|
|
(bkz: tiki)
arapça "makhazin" ("makhzan" kelimesinin tekil hali; mahzen anlaminda) kelimesinden geliyor. ingilizce'de ayni anlami karsiliyor, fakat zaman içinde "muhtelif yazi parçalarindan olusan periyodik yayin" anlamini kazaniyor..
ingilizceye arapçadaki mahzen/hazne (kökü hzn) sözcüğünden geçmiş; dergiden, ateşli silahların şarjörlerine kadar pek çok anlama gelen bir sözcük.(bütünüyle kuşkudayım!)
romencede mağaza anlamina gelen kelime.
gavurlarin dergilere verdigi isim.
(bkz: magasin)
ünlülerin yaşamı, dedikodu gibi konular içeren medya konusu
(bkz: mecmua)
turki cumhuriyetler ile rusya'da markete verilen isimdir.
(bkz: magazine)
(bkz: magazin dergisi)
"gerçek büyük işadamlarına ve büyük sermayeye özenenlerin, o sermayeyi yaratmak yerine ilk vurdukları orta çapta bir vurgunla koyu renk lüks bir araba alıp, tusiad üyesi pozlarını takınmaları gibi; şöhret saplantısı olanlar da ilk fırsatta bir sosyete dergisinde görünerek gerçekte sahip olmadıkları ve hiçbir zaman olamayacakları bir marifeti varmış gibi göstermek kolaylığına kaçtılar. sezen aksu veya vehbi koç olabilmişsen zaten meşhursun. olamamışsan, renkli bir dergide her iki üç ayda bir bu isimlerle aynı sayfalarda görünerek kendini tatmin edebilirsin. kudretin sahtesi koyu renk bir bmw ise, şöhretin sahtesi de malum dergilerde gözükebilmektir.şöhret olsun da sahtesi olsun, farkını nasıl olsa kimse anlamaz - yedinci ligdekileri birincide oynuyor gösterelim ve bu şişirdiğiniz kişileri ve onların ailelerini, dostlarına ve birgün onlar gibi olmak isteyen onbinlere, bu dergileri pazarlayalım. hak etmeyenleri hak edenlerin yanında hemen aynı sayfalarda bazen aynı kare pozlar içinde gösterelim; hem bu sahteler üstünlük ihtiyaçlarını gidersinler; hem de okurlarımız (daha çok bakarlarımız) belki birgün ben de çıkarım; ben de böyle yaşarım diye yalansılar - biz de bu aptallar sürüsünü sömürüp yolumuzu bulalım "*
cem yilmaz'in zaman birimi.
genel olarak saçma sapan olan. kim kimi ellemiş, kimin şeyi daha güzel, kim şık kim rüküş, kim kimde hamile vs. gibi erotik konuları inceleyen bilim dalı. :))) (bu işareti hiç sevmiyom)
diaların içine konulduğu kaset, kartuş. projektöre takılır. emin değilim ama sen gene de bi sor.
herkesin aslinda ilgilendigi;ama ilgilendigini söylemekten nedense utandigi;kafa bosaltma isine de yarayan;eglencelik;ama sömürüye ve kötüye kullanmaya da çok açik olan;etik kurallar çerçevesinde yapildiginda;bünyeye hiç de zarari dokunmayan;hayat renklerini bir nebze olsa da yansitan;hosluk olmasi gereken;rahatlatici bosluk.bazi köseciler harbi magazin yazar;bir köseci bir gazetede aydin-entellektüel olur;bir köseci bir baska gazetede beyinsiz hatun olur...herkes, her konuda, her seyi; etik çerçevesinde yazsin; hayat herseye ragmen çok renkli; hem de tüm renkleri ile...utanç niye?
kendini bi halt sananlarin baskalarina gonderme yapmakta kullandiklari arac. cok fazla kasmasalar da olur aslinda
cocuk sesli bir kadin şarkicinin solistligini yaptigi yugoslav muzik grubudur.bazi melodileri hababam sinifi muziklerini andirmakla beraber, bir takim yaraya tuz basan şarkilari da vardir.
fotoğraf makinasının gövdesinden ayrı olarak arka bölümüne takılabilen ışık geçirmez film şasesi.
(bkz: eksi mag)
bütün halkın karşısına bir maskeli balo gösterisi sunmayı, halkın ihtiyaçlarına cevap veriyormuş izlenimi bırakarak yapan teşhircilik. hemen hemen bütün magazin programları da bu türden değil midir? önce birkaç ünlü (:frikik versin yeter ki) seçilip onları halkın önünde, "bakın! bu kızımız bilmem neresini, bilmem nasıl gösteriyor" diyerek toplumun ilgisini çeken sonra da "hepimiz aslında böyle değil miyiz", "genç kızlarımız, siz şık nedir, rüküş nedir bilmiyor musunuz, peki nasıl olunur ondan da bihaber misiniz" o zaman bu tür programlar tam size göre, buyrun...hepsi de aynı türden; kim, kiminle, nerede, nasıl, ne yapıyordu sorularının cevaplarına uygun ya da uygunsuz cevaplar bularak toplumda bir kültür emperyalizmi sızıntısının varlığını hissettiren televizyonculuk hobisi...
insanların ilgilenmesi gereken gerçekleri ört bas etmek, beyin uyusturmak, dünyadan bir haber insanlar üretmekten baska bir seye yaramayan, sanki herkes öyleymis gibi gösterilen ve kesinlikle yasaklanması gereken hede.
magazin haberler ülkenin gündemine oturdu mu kişinin ertesi sabah petrol, doğal gaz, kira artış oranlarını kontrol etmesi gerekmektedir. kişiyi paranoyaklaştırır her yeni gelen lüzumsuz magazin haberi.daha önceki tecrübelerinden sabitlikle gündem irdelenirse; nah ay içerisinde bunlar oldu: ata intihar etti, gamze özçelik'in pornosu çıktı, deniz baykal-bülent ersoy gerginliği yaşandı, hülya avşar boşandı. heralde marmara fay hattı kırıldı da bu farkettirilmemeye çalışılıyor ya da en az bunun kadar etkili olabilecek bazı özelleştirmeler falan yapıldı. yok konu sadece tüpraş olsaydı bu kadar kasmazdı adamlar. bir tek futbol maçı yeterdi.
(bkz: #9433500)
bir televizyon programı olarak toplumu yok etme işlevini üstlenen, değersizleştirme ve bensizlikleştirme aracıdır.
yugoslav (o zamanlar yugoslavya vardı) bir müzik grubu olup, en güzel şarkılarından bazıları ginem, kako sam te volela, idi, ne zovite me olarak sayılabilir.solistleri miki sesli bir hanımdır.
(bkz: magazin bilgisi unutulmaz)
ülkemizde ne kadar yalan, adi, çirkef, aşağılık yapılırsa o kadar makbul olan, takip edilirliği o kadar artan bir mefhum
"halkın haber alma hürriyeti" adına kavramların ve insanların nasıl yozlaştığının resmidir.bir kimsenin donuna objektif sokmak ne haberle bağdaşır ne hürriyetle. ama rüzgar gülüne dönmüş "aydın" aksini savunuyor. nasıl başarıyorsa, lafı magazinden "demokrasi"ye, "özgürlük"e getiriyor, şaşıp kalıyorsunuz. o konuşurken tereddüt ediyorum. acaba izleyici televizyonunu açarken "bilmem kimin bir pornosu çıksa da, ailece izlesek" diye mi düşünüyor? veya, kimin kiminle nerede hangi vaziyette olduğunu bilmek için -demokrasi ve özgürlük adına- bir beklentisi mi var? magazin ve dedikodu haberlerinin izleyicinin "talep"i üzerine yapıldığı vaki değildir. magazinci bir hafiflik yakalar, allayıp pullar, olabildiğince ilgi çekici hale getirir, basına satar. bu onun geçim kaynağıdır. belirli çerçevede bunu yapmaya hakkı da vardır. fakat, bunu "halkın haber alma hürriyeti" adına yaptığı yalandır! iki kat demokrasiyle cilalayıp, insan haklarına bulayınca, magazin "haber"e dönüşmüyor.fakat, kantarın topuzu kaçtı. medya magazine bulanmadan edemez oldu. iş takipçisi ortalıkta "gazeteci" sıfatıyla dolaşıyor. sloganlarla konuşuyor. övüyor, sövüyor. satır aralarıyla racon kesiyor. mürekkebinin damladığı yer soluyor.dedikoduyu, yalanı, çirkefi "haber" diye satıyor. sonradan görme türkücüyü "sanatçı" diye alkışlıyor. erkek arkadaşı tarafından bayıltılıp tecavüze uğrayan kızın görüntülerini peşkeş çekiyor. insanın acılarına, gözyaşına ekmek banıyor. eskiden, halka ışık tutmak için haber atlatırdı. şimdilerde, halkı atlatmak için çamura ışık tutuyor. eskiden, basında "etik" önemsenirdi. yani, basının "değer"i vardı. şimdi "etik"in arkasına "et" koydular. hiçbir ideolojide dikiş tutturamamış zavallı, magazinden fırlamış kıçın fosforuyla "aydın"lanıyor. -az sonra!*
magazin sözcüğü bugün, yaygın olarak adına paparazzi denen gazetecilerin ünlülerle ilgili yaptıklar haberler için kullanılıyor. bu tür dergiler için "magazin dergisi", televizyon programları için de "magazin programı" deniyor. bu sözcüğün anlamındakileri değişiklikleri izlemek bizi tarihi bir yolculuğa çıkarmaya yetecek kadar ilginç. doğudan batıya giden ve yıllar içinde farklı anlamlarda kullanılmış bir sözcük magazin. günümüzdeki halini alması, anlam daralması yüzünden. ingilizce'de "magazine" sözcüğü dergiler için kullanılıyor. içeriği ne olursa olsun her tür dergi "magazine" olarak adlandırılıyor. sözcük ilk olarak 1731-1914 yılları arasında çıkan ingiliz dergisi "gentleman's magazine" adlı süreli yayında dergi anlamıyla kullanılmış. o döneme dek ingilizce'de depo, ambar gibi anlamlarda kullanılan bir sözcükmüş "magazine". gentleman's magazine adlı yayının çeşitli kitap, gazete, broşür gibi başka kaynaklardan toplanıp, depolanan haberlerin yayımlandığı bir yayın olmasından ötürü bu isim oldukça uygun bulunmuş. bir nevi kırk ambar denen içerikle hazırlanıyormuş dergi."magazine" sözcüğünün o tarihlerde ingilizce'de depo, ambar gibi anlamlarda kullanıldığını biliyoruz. bununla birlikte sözcüğün kökeni ingilizce değil. sözcüğün kökeni arapça "hzn". içine bir şey koymaya yarayan bölüm demek olan hazne, bir yerde depolanmış değerli eşyalar anlamındaki hazine sözcükleri de benzer kökten geliyor. çeşitli kaynaklardan derlenen yazıların depolandığı yayınlar evinizde fazla yer işgal etmeye başladıysa size onları "mahzen"e kaldırmanızı öneririz hörmetli erganililer. yer altındaki depo anlamında kullandığımız mahzen yine aynı kökenden. mahzenler, ambarlar malların yalnızca depolandığı değil, aynı zamanda satışa sunulduğu yerler. böylece sözcüğümüz karşımıza bu kez de mağazi ya da mağaza olarak çıkıyor.
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |