|
|
üniversitelere onca para döktüğü halde (vay canına!) bir türlü üniversitelerin yönetiminde söz sahibi olamayan insan (imiş), böyle şey mi olur (imiş). vallahi haklı, vallahi yazık... koçum be! ayrıl da gel!!!
kendisi dünya üzerinde vuku bukan güncel gelismeler hakkinda gözkamastirici, dudak ucuklatici enfeslikte yorumlar, tespitler yapan bi insandir. örnegin;-sayin erdogan amerikan askerleri sonunda iraga girdi, savas resmen baslamis oldu ne diyceksiniz?-bu komsu evde cikan bi yangin gibidir.-sayin erdogan dün bilindigi gibi hamas lideri israil gücleri tarafindan füzelenerek öldürüldü. neler söyliceksiniz?- bu gelisme hic iyi olmadi.ayrica zamaninda mescit gibi bi yerde bi grup yobazi yanina toplayip laiklik ile dalga gecmisti, zekasinin ironi ye de calistigini göstermisti. "ula ne menem biseymis bu laiklik de la" falan demisti. cüppe liler takkeliler yarilmisti. o gün bana bu adam basbakan olacak deseler he canim tabi canim derdim, kendisi gibi ironi yapardim bende.
eskiden oturdugumuz altunizadede hala oturmakta olan bir başbakan. o zamanlar istanbul büyükşehir belediye başkanıydı. zamanla serpildi, büyüdü, güzelleşti. ve eskiden kendisini manavdan cıkarken, bakkaldan ekmek alırken, kasaptan köpeği için kemik alırken, camide mgv için para toplarken görebilirdiniz. şimdilerde lütfi kırdar da her sene yakın tarihlerde oğlunu/kızını evlendirirken görebilirsiniz. ha bir de ingilizce bilmiyor. türkçe yi de bağıra bağıra konuşurken bildiğini zannediyoruz. evettir.kasımpaşalıdır ama asla şeriatçı değildir. hayırdır.
ayrıca profesyonel futbolculuk yapmış bir başbakandır kendileri. ileride seçilemezse spor programlarının vazgeçilmez konuğu olacaktır zannımca.
az once bakanlar kurulu listesini aciklamis olan 59. hukumet basbakani
surekli işaret parmagını kaldırarak konuşmasina hasta oldugum başbakan....http://foto.tnn.net/inphoto/p-erdogantayyip37.jpghttp://www.ntvmsnbc.com/news/179350.jpg
adnan menderes'in temelini kazdığı, turgut özal'ın tuğlalarını ördüğü binanın çatısını inşaa etmekte olan zat.
95 belediye seçimleri öncesi show tv.’de pınar türenc’le yaptığı röportajda oturduğu yapının kacak olduğunu aleni ilan etmiş olan ve pınar türenc’e şimdi tam hatırlıyamıycam ama “asil siz kıvırtırsınız” gibi bir laf etmiş kişi... nedense “sempatizanı” seveninden cok olan adam....muhtemelen türkiye cumhuriyeti’nin sondan 2. başbakanı ve son cumhurbaşkanı, yeni olusumun adını ve turunu a.b.d. ne uygun görürse artık...
turk halkini cozdugune inandigim bir başbakan kendisi. bizim insanimizin tepkisizligini, otoriteye boyun egme gudusunu, sertlige karşi gelmezligini o kadar iyi biliyor ki, utanmadan sikilmadan azarliyor, payliyor, "haline şukret sen" diye sirtini donup geciştiriyor. nereye gidiyor onu bilemiyorum, zaten emin colaşan'dan da bekleyemiyorum "tayyip nereden koşuyor" isimli bir kitap zira ismi lazim degil bir deyyus sayin başbakana feci şekilde yalakalik yapan bir ustad.şimdi aci gercege gelmek gerekirse.. anketler sayin başbakanimizin partisinin cok buyuk oy oranlari alacagini soyluyor. eger boyle olursa, bu koyun surusunu onu surekli kamcilamaktan başka bir şey bilmeyen cok sevdikleri cobanlari ile birakip en kisa zamanda huzur bulacagim diyarlara yelken acacagim. ha olmaz ise.. hukumetin guven kaybettigi belgelenecek ki bu da yeter de artar.
ab ile pazarlıklar sırasında oradaki devlet adamlarına kıbrıs tartışmaları sırasında rest çekmesiyle yaşlı bir teyzeye "senin taşşağını yiyeyim tayyip" dedirten başbakan.
17 aralık 2004 avrupa birliği zirvesi sonrası yaptığı basın toplantısında pespembe suratıyla arz-ı endam eden kişi
şu siralar istanbul ataturk hava limani'nda: "ab fatihi sayin basbakan" yazili pankart ve ayni yonde atilan sloganlarla beklenen kişi.
ataturk havalimaninda kendisini bekleyen kalabaligi gorunce donakaldigim sahis.bir kere kendisi pek bir sey yapmamistir, artik huzursuzlugun arttigini goren avrupa bizi bir sonraki bekleme odasina almistir; hatta ve hatta bu amerika nin, 'dostu turkiye' icin avrupa dan ufak bir ricasi bile olabilir. ayrica geldigimiz nokta da hic bir seyi kanitlamaz, hic bir seyin teminati veya gostergesi olamaz. muzakere baslangic tarihi verildikten hemen sonra; halkinin cok buyuk cogunlugunun turkiye yi ab de gormek istemedigi bilinen avusturya nin cikip 'kimse kusura bakmasin valla biz referandum yapariz' demesine ragmen, ulkesini avrupa birligi ne sokup da gelmis edasiyla geri dondu sayin basbakanimiz.avrupa fatihiymis, hadi oradan! yaptigi tek sey goz boyamak, aci haplari seker gibi boyayip yutturmak. ben bunu bilir bunu soylerim.bir yil sonra sakin kafayla gelen edit : ab surecimizin beklenenden hizli ilerledigi dogrudur ama bunda hukumetin "basarisi"nin yani sira, ab'nin turkiye'ye ihtiyaci ve de turkiye'yi dunyada kendisine verdigi rolun, yaptigi planlarin disinda birakmak istememesi de onemli yer tutmaktadir. basbakan ve hukumetinin yaptigi sey ise istenen kanunlari siki ve seri bir sekilde meclisten gecirmek olmustur. lakin bu adamin ozunu bildigimiz icin, aklindan aslinda neler gectigini kestiremedigimiz icin yaptiklarini iki kez dusunmek gerekmektedir. ayrieten su an avusturya gibi cikip car car bagiran, sov yapan ulkelerin kagit uzerinde turkiye'yi veto etme haklari olsa da, biz ingiltere-fransa-almanya uclusunu razi ettikten sonra bu pruzler de elbet giderilir, ya bu uclu avusturya, guney kibris gibilerine "sus bakalim" der, ya da onlar tek baslarina bu sorumlulugu almak istemeyip "hmpf neyse girsin bari" diyeceklerdir.
önümüzdeki 3 ay içerisinde seçim olsaydı, en az yüzde 50 oy kazanacak politikacı. bir nevi post modern padişah.
çok önemli ekonomik ve tarihsel ilişkilerimiz olan etiyopya'ya giden ilk türk başbakan. aslında, bu kadar çok gezen ilk türk başbakan. kendi gezdiği yetmiyormuş gibi, yanında topatan kavunu şeklinde türbanlı rüküş karısını da götürüp, türkiye'yi dünyaya rezil eden başbakan.
siyasal islam saflarından ılımlı islam saflarına çark ederek değişen başbakanımız.(bkz: devir degisti e tabi celik de degisti)
zat-ı muhteremin 15 oğlu 15 kızı olsaydı ve hepsini bir yıl içinde farklı zamanlarda evlendirmek isteseydi istanbul veya ankara'nın kilit noktalarından geçen yollar yıl boyunca bir ay kapalı kalmış olacaktı. muhteşem bir güvenlik anlayışı.
görgüsüyle türk halkını hayrete düşürmüş siyasetçi.bir diğer hayret edilecek nokta ise van'da bir aşiret düğününde damada 250 milyar para,geline 15 kilo altın takılmıştır.görgü seviyesi açısından dikkat edilmesi gerekir bu iki olaya.(bkz nerden buldun yasasi)
kızı evlenen baba.
ünlü zatin oglu kirmizi isikta durmadan geçiyor,pesine takilan ekipten kurtulmak içinhizlanirken ilerde ünlü bir sanatçiya çarpiyor... agir yarali olarakhastaneye kaldirilan sanatçi6 gün sonra ölüyor. karakola götürülen delikanliyapolislerin ehliyet sormamasi sanatçinin esinin dikkatini çekiyor.polislere hatirlattiginda:- siz ukalalik etmeyin biz ne yapacagimizibiliriz, gibi bir cevap aliyor.kazadan sonra belediye arazözleri kazanin oldugu mahalle gelipcaddeyi bastan asagi yikiyor ve 35 metrelik fren izini tamamensiliyorlar. delikanliya kazadan sonra, üç ay önce verilmisgibi ehliyet düzenleniyor. sanatçinin kocasi hakime çocugunehliyeti olmadigini, düzmece ehliyet verildigini söylediginde adam:- ne demek yani,siz koskoca belediye baskanini sahtecilikle misuçluyorsunuz, diye azar isitiyor... olayi gören taniklarin hepsitehdit edilip korkutuluyor.sanatçinin kocasi aile meclisini topluyor.bakiyorlar ki polis, adalet, belediye hep birlikte olmus üzerlerinegeliyor. mecburen olayin pesini birakiyorlar. sonuçta mahkeme trafikcanavari genci 3 ay hapse mahkum ediyor...o da 1998' in fiyatiyla 540 bin lira cezaya çevriliyor.sen sag, ben selamet; güzide sanatçi sevim tanürek gitti gider.bu olayi sevim tanürek'in esi emin çölasan'a yukaridaki satirlarlaanlatmis. sözü geçen katil delikanli istanbul'un o zamanki belediyebaskani recep tayyip erdogan'in ogludur...!
ulkede ki kimi yazarların ve gazetelerin yurdum insanına layik gördüğü,aranan lider. yabancı dili yoktur ama vücud dilini acayip kullanır.
ankara kızılay meydanında yaklasık 1 saat önce toplu tüfekli, havai fişekli falan gösteriler ve kutlama mitingi dahilinde yarım saatlik konusma yapmış, ülkemizin başbakanı.. ankara'yı yakıyolardı az daha anasını satıym avrupa mavrupa derken..(bkz: götümüze girecek entryler)
kızılayda avrupa birliğine girdik sanıp(!) eğlenen vatandaşa konuşma yaptı en son. şımarmayacağının garantisi verdi halka; sanki kasetiyle şöhreti ve parayı bulmuş yeni bir popçu.
kendisi dün "kürt halkına bir mesajınız var mı?" sorusuna "72 milyon türkiye cumhuriyeti vatandaşına hayırlı olsun" cevabını vererek takdirimi kazanmıştır. nitekim bu bölücülere verilecek en iyi cevabı vermiştir kanımca.
(bkz: degistim demedim gelistim dedim)
the guardian gazetesine gore agir bedel odeyerek ulkesine donen basbakan.
adının baş harfleri istanbul belediyesi tarafından yerli montaj hızlı tramway lokomotifine verilmiş şahıs.(bkz: rte 2000)
enflasyonu tek haneli rakamlara cekmeyi basarmis, paradan sifir atma kararini vermis, yillik buyume hizi yuzde onu gecen bir ulkenin basbakani. avrupa birligi falan hikaye. isterlerse almasinlar. istikrarli, buyuyen bir turkiye'nin ab'ye ihtiyaci yok. bana kalirsa en sonunda ab'ye giremeyecegimizi basbakan ve etrafindakiler cok iyi biliyorlar. lakin bu ab teranesiyle ic politikada huzuru ve sukuneti saglamayi, turk milletini bir ortak paydada birlestirmeyi basardilar. 10-15 sene sonra da allah kerim diye dusunuyor olmalilar. recep tayyip iyi bir devlet adami midir? bunu simdi anlayamayiz. tarih, onun devlet adamliginin kac kirat oldugunu tescil edecektir. peki iyi bir siyasetci midir? evet. ozal'i bile asan siyasi dehasiyla - bunda politikanin icinde yetismis olmasinin etkisi buyuk tabii - turkiye'nin gordugu en iyi siyasetcidir bence.
daha onceki entrymdeki ongorumu (bkz: #6271997) yavas yavas yapmaya baslamis basbakan.bugunku ongorum ise kendisinin bundan sonraki secimlerde alacagi destekle cumhurbaskanligi koltuguna oturacagi, ardindan da ulkeyi baskanlik sistemine gecirip ulkeyi tek basina yonetecegidir.
(bkz: bizim de kendimizi check etmemiz lazım)
güdecek milyonlarca koyunu olan bir çoban.
(bkz: anneee tuttugum parti iktidara gelmiyooo)
osmanlı saltanatının mirasçısı olan biz türkler, hükümdarların görkemli düğünlerine alışık olmalı ve saygı göstermeliyiz aslında değil mi; en azından devletçe halktan beklenen galiba bu. ancak düşünelim, cumhuriyet gibi modern zamanın birincil eşitlik ilkesi olarak sayılan ülke rejimimizin olmadığı yüzlerce yıl öncesine baktığımızda bile, saray çevresinde bazen küçücük nedenlerle öldürülen insanların hikayelerini dinleyip "can"ın ucuzluğundan dem vurabiliriz ancak o tarihlerde kimsenin geçim sıkıntısından yakındığını göremeyiz. çöküş dönemi boyunca başta olanları istisna olarak kabul edersek, osmanlı'nın bugüne göre adaletsiz rejiminin başında yeralan padişah bile onurludur, ülkeyi dönemin şartlarındaki medeniyet ölçüsüne göre -ki kişisel olarak savunmadığımı yinelemekle birlikte o dönem için toprak genişliğinin medeniyet ile özdeş olduğunu belirtmekte fayda görüyorum - ileriye götürmeye çalışır ve şatafatını da bunun yanında yaşar. şimdiye baktığımızda, siyasi durum bellidir, ekonominin durumu aşikârdır, para politikamız halkı aptal yerine koyarcasına göz boyamaya yöneliktir, halk geçim sıkıntısı içindedir, ama bizim başımızdakilerin umrunda değildir. düğünler için yollar kapatılır, yüzbinlerce dolar harcanır, binlerce memur görev yapar. halkın sosyal durumunu görmezden gelerek, ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler politikası gütmek bir yere kadar işler. "eh be kardeşim oğlan, kız da bir kere evlendiriliyor şu dünyada" diyen varsa ben de bir kere için de olsa kimsenin düğünü bahanesiyle yolumun kapatılmasını kabullenmek zorunda bırakılamam diyorum. atatürk'ün gençliğe hitabesi'ni inceleyin, kişisel yaşantılarının gereklerini toplumun gereklerinin üzerinde tutan yöneticiler hakkında birkaç cümle bulacaksınız.
nerdeyse her allahın günü akşam haberlerinde çocuklara şeker dağıttığını,komşularının emine erdoğan'ı çaya çağırdıklarını,akşam yemeğinde ne yediğini,hedesini hödösünü izlediğimiz,sempatik gösterilmeye çalışılan zat.
yeni yaptıgı bir roportajda kendisine su soru yoneltilmis ve ilginc bir cevap ile karsılasılmıstır.gazeteci - " gecen yıllarda hapse girdiniz bir takım olaylar oldu peki artık degistiniz mi? "tayyip - " ben degismedim turkiye degisiyor "(bkz: bos bulunmak) (bkz: garip ama gercek)
17 aralik zirvesine giderken dile getirdikleri turkiye cumhuriyeti devleti nin olmazsa olmaz sartlarindan bir tanesi bile saglanamadigi halde sonucu zafer olarak gostermeyi basarabilen, bunun uzerine zafer kutlamalari yapabilen bir siyasetci. kutlamalar icin;(bkz: suru psikolojisi)
bir fransız gazetecinin, kıbrıs rum kesimini kastederek tanımak istemediğiniz güzel bir kadınla randevu tarihi aldığınızı varsayabiliriz. randevu zamanı gelip ilişkilerinizin pek iyi olmadığı bu güzel hanımla karşılaştığınızda nasıl bir tavır sergileyeceksiniz ? sorusuna gülerek bizim o güzel hanımla geçmişte ilişkimiz olmuştu diye yanıt veren salondaki türk gazetecileri kahkaya boğan kişi. her hareketinden bir "helal be !" çıkarıyoruz nasılsa, erkek adamın erkek başbakanı olur diyerek bunu da taçlandıralım ama politika yine bizden hep uzakta bir yerde duruyor olacak
şahsıyla ilgili en samimi hislerimi, fena halde götümüze girecek entryler kontenjanına dahil olduğundan burada telaffuz edemiyorum; fakat mister erdoğan'ın durumu ciddi bir özal sendromu çağrıştırmakta. onyıllarca iki eliyle bir bayrağı doğrultamayan hükümetlerle muhatap olmak zorunda kalan gariban yurdum insanı, sonunda çeşitli iç ve dış desteklerle bir tek parti meclisi elde etmiş ve bunun sefahatini süren bir başbakana denk gelince, beyaz atlı prens hepimizi kurtarmaya geldi sanmış olacak ki, yapılan irili ufaklı, faydalı faydasız her icraat bir "istikrar" sembolü kabul edilerek sevinç ve neş'e ile karşılanıyor. en son avrupa birliği kapısında kazandığımız "zafer", yurt sathında ve başkentte muazzam şenliklerle kutlandı. be adam, bi kere durup düşündün mü bu avrupa birliği nedir, neyi hedeflemektedir, ulus olarak neyi verip karşılığında neyi alacaksın, orta ve uzun vadede bu durumun senin ülkene ve yurttaşlarına ne faydası veya zararı olacak; özetle neyin zaferinden söz ediyoruz? ama yok, abdurrahman çelebi "kazandık" dedi ya, hep birlikte havai fişeklerin peşinden hoplayıp zıplıyoruz iki satır düşünmeden. bu durumdan recep tayyip erdoğan'la ilgili çıkarlıacak tek sonuç, politikacılığı, müzakereciliği vesair bir yana, her türlü ulusal ve uluslararası vaziyeti kendi vatandaşlarına olumlu bir gelişme olarak yutturabilme kapasitesine sahip bir zat olduğu. allah seçenlerinin başından eksik etmesin.
(bkz: damat ferit paşa)
kim ne derse desin, bugüne kadar dünyanın dört bir yanından bir tek liderin veya bakanın yanında kısa kalmamış, hatta bütün avrupalılara karış farkı atmış olmasıyla komplekslerimizi tatmin etmemizi sağlayan insandır kendisi.
cocuklarını evlendirmek icin basbakan olmayı bekledigini dusundugum adam,siz daha turbanmıs murbanmıs konusa durun bak ben binlerce turbanlıyı cok mutlu sekilde nerdeyse turkiyenin tum ozel kanallarına cıkarttım biz gucluyuz burdayız ve buyuyoruz imaji yaratmaya calıstıgını dusundugum adam*
türkçeyi katletmektedir.(bkz: süpriz)
(bkz: imam beckenbauer)
yandaşlarının "hala halkla iç içe yaşıyor. ne büyük adam" dediği kişi. hani öyle bir söylüyorlar ki sanırsın elektriği, suyu olmayan tek odalı bir gecekonduda yaşıyor.
(bkz: kral fm/#7530157)
artik anitkabir ozel defterinde sik sik adi gecen kisi*...
ülkeyi yönetmek için sadece bir ağza sahip olmanin yeterli olduğunu kanitlayan varlığı gereksiz şahsiyet!
"bırakınız verelim, bırakınız geç*sinler" gibi dahiyane fikirlerle nedense daha önce gelen iktidarların aslında hiç yapamayacaklarını zannettiği işler başardığını zannedip ya da zannettirip üstüne "hamdolsun büyük bir iş başardık" diyebilen biri, avrupa birliği konusunda başarmış olduğu hiçbir şey olmadığı gibi kendisi türkiye'yi bu sürece hazırlayacak niteliklere sahip biri de değildir, muhtemelen bu uzun sürecin ilerki safhalarında kendisi zaten yer almayacaktır ama her seferinde enkaz devraldık diyen hükümetler bakalım bu seferki enkazı toparlayabilecek mi, bu sefer verilenleri geri almak çok zor, güçlü ve etkin bir karakter olmaması ve son derece acemi politikacı olmasından dolayı işbirliği içinde olduğu insanların kendisini şahsi çıkarları için kullandıktan sonra ıskartaya çıkartacağı çok aşikar olduğundan şimdiden geleceğini garantiye almak adına ticaretle bağlarını koparmaması gerekmektedir, zaten o da gereğini yapmaktadır, şu anki dünya düzeninde pek çok ülke için rekabet hayat meselesi haline gelmiştir hele ki türkiye gibi yıllardan beri türlü ayak oyunlarıyla sömürülmüş ve artık kriz ötesi sınırlarda bir yerlerde olan bir ülkenin idaresi ve sadece günü kurtarmalık değil uzun vadeli politikalarla çözümlerin getirilmesi ve kimsenin kuklası olmamak çok önemli lakin ne yazık ki bu konularda hiç de güven vermeyen, hayalperest bir başbakan bize ne verebilir ?.
"derisini değiştiremeyen yılan ölmeye mahkumdur" nietzsche.
zamanında kasımpaşaspor'da oynarken fenerbahçe'ye transferi gündeme gelen ama her nedense bu transferi gerçekleşmeyen, en son istanbul belediye başkanı seçildikten bir hafta sonra halı sahada ayağını kıran talihsiz eski futbolcu.
"nüfus planlaması yapan vatan hainidir" diyen, ırak harekatı için 2-3 milyon dolar öneren abd'nin teklifini az bulup "şaka gibi" şeklinde bir yorum yapan anadolu kahramanı.
masadan kalkıp, kıbrıs konusunda uzlaşma sağlayamasa da kahraman olarak kabul edilen kişi. işin diğer tarafı eğer masadan kalkıp direk türkiye'ye dönseydi bu sefer de medya tarafından "helal olsun avrupa'ya posta koydu" diye kahraman ilan edilecekti. bu kraldan kralcı medyayla işimiz zor... çok zor...
her hafta ulusa sesleniş adı altında ümmetine seslenen kişi.
emrah ablakın şahane dalga geçtiği azarbaz kişi.. selam vermek için elini kaldırdığında birine geçirecek diye bekleniyor..
avrupa fatihi. ırak'a dandikten bir arabayla gönderdiği özel harekat polislerinin öldüğü haberine kulak tıkayıp ankara'da zafer kutlamaları yapan, polislerin cenaze törenindeyse gözyaşlarına boğulan hisli başbakan.
hocamizin bir derste büyüüük bir karizma oldugunu iddia ettigi adem oglu
son elli sene boyunca yapılmış affedilmez büyük diplomatik hataların kâh maço uzlaşmaz tavırlarla, kâh daha büyük hatalarla ödenmemiş geciktirilmiş bedellerinin konduğu bir masada yapılabilecek en iyinin bir azını yapmayı becerebildiğini düşündüğüm politikacı.güneydeki kıbrıs cumhuriyeti eğer bugün bu taşı bize koyabiliyorsa bunu yabancı dil bilmeyen 1000 kelime türkçeli tayyip erdoğan'a değil, 1960 kıbrıs anayasasından doğan garantör haklarımız sayesinde bizim imzamız olmadan su bile içemedikleri halde onlara avrupa birliği yolunu açan mükemmel ingilizce bilen 150 bin kelimeli prof dr tansu çiller'e, uluslararası diplomasi ve hukuktan zerre kadar anlamadıkları için gösterdikleri ilgisizliği ve işbilmezliği takiben 1974'ten o zamana kadar avrupa konseyi'nde boş duran kıbrıs sandalyelerinden kıbrıslı türklerin hakkı olanını rumlara kaptıran 1980'lerin askeri hükümetine, onlardan bir önce yine türkiye'yi konu üzerine ziyaret eden avrupa konseyi yetkililerinden yüz çevirip konuya olan ilgisizliğini gösteren süleyman demirel'e vesaire vesaire sormak gerekir geriye doğru (bkz: gider oğlu gider). eğer onların hesabını onlar verebilirlerse onlardan sonra hesap sorma sırası recep tayyip erdoğan'a abdullah gül'e gelir.şahsi kanaatim orada aslında avrupa ülkelerine çok büyük bir geri adım attırılmıştır. bu arada türkiye de onun karşılığı olarak elini büyük bir taşın altına koymuştur. taş büyüktür, zira o taş aslında kıbrıs değildir, avrupadır ve türkiye'nin kendisidir. türkiye kendi ağırlığını kaldırabilirse avrupa birliği'ne üye olur. türk insanı kendi ağırlığını kaldırabilirse avrupa vatandaşı olur. yoksa avrupa doğal olarak "kendi kendini taşıyamıyorsan gelip bana taşıtmaya kalkma, yoksa kendinle beraber beni de dibe çekeceksin" demektedir, aynen 90'ların başında birçok vatandaşımızın bulgaristan'dan göç eden bir avuç soydaşımıza söylediği gibi, "bizim burada kıçımızda don yok, bulgar göçmenlerine ev arazi veriyorlar". oysa burada bir avuç değil, 70 milyonluk bir nüfustan bahsediyoruz. gerçek şudur ki o da avrupa toplumu türkleri henüz içlerine kabul etmeye hazır değildir. son sekiz senesini yurtdışında yaşamakla geçiren bir türk olarak avrupa ülkelerinde gördüğüm memleketimden insan manzaralarını görseniz bunun neden böyle olduğunu anlardınız. her türk'ü kendiniz gibi modernlik çağdaşlık abidesi görmeyiniz, her iyi eğitimli eli ayağı düzgün, ne dediğini bilen bir türk vatandaşına karşı odun, sahtekar, kaçak, sakat işlerle uğraşan, yirmi senedir yaşadığı ülkenin dilinde üç kelime öğrenememiş, yol tabelalarını okuyamayan, içinde bulunduğu ortama entegre olamamış, kafayı ya dinle ya da aşırı milliyetçilikle bozmuş ama ne islam toprağında ne de türk toprağında yaşamaya niyetli olan, tabir caizse hıristiyan rahatlığıyla aklı sıra islamı türklüğü yaşadığını sanan seksenaltı tane türk vatandaşı var. bilemedin seksenbeş. çıban gibi duruyor. hatta kendinizi modernlik çağdaşlık abidesi görürken aslında bu seksenbeşlik çoğunluğu oluşturanlardan biri de olabilirsiniz. ben de bir yandan bu satırları yazarken öte yandan farketmeden bir takım davranışlarımla o kalabalığa dahil olmuş olabilirim mesela. türk olduğumu söylediğim anda insanların kebap büfemin nerede olduğunu sormalarından bıktım, şu milletten yurt dışında adam gibi işle uğraşıp da saygın bir "türk" imajı oturtmuş bir tane de insan çıkmaz mı yahu? veya var da biz mi görenine denk gelemedik? imajlara bak: yahudiler neleriyle meşhurdur? bankacılık, mücevherat. ingilizler neyle meşhurdur? finans, endüstri devriminin öncüsü, hâlâ daha süren icatlar, politik akımlar, siyaset bilimi. almanlar neyle meşhurdur? elektronik, otomasyon, ağır sanayi, otomotiv, kimya, ilaç sanayii. fransızlar neyle meşhurdur? sivil uzay teknolojisi, petrokimya, çimento ve yapı malzemeleri teknolojileri, elektronik, otomasyon, harp sanayii. isveç? çelik, elektronik, ikea, telekomünikasyon, silah. danimarka? savunma sanayii elektroniği, kuzey denizi petrolleri, müzik elektroniği, hristiyan dünyasının domuz ve süt ürünleri kaynağı, balıkçılık. italyanlar? otomotiv endüstrisi, otomasyon, elektronik, telekomünikasyon, hazır gıda sanayii, beyaz eşya, giyim. peekiii... türkler dışarıda neyle meşhur?kebapçılık... beko diye bir marka var ama kimse türk markası olduğunu bilmez. kebapçılık. tekstil(taşeronculuk, marka olarak sıfır). kebapçılık. eeee... turizm. kebapçılık... halı. kebapçılık. pala bıyıklı fesli şalvarlı bir adam ve üç adım gerisinde yürüyen çarşaflı bir kadın karikatürü. kebapçılık... eeee...başka... kebapçılık. zira kendi ülkelerinde türk kelimesinin geçtiği her yerde yanıda kebab house kelimeleri geçiyor da ondan. hiçbir yerde "turkish aerospace technologies" veya "turkish petrochemical" veya "turk robotics" veya "autoturk" gibi kavramlar geçmediği için, ferrari gibi lamborghini gibi, ericsson gibi, grundig gibi, renault gibi, citroen gibi, nokia gibi adı geçtiğinde ülkesi akla gelen markalar olmadığı için haliyle adamlar bakıyorlar, "ülkemizde yeterince türk kebapçısı var, daha fazlasına ihtiyaç yok" diyorlar. avrupa birliği'ne girmeye çalışan ülkemiz insanının hâlâ nasıl bir kafa yapısıyla yetişmekte olduğunu (bkz: ukvize/#6555310) entry'sinde de gözlemleyebilirsiniz. üniversite okuyanının bile kafasında okuduğu eğitimini aldığı mesleği en iyi şekilde uygulayıp bir yere gelmeye çabalamak yerine ingiltere'ye gelip dönerci dükkanı açmak oldukça türkiye ne avrupa birliği'ne girebilir, ne de burnunu boktan kurtarabilir.avrupalı politikacıların türkiye'ye 10-15 sene tampon süre vermeye çalışmalarının sebebi aslında türklere kendi vatandaşlarının gözündeki imajlarını düzeltme şansı vermek içindir. halkın halkı ikna etmesi içindir, bundan daha doğru ve doğal bir hareket de yoktur. azerbaycan ile bir sınır birliğine gitmeye kalksak dahi toplumların birbirlerine alışmaları yılları alır. sovyetlerin dağılması ile beraber verilen "adriyatikten çin seddine" gazının ardından karşılaşılan zorlukları ve hayal kırıklıklarını hatırlayın. bizim açıkgözlü işadamlarının zurnası zırt deyince azerilerin özbeklerin kazakların kırgızların hemen nasıl "ruslaşmış la bunlar" damgası yediklerini hatırlayın. bizimkilerin oralarda "tokatçı ağabey" damgası yediğini hatırlayın. onu bırakın, daha 1945'te birbirinden ayrılmış iki almanya'nın kırbeş yıl sonra birleşmelerinin üzerinden on yıl geçmeden her iki taraftaki almanların "keşke birleşmeseydik, eski halimiz daha iyiydi" demeye başlamalarını hatırlayın.dolayısı ile avrupa ile de böyle bir süreçten geçmek kaçınılmazdır. bu şartlar altında bakıldığında aslında recep tayyip erdoğan-abdullah gül ve ekibinin oradan çıkarttıkları netice ideal değildir ama başarılıdır. bu bir tecrübedir, bir ikincisinde daha da iyi olacaktır. ben buna inanıyorum.ancak burada daha da önemli olan t.c. seçmeninin hemen hayallere dalmaması, gerçekçi olması ve oy verdikleri politikacıların her hareketini takip etmesi, peşini bırakmaması ve uyarılarını çekincelerini veya desteklerini buraya ekşi sözlüğe değil, başbakanlık ve dışişleri bakanlığının web sitesi üzerinden bakanların doğrudan halkla ilişkiler sekreterliklerine yapmalarıdır. "hiçbirşey değişmiyor" demeyin, bugüne kadar her ikisine de yazdığım her emaile cevap aldım. demek ki yapınca oluyormuş. bir de bunlardan binlerce onbinlerce yağdığını düşünün. o meclise gönderilen her bir milletvekilinin her yamuk yapışında kapısında onbin seçmeninin hesap sormak için dikileceğini bilerek işe gittiğini düşünün. veya her doğru bildiğini yapıp da dirençle karşılaştığında arkasında onbin seçmeninin dikileceğini bilerek işe gittiğini düşünün. türk halkı, türk seçmeni eğer o bilinci kendi içinde oluşturabilirse kıbrıs da çözülür, avrupa birliği de çözülür, ırak'a da abd operasyon yapmak durumunda kalmaz, hatta kim bilir ırak türkiye ile sınır birliğine gitmek ister, biz de onlara "15 yıl bekle, ha bu arada musul ile kerkük'ü de şöyle yap, böyle yap, filanca yerdeki petrolleri de tpao çıkarsın" filan deriz.ne kadar ekmek o kadar köfte. ama nasıl olduysa aslında bu seferlik bizim ekmeğe birkaç köfte fazla bile düştü.
17 aralık 2004 tarihli avrupa birliği zirvesinden sonra mecliste yapılan 2005 yılı bütçe görüşmeleri sırasında deniz baykal'ın eleştirilerine aynı düzeyde cevap verememiş; bu yüzden ikinci turda abdullah gül tarafından müdafa edilmek zorunda kalmıştır kendisi. grimak beyin belirttiği gibi, 1000 kelimeyle düşünen başbakanımızdır. türk milleti'ni en iyi şekilde temsil eden politikacıdır bence. millet olarak kapasitemizin bu kadar olduğunu göstermesi bakımından çok iyi olmuştur başbakanlığı. bunu sevenler bunu da sevdiler;(bkz: kurtlar vadisi)
(bkz: maskomya/@cadence)
büyük halk adamıdır. bizden birisidir. o yüzden başbakan maaşıyla geçinemeyip bisküvi satmak zorunda kalmaktadır. bunun siyaset ahlakıyla en ufak ilgisi elbette yoktur. hatta öyle anlayışlıdır ki halkına karşı, işçisiyle çiftçisiyle bütün halk geçinemesin, onlar da ticarete atılsın bisküvi satsınlar deye asgari ücreti uluslararası para fonunun talepleri doğrultusunda belirlemektedir. vatanını pek bir sevdiğinden mesela, en ince duygunun insanı olan türk madencisine bir ticarete atılma fırsatı vermek için, zarar etmeyen ender devlet kurumlarından biri olan türk taşkömürü kurumunu özelleştirme çabasında olan hükümetin başında gururla yer almaktadır. ramazanda fukaranın sofrasına ortak olacak kadar mütevazi bu halk adamı, memleket nüfusunun yüzde bilmemkaçı açlık sınırının altında gezerken kızı için lale devrini aratmayacak bir düğün düzenler ve davetiyeleri de başbakanlığın uçağıyla dağıtır, halkının üstüne üstüne saçar. öyle de iyi analiz etmiştir ki halkını, başında bulunduğu hükümet israil'le ortak mühimmat deposu kurma kararı alırken örneğin, bunu gereksiz yaygara yapıp halkına duyurmak yerine, hemen aynı gün israil'in filistin mülteci kamplarına düzenlediği ve onlarca cana mal olan operasyonları en içten hiddetiyle kınamaktadır. çok samimi, çok halktan birisi olan böyle bir pek sayın başbakanımız varken ben şahsen her gün allahıma şükrediyorum.
artık sıradan sünnet düğünlerine bile katılarak başbakanlık kurumunu iyice aşağılara çeken kişi.
(bkz: cesur ninja)
sık sık ulusa sesleniş konuşması yapmakta ve kendini başarılı gibi göstermekte olankişidir.konuşmalarında dikkat edersek hemen hiç istatistiki bilgiye rastlayamazsınızdün itibariyle yaptıgı konuşmada devlet istatistik enstitusu nun sayılarına binayen 2 milyondan biraz fazla işsiz oldugunu iddia ediyordu ya istatistik enstitutumuz hesaplamalarda ciddiyetsiz davranıyor ki 30-35 milyon gibi bir sayıda genc nufusa sahip bir ülkede şu an itibariyle üniversite mezunları işyeri kapılarındaeziyet cekiyor ,egitim derecesi yüksek olmayan binlerce insanımız sokaktayken,nasıl oluyor da iki milyon gibi bir sayıdan bahsedilebiliyor,nedeni cok basittir,gerçekler söylenmekten cekiniliyor.başbakan ,daha sonra konutkent projelerinden bahsederek varoş guruha atıfta bulunuyor,uzun bir vadeye yayılacak ödeme planlarıyla kira öder gibi ev sahibi olmaktan sözediyor.evleri sellere maruz kalan,alt yapısı olmayan semtlerde yaşayan bu yurttaşlarınsanki normal düzeyde bir eve verecek kira parası var da anasını satayım zevkindengecekondularda ikamet ediyor.kişiye hakkını vermek de lazım elbet,300-400 kelimeyi geçmeye bir seslenişte cahilinsanımız kuru gaza getiriliyor ve ortada cok ciddi olayların dondugunu sanıyor,utopikbir hayale sürükleniyor ne yazık ki..bu amaca ulaşmak da bir başarıdır ama kimin yararına orasını ilerde acı bir şekilde goreceğiz.insanı en cok uzen ise ,bu seslenişlerinulu onderimiz ataturk resminin onunde yapılması,adamcagızın kemikleri sızlıyordur.edit: kötülenmesinin sebebi, (bkz: bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak)
gecenlerde yagmur dolup evinde bogulan uc cocugu izlerken aklima geldi kim oldugu...recep tayyip erdogan;kanallara agir abi, baba edasiyla cikan, yaralara kol kanat gerecek erdogan.eşiyle, kiziyla, damadiyla "aydin" medyanin gundeminden duşmeyen sayin erdogan.kendi partili belediyelerine "gecekondulari yikacaksiniz, acimayacaksiniz" diye talimat veren başbakan erdogan.eski istanbul buyukşehir belediye başkani recep tayyip erdogan...oysa buyukşehir calişiyordu...hic olmayacak yerlerde hic olmayacak şeylere izin veriliyordu. dere agizlarina gecekondular, sit alanlarina koşkler yapiliyordu... bu cahil, bu bilgisiz, bu unutkan halk ilk yagmurda gocecek imarsiz alana camurdan ev yapabilmek icin aldigi izni oy olarak oduyordu... arada bir tek bedel farki var, sen yap ama ortaya cikarsa hayatin pahasina; ben yaparim ama ortaya ciktiginda medyayi daha bir kollamam gerekecek. istifa mi o da ne? ben daha ne un akitirim kendi ambarima bu yollardan...hele de buyuk şehrin buyuk başkani arkamda olursa...bir sus oyunu ki aklim şaşiyor...buyukşehir hala calişiyor...
3 kasim secimlerinden once haberturk ekranlarinda yayinlanan basin klubu programina katilmis idi recep tayyip erdogan. hakan aygun kimsesinin gevrek uslubuyla, laubali takintilariyla, televolesel habercilik anlayisinin uzantisi olan sorulara, cok sevdigi kabadayi uslubu ile cevap verirken, ortamin sulanmis olmasindan kaynaklandigini zannettigim sebeplerle bir soruya biraz fazla "samimi" bir cevap verdi o gun zat-i sahaneleri.daha sonra kirdiklari potun farkina varip, kayitlari bulunan kendi sozlerini zat-i alileri yalanlasa dahi is isten gecmis, soyledikleri hafizalara kazanmisti.hakan aygun, "sayin erdogan, bir milyon dolariniz vardir herhalde" diye sormustu. recep tayyip erdogan yanitladi "ehh, allaha sukur o kadar paramiz var." nereden kazanmisti recep tayyip erdogan bir milyon dolari? ulker grubunda calisirken mi? ne kadar sure calismisti ki? gencligini milli gorus teskilatlarinda yaptigi calismalara adamis biriydi kendisi. egitim durumu parlak sayilmazdi. ulker grubunda yaptigi calismalar -ki cok kisitli bir sure- nasil calismalardi ki kendisine bir milyon dolar kazandirmisti?belediye baskani iken legal yollardan bu para kazanilamayacagina gore, ulker grubunda calisirken belirli bir miktar kapital kazanmis, daha sonra -faiz'e para yatiramayacagina gore- cesitli yatirimlarla parasini arttirmis olabilir elbette. zaten konu bu degil.recep tayyip erdogan -nasil kazanmis olursa olsun- bir milyon dolarlik bir birikime sahip. ancak ayni recep tayyip erdogan, basbakan maasiyla dahi gecinememekten sikayetci.ulker grubunun acik yada kapali reklamini yapiyor, cesitli ticari sirketlerdeki ortakliklarini surduruyor, ramsey firmasinin sponsorlugunda giyiniyor ve bu sponsorlugu saklamaktan bir beis duymuyor. bunlardan bir kazanc saglamadigi dusunulemez.recep tayyip erdogan'in cocuklarinin egitim masraflari ramsey firmasi tarafindan karsilaniyor. giyim masraflari da ramsey firmasi tarafindan karsilanmakta. ulasim masraflarinin tamami devlete ait. konaklama masraflarini da turkiye cumhuriyeti devleti oduyor. yalniz bu kadar da degil, sayin recep tayyip erdogan'in tum yediklerini ve ictiklerini de turkiye cumhuriyeti devleti karsilamakta. bizim vergilerimiz ile recep tayyip erdogan'in tum ihtiyaclari saglaniyor. bizim vergilerimiz sayesinde recep tayyip erdogan hicbir harcama yapmak durumunda kalmiyor.yani recep tayyip erdogan'in tum gelirleri aslinda bir yerlerde birikiyor. ancak ayni recep tayyip erdogan, butun bunlara karsin, gecinemedigini soyluyor!peki sayin recep tayyip erdogan nereye para harciyor? ne kadarlik bir harcamasi var ki, sayin erdogan bir turlu gecinemiyor. ulker ve ramsey grubundan sponsorluk ucretleri aliyor, basbakanlik maasi var, bankada bir milyon dolari oldugunu kendi ifade ediyor, ticari sirketleri calismaya devam ediyor butun bunlara ragmen sayin basbakan gecinemiyor!bu durumda bir gariplik yok mu?var elbette var. ama bu durumda bir de insafsizlik var.kendisinden subvansiyonlari arttirmasini isteyen tarim iscilerini "paramiz yok kardesim oldugu kadar" diye azarlayan ayni recep tayyip erdogan.halbuki ortalama bir tarim iscisinin giyim masraflarini bir sirket karsilamiyor. yediklerine ictiklerine bir firma sponsor olmuyor. cocuklarinin egitim masraflarini turkiye'nin en buyuk ozel tesebbuslerinden bir tanesi odemiyor. ortalama bir tarim iscisinin hicbir konaklama bedelini odeyen bir baska kurum veya kurulusta yok.ortalama tarim iscisi gecinemediginden yakininca sayin recep tayyip erdogan, zati meydanlarda azarliyor. ancak kendisinin dahi bunca gelire ragmen gecinemedigini soylemekte gene kendileri bir beis gormuyor. bu durumda bir adeletsizlik yok mu?sayin tayyip erdogan, su gelirlere ragmen bu ulkede gecinemiyorsa -her nasil oluyorsa- iscinin durumunu daha iyi anlamali.anlamiyor.anlamakta istemiyor.cunku recep tayyip erdogan'in siyasal, politik vizyonu ve mazisi, kendisi icin ve yalniz kendi sahsi menfaatleri icin siyaset yapan bir insanin tarihi.toplumsal sorumluluklar ve idealler ile yuruyen degil, kendi ikbalini saglamak, iktidarin nimetlerinden faydalanmak icin yuruyen bir insan tayyip erdogan.tayyip erdogan, ozal sonrasi olusan politik iklimin yarattigi en onemli temsilcilerinden biri. din adamlarinin ince sadeligine degil, vahabilerin sasasina ozeniyor, tevazu ile degil boburlenme ile yuruyor. halki asagilamaktan hicbir kosulda geri durmuyor ancak halk adami olmakla da -bu nasil bir celiskiyse- ovunmekten gocunmuyor. basarilarini sahsilestiriyor ve ekiplerini sahne arkasinda birakmaktan hic bir sekilde geri kalmiyor.demokrat degil, asla degil, ancak demokrasi soylemlerini kullanmaktan imtina etmeyecek kadar da kurnaz. butun bu celiskiler neticesinde, recep tayyip erdogan portresine bakan herkes objektif bir goze sahip ise modern yontemleri kullanan sark siyasetcisini gorebilecektir. recep tayyip erdogan'in bu kadar desteklenmesinin altinda ise zaten bu yatmaktadir.zira kendisi, modern yontemleri kullanan bir sark toplumunun, modern yontemleri kullanan sarkli siyasetcisidir.
nefret ettigim ender insanlardan...
bugün yaptığı bir konuşmasında dinleyenleri dumurlara sevkeden sayın başbakanımız.sağlık personelinin yaptığı grevi eleştirirken şu sözleri sarf etmiştir:"bunlar bir takım marjinal gruplardır.""bu eylemi yapanlar hastahaneden muayenehanelerine randevu verenlerdir."marjinal gruplar olarak tanımlanan devletin sağlık personeli. yani hemşiresi, doktoru, sağlık memuru. kimdir bu insanlar? teröristmidir. militanmıdır. kökten dincimidir. devleti yıkmaya çalışanlarmıdır. hayır! senelerce üniversitelerde, tıp fakültelerinde, zorunlu hizmette doğuda, tus sınavlarında, dirseklerini çürütmüş, zor koşullar altında insanlara sağlık hizmeti sunmaya çalışan kişiler.demokratik sistemin en önemli özelliklerinden, hak arama özgürlüğünü kullanan, dile getiren insanlar marjinal olarak tanımlanmalımıdır. tek istedikleri daha uygun koşullarda daha kaliteli sağlık hizmeti verilebilmesi için gerekenlerin sağlanması.hastaneden muayenehaneye randevu vermek ile suçlanıyorlar. demek istenen bu eyleme katılanların, hipokrat yeminlerini hiçe sayıp insan sağlığını parayla eşdeğer tuttukları. ciddi bir suçlama. o kadar tuzları kuru olsa haklarını aramak için sokaklara dökülürlermiydi, isyan ederlermiydi diye sormadan edemiyor insan.sayın başbakanımız malesef her grevde, eylemi gerçekleştirenler için benzeri suçlamalar getiriyor ve onları dinlemek yerine yermeyi tercih ediyor. kesk'in eyleminde yaptığı gibi.(bkz: #3260502)nedense türban eylemlerine, kamu çalışanlarının eylemlerine gösterdiği tepkiyi göstermeyen, sus pus kalmayı tercih eden sayın başbakanımız.(- hedef göstermek...)(- ne dediysek o zihniyeti...)(- hakaret...)(- ne oldum delisi olmak...)(- kendini dünyanın merkezi zannetmek..)(- küçük dağları ben yarattım...)!!!!!bödöööööööffffffff!!!!!-abi ne oldu burada foseptikmi patladı?-yaw boşver şimdi şu kötü kokulu yığının altında birileri kaldı gel bi el atalım çıkaralım.*
(bkz: recep tayyip sauron) .
(bkz: basbakanin krali kasimpasali)
penguen dergisinin ilham perilerinden biri.derginin kapaklarindan birkac ornek icin;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050307http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20041220http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20041213http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20041206http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20041108http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20041101http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20041004tazesinden iki ornek daha;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050314http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050328guzelinden bir ornek daha;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050330taze taze;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050510yeni cikti firindan;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050517durduramiyoruz efendim;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050614bir tane daha;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050802taze taze;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20051017iki tane daha;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20051031http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20051107buz gibi;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20051212beton gibi;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20051219gaflar krali;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20051226mal varligi;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20060206anani alip git;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20060220kemal abi;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20060320
yök yasasının veto edilmesinden sonra meclis grubunda yaptığı konuşmayı izleyenler fark etmiştir; sinirlendiğinde kendisinin alın ve kaş bölgesi civarı buffy the vampire slayer dizisindeki vampirlere benziyor. ben bugüne kadar bunu yapabilen bir bu adamı gördüm, bir de zebellah'ı. (zebellah istemli olarak yapıyor bunu, öyle bir farkı var.)
turk ceza kanununa zinanin suc sayildigi maddeyi sokmaya calisan geri kafali basbakanimiz.
aldıklarımızla yaşarverdiklerimizle var ederizsevgi gibidostluk gibivefa gibidizelerini yazan ikinci şair başbakanımız*birincisi aratmasa bari.
"medyamiz bizi avrupaya ihbar etti." sözünün sahibidir. "ihbar nedir?", "kim ihbar edilir?", "ihbari alan kisilik ile ihbar edilen kisilik arasinda nasil bir iliski vardir?" kivamindaki sorularin bu sahsiyete sorulmasi vatani bir görevdir.(bkz: ihbar)(bkz: bagimsizlik)(bkz: istanbul antlasmasi)(bkz: zitvatoruk antlasmasi)(bkz: etken)(bkz: edilgen)
gurbetçilerin türkiye ye gelişlerinde yaşadıkları sorunlarla ilgili olarak cnn turkun canlı yayınında ulaştırma bakanı binali yıldırım ın cep telefonu numarasını* ve bakan ilgilenmezse beni arayın diyerek kendi numarasını* veren başbakan.
her yanlış politikasında ve söyleminde bir kısım medyayı suçlayarak aslında hangi siyasi temellerden geldiğini "her ne kadar değiştiğini iddia etse de" gösteren başbakan.
boş bulunup seka'yı çarçur ettiğine pişman olmaya başladığı sanılan başbakan. eskiden öyle miydi ya? gazete kağıdı ithal edilemezdi, seka satardı gazetelere. bu kendini bilmezler öyle kritik etmeye falan başladıklarında, -duruma göre, uyarıcı bir fiske ya da osmanlı tokadı kıvamında- kağıda zam yapılır, sayıyla kendilerine gelmeleri sağlanırdı. gerçi şimdi ellerinde başka toollar var, ama kağıtla oynayıp şöyle hafiften t.ş.k burmanın keyfi bir başkaydı. özal'lar, çiller'ler basınla dalaşmaya başladıklarında bu zevki defalarca tatmışlardı.öte yandan, toplam seçmenin %24'ü kadar oyla, ki kendi kitlelerinin aksatmadan sandık başına gittikleri bilinen bir gerçektir, -anayasayı bile değiştirebilecek- üçte iki çoğunlukla meclise girip, tek başına iktidar olup, kucağında bulduğu ve cumhuriyet tarihinde kimseye nasip olmamış dikensiz gül bahçesi ortamında, bu kadar kısa zamanda sinirlerinin bozulması hayret vericidir. o dikensiz gül bahçesidir ki;- ana muhalefet partisi muhalefet etmemektedir; birincil görevi olan denetlemeyi bir tarafa bırakmış, eleştirmekten ziyade desteklemektedir,- yazılı basın muhalefet etmemektedir; vitrin süsü birkaç yazar dışında, eleştirmek bir yana, haber olması gereken birçok şeyi es geçmek suretiyle açıktan ya da gizliden desteklemektedir,- görsel basın, yazılı basınla paralel şekilde, desteklemektedir,- iş çevresi, motivasyonu her ne ise*, ilk günden beri desteklemektedir,- imf ve dünya bankası, desteklemektedir,- amerika arkasındadır, desteklemektedir,- avrupa arkasındadır, desteklemektedir.hal böyle iken, başbakan, gölgesiyle kavga eder gibi, işçiye, çiftçiye, esnafa, amerika'ya, avrupa'ya, imf'e, doktorlara, karikatüristlere, basına -kendisi olsa muhtemelen kullanacağı deyimle- "posta atmak"tan geri durmamakta; kendisi yetmiyormuş gibi, sağ kolu dışişleri bakanı da, durduk yerde avrupalılarla sürtüşmektedir.araştırmacı suserlik, bazı şeyleri merak etmeyi gerektiriyor:- ne oldu/oluyor da, başbakanın sinirleri son zamanlarda bu kadar gerildi?- neden amerikan gazetelerinde gün aşırı, sonradan bizim gazetelerimize manşet olacak, aleyhte makaleler yayınlanmaya başladı?- neden avrupa topluluğu "17 aralık'tan sonra durdunuz siz" diye huzursuzlanmaya başladı?- neden hala bir başmüzakereci atanmadı?- neden aylardır beklenen kabine revizyonu yapılmıyor?- neden akp'den, 3-4 günde bir, bir milletvekili istifa ediyor?- neden başbakanı churchill'e benzetecek kadar bu iktidara angaje olmuş bazı yazarlar hafiften çark etme emareleri gösteriyor?- neden daha birkaç hafta önce "geçmişin bilmemneli", "seninki daha bilmemneli" diye politik lisanda birbirine ana-avrat sövmüş sayılabilecek başbakan ve ana muhalefet partisi başkanı yan yana basın toplantısı yapıyorlar?araştırmacı suser merak ediyor, elindeki donelerle çözümleyemiyor, *timeout expired* oluyor.
şeffaf devlet olma yoluna baş koymuş, bu uğurda televizyonu günlüğe dönüştürmüş zat-ı muhterem, zira durmadan halkına seslenir, durum değerlendirmesi yapar, halkıyla dertleşir, "şöyle oldu, böyle gitti" der, yurt dışına çıkarken basına açıklama yapar, "ben şuraya gideceğim beni yemeğe beklemeyin" ya da "akşam ezanı okunmadan dönmüş olurum" gibi verdiği günlük bilgilerle hükümetinin adımlarını anbean halkıyla paylaşır...
önce okuduklarıma ardından evvelki gözlemlerime ve kendisinin şu anki demeçlerine ve hükümet icraatlarına göre siyasi hayatına kendi kendine nokta koymaya yaklaştığını düşündüğüm bir insandır. neden mi?öncelikle aziz nesin usta'nın bir değerlendirmesine göre siyasetçilerin basın ile olan ilişkileri belirli şekilde gelişir. tam net olarak hatırlamasam da ilk başlarda basın en büyük sevgilidir. yavaş yavaş her fotoğrafta görünmeye çalışılır, sürekli basın ile iyi geçinilir ve sevgililikten evliliğe doğru yola çıkılır. ancak soraları basın ile kavgalar başlar, gazeteciler hor görülür falan filan. sonunda basın olduğu yerde durur ama siyasetçi yoktur.bir kaç haftayı göz önüne aldığımızda bile sayın başbakanımızın basın ile ilişkisinin seyrinin benzerliğini gözlemleyebiliriz. buradan bir sonuç çıkarabilir miyiz? sanmıyorum. ancak bu seyrin sonucu aziz nesin'in gözlemleriyle örtüştüğünde bu rahmetli ustamızın değerini bir kez daha anlayabiliriz o kadar.
6 mart 2005'te dayak yiyen kadinlarla ilgili olarak konusurken medyamiz bizi avrupa'ya ihbar etti demesinin sokunu atlatmaya çalisan bünyelere arkasindan "hem 6 mart kadinlar günü mü degil?" diyerek bir sok daha yollayan bassaban. demek ki basbakan yalnizca ingilizce bilmemekle kalmiyor, ne dedigini de bilmiyor.ek okuma (bkz: basbakanin ingilizce bilmemesi)
(bkz: tayyipus domesticus)
ülke siyasetini aklı başımda takip ettiğimden beri gördüğüm en fazla medya desteğine sahip hükümetin başbakanı olmasına rağmen, her seferinde medyayı suçlamasını çok garipsediğim başbakan.işler sarpa sarıp medya bu desteği arkasından çekmeye başlarsa neler saçmalayacak çok merak ediyorum.
zamaninda* , amerikan musevi komitesi* tarafindan cesaret odulu* ile odullendirilen basbakan.http://www.ajcongress.org/...04/jan_2004/jan04_03.htm
recep tayyip erdogan beyin en sevdigi marka ramsey . en sevdiği ada ekinlik adası . bu adada kaldiği tatil köyü olarak kullandığı zatın adı remzi gür.
henüz zihnimde ufuklar açan tek bir cümlesine, tek bir kavramına rastlayamadığım kişi. ilm-i nakl temelli olması nedeniyle vizyonsuz ve uzgörüsüz bir bey. anlamadığı konular karşısında kısa süreli derin düşüncelere dalar gibi yapıyor sürekli. 1000 kelime ile düşünülmez ki.
8 mart 2005 dünya emekçi kadinlar günü olaylari neticesinde ab sürecinin neresinde durdugumuzu ( durmadigimizi, durur gibi yaptigimizi) çok net ortaya koyan basbakan. polisin olaysiz geçen bir gösteriye saldirmasi, ab temsilcilerinden yenilen zilgit neticesinde sorusturma açilmasi ve fakat ayni zamanda hükümetin atilan dayagi mazur göstermek için binbir takla atmasi; avrupa birligi'ni olmak boyutundan çok ötede, girmek boyutunda algiladigimizi göstermistir. basladigi günden beri sagliksiz bir düzlemde ilerleyen türkiye'nin ab serüveninde gelen nokta sunu gösteriyor ki; türkiye tarihinin ab konusunda en istekli - görünen - basbakaninin bile derdi abli olmak degil; ab'ye girmektir. bütün süreci yalnizca ekonomik ve demokratik bir süreç olarak algilayip isin demokrasi kültürü, etik degerler ve en önemlisi muasir medeniyet seviyesi gibi kisimlarinin yanindan bile geçmedigimizi bir kez daha ortaya koydu. yalnizca dayatmalarla olusan kismi bir esneklik durumu yani. ülke ab'ye girince, artik caninin istedigi gibi eylemci dövemeyecegini anlayamayan; "e canim istedikleri bütün kanunlari geçirmedik mi?" diye saskin saskin dolanan bir zihniyetle karsi karsiyayiz. isin kitabi kismina hapsolup o kitabi kismin dogal sonuçlarini görememe durumu. bir yandan dgmleri kaldirip görece demokratik yasalari çikartacagini, ama bir yandan da eylemci dövmeye devam edebilecegini saniyor bu zihniyet. tipki töre cinayetlerini kaldirip zinayi suç haline getirebilecegini sanmasi gibi. neden peki? ab tarafindan açikça deklare edilmemis çünkü "bundan sonra eylemci dövmek yok." diye, edilmesi de biraz ayip olurdu zaten. isin o kismi bir algilama sorunudur. derdiniz abli olmak ise zaten bütün sürecin dogal sonucu olarak eylemci kadinlari dövmek gibi rezilliklere, zinayi suç saymaya çalismak gibi komikliklere girmezsiniz. ama iste dert baska olunca ortaya da bundan baska bir sonuç çikmiyor. yoksa emin olun ab yetkilileri daha önceden herhangi bir toplantida "polis orantisiz siddet uygulamasin." deseydi, karsilasmayacaktik bu mazarayla. ab'yi ve ablilik kavramini algilamamiz "onlar söyler, biz yapariz."dan öte gidemeyince de azari yer, otururuz. hele bir de basbakanin medyayi - tam da o girmek istedigi - ab'nin jurnalciligine soyunmakla suçlamasi var ki; kara mizah demek bile hafif kaliyor. bir yandan da "e canim ab üyesi ülkeler de küresellesme karsitlarini dövüyor." gibi utançlardan utanç begendiren açiklamalar yapan bir adalet bakani. ab dövüyorsa sorun yok yani, biz de dövebiliriz. kendilerine bundan sonraki eylemlerde ab ülkelerinin yetkililerini arayip "siz böyle bir durumda döver miydiniz?" diye sormalarini, alinacak onay neticesinde eylemci dövmelerini tavsiye ediyorum. böylelikle hem bu utanilasi açiklamalari yapmazlar, hem de ab'den firça yemekten kurtulurlar. sonra da alinlarinin akiyla bas bas bagirabilirler meydanlarda :"biz bu reformlariii ab istedigi için yapmiyoruuuuz.. insanimiziiii cagdasss medeniyet seviyesine tasimak için yapiyoruuuuz..."gerisi 'ab'li türkiye'dir efendim. demokrasi mi? yedik onu biz.
abd ye nota verilecekmiş sayın başbakanım?"notaaa müzik notasııı değildiiir"..."biiz burda bakkal dükkanı yönetmiyoruzz. devvlet yönetiyoruzz"gibi incilere sahiptir kendileri.
8 mart 2005'te kadinlar gunu hakkinda yaptigi konusmasiyla ve polisin dayak goruntulerinin avrupada ses getirmesi üzerine basini suçlamasiyla ne olacak simdi adli filmde levent kirca'nin canlandirdigi avukat orhan karakterini animsatan basbakan.
4. levent-ayazağa metrosu'nun projesini kıran kırana bir pazarlıkla 30 aydan 24 aya indirdiği (hesapladım, diğer türlü seçim döneminin gerisine sarkıyordu) müjdeleyen başbakan. kafasında baretle "ho ho işte yaptık oldu, nasılmış" şenliğinde açılışını yaptığı hızlı tren projesi akla gelince ister istemez yürekleri ağıza getiren ve tasarruf edilen altı ayın yetkililerin kendilerini emniyete almak için şişirdikleri emniyet marjı olduğuna inanılmak istenen hadisenin yaratıcısı.edit. ayrıca hakkında bakanlarına bir ay, bazı gazetecilere 2.5 yıldır randevu vermediği söylenerek iftira atılan başbakan. nitekim bugünkü akşam gazetesinde hasan kaçan'ın kendisi ile röportaj yapmak için ankara'ya uçakla gitmesi ve bir resim sergisinde yanına karga tulumba yaklaşarak "sizinle acilen konuşmam lazım" demesi yeterli olmuştur.
adını bile söyleyemediği liverpool'un galibiyeti sonrası "sevgili dostu" ingiltere başbakanı blairi arayıp tebrik ederek penguent esintileri yaratan, büyük ihtimalle adamın "bunun hiç işi gücü yok mu ya" demesine sebebiyet vermiş kişi.
(bkz: rterdogan com)
tahtakele türkçesi ile konuşan türkiye cumhuriyetinin başbakanı.
abdullah gul'un "ince" ve "munis" tabir edilen uslubuna sahip olmadigi gerekcesiyle elestiri alan ve bu nedenle meclisten ozur dileme buyuklugunde bulunan , ab olayimizda busht'a , "abi bi telefon ediver" seklinde "kendisi yakinimdir misali davranisiyla hayretlerimi abartan sahsiyet. kendisi basbakanimizdir..
9.433 ytl parası vardı ziraat bankası'ndaki hesabında dün gece şov yaparken.bir de düşündürdü atmi kullanamayınca, hadi şimdi başbakandır da daha evvel hiç mi atm kullanmamıştır kendisi.
inanilmaz kotu giyinen bir ese sahip basbakanimiz. hem tesetturlu hem de sik olan kadin yok degil, ama bu bayan beceremiyor bir turlu. hem de o kadar bollugun icinde, yazik yazik.(bkz: emine erdogan estetigi)
kendisinin verdiği şu beyanat kayıtlara geçsin istiyorum:"bakınız yeni elli kuruş. bunun ortası gümüş. kenarı da altındır ha!"
içinde ''i-y-e'' harflerinin yazıldıkları sırayla geçtikleri hemen her sözcüğün bu kısımlarını -arap aksanıyla olsa gerek- ''iyye'' olarak okuyan/telaffuz eden kişi. örnekler: medeniy-yet, niy-yet, keyfiy-yet...
imam.
(bkz: recep bey in yumurtaları)
(bkz: rte 2000)
son secimlerde mhpnin aldigi yuksek orani karsisinda şoke olanlarin , yapilacak ilk secimde -eger secime girmesine izin verilirse- tayyibin birinci parti cikmasina sasmamalari gereklidir. (bkz: yurdum insani)
kasımpaşa delikanlısı, eski istanbul belediye başkanı, milli görüş neferi. şimdilerde gelenekçiler tarafından davaya ihanetle suçlanıyor. değiştik diyor; ama değişen bir şey olmadığını herkes biliyor.sadece yeni bi vitrinle milli görüşü hayatımıza sokmak içi fırsat kolluyor; ancak ona bu fırsatı vermeyecekler galiba.
cumleleri mustafa topaloglu'nu andiran filozof sahsiyet. (bkz: tayyip erdoganin incileri)
(bkz: fareli köyün kavalcısı)
elının tersıyle neyı ıttıgını merak ettıgımız kısı
ağır abilerden çıkan ilk başbakan.
sabah gazetesinde kendisi ile ilgili bir haber okudum, recep bey time'in anketine gore "dunyanin en guclu 100 kişisi" arasindaymiş. kendisini kutluyorum bu başarisindan dolayi. lakin gazete time'i iyi anlamamiş, işte recep beyin secildigi listeyi şoyle tanimlamiş time:"presidents and prelates, soldiers and terrorists, lawyers and philanthropists—these are the men and women who give hope and direction to the world or who try to turn it upside down (başkanlar ve din adamları, askerler ve teröristler, avukatlar ve hayırseverler—bunlar dünyaya umut ve yön veren veya onu başaşağı etmeye çalışan erkekler ve kadınlar)george w. bushhu jintaoluiz inácio lula da silvaali sistanitoshihiko fukuiabu al-zarqawikofi annancondoleezza ricerecep tayyip erdoganjohn abizaidkim jong ilbill gatespope john paul iiatal behari vajpayeejohn kerryluisa diogovladmir putinwu yiosama bin laden"
4 saattir ankara'dan pamukova'ya ulaşamamış başbakan.bush geldiğinde devletin tüm imkanları seferber edilmişti; uçaklar, helikopterler, savaş gemileri tüm gücümüzü kullanıyorduk. şimdi 139 vatandaşımızın öldüğü yere 400 km. uzaklıktan 4 saat içinde ulaşamamanın bir izahı var mıdır?hayır helikopterin bu kadar geç götüreceğini bilsek muhteşem eseriniz hızlı trenle yollardık.
her açıdan vasat bir insan. eski ptt şöförü.
pokere merak salmis kisi.saga sola rest cekip durmaktadir su siralar.
zina suc sayilsin mi sayilmasin mi tartismasina muk kemmel bir katki yapmis basbakan. soyle ki, sucun takibi sikayete bagli olacagini, savcilar tarafindan sikayetin yoklugunda takibat yapilamayacagini bakin nasil anlatmistir: alan razi veren razi ise zaten bir sey yok!!simdi hala dusunuyor musunuz bu adam neden bu kadar yuksek oyla basbakan oldu bidi bidi. adam ortalama turk insaninin kaliptan cikmisi. hepimiz boyle degiliz ama 70 milyonun aritmetik ortalamasi bunu veriyor iste.
şahsen beğenmesem de başbakan olmanın sorumluluğunu hissettiği belli oluyor son olaylarda. ve terörizm ile ilgili olarak mevcut ahval ve şerait altında verilecek en güzel demeç olması hasebiyle ayağa kalıp alkışlamışımdır. (bkz: teroru ayaklarimin altinda ezerim/#3605851)
turkiye nin gelecek 30 yılının icine kısa surede etme basarısını gostermıs , sabreden dervis muradına ermis cumlesini dustur edinmis,sahnede sov yapan seda sayan edasıyla devleti yoneten simdiki basbakan , malesef gelecegin cumhurbaskanı
terore rest cekmesinin uzerinde fazla durulduguna inandigim kisi.hsbc binasini ve ingiliz konsoloslugunu bu sekilde tahrip edecek bomba ve planlar 4 gunde hazirlanmaz canlar. eger hazirlanabilecegine inaniyorsaniz izmir civarlarinda size satmak istedigim birkac tane otoyol var. bu patlamalar erdogan "allah askina yapmayin, ne isterseniz yapmaya haziriz" deseydi de olacakti, dugmeye coktan basilmisti..kaldi ki terore rest cekilir, her zaman cekilmistir, baska caresi de yoktur. pkk bize kac kere ateskes onerdi, biz kac kere tersledik? bu bir prensip meselesidir, baska yolu da yoktur.
istanbul'da bugün yaşanan iki felaketin ardından 7 saat sonra basın açıklaması yapmış, olay yerine gelmeye tenezzül bile etmemiş, konuşmasında hiçbir üzüntü izi göremediğim, hiçbir şey yokmuş gibi davranan adam.. ulan dünya bizim yasımızı tutuyor be, koskoca ingiltere'nin dış ilişkileri bakanı* ta londra'dan kalkıp buraya geldi ve her 2 yeri de inceledi!.. 15 yıl önce cihangir sokaklarında şalvarıyla gezip oy isteyen bu adam bizim başbakanımız..(bkz: mustafa kemal atatürk)özlüyoruz...
bir rsi muzdaribi olarak kısaca "al sana bomba" demek istediğim politik marka.
bir "r"esponse "t"o "e"xplosions beklediğimiz kaşyapan.(bkz: kaş yaparken göz çıkarmak)
bir politikacıyı bir devlet adamını seversiniz ya da sevmezsiniz icraatlarını beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz bunlar paşa gönlünüzün bileceği iştir lakin tutup da adamı terör saldırları karşısında eğilip bükülmedi politically correct olmaya çalışmadı direkt sert mesajlar verdi diye eleştirmek de neyin nesidir anlamadım ben. bu ülke 30 sene boyunca teröre 30.000'den fazla can verdi yeri geldi 33 askerinin birden şehit edildiği okullar basılıp onlarca öğretmeni birden şehit edildiği oldu hangi gün bir devlet adamı ya da bir askeri yetkili çıkıp "sayın teröristler lütfen böyle şeyler yapmayınız" gibi yuvarlak laflar etti? ne zaman teröristten insaf merhamet bekledik biz? her defasında devletin ve ordunun en üst kademeleri tarafından olabilecek en sert ifadelerle lanetlenmedi mi bu saldırılar? her defasında teröre karşı en ufak bir taviz verilemiyeceği olabilecek en kabadayı üslupla vurgulanmadı mı? pkk'ya karşı savaş bu kararlılık sayesinde kazanılmadı mı? e peki şimdi başbakana "aha hep sen böyle konuştun kızdırdın adamları ondan oldu bunlar" diye yüklenmek de ne oluyor bre şabalaklar?! esas ilk saldırıdan sonra sesini çıkarmasa ya da diplomatik davranamaya çalışsa hesap sormamız "konuşsana ulan hadlerini bilrdirsene şu itlere" diye yakasına yapışmamız gerekirken koca ülkenin başbakanından yavşaklık beklemek de neyin nesidir bre denyocanlar?! lan kaldı ki bu son saldırı öyle "biz çok kızdık size alın o zaman bombayı" denilerek 3 günde gerçekleştirilecek bir şey de değil. hadi insaflı olamıyorsunuz hiç değilse azcık mantıklı olmaya çalışın iyice sapıttınız siz be!
ahmet necdet sezer'in gorev suresi dolduktan sonra, cumhurbaskaninin meclis tarafindan secildigi ve akp'nin meclisteki sandalye sayisi gozonune alindiginda, yerine cumhurbaskani olacak politikacidir.
(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: daha gider bu)(edit: bu önerinin kötülenmesi bu aşamada istifa etmenin onurluluğunu ortadan kaldırmaz. hara-kiriye gerek yok elbet, japonya'da değiliz. asıl sorumluların en tepedekiler, onay verenler, görmezden gelenler, yakınını akrabasını ya da bir takım kalifiye olmayan insanları bir takım "kalifiye" özelliklerine göre ancak bilgisine birikimine bakmaksızın devletin çeşitli kademelerine yerleştirenlerdir. bunu görmezden geldikçe, körü körüne kendi oy verdiğimiz adamın en süper olduğuna inanmaya devam ettikçe, aymazlıklardan aymazlık beğendikçe istediğin kadar kötüle bunu kardeşim, ara eşini, dostunu, kahveden arkadaşlarını söyle onlar da kötülesin. ama unutma ki, yarın öbürgün -allah göstermesin- sen böyle boktan bir nedenden ölecek olursan ben yine aynı öfkeyle yazacağım ve senin hakkını da eşin, dostun ve kahveden arkadaşlarınla birlikte savunacağım)
(bkz: yesil sermaye)
(bkz: başbatan)
amerikanın başına gelen olaydan sonra "aklınızda iki kuleden başka birşey varmı" diyen kişi... demekki sayın başbakanımız, amerikanın afganistan'a saldırdığını, el kaide militanı olarak binlerce insanı tutuklayıp ülkesinde kafalarında torbalarla ne şekilde olduğu belli olmayan yöntemlerle sorguladığını, amerikan basınında çıkan ve uçakları kaçıran kişilerin resimlerini, hayatlarını usame bin ladin'in resimlerini unutmuş... unutması normal, daha öncede o tarz bi adamın dibinde resmi vardı, onuda unuttu herhalde... biz unutmayacağız ama...
(bkz: haddinizi bilip soru sorun)
birilerinin hala istifa diye bir kavram olduğunu hatırlatmamış veya anlatmamış kişi.veya anlatmıştır da işine gelmiyordur bilmiyorum artık.fakat bir gecede 104 kişiyi diriltebilme yeteneği takdir edilesi.(bkz: tren faciasinda olu sayisinin 140dan 36ya dusmesi)
mevcut parti liderlerinin en muhafazakarlarından biri olmasına rağmen ironik bir biçimde en de açık fikirlisi, abdurrahman çelebi.. faşisti, hırsızı, hizipçiyi seçeceğime elini taşın altına sokup iş yapan dinciyi seçerim..
aynı derginin* bu sene "yılın adamı" olarak amerikan askerini seçtiğini göz önüne aldığımızda, tayyip ağayı listeye sokan kriterlerin ne olduğu konusunda oturup bir daha düşünmek gerekiyor.
kendisini ne zannettiğini çok merak ettiğim canlı.
http://www.deviantart.com/view/7013131/
kafası bidona benzeyen adam.
kendisinin şeriatcı olduğunu herkesin bildiği bir ülkede bir anda kendisine yenilikçi ve demokrat bir maske takıp başbakan seçilip sonrasında göz göre göre gazeteleri susturup, üniversitelere karışıp, okulları imam hatiplere çevirip hala hiç bir tepki almamayı başardığı için takdir ediyorum kendisini. üstelik bunları yaparken papaz cüppesi giymesine de gerek kalmamıştır bir kaç şık takım elbise yeterli olmuştur.
ankara istanbul treninin raydan cikmasi ile ilgili olarak ''uygunsuz şeyler olsaydı şu ana kadar bu tür kazalar her gün olurdu. ama böyle bir şey söz konusu olmadı'' şeklinde bir aciklamayla beni benden alan harika bir basbakandir. aciklamanin hemmen ardindan, boeing ar-ge departmanindan bir yetkili, gelecek sene icerisinde ucaklardaki maliyetlerin buyuk olcude asagi cekilebilecegini, yillar yili bos yere test yaptiklarini farkettiklerini soyleyip, duvardaki murphy kurallarini kaldirip yerine rte kurallari asacaklarini belirtmistir.
sorulan sorulara verecek cevabı olmadığı zaman, soruyu sorana kızmak suretiyle üste çıkan başbakan.
kendisine yapılmış/yapılacak olan eleştirilere dair açılan davalara yön vermesini dilediğim bir yargıtay kararı için; (bkz: sami güçlü/#7619058).
radikal gazetesi muhabirinin kendisine yonelttigi 'tren kazasinda kusuru bulunanlarda tasarrufa gidecek misiniz' sorusuna karsilik olarak 'haddinizi bilin, turkiye'de ne zaman boyle durumlarda istifalar olmus ki simdi olsun' cevabini verebilecek kadar piskin olan kisi50 senedir bir arpa boyu yol aldik tayyip efendi, belki bazi seylerin degismesi gerekiyorbakmaya usenmeyenler icin (bkz: #5119075)
cumhuriyet tarihinde belki de hiç bir başbakanda görmediğimiz bir üslubla konuşan başbakan. başka bir örnek için: (bkz: http://www.hurriyetim.com.tr/...~9@nvid~444003,00.asp)
genç bakış programında sorduğum bir soruyu süper çevirip götüme sokmuş insan.soruları çarpıtma,çevirme ve azarlama ustası,nitekim sorulan soruyu kendince anlayıp kendince cevap verme konusunda üstüne yok,her politikacı gibi çok sağlam bir şakşakçı çevresine sahip.
kesinlikle ama kesinlikle haddini bilmeyen bir adam...
(bkz: siyasi harem)http://www.milliyet.com.tr/...7/24/yazar/myilmaz.html
benzerleri soyadları ile anılırken (baykal, yılmaz, çiller gibi...), hürriyet gazetesinde başlıklar dahil, her yerde kendisinden "tayyip" diye bahsedilen, aşağılanan politik kişilik.
cem uzan'ın sözlükteki niki.
"dan dun! höt zöt!" ile ülke yönetilebileceğinin güzel bir örneği.sayın başbakanım adeta civilization oynuyor.
yaptigim gozlemlere gore gun gectikce biyigi daha seffaf bir hal aliyor. acaba bunun ortulu bir anlamimi var yoksa biyik seffaflastirici mi kullaniyor diye merak etmiyor degiliz.
bence türk halkının kendine yakışanı seçmesidir..
istikrar istikrar diye sandıklara gidenleri şimdi de bir fatiha diye camilere davet etmemizi gerektiren insan. yapılan iş istanbul'un bir yerine hafif metro döşemek değil, türkiye' nin en önemli iki kenti arasına hızlı tren koymaktı, galiba belediye mantığından ülke mantığına geçişte bir sancı dönemiydi. belediyeden dostu tcdd başkanını da koluna takıp batan güneşe doğru adımlamaları en büyük temennimiz ama kendileri kolkola girip "allah'tan" gibi çok tatmin edici cevapları layik gördüler bize. bakalım allah bir dahaki seçime kendileri için ne düşünecek.
istanbul için işlenmiş, türkiye için potansiyel demokratik günah...(bkz: türk halkının demokrasi günahları)
(bkz: hızlandırılmış tren/#5138588)bonus (bkz: boşbakan)
gelisi gibi gidisini de kendi hızlandıran tc nin bas bakanı...
dünyanın en cahil fakat aynı zamanda en şanslı politikacısı. hiçbir şekilde sebep yokken herşey yoluna girmişken seçime giden partilerin yok olmasından nemaları topladı ve iktidara geldi. iktidara geldi ve kemal dervişin programının üstüne oturdu, ne yaparsa yapsın ekonomi düzelecekti zaten, sonra amerikaya yardakçılık yapmak için meclisten teskereyi geçirmeye çalıştı, teskere geçmedi.. ırak'a asker yollayamadı, şimdi oraya asker yollayanların durumu ortada.. (ispanya, italya, japonya) sonra kıbrıs'ı verecem dedi, hatta vermek için bütün çabaları sarfetti, imzalar attı sözler verdi ama rumlar hayır dedi ve dört ayak üstüne düştü. dün kktc'yi yok etmek isteyen tayyip, bugün kktc ile omuz omuzayız dedi. bir insanda bu kadar şans anca cahil cesareti sonucunda olabilir. türkiye'nin kıbrıs politikası kıbrıs'i vermek üzerine kuruluydu, peki ya şimdi politika uygulanamadı ve nasıl bu bizim zaferimiz deniyor? plan bu değildi.. tayyip çok ballı, çoook!
kendisine issizlik konusunda soru sorulmasi uzerine:"abd ve avrupa çözememiş, ben nasıl çözeyim."gibi bir cevap verebilecek ustun(!) zekaya sahip bunye. kitap okumaya zamani olmayan basbakana(!)-evet bakanlarin(bakmak fiilinden) basi- kitap ozetlerini cikarip veren arkadaslarina rica ediyorum lutfen basbakanlik ve gorevleri konusunda da bir ozet cikarin basbakana, belki bulundugu mevkinin ne anlama geldigini biraz olsun kavrayabilir....yuce insan umur talu bu konuda ki en guzel cevabi kosesinden vermistir.(bkz: http://www.sabah.com.tr/2005/06/02/yaz04-40-103.html)olurda ilerleyen gunlerde link calismazsa diye kolari sivayip copy paste olayina giriyorum....çözüm, iki gözüm!bugüne kadarki en iyi formülü, en gerçekçi biçimde başbakan buldu. yani, birçok başbakandan sonra, bugünkü başbakan.aslında fiili durum yeni değildi, ama adını çok güzel koydu:"abd ve avrupa çözememiş, ben nasıl çözeyim."başbakan'ın işsizlik üstüne bu son derece münasip vecizesi, aslında her mesele ve mevzuda da geçerlidir.çıtanız, "abd ve avrupa'nın halledemediği hiçbir mesele"de fazla hevesli olmamak tarafından belirlenir.bu işsizliktir, dediği gibi. dış açık, mesela, bütçe açığı, niye olmasın.soygun, cinayet, kapkaç... elbette. uyuşturucu... maalesef. evsizler, barksızlar... tabii. açlar, ne yazık ki. yoksulluk, normal olaraktan. hastalıktı, şuydu buydu, zaten doğal ki. yahu ölüme çare olur mu ki!hemen liste yaparsınız, abd ve avrupa'nın çözemediklerini gündeminizden çıkarırsınız.misal, yurtta ve cihanda terör. mesela, kara para, kayıt dışı işler vesaire.mafya... olmaz mı?dalkavukluk, yalakalık filan. beslemelik, yanaşmalık falan. rüşvet, avanta, kıyak... ne ayak! medya maymunları, piyasa maymuncukları, belki.küresel ısınma, çevre kirliliği hakeza. hangi birini çözebildiler ki. yahu bu adam sihirbaz mı ki!listeyi uzatır, umudunuzu abd ve avrupa'nın çözebildikleriyle kısıtlar, çözemediklerini bir bir yazarsınız.bir miktar ırkçı mı ne milliyetçilik, şüphesiz.dışlamacı, siyahı, koyuyu ayırmacı bir durum, bittabi.aşırı zenginlik, aşırı yoksunluk, uçurum... yok mu?iktidar dediğin zengini sevmez mi? yağmurdu, seldi, taşkındı... doğal yani. yağmaydı, ranttı, spekülasyondu... olabilir tabii.tam demokrasi, hadi canım. özgürlük, sınırsız mı ki. yahu onlar çözdü mü ki!bu hakikaten, yerinde, adil, meşru bir kriterdir.onların çözemediklerine hiç bulaşmaz, çözebildiklerine ise kolay ulaşmazsınız.başbakanlar umut vermek, iyimserlik yaymak için olduğu kadar, işsizliği ve yoksulluğu çözemeyeceklerini itiraf etmek için de vardır.çözülemeyecek, çözümü imkansız şeyler üstüne konuşmak ise abestir.yeni ceza kanunu ile zaten doğru dürüst konuşmak, yazmak ya da haykırmak kodestir.
istanbul büyükşehir belediye başkanı olduğu dönemde açılışını yaptığı mega center isimli toptancılar çarşısının açılışını, 4 haziran 2005 itibariyle bir daha yapacak olan şimdinin türkiye cumhuriyeti başbakanı. bu mantıkla cumhurbaşkanı olur bir daha açar. kandırıkçı insan... *
biraz sonra bakınıza konu olacak başbakan. bakınızı vermeden önce alakayı açıklamak lazım. birileri bizi çok iyi kandırıyor. biricik, canımız kadar sevdiğimiz ülkemizin başında oturan adam bir zamanlar camiler kışla, minareler süngü, kubbeler miğfer diye haykırıyordu. evet, başbakanımız hüküm de giymiş birisi. sabıkası var.değiştim dediler partilerini kurarken, evet, olabilir, herkes her dönem değişme kabiliyetine sahiptir. peki birileri bana 2002'den sonra vatandaşta oluşan "ılımlı müslümanlık" akımını açıklayabilir mi? oruç tutmayan insanlar tutmaya başladı, her dönem içki içenler, biz ramazanda içince "kafir!" demeye başladılar. ben mi yanlış, alakasız bir regression görüyorum arada, hayal mi görüyorum yoksa? ülke elden gidiyor babalarımızdan kalma laftır, ama bu sefer tehdit daha mı ciddi acaba? ya asıl konuya gelelim, bakınıza yani. niye 2002'den önce bu olmuyordu ya?(bkz: resmi nikahta 32 farz sorusu)tekrar, birileri bizi çok iyi kandırıyor.
tam adı recep tayyip erdoğan olan kişi. a bu bir kişidir! dur ekleyeyim hemen.
ne zaman "erdogan kadrolasma ile ilgili iddialara yanit verdi" diye bir haber okusam yanit ve savunma sozcuklerinin birbirine girdigini goruyor, hayif hayif hayiflaniyorum. bize laflar hazirlamasindan korkuyorum.
(bkz: kuzu kuzu cikardik)
kendisini hicbir zaman anlayamayacagım kisi. kominist bir arkadasıma ya zaten biz de herkesin esit olmasını istiyoruz demis ve milletvekillerinin hepsine villa yaptırmaya kalkısıyor simdi.sevmiom.
"hep konuştular, demir ağlarla ördük dediler. ne ördünüz, laftan başka." -rte
liderlik ve idarecilik ozelliklerine sahip biri.tabi iyi ya da kotu yonettigini gostermez bu.kendinden daha bilgili ve yetenekli kisiler eger senin altinda calisan kisilerse ve sen tum eksikligine ragmen o konuma gelebilmeyi basarmissan ve kimse bunu vurgulama ihtiyaci hissetmiyosa liderlik vasiflarina sahip ol ya da olma toplum tarafindan lider olarak goruluyosundur.kastettigim bu.mesela ekonomi bilgisi olarak yetersiz,dis konulara hakim olmamak daha once o mevkiyle ilgili herhangi bi birikime sahip olmadigin halde oraya gelebilmekdir liderlik vasfi yani tayyip erdogan daha onceden dis isleri olsun,ekonomi olsun herhangi bi alanla ilgili on plana cikan bi isim olmamasina ragmen sanki bunlara hakim biriymis gibi farzedelip sorgulanmamasi,hani bush secilmeden once muhabirin biri su ulkenin baskani kim gibi seyler soruyodu ya,o tarz bi olaya girilmemesi ve hepsine hakim biriymis gibi gozukmesinin ana nedenide bence liderlik ve bulundugu yerlerde hep yoneten kisi konumuna gelebilmek gibi bi yeteneginden kaynaklaniyo bu adamin.
güney kıbrısla ilgili olarak, "bütün dünya tanımış, ben tanımıyorum desem ne fayda"diyerek türk politikacıları arasında kıbrıs konusunda en gerçekci yorumu yapmış kişi.
kuzey kibrisla ilgili olarak ta''butun dunya tanimiyo,ben tanisam ne fayda''mantalitesini benimsemis kisi.
aklıbaşında insanların sordukları aklı başında sorulara, konuyla ilgisiz cevaplar veren, verirken de toplumun ince değer yargılarını okşayıp prim yapan ama bu ucuz cevapları yemiycek insanları da sinirden gerim gerim geren; toplumun %98'i müslüman olduğu için kaçak kuran kursu diye birşey olmayacağını söylerken, kendisinin de inandığını zannetmediğim adamdır.
gün itibarıyle abdullah gül amcanın dürtüp "hop tayyip hocam yavaş ol aman" dediği başbakanımız.(bkz: alternatif sansal buyuka erman toroglu diyaloglari)
an itibariyle kadrolaşma yapmadıklarını ve yapmayıda düşünmediklerini açıklayarak beni rahatlatmış olan başbakan. ben de korkmuştum kadrolaşıyorlar diye neyse ki yanılmışım.
"bu ülkenin liselisi de imam hatiplisi de canımız ciğerimiz" demiş türkiye cumhuriyeti başbakanı. pek yakında makam otomobilinin bagaj kapağına ve hatta başbakanlık uçağının kanadına liselim yazdıracağını düşündüğüm bugüne kadar cumhurbaşkanlığı konusunda hiç renk vermese de ilk sinyali: "bu millet bizi seçti, verdiği yetkiyi sonuna kadar kullanacağız" diyerek özetlemiş olan kişidir. bu sinyali elbette yeni şafak gazetesi yazarlarına vermiştir.
ülkede ne zaman önemli bir gündem maddesi olsa. ne zaman kabinedeki bir bakanla ilgili veya bir milletvekili ile ilgili yolsuzluk haber ortaya atılsa, türban imam hatip vs konularda bombaları patlatarak gündem değiştiren türkiye cumhuriyeti başbakanı. (bkz: şark kurnazı)
kendisini beğenmeyenlerin daha iyi bir alternatif sunması gereken lider, türkiyeye çok bile.
şimdi de karikatüristlerin peşinde koşarak ilgi çekmeye çalışan bir arkadaş.kendisi penguen dergisine birkaç yıldır sürekli karikatürler gönderiyormuş, fakat bu karikatürler yayımlanmıyormuş. o sebepten de bulduğu ilk fırsatta karikatüristleri sıraya dizmiş, davalar açmaya başlamış. penguen de bu davalardan nasiplenmiş. üstelik birkaç hafta önce penguen artık dayanamayıp kendisinin bir karikatürünü yayımladığı halde... çok sevdiğimiz bir abimiz; ancak ne yazık ki karikatür çizmekte pek başarılı değil. artık farklı yöntemlerle ilgi çekmeye çalışıyor. olsun.karikatürist olarak olmasa dahi bir çizgi kahraman olarak pek başarılı, ilgiyle izliyoruz.
şu anda çoğu kanalda ulusa seslenmekte, düşünmeye yarayan organları yıkama işiyle meşguldür.
en beğenilen penguen karakterlerinden biri.
son tren faciası sonrasında büyük hatalar yapan politikacı. oysa biraz akıllı davransaydı bu işten de kendine artılar çıkartabilirdi, bu konudaki en iyi yazıyı dün kü sabah gazetesindeki ali hoca yazdı
(bkz: fuzuli)
(bkz: din kulturu ahlak bilgisi dersinin yeni mufredati)
zamaninda dusunce sucundan(!) hapse girmis birisinden beklenmeyecek olcude farkli dusunce ve elestirilere sert ve kulhanbeyi uslubuyla yaklasan birisi. onnu basbakan oldugu bir ulkede yasamaktan utaniyorum.not: be elestirim uzerine bir zahmet gelsin dava acsin. onun actigi dava benim icin onur olacaktir.
(bkz: tayyipler alemi)(bkz: turk polisinin duygusal davrandigi an)
başbakan.................. ve ben inanıyorum ki bu ülke başbakanı'nın bir tcdd daire müdürünü bile görevden aldırmaya gücü olmayabilir, çünkü o müdür kendi kafalarında kurulmuş olan tuhaf inanç bağlantıları hiyerarşisinde başbakan'dan yüksek düzeyde olabilir. ....................... (bkz: serdar turgut)http://www.aksam.com.tr/.../yazarlar/yazarlar210.html[edit: tcdd müdürünü silip, yerine ulaştırma bakanını koyunca, yazının anlamı değişmiyor.]
yeni hizmete sunulan adsl portlarının açılışı için düzenlenen törende önüne sunulan bilgisayarın 8mbit adsl bağlantısını kullanarak van'daki bir serverdan vcd formatında bir film download edip izleyen, izlenimleri sorulduğunda ise aşağıdaki bomba açıklamayı yapan türkiye cumhuriyeti başbakanı."görüntü biraz bulanık, inşallah yakında onuda düzelteceğiz."
izledigi film gercekten vcd formatinda ise, kendisini buradan takdir etmek istedigim t.c. basbakanidir; zira finlandiyalilardan bile once streaming media ve sıkıştırma konusuna ilk egilmis hukumet gun itibari ile bizim hukumetimizdir. yanniz sevgili tayyip beycigim, vcd ile bir yere kadar be, size mpeg-4 versek ?
ülkesini cnn international'a şikayet eden başbakan: http://www.hurriyetim.com.tr/...~2@nvid~588066,00.asp
cnn international de danışıklı dövüş gibi görünen sorulara cevap veren başbakan. aslında bu konu cnn international başlığında incelenmelidir.
şu ana kadar, başbakanlık yaptığı dönemde, olan-biten şöyle toparlanabilir:(bkz: suleymaniye'deki turk ozel timine abd baskini)(bkz: istanbul'daki patlamalar)(bkz: kibris rum kesiminin avrupa birligine girmesi)(bkz: 3 ekim 2005 e kadar kibris in taninmasi sorunu)(bkz: 17 aralik 2004 ab aciklamasi)(bkz: isvicre de ermeni soykirimi yoktur demek)(bkz: fener rum patrikhanesi'nde şeriat mahkemesi)(bkz: demokratik konfederalizm)(bkz: aihm'nin öcalanin yeniden yargılanmasını istemesi)(bkz: türkiye'de aniden patlayan halk galeyanları)(bkz: yabancılara toprak satışı)(bkz: misyonerlik)(bkz: 2005 seka iscilerinin direnisi)(bkz: erdemir pislik içinde satalım)(bkz: kurtlar vadisi)(bkz: yeni tck)(bkz: eric edelman)(bkz: bilderberg toplantıları)(bkz: ılımlı islam)(bkz: genişletilmiş ortadoğu ve kuzey afrika projesi)(bkz: ırak'taki işkence fotoğrafları)(bkz: kamu yönetimi reformu)(bkz: chp tarzı muhalefet)(bkz: hayatın metalaşması)(bkz: sevr antlaşması)(bkz: kasimpasa recep tayyip erdogan spor kompleksi)(bkz: berlusconi'nin tayyip'in torununa kirve olması)(bkz: iran'ın pkk'yı bombalaması)(bkz: ytl)(bkz: borç faizi ödeyip durmak)(bkz: imf)(bkz: dünya bankası)(bkz: tayyip attan dustugunde gurtuna'nin yuz ifadesi)(bkz: tayyip erdogan'in penguen'e tazminat davasi acmasi)(bkz: tayyip erdogan kafali kedi)(bkz: türk telekom'un satılması)(bkz: yirmiyedi saniyede bir yasa maddesi çıkarmak)(bkz: güney kürdistan)(bkz: haydarpaşa projesi)(bkz: sun valley konferansı)(bkz: bari cenazeleri mercedese binsin)(bkz: almanyanın ermeni soykırımını kabul etmesi)(bkz: şehit cenazesi)(bkz: george soros)(bkz: cari açık)(bkz: dış ticaret açığı)(bkz: ankara anlasmasi ek protokolu)(bkz: sümerbank'ı bitirdik yakında tarihten silinir)(bkz: akm'nin yıkılması)(bkz: aydınlardan çatışmaların durması çağrısı)(bkz: kürt sorunu)(bkz: petkim satarım tüpraş satarım)
amerika'ya uçarken "insan olarak laik değilim ama laikliği korumakla yükümlüyüm" şeklinde demeç vermiş başbakan...(bkz: laik değilim ama laikliği korumakla yükümlüyüm)
zırt pırt amerika ya giden ,sonunda eeeh yine mi kardeşim tavrıyla havaalanında karşılanmayan t.c. başbakanı.
ülkede ki amerika karşıtlığının sorumlusu olarak chp'yi göstermiş olan başbakanımız. yani "ülkemizde amerika'yı sevmeyenlerin sayısı gittikçe artıyor ama bu benim suçum değil, tamamen chp'nin suçu" demeye getirerek chp'yi amerika'ya şikayet eden başbakan. laiklik ile ilgili görüşlerini de zaten önceden bildiğimiz için pek şaşırmadık.(bkz: jet lag)
şevki yılmazın bir doz usturuplusu, eski parti arkadaşı
o, soru soran gazetecileri azarlayacaktır tabii. meydanlarda halkı da azarlayacaktır. bir çobanın değneği neden vardır ki, arada dürtmek onun yöntemidir. bu millet ona oy verip oraya getirmiştir. bu milletin %70'inin ona oy vermemiş olması savsatası arkasına saklanmasın kimse, %70 bir alternatif üretebildi mi? bu alternatifsizlik onu tek başına meclise taşımadı mı? trende ölen insanlar da bu milletin fertleri değil mi?her millet layık oldugu şekilde yönetilir, layık olduğu muameleyi görür.geçir bize tayyip ohhş...
"kurumların yaklaşımı toplumun yaklaşımıyla örtüşmüyor. o nedenle biraz sabredeceğiz. biraz daha bu işin çilesini çekeceğiz. ama eninde sonunda hak yerine bulacaktır." diyen insan.
devletin bazi pozisyonlarina getirilecek insanlarin belli bir egitim standardini karşilamasi gerektigi gercegini bana hatirlatmiş olan başbakan. bir yigin universiteli genc işsiz dolanirken ingilizce bile bilmeyen bir başbakanin dokunulmazliga sahip olmasini hazmedemiyorum efendim ben.(bkz: olmaz olsun)
hakkinda cizilen karikaturleri gormeyen, bilmeyen kalmasin diye reklam kampanyasina girismis sahis... ancak bunu yaparken karikaturlerde betimlenen hallerinden cok daha komik bir duruma dustugunun, yeni karikaturler ve haberler icin bircok acik verdiginin farkinda bile degil ne yazik ki... ama ne yalan soyleyim bu durum cok hosuma gidiyor... aynen devam tayyip efendi...
ben küçükken billboardlarda adı r. tayyip erdoğan diye yazardı. hepimiz küçüktük daha serviste, gördüğümüzde "ya şu r nokta tayyip erdoğanın burnuyla ağzı arası uzun değil mi?" geyikleri yapardık. r nokta tayyip'in buralara geleceğini hiç düşünmezdik, öğrendik neler olabileceğini. ya.
"eli kolu zincirlere vurulmuş / vatan çırılçıplak yere serilmiş / oturmuş göğsüne teksaslı çavuş / beyler bu vatana nasıl kıydınız?"
hükümetin, ilk kez genel anlamda puan kaybetmeye başlamasıyla paniklemiş ve bu paniğini kontrol edemeyerek, akp'nın irtifa kaybını hızlandırmış siyasetçi, 59. cumhuriyet hükümeti başbakanı. bir hafta içinde: "eğer kıbrıs politikamızı değiştirmeseydik, bizi suriye'nin lübnan'dan çıkarılması gibi zorla çıkarırlardı" diyerek ülkesini işgalci ilan etmiş ve yarı totaliter bir ülke ile eş değer görmüş;"benim ülkemde bu özgürlük yok. o nedenle çocuklarım abd'de okuyor"diyerek, hıristiyan nüfus çoğunluğu olan bir ülkede zemzem suyu satmış, ülkesini şikayet etmiş başbakan. ikincisi haydi haydi başbakan olduğunu unutacak kadar dinci bir adamın hezeyanı. ama şu kıbrısla ilgili sözler kelle koparır. rte partisinin karşılaştığı ilk krizi iyi yönetemedi, partisiyle birlikte türkiye'yi de aşağı çekiyor. çevresindekiler de ha bire krizi görmeyip gaz veriyor buna. dışişleri ve abdullah gül dışında kritik bilgi ve yön sunabilecek kimse de yok. "bunlar bizden değil" diyerek kovduğu bürokratları arıyordur şimdi.
nazarımdaki kredisini ve iyi niyetimin son kırıntılarını da dün itibariyle tamamen tüketmiş başbakan.
türkiye cumhuriyeti'nin attan gelmiş geçmiş en karizmatik ve etkili düşen başbakanlarından biri. "gitti başbakanın kasesi! a-ha üreme organını da ezdi hayvan!" dediğimiz anda bile yeniden dimdik ayağa kalkıp deniz baykal'a laf geçirmeyi bilmiştir. atın yaptığını halkın da yapacağı ilk seçimi dört gözle beklemekteyim.
(bkz: başbakanın ayakkabıları)
kapısına dikilmiş genç bir adam. bilmem kaç tane çocuğunun ve eşinin en temel gereksinimlerini bile karşılamıyor işsizlikten. beş parasız. belli ki son umudu üç sene önce yüzünde bir tebessümle oy verdiği, futbol oynayan, argo konuşan, onlardan biri olan tayyip abisi. pankart hazırlamış bir tane. "böbreğim satılık" diye. bir insanın düşebileceği en aşağı pozisyonlardan birinde. tayyip abisinden el-cevap:"burası sakatatçı değil kardeşim."......hadi ya!?yarın çık meydanlara yine. "türbana özgürlük" diyenlere "burası butik değil bacılarım" de. diyemezsin. dedirtmezler.yarın çık meydanlara yine. "şiir okuduğum için beni mahkum ettiler" diye gürle. "sen sanatçı mısın?" diye sormasınlar aman dikkat.
hangi mantığa sığınarak taaa amerikalardan çok sevgili pirezidint bush'un dibinde "benim ülkemde türban için gerekli özgürlük yok! ben de kızlarımı buraya yolladım." gibi bir beyanat vererek beni dumurlardan dumurlara sürüklemiş olan kişidir kendisi.inançları gereği başörtüsü * takan hiç bir kişiyle bir sorunum olmamakla beraber, bu durum siyasete alet edilip de, bir başbakanın başında bulunduğu ülkeyi yermesine kadar bir durum olunca üzerinde gayet düşünülmesi gereken bir durum olduğu izlenimi bırakıyor bende. bakalım sayın rte den daha neler göreceğiz?
dün televizyonda, presidan bush'a "türkiye'de amerika karşıtlığının merkezi chp'dir" (ya da buna benzer bir şey) diyerek beni dumur etmiş başbakan.
"ühü ühü ühü bush abi valla ben amerikayı sevdirmeye çalışıyorum ama herşeyi deniz * bozuyor.. valla benim suçum yok.. çünkü kimse görmüyor senin dünya ülkelerine yaptığını.. benim ülkemdeki insanların gözü görmez, kulağı işitmez.. o chp deki deniz var ya... herşeyi o yapıyor.."
bir-iki sene önce cidde'de din tabanli birliklere "paranin dini olmaz" diyerek karşi ciktigini aciklayan bir lider. bununla birlikte hristiyan demokrat birliklere girebilmek icin calmadik kapi birakmamaktadir. abd'nin milyar dolarlar ayırdığı ılımlı islam projesinin gerçek amacının islami duyarlılıkların artması değil, aksine "islam" safrasını atmak, insanların islamdan soğumasını sağlamak olduğundan habersiz olmalı. bonus:biraz uzun ama, okumayı sevenler için faydalı; (bkz: mankurt/@mra)
genişletilmiş ortadoğu projesi ne destek verdiğini açıklayarak türkiye cumhuriyetinin ilımlı islam devleti ne dönüşmesini bir nevi kabul etmiş başbakan
yerinde takip ettigim kadariyla* konusmayi cok iyi beceren,her zaman kendinden emin gozuken ve bu sayede koseye sıkışsa bile kurtulmayi beceren insan.
efendim hiç unutmam, sanıyorum ki 94-95 gibi bir yıldı. bizimkilerle kırk yılda bir klasik müzik konserine gitmiştik cemal reşit rey'e. sanırım azeri bir topluluk icra ediyordu müziği. neyse, tayyib bey de salona gelmişti. girişte tosuncuklar sıraya girmiş elini öpüyorlardı, tayyib bey de büyük bir keyifle el öptürüyordu(tosuncukların konserle ilgisi yoktu tabii, tayyib bey içeri girince gittiler). ben adamı o zamanlar pek tanımasam da*, salondaki gergin havayı anlayabiliyordum. daha sonra tayyip bey öndeki yerine oturdu. konser başladı, devam etti. sonra arada, azeri sanatçılardan biri bir konuşma yaptı. konuşmada atatürk'ten, laiklikten, ilericilikten, hepimizin bunları koruması ve sahip çıkması gerektiğinden falan bahsetti***. salonda acayip bir alkış koptu ve 4-5 dakika devam etti. bu olaydan sonra tayyip bey, konserin sonunu beklemeden ayrıldı. bu da böyle bir anımdır işte.
(bkz: belden aşağı bir sanat)
an itibariyla;(bkz: attan dusen basbakan)
siyasete atılanın bir yerlerden düşmesi geleneğini bozmayan, bu açıdan statükocu başbakan ama merdiven yerine atı seçmesi ne kadar cesur olduğunun da göstergesi.
başbakan maaşı ile geçinemediğini vakti zamanında söyleyen (ve bu yüzden ülker bayiiliği yapan), bir toplantıda (ki 14 mart tıp bayramı idi) "milletvekilleri ile doktorlar aynı şartlarda maaşlar aynı seviyede çünkü " gibi doktor maaşından habersiz olduğunu gözler önüne seren, her fırsatta fakir edebiyatı yapıp paranın yetmediğini söyleyen, bu yüzden hakkında yazılmış çizilmiş herşeye bilmemkaçbin ytl lik dava açan (ki bakınız musa karta 5000, musa kart'ın çizimini yayımlayan bir yerel gazeteye 10000, tayyipler alemini çizen penguene 40000 ytl) bu yolla amerika'da çocuk okutup, geçinmeye çalışan aslan başbakanımız.
10 ekim 2002'nin ilk saatlerinde kanald'den canli yayinlanan ve sabanci universitesinde gerceklestirilen programda, ogrencilerin sorularini bir kaleci edasi ile yanitlamis kisidir. oyle bir laf ebesi , oyle bir demogogmuski bu adam, pabucunu ters bile giydirebilir. ogrenciler soru soruyor, isine gelmeyen sorularda zaman kazaniyor,yaptiklarindan bahsediyor,kendini methediyor ve sozu bitirirken soruyu gecistirerek cevapliyor. hakikaten iyi politikaciymis.
peynir gemisini lafla yürütmeyi başarabilen karizmatik kaptan-ı deryamız. elle tutulabilecek bir tek ileri adım atamamış olmasına rağmen hala geminin gidiyor olmasını alkışlarla selamlayanların olması da onun kaptanlığındaki başarıyı gösterir. enflasyondaki düşüşün akp iktidarı öncesinde alınan ekonomik kararların etkisi olduğunu bilmeden alkışlamak (ki nedense sadece bu söylenebiliyor başarı adına), adı geçen gemiyi götürecek rüzgara güç sağlamakta...ha, güzel. gemi gidiyor tabi. ama nereye gidiyor diye de meraklanıyor insan.
basbakanligi "karizma odagi", ulkeyi "cosmopolitan" sanacak kadar sig politika bilgisine sahip insanlar tarafindan ovulen kisi.demek ki biz de her gun basbakanimizin yanindan gecip karizmasina hasta olmaliyiz, hatta 70 milyon vatandas her gun etrafinda donmeli basbakanin ki herkes hasta olsun, karizmadan erisin, ulke gulluk gulistanlik olsun.ben politikacilarin icraatleri ile anildigini saniyordum.
cumhur başkanı olmak için gittiği amerikadan eli boş gönderilen şahıs.
bence bir süre daha türkiye cumhuriyetinin başbakanı olarak kalması gereken insandır. eger bu millet akıllıysa, hatalarından ders almayı biliyorsa bir daha değil başbakanlıgı, planladıgı cumhurbaşkanlıgını, muhtarlıgı zor görecektir. dün ahmet necdet sezer i kendini vatandaştan soyutlamakla suçlayanlar, başbakanları gariban vatandaşı, ürününü satamayan çiftçisini azarlamasını, onurunu iki paralık etmesini nasıl görmezden gelebilirler. bu nasıl bir ikiyüzlülüktür.tek istedigim rte nin en az bir sene daha başbakan kalmasıdır. bu süre içinde ne ülke daha kötü duruma düşer ne de aç insan sayısı artar. sadece halk oy verdigi kişileri daha yakından tanır ve bir dahaki seçimde ona göre davranır.
ne oldugunu, kim oldugunu, ne amacla nasil bu mevkiye getrildigini unutup "o degisti" hayaline kapilanlara son zamanlarda tavir ve davranislariyla gercek yüzünü belli eden basbakan. ülkemizin teslim edildigi insan. en büyük endiselerimin isim bulmus hali. dahili ve harici bedhahlar dan biri, hatta en büyügü.
basbakanlik kurumunun olusturulma nedeninin ne oldugunu sorgulamama yol acmis insan. kisir tartismalarla gundem degistirmek, suni ve siddetli tartismalar yaratmak kendisinin doneminde gerceklesmistir.* ayrica diger basbakanlarin dilinde gaf sayilmis sozlerin daha alasinin delikanlilik sayilmasi ayni doneme denk gelir. ''askeri anayasa'' diyerek anayasayi eliyle ittikten sonra, ulke menfaatine olmayan yasalarin birbiri ardina cikarilmasi da yine ayni donemdedir. bu ulkenin bir hukuk devleti ve bu ulkenin en yuksek makamindaki kisinin hukukcu oldugu gozardi edilerek ''veto et, yine aynisini yollarim'' mantigiyla yasa cikarilip hatanin hep ''cumhurbaskanligi makami''nda aranmasi da ayri bir durumdur. isminin yanina ozal ve demirel ismi geldiginde devamli ''ben onlar gibi degilim'' diyen kisidir ayni zamanda. kendisi bugun bile yuzde otuz bile cikabilecek destege ragmen, kalan kesimin siddetle muhalefet ettigi bir insan olmaya dogru gitmektedir. lakin ozal ve demirel'e halktan muhalefet eden cogunluk bile hem gecmiste, hem bugunde ''bunu dogru yapmistir'' diyerek haklarini teslim ederler. kendisinin bu nedenle bir ciller, bir erbakan ile kiyaslanmasi daha dogru olacaktir. son demeclerine bakildiginda ise gorulur ki, ''cikardim'' dedigi milli gorus gomlegi bir koldan siyrilmisken, obur kolda asili durmaktaymis megerse. kendisi o gomlegi o sekilde tasimaktan rahatsiz oldukca, etrafta da bir sinir harbi yayiliyor haliyle.kendisi belediye baskanligi doneminde ve sonrasinda acik oturumlara inanan bir kisiydi. sonra gormeye basladik ki, iktidar olunca ''ulusa seslenis''lere, sonradan kursuden cevap vermelere ve cevredeki gazetecilerle televizyonda anlasmali soru cevap yapmaya inanmak gerekiyormus.
(bkz: #5681221)
amerika ziyaretinde kendisine eşlik etmesi için manavdan kabak seçer gibi gazeteci seçen kasımpaşalı futbolcu. ne bu gazetecilerin yeni şafak, tercüman, zaman, vatan gibi gazetelerden seçilmesi, ne de cumhuriyetten hiç temsilcinin olmaması şaşırtıcıdır. asıl şaşırtıcı olan hürriyet gibi 3 kasım 2002den beri kendisinin kıçını yalamakla kendini yükümlü hisseden bir gazeteden kimsenin o uçakta bulunmaya hak kazanamamasıdır. ertuğrul özkök insanı da bu konuyla ilgili sıkıntısını dile getirmiş zaten.
80 oncesi milli selamet partisi genclik kollari baskanligi yapmis, donemin msp ye yakin akinci genclik derneginin liderlerinden olan kisi
8 haziran 2005 itibariyle yaptığı basın açıklamasında kişisel olarak inanmasa da konumu gereği laikliği savunmak zorunda kaldığı tarzında cümleler kuran türkiye cumhuriyeti saygıdeğer başbakanı.
sacmaliklarinin ardi arkasi kesilmeyen, "atma recep din kardesiyiz" diyebilecegimden bile emin olmadigim 46 kromozomlu.(bkz: 46 kromozomlu)
chp genel başkanı deniz baykal ın, teke tek programında, üstü örtülü biçimde, kendisinin yabancı dil sorununun avrupa birliği müzakerelerinde probleme yol açtığını öne sürdüğü başbakan. baykal ın söylediğine göre, müzakerelerin 3 ekimde başlama kararının alındığı zirvede, türkiye ye imzalatılan belgede bu kadar ağır tavizlerin verilmiş olmasının nedeni, bu belgenin tercümesinin tam olarak yapılmamış olmasıymış...recep tayyip erdoğan ın imzaladığı belgenin içeriğini tam olarak bilmeden acele hareket ettiğini ima etti.
bir chp milletvekili'ne göre** kendi ülkesini yabancı ülkelere şikayet eden ilk başbakan..
the times'ın kendisi hakkındaki yorumu: "sadece bir odaya girerek mekanı boşaltabilecek tiplerden."makalenin orijinali: http://www.timesonline.co.uk/...17649-1648150,00.htmltercümesi: http://www.milliyet.com.tr/...06/10/son/sondun09.html
turkiye de herkese bagiran, kafa tutan; koyluyu, isciyi, memuru her firsatta azarlayan ve simdilik basbakanlik sifatiyla anilan sahsiyet. son amerika ziyaretinde bush un yaninda kuzu kesilmistir. omuzlari dusmus, surat asilmis kaşlar emrah gibi ortadan kalkik yanlardan dusuk bir hal almistir. dirseklerini koltugun kenarlarina yaslayisi icler acisidir. hicbir ulkenin basbakani bu kadar aciz bir imaj cizmemistir. yanindaki busht suratsizi da koltugun ucuna oturmus bir an once gitse de kurtulsak su tayyip, tadinda hizli ve kisa gecistirmelerle basindan savmaya calismistir. bir de kankasi abdullah gul u gorunce durum hepten yesilcam filmi gibidir. fakir ama gururlu genc zengin ve guclu patronundan kizini istemeye gitmis ve azarini almistir. abdullah in emrahtan bile acikli durusu ve bugulu sesi gozlerimizi yasartmakla kalmamis gurumuzu cok feci incitmistir. ne de olsa basbakan ve disisleri bakaniydi onlar, halkimizin temsilcileriydi guya. yaziklar olsun...
(bkz: turkiye nin sikorsky helikopter alimi)
ampullerin efendisi
(bkz: kara kedi)
iliskilerini, egitimini, derinligini, fikirsel yapisini, samimiyetsizligini ve elestiriler karsisindaki tutumunu gordukce basbakan olmasini bir turlu kabullenemedigim kisi.
taa istanbul büyükşehir başkanıyken oturumları fatiha ile açtığı, istiklal marşını zorla hatta hafifçe gülerek okuduğu haberleri yerel gazetelerde çıkarken şimdi başbakan olmasını acaip yadırgadığım, değiştiğine de zerre inanmadığım politikacı. necmettin erbakan en azından yaptıklarını kabul ederdi, yalanlamazdı hiçbir şeyi, o ise yalanlıyor, inanmayın diyor, değiştim diyor, hareketleri hiç de öyle göstermiyor. benim gözümde çok daha tehlikeli.. keşke medya geçmişini adam gibi gösterse, son zamanlara bırakmasa..ha bir de bu entrynin devamlı zaman ötesi kalması bu gerçeği de değiştirmiyor ne yazık ki.. başbakan erdoğan'ı inatla böyle görmek istemeyenlere, sempatizanlarına duyurulur.. insanlar geçmişlerini silemezler..
kendisi birgun kahveden adamlarini toplayip* basacak meclisi, az kaldi...
kendisine ve kendisi gibilere hiç oy atmamış ve asla oy atmayacak olsam da(bkz: hasan pulur) türkiye’ye en cok yakışan başbakan. istanbul’un her sokağını, otobüsünü, yollarını, memleketin her köşesini sarmış, gerektiğinde yıkıcı bir hırsa sahip, muhafazakar takılan ama dijitürkünü, nokiasini ve altından son model arabasını asla eksik etmeyen, yoksa bile bunları hayat boyu kendine amaç edinen, her daim alayli olmayi okumuş olmanin, yazihaneyi laboratuarin ustunde tutan, uretmek ve araştırmak yerine ticaretten para kazanmayi yegleyen, kendi yasam tarzini her farkli gordugune dayatmayi kendisine görev edinen ve artik kendine bahsedilmis cumhuriyet ve demokrasi kendisine 2 numara fazla gelen oryantal kafali türk insanını en iyi temsil eden yönetici bicimi.
kasimpasali delikanlı olarak kendini lanseden su anki basbakan, ulkeyi karanliga mahkum etmeye calismasi sebebiyle kendisinden pek haz almasam da, ulkenin %40'i bu adami seçiyorsa durup dusunmek lazim.
mitinglerde veya herhangi bir nedenle kalabalığın önüne çıktığında mutlaka yaptığı garip bir hareketle dikkatimi çeken ve acaba bu hareketin anlamı ne diye düşünmeme neden olan biri.önce her iki avucunu gergin ve parmakları bitişik olacak şekilde açıyor ve ellerini yavaşça kaldırarak parmak uçlarıyla her iki şakağına değdiriyor.ardından yine ellerini yavaşça aşağı indiriyor ve göğsünün üzerinde çapraz yapıyor.eller yine yukarı kalkıyor ve bu hareket yirmi -otuz sefer tekrarlanıyor.sanırım bir çeşit tarikat ritüeli gibi birşey.ama yine de tam emin değilim.
hanımına moskova ziyaretinde verilen hediyeleri reddetmemekle çok büyük hata yapmış olan politikacı. o hediyeleri başbakanlık envanterine de geçirtse, açık arttırmada satıp darülaceze'ye de bağışlasa bir önemi yok.önemli olan iktidar nüfuzundan pay kapmaya çalışan bir takım zümrelere o yolların açık olmadığının mesajını açıkça vermektir ki recep tayyip erdoğan ve eşi o esnada gereken dirayeti gösterememişlerdir.yan bilgi açısından büyük britanya'da hükumette görev alan politikacılar ve aile fertleri değeri 50 sterlinden büyük olan hediyeleri kabul edemezler ve hepsini beyan etmek durumundadırlar.iskoçya'da değeri 150 sterlini geçen bütün hediyeler bakanlığın/meclisin web sitesinde açıkça listelenmek durumundadır ve buna başbakan ve bakanların aile fertlerinin birbirlerine verdikleri hediyeler de dahildir. yani başbakanın eşi dahi kocasına değeri 150 sterlini geçen bir hediye alsa başbakan o hediyeyi açıklamak ve hangi parayla alındığının kaynağını açıklamak zorundadır.
bir şey olsa tayyip bey önlerdi cümlesinin kahramanı, emine erdoğanın eşi.
trafigi durdurmadan, tam is cikisi saatinde, yogun trafik altinda umarsizca makam arabasiyla seyir halinde bulunan basbakan. cok guveniyor olmali kendine ve her turlu muhalefetin beceriksizligine...
aldığı parayla geçinemeyen, bu nedenle fındık - fıstık, gofret - bisküvi olayına başbakan olmasına rağmen devam eden, şimdi de ek gelir olarak anayasayı kullanan (çoğaltıp satmıyor afedersin, yanlışlık olmasın anlayışta), türkiye'nin örnek(!) başbakanı.şu dava olayının ahmet necdet sezer'in anayasa kitapçığı fırlatışından sonra çıktığına inanıyorum bir de...
(bkz: hanım koş skandal var)(bkz: tayyip gel tematiğe yardım et)
kuran'ın bir ayetinde tayyip ve belde kelimeleri yanyana geçiyormuş; "o temiz belde" gibi bir anlamda. işte bunu farkeden kimi kişiler, tayyipten kasıt tayyip erdoğan, beldeden kasıt da istanbul büyükşehir belediyesidir olsa olsa diyerek, "tayyip erdoğan'ın istanbul büyükşehir belediyesi başkanı olacağı da kuran'da yazıyordu" diye görüş bildiriyorlardı her fırsatta.edittir:------------------------(bkz: belde i tayyibe)
akademik kariyeri, bana hep ilkokul 2den terkmiş gibi gelen siyaset adamı. duruşundan mıdır? söylemlerinden midir...
tren faciası sonrası radikal muhabirinin "tasarrufunuz ne olcak?" şeklindeki sorusuna "haddini bil" cevabını veren asıl yeri ikinci lig futbolcusu olması gereken şahıs
pkk terör örgütü bu "anlayışını" sürdürdükçe operasyonlara devam edeceğiz şeklinde açıklama yapmış başbakan.pkk'nın "anlayışını" düzeltmesini bekleyecek kadar pollyanna bir insan.git gide nirvanaya ericekmiş gibi.(bkz: hayrola)(bkz: ben bugün bunu gördüm)
sözlükteki baslıgına tıklarken, "kesin çekinmişlerdir" diye düşündüğüm, hatta yazmayı düşündüğün mesajı bile gözden geçirip, "yazmayayım, sonra sözlüğün başı belaya girer" dediğin insan.
bugun dgm* de ifade verecek olan adam.
bu günkü ulusa sesleniş; pardon, millete sesleniş diyor bu abi, konuşmasında,"türkiye, ırak savaşı'ndan en az hasarla ve itibarını artırarak çıkmıştır" cümlesini kurmuş kişidir.(bkz: 11 turk askerinin amerikalilarca esir alinmasi)(bkz: atma recep din kardeşiyiz)
fransiz le pen den bile daha kotu duruma dusen ak parti baskani siyasetci
(bkz: rte)
haksız mal edinme davasının görüşüleceği mahkemeye 5 günlük ishal raporu alarak gitmemiş, "bir medya kuruluşuyla anlaşması var" iddiasında bulunduğu chp'nin genel başkanı deniz baykal ile bu akşam 22:00'da uğur dündar'ın seçim arenası programında karşı karşıya gelecek politikacı.(bkz: ekşi sözlük haber ajansı sunar)
eskilerini bile milyarlarca liraya alıp, "bu yaptığımla gurur duyuyorum!bu kıyafetleri çocuklarıma, hatta torunlarıma saklıyacam!" diyen insancıklar türediğine göre, diktatörlük yolunda hızla ilerlemesi mümkün olan şahsiyet..ama bizim gibi sesini duyurmasını bilmeyen, içinde sözde aydınların bolca bulunduğu millete müstahaktır..ayrıca (bkz: #7675619)
sanırım başbakan olmadan önce karısına* "karıcım, söz bir gün başbakan olucam ve sana bütün dünyayı gezdiricem" diye söz vermiş ve sözünü büyük bir azimle tutmaya çalışan başbakan... durmuyor ki ülkesinde...
sınıf mümessili bile yapılmaması gereken bir insan.
- dıtdıtditditditdıtdididit...hah hah çalıyor dur- .kali. .kakalin. .kakalin. .kamoya.- ya bu globalizm rusları bile maymuna çevirdi ya hadi hayırlısı, şuna bak koskoca başkanlık sarayında telesekreter müziği...- .clik. alo! putin da!- alo malo tarlana ... bilo! bil bakalım ben kimim! ehehe!- bu şakayı hangi millet yapabilir hımmmm...tavariş erdoğan tanıdım seni!- epey düşündün ama hehehe!, putin'im kak dela? yenge kak? - çok teşekkür ederim bana jest olsun diye rusça ya mı başladın?- he he, bizim karadenizli il başkanları geçende buradaydı öğretti bir kaç kelime...- iyi iyi başka ne öğrendin? - ya ne biliyim 20 dolar, 50 dolar, 100 dolar böyle gidiyor işte de unuttum sayıları...bunlar yeter her işini görürsün dedilerdi.- ...neyse, hayırdır?- ya bi sorun var da çekiniyorum söylemekten- ya yok çekinme, 3 milyar dolarlık helikopter ihalesi mi? emrin olur hemen göndereyim gizli bir kıyas raporu hazırlatmıştım geçen sene yardımcı olur karar alırken.- yok o değil- avrupa birliği mi? çekinme söyle hocam bak bizim de başımıza bela oldu bunlar ukrayna belarus litvanya işler karıştı, birlikte hareket ederiz gümrük birliği yeniden gözden geçiriliyor birlikte baskı yapalım...- ııh o da değil - çin mi? bak ben geçenlerde güzel anlaşma yaptım ithalat ihracat oranı tespit ettik süper oldu alan memnun satan memnun, sana göndereyim mi anlaşmayı?- gardeş benim bu yabancı dilde yazılmış anlaşmalardan fazlasıyla ağzım yandı, türkçesini göndereceksen gönder, yoksa kalsın sağol...- yahu ne olacak çevirttiriver dışişlerinde..- ya ne gebe kalacam bu bürokratlara, akp liler dil bilmiyor diye tafralarından geçilmez sonra, bizimkiler de yanlış çeviriyor zaten neyse boşver de bunları sen şeyi seyrettin miydi? züğürt ağa diye filim var şener şen oynuyor...- evet evet, sefarette kültür şenliğinde seyretmiştim, domates domates diye bağırmaya çalıştığı yer çok komikti.- komik miydi? acıklı sahneydi o yav? - kusura bakma kırdıysam özür dilerim ama çok komikti, koskoca ağa sokakta domates mi satarmış? yakışır mı?- ?!... benim migrenim tuttu yine ben seni bilahare ararım putin im.- !geçmiş olsun, arayı soğutmayalım her zaman ara .clik.***17 haziran 2005 gazeteler: "erdoğan putin ile görüştü türkiye den gelen domatese uygulanan ambargoyu kaldırttı"
aynı yeşil marlboronun lighti kıvamında olan siyasetçimiz. bu metaforu açıklamak gerekirse: vahşi erkeğin, çılgın amerikan kovboyunun dudak kıvrımındaki sigara kadar patriotik, ama bir o kadar geniz yakıcı şekilde mentollü, hafif, kanserojen ve yemyeşil, cami yeşili... ciğerleri süngere dönmüş bir halk için kolay bir reçetedir kendisi. aynı zamanda don kişotvari, sen ben değirmenlere karşı, minareler süngümüz, çalarsak kılıfını da hazırlarız tadına koşan partisinin logosu kafasının şeklini andıran, tamamen başka bir gezegenden geldiğini düşündüğüm liderimiz.
abd yolculuğu öncesi verdiği beyanatta "abd karşıtlığını chp yapıyor" diyerek en azından orada yiyeceği fırça sayısını azaltmaya çalışan "öğretmenim feridun'a bakarmısınız yaramazlık yapıyor" şeklinde özetlenebilecek ilkokul 1 birinci dönem öğrenci psikolojisini atamamış akp başkanı.
imf ile tüm hukukumuzu bitirmeliyiz dedikten sonra,imfyi reddetmek çok büyük hata olur diye çeviren kişi.
almanya genelde islamciligi besleyen buyuten bir ulke oldugu icin, alman gizli servisiyle baglantisi olan vakiflarin yaniltici-sayimlamalarina(istatistik) inanmamak gerekir. bu yaniltici-sayimlamalar, dogrudan turk kamuoyunu etkilemek icin yapilan benimsetimlerdir(propaganda).nitekim tayyip bin el erdogan'in %20'den fazla oy alacagini one suren "anar" sirketi'nin de tayyip bin el erdogan'la siki baglantilari oldugu bilinmektedir. bu tur asilsin-benimsetimlerin amaci kamuoyunu yonlendirmektir, kanilmamalidir..
beyrut yolcuğunda çengiz çandar'ın "sayın başbakan aslında oral* soracaktı ama ben sorayım,aydınlanma konusunda ne düşünüyorsunuz?" sorusuna önce "o da ne" tepkisini vermiş,sonrasında gazetecilerin "fransız ihtilali'nin düşüncesi" şeklindeki tanımı üzerine gülerek "biz onları çoktan aştık" demiş akp lideri.yoruma gerek yok.
turkiye'de kuran okumanin/ogrenmenin yasak oldugunu sanan basbakan. boyle degilse de bilincli ya da bilincsiz konuyu saptiriyor olabilir, hangisi daha kotu belli degil.. http://www.hurriyetim.com.tr/...~2@nvid~592692,00.asp
kendisine muhalefet edenler için"bunlar iki koyunu güdemezler. bürokrasiden gelmeler ya da maaşlı memur" diyebilen başbakan. pardon başbakan'ım haklısınız ülkenin memuru, bürokratı hep öyle zaten. bu ülkede iki koyun güdebilmek, becerekli olmak için siz ve etrafınızdakiler gibi ticaret adamı olmak gerek. evlat düğünlerinde takılan altınlarla belli sermayelerin ortağı olmak gerek. diğer tüccarlarla iyi anlaşmak birinden çocuklara burs almak diğeriyle dünür olmak... bunlar gerekli tabi. ya da ne bileyim kabinenizdeki bakanların pardon oğullarının şirketleri için gecelik kararnameler çıkarmak gerek. ticaret yapmak gerek becerikli adam olmak gerek...
rize'de iki yıl öğretmenlik yapmış olan babamın dediğine göre tayyip bey rum asıllıymış. ha bunu kafatasçılık bağlamında mı söylüyorum, elbette hayır. sadece sesar'ın web sitesinde okuduğum bir şey kafama takıldığı için yazıyorum.gösterge : erdoğan'ın zamanında memleketi güneysu'ya yaptığı ziyaret sırasında, kendisini güneysu'nun rumca adı , "potamya'ya hoşgeldiniz" pankartı ile karşılayanlara hiç bir tepki vermemesi.gösterdiği : erdoğan'ın rumlarla arasında özel bir hüsniyet olduğunun ve bunun köklerinin rize'de aranması gerektiğini.tam metin için adres : http://www.sesar.com.tr/sozel-gostergeler.asp
konya'da oldukça moda olan bir isim.21.1.2003: 12:00 -"recep tayyip erdoğan" adı nüfus müdürlüğü'ne takıldı konya - konya'da seyyar satıcılık yapan mustafa kuyak, çocuğuna "recep tayyip erdoğan" isminin verilmesini "teknik nedenler" ileri sürerek kabul etmeyen nüfus müdürlüğü'ne dava açtı. "çocuğuma, gönül verdiğim siyasi liderin ismini koymak istedim" diyen baba mustafa kuyak, "nüfus müdürlüğü yetkilileri, bilgisayarın isim hücresinde bu kadar uzun isme yer olmadığını, elle yazılması gerektiğini söylediler. israr etmeme rağmen (ya tayyip erdoğan ya da recep tayyip ismini verebiliriz) dediler. istemeyerek de olsa, kimliğe (tayyip erdoğan) isminin yazılmasına razı olmak zorunda kaldım" diye konuştu. konya adliyesi'ne gelerek, meram nüfus müdürlüğü hakkında asliye hukuk mahkemesi hakimliği'nde dava açan kuyak, 6 çocuğunun da çift isimli olduğunu, mahkemenin lehte kararı durumunda "tayyip erdoğan" olan çocuğunun adını, "recep tayyip erdoğan" olarak değiştireceğini söyledi. kaynak : anadolu ajansı
son zamanlardaki temel icraatı, toplumsal uyum/uzlaşma/vergi barışı ayakları altında, en baba oy deposu olan kıytırık ve kayıt dışı esnaf kitlesini ihya etmek yolunda, vergi affı, naylon fatura zamazingosu gibi yasa direktifleri vermekten ibaret, kasımpaşalı parti lideri amca. (arada bakanları falan da kurtuluyor, bu arada)
bir zamanlar laiklik düşmanı diye nitelenirken günümüzde bazı çevrelerce dini satıyor, misyonerlere yataklık yapıyor diye eleştirilen şahıs.
mercedes otobüs fabrikası ilave yatırım tesislerinin açılışında belediye otobüsleri için "hayatında mercedes'e binmemiş insanlar binebilsin diye mercedes otobüsler satın aldık" cenaze arabaları içinse "hayatında mercedes kullanmayanların hiç olmazsa cenazelerini mercedes araçlarla taşıyalım dedik" diyen 1970 lerin mercedes'i yücelten köylü kapitalist sonradan görme zihniyetini taşıyan akp lideri. ölmüş adam ferrariyle gitse ne olur, ölü insan mutlu mu olur, 70 kişi balık istifi mercedesle gitse ne olur, gitmese ne olur diye düşünmeyen, gösterişten uzak durmayı öğütleyen islam düşüncesi ile çelişen akp lideri.
(bkz: laiklerin efendisi)
bir başbakanın, ona oy veren yada vermeyen bir halkla nasıl dalga geçtiğinin en bariz örneğidir; recep tayyip erdoğan... öyle ki; bazen azarlar, bazen dalga geçer, bazen bizi başkalarına şikayet eder, bazen verdiği sözleri unutur vs.. vs.. acaba ne zaman kurtulacağız bu adamdan?ey cenazem.. ne mutlu sana yahu! mercedese bineceksin...ölmek var şimdi!
bugün itibarıyla genel başkanlığı düşmüş olan şahsiyet.(bkz: tayyiban)
"istanbul’a ne 2 köprü, ne marmaray, ne de lastikli tüp geçit yetmez."yukarıdaki cümleyi, 11 eylül 2004— çerkezköy organize sanayi bölgesi’nde uğurteks şirketler grubu tarafından yaptırılan uğurteks boya terbiye fabrikasının açılış törenindeki konuşmasında kuran kişidir.peki bunun doğrusu nedir?"istanbul'a ne 2 köprü ne marmaray ne de lastikli tüp geçit yeter."kendisi bir başbakandır ve lakin (bkz: ben sana x olamazsın demedim adam olamazsın dedim)
cola turka sarhoşu.http://www.milliyet.com/2003/12/25/ekonomi/aeko.html
basında yer alan kanlı kurban kesimi görüntüleri için "tamam da, canım siz de çok gösteriyorsunuz bu görüntüleri" diyerek medyayı azarlayan türkiye cumhuriyeti başbakanı. sorundan kimsenin haberi olmazsa sorun kalmaz mantığına dikkatinizi çekerim.
secim sonuclarini ogrendikten sonra havai fisek patlatıcagını soyleyen partinin lideri. (bkz: havai fisek gunah mi sorunsali)
kişiliği ve yaptıklarından pek hazzetmesem deistanbul benim sevdam, burada doğdum, burada büyüdüm ve istanbul’dan çok şeyler aldım. dolayısıyla dünya metropolü ve bu şehirde ben üç buçuk yıl belediye başkanlığı yaptım. benim bu şehre sevdam, aşkım, bu şehirli ilgili heyecanım var. ben istanbul’u ana gibi gördüm ve onun için de istanbul’u “canım istanbul” diyerek sevdim. bundan sonra da bu sevdam istanbul’a devam edecek. çünkü türkiye’nin özeti burada, burada ne varsa türkiye’de onu görürsünüz, türkiye’de ne varsa onu istanbul’da görürsünüz. böyle güzel bir şehre aşık olunmaz, sevdalı olunmaz da nereye sevdalı olunur? onun için istanbul farklı, onun için benim “ana gibi yar olmaz, istanbul gibi diyar” dediğim şehir burası.şeklindeki beyanatını epey bir takdir ettiğim insan.. tabi istanbuldan ayrı kalmamın etkisi de var mıdır bunda vardır heralde..
kendisi busha şöyle bir ayar vermiştir- bak bushcuğum benim ülkemin insanları göz göre göre ırakta öldürülüyor, birşey yap...peeh!
kıbrıs'taki türk askeri varlığını, lübnan'daki suriye işgaline benzetmiş adam. açıkça işgalci diyor ordumuza.soralım:ırak'taki abd işgali de böyle midir?kıbrıs'taki ingiliz üssü nedir?afganistan'da ne aramaktayız? siz göndermediniz mi? ayrıca bush'a orada daha çok kalacağız diye söz vermediniz mi?afrika'daki fransız lejyonları hakkında ne düşünüyorsunuz?ermenistan'ın karabağ'ı işgali hakkında bir şey söyleyebilir misiniz?abd sağı solu vursun bombalasın diye incirlik'i siz vermediniz mi?vesaire... vesaire...ayrıca (bkz: #6741913) hani türkiyeli yumurtası da kendisine ait.
(bkz: çok güçlü olmanın zararları/#3243799)
suyu iyice ısınan,ne oldugunu bir kez daha gosteren basbakan*.*(bkz: tck tasarısı ve akp gercegi)(bkz: tck tasarısı nın komisyona geri cekilmesi)
19 mayıs münasebeti ile yapılan bir ödül dağıtım töreninde kolları olmayan engelli gence kol saati hediye etmiş bir başbakandır. ülkeyi bu yönetiyor diyede ayrıca belirtmek istiyorum.
bir şirket kuracak, oğluna bilmem kaç milyarlık dğün yapacak, ve hatta bütün çocuklarını amerika'da okutacak kadar çok paraya bir belediye başkanı maaşıyla nasıl sahip olduğunu bir zahmet anlatması gerektiğini düşündüğüm, yılbaşı tatili denen gavur icadının tarihi mekke'nin fethine denk gelmediği için tatil süresini uzatmayan bir garip insan...
zina konusunda ab'den gelen tepkiler üzerine "efendim ab'nin böyle bir şartı yoktur.. iki kriteri vardır : maastricht ve kopenhag.. onları sonuna kadar uyguladık ya.." yollu açıklamalar yaparak avrupa birliği ve avrupalılık kavramlarına taklalar attıran türk tipi başbakan.. kitabına uydurduk ya avrupalılığı, gerekirse şanzalize'ye camii projesine bile girişiriz evelallah.. münih'in ortasına gecekondu konduran bir toplumun başvekilidir o, hor görmemek lazım.
türkiye'yiz türk'üz kendi kararimizi kendimiz veririz dedikten iki dakika sonra parlementomuzun "timing"ine kimse karisamaz demis zat.(bkz: bu ne yaman celiski anne)
türkiye'nin yeni ceosu.
fenerbahçeli
(bkz: insan)*
dun itibari ile turkiye ve turkiye disindaki bircok sahsiyetin "aniden" sempati duymaya basladigi iktidar sahibi lider.
bedelini ödemeye hazır mısnız ? toplum hazır olduğunda bu adım atılır !başbakan recep tayyip erdoğan, kurucuları arasında yer aldığı birlik vakfı’nın istanbul’daki toplantısına katıldı. toplantıda konuşan bir öğretim üyesi, “iktidar toplumun meslek liseleri konusundaki beklentisini gerçekleştirmedi” iddiasında bulundu. daha sonra söz alan başbakan erdoğan, öğretim üyesine yanıt verdi. erdoğan “meslek liselerinde çocuklarını okutanlar bile çocuklarının geleceğine sahip çıkmamışlardır. buna karşı çıkanlara toplum gereken cevabı vermemiştir.” erdoğan, meslek liseleriyle ilgili yasanın yeniden ele alınabileceğini de belirterek şöyle konuştu. “bedelini ödemeye hazırmısınız? biz hükümet olarak hazır değiliz. daha önceki bedeller var. toplum hazır olduğunda bu adım atılır.”dedi. aihm karari erdoğan, aihm’nin türbanı üniversitede yasaklayan kararına da değindi. erdoğan “aihm tezgahından ben de geçtim. ben başvurduktan 4 sene sonra dosyam önlerine geldi. imralı’daki zatın dosyası hemen önlerine geldi, ve yürütmeyi durdurdular.”dedi. başbakan erdoğan, adaleti toplumdan esirgeyerek demokrasiyi geliştirmenin mümkün olmayacağını, terörle de bir yere varılamayacağını savundu.
kendisinden önceki devlet adamlarının tarzından şaşmayarak 1 mayıs 2003 bingöl depreminde hayatını kaybedenler için "allah'ın takdiri" demeyi ihmal etmemiş zat-ı şahane.. hani varsa diyorum ,ilahi adalet tecelli etse şu ölümlü dünyada, canı yansa diyorum, bir depremde bir çocuğu, bir sevdiği, bir yakını "takdir-i ilahi" olsa, canı fena yansa, o zaman da aynı lafları edecek mi? aynı tanrı'nın evlatları değil miyiz yoksa?
kafasinin arkasi dumduz olan bi adam. nedense islamci tabir edilen herkesin kafasinin arkasi dumduz oluyor. hic coni kafali muhafazakar gormedim. (bkz: coni kafa)
"islami terör" lafından feci rahatsız olmasına rağmen, minareleri süngü yapmaktan çekinmeyen insan.
sayın rte, asgari ücret konusunda ''gönül huzuru içinde'' olduğunu ifade ederek, ''ben, işçinin mağduriyetini bilen, işçiliği yaşamış biriyim'' demiş. ayrıca asgari ücret konusunda devlet olarak "feragat ve fedakârlık"ta bulunduklarını da belirtmiş.madem öyle imiş o halde milletvekili ve hükümet üyelerinin maaşları asgari ücrete tabi olsun bundan böyle. ahh kıvırtıyor mu? hadi canım! delikanlı adamdır, yapmaz...bu arada sosyal devlet nedir, ne değildir, kendisine bir an önce açıklanmalı ki, daha fazla, fedakârlık yaptık, kıl ettik, tüy ettik diye garip söylemlerde bulunmasın. ha bu arada anayasada da türkiye cumhuriyetinin sosyal bir hukuk devleti olduğu yazıyor. efendim?
ab ye rest çekmesiyle* tarafımdan takdir edilen ilk davranışını sergileyen başbakan.edit: bir entry i kötülemeden önce girildiği zamana bakıp da değerlendirmek gereklidir. bu entryi kötüleyenlerin, yazıldığı zaman diliminde ne gibi bir olay olduğu ile ilgili en ufak fikir sahibi olmadığından eminim.
çıkarmaya çalıştığı saçma salak zina yasası ile sinirlerimi bir kez daha attıran insan..
bugüne kadar koyu bir ab taraftarı olup, onların her istediğini yapan bir politika güderken, dün birden bire ab ye rest çekmiş kişidir. defalarca ab yalakası diye eleştirilmesine rağmen yolundan vazgeçmeyen bu insan, ne oldu da böyle bir dönüş yaşadı bilinmez. ne hesaplar dönüyor acaba..
zina tartısmalarıyla ülkeyi yeni ve anlamsız bir bunalıma sürükleyen adam. en son açıklaması " ab bizim için olmazsa olmaz değildir" ifadesi de mevzuya tuz biber olmuştur.
devlet yonetmek bir beden buyuk gelmistir kendisine. turkiye cumhuriyetinin basbakani gibi degil, istanbul buyuksehir belediyesinin baskani gibi davranmaktadir hala.elbette bize disardan konusmak kolay geliyor. lakin teroriste rest cekerek, ab'ye nota vererek, suni gundem yaratarak bu devlet nereye kadar yonetilir; onu da sormadan gecemeyecegim recep bey'e. gerci o bir jokey misali, ati almis, uskudar semalarindan gecer olmus; o da ayri.not: bu benzetme buraya pek gitmedi galiba; at falan.
zina konusundaki mutabakatı hiçe sayarak en yakın dava ve çalışma arkadaşına (bkz: abdullah gül)yamuk yapmış siyasi....
eski amator futbolcu, eski iett calisani, eski refah partisi istanbul il baskani, eski istanbul belediye baskani, siirt milletvekili, iki kusur yildir basbakan ve akp genel baskani. esas meslegi ticaret. kendi adima hic bir zaman erdogan’in imam hatipli olusu, ingilizce bilmemesi, karisinin ve kizlarinin basi ortulu olmasi nedeniyle elestirilmesi, yerilmesi gerektigini dusunmedim. hatta su basortusu meselesinin bir an once yasak olmaktan cikmasini dilemekteyim, once butun ortulu kadinlarin kendileri icin (kendileri bu toplumun cogunlugunu olusturmaktadir, bazen unutuluyor), sonra da herseyin onune golge ettigi, akp’ye de iktidarken bile magdur edilen bir izlenim vererek, baska cok daha onemli sorunlarin one cikmasina mani oldugu icin. dolayisiyla erdogan’a esas ofke duyulmasi gereken ozetle ozal’in hic de gerekli olmayan mirasina oynamasi, boynuzun kulagi gecmesi hesabı onu da aratmamasi, basbakan degil, bir padisah gibi davranmaya baslamasi, yani su fani dunyada o makamda da gidici oldugunu unutmasi, icindeki kabadayiyi cani istedikce ortaya salmasi, neoliberalizmin ilkelerini hic sorgulamadan takip etmesi ve dahasi. mesela onun basbakanliginda irak tezkeresi ona ragmen kilpayi gecmedi; getirdigi kadar da goturen, agziyla verip sapiyla alan bir tck cikarilmasina onayak oldu; zinayi suc yapmaya kalkti, vazgecti; altinci gunu de yasal olarak is gunu yapan ‘esnek’ ve isverene pek keyif veren yeni bir is yasasi cikartildi sessiz sedasiz; daha adil bir secim yasasi cikrmak simdiye kadar aklina gelmedi, veya dokunulmazligi kaldirmak; sadece eski siyasetcilerin yolsuzluklarinin ortaya cikmasina destek vererek kendi icindekilere her durumda kol kanat gerdi; merakli savcilari surmeye basladi; kurt sorununa ‘dusunmezsen yoktur’ dedi, hic birsey yapmadi; trabzondaki linc konusunda ‘halkin hassasiyetleri’nin yaninda yer aldi, naylon faturacilarin sahini maliyenin basina yerlestirdi (saka gibi), ormanlari satip satip yemek isteyen birini orman bakani yapti; ici nefret dolu birini adalet bakani; cocuklarini turlu bahanelerle abd'de -ama asla baska yerde degil- okuttu; takdir ettik, spk’nin gokkafesteki mekanina protesto icin gitmedi, ama kendisi ve kimi bakanlari da hala kacak binalarda oturuyor; meydanlara cikanlari ‘biz de o yollardan gectik’ diye kucumsedi; muhalefet eden parti ise ‘koyun gutmeyi bilmemekle’, halk yani diyelim ki koyunlarin kendisi ise ‘provokatif’, ‘ideolojik’, ‘dar kafali’ olmak ile sucladi; issizi cok calismadigi icin azarladi; keza ciftciyi devletten beklemekle. herkesi azarladi, azarliyor. uc milyar dolar parayi sadece bu yoksul memleket naylon faturacilara bizzat odemisken bunun yaninda devede kulak paraya elde kalan son degerleri satmaya kalkiyor. liste uzun.dolayisiyla hem yoksulluk, hem esitsizlik, hem yolsuzluk aynen devam ediyor. cunku sorun biraz da icine girdikleri iktidar ve duzenin kendisi ki herkesi birbirine benzetiyor. kisa bir sure sonra konusanin erdogan, demirel, ecevit, ciller, yilmaz ve digerleri mi oldugu cok da fark etmiyor.
''ben istanbul'un imamıyımbiz şu anda farklı bir markanın peşindeyiz bunu oluşturmanın gayreti içindeyiz. bu da nedir "muhafazakar demokrasi" diyoruztürkiye yeni bir döneme giriyor'' gibi pek cok ozlu sozun sahibi, akpnin superstari, ertugrul ozkokun biricik dostu, abdullah gulun abisi, kasimpasalinin alasi, her daim yetki sahibi olan, turlu numaralarla su anki koltugunda oturmayi becermis biri.
"ab'nin içişlerimize karışamayacagını söylemek ancak mı aklınıza geldi?" diye sormak istedigim kişidir.neymiş efendim zina konusu kopenhag kriterlerinde yokmus. peki acaba kıbrıs sorunu kopenhag kriterlerine dahil miydi? hayır degildi. peki bu "tarihi rest" neden ab bize kıbrıs için baskı yaparken çekilmedi de zina konu edilince çekildi?erdogan seçim dönemindeki "degiştim" söyleminden bu yana sürekli olarak ab konusunda elinden geleni yapar bir görüntü sergiliyordu. ancak bugünkü söylem bu güne kadar çizdigi görüntünün tamamen zıttı. erdogan ab ile restleşmeyi tercih etti, hem de oldukça uzun süredir tck'da yer almayan ve eksikligi de hissedilmeyen zina konusu yüzünden.ne diyelim koca başbakan kendisi; herhalde devletin, vatandaşın yatak odasına müdahalesinin ab'den daha önemli oldugunu düşünmesinin mantıklı bir açıklaması vardır*
taa en başından yapımına karşı oldu, engellemek için elinden geleni yaptığı gökkafesteki bir toplantıya katılmayı reddeden kişi.
cumhurbaşkanı konuşurken "off"layan başbakan.
"milli egemenlik ve laiklik kavramları değişime açıktır" sözünü sarfederek niyetini yavaş yavaş belli eden kişi.
süleyman demirel bu adam hakkında der ki:"sarımsağı gelin yapmışlar kırk gün kokusu çıkmamış"
başbakanlığı esnasında il il dolaşmasını seçim mitingi gibi konuşmalarla süsleyerek il gezisini amacından uzaklaştıran başkan.
bu adamın yaptığı hiç mi doğru bir iş yok derken gökkafes meselesinde sonuna kadar desteklenmesi gereken bir tavır ortaya koymuş kendisi. ancak 6 kasım'daki yök protestolarını "demokratik" bulmadığını beyan ederek, demokrasiyi tanımlayan kişinin kendisi olması gerektiğini zannetmiş yine... bir de "laiklik" kavramının değişime açık olduğu söylemi hiç şık durmadı... zaten bu "başbakanımız"ın üzerinde şık duran pek bir şey yok gibi...
(bkz: laiklik de degisir)
milletin yatak odasına tecavüzde bulunan böylece zina suçun işleyip kendi kendini mahkum etmeye çalışan (bunun yanında türk halkınında makus geleceğini) kasımpaşa efendisi başbakanımız...
dün itibariyle trabzon sokaklarında, "karadeniz uşağı, abd uşağı olmayacak" sloganı atan halkevcilerce yumurtalanmış, sonrasında her zamanki taktiğiyle "hırsız bunlar, yok yok terörist aslında" gibi zıpıttırmalarla durumu geçiştirmeye çalışmış kişilik. bundan sonra yumurtaya alerji olması, söz konusu yumurtaları yumurtlayan tavukları dış, hayır hayır iç mihrak olarak suçlaması bekleniyor.ayrıntılı bilgi için; http://www.milliyet.com.tr/...06/25/siyaset/asiy.html
şu güne kadar ab zorunluluğuyla az saçmalamış olan şahıs. türkiye ab nin dışında kalıp birde partisinin tabanı aşırı islamcı olan bu şahsın eline kaldımı vay halimize..
tayyip erdogan'in tam adi.
yeni çağın genç içeceğiseks sembolü
zamanında; ''avrupa topluluğu'nun asıl adı katolik hristiyan devletler birliğidir'' diyen, şimdilerde öncelikli işimiz avrupa birliği sürecini hızlandırmak türevi laflar eden ve konuşurken suratında sürekli sinsi bir ifade olan akp genel başkanı.
partisiyle birlikte gerçekten değişip değişmediğini yakında göreceğimiz, refah partisi tarzı salya sümük köktenci söylemi bıraktığını umduğum, kıbrıs için söyledikleri bizi* heyecanlandıran, türk dışişlerinin kısır kıbrıs politikalarını değiştirmesini umduğum politikacı. avrupadaki hıristiyan demokrat akımı tarzı ılımlı islam söyleminde gerçekten ciddi ise türkiye şartlarında başarılı olabilecek biri.
israil ile türkiye tarihinin en büyük iki projesine imza atan refah yol hükümeti ile karşılaştırılıcaksa eğer kendisi, bu israil "karşıtlığı"nda değil milli görüş ve takiyye çizgisi olmalıdır. zira kuran kursları yönetmeliği ve yeni yök düzenlemesinde göstermiştir ki kendisi demokratik kıstaslara pek bağlı olmayan, çoğunluğun verdiği güç ile tahakküm etmeyi seven, ekseriya unilateralist, "ben yaptım oldu" cu kafada bir kişioğlu, demokratik katılım süreçlerini ve tepkileri pek umursamayan modern zamanlar insanıdır..buna karşın bu aralar bir kesimde çok moda olan "darbe tamtamcılığı"na bir iki kelam etmekte fayda var. zira recep tayyip bey de sürekli "darbe gelirse türkiye 50 sene geriye gider, bir daha da geri dönmez" mealinde laflar edip "darbe korkusu" üzerinden toplumsal prim sağlama stratejisine girmiş gibi gözükmektedir. halbuki, darbeden kuşku duymak için yeterli neden ortada yoktur. evvela "zinde güçler" darbe psikolojilerini geride bırakmışlar son üç senedir defalarca gösterdikleri gibi demokratik kurum ve kurallara bağlı bulunduklarını ispatlamaya çalışmışlardır. ikincisi, ülke bir darbe atmosferi içinde değildir. asayiş ve güven ortamı ülke de caridir. üçüncüsü bir hükümetin en son yapacağı iş darbe söylentileri çıkararak veya bu söylentilere prim vererek kendi yarattığı "güven" ortamını bozmak olmalıdır hele ki global petrol fiyatlarında artışın ve borsalarda düşüşün mevcut olduğu bugünkü hassas ekonomik dengeler içinde güven ortamına zarar vermek akıl ile izan ile açıklanabilecek bir şey değildir. dördüncüsü, darbe söylentisinin "şuyuu vukuundan beterdir". bir kere bu darbe söylentisi ortaya çıkınca toplumsal gerilim artar, taraflaşma siyasaları ufaktan güdülmeye başlanır.. beşincisi, bir hükümetin kendi askeriyesini darbe söylentilerine prim vererek sıkıştırması hükümet misyonu ile bağdaşmamakta, hükümet etmenin ve türkiye cumhuriyet hükümeti kişiliğinin ağırlığına yakışmamaktadır.her ne olursa olsun, darbe türk hükümetinin hiç uğraşmaması gereken bir alan ve propagandada kullanmaması gereken bir kavramdır.bu yüzden, darbe filanla uğraşılacağı yerde istihdam sorunu ile, cari açıklar meselesiyle ve avrupa birliği yolunda türkiye'nin reform projesiyle uğraşılıp, modern dünya gerçekleri ile barışık siyasalar ile memleket için çalışılsa kanımca çok daha faydalı olur, aylak bakkal hesabı devamlı darbe tartılmasındansa demokratik zihniyetle demokratik bir ülkeyi demokrasinin kuralları içinde yönetmeye gayret göstermek zannımca çok daha hayra geçer.yoksa hepimiz hergün darbe konuşalım, aya fezaya ve demokratik bir ülkeye de nargile içerken kavuşalım en kolayı o.
keskin demokratik haklarını kullanarak ankara'da yaptığı protesto eylemine anti-demokratik diyerek dinleyenleri dumura uğratmayı bir kez daha başarmış şahsiyet. yok bu anti-demokratikse demokratik olan ne. nedir? bir sivil toplum örgütü, bir memur sendikası böyle bir organizasyon düzenleyemezmi. bunun neresi anti-demokratik.ardından bir bomba daha patlatarak dinleyenleri nakavt etmeyi başarmıştır. demiştirki; halkın huzurunu bozmaya yönelik eylem.yahu orada yürüyenler halk değilmi. onlar halk düşmanımı, militanmı, onlar senin memurun kardeşim dedirtmiştir.birde öyle bir tavır sergilemiştirki sanki herkesin keyfi yerinde, millet can sıkıntısından böle yürüyüş yapıp sokaklara dökülüyor, otobüslere binip saatlerce yol tepip geliyor ankara'ya. neymiş? halkın huzurunu bozuyolarmış.(bkz: allahın adını verdim yeter ya)(bkz: bakkal dükkanı değil devlet idare etmek)birde şiir kaseti çıkarmıştır kendisi hayırlı uğurlu olsun devlete millete.silvio berlusconi ile nası bu kadar iyi anlaştıklarına şaşmamak gerek. ikiside sanatçı ruhlu insanlar nede olsa, aynı dili konuşuyorlar.italya ile ne kadar benzer memleketler olduğumuzun kanıtı bu iki başbakan.ayrıca bakınız: http://www.infonegocio.com/xeron/bruno/italy.swf (ortayı yapan aethewulf)
(bkz: meseleyi mes ele diye okumak)
bir çok konuda bilgi eksikliği olan bir lider. zamanında şeriatı savunduğu apaçık ortada, hala savunuyor mu tartışılır ama türkiye cumhuriyeti başbakanının şeriatçı olup olmadığının tartışılması bile ne kadar hüzün verici öyle değil mi?
yuzde yuz eminim ki bir sonra ki secimlerde avrupa birligi ve kibris konusunda yaptigi icraatlari prim yapmak icin kullancak olan basbakan. e ama o zaman da adama demezler mi iki kere bruksel'e gitmekle,ekonomiyi duzletmeden fransa'ya almanya'ya ucak ihalesi vermekle avrupa birligi'ne girilmez, hicbir seyi cozmeyen referandumlar duzenleyip milletin sadece gozunu boyamakla kibris sorunu cozulmez?en azindan ben derim.
keskin bir söyleyişle, tayyip erdoğan bir bakıma ‘neo-orhan gencebay’dır. yazıyı okuyanların büyük bir kısmı, tayyip erdoğan’ı adnan menderes’e, hatta turgut özal’a benzetmeyi uygun görerek bu deyişe dudak bükeceklerdir. tayyip erdoğan, ülkenin gündeminde ‘avrupa birliği’ eksenli kimlik tartışmaları varken, bir anlamda batılılaşma ve modernleşme sürecinden dışlanan ve bu süreçlerin dışında duran/tutulan bir kitlenin oylarından beslenen bir liderdir. bu kitle, onun okuduğu şiirler, hakkında açılan davalar ve yasaklanan milletvekili adaylığı nedeniyle haksızlığa uğradığını düşünmektedir. buna hiçbir türkiyeli’nin içi dayanmaz. biz hep haksızlığa uğrayanın yanındayızdır. hep birilerine, bize, birilerimize haksızlık yapıldığı, hakkımızın yendiği fikriyle yaşayan bir toplumun, adalet duygusunun adeta bir çeşit ‘existence’a dönüştüğünü bu hikayede görebilirsiniz. şahsın aleyhine açılan yolsuzluk iddiaları içeren davalar kızgın kitlenin pek umurunda olmamıştır. tayyip erdoğan’ı görmek/olmak istedikleri lider olarak konumlandırarak mevcut iktidarın ve muhalefetlerin kirliliğini protesto etmişlerdir. erdoğan seçmenlerine bir çeşit aidiyet duygusu vaat etmiştir. medya ve kritikler tarafından ‘hiçbir şey söylememekle’ itham edilse de, tayyip erdoğan sessizliğini de stratejik olarak kullanmış; hakkı yenmiş, önü kesilmiş ve sürecin dışına itilmiş bir lider imajını uzun süre korumuştur. bu boynu bükük imaj ise, seçime yaklaşılan bir dönemde bir takım sert ifadeler ve mağrur bakışlarla desteklenmiştir. en önemlisi, ilahi adalet kavramına göndermeler yapan, halkına inanan, umutlu bir havada yapılan konuşmalarda ‘sadece’ hedeflerin net olarak gösterildiği görülür. bu noktada şu söylenebilir. ezilmiş, dışlanmış yığınlar dinlemekten çok bağırmaya; anlamaktan, tartışmaktan çok boşalmaya ihtiyaç duyuyorlardı. seçime bir hafta kala ise şovenizm kokan, bir tür galibiyet duygusunun verdiği güvenle cumhurbaşkanıyla meseleleri tartışmaya başlamıştır bile çoktan. tepeden inme modernizm süreçlerinin dışında kalan kitleler tayyip erdoğan’ın ve akp’nin bugünkü başarısını adnan menderes’in chp’ye karşı kazandığı başarıya, cumhuriyetin ‘tek partisini’ devirmenin yarattığı zafer sarhoşluğuna benzetebilirler. ama tahminimce tayyip erdoğan adnan menderes’ten daha dikkatli bir tutum içerisinde, daha soğukkanlı davranacaktır. turgut özal’la benzedikleri nokta ise daha önce de belirtildiği gibi, birçok politik eğilime, siyasal tavra açık bir duruş sergilemesidir. özal’ın seksenlerde liberal, sosyal demokrat, muhafazakar eğilimli politik tavırları partisinde topladığını hatırlarsak, tayyip erdoğan da merkez sağdan, merkez soldan, hatta popüler dünyalardan bir çok isme kucak açmıştır. ama daha homojen bir yapı olmanın dışına çıkamamıştır. ayrıldıkları noktalardan biri ise, erdoğan aday listelerini oluştururken ‘selamet partisi’ kökenli isimleri gözetmiştir. özal genellikle daha renkli ve daha çeşitli tercihler ortaya koymuştu. bunun yanında, ekonomi konusunda erdoğan’ın imf’yi ve yabancı sermayeyi karar mekanizmalarında gözeteceğini –yine seçim gecesi- duyduk ama özal bu konudaki tavırları her zaman daha netti. erdoğan’ın neo-özal olduğu teorileri ışığında, (saadet partisi’nden oğuzhan asiltitürk’ün “özal da aramızdan ayrılmıştı.” demesi düşünüldüğünde) daha birçok açıdan kıyaslamalar siyaset bilimciler tarafından yapılmaya devam edecektir. sanırım turgut özal’la erdoğan’ın görülebilen en ortak silahları politik manevraları ve stratejileriydi. seçmenleriyle ilişkisi açısından, menderes’ten ya da özal’dan çok orhan gencebay’a benzemektedir tayyip erdoğan. siyasi tarihimize de bir ikon olarak geçecektir. görüntüsü, imajı, üslubu, dili ve tavrı sosyolojik ipuçları içermektedir. tayyip erdoğan için politik ya da ideolojik tanımlardan, duruşlardan çok, tipolojik ya da karakteristik özelliklerden bahsedilebilir. onu ‘muhafazakar’ ya da ‘islamcı’ bir politikacıdan çok bir kahramanlık hikayesinin baş karakteri olarak tanımlayacak insan sayısı daha fazladır. tayyip erdoğan, 1970’lerde köyden kente göçün yarattığı kültürel bunalımların arasında doğan gencebay kadar yakındır –sesi duyulmayan, dinlenmeyen, dışlanan kitlelere. onu bir politikacıdan çok bir özdeşleşme nesnesi olarak gördüklerini düşünüyorum. ama bu benzerlik gencebay ve erdoğan’ın hayatta durdukları noktalardan, kişisel tavırlardan ve yaptıkları işlerden çok yukarıda söz ettiğimiz kitlenin onları konumlandırdıkları yer itibarıyla benziyorlar. yani, aslında hiç ilgileri yok birbirleriyle ama insanların onlarla kurdukları ilişki aynı süreçlerle şekillenmiş gözüküyor, bu yüzden tayyip erdoğan için neo orhan gencebay ifadesini kullanıyorum. ‘batsın bu dünya’ diyecek kadar sisteme meydan okuyan gencebay, batı müziğiyle anadolu müziğini sentezlediği noktalarda yeni ve önemlidir. bize bugün bu şarkıyı yeniden söyleten ise sistemin ve içinde bulunduğumuz kaotik düzlemin yarattığı gerilimdir. savaş korkusu ve terör tehdidiyle yaşadığımız bir dünyada, tayyip erdoğan sadece bir politikacı olarak değil, bir figür olarak da incelenmelidir. ama gencebay kadar başarılı bir sentez yapabilecek mi? bunu yaşayıp göreceğiz. ‘bu şarkı burada bitmez.’ diyerek gelen (kendisinin bir şiir kasetinin de olması bu noktada ilginç bir durumdur.) tayyip erdoğan, bakalım kimi ferdi tayfur ilan edecek?
yalçın küçük'ün muhteşem doğruluktaki tabiriyle: "neticede bisküvi satan birisi". bu tanımda özellikle dikkat edilmesi gereken nokta, "bir adam" ya da "bir kişi" değil, yalnızca "birisi" denilmiş olmasıdır.
rize' de annesi adına yapılan hastaneyi açan şahsiyet. nerede devlet adamlığı nerede tevazu?ne yapmıştır ki recep tayyip erdoğan' ın annesi adına hastane açılmasını sağlayacak? başbakan bu yalakalığa niye izin vermiştir?sayın başbakan'ın annesi ülkemizde sayılı tıp doktorlarından birisidir de kamuoyundan mı gizlenmektedir. cevapları merakla bekliyoruz.
merdoğan benz rumuzlu boşbakan
zarif insandır allah için: http://www.haberx.com/...mpasa-jargonu-ne-o-yakan.htm
(bir arakadaşımın hatırlatmasıyla) belediye başkanlığı döneminde atatürk e saygı duruşu için, "saygi durusu sap gibi durmaktan baska bir sey degildir " diyen ilginç politikacı. (!)
eski soylemleri, yaptigi isler nedense unutulan kisi. medyamizin ne kadar gucetapan oldugunu bu kisinin basbakan olmasi sayesinde anlamis olduk. 2002 oncesi ve sonrasi medyada bu kisi hakkinda yazilanlar karsilastirilsa acikca ortaya cikar medyamizin karakteri.
"biz türk'üz" gibi bir laf etmiş, dolayısıyla beni şok etmiştir.
bu büyük düşünürün "biz türk'üz" sözü başka bir büyük düşünürün, başka bir muhteşem sözünü getirmiştir aklıma: (bkz: onlar ırkçı, biz türküz).
türkiyedeki en başarılı ve yetenekli politikacı(politikanın temel unsurları açısından)
zina tartışmasında resti çeken ,fakat piyasaların verdiği sert tepki karşısında eninde sonunda tükürdüğünü afiyetle yalayacak olan yiğit kişi.ne zaman ve nasıl yalayacağını merakla ve zevkten titreyerek bekliyoruz.
ab için her türlü taklayı atmış olduğu halde son saniyede zina konusunda takındığı anlamsız ve gereksiz tavrını daha iyi anlamak için (bkz: dudaktan vermemek)
avrupa birliği, abd, tarikat liderleri arasında fıldır fıldır döne döne kendini semazen sanmaya başlamış, baş dönmesi ve mide bulantısından muzdarip kişi, dursa düşecek ondan duramıyor.
monaco'ya 147 metreden attığı golle efsane olmuş büyük türk düşünürü, yücelerden bir yüce*.
9 nisan 2005 günü trabzonda trabzon'lu isadamlarina konusmasinda;esek ölür semeri kalir,insan ölür eseri kalir özlü sözünü söyleyerek isadamlarinin aydinlanmasini saglayan basbakan.
uzatmaya,yüceltemeye,insan muamelesine gerek yok,kisaca rte.
katildigi kuvvet komutanlarinin devir teslim toreninde, bir kuvvet komutaninin konusmasinda "fezaya gitmemiz gerekirken hala hortumcularla turbanla sunla bunla ugrasiyoruz" elestirisine butun salon alkis firtinasi cikarirken yerinde kos kos oturan, butun kuvvet komutanlari mustesarlara kadar tesekkurlerini sunarken bir tane tesekkur alamayan, dolayisi ile umursanmayan kisi.
biri dugmeye basti şabalaklığını başlattığı günlerden bu yana burnundan soluyan insan. anjin san!!! bırakınız eleştiriye tahammül etmeyi, eleştiri teşebbüslerine dahi salyalar saçarak tepki veren birinin demokrat sıfatıyla yan yana geldiğinde dahi kendini hakarete uğramış hissetmesi gerekmez mi? gerekir elbette! e; o zaman nedir bu güzellikler? yoksa....yoksa bir takım kökü dışarıda mihrakların başından bu yana söyledikleri takiye hikayeleri doğru mu? i-naaaan-mı-yoooo-ruuuuummmm.... değildir cancağızım değildir. tüm bunların sorumlusu elbette ki medyadır. zaten randevuya aydın bey'in kızını getirerek gerçek niyetlerini belli etmiş bulunuyorlar. bunların hepsi çapulcu. ne iyi ettiniz efendim tunus'ta gezerkene... hepi topu 30-40 bin dolarlık bir hediyeyi dillerine dolayan maksatlı farelere hadlerini nasıl da bildirdiniz "hediyeyi bunlara ver" diyerekten öyle... gerçi şimdi boynuz kulağı geçmiş gibi görünüyor. en kısa zamanda tuttuğunuz takımın başkanını geçecek birşeyler yapmanız gerekiyor o aşağılık basın mensuplarına. misal "tokatlarım seni" yerine "pipini keserim senin" diyebilirsiniz soru sormaya kalkan ahlaksıza! pipisi yoksa da imalı bir gülümsemeyle "kaşınıyorsun seeeen" denilebilir, o anlar!kendisine keskin sirke küpüne zarar diyor ve her gün bir miktar kava kava ekstresi öneriyoruz.
trabzon olayları üzerine yapmış olduğu nefis değerlendirme ile kendisine demokrasi ısmarlamış olanları dumura uğratan siyaset erbabı.
(bkz: recep tayyip er doğan)
"bir yerde cücelerin gölgeleri uzun gözükmeye başladıysa orada karanlık vardır..." (bkz: tayyip erdogan) (bkz: cem uzan) (bkz: mhp) (bkz: tansu ciller)
gidip kolaturkasını satsın, siyasetten elini çeksin istediğim muhterem insan..
oradan buradan copy/paste: "erdoğan, heyetler arası görüşmede ise gates’e gülerek, bilgisayar virüslerini anımsatarak ‘ne olacak bu virüs problemleri allah aşkına!’ dedi. gates de erdoğan’ın bu sözlerine aynı şekilde gülerek, ‘bunlar bizim için de ciddi problemler’ diye yanıt verdi ve ardından da microsoft olarak bilgisayar virüslerine karşı yaptıkları mücadeleyi ve bu konudaki çalışmalarına ilişkin ayrıntılı bilgi aktardı."bill gates neye güldü acaba?
türkiye'nin nedense chapter kelimesine takılıp kalmış olan başbakanı. "çeptır çeptır aşacağız", "önce bu çeptırı halledelim"... birisi söylesin yahu, bunun türkçesi de var!
partisinin bugünkü grup meclis toplantısında vatandaşlık bilgisi dersi vermiş başbakanımız. nato zirvesine karşı gerçekleşen ve gerçekleşecek eylem ve eylemcilere ithafen, "insanların özgürlüğü bir başka insanın özgürlük sınırına kadardır, kurumlar bağlamında da kurumların özgürlükleri diğer kurumların özgürlük alanlarına kadardır" nedeniyle "biz nasıl parti mitinglerimizi bize gösterilen yerde yapıyorsak, onlar da öyle yapacak, şimdi 'istediğimiz yerde yaparız' diyorlar, yapamazsanız" diyen başbakanamız. "demokratik bir ülkede" yaşadığımza göre, olağan hayatın akışını değiştirmemek için planlanan şeylerin mümkün olduğunca dışına çıkılmaması gerektiğine dikkat çeken başbakanımız. "seçim dönemlerinde bas bas bağıran seçim otobüslerini de bu demokratik olağanlığın içine mi katıyorsunuz?" veya "natoyu ve pushtu istemeyen ezici bir çoğunluğu mu susturmaya çalışıyorsunuz?" sorularını dimağlara düşüren başbakanımız!
"devlet adamı" olma konusunda bir şekilde eğitime tutulması gereken kişi. kendine rağmen başbakan ve parti lideri.devlet adabı, ülker bayiliği adabından, belediyecilikten ve milli görüş teşkilatı neferliği adabından kesinkes farklıdır. devlet adamından hele başbakanlık makamında görev yapan bir kişiden bunları bilmesi ve türkiye cumhuriyeti devletinin mağrur ve kararlı duruşunu her ne şartta olursa olsun diplomasi ve adabı muhaşeret ilkelerine uygun olarak sergilemesi beklenir. hele devlet duruşu ile kasımpaşalı olmaktan mütevellit genetik olarak kanda bulunduğu iddia edilen "delikanlı racon" kesme tavırları kesinlikle bağdaşmaz bağdaşamaz.türkiye cumhuriyetinin başbakanı luxembourg ile imzalanan mali protokol imza töreninde yerli ve yabancı basının, diplomatik ve mülki erkanın önünde kendi kabinesi üyesi olan maliye bakanına "kemal abi sen de gel" diye seslenmemelidir mesela veya ne bileyim şu kardinal papa seçilsin diye isim belirtip meşrebinden öte iddialarda bulunmamalı kendisini gülünç duruma sokmamalıdır. çünkü o esnada gülünç olanın kendisi değil yaşamının her saniyesinde temsil ve temessül ettiği türkiye cumhuriyeti devleti olduğunu aklından hiç bir zaman çıkarmamalıdır.sanıyorum ki tayyip beyin destekçisi olsun yada olmasın hiç bir kimse cemal * ağanın veya çoban sülü'nün köken ve geçmişlerine bakılmaksızın layıkıyla temsil edebildikleri bu devletin gülünç durumlara düşmesini hazmedemez..
aynı konuşmada, "eskiden go home dediklerinize bugün go home diyemezsiniz; herkes biribirine muhtaçtır, dünya küreselleşti" yollu laflar ederek bir osmanlı sadrazamını akla getirmiştir. neydi adı? ferit miydi, damat mı?.
cem uzan, kemal alemdaroğlu ve yök gibi sevilmeyen kişi ve kuruluşların bi anda medyada sevilmesi,desteklenmesi ve hatta halk kahramına dönüşmesini sağlamış insan.
(bkz: el tayyip)3 kasim civarinda ciktigi teketek programindaki sozleri nedeniyle 700 milyon tazminata mahkum olan basbakan.
seçimin hemen sonrasında başbakan belli olmadığı dönemde "halk başbakana değil, partiye oy verir." diyen, şimdilerde ise "halk kimi başbakan görmek istediğini belli etti, yetkimi kimseyle paylaşmam." diyen parti lideri.(bkz: tükürdüğünü yalamak)
esi icin (bkz: emine erdogan)
(bkz: bir imparator palpatine olarak tayyip erdoğan)
masa tenisi oynarken de raketi lastik kismindan avuclayip topa da sap kismiyla vurarak basli basina bi ekol olmustur, cigir acmistir.
erdogan tezic'e "aglıyor" , baykal'a "bunlar bir koyun bile gutmemis", mercedes icin "bari cenazeleri mercedese binsin" , gibi laflar etmiş kişi, eminim konusma metinlerini hazirlayan gorevliler, islerini yaparken cok egleniyordur. ben sahsen grup tukenmez kalemden supheleniyorum.
bir başbakan olarak kendi yükümlülüğündeki eğitim kurumların düşük seviyesinden şikayet edebilen bir insan. özeleştiri olsa neyse de bu konuda başkalarını suçlaması bize iskoç, fransız fıkralarını anımsatıyor.
"millet olarak bilişim konusuna çevrimdışı kalmamalıyız!"cümlesinin sahibi.
hatırlar mısınız, yıllar önce bugün* "bu kafirler içeride şarap içmişler bakın bunlar da şişeleri" diye yanmış bir odadan çıkarılan şişeleri sallayan bir insan vardı.*.o şimdi başbakan.neden bilmiyorum, hatırlatayım dedim.
aşağıdaki söylemi kadrosuyla beraber gözönüne alması gereken kişi !!!"efendiler, avrupa'nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenîleşmesine karşılık türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisinde yuvarlanadurmuştur. artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri avrupa'dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. halbuki hangi istiklâl vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!" 6 mart 1922 mustafa kemal atatürk " ulu önderimiz mustafa kemal ataturk cumhuriyetimizi herkesten önce gençliğe emanet etmiştir.. emanetine her zaman sahip çıkacağız atam !!dahili bedhah olan ya da ellere, yobazlara uşak olmuşlara karşı: beynimizi,vücudumuzu feda edeceğimizi senin fikirlerin ışığında mücadele edeceğimize and içeriz.edit: kötülemeye devam edin yobazlar ve atatürk düşmanları..!! yaşadığınız toprakları üç beş sarıklı kafaya,molla beyinli adamlara terketmeye çalıştığınız zaman anlayacaksınız türkiye cumhuriyeti'nin nasıl kuruldugunu ve ne şartlar altında olduğunu.!!!
su ana kadar yumurtladiklarindan bi kuple;* elhamdulillah seriatciyiz. (21.11.1994 milliyet) * yilbasina karsiyim. (19.12.1994 sabah) * ben tekkeye degil dergaha gittim. (22.1.1997 gozcu) * ata'ya saygi durusunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok. (12.5.1994 hurriyet) * 10 kasim'da yaygara kopartildi. (14.11.1994 hurriyet) * icki yasaklansin. (1.5.1996 hurriyet) * istanbul'u medine yapacagiz. (akis) * butun okullar imam hatip yapilacak. (17.9.1994 cumhuriyet) * ben istanbul'un imamiyim. (8.1.1995 hurriyet) * mayo reklami sehvet somurusudur. (6.3.1996 hurriyet) * milli piyango zulumdur. (29.9.1994 hurriyet) * taksim'deki caminin temelini insallah atacagiz. (1.7.1994) * cumhurbaskani'nin imam hatipli olacagi gunler yakindir. (5.2.1996 akit) * sarik operasyonu cok komik. (15.5.1995 sabah) * yesil (kaldirim rengi) medeniyettir. (25.6.1994) * ben meclis'in dua ile acilmasindan yanayim. (8.1.1996 milliyet) * imamlar da nikah kiysin. (9.5.1995 milliyet)
önümüzdeki uzun yıllar boyunca sürekli gündemde olacak kişi. nerden nereye geldiğini de göz önünde bulundurduğumuzda aptal biri olmadığını anlarız. dini sömüren(kullanan) bir kişi olduğundan dolayı söylediği herşeyi iyi düşünüp söylediğinden eminim,duygularına kapılıp birşey yapacağını sanmam. son zina tartışmaları,ab felan derken,ilk refleksle "saçmaladı,gerçek yüzü ortaya çıktı,kendini batırdı" dense de bence bu kesinlikle çok mükemmel planlanmış bir olay olarak,türkiyenin(daha doğrusu erdoğanın) lehine bir durum olarak çıkacaktır. uzun vadede türkiyeyi en iyi kontrol edebilecek bir yapıya:kendi tarafına eyilmiş bir ülke haline getirecektir. din,tayyibin elinde bir uzaktan kumanda olarak git gide güçlenecektir,kitle kontrol mekanizması rolü artacaktır. tayyip güçlenecektir, evet belki bizi ikinci bir iran haline getirmeyecektir,ama 2.nci bir amerika olacağız. siyasetin ve büyük şirketin kuklası olacağız sayesinde... bazılarımız refah içinde yaşayacak, din,milliyetçilik derken gaza gelicez ülkemizi çok sevicez,ve ister zengin ister fakir kesimde olalım tayyip erdoğanın köpeyi olacağız.
bu ara avrupaya sefere çıkmış bir padişah. hakan şükür olsun, tü tü tü manş allah..
(bkz: kusadasi sokak no26 subayevleri)
yüklenilince karısının yanında maden açılışı kurdelası kesen baş. eyvah..
egitim alanindaki çeliskili uygulamalari nedeniyle zaten yeterince net olmayan kafami (bkz: ranian/#7241510) iyice bulaniklastiran basbakanimiz."ilkögretim de herkese bedava kitap kampanyasi", - baski ve içerik kalitesinin düsecegi, - yayincilik sektörünün zarar görecegi, - piyasadaki rekabet ortaminin bozulacagi, - ülkemizdeki serbest piyasa ilkesine dayali ekonomi anlayisina aykiri oldugu, ve benzeri gerçeklere ragmen uygulamaya geçildi. kimseden itiraz gelemedi çünkü "yoksul çocuklarin egitimini engellemis olma" damgasini yemekten korkuldu. öte yandan, yillardir dünya standartlarinda baski ve içerik kalitesine ve son derece uygun fiyatlarla özellikle çocuklara yönelik bilimsel yayinlarla önemli bir hizmet veren tübitak yayinlarinin özellestirilecegi kulaktan kulaga yayilmaya basladi. eger yamulmuyorsam kisa bir süre önce alt kattaki basimevi iptal edilmisti maliyetlerin yüksekligi gerekçe gösterilerek. sonuç: eger "istanbul da süt içmeye parasi olmayan çocuklar varken istanbul belediyesi bale ve tiyatro gösterilerini sübvanse edemez, bunlar kapatilmalidir" düsüncesi dogru ise, yukaridaki uygulamalar birbiriyle çelismemektedir. ancak ülkemizin gerçekleri açiktir: hani su "bana yeterince kadin verin bir ordu yapayim" diye biten laz fikrasinda da vurgulandigi üzere, ülkemizde insan sikintisi yoktur, hele hele çocuk sikintisi hiç yoktur. ama bilim sikintisi vardir, akil sikintisi vardir, sanat sikintisi vardir, aydin sikintisi vardir. tübitak yayinevinin kapatilmasi, icabinda kredi kartina borçlanma pahasina çocuguna kitap alan, yemeyip içmeyip özel okula gönderen sehirli orta sinif ailelerini önemli bir destekten mahrum birakacaktir.
eski şoforunun takside bana, "hayatimda gordugum saat 6'da kalkan tek belediye başkani" diye tanimladigi adam..
bir taraftan populist gecinirken diger taraftan istanbul-ankara ucak seferlerinin tam 3.5 saat rotar yapmasina neden olan insan. yakinlarini merak etmekten vatandaşlarin akillarinin cikmasi onemli degil efendim padişah(lar)imiz gidecekleri yere rahat gitsinler. ayrica inecegi alana 3 kilometre mesafede gecebilecegi - gececegi demiyorum - kaldirimlar yaya trafigine kapatilip tipitip korumalari insanlara "karşi kaldirima gec" diye emirler yagdirmaktalar. ne diyebilirim ki, harika bir demokrasimiz var.ha, populizm yapan bir insanin makam otomobilinin mercedes olmasi da enteresan gelmiyor sanirim kimseye.
artık usandığımız bi laf vardır "ben içinizden biriyim" die. işte bu adam tam da içimizden biri.aslında zıt görüşe sahip insanların bile sevdiği bi isim. bu adam yakında ölür dedirtircesine yürümekten aciz olmayan , avrupa gezilerinde iri iri avrupalı devlet başkanlarının başbakanlarının arasında aslan gibi duran , hiçbir faaliyette bulunmadan daha seçim ertesi yalnızca verdiği güven sayesinde işlerin yolunda girmesini sağlayan bi başkan.bu ülke bu gibi insanlarla ,değişimin yanısıra milli değerlerine sahip çıkanlarla büyüyecek.
jaguar marka ayakkabi giyen, şu anki başbakanimiz.
başbakan olması ile birlikte artık çocuklara laf geçirmenin imkansızlaştığı isim.örnek: - oğlum hadi bırak topu baban da geldi bak herkes seni bekliyo sofrada!- hayır ben büyük adam olcam başbakan olcam!dö la sekonder egzampl:- yavrum ayıp değil mi bak kardeşten para istenir mi oyuncak için! - reca ederim istikbalimle oynamayınıssss! toptancılık yapiyorusssss. kiymetlimissssss.vayömüniiiiii katro puan:- oğlum koca kumsalda yer mi bulamadın da kardeşinin kalesine oturdun yine.- daha sevkli oluyorssss, ruhsatla uğrasmiyorusssss, alısıyorusss, alısıyorussss, alısıyorusssss.
1991 yılında yapılan yerel seçimlerde istanbul belediye başkanı olarak ortaya çıktığında medyanın hiç bir kesiminde beklediği ilgiyi ve talebi görememiş olan siyasetçi.(aynı medyanın şu günlerde ne düzeyde bir ilgi gösterdiği aşikar)hatta bu ilgisizlik o kadar yüksekti ki çeşitli televizyon kanallarında seçime yakın dönemde yayınlanan "bakalım adaylar ne diyor" konseptine sahip programlarda seçimden önceki geceye kadar yer alamamıştı.refah partisinden ayrılan grubun halk desteğiyle başına geçerek mapus günlerinin ardından siyasi parti kurulumunun içinde yer aldı.ilk seçimlerde inanılmaz bir oy alarak iktidara taşıdığı partisinde önemli görevlere eski dostlarını yerleştirmeyi unutmadı.bu sebepten dolayı mazisine karşı son derece vefalı bir insan olduğu söylenebilir.fakat ne gariptir ki aynı vefakar insan,iktidar koltuğuna oturur oturmaz geçmişte kullanmış olduğu tüm ideolojik söylemlere çizgi çekmiş ve hepsini matbaa silgisiyle tertemiz etmiştir.örneğin; laiklik bir amaç değildir araçtır diyen erdoğan,iktidara gelince laikliğin neferi olmuştur.bu örnekler imkan dahilinde yüksek sayıda çoğaltılabilir.recep tayyip erdoğan geçmişteki dostlarına karşı vefakardır ama geçmişteki kendisine karşı artık bir düşmandır.(bkz: dosta düşmana karşı)
kendi halkının bir çok eksiğine rağmen, yıllardır beklediği kanunları , sırf zina gibi bir konuyla takiyye yapmak istediği için sallayan, oynamıyorum ben diyen, ab içişlerimize karışmasın diyerek kendince kasımpaşa delikanlılığı konuşturan, ancak brükselde geçirdiği bir gün sonrasında söylediklerinin tamamen aksini yaparak , bir anda meclisin olağanüstü toplanması için emir veren, bu yaptıklarıyla kendi yapması gereken şeyleri ancak ab dikte ettiği zaman bir başbakan görüntüsü çizerek, hem kendini hem de ülkesini kukla konumuna düşüren başbakan.
(bkz: ab nin hastasıyım, oportunizmin ustasıyım)
kamuoyunu zina'yla gereksiz yere meşgul ettikten sonra "kamuoyu zina'yla gereksiz yere meşgul edildi" diyebilen başbakanımız.
üyesi olmak istediği kulüp "şartlarımız budur, yerine getirirsen girebilirsin" diyince "burası türkiye, yok öyle" şeklinde özetlenebilecek, uluslararası politikadan çok mahalle kavgalarına yakışan garip bir çıkışta bulunan başbakanımız. dolayısıyla "gördüğünüz üzere burası da avrupa, sizi almak için can atmıyoruz, illa katılmak istiyorsanız şartlarımıza uyacaksınız" cevabını almak için yanıp tutuşan, ancak ab parlamenterlerinin kibarlığından mıdır bilinmez, bu cevabı bir türlü alamayan başbakanımız.
nato protestocularına "hayır efendim, yürüyemezsiniz." diyerek terörist grupları provoke ettiğini düşündüğüm kişi. (bkz: capa tip fakultesi onundeki patlama)
(bkz: seyyah)
belediye başkanlığı döneminde istanbul metrosunu yağmurdan dolayı su basınca , ''metroyu su basmadı ,biz yıkadık.'' deme yürekliliğini gösteren adam...
avrupa birligi bildirileri icindekileri okudugundan, okuduysa da anladigindan kusku duydugum basbakan. hakikaten de melul ve mahsun bakmaktan ote bir albenisi yoktur kendisinin; ha belki ulker albenisi vardir onu bilemem.
(bkz: #7816339)
güney asya gezisindeki basın toplantısında yine kravat takmadan, garip ve sakil bir kılıkta konuşmuş, türkiye cumhuriyeti başbakanı. ezelden beridir gelen kravat takmama alışkanlığını burada da sürdüren, "güney asyanın derdini anlamak kılığa da böyle yansıyor demek ki" bahanesini düşündüren efendi.
türkiyede tayyip erdoğanın çeyreği kadar politikacı olabilecek adam yoktur ne yazıkki. uzun vadede bize kan kustururken zevk çığlıkları attıracak kişidir. o düzeyde bir politikacıdır yani...(bkz: biri bunu durdursun)
son zamanlarda yine gündeme giren üniversitelerde türban konusunda yaptığı açıklamada; "ben, eşim ve kızım inançlı insanlarız. kurana göre kadınlar türban takmak zorundalardır. kızım da bu kurala uyuyor ayrıca türbanı moda olduğu için de takıyor. türban takmayı moda buluyor," demiştir. kuran karşı gelmenin günah olduğu düşünülürse, kuranda emredilen türbanın takılmaması da günahkarlıktır. başbakan bu konuşmasıyla çaktırmadan türbansızları günahkarlıkla suçlamıştır. tabi ki ona sorulduğunda böyle bir düşüncesi olmadığını iddia edecek ve minareyi çalan kılıfını hazırlar atasözümüzü akıllara getirecektir. modernlik maskesi altında türbanı bir zorunluluk olarak hayatımıza sokmaya çalıştığının güçlü sinyallerini vermektedir. böyle bir düşüncesi olmadığını iddia ediyorsa da kendisini söylem ve alt metin üzerine biraz daha bilgi edinmeye davet ediyoruz.
davos'da alman gazeteci christof kahee'ye verdiği türban demecini inkar eden, hatta öyle bir gazeteciden haberdar olmadığını ve kendisiyle röportaj yapmadığını söyleyen başbakandır kendileri.. bunun üzerine şu an ismini hatırlamadığım ve röportajı yayınlayan alman gazetesi bir açıklama yapmış, erdoğan'dan bu röportaj ve yayını için bizzat izin alındığını, bu izin dahilinde görüşmenin gerçekleştiğini, akabinde de yayınlandığını duyurmuştur basına.. unuttu herhalde.. çok unutkan bi kimsedir zaten.. yaa yaa..
(bkz: calmazsan allah boyle lutfeder)
evde anne babanızla veya evliyseniz eşinizle aranız bozuktur, ortam devamlı gergindir. bu sebepten ötürü arkadaşlarla dışarıda takılmalar, iş yerinde gereksiz fazla vakit geçirmeler başlar. eve mümkün olduğunca geç gitmek için çaba sarfedersiniz, sırf sorunlardan uzak kalmak, tartışmaya girmemek, kavga etmemek için. ama bunun hiç kimseye bir faydasının olmadığını da bilirsiniz içten içe. sorunların üstüne gitmeden, konuşmadan, çözüm üretmeden ortamı düzeltmek imkansızdır. ama siz bunu tercih etmeyip bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantalitesinde yaşarsınız kimi zaman.işte ben kendisini bu mantıkta düşünüyorum. ülkede sorunlar almış başını yürümüş, kimse memnun değil. o yüzden kendimi neden strese sokayım ki? giderim, gezerim dolaşırım. zaten gittiğim yerlerde ne güzel ağırlıyorlar. kimi ülkelerin liderleriyle kanka oldum (bkz: silvio berlusconi), işadamlarıyla takılırım, ortamlarda nasihat veririm. ne işim var benim türkiye'de. arada bir uğrar hal hatır sorar, dolaşmaya devam ederim.
amacımıza ulaşmak için papaz cübbesi bile giyerim diyen,şeriat özlemcisi necmettin erbakanın isyankar çırağı.
asıl maksadını bir türlü anlayamadığım, dün taksime cami yaptıracakken bugün araplara atatürk'ü öven, bu müthiş değişimi 40ından sonra gerçekleştirmesi ise ayrı bir kitap konusu olan zeki, çalışkan bir aile imamı, haham ziyaret eden ilk başbakanımız
erdoğan, islam alemine atatürk'ü örnek gösterdi... ak parti genel başkanı ve başbakan recep tayyip erdoğan, değişimi yönetemeyenlerin, ''başkaları tarafından yönetilmenin acısını yaşadığını'' ifade ederek, ''nasıl ki ab'nin (hıristiyan kulubü) olmasına karşı çıkıyorsak, islam dünyasının da din temelli siyasal ve ekonomik örgütlenmelerden uzak durması gerektiğini belirtiyoruz'' dedi. ''tutarlılıklarını ve ortaya koyduklarını güçlü tezlerin'', şahsının ya da partinin değil türkiye'nin kazanç hanesine yazıldığını ifade eden erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: ''diktatörlüklerin revaçta olduğu bir dönemde, atatürk'ün öngörüsü sayesinde yüzyılı kavrayan bir bilinçle cumhuriyeti inşa eden bu ülke, sadece kendine bir ulusal devlet kazandırmakla kalmamış, aynı zamanda tüm bölgeye ve bölgenin ötesine mesaj veren güçlü bir model kurmuştur. demokrasi, laiklik ve hukuk devleti prensipleri sayesinde toplumsal barışını tesis ettiği gibi kendi yakın çevresine çağdaş değerlerin nasıl hayata geçirileceğine dair ciddi yaklaşımlar sunmuştur. her geçen gün daha çok değeri ve önemi anlaşılan bu model sayesinde, ülkemiz önümüzde akan yüzyıla güvenle ve stratejik avantajlarla donanmış olarak girmektedir. bugün hükümetimiz, bu tezleri güçlendirmenin ve etkili biçimde anlatmanın en önemli aracı olarak tüm dünyanın önünde durmaktadır. bu söylem ve tezlerimizin her geçen gün geliştiğini göreceksiniz. önümüzdeki günlerde (muhafazakar demokrat) kimliğimizin dünyanın en etkili düşünce platformlarında tartışıldığına şahit olacaksınız."http://www.milliyet.com.tr/...01/20/son/sontur29.html
(bkz: the real basbakan)(bkz: cumaya gittim 5 dakka sonra dönücem)
bir kısım medya tarafından rte olarakta telaffuz edilebilen isim.
az önce mtv de gördüğüm sahıs . mtv ye sevdiği müzikleri sebepleriyle anlatıyordu sana dün bir tepeden baktım aziz istanbul demeye çalışıyordu sevdiği şarkılar arasında
(bkz: adnan menderes)(bkz: #1376753)
189 cm'lik akp lideri.
son sözü hep o söyler:-- peki abi..
gerek mitinglerde gerekse de ulusa sesleniş konuşmalarında suratımız baka baka yalan söyleyen bir zamanların atatürk düşmanı şimdilerde ise atatürk hayranı başbakanımız
elestiriye tahammülü olmayan, içindeki mahalle delikanlisi duygularini bastiramadigi için abuk sabuk açiklamalar yapip özünü ortaya koyan basbakan. simdide ithaki ye dava açmis, dava dilekçesinde de "yüce türk halkinin kendisine göstermis oldugu büyük hüsn-ü kabulü gölgelemeye matuf gerçek disi iddia ve ithamlar" seklinde ifadeleri olan kisi. görüyoruz ki pek bi demokrat, pek bi ileri görüslü, pek bi alçakgönüllüymüs kendileri... yayin kuruluslarina karsi göstermis oldugu bu yakin ilgiyi umarim sokaktaki güvenlik sorunlarina, issizlik sorunlarina gelir dagilimindaki uçuruma vs. gösterecek ve de sayesinde dünya rekorlari kirmaya devam edecek türkiye.
"ekonomideki iyilesmeyi görmeyenler, vatansever degildir" gibisinden bisiler söylemis zat.bu aralar pek saldirgan, pek huysuz, pek huzursuz.ecelle alakali bir atasözü akla gelmiyor degil.(bkz: http://www.milliyet.com.tr/...5/04/20/yazar/asik.html)
fiziksel özelligi her seye degisen yurdum insaninin sevdigi basbakandir. zaten uluslararasi antlasmalar da en yakisikli olan, en ayakta duran, en hareketli, en atletik, en delikanli liderlerin lehine olmaktadir. tökezleyen, ikinici kata merdivenle çikan ama hem uluslararasi arenada hem çitle çevrili mekanda attan düsmeyen basbakanlari gördük neyse ki, bunlarin yalan oldugunu biliyoruz..
bu gün izledigim bir konusmasinda yeni papa hakkinda konusurken kendisini oldugu gibi anlatan kisi."insanlar belli mevkilere gelmeden bir çok sey söylerler. ama o mevkiye geldikten sonra dediklerini hiç söylenmemis kabul ederler. her mevkiinin sorumlulugu vardir""camiler kislamiz, minareler süngümüz..."gider bu
30 ocak 2004, 6 pm (est) de harvard'da “democracy in the middle east, pluralism in europe: the turkish perspective” konulu bir konusma yapacak tc basbakani.
türkiye cumhuriyetinin vahdettini olarak gördüğüm kişi
biyiklari olmasa tanju colaka benzeyecek olan kel kafali adam.
2 haftada en cok ulke gezen parti baskanı olma rekorunu egale ettigini dusundugum kisi. ayrıca bir gunde en cok ulke gezen insan olma rekorunu da egale etti edecek. sabah londra'da kahvaltı, bruksel'de ogle yemegi, almanya'da da aksam yemegi.. adama gun yetmiyor azizim.
pkk yı '... 'silah bırakan kürt kuvvetleri' şeklinde tanımlayan ab raporlarının onaylanması sonrası gelip ülkede ucu açık verdiler bize diyerek bayram ilan eden, şimdilerde bbc ve reuters' a ayarın kralını verdiği iddia edilen başbakanımız.(bkz: bu ne perhiz bu ne lahana turşusu)
ozellestirmelerden aldıgı paralarla ikinci kez secilme olasılıgı %100 olan basbakan cunku elinde deli gibi para olacak ve istedigi sekilde populizm yapabilecek.tavdan aldıgı 3 milyar dolar eregliden telsimden de 5 milyar dolar gelse, telekomdan 6.5 milyar dolar,seydisehir 350 milyon,2b yasası 20 milyar dolara yakın para,milli piyango,tupras,limanlar,oteller 35 milyar dolara yakın para olacak akp de.dolayısıyla secimlerden once okkalı bi zam yapar memura,ciftciye gelecek yaz bi okkalı destek dolayısıyla bi daha kesin secilir ama sorun surdaki tayyip erdogan tum bu paraları ekonomik kriz esnasında tekrardan sana para getirmeyecek olan belediyecilik hizmetlerine harcıyo.duble yollar,altyapı calısmaları,hızlı tren gibi milyar dolarlık isler.paralarla borc odemiyo yani.ipler onun elinde her yonden ve kesinlikle cok sanslı bi adam.secime gitmesse turkiyede bir ilk olacak ve cumhurbaskanını uydusu yapmıs bir basbakan olacak.yıldırm akbulut turgut ozal olayının tam tersi yani.hatta ve hatta ozellestirmeler sayesinde aldıgı paralarla ımf nin yapılmasını istedigi ve karsılıgında 800 milyon dolar kredi sundugu sosyal guvenlik reformunuda erteleyebildi.(ki yasa dogruydu ama vatandas ayaklanırdı o yasayla)ayrıca 15 bin kilometre duble yol olayına kafayı takmıs vaziyette bunu icin imat ve bayındırlık bakanını bile degistirdi.15 bin kilometre duble yol 10 milyar dolar para ediyo ve su ana kadar 5.5 bin kilometre duble yol yapılmıs harcanan para 4 milyar dolar civarında oranlarsan telekom ve telsim duble yola gidecek gibi.turkcellde yabancıların eline gecmis gibi zaten dolayısıyla bundan sonra turkiyede internet cep telefonu ve sabit hatla yapılan her gorusmenin bedelinin yarısı yurtsıdına gidecek karsılgında ise herhangi bi kriz esnasında bize para getirmeyecek duble yolatımız olacak ver ironik bi bicimde turkiyede alınan arabanın ve harcanan benzinin coguda dısarıya gidiyo.bence tukurdugun yalasın ve durdursun bence duble yolları.sonra yapılsın duble yollar bes yıl sonra falan.not:aslında anlatmak istedigim su ayda iki milyar maas aldıgınızı dusunun yılda 24 milyar on yılda 240 milyar eder bu.simdi benm size 120 milyar versem ve ilerdeki on yıl boyunca ayda 1 milyar maasa calıssanız.yani kazandıgınızın yarısını simdiden satıyosunuz.bu parayı ilerde maddi bi soru yasadıgınız zaman nakite ceviremiyeceginiz bi seyemi cevirirsiniz yoksa borcunuzu mu odersiniz.benim dedigim akp eger ekononmiyi duzeltmek istiyosa ozellestirmelerden aldıgı parayı borcları odemeye kullansın,ardından devleti kucultsun gerekli reformları yapsın,duble yol haydarpasaya gokdelen gibi seyleri yapacaksa bes yıl sonra yapsın su an icin luks bunlar ama gereksiz degil tabi.hatta duble yolları ve gapı ihaleye acsın yabancı firmalarında girebilecegi ve parayı bes yıl sonra odemeye baslıyacak sekilde devlet tahviliyle odesin.nasıl mı mesela on bin km duble yolu ihaleye acsın cinliler altı verir,fransızlar yedi milyar en ucuza ve en iyi sekilde yapacak olan firmaya verilsin.duble yol ve gap ihalesini alacak olan firmalar inssat malzemesi ve iscileri turkiyeden kullanıcak.parada uc yıl yada dort yıl sonra odemeye baslanacak sekilde devlet tahviliyle odensin nakit harcanmasın.mesera cinliler duble yolu turkiye 8 milyara maledecekken 6 milyara kesin alır.bu altı milyarı onlar harcasın nakiti versin bizde adamlara faizli odeyelim.6 ya aldılarsa 6.5 verelim.2008 2 milyar 2009 da 2 milyar 2010da 2.5 milyar verelim.su an iletisim sektoru tamamen yabancıların elinde ve bunlar kazandıkları paraları turkiyeye yatırım yapmak icin kullanmayacaklar,karı alıp gidecekler.rus alfa isvec tele sonera,oger telekom ve telsimi alacak olan yabancı kurulus.bunlar iletisimiiden kazandıkları parayı baska sektorlere yatıramazlar cunku sadece iletisim isiyle ugrasıyorlar yani sadece karı satın almıs oluyolar.bun soyle anlatayım.100 milyar degerinde bi cafen olsun ve ayda 2 milyar gelir getirsin.simdi sen bunun %50 sini 40 milyara satıyosun .dolayısıyla her ay kazandıgın 1 milyar lirayıda satıyosun.kazancın 1 milyara dusuyo yani.akp bari ozellestirmelerden aldıklarını borc odemeye kullansa ya da duble yol yerine gapı bitirse ama onlar hızlı tren gibi sacma projelerle ugrasıyolar.konya ankara arası hızlı tren falan.
ağzı laf yapanın, saçmalasa da "lan biliyo ki konuşuyo dimi" şeklinde adam yerine konduğu günümüz türkiyesinde, açıklamadan da okunabileceği üzere 44 farklı ülkede yayın yapan, dünyada sevilen, sayılan, tarafsızlığına güvenilen bir yayın kuruluşu olan bbc'ye, ayarın kralını verdi şeklinde lanse edilen, böylece halkının göğsünü kabartan lider,modern don kişot, gönüllerin kahramanı!?!
ahmet burak erdoğan'ın babası olur. biz oğlunu ilk olarak (bkz: sevim tanürek) hızla giden arabasıyla şehir içinde çarparak öldürmesiyle tanıdık. kanaatimiz ise duruşmaya dahi çıkmayarak ingiltere'deki dil okuluna gitmesi ve sosyal sermayesini ülker'de ana sermayeye çevirmesiyle pekiştirdik. tahmin edersiniz ki ceza almadı. kaza ile ilgili iddaların büyüklüğüne rağmen tutuklanmadı, göz altına da alınmadı. şu an gazeteler üstüne örtse de bir dönem bu konudaki iddialar hakikaten çok ağırdı ama ne gurur verici ki ahmet burak iyi ve vicdanlı aile çocuğu olarak aklandi ve kendisini kazada hatalı bulan sevim hn'ın ailesini ne aradı, ne de onlara başsağlıgında bulundu. türkiya senle gurur duyuyor burak!!!www.hurriyetim.com.tr/istanbul/turk/99/08/06/isthab/41ist.htm http://www.hurriyetim.com.tr/...-m@nvid~291106,00.asphttp://arsiv.hurriyetim.com.tr/.../yazarlar/24yaz.htm
2004 yılında net 2 milyar 69 milyon dolar satış geliri elde edip, 463 milyon dolar kar elde eden ve iso'nun 500 sanayi kuruluşu içerisinde birinci olan, yine 2004 yılında 3 milyon 604 bin 51 ton ile satış rekoru kıran ve 2005 yılı sonunda piyasa değerini 2.6 milyar dolara yükselten erdemir için "her yer pislik içinde... rezillik. sanki bunlar para basıyor" diyen bir başbakan.meclisin 800 milyon dolarlık kredi için el kaldırıp indirmekten zayi olduğunu unutmuş olması muhtemel ama;ya sen bu şirketi satmak istiyorsun. ticaret yapan bisküvi satan birisin, hiç benim bisküvilerim pis, benim gofretlerim bozuk dedin mi?bu kadar (görece) önemli bir şirketi hem kötülenip, hem satılmaya çalışılarak yeni bir peşkeşin önünü mü açılmaya çalışılıyor acaba?
televizyonda cep telefonunun numarasının 05337483254 oldugunu iddia eden tc basbakanı...(bkz: yerse arayıp kontrol edin)
nüfus planlamasının vatan hainliği olduğunu söyleyecek kadar aymaz bi adam.
ampul abi.
şu saatlerde demet şener ve ibrahim kutluay ın nikah şahitliği gibi pek mühim bir devlet işi ile uğraşan kişi.gerçekten üzücü.bir başbakanın yapacak daha önemli, elzem en önemlisi daha ciddi işleri olmalı, nikah şahitliği dışında.bildiğimiz, ulaşmak istediğimiz çağdaş demokrasilerde olduğu gibi...
kendisini ve/veya son gunlerde hissettigim seyleri tarif edecek kelime bulamadigim insan. bulursam da kesin silinir burdan zaten.**
"kimse böyle düşünmesin" "kimse bunu demesin" "chp burdan rant cıkarmaya calısmasın" gibi söylemleri ve emir cümlelerinden olusan bi üslubu olan başbakan*.
sonunun menderes'e benzemesi için inatla çabalayan zat....
icki kadehini kaldirip kaldirip, guzelim saraplari, sampanyalari bir yudum bile icmeden heba eden adam. kokluyodu ama gordum.
rtenin açılımı.geçmişi formüle edilecek olursa,gülün dikeni, hocanın...
bu gazla devam ederse tsk nin kulaklarini cekmeyi birakip tokatlamaya baslayacagi sahsiyet
kıs ka nan lar çatlasın kıskananlar çatlasınşeklinde re cep tay yierdoğanrecep tayyip erdoğan şeklinde tribünlerde tezahürat yapılmış (hala neden anlayamadım) kişi.
durup durup garip bir cikis yapan akp hukumetinin basindaki zat-i muhterem. en son olarak da istanbul'daki sorunlarin cozumu icin istanbul'a olan gocun onune gecilmesi gerektigini soylemis ve gocler istanbul'u mahvetti diye buyurmus. kabul. bunun icin buldugu cozum ise istanbul icin ozel bir vize uygulamasi baslatmak. onerinin sacmaligi bir yana bu oneriyi dile getiren kisinin 70 milyonluk bir ulkenin basbakani olmasi son derece aci verici. bu garip cikis sonrasi vatan gazetesi yazarlarindan mustafa mutlu 16 temmuz 2005 tarihinde kaleme aldigi yazisinda cok guzel sorular sormus basbakana.o yazidan bazi bolumler. buyrun;"hangimiz gerçekten istanbulluyuz ki?allah başbakan'dan razı olsun. durmadan konuşuyor ve konuştukça bizleri de "bugün ne yazacağız?" derdinden kurtarıyor...son olarak istanbul il genel meclisi'nin toplantısında, "göçler istanbul'u mahvetti" demiş...ilk bakışta ne kadar doğu bir söz değil mi?ama bu sözü söyleyene de sorarlar, "sen yıllarca istanbul büyükşehir belediye başkanlığı yaptın. oysa rizelisin... siz istanbul'a göç edenlerden değil misiniz?"sadece başbakan mı...liste sayfalarca uzar... istanbul'daki en büyük şirketlerin sahiplerinin, yöneticilerinin, sanatçıların, sporcuların, gazetecilerin, sosyetiklerin yüzde 90'ı aslında istanbullu değil...yani; başbakan'ın deyimiyle, "göçmen..."gelmemeli miydiler istanbul'a?..bakın, "istanbul'u göç mahvetti" sloganı, koca bir balon...istanbul'u mahveden, yoksulluktur...bu nedenle sayın başbakan, istanbul büyükşehir belediye başkanlığı döneminde yaptığı gibi "istanbul'a göçü" değil, istanbul'daki yoksulluğu azaltmak için önlem düşünmeli." mustafa mutlu'nun yazisinda gecen bu bolum sonrasi sayin basbakan kuplere binmis ve bu tur yazilar yazmadan once neden bana danismiyorlar, neden bana sormuyorlar demis. tabii ya celiskiler gun gibi ortaya cikti degil mi? yeri geldiginde soru soran gazetecilere firca ceken sayin recep bey bu sefer de soru sormadigi icin bir gazeteciye firca cekmis. yani ne yaparsaniz yapin yaranamiyorsunuz sayin basbakana. birde sanki elinde yetki yokmus gibi veya surekli ezilen bir muhalefet lideri gibi demecler veriyor sayin recep bey. bir dolu muhtesem fikri var ama yapamiyor yazik... keske elinde yetki olsa, keske tek basina iktidar olan bir hukumetin basbakani olsa degil mi? yazik valla bende uzuluyorum..konu ile ilgili olarak dile getirilen bazi yorumlar ise soyle:eski istanbul belediye başkanı nurettin sözen: "göç böyle önlenemez. adalet ve hizmet dağılımında eşitlik sağlanmadan göç önlenemez. ayrıca diyarbakır, mersin ve antalya istanbul kadar göç almaktadır. rusya'da bu denenmiş ancak başarıya ulaşılamamıştır. kaldı ki böyle bir projeyi uygulamanın imkanı yok. ayrıca mustafa mutlu'nun söylediği doğrudur. nakil kağıdı zaten alınıyor. başbakan ulusal sorunları çözmekle sorumludur. göç de ulusal bir sorundur.olay başbakan'ın ifade ettiği gibi basit değil. bunun çözümü için göç veren yerlere hizmet götürmek gerekiyor. insanlar iş, aş ve eğitim için göç ediyor. son zamanlarda göç için bir de can güvenliği var. insanlar terörden kaçtı. insanlara neden can güvenliği için kaçıyorsunuz denebilir. istanbul'a gelenleri nasıl kontrol edeceksiniz?" eski istanbul belediye başkanı ali müfit gürtuna: "sayın başbakan hukuki alt yapısını iyice araştırmadan konuyu ortaya koymuştur. siz daha bengal'den, ukrayna'dan, afrika'dan gelen insanları engelleyemiyorsunuz. göçü doğuran sebepleri inceleyerek onları çözmek gerekir. toplu konuta imar planı yetkisi veriyorsunuz. istanbul'da ne kadar yeşil alan olması gereken yer varsa buraları toplu konut yapılıyor. ucuz, kalitesiz evler ucuz daire diye satılıyor. belediyelerde imar sorunlarını başbakan inceliyor mu? amaç insanların göçmesi yerine insanların kendi bölgelerinde kalmalarını sağlamalıyız. insanlar 200-300 milyonla rahat geçiniyor. ancak büyükşehirlere gelince geçim için 1 milyar gerekiyor. ayak üstü açıklamalarla insanları rahatsız etmek yerine, istanbul’a gelene istanbul’a nasıl faydalı olacağının imkanını vermek gerekir." umarim nasil bir basbakan ve de hukumet tarafindan yonetildigimizi, bizi yonetenlerin ne tur bir "mantik" sahibi olduklarini bu ve benzeri bariz celiskiler sonrasinda anlayanlarin sayisi artar da gelecek secimlerde oy verirken daha mantikli davranirlar. cunku cumhuriyetimiz bu sahislarla bir donem daha gecirerek kan kaybedecek kadar rahat degil... artik yeter!
yolarını ayırdığı milli görüş'ün yayın organı milli gazete'de hakkında yakışıksız imalar yapılan pek sayın başbakan.http://www.milligazete.com.tr/...ype=news&id=2971
nedense adi anildigi zaman,direkt olarak aklima mustafa kemal ataturk un genclige hitabesini aklima getiren basbakanimiz..özellikle de su,"...bütün bu seraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere,....."diye baslayan bolumu.ticaret yapmadan gecinemeyecegini itiraf eden basbakan.basbakanlik maasiyla bile insanlarin gecinemedigi bir ülkede,iscinin memurunun,kucuk esnafin vs... nasil gecindigini kenidisinden ogrenmek istedigim basbakan.bir devlet memurunun ticaret yapmasinin yasak olup olmadigini kendisine sormak istedigim basbakan.iscinin,memurun ticaret yapmasina karsi olup olmadigini ogrenmek istedigim basbakan.ab bizi bolmek istiyor diyen fakat bu birlige girmek icin muthis bir ugras veren basbakan.madem bu birlik ulkemizi parcalamak istiyor,o zaman neden bu birlige girmek icin bu kadar cok caba sarf ediyoruz diye kendi kendime bir soru sormama neden olan basbakan.insanlarin degismesinin ne kadar da kolay oldugunu bizlere cok guzel gosteren basbakan.zira cezaevine girerken,en on saflarda yer alan bir milli gorus neferiydi fakat cezaevinden ciktiktan sonra kendi deyimiyle uzerindeki milli gorus ceketini cikartmayi basarabilen ve merkez saga kaydigini ve laikligi benimsedigini soyleyen basbakan ama ayni zamanda ickinin yasaklanmasini,zinanin suc sayilmasini isteyen basbakan.vakt-i zamaninda, kitap okuyan arkadaslarinin simdi sefilleri oynadigini soyleyen basbakan.muassir medeniyetler seviyesine yukselmis toplumlarda kitap okuma oranlarinin neden yuksek oldugunu kendisinden ogrenmek istedigim basbakan.gunumuzde bol bol kitap okuyan milletlerin mi yoksa israrla kitap okmanin bos bir is oldugunu savunan,kitap okumamak icin dokuz takla atan milletlerin mi sefilleri oynadigini kendisinden ogrenmek istedigim basbakan.
george w bush un türkçesi.
anlamadigim bir sebepten konuşmalarinda daimi olarak cuma hutbesi entonasyonu kullanan, buyuk ihtimalle bu şekilde yeni bir tarz, yeni bir akim deneyen kişi.. hani o sirada milletvekili maaşlarindan bahsediyor olsa bile kudsi ve ibret verici bir hikayeyi anlattigini duşunuyor insan..
sadece ama sadece konuşan imam. "amerika bile işsizliği çözememiş, ben nası çözeyim?" gibi saçmasapan demeçleri olan başbakan olmaya çalışan zat.
eskilerin şeriatçısı,şimdidin muhafazakar demokratı.
kendi kendine karar verebilme ve insiyatif kullanabilme açısından partisiyle birlikte george w. bush'un türkiye şubesi denilebilir. ikisini de çok severim.
istanbul büyükşehir belediyesi - ido genel müdürlüğü'nün norveç'ten aldığı 2 adet hızlı feribottan birinin ismi. lakin diğerinin ismi fatih sultan mehmetdir..pendik - yalova hızlı feribot hattında çalışacak olan bu tayyip feribotu, şehrin anadolu yakasından araç ve yolcu taşımacılığı yapacak. kabotaj bayramının kutlandığı 1 temmuz 2004 günü hizmete başylayan feribotlar 1 seferde 112 araç ve 588 yolcu taşıyabiliyor. feribotların bünyesinde 8 adet plazma tv, çoçuk bakım odaları, engelliler için tuvalet bulunuyor. 4 motorlu feribotlar saatte 22 deniz mili hız yapabiliyor. böylece hergün karşılıklı 12 sefer yapılacak pendik-yolava arası 35 dakikada katedilebilecek.(bkz: büyükşehir çalışıyor)fiyatına gelirse recep tayyip erdoğan ve fatih sultan mehmet hızlı feribotunun toplam faliyeti 46 milyon amerikan dolarıdır.
(bkz: pendik yalova feribot seferleri)
halk arasinda tayyip kalkti mi, recep tayyibe bindin mi, veya recep tayyiple geldik gibi kullanimlari olma olasiligi cok yuksek olan feribottur. talihsiz bir secimdir.
bir feribota adının verilmesi, ali müfit gürtuna'nın başkanlığı döneminde verdiği "deniz taşıtlarının kullandığı yakıttaki ötvnin indirilmesini sağlayan kişinin adını ido'ya yeni alacağımız feribotlardan birine vereceğiz" beyanatının sonucu olarak gerçekleşen başbakan. ama yine de bu davranış bazı afrika kabilelerinde yalakalık olarak algılanabilir.
"gerekirse kubilay oluruz" cümlesini edepsizlik olarak niteleyen laik türkiye cumhuriyetinin başbakanı.
hapisten çıkıp siyasete giriş yapacağı zamanlarda "değiştim" gibisinden laflar ediyordu.. bilmem kaç senedir bizim güzelim coğrafyamızın "başbakanı" olma sıfatını taşıyor. ama nasıl, ölü diriltme marifetiyle tren faciasındaki ölümlerin sayısını azaltarak ve basına bloke koyarak, uçak vs. gibi alımlarda eşantiyon için ısrarda bulunarak, dün "a" derken, bugün "w" diyerek... ve ne yazık ki adı tüccara çıkmış bir başbakandır artık.. özetlersek;"değişmedi" "gelişti"allah dükkanına zeval vermeye!
parasını bastıran binip pendik - yalova arasında keyfini sürebilir...haa, bir de fatih sultan mehmet var, kardeşidir...bir fotosu ve detaylı bilgi için :http://www.ido.com.tr/filo.asp#3
iktidar karşılığı amerikan polisine avucunu açabilen siyasi liderlerin başı. siyasetle ticaretin ortak paydası. kıbrıstan haberi olmayan ve kızını amerikaya okurken kafasını örtebilsin diye gönderen lider (türban kıbrısta da yasak değil). ramsey, rolex ve hyundainin gönüllü mankeni. vitrin mankeni. halk adamı(!). zübük'ü kemal sunaldan daha iyi oynayabilen tek aktör. penaltı kralı. bezirgan(ülker).
teyzesinin oglunun meb müsavirliginden iki genel müdürlük kadrosuda*dolu olan ilkögretim genel müdürlüğüne üçüncü genel müdür yardımcısı olarak atandıgı,kadrolasma sürdürücüsü.
17 aralikta turkiye ab'den muzakere tarihi alirsa post modern padisah olacak sahis.
çoğu kişinin islamcı, yobaz, şeriatçı dediği adam. lakin görüştüğü kişiler yaptığı eylemlerle ne atatürke nede islama yakın olduğunu düşünmediğim insan. hazır olun 2. demirel vakası patlayabilir...
basındaki fotoğraflarda yabancı devlet başkanlarının karşısında böcek gibi ezilen tipler görmemize artık bir son vermesiyle takdire layıktır inancındayım.
traktore binmekte ata binmeye gore daha başarili olan traktorun uzerinde belli bir sure duşmeden oturabilen başbakan..
aynı saniyede küresel bir cisimden daha fazla tur atabilen parti lideri. hala değişmediği kesin, eğer değiştiğine beni inandırmak istiyorsa rammsteinı türkiyeye getirip konserinde benimle beraber weisses fleisch i söylesin , sonra akp ye üye olayım.(bkz: tayyip bedelli askerlik cikarsin akp ye uye olurum)
türkiye cumhuriyeti'ni babasının çiftliği zanneden zat-ı muhterem.
irak'in turklere vize uygulamaya baslayacagini duyurmasi uzerine:"sinek kucuk ama migde bulandiriyor" -rte
(bkz: tayyip erdoğan jargonu)
gayet iyi ingilizce bilmesine rağmen çevirmen kullanarak bir taraftan zaman kazanan bir tafatan da milli duygulara sahip intibası uyandırma yöntemini benimsediği söylenen başbakan kişisi.
yeni yasama yılının başladığı gün t.c. anayasası'na aykırı bir çıkış yaparak "yasama, yürütme ve yargının önündedir." diyen ve hukuk devletinin en önemli geregini ayaklar altina alan basbakan.
türkiye'nin istanbul büyüksehir belediye baskanligi'ndan, abd'nin büyük ülke belediye baskanligi'na terfi eden belediye baskani.
t.e- bu memlekette un var şeker var irmik var ama aşçı yok aşçıııııııııımiting alanındakiler- şakşakşakşak oleeeeeeeyt.e- aşçı da var daaaaaaaa, mutfağa sokmuyorlar be kardeşim, mutfağa sokmuyorlar!miting alanındakiler- yaaaa ,şakşakşakşak evetevet...
er doğan(bkz: er ryan'ı kurtarmak)
gittigi her diş gezide "musluman turkiye", "musluman ulkeyiz biz", "musluman turkiye" deyip deyip duran ve sinirlerimi tepeme cikartan başbakan. biri neden acep bu adama turkiye cumhuriyeti'nin musluman olmadigini ve her ne kadar kabullenemese de laik bir cumhuriyet oldugunu ve olarak kalacagini anlatmiyor? avrupali "dost"larimiza bizi de oyunlarina almalari icin "musluman turkiye hıristiyan avrupa'ya alinsin" tezinden daha guclu bir tezimiz yok mudur acaba?
başbakanlik 2005 yili icin butceden ayrilan 1 katrilyon 305 trilyonluk odenegi temmuzda coktan bitirdigi icin, kendisine 30-40 trilyon civarinda (bu bilgi dpt kayitlarinda goruluyor, cok ugraşildi maalesef saklanamadi) tutan bir jet almak ve kalanini kullanmak niyetiyle ek odenek talep edilen başbakan. (27 temmuz, hurriyet milliyet vb gazeteler)
turkiyeyi bu yukten kurtaracaz deyip rusyayla yaptıgı yeni dogalgaz antlasmasının eskisinden daha kotu olması ve turkiyeye buyuk bi kulfet getirmesini milletten saklayan basbakan.cumhur ersumer yuce divanda yargılanıyosa hilmi gunerle beraber kendisininde yargılanması gerekiyo aslında.hatta bunu erkan mumcuda soylemisti.rusyayla yapılan yeni anlasma basarıymıs gibi sunuldu ama sonradan yaptıkları hatayı anladılar diye.
(bkz: el nino)
bana yaptiklariyla *, konusmalariyla merhum adnan menderesi hatirlatan zat. sonunun benzeyip benzemeyecegini hep birlikte gorecegiz.
ünlü olmak için kullanılacak basamak gibi kendisi, zira iki haftadır penguen'e çıkmaktan gına geldi biz sözlük yazarlarına (şimdi niye sahiplendiysem durumu sanki ben çıkmışım gibi) (ay ay yok valla çıkmak istemiyorum dergiye falan) (yazım yanlışı yoktur umarım, rezil olmayalım türkiye'ye) (görünmez bkz da verdik, zorluk çıkar mı ki?)
gectigimiz cumartesi bir spor tesisini acarken futbolculuk gunlerini hatirlayip topla bulusan; ancak sadece o gunleri hatirlayip futbolu tamami ile unuttugu gazetecilere sut atmasi ile belli olan insan. uzuldum kendisi icin; zira bu kadar ciddi olarak futbol oynamis bir insanin bu hallere dusmesini yakistiramadim. keske topun hedefinin kale olmasi gerektigini hatirlayip soyle guzel bir gol atsaydi; sonunu da "ekonomide de iste boyle topu doksana takacam, herkesi duze cikaracam" tadinda bir cumle ile politikaya baglardi..
şu anda akpm'de soruları yanıtlayan ve iyi bir performans gösteren başbakan. sevmesem de takdir ettim.
"kıskananlar çatlasın" şarkısının müziğini uyarlamışlardı ....receeeep tayiiip erdoğan ,recep tayip erdoğan(cırtlak kadın vokaller eşlik ediyordu)....kulaklarımda çınlıyor hala.
itici ve demode bir konuşma tarzına sahip başbakanımız. zamanında çok çalıştığı bu hitabet tarzını, bu yaştan sonra düzeltebileceğini sanmıyorum. illa merak ediliyorsa, söyleyeceği şeyleri gazetelerden takib etmek dışında yapacak bir şey yok.
kıbrıs sorununu çözmüş başbakan olarak tarihe geçecektir.(bkz: yorgan gitti, kavga bitti)
halkın sorunları ve devletin yapılması gereken işleri olmasa mükemmel bir şekilde başbakanlık yapabilecek olan kişi.
kırmızı ışıkta durmamak için bir çok insanı 10 dakika boyunca kızılay meydanı'nda bekleten kişi
(bkz: tayyip millenium edition)
zannedildiginin aksine kendisine aldırdıgı jeti devletin butcesinden degilde tobba aldıran basbakan.simdi olay soyle ister inanın ister inanmayın tobb un elinde uyelerinden topladıgı paralar ve kriz esnasında vurdugu paralarla beraber 1 milyar dolara yakın para varmıs.akp lilerde bunu farkediyolar ardındanda bi kanun cıkartıyolar tobb uyelerine meclisinde uye atamasına dair.hatta hatırlanırsa tobb baskanı rifat hısarcıklıoglu tobb siyasilerin arka bahcesi olmayacak diye demec vermisti bi ara hatta cumhurbaskanına mektupta yazmıslar kanun durdurulsun diye ama kanun yururluge girdi akp de tobba kndi adamlarını atadı.simdide tobb un elindeki paraları harcıyolar ve tobba zorla devletin mallarını satıyolar.en son alınan ikiz kuleler,tobbun bazı gumruk ve liman ihalelerine girmeside bunlarla alakalı.simdide tobb basbakana ucak alacakmıs.aslında iyi oluyo bu cunku tobb en alt tabanındakilere yonelik bi sey yapmıyodu elindeki paralarla simdi de akp catır catır aıyo paraları elinden*
tabanindan ve secmeninden yedigi ayarlari nasil dindirecegini bilemeyen; terörü tekrar hortlatacak kadar yönetim, idare, karar alma deneyimlerinden uzak; türkiye'nin şu ana kadar gördüğü en kötü ve bilgisiz başbakan.
dıs politakada ruzgar beni nereye savurursa oraya gideyim mantalitesinde savrulan bi yaprak gorunumu cizen basbakan.acıkcası o da iyi niyetle bi seyler yapmaya calısıyo ama anlayamıyo dıs guclerin amacını aslında kimsede anlayamıyo ya.rusyaya yanassa gurcistan ve ukrayna da devrimler ve sıranın azerbaycana gelmesi ve turkiyenin amerikya buralarda yardımcı olması,amerikanın irandaki azeri turkmenleri ayaklandırmak istemesi yuzunden ermenistanıda istemesi ve turkiyeye sınırı ac da ruslar gurcistandaki ustleri buraya tasımasınlar diye bi baskısı var,turkiyede ruslların ermenistana tasınmasını istemiyo bu yuzden ermenistan meselsi var ve rusyanın guney kıbrısta 40 milyar dolara yakın parası olması yuzunden kuzey kıbrıs sorunu ustelik cecenistan meselesinden dolayı kurt ve pkk sorunları var.orta asya turk devletleri turkiyeye zaten kırgın cunku amerika ust vermeyeni cezalandırıyo isyan cıkartıyo turkiyede yardım ediyo.ozbekistan turkiyeye kıl en basta.azerbaycanda ne yapacagını bilmez durumda bi ameirkancı bi rusyacı oluyo duruma gore.iran zaten turkiyeye kıl.tayyip bi ara iranan gittiydi dogalgaz konusu icin altı saat bekletip anlasma yok deyip postaladılar.amerikaya suriyeyi kazanabiliriz diyo amerika turkiye iran ve suriyeye ambargo uygulasın diyo.kuzey ırakta bi kurt devleti kurulacak.tayyip israile kıl kapıyo zaten ama icine atıyo.avrupa birligine de sesi cıkmıyo giremeyecegimiz ve bunu bosuna oldugunu biliyo yapabilecegide bi sey yok.araplar desen dallama petrolden ellerine gecen 100 milyar fazla parayı yapay turistik ada yapımına harcıyolar.dıs politakayla alakalı avrupa birligi hedefinden kopsa bu sefer sadece turkiyeyle ilgilenmek ve ankarada oturmak zorunda kalacak ankaradanda nefret ediyo,avrupa birligi olayı biterse zaten turkiyede irtica fırtınası kopacak ve kadrolasmalarda goze batacak ikinci bi 28 subat olacak o da biliyo bunu.yazıkk lan.
servetinin kaynagini asiri derecede merak ettigim basbakan. tansu ciller'i hatirliyorum. mal varligi nasil aylarca yillarca agizlara sakiz olmustu. peki adama demezler mi tansu hanim zaten zengin bir aileden geliyordu, bunu bir bahane olarak sunabildi (her ne kadar ozer ucuran cillerle birlikte neler ucurduklari gizli kalsa da). peki sayin basbakan kasimpasa'da deyim yerindeyse farelerin arasinda yasarken nasil oldu da hatiri sayilir bir servete sahip oldu. tabii oglunun dugununde kizinin kina gecesinde torununun sunnetinde emine erdogan'in altin gununde olmadi dolar gununde gelen altinlari dolarlari, ya da bayramlarda necmettin erbakan hoca'nin elini optugu zaman verdigi banknotlari biriktirerek elde ettigini one surebilir. varsin sursun, neden kimse merak etmiyor servetin kaynagini asil merak kaynagi bu aslinda.
ayinesi iştir kişinin der eskiler. bu açıdan bakınca, hadi ulusal onuru da geçtim, yabancıların gap bölgesinde çatır çatır tarım arazisi satın almaya başlamaları, ülkenin yer altı kaynaklarının üç kuruşa yabancı sermayeye satılmaya başlanması gibi bedeller karşılığında, türkiye'nin avrupa birliği gibi muazzam faydalı bir birlikle müzakere masasına oturabilecek avantajlı(!) konuma gelmesini sağlamıştır. kocaman alkışları hak eden bu büyük dış politika dahisinin önünde hunharca eğiliyorum. yarın bir gün bir savaş vaziyeti olduğunda silah üretmek için demir-çelik kaynaklarımızı elinde bulunduran artık fransız mı olur, alman mı olur, şirketlerden izin almak zorunda kaldığımızda da gidip elini öpücem bu adamın.
kıbrıs rum kesimi'ni resmen tanımış olan başbakanımız. en kısa zamanda kuzey ırak'ta bir kürt devleti kurulması için çalışmalara başlayacağı da alınan duyumlar arasında.(bkz: ek protokol)
nisan 2004'te yayinlanan time dergisinin ozel bir sayisinda, dunyanin en sozu gecen, etkili 100 kişisinden biri sectigi kişi. sayinin 56. sayfasinda recep tayyip'in resminin hemen altinda şoyle yaziyor: "turkey's builder of bridges". yazida ozetle bahsedilen mevzu, kendisinin dindar biri olmasi, fakat bunun yaninda basbakan oldugundan beri ulke gundemine dini konulari getirmemesi, bati ile baglarini kuvvetli bir bicimde kurmaya ve kibris sorununu cozmek icin ugrasmasi olarak gosteriliyor. batili politikacilarin musluman dunyasinda ilimli liderler aradigini, tayyip erdogan'in da bu profile cuk oturdugu yazilmakta.
dün akşam beykozdaki kültür ve folklor festivaline şeref konuğu olarak gelmiş kişi. "bakın programımda yoktu ama herşeye rağmen geldim" diyerek "kıymetinizi bilin" edasıyla konuşmalarına başlamış, avrupa birliğine uyum ve ekonomi üzerine her zamanki gibi pembe bir tablo çizerek halkı coşturmuş, bana her şey seni hatırlatıyor şarkısını detone olmadan konuk sanatçılardan bile güzel söylemesiyle şahsımı şaşırtmış kişi.
sezarın hakkı sezara mantığı ile kendisine dair bir duyduğumu aktarayim: nurettin sözen, zamanında cerrahpaşa hastahanesinin suyunu "borçları var" diyerek kesmiş, seçimden sonra yönetim değiştiğinde ise cerrahpaşa'daki profesörlerden biri erdoğan'ı arayıp bu durumu düzeltmek için randevu istemiş, erdoğan da "biz sizi ayağımıza getirmeyiz, siz emredin ben oraya gelirim" demiş ve gerçekten gidip suyu, yollari ve elektriği düzenlemiş... zaten erdoğan'ın ve ak partinin bende yarattığı paradoks şöyle, gerek enflasyonun düşmesi olsun, gerek avrupa birliği yolundaki demokratikleşme çabalari olsun, bu adamlar bazı takdir edilesi şeyler yapıyorlar, fakat onları sevmediğim için yaptıklarını takdir etmek de zoruma gidiyor... ayrıca imam kadrosunun 2-3 milyona çikarilmasi gibi eylenceli olaylar da akp'nin zaten şüphede olan samimiyetinin tarafimda sorgulanmasına yol açıyor... yoksa, itiraf edeyim, akp yerine chp iktidar olsaydı bence şu anda gerek ekonomi gerek ab ilişkileri daha kötü durumda olurdu... ya chp mecliste mi zaten? ne yaptiklarini bilen var mi? (bkz: deniz baykal reloaded)
kasımpaşa'nın kıraç topraklarında yetişmesine rağmen ülkemizin verimli topraklarını yabancılara satmaktan çekinmeyen siyaset adamı (yani lafın gelişi "adamı" dedim)
son zamanlarda türkler hakkında söylenen "iq dereceleri almanlardan daha düşüktür" lafına tokat gibi cevap yapıştıran saygıdeğer aslan başbakan. nasıl yapmıştır bunu? şöyle yapmıştır. önce gidip kıbrıs rum kesimi' nin türkiye cumhuriyeti tarafından tanındığına dair ek protokolü imzalamıştır. hemen arkasından da "şaka lan şaka, ne tanıması" gibi ancak bir türkün aklına gelebilecek çalımla tüm avrupa birliği ülkelerini dumura uğratmıştır. işte zeka buradadır. şimdi avrupalılar kara kara düşünmektedir; "altında imzası olduğu halde, laf ile 'bana ne, ben oynamıyorum işte' diyen birisi ile nasıl baş edilebilir" diye. sonra da hakkımızda asılsız dedikodular atıyorlar ortaya. yok gerizekalıymışız da, yok iq derecemiz düşükmüş de... hadi canım. tek başına rte yeter tüm avrupa' ya.
her bulduğu y harfini ikileme konusunda ısrar eden yaşam formu.(bkz: medeniyyet)(bkz: hakkaniyyet)
yuksek askeri şura'nin her toplantisinda irticai faaliyette bulundugu belirlenen personelin tsk ile ilişkisinin kesilmesine şerh koyan kişi. onbeşbin kadrolu imam isteyen, kuran kurslarinin teftişini milli egitim bakanligi'ndan alip diyanet işleri başkanligi'na veren hukumetin başi. daha aklima geliyor, ama yazdikca sinirim bozuluyor, yazmiyorum...
28 mayıs 2004 itibariyle oxford üniversitesinde yaptığı konuşmada kaydettiğimiz ilerlemeler için avrupa ülkelerinden takdir aldığımızı söylemiştir. "zaten bize yakışan da budur" demiştir. ey türk gençliği! sana yakışan nedir? avrupa ülkelerinden takdir toplamaktır. aferin.
doğal bi şekilde yürürken aynı anda kafasını "evet evet" anlamında sallayabilen kişi
vatandaşin parasiyla cocuklarini evlendirme konusunda cigir acmiş politikaci. kendisini padişah sanan devlet adami. tabi onu suclamamak lazim, inegi bulmuş sutunu sagiyor. biz inek olmaya devam edelim.
yakın zamandaki bir konuşmasında:".....özel sektör hep devleti eleştiriyor. ama onların biraz kendini 'check' etmesi lazım""bu iki kere iki dört eder gibi birşeydir. biz adama 'iki kere iki dört eder' diyoruz. o 'hayır' diyor. 'iki kere iki beş eder'. yahu iki kere iki dört eder. sabah da dört eder akşam da dört eder."sözlerini sarf ederken dayanamadığım televizyonu kapattığım (zaplamadım, televizyonu kapattım. iyi ki pencereden aşağı atmamışım) şahsiyettir. bu adamı kim başbakan yaptı? o konuşma alkışlandı mı? hala "defaatle", "dezenformasyon" gibi kulaktan duyduğu kelimeleri yüksek kültür göstergesi zannederek cümle içinde kullanmıyor mu? bu soruların cevabı meçhul. ve zaten de meçhul kalsın.
ne kadar colugu cocugu torunu torbasi varsa hepsini toptan evlendirsede kurtulsak dedirten erdogan
"kahraman genç kadın ve erkek amerikan askerlerinin, olabilecek en az kayıpla evlerine dönmeleri için dua ediyorum." ¹¹recep tayyip erdogan, 31 mart 2003, wall street journalhttp://www.turkishembassy.org/...ses/arsiv/200303.htm
(bkz: kedidir kedi)
şu an ikamet ettiği ev (bkz: gurgen sokak)
(bkz: rte hakkinda bilinmeyen gercekler)
bıyıklarına asıgm :)ayrıca bir sene once seker bayramında bi cocuga 1milyon vermistide kopmustmm
sevim tanurek'in cenaze törenine katılıp katılmadığını merak ettiğim kişi.
yakın çağ türkleri'nde düğün tanrısı.
yuksek askeri suradaki kararlara serh koymasını destekledigim basbakan.sahsen bi solcuda hatta siyasete atılmıs bi askerde serh koyardı cunku hic bi seyi arastırmayan arkadaslar icin bilgi vermek gerekirse askerlerin kararlarına serh koymanın hic bi anlamı yoktur.serh koysanda koymasanda aynı sey olacaktır ustelik bu kararlar yargıya dahi acık degildir.o zaman burda ayıbı askerler yapıyo.ustelik bu sadece akp ya da tayyip erdoganla alakalı degil cunku hic bi anlam ifade etmemesine ragmen siyasileri gostermelik bi sekilde cagırıyolar.ikinci olarak akp irticacıları savunmuyo aslında savunsa bile mal degil ki cıkıp acık acık soylesinler.onların dedigi sey bu kararlar yargıya acılmalı ve isteyen dava acabilmeli ve bu sadece ordudan ihrac edilenlerle alakalı degil rutbesi yukseltilenler icinde gecerli.orduda bu modelin 80 lerden once denendigini ve orduda cok karısıklık cıktıgını kadrosuzluk yuzunden emekli edilen pasaların mahkeme kararıyla geri dondugunu ve yargı kararıyla geri donenlerin ben danıstay pasasıyım sen yas pasasısın seklinde tavır aldıklarını ordununda bundan etkilendigini soyluyolar.iki tarafta haklı aslında.ayrıca belki aynı seyi istemeselerde ahmet necdet sezerde akpnin savundugu seyi savunuyo.
10 senedir ruhsatsiz oturdugu evini terketmeyi,iktidara geldikten iki bucuk sene sonra akil eden, ve bunun karsiliginda durust unvanini kazanan basbakanimiz. bunu buyuk bir rahatlikla acikladigi hurriyet gazetecisinden hic bir olumsuz tepki gormeyen sahis.(bkz: cuneyt ozdemir)
gunluk tutan sahsiyet.(bkz: rte nin gunlugu)
gecekonduda oturduğunun kimileri tarafından yeni keşfedilip, hayretle karşılandığı gözlemlenen insan. hatırlamayanlar için: kendisi söz konusu evde sürekli ikamet ederken, istanbul belediye başkanlığı'na aday olmuş, seçim kampanyası sırasında durumu göğsünü gere gere ilan etmiş, seçimi kazanmış, kimsenin de gıkı çıkmamıştı.(bkz: super karikaturler)
can dündar'a gençlik anılarını anlatan eski futbolcu ve çocukluktan beri tüccar.. (bkz: http://www.milliyet.com.tr/...12/14/yazar/dundar.html)
kadinlarin siyasete katilimini ozendirdigi iddiasindaki siyasi partinin başkani. sozu edilen parti 2002 genel secimlerinde parlamentoya chp'den bir fazla sayiyla, 12 kadin milletvekili sokarak kadin vekil oranini yuzde 4'e cikartmiştir. (bu oran uganda’da yuzde 20'dir.)
tayyip - selamün aleyküm gardaş vaşington a mı yolculuk? putin - ... tayyip - sen de rusyanın başısın değil mi? beni de boş adam belleme başbakan ım bugüne bugün! putin - evet, ayrıca bağırmanıza gerek yok duyabiliyorum sizi yanımda oturuyorsunuz. omzumu da dürtmezseniz sevinirim. tayyip - kusuruma bakma alışkanlık işte, bizim türk milleti bağırmazsan dürtmezsen oraya buraya gaçışır dağılır toplayabilirsen topla sondan sonra, milletvekilleri bile öyle. neyse, ney okuyon o leptopta ne yazıyor? putin - internette biyografimi yayınlamışlar da ona dalmışım işte, hey gidi günler hey! tayyip – ne diyo orada? judo mudo yazıyor bak hele! putin – bir kaçını şeedeyim mesela: “henüz 16 yaşında judo ve güreş sporlarının bir tür birleşimi olan “sambo” dövüş sanatında uzmanlaşmıştı. şehrin en seçkin öğrencilerinden biri olarak leningrad lisesinde okumaya hak kazandı. yine seçkin bir üniversite olan leningrad üniversitesi’nde hukuk eğitimi aldı. bu arada dövüş sanatları üzerine yaptığı çalışmalara devam etti. 1974’te judo şampiyonluğu, onur belgesiyle üniversiteden mezuniyet, kgb’ye girişinin ardından moskova’da casusluk, dış istihbarat ve almanca eğitimi, judo da karakuşak mertebesine erişim, dış istihbarat ajanı olarak tayinini müteakip “karşı istihbarat” alanında uzmanlaşma,... yüksek lisans…” ya neyse işte devam ediyor böyle…gerçi bir iki ufak tefek hata yapmışlar ama genelde doğru… tayyip – vay vay vay vay, sen neymişsin be putin im? putin – dur seninkine de bakalım ne yazıyor. tayyip – benim de vardır tabi de şimdi bulmak zor olur eziyet olmasın sana be putin im... putin - bi saniye...ha bak burda var bi tane http://i-cias.com/e.o/erdogan_r.htm tayyip - ne diyor orada? bu internet de hep fanfinfon fanfinfon bir şey anlaşılmıyor yahu! putin - mır mır mır mır - erdogan has been accused of being of little learning, speaking only his native language and knowing little about the mechanics of economy- mır mır mır mır, hoppalaaaaa tayyip - ne oldu? niye sustun? zor mu geldi yoksa tercüme? putin - şey diyor eeee iyi adamdır diyor süper adamdır diyor, delikanlıdır diyor... tayyip - koççum benim beeee!
siyasi görüş sınır taşı. tarafsız veya hakperest olamayanlarca ne yaparsa yapsın kötülenen veya küçümsenen, buna karşılık hata da yapsa inadına tayyip nidaları ile her yaptığı alkışlanan devlet adamı. hakkında tarafsız değerlendirme yapılabildiği an, hakkında girilen entry sayısı bir elin parmakları ile sayılabilecek insan. (bkz: sözlüğün ebesi)
(bkz: icimizdeki irlandalilar)
gayri resmi kesin sonuçlara göre* milletvekili.
dün akşam tv'de ağzı kulaklarında konuşma yapan kasımpaşalı.
(bkz: lider olunmaz lider doğulur/#2476197)
gezmeyi ve yurt dışına ziyarete çıkmayı çok seven başbakan. bir habere göre; başbakan erdoğan, 2.5 yıllık akp iktidarı döneminde 55 ülkeye 99 ziyaret gerçekleştirmiş; ve ne tesadüftür ki, 12 mayıs 2005 tarihli radikal gazetesi'de sevgili türker alkan başbakan'a naçizane bir tavsiyede bulunmuş: "...haritada yerini gösteremeyeceğimiz ülkeleri ziyaret için harcadığı zamanın bir kısmını oturup kitap okumaya ayırabilir." sevgili türker alkan'ın neden böyle bir tavsiyede bulunduğunun nedenleri yine kendi yazısından: "atatürk ve inönü gibi liderlerin hayatı savaşlarda geçmişti. buna rağmen hem yabancı dil öğrenmeye, hem de derinlemesine okumaya vakit buldular....", "....başbakan erdoğan gazeteci cüneyt özdemir ile yaptığı konuşmada şunları söylüyor:soru: kitap okuyor musunuz?yanıt: kitap okumaya vakit bulamıyorum. bana sağ olsun arkadaşlar kitap özeti getiriyor."başbakan'ın ziyaret ettiği ülkelerden birkaç örnek: etiyopya, fas, tunus, tayland, maldiv adaları.sayın türker alkan'ın yazısının tüm metni için:http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=152435
abant izzet baysal baysal üniversitesinde yaptığı açılışa katılmayan rektörü terörist yetişmesine uygun ortam yaratmakla suçlayan kişi. ah praym ministırım, minareler süngü, kubbeler miğfer diyerekten siz acaba kimleri düzen karşısında teröristliğe itmeye çalıştınız zamanında?
taze taze buyrun, günlük yumurta;(bkz: böyle rektörün olduğu yerde terör olur).
siirtte tekrarlanan seçimler sonucunda, aynı parti çatısı altında bulunduğu 3 milletvekili ile beraber sandıktan çıkıp, 3.5 ay süren bir hükümeti sona erdirip, 59. hükümeti kurmak üzere olan, hatta kurmuş kişi.(bkz: matter of time)
ayrıca şu an altında 180.000 euro luk bir araba bulunan şahıs.
bu aralar 15 ilde 15 yeni üniversite açmayı düşünen başbakan. şu an mevcut üniversiteler kaynaksızlıktan parasızlıktan kırılırken ve mezunlarının çok büyük bir bölümü potansiyel işşizken, 15 tane daha üniversite açarak 15 tane daha problem kaynağı yaratmak nasıl bir mantıktır anlamak güç. 15 tane yeni üniversite açılacağına bunun için harcanacak paralar mevcut ünilere aktarılsa yada bu parayla şu anki üni mezunu işsizlere iş olanağı yaratılsa fena olmazdı diye düşünen kişilerin de azınlıkta olmadığı kesin.
turkiye cumhuriyetinin basina gecmis ve laik olmadigini soyleyen. basbakanlik makamini diyanet isleri baskanligi ile karistirdigi icin insanlarin mezhep ve inanclari konsunda sik sik beyanat vermek hakkini goren. temel egitimini imam hatipten almis fikri ve vicdani hur oldugu icin sik sik amerikaya giden.bir adet turbanli esi olan ve cocuklarini amerikada egittiren ama fakir fukara edebiyatini cok iyi yapan. "minareler sungu , muminler asker" dizelerini okuyan gecmisi yasama ozlemi ile yanip tutusan fani insan evladi.el kaidenin diz alti adami olarak resmedilmis sahsiyet.demokrasi kavramini idrak etmesi icin 40 firin ekmek gerek
eski akp'li su an ldp'li, istanbul milletvekili emin sirin italyan basinda cikan iddialari bir soru onergesi haline getirerek türkiye büyük millet meclisi catisi altinda recep tayyip beye iletti..velakin sorulara henuz bir cevap gelmedi. gelmediği ile kalmadi, sanki sorulan sorular recep tayyip erdogan'a degilde yedi uyurlara intikal ettirilmiscesine, sanki sualler tas agirliginda degil de baklava imiscesine bir muamele goruyorlar, keenlemyekun addediliyor, sanki hic yokmuslar gibi davraniliyorlar..halbuki sorulanlar hicte boyle kiymetsiz degil, iddialar ise demokratik bir ulkede normal sartlar altinda yeri yerinden oynatir mahiyette. ithamlarin ustune cekilmis bu derin sessizlik perdesi dahi gumburtu kopartmaliydi her tarafta..yaprak oynamiyor..bu yapragin oynama mecalini dahi gosteremedigi soru önergesi ne peki?simdi ona bakalim"italyan "l'espresso" dergisinde massimo muchetti imzası ile yayınlanan bir yazıda şöyle denilmektedir:"peki ne oldu da birbirleri ile bir dönem kanlı bıçaklı olan fininvest'in patronu berlusconi ile telecom italia'nın patronu tronchetti provera bir anda böyle yakınlaştılar? bunun için ocak 2003 tarihine ve türkiye'ye gitmek gerekiyor.türk gsm pazarında aria şebekesi ile faaliyet gösteren tim, iş-tim konsorsiyumunun yüzde 49 hissesine sahip. diğer ortak iş bankası ise çoğunluk hisselerini kontrol ediyor.12 nisan 2000 tarihinde yapılan gsm-1800 lisansı ihalesini, en yakın rakibinden iki kat yüksek teklif vererek kazanan iş-tim 2.5 milyar dolarlık lisans bedeli haricinde, 429 milyon dolarlık kdv ödemek zorunda kalmıştı. iş-tim'in sadece, ilk yapı ihalelerinde harcadığı para ise, 1 milyar 31 milyon doları bulmuştu. nereden bakarsanız bakın, personel ve bina harcamaları hariç 4 milyar dolarlık bir yatırım söz konusu idi.sonuç tam bir hayal kırıklığı oldu: ağırlıklı olarak istanbul, ankara ve izmir'de kurulan bir şebeke ve 1 milyon abone...bu pazara 6 yıl önce giren turkcell ve telsim ülkenin neredeyse tamamını kapsayan alt yapı yatırımlarını paylaşmayıp, mahalleye yeni gelen oyuncularla roaming anlaşmasını imzalamadılar. anlaşma da olmayınca italnaynlar türk pazarında serbest rekabet ortamına kavuşamadılar. telecom italia, türkiye'de uğradığı zararı kapatabilmek için, deyim yerindeyse "kaz gelecek yerden tavuğu esirgemedi.". berlusconi'ye sadece 79 milyon euro'luk bir diyet ödeyerek türkiye'deki sorunlarını çözdürdü.hem de ne çözdürme! ankara'ya yaptığı bir yıldırım ziyarette, tüm sorunlar halledildi. arkadaşı tayyip erdoğan'ın oğlunun düğününde şahitlik yapması karşılığında telecom italia bir anda devletin cep telefonu şebekesi aycell ile ortak oldu! aria ve aycell'in birleşmesi sonrasında kurulacak şebekenin yüzde 40'i tim'in ikinci yüzde 40'ı aycell'in geriye kalan yüzde 20'si de iş bankasına ait olacak.birleşme operasyonunun tüm masraflarının aycell tarafından üstlenilecek olması bir diğer "güzellik.".berlusconi'nin ziyareti sırasında, roaming anlaşmasındaki uzlaşmaz tutumları yüzünden turkcell ve telsim'e ceza yağdı. turkcell 15 milyon dolar, telsim ise 6 milyon dolarlık bir ceza ödemek zorunda artık.telekom italia'nın patronu tronchetti provera sonuçlara sevindiğini gizlemiyor. "berlusconi'nin müdahalesi yerinde oldu. çünkü türkiye pazarından çekilmeyi ciddi ciddi düşünmeye başlamıştık. eğer iki başbakan arasında bu neticeye varılmasaydı, bugün muhtemelen bavullarımızı toplamış ve evimize dönmüştük..."italyanlar açısından en güzel gelişme ise, recep tayyip erdoğan'ın, kendisine sıkı muhalefet yapmaya başlayan cem uzan'ın imparatorluğunu yıkan operasyonu başlaması oldu. cem uzan'ın babası kemal uzan kayıplarda. uzan ailesi, 6 milyon aboneli gsm şebekeli telsim'in sahibiydi.konu italya için hassas. türkiye'deki anlaşmazlık, italyan şirketinin arzu ettiği yönde çözüldüğü gerekçesiyle olayı kurcalamayabiliriz de... kesin olan bir şey varsa, italyan başbakanının türkiye'de onları (79 milyon euro'luk bir diyet karşılığı) kurtarmış olması. bu yüzden başbakanımızı alkışlamamız gerekir. berlusconi, bir italya başbakanının yapması gerekeni yaparak bir italyan şirketinin yurtdışındaki çıkarlarını savundu. görünen o ki, bunu da bedava yapmadı... anlaşmazlığın bu tarafında ödemek zorunda olduğumuz komisyon buymuş demek ki. peki ya italya'nın anlaşmazlığının öbür tarafındaki, "arkadaşım recep'e" ödemek zorunda kaldığı "rüşvet" ne oldu?"italyan dergisinde yayınlanan berlusconi tarafından tekzip edilmeyen ve açıklama yollanılmayan ve bir türk dergisi tarafından özetlenerek iktibas edilen bu haberin işiği altında, aşağıdaki sorularıma cevap verilmesini arz ederim:sorular:1) italia telecom, iş-tim dolayısıyla ettiği zararı bilançosunda göstermiştir. iş bankası, iş-tim dolayısıyla uğradığı zararı bilançosunda göstermiş midir?2) makalede, son cümlede, şahsınızın, dolayısıyla türkiye'nin başbakanı'nın manevi şahsiyetini ilzam ve hatta itham eden bir ifade bulunmaktadır. bu ifadeye karşı adı geçen dergiye bir açıklama yollamayı veya dava açmayı düşünüyor musunuz?3) türk kamuoyuna yukarıda ifade edilen konular hakkında aydınlatıcı bir açıklama yapmayı düşünüyor musunuz?"başbakanın ses çıkarmadığı, medya'nın sessiz kaldığı o "hafif" , o "önemsiz" , o "dişe dokunmaz" sorular bunlar işte!türkiye cumhuriyeti'nin başbakanı rüşvet almakla itham ediliyor, türkiye cumhuriyeti'nin başbakanı iş bağlayıcılığı ve komisyonculuk yapmakla, türkiye cumhuriyeti'nin başbakanı türkiye'nin en önde gelen şirketlerinden turkcell ve telsim'e herhangi bir hukuksal zeminden yoksun politik gerekliliklerle ceza yağdırmakla suçlanıyor: "tık" yok!üstelik cem uzan'a ve uzan grubuna karşı yapılanların arkasındaki recep tayyip erdoğan'ın, cem uzan garezi nedenlerinden biri de ortaya çıkıyor: "komisyon"!ve siz düşünün bu ithamlar karşısında hiç bir ses çıkmıyor. medya üç maymunu oynuyor..peki bu ithamları türkiye yutabilir mi?bu ithamlar, türk milletinin onuruna dokunmaz mı? normal bir avrupa ülkesinde şu durum olur mu diye sormayacağım o artık tali bir öneme sahip oluyor ancak işin esasında kocaman bir sual duruyor; biz buna layik miyiz? italyan basınında rüşvetçi diye adı geçen bir başbakan'a mı sahip olmalı türkiye? yalnız şunun için dahi recep tayyip bey'in şu suallere cevap vermesi, çoktan davaları açmış olması gerekmez, bu dergiye tekzip yazılarını yollaması icap etmez mi?halbuki o susmayı seçiyor..unutulacağını umduğu için mi? yoksa sukut ikrardan geldiginden mi?-kaynak: http://www2.tbmm.gov.tr/d22/7-1856s.pdf
emin şirin'in soru önergesi ve recep tayyip erdoğan'ın rüşvet aldığı, komisyonculuk yaptığı, iş bağladığı bu nedenlerinde etkisiyle türkiye'nin önemli şirketlerinden telsime savaş açtığı iddiaları ortada dururken, recep tayyip erdoğan gayet sakin durabiliyor, ses çıkarmıyor.neden çıkarsın ki?koca türk medyası recep tayyip erdoğanın bush karşısında nasıl bacak bacak üstüne attığı ile ilgileniyor nasılsa.. çıktığı programlarda kimse bu noktalara temas etmiyor! chp'den çıkan o da nasıl cılız, o da nasıl çekimser sesler dahi medya'da yer bulamıyor..sanırsınız medya recep tayyip erdoğan'ın şahsi avukatı, sanırsınız mevzubahis olan demokratik bir ülkedeki hür medya değilde, totaliter bir ülkede propaganda bakanlığı altında faaliyet gösteren maymun medya.çünkü türk medyası "kamuyu bilgilendirme görevi"ni ifa etmiyor. çünkü türk medyası bitmiş, çünkü türk medyası şıracının şahidi bozacı, bozacının can dostu şıracı, gelene paşam, gidene efendim bir dalkavukluk dünyası.eğer böyle olmasaydı ana haber bültenlerinde bu sorular devamlı sorulmaz mıydı? italya'ya kadar uzanan bir ağ ile her gazetenin, haber servisinin muhabirleri çalışıp oradaki bilgileri buraya getirmezler miydi? eğer böyle olmasaydı, şu an türkiye'de yer yerinden oynamaz mıydı?ama medya bunu yapamaz.. çünkü medya korkak, çünkü medya basın görevi hariç herşeyi yapıyor. zira medya'nın patronları gazetelerini "kamu görevi" ve vatandaşın bilgilendirilmesi amaçları ile, yani düzgün gazetecilik etiği ile değil, kendi holdinglerinin şakşakçılığı için kullanıyor, devletten alacakları ihaleler için yeri gelince iktidara çekilmiş bir silah yeri gelince iktidarın propagandacısı olarak görüyorlar..bu medya, bunu nasıl yazsın?recep tayyip erdoğan, huzur dolu, recep tayyip erdoğan mutlu çünkü biliyor ki, bu medya ona atfedilen rusvet, komisyon vesaire gibi turlu cesit ithamin gercek olup olmadigini ortaya çıkartmaz, çıkartamaz!bugün nasıl tansu çiller'in, bugün nasıl mesut yılmaz'ın hatta necmettin erbakan'ın alaverelerini, dalaverelerini ortaya çıkartamazsa öyle çıkartamaz. nasıl çıkartsın ki, insan kendi suçlarını ifşa eder mi?türkiye bu medya sayesinde alnında kırk bin kara leke ithamı dolanan bir başbakan ile bugün başbaşa.. ortada türkiye başbakanının üstünde türlü çeşit iddia dolanıyor, haysiyetimiz, onurumuz, şerefimiz zedeleniyor, medya şakşakçılık yapıyor.gündem bunlar değil. asla değil...gündem: recep tayyip erdoğan nasıl bacak bacak üstüne attı george bush'un önünde!vay be!
güney kore gezisi esnasında konuk edildiği hyundai fabrikasında, hyundai grup başkanı jung mongkoo'nun "seç bir araba, sana hediyem olsun" teklifine "limuzin" cevabını veren başbakan. centennial model 80 bin dolar değerindeki limuzinin anahtarı kendisine türkiye'de teslim edilecekmiş.
hatamız olur,yanlışımız olmaz diyerek ülkemize yeni bir aforizma kazandıran başbakan.
(bkz: biz hata yapabiliriz ama yanlis yapmayiz)
chp'nin kirli geçmişinden ısrarla dem vuran başbakan. haklısınız başbakanım; kaldırın şu dokunulmazlık yasasını da ak koyun, kara koyun ortaya çıksın. *
dün bir gazetede manşet olmuş, türk hükümet başkanı.bu manşetin gazetenin internet sayfasındaki halini kopyala yapıştırla aşağıya bırakıyorum.--- spoiler ---"bilal babası gibi aklı başında ve yakışıklı"brüksel’de düzenlenen nato zirvesi sırasında başbakan tayyip erdoğan ile abd başkanı george w. bush arasında son derece esprili ayaküstü bir sohbet geçti. bush ile erdoğan arasında başlayan sohbete ingiltere başbakanı tony blair de katıldı. başbakan erdoğan’ın oğlu bilal üzerine dönen sohbette bush ile erdoğan ve aralarına katılan blair arasında, egemen bağış’ın tercümesiyle şu diyalog geçti: bush: oğlunuz halen amerika’da çalışıyor mu?erdoğan: evet çalışıyor.bush: evine ekmek getirebilecek kadar kazanıyor mu?erdoğan: evet kazanıyor.blair: oğlunuz abd’de mi çalışıyor?erdoğan: evet abd’de çalışıyor.blair: nerede çalışıyor?erdoğan: dünya bankası’nda.bush (gülerek): bu nedenle amerika’da faizler düştü. erdoğan’ın oğlu son derece aklı başında ve yakışıklı bir çocuk.blair: yani babası gibi.bush: evet aynı babası gibi. --- spoiler ---acaba iq'sü ile kendi ülkesinde bile dalga geçilen amerikan başkanının bile, recep tayyip erdoğan'la taşak geçmesine mi gülelim; yoksa bu yapılanın bizim ülkemize ve tc hükümetine duyulan saygıyı gözler önüne sermesine mi üzülelim?belki de bu manşeti hazırlayanları olaya bakış açıları nedeniyle saf diye nitelendirmeliyiz. ya da acaba "lider" medya kuruluşlarının artık göstere göstere yalama basınlık yapmasına; bizlere doğruları, gizli gerçekleri sunmamasına rağmen hala onların sayfalarını okuduğumuz, onun programlarını izlediğimiz, radyolarını dinlediğimiz* için bizler mi saf olanlarız?ve her gün yaşanan bunun gibi sürüyle olay:önümüzde türkiye cumhuriyeti'nin heykeli beliriyor... bazı yerleri hala işlenmemiş bir mermer kütlesi olarak duruyor. bir bölümü beceriksiz keski izlerinin altında acısını haykırıyor. başka bir tarafında ise sinsi darbelerin kurbanı oyuklar, çatlaklar. ama hala yücelerde dokunulamayan noktaları olan bir heykel bu. en tepesinde umut olan......ve karşısında sen de onunla birlikte onun kadar hamsın, aldatılmışsın, güvensizsin, kurtuluş için yarını bekliyorsun: yorgunsun...
kendisine mikrofon uzatıldığında, hangi konuda olursa olsun, uzman görüşünü bizden esirgemeyen kişidir.bu görüş futbol, sanat, marsta hayat, ulusal onur veya en iyi mercimek çorbası tarifiyle ilgili olabilir. adam istikrarlı diyorum.
okudugu siir ziya gokalp'e ait olan kisi
"chp'nin kökü bereketsizdir." cümlesini konuşmasında kullanmış olan bereketsiz kişidir. konuşmanın genelinden anlayacağımız kadarıyla bu hitabın chp'nin tabanıyla pek bir alakası yoktur. sözlerini yanlış anladığımı varsaysam bile bu kelimelere kullanılarak mevcut chp kesime bir laf atmak yersiz, çirkin ve küstahçadır. ayrıca bu kelimeleri kullanması kesinlikle kökü yani kurucuyu* çağrıştırmaktadır.
"laiklik ve müslümanlık bir arada olmaz. ters mıknatıslanma yapar" vecizesinin sahibi, büyük kasımpaşalı fizikçiye artık bir mizah öğesi olarak bakabiliyoruz. bu cesareti kimlerden aldığı malum, washington'dan fatih'deki dergahlara uzanan bir ekseni keşfetmemiz zor değil. tayyip bey'in "büyük ortadoğu" projesinin gönüllü savunucusu rolüne bürünmesini de hiç garip karşılamamalıyız, arkasında barlas'lar, hasan cemal'ler, birand'lar var. türkiye'de olayların çok hızlı gelişmesi, garip, dayanaksız sözlerin havalarda uçusması, trajikomik bir ortam yaratıyor. chp kendi kendini bitirirken belli ki tayyip efendi bu çöküşü hızlandırmak istiyor ve bunu yaparken de haddini aşarak bir partinin günümüzdeki durumunu değil, "kökünü" bereketsiz buluyor. olayların sonraki gelişimi, ali topuz'un "hitler" benzetmesi de komediye komedi katıyor, bize de, manzarayı seyrederek ağlamak ve gülmek arasında terredüt etmek kalıyor.
kendileri ticaret yapmazsam hayatimi nasil kazanirim buyurmustur... (bkz: basbakana yardim kampanyasi)
"zamaninda dini istismar ettik" diyen imam gorunumlu basbakan. ilginc olan bu itirafini niye yaptin diye sorgulamak yerine alkislayan, takdir edenler var "ay basbakan ne kadar durust oyleeghh" diye. bunun yaninda istanbul'un simgesi icin dubai'deki yelken oteli gibi bir yapi yapmayi dusundugunu soylemis ve yuzunun aslinda batiya degil de doguya dogru donuk oldugunu bize ispatlamistir.
vakt-i zamanında istanbul 1. amatör küme'de iett forması giyen, libero oynayan, uzaktan çok fena goller çakan, saçları bozulmasın diye hava toplarına çıkmayan eski futbolcu, yeni başbakan.*
ticareti bırakıp "memleket meseleleri" ile ilgilenmesi için milletçe yardım etmemiz gereken başbakan. yazık, adamcağız ticaret yaparak geçiniyor. en azından başbakanken ticareti bırakması için para falan toplayalım, götürelim teslim edelim. çok üzüldüm şimdi ya, canım... agucuk, gugucuk.sayın treachery de aynı konuya değinmiş. şiddetle (bkz: recep beyin özgeçmişi)
6.5 milyar maasla gecinemeyecegini belirten basbakan...
(bkz: made in usa)
mütemadiyen ulusa seslenmesi ile dikkat çeken sayın başbakanımız. bu seslenişler sırasında elinin kolunun rahat durmaması, çeşitli işaret ve şekillerle anlatımı desteklemeye çalışması ise dikkatimizden kaçmamıştır. kendisi bu el işaretlerinden de sıkıldığı vakit koltuğunda ileri geri sallanmaya başlıyor, ceketini bir düzeltip bir bozuyor. hatta konuşma uzamaya başladığında iyice koltuğunda kaykılıp tam düşecekken kendini toparlıyor. evet bu sevimli (!) insan ulusa seslenmiyor adeta ulusla muhabbeti ilerletmeye çalışıyor. hani mümkün olsa kolunu omzumuza atıp "haksız mıyım sayın vatandaş allah aşkına söyle. bak bu kadar icraat yaptık..." diyecek.
"başbakan recep tayyip erdoğan’ın bazen gizli, bazen de çok açık bir biçimde ülker ve sarar firmalarının ürünlerini teşhir ettiğini sabah ve hürriyet gurupları dışında herkes görüyor, gözlüyor. erdoğan, makam aracının bagajından çocuklara, ülker marka çikolatalar, bisküviler dağıtıyor, gezilerinde sarar firmasının torbaları ile dolaşıyor, gazetecilere fotoğraf veriyor. sabah uyandığında da “yeni şafak gazetesini okuduğunu”, abd’li diplomatlar dahil, sağır sultana dahi duyurdu. başbakan, güney kore ziyaretinin ardından da diline, hyundai firmasını doladı. kendisine, kore gezisi sırasında bilmem kaç milyarlık hyundai marka limuzin tahsis edildiğini gazetelerden okumuştuk. bu haberin kokusu, çok geçmeden yurda yayıldı. 15 şubat gecesi kanal d’de katıldığı canlı yayında, çok da alakasız bir yerde, söz konusu otomobil firmasının türkiye’ye milyonlarca dolarlık bir yatırım yapacağını ballandıra ballandıra anlattı. ne güzel! belki de, hyundai, kayserili bir ortak bile bulmuştur kendisine. ancak konu bu değil."http://www.medyatava.net/haber.asp?id=11915ayrıca (bkz: patagonya başvekilinin maaşı)yazar gülay atasoy'un "nasıl örtündüler?" kitabında, başbakan tayyip erdoğan'ın eşi emine erdoğan'ın ağabeyinin zorlamasıyla başını kapadığı yer aldı. erdoğan o dönemi, "o kadar ki ağabeyim bana örtünmem gerektiğini söylediği zaman intihar etmeyi bile düşünmüştüm" diye anlatıyor.erdoğan, kitapta eğitim kurumları ve devlet dairelerindeki başörtüsü yasağını esefle karşıladığını söyleyerek şöyle bir değerlendirme yapıyor: "bu uygulama, buna sebebiyet verenlerin bir yüz karası olarak tarihe geçecektir. fakat her şeye rağmen mağdur edilen bu genç kızlarımız ve hanımlarımız, bir gün kendilerini ilim ve faziletle donatıp 'fikir ve inanç hürriyeti'nin nasıl olması gerektiğini göstereceklerdir."emine erdoğan, zorla türban taktığı yönündeki haberlerin kısmen doğru olduğunu söyledi. erdoğan, ağabeyinin zoruyla örtünmesiyle ilgili soruya "haber kısmen doğru. ama bu çocukluk hatırası. o zaman 15 yaşındaydım ve ağabeyimin örtünmem konusundaki ısrarına o çocuk halimle karşı çıkmışım. 15 yaşında örtünmek istememiş olmam doğal ama şimdi bu halimden memnunum. iyi ki örtünmüşüm" yanıtını verdi.'örtü semboldür' kitapta, yazarın erdoğan'la eşinin istanbul büyükşehir belediye başkanı olduğu sırada yaptığı röportaja da yer veriliyor: imkân elinize geçtiğinde kadınların örtünmesini mecburi mi edeceksiniz? açık kadınları manevi bir baskı altında mı tutacaksınız? - herhangi bir kimsenin, başkası hakkında böyle bir karar alma yetkisi yoktur. maalesef bir kısım medya, halkımıza empoze ediyor. çünkü partimiz herkese açık. başörtüsü bir amblem olarak görülüyor! - örtü, islam kadınının sembolüdür. allahü teala, müslüman hanımların namahremlerinin yanında örtünmesini emretmiştir. örtünün ilericilik ve gericilikle bir ilgisi var mı? - örtü, tek başına bir anlam taşımaz. örtü, bir bütünün vazgeçilmez bir parçasıdır. islami yaşama biçiminin bir sembolüdür. 'ilerici - gerici' ayrımı ise modernistlerin bir dayatması olup suni bir ayrımdır.emine erdoğan'ın kendisine özenip örtündüğünü açıklaması üzerine habertürk'e konuşan yazar şule yüksel şenler, recep tayyip erdoğan'la emine erdoğan'ı kendisinin tanıştırdığını öne sürdü. şenler, şöyle konuştu: "1967 - 1968 yıllarında emine hanım'la tanıştık. çok aktif, kültürel sahalarda çalışmasını seven birisiydi. beraberliğimiz ve çalışmamız oldu. ben tesettüre gireli birkaç yıl olmuştu. emine hanım ile tayyip bey'in karşılaşmalarına ben neden oldum. erbakan taksim'de konuşuyordu. tayyip bey anons yapıyordu. yine coşturucu şiirler okuyup gelenleri takdim ediyordu. biz ön sıradaydık. karşılıklı bir çekim oldu. sonra emine'ye 'ne oldu yüzün kızardı' dedim. o da 'ben o zatı rüyamda gördüm. benim onunla evleneceğim söylendi' diye yanıt verdi. tayyip bey'le konuştum. onun da niyeti olduğunu anlayınca birliktelikleri oldu." erdoğan'ın başörtüsü konusundaki tereddütlerini gideren şule yüksel şenler'in hikâyesi de kitapta bulunuyor. şenler, risale-i nur derslerine giden ağabeyinin ısrarı üzerine bazı derslere gittiğini belirterek sonrasında yaşadıklarını şöyle anlattı: "ap'nin yılbaşı partisi vardı. beni aşağı kata çağırdılar, baktım karşımda ağabeyim. elinin tersiyle bana bir tokat attı. arkasından gerici yobaz diye bağırdım. ama bu benim son balom oldu. yavaş yavaş örtünmeye başladım."http://www.milliyet.com.tr/...3/23/siyaset/siy02.htmlakp'nin, konya'daki mitingi hükümet meydanı'nda gerçekleştirildi. erdoğan, konuşmasının duble yollara ve raylı tren sistemine ilişkin bölümünde cumhuriyetin ilk 10 yılına ilişkin sert bir eleştiri yöneltti. erdoğan, gerçekleştirdikleri projelerle türkiye'yi baştan başa ördüklerini söylerken, cumhuriyetin ilk 10 yılının anlatıldığı 10. yıl marşı'na atıfta bulundu. erdoğan, "bunun adı nedir biliyor musunuz; medeniyet budur, çağdaşlık budur. hep konuştular demir ağlarla ördük dediler. ne ördünüz, ne ördünüz, bugüne kadar laftan başka... ama bak biz örüyoruz, öreceğiz inşallah. daha da devam edeceğiz" diye konuştu.http://www.haberturk.com/...rmetni.haberturk?@=141391
yaklaşan 28 mart seçimleri öncesi meydanlara çıkıp miting yapan tek parti lideri. sanırsın seçime tek parti katılacak, bir uzan vardı, kumpanya tadında miting yapardı o da söndü. nerde lan bu kalan 21 adet parti ve liderleri?(bkz: bilinçli seçmen arayışı)
"chp'nin kökü bereketsizdir." şeklinde talihsiz bir beyanat vermiş kendisi. hakkında yazılabilecek olanlar ve yazılması gerekenler zaten yazıldığı için ben yine susmayı tercih edecek, yalnızca şu kök meselesi hakkında içimden geleni söylemeden edemeyeceğim; hani çıkıp da chp'nin kökünü, atatürk'ü vb. anlatmak yersiz olur da, "zamanında dini istismar ettik" diyen beyefendiye geçmiş zamanını hatırlatmak yerinde olacaktır. kimin kökünün bereketsiz olduğu açıktır efendi..
büyük devlet adamı. modern şahsiyet, vizyonu geniş ilerici insan. kibar, centilmen ve kültürlü. 3 yabancı dil biliyor, iyi bir eğitim almış.
"kökü belli" başbakanımız.
evrime inanan politikacı. hatırlayalım bakalım:* elhamdulillah seriatciyiz. (21.11.1994 milliyet) * yilbasina karsiyim. (19.12.1994 sabah) * ben tekkeye degil dergaha gittim. (22.1.1997 gozcu) * ata'ya saygi durusunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok. (12.5.1994 hurriyet) * 10 kasim'da yaygara kopartildi. (14.11.1994 * icki yasaklansin. (1.5.1996 hurriyet) * istanbul'u medine yapacagiz. (akis) * butun okullar imam hatip yapilacak. (17.9.1994 cumhuriyet) * ben istanbul'un imamiyim. (8.1.1995 hurriyet) * mayo reklami sehvet somurusudur. (6.3.1996 hurriyet) * milli piyango zulumdur. (29.9.1994 hurriyet) * taksim'deki caminin temelini insallah atacagiz. (1.7.1994) * cumhurbaskani'nin imam hatipli olacagi gunler yakindir. (5.2.1996 akit) * sarik operasyonu cok komik. (15.5.1995 sabah) * yesil (kaldirim rengi) medeniyettir. (25.6.1994) * ben meclis'in dua ile acilmasindan yanayim. (8.1.1996 milliyet) * imamlar da nikah kiysin. (9.5.1995 milliyet) hürriyet gazetesi yazarinin, 29 ekim 2002 tarihli köseyazisindan alintidir; "bugün size ülkemizi yönetmeye talip olan bir sahsin imzasiyla gönderilen oglunun nikáh davetiyesini belgeliyorum. subat tarihinin yanindakine bakiniz! 29 zilkade 1421. bugün türkiye'de böyle bir tarih kullaniliyor mu? zilkade diye bir ay var mi? nedir zilkade? arabi aylarin on birincisi! 1421 diye yil var mi? yok! nedir o? arap takvimi! iste bu tayyip ve ekibi, sizin oylariniza talip. türkiye'yi onlar kurtaracak! içlerinden kimi atatürk'e hakaretten hüküm giymis, kimi sivas katliami saniklarinin avukatlari, kimi yolsuzluktan, hirsizliktan yargilaniyor, tayyip ise altinlari borç aldigi (!) oglunun davetiyesinde 29 zilkade 1421 tarihini kullaniyor! hem de ''ben artik degistim!!!'' dedigi günlerden sonra."evrilmiş, çevrilmiş birşey yani...
kendisi ile ilgili önemli tespitler yapması açısından tufan türenç' in 13.03.2004 tarihli aşağıdaki yazısını okumak faydalı olacaktır zannımca; ...http://www.hurriyetim.com.tr/...~9@nvid~383047,00.asp
(bkz: maasim yetmedigi icin ticaret yapiyorum)
(bkz: mustafa topaloglu)
düşünce suçundan içeri girmiş, ardından bu şarkı burda bitmez adlı şiir kasedinin gelirini düşünce suçluları vakfınabağışlamış ve fakat kendisiyle ilgili çizilen karikatürlere tahammül edemeyip düşüncenin önüne set çekmeye çalışan şahsiyet. avrupadan delikanlılık bekliyoruz diyen fakat kendisinde bu sıfatı arama ihtiyacı duymayan, "beni sevini"ci amerikan zihniyetine sahip insan. paraya ihtiyacı varsa bu entry'e de dava açsın..ama o da haklı; ülker hisselerini sattı ya..
ertuğrul özkök'e göre "merkezin yeni tarihsel lideri". merkezin merkezi kaymış, bizim de bundan bizim haberimiz yokmuş mesela, dünyada siyaset terminolojisinde anlamadığımız değişimler varmış biz de konuyla alakasızmışız, öyle aval aval bakarmışız.
malum seçim zamanı, şu aralar her yerlerde afişlerini görüyoruz, gene iddialı söylevler duyuyor, vaatler işitiyoruz fakat ne acıdır ki türkiye'yi yönetmekle yükümlü bir insanın her köşedeki afişlerinde, en geç lise döneminde ayrı yazıldığı öğrenilen "her şey" kelimesi doğru yazılamıyor. sen ancak conilerle toplantıya git..
"eurovision şarkı yarışması"nda bu yıl türkiye'yi kanımca nefis bir şekilde temsil edecek olan büyük sanatkâr.
erbakan kadar açıksözlü olamayan siyasetçi..
kendisi turkiye cumhuriyeti tarihinde "kurt sorunu" tabirini kullanan ilk başbakan da oldu saniyorum.duzeltme : kediaman'dan uyari geldi. ikinci olmuş, ilki turgut özal.
cumhuriyetin kuruluşundan bu yana farklı görüşteki hükümetlere rağmen asla değişmeyen devlet politikalarını (kıbrıs meselesi, güneydoğu, laiklik, ordu, stratejik konumdaki devlet işletmeleri, yabancı firmaların katılacağı ihaleler, türki cumhuriyetler, yunanistan sorunu, ermeni sorunu...vb..gibi) hiçe sayan ilk başbakan..
cumhuriyetin kuruluşundan bu yana farklı görüşteki hükümetlere rağmen asla değişmeyen devlet politikalarını hiçe sayan ilk başbakan olup olmadigi bir yana, 80 senedir bu devlet politikalari ile hic bi skim olamadigimiz, osmanliyi batirdigimiz gun ki konumdan milim ilerleyemedigimiz gun gibi ortada. adam kicinin dibine 200 bin kisilik askeri guc soktu. ne yapabildin? yarin kurt devleti de kurar, elinden ne gelir. bu devlet politikalari degil midir ki, turkiye 80 senede gelismis ulke olamadi, kendi teknolojisini gelistiremedi, etrafina soz geciremedi.
suudi arabistandakilerin ecyad kalesini yıkması gibi kendisi de istanbul büyükşehir belediye başkanlığı döneminde "bizans'ı çağrıştırıyor" gerekçesiyle istanbul surlarının yıkımı için ortalığı karıştırmıştı. başbakan olunca unuttu galiba. entry vesilesiyle ben bir hatırlatayım. bakalım ne olacak? zihniyet ne kadar değişmiş görelim
düşünmezsen kürt sorunu yoktur'dan, evet bir kürt sorunumuz var'a meyletmiş başbakan. ilginç.
universiade 2005 te suratindan dusen bin parca olan kisi. anladik sevmiyosun izmiri. 1000 kere belli ettin sagolasin simdiye kadar yaptigin eylemlerle. gelme o zaman. birak cumhurbaskani acsin.(bkz: hayret bisi)
ulkede olen asker ve sivil vatandaslarin hic biri icin kurt-turk ayrimi yapilmamalidir ve yapilmamistir. sayin basbakan onlarin olumlerinin altina su imzayi attip kurt sorunu demistir.ayrimcilik varsa eger bir kurt nasil basbakan ve cumhurbaskani olabiliryor bunu izzah edecek bir basbakan aranmaktadir. ekmek ve as bulamayan, copten yiyecek arayan ve hicbir sosyal guvencesi olmayan ve agalik sisteminin halenhakim oldugu ve koyluye irgat gozu ile bakan bir anlayisin hukum surdugu dogu illerinde. insanlarin cehaletinden yararlanarak ayakta tutmaya calistiklari pkk ve onun ayrimci yaklasimina canak tutmaktirsayin basbakanin bu tavri.ne yazik ki bu dunyada "egemenlik kayitsi sartsiz milletindir"ilkesini benimseyememis bir basbakanin ideali ne olabilirki... diye bir dusunmek gerek...yil 1996 recep tayyip erdogan....insanlarin yedisinde ne ise 70 inde de odur sozu meshurdur...cok digil bundan 9 yil oncesi... cumhuriyet gazetesi yazarlarindan oktay akbalin yazisindan alintidir...basbakanin sozleri1- "tutturmuslar laiklik elden gidiyor diye. yahu millet istedikten sonra laiklik tabii elden gidecek ! sonra nedir bu laiklik denilen sey?" 2- "hem laik hem musluman olunmaz, ya musluman olacaksin ya laik" 3- "avrupa birligine girmek icin bizi kosturuyorlar. onlarda bizi almamayi dusunuyorlar. eee bizde girmemeyi dusunuyoruz..." 4- " yahu milletin butunlugu 'ne mutlu turkum diyene' ifadesi ile saglanirmi ? osmanli 30 etnik grubu ummet dusuncesi ile bir arada tuttu. biz de inanc birligi ile tutacagiz." 5- " biz hazmettire hazmettire geliyoruz, allahin izniyle. şimdi artik millet yanliz aktorleri degil , senaryoyu degistirmeyede talip. bu calismalarimiz senaryoyu degistirme calismalaridir. bu duzenin koruyucusu olamayiz." 6- " işiklar gorundu , allah'in izni ile kiyam basliyacak" akpartinin ambleminin manasi bunda galiba... kiyam = bas kaldiri... 7- " egemenlik kayitsiz sartsiz milletindir lafi koskoca bir yalan.. egemenlik kayisiz sartsiz allah indir." sayin basbakan bugunlere gelirken bu sozleri sarf etti... gecenlerde yaptigi bir konusmada ... " dini siyasete alet etmek , insanliga yapilmis bir suikasttir..."dusundurucu son incilerinden biride .... "ben laik degilim !!!"
kimbilir hangi tarikatin kandil gecesi törenlerine gidecekken izmir ve piriştina*'nın eseri universiade'ı tehditle, zorla izmirdeki yamağı taha aksoy'a verdirdiğinden kalkıp hiç hazzetmediği, bissürü baldırıçıplak karı kızın gösteri yaptığı bir açılış törenine gelmek zorunda kaldığı için kahrından ölen başbakan! nasil oluyorsa boyle basbakan ulkesinin bugune degin gerceklestirdigi en buyuk organizasyonda gerim gerim gerilen. herhalde çok şaşırmıştır neden mevlüt okunmadı açılış töreninde diye...edit: pekte cok yalakasi varmis sozlukte de. yada izmir dusmanlari mi acaba?
kendi ülkesinde bir ile gidiyor diye* yağdanlik gazeteler tarafindan cesur, kahraman ilan edilen siyasetçi. ilginç olan, başka bir yağci gazetenin başbakani "tayyip özal" olarak nitelemesidir ki, ben de bunu anlatmak istiyorum zaten; (bkz: #5010926)
borazan medyanın bile diyarbakır'da doğru-dürüst karşılayan, eden olmadığını itiraf ettiği kişi.
cogunlukla yurtdısı ziyaretleriyle harcadigi icin vaktini, kendi ülkesinde bir şehri ziyaret etmesi olay olmuştur, a canım benim, kiyamam ben sana bir de şair ruhlu ki görmeyin amcasi cok güzel okuyor*.
bugün diyarbakırda kürt sorunu vardır ve öncelikli meselemizdir,bu ülkede bölge ayrımcılığı yapılmıştır demiş olan başbakanımız..dün aydınlar ile yapılan toplantı sonrasında şehit edilen askerlerimizin cenazesine katılacakmıdır bilinmez nede olsa onlar öncelikli sorun değil..yada karadenizde çernobil sonrası gerekli önlemler alınmadığı için kanserden ölen vatandaşlarımız için bir çalışma başlatacak mı bilinmez..çünkü onlarda sorun değil..bölge ayrımcılığı yapıldı diyen sayın başbakanımız trabzonda,artvin de ne kadar sanayi yatırımı yapıldığını biliyormu yada ankara nın hemen yanıbaşında bulunan çankırı nın ne durumda olduğunu biliyor mu acaba?evet bölge ayrımcılığı yapıldı 12 08 2005 tarihinde diyarbakır da türkiye cumhuriyeti başbakanı tarafından..
bugune kadar sozlukte apolitik takilan bendenizi bile nihayet universiade izmir 2005 acilis toreninde isyan ettirmis kisidir. turkiye'ye, dunyanin en buyuk ikinci spor organizasyonu, bir olimpiyat geliyor; ugrunda ne cabalar sarfedilmis ne calismalar yapilmis ortada; ama ulkenin basbakani bir an bile tebessum etmiyor, ne bir gurur ne de bir mutluluk ifadesi, sanki tum bunlar hic umrunda degilmiscesine bir tavir icerisinde, fabrika temel atma torenindeymis gibi donuk bir acilis konusmasi yapip "bitse de gitsek" psikolojisi icinde gosteriyi izlemeye devam ediyor.(belki de izlememistir, bilemeyiz)ha izmiri sevmiyor olabilir, biz de bayilmiyoruz kendisine zaten, nedeni belli. umarim dunku muhtesem acilisa, sira izmir kismina geldiginde yapilan "bu topraklarin tapusu, izmir!" anonsunu duyacak kadar sabredebilmistir.
attigi her adim, yaptigi her eylem, soyledigi her soz sonrasi atamizin hitabesi aklima geliyor. bu cumhuriyeti seven ve korumak isteyenlerin de aklindan cikmasin o hitabe."ey türk gençliği! birinci vazifen, türk istiklalini, türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. istikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. ey türk istikbalinin evladı!işte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen, türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır! muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur."
universiade açılışı sırasında, süleyman demirelden sonra ikinci haka dansı yiyen siyasetçi ünvanını almıştır kendileri. kendilerine iyi hazımlar dilerken yeni zelanda ekibine de içimdekilerin iletimine yardımcı oldukları için teşekkürü bir borç biliyorum.
aziz yıldırımla özdeşleştirilen kişi(bkz: anladın sen onu)
istanbul büyüksehir belediye başkanı olduğu dönemde yapılan ve hala isleyen hafif raylı araçlara rte2000 ismini koyan, ya da koyulmasına * * * göz yuman sahsiyettir.
bende son osmanlı padişahı izlenimi uyandıran zat ı muhterem
diyarbakırda kullandığı kürt sorunu ifadesi ve yuvarlak laflarıyla, kanımca derin devletin zaten haberi olduğu el kaide bombacısının yakalanışını birleştirince ortaya amerika'dan pkk*'nın kuzey ırak kamplarına operasyon izni ve devlet kurulmaması için güvence karşılığında bedel ödediğini düşünen bir adamın portresi çıkıyor. önce blair aldatti simdi de chirac diyen bir insanın yakında bu kervana bush'u da ekleyeceğine eminim.
diyarbakır'da mahşerî bir kalabalığa hitap eden başbakan:(bkz: http://www.haberturk.com/...rmetni.haberturk?@=195100)
diyarbakırdaki konuşmasında "daha çok demokrasi üretmeliyiz" söylemiyle kafamın soru işaretleri tarafından ırzına geçilmesine neden olmuştur. "daha çok demokrasi üretmeliyiz" ne demek? demokrasi tahıl mı da üretimde artış sağlamaya çalışıyoruz? demokrasi bir sistemdir, yapılması gereken de o sistemi en verimli şekilde yürütmektir. insan kıçından demokrasi üretmez.özünde demokrasiye inanmayan ve kafasından 'ulan konuşma da bitti bitiyo, halka ne desek de biraz daha aragaz versek' şeklinde düşünceler gezinen bir futbolcudan da ancak böyle anlamsız bir laf beklenir.
muhalefet hakkında konuşmaya başlayınca kendini espri yapmaya zorladığını düşünüyorum. böyle her an kahkaha atabilecek bir modda!
bu adam beni korkutmakta. diyarbakir gezisinden sonra "daha çok demokrasi sözü veriyoruz" demiş. [bkz http://www.ntvmsnbc.com/news/336842.asp] yanliş hatirlamiyorsam bu sozu kendisinden bir kac sene once de bush jr. vermişti... hayirlisi
dün starda yaptığı konuşmada ki konuşmak ne güzel ne güzel dedirttir, şahsıma her seferinde...şöyle demiş zat-i muhterem.'' bu ülkede şöyle birşey var, doğruları kimin söylediği önemli..'' bende hatırlatmak isterim ki bu ülkede birşey daha var... bu ülke insanın sıcak kanlılığına, gelişmiş değer yargılarına sığınıp doğru görünen şeylerin arkasında ( din gibi ..) insanların neler yaptıkları, tarihte bir çok ispatlanmıştır ki bu yüzden bu ülkede doğruları kimin söylediği önemlidir... insan hakları diye insan öldüren terör örgütleride ilk tahlilde doğruyu söylemektedir...ne demişler aynası iştir, kişinin lafa bakılmaz...bakmayınız...
diyarbakır konuşmasından sonra washington times'ın abraham lincoln'e benzettiği sayın türkiye cumhuriyeti başbakanı.kaynak: milliyet gazetesi internet sayfası
bu yıl kış zamanalarında avrupa birliğinin azınlık konusunda baskısı üzerine şöyle bir açıklaması olmuştu:"türkiye'de sadece azınlık olarak kürtler mi var?peki lazlar,çerkezler,abazalar nolucak?"demişti...işin açıkçası sondaki " abazalar nolcak?" kısmını istediğiniz yere çekebilirsiniz.(bkz: türk erkeklerini avrupa'ya salın)(bkz: kaleyi içten fethetmek)
f1 türkiye'nin sonunda yapılan şampanya patlatma seramonisinde maruz kaldığı alkol oranı göz önünde bulundurulursa ülke gündeminde yeni tartışmalar doğuracağı belli olan kişi. "başbakan f1 sonrasında gül suyuyla yıkandı" şeklinde manşetler görebiliriz basında.
f1 türkiye'nin şampanya patlatma hadisesi başlamadan son bir atakla kaçmaya çalışan şahıs.(bkz: nereye kadar)(bkz: ahaha)
(bkz: rte vs mike tyson)
kendisine düzenlenen komplodan kurtulmayı son anda başaran başbakan. 3 hain raikkonen, alonso ve montoya rte'yi şampanyaya boğmak istemiş ama bu emellerine ulaşamadan başbakan olay mahalini terk etmeyi başarmıştır. an itibariyle polis her yerde saldırganları aramakta. ajanslardan gelen son bilgiye göre yakalanmaları halinde başbakan kendilerini zemzem suyuna boğacak.(bkz: ekşi sözlük haber ajansı)
25 yaslarında üç tane şöför velede ödül vermek icin şampanyaya bulanmayı bile göze alan basbakan. her yerde her sekilde sov yapacaklar ya, gidip formula 1'de gözükmese olmazdı. oraya da gitti ödülünü de verdi, ben daha önce formula'da schroder'in veya berlusconi'nin böyle bir sey yaptıgını hatırlamıyorum, hatırlayan varsa acıklasın.
mike tyson tarafindan okşanmiştir bu adam, hayir gelmez bir daha...
turkiye gpsi oncesi start/finish duzlüğünde tribunlere el sallayarak yuruyen basbakan.bi ara dedim lan acaba bi de yumruk sov ceker mi tribunlerin coskusuna dayanamayıp ama olmadı bir dahaki sefere artık.
turkiye gpsinden önce kendisine yöneltilen favoriniz kim sorusuna "renault iyi gidiyor. alfonso favorim" diyerek formula1 yerine marimar izlediğini dünya aleme gösteren kişi. alfonso uşaktır oysa ki, esas kızın babasıdır. arabadan da anlamaz. ama portakal suyunu iyi yapar.
ab muzakereleri oncesinde "verecegimiz birsey kalmadi bizi alin yoksa ceker gideriz" seklinde efelenmis zat. zannedersem "ab ayagina alacagimizi aldik, ozgurluk demokrasi hikayesine kurt devletine de ilimli islama da zeminimizi hazirladik, artikin alacagimiz bisey de yok, gerisini biz hallederiz" demek istemis de olabilir.
etkili bir kaypak ayraci.
erdoğan'ın son bombası için (bkz: uluslararası ilişkileri evliliğe benzetmek)
(bkz: divan-ı harp)
güzel ülkemin güzel insanının yeni doğan çocuğuna "ben bu ismi koyuyorum ama çocuğum ilerde isminden dolayı rahatsız olur mu?" diye bir kez bile düşünmeden verdiği isimdir. evet ne mantığa dayalı olduğu bilinmeyen bu isim vermeler çok garip durumları ortaya çıkarmaktadır. mesela ortaya şöyle garip bir diyalog çıkabilmektedir:-adınız neydi?+recep tayyip erdoğan taşkıran-adınız...!!(bkz: zincirleme isim tamlaması)
30 agustos 2005 de yaptıgı ulusa sesleniş konusmasında ne 30 agustos zafer bayramından ne ataturk den bahsetmeyen basbakanımız. ulusumuzu ulus yapan bu gibi degerleri icten ice bize unutturmaya and içmiş olmalı.
coşturduğu kürt ulusalcılığını nasıl durduracağını iyice düşünmesi gereken başbakan. durdurmak da istemeyebilir ama efendi gibi söylesin de bilelim.
f1 türkiyedeykene "sizce kim kazanacak" sorularina alonso yerine "alfonzo" diyerek beni yarmiş kişilik.
ertuğrul gazi'yi anma şenliklerinde kürt sorunu yok tayyip sorunu var diye protesto edilmiş türkiye cumhuriyeti başbakanı... ve nasıl olduysa haddinizi bilin ne biçim konuşuyorsunuz diye kasımpaşalı ağzıyla seyircileri azarlamaması erdoğanı sürekli olarak izleyenleri fena halde şaşırtmıştır. erdoğan'daki değişimin sebepleri incelenmelidir.
(bkz: 12 eylul 2005 tayyip erdogan a suikast girisimi)
kendisi kulağı kesiklerin ciğerinden geldiğini beyan etmiştir(bkz: http://www.milliyet.com.tr/...08/31/spor/axspo05.html)
memleketim insanlarinin buyuk bir kisminin sempatisini kazanmis, bununla yetinmemis bir de bu sempatisini kazandigi insanlara basarili gorunebilmis, ( ya da tam tersi, once bu insanlara basarili gorunebilmis, bundan kelli bu insanlarin sempatisini kazanmis ) ancak benim yillardir gorup anlayabildigim kadariyla ortada hicbirsey yokken basarili gorunebilmek, neredeyse meymenetsiz denilebilecek bir suratla, ( katiyen dis goruntusunden dolayi recep tayyip erdogani elestirmiyorum, sadece neden sempatik gorundugunu anlamaya calisirken hic bir neden bulamayip acaba sirri cemalinde mi diye kendi kendime sorup, kendimden aldigim cevabi iletiyorum...) gayet soguk hal ve tavirlarla sempatik bulunabilmek, ortaya koydugu durusun,vizyonun hic bir yenilik ihtiva etmiyor olmasina ragmen eskilerin hic olmadigi kadar adam gibi adam olarak nitelendirilebilmek ( ki benzer icerikte bir cok insan geldi gecti, hepsinin adamligina bir laf edildi, bir soz soyleyen oldu. ) gibi konular disinda pek bir basarisini maalesef goremedigim, yine de basbakanimiz oldugu icin saygida kusur etmemeye ozen gosterdigim devlet buyugudur kendileri. ayrica da bir fenomendir, ortada hic bir sey yokken nasil memleketin cogu onun hakkinda pozitif gorus bildirir, nasil bundan oncekilere gore daha iyi oldugu dusunulur, nasil alternatifi olmadigi idda edilir, nasil olan biten bi suru seye ragmen memlekketeki ruzgar hep onun arkasindadir bir turlu anlayamadigimdan evet rte bir fenomendir benim icin.
bir keresinde gecenin bir yarısı kanal 7deki bir çeşit halk müziği programına telefonla bağlanmış, programı yapanlar ile birlikte şiirler falan okumuştu kendisi..
siyasete atılmaktansa futbolda kalsaydı hakan şüküre benzemesi muhtemel olan şahıs. o zaman severdim kendisini belki.
"büyük-küçük demez hortumcuyu ayak altına alırız", "herkes tilkilik peşinde", "devlet zarara uğratılıyor" sözlerinin sahibi, kendini iyi bilen, ironik insan. 5 çocuklu kadının açız, iş istiyoruz talebine, "çocuklarınızın kitaplarını veriyoruz" cevabını veren, dünyanın en mükemmel insanı, gurur duyduğum türkiye cumhuriyeti başbakanı. jet hızıyla çıkarttığı yasalar sosyete dedikoduları arasında.
döneminde yaşanan rezalet zincirine yeni bir halka eklenirken ses çıkarmayan başbakan (bkz: federasyon talebiyle tbmm ye dilekce verilmesi)
siirt'te ne mutlu türk'üm derseniz başkaları da ne mutlu kürdüm der diyen, diyarbakır'da kürt sorunu diyen, söğüt'te ulusal birlikten tarihi bağlardan bahseden, rize'de tek millet, tek bayrak, tek devlet diyen... her şehirde farklı konuşmasıyla tanınan başbakan...gelen istek üzerine siirt konuşmasıyla ilgili ilave bilgi için http://www.hurriyetim.com.tr/...~1@nvid~383553,00.asptam metnini bulamadım bulan varsa eklesin
avrupa birliği meselesi önündeki engeller zenginleştikçe dünyadaki her olayı türkiyenin avrupa birliğine girme ekseninde yorumlamaya başlamış insan.
(bkz: seyyah)(bkz: bi dur)
nisyan ile malül politikacı. ** 22 eylül 2005, 13:30 suları, gazetecilere:erdoğan, galataport ihalesinden önce ofer'le görüştüğü iddasına cevap verdi: - "görüşmedim. ayrıca görüşmemi engelleyecek birşey mi var?"** 22 eylül 2005, 23:30 suları, teke tek'te fatih altaylı'ya:- "ofer ile davos'ta bir kez görüştüm." ** belgelendiği söylenen gerçek durum: toplam dört adet görüşme.http://www.milliyet.com.tr/...09/23/ekonomi/aeko.htmlhadi birini unuttun, ikisini unuttun, üçünü unuttun, dördünü de mi unuttun yani?
futbol ile devlet yonetimini karistiran sahsiyetab muzakere sureci yorumlari;"son dakika golu atmak istiyorlar.""tirubunlere oynuyorlar"yarin obursu gun sike var diyip abeyi uefa ya sikayet etmesi muhtemeldir.12 eylul sonrasi halkin diline pelesenk olan "ne sagci, ne solcu, futbolcuyuz" mantalitesini, ilimli islam modeli ile lanse etmeye calisan futbol sever
kendisini eleştiren karikatürleri çizenleri özgürlük mözgürlük dinlemeden dava eden, ama hakkında mahkeme kararı bulunan provakatif bir konferansın yapılmasının engellenmesini "özgürlüklerle bağdaşmaz" şeklinde yorumlayan kişi.
mahalle agziyla konusan bickin delikanli.duzeltme: delikanli lafini geri aliyorum.mahalle agziyla konusan bickin diyelim en iyisi.
ama gördüğüm kadarı ile kasımpaşalı rte diye dalga geçilen tayyip, sözlükte yazar olsa buradaki bağnazlardan daha ileri olabilirdi. bkz ermeni konferansı bkz kürt sorunu bkz ab için izlenilen yol.
(bkz: #8250199)
fatih altayli sabah'a gecince o da gecmis sayıldı.aslında bunu fatih altayli'nin altına da yazılabilirdim.(kendisi sabah'a gecince recep tayyip erdogan da gecmis sayıldı diye.) ama yazdım artık. buraya yazınca oraya da yazılmıs sayıldı. bravo, cok fonksiyonel.(bkz: teke tek)
"şunu hiç unutmayalım(unutmayın)!" ile başlayıp "bunu böyle bilelim(bilin)!"le bitirmeyi seven ısrarcı kişi.
(bkz: http://www.milliyet.com.tr/.../09/24/yazar/pulur.html)
arap sermayesini ülkeye sokup enflasyonu frenlemiş başbakan, iktidara geldiği günden sonra ilk icraatı islami bankacılık hizmeti veren finansal kuruluşlarla ilgili yasa taslağını düzenledi ve akabinde etraf bi sürü arap sermayeli finansal kuruluşlarla doldu. bu girişimin sonunda arap sermayesi ile yakında arap turistler ve daha sonra arapların siyasal beklentileri ülkeyi saracak... işte o zaman sayın başbakan gene "ben değiştim" diyecek... tıpkı cezayirde, daha önce iran da olduğu gibi...
karikatürlere bile dava açan, muhalefet yapan gazeteleri ve televizyonları susturan sonra da ermeni konferansının yapılması ile ilgili olarak "türkiye özgürlükler ülkesidir" diyen başbakanımız. (bkz: mehmet kutman)(bkz: sami ofer)(bkz: serbest çağrışım)
türkiye cumhuriyeti devletinin mevcut sayın başbakanıdır.sayın erdoğan geçtiğimiz günlerde bahçeşehir üniversitesinin yeni akademik yılının açılışını yapmış,burada isim vermeksizin yök' e yüklenmiş ve temelde özel üniversitelerin açılmasını istediğini belirtmiştir.bu arada konuşmasında şuraları(kafadan bahsederek işaret ediyor)çalışmıyor ki bunların demiş,hayatında iki koyun gütmemiş insanlar bunlar demiştir.bu sözleri geçtiğimiz günlerde chp ye yaptığı eleştirileri akla getirmiştir.orada da aynı şekilde bu grubun hayatları boyunca iki koyun gütmediklerinden dem vurmuştu sayın başbakan......"sen güttün de ne oldu...."
(bkz: ulusa sesleniş)(bkz: kötü alışkanlıklar)(bkz: yeter artık)(bkz: koalaysam suçum ne)
an itibariyle "biz iktidar olduktan sonra yumurtanın fiyatı artmamıştır ,aynı şey çayda da ,beyaz eşyada da ,x te de ,y de de.."olmuştur diyerek beni koparan insan..(bkz: enflasyon hesaplayicisi) (bkz: gsmh deflatoru)(bkz: ozellestirme guzellestir)(bkz: hadi bakalim)
edip cansever den de alinti yapar mi? soru cumlesinin gizli oznesi.
yök atamalarını, yeni bir genelgeyle durduran yaşam formu.(bkz: http://www.milliyet.com.tr/...09/29/guncel/gun11.html)her yeri istila ettiniz ama en azından üniversitelere giremeyeceksiniz, istediğiniz kadar durdurun atamaları bakalım...işinize geldi mi özerk üniversite lafları edersiniz değil mi rte??
"cenab-ı allah'a sonsuz hamdolsun" diyerek avrupa birliği müzakere sürecinin başlamasının temeline işaret eden başbakan. "bir elimde kur'an, bir elimde iktidar, umrumda mı dünya, ab de açmış kollarını bana" manimi kendisine armağan ediyorum.
bir turgut özal klonu.
cok zeki bir adam. memlekete arap sermayesi sokuyor deniyor, bir bakiyoruz memlekete arap sermayesi ile beraber yahudi sermayesi de giriyor, avrupa sermayesi de giriyor, velhasil memlekete para giriyor. ozellestirmeleri peskes cekecek deniyor, mac yayinlar gibi televizyondan canli olarak herkese gosteriyor, susturuyor. ulkeyi iran'a cevirecek deniyor, ulkeyi vargucuyle avrupa birligine sokmaya calisiyor. ulkeye seriat getirecek deniyor, butun kanunlar en yeni avrupa muktesabatina gore duzenleniyor. hicbir provokasyona gelmiyor, sonunu gormedigi polemige girmiyor. her tartismadan galip cikiyor, kemalist statuko ve yandaslarini kudurtuyor. sezarin hakki sezara, politika bir sanatsa bu adam grand master'dir.
dün akşamki ntv röpörtajında "ek protoloün timingi konusunda farklı görüşler var" şeklinde konuşmuş, türkçe konusunda daha hassas olmasını beklediğim ülkemizin başbakanı.bu yurt dışı gezileri ve yabancı muhatapları ile ikili görüşmelerinden etkilenmiş olsa gerek...her fırsatta bol bol konuşursa olacağı budur...başka bi kusuru yok, hepsi bunlar!
milletvekili olmadan önce diyarbakır 4 numaralı dgm tarafından 2ye karşı 1 oy çokluğuyla(!) adli sicil kaydı silinmiş kişi..
"bazilari erken secim istiyor, 2006 sonbaharinda yapalim diyorlar; bunlar avara kasnak gibi doner dururlar, secim 2007 sonbaharinda..." diyerek insani kahkaha tufanina bogan kasimpasali basbakanimiz...
kendisinin ağzından bir kez bile ''atatürk'' isminin çıktığını duymadığım insan..hiç düşündü mü acaba kimin sayesinde özgürlüğümüze kavuştuğumuzu?
hangi konuyla ilgili olduğunu kaçırdım ama, "ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim" demiş olan başbakan (kaynak: radyo odtü haberler).(bkz: ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim)edit: cevahir alışveriş ve eğlence merkezi'nin açılışında söylemiş*
ülkeyi pazarlamakla mükellef olan başbakan.
ben türkiye'yi pazarlamakla görevliyim diyen t.c. başbakanı. 3 kasım seçimlerinden önce bir cem uzan furyası vardı. o zamanlar arkadaşlar arasında konuşurduk:"yaw, bu cem uzan seçilse bir sabah kalkarız, bir bakarız ki hakkari satılmış. çıkar televizyona hakkariyi çok iyi fiyata kastım amerikaya der" deyip gülerdik. neyse ki; "motorolayı bile dolandırdı, bu adam başbakan olursa tüm dünyayı kandırır memleketi ihya eder." diyen vatandaşlarımızın oyları cem uzan'ı meclise sokmaya yetmedi. akp tek başına iktidar oldu. ama geçen 3 yıla bir baktığımızda memleket parsel parsel satılmış bile ve bu o kadar açıktan yapılıyor ki başbakanımız böyle sözler edebiliyor.
dünyanın en hızlı laf sokan devlet adamı olmaya oynuyor gibi geliyor bana...hiçbir eleştiriye, muhalefete tahammülü yok... “muhalif eşittir eski kafalı solcu” mottosundan kurtulamamış bir adam...biri bir konuda eleştiri mi yaptı, cevap hemen laf çarpıtmak, birilerine şikayet etmek, aklınca laf sokmak ve etrafındaki yalakaların alkışları, bravoları arasında konuyu gümbürtüye getirmek... ülkemizin yabancı sermaye ve yatırım dahil daha bir çok şeye ihtiyacı var ama ihtiyaçlar keyifsizliğin ve hukuksuzluğun mazereti değildir ve olamaz. uğruna methiyeler düzdükleri “demokrasi” şeffaflık gerektirir, ülkeyi otel odalarında pazarlamayı ve bunu eleştirenleri ilk kalemde hemen “ırkçı” olarak suçlamayı değil... sürekli bir azarlama ve birilerine çatma hali söz konusu recep bey’de. iyi bir hatip olduğu konusunda rivayetler var ama ben çatallı bir ses tonu ile diktatörvari bir uslüpla ona buna veriştiren bir adam görüyorum sadece...hiç kimseye ve hiçbir kuruma hesap vermeyecekmiş gibi bir böbürlenme ve kibir hali var ki söylemeden edemeyeceğim; ekonomi politikası allah kelamı değildir, eleştirilir, sorgulanır ve gerekirse değiştirilir. ama politikanızı tek doğru ve sorgulanamaz addederseniz en büyük yanlışı yapmak üzeresinizdir. kendi eylemlerinize ve icraatlarınıza tapınmaya başlar ve dalkavuk ordusunun içinde gerçeklerin çok uzağına doğru ışık hızıyla yol alırsınız...iç ve dış konjonktürde çok şanslı bir dönemde gemisinin yelkenlerini iyi bir rüzgarla şişirmiş olabilir ama unutmamak lazım, rüzgarlı havada üşütme riski her zaman vardır...
her elestiriye kendisi cevap veren lider. bugune kadar ki yorumlarimda politikadaki maharetini begenmis olmama ragmen, bu tavrini anlamakta zorlaniyorum. her hamleyi karsilamaya sah'in kendisi cikacaksa, vezirlere, fillere, kalelere ne gerek var? her polemige basbakanin cevap vermesi gerekmez. yok mu koskoca partide agzi iyi laf yapan 2-3 tane cevval adam? gerci bakiyoruz hemen hemen butun bakanlar gayet mulayim ve sakin adamlar. eskiden bir erkan mumcu vardi. o da kazan kaldirdi, gitti anap'in basina gecti.
(bkz: rektörlerin yücel aşkın için yaptıklari gösteri/#8400811)
hiç bir eleştiriye cevap vermeyen, sadece höt diyebilen ya da demeyi seçen ve de maalesef gerçekten de lider olan, gücünü eğitimsizlikten, gericilikten, bağnazlıktan, mantıksızlıktan, bilim dışılıktan, kabadayılıktan, abim beyim atam bilircilerden alan,bu yüzden bunlarla mücadele edemeyecek değil etmeyecek olan,lider olmayı bırakın hiç bir ülkeye lider aday aday aday aday adayı bile olmayı haketmeyen,tiplerden çok farklı !?bilmem artık anlatabildim mi?
(bkz: vur ama vurmadan önce bir dinle)ben ulkemi adeta pazarlamakla mukellefim/@anakha
muhalefet istemeyen kisi. ne derse o olacak. ingilizce bilmiyor. catali sag elinde tutuyor. (bkz: bu ne perhiz bu ne lahana tursusu)
ulkeyi pazarlamak icin saglam bir takim kurmus basbakan. deneyimli kadrosuyla hayli basarili isler yapacagi kesin. tabii ufak bir ayrintiyi kaciriyor, pazarlamaya calistigi sey sadece kendisine veya takimina ait degil. hukukta buna benzer olaylarin bir tanimi olsa gerek*.
sagolsun izmir sevgisini deprem hakkında bi gecmis olsun bile demeyerek gostermis olan basbakan...
"benim musteşarımın sizin vereceğiniz kariyere ihtiyacı yoktur" diyerek bilime,universiteye,devletin kurumlarına,dürüstlüğe ne kadar çok önem verdiği(!) görülen insan.
kabadayı tarzı konuşmaların adamı.
hakkinda su an entry yazmamak icin kendimi zor tuttugum -ki tutamadigim- basbakanimiz, caylakliktan da atilacagim sozlukten ucacagim bir seyler yazmaya kalksam. beni, "acaba baska bir ulkede yasamak mi ben ve benim gibileri bu kadar tepkili hale getirdi?" diye dusunduren pek cok aydin maydin yazarimiza gore fevkalade isler basarmis olan bir diger kismina gore de gerici olan, bana gore ise sadece basbakan olan, etrafina da guzel bir kadro kurmus (ki bir tanesi kayserili, hemserim olur laf soyletmem) insan.(bkz: butun politikacilar cicektir)
"muhalefet uzerimizde baski kuruyor" diyerek dunya demokrasi tarihinde muhalefeti gorevini yaptigi icin eleştirmiş ilk siyaset adamidir.
sen üniversitelere yeterli ödeneği verme. araştırma için fonlar oluşturma. oluşturmamakla yetinmeyip üniversitlerin döner sermaye gelirlerinden araştırma fonlarına ayrılan paraya kendin vermiş gibi el koy (ki şahsımın bir senesine malolmuştur). araştırma yapacak asistan kadrosu verme. doktorasını yapmış başarılı genç için yardımcı doçentlik için kadro verme, bunca yıl okuduktan sonra ortada bırak. öğretim görevlilerinin maaşlarında düzenlemeye gitmeyerek, bi uzman çavuşun, bi astsubayın altında maaşla çalıştır. bu maaşlarla başarılı gençlerin bilimsel araştırma yapmak için üniversite de kalmaları yerine özel sektöre ve yurt dışına kaçmalarına olanak sağla. sonra da bunların hiçbirini icraatın başı olarak senin yapman ve düzeltmen gerekmiyormuş gibi, yök'e laf yetiştireceğim diye "üniversitelerin hali ortada!!!" de. inanmıyorum inanmak istemiyorum. sen kaynaklarını bilimsel çevreye aktardında mı bu insanlar çaba sarfetmedi? sen siyasetin burnunu akademik dünyadan çekmesini sağladında mı bu insanlar objektif kararlarla doğru yerlere doğru insanların gelmesini sağlamadı? kavga ettiğin insanların kendi konularında ülkenin en eğitimli ve bilgili insanları olduğunu dikkate almadan, "bu insanların bir rahatsızlıkları var. acaba nedir?" demeden, intihal yaptığı belgelenmiş müşteşarı cezalandırıldı diye kurumu küçümser, üniversiteleri kaale almaz bir tavır sergile. ne bekliyorduk ki? intihal* yapmış birine plaket mi vereceklerdi?sonradan gelen not: kendi çocuklarını bu ülkenin üniversitelerinde okutmayıp, bir işadamının bursu ile yutdışında okuttuğunu unutmuşum. (arkadaşı denilse de, şunu söylemek isterim. valla benim babama zengin bir arkadaşı böyle bir burs vereceğini önerse babam "altından kalkamam", "karşılığında ezilirim" diye kabul edemezdi.)daha da sonra gelen ek edit :"şimdi "para, para, para. nedir kardeşim? peki nedir sosyal bölümlerin hali? ha sorarım sana!! senin tıp fakültelerine giren ve çıkan hatta çıkmayan paralardan haberin var mı haaa?!!!" diye mesaj yollama isteyi içine düşecek olan olursa tekrar tekrar cevap yazmak zorunda bırakmasınlar bi zahmet şurayı okusunlar tatmin olmazlar ise "aman çocuğun işi gücü var. yazık. bi de ben kafasına ekşimeyeyim. apır sapır fikirlerimle yormayayım" desinler bi zahmet. saygılarımla :üniversite içindeyim ve nasıl saçma salak işler yapıldığını. kimlerin nasıl kayrılıp merdiven tırmandığını görüyorum. bununla beraber, bir başbakanın sanki cameat toplantısında konuşur gibi, akademik dünyayı aşağılar, küçümser ifadelerle eleştirmesini kabul edemiyorum. bir sürü çürük elmanın olduğu gibi, bir çok saygı duyulası bilim adamını da içeriyor o akademik çevreler. ki bu başarısız bulduğu sistemi değiştirmek kendi elinde iken. kendi burnunu, dolayısıyla siyaseti, bütünüyle bilimsel kurumların içine sokması (bkz: tübitak) buna pek niyeti olduğunu göstermiyor. üniversitelere danışmadan saman altından üniversite yasaları hazırlamak bana pek iyi niyetli bir davranış gelmiyor. yapılmak istenen değişikliklerin üniversitelerin verimli çalışmasını sağlayacak, adil bir akademik ilerlemenin önünü açacak, üniversitelerde özerkliğin artmasını sağlayacak değişikler olması gerekirken, mevcut kadroların tasviye edilip yerine siyasilerin atayacağı kadroların gelmesine yönelik olması haliyle mevcut kadrolardan memnun olmayanları dahi huzursuz ediyor. bana arı kovanına çomak sokuyor gibi geliyor.tıp fakültelerine gelince, üniversite içinde kanser gibi büyüyorlar. akademik kültür sahibi olmayan bir çok kişi, teknik konulardaki çalışmalarıyla yükseliyor ki bilimsel olarak hakkediyorsa buna da çok fazla birşey diyemem. yalnız akdemik kültürden yoksun olmaları davranışlarına da yansıyor ve insanın içini burkuyor. ha bu paranın hepsi tıp fakülteleri içinde mi paylaşılıyor. hayır bir kısmı da üniversitelerin araştırma fonları ayrılan fonlarına aktarılıyor ve diğer bölümlerdeki projelere kaynak yaratılıyor. yani yürütmenin "al harca" diye verdiği bir para değil. üniversitenin kendi bünyesinden oluşturduğu bir para. peki benim sevgili hükümetim ne yapıyor. bütçe kısıtlaması bahanesiyle bu paraya el koyuyor. ki bu el koydukları para belirlenen projelere dağıtımı yapılmış paradır. bu ne demek oluyor. benim gibi kişilerin yüksek bütçeli deney aletleri gerektiren çalışmaları yapmak için konuyu üniversitenin gerekli kurumlarına sunup onay alıp ödeneği çıkarması ve bu gelecek paraya güvenerek çalışmalarına başlaması demek oluyor. ki bu para hemen bir anda da harcanabilen bir para değil. çalışmanın gidişarına göre yönlendirilen, alınacak ekipmanın elde edilecek sonuçlara göre belirlenebildiği bi para. yeri geldiğinde pahalı malzemelerin temininde de kullanılabilen bi para. işte benim sevgili hükümetim bu noktada deveye girip, "o para bana lazım ver bakayım sen onu bana" diyerek parayı almakta. sadece kendim üzerinden konuşayım. belli bir noktaya getirdiğim çalışmanın devamı için gerekli deney aletinin ihale aşamasında geri çekilmesini sağlamış bir sene boyunca hiç bir çalışma yapamayarak tekrar ödenek oluşturulmasını beklememe neden oldu. o bir sene boyunca çıktıydı geldiydi olduydu piştiydi diye oyalamış, iş hayatına atılmamı da engellemiştir. bir sene sonunda da artık daha fazla maddi olarak dayanamayacağımdan çalışmaya başladım ve şimdi ikisini bir arada yürütmeye çalışıyorum ama uzatma yılında tamamlayamadığım için 3 aylık düzeltme süresi almış bulunuyorum ve yetiştirebilmek için çabalıyorum ve itiraf da ediyorum iş hayatıyla beraber yürütülmesi çok zor oldğu için yaptığım çalışmanın kapsamını daralttım. çok daha geniş ve tatminkar sonuçlar elde edebilecekken yaptığım kadarıyla bi tez tamamlamış oldum. ayrıca okulumu tamamlayamadığım için de iş yerinde istediğim pozisyona ve maaşa ulaşamadım. bana o yüzden hiç savunmayın. yok "para, para, para", yok bilmemnerenin paralarından haberim varmıymış. var efendim. hepsinden haberim var. bu hükümetin benim hayatımı nasıl etkilediğinden üniversiteleri nasıl etkilediğinden çok yakın olarak hatta bizzat haberim var. üniversitelerin köhneleşmiş bir sistem üzerinde olması onların yaptıklarını hafifletmiyor. ki burdan söyliyim ki o bir senem, hatta 1,5a gidiyor, haram olsun!! öte tarafta umarım cezasını çeker. şunuda söyliyeyim. bu durumdaki tek kişi ben değilim. birçok kişiyi mahrum ettiler. bir dönem tüm araştırma görevlisi alımlarını dondurarak, bir çok başarılı genci üniversiteden vazgeçip özel sektörde çalışmasına sebep oldular. o yüzzden bana hiçbir şekilde savunmayın."
kendi yönettiği ülkenin kurumlarıyla kürsüden ağız dalaşaı yapan ve çok seviyesiz ifadeler kullanan zattır. sevgili müsteşarının hocalık yapması yasaklandı diye yine çılgına dönmüş ve yine o beylik laflarına sarılmıştır. acep sayın başbakan herşeyi havale ettiği yer olan avrupa konseyinde oalyı açıklasa ve deseki çalmış çırpmış kitap yazmış ama ben onu aldım danışman yaptım... adama ne derler; insanın yüzü kızarmaz mı
bir ülkenin başbakanı, hiç ülkesinin üniversitelerini yerer, yerin dibine batırır mı?başbakan dediğin sorunları alenen sağa sola yansıtmaz, anlamsız ve seviyesiz kasımpaşa usulü laf dalaşlarına girmez. eleştirecekse de yıkıcı değil yapıcı eleştiri yapar...kaldı ki türkiye'de yüksek lisans olmasa da, lisans eğitimi pek çok uzmanın da dediği gibi pek çok avrupa ülkesinden iyidir. hatta ingiltere bir, türkiye ikidir.ama muhterem başbakanımız bir laf atacak ya yök'e...demek ki böyle başbakanlar da oluyormuş, ülkesinin üniversitesini yerin dibine batıran, yabancı öğrencileri, 3.dünya ve türki cumhuriyetlerden genç ve başarılı beyinleri ülkesine çekeceğine, üniversiteleri överek,dünyada sanayi şirketlerimizin yanında bunların da reklamını yapması gerekirkene,ödenek seviyelerini,araştırma fonlarını,kadroları kesmek yerine maksimuma çıkarırması lazım gelirkene, bunlar da yapılıyormuş
uslubunu begenmeyebilirsiniz lakin "universitelerin hali ortada" derken yaptigi elestiri haksiz olmayan kisidir. universitede arastirma sadece parayla odenekle olmaz. hadi deneysel, uygulamali bilimleri yapamiyorsun, peki teorik alanlarda ne calisman var? ustelik paranin en fazla oldugu, universitelere gelen butcenin en buyuk kismini emdigi gibi, doner sermaye denilen ozerk gelir kaynaklarina sahip tip fakultelerinde de elle tutulur hicbir arastirma yapilmamaktadir. turk doktorlari deli gibi makale yolluyor yurtdisina ama hemen hepsi klinik alanda. teoride gene sinifta kaliyoruz. yeni hicbirsey urettigimiz yok. bilimadamlari imkansizliklar icinde calisiyor tespiti yanlis degildir. maaslari da yetersizdir, bu da dogru. gene de butun bunlar 70 milyonluk bir ulkede hic bilim uretilememesini hakli kilmaz. bugun japonlar master, doktora ogrencilerine hic maas vermedikleri gibi, okul harci aliyorlar ama en degerli makaleleri bu gonullu ogrenciler hazirliyor. bilim yapmak icin gereken para cok ahim sahim bir para degildir. bugun japonyada icinde 35 kisinin sabah aksam deli gibi deney yaptigi bir genetik lab'ini dondermek dunyanin en pahali ulkesi olmasina ragmen yillik 100 bin dolari gecmiyor. universiteler kendilerine ayirilan butceleri iyi organize edebilse, hadi her okulda 30 tane olmasa da 5 tane iyi calisan genetik lab'i kurulur. her lab'da 35 kisi olmak zorunda da degil. ama nedir? turk universiteleri ideolojik kamplasmalara bolunmus. rektoru, dekani ustune vazife olmayan islerle ugrasiyor. tip fakultelerinin milyonlarca dolarlik rant'ini uc-bes kisi hamuduyla goturuyor. bilimadamlarina profesorluk diye bilimsel dunyada yeri olmayan bir paye ne ise yaradigi belli olmayan ceberrut bir kurul tarafindan dagitiliyor. profesorlugun kadro unvani oldugunu, ilkokul mezunlarinin bile yeri gelince profesor olabilecegini, esas onemli olanin filozofik doktora unvani yani phd oldugunu, bunun da ahbap cavus iliskisi ile degil, uluslarasi saygin dergilerde yayinlanmis makalelerle alindigini kimseye anlatamiyorsun. koskoca stephen hawking bile unvan olarak yanlizca phd'yi kullanirken, hayatinda hicbir onemli basarisi, bulusu, makalesi olmayan, birakin bunlari yaptigi adam gibi ceviri bile bulunmayan, ahbap cavus iliskisi ile ya da kemalist, dindar, sagci, solcu gibi bilimle alakasi bulunmayan ozellikleri yuzunden profesor yapilanlar, bunu da isimlerine ontaki olarak kullanip sise sise geziyorlar. turkiyede bilimin kendisi degil filmi yapiliyor, ben bunu bilir bunu soylerim.
the apprentice'e katılsa, kesin birinci olup ülkemizin yüzünü güldürecek kişidir...
hakkında en çok entry girilen siyasetçirecep tayyip erdoğan(702)mustafa sarigul (367)deniz baykal (208)bulent ecevit (166)turgut ozal (157)suleyman demirel (146)erkan mumcu (125)tansu ciller (93)necmettin erbakan (90)mehmet agar (79)mesut yilmaz (57)devlet bahceli (53)muhsin yazicioglu (18)neden bu kadar çok entry girildiğini ufaktan analiz etmek gerekiyor. öncelikle diğerleri siyasette popülerken internet bu kadar yaygın değildi, şimdi herkesin evinde internet var 6. nesil yazarlarla birlikte sözlük çok kalabalıklaştı yazar sayısı arttı o yüzden entry sayısı da arttı diyenler olabilir. mehmet ağar, deniz baykal, erkan mumcu gibi şu anda mecliste olan partilerin genel başkanları hakkında girilen entry sayısı neden recep tayyip erdoğan kadar artmadı diye sorulabilir. 1. çok sivri açıklamalarının olması. 2. seveni tam severken sevmeyenlerin nefret etmesi3. tartışmalı konularda tartışmalı açıklamalar yapması unutanlar için kısa bir hatırlatma (bkz: kıbrıs) (bkz: kürt sorunu) (bkz: özelleştirme) (bkz: kadrolaşma) (bkz: laiklik) ve devam eder böyle4. kahve ağzıyla konuşmayı halka yakınlık zannetmesişimdi ilk aklıma gelenler bunlar... aklıma geldikçe biraz daha eklerimedit: ben ekleyene kadar milliyette osman ulagay yazmış tühhh... http://www.milliyet.com.tr/...11/02/yazar/ulagay.html
bu zat-ı muhterem, gazetecilerin, cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer'in 29 ekim resepsiyonu'na tüm rektörleri davet etmesi hakkındaki yorumunu sormaları üzerine şöyle yanıt vererek tarihe adını yine yazdırmıştır."birincisi bu sorunun muhatabı değilim. soruyu muhatabına sorarsanız iyi olur. ikincisi de adama derler ki; bayram değil, seyran değil..."(bkz: atma recep din kardeşiyiz)(ara: çay koy)
bir ülkenin cumhurbaşkanının, ülkenin birinci gündem maddesi haline gelmiş bir olay için bilgi almak amacıyla üniversite rektörlerini çankaya köşküne çağırması üzerine bayram değil seyran değil şeklinde açıklama yaparak hala kasımpaşa ruhunu bırakmadığını göstermiştir.işin enteresan yanı ise ortada gerçekten bir bayram olması. 29 ekim cumhuriyet bayramı, türkiye'nin en büyük bayramı. rektörler çankaya'ya 29 ekim resepsiyonu için çağrılıyor. hadi onu geçelim diyelim ki bayram falan yok ortada. cumhurbaşkanı köşke çağıracağı kişiler için başbakan'dan izin mi almalı? meclis çoğunluğunu, devlet kadrolarını ele geçirdi diye kendini padişah gibi görmeye başlayan başbakan daha dikkatli olmalı bence. devlet yönetmek, politikacı olmak, kasımpaşada kahvede ağız dalaşı yapmaya benzemez.
(bkz: hıncal uluç/#8428123)
kendisi hakkında mehmet ali kışlalı, hıncal uluç, erdoğan teziç vb. kişiler tarafından adnan menderes benzetmeleri yapılan başbakan, daha da önemlisi insan.tamam tarzını ve bazı icraatlarını ben de beğenmiyorum ama(bkz: yapma canim yapma arkadasim)
acilen belirli günler ve haftalar kitabını okuması gereklidir. "ikincisi de adama derler ki; bayram değil, seyran değil..." güzide bir vecizedir, tarihimize altın harflerle kazınmıştır. bayramdır, seyrandır da sen farkında değilsin...
(bkz: chosen one)
yakında ben odunu aday gostersem milletvekili sectiririm dese hayatta şaşırmayacağım kişi.
yakında ben odun kafalı milletimin vekiliyim demesini beklediğim kişi. oğlu dubai de tatil yaptı. siz de oy attınız ona bravo.
on beş sene evvel laik cumhuriyete şiirlerle meydan okuyan, şimdi ise o cumhuriyetin başında olan zat.insan böyle çark eder mi diye düşünüyorum; hayır etmez. değiştim diyor kendisi, düşünüyorum da yirmi yaşındayım ve geçen on beş yılda ben o kadar değişmedim -en azından çark etmedim.bir zamanlar laikliğe meydan okuyordu, camiler kışlamız, minareler süngümüz diye; şimdi ise içten içe eritiyor dördüncü ilkeyi, yeni çıkartılan yasalarla, kadrolaşmayla. amaç belli
(bkz: nesrin topkapı)
kendine yakışan bir hareket daha yapan tc başbakanı."şiir okuyandan pankart açana davaher fırsatta şiir okuduğu için hapse girdiğini hatırlatan başbakan tayyip erdoğan, kendisine pankart açan vatandaşı mahkemeye verdi.bahçeşehir üniversitesi’nin 24 eylül 2005’teki akademik yıl açılış törenine katılan erdoğan’ın konuşması sırasında, ‘ermeni konferansı’nı çok isteyen siz, kimin başbakanısınız? tstk (türkiye sivil toplum kuruluşları) birliği’ yazılı döviz açan aynur saydam hakkında dava açıldı. erdoğan’ın şikayeti üzerine açılan davada saydam’ın, başbakan’a hakaretten 6 aydan 2 yıla kadar hapsi isteniyor. dava istanbul 10. asliye ceza mahkemesi’nde görülecek."http://www.hurriyet.com.tr/...9649.asp?m=1&gid=69sözlüğe de yakında dava açar...bonus olarak:(bkz: tayyip erdoğan'ın penguen'e tazminat davası açması)
kasımpaşalı siyesetçi.. akıllara zarar beyanatların adamı..29 ekim cumhuriyet bayramı resepsiyonu için çankaya köşkünde verilecek davete 67 üniversitenin rektörünü köşke davet eden cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer'e dünkü akp grup toplantısında yaptığı dehşet konuşmada okkalı bir posta koymuştur. şu talihsiz lafları, sağ dirseğini dayadığı konuşma kürsüsünün sol tarafına doğru yaslanarak ve sol omzunu titrete titrete kendisine göre delikanlı üslubuyla, sarfetmiştir zat-ı şahane : "bayram değil, seyran değil.. diye sorarlar adama!!"bayram değil dediği cumhuriyet bayramı.. adam dediği cumhuriyetin en yüksek makamında oturan cumhurbaşkanı.. bundan öte yorum, laf, küf vesaire olamaz.bence bu şahıs bayramını ve cumhurreisini tanımamakla cumhuriyeti tanımadığı veya buna ehemmiyet vermediği izlenimini yaratmaya çalışıyor ve bence başarıyor da.. kendi arzusu hilafetin gelmesi olmalı herhalde.. "camiler kışlaları" olsun diye..allahtan akıl fikir diliyorum vücut dilini kullanma ustası bu siyaset kişisine..
argo konuşan kasımpaşalı başbakan.(bkz: http://www.milliyet.com.tr/...10/27/siyaset/asiy.html)
cumhurbaskanini ya da kiymetli rektorlerini taniyip tanimadigini bilmedigim ama ulkede bir kisim zevatin atanmislara, sivil ya da uniformali burokratlara yalakalik yapmaktan imtina etmezken, millet tarafindan secilmis ve gorevine yerlestirilmis oldugu halde asilmakla, oldurulmekle tehdit ettikleri kisidir bu. akillarinca akilli ol yoksa sonun adnan menderes gibi olur demeye getiriyorlar. he hey, o koprunun altindan cok sular akti. sikiysa denemeye kalkin da gorun dunyanin kac bucak oldugunu.edit:tehdit etmenize bisey demiyorum ey dar goruslu, laiklik yobazi, adam kayirmaciligin, ikiyuzlulugun kitabini yazmislar, militarist jakobenizmi solculuk diye yutturanlar, ey bu milleti 80 senedir somurenler, degerlerine mukaddesatina saldiranlar, size bisey demiyorum ben. lakin elinizden geleni ardiniza koymayin diyorum.
kendisi güya adnan menderes'e benzetilip asılmakla tehdit edilince ses çıkaranların, pek sevdikleri adam senin benim gibi kendisini seçen vatandaşa burası sakatatçı değil kardeşim derken, bari cenazeleri mercedese binsin derken de ses çıkarmaları beklenebilir belki, adam kayırmak, ikiyüzlülük, bizdencilik olmasa.ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim lafından kötü niyetli çıkarımlar yapanları eleştirenlerin, adnan menderes'e benzetip asmakla tehdit ettiler diye de bağırmaması gerekir, kendi içinde çelişmemek, kendine saygı açısından, tarafsızlık, insana saygı gerekliliğinden.lakin maalesef bunların eksikliğinden...
bir dükkanım olsa kasasını emanet etmeyeceğim adam. eğitim durumu, yabancı dil bilgisini değerlendirseniz bugün doğru düzgün gibi bir iş bulması neredeyse imkansız bir şahısken ülkemize başbakan olabiliyor. memleketim insanının vizyonu o kadar dar ki 70 milyon adamdan alternatif bir başbakan adayı çıkamıyor. en müslüman, en ahlaklı parti onunki ama seçim ulufesi diye dağıttığı işlerin akıbeti ortada. akpli bilmemnenin kirvesi bilmemne, akp kadın kolları üyesi bazıları malatyada kimsesiz çocuklara işkence ediyor. ama en müslüman onlar ha...sonu adnan menderes gibi olamaz ki tayyip erdoğan'ın, kendisini adnan menderes kadar ciddiye aldıramaz çünkü. 3-5 çocuk bayrak yaktı diye galeyana gelip lince kalkışan türk insanı memleketinin kurum kurum pazarlanmasına nasıl ses çıkarmaz? ciddiye almıyorlar demek ki...
(bkz: ayın elemani)(bkz: penguen)
bilmediğini bilmeyenden kork dedirten insan
yakında tüm dünya dillerine(bkz: tribunlere oynamayın)(bkz: bizi oyuna getirmeyin)(bkz: bunları yemeyiz)gibi kalıpları katacak kişi. (bari yabancılara da türklere konuştuğun kalıplarla konuşma be adam, tercumana yazık)
ülkeri pazarlayarak ülkeyi pazarlamayı öğrenen başbakan
malatya cocuk yuvasinda yasananlarla ilgili sucluyu bulmus olan hazret: "medya yargisiz infaz yapiyor"http://www.hurriyet.com.tr/...4906.asp?m=1&gid=69
siyasette ki bayrak koşucusu... özelleştirme bayrağını turgut özal' dan alarak bu güne getiren politik koşucu...
gercek yüzünü yavas yavas gostermeye baslamıstır.
surekli medya ile tartisip medyayi elestirmektense, medyanin elestirdigi problemleri cozmekle ugrassa keske...
gerçek yüzünü hiçbir zaman saklayamamış, ve saklayamayacak olan insandır.* "camiler kışlamız, minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz..." diye atıp tutan bir şeriatçının ** bir anda değişip doğru yolu bulabileceğine inananların en kısa zamanda akıl fikir edinmelerini diliyorum.bu gerçek yüzü göremeyenler ya görmek istemiyorlardır, ya da tek kelimeyle cahildirler. iki türlü de, medya bu kadar arkasında olduğu sürece bu insanla ilgili yapılacak hiçbirşey yoktur. bize ise ana muhalefet partisi başkanı bülent ersoy'la uğraşırken bu insanın saltanatının keyfini sürmesini izlemek kalacaktır.
sanki çok iş yapmış gibi pişkin pişkin "benim bakanım kendi döneminin faturasını değil, geçmişin faturalarını mı ödeyecek?" diyebilen biri. oldu o zaman her şeyin bi ucu geçmişe dayanıyor diye sorumuluk yüklenmeyelim. eğer sorunu üstlenip düzeltmeyecekse ne işi var orda?
cumhurbaşkanı'nın cumhuriyet bayramı (evet bayram) resepsiyonuna tüm rektörleri çağırmasını yorumlarken "bayram degil seyran degil" gibi bir deyimle konuşmasını süsleyip, mizah dünyamızdaki yerini taçlandıran büyük ünlü türk büyüğümüz. allah başımızdan eksik etmesin.
abdullah gül ile birlikte lozan'ın kaldırılması ve türkiye sınırlarının değiştirilmesi yükümlülüğü altına giren ve hala başbakan olan insan
hatırlanacağı gibi, recep tayyip erdoğan'ın ilk başımıza kakılmaya başlandğı yıllarda, hakkında bir "tabanın sevdiği siyasetçi, karsizmatik, örgütçü" gibi bir imaj yaratılmaya çalışılıyordu. bu genç-karizmatik-başarılı siyasetçi imajı yıllarca sağda solda işlendi, ısıtılıp ısıtılıp önümüze konuldu.oysa erdoğan, siyaset hayatı son derece başarısız geçmiş, her şeyini necmettin erbakan'ın kendisini sevmesi ve tutmasına borçlu olan bir siyasetçidir.erbakan erdoğan'ı önce bir milletvekili ara seçiminde aday gösterdi, erdoğan seçimi kazanamadı. sonra bir milletvekili seçiminde aday gösterdi, hem de seçilebileceği sıradan. ama o seçimde tercih sistemi vardı ve tabanın sevgilisi diye başımıza kakılan erdoğan tabanın tercihte adını çizmesi sonucu seçilemedi, yerine listede onun altında yer alan biri meclise girdi. erbakan erdoğan'ı bir kez daha aday yaptı; bu kez beyoğlu belediye başkanlığına. erdoğan kaybetme geleneğini sürdürdü ve bir kez daha seçimi kazanamadı. erbakan erdoğan'ı bir sonraki yerel seçimlerde büyükşehir belediye başkanlığına aday yaptı ve erdoğan nihayet kazandı. o seçimde erbakan beni aday gösterse ben de kazanırdım muhtemelen. düşünün, bir siyasetçi 3 kez seçim kaybediyor, 4. kez aday yapılıyor. ilçe seçimini kaybediyor, bir sonraki seçimde terfi edip büyükşehir belediye başkanlığına aday oluyor. sonraki hikayeler az çok biliniyor. bir şiir, bir dava, mağdur imajı, parti kapatılması, burjuva siyasetinin krizi, ytp projesinin tutmaması vs.demem o ki, recep tayyip erdoğan'ın bu hırçınlığı, saldırganlığı tesadüf değildir. burjuva siyaseti ölçütü temel alındığında bile başarısız, geldiği yere kayırma ve şansla gelmiş bir siyasetçinin hazımsızlığının ve kifayetsizliğinin su üstüne çıkmasıdır sadece.
malatyadaki iskence olayiyla ilgili basbakan rte durum degerlendirmesinde "benim bakanım kendi döneminin faturasını değil, geçmişin faturalarını mı ödeyecek?" diyerek sosyal guvenlik bakanina destek cikarken ,nasil bir hipokrasiyle, daha gecenlerde , kendisinden onceki bir donemde acilan ihale icin actigi sorusturma konusunda sikayetlerle hapse atilan, kelepce takilan, evi talan edilen universite rektoru hakkinda, sucluysa cezasini ceker yargidan kacilmaz diyerek beyanat vermisir haklidir da yargidan kacilmaz, herkes hesap vermelidir. . hatta ve hatta rektorleri bayram balosuna davet eden "adama" da , bayram degil (cumhuriyet bayrami) seyran degil diye sorarlar adama(tc cumhurbaskani) beyanatlari vermistir. sen o kadar kadrolas, capsiz kadrolarin, danismanlarin her yerde cark etsin sonradasanki kasimpasa kahvehanelerinden birinde caycilara beyanat veriyor gibi demeclerle durumu izah etmeye calis . erdem birazcik erdemi bile esirgiyor bu milletten gunumuzun basbakani . partisinden istifa eden bakanina bile sanki kahvede okey oynuyormus da okeyde dorduncu masadan kalkmis gibi "arkadasin kendi kararidir" diyebilen,siir okuyup hapse girdim istirap cektim deyip, pankart acti diye, karikatur cizdi diye davalar acabilen bir basbakanimiz var...
cizmeyi fazlasiyla asmis kisi.
son zamanlarda ki tavırları ile beni mutlu eden insan. nihayetinde gidiş biletini kestiriyor. o koltuktan inip ülkeyi kurtardığı gün gidip öpücem yanaklarından. sonra da "bayram değil seyran değil sen beni neden öptün?" demesini bekleyecem..
(bkz: palpatine)
(bkz: bayram değil seyran değil)
(bkz: içeride azarlama dışarıda kuzu kuzu)
uzun süre türk insanın belediye seçimlerinde oy yağdırdığı ama genel seçimlerde oyunu esirgediği siyasi akımın temsilcisidir. o siyasi akımın da en güncel, önde gelen lideridir. (bkz: tayyipler alemi)sağduyulu türk insanın 10-15 yıl boyunca belediye seçimlerinde bu partiye ve kişiye oy verip genel seçimde görmezden gelmesinin nedeni bu olacakları önceden kestirmesiydi. şöyle ki: bu adamlar çalışıyordu. diğer partilerin siyasi görüşü daha halkçı, öngördükleri programlar daha verimli olabilir ama iş icraata gelincehiçbirisi tayyip erdoğan'ın ve cenahının yaptığı kadar icraat yapmadılar. hiçbirisi halkın en alt tabakasına onlar kadar ulaşamadılar. istanbul'un su sorunu, haliç'in kokusu, istanbul'un azgelişmiş ülke görünümü vs hala gözümünün önünde. yolsuzluk yapıyorlar mı yapmıyorlar mı bilemem ama kimse bunların bir yolsuzluklarını da ortaya çıkaramadı. hiç mi yapmıyorlar? hiçbiri mi yapmıyor? gerçekçi olmak gerekirse bir çekilde kılıf uyduruyor olabilirler ama asla diğer partiler kadar çok ve yüze göze bulaştıracak kadar yapmıyorlar* ve/veya başka açgözlüler kadar çok yapmıyorlar**