|
|
dig it adli the beatles parcasinin baslangic sozu.
rolling stone dergisi tarafindan, tum zamanlarin en iyi 500 rock & roll sarkilari listesinde 1 numara secilmis bir bob dylan klasigi..
rolling stones'un kaydı konser ve konserlere ait olmakla beraber,çok daha iyi bir ruh ile söylenmektedir.
deli bir klibi vardır bu şarkının rolling stones'lu versiyonunun. pek maşallah.
mick jagger mızıkasıyla eşlik eder bu şarkıya.
önemli bir rock tarihi anektoduna sebep olup dylanın hain damgası yemesine sebep olan şarkıdır.dylanın elektrikle haşır neşir olması dönemin katıksız folk meftûnlarını deyim yerindeyse gıcık eder. tahta gitar neyine yetmez ki? elektro gitar ve amfiyle giriştiği ses deneyleri folkçuları dehşete düşürür. anlayamazlar niye böyle yaptığını. ancak farkettikleri bir gerçek dylanın bu ses deneylerini rock lehine gittikçe arttırdığı ve müziğinde yeni bir dengeye varmak üzere olduğudur. bu bile korkunç bir haberdir, dünyanın sonu mu gelmiştir ne olmuştur?dylanın elektrikle kamu önünde ilk randevusu 1965 yılında newport folk festivalinde gerçekleşir. çaldığı gitar elektriklidir, üstelik bir rock grubu vardır arkasında (bkz: the paul butterfield blues band). böylece ilk denemesinde hatırı sayılır miktarda yuh işitir, birkaç küfür de yer. ama dylan çok cooldur. aldırmaz.bu sırada piyasaya like a rolling stone çıkar ve dylan bir daha çıkmamak üzere rock and rolla giriş yaptığını haber verir. bu beyanın arkasından yer gök sarsılır, büyük tartışmalar kopar. dylan yine olup bitene pek aldırmadan highway 61 revisited albümünü yapar ve folkçuları canevinden vurur. çünkü albümde folk namına olan biten pek birşey yoktur. highway 61 revisited tam bir rock and roll plağıdır. bir sene sonra çıkaracağı blonde on blonde ile de artık dylanın rockerlığı tescillenmiş, üstelik geçer akçe olduğu da tasdik edilmiştir.tam da blonde on blondeun çıktığı sıralar dylan yanına çok beğendiği the hawks grubunu alır (kısa süre içinde the band olacaktır bunlar) ve ingiltere turnesine çıkar. ingilteredeki dylancıların da amerikadaki tahılseverlerden pek farklı yoktur, onlar da elektrik sevmezler. birçok konserde dylan sıkı küfürler yer, the hawks da bunlardan nasibini alır. sahneye atılanlar da olur kimi günler yuhların yanında. fakat en hadiseli (ve sonra ölümsüzleştirilen) olay manchesterda gerçekleşir. royal albert halldaki konserleri vardır dylan ve the hawksun. zaten gergin olan ortam dylan çalmaya she belongs to menin sıkı bir elektrikli versiyonuyla başlayınca iyice gıllıgışlı bir hal alır. birkaç şarkıdan sonra seyircilerden biri dayanamaz ve tam iki şarkı arasındaki boşlukta olanca sesiyle inler: "hain!"tüm salonu muhteşem bir sessizlik kaplamıştır. ancak bu sessizlik uzun sürmez, dylan mikrofona yaklaşır ve her zamanki bet sesiyle şunu der: "pekala. ama yalancının birisin sen, sana inanmıyorum". ve gelsin like a rolling stone...bu doyumsuz anı tekrar yaşamak isteyenler ise bootleg series vol 4 the royal albert hall concert albümüne başvuracaklardır.
sözleri olmasa da müziği çok neşeli olan,gaza getirebilitesi çok yüksek şarkı.
eowyn'in iddia ettiği gibi the rolling stones'un adını alırken esinlendiği şarkı bu değildir, zaten bu mümkün de değildir. bu şarkının yapıldığı 1965 yılında rolling stones 2 yıldan uzun bir süredir bu adı kullanıyordu zaten. rolling stones'un adını alırken esinlendiği şarkı için (bkz: rollin' stone)
new york stories isimli uclemenin ilk filminin anlamini ikiyle carpan eser.
(bkz: yuvarlanan tas yosun tutmaz) demis atalarimiz. bir bildikleri vardir herhalde?
en sonunda bir kitaba konu olan sarkihttp://www.thestate.com/...entertainment/11336678.htm
tanrımız bob dylan'ın 1965 senesinde yayınlanan highway 61 revisited ismli albümünün hit şarkısıdır. daha sonra 90'larda rolling stones cover'ı ile bir kez daha dinledik, nitekim the rolling stones grubunun ismini almış olduğu dylan klasiğidir de, tribute yapmış abiler. "all women go downhill after 30" tezini savunan bir şarkı olup eski grupie man hunter bir bayanın yaşlandıktan sonra junkie oluşu ile dalga geçer, ders verir gibi bir havası yoktur sözlerin, gerçekten de kadının düştüğü kötü duruma sevinir gibidir dylan şarkı sözlerinde. çok hainmiş. (bkz: allah düşürmesin kardeş)once upon a time you dressed so fineyou threw the bums a dime in your prime, didn't you?people'd call, say, "beware doll, you're bound to fall"you thought they were all kidding you.you used to laugh about,everybody that was hangin' out,now you don't talk so loudnow you don't seem so proudabout having to be scrounging for your next meal.how does it feel?how does it feel?to be without a home*like a complete unknown*like a rolling stone*?you've gone to the finest school all right, miss lonely,but you know you only used to get juiced in it!and nobody has ever taught you how to live on the street,and now you find out you're gonna have to get used to it!you said you'd never compromise,with the mystery tramp, but now you realize,he's not selling any alibis,as you stare into the vacuum of his eyes,and ask him "do you want to make a deal?"how does it feel?how does it feel?to be on your own,with no direction home,like a complete unknown,like a rolling stone?you never turned around to see the frowns on the jugglers and the clownswhen they all come down and did tricks for you!you never understood that it ain't no good,you shouldn't let other people get your kicks for you!you used to ride on the chrome horse* with your diplomat,who carried on his shoulder a siamese cat*ain't it hard when you discover that,he really wasn't where it's at?after he took from you everything* he could steal!how does it feel?how does it feel?to be on your own,with no direction home,like a complete unknown,like a rolling stone?princess on the steeple and all the pretty peoplethey're drinkin', thinkin' that they got it made!exchanging all kinds of precious gifts and thingsbut you'd better lift your diamond* ring, you'd better pawn it babe!you used to be so amused,at napoleon in rags* and the language that he used,go to him now, he calls you, you can't refuse,when you got nothing, you got nothing to lose,you're invisible now, you got no secrets to conceal.how does it feel?how does it feel?to be on your own,with no direction home,like a complete unknown,like a rolling stone?
stonesun istanbul konserinde* çeşitli sebeplerle arka saflarda yer almış bendenize babylon köprüsü ile yaklaşıp 2-3 metrelik mesafede söylenen şarkı. sakin sakin konseri izleyen arka tayfa bu şarkı ile coştu. çoşmuyanlarda benim cematimin azgın danslarına uydularda da denebilir. zaten, grup halinde söylenmesi en zevkli nakarata sahip şarkılardandır;"how does it feel? to be on your own, with no direction home, like a complete unknown, like a rolling stone?"tek gecerim
(bkz: like a hippie)
bir ara mtvde çok gezen bir klibi vardı.patricia arquette oynuyo.çok acıklı.ayrıca şu anda hatırlayamadığım yarı-ünlü insanlar da klibin muhtelif sahnelerinde gözüküyorlar.
new musical express dergisinin 1976 yılında rock tarihinin en iyi parçası seçtiği şarkı.
özellikle jimi hendrixin "no direction home" tonlamasıyla beyinlerimize kazınmış leziz şarkı.
patricia arquette'nin tribal durumlarını gözlemlediğimiz bir klibi var bu şarkının.
like a rolling stone'i açan tabanca sesi aslında baterya ancak gerçek olsaydı daha uygun olmazdı. bu plağın top 40'ı girerken rock and roll dünyası patladı. (dave marsh)
önemli bir rock tarihi anektodunda yer alan parçadır ancak bir kaç noktayı daha detaylamakta ve ingilizcesini yazıp amerika nın köpeğiyim dedirtmekte fayda vardır.dylan'ın elektrikle ilişkisine gerçekten 1965'de newport folk festivali'nde bir tepki olduğu söylenegelinir. ancak olayın iki farklı anlatımı söz konusudur. gerçek olarak bilinen, o gün sahnede dylan'ın gerçekten yuhalandığıdır ve dylan olayı pek cook karşılayamaz ve sadece 3 şarkı söyleyip sahneden ayrılır. bunun sebebi ya gerçekten dylan'ın elektrik çalmasına olan tepki ya da çok kötü ses kalitesinden dolayıdır. ancak bir süre sonra dylan sahneye bir kere daha çıkar ve iki tane akustik şarkısını çalar, söyler.1966'da manchester'da olan olay ise aslında royal albert hall'da değil, free trade hall'da gerçekleşir ama artık efsaneye dönüşmüştür ve o efsanedeki mekan hep royal albert hall olarak geçer (daha çarpıcı olacağından belki, efsaneler böyle ufak ufak oluşmaz mı zaten). konserin en alengirli dakikalarındaki bir sessizlik anında bir dinleyici dylan'a "judas!" diye bağırır (judas hain diye yorumlanabilirse de, aslında daha spesifik bir anlamı vardır. bir şekilde veya bir yaşam tarzıyla bir seviyeye gelen ve daha sonra maddi sebeplerle karşı tarafa geçenler için kullanılan bir sözdür. rakip takıma geçen sporcular için örneğin..judas iscariot'dan geliyor olabilir) . bob dylan bunun üzerine "i don't believe you! you're a liar!" diye cevap verir ve orkestrasına dönüp "play fuckin' loud!" der ve gecenin son şarkısı "like a rolling stone"'u çalarlar. bu rock marşı olan şarkıyı, "fuckin' loud" çalmak da muhtemelen dylan'ın hain suçlamalarına cevabıdır. elektrikli müzik, dylan gibi sanatçılar için bile artık gereklidir. gerçekten de the times they are a changin 'dir
(bkz: no direction home)
(bkz: like a complete unknown)
(bkz: rock n fuckin roll)
bob marley tarafindan da icra edilmis mukemmel bob dylan sarkisi.
a tree full of secrets da david gilmour un evde kendi başına yorumladığı bir versiyonu vardır bu şarkının
rock n roll tarihinin en önemli şarkısıdır. o güne* dek buna birazcık bile benzeyen bir şarkı hiç yapılmamıştı. radyolarda çalan en uzun şarkı bile 3 dakikayı bulmuyordu, ancak dylan 6 dakikadan uzun süren şarkıyı kırpmadan 45'lik olarak yayımlama cesaretini gösterdi ve gerçek bir hit oldu "like a rolling stone". üzerinden 40 yıldan uzun süre geçti ama hala bunun gibi bir şarkı daha dinlemiş değilim. klavyeden piyanoya, gitardan davula kadar pek çok enstrümanı dahice kullanımıyla, en felsefi yapıtlarda bile rastlanamayan gerçeklik ve bilgelik seviyesindeki sözleriyle "like a rolling stone" popüler müzik tarihinin en iyi şarkısı tanımının üstünde sırıtmayacağı ender bestelerden biridir: "nasılmış? gidecek yeri olmamak... bir avare gibi?"scorcese belgeseli no direction home- bob dylan'dan öğrendiğime göre bob dylan bunu ilk olarak şiir formatında yazmış; sayfalar boyunca sürüyor ve bitmek bilmiyormuş. 67 satıra indirgenmiş hali bile okuduğum en etkileyici edebi eserlerden biri; eh bunun üstüne muhteşem bir müzik de eklenince ortaya böylesine olağanüstü bir şarkının çıkması sürpriz olmamalı. popüler müzik dünyası the beatles'a çok şey borçlu; ama the beatles'ın ufkunu açan, daha kalıcı şeyler üretmeleri için onlara yol gösteren dylan'ın belki de hala en etkili şarkısı olan "like a rolling stone" olmasaydı, dylan bu parçayı da içeren highway 61 revisited'ı yapmasaydı, kendisini bir folk şarkıcısı olarak sahiplenen ilk dinleyici kitlesi bu değişimden dolayı dylan'ı döneklikle suçlayıp daha da azimle şarkı üretmesine sebep olmasaydı, müzik piyasası şu an ne halde olurdu, tahayyül edemiyorum. sevgilinin, eski sevgilisine dönüşünü şundan daha etkili şekilde anlatan bir yazıya denk gelmedim:"go to him now, he calls you, you can't refuse.when you got nothing, you got nothing to lose."
her dinleyişte "how does it feel" diye haykırmaya sıra geldiğinde bir yumruğu havaya kaldırıp göğe doğru bağırma isteği uyandırır. evet, bob dylan'ın protest ve kitlesel harekete yönelik yanına hayran olanları hayal kırıklığına uğratmış ve derin bir ümitsizliğe sevketmiştir. ama kaybetmişliği, kaybolmuşluğu, avareliği, sahipsizliği ve hiçbir şeye sahip olmamayı bundan daha iyi anlatan bir şarkı da, sanırım, yoktur. rock müziği alıp başka bir şey haline getirmiş bir parçadır, 6 dakika 13 saniyelik süresi içinde. bunu da yapsa yapsa bob dylan yapardı zaten.
her versionu her yorumu güzel olan, müziği eğlenceli, sözleri ayrı şarkı
martin scorsese nin bob dylan belgeselinde de jenerikte çalan süper şarkı. insanın gerçekten yersiz yurtsuz stoned evden uzak dertlerden uzak olası geliyor.
20 temmuz 1965 yılında piyasaya çıkan, ilk versiyonu the bootleg series 1-3'de bulunabilecek olan, 2004 yılında rolling stone dergisi tarafından tüm zamanların en iyisi seçilmiş, tartışmasız rock tarihinin en önemlilerinden biri olan şarkı.
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |