polatın yaptıklarının devlet için yaptığının sanılması ve bu yüzden serbest bırakılmış olduğu sanrısıdır. oysa "bir tek devlet yok bir tek vatan var" bunun için söylendi zannediyorum. hat safhada vatanı ve milleti devletin üstünde tutma anlayışı vardı. ama götümüzden anlama konusunda sokaktaki cahil(!) gördüğümüz insandan daha ısrarcıyız bazı konularda. sen kendi hikayenle kurtar ülkeni, bırak da adam da kendi hikayesiyle kurtarsın. ha anlatılan "millet" içinde kendine yer bulamıyorsan zaten siktir et be hacı. temel içgüdüyü tekrar izleseydin keşke.

sabik bir izleyicisi olarak, millet kavrami gelismis bireylerin sesini milyonlara duyurdugu icin, asil bizlerin tesekkur etmesi gereken bir ekibe sahip, kullandiklari yontem her ne kadar tartisilsa da, bu cografyada yasayan bir milletin tarihindeki gizli kalmis yonleri, bulabilecegi en carpici yontemlerle aktarabilmis bir dizi. elestirenler, begenmeyenler de olacaktir elbet. seveni ve sevmeyeni ile bu dizi sayesinde uyusturulduk, kandirildik, maymun edildik ne zamandir bu aptal kutusu karsisinda. ama bir kendimize sormak gerekir; millet olarak onceleri farklimiydik ki? neden bunca nufusa sahip bir millet, hap kadar bir avrupa ulkesinden daha kotu bir hayat sartlarina sahiptir, neden hep bir ayagimiz aksayarak yurumek zorunda kaliriz, neden hep boynumuzu bes para etmez ulkeler karsisinda bukeriz, neden? hic sorduk mu kendimize?kurtlar vadisinden once ve sonra diye bakarsak, en azindan birileri bu sefer ustu kapali da olsa bir milletin kulagina kar suyu kacirdi. belki simdi degil ama, bizden sonrakiler veya onlardan sonrakiler, daha guzel bir gelecegi yasasinlar ve atalari gibi somurulmesinler diye bir mesaj verdi bu dizideki gercek-yalan karakterler. herkes icin degil, elbette bu mesaji anlayabilenlere...evet ya, harika bir bolumle bitti kurtlar vadisi operasyonu. emegi gecen herkese sonsuz tesekkurler.

pek kibar hakimleri görünce göz yaşartan dizi.

(bkz: ne yaptiysam devlet icin yaptim)

polatın yargılama sürecinde söylediği çoğu sözün aklıma ataturk un bursa nutkunu getirdiği dizi. vatan için olduktan sonra her yol mübah mıdır dersek değildir tabii çünkü bireyler kendi çıkarlarını düşündükten sonra vatan sevdasından bahsedilmez. ama sanki dizide 3,5 yıldır anlatılan salt vatan sevdasıydı.

sınıfı geçen dizi."otur, beş! durumun iyi değil, yazın çalış..."

hayatımın dizisiydi, bitti mahvoldum, naapcağımı bilemez halde sözlüğe koştum, burda da kaos, burda da infial...perşembe akşamları için yeni bir plan yapmalıyım şimdi en çok bunu düşünüyorum kafam çok karışık be sözlük...çok üzgünüm, duygu seliyim, vatan millet edebiyatından çok olmasın bir de acıklıyım sorma...ağlıyorum aslında...bir toparlanayım, türk bayrağımı giyip ölen 2400 küsur şehit için tek tek mevlüt okutucam allahın da izniyle.bebekken annesi tarafından gazı alınmamış en az üç bin özenti polat alemdar bekliyorum, imlecini kötü butonuna götüren polatımsı buyur sen de gel*...kurtlar vadisi ruhunu yaşatıyorum, ne yapıyorsam vatanım için yapıyorum bilmem inandırıcı oldu mu?!

bugünkü finali sayesinde bütün sokakların bomboş olduğunedense bir tane bile park yeri olmayan büromun civarlarında bugüne kadar gördüğüm rekor sayıda boş park yeri görmemlepark yerlerinden park yerleri beğenmeme sebep olmuşbunlara anlam verememişken canım sucuk çektiğinde açık bakkal arayıp bulduğumdabakkalın televizyona kilitlenmesi sebebiyle canım apikoğlu sucuğunu elli saatte tarttığı paketlediği (normalde kapalıymış dizi başlayınca eve gidememiş)eve gelince ulam bu dilimi de şerın'a adıyorum diyerek sucukları götürmeme sebep dizidir

hiç izlenmeksizin de keyif verebilen bir dizi..bana öyle oldu, bilemiyorum..

vatan millet sakarya edebiyatının dibine vurulan bir bölümle son bulmuş dizi.bir de filmi çıkıyormuş aynı edebi temele dayalı. fragmanındaki "ben ne politikacı ne bilmemneyim, ben türküm" repliği, mide kaldıracak derecede milliyetçilik sömürüsü kokuyor.başından beri her bölümünü kaçırmadan izleyen bir tutkunu olarak, fazlasıyla uzatıldığını ve saçmalandığını düşünüyorum.bu arada, enver paşa benzetmesi abesle iştigaldir. enver paşa aslında kahraman mı demek istiyorlar tam anlayamadım.

vatan millet sakarya edebiyatıda desek vatan edebiyatı güzel oluyor be kardeşim dedirten dizi.

tuncay'ın akıl hastanesindeki dramı gösterilirken, şimdiye kadar komik sahnelerde çalan jenerik kullanıldı. deliyle dalga geçmek kadirşinas halkımın doğasında var galiba.

misyonunu başarılı bir şekilde ifa ve ifade ederek sona ermiş dizi.kurtlar vadisi, bir tasfiyenin hikâyesidir. (hayır, yalnızca mafyanın değil. mafyanın tasfiyesi, dizideki kurgu konudur; bu ise bir diğer tasfiyedir...) ve bu tasfiye sürecinin genç bünyelerde, genç nesillerde yol açtığı tahribatı ortadan kaldırmayı amaçladığı görülmüştür. ya da sonucun bu amaca hizmet edeceği açıktır.şunu belirtmek isterim ki buraya yazdığım yapım ve çekim eksikliğine dair tüm eleştirilerim, başarılı bir yapımda yer almaması gerektiği düşüncesiyle düşülmüş yapıcı notlardır. yine de gelecekteki çalışmaları için demeden geçemeyeceğim ki türkiye'de infaz ve koruma memurları, yani gardiyanlar cop taşımamaktadır. ;)son söz olarak, kurtlar vadisi, hatasıyla sevabıyla önemli bir yapımdır. konusu itibariyle eleştirmeyi düşünenlerin bu konudaki her hakkı saklı olmakla beraber, ilk 20 bölümü izlemeden eleştirmelerinin zeminsiz bir gayret olacağını da vurgulamak gerekir.

son bölüm itibariyle sanal reklamların azalmasından dolayı memnun kaldığım, gene ince nüanslarla laf soktuğu bir son bölüm olmuştur. demek ki ne oluyor devlet için yapılan suç suç değildir. yeter ki nefsi müadafa olsun. 2015 tarihine kadar sabretmemiz gerekecek. malum cd'nin içinde yazılanları bilsekde gerçekleri dışa vurucağı kesindir. bu da demek oluyor ki o zamana kadar gene türkiyemizde çok şeyler değişecek ve yaşayacaz. son bölüm olması nedeniyle artık perşembe akşamları boşalan insanların merakla hangi diziye yönelceğini merakla beklemekteyim. onda da sanal reklam uygulaması devam eder herhalde ama mahkeme salonunda hülya avşarı görmek beni şaşırttı. ama olsun az olsun öz olsun mantığıyla bu sefer reklamı iyi yaptılar gene parayı kopardılar diyebiliriz. ne de olsa reklamın iyisi kötüsü olmaz dimi? polat alemdarın devlet sırrıdır dediklerine bildiğimize göre rahatça uyuyabiliriz. haftaya ne olucak ne bitecek diye bir derdimiz kalmadı hakkaten oh be.*

maryo bilgisayarları, yarın aksam ıhlamurlar altında buluşalım dip notları, güven konut evlerinin telkin edici sloganları, yettim terlikleri, 3000 yaz, türküyü cebe indir mesajları ile bir dizi reklamın sonu...mahkeme salonuna afişmişçesine kondurulmuş www.com. lar, karanlık mahkeme salonlarının duvarlarında cok cesitli yerlerde belirip yok olan güneş gözlüklü posterler, catılardan göz kırpan canak antenler, karar anında el sallayan şıkıdımpenler, avukat hanımın kendini mesleginden men etmesi esnasında cantasına attıgı paylıt kalemi, hisar anahtarları ve ucankuş havayolları bileti ve minimum markaların cesitli ihtiyaclara uygun aparatları.. cenaze sahnesinde cesedin yan tarafından titrekçe iliştirilmiş bir huzur kefenleri etiketi beklemedim degil..ambale olup adapte olamadan anladıgıma göre telsim polat;- vatan saolsun!diyerek jübilesini yaptı.

namına yakışır bir finalle son bulmuş dizi. önyargıları yıkmak çok zordur, kendisine önyargı ile yaklaşan insanları bir şekilde takipçisi haline getirmesi bu dizinin önemli yönlerinden biri olarak aklımda kalacak. başta ben olmak üzere çevremin hemen hemen tamamını bu gruba dahil edebilirim. sevdiğimiz yanlarını yücelttik, hakettiğinde yerin dibine batırmasını da bildik. toptan çöpe atanlara da polat cevabını veriyor zaten; - sizi sevmeyenler, sevenlerinizden daha çok.- onların da canı sağolsun..--kodeste ziyaretine gelen devlet görevlisi şahısla aralarında geçen konuşmadan-- (tüzmen'miş la bu, yedim bitirdim kendimi nerden tanıyorum ben bu dişleri diye)madem son bölüme girdik inceden, devam edelim..yapımda mafya karşıtlığı baştan beri varolmasına rağmen son bölümde ısrarla üzerinde durulduğunun altını çizmek gerekir. netice itibariyle o kadar kadronun içerisinde pis işlere bulaşanlardan halo dayı dışında hemen hemen hiç kimse kalmamış, kimi mezarı kimi mahpusu boylamıştır. polat'ın mahkemedeki ifadesi hop oturtup hop kaldırmıştır ki bazılarının daha yükseğe sıçradıklarına eminim. yankıları önümüzdeki günlerde görebiliriz. 'biz olmasak bile bizden sonrakiler, onlar değilse onlardan sonrakiler..bir gün mutlaka dünyayı biz yöneteceğiz' lafıyla toplumun geniş kesimlerine farkında olmasalar bile kızıl elma tohumlarını ekmiştir. son olarak elif'in ölümüyle, jenny'nin ölümünden bu yana* ilk kez bana gözyaşı döktürmüş yapımdır aynı zamanda. yürü git duygusal faşik..

diziyi ilk bölümden itibaren izleyenler, polat alemdar'ın, türk ceza kanunu'nun 25. maddesinde (bkz: #8826635) yazanları fazlasıyla aşacak eylemlerine şahit olmuşlardır. fakat dizi - bilhassa son bölümüyle - devlet içi kirli örgütlenmelerden ziyade türk adalet sistemini öyle gerçekçi yönleriyle gözler önüne sermiştir ki; gerçek yaşamda da çatlı, kırcı ve benzerleri, tıpkı dizide olduğu gibi "devlet için kurşun atan da yiyen de ..." dayanağı doğrultusunda, birden kahraman mertebesine yükselerek serbest bırakılmışlardır.

persembe gunu icimize dusecek hayvani boslugu kimin dolduracagini ayri bir merak konusu haline getirmis dizidir. son soz: " osman sınav, sensiz olmuyor be, boyle yapimlara elini attigin zaman sonuna kadar devam et"kanal d, bana uzak ol!

uydu antenidir, gozluktur, vatandir, millettir vs.vs. kavramlarina girmeden sadece ve sadece milletimi iceride ve disarida olan biten her olayin aslinda o kadar da sudan sebeplerle cikmadigi konusunda uyandiran bir dizi olmustur. mafyasini, devletini, cinayetini, delikanliligini vs. vs. bir tarafa birakip sirf bu uyanisi sagladigi icin bile bence onemli bir yeri olan dizidir. en azindan bundan sonra memleketimin x sehrinin y koyunde bir olay oldugunda milletin kafasinda "acaba..." tipinde sorular uyandirmasini umit etmekteyim. bu bile bence "helal olsun" dedirtecek bir sonuctur.

dizinin yan karakterlerinden abdül hey in mahkemedeki sözlerine karşılık hakimin bu dediklerin de suç demesi üzerine-düşünce suçundan içerde çok yatmam zaten pek düşünen birsi değilim.demesi yüzümüzde hoş bir gülümseme yaratmıştır.

gerçekten hayatımın dizisiydi. şu son birkaç bölüme kadar sadakatle takip etmiş, anlayıp özümsemeye çabalamış, en ince vuruşları dahi görmeye çalışmış, keyif almıştım. lakin olmadı, bilhassa osman sınav'ın diziyle ilişkisini kesmesi akabinde sanki sürekli bir şeyler kaybetti. misal biz geçtiğimiz yıllarda karakterlerden birinin ölümünü bir dizi görkemli sahnede izleyip adeta yaşarken, sonrasında seyfo dayı, karahanlı, ziya yılmaz, kılıç, nizamettin güvenç ve özellikle elif eylül'ün ölümlerini adeta şöylece bir gördük geçtik. oysa o dizi değil miydi her çarşamba/perşembe bizi binbir heyecanla ekran başına çeken; her anını pür dikkat takip edip komplike senaryoda yerli yerine oturtmaya çalıştığımız; kahramanların kahraman oldukları varsayımıyla mantık hataları arayıp da bulamadığımız...sonra ne oldu ? çözümde tepeye çıkma adına illuminatiler deşildi, sebepsiz bi şekilde suriyelerde uyanıldı, amerikalara gidildi, dünya baronlarıyla görüşüldü, her şey herkese anlatıldı vs vs...şimdi şöylece bir geçmişe dönüyorum... polat alemdar'ın, bir gece parkta aslan akbey'in tuttuğu defterleri okuduğu sahne gözümde canlanıyor, bir de koooskoca kripteksin açıldığı sahne... hani her şeyi çözecek olan kutu ya bu; insan istiyor ki o sahneler aklımızı alsın, hayretten hayrete koşalım, "vay anasını" nidalarına gark olalım. ama olmuyor, tam iştahımız açılmışken, biz mükellef bir sofra beklerken önümüze bir tas soğuk çorba konuyor. yiyoruz mecburen, mekan bizim mekan ya... sadece karnımız doyuyor, damak zevki falan hak getire.bunlar sadece senaryo ile ilgili. gelelim meselenin büyüğüne...belki yüz kez söylenmiştir ama ben de söylemeliyim. o çanak antenler nedir, hülya avşar neden mahkeme duvarındadır, avukatın uçak biletinin üstündeki yazı neden sabit değil ? of, of, of... bir televizyon efsanesi kalitesinden yiye yiye yiye bu hale geldi, her vesileyle izleyicinin samimiyetini paraya çevirdi, geldi mevzuyu filme dayadı.adım adım filme gidişte son bölümün de payı çok büyük. adamlar teslim oldu, mahkemeye çıktı, "vurdun mu ?" "vurdum", "öldürdün mü ?" "öldürüm ama sor bi niye öldürdüm ? vatan için". oldu be... tamam polat alemdar inandığı bir yolda hayatını feda etti, sevdiklerinden ayrıldı, kendisini devletine teslim etti ama işlediği tüm suçları kabul edip, üstelik de halen devlet görevlisi olduğuna dair herhangi bir resmi kanıtı yokken edebi kuvvetiyle mahkeme heyetini bağladı beraat etti. onun beraati bir yana, devletle tek alakası kullanılmak olan memati ve erhan da salıverildiler. 10 dakika önce anayasal düzene kastetmekten suçlanırken 10 dakika sonra ellerini ve kollarını sallamaktaydılar... tepkim kesinlikle kahramanın hikayesine inanmadığımdan, fedakarlığına duygulanmadığımdan değil. burada sorun sadece ve sadece senaryoyla ilgili. "yarbay" korkut eken bile hapse girip cezasını doldurmuşken polat alemdar'ın "ben devlet için çalıştım" deyip cezadan yırtması garibime gitti, yok artık dedirtti.şimdi ne olacak ? şubatta film gösterime girecek. ha biz gidip izlemeyecek miyiz ? tabi ki izleyeceğiz. izleyeceğiz ama kurtlar vadisi'nin kesinlikle o eski samimiyetinde ve kalitesinde olmadığını bilerek... binaların tepesinde, dağda bayırda çanak anten arayarak...kadirşinas türk milleti'ne teşekkür ettiler. her şeye rağmen biz de teşekkür ediyoruz kendilerine. bu dizi her şeyin göründüğü gibi olmayabileceğini gösterdi, insanları düşünmeye ve sorgulamaya sevketti. çevrede herkesin dost olmadığını açık açık söyledi. diplomasi, bürokrasi ve siyaset nasıl bir şeydir bunu anlattı... gerçekten zihinlere ve ruhlara katkısı büyük.alkışlıyoruz biz, zira vefalı seyirciyiz. evet belki son vuruş düzgün değil ama düşünce güzeldi.

polat'ın polat alemdar adıyla yargılanmaması gerekirdi. ne de olsa başkasına ait yada uydurma bir kimlik, o ayrı bir suç. resmi kimliği olan ali candan adıyla yargılanması gerekirdi.ayrıca keşke haluk kurdoğlu hayatta olsa da o hakimi oynasaydı. dadından yenmezdi o zaman. rahmetle anıyoruz reis bey'i.

(bkz: the end bunun turkcedeki adi son)

(bkz: devlet için kurşun atan da yiyen de şereflidir)bir sözü onaylatmak için üç senemizi götürmüş dizidir. derin devlete iade i itibar da denebilir. ben hepsi birer vatan aşığı olan sayın mafya insanlarına dadaloğlu gözüyle bakmayı akıl edemeyen kendime yanıyorum.

dizinin her bölümünü seyredip son bölümlerde had safhaya çıkan mantık hatalarını eleştirenlerin ibişlikle ibibiklikle daha envai çeşit sıfatla adlandırılmasına sebep olan yapımdır. diziyi hiç seyretmeden '' iğrenç berbat lumpen eğlencesi '' demek ayrı '' bu memati nasıl beraat eder adam daha 3 ay öncesine kadar mafya elemanıydı daha yeni devlet hizmetine girdi nasıl olur '' şeklinde eleştirmek veya biraz da mizah katarak yorum yapmak ayrı şeyler ama aradaki farkı anlamak istemeyip '' lan ibiş git asmalı konağın cd'lerini al tam sana göre sen ne anlarsın vatan millet sevgisinden '' şeklinde tacizlere maruz kalmak da var ne yapalım sözlük sağolsun vatan sağolsun.

iyi başlayan,iyi devam eden son bölümleri ise gerek senaryo ve mantık hataları, gerekse çok kötü bir yönetmenliğin sonucu olarak berbat olan dizidir.işin aşırı ticarileşmesininde bu sonuçta payı vardır.

sonuçta; vatan, millet, next nextstar diye diye parayı götürdüler...

evimin catisina next nextstar canak anteni aldirmis dizi. artik ben de onlardan biriyim, ucurtma gibi gok yuzunde canak anten ucurturuyorum.

son bölümünde polat alemdar'ın, yıllarca ömer baba'dan dinlediklerini bir güzel ingilizceye çevirip babaların babası rolündeki andy garcia'ya sattığı dizidir. ben andy garcia'nın yerinde olsam, hadi musa hikayesini dinledim diyelim; su taşıyan karınca hikayesine başladığı anda ;-eeeh eytere bea siktin kafamı.deyip mektup açacağı ile kafasını keserdim şahsen. olmamış orası. yıllardır ömer babadan dinledik. peygamberler tarihini hatim ettik zaten. bütün kötülüklerin babası, dünyanın amına koyan şahısın karşısına gel, sonra ona su taşıyan karıncayı anlat, bin uçağa evine dön. bu muydu misyonun?neyse, iyiydi güzeldi bitti.

en güzel türkülerin en uygun sahnelere eşlik ettiği dizi. elbette ki o turkuler ne kurtlar vadisi ile var oldu, ne de onunla son bulacak, onceden de bilinirdi yıllar sonra da dinlenecek, en iyi yorumcular tarafından söylendi, söylenecek, ancak bir kaç türkü belleklere tekrardan öyle bir kazındı kolay kolay da silinmeyecek. gürkan uygun un sesinden "tanrıdan diledim" gibi...

tam da nip/tuck'ın 3. sezon finaline boktan derken "aha boktan final böyle olur" diye karşıma çıkmış dizi.hadi mantık hatalarını geçiyorum, nedir bu mafyayı derin devleti güzel bir şey gibi gösterme çabası? bütün devlet eline silah alıp kendince ceza veren bir sikkonun eline mi kalmış? padişah yapalım beyim o zaman seni, mahkemelere ne gerek var ki? yarın öbür gün bir salak elinde silahla kendince vatan haini olan insanları vurup sonra polat gibi "ben vatanımı sevdim, bu suç ise cezasını çekerim" derse o şahsın bu dizinin yaratacağı yanlış anlamaları ortadan kaldıracak şekilde taksim meydanında sikilmesi gerektiğini düşünüyorum. hatta canlı yayın yapılır, arkaya da next & nextstar uydusu koyulur.başlangıçta insanların düşünmesini sağlayacak, bazı olaylara daha farklı bakmasını sağlayacak bir dizi olarak gördüğüm kurtlar vadisi'nin böyle bitmesi çok canımı sıktı. bu diziyi bugüne kadar her tartışmada savundum, eski halini hala savunurum, ama bu 3 bölümdür tiksindim resmen. her repliğin sokaktaki aptal bir sike derman olamamış kişinin beyninde yaratacağı etkileri düşündüm ve korktum. yeterince manyak varken buna gerek yoktu diye düşünüyorum, şimdi hem manyak hem de kendini vatan kahramanı sanan kişilerin arasında yürüyor olacağız.her insanın bundan etkilenmeyecek kadar zeki olabileceğinin garantisini verebilir misiniz?

kolay kolay unutulmayacak dizidir.

ben bir bolumunu bile izleyemeden bitmistir . cok mu sey kacırdım acaba . neyse .. vatana millete hayırlı olsun . * *

benim kurtlar vadisini izlemem cakirin olumu ile basladi. yurtdisinda* oldugum icin daha once boyle bir dizinin varligindan bile haberim yoktu. dfhi aldigim gun bile canak anteni takan adam bu gece kurtlar vadisi var sakin kacirma demisti. o sirada zaten bolca haberler cikmisti cakirla ilgili. diziyi yonetenin osman sinav oldugu gorunce bastan birakmistim. kendisine deli yurek den dolayi antipatim vardi. polatin alti babayi oldurdugu bolumde; lan noluyoz habire adamlarin gebermesini, sakalli bir adamin* laptop da heriflerin ustunu cizmesi izlemistim tabii bi bok anlamadim. ama sevmistim. 2 sezon bitene kadar hicbisey anlamayarak izledim. sonra paylasim ortamlarini buldum* *. butun bolumlerini indirdim. gunde 7, 8 bolum izleyerek 3. sezona hazirlikli girmek istedim. gercekten izledikce daha da zevk aliyordum.bircok kisinin belirledigi gibi ilk 55 bolum ve sonrasi diye ayrildi kurtlar vadisi. benim icinde kismen boyleydi. ilk sezon acemiliklerle gecmis, ikinci sezonda cosmus, ucuncude kalite dusmus sonra da son bulmustu.osman sinav ekibinin diziyi birakmasi ciddi bir kalite dusuklugune yol acmisti. ama senaryonun saglam olmasindan dolayi bunlari gormezden geldik. benim icin kurtlar vadisinin en onemli bolumlerinden biri hatta en onemlisi 74. bolum.`:ucuncu sezonda mehmet karahanlinin olduruldugu bolum` o bolumde dizi kendini asmisdi. soner yalcin in hayal gucuyle inanilmaz goruntuler gormustuk. tarikat haberleri, asker kacagi damgasi vs. seylerle diziye bok atan bi kanalin* diziyi transfer etmesi de kotu bir ironidir. sahsen ben show tv de bitmesini isterdim belki o zaman havada ucan pepsiler holivud tepesinde turk canagi gormezdik. birde suriye rezaleti var. zaten necati sasmaz in kendisi de demisti bolum stogu yapmamiz gerekli diye. o dandik 4 bolumden sonra bitene kadar sanal reklamlar haric muhtesem bolumler gorduk. polatin kendini ailesine desifre ettigi sahnede gozlerim doldu, nizamin asildigi sahnede duygularim kabardi, velhasil diziyi gullu erhan ile bitirmelerine gicik oldum. o adamin dandik oyunculugu ve igrenc biyiklari ile bide filmde oynayacak olmasina halen sinir oluyorum. dizide verilen cok onemli mesajlar vardi ama almasini bilene. ben burdan yapimcilara tesekkurlerimi sunuyorum boylesine essiz ve yeri dolamayacak bir dizi yaptiklari icin.*

son bolum itibariyle bizlere yerli rambo serisi hediye eden dizidir...rambomuz once gidip kuzey irak'ta askerlerimize yapilanlarin intikamını alacak, sonra cecenistan sorununu kendi yontemlerince cozup, kendisinden yardim rica eden amerikayi kiramayip amerikan mafyasini * cokertecektir...(bkz: kurtlar vadisi irak)(bkz: kurtlar vadisi cecen aslani)(bkz: the return of the polat)

günahıyla sevabıyla dün gece nihayete eren dizi. nefret edenler için çok bir şey değişmedi ama hesapsızca sevenler için perşembe akşamları artık eskisi gibi olmayacak muhakkak ki. kendimi ise her iki gruba da dahil görmüyorum onu da belirtmek isterim. herşeye rağmen şunu da kabul etmek lazım , "kurtlar vadisi" alanında bir ilk olarak anılmak için gereken imtihanı zor da olsa vermiştir. benim gözümde bu alanda "deli yürek" hala ilk sırada ama yiğidin hakkını yiğide vermek lazım diye düşünüyorum.kurgusal anlamda inanılmaz eksiklikler olduğu bir gerçek. ama dizinin konsepti ve olayların yakın tarihte gelişmesi insanları o kadar kendine bağladı ki, kimse sahne çekimlerdeki acemiliklerle, senaryoda karanlık kalan noktalarla çok ilgilenemedi. çok da üzerinde durulması gerekli değildi de zaten. dizinin sonunda deli yürek ile ilgili ilginç bir benzerlik dikkatimi çekti. tesadüfen mi yoksa kasıtlı mı oldu bilemiyorum. deli yürek'in sonunda yusuf miroğlu ölür, kuşçu ümitsiz bir vaziyette sahilde dolaşırken bir çocukla karşılaşır ve adını sorar. çocuk "adım yusuf" der. kurtlar vadisi'nde de elif öldükten sonra polat'ın elif adlı bir kız çocuğuyla karşılaşması ilginçti gerçekten.

tek bir bölümünü bile kaçırmadığım dizidir...tabii kanal d'ye geçtikten sonra biraz yadırgadım biraz kanıksadım "aman be eski tadı yok,nerde show tv günleri, senaryoyu da saçmaladılar" demelerime rağmen takip ettim...nolursa olsun vazgeçemedim...ve şimdi bitti...artık perşembe günleri koşarak eve uzaklaşmak için bir neden kalmadı...hayat kaldığı yerden devam ediyor...bir perşembe günlerimiz vardı trafikte rahat ettiğimiz o da bitti anasını satayım!!

aslında; alaattin çakıcı'nın "zorla el öptürme" sahnesinden dolayı diziye verdiği ayar neticesinde süleyman çakır'ı öldürüp diziden çekmek zorunda kalınmasıyla bitmiş, fakat kasarak ve uzatarak "buraya kadarmış" lafını ancak yıllar sonra söyleten dizidir. yine de insanları ekran başına getirmeyi çok iyi başardılar ve iyi para kazandılar. süleyman çakır diziden çekilmek zorunda kalmasaydı hem senaryo daha zevkli olacaktı hem de dizi sayesinde kazanılan paralar ikiye, beşe belki de ona katlanacaktı.demek ki bazı şeyler doyuma ulaştı* ve bitirdiler. en azından önce tutup sonra iğrendiren diziler gibi kasmadılar.

sharon stone'un bulunduğu sahnelerin mahkeme salonundaki duruşma sahnelerinden daha az ilgi çektiği son bölümdür..

97. ve son bölümünde ilk kez izleme fırsatı* bulduğum, acaip gaza geldiğim ve neler kaçırdığımı görünce üzüldüğüm dizi.. vatan sağolsun..

final bölümünde, hakimin hulusi kentmen, polat'ın sadri alışık tiplemeleriyle nostalji rüzgarları estirdiği yapım.. umutsuzca bekledim bunun gerçek olmamasını..(bkz: bu da mı gol değil ha söyleyin bunu da mı atamadım)

hakimin iddia ve savunma makamlarina tevzi-i tahkikat talebiniz (sorusturmanin dagitilmasi demek ki yok boyle bisey) var mi diye sormasi uzerine iddia ve savunma makamlari haliyle anlamamis ve bozuntuya vermemek icin yoktur demistir. boylece tanik falan dinlenmeden, mustekilerin ifadesi alinmadan cete davası mesru mudafaala baglanmistir. halbuse o hakim tevsi-i tahkikat (sorusturmanin genisletilmesi, hah simdi oldu) talebiniz var mi dese iddia ve savunma makamlari taleplerini sunacak dinlenmesi gereken herkes dinlenecek ondan sonra karar verilecekti. bu arada kiyafetler, seyirciler degisecek, elifin mezarinin uzeri orman olacakti. bir harfin nelere kadir.

gerçekten bitti mi yoksa şaka mı dedirten dizi.bağıra bağıra kurtulduk kendisiyle ilgili bitmek bilmeyen geyiklerden anasını satıyım diycem de kendimi tutuyorum.

alabildiğine entry içeren başlıklar hakkındaki istatistiğe bir bakıyoruz:1. basliklari alt alta okumak 12.242 2. yapilmis en aptalca dalginlik 3.574 3. itirafcilarin aslinda demek istedikleri 3.191 4. yaran diyaloglar 3.109 5. ask 2.667 6. bir kelime bir cagrisim testi kliseleri 2.609 7. yaran entryler 2.505 8. kurtlar vadisi 2.341 9. dunyada uretilmis cumleler 2.154 10. sozlukculerin aslinda demek istedikleri 2.056 anket ve benzeri başlıkları listeden çıkarıyoruz:5. ask 2.667 8. kurtlar vadisi 2.341 yorumu vefakar türk milletine bırakırken, gani bey'i hatırlayıp tebessüm ediyoruz.

(bkz: entry patlamasi yasayan unlunun oldugunu sanmak)

iyi filmlerin tesirinden kısa sürede kurtulamaz insan. sahneler beynimizde tekrar tekrar canlanır, konuşmalar yankılanır, karakterler kafamızda yaşamaya devam eder.bu dizinin birçok bölümü benim için böyleydi. bölümlerini seyretmek için ara verdiğim çok işimi, sonrasında yapmada verim alamadım. zihnimi meşgul etti. dizi geceleri uyumada zorluk çektim.bittiğine üzülmüyorum. senaryodaki kopukluklar canımı sıkmıştı bu son sezonunda.günler sonra unutulacak, alabildiğince entry içeren başlıklar listesinden düşecek. bu da derdim değil.beni üzecek olan yarın öbür gün kanallarda haber öncesi kuşakta her bölümünün onbeş defa tekrarlanıp paçavraya çevrilmesi olacaktır.

mahkeme de herkesin çay içtiği sahnede kanal d nin işin bokunu çıkartarak görüntüler ve diyaloglar arasına da reklam aldığını düşündürten dizi olmuştur.-ne diyosun usta.-en cüzel çay doğuş çay diyruum da.

susurluk çetesi ve benzeri oluşumları aklamak için yapılan bir diziden bu kadar para kazanılması memleketin acayipliklerinden. aynı zamanda ab karşıtı da olan bu diziyi doğan grubu'nun delicesine sahiplenmesi daha da enteresan. ben asıl yapım ekibini kutluyorum. çatlı ve benzerlerini savunacak sikindirik bir diziyi yapmayı ve doğan grubuna sokuşturmayı iyi hem de çok iyi becerdiler. doğan grubu da "paranın dini imanı yoktur" lafını bir kez daha kanıtladı. yapımda ve yayında emeği geçen herkesi kutluyorum. hakikaten bu memleketin sizinle gurur duyması lazım.

polatin mahkemede soyledigi sozler ile , her ne kadar her birine mutlaka bir kulp bulunacak olsa da, beni benden almis olan dizidir. cendere nin yeni versiyonunun da sahnelere cok guzel uydugu dizidir. elifin bagli oldugu cihazlarin kapatilmasiyla ve ardindan mendil satan kizin adinin elif oldugunu ogrenmesi esnasinda polatin yuz ifadesiyle icimde birseylerin ciz etmesine sebep olan dizidir. elif harfinin aslinda en onemli kelimelerde oldugu ama belli olmadigini laf arasinda soylemesiyle "cok iyi be" dedirten dizidir. muebbet hapis kararindan sonra erhanin bayilma sahnesiyle son dakikada bile olsa gulduren dizidir. "sonunu dusunen kahraman olamaz" cumlesiyle dizinin bitirilmesi ile yine icimde birseylerin kabarmasina sebep olan dizidir. velhasil kelam, bu dizi gelmis gecmis en iyi turk dizisidir, cekim hatalari, kullanilan filmin kalitesizligi, cogu zaman cekimlerde gosterilen ozensizlik..hic biri onemli degildir. cunku bu dizinin isledigi temadir beni ve daha bir cok kisiyi ceken,o tema da ne sadece bir cogunun elestirdigi gibi aptal delikanli edebiyatidir, ne de uyduruldugu iddia edilen komplo teorileridir. bu dizi bir cok seyi ayni anda barindirmasiyla cekmistir beni, kimi zaman gaza getiren diyaloglari, kimi zaman umutsuz aski gercekten umutsuzca isleyisi, kimi zaman omer babanin "heey heey" dedirten hikayeleri, kimi zaman da gizli kaldigini dusundugu gercekleri kendi uslubunca isleyebilmesi... yanliz, butun bunlar dikkate alindiginda, sanirsam bu diziyi anlayabilmek ve zevk alabilmek icin mutlaka turk olmak ya da turklerin dusunce tarzini, gerektigindeki duygusalligini, gaza gelisini, vatanseverligini, erkeklige bok surdurmeme anlayisini vs vs anlamis olmak gerekir. daha soyleyecek cok sey var ama, en onemlilerinden birisi de artik persembe aksamlari insanlara bahane uydurmamiza gerek kalmamistir, fakat ote yandan artik persembe aksamlari ne yapicaz diye dusunduren ve huzunlendiren dizidir..

(bkz: her persembe 1 dakika kurtlar vadisi)

süper bir yemek plastik tabak ve çatal ile ne kadar lezzetli olabilir ise bu dizide o kadar lezzetli olmuştur.dizi en başlardaki oyuncu kalitesini kaybetmiş ve yerini mahalle aralarında toplanan elemanlar ile yapılan bir piyese bırakmıştır. (bkz: sevilen ve kızılan şeyler)

bu diziden sonra butun dizi yapimcisi gecinenlerin ortak bir deklerasyon yayinlayarak tum turk milletinden ozur dilemesi ve bir daha asla dizi cekmemeleri gerekir.

güllü erhan'ı çok özleyeceğim dizidir.bitmiştir,neysedir....

iki kampa ayrılmak için bahane arayan yurdum insanını iki kampa ayırmış dizidir. çete kurup, banka soyup, adam kaçırıp, adam öldürüp kahraman olmak için "devlet"in karşısında olmanın şart olmadığı gibi bir fikirle ortaya çıkmış, "devletçiler" tarafından sevgiyle ve "devlet aleyhtarları" tarafından nefretle karşılanmıştır. devlet bu ülkenin en önemli gerçeklerinden biridir; babadır, sevilen veya nefret edilen, itaat veya isyan edilen bir baba. hayatın anlamını "ben" üzerinden kurgulayanlar da, "biz" üzerinden kurgulayanlar da, devlet fikrinden hareket eder veya neticede devletle ilgili bir yere varırlar. devlet idesi, romantik bir şekilde ya "ben"leri ezen bir heyula, veya "biz"in en yüksek gerçekleşme şeklidir (realitede devletin ne olduğu tamamen ayrı bir konu, büyük türk düşünürü polat alemdar'ın da dediği gibi, bir sürü devlet var), bu bakımdan her iki tarafın tepkileri de anlaşılmaz değil (nihayet anladığımı sanıyorum, bu gece deliksiz uyumayı planlıyorum).ancak gözden kaçan bir nokta var, daha önce deli yürek dizisinde gündeme getirilen bir konu, bu dizide de ortaya atıldı: "millet"in, "devlet"ten önde gelmesi. bu "biz" fikrinden hareket edenlerin ideal devlet ile reel devlet arasındaki farkı algılamalarıyla ilgili bir değişikliğin ifadesiydi, bu bakımdan ortaya doğru atılmış bir adım sayılabilir ve takdir edilmesi, en azından değerlendirmeye alınması beklenebilirdi. lakin mevcut muhatap profiline bakınca beklememek gerek.

rahmetli dedemin hiç bir bölümünü izlemediği dizi. izlese muhtemelen gözyaşlarına hakim olamayacaktı ara ara.rahmetli ninemin de hiç bir bölümünü izlemediği dizi, muhtemelen amerikalı oyuncuları görünce "bu gavurların ne işi var bizim televizyonumuzda" diye bir yorum yapardı.atatürk'ün de hiç izlemediği dizi, muhtemelen fikri beğense bile, uygulamadan hoşnut kalmayacak, baştan tekrar çekilmesini isteyecekti.churchill'in de hiç izlemediği dizi, izlese de son bölümün bir kısmı hariç bir şey anlamayacaktı, muhtemelen o kısmı da anlamayacaktı.kuşçubaşı eşref'in, zeki müren'in, nazım hikmet'in, enver paşa'nın, peyami safa'nın ve ömer hayyam'ın da izlemedikleri dizi ayrıca. bunun yanında butros gali, nelson mandela, dalay lama, kennedy, michael jackson, rahibe teresa, imparator hirohito, akira kurosawa, tony blair, arnold schwarzenegger gibi pek çok kişinin izlemediği söylenebilir veya tahmin edilebilir. papa 2. jean paul bir kısmını izlemiş olabilir ama, o konuda bir yorum yapamıyorum.

ada'da yaşayan adam kimdi, tilki andre'ye ne oldu sorularının cevabını veremeden bitmiş olan dizidir. aslında geçen bölümde* polat ada'da yaşayan gizemli şahsın evini bastığında olaylar şu şekilde gelişebilirdi: polat, evde tilki andre ile karşılaşsın, nizamettin'le lostra salonunda görüşen adamın tilki andre olduğunu öğrensin, hem öldürülen adamlarının intikamını almak için, hem de çeteyi* çökertmek için tilki andre'yi öldürsün. hem ada'daki adamın kimliğini öğrenmiş olurduk, hem de tilki andre'nin yaptıkları yanına kâr kalmamış olurdu."ada'dan gelen gizemli adam lostra salonunda gazete arkasından gayet düzgün bir türkçeyle konuşuyordu. tilki andre ise rus aksanıyla konuşuyordu" diyecekler için ön not: türk dizi ve film kanunları'na göre; hiç türkçe bilmediği halde türkiye'ye gelip bir hafta yaşayan kişiler, gayet güzel aksanlı akıcı süper türkçe konuşur hale geliyorlar. al koy hagi ile christoph daum'u bi diziye oynat nasıl bülbül gibi türkçe konuşuyorlar. dizide oynamadıkları için bu adamlar 10 senedir türkiye'de türkçeyi öğrenemediler.*

bir arkadaşımın "kurtlar vadisi dizisinin final bölümü en berbat şekilde nasıl yazılır ve çekilir sorusuna raci şaşmaz, bahadır özdener ve serdar akar ders niteliğinde örnek vermişlerdir. hakkım varsa helal etmiyorum..." yorumunu yaptığı dizidir.yapım ekibi, film ile uğraşırken, çekimler esnasında suriye bölümleriyle izleyiciyi oyaladılar, çekim sonrası aşamalarda ise dizi vasatın pek de üzerine çıkamadı, yüklü potansiyelini çarçur etti. evet belki final bölümünü, filmden bile uzun çektiniz, ama kabul etmelisiniz, artık zihinsel önceliğinizi filme vermiştiniz.böyle düşününce, bittiğine seviniyorum. isteseler 3 şubata kadar, 3-4 bölüm daha çeker, uzattıkça uzatabilirlerdi. geç de olsa dürüst bir davranış oldu. bizlerin 4 sezondur hayalini kurduğu türden bir final olmadı yine de soner yalçın iyi hazırlanmış, metnin zahiri okumasının yanı sıra düşündürtecek bir batıni okuması da var. herşeye rağmen alabilene bu finalde pek çok öğe var.izleyicinin bu sezon aşk temasına doyacağından bahsedilmişti. olmadı, ne aşkı, hangi aşk? geçen sezon "birlikte 24 saat" mevzusundan sonra yanyana bile gelemediler ki.. elif eylül bütün sezon ölmeden mezara girmiş gibiydi. polat yani ali, mahkemede beraat edip, mahallesine dönse, elif'i alsa, gitseler ilk bölümdeki gibi kızkulesi, ve ilk bölümdeki gibi martıların ve ellerin şahitliğinde evlenme teklif etse, çok daha akılda kalıcı, bu defa aşka doyurucu olurdu.velhasıl kurtlar vadisi, hemen her kesime son sözünü söyledi ve ekranlara veda etti. ama bu son, perşembe akşamlarına boşluk zerk etmez. bilakis, perşembe akşamlarımı bana iade ettiği için ben teşekkür ederim.

bundan sonra perşembe akşamları sıkıntıdan patlamamıza sebep olacak bitmiş dizi.bu etkiyi en kısa sürede, ağrisiz sancısız atlatmak için yapilacak en iyi şey:(ara: kurtlar vadisi)aforizmalari okurken mimikleri gelicek gözümüzün önüne, sahneler birbiri ardını kovalayacak. küfürün bini bir para olacak.. helal olsun diyecez içimizden veya dışımızdan, çok kötü ve şukela ya basmaktan elimiz yorulacak.hadi 3 şubat'a kadar böyle idare ettik.ya ondan sonrası ?

insanların hala izlemedikleri için prim yaptıklarını sandıkları ve bunu dile getirmekten orgazm ötesi bir şeyler hissettiklerini düşündüğüm dizi.rica ediyorum bu insanlar izlemedikleri bütün dizi ve film, okumadıkları bütün roman ve dergi yada hissetmedikleri duygu ve düşünceler için "görmedim, okumadım, hissetmedim, ben yol aldım bre zındıklar godoşlar" diyerek self-orgazmlarına devam etsinler de art niyetli olmadıklarını, populer olanı kullanarak prim yapmaya çalışmadıklarını göstersinler.

iyisiyle-kotusuyle, yanlişiyla-dogrusuyla, her ne kadar "begenmezuk"culer de olsa seyredilmiş, konuşulmuş, tartişilmiş, turkiye'yi aşmiş bir dizidir.ama turkiye'yi aşmiş olmasi, sadece yapmiyla ve izlenilirligiyle degil, bir takim fiyaskolariyla da olmuştur;- oncelikle diziyi yaratan, bu hale gelmesinde -bahadir ozdener, raci ve necati şaşmaz, serdar akar dahil- en onemli rolu oynayan osman sinava son bolumunde dahi bir teşekkur etmemeleri son derece ayip olmuş, esefle karşilanmiştir. en sonundaki yazilari dahil sonuna kadar sirf bu yuzden izledim, osman sinav'a bir tesekkur edecekler mi diye.. ama olmadi. yakişmadi...- son bolumde de bir cok ilginc ayrinti yine gozlerden (en azindan benim gozumden) kacmadi. elif'i morga koyarlarken, cenazenin ayak kunyesinde dogum tarihi, cinsiyet vs yazan yerde yaşi da yaziyordu hanim kizimizin, 27. ama ayni elif bacimizin mezar taşinda dogum tarihi 1979, olum tarihi 2005 olarak gorunuyordu, yani, 26 yaşinda olmuş oluyordu. bu ikisi arasindaki fark "saatlerce beyin firtinasi yapiyoruz ekibimizle" diyen ekip uyelerine hic yakişmadi.- ayrica yine agir abilerin mahkeme surecinin suresini elif'in mezarinda biten otlarla gostermek istediler bizlere. bu otlarin ve gulun toprakta bitmesini gorerek mahkemenin ne kadar surdugunu tahmin edebildik, aşagi yukari 2 - 3 ay surmuştu. belki biraz daha az belki biraz daha fazla, bunun fazla bir onemi yok. ama bu kadar suren bir mahkeme esnasinda, saniklar hic mi kiyafet degiştirmez anlamadik. elif'in gomulmesinden mahkeme bitene kadar 4 sanikta ayni takim elbiseyle oturdular. bu da olmadi!- turkiye'nin bir numarali yargi davasindan, gullu erhan'in annesinin de haberi olmasini beklerdik. bu kadar onemli bir olaydan nasil olurda haberi olmaz anlamadik. haberi olmuşsa dahi neden oglunun yaninda degildi onu da anlamadik. bu da olmadi...daha bir cok kucuk detaylar var (polat alemdar ingilizcesi, elifin cenaze yerinin kendi evleri degilde omer babalarin evinin olmasi falan filan) ama hadi onlarida es gectik.yalniz dizi bittigi halde muallakta kalan bir cok soru kaldı ki, begenmedigimiz osman sinav olsaydi kesinlikle boyle hatalar olmazdi dedirtti bize.sagliginda emrinde yuzlerce adami olan laz ziya'nin cenazesinde sadece toprak atmakla mukellef iki adamini gorebildik! nereye gitti bu adamlar belli degil. bu kadar cabuk mu sattilar ziya agabeyi anlayamadik. son anda 96 bolum goremedigimiz bir adam geldi, cakir'in oglunun beline silahi koydu hepsi o! o kadar unlu bir adamin cenazesinde bir tek basin mensubu bile yoktu. olmadi...laz ziyanin sag kolu, yahya reis de vardi bi aralar. ya ben adamin oldugu bi bolumu kacirdim, ya da senaryoyu yazanlar onu da unuttu. pek bi garipti. olmadi...herkesin soyledigi gibi bi tilki andrei vardi ne oldu ona anlamadik, bilemedik. yaptigi yanina kar kaldi ve gitti herif. olmadi...deli hikmet canandan aldigi 9 milyar lirayi ne yapti goremedik. borcunu daha sonra odemedi, cananda istemedi. bu nasil iş? omer baba polat'a bile gitmişti zamaninda deli hikmet'e para istemek icin. o da olur filan demişti, ama sonradan sattilar adamcagizi. avukat hanima borcunu bile odeyemeden bitirdiler diziyi. olmadi...tum bunlara ragmen dedigim gibi iyisiyle kotusuyle bitti. serdar akar, rejiyi tek başina ele gecirdigi zamandan itibaren, her ne kadar boka sarsa da, izlendi, konuşuldu, tartişildi...artik persembe gunleri yapacagimiz daha onemli işlere zaman yaratmak icin kasmamiza gerek kalmadi.ha birde soylemeden gecemeyecegim, son bolumde, savcinin, polat ve arkadaşlarini sucladigi tck kanununun numaralari, bu haftaki on numara cekilişinde işimize yarayabilir kesinlikle!bunlardan başka soylenmesi gereken hersey, eksi sozlugun kurtlar vadisi başligi altinda diger arkadaşlar tarafindan soylenmiştir.cumlemize gecmiş olsun.

final bölümünde "kurt gibi ulumakla vatan kurtarılmaz" gibi laflarla delikanlı geçinen tayfaya da ayarı vermiş dizidir.

diziyi bu kadar savunanların cevap vermesi gereken iki soru var; "bu diziyi senaryosu iyi veya ilginc, yani sadece dizi ile ilgili bir sebepten dolayı mi, yoksa turkiye nin gerçeklerini yansıttıgı için bu kadar savunmaktasınız"evet birinci soruya ise o zaman diyecek birşey yok. bir dizi hoşunuza gitmiştir tamam derim. sonuçta hayal ürünü bir dizi.yok evet 2. soruya ise o zaman lütfen diziyi savunmayın, mafya ya bu kadar övgü yapan, memati gibi, erhan gibi veya polat gibi her önüne gelen birini öldüren birinin kahraman yapıldıgı bir diziyi bana övemeyin. üstelik kgt nin elemanı olmadıgını mafya oldugunu aslan amca ya söyleyen polat kalender di.susurluk un, kendi kafasına göre kendine göre iyi niyetle adam öldürüdügünü iddia edenlerin reklamı bu kadar iyi yapılamazdı. gerçi devleti için kurşun atanda yiyen de şerefliydi. (bkz: oh be bitti)

sonu belli olmadığı düşünülen bazı karakterlerle ilgili gerçek kesit'in sonu tadında bir son yazmayı uygun görüyorum.şahin ağa: eskişehir'e nakli sırasında kılıç'ın adamları öldürmesin diyeçakır'ın adamları tarafından korunmuş ve eskişehir'deki cezaevine sağ salim gitmesi sağlanmıştır. emir* başarısız olduğundan tekrarlanmayacaktır.tilki andre: yok oldu gitti. nerede olduğunu gören ya da duyan olmadı.yahya reis: laz ziya ile birlikte tutuklanmış, hala tutuklanıp konduğu cevaevinde yatmaktadır.iplikçi nedim: nizamettin'in temiz toplum kampanyasının etkisi olarak arabası taranarak öldürülmüştür.*deve tuncay: laz ziya'nın öldürülmesine şahit olduktan sonra kafayı sıyırmıştır. akıl hastanesindedir.abidin: tuncay abisiyle birlikte tutuklanmış, hala tutuklanıp konduğu cezaevinde yatmaktadır.(ordered by disapperance)

dünkü final bölümünde herseyi gectim ama bir bölüm var ki polat alemdar'a "yuhhh, öküz!" dememe sebep oldu!önce mahkeme kismindan baslayim. böylece neden öyle bir tepki verdigim daha iyi anlasilir. hatirlanirsa mahkeme baskani polat'a son sözlerini söylemesi icin söz hakki verir. ve polat sözlerine "ben devlet terbiyesi, devlet gelenegi ile yetistim.." filan felan diye baslar. simdi final bölümün ortalarina gelelim! hani polat ve diger ücünün teslim olma sahnesi var ya, iste o sahne! dördü giriyorlar beykoz ilce emniyet müdürlügüne. sonra, tahminimce, beykoz ilce emniyet müdürünün odasina giriyorlar. hemde destursuz! hadi onu gectim, karsinda yine bir devlet adami var, bir ilce emniyet müdürü. ama sen* omzunda palto ile kabadayi vari odaya girip ilce emniyet müdürünün karsisinda duruyorsun. insan bir paltosunu cikarir veya tam giyer! devlet terbiyesi, devlet gelenegi filan diyorsun! hani nerde? karsindaki adam devleti temsil ediyor. karsindaki ilce emniyet müdürü olan adamin kim oldugu önemli degil, önemli olan onun temsil ettigi makam, kurumdur.sen vatan icin hayatini feda etmeye hazirsinda, o adam hazir degil mi? sen vatan icin kelle koltukta savasirken, o da aynisini yapmiyor mu? anlasilan polat o an devlet terbiyesini, gelenegini unutmus gözüküyor!son bir nokta daha, simdi aklima geldi de! polat alemdar diye birisi gercekte yok. esasen mahkemede yargilanmasi gereken kisi, daha dogrusu isim ali candan, hatta en dogrusu efe yakup karahanli olmaliydi

polat, memati, abdülhey, erhan, seyfo dayı... bunlar hayal kahramanları, örümcek adam gibi. tavanda gezip sağa sola ağ atmıyorlar belki, ama sürahiyle üç mossad ajanını haklıyorlar, çakıyla sniper temizliyorlar. bunlar diziyi sürükleyen karakterler, kill bill'in gelininden daha gerçekçi bir portre çizmeleri gerekmiyor. diğer taraftan bilerek veya bilmeyerek mafyaya karşı savaşan birkaç hayal kahramanının mafyaya övgü olduğunu düşünmek yersiz. cerrahpaşalılar da vardı bu dizide, testere vardı, tombalacı ve şevko gibi bir sürü insan vardı, pekala mafya yergisi olarak da okunabilir bu dizi.bir pala vardı, bilmem hatırlayan var mı, üzerinde ışık-gölge oyunlarının olduğu daha gerçekçi bir karakterdi, sorgulamaya açılan bir kapıydı. hem dizi olarak ilginç, hem de ülke gerçeklerini yansıtmaktaki başarısı tartışılsa bile, sonuçta konu olarak ülke gerçekleri ile ilgili bir dizi, sevmemek kadar sevmek de doğal, insanların bir diziyi sevmek için sebep aramaya ihtiyaçları yok. diziyi bu kadar çok eleştirenlerin cevap vermesi gereken bir soru var: devletin mafyaya savaş açmasını konu alan bir dizi insanları neden bu kadar rahatsız ediyor?diğer taraftan dizinin bitmiş olması beni de sevindiriyor, hem geçen sezondan beri giderek kalitesinin düşmesi yüzünden, hem de perşembe akşamlarımı televizyon karşısından geçirmekten kurtulmam yüzünden. bir zamanlar gelecek bölümde ne olacak acaba diye bir hafta boyunca tırnaklarımı kemirirken, dün akşam -sonlara doğru açılmakla birlikte- sıkıntıdan patladım. kurtlar vadisi'nin en azından eksikleri göstermesi açısından bir çok diziden çok daha olumlu bir gelişme olduğunu düşünüyorum ve o eksiklerden biri de makas: çoktan bitmiş olmalıydı bu dizi.

ara ara zaplarken rastlamak dışında pek seyretmemiş olsam da an itibariyle 2375 entry girildiğini gördüğüm zaman biraz daha saygıyla bakmaya başladığım dizi. iyidir, kötüdür, gerçekçidir, değildir, zekidir, saçmadır vs bunlar ikincil detaylar. bu rakam kurtlar vadisi başlığını alabildiğine entry içeren başlıklar kategorisinde 8. sıraya sokmuş. ki üstündeki 7 başlığın 6 tanesinin anı, saptama, anket kategorisine girdiği düşünülürse bu sözlük özelinde insanların bir şey söylemek istediği konular arasında kurtlar vadisinin aşktan hemen sonra geldiği görülüyor. bu kadar insanda bu kadar düşünce ve yorum tetiklediyse bu bile önemli bir şeydir ve göz ardı edilmemesi gerekir. şimdilerde "keşke bir baksaymışım" diyorum kendi kendime.

bittikten sonra sokakta ugruna silahlar atilan dizi. bu bile yeterlidir bence bir diziden tiksinmek icin, izlemeye gerek bile duymuyorum sunu gordukten sonra. kimse kusura bakmasin.

türkiye'deki bazı düşük beyinliler etkilenip silah atıyor, mafyalık taslıyor diye sürekli bok atılan dizi. aynı düşük beyinli kişi aliye'deki doktor deniz'den etkilenerek arkadaşını ameliyat etmeye kalkıp bıçakla karnını deşerse, son derece aile dizisi olan aliye de mi kötülenip bok atılacak, insanları ameliyat yapmaya, karın deşmeye teşvik ediyor diye merak etmekteyim. behey canlar, madem eğitemiyoruz bu düşük beyinlileri, hiçbir şey yayınlamayalım o zaman bunlar etkilenecek diye.

emule de kurtlar vadisi aratildiginda cikan 1231902831 dosyadan bir tanesi "kurtlar vadisi 97 oku!!!.txt" isminde. neymis dedik, indirdik okuduk:"sagga sagga gandirdim :p:p:p:p:p:p:p hehe kizman da yirum sizu citurlar (kizlara)"erkekler dikkat, bi yanlis anlasilma olmasin.. hayir demek ki eleman yanlislikla tamamen elektronlardan olusan o mesaji bi erkek okursa da ibne sanilirsa diye icinden de killaniyor. vay anasiniiiii...

beni ters köşeye yatıran dizi. son bölüm dışında birkaç bölümünü daha izlemiş olmama rağmen, ancak son bölümde dizinin adının neden "kurt"lar vadisi olduğunu anlayabildim. cidden bu isim çok güzel bir seçim olmuş. vatan vatan deyu deyu gözyaşlarımı tutamadım son bölümde! orhan pamuk oturup şu diziyi izlese, şimdi böyle mi olurdu ya?! iyi veya kötü, bir siyasi içeriğinin olması, türk televizyon tarihinde bir devrimdir elbet. ancak teknik açıdan diğer dizilerden pek bir farkını görmek mümkün olamadı. özellikle ışık ve senaryo konusunda daha alınacak çok yol var, ya da sharon stone'un makyajla bilerek çirkinleştirildiğini ben bilemedim, göremedim. lisa, amon ve polat arasındaki diyaloglar daha lamer, daha kitsch olamazdı. kendi kendime düşündüm. ben de bütün bu peygamber hikayelerini bilmeme rağmen neden üç beş bişey muhabbetlerime yediremiyorum?! oyunculuk konusunda ne kadar başarılı olunduğu ise aşikar. yine de burada, sharon stone ve andy garcia'nın oyunculuklarını, necati şaşmaz'ın oyunculuğuyla karşılaştırmak gibi bir şebekliğe gitmeyelim. ama "okyanusları aşıp" gelmiş bir mafya babası, bu kadar kendini kasmamalı, biraz daha rahat olmalıydı. bu sahnelerdeki oyunculuk beni mahçup etti. sonuçta yıllar sonra bu diziyi düşündüğümde aklımda kalan, çok populer olmuş, andy garcia ve sharon stone'u oynatarak çığır açmış, ancak klişelikten ve müzmin kitsch öğelerden kurtulamamışlığı olacaktır.

ırak a operasyon duzenleyeceklerine siyesete yeniden donmeyi planlayan suleymen demirel ile ilgilenseler daha makbule gecicek karakterlere sahip dizi.karsılastırmak haddime degil ama(bkz: cinayet sirketi)http://www.milliyet.com.tr/.../12/30/yazar/guclu.html

hangi kanalda yayınlanırsa o kanalın dini imanı olan dizidir.diziye laf yoktur ancak bu kadar reklamı yapılır.dizinin son bölümünü yayınlama şerefine nail olan kanalımız olan kanald, dizi showtvde yayınlandığı dönemde diziden bir haberdi, bırakın kurtlar vadisi lafını, kurt lafı geçmezdi kanalda.ancak ne zaman ki dizi bu kanala transfer edildi, kanalın dini imanı kurtlar vadisi oldu, anahaber bülteninde memleketin önemli meseleleri yerine dizinin özetini vermeye başladı.an itibarı ile ilk haber dizinin bitişi, ikinci haber sharon stone'nun necati şaşmaz'i öptüğü sahnedir.evet ne olmuştur, sharon stone sahne gereği necati şaşmaz*ı öpmüştür, bok mu vardır bunda.bir de bu konuyu "türkiyede haftalardır en çok konuşulan" olay olarak nitelendirmektelerdir.bir siktir gittir.ben yolda, otobüste, evde, dost ortamında "vay abi polatı öpüyor lan", "ben olsam french kiss ile karşılık verirdim" şeklinde diyaloglar duymadım.yani medyanın abarttığı kadar mevzu bahis olmadı.bir diğer ilginçlik ise dizinin ismi ile bir futbol takımı kurulmuş olmasıdır.efendim tamam kurunuz ancak sen tut maça çıkarken kara bant tak koluna dizi bitiyor diye.bir de dizide ölenler için saygı duruşu yapıyorlar.10kasımda olsa 2dk durmaz, dizide adam öldü diye saygı duruşu yapar.`diğer bir yandan andy garcia ve sharon stone'un dizide, bir türk dizisinde kısa da olsa yer alması sevindiricidir.

neo sistemi fark etmiş artık onun için sistemin sahibi ile buluşma zamanı gelmiştir. burada kendini birnevi tanrı olarak addeden the architect ile karşılaşmış, raconunu kesmiş tehditini yapmıştır. ....................monitörlerden sevdiklerini görmüş architect'in sunduğu iki seçenek karşısında, hiç düşünmeden üçüncü seçeneği seçmiştir. * .....................neo aslında tüm insanlık mı yoksa sevdiklerim mi sorusuna macerasının en başında karar vermiş, bu yüzden en sevdiği insanı kaybetmiştir. .....................architect için ise kendi sistemini şimdiye kadar tehdit eden en büyük tehlike karşısına çıkmıştır. bu adam paraya ve güce tapan, kendilerini tanrı addedenlere inancın gücünü ispatlamıştır. neo tek başına* olsa da, sistemi çökertmese de inanarak sallandırabileceğinin sinyalini vermiştir. belki neo bertaraf edilmiştir; sistem şu an devam ediyor olabilir. ama gün gelecek çökecektir. neo bunu ispatlamıştır.

sadece diziyi beğenmeyip eleştirenler hesaba katıldığında bile reytingleri alt üst edeceğini düşündüğüm dizi. yazılan bunca entry'den sonra eleştiren arkadaşların sabırlarını takdir etmek isterim. görünen o ki dizinin fanatiklerinden daha dikkatlice takip etmişler doksan küsür bölüm boyunca. dizi bitmiştir. diziyi şu aşamada bitirmek ise yapımcı ve senaristlerin ticari başarısı olarak düşünülebilir. insanlar sıkılmadan ve bıkmadan hatta yeni kahramanlıklara aç durumda beklerken diziyi bitirmek vizyona girecek film için yapılabilecek her türlü promosyondan etkili olmuştur kanımca. bütün hataları ve eksiklerine rağmen türk televizyonlarında bir ilktir. zaten bu kadar eleştirilmesinin en büyük sebebi de izleyicisinin dizinin mevcut haliyle yetinmemesi değil midir? zira yayındaki sürüsüyle anlamsız dizinin eleştirilecek sayısız noktası varken insanlar bu diziyi eleştirmeyi seçmişlerdir. beğeninin beklentiyle doğru orantılı olduğunu düşünürsek bu da diziden beklentinin ne kadar yüksek olduğunu görebiliriz.sonuç olarak şu söylenebilir ki yapımcısıyla, senaristiyle, kadrosuyla takip edilmeye ve eleştirmeye değer bir yapıt ortaya koymuşlardır. bize de daha iyisi yapılana kadar beklemek düşmektedir.

hiç izlemediğim halde "sharon stone çıkcak,öpüşcek,mutlaka izleeee" darlamalarına dayanamayıp izlediğim "iyi ki bitti bea" diyebildiğim her cuma insanların hiç bıkmadan kritiğini yapabildikleri anlamsız dizi.sanal reklamları da ayrı bi bombadır zaten.

(bkz: the end)

kanal d ve ekürilerinde sharon polatı nasıl öptü sığlığı ile tanıtımı yapılsa da sözlükteki etkisinden de anlaşılacağı üzere ülkemizdeki gelmiş geçmiş en ses getiren dizidir. senaryosu ve senaristleri yaklaşık 100 bölüm boyunca olayları millet gözünden değerlendi, bu bazılarına populizm gibi gelebilir. ben o fikirde değilim. salya sümük dizilerden farklı idi. hem milliyetçi duyguları sürekli gündemde tuttu, hem de milliyetçi geçinenlerin en büyük hatalarından biri olan devleti milletten üstün tutma eğilimini eleştirdi. devleti milletten üstün tutma duygusu ile yapılan yakın tarihimizdeki pek çok hatayı mertçe eleştirdi. kurgusunda ve konusunda elbette hatalar da vardı, bu hataları diziyi sevenleri gıdıklamak için gündeme getirenler de hoş görülmelidir. ülkemizde önemli tabuları sarsan bu dizi elbette sıkı bir muhalif gurubu da peşinen besleyecekti. kimisi milliyetçi söylemine, kimisi nedense(!) görmeye pek alışık olmadığımız aydın dindar müslüman kimliğine, kimisi de belki de milletten bu kadar teveccüh görmesine gıcık olmuştur. dizi bitince hüzünlenenlerden biri de bu satırların yazarıdır. böyle bir gelenek yok ama soran olursa;iyi bilirdim

üflesen tutuşur bir dolunay süreci dizisi.

gunahiyla sevabiyle noktalanmis bir dizidir. genel degerlendirmeye gecmeden once son bolum icin bir yorum yapalim. hapiste polati ziyarete gelen iki kisiden biri mit'i digeri askeri istihbarati temsil etmektedir. rahatca anlayabileceginiz gibi polat'in "hassie" cekip yolladigi eleman mit'tendir. diger kisi ise ordu istihbaratinda calisan bir subaydir (yasina bakarsak muhtemelen yuzbasi). zaten kgt basindan beri askeri istihbaratin alt kolu olarak calismakta, emekli bir pasa olan dogu bey'e hesap vermektedir. bunu daha once de dile getirmistik (bkz: #6403695).polat'in serbest birakilmasini da mahkemedeki sadri alisik savunmasina degil, buna baglamak lazim. muhtemelen hakimlere gereken yerlerden istenilen bilgiler ulasti ve polatin gercek kimligini, neler yaptigini ogrendiler. diger yandan hem iddia'nin hem savunmanin isi uzatmamasi, polat'in beraatinde dostun ve dusmanin ittifak yaptigini gosterir. mevzu uzasaydi ucu, hem icerden hem disardan istenmeyecek yerlere dokunacakti. "o zaman polat alemdar neden teslim oldu" derseniz, "milletin vicdaninda aklanmak" icin derim. bunu da en sonunda veciz bir sekilde dile getirdiler zaten. bastan beri dizi uzatma aparati olarak kullanilan elif dizinin sonunda -vazifesi kalmadigi icin- olmustur. elif olmasaydi dizi 20 bolumde bitecekti. yine de olumu dramatik oldu, gozyasi dokturdu bize. kurtlar vadisi operasyonunun amaci mafya babalarini yakalatmak, oldurmek degil, bunlarin disaridaki guclere nasil baglandigini, sistemin nasil isledigini ortaya koymakti. bu acidan operasyon basariyla sonuclanmistir. polat en onemli bilgileri kendine saklasa da -ki bu da devlet icinde guvenecek kimsesi kalmadigi icindir-, devlet gerekeni ogrenmistir. populer seylere olan gicikligimdan dolayi, bu diziyi izlemeye gayet gec basladim. feci bir onyargim vardi cunku. lakin izledikten sonra, dizinin her seviyeye hitap eden bir yani oldugunu anladim. herkes mesrebince diziyle eglenceli vakit gecirebilir, dusunebilir, geyik cevirebilir, tartisma yapabilirdi. ki oyle de oldu. bu dizi turkiyede bazi seyleri degistirdi. zannettiginiz gibi oyle ulkeyi degistirdi, milletin gozunu acti demeyecegim. televizyonculugu degistirdi. gene osman sinav'in dizisi olan super baba'da unutamadigim bir sahne vardir; ipek olum doseginde yatarken, sevdikleri etrafina toplanir ve guya pozitif enerjilerini aktarmak icin elele tutusurlar. super baba'nin hasta bir izleyicisi olmama ragmen, o zaman bu sahne bana feci halde itici ve yapmacik gelmisti. mesrebi ne olursa olsun, turk milleti olum kalim doseginde oyle sebek bir hareket yapmaz cunku. lakin o zamanin sartlari osman sinav'a sahneye kuran okuyan, dua eden birilerini koydurmuyordu. turkiyede bazi koprulerin altindan cok sular akti. turk halkinin manevi degerleri, kutsallari televizyonda kacinilacak, sakinilacak seyler olmaktan kurtuldu. boylece de deryalar kadar zengin bin yillik bir gelenek ve medeniyet, altmetin olarak senaryolarda, hikayelerde kullanilmaya baslandi. kurtlar vadisini, turk halkinin bu kadar tutmasinin arkasindaki en onemli sebebin, bu oldugunu dusunuyorum. zamaninda calikusu da, osmanliyi anlattigi icin cok tutmustu. lakin o zaman da, simdi de bunu anlayamayan kafalar cok. dert degil. artik hicbirsey eskisi gibi olmayacak. kurtlar vadisi ekonomik yonden de bir cigir acmistir. iyi-kotu bir suru taklitleri cikacak, kullandigi altmetin ve dil, baska yerlere, baska yapimlara ilham olacak. belki turk sinemasi, turk televizyonculugu, tiyatrosu hak ettigi yere gelecek, refaha kavusacak, kaliteli eserler ortaya cikacak, bilemiyorum. dizinin sonunda turk milletine tesekkur etmisler. biz de yonetmeninden senaristine, oyuncusundan caycisina, kurtlar vadisinin yapiminda emegi gecen tum insanlara, sevenleri olarak tesekkur ederiz. ellerinize saglik.

bu dizinin sıradan bir televizyon dizisi olmadığı artık herkes tarafından kabul ediliyor. içerisinde barındırdığı mesajlarla aslında politik bir duruşu olduğu ortada. dizinin diğer tarafları dışında (oyunculuk,senaryo vs) aslında tam da bu politik duruşunun eleştirilmesi gerekiyor. çünkü bize inandırılmak istenen yıllardır "engerek ve çıyan olarak tanıdığımız, aşımıza ekmeğimize göz koyanların" vatanını çok seven vatanperverler olduğudur. diziyle paralel olarak gerçek hayattada dizini son bölümde söylediği sözleri söyleyen bir sürü insanla karşılaştık. adlarını tekrar anmaya gerek yok. yıllarca her türlü kanunsuzluğu yap, bu sırada küpünü doldur, yakalınca "biz devlet için yaptık " de, "devlet sırrıdır de". ulan sırrını senin gibi çakallarla paylaşan devlete ben ne diyim. yemezler aslanım. babam gerçekten idealist bir vatanperverdi. bir öğretmendi. 30 yılını bu ülkeye adadı. öldüğünde ne bir mersedes içerisindeydi ne de orda burda milyon dolarlık bir serveti vardı. hiç bir zamanda omzunda havalı bir şekilde taşıdığı birinci sınıf paltosu olmadı. ve şimdi bu adamların göze aldıkları ve yaşadıkları hayata bakın. vatanseverlik buysa pek de bir marifetleri yokmuş. bu kadar onursuzluğu "sadece bir dizi" diye düşünüp sine çekmek zor değil. insanın zoruna gidense gerçekte var olan derin devleti sadece bu dizinin anlattığı şekilde gören yurdum insanının zihninde bu engerek ve çıyanların aklanmasıdır.

sözlükte türk dizileri içinde "başlığı altına girilen entry sayısı" baz alındığında en popüler dizi olmayı başarmıştır. an itibariyle kurtlar vadisi başlığına 2385 entry girilmiş. diğerleri şu şekilde sıralanıyor;- bir istanbul masali (971)- avrupa yakasi (692)- cemberimde gul oya (557)- aliye (356)- asmali konak (285)- ekmek teknesi (263)- cocuklar duymasin (238)*

dizi bitene kadar "illallah" dedik ama sözlükteki etkilerinin geçmesi için biraz daha "ya sabır" çekeceğe benziyoruz. adamlar "polat" dedi sharon" dedi sömürdü millleti ve hala uyanamayanlar var.

deliyürek de; ex-commando,özel harekat timi mensubu yusuf miroğlu'nun askerden terhis olduktan sonra kendisine salça olan kara hamit, kesik recep gibi yerel çete ağalarıyla savaşıyla başlamış; ilerleyen bölümlerinde yüzeyden derine inerek memleket içi kirli örgütlenmeleri, mafyaların kontr-gerilla örgtülerinin legal yoldan halledemedikleri işlerde nasıl birer maşa olarak kullanıldıklarını ve yusuf miroğlu'nun kendisinde gözleri olduklarını farkettiği bu oluşumlara karşı "ben kimseden emir almam" düsturuyla verdiği savaşı işlemiş; üçüncü sezon sonundaki diyarbakır seferinde ise derin/yüzeysel memleket meselelerini aşmış, amerikalı'ların güneydoğudaki kürt peşmergelerini ve hizbullah gerillalarını silahlandırıp, örgütlemelerini gözler önüne sermişti. yusuf miroğlu, diyarbakır'daki amerikan maşalarını tek tek öldürünce dizinin son (dördüncü) sezonun senaryosu ve kurgusu şekillenmişti. artık racon kesenler, delikanlı geçinenler,kabadayılar, mafyolozlar, kısacası memleket içi meseleler,geride kalmıştı. miroğlu diyarbakır'daki icraatlerinden dolayı kendi kellesini istemeye gelen amerikan istihbarat şeflerine karşı yine kendi ve sevdiklerinin yaşamının savaşını verecekti. burada da devlet için kurşun yiyen ve sıkan şerefliydi ama miroğlu ve arkadaşları yedikleri ve sıktıkları kurşunlarla kalıp, cia olduğunu tahmin ettiğim istihbarat birimin ajanları tarafından öldürüldüler.dizi sonlandı.ardından aynı yapımcının başka projesi duyuruldu. kurtlar vadisi. tagline de şöyleydi : " bu bir mafya dizisidir "kurtlar vadisi kurgu bakımından deliyürek'i andırıyordu. fakat deliyürek'teki gibi vatansever bir kişinin kendi iradesi dışında zorlandığı bir hayat değildi bu. yine bir vatanserverin kendi seçimiydi bu kez. yusuf miroğlu, askerden terhis olduktan sonra araba tamirciliği işine geri dönüp ailesi ile birlikte mutlu bir hayat sürdürmeyi planlarken; geçmişindeki kahramanlıklarını iyi bilenlerin onu kendi rızası olmadan saflarına katmak isteyeceklerini, bu uğurda mafyasından kontgerillasına kadar ulusal/beynelmilel bir sürü oluşumla karşılacağını aklının ucundan geçirmiyordu. fakat kurtlar vadisi'nde esas oğlanın durumu farklıydı.ali candan, yusuf miroğlu'nun aksine böyle bir hayatı seçmişti.hizmet ettiği taraf belliydi,misyonu belliydi.bununla beraber, düşmanları ve oluşumları da belliydi. devlete zararları ortadaydı.hepsinin yok edilmesi gerekiyordu ama çok güçlü oldukları için bu iş zaman alacaktı ve bu konuda kendini kolay ele vermeyecek, zor koşullar karşısında direnç gösterip hayatta kalabilecek oldukça deneyimli bir elamana ihtiyaç vardı. ali candan bu iş seçilmiş kişi idi. ali candan bu görevi, tüm sevdiklerini geride bırakmak pahasına üstlendi. dış görünümü ile birlikte kimliği de değiştirilip devlet içindeki en büyük mafyayı çökertmek üzere bu mafyanın içine sızdırıldı.fakat iş göründüğü ve ona anlatıldığı kadarı ile sınırlı değildi. eski ali candan yeni polat alemdar, büyük türk mafyasının baronlarının ayağını teker teker kaydırıp, mafyayı çökertirken onları kukla gibi yöneten evrensel bir mafyanın baronları ile karşı karşıya geldi. evet. ali candan'ın polat alemdar kimliği ile türkiye'nin en büyük mafyasının içine sızdırılmasından, mafyayı çökerttikten sonra bu mafyayı yönlendiren global konsey'i "her bi bokunuzu biliyorum, tüm ipliklerinizi pazara dökerim" tehdidi sonucu türkiye'yle ilgili emellerinden vazgeçirmesine, akabinde türkiye'ye dönerek gönül rahatlığıyla yargılanmasından ve "devlet için kurşun atan da yiyen de şereflidir" mantalitesinin elinden çıkan kararla beraat etmesine kadar olan süreç içerisinde diziden gelip geçmiş karakterlerin bir listesini çıkarayım dedim. (muhakkak eksiklerim vardır çünkü basının dediğine 500 küsur figüran, 50 küsur da ana karakter öldürülmüş dizide.bu durumda eksik ve yanlış olanlar için uyarılarınızı,hatırlatmalarınızı rica edeceğim.)hayatta kalanlar :<kgt>polat alemdar (aka. ali candan, efe yakup karahanlı)abdülhey (aka. zülfü yüksel)</kgt>memati başerhan ufuk (güllü erhan)safiye karahanlıeren eylülayşe eylül (elif eylül'ün anası)ömer candannazife candandeli hikmetcanan çavannevzat (halo'nun gatır yieni, polat'ın adamı, çakır'ın eski adamı, dizinin ilk sezonlarında ultra ezikmiş)pürmüz (polat'ın sağ kalan diğer adamı) nesrin çakır (süleyman çakır'ın karısı,laz ziya'nın sonu)selvi çakır (süleyman çakır'ın kızı)pusat çakır (süleyman çakır'ın oğlu)halil ibrahim kapar (halo)tuncay kantarcı (deve tuncay)abidin seferoğlu (çapsız abidin)ismi castta geçmeyen fakat 3 sezondur beykoz emniyet müdürü rolünde gördüğümüz şahıs (polat alemdar'ın teslim olduğu kişi)mort :şevki karadeniz (nam-ı diğer şevko, istanbul'un dizideki ilk sefiri)duran şatıroğlu (polat alemdar'ın operasyon gereği dayısı)amerika'ya gizlice belge satan üst düzey mit'çi (aslan bey tarafından sorgulandıktan sonra intihar eden) ** derya çakır (süleyman çakır'ın kardeşi)nakliyeci sefer (kuzey ırak'a gizilice silah getirtip götürten)burhan erdemir (tombalacı mehmet'in sağ kolu)mithat kadıoğlu (çeteleri tek başına içeri tıkmaya çalışan süpersonik savcı)tombalacı mehmet meral yılmaz (laz ziya'nın orospu kızı)orhan karadeniz (laz ziya'nin yahya reis'ten önceki sağ kolu)ferman (cezaevinde süleyman çakır'a suikast girişiminde bulunan azeri.)süleyman çakırcerrahpaşalı meto (halit'in kardeşi,racon yerine kafası kesilen)cerrahpaşalı halit (istanbul'un babalarından biri, süleyman çakır'ı öbür tarafa gönderen)servet yanık (çakır'ın kumarhanesinin müdürü)fariz sarıyayla (istanbul'un babalarından biri)kürt bedo (istanbul'un babalarından biri)freud fethi (istanbul'un babalarından biri)demir görkemli (istanbul'un babalarından biri) üstün kısa (istanbul'un babalarından biri) **kirkor terzioğlu (kapalıçarşı mafyasının başı,parmağı puro bıçağı ile kesilen kuyumcu)***kgt'nin içindeki muhpir (karahanlı'nın konuşmasına katılan canlı bombayı defüze edip,sonradan testere necmi'ye bilgi sattığı anlaşılan kel herif)**aslan akbey (aka. abbas ustaoğlu)aleksandr ivanov (ibrahim ahıskalı'dan önceki baş rus baron)testere necmi abuzer kömürcü (erdal kömürcü'nün eroin imalatçısı babası)erdal kömürcü nazlı bekiroğlu (hüsrev ağa'nın orospu kızı)hüsrev bekiroğlu (hüsrev ağa)halo'nun kardeşiseyfullah yördem (nam-ı diğer seyfo dayı)şeyhmuz (hüsrev ağa'nın sağ kolu)faruk (pala'nın adamı, aka. kral)bedir (pala'nın adamı)pala (babayiğit)feraye (karahanlı'ya suikast girişiminda bulunan uşak kız)mehmet karahanlıkirvesamuel'in karısını becerip vidyoya kaydeden kişi (samuel'in taksi içine kilitleyip yaktırdığı)rus selim (ibrahim ahıskalı'nın yardakçısı)ibrahim ahıskalı (rus ibrahim,rus konseyinin başı)turgut kuyucu (mavi turgut)sadri canbazoğlu (rus fuhuş baronu)akrep bekir (rus silah baronu)samuel vanunuadnan (polat alemdarın en şişman adamı,polat baron olunca kebabçı tükkanı açan)erdoğan (polat alemdar'ın adamı, polat baron olunca benzin istasyonu açan)polat alemdar'ın sarı,kıvırcık saçlı adamı (tilki andrei'nin en son öldürdüğü)nina (erhan'ın yazdığı, esasında ruslara çalışan tetikçi karı)istihbaratçı mithat (mito)doğu eşrefoğluesad (doğu'nun sağ kolu)nergiz karahanlınedim malik (iplikçi nedim)karahanlı'ların doktoru (nergiz karakanlı'ya yüksek doz ilaç vererek öldüren,kukuletalıların adamı)ali kılıç (kılıç)ziya yılmaz (laz ziya)her bi boku kontrol eden bilgisayarın operatörü (kukuletalıların adamı)nizamettin güvenç (diziyi ilk bölümden beri izleyen herkesi ters köşeye yatıran rospu evladı)elil eylül (polat'ın biriciği)ve yüzlerce figüranakibeti belli olmayan karakterler :tilki andrei (polat'tan adamlarına karşılık samuel vanunu'nun kellesini istediydi. samuel, nizamettin tarafından öldürtüldü. bu da istediğini bir şekilde elde ettiği için ülkesine döndü.polat'ın 3 adamını öldürdü, öldürdükleri yanına kar kaldı.)yahya reis (show tv'de yayımlanan son bölümde laz ziya ile beraber hapse gireceği belirtilmişti.adı casttan silindi, ya hapiste çürümekte ya da abisinin ölümü üzerine kendi canına kıydı.)büyükada'daki kukuletalı (nizamettin'den sadece diplomat olduğu öğrenildi.polat'ın lostra salonunu basacağı biliniyormuş gibi ortadan kayboldu.)lübnan başbakanı (kukuletalıların polat'tan kellesini istedikleri kişi.polat inanıda öldürmedi ve suriye'den kaçtı.nasıl kaçtığı da havada.fakar başbakan daha sonra başka bir suikast girişimine kurban gitti mi, bilinmiyor.)şahin ağa (kılıç'ın emri ile öldürülmesine karar verilmişken, yolda araç değişkliği ile suikastten yırttı.başka cezaevine sağ salim nakledildi.sanırım dizideki misyonu bittiği için silindi senaryodan. orada ne yapar eder, bilen yok.)kılıç'ın sağ kolu (kılıç firar ettikten sonra polise teslim oldu.yahya reis ile aynı sonu paylaşıyor olabilir.) **tombalacı mehmet'in karısı ester (karahanlı, "sen ortadan kaybol bir süre" diyerek bunu bir yere yollamıştı sanırım.) *** *aslan bey'in emrindeki diğer kgt ajanları (ali'nin mezarından dna örneği için kemik alma girişiminde bulunan elif'i, hikmet'i vurmak üzere tetikte bekleyen; ilk sezonda şevko'nun adamları tarafından kaçırılan polat'ı kurtarmaya gelenler gibi kgt ajanları vardı. aslan akbey'in öldürülmesinden sonra hiçbiri ortada gözükmedi. doğu da ilgilenmedi bunlarla.) **süpersonik savcıdan sonra savcı rolünde görülen şahıs."ünlü" konuk oyuncular :amon karakteri ile andy garcia (global reis, baş kukuletalı)lisa karakteri ile sharon stone (amon'un eşi, global seda sayan)rauf denktaş (kuzey kıbrıs türk cumhuriyeti eski cumhurbaşkanı)bu dizi de daha ilk bölümünlerinden eleştri oklarının hedefi olmuştu. necati şaşmaz'ın baston yutmuş duruşu, diyaloglarda ömer lütfü mete imzası olmadığı için sezilen yavanlık ve estetik operasyon ile birbirine dönüşen iki insanın fiziksel ebatları arasındaki orantısızlık eleştiriler arasında ilk göze çarpanlardı. sonraları, eleştrilerin boyutu giderek ciddileşti, bazıları toplum nezdinde incelendi fakat bunların hiçbiri ne necati şaşmaz'ın sharon stone tarafından öpülmesine ne o yavan olarak nitelendirilen diyalogları içeren aforizma kitapları yayımlanmasına, ne de dizinin perşembe akşamları prime time ı kaplayarak fanlarını ekran başına çivilemesine mani oldu. 1999-2002 arası deliyürek'in yarattığı dalga çabuk untulmuş, kurtlar vadisi fenomen olmuştu. polat alemdar'a, memati baş'a öykünen delikanlı wannabe gençlerimiz daha önceki idolleri olan yusuf miroğlu'nun esamisini okumuyorlardı. osman sınav 2004 de yapımcılığı bıraktı kendi ekibinden oluşan sinegraf'ı prodüksiyondan çekti. kurtlar vadisi, raci şaşmaz ve taze şirketi pana film'e, reji de yönetmen serdar akar'a devredildi. nazarımda osman sınav'lı bölümlerin aslan akbey önderliğindeki "sehemi kim kurdu" diyaloglarıyla bezeli operasyonlarını içeren sahnelerinin yeri bambaşka olsa da raci şaşmaz ve pana film ekibinin, senaryosu sadece dan brown'un best sellerlarından melekler ve şeytanlar ile da vinci şifresi'ndeki ilginç olay örgülerinin sentezinden müteşekkil, pek mafya dizisi olmayan kurtlar vadisi de - fantasyanın bokunu çıkarsa da, "suriye'den kaçış, tilki andrei'nin akıbeti, lübnan başbakanına suikast" gibi meseleleri yutarak arada boşluklar bıraksa da - başarısı küçümsenmeyecek bir iş çıkarmıştır. en basitinden, "bu ne böyle yahu,nerede osman sınav'ın kurtlar vadisi nerede bu" dediğim halde perşembe akşamlarını yine büyük bir sabırsıkla beklemişsem seyirlik bir iş yaptıklarını ifade edebilirim. sinegraf'ın kurtlar vadisi'nden mafya dizisi tadı almışsam, pana film'in kurtlar vadisi'nden de değişik science-fiction/action tadı aldım.iki ayrı yapımcının toplam 4 sezonunu aynı kefeye koyup, benzer dizilerle kıyasladığımda hiçbirinin kurtlar vadisi'nin yanına erişemeyeceğini çok rahat söylerim. bence artık derin devlet süslü başka mafya dizisi çekilmesine gerek yok. çünkü en iyisi yapıldı. bundan iyisi daha uzun süre yapılamaz. zaten bundan sonra, hafta içi herhangi bir günümü de tv karşısında çakılı vaziyette geçirmek isteyeceğimi de pek sanmıyorum.* kurtlar vardisi güzel bir tat bıraktı,öyle kalıversin.ve bir bakmışım, kurtlar vadisi, sözlük yazarlığım boyunca altına en fazla entry yi yazdığım başlık olmuş. ee madem dizi bitti, o halde bu yazdıklarım da aynı başlık altındaki son entrym olsun. ben bilgisayarın başından kalkarken ekran kararsın ve omen filminin fontlarıyla kadirşinas sözlük yazarlarına teşekkür edilsin.

yapımcılarının son iki bolumde sharon stone ve andy garcia gibi iki dunya starini oynatarak buyuk dusunduklerini gosterdikleri dizi. ama gel gor ki bu dusunce bu iki dunya starinin cekim planlarini tasarlaycak ve cekecek bir yonetmenin bulunmamasiyla sinifta kalmistir. yaratici ekibin andy garcia ve sharon stone icin yazdiklari sahneler aslinda gayet tribal olmakla birlikte, cekim planlarinin igrencligi bu tribal sahneleri siradan kral tv klibine, andy garcia'yi da sebelege dondurmustur. aslinda polat alemdar karakteri, ne bileyim, bir 007, bir xxx olamazmı? olur bal gibi olur. 2 yilda bir cekerler bir macera bizde gider izleriz omzunda siyah paltosuyla, mimiksiz suratiyla kalbimizde taht kurmus necati sasmaz'ı.

türkiye televizyonunda eksik olan fantastik dizilere, dizideki mafya olayları bittiğinden beri önderlik ettiğine inandığım dizi.sonlara doğru iyice bozulmasına rağmen insanları fantastik öğelere bir nebze alıştırmış olması bizi sevindirir.

tarihi ancak kendisine yutturulan bir tabletten okuduğundan, binlerce yıldır uygar anadolu'nun çocuğu olmayı ecdadının orta asya'dan at sırtında geldiği öyküsüne feda eden ve bu nedenle tarkan ile kurt replikleriyle ahkam kesen bir takım insanların tek sesli yaşamlarının beyaz camda yansıması.türk halkı sistemin olmadığı ve toplumların sürü olarak algılandığı bir toprakta çobanlığa soyunanlara bu denli hayranlığın aslında kendi caresizliği olduğunu neden göremez de, böyle konuşup, yaşayan insanlardan bu denli etkilenir? ükemin insanlarına hayatın bir başka yüzü olduğunu unutturanlara lanet olsun!oysa başka bir yerde:"insanlarkendilerini dünya ileyeryüzünü cennet ilecenneti yol ileve yol'u da doğal oluş ile belirlerler."(lao tzu)ve ne gariptir ki o yerler bu insanların atalarının geldiğini düşündükleri yerlere çok yakındır.(bkz: zamaninin otesinde entry leri/#8607046)

son bolumunde polatin ciktigi morga elifin ölü olarak girdigi , yureklerimizi daglayan dizi.

cantasina sigmadi diye avukatlik diplamasini yirtan canani iceren dizi.

yerli fantastic four 'un kurtlar vadisi ırak gorevini sıkıntıdan kabul etmelerine neden olan dizi. eee sonunda polat alemdar ve arkadasları beraat edip emekliye ayrıldı. onca hareketli gunden spnra muhtemelen gunler soyle geciyordu ırak olayına kadar;memati: ustaaa! sıkıldım ben ustaaaa... gunlerdir pinekliyoruz boyle. konsey dagıldı. kripteks desen yok. ne bok yicez mesleksiz kaldık.polat: oyle mi memati? kasınıyosun sen gene?gullu erhan : yanlıs anlama ama polat abi. abdulhey bile anılardan bahsedip duruyor. ben de gül koklamaktan sıkıldım. köye de gidesim yok. degil mi abdulhey?abdulhey: anana sorrr!gullu erhan: hala kacırılmanın etkisinden cıkamadı zavallı.memati: ustaaaa! kapıda biri var galiba...abdulhey: anan var(driin driii kapı calar...gelen postacıdır bir zarf getirir...)gullu erhan: ne yazıyo abi okusunapolat: 4 temmuz 2003 gunu atalarımıza layık olamadık... yazıyo.gullu erhan: aha! iş çıkıyo sanırım polat abi.memati-abdulhey-polat: sus erhan!!!!!devami icin;(bkz: kurtlar vadisi irak)

öncelikle (bkz: #6417583)son bölümde tekrardan anlaşılmıştır ki dizide askeri üniformale figüranlar kullanıldığı zaman askeri bir yetkiliye danışılması gerekmekte. askeri yetkili bulunamıyorsa bile askerliğini jandarma olarak yapmış bir set görevlisine bile danışılabilir. zira polat ve arkadaşları mahkeme salonuna girmeden önce beklerken ellerindeki kelepçeyi çözen jandarma astsubayının* kıyafeti tam olarak dört adet hata barındırmaktaydı.1. jandarma astsubaylarının berelerinde bulunan ay yıldız şeklinde kokart, ay altta, yıldız üstte olacak şekilde, karşıdan bakıldığında solda kırmızı, sağda mavi jandarma renklerini gösterecek şekilde dikilir. oysa dizideki astsubayın kokartı ay solda, yıldız sağda, kırmızı üstte, mavi altta olacak şekilde yan dikilmişti.2. yine jandarma astsubaylarının yakalarında bulunan kırmızı mavi spolet, sivri tarafı yukarı bakacak şekilde dikilir (veya fermejüp* ile sabitlenir). oysa dizideki astsubayın spoletlerinin sivri ucu aşağı bakacak şekilde dikilmişti.3. astsubayların turizm jandarma üniformasında, rütbenin tam üstünde bulunan jandarma yazısı, sadece sağ kolda bulunur. oysa dizideki astsubayın her iki kolunda da rütbesinin üstünde jandarma yazısı vardı.4. sanık sandalyesinin etrafında bekleyen jandarmalar rütbeli değidir. erdir. oysa ki bellerinde tabanca kılıfı vardır. jandarma erbaş ve erleri tabanca taşımazlar. dolayısıyla kılıfını da taşımazlar. tabancayı sadece rütbeliler taşır.ek olarak: dış çekimlerdeki hava durumu ve insanların giyinişlerinden mahkemenin sonlarına doğru mevsimin kış olduğunu anlıyoruz. peki bu jandarma personeli; rütbelisi olsun, eri olsun niye hala yazlık üniforma giyiyor diye de sormamız gerekiyor. ama aylar süren mahkeme boyunca seyircilerin bile kıyafetini değiştirmeyen yapım ekibinden bu kadarını da beklemek fazla olur herhalde.yine de çok güzel diziydi. bi dahaki çalışmalarınızda daha dikkatli olmanızı temenni eder, başarılarınızın devamını dileriz.

kahramanlarinin oruc tuttugu ilk dizidir. (bkz: baska bilen varsa soylesin) dizinin basarisi birazda buradadir yani halkin buyuk cogunlugu itibari ile yasadiklarini iskalamamistir.

doğan grubunun showtvde yayinlanmaktayken medyadaki yayin organlarinca yerilen rtüke şikayet edilen, daha sonra garip bir şekilde yüksek rakamlarla transfer edilen, beraberinde senaryosu piç edilen dizi.

cendere müziğinin yeni hali, sanki the ring 2'de* "aaa cendere çalıyo lan" dediğimiz melodiydi.(bkz: the ring 2/#7154174)(bkz: the ring 2/#7183937)(bkz: the ring 2/#7275460)

dizi senaristi raci şaşmaz ve kardeşi necati şaşmaz (bilindiği üzere dizinin başrol oyuncusu polat alemdar) gün geçmiyor ki bir medya organına çıkmasın, gün geçmiyor ki uzun uzadıya giden haberlere, bültenlere, belgesellere konu olmasın, o stüdyo senin bu stüdyo benim dolaşmasın. "sanane ulan ibiş, adamlar yapmış geziyorlar kanal kanal sen de yap sen de gez" diyebilirsiniz. benim sıkıntım bu adamların gerine gerine yaptıkları işleri anlatıp böbür böbürlenmeleri değil, sıkıntım haber spikerlerinin belgesel yapımcılarının bu adamlara hakketiklerinden fazla davranmaları da değil (tamam uzatmıyorum hemen konuya giriyorum) kim ne derse desin kurtlar vadisi bu ülkede popüler olduysa dizinin ilk zamanlarında kadroda* yer alan oktay kaynarca'nın canlandırdığı süleyman çakır karakteri sayesinde olmuştur. ben bizzat bu karakter sayesinde izlemeye başladığım ve 3 yıl sabırla izlediğim dizinin en azından son bölümünde bekledim ki bir flashback yapılsın, gösterilsin, bekledim ki ustalara saygı hesabı diziyi dizi yapan karaktere bir selam çakılsın. olmadı. o televizyon kanalı senin bu televizyon kanalı benim dolaşan senarist raci şaşmaz ve başrol oyuncusu necati şaşmaz bir şekilde dile getirsin. o da olmadı. bırakın teşekkür etmeyi adını bile anmadılar. ama ne var ki onların yapmadığını bizzat "kadirşinas" türk halkı yaptı. bu ülkede (nihat genç girişi) hiç bir dizi yıldızının ardından sembolik cenaze törenleri düzenlenmedi. bu topraklarda hiç bir film karakteri öldü diye arkasından ağıtlar yakılmadı, mevlütler okutulmadı, gazetelere çarşaf çarşaf başsağlığı ilanları verilmedi(tamam aziz milletim olayı biraz abartmış olabilir fakat bu kurtlar vadisi izlememiş olanlar için oyuncunun başarısı hakkında bir ipucu verebilir sanırım). oktay kaynarca'nın oyunculuğu, senaryoyu yazan, karakteri dikip biçen raci şaşmaz'ın bahadır özener'in senaristliğinin önüne geçmiş olacaktı ki karakterin ölümü diziden çıkarılışı "alaattin çakıcı'yı anlatıyor" vs dedikodularıyla birden bire kuş olup uçtu. ölümünün üzerinden 1.5 yıl geçti. bu zaman zarfında dizinin son bölümüne kadar sıçarcasına yapılan yüzlerce flashback'in arasında yer almayan, hiç bir röpörtajda, televizyon programında dile getirilmeyen süleyman çakır karakterinin aslında diziden senaryo icabı olarak çıkarılmadığını ve de politik sebeplerle (bu para olabilir, iktidar olabilir, baskı olabilir )diziden uzaklaştırıldığını anladık. ve bu sebep(ler) her neyse halen devam ettiği için kurtlar vadisi ekibinin diziyi bugünlere getiren karakteri canlandıran oktay kaynarca'ya hakettiği payeyi vermedi. vatan millet sakarya diye yeri yerinden oynatan senaristler sezarın hakkı sezara diyemedi. ne diyelim selam olsun hekimoğlu'na

tanri'nin disi ve erkek yuzunu gormek gibi gnostik mevzulari lisa'nin nasil matta 4:17'ye bagladigini anlayamadigim bolum ile biten dizi."o günden sonra isa şu çağrıda bulunmaya başladı: 'tövbe edin! çünkü göklerin egemenliği yaklaştı.'" matta 4:17

bitmesiyle persembe gunlerini sıkıcı ve anlamsız kılan dizi.(bkz: seni cok ozleyecegiz)

pazartesi günü show tv de ilk bölümünden itibaren yayınlanmaya başlayacak olan dizi.sanırım yine aynı başarıyı elde edecek, bir çok kişi sonradan izlemeye başlamıştı diziyi.

son bölümünün tekrarı ile bu perşembe günü de kanal d yi ihya eden dizi. belki de sanal reklamlar tekrar bölümlerde de yayınlanmak üzere rezervasyon yaptırıyor. son bölümün tekrar yayınlanacağını bilmiyordum doğrusu, sürpriz oldu. hoş oldu. hele pazartesiden itibaren ilk bölümden başlayarak tekrar yayınlanacak oluşu ayrı bir sürpriz. bayram hediyesi.

insan doğdugunda bir yasinda midir geyigini asamamis dizi. elif eylul morga indirilirken ayak basparmagina asili kagitta yasi 27 yazili iken mezar tasinda 1979-2005 yazilmistir.

milletçe bölünmeye, birbirimize neredeyse ağız burun girmeye ne kadar da meyilli olduğumuzu kabak gibi gözler önüne sermiş olması sebebi veçhile ile* dibine kadar saygı duyduğum bir tv dizisi idi. adı üzerinde, dizi idi. velakin, bizler tribünlerde birbirlerine giren rakip futbol takımı taraftarları gibi, esasen hiç olmaması gereken alevi - sünni çatışması gibi, 70'lerde ebemize sekiz tur bindiren sağ - sol çatışması gibi, bazı süper güçlerin, diğer medeni ülkeleri de arkalarına alarak türkiye'nin başına tebelleş etmeye çalıştığı (ve maalesef başardığı) türk - kürt ayrımı gibi, o da yetmedi laik - antilaik çatışması gibi, bir de kurtlar vadisi sevenler ve sevmeyenler olmak üzere tırışkadan name sebeplerle bile bölünmek için yer aradık ve de bulduk. bu öyle bir sebepti ki, vakti kerahatinde bazı cicili bicili hanımlar, mesaj fasilitesi aracılığıyla şahsıma ağızlarından köpükler saçtılar, tınmadık. bazı öfkeli sözlükçüler orda burda laf sokuşturmaya çalıştılar, alışımız kuvvetli olmadığından sebep, almadık. ancak bunlar da yetmemiş olacak ki, kurtal vardisi (kurtar bizi baba vardiyalısından, şekillisinden gibi oldu ahahaha) sevmeyen kişiler, bir yerlerden bir şekilde bu diziyi severek izlediğimizi öğrenmişler, bunu sorgulamaya kalkmışlar, hakkımızda kelam etmişler. canları sağolsun, lakin bilsinler ki ben kül yutmam, gaza gelmem, hiç bir şekilde de bölünmem, geçtim televizyon dizisi veya filmleri, yukarıda saydığım hiç bir bölünme sekansına dahil etmem kendimi bir vatansever olarak. bu ülke, barındırdığı tüm farklı dinsel ve etnik çeşitlilğiyle, tüm futbol kulüpleriyle, her türlü müzik zevkine sahip bilumum vatandaşı ve pek çok dizi ve filmi izlemekten keyif alan insanlarıyla bölünmez bir bütündür. zaten bu nedenledir ki yıkamadı bu memleketi elin adamı. herkesi aynı kalıba sokamazsın arkadaşım, herkes 60'ların yeşilçam filmlerini izlemek zorunda değil, herkes türkçe pop veya hip hop dinlemek zorunda da değil. metal dinlerim, hatta beğeniyorsam bedford kamyonu rölantiye alır onun sesini dinlerim, zevkimin bekçisi, sikimin kahyası mısın deyiverirler. sözün özü, kurtlar vadisi bitti, ama bana da en keyiflisinden 97 adet perşembe akşamı geçirtti, emeği geçen herkese teşekkürü borç bilirim ol sebeple. sevmeyen, tabii ki sevmek zorunda değil ama sevenleri topa tutmak zorunda da değildir netekim.

9 ocak 2006 pazartesi günü saatler 22:00 'ı gösterirken show tv kanalında tekrarı yayınlanmaya başlanacak olan dizi...(bkz: kurtlar vadisi reloaded)

tekrardan yayınlanarak,kanımca suyu çıkartılacak dizi.önceleri gece yayınlanacak,reytingler düştükçe,salak diziler gibi ana haber bülteni öncesine kayacaktır.üzüntü verici.

mafya, derin devlet ve biraz da aşk dizisi. 1- elif eylül öldüğünde baş parmağındaki etiket gözüküyordu. demek ki bacakları kesildikten sonra bacaklarını atmamışlar. hastane yetkilileri ölümünü düşünmüşler ki...gömüldüğünde baş ve ayaklarından tutularak gömüldü. demek ki bir de ayaklarını dikmişler. dikilmese ayak ve başlarından tuttuklarında denge diye bir şey kalmazdı.edit: aldığım bir mesajla elif'in tek ayağının kesilmiş olduğunu öğrendim. yanlış bilgi için özür. 2- cesur yürek filmini ilk kez izlediğimde filmdeki aşk vurgusundan o kadar etkilenmiştim ki hemen aşık olmaya karar vermiştim. cesur yürekte topu-topu william ile kız 10 dakika gözüktüler. bununla beraber, mezar sahneleri o kadar etkileyici idi ki...hele kayın babanın william'ın başını okşaması, wiliam'ın diz büküp kayınpederin karşısında çökmesi akabinde kızın koynundan, düğün yüzüğü anlamına gelen bezi çıkarması...aynı zamanda filmin sonuna kadar, ölen kız ve bu bez vurgusu vardı. yani cesur yürekte fedakarlıklar, özgürlükler, insan içindi, aşk içindi...gelelim kurtlar vadisine. her şey devlet içindi...bu felsefede aşk sahneleri ne kadar etkileyici olabilir ki? polat, elif'in cenazesinde kayınçosunun kafasına elini koyuyor; ama ne koymak? sanki oğlanın kafasına vuruyor. kayınço da polat'ın elini öpüyor. cenazede bile polat, polat, polat.... cenazenin içine kripteksin evrakları da atılıyor ki..nasıl aşk olsun, nasıl duygusallık olsun? biraz, mesaj vermeyin ya... bu kızla 100 bölüm geçirdik biz.3- dizide en baştan beri şovalyeler çok planlı çok dakik (!) gösterildi. öyle ki polat'ı simit torbasının içindeki uçak bileti ile baş şovalyenin huzuruna çıkardılar. gel gör ki, bu en önemli sahnede baş-şovalye ve sevgilisi "polat'a ne yapalım, ne edelim" onu konuştular. hani bunlar çok planlıydı? hani bunlar her şeyi düşünürdü? adam, baş şovalyenin karşısına çıkacak baş-şovalye * ne yapacağını bilmiyor.4- dizinin sonucunda temiz bir toplum, temiz bir devlet bekliyorduk. ne oldu? bize tüm bunları normal karşılamamızı isteyen bir anlayış karşımıza çıktı. devlet için çalışan insanların, hapishanelerden çıkmasının normalliği vurgulandı. o zaman, sol görüşte de bir sürü devlet için çalışan adam var, bunlara da aynı töleransı gösterelim. hatta, bu dizinin ideolojistlerine göre adadaki bi adam da devletin piyonu; o da çıksın hapisten. 5- bize, sadece "derin devletin durumu bu" diyoruz diyen dizi, bunu demedi; şunu dedi: "bu işleyiş süpperdir, bu işleyişle böyle mücadele edilir. mücadele edenler de aslan gibi hapisten çıkar." objektif bir şekilde bize, işleyişi gösterseydi bu diziyi herkes sevecekti. sen, bu işleyişe karşı kendi ideolojistlerini yanlı gösterirsen, bu işleyişi çok iyi bilen karşıt ideolojistler, bu diziyi sevmez.6- polat'ın yerine bir savcı bey veya bir gazeteci olsaydı, ne iyi olurdu....

dizinin sadece son bölümünün mahkeme sahnelerini izlemiş biri olarak, beni dehşete sürüklemiş, karşı çıktığım ne varsa hepsini teker teker kahramanlık olarak nitelendirmiş, bu kadar hayranlık ve ilgi görmesine üzüldüğüm dizi.

izleyenlerin cogunun nefret ettigi karakteri bir avukat ve hukuk insani*, en sevilenlerin de cete reisi*,uyusturucu tuccari*,gumruk kacakcisi* gibi kanun disi kisiler olan dizi.

(bkz: street fighter 3/#8897426)

su anda ilk bölümü yayınlanmakta olan efsane.

bitişiyle beni müthiş bir şekilde keyiflendiren fakat bizim ailede büyük üzüntü yaşanmasına neden olan bir mafya dizisi..diziyi beğenmediğimi açıkladığım bütün ortamlarda insanlar türkiye'nin gerçeklerini anlattığı iddiasıyla beni susturmaya çalışıyor..neymiş efendim insanlar türkiye'nin üstünde oynanan oyunları görmeliymiş...birincisi türkiye'nin birçok yerinde gittiğiniz herhangi bir kahve ya da kıraathane ortamında bu dizinin anlattığından daha fazla şey bilen insanlar vardır..ikincisi diziyi seyredenlerin büyük bir kısmı oynanan oyunlara değil de kafa kesme sahnelerine ya da silahlı çatışmaların olduğu sahnelere dikkat ediyor..bu arada dizinin son bölümünün bir kısmını izlediğimi söylemeden geçmeyeceğim..fakat gerçekten merak ettiğim bir olay var...polat beyimiz "kurtlar vadisi operasyonu bitmiştir" dedi ve olayı bitirdi...şimdi bu şahıs ülkede önemli bir mafya lideri oldu..hadi ben gidiyorum kalın selametle deyince çıkıp gidebiliyor mu..?yıllarca bize öğretilen kolay girilen ama zor çıkılan -hatta çıkılamayan mafya tanımı yanlış mıdır yani.?dizinin ülke insanı üzerindeki etkilerden biraz olsun söz etmek gerekirse,dizi en fazla pardesü ve takım elbise üreticilerine yaramıştır..türkiye kış modası kurtlar vadisi tarafından belirlenmiştir..bir de insanımız garip bir reklamcılık anlayışını görmüştür bu dizide...nasıl bir mantık nasıl bir para düşkünlüğüyse bu bilemiyorum,dizinin her karesinde reklam vardı neredeyse...konu biraz karıştı ama özetle kurtlar vadisi gitti ve bu ülkedeki şiddet yanlısı olmayan,ülke sorunlarını okuyarak ya da araştırarak öğrenebileceğini düşünen insanlara bunun böyle olmayacağını öğretti(!) ahh kurtlar vadisi ahh...yıktın bütün değerlerimi..

o ucube finalden sonra ilk bolumunun verilmiş olması ile içimizi ferahatmış dizi. ben şahsen son sezona kadar izleyip olanları unutmaya, kendi kafamdan muhteşem bir final hyal etmeye ve diziyi bir efsane gibi hatırlamaya hazırım.

bitti diye sevinemeden tekrarlarının tekrar tekrar yayınlanacağı gerçeği ile yüzyüze bırakılan dizi şeysi. mına kodumunun dizisi diyim de anlaşılsın duygu ve düşüncelerim ekstra olaraktan.

ilk ve son bolumunu bu kadar kisa sure zarfinda art arda izledikten sonra kesinlikle boyle bitmemeliydi, zaman gectikce yapim ve oyuncu kadrosunun ici bosaldikca neymis ne hale gelmis dedirten dizi. yazik etmis osman sinav diziyi basi bos birakarak, harbiden yazik etmis...

ilk bölümündeki heyecan son bölümünde olmayan bir diziymiş. ben dün bunu gördüm.

izlemeye ikinci dönemden itibaren başlamış biri olarak, ilk bölümlerini izlemek star wars un ikinci üçlemesini izlemek gibi bir duygu uyandırmış olan dizi, sonunu biliyorum ama, o ana kadar nasıl geldiğini izliyorum.

ikinci bölümü tekrar izlediğimizde hatırladık ki, aslan bey'e bir zarf içinde hedef süleyman çakır olarak bildiriliyor ve avcı'nın vadiye gireceği nokta tespit edilmiş oluyor. fakat sonraki bölümlerde aslan bey'in bu operasyon'u kendi düzenlediği ısrarla vurgulanıyor. polat'ın eski sesi de bir garipmiş bu arada. bir nokta daha, ali ilk bölümlerde de üç kere hapşırıyor. vay anasını!--- spoiler ---allah belanı versin şef!--- spoiler ---ilgiyle, zevkle izliyoruz.

bitmek tukenmek bilmeyen rezillik. guce tapan insanlarin bastaci ettigi, yandan yemis mafya bozmasi adamlarin devlet icin kursun atip kursun yer gibi yaptigi, sahine binip camdan havaya ates eden, namus cinayetini normal goren ama elalemin kizlarinin arkasindan cukunu sivazlayan krolarin dizisi.

diziyle ilgili bir ayrıntı, aslan akbey in polat a geçmişini yazıp verdiği kağıtta polat ın babasının ismi "efe" dir. yani polatın ali olmadan önce, kaçırılana kadarki adı. başka bir şey de bugün yayınlanan tekrar bölümünde daha önceleri de belirtilmişl olduğu gibi abdülhey isimli karakter ali canda ın yakınlarına limonata servisi yapılırken görüldü. onlarca bölüm sonra ise polat ın yanına yerleştirilen bir kgt ajanı olarak çıktı karşımıza. bu senaryodaki çok büyük bir incelik olarak düşünüldü bazı izleyenler tarafından ama öyle değil işin aslı. abdülhey i oynayan karakter necati şaşmaz ın akrabası ve akraba yanında çalışma prensibine uyarak figüranlık yapmış. daha sonra yine aynı prensibin karesini alarak daha ciddi bir yan rol almış. olay bundan ibaret. bir incelik söz konusu değil. bir de şu var ki dizinin ilk iki sezonu ile sonrakiler karşılaştırılamayacak kadar farklı. tamam daha cesaret isteyen bir şey yaptığınız kabul ama arkadaşım siz necati şaşmaz ın karizmasından daha büyük karizma sahibi kişilerin tamamını öldürdünüz, üstüne dizinin yarısını diğer oyuncuların polat a övgüler düzen replikleriyle doldurdunuz. ilk iki sezonda herkes kendi dalgasındayken sonraki sezonlarda herkes polat tan bahseder oldu. bu da sıktı izleyiciyi haliyle.

mecburen, ilk bölümden itibaren tekrar izlemeye başlanılan dizi. başka seçeneğimiz yok.çakır gibi yokmuş dedirtiyor ilk bölümleri

herhalde topu topu 30 bölümünü izlemişimdir, ancak tüm dizi de tek mana verdiğim gönülden katildigim bir nokta oldu o da devletin milletten üstün tutulmasına duyulan tepkidir. gerçekten de türkiyenin en çok ses getiren televizyon ürünlerinden biri olduğuda yatsınamaz, ancak halkın her zaman ki anlamsız isteklerinden birini doldurmuştur o da bir kahraman isteği, lakin bugün ki durumumuz ve halimiz hala kahramanlar beklememizden mi böyledir acaba?

(bkz: #7586454) sayılı yazımda dediğimi kendini izdivaya çekerek doğru şekilde uygulamıştır kılıç, fakat yanlış yaptığı bu kadar karışık mevzuyu çözdükten sonra nizamettin oğlanına güvenip polat kardeşimize itimat etmemesidir. nizamettin de vermiştir odunu, vermiştir odunu.

su siralar show tvde ilk bolumleri tekrar yayinlanan dizi. gerek bayram tatilinde olmam, gerekse somestır tatilinde olmamim verdigi boslukla son yillarin firtina dizisine bi goz atma "serefine" nail oldum. ilk izlenimlerimi paylasmak istedim fakat yanli olarak okunmasina karsi uyarmak gorevimdir.basliyorum:öldürmenin gerekceleri oldugu surece, bi amacahizmet ettigi surece "hakli" oldugunu vurgulayan bi yapim evvela. turkiyeyi yansitiyor bu isler boyle diyenlere sormak lazim: bu isler boyleyse, bu isler dogru mu?her eline silah alan kendi hakli gerekcesi icin adam oldurmesi dogru mu?cakir denen "halk kahramani" gercek bi psikopat. ayni zamanda civik da bi karakter. laubalilikle psikopatlik bir arada. o mimikler neredeyse kotu bir fatih terim taklidi gibi. cakirin vakti zamaninda bi tetikci olmasina dikkatinizi cekerim. bugun agca denen katile karanfiller atilmasina sasiyoruz fakat yanilmiyorsam uc yildir kurtlar vadisi devam ediyor vebu uc yildir yucelttigi adamlarin, degerlerin bi farki yok. kurt isareti yaparak karakol onunde istiklal marsi soyleyen bu insanlar agcadan gurur duyuyosa bilin ki kurtlar vadisi dizisinin bunda etkisi var.yeralti dunyasinin yuceltilmesi bu dizi. konusma tarzlarina bakin. igrenc, kaba bir uslup. kimsenin cit kirildim olmasini beklemiyorum hatta o tiplere uyuz bile oluyorum, insanoglu tepki gosterirken kibarlik dusunmez, dogasina aykiri. fakat dizi boyunca kullanilan uslup bi tepki sonucu degil, "racon" sonucu. "diziden etkilenenler var diyen kucuk beyinlilere" (#8830881) diyen cok buyuk beyililere soruyorum: halk etkilenmi yo mu bu konusmalardan?racon ksmeye bayilan bi halkiz zaten..kulturel yozlasmanin hizla ilerledigi goz onunde bulundurulursa dizi, hayran kitlesini dusunecek olursaniz, bu yozlasmaya 3 yilda buyuk katkida bulundu bence. kadinlara bakis acisini acmak istemiyorum bile, zaten "vadide" kadinin isi ne? daha biraz once birbirlerine "beni bu kadar kari kizin icine ne geitrdin lan" denmesini, "bana bi daha sesini yukseltmeee" diye kukreyen kahramanin eline kapanip open kadini dusunurseniz ki kadin dedigim dizide oldukce ust kesim bi bayan profili ciziyo, erkegin kesin bi ustunluk icinde oldugu bi yer bu vadi. yeralti dunyasinda erkeklerin sesi daha cok cikiyo olabilir ama yurdum erkeginin sesi en cok kadina gecer, ezildikce ezilir kadin, erkek de guclu sanar kendini. vadiden gordugunu en fazla "kadininin" ustunde uygular.buyuk mafya babasi yaralanir, hastane kati kapatilir bashekim tarafindan.buyuk bi hiyerarsik duzen, astigim astik baslar ve emir kulu adamlar..gazetelerde okuyup cık cık cık denen olaylara burda var be ne super dizi deniyo..daha 3 bolum izledim,daha izlemeye de pek niyetim yok. fakat ben derim ki bu diziyi halkimiz yanlis yorumlar, yorumladi da.. vatan millet sevgisi var bu dizide demeyin..kimse ozenmiyo artik vatanina kimse umursamiyo. azinlik olarak dusunmeyin bu dediklerimi.yilbasi gecesi taksim meydanindaki o kalabaligi olusturan erkek profilini dusunun, okula satir goturen liselileri dusunun, birbirini bicaklayan cocuk cetelerini dusunun,bugun istanbulda iki kisi baslarina birer kursunsikilaak "mafya usulu" olduruldu. turkiyenin her yerinde kucuk mafyalar olusmaya basladi. tabi onlarin bagli oldugu aha buyukleri,daha buyukleri ve daha buyukleri. turkiyenin alti bataklik oldu.kimse vatan sevgisinden bahsetmesin.kimseneden agca kahraman oldu diye sas,rmasin.malesef halkimiz cahil, bu tip dizilerden cok etkileniliyo..keske olmasaydi bence boyle bi dizi. ha diger diziler de fena bence..tore icin birbirleriyle evlendirilenler, cocuklari kacirilanlar,vs..haberler dahil, gece yarisina kadar turk halkinin beyni sacmaliklarla dolduruluyo,aa oncesinde kadin programlarini da sayin..turk kanallari kendi halkini zehirliyor.belki kurtlar vadisi gercekten birseyler anlatmaya calisiyor, fakat yanlis bi zamanda ve yanlis yonlendirilmis bi halka bence...

show tvde yayınlanan ilk bölümleri izlenildiğinde 3. sezonla beraber cılkının çıktığı görülebilecek dizidir.dizinin ilk bölümlerinde çizilen karakterlerle 3. sezondaki karakterler arasında hiçbir tutarlılık göze çarpmamakta maalesef.

erken bitti kanaatimce, hazir ortam elbirligiyle musait duruma getirilmisken mehmet ali agca'li bir bolum yakisirdi ama andy garcia ile yetindik...

şeker kadar zararlı dizi*yemek yediğim lokantalarda beşer onar dakikalarını, arkadaş evinde bi o kadar dahasını ve son bölümünün de dörtte üçünü seyretmiş biri olarak hakkında bi kanıya varmam yanlış gelebilir fakat açıklamaya çalışayım.sağlıklı bi insan için şeker içeren besinler tüketmesinde bi sakınca olmadığı gibi vereceği enerji açısından yararlıdır da, fakat şeker hastası için şeker ölüm demektir. bu dizinin zararı da bu diziyi izleyen halkın şeker hastası olmasındandır. bu millet ne yazık ki kurmaca ile gerçeği birbirinden ayırd edecek bilince henüz ulaşamamış, erol taş'ı canlandırdığı kötü adam karakterlerinden dolayı taşlamış, çocuğu olmayan bi aktristi yılın annesi seçecek kadar saçmalayabilmiştir. ve polat da asla kurmaca bi karakter değildir bu diziyi seyredenler için.denilebilir ki çocuklar duymasın'ın annesine bu ödül verilirken onun dizide canlandırdığı karaktere bu ödül verilmiş, polat da ne kadar kurmaca da olsa gerçek kişiliklerden esinlenilerek yaratılmış olabilir. fakat burada sorulması gereken soru şudur: izleyici polat'ı kimle özdeşleştirmiştir?seyrettiğim kadarıyla polat okumuş etmiş, tarih bilgisi de yerinde, memleketini karşılıksız seven ve hiçbir çıkar peşinde koşmayan vatansever bi insandır. izleyiciye göre bu özelliklere sahip olan gerçek kişilik ise, çeşitli mecralarda da dile getirildiği üzere abdullah çatlı'dır.memati savcıya teşekkür ettiğinde sebep olarak, savcının suçlamasında hırsızlık, dolandırıcılık, gasp ya da herhangi bi yüz kızartıcı suçun sayılmamış olmasını gösteriyordu. yani bu adamlar dizi boyunca bu eylemlerin hiçbirini gerçekleştirmemişler. hatta hakimlerden biri diğerlerine "polat'ın bunlardan kazancı neydi ki" diyordu, adamlar cidden kendileri için hiçbir çıkar gözetmeden yapmışlar her ne yaptılarsa. vay be. işte abdullah çatlı öyle değil mi.çatlı zaten vatanını o kadar seviyordu ki ne hırsızlık yaptı, ne vatanının gençlerini zehirleyen uyuşturucu ticaretine bulaştı, ne vatanını seven aydınları öldürdü. ne kadar da doğru bi özdeşleştirme.dizide polat ve arkadaşları siyasi bi partiye baskın yapıp bi kaç genci kaçırarak teker teker boğma teliyle öldürmediler sanırım, zaten yapsalardı olay çıkardı. zaten kırcı da katil değil, ağca da değil, çatlı da. scorsese de mafya filmleri çekiyor, yabancılar da suç dünyasının içinden karakterler yaratıp diziler çekiyorlar ama o filmlerde ve dizilerde sürekli gerilmiyor musunuz, bi gün birbirlerinin kankaları olanlar şak diye ertesi gün birbirlerini öldürmüyorlar mı? ama bu dizide kardeş olanlar birbirlerine yamuk yapmıyorlar. ne güzel bi suç dünyası, sevgi dolu mafya üyeleri.ağca'yı çiçeklerle karşılayan, çatlı için görkemli cenaze törenleri düzenleyen, aydınına küfreden bi halka seyrettirdiler bu diziyi. mürekkep yalamış, ne hırsızlık ne de kaçakçılık yapmamış, aydınını öldürmemiş sevgi dolu bi karakteri kimle özdeşleştirmelerini bekliyorduk ki?

guzel ozetlenmis bir kurtlar vadisinden tiksinme sebepleri ozeti: http://www.hurriyet.com.tr/...sp?yazarid=3&gid=61

aslinda turk toplumundaki carpikliklardan beslenmesi acisindan ibretlik bir diziydi. kucuk cocuklarin buyuyunce polat alemdar olma hayalleri kurmalari ise hem dizinin yansittigi, hem de yapimciyi zengin eden carpikliklarin bir parcasiydi. bugunku hurriyette bu konuda biri cuneyt ulsevere biri de bir okuyucu mektubuna dayanan iki guzel yazi vardi. ulseverin yazisina link daha once verilmis. bu da diger yazi:http://www.hurriyet.com.tr/...p?yazarid=42&gid=61

türk sosyal hayatında derin izler bırakarak hatasıyla sevabıyla bitmiş, pek çok dimağa vurduğu mühür ile bir 'fenomen' haline gelmeyi başarmış görkemli yapıt.

deve tuncay'ın son derece taşşaklı bir elemanken nasıl olup da taşakoğlanına döndüğünü gördüğümüz dizidir. maymun ettiler adamı dizi bitene kadar. "çakır kim lan" diye racon kesen adam, polat'ın elini ayağını öpmüş, daha sonra da bıçaklama olayına tanık olduğu için kafayı sıyırıp deli gömleği giymiştir.

yemedim, icmedim, dokuz gun tatilde kurtlar vadisini basindan izlemeye basladim. meger ne kadar romantik ve esprituel bir diziymis. cakir ne kadar romantik bir adammis ki karisina "sen yeter ki iste herkesin canini alirim karicigim" minvalli bir seyler soyluyor, polat iki kadina kakara kikiri yemek yapiyor. vayy be dedim, birden butun mafya uyeleri sempatik gorunuverdi gozume. cildirasim geliyor izlemeye devam ediyorum tirnak yiyerek. obur taraftan "arslan amca" ust duzey iliskilere sekil vermeye, kuzey irak politikalarina, silah satislarina, adam oldurmeye devam ediyor. politik bir katil..vay anasini gayri ihtiyari... yine dizi tarihinde bana gore eksik kalan bir konu cakir. oktay kaynarca'ya cok kiziyorum ote yandan. zafer ergin'e. dizi butun tiyatro oyuncularini toplamis hangi birine kizayim. sahan'in son tiplemelerinden biri olan beydur'a benzeyen bir adamin etrafinda toplanmis hepsi.dizi teknik olarak zaten yeterince elestirilmistir kanaatindeyim. baslangic ve son arasindaki tutarsiz kisilikler, tutarsiz son neyse hepsi zaten gorulmustur. dizinin sonunda soylendi saniyordum meger basindan beri hep soyleniyormus, "sonunu dusunen kahraman olamaz"...tey teyy tamam simdi oldu iste..

yakında tekrar bölümlerinin lig tv'de de yayınlanarak tv keyfimizin içine daha fazla sıçmasını beklediğim dizi(bkz: kabak tadı vermek)

bu dizi bize öğrettiki bazı insanların televizyonunda sadece show tv çekiyormuş. yav kardeşim bas kumandanın düğmesine, izle başka kanalı. yok illa boku çıkarılacak bu mevzuununda. ne izlemek istiyorsan onu gösteren tv varmış, bilgilerinize.

neredeyse her gün verilen tekrar bölümleri sayesinde çocuklar duymasın tadı vermeye başlayan dizi..

meğer yurdumuz mafya olaylarına, vurdu kırdıya ne kadar özenirmiş farkına vardırtan dizi.ratingler tavana vuruyor, aynı anda 2 kanalda birden oynatılıyor ve salyaları akan türk halkının iştahı daha da bir kabartılıyor.sonuç olarak diziden önce bir hiç olan, sokakta görüp de yüzüne bakmayacağınız necati şaşmaz şimdi mafya babası ya da bir köy ağası edasıyla ortalıkta dolaşıyor, sharon stonela öpüştü diye günlerce gazete manşetlerinden inmiyor, desperate housewives dizisinin ediesi ile los angelesta ivyde yemek yiyince büyük puntolarla haber yapılıyor ve gece klüplerine toplu halde siyah takım elbisesiyle gidip dizideki karakterini gerçek hayata taşıyor. biz de al işte türk milletinin ortaya çıkardığı eser diye aval aval bakıyoruz.*

ister diyalogları ister monologları olsun çok hoş "etkileyici cümle" örnekleri ile bölümleri dolu olan dizi. etkileyici cümle demek aslında yeterli değil farkındayım, anlayın kasdımı. belki de bu yüzden dir ki kurtlar vadisinden aforizmalar gibi başlıklarda pek çok örnek cümle paylaşılıyor.tekrar bülümlerden de takip edilebilir.bir örnek olarak:kendisinden habersiz silah kaçakçılığı yapanlar için laz ziyanın söylediği şu cümle bu kapsamdadır:"doğru zamanda doğru iş yapıyorlar, amayanlış adama yanlış yapıyorlar."

bu dizinin eski bölümleri daha iyiydi. yeni bölümlerini de izlemediğim için eski bölümlerinin show'daki tekrarlarına bakıyorum. şu günlerde yayınlanan bölümlerde polatla elif arasındaki aşk daha çok vurgulanıyor. polat elif eylül'e sorar ali'nin en çok nesini özlüyorsun diye... elif eylül yanıt verir: onu dönebilme ihtimali varken özlemeyi. müthiş bir laf. gerçekten öyledir. gelmeyecek olan canlı birini hiç gelmeyecek olsa bile özlemek ölü birini özlemekten çok farklıdır.

küresel yönetişim aygıtına hükmeden güçler her yerde kendilerine karşı doğan ve doğma ihtimali taşıyan tepkileri kontrol altına almak ve bunların kendilerinin belirledikleri şekilde var olmasını sağlamak amacıyla bu hareketleri kanalize etmek çabasındalar. dünyanın değişik yerlerinde bu tepkiler küreselleşme karşıtlığı, sola kayma, dine kayma gibi şekillerde vucüd bulmakta. türkiye'de ise görüldüğü üzere tepki ulusalcılık şemsiyesi altında toplanmış görünmekte. ülkemizde ciddi ciddi ve şaşırtıcı biçimde var olduğunu gördüğümüz bu tepki tüm dünyayı kuşatan bu gelişmelerin tek hedefinin türkiye'ye yönelmiş batı emellerinin el altından hayata geçirilme çabası olarak bile değerlendirildiği derecede uçlarda kendini bulabiliyor. tüm bunları sevri dayatmanın yeni bir yolu olarak algılayan anlayışlar bile ciddiye alınabiliyor.birilerinin ipliğini pazara çıkarma iddiasında olan bu dizinin ipliği de burada olsa gerek. severek izlediğim bu diziyi bizlere sunan karanlık güçlere buradan teşekkürü borç biliyorum o zaman. *

polat alemdar 'ın ilk bölümlerde iyi aile cocugu gibi giyindigi dizi.

show tv de ki tekrar bölümleri görünce dedim ben bunu bi izliyim bu güne kadar niye geri kaldık bundan hemen başladım tatil de varken her aksam heyecanla izlemeye.ilerde nolcak nası geliscek, roller oyuncularımıza biraz olsun oturacak mı bilmiyom ama sanırım en siniri bozan durum bu. mesela polat ne gereksiz insanmıs rol desen yapamıyor bu adam, kahramanlık desen olmaz egreti olur yakısmıyor. elif desen allahaskına bastan sunu kim vurduya getirselermiş kurtulsaymısız bu yürekli erkek gibi kız ayakları yemiyo biliyomusun arkadasım artık. özgü namal denen insan benim gönlümde duru*olarak kalsın isterim ben bozmayalım bunu lütfen. en canımı sıkan ise bu polatın ölmüş ayağı yapan (alinin daha doğrusu) babası olarak öle devamlı konuşan amcamız var ya ben onu boğacam bi kaşık suda haberi olsun.o ses tonu beni gercekten adam öldürmeye itiyo.* çakır ile mematinin dizisi olsun bu dizi. onlarda ölcek diyosunuz, gittigi yere kadar artık madem.

eskilerin tadi bi baska oluyorcakir (kapiyi tekmeyle acip 3 adami birden temizler)polat: cakir n'aptin ya?cakir: kusura bakma can polat, bu aralar sinirlerim cok bozuk.memati: abi canin sagolsun, biz de vurmus kadar olduk.

baştan itibaren yayına verilmeye başlanmış dizi. diziyi ilk bölümlerden itibaren seyredenlere nacizane tavsiyem, oyunculara değil anlatmak istediklerine bakın. oyuncular kötü olabilir. gerçek hayattaki izdüşümlerine bir bakın. muhtemelen karşılığı vardır. "ne lan bu, n'oluyo burda?" diyorsanız tümden geçin. izlemeyin. yatıp uyuyun. ya da uyutucu niyetine kaynana dizileri, şaban filmleri izleyip uyuyun. şanslı s * diye bir gemi inanın kaynana-gelin programlarını kınamak için batırılmıştır.

yeniden yayınlanmaya başlandığından beri, görsel efektlerin sınır tanımadığı sahnelerdeki finish him kısımlarına sansür koyulmuştur.eh, tüm keyfim kaçtı tabi.bi ağzımızın tadıyla fatality izleyemeyecek miyiz be?!edit: dünkü bölümde laz ziya, 2 geri 1 ileri tuş yaptı.du bakalım, çözüyorum olayı.

hemen hemen her gun yayinlanan tekrarlari, ratinglerde ilk ucte yer alan, showtv ye baya bi para kazandiran, bu gidisle de baya bi kazandiracak olan dizi.

(bkz: maksat safımız belli olsun)

show tv'de tekrar yayına girerek, bizlere abuzer kömürcü gibi süpersonik bir karakteri yeniden görme imkanı sağlayan dizidir. abuzer ölene kadar izleyecez artık çaresi yok. (bkz: ulan it)edit: kendisini kaybettik, bi daha böyle bir deli manyak karakteri ne zaman görürüz, allah bilir.

- duran emmi ile haldun taner'in mezarlarının komşu olması.- dizide kullanılan dinleme ve izleme aygıtlarının markasının pana olması (o zamanlar dizi, osman sınav'ın şirketi olan sinegraf tarafından hazırlanmaktaydı. pana film henüz yoktu.)gibi küçük ayrıntılar barındıran dizidir.

her şeyi bir yana, polat (ali) ve elif'in hikayesinin apayrı bir dram olduğu dizidir. sırf bu ilişki üzerine kafa patlatmışlığım, "vay be neler var" demişliğim vardır. her babayiğidin harcı değildir bütün geçmişini bir kenara itip, en sevdiği insanı bile hayatından kısmen çıkarıp yepyeni bir kimliğe bürünmek. işin acı yanı, elif'in hiçbir şekilde polat'ın aslında ali olduğunu öğrenemeden ölmesidir.polat karakteri gerçek yaşamda varolan birisi olsaydı, acaba gerçekten bu kadar acıya katlanabilecek miydi diye sorarım bazı bazı.edit: elif polat'ın ali olduğunu bitkisel hayata girmeden hemen önce öğrenmiş, kaçırmışım demek ki.**

(bkz: http://www.mahsen.net/flash_animasyon/kurt.swf) *

yayinlandigi sure boyunca izlemedigim ancak bir sekilde ilk bolumunu izleyince on gun iceriinde butun bolumlerini sabahlara kadar soluk soluga izledigim dizi

başarılı ve izlenen bir dizi olması bir yana, biraz dikkat çeken çok önemli özellikleri var. örneğin türkiye'deki "mafya" ve "derin devlet" gerçeklerini eşeleyip, türkiye'nin uluslararası arenadaki rolü ile ilgili gayet güzel bilgiler, ipuçları içermektedir.--- dikkat çok fena spoiler ---fakat dizinin sonunda kurtlar vadisi operasyonu bitmiştir diyerek, dizinin baş karakteri tarafından tüm mafya ve baronların temizlenmesi, izleyenleri türkiye'nin bu belalardan sanki kurtulmuş gibi bir hava içerisine girmesine neden olabilir, hatta bir bölümüne de oldu, bunun gerçek değil de bir dizi olduğunu düşünmeyenler için. evet bu çok komik görünüyor olabilir ama ben pokemonum diye camlardan atlayan çocukların olduğu bir ülkede bu kadar ilgiyle izlenen bir dizinin toplum zihninde "mafya bitti oh be" bir tatmin oluşturmuş olması çok muhtemel. böyle bir zihniyetin yerleşmesi çok korkunç olabilir çünkü hala mafya, baronlar, derin devlet bu ülkeye zarar vermekte; bir dizide hepsi yok oldu diye sevinmek pek yapıcı değil, bakın geçenlerde eyüp'te bir taksici parçalanarak öldürüldü; otopark mafyası, uyuşturucu mafyası aynen devam ediyor. gerçekler üzerinde bir etkisi olmasa da "toplumsal zihinsel bir tatmin" yaşatması, dizinin üzerinde epey düşündürücü bir sonu.. bir de filminde yine gerçek olaylar üzerine toplumsal zihinsel tatmin yaşatması gerçek ile kurgunun karıştılması için garip bir yöntem.dizi gerçekten başarılı bir kurgu ama "gerçek" değil, gerçeklerle karıştırılması zararlı olacaktır, inşallah herkes kurgusal bir televizyon dizisi olduğu konusunda bilinçlidir. umarım, umuyorum, ummak istiyorum...--- spoiler ---

yaran diyalogların oldugu unutulmaz dizi.avukat canan: eroin bulabileceğiniz tanıdıklarınız var mı?abidin: haşaa! bizim beyazla tek alakamız temizliktedir.tuncay kantarcı: büyük lafların capsız adamı... abidin!!! hey allahım.

seri şekilde izlendiğinde daha bir etkili olan dizi. konusu çok geniş olduğundan bir bölüm içinde iki veya üç defa görüntüye gelen tiplemeleri takip edebilmek ve yaptıkları şeyleri görebilmek için en az üç bölüm geçmesini beklemek gerekiyor. misal; erdal kömürcü ile babası abuzer kömürcü üç bölümdür kulübede uyuşturucu imal edemediler. diğer yandan yine o kadar süredir bunları arayan avukat canan ve abidin, şeyhmus ve testerenin adamları bunları bulamadılar v.s.tekrar da olsa seyretmesi hoş bir dizi neticede. üstelik dediğim gibi seri şekilde daha kolay takip ediliyor.

seyredemediğim ilk bölümlerini, büyük bir şaşkınlıkla izlediğim dizi.öncelikli şaşkınlığım, süleyman çakır denen sinir küpü psikopat öldürüldüğünde ruhuna mevlut okutan (basından okumuştum), siyah polyester takım elbiseli ve beyaz polyester gömlekli evlad-ı varoş-u vatan'ın varlığından duyduğum rahatsızlıkla bütünleşmiş olup, içimizdeki çekirdek nasyonal sosyalist ruha führer usulu "heil" demekten başka bir şey gelmez elimden. (dikkat edilirse, il duce usulü "salute" demekten kaçınılmıştır.)dün gece izlediğim bölümünde, sıkı bir oruç-iftar-sahur muhabbeti gidiyordu. her halde, ramazan ayına denk gelmiş bölümlerden biri. sanıyorum ki, cosa nostra'nın ayrılmaz parçası olan katolik ruh ile bir bütünleşme sağlanmak istenmiş. lakin, bu diziyi bir mafya dizisi olarak lanse edenlere esef eder, cosa nostra'nın bir kaç otuz yıldır akademik bir disiplin olduğunu (bkz: italyan mafyası/@grimak) iletirken, türk gangster çetelerine (mafia değil, buraya da dikkat...) ilişkin bilgi/belge dünyamızın, polis akademisi'nde, organize suç örgütlerine de değinen bir kaç dersten ve uyduruktan üç beş hizmet içi eğitimin konusu olmaktan öteye gidemediğine hüzünlenmek isterim.edit notu:son paragrafta çizilmiş tabloya tezattır teşkil eder gibi görünmesine rağmen, türk polis teşkilatının, interpol nezdindeki prestiji ise, yaptıkları işe baş koymuş, bilgili, görgülü, kültürlü ve eğitimli ve çok fazla sayıda olmayan nitelikli polis şeflerinin başarısıdır.(bkz: bir polisten beklenmeyen davranışlar/@grimak)

cengiz semercioğlu'nun kelebekte bugün çıkan yazısından alıntıdır:''...diziyle ilgili geçenlerde avukatları yakından ilgilendiren bir gelişme oldu.hatırlarsanız, dizinin televizyonda yayınlanan son bölümünde mahkeme sahnesi vardı. orada da polat alemdar'ı savunan bir avukat yer alıyordu.işte o avukat rolünü oynayan bir oyuncu değil, gerçekten de avukat olan bir isimmiş.bu küçük rol istanbul barosu'na kayıtlı avukat faruk çetinkaya'nın başına büyük iş açtı.aynı zamanda pana film'in avukatı olan çetinkaya'nın dizide kendi adıyla oynaması üzerine istanbul barosu duruma el koymuş.baro'ya şikayette bulunan diğer avukatlar, çetinkaya'nın meslek onuruna aykırı hareket ettiğini iddia ediyor.kendi ismiyle oynadığı için reklam yasağını ihlal etmesi de işin tuzu biberi olmuş.avukatlar mahkeme sahnesinde hatalar olduğunu (savunma avukatının yanlış yerde durması gibi), bir avukatın da gerçek ismiyle orada yer alarak bu hatalara ortak olduğunu ve mesleği zedelediğini iddia ediyorlar.bu gerekçelerle çetinkaya, disiplin kuruluna sevk edilmiş.kınama cezası almasına kesin gözüyle bakılan çetinkaya'nın meslekten men edilmesi bile gündemdeymiş.ne kurtlar vadisi'ymiş ama türkiye ve irak'tan sonra baro'yu bile karıştırdı...''

star wars'la arasında benzerlik bulmaktan gurur duyduğum dizi. bir bölümde çakır abimizin karısının ilan-ı aşkından sonra "eyvallah!" cevabını vermesi aklıma han solonun "i love you"(seni seviyorum) diyen prenses leia'ya "i know"(biliyorum) cevabını vermesini getirdi.. süleyman çakır karakterine ışın kılıcı yakışır mıydı sorusu da hemen bu tesbitin ardından akla gelmiyor değil.

her gün yayınlanan ve ilginç bir şekilde halen izlenen show tv den kanal d ye transfer olduğu için sonlara doğru ne olucağını merakla beklediğim dizidir kendileri. kanal d mi yayınlayacak yoksa devamını show tv mi gösterecek merakla bekliyorum...

1990'ların ünlü wiseguy dizisiin türk yapımı kopyası. aslında kötü bir wiseguy kopyası. polat alemdar karakteri vincenzo terranova'nın yaptığı işin aynısını yapıyor. hikaye elbette türkiye'ye uyarlanmış ancak konsept kesinlikle "wiseguy".

bir süre öncesine kadar tek izlediğim bölüm son bölümüydü. hatta bu diziyi izleyen insanlara da pek anlam veremezdim. adamın biri bir mafya dizisi yapmış alem de oturmuş bunu seyrediyor di mi ama? eyvallah... evet ikinci kez yayınlanmaya başlayan bu diziyi bende izlemeye başladım, ilk başlarda nedir ki acep bu diye başladı herşey, nasıl olurda bir dizi bu kadar olay çıkartır, nasıl olurda insanlar çakır öldü diye yas tutar... şimdi her bölümünü izliyorum, hatta dün akşam *kılıç efendisinin yanında tombalacı mehmetin elini öpen çakırı görünce bir anda sinirlendim.* elimden meyve tabağı uçuyordu neredeyse, höytt bu kadar şerefsizlikte olmaz, bu adama bu yaptırılmaz diye.. sonra anladım ki hakkatten dizi gaza getiriyormuş en sakin insanı bile. güzelmiş güzel. aldım tüm sözlerimi geriye..

dizide herkes konsept adamı, herkes racon kesiyor, herkes delikanlılığın kitabını yazmış. ama dünkü bölümde necati şaşmaz a.k.a polat alemdar ve oktay kaynarca a.k.a. süleyman çakır karakterleri tahminen ritz carlton oteline çapkınlığa gittiler, 100 dolarlık iki fahişeye toplamda 3.000 dolar para bayıldıkları yetmiyormuş gibi herhangi bir olayları da olmadı. ikincisi polat alemdar'ı kaçırdılar poker oynanan bir ortama götürdüler. 4 kişi poker oynuyordu, heriflerden birinin elinde dam döper, diğerinin elinde kent vardı. polat diğer elemanın elinde kent olduğunu nasıl okudu orasını bilemiycem ama, yanında oturduğu elinde dam döper bulunan adamın blöf yaptığını karşısındakine kaş göz yaparak belli etti. ilkokul talebesinin yapmayacağı bir soytarılık yaptı. polatcığım, başka yerde böyle kaş göz yapma adamın götünü keserler. dikkat et. böyle racon olmaz. ibişlik etme.

her zaman için büyükşehirde yaşayan ve tüketim olanakları/potansiyeli yüksek kitlelere yayın yapan televizyon endüstrisinde yeni yeni söz sahibi olabilmiş bazı çevrelerin, son dönemde yaptıkları önemli bir keşif sonrasında yayınlanan dizinin adıdır, kurtlar vadisi. şöyle devam edeyim: televizyon olgusunun muhafazakar doğası, şuna dayanır; yayının içeriği ve niteliği, izleyici analizi yapan yapımcılar dolayısıyla, izleyici tarafından belirlenir. eskiden bu tür analizleri yapanlar; başta reklam sektörünü elinde tutan; stratejilerini büyükkentlerin sahibi olduğu düşünülen laik-kemalist tüketici profiline göre planlayan solculardı. büyükşehirin sahipleri değişti. yeni keşif budur. kısa süre öncesine kadar büyükkentlerin periferiasında konumlanmış kitleler; artık kentin her yerinde varlar. hem coğrafi konum olarak; hem de sosyo-ekonomik-kültürel etkinlik anlamında. haliyle, kentlerin yeni sahipleri, artık daha çok tüketebiliyor, artık daha cesurca kendi jargonlarını kullanabiliyor ve bu jargon, yapımlara daha kolay yansıyor. endüstride yakın zamana kadar hakim pozisyonunu sürdüren bir çok yapımcı; bu yeni keşif karşısında henüz şaşkınlıklarını atabilmiş ve yeni stratejiler geliştirebilmiş görünmüyor. hoş, yeni durumu kavradıktan sonra, çok ciddi başka sıkıntılarla da karşılaşacaklar. tutarlılık ve duruş gibi. mevzu diil ama pek; atlatırlar, atlatıyorlar. benim öngörümse şu yönde: önünde sonunda, ve çok geçmeden; izleyici profili olarak daha benzeşmiş, daha homojen bir yapı formülize edilecek; yapımlar da, daha genel ifadelerle tanımlanmış bu yeni izleyici profiline yönelik olarak, daha az sansasyon yaratacak forma bürünecektir. sonuçta da, farklı izleyici profilleri için, birbirinin söylemine daha aşina olmalarını sağlayan; yapımlarda yer alan kimi marjinal unsurlara yönelik, daha hoşgörülü olmayı öneren yapımlar üretilecektir. dolayısıyla kurtlar vadisi, yepyeni bir sosyolojik keşfin coşkusuyla ve iyi bir zamanlamayla yapılmış bir dizidir. bu tür bir bakışla önereyim; izlemekte yarar vardır. en azından osman sınav ın yönettiği ilk bölümlere bir göz atılabilir. (30, 35 tane kadardır bu bölümler!) henüz izlemedim ama, kanımca filmi görmekte de yarar var.

ikinci gösteriminde biraz merak, biraz da ticari başarısının sırrını keşfetmek için bakmaya başlayıp müptelası olduğum dizi. akşam olsa da başlasa... diyaloglar biraz daha canlı, kadın oyuncular biraz daha nitelikli olsaymış keşke.

hayat sanattan daha zengindir düsturunu doğru kabul eden biri olarak diyebilirim ki, türkiye gibi bir ülkede bile çok daha iyisi yapılabilirdi. yani, dizinin başarısı, büyük ölçüde künyede konsept danışmanı olarak geçen soner yalçın'dan kaynaklanıyor. eksiklik ise, sanırım, yasal ve siyasi kaygılardan...şöyle bir düşünelim: türkiye'nin karanlık bir dönemini anlattığını ileri süren, izleyicilerin aaa bu çatlı, öteki çakıcı, beriki dündar kılıç benzetmesi yaptığı düşünülürse ne demek istediğim daha iyi anlaşılabilir.türkiye'ye bakarsak, böyle bir dizide işin içinde siyasi partiler ve siyasetçiler yönetim ve güvenlikten sorumlu bürokratlar da olmalıydı, en azından. türkiye'nin yakın geçmişini hatırlasanıza: böyle bir dizide yan kuruluşlarıyla birlikte bir siyasi parti, bir eski başbakan, bir eski başbakan eşi, bakanlar; bir eski emniyet genel müdürü, eski valiler, eski emniyet müdürleri, bazısı general rütbesinde emekli askerler de olmamalı mıydı?hayat öyle zengin ki, çok azını bile kullanabilmeyi becerebilirseniz, ortaya başarılı yapıtlar çıkabiliyor. işin sırrı samimiyet galiba. yapım ekibi samimimymiş, bu kadar başarılı olduğuna göre.

şu sıralar bütün gün televizyonda ya tekrarı,ya kamera arkası,ya da filminin reklamı olan dizi.(bkz: sanırım kusacağım)edit : doyamadınız mı izlemeye de kötülediniz anlamadım..

http://haberim.com/ic.php?id=34369&g=29

show tv de 2. kez yayına girdikten sonra izlemeye başladığım dizide adı geçen tüm mafya isimlerini gerçek hayatta çağrıştırdığı isimlerle karşılaştırmak, bulmaca çözmek kadar ilginç geldi. öte yandan herşey iyi hoş da, sigara sahnelerine yapılan sansürün anlamsızlığı insanı deli ediyor. adam eline tabancayı, kılıcı, otomatik taramalıyı alıyor; kılı kıpırdamadan cinayet işliyor, boğaz kesiyor, karın deliyor, ortalıkta vıcık vıcık insan doğranıyor gayet normal gösteriliyor. sigara yakıldığında sansür uygulanıyor. saçmalık bu!

show tv nin tekrar gösterimleri doğan gurubuna geçen star televizyonu tarafından sabote edilmeye çalışılan dizidir. serinin önemli sahneleri erkenden ve defalarca gösterilerek başka bir şey amaçlanır mı bilmiyorum. misal; çakırın öldürülme sahnesi dün defalarca gösterildi starda. sanırım testerenin ve baronun öldürüldüğü sahnelerden önce de benzer faaliyetler göreceğiz.

(bkz: #9117900)

show tv'nin tekrar gösterimleri, doğan grubuna geçen star tv tarafından sabote edilmeye devam edilen dizidir. tam kurtlar vadisi'nin tekrar bölümlerinin yayınlandığı saatte star tv'deki eğlence programına istemi betil nam-ı diğer laz ziya, sefa zengin nam-ı diğer erdal kömürcü*, ve mehmet özcan varaylı nam-ı diğer cerrahpaşalı halit, kendi kimlikleriyle değil, kurtlar vadisi'ndeki kimlikleri ile katılmışlardır. gayet naif bir oyuncu olan mehmet özcan varaylı, sahneye gelir gelmez elini kalbine koyup hafifçe eğilerek eyvallah hareketi yapmış, oturduğu sürece de ağır abi pozlarında tespih çekmiştir. istemi betil ise, her sorulana, laz ziya stili bağırarak ve kelimelerin son hecelerini uzatarak cevap vermiştir. programda söylenen şarkılar ve türküler de kurtlar vadisi türküleridir.**

yetmişlerde filmleri ve oyuncuların filmlerde oynadıkları karakterleri gerçek hayatta öyleymiş gibi algılayıp erol taş ve hüseyin peyda gibi karakter oyuncularını döven zihniyetin,izleyici olmak gibi bir özellikten günümüzde hala yoksun olduğunu da insanlara göstermesiyle farklı bir misyonuda yerine getirmiş dizidir.zira dizinin kilit noktalarında oynayan kötü karakterler dizinin yayında olduğu dönemlerde benzer şekilde dayaklarını yemişlerdir.(bkz: mehmet ozcan varayli)seyredildiğinde surrealist bir senaryoya sahip olmadığı,hatta cesaret edilemeyecek birçok konunun üstü örtülü bir şekilde anlatılmaya çalışıldığı görülecektir.son toplamda dizi masum ve entelektüel kesimin haksız eleştirilerine maruz kalmış mağdur bir dizidir.kötü örnek olduğu düşünülen gençlerin mevcut durumu 'kurtlar vadisi' dizisiyle değil türkiyedeki eğitim sorunuyla alakalıdır.kurtlar vadisinin gençlere kötü örnek olması iddiasına göre,vietnam filmi seyreden gençlerimiz hışımla vietnama gitmeli,kaygısızlar dizisini seyredenler hemen evlenip kırk tane çocuk ve absürt espriler yapmalı,yabancı damat dizisini seyredenlerimiz de yunan olmaya çalışmalıdır.

(bkz: #9143388)

belki özensizlikten belki bütçeden ölçek sorunu yaşayan dizi. çoğu olayda karakterlerin pozisyonuyla yaptıkları işler, gelişmeler o kadar çelişiyor ki ister istemez dizide bir tiyatro tadı oluşuyor. gerçi kurgu sağlam olsa ve karakterle olay arasındaki uçurum baştan kabullenilse belki yine sırıtmaz ama bir taraftan da mekan, araç gereçle gerçekçilik kaygısı güdüldüğü için iki arada bir derede kalınmış gibi.en başta dikkat çeken türkiyenin yer altı patronlarının fazla ortalıkta olması, her işle bizzat ilgilenmeleri. bu kadar güçlü adamların böyle ortalıkta gezip ulaşılabilir olmaları inandırıcı gelmiyor. karar almayla eylem arasındaki kademe sayısı iddia edilen büyüklükle orantılı değil. en azından üç dört kademe atlanmış gibi geliyor. misal patronlar cep telefonlarıyla bizzat önemli şeyler konuşuyorlar, hangi patron işlerini bu kadar ortada halleder?yine bu derece önemli insanların çevrelerindeki adam sayısı çok az. bu kadar güçlü insanların resmen orduları olması gerekir ama bakıyoruz 5 10 adamla geziyorlar, bir rus baron deniyor mesela, tek başına gece vakti kıytırık bir yatla eski düşmanıyla beraber boğaza açılıyor.bunun dışında böyle dizilerde fazla mantık aranmaz ama mantıksızlık da çok göze sokulmaz. misal apartman dairesinde 7 kişilik silahlı çatışma oluyor, apartmanın bu durumda ayağa kalkması gerekir ama polis gelip şikayetçiyle konuşmadan gidiveriyor. bizim apartmanda alt katta bir hırsızlık teşebbüsü olmuştu kapı zorlanmıştı, bütün apartman ayağa kalktı, polisler 2 saat dolandılar etrafta. böyle bir konuyu gerçekçi çekebilmek için tabii tonla para lazım ama bunun için biraz daha kafa yorulabilir, laz ziya hüsrev ağa memati gibi tiplerin etrafı daha iyi desteklenebilir, göze çok batan mantıksızlıklar biraz çabayla törpülenebilirdi. tabii bu dediklerim next next star öncesi dönem için, ondan sonra zaten dizinin çivisi çıktı.

(bkz: kurtlar vadisi/#8769461)tekrar bölümlerinden görüldüğü kadarıyla, dizinin son bölümlerinde kripteksin içinden çıkan notlardaki el yazısı ile mehmet karahanlı'nın el yazısı arasında en ufak bir benzerlik yoktur. kripteksin içindeki el yazısı bir hattatın elinden çıkmışçasına özenli, düzgün, hayran olunası bir el yazısı idi. fakat bugün yayınlanan tekrar bölümünde mehmet karahanlı büyük ortadoğu konferansında yapacağı konuşmayı kendi el yazısı ile hazırlarken gördük ki yazısı gayet sıradan, kargacık burgacık bir el yazısıymış meğerse.

popüler kültür cultural studies uzmanlarınca gündelik hayatla yakından ilgili olan toplumun genel eğilimlerini, sıradan insanların tercihlerini yansıtan, spor, edebiyat, sanat, giyim kuşam vs. gibi alanlarda karşılaşılan bir fenomen olarak tanımlanıyor. modern sanat ise bilindiği üzre daha çok yüksek sanat kategorisinde algılanmış, bir çok modernist sanatçı sanat için sanat anlayışını benimseyerek, sanata bir ulvilik atfetmiş ve halkın beğenisini de küçümsemiştir. fakat daha sonra romanın sonu, şiirin sonu gibi laflar gündeme gelmiş ve çeşitli sanatlar bu sıkıntılardan bir çıkış yolu aramaya başlamışlardı. postmodernizmle beraber ise sanatlar popüler kültüre meyletmeye başlamış, sanat endustrisinde piyasa ve kar anlayışının yaygınlık kazanması, modern kültüre yönelik eleştiriler vs. gibi sebeplerle de çeşitli sanatlar populer kültürü de göz önüne alan formlara yöneltmişti. fakat diğer taraftan sanatın üst bir değer olduğunu düşünenler katı sanatsal formları savunmaya, populerleşen sanatları da küçümsemeye devam etmişlerdir.türkiye de bunun yansıması türkülerin, dizi filmlerin, arabesk müziğin, taşralı konuşma biçiminin ve bazı halk değerlerinin küçümsenmesi şeklinde gerçekleşmiştir. kurtlar vadisi çerçevesinde yapılan tartışmalar da yukarıda dile getirilen gelişmelerden bağımsız değildir. tabi konu türkiye olunca ideolojik söylemler de devreye girmektedir. kurtlar vadisi gerçekten bir fenomen haline gelmiş, türkiye dahilinde kendi alanındaki en büyük başarıyı elde etmiştir. dizi türk halk kültüründeki populer temaları başarıyla (kabadayılık, delikanlılık, devlet ve millet sevigisi, artizlik vs) kullanmış, sürekliyici senaryosu ve karakterlerin inşasındaki başarı ile de haklı bir teveccüh görmüştür.her başarı takdiri gerekli kılmamakla birlikte kurtlar vadisi dizisinin yapımcılarını bu başarılarından dolayı tebrik etmek gerekir. zira türkiye de yapılmamış olan bir işi başarmışlar. bravo.

(bkz: iki kisinin bildigi kebapcı iş yapmaz)

film hakkında hiçbir yorum yapmadan, bir ilköğretim okulunda ingilizce öğretmeni olan kız kardeşimin, öğrencileriyle yaşadığı bir diyaloğu aktarmak isterim.öğretmen: (öğrencilerin ders çalışmayışlarına çok sinirlendiği bir anda) siz kalkın tahtaya bakiym, soru sorucam!evet, türkiye büyük millet meclisi hangi tarihte kuruldu? sen söyle bakayım...öğrenci 1: eeee... 1915.öğretmen: hayır, sen söyle?öğrenci 2: hmmm... 1919, 19 mayıs 1919.öğrenci 3: hocaaamm... 1920.öğretmen: tam tarih söyle?öğrenci 3: 1922! en sonunda, sınıftaki diğer öğrencilerden sadece bir tanesi 23 nisan 1920, olan doğru cevabi verir.öğretmen: peki, kurtlar vadisi filmi ne zaman vizyona girdi?bütün sınıf hep bir ağızdan: 3 şubaaaaaattt!!!öğretmen: afffferin(!) sizeeeee!!!!öğretmen: atatürk'ün kızkardeşi kimdi? öğrenci 1: zübeyde hanım?öğretmen: bi ara evlenmişti atatürk... evlendiği kadının ismi neydi?öğrenci 2: ayşe?öğretmen: öff neyse, peki polat alemdar'ın sevgilisi kimdi?bütün sınıf hep bir ağızdan: eliiiifff!öğretmen: (beynine kaynar sular dökülmüş öğretmen efektleri)atatürk: (kemik sızlaması efekti)

"abi bu diziyi izledim turkiye'nin gerçeklerini ögrendim öheheye roheher" ve "yaaa bu banal diziyi izleyenler nasıl olur yaaaaaa, en iyisi cnbce kikiki" olmak uzere sayıyla 2, yazıyla iki andaval insan grubunun oluşmasına yol açmış, erkekler için yalan ruzgarı.

çok sağlam kaynaklardan aldığım bilgilere göre dizinin dvd seti çıktığında,bu setin içinde daha önce izlenilmemiş bonus bir bölüm olacakmış...bu bölümde baronun emriyle istanbuldaki herkes sigarayla savasanlar vakfina başvurup,sırayla sigarayı bırakıp,teker teker duman avcısı oluyormuş.senaristler bu bonus bölümden sonra kafalarda soru işareti kalmayacağını açıklamışlar.edit:bu entryyi okuyup benim de "kurtlar vadisine bok atanlar" klasmanında olduğumu düşünüp ,mesaj atan yazarlar için açıklamak istedim...bu diziyi başından sonuna kadar severek, ilgimi kaybetmeden izledim.ama diziyi kayıtsız şartsız sevme gibi bi zorunluluğum yok...her bölümde 5 paket sigara içme sahnesi çekilirken bi anda bu sahnelerin kesilmesinin sebeplerini herkes biliyor...ve bencede çok haklı bi kararla kesilmiştir bu sahneler...ayrıca bu diziyi ne kadar sevsem de toplum üzerinde yararından çok zararını gördükten sonra keşke hiç yayınlanmasaydı diyorum...yarınlarımız için ,gençlerimiz için.....

birçok insanın düşünce tarzını ortaya çıkarmış dizidir. çok net görülmüştür ki bu insanlar için düşünmek ancak tek taraflı olabilir. yani, dizinin beğendiğiniz ve beğenmediğiniz bir yanı olamaz, ya seversiniz ya sevmezsiniz, bununla beraber hangi fikri benimsediyseniz, takım tutar gibi sadece o fikri savunmalısınız.kurtlar vadisi yayınlanırken, ben ne yazık ki en mal kitlenin üyesiydim, dizinin toplamda en fazla 10 dakikasını seyredip atıp tutuyordum. bu her ne kadar benim yanlışım da olsa etrafta gördüğüm bir çok minik polat alemdar lise öğrencisinin de bu yanlışta ciddi payı vardı. bu anlayış içerisinde, etrafımdaki her kurtlar vadisi seyircisine biraz farklı gözlerle baktım açıkçası yaptıklarından pek haz etmedim çünkü benim hayal ettiğim, görmek istediğim dünya pek kurtlar vadisine benzemiyordu. filmin yayınlanmasından sonra ilk 15 bölüm dışında bütün bölümleri seyrettim ve hiç seyretmeden bu diziyi yargılamanın ne kadar hatalı olduğunu gördüm. "kanımca" kurtlar vadisi türkiye'de çekilmiş en iyi dizilerden biri. herşeyden önce kurtlar vadisi olay örgüsünü çok iyi kurmuş ve karakterlerini sağlam bir şekilde oturtmuştur. eğer 2.bölümden 80 küsürüncü bölüme gönderme yapılıyorsa, bu dizi bir haftada yazılıp oynanmamış demektir. ancak, dizinin içindeki olayları gerçek zannedip, yetişkinler çocuklar gaza geliyorsa, kimse kusura bakmasın bu da dizinin başarızlığı veya saçmalaması değil, ülkenin sorunudur. bu çocukların kişiliklerinde ne eksik de eli silahlı bir kahramanla doldurmaları lazım diye sormak lazım ama senariste değil... bununla beraber, yok efendim olaylar çok saçmaymış, gerçekte böyle insanlar olmazmış falan filan... kardeşim, diziyi yapan adam senin hayatını gözünün önüne koyuyor. bu ülkede mafya olmadığını iddia edebilen birileri varsa o zaman dizideki olayları garipseyebilir. bu söylediğim, olayların hepsinin gerçeğin yansıması olduğu anlamına gelmez ki zaten senaristlerinde "türkiye'deki derin gerçekleri açıklayalım, yer yerinden oynasın" gibi bir kaygıları olduklarını sanmıyorum. adamlar hikaye yazıyor elbette gerçeküstü unsurlar yerleştirecekler, elbette ali'nin estetik ameliyatından sonra omuzları daralacak, aslan bey'le görüşmeye giderken onu kimse izleyemeyecek. bunlar kurgunun eseridir, hikaye güzelleşsin diyedir. senarist bir nokta bulmuş, onun üzerinde oynuyor yazıyor, izlenebilir kılıyor işte. "bu bir mafya dizisidir" lafına takılmayı da pek anlayabilmiş değilim, adam açıkça söylemiş işte, "sen görmesende bu senin hayatında hergün olan birşey ve bende onun dizisini yapıp önüne koyuyorum" diyor. bu mafya dizisini izlerken, çok büyük iddialar ortaya atıldığı zaman ne belime silah takıp sokağa çıktım, ne de "s.ktirin lan" diyip anlatılanları bir kalemde silip attım. onun yerine oturdum düşündüm, dizideki olaylarla bağlamaya çalıştım, acaba gerçek olabilir mi diye kafayı sıyırmadan yargıladım ve en önemlisi bundan çok keyif aldım, bir dizinin sarmasının bu demek olduğunu anladım. godfather da bir mafya filmiydi, temelini mafya oluşturuyordu ancak hatırladığım kadarıyla da ne vito corleone ne de michael corleone kebapçıydılar. seyirciler orada anlatılan hikayeyi beğendi, karakterleri çok çok iyi anladı ve dünyanın en iyi filmleri arasına soktu. biz hala bizimle karşı görüşte olanlara birşeyler kabul ettirme derdindeyiz, herşeyi abartmaya çalışıyoruz.sonuç olarak biz bir diziyi sadece beğendiğimiz için, iyi ve kötü yanlarını göre göre izleyemiyoruz, kimimiz seyretmeden b.k atmayı görev biliyor, kimimiz oradaki dünyayı kendi dünyasıyla karıştırıyor...

(bkz: polar alemdar)

ibneliğe özendiren dizidir.. bi sn açıklayabilirim.. "eğer dünyada gerçekten dizideki tarzda kadınlar var olsaydı yeminlen ibne olurdum"."rocco siffredi"

metin uca'nın "çalıştığım kurumun bu dizinin yeni bölümlerini almış olması beni ilgilendirmiyor." şeklindeki açıklaması ile akıllara "show tv den devam mı edecek" acaba tereddütleri düşüren dizi.

ilk yayımlandığı zaman nefesimi tutarak izlediğim, ikinci kez gösterime girdiğinden beri de "ben bu dizide ne buldum da bu kadar çok sevdim acaba?" diye merak ettiğim için izlediğim dizi.

gerçekleşen bıçaklamalar, gasp, haraç kesmeler ülkemizin uzun senelerdir bilinen bir gerçeğidir, dizi çıkmadan önce de var olmuştur, dizi çıktıktan sonra da. dizi son günlerde eğer arttıysa bunu etkileyen faktörlerden bir tanesi olabilir, lakin istatistik sunmadan artmış deyip, üstüne bir haber linki koyup 1. dereceden sorumlusudur şeklinde bir yargıya varmak ve bunu yaparken metodolojik ön yargı ve algı kanalları-analiz yetisinin kapalılığından yararlanmak oldukça gülünç ve doğal olarak şu durumda, oldukça gayrıciddi bir çok eleştirinin başrolünde olan yapıt (tanım).eğer ki belli bir önerme yapısıyla bir yargıya varılıyorsa bir takım süreçlerden geçilmeli, anglo-saksonun "common sense" (sağduyu diyemiyorum, neden diyemiyorum? çünkü sağduyu lisan içerisinde pozitif bir anlama sahipken bahsettiğim kavram daha çok teorisiz ön yargılarla şekillenmiş bir algı biçimidir) dediği duruma bir şekilde uydurup aldatıcı bir mantık ile yanlış yargılara varılmamalıdır.(bkz: fallacy)dizinin savunucusu değilim, yayınlandığı zaman keyif alarak izledim, ideolojik duruşu dandiktir, soğuk savaş tarihi bilmeyen, analitik düşünceden uzak insanların "türkiye gerçekleri"ni öğrendikleri lümpen duruşlarla dolu bir dizidir (ha bahsettiği derin devlet yapılaşmaları var mıdır? belli bir dönem başka şekillerde vardı, ama bu şekilde değil), bitti iyi oldu ama yetmez;"analitik düşünce ve yöntemler vadisi" şeklinde bir yayınla değiştirilmedikçe her izlediği diziden "hödükçe" etkilenen bir zümre çıkacaktır, zira diziyi aşırı benimseyip gerçeğin aynasıymışçasına izleyip kendi duruşunu geliştiren a kişisi ile diziden nefret edip onu saçma, aldatıcı, gülünç bir mantık yöntemiyle eleştirmeye, iki kelam etmeye çalışan ve sonuçta yanlış yargılara ulaşan b kişisinin kullandıkları yöntem açısından hiç bir farkı yoktur b kişisi de potansiyel bir a kişisidir (herhangi bir dizinin etkisi çerçevesinde konuşursak.)

an itibariyle yayınlanan 62. bölümde görülmüştür ki, deli hikmet meğer next & nextstar yetkili servisiymiş. 30 küsur bölüm sonra hollywood tepesine dikilecek olan çanak antenleri kendisi hazır etmekteymiş. yoksa kendi halinde bir tamircinin masasının üstünde koca çanağın ne işi olur.(bkz: sanal reklam)

yayınlandığı zaman hiç seyretmediğim, aklıma bile getirmediğim ama çok fazla konuşulunca, her yerde hakkında yazısını okuyunca kendimi zorlayıp tekrar bölümlerini seyrettiğim ama feci sıkıldığım dizi. bir kere üç saat boyunca kurtlar vadisini seyrettikten sonra, rüyamda polat alemdarlarla adam kovaladığımı görünce bir daha bu diziyi izlemeyeceğim dedim ve izlemedim.

(bkz: kurtlar vadisi the gathering)

sylvia plath'in guzel anlamitimiyla : (bkz: every woman adores a fascist)(bkz: guce tapmak)(bkz: guc istenci)

şimdi tekrarını verip duruyorlar ya... ali candan'ın doğum tarihi 1971 olarak görünüyor mezar taşında... malumunuz elif öldüğünde mezar taşında 1979 doğumlu olduğu yazıyordu... geçen günkü tekrar bölümde elif, ali ile tanıştıkları zamanı anlatıyordu. "anadolu lisesinde tanışmıştık.. vs." demişti... 1971 ve 1979 doğumlu 2 zat nasıl olur da aynı lise de denk gelebilir hele de ikisi de çalışkan ve zeki öğrencilermişse... devamlılıkta ciddi bir hata var gibi geldi bana... onca alengiri iyi düşünmüşler ya, şeytan ayrıntıda gizliymiş hakkat...

polat alemdar'ın televizyonlu minibüsünün tepesinde next & nextstar çanak anten aradığım dizidir. hayır olur olmaz her yere koyuyorlar da şu televizyonlu aracın tepesine niye koymadınız be birader? adam nasıl seyretsin onca kanalı. hep yolu izle hep yolu izle vakit geçer mi?

benzerleriyle beraber meyvelerini süratle veren dizi:"adana'da 17 yaşındaki liseli, okul arkadaşını bıçakladı. konya'da, 13 yaşındaki b.y., yaşıtlarınca bacağından yaralandı. edremit'te 16 yaşındaki g.e., 17 yaşındaki ilkay demir'i tabancayla; 17 yaşındaki o.k. da 27 yaşındaki murat öz'ü tüfekle öldürdü. istanbul'da 14 yaşındaki c.b., sınıf arkadaşı 17 yaşındaki f.c.'yi okulda bıçakla ağır yaraladı."(bkz: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=182220)edit: bunu kötüleyenler şunu da kötüledi: (bkz: polat abiyi ornek aldim bicagi kalbine sapladim)

(bkz: polat abiyi ornek aldim bicagi kalbine sapladim) *

kabak tadı veren bir tartışma konusu.bu kadar acizane, sanattan, estetikten, yetenekten, eğlenceden veya eğitimden (başka hangi amaçlarla izlenir bir şey) yoksun, bütün eğitimli kesimin bile izlediğini, izlemekte israr ettiğini gördükten sonra, başlangıçta diğer ucuz diziler gibi hiç karışmadığım bir konu iken, son zamanlardaki şiddet olaylarını, ucuz ve bilinçsiz bir amerikan karşıtlığını, artan şovenistliği gördükten sonra iki kelam etmeden geçemedim.hadi gençler bilgisiz, hadi eğitimsiz kesim bilgisiz, peki ey hayatta bir yere gelmiş, çalışan, memleketin çarklarını döndüren siz sorumlu kitle. eğer bu kadar ucuz, bu kadar kalitesiz ve bu kadar zararlı bir şeyde ısrar edenler, karşı çıkanlara çemkirmeden önce kafanızı şöyle soğuk duşun altına tutup bir daha düşünün. bir dizi size devlet sırlarını veremez.bir dizi size uluslar arası sırları veremez.bir dizi şiddet içeriyorsa çocuklar için zararlıdır, çocuklardan uzak tutulması gerekir.siz bu maddelerden bir tekinin bile aksini düşünüyorsanız, o yaşa, o mevkiye boşu boşuna gelmişsiniz demektir.alın, istediğiniz kadar kötüleyin, sonra da bu seviyesiz şeyleri izlemeye devam edin, hayat sizin, bana ne...ama sizin yaptıklarınızın sonuçları başkalarına zarar vermeye başlarsa, o zaman dur demesini de biliriz.

sanki bu diziden önce türkiye çok düzenli tertipli bir memleketmiş gibi her bir halttan sorumlu tutulan dizi.sanki bu memlekette peker kardeşler yoktu, sanki uşak cezaevinde işkencenin binbir türlüsünü icat edenler hiç yaşamıyordu da bu dizi ile ortaya çıktı. var mı böyle saçmalık.

memleket gerçeklerinden bi haber ve hangi ülkede yetiştiklerini bir türlü anlayamadığım insanların, bu dizide az biraz gösterilen ilişkileri hayterle karşıladıklarını görmemle beni şok eden, koca bir trajıkomik durumu da açığa çıkartması açısından bir mihenk taşı olmuş dizi.derin devlet, mafya, gizli güçler falan. bunları sanki kimse bilmiyordu da, kendileri keşvedip millete anlattı. işin acı yanı bunu gerçekten böyle sananların olması.80 sonrası apolitik evren ve özal gençliğinin içler acısı durumunun aynası dizi. memleketten ve olanlardan bihaberler ve bu dizileri izleyince çok şey öğrenmiş sanıyorlar. acınası ve ağlayası bir neslin, acınası ve seviyesiz, kalitesiz dizisi.

kanımca dizideki en güzel, en dokunaklı anlardan birisi de mehmet karahanlı'nın ali candan'ın odasında, onun yatağında uyuyakaldığı sahnelerdir. tahminimce bu bölüm bir kaç gün içerisinde show tv'de yayınlanır.

pokemon'nun ve hatta spiderman'nin çocukların ve gençlerin psikolojisini bozuyor diye yayından kaldırıldığı ve televizyonlara ceza verildiği günleri hatırladıkça hala nasıl oluyorda yayınlanabiliyor dediğim dizi, film...(bkz: isin icinde baska bir is var)

kız arkadasimin gorev yaptigi ilkogretim okulunda bugun olan olayı duyduktan sonra bir kez daha bela okudugum dizidir.bahcede ogretmen zili caldiktan sonra 3 lu olarak dolasan orta sona giden ogrenciler bahce nobetci hocasinin "girin oglum iceriye zil caldi" uyarısına "sen kimsin lan, kime iceri girin diosun sen" seklinde cevap vermelerine mutakip, alt siniflardan ben polatim ben mematiyim seklinde gezip harac topladiklarini ogrendim. son olaylari uzerine 2 si okuldan ihrac edilmis baska baska okullara, polat(!) olanda disipline verilmis.kendisine bir sey yapilamadi bari tekrarlarina bir ceza gelsin artik demekten baska diyecek bir sey bulamiyorum bu dizi bozuntusu icin.zamanının otesinden gelen edit: zamanın otesine gonderenlere tek diyecegim okul onlerinden gecerken dikkatli olun ki ovunc kaynaginiz dizinizden cıkma repliklerle birisi bıcaklamasın sizi. kara mizah ornegi olursunuz cidden

çok değil, dört sene evvel "bu bir mafya dizisidir" sloganıyla piyasaya çıktı bu dizi.. show tv'de doğdu, kanal d'li oldu, helal olsun sanaaa... ehm, neyse (istiyorum ki bi sohbet havasında geçsin bu entry, bi gönül bağımız olsun, fütursuzca düşüreyim seviyeyi ki, açılsın diyalog kapıları, rakı balık ortamı hassasiyetinde tartışılsın bütün çetrefilli mevzular).. dizinin bütün bölümlerini ilgiyle izleyip müdavimi olan sözlük yazarları olarak çok sevdik.. bir milyonuncu kez ifade etmek isterim ki, bu diziyi sevdik.. kimler sevmedi ki? doktorlar, mühendisler, avukatlar.. hatta, şu sözlük ortamlarında, belki de hiç izlemeden, ya da maksimum onbeş dakikasına denk gelip minimum binbeşyüz adet içi boş eleştiriyi bizimle paylaşan yazardan daha fazla itin götüne soktuk bu diziyi.. sokup sokup çıkardık, yüzüne tükürdük, ayaklarımızın altına alıp tepindik, yeri geldi, üstüne kusmuşluğumuz da oldu.. hatta bu konuda şahıs olarak liderliğe oynarım, öyle de iddialıyım (merak ederseniz daha duruyo entryler).. ama bugüne kadar da hiçbir sivilceli ergen bünyeden "vay sen polat abimize nasıl godoş dersin lan, şimdik ona özenip kalbine saplamaz mıyım bıçağı!" içerikli bir tepki almadım (polat dediğin, portatif cep godoşudur zati)..sevmesine sevdik de, ben şahsen sadece bu dizi vasıtasıyla haberdar oldum soner yalçın'dan ve kitaplarından.. o kitapları okuyunca anladım meselenin "ak-kara" meselesinden daha "derin" olduğunu.. o sayede anladım "racon" derecesinde yüzeysel gösterilen ilişkilerin kökeninin teheeeey natolara dayandığını.. üstelik, bir iddiam daha var ki, eğer bu dizi insanın bünyesine birşeyler katabiliyorsa, en doğru mesajları aldım, en bi kabadayı benim!! şöyle ki, karlı bir şubat gecesinde, mahalledeki kahvede okey oynarken biz (entryde yılmaz erdoğan ekolü), üstü çıplak, elinde uzuuunca bir ekmek bıçağıyla "piskolojik deli" bir adam girdi içeri.. tam da arkamızdaki boş masayı bir çırpıda devirerek "boşaltın lan çabuk burayı!!" dedi.. işte, o vakit delikanlılığım tuttu benim, sigara pakedini bir cebime, cep telefonunu öbür cebime koyduğum gibi fırladım yerimden.. üç dakika gibi rekor bir sürede eve varmışım.. bünyemden beklenmeyecek derecede ani bir çıkış olmuş demek ki, masadaki arkadaşlarım bile çıktığımı görememişler.. işte ben bu diziden bu mesajı aldım, ortamın gerginleştiğini anladığın vakit en kısa sürede ortamı terketmek, en has bi delikanlılıktır (valla bak).. ha, şu saatten sonra dil dökerek bu diziyi kimseye beğendiremeyeceğimin ben de farkındayım ama, istiyorum ki "bu dizinin de nesini seviyolar hiç anlamıyorum cicim" diyen insanlarla bir diyaloğumuz olsun, canavar zannetmeyelim birbirimizi, seyredenleri öküz seyretmeyenleri ipne diye damgalamayalım, iki dakka insan olalım lan!! (pardon..)şimdi gelelim dananın kuyruğunun koptuğu yere, elimizde 12-17 yaş arası, "ben polat'ım, haraç kesiyom, racon kesiyom, kafa kesiyom" diye dolaşan, lanet olsun dediğini de hakkaten yapan bir kitle var.. bu "çocuk"ların ellerinde, gözlerini kırpmadan kullandıkları kasaturalar, envai çeşit yaralayıcı/öldürücü alet edevat var.. battle royale gibi değil lan, hakkaten var.. ve bu insanlar, sana bana değil, yalaka polat'a özeniyorlar.. tam bu noktada, çok yaşasın 386 dx'in #9319517 numerolu pek şukela entrysine uzanıp geri gelelim.. hadi onu geçtim, kim çıkıp bu çocuklara "polat"ın necati şaşmaz olduğunu, necati şaşmaz'ın da turizm otelcilik mezunu, amerika'da yaşayan bir işadamı iken kardeşinin torpiliyle dizide rol sahibi olduğunu söyleyecek? (http://www.imdb.com/name/nm1699093/bio) "süleyman çakır"ın aslında oktay kaynarca olduğunu, oktay kaynarca'nın da burun çekip racon kesmezden evvel sabah şekeri olduğunu? (#2158621) bu dizide boy gösterip racon kesen ağır abilerin bile, zamanında komedi dizilerinde madara olduğunu? (#7701017)ancak hepsinden önemlisi, bize kim gösterecek "çocukların birbirini öldürmesi" kadar derin bir problemi, "kurtlar vadisi" kadar sığ bir dizi üzerinden tartışacak saflıkta olduğumuzu?? o vakit, mengus'un da #8729767 numerolu entrysine bakalım, çok afedersiniz.. yaa, çocuklar var, çocuklar birbirini kesiyo, öldürüyo?? düşünün ki, bir önceki gün aynı sınıfta derse girdiğiniz kişiyi bıçaklıyor, öldürüyorsunuz.. hadi bunu yaptınız diyelim, "onun da annesi var, babası var, ailesi var" diye düşünmüyorsunuz.. dönüp arkanıza bile bakmıyorsunuz.. savaşta bile, düşman askerine karşı kurşun sıkan insanlar, "düşman" olsa dahi bir "insan"ı öldürdüklerinde psikolojik rahatsızlıklar yaşıyorlarken, "katil" olduğunuzu düşündünüz mü hiç?gündelik hayat teorileri: insan geleceğe dair umutlarını kaybettiğinde, empati de umutlarıyla birlikte gider..

gorebildigim kadariyla bu diziyi 3+1 tip insan izliyor;1- geri zekalilar2- kafasi calisip, okumadan etmeden turkiye hakkindaki bilgi eksikliklerini bu dizi ile kapatacaklarini zannedenler.3- kafasi calisip, entellektüel bir özyıkımla percinlenmis sovenizmin sicacik kollarinda kendilerini tuhaf bir histeriye kaptiranlar. 4- bu entry'i gorup de gelip, "ben hangisine giriyorum" diye soranlar.(bkz: zamanin otesi gezegenine uzay araci gondermek)

bu dizi daha cekilmeye baslamadan senaryo asamasinda emniyet mudurlerinden birine danisilmis. sayin mudur "bu senaryo tatsiz seylere neden olacaktir" diye uyarmasina ragmen dizinin oyunculari ve senaristi tarafindan ciddiye alinmamistir. gecenlerde star'daki okullarda olan olaylarla ilgili bir canli yayinda oktay kaynarca'ya emniyet muduru "ben sizi bu konuda uyarmadim mi?" diye sordugunda da kendisi "aman abicim canim abicim" modunda lafi evirip cevirip konuyu desgistirmek icin ugrasmis, lafi degistiremeyince de "bana 4 yil once boyle olaylara sebep olacagini soyleseler cekmezdim" gibi sacma sapan bir cevap vermistir. akli olan buyuk lafi dinler ama tabi yesiller cebe girmeli, oncelikli olan budur memlekette.

ektiğini, bugünlerde sıklıkla yaşanan "okullarda şiddet" olaylarıyla biçen bir fenomen.

okullardaki şiddetin yaratıcısı, günah keçisi, biricik sebebi olarak gösterilen dizi. yapılan şikayetler sonucunda dizinin tekrar yayınlanması durdurulmuştur.bu başlıkta off topic olacak ama, benim anlamadığım bir şey var. senelerdir caddelerde, sokaklarda hız yapılıyor, insanlar bağdat caddesi'nde yarış yapıp masumları öldürüyor, binlerce kişi aşırı sürat yüzünden trafik terörüne kurban gidiyor. bunların sorumlusu kim? "trafik canavarı". yani resmen götten uydurulmuş bir canavar. elle tututlamaz, gözle görülemez. niye kimse çıkıp "formula 1 çocukları gençleri etkiliyor, caddelerde hız yapmaya özendiriyor" diye formula 1 gibi muhteşem bir organizasyonun televizyondan yayınlanmasını şikayet etmiyor? okulda arkadaşını bıçaklayan akıl baliğ bir insanın etkilendiği kişi kurtlar vadisi'ndeki polat abisi ise, niye aynı kişi babasının arabasıyla caddede hız yaparken adam öldürünce suçlu "trafik canavarı"? etkilendiği kişi formula 1'deki schumacher abisi olamaz mı? kurtlar vadisi'nin bir dizi olduğunu, kurgudan ibaret olduğunu, gerçek olmadığını kavrayamayacak kadar eğitimsiz, etkilenmeye müsait bir insandan, formula 1'in trafiğe kapalı bir pistte, her türlü güvenlik önlemi alınmış bir araba yarışı organizasyonu olduğunu anlamasını, etkilenmemesini bekleyebilir miyiz? yasakçı zihniyet, "insanları eğitemiyoruz, madem yasaklayalım" diyerek kurtlar vadisi'ni yasaklıyorsa formula 1'i niye yasaklamıyor ve hatta cem yılmaz'lı opet reklamlarını niye yasaklamıyor? insanlar "arabanın hakkını verecem, basıyim" diyerek hız yapmaya başladıklarında suçlu olacak yine "trafik canavarı". yasaklayın kardeşim. yasaklayın. onu da yasaklayın. formula 1'i de yasaklayın, kurtlar vadisi'ni de yasaklayın. vahşi doğa belgesellerini de yasaklayın. belli mi olur belki insanlar aslanlara özenir de geyik yerine koyduğu arkadaşlarının karınlarını deşer. kurtuluş savaşı'nı anlatan dizileri de yasaklayın. ordaki kahramanlık öykülerinden etkilenen kişiler düşman askeri yerine koyduğu arkadaşını da vurur. yasaklayın. hepsini yasaklayın. eğitmeyin kimseyi. etkilenmemelerini sağlayacağınıza, insanları eğitmek için çaba göstereceğinize işin kolayına kaçın, yasaklayın.edit: aha da buyur. dememe kalmadan... http://www.vatanim.com.tr/...d=74816&categoryid=7

okullarda şiddetin sorumlusu olarak yaftalanıp, suçlu bulunmasıyla rahatlanan dizi. meğerse tüm şiddet eğilimi bu dizidenmiş. yayını yasaklayıp kurtulmak neden aklımıza gelmedi ki önceden? tüh,önceden aklımıza gelse bu kadar gencimiz pisipisine ölmezdi? efendim? şiddet eğiliminin engellenmesi için eğitim mi gerekli? ya bırak bunları ne eğitimi? ne demek tüm eğitim sistemini külli değiştirip gençlere akılcı bakış açısı sunacak eğitim sistemini onun yerine getirmek? delirdiniz mi kardeşim, okusun işte çakallar, onca para dökülüyor onlara. ha?gençlere kuru kuruya bilgi vermek eğitim değil midir? onlara sorgulayıcı bakış açısını küçük yaştan kazandırmak mı? laaan, ne biçim gonuşuyon gominis misin nesin...son zamanlarda insanlarda eskiden de var olan şimdilerde ayyuka çıkmış bir hastalık türedi. günah keçisi bulmak ve ona saldırmak. bu kurtlar vadisi olur, biz evleniyoruz vs. olur allah olur. yahu bizim zamanımızda voltran vardı, he-man vardı ama hiçbirimiz gidip de kılıç kuşanıp sağa sola girişmedik, rocky izledik ama kimseyi yumruk manyağı yapmadık, sinemadan çıkınca hepimiz bruce lee olduk ama ona buna sataşıp kafa kol kırmadık... eğer şiddet varsa ve artma eğilimi gösteriyorsa bunu bir diziye fatura etmek anlamsızlıktır. dizinin etkisi vardır ancak, genç bünyede bıçakla adam öldürek kadar etki bırakmasını sağlamak dizinin kudretinden değil, o yaşta eğilmesi, eğitilmesi gereken gençlerin kafalarına bilimum lüzumsuz bilgi tıkıştırmak yerine kafasını, beynini kullanmasına imkan tanımayan eğitim sistemsizliğinin, eğitim verilmeyişinin kudretidir. lise dört yıl oldu, ancak değişen bir şey yok, eski hamam eski tas... yukardaki entrylerde yazılanlar tamamen doğru, o zaman futbol yasaklansın, gençler küfür öğreniyor, araba satışları yasaklansın, insanlar kaza yapıyor, bilgisayar yasaklansın neme lazım gençler oyun neyin oynar ders çalışamaz, internet yasaklansın, maazallah porno sitelere falan girerler...hadi bakalım beyler, sözlüğü de yasaklayın o zaman, zamanımızı boşa harcıyoruz, hem böylece buraya yazı yazamaz yasakçı zihniyeti ve sistemsizlik içinde yüzen eğitimi kınayamayız, sizler de rahat edersiniz...

zararı yararından fazla yapım.tamam; seyrettik, "türkiye üzerinde oynanan oyunları" öğrendik. ee; sonra ne oldu? ortalığı küçük polatlar sardı! koyu takım, uzun sivri burunlu kösele ayakkabı giyen birçok velet, zihinlerinin arkaplanındaki tulum melodileri eşliğinde triplere girmeye başladı. benzer bir durum, deli yürek yayınlandığı vakit de olmuştu. fakat o dönemki numunelik miroğluları, küçük polatlar gibi dehşet saçmıyordu ortalığa. genelde sadece pozdan ibaretti numune miroğlular.yeni yetme polat alemdarlar, işi bir üst boyuta taşıyıp -rivayetlere göre- "polat abiyi örnek aldım, tam kalbinden bıçakladım"a kadar taşıdılar işi.bunları yazmamda, sokakta denk geldiğim ve komik bir surette "laf etsede olay çıkarsak" düşünceleri eşliğinde suratıma bakan çelimsiz lise bebelerinin, sokak köşelerinde, yanlarındaki kızlara hava atmak için tabancalarla "racon kesen" tüysüz veletlerin bir etkisi var mı? evet, kesinlikle. şu an için o tabanca -büyük olasılıkla- bir oyuncak, o kızlarda sazanın önde gideni.. ama bu veletler büyüyünce o silahların gerçeklerine ulaşacaklar ve daha beter belâ olacaklar toplumun başına.

rtük'ün ricası ile tamamen yayından kaldırılan dizi. güzel dizi idi, ancak boş bir toplumun olması nedeniyle verdiği mesajlar ve de komplo teorileri değil de, sübyanın kafa kesmesi, adam öldürmesi ile akıllarda kalan dizi.halbuki, bakın ne diyor doğu bey abi:- devlet eşkiya ile savaşmak için eşkiya yetiştirir, sonra onunla da savaşır. ( yalan mı? )bu gibi bir çok güme gitmiş gerçekçi mesajı saklamasına rağmen, maalesef, polat abi soktum bıçağı olayı yakmıştır diziyi.

rtük'ün ricası üzerine değil, kendi grubuna ait gazetenin* verdiği kurtlar vadisi vcd'lerinin promosyonu güme gitmesin diye bizzat kanal tarafından yayından kaldırılmış dizidir. yoksa nerede görülmüş rtük'ün ricayla minnetle dizi kaldırdığı ve dahi kanalın da bu ricaya uyup en tutulan dizisini yayından kaldırdığı. rtük dediğin, basar cezayı, kapatır kanalı, öyle kaldırttırır diziyi yayından. desek ki show tv; sorumlu yayıncılık anlayışı gereği, şiddete daha fazla neden olmamak için diziyi yayından kaldırdı. türkiye'de, hele ki show tv gibi bir kanal, tantana etmeden, bunu reklama dönüştürmeden "bangır da bangırrr biz şiddete daha fazla ortak olamıycaazz gümbedegümgüm o yüzden kurtlar vadisi'ni kaldırıyoruzzzz hoyderehoyhoy" diyerek kaldırmaz mıydı yayından? millete de "helal olsun kanala, en çok tutan diziyi yayından kaldırdı" dedirtmez miydi? rtük rica etmiş bile olsa, show tv yine bu şekilde bir tantana ile bunu reklam malzemesine dönüştürmez miydi? şimdi yapsa aynı tantanayı, biri çıkıp da "hadi ordan dürrük. hem şiddete karşıyım diye diziyi kaldırdım diyorsun, hem de gazetenle birlikte cd'lerini dağıtıyorsun" demez mi?

(bkz: kartlar vadisi)

http://www.dark-abyss.org/download.htm adresinden edinilebilecek olan warcraft 3 haritası.

okullardaki şiddetin diyetini ödeyen dizi. kurtlar vadisi sadece bir gölge. bu biter 5 sene sonra başka konu adı altında şiddet gösterilir. bu gençlerimiz ahlaklı olmayı ailelerinden öğrenemedikleri sürece okullarda, sokaklarda boy göstereceklerdir. polat abiyi ornek aldim bicagi kalbine sapladimcılar polat abilerinin bütün güzel huylarını almayıp sadece bıçak saplamasını örnek alıyorsa bunda bir iş vardır arkadaş.

karakterlerin kullandığı silahların üstünde 'metehan plastik' yazan dizi.

dizide müzikleri gökhan kırdar'ın yaptığını sanıyordum ama royalty free çalışmalar da kullanmışlar. o iç kasıcı yaylı parçayı kevin macleod yapmış:http://www.aux.incompetech.com/...alty-free/moody.mp3"title: moodylength: 1 minute 59 seconds.slow and plodding arrangement for orchestra. edgy and dark. originally written for a stage production, this piece won an award at an australian short films festival in 2002."

türkiye'nin başına gelmiş talihsiz şeylerden yalnızca biridir bu dizi. apolitik genç nüfusa yeni bir yön vermeye çalışmış, derin devlet politikalarını gerekli ve yararlı göstermiş, değer yargılarını sonrasını düşünmeden ortaya koymuş, önce insan olmak yerine önce vatan demenin gerekliliğini vurgulamış, politik yanları körleşmiş zihniyetlere bu gerekliliği aşılamış, diğer insani değerleri hiçe sayarak milliyetçiliği her şeyden üste çıkarmış, ne yazık ki çok fazla ilgi görmüş bir dizidir. milliyetçilik tabiidir ki bir vatan bütünlüğü düşünüldüğünde gerekli ve önemlidir, ki bu vatan türkiye olunca tarihsel boyutları ile milliyetçilik düşüncesi daha da fazla önem kazanır. fakat bunu "tek önemli olan" olarak kabul ederek yaşamak, diğer her şeyi bunun yanında küçük ve değersiz görmek insanı faşizme götürür. türkiye'nin içinde bulunduğu durum ne olursa olsun, sorunlar ne boyutlarda olursa olsun faşizm bir seçenek değildir, olmamalıdır. kurtlar vadisi sadece bir dizi, isteyen izler istemeyen izlemez demek faşizm kadar yanlıştır. çünkü bu dizinin diğer tüm tv programlarından daha etkili olduğunun herkes bilincindedir. silah, şiddet ve yasal olmayan şeylerin bu kadar özendirildiği ve izleyici rekorları kıran bir dizinin önemi bu ülkede anlaşılamamıştır. emin olun ki türkiye'de her şey nedenli yapılıyor. bu dizinin söylemlerinin, kahramanlık olarak dile getirdiği değerlerin insaniyet adına ne kadar yanlış ne kadar vahşi olduğunu zamanla daha da iyi anlayacağız. türkiye, hem dış politikasında hem de iç politikasında zor bir durumdadır, ki bu türkiye'nin çok kültürlü populasyonunun ve dünya üstündeki coğrafi konumunun tabii bir sonucudur. bunu daha da körüklemek nedensiz değildir. "bu dizi keşke olmasaydı" düşüncesi de yanlıştır. serbest bir ülkede sanat adına herkes her şeyi yapmakta özgür olmalıdır fakat önemli olan şey bu diziyi ve filmini izlerken, yargılarken, severken veya sevmesken bizi insan yapan değerleri unutmamaktır.

aslında the da vinci code kitabını ekranlara ilk uyarlayan dizi. dizi senaryosunda sona doğru the da vinci code'dan yararlanılmıştır. kripteks, sophie(safiye), pagan sembolleri, ritüeller vs. bunu anlamak için yeterlidir. zaten sona doğru delikanlılık, racon kesme muhabbetleri bitmiş, dizi mistik bir hal almıştı.

danıştay'a 17 mayıs'ta yapılan menfur saldırı sonrasında "bu şüphe yok ki ülkeyi karıştırmak isteyenlerin tezgahladığı iğrenç bir oyundur." tepkisini verenlere daha kolay inanmamızı sağlamış dizidir. her bölümüyle milyonları ekran başına kilitleyen dizi toplumsal bilinçaltında öylesine sağlam ve sarsılmaz bir iz bırakmıştır ki, çoğu kişi artık gladyo tarzı bir gizli örgütlenmenin (türkiye'deki adıyla ergenekon) varlığı ihtimalini yadırgamamaktadır. bu dizinin uzun dönemde ve mutemelen dolaylı bir şekilde belki de en büyük faydası siyasi cinayetlerin 'faydasız girişimler' olacağını komplocu şeref yoksunlarına öğretmesi olacaktır. inşallah bundan sonra mumcu, üçok, emeç, ipekçi gibi belli kesimlerin vitrin isimleri bu ülkenin gerçek sahibi olduğuna inanan gizli örgütlerin iğrenç hesaplarının kurbanı olmayacaktır. bu oyunlar bir daha sahnelenmemek üzere rafa kaldırılacak ve sadece toplumsal hafızanın dehlizlerinde hatırlandıkça tessüfle anılan birer kabus olarak kalacaktır. evet inanıyorum ki bu dizinin böyle bir vaziyetin tahsilinde yüzde bir dahi olsa hissesi vardır ve ben çok küçük de olsa böyle bir katkı için bütün emek verenlerini ayakta alkışlıyorum.

yayindan kaldirilmasiyla beraber okullardaki şiddet gözle görülür ölçüde azalmış, ortaokul ve liseli gençlerimiz kendilerini sanatın, ilim ve irfanın parlak ışıgına salmıştır. türkiye'nin gelişimindeki en büyük engellerden olan kurtlar vadisi'nin kalkmasıyla ülke çapında ne büyük adımlar attığımızı sanırım herkes etrafındaki canlı örneklere bakarak görebilir, hissedebilir, özümseyebilir.

sayesinde birçok kisinin (ozellikle genclerin) silah taşıma ruhsati almak için numune hastenesine hücum etmesine neden olduğunu düşündüğüm dizi/hayat tarzı. korku imparatorluğu...

ben bu dizinin çoğu bölümünü seyretmiştim. şimdi düşünüyorum da, herhalde bu hayatım boyunca yaptığım en gereksiz işlerden biriydi.

(bkz: harc bitti yapi paydos)

bir takım kesimler tarafından okullarda ki şiddetin ve sağda solda işlenen bütün cinayetlerin ve yaralamaların arkasından "yeni polatlar" veya "kurtlar vadisi izlerse çocuklar" denilerek suçlu gösterilen ve işin kolayına kaçmak isteyenlerin günah keçisi olarak gösterdiği bitmiş gitmiş dizi.4(dört)* yaşında bir çocuk dedesinin silahıyla ablasını vurup öldürüyor ve bu çocuğun babası pişkin bir şekilde çıkıp "ibret olsun oğlum bizimle birlikte kurtlar vadisini izliyordu diye birşeyler saçmalıyor. sen o yaşta çocuğu al yanına "bak nasıl kesti gırtlağı", "nasıl vurdu aslanım" diye alkış tut sonra kendince suçlu ara.http://www.milliyet.com/2006/05/29/son/sontur35.aspdaha lise çağında ki çocuklar bakkaldan sakız alır gibi sağdan soldan silah, bıçak, satır, kelebek gibi türlü öldürücü ve yaralayıcı aletler alsın kız meselesi yüzünden birbirlerini kessin öldürsün hoop herkes bir ağızdan kurtlar vadisine saldırsın oldu. biriside çıkıp demez mi bu çocuklar bu gençler silahı nerden buluyorlar nasıl alıyorlar kimse demez mi araştırmaz mı acaba? neden araştırsınlar ki işin kolayı var saldırılacak bir hedefimiz var sanki kurtlar vadisinden önce bizim ülkemizde hiç cinayet işlenmiyordu okullarımız tertemiz ilim irfan yuvalarıydı kurtlar vadisi dizisi türkiyeye silah nereden, nasıl ve kaç paraya alınır bunun dersini verdi.kurusıkı silahları nerelerde satılıyor. her yerde gelişi güzel şekilde açılan dükkanlarda bazısı anahtarcı, çilingirci gibi işlerin yanında ek iş olarak yapıyor. birde kampanyaları var işte 50(elli) ytlye kurusıkı+kılıf+taşıma ruhsatı diye gidiyor gençler silahı alıyorlar. buraya kadar o çocuk hiç bir engelle karşılaşmıyor yani harçlıklarından biriktirdiği parayla bir silahı var artık. sonra belki aldığı fiyata belki biraz daha fazlasına aldığı yerden veya o adamın yönlendirmeleriyle o silahı gerçek mermi atan can alan bir ölüm makinesine çevirdi. peki karşısına ne çıktı. hiç birşey. ama bu sorun olmaz niye kim uğraşacak şimdi bir dünya şeyle işte kurtlar vadisi varya biz ona saldıralım.birde adamlar gelip istanbulun göbeğinde bir kamyon bomba patlatsınlar sen daha o bombanın nasıl bu ülkeye girdiğini bulama sonra tut birkaç silahın bıçağın peşine düş... mematinin dediği gibi.(bkz: şerefine sokayım)

iki bin küsür entry' yi nasıl hakettiğini, neden hakettiğini asla anlayamayacağım maço dizi.bu sayılmaz... *

sitesini yeniden yapilandiran omrunu tamamlamis dizi.(bkz: http://www.kurtlarvadisi.com)

kısaca kurtlar vadisi maceram *gazetenin vcdlerini vermesiyle diziye müptela olan abla ve enişte*gazetenin vcdleri vermeyi bırakmasıyla d&r lardan satın alınan vcdleronların da show tvdekileri kapsaması ve geri kalanını kanal d nin web sitesinden izleyip mutlu olmaları*yazın öss sonrası vcdlerin tamamını bana getirip o günün akşamında izletmeye başlamaları.*aralıksız,reklamsız,haftasız,günsüz izleyerek diziye bağlanmak ve "artık bitse de o da rahat ben de rahat demek"**vcdlerin bitmesiyle kanal d nin web sitesinde dizi arayışı, ve sonuç: kaldırmışlar.*napıcam ben derken içini kemiren merakla d&r da gezinirken devam vcdlerinin satışa sunulduğunu görmek*kafayı duvarlara vurmak istemek ama vuracak duvar bulamamak*87sonrası bölümleri izlemek için onları almaya paraya kıyamamak*öylece kalakalmak(bkz: biri bana anlatsın)

22. bolumde cakir 'bu kovboylarin alayi top zaten' diyerek daha cekilmeden brokeback mountain a atifta bulunmus dizi.

hatay'da görev yapmakta olan ingilizce öğretmeni arkadaşım ilkokul öğrencilerine verdiği bir derste tahtaya:-i will be ten next year.yazar ve teneffüse çıkar. sınıfa döndüğünde tahtada yazdığı cümleden i, will, be, ten ve year kelimelerinin silindiğini görür. next kelimesi tahtada tek başına durmuyordur elbette:"next nextstar kurtlar vadisini sunar"

özlenen dizi..garip, diziler de özlenebiliyormuş meğer.nerde benim vcd'lerim? bak depreşti yine.

tekrar ekranlara dönmek üzere olan diziymiş.şurda; http://www.superpoligon.com/oku.asp?id=19901yeni marka üretememek ne acıdır, ne acıklıdır di'mi?

anlaşılan,üstad, " concept müşaviri " soner yalçın'ın sağır oda'sının her hafta daha da dibe vuran halini görünce, yeni dizi yapmaktan vazgeçilip devam kararı alınan "dolar yumurtlayan tavuk" şeklindeki eskinin dizisi.

uzun oldu artik donsede dizi seyretsek dedirten polat abi seyahatnamesidir.

yeniden başlayacak olan diziymiş bu.*http://www.vatanim.com.tr/...d=90079&categoryid=8

(bkz: elektro şok)(bkz: suni teneffüs)(bkz: özgün olmak)

(bkz: kurtlar vadisi guneydogu)

Rasgele

+ sehir efsaneleri
+ guzel film afisleri
+ cibilliyet
+ boo yaa t r i b e
+ kenny g
+ death metal konseri kazalari
+ fatma ragibe kanikuru
+ ukte doldururken ukte birakmak
+ ruh esi
+ annenin cezalandirma yontemleri
+ sevgilinin icq historysini okumak
+ bolum sonu espirisi
+ 7 eleven
+ karma
+ ben yerine biz kullanan zihniyet
+ printer
+ cm oynarken el kol hareketleri yapmak
+ klavyeye kola dokmek
+ masturbasyon malzemesi
+ haldun dormen

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam