recep tayyip erdogan

üniversitelere onca para döktüğü halde (vay canına!) bir türlü üniversitelerin yönetiminde söz sahibi olamayan insan (imiş), böyle şey mi olur (imiş). vallahi haklı, vallahi yazık... koçum be! ayrıl da gel!!!

kendisi dünya üzerinde vuku bukan güncel gelismeler hakkinda gözkamastirici, dudak ucuklatici enfeslikte yorumlar, tespitler yapan bi insandir. örnegin;-sayin erdogan amerikan askerleri sonunda iraga girdi, savas resmen baslamis oldu ne diyceksiniz?-bu komsu evde cikan bi yangin gibidir.-sayin erdogan dün bilindigi gibi hamas lideri israil gücleri tarafindan füzelenerek öldürüldü. neler söyliceksiniz?- bu gelisme hic iyi olmadi.ayrica zamaninda mescit gibi bi yerde bi grup yobazi yanina toplayip laiklik ile dalga gecmisti, zekasinin ironi ye de calistigini göstermisti. "ula ne menem biseymis bu laiklik de la" falan demisti. cüppe liler takkeliler yarilmisti. o gün bana bu adam basbakan olacak deseler he canim tabi canim derdim, kendisi gibi ironi yapardim bende.

eskiden oturdugumuz altunizadede hala oturmakta olan bir başbakan. o zamanlar istanbul büyükşehir belediye başkanıydı. zamanla serpildi, büyüdü, güzelleşti. ve eskiden kendisini manavdan cıkarken, bakkaldan ekmek alırken, kasaptan köpeği için kemik alırken, camide mgv için para toplarken görebilirdiniz. şimdilerde lütfi kırdar da her sene yakın tarihlerde oğlunu/kızını evlendirirken görebilirsiniz. ha bir de ingilizce bilmiyor. türkçe yi de bağıra bağıra konuşurken bildiğini zannediyoruz. evettir.kasımpaşalıdır ama asla şeriatçı değildir. hayırdır.

ayrıca profesyonel futbolculuk yapmış bir başbakandır kendileri. ileride seçilemezse spor programlarının vazgeçilmez konuğu olacaktır zannımca.

az once bakanlar kurulu listesini aciklamis olan 59. hukumet basbakani

surekli işaret parmagını kaldırarak konuşmasina hasta oldugum başbakan....http://foto.tnn.net/inphoto/p-erdogantayyip37.jpghttp://www.ntvmsnbc.com/news/179350.jpg

adnan menderes'in temelini kazdığı, turgut özal'ın tuğlalarını ördüğü binanın çatısını inşaa etmekte olan zat.

95 belediye seçimleri öncesi show tv.’de pınar türenc’le yaptığı röportajda oturduğu yapının kacak olduğunu aleni ilan etmiş olan ve pınar türenc’e şimdi tam hatırlıyamıycam ama “asil siz kıvırtırsınız” gibi bir laf etmiş kişi... nedense “sempatizanı” seveninden cok olan adam....muhtemelen türkiye cumhuriyeti’nin sondan 2. başbakanı ve son cumhurbaşkanı, yeni olusumun adını ve turunu a.b.d. ne uygun görürse artık...

turk halkini cozdugune inandigim bir başbakan kendisi. bizim insanimizin tepkisizligini, otoriteye boyun egme gudusunu, sertlige karşi gelmezligini o kadar iyi biliyor ki, utanmadan sikilmadan azarliyor, payliyor, "haline şukret sen" diye sirtini donup geciştiriyor. nereye gidiyor onu bilemiyorum, zaten emin colaşan'dan da bekleyemiyorum "tayyip nereden koşuyor" isimli bir kitap zira ismi lazim degil bir deyyus sayin başbakana feci şekilde yalakalik yapan bir ustad.şimdi aci gercege gelmek gerekirse.. anketler sayin başbakanimizin partisinin cok buyuk oy oranlari alacagini soyluyor. eger boyle olursa, bu koyun surusunu onu surekli kamcilamaktan başka bir şey bilmeyen cok sevdikleri cobanlari ile birakip en kisa zamanda huzur bulacagim diyarlara yelken acacagim. ha olmaz ise.. hukumetin guven kaybettigi belgelenecek ki bu da yeter de artar.

ab ile pazarlıklar sırasında oradaki devlet adamlarına kıbrıs tartışmaları sırasında rest çekmesiyle yaşlı bir teyzeye "senin taşşağını yiyeyim tayyip" dedirten başbakan.

17 aralık 2004 avrupa birliği zirvesi sonrası yaptığı basın toplantısında pespembe suratıyla arz-ı endam eden kişi

şu siralar istanbul ataturk hava limani'nda: "ab fatihi sayin basbakan" yazili pankart ve ayni yonde atilan sloganlarla beklenen kişi.

ataturk havalimaninda kendisini bekleyen kalabaligi gorunce donakaldigim sahis.bir kere kendisi pek bir sey yapmamistir, artik huzursuzlugun arttigini goren avrupa bizi bir sonraki bekleme odasina almistir; hatta ve hatta bu amerika nin, 'dostu turkiye' icin avrupa dan ufak bir ricasi bile olabilir. ayrica geldigimiz nokta da hic bir seyi kanitlamaz, hic bir seyin teminati veya gostergesi olamaz. muzakere baslangic tarihi verildikten hemen sonra; halkinin cok buyuk cogunlugunun turkiye yi ab de gormek istemedigi bilinen avusturya nin cikip 'kimse kusura bakmasin valla biz referandum yapariz' demesine ragmen, ulkesini avrupa birligi ne sokup da gelmis edasiyla geri dondu sayin basbakanimiz.avrupa fatihiymis, hadi oradan! yaptigi tek sey goz boyamak, aci haplari seker gibi boyayip yutturmak. ben bunu bilir bunu soylerim.bir yil sonra sakin kafayla gelen edit : ab surecimizin beklenenden hizli ilerledigi dogrudur ama bunda hukumetin "basarisi"nin yani sira, ab'nin turkiye'ye ihtiyaci ve de turkiye'yi dunyada kendisine verdigi rolun, yaptigi planlarin disinda birakmak istememesi de onemli yer tutmaktadir. basbakan ve hukumetinin yaptigi sey ise istenen kanunlari siki ve seri bir sekilde meclisten gecirmek olmustur. lakin bu adamin ozunu bildigimiz icin, aklindan aslinda neler gectigini kestiremedigimiz icin yaptiklarini iki kez dusunmek gerekmektedir. ayrieten su an avusturya gibi cikip car car bagiran, sov yapan ulkelerin kagit uzerinde turkiye'yi veto etme haklari olsa da, biz ingiltere-fransa-almanya uclusunu razi ettikten sonra bu pruzler de elbet giderilir, ya bu uclu avusturya, guney kibris gibilerine "sus bakalim" der, ya da onlar tek baslarina bu sorumlulugu almak istemeyip "hmpf neyse girsin bari" diyeceklerdir.

önümüzdeki 3 ay içerisinde seçim olsaydı, en az yüzde 50 oy kazanacak politikacı. bir nevi post modern padişah.

çok önemli ekonomik ve tarihsel ilişkilerimiz olan etiyopya'ya giden ilk türk başbakan. aslında, bu kadar çok gezen ilk türk başbakan. kendi gezdiği yetmiyormuş gibi, yanında topatan kavunu şeklinde türbanlı rüküş karısını da götürüp, türkiye'yi dünyaya rezil eden başbakan.

siyasal islam saflarından ılımlı islam saflarına çark ederek değişen başbakanımız.(bkz: devir degisti e tabi celik de degisti)

zat-ı muhteremin 15 oğlu 15 kızı olsaydı ve hepsini bir yıl içinde farklı zamanlarda evlendirmek isteseydi istanbul veya ankara'nın kilit noktalarından geçen yollar yıl boyunca bir ay kapalı kalmış olacaktı. muhteşem bir güvenlik anlayışı.

görgüsüyle türk halkını hayrete düşürmüş siyasetçi.bir diğer hayret edilecek nokta ise van'da bir aşiret düğününde damada 250 milyar para,geline 15 kilo altın takılmıştır.görgü seviyesi açısından dikkat edilmesi gerekir bu iki olaya.(bkz nerden buldun yasasi)

kızı evlenen baba.

ünlü zatin oglu kirmizi isikta durmadan geçiyor,pesine takilan ekipten kurtulmak içinhizlanirken ilerde ünlü bir sanatçiya çarpiyor... agir yarali olarakhastaneye kaldirilan sanatçi6 gün sonra ölüyor. karakola götürülen delikanliyapolislerin ehliyet sormamasi sanatçinin esinin dikkatini çekiyor.polislere hatirlattiginda:- siz ukalalik etmeyin biz ne yapacagimizibiliriz, gibi bir cevap aliyor.kazadan sonra belediye arazözleri kazanin oldugu mahalle gelipcaddeyi bastan asagi yikiyor ve 35 metrelik fren izini tamamensiliyorlar. delikanliya kazadan sonra, üç ay önce verilmisgibi ehliyet düzenleniyor. sanatçinin kocasi hakime çocugunehliyeti olmadigini, düzmece ehliyet verildigini söylediginde adam:- ne demek yani,siz koskoca belediye baskanini sahtecilikle misuçluyorsunuz, diye azar isitiyor... olayi gören taniklarin hepsitehdit edilip korkutuluyor.sanatçinin kocasi aile meclisini topluyor.bakiyorlar ki polis, adalet, belediye hep birlikte olmus üzerlerinegeliyor. mecburen olayin pesini birakiyorlar. sonuçta mahkeme trafikcanavari genci 3 ay hapse mahkum ediyor...o da 1998' in fiyatiyla 540 bin lira cezaya çevriliyor.sen sag, ben selamet; güzide sanatçi sevim tanürek gitti gider.bu olayi sevim tanürek'in esi emin çölasan'a yukaridaki satirlarlaanlatmis. sözü geçen katil delikanli istanbul'un o zamanki belediyebaskani recep tayyip erdogan'in ogludur...!

ulkede ki kimi yazarların ve gazetelerin yurdum insanına layik gördüğü,aranan lider. yabancı dili yoktur ama vücud dilini acayip kullanır.

ankara kızılay meydanında yaklasık 1 saat önce toplu tüfekli, havai fişekli falan gösteriler ve kutlama mitingi dahilinde yarım saatlik konusma yapmış, ülkemizin başbakanı.. ankara'yı yakıyolardı az daha anasını satıym avrupa mavrupa derken..(bkz: götümüze girecek entryler)

kızılayda avrupa birliğine girdik sanıp(!) eğlenen vatandaşa konuşma yaptı en son. şımarmayacağının garantisi verdi halka; sanki kasetiyle şöhreti ve parayı bulmuş yeni bir popçu.

kendisi dün "kürt halkına bir mesajınız var mı?" sorusuna "72 milyon türkiye cumhuriyeti vatandaşına hayırlı olsun" cevabını vererek takdirimi kazanmıştır. nitekim bu bölücülere verilecek en iyi cevabı vermiştir kanımca.

(bkz: degistim demedim gelistim dedim)

the guardian gazetesine gore agir bedel odeyerek ulkesine donen basbakan.

adının baş harfleri istanbul belediyesi tarafından yerli montaj hızlı tramway lokomotifine verilmiş şahıs.(bkz: rte 2000)

enflasyonu tek haneli rakamlara cekmeyi basarmis, paradan sifir atma kararini vermis, yillik buyume hizi yuzde onu gecen bir ulkenin basbakani. avrupa birligi falan hikaye. isterlerse almasinlar. istikrarli, buyuyen bir turkiye'nin ab'ye ihtiyaci yok. bana kalirsa en sonunda ab'ye giremeyecegimizi basbakan ve etrafindakiler cok iyi biliyorlar. lakin bu ab teranesiyle ic politikada huzuru ve sukuneti saglamayi, turk milletini bir ortak paydada birlestirmeyi basardilar. 10-15 sene sonra da allah kerim diye dusunuyor olmalilar. recep tayyip iyi bir devlet adami midir? bunu simdi anlayamayiz. tarih, onun devlet adamliginin kac kirat oldugunu tescil edecektir. peki iyi bir siyasetci midir? evet. ozal'i bile asan siyasi dehasiyla - bunda politikanin icinde yetismis olmasinin etkisi buyuk tabii - turkiye'nin gordugu en iyi siyasetcidir bence.

daha onceki entrymdeki ongorumu (bkz: #6271997) yavas yavas yapmaya baslamis basbakan.bugunku ongorum ise kendisinin bundan sonraki secimlerde alacagi destekle cumhurbaskanligi koltuguna oturacagi, ardindan da ulkeyi baskanlik sistemine gecirip ulkeyi tek basina yonetecegidir.

(bkz: bizim de kendimizi check etmemiz lazım)

güdecek milyonlarca koyunu olan bir çoban.

(bkz: anneee tuttugum parti iktidara gelmiyooo)

osmanlı saltanatının mirasçısı olan biz türkler, hükümdarların görkemli düğünlerine alışık olmalı ve saygı göstermeliyiz aslında değil mi; en azından devletçe halktan beklenen galiba bu. ancak düşünelim, cumhuriyet gibi modern zamanın birincil eşitlik ilkesi olarak sayılan ülke rejimimizin olmadığı yüzlerce yıl öncesine baktığımızda bile, saray çevresinde bazen küçücük nedenlerle öldürülen insanların hikayelerini dinleyip "can"ın ucuzluğundan dem vurabiliriz ancak o tarihlerde kimsenin geçim sıkıntısından yakındığını göremeyiz. çöküş dönemi boyunca başta olanları istisna olarak kabul edersek, osmanlı'nın bugüne göre adaletsiz rejiminin başında yeralan padişah bile onurludur, ülkeyi dönemin şartlarındaki medeniyet ölçüsüne göre -ki kişisel olarak savunmadığımı yinelemekle birlikte o dönem için toprak genişliğinin medeniyet ile özdeş olduğunu belirtmekte fayda görüyorum - ileriye götürmeye çalışır ve şatafatını da bunun yanında yaşar. şimdiye baktığımızda, siyasi durum bellidir, ekonominin durumu aşikârdır, para politikamız halkı aptal yerine koyarcasına göz boyamaya yöneliktir, halk geçim sıkıntısı içindedir, ama bizim başımızdakilerin umrunda değildir. düğünler için yollar kapatılır, yüzbinlerce dolar harcanır, binlerce memur görev yapar. halkın sosyal durumunu görmezden gelerek, ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler politikası gütmek bir yere kadar işler. "eh be kardeşim oğlan, kız da bir kere evlendiriliyor şu dünyada" diyen varsa ben de bir kere için de olsa kimsenin düğünü bahanesiyle yolumun kapatılmasını kabullenmek zorunda bırakılamam diyorum. atatürk'ün gençliğe hitabesi'ni inceleyin, kişisel yaşantılarının gereklerini toplumun gereklerinin üzerinde tutan yöneticiler hakkında birkaç cümle bulacaksınız.

nerdeyse her allahın günü akşam haberlerinde çocuklara şeker dağıttığını,komşularının emine erdoğan'ı çaya çağırdıklarını,akşam yemeğinde ne yediğini,hedesini hödösünü izlediğimiz,sempatik gösterilmeye çalışılan zat.

yeni yaptıgı bir roportajda kendisine su soru yoneltilmis ve ilginc bir cevap ile karsılasılmıstır.gazeteci - " gecen yıllarda hapse girdiniz bir takım olaylar oldu peki artık degistiniz mi? "tayyip - " ben degismedim turkiye degisiyor "(bkz: bos bulunmak) (bkz: garip ama gercek)

17 aralik zirvesine giderken dile getirdikleri turkiye cumhuriyeti devleti nin olmazsa olmaz sartlarindan bir tanesi bile saglanamadigi halde sonucu zafer olarak gostermeyi basarabilen, bunun uzerine zafer kutlamalari yapabilen bir siyasetci. kutlamalar icin;(bkz: suru psikolojisi)

bir fransız gazetecinin, kıbrıs rum kesimini kastederek tanımak istemediğiniz güzel bir kadınla randevu tarihi aldığınızı varsayabiliriz. randevu zamanı gelip ilişkilerinizin pek iyi olmadığı bu güzel hanımla karşılaştığınızda nasıl bir tavır sergileyeceksiniz ? sorusuna gülerek bizim o güzel hanımla geçmişte ilişkimiz olmuştu diye yanıt veren salondaki türk gazetecileri kahkaya boğan kişi. her hareketinden bir "helal be !" çıkarıyoruz nasılsa, erkek adamın erkek başbakanı olur diyerek bunu da taçlandıralım ama politika yine bizden hep uzakta bir yerde duruyor olacak

şahsıyla ilgili en samimi hislerimi, fena halde götümüze girecek entryler kontenjanına dahil olduğundan burada telaffuz edemiyorum; fakat mister erdoğan'ın durumu ciddi bir özal sendromu çağrıştırmakta. onyıllarca iki eliyle bir bayrağı doğrultamayan hükümetlerle muhatap olmak zorunda kalan gariban yurdum insanı, sonunda çeşitli iç ve dış desteklerle bir tek parti meclisi elde etmiş ve bunun sefahatini süren bir başbakana denk gelince, beyaz atlı prens hepimizi kurtarmaya geldi sanmış olacak ki, yapılan irili ufaklı, faydalı faydasız her icraat bir "istikrar" sembolü kabul edilerek sevinç ve neş'e ile karşılanıyor. en son avrupa birliği kapısında kazandığımız "zafer", yurt sathında ve başkentte muazzam şenliklerle kutlandı. be adam, bi kere durup düşündün mü bu avrupa birliği nedir, neyi hedeflemektedir, ulus olarak neyi verip karşılığında neyi alacaksın, orta ve uzun vadede bu durumun senin ülkene ve yurttaşlarına ne faydası veya zararı olacak; özetle neyin zaferinden söz ediyoruz? ama yok, abdurrahman çelebi "kazandık" dedi ya, hep birlikte havai fişeklerin peşinden hoplayıp zıplıyoruz iki satır düşünmeden. bu durumdan recep tayyip erdoğan'la ilgili çıkarlıacak tek sonuç, politikacılığı, müzakereciliği vesair bir yana, her türlü ulusal ve uluslararası vaziyeti kendi vatandaşlarına olumlu bir gelişme olarak yutturabilme kapasitesine sahip bir zat olduğu. allah seçenlerinin başından eksik etmesin.

(bkz: damat ferit paşa)

kim ne derse desin, bugüne kadar dünyanın dört bir yanından bir tek liderin veya bakanın yanında kısa kalmamış, hatta bütün avrupalılara karış farkı atmış olmasıyla komplekslerimizi tatmin etmemizi sağlayan insandır kendisi.

cocuklarını evlendirmek icin basbakan olmayı bekledigini dusundugum adam,siz daha turbanmıs murbanmıs konusa durun bak ben binlerce turbanlıyı cok mutlu sekilde nerdeyse turkiyenin tum ozel kanallarına cıkarttım biz gucluyuz burdayız ve buyuyoruz imaji yaratmaya calıstıgını dusundugum adam*

türkçeyi katletmektedir.(bkz: süpriz)

(bkz: imam beckenbauer)

yandaşlarının "hala halkla iç içe yaşıyor. ne büyük adam" dediği kişi. hani öyle bir söylüyorlar ki sanırsın elektriği, suyu olmayan tek odalı bir gecekonduda yaşıyor.

(bkz: kral fm/#7530157)

artik anitkabir ozel defterinde sik sik adi gecen kisi*...

ülkeyi yönetmek için sadece bir ağza sahip olmanin yeterli olduğunu kanitlayan varlığı gereksiz şahsiyet!

"bırakınız verelim, bırakınız geç*sinler" gibi dahiyane fikirlerle nedense daha önce gelen iktidarların aslında hiç yapamayacaklarını zannettiği işler başardığını zannedip ya da zannettirip üstüne "hamdolsun büyük bir iş başardık" diyebilen biri, avrupa birliği konusunda başarmış olduğu hiçbir şey olmadığı gibi kendisi türkiye'yi bu sürece hazırlayacak niteliklere sahip biri de değildir, muhtemelen bu uzun sürecin ilerki safhalarında kendisi zaten yer almayacaktır ama her seferinde enkaz devraldık diyen hükümetler bakalım bu seferki enkazı toparlayabilecek mi, bu sefer verilenleri geri almak çok zor, güçlü ve etkin bir karakter olmaması ve son derece acemi politikacı olmasından dolayı işbirliği içinde olduğu insanların kendisini şahsi çıkarları için kullandıktan sonra ıskartaya çıkartacağı çok aşikar olduğundan şimdiden geleceğini garantiye almak adına ticaretle bağlarını koparmaması gerekmektedir, zaten o da gereğini yapmaktadır, şu anki dünya düzeninde pek çok ülke için rekabet hayat meselesi haline gelmiştir hele ki türkiye gibi yıllardan beri türlü ayak oyunlarıyla sömürülmüş ve artık kriz ötesi sınırlarda bir yerlerde olan bir ülkenin idaresi ve sadece günü kurtarmalık değil uzun vadeli politikalarla çözümlerin getirilmesi ve kimsenin kuklası olmamak çok önemli lakin ne yazık ki bu konularda hiç de güven vermeyen, hayalperest bir başbakan bize ne verebilir ?.

"derisini değiştiremeyen yılan ölmeye mahkumdur" nietzsche.

zamanında kasımpaşaspor'da oynarken fenerbahçe'ye transferi gündeme gelen ama her nedense bu transferi gerçekleşmeyen, en son istanbul belediye başkanı seçildikten bir hafta sonra halı sahada ayağını kıran talihsiz eski futbolcu.

"nüfus planlaması yapan vatan hainidir" diyen, ırak harekatı için 2-3 milyon dolar öneren abd'nin teklifini az bulup "şaka gibi" şeklinde bir yorum yapan anadolu kahramanı.

masadan kalkıp, kıbrıs konusunda uzlaşma sağlayamasa da kahraman olarak kabul edilen kişi. işin diğer tarafı eğer masadan kalkıp direk türkiye'ye dönseydi bu sefer de medya tarafından "helal olsun avrupa'ya posta koydu" diye kahraman ilan edilecekti. bu kraldan kralcı medyayla işimiz zor... çok zor...

her hafta ulusa sesleniş adı altında ümmetine seslenen kişi.

emrah ablakın şahane dalga geçtiği azarbaz kişi.. selam vermek için elini kaldırdığında birine geçirecek diye bekleniyor..

avrupa fatihi. ırak'a dandikten bir arabayla gönderdiği özel harekat polislerinin öldüğü haberine kulak tıkayıp ankara'da zafer kutlamaları yapan, polislerin cenaze törenindeyse gözyaşlarına boğulan hisli başbakan.

hocamizin bir derste büyüüük bir karizma oldugunu iddia ettigi adem oglu

son elli sene boyunca yapılmış affedilmez büyük diplomatik hataların kâh maço uzlaşmaz tavırlarla, kâh daha büyük hatalarla ödenmemiş geciktirilmiş bedellerinin konduğu bir masada yapılabilecek en iyinin bir azını yapmayı becerebildiğini düşündüğüm politikacı.güneydeki kıbrıs cumhuriyeti eğer bugün bu taşı bize koyabiliyorsa bunu yabancı dil bilmeyen 1000 kelime türkçeli tayyip erdoğan'a değil, 1960 kıbrıs anayasasından doğan garantör haklarımız sayesinde bizim imzamız olmadan su bile içemedikleri halde onlara avrupa birliği yolunu açan mükemmel ingilizce bilen 150 bin kelimeli prof dr tansu çiller'e, uluslararası diplomasi ve hukuktan zerre kadar anlamadıkları için gösterdikleri ilgisizliği ve işbilmezliği takiben 1974'ten o zamana kadar avrupa konseyi'nde boş duran kıbrıs sandalyelerinden kıbrıslı türklerin hakkı olanını rumlara kaptıran 1980'lerin askeri hükümetine, onlardan bir önce yine türkiye'yi konu üzerine ziyaret eden avrupa konseyi yetkililerinden yüz çevirip konuya olan ilgisizliğini gösteren süleyman demirel'e vesaire vesaire sormak gerekir geriye doğru (bkz: gider oğlu gider). eğer onların hesabını onlar verebilirlerse onlardan sonra hesap sorma sırası recep tayyip erdoğan'a abdullah gül'e gelir.şahsi kanaatim orada aslında avrupa ülkelerine çok büyük bir geri adım attırılmıştır. bu arada türkiye de onun karşılığı olarak elini büyük bir taşın altına koymuştur. taş büyüktür, zira o taş aslında kıbrıs değildir, avrupadır ve türkiye'nin kendisidir. türkiye kendi ağırlığını kaldırabilirse avrupa birliği'ne üye olur. türk insanı kendi ağırlığını kaldırabilirse avrupa vatandaşı olur. yoksa avrupa doğal olarak "kendi kendini taşıyamıyorsan gelip bana taşıtmaya kalkma, yoksa kendinle beraber beni de dibe çekeceksin" demektedir, aynen 90'ların başında birçok vatandaşımızın bulgaristan'dan göç eden bir avuç soydaşımıza söylediği gibi, "bizim burada kıçımızda don yok, bulgar göçmenlerine ev arazi veriyorlar". oysa burada bir avuç değil, 70 milyonluk bir nüfustan bahsediyoruz. gerçek şudur ki o da avrupa toplumu türkleri henüz içlerine kabul etmeye hazır değildir. son sekiz senesini yurtdışında yaşamakla geçiren bir türk olarak avrupa ülkelerinde gördüğüm memleketimden insan manzaralarını görseniz bunun neden böyle olduğunu anlardınız. her türk'ü kendiniz gibi modernlik çağdaşlık abidesi görmeyiniz, her iyi eğitimli eli ayağı düzgün, ne dediğini bilen bir türk vatandaşına karşı odun, sahtekar, kaçak, sakat işlerle uğraşan, yirmi senedir yaşadığı ülkenin dilinde üç kelime öğrenememiş, yol tabelalarını okuyamayan, içinde bulunduğu ortama entegre olamamış, kafayı ya dinle ya da aşırı milliyetçilikle bozmuş ama ne islam toprağında ne de türk toprağında yaşamaya niyetli olan, tabir caizse hıristiyan rahatlığıyla aklı sıra islamı türklüğü yaşadığını sanan seksenaltı tane türk vatandaşı var. bilemedin seksenbeş. çıban gibi duruyor. hatta kendinizi modernlik çağdaşlık abidesi görürken aslında bu seksenbeşlik çoğunluğu oluşturanlardan biri de olabilirsiniz. ben de bir yandan bu satırları yazarken öte yandan farketmeden bir takım davranışlarımla o kalabalığa dahil olmuş olabilirim mesela. türk olduğumu söylediğim anda insanların kebap büfemin nerede olduğunu sormalarından bıktım, şu milletten yurt dışında adam gibi işle uğraşıp da saygın bir "türk" imajı oturtmuş bir tane de insan çıkmaz mı yahu? veya var da biz mi görenine denk gelemedik? imajlara bak: yahudiler neleriyle meşhurdur? bankacılık, mücevherat. ingilizler neyle meşhurdur? finans, endüstri devriminin öncüsü, hâlâ daha süren icatlar, politik akımlar, siyaset bilimi. almanlar neyle meşhurdur? elektronik, otomasyon, ağır sanayi, otomotiv, kimya, ilaç sanayii. fransızlar neyle meşhurdur? sivil uzay teknolojisi, petrokimya, çimento ve yapı malzemeleri teknolojileri, elektronik, otomasyon, harp sanayii. isveç? çelik, elektronik, ikea, telekomünikasyon, silah. danimarka? savunma sanayii elektroniği, kuzey denizi petrolleri, müzik elektroniği, hristiyan dünyasının domuz ve süt ürünleri kaynağı, balıkçılık. italyanlar? otomotiv endüstrisi, otomasyon, elektronik, telekomünikasyon, hazır gıda sanayii, beyaz eşya, giyim. peekiii... türkler dışarıda neyle meşhur?kebapçılık... beko diye bir marka var ama kimse türk markası olduğunu bilmez. kebapçılık. tekstil(taşeronculuk, marka olarak sıfır). kebapçılık. eeee... turizm. kebapçılık... halı. kebapçılık. pala bıyıklı fesli şalvarlı bir adam ve üç adım gerisinde yürüyen çarşaflı bir kadın karikatürü. kebapçılık... eeee...başka... kebapçılık. zira kendi ülkelerinde türk kelimesinin geçtiği her yerde yanıda kebab house kelimeleri geçiyor da ondan. hiçbir yerde "turkish aerospace technologies" veya "turkish petrochemical" veya "turk robotics" veya "autoturk" gibi kavramlar geçmediği için, ferrari gibi lamborghini gibi, ericsson gibi, grundig gibi, renault gibi, citroen gibi, nokia gibi adı geçtiğinde ülkesi akla gelen markalar olmadığı için haliyle adamlar bakıyorlar, "ülkemizde yeterince türk kebapçısı var, daha fazlasına ihtiyaç yok" diyorlar. avrupa birliği'ne girmeye çalışan ülkemiz insanının hâlâ nasıl bir kafa yapısıyla yetişmekte olduğunu (bkz: ukvize/#6555310) entry'sinde de gözlemleyebilirsiniz. üniversite okuyanının bile kafasında okuduğu eğitimini aldığı mesleği en iyi şekilde uygulayıp bir yere gelmeye çabalamak yerine ingiltere'ye gelip dönerci dükkanı açmak oldukça türkiye ne avrupa birliği'ne girebilir, ne de burnunu boktan kurtarabilir.avrupalı politikacıların türkiye'ye 10-15 sene tampon süre vermeye çalışmalarının sebebi aslında türklere kendi vatandaşlarının gözündeki imajlarını düzeltme şansı vermek içindir. halkın halkı ikna etmesi içindir, bundan daha doğru ve doğal bir hareket de yoktur. azerbaycan ile bir sınır birliğine gitmeye kalksak dahi toplumların birbirlerine alışmaları yılları alır. sovyetlerin dağılması ile beraber verilen "adriyatikten çin seddine" gazının ardından karşılaşılan zorlukları ve hayal kırıklıklarını hatırlayın. bizim açıkgözlü işadamlarının zurnası zırt deyince azerilerin özbeklerin kazakların kırgızların hemen nasıl "ruslaşmış la bunlar" damgası yediklerini hatırlayın. bizimkilerin oralarda "tokatçı ağabey" damgası yediğini hatırlayın. onu bırakın, daha 1945'te birbirinden ayrılmış iki almanya'nın kırbeş yıl sonra birleşmelerinin üzerinden on yıl geçmeden her iki taraftaki almanların "keşke birleşmeseydik, eski halimiz daha iyiydi" demeye başlamalarını hatırlayın.dolayısı ile avrupa ile de böyle bir süreçten geçmek kaçınılmazdır. bu şartlar altında bakıldığında aslında recep tayyip erdoğan-abdullah gül ve ekibinin oradan çıkarttıkları netice ideal değildir ama başarılıdır. bu bir tecrübedir, bir ikincisinde daha da iyi olacaktır. ben buna inanıyorum.ancak burada daha da önemli olan t.c. seçmeninin hemen hayallere dalmaması, gerçekçi olması ve oy verdikleri politikacıların her hareketini takip etmesi, peşini bırakmaması ve uyarılarını çekincelerini veya desteklerini buraya ekşi sözlüğe değil, başbakanlık ve dışişleri bakanlığının web sitesi üzerinden bakanların doğrudan halkla ilişkiler sekreterliklerine yapmalarıdır. "hiçbirşey değişmiyor" demeyin, bugüne kadar her ikisine de yazdığım her emaile cevap aldım. demek ki yapınca oluyormuş. bir de bunlardan binlerce onbinlerce yağdığını düşünün. o meclise gönderilen her bir milletvekilinin her yamuk yapışında kapısında onbin seçmeninin hesap sormak için dikileceğini bilerek işe gittiğini düşünün. veya her doğru bildiğini yapıp da dirençle karşılaştığında arkasında onbin seçmeninin dikileceğini bilerek işe gittiğini düşünün. türk halkı, türk seçmeni eğer o bilinci kendi içinde oluşturabilirse kıbrıs da çözülür, avrupa birliği de çözülür, ırak'a da abd operasyon yapmak durumunda kalmaz, hatta kim bilir ırak türkiye ile sınır birliğine gitmek ister, biz de onlara "15 yıl bekle, ha bu arada musul ile kerkük'ü de şöyle yap, böyle yap, filanca yerdeki petrolleri de tpao çıkarsın" filan deriz.ne kadar ekmek o kadar köfte. ama nasıl olduysa aslında bu seferlik bizim ekmeğe birkaç köfte fazla bile düştü.

17 aralık 2004 tarihli avrupa birliği zirvesinden sonra mecliste yapılan 2005 yılı bütçe görüşmeleri sırasında deniz baykal'ın eleştirilerine aynı düzeyde cevap verememiş; bu yüzden ikinci turda abdullah gül tarafından müdafa edilmek zorunda kalmıştır kendisi. grimak beyin belirttiği gibi, 1000 kelimeyle düşünen başbakanımızdır. türk milleti'ni en iyi şekilde temsil eden politikacıdır bence. millet olarak kapasitemizin bu kadar olduğunu göstermesi bakımından çok iyi olmuştur başbakanlığı. bunu sevenler bunu da sevdiler;(bkz: kurtlar vadisi)

(bkz: maskomya/@cadence)

büyük halk adamıdır. bizden birisidir. o yüzden başbakan maaşıyla geçinemeyip bisküvi satmak zorunda kalmaktadır. bunun siyaset ahlakıyla en ufak ilgisi elbette yoktur. hatta öyle anlayışlıdır ki halkına karşı, işçisiyle çiftçisiyle bütün halk geçinemesin, onlar da ticarete atılsın bisküvi satsınlar deye asgari ücreti uluslararası para fonunun talepleri doğrultusunda belirlemektedir. vatanını pek bir sevdiğinden mesela, en ince duygunun insanı olan türk madencisine bir ticarete atılma fırsatı vermek için, zarar etmeyen ender devlet kurumlarından biri olan türk taşkömürü kurumunu özelleştirme çabasında olan hükümetin başında gururla yer almaktadır. ramazanda fukaranın sofrasına ortak olacak kadar mütevazi bu halk adamı, memleket nüfusunun yüzde bilmemkaçı açlık sınırının altında gezerken kızı için lale devrini aratmayacak bir düğün düzenler ve davetiyeleri de başbakanlığın uçağıyla dağıtır, halkının üstüne üstüne saçar. öyle de iyi analiz etmiştir ki halkını, başında bulunduğu hükümet israil'le ortak mühimmat deposu kurma kararı alırken örneğin, bunu gereksiz yaygara yapıp halkına duyurmak yerine, hemen aynı gün israil'in filistin mülteci kamplarına düzenlediği ve onlarca cana mal olan operasyonları en içten hiddetiyle kınamaktadır. çok samimi, çok halktan birisi olan böyle bir pek sayın başbakanımız varken ben şahsen her gün allahıma şükrediyorum.

artık sıradan sünnet düğünlerine bile katılarak başbakanlık kurumunu iyice aşağılara çeken kişi.

(bkz: cesur ninja)

sık sık ulusa sesleniş konuşması yapmakta ve kendini başarılı gibi göstermekte olankişidir.konuşmalarında dikkat edersek hemen hiç istatistiki bilgiye rastlayamazsınızdün itibariyle yaptıgı konuşmada devlet istatistik enstitusu nun sayılarına binayen 2 milyondan biraz fazla işsiz oldugunu iddia ediyordu ya istatistik enstitutumuz hesaplamalarda ciddiyetsiz davranıyor ki 30-35 milyon gibi bir sayıda genc nufusa sahip bir ülkede şu an itibariyle üniversite mezunları işyeri kapılarındaeziyet cekiyor ,egitim derecesi yüksek olmayan binlerce insanımız sokaktayken,nasıl oluyor da iki milyon gibi bir sayıdan bahsedilebiliyor,nedeni cok basittir,gerçekler söylenmekten cekiniliyor.başbakan ,daha sonra konutkent projelerinden bahsederek varoş guruha atıfta bulunuyor,uzun bir vadeye yayılacak ödeme planlarıyla kira öder gibi ev sahibi olmaktan sözediyor.evleri sellere maruz kalan,alt yapısı olmayan semtlerde yaşayan bu yurttaşlarınsanki normal düzeyde bir eve verecek kira parası var da anasını satayım zevkindengecekondularda ikamet ediyor.kişiye hakkını vermek de lazım elbet,300-400 kelimeyi geçmeye bir seslenişte cahilinsanımız kuru gaza getiriliyor ve ortada cok ciddi olayların dondugunu sanıyor,utopikbir hayale sürükleniyor ne yazık ki..bu amaca ulaşmak da bir başarıdır ama kimin yararına orasını ilerde acı bir şekilde goreceğiz.insanı en cok uzen ise ,bu seslenişlerinulu onderimiz ataturk resminin onunde yapılması,adamcagızın kemikleri sızlıyordur.edit: kötülenmesinin sebebi, (bkz: bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak)

gecenlerde yagmur dolup evinde bogulan uc cocugu izlerken aklima geldi kim oldugu...recep tayyip erdogan;kanallara agir abi, baba edasiyla cikan, yaralara kol kanat gerecek erdogan.eşiyle, kiziyla, damadiyla "aydin" medyanin gundeminden duşmeyen sayin erdogan.kendi partili belediyelerine "gecekondulari yikacaksiniz, acimayacaksiniz" diye talimat veren başbakan erdogan.eski istanbul buyukşehir belediye başkani recep tayyip erdogan...oysa buyukşehir calişiyordu...hic olmayacak yerlerde hic olmayacak şeylere izin veriliyordu. dere agizlarina gecekondular, sit alanlarina koşkler yapiliyordu... bu cahil, bu bilgisiz, bu unutkan halk ilk yagmurda gocecek imarsiz alana camurdan ev yapabilmek icin aldigi izni oy olarak oduyordu... arada bir tek bedel farki var, sen yap ama ortaya cikarsa hayatin pahasina; ben yaparim ama ortaya ciktiginda medyayi daha bir kollamam gerekecek. istifa mi o da ne? ben daha ne un akitirim kendi ambarima bu yollardan...hele de buyuk şehrin buyuk başkani arkamda olursa...bir sus oyunu ki aklim şaşiyor...buyukşehir hala calişiyor...

3 kasim secimlerinden once haberturk ekranlarinda yayinlanan basin klubu programina katilmis idi recep tayyip erdogan. hakan aygun kimsesinin gevrek uslubuyla, laubali takintilariyla, televolesel habercilik anlayisinin uzantisi olan sorulara, cok sevdigi kabadayi uslubu ile cevap verirken, ortamin sulanmis olmasindan kaynaklandigini zannettigim sebeplerle bir soruya biraz fazla "samimi" bir cevap verdi o gun zat-i sahaneleri.daha sonra kirdiklari potun farkina varip, kayitlari bulunan kendi sozlerini zat-i alileri yalanlasa dahi is isten gecmis, soyledikleri hafizalara kazanmisti.hakan aygun, "sayin erdogan, bir milyon dolariniz vardir herhalde" diye sormustu. recep tayyip erdogan yanitladi "ehh, allaha sukur o kadar paramiz var." nereden kazanmisti recep tayyip erdogan bir milyon dolari? ulker grubunda calisirken mi? ne kadar sure calismisti ki? gencligini milli gorus teskilatlarinda yaptigi calismalara adamis biriydi kendisi. egitim durumu parlak sayilmazdi. ulker grubunda yaptigi calismalar -ki cok kisitli bir sure- nasil calismalardi ki kendisine bir milyon dolar kazandirmisti?belediye baskani iken legal yollardan bu para kazanilamayacagina gore, ulker grubunda calisirken belirli bir miktar kapital kazanmis, daha sonra -faiz'e para yatiramayacagina gore- cesitli yatirimlarla parasini arttirmis olabilir elbette. zaten konu bu degil.recep tayyip erdogan -nasil kazanmis olursa olsun- bir milyon dolarlik bir birikime sahip. ancak ayni recep tayyip erdogan, basbakan maasiyla dahi gecinememekten sikayetci.ulker grubunun acik yada kapali reklamini yapiyor, cesitli ticari sirketlerdeki ortakliklarini surduruyor, ramsey firmasinin sponsorlugunda giyiniyor ve bu sponsorlugu saklamaktan bir beis duymuyor. bunlardan bir kazanc saglamadigi dusunulemez.recep tayyip erdogan'in cocuklarinin egitim masraflari ramsey firmasi tarafindan karsilaniyor. giyim masraflari da ramsey firmasi tarafindan karsilanmakta. ulasim masraflarinin tamami devlete ait. konaklama masraflarini da turkiye cumhuriyeti devleti oduyor. yalniz bu kadar da degil, sayin recep tayyip erdogan'in tum yediklerini ve ictiklerini de turkiye cumhuriyeti devleti karsilamakta. bizim vergilerimiz ile recep tayyip erdogan'in tum ihtiyaclari saglaniyor. bizim vergilerimiz sayesinde recep tayyip erdogan hicbir harcama yapmak durumunda kalmiyor.yani recep tayyip erdogan'in tum gelirleri aslinda bir yerlerde birikiyor. ancak ayni recep tayyip erdogan, butun bunlara karsin, gecinemedigini soyluyor!peki sayin recep tayyip erdogan nereye para harciyor? ne kadarlik bir harcamasi var ki, sayin erdogan bir turlu gecinemiyor. ulker ve ramsey grubundan sponsorluk ucretleri aliyor, basbakanlik maasi var, bankada bir milyon dolari oldugunu kendi ifade ediyor, ticari sirketleri calismaya devam ediyor butun bunlara ragmen sayin basbakan gecinemiyor!bu durumda bir gariplik yok mu?var elbette var. ama bu durumda bir de insafsizlik var.kendisinden subvansiyonlari arttirmasini isteyen tarim iscilerini "paramiz yok kardesim oldugu kadar" diye azarlayan ayni recep tayyip erdogan.halbuki ortalama bir tarim iscisinin giyim masraflarini bir sirket karsilamiyor. yediklerine ictiklerine bir firma sponsor olmuyor. cocuklarinin egitim masraflarini turkiye'nin en buyuk ozel tesebbuslerinden bir tanesi odemiyor. ortalama bir tarim iscisinin hicbir konaklama bedelini odeyen bir baska kurum veya kurulusta yok.ortalama tarim iscisi gecinemediginden yakininca sayin recep tayyip erdogan, zati meydanlarda azarliyor. ancak kendisinin dahi bunca gelire ragmen gecinemedigini soylemekte gene kendileri bir beis gormuyor. bu durumda bir adeletsizlik yok mu?sayin tayyip erdogan, su gelirlere ragmen bu ulkede gecinemiyorsa -her nasil oluyorsa- iscinin durumunu daha iyi anlamali.anlamiyor.anlamakta istemiyor.cunku recep tayyip erdogan'in siyasal, politik vizyonu ve mazisi, kendisi icin ve yalniz kendi sahsi menfaatleri icin siyaset yapan bir insanin tarihi.toplumsal sorumluluklar ve idealler ile yuruyen degil, kendi ikbalini saglamak, iktidarin nimetlerinden faydalanmak icin yuruyen bir insan tayyip erdogan.tayyip erdogan, ozal sonrasi olusan politik iklimin yarattigi en onemli temsilcilerinden biri. din adamlarinin ince sadeligine degil, vahabilerin sasasina ozeniyor, tevazu ile degil boburlenme ile yuruyor. halki asagilamaktan hicbir kosulda geri durmuyor ancak halk adami olmakla da -bu nasil bir celiskiyse- ovunmekten gocunmuyor. basarilarini sahsilestiriyor ve ekiplerini sahne arkasinda birakmaktan hic bir sekilde geri kalmiyor.demokrat degil, asla degil, ancak demokrasi soylemlerini kullanmaktan imtina etmeyecek kadar da kurnaz. butun bu celiskiler neticesinde, recep tayyip erdogan portresine bakan herkes objektif bir goze sahip ise modern yontemleri kullanan sark siyasetcisini gorebilecektir. recep tayyip erdogan'in bu kadar desteklenmesinin altinda ise zaten bu yatmaktadir.zira kendisi, modern yontemleri kullanan bir sark toplumunun, modern yontemleri kullanan sarkli siyasetcisidir.

nefret ettigim ender insanlardan...

bugün yaptığı bir konuşmasında dinleyenleri dumurlara sevkeden sayın başbakanımız.sağlık personelinin yaptığı grevi eleştirirken şu sözleri sarf etmiştir:"bunlar bir takım marjinal gruplardır.""bu eylemi yapanlar hastahaneden muayenehanelerine randevu verenlerdir."marjinal gruplar olarak tanımlanan devletin sağlık personeli. yani hemşiresi, doktoru, sağlık memuru. kimdir bu insanlar? teröristmidir. militanmıdır. kökten dincimidir. devleti yıkmaya çalışanlarmıdır. hayır! senelerce üniversitelerde, tıp fakültelerinde, zorunlu hizmette doğuda, tus sınavlarında, dirseklerini çürütmüş, zor koşullar altında insanlara sağlık hizmeti sunmaya çalışan kişiler.demokratik sistemin en önemli özelliklerinden, hak arama özgürlüğünü kullanan, dile getiren insanlar marjinal olarak tanımlanmalımıdır. tek istedikleri daha uygun koşullarda daha kaliteli sağlık hizmeti verilebilmesi için gerekenlerin sağlanması.hastaneden muayenehaneye randevu vermek ile suçlanıyorlar. demek istenen bu eyleme katılanların, hipokrat yeminlerini hiçe sayıp insan sağlığını parayla eşdeğer tuttukları. ciddi bir suçlama. o kadar tuzları kuru olsa haklarını aramak için sokaklara dökülürlermiydi, isyan ederlermiydi diye sormadan edemiyor insan.sayın başbakanımız malesef her grevde, eylemi gerçekleştirenler için benzeri suçlamalar getiriyor ve onları dinlemek yerine yermeyi tercih ediyor. kesk'in eyleminde yaptığı gibi.(bkz: #3260502)nedense türban eylemlerine, kamu çalışanlarının eylemlerine gösterdiği tepkiyi göstermeyen, sus pus kalmayı tercih eden sayın başbakanımız.(- hedef göstermek...)(- ne dediysek o zihniyeti...)(- hakaret...)(- ne oldum delisi olmak...)(- kendini dünyanın merkezi zannetmek..)(- küçük dağları ben yarattım...)!!!!!bödöööööööffffffff!!!!!-abi ne oldu burada foseptikmi patladı?-yaw boşver şimdi şu kötü kokulu yığının altında birileri kaldı gel bi el atalım çıkaralım.*

(bkz: recep tayyip sauron) .

(bkz: basbakanin krali kasimpasali)

penguen dergisinin ilham perilerinden biri.derginin kapaklarindan birkac ornek icin;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050307http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20041220http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20041213http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20041206http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20041108http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20041101http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20041004tazesinden iki ornek daha;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050314http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050328guzelinden bir ornek daha;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050330taze taze;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050510yeni cikti firindan;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050517durduramiyoruz efendim;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050614bir tane daha;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20050802taze taze;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20051017iki tane daha;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20051031http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20051107buz gibi;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20051212beton gibi;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20051219gaflar krali;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20051226mal varligi;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20060206anani alip git;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20060220kemal abi;http://www.penguen.com/kapak.asp?gun=20060320

yök yasasının veto edilmesinden sonra meclis grubunda yaptığı konuşmayı izleyenler fark etmiştir; sinirlendiğinde kendisinin alın ve kaş bölgesi civarı buffy the vampire slayer dizisindeki vampirlere benziyor. ben bugüne kadar bunu yapabilen bir bu adamı gördüm, bir de zebellah'ı. (zebellah istemli olarak yapıyor bunu, öyle bir farkı var.)

turk ceza kanununa zinanin suc sayildigi maddeyi sokmaya calisan geri kafali basbakanimiz.

aldıklarımızla yaşarverdiklerimizle var ederizsevgi gibidostluk gibivefa gibidizelerini yazan ikinci şair başbakanımız*birincisi aratmasa bari.

"medyamiz bizi avrupaya ihbar etti." sözünün sahibidir. "ihbar nedir?", "kim ihbar edilir?", "ihbari alan kisilik ile ihbar edilen kisilik arasinda nasil bir iliski vardir?" kivamindaki sorularin bu sahsiyete sorulmasi vatani bir görevdir.(bkz: ihbar)(bkz: bagimsizlik)(bkz: istanbul antlasmasi)(bkz: zitvatoruk antlasmasi)(bkz: etken)(bkz: edilgen)

gurbetçilerin türkiye ye gelişlerinde yaşadıkları sorunlarla ilgili olarak cnn turkun canlı yayınında ulaştırma bakanı binali yıldırım ın cep telefonu numarasını* ve bakan ilgilenmezse beni arayın diyerek kendi numarasını* veren başbakan.

her yanlış politikasında ve söyleminde bir kısım medyayı suçlayarak aslında hangi siyasi temellerden geldiğini "her ne kadar değiştiğini iddia etse de" gösteren başbakan.

boş bulunup seka'yı çarçur ettiğine pişman olmaya başladığı sanılan başbakan. eskiden öyle miydi ya? gazete kağıdı ithal edilemezdi, seka satardı gazetelere. bu kendini bilmezler öyle kritik etmeye falan başladıklarında, -duruma göre, uyarıcı bir fiske ya da osmanlı tokadı kıvamında- kağıda zam yapılır, sayıyla kendilerine gelmeleri sağlanırdı. gerçi şimdi ellerinde başka toollar var, ama kağıtla oynayıp şöyle hafiften t.ş.k burmanın keyfi bir başkaydı. özal'lar, çiller'ler basınla dalaşmaya başladıklarında bu zevki defalarca tatmışlardı.öte yandan, toplam seçmenin %24'ü kadar oyla, ki kendi kitlelerinin aksatmadan sandık başına gittikleri bilinen bir gerçektir, -anayasayı bile değiştirebilecek- üçte iki çoğunlukla meclise girip, tek başına iktidar olup, kucağında bulduğu ve cumhuriyet tarihinde kimseye nasip olmamış dikensiz gül bahçesi ortamında, bu kadar kısa zamanda sinirlerinin bozulması hayret vericidir. o dikensiz gül bahçesidir ki;- ana muhalefet partisi muhalefet etmemektedir; birincil görevi olan denetlemeyi bir tarafa bırakmış, eleştirmekten ziyade desteklemektedir,- yazılı basın muhalefet etmemektedir; vitrin süsü birkaç yazar dışında, eleştirmek bir yana, haber olması gereken birçok şeyi es geçmek suretiyle açıktan ya da gizliden desteklemektedir,- görsel basın, yazılı basınla paralel şekilde, desteklemektedir,- iş çevresi, motivasyonu her ne ise*, ilk günden beri desteklemektedir,- imf ve dünya bankası, desteklemektedir,- amerika arkasındadır, desteklemektedir,- avrupa arkasındadır, desteklemektedir.hal böyle iken, başbakan, gölgesiyle kavga eder gibi, işçiye, çiftçiye, esnafa, amerika'ya, avrupa'ya, imf'e, doktorlara, karikatüristlere, basına -kendisi olsa muhtemelen kullanacağı deyimle- "posta atmak"tan geri durmamakta; kendisi yetmiyormuş gibi, sağ kolu dışişleri bakanı da, durduk yerde avrupalılarla sürtüşmektedir.araştırmacı suserlik, bazı şeyleri merak etmeyi gerektiriyor:- ne oldu/oluyor da, başbakanın sinirleri son zamanlarda bu kadar gerildi?- neden amerikan gazetelerinde gün aşırı, sonradan bizim gazetelerimize manşet olacak, aleyhte makaleler yayınlanmaya başladı?- neden avrupa topluluğu "17 aralık'tan sonra durdunuz siz" diye huzursuzlanmaya başladı?- neden hala bir başmüzakereci atanmadı?- neden aylardır beklenen kabine revizyonu yapılmıyor?- neden akp'den, 3-4 günde bir, bir milletvekili istifa ediyor?- neden başbakanı churchill'e benzetecek kadar bu iktidara angaje olmuş bazı yazarlar hafiften çark etme emareleri gösteriyor?- neden daha birkaç hafta önce "geçmişin bilmemneli", "seninki daha bilmemneli" diye politik lisanda birbirine ana-avrat sövmüş sayılabilecek başbakan ve ana muhalefet partisi başkanı yan yana basın toplantısı yapıyorlar?araştırmacı suser merak ediyor, elindeki donelerle çözümleyemiyor, *timeout expired* oluyor.

şeffaf devlet olma yoluna baş koymuş, bu uğurda televizyonu günlüğe dönüştürmüş zat-ı muhterem, zira durmadan halkına seslenir, durum değerlendirmesi yapar, halkıyla dertleşir, "şöyle oldu, böyle gitti" der, yurt dışına çıkarken basına açıklama yapar, "ben şuraya gideceğim beni yemeğe beklemeyin" ya da "akşam ezanı okunmadan dönmüş olurum" gibi verdiği günlük bilgilerle hükümetinin adımlarını anbean halkıyla paylaşır...

önce okuduklarıma ardından evvelki gözlemlerime ve kendisinin şu anki demeçlerine ve hükümet icraatlarına göre siyasi hayatına kendi kendine nokta koymaya yaklaştığını düşündüğüm bir insandır. neden mi?öncelikle aziz nesin usta'nın bir değerlendirmesine göre siyasetçilerin basın ile olan ilişkileri belirli şekilde gelişir. tam net olarak hatırlamasam da ilk başlarda basın en büyük sevgilidir. yavaş yavaş her fotoğrafta görünmeye çalışılır, sürekli basın ile iyi geçinilir ve sevgililikten evliliğe doğru yola çıkılır. ancak soraları basın ile kavgalar başlar, gazeteciler hor görülür falan filan. sonunda basın olduğu yerde durur ama siyasetçi yoktur.bir kaç haftayı göz önüne aldığımızda bile sayın başbakanımızın basın ile ilişkisinin seyrinin benzerliğini gözlemleyebiliriz. buradan bir sonuç çıkarabilir miyiz? sanmıyorum. ancak bu seyrin sonucu aziz nesin'in gözlemleriyle örtüştüğünde bu rahmetli ustamızın değerini bir kez daha anlayabiliriz o kadar.

6 mart 2005'te dayak yiyen kadinlarla ilgili olarak konusurken medyamiz bizi avrupa'ya ihbar etti demesinin sokunu atlatmaya çalisan bünyelere arkasindan "hem 6 mart kadinlar günü mü degil?" diyerek bir sok daha yollayan bassaban. demek ki basbakan yalnizca ingilizce bilmemekle kalmiyor, ne dedigini de bilmiyor.ek okuma (bkz: basbakanin ingilizce bilmemesi)

(bkz: tayyipus domesticus)

ülke siyasetini aklı başımda takip ettiğimden beri gördüğüm en fazla medya desteğine sahip hükümetin başbakanı olmasına rağmen, her seferinde medyayı suçlamasını çok garipsediğim başbakan.işler sarpa sarıp medya bu desteği arkasından çekmeye başlarsa neler saçmalayacak çok merak ediyorum.

zamaninda* , amerikan musevi komitesi* tarafindan cesaret odulu* ile odullendirilen basbakan.http://www.ajcongress.org/...04/jan_2004/jan04_03.htm

recep tayyip erdogan beyin en sevdigi marka ramsey . en sevdiği ada ekinlik adası . bu adada kaldiği tatil köyü olarak kullandığı zatın adı remzi gür.

henüz zihnimde ufuklar açan tek bir cümlesine, tek bir kavramına rastlayamadığım kişi. ilm-i nakl temelli olması nedeniyle vizyonsuz ve uzgörüsüz bir bey. anlamadığı konular karşısında kısa süreli derin düşüncelere dalar gibi yapıyor sürekli. 1000 kelime ile düşünülmez ki.

8 mart 2005 dünya emekçi kadinlar günü olaylari neticesinde ab sürecinin neresinde durdugumuzu ( durmadigimizi, durur gibi yaptigimizi) çok net ortaya koyan basbakan. polisin olaysiz geçen bir gösteriye saldirmasi, ab temsilcilerinden yenilen zilgit neticesinde sorusturma açilmasi ve fakat ayni zamanda hükümetin atilan dayagi mazur göstermek için binbir takla atmasi; avrupa birligi'ni olmak boyutundan çok ötede, girmek boyutunda algiladigimizi göstermistir. basladigi günden beri sagliksiz bir düzlemde ilerleyen türkiye'nin ab serüveninde gelen nokta sunu gösteriyor ki; türkiye tarihinin ab konusunda en istekli - görünen - basbakaninin bile derdi abli olmak degil; ab'ye girmektir. bütün süreci yalnizca ekonomik ve demokratik bir süreç olarak algilayip isin demokrasi kültürü, etik degerler ve en önemlisi muasir medeniyet seviyesi gibi kisimlarinin yanindan bile geçmedigimizi bir kez daha ortaya koydu. yalnizca dayatmalarla olusan kismi bir esneklik durumu yani. ülke ab'ye girince, artik caninin istedigi gibi eylemci dövemeyecegini anlayamayan; "e canim istedikleri bütün kanunlari geçirmedik mi?" diye saskin saskin dolanan bir zihniyetle karsi karsiyayiz. isin kitabi kismina hapsolup o kitabi kismin dogal sonuçlarini görememe durumu. bir yandan dgmleri kaldirip görece demokratik yasalari çikartacagini, ama bir yandan da eylemci dövmeye devam edebilecegini saniyor bu zihniyet. tipki töre cinayetlerini kaldirip zinayi suç haline getirebilecegini sanmasi gibi. neden peki? ab tarafindan açikça deklare edilmemis çünkü "bundan sonra eylemci dövmek yok." diye, edilmesi de biraz ayip olurdu zaten. isin o kismi bir algilama sorunudur. derdiniz abli olmak ise zaten bütün sürecin dogal sonucu olarak eylemci kadinlari dövmek gibi rezilliklere, zinayi suç saymaya çalismak gibi komikliklere girmezsiniz. ama iste dert baska olunca ortaya da bundan baska bir sonuç çikmiyor. yoksa emin olun ab yetkilileri daha önceden herhangi bir toplantida "polis orantisiz siddet uygulamasin." deseydi, karsilasmayacaktik bu mazarayla. ab'yi ve ablilik kavramini algilamamiz "onlar söyler, biz yapariz."dan öte gidemeyince de azari yer, otururuz. hele bir de basbakanin medyayi - tam da o girmek istedigi - ab'nin jurnalciligine soyunmakla suçlamasi var ki; kara mizah demek bile hafif kaliyor. bir yandan da "e canim ab üyesi ülkeler de küresellesme karsitlarini dövüyor." gibi utançlardan utanç begendiren açiklamalar yapan bir adalet bakani. ab dövüyorsa sorun yok yani, biz de dövebiliriz. kendilerine bundan sonraki eylemlerde ab ülkelerinin yetkililerini arayip "siz böyle bir durumda döver miydiniz?" diye sormalarini, alinacak onay neticesinde eylemci dövmelerini tavsiye ediyorum. böylelikle hem bu utanilasi açiklamalari yapmazlar, hem de ab'den firça yemekten kurtulurlar. sonra da alinlarinin akiyla bas bas bagirabilirler meydanlarda :"biz bu reformlariii ab istedigi için yapmiyoruuuuz.. insanimiziiii cagdasss medeniyet seviyesine tasimak için yapiyoruuuuz..."gerisi 'ab'li türkiye'dir efendim. demokrasi mi? yedik onu biz.

abd ye nota verilecekmiş sayın başbakanım?"notaaa müzik notasııı değildiiir"..."biiz burda bakkal dükkanı yönetmiyoruzz. devvlet yönetiyoruzz"gibi incilere sahiptir kendileri.

8 mart 2005'te kadinlar gunu hakkinda yaptigi konusmasiyla ve polisin dayak goruntulerinin avrupada ses getirmesi üzerine basini suçlamasiyla ne olacak simdi adli filmde levent kirca'nin canlandirdigi avukat orhan karakterini animsatan basbakan.

4. levent-ayazağa metrosu'nun projesini kıran kırana bir pazarlıkla 30 aydan 24 aya indirdiği (hesapladım, diğer türlü seçim döneminin gerisine sarkıyordu) müjdeleyen başbakan. kafasında baretle "ho ho işte yaptık oldu, nasılmış" şenliğinde açılışını yaptığı hızlı tren projesi akla gelince ister istemez yürekleri ağıza getiren ve tasarruf edilen altı ayın yetkililerin kendilerini emniyete almak için şişirdikleri emniyet marjı olduğuna inanılmak istenen hadisenin yaratıcısı.edit. ayrıca hakkında bakanlarına bir ay, bazı gazetecilere 2.5 yıldır randevu vermediği söylenerek iftira atılan başbakan. nitekim bugünkü akşam gazetesinde hasan kaçan'ın kendisi ile röportaj yapmak için ankara'ya uçakla gitmesi ve bir resim sergisinde yanına karga tulumba yaklaşarak "sizinle acilen konuşmam lazım" demesi yeterli olmuştur.

adını bile söyleyemediği liverpool'un galibiyeti sonrası "sevgili dostu" ingiltere başbakanı blairi arayıp tebrik ederek penguent esintileri yaratan, büyük ihtimalle adamın "bunun hiç işi gücü yok mu ya" demesine sebebiyet vermiş kişi.

(bkz: rterdogan com)

tahtakele türkçesi ile konuşan türkiye cumhuriyetinin başbakanı.

abdullah gul'un "ince" ve "munis" tabir edilen uslubuna sahip olmadigi gerekcesiyle elestiri alan ve bu nedenle meclisten ozur dileme buyuklugunde bulunan , ab olayimizda busht'a , "abi bi telefon ediver" seklinde "kendisi yakinimdir misali davranisiyla hayretlerimi abartan sahsiyet. kendisi basbakanimizdir..

9.433 ytl parası vardı ziraat bankası'ndaki hesabında dün gece şov yaparken.bir de düşündürdü atmi kullanamayınca, hadi şimdi başbakandır da daha evvel hiç mi atm kullanmamıştır kendisi.

inanilmaz kotu giyinen bir ese sahip basbakanimiz. hem tesetturlu hem de sik olan kadin yok degil, ama bu bayan beceremiyor bir turlu. hem de o kadar bollugun icinde, yazik yazik.(bkz: emine erdogan estetigi)

kendisinin verdiği şu beyanat kayıtlara geçsin istiyorum:"bakınız yeni elli kuruş. bunun ortası gümüş. kenarı da altındır ha!"

içinde ''i-y-e'' harflerinin yazıldıkları sırayla geçtikleri hemen her sözcüğün bu kısımlarını -arap aksanıyla olsa gerek- ''iyye'' olarak okuyan/telaffuz eden kişi. örnekler: medeniy-yet, niy-yet, keyfiy-yet...

imam.

(bkz: recep bey in yumurtaları)

(bkz: rte 2000)

son secimlerde mhpnin aldigi yuksek orani karsisinda şoke olanlarin , yapilacak ilk secimde -eger secime girmesine izin verilirse- tayyibin birinci parti cikmasina sasmamalari gereklidir. (bkz: yurdum insani)

kasımpaşa delikanlısı, eski istanbul belediye başkanı, milli görüş neferi. şimdilerde gelenekçiler tarafından davaya ihanetle suçlanıyor. değiştik diyor; ama değişen bir şey olmadığını herkes biliyor.sadece yeni bi vitrinle milli görüşü hayatımıza sokmak içi fırsat kolluyor; ancak ona bu fırsatı vermeyecekler galiba.

cumleleri mustafa topaloglu'nu andiran filozof sahsiyet. (bkz: tayyip erdoganin incileri)

(bkz: fareli köyün kavalcısı)

elının tersıyle neyı ıttıgını merak ettıgımız kısı

ağır abilerden çıkan ilk başbakan.

sabah gazetesinde kendisi ile ilgili bir haber okudum, recep bey time'in anketine gore "dunyanin en guclu 100 kişisi" arasindaymiş. kendisini kutluyorum bu başarisindan dolayi. lakin gazete time'i iyi anlamamiş, işte recep beyin secildigi listeyi şoyle tanimlamiş time:"presidents and prelates, soldiers and terrorists, lawyers and philanthropists—these are the men and women who give hope and direction to the world or who try to turn it upside down (başkanlar ve din adamları, askerler ve teröristler, avukatlar ve hayırseverler—bunlar dünyaya umut ve yön veren veya onu başaşağı etmeye çalışan erkekler ve kadınlar)george w. bushhu jintaoluiz inácio lula da silvaali sistanitoshihiko fukuiabu al-zarqawikofi annancondoleezza ricerecep tayyip erdoganjohn abizaidkim jong ilbill gatespope john paul iiatal behari vajpayeejohn kerryluisa diogovladmir putinwu yiosama bin laden"

4 saattir ankara'dan pamukova'ya ulaşamamış başbakan.bush geldiğinde devletin tüm imkanları seferber edilmişti; uçaklar, helikopterler, savaş gemileri tüm gücümüzü kullanıyorduk. şimdi 139 vatandaşımızın öldüğü yere 400 km. uzaklıktan 4 saat içinde ulaşamamanın bir izahı var mıdır?hayır helikopterin bu kadar geç götüreceğini bilsek muhteşem eseriniz hızlı trenle yollardık.

her açıdan vasat bir insan. eski ptt şöförü.

pokere merak salmis kisi.saga sola rest cekip durmaktadir su siralar.

zina suc sayilsin mi sayilmasin mi tartismasina muk kemmel bir katki yapmis basbakan. soyle ki, sucun takibi sikayete bagli olacagini, savcilar tarafindan sikayetin yoklugunda takibat yapilamayacagini bakin nasil anlatmistir: alan razi veren razi ise zaten bir sey yok!!simdi hala dusunuyor musunuz bu adam neden bu kadar yuksek oyla basbakan oldu bidi bidi. adam ortalama turk insaninin kaliptan cikmisi. hepimiz boyle degiliz ama 70 milyonun aritmetik ortalamasi bunu veriyor iste.

şahsen beğenmesem de başbakan olmanın sorumluluğunu hissettiği belli oluyor son olaylarda. ve terörizm ile ilgili olarak mevcut ahval ve şerait altında verilecek en güzel demeç olması hasebiyle ayağa kalıp alkışlamışımdır. (bkz: teroru ayaklarimin altinda ezerim/#3605851)

turkiye nin gelecek 30 yılının icine kısa surede etme basarısını gostermıs , sabreden dervis muradına ermis cumlesini dustur edinmis,sahnede sov yapan seda sayan edasıyla devleti yoneten simdiki basbakan , malesef gelecegin cumhurbaskanı

terore rest cekmesinin uzerinde fazla durulduguna inandigim kisi.hsbc binasini ve ingiliz konsoloslugunu bu sekilde tahrip edecek bomba ve planlar 4 gunde hazirlanmaz canlar. eger hazirlanabilecegine inaniyorsaniz izmir civarlarinda size satmak istedigim birkac tane otoyol var. bu patlamalar erdogan "allah askina yapmayin, ne isterseniz yapmaya haziriz" deseydi de olacakti, dugmeye coktan basilmisti..kaldi ki terore rest cekilir, her zaman cekilmistir, baska caresi de yoktur. pkk bize kac kere ateskes onerdi, biz kac kere tersledik? bu bir prensip meselesidir, baska yolu da yoktur.

istanbul'da bugün yaşanan iki felaketin ardından 7 saat sonra basın açıklaması yapmış, olay yerine gelmeye tenezzül bile etmemiş, konuşmasında hiçbir üzüntü izi göremediğim, hiçbir şey yokmuş gibi davranan adam.. ulan dünya bizim yasımızı tutuyor be, koskoca ingiltere'nin dış ilişkileri bakanı* ta londra'dan kalkıp buraya geldi ve her 2 yeri de inceledi!.. 15 yıl önce cihangir sokaklarında şalvarıyla gezip oy isteyen bu adam bizim başbakanımız..(bkz: mustafa kemal atatürk)özlüyoruz...

bir rsi muzdaribi olarak kısaca "al sana bomba" demek istediğim politik marka.

bir "r"esponse "t"o "e"xplosions beklediğimiz kaşyapan.(bkz: kaş yaparken göz çıkarmak)

bir politikacıyı bir devlet adamını seversiniz ya da sevmezsiniz icraatlarını beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz bunlar paşa gönlünüzün bileceği iştir lakin tutup da adamı terör saldırları karşısında eğilip bükülmedi politically correct olmaya çalışmadı direkt sert mesajlar verdi diye eleştirmek de neyin nesidir anlamadım ben. bu ülke 30 sene boyunca teröre 30.000'den fazla can verdi yeri geldi 33 askerinin birden şehit edildiği okullar basılıp onlarca öğretmeni birden şehit edildiği oldu hangi gün bir devlet adamı ya da bir askeri yetkili çıkıp "sayın teröristler lütfen böyle şeyler yapmayınız" gibi yuvarlak laflar etti? ne zaman teröristten insaf merhamet bekledik biz? her defasında devletin ve ordunun en üst kademeleri tarafından olabilecek en sert ifadelerle lanetlenmedi mi bu saldırılar? her defasında teröre karşı en ufak bir taviz verilemiyeceği olabilecek en kabadayı üslupla vurgulanmadı mı? pkk'ya karşı savaş bu kararlılık sayesinde kazanılmadı mı? e peki şimdi başbakana "aha hep sen böyle konuştun kızdırdın adamları ondan oldu bunlar" diye yüklenmek de ne oluyor bre şabalaklar?! esas ilk saldırıdan sonra sesini çıkarmasa ya da diplomatik davranamaya çalışsa hesap sormamız "konuşsana ulan hadlerini bilrdirsene şu itlere" diye yakasına yapışmamız gerekirken koca ülkenin başbakanından yavşaklık beklemek de neyin nesidir bre denyocanlar?! lan kaldı ki bu son saldırı öyle "biz çok kızdık size alın o zaman bombayı" denilerek 3 günde gerçekleştirilecek bir şey de değil. hadi insaflı olamıyorsunuz hiç değilse azcık mantıklı olmaya çalışın iyice sapıttınız siz be!

ahmet necdet sezer'in gorev suresi dolduktan sonra, cumhurbaskaninin meclis tarafindan secildigi ve akp'nin meclisteki sandalye sayisi gozonune alindiginda, yerine cumhurbaskani olacak politikacidir.

(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: istifa)(bkz: daha gider bu)(edit: bu önerinin kötülenmesi bu aşamada istifa etmenin onurluluğunu ortadan kaldırmaz. hara-kiriye gerek yok elbet, japonya'da değiliz. asıl sorumluların en tepedekiler, onay verenler, görmezden gelenler, yakınını akrabasını ya da bir takım kalifiye olmayan insanları bir takım "kalifiye" özelliklerine göre ancak bilgisine birikimine bakmaksızın devletin çeşitli kademelerine yerleştirenlerdir. bunu görmezden geldikçe, körü körüne kendi oy verdiğimiz adamın en süper olduğuna inanmaya devam ettikçe, aymazlıklardan aymazlık beğendikçe istediğin kadar kötüle bunu kardeşim, ara eşini, dostunu, kahveden arkadaşlarını söyle onlar da kötülesin. ama unutma ki, yarın öbürgün -allah göstermesin- sen böyle boktan bir nedenden ölecek olursan ben yine aynı öfkeyle yazacağım ve senin hakkını da eşin, dostun ve kahveden arkadaşlarınla birlikte savunacağım)

(bkz: yesil sermaye)

(bkz: başbatan)

amerikanın başına gelen olaydan sonra "aklınızda iki kuleden başka birşey varmı" diyen kişi... demekki sayın başbakanımız, amerikanın afganistan'a saldırdığını, el kaide militanı olarak binlerce insanı tutuklayıp ülkesinde kafalarında torbalarla ne şekilde olduğu belli olmayan yöntemlerle sorguladığını, amerikan basınında çıkan ve uçakları kaçıran kişilerin resimlerini, hayatlarını usame bin ladin'in resimlerini unutmuş... unutması normal, daha öncede o tarz bi adamın dibinde resmi vardı, onuda unuttu herhalde... biz unutmayacağız ama...

(bkz: haddinizi bilip soru sorun)

birilerinin hala istifa diye bir kavram olduğunu hatırlatmamış veya anlatmamış kişi.veya anlatmıştır da işine gelmiyordur bilmiyorum artık.fakat bir gecede 104 kişiyi diriltebilme yeteneği takdir edilesi.(bkz: tren faciasinda olu sayisinin 140dan 36ya dusmesi)

mevcut parti liderlerinin en muhafazakarlarından biri olmasına rağmen ironik bir biçimde en de açık fikirlisi, abdurrahman çelebi.. faşisti, hırsızı, hizipçiyi seçeceğime elini taşın altına sokup iş yapan dinciyi seçerim..

aynı derginin* bu sene "yılın adamı" olarak amerikan askerini seçtiğini göz önüne aldığımızda, tayyip ağayı listeye sokan kriterlerin ne olduğu konusunda oturup bir daha düşünmek gerekiyor.

kendisini ne zannettiğini çok merak ettiğim canlı.

http://www.deviantart.com/view/7013131/

kafası bidona benzeyen adam.

kendisinin şeriatcı olduğunu herkesin bildiği bir ülkede bir anda kendisine yenilikçi ve demokrat bir maske takıp başbakan seçilip sonrasında göz göre göre gazeteleri susturup, üniversitelere karışıp, okulları imam hatiplere çevirip hala hiç bir tepki almamayı başardığı için takdir ediyorum kendisini. üstelik bunları yaparken papaz cüppesi giymesine de gerek kalmamıştır bir kaç şık takım elbise yeterli olmuştur.

ankara istanbul treninin raydan cikmasi ile ilgili olarak ''uygunsuz şeyler olsaydı şu ana kadar bu tür kazalar her gün olurdu. ama böyle bir şey söz konusu olmadı'' şeklinde bir aciklamayla beni benden alan harika bir basbakandir. aciklamanin hemmen ardindan, boeing ar-ge departmanindan bir yetkili, gelecek sene icerisinde ucaklardaki maliyetlerin buyuk olcude asagi cekilebilecegini, yillar yili bos yere test yaptiklarini farkettiklerini soyleyip, duvardaki murphy kurallarini kaldirip yerine rte kurallari asacaklarini belirtmistir.

sorulan sorulara verecek cevabı olmadığı zaman, soruyu sorana kızmak suretiyle üste çıkan başbakan.

kendisine yapılmış/yapılacak olan eleştirilere dair açılan davalara yön vermesini dilediğim bir yargıtay kararı için; (bkz: sami güçlü/#7619058).

radikal gazetesi muhabirinin kendisine yonelttigi 'tren kazasinda kusuru bulunanlarda tasarrufa gidecek misiniz' sorusuna karsilik olarak 'haddinizi bilin, turkiye'de ne zaman boyle durumlarda istifalar olmus ki simdi olsun' cevabini verebilecek kadar piskin olan kisi50 senedir bir arpa boyu yol aldik tayyip efendi, belki bazi seylerin degismesi gerekiyorbakmaya usenmeyenler icin (bkz: #5119075)

cumhuriyet tarihinde belki de hiç bir başbakanda görmediğimiz bir üslubla konuşan başbakan. başka bir örnek için: (bkz: http://www.hurriyetim.com.tr/...~9@nvid~444003,00.asp)

genç bakış programında sorduğum bir soruyu süper çevirip götüme sokmuş insan.soruları çarpıtma,çevirme ve azarlama ustası,nitekim sorulan soruyu kendince anlayıp kendince cevap verme konusunda üstüne yok,her politikacı gibi çok sağlam bir şakşakçı çevresine sahip.

kesinlikle ama kesinlikle haddini bilmeyen bir adam...

(bkz: siyasi harem)http://www.milliyet.com.tr/...7/24/yazar/myilmaz.html

benzerleri soyadları ile anılırken (baykal, yılmaz, çiller gibi...), hürriyet gazetesinde başlıklar dahil, her yerde kendisinden "tayyip" diye bahsedilen, aşağılanan politik kişilik.

cem uzan'ın sözlükteki niki.

"dan dun! höt zöt!" ile ülke yönetilebileceğinin güzel bir örneği.sayın başbakanım adeta civilization oynuyor.

yaptigim gozlemlere gore gun gectikce biyigi daha seffaf bir hal aliyor. acaba bunun ortulu bir anlamimi var yoksa biyik seffaflastirici mi kullaniyor diye merak etmiyor degiliz.

bence türk halkının kendine yakışanı seçmesidir..

istikrar istikrar diye sandıklara gidenleri şimdi de bir fatiha diye camilere davet etmemizi gerektiren insan. yapılan iş istanbul'un bir yerine hafif metro döşemek değil, türkiye' nin en önemli iki kenti arasına hızlı tren koymaktı, galiba belediye mantığından ülke mantığına geçişte bir sancı dönemiydi. belediyeden dostu tcdd başkanını da koluna takıp batan güneşe doğru adımlamaları en büyük temennimiz ama kendileri kolkola girip "allah'tan" gibi çok tatmin edici cevapları layik gördüler bize. bakalım allah bir dahaki seçime kendileri için ne düşünecek.

istanbul için işlenmiş, türkiye için potansiyel demokratik günah...(bkz: türk halkının demokrasi günahları)

(bkz: hızlandırılmış tren/#5138588)bonus (bkz: boşbakan)

gelisi gibi gidisini de kendi hızlandıran tc nin bas bakanı...

dünyanın en cahil fakat aynı zamanda en şanslı politikacısı. hiçbir şekilde sebep yokken herşey yoluna girmişken seçime giden partilerin yok olmasından nemaları topladı ve iktidara geldi. iktidara geldi ve kemal dervişin programının üstüne oturdu, ne yaparsa yapsın ekonomi düzelecekti zaten, sonra amerikaya yardakçılık yapmak için meclisten teskereyi geçirmeye çalıştı, teskere geçmedi.. ırak'a asker yollayamadı, şimdi oraya asker yollayanların durumu ortada.. (ispanya, italya, japonya) sonra kıbrıs'ı verecem dedi, hatta vermek için bütün çabaları sarfetti, imzalar attı sözler verdi ama rumlar hayır dedi ve dört ayak üstüne düştü. dün kktc'yi yok etmek isteyen tayyip, bugün kktc ile omuz omuzayız dedi. bir insanda bu kadar şans anca cahil cesareti sonucunda olabilir. türkiye'nin kıbrıs politikası kıbrıs'i vermek üzerine kuruluydu, peki ya şimdi politika uygulanamadı ve nasıl bu bizim zaferimiz deniyor? plan bu değildi.. tayyip çok ballı, çoook!

kendisine issizlik konusunda soru sorulmasi uzerine:"abd ve avrupa çözememiş, ben nasıl çözeyim."gibi bir cevap verebilecek ustun(!) zekaya sahip bunye. kitap okumaya zamani olmayan basbakana(!)-evet bakanlarin(bakmak fiilinden) basi- kitap ozetlerini cikarip veren arkadaslarina rica ediyorum lutfen basbakanlik ve gorevleri konusunda da bir ozet cikarin basbakana, belki bulundugu mevkinin ne anlama geldigini biraz olsun kavrayabilir....yuce insan umur talu bu konuda ki en guzel cevabi kosesinden vermistir.(bkz: http://www.sabah.com.tr/2005/06/02/yaz04-40-103.html)olurda ilerleyen gunlerde link calismazsa diye kolari sivayip copy paste olayina giriyorum....çözüm, iki gözüm!bugüne kadarki en iyi formülü, en gerçekçi biçimde başbakan buldu. yani, birçok başbakandan sonra, bugünkü başbakan.aslında fiili durum yeni değildi, ama adını çok güzel koydu:"abd ve avrupa çözememiş, ben nasıl çözeyim."başbakan'ın işsizlik üstüne bu son derece münasip vecizesi, aslında her mesele ve mevzuda da geçerlidir.çıtanız, "abd ve avrupa'nın halledemediği hiçbir mesele"de fazla hevesli olmamak tarafından belirlenir.bu işsizliktir, dediği gibi. dış açık, mesela, bütçe açığı, niye olmasın.soygun, cinayet, kapkaç... elbette. uyuşturucu... maalesef. evsizler, barksızlar... tabii. açlar, ne yazık ki. yoksulluk, normal olaraktan. hastalıktı, şuydu buydu, zaten doğal ki. yahu ölüme çare olur mu ki!hemen liste yaparsınız, abd ve avrupa'nın çözemediklerini gündeminizden çıkarırsınız.misal, yurtta ve cihanda terör. mesela, kara para, kayıt dışı işler vesaire.mafya... olmaz mı?dalkavukluk, yalakalık filan. beslemelik, yanaşmalık falan. rüşvet, avanta, kıyak... ne ayak! medya maymunları, piyasa maymuncukları, belki.küresel ısınma, çevre kirliliği hakeza. hangi birini çözebildiler ki. yahu bu adam sihirbaz mı ki!listeyi uzatır, umudunuzu abd ve avrupa'nın çözebildikleriyle kısıtlar, çözemediklerini bir bir yazarsınız.bir miktar ırkçı mı ne milliyetçilik, şüphesiz.dışlamacı, siyahı, koyuyu ayırmacı bir durum, bittabi.aşırı zenginlik, aşırı yoksunluk, uçurum... yok mu?iktidar dediğin zengini sevmez mi? yağmurdu, seldi, taşkındı... doğal yani. yağmaydı, ranttı, spekülasyondu... olabilir tabii.tam demokrasi, hadi canım. özgürlük, sınırsız mı ki. yahu onlar çözdü mü ki!bu hakikaten, yerinde, adil, meşru bir kriterdir.onların çözemediklerine hiç bulaşmaz, çözebildiklerine ise kolay ulaşmazsınız.başbakanlar umut vermek, iyimserlik yaymak için olduğu kadar, işsizliği ve yoksulluğu çözemeyeceklerini itiraf etmek için de vardır.çözülemeyecek, çözümü imkansız şeyler üstüne konuşmak ise abestir.yeni ceza kanunu ile zaten doğru dürüst konuşmak, yazmak ya da haykırmak kodestir.

istanbul büyükşehir belediye başkanı olduğu dönemde açılışını yaptığı mega center isimli toptancılar çarşısının açılışını, 4 haziran 2005 itibariyle bir daha yapacak olan şimdinin türkiye cumhuriyeti başbakanı. bu mantıkla cumhurbaşkanı olur bir daha açar. kandırıkçı insan... *

biraz sonra bakınıza konu olacak başbakan. bakınızı vermeden önce alakayı açıklamak lazım. birileri bizi çok iyi kandırıyor. biricik, canımız kadar sevdiğimiz ülkemizin başında oturan adam bir zamanlar camiler kışla, minareler süngü, kubbeler miğfer diye haykırıyordu. evet, başbakanımız hüküm de giymiş birisi. sabıkası var.değiştim dediler partilerini kurarken, evet, olabilir, herkes her dönem değişme kabiliyetine sahiptir. peki birileri bana 2002'den sonra vatandaşta oluşan "ılımlı müslümanlık" akımını açıklayabilir mi? oruç tutmayan insanlar tutmaya başladı, her dönem içki içenler, biz ramazanda içince "kafir!" demeye başladılar. ben mi yanlış, alakasız bir regression görüyorum arada, hayal mi görüyorum yoksa? ülke elden gidiyor babalarımızdan kalma laftır, ama bu sefer tehdit daha mı ciddi acaba? ya asıl konuya gelelim, bakınıza yani. niye 2002'den önce bu olmuyordu ya?(bkz: resmi nikahta 32 farz sorusu)tekrar, birileri bizi çok iyi kandırıyor.

tam adı recep tayyip erdoğan olan kişi. a bu bir kişidir! dur ekleyeyim hemen.

ne zaman "erdogan kadrolasma ile ilgili iddialara yanit verdi" diye bir haber okusam yanit ve savunma sozcuklerinin birbirine girdigini goruyor, hayif hayif hayiflaniyorum. bize laflar hazirlamasindan korkuyorum.

(bkz: kuzu kuzu cikardik)

kendisini hicbir zaman anlayamayacagım kisi. kominist bir arkadasıma ya zaten biz de herkesin esit olmasını istiyoruz demis ve milletvekillerinin hepsine villa yaptırmaya kalkısıyor simdi.sevmiom.

"hep konuştular, demir ağlarla ördük dediler. ne ördünüz, laftan başka." -rte

liderlik ve idarecilik ozelliklerine sahip biri.tabi iyi ya da kotu yonettigini gostermez bu.kendinden daha bilgili ve yetenekli kisiler eger senin altinda calisan kisilerse ve sen tum eksikligine ragmen o konuma gelebilmeyi basarmissan ve kimse bunu vurgulama ihtiyaci hissetmiyosa liderlik vasiflarina sahip ol ya da olma toplum tarafindan lider olarak goruluyosundur.kastettigim bu.mesela ekonomi bilgisi olarak yetersiz,dis konulara hakim olmamak daha once o mevkiyle ilgili herhangi bi birikime sahip olmadigin halde oraya gelebilmekdir liderlik vasfi yani tayyip erdogan daha onceden dis isleri olsun,ekonomi olsun herhangi bi alanla ilgili on plana cikan bi isim olmamasina ragmen sanki bunlara hakim biriymis gibi farzedelip sorgulanmamasi,hani bush secilmeden once muhabirin biri su ulkenin baskani kim gibi seyler soruyodu ya,o tarz bi olaya girilmemesi ve hepsine hakim biriymis gibi gozukmesinin ana nedenide bence liderlik ve bulundugu yerlerde hep yoneten kisi konumuna gelebilmek gibi bi yeteneginden kaynaklaniyo bu adamin.

güney kıbrısla ilgili olarak, "bütün dünya tanımış, ben tanımıyorum desem ne fayda"diyerek türk politikacıları arasında kıbrıs konusunda en gerçekci yorumu yapmış kişi.

kuzey kibrisla ilgili olarak ta''butun dunya tanimiyo,ben tanisam ne fayda''mantalitesini benimsemis kisi.

aklıbaşında insanların sordukları aklı başında sorulara, konuyla ilgisiz cevaplar veren, verirken de toplumun ince değer yargılarını okşayıp prim yapan ama bu ucuz cevapları yemiycek insanları da sinirden gerim gerim geren; toplumun %98'i müslüman olduğu için kaçak kuran kursu diye birşey olmayacağını söylerken, kendisinin de inandığını zannetmediğim adamdır.

gün itibarıyle abdullah gül amcanın dürtüp "hop tayyip hocam yavaş ol aman" dediği başbakanımız.(bkz: alternatif sansal buyuka erman toroglu diyaloglari)

an itibariyle kadrolaşma yapmadıklarını ve yapmayıda düşünmediklerini açıklayarak beni rahatlatmış olan başbakan. ben de korkmuştum kadrolaşıyorlar diye neyse ki yanılmışım.

"bu ülkenin liselisi de imam hatiplisi de canımız ciğerimiz" demiş türkiye cumhuriyeti başbakanı. pek yakında makam otomobilinin bagaj kapağına ve hatta başbakanlık uçağının kanadına liselim yazdıracağını düşündüğüm bugüne kadar cumhurbaşkanlığı konusunda hiç renk vermese de ilk sinyali: "bu millet bizi seçti, verdiği yetkiyi sonuna kadar kullanacağız" diyerek özetlemiş olan kişidir. bu sinyali elbette yeni şafak gazetesi yazarlarına vermiştir.

ülkede ne zaman önemli bir gündem maddesi olsa. ne zaman kabinedeki bir bakanla ilgili veya bir milletvekili ile ilgili yolsuzluk haber ortaya atılsa, türban imam hatip vs konularda bombaları patlatarak gündem değiştiren türkiye cumhuriyeti başbakanı. (bkz: şark kurnazı)

kendisini beğenmeyenlerin daha iyi bir alternatif sunması gereken lider, türkiyeye çok bile.

şimdi de karikatüristlerin peşinde koşarak ilgi çekmeye çalışan bir arkadaş.kendisi penguen dergisine birkaç yıldır sürekli karikatürler gönderiyormuş, fakat bu karikatürler yayımlanmıyormuş. o sebepten de bulduğu ilk fırsatta karikatüristleri sıraya dizmiş, davalar açmaya başlamış. penguen de bu davalardan nasiplenmiş. üstelik birkaç hafta önce penguen artık dayanamayıp kendisinin bir karikatürünü yayımladığı halde... çok sevdiğimiz bir abimiz; ancak ne yazık ki karikatür çizmekte pek başarılı değil. artık farklı yöntemlerle ilgi çekmeye çalışıyor. olsun.karikatürist olarak olmasa dahi bir çizgi kahraman olarak pek başarılı, ilgiyle izliyoruz.

şu anda çoğu kanalda ulusa seslenmekte, düşünmeye yarayan organları yıkama işiyle meşguldür.

en beğenilen penguen karakterlerinden biri.

son tren faciası sonrasında büyük hatalar yapan politikacı. oysa biraz akıllı davransaydı bu işten de kendine artılar çıkartabilirdi, bu konudaki en iyi yazıyı dün kü sabah gazetesindeki ali hoca yazdı

(bkz: fuzuli)

(bkz: din kulturu ahlak bilgisi dersinin yeni mufredati)

zamaninda dusunce sucundan(!) hapse girmis birisinden beklenmeyecek olcude farkli dusunce ve elestirilere sert ve kulhanbeyi uslubuyla yaklasan birisi. onnu basbakan oldugu bir ulkede yasamaktan utaniyorum.not: be elestirim uzerine bir zahmet gelsin dava acsin. onun actigi dava benim icin onur olacaktir.

(bkz: tayyipler alemi)(bkz: turk polisinin duygusal davrandigi an)

başbakan.................. ve ben inanıyorum ki bu ülke başbakanı'nın bir tcdd daire müdürünü bile görevden aldırmaya gücü olmayabilir, çünkü o müdür kendi kafalarında kurulmuş olan tuhaf inanç bağlantıları hiyerarşisinde başbakan'dan yüksek düzeyde olabilir. ....................... (bkz: serdar turgut)http://www.aksam.com.tr/.../yazarlar/yazarlar210.html[edit: tcdd müdürünü silip, yerine ulaştırma bakanını koyunca, yazının anlamı değişmiyor.]

yeni hizmete sunulan adsl portlarının açılışı için düzenlenen törende önüne sunulan bilgisayarın 8mbit adsl bağlantısını kullanarak van'daki bir serverdan vcd formatında bir film download edip izleyen, izlenimleri sorulduğunda ise aşağıdaki bomba açıklamayı yapan türkiye cumhuriyeti başbakanı."görüntü biraz bulanık, inşallah yakında onuda düzelteceğiz."

izledigi film gercekten vcd formatinda ise, kendisini buradan takdir etmek istedigim t.c. basbakanidir; zira finlandiyalilardan bile once streaming media ve sıkıştırma konusuna ilk egilmis hukumet gun itibari ile bizim hukumetimizdir. yanniz sevgili tayyip beycigim, vcd ile bir yere kadar be, size mpeg-4 versek ?

ülkesini cnn international'a şikayet eden başbakan: http://www.hurriyetim.com.tr/...~2@nvid~588066,00.asp

cnn international de danışıklı dövüş gibi görünen sorulara cevap veren başbakan. aslında bu konu cnn international başlığında incelenmelidir.

şu ana kadar, başbakanlık yaptığı dönemde, olan-biten şöyle toparlanabilir:(bkz: suleymaniye'deki turk ozel timine abd baskini)(bkz: istanbul'daki patlamalar)(bkz: kibris rum kesiminin avrupa birligine girmesi)(bkz: 3 ekim 2005 e kadar kibris in taninmasi sorunu)(bkz: 17 aralik 2004 ab aciklamasi)(bkz: isvicre de ermeni soykirimi yoktur demek)(bkz: fener rum patrikhanesi'nde şeriat mahkemesi)(bkz: demokratik konfederalizm)(bkz: aihm'nin öcalanin yeniden yargılanmasını istemesi)(bkz: türkiye'de aniden patlayan halk galeyanları)(bkz: yabancılara toprak satışı)(bkz: misyonerlik)(bkz: 2005 seka iscilerinin direnisi)(bkz: erdemir pislik içinde satalım)(bkz: kurtlar vadisi)(bkz: yeni tck)(bkz: eric edelman)(bkz: bilderberg toplantıları)(bkz: ılımlı islam)(bkz: genişletilmiş ortadoğu ve kuzey afrika projesi)(bkz: ırak'taki işkence fotoğrafları)(bkz: kamu yönetimi reformu)(bkz: chp tarzı muhalefet)(bkz: hayatın metalaşması)(bkz: sevr antlaşması)(bkz: kasimpasa recep tayyip erdogan spor kompleksi)(bkz: berlusconi'nin tayyip'in torununa kirve olması)(bkz: iran'ın pkk'yı bombalaması)(bkz: ytl)(bkz: borç faizi ödeyip durmak)(bkz: imf)(bkz: dünya bankası)(bkz: tayyip attan dustugunde gurtuna'nin yuz ifadesi)(bkz: tayyip erdogan'in penguen'e tazminat davasi acmasi)(bkz: tayyip erdogan kafali kedi)(bkz: türk telekom'un satılması)(bkz: yirmiyedi saniyede bir yasa maddesi çıkarmak)(bkz: güney kürdistan)(bkz: haydarpaşa projesi)(bkz: sun valley konferansı)(bkz: bari cenazeleri mercedese binsin)(bkz: almanyanın ermeni soykırımını kabul etmesi)(bkz: şehit cenazesi)(bkz: george soros)(bkz: cari açık)(bkz: dış ticaret açığı)(bkz: ankara anlasmasi ek protokolu)(bkz: sümerbank'ı bitirdik yakında tarihten silinir)(bkz: akm'nin yıkılması)(bkz: aydınlardan çatışmaların durması çağrısı)(bkz: kürt sorunu)(bkz: petkim satarım tüpraş satarım)

amerika'ya uçarken "insan olarak laik değilim ama laikliği korumakla yükümlüyüm" şeklinde demeç vermiş başbakan...(bkz: laik değilim ama laikliği korumakla yükümlüyüm)

zırt pırt amerika ya giden ,sonunda eeeh yine mi kardeşim tavrıyla havaalanında karşılanmayan t.c. başbakanı.

ülkede ki amerika karşıtlığının sorumlusu olarak chp'yi göstermiş olan başbakanımız. yani "ülkemizde amerika'yı sevmeyenlerin sayısı gittikçe artıyor ama bu benim suçum değil, tamamen chp'nin suçu" demeye getirerek chp'yi amerika'ya şikayet eden başbakan. laiklik ile ilgili görüşlerini de zaten önceden bildiğimiz için pek şaşırmadık.(bkz: jet lag)

şevki yılmazın bir doz usturuplusu, eski parti arkadaşı

o, soru soran gazetecileri azarlayacaktır tabii. meydanlarda halkı da azarlayacaktır. bir çobanın değneği neden vardır ki, arada dürtmek onun yöntemidir. bu millet ona oy verip oraya getirmiştir. bu milletin %70'inin ona oy vermemiş olması savsatası arkasına saklanmasın kimse, %70 bir alternatif üretebildi mi? bu alternatifsizlik onu tek başına meclise taşımadı mı? trende ölen insanlar da bu milletin fertleri değil mi?her millet layık oldugu şekilde yönetilir, layık olduğu muameleyi görür.geçir bize tayyip ohhş...

"kurumların yaklaşımı toplumun yaklaşımıyla örtüşmüyor. o nedenle biraz sabredeceğiz. biraz daha bu işin çilesini çekeceğiz. ama eninde sonunda hak yerine bulacaktır." diyen insan.

devletin bazi pozisyonlarina getirilecek insanlarin belli bir egitim standardini karşilamasi gerektigi gercegini bana hatirlatmiş olan başbakan. bir yigin universiteli genc işsiz dolanirken ingilizce bile bilmeyen bir başbakanin dokunulmazliga sahip olmasini hazmedemiyorum efendim ben.(bkz: olmaz olsun)

hakkinda cizilen karikaturleri gormeyen, bilmeyen kalmasin diye reklam kampanyasina girismis sahis... ancak bunu yaparken karikaturlerde betimlenen hallerinden cok daha komik bir duruma dustugunun, yeni karikaturler ve haberler icin bircok acik verdiginin farkinda bile degil ne yazik ki... ama ne yalan soyleyim bu durum cok hosuma gidiyor... aynen devam tayyip efendi...

ben küçükken billboardlarda adı r. tayyip erdoğan diye yazardı. hepimiz küçüktük daha serviste, gördüğümüzde "ya şu r nokta tayyip erdoğanın burnuyla ağzı arası uzun değil mi?" geyikleri yapardık. r nokta tayyip'in buralara geleceğini hiç düşünmezdik, öğrendik neler olabileceğini. ya.

"eli kolu zincirlere vurulmuş / vatan çırılçıplak yere serilmiş / oturmuş göğsüne teksaslı çavuş / beyler bu vatana nasıl kıydınız?"

hükümetin, ilk kez genel anlamda puan kaybetmeye başlamasıyla paniklemiş ve bu paniğini kontrol edemeyerek, akp'nın irtifa kaybını hızlandırmış siyasetçi, 59. cumhuriyet hükümeti başbakanı. bir hafta içinde: "eğer kıbrıs politikamızı değiştirmeseydik, bizi suriye'nin lübnan'dan çıkarılması gibi zorla çıkarırlardı" diyerek ülkesini işgalci ilan etmiş ve yarı totaliter bir ülke ile eş değer görmüş;"benim ülkemde bu özgürlük yok. o nedenle çocuklarım abd'de okuyor"diyerek, hıristiyan nüfus çoğunluğu olan bir ülkede zemzem suyu satmış, ülkesini şikayet etmiş başbakan. ikincisi haydi haydi başbakan olduğunu unutacak kadar dinci bir adamın hezeyanı. ama şu kıbrısla ilgili sözler kelle koparır. rte partisinin karşılaştığı ilk krizi iyi yönetemedi, partisiyle birlikte türkiye'yi de aşağı çekiyor. çevresindekiler de ha bire krizi görmeyip gaz veriyor buna. dışişleri ve abdullah gül dışında kritik bilgi ve yön sunabilecek kimse de yok. "bunlar bizden değil" diyerek kovduğu bürokratları arıyordur şimdi.

nazarımdaki kredisini ve iyi niyetimin son kırıntılarını da dün itibariyle tamamen tüketmiş başbakan.

türkiye cumhuriyeti'nin attan gelmiş geçmiş en karizmatik ve etkili düşen başbakanlarından biri. "gitti başbakanın kasesi! a-ha üreme organını da ezdi hayvan!" dediğimiz anda bile yeniden dimdik ayağa kalkıp deniz baykal'a laf geçirmeyi bilmiştir. atın yaptığını halkın da yapacağı ilk seçimi dört gözle beklemekteyim.

(bkz: başbakanın ayakkabıları)

kapısına dikilmiş genç bir adam. bilmem kaç tane çocuğunun ve eşinin en temel gereksinimlerini bile karşılamıyor işsizlikten. beş parasız. belli ki son umudu üç sene önce yüzünde bir tebessümle oy verdiği, futbol oynayan, argo konuşan, onlardan biri olan tayyip abisi. pankart hazırlamış bir tane. "böbreğim satılık" diye. bir insanın düşebileceği en aşağı pozisyonlardan birinde. tayyip abisinden el-cevap:"burası sakatatçı değil kardeşim."......hadi ya!?yarın çık meydanlara yine. "türbana özgürlük" diyenlere "burası butik değil bacılarım" de. diyemezsin. dedirtmezler.yarın çık meydanlara yine. "şiir okuduğum için beni mahkum ettiler" diye gürle. "sen sanatçı mısın?" diye sormasınlar aman dikkat.

hangi mantığa sığınarak taaa amerikalardan çok sevgili pirezidint bush'un dibinde "benim ülkemde türban için gerekli özgürlük yok! ben de kızlarımı buraya yolladım." gibi bir beyanat vererek beni dumurlardan dumurlara sürüklemiş olan kişidir kendisi.inançları gereği başörtüsü * takan hiç bir kişiyle bir sorunum olmamakla beraber, bu durum siyasete alet edilip de, bir başbakanın başında bulunduğu ülkeyi yermesine kadar bir durum olunca üzerinde gayet düşünülmesi gereken bir durum olduğu izlenimi bırakıyor bende. bakalım sayın rte den daha neler göreceğiz?

dün televizyonda, presidan bush'a "türkiye'de amerika karşıtlığının merkezi chp'dir" (ya da buna benzer bir şey) diyerek beni dumur etmiş başbakan.

"ühü ühü ühü bush abi valla ben amerikayı sevdirmeye çalışıyorum ama herşeyi deniz * bozuyor.. valla benim suçum yok.. çünkü kimse görmüyor senin dünya ülkelerine yaptığını.. benim ülkemdeki insanların gözü görmez, kulağı işitmez.. o chp deki deniz var ya... herşeyi o yapıyor.."

bir-iki sene önce cidde'de din tabanli birliklere "paranin dini olmaz" diyerek karşi ciktigini aciklayan bir lider. bununla birlikte hristiyan demokrat birliklere girebilmek icin calmadik kapi birakmamaktadir. abd'nin milyar dolarlar ayırdığı ılımlı islam projesinin gerçek amacının islami duyarlılıkların artması değil, aksine "islam" safrasını atmak, insanların islamdan soğumasını sağlamak olduğundan habersiz olmalı. bonus:biraz uzun ama, okumayı sevenler için faydalı; (bkz: mankurt/@mra)

genişletilmiş ortadoğu projesi ne destek verdiğini açıklayarak türkiye cumhuriyetinin ilımlı islam devleti ne dönüşmesini bir nevi kabul etmiş başbakan

yerinde takip ettigim kadariyla* konusmayi cok iyi beceren,her zaman kendinden emin gozuken ve bu sayede koseye sıkışsa bile kurtulmayi beceren insan.

efendim hiç unutmam, sanıyorum ki 94-95 gibi bir yıldı. bizimkilerle kırk yılda bir klasik müzik konserine gitmiştik cemal reşit rey'e. sanırım azeri bir topluluk icra ediyordu müziği. neyse, tayyib bey de salona gelmişti. girişte tosuncuklar sıraya girmiş elini öpüyorlardı, tayyib bey de büyük bir keyifle el öptürüyordu(tosuncukların konserle ilgisi yoktu tabii, tayyib bey içeri girince gittiler). ben adamı o zamanlar pek tanımasam da*, salondaki gergin havayı anlayabiliyordum. daha sonra tayyip bey öndeki yerine oturdu. konser başladı, devam etti. sonra arada, azeri sanatçılardan biri bir konuşma yaptı. konuşmada atatürk'ten, laiklikten, ilericilikten, hepimizin bunları koruması ve sahip çıkması gerektiğinden falan bahsetti***. salonda acayip bir alkış koptu ve 4-5 dakika devam etti. bu olaydan sonra tayyip bey, konserin sonunu beklemeden ayrıldı. bu da böyle bir anımdır işte.

(bkz: belden aşağı bir sanat)

an itibariyla;(bkz: attan dusen basbakan)

siyasete atılanın bir yerlerden düşmesi geleneğini bozmayan, bu açıdan statükocu başbakan ama merdiven yerine atı seçmesi ne kadar cesur olduğunun da göstergesi.

başbakan maaşı ile geçinemediğini vakti zamanında söyleyen (ve bu yüzden ülker bayiiliği yapan), bir toplantıda (ki 14 mart tıp bayramı idi) "milletvekilleri ile doktorlar aynı şartlarda maaşlar aynı seviyede çünkü " gibi doktor maaşından habersiz olduğunu gözler önüne seren, her fırsatta fakir edebiyatı yapıp paranın yetmediğini söyleyen, bu yüzden hakkında yazılmış çizilmiş herşeye bilmemkaçbin ytl lik dava açan (ki bakınız musa karta 5000, musa kart'ın çizimini yayımlayan bir yerel gazeteye 10000, tayyipler alemini çizen penguene 40000 ytl) bu yolla amerika'da çocuk okutup, geçinmeye çalışan aslan başbakanımız.

10 ekim 2002'nin ilk saatlerinde kanald'den canli yayinlanan ve sabanci universitesinde gerceklestirilen programda, ogrencilerin sorularini bir kaleci edasi ile yanitlamis kisidir. oyle bir laf ebesi , oyle bir demogogmuski bu adam, pabucunu ters bile giydirebilir. ogrenciler soru soruyor, isine gelmeyen sorularda zaman kazaniyor,yaptiklarindan bahsediyor,kendini methediyor ve sozu bitirirken soruyu gecistirerek cevapliyor. hakikaten iyi politikaciymis.

peynir gemisini lafla yürütmeyi başarabilen karizmatik kaptan-ı deryamız. elle tutulabilecek bir tek ileri adım atamamış olmasına rağmen hala geminin gidiyor olmasını alkışlarla selamlayanların olması da onun kaptanlığındaki başarıyı gösterir. enflasyondaki düşüşün akp iktidarı öncesinde alınan ekonomik kararların etkisi olduğunu bilmeden alkışlamak (ki nedense sadece bu söylenebiliyor başarı adına), adı geçen gemiyi götürecek rüzgara güç sağlamakta...ha, güzel. gemi gidiyor tabi. ama nereye gidiyor diye de meraklanıyor insan.

basbakanligi "karizma odagi", ulkeyi "cosmopolitan" sanacak kadar sig politika bilgisine sahip insanlar tarafindan ovulen kisi.demek ki biz de her gun basbakanimizin yanindan gecip karizmasina hasta olmaliyiz, hatta 70 milyon vatandas her gun etrafinda donmeli basbakanin ki herkes hasta olsun, karizmadan erisin, ulke gulluk gulistanlik olsun.ben politikacilarin icraatleri ile anildigini saniyordum.

cumhur başkanı olmak için gittiği amerikadan eli boş gönderilen şahıs.

bence bir süre daha türkiye cumhuriyetinin başbakanı olarak kalması gereken insandır. eger bu millet akıllıysa, hatalarından ders almayı biliyorsa bir daha değil başbakanlıgı, planladıgı cumhurbaşkanlıgını, muhtarlıgı zor görecektir. dün ahmet necdet sezer i kendini vatandaştan soyutlamakla suçlayanlar, başbakanları gariban vatandaşı, ürününü satamayan çiftçisini azarlamasını, onurunu iki paralık etmesini nasıl görmezden gelebilirler. bu nasıl bir ikiyüzlülüktür.tek istedigim rte nin en az bir sene daha başbakan kalmasıdır. bu süre içinde ne ülke daha kötü duruma düşer ne de aç insan sayısı artar. sadece halk oy verdigi kişileri daha yakından tanır ve bir dahaki seçimde ona göre davranır.

ne oldugunu, kim oldugunu, ne amacla nasil bu mevkiye getrildigini unutup "o degisti" hayaline kapilanlara son zamanlarda tavir ve davranislariyla gercek yüzünü belli eden basbakan. ülkemizin teslim edildigi insan. en büyük endiselerimin isim bulmus hali. dahili ve harici bedhahlar dan biri, hatta en büyügü.

basbakanlik kurumunun olusturulma nedeninin ne oldugunu sorgulamama yol acmis insan. kisir tartismalarla gundem degistirmek, suni ve siddetli tartismalar yaratmak kendisinin doneminde gerceklesmistir.* ayrica diger basbakanlarin dilinde gaf sayilmis sozlerin daha alasinin delikanlilik sayilmasi ayni doneme denk gelir. ''askeri anayasa'' diyerek anayasayi eliyle ittikten sonra, ulke menfaatine olmayan yasalarin birbiri ardina cikarilmasi da yine ayni donemdedir. bu ulkenin bir hukuk devleti ve bu ulkenin en yuksek makamindaki kisinin hukukcu oldugu gozardi edilerek ''veto et, yine aynisini yollarim'' mantigiyla yasa cikarilip hatanin hep ''cumhurbaskanligi makami''nda aranmasi da ayri bir durumdur. isminin yanina ozal ve demirel ismi geldiginde devamli ''ben onlar gibi degilim'' diyen kisidir ayni zamanda. kendisi bugun bile yuzde otuz bile cikabilecek destege ragmen, kalan kesimin siddetle muhalefet ettigi bir insan olmaya dogru gitmektedir. lakin ozal ve demirel'e halktan muhalefet eden cogunluk bile hem gecmiste, hem bugunde ''bunu dogru yapmistir'' diyerek haklarini teslim ederler. kendisinin bu nedenle bir ciller, bir erbakan ile kiyaslanmasi daha dogru olacaktir. son demeclerine bakildiginda ise gorulur ki, ''cikardim'' dedigi milli gorus gomlegi bir koldan siyrilmisken, obur kolda asili durmaktaymis megerse. kendisi o gomlegi o sekilde tasimaktan rahatsiz oldukca, etrafta da bir sinir harbi yayiliyor haliyle.kendisi belediye baskanligi doneminde ve sonrasinda acik oturumlara inanan bir kisiydi. sonra gormeye basladik ki, iktidar olunca ''ulusa seslenis''lere, sonradan kursuden cevap vermelere ve cevredeki gazetecilerle televizyonda anlasmali soru cevap yapmaya inanmak gerekiyormus.

(bkz: #5681221)

amerika ziyaretinde kendisine eşlik etmesi için manavdan kabak seçer gibi gazeteci seçen kasımpaşalı futbolcu. ne bu gazetecilerin yeni şafak, tercüman, zaman, vatan gibi gazetelerden seçilmesi, ne de cumhuriyetten hiç temsilcinin olmaması şaşırtıcıdır. asıl şaşırtıcı olan hürriyet gibi 3 kasım 2002den beri kendisinin kıçını yalamakla kendini yükümlü hisseden bir gazeteden kimsenin o uçakta bulunmaya hak kazanamamasıdır. ertuğrul özkök insanı da bu konuyla ilgili sıkıntısını dile getirmiş zaten.

80 oncesi milli selamet partisi genclik kollari baskanligi yapmis, donemin msp ye yakin akinci genclik derneginin liderlerinden olan kisi

8 haziran 2005 itibariyle yaptığı basın açıklamasında kişisel olarak inanmasa da konumu gereği laikliği savunmak zorunda kaldığı tarzında cümleler kuran türkiye cumhuriyeti saygıdeğer başbakanı.

sacmaliklarinin ardi arkasi kesilmeyen, "atma recep din kardesiyiz" diyebilecegimden bile emin olmadigim 46 kromozomlu.(bkz: 46 kromozomlu)

chp genel başkanı deniz baykal ın, teke tek programında, üstü örtülü biçimde, kendisinin yabancı dil sorununun avrupa birliği müzakerelerinde probleme yol açtığını öne sürdüğü başbakan. baykal ın söylediğine göre, müzakerelerin 3 ekimde başlama kararının alındığı zirvede, türkiye ye imzalatılan belgede bu kadar ağır tavizlerin verilmiş olmasının nedeni, bu belgenin tercümesinin tam olarak yapılmamış olmasıymış...recep tayyip erdoğan ın imzaladığı belgenin içeriğini tam olarak bilmeden acele hareket ettiğini ima etti.

bir chp milletvekili'ne göre** kendi ülkesini yabancı ülkelere şikayet eden ilk başbakan..

the times'ın kendisi hakkındaki yorumu: "sadece bir odaya girerek mekanı boşaltabilecek tiplerden."makalenin orijinali: http://www.timesonline.co.uk/...17649-1648150,00.htmltercümesi: http://www.milliyet.com.tr/...06/10/son/sondun09.html

turkiye de herkese bagiran, kafa tutan; koyluyu, isciyi, memuru her firsatta azarlayan ve simdilik basbakanlik sifatiyla anilan sahsiyet. son amerika ziyaretinde bush un yaninda kuzu kesilmistir. omuzlari dusmus, surat asilmis kaşlar emrah gibi ortadan kalkik yanlardan dusuk bir hal almistir. dirseklerini koltugun kenarlarina yaslayisi icler acisidir. hicbir ulkenin basbakani bu kadar aciz bir imaj cizmemistir. yanindaki busht suratsizi da koltugun ucuna oturmus bir an once gitse de kurtulsak su tayyip, tadinda hizli ve kisa gecistirmelerle basindan savmaya calismistir. bir de kankasi abdullah gul u gorunce durum hepten yesilcam filmi gibidir. fakir ama gururlu genc zengin ve guclu patronundan kizini istemeye gitmis ve azarini almistir. abdullah in emrahtan bile acikli durusu ve bugulu sesi gozlerimizi yasartmakla kalmamis gurumuzu cok feci incitmistir. ne de olsa basbakan ve disisleri bakaniydi onlar, halkimizin temsilcileriydi guya. yaziklar olsun...

(bkz: turkiye nin sikorsky helikopter alimi)

ampullerin efendisi

(bkz: kara kedi)

iliskilerini, egitimini, derinligini, fikirsel yapisini, samimiyetsizligini ve elestiriler karsisindaki tutumunu gordukce basbakan olmasini bir turlu kabullenemedigim kisi.

taa istanbul büyükşehir başkanıyken oturumları fatiha ile açtığı, istiklal marşını zorla hatta hafifçe gülerek okuduğu haberleri yerel gazetelerde çıkarken şimdi başbakan olmasını acaip yadırgadığım, değiştiğine de zerre inanmadığım politikacı. necmettin erbakan en azından yaptıklarını kabul ederdi, yalanlamazdı hiçbir şeyi, o ise yalanlıyor, inanmayın diyor, değiştim diyor, hareketleri hiç de öyle göstermiyor. benim gözümde çok daha tehlikeli.. keşke medya geçmişini adam gibi gösterse, son zamanlara bırakmasa..ha bir de bu entrynin devamlı zaman ötesi kalması bu gerçeği de değiştirmiyor ne yazık ki.. başbakan erdoğan'ı inatla böyle görmek istemeyenlere, sempatizanlarına duyurulur.. insanlar geçmişlerini silemezler..

kendisi birgun kahveden adamlarini toplayip* basacak meclisi, az kaldi...

kendisine ve kendisi gibilere hiç oy atmamış ve asla oy atmayacak olsam da(bkz: hasan pulur) türkiye’ye en cok yakışan başbakan. istanbul’un her sokağını, otobüsünü, yollarını, memleketin her köşesini sarmış, gerektiğinde yıkıcı bir hırsa sahip, muhafazakar takılan ama dijitürkünü, nokiasini ve altından son model arabasını asla eksik etmeyen, yoksa bile bunları hayat boyu kendine amaç edinen, her daim alayli olmayi okumuş olmanin, yazihaneyi laboratuarin ustunde tutan, uretmek ve araştırmak yerine ticaretten para kazanmayi yegleyen, kendi yasam tarzini her farkli gordugune dayatmayi kendisine görev edinen ve artik kendine bahsedilmis cumhuriyet ve demokrasi kendisine 2 numara fazla gelen oryantal kafali türk insanını en iyi temsil eden yönetici bicimi.

kasimpasali delikanlı olarak kendini lanseden su anki basbakan, ulkeyi karanliga mahkum etmeye calismasi sebebiyle kendisinden pek haz almasam da, ulkenin %40'i bu adami seçiyorsa durup dusunmek lazim.

mitinglerde veya herhangi bir nedenle kalabalığın önüne çıktığında mutlaka yaptığı garip bir hareketle dikkatimi çeken ve acaba bu hareketin anlamı ne diye düşünmeme neden olan biri.önce her iki avucunu gergin ve parmakları bitişik olacak şekilde açıyor ve ellerini yavaşça kaldırarak parmak uçlarıyla her iki şakağına değdiriyor.ardından yine ellerini yavaşça aşağı indiriyor ve göğsünün üzerinde çapraz yapıyor.eller yine yukarı kalkıyor ve bu hareket yirmi -otuz sefer tekrarlanıyor.sanırım bir çeşit tarikat ritüeli gibi birşey.ama yine de tam emin değilim.

hanımına moskova ziyaretinde verilen hediyeleri reddetmemekle çok büyük hata yapmış olan politikacı. o hediyeleri başbakanlık envanterine de geçirtse, açık arttırmada satıp darülaceze'ye de bağışlasa bir önemi yok.önemli olan iktidar nüfuzundan pay kapmaya çalışan bir takım zümrelere o yolların açık olmadığının mesajını açıkça vermektir ki recep tayyip erdoğan ve eşi o esnada gereken dirayeti gösterememişlerdir.yan bilgi açısından büyük britanya'da hükumette görev alan politikacılar ve aile fertleri değeri 50 sterlinden büyük olan hediyeleri kabul edemezler ve hepsini beyan etmek durumundadırlar.iskoçya'da değeri 150 sterlini geçen bütün hediyeler bakanlığın/meclisin web sitesinde açıkça listelenmek durumundadır ve buna başbakan ve bakanların aile fertlerinin birbirlerine verdikleri hediyeler de dahildir. yani başbakanın eşi dahi kocasına değeri 150 sterlini geçen bir hediye alsa başbakan o hediyeyi açıklamak ve hangi parayla alındığının kaynağını açıklamak zorundadır.

bir şey olsa tayyip bey önlerdi cümlesinin kahramanı, emine erdoğanın eşi.

trafigi durdurmadan, tam is cikisi saatinde, yogun trafik altinda umarsizca makam arabasiyla seyir halinde bulunan basbakan. cok guveniyor olmali kendine ve her turlu muhalefetin beceriksizligine...

aldığı parayla geçinemeyen, bu nedenle fındık - fıstık, gofret - bisküvi olayına başbakan olmasına rağmen devam eden, şimdi de ek gelir olarak anayasayı kullanan (çoğaltıp satmıyor afedersin, yanlışlık olmasın anlayışta), türkiye'nin örnek(!) başbakanı.şu dava olayının ahmet necdet sezer'in anayasa kitapçığı fırlatışından sonra çıktığına inanıyorum bir de...

(bkz: hanım koş skandal var)(bkz: tayyip gel tematiğe yardım et)

kuran'ın bir ayetinde tayyip ve belde kelimeleri yanyana geçiyormuş; "o temiz belde" gibi bir anlamda. işte bunu farkeden kimi kişiler, tayyipten kasıt tayyip erdoğan, beldeden kasıt da istanbul büyükşehir belediyesidir olsa olsa diyerek, "tayyip erdoğan'ın istanbul büyükşehir belediyesi başkanı olacağı da kuran'da yazıyordu" diye görüş bildiriyorlardı her fırsatta.edittir:------------------------(bkz: belde i tayyibe)

akademik kariyeri, bana hep ilkokul 2den terkmiş gibi gelen siyaset adamı. duruşundan mıdır? söylemlerinden midir...

tren faciası sonrası radikal muhabirinin "tasarrufunuz ne olcak?" şeklindeki sorusuna "haddini bil" cevabını veren asıl yeri ikinci lig futbolcusu olması gereken şahıs

pkk terör örgütü bu "anlayışını" sürdürdükçe operasyonlara devam edeceğiz şeklinde açıklama yapmış başbakan.pkk'nın "anlayışını" düzeltmesini bekleyecek kadar pollyanna bir insan.git gide nirvanaya ericekmiş gibi.(bkz: hayrola)(bkz: ben bugün bunu gördüm)

sözlükteki baslıgına tıklarken, "kesin çekinmişlerdir" diye düşündüğüm, hatta yazmayı düşündüğün mesajı bile gözden geçirip, "yazmayayım, sonra sözlüğün başı belaya girer" dediğin insan.

bugun dgm* de ifade verecek olan adam.

bu günkü ulusa sesleniş; pardon, millete sesleniş diyor bu abi, konuşmasında,"türkiye, ırak savaşı'ndan en az hasarla ve itibarını artırarak çıkmıştır" cümlesini kurmuş kişidir.(bkz: 11 turk askerinin amerikalilarca esir alinmasi)(bkz: atma recep din kardeşiyiz)

fransiz le pen den bile daha kotu duruma dusen ak parti baskani siyasetci

(bkz: rte)

haksız mal edinme davasının görüşüleceği mahkemeye 5 günlük ishal raporu alarak gitmemiş, "bir medya kuruluşuyla anlaşması var" iddiasında bulunduğu chp'nin genel başkanı deniz baykal ile bu akşam 22:00'da uğur dündar'ın seçim arenası programında karşı karşıya gelecek politikacı.(bkz: ekşi sözlük haber ajansı sunar)

eskilerini bile milyarlarca liraya alıp, "bu yaptığımla gurur duyuyorum!bu kıyafetleri çocuklarıma, hatta torunlarıma saklıyacam!" diyen insancıklar türediğine göre, diktatörlük yolunda hızla ilerlemesi mümkün olan şahsiyet..ama bizim gibi sesini duyurmasını bilmeyen, içinde sözde aydınların bolca bulunduğu millete müstahaktır..ayrıca (bkz: #7675619)

sanırım başbakan olmadan önce karısına* "karıcım, söz bir gün başbakan olucam ve sana bütün dünyayı gezdiricem" diye söz vermiş ve sözünü büyük bir azimle tutmaya çalışan başbakan... durmuyor ki ülkesinde...

sınıf mümessili bile yapılmaması gereken bir insan.

- dıtdıtditditditdıtdididit...hah hah çalıyor dur- .kali. .kakalin. .kakalin. .kamoya.- ya bu globalizm rusları bile maymuna çevirdi ya hadi hayırlısı, şuna bak koskoca başkanlık sarayında telesekreter müziği...- .clik. alo! putin da!- alo malo tarlana ... bilo! bil bakalım ben kimim! ehehe!- bu şakayı hangi millet yapabilir hımmmm...tavariş erdoğan tanıdım seni!- epey düşündün ama hehehe!, putin'im kak dela? yenge kak? - çok teşekkür ederim bana jest olsun diye rusça ya mı başladın?- he he, bizim karadenizli il başkanları geçende buradaydı öğretti bir kaç kelime...- iyi iyi başka ne öğrendin? - ya ne biliyim 20 dolar, 50 dolar, 100 dolar böyle gidiyor işte de unuttum sayıları...bunlar yeter her işini görürsün dedilerdi.- ...neyse, hayırdır?- ya bi sorun var da çekiniyorum söylemekten- ya yok çekinme, 3 milyar dolarlık helikopter ihalesi mi? emrin olur hemen göndereyim gizli bir kıyas raporu hazırlatmıştım geçen sene yardımcı olur karar alırken.- yok o değil- avrupa birliği mi? çekinme söyle hocam bak bizim de başımıza bela oldu bunlar ukrayna belarus litvanya işler karıştı, birlikte hareket ederiz gümrük birliği yeniden gözden geçiriliyor birlikte baskı yapalım...- ııh o da değil - çin mi? bak ben geçenlerde güzel anlaşma yaptım ithalat ihracat oranı tespit ettik süper oldu alan memnun satan memnun, sana göndereyim mi anlaşmayı?- gardeş benim bu yabancı dilde yazılmış anlaşmalardan fazlasıyla ağzım yandı, türkçesini göndereceksen gönder, yoksa kalsın sağol...- yahu ne olacak çevirttiriver dışişlerinde..- ya ne gebe kalacam bu bürokratlara, akp liler dil bilmiyor diye tafralarından geçilmez sonra, bizimkiler de yanlış çeviriyor zaten neyse boşver de bunları sen şeyi seyrettin miydi? züğürt ağa diye filim var şener şen oynuyor...- evet evet, sefarette kültür şenliğinde seyretmiştim, domates domates diye bağırmaya çalıştığı yer çok komikti.- komik miydi? acıklı sahneydi o yav? - kusura bakma kırdıysam özür dilerim ama çok komikti, koskoca ağa sokakta domates mi satarmış? yakışır mı?- ?!... benim migrenim tuttu yine ben seni bilahare ararım putin im.- !geçmiş olsun, arayı soğutmayalım her zaman ara .clik.***17 haziran 2005 gazeteler: "erdoğan putin ile görüştü türkiye den gelen domatese uygulanan ambargoyu kaldırttı"

aynı yeşil marlboronun lighti kıvamında olan siyasetçimiz. bu metaforu açıklamak gerekirse: vahşi erkeğin, çılgın amerikan kovboyunun dudak kıvrımındaki sigara kadar patriotik, ama bir o kadar geniz yakıcı şekilde mentollü, hafif, kanserojen ve yemyeşil, cami yeşili... ciğerleri süngere dönmüş bir halk için kolay bir reçetedir kendisi. aynı zamanda don kişotvari, sen ben değirmenlere karşı, minareler süngümüz, çalarsak kılıfını da hazırlarız tadına koşan partisinin logosu kafasının şeklini andıran, tamamen başka bir gezegenden geldiğini düşündüğüm liderimiz.

abd yolculuğu öncesi verdiği beyanatta "abd karşıtlığını chp yapıyor" diyerek en azından orada yiyeceği fırça sayısını azaltmaya çalışan "öğretmenim feridun'a bakarmısınız yaramazlık yapıyor" şeklinde özetlenebilecek ilkokul 1 birinci dönem öğrenci psikolojisini atamamış akp başkanı.

imf ile tüm hukukumuzu bitirmeliyiz dedikten sonra,imfyi reddetmek çok büyük hata olur diye çeviren kişi.

almanya genelde islamciligi besleyen buyuten bir ulke oldugu icin, alman gizli servisiyle baglantisi olan vakiflarin yaniltici-sayimlamalarina(istatistik) inanmamak gerekir. bu yaniltici-sayimlamalar, dogrudan turk kamuoyunu etkilemek icin yapilan benimsetimlerdir(propaganda).nitekim tayyip bin el erdogan'in %20'den fazla oy alacagini one suren "anar" sirketi'nin de tayyip bin el erdogan'la siki baglantilari oldugu bilinmektedir. bu tur asilsin-benimsetimlerin amaci kamuoyunu yonlendirmektir, kanilmamalidir..

beyrut yolcuğunda çengiz çandar'ın "sayın başbakan aslında oral* soracaktı ama ben sorayım,aydınlanma konusunda ne düşünüyorsunuz?" sorusuna önce "o da ne" tepkisini vermiş,sonrasında gazetecilerin "fransız ihtilali'nin düşüncesi" şeklindeki tanımı üzerine gülerek "biz onları çoktan aştık" demiş akp lideri.yoruma gerek yok.

turkiye'de kuran okumanin/ogrenmenin yasak oldugunu sanan basbakan. boyle degilse de bilincli ya da bilincsiz konuyu saptiriyor olabilir, hangisi daha kotu belli degil.. http://www.hurriyetim.com.tr/...~2@nvid~592692,00.asp

kendisine muhalefet edenler için"bunlar iki koyunu güdemezler. bürokrasiden gelmeler ya da maaşlı memur" diyebilen başbakan. pardon başbakan'ım haklısınız ülkenin memuru, bürokratı hep öyle zaten. bu ülkede iki koyun güdebilmek, becerekli olmak için siz ve etrafınızdakiler gibi ticaret adamı olmak gerek. evlat düğünlerinde takılan altınlarla belli sermayelerin ortağı olmak gerek. diğer tüccarlarla iyi anlaşmak birinden çocuklara burs almak diğeriyle dünür olmak... bunlar gerekli tabi. ya da ne bileyim kabinenizdeki bakanların pardon oğullarının şirketleri için gecelik kararnameler çıkarmak gerek. ticaret yapmak gerek becerikli adam olmak gerek...

rize'de iki yıl öğretmenlik yapmış olan babamın dediğine göre tayyip bey rum asıllıymış. ha bunu kafatasçılık bağlamında mı söylüyorum, elbette hayır. sadece sesar'ın web sitesinde okuduğum bir şey kafama takıldığı için yazıyorum.gösterge : erdoğan'ın zamanında memleketi güneysu'ya yaptığı ziyaret sırasında, kendisini güneysu'nun rumca adı , "potamya'ya hoşgeldiniz" pankartı ile karşılayanlara hiç bir tepki vermemesi.gösterdiği : erdoğan'ın rumlarla arasında özel bir hüsniyet olduğunun ve bunun köklerinin rize'de aranması gerektiğini.tam metin için adres : http://www.sesar.com.tr/sozel-gostergeler.asp

konya'da oldukça moda olan bir isim.21.1.2003: 12:00 -"recep tayyip erdoğan" adı nüfus müdürlüğü'ne takıldı konya - konya'da seyyar satıcılık yapan mustafa kuyak, çocuğuna "recep tayyip erdoğan" isminin verilmesini "teknik nedenler" ileri sürerek kabul etmeyen nüfus müdürlüğü'ne dava açtı. "çocuğuma, gönül verdiğim siyasi liderin ismini koymak istedim" diyen baba mustafa kuyak, "nüfus müdürlüğü yetkilileri, bilgisayarın isim hücresinde bu kadar uzun isme yer olmadığını, elle yazılması gerektiğini söylediler. israr etmeme rağmen (ya tayyip erdoğan ya da recep tayyip ismini verebiliriz) dediler. istemeyerek de olsa, kimliğe (tayyip erdoğan) isminin yazılmasına razı olmak zorunda kaldım" diye konuştu. konya adliyesi'ne gelerek, meram nüfus müdürlüğü hakkında asliye hukuk mahkemesi hakimliği'nde dava açan kuyak, 6 çocuğunun da çift isimli olduğunu, mahkemenin lehte kararı durumunda "tayyip erdoğan" olan çocuğunun adını, "recep tayyip erdoğan" olarak değiştireceğini söyledi. kaynak : anadolu ajansı

son zamanlardaki temel icraatı, toplumsal uyum/uzlaşma/vergi barışı ayakları altında, en baba oy deposu olan kıytırık ve kayıt dışı esnaf kitlesini ihya etmek yolunda, vergi affı, naylon fatura zamazingosu gibi yasa direktifleri vermekten ibaret, kasımpaşalı parti lideri amca. (arada bakanları falan da kurtuluyor, bu arada)

bir zamanlar laiklik düşmanı diye nitelenirken günümüzde bazı çevrelerce dini satıyor, misyonerlere yataklık yapıyor diye eleştirilen şahıs.

mercedes otobüs fabrikası ilave yatırım tesislerinin açılışında belediye otobüsleri için "hayatında mercedes'e binmemiş insanlar binebilsin diye mercedes otobüsler satın aldık" cenaze arabaları içinse "hayatında mercedes kullanmayanların hiç olmazsa cenazelerini mercedes araçlarla taşıyalım dedik" diyen 1970 lerin mercedes'i yücelten köylü kapitalist sonradan görme zihniyetini taşıyan akp lideri. ölmüş adam ferrariyle gitse ne olur, ölü insan mutlu mu olur, 70 kişi balık istifi mercedesle gitse ne olur, gitmese ne olur diye düşünmeyen, gösterişten uzak durmayı öğütleyen islam düşüncesi ile çelişen akp lideri.

(bkz: laiklerin efendisi)

bir başbakanın, ona oy veren yada vermeyen bir halkla nasıl dalga geçtiğinin en bariz örneğidir; recep tayyip erdoğan... öyle ki; bazen azarlar, bazen dalga geçer, bazen bizi başkalarına şikayet eder, bazen verdiği sözleri unutur vs.. vs.. acaba ne zaman kurtulacağız bu adamdan?ey cenazem.. ne mutlu sana yahu! mercedese bineceksin...ölmek var şimdi!

bugün itibarıyla genel başkanlığı düşmüş olan şahsiyet.(bkz: tayyiban)

"istanbul’a ne 2 köprü, ne marmaray, ne de lastikli tüp geçit yetmez."yukarıdaki cümleyi, 11 eylül 2004— çerkezköy organize sanayi bölgesi’nde uğurteks şirketler grubu tarafından yaptırılan uğurteks boya terbiye fabrikasının açılış törenindeki konuşmasında kuran kişidir.peki bunun doğrusu nedir?"istanbul'a ne 2 köprü ne marmaray ne de lastikli tüp geçit yeter."kendisi bir başbakandır ve lakin (bkz: ben sana x olamazsın demedim adam olamazsın dedim)

cola turka sarhoşu.http://www.milliyet.com/2003/12/25/ekonomi/aeko.html

basında yer alan kanlı kurban kesimi görüntüleri için "tamam da, canım siz de çok gösteriyorsunuz bu görüntüleri" diyerek medyayı azarlayan türkiye cumhuriyeti başbakanı. sorundan kimsenin haberi olmazsa sorun kalmaz mantığına dikkatinizi çekerim.

secim sonuclarini ogrendikten sonra havai fisek patlatıcagını soyleyen partinin lideri. (bkz: havai fisek gunah mi sorunsali)

kişiliği ve yaptıklarından pek hazzetmesem deistanbul benim sevdam, burada doğdum, burada büyüdüm ve istanbul’dan çok şeyler aldım. dolayısıyla dünya metropolü ve bu şehirde ben üç buçuk yıl belediye başkanlığı yaptım. benim bu şehre sevdam, aşkım, bu şehirli ilgili heyecanım var. ben istanbul’u ana gibi gördüm ve onun için de istanbul’u “canım istanbul” diyerek sevdim. bundan sonra da bu sevdam istanbul’a devam edecek. çünkü türkiye’nin özeti burada, burada ne varsa türkiye’de onu görürsünüz, türkiye’de ne varsa onu istanbul’da görürsünüz. böyle güzel bir şehre aşık olunmaz, sevdalı olunmaz da nereye sevdalı olunur? onun için istanbul farklı, onun için benim “ana gibi yar olmaz, istanbul gibi diyar” dediğim şehir burası.şeklindeki beyanatını epey bir takdir ettiğim insan.. tabi istanbuldan ayrı kalmamın etkisi de var mıdır bunda vardır heralde..

kendisi busha şöyle bir ayar vermiştir- bak bushcuğum benim ülkemin insanları göz göre göre ırakta öldürülüyor, birşey yap...peeh!

kıbrıs'taki türk askeri varlığını, lübnan'daki suriye işgaline benzetmiş adam. açıkça işgalci diyor ordumuza.soralım:ırak'taki abd işgali de böyle midir?kıbrıs'taki ingiliz üssü nedir?afganistan'da ne aramaktayız? siz göndermediniz mi? ayrıca bush'a orada daha çok kalacağız diye söz vermediniz mi?afrika'daki fransız lejyonları hakkında ne düşünüyorsunuz?ermenistan'ın karabağ'ı işgali hakkında bir şey söyleyebilir misiniz?abd sağı solu vursun bombalasın diye incirlik'i siz vermediniz mi?vesaire... vesaire...ayrıca (bkz: #6741913) hani türkiyeli yumurtası da kendisine ait.

(bkz: çok güçlü olmanın zararları/#3243799)

suyu iyice ısınan,ne oldugunu bir kez daha gosteren basbakan*.*(bkz: tck tasarısı ve akp gercegi)(bkz: tck tasarısı nın komisyona geri cekilmesi)

19 mayıs münasebeti ile yapılan bir ödül dağıtım töreninde kolları olmayan engelli gence kol saati hediye etmiş bir başbakandır. ülkeyi bu yönetiyor diyede ayrıca belirtmek istiyorum.

bir şirket kuracak, oğluna bilmem kaç milyarlık dğün yapacak, ve hatta bütün çocuklarını amerika'da okutacak kadar çok paraya bir belediye başkanı maaşıyla nasıl sahip olduğunu bir zahmet anlatması gerektiğini düşündüğüm, yılbaşı tatili denen gavur icadının tarihi mekke'nin fethine denk gelmediği için tatil süresini uzatmayan bir garip insan...

zina konusunda ab'den gelen tepkiler üzerine "efendim ab'nin böyle bir şartı yoktur.. iki kriteri vardır : maastricht ve kopenhag.. onları sonuna kadar uyguladık ya.." yollu açıklamalar yaparak avrupa birliği ve avrupalılık kavramlarına taklalar attıran türk tipi başbakan.. kitabına uydurduk ya avrupalılığı, gerekirse şanzalize'ye camii projesine bile girişiriz evelallah.. münih'in ortasına gecekondu konduran bir toplumun başvekilidir o, hor görmemek lazım.

türkiye'yiz türk'üz kendi kararimizi kendimiz veririz dedikten iki dakika sonra parlementomuzun "timing"ine kimse karisamaz demis zat.(bkz: bu ne yaman celiski anne)

türkiye'nin yeni ceosu.

fenerbahçeli

(bkz: insan)*

dun itibari ile turkiye ve turkiye disindaki bircok sahsiyetin "aniden" sempati duymaya basladigi iktidar sahibi lider.

bedelini ödemeye hazır mısnız ? toplum hazır olduğunda bu adım atılır !başbakan recep tayyip erdoğan, kurucuları arasında yer aldığı birlik vakfı’nın istanbul’daki toplantısına katıldı. toplantıda konuşan bir öğretim üyesi, “iktidar toplumun meslek liseleri konusundaki beklentisini gerçekleştirmedi” iddiasında bulundu. daha sonra söz alan başbakan erdoğan, öğretim üyesine yanıt verdi. erdoğan “meslek liselerinde çocuklarını okutanlar bile çocuklarının geleceğine sahip çıkmamışlardır. buna karşı çıkanlara toplum gereken cevabı vermemiştir.” erdoğan, meslek liseleriyle ilgili yasanın yeniden ele alınabileceğini de belirterek şöyle konuştu. “bedelini ödemeye hazırmısınız? biz hükümet olarak hazır değiliz. daha önceki bedeller var. toplum hazır olduğunda bu adım atılır.”dedi. aihm karari erdoğan, aihm’nin türbanı üniversitede yasaklayan kararına da değindi. erdoğan “aihm tezgahından ben de geçtim. ben başvurduktan 4 sene sonra dosyam önlerine geldi. imralı’daki zatın dosyası hemen önlerine geldi, ve yürütmeyi durdurdular.”dedi. başbakan erdoğan, adaleti toplumdan esirgeyerek demokrasiyi geliştirmenin mümkün olmayacağını, terörle de bir yere varılamayacağını savundu.

kendisinden önceki devlet adamlarının tarzından şaşmayarak 1 mayıs 2003 bingöl depreminde hayatını kaybedenler için "allah'ın takdiri" demeyi ihmal etmemiş zat-ı şahane.. hani varsa diyorum ,ilahi adalet tecelli etse şu ölümlü dünyada, canı yansa diyorum, bir depremde bir çocuğu, bir sevdiği, bir yakını "takdir-i ilahi" olsa, canı fena yansa, o zaman da aynı lafları edecek mi? aynı tanrı'nın evlatları değil miyiz yoksa?

kafasinin arkasi dumduz olan bi adam. nedense islamci tabir edilen herkesin kafasinin arkasi dumduz oluyor. hic coni kafali muhafazakar gormedim. (bkz: coni kafa)

"islami terör" lafından feci rahatsız olmasına rağmen, minareleri süngü yapmaktan çekinmeyen insan.

sayın rte, asgari ücret konusunda ''gönül huzuru içinde'' olduğunu ifade ederek, ''ben, işçinin mağduriyetini bilen, işçiliği yaşamış biriyim'' demiş. ayrıca asgari ücret konusunda devlet olarak "feragat ve fedakârlık"ta bulunduklarını da belirtmiş.madem öyle imiş o halde milletvekili ve hükümet üyelerinin maaşları asgari ücrete tabi olsun bundan böyle. ahh kıvırtıyor mu? hadi canım! delikanlı adamdır, yapmaz...bu arada sosyal devlet nedir, ne değildir, kendisine bir an önce açıklanmalı ki, daha fazla, fedakârlık yaptık, kıl ettik, tüy ettik diye garip söylemlerde bulunmasın. ha bu arada anayasada da türkiye cumhuriyetinin sosyal bir hukuk devleti olduğu yazıyor. efendim?

ab ye rest çekmesiyle* tarafımdan takdir edilen ilk davranışını sergileyen başbakan.edit: bir entry i kötülemeden önce girildiği zamana bakıp da değerlendirmek gereklidir. bu entryi kötüleyenlerin, yazıldığı zaman diliminde ne gibi bir olay olduğu ile ilgili en ufak fikir sahibi olmadığından eminim.

çıkarmaya çalıştığı saçma salak zina yasası ile sinirlerimi bir kez daha attıran insan..

bugüne kadar koyu bir ab taraftarı olup, onların her istediğini yapan bir politika güderken, dün birden bire ab ye rest çekmiş kişidir. defalarca ab yalakası diye eleştirilmesine rağmen yolundan vazgeçmeyen bu insan, ne oldu da böyle bir dönüş yaşadı bilinmez. ne hesaplar dönüyor acaba..

zina tartısmalarıyla ülkeyi yeni ve anlamsız bir bunalıma sürükleyen adam. en son açıklaması " ab bizim için olmazsa olmaz değildir" ifadesi de mevzuya tuz biber olmuştur.

devlet yonetmek bir beden buyuk gelmistir kendisine. turkiye cumhuriyetinin basbakani gibi degil, istanbul buyuksehir belediyesinin baskani gibi davranmaktadir hala.elbette bize disardan konusmak kolay geliyor. lakin teroriste rest cekerek, ab'ye nota vererek, suni gundem yaratarak bu devlet nereye kadar yonetilir; onu da sormadan gecemeyecegim recep bey'e. gerci o bir jokey misali, ati almis, uskudar semalarindan gecer olmus; o da ayri.not: bu benzetme buraya pek gitmedi galiba; at falan.

zina konusundaki mutabakatı hiçe sayarak en yakın dava ve çalışma arkadaşına (bkz: abdullah gül)yamuk yapmış siyasi....

eski amator futbolcu, eski iett calisani, eski refah partisi istanbul il baskani, eski istanbul belediye baskani, siirt milletvekili, iki kusur yildir basbakan ve akp genel baskani. esas meslegi ticaret. kendi adima hic bir zaman erdogan’in imam hatipli olusu, ingilizce bilmemesi, karisinin ve kizlarinin basi ortulu olmasi nedeniyle elestirilmesi, yerilmesi gerektigini dusunmedim. hatta su basortusu meselesinin bir an once yasak olmaktan cikmasini dilemekteyim, once butun ortulu kadinlarin kendileri icin (kendileri bu toplumun cogunlugunu olusturmaktadir, bazen unutuluyor), sonra da herseyin onune golge ettigi, akp’ye de iktidarken bile magdur edilen bir izlenim vererek, baska cok daha onemli sorunlarin one cikmasina mani oldugu icin. dolayisiyla erdogan’a esas ofke duyulmasi gereken ozetle ozal’in hic de gerekli olmayan mirasina oynamasi, boynuzun kulagi gecmesi hesabı onu da aratmamasi, basbakan degil, bir padisah gibi davranmaya baslamasi, yani su fani dunyada o makamda da gidici oldugunu unutmasi, icindeki kabadayiyi cani istedikce ortaya salmasi, neoliberalizmin ilkelerini hic sorgulamadan takip etmesi ve dahasi. mesela onun basbakanliginda irak tezkeresi ona ragmen kilpayi gecmedi; getirdigi kadar da goturen, agziyla verip sapiyla alan bir tck cikarilmasina onayak oldu; zinayi suc yapmaya kalkti, vazgecti; altinci gunu de yasal olarak is gunu yapan ‘esnek’ ve isverene pek keyif veren yeni bir is yasasi cikartildi sessiz sedasiz; daha adil bir secim yasasi cikrmak simdiye kadar aklina gelmedi, veya dokunulmazligi kaldirmak; sadece eski siyasetcilerin yolsuzluklarinin ortaya cikmasina destek vererek kendi icindekilere her durumda kol kanat gerdi; merakli savcilari surmeye basladi; kurt sorununa ‘dusunmezsen yoktur’ dedi, hic birsey yapmadi; trabzondaki linc konusunda ‘halkin hassasiyetleri’nin yaninda yer aldi, naylon faturacilarin sahini maliyenin basina yerlestirdi (saka gibi), ormanlari satip satip yemek isteyen birini orman bakani yapti; ici nefret dolu birini adalet bakani; cocuklarini turlu bahanelerle abd'de -ama asla baska yerde degil- okuttu; takdir ettik, spk’nin gokkafesteki mekanina protesto icin gitmedi, ama kendisi ve kimi bakanlari da hala kacak binalarda oturuyor; meydanlara cikanlari ‘biz de o yollardan gectik’ diye kucumsedi; muhalefet eden parti ise ‘koyun gutmeyi bilmemekle’, halk yani diyelim ki koyunlarin kendisi ise ‘provokatif’, ‘ideolojik’, ‘dar kafali’ olmak ile sucladi; issizi cok calismadigi icin azarladi; keza ciftciyi devletten beklemekle. herkesi azarladi, azarliyor. uc milyar dolar parayi sadece bu yoksul memleket naylon faturacilara bizzat odemisken bunun yaninda devede kulak paraya elde kalan son degerleri satmaya kalkiyor. liste uzun.dolayisiyla hem yoksulluk, hem esitsizlik, hem yolsuzluk aynen devam ediyor. cunku sorun biraz da icine girdikleri iktidar ve duzenin kendisi ki herkesi birbirine benzetiyor. kisa bir sure sonra konusanin erdogan, demirel, ecevit, ciller, yilmaz ve digerleri mi oldugu cok da fark etmiyor.

''ben istanbul'un imamıyımbiz şu anda farklı bir markanın peşindeyiz bunu oluşturmanın gayreti içindeyiz. bu da nedir "muhafazakar demokrasi" diyoruztürkiye yeni bir döneme giriyor'' gibi pek cok ozlu sozun sahibi, akpnin superstari, ertugrul ozkokun biricik dostu, abdullah gulun abisi, kasimpasalinin alasi, her daim yetki sahibi olan, turlu numaralarla su anki koltugunda oturmayi becermis biri.

"ab'nin içişlerimize karışamayacagını söylemek ancak mı aklınıza geldi?" diye sormak istedigim kişidir.neymiş efendim zina konusu kopenhag kriterlerinde yokmus. peki acaba kıbrıs sorunu kopenhag kriterlerine dahil miydi? hayır degildi. peki bu "tarihi rest" neden ab bize kıbrıs için baskı yaparken çekilmedi de zina konu edilince çekildi?erdogan seçim dönemindeki "degiştim" söyleminden bu yana sürekli olarak ab konusunda elinden geleni yapar bir görüntü sergiliyordu. ancak bugünkü söylem bu güne kadar çizdigi görüntünün tamamen zıttı. erdogan ab ile restleşmeyi tercih etti, hem de oldukça uzun süredir tck'da yer almayan ve eksikligi de hissedilmeyen zina konusu yüzünden.ne diyelim koca başbakan kendisi; herhalde devletin, vatandaşın yatak odasına müdahalesinin ab'den daha önemli oldugunu düşünmesinin mantıklı bir açıklaması vardır*

taa en başından yapımına karşı oldu, engellemek için elinden geleni yaptığı gökkafesteki bir toplantıya katılmayı reddeden kişi.

cumhurbaşkanı konuşurken "off"layan başbakan.

"milli egemenlik ve laiklik kavramları değişime açıktır" sözünü sarfederek niyetini yavaş yavaş belli eden kişi.

süleyman demirel bu adam hakkında der ki:"sarımsağı gelin yapmışlar kırk gün kokusu çıkmamış"

başbakanlığı esnasında il il dolaşmasını seçim mitingi gibi konuşmalarla süsleyerek il gezisini amacından uzaklaştıran başkan.

bu adamın yaptığı hiç mi doğru bir iş yok derken gökkafes meselesinde sonuna kadar desteklenmesi gereken bir tavır ortaya koymuş kendisi. ancak 6 kasım'daki yök protestolarını "demokratik" bulmadığını beyan ederek, demokrasiyi tanımlayan kişinin kendisi olması gerektiğini zannetmiş yine... bir de "laiklik" kavramının değişime açık olduğu söylemi hiç şık durmadı... zaten bu "başbakanımız"ın üzerinde şık duran pek bir şey yok gibi...

(bkz: laiklik de degisir)

milletin yatak odasına tecavüzde bulunan böylece zina suçun işleyip kendi kendini mahkum etmeye çalışan (bunun yanında türk halkınında makus geleceğini) kasımpaşa efendisi başbakanımız...

dün itibariyle trabzon sokaklarında, "karadeniz uşağı, abd uşağı olmayacak" sloganı atan halkevcilerce yumurtalanmış, sonrasında her zamanki taktiğiyle "hırsız bunlar, yok yok terörist aslında" gibi zıpıttırmalarla durumu geçiştirmeye çalışmış kişilik. bundan sonra yumurtaya alerji olması, söz konusu yumurtaları yumurtlayan tavukları dış, hayır hayır iç mihrak olarak suçlaması bekleniyor.ayrıntılı bilgi için; http://www.milliyet.com.tr/...06/25/siyaset/asiy.html

şu güne kadar ab zorunluluğuyla az saçmalamış olan şahıs. türkiye ab nin dışında kalıp birde partisinin tabanı aşırı islamcı olan bu şahsın eline kaldımı vay halimize..

tayyip erdogan'in tam adi.

yeni çağın genç içeceğiseks sembolü

zamanında; ''avrupa topluluğu'nun asıl adı katolik hristiyan devletler birliğidir'' diyen, şimdilerde öncelikli işimiz avrupa birliği sürecini hızlandırmak türevi laflar eden ve konuşurken suratında sürekli sinsi bir ifade olan akp genel başkanı.

partisiyle birlikte gerçekten değişip değişmediğini yakında göreceğimiz, refah partisi tarzı salya sümük köktenci söylemi bıraktığını umduğum, kıbrıs için söyledikleri bizi* heyecanlandıran, türk dışişlerinin kısır kıbrıs politikalarını değiştirmesini umduğum politikacı. avrupadaki hıristiyan demokrat akımı tarzı ılımlı islam söyleminde gerçekten ciddi ise türkiye şartlarında başarılı olabilecek biri.

israil ile türkiye tarihinin en büyük iki projesine imza atan refah yol hükümeti ile karşılaştırılıcaksa eğer kendisi, bu israil "karşıtlığı"nda değil milli görüş ve takiyye çizgisi olmalıdır. zira kuran kursları yönetmeliği ve yeni yök düzenlemesinde göstermiştir ki kendisi demokratik kıstaslara pek bağlı olmayan, çoğunluğun verdiği güç ile tahakküm etmeyi seven, ekseriya unilateralist, "ben yaptım oldu" cu kafada bir kişioğlu, demokratik katılım süreçlerini ve tepkileri pek umursamayan modern zamanlar insanıdır..buna karşın bu aralar bir kesimde çok moda olan "darbe tamtamcılığı"na bir iki kelam etmekte fayda var. zira recep tayyip bey de sürekli "darbe gelirse türkiye 50 sene geriye gider, bir daha da geri dönmez" mealinde laflar edip "darbe korkusu" üzerinden toplumsal prim sağlama stratejisine girmiş gibi gözükmektedir. halbuki, darbeden kuşku duymak için yeterli neden ortada yoktur. evvela "zinde güçler" darbe psikolojilerini geride bırakmışlar son üç senedir defalarca gösterdikleri gibi demokratik kurum ve kurallara bağlı bulunduklarını ispatlamaya çalışmışlardır. ikincisi, ülke bir darbe atmosferi içinde değildir. asayiş ve güven ortamı ülke de caridir. üçüncüsü bir hükümetin en son yapacağı iş darbe söylentileri çıkararak veya bu söylentilere prim vererek kendi yarattığı "güven" ortamını bozmak olmalıdır hele ki global petrol fiyatlarında artışın ve borsalarda düşüşün mevcut olduğu bugünkü hassas ekonomik dengeler içinde güven ortamına zarar vermek akıl ile izan ile açıklanabilecek bir şey değildir. dördüncüsü, darbe söylentisinin "şuyuu vukuundan beterdir". bir kere bu darbe söylentisi ortaya çıkınca toplumsal gerilim artar, taraflaşma siyasaları ufaktan güdülmeye başlanır.. beşincisi, bir hükümetin kendi askeriyesini darbe söylentilerine prim vererek sıkıştırması hükümet misyonu ile bağdaşmamakta, hükümet etmenin ve türkiye cumhuriyet hükümeti kişiliğinin ağırlığına yakışmamaktadır.her ne olursa olsun, darbe türk hükümetinin hiç uğraşmaması gereken bir alan ve propagandada kullanmaması gereken bir kavramdır.bu yüzden, darbe filanla uğraşılacağı yerde istihdam sorunu ile, cari açıklar meselesiyle ve avrupa birliği yolunda türkiye'nin reform projesiyle uğraşılıp, modern dünya gerçekleri ile barışık siyasalar ile memleket için çalışılsa kanımca çok daha faydalı olur, aylak bakkal hesabı devamlı darbe tartılmasındansa demokratik zihniyetle demokratik bir ülkeyi demokrasinin kuralları içinde yönetmeye gayret göstermek zannımca çok daha hayra geçer.yoksa hepimiz hergün darbe konuşalım, aya fezaya ve demokratik bir ülkeye de nargile içerken kavuşalım en kolayı o.

keskin demokratik haklarını kullanarak ankara'da yaptığı protesto eylemine anti-demokratik diyerek dinleyenleri dumura uğratmayı bir kez daha başarmış şahsiyet. yok bu anti-demokratikse demokratik olan ne. nedir? bir sivil toplum örgütü, bir memur sendikası böyle bir organizasyon düzenleyemezmi. bunun neresi anti-demokratik.ardından bir bomba daha patlatarak dinleyenleri nakavt etmeyi başarmıştır. demiştirki; halkın huzurunu bozmaya yönelik eylem.yahu orada yürüyenler halk değilmi. onlar halk düşmanımı, militanmı, onlar senin memurun kardeşim dedirtmiştir.birde öyle bir tavır sergilemiştirki sanki herkesin keyfi yerinde, millet can sıkıntısından böle yürüyüş yapıp sokaklara dökülüyor, otobüslere binip saatlerce yol tepip geliyor ankara'ya. neymiş? halkın huzurunu bozuyolarmış.(bkz: allahın adını verdim yeter ya)(bkz: bakkal dükkanı değil devlet idare etmek)birde şiir kaseti çıkarmıştır kendisi hayırlı uğurlu olsun devlete millete.silvio berlusconi ile nası bu kadar iyi anlaştıklarına şaşmamak gerek. ikiside sanatçı ruhlu insanlar nede olsa, aynı dili konuşuyorlar.italya ile ne kadar benzer memleketler olduğumuzun kanıtı bu iki başbakan.ayrıca bakınız: http://www.infonegocio.com/xeron/bruno/italy.swf (ortayı yapan aethewulf)

(bkz: meseleyi mes ele diye okumak)

bir çok konuda bilgi eksikliği olan bir lider. zamanında şeriatı savunduğu apaçık ortada, hala savunuyor mu tartışılır ama türkiye cumhuriyeti başbakanının şeriatçı olup olmadığının tartışılması bile ne kadar hüzün verici öyle değil mi?

yuzde yuz eminim ki bir sonra ki secimlerde avrupa birligi ve kibris konusunda yaptigi icraatlari prim yapmak icin kullancak olan basbakan. e ama o zaman da adama demezler mi iki kere bruksel'e gitmekle,ekonomiyi duzletmeden fransa'ya almanya'ya ucak ihalesi vermekle avrupa birligi'ne girilmez, hicbir seyi cozmeyen referandumlar duzenleyip milletin sadece gozunu boyamakla kibris sorunu cozulmez?en azindan ben derim.

keskin bir söyleyişle, tayyip erdoğan bir bakıma ‘neo-orhan gencebay’dır. yazıyı okuyanların büyük bir kısmı, tayyip erdoğan’ı adnan menderes’e, hatta turgut özal’a benzetmeyi uygun görerek bu deyişe dudak bükeceklerdir. tayyip erdoğan, ülkenin gündeminde ‘avrupa birliği’ eksenli kimlik tartışmaları varken, bir anlamda batılılaşma ve modernleşme sürecinden dışlanan ve bu süreçlerin dışında duran/tutulan bir kitlenin oylarından beslenen bir liderdir. bu kitle, onun okuduğu şiirler, hakkında açılan davalar ve yasaklanan milletvekili adaylığı nedeniyle haksızlığa uğradığını düşünmektedir. buna hiçbir türkiyeli’nin içi dayanmaz. biz hep haksızlığa uğrayanın yanındayızdır. hep birilerine, bize, birilerimize haksızlık yapıldığı, hakkımızın yendiği fikriyle yaşayan bir toplumun, adalet duygusunun adeta bir çeşit ‘existence’a dönüştüğünü bu hikayede görebilirsiniz. şahsın aleyhine açılan yolsuzluk iddiaları içeren davalar kızgın kitlenin pek umurunda olmamıştır. tayyip erdoğan’ı görmek/olmak istedikleri lider olarak konumlandırarak mevcut iktidarın ve muhalefetlerin kirliliğini protesto etmişlerdir. erdoğan seçmenlerine bir çeşit aidiyet duygusu vaat etmiştir. medya ve kritikler tarafından ‘hiçbir şey söylememekle’ itham edilse de, tayyip erdoğan sessizliğini de stratejik olarak kullanmış; hakkı yenmiş, önü kesilmiş ve sürecin dışına itilmiş bir lider imajını uzun süre korumuştur. bu boynu bükük imaj ise, seçime yaklaşılan bir dönemde bir takım sert ifadeler ve mağrur bakışlarla desteklenmiştir. en önemlisi, ilahi adalet kavramına göndermeler yapan, halkına inanan, umutlu bir havada yapılan konuşmalarda ‘sadece’ hedeflerin net olarak gösterildiği görülür. bu noktada şu söylenebilir. ezilmiş, dışlanmış yığınlar dinlemekten çok bağırmaya; anlamaktan, tartışmaktan çok boşalmaya ihtiyaç duyuyorlardı. seçime bir hafta kala ise şovenizm kokan, bir tür galibiyet duygusunun verdiği güvenle cumhurbaşkanıyla meseleleri tartışmaya başlamıştır bile çoktan. tepeden inme modernizm süreçlerinin dışında kalan kitleler tayyip erdoğan’ın ve akp’nin bugünkü başarısını adnan menderes’in chp’ye karşı kazandığı başarıya, cumhuriyetin ‘tek partisini’ devirmenin yarattığı zafer sarhoşluğuna benzetebilirler. ama tahminimce tayyip erdoğan adnan menderes’ten daha dikkatli bir tutum içerisinde, daha soğukkanlı davranacaktır. turgut özal’la benzedikleri nokta ise daha önce de belirtildiği gibi, birçok politik eğilime, siyasal tavra açık bir duruş sergilemesidir. özal’ın seksenlerde liberal, sosyal demokrat, muhafazakar eğilimli politik tavırları partisinde topladığını hatırlarsak, tayyip erdoğan da merkez sağdan, merkez soldan, hatta popüler dünyalardan bir çok isme kucak açmıştır. ama daha homojen bir yapı olmanın dışına çıkamamıştır. ayrıldıkları noktalardan biri ise, erdoğan aday listelerini oluştururken ‘selamet partisi’ kökenli isimleri gözetmiştir. özal genellikle daha renkli ve daha çeşitli tercihler ortaya koymuştu. bunun yanında, ekonomi konusunda erdoğan’ın imf’yi ve yabancı sermayeyi karar mekanizmalarında gözeteceğini –yine seçim gecesi- duyduk ama özal bu konudaki tavırları her zaman daha netti. erdoğan’ın neo-özal olduğu teorileri ışığında, (saadet partisi’nden oğuzhan asiltitürk’ün “özal da aramızdan ayrılmıştı.” demesi düşünüldüğünde) daha birçok açıdan kıyaslamalar siyaset bilimciler tarafından yapılmaya devam edecektir. sanırım turgut özal’la erdoğan’ın görülebilen en ortak silahları politik manevraları ve stratejileriydi. seçmenleriyle ilişkisi açısından, menderes’ten ya da özal’dan çok orhan gencebay’a benzemektedir tayyip erdoğan. siyasi tarihimize de bir ikon olarak geçecektir. görüntüsü, imajı, üslubu, dili ve tavrı sosyolojik ipuçları içermektedir. tayyip erdoğan için politik ya da ideolojik tanımlardan, duruşlardan çok, tipolojik ya da karakteristik özelliklerden bahsedilebilir. onu ‘muhafazakar’ ya da ‘islamcı’ bir politikacıdan çok bir kahramanlık hikayesinin baş karakteri olarak tanımlayacak insan sayısı daha fazladır. tayyip erdoğan, 1970’lerde köyden kente göçün yarattığı kültürel bunalımların arasında doğan gencebay kadar yakındır –sesi duyulmayan, dinlenmeyen, dışlanan kitlelere. onu bir politikacıdan çok bir özdeşleşme nesnesi olarak gördüklerini düşünüyorum. ama bu benzerlik gencebay ve erdoğan’ın hayatta durdukları noktalardan, kişisel tavırlardan ve yaptıkları işlerden çok yukarıda söz ettiğimiz kitlenin onları konumlandırdıkları yer itibarıyla benziyorlar. yani, aslında hiç ilgileri yok birbirleriyle ama insanların onlarla kurdukları ilişki aynı süreçlerle şekillenmiş gözüküyor, bu yüzden tayyip erdoğan için neo orhan gencebay ifadesini kullanıyorum. ‘batsın bu dünya’ diyecek kadar sisteme meydan okuyan gencebay, batı müziğiyle anadolu müziğini sentezlediği noktalarda yeni ve önemlidir. bize bugün bu şarkıyı yeniden söyleten ise sistemin ve içinde bulunduğumuz kaotik düzlemin yarattığı gerilimdir. savaş korkusu ve terör tehdidiyle yaşadığımız bir dünyada, tayyip erdoğan sadece bir politikacı olarak değil, bir figür olarak da incelenmelidir. ama gencebay kadar başarılı bir sentez yapabilecek mi? bunu yaşayıp göreceğiz. ‘bu şarkı burada bitmez.’ diyerek gelen (kendisinin bir şiir kasetinin de olması bu noktada ilginç bir durumdur.) tayyip erdoğan, bakalım kimi ferdi tayfur ilan edecek?

yalçın küçük'ün muhteşem doğruluktaki tabiriyle: "neticede bisküvi satan birisi". bu tanımda özellikle dikkat edilmesi gereken nokta, "bir adam" ya da "bir kişi" değil, yalnızca "birisi" denilmiş olmasıdır.

rize' de annesi adına yapılan hastaneyi açan şahsiyet. nerede devlet adamlığı nerede tevazu?ne yapmıştır ki recep tayyip erdoğan' ın annesi adına hastane açılmasını sağlayacak? başbakan bu yalakalığa niye izin vermiştir?sayın başbakan'ın annesi ülkemizde sayılı tıp doktorlarından birisidir de kamuoyundan mı gizlenmektedir. cevapları merakla bekliyoruz.

merdoğan benz rumuzlu boşbakan

zarif insandır allah için: http://www.haberx.com/...mpasa-jargonu-ne-o-yakan.htm

(bir arakadaşımın hatırlatmasıyla) belediye başkanlığı döneminde atatürk e saygı duruşu için, "saygi durusu sap gibi durmaktan baska bir sey degildir " diyen ilginç politikacı. (!)

eski soylemleri, yaptigi isler nedense unutulan kisi. medyamizin ne kadar gucetapan oldugunu bu kisinin basbakan olmasi sayesinde anlamis olduk. 2002 oncesi ve sonrasi medyada bu kisi hakkinda yazilanlar karsilastirilsa acikca ortaya cikar medyamizin karakteri.

"biz türk'üz" gibi bir laf etmiş, dolayısıyla beni şok etmiştir.

bu büyük düşünürün "biz türk'üz" sözü başka bir büyük düşünürün, başka bir muhteşem sözünü getirmiştir aklıma: (bkz: onlar ırkçı, biz türküz).

türkiyedeki en başarılı ve yetenekli politikacı(politikanın temel unsurları açısından)

zina tartışmasında resti çeken ,fakat piyasaların verdiği sert tepki karşısında eninde sonunda tükürdüğünü afiyetle yalayacak olan yiğit kişi.ne zaman ve nasıl yalayacağını merakla ve zevkten titreyerek bekliyoruz.

ab için her türlü taklayı atmış olduğu halde son saniyede zina konusunda takındığı anlamsız ve gereksiz tavrını daha iyi anlamak için (bkz: dudaktan vermemek)

avrupa birliği, abd, tarikat liderleri arasında fıldır fıldır döne döne kendini semazen sanmaya başlamış, baş dönmesi ve mide bulantısından muzdarip kişi, dursa düşecek ondan duramıyor.

monaco'ya 147 metreden attığı golle efsane olmuş büyük türk düşünürü, yücelerden bir yüce*.

9 nisan 2005 günü trabzonda trabzon'lu isadamlarina konusmasinda;esek ölür semeri kalir,insan ölür eseri kalir özlü sözünü söyleyerek isadamlarinin aydinlanmasini saglayan basbakan.

uzatmaya,yüceltemeye,insan muamelesine gerek yok,kisaca rte.

katildigi kuvvet komutanlarinin devir teslim toreninde, bir kuvvet komutaninin konusmasinda "fezaya gitmemiz gerekirken hala hortumcularla turbanla sunla bunla ugrasiyoruz" elestirisine butun salon alkis firtinasi cikarirken yerinde kos kos oturan, butun kuvvet komutanlari mustesarlara kadar tesekkurlerini sunarken bir tane tesekkur alamayan, dolayisi ile umursanmayan kisi.

biri dugmeye basti şabalaklığını başlattığı günlerden bu yana burnundan soluyan insan. anjin san!!! bırakınız eleştiriye tahammül etmeyi, eleştiri teşebbüslerine dahi salyalar saçarak tepki veren birinin demokrat sıfatıyla yan yana geldiğinde dahi kendini hakarete uğramış hissetmesi gerekmez mi? gerekir elbette! e; o zaman nedir bu güzellikler? yoksa....yoksa bir takım kökü dışarıda mihrakların başından bu yana söyledikleri takiye hikayeleri doğru mu? i-naaaan-mı-yoooo-ruuuuummmm.... değildir cancağızım değildir. tüm bunların sorumlusu elbette ki medyadır. zaten randevuya aydın bey'in kızını getirerek gerçek niyetlerini belli etmiş bulunuyorlar. bunların hepsi çapulcu. ne iyi ettiniz efendim tunus'ta gezerkene... hepi topu 30-40 bin dolarlık bir hediyeyi dillerine dolayan maksatlı farelere hadlerini nasıl da bildirdiniz "hediyeyi bunlara ver" diyerekten öyle... gerçi şimdi boynuz kulağı geçmiş gibi görünüyor. en kısa zamanda tuttuğunuz takımın başkanını geçecek birşeyler yapmanız gerekiyor o aşağılık basın mensuplarına. misal "tokatlarım seni" yerine "pipini keserim senin" diyebilirsiniz soru sormaya kalkan ahlaksıza! pipisi yoksa da imalı bir gülümsemeyle "kaşınıyorsun seeeen" denilebilir, o anlar!kendisine keskin sirke küpüne zarar diyor ve her gün bir miktar kava kava ekstresi öneriyoruz.

trabzon olayları üzerine yapmış olduğu nefis değerlendirme ile kendisine demokrasi ısmarlamış olanları dumura uğratan siyaset erbabı.

(bkz: recep tayyip er doğan)

"bir yerde cücelerin gölgeleri uzun gözükmeye başladıysa orada karanlık vardır..." (bkz: tayyip erdogan) (bkz: cem uzan) (bkz: mhp) (bkz: tansu ciller)

gidip kolaturkasını satsın, siyasetten elini çeksin istediğim muhterem insan..

oradan buradan copy/paste: "erdoğan, heyetler arası görüşmede ise gates’e gülerek, bilgisayar virüslerini anımsatarak ‘ne olacak bu virüs problemleri allah aşkına!’ dedi. gates de erdoğan’ın bu sözlerine aynı şekilde gülerek, ‘bunlar bizim için de ciddi problemler’ diye yanıt verdi ve ardından da microsoft olarak bilgisayar virüslerine karşı yaptıkları mücadeleyi ve bu konudaki çalışmalarına ilişkin ayrıntılı bilgi aktardı."bill gates neye güldü acaba?

türkiye'nin nedense chapter kelimesine takılıp kalmış olan başbakanı. "çeptır çeptır aşacağız", "önce bu çeptırı halledelim"... birisi söylesin yahu, bunun türkçesi de var!

partisinin bugünkü grup meclis toplantısında vatandaşlık bilgisi dersi vermiş başbakanımız. nato zirvesine karşı gerçekleşen ve gerçekleşecek eylem ve eylemcilere ithafen, "insanların özgürlüğü bir başka insanın özgürlük sınırına kadardır, kurumlar bağlamında da kurumların özgürlükleri diğer kurumların özgürlük alanlarına kadardır" nedeniyle "biz nasıl parti mitinglerimizi bize gösterilen yerde yapıyorsak, onlar da öyle yapacak, şimdi 'istediğimiz yerde yaparız' diyorlar, yapamazsanız" diyen başbakanamız. "demokratik bir ülkede" yaşadığımza göre, olağan hayatın akışını değiştirmemek için planlanan şeylerin mümkün olduğunca dışına çıkılmaması gerektiğine dikkat çeken başbakanımız. "seçim dönemlerinde bas bas bağıran seçim otobüslerini de bu demokratik olağanlığın içine mi katıyorsunuz?" veya "natoyu ve pushtu istemeyen ezici bir çoğunluğu mu susturmaya çalışıyorsunuz?" sorularını dimağlara düşüren başbakanımız!

"devlet adamı" olma konusunda bir şekilde eğitime tutulması gereken kişi. kendine rağmen başbakan ve parti lideri.devlet adabı, ülker bayiliği adabından, belediyecilikten ve milli görüş teşkilatı neferliği adabından kesinkes farklıdır. devlet adamından hele başbakanlık makamında görev yapan bir kişiden bunları bilmesi ve türkiye cumhuriyeti devletinin mağrur ve kararlı duruşunu her ne şartta olursa olsun diplomasi ve adabı muhaşeret ilkelerine uygun olarak sergilemesi beklenir. hele devlet duruşu ile kasımpaşalı olmaktan mütevellit genetik olarak kanda bulunduğu iddia edilen "delikanlı racon" kesme tavırları kesinlikle bağdaşmaz bağdaşamaz.türkiye cumhuriyetinin başbakanı luxembourg ile imzalanan mali protokol imza töreninde yerli ve yabancı basının, diplomatik ve mülki erkanın önünde kendi kabinesi üyesi olan maliye bakanına "kemal abi sen de gel" diye seslenmemelidir mesela veya ne bileyim şu kardinal papa seçilsin diye isim belirtip meşrebinden öte iddialarda bulunmamalı kendisini gülünç duruma sokmamalıdır. çünkü o esnada gülünç olanın kendisi değil yaşamının her saniyesinde temsil ve temessül ettiği türkiye cumhuriyeti devleti olduğunu aklından hiç bir zaman çıkarmamalıdır.sanıyorum ki tayyip beyin destekçisi olsun yada olmasın hiç bir kimse cemal * ağanın veya çoban sülü'nün köken ve geçmişlerine bakılmaksızın layıkıyla temsil edebildikleri bu devletin gülünç durumlara düşmesini hazmedemez..

aynı konuşmada, "eskiden go home dediklerinize bugün go home diyemezsiniz; herkes biribirine muhtaçtır, dünya küreselleşti" yollu laflar ederek bir osmanlı sadrazamını akla getirmiştir. neydi adı? ferit miydi, damat mı?.

cem uzan, kemal alemdaroğlu ve yök gibi sevilmeyen kişi ve kuruluşların bi anda medyada sevilmesi,desteklenmesi ve hatta halk kahramına dönüşmesini sağlamış insan.

(bkz: el tayyip)3 kasim civarinda ciktigi teketek programindaki sozleri nedeniyle 700 milyon tazminata mahkum olan basbakan.

seçimin hemen sonrasında başbakan belli olmadığı dönemde "halk başbakana değil, partiye oy verir." diyen, şimdilerde ise "halk kimi başbakan görmek istediğini belli etti, yetkimi kimseyle paylaşmam." diyen parti lideri.(bkz: tükürdüğünü yalamak)

esi icin (bkz: emine erdogan)

(bkz: bir imparator palpatine olarak tayyip erdoğan)

masa tenisi oynarken de raketi lastik kismindan avuclayip topa da sap kismiyla vurarak basli basina bi ekol olmustur, cigir acmistir.

erdogan tezic'e "aglıyor" , baykal'a "bunlar bir koyun bile gutmemis", mercedes icin "bari cenazeleri mercedese binsin" , gibi laflar etmiş kişi, eminim konusma metinlerini hazirlayan gorevliler, islerini yaparken cok egleniyordur. ben sahsen grup tukenmez kalemden supheleniyorum.

bir başbakan olarak kendi yükümlülüğündeki eğitim kurumların düşük seviyesinden şikayet edebilen bir insan. özeleştiri olsa neyse de bu konuda başkalarını suçlaması bize iskoç, fransız fıkralarını anımsatıyor.

"millet olarak bilişim konusuna çevrimdışı kalmamalıyız!"cümlesinin sahibi.

hatırlar mısınız, yıllar önce bugün* "bu kafirler içeride şarap içmişler bakın bunlar da şişeleri" diye yanmış bir odadan çıkarılan şişeleri sallayan bir insan vardı.*.o şimdi başbakan.neden bilmiyorum, hatırlatayım dedim.

aşağıdaki söylemi kadrosuyla beraber gözönüne alması gereken kişi !!!"efendiler, avrupa'nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenîleşmesine karşılık türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisinde yuvarlanadurmuştur. artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri avrupa'dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. halbuki hangi istiklâl vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!" 6 mart 1922 mustafa kemal atatürk " ulu önderimiz mustafa kemal ataturk cumhuriyetimizi herkesten önce gençliğe emanet etmiştir.. emanetine her zaman sahip çıkacağız atam !!dahili bedhah olan ya da ellere, yobazlara uşak olmuşlara karşı: beynimizi,vücudumuzu feda edeceğimizi senin fikirlerin ışığında mücadele edeceğimize and içeriz.edit: kötülemeye devam edin yobazlar ve atatürk düşmanları..!! yaşadığınız toprakları üç beş sarıklı kafaya,molla beyinli adamlara terketmeye çalıştığınız zaman anlayacaksınız türkiye cumhuriyeti'nin nasıl kuruldugunu ve ne şartlar altında olduğunu.!!!

su ana kadar yumurtladiklarindan bi kuple;* elhamdulillah seriatciyiz. (21.11.1994 milliyet) * yilbasina karsiyim. (19.12.1994 sabah) * ben tekkeye degil dergaha gittim. (22.1.1997 gozcu) * ata'ya saygi durusunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok. (12.5.1994 hurriyet) * 10 kasim'da yaygara kopartildi. (14.11.1994 hurriyet) * icki yasaklansin. (1.5.1996 hurriyet) * istanbul'u medine yapacagiz. (akis) * butun okullar imam hatip yapilacak. (17.9.1994 cumhuriyet) * ben istanbul'un imamiyim. (8.1.1995 hurriyet) * mayo reklami sehvet somurusudur. (6.3.1996 hurriyet) * milli piyango zulumdur. (29.9.1994 hurriyet) * taksim'deki caminin temelini insallah atacagiz. (1.7.1994) * cumhurbaskani'nin imam hatipli olacagi gunler yakindir. (5.2.1996 akit) * sarik operasyonu cok komik. (15.5.1995 sabah) * yesil (kaldirim rengi) medeniyettir. (25.6.1994) * ben meclis'in dua ile acilmasindan yanayim. (8.1.1996 milliyet) * imamlar da nikah kiysin. (9.5.1995 milliyet)

önümüzdeki uzun yıllar boyunca sürekli gündemde olacak kişi. nerden nereye geldiğini de göz önünde bulundurduğumuzda aptal biri olmadığını anlarız. dini sömüren(kullanan) bir kişi olduğundan dolayı söylediği herşeyi iyi düşünüp söylediğinden eminim,duygularına kapılıp birşey yapacağını sanmam. son zina tartışmaları,ab felan derken,ilk refleksle "saçmaladı,gerçek yüzü ortaya çıktı,kendini batırdı" dense de bence bu kesinlikle çok mükemmel planlanmış bir olay olarak,türkiyenin(daha doğrusu erdoğanın) lehine bir durum olarak çıkacaktır. uzun vadede türkiyeyi en iyi kontrol edebilecek bir yapıya:kendi tarafına eyilmiş bir ülke haline getirecektir. din,tayyibin elinde bir uzaktan kumanda olarak git gide güçlenecektir,kitle kontrol mekanizması rolü artacaktır. tayyip güçlenecektir, evet belki bizi ikinci bir iran haline getirmeyecektir,ama 2.nci bir amerika olacağız. siyasetin ve büyük şirketin kuklası olacağız sayesinde... bazılarımız refah içinde yaşayacak, din,milliyetçilik derken gaza gelicez ülkemizi çok sevicez,ve ister zengin ister fakir kesimde olalım tayyip erdoğanın köpeyi olacağız.

bu ara avrupaya sefere çıkmış bir padişah. hakan şükür olsun, tü tü tü manş allah..

(bkz: kusadasi sokak no26 subayevleri)

yüklenilince karısının yanında maden açılışı kurdelası kesen baş. eyvah..

egitim alanindaki çeliskili uygulamalari nedeniyle zaten yeterince net olmayan kafami (bkz: ranian/#7241510) iyice bulaniklastiran basbakanimiz."ilkögretim de herkese bedava kitap kampanyasi", - baski ve içerik kalitesinin düsecegi, - yayincilik sektörünün zarar görecegi, - piyasadaki rekabet ortaminin bozulacagi, - ülkemizdeki serbest piyasa ilkesine dayali ekonomi anlayisina aykiri oldugu, ve benzeri gerçeklere ragmen uygulamaya geçildi. kimseden itiraz gelemedi çünkü "yoksul çocuklarin egitimini engellemis olma" damgasini yemekten korkuldu. öte yandan, yillardir dünya standartlarinda baski ve içerik kalitesine ve son derece uygun fiyatlarla özellikle çocuklara yönelik bilimsel yayinlarla önemli bir hizmet veren tübitak yayinlarinin özellestirilecegi kulaktan kulaga yayilmaya basladi. eger yamulmuyorsam kisa bir süre önce alt kattaki basimevi iptal edilmisti maliyetlerin yüksekligi gerekçe gösterilerek. sonuç: eger "istanbul da süt içmeye parasi olmayan çocuklar varken istanbul belediyesi bale ve tiyatro gösterilerini sübvanse edemez, bunlar kapatilmalidir" düsüncesi dogru ise, yukaridaki uygulamalar birbiriyle çelismemektedir. ancak ülkemizin gerçekleri açiktir: hani su "bana yeterince kadin verin bir ordu yapayim" diye biten laz fikrasinda da vurgulandigi üzere, ülkemizde insan sikintisi yoktur, hele hele çocuk sikintisi hiç yoktur. ama bilim sikintisi vardir, akil sikintisi vardir, sanat sikintisi vardir, aydin sikintisi vardir. tübitak yayinevinin kapatilmasi, icabinda kredi kartina borçlanma pahasina çocuguna kitap alan, yemeyip içmeyip özel okula gönderen sehirli orta sinif ailelerini önemli bir destekten mahrum birakacaktir.

eski şoforunun takside bana, "hayatimda gordugum saat 6'da kalkan tek belediye başkani" diye tanimladigi adam..

bir taraftan populist gecinirken diger taraftan istanbul-ankara ucak seferlerinin tam 3.5 saat rotar yapmasina neden olan insan. yakinlarini merak etmekten vatandaşlarin akillarinin cikmasi onemli degil efendim padişah(lar)imiz gidecekleri yere rahat gitsinler. ayrica inecegi alana 3 kilometre mesafede gecebilecegi - gececegi demiyorum - kaldirimlar yaya trafigine kapatilip tipitip korumalari insanlara "karşi kaldirima gec" diye emirler yagdirmaktalar. ne diyebilirim ki, harika bir demokrasimiz var.ha, populizm yapan bir insanin makam otomobilinin mercedes olmasi da enteresan gelmiyor sanirim kimseye.

artık usandığımız bi laf vardır "ben içinizden biriyim" die. işte bu adam tam da içimizden biri.aslında zıt görüşe sahip insanların bile sevdiği bi isim. bu adam yakında ölür dedirtircesine yürümekten aciz olmayan , avrupa gezilerinde iri iri avrupalı devlet başkanlarının başbakanlarının arasında aslan gibi duran , hiçbir faaliyette bulunmadan daha seçim ertesi yalnızca verdiği güven sayesinde işlerin yolunda girmesini sağlayan bi başkan.bu ülke bu gibi insanlarla ,değişimin yanısıra milli değerlerine sahip çıkanlarla büyüyecek.

jaguar marka ayakkabi giyen, şu anki başbakanimiz.

başbakan olması ile birlikte artık çocuklara laf geçirmenin imkansızlaştığı isim.örnek: - oğlum hadi bırak topu baban da geldi bak herkes seni bekliyo sofrada!- hayır ben büyük adam olcam başbakan olcam!dö la sekonder egzampl:- yavrum ayıp değil mi bak kardeşten para istenir mi oyuncak için! - reca ederim istikbalimle oynamayınıssss! toptancılık yapiyorusssss. kiymetlimissssss.vayömüniiiiii katro puan:- oğlum koca kumsalda yer mi bulamadın da kardeşinin kalesine oturdun yine.- daha sevkli oluyorssss, ruhsatla uğrasmiyorusssss, alısıyorusss, alısıyorussss, alısıyorusssss.

1991 yılında yapılan yerel seçimlerde istanbul belediye başkanı olarak ortaya çıktığında medyanın hiç bir kesiminde beklediği ilgiyi ve talebi görememiş olan siyasetçi.(aynı medyanın şu günlerde ne düzeyde bir ilgi gösterdiği aşikar)hatta bu ilgisizlik o kadar yüksekti ki çeşitli televizyon kanallarında seçime yakın dönemde yayınlanan "bakalım adaylar ne diyor" konseptine sahip programlarda seçimden önceki geceye kadar yer alamamıştı.refah partisinden ayrılan grubun halk desteğiyle başına geçerek mapus günlerinin ardından siyasi parti kurulumunun içinde yer aldı.ilk seçimlerde inanılmaz bir oy alarak iktidara taşıdığı partisinde önemli görevlere eski dostlarını yerleştirmeyi unutmadı.bu sebepten dolayı mazisine karşı son derece vefalı bir insan olduğu söylenebilir.fakat ne gariptir ki aynı vefakar insan,iktidar koltuğuna oturur oturmaz geçmişte kullanmış olduğu tüm ideolojik söylemlere çizgi çekmiş ve hepsini matbaa silgisiyle tertemiz etmiştir.örneğin; laiklik bir amaç değildir araçtır diyen erdoğan,iktidara gelince laikliğin neferi olmuştur.bu örnekler imkan dahilinde yüksek sayıda çoğaltılabilir.recep tayyip erdoğan geçmişteki dostlarına karşı vefakardır ama geçmişteki kendisine karşı artık bir düşmandır.(bkz: dosta düşmana karşı)

kendi halkının bir çok eksiğine rağmen, yıllardır beklediği kanunları , sırf zina gibi bir konuyla takiyye yapmak istediği için sallayan, oynamıyorum ben diyen, ab içişlerimize karışmasın diyerek kendince kasımpaşa delikanlılığı konuşturan, ancak brükselde geçirdiği bir gün sonrasında söylediklerinin tamamen aksini yaparak , bir anda meclisin olağanüstü toplanması için emir veren, bu yaptıklarıyla kendi yapması gereken şeyleri ancak ab dikte ettiği zaman bir başbakan görüntüsü çizerek, hem kendini hem de ülkesini kukla konumuna düşüren başbakan.

(bkz: ab nin hastasıyım, oportunizmin ustasıyım)

kamuoyunu zina'yla gereksiz yere meşgul ettikten sonra "kamuoyu zina'yla gereksiz yere meşgul edildi" diyebilen başbakanımız.

üyesi olmak istediği kulüp "şartlarımız budur, yerine getirirsen girebilirsin" diyince "burası türkiye, yok öyle" şeklinde özetlenebilecek, uluslararası politikadan çok mahalle kavgalarına yakışan garip bir çıkışta bulunan başbakanımız. dolayısıyla "gördüğünüz üzere burası da avrupa, sizi almak için can atmıyoruz, illa katılmak istiyorsanız şartlarımıza uyacaksınız" cevabını almak için yanıp tutuşan, ancak ab parlamenterlerinin kibarlığından mıdır bilinmez, bu cevabı bir türlü alamayan başbakanımız.

nato protestocularına "hayır efendim, yürüyemezsiniz." diyerek terörist grupları provoke ettiğini düşündüğüm kişi. (bkz: capa tip fakultesi onundeki patlama)

(bkz: seyyah)

belediye başkanlığı döneminde istanbul metrosunu yağmurdan dolayı su basınca , ''metroyu su basmadı ,biz yıkadık.'' deme yürekliliğini gösteren adam...

avrupa birligi bildirileri icindekileri okudugundan, okuduysa da anladigindan kusku duydugum basbakan. hakikaten de melul ve mahsun bakmaktan ote bir albenisi yoktur kendisinin; ha belki ulker albenisi vardir onu bilemem.

(bkz: #7816339)

güney asya gezisindeki basın toplantısında yine kravat takmadan, garip ve sakil bir kılıkta konuşmuş, türkiye cumhuriyeti başbakanı. ezelden beridir gelen kravat takmama alışkanlığını burada da sürdüren, "güney asyanın derdini anlamak kılığa da böyle yansıyor demek ki" bahanesini düşündüren efendi.

türkiyede tayyip erdoğanın çeyreği kadar politikacı olabilecek adam yoktur ne yazıkki. uzun vadede bize kan kustururken zevk çığlıkları attıracak kişidir. o düzeyde bir politikacıdır yani...(bkz: biri bunu durdursun)

son zamanlarda yine gündeme giren üniversitelerde türban konusunda yaptığı açıklamada; "ben, eşim ve kızım inançlı insanlarız. kurana göre kadınlar türban takmak zorundalardır. kızım da bu kurala uyuyor ayrıca türbanı moda olduğu için de takıyor. türban takmayı moda buluyor," demiştir. kuran karşı gelmenin günah olduğu düşünülürse, kuranda emredilen türbanın takılmaması da günahkarlıktır. başbakan bu konuşmasıyla çaktırmadan türbansızları günahkarlıkla suçlamıştır. tabi ki ona sorulduğunda böyle bir düşüncesi olmadığını iddia edecek ve minareyi çalan kılıfını hazırlar atasözümüzü akıllara getirecektir. modernlik maskesi altında türbanı bir zorunluluk olarak hayatımıza sokmaya çalıştığının güçlü sinyallerini vermektedir. böyle bir düşüncesi olmadığını iddia ediyorsa da kendisini söylem ve alt metin üzerine biraz daha bilgi edinmeye davet ediyoruz.

davos'da alman gazeteci christof kahee'ye verdiği türban demecini inkar eden, hatta öyle bir gazeteciden haberdar olmadığını ve kendisiyle röportaj yapmadığını söyleyen başbakandır kendileri.. bunun üzerine şu an ismini hatırlamadığım ve röportajı yayınlayan alman gazetesi bir açıklama yapmış, erdoğan'dan bu röportaj ve yayını için bizzat izin alındığını, bu izin dahilinde görüşmenin gerçekleştiğini, akabinde de yayınlandığını duyurmuştur basına.. unuttu herhalde.. çok unutkan bi kimsedir zaten.. yaa yaa..

(bkz: calmazsan allah boyle lutfeder)

evde anne babanızla veya evliyseniz eşinizle aranız bozuktur, ortam devamlı gergindir. bu sebepten ötürü arkadaşlarla dışarıda takılmalar, iş yerinde gereksiz fazla vakit geçirmeler başlar. eve mümkün olduğunca geç gitmek için çaba sarfedersiniz, sırf sorunlardan uzak kalmak, tartışmaya girmemek, kavga etmemek için. ama bunun hiç kimseye bir faydasının olmadığını da bilirsiniz içten içe. sorunların üstüne gitmeden, konuşmadan, çözüm üretmeden ortamı düzeltmek imkansızdır. ama siz bunu tercih etmeyip bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantalitesinde yaşarsınız kimi zaman.işte ben kendisini bu mantıkta düşünüyorum. ülkede sorunlar almış başını yürümüş, kimse memnun değil. o yüzden kendimi neden strese sokayım ki? giderim, gezerim dolaşırım. zaten gittiğim yerlerde ne güzel ağırlıyorlar. kimi ülkelerin liderleriyle kanka oldum (bkz: silvio berlusconi), işadamlarıyla takılırım, ortamlarda nasihat veririm. ne işim var benim türkiye'de. arada bir uğrar hal hatır sorar, dolaşmaya devam ederim.

amacımıza ulaşmak için papaz cübbesi bile giyerim diyen,şeriat özlemcisi necmettin erbakanın isyankar çırağı.

asıl maksadını bir türlü anlayamadığım, dün taksime cami yaptıracakken bugün araplara atatürk'ü öven, bu müthiş değişimi 40ından sonra gerçekleştirmesi ise ayrı bir kitap konusu olan zeki, çalışkan bir aile imamı, haham ziyaret eden ilk başbakanımız

erdoğan, islam alemine atatürk'ü örnek gösterdi... ak parti genel başkanı ve başbakan recep tayyip erdoğan, değişimi yönetemeyenlerin, ''başkaları tarafından yönetilmenin acısını yaşadığını'' ifade ederek, ''nasıl ki ab'nin (hıristiyan kulubü) olmasına karşı çıkıyorsak, islam dünyasının da din temelli siyasal ve ekonomik örgütlenmelerden uzak durması gerektiğini belirtiyoruz'' dedi. ''tutarlılıklarını ve ortaya koyduklarını güçlü tezlerin'', şahsının ya da partinin değil türkiye'nin kazanç hanesine yazıldığını ifade eden erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: ''diktatörlüklerin revaçta olduğu bir dönemde, atatürk'ün öngörüsü sayesinde yüzyılı kavrayan bir bilinçle cumhuriyeti inşa eden bu ülke, sadece kendine bir ulusal devlet kazandırmakla kalmamış, aynı zamanda tüm bölgeye ve bölgenin ötesine mesaj veren güçlü bir model kurmuştur. demokrasi, laiklik ve hukuk devleti prensipleri sayesinde toplumsal barışını tesis ettiği gibi kendi yakın çevresine çağdaş değerlerin nasıl hayata geçirileceğine dair ciddi yaklaşımlar sunmuştur. her geçen gün daha çok değeri ve önemi anlaşılan bu model sayesinde, ülkemiz önümüzde akan yüzyıla güvenle ve stratejik avantajlarla donanmış olarak girmektedir. bugün hükümetimiz, bu tezleri güçlendirmenin ve etkili biçimde anlatmanın en önemli aracı olarak tüm dünyanın önünde durmaktadır. bu söylem ve tezlerimizin her geçen gün geliştiğini göreceksiniz. önümüzdeki günlerde (muhafazakar demokrat) kimliğimizin dünyanın en etkili düşünce platformlarında tartışıldığına şahit olacaksınız."http://www.milliyet.com.tr/...01/20/son/sontur29.html

(bkz: the real basbakan)(bkz: cumaya gittim 5 dakka sonra dönücem)

bir kısım medya tarafından rte olarakta telaffuz edilebilen isim.

az önce mtv de gördüğüm sahıs . mtv ye sevdiği müzikleri sebepleriyle anlatıyordu sana dün bir tepeden baktım aziz istanbul demeye çalışıyordu sevdiği şarkılar arasında

(bkz: adnan menderes)(bkz: #1376753)

189 cm'lik akp lideri.

son sözü hep o söyler:-- peki abi..

gerek mitinglerde gerekse de ulusa sesleniş konuşmalarında suratımız baka baka yalan söyleyen bir zamanların atatürk düşmanı şimdilerde ise atatürk hayranı başbakanımız

elestiriye tahammülü olmayan, içindeki mahalle delikanlisi duygularini bastiramadigi için abuk sabuk açiklamalar yapip özünü ortaya koyan basbakan. simdide ithaki ye dava açmis, dava dilekçesinde de "yüce türk halkinin kendisine göstermis oldugu büyük hüsn-ü kabulü gölgelemeye matuf gerçek disi iddia ve ithamlar" seklinde ifadeleri olan kisi. görüyoruz ki pek bi demokrat, pek bi ileri görüslü, pek bi alçakgönüllüymüs kendileri... yayin kuruluslarina karsi göstermis oldugu bu yakin ilgiyi umarim sokaktaki güvenlik sorunlarina, issizlik sorunlarina gelir dagilimindaki uçuruma vs. gösterecek ve de sayesinde dünya rekorlari kirmaya devam edecek türkiye.

"ekonomideki iyilesmeyi görmeyenler, vatansever degildir" gibisinden bisiler söylemis zat.bu aralar pek saldirgan, pek huysuz, pek huzursuz.ecelle alakali bir atasözü akla gelmiyor degil.(bkz: http://www.milliyet.com.tr/...5/04/20/yazar/asik.html)

fiziksel özelligi her seye degisen yurdum insaninin sevdigi basbakandir. zaten uluslararasi antlasmalar da en yakisikli olan, en ayakta duran, en hareketli, en atletik, en delikanli liderlerin lehine olmaktadir. tökezleyen, ikinici kata merdivenle çikan ama hem uluslararasi arenada hem çitle çevrili mekanda attan düsmeyen basbakanlari gördük neyse ki, bunlarin yalan oldugunu biliyoruz..

bu gün izledigim bir konusmasinda yeni papa hakkinda konusurken kendisini oldugu gibi anlatan kisi."insanlar belli mevkilere gelmeden bir çok sey söylerler. ama o mevkiye geldikten sonra dediklerini hiç söylenmemis kabul ederler. her mevkiinin sorumlulugu vardir""camiler kislamiz, minareler süngümüz..."gider bu

30 ocak 2004, 6 pm (est) de harvard'da “democracy in the middle east, pluralism in europe: the turkish perspective” konulu bir konusma yapacak tc basbakani.

türkiye cumhuriyetinin vahdettini olarak gördüğüm kişi

biyiklari olmasa tanju colaka benzeyecek olan kel kafali adam.

2 haftada en cok ulke gezen parti baskanı olma rekorunu egale ettigini dusundugum kisi. ayrıca bir gunde en cok ulke gezen insan olma rekorunu da egale etti edecek. sabah londra'da kahvaltı, bruksel'de ogle yemegi, almanya'da da aksam yemegi.. adama gun yetmiyor azizim.

pkk yı '... 'silah bırakan kürt kuvvetleri' şeklinde tanımlayan ab raporlarının onaylanması sonrası gelip ülkede ucu açık verdiler bize diyerek bayram ilan eden, şimdilerde bbc ve reuters' a ayarın kralını verdiği iddia edilen başbakanımız.(bkz: bu ne perhiz bu ne lahana turşusu)

ozellestirmelerden aldıgı paralarla ikinci kez secilme olasılıgı %100 olan basbakan cunku elinde deli gibi para olacak ve istedigi sekilde populizm yapabilecek.tavdan aldıgı 3 milyar dolar eregliden telsimden de 5 milyar dolar gelse, telekomdan 6.5 milyar dolar,seydisehir 350 milyon,2b yasası 20 milyar dolara yakın para,milli piyango,tupras,limanlar,oteller 35 milyar dolara yakın para olacak akp de.dolayısıyla secimlerden once okkalı bi zam yapar memura,ciftciye gelecek yaz bi okkalı destek dolayısıyla bi daha kesin secilir ama sorun surdaki tayyip erdogan tum bu paraları ekonomik kriz esnasında tekrardan sana para getirmeyecek olan belediyecilik hizmetlerine harcıyo.duble yollar,altyapı calısmaları,hızlı tren gibi milyar dolarlık isler.paralarla borc odemiyo yani.ipler onun elinde her yonden ve kesinlikle cok sanslı bi adam.secime gitmesse turkiyede bir ilk olacak ve cumhurbaskanını uydusu yapmıs bir basbakan olacak.yıldırm akbulut turgut ozal olayının tam tersi yani.hatta ve hatta ozellestirmeler sayesinde aldıgı paralarla ımf nin yapılmasını istedigi ve karsılıgında 800 milyon dolar kredi sundugu sosyal guvenlik reformunuda erteleyebildi.(ki yasa dogruydu ama vatandas ayaklanırdı o yasayla)ayrıca 15 bin kilometre duble yol olayına kafayı takmıs vaziyette bunu icin imat ve bayındırlık bakanını bile degistirdi.15 bin kilometre duble yol 10 milyar dolar para ediyo ve su ana kadar 5.5 bin kilometre duble yol yapılmıs harcanan para 4 milyar dolar civarında oranlarsan telekom ve telsim duble yola gidecek gibi.turkcellde yabancıların eline gecmis gibi zaten dolayısıyla bundan sonra turkiyede internet cep telefonu ve sabit hatla yapılan her gorusmenin bedelinin yarısı yurtsıdına gidecek karsılgında ise herhangi bi kriz esnasında bize para getirmeyecek duble yolatımız olacak ver ironik bi bicimde turkiyede alınan arabanın ve harcanan benzinin coguda dısarıya gidiyo.bence tukurdugun yalasın ve durdursun bence duble yolları.sonra yapılsın duble yollar bes yıl sonra falan.not:aslında anlatmak istedigim su ayda iki milyar maas aldıgınızı dusunun yılda 24 milyar on yılda 240 milyar eder bu.simdi benm size 120 milyar versem ve ilerdeki on yıl boyunca ayda 1 milyar maasa calıssanız.yani kazandıgınızın yarısını simdiden satıyosunuz.bu parayı ilerde maddi bi soru yasadıgınız zaman nakite ceviremiyeceginiz bi seyemi cevirirsiniz yoksa borcunuzu mu odersiniz.benim dedigim akp eger ekononmiyi duzeltmek istiyosa ozellestirmelerden aldıgı parayı borcları odemeye kullansın,ardından devleti kucultsun gerekli reformları yapsın,duble yol haydarpasaya gokdelen gibi seyleri yapacaksa bes yıl sonra yapsın su an icin luks bunlar ama gereksiz degil tabi.hatta duble yolları ve gapı ihaleye acsın yabancı firmalarında girebilecegi ve parayı bes yıl sonra odemeye baslıyacak sekilde devlet tahviliyle odesin.nasıl mı mesela on bin km duble yolu ihaleye acsın cinliler altı verir,fransızlar yedi milyar en ucuza ve en iyi sekilde yapacak olan firmaya verilsin.duble yol ve gap ihalesini alacak olan firmalar inssat malzemesi ve iscileri turkiyeden kullanıcak.parada uc yıl yada dort yıl sonra odemeye baslanacak sekilde devlet tahviliyle odensin nakit harcanmasın.mesera cinliler duble yolu turkiye 8 milyara maledecekken 6 milyara kesin alır.bu altı milyarı onlar harcasın nakiti versin bizde adamlara faizli odeyelim.6 ya aldılarsa 6.5 verelim.2008 2 milyar 2009 da 2 milyar 2010da 2.5 milyar verelim.su an iletisim sektoru tamamen yabancıların elinde ve bunlar kazandıkları paraları turkiyeye yatırım yapmak icin kullanmayacaklar,karı alıp gidecekler.rus alfa isvec tele sonera,oger telekom ve telsimi alacak olan yabancı kurulus.bunlar iletisimiiden kazandıkları parayı baska sektorlere yatıramazlar cunku sadece iletisim isiyle ugrasıyorlar yani sadece karı satın almıs oluyolar.bun soyle anlatayım.100 milyar degerinde bi cafen olsun ve ayda 2 milyar gelir getirsin.simdi sen bunun %50 sini 40 milyara satıyosun .dolayısıyla her ay kazandıgın 1 milyar lirayıda satıyosun.kazancın 1 milyara dusuyo yani.akp bari ozellestirmelerden aldıklarını borc odemeye kullansa ya da duble yol yerine gapı bitirse ama onlar hızlı tren gibi sacma projelerle ugrasıyolar.konya ankara arası hızlı tren falan.

ağzı laf yapanın, saçmalasa da "lan biliyo ki konuşuyo dimi" şeklinde adam yerine konduğu günümüz türkiyesinde, açıklamadan da okunabileceği üzere 44 farklı ülkede yayın yapan, dünyada sevilen, sayılan, tarafsızlığına güvenilen bir yayın kuruluşu olan bbc'ye, ayarın kralını verdi şeklinde lanse edilen, böylece halkının göğsünü kabartan lider,modern don kişot, gönüllerin kahramanı!?!

ahmet burak erdoğan'ın babası olur. biz oğlunu ilk olarak (bkz: sevim tanürek) hızla giden arabasıyla şehir içinde çarparak öldürmesiyle tanıdık. kanaatimiz ise duruşmaya dahi çıkmayarak ingiltere'deki dil okuluna gitmesi ve sosyal sermayesini ülker'de ana sermayeye çevirmesiyle pekiştirdik. tahmin edersiniz ki ceza almadı. kaza ile ilgili iddaların büyüklüğüne rağmen tutuklanmadı, göz altına da alınmadı. şu an gazeteler üstüne örtse de bir dönem bu konudaki iddialar hakikaten çok ağırdı ama ne gurur verici ki ahmet burak iyi ve vicdanlı aile çocuğu olarak aklandi ve kendisini kazada hatalı bulan sevim hn'ın ailesini ne aradı, ne de onlara başsağlıgında bulundu. türkiya senle gurur duyuyor burak!!!www.hurriyetim.com.tr/istanbul/turk/99/08/06/isthab/41ist.htm http://www.hurriyetim.com.tr/...-m@nvid~291106,00.asphttp://arsiv.hurriyetim.com.tr/.../yazarlar/24yaz.htm

2004 yılında net 2 milyar 69 milyon dolar satış geliri elde edip, 463 milyon dolar kar elde eden ve iso'nun 500 sanayi kuruluşu içerisinde birinci olan, yine 2004 yılında 3 milyon 604 bin 51 ton ile satış rekoru kıran ve 2005 yılı sonunda piyasa değerini 2.6 milyar dolara yükselten erdemir için "her yer pislik içinde... rezillik. sanki bunlar para basıyor" diyen bir başbakan.meclisin 800 milyon dolarlık kredi için el kaldırıp indirmekten zayi olduğunu unutmuş olması muhtemel ama;ya sen bu şirketi satmak istiyorsun. ticaret yapan bisküvi satan birisin, hiç benim bisküvilerim pis, benim gofretlerim bozuk dedin mi?bu kadar (görece) önemli bir şirketi hem kötülenip, hem satılmaya çalışılarak yeni bir peşkeşin önünü mü açılmaya çalışılıyor acaba?

televizyonda cep telefonunun numarasının 05337483254 oldugunu iddia eden tc basbakanı...(bkz: yerse arayıp kontrol edin)

nüfus planlamasının vatan hainliği olduğunu söyleyecek kadar aymaz bi adam.

ampul abi.

şu saatlerde demet şener ve ibrahim kutluay ın nikah şahitliği gibi pek mühim bir devlet işi ile uğraşan kişi.gerçekten üzücü.bir başbakanın yapacak daha önemli, elzem en önemlisi daha ciddi işleri olmalı, nikah şahitliği dışında.bildiğimiz, ulaşmak istediğimiz çağdaş demokrasilerde olduğu gibi...

kendisini ve/veya son gunlerde hissettigim seyleri tarif edecek kelime bulamadigim insan. bulursam da kesin silinir burdan zaten.**

"kimse böyle düşünmesin" "kimse bunu demesin" "chp burdan rant cıkarmaya calısmasın" gibi söylemleri ve emir cümlelerinden olusan bi üslubu olan başbakan*.

sonunun menderes'e benzemesi için inatla çabalayan zat....

icki kadehini kaldirip kaldirip, guzelim saraplari, sampanyalari bir yudum bile icmeden heba eden adam. kokluyodu ama gordum.

rtenin açılımı.geçmişi formüle edilecek olursa,gülün dikeni, hocanın...

bu gazla devam ederse tsk nin kulaklarini cekmeyi birakip tokatlamaya baslayacagi sahsiyet

kıs ka nan lar çatlasın kıskananlar çatlasınşeklinde re cep tay yierdoğanrecep tayyip erdoğan şeklinde tribünlerde tezahürat yapılmış (hala neden anlayamadım) kişi.

durup durup garip bir cikis yapan akp hukumetinin basindaki zat-i muhterem. en son olarak da istanbul'daki sorunlarin cozumu icin istanbul'a olan gocun onune gecilmesi gerektigini soylemis ve gocler istanbul'u mahvetti diye buyurmus. kabul. bunun icin buldugu cozum ise istanbul icin ozel bir vize uygulamasi baslatmak. onerinin sacmaligi bir yana bu oneriyi dile getiren kisinin 70 milyonluk bir ulkenin basbakani olmasi son derece aci verici. bu garip cikis sonrasi vatan gazetesi yazarlarindan mustafa mutlu 16 temmuz 2005 tarihinde kaleme aldigi yazisinda cok guzel sorular sormus basbakana.o yazidan bazi bolumler. buyrun;"hangimiz gerçekten istanbulluyuz ki?allah başbakan'dan razı olsun. durmadan konuşuyor ve konuştukça bizleri de "bugün ne yazacağız?" derdinden kurtarıyor...son olarak istanbul il genel meclisi'nin toplantısında, "göçler istanbul'u mahvetti" demiş...ilk bakışta ne kadar doğu bir söz değil mi?ama bu sözü söyleyene de sorarlar, "sen yıllarca istanbul büyükşehir belediye başkanlığı yaptın. oysa rizelisin... siz istanbul'a göç edenlerden değil misiniz?"sadece başbakan mı...liste sayfalarca uzar... istanbul'daki en büyük şirketlerin sahiplerinin, yöneticilerinin, sanatçıların, sporcuların, gazetecilerin, sosyetiklerin yüzde 90'ı aslında istanbullu değil...yani; başbakan'ın deyimiyle, "göçmen..."gelmemeli miydiler istanbul'a?..bakın, "istanbul'u göç mahvetti" sloganı, koca bir balon...istanbul'u mahveden, yoksulluktur...bu nedenle sayın başbakan, istanbul büyükşehir belediye başkanlığı döneminde yaptığı gibi "istanbul'a göçü" değil, istanbul'daki yoksulluğu azaltmak için önlem düşünmeli." mustafa mutlu'nun yazisinda gecen bu bolum sonrasi sayin basbakan kuplere binmis ve bu tur yazilar yazmadan once neden bana danismiyorlar, neden bana sormuyorlar demis. tabii ya celiskiler gun gibi ortaya cikti degil mi? yeri geldiginde soru soran gazetecilere firca ceken sayin recep bey bu sefer de soru sormadigi icin bir gazeteciye firca cekmis. yani ne yaparsaniz yapin yaranamiyorsunuz sayin basbakana. birde sanki elinde yetki yokmus gibi veya surekli ezilen bir muhalefet lideri gibi demecler veriyor sayin recep bey. bir dolu muhtesem fikri var ama yapamiyor yazik... keske elinde yetki olsa, keske tek basina iktidar olan bir hukumetin basbakani olsa degil mi? yazik valla bende uzuluyorum..konu ile ilgili olarak dile getirilen bazi yorumlar ise soyle:eski istanbul belediye başkanı nurettin sözen: "göç böyle önlenemez. adalet ve hizmet dağılımında eşitlik sağlanmadan göç önlenemez. ayrıca diyarbakır, mersin ve antalya istanbul kadar göç almaktadır. rusya'da bu denenmiş ancak başarıya ulaşılamamıştır. kaldı ki böyle bir projeyi uygulamanın imkanı yok. ayrıca mustafa mutlu'nun söylediği doğrudur. nakil kağıdı zaten alınıyor. başbakan ulusal sorunları çözmekle sorumludur. göç de ulusal bir sorundur.olay başbakan'ın ifade ettiği gibi basit değil. bunun çözümü için göç veren yerlere hizmet götürmek gerekiyor. insanlar iş, aş ve eğitim için göç ediyor. son zamanlarda göç için bir de can güvenliği var. insanlar terörden kaçtı. insanlara neden can güvenliği için kaçıyorsunuz denebilir. istanbul'a gelenleri nasıl kontrol edeceksiniz?" eski istanbul belediye başkanı ali müfit gürtuna: "sayın başbakan hukuki alt yapısını iyice araştırmadan konuyu ortaya koymuştur. siz daha bengal'den, ukrayna'dan, afrika'dan gelen insanları engelleyemiyorsunuz. göçü doğuran sebepleri inceleyerek onları çözmek gerekir. toplu konuta imar planı yetkisi veriyorsunuz. istanbul'da ne kadar yeşil alan olması gereken yer varsa buraları toplu konut yapılıyor. ucuz, kalitesiz evler ucuz daire diye satılıyor. belediyelerde imar sorunlarını başbakan inceliyor mu? amaç insanların göçmesi yerine insanların kendi bölgelerinde kalmalarını sağlamalıyız. insanlar 200-300 milyonla rahat geçiniyor. ancak büyükşehirlere gelince geçim için 1 milyar gerekiyor. ayak üstü açıklamalarla insanları rahatsız etmek yerine, istanbul’a gelene istanbul’a nasıl faydalı olacağının imkanını vermek gerekir." umarim nasil bir basbakan ve de hukumet tarafindan yonetildigimizi, bizi yonetenlerin ne tur bir "mantik" sahibi olduklarini bu ve benzeri bariz celiskiler sonrasinda anlayanlarin sayisi artar da gelecek secimlerde oy verirken daha mantikli davranirlar. cunku cumhuriyetimiz bu sahislarla bir donem daha gecirerek kan kaybedecek kadar rahat degil... artik yeter!

yolarını ayırdığı milli görüş'ün yayın organı milli gazete'de hakkında yakışıksız imalar yapılan pek sayın başbakan.http://www.milligazete.com.tr/...ype=news&id=2971

nedense adi anildigi zaman,direkt olarak aklima mustafa kemal ataturk un genclige hitabesini aklima getiren basbakanimiz..özellikle de su,"...bütün bu seraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere,....."diye baslayan bolumu.ticaret yapmadan gecinemeyecegini itiraf eden basbakan.basbakanlik maasiyla bile insanlarin gecinemedigi bir ülkede,iscinin memurunun,kucuk esnafin vs... nasil gecindigini kenidisinden ogrenmek istedigim basbakan.bir devlet memurunun ticaret yapmasinin yasak olup olmadigini kendisine sormak istedigim basbakan.iscinin,memurun ticaret yapmasina karsi olup olmadigini ogrenmek istedigim basbakan.ab bizi bolmek istiyor diyen fakat bu birlige girmek icin muthis bir ugras veren basbakan.madem bu birlik ulkemizi parcalamak istiyor,o zaman neden bu birlige girmek icin bu kadar cok caba sarf ediyoruz diye kendi kendime bir soru sormama neden olan basbakan.insanlarin degismesinin ne kadar da kolay oldugunu bizlere cok guzel gosteren basbakan.zira cezaevine girerken,en on saflarda yer alan bir milli gorus neferiydi fakat cezaevinden ciktiktan sonra kendi deyimiyle uzerindeki milli gorus ceketini cikartmayi basarabilen ve merkez saga kaydigini ve laikligi benimsedigini soyleyen basbakan ama ayni zamanda ickinin yasaklanmasini,zinanin suc sayilmasini isteyen basbakan.vakt-i zamaninda, kitap okuyan arkadaslarinin simdi sefilleri oynadigini soyleyen basbakan.muassir medeniyetler seviyesine yukselmis toplumlarda kitap okuma oranlarinin neden yuksek oldugunu kendisinden ogrenmek istedigim basbakan.gunumuzde bol bol kitap okuyan milletlerin mi yoksa israrla kitap okmanin bos bir is oldugunu savunan,kitap okumamak icin dokuz takla atan milletlerin mi sefilleri oynadigini kendisinden ogrenmek istedigim basbakan.

george w bush un türkçesi.

anlamadigim bir sebepten konuşmalarinda daimi olarak cuma hutbesi entonasyonu kullanan, buyuk ihtimalle bu şekilde yeni bir tarz, yeni bir akim deneyen kişi.. hani o sirada milletvekili maaşlarindan bahsediyor olsa bile kudsi ve ibret verici bir hikayeyi anlattigini duşunuyor insan..

sadece ama sadece konuşan imam. "amerika bile işsizliği çözememiş, ben nası çözeyim?" gibi saçmasapan demeçleri olan başbakan olmaya çalışan zat.

eskilerin şeriatçısı,şimdidin muhafazakar demokratı.

kendi kendine karar verebilme ve insiyatif kullanabilme açısından partisiyle birlikte george w. bush'un türkiye şubesi denilebilir. ikisini de çok severim.

istanbul büyükşehir belediyesi - ido genel müdürlüğü'nün norveç'ten aldığı 2 adet hızlı feribottan birinin ismi. lakin diğerinin ismi fatih sultan mehmetdir..pendik - yalova hızlı feribot hattında çalışacak olan bu tayyip feribotu, şehrin anadolu yakasından araç ve yolcu taşımacılığı yapacak. kabotaj bayramının kutlandığı 1 temmuz 2004 günü hizmete başylayan feribotlar 1 seferde 112 araç ve 588 yolcu taşıyabiliyor. feribotların bünyesinde 8 adet plazma tv, çoçuk bakım odaları, engelliler için tuvalet bulunuyor. 4 motorlu feribotlar saatte 22 deniz mili hız yapabiliyor. böylece hergün karşılıklı 12 sefer yapılacak pendik-yolava arası 35 dakikada katedilebilecek.(bkz: büyükşehir çalışıyor)fiyatına gelirse recep tayyip erdoğan ve fatih sultan mehmet hızlı feribotunun toplam faliyeti 46 milyon amerikan dolarıdır.

(bkz: pendik yalova feribot seferleri)

halk arasinda tayyip kalkti mi, recep tayyibe bindin mi, veya recep tayyiple geldik gibi kullanimlari olma olasiligi cok yuksek olan feribottur. talihsiz bir secimdir.

bir feribota adının verilmesi, ali müfit gürtuna'nın başkanlığı döneminde verdiği "deniz taşıtlarının kullandığı yakıttaki ötvnin indirilmesini sağlayan kişinin adını ido'ya yeni alacağımız feribotlardan birine vereceğiz" beyanatının sonucu olarak gerçekleşen başbakan. ama yine de bu davranış bazı afrika kabilelerinde yalakalık olarak algılanabilir.

"gerekirse kubilay oluruz" cümlesini edepsizlik olarak niteleyen laik türkiye cumhuriyetinin başbakanı.

hapisten çıkıp siyasete giriş yapacağı zamanlarda "değiştim" gibisinden laflar ediyordu.. bilmem kaç senedir bizim güzelim coğrafyamızın "başbakanı" olma sıfatını taşıyor. ama nasıl, ölü diriltme marifetiyle tren faciasındaki ölümlerin sayısını azaltarak ve basına bloke koyarak, uçak vs. gibi alımlarda eşantiyon için ısrarda bulunarak, dün "a" derken, bugün "w" diyerek... ve ne yazık ki adı tüccara çıkmış bir başbakandır artık.. özetlersek;"değişmedi" "gelişti"allah dükkanına zeval vermeye!

parasını bastıran binip pendik - yalova arasında keyfini sürebilir...haa, bir de fatih sultan mehmet var, kardeşidir...bir fotosu ve detaylı bilgi için :http://www.ido.com.tr/filo.asp#3

iktidar karşılığı amerikan polisine avucunu açabilen siyasi liderlerin başı. siyasetle ticaretin ortak paydası. kıbrıstan haberi olmayan ve kızını amerikaya okurken kafasını örtebilsin diye gönderen lider (türban kıbrısta da yasak değil). ramsey, rolex ve hyundainin gönüllü mankeni. vitrin mankeni. halk adamı(!). zübük'ü kemal sunaldan daha iyi oynayabilen tek aktör. penaltı kralı. bezirgan(ülker).

teyzesinin oglunun meb müsavirliginden iki genel müdürlük kadrosuda*dolu olan ilkögretim genel müdürlüğüne üçüncü genel müdür yardımcısı olarak atandıgı,kadrolasma sürdürücüsü.

17 aralikta turkiye ab'den muzakere tarihi alirsa post modern padisah olacak sahis.

çoğu kişinin islamcı, yobaz, şeriatçı dediği adam. lakin görüştüğü kişiler yaptığı eylemlerle ne atatürke nede islama yakın olduğunu düşünmediğim insan. hazır olun 2. demirel vakası patlayabilir...

basındaki fotoğraflarda yabancı devlet başkanlarının karşısında böcek gibi ezilen tipler görmemize artık bir son vermesiyle takdire layıktır inancındayım.

traktore binmekte ata binmeye gore daha başarili olan traktorun uzerinde belli bir sure duşmeden oturabilen başbakan..

aynı saniyede küresel bir cisimden daha fazla tur atabilen parti lideri. hala değişmediği kesin, eğer değiştiğine beni inandırmak istiyorsa rammsteinı türkiyeye getirip konserinde benimle beraber weisses fleisch i söylesin , sonra akp ye üye olayım.(bkz: tayyip bedelli askerlik cikarsin akp ye uye olurum)

türkiye cumhuriyeti'ni babasının çiftliği zanneden zat-ı muhterem.

irak'in turklere vize uygulamaya baslayacagini duyurmasi uzerine:"sinek kucuk ama migde bulandiriyor" -rte

(bkz: tayyip erdoğan jargonu)

gayet iyi ingilizce bilmesine rağmen çevirmen kullanarak bir taraftan zaman kazanan bir tafatan da milli duygulara sahip intibası uyandırma yöntemini benimsediği söylenen başbakan kişisi.

yeni yasama yılının başladığı gün t.c. anayasası'na aykırı bir çıkış yaparak "yasama, yürütme ve yargının önündedir." diyen ve hukuk devletinin en önemli geregini ayaklar altina alan basbakan.

türkiye'nin istanbul büyüksehir belediye baskanligi'ndan, abd'nin büyük ülke belediye baskanligi'na terfi eden belediye baskani.

t.e- bu memlekette un var şeker var irmik var ama aşçı yok aşçıııııııııımiting alanındakiler- şakşakşakşak oleeeeeeeyt.e- aşçı da var daaaaaaaa, mutfağa sokmuyorlar be kardeşim, mutfağa sokmuyorlar!miting alanındakiler- yaaaa ,şakşakşakşak evetevet...

er doğan(bkz: er ryan'ı kurtarmak)

gittigi her diş gezide "musluman turkiye", "musluman ulkeyiz biz", "musluman turkiye" deyip deyip duran ve sinirlerimi tepeme cikartan başbakan. biri neden acep bu adama turkiye cumhuriyeti'nin musluman olmadigini ve her ne kadar kabullenemese de laik bir cumhuriyet oldugunu ve olarak kalacagini anlatmiyor? avrupali "dost"larimiza bizi de oyunlarina almalari icin "musluman turkiye hıristiyan avrupa'ya alinsin" tezinden daha guclu bir tezimiz yok mudur acaba?

başbakanlik 2005 yili icin butceden ayrilan 1 katrilyon 305 trilyonluk odenegi temmuzda coktan bitirdigi icin, kendisine 30-40 trilyon civarinda (bu bilgi dpt kayitlarinda goruluyor, cok ugraşildi maalesef saklanamadi) tutan bir jet almak ve kalanini kullanmak niyetiyle ek odenek talep edilen başbakan. (27 temmuz, hurriyet milliyet vb gazeteler)

turkiyeyi bu yukten kurtaracaz deyip rusyayla yaptıgı yeni dogalgaz antlasmasının eskisinden daha kotu olması ve turkiyeye buyuk bi kulfet getirmesini milletten saklayan basbakan.cumhur ersumer yuce divanda yargılanıyosa hilmi gunerle beraber kendisininde yargılanması gerekiyo aslında.hatta bunu erkan mumcuda soylemisti.rusyayla yapılan yeni anlasma basarıymıs gibi sunuldu ama sonradan yaptıkları hatayı anladılar diye.

(bkz: el nino)

bana yaptiklariyla *, konusmalariyla merhum adnan menderesi hatirlatan zat. sonunun benzeyip benzemeyecegini hep birlikte gorecegiz.

ünlü olmak için kullanılacak basamak gibi kendisi, zira iki haftadır penguen'e çıkmaktan gına geldi biz sözlük yazarlarına (şimdi niye sahiplendiysem durumu sanki ben çıkmışım gibi) (ay ay yok valla çıkmak istemiyorum dergiye falan) (yazım yanlışı yoktur umarım, rezil olmayalım türkiye'ye) (görünmez bkz da verdik, zorluk çıkar mı ki?)

gectigimiz cumartesi bir spor tesisini acarken futbolculuk gunlerini hatirlayip topla bulusan; ancak sadece o gunleri hatirlayip futbolu tamami ile unuttugu gazetecilere sut atmasi ile belli olan insan. uzuldum kendisi icin; zira bu kadar ciddi olarak futbol oynamis bir insanin bu hallere dusmesini yakistiramadim. keske topun hedefinin kale olmasi gerektigini hatirlayip soyle guzel bir gol atsaydi; sonunu da "ekonomide de iste boyle topu doksana takacam, herkesi duze cikaracam" tadinda bir cumle ile politikaya baglardi..

şu anda akpm'de soruları yanıtlayan ve iyi bir performans gösteren başbakan. sevmesem de takdir ettim.

"kıskananlar çatlasın" şarkısının müziğini uyarlamışlardı ....receeeep tayiiip erdoğan ,recep tayip erdoğan(cırtlak kadın vokaller eşlik ediyordu)....kulaklarımda çınlıyor hala.

itici ve demode bir konuşma tarzına sahip başbakanımız. zamanında çok çalıştığı bu hitabet tarzını, bu yaştan sonra düzeltebileceğini sanmıyorum. illa merak ediliyorsa, söyleyeceği şeyleri gazetelerden takib etmek dışında yapacak bir şey yok.

kıbrıs sorununu çözmüş başbakan olarak tarihe geçecektir.(bkz: yorgan gitti, kavga bitti)

halkın sorunları ve devletin yapılması gereken işleri olmasa mükemmel bir şekilde başbakanlık yapabilecek olan kişi.

kırmızı ışıkta durmamak için bir çok insanı 10 dakika boyunca kızılay meydanı'nda bekleten kişi

(bkz: tayyip millenium edition)

zannedildiginin aksine kendisine aldırdıgı jeti devletin butcesinden degilde tobba aldıran basbakan.simdi olay soyle ister inanın ister inanmayın tobb un elinde uyelerinden topladıgı paralar ve kriz esnasında vurdugu paralarla beraber 1 milyar dolara yakın para varmıs.akp lilerde bunu farkediyolar ardındanda bi kanun cıkartıyolar tobb uyelerine meclisinde uye atamasına dair.hatta hatırlanırsa tobb baskanı rifat hısarcıklıoglu tobb siyasilerin arka bahcesi olmayacak diye demec vermisti bi ara hatta cumhurbaskanına mektupta yazmıslar kanun durdurulsun diye ama kanun yururluge girdi akp de tobba kndi adamlarını atadı.simdide tobb un elindeki paraları harcıyolar ve tobba zorla devletin mallarını satıyolar.en son alınan ikiz kuleler,tobbun bazı gumruk ve liman ihalelerine girmeside bunlarla alakalı.simdide tobb basbakana ucak alacakmıs.aslında iyi oluyo bu cunku tobb en alt tabanındakilere yonelik bi sey yapmıyodu elindeki paralarla simdi de akp catır catır aıyo paraları elinden*

tabanindan ve secmeninden yedigi ayarlari nasil dindirecegini bilemeyen; terörü tekrar hortlatacak kadar yönetim, idare, karar alma deneyimlerinden uzak; türkiye'nin şu ana kadar gördüğü en kötü ve bilgisiz başbakan.

dıs politakada ruzgar beni nereye savurursa oraya gideyim mantalitesinde savrulan bi yaprak gorunumu cizen basbakan.acıkcası o da iyi niyetle bi seyler yapmaya calısıyo ama anlayamıyo dıs guclerin amacını aslında kimsede anlayamıyo ya.rusyaya yanassa gurcistan ve ukrayna da devrimler ve sıranın azerbaycana gelmesi ve turkiyenin amerikya buralarda yardımcı olması,amerikanın irandaki azeri turkmenleri ayaklandırmak istemesi yuzunden ermenistanıda istemesi ve turkiyeye sınırı ac da ruslar gurcistandaki ustleri buraya tasımasınlar diye bi baskısı var,turkiyede ruslların ermenistana tasınmasını istemiyo bu yuzden ermenistan meselsi var ve rusyanın guney kıbrısta 40 milyar dolara yakın parası olması yuzunden kuzey kıbrıs sorunu ustelik cecenistan meselesinden dolayı kurt ve pkk sorunları var.orta asya turk devletleri turkiyeye zaten kırgın cunku amerika ust vermeyeni cezalandırıyo isyan cıkartıyo turkiyede yardım ediyo.ozbekistan turkiyeye kıl en basta.azerbaycanda ne yapacagını bilmez durumda bi ameirkancı bi rusyacı oluyo duruma gore.iran zaten turkiyeye kıl.tayyip bi ara iranan gittiydi dogalgaz konusu icin altı saat bekletip anlasma yok deyip postaladılar.amerikaya suriyeyi kazanabiliriz diyo amerika turkiye iran ve suriyeye ambargo uygulasın diyo.kuzey ırakta bi kurt devleti kurulacak.tayyip israile kıl kapıyo zaten ama icine atıyo.avrupa birligine de sesi cıkmıyo giremeyecegimiz ve bunu bosuna oldugunu biliyo yapabilecegide bi sey yok.araplar desen dallama petrolden ellerine gecen 100 milyar fazla parayı yapay turistik ada yapımına harcıyolar.dıs politakayla alakalı avrupa birligi hedefinden kopsa bu sefer sadece turkiyeyle ilgilenmek ve ankarada oturmak zorunda kalacak ankaradanda nefret ediyo,avrupa birligi olayı biterse zaten turkiyede irtica fırtınası kopacak ve kadrolasmalarda goze batacak ikinci bi 28 subat olacak o da biliyo bunu.yazıkk lan.

servetinin kaynagini asiri derecede merak ettigim basbakan. tansu ciller'i hatirliyorum. mal varligi nasil aylarca yillarca agizlara sakiz olmustu. peki adama demezler mi tansu hanim zaten zengin bir aileden geliyordu, bunu bir bahane olarak sunabildi (her ne kadar ozer ucuran cillerle birlikte neler ucurduklari gizli kalsa da). peki sayin basbakan kasimpasa'da deyim yerindeyse farelerin arasinda yasarken nasil oldu da hatiri sayilir bir servete sahip oldu. tabii oglunun dugununde kizinin kina gecesinde torununun sunnetinde emine erdogan'in altin gununde olmadi dolar gununde gelen altinlari dolarlari, ya da bayramlarda necmettin erbakan hoca'nin elini optugu zaman verdigi banknotlari biriktirerek elde ettigini one surebilir. varsin sursun, neden kimse merak etmiyor servetin kaynagini asil merak kaynagi bu aslinda.

ayinesi iştir kişinin der eskiler. bu açıdan bakınca, hadi ulusal onuru da geçtim, yabancıların gap bölgesinde çatır çatır tarım arazisi satın almaya başlamaları, ülkenin yer altı kaynaklarının üç kuruşa yabancı sermayeye satılmaya başlanması gibi bedeller karşılığında, türkiye'nin avrupa birliği gibi muazzam faydalı bir birlikle müzakere masasına oturabilecek avantajlı(!) konuma gelmesini sağlamıştır. kocaman alkışları hak eden bu büyük dış politika dahisinin önünde hunharca eğiliyorum. yarın bir gün bir savaş vaziyeti olduğunda silah üretmek için demir-çelik kaynaklarımızı elinde bulunduran artık fransız mı olur, alman mı olur, şirketlerden izin almak zorunda kaldığımızda da gidip elini öpücem bu adamın.

kıbrıs rum kesimi'ni resmen tanımış olan başbakanımız. en kısa zamanda kuzey ırak'ta bir kürt devleti kurulması için çalışmalara başlayacağı da alınan duyumlar arasında.(bkz: ek protokol)

nisan 2004'te yayinlanan time dergisinin ozel bir sayisinda, dunyanin en sozu gecen, etkili 100 kişisinden biri sectigi kişi. sayinin 56. sayfasinda recep tayyip'in resminin hemen altinda şoyle yaziyor: "turkey's builder of bridges". yazida ozetle bahsedilen mevzu, kendisinin dindar biri olmasi, fakat bunun yaninda basbakan oldugundan beri ulke gundemine dini konulari getirmemesi, bati ile baglarini kuvvetli bir bicimde kurmaya ve kibris sorununu cozmek icin ugrasmasi olarak gosteriliyor. batili politikacilarin musluman dunyasinda ilimli liderler aradigini, tayyip erdogan'in da bu profile cuk oturdugu yazilmakta.

dün akşam beykozdaki kültür ve folklor festivaline şeref konuğu olarak gelmiş kişi. "bakın programımda yoktu ama herşeye rağmen geldim" diyerek "kıymetinizi bilin" edasıyla konuşmalarına başlamış, avrupa birliğine uyum ve ekonomi üzerine her zamanki gibi pembe bir tablo çizerek halkı coşturmuş, bana her şey seni hatırlatıyor şarkısını detone olmadan konuk sanatçılardan bile güzel söylemesiyle şahsımı şaşırtmış kişi.

sezarın hakkı sezara mantığı ile kendisine dair bir duyduğumu aktarayim: nurettin sözen, zamanında cerrahpaşa hastahanesinin suyunu "borçları var" diyerek kesmiş, seçimden sonra yönetim değiştiğinde ise cerrahpaşa'daki profesörlerden biri erdoğan'ı arayıp bu durumu düzeltmek için randevu istemiş, erdoğan da "biz sizi ayağımıza getirmeyiz, siz emredin ben oraya gelirim" demiş ve gerçekten gidip suyu, yollari ve elektriği düzenlemiş... zaten erdoğan'ın ve ak partinin bende yarattığı paradoks şöyle, gerek enflasyonun düşmesi olsun, gerek avrupa birliği yolundaki demokratikleşme çabalari olsun, bu adamlar bazı takdir edilesi şeyler yapıyorlar, fakat onları sevmediğim için yaptıklarını takdir etmek de zoruma gidiyor... ayrıca imam kadrosunun 2-3 milyona çikarilmasi gibi eylenceli olaylar da akp'nin zaten şüphede olan samimiyetinin tarafimda sorgulanmasına yol açıyor... yoksa, itiraf edeyim, akp yerine chp iktidar olsaydı bence şu anda gerek ekonomi gerek ab ilişkileri daha kötü durumda olurdu... ya chp mecliste mi zaten? ne yaptiklarini bilen var mi? (bkz: deniz baykal reloaded)

kasımpaşa'nın kıraç topraklarında yetişmesine rağmen ülkemizin verimli topraklarını yabancılara satmaktan çekinmeyen siyaset adamı (yani lafın gelişi "adamı" dedim)

son zamanlarda türkler hakkında söylenen "iq dereceleri almanlardan daha düşüktür" lafına tokat gibi cevap yapıştıran saygıdeğer aslan başbakan. nasıl yapmıştır bunu? şöyle yapmıştır. önce gidip kıbrıs rum kesimi' nin türkiye cumhuriyeti tarafından tanındığına dair ek protokolü imzalamıştır. hemen arkasından da "şaka lan şaka, ne tanıması" gibi ancak bir türkün aklına gelebilecek çalımla tüm avrupa birliği ülkelerini dumura uğratmıştır. işte zeka buradadır. şimdi avrupalılar kara kara düşünmektedir; "altında imzası olduğu halde, laf ile 'bana ne, ben oynamıyorum işte' diyen birisi ile nasıl baş edilebilir" diye. sonra da hakkımızda asılsız dedikodular atıyorlar ortaya. yok gerizekalıymışız da, yok iq derecemiz düşükmüş de... hadi canım. tek başına rte yeter tüm avrupa' ya.

her bulduğu y harfini ikileme konusunda ısrar eden yaşam formu.(bkz: medeniyyet)(bkz: hakkaniyyet)

yuksek askeri şura'nin her toplantisinda irticai faaliyette bulundugu belirlenen personelin tsk ile ilişkisinin kesilmesine şerh koyan kişi. onbeşbin kadrolu imam isteyen, kuran kurslarinin teftişini milli egitim bakanligi'ndan alip diyanet işleri başkanligi'na veren hukumetin başi. daha aklima geliyor, ama yazdikca sinirim bozuluyor, yazmiyorum...

28 mayıs 2004 itibariyle oxford üniversitesinde yaptığı konuşmada kaydettiğimiz ilerlemeler için avrupa ülkelerinden takdir aldığımızı söylemiştir. "zaten bize yakışan da budur" demiştir. ey türk gençliği! sana yakışan nedir? avrupa ülkelerinden takdir toplamaktır. aferin.

doğal bi şekilde yürürken aynı anda kafasını "evet evet" anlamında sallayabilen kişi

vatandaşin parasiyla cocuklarini evlendirme konusunda cigir acmiş politikaci. kendisini padişah sanan devlet adami. tabi onu suclamamak lazim, inegi bulmuş sutunu sagiyor. biz inek olmaya devam edelim.

yakın zamandaki bir konuşmasında:".....özel sektör hep devleti eleştiriyor. ama onların biraz kendini 'check' etmesi lazım""bu iki kere iki dört eder gibi birşeydir. biz adama 'iki kere iki dört eder' diyoruz. o 'hayır' diyor. 'iki kere iki beş eder'. yahu iki kere iki dört eder. sabah da dört eder akşam da dört eder."sözlerini sarf ederken dayanamadığım televizyonu kapattığım (zaplamadım, televizyonu kapattım. iyi ki pencereden aşağı atmamışım) şahsiyettir. bu adamı kim başbakan yaptı? o konuşma alkışlandı mı? hala "defaatle", "dezenformasyon" gibi kulaktan duyduğu kelimeleri yüksek kültür göstergesi zannederek cümle içinde kullanmıyor mu? bu soruların cevabı meçhul. ve zaten de meçhul kalsın.

ne kadar colugu cocugu torunu torbasi varsa hepsini toptan evlendirsede kurtulsak dedirten erdogan

"kahraman genç kadın ve erkek amerikan askerlerinin, olabilecek en az kayıpla evlerine dönmeleri için dua ediyorum." ¹¹recep tayyip erdogan, 31 mart 2003, wall street journalhttp://www.turkishembassy.org/...ses/arsiv/200303.htm

(bkz: kedidir kedi)

şu an ikamet ettiği ev (bkz: gurgen sokak)

(bkz: rte hakkinda bilinmeyen gercekler)

bıyıklarına asıgm :)ayrıca bir sene once seker bayramında bi cocuga 1milyon vermistide kopmustmm

sevim tanurek'in cenaze törenine katılıp katılmadığını merak ettiğim kişi.

yakın çağ türkleri'nde düğün tanrısı.

yuksek askeri suradaki kararlara serh koymasını destekledigim basbakan.sahsen bi solcuda hatta siyasete atılmıs bi askerde serh koyardı cunku hic bi seyi arastırmayan arkadaslar icin bilgi vermek gerekirse askerlerin kararlarına serh koymanın hic bi anlamı yoktur.serh koysanda koymasanda aynı sey olacaktır ustelik bu kararlar yargıya dahi acık degildir.o zaman burda ayıbı askerler yapıyo.ustelik bu sadece akp ya da tayyip erdoganla alakalı degil cunku hic bi anlam ifade etmemesine ragmen siyasileri gostermelik bi sekilde cagırıyolar.ikinci olarak akp irticacıları savunmuyo aslında savunsa bile mal degil ki cıkıp acık acık soylesinler.onların dedigi sey bu kararlar yargıya acılmalı ve isteyen dava acabilmeli ve bu sadece ordudan ihrac edilenlerle alakalı degil rutbesi yukseltilenler icinde gecerli.orduda bu modelin 80 lerden once denendigini ve orduda cok karısıklık cıktıgını kadrosuzluk yuzunden emekli edilen pasaların mahkeme kararıyla geri dondugunu ve yargı kararıyla geri donenlerin ben danıstay pasasıyım sen yas pasasısın seklinde tavır aldıklarını ordununda bundan etkilendigini soyluyolar.iki tarafta haklı aslında.ayrıca belki aynı seyi istemeselerde ahmet necdet sezerde akpnin savundugu seyi savunuyo.

10 senedir ruhsatsiz oturdugu evini terketmeyi,iktidara geldikten iki bucuk sene sonra akil eden, ve bunun karsiliginda durust unvanini kazanan basbakanimiz. bunu buyuk bir rahatlikla acikladigi hurriyet gazetecisinden hic bir olumsuz tepki gormeyen sahis.(bkz: cuneyt ozdemir)

gunluk tutan sahsiyet.(bkz: rte nin gunlugu)

gecekonduda oturduğunun kimileri tarafından yeni keşfedilip, hayretle karşılandığı gözlemlenen insan. hatırlamayanlar için: kendisi söz konusu evde sürekli ikamet ederken, istanbul belediye başkanlığı'na aday olmuş, seçim kampanyası sırasında durumu göğsünü gere gere ilan etmiş, seçimi kazanmış, kimsenin de gıkı çıkmamıştı.(bkz: super karikaturler)

can dündar'a gençlik anılarını anlatan eski futbolcu ve çocukluktan beri tüccar.. (bkz: http://www.milliyet.com.tr/...12/14/yazar/dundar.html)

kadinlarin siyasete katilimini ozendirdigi iddiasindaki siyasi partinin başkani. sozu edilen parti 2002 genel secimlerinde parlamentoya chp'den bir fazla sayiyla, 12 kadin milletvekili sokarak kadin vekil oranini yuzde 4'e cikartmiştir. (bu oran uganda’da yuzde 20'dir.)

tayyip - selamün aleyküm gardaş vaşington a mı yolculuk? putin - ... tayyip - sen de rusyanın başısın değil mi? beni de boş adam belleme başbakan ım bugüne bugün! putin - evet, ayrıca bağırmanıza gerek yok duyabiliyorum sizi yanımda oturuyorsunuz. omzumu da dürtmezseniz sevinirim. tayyip - kusuruma bakma alışkanlık işte, bizim türk milleti bağırmazsan dürtmezsen oraya buraya gaçışır dağılır toplayabilirsen topla sondan sonra, milletvekilleri bile öyle. neyse, ney okuyon o leptopta ne yazıyor? putin - internette biyografimi yayınlamışlar da ona dalmışım işte, hey gidi günler hey! tayyip – ne diyo orada? judo mudo yazıyor bak hele! putin – bir kaçını şeedeyim mesela: “henüz 16 yaşında judo ve güreş sporlarının bir tür birleşimi olan “sambo” dövüş sanatında uzmanlaşmıştı. şehrin en seçkin öğrencilerinden biri olarak leningrad lisesinde okumaya hak kazandı. yine seçkin bir üniversite olan leningrad üniversitesi’nde hukuk eğitimi aldı. bu arada dövüş sanatları üzerine yaptığı çalışmalara devam etti. 1974’te judo şampiyonluğu, onur belgesiyle üniversiteden mezuniyet, kgb’ye girişinin ardından moskova’da casusluk, dış istihbarat ve almanca eğitimi, judo da karakuşak mertebesine erişim, dış istihbarat ajanı olarak tayinini müteakip “karşı istihbarat” alanında uzmanlaşma,... yüksek lisans…” ya neyse işte devam ediyor böyle…gerçi bir iki ufak tefek hata yapmışlar ama genelde doğru… tayyip – vay vay vay vay, sen neymişsin be putin im? putin – dur seninkine de bakalım ne yazıyor. tayyip – benim de vardır tabi de şimdi bulmak zor olur eziyet olmasın sana be putin im... putin - bi saniye...ha bak burda var bi tane http://i-cias.com/e.o/erdogan_r.htm tayyip - ne diyor orada? bu internet de hep fanfinfon fanfinfon bir şey anlaşılmıyor yahu! putin - mır mır mır mır - erdogan has been accused of being of little learning, speaking only his native language and knowing little about the mechanics of economy- mır mır mır mır, hoppalaaaaa tayyip - ne oldu? niye sustun? zor mu geldi yoksa tercüme? putin - şey diyor eeee iyi adamdır diyor süper adamdır diyor, delikanlıdır diyor... tayyip - koççum benim beeee!

siyasi görüş sınır taşı. tarafsız veya hakperest olamayanlarca ne yaparsa yapsın kötülenen veya küçümsenen, buna karşılık hata da yapsa inadına tayyip nidaları ile her yaptığı alkışlanan devlet adamı. hakkında tarafsız değerlendirme yapılabildiği an, hakkında girilen entry sayısı bir elin parmakları ile sayılabilecek insan. (bkz: sözlüğün ebesi)

(bkz: icimizdeki irlandalilar)

gayri resmi kesin sonuçlara göre* milletvekili.

dün akşam tv'de ağzı kulaklarında konuşma yapan kasımpaşalı.

(bkz: lider olunmaz lider doğulur/#2476197)

gezmeyi ve yurt dışına ziyarete çıkmayı çok seven başbakan. bir habere göre; başbakan erdoğan, 2.5 yıllık akp iktidarı döneminde 55 ülkeye 99 ziyaret gerçekleştirmiş; ve ne tesadüftür ki, 12 mayıs 2005 tarihli radikal gazetesi'de sevgili türker alkan başbakan'a naçizane bir tavsiyede bulunmuş: "...haritada yerini gösteremeyeceğimiz ülkeleri ziyaret için harcadığı zamanın bir kısmını oturup kitap okumaya ayırabilir." sevgili türker alkan'ın neden böyle bir tavsiyede bulunduğunun nedenleri yine kendi yazısından: "atatürk ve inönü gibi liderlerin hayatı savaşlarda geçmişti. buna rağmen hem yabancı dil öğrenmeye, hem de derinlemesine okumaya vakit buldular....", "....başbakan erdoğan gazeteci cüneyt özdemir ile yaptığı konuşmada şunları söylüyor:soru: kitap okuyor musunuz?yanıt: kitap okumaya vakit bulamıyorum. bana sağ olsun arkadaşlar kitap özeti getiriyor."başbakan'ın ziyaret ettiği ülkelerden birkaç örnek: etiyopya, fas, tunus, tayland, maldiv adaları.sayın türker alkan'ın yazısının tüm metni için:http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=152435

abant izzet baysal baysal üniversitesinde yaptığı açılışa katılmayan rektörü terörist yetişmesine uygun ortam yaratmakla suçlayan kişi. ah praym ministırım, minareler süngü, kubbeler miğfer diyerekten siz acaba kimleri düzen karşısında teröristliğe itmeye çalıştınız zamanında?

taze taze buyrun, günlük yumurta;(bkz: böyle rektörün olduğu yerde terör olur).

siirtte tekrarlanan seçimler sonucunda, aynı parti çatısı altında bulunduğu 3 milletvekili ile beraber sandıktan çıkıp, 3.5 ay süren bir hükümeti sona erdirip, 59. hükümeti kurmak üzere olan, hatta kurmuş kişi.(bkz: matter of time)

ayrıca şu an altında 180.000 euro luk bir araba bulunan şahıs.

bu aralar 15 ilde 15 yeni üniversite açmayı düşünen başbakan. şu an mevcut üniversiteler kaynaksızlıktan parasızlıktan kırılırken ve mezunlarının çok büyük bir bölümü potansiyel işşizken, 15 tane daha üniversite açarak 15 tane daha problem kaynağı yaratmak nasıl bir mantıktır anlamak güç. 15 tane yeni üniversite açılacağına bunun için harcanacak paralar mevcut ünilere aktarılsa yada bu parayla şu anki üni mezunu işsizlere iş olanağı yaratılsa fena olmazdı diye düşünen kişilerin de azınlıkta olmadığı kesin.

turkiye cumhuriyetinin basina gecmis ve laik olmadigini soyleyen. basbakanlik makamini diyanet isleri baskanligi ile karistirdigi icin insanlarin mezhep ve inanclari konsunda sik sik beyanat vermek hakkini goren. temel egitimini imam hatipten almis fikri ve vicdani hur oldugu icin sik sik amerikaya giden.bir adet turbanli esi olan ve cocuklarini amerikada egittiren ama fakir fukara edebiyatini cok iyi yapan. "minareler sungu , muminler asker" dizelerini okuyan gecmisi yasama ozlemi ile yanip tutusan fani insan evladi.el kaidenin diz alti adami olarak resmedilmis sahsiyet.demokrasi kavramini idrak etmesi icin 40 firin ekmek gerek

eski akp'li su an ldp'li, istanbul milletvekili emin sirin italyan basinda cikan iddialari bir soru onergesi haline getirerek türkiye büyük millet meclisi catisi altinda recep tayyip beye iletti..velakin sorulara henuz bir cevap gelmedi. gelmediği ile kalmadi, sanki sorulan sorular recep tayyip erdogan'a degilde yedi uyurlara intikal ettirilmiscesine, sanki sualler tas agirliginda degil de baklava imiscesine bir muamele goruyorlar, keenlemyekun addediliyor, sanki hic yokmuslar gibi davraniliyorlar..halbuki sorulanlar hicte boyle kiymetsiz degil, iddialar ise demokratik bir ulkede normal sartlar altinda yeri yerinden oynatir mahiyette. ithamlarin ustune cekilmis bu derin sessizlik perdesi dahi gumburtu kopartmaliydi her tarafta..yaprak oynamiyor..bu yapragin oynama mecalini dahi gosteremedigi soru önergesi ne peki?simdi ona bakalim"italyan "l'espresso" dergisinde massimo muchetti imzası ile yayınlanan bir yazıda şöyle denilmektedir:"peki ne oldu da birbirleri ile bir dönem kanlı bıçaklı olan fininvest'in patronu berlusconi ile telecom italia'nın patronu tronchetti provera bir anda böyle yakınlaştılar? bunun için ocak 2003 tarihine ve türkiye'ye gitmek gerekiyor.türk gsm pazarında aria şebekesi ile faaliyet gösteren tim, iş-tim konsorsiyumunun yüzde 49 hissesine sahip. diğer ortak iş bankası ise çoğunluk hisselerini kontrol ediyor.12 nisan 2000 tarihinde yapılan gsm-1800 lisansı ihalesini, en yakın rakibinden iki kat yüksek teklif vererek kazanan iş-tim 2.5 milyar dolarlık lisans bedeli haricinde, 429 milyon dolarlık kdv ödemek zorunda kalmıştı. iş-tim'in sadece, ilk yapı ihalelerinde harcadığı para ise, 1 milyar 31 milyon doları bulmuştu. nereden bakarsanız bakın, personel ve bina harcamaları hariç 4 milyar dolarlık bir yatırım söz konusu idi.sonuç tam bir hayal kırıklığı oldu: ağırlıklı olarak istanbul, ankara ve izmir'de kurulan bir şebeke ve 1 milyon abone...bu pazara 6 yıl önce giren turkcell ve telsim ülkenin neredeyse tamamını kapsayan alt yapı yatırımlarını paylaşmayıp, mahalleye yeni gelen oyuncularla roaming anlaşmasını imzalamadılar. anlaşma da olmayınca italnaynlar türk pazarında serbest rekabet ortamına kavuşamadılar. telecom italia, türkiye'de uğradığı zararı kapatabilmek için, deyim yerindeyse "kaz gelecek yerden tavuğu esirgemedi.". berlusconi'ye sadece 79 milyon euro'luk bir diyet ödeyerek türkiye'deki sorunlarını çözdürdü.hem de ne çözdürme! ankara'ya yaptığı bir yıldırım ziyarette, tüm sorunlar halledildi. arkadaşı tayyip erdoğan'ın oğlunun düğününde şahitlik yapması karşılığında telecom italia bir anda devletin cep telefonu şebekesi aycell ile ortak oldu! aria ve aycell'in birleşmesi sonrasında kurulacak şebekenin yüzde 40'i tim'in ikinci yüzde 40'ı aycell'in geriye kalan yüzde 20'si de iş bankasına ait olacak.birleşme operasyonunun tüm masraflarının aycell tarafından üstlenilecek olması bir diğer "güzellik.".berlusconi'nin ziyareti sırasında, roaming anlaşmasındaki uzlaşmaz tutumları yüzünden turkcell ve telsim'e ceza yağdı. turkcell 15 milyon dolar, telsim ise 6 milyon dolarlık bir ceza ödemek zorunda artık.telekom italia'nın patronu tronchetti provera sonuçlara sevindiğini gizlemiyor. "berlusconi'nin müdahalesi yerinde oldu. çünkü türkiye pazarından çekilmeyi ciddi ciddi düşünmeye başlamıştık. eğer iki başbakan arasında bu neticeye varılmasaydı, bugün muhtemelen bavullarımızı toplamış ve evimize dönmüştük..."italyanlar açısından en güzel gelişme ise, recep tayyip erdoğan'ın, kendisine sıkı muhalefet yapmaya başlayan cem uzan'ın imparatorluğunu yıkan operasyonu başlaması oldu. cem uzan'ın babası kemal uzan kayıplarda. uzan ailesi, 6 milyon aboneli gsm şebekeli telsim'in sahibiydi.konu italya için hassas. türkiye'deki anlaşmazlık, italyan şirketinin arzu ettiği yönde çözüldüğü gerekçesiyle olayı kurcalamayabiliriz de... kesin olan bir şey varsa, italyan başbakanının türkiye'de onları (79 milyon euro'luk bir diyet karşılığı) kurtarmış olması. bu yüzden başbakanımızı alkışlamamız gerekir. berlusconi, bir italya başbakanının yapması gerekeni yaparak bir italyan şirketinin yurtdışındaki çıkarlarını savundu. görünen o ki, bunu da bedava yapmadı... anlaşmazlığın bu tarafında ödemek zorunda olduğumuz komisyon buymuş demek ki. peki ya italya'nın anlaşmazlığının öbür tarafındaki, "arkadaşım recep'e" ödemek zorunda kaldığı "rüşvet" ne oldu?"italyan dergisinde yayınlanan berlusconi tarafından tekzip edilmeyen ve açıklama yollanılmayan ve bir türk dergisi tarafından özetlenerek iktibas edilen bu haberin işiği altında, aşağıdaki sorularıma cevap verilmesini arz ederim:sorular:1) italia telecom, iş-tim dolayısıyla ettiği zararı bilançosunda göstermiştir. iş bankası, iş-tim dolayısıyla uğradığı zararı bilançosunda göstermiş midir?2) makalede, son cümlede, şahsınızın, dolayısıyla türkiye'nin başbakanı'nın manevi şahsiyetini ilzam ve hatta itham eden bir ifade bulunmaktadır. bu ifadeye karşı adı geçen dergiye bir açıklama yollamayı veya dava açmayı düşünüyor musunuz?3) türk kamuoyuna yukarıda ifade edilen konular hakkında aydınlatıcı bir açıklama yapmayı düşünüyor musunuz?"başbakanın ses çıkarmadığı, medya'nın sessiz kaldığı o "hafif" , o "önemsiz" , o "dişe dokunmaz" sorular bunlar işte!türkiye cumhuriyeti'nin başbakanı rüşvet almakla itham ediliyor, türkiye cumhuriyeti'nin başbakanı iş bağlayıcılığı ve komisyonculuk yapmakla, türkiye cumhuriyeti'nin başbakanı türkiye'nin en önde gelen şirketlerinden turkcell ve telsim'e herhangi bir hukuksal zeminden yoksun politik gerekliliklerle ceza yağdırmakla suçlanıyor: "tık" yok!üstelik cem uzan'a ve uzan grubuna karşı yapılanların arkasındaki recep tayyip erdoğan'ın, cem uzan garezi nedenlerinden biri de ortaya çıkıyor: "komisyon"!ve siz düşünün bu ithamlar karşısında hiç bir ses çıkmıyor. medya üç maymunu oynuyor..peki bu ithamları türkiye yutabilir mi?bu ithamlar, türk milletinin onuruna dokunmaz mı? normal bir avrupa ülkesinde şu durum olur mu diye sormayacağım o artık tali bir öneme sahip oluyor ancak işin esasında kocaman bir sual duruyor; biz buna layik miyiz? italyan basınında rüşvetçi diye adı geçen bir başbakan'a mı sahip olmalı türkiye? yalnız şunun için dahi recep tayyip bey'in şu suallere cevap vermesi, çoktan davaları açmış olması gerekmez, bu dergiye tekzip yazılarını yollaması icap etmez mi?halbuki o susmayı seçiyor..unutulacağını umduğu için mi? yoksa sukut ikrardan geldiginden mi?-kaynak: http://www2.tbmm.gov.tr/d22/7-1856s.pdf

emin şirin'in soru önergesi ve recep tayyip erdoğan'ın rüşvet aldığı, komisyonculuk yaptığı, iş bağladığı bu nedenlerinde etkisiyle türkiye'nin önemli şirketlerinden telsime savaş açtığı iddiaları ortada dururken, recep tayyip erdoğan gayet sakin durabiliyor, ses çıkarmıyor.neden çıkarsın ki?koca türk medyası recep tayyip erdoğanın bush karşısında nasıl bacak bacak üstüne attığı ile ilgileniyor nasılsa.. çıktığı programlarda kimse bu noktalara temas etmiyor! chp'den çıkan o da nasıl cılız, o da nasıl çekimser sesler dahi medya'da yer bulamıyor..sanırsınız medya recep tayyip erdoğan'ın şahsi avukatı, sanırsınız mevzubahis olan demokratik bir ülkedeki hür medya değilde, totaliter bir ülkede propaganda bakanlığı altında faaliyet gösteren maymun medya.çünkü türk medyası "kamuyu bilgilendirme görevi"ni ifa etmiyor. çünkü türk medyası bitmiş, çünkü türk medyası şıracının şahidi bozacı, bozacının can dostu şıracı, gelene paşam, gidene efendim bir dalkavukluk dünyası.eğer böyle olmasaydı ana haber bültenlerinde bu sorular devamlı sorulmaz mıydı? italya'ya kadar uzanan bir ağ ile her gazetenin, haber servisinin muhabirleri çalışıp oradaki bilgileri buraya getirmezler miydi? eğer böyle olmasaydı, şu an türkiye'de yer yerinden oynamaz mıydı?ama medya bunu yapamaz.. çünkü medya korkak, çünkü medya basın görevi hariç herşeyi yapıyor. zira medya'nın patronları gazetelerini "kamu görevi" ve vatandaşın bilgilendirilmesi amaçları ile, yani düzgün gazetecilik etiği ile değil, kendi holdinglerinin şakşakçılığı için kullanıyor, devletten alacakları ihaleler için yeri gelince iktidara çekilmiş bir silah yeri gelince iktidarın propagandacısı olarak görüyorlar..bu medya, bunu nasıl yazsın?recep tayyip erdoğan, huzur dolu, recep tayyip erdoğan mutlu çünkü biliyor ki, bu medya ona atfedilen rusvet, komisyon vesaire gibi turlu cesit ithamin gercek olup olmadigini ortaya çıkartmaz, çıkartamaz!bugün nasıl tansu çiller'in, bugün nasıl mesut yılmaz'ın hatta necmettin erbakan'ın alaverelerini, dalaverelerini ortaya çıkartamazsa öyle çıkartamaz. nasıl çıkartsın ki, insan kendi suçlarını ifşa eder mi?türkiye bu medya sayesinde alnında kırk bin kara leke ithamı dolanan bir başbakan ile bugün başbaşa.. ortada türkiye başbakanının üstünde türlü çeşit iddia dolanıyor, haysiyetimiz, onurumuz, şerefimiz zedeleniyor, medya şakşakçılık yapıyor.gündem bunlar değil. asla değil...gündem: recep tayyip erdoğan nasıl bacak bacak üstüne attı george bush'un önünde!vay be!

güney kore gezisi esnasında konuk edildiği hyundai fabrikasında, hyundai grup başkanı jung mongkoo'nun "seç bir araba, sana hediyem olsun" teklifine "limuzin" cevabını veren başbakan. centennial model 80 bin dolar değerindeki limuzinin anahtarı kendisine türkiye'de teslim edilecekmiş.

hatamız olur,yanlışımız olmaz diyerek ülkemize yeni bir aforizma kazandıran başbakan.

(bkz: biz hata yapabiliriz ama yanlis yapmayiz)

chp'nin kirli geçmişinden ısrarla dem vuran başbakan. haklısınız başbakanım; kaldırın şu dokunulmazlık yasasını da ak koyun, kara koyun ortaya çıksın. *

dün bir gazetede manşet olmuş, türk hükümet başkanı.bu manşetin gazetenin internet sayfasındaki halini kopyala yapıştırla aşağıya bırakıyorum.--- spoiler ---"bilal babası gibi aklı başında ve yakışıklı"brüksel’de düzenlenen nato zirvesi sırasında başbakan tayyip erdoğan ile abd başkanı george w. bush arasında son derece esprili ayaküstü bir sohbet geçti. bush ile erdoğan arasında başlayan sohbete ingiltere başbakanı tony blair de katıldı. başbakan erdoğan’ın oğlu bilal üzerine dönen sohbette bush ile erdoğan ve aralarına katılan blair arasında, egemen bağış’ın tercümesiyle şu diyalog geçti: bush: oğlunuz halen amerika’da çalışıyor mu?erdoğan: evet çalışıyor.bush: evine ekmek getirebilecek kadar kazanıyor mu?erdoğan: evet kazanıyor.blair: oğlunuz abd’de mi çalışıyor?erdoğan: evet abd’de çalışıyor.blair: nerede çalışıyor?erdoğan: dünya bankası’nda.bush (gülerek): bu nedenle amerika’da faizler düştü. erdoğan’ın oğlu son derece aklı başında ve yakışıklı bir çocuk.blair: yani babası gibi.bush: evet aynı babası gibi. --- spoiler ---acaba iq'sü ile kendi ülkesinde bile dalga geçilen amerikan başkanının bile, recep tayyip erdoğan'la taşak geçmesine mi gülelim; yoksa bu yapılanın bizim ülkemize ve tc hükümetine duyulan saygıyı gözler önüne sermesine mi üzülelim?belki de bu manşeti hazırlayanları olaya bakış açıları nedeniyle saf diye nitelendirmeliyiz. ya da acaba "lider" medya kuruluşlarının artık göstere göstere yalama basınlık yapmasına; bizlere doğruları, gizli gerçekleri sunmamasına rağmen hala onların sayfalarını okuduğumuz, onun programlarını izlediğimiz, radyolarını dinlediğimiz* için bizler mi saf olanlarız?ve her gün yaşanan bunun gibi sürüyle olay:önümüzde türkiye cumhuriyeti'nin heykeli beliriyor... bazı yerleri hala işlenmemiş bir mermer kütlesi olarak duruyor. bir bölümü beceriksiz keski izlerinin altında acısını haykırıyor. başka bir tarafında ise sinsi darbelerin kurbanı oyuklar, çatlaklar. ama hala yücelerde dokunulamayan noktaları olan bir heykel bu. en tepesinde umut olan......ve karşısında sen de onunla birlikte onun kadar hamsın, aldatılmışsın, güvensizsin, kurtuluş için yarını bekliyorsun: yorgunsun...

kendisine mikrofon uzatıldığında, hangi konuda olursa olsun, uzman görüşünü bizden esirgemeyen kişidir.bu görüş futbol, sanat, marsta hayat, ulusal onur veya en iyi mercimek çorbası tarifiyle ilgili olabilir. adam istikrarlı diyorum.

okudugu siir ziya gokalp'e ait olan kisi

"chp'nin kökü bereketsizdir." cümlesini konuşmasında kullanmış olan bereketsiz kişidir. konuşmanın genelinden anlayacağımız kadarıyla bu hitabın chp'nin tabanıyla pek bir alakası yoktur. sözlerini yanlış anladığımı varsaysam bile bu kelimelere kullanılarak mevcut chp kesime bir laf atmak yersiz, çirkin ve küstahçadır. ayrıca bu kelimeleri kullanması kesinlikle kökü yani kurucuyu* çağrıştırmaktadır.

"laiklik ve müslümanlık bir arada olmaz. ters mıknatıslanma yapar" vecizesinin sahibi, büyük kasımpaşalı fizikçiye artık bir mizah öğesi olarak bakabiliyoruz. bu cesareti kimlerden aldığı malum, washington'dan fatih'deki dergahlara uzanan bir ekseni keşfetmemiz zor değil. tayyip bey'in "büyük ortadoğu" projesinin gönüllü savunucusu rolüne bürünmesini de hiç garip karşılamamalıyız, arkasında barlas'lar, hasan cemal'ler, birand'lar var. türkiye'de olayların çok hızlı gelişmesi, garip, dayanaksız sözlerin havalarda uçusması, trajikomik bir ortam yaratıyor. chp kendi kendini bitirirken belli ki tayyip efendi bu çöküşü hızlandırmak istiyor ve bunu yaparken de haddini aşarak bir partinin günümüzdeki durumunu değil, "kökünü" bereketsiz buluyor. olayların sonraki gelişimi, ali topuz'un "hitler" benzetmesi de komediye komedi katıyor, bize de, manzarayı seyrederek ağlamak ve gülmek arasında terredüt etmek kalıyor.

kendileri ticaret yapmazsam hayatimi nasil kazanirim buyurmustur... (bkz: basbakana yardim kampanyasi)

"zamaninda dini istismar ettik" diyen imam gorunumlu basbakan. ilginc olan bu itirafini niye yaptin diye sorgulamak yerine alkislayan, takdir edenler var "ay basbakan ne kadar durust oyleeghh" diye. bunun yaninda istanbul'un simgesi icin dubai'deki yelken oteli gibi bir yapi yapmayi dusundugunu soylemis ve yuzunun aslinda batiya degil de doguya dogru donuk oldugunu bize ispatlamistir.

vakt-i zamanında istanbul 1. amatör küme'de iett forması giyen, libero oynayan, uzaktan çok fena goller çakan, saçları bozulmasın diye hava toplarına çıkmayan eski futbolcu, yeni başbakan.*

ticareti bırakıp "memleket meseleleri" ile ilgilenmesi için milletçe yardım etmemiz gereken başbakan. yazık, adamcağız ticaret yaparak geçiniyor. en azından başbakanken ticareti bırakması için para falan toplayalım, götürelim teslim edelim. çok üzüldüm şimdi ya, canım... agucuk, gugucuk.sayın treachery de aynı konuya değinmiş. şiddetle (bkz: recep beyin özgeçmişi)

6.5 milyar maasla gecinemeyecegini belirten basbakan...

(bkz: made in usa)

mütemadiyen ulusa seslenmesi ile dikkat çeken sayın başbakanımız. bu seslenişler sırasında elinin kolunun rahat durmaması, çeşitli işaret ve şekillerle anlatımı desteklemeye çalışması ise dikkatimizden kaçmamıştır. kendisi bu el işaretlerinden de sıkıldığı vakit koltuğunda ileri geri sallanmaya başlıyor, ceketini bir düzeltip bir bozuyor. hatta konuşma uzamaya başladığında iyice koltuğunda kaykılıp tam düşecekken kendini toparlıyor. evet bu sevimli (!) insan ulusa seslenmiyor adeta ulusla muhabbeti ilerletmeye çalışıyor. hani mümkün olsa kolunu omzumuza atıp "haksız mıyım sayın vatandaş allah aşkına söyle. bak bu kadar icraat yaptık..." diyecek.

"başbakan recep tayyip erdoğan’ın bazen gizli, bazen de çok açık bir biçimde ülker ve sarar firmalarının ürünlerini teşhir ettiğini sabah ve hürriyet gurupları dışında herkes görüyor, gözlüyor. erdoğan, makam aracının bagajından çocuklara, ülker marka çikolatalar, bisküviler dağıtıyor, gezilerinde sarar firmasının torbaları ile dolaşıyor, gazetecilere fotoğraf veriyor. sabah uyandığında da “yeni şafak gazetesini okuduğunu”, abd’li diplomatlar dahil, sağır sultana dahi duyurdu. başbakan, güney kore ziyaretinin ardından da diline, hyundai firmasını doladı. kendisine, kore gezisi sırasında bilmem kaç milyarlık hyundai marka limuzin tahsis edildiğini gazetelerden okumuştuk. bu haberin kokusu, çok geçmeden yurda yayıldı. 15 şubat gecesi kanal d’de katıldığı canlı yayında, çok da alakasız bir yerde, söz konusu otomobil firmasının türkiye’ye milyonlarca dolarlık bir yatırım yapacağını ballandıra ballandıra anlattı. ne güzel! belki de, hyundai, kayserili bir ortak bile bulmuştur kendisine. ancak konu bu değil."http://www.medyatava.net/haber.asp?id=11915ayrıca (bkz: patagonya başvekilinin maaşı)yazar gülay atasoy'un "nasıl örtündüler?" kitabında, başbakan tayyip erdoğan'ın eşi emine erdoğan'ın ağabeyinin zorlamasıyla başını kapadığı yer aldı. erdoğan o dönemi, "o kadar ki ağabeyim bana örtünmem gerektiğini söylediği zaman intihar etmeyi bile düşünmüştüm" diye anlatıyor.erdoğan, kitapta eğitim kurumları ve devlet dairelerindeki başörtüsü yasağını esefle karşıladığını söyleyerek şöyle bir değerlendirme yapıyor: "bu uygulama, buna sebebiyet verenlerin bir yüz karası olarak tarihe geçecektir. fakat her şeye rağmen mağdur edilen bu genç kızlarımız ve hanımlarımız, bir gün kendilerini ilim ve faziletle donatıp 'fikir ve inanç hürriyeti'nin nasıl olması gerektiğini göstereceklerdir."emine erdoğan, zorla türban taktığı yönündeki haberlerin kısmen doğru olduğunu söyledi. erdoğan, ağabeyinin zoruyla örtünmesiyle ilgili soruya "haber kısmen doğru. ama bu çocukluk hatırası. o zaman 15 yaşındaydım ve ağabeyimin örtünmem konusundaki ısrarına o çocuk halimle karşı çıkmışım. 15 yaşında örtünmek istememiş olmam doğal ama şimdi bu halimden memnunum. iyi ki örtünmüşüm" yanıtını verdi.'örtü semboldür' kitapta, yazarın erdoğan'la eşinin istanbul büyükşehir belediye başkanı olduğu sırada yaptığı röportaja da yer veriliyor: imkân elinize geçtiğinde kadınların örtünmesini mecburi mi edeceksiniz? açık kadınları manevi bir baskı altında mı tutacaksınız? - herhangi bir kimsenin, başkası hakkında böyle bir karar alma yetkisi yoktur. maalesef bir kısım medya, halkımıza empoze ediyor. çünkü partimiz herkese açık. başörtüsü bir amblem olarak görülüyor! - örtü, islam kadınının sembolüdür. allahü teala, müslüman hanımların namahremlerinin yanında örtünmesini emretmiştir. örtünün ilericilik ve gericilikle bir ilgisi var mı? - örtü, tek başına bir anlam taşımaz. örtü, bir bütünün vazgeçilmez bir parçasıdır. islami yaşama biçiminin bir sembolüdür. 'ilerici - gerici' ayrımı ise modernistlerin bir dayatması olup suni bir ayrımdır.emine erdoğan'ın kendisine özenip örtündüğünü açıklaması üzerine habertürk'e konuşan yazar şule yüksel şenler, recep tayyip erdoğan'la emine erdoğan'ı kendisinin tanıştırdığını öne sürdü. şenler, şöyle konuştu: "1967 - 1968 yıllarında emine hanım'la tanıştık. çok aktif, kültürel sahalarda çalışmasını seven birisiydi. beraberliğimiz ve çalışmamız oldu. ben tesettüre gireli birkaç yıl olmuştu. emine hanım ile tayyip bey'in karşılaşmalarına ben neden oldum. erbakan taksim'de konuşuyordu. tayyip bey anons yapıyordu. yine coşturucu şiirler okuyup gelenleri takdim ediyordu. biz ön sıradaydık. karşılıklı bir çekim oldu. sonra emine'ye 'ne oldu yüzün kızardı' dedim. o da 'ben o zatı rüyamda gördüm. benim onunla evleneceğim söylendi' diye yanıt verdi. tayyip bey'le konuştum. onun da niyeti olduğunu anlayınca birliktelikleri oldu." erdoğan'ın başörtüsü konusundaki tereddütlerini gideren şule yüksel şenler'in hikâyesi de kitapta bulunuyor. şenler, risale-i nur derslerine giden ağabeyinin ısrarı üzerine bazı derslere gittiğini belirterek sonrasında yaşadıklarını şöyle anlattı: "ap'nin yılbaşı partisi vardı. beni aşağı kata çağırdılar, baktım karşımda ağabeyim. elinin tersiyle bana bir tokat attı. arkasından gerici yobaz diye bağırdım. ama bu benim son balom oldu. yavaş yavaş örtünmeye başladım."http://www.milliyet.com.tr/...3/23/siyaset/siy02.htmlakp'nin, konya'daki mitingi hükümet meydanı'nda gerçekleştirildi. erdoğan, konuşmasının duble yollara ve raylı tren sistemine ilişkin bölümünde cumhuriyetin ilk 10 yılına ilişkin sert bir eleştiri yöneltti. erdoğan, gerçekleştirdikleri projelerle türkiye'yi baştan başa ördüklerini söylerken, cumhuriyetin ilk 10 yılının anlatıldığı 10. yıl marşı'na atıfta bulundu. erdoğan, "bunun adı nedir biliyor musunuz; medeniyet budur, çağdaşlık budur. hep konuştular demir ağlarla ördük dediler. ne ördünüz, ne ördünüz, bugüne kadar laftan başka... ama bak biz örüyoruz, öreceğiz inşallah. daha da devam edeceğiz" diye konuştu.http://www.haberturk.com/...rmetni.haberturk?@=141391

yaklaşan 28 mart seçimleri öncesi meydanlara çıkıp miting yapan tek parti lideri. sanırsın seçime tek parti katılacak, bir uzan vardı, kumpanya tadında miting yapardı o da söndü. nerde lan bu kalan 21 adet parti ve liderleri?(bkz: bilinçli seçmen arayışı)

"chp'nin kökü bereketsizdir." şeklinde talihsiz bir beyanat vermiş kendisi. hakkında yazılabilecek olanlar ve yazılması gerekenler zaten yazıldığı için ben yine susmayı tercih edecek, yalnızca şu kök meselesi hakkında içimden geleni söylemeden edemeyeceğim; hani çıkıp da chp'nin kökünü, atatürk'ü vb. anlatmak yersiz olur da, "zamanında dini istismar ettik" diyen beyefendiye geçmiş zamanını hatırlatmak yerinde olacaktır. kimin kökünün bereketsiz olduğu açıktır efendi..

büyük devlet adamı. modern şahsiyet, vizyonu geniş ilerici insan. kibar, centilmen ve kültürlü. 3 yabancı dil biliyor, iyi bir eğitim almış.

"kökü belli" başbakanımız.

evrime inanan politikacı. hatırlayalım bakalım:* elhamdulillah seriatciyiz. (21.11.1994 milliyet) * yilbasina karsiyim. (19.12.1994 sabah) * ben tekkeye degil dergaha gittim. (22.1.1997 gozcu) * ata'ya saygi durusunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok. (12.5.1994 hurriyet) * 10 kasim'da yaygara kopartildi. (14.11.1994 * icki yasaklansin. (1.5.1996 hurriyet) * istanbul'u medine yapacagiz. (akis) * butun okullar imam hatip yapilacak. (17.9.1994 cumhuriyet) * ben istanbul'un imamiyim. (8.1.1995 hurriyet) * mayo reklami sehvet somurusudur. (6.3.1996 hurriyet) * milli piyango zulumdur. (29.9.1994 hurriyet) * taksim'deki caminin temelini insallah atacagiz. (1.7.1994) * cumhurbaskani'nin imam hatipli olacagi gunler yakindir. (5.2.1996 akit) * sarik operasyonu cok komik. (15.5.1995 sabah) * yesil (kaldirim rengi) medeniyettir. (25.6.1994) * ben meclis'in dua ile acilmasindan yanayim. (8.1.1996 milliyet) * imamlar da nikah kiysin. (9.5.1995 milliyet) hürriyet gazetesi yazarinin, 29 ekim 2002 tarihli köseyazisindan alintidir; "bugün size ülkemizi yönetmeye talip olan bir sahsin imzasiyla gönderilen oglunun nikáh davetiyesini belgeliyorum. subat tarihinin yanindakine bakiniz! 29 zilkade 1421. bugün türkiye'de böyle bir tarih kullaniliyor mu? zilkade diye bir ay var mi? nedir zilkade? arabi aylarin on birincisi! 1421 diye yil var mi? yok! nedir o? arap takvimi! iste bu tayyip ve ekibi, sizin oylariniza talip. türkiye'yi onlar kurtaracak! içlerinden kimi atatürk'e hakaretten hüküm giymis, kimi sivas katliami saniklarinin avukatlari, kimi yolsuzluktan, hirsizliktan yargilaniyor, tayyip ise altinlari borç aldigi (!) oglunun davetiyesinde 29 zilkade 1421 tarihini kullaniyor! hem de ''ben artik degistim!!!'' dedigi günlerden sonra."evrilmiş, çevrilmiş birşey yani...

kendisi ile ilgili önemli tespitler yapması açısından tufan türenç' in 13.03.2004 tarihli aşağıdaki yazısını okumak faydalı olacaktır zannımca; ...http://www.hurriyetim.com.tr/...~9@nvid~383047,00.asp

(bkz: maasim yetmedigi icin ticaret yapiyorum)

(bkz: mustafa topaloglu)

düşünce suçundan içeri girmiş, ardından bu şarkı burda bitmez adlı şiir kasedinin gelirini düşünce suçluları vakfınabağışlamış ve fakat kendisiyle ilgili çizilen karikatürlere tahammül edemeyip düşüncenin önüne set çekmeye çalışan şahsiyet. avrupadan delikanlılık bekliyoruz diyen fakat kendisinde bu sıfatı arama ihtiyacı duymayan, "beni sevini"ci amerikan zihniyetine sahip insan. paraya ihtiyacı varsa bu entry'e de dava açsın..ama o da haklı; ülker hisselerini sattı ya..

ertuğrul özkök'e göre "merkezin yeni tarihsel lideri". merkezin merkezi kaymış, bizim de bundan bizim haberimiz yokmuş mesela, dünyada siyaset terminolojisinde anlamadığımız değişimler varmış biz de konuyla alakasızmışız, öyle aval aval bakarmışız.

malum seçim zamanı, şu aralar her yerlerde afişlerini görüyoruz, gene iddialı söylevler duyuyor, vaatler işitiyoruz fakat ne acıdır ki türkiye'yi yönetmekle yükümlü bir insanın her köşedeki afişlerinde, en geç lise döneminde ayrı yazıldığı öğrenilen "her şey" kelimesi doğru yazılamıyor. sen ancak conilerle toplantıya git..

"eurovision şarkı yarışması"nda bu yıl türkiye'yi kanımca nefis bir şekilde temsil edecek olan büyük sanatkâr.

erbakan kadar açıksözlü olamayan siyasetçi..

kendisi turkiye cumhuriyeti tarihinde "kurt sorunu" tabirini kullanan ilk başbakan da oldu saniyorum.duzeltme : kediaman'dan uyari geldi. ikinci olmuş, ilki turgut özal.

cumhuriyetin kuruluşundan bu yana farklı görüşteki hükümetlere rağmen asla değişmeyen devlet politikalarını (kıbrıs meselesi, güneydoğu, laiklik, ordu, stratejik konumdaki devlet işletmeleri, yabancı firmaların katılacağı ihaleler, türki cumhuriyetler, yunanistan sorunu, ermeni sorunu...vb..gibi) hiçe sayan ilk başbakan..

cumhuriyetin kuruluşundan bu yana farklı görüşteki hükümetlere rağmen asla değişmeyen devlet politikalarını hiçe sayan ilk başbakan olup olmadigi bir yana, 80 senedir bu devlet politikalari ile hic bi skim olamadigimiz, osmanliyi batirdigimiz gun ki konumdan milim ilerleyemedigimiz gun gibi ortada. adam kicinin dibine 200 bin kisilik askeri guc soktu. ne yapabildin? yarin kurt devleti de kurar, elinden ne gelir. bu devlet politikalari degil midir ki, turkiye 80 senede gelismis ulke olamadi, kendi teknolojisini gelistiremedi, etrafina soz geciremedi.

suudi arabistandakilerin ecyad kalesini yıkması gibi kendisi de istanbul büyükşehir belediye başkanlığı döneminde "bizans'ı çağrıştırıyor" gerekçesiyle istanbul surlarının yıkımı için ortalığı karıştırmıştı. başbakan olunca unuttu galiba. entry vesilesiyle ben bir hatırlatayım. bakalım ne olacak? zihniyet ne kadar değişmiş görelim

düşünmezsen kürt sorunu yoktur'dan, evet bir kürt sorunumuz var'a meyletmiş başbakan. ilginç.

universiade 2005 te suratindan dusen bin parca olan kisi. anladik sevmiyosun izmiri. 1000 kere belli ettin sagolasin simdiye kadar yaptigin eylemlerle. gelme o zaman. birak cumhurbaskani acsin.(bkz: hayret bisi)

ulkede olen asker ve sivil vatandaslarin hic biri icin kurt-turk ayrimi yapilmamalidir ve yapilmamistir. sayin basbakan onlarin olumlerinin altina su imzayi attip kurt sorunu demistir.ayrimcilik varsa eger bir kurt nasil basbakan ve cumhurbaskani olabiliryor bunu izzah edecek bir basbakan aranmaktadir. ekmek ve as bulamayan, copten yiyecek arayan ve hicbir sosyal guvencesi olmayan ve agalik sisteminin halenhakim oldugu ve koyluye irgat gozu ile bakan bir anlayisin hukum surdugu dogu illerinde. insanlarin cehaletinden yararlanarak ayakta tutmaya calistiklari pkk ve onun ayrimci yaklasimina canak tutmaktirsayin basbakanin bu tavri.ne yazik ki bu dunyada "egemenlik kayitsi sartsiz milletindir"ilkesini benimseyememis bir basbakanin ideali ne olabilirki... diye bir dusunmek gerek...yil 1996 recep tayyip erdogan....insanlarin yedisinde ne ise 70 inde de odur sozu meshurdur...cok digil bundan 9 yil oncesi... cumhuriyet gazetesi yazarlarindan oktay akbalin yazisindan alintidir...basbakanin sozleri1- "tutturmuslar laiklik elden gidiyor diye. yahu millet istedikten sonra laiklik tabii elden gidecek ! sonra nedir bu laiklik denilen sey?" 2- "hem laik hem musluman olunmaz, ya musluman olacaksin ya laik" 3- "avrupa birligine girmek icin bizi kosturuyorlar. onlarda bizi almamayi dusunuyorlar. eee bizde girmemeyi dusunuyoruz..." 4- " yahu milletin butunlugu 'ne mutlu turkum diyene' ifadesi ile saglanirmi ? osmanli 30 etnik grubu ummet dusuncesi ile bir arada tuttu. biz de inanc birligi ile tutacagiz." 5- " biz hazmettire hazmettire geliyoruz, allahin izniyle. şimdi artik millet yanliz aktorleri degil , senaryoyu degistirmeyede talip. bu calismalarimiz senaryoyu degistirme calismalaridir. bu duzenin koruyucusu olamayiz." 6- " işiklar gorundu , allah'in izni ile kiyam basliyacak" akpartinin ambleminin manasi bunda galiba... kiyam = bas kaldiri... 7- " egemenlik kayitsiz sartsiz milletindir lafi koskoca bir yalan.. egemenlik kayisiz sartsiz allah indir." sayin basbakan bugunlere gelirken bu sozleri sarf etti... gecenlerde yaptigi bir konusmada ... " dini siyasete alet etmek , insanliga yapilmis bir suikasttir..."dusundurucu son incilerinden biride .... "ben laik degilim !!!"

kimbilir hangi tarikatin kandil gecesi törenlerine gidecekken izmir ve piriştina*'nın eseri universiade'ı tehditle, zorla izmirdeki yamağı taha aksoy'a verdirdiğinden kalkıp hiç hazzetmediği, bissürü baldırıçıplak karı kızın gösteri yaptığı bir açılış törenine gelmek zorunda kaldığı için kahrından ölen başbakan! nasil oluyorsa boyle basbakan ulkesinin bugune degin gerceklestirdigi en buyuk organizasyonda gerim gerim gerilen. herhalde çok şaşırmıştır neden mevlüt okunmadı açılış töreninde diye...edit: pekte cok yalakasi varmis sozlukte de. yada izmir dusmanlari mi acaba?

kendi ülkesinde bir ile gidiyor diye* yağdanlik gazeteler tarafindan cesur, kahraman ilan edilen siyasetçi. ilginç olan, başka bir yağci gazetenin başbakani "tayyip özal" olarak nitelemesidir ki, ben de bunu anlatmak istiyorum zaten; (bkz: #5010926)

borazan medyanın bile diyarbakır'da doğru-dürüst karşılayan, eden olmadığını itiraf ettiği kişi.

cogunlukla yurtdısı ziyaretleriyle harcadigi icin vaktini, kendi ülkesinde bir şehri ziyaret etmesi olay olmuştur, a canım benim, kiyamam ben sana bir de şair ruhlu ki görmeyin amcasi cok güzel okuyor*.

bugün diyarbakırda kürt sorunu vardır ve öncelikli meselemizdir,bu ülkede bölge ayrımcılığı yapılmıştır demiş olan başbakanımız..dün aydınlar ile yapılan toplantı sonrasında şehit edilen askerlerimizin cenazesine katılacakmıdır bilinmez nede olsa onlar öncelikli sorun değil..yada karadenizde çernobil sonrası gerekli önlemler alınmadığı için kanserden ölen vatandaşlarımız için bir çalışma başlatacak mı bilinmez..çünkü onlarda sorun değil..bölge ayrımcılığı yapıldı diyen sayın başbakanımız trabzonda,artvin de ne kadar sanayi yatırımı yapıldığını biliyormu yada ankara nın hemen yanıbaşında bulunan çankırı nın ne durumda olduğunu biliyor mu acaba?evet bölge ayrımcılığı yapıldı 12 08 2005 tarihinde diyarbakır da türkiye cumhuriyeti başbakanı tarafından..

bugune kadar sozlukte apolitik takilan bendenizi bile nihayet universiade izmir 2005 acilis toreninde isyan ettirmis kisidir. turkiye'ye, dunyanin en buyuk ikinci spor organizasyonu, bir olimpiyat geliyor; ugrunda ne cabalar sarfedilmis ne calismalar yapilmis ortada; ama ulkenin basbakani bir an bile tebessum etmiyor, ne bir gurur ne de bir mutluluk ifadesi, sanki tum bunlar hic umrunda degilmiscesine bir tavir icerisinde, fabrika temel atma torenindeymis gibi donuk bir acilis konusmasi yapip "bitse de gitsek" psikolojisi icinde gosteriyi izlemeye devam ediyor.(belki de izlememistir, bilemeyiz)ha izmiri sevmiyor olabilir, biz de bayilmiyoruz kendisine zaten, nedeni belli. umarim dunku muhtesem acilisa, sira izmir kismina geldiginde yapilan "bu topraklarin tapusu, izmir!" anonsunu duyacak kadar sabredebilmistir.

attigi her adim, yaptigi her eylem, soyledigi her soz sonrasi atamizin hitabesi aklima geliyor. bu cumhuriyeti seven ve korumak isteyenlerin de aklindan cikmasin o hitabe."ey türk gençliği! birinci vazifen, türk istiklalini, türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. istikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici, bedhahların olacaktır. bir gün, istiklal ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin! bu imkan ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. istiklal ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir. ey türk istikbalinin evladı!işte; bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen, türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır! muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur."

universiade açılışı sırasında, süleyman demirelden sonra ikinci haka dansı yiyen siyasetçi ünvanını almıştır kendileri. kendilerine iyi hazımlar dilerken yeni zelanda ekibine de içimdekilerin iletimine yardımcı oldukları için teşekkürü bir borç biliyorum.

aziz yıldırımla özdeşleştirilen kişi(bkz: anladın sen onu)

istanbul büyüksehir belediye başkanı olduğu dönemde yapılan ve hala isleyen hafif raylı araçlara rte2000 ismini koyan, ya da koyulmasına * * * göz yuman sahsiyettir.

bende son osmanlı padişahı izlenimi uyandıran zat ı muhterem

diyarbakırda kullandığı kürt sorunu ifadesi ve yuvarlak laflarıyla, kanımca derin devletin zaten haberi olduğu el kaide bombacısının yakalanışını birleştirince ortaya amerika'dan pkk*'nın kuzey ırak kamplarına operasyon izni ve devlet kurulmaması için güvence karşılığında bedel ödediğini düşünen bir adamın portresi çıkıyor. önce blair aldatti simdi de chirac diyen bir insanın yakında bu kervana bush'u da ekleyeceğine eminim.

diyarbakır'da mahşerî bir kalabalığa hitap eden başbakan:(bkz: http://www.haberturk.com/...rmetni.haberturk?@=195100)

diyarbakırdaki konuşmasında "daha çok demokrasi üretmeliyiz" söylemiyle kafamın soru işaretleri tarafından ırzına geçilmesine neden olmuştur. "daha çok demokrasi üretmeliyiz" ne demek? demokrasi tahıl mı da üretimde artış sağlamaya çalışıyoruz? demokrasi bir sistemdir, yapılması gereken de o sistemi en verimli şekilde yürütmektir. insan kıçından demokrasi üretmez.özünde demokrasiye inanmayan ve kafasından 'ulan konuşma da bitti bitiyo, halka ne desek de biraz daha aragaz versek' şeklinde düşünceler gezinen bir futbolcudan da ancak böyle anlamsız bir laf beklenir.

muhalefet hakkında konuşmaya başlayınca kendini espri yapmaya zorladığını düşünüyorum. böyle her an kahkaha atabilecek bir modda!

bu adam beni korkutmakta. diyarbakir gezisinden sonra "daha çok demokrasi sözü veriyoruz" demiş. [bkz http://www.ntvmsnbc.com/news/336842.asp] yanliş hatirlamiyorsam bu sozu kendisinden bir kac sene once de bush jr. vermişti... hayirlisi

dün starda yaptığı konuşmada ki konuşmak ne güzel ne güzel dedirttir, şahsıma her seferinde...şöyle demiş zat-i muhterem.'' bu ülkede şöyle birşey var, doğruları kimin söylediği önemli..'' bende hatırlatmak isterim ki bu ülkede birşey daha var... bu ülke insanın sıcak kanlılığına, gelişmiş değer yargılarına sığınıp doğru görünen şeylerin arkasında ( din gibi ..) insanların neler yaptıkları, tarihte bir çok ispatlanmıştır ki bu yüzden bu ülkede doğruları kimin söylediği önemlidir... insan hakları diye insan öldüren terör örgütleride ilk tahlilde doğruyu söylemektedir...ne demişler aynası iştir, kişinin lafa bakılmaz...bakmayınız...

diyarbakır konuşmasından sonra washington times'ın abraham lincoln'e benzettiği sayın türkiye cumhuriyeti başbakanı.kaynak: milliyet gazetesi internet sayfası

bu yıl kış zamanalarında avrupa birliğinin azınlık konusunda baskısı üzerine şöyle bir açıklaması olmuştu:"türkiye'de sadece azınlık olarak kürtler mi var?peki lazlar,çerkezler,abazalar nolucak?"demişti...işin açıkçası sondaki " abazalar nolcak?" kısmını istediğiniz yere çekebilirsiniz.(bkz: türk erkeklerini avrupa'ya salın)(bkz: kaleyi içten fethetmek)

f1 türkiye'nin sonunda yapılan şampanya patlatma seramonisinde maruz kaldığı alkol oranı göz önünde bulundurulursa ülke gündeminde yeni tartışmalar doğuracağı belli olan kişi. "başbakan f1 sonrasında gül suyuyla yıkandı" şeklinde manşetler görebiliriz basında.

f1 türkiye'nin şampanya patlatma hadisesi başlamadan son bir atakla kaçmaya çalışan şahıs.(bkz: nereye kadar)(bkz: ahaha)

(bkz: rte vs mike tyson)

kendisine düzenlenen komplodan kurtulmayı son anda başaran başbakan. 3 hain raikkonen, alonso ve montoya rte'yi şampanyaya boğmak istemiş ama bu emellerine ulaşamadan başbakan olay mahalini terk etmeyi başarmıştır. an itibariyle polis her yerde saldırganları aramakta. ajanslardan gelen son bilgiye göre yakalanmaları halinde başbakan kendilerini zemzem suyuna boğacak.(bkz: ekşi sözlük haber ajansı)

25 yaslarında üç tane şöför velede ödül vermek icin şampanyaya bulanmayı bile göze alan basbakan. her yerde her sekilde sov yapacaklar ya, gidip formula 1'de gözükmese olmazdı. oraya da gitti ödülünü de verdi, ben daha önce formula'da schroder'in veya berlusconi'nin böyle bir sey yaptıgını hatırlamıyorum, hatırlayan varsa acıklasın.

mike tyson tarafindan okşanmiştir bu adam, hayir gelmez bir daha...

turkiye gpsi oncesi start/finish duzlüğünde tribunlere el sallayarak yuruyen basbakan.bi ara dedim lan acaba bi de yumruk sov ceker mi tribunlerin coskusuna dayanamayıp ama olmadı bir dahaki sefere artık.

turkiye gpsinden önce kendisine yöneltilen favoriniz kim sorusuna "renault iyi gidiyor. alfonso favorim" diyerek formula1 yerine marimar izlediğini dünya aleme gösteren kişi. alfonso uşaktır oysa ki, esas kızın babasıdır. arabadan da anlamaz. ama portakal suyunu iyi yapar.

ab muzakereleri oncesinde "verecegimiz birsey kalmadi bizi alin yoksa ceker gideriz" seklinde efelenmis zat. zannedersem "ab ayagina alacagimizi aldik, ozgurluk demokrasi hikayesine kurt devletine de ilimli islama da zeminimizi hazirladik, artikin alacagimiz bisey de yok, gerisini biz hallederiz" demek istemis de olabilir.

etkili bir kaypak ayraci.

erdoğan'ın son bombası için (bkz: uluslararası ilişkileri evliliğe benzetmek)

(bkz: divan-ı harp)

güzel ülkemin güzel insanının yeni doğan çocuğuna "ben bu ismi koyuyorum ama çocuğum ilerde isminden dolayı rahatsız olur mu?" diye bir kez bile düşünmeden verdiği isimdir. evet ne mantığa dayalı olduğu bilinmeyen bu isim vermeler çok garip durumları ortaya çıkarmaktadır. mesela ortaya şöyle garip bir diyalog çıkabilmektedir:-adınız neydi?+recep tayyip erdoğan taşkıran-adınız...!!(bkz: zincirleme isim tamlaması)

30 agustos 2005 de yaptıgı ulusa sesleniş konusmasında ne 30 agustos zafer bayramından ne ataturk den bahsetmeyen basbakanımız. ulusumuzu ulus yapan bu gibi degerleri icten ice bize unutturmaya and içmiş olmalı.

coşturduğu kürt ulusalcılığını nasıl durduracağını iyice düşünmesi gereken başbakan. durdurmak da istemeyebilir ama efendi gibi söylesin de bilelim.

f1 türkiyedeykene "sizce kim kazanacak" sorularina alonso yerine "alfonzo" diyerek beni yarmiş kişilik.

ertuğrul gazi'yi anma şenliklerinde kürt sorunu yok tayyip sorunu var diye protesto edilmiş türkiye cumhuriyeti başbakanı... ve nasıl olduysa haddinizi bilin ne biçim konuşuyorsunuz diye kasımpaşalı ağzıyla seyircileri azarlamaması erdoğanı sürekli olarak izleyenleri fena halde şaşırtmıştır. erdoğan'daki değişimin sebepleri incelenmelidir.

(bkz: 12 eylul 2005 tayyip erdogan a suikast girisimi)

kendisi kulağı kesiklerin ciğerinden geldiğini beyan etmiştir(bkz: http://www.milliyet.com.tr/...08/31/spor/axspo05.html)

memleketim insanlarinin buyuk bir kisminin sempatisini kazanmis, bununla yetinmemis bir de bu sempatisini kazandigi insanlara basarili gorunebilmis, ( ya da tam tersi, once bu insanlara basarili gorunebilmis, bundan kelli bu insanlarin sempatisini kazanmis ) ancak benim yillardir gorup anlayabildigim kadariyla ortada hicbirsey yokken basarili gorunebilmek, neredeyse meymenetsiz denilebilecek bir suratla, ( katiyen dis goruntusunden dolayi recep tayyip erdogani elestirmiyorum, sadece neden sempatik gorundugunu anlamaya calisirken hic bir neden bulamayip acaba sirri cemalinde mi diye kendi kendime sorup, kendimden aldigim cevabi iletiyorum...) gayet soguk hal ve tavirlarla sempatik bulunabilmek, ortaya koydugu durusun,vizyonun hic bir yenilik ihtiva etmiyor olmasina ragmen eskilerin hic olmadigi kadar adam gibi adam olarak nitelendirilebilmek ( ki benzer icerikte bir cok insan geldi gecti, hepsinin adamligina bir laf edildi, bir soz soyleyen oldu. ) gibi konular disinda pek bir basarisini maalesef goremedigim, yine de basbakanimiz oldugu icin saygida kusur etmemeye ozen gosterdigim devlet buyugudur kendileri. ayrica da bir fenomendir, ortada hic bir sey yokken nasil memleketin cogu onun hakkinda pozitif gorus bildirir, nasil bundan oncekilere gore daha iyi oldugu dusunulur, nasil alternatifi olmadigi idda edilir, nasil olan biten bi suru seye ragmen memlekketeki ruzgar hep onun arkasindadir bir turlu anlayamadigimdan evet rte bir fenomendir benim icin.

bir keresinde gecenin bir yarısı kanal 7deki bir çeşit halk müziği programına telefonla bağlanmış, programı yapanlar ile birlikte şiirler falan okumuştu kendisi..

siyasete atılmaktansa futbolda kalsaydı hakan şüküre benzemesi muhtemel olan şahıs. o zaman severdim kendisini belki.

"büyük-küçük demez hortumcuyu ayak altına alırız", "herkes tilkilik peşinde", "devlet zarara uğratılıyor" sözlerinin sahibi, kendini iyi bilen, ironik insan. 5 çocuklu kadının açız, iş istiyoruz talebine, "çocuklarınızın kitaplarını veriyoruz" cevabını veren, dünyanın en mükemmel insanı, gurur duyduğum türkiye cumhuriyeti başbakanı. jet hızıyla çıkarttığı yasalar sosyete dedikoduları arasında.

döneminde yaşanan rezalet zincirine yeni bir halka eklenirken ses çıkarmayan başbakan (bkz: federasyon talebiyle tbmm ye dilekce verilmesi)

siirt'te ne mutlu türk'üm derseniz başkaları da ne mutlu kürdüm der diyen, diyarbakır'da kürt sorunu diyen, söğüt'te ulusal birlikten tarihi bağlardan bahseden, rize'de tek millet, tek bayrak, tek devlet diyen... her şehirde farklı konuşmasıyla tanınan başbakan...gelen istek üzerine siirt konuşmasıyla ilgili ilave bilgi için http://www.hurriyetim.com.tr/...~1@nvid~383553,00.asptam metnini bulamadım bulan varsa eklesin

avrupa birliği meselesi önündeki engeller zenginleştikçe dünyadaki her olayı türkiyenin avrupa birliğine girme ekseninde yorumlamaya başlamış insan.

(bkz: seyyah)(bkz: bi dur)

nisyan ile malül politikacı. ** 22 eylül 2005, 13:30 suları, gazetecilere:erdoğan, galataport ihalesinden önce ofer'le görüştüğü iddasına cevap verdi: - "görüşmedim. ayrıca görüşmemi engelleyecek birşey mi var?"** 22 eylül 2005, 23:30 suları, teke tek'te fatih altaylı'ya:- "ofer ile davos'ta bir kez görüştüm." ** belgelendiği söylenen gerçek durum: toplam dört adet görüşme.http://www.milliyet.com.tr/...09/23/ekonomi/aeko.htmlhadi birini unuttun, ikisini unuttun, üçünü unuttun, dördünü de mi unuttun yani?

futbol ile devlet yonetimini karistiran sahsiyetab muzakere sureci yorumlari;"son dakika golu atmak istiyorlar.""tirubunlere oynuyorlar"yarin obursu gun sike var diyip abeyi uefa ya sikayet etmesi muhtemeldir.12 eylul sonrasi halkin diline pelesenk olan "ne sagci, ne solcu, futbolcuyuz" mantalitesini, ilimli islam modeli ile lanse etmeye calisan futbol sever

kendisini eleştiren karikatürleri çizenleri özgürlük mözgürlük dinlemeden dava eden, ama hakkında mahkeme kararı bulunan provakatif bir konferansın yapılmasının engellenmesini "özgürlüklerle bağdaşmaz" şeklinde yorumlayan kişi.

mahalle agziyla konusan bickin delikanli.duzeltme: delikanli lafini geri aliyorum.mahalle agziyla konusan bickin diyelim en iyisi.

ama gördüğüm kadarı ile kasımpaşalı rte diye dalga geçilen tayyip, sözlükte yazar olsa buradaki bağnazlardan daha ileri olabilirdi. bkz ermeni konferansı bkz kürt sorunu bkz ab için izlenilen yol.

(bkz: #8250199)

fatih altayli sabah'a gecince o da gecmis sayıldı.aslında bunu fatih altayli'nin altına da yazılabilirdim.(kendisi sabah'a gecince recep tayyip erdogan da gecmis sayıldı diye.) ama yazdım artık. buraya yazınca oraya da yazılmıs sayıldı. bravo, cok fonksiyonel.(bkz: teke tek)

"şunu hiç unutmayalım(unutmayın)!" ile başlayıp "bunu böyle bilelim(bilin)!"le bitirmeyi seven ısrarcı kişi.

(bkz: http://www.milliyet.com.tr/.../09/24/yazar/pulur.html)

arap sermayesini ülkeye sokup enflasyonu frenlemiş başbakan, iktidara geldiği günden sonra ilk icraatı islami bankacılık hizmeti veren finansal kuruluşlarla ilgili yasa taslağını düzenledi ve akabinde etraf bi sürü arap sermayeli finansal kuruluşlarla doldu. bu girişimin sonunda arap sermayesi ile yakında arap turistler ve daha sonra arapların siyasal beklentileri ülkeyi saracak... işte o zaman sayın başbakan gene "ben değiştim" diyecek... tıpkı cezayirde, daha önce iran da olduğu gibi...

karikatürlere bile dava açan, muhalefet yapan gazeteleri ve televizyonları susturan sonra da ermeni konferansının yapılması ile ilgili olarak "türkiye özgürlükler ülkesidir" diyen başbakanımız. (bkz: mehmet kutman)(bkz: sami ofer)(bkz: serbest çağrışım)

türkiye cumhuriyeti devletinin mevcut sayın başbakanıdır.sayın erdoğan geçtiğimiz günlerde bahçeşehir üniversitesinin yeni akademik yılının açılışını yapmış,burada isim vermeksizin yök' e yüklenmiş ve temelde özel üniversitelerin açılmasını istediğini belirtmiştir.bu arada konuşmasında şuraları(kafadan bahsederek işaret ediyor)çalışmıyor ki bunların demiş,hayatında iki koyun gütmemiş insanlar bunlar demiştir.bu sözleri geçtiğimiz günlerde chp ye yaptığı eleştirileri akla getirmiştir.orada da aynı şekilde bu grubun hayatları boyunca iki koyun gütmediklerinden dem vurmuştu sayın başbakan......"sen güttün de ne oldu...."

(bkz: ulusa sesleniş)(bkz: kötü alışkanlıklar)(bkz: yeter artık)(bkz: koalaysam suçum ne)

an itibariyle "biz iktidar olduktan sonra yumurtanın fiyatı artmamıştır ,aynı şey çayda da ,beyaz eşyada da ,x te de ,y de de.."olmuştur diyerek beni koparan insan..(bkz: enflasyon hesaplayicisi) (bkz: gsmh deflatoru)(bkz: ozellestirme guzellestir)(bkz: hadi bakalim)

edip cansever den de alinti yapar mi? soru cumlesinin gizli oznesi.

yök atamalarını, yeni bir genelgeyle durduran yaşam formu.(bkz: http://www.milliyet.com.tr/...09/29/guncel/gun11.html)her yeri istila ettiniz ama en azından üniversitelere giremeyeceksiniz, istediğiniz kadar durdurun atamaları bakalım...işinize geldi mi özerk üniversite lafları edersiniz değil mi rte??

"cenab-ı allah'a sonsuz hamdolsun" diyerek avrupa birliği müzakere sürecinin başlamasının temeline işaret eden başbakan. "bir elimde kur'an, bir elimde iktidar, umrumda mı dünya, ab de açmış kollarını bana" manimi kendisine armağan ediyorum.

bir turgut özal klonu.

cok zeki bir adam. memlekete arap sermayesi sokuyor deniyor, bir bakiyoruz memlekete arap sermayesi ile beraber yahudi sermayesi de giriyor, avrupa sermayesi de giriyor, velhasil memlekete para giriyor. ozellestirmeleri peskes cekecek deniyor, mac yayinlar gibi televizyondan canli olarak herkese gosteriyor, susturuyor. ulkeyi iran'a cevirecek deniyor, ulkeyi vargucuyle avrupa birligine sokmaya calisiyor. ulkeye seriat getirecek deniyor, butun kanunlar en yeni avrupa muktesabatina gore duzenleniyor. hicbir provokasyona gelmiyor, sonunu gormedigi polemige girmiyor. her tartismadan galip cikiyor, kemalist statuko ve yandaslarini kudurtuyor. sezarin hakki sezara, politika bir sanatsa bu adam grand master'dir.

dün akşamki ntv röpörtajında "ek protoloün timingi konusunda farklı görüşler var" şeklinde konuşmuş, türkçe konusunda daha hassas olmasını beklediğim ülkemizin başbakanı.bu yurt dışı gezileri ve yabancı muhatapları ile ikili görüşmelerinden etkilenmiş olsa gerek...her fırsatta bol bol konuşursa olacağı budur...başka bi kusuru yok, hepsi bunlar!

milletvekili olmadan önce diyarbakır 4 numaralı dgm tarafından 2ye karşı 1 oy çokluğuyla(!) adli sicil kaydı silinmiş kişi..

"bazilari erken secim istiyor, 2006 sonbaharinda yapalim diyorlar; bunlar avara kasnak gibi doner dururlar, secim 2007 sonbaharinda..." diyerek insani kahkaha tufanina bogan kasimpasali basbakanimiz...

kendisinin ağzından bir kez bile ''atatürk'' isminin çıktığını duymadığım insan..hiç düşündü mü acaba kimin sayesinde özgürlüğümüze kavuştuğumuzu?

hangi konuyla ilgili olduğunu kaçırdım ama, "ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim" demiş olan başbakan (kaynak: radyo odtü haberler).(bkz: ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim)edit: cevahir alışveriş ve eğlence merkezi'nin açılışında söylemiş*

ülkeyi pazarlamakla mükellef olan başbakan.

ben türkiye'yi pazarlamakla görevliyim diyen t.c. başbakanı. 3 kasım seçimlerinden önce bir cem uzan furyası vardı. o zamanlar arkadaşlar arasında konuşurduk:"yaw, bu cem uzan seçilse bir sabah kalkarız, bir bakarız ki hakkari satılmış. çıkar televizyona hakkariyi çok iyi fiyata kastım amerikaya der" deyip gülerdik. neyse ki; "motorolayı bile dolandırdı, bu adam başbakan olursa tüm dünyayı kandırır memleketi ihya eder." diyen vatandaşlarımızın oyları cem uzan'ı meclise sokmaya yetmedi. akp tek başına iktidar oldu. ama geçen 3 yıla bir baktığımızda memleket parsel parsel satılmış bile ve bu o kadar açıktan yapılıyor ki başbakanımız böyle sözler edebiliyor.

dünyanın en hızlı laf sokan devlet adamı olmaya oynuyor gibi geliyor bana...hiçbir eleştiriye, muhalefete tahammülü yok... “muhalif eşittir eski kafalı solcu” mottosundan kurtulamamış bir adam...biri bir konuda eleştiri mi yaptı, cevap hemen laf çarpıtmak, birilerine şikayet etmek, aklınca laf sokmak ve etrafındaki yalakaların alkışları, bravoları arasında konuyu gümbürtüye getirmek... ülkemizin yabancı sermaye ve yatırım dahil daha bir çok şeye ihtiyacı var ama ihtiyaçlar keyifsizliğin ve hukuksuzluğun mazereti değildir ve olamaz. uğruna methiyeler düzdükleri “demokrasi” şeffaflık gerektirir, ülkeyi otel odalarında pazarlamayı ve bunu eleştirenleri ilk kalemde hemen “ırkçı” olarak suçlamayı değil... sürekli bir azarlama ve birilerine çatma hali söz konusu recep bey’de. iyi bir hatip olduğu konusunda rivayetler var ama ben çatallı bir ses tonu ile diktatörvari bir uslüpla ona buna veriştiren bir adam görüyorum sadece...hiç kimseye ve hiçbir kuruma hesap vermeyecekmiş gibi bir böbürlenme ve kibir hali var ki söylemeden edemeyeceğim; ekonomi politikası allah kelamı değildir, eleştirilir, sorgulanır ve gerekirse değiştirilir. ama politikanızı tek doğru ve sorgulanamaz addederseniz en büyük yanlışı yapmak üzeresinizdir. kendi eylemlerinize ve icraatlarınıza tapınmaya başlar ve dalkavuk ordusunun içinde gerçeklerin çok uzağına doğru ışık hızıyla yol alırsınız...iç ve dış konjonktürde çok şanslı bir dönemde gemisinin yelkenlerini iyi bir rüzgarla şişirmiş olabilir ama unutmamak lazım, rüzgarlı havada üşütme riski her zaman vardır...

her elestiriye kendisi cevap veren lider. bugune kadar ki yorumlarimda politikadaki maharetini begenmis olmama ragmen, bu tavrini anlamakta zorlaniyorum. her hamleyi karsilamaya sah'in kendisi cikacaksa, vezirlere, fillere, kalelere ne gerek var? her polemige basbakanin cevap vermesi gerekmez. yok mu koskoca partide agzi iyi laf yapan 2-3 tane cevval adam? gerci bakiyoruz hemen hemen butun bakanlar gayet mulayim ve sakin adamlar. eskiden bir erkan mumcu vardi. o da kazan kaldirdi, gitti anap'in basina gecti.

(bkz: rektörlerin yücel aşkın için yaptıklari gösteri/#8400811)

hiç bir eleştiriye cevap vermeyen, sadece höt diyebilen ya da demeyi seçen ve de maalesef gerçekten de lider olan, gücünü eğitimsizlikten, gericilikten, bağnazlıktan, mantıksızlıktan, bilim dışılıktan, kabadayılıktan, abim beyim atam bilircilerden alan,bu yüzden bunlarla mücadele edemeyecek değil etmeyecek olan,lider olmayı bırakın hiç bir ülkeye lider aday aday aday aday adayı bile olmayı haketmeyen,tiplerden çok farklı !?bilmem artık anlatabildim mi?

(bkz: vur ama vurmadan önce bir dinle)ben ulkemi adeta pazarlamakla mukellefim/@anakha

muhalefet istemeyen kisi. ne derse o olacak. ingilizce bilmiyor. catali sag elinde tutuyor. (bkz: bu ne perhiz bu ne lahana tursusu)

ulkeyi pazarlamak icin saglam bir takim kurmus basbakan. deneyimli kadrosuyla hayli basarili isler yapacagi kesin. tabii ufak bir ayrintiyi kaciriyor, pazarlamaya calistigi sey sadece kendisine veya takimina ait degil. hukukta buna benzer olaylarin bir tanimi olsa gerek*.

sagolsun izmir sevgisini deprem hakkında bi gecmis olsun bile demeyerek gostermis olan basbakan...

"benim musteşarımın sizin vereceğiniz kariyere ihtiyacı yoktur" diyerek bilime,universiteye,devletin kurumlarına,dürüstlüğe ne kadar çok önem verdiği(!) görülen insan.

kabadayı tarzı konuşmaların adamı.

hakkinda su an entry yazmamak icin kendimi zor tuttugum -ki tutamadigim- basbakanimiz, caylakliktan da atilacagim sozlukten ucacagim bir seyler yazmaya kalksam. beni, "acaba baska bir ulkede yasamak mi ben ve benim gibileri bu kadar tepkili hale getirdi?" diye dusunduren pek cok aydin maydin yazarimiza gore fevkalade isler basarmis olan bir diger kismina gore de gerici olan, bana gore ise sadece basbakan olan, etrafina da guzel bir kadro kurmus (ki bir tanesi kayserili, hemserim olur laf soyletmem) insan.(bkz: butun politikacilar cicektir)

"muhalefet uzerimizde baski kuruyor" diyerek dunya demokrasi tarihinde muhalefeti gorevini yaptigi icin eleştirmiş ilk siyaset adamidir.

sen üniversitelere yeterli ödeneği verme. araştırma için fonlar oluşturma. oluşturmamakla yetinmeyip üniversitlerin döner sermaye gelirlerinden araştırma fonlarına ayrılan paraya kendin vermiş gibi el koy (ki şahsımın bir senesine malolmuştur). araştırma yapacak asistan kadrosu verme. doktorasını yapmış başarılı genç için yardımcı doçentlik için kadro verme, bunca yıl okuduktan sonra ortada bırak. öğretim görevlilerinin maaşlarında düzenlemeye gitmeyerek, bi uzman çavuşun, bi astsubayın altında maaşla çalıştır. bu maaşlarla başarılı gençlerin bilimsel araştırma yapmak için üniversite de kalmaları yerine özel sektöre ve yurt dışına kaçmalarına olanak sağla. sonra da bunların hiçbirini icraatın başı olarak senin yapman ve düzeltmen gerekmiyormuş gibi, yök'e laf yetiştireceğim diye "üniversitelerin hali ortada!!!" de. inanmıyorum inanmak istemiyorum. sen kaynaklarını bilimsel çevreye aktardında mı bu insanlar çaba sarfetmedi? sen siyasetin burnunu akademik dünyadan çekmesini sağladında mı bu insanlar objektif kararlarla doğru yerlere doğru insanların gelmesini sağlamadı? kavga ettiğin insanların kendi konularında ülkenin en eğitimli ve bilgili insanları olduğunu dikkate almadan, "bu insanların bir rahatsızlıkları var. acaba nedir?" demeden, intihal yaptığı belgelenmiş müşteşarı cezalandırıldı diye kurumu küçümser, üniversiteleri kaale almaz bir tavır sergile. ne bekliyorduk ki? intihal* yapmış birine plaket mi vereceklerdi?sonradan gelen not: kendi çocuklarını bu ülkenin üniversitelerinde okutmayıp, bir işadamının bursu ile yutdışında okuttuğunu unutmuşum. (arkadaşı denilse de, şunu söylemek isterim. valla benim babama zengin bir arkadaşı böyle bir burs vereceğini önerse babam "altından kalkamam", "karşılığında ezilirim" diye kabul edemezdi.)daha da sonra gelen ek edit :"şimdi "para, para, para. nedir kardeşim? peki nedir sosyal bölümlerin hali? ha sorarım sana!! senin tıp fakültelerine giren ve çıkan hatta çıkmayan paralardan haberin var mı haaa?!!!" diye mesaj yollama isteyi içine düşecek olan olursa tekrar tekrar cevap yazmak zorunda bırakmasınlar bi zahmet şurayı okusunlar tatmin olmazlar ise "aman çocuğun işi gücü var. yazık. bi de ben kafasına ekşimeyeyim. apır sapır fikirlerimle yormayayım" desinler bi zahmet. saygılarımla :üniversite içindeyim ve nasıl saçma salak işler yapıldığını. kimlerin nasıl kayrılıp merdiven tırmandığını görüyorum. bununla beraber, bir başbakanın sanki cameat toplantısında konuşur gibi, akademik dünyayı aşağılar, küçümser ifadelerle eleştirmesini kabul edemiyorum. bir sürü çürük elmanın olduğu gibi, bir çok saygı duyulası bilim adamını da içeriyor o akademik çevreler. ki bu başarısız bulduğu sistemi değiştirmek kendi elinde iken. kendi burnunu, dolayısıyla siyaseti, bütünüyle bilimsel kurumların içine sokması (bkz: tübitak) buna pek niyeti olduğunu göstermiyor. üniversitelere danışmadan saman altından üniversite yasaları hazırlamak bana pek iyi niyetli bir davranış gelmiyor. yapılmak istenen değişikliklerin üniversitelerin verimli çalışmasını sağlayacak, adil bir akademik ilerlemenin önünü açacak, üniversitelerde özerkliğin artmasını sağlayacak değişikler olması gerekirken, mevcut kadroların tasviye edilip yerine siyasilerin atayacağı kadroların gelmesine yönelik olması haliyle mevcut kadrolardan memnun olmayanları dahi huzursuz ediyor. bana arı kovanına çomak sokuyor gibi geliyor.tıp fakültelerine gelince, üniversite içinde kanser gibi büyüyorlar. akademik kültür sahibi olmayan bir çok kişi, teknik konulardaki çalışmalarıyla yükseliyor ki bilimsel olarak hakkediyorsa buna da çok fazla birşey diyemem. yalnız akdemik kültürden yoksun olmaları davranışlarına da yansıyor ve insanın içini burkuyor. ha bu paranın hepsi tıp fakülteleri içinde mi paylaşılıyor. hayır bir kısmı da üniversitelerin araştırma fonları ayrılan fonlarına aktarılıyor ve diğer bölümlerdeki projelere kaynak yaratılıyor. yani yürütmenin "al harca" diye verdiği bir para değil. üniversitenin kendi bünyesinden oluşturduğu bir para. peki benim sevgili hükümetim ne yapıyor. bütçe kısıtlaması bahanesiyle bu paraya el koyuyor. ki bu el koydukları para belirlenen projelere dağıtımı yapılmış paradır. bu ne demek oluyor. benim gibi kişilerin yüksek bütçeli deney aletleri gerektiren çalışmaları yapmak için konuyu üniversitenin gerekli kurumlarına sunup onay alıp ödeneği çıkarması ve bu gelecek paraya güvenerek çalışmalarına başlaması demek oluyor. ki bu para hemen bir anda da harcanabilen bir para değil. çalışmanın gidişarına göre yönlendirilen, alınacak ekipmanın elde edilecek sonuçlara göre belirlenebildiği bi para. yeri geldiğinde pahalı malzemelerin temininde de kullanılabilen bi para. işte benim sevgili hükümetim bu noktada deveye girip, "o para bana lazım ver bakayım sen onu bana" diyerek parayı almakta. sadece kendim üzerinden konuşayım. belli bir noktaya getirdiğim çalışmanın devamı için gerekli deney aletinin ihale aşamasında geri çekilmesini sağlamış bir sene boyunca hiç bir çalışma yapamayarak tekrar ödenek oluşturulmasını beklememe neden oldu. o bir sene boyunca çıktıydı geldiydi olduydu piştiydi diye oyalamış, iş hayatına atılmamı da engellemiştir. bir sene sonunda da artık daha fazla maddi olarak dayanamayacağımdan çalışmaya başladım ve şimdi ikisini bir arada yürütmeye çalışıyorum ama uzatma yılında tamamlayamadığım için 3 aylık düzeltme süresi almış bulunuyorum ve yetiştirebilmek için çabalıyorum ve itiraf da ediyorum iş hayatıyla beraber yürütülmesi çok zor oldğu için yaptığım çalışmanın kapsamını daralttım. çok daha geniş ve tatminkar sonuçlar elde edebilecekken yaptığım kadarıyla bi tez tamamlamış oldum. ayrıca okulumu tamamlayamadığım için de iş yerinde istediğim pozisyona ve maaşa ulaşamadım. bana o yüzden hiç savunmayın. yok "para, para, para", yok bilmemnerenin paralarından haberim varmıymış. var efendim. hepsinden haberim var. bu hükümetin benim hayatımı nasıl etkilediğinden üniversiteleri nasıl etkilediğinden çok yakın olarak hatta bizzat haberim var. üniversitelerin köhneleşmiş bir sistem üzerinde olması onların yaptıklarını hafifletmiyor. ki burdan söyliyim ki o bir senem, hatta 1,5a gidiyor, haram olsun!! öte tarafta umarım cezasını çeker. şunuda söyliyeyim. bu durumdaki tek kişi ben değilim. birçok kişiyi mahrum ettiler. bir dönem tüm araştırma görevlisi alımlarını dondurarak, bir çok başarılı genci üniversiteden vazgeçip özel sektörde çalışmasına sebep oldular. o yüzzden bana hiçbir şekilde savunmayın."

kendi yönettiği ülkenin kurumlarıyla kürsüden ağız dalaşaı yapan ve çok seviyesiz ifadeler kullanan zattır. sevgili müsteşarının hocalık yapması yasaklandı diye yine çılgına dönmüş ve yine o beylik laflarına sarılmıştır. acep sayın başbakan herşeyi havale ettiği yer olan avrupa konseyinde oalyı açıklasa ve deseki çalmış çırpmış kitap yazmış ama ben onu aldım danışman yaptım... adama ne derler; insanın yüzü kızarmaz mı

bir ülkenin başbakanı, hiç ülkesinin üniversitelerini yerer, yerin dibine batırır mı?başbakan dediğin sorunları alenen sağa sola yansıtmaz, anlamsız ve seviyesiz kasımpaşa usulü laf dalaşlarına girmez. eleştirecekse de yıkıcı değil yapıcı eleştiri yapar...kaldı ki türkiye'de yüksek lisans olmasa da, lisans eğitimi pek çok uzmanın da dediği gibi pek çok avrupa ülkesinden iyidir. hatta ingiltere bir, türkiye ikidir.ama muhterem başbakanımız bir laf atacak ya yök'e...demek ki böyle başbakanlar da oluyormuş, ülkesinin üniversitesini yerin dibine batıran, yabancı öğrencileri, 3.dünya ve türki cumhuriyetlerden genç ve başarılı beyinleri ülkesine çekeceğine, üniversiteleri överek,dünyada sanayi şirketlerimizin yanında bunların da reklamını yapması gerekirkene,ödenek seviyelerini,araştırma fonlarını,kadroları kesmek yerine maksimuma çıkarırması lazım gelirkene, bunlar da yapılıyormuş

uslubunu begenmeyebilirsiniz lakin "universitelerin hali ortada" derken yaptigi elestiri haksiz olmayan kisidir. universitede arastirma sadece parayla odenekle olmaz. hadi deneysel, uygulamali bilimleri yapamiyorsun, peki teorik alanlarda ne calisman var? ustelik paranin en fazla oldugu, universitelere gelen butcenin en buyuk kismini emdigi gibi, doner sermaye denilen ozerk gelir kaynaklarina sahip tip fakultelerinde de elle tutulur hicbir arastirma yapilmamaktadir. turk doktorlari deli gibi makale yolluyor yurtdisina ama hemen hepsi klinik alanda. teoride gene sinifta kaliyoruz. yeni hicbirsey urettigimiz yok. bilimadamlari imkansizliklar icinde calisiyor tespiti yanlis degildir. maaslari da yetersizdir, bu da dogru. gene de butun bunlar 70 milyonluk bir ulkede hic bilim uretilememesini hakli kilmaz. bugun japonlar master, doktora ogrencilerine hic maas vermedikleri gibi, okul harci aliyorlar ama en degerli makaleleri bu gonullu ogrenciler hazirliyor. bilim yapmak icin gereken para cok ahim sahim bir para degildir. bugun japonyada icinde 35 kisinin sabah aksam deli gibi deney yaptigi bir genetik lab'ini dondermek dunyanin en pahali ulkesi olmasina ragmen yillik 100 bin dolari gecmiyor. universiteler kendilerine ayirilan butceleri iyi organize edebilse, hadi her okulda 30 tane olmasa da 5 tane iyi calisan genetik lab'i kurulur. her lab'da 35 kisi olmak zorunda da degil. ama nedir? turk universiteleri ideolojik kamplasmalara bolunmus. rektoru, dekani ustune vazife olmayan islerle ugrasiyor. tip fakultelerinin milyonlarca dolarlik rant'ini uc-bes kisi hamuduyla goturuyor. bilimadamlarina profesorluk diye bilimsel dunyada yeri olmayan bir paye ne ise yaradigi belli olmayan ceberrut bir kurul tarafindan dagitiliyor. profesorlugun kadro unvani oldugunu, ilkokul mezunlarinin bile yeri gelince profesor olabilecegini, esas onemli olanin filozofik doktora unvani yani phd oldugunu, bunun da ahbap cavus iliskisi ile degil, uluslarasi saygin dergilerde yayinlanmis makalelerle alindigini kimseye anlatamiyorsun. koskoca stephen hawking bile unvan olarak yanlizca phd'yi kullanirken, hayatinda hicbir onemli basarisi, bulusu, makalesi olmayan, birakin bunlari yaptigi adam gibi ceviri bile bulunmayan, ahbap cavus iliskisi ile ya da kemalist, dindar, sagci, solcu gibi bilimle alakasi bulunmayan ozellikleri yuzunden profesor yapilanlar, bunu da isimlerine ontaki olarak kullanip sise sise geziyorlar. turkiyede bilimin kendisi degil filmi yapiliyor, ben bunu bilir bunu soylerim.

the apprentice'e katılsa, kesin birinci olup ülkemizin yüzünü güldürecek kişidir...

hakkında en çok entry girilen siyasetçirecep tayyip erdoğan(702)mustafa sarigul (367)deniz baykal (208)bulent ecevit (166)turgut ozal (157)suleyman demirel (146)erkan mumcu (125)tansu ciller (93)necmettin erbakan (90)mehmet agar (79)mesut yilmaz (57)devlet bahceli (53)muhsin yazicioglu (18)neden bu kadar çok entry girildiğini ufaktan analiz etmek gerekiyor. öncelikle diğerleri siyasette popülerken internet bu kadar yaygın değildi, şimdi herkesin evinde internet var 6. nesil yazarlarla birlikte sözlük çok kalabalıklaştı yazar sayısı arttı o yüzden entry sayısı da arttı diyenler olabilir. mehmet ağar, deniz baykal, erkan mumcu gibi şu anda mecliste olan partilerin genel başkanları hakkında girilen entry sayısı neden recep tayyip erdoğan kadar artmadı diye sorulabilir. 1. çok sivri açıklamalarının olması. 2. seveni tam severken sevmeyenlerin nefret etmesi3. tartışmalı konularda tartışmalı açıklamalar yapması unutanlar için kısa bir hatırlatma (bkz: kıbrıs) (bkz: kürt sorunu) (bkz: özelleştirme) (bkz: kadrolaşma) (bkz: laiklik) ve devam eder böyle4. kahve ağzıyla konuşmayı halka yakınlık zannetmesişimdi ilk aklıma gelenler bunlar... aklıma geldikçe biraz daha eklerimedit: ben ekleyene kadar milliyette osman ulagay yazmış tühhh... http://www.milliyet.com.tr/...11/02/yazar/ulagay.html

bu zat-ı muhterem, gazetecilerin, cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer'in 29 ekim resepsiyonu'na tüm rektörleri davet etmesi hakkındaki yorumunu sormaları üzerine şöyle yanıt vererek tarihe adını yine yazdırmıştır."birincisi bu sorunun muhatabı değilim. soruyu muhatabına sorarsanız iyi olur. ikincisi de adama derler ki; bayram değil, seyran değil..."(bkz: atma recep din kardeşiyiz)(ara: çay koy)

bir ülkenin cumhurbaşkanının, ülkenin birinci gündem maddesi haline gelmiş bir olay için bilgi almak amacıyla üniversite rektörlerini çankaya köşküne çağırması üzerine bayram değil seyran değil şeklinde açıklama yaparak hala kasımpaşa ruhunu bırakmadığını göstermiştir.işin enteresan yanı ise ortada gerçekten bir bayram olması. 29 ekim cumhuriyet bayramı, türkiye'nin en büyük bayramı. rektörler çankaya'ya 29 ekim resepsiyonu için çağrılıyor. hadi onu geçelim diyelim ki bayram falan yok ortada. cumhurbaşkanı köşke çağıracağı kişiler için başbakan'dan izin mi almalı? meclis çoğunluğunu, devlet kadrolarını ele geçirdi diye kendini padişah gibi görmeye başlayan başbakan daha dikkatli olmalı bence. devlet yönetmek, politikacı olmak, kasımpaşada kahvede ağız dalaşı yapmaya benzemez.

(bkz: hıncal uluç/#8428123)

kendisi hakkında mehmet ali kışlalı, hıncal uluç, erdoğan teziç vb. kişiler tarafından adnan menderes benzetmeleri yapılan başbakan, daha da önemlisi insan.tamam tarzını ve bazı icraatlarını ben de beğenmiyorum ama(bkz: yapma canim yapma arkadasim)

acilen belirli günler ve haftalar kitabını okuması gereklidir. "ikincisi de adama derler ki; bayram değil, seyran değil..." güzide bir vecizedir, tarihimize altın harflerle kazınmıştır. bayramdır, seyrandır da sen farkında değilsin...

(bkz: chosen one)

yakında ben odunu aday gostersem milletvekili sectiririm dese hayatta şaşırmayacağım kişi.

yakında ben odun kafalı milletimin vekiliyim demesini beklediğim kişi. oğlu dubai de tatil yaptı. siz de oy attınız ona bravo.

on beş sene evvel laik cumhuriyete şiirlerle meydan okuyan, şimdi ise o cumhuriyetin başında olan zat.insan böyle çark eder mi diye düşünüyorum; hayır etmez. değiştim diyor kendisi, düşünüyorum da yirmi yaşındayım ve geçen on beş yılda ben o kadar değişmedim -en azından çark etmedim.bir zamanlar laikliğe meydan okuyordu, camiler kışlamız, minareler süngümüz diye; şimdi ise içten içe eritiyor dördüncü ilkeyi, yeni çıkartılan yasalarla, kadrolaşmayla. amaç belli

(bkz: nesrin topkapı)

kendine yakışan bir hareket daha yapan tc başbakanı."şiir okuyandan pankart açana davaher fırsatta şiir okuduğu için hapse girdiğini hatırlatan başbakan tayyip erdoğan, kendisine pankart açan vatandaşı mahkemeye verdi.bahçeşehir üniversitesi’nin 24 eylül 2005’teki akademik yıl açılış törenine katılan erdoğan’ın konuşması sırasında, ‘ermeni konferansı’nı çok isteyen siz, kimin başbakanısınız? tstk (türkiye sivil toplum kuruluşları) birliği’ yazılı döviz açan aynur saydam hakkında dava açıldı. erdoğan’ın şikayeti üzerine açılan davada saydam’ın, başbakan’a hakaretten 6 aydan 2 yıla kadar hapsi isteniyor. dava istanbul 10. asliye ceza mahkemesi’nde görülecek."http://www.hurriyet.com.tr/...9649.asp?m=1&gid=69sözlüğe de yakında dava açar...bonus olarak:(bkz: tayyip erdoğan'ın penguen'e tazminat davası açması)

kasımpaşalı siyesetçi.. akıllara zarar beyanatların adamı..29 ekim cumhuriyet bayramı resepsiyonu için çankaya köşkünde verilecek davete 67 üniversitenin rektörünü köşke davet eden cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer'e dünkü akp grup toplantısında yaptığı dehşet konuşmada okkalı bir posta koymuştur. şu talihsiz lafları, sağ dirseğini dayadığı konuşma kürsüsünün sol tarafına doğru yaslanarak ve sol omzunu titrete titrete kendisine göre delikanlı üslubuyla, sarfetmiştir zat-ı şahane : "bayram değil, seyran değil.. diye sorarlar adama!!"bayram değil dediği cumhuriyet bayramı.. adam dediği cumhuriyetin en yüksek makamında oturan cumhurbaşkanı.. bundan öte yorum, laf, küf vesaire olamaz.bence bu şahıs bayramını ve cumhurreisini tanımamakla cumhuriyeti tanımadığı veya buna ehemmiyet vermediği izlenimini yaratmaya çalışıyor ve bence başarıyor da.. kendi arzusu hilafetin gelmesi olmalı herhalde.. "camiler kışlaları" olsun diye..allahtan akıl fikir diliyorum vücut dilini kullanma ustası bu siyaset kişisine..

argo konuşan kasımpaşalı başbakan.(bkz: http://www.milliyet.com.tr/...10/27/siyaset/asiy.html)

cumhurbaskanini ya da kiymetli rektorlerini taniyip tanimadigini bilmedigim ama ulkede bir kisim zevatin atanmislara, sivil ya da uniformali burokratlara yalakalik yapmaktan imtina etmezken, millet tarafindan secilmis ve gorevine yerlestirilmis oldugu halde asilmakla, oldurulmekle tehdit ettikleri kisidir bu. akillarinca akilli ol yoksa sonun adnan menderes gibi olur demeye getiriyorlar. he hey, o koprunun altindan cok sular akti. sikiysa denemeye kalkin da gorun dunyanin kac bucak oldugunu.edit:tehdit etmenize bisey demiyorum ey dar goruslu, laiklik yobazi, adam kayirmaciligin, ikiyuzlulugun kitabini yazmislar, militarist jakobenizmi solculuk diye yutturanlar, ey bu milleti 80 senedir somurenler, degerlerine mukaddesatina saldiranlar, size bisey demiyorum ben. lakin elinizden geleni ardiniza koymayin diyorum.

kendisi güya adnan menderes'e benzetilip asılmakla tehdit edilince ses çıkaranların, pek sevdikleri adam senin benim gibi kendisini seçen vatandaşa burası sakatatçı değil kardeşim derken, bari cenazeleri mercedese binsin derken de ses çıkarmaları beklenebilir belki, adam kayırmak, ikiyüzlülük, bizdencilik olmasa.ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim lafından kötü niyetli çıkarımlar yapanları eleştirenlerin, adnan menderes'e benzetip asmakla tehdit ettiler diye de bağırmaması gerekir, kendi içinde çelişmemek, kendine saygı açısından, tarafsızlık, insana saygı gerekliliğinden.lakin maalesef bunların eksikliğinden...

bir dükkanım olsa kasasını emanet etmeyeceğim adam. eğitim durumu, yabancı dil bilgisini değerlendirseniz bugün doğru düzgün gibi bir iş bulması neredeyse imkansız bir şahısken ülkemize başbakan olabiliyor. memleketim insanının vizyonu o kadar dar ki 70 milyon adamdan alternatif bir başbakan adayı çıkamıyor. en müslüman, en ahlaklı parti onunki ama seçim ulufesi diye dağıttığı işlerin akıbeti ortada. akpli bilmemnenin kirvesi bilmemne, akp kadın kolları üyesi bazıları malatyada kimsesiz çocuklara işkence ediyor. ama en müslüman onlar ha...sonu adnan menderes gibi olamaz ki tayyip erdoğan'ın, kendisini adnan menderes kadar ciddiye aldıramaz çünkü. 3-5 çocuk bayrak yaktı diye galeyana gelip lince kalkışan türk insanı memleketinin kurum kurum pazarlanmasına nasıl ses çıkarmaz? ciddiye almıyorlar demek ki...

(bkz: ayın elemani)(bkz: penguen)

bilmediğini bilmeyenden kork dedirten insan

yakında tüm dünya dillerine(bkz: tribunlere oynamayın)(bkz: bizi oyuna getirmeyin)(bkz: bunları yemeyiz)gibi kalıpları katacak kişi. (bari yabancılara da türklere konuştuğun kalıplarla konuşma be adam, tercumana yazık)

ülkeri pazarlayarak ülkeyi pazarlamayı öğrenen başbakan

malatya cocuk yuvasinda yasananlarla ilgili sucluyu bulmus olan hazret: "medya yargisiz infaz yapiyor"http://www.hurriyet.com.tr/...4906.asp?m=1&gid=69

siyasette ki bayrak koşucusu... özelleştirme bayrağını turgut özal' dan alarak bu güne getiren politik koşucu...

gercek yüzünü yavas yavas gostermeye baslamıstır.

surekli medya ile tartisip medyayi elestirmektense, medyanin elestirdigi problemleri cozmekle ugrassa keske...

gerçek yüzünü hiçbir zaman saklayamamış, ve saklayamayacak olan insandır.* "camiler kışlamız, minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz..." diye atıp tutan bir şeriatçının ** bir anda değişip doğru yolu bulabileceğine inananların en kısa zamanda akıl fikir edinmelerini diliyorum.bu gerçek yüzü göremeyenler ya görmek istemiyorlardır, ya da tek kelimeyle cahildirler. iki türlü de, medya bu kadar arkasında olduğu sürece bu insanla ilgili yapılacak hiçbirşey yoktur. bize ise ana muhalefet partisi başkanı bülent ersoy'la uğraşırken bu insanın saltanatının keyfini sürmesini izlemek kalacaktır.

sanki çok iş yapmış gibi pişkin pişkin "benim bakanım kendi döneminin faturasını değil, geçmişin faturalarını mı ödeyecek?" diyebilen biri. oldu o zaman her şeyin bi ucu geçmişe dayanıyor diye sorumuluk yüklenmeyelim. eğer sorunu üstlenip düzeltmeyecekse ne işi var orda?

cumhurbaşkanı'nın cumhuriyet bayramı (evet bayram) resepsiyonuna tüm rektörleri çağırmasını yorumlarken "bayram degil seyran degil" gibi bir deyimle konuşmasını süsleyip, mizah dünyamızdaki yerini taçlandıran büyük ünlü türk büyüğümüz. allah başımızdan eksik etmesin.

abdullah gül ile birlikte lozan'ın kaldırılması ve türkiye sınırlarının değiştirilmesi yükümlülüğü altına giren ve hala başbakan olan insan

hatırlanacağı gibi, recep tayyip erdoğan'ın ilk başımıza kakılmaya başlandğı yıllarda, hakkında bir "tabanın sevdiği siyasetçi, karsizmatik, örgütçü" gibi bir imaj yaratılmaya çalışılıyordu. bu genç-karizmatik-başarılı siyasetçi imajı yıllarca sağda solda işlendi, ısıtılıp ısıtılıp önümüze konuldu.oysa erdoğan, siyaset hayatı son derece başarısız geçmiş, her şeyini necmettin erbakan'ın kendisini sevmesi ve tutmasına borçlu olan bir siyasetçidir.erbakan erdoğan'ı önce bir milletvekili ara seçiminde aday gösterdi, erdoğan seçimi kazanamadı. sonra bir milletvekili seçiminde aday gösterdi, hem de seçilebileceği sıradan. ama o seçimde tercih sistemi vardı ve tabanın sevgilisi diye başımıza kakılan erdoğan tabanın tercihte adını çizmesi sonucu seçilemedi, yerine listede onun altında yer alan biri meclise girdi. erbakan erdoğan'ı bir kez daha aday yaptı; bu kez beyoğlu belediye başkanlığına. erdoğan kaybetme geleneğini sürdürdü ve bir kez daha seçimi kazanamadı. erbakan erdoğan'ı bir sonraki yerel seçimlerde büyükşehir belediye başkanlığına aday yaptı ve erdoğan nihayet kazandı. o seçimde erbakan beni aday gösterse ben de kazanırdım muhtemelen. düşünün, bir siyasetçi 3 kez seçim kaybediyor, 4. kez aday yapılıyor. ilçe seçimini kaybediyor, bir sonraki seçimde terfi edip büyükşehir belediye başkanlığına aday oluyor. sonraki hikayeler az çok biliniyor. bir şiir, bir dava, mağdur imajı, parti kapatılması, burjuva siyasetinin krizi, ytp projesinin tutmaması vs.demem o ki, recep tayyip erdoğan'ın bu hırçınlığı, saldırganlığı tesadüf değildir. burjuva siyaseti ölçütü temel alındığında bile başarısız, geldiği yere kayırma ve şansla gelmiş bir siyasetçinin hazımsızlığının ve kifayetsizliğinin su üstüne çıkmasıdır sadece.

malatyadaki iskence olayiyla ilgili basbakan rte durum degerlendirmesinde "benim bakanım kendi döneminin faturasını değil, geçmişin faturalarını mı ödeyecek?" diyerek sosyal guvenlik bakanina destek cikarken ,nasil bir hipokrasiyle, daha gecenlerde , kendisinden onceki bir donemde acilan ihale icin actigi sorusturma konusunda sikayetlerle hapse atilan, kelepce takilan, evi talan edilen universite rektoru hakkinda, sucluysa cezasini ceker yargidan kacilmaz diyerek beyanat vermisir haklidir da yargidan kacilmaz, herkes hesap vermelidir. . hatta ve hatta rektorleri bayram balosuna davet eden "adama" da , bayram degil (cumhuriyet bayrami) seyran degil diye sorarlar adama(tc cumhurbaskani) beyanatlari vermistir. sen o kadar kadrolas, capsiz kadrolarin, danismanlarin her yerde cark etsin sonradasanki kasimpasa kahvehanelerinden birinde caycilara beyanat veriyor gibi demeclerle durumu izah etmeye calis . erdem birazcik erdemi bile esirgiyor bu milletten gunumuzun basbakani . partisinden istifa eden bakanina bile sanki kahvede okey oynuyormus da okeyde dorduncu masadan kalkmis gibi "arkadasin kendi kararidir" diyebilen,siir okuyup hapse girdim istirap cektim deyip, pankart acti diye, karikatur cizdi diye davalar acabilen bir basbakanimiz var...

cizmeyi fazlasiyla asmis kisi.

son zamanlarda ki tavırları ile beni mutlu eden insan. nihayetinde gidiş biletini kestiriyor. o koltuktan inip ülkeyi kurtardığı gün gidip öpücem yanaklarından. sonra da "bayram değil seyran değil sen beni neden öptün?" demesini bekleyecem..

(bkz: palpatine)

(bkz: bayram değil seyran değil)

(bkz: içeride azarlama dışarıda kuzu kuzu)

uzun süre türk insanın belediye seçimlerinde oy yağdırdığı ama genel seçimlerde oyunu esirgediği siyasi akımın temsilcisidir. o siyasi akımın da en güncel, önde gelen lideridir. (bkz: tayyipler alemi)sağduyulu türk insanın 10-15 yıl boyunca belediye seçimlerinde bu partiye ve kişiye oy verip genel seçimde görmezden gelmesinin nedeni bu olacakları önceden kestirmesiydi. şöyle ki: bu adamlar çalışıyordu. diğer partilerin siyasi görüşü daha halkçı, öngördükleri programlar daha verimli olabilir ama iş icraata gelincehiçbirisi tayyip erdoğan'ın ve cenahının yaptığı kadar icraat yapmadılar. hiçbirisi halkın en alt tabakasına onlar kadar ulaşamadılar. istanbul'un su sorunu, haliç'in kokusu, istanbul'un azgelişmiş ülke görünümü vs hala gözümünün önünde. yolsuzluk yapıyorlar mı yapmıyorlar mı bilemem ama kimse bunların bir yolsuzluklarını da ortaya çıkaramadı. hiç mi yapmıyorlar? hiçbiri mi yapmıyor? gerçekçi olmak gerekirse bir çekilde kılıf uyduruyor olabilirler ama asla diğer partiler kadar çok ve yüze göze bulaştıracak kadar yapmıyorlar* ve/veya başka açgözlüler kadar çok yapmıyorlar**. şu da var; bizim insanımız başta oturanın olanaklardan biraz istifade etmesine alışkındır. (bkz: bal tutan parmağını yalar) yeter ki hizmetini de tam yapsın. asıl kızdıkları yolsuzluğa erinmeyenlerin iş hizmete gelince tembellik etmeleriydi. tayyipler alemi onu yapmadı işte.lakin insanlar genel seçimlerde oylarını 10-15 yıl boyunca tayyipler alemine vermekten kaçındılar. çünkü takkiye ne demek çok iyi biliyorlardı. sonuçta ne tayyip ne de kadrosu uydu kentlerde yaşıyor. özel hayat biçimlerini bilen biliyor ve bilmeyenlere anlatıyor. zaten bu yüzden, insanların sempatisini kazanmak için tayyip ve mefkure arkadaşları uzun yıllar belediyecilikte türkiyenin en iyi olmaya azmettiler. çünkü belediye başkanlıkları onların amacı değildi. asıl amaçlarına ulaştıracak bir araçtı. ve işe yaradı da!2000 yılına kadar her türlü parti kombinasyonunu deneyen ve rahmetli sakıp sabancı'nın tabiriyle elinde üçün biri kalan türk insanı son çare olarak belediyecilikten başka şans tanımadığı ve vermiş olduğu bu şansı da 10 yıldır çok iyi değerlendirmiş olan bu siyasi cenahı iktidar yaptı.şunu da hatırlamak lazım: tayyip'in ilk belediye başkanı seçimini hatırlamayan var mı? gazetelerde dergilerde adaylar kaşılaştırılırken tayyip'e yer bile ayrılmıyordu. köşe yazılarında onun seçimi kazanmasına ihtimal verilmiyordu. mizah dergilerinin kapağında diğer adayların karikatürleri vardı, tayyip'in karikatürünü bile çizmiyorlardı. sebebi samimiyetle böyle bir olasılığı görmemeleriydi ama resmini, ismini görmediğimiz, televizyondaki "belediye adayları tartışıyor" programına davet bile edilmeyen tayyip istanbul belediye başkanı oldu! herkes şaştı kaldı. fakir semtleri gezip herkese bulgur mu dağıtmışlardı? evleri ve hatta genelevleri tek tek gezip oy mu istemişlerdi? halkın en düşük sosyo-kültürel kesimiyle mi muhattap olmuşlardı. evet olmuşlardı. ama diğerleri onu da yapmadılar. halka inmediler. bilemediler ki halka inilmez çıkılır. onlar entellektüel olarak sırça köşklerinde siyasi-doktrin, edebiyat parçalayarak iktidar olunur politika yapılır sanıyorlardı. olmadı. 2000 seçimlerinde de olmadı.iktidara geldiğinde de hemen takke düşmedi. kel görünmedi . tam tersine gayet modern bir portre çizildi. arada bir modernliği sindiremeden moderniteye özenen kasımpaşalılıklar yapılmadı mı, yapıldı (bkz: bizim de kendimizi check etmemiz lazım)(bkz: dezenformasyon var). ama onlar da zamanla aşıldı. çünkü tayyip kadrosunu doğru adamlardan seçmişti. matarama su ko hiçbir seçimde oyunu akp'ye vermedi ve asla vermeyi de düşünmüyor. ama kemal derviş'in belini doğrulttuğu ekonomiyi ancak ali babacan kalitesinde bir ekonomi bakanı sürdürebilirdi. diğer partiler gibi kendisini iktidara taşıyan belli başlı milletvekilllerine bakanlıkları dağıtmadı. kilit önemi haiz bakanlıkları işinin ehline verdi. kendi görüşlerini yaymak, kadrolaşmalarını yaymak için uygun bakanlık yeterince çoktu zaten. onlara kendi adamlarını yerleştirmenin diyetini bu şekilde ödemişti ve ölümü görmüş olan halk ve basın sıtmaya razı olmuştu.tayyip'in ve tayyipler aleminin en çok mahkeme konusu olan işleri, kadrolaşmadan dolayı başlarına açılan işlerdir. bu belediyede de böyleydi iktidarda da böyle oldu. ama medya sustukça bunu pek bilen olmadı. olmayacak da. zaten mahkemye intikal etmiş olaylar hakkında yorum yapmak da caiz değildir. bize de düşmez.enflasyonu düşürdü. bütçeyi düzeltti. liradan altı sıfır atma işi de ona nasip oldu. ab müzakereleri öyle ya da böyle başladı. bitmeyecek olmasının hesabı nasıl olsa 15-20 yıldan önce sorulmaz. (bkz: bu kadar zamanda ya kral ölür ya eşek ya da ben)yunanistan'la aramızda kriz olmuyor. gazetelerimizin kapağında yunanistan sınırını bekleyen yunan askerine gülümseyerek elini uzatmış bir türk başbakanı ve çapraz tutuşunu bozmadan o ele tepeden tepeden, bahşiş istemeye gelen ramazan davulcusuna bakar gibi bakan yunan askerinin resmi de kapaktan gördük ama altında bu sahneyi analiz eden hiçbir yazı yoktu. önemli olan da bu.avrupayla çok içli dışlı oldu. italyan başbakanı ile kanka oldu. en azından italyan başbakanı onun buna inanmasını sağladı. oğlunu amerika'da okutarak halkına örnek oluyor. her türlü modernlik onda yani. e-devlet bir yandan yürüyor. trafik polisleri artık canının istediğ iarabayı çevirip ehliyet-ruhsat, açık sormuyor. mezarlıklar bakımlı. meydanlar temiz vs... (bkz: gider bu böyle)tayyipler alemi tayyip doğmadan çok yıllar önce hayatta kalabilmek için rengini belli etmemeyi öğrendi. sabretmeyi öğrendi. dışarıda olan biten gelişmelere ayak uydurmayı öğrendi. arada bir komik sentezler de yaptılar ama ennihayetinde bir tutar yol buldular. özellikle de 1980'den daha doğrusu özal'dan sonra. peki bu adamların takkesi ne zaman düşecek de kel görünecek? belki de hiçbir zaman. çünkü son söz olarak (bkz: karga kekliği taklit ederken kendi yürüyüşü şaşar)

chp'deki onurlu milletvekillerinin(bkz: naci aslan/@fitneci) transferine devam eden recep tayyip erdoğan'ın demokrasi anlayışı gene ufkumuzu aydınlattı. %35 oy aldığı için milletin ne istediğine, ne istemediğine karar verme hakkına sahip olan rte bakalım çevresine neler diyormuş:http://www.milliyet.com.tr/...10/27/son/sonsiy03.htmlalıntılar:1) ..buna karşın yakın çevresinden gelen bir bilgi erdoğan’ın mumcu’yu "muhatap almama" tavrını sürdüreceğini ortaya koydu. buna göre erdoğan, anap’ı "milletin oylarıyla meclis’te grup olarak temsil edilme hakkı, hatta meclis’te temsil edilme hakkı vermediği bir parti" olarak değerlendiriyor.[yazarın yorumu: milletin isteklerine o kadar saygılıysan neden sadece %35 oy almana rağmen, %67 milletvekili toplayıp muhalefeti sallamadan krallığınızı sürüyorsun(uz)? eğer akp %35 aldıysa, en az %60'ın akp'den ve rte'den hazetmediğini söyleyebiliriz. kaldı ki; yukarıda bahsi geçmiş milletvekillerini millet sizde görsün diye oylamadı, bilakis akp'yi sevmediğinden chp'ye veren (sağcı/solcu) çok kişi var.]2).. erdoğan, hala tbmm’de "milletin grup olarak temsil edilmesini istediği tek partinin chp olduğu" değerlendirmesiyle yalnızca baykal’ı muhatap alacak. erdoğan, dyp genel başkanı mehmet ağar’a ise "milletin seçimlerde grup olmasa bile meclis’te temsilini istediği" yorumuyla tavır uygulamayacak.[meali: milletin grup olarak temsil edilmesini istediği tek parti chpdir, grup olmasa bile temsilini istediğiyse dyp'dir. ben öyle sezinliyorum en azından; itirazınız varsa seçim sonuçlarında aldığımız oy oranına bakıp milletin iradesine saygı gösterebilirsiniz. konu açılmışken; ileride bu millet erkan mumcu'yu katrana ve tüye bulayıp sınır dışı etmek de isteyebilir. hele ki bu millet ileride bir gün demokrasiden vazgeçerse..milletin iradesine saygımız sonsuz olur o zaman.]ben bu demokrasi'nin gözünü seveyim!

malatyadaki dayak skandalı ile ilgili olayı çözmüş başbakanımız.bundan böyle erkek ve kız çocuklar aynı yurtta kalmayacakmış.kız yurtlarına erkek görevli verilmeyecekmiş.zaten bu çocuklar 6 yaşından sonra ayrı yurtlara yerleştiriliyor.hadi kız yurtlarına erkek görevli vermeyerek tacizin önüne geçtin diyelim,kötü muamele ve dayağı nasıl engelleyeceksin?malatyada çocukları dövenler erkek değildi.ayrıca yurtlarda tacize uğrayanlar sadece kız öğrenciler değil.erkek öğrenciler de tacize uğruyorlar.sen oraya eğitimsiz personeli yollarsan ve denetim yapmazsan hiçbirşey değişmez.aynı senaryo barbaros çocuk köyünde de sergilenmişti.iktidardaki ilk yıllarında basının da desteğiyle takiyye yapan hükümet,yavaş yavaş gerçek kimliğini sergilemeye başladı.ayrıca (bkz: gençlik kamplarında el ele tutuşmanın yasaklanması)

hakkında chp izmir milletvekili erdal karademir tarafından trt'de bir programda "şeriat propagandası yapıp yapmadığı" konusunda yeni bir soru önergesi verilen tc başbakanı.http://www.milliyet.com.tr/...10/31/son/sonsiy13.html

yüzündeki peçeyi yavaş yavaş kaldıran gül güzeli

ramazan ve kurban olmayan bayramları bayramdan saymayan başbakan. (bkz: cumhuriyet bayramı)

istanbul'a yapılacak dubai kuleleri'yle aralarında muhteşem bir benzerlik* var...(bkz: dubai towers istanbul/#8462953)

(bkz: bir at dört nal sekiz kahkaha)

sonunun adnan menderesten de kotu olacagina inandıgım kisi.zamanin ötesinden gelen edit: bekleyelim görelim

(bkz: tayyip erdogan in yedinci nesil yazar olmasi)(bkz: ben eksi sozluk u adeta pazarlamakla mukellefim)

enflasyon düşürücü (bazı istatistik dostlarına göre), ama aynı zamanda iç ve dış borç yükselticiymiş kendisi...ayrıntılı bilgi için : (bkz: #8477183)

oglu ahmet burak erdogan'i ve yaptiklarini asla unutmamamiz gereken başbakanimiz.

ceza almasına sebep olan şiir ziya gökalp' e değil, cevat örnek' e ait olan kişi. daha doğrusu okuduğu şiirdeki ' camiler kışlamız... ' şeklinde başlayan kısım cevat örnek' in olup alakasız bir şekilde ziya gökalp' in asker duası şiirinin başına eklenmiştir.

yakinda ozellestiriyorum diye bizim evi bile dubaiye veya ingiltereye veya amerikaya vermesinden korktugum kisi.

muhalefet tarafindan kpss'de kendini kanitlamasi istenen basbakan. yerinde olur zira merak ediyorum kac cekecek

türkiye'de yeni bir sayfa acmis, türkiye cumhuriyeti bakanlarinin, milletvekillerinin pazarci agiziyla konusma modasinda yer almasini saglamis güzide basbakan. kemal unakitan'i ve kendini ilk siraya koymadan önce birkac örnek vermek gerekir: kemal unakitan; "ahmaklik yapmayin", "önümüze gelen her seyi satacagiz", "müsteri gece gelsin, pijamayla cikarim karsilarina. seviyorum bu isleri", "parayi veren düdügü calar.", "babalar gibi satariz"..recep tayyip erdogan: "ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim", "bayram degil seyran degil", "bunlar iki koyunu güdemezler. bürokrasiden gelmeler ya da maasli memur"...akp rize milletvekili abdülkadir kart: tayad üyelerinin rize'de saldiriya ugramasina iliskin olarak, "devletine ve milletine son derece bagli karadeniz insani onlara gereken dersi verdi"akp adiyaman milletvekili hüsrev kutlu: "biraz kaba olacak ama baska tabir bulamiyorum. yemezler sayin cumhurbaskanim"akp elazig il baskani nurettin kilic: "üzerlerine cübbe alarak, cahillik ruhunu alarak van!a kadar yürüyenler, kirginliklarini devam ettirsinler. kirginlik ve küskünlük o tip cahillere yakisir"chp grup baskan vekili haluk koc: "sayin basbakan mazosist mi bilmiyorum. bayram tatili firsatinda bir psikiyatra görünmesinde fayda var"akp'li grup baskan vekili eyüp fatsa: akp grubunda bulunan cok esli milletvekilleriyle ilgili gelen soruyu cevaplarken, "arkadaslarin aksamlari ne yaptigina karismiyoruz"bu tip örneklerin yüzlercesi var, özellikle basbakanimiz artik ahlakiyla konusmayi reddeder hale gelmis. sadece kendisi degil, artik kimse ahlakiyla konusmuyor, askerinden bakanina, basbakanindan rektörüne, herkes bu pazar agzina, cingene agzina alismis durumda. sirf bu yüzden bile kutlanasi bir basbakan recep tayyip erdogan.

kafasini turban ile bozmus bir sahis. en son olarak 27 ekim 2005 fransa gocmen ayaklanmasi ile ilgili olarak dusuncelerini dile getirdi. simdi bunun turbanla ne alakasi var demeyin. rte'ye gore var. peki ne dedi rte?"fransa'da türbanın yasaklanmasıyla ilgili olarak okullarda başlatılan süreç, olayları fitilledi."simdi bu demecin kotulugune gelecegim. ama daha once baska celiskilerden bahsedeyim. bilindigi gibi 2004 yili icinde fransa kamu alanlarinda dini kilik ve kiyafetlerin giyilmesini yasakladi. dogal olarak bu yasaktan turban da etkilendi. ki isin icinde turban olunca surekli aglayan, olayi avrupa insan haklari mahkemesine tasiyan yani bu konuda avrupali abilerinden destek bekleyen tipler fransa'nin bu karari sonrasi sok oldu. o tarihlerdeki gazetelere bakinca, ozellikle islami basinin fransa'ya nasil ates puskurdugu hatirlanacaktir. ayrica sadece islami basin degil, kafayi turbanla bozmus akp hukumeti ve onun basindaki adam da fransa'ya ates puskurdu. fransa gibi ozgur ve demokratik bir ulkeye bu kararin yakismadigini soyleyip durdular. peki ya fransa'daki basin bu konuda ne yazdi? turkiye'yi geri ve cag disi bir ulke olarak gostermek isteyenlerin ekmeklerine yag surdu bu gelismeler. carcaf carsaf turbanli kadin fotograflari basildi fransiz gazetelerinde, turkiye'deki kadin haklari tartismaya acildi, turkiye yerden yere vuruldu... sonra ab neden bizi istemiyor diyoruz, agliyoruz... yabancilar 4 kadinla evlenebiliyor musunuz diye sorunca sasiriyoruz. pehh... neyse...sonra gun geldi devran dondu. 2004 yilinin haziran ayinda recep tayyip efendi basbakan sifati ve kabinesindeki bakanlar ile fransa'ya ilk resmi ziyaretini gerceklestirmek icin hazirliklara basladi. programlar yapildi... ama sira tam ucaga binip ankara'dan havalanmaya gelince ani bir degisiklik ile bu fransa gezisinden basbakan ve bakanlarin esleri cikariliverdi. neden? cunku hepsi turbanli idi. gerci boyle resmi bir gezide kerhen de olsa fransa bu ekibin turbanli eslerinin her yere girmesine izin verecekti. ama tabii tepki olacagi da acikti... yani turkiye'de mangalda kul birakmayan, onune gelene posta koyan sayin rte, soz konusu ab'liler olunca gene yelkenleri suya indiriverdi. ki cok degil fransa'nin bu yasagini birkac ay once olabildigince elestirmislerdi. ama bu yasaga karsi bir durus sergileyemediler bile... hatta cumhuriyet balosuna essiz davet edildiklerinde cumhurbaskani'na demedigini birakmayan islami basin da sustu ilginc olarak. ardindan fransa'da 27 ekim'de iki gocmenin polisten kacarken olmesi, insan haklari ihlallerinden, ayrimciliktan ve ekonomik adaletsizlikten dolayi gina gelmis kalabaligi harekete gecirdi ve baslayan bu olaylar her yere sicrayip bir ayaklanmaya donustu. tum dunya susmus olanlari incelerken veya stratejileri hakkinda konusurken bizim basbakan saniyorum icindeki fransa ve turban ezikliginden olsa gerek, bu olaylari kendi ic politika malzemesi olarak kullanma yolunu secti ve cikip bu olaylari atesleyen turban yasagidir deyiverdi. bu sayede belki de fransa'ya ders veriyordu akli sira. yani hem fransa'ya eslerini goturememis olmanin acisini cikariyordu hem de turbana karsi olan kesimlere bakin fransa turbani yasakladi ne oldu, ayaginizi denk alin mesajini veriyordu. ne guzel degil mi? ama bu aciklamanin getirisi nedir, goturusu nedir ustunde zerre kadar bile dusundugunu sanmiyorum. oncelikle bu ayaklanmalari turban yasagi atesledi demek ne demek?yarin obur gun birileri cikip turkiye'de bir seyleri atese vermeye baslarsa ne olacak? sonucta kamusal alan soz konusu oldugunda turban turkiye'de de yasak. yoksa yukarida da dedigim gibi bu lafi ile acaba orduya veya laik cevrelere mesaj mi vermeye calisiyor? yani bakin fransa'da bunlar oldu, turkiye'de de olabilir, ayaginizi denk alin mi demeye calisiyor? boyle bir demec acik acik ayaklanmalari desteklemek degil midir?olayin fransa boyutuna gelince. yarin obur gun fransa cikip bu olaylarin arkasinda turkiye cumhuriyeti'nin parmagi var derse ne olacak? bu kaniya varmak da zor degil. fransa'daki turban yasagi sonrasi islami kesimde yazilan seylere bakmak, hukumet uyelerinin demeclerini okumak yeterli. bu adamlarin hepsi fransa'yi elestiriyor. sonra bu gelismelerin ustunden bir yil bile gecmeden, aslinda ekonomik adaletsizlik sebebi ile baslayan isyana bizim basbakan cikip turban sebep oldu deyiveriyor. hos fransa olaylarin turban yuzunden baslamadigini bilecek kadar akilli. hatta olaylarin turbanla uzaktan yakindan alakasi yok. ama ayni sekilde bu kozu turkiye'ye, turkiye'nin ab uyeligine karsi kullanabilecek kadar da akilli. yani fransa basini veya fransa hukumeti cikip bu rte'nin demecini gundeme getirse, biraz allasa pullasa ve bu ayaklanmaya turban sebep oldu deyiverse ne olacak? ki fransa hukumetinin de isine gelecektir bu. cunku gercekte ekonomik adaletsizlikten ve insan haklari ihlallerinden dolayi baslayan bu ayaklanmalara turban gibi basit bir kilif bulmus olacak ve kendi yanlislarinin sorgulanmasini engellemis olacaktir, hedefi saptirabilecektir. bu sayede en basitinden turkiye'ye ve turklere karsi bir karalama kampanyasi daha baslayacaktir. ayrica emin olun ki bu laflar ab muzakere surecinde masaya da getirilecektir ve turkiye'nin elini zayiflatmak icin kullanilacaktir. hatta bu ayaklanmanin tum faturasini turkiye'ye bile kesebilirler. yani bu adami bile basbakan yaptik ya... ben daha ne deyim ki...not: bu yazida "adam" kelimeleri ozellikle kullanilmistir.ekleme: bizim basbakanin bu garip cikisindan sonra fransa basbakani cikip "din kardesi degiliz ama sen gene de atma recep" minvalinde bir cevap verdi. ama fransiz basbakani her ne kadar turbanin bu olayla alakasi yoktur demisse de "islamizm" denen bir seye dikkat cekmeyi de ihmal etmemis. fransiz basini da biraz dalga gecmis anladigim kadari ile. bu gelismeler uzerine rte cikip "pis basin, kotu basin, bunu da yazin" diyerek laflarinin carpitildigini, boyle bir sey demedigini soyledi. sanki akp hukumetini tum yanlislarina ragmen olumune destekleyen, gercekleri carpitan, akp davulunun tokmakligini yapan bu basin degilmis gibi, bir de kendi agzi ile ettigi laflarla yiktigi camlarin faturasini basina kesmeye calisiyor... ama buna bizimki kadar esnek ve omurgasiz bir basin bile dayanamaz. kisaca rte bindigi dali kesiyor farkinda degil. ama kessin. gercek yuzunu ortaya cikarsin. iyi bir sey bu. kisaca o agactan tepe taklak dusup, tum yaptiklari icin -ekibi ile birlikte- yuce divan'da hesap verecegi gunu bekliyorum ben.

- fransa'daki ayaklanmaları adeta türkiye'deki birilerini kışkırtmak istercesine türban sorununa bağlamış, kesinlikle sorumsuz davranan başbakan. (amacı bu değil de zamanında bu konuda medet ummuş olduğu avrupa'dan yüz bulamamanın intikamını almaksa o da ayrı bir tuhaflık, amacı kışkırtmak değilse bile ucunun oralara gidebileceğini görmeli bir "devlet adamı")- türkiye cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanından bahsederken "adama derler ki" diyecek kadar yerine oturamamış, birisiyle muhalif olmanın o kişiye dayılanmayı gerektirdiğini sanan bir politikacı. - gandi, de gaulle ya da disraeli gibi farklı türden adamlar nasıl incelikli lider ve devlet adamlarıysa, bu örneklerin hepsinin antitezi gibi bir "adam". (yin yang açısından baktığımızda dünyaya ak da lazım, kara da elbette. iyi de karanın hep bize isabet etmesi nasıl bir talihsizliktir?)- büyükbabamın ve silah arkadaşlarının oluk oluk kan ve ter dökerek kurdukları cumhuriyeti "türkiye modern bir islam devletidir" diyerek bir çırpıda silip süpüren türk büyüğü.- kendisine soru soran muhabire "haddini bil" diyebilecek kadar haddini bilmeyen bir "mevki" adamı.- "hayatlarında mercedes otomobil kullanmayanların hiç olmazsa şu cenazelerini mercedes araçlarla taşıyalım"- "ata'ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok" dedikten yıllar sonra ziyaret edeceği il yöneticilerine emir göndererek il sınırlarında kendisini saatlerce "sap gibi" beklemelerini sağlayan yüce türk.- vaktinde akis gazetesine "istanbul'u medine yapacağız" beyanatında bulunmuş, ancak şimdilik dubai yapmakla meşgul olan en güzel yeşil.- "ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim" demiş olan ve böylelikle misyonunu hepimize açıkça ifade etmiş olan başbakanımız. ne güzel demişler, merdi kıpti şecaat arzederken sirkatin söylermiş...

fransa'nın iç işlerine karışmaya çalışan başbakan. yakında kendisinden chirac'a yazılmış bir mektup ta bekliyorum.-ben ki camilerin minarelerin imam hatiplerin ve nice diyarın hakimi, sen ki fransa vilayetinin kralı chiracsın. kaldır lan türban yasağını seni de pazarlarım yoksa...

sürekli haksızlığa uğrayan başbakan:"... fransa başbakanı dominique de villepen'in 'bu olayların arkasında türban yok' sözlerine karşılık, erdoğan, 'olayları değerlendirirken eylemleri tek nedene bağlamadık. türban yasağının süreç içindeki etkenlerden bir tanesi olduğunu ifade ettik' açıklamasında bulundu."konu hakkındaki beyanatı şu idi:- "fransa’da türbanın yasaklanmasıyla ilgili olarak okullarda başlatılan süreç, olayları fitilledi."görüldüğü gibi, olayın bütün boyutlarından derinlemesine söz etmiştir. fransa başbakanı ayıp ediyor.

bugün bir ülkenin insanlarının hem de bizzat başbakanının eliyle birbirine düşürülmeye çalışıldığı gündür, ben bunu gördüm.rte şimdi de korkutma ve tehdit yöntemine geçmiş, bak ayaklanırlar haa demiştir. paranoyak değilim, kötü niyetli de değilim, lakin hatırlarsanız rte hazretleri daha önce de türbanla ilgili düzenleme için bu kesimi kanuna yeteri kadar sahip çıkmamakla eleştirmişti. tavır ve hareketler kesinlikle birbirini tamamlamaktadır. verilen mesaj şu: iki gösteri yapın, azıcık ortalığı yıkıp yakın, türban yasası tamamdır. kanlı mı olacak kansız mı lafının, kendisi ne kadar değiştiyse o kadar değiştirilmiş bir versiyonunu son günlerde ısrarla sarfeden maalesef başbakandır.

(bkz: issizlikten parke tasi doseyerek kurtulabiliriz)

türkiye'yi hakettiği refaha ve huzura kavuşturduktan sonra hızını alamayıp fransa'ya da giren, ne yapılıp ne yapılmaması gerektiği hakkında vaazlar veren türkiye'nin başbakanı.demezler mi adama dö la kelin merhemi olsa diye...

yapmacık bir şekilde konuşmalarına karıştırmaya çalıştığı arap telaffuzu sinir bozan kişidir. nasıl mı, mesela "vergi mükellefi" mi diyecek, "mük ellef" şeklinde söylemezse rahat etmez, bu yüzden her kelimeyi düşüne düşüne yavaş yavaş söyler.

(bkz: mukellef)(bkz: pazarlamacı)(bkz: adeta pazarlamacı)(bkz: apartman girişlerine asılan yazılar)(bkz: pazarlamacılar giremez)

basliginin altinda alenen hakaret iceren, gotumuze girme ihtimali yuksek bir suru entry bulunan sahis.elestiri ile hakaretin farkini idrak edemeyen essekler yuzunden sozlugun basi belaya girebilir benden soylemesi. ondan sonra da koskoca basbakan sozlukle ugrasiyor diyecekler, basbakana sabah aksam alenen kufrettiklerini unutarak.edit:kufur lafini kahvehane jargonu icinde anlayanlar icin ozel ekleme, kufur derken ana avrat sovmeyi kast etmiyorum, tahkir ve tezyif etmeyi, hakareti kast ediyorum.(bkz: kufur)edit2:essegin essekligini soylemek de hata olmus. afferim size bu gidisle duzluge cikaracaksiniz memleketi, az daha gayret semere dikkat.

ulu önder ile isminin aynı cümle içerisinde "zikredilmesi" bile "zulüm" olan.kendisinin de içten içe böyle düşündüğünden eminim.

türkiye cumhuriyeti'ne karşı işlediği suçtan dolayı hapis yatmasına rağmen hala atatürk'le birlikte anılma saçmalığına kullanılmış şahıs. hakkındaki "düzen karşıtı" iddialarına cevap olarak türkiye cumhuriyeti'nin düzenine karşı olmadığının tek delili(!) "ben değiştim" olan bir şahıs aynı zamanda. e tabi (poşet ya da sallama) aramızda bu lafları sineye çekecek kadar geniş bünyeye sahip içecekler bulunabilir. onların bünyelerine saygıda kusur etmemek gerek, ama onlar da insanların olan biteni (kendileri gibi) görmezden gelemeyeceğini artık kabul etmeli, gönüllü moderasyon sevdalarını bırakmalı. "ben değiştim" deyip hayat görüşünü kenara bıraktığını iddia eden biri, chp'den akp'ye geçen "değişken"ler kadar büyük bir insandır.dipnot: ne chp ne de akp sempatizanı olmadığım için son cümledeki bütün yorum hakkını size bırakıyorum.

94-96 yılları arası iyice cozurtan "elhamdülillah şeriyatçıyız", "bütün okullar imamhatip olacak" gibi açıklamalarla zaman zaman gündeme gelen; hapse girmesi ve hakkında çıkan bir kaç iyi haberle kısa sürede popülerlik kazandıktan sonra bir anda değişen (!), değiştim şeklinde açıklamalarda bulunan başbakan."yemezler!" demek istiyorum ama medyanın işine geldiği sürece her şeyi unutan halkımız yedi maalesef.yine de, öyle ya da böyle yaptıklarının hesabını vereceği günlerin geleceği inancındayım.

yabancı sermayenin önündeki engellerle ilgili yaptığı konuşmada "yetkili organlarımızla gerekli temaslarda bulunmuşlardır" açıklaması yapmış bünyebir iki tanesi** haricinde bütün organlarımızın etki yetki ve görevlerini bildiğimiz göz önünde bulundurulunca temas kelimesi biraz* korkutucu olmaktadır*

bilgisizlik ve yetersizliği laf kalabalığı ile örten, bu yolla seçmenlerine duymak istediklerini aynen söyleyen ve nabza göre şerbet vermenin kitabını yazabilecek kadar politikacı olan kişi

cumhuriyet tarihinin en hızlı yükselen adamlarından biridir sayın başbakan. zamanının ötesine elcağızımla gönderdiğim bu entrym ile yine cumhuriyet tarihinin en hızlı ve en olaylı düşüşlerinden birini kendisinin yaşayacağını iddia ediyorum. yurtdışına kaçış uygun bir çözüm olabilir.

(bkz: tayyip erdogan in ytl ye gecememesi)

(bkz: sana mor cok yakisiyor)

hem recep hem tayyip hem de erdoğandır. (bkz: valla bravo)

futbolculuğunun yanında, güreşe de merakı vardır:''... bir defa bu konu bizim önümüzde bir sorun olarak vardır. bugünün sorunu değildir. sorunun geçmişi malumdur. mahkemenin, bu yasağını bir genelleştirme olarak ele almayı yanlış buluyoruz. bazı yayın organlarının 'nokta konmuştur, şöyle olmuştur, böyle olmuştur' ifadeleri çok yanlış. bunlar art niyetli yaklaşımlardır. neyin noktasını koymuşsunuz? neye göre koymuşsunuz? böyle bir şey olabilir mi? başlıkların atılış şekli de çok yanlış............"*(bkz: yenilen pehlivan güreşe doymaz)

tam türkiye'nin durumunun fransa'da ab anayasası ile birlikte referandum konusu yapıldığı bir sırada fransa’daki olayların türbanın yasaklanması üzerine ‘fitillendiğini’ ve uyarmasına karşın fransızların sözünü dinlemediğini söyleyerek ve "medeniyetler arası çatışma" teşhisi koyduğu olayları dinsel simgelerle açıklayıp çözümlemeye çalışarak olumsuz tepki toplayan türkiye cumhuriyeti başbakanı.http://www.haber10.com/haber/6488/

bazi konular mahkeme konusu olup, medya ve diger kurumlar tarafindan hukumetin tutumu elestirildiginde, durmadan ''yargi, mahkeme, adalet'' diyen ve bu kurumlara guvenilmesini, esas kararin buradan cikacagini soyleyen bir hukumetin baskani. ornek mi, buyrun daha kisa bir sure onceki yucel askin meselesi. turban krizinde turk mahkemeleri ''hayir'' diyor. bazi kesimlerce yillardir bel baglanan, basvuru yapilarak* ''bakin, hakkimizi nasil aliyoruz'' tavriyla umut beslenen aihm'de* ''devlet haklidir'' diyor. bunun ustune cumhurbaskani, yok baskani, medya ''nokta'' demecleri verdiginde, basbakan yine ve yine degisiyor. soylemleriyle degisiyor, yargi inanciyla degisiyor. ortaya cikip ''nokta diyenler art niyetli yaklasiyor.'' buyuruyor. demek ki sonraki bir olayda basbakan ''yargi, adalet'' dediginde ''bu isin sonrasi var'' seklinde dusunmek daha dogru olacaktir.

mecliste anayasayi degistirebilecek vekil sayisina sahip oldugu halde iktidarda oldugu sure icinde kamusal alan icinde hizmet veren - hizmet alan ayrimini yasal olarak duzenleyip turbanlilarin universiteye ogrenci olarak girebilmelerini saglamak yerine tabiri caizse sorunu "suruncemede" birakip, turbanli kadinlari kiskirtip, onlarin egitim alamamasindan nemalanmayi secen akp genel baskani, basbakan.

bir sorunu belirlemenin yaninda ona gercekten kalici, dogru, ciddi ve dikkat isteyen cozumler uretmenin ana unsur olmasi gerektigini bilmeyen basbakan. kendisinin tamamen medyaya ve bilincsiz kamuoyuna oynadigi bu kadar net gorebiliyorken benimle ayni seyleri gorenlerin sayisinin bu kadar az olusuna gercekten inanamiyorum. yani dusunun ki, her yere uzanabildigini medyasina inandirabilmis bir insan, cikip, her seyi halledebilecek bir baba tavri ve yakinlik gosteren hemsehri zihniyeti ile "turkiyede kurt sorunu vardir" diyor, herkes bunu konusmaya basliyor, "vay be adam durustce cikti soyledi sorunu da cozer" zannediliyor ama bunun ustune kendisi hicbir girisimde bulunmuyor, biz de sozlerin ertesi gunu yazilmis kurtce hosgeldin basbakanim yazilariyla geciyoruz bu sayfayi..ama iste laf soylemek, oyle baskasinin yazdigi kagitlari okumak ya da belki de turkiye sinirlari icinde en fazla dirayet isteyen konuda en kritik konuda ve her turlu provakasyona gelmeye hazir ve nazir bekleyen bir konuda aciklama yaparken bile dusunmedi kendisi zamaninda.. diger yaptigi hatalari baska bir yere koyuyorum ama bu sozun sonrasinda "kurt sorunu"nu kabul etmenin yaninda hicbir girisimde bulunmayarak ve sozde o sorunu kabul ederek birinci neden olarak kendisi tirmandirmistir yeniden alevlenen, hicbir zaman tam anlamiyla durulmamasina ragmen bu kadar atesli bir bicimde tahrige hazir donemi. semdinliden bahsediyorsak, trabzonla baslayip bugun diyarbakirda yine polisle catisan kisileri goruyorsak (ki hicbiri evvelden gormedigimiz sey degildi) kurt sorununu kabul eden basbakanin gozleri nereye bakiyor merak ediyorum..sagolsun yani, biz bilmiyorduk bu tip bir sorunun varligini.. soylemesi iyi oldu. soylemek o kadar kolay ki bir seyleri.. amaciniz hizmetten ziyade etki altinda biraktiginiz insanlari daha da etkilemek, bu etkiyi buyultmek ve bilincsizligin kol gezislerine kendi kolunuzu uzatmaksa soz soylemek cok kolay bir sey. anneme seslenip, "ceketimin dugmesi kopmus." dedigimde sorunu biliyorum ve bunu annem de biliyor. ama ben kendim dikmeyip dikmesi icin soyluyorum bunu ona. bu gercekten cok kolay bir sey. peki basbakan bir sorunu soylerken, bunu kime atiyor? devlet ananin basinda oturan kisi, neyi kime havale ediyor? benim sozumun etkisi yok, etkilemeye calistigim da yok ama onun sozunun kendi istegi etki disinda ortada olan bir etkisi var. ben duymuyorum ama sehrinde her gun bombalar patlayan insanlar o etkiyi daha yakindan hissediyor, biliyorum.

fransa'daki olayların sebebini ilgisi olmamasına rağmen türban yasağı olarak göstermesinin akabinde, aihm nin leyla sahin karari hakkında aldığı karar üzerine yaptığı konuşmada avrupa birliği'ndeki ülkelerin hiç birinde türban yasağı olmadığını iddia etmiştir. komik ve acınası olan dünyada olup bitenleri ele alış ve yorumlayış tarzından çok, bu ülkede başbakanlık konumuna gelebilmesi ve bunu sürdürebilmesidir.

pek klişe olaccak ama alışamadım...hatta gün geçtikçe daha da garipsiyyorum.

politikanın bir yarış olduğu düşünülecek olursa ,kazanmak için mübah(bazen olmasada ) olan her yolu deneyen kişi.geçmişine bakılacak olursa başarmıştırda.onun konumunda biri için başarı herkezin peşinde olduğu koltuğun hakimiyetini kazanmak,kazandığı zaman bu hakimiyeti sürdürmek,koltukta olmasına vesile olanların gönlünü hoş etmek,bu sebeplerden ötürü ne yapıyorsa özene bezene süsleyip sunmak,rakiplerinin hatalarını kollamak,iradesi altındaki kararları kendi bakış açısına göre vermek,attığı her adımda belirlediği hedefe daha da yaklaşmak,bunu yaparken o günün şartlarına uygun siyaset yapmak,arkasına sağlam bir destekçi almak,ancak bu destekçinin kendisinin önüne geçmesine izin vermemek,halka yakın durmak adına sokak ağzıyla beyanat verip racon kesmek,asmak,kesmek,kelle uçurmak.recep tayyip erdoğan politika yapmaktadır hemde en akılcı yaklaşımla.tüm yaptıkları,söyledikleri kanıtıdır.siyasetse ayrı bir olaydır.ama yavaş yavaş bunu da öğreniyor maalesef.

bir grup kizgin eskimo veya iyi orgutlenmis cop sahibi budist rahipten kosarak kacmasini izlemek istedigim sahistir.

bir hafta önce yaptığı açıklamada fransa'daki göçmen ayaklanmasını türbana bağlayabilmiş ve bu açıklamadan beş gün sonra aihm'nin verdiği kararı eleştirirken "böyle bir olay sadece türkiye'de var.mahkemenin böyle bir karar vermesi şaşırtıcı."diyebilmiş ironi insanı.başka bir ironi insanı için (bkz: bülent arınç/#8535623)

hafızamızı tazeleyelim, kendisi hakkında göksel özsoylu tarafından yazılmış uzun bir yazıdan alıntı:istanbul erdoğan'la tanışıyorancak erdoğan'ın belediyeyi devralmasıyla birlikte, istanbul o güne dek görmediği uygulamalara tanık oldu. ilk büyük sorun belediye meclisinin açılışında patlak verdi. erdoğan, meclisin ilk oturumunu geleneksel saygı duruşu yerine 'fatiha' okutarak açınca, muhalefetin sert tepkisiyle karşılaştı. meclisin muhalif üyeleri bu davranışı, erdoğan'a aldırmadan atatürk için saygı duruşunda bulunup, istiklal marşı okuyarak cevapladılar. tayyip erdoğan, o gün hatırlatıldığında, "bence onlara takılmayalım onlar artık çok gerilerde kaldı, biz geleceği konuşursak bu noktada faydalı olur" diyor ama erdoğan'ın tepki çeken uygulamaları sonraki günlerde de sürdü. erdoğan, taksim meydanı'na cami yaptıramadı ama kah istanbul'un su sıkıntısını çözmek için "yağmur duası" çağrısında bulundu; kah önceden uygulanmayan yasakları uygulamaya soktu. belediyeye ait tüm sosyal tesislere getirilen içki yasağı, mayolu ya da bikinili kadın fotoğraflarının belediyenin reklam panolarına asılmasına izin verilmemesi, belediyenin yemekhanesinde ramazan'da yemek çıkmaması ve yine ramazan'da çay ocaklarının dahi kapatılması erdoğan dönemine ait yasaklı uygulamalardan bir kaçı.erdoğan, hürriyet gazetesi'nden neşe düzel'e verdiği bir röportajda "ben istanbul'un imamıyım" derken, belediye başkanı olduktan iki yıl kadar sonra milliyet gazetesi'nden nilgün cerrahoğlu'na verdiği bir röportajda da "demokrasi amaç değil, araçtır" diyordu. sonradan bu demeçleri yalanlasa da erdoğan başkanlığı döneminde eleştiri oklarının hedefi olmaktan kurtulamıyordu. öte yandan, erdoğan'ın belediye başkanlığı döneminde ve sonrasında peşini bırakmayan davalar da birbiri ardına açılıyordu. bu davalar içinde bugün bile erdoğan'ın başını ağrıtanların başında, albayraklar, "akıllı bilet" ve igdaş soruşturmaları geliyor. ama bu davalar bir yana, siirt konuşması bir yana. recep tayyip erdoğan'ın siyasi yaşamında bir dönüm noktası olan o gün, yıllar süren bir yargı sürecinin de başlangıcı oldu.tamamı için: http://dosyalar.hurriyet.com.tr/...erdogan/tayyip.asp

bugün danaimarka başbakanı rasmussen ile birlikte yapması gereken basın toplantısına,roj tv muhabirleri dışarı çıkartılmayınca katılmaktan son anda vazgeçerek gönüllerimizi fethetmiş t.c başbakanı.

bir kez daha sapla samani karistirmis basbakan. (bkz: #8536058)budut: sevmememe ragmen son kez yapiyorum budut islemini ve diyorum ki yapmayin etmeyin pasalar. ayar vericem diye sap saman tuzagina siz de dusmeyin. politika denilen sey kahvede arkadaslara rest ceker gibi yapilmaz. yapilirsa, varmak istediginiz hedefin yaklasan secimler dolayisiyla oy kitlenize selam vermek oldugunu dusunmek normaldir. uzun vadede pozitif getirileri olacak ayarlar vermekte faide vardir. koskoca basbakan bir kisim medyayi tanimiyorsa, sizi tanimiyor sorunuza cevap vermiyorum der. yok provake edici soru sorarsa taninmayan muhabir 'entellektuel' birikimini kullanip agzinin payini verir. yoksa veremez mi? acin o algilarinizi ya, gelmeyin boyle ara gazlarina.

ilk defa sapla samanı karıştırmamış başbakan.(bkz: #8536058)

siyasette "pazarlama" ile "pazarlık" arasındaki derin uçurumun farkıda olmayan mevcut türkiye başbakanıdır.kendisi "gerekirse kıbrıs'ı da pazarlarım, siyasette pazarlık vardır bunu öğrensinler" diyerek, hakkında böyle bir düşünceye sahip olmama sebep olmuştur.

geçmişteki birçok başbakanın aksine avrupa'ya kendini ve ülkesini ezdirmeyen ve tepkisini ortaya koyabilen başbakan.son olarak danimarka başbakanı ile yapacağı toplantıya, salonda bölücü terör örgütü pkk'nın yayın organi roj tv'ye ait bir muhabir bulunduğu için katılmamıştır. bu, türkiye'nin bu olaya gösterdiği hassasiyetin, artık pkk'ya karşı hiçbir şekilde tahammülünün olmadığının, pkk'ya destek verenlerin de karşısında olduğumuzun açık bir göstergesidir.olay asla basit bir şımarıklık değildir. elin isviçresi soykırım yalandır diyen türk bilim adamı hakkınd atutuklama kararı çıkarıyorsa terör gerçeği karşısında erdoğan'ın tavrı çok doğrudur.helal olsun kendisine diyorum.

kendisi entellektüel değildir, referansını islamdan aldığını uzun yıllar önce ayan beyan ilan etmiş idi zaten. seçimlerde toplam seçmen oylarının üçte birinden biraz fazla bir oy ile iktidara gelen bir partinin lideridir, başarısı türkiye geneli esas alınacak olursa tartışmalıdır, doğru. diğer partilerin hepsi aynı şartlarda seçime katıldı bu da başka bir doğru.bıyıklıdır, entellektüelim ben havası bile yoktur jakoben hiç değil değil, lumpen sınıfın tüm havasının üzzerinde taşır, doğrudur.türkiye genelinde sevmeyeni seveninden kat kat fazladır tüm kesimler için geçerlidir, bir başka doğru daha.zaman zaman öyle çıkışlar yapar ki hani elinizden küçük çocuğunuz kaçar ya o panikle "- lan dur lan laaann..." diyesiniz gelir.akademik kadro ile kavga geldi geleli bitmedi.laik cumhuriyete bir tehdit olduğuna dair işaretler ne kadar aksini söylese de kaybolmadı, kimse de ikna olmadı.kendi tabanından bile büyük destek kaybına uğruyor.olumsuzluklarının tamamını yazacak zamanımda ve enerjimde yok, kalmadı.fakat bir bakalım. süleyman demirel, turgut özal, tansu çiller, mesut yılmaz, necmettin erbakan bu ülkede başbakanlık yapmışsa recep tayyip erdoğan haydi haydi yapar.

uc seneyi asan iktidari boyunca turkiyenin uzun suredir gormedigi basarilara imza atan bir basbakandir. evet biyiklidir ama biyikli olmak entellektuel olmaya engel degildir. bir sonraki genel secimlerde oy oranini arttirarak tekrar tek basina iktidar olacagi tahmin edilmektedir.edit: bu entry 14 kasim 2005 haftasinin en kotu entrysi secilmistir. politik goruse tahammul edemeyen herkese katkilarindan dolayi tesekkur ederim.

"mahkemenin* bu konuda söz söyleme hakkı yoktur. söz söyleme hakkı din ulemasınındır. açarsın o dinin mensubuna sorarsın, bunun dinde emredici bir hükmü var mı? dinde yeri varsa saygı duymak zorundasınız. ben diyorum ki dinde bunun yeri var. biraz bu alanda mürekkep yaladık."bu sozleri osmanli devri'nden bir seyhulislam soylemiyor. bu sozleri iran'da bir molla da soylemiyor. bu sozlerin sahibi laik turkiye cumhuriyeti'nin basbakani olacak zat. aihm'nin turbanin okullara girmemesini destekleyen karari sonrasi kan beynine sicramis, danimarka'da mikrofon gorunce icindekini kusmus. turbanin serbest birakilmasi icin bircok arguman dinledim bugune kadar, aile baskisi altindaki kizlarimizin egitim hakkinin engellendigini temel alan argumanlar beni de etkiliyor. ancak "dinin emredici hukmunu" temel alip hukuksal duzenlemeye gitmeye kalkan bir arguman dehsete dusurdu beni. dupeduz seriat duzenini tanimlamis basbakanimiz. hukuk kavramindan ne kadar uzak oldugunu cok guzel aciga vurmus. tanimlamak isterim, bir toplumda farkli uyruklardan, inanclardan insanlar vardir, hukuk bu kisilerin ortak yasamlarini duzenleyen kurallardan ibarettir. bu kurallari dinin emredici hukumlerine dayandirmak orumcek kafaliliktir. din emrediyor diye turbanla ilgili kanunlari degistirmekle baslarsak bu ceza hukukuna da sicrar, medeni hukuka da sicrar, bir gun hirsizlarin ellerini kesmeye, 4 kadinla evlenmeye baslariz. her seyi bir yana biraktim, basini baglamayan ama islam'in farzlarini yerine getiren dindar insanlarimizi da dinden disliyor bu sozler. kucukken agzima tukenmez kalem aldigimda annem kizardi, ben de anlamazdim neden oldugunu. meger yalanan murekkepler kana karisip direk beyni zedeliyormus.

15 kasım 2005 tarihinde danimarka dönüşünde esenboğa havalimanı'ndaki basın toplantısında tarihi bir beyanda bulundu."jitem diye bir şey tanımıyorum."

bu hafta televizyonlarda (türk televiziyansası) çokça izleme fırsatı bulduğum kişi. eli kolu, eni konu bir yerdeydi. paris'ten ırak'a ordan buraya bu ne konuşma azmi yarrabbim! helal olsun dedirten politsay.

evet, "uc seneyi asan iktidari boyunca turkiyenin uzun suredir gormedigi basarilara imza atan bir basbakandir. " buyrunuz aşağıda "uygulanamayan" kemal derviş programının sonuçları ile ilgili sn. türkel minibaşın bir makalesi mevcut, dikkatle okuyunuz;cumhuriyet, 14.11.2005 göz ucuyla türkel minibaşküçük sermayedarın korkulu rüyası 2006 kim inanırdı ki gün gelecek, enflasyon tek haneli olacak. faiz oranları gerileyecek ve ekonomi makul bir büyüme hızını tutturacak. 2004 eylül'ünden bu yılın eylülüne bir yıl sayarsak, tüketici fiyatlarındaki bir yıllık artış yüzde 8'in de altında. büyüme deseniz, raporlar önümüzdeki iki yıl da yüzde 5'lik hedefin tutturulacağı yolunda. 139 ülke arasında cari açığı en yüksek 7. ülke olduğumuzu! işsizlik ve yoksulluğun yarattığı çarpıklıkları! banka kredilerindeki dengesiz dağılımı görmezden gelirsek ekonomide işler tıkırında. ne var ki, dünya ekonomi tarihinde bu tür ekonomi programlarıyla gelişmişlerin dünyasına atlamış ülke örneği henüz yok. aslan, kaplan diye ardı sıvazlanıp ulusötesi sermayeye mesken edilen ülke örneklerini görmek içinse uzağa gitmeye gerek yok. güney asya'nın o sevimli kaplancıklarını anımsayın yeter. özetle... istihdam artışı yaratan üretim biçimlerini, fiyat ve gelir politikalarının eşzamanlı ve birbirini tamamlayarak yürütmeyen ülkelerin küresel rekabet ortamında varlık göstermesi artık zor. sakın ola ki bunu, o ülke sermayedarları yok olacak şeklinde algılamayın. aksine, azgelişmiş ülkelerin büyük ölçekli sermayesi uluslararası piyasada geçmiş dönemlere göre daha fazla varlık göstermeye başladı. çünkü, kârların artış hızını yükseltmenin yolu: * enerji, maden, su, tarım alanları hâlâ bakir olan ülkelerde yatırım yapılmasına; * gerek yatırım sırasında gerekse nihai ürünün pazara ulaşımı ve kârların transferi sırasında hiçbir engelle karşılaşmamasına; * bunun için de ülkelerin yasalarının sermayenin gereksinimleri doğrultusunda yeniden düzenlenmesine; * ülkedeki işgücünün eğitiminden emekliliğine kadar sermayenin gereksinimleri doğrultusunda biçimlendirilmesine bağlı. aynı kazanımlar yerli büyük ölçekli sermaye için de geçerli. dolayısıyla, küresel düzenin yasaları yerli sermayeyi özgürleştirirken ülkeye yatırım yapacak dış sermaye için de vazgeçilmez bir ''partner'' haline gelmektedir. türkiye büyük sermayesi de eşanlı olarak bu süreci yaşadı. küçük ve orta ölçeklilerin bir kısmı aynı süreci gecikmeli olarak yakalayıp üretim ve finans yapılarını küresel rekabete göre düzenleyebildi. geriye kalanlar ise piyasadan çekilmek zorunda kaldılar. 2006-2008 itibarıyla onları daha da zor bir dönem beklemekte. özellikle de hâlâ aile şirketi şeklinde çalışan, sermaye yapıları zayıf olanlar için! çünkü 2008 itibarıyla türkiye basel ii olarak adlandırılan ''standart sermaye uzlaşı ilkeleri'' ni uygulamaya başlayacak. yani? banka ve mali kuruluşların sermaye yapısı, denetim ve gözetimi basel ii'de belirlenen standartlara göre işleyecek. kredi faizi, vade ve miktar düzenlemeleri de buna göre belirlenecek. basel-zede olmamak için... anlaşılan basel ii standartları, reel sektörden finansa kadar ekonominin tüm kesimlerini etkileyecek. nasıl mı? * bankalar risk yönetimini daha etkin kullanmaya başlayacaklar; * kredi verilen firmanın derecelendirme notu ile bankanın yüklendiği risk arasında tersine orantı olduğundan... kredi alan firmanın notu düştükçe bankanın yüklendiği risk artacağından kaynakların dağılımında seçici davranacaklar; * banka kredi maliyetlerini hesaplarken firmanın kullanacağı kredinin risk seviyesinin yanı sıra firmanın risk seviyesini de dikkate alacak; * özsermaye yapıları zayıf, kayıt dışı çalışan ve bilançoları zarar gösteren kobi'ler banka sisteminden kredi almakta zorlanacak. kısacası... sermayelerini güçlendirmemiş, risk yönetim araçlarını kullanamayan, mali tablolarını uluslararası standartlara göre düzenlememiş, kurumsallaşmasını tamamlayamamış küçük ve orta ölçekli sermayedar için 2006 zorlu bir yıl olacak. tabii ki bu süreçten kobi'lerde istihdam edilen on binlerce çalışan aileleriyle birlikte etkilenecek. akp hükümeti imf programı doğrultusunda istihdam yaratıcı politikalar üretemeyeceğine göre... anlaşılan, kobi çalışanlarının gelecekleri de velilerle delilerin inayetinde! gelelim entellektüelliğine sayın başbakanın zira o da pek seviyor entellektüel diye anılmayı bu yüzden kasımpaşalılığını öne çıkarıyor. evet entellektüel ve bu yüzden iç organlarını satmak istediğini söyleyen vatandaşa "sakatatçı değil burası " diyor, evet entellektüel ve bu yüzden yakın arkadaşına maddiyata önem vermediğini göstermek için (böyle konuşunca bizden biri sanmayın bir başka ülkenin başbakanı) "ben başbakan maaşı ile geçinemiyorum" diyor. en önemlisi öyle bir birikimi var ki hem kendi ülkesinin hem de uluslararası bir mahkemenin kararını "iplemeyeceğini"* açık açık söylüyor. evet, türkiye böyle bir başbakan görmedi. bir daha rahmetle anarak; (bkz: sevim tanürek) (hatırlayınız: adı geçenin kaçak evde otururken belediye başkan adayı olması)iyi uykular türkiye!

laiklik kelimesinin anlamını bilmeyi bırakın hecelemkten aciz bir tayyipmiş. kendilerinin başvurudğu kurum onları yüz üstü bırakınca "zaten söz hakkı onlara düşmez, benim memurum,ay pardon, din ulemam var onlara sorarım" diyebilmiş bir çeşit omurgalı.tayyipler aleminin din ulemalığını da yapıyor olsa gerek boş zamanlarında.

kendisinin cumhurbaşkanlığına heveslendiğinin düşünenler yanılıyor. son demeçlerinden anlaşaılan o ki halife ya da seyhülislam olmak için çaba harcayacak insan.

yapması gerekeni yaptığında (roj tv olayı yüzünden bulunduğu yerden ayrılma gibi) çok daha fazla alkış alan bir adam. (yapması gerekeni yaptı, niye alkışlıyorsunuz ki?)

sözleri cımbızla çekilip çekilip çarpıtılan adam.. ben de çok bayılmıyorum kendisine ama ne bileyim bok atmanın bile bir adabı olmalı.. yorum yapacaksanız buyrun kendi ağzından çıktıklarına yapın:'karara ben yargı kararı olarak uyarım, ama haklar, özgürlükler noktasında doğru bakmam. niye? çünkü nasıl olur da bir insan başını örtüyor diye eğitim, din ve vicdan özgürlüğü ortadan kalkar? 'inanç hiçbir zaman yasanın önüne geçemez' diyor. benim bu kızımın böyle bir iddiası yok ki... inancı böyle olduğu için başını örtüyor, o halde saygı duymak lazım. mahkemenin de bu konuda söz söyleme hakkı yoktur. söz söyleme hakkı din ulemasınındır. açarsın o dinin mensubuna, musevi ise o dinin mensubuna, hıristiyansa o dinin mensubuna sorarsın, bunun dinde gerçekten emredici bir hükmü var mı? varsa saygı duymak zorundasınız. yoksa ayrı bir konudur, o zaman siyasi, ideolojik olur. dinde bunun yeri varsa saygı duymak zorundasınız. ben diyorum ki dinde bunun yeri var.? ben bu sözlerden kısmen şunu anlıyorum: dinin inancın kurallarını mahkeme kararları belirlemez, bu kurallar bellidir.. inanç yasaların önüne geçemez, ancak hiç kimse de yasalara aykırı olmadığı halde kendi inancının gereği yaptığı bir şeyden dolayı cezalandırılmamalı..sadece bu kadarına da olsa ben de bu sözlerin altına imzamı atarım..bir de bakalım hürriyet bu haberi nasıl vermiş:erdoğan: türbanda söz hakkı ulemanındırbaşbakan recep tayyip erdoğan, "türban konusunda mahkemenin söz söyleme hakkı yoktur. söz söyleme hakkı din ulemasınındır" dedi. insaf!

kisa bir sure once boluculukten yargilanip hapis yattigi ulkenin simdilerde basina gecen ama yine ayni ulkenin yonetim ve idare sekline sekline, anayasasina, devlet goreneklerine, kurumlarina karsi soyleyecek her gun ayri bir sozu olan devlet adami.15 kasim 2005 danimarka gezisinde verdigi "mahkemenin* bu konuda söz söyleme hakkı yoktur. söz söyleme hakkı din ulemasınındır. açarsın o dinin mensubuna sorarsın, bunun dinde emredici bir hükmü var mı? dinde yeri varsa saygı duymak zorundasınız. ben diyorum ki dinde bunun yeri var. biraz bu alanda mürekkep yaladık."demeci ile din ulemasi (bkz: ulema) seklinde, devlet yonetiminde etkinliginin olmasini dile getirdigi bir kastin haberini vermistir.yoneticilik vasfi verilmis bu ulemadan, bircok konuda acik birakilmis veya eksik birakildigi dusunulen yerlerde devreye girip toplum icin gereken kararlari vermesi beklenecektir. kim ki bu ulema uyeleri? yoksa mezun olduktan sonra ne yapacaklari belli olmayan ama her sene yuzbinlercesi issizler kervanina katilmaya devam eden, arka bahcede turbancilik oynayanlar mi? belli ki rte tarafindan sozculugu yapilan grup tarafindan, ilk olarak, bu ulema kastinin turban konusunda bir karara varmasi beklenmektedir. baklayi agzinda tutamayan basbakan, "demokrasi amac degil aractir" derkenki kadar genc ve taze fikirlidir, her zamanki gibi dobradir. ama cogu kisiye gore ciddiye alinamayacak kadar sakacidir; ne ulemasi canim, hukuk ne gune duruyor, bi de laiklik vardi bi yerlerde demokrasi ile cumhuriyetcilik arasina sikismis.. hic bi basbakan kalkip da toplum sorunlarinin din temelinde cozulme ozlemini ima eder mi?? aihm'ye saygi, ab'ye ovgu, uyum yasalarini yuceltme, berlusconinin kirveligi, almanyadaki iscileri somure somure orada dibi gormus ve yeni kaynak olarak petrolu secen her daim yesil sermaye hayranligi, orada ne olup bitiyorsa 3 maymunu oynamalar, asker ile ora halkini karsi karsiya getirmeler ve en kendi halindekini, en uzaktakini iceri atip diger rektorlere gozdagi vermeler... hepsi ama hepsi tek bir amac icin.*bir kez daha agzindan kacirarak, turkiyenin henuz daha duymaya alisik olmadigi seyleri soyleyerek kirmis oldugu potun acisini da roj tv muhabirine diklenerek cikartmistir. (bkz: akp hukumetinin surekli dort ayagi ustune dusmesi) pkknin sesi televizyonunun senin benim gibi bir muhabirine, danimarka basbakani onunde bu sekilde diklenerek halkin kahramani ilan edilmistir cunku ulkenin haklarini basin toplantisindaki bir gazeteciye dellenerek cengaverce savunmustur? 3 askerin mayinla havaya uctugu, 3 hakkarilinin sehir catismasinda oldugu bir gun teror orgutune en anlamli darbeyi vurup sorunlarin cozumunde buyuk bir adim atmistir. ayni gun icerisinde, seriat disinda aciklanmasi zor iceriye sahip bir demeci hasir altina atmanin, unutturmanin en basit yolu da budur zaten. unutturmak ne kelime; hatta, din ulemasi hakkinda soru sorup icerigi konusunda bilgi almak icin daha ileri gidebilmeyi goze alacak canina susamis bir gazeteciyi de asagidaki demec ile yalanlayacak, bi guzel paylayacak kadar her kabin hacmini alabilecek, kivrak bir bunyeye sahip zamanin en tepedeki devlet yoneticisidir;"...yalan efendim yalan, bunlar turkiyenin ileriye gitmesini istemeyenlerin uydurdugu seyler. enflasyon tek haneye inmis, ulkeme yabanci sermaye akmaya hazir, bunlarin ettigi lafa bak. turkiye hukuk devletidir, sosyal konularda kalkip da bizim kulturumuze yabanci kisilerin ahkam kesmesini ulkesini seven, elhamdulliah musluman bir vatandasimiz nasil karsi cikarsa ben de o yuzden karsi ciktim. ihracat rakamlari ile ilgili seyleri kalkip ekonomiden sorumlu arkadaslarimiza sormuyor muyuz, simdi bunun o mahkeme su hukuk ile ne ilgisi var? bizim kendi kurumlarimiz dururken ne diye elin mahkemelerine gidelim? bu tip konulari kendi huzurumuzu bozacak yerlere getirmeyin. hem bakin mac baslayacak az sonra, onumuzde cok onemli bir isvicre maci var, simdi siz bana macin sonucunu da sorarsiniz, yok canim gidip aihmye sorun, "he he" *, haydi beyler kapatmayin onumuzu de milli takimimizi yalniz birakmayalim stadda"insan psikolojisi*nden anladigi asikar kisi. hergun hergun, yilin olayina aday seyler soylemese, ulke calkalanacak ama o kadar alistirdi ki bizleri, refleksi kalmadi kimsenin. (bkz: kotu olan seylere alisma durtusu)edit: ertesi gun basbakanlik musavirliginden, demeci yalanlar bir aciklama geldi, haber bultenlerinde iktidar partisi disindaki butun parti mensuplarindan ve de sivil toplum orgutleri ile hukukcular ve akademiden bir cok kisi bu aciklamayi kinayan goruslerini bildirdiler. onceki gunku isvicre maci veya bu demec hakkinda yazmayan kose yazari kalmadi, ustu kapali veya acik bir sekilde seriat tehlikesinden soz edildi ve butun bunlarin sonunda basbakan hakkinda bu entryde yazilanlarla ilgili hic bir degisiklik olmadi, bu entrynin altina benzer tanimlar ve orneklemeler iceren onlarca entry daha eklendi bir gun icerisinde, ama bu entrynin sozluge girdigi andan itibaren nasil ve kimler tarafindan zamanin otesine gonderildigi anlasilamadi.rte'yi bagrina basanlar, sozlugu basip ayni zamanda da ulemalarina danismadan cok kotuye basmislar.

roj tv skandalinda danimarka basbakan'i andres fogh rasmussen'in bir anlamda kibarca kapiyi gosterdigi basbakandir. rasmussen, her ne kadar ulkede basin ozgurlugu oldugunu ve bu konuda elinin kolunun baglandigini soylese de, gazetecilerin karsisina tek basina cikinca insan ister istemez "samimi olsaydi, toplantiyi tamamen iptal ederdi" diye dusunuyor. diger yandan rasmussen-erdogan toplantisina akreditasyon yaptiran roj tv muhabirlerinden biri daha once bir cok kez avrupa ulkelerinde erdogan ve gul'un basin toplantilarina katildigini, hatta soru bile sordugunu soylemis. bu iddialar do...(bkz: gotumuze girebilecek entryler)

laiklik den sonra hukukun üstünlüğü kavramını da tanımadığını göstermiş kişidir. bir insan, hukuk devletinde, ulema'dan bahsediyorsa, bunun yanlış anlaşılacak, çarptırılmıştır diyecek bir yanı olamaz. böyle gören insanlar ya gerçekten çok iyi niyetlidir, ya da benzer bir kafa yapısına sahiptir.2. menderes olma yolunda hızla ilerlediğini görüyoruz.(bkz: siz isterseniz halifeliği bile getirirsiniz)

giderek baklayı ağzından çıkarmakta olan kişi. bir taraftan seçim zamanının da yaklaşıyor olması iyi bir tesadüf doğrusu.

yeri geldiginde, susup* dinlemeyi* ogrenmesi gereken basbakandir.

yaptığı son açıklamadan sonra tez zamanda şeyhülislam efendiyi ataması farz olmuş başbakandır.

son yaptığı çıkışla gerektiğinde avrupaya rest çekebilirim mesajı veren başbakanımız..ancak avrupanın siyasi anlamda bir çok dayatmasını kabul ettikten sonra bir muhabir salona alınsın alınmasın konusunda rest çekmesi komik geldi açıkçası bana sanırım danimarka başbakanı da şaşırmıştır bu olaya..ülkemiz medyası ise her zamanki kahramanlık nutuklarını atıyorlar çekti kapıyı çıktı,uçağa atladığı gibi geri döndü ne olmuş peki bir bakalım..yok kıçı kırık bir muhabir toplantıya katılacakmış yok danimarkada bir gazetede hz. muhammed karikatürde aşağılanmış tamam bunlar yanlış şeyler ama bir başbakanın kafasına takıpta karşısındaki muhatabına rest çekmesini gerektirebilecek konular değil ki..senin ülkenin en büyük holdinglerinden bir tanesinin patronu öldürülüyor ve öldüren kişiyi belçika sana iade etmiyor ısrarla madem büyük ülkesin göster büyüklüğünü iade ettir o da olamıyorsa yakasından tut getir..kırmızı çizgilerimiz vardır kürdistan kurulumaz diyorsun barzani abd de kürdistan devlet başkanı olarak karşılanıyor kimsenin sesi çıkmıyor..kınbrısta avrupa birliği 2006 yılında rum kesimi tanıyacaksınız diyor sesiniz çıkmıyor..ermenilerin iddialarına karşı siz onlarla aynı görüşte olanlara konferans yaptırıyorsunuz karabağ bölgesi ile en ufak bir açıklamada bulunmuyorsunuz..kendi ülkenizin bir ili olan diyarbakıra gitmeden önce aydınlar toplantısı yapıyorsunuz başka bir ülkeye gider gibi beyanatlar veriyorsunuz sonra gidip orada bu zamana kadar size ayrımcılık yapıldı biz düzelteceğiz diyorsunuz..suriye ile ikili ilişkiler kurmaya başladıktan sonra amerikanın tepkisinden çekinip israili ziyarete gidiyorsunuz ancak israil e gittikten sonra bush dan randevu alabiliyorsunuz ve suriye ile olan ilişkilerinizi donduruyorsunuz.. ondan sonra danimarka başbakanına rest çektim ben dinlemem kardeşim avrupa falan deyip ülkemiz medyasının çılgınca alkışları arasında yurda dönüyorsunuz..rahmetli ismet paşa sağ olsaydı tüm bunlara tek bir cevap verirdi herhalde.(bkz: haydi canım sen de)

(ara: akıl fikir)

yaptığı açıklama bağlamında bir din olan satanizmi ele alarak bu dine mensup kişilerin din adına yaptıklarının satanizm dinine mensup ulemalar tarafından değerlendirilmesi gerekir.yani bir dinin "ulema"sı çıkıp "bizim dinimizde bakire kız kesmek gerekiyor sizinkinde de koyun saygı duymak zorundasınız" derse recep tayyip erdoğan ın belirttiği felsefe doğrultusunda kimse bir şey diyemez.ha eğer bu görüşe de islam dini ulemaları karışıyorsa o ülke iran olmuştur zaten.bir de kim belirleyecek sınırları merak ettim.ben bir müslüman olarak zekeriya beyaz ı mı dinleyeyim,yaşar nuri öztürk ü mü yoksa süleyman ateş i mi?daha din konusunda din adamları kendi arasında uzlaşamıyorken neye göre karar alınacak ki?bir kişiye göre alınacaksa zaten şeyhülislam başımıza çıkmış demektir,bu daha da ayrı bir sorundur.özetle mahkemeler din konusunda da karışma hakkına sahip olmak zorundadır,(burada örnek avrupa demeyeceğim,bıktım artık herkesin avrupa her şeyin en iyisini bilir mantığından) mantık bize bunu işaret eder.türkiyedeki tek din islammış gibi davranmak istenilen sonuçları getirmez.hırsızlıktan içeri girince,ben tutup "ben katakullizatorizm dinine mensubum,benim dinimde hırsızlık günah değil,dinimin peygamberi dolaysıyla uleması benim,çıkarın beni lan burdan" dersem (ki sıyırmam o kadar umarım),recep tayyip erdoğan ın felsefesi beni salıvermek zorundadır.sosyal bir hukuk devletinde kimsenin bağımsız mahkemeye karışma hakkı olamaz.umarım bir gün recep tayyip erdoğan bu açıklamasındaki açıkları fark eder.

din alananında mürekkep yalamanın başbakanlık için yeterli olduğunu gösteren devlet büyüğümüz. kenisi para için ülkenin en önemli kaynaklarını şirketlerini yabancılara çatır çatır satmayı makbul görebilen bir ekonomi bilgisine sahip olmanın da başbakan olmak için yeterli olduğunun bir götergesidir. avrupa birliğine girmek için verilen her tavizin günahı boynunadır bu şahsın. dünyada birtek ülkemizde çıkan madenleri* su parasına satıp yollarımızında yabancı tırlar kamyonlar tarafından beleşe kullanılmasına izin verip çok iş yapmış başbakanımızdır.

her firsatta 2 koyun gudebilme yetenegiyle ovunen, basinda bulundugu devletle savasan din tuccari.

yavaş yavaş maskesi düşüp özüne dönmeye başlayan insan. eh normaldir, bir insanın hiç inanmadığı görüşleri savunuyomuş gibi yapması gerçekten çok zordur en sonunda bir yerden patlak vermeye başlar, genede iyi dayandı bu kadar zaman, ben daha kısa sürede çözülür diye bekliyodum. (bkz: yedisinde ne ise yetmisinde de ayni olmak)

ülkeyi o kadar kötü yönetmesine karşın ülkeyi son 50 yılın en iyi durumuna getirmesine anlam veremediğim başbakandır. herhalde erdoganının kötü bir yönetici olduğuna inanların düşündüğü birkaç şey vardır:1. kurtlar vadisindeki kukuletalılar gerçektir ve erdoğan onların adamıdır, kasımpaşadan başbakanlığa kadar yükselmeden önce estetik ameliyat olmuştur. zaten kurtlar vadisi repliklerine de benzemektedir sözleri.2. bundan önceki hükümet o kadar güzel, o kadar müreffeh bir tablo bıraktı ki erdogan ne kadar baltalamaya çalışsada ülkemizin bu güzel hali devam etti.3. türk insanı erdoğan'nın laik cumhuriyeti yıkmaya calışacagını bilerek canla başla çalışmış, fabrikalar açılmış, ihracat patlamış ve milliyetcilik güclendiğinden dolayı enflasyon da düşmüştür.(bkz: ideolojik fanatikliğin irrasyonel olması)

köktendinci

hakkında bu kadar entry girilince istifa ettiğini sandığım kişi.

bu ulkenin basbakani olmasini hic ama hic icime sindiremedigim kisi.

işini yapan bir "abalı" olmaktadır kendisi.

anlaşıldığı üzere zamanında hızlandırılmış tren konusunda da din ulemasına danışarak hareket etmiş olan başbakanımız.

ulkemizin burjuvazisi tarafindan özal a benzetilmekte ve de icraatlari pek bi begenilmektedir

(bkz: balık baştan kokar)

hayretler icindeyim. bir yandan ulkenin bir kosesinde catismalarda dun uc kisi olmus, ayni gun mayinli saldirida uc sehit verilmis, bugun baska bir kosedeki olaylarda 4 yarali var. diger yandan basin, halk ve sozluk ahalisi bu catismalarla ilgili tek tuk sesler cikarirken hararetle basbakaninin turban konusunda soylediklerini tartisiyor. ne turbani ne ulemasi be, memleketinizin topraklarinda bu ulkenin vatandaslari polisle olesiye catisiyor, duymadiniz mi?bu duyarsiz, bu kolayca gaza gelen, bu akli anca zurnanin son deligi konularda harala gurele tartismaya calisan ulkenin basbakanidir kendisi. boyle basa boyle tarak.

(bkz: birinci recep)

(bkz: hakkında bu kadar entry girilince öldü sandım)ya da(bkz: hakkında bu kadar entry girilince adam sandım)

ulkenin ozel mulku olmadigini anlamasi gereken kisidir.

güneydoğuda gayri resmi ayaklanma çıkmışken (pariste bile kimse öldürülmedi doğuda sadece dün 3 kişi ölmüş) ülkedeki linç girişimleri benim bildiğim en yüksek seviyeye çıkmışken, halk resmen delirmişken hala türbana takmış konuşan bir başbakandır. hayır yarın bir ülke kalmayacak ortada o zaman ne tartışacak merak ediyorum.hala bu adamı sevenlerde aziz nesini haklı çıkartıyor.

hakkında şöyledir, böyledir, dombilidir, taocudur denilen kimse... zaman zaman fevri çıkışlarını ve yanlış kararlarını da görüyor, ailecek(!) tasvip etmiyoruz. lakin nazarımda, yıllarca hem yerel yönetimler, hem de hükümet nezdinde görmezden gelinen bir grubun seslerini duyurabilmeleri ve neredeyse vatandaşlık haklarının iade edilmesi derecesinde çalışmalarda bulunmuş, çalışmalara imkan vermiş zattır, aynı zamanda. bilmem suserler arkadaşlarım farkında mıdır? bu ülke nüfusunun yüzde 12si özürlüdür. engelli, sakat yani...ve bu grubun yüzde 75i özürlülükle sonradan tanışmış, sonradan özürlü olmuştur (her an özürlü olma ihtimalimiz nedir, hesaplayın) . peki bu insanların rte (böyleydi di mi) ile ne ilgisi vardır? recep tayyip erdoğan ailesinde yahut yakınları arasında bir özürlü bulunmamasına rağmen -ki herkesce malumdur rahmetli sabancı bu hususta çok duyarlıdır zira tek erkek evladı spastiktir- önce istanbulda (belediye başkanı olduğunda) daha sonra tüm türkiye çapında özürlülerin hem sosyal hayata adaptasyonu, hem de sorunların çözümü aşamasında hiç bir belediye başkanı ve başbakanın göstermediği duyarlılığı göstermiş, kronikleşmiş sorunların ortadan kalkabilmesi için çabalamıştır. seçim stratejisi yahut ezilenlerin yanında olup takiyye ile oy toplama kaygısı değildir bu. zira istanbula belediye başkanı olduktan sonra, bu büyük sosyal yaranın farkına varmış ve istanbul belediyesi bünyesinde özürlüler koordinasyon merkezini kurmuştur. bu bir ilktir. ilk kez özürlüler itildikleri köşelerinden çıkarılıyor ve sorunlarını anlamak için uğraş veren yetkililerle karşılaşıyorlardır. artık onlarında muhatapları vardır. özürlüler koordinasyon merkezinde bir çok özürlü için danışmanlık hizmetlerinin yanı sıra eğitim, istihdam ve sağlık gibi bir çok ana başlıkta hizmet verilmiştir ve hala verilmektedir. özürlüler ve aileleri için bu o güne dek bulamadıkları bir nimettir. her türk vatandaşının sahip olduğu haklar ve özgürlüklerden faydalanmak, vatandaş sayılmak...yiğidi bir çok konuda öldürürüm ama bu konuda hakkını mutlak surette teslim etmem gerekir.(bkz: lokman ayva)

"soz hakkı ulemanın" diyerek demokrasiyi amac degil arac olarak kullandıgını ispat etmistir. dilin kemigi yok derler ya. dayanamıyor kacırıyor agzından. cok guzel...

laik bir ülkenin başbakanına yakışmayacak sözler sarfeden, eğitimli kişilerin hiç söylememesi gereken sözleri malesef söyleyen başbakan.

açıklamalarıyla sınırları zorlayan siyasetçi. mustafa kemal ve onla berabar savaşan, ölen, yaralanan ve bize bu toprakları bırakan insanlardan utanmayan ve hala bu ülkede bazı kararları ulemanın verebileceğini düşünen insan modeli. bu ülkeden değil böyle bir başbakana sahip olduğum için utanıyorum. ancak tüm bu türban tartışmaları yapanların dini devlet içine sokmaya çalışanların ve tabiki recep tayyip erdoğan ın unutmaması gereken bir şey var ki o da bu ülke de bu polemikleri yapabiliyorlarsa, camilere rahatça girip ibadetlerini yapabiliyorlarsa atatürk ve silah arkadaşları sayesinde.

70 milyonun yasadigi ulkeye basbakanlik yapmak bu sahsa kaldiysa beni lutfen bu 'basbakantor'den ayri bir yere gonderin dedirten musluman kisilik.

imparatorluğun iş(ini)bilir veziri. protestan islam'ın öncüsü, laik-şeriatçı saflaşmasında anglosakson modelini sadece savunmayan, uygulayan inançlı şahıs. demokrat, girişimci, mafyatik. bushve berlusconi'nin müslüman ve türk olanı. anglosakson muhafazakarlaşması ve islamcı liberalleşmesi ile mümkün olmuş bir yakınlaşmanın kesişim noktası. dünya neoliberalizmin saldırganlaştığı dönemlerde ağırlık verdiği hükümranlık söyleminin - gücünü kendinden alan, dolayısıyla aşkın, dolayısıyla uhrevi, ulusların kapsamayacağı kadar geniş bir uzamda işleyen dindar söyleminin islami payandası.

hakkında bu kadar çok entry girildiğini görünce darbe oldu devrildi sandığım başbakan..bu adamcağızın, tansu çiller'den, süleyman demirel'den, bülent ecevit'ten helee hele turgut özal'dan tek farkı, adil düzen kökenli olmasıdır..bugün yerinde başka tabandan bir x kişisi olsaydı ve yaptıklarının aynısını, tıpkısını birebir yapsaydı.. bugün bu sol framede hakkında 50 adet entry belirmeyecekti...

çoğu açıdan "dinime söven müslüman olsa" deyişini hatırlatan başbakanımız.

laik cumhuriyetin, ulema sever başbakanı. demokrasinin az gelişmiş ülkelerde,yanlış insanların elinde, ne kadar tehlikeli bir sistem olabileceğini gözümüze sokan, muhtemel 11. cumhurbaşkanımız.

pazarlama stratejileri uzamanı (!) yüce insan(!), arap dünyası fahri pazarlama departmanımüdürü

enteresan çıkışlarının ve tuhaf beyanatlarının altına körlemesine imza atanlar sayesinde eli gün geçtikçe rahatlayan ve güçlenen adam.avrupa birliği sürecinden dolayı ordu by-pass. hele şu son şemdinli olayından sonra erdoğan'ın orduyu savunan herhangi bir açıklama yapmaması da tesadüf değil..bir yök kaldı, yakında onun da bir hal çaresine bakacaklar."ulema" ile "bilirkişi" arasındaki farkı da çok iyi bildiğine eminim ama onu ileri geri konuşmaktan alıkoyan bir şey de yok zira kör destekçileri çok.gerçekten insaf yani.!(bkz: #7754779)

turkiyeye biraz fazla kacmis bir basbakan. butun aciklamalarini yanlis anlayan bir halka basbakanlik yapmak kolay olmasa gerek*.

zeki olduğunu sandığım pek çok kişinin bile gözünü boyayabilecek derecede usta bir takiyyeci. ancak zaman zaman kaybediyor kendini, maskesi düşünce alttaki köktendinci kabadayı fırlayıveriyor.rüyasında şeyhler gören paranoid şizofren mektuplarını gereği için yök'e iletiyor, din ulemasını hukuktan üstün gördüğünü belirtmekten çekinmiyor.biz ne mi yapıyoruz? üç gün konuşuyor sonra unutup gidiyoruz.laik türkiye cumhuriyeti'nde vakti zamanında minareler süngümüz camiler kışlamız demiş bir adamı seçimle, hem de %30'a yakın bir oyla başbakan diye başımıza getiriyoruz.üzülmeyin bu söylediklerini de unutur, cumhurbaşkanı bile yaparız bu gidişle.(bkz: toplumsal hafıza)

neo-ferit.**

bu aralar iyice sapıtan başbakandır kendisi.din işlerinin ulemaya sorulması gerektiğini düşünüyor olabilirsiniz, şeriatçı olabilirsiniz, yobaz olabilirsiniz, her şey olabilirsiniz, bilime inanmayabilirsiniz; herkes özgürdür, -başkalarına zarar vermediği sürece- istediğini düşünür istediğine inanır. ama atatürkün kurduğu laik türkiye cumhuriyetini ve yetmiş milyon insanı temsil ediyorsanız, böyle ileri geri açıklamalar** yapamazsınız. bir kez gördük sonunda ne olduğunu, bu tutum ülkeyi ikinci bir 28 şubata sürükler!

çiftçiye gözünüzü toprak doyursun deme cüretine, son derece ciddi bir basın toplantısında "bekara karı boşamak kolay" gibi sözler sarfetme yetisine sahip biri.

memleketimi yönetmesini, memleketimin hak etmediği adamdır.

ulemanın anlamını sorgulatmış *fikir* adamı. ulemanın ne anlama geldiğini de biliyoruz allah'a şükür. ama havada kalmış, içi özenle boşaltılmış kavramların neye yola açacağını da tahmin edebilecek kadar öngörü yeteneğimiz var. bugün başörtüsünün takılmasının her şartta her durumda zorunlu olduğunu düşünmeyen ilahiyatçılar da mevcut. peki söyleyin kimin uleması yönlendirecek 'devlet'imizi? bu sorunun kendisi zaten devlet işleriyle din işlerinin neden ayrı yürütülmesi gerektiğine kadar gider. din bilimcileri, devletin kendi meselelerine bulaştırmaya pek heves etmemek gerek o yüzden. baş örtüsü yasağının özgürlükçü bir ülkeye ters düştüğünü düşünen biri olarak bu konudaki bir düzenlemenin sunulacağı, kabul/red edilebileceği bir platform biliyorum. onu bunu karıştıracağın yerde getir bakalım meclise. haklı ya da haksız, sırtı aihm'ye dayayarak ülkede devrim yapmaya çalışmak oldukça can sıkmakta. böyle diyorum, çünkü türkiyenin aleyhine, tayyip erdoğan'ın lehine bir karar çıksaydı neler olacaktı, çok iyi biliyorum.dipnot: tayyip erdoğan'ın ulemadan kastı din ulemaları olduğu için ayırım yapmaya gerek görmedim ben de.http://www.ntvmsnbc.com/news/349797.asp

güneydoğuda kirli oyunlar oynanırken, ya da birileri tarafından kirli oyunlar döndüğü izlenimi verilmeye çalışılırken, güvenlik güçlerinden, yerel halktan insanlar ölürken, devletle halkı birbirine düşürmek isteyenler planlarını bir güzel uygularken, sanki hiç başka derdimiz yokmuş gibi türban meselesini ağzına sakız etmiş başbakandır.bu durumda ya güneydoğudaki olayların ciddiyetinin farkında değil ki, bu durum bu kişinin kapasitesinin yetersizliğini, o görevin adamı olmadığını gösterir; ya da bu olayları kendi emellerine (şeriatın önündeki tek engel olan tsk'nın yıpratılması ve akabinde yetkilerinin kısıtlanması) ulaşmak için kasten görmemezlikten geldiğini gösterir. bu ikinci tutum içindeki bir insan, masum insan kanı üzerinden siyaset yapıyor demektir. böyle bir insan için sözlükte çok güzel tanımlara link verilebilir ama göte girebilite sebebiyle:(bkz: ya ben lan neyse bişey demiyorum)

biyografisi kendi ağzından şöyledir:http://www.rterdogan.com/kisisel.htmaslen rize'li olup 26 şubat 1954 yılında kasımpaşa'da doğdum. rahmetli babam ahmet bey deniz yollarında kıyı kaptanlığı yapardı. babam 13 yaşında rize'den istanbul'a gelmiş. çünkü o zaman hayat şartları rize'de çok kötü, iş yok. o zamanlar çay daha rize'ye girmemiş. bu nedenle gurbet var. 4 erkek 1 kız olmak üzere 5 kardeşiz. dedemin adı tayyip olduğundan ve recep ayında doğduğumdan ismimi 'recep tayyip' olarak koymuşlar. hayatımın önemli bir bölümü istanbul?un en eski yerleşim yerlerinden biri olan kasımpaşa'da geçti. ilkokulu piyale paşa ilkokulu'nda okudum. okul yıllarında okul harçlığımı temin etmek için kağıtlı şeker satardım.ilkokul 5. sınıfta iken din kültürü derslerimize giren okul müdürümüz (allah rahmet eylesin) ihsan aksoy, o dersteki başarım sebebiyle bir gün omzumdan tutarak sınıfın penceresine yaklaştırdı. haliç'in karşısında bir yeri göstererek 'seni o gördüğün okula gönderelim' dedi. orası istanbul imam hatip okulu idi. böylece, 1965 yılında piyale paşa ilkokulu bitmiş, artık imam hatip lisesi yıllarım başlamıştı. okuldaki şiir okuma yarışmalarına, liseler arası münazaralardan,kompozisyon yarışmalarına; atletizmden, futbol turnuvalarına kadar her türlü sportif, sosyal ve kültürel etkinliklere zevkle, kazanma azmi ve gayretiyle katılırdım.**********http://www.rterdogan.com/kisisel2.htmyatılı okudum. babam haftada 2,5 tl. verirdi. hafta sonlarında top sahalarına gider, su satardım. yol parası vermemek için kasımpaşa?dan eminönü?ne yürüyerek gider, nane, limon ve okaliptüs şekerlemeleri alıp satardım. bunun yanında,akşamdan bayat simit alırdım, anneciğim onu buhara yatırırdı. o zaman simit 10 kuruştu. ben 2,5 kuruşa tanesini alır, 5 kuruşa satardım. ayrıca okulda da kart postal satardım. o zamanın parasıyla haftada 5 tl. taksitle ilk kitabımı aldım. 15 yaşında camialtı spor kulübünden transfer teklifi aldım. 1969 yılında transferime o günün parası ile 1.000 tl. ödenmişti. camialtı spor kulübünde oynarken istanbul genç karmasına seçildim. rahmetli babam futbolun eğitim hayatımı menfi etkileyeceğini düşündüğünden bana izin vermezdi. hep gizli gizli oynardım. istanbul genç karmasındayken veli muvafakatini imzalamadığı için türkiye şampiyonasına gidemedim. imam hatip okulu?ndan 1973 yılında mezun oldum. marmara üniversitesi iktisadi ve ticari bilimler fakültesini kazandım. bu arada camialtı spor kulübünden i.e.t.t?ye transfer oldum. belediyeciliğim ilk olarak i.e.t.t ile başlamış oldu. 1976 yılında i.e.t.t futbol takımı istanbul şampiyonu oldu. 12 eylül 1980 sonrası i.e.t.t?den ayrılmak zorunda kaldım. 16 senelik futbol hayatıma 12 eylül 1980 sonrası noktayı koymuştum.**********http://www.rterdogan.com/kisisel3.htmüniversite yıllarında aktif sosyal ve siyasi hayatın içinde yer almaya başlamıştım. milli türk talebe birliğindeki görev yıllarımdan sonra, 1976 yılında m.s.p beyoğlu gençlik kolu başkanlığına ve aynı yıl msp istanbul il başkanlığına seçildim. 1977 yılında bir konferans münasebetiyle tanıştığım emine hanım?la 4 temmuz 1978?de evlendik. evliliğimizden 2 erkek, 2 kız olmak üzere 4 çocuğumuz oldu. ahmet burak, necmeddin bilal, esra ve sümeyye. 12 eylül 1980?de i.e.t.t?den ayrılınca özel sektörde çalışmaya başladım. bir müddet özel sektörde çalıştıktan sonra 1982 yılında askere gittim. yedek subay eğitimimi tuzla?da yaptım. dağıtımda hastal?da 77. piyade alayına düştüm. karargâh subayı olarak askerliğimi tamamladım. yedek subaylıktan aldığım maaş özel sektörden aldığım maaşın yarısı kadardı. özel sektördeki işverenim askerlik süresince diğer yarı maaşımı bana ödedi. bu benim için ayrı bir güzellik, tatlı bir hatıra idi. askerlik sonrası aynı şirkette yaklaşık 1,5 sene çalıştım. daha sonra müsaade alarak başka bir şirkette genel müdür olarak göreve başladım. bir süre sonra da halen devam etmekte olan işimizi kurduk. 12 eylül 1980 ihtilalinden sonra 1983 yılında kurulan rp ile siyasi hayatım tekrar başlamış oldu. 1984 yılında beyoğlu ilçe başkanı, 1985 yılında da il başkanı ve m.k.y.k üyesi seçilmiştim. 30 yaşındaydım. başarmak için gece-gündüz çalışıyorduk. birbirine kenetlenmiş, başarıya inanmış iyi bir ekibimiz vardı. siyasette başarıyı yakalamak çok önemliydi. şuna inanmıştım: ?siyaset hayat kurtarmaktır.? içinde yaşadığımız toplumda binlerce, on binlerce, yüz binlerce, hatta milyonlarca insanın refah ve mutluluğunu sağlamak için siyaset yapmak ve başarmak zorundaydık.**********http://www.rterdogan.com/kisisel4.htm1984?1994 yılları arasında bir çok seçimlere girdik. 1986 ara seçimlerinde milletvekili adayı oldum. 1989 yılında beyoğlu ilçesinden belediye başkan adayı oldum. farklı bir seçim kampanyası ile başarıyı yakalamıştık. ilk defa hanımlar komisyonu aktif rol alıyordu. çeşitli eleştiriler de almıyor değildik. ama zaman bizi haklı çıkardı. 1989 seçimlerinden 2. parti olarak çıkmıştık. kazanmaya azmetmiştik, çünkü biz kısa mesafe koşucusu değildik, maraton koşucusuyduk. bizim maratonumuz öyle bir maraton ki ?ilanihaye? devam edecekti. 1991 senesinde tekrar milletvekili adayı oldum. seçimi kazandık. mazbatayı aldım ve milletvekili oldum. tercihli oy sistemi nedeniyle yüksek seçim kurulu mazbatamızı iptal etti. 27 mart 1994 seçimlerine kadar istanbul il başkanlığı görevimi sürdürdüm. nihayet 27 mart 1994 seçimlerinde istanbul büyükşehir belediye başkan adayı oldum. seçim çalışmasındaki kampanyamız ses getirince medyadan da sesler yükselmeye başladı. medyanın hedef tahtası haline gelmiştim. ?vay tayyip ağa vay?, ?tayyip?in vilları? gibi manşetler gazetelerde çıkmaya başlamıştı. sürmanşetten bu tür aslı olmayan yazılar adeta beni, arkadaşlarımı ve teşkilatımızı kamçılıyordu. neticede 27 mart 1994 seçimlerinde halkımızın teveccühü ile istanbul büyükşehir belediye başkanı seçilmiştim. kolay değildi sorunlar yumağı şehri istanbul?da başkanlık yapmak. istanbul?un birikmiş sorunlarını çözmek için kolları sıvamıştık. rüşvet, susuzluk, çöp dağları, hava kirliliği ve ulaşım güçlüğü v.s. başkan olduğumda şuna inancım tamdı: istanbul?un bütün problemlerini çözeceğiz... en azından acil eylem planı içinde öncelikli sorunları mutlaka çözecektik, buna inanıyorduk. çok çalıştık, tüm mesai arkadaşlarımla gece gündüz kavramını bir kenara atarak proje üretip faaliyete geçirdik, gayret ettik, başaracağımıza inandık. bugün istanbul da çöp dağları yok. hava kirliliğinden gaz maskesiyle gezmiyoruz. günlerce çeşmelerimizin başında ?su? diye nöbet tutmuyoruz. her yağmurda su basan semtlerin bir çoğunu artık su basmıyor. yapılan 37 kavşak ve bitirilen metro ile istanbul trafiği nefes alıyor.**********http://www.rterdogan.com/kisisel5.htmseçim öncesi istanbulluların ¼?ünün gönlünü kazanıp oyunu alarak başkan olmuştum. başkan olduğum gün sadece partimin veya bana oy verenlerin değil ?tüm istanbulluların başkanıyım? diye basına açıkladığım gibi herkesin başkanı olmak için çalıştım. ?sessiz yığınların sesi, kimsesizlerin kimi? olmak için gayret ettim. belediye hizmetlerinin toplumun her kesimine ulaşması için çalıştım. öğrenim gören dar gelirli aile çocuklarına, şehit ve yetim çocuklarına eğitim yardımı yaparak eğitimlerini destekledik. istanbul?un ve dolayısıyla istanbulluların rahat nefes alması için bir milyon ağaç diktik. rüşvet ve yolsuzluğu aldığımız tedbirlerle önledik. buralara giden parayı belediye bütçesine aktararak, hizmet olarak halkımıza verdik. ?laf değil, iş ürettik.**********http://www.rterdogan.com/kisisel6.htmistanbul imam hatip okulu?nda edebiyat öğretmenimiz öğrencilerine ziya gökalp?in bir şiirini okuyordu. benim şiire karşı aşırı bir ilgim vardı. bu şiiri o kadar çok beğenmiştim ki o anda şiirin tümünü ezberlemiştim. daha sonraki yıllar siyasetin içinde aktif olarak yer aldığımda türkiye?nin dört bir yanından davetler alıyor, fırsat buldukça yurdun değişik yörelerinde halkımıza ülke meselelerini anlatmaya çalışıyordum. gün oluyor bir konferans salonunda, gün oluyor meydanlarda halkımızla buluşuyordum. konuşmalarıma genelde ezberimde olan şiirlerden bir dörtlük okuyarak başlardım. 1997 yılının aralık ayının 12?sinde davet üzerine gittiğim siirt?te de mitinge iştirak ettim. konuşmama her zaman olduğu gibi bir dörtlük okuyarak başladım. aynı dörtlüğü o tarihten birkaç ay önce osmaniye mitinginde de okumuştum. okuduğum dörtlük cumhuriyetimizin kuruluş yıllarında bir fikir adamı olarak büyük hizmetleri geçen ziya gökalp?in şiiriydi.milli eğitim bakanlığı tarafından öğretmenlere tavsiye edilen bir kitapta yer alan bir şiirdi. bu şiir nedeniyle diyarbakır dgm?de yargılanmaya başladım. ben ziya gökalp?in yazdığı şiiri okuduğum için ?halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmekten? (tck 312/2) mahkum edilmiştim...**********http://www.rterdogan.com/kisisel7.htmverilen ceza kesinleşince, 4,5 yıl onurla taşıdığım belediye başkanlığı görevime veda ettim. 26.mart.1999 cuma günü on binlerce insan, binlerce araba eşliğinde pınarhisar cezaevinde dört aylık zorunlu istirahata çekildim. benim cezaevi günlerim 24 temmuz 1999 gecesi bitmişti. türkiye?mizin problemleri her geçen gün artarak devam ediyordu. ?seçilme hakkı?ndan mahrum edilmiştim. ama bu siyaset yapma yasağı anlamına gelmiyordu. türkiye?mizi aydınlık geleceğe taşımak için ne gerekiyorsa onu yapacak ve bu uğurda gayret gösterecektik. bize düşen ülkemizi aydınlık geleceğe, insanımızı müreffeh bir hayata kavuşturacak projeler üzerinde çalışmaktır... aydınlık yarınlarda buluşmak dileğiyle... recep tayyip erdoğan**********

(bkz: basbakanin ulema aciklamasi)

"ilkokul 5. sınıfta iken din kültürü derslerimize giren okul müdürümüz (allah rahmet eylesin) ihsan aksoy, o dersteki başarım sebebiyle bir gün omzumdan tutarak sınıfın penceresine yaklaştırdı. haliç'in karşısında bir yeri göstererek 'seni o gördüğün okula gönderelim' dedi. orası istanbul imam hatip okulu idi...." kisisel bilgilerini ekspoze ederken gordugum bu bolumu beni kahkahalara sevkeden zat-i muhterem. ulan sanki eleman harvard'a gidiyor...

kardeşimle çocukken, pazar sabahları erken uyandığımızda, sessiz olmaya çalışırdık. babam "bir pazar'ım var" diye uyumak isterdi. biz yaramazlık yapmaya başlayınca da yatağından seslenirdi. - pazar pazar attırmayın kafamı.cumartesi pazar demeden pazarlanıyor ülkemiz...başımızda, daha önce hiç ülke pazarlamamış olsa da, zamanında çok ülker pazarlamış bir pazarlama uzmanı var. memleketin ipliği pazara çıktı!gece gündüz demeden pazarlanıyor ülkemiz..."babalar gibi" pazarlayan bakanlarımız var...kapıdan pazarlamacı usulü, çarşı pazar dolaşıp, ülke pazarlıyorlar.rahmetli babam olsa, herhalde onlara da "pazar pazar attırmayın kafamı!" derdi. belki de, zırvalıyorsunuz babında, "pazar mazar attırmayın kafamı!"bana göre yanlış, kendisine göre doğru, pazarlıyor ülkeyi.takdir etmesem, hatta yersem de yapacağını yapıyor. kafasına taktığını takiyye demiyor, tak diye yapıyor. bunu anladık. anlayamadığımız şeyler de var... tabii ki, nasrettin hoca'yı da biz yetiştirdik, aziz nesin'i de. öyle nükteli bir milletin çocuklarıyız. ama yine de türk milletinin espri anlayışını çözmek, çözümlemek her zaman mümkün değil.yahu, biz değil miyiz bu pazarlamacıları apartmanlarımızın kapısından bile sokmayan! kapıdan sokmadıklarımızı başkakanlığa mı gönderiyoruz?ilginç milletiz vesselam...

kemal unakıtan abisi ile birlikte kahve ve mahalle ağzını (ki onun bile kendi icinde bir seviyesi, adabı vardir) devlet yönetimine ve söylemlerine taşıyan sayın başbakanımız. ve bu demeçlerinin yeni bir 28 şubat'a yol açmayacağından da gayet emin bi kişidir. ayrıca pazarlama ile satma arasındaki farkı da bilmeyen kişidir. ayrıca artık devlet işlerini yavaş yavaş yüzüne gözüne bulaştırmaya başlayan hükümetin başındaki kişidir de. pek yakında niyetini kısa demeçler vermek yerine bir manifesto ile açık açık söyleyeceğini beklediğim kişi de olabilir. hatta bunlar dışında o kadar çok meziyeti var ki, sayamıyorum, kilitleniyorum.

hakkinda bu kadar cok entry girilince futbol maci sandigim basvekil.

kasımpaşa'da doğmuş büyümüş, gençliğinde genelde sokaklarda ve daha sonra bir spor kulübünde futbol oynamış, yabancı dil öğrenmeye vakit bulamamış,bir ara hapse girmiş çıkmış, imamlık eğitimi almış insan. önünde her zaman saygıyla eğildiğim, tarihin gelmiş geçmiş en büyük adamı olan ulu önder mustafa kemal atatürk'ün kurduğu, laik ve demokrat koskoca türkiye cumhuriyeti'nin başbakanı.not: bu yazıyı kötüleyenlerin "ironi" den haberleri olmasa gerek...

bu ülkenin iyiliği için çalıştığına inanmadığım kişi.

"biz de savaşa karşıyız ama çok borcumuz var... borsa çökerse dolar üç buçuk milyon olursa ne yaparız? bu nedenle amerikanın isteklerini kabul etmekten başka çaremiz yok..."recep tayyip erdoğan"çalışmadan, yorulmadan, öğrenmeden rahat yaşama yollarını alışkanlık haline getirmiş milletler, evvela haysiyetlerini ve daha sonra istiklallerini kaybetmeye mahkumdurlar..."mustafa kemal atatürk

"... bunların amacı üzüm yemek değil, bağcıyı hedef göstermek!" diyerek aforizmanın dibine vuran kişi..

türkiye gibi bir ülkenin başbakan olarak hak ettiği** kişi.

etkileyici bir konuşma tarzı var. fakat çocuklara yapılan işkenceleri dişilere dişi erkeklere erkek eğitmen yöntemiyle çözmeye, din ulemasını mahkemede bilirkişi atamaya dair yüzlerce sağlıksız ve mantıksız eğilimi olduğu açık.

ulema eleştirilerine cevap olarak, ''ulema, alim kelimesinin çoğuludur. alim kelimesi, bugünkü ifadeyle bilgindir. ulema ise bilginler anlamına gelmektedir. bunu bilmeleri lazım" diyen, bizlerin düşünebilme kapasitesine pek güveni olmayan tc başbakanı..yaptığı konuşma içinde ulema kelimesini bir hukuk devleti başbakanının kullanması başlı başına rahatsız edici ama hadi onu geçelim diyelim..yalnızca ulema mı demişti? bir kaç gün önce şunları söylememiş miydi?:"mahkemenin bu konuda söz söyleme hakkı yoktur. söz söyleme hakkı din ulemasınındır. açarsın o dinin mensubuna sorarsın, bunun dinde emredici bir hükmü var mı? dinde yeri varsa saygı duymak zorundasınız. ben diyorum ki dinde bunun yeri var. biraz bu alanda mürekkep yaladık."çevir kazı yanmasın yapar kendileri zaman zaman, ki son zamanlarda bu pek sık vuku bulmaktadır..anlıyoruz tabii.. dilini bunca yıldır tut tut tut nereye kadar, patlıyor insan canım? anlayışla karşılamak lazım!

gunlerdir "ulema, turban, seyh vs." konularını gündemin dısına cıkartamayan sahıs. kendisine gore en buyuk problemimiz ve bir numaralı gundemimiz turban. "turban konusu onceligimiz degildir" diyemiyor. cunku aklı fikri orada. kendisi icin "degisti" diyenlere duyurulur.

kürsüye çıkınca ne baarion anladık demek istediğim, ağzında mikrofon gizleyen hiper başbakan

bıyıklarını da kesecek yakında bu bak. avrupa oyları peşinde, evet...

avrupa birliğine aşırı konsantre olmuş kişi ne duysa ab ye girmemizi engelleyemeyecek ab sürecinde olmamalı böle şeyler diyor korkuyorum ben bi zaman sonra aynanın karşısına geçip kendine "sana rağmen gireceğiz ab ye engelleyemeyeceksin" filan dicek diye.

"sözde roj tv temsilcisi"nin toplantı salonunda oldugunu öğrenince katılmayıp açıklamasını "eğer bu toplantıya katılmamanın bir bedeli varsa türkiye bu bedeli ödemeye hazırdır" şeklinde yaparak tarafımdan 'yürü be' nidasıyla takdir edilmiş başbakandır!kendisinden rte diye de bahsedilmekte..nedense!yanlış anlaşılmaktan kaynaklanan zoraki edit*: rte ile ilgili düşüncelerimin cüneyt arcayürek* ile tamamen paralel oldugunu söylemem yeterli olacaktır bu cevval okuyucu kitlesine.

en son, şemdinli'de megafonla halka seslenen kişi. megafonla adam azarlayan trafik polisi gibiydi, ali veli maria klibindeki ilhan irem gibiydi...

şemdinli'de yaşanan olayların ardından, sözde ani bir kararla, kendi ülkesinin sınırları dahilindeki ilçeyi amerikan tayfasının ırak'a yaptığı ziyaretleri andırır bir şekilde, ziyarete karar vermiş olmasının hangi hatalı politikalarının sonucu ve hangi uzvunun korkusundan kaynaklandığını idrak edemeyen ve mangal gibi yürekli, adam gibi adam, karizmatik ve bunun gibi nitelendirmeleri adının önüne getirme zenginliğinde sevenleri olan bir başbakan.yinede ziyaretin bu şekilde gerçekleşmesinin, hiç gerçekleşmemesinden daha akılcı olduğunun farkında olan da sevmeyenleri vardır.

"sözde roj tv temsilcisi"nin toplantı salonunda oldugunu öğrenince katılmayıp açıklamasını "eğer bu toplantıya katılmamanın bir bedeli varsa türkiye bu bedeli ödemeye hazırdır" şeklinde yaparak tarafımdan 'oha be' nidasıyla hayret edilmiş başbakandır!çünkü kendisi şemdinli' de derin devlet' in gerçekleştirdiği savunulan patlamanın sadece 3 dakika ardından türkiye cumhuriyeti topraklarından yayın yapabilmiş bir kanala karşı yaptırımı olmayan kişidir.kendisinden rte diye de bahsedilmektedir... nedense!

başkanlık sistemine geçildikten sonra çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarındaki atatürk’ün sözleri kaldırılarak, yerine 21. yüzyılın türk önderi recep tayyip erdoğan ınkiler konmaya çalışılırsa ne olurdu sorusuna yanıt arayış: (h) hitap hareketi: baş yukarıda, yüzde korkutucu bir ifade, parmak sallanarak her bir hece çok yüksek sesle tek tek vurgulanır.(t) tehdit hareketi: göz kapakları sonuna kadar açık, sağ elin parmak uçları toplanmış vaziyette çekiç gibi havayı döver.(k) karizma hareketi: eller açık masanın üzerinde, gözler sabit, kafa çok hafif sağa yatık vaziyette, şefkatli bir ses tonuyla konuşulur..(d) kelime bulma/değiştirme hareketi: cümlenin tam ortasında, eller açık vaziyette her iki kol birden daire çizerken veya ellerden biri yay çizerken yutkunulur. (s1, s2, s3,…si…) gömlek cebinden sigara paketi sökme hareketi: işsizlikten şikayet eden (si)vatandaşının cebindeki sigara ustaca çıkarılarak yüzüne yüzüne sallanır.sağlık bakanlığı: “(h) kimse bizden bevliyecileri doktordan saymama gibi bir anlayış içinde olmamızı beklemesin. ama bazı (d) erkeklerin de jinekolog olmakta ısrar istemesini (d) değerlerimiz noktasında kabul etmemiz de mümkün değildir”avrupa birliği genel sekreterliği: “(k) italyası, ingilteresi, almanyası, hepsi benim dostumdur. ben avrupa birliğini medeniyetlerin kaynaştığı bir buluşma noktası olarak görüyorum. (t) ama avrupa birliğine girdik diye meyhaneye dalan berduş gibi sağa sola yalpalayan olmayacağız. değerlerimiz noktasında taviz verme noktasına gelirsek (d) kimse bizden anlayış beklemesin”içişleri bakanlığı: “(k)ülkemizin, kürdü var, lazı var, çerkezi var, boşnağı var, hatta türkü bile var. bunu inkar etmemiz (d) elbette mümkün değil. (h) inkar da ettirmeyiz. ama bir kısım (d) insanların çıkıp da, (t) “bölünmez bütünlük” falan gibi sloganların arkasından kulampara çevirmesi noktasında bizim sessiz kalmamızı beklemesin.”maliye bakanlığı: “(h) enflasyon cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesinde, ama bunlara, bugüne kadar taş taş üstüne koymayan kimilerine anlatamazsınız. (t) bu nasıl fakirlik yahu, (s1)bu ne, (s2) bu ne, (s3) bu ne!”başbakanlık ulema yüksek kurulu(eski yök’ün yeni adı)“(k) biz, ilme aşık bir anlayış içerisindeyiz. insan haklarını seviyoruz. (h)ama bilimsellik diye insan hakları diye çıkıp da değerime saldırırsan affetmem(t), affettirmem.”

şimdi de içerisinde 40 adet pc bulunan bir internet kafenin sahibine, kendisine küfürlü mail gönderdiği gerekçesiyle dava açmış başbakan. görünen o ki bir gün sıra hepimize gelecek.

evvela şöyle diyeyim, ben önümüzdeki seçimlerde tayyip erdoğan'a veya partisine oy vereceklerden değilim, ancak kanaatim o dur ki, kendisi ve partisi, iktidara, kendisini sevenlerin sevgisi ve desteğinden ziyade sevmeyenler ve onların zihniyetleri sayesinde gelecek, hatta oylarını artıracaktır.

bu ülkenin başbakanı olduğuna şaşırıyorum bazen. üst kimliğini tanımlarken türk demekten olabildiğince kaçan, türban konusunda avrupa insan hakları mahkemesine yapılan başvuruyla dava edilen devletin davayı kazanması sonucuna devlet kurumlarını idare eden biri olarak "olur mu böyle şey" diye şaşıran, türban kararını ulema sınıfının vereceğini söyleyip aslında şeriat hükümlerine ne kadar yabancı olduğunu bize gösteren başbakanımızın umarım bir bildiği vardır derim son olarak.

mustafa kemal atatürk' ün yapamadığını yapmış başbakandır. anlatılan/yazılan bir anıya göre atatürk bir olay sonrası "ben bu millete herşeyi öğrettim ama uşaklığı öğretemedim" demiştir. sağolsun şu anki başbakanımız bunu da millete öğretmek için elinden geleni yapmış büyük ölçüde de başarılı olmuştur. zannımca, zat-ı muhterem beyfendinin avrupa birliği ülkeleri yetkilileri tarafından "türkiye' nin mustafa kemal' den sonra gördüğü en iyi devlet adamı" olarak adlandırılması da bu yüzdendir.

bugün kendisi hakkında gelen bir elektronik postayı buraya aynen kopyalıyorum.tayyip ile bush ilk buluşmalarında birbirlerine hava atarlar.bush tayyip'e''bizde öyle bir teknoloji var ki, ölüyü diriltiriz'' der.tayyip altta kalmaz ve''bizdeki teknoloji çok farklı, bu sayede partimizin bütün elemanları 100 metreyi 3 saniyede koşmayı beceriyorlar" der.türkiye' ye döndüğünde tayyip' i bir telaş alır. danışmanlarını çağırır ve attığı palavrayı anlatır''haftaya bush geliyor, yalanımız ortaya çıkarsa ne yaparız?'' diye sorar.danışmanlardan biri hemen cevap verir''onlara ölüyü nasıl dirilttiklerini sordunuz mu?''''hayır sormadım''.''o halde hiç korkmayın basbakanım, alın bush'u anitkabire götürün. atatürk'ü diriltmesini isteyin. diriltemezse o rezil olur. yok eğer diriltirse, siz zaten 100 metreyi 3 saniyede koşarsınız".

igdaş'ı kendi kafasına göre 1.5 milyon dolara rus gaz şirketine satarak özelleştiren insan..(bkz: aman kimseler duymasın)

düzce'de ''yaptıklarımızı görün be!'' şeklinde bir cümle kuran ülkemin başbakanı..gerçekten ülkemin başbakanı mı? uyanmak istiyorum da artık...

necmettin erbakan 'dan cok farklı oldugunu iddia eden ama aynı yontemi uygulayan sahıs.necmettin erbakan hocaefendi : bir kısım medya. sizi gidi medya. patatesten medya. uzaylı medya .rte: medya abartıyor . sen gazeteci misin? dogru dürüst haber yazın. ah şu medya.sen yap yap ondan sonra medya. yok ya?

bugünkü anıtkabir ziyaretinde, anıtkabir özel defterine yazarken "cumhuriyetin 85. yılında" şeklinde bir cümle yazıp, cumhuriyetin aslında 82 yaşında olduğunu unutmuş (?) ve üstüne üstlük yazdığını okurken de yaptığı hatanın farkına varmadan üzerine basa basa 85 diyerek cumhuriyet gafı yapmış olan başbakan. bravo...

okyanusya kıtasına fethe çıkan başvekil. napacaz kanguru mu ithal etcez, koala desen memleket koala dolu zaten.(bkz: recep pazarlama)

trafik kazalarının %80'inin alkolden kaynaklandığını söyleyen matematik dehası. oysa ki bu yıl meydana gelen 459734 kazanın 3690'ı alkole bağlı; yani oran %0.8http://www.milliyet.com.tr/...12/03/siyaset/asiy.html

karakol'larda aşiri fotoşoplu makyajli (bkz: taş bebek) fotografiyla kikir kikir guldurup ortamdaki kasveti uzerimizden atmamizi saglayan başbakan.

birinin artık turist ömer devam filmi çekmediğini hatırlatması gereken insan.meydanı boş bırakıp alakasız yerlere şahsi, gezelim görelim gördükçe eğlenelim programları yapmayı kesmesini bekliyoruz."bak yok turist ömer yok!! sadri baba da yok,sen başbakansın bunlarda halk.."

bir airbus a 319 ile okyanus aşırı non-stop uçuş yapmak isteyen (istanbul'dan yeni zelanda'ya), mümkün olmadığını bildiren sivil havacılığa kızıp beş bürokratı görevden almaya kalkan siyasetçi.http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=125058(bkz: ya ben lan neyse bişey demiyorum)

yeni zelanda'da haka dansı ile karşılanan başbakanımız.

4 aralik 2005 tarihli tgrt ana haber bultenindeki bir haberde myheritage.com adli site araciligi ile %63 oraninda david lynch 'e benzedigi ortaya cikarilmis basbakanimiz. belliydi ulkenin icine dustugu anlasilmaz kurgudan zaten.

habere göre 41 kişiyle yeni zelanda'ya gitmiştir. (bkz: ali baba ve kırk haramiler)(bkz: 41 kere maşallah)

neo-liberal politikaların kalecisi. devleti küçültmüş, yabancı müteşebbisleri ülkemize çekmek için işçimizi, çevremizi hiçe saymaya devam eden başbakan. siyasi görüşlerini gerçekleştirecek kadar da hırslı maalesef...

(bkz: üç isimli kişilerden korkmanın haklı sebepleri)

gundelik konusmalari entonasyon acisindan gayet normalken kalabalik bi kitleye hitap ederken ya da onunde mikrofon varken iki kelimede bir unlem kullanan kisi."dunyaaaanin obur ucunda! bu kutsal gorevde! calismakta olan! bu degerli vatandaslarimiz! ulkelerine donduklerinde! hic suphesiz! ayakta! alkislanacaklardir."(bkz: ayrinti manyagi olmak)

alt kimlik üst kimlik derken sapı samanı iyice biribirine karıştırdı.neyi nereye koyduğunu unutmasıyla, inkar etmesiyle meşhur devlet büyüğümüz, bu sefer de türklüğü alta, müslümanlığı üste koydu. karakolda doğru söyleyip, mahkemede şaşıyor.üstelik, kemiksiz dili bu sefer dozu fena kaçırdı. artık liberallerle de yollarını ayırıyor...yeni bir gömlek giymişti akp'yi kurarken. ama belli ki, yeni gömlek pek uymadı. eski gömlekler tekrar çıkarılıyor dolaptan.takke düştütak diyekel göründütakiyye!

abd, afganistan, almanya, arnavutluk, avustralya, avusturya, azerbaycan, bahreyn, birleşik arap emirlikleri, belçika, bosna, bulgaristan, çin, danimarka, endonezya, etiyopya, fas, fransa, filistin, finlandiya, güney kore, güney afrika, gürcistan, hollanda, ingiltere, iran, irlanda, ispanya, israil, isveç, isviçre, italya, japonya, katar, kazakistan, kırgızistan, kktc, kuveyt, lüksemburg, macaristan, maldiv adaları, malezya, mısır, norveç, özbekistan, pakistan, polonya, portekiz, romanya, rusya, sırbistan, sri lanka, suriye, suudi arabistan, tacikistan, tayland, tunus, türkmenistan, ukrayna, ürdün, vatikan, yemen, yeni zelanda, yunanistan'a dış geziler yapmış başbakanımız. dileyen diyarbakır'ı da ekleyebilir bu listeye, malum oraya giderken de enteresan bir hava yaratıldı medyada...listede 64 ülke var ama bazılarına bir kaç kez gidildiği için toplam 110 yurtdışı seyahati yapmış...maaşallah, leyleği havada görmüş sevgili başbakanımız. dış geziler elbette yapılır, siyasi, ekonomik ilişkileri geliştirmek adına ama başbakan biraz da evinde otursa, bu ülkenin hangi sorununu çözmek için hangi politikayı uygulayacağını açıklasa. sığ analizlerle bir gün söylediğini, ikinci gün kendi sözleri alaşağı etmese... alt kimlik, üst kimlik, türkiyeli, ortak paydamız din, ıvır zıvır deyip her gün şapkadan bir başka tavşan çıkarmasa...

başbakanlık görevinin sona erdiği gün olduğum yerde, tek başıma, kendimden geçip geberinceye kadar halay ve zılgıt çekmeme, mendil sallamama, horon tepmeme, zeybek oynamama ve hatta haka dansı yapmama neden olacak kadar hisli duygular beslediğim başbakan. hızımı alamayıp meditasyon yaparak transa geçebilir yahut astral seyahate filan da çıkabilirim. kendisine karşı beslediğim bu hislerin yoğunluğunu, başlığının altına girdiğim iki entrymin de kaderlerinin çöp kutumda hazin bir şekilde sonuçlanmasıyla anladım. artık her yeni güne kendisi hakkında daha bir yoğun, daha bir taze duygular besleyerek uyanıyorum. (bkz: oh la la)

yabancı memleket başbakanlarından "bilmemnereli meslektaşım" diye bahsetmesi gerçekten kulak tırmalıyor. avusturyalı meslektaşım, hollandalı meslektaşım... doğru olan avusturyalı mevkidaşım demesi. başbakanlık meslek mi?

sagligi pahasina milletin kimligiyle ilgilenen. oysa milletin degisik unsurlariyla ilgilenmek pek yorucu olabilir. biraz kendine vakit ayirmali. kalb malb... allah* korusun*.

bugun her tarafta turkiye deki kisi basina dusen milli gelirin 5000şoldugunu soyleyen ,ama 10000ş a cikartacagiz diye konusup duran insan. birisinin asgari ucretin hala 400 ytl civarinda oldugunu,bir insanin 17 ay sonunda anca 5000ş kazanabildigini, kendisininde hasbel kader o insanin basbakani oldugunu hatirlatmasini istedigim , 5-10 bin dolarlarin sadece nufunus yuzde 8-10 luk kismini ilgilendirdigini benden iyi bilmesi gereken kisi.edit: 5000ş ifadesinin gercek bir rakam oldugunu cok iyi bilmekle beraber, bunun her firsatta dile getirilmesinden rahatsizlik duydugumda bir gercektir. kisi basi milli gelirin dengesiz ucret dagilimini duzeltmedigi gercegine dikkat cekmek istedim. isin istatistik boyutuna cekersek ulkemizde calisan nufusun %25 ini asgari ucretliler, %20 sini 500 ytl civarinda net maas alanlar, % 25 maasi 1500 ytl nin altinda olan grup , geri kalan %30 unu da 1500 ytl uzeri ( bu grubun icinde %7-8 lik bir oran yilda 34500ş uzeri kazanir) maas alan grup olusturur. bu sonuclar sonrasi ortaya cikan kbmg`in ulkemiz gercegini ne kadar yansitiigi, tartisma konusudur, bu her ulke kbmg icin de tarisma konusudur, ama ulke gerceklerini ve dengesiz gelir dagilimini degistirmez.

denge politikası ile rüzgar nereden eserse oraya dönme politikasını birbirine karşıştırmış olan başbakan. şöyle ki, üst kimlik tartışmasında kürt sorunu farklı, pkk terörü farklı diyor, oradan ilerleyip, tc vatandaşlığı üst kimliktir'e geliyor, rüzgar hafif hafif tersten esince türkiye'de sadece bölücülük sorunu vardır diyor, arada bir birleştirici unsur islam'dır diyor. tam doğruyu buldu dendiğinde (burada herkese göre bir doğru olduğu için o ya da bu değil. bu kadar farklı yönlerde bu kadar çok fikir açıklanırsa mutlaka herkese doğru gelecek bir şey çıkar içinden) pat tam tersine dönüyor.

memleket tarihinde, rte kadar analiz yetenegi kisitli, savundugu ilkelerin tanimindan ve gereklerinden bir haber bir basbakan daha gorev yapmis midir meragimdir.soyleki, arzu edilen, aksi gorusu benimseyen kisinin, bilgili , neyi savundugunu bilen, aciklama ve sorulariyla karsisindakini zorlayan bir misyona sahip olmasidir. ileriye gidebilmenin dinamigi budur. zira, rte'nin aciklamalarinda bir karmasa, bir belirsizlik ve bir akil disilik hakim. rte'nin hangi aciklamasi cozumlemeye kalkisilsa insanin elinde kaliyor. gorulen o ki rte'nin ya kafasi cok karisik, ya cok iyi rol yapiyor ya da gercekten bahsettigi seylerle uzaktan yakindan bir alakasi yok. akp'de ki rte ile ilgili hakim gorus ise soyle :- basbakanlik gorevi icin uygun olmadigi- bu gorev icin hem yeterli bilgiye hem de yeterli deneyime sahip olmadigi- danismanlarinin "gaz"ina cok kolay geldigiseklinde. kafalarindaki cozum ise, rte'nin cumhurbaskani yapilip, daha pasif bir konuma cekilmesi.

''atatürk türkiye'nin modernleşme sürecinde en büyük liderimizdi. o'nu aşmak, o'nu geçmek gibi bir gayretimiz yok. örnek almak gibi bir gayretimiz var" demiş, başbakan. ayrıca kendisinin ''demokrasi bizim için bir tramvaydır, onunla istediğimiz yere kadar gider, orada ineriz'' dediğini de biliyoruz...(bkz: allah seni bildiği gibi yapsın)

en garip anketlerin partisinin başındaki adam: http://www.milliyet.com.tr/...2/10/siyaset/siy02.htmlet kafalılık bende herhalde, anlayamıyorum, nasıl oluyor da, her türlü icraatından hoşnutsuz olan deneklerin, "onu beğenmiyorum, bunu beğenmiyorum" diye yerden yere vurduktan sonra, "bugün seçim olsa, oyunuzu kime verirdiniz" kısmına %44.4'le akp dediklerini.

yeni incilerini de bekliyoruz kendisinin, biraz zorlasa atatürk ü de geçer, einstein ı da, ama gayret etmiyor ne yapalım?(bkz: kas yaparken goz cikarmak)

avustralya, yeni zelanda gezisini "bu güzellikleri görüp türkiye için neler yapabiliriz, ona bakıyoruz. türkiyemiz için ilham kaynağı arayışı içerisindeyiz" sözleriyle ozetleyen; acun firarda misali bir meclis doneminde devr-i alem yapan basbakanimiz.kendisine gunde iki saat discovery channel, yatmadan once uc-bes sayfa national geographic oneriyoruz buradan. o kadar yolu tepmesine gerek yokmus. hayir durup dururken jet lagle ugrasiyor adamcagiz, memlekete hizmeti aksiyor.

avustralya ve yeni zelanda tatilinden bugün dönmüş olan başbakan

'' din birleştirici bir çimentodur'' cümlesini sarfetmesi üzerine başlayan tartışmalar karşısında; ''bu nutukta da yazar iyi okumak lazım'' demiştir ve hemen ardından ''biz söyleyince laf başka taraflara çekiliyor da, başkaları söyleyince doğru oluyor'' diyerek aslında kimin başkası olduğunu gözlerimin önüne sermiştir. ayrıca şunu da belirtmeliyim ki bir laf kırk farklı kişi tarafından, kırk farklı niyetle söylenildiği zaman, kırk farklı şekilde anlaşılır.

(bkz: din birleştirici bir çimentodur)

yıllar sonra evinde çayını yudumlarken "ulan onu bunu bırakta iyi gezdik zamanında be" diyecek olan adam.

allah'ın bildiğini kuldan saklamakta ısrar eden adamdır (takıyye bile değildir yaptığı). türkiye cumhuriyeti'nin kurucu kavramlarına ve kişiliklerine düşmanlığını ve bastırılmış öfkesini beceriksizce kinayeleştirerek dışavurmaktan haz duyan adamdır. önce köşe dönme ve ardından biriktirdiği sermayesiyle ticaretini büyütme hevesindeki bir ortasınıfın geçmiş hükümetlerin konjonktürel geçersizliğinin bir sonucu olarak siyasette yükselttiği tüccardır. danışmanlarının yazdığı metinleri, verdiği brifingleri, önerdiği stratejileri ve taktikleri bile anlamaktan âciz bir siyasetçi izlenimi vermekten kurtulması imkânsızdır, zira cidden anlamamaktadır. kahramansız yapamayan bir güruhun kendisine bahşettiği statüyü siyasî ağalığa tahvil etmiş, etrafındaki bazı aklıbaşında, sağduyulu insanları bile kapıkulları addetme hadsizliğinden devşirdiği başarı hissiyle egosunu tatmin etmektedir. bağında yetişen üzümden şarap olmaz, bense üzüme üzüm demem üzüm şarap olmayınca.

sözlükte emrah'tan daha popüler olan kişi* *(ara: emrah) (ara: tayyip)edit:başlık sayısında emrah'ın ezici bir üstünlüğü olsa da toplam entari de tayyip tek geçiyor...

türkiye´yi ilimli müslüman ülke modeli yapmaya ve ortadogudaki emellerinde bas rol oynatmak icin modern ve bagimsiz türkiye cumhuriyetini bir tehlike olarak görmeye sartlanmis amerika´nin isbirlikcisi oldugunu düsündügüm basbakan. yillardir maddi manevi her türlü müdaheleyle basimiza sarilan terör ve azinlik sorunlarina cözüm olarak dinin (bkz: din birlestirici bir cimentodur) sunulmasi da bu oyunun parcalarindan biri gibi gözüküyor. türkiye degisiyor, degistiriliyor.... türkiye her gecen gün daha da geriye gidiyor ve piyasalara birilerine* borclanarak sicak para akitildigi icin halk buna bile bile göz yumuyor. nereye kadar?

uyaninca bitmesini istedigim tek ruya*.

osmanli imparatorlugunda bile dinin birlestirici bir cimento olmadigini bilmeyen basbakan.

pot üstüne pot kıran, başbakanlık makamındaki, taşıdığı ünvan üstünde eğreti duran kişi. bir çam deviriyor, onu düzelteyim derken, üç tanesini daha yıkıyor, eğilip onları kaldırayım derken, poposuyla başkalarını deviriyor.bir nevi mr. bean, züccaciyeci dükkanına girmiş fil. ne tarafa dönse, etrafına zarar veriyor.

haka dansçılarını görünce yerde taş aradığına şahit olduğumuz kişi.

(bkz: bana uzak allaha yakın olsun)

"din çimentodur, bunu atatürk de demiştir. nutuk 'falan' okunmalı" gibilerden bir şeyler gevelemiş çok sevgili başımın bakanı. kendisinin ne kadar kültürlü olduğunu, arkadaşlarının kendisine kitapları özetlemesinden bildiğimiz (cahilliğiyle gurur duyan insan/#7963171) zat-ı muhterem, atatürk' ü hocası erbakan ile karıştırmış olacak.kendisi -ve ekşi sözlükte de bulunan şakşakçıları- her ne kadar yediremeseler de , hazmedemeseler de, sinirden kudursalar da, milleti saf bulup atıp tutsalar da; oturduğu yer ve olduğu durum mustafa kemal atatürk' ün sayesinde olmuştur. iki gün yurtdışında tatil yapacağına oturup nutuk okuyabilirse -ya da birileri çok saygıdeğer zat-ı alilerine doğru düzgün özetleyebilirse- belki ne denilmek istenildiğini anlayabilir.edit: mustafa kemal atatürk' ün nutukta yazdığı din ile ilgili bir şey var. başımın bakanı burayı atlamıştır büyük ihtimal: "bizi yanlış yola sevk eden habisler(şerefsiz, alçak, namussuz kişiler) bilirsiniz ki çok kere din perdesine bürünmüşler, saf ve temiz halkımızı hep şeriat sözleriyle aldata gelmişlerdir"!

agziyla kus tutsa ataturku antidemokratik, din dusmani cunta zihniyetine alet edenlere yaranamayacak insandir. ama bunlarin onemi yok. bakalim ataturk ne demis, "allah birdir, şânı büyüktür, allah'ın selâmeti, âtıfeti ve hayrı üzerinize olsun. peygamberimiz efendimiz hazretleri, cenâb-ı hak tarafından insanlara hakâyık-ı diniyeyi tebliğe memur ve resul olmuştur. kanun-ı esâsisi, cümlemizce malumdur ki, kur'an-ı azimüşşandaki nusûstur. insanlara feyiz rûhu vermiş olan dinimiz, son dindir, ekmel dindir"not: ataturk'un 1923'te balikesir zağnos paşa camii'nde irticalen yaptığı ve tarihe "balikesir hutbesi" diye gecen konusmasindan alinmistir. ataturk'u din dusmani gibi gostermek isteyenlere duyurulur.sunu da ekleyeyim bu entry'yi en kotulere sokmazsaniz darilirim. iki hafta giremedim meraka garkoldum acaba hasta mi oldu arkadaslar, yoksa chp kongresine falan mi gittiler diye.

din birlestirici bir cimentodur demis ve bu sozu icin de nutuk'u kaynak gostermisti. nutuk'u okumus birisi olarak boyle (veya ayni anlama gelecek) bir sozu hatirlamiyorum. ayrica ataturk devrimlerini benimsemis ve ozumsemis birisi olarak -ya da en azindan oyle oldugumu dusunuyorum- soyleyebilirim ki ataturk dinin onemini vurgulamistir ancak hicbir zaman bir ummetci olmamistir ve hatta ummetcilige karsidir. eger birlestirici bir cimento var ise o ulus veya millet anlayisidir ataturk icin. sayin rte ise bunlari bilmedigi yetmiyormus gibi bir de cikip kendi garip dusuncesi icin ataturk'u kullanmis... neyse...ama gene de emin olmak icin elektronik ortama aktarilmis nutuk'ta "çimento", "harç" ve "din" kelimeleri ile ayri ayri aramalar yaptim. sayin ve cok bilgili rte'nin ettigi cumleye veya ayni anlama gelen bir soze rastlayamadim. ayni seyi baskalari da yapmis ve nutuk'ta boyle bir soz olmadigini dile getirmis... ancak bu arastirmalardan daha dogrusu gerceklerden ziyade, rte efendinin uslubuna ve tarih bilgisi seviyesine uygun olarak kaleme alinmis hos bir taslamayi buraya tasimak istiyorum. buyrun;"üç gündür türkiye’de herkes başbakan’ın referans gösterdiği, atatürk’ün ‘din çimentodur’ gibi bir sözünü arıyor, yok...gerçi başbakan ‘orada dinin bir çimento olduğunu görürsünüz. onun için nutuk’u falan okumak lazım’ diyerek iki kaynak göstermiş oldu:nutuk ve falan...aydınlar ilk olarak ‘nutuk’a koştular, orada ‘çimento’dan söz edildiğini bulamadılar.geriye kalıyor; falan...bence başbakan atatürk’ün bir şey söylediğini biliyor, ama ne söylediğini bilmiyor.*daha da doğrusu, başbakan bildiğini sandığı şeyleri bilmiyor.bilmediğini de bilmediği için, bilmediği şeyler kendisine biliyormuş gibi geliyor. ‘çimentoyu’ nereden çıkarttı onu da zaten biz bilmiyoruz.iki olasılık var:ya ‘nutuk’ diye ‘deprem evleri yönetmeliği’ni okudu.ki bu durumda, ulusal meseleleri çözüme kavuşturan o bulunmaz konuşmalarında bundan böyle; hafriyattan, çimentodan, demirden, kirişlerden, kum ve harçtan da söz etme olasılığı vardır.ya da...ya da ‘nutuk’u okumadı, ‘atatürk’ün her konuda sözü varsa, nasıl olsa çimento ile ilgili sözleri de vardır’ diye düşündü."bekir coskun'un yazisinin tamami icin;http://www.hurriyet.com.tr/...sp?yazarid=2&gid=61

14 aralik 2005 carsamba aksam tbmmde yaptigi konusma sirasinda su unlu cami imamina benzettigim, "bakhiniz, bakhiniz..."i gosterip, "muhterem cemaat"i vermeyen kisi.

mecliste 2006 bütçe görüşmelerinde yaptığı konuşmada, bir kelimeyle bile bütçeden bahsetmeyerek sadece ve sadece icraatlerinden bahseden başbakan. konuşmasında kendini eleştiren muhalefet milletvekillerini sık sık çirkin hitap şekilleriyle karşıladı:"git araştır onu""zil takıp oynarsın""aynen böyle devam et, seni mehter takımına kaydedelim""hadi geç canım""önce gidin aynaya bakın"bütçeden bir kelime bile bahsetmediği konuşmasını ise şöyle bitirdi:"2006 bütçemizin hayırlı olmasını temenni ediyorum"bir de arada yurtdışı gezilerinden bahsederken kullandığı bir cümle var ki, beni benden aldı:"nerde türk varsa oraya gidecez"kendisine kutup bölgesinden selamlarımı iletiyorum, odamdaki koltuk hazır, yatacak yer var yani, misafirliğe beklerim. burda pek fazla türk yok gerçi, başbaşa samimi bi ziyaret olur artık. bütçeden bir kelime bile bahsetmeyerek bunca zamanımı çaldı, kendisine hazırladığım lafları oturur beraber yeriz.

hiç alakam olmamasına rağmen, çimento dediği dinle bile alakam olmamasına rağmen, caesar'ın hakkının caesar'a verilmesi gerektiğini düşünüyorum.uzun süredir ilk defa izlediğim tbmm toplantısında bugün kapak üstüne kapak koymuştur. hele konuşmasının sonlarında bir chp raporundan, bir de atatürkten alıntı yapıp aynı şeyleri dediğini göstermesi üzerine akp grubu ayağa kalkmış, chp grubu ise baykal'ın bıdıbıdı bıdıbıdısı haricinde sessizliğe bürünmüştür.

zorunlu şartlar altında* dinlemek zorunda kaldıgım meclis toplantısı/tartışması* esnasında kullandıgı etkili bakınızlar harici söylediği çoğu şeyin la fontaine'den hikayeler kitabında olması gereken insan. bir ara dogu anadolu'ya adsl götürdük bakın ne kadar önemli bir şey yaptık tarzı birşeyler söylüyordu, allahtan o sırada bir şey içmiyordum, çok feci gülesim geldi. zannedersin adsl goturulen yerde insanlar çok matah bişey yapıyor, giriyor siberalem.com'a karı bakıyor anasını satayım.

son birkac gundur aciklama yapmayan basbakanimiz**. tatiline ve gittigi ulkedeki vatandaslarimiza moral vermeye devam etmektedir anlasilan.

din birleştirici bir çimentodur demiş ve ardından büyük tepki almıştır.lakin bu tepkilere karşı kendi düşüncesiyle "örtüşüyor" diyerek nutuk'u örnek göstermiş.nutuk'u okumadım bilmiyorum.lakin bu açıklamasını makül görsek bile kendisine ve doğru bir şey yaptığını iddia eden kişilere sormak gerekir;"onuncu yıl nutku tarih kitaplarından neden çıkarılmıştır?"yoksa "türk milleti"diye başlayıp,"ne mutlu türküm diyene" diye bittiği için mi?bu nasıl çelişkidir!

din çimentodur* beyanı üzerine penguen dergisi kendisini "elhamdullillah beton kafalıyım" derken karikaturize etmiştir.

bir yandan avrupa birliğine koşan ve reformcu lider sıfatıyla özlenen uzun boylu türk politikacısı profili veren, bir yandan umudu iyice tükenen ve sabrı kalmayan tabana mesaj vermek gayreti içinde mantıksız açıklamalar yapan, futbol deyimiyle sık sık ofsayta düşen bir kamu kuruluşunda başbakanlık yapan kişidir.

(bkz: tribünlere oynamak)(bkz: göz boyamak)

genel olarak sergilememeye çalıştığı sert tavrını 3 ekim 2005- avrupa birliğinin, türkiye cumhuriyeti ile müzakerelere başlama kararını almasından sonra serbest bırakan başbakan.(bkz: milad)

insanlara ayar vermeye calistigi sureyi, memleketin dogru durust idare edilmesi icin harcasa ulkemiz icin cok daha hayirli olacagini dusunduren basbakanimiz. sozluk okusa, sempatizanlarinin yazdiklarindan sonra ayar vermek allah mahsustur demesi beklenen basbakanimiz.(bkz: hayirlara vesile olmak)

sözlükte yazar olması durumunda : "nesillerimiz bizim alt kimliklerimizdir. (bkz: yedinci nesil) (bkz: beşinci nesil) üst kimliğimiz ise ekşi sözlük yazarlığıdır." demesini beklediğim türkiye cumhuriyeti başbakanı.

"başbakan ile ekibi, yeni zelanda ve avustralya seyahatinden döner dönmez, yeni zelanda'da deprem oldu, avustralya'da ise şiddet olayları başladı. türkiye yine iyi dayanıyor."arzu kılavuz(melih aşık'ın bugünkü milliyet'teki köşesinden alınmıştır.)( http://www.milliyet.com.tr/...5/12/16/yazar/asik.html )

alt kimliği türklük, üst kimliği müslümanlık olan başbakan.

şimdi başbakan olan, yakın bir zamanda askeri darbe olmaz ise 2007 cumhurbaşkanlığı seçimini kazanması muhtemel kişi.

''benim belediyelerim alkollü içki satma ruhsatı konusunda hiç bir zorluk çıkarmazlar, kurallar neyse o olur'' dediği gün aklımı almış mübarek insan. tam da bahsettiğiniz sektörde çalişan, işin içinde biri olarak alninizdan öpüyorum sayin başbakanim. hakikaten zorluk çikarmazlar. belediye binalarinin camlarina ' içki ruhsati muhsati yoktur'' yazmadiğiniz kaldi bir tek. ama güvenimiz tam size. çok az kaldi yazarsiniz onu da. bir de benim şahane başkakanim yapacağı her işi ve attığı her adımı milletine danışan, kendini memleketine adamış dürüstlük abidesidir. aksini söyleyenin öbür tarafta yatmak bir yana ayakta durmaya bile yer bulabileceğini sanmıyorum. bakın; konya'da ''vur vur inlesin, erbakan dinlesin'' ilahisi eşliğinde halka hitap ederken ceketini çıkarmak için ''müsade ederseniz şu ceketimi çıkarabilir miyim'' diyor bu beyefendi. ne kadar da ince, ne kadar da samimi... kaçınız yapıyorsunuz bunu etrafınızdakilere? kaçınız?öff lan bir tane şöyle düşünceli bir adam denk gelmedi be...

verdigi demecler, vatandaşa davraniş ve hitap tarzinda reha muhtar ekolunu benimsemiş tabloid gazete tavirli başbakanimiz.

''özgürlükler konusunda çok hassasız'' demiş bir insan.. (bkz: kendine müslüman)

sıkıştığı durumlarda kullandığı kasımpaşalı ağazıyla bir başbakanla seda sayan arasında olması gereken farkı kavrayamadığını gösteren sayın başbakanımız.

izmirliler için şöyle buyurmuş süper olay,"izmir’in üzerindeki zaman zaman yakıştırılan bazı ifadeler var" ... “inşallah o yakıştırmaları, ilk seçimlerde silip atacaktır” evet sayın rte cismi, emin olun, izmirin istediği en çok istediği şey de, şehir kimliğini ve izmir kültürünü yerle bir eden bir anlayış, arabesk çirkinliği, akp estetiği ve yasaklarınızdı. size hiddetimi ve kinimi ifade edecek sözler bulunca buraya devam edeceğim. *(bkz: to be continued)haber için: http://www.ntvmsnbc.com/news/354556.asp

izmir'e gavur imasında bulunduğunu zannettiğim başbakanımız. ama hemen emin olmamak lazım. büyük ihtimalle bir iki gün içinde yanlış anlaşıldığını, basının demecini çarpıttığını belirten açıklamayı yapacak biz de aydınlanıcaz allahın izniyle.http://www.milliyet.com.tr/...20/siyaset/axsiy02.htmltelaşa gerek yok aha işte aydınlandıkhttp://www.hurriyet.com.tr/...8838.asp?m=1&gid=69

"seçimlerde üzerine yakıştırılan iddiaları silkip atacaktır" diyerek izmir'e siz gavursunuz oy verin aklanın demeye çalışmış başbakan.

agzi torba degilki buzulesi insan. izmir e gavur demesi seviyesizlik. izmir e yakistirilan gavur tabirini degismeli diye tanimlamasi ise ayrimciliktir. alman basbakanina ne kadar para aldigini soran bir imamin dedigi seyler artik beni sasirtmiyor.iyi ki de soyledin be kasimpasali. izmirli sana oy vermez. bakarsin secimlerde dedigin gibi izmir silip atmaz o yakistirmayi. bi kelime oyunu oynar. gorursun.

iktidarda olduğu süreçteki söylemleri ve tavırları açık şekilde gösteriyor ki başbakan olabilecek karizma, kültür ve potansiyele sahip bir lider değildir.

mesaisinin büyük kısmını "aslında öyle demek istemediğini" demek için harcayan siyasetçi. kalan kısmını da zaten "öyle" anlaşılacak şeyler diyerek geçiriyor.. üzülüyorum fakat eğleniyorum da bir yandan.

dusunmeden konusan, sonrada acik acik yalan soyleyen bir sahis. ilk once aihm kararina ulema yorumu getirdi. sonra ben demedim dedi. simdi izmir e gavur dedi. bunu kabul edecek ne yuregi var ne de cesareti. ama turkiye ye mustahak bu imam.bir de dini butun geciniyor ya anlamak icten degil. sen bunca yalaninla ne edersin ahirette?

gavur demeden gavur demiş başbakanımız.(bkz: #141061)

hem avrupa birliğine girmeye ve modern görüşlü olmaya çalışıp hem de imam hatiplerin önünü açan , devletteki her kuruluşa adamlarını yerleştirip etrafı imam hatiplerden mezun bir sürü insanla dolduran adam..! bu kadar imamı ne yapicaksak..

bir ilkokulu ziyaret eden sayın başbakanımıza bir öğrenci tarafından şiir okunmuştur. şiir okunduktan sonra başbakanımız yanındaki heyet kişilerine doğru yaklaşarak bir şeyler fısıldamıştır. bu fısıldaşma sonucu bazı yerlere hemen bazı talimatlar gönderilmiştir. başbakan okuldan ayrılırken minik öğrenciler ona el sallamış, öğretmenler alkışlamıştır. ama o günün ertesinde başlatılan soruşturma sonucu o el sallayan yavrular ve alkışlayan öğretmenler teker teker sorguya çekilmiş, ifadeleri alınmıştır. haberde adı geçen şiir aynen aşağıdaki gibidir. noktasına ve virgülüne dokunmadan aynen yayınlıyoruz buyrun:recep tayyip erdoğanedep ayıp merdoğlanmertlik kabalıktan değildürüstlükten der baş olanrecep tayyip erdoğancevap kayıp derdoğlandertleri cin laflarla değilçözerek unutturur lider olanrecep tayyip erdoğansebep sayıp sırolanhatipliğini oyalanmak için değilhızlanmak için kullanır önder olanrecep tayyip erdoğansadece ismi uzun olankısaysa yaptığın icraatlarsana da "rte" der halktan olan, haklı olan.(kaynak: haber türk'tü galiba)(kaynağın kaynağı: bir kısım medya)(bu medyanın kaynağı: para mara işte ne bileyim ben)(paranın kaynağı: hiç sormayın)(soruların kaynağı: şüpheler, çelişkiler, ali cengiz oyunları)(şüphelerin kaynağı: halkın karmakarışık olmuş kafası)(bu kafanın kaynağı: iktidar ve muhalefet)(iktidar ve muhalefetin kaynağı: halkın oyları)(bu paradoksun çözümü: yok böyle bişii)

http://www.stjohns.edu/...ews/items/monthly/january04

türkiye'de siyasetin seviyesini düşürmüş olan başbakandır, kullandığı sözler, tavırları ile bulunduğu mevkiin ciddiyetini unutmuş gibi bir hali vardır.

(bkz: http://www.milliyet.com.tr/...12/21/yazar/gureli.html)

mesut yılmaz zamanında erbakan için söylemişti: "bu hoca karpuz gibidir, dışı yeşildir içi kırmızıdır" diye. iki yıllık iktidarından sonra artık emin olduk ki bu hocanın da dışı kırmızı içi yeşil. ama muhteviyatı aynı sonuçta.(bkz: hoca elma şekeri gibidir)(bkz: bir permutasyon olarak erdoğan)(bkz: tarih tekerrürden ibarettir değişmez sadece gelişir)

gün itibariyle okulumuz tobb etu ye bilmem kaçıncı kez teşrif edip nerdeyse tüm gün durmuş ve okulun her bir tarafını gezmiştir.hatta lab da deney yapıyormuşcasına hani gelip de bakarsa diye o şekilde çok bekledik ama olmadı*

dun tusiad toplantisinda anlasildigi kadariyla amerika ve avrupadaki is cevrelerinin ipini cektigi basbakan.cumhurbaskani necdet sezer in toplantiya davet edilmesi ne kadar anlamli.necdet sezer'in secim baraji %2 ye dusurulsun sozu akp'nin cekinilen bir guce donusmeye basladiginin ve onu kesilsin diye herseyin goze alinacaginin mesaji.

kurdugu cumlelerle tansu ciller ile yarisa girmis kisidir. keske sadece tansu ciller kadar devrik cumleler kurmakla yetinse...

istanbul büyükşehir belediye başkanı,onun ilk adı ,hikayesi böyle başlasada sayfanın arkasına baktığımızda necip fazıl üstadın dizinin dibinde görürüz onu ,üstad şiirlerini ona okutturur,futbola merakı devam eder ,iettt ile bağını kurar,soğuk havaların eylemcisidir gençliğinde,islami hassasiyetleri ile tanınır başkanlığı sırasında,şiir okumasıda güzeldir. ama güzel şiir okumak adamı hapsede götürebiliyor işte...şimdi başbakan iktidar adamı değiştir derler" ben değiştim" cümlesini onun ağzından duyuyoruz. delikanlı demeçler veriyor ama şimdiye kdar olan demeçlerini başka iktidar sahiplerinin tepkisi nedeniyle geri alıyor.başörtüsü yasağını kaldıramadı bari yeni yasaklar ben ekleyeyim dedi.kaptan ,işinin başındayken sanki az sonra üstad necip fazıla rapor vericekmiş gibi yap.

efenim yeni moda olaraktan tüsiad yik'in başkanı mustafa koç ilen laf arbedesi yaşayan kişi. neymiş rektör aşkın'a yapılan muameleyi tasvip etmediği için anayasal suç işlemiş, yargı sürecini etkilemişmiş koç. zannedersem kendisi şiir okudu diye hapis yattığında koç ailesi ve tüsiad'dan filan ses seda çıkmadı diye kırgın biraz erdoğan. ya da ne bileyim yargı ve anayasa sadece işlerine geldiği zaman çok möhim oluyor onun haricinde gayet delinebilir, değiştirilebilinir hatta atılabilinir bir şey anayasa. misal ab istesin derhal anayasanın değişmez maddeleri değiştirilebilinir hatta kafadan anayasa filan kaldırılıp yerine ab hkümleri koyulabilinir. ayriyeten anayasada kendilerinin beğenmediği herhangi bir madde de kafalarına göre değiştirilmelidir. neden ?. halk istiyorum canım!. ama koç ya da diğerleri gibi kendilerini onaylamayan halkın istediğinin bir önemi yok. halka sorduk halk akp yönetsin demiş. e bundan sonrasında halka bok yemek düşüyor tabiki. erdoğan şu an köşeye sıkışmış yaralı bir eee işte yaralı olaraktan sağa sola sataşmakta, arkasında ne gibi güçler vardı hangilerini kaybetti hangileriyle yola devam ediyor bilinmez. ama bilmesi gereken bir şey var. ben bu ülkenin "oy veren" vatandaşlarından biriyim. yani sandığa gitmeyip sonra atan tutanlardan değilim. takipteyim de olan bitenin. bana dokunmayan yılan bin yaşasıncılardan da değilim. ve anlamalı ki bu işler başbakan oldum diye hazır lop saygı beklemek, dokunulmazlıklara güvenip şaibeli işlere karışmak ve de iktidar elimde diye kafaya göre takılmakla olacak işler değil. bu ülkede nelerin olduğunu akip eden insanlar var. sıradan vatandaşlar bunlar. ama zamanı geldiğinde sıradan vatandaşların aslında demokrasinin ana öğesi olduğunu öğrenecek kendisi tahminim. o kişiler ki bir uyutursun, iki uyutursun sonra yüzyıllık uykularından bir uyanırlar kaçacak delik ararsın...

- günaydın arkadaşlar- sağol!- oturabilirsiniz… hiş hişşş, sarıııı, nerede kalmıştık en son?- integrale geçmeden önce genel tekrar yapıyoduk yakınsamada kalmıştık hocam!- yakınsamanın neresindeydik pekiii?- örnek veriyordunuz hocam giriş yapıyodunuz.- neyse tekrar en baştan alalım temiz olsun sakata gelmeyelim.- evet hocam sakata gelmeyelim çok doğru dediniz, - ehe ehe yamuluruz da sonra gelen geçen ehehehehe- yamulursak ne olur hocam? gelen geçen ne yapar yamulana?- niyetini bozma bücük, gelen geçen derken üniversite hocalarınızı kast ettim. eğer şimdi temeli iyi almazsanız gömerler demek istedim hemen başka manaya çekme- gömme ne demek yaaaa!- sen bu boş kafayla gir bakalım mat252 sınavına görecen emzik neymiş gömme neymiş. - emzik?! gömme?!- bana bak malum yerin biti, sen istediğin kadar çalkala, bu göbekten ayran olmaz, kaynatamazsın otur dinle öğren… evet yakınsama neydi hatırlayalım: tam dokunacak kadar yaklaşıp da dokunamamak. ama yaklaşmaya da devam etmek. tebeşiri takip edin, y=3 değerine yaklaşıyor ama bir türlü değdiremiyor. ancak değdirememesi y=3 değerine eşit olmayacağı manasına da gelmez. - aynı gavurların dans etmeleri gibi demi başöğretmenim. günah değilmiş gibi görünüyor ama sonuçta günah oluyor. - aferim kemal çok güzel benzettin. seni ekonomi kolu başkanı yaptım kemal!...ne diyoduk: şimdi bunun limiti 3’e eşit olur neden? - hocam yalnız zil çaldı aşağıda tören var. tabi siz bilirsiniz de uyarmayınca kızıyorsunuz. - eveeet arkadaşlar bugün den başlayarak uzun bir tatile giriyorsunuz. bana kalsa tatil yaptırmazdım. bizim kültürümüzde bir lafımız vardır: “boş kalan şeytan cücüğünü” diye başlar, akif! akiiif! nasıl devam ediyordu bu özlü sözümüz? - eeee “beşiğini sallar” diye devam eder hocam. - aferim, seni de sınıf başkanı yaptım sözelin kıvrak maşallah, kaymaklı kayış gibi yağlı yağsız hallediyorsun her işi… e ne diyorduk? - hocam tören başladı yalnız inmeyelim mi bahçeye? başımıza iş gelmesin valilikten bakanlıktan falan müfettişler de gelmiş bugün. yine marşı okumazsak sıkıntı olur. - hadi bu da benden size okul bitirme hediyesi olsun: çok sabrettik, bu yolda çok çile çektik, ama sonunda zafer bizim oldu sevgili öğrenciler!- ne oldu hocam?- herkes camlara, bahçede sizi bir sürpriz bekliyor!- aaa hakkaten hocam bu da ne böyle herkes selam durmuş bizim sınıfa doğru… aynı filmdeki gibi ha!- duracaklar tabii, ben yılın öğretmeni, siz de yılın sınıfı seçildiniz. - kim seçti hocam?- ulan köyde kaç kişi var zaten göbüt ağmet, gıcıların sülo, fıştık memiş, aha onlar seçti kim seçecek?

tabanla ve sistem arasinda sikismaktan bipolar belirtileri gostermeye dogru giden hakkinda endiselenesi insan,bir icki diyor bir ab diyor bir ataturk diyor bir "nutuk falan" diyor bir ulema diyor sonra yani ilim insani dedim diyor,bir dinlerarasi diyalog platformu kuruyor bir izmir lakabindan bizi secerek kurtulsun diyor,velhasil kafasi cok karisik adamcagizin.hayir hocasida zaman zaman sikismisti da bu kadar kafasi karismamisti.

karşısındaki en büyük rakip elindeki medya gücüyle aydın doğan olan kişidir.. bir de demokrasi adına söz verdiği dokunulmazlıkların kaldırılması, seçim sisteminin değişmesi** ve baraj konularında anamuhalefetle anlaşıp koltuklarını karşılıklı olarak** güvence altına almıştır..

kaba saba ve saygısız konuşmalarına "ben halkın içinden geldim,onlar gibi konuşuyorum"mazeretini kalkan eden başbakan.halkın sadece kahvelere takılanlardan ibaret olmadığını anlayamadı hala.bir de bu kadar serveti varken,ben fakirlikten geldim,garibanın halinden iyi anlarım demiyo mu yarıyo beni.geldin de bana mı geldin sayın başbakan.

(bkz: tayyip erdogan in izmir e gavur sehri demesi)

bedensel olarak olmasa bile zihniyet itibariyle adnan menderes'in reenkarnasyonu.sanırım biraz abartılı oldu: adnan menderes, rte'nin yanında süt dökmüş kedi yahu.

konuşurken nedense hep ''ben senin alnını garışlarım'' diyecekmiş gibi duran kişi. c. sinan sağıroğlu na benzerliğinden dolayı heralde. tuhaf fikirlerini delice savunma konusunda yani.gazeteci: sayın başbakan; içkiyi yasakladınız, izmir'e de gavur dediniz?recep tayyip erdoğan: neaa! sen bana bunları dedi diyemezsin, eğer dersen ben senin anlını garışlarım.buna benzer azarlamaları da yok değildir hani.(bkz: kesin gircek bi tarafımıza ama hadi bakalım)

devleti yöneten, yürüten kişi olarak, başbakan sıfatıyla ermeni konferansına ilişkin idare mahkemesi tarafından verilen yürütmeyi durdurma kararı için "konuyla ilgili verilmiş olan kararı ben tayyip erdoğan olarak asla tasvip etmiyorum ve buna inanmıyorum." diyerek açık seçik yargıyı etkileme yönündeki kendi tavrını unutup, iş adamları, özerk kurum yöneticileri ve meslek birlikleri başkanlarının hiçbir şekilde suç oluşturmayan fikir beyanlarını yargıya müdahale olarak nitelendirebilen haktan, hukuktan, adaletten, kalkınmadan ve insaftan uzak olduğunu düşündüğüm insan. malesef başbakan.http://arsiv.sabah.com.tr/2005/09/24/gnd90.htmlhttp://www.bbc.co.uk/...005/09/050922_armenians.shtml

son derece yetersiz bir kültürel ve entellektüel birikime ve devlet adamlığı kapasitesine ve de nezakete sahip başbakan.bu kadar ön hazırlıksız, damdan düşer gibi iktidar olununca üstüste pot kırmak da çamlar devirmek de kaçınılmaz oluyor ne yazık ki.

dakkada bir bayrağın* önünde ulusa seslenirken, aslında o bayrağın arkasına saklanmaya çalışan kişi. belki de akıldan hiç çıkmayacak o görüntünün etkisini silmeye çalışıyordur:bir şeyhin ayaklarına kapanmış, elini öpen türkiye cumhuriyeti başbakanı...

butce konusmasi tv'de yayinlanmakta olan kisi. insanin kulaklarina inanasi gelmiyor, bir adam bu kadar amiyane mi konusur? bu kisi mi bu ulkenin basbakani?

(bkz: el kol hareketi yapma)

of öldürücek bu adam beni. çıkmış hâlâ 5 işilik aile her öğün çay-simit yese, asgari ücretten yanlarına 80 ytl kalıyor diyor ve bunu güzel bir şeymişçesine nasıl ballandıra ballandıra anlatıyor, üstelik de pastaneden alırsan bu kadara da kalmaz diyor, popülizm yapacağım derken tam tersini yapıyor. hesaba göre kendi evinde oturacaksın (kira ödemeyeceksin), hergün 3 öğün çay-simite talim edeceksin ve tüm diğer gereksinimlerin için 80 ytl kalacak eline, üstelik de bu 80 ytl 5’e bölünecek 5 kişilik ailede!“kadrolaşma” sözcüğü de çok çirkinmiş, bu demokrasilerde en doğal, en tabii hakmış!

an itibariyle tbmm tv'de komedi açıklamaları naklen gösterilmektedir.

meclisteki butce gorusmeleri sirasinda deniz baykal tarafindan sorular sorulmus kisidir. ancak tabii ki sorulari cevapsiz kalmistir. iste o sorular;"sayın başbakan geçen gün mevlana'yı ziyaretinde ünlü düşünürün bir sözünü söyledi; 'ya göründüğün gibi ol, ya da olduğun gibi görün.' çok doğru. keşke sayın başbakan recep tayyip erdoğan da öyle olsa. şimdi soruyorum. hikmetyar'ın önünde diz çöken mi, anıtkabir'de saygı duruşunda bulunan mı? seçimden önce 'dokunulmazlıkları kaldıracağız' diyen recep tayyip erdoğan mı, seçildikten sonra 'dokunulmazlıkları kaldırmayız' diyen recep tayyip erdoğan mı? 'gerekirse eyalet sistemi olur' diyen recep tayyip erdoğan mı, 'tek millet' diyen recep tayyip erdoğan mı? 'maaşım yetmiyor' diyen recep tayyip erdoğan mı, başbakan olduktan sonra şirketlerini trilyonlarca liraya satan recep tayyip erdoğan mı? yeni zellanda da, 'bedelli askerlik üzerine çalışıyoruz ' diyen recep tayyip erdoğan mı, türkiye'ye dönünce 'bedelli konusunda hiçbir çalışmamız yok' diyen recep tayyip erdoğan mı? açıklasa da öğrensek hangisi gerçek recep tayyip erdoğan."

bütçe görüşmelerindeki konuşmasında, ekşi sözlükte hakkında 1000. entry'yi girecek kişinin, kendisiyle antartika(bkz: #8652202) seyahati şansı ve 1 ay boyunca 2 öğün (3 değil bütçe kaldırmaz) simit-çay kazanma fırsatı olduğunu açıklamış kişi.

bütçe görüşmeleri esnasında bakanına bel altı çalışıldığını söyleyen akabinde yazık adamın çocuğundan girip karısından çıkıyorsunuz biraz edep filan gibi bişiler deyip gürleyen. acaba ne dediğini kulağı duyuyor mu ya da söyleyecek şeyi olmayan herkes gibi sırf konuşmak için mi konuşuyor. ayriyeten 2006 yılında kaçak yapılaşmalara belediye hizmeti götürülmesi de akp tarafından önerilip kabul edildi. başbakanın güvendiği dağlar belli zaten de milleti dinle, imanla, ben de sizdenimle kandırırsın bi süreliğine tamam ama açlık gibi terbiye yoktur derler. duymuştur kendisi bunu heralde.

(bkz: bak hala konusuyo)

erdoğan ın "demokratik hak olarak kadrolaşma" tanımı ile ilgili belki şu hususun bir alakası vardır:(bkz: ataturk portresi cigneyen ogretmen)

konusmasi sirasinda kendisine bir iki laf eden bir milletvekilini "bak ben seni izledim avrupa birligi gorusmelerinde de boylesin, bu hareketlerine devam etme" tarzinda bir atak ile cocuk gibi azarlayan tutarsiz ve biyikli kisi. sonrasinda ortalik karismis ve yemek masasina eslik edemeyecek bir bagris cagrisa donmustur yayin.

(bkz: recep tayyip erdoğanla ilgili fıkralar)

bütçe görüşmelerindeki performansı için(http://www.tbmm.gov.tr/...h&page1=49&page2=49)(bkz: şaka gibi)

hakkinda en cok entry girilen basbakan (turgut ozal'dan bile cok girilmis!..). bu da herhalde turk siyasetinin son yillarda hakkinda en cok konusulan siyasetcisi olduguna delalet.

kendilerini bütçe görüşmesi sırasında meclis kürsüsünde gördüğümde şaşırdım ve 'resmi bir ziyaret kapsamında temaslarda bulunmak için' türkiye'yi ziyaret etti sandım.

kendisinden beklentileri olan bazi cevreleri hayal kirikligina ugratmis izlenimini vermekte son zamanlarda. bu cevreler tarafindan kendisinden beklenen, milli gorus ummetciligi ile puriten kucuk burjuva ahlakinin bir sentezini olusturarak bir protestan/ilimli islam devrimi yapmasi yonundeydi. bu yonde cesitli kureselci cevrelerden icazet ve destek aldi, oglu kuresellesmenin mabedi dunya bankasina alindi. ama ozellikle son zamanlarda yaptigi bazi cikislarla supheci bakislari uzerine cekmis gibi gorunuyor. gavur izmir imalari, orhan pamuk davasinda bekleneni verememesi ve batinin geleneksel ortagi sekuler buyuk burjuva ile catisma sinyalleri vermesi bir anda gozden dusurdu kendisini. tekrar destek almasi icin cok caba sarfetmesi gerekecek, ve gelismeleri bir kisim medyanin kendisine karsi tutumundan takip edebilecegiz. ama hepsinden onemlisi, turkiye halkinin gozunde gittikce puan kaybediyor.

vatandaşının refah ve ekonomik mutlulugunu aşagıdaki formülü yumurtaya, ekmeğe, una, simite (bkz: discrete time signal) uygulayarak ölçen bir de bu yüzeysel ve gerceklerden uzak ilkokul formülünü genel kurulda örnekleyen adam : halkın mutlulugu(2005,2002) = [asgari_ucret(2005) - asgari_ucret(2002)] / birim_fiyat(yumurta)

"ne diyorsun arkadaşıma, oradan size seslendiği zaman: "gel de anlatayım" diyorsun. burada anlatacaksın, millet dinlesin seni. (ak parti sıralarından alkışlar) (chp sıralarından "anlattı, anlattı" sesleri) burada anlatacaksın, millet dinlesin, biz de dinleyelim ve şurada, bu müzakereler esnasında, dinlediğim günler, çok enteresandır, yattınız kalktınız, sadece, bakanıma belden aşağı vurmaktan başka bir iş yapmadınız… (chp sıralarından gürültüler)" demiş ve yarmış başbakandırkaynak: meclis tutanakları

iktidarda olduğu 3 yıl boyunca eleştirilecek icraatlara ve demeçlere imza atmakla birlikte, ülke için yaptıkları takdir edilmesi gereken başbakan. zannımca tek eksiği diline hakim olamaması ve hal-hareketleriyle devlet adamı profilini esneterek yüksek bürokrasinin gözüne batmasıdır; çünkü şahsına yöneltilen eleştiriler incelenirse, bu eleştirilerin fütursuz demeçleri çevresinde yoğunlaştığı görülür. her şeyden öte, aşırı milliyetçilik-aşırı solculuk ekseninde birleşen ab karşıtlarını iktidardan uzak tutmuş olmasıyla bile alkışı haketmektedir.

turkiyenin seveni kadar sevmeyeni de olan basbakani. sonu ne olacak ya da bir sonu olacak mi gercekten merak ediyorum.

deniz baykal karşısında parıl parıl parlayan siyasetçi, günün başbakanı. kötü muhalefet bu olsa gerek.

el kol hareketi yapma söylevini yarınki meclis konuşmasında geliştirmesi beklenmekte.(bkz: hareket yapma hareketin kralını görürsün)

meclis tv yi ve bütçe görüşmelerini gelin kaynana programı seviyesine indirmiş, bir dakika bile sıkılmamıza izin vermemiştir sağolsun. “indir o elini kolunu! indir! bir genel başkan eliyle koluyla değil ağzıyla konuşur ağzıylaaa!!!”

salih memecan'ın bi seçim öncesi karikatürü vardı:salih abimiz* bi kenarda oturmuş bütün siyasetçileri çizmektedir.kemal derviş: beni solda çizrecai kutan: beni hocamla çizgibi salak konuşma balonları vardır...lakin rte'nin balonunda yazan yazı her zaman onun ezikliğini en iyi anlatan yazıdır kanımca:-*beni değişik çiz,değiştim ben...*

"30 yil oncesinde kalmadim" diyerek dogru soylemis basbakan. zira kafa yapisiyla 1500 yil oncesinde kalmis durumda.

kemal abisine * laf söyletmeyen başbakan.

yurtdışında o kadar çok gidip geldi ki herhalde jatlage karşı bünyesi alışmıştır diye düşündüğüm başbakan. bu gezileriyle ilgili 8 aralık 2005 tarihinde penguen'de selçuk erdem tarafından çizilmiş çok başarılı kapak karikatürü ise:iki eskimo, buzdan kulübelerinin önünde dışarıda duruyorlar. (o kulübelerin adlarını hatırlayamadım idare edin)birinci eskimo: gözüm daldıikinci eskimo: tayyip gelecek!edit: kulübelerin adı igloo hatırladım şimdi.

meclis tv yi seyrederken, o kürsüdeki duruşumu desem, uslubümü desem yada hazir cevaplılığımı desem hastasıyım karizmasının. focus adlı bir dergide karizmanin bilimsel aciklamasi adı altında arkadasın karizmasını incelemisti bir aralar. bir daha evime sokmadim o dergiyi. arkasina aldigi egemen gucle kabadayilik yapan basbakan. sonu erbakan gibi olmasında.

dun bulundugu konumu bir kez daha icime sindiremeyip televizyon kumandasini firlatmamak icin kendimi zor zaptettigim turkiye cumhuriyeti basbakani. bütce görüsmelerinde bir ara diktatör, bir ara gelin-kaynana, bir ara da külhanbeyi sandigim. bulundugu konumun geregi olan durusu bile sergilemekten yoksundu kendisi.sanirim basbakan meclisteki cogunlugun halkın iradesinin temsili olmadiginin farkinda degil ki nerdeyse muhalefet neden var ki, olmasin, tek partili doneme geri donelim diyecektir. erdogan, baykal'a yuklendigi konusmasinda, halk sizi istemedi, gazetelere boy boy ataturk'lu ilan verdiniz, halk yine de sizi istemedi, istemeyecekte diyerek başbakandan çok şeyhülislam gibi bir uslub takindi. kemal unakitan da, (bkz: sütten cikmis ak kasik) kendine ozgu konusmasiyla basbakanin bakani oldugu bir kez daha gosterdi. kisacasi acik lise, yucel aşkın, turban, goztepeye cami, akildisi ozellestirmeler ve arkasindaki gizli kapakli olaylar, ve daha pek cok bilmedigimiz gercek aydinlikci kalkinma partisi'nin ardinda gizlidir. medyada sıkılmıs olmali ki tayyip erdogan'in tehtitkar tutumlarindan (bkz: sedat ergin), yavas yavas tum bu gercekler ortaya cikacaga beziyor. vatana millete hayirli olsun.

her ne kadar kendine yediremeyenler bol olsa da, kürsüdeyken gerçekten de iyi bir hatip olan başbakan. sanırım en iyi özelliği de bu olsa gerek. mesela aynı performansı birebir televizyon mülakatlarında görmek zor. sanırım adrenalin bu adamın iyi konuşması için gerek ve yeter şart.meclis kürsüsünden yapılmış bir konuşmayı, o atmosferde canlı olarak izlememiş olanların bu söylediklerimi anlaması zor. kürsüden bir kalabalığa hitaben konuşma dalında başbakanla aynı kulvarda yarışabilecek bir başka adam da bayram meral'dir mesela. onun da yaptığı tüm konuşmalarda mizah vardır, bir şekilde dikkatleri kendi üzerine toplamayı, kendi taraftarlarından alkış, muhaliflarinden tepki almayı mutlaka başarır ve neticede kendini dinletir, konuşmasında mutlaka genel metnin tamamına sinmiş bir ana mesaj vardır ve bunu dinleyicilerine verir.meclis'te milletvekillerini ve bakanları konuşurken dinlemek, ileride bu türden konuşmalar yapmak isteyenler için çok faydalı bir deneyimdir diye düşünüyorum. oraya hasbelkader gelmiş, çok başarılı bir doktor ya da nebileyim bir profesör olsa dahi, hayatında pek -olumlu veya olumsuz- tepki çekmesi gereken konuşmalar yapmamış, fıtratında da pek heyecan olmayan insanlar konuşurken milletvekilleri ya uyur, ya esner, ya yanındakiyle geyik muhabbetine başar ve ulan bitse de gitsek havasına bürünürler. bazıları sıralarından kalkıp arka taraflardaki arkadaşlarına küçük ziyaretler bile gerçekleştirir. oysa, misal bir abdüllatif şener konuşmak için kürsüye geldiğinde bütün kafalar o taraf yönelir, kime nasıl ayar verecek, kime aslında buz gibi ve ilk bakışta oldukça monoton olarak algılanabilecek stiliyle laf sokacak merak edilir, alkışlamak ya da laf atmak için tetikte beklenmeye başlanır. milletvekilleri üzerinde aynı etkiyi sağlayamayan çok bakan vardır.allah'ın yürü ya kulum dediği, şanslı insanlardandır ayrıca recep tayyip erdoğan. düşünüyorum da, benim yaşımdayken bu adamın en önemli özelliği amatör futbolcu olmasıymış. top oynuyormuş yani adam bir zamanlar, olayı buymuş. pek tabii ki, parti toplantılarında mutlaka mikrofonu eline alıp konuşan bir adammış. dendiğine göre istanbul'dan milletvekili veya belediye başkan adayı olabilmek için pek yüksek olmayan şansını, gerek topluluklara karşı sık sık yaptığı bu konuşmalar, gerekse de sürekli gerçekleştirdiği birebir ziyaretler ile artırmış, allah'ın da yardım ve inayetiyle bugünlere gelmesine neden olan büyükşehir belediye başkanlığı yolunu açmış kendisine.akp'nin siyasi kadrolarına baktığınız zaman, başbakan'ınkine benzer kariyer çizgisi izlemiş pek çok insan görebilirsiniz. bugünün dışişleri bakanı abdullah gül de, henüz çok genç sayılabilecek bir döneminde, kayseri'den milletvekili adayı olan bir partilinin -sanırım recai kutan'ın- seçim kampanyasında aktif rol alan üç-dört kişiden biridir. o dönemde olmayacak duaya amin diyor gibi gözüken bu kişilerin tamamı, -seçim kampanyasını yürüten dört kişi- ileride belediye başkanı, bakan, milletvekili olmuştur. gençliklerinden itibaren siyasetin içinde yer alan, kürsüden konuşmayı hem önlerindeki örnekleri izleyerek hem de birebir gerçekleştirerek öğrenen bu insanların bugün bu kadar başarılı olmaları bir tesadüf mü? bugün bu insanlara bakıp da, ulan ben olsaydım orada ne kadar entellektüel laflar ederdim, ne biçim karizmam olurdu diye hayıflanmak ne kadar doğru? abdullah gül istanbul üniversitesinde okurken fotoğrafları sol örgütler tarafından üniversite duvarlarına asılıyordu, bülent arınç üniversite öğrencisiyken manisa'nın tüm ilçelerini kasabalarını dolaşıyor, kendisini dinlemek için toplanan üç kişiye hitaben elindeki megafonla konuşuyor, önüne koyduğu karton kutunun üzerindeki parti bildirilerini almaları için insanlara yalvarıyordu. fikirlerini ve davalarını beğensek de beğenmesek de, ömrünün 30 yılını, o gün için herkese hayal gibi görünen bir davaya harcamış insanların hayatlarına, mücadelelerine, emeklerine asgari bir saygı göstermemiz gerekmez mi? tüm bu süreç boyunca el yordamıyla edindikleri stillerini -konuşma, yürüyüş, duruş vs.- anlamak ve algılamak için biraz da olsa çaba göstermemiz, o duruşun, o tarzın oluşması için o adamın hayatından neleri feda ettiğini, nasıl bir risk aldığını görebilmemiz gerekmez mi?

dış politikada ecevit in 70 li yıllarda avrupa birliğine vermediği tavizleri bir anda verip ab nin götünü kaldıran* hatta nerdeyse kıbrısı kendi ellerimizle verdik diyebilecegimiz ve telafisi çok zor, ilerde basımıza buyuk dertler acabilecek hatalar yapan baskanımız. ve hala basbakanımız. (bkz: geçmiş olsun)

27 aralık 2005 tbmm butce gorusmelerinde ilginc ifadeler kullanan basbakan..-eğer, bu fotokopileri ben çıkarmaya başlarsam, cemaziyülevveliniz çok kötü, çok kötü!.. -kaldı ki ’ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol’ ifadesi benim ifadem değil; bu ifade mevlana’ya ait bir ifadedir ve yarası olan gocunur, niye gocunuyorsun. niye gocunuyorsun...-...yattınız kalktınız, sadece, bakanıma belden aşağı vurmaktan başka bir iş yapmadınız... ve aynı şeyleri konuştunuz, aynı ifadeleri kullandınız. oğlundan başladınız, eşinden çıktınız. bir edep var, adap var ya!.. nasıl bunu yaparsınız ya?! nasıl yaparsınız?!-müddei, iddiasını ispatla mükelleftir. iddiasını ispatlayamayan... oraya işte ben üç tane nokta koyuyorum... üç tane nokta koyuyorum.-sizlerin yaptırdığı kamuoyu araştırmaları da bana geliyor, onları da görüyorum ve durumunuz felaket, felaket!..-rahat ola, rahat... el kol hareketi yapma... el kol hareketleriyle bir yere varamazsınız. bu millet el kol hareketleri yapanları hep sandığa gömdü, sizi yine gömecek.-bak ben hep bütçeyi konuşuyorum... hep ben bütçeyi konuşuyorum dikkat edin, bütçenin dışında konuşmuyorum; ama, biraz sonra o dille de konuşabiliriz!-(chp balıkesir milletvekili ali kemal deveciler’e): biraz sabırlı ol, biraz sabırlı ol... canım gülüm benim, biraz sabırlı ol, onu da söyleyeceğim.-chp mersin milletvekili mustafa özyürek’e) bak, mustafa bey, sayın özyürek, çok ileri gittin; sana burada şimdi bir şey söyleyeceğim, şimdi bir şey göstereceğim sana... sayın özyürek, bu ayağa kalkma, bu tür hareketler, bunlar çirkin. ben sana şurada bir şey söyleyeyim, bak: 7.11.2005 tarihinde plan ve bütçe komisyonunda konuşma yapıyorsun... ve bu konuşmada şu ifadeyi kullanıyorsun: ’zaten bu millet mazoşisttir. ne kadar eziyet yaparsanız, o kadar...’ diyorsun. bu ne be?!-beni kendi minderinize çekmek istiyorsunuz... ama, ben, sizin minderinize gelmeyeceğim; ben, tbmm’nin vatan minderinde bu mücadelemi sürdürüyorum.-sizi edebe davet ediyorum... edebe davet ediyorum. -kredi kartı kullananların sayısı neydi, bizim dönemimizde ne oldu; şimdi, burada bir gerçeğe bakmak lazım. kredi kartı almaya vatandaş mecbur mu? peki, kredi kartını alan niçin limiti içerisinde kullanmıyor? limiti içerisinde kullansın. yani, kalkıp da, nasıl olsa kredi kartı elimde ben bunu istediğim gibi kullanırım; yok, öyle bir şey ya! var mı öyle bir şey?! bunu hiçbir gelişmiş ülkede böyle bir anlayış göremezsiniz.-biz sizin iktidarınızda bazı kurumları nasıl dejenere ettiğinizi çok iyi biliriz; beni konuşturmayın!-mülakat sistemi bizim dönemimizde icat olmadı. mülakat sistemi bizden önceki dönemlerde de vardı. bilmiyorsan, git sor ağabeylerine, onlardan öğrenirsin.-zaten, türk milletine ’mazoşist’ diyen bir kişiyi, ben, ademe mahkum ediyorum, kabul etmiyorum. kabul etmiyorum seni. özür dileyeceksin bu milletten, özür!.. terbiyesiz!..-(chp antalya milletvekili tuncay ercenk’e) sen bu tür böyle yanlış şeyler içerisine, hep girdin. izledim seni, hiç bu çatının altına yakışmayan fiiller yapıyorsun burada; bir defa kendine gel."kaynak: milliyet, 28 aralık 2005

yavaş yavaş süleyman demirel'e benzeyen insan. dünüyle ve bugünüyle oynayıp duruyor. taban olarak nitelendirebileceği bir seçmen kitlesi de kalmaz yakında, böylece partisi de anap'a benzer.(bkz: dün dündür bugün bugündür)(bkz: değişerek geliştim)

milletvekillerine hitap ederken "siz" yerine "sen"'i kullanan basbakan.

az önce siyaset meydanında"istanbul şu anda türkiyede en çok göç alan şehir"demiş kişi. birde öyle bir dedi ki sanki bunu kimse bilmiyordu.

ilginç bir insan recep tayyip erdoğan. şimdi, hakkında yazılacak her kelimenin ne taraflara çekileceğini de bilirim. budur aslında yazmak istediğim. zira bu konu tam da üstüne basa basa laf söylemek istedigim noktadir. zira, türk toplumu girift. her sagci solcu icin, her solcu da sagci icin düsman. ben, namevcut, halk partisi geleneginden gelen bir aile ferdiyim. recep tayyip erdogan'i seviyor yahut sevmiyor olusum benim bilecegim istir. bir sosyologum ve bunla iman edegelirim. beni rahatsiz ediyor "ilginc bir insan" demek erdogan'a. cünkü toplum, yigin, alismis halki avam gören, bürokrasi caprazindaki lacivert ceketlileri görmeye alismis halk. bu yüzden ilginc. oysa halkin icinde halk gibi yasayip, halk gibi olan ilginc bir paradokstur r.t.erdogan. eksi sözlük gibi okumuslarin daha yogun halde yazdigi bir mekanda dahi, beyfendiye sevgisi bulunan insanlarin yekharf yazmadan sevgisizligini, antipatisini ve nefretini yazanlara nisbeti ne kadar da ucuk. budur beni ilgilendiren. ne yapmistir, ne demistir, o politologlarin isi. ama türk toplumu, bir seyhulislamdan daha ziyade dini diyaneti bilir, türk toplumu bir politologdan daha fazla ve cetrefilli olarak siyaset erbâbidir, türk toplumu en büyük spor ehillerinden daha fazla futboldan anlar ve digerlerini begenmez. bu acidan, bir siyasi kimlige laf söylenmesi beni pek de ciddi manada iskillendirmiyor, rahatsiz etmiyor. ekonomi tahsilim boyunca ögrendigim gerceklerin yaninda, tayyip erdogan hükümetinin iktisadi siyasetine bakis acim olabilir, bu da erdogan ismi altinda irdelenemeyecek kadar baska bir mevzuudur. zira, kendisi iktisad mezunu olmasina ragmen, ali babacan yönetimindeki ekonomiye birincil manada mesul, kendisi degil, babacan'dir. fakat ben iyi buldugum yahut kötü buldugum noktalari bu minvalde zikretmeyecegim. toplumda farkinda olmaksizin yasanan bir zencilik mevcuttur. zencilik, yani m.jackson un beyazlasma politikasi gibi, zenciliginden irkilen insanlar yasar bu milletin icinde. gizli kapakli, perde arkasinda oy kullanan toplum, yüzde kirklara varan bir oyla bu kisiyi basbakan secmistir. diyorum ki, acaba acik oy olarak herkesin gözüne baka baka oy kullansaydi halkim, yüzde besi, onu gecebilir miydi erdogan. sanmiyorum. ama söyle bir hakikat var. daha evveline kadar yasanan, gizliden yürütülen siyasi ve ictimai linc sayesinde gerek erbakan, gerek türkes, gerek perincek, gerekse de erdogan tarafgilleri sempatilerini asikar edememislerdir. hayir, cok kat'iyim belki. lakin böyle bir hakikatin üstüne suur bandaji cekmenin de manasi yok. asagilik kompleksinin yasandigi, bir tür yaranin vâr sayildigi ve saydirilmasi icin ugrasildigi bir kimse erdogan ve sempatizanlari. ben erdogan'i seviyorum diyemiyor toplumun yüzde kirki. sanki muhalefetin agir darbeyle yüzdelik payda sinirin üstüne güc bela gecmesi gibi, bir seylere gebe siyaseti ve imaji hissediliyor. inceden ayarlar tozuyor türkiye'nin üstünde. bir misafirmiscesine bu ülkenin sahibleri, yasamaya cabaliyor ait olduklara topraklarda. erdogan ve arkadaslari bu ülkenin sahibleridir. baykal ve arkadaslari da bu ülkenin sahibleridir. mehmet agar gibi, mumcu gibi, benim gibi ve tüm bu yaziyi okuma tenezzülünde bulunan okur kitlesi gibi, bu ülkenin sahibleriyiz ve sahibleridirler. ben, ülkemde misafir yani zenci olmadim, olmayacagim da.birilerine atilan sloganlar gibi, bu kisiye de sloganlar atilsa bir tür kiyamet kopacak, hapishanelerin soguk ve küflü duvarlari hayatlarina hudud konulacak zannediliyor. bir suc, bir kabahatmis gibi gösteriliyor, ince ayarlar veren kisiler tarafindan. oysa, hangi insan vardir ki küllen yanlis, yalan, egri olsun. hangi insan vardir ki, küllen dogru, dürüst ve düz olsun. simdi, evet, ben tayyip erdogan'i sahsen taniyanlardanim. o'nun kadar iyi siir okuyan bir politikaci daha tanimadim. bu özelligi benim icin tüzel bir güzelliktir. bunu birilerinin baskisi altinda kalmaksizin dogru dürüst sekilde söyleme liyakatini de kendimde görüyorum. aslina ve menseine münasib yürüyüsü ve hareketleri, benim icin tayyip erdogan, son derece takdir edilesi bir abidir. misafirperverligi, müsahibetinin tadi, latifeleri, sicakkanli olusu vs.. bunlar benim icin insanî boyutlar. muhtesem bir ticari zeka sahibi besim tibuk gibi siyasette egrisi, dogrusu bulunan insanlari, sadece egrisi icin ezmek, sadece dogrusu icin de tapinmak ne de yanlis. benim mukayyid gördügüm bildigim ve methine nail oldugum en zeki insanlardan biri de erbakan'di misal. belki de kisaca, bir dâhi. fakat siyasette basiretsiz, yanlis yönde, kötü fiiliyat (bakis acilarina göre degisen varyantlardir bunlar) yüzünden bu kisinin dehâsinda bir sorun mu olusacak? kesinlikle hayir. erdogan da, siyasi kimligi kimilerin hosuna gider, kimilerin hosuna gitmez. fakat, tehlikeli boyutu ise, benim siyaseti de hosuma gidiyor, ekonomik projeleri son derece mantikli ve adlî temayuller ile de mukemmel bir uyum arz ediliyor, diye bu mekanda, yahut bir baska mekanda zikredilse, gizliden gizliye, ifsa edilmeksizin bir nevi linc girisimi hasil olur ki, o insana gudubet muamelesi yapilmaya baslanir. bu sadece erdogan ve ahbabi icin degil, toplumca "sivri" uclu kim olursa uygulanir ve tek tipci zihniyetler tarafindan yürütülegelir. milliyetciyim, solcuyum, marksistim, budistim, ateistim, politeistim, naziyim, erbakanciyim, komunistim ... gibi fikrini ve kimligini ortaya süremeyecekse insanlarimiz, bir gizli korku icersinde yasayip, fislenmekten kacinmasi ile ortaya öyle bir harabe cikiyor ki, ne bir ferdî bilinc, ne de sosyal bir zenginlik.. hersey bir kabile hayati icersinde süregeliyor. ya kabile sefine uyarsin ya da kazanda kaynarsin. türk toplumundaki de el'an afarozun ta kendisidir. afarozdur bu evet, kilise sayesinde insanlarin evlerine isaretler kondugu, o kisilerin toplumda tecride ugradigi bir orta cag avrupasidir yasadigimiz. bunu da kayitlara böyle düselim...

(bkz: akım derken bokum demek)

(bkz: kendini üç kelimeyle ifade etmek)

başbakan. rizeli. rizeli başbakan..yüce rabbımın en güzel derya kuzularını, en güzel hamsileri en güzel kalkanları, tekirleri, barbunları bahşettiği cennet rize'den çıkmış bir kara yağız delikanlı.biz faniler karadenizlilerin zeki olduklarını çok iyi biliriz. neden? çünkü karadenizli balık yer balıkta fosfor vardır, balık insanı zeka yapar, balık adamı akil yapar. şimdi ben sayın başbakanıma bakıyorum bu karadeniz delikanlısı pek de öyle görünmüyor nedense?? başbakanım beklemede..neden mi? ben anladım onu tayyip başbakanım balık yiyor yemesine de yanında rakı içmiyor.. rakı içmeyince balık ağlıyor.. balık ağlayınca beklemede kalınıyor.. olmuyor. türkiye kaybediyor!!

kus gribi icin imamlardan yardim alacagini aciklamis, kus gribi hutbesiyle halki bilinclendirecegini söylemis basbakan. ya ben öleyim ya o.

henüz ocak ayının başındayız ama pek bir yere gidecekmiş gibi görünmüyor henüz.dünyada gidilmedik hangi ülke kaldı?

milliyette yayınlanan 'kredi kartı kullananların sayısı neydi, bizim dönemimizde ne oldu; şimdi, burada bir gerçeğe bakmak lazım. kredi kartı almaya vatandaş mecbur mu? peki, kredi kartını alan niçin limiti içerisinde kullanmıyor? limiti içerisinde kullansın. yani, kalkıp da, nasıl olsa kredi kartı elimde ben bunu istediğim gibi kullanırım; yok, öyle bir şey ya! var mı öyle bir şey?! bunu hiçbir gelişmiş ülkede böyle bir anlayış göremezsiniz.' demeciyle yine bombayı patlatmış sayın başbakanımız. yazıyı okuduktan sonra çok şiddetli bir biçimde kendisine soru sorma isteğine kapıldığım başbaşakanımız. şimdi:1) kredi kartı kullanma veya kullanmama hususunda halka bir bilinçlendirme yapıldı mı? yapıldıysa biz neden görmedik? eğer bu bilinçlendirme gerçekten yapıldıysa neden hala üniversite önlerinde sorgusuz sualsiz kampüskartlar dağıtılyor? kredi kartı borcuna en çok batanların üniversite öğrencileri olduğu bilinmiyor mu? bir de kredi kartı kullananların sayısı sizden önce neydi şimdi ne bunun da cevabını biz merak ediyoruz?2) kredi kartı kullanma mecburiyeti olmadığını bu ülkenin akıl baliğ insanlarının hepsi zaten bilmektedir. maaşları yetmediği için onu bunu alırken on ay onbeş ay taksitlendirmek zorunda kaldıkları için kredi kartı kullanmakta ve insani dürtülerine dayanamayarak limit dışına çıkmaktadırlar peki siz bunu engellemek için ne yapabilirsiniz veya yaptınız mı? bu konuda bişey yapmadıysanız ve yapamayacaksanız bu cümleleri demeç vermekteki amacınız neydi?(bkz: öğrenme aşkıyla yanıp tutuşmak)

az once tv'de "kuş gribi ile kurbanlıkları bağdaştırmaya calisanlar var" gibi bir cumle ile baslayip saglik uzerinden din somurusu ile siyaset yapan basbakan. kimse kurban kesmeyin demedi ki. sokak ortasinda, hijyenik olmayan ortamlarda yapilacak kesimlerde kurban etlerine virus bulasma ihtimali cok yuksektir (kusun kendisi, tuyu, kakasi havadan yerden bir sekilde kurbanlik hayvanlara ya da etlere bulasabilir, kaldi ki kus kakasindaki virus yuzbinlerce metrekup suyu zehirler, bu yagmurlu havalardaki yayilmayi tahmin etmek zor degil). bir basbakanin sanki dini bir gorev adina yapilan kesimlerde virus tehlikesi yoktur (yüce rabbım müminleri virusten neyin gorur) gibi bir imaj yaratmasi ne derece dogrudur. haftaya onbinlerce insan bu hastaliktan olurse ne denilecek? soyleyeyim, "allah'in verdigi ancak cani allah alir" diye demecler verilecek, benim insanim gene akp'ye oy verecek.

galiba kendisi ataturk rozeti hicbir zaman takmamis ve takmiycak olan tek basbakan...yanlissam duzeltin...

20 li yaslarda "hay gormez olaydim boyle muvaffaklik" dedirten bi basbakan.... kuyu kazmada bayaa muvaffak gercekten...

kuş gribi sorunu olmadığını göstermek için halkın önünde kuş gripli tavuk yemesini temenni ettiğim kişi.

(bkz: mahallenin delikanlısı)(bkz: kahveden arkadaş)

(bkz: rte ahmedinejad benzerlikleri)

bunu okuyan bunu da okudu;(bkz: recep akdağ) (bkz: kemal unakıtan)

kızılay'da kırmızı ışıkta bekleyen cumhurbaşkanlığı forsunu gören her ankara'lının, başbakanlık koruma araçlarının trafik canavarlığı konusuyla bir ilgisi ya da konu hakkında bir bilgisi olup olmadığını merak ettiği insan.

siyasi saplantılar ile yorumlanan kişi. işte örnekleri: başbakanlığa bile gidemeyen başbakanların * ülkeyi duble krizler ile ne hallere getirdiğini unutarak memleket için gecesini gündüzüne katması eleştiri konusu yapılmaya çalışılan başbakan. kimisi içine sindiremiyormuş; oy vermedi ya, diğer oy verenlerin hiç bir hükmü yok, sanki bir tek sindirim kararı verme mevkii! gerçek şu ki, ben de oy vermedim. ama milletim seçmiş ise benim de başbakanımdır. doğru işine doğru derim, yanlış işine (bkz: #8748460) yanlış. budur demokrasi. senin sindiremediğini seçen millet, senin desteklediklerini sindirmiş de bünyesinden çıkarmış bile... krizleri ve hırsız uğursuz afları ile meşhur eski bir başbakan avrupa birliğine taviz vermemiş(!) de, bu verivermiş. vizyona bak yahu! aynı dönemde yunanistan ile aynı şartlarda idik, bir bakalım yunanistana şimdi, ne durumda. onu bırak, ispanya ve portekizden bile önce birliğe dahil olmak şansını kaybettirdi diye yorumlanmıyor da taviz vermemiş miş. yahu, darbe oldu darbe. bak şimdi de, dün eyaletimiz olanlar ile 15 sene önce kominizm sistemindeki ülkeler bile girdiler ve bize oy verecekler, alalım mı almayalım mı diye. işte taviz anlayışı ve vizyon. bunu söyleyene de sorsan ilericiyim der. vallaha der.

yaptigi peskes cekmeleri pazarlama gibi gostermeyi* basarabilmis, goz boyama konusunda cok basarili basbakanimiz.edit: rte nin burda bile bu entry yi zamaninin otesine gonderecek yandaslari varsa turkiye zor zamanlarda demektir.

sabancı müzesi'ndeki picasso sergisini gezerken şu demeci vermiş kendileri: "picasso, sürekli gelişen, değişen bir akımın temsilcisi oldu. bunu bütün eserlerinde ortaya koyuyor. bu eserleri gördüğünüz zaman gelişmek ve değişmenin üzerinde durmak lazım. bundan bir şeyler kapmakta fayda var. başlanan noktada kalmak değil, sürekli dünyadaki gelişmelere, değişimlere ayak uydurmak suretiyle, o kendi çizgi gücünü ortaya koyması örnek teşkil edecektir. ben de kendisini rahmetle anıyorum.." kendisi boş zamanlarında sanat eleştirmenliği yapıyormuş da haberimiz yokmuş. bunun yanında bir de picasso'yu mensubu olduğu siyasi harekete dahil etti ya, helal olsun (bkz: değişerek geliştim).

"............sus da adam sansınlar" lafından hareketle az konuşup her (-az-) konuştuğunda bu düşünceyi doğrulatan vatan(!)daş.

*rte= recep tayyip erdoğank.y.p.= karşısındaki yabancı politikacı (isim akılda kalmamış unutlumuştur, zaten vurgulanması gereken isim değil şu aşağıdaki diyalogdur.. )rte : how are you işallah?k.y.p.: (cevabı duyulmadı ama heralde türkçe karşılığı teşekkürler ya siz olan bi şey olsa gerek.. )rte: hamdolsun.!*rte t.c. başbakanıdır.....

(bkz: gundemdekiler/#9005026)

(bkz: sayin cumhurbaskanim elma suyu benim kadehimde/#8976525)

her gördüğümde aklıma sezen aksu nun ikili delilik şarkısını getiren insan.artık hayatımdan çıksan diyorumbu ikili delilik sona erseikimiz için de en hayırlısını diliyorumhiç olmamış gibi davranabilmeyibu yok ediciliği anlayabilmeyibir bilsen ne kadar yürekten istiyorumlütfengörmeyeyim senibir yerlerde karşıma çıkmakonuşmayalım, bakışmayalımne olursundaha fazla tüketmeye takatim yoksanki aşkı öğütmeye programlı gibiyizaslına bakarsan insan olarak iyiyizama daha fazlasını isteme benden yalvarırımben bittim artık kalmadım

bürokratlarla yaptığı bir toplantıda, "çalışarak kazanın benim gibi yolsuzluk yapmayın." dediği iddia edilen insan. virgül lazım bir yere, ama nereye?

mal varlığı konusunu tartışma yaptığına inanamadığım insan. insan beklerki bir ülkenin oyların önemli bir bölümünü alarak başbakan olmuş kimse salıyı bile beklemeden benim malvarlığım şudur şudur şudur desin. incelenmekten çekinecek bir şeyim yok gelsin herken malvarlığımı incelesin desin. böyle yok salı açıklıycam deyip yok salı demedim medya çarpıttı diyerek oğlunun hediye olarak amerikalarda okumasını başbakan olmasına rağmen ülkerdeki ortaklığını vs. sorgulamayan insanları da sorgulatmaya zorlayan kişi.

cami hocası tonlamasıyla konuşmasından ziyadesiyle sıkıldıgim malesef turkiyenin basbakan kisisidir. enflasyon yok diyerek, sadece gida tuketimin %30 azalmis oldugu gercegini goremeyen sayin basbakanin "medenniyetlerrr" lafindan da gina geldi. yok medya soylediklerini carpitiyormus derken bile takiye yapan bashocabakan emekli olsa da siirt mi olur rize mi olur orada bir camiye imam olsa. cuma gunleri de bol bol vaaz verir uzlasmaci, demokrat, ileri goruslu yapisini cemaatle paylasma firsati bulur.

kendisine akepe'nin hesapları ile ilgili soru soranlara kızmış ve demiş ki; "dilleri neyi gerektiriyorsa aynı üslupla cevap vermesini de biliriz" . .en sonunda kibar konusmaya başlayacak sanırım.

mal varlığıyla ilgili açıklamayı, ''bunlar gizli'' gibi bir cümle kurarak yapmayan başbakan..''benim şahsımla ilgili bazı edep dışı ifadeler kullanabilirsiniz ama bu ülkenin başbakanı ile ilgili kuramazsınız'' diyor.. ''chp'nin tdk'na 111 trilyon borcu var'' diyor..şimdi bu adamın salı günü açıklayacağım dediği bu muydu?bunlar gizli ne demek? evet mal beyanları gizlilik esasları üzerine verilirmiş, ben anlamam ama neden gizli ki? gizli olsun peki ama dan dan diye açıklayıp kafadaki sorulardan şaibeden kurtulmak varken, şu yukarıdaki cümleleri neden kurarsın ki? dokunulmazlıklar kaldırılacak diyen kimdi zamanında ayrıca? ha onu ben dedimdi.. evet.. senin şahsına laf edilsinmiş ama başbakan'a edilmezmiş? ne dedi bu? hiç laf etmiycez o zaman..senin şahsın bu ülkenin başındaki adam değil mi? ne demek bu ülkenin başbakanı'na böyle ifadeler kuramazsınız? allala? nasıl kursak? ne sorsak? yok sormayalım.. sorsak ne olacak? ne zaman kıvırtmadı ki bu? yasayı değiştiriyoruz de mesela? dokunulmazlıklar kalkacak de mesela? korkacak bi şeyimiz yok de mesela? ve değiştir! demeyen, diyemeyen, deyip de yapmayan, onun yerine konuşmasında yalnızca çamur atan zaten şaibelidir.. ne lamı vardır ne cimi..boş laf işte.. biz de bu adamı bile bile hala sinirleniyoruz yazıyoruz.. bu adamdan dürüstlük mü bekliyoruz ki sanki? yooo.. ne ondan ne öbüründen hiç birinden beklemiyoruz işin kötüsü.. umutsuzcası..

milliyet son dakika'dan: "başbakan erdoğan akp grubunda merakla beklenen konuşmasında sert bir üslup kullandı, kürsüde zaman zaman sinirlendi ancak malvarlığı ile ilgili açıklamayı "bunlar gizli" diyerek yapmadı."gizli olan senin devlete verdiğin beyannamedir, sayın başbakan. üçüncü biri bunu açıklayamaz, ama sen kendin açıklarsın, buna mani hiç-bir-şey-yok. bunu sen de biliyorsun, biz de biliyoruz ve senin bunu açıklamaktan ısrarla kaçınmandan kıllanıyoruz, "yarası olmasa niye gocunsun ki?" diye düşünmeye başlıyoruz. ... ya da başladık mı? yoksa hep mi öyle düşünüyorduk? ne bileyim?

ya bu adami anlamiyorum ben... ne bir dedigi oburunu tutuyor ne de uc gun once yaptigi ile bugun yaptigi benzesiyor... hepten celiski. bir de bunu cumhurbaskanligina layik goruyorlar ya. peh... anca gulerim bu sacmaliga... gectim turbanli karisi olmasini veya siyasi durusunu falan, cumhurbaskanligi makaminin agirligini tasiyamayacak birisi oldugunu her gun baska bir sekilde ispatliyor. simdi su mal bildirimi hadisesi ile ortaya cikan bazi seyler var... rte cumartesi gunu cikip "sali gunu bu tartismalari bitirecek aciklamalari yapacagim" anlaminda bir seyler dedi. ve o beklenen meshur konusmasini bugun yapti. ben de tutanaklardan okudum neler dedigini...lafi dondurmus dolastirmis, ona satasmis, buna satasmis, ucuz politikaci laflari ile tuyu bitmemis yetimin hakki konusunda ahkam kesmis falan... ama sayfalarca suren konusmasi bos, bombos, ayni boslugun tekrari resmen...bugunku gazetelere bakinca bu konuda bircok yorum gormek mumkun. dinci gazeteler haric rte'nin kimi celiskileri cok guzel vurgulanmis... ama benim ustunde durmak istedigim baska bir celiskisi var...ilk once, bu mal varligi tartismalarini sanki kendi adamlari veya yandaslari degil de "karsi" gruplar ozel bir amacla baslatmis gibi bir hava icinde. bugunku meshur konusmasinda bu tur tartismalarla ilgili olarak "bizim verilmeyecek hesabimiz yok, her seyimiz seffaf, biz milletin icinden ciktik, haram mal yemedik" misali bir dolu sey soylemis... ama bakiyoruz ki verilemeyecek hesabini bir turlu vermiyor/veremiyor, her seyimiz seffaf diyor ama bir halt goremiyoruz, milletin icinden ciktik diyor ama milletin sesini dinlemiyor, haram mal yemedik diyor ama yemedigini ispatlayamiyor... meshur konusmasinin devaminda "bunlar siyasetin kirli oyunu, bizi bu pislikler ile yipratamazsiniz, bunlar klasik polemikler, gundemi bu tur seylerle mesgul etmeyin, ayrica bu tur seylerin hesabini sormaya hakkiniz yok, mal bildirimi yapmak yasalara gore suctur" falan diyor. hatta ve hatta mal bildirimi ile ilgili olarak "yani bunlar açıklanarak verilmez. ve bunu kimse de açıklayamaz. ne veren, ne verilen makam bunu açıklama hakkına sahip değildir. gizlilik esası vardır." gibi bir cumle bile kurmus... evet bu durumda iki uc gun once mal bildiriminde bulunan diger siyasiler suc islemis oluyorlar degil mi? neyse... devam edeyim...boyle saga sola catmis, yasalari isine geldigi gibi yalan yanlis yorumlamis falan... ama isin en can alici kismi herhalde en iyi savunma saldiridir anlayisindan yola cikarak "mal bildirimi sadece siyasilerin sorumlulugu degildir, askerler, gazeteciler, memurlar, patronlar herkes aciklamalidir" demis. ehh madem oyle cikarin yasalari degil mi? herkes catir catir aciklasin mal varligini. sanki ben yapiyorum yasalari? ama hele once sen bir aciklasana... ayrica bu da yetmemis chp'ye yuklenip ataturk'un vasiyetinden alintilar ile "chp banka sahibi olan tek partidir, is bankasi'na yani chp'ye giren cikan para belli degil, siz once bunlarin hesabini verin" anlamina gelecek seyler soylemis. bir de ataturk'un vasiyetine uygun davranmiyorlar diye elestirmis chp'yi... chp'nin bircok alanda ataturk'u ve goruslerini temsil etmedigi, edemedigi acik. ancak adam once doner de kendine bakar yahu... ayrica varsa bir usulsuzluk butun yetkiler elinizde... sagda solda laf edene kadar icraata doksenize soylediklerinizi. kisaca pes! malvarligina donersek, yani herkes aciklasin diyor ama kendi aciklamiyor, is kendi malvarligina gelince bunun hesabini sormak kimsenin haddine degildir, siyasi manevradir, zaten kanunen de yasaktir diyor ama kendisi ve de yandaslari utanmadan herkesin mal varligi ile ilgili hesap soruyor, yaniltici ve yonlendirici ifadeler kullaniyor, su soyle olmali, bunu boyle yapmaliyiz diyor ama sanki bunlari yapma gucu elinde degilmis veya muhalefet partisiymis gibi konusuyor...hayir bu sacmaliklari, celiskileri ve malvarligi tartismanin akp'liler tarafindan cikarildigini gectim, hedef alinan deniz baykal ve chp sorulan her seyin hesabini da catir catir veriyor, acikliyor... hatta anap, mhp ve dyp'nin liderleri de kendiliginden acikladilar malvarliklarini. aciklayamayan, lafi donup dolastiran ise rte ve akp'liler. (ki bu arada deniz baykal'dan ve chp'nin su andaki halinden kesinlikle haz duymadigimi ve hatta bunlari zul kabul ettigimi de belirteyim.) bugun okudugum haberlerden birisinde ikinci erbakan demisler rte icin. ne de guzel cuk oturmus degil mi? tavirlar, bilmislik, uslup, savunma veya saldiri sekli... hepsi ama hepsi ne kadar da benzer degil mi? bir de konusurken dudaklarini yalarsa tam olacak... bu arada o erbakan ki devletin 11 trilyonunu sahte belge falan derken okutmus, yaptigi hicbir seyin hesabini verememis, yaptiklari icin hapis ve para cezasina carptirilmis, ama kendisine ve taraftarlarina sorsaniz ne yetim hakki yemis, ne harama el atmis... hakkinda soylenen seyler de dedikodu, siyasi manevra falandir kesin. hatta gecen gun dinci gazetelerden birisi erbekan'in basina gelenler icin komplo diyordu. kisaca erbakan hoca kimileri icin tipki sut gibi beyaz. daha dogrusu "ak" parti kadar "ak"... herhalde bunlara akp de inaniyor ki, erbakan hapiste yatmasin diye ozel yasa cikariyorlar, hapis cezasini erteliyorlar, devlete olan trilyonlarca borcunu almak icin tek bir adim bile atmiyorlar, yani islenen suca ortak oluyorlar. gerci gecmiste de ortaklardi ya. erbakan ile 65 tane refah parti yoneticisi daha mahkum oldu. ama erbakan haric bu 65'lerin cogu simdi akp catisi altinda. dokunulmazliklari falan var... bu nasil is anlamadim ki ben... gerci anladim ya... neyse bir sey demiyorum!bu arada sonuna kadar okumaya dayanabilecekler ve merak edenler icin iste rte'nin o "muazzam" konusmasinin tamami;http://www.akparti.org.tr/..._id=18020&kategori=8

sanki sozlesmisler gibi, bugun hangi gazeteyi acsam (yani internetten okusam) kose yazarlarinin yaridan cogu su meshur malvarligi ile ilgili konusmasini yorumlamislar rte'nin... zamaninda (ve hatta hala) hukumeti destekleyenler bile rte'nin guven yitirisinden, konusmasinin celiskilerle dolu olmasindan, kendi kendini koseye sikistirdigindan bahsetmis. hatta nazli ilicak bile yeterli bulmamis bu konusmayi, tatmin olmamis...dinci gazetelere baktigimda ise, rte'nin konusmasindan yola cikarak chp'ye yuklenmisler, is bankasi'nin paralarinin ustune oturdu falan demisler... klasik akp cigirtkanligi falan devam etmis. ama garip bir sekilde tipki rte gibi, rte disindaki herkesin malvariginin hesabini sormuslar ama, nedense rte'nin neden malvarligini aciklamadigini sormamislar. onlar zaten... neyse "işte oraya ben üç nokta koyuyorum" "..."

geçmişte bir çok mevzuda yaptığı gibi bu malvarlığı konusunda da kendi maddi ve siyasi menfaati açısından bile akılsızca olacak şekilde saçmalamış, önce herkes açıklasın ben sonra açıklarım diyebilmiştir. geçmiş iktidarların soygun düzenini bitirdiğini iddia eden bir "ak" parti lideri kimse açıklamasa, kendine böyle bir talep gelmese bile mal varlığını herkesin görebileceği bir şekilde en baştan açıklar (parti web sitesi mesela) mülkündeki azalma veya artmaları da arada günceller herşey sorunsuz olur biterdi. siysetçinin mal varlığı özel hayatına dair gizli bilgi değildir.

basi acik namaz kilan beyza zapsu hakkinda sorulan sorulara, "laik bir devletin baskanina sormamaniz gereken sorulardir bunlar, bu ulkenin diyanet isleri vardir onlar gereken cevabi verirler" diyen basbakan dir. sair burda turban konusundaki kadar bir laiklikten bahsetmekte(bkz: boyanmadigin bir fistik i yesil kalmisti)

fransiz dişişleri bakani'na avrupa'da ceşitli gazetelerde yer alan hz muhammed karikaturunu sormuş, fransiz bakandan laiklik ayarini yemiştir. hatirlandigi gibi kuş gribi vakalarinin başgosterdigi gunlerde de salginin kurban bayrami oncesine denk gelişiyle beraber bazi bilim adamlarimiz dogudan batiya yogun miktarda hayvan taşindigini, bu hayvanlarin kuş gribi virusu taşima riskleri olabilecegini, her ihtimal goz onunde bulundurularak bazi onlemler alinabilecegini soylemiş; başlikta adi gecen zat "insanlar ozgurce kurban bayrami'ni icra etmeliler, meseleyi ibadet konusuna kariştirmamak lazim" diyerek lafin nasil maksimum olcude mabadindan anlaşilabileceginin ve kafasindaki zihniyetin guzel bir ornegini sunmuştu. islam buyukelcisi mi laik cumhuriyet başbakani mi oldugunu anlayamadigimiz bu adamin gidecegi gunleri iple cekiyoruz.

birinin kendisine acilen muslumanlarin basbakani degil turkiye cumhuriyeti'nin basbakani oldugunu hatirlatmasi gerekiyor. koca basbakan boyle sey der mi ya.. bi zahmet:http://www.hurriyet.com.tr/dunya/3881790.asp

islamin peygamberi olduguna inanilan hz. muhammed'in karikaturu bir fransiz yayin organinda cizildigi icin fransiz disisleri bakanina "manevi değerlerimize saldırı var" diye tepki gostermis... daha once benzer bir durum danimarka'da da yasanmisti. o zaman da hemen posta koymustu rte... neymis efendim manevi degerlerimize saygisizilikmis... yerim ben o manevi degerleri. tamam ortada peygamber olduguna inanilan ve deger verilen bir kisi var. onun icin bu tepkiyi hakli buluyorum diyelim. ama turkiye cumhuriyeti pasaportu tasiyan kisilerin sadece turkler ve kimi ucuncu dunya ulkeleri icin uygulanan sacmasapan guvenlik onlemleri yuzunden (hem de muttefik ve dost kabul ettigimiz ulkelerin) vize kuruklarinda, gumruk kapilarinda maruz kaldigi onca insanlik disi muameleye, turk vatandaslarin yabanci memleketlerde karsilastigi onca zorluga, ab dalgasina turk halkina attirilan taklalara ve her turlu cifte standarta, saygisizliga ve hatta hakarete, pkk'nin maddi manevi desteklenmesine laf etmeyeceksin, gik demeyeceksin, gazetenin birinde muhammed'in karikaturu cikinca postayi koyacaksin... hadi be... ayni seyi aihm'nin turban hakkindaki karari sonrasi da yapmislardi. hemen koydular postayi... ama mesela ayni aihm apo gibi tescilli bir katilin tekrar yargilanmasi icin karar verdiginde gik diyememislerdi...yani bu adamlarin onceliginin, dunya goruslerinin ne oldugu son derece net. ve o goruslerin veya onceliklerinin icinde ne yazik ki laik ve bagimsiz bir turkiye cumhuriyeti kesinlikle yok... sorun bu! yoksa sorun onemli veya kutsal oldugu kabul edilen bir sahsiyete edilmis hakarete karsi tepki koyma meselesi degil...

dunya uzerinde ne kadar karikatur varsa okuyan, olumlu/olumsuz elestrisini yapan, bu yuzden gercek bir karikatursever olarak bildigim, tayyipler alemi basrol oyuncusu, kultur insani, kori sosu..

karikatur meselesine verdigi tepki bu ulkenin hem su anda yasayan insanlarinin, hem de gocmus gitmis kurucularinin vermek istedikleri sonuna kadar hakli tepkidir. ataturk sag olsa o da ayni tepkiyi verirdi. cunku o sizin yansitmaya calistiginiz gibi din, iman, peygamber dusmani degil, oz be oz musluman evladiydi. bu ulkeyi kurarken allah allah nidalariyla, sehit olma ulkusuyle kan doken insanlar, birtakim densizler peygamberine sahip cikmaya calisan basbakani topa tutsun diye yapmadilar bunu. bu ulke boyledir kardesim. ilelebet de boyle kalacak. bunu hala idrak edemediyseniz size ne desek bos.

erdogan'in malum karikatur meselesini iki tarafli dusunmek lazim. oncelikle maalesef demokrasi oyle cok super bir sey degil hepimiz biliyoruz, secilenler azinligin degil cogunlugun gorusunu belirtiyorlar, ona gore hareket ediyorlar. ama ote yandan, tamam halkin hemen hepsinin verecegi tepkiyi verdin sen, super temsil ettin halki, peki ne ise yaradi? ondan sonra geliyorlar sen nasil namaz kilmayabiliyorsun, yasak degil mi turkiye'de diyorlar. millet arabistan saniyor bizi. bunlar da gecer ogrenirler diyorduk 5 sene once, ama hala ayni. neden acaba? bunlari biraz dusunmek gerekir, hele bir de basbakansan. git karikaturune evinde sinirlen, saka mi bu ya devlet yonetiyorsun, turkiye'yi temsil ediyorsun.

fransız başbakanına verdiği karikatür tepkisi, bir zamanların "şiir" mağduru, fikir özgürlüğünün yılmaz savunucusu başbakanımızın malvarlığı minderinde kündeye gelmesi sonucu giriştiği gündem manevrasından ibaret. yeter ki buyursun, her zamanki gibi hemen balgamlarımızı biriktirir, tükürürüz böyle sanatın içine!!

akp hukumetinin surekli dort ayagi ustune dusmesi durumuna cok guzel bir ornektir. bu kadar gozu kapali savunani olunca kimse akp'nin sirtini yere getiremez.mesela son gunlerde hesabi verilemeyen bir malvarligi tartismasi var, sonra mahkeme karari ile sucu sabitlenmis -ki devlete 11 trilyonborcu vardir- necmettin hocaya maddi manevi gecilen kiyaklar var, maliye bakani'nin villalari, yumurta sirketleri var, "buyuk basari" diye pazarlanan ancak yargi tarafindan iptal edilen ozellestirme ihaleleri var. ekonominin iyiye degil kotuye gittigini gosteren raporlar var... yani var oglu var...ama gerek dinci basina ve gerekse de sozluk icinde bu kismi temsil eden yazarlara bakiyorum bu konularda getirilen hicbir elestiri veya yoruma gik dememisler. ama isin icine islam, inanc falan girince -ki ozellilkle sokuluyor- tipki rte gibi birden aslan kesiliyorlar. bu bizim inancimiz, manevi degerimize saygisizlik ettirmeyiz falan... yahu su yasananlara bakin hele. manevi degere varana kadar her seyimize hakaret ediliyor yahu... iste ellerinde somurebilecekleri bir tek din var... somurun sonuna kadar... somurebildiginiz kadar somurun... az kaldi. hepsinin hesabi yargi karsisinda verilecek!

(bkz: kos hanim sozluk de kadrolasmis)

karikatür olayındaki tepkisinden dolayı kutladığımız başbakandır kendisi. amma velakin bu tür konularda geçmişteki üstün başarılarını bildiğimizden dolayı büyük bir esefle kendisine diyoruz ki : bu kadarcık mı ? hani davalar ? avrupa insan hakları mahkemesi sizi bekliyor sayın rte. açın şöyle 3-5 dava, gazeteye, çizere, editöre,... duygu sömürüsü için bundan daha ideal bir konu çıkmayabilir karşınıza bundan sonra... kendinize yakışanı yapın.. hadi bekliyoruz..ancak bunu yaparken de sade vatandaş rte olarak yapın. hem bizde bu sayede başbakan rte ile sade vatandaş rte arasındaki benzerlikleri/farklılıkları bi irdeleyelim, ne kadar güçlüsünüz bi görelim..

değişti o değişti! bakmayın siz ona ironi yapıyo...

hükümetinin maliye bakanı kemal unakıtan'a feci halde sinir olduğunu ama nedense tasfiye etmek adına hiç bir şey yap(a)madığını düşündüğüm kişi. başbakan...hatırlıyorum da erdoğan'ın 2002 yılında seçime giremeyeceğinin ortaya çıkması üzerine bir anda milletvekili listesinde yer almayan, adı sadece fatura yolsuzluğu vs. gibi olaylarda geçen çember sakallı kemal unakıtan 1. sıradan istanbul milletvekili adayı olmuş ve seçilmeyi garantilemişti. hatta akabinde de maliye bakanı koltuğuna kurulmuştu tüm sevecenliğiyle(!).unakıtan ilk listede unutulmuş muydu yoksa bazı ani gelişmeler ve akçalı ilişkiler "mecburi bir vefa duygusu"nu bir anda ortaya çıkarmış ve kemal abiye dokunulmazlık zırhı mı sağlanmıştı??? bunu bilebilmek çok mümkün değil.mal varlığı tartışmalarını da kemal unakıtan başlatıp fitili ateşledi ve başbakana yeni ve büyük bir başağrısı hediye etti... mal varlığını açıklama zorunluluğu doğdu bir nevi ama şimdilik sayın başbakanımız "malum" pozisyonda. şarkı türkü eşliğinde kıvırılır ama gün gelir şarkı biter. şarkıya eşlik eden şakşakçıların da sesi soluğu kesilir ve vicdanınızla başbaşa kalırsınız. (edit: bu söz başbakanımızın şahsına söylenmemektedir, etrafındaki güruhun alkışlarına aldanıp kendini vazgeçilmez, icraatlarını sorgulanmaz ve hesap vermez addedenlere ithaf olunmaktadır.)zengin olmak suç değildir. ama nasıl zengin olduğunuzu açıklayamıyorsanız o zaman da tüm dürüstlük, erdem, ahlâk nutuklarınız yer ile yeksan olur. ne demiş eskiler; "keser döner sap döner gün gelir hesap döner"

bu aralar kafayı ''medeniyetler ittifakı'' lafına, daha doğrusu kendi demesiyle ''medeniyyetler ittifakı'' lafına takmış t.c. başbakanı. ''niye ki ?'' diye sorarken kendime, tam bunun da her akp ve rte mamülü gibi orijinal bir buluş olamayacağı aklıma gelmişti ki ispanya başbakanı jose luis rodriguez zapatero ile birlikte bu ''medeniyetler ittifakı'' meselesinde birleşmiş milletler tarafından görevlendirildiğini öğrendim. siyasi arka planı ile iç kavgası, popülist kaygıları, şimdi de bu... ne kadar örtüşür, ne kadar tezat yapar parazit yapar göreceğiz hep birlikte...

(ara: hakkında bu kadar entry girilince)

karikatürlere nefretle yaklaşmak yerine onlara gülebilen biri olamadığı için hakkında üzülesi kişi... ifade özgürlük paradoksundan sıyrılması arzu olunur...

açıklamadığı ama bolca laf canbazlığı yaptığı mal varlığı hakkında "benimki diğerlerine benzemez" demiştir. artık laf ebeliğinin yeni bir atraksiyonu mudur yoksa düşünmeden mi söylemiştir, biz bilemedik ama mal varlığının hakkaten diğer siyasetçilerinkine benzemediğine inanıyoruz; günlerdir bir türlü açıklanamadığına göre...

artık komik olmayan bir karikatür.

http://img378.imageshack.us/...?image=image0011rp.jpgfotoğraftaki sırayla;(bkz: mahmut esat coşan)(bkz: recep tayyip erdoğan)(bkz: kemal unakıtan)

karikatür krizi sonrasında yaptığı açıklamalarla ne kadar enteresan biri olduğunu yine yeniden hatırlatan insan. biz sizin peygamberinize isa'ya saygı duyuyoruz siz de bizimkine saygı duyun filan gibi bişiler dedi adam. yahu sizin peygamberiniz bizim peygamberiniz ne demek. isa sizin de peygamberiniz değil mi?. kuranı okumadın mı hiç?. okuduysan anlamadın mı bişiy?. imam hatipten nasıl mezun olunuyor?. ne anlatıyorlar bunlara orda?. bir de din eğitimini sınıf öğretmenleri veriyor diyor. diyor ki yani imam hatipliler versin. camilerde de atamalar yapılmadığından açık kadrolar varmış. terör örgütü liderleri basarmış da imamlık yaparmış. evet bence de imam hatip mezunu gitsin sınıflarda desinki bunlar onların peygamberi aha bu da bizimkisi. en kralı bizimkisi filan desinler hatta. hayattan ve okuduklarından ne anlıyorlarsa anlatsınlar çocuklara aynısı camilerdeki cemaatlere de uygulansın. bu ülkenin çok ihtiyacı var böylelerine gelecekte. di mi tayyip bey?.

(bkz: #9079116)

(bkz: burak erdoğan/#9079147)

ağzı torba değil ki büzesin anasını satayım...

(bkz: rte bir şeylerin anasını satıyor)

türkiye'de %3'e değil irticaya geçit verilmeyeceğini söylemekten kaçınan, laf cambazlığı yaptığını sanırken boyalarının giderek döküldüğünün ve kelinin göründüğünün farkına varmayan kişi. ya da bal gibi farkında olup iplemeyen kişi. ne bileyim anasını satayım.

trabzon santa maria kilisesi papazinin öldürülmesine ilişkin beyanat verirken papaz sıfatını kullanmış olan kişi.papaz kelimesinin, kimi mütedeyyin çevrelerde küçültücü bir ifade olarak kullanıldığına hiç şahit olmadım, telaşlanmamak gerek.(bkz: papazı vurmanın hiçbir tasvip edilir yanı yok)(bkz: papaz efendi)(bkz: kızıl papaz)

"papazı vurmanın tasvip edilir yanı yok." demiş.öyle demeyeceksin kardeşim, "şiddetle kınıyorum, allah belalarını versin, aklım hafsalam almıyor, bu ne inanılmaz bir rezilliktir, bunu yapan insan olamaz" falan diyeceksin. adam öldü, farkında mısın?

birisinin anasını sattığı konuşmada "beni gaza getirmeye çalışıyorlar" gibi başbakana yakışmayacak bir cümlesi daha vardır ama anasını satayım' ın yanında silinip gitmiştir.evet bu adam bizim başbakanımızdır ve daha yakın zamanda malvarlığı konusuyla ilgili olarak kendisine söylenen "kıvırtıyor" kelimesi nedeniyle "benimle böyle konuşabilirsiniz ama türkiye'nin başbakanıyla böyle konuşamazsınız" gibilerden bir şeyler diyerek aslında başbakanlık makamının saygınlık isteyen bir makam olduğunun farkında olduğunu göstermiştir.ancak bizzat başbakanın, işgal ettiği başbakanlık makamına en fazla saygı göstermesi gereken kişi olduğunu, bu makamın saygınlığının esas onu işgal edenlerce alçaltılıp yüceltilebileceğini anlayamamış görünmekte. ya da her zaman olduğu gibi umursamamakta...bu insanın her yaptığını onaylayan insanlar dahi bunu savunamamalıdır zira bu adam sadece bir parti başkanı değil, başbakandır. her sözü dünyaya haber olabilecek, kendisine oy veren, vermeyen, herkese karşı sorumlulukları bulunan bir insandır. adam gider makam kalır, bari biraz saygınlığı kalsın makamın...

aziz nesin çıkıp adabıyla türk milletinin %60'ı aptaldır derken düşünüyorum da nasıl üsluplu nasıl yerinde bir giydirme yapmış. nasıl da duracağı yeri değdireceği yeri bilerek konuşmuş. şimdi bunun recep tayyip erdoğanla ilişkisi nedir diyeceksiniz ? kabaca açıklayayım : recep tayyip erdoğan türkiye'nin başbakanıdır. ve ak parti isteseniz de istemeseniz de 2002 yılında açık ara farkla en fazla oyu almış ve de tek başına iktidara gelmiş partidir. ha bu demek değildir bu parti şahane bir partidir aynı şekilde recep tayyip erdoğan da mükemmel bir insandır. ben şahsım adına ak partiye oy vermedim. recep tayyip erdoğana karşı bir sempatim de yok. hatta sık sık kendimi söylenirken bulduğum oluyor. ama şunu biliyorum ki kimse recep tayyip erdoğana ya da ak partiye veyahut ona oy verenlere hakaret etme hakkına sahip değil. bu aynı şeklilde a kişisi b partisi için de geçerli. gelgelelim ekşisözlük cemaatinde işler böyle yürümüyor. içinde "tayyip erdoğan" veyahut "ak parti" geçen her şeye karşı fütursuz bir saldırı havası hakim. karşıt olabilecek, üzerine saldırılabilecek doğruluğu, yanlışlığı bilinmeden her türlü habere piranalar gibi üşüşülüyor. herhangi bir övgü yazılmaya görsün "bu iş tam bana göre" diyip davranıyor herkes çok kötü butonlarına. keza hakkında yazılan her türlü yergi de "üslup", "içerik", "kalite" farketmeksizin benzer şekilde destek görüyor, övgüye boğuluyor. birisi çıkıp recep recep tayyip erdogan ın mal beyanı başlığına "recep tayyip erdoğana oy veren herkes recep tayyip erdoğan'ın malıdır" yazıyor. sözlük anti ak parti timi görev başına gelerek entry'i oya boğuyor ve bir bakıyoruz ki haftanın en beğenilen entry'si olup çıkmış. ne kadar yaratıcı ne kadar ne kadar ironik !! şimdi uzun uzadıya demokrasi hak özgürlük vs diye artık söylene yapıla bıkkıntı getirmiş terimleri-geyikleri sıralamayacağım. önce metnin başında bahsettiğim aziz nesin'in o meşhur sözünü hatırlayın. sonra da sözlükteki ak parti ve recep tayyip erdoğan hakkında söylenilegelen fikirleri. iki resim arasındaki 7 fark sizlere biraz olsun fikir verebilir. (bkz: usluptur haklıyı haksız eyleyen) bonus (bkz: şahsa hakaret yasak cemaat ve ırka hakaret serbest)

sağcılık ya da solculuk marazından besili sebeplerle edinilmiş kinin, algıyı, vicdanı, eğriyi, doğruyu nasıl da piç ettiğini anlamama vesile olan isim, başbakan.ilave: sadece sağ sol meselesi değil elbette. bahsi geçen "kin" binbir türlü sebeple edinilmiş olabilir. eklemek istedim.

(bkz: #9079789)

(bkz: dunyanin en kisa siiri/#7492332)

seçmenlerinin çoğunluğu tarafından "dayyiberdoğan" olarak anılan bir bey.

(bkz: papazı vurmanın hiçbir tasvip edilir yanı yok)

son secimlerde oyumu besim tibuk'a vermis birisi olarak beni hakli cikartan adam

kötünün iyisi olarak lanse edilen basbakanimiz.kendisi icin alternatifi yoktur denilmekte.yetmis milyonluk türkiye den iyi bir politikaci cikmiyorsa durum gercekten cok vahim demektir.bu durum ayni ulusal futbol takimimizin sol bekinde, sag ayakli bir stoperin görev yapmasina benziyor.cunku yetmis milyonluk türkiye den kaliteli bir sol bek cikmiyor.ulusal takimimizin hali pek ic acici degil,ayni sey türkiye icin de gecerli maalesef.futbolla yatip futbolla kalkan bir ülkeden bir tane sol bek cikmiyor.icki sofrasinda bile ülkeyi kurtarmaya calisan insanlarin bulundugu bir ülkeden düzgün bir politikaci,iyi bir lider de maalesef cikmiyor.ayrica bir kisinin alternatifinin olmamasi,kötünün iyisi olmasi o kisinin elestirilemeyecegi anlamina gelmez.eger bir ülkenin yönetimine talip oluyorsaniz elestirilmeyi göze almissiniz demektir.kötünün iyisi olmaniz,sizin kötü oldugunuz gercegini degistirmez.

bir bilgili kişi** tarafından söylenildiği üzere, malvarlığı* tavana vurmuş kişi. tabi elindekileri herkes gibi sağda solda bulunan akrabalarına yayarak sorumluluktan an itibarı ile kaçmaya çalıştığı da ilgili kurum ve kuruluşlar nezdinde kayıtlara girmiştir.

basbakanlik internet sitesinde yaptigi mal beyanina gore bankada 1.5 milyon ytl mevduat karsiligi hesabi, arnavutkoy bolluca koyunde 376 metrekare, guneysu dumankaya koyunde 2 bin metrekare arsasi bulunmaktaymis.esinin ise 2006 model arabasi ve yaklasik 36 bin ytl lik takisi vs varmis.

sozkonusu malvarligi ve malvarliginda gecen ogluna olan ikiyuzbin dolar borcuna karsilik oglunu es dost bursuyla yurtdisinda okutan sevgili basbakanimiz.

kizlarin hastasi olduklari adam. cok karizmaymis. kadir inanir gibi adammis. adam gibi adammis, kadina sahiplenilme hissi veriyomus...

vatan gazetesinin haberine gore biraderi mustafa erdogan ın kendisine 1.5 milyon ş lık bir villa satin almasının ardından ne işle mesgul oldugu ve su ana kadar kendisini hic basında gormemiş olmamız bir celiski yumagını olusturmustur. bunca olayın ustune mal beyanında bulunmaktan ısrarla kacınması bizleri derin uzuntuye suruklemis, anlamsiz tedirginliklere sevketmiştir.(bkz: bu aşk burada bitmez)

vakti zamaninda , eski fatih belediye baskani sadettin tantan'in fatih belediye binasinin penceresinden sallandirdigi kisi.(bkz: mistubishi carisma)

terbiyeden yoksun bir insan. basbakan diye kendisi ile esit seviyede belki daha üst bir insana "lan! artistlik yapma!ananı al git" gibi seyler diyebilmis (hem de kameraların onunde...kameralar olmasa dusunemiyorum) sahsiyet. merak etmeyin gene cok oy alır. halkım sever boyle adamları.

avrupa basininda takdir edilen, eksi sözlük'de sürekli elestirilen, dalga gecilen, asagilanan politikaciedit: ortada bir tezat oldugunu vurgulamak icin yazmistim bu entryi. entryi zamanin ötesine yollayanlara tesekkür ederim. ayrica artistlik yapma lan dan haberim yoktu.

(bkz: anani al git buradan)

mersinde halkla, işvereniyle yaptığı konuşma tarzı ile beni şok etmiş başbakan. "ananı al git buradan" ne demektir yahu, "artistlik yapma lan!" gibisinden laflar bir başbakanın ağzında ne arar? nasıl bir harekettir, rte ne yapmaya çalışıyor hala anlayabilmiş değilim.yok canım, bu kadarını haketmiyoruz.

bu ülkeye yakışmadığını göstermiştir demeyi isterdim ama ne yazık ki bugun basbakan ile ciftci arasinda gecen konusmayı dinleyen çoğu insan da nasıl haddini bildirdi diye bakacaktır bu konuşmaya. türkiye'nin ortamı giderek sığlaşmaktadır. sığlaşan bir ortamdan milletvekilleri seçilmektedir ki sığvekilleri de denebilir bunların bir bölümüne, o milletvekilleri aralarından bakanlar çıkmaktadır. (mesela oğlu yumurtacılık yapan biri gibi..) o bakanların bir de başı vardır. formülün geldiği yeri buraya açık açık yazmak isterdim ama suç olmasını istemiyorum fakat sığlaşan milletten, sığvekillerine gelen yol başbakanda tamamlanmaktadır demekle yetinmeliyim. bir insan böyle konuşabilir, rte'de böyle konuşabilir ama başbakalık statüsü böyle konuşursa, hak arayan birine böyle derse o zaman biri o minareler süngümüz dediğinde al minarelerini .... diyebilir. ortamı bu hale düşürmüştür başbakan. başbakan kahveye oynamaktadır, ana muhalefet de al o 3 noktayı diyerek kahveye oynamaktadır. sonuç? sonuç 20 yıl sonra yaşanmayacak sığlıklar ülkesidir.

ülkesini pazarlamakla mükellef olduğu şahıslardan biri fiyatta sorun çıkarır da "aman tayyip bey, ne yaptınız? bu ülke o kadar eder mi hiç?" der ise kendisine de "yu ar e veri gud artist. teyk yor madır en fak of yu madırfakır." demesini beklemekteyim.

(bkz: lan).

son zamanlarda uzerine daha cok gidilmesi sonucu sinirlerine hakim olamayan ve yanlis laflar etmeye baslayan bu ulkenin basbakanidir.aslinda kendisi her zaman boyleydi; yani yaradilisi ve icinden geldigi kulturun sonucu olarak fevri, sinirlendiginde agzina geleni soyleyen, agzindan cikani kulagi duymayan bir kisiligi vardir. demokrasi anlayisindan fazla nasibini almamis olmasi da bunda etken.zamaninda, sanirim 28 subat doneminde birdenbire ali kalkanci turunden haci hocalar peydah oldugunda defne samyeli'nin sundugu bir haber bultenine baglanmis ve diyalog icerisinde giderek artan siniri ve tahammulsuzlugu en sonunda patlak vermis ; ve defne samyeli'ni "sus! konusma! " seklinde canli yayinda cocuk gibi azarlamisti. akabinde haber muduru ugur dundar kadraja girmis* ve zaten kendini kaybetmis olan tayyip erdogan'a ciddi bir ayar vermisti. tayyip erdogan'in uzerine gidildiginde boyle davranmasi eskiden beri bilinen bir olay. 2002'de iktidara geldiklerinde de durum boyleydi aslinda. ama o zamanki fark suydu; yeni iktidar, basin her zamanki gibi yeni hukumetle arasini iyi tutmaya calisiyor, ve ayni zamanda sure taniyor, o yuzden de erdogan'in damarina basmiyordu. su anki gozlenen durum ise bazi hukumet uyelerinin ortbas edilemeyecek sekilde hatalar ve yanlis soylemler icinde bulunmalarindan kaynaklaniyor. aslinda bu her hukumet doneminde oluyor. hukumet-basin iliskileri bir sure iyi gider, sonra dususe gecmeye baslar, sonra da yeni secimler olur. bu surecte de medya hukumete karsi giderek daha az hosgorulu olacak. bu gunlerde duydugumuz lanli manli konusmalar, hezeyan beyanatlari daha cok ekranlara yansiyacak. ne olacagini hep beraber gorecegiz.yalniz su da var ki hukumette gozlenen kabadayi agzi sozlukte olumsuz tepki goruyor, ama sokaktaki insan icin cok problem olacagini zannetmiyorum.

kemal öncel ile arasında şu konuşmalar geçen başbakan.- böyle bağırılmaz ki, terbiyesizlik yapma!- terbiyesizlik yapmıyorum. lütfen bana hakaret etmeyin!- artistlik yapma!- artistlik yapmıyorum, ben sanatçı değilim.- iyi bir sanatçısın.- tarım bakanımızın anayasayı ihlal ettiğini biliyor musunuz? - lan anayasayı benden iyi mi bilecen, terbiyesizlik yapma!- lan mı?- evet!- lan mı? canın sağ olsun.- şu anda çiftçiye ne verildiğinin farkında mısın?- ne zaman?- şimdi.- benim mahsulüm öldükten sonra mı? 2 senedir anamız ağlıyor!- hadi ananı al git buradan.edit: ikeaman da diyaloğun tamamı'nı milliyet'ten buldu, tam oldu.

çok güzel şeyler demek istediğim ve fakat diyemediğim yakışıklı başkanım.başbakan olunca herkese hakaret edilebileceğini göstermiş uzun boylu başkanım.iktidara geldiğinden beri çok yararlı işler yapmış olan geniş omuzlu başbakanım.yaptığı hayırlı işlerden ikisi; attan düşmek ve ona buna hakaret etmek olan bıyıklı başbakanım paladin gibidir.tam bir iyilik timsali olan süper gür saçlı başbakanımı ben çok seviyorum.allah onu başımızıdan eksik etmesin, bana çok güzel örnek oluyor.ben de meclise girersem eğer, herkesle official olarak küfürlü konuşabileceğim.yaşasın re te e!edit:sayın başbakanım alınmasınlar ben isminin baş harflerini büyük yazmak istedim ama olmadı.lan kıraç aman...lan sözlük! ayıp senin yaptığın, başbakanıma saygısızlık oluyor ayıp oluyor.başbakanıma saygısızlık yapanııııı kendisinin değerli sözleriyle ifade eder, üç noktaaa!! derim....editlemeye doymuyorum2:bizim memlekette bir laf vardır sayın başbakanım, "bugün dediğin lan'lar, yarın gaz yaparlar" diye.öyle bir durum olursa talcid alın sevgili başbakanım.sizi çok seviyorum ben.corc buş karşısında çok rahattınız hem.aradığımız kan bulundu.yaşasın re te e!(yine küçük yazıyor başbakanım, söyledim değiştirmiyorlar)

avrupa'ya hizmet ettiği için avrupa'dan övgüler alan, türkiye'ye bırakın hizmet etmeyi, bunun yanı sıra vatandaşları azarlayarak ve başvekil olduğunu unutarak mahalle ağzıyla konuştuğu için ekşi sözlük'te ve aklı başında olan kesimden eleştiriler alan insan..

(bkz: hadi ananı al git buradan)

"anayasayı benden daha mı iyi bilecen lan!", "ananı da al git burdan" gibi sözleriyle uzun zamandır beklediğimiz mal beyanında bulunmuştur bugün; teşekkür ediyoruz kendisine.

(bkz: biyikli)

(bkz: hadi mal varlığını al git buradan) *

mizah dergilerine mutlaka her hafta bir malzeme çıkartmaktan ne zevk aldığını anlamadığım başbakan.*

mersinde, cumhuriyet meydaninda kendisine yumurta falan atilan kisi.

emrah ablak imzalı penguen't köşesindeki gibi konuşmaya başlayan. (bkz: insan)

siz bana inanmayın ama ben başbakanlıktan aldığım maaşla geçinemiyorum . mal varlığımı açıkladım, bu arada da "adeta lanet olsun diyerek" çeşitli(!) şirketlerdeki hisselerimi sattım sizin yüzünüzden. sonuç ne? bu çeşitli şirketlerden akan para durdu veya azaldı. şimdi kredi kartı borcu birikmiş, elektrik faturası desen dünya para, doğalgazı zaten en pahalı satın alan ülkeyiz, malum havalar da soğuk kombi çok yakıyor. bu tabloya bakınca tabii gelir yetmedi, bir türlü ay sonunu getiremiyoruz, hanım da bizon kürk beğenmiş bi yandan onu ister. ne ki sıradan bir başbakanın maaşı 7-10 milyar bişey, hayır kime yeter sorarım size, var mı bugün 7 milyardan az parayla geçinen aile. bugün konuştuğum çiftçi bile ne kadar refah içinde yaşıyordur kim bilir. hah çiftçi dedim de aklıma çok parlak bir fikir geldi yahu! ulan şimdi biz bu olay yaratacak konuşma işine girsek kemalle. sonra nasılsa dayanamayıp bir hakaret eden çıkar, bu metüst, bahadır, emin çölaşan falan kendini tutamaz, basarız davayı bu ayı da çıkarırız be. bak bugün çiftçiyle konuşmam çok iyidi, böyle bi şey yapsak her gün ohh köşe. du ben bi kemali arıyım da bi fizibilite çalışması yaptırsın müsteşarına falan, girelim biz bu işe...gibi bir monoloğa girişmiş olabileceğini düşündüğüm başbakanımız..

(bkz: recep tayyip erdogan in mal varligi)

yaşadığım ülkenin başbakanı olduğu için utanç duyduğum, görmeye, duymaya dahi tahammül edemediğim şahıs..

son zamanların en komedi iktidarının elebaşı. bütün gaf istatistiklerini altüst eden geçen on yılın en beğenilen gaflarında tansu çilleri bile geride bırakan başbakan. acaba başbakanın bilmediğimiz, anlamadığımız bir mizah anlayışı mı var diyorum bazen. az daha başarılarının devamını diliyordum*

beyazın* konuklarını sunarken anons ettiği gibio biiiirrrrr ülke pazarlamacısııııı*o biiiirrrrr kasımpaşalıo biiiirrrrr biiippppp*

kendisinden öte, türkiye nüfusunun çoğunluğunun(çünkü kendisi seçimle gelmiştir o mevkiye) içler acısı halini yüzünde gördüğüm kişi...bir başka deyişle ayna gibi, halkın aynası...halbuki maharet halkın içinden olmakta değil ki, halkı yukarı çekmekte...

eleştirilmesi caiz olmayan,zaman ötesi şahıs;state-ul mükemmelliyat.kendisi de üstün vasiflarının farkına vardıgı içindir ki,adına vatandas denen degersiz varlıklar tarafından eleştirildiğinde sinirleri bozulmakta hatta onlara lan* ile başlayan bir cümle ile hadlerini bildirmekten çekinmemektedir.

kendisini her hareketinde ( olumlu veya olumsuz ) mustafa kemal atatürk' le karşılaştıranlara inanamadığım insan. nasıl ki daha şu millete mustafa kemal' in tırnağı kadar emek vermemiş bir adamın yaptıkları her nefes alış verişinde tekrar tekrar yazıya dökülür, anlamıyorum. ya ben çok şey bekliyorum, ya da yazılan yazılmış, çizilen çizilmiş, oynanıyor. ben de izliyorum...

son yaptığı hareketle * entry yağmuruna tutulmuş başbakan kişisi. hayır kardeşim koskoca başbakansın hareketlerine, konuşmalarına dikkat edeceksin ama nerdeee! aradan bunca yıl geçmiş olmasına rağmen kendisini hala konumuna alıştıramamış, konumunu hazmedememiştir. yaptığı acememice ve saçma sapan davranışlarla ve beyanatlarıyla nefret toplamaktadır. yapmamalıdır, dikkat etmelidir. bu ülke ne zaman adam gibi bi yönetici görecek çok merak ediyorum.

yüce türk milletinin başına gececek en son kişilerden biri,tamamen hata üzerine kurlumus bir iktidar,ab yolunda büyük ama gereksiz bir basarı...kişi basına düşen milli gelirin artısını müjedelerken bile türk lirası değil dolar bazında konusan gereksiz bir islam ideri...

(bkz: artık lan ile başlayan cümleler kuruyorum)*

(bkz: ben alti yasimdan beri ciftciye lan diyorum ulan)

yaptığı şeyler kendisinin de çok sevdiği ve sıkça kullandığı bir tabirle şöyle ifade edilebilecek kişidir, neymiş efenim: merdi kıpti şecaat arzederken sirkatin söylermiş...

bize, tayyipler alemini bir kez daha yasatan basbakan..

onceden uyaran basbakan.ana gibi yar, vatan gibi diyar bulunmaz, demis atalarimiz. bu basbakan ne dedi: "memleketi pazarlamakla mukellefim" ve "anani al git!". uyardi bizi dinlemedik. yine uyariyor. parcalari birlestiricem de cikicak anlamdan cok korkuyorum be sozluk.(bkz: anladin sen onu)(bkz: allahim bunu hakedecek ne yaptim)

(bkz: padisahim cok yasa)

(bkz: basbakan ile ciftci arasinda gecen konusma)(bkz: anani al git buradan)

her turlu kotulugu kabinesiyle birlikte turkiye'ye yapmis basbakan*. uzucu olan ise turk milletinin unutkan oluşu ve oy verirken faşizan yaklaşması. eger gelecek secimlerde de bu nedende dolayi bu sey* tekrar basbakan olursa, vay halimize...not: turk dilini geliştirme çabalarini takdirle izliyorum. bravo!

pek yakında ece erken'e dönüşmesinden korktuğum kişi..

zincirin son halkası. *******(bkz: iyi uykular türkiye)

kasımpaşa ağzı ile başladığı başkanlık görevine, o.*ç.* ağzı ile devam eden... *

"böyle bağırılmaz ki, terbiyesizlik yapma""artistlik yapma""lan terbiyesizlik yapma""hadi ananı al git buradan"bu sozleri kendisine siradan bir vatandas, bir gazeteci ya da herhangi baska bir kisi sarf etmis olsaydi, yemeyip icmeyip hemen hakaret davasi acmasi muhtemel olan; ancak vatandasa hitap ederken bu ve benzeri asagilayici ifadeler kullanmaktan cekinmeyen; kullandigi argo, yakisiksiz, kaba ifadelerden oturu halktan ozur dileme ihtiyacini bile hissetmeyen kisi. turk halkinin basbakani.

aslında insana benziyor şekil olarak. sanırım ilgiye ihtiyacı var biraz.

siyasi hayatını ''hepinizin ağzına sıçıyim lan'' diyerek bitireceğini düşündüğüm güzel ülkemin başbakanı.

(bkz: çiftçi milletin efendisidir)(bkz: köylü milletin efendisidir)

bir rivayete göre orjinalinin kaçırılıp yerine stabil programlanmamış bir teknoloji harikası getirilmiş kişi. ( rivayeti ortaya atanların en büyük delil göstergesi* de ''o at niye birden huysuzlandı sanıyorsunuz?'' demek oldu) eğer bu doğruysa kimler kaçırdı niye kaçırdı hiç bir fikrim yok. ancak umarım orjinalinin durumu iyidir. seçilmeden önce vaadettiklerini yerine getirecek kadar bile olsa yeter. tam adam gibi adam geldi başa, bir şeyleri kökten değiştirecek onu da kaçırdılar. amma talihsiz ülkeymiş be.diğer bir teori için; (bkz: başka boyuttan gelen insanlar) (bkz: allahın işi belli olmaz)(bkz: allah bir yerden alir baska bir yere verir)

kendisi köylüsüne o kadar kişinin önünde ciddi olarak o şekilde konuşabiliyorsa, burada hakkında yazılanların hiç birini ciddiye almaması gereken kişi. ne de olsa;(bkz: bu sitede yazilanlarin hicbiri dogru degildir)

bir bizim bildiğimiz türk milletimiz var.bir de türkiye'nin başbakanı bu adam.bu ne yalan çelişki lan?adama demezler mi"gülünü iktidarını, vekilini bakanını al git lan burdan"

bu ulkeye yakışan başbakandır. bugunku "lan" olayı uzerine kendisine 3 sene once oy veren vatandaşa sorular sorulsa alınacak cevaplar bellidir.- yaa profokotor o çiftçi gominizlik yapıyor.- bir an agzından kaçmış, olur böyle şeyler hem turkiye'de guzel şeyler de oluyor.- allah'ın izniyle halkın dilinden konusuyor. sagolsun.şu ulkede siyasetten, ulkenin gidişatından sogumak, gonul rahatlıgıyla "bana ne amına koyayım ben başımın çaresine bakayım gerisi sikimde degil" demek için var olan milyonlarca sebepten sadece birisidir, geri kalanlardan bahsedip ruhumu bulandırmak istemiyorum.

eğitimde çok geri kalmış bir toplumun başındaki insan (bir süreliğine).

bir yaklasim (bkz: koylu milletin efendisidir) , baska bir yaklasim , (bkz: anani al git buradan).

burada* yaşamaktan sıkılmama hatta utanmama neden olan kişidir. başa getirilmesiyle birlikte bütün ülke halkına olan inancım da sarsılmıştır*. neyse ama bi yerde ona da acımak lazımdır bence zira kendisine aldığı maaş yetmemektedir yani anlayacağımız maddi durumu kötü... iyi ki ülker bayii var yoksa ne yapardı zavallım e bi yerde onu da anlamak lazım. ayrıca çiftçilerin kara gün dostudur kendileri. herkesin halinden pek iyi anlar. ayrıca bu muhterem şahsiyet bi nevi mahallenin bıçkın kabadayısıdır. mahalle kahvelerinde okeye sürekli aranan fakat bir türlü bulunamayan dördüncüdür. aslında o kahvede başa gelse tayyipten çok daha iyi yönetebilicek insanlar vardır. mahallenin bıçkın kabadayısı olması nedeniyle kedi gibi gösterilmesi* karizma sarsıcıdır, mizah da neymiş teeey teey görüşünü benimser ne kadar sevimli hayvanlara suratı resmedilse de* * o bundan hoşlanmaz hem daha önce de bahsettiğim gibi maddi sıkıntı çektiği için her bir hayvan karşılığında beşbin ytl ister. aslında onu da anlamak lazım ama benim* gibi bazı insanlar ne yapsak ne etsek anlayamıyoruz. sonuçsa ülkeden kaçıp gitme isteği oluyor çünkü artık bi ümit kalmıyor... ee o zaman meydan bunlara kalıcak...*

o başbakan oldu ya, ben hala bir yamaç paraşütüne gidemedim ya yuh bana, dedirttiren insan.

(bkz: ama sen dur)

günlük hayatta güçlü, kudretli, ciddi, ağır başlı, oturaklı vs. gibi anlamlarda kullandığımız taşaklı kelimesi var ya, ben de zihnimde kendimce bir taşaklılar listesi yapıp listenin en üstüne devlet denen aygıtı koymuştum. bugün, tüm anlam dünyamı alt üst ederek, zihnimdeki devletin taşaklarının kopmasına neden olan sayın başbakanımızın adıdır.

türkiye'nin daha önceden alışık olmadığı bir politikacı.eskiden politikacılar birbirleri ile dalaşırken seviyelerini düşürürler, politikacılara yakışmayacak durumlar sergilerlerdi. fakat ilk defa bir başbakan (ne yazıkki ne dediğini bilmeyen, seviyesiz bir politikacı değil, bir başbakan!) çiftçiye böyle ağır bir sokak ağzı ile çıkışabilmiş, lafı çiftçinin anasına kadar götürebilmiştir. belki de "bakın! ben de halktan biriyim.ben de küfredebiliyor, ana avrat kayabiliyorum" mesajını vermeye çalışıp sempatik görünerek sandığa oynamıştır da haberimiz yoktur.

takkenin düşüp kelin görünmesi sonucu, atı alanın üsküdar'ı geçtiğinin farkedilmesi ve yurdum insanının ve onları önceden yönetenlerin müstahaklarının karmasıdır.

en son yaptigi hareketle* hakkindaki fikir ve dusuncelerimin artik "sozluk formati" disinda olmasindan dolayi isminin altina dusuncelerimi yazamadigim tc basbakani...

yaptığı hareketler ve söylediği sözler***** bu hızla devam ederse alabildigine entry iceren basliklarda ilk ona girmesi muhtemel, türkiye cumhuriyeti basbakanı olduğunun farkında olmayan ve kasımpaşalı olduğunu her fırsatta hatırlatan insan. (bkz: #8815433)

tavırlarından kendi utanmıyor, bari oy verenleri desktekleyenleri utansın diyorum...

kişisel açıdan bakmaktan büyük resmi kaçırtma işlevi gören politikacı.evvela bunun tarihe bakış açısıyla alakası var tabi. şahsi bakış açıma göre, recep tayyip erdoğan olmasa atıyorum ali fevzi güneş olacaktı, ama tarihi teker teker kişiler oluşturmaz. siyaseti de teker teker kişiler yönlendirmez. biz "öhm öhm ben bazı şeylerin farkındayım" derken nasıl da güzel manipüle oluyoruz kelimeler kifayetsiz kalıyor. sanki türkiye'de başka şeyler olacaktı da bu hükümet gelince işler birden bire başka bir yöne döndü. ne yazık ki özellikle dış siyaset, ama iç siyaset de, 4 senelik planlar halinde gelişmez. şu anda bok attığımız veya gül attığımız kişinin insiyatifi sınırlıdır. o yüzden kendimizi kandırıp bir kişinin hareketleri üzerinden "ne olacak bu memleketin hali" edebiyatı yapmak, durumu analiz etmeye değil bir büyük daha açmaya niyetli olduğumuzu gösterir.mesela amerika'da bush örneğini alalım. herkes şikayet ediyor kendisinden. ama seçildi mi? seçildi. hem de iki kez. ama seçilmeseydi amerika'nın siyaseti ne derece değişecekti? bize duyurulan siyaset daha demokrat olacaktı ama uzun vadeli planlar aynı şekilde devam edecekti uygulanmaya. ne yazık ki temsil edilen makam yükseldikçe, temsil etme mefhumu karar verme yetkisinden daha da ayrışmakta.o bakımdan, kişisel tepki ve tavrının eleştirilmesinin eleştirilecek bir tarafı yok tabii, ama "bak bu memleketin x sorununun mimarı budur" diyene kıçımla da gülerim. 4 senede bir politika değiştirdiği ne zaman görülmüş ki bir ülkenin, biz bütün kötüleme hevesimizle sorumluluğu tek kişiye yükleyip kendimizi tatmin ediyoruz? takke düşmüş kel görünmüş. sen daha o kelin kimin keli olduğunu farkında değilmişsin ki be amcam.

tamamen bizden biri. bir de robert koleji ekolünden yetişme başbakanları olmuştu bu ülkenin. ama maalesef kendi içimizden çıkan şahıslar, toplumun dinamikleri dışında ve nispeten ona yabancı olarak yetişen yöneticileri aratıyor. yani diyeceğim, bir devlet adamı bunamış olsun, mesela diyorum (!) kocası silah kaçakçısı olsun, yiğeni bankalardan trilyonları hortumlasın ama ne olursa olsun az da olsa edep erkan bilsin, tercihimdir.

artist.

lirik diplomasisiyle gönüllerde taht kuran (!?!) kasımpaşa menşeili kişi..ee her millet layık olduğu şekilde yönetilir imiş...(bkz: ananı al git buradan)(bkz: bir imparator palpatine olarak tayyip erdogan)

anani al git buradan... recep tayyip erdoganhaberlerde izledigimde, saskinliktan bir sure kendime gelemedim .her ne kadar r.t.e ye karsi her hangi bir sempati beslemesemde ,yapicagi hic birseyin beni sasitmiyacagini dusunuyor olsamda ..agzimi bir karis acik birakmis ve olayin bir sakadan ibaret olmasini dilememe sebep olmustur yine de...bu arada basbakanimizdi kendisi degil mi?ee bu ulkenin insanlarinin elleri sandiga gitmeden once ,unutmamalari gereken bir sey daha..akabinde buyrun: (bkz: kirk yillik imamim boyle takke gormedim)son olarak...(bkz: unutma)

yıllar sonra veciz sozleri unutulmayacak (!) büyük türk büyüğü (!) hele cumhurbaşkanı falan olursa ileride ders kitaplarına da girecektir.-evet cocuklar! recep tayyip erdogan , "ananı al git buradan" derken ne demek istedi? evet berke... buyur canım.+ananı belleyim demek istedi örtmenim.-aferim berke.

(bkz: uzun uzun recep tayyip erdogan)(bkz: rte)

duruşuyla, sarf ettiği sözlerle bulunduğu mevkiye yakışmayan zat. başımıza layık görenler utansın.

(bkz: basbakanin caylak olmasi)

(bkz: ne iş yaptığı belli olmayan ünlüler)

asaletten uzak politikacı.

nasıl bir anda çıkış yaptıysa aynı hızda maskesi düşen argo bağımlısı şahıs(bkz: the rise and fall from grace)

kendisine oy verip de başa geçirenlere müstahak kişidir. kınaları benden olsun, onlar heralde nereye süreceklerini öğrenmişlerdir artık...dur bi de dayanamadım edit yapacağım:(bkz: ben sana basbakan olamazsin demedim)

(bkz: burasi sakatatci degil kardesim)

bush yuzunden utanan amerikalilari bir nebze olmus anlamamizi saglamis kisilik.

zon yaptigi kahramanmaras ziyaretinde cok siki sekilde korunmus, tebrik etmek isteyenlerin bile alana sokulmayarak olasi bir eylemden kurtarilmis basbakan. öyle anlasiliyor ki, vatandaşlar bir süre daha uzak duracak olan kisi.

(bkz: artistlik yapma lan)

herşeyi bir yana bırakılarak, söylediği bir sözle başbakanlık payesine layık olmadığını kanıtlayan insan.(bkz: lan bana anayasayı öğretme)(bkz: hadi ananı al git buradan)

"artistik yapma", "lan" "ananı al git buradan" gibi kendine yakışır ama bir başbakanın ağzında feci duran söylemlerle şahbaz olan şah.(bkz: seviye gittikçe düşüyor durduramıyoruz)

(bkz: #9120886)

(bkz: gidici) *****

turk halkının ihtiyacı olan duyarlı,asaletli,iyi egitimli, örnek ve atatürk'ün izinden giden başbakan portresinin çok uzaklarında bir politikacı. kendi vatandaşına "lan" "ulan" gibi hitap edebilecek seviyede! ve bu haliyle örnek olması gereken milyonlarca genci utandıran insan.

(bkz: hükümetin başı)

halka yaklasimindan kendi evinin halkina yaklasimi konusunda ipucu cikarabilir miyim diye dusunuyorum. bu adam disarida bunu yapiyosa (bkz: basbakan ile ciftci arasinda gecen konusma), o nezaket timsali, ceylan gozlu, biricik karisina 'kalk bi cay koy lan' diye mi seslenir acaba? sanmam. o genis bakisacisiyla guya sosyal statusu kendisinden asagi olanlara yukseltiyor olmali sesini; onu oraya yukselten tabakaya.

penguen'de bi bölüm var hani, adını unuttum şimdi köşenin neyse orda haftalık yorumlar yapan bi başbakan var. ben onu mizahi bişi sanıyordum vallaa. ama şimdi harbiden de başbakanın taa kendisi yazıyormuş gibi geliyor o yazıları. üslup olarak pek bi fark yok çünkü. haa penguendeki yazılar daha komik ve sevimli o ayrı.tanım kısmı eksik oldu sanırım, o zaman; ilgiyle takip ettiğim adam.

yeni sözlük celebritysi*. adam geçen haftaya damgasını vurmuş; en beğenilenler, en kötüler hep onunla ilgili. ulaşılamazlık desen o da tamam.. *

ciftci ile arasinda gecen konusma sonrasinda hakkinda ne kadar olumlu dusunce varsa bir anda yok olup giden kisi...sebebi ne olursa olsun, bir basbakanin halktan biriyle boyle konusmaya hakki yoktur... hizmetciler haddini bilmelidir, cunku basbakan dedigimiz sahis halka hizmet icin secilmis bir hizmetcidir...evimdeki hizmetcim benimle boyle konussa bir saniye dusunmeden isine son verirdim...

elli korumanın arkasından kolundan tutup sürüklenen bi adama söylemek yerine bir ara bu tip çıkışlarını bir korgenerale, bir orgenerale ya da bir genelkurmay başkanına yapmasını dilediğimiz türkiye cumhuriyeti başbakanı. * * * *

(bkz: analardır adam eden adamı)

günün birinde benzeri bir konuşma sırasında olur ya karşıdaki insandan bedensel bir tepki gelirse tekme tokat girişecek mi yoksa korumaları mı müdahale edecek merak ettiğim insan. öyle delikanlı adam lafını sakınmaz gerektiği zaman da yeke yek dövüşür. *

argo konuşan bir insanmış kendisi. bunu gördük.. ben onun kadar argo konuşsaydım annem beni acı biber manyağı yapardı ağzıma süre süre..

"artistlik yapmak" deyimini cümle içinde kullanarak kelime hazinelerimize katkıda bulunan insan...

gecen haftaki konusmasina "hani hepsi imam hatipti anasını satayım" diye baslayip "yarım imam dinden, yarım doktor candan eder" seklinde devam eden basbakan.keske devamini su sekilde getirseydi:kufurbaz, dinci, ikiyuzlu, cahil, zeka yoksunu, şuursuz, hirsiz, halk ve devlet dusmani bir basbakan da vatandan eder.

hakkında yapılan eleştirilerde mütemadiyen mustafa kemal atatürk'le karşılaştırılması rahatsızlık yaratan başbakan.bu eleştirilerin amacı recep tayyip erdoğan'ın atatürkçülükten ve onun prensiplerinden uzak bir yönetici olduğunu ortaya koymaksa zaten bunu sağır sultanın merhum validesi bile bilmektedir.değilse niye sözgelimi iclal aydın'ın edebiyatçılığı eleştirilirken de dostoyevski'den alıntılar yapılmıyor şu sözlükte? çünkü, ben söyleyeyim, en azından ayıptır da ondan.

kendisine terbiyeli, düzgün ve anlamlı konuşma konusunda ekşi sözlüğü tavsiye edebileceğim insandır.

oyların üçte birini almış ve başbakan olmuş adam. en azından konuşmana dikkat etsen ya sayın ve pek muhterem başbakanım; böyle bir fırsatı hazır yakalamışsın, etme eyleme...sonra oyların dörtte biriyle başbakan olamayınca üzüleceksin...

bi sussa da adam sansak.*

ekşi sözlük semalarında atıp tutmayi, ayar vermeyi, eleştirmeyi cok iyi basardigimizi ama iş eyleme, protestoya, tepkimizi göstermeye gelince bilgisayarin basindan kalkmanin zor geldigini bize bir defa daha gösteren adam**.

bizden sonra gelecek nesiller için üzülmeye başlama sebebimdir. zira o çocuklar uyuşturucu yüzünden "hapçı nesil" olacakları için, bu kadar büyük gaflar yapan ve terbiye sınırını aşan davranışlarda bulunan bir dönemki başbakanlarının ve onun diğer işine bakan bakanlarının ne tür insanlar olduklarını anlayamayacak. şimdiden işleniyor bu çocuklar; babalarına "lan" deniyor, anaları bir yerlerden bir yerlere götürülüyor, arada onlar da kopukluklarına kopukluk ekliyor, eğitimsizlikleri ve hatta şahsi inancıma göre "bilinçli oluşturulmuş eğitimsizlik"leri yüzünden, çantasını ya da telefonunu çaldırmak istemeyen normal insanların davranışarını ölümle cezalandırabiliyor.ülkenin geleceği için büyük bir tehlike olan insanın adı.

(bkz: her millet layik oldugu sekilde yonetilir)

hakkında bu kadar entry girilince öldüğünü umduğum adam.

(bkz: git kendini daha çok rezil etmeden)

kendisi ile ilgili gerçeklerin medyaya aktarımı konusunda gayet sorun çıkan şahıs. dolayısıyla da yaptıklarını eleştirenler, halk tarafından yanlış anlaşılıyor. dinci kesim tarafından bile saklanıyor yapılanlar.yaptıklarının din ile bağdaşan hiç bir yanı yok gibi. dinde, en önemli konulardan biri kul hakkıdır, kul hakkı dışında tüm günahlar affedilebilir. buna rağmen bu gün akp hükümetinde yer alan çoğu bakan, kırk sülalesine yetecek kadar kul hakkı yedi. ve oluşturdukları kadrolar da aynısını yaptı. peki din bunun neresinde?buna rağmen, ekşisözlük gibi, türkiye 'de yaşayan ve siyasetle, kültürle, hayatla iç içe olan gençliğin bilgi paylaştığı bir camiada bile bu anlayış savunuluyorsa, diyecek söz bulunamaz. biraz ekşisözlük okumak gerçekleri göz önüne serecektir kanımca.

merkez sağ parti liderleri arasında çiftçileri karşısına almayı başarmış yegane insan.kırsal kesim ve bu kesimden şehirlere göçmüş olanlar merkez sağın oy deposudur, iktidara gelmek isteyen her partinin birincil hedef kitlesidir. hal böyle iken, hangi akla hizmet böylesine seviyesiz bir diyaloğa girmiştir akıl mantık almıyor.cumhurbaşkanı olacağına inanarak halka atık işi düşmeyeceğini mi düşünmektedir bilmiyorum ama, meclisin kendisini seçmesi, bir sonraki genel seçimlerde akp'nin iktidara gelememesi halinde, günümüzde ahmet necdet sezer iktidarla ters düşmesi durumunun aynısı olacak, velakin arkasında halkın deteği olmayacak, bir an önce görev süresinin bitmesi için gün sayılacaktır.normalde türkiyede başa gelebilecek siyasi yeterlilikde birisi olmayıp, 2001 ekonomik krizi gibi olağan üstü bir durumdan yararlanarak başa gelmesine gelmiş ama başta kalmasına yetecek yeterlilikte olmadığını 3 yıl içinde gözler önüne sermiş, balayı bitmiş, bir rüyadan uyanmış, takke düşmüş kel görülmüştür.

yolsuzluk ve yoksulluk programında bahsedilen haliyle, aile fotoğrafından bir kesit: http://www.milliyet.com.tr/...01/29/yazar/yilmaz.html

halk dilinden konuşmanın prim yaptığı siyasi mecrada ayarı kaçıran kişi. aslında rte bunun sinyallerini çok daha önceden vermiştir. muhalefet lideriyle girdiği polemik bunun en güzel örneğidir. yani çoktaaan düşmüş olan şapkanın altındaki kel farkedilmiştir. haylaz dil yine çalışmıştır.

danıştay'ın yapmış olduğu yazılı açıklamayı içine sindiremediğinden olsa gerek yine enteresan konuşmalarına devam eden bir siyasetçi.kendisi, akp'nin grup toplantısında yaptığı konuşmada, yargıya müdahaleyi doğru bulmadıklarını belirtmiş ve "..ancak pozitif hukuk her zaman eleştirilere açıktır" kelamını buyurmuş. (hem de çiftçinin / vatandaşın yaptığı eleştirilere "artistlik yapma lan!" ve "ananı al git buradan!" demesiyle "eleştiri" konusunda en son söz söyleyecek kişi kendisi iken)...pozitif hukuk, doğal hukuk vb gibi terimlere ne derece hakim olduğunu bir tarafa bırakalım; tüsiad ve yök hakkında savcıları göreve çağıran bu siyasetçi, danıştay kararından sonra - ve henüz yargı süreci tamamlanmadan - akepe'li dışişleri bakanı abdullah gül'ün - "bu tür kararlar diktatör rejimlerinde görülür" demesi ve kendisinin de - "bu kararı kınıyorum!" lafını ne "noktada(!)" değerlendiriyor gerçekten merak ediyorum.

senelerdir herkesi kandıran ya da kandırdığını sanan,sonunda özüne dönmüş başbakan(!)(bkz: takke düştü kel göründü)

bugünkü türkiye'ye layık bugünkü başbakan. milletimizin kıymetini bil(e)mediği için laf ettiği efendisi. babamız, abimiz, ustamız. biz her şeye müstehakız. sopalıkız biz sopalık. en kısa zamanda haddini aşan her kim olursa olsun, ana avrat sövmekle yetinmeyip sille tokat girişmesini ve akıllanmayanları da oracıkta infaz etmesini umuyoruz. böylece yargıçlar ve kolluk kuvvetlerinden tasarruf edilir ve ülke ekonomisine katkıda bulunulmış olunur.

(bkz: recep tayyip erdolan)

böyle giderse yakında cumhurbaşkanı sıfatı ile karşımıza dikilecek ve bu güne kadar sayın cumhurbaşkanımız ahmet necdet sezer'in bilinçli karşı koymaları yüzünden yapılamamış ne varsa tek tek hayata geçirecek olan siyaset (!) adamı... delikanlılık raconunu başbakanlık koltuğu ile bağdaştırma çalışmaları uzmanı... bir ulusun tarihi hatalarından sadece biri...

(bkz: #9132737)

zamanında minareleri süngü edinmiş camileri kışla bellemiş, günümüzde ise meclisi kışla, meclis deki koltukları da süngü olarak benimsemiş gibi görünen, siyset ahlakını ve siyaset etiğini çok iyi bildiğini düşünen, gel gelelim ki toplum ahlakı ve etiği (genel olarak ahlak ve etik de diyebiliriz) konularındaki bilgisi şaibeli olan sayın sıfatını kullanmadan hitap edemeyceğimiz sayın

pek bi akilli olan yuce turk dusunuru.

gûya cogunluga göre sevilmeyen su dönemin basbakanidir. ainesi istir kisinin lafa bakilmaz meseli, bu beyfendi icin pek gecerli degil sanirim güzide aydinlarimiz icin. güzide aydinlarimiz... neyi aydinlatiyor? kendini ekonomiden anlayan mütefekkir olarak isimlendiren aydinlar, ekonominin gidisâtindan mi rahatsizlar? evet ise, ne kadar malumat ehilleriymis, rakamlar bunun ifsâsinda...sosyologlar mi, psikologlar mi? kim rahatsiz? onlarca yildir birilerinin bir yerlerini yirta yirta yapamadiklarini yapan bir hükümetin baskani.. vay efendim, asabice bir kac laf etmis. edemez miymis? edemez! neden? bir basbakana yakismazmis!verdiysem ben verdim... demek süleyman demirel'e yakismis miydi? clinton in önünde el pence divan durmak , bülent ecevit 'e yakismis miydi?mavi enerji davasindan dolayi divana sürüklenirken, bu hadise mesut yilmaz'a yakismis miydi?bu secimin sonuclarindan dolayi erkekce birakiyorum siyaseti, demesine ragmen, bu, devlet bahceli ye yakismis miydi? milyonlarca dolar götürmesine ragmen, baskinlar, cezalara ragmen, bu aksiyonlar, cem uzan'a yakismis miydi?adnan menderes in yakasina yapisip, özgürlük istiyoruz be adam, demek, deniz baykal'a yakismis miydi?basörtüsünü cözemediler, erkek isidir bunu cözmek deyip, öyle bakan, devlet bahceli ye yakismis miydi? önce akp yi göklere cikarip, yedigi kaba laf at, erkan mumcu ya tüm sözleri yakismis miydi?.........türk siyaseti he?sevmiyormussunuz recep tayyip erdogan'i. kabadayi gibi yürüyormus. dindarmis. biyiklari komikmis. karisi türbanliymis. imam hatipliymis. kasimpasaliymis. sonra? ya daha sonra?atatürk de balet gibi yürüyormus. dindarmis. biyiklari bile yokmus, oldugu zaman da komikmis belki. latife hanim da türbanliymis. askermis. selanikliymis. sonra? ya daha sonra?recep tayyip erdogan 'i gözden düsürmek icin, onu âtil göstermek icin vâr olan caba neyin nesi? yikin bu putu, yerine? yerine putumuz yok. ah, ona alternatif baska bir reisimiz daha vardir. ona söz söyletmezler.. biliriz. gayet iyi biliriz. ama koca dünyanin sallandigi, adalet, hukukun öldürüldügü yerlerde, ses sedâ yok. ama neymis efendiler, kirmizi isikta duruyormus. markete gidiyormus. evet, kenya nin balta girmemis ormanlarinda da kabileler hâlâ reislerinin bir domuzu tek basina öldürmesiyle biatlarini acikliyorlar. ekonomi ne? egitim ne? cocuklara bedava milli egitim kitaplari mi yollaniyormus? ciftciye, memura, isciye görmedikleri zamlar mi yapiliyormus? üniversitedeki ögrencilerin burslari tikir tikir mi yatiyormus? türk lirasinin itibari mi artmis? enflasyon canavarinin ismi espri mi olmus sadece? her allah in günü zam gelirken, gelmeyen zam zamanlari mi varmis? ab ye girmek icin en olumlu ve somut adimi atan onlar miymis? kibris icin en makulunu yaptiktan sonra elinin akiyla mi cikmislar? medyanin duyurmadigi, onlarca temel atma ve fabrika acilisindan da mi bunlar müsebbibmis? hakikaten bu adamlar devlet ve millet icin calisiyor muymus? vay ki vay...desenize baska bir putun imâli baska bahara. ama kemal beyfendiye "lan" dedi. anani al git burdan dedi. dediyse dedi. kredisi sende yoksa, kemal de yoksa, mahmut ta var, muhammet te var, ali de osmanda yücel de fikrette var. halkin yüreginde ve oy kagidinda var. ama devlet, sakarya, lan demek, cifti, bir de basbakanin agzindan her cikan cümleye absürt tepkiler verme sanati. menderes, adnan menderes...merhum, nâzik, kibar ve zarif.amma?merhum, kim asti? kimse bilmiyor. ne oldu, latif yürüyordu, kabadayi degildi.zamanede de ulu hakan icin dediler, buna benzer. ayni soy.riza tevfik bölükbasi, beni bu pezevengi affet ey büyük sultan, diye nââsina sesleniyordu. nankörlügü ilk defa görmüyor bu milletin cocuklari. istiklal in maresallerinden büyük pasalari da hapislerde gördü bu vatan cocuklari. iplerde gördüler, cesetlerini ve resimleri yapilmis torunlari tarafindan istihza edilen sani büyükleri gördü bu vatan cocuklari. nankörlüklere alisik bu gözler. recep tayyip erdogan. bir basbakan. dünün futbolcusu. sonra siyasetcisi. is adami. basbakan, yarin belki reis-i cumhur. sonra? toprak olacak. bir sesi kalacak bu kubbede. gelip gecer.. bir iki üc. bittiya sonra?tarihin defterlerinde kilic ali'ler unutuldu mu? behey!! ebu lehep'leri, karilarini kutsal kitaba nakseden yüce mevlâ, bundaki sirri göstermedi mi?demek neymis? sezar in hakki sezar a. tayyip erdogan, diger basbakanlar kadar dogru/ yanlis.onlar kadar saygin, onlar kadar bu vatan icin vâr. sadece bir basbakan. calisan ve dogruyu yapan. herkes kendi darbukasini calan bir iki parmak. gerisi? kaspimpasaliyim eli masaliyim!

sap ile samanı birbirinden ayıramayan insanların pek bir sevip alkışladığı varlık,hatta yokluk..

türkiye'de iki turlu seçim sistemi olsa partisinin iktidar olamayacağını bilmeyen, latife hanım'ın türban değil başörtüsü taktığının farkında olmayan, bugünkü ekonomik programda en ufak bir katkısı olmayan, hala ecevit döneminde hazırlanmış olan ekonomik programın yürüdüğünü görmeyen, halkın alım gücü olmadığı için enflasyonun düştüğünü bilmeyen, iç ve dış borcun sürekli arttığını farkedemeyen, 83 yıllık laik türkiye cumhuriyeti'ni içten içe iran'a çevirme çalışmalarını görmeyen, bedava verilen kitapların içinden akp reklamlarının çıktığını bilmeyen, konya'da başı açık gazeteciye saldıranları tasvip eden, herkesin başına türban geçirilmesini isteyen, atatürk'ten nefret eden, daha önce erbakan'dan umduğunu bulamayan insanların sığındığı, takım tutarcasına tuttukları insan..

ayrıca zamanında kendisine kol kanat geren hocasının kuyusunu kazacak ve yasaklı olduğu halde kendisinin başımıza geçmesine sebep olan ve siyaset yolunu açan danıştayı bile işine gelmeyince karalayacak kadar sadakatli bir insan.

iki de bir de rakamlarin* iyi oldugundan bahseden basbakan. sanirim yakin cevresinin banka hesaplarindaki rakamlar iyi durumda, cari acik basta olmak uzere bir cok ekonomik parametre zamaninin otesinde olmus coktan..

kendisini ataturk ile kıyaslamaya calısan kor gozlu ya da 3 maymunu oynayan destekcilere sahip sahıs. kendisini diger basbakanlar icin "ama onlar da bunu bunu bunu yaptı, bizimki neden yapmasın?" diye savunan üstelik bunları da kredi olarak gören şakşakçılara sahip şahıs. -saçmasapan bir insanın reklamı yapılıyorsa elbette cepler doluyordur, ortada elbette bir çıkar vardır değil mi cevat abi?

meşgul ettigi makamin gerekli gordugu vasiflara sahip olmayan politikaci; devlet adami degil. olmayan ingilizcesini, kasimpaşaligini, terbiyesizligini, bilgisizligini, dengesizligini, pilini pirtini alip gittigi gun pek sevinecegim. ha, yerine kim gelsin derseniz ona da bir şey diyemem, bunlarin hepsi ayni, biri gider benzeri gelir. hani ne derler, aynisinin laciverti..fakat şu da var ki, kendisini hala sececek insanlar mevcuttur. bu potansiyeli de malesef, ne hizli tren kazasiyla, ne lan'iyla anasiyla bacisiyla kaybedecektir. aci olan da budur, goz gore gore turkiye'nin "gelişiyor" dendigi halde gelişmemesi, geri duşmesidir, gozlerimizin onunde eriyip gitmesidir ve bunu durdurmak icin kimsenin bir şey yapmamasidir.

(bkz: toplumlar hak ettikleri gibi yönetilirler)

atatürk ne demiş/ne yapmışsa tersine hareket etmeye çalışıyormuş gibi gelen adam.. bi yerlerde "beni türk hekimlerine emanet ediniz" lafını okumuş olacak ki, yabancı hekim istihdam edelim diye cevabı yapıştırmış..

onu tek basina hukumet yapan kesimlere diyet odeme zorunluluguyla hareket eden siyasetci. turbani kullanis, ozellestirmedeki sorumsuz disa donukluk, din temelli siyaset yapma istegiyle basbakan onu bu noktaya getiren dini, siyasi ve yabanci yerustu ve yeralti olusumlara diyet odemektedir. bir yanda tarikatlar, bir yanda amerika-israil, bir yanda ortadogu da sekillenmeye calisan islam devletleri arasinda sikisan basbakanin bocalamalari. asagi tukursen sakal yukarda ise biyik. o tukrugu en iyisi halka atalim zihniyeti pek uzun soluklu olmaz.

bu gidişle yakında hayatta en hakiki musrik ilimdir fendir demesinden korktuğum kişi.

son demeciyle cinsiyet ayrımcılığını türban yasağına bir tutan "devletimin başbakanı". en yakın zamanda islam dininin neden erkeklere çarşaf zorunluluğu getirmediğinin cevabını bekliyorum kendisinden, söylemezse darılırım.

iktidarinin dördüncü senesinde nihayet cuvallamaya başlamiş, tabani ile hayati gercekler arasina sıkışıp kalmiş, baliklama atladigi devlet yoneticiligini belediyecilikgibi zannetmesinin faturasini yavaş yavaş odemeye başlamiş kişi.kadrosunun cilgin gibi kirdigi potlari mi savunsun, partisini bir arada tutmaya mi calişsin? devlet gelenegine bagliligi konusunda şuphesi olanlari mi tatmin etsin tabanina mesaj mi versin? avrupa birligi'ne mi oynasin amerika'ya mi, yeşil dolarlarini pek bir iştahla arzuladigi arap şeyhlerine mi, yahudi dostlarina mi, musluman filistinli kardeşlerine mi, ruslara mi? cem uzan'la mi ugraşsin, şiir okumak yuzunden hapse girdigini unutup karikaturistlere hadlerini bildirmeye mi gayret etsin? rektörler mi, tabipler mi, öğretmenler mi, çiftçiler mi, askerler mi, hakimler ve savcilar mi, rauf denktaş mi? hangi birine laf yetiştirsin, hangi birini safdişi etmeye calişsin? devleti oluşturan unsurlarin her biriyle dört senecik bir zaman diliminde bu kadar sorun yaşayan kac tane politikaci gordu ki cumhuriyetimiz kisacik omrunde? merak ediyorum boş zamanlarinda (bozuk bile olsa, dogru durust calişmasa bile) bu devleti devlet yapan kavga edecek hangi organ kaldigini mi ariyor.hımm...en iyisi yeni zelanda'ya gitmek galiba...

dün makam arabası ile bursa f.s.m bulvarından gecerken bana hollywood aksiyon filmlerinden bir sahne yasatan(takip eden yaklasık 30 araba ile),hayatına sponsorlar sayesinde devam eden t.c. basbakanı. *

(bkz: #9157864)

akepe kadın kolları kuruluş yıldönümündeki konuşmasında, devletin kadının çalışma hakkını, kızların eğitim hakkını elinden aldığını iddia eden, türkiye'deki bütün kadınları türbanlı sanan, ardı arkası kesilmeyen talihsiz(!) demeçleriyle dalga geçtiği insan gruplarına bir de partisinin kadınlarını ekleyen, külhanbeyispor'un hırçın golcüsü.

(bkz: seni sevmiyorum)

(bkz: uslub u beyan ayniyle insan)

eger siyasi goruşum sag, islamci, liberal.. gibi akp nin şemsiyesi altina topladigini soyledigi şeylerden herhangi biri olsaydi benim goruşumu temsil eden bu adami savunmak icin tek bir tane bile arguman bulamazdim herhalde. kendini onu savunmak durumunda hissedenleri de hayranlikla izliyorum zira insanoglunun zihinsel akrobatiklik sinirlarini zorlayan hareketlerden guzel ornekler sergiliyorlar (hekimler birligi notu: bir kutu patlamiş misir eşliginde izlenmesi tavsiye olunur.)

başbakan erdoğan, yol açılışı için gittiği bursa'da "öl de ölelim, yavrumuzu verelim" sloganlarını "ölmenizi değil, çalışmanızı istiyorum. sloganları bırakın" diye sustur(muş).

(bkz: turkiye den kacma nedenleri)*

kafasını icazet almaya takmış başbakanımız.(bkz: kimseden icazet almak zorunda değiliz)

geçen gün yaptığı aydın ziyaretinde izmirden aydına bütün yolun tıkanmasına sebep olan ve yoldaki fahişe ve çöp toplayan insanları görmüş olmasını can-ı yürekten dilediğim padişah.*

world of warcraft 'taki 1. level undead priest 'imin adı.yemek yerken duş alırken vs. undercity'de dans etsin diye bırakırım, otomatik log out olana kadar takılır kendi başına...

yakında "hayatta en hakiki mürşit dinimdir" ya da "istikbal yerlerdedir" gibi bir vecizeyle çıkagelirse hiç şaşırmayacağım:ananı da al git burdan vs köylü milletin efendisidirrecep tayyip erdoğan dan yabancı doktor sözü vs beni türk hekimlerine emanet edinizha bir yandan da istikbalimiz hakikatten yerlerde o da ayrı bir mevzu...düşününce pek de ayrı değilmiş aslında mevzu bahis kişiyle yakından alakalıymış.

emekli olmuş başbakan.

almanya başbakanı gerhard schröder'e türkiye ziyareti sırasında ne kadar maaş aldığını soran ve "schröder'e ne kadar maaş aldığını sordum. 15 bin euro alıyormuş. bizimki 3 bin küsur euro. ticaret yapmasam bu maaşla geçinemem" açıklamasını yapmış insan*. acaba schröder beyefendiye oralarda kişi başına düşen milli geliri, doktora öğretmene ne kadar maaş verildiğini, eğitim kalitesini vs de sormuş mudur merak etmekteyim...

kişisel gelir seviyesini evian şişe suyun 1€, en kısa mesafe otobüse binmenin 2€ olduğu memleketlerle karşılaştırmaması gereken başbakan. insaf yahu.

geçinemem dediği paranın yarısını bile alamayan çoğunluğa sahip bir ülkede başbakanlık yapıp isteğe bağlı bir şekilde emekli olduğu halde çalışmaya devam eden rtekişisidir. (bkz: patagonya basvekilinin maasi)

mütekait kişidir efendim kendisi. bundan böyle işi gücü politikayı falan bırakarak ununu elemesini eleğini asmasini ve zamanını diğer emekliler gibi mahallede uzun yürüyüşler yaparak, kahvede pişpirik oynayarak, apartman yöneticiliği yaparak * ve ziraat bankası önünde emekli maaşı kuyruğuna girip bekleyerek değerlendirmesini temenni ediyoruz efendim..

her gün simit yese çay içse rahat rahat geçinecek insan.

kadına yaşı erkeğe maaşı sorulmaz atasözünden bihaber başbakan.almanya başbakanın aldığı emekli maaşa bak bir de bizim ülkenin maaş durumuna bak. bu ne adaletsizliktir anasını satayım!.

4 mart 2004 tarihinde sarfeylediği bir sözü 27 şubat 2006 tarihinde sarfetmiş heyecanıyla yaşayanların ülkesinin lideri.aynı başlıkta, aynı konuyu, üstünden yıllar geçtikten sonra benzer bir haleti ruhiye ile ve ruhla işlemekten dahası aynı sözleri sarfetmekten çekinmeyen, her zaman yazması gerekenler okuması gerekenlerden fazla olan halkın başbakanı recep tayyip erdoğan. kendisine seslenmek isterim, lan mı? canın sağolsun...------------kaynakça:#3942076, #3942897 vs..ve bir de bakınız: maaşım yetmediği için ticaret yapıyorum

hakkında bu kadar entry girilince ..... zannettiğim başgidici.....'lı yerleri doldurun , çocuğunuz sevinsin.edit : giricekse benim götüme girecek arkadaş , götümüze girebilir diye ispiyonlamaya çalışmayın lütfen.

başbakanlık görevinden ayrılınca (yani sittinsene sonra) artist olarak hayatını kazanması muhtemel şair-politikacı.

türkiye cumhuriyeti padişahı!

dilinin sinirlari dusuncesinin sinirlaridir. (bkz: #9112866)(bkz: dilimin sinirlari dunyamin sinirlaridir)

(bkz: vay başıma gelenler)

bugünkü milliyet gazetesinde, oniki yıl öncesinde iskenderpaşa tarikatı lideri esat coşan ve kemal unakıtan'la* fotoğrafları yayınlanan başbakan. özellikle rte'nin esat coşan'ın elini öpmek için hamle yaparken çekilen fotoğrafı dumur etmiştir:http://sondakika.milliyet.com.tr/.../son/sonsiy07.asp

rüku, secde, bismillahelhamdülillah müslümancorcbuş morcbuş berluskonien iyi arkadaşları aman amanpek de süper bir insantipini, mipini beğenemediysenananı da al git burdanya herroya merro arkadaş!işine gelirse...peki canın sağolsun de ve sus eğer onu sevmiyorsanelemtere fiş kem gözlere şişrakı veya martini içmez hiçbir zamandini bütün bir insanonu beğenemediysen eğerğ harfi ile başlayan bir kelime bul banaama eğer bulamazsannaled ossun sana, ananı da al git burdan, çünkü o şahane bir insan lan

istanbul'daki kavşak-yol vs'nin temel atma-açılış töreninde "bizim anlayışımızda yol medeniyettir, medeniyet yoldan geçer" diyerek tosun paşa'nın daver'in makamındayken yeşil vadi üzerine yaptığı konuşmayı anımsatmıştır.- yeşil vadi iyidir, lütfü de iyidir...yeşil vadinin yeşilliği ottur, ott...

din üzerinden üretilmiş politikalarla yurdumda başbakan olabilmiş sonrasında yaptığı bütün icraatları, kırdığı potları ve seviyesiz üslubuyla türkiye'ye dair biraz umut taşıyan çoğu kişiyi şaşırtmış son olarak da "paranın dini yoktur" demiş kişi. bu hissiyatı diğer bütün davranışlarını ve "değişim"le ne kastettiğini de açıklar fikrimce... işime gelene kadar demokrasi'nin ülkesini pazarlamakla mükellef başbakanı...

unakıtan hakkında bir gensoru daha veren chp'yi ciddiyetsizlikle suçlamıştır.ne umuyordu ki acep?? ***...

zamanında öldüğünde arkasından karı sattırıyordu denmesini istemediğini açıklamış ancak günümüzde memleketi *pazarlamakla mükellef olduğunu da söylemiş şahsiyet. (gerçi satmakla pazarlamak arasında *fark var tabi.)

"bizim kitabımızda yolsuzluk yoktur" buyurmuş. bu konuda 24 ciltlik a' dan z' ye -hem de- resimli ansiklopedi yazacak durumda olup da bu şekilde mütevazilik göstermesi de elbette ne kadar mükemmel ötesi bir insan olduğunu göstermektedir.

http://iyiortagolgetirir.blogspot.com/...videosu.html adresinde taliban liderlerinden gülbeddin hikmetyar'in dizlerinin dibinde otururken cekilmis bir videosunun bulunabilecegi basbakan

unakıtan'ı eleştiren milletvekillerine şöyle seslenmiş: "seyir halinde iken yapılan hatalar olabilir. yolculuk esnasında tökezleyenler de olabilir, gücü azalanlar da olabilir. burada bizim görevimiz tökezleyen, takatı çekilen arkadaşlarımıza da omuz verip hizmet kervanından geri kalmamalarını sağlamaktır."demek ki unakıtan'ın fırıldakları yanlış olarak algılanmıyor tayyip'in gözünde. sadece hata olarak görülüyor ve akp'lilerin desteğiyle bütün pis şeylerin üstünün örtüleceği düşünülüyor. tayyip, unakıtan'ın yaptıklarını kabul etmeseydi böyle bir dil kullanmazdı heralde, ne demek tökezlemek, ne demek desteğe ihtiyacı olmak? her taşın altından çıkan biri suçsuz olsa neden omuza ihtiyacı olsun? yaptıkları sadece hata olarak görülebilecek şeyler mi? param cebimde kaldıktan sonra yemişim öyle hatayı, devletin malı deniz yemeyen kerizdemek ki. akpliler, bütün bunları örtmeye devam etsinler, unakıtanla konuşup paylarına düşeni alırlar belki. bu tür konuşmaları dinledikçe midesi bulanıyor insanın.

so called prime minister. hani ecnebinin teki hakkında bilgi almak ister, karşısına sözlük çıkar, "ne yazılmış bu adam hakkında 1200 küsür entry" derse diye ingilizce yazdım, yoksa britanya'nın değil esasında mozambik'in köpeğiyim ben... korkum tarihte bulunan diğer örneklerdeki gibi yıllar sonra hakkında "aslında çok büyük adamdı" gibisinden yorumlar yapılmasıdır.

son açıklamalarından çıkan yorum şudur;"tökezleyene yardım edelimki, tökezleyecek daha çok iş yapsın. daha çok şımarsın. likit yumurtadan sonra likit menemen işine de girsin. daha çok zengin olsun. "yazıklar olsun...

(bkz: 680bin yeni secmen mhp ye oy verecek)

başbakan varlığını hala yadsıyan iradem, nasıl olup da "ananida al git burdan lan" diye hala ve tekrar ve dahi ve bu kadar bariz ve medyaya yansıyıp duran aşağılayıcı ve ağzına gelen laflar kullanabilen bir adama halk tarafından hiç bir tepkinin verilmeyişini geçtim üstelik hak verilişini algılayaman bu beynim, türkiye'nin geçirdiği bu çağı lanetleyen bu türk ruhuma isyanı meşk ettirip titreten bu oluşum...ve şimdi haberler: "geçen yıl 8 milyardere sahip türkiye bu yıl 21 milyardere ulaşarak rekor kırdı." (öhöm gizli milyarderleri hala sayamıyoruz).

kaybolan erdemlerimizin yerine koyulan yeni değerlerin başbakan seçilmiş simgesi...dürüstlük, emek, bilgelik kayboldu nasıl olsa, çabuk yoldan köşeyi dönme, cahillik, riyakarlık moda artık.. bu moda da nitekim kendi liderini yarattı. bas bas bağıran, ona buna küfreden, başbakanı olduğu ülkeyi ofer'e pazarlanacak bir mal olarak gören, camiileri süngü olarak önüne katıp, medeniyete saldıran yepyeni, tertemiz bir lider..zil takıp oyna ey türk seçmeni, cebindeki para alınıp yeşil sermayeye veriliyor, köylüne küfrediliyor, parlementona sövülüyor ve ak partinin oyları giderek yükseliyor... zil takıp oynayın bunları başa geçiren ılımlı islamcılar, sabahlara kadar arto'yla çoşup baba parasıyla mersedese binenler ve bunları birer erdem, özenilecek birer olgu haline getirenler...hepiniz zil takıp oynayın, ne de olsa memlekete yabancı sermaye akıyor, durduk yere borsa yükseliyor, ne de olsa herkes zengin oldu, gelir dağılımı sağlandı, emek karşılığını buluyor artık..

erdoğan, islamofaşist darbe istiyormuş.http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/...p;tarih=2006-03-14e biz de diyoruz, atatürk devrimlerini yoketmeye, eğitim sistemini bozmaya, ab sürecini orduyu baskılamak için kullanmaya çalışıyor. taa washington'daki adamlar da bizim dertten muzdaripmiş demek ki.arap düzenine geldiğimizde rte ve destekçileri rahatlıycak sanırım. hakimlere değil ulemaya bakıp karar veririz doyasıya...

ekonomi kitaplarinda "aman dikkat etmezseniz ulke elden gider, hata yapma luksu yok" gibisinden ozetlenmis eylemleri, bile bile hatali yapan iktidar baskani.

bir yerde rastlarsam "sayın erdoğan, yalanı tanımlar mısınız? hangi hallerde söylenmesinde sakınca yoktur ve dinen hükmü nedir?" diye sorup, cevapları doğrultusunda seçim öncesi her gittiği yerde söz verdiği "dokunulmazlıkları kaldıracağız" beyanını ve geçenlerde verdiği "dokunulmazlıkları kaldıramayız" beyanını karşılaştırmasını isteyeceğim. ve son olarak da "bir insan binlerce yalan söyler ve bunlar sonunda onun dini için çok hayırlı olduğunu düşündüğü bir şeyi yapmasına imkan yaratırsa, yalanları tanrı katında hoş görülür mü?" diye soracağım. ne cevap verir bilemiyorum ama içinden "bal gibi görülür" diyeceğine inanıyorum. çünkü, sayın erdoğan değişmedi, sadece kabuk değiştirdi. hala merkez bankası başkanından otobüs şöförüne kadar herkes aynı tornadan çıkmış olsun istiyor ve bu isteğe ne kadar yaklaşırsa o denli hayırlı olacağını düşünüyor. her ne pahasına, kaç yalana mâl olursa olsun. başlarda (önceki entrylerimden de görülebileceği üzere) tereddütlerim vardı ama artık bunların hakikat olduğuna inanıyorum.

nato'nun su ana kadar tatbikat yapmak disinda bir aktivitesi olmadigini, irak savasi sirasinda yasanan ilk ciddi krizde turkiye'ye ucaksavar ve stinger fuzeleri veremeyerek ne kadar arkamizda oldugunu gosterdigini bilemeyen basbakanimsi. http://www.opinionjournal.com/...torial/?id=110008111http://www.ntvmsnbc.com/news/365737.asp(bkz: iran’dan korkmuyoruz çünkü nato üyesiyiz)

dün itibariyle newrozla ilgili olarak şöyle bir açıklamada bulunmuştur."...biz ülkede barışı ki, nevruz barıştır, biz ülkedeki sevgiyi ki, nevruz sevgidir, biz ülkede saygıyı ki,nevruz saygıdır, biz ülkede birlikte güçlenmeyi ki, nevruz birlikte güçlenmedir,buna gölge düşürmek isteyenler,burada yanlış bir platforma girmiş olurlar ki, bu uyarıyı da bir başbakan olarak yapmak zorundayım..."öyle bir üslup,öyle bir belagat ki, adeta başım döndü.

"esinin basi acik olanin kalbimde ayri bir yeri var.esinin basi kapali olanin da kalbimde ayri bir yeri var." diyerek insanlari esinin basi acik ve esinin basi kapali diye siniflandirmis olan bugunun basbakani kimbilir yarinin ...allah sonumuzu hayir getire yarabii

duyduğum kadarıyla doğu mitinglerinde "biz doktora 9milyar veriyoruz onlar gelmiyor" cümlesini sarfederek kendi oy kaygısını güzelce belirtmiş bana oy verin demeye getirmiş kişi.ayrıca bu cümlenin diğer bir boyutu da halkı doktorlara karşı kışkırtmak,doktorları kötülemektir.bu taraftan kaybettiği oyları kendinin bile kürdistan sandığı topraklarda yaşayan insanlardan çıkarmaya çalışması da ilginç.bir şehir efsanesine göre de çocukken bir doktorla yaşadığı kötü olaydan dolayı tüm doktorları gözüne kestirip yıpratmak,yakmak ve halktan soğutmak gibi çalışmaları da varmış.tabi bizim bazı akıllı vatandaşlarımız da doktorlara karşı silahlanmak,doktor can kurtarırken doktorun boğazına sarılmak gibi yola gitmesinler lütfen.

başbakan olduğu tarihten beri, "kişilik haklarına saldırıldığı" iddiasıyla çoğu gazeteci 71 kişi hakkında dava açtığı, sonuçlanan 46 davadan 31’ini kazandığı ve 254 milyar lira tazminat almasına karar verildiği kasımpaşalı.

kendisine ikide bir hayvan (kuzu, kedi vs) hediye edilen, ancak siyasal yandaşları olan belediyelerin iğrenç bir güdümle sokaklardaki (ve hatta bazen evlerin bahçelerindeki) hayvanları katletmesine, kurşunlarla bıçaklarla delik deşik etmelerine, zehirleyip iç kanamadan saatlerce çırpınmalarına göz yuman acımasız başbakan.

(bkz: teke tek/#9257932)

kendisini seçen vatandaşı azarlayan, dava eden, ağza alınmayacak laflar edip bir nevi kabadayılık yapan nevi şahsına münhasır başbakan.ne söylenebilir, türkiye gerçekleri ortada. belli ki çözmüş insanımızı.(bkz: deveyi diken insanı siken)

son olarak oğlum işsiz diye bağıran bir vatandaşa "ne yapalım senin oğlunda işsiz kalsın,otur yerine" diyen başbakan.bu lafların üstüne yorum yapmaya gerek kalmıyor haliyle.

siyasetten en az otuz yıl daha çıkmayacak kişidir. türkiye bitse jamaicaya gider orada da siyaset yapar. sadece yapar, siyasetten anlamaz.

bir gün sözlüğü açıp başlığına tıkladığımda böyle bir başbakan aslında yok ibaresi ile karşılaşacağım kişi eminim bir gün olacak.

kaşlar çatık, üslup sert, sözler haşin. hepimiz adına talihsiz bir durum...http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/...p;tarih=2006-03-25

seka direnişçilerinin sloganlarına yer veren evrensel gazetesine açtığı 17bin ytl'lik tazminat davasını kaybetmiştir.http://www.8sutun.com/node/9887"ne işim var savaşlarda boyalarla gözlerimdebelki de geçmişimde bir yerlerim yara aldıyok belki ben öldürmüştümyaralanmam palavraydıbelki hiç anlatmadımdiyeceklerim yarım kaldıyok inanmabir şey yoktu söyleyeceklerim yalandızaten yalandıaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa"(bkz: 2005 seka işçilerinin direnişi)(bkz: rte'nin penguen'e açtığı davanın reddedilmesi)

kendini kaf daginda sanan başbakan kişi. iktidara geldiginde ona alkis tutan basına yalancı diyerekten takiye yapiyor. cani istedigi zaman istedigi gibi konusuyor, endazesi kalmadi atrik sayin rte'nin.

umre dolaylarında allaha daha yakın olma uğraşı verirken, şu anda iç savaşa sürüklenmekte olan, anası sikilen memleketi düzeltmeye çalışmanın daha büyük sevap olduğunun kendisine mutlaka bildirilmesi gereken başbakanımsı şey.

millet olarak bu adamdan çekiyoruz ya çocukların çektiklerinin yanında tek kelime etmeye hakkımız yok.o nasıl el ense çekip öpmektir öyle.allahtan bizimkiler yine besili.önümüz 23 nisan.yarın bigün afrikalı çocuklar gelecek.telef olacaklar.japonu var ki böyle hareketlere kayıtsız kalamaz.bizimki de kasımpaşalı.arbede çıkacak ulusal itibarımız zedelenecek.lazım mazım olur danışmanları kravatının içine şu cümleyi yazsınlar:take your mother and go!

asil zihniyetini bariz bir bicimde ortaya koyan ve dolayisiyla 'ben degistim' yalanini ortaya cikartan incisi icin:(bkz: kizlar ve erkekler ayrilmali)

türban ve imam hatip lisesi konularında sadece atıp tutan, esen gürleyen ve bu konuda kuru laf gürültüsünden de başka bir şey yapmayan, devlet iç savaşın eşiğine gelip de, insanlar devleti bile tanımamazlık yaptıklarında ise ümrede sevap kazanmakla uğraşan zat.

dün halka sesleniş konuşmasında 3 yıllık iktidarları boyunca türkiye'nin önemli bir yol katettiğini belirtmiştir. evet, türkiye kesinlikle önemli bir yol katetmiştir. diyarbakır ve doğu, yöre halkının beyninde türkiye'den ayrılmıştır. yine diyarbakırlı içişleri bakanının operasyonlarıyla karadeniz mafyası tasfiye edilmiş ve bu boşluktan doğan yeri pkknın finansörü kürt mafyası doldurmuştur. istanbul, izmir, antalya, alanya, ayvalık, marmaris, bodrum, didim, milas gibi sahil beldeleri pkk destekli kürt mafyasına teslim olmuş, türkler'in iş yerleri tehdit ve baskıyla el değiştirmiş ve değiştirmektedir. recep tayyip, türk üst kimliğini kabul etmeyen kürt vatandaşlarının hatrına kendi türk kimliğinden vazgeçerek "türkiyeliyim" demiştir, türkler'e de artık türk değil türkiyelisiniz demiştir. yine döneminde kara kuvvetleri komutanı, nurcu geçmişi olduğu bilinen bir savcı tarafından adalete müdahale etmekle suçlanmış, hakkında iddianame hazırlanmıştır. recep tayyip dönemiyle türkiye her anlamıyla avrupa'ya teslim olmuştur. recep tayyip 21. yy türkiyesi'nin damat ferid paşasıdır. politikalarıyla, bu ülkeyi ileride kürtlere yönettirmek isteyen büyük orta doğu projesinin basamak taşıdır. taliban'ın önünde diz çöken, diyarbakır'daki son olayları sanki bir turistin duyarlılığıyla izleyen recep tayyip'in türk milleti'ne verdiği zararlar ne yazık ki ileride anlaşılabilecektir. kendisinden beklediğimiz son şey de türk milleti'nin önünde diz çökmesi. sandıkta bunların hesabını sorulacağını ummaktan ve türkiye'nin göz göre göre erimesini izlemekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.

diyarbakir olaylarindaki tutumu ile yonetme konusundaki beceriksizligini teyid eden basbakanimiz. son gunlerde ardi ardina gelen amatorce hatalar kendisine guven ve oy kaybi olarak donecektir (bkz: merkez bankasi atamalari). cok buyuk ihtimalle bir sonraki secimden buyuk koalisyon ortagi olarak cikacatir.

(bkz: alice harikalar diyarında)

darfur'da olanlari soykirim olarak nitelendirmeyen, ustelik buna sebep olarak islam ahlakini gosterebilen bir insan. kisaca olaylar soykirim degilmis zira muslumanlar ahlaklari geregi soykirim yapamazlarmis.bu lafin neresinden tutacagimi sahsen ben bilemedim, neresinden tutsak elimizde kaliyor.

arkadaşları tarafından recep mi, tayyip mi diye seslenildiğini merak ettiğim kişi.edit:arkadaşlarını bulamadım ama öğrendiğime göre telefonda "ben tayyip, aradığımı söyler misiniz?" diyormuş.

istifasi cnn'in veb sitesinde de yayinlanmis eski basbakan: (#9350680)

kendisine neden ya da kimler tarafından kızıldığını anlamadığım kişi. bu ülkenin başına böyle bir kişinin gelmesi kaçınılmazdı. kemalist geçinenler yükselen yeni bir burjuvazinin farkına varamadılar. (#9025827) burokrasinin bastırması, başarısız bir koalisyon hükümeti ve yükselen yeni burjuvazi ve onun değerlerini yayanlar , kısacası büyük bir çoğunluk bu kişiyi iktidar yaptı. dünya çapında global yükselen değerlerin ve "egemen güçlerin" propagandalarının bu kişiyi türkiye'de başbakan yapması kaçınılmazdı. karşısında cumhurbaşkanı ve bürokrasi dışında muhalefet bulamayan bu kişi her şeyi yapmakta haklıdır da. kızanların da öncelikle " biz ne yapıyoruz" demesi daha doğrudur. ortaokul düzeyi kemalist söylemlerle ya da sırtını bürokrasiye ya da silaha dayayarak muhalefet dönemi de geçmiştir. aslında atı alan da üsküdar'ı geçmiştir. öncelikle "global değerleri" ve buna muhalefeti tartışmak varken bu kişiyi tartışmak abesle iştigaldir. çünkü başbakan olması gereken kişi odur ve o başbakan olarak kalacaktır. (bkz: iyi uykular)

mevcut konuya 5 numaradan giren ve exper tarafından 24.08.2001 tarihinde saat 21:54 itibarı ile yazılmış akıllara ziyan entry'de bahsi geçen günümüz türkiye cumhuriyeti başbakanı ...(bkz: #609080)

ne düşünürsek düşünelim, ilgili adreste "harbi güzel konuşmuş" dedirten açıklamaları da yapan tc başbakanı.. hiç olmazsa yaptığı şeyler üzerinden konuşuyor, yapmadığı değil..iyi ya da kötü icraatçı bi abi kendisi..http://www.haberturk.com/news/223092.html

sudan'da "müslümanlar cinayet işlemez" demiş başbakan.... peki sonra ne oldu? ırak'ta 14 kişi adları ömer olduğu için öldürüldü... yorumsuz.

ülkenin dört bir tarafından şehit haberleri gelirken çıkıp çimento ve inşaat demirine zam yapanları azarlayan şahsiyet. öncelikli* güdem konusu tabi.(bkz: taşyapı)

bürokrasinin tepesinde oturup bürokrasiden şikayetçi olan başbakan.anlamamakta israr edenler icin: devletin basbakani herhangi bir yasayla, herhangi bir uygulamayi degistirme hakkina sahip midir degil midir? basbakanimiz mecliste cogunluga sahip bir partinin genel baskani midir degil midir? burokrasi elinin altinda ve atanan burokratlarin cogu parti yandasi midir degil midir? sonuc olarak burokrasinin isleyisini degistirebilme sansi boyle bir basbakanin elinde midir degil midir?*once dusunup sonra kotulemeniz ricasiyla, zambo kulunuz!!

mecliste erkan mumcuyu iplemeyip namaza kaçan başbakan.(bkz: namaza kaçmak)

sesara göre büyükanıtla konuşmalarının içeriğihttp://www.sesar.com.tr/...liz/rte_yasarbuyukanit.htm

son günlere kadar icraatlarını, düşünce mantığını, değiştim geliştim yaklaşımını beğenmesemde kamuoyunu idare etmeyi becerebilmiş politik karakter. ancak son günlerde bir şeyler sanırım kendisi için ters gitmeye başladı. sebebi ne bilmiyorum sanırım miyadını doldurmaya başladı rte.

(bkz: edison ampulü buldu)

an itibariyle akp ilçe teşkilatıyla bana "kırmızı kandil gülü" yollamış, halimizi hatrımızı da sormuş, en asil duygunun başbakanı. (bkz: hay sen cok yaşa emi)

1- "pkk'yı terör örgütü ilan et, sonra konuşalım" diyebildiğine göre kafası pek karışık olan, yarın birileri türkiye'yle görüşmek için "hamas'ın terör örgütü olduğunu kabul et, sonra konuşalım" dese ne cevap vereceğini çok merak ettiğim başbakanımız. kendisine kendi sözüyle hatırlatmak farz oldu: hani senin teröristin - benim teröristim olmazdı? bir insan bu kadar mı kendisiyle çelişir? kendisiyle ne yaparsa yapsın da, bir başbakan nasıl bu kadar büyük açıklar ve ağır kozlar vererek ülkesini zora sokar? 2- "bizim 780 bin kilometrekare içerisinde yaşayan her insan kendini anlattığı zaman 'türkiyeliyim' diye anlatır zaten" demiş olan, ardından da "türk'üm demekten gocunmayan da ben türk'üm der" diyen gafil. heyecanlı ispiyonculara ve moderasyona uyarı kabilinden edit: gafil hakaret değildir. "çevresinde olup bitenlerin farkına varmayan, sezmeyen, gözü bağlı kimse" demektir. erdoğan için kullanılabilecek en masum sıfatlardan biridir.

türker alkan'a göre en kızgın adam.

türküm demekten gocunmak insanı rahatsız etmemeli gibi güzide bir cümle sahibi başbakan.*

gülmeyen ve güldürmeyen adam.

her gördüğümde bana "strength through purity, purity through faith" sözünü hatırlatan başbakanımız. (bkz: v for vendetta)

belediye başkanıyken marifetmiş gibi, gecekonduda oturduğunu beyan edip, başbakan olunca hidayete ermiş kişi. vatan gazetesi'nden:erdoğan bir tabuyu yıktı, gecekonduculara sert çıktı: "kendilerini hiç acındırmasınlar. nereden zavallı oluyorlar. yaptıkları işgaldir..."

ne yazık ki bir şekilde bu milletin başbakanı olmuş bir tanesi daha.allah bir dahaki sefere başımızdan eksik etsin böylesini, böylelerini.

vatan, millet, bayrak gibi simgelerimize hiçbir şekilde değer vermediğini, önem vermediğini düşündüğüm insan. bunu şehit yarbay alim yilmaz ın cenazesinde göstermiştir. zaten bu tür değerlere önem veren kişilerin de kendisini sevdiğini sanmıyorum. kendisi mehmetçiğimizin, şehit yarbayımızın ölümü yerine hz muhammed in doğum gününde ağlamayı tercih etmektedir. mevlit kandili dolayısıyla ağlamasını içtenlikle yapsa kendisi için gerçekten sevineceğiz fakat bunu tribünlere oynamak için yaptığı aşikardır. türk milletinin hakketiği başbakan rte değildir.(bkz: nacizane fikrimce)

sesini her duyuşumda ve tv'de her görüşümde midemde bir ekşimeye neden olan kişi.

sesini her duyuşumda ve tv'de her görüşümde midemde kelebekler uçmasına neden olan kişi.

sesini her duyuşumda ve tv'de her görüşümde hakkındaki bu entry'leri hatırlayacağım kişi.

artik kesinlikle anlasilmistir ki girdigi her ortamin******** formatini bozan kendine ozgu*** sekillendiren insan

midemi aldırmama sebep.*

hakkında bu kadar entry girilince öldü zannettigim türkiye genel valisi.

resmini http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1367856.jpg adresinden gorebilecegimiz basbakan.

sesini her duyuşumda ve tv'de her görüşümde sesini hiç duymamış, suretini hiç görmemiş olaydım dediğim. midem de öyle diyo.

2002 seçimleri öncesi abd ye ziyarette bulunarak icazet alan ve başbakanlıgı dönemin de de ab ile abd arasında çelişkiler yaşayan başbakan.zira başbakanlık ve devlet yönetim anlayışı abd ye daha yakındır.basit bir kaç gözlemle şu sonuca ulaşılabilinir.örnegin devamlı yasama-yurutme ve yargı erklerinin,devler işleyiş mekanizmasında birbirlerine engel oldugunu düşünmekte,daha işlevsel hale gelebilmesi için de abd örneginde ki (belki çift meclisli) başkanlık sistemini önermektedir.özellikle amerika'nın eyalet sistemi ile ilişkili bakış açısıyla beraber guneydogu gibi sorunlara bu anlayışla yaklaşmaktadır.bir önemli çıkarımda şu olsa gerek.başbakanımız her vesile ile basını gerek yardım istemek,gerekse kimi zaman belli konularda sansure davet edip hatta ve hatta suçlamaktadır.en son örnekleri karikatur krizi ve kendisine muhallif olan basını şikayet etmesidir.en son gecekondular ile ilgili bir demecinde,gecekondu sakinlerinin duygusal görüntülerinin medya tarafından,görüntülerin arkasına duygusal müzikler konmak sureti ile abartılmasını hoş karşılamamakta oldugunu ve medyanın bu görüntülere yer vermeyerek en azından diger gecekondu sahiplerini direnme konusunda cesaretlendirmemelerini belirtmiştir.ilginçtir ki gerek diyarbakır olaylarında,gerek kapkaç ve hırsızlık olaylarında veya diger bri takım siyasi olayların topluma aksettirilmesinde hep medyadan aynı tutumu istemiştir.çünkü abd gibi emperyal bir devlet sisteminde,medya baronları ile devlet erki yakın siyasi ve maddi ortaklıklar içinde oldugundan,medya gözleirni kapamakta ve çogu kez hukumete destek çıkmaktadır.biz de bunun benzeri gazeteler aracılıgı ile 1950 lerden başlayan bri sureçle devam etmiştir.bir medya patronu hukumetin maddi politikalarına bel baglamışsa,o hukumetten iyisi yoktur.son dönemde bir çok gazete yayın politikası haricinde,yazarları ile hukumete destek vermektedir.ancak ilginç bir tarz ile de gazetenin genel yayın tarzı daha çok hukumete nesnel yaklaşmaktır.hatta işi magazine çevirmektir.böylece en etliye ne tuzlu ya karışmadan gazete belli bir tiraj oranını tutturur ve hukumetle de arasını açmadan yayın hayatına devam eder.ancak görsel medya için bu aynı şekilde ihtiva etmez.görsellikte görüntü çogu kez yoruma yer bırakmaz.bir gecekondu yıkımını köşe yazısında istediginiz gibi evirip kıvırıp degiştirebilirsiniz ancak görselligin kullandıgı görüntülerde çogu görünüm daha net ve yalındır.abd de işi sadece haber vermek olan haber kanalları olayları daha çok yorumsuz ve sadece haber maksatlı gösterirken,bizde entertaiment tv anlayışı ile yönetilen ulusal kanalların haber bultenlerinde olaylar daha çok izleyiciyi duygusal açıdan vurmak amaçlı ele alınır.bu sebeple başbakanımızın abd de hukumete destek veren medya hevesi ancak gazeteler aracılıgı ile sınırlı kalacaktır.çünkü görsel medyayı kontrol sanıldıgı kadar kolay degildir.hoş zaten hukumete tam destek hep destek sloganı ile yayın yapmakta olan tv kanalları da mevcuttur.ama demek ki başbakanımızın istedigi duzeyde bir katılım yoktur.belki bizim küçük amerika olma sevdamızın hala başındayızdır ve 1950 de demokrat parti sonra özal ve şimdi 2.özal die lanse edilen rte ile bu sureç belli bir raya girecektir.acaba ab hayali abd den daha guçlu çıkarda,yeri geldigind ehukumet anlayışımız bir bruksel bakış açısı ile yön bulur mu?kanunlarımızı zaten bir çok avrupa ulkesindne iktisab etmedik mi?

ilkokulda okurken okulumuzu ziyarete geldiğinde elini öptüğüm kişi. o zaman belediye başkanıydı, çok uzun boylu olduğundan azıcık korkmuştum kendisinden. (bkz: bu da böyle bir anımdır)

gavurları dine getiren, ''artislik yapma'' diyen, ''geçinemiyoruz'' diyen bir vatandaşının cebindeki samsun sigarasını çıkarıp ''geçinemiyosun da be adam peki bunu nasıl içiyorsun?'' diyen kasımpaşanın ağır abisi. pardon pardon türkiye cumhuriyeti başbakanı, olası cumhurbaşkanı.

- neden olduğunu okurun kendi bilgi ve bakış açısına göre yorumuna bırakalım- abd'nin devirmeye çalıştığı başbakan(ımız)bakın, cüneyd zapsu, abd'li yetkililere ne diyor:http://www.milliyet.com.tr/...12/siyaset/axsiy02.html"... bence onu devirmeye çalışmak yerine..."herkes haberde "erdoğan'ı kullanın" ifadesine takılmış. halbuki abd'nin erdoğan'ı devirmek gibi bir arzusu var. doğu'da geçen ay birdenbire çıkan olaylar, sağda solda patlayan bombalar, canlı bombalar, patlamadan imha edilenler.. bunlar sadece pkk'nın, "aaa biz terör örgtüydük lan" diye uyanmasından mı kaynaklanıyor. yoksa abd'nın ırak'a gireli yıllar olması ve bir türlü pkk'ya operasyon yapmamasıyla ilgili olabilir mi, istediğinde bu şerefsizleri kullanıyor olabilir mi.. bir düşünelim şu an türkiye'de ortalığın karışması, ordu'yu göreve çağıran zümreler, "hükümet hükmedemiyor.." tarzı açıklamalar. bunlar kimlerin işine geliyor acaba.. türkiye'nin bir komşusuna girmiş orayı kurumayacak bir bataklık haline getirmiş abd hemen yukarısındaki bir başka ülkeye de girmek istiyor ve müttefiki gerekeni yapmıyor... acaba neden türkiye "pkk bitti" denirken karışıyor, karıştırılıyor..keşke, hal ve hareketlerini tasvip etmese de, abd'nin devirmek istediği başbakanının arkasında duracak bir millet olabilse türkiye'de.. bir millet... ya da bir ulus.. nasıl derseniz işte..

okuduğu şiirle hapse girip çıktıktan sonra başbakan olan başkanımız. en uzun başbakan, en kabadayı başbakan en fotbolcu, en en sen neymissin başbakan diyeceğimiz başbakan. avrupa söylemleri dahil bir çok söylemi tutmayan başbakanımız. hakkaten değişip değişmediği hala müphem olan başbakanımız.

(bkz: kafanin uzerinde ampul belirmesi)

sinop'a nükleer santral yapılması için ekolojik şartları uygun görülen 8 bölge içerisinden seçim yapmış kişidir.

(bkz: ab)

"bu millet sizi affetmez" demiş yüzkırküçüncü kez, millet adına konuşmayı ne kadar çok seviyor. 10 milyon oyla meclisin %65ine sahip oldu ya, sanıyor ki bütün halk arkasında. bu kadar mı matematik düşmanı olur insan? bakalım bu "ben yaparım", "ederim", "halk arkamda", "ah şu danıştay olmasa ülkeyi ne güzel yönetirdim"lerden ne zaman vazgeçecek?bir başka milleti kendi sandığı an için:(bkz: #8449348) http://www.milliyet.com.tr/.../04/15/son/sonsiy06.asp

mükremin çıtır.

danışmanı tarafından amerikanın kullanımına açılmış güzel insan. penguene tazminat davası açtığına göre zapsuya kimbilir neler yapmıştır da bize söylemiyorlardır.

bugün yaptıgı acıklamalarla tarihe gececek insan. bunlar vur kaç taktiği, seçim belirtileri. ülkeyi karanlıklara taşıdıgı bu dönemlerde ruhi su'dan, ankaranın taşına bak dinlemesini istedigim basbakan.

bir irticayı savunmadıgı kalmıştı. irticacılara dindar insan diyerek ne oldugunu iyice ilan etmiştir. anayasa mahkemesi baskanlıgı yapmıs hayatını hukuka adamış bir cumhurbaskanına bize hukuk dersi vermesin demiştir. sen mi verecen hukuk dersini? sen bir universiteye git once.

kendisini televizyonda her gördüğümde;- yok yaaaaa- bıyığa bak, öehyyööö- tabi evet haklısın- herkes kafir, bi sen müslümansın- bi daha seçilirse ben ülkeyi terkediyorum- git bi çay koy yaaaa- ..................................- .................................- ................................şeklinde beni bağırtan adam. genelde annem mutfaktan, "sanki seni duyuyor, kendi kendine konuşuyorsun" diye müdale ediyor. duyamıyor biliyorum, ama en azından rahatlıyorum.

cumhurbaşkanı'nın kadrolaşma uyarısını ''dindar insanların politika yapma hakkı yok mu?'' vari bir demagojiye dönüştürmüş ''kimi kandırıyosun'' insanı...

cumhurbaşkanları tarafından uyarılmayan iktidarların ateist kimselerden oluştuğunu ifade etmiş kadar olan şahıs. hani nerde o günler bilemiyorum.

tayyiperdogan@rterdogan.comkaynak: ekşi sözlük haber ajansı

kas spazmı geçiren başbakan.

cumhurbaşkanı sezer'in irtica uyarısına "dindarlar siyaset yapamaz mı" diye cevap vermiş zat. halbuki laf zaten dindarlara değil, şeriatçılara. aradaki farkı en iyi kendisinin bilmesini bekleriz bir de, güya kendisi milli görüş gömleğini çıkarıp, şeriatçılıktan dindarlığa geçmişti.

türkiye'nin başbakan'ı.beyoğlu'nda yürümekte olan bendeniz, yakınlardan geçen güzel bir kıza bakma meşgalesinden önünde duran adamı görememiş ve büyük bir şiddetle adamı bir tarafa savurmuşum.kafamı çevirince farkettim..tabi hemen özür diliyordum ki...- öküz, hayvan seni! ipini koparan buraya geliyor zaten, şu saça başa bak, serseri seni!!inanırmısınız sevgili seyirciler, hiç kızamadım adama. gülümseyerek baktım yüzüne. elimi yüzüne götürdüm, sevdim onu...-n'apıyon lan serseri, bi şey demicen mi? dedi bana.- imam osurursa cemaat sıçar, dedim.bunun üzerine küfretmeye devam etti ve ben, olay mahallinden uzaklaşırken, duyduğum her küfrün ve kabalığın beynimde normal karşılanmasına şaşarak, rahat ve huzurlu bir halde gülümseyerek ilerledim...

kuresel ruzgara kapilip gomlek, don, fanila ne bulursa degistiren ... "ben ulkemi pazarliyorum" dediginde garipsedigim ama devlet gelenegindeki deformasyonun boyutunu hayal etmem konusunda ufkumu acan essiz zat. atalarimizda bu topraklari o pazarlasin diye canlari pahasina savundular zaten...danismanlarindan birinin amerikali muttefiklerimize "kullanın onu" pazarlamanin boyutu konusundaki hayretimi katmer katmer arttirdi. strateji uretimi konusunda feyz alinmasi gereken durumlar yaratmakta ustlerine yok.dikkat edin bir gun toplu halde pazarlanmiyalim

kas spazmi gecirdigi icin bu yilki 23 nisan torenlerine katilamayan basbakan.

kasimpaşali,agir abi,delikanli başbakanimiz.o derece delikanli ki,partisini tek başina iktidara getiren emekçiye agzinin payini vermekten hiç çekinmez,gocunmaz.ama insan da üzüle üzüle soruyor kendisine:bu delikanlilik,bu magrur havalar,bu kendisine laf söyletmemecilik nereye gidiyor gerçekten ihtiyaç duyuldugunda?"eger o yasayi geçirirseniz ilişkilerimizin şu şu boyuta varacagini peşinen kabul etmelisiniz." gibi bir ültimatom gerekirken fransa'ya,neden bu sefer susmak tercih ediliyor?(mevzu bahis yasa ermeni soykirimindan bahsedilirken "sözde" tabirini kullanmanin para ve hapis cezasi gerektirdigini öngören bir yasa tasarisi.)ne kadar vakar,ne kadar kesin tavir,ne kadar kararlilik varsa hepsi içeride,üstelik laik atatürk türkiye'si aleyhine,fakat nedense "diş mihraklara" karşi tavir koyamama söz konusu.bu da bana fena şekilde bütün gün işte üstleri tarafindan itilip kakilan,ezilen,akşam eve gelince de karisina,çocuguna şiddet uygulayan bir adami hatirlatiyor.ab midir,amerika midir bu patronlar acaba(!)?deger mi ulusal kimligi bu kadar yitirmeye,bu kadar taviz vermeye,bu kadar "ensesine vur lokmasini al" olmaya?akşam eve gelince de iktidarini kanitlama çabasiyla gerek demeçler,gerek açtigi davalar,agresif,uzlaşmaya yanaşmayan,hatta kabaliga varan laflarla esip geçmek devirmek etrafi?üzücü,yazik.

bir koruma ordusuna sahip başbakanımız. hatta koruma ordusu yetmezmiş gibi, suyunu bile dışardan almayıp yanında dolaştıran başbakanımız. niye bu kadar korkuyor anlamış değilim.

bir gün kendisini genelkurmay başkanı ziyaret etse ve hani olmaz ya recepçim tüm derin devlet ve anayasal kuruluşlar felan hiç korkma biz sana hiç bi şey yapmıycaz istersen bu ülkeyi şerait ile yönetebilrsin hadi seçim senin şeriat mı demokrasi mi sen seç dendiğinde hangisini tercih eder diye artık merak etmediğim ülkemin başbakanı. artık cevabını merak etmiyorum çünkü ne yapmak istediğini bildiğimi düşünüyorum.(bkz: değişmedim de gelişmedim de)

2003 te kendinden oncekileri "57'nci hükümet iş başında kaldığı 2.5 yıl içinde 1698 üst düzey atama yapmıştır. eşi benzeri görülmemiş kadrolaşma işte budur.." diyerek kotuleyen; is basinda oldugu 3 senede 6 bin 656 kadro atamis basbakan.** bravo. kendisinin ve kuklalarinda uzunca bir zaman yonetimde kalacagini garantilemis.

az önce mecliste grup toplantısını showa dönüştüren başbakan kişisi. bir an menderes'in hırsı ve düstürunu gordum gözlerimde. allah sonunu benzetmesin. (bkz: dersler aldık yine saldık)

(bkz: #9451634)

kutlu dogum haftasi kutlamalarinda yorgun dusmus, 23 nisan ertesi iyilesivermis basbakanimiz. allah sihhatini arttirsin.

egemenlik duvarda değil millette olacak diyebilecek kadar haddini asmis biri.

(bkz: ben odunu aday gostersem milletvekili sectiririm)(bkz: siz isterseniz hilafeti bile geri getirirsiniz)(bkz: adnan menderes)(bkz: demokrat parti)(bkz: akp)

asil meslegi ticaret olan is adamidir. futbolcu demeden önce, acaba yanlis bilgi veririm de sonra komik olur bu durum, demeden önce bir iki satir kitap, biyografi karistirsa insanoglu... ama olmaz, bilgi sahibi olmadan, olmaz o isler.

(bkz: asıl meslek)

kişisel hayat notları .:591:.en kısa zamanda google images den damat ferit paşa ile fiziksel olarak "da" benzerliği olup olmadığı araştırılacak.

konvoyuna minibüs girmiş."konvoyda büyük panikbaşbakan'ın konvoyuna giren minibüs erdoğan'ın aracına çarptı. korumalar minibüsü araçlarıyla çarparak uzaklaştırdı"http://www.milliyet.com.tr/...04/29/siyaset/asiy.html

(bkz: president evil)

zamaninda levent'te bir minibus patladiginda ayar vermişti hatirlarsak, sonra ikinci bir patlama olmuştu. bakirkoy'de konvoyuna giren minibuste bomba olabilecegi gercegini duşundukce merak ediyorum o zaman kim kime nasil ayar verecekti. kisaca "secimlere kadar başbakan, recep tayyip erdogan" diye ummaya devam edelim.

akp edirne kongresinde, yurttaki diger akp kongrelerinde başlayan haremlik-selamlik uygulamasiyla ilgili olarak "hanim kardeşim nerede isterse orada oturur, sana ne ya" acikalamasiyla yavaş yavaş islami ayari hizlandirmaya başlamiş, halktan ve ordudan yuz buldukca ust siniri zorlamaya devam eden adam.bir şey yapmali.

- cumhurbaşkanıyla kavgalı- eski cumhurbaşkanıyla kavgalı- ana muhalefetle kavgalı- yavru muhalefetle kavgalı- parlamento dışı muhalefetle kavgalı- anayasa mahkemesiyle kavgalı - danıştayla kavgalı- üniversitelerle kavgalı- doktorlarla kavgalı- çiftçilerle kavgalı- işçilerle kavgalı- basınla nane- askerlerle nanebaşbakan. "değiştim" beyanını hala yutan kaldı mı, bilmem. bir adamın yedisinde ne ise, yetmişinde de o olacağını bilenler hiç yutmadı zaten; onlar, bu şahsın hele bir yer edeyim, sana neler edeyim diye, zamanı geldiğinde gerçek yüzünü göstermesini başından beri bekliyorlardı. nitekim, giderek daha asabileşiyor, sabırsızlaşıyor, ağzından "gün gelecek, duvarda durduğu gibi durmayacak", "anayasanın hiçbir maddesinin diğerlerine üstünlüğü olamaz" benzeri ifadeler dökülüyor.evet, farkındayız.

bir gün sözlük yazarlığımı yakacağından korktuğum kişi. (bkz: kendini tutamamak)

(bkz: nedir bu gördüğüm tanrım rüya olsa)

(bkz: bitsin bu rüya)

türbanlıların, türbanlarını çıkarmadan üniversite okumak istiyorlarsa suudi arabistan'a gitmeleri gerektiğini söyleyen süleyman demirel'e "bu memleketin evlatlarının yeri bu topraklardır. kimsenin onları başka bir ülkeye göndermeye hakkı yoktur, gücü yetmez. onların yeri bu 790.000 kilometrekarenin üstüdür." şeklinde cevap veren ve çocuklarını da "türkiye'de türbanlarıyla okuyamayacakları için" amerika'da okutan* başbakan. buradan da görüyoruz ki, esas derdi "bu vatanın çocukları"nın başka bir ülkede okumaları için zorlanmaları, başka bir ülkede okumak zorunda bırakılmaları değil, buradaki 'başka bir ülke'nin suudi arabistanolması. yani demirel çıkıp da "sorbonne üniversitesi'nde, oxford üniversitesi'nde, harvard'da okusunlar" deseymiş, sayın başbakan da bıyık altından gülerek onaylayacakmış sadece. enteresan insan vesselam...**edit: önemli bir noktayı atlamışım, henüz de başkası belirtmemiş sanırım. saygıdeğer başbakanımız recep tayyip erdoğan, süleyman demireli'e cingöz recai yakıştırması yaparak başlamış bu sözlerine.*

süleyman demirel gibi bir taktisyen, kelime oyuncusu kurt siyasetçi karşısında bir anda ayar yemiş siyasi figür. önce demirel hamlesini yapar ve türbanlılar gitsin arabistanda okusun der. akabinde bu lafın üzerine giderse tabanına güzel mesaj verebileceğini düşünen rte asıl sen git arabistan'a der. işte bu noktada rte artık süleyman demirel'in tuzağına düşmüştür vedemirel şöyle bir açıklama yapar "3,5 senedir tek başınıza iktidardasınız neden bu sorunu çözmediniz, çözemessiniz çünkü acizsiniz" işte hamlelerin önceden düşünüldüğü gayet belli olan muhalefet nasıl yapılır iktidar nasıl zor duruma düşürülür siyaset neden ilginçtir müthiş bir örnek. bir yanda demirel gibi iki üç polemik sonrasını kafasında kurabilen bir siyasetçi diğer yanda önüne düşen topu boş kaleye gönderiğini sanırken ofsayta düşen eski futbolcu.

sayın basbakan.. yaklasan secimlerle birlikte salvolara baslamistir fakat yapip yapabilecegi en buyuk hatalardan birini yapar ve siyasetin en sert kayasina goz gore gore carpar.. bakalim kahramanımız icine dustugu bu zor durumdan kurtulabilecek mi? **

erken secim ihtimaline karşin tabanina oynamaya başlamaktadir. kasim ayinda turban krizini tirmandiracak, mart ayinda da baskin erken secime gidecektir muhtemelen.

son derece yenilikçi, laik, atatürk ilkelerine bağlı, modern başbakanımız.kesinlikle radikal dinci kesimleri desteklemez. laikliğe, mustafa kemal atatürk'ün fikirlerine karşı değildir.türkiye'miz, arap ülkelerine, iran'a benzesin istemez.modern türk kadını, türbanla, kara çarşafla dolaşsın istemez.taksim'in orta yerine camii dikmeyi aklından bile geçirmez.moderndir, yenilikçidir. irtica düşmanıdır.batı dünyasının örnek aldığı büyük bir liderdir.imam hatiplere, mescitlere değil, profesörlere, üniversitelere yatırım yapılsın ister.çok zekidir o, çok...sayın başbakan memleketin %90'ından fazlasını karşısına almayı düşünmez bile.çünkü o bilir ki, bu memleketteki milyonlarca insan, atatürk'e ve cumhuriyet'e el-dil uzatanların cezasını verecek bilinçte ve güçtedir.bilir ki, şimdilik sesi çıkmayan ezici çoğunluk, atatürk'e sevgiyle bağlı cumhuriyet çocuklarıdır.kendileri farkında olmasalar bile...

artık iyice üslubu konusunda sıkıntılar yaşayan bir başbakan. çiftçiye "ananı da al git, artis!" diyen hızını alamayıp milliyet gazetesinin bir akp kongresinden kesitlediği haremlik selamlık bir fotoğraf üzerine "gel bakalım şöyle biiir, milliyet!" diyen, şimdilerde de hızla bizi duvara çarptıracak bir krizin eşiğini fark eden süleyman demirel'e "bu toprakların içinde sen nereden hak alarak 'suudi arabistan'a git' diyorsun? bu yetkiyi nereden aldın, kim veriyor sana? bu adresi nasıl veriyorsun?....bu ülkenin evlatlarına kimse adres vermeye kalkmasın. o adresi verenler önce kendileri oralara gitsin. bu ülkenin evlatlarının adresi bellidir; 780 bin kilometrekarelik türkiye topraklarıdır. " diyerek emredici, antidemokratik bir tavır takınan bir başbakandır. bu talihsiz beyanatların sahibi nazarımda "asarım-keserim-buralar benden sorulur" bıçkınlığı ile okullarda haraç kesen, mahallenin kapkaça meyilli harbi?! delikanlılarından öteye geçmiyor. gerçi devlet adamları halkın temsilcileridir derler ya türk cumhuriyeti başbakanı recep tayyip erdoğan içinden geldiği yüzde otuzdörtlük kesimi pek bir güzel temsil ediyor. lâkin yüzde altmışaltılık bir kesim kendilerini temsil edebilecek bir başbakanı kendilerinde ne oranda görüyorlar pek emin değilim. bence geri kalan yüzde 66'nın anasını alıp, suudi arabistan'a gitmesi lazım. yok yok, kara kıtada afrika muz cumhuriyeti. çünkü bu 780 bin kilometrekarelik türkiye coğrafyasında samimiyetle temsil ediklerini zinhar düşünmüyorum.

dublaj türkçesiyle ifade etmek gerekirse,- "hey dostum, gelecek seçimde çiftçi oyunu unut sen!"(bkz: 22 eylul 2005 manisa ciftci mitingi) - manisa(bkz: tayyip erdogan ile ciftci arasinda gecen konusma) - mersin(bkz: http://www.hurriyet.com.tr/gundem/4340244.asp) - istanbul(bkz: anani al gotur limonu da gotur) - mersin(bkz: http://www.haberturk.com/...erturk=haber&@=226316) - adıyaman

son icraatı, selanik'te atatürk'ün evini gezerken, anı defterinde gördüğü, bir türk tarafından yazılmış, akp hakkında olumsuz birşeyler yazılı sayfayı yırtıp almakmış kendisinin. haber bültenlerinin yalancısıyım.

"kitap okur musunuz" sorusuna "okumam ama okuttururum" cevabını vermekten geri durmamış başbakan. bunu duyunca aklıma iskender palanın tavan arası kitabının girişine koyduğu çok anlamlı bir anekdot geldi:alpaslan sorar:- hiç tarih okur musunuz?diyojen şaşırarak cevaplar:- hayır okumam; neden?- çünkü tarih okumayan ve tarihini bilmeyen bir milletin sonu, senin sonun gibi olur. *

(bkz: kağıt kıyma makinesı)

açık mektup yazmak istediğim kişidir, o da aşağıdaki gibi bir mektup olabilir:arkadaşım tay, arkadaşım yip, arkadaşım tayyip,keşke başbakan değil de padişah olsaydın, sen de rahatlasaydın, biz de rahatlasaydık. ancak davranışlarınla defalarca kanıtlamış olduğun üzere ya bu ikisinin ayırdında değilsin, ya da umursamıyorsun. n'olur yapma etme. dünyaya bir sayfayı yırtmakla bir düşünceyi yok edebileceğini zanneden çok kişi geldi. kimisi sağdan geldi, kimisi soldan.hepsinin de bir ortak noktası var, ama yazmayayım.arkadaşım tay, arkadaşım yip,arkadaşım tayyip,ne olurdu eğer o şikayeti farkettiğin halde düşünceye saygı göstermek adına dokunmasaydın?söyleyeyim,benim gözümde bile öyle bir yücelirdin ki, oyumu değil ama saygımı kazanırdın.ne geçti eline - yırtık kağıttan başka?.ayrıca (bkz: okumuşların dünyası)

en ufak eleştiri de dahi devlet adamlığına yakışmayan tepkiler göstermesini bulunduğu mevkiyle bağdaştıramadığım başbakan. çiftçiye ananı da al git dedi üslup yanlış dedim,karikatüristlere ardı ardına dava açtı hoşgörüden yoksunmuş dedim ama son hareketi olan atatürk'ün selanik de ki evinde bulunan ziyaretçi defterindeki bir yazıyı defterden çıkarttırması sinirlerinin bu işi yapmayı kaldıramadığını anlamama neden oldu.yöneticilik her daim zordur çelik gibi sinirler ister,eleştirileri kaldırabilmek ister,ve en nahiyetinde yönetimi altındakiler adına karar verirken sinirle değil mantıkla düşünebilmek ister.ulus adına kritik kararlar verecek başbakanın bu kadar çabuk parlaması beni her örnekte biraz daha korkutmakta.

yakın zamanda sözlüğün* de sayfalarını yırtmaya yeltenmesinden korktuğum,demokrasinin anlamından bihaber olan şahıs.

cabuk sinirlenmesi, kendisine ve özellikle ulkemize yakın gelecekte pahalıya malolacak hissi uyandırmakta.

icraatlarıyla demokrasi anlayışının "deme la sie" * * olduğunu göstermiştir...

basbakanliktan emekli olduktan sonra calisacagi alani ilan etmis sahsiyethttp://www.storeshop.com/images/mr-paper-eater.jpg

ben bu adamı çok uzun süre korudum. yandaşı olduğumdan değil, gerizekalıca sataşmalarla prim yapmaya çalışan, üçüncü sınıf laf dalaşını politik görüş sanan insanlara kıl olduğum için. her "akepe", "rte" dediğinde yaratıcılığıyla gurur duyan denyolardan tiksindiğim için. bu esnada milyon kere rejim karşıtı, emperyalist, komünist, anarşist hatta artist ilan edildim. zira ne yaparsa yapsın, herkes belli bir saygıyı hak eder, sırf insan olduğu için.lakin mevzubahis beyefendinin büyük bir yanılgısına bugüne kadar değinmemiş olmak artık bana da rahatsızlık vermekte. o yüzden buyrun.recep tayyip erdoğan'ın politik görüşleri şöyle böyle demek kifayetsiz. zira kendisi bütün bunlar bilinerek seçildi. ha evet baraj uygulaması vesaire, ama mevcut sistemde adam hükümeti kurma görevini aldı, kurdu. benim takıldığım nokta şu ki, sanırım kimse kendisine, bu iktidarın işlevini açıklamamış. bir insanın hükümet başkanı olması, devlet olduğu anlamına gelmez. bir makamı doldurduğu anlamına gelir. o yüzden kendisine atfedilen fazladan saygınlık aslında kendisine değil makamına aittir. benzer bir şekilde, hükümet üyeleri, devleti temsil eder ve kararlarını buna göre verir.recep tayyip erdoğan ise sanki bütün erki eline vermiş, al monark ol, imparator ol demişiz sanıyor sanırsam. iktidarı süresince, her istediğini yapabilir, her şekilde davranabilir diye izah etmişler herhalde. yoksa bir insan gidip de tarihi bir figürün evindeki özel defteri okuyup kendine dair yazılan kötü şeyler için oradaki kişilere kızar ve o yazıyı yok eder mi? etmez. herhalde yanlış bilgilendirme olmuş.herhalde yanlış bilgilendirme olmuş zira normalde hiçbir politikacı kendi halkından biri bir şekilde şikayetini belirtmek için eyleme geçti diye onu açıkça ve halkının çok ağır addettiği bir hakaret ile taçlandırmaz. sanırsam demokrasideki hükümete güç devrinin diktatörlükteki güç devrinden farklı olduğu da pek izah edilmemiş. sınırsız bir egemenlik içerisinde salonunda terlikle televizyon izler tavırlarla yürütmeyi temsil etmezdi herhalde. ya da en azından sadece yürütmenin lideri olduğunu kabul ederdi.işte böyle. yanlış anladık herhalde biz bu adamı. galiba bize bir şeyler anlatmaya çalışıyor ama işte...

beynimin reddettiği öğe.hakkında düşünemiyorum bile artık.

bundan böyle daima önüne konan kağıtları iştahla parçalayan bir kurabiye canavarı şeklinde hayal edeceğim başbakan.http://www.paintfx.com/...folio/cookiemonstercrop.jpgayrıca, ilahi internet:http://www.mnartists.org/...ffd9305_scale_370_370.jpg

(bkz: recep tayyip erdogan i ikinci kez basbakan yapmak/@aydika)

atatürkün anısına saygı olarak, '"sevenleri" için, "duygu ve düşünceler"ini atatürk için açılmış bir deftere dökmeleri amacıyla konulmuş defterin bir sayfasını sırf yazılanlar hoşuna gitmedi diye ne cüretle ve hangi sıfatla yırttığını anlayamadığımı kişi.rte'nin yaptığı hareketi saygısızlık olarak görmeyenler, bu hareketi yabancı bir devlet başkanı yapsaydı ne hissederdiniz?

#9499786 nolu entrydeki fıkranın en iyi biçimde anlattığı başbakanımız.

gerceklestirdigi atilimlarin ileriye mi geriye mi oldugu ozellikle son gunlerde acik olan basbakanimiz. ayrica lafin gelisi gercekten demokrasi, laiklik vs herseyi tum halkin yararina bile yapsa bunlar yapmamasi gereken bazi hareketler icin mazeret olamaz. basbakanlik makaminin da bazi gerekleri vardir. eskinin seriat isteruk ve din elden gidiyor soylemlerini caga uydurup "ilerlemenin aksi yonunde aptalca bir tavir" olarak nitelendirmekdir asil talihsiz olan sey..

ülke politikalarının, ülke yönetiminin kimin elinde olduğunu bir kez daha görmemizi sağlamış adam. düşünmek, planlamak, akıl ve sağduyu ile hareket etmek gerektiren bir görevde, kimin bulunduğunu bir kez daha acı içinde farketmemizi sağlamış başbakan.o deftere müdahale etmeye hiç hakkı olmaması, seçimle gelinen bir görev ve ünvana sahip olmanın istediği yerde istediğini yapma anlamına gelmediğinden habersiz olması konuları defalarca kez işlendi zaten. ama yaptığı hareket, iyi bir taktisyen, iyi bir stratejisyen olmadığını da göstermiştir. yahu, zaten yaptığı hareketi yapmayı düşünmesi bile kabul edilemez de, madem düşünürsün böyle bir şeyi, o anda hiç sesini çıkartmamak, sonra da defterdeki o sayfanın yokedilmesi yolunda bir talimat vermek de mi hiç aklına gelmez. sadece o defteri dikkatlice okuyanların görüp bileceği bir yazıyı, duygularına hakim olamadığı, hiç düşünmeksizin öfkeyle hareket ettiği için, emin çölaşan'ın köşesine taşımayı başarmıştır. çok karizmatik, tebrik ederim.ülke yönetimi ve dış ilişkiler de bu şekilde yürütülüyorsa -ki, öyle- vay halimize..

bugün, diyarbakır'da halka seslenirken, küçücük çocukların politikaya ve eylemlere alet edilmesi hakkında söylediği -ve çok yerinde olan- sözleri, akp kongrelerinde kullanılan ve türban hakkında slogan attırılan çocuklar konusunda da tekrarlamasını sabırsızlıkla beklediğimiz akp genel başkanı.

akp'nin kars il kongresi'nde kadınlarla erkeklerin harem-selamlık oturmasını haber olarak veren milliyet gazetesine çemkiren ve de "ya nasıl oturacağdılar, sana mı sorcakleeer" diye hönküren adam. zannedersem iktidarın son dönemlerde işadamları ve yurtdışı gezilerinden vakit ayırıp tabanlarını hatırlamalarını seçime hazırlık olarak algılamak pek de mucize değil. bir de şöyle bir şey var. malumunuz akp iktidarı ipin ucunu kaçırdı. halkı arkasına almayı elbette sigorta olarak görüyor. lakin bu memleketin halkına pek güvenmesinler derim. zira malum yakın geçmişimizde kendini halife sanacak kadar halk tarafından sevilen insanların asılışını halk sadece izlmekle yetindi. yok canım bunlar eski mevzular, artık olmaz böyle şeyler demeyin. tarih ne kadar çok tekerrürden ibaret bi düşünün. kanlısı olur kansızı olur yine bir şeyler olur. akp belki de islami ülkelerdeki devrimleri düşünüp heyecanlanıyor, içi pır pır ediyor. abd benlen, avrupa benlen, halk benlen ve abd ortaklığıma rağmen araplar bile benlen diye sevinmesinler. bu kişi kurum ve devletler çıkarları işaret ettiği sürece ortaklıklar kurarlar tıpkı kendileri gibi. onunüçün gönül isterki bu işler hep sukunetle, huzurla, barışla çözülsün. ama çözüme değil soruna odaklananlar da unutmasınlar. kaderlerini tanrıları değil kendileri çiziyorlar.

ayıp üstüne ayıp eden politikacı:"konuşmasında hükümete yönelik sert mesajlar veren çörtoğlu'nun kürsüden inmesinin hemen ardından başbakan tayyip erdoğan, salonu terk etti. yüzünün asık ve sinirli olduğu gözlenen erdoğan, danıştay başkanı'yla tokalaşmadı. erdoğan'ın ardından başbakan yardımcısı abdüllatif şener de salondan ayrıldı."(http://www.hurriyet.com.tr/...0093.asp?m=1&gid=69)

http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/1495824.jpg adresinde topla birlikte cekilmis bir resmi olan basbakan.

avrupa liderleri ile yapacağı dostluk maçında duran toplardan bir pozisyonda erken gelecek bir gol beklediğimiz başbakanımız.

avrupa liderleri ve latin amerika ülkeleri liderleri arasındaki maçta atacağı golden sonra ahmet hassan gibi secde etmesini beklediğimiz başbakanımız.

avrupa liderleri ile latin amerika'lı liderler arasında yapılacak futbol müsabakasında inşallah asabiliği tutmaz da kırmızı kart görmez diye umduğum santrafor başbakan.

11 mayis 2006 ab latin amerika karma macinda topa vurmaktan ziyade tepiklemeyi tercih eden ve eski futbolcu olduğu iddia edilen başbakan.(bkz: imam beckenbauer)(bkz: beckenbauer futbol okulu)

(bkz: #9526079)

* pele ve maradona kusura bakmasınlar dedirten* futbolcu.son maçında da yaptığı klas hareketlerle ve attığı golle gösterdi bunu. keşke futbolu bırakmasaydı, yorumcu olsaydı da güntekin onay'ın notlarını yırtsaydı.(bkz: tayklı unıkıtan yumurtası reklamı/@pipican ve kukucan)

hakkinda ne dusunsem bilemedigim basbakan. eski emsallerinin ideolojilerini millete zort diye dayatmaya calisinca nasil yokolduklarini gormus ve bundan ders cikarmis gibi geliyor. ufak ufak, kucuk dozda krizlerle kendini kabul ettiriyor aramiza. ilk zamanlar protokolde basortusune killanirken, simdi meclis baskani koltugunda imam hatip ogrencisini hazmeder olduk. ayrica ani sinirlenmeleri ve yaptigi gaflarin ardinda, bir "ben de sizdenim, ben de insanim" mesaji verme kaygisi hissediyorum. hakkinda ne dusunsem bilemedim dedim, cunku bir yandan da iyi calisiyor sanki, tek partili iktidarla rahatladik sanki.. ben mi yanlis goruyorum acaba.. keske duzgun bir alternatifi olsa ak partinin de oy versek.

viyanalı abidine kendi dumurunun resmini çizdiren adam. (bkz: 11 mayis 2006 viyana zirvesindeki ciplak protesto)

danıştay başkanı'nın konuşması için; her yıl aynı konuşma zaten, bir tane daha dinledik, ülkemizin geleceğini bunlara göre çizecek değiliz diyebilen, yani sokaktaki adamın bile söylenmemesi gerektiğini kestirebileceği cümleleri kurarak inatla çok ayıp eden kişi.http://www.hurriyet.com.tr/gundem/4394657.asp?gid=0

"hastanelerde fotokopi çektirme ve fotokopi ücreti alma" gibi soygunları engelledik, gibi iddialı bir lafı ortaya atan politikacı.oysa daha bu sabah bir devlet hastanesinde karnemin fotokopisini istediler, fotokopisini çektikten sonra ise sadece 1 sayfa fotokopi için 1 ytl aldılar. tebrikler.

hakkında her geçen gün yeni geyikler üretilmekte olan başbakanımız.* recep tayyip erdoğan'a sormuşlar: "reform nedir?" yanıt: "ab bir form verir, bunu doldurur, geri göndeririz. bu işleme reform denir." * recep tayyip erdoğan'a sormuşlar: "ankara'nın en çok nesini seversiniz?" yanıt: "brüksel'e dönüşünü..." * recep tayyip erdoğan'a sormuşlar: "türk ceza yasasına ilişkin görüşünüz nedir?" yanıt: "neredeki görüşümü istiyorsunuz, ankara'dakini mi, brüksel'dekini mi?"* recep tayyip erdoğan'a sormuşlar: "en çok sevdiğiniz iki şeyi söyler misiniz?" yanıt: "birincisi kriz yaratmak, ikincisi yarattığım krizi çözmek..."* recep tayyip erdoğan'a sormuşlar: "iki kere iki kaç eder?"yanıt: "satın alırken mi, satarken mi?"* recep tayyip erdoğan'a sormuşlar: "sizce muhalefet nedir?" yanıt: "iktidara yardımcı olan partiye muhalefet partisi denir." * recep tayyip erdoğan'a sormuşlar: "demokrasinin sizin için tramvay olduğunu, onunla istediğiniz yere kadar gidip inebileceğini söylemiştiniz. hala aynı görüşte misiniz?"yanıt: "hayır... değilim, ben de değiştim. tramvay raydan çıkabiliyor. hedefi sağlama almak lazım. demokrasi benim için tramvay değil raydır. istediğim yere kadar döşerim, üzerinde istediğim hızla giderim..."

gözümüzün içine baka baka çarpıtan başbakan:---memurların zaten 65 yaşında emekli olduğunu belirten erdoğan, eski iktidarların popülizm uğruna emeklilik yaşını 50'ye kadar düşürdüğünü, genç emekli olan kişinin hem emekli maaşı alıp hem de başka bir işte kayıt dışı çalıştığını anlattı. ---- memurlarda yaş haddi 65. yani, 65'ten sonra istese de çalışamıyor, ama 65'ten önce emekli olamıyor diye birşey yok. - eski iktidarlar emeklilik yaşını düşürmüş falan değil, eskiden kadınlarda 20, erkeklerde 25 yıl hizmete tekabül eden gün kadar prim ödeyince emekli olunabiliyordu. bu sonradan yükseltildi.- hem emekli maaşı alıp, hem de kayıt dışı çalışan genç emekli varsa, engelle. sen devlet değil misin?(http://www.hurriyet.com.tr/...2090.asp?m=1&gid=69)

16 mayıs 2006 ankamall açılışında yapacağı konuşma öncesi -hemen öncesinde olmayabilir, araya başka isim girdi- "dışarda itibarın, içerde istikrarın simgesi, değişen ve gelişen türkiye'nin mimarı sayın başbakanımız" olarak anons edilmiş kişimiz, devlet adamımız. not: lütfen bu entry'yi iyilemeyiniz, kötülemeyiniz, tarihe tanıklık olsun diye bir yerlere not düşülmüş bu sözleri butonlamayınız. entry'nin ayarıyla oynamayınız. sonuçta tanımlayan buraya not düşen suser değil, bir tören kişisidir.

sanırsam okadar çok geziyor ki ankaraya dönüşü ankaraya gitti diye haber yapılıyor**(bkz: http://img197.imageshack.us/img197/4613/typ4rw.jpg)

yargının aldığı her kararı basın aracılığıyla halka şikayet ede ede,yargının saygınlığını sıfıra indirmeyi başarmış başbakan.... biat basınında hedef tahtası haline getirilmiş danıştay üyeleri, başbakanın arka bahçemiz dediği imam hatipten mezun bir avukat tarafından tekbirler arasında vuruldu...bu milletin sabrının bir sonu var mıdır çok merak ediyorum...(bkz: vurulduk ey halkım unutma bizi)

gidelim buralardan dayanamıyorumgidelim buralardan dayanamıyorumnakaratlı hiç bitmeyecek şarkının fazla gizli öznesi

danıstay saldırısı hakkında hala bir aciklama yapmaya tenezzül etmeyen, onun yerine mehmet fethi dördüncü'ye dava acmakla uğraşan zat.

film gibi adam.hani the godfather filminde, karısı al pacino abimize, finalde gelip te, "tüm bu olanlardan sen mi sorumlusun" der ve al pacino karısına uzun uzun baktıktan sonra "hayır" der ya...nerden aklıma geldiyse...

danıştay saldırısını, yaptığı konuşmada lanetlemiş ve kınamış(!) başbakanımız.- saldırı nereden gelirse gelsin lanetliyorum. emniyetin yapacağı soruşturmadan sonra her şey açığa çıkacaktır. gereken yapılacaktırdiyerek şimdi halkı germenin(!) bir anlamı olmadığını söylemiştir.edit: neden kötülendiğini anlamadım. toplantıyı dinlerken, söylediklerini, ağzından çıkanları birebir yazmıştım oysaki.

danıştay saldırısı* ile ilgili nedenlerin kurcalanmasının ve bu saldırıyı o veya bu sebebe bağlamanın gereksiz ya da anlamsız olduğunu, yasal sürecin devam ettiğini bildirmiş zattır.. yargı sürecine müdahale etmeyecek ya da yorum yapmayacak oranda saygılıdır..*

danıstay saldırısı icin : "saldırı nereden gelirse gelsin" diyerek bir korkusu oldugunu acıkca ortaya koyan, ciddi bir egitim problemi olan ulkenin bazı insanlarının baslarına getirdikleri insan.

17 mayis 2006 danistay'a yapilan saldirida ve akabinde danistay ikinci daire uyesi mustafa yucel ozbilgin'in olumunde, yargiyi agir dille elestiren aciklamalari sebebiyle ciddi bir hatasi olan basbakan.(bkz: #9552843)

mustafa yucel ozbilgin'in hayatını kaybetmesi ve diger 4 danıştay üyesinin yaralanmasında başkanlığını yaptığı partisiyle beraber büyük sorumluluğa sahip olan zat.

(bkz: alkışlıyoruz)(bkz: hedef yerini buldu)(bkz: 17 mayıs 2006 danıştay a yapılan saldırı)

(bkz: kina yolladim sana)

kendisi beğenmediği yargı kararlarını sonuna kadar çatır çatır eleştirmeye muktedir süper (!) bir insandır. muhtemelen bu günkü elim olay için partisine ve kendisine yönelen eleştirileri de yargı süreci işliyor, yasal süreç, soruşturma, halkı germeyelim blabla laflarıyla atlatmaya çalışacak. oh ne ala memleket...oysa sandıkta onu ufak bir süpriz bekliyor, haberi olsun*.

17 mayis 2006 danistay a yapilan saldiri uzerine danıstaya yaptığı ziyarette danıstay uyeleri tarafından karsılanmayan (neden acaba?),içeride nasıl bir muamele gördüğünü merak ettiğim devlet kişisi.

şu anda hala her nasilsa turkiye cumhuriyeti'nde hukumete başbakanlik etmekte olan ve turkiye cumhuriyeti anayasasi'na tabi olan turkiye cumhuriyeti vatandaşi.şunu sormak istiyorum kendisine bir vatandaşi olarak: tayyip efendi, quo vadis?

beyin takimi ile birlikte turkiye cumhuriyeti'ni buyuk bir kaosa suruklemeye çalışan siyasetçi. bir başbakanın yapmaması gereken ne kadar hadise varsa bunları yaparak bugunkü olayın yaşanmasına neden olanların başında gelmiştir. o hırçın tavırlarına alıştığımız sayın erdoğan'ın rengi pek solgundu ve ben eminimki daha da solacaktır. sayın erdoğan'a oy vermiş olmak ya da olmamak onemli değil, sağcı-solcu-ülkücü olmak da onemli değil. ama bir başbakan temsil ettiği halkla kavga etmemeli. halkına hakaret etmemeli. bugun de gercekten tarihi bir olayla gorduk ki halkını yargıya karşı kışkırtmamalıydı.

(bkz: postmodern bir darbenin olması ihtimali)

nutuk, gençliğe hitabe ve anayasa hediye edilmesi gereken yegane insan

cumhuriyet gazetesine yapılan bombalı saldırılar için, "ne olacak bizim partiye de bomba atıyorlar" demiş başbakan.(bkz: daha ne olsun)

(bkz: ya offf yaaa)

17 mayis 2006 danistay a yapilan saldiridan sonra anıtkabir defterlerine yazılanları teker teker nasıl yırtacağını düşündürten politikacı zathadi o sayfaları da yırttı diyelim, düşündüklerimizi silmek için teker teker beyinlerimizi mi havaya uçuracaklar acaba?

işine geleni kendisi ve partisiyle ilişkilendirerek dizi dizi davalar açan,17 mayıs danıştay baskınında ise benimle ve partimle ilişkilendirmeyin diyerek işin işinden çıkmış başbakan,parti lideri...

yargıyı her fırsatta basına, halka şuraya buraya şikayet eden, beni delirten başbakan.türkiyede ya da başka her hangi bir ülkede; yargıyla, anayasayla bu kadar çok alıp veremediği olan, her fırsatta bu kurumu küçük düşürecek beyanatlarda bulunan ve yargı üzerinden siyaset yapıp oy toplamaya çalışan başka bir başbakan görmedim, duymadım.işin asıl ilginç yanı bu tutumu anayasayı bile değiştirebilecek bir iktidara sahipken takınması. bu davranışın arkasında cumhuriyetin en önemli organlarından biri olan yargıyı "bakın işte bunlar da böyle dinsiz" mesajlarıyla halkın gözünde küçük düşürmeye çalışarak; bir yandan oy toplarken, bir yandan da kalabalıkların türkiye cumhuriyetine ve anayasal sisteme olan güvenini sarsmaktan başka bir amaç göremiyorum.danıştaya yapılan saldırı, kimin planıydı ya da planlı mıydı bilemem ama hiç kimse bir kısım medyanın, akp hükümetinin ve özellikle çok sevgili başbakanımızın türban-laiklik-din konusundaki açıklamalarının ya da tahriklerinin danıştaya yapılan bu çirkin saldırıda bir şekilde etkisi olmadığını söylemesin lütfen.ülkemin geleceği için ve bu ülkeyi seven insanlar için endişeleniyorum.(bkz: cumhuriyet sehitleri)

cumhuriyet gazetesine el bombası atılması olayı ile ilgili olarak "ne var bize de saldırıyorlar" şeklinde açıklama yapmış baş...bir "siz-biz"dir almış başını gidiyor, ülkenin başbakanı çıkmış diyor ki; "bize de saldırıyorlar, ne var bunda?"sayın rte, bir gün öyle bir şey olur ve size dönüp derler ki,"siz de böyle böyle demiştiniz vakti zamanında,bakın şimdi size de saldırdılar. ne var kardeşim? niye bu tepki?olağan değil mi?" hayır, değil.anamı da alıp gidiyorum buralardan...(bkz: zınısım adnıkraf ninekilhet)

su sıralar timsah gozyasları doken basbakan .

mustafa yücel özbilgin'in cenazesine katılmayacağını açıklamış olan şahıs. iyi bari "yaa ben çerez cips falan alıp evde tv'den izliycem yaaa" gibi bir maç muhabbeti yapmamış.

alparslan aslan, "türban kararının cezasını verdim" diye açıklama yaparken hala "bunu başörtüsüyle ilişkili hale getirmek çirkin yaklaşımdır" diyebilecek kadar ideolojiyle gözü kararmış olan başbakan. adam türban için ödürdüm diyor daha ötesi var mı kardeşim ya.

kendisi bizden degildir.

mustafa yücel özbilgin in cenazesi sırasına akp gençlik şöleninde olacak kişi*ayrıca edit: orada olması gereken yüzbinlerce insan gelecektir zaten cenazeye, hiçkimsenin gözleri de aramaz erdogan ı

19 mayisa iki gün kala yapılan saldırıdan ve değerli insanların ölüp yaralanmasından sonra kompleksleri kabarmasın diye cenaze törenine dahi katılmayacak olan, son zamanlarda ettiği laflarla 'opsiyonel olarak' gözlerine perde indiğini düşündüğüm insan.

bugün pek çok gazeteyi baştan aşağı okudum ve hakkında içimden geçenleri en iyi özetleyen yazının bu olduğuna karar verdiğim türkiye cumhuriyeti başbakanı. yılmaz özdil e de bu yazısından dolayı teşekkürü de bir borç bilirimhttp://www.sabah.com.tr/2006/05/18/ozdil.htmlbaşbakan cenaze sırasında akp gençlik şölenin'de olacakmış kimbilir belki tutuklu olmasa alparslan arslan da katılmak isterdi.

mustafa yücel özbilginin cenazesine katılmayarak ne derece sorumsuz, ne derece duyarsız, ne derece yetersiz bir devlet adamı (devlet lideri diyemeyeceğim, liderlik bu olamaz zira) olduğunu gözler önüne seren kişi..... umarım fikir değiştirir ve cenazeye katılır da, biz yanılmış, haksız yere kendisini eleştirmiş oluruz.....

ne yazsam da hem götümüze girmese hem de hislerimi ifade edebilsem diye düşünüp yazacak birşey bulamadığım başbakan.türkçem yetmedi, yazmaktan daha iyi olduğum bir yol çizmektir ama ona da tazminat davası açıyor. param da yok verecek. kaldık ortada.

bu söz bence gün gelip anlamını daha da derin yaşatacaktır başbakana.(bkz: keser doner sap doner gun gelir hesap doner)

istemeyiz gelmesin tez kaybolsun gozumzun onunden.

gudik seçim sistemimizden ötürü yüzde otuz oy alarak meclis çoğunluğuna sahip olan, ve her nedense ve nasılsa %70 tarafından istenmediğini unutup halkın çoğunluğunun kendisini istediğini, beğendiğini sanan birilerinin başbakanı. benim kesinlikle değil.

mustafa yücel özbilgin'in cenazesi esnasında, ayağında parlak, siyah ayakkabıları (http://www.milliyet.com.tr/...03/ekonomi/axeko02.html), etrafında ray-ban gözlüklü korumaları (http://www.sabah.com.tr/...141072178ec438ee91c86a.jpg), kolunda ulysse nardin saati (http://www.haber7.com/haber.php?haber_id=156999), siyah bir bir mercedes içinde (http://img155.imagevenue.com/...i_akistanbul0002.jpeg) antalya'da kavşak açacak, şölene katılacak başbakandır (http://www.haberturk.com/...erturk=haber&@=228245).bahsi geçen mustafa yücel özbilgin şu kişidir: (bkz: #9553947)

sanki elimiz kolumuz baglıymışcasına** tepkimizi sadece sözlükten gösterebildiğimiz başbakan.

danıştay'ın devlet ve devletin varlığı açısından önemini ya bilmemektedir, ki çok vahim, ya da bilmezden gelmektedir, vahim buna az kalır. danıştay'a yapılan saldırı, cumhurbaşkanlığı'na, başbakanlık'a, büyük millet meclisi'ne yapılan saldırıyla eşdeğerdir; doğrudan devlete yapılmış bir saldırıdır.ölüm, bunun çok acı bir sonucudur. mustafa yücel özbilgin, görev şehidi olmuştur. ama bugünkü cenaze töreni, herhangi bir cenaze töreninden bambaşka bir içeriğe sahiptir: bu bir devlet törenidir. bırakınız hiçbir resmiyeti olmayan bir yurtiçi gezisini, resmi amerika gezisini iptal etme veya yarıda kesme sebebidir. devlet, bu değerlere sıkı sıkıya bağlı kalındığında varlığını korur, anlamını sürdürür.devlet geleneklerine, süregelmiş uygulamalara "kardeşim, biz halkın içinden geldik, bilmeyiz böyle prosedürleri" ucuz söylemiyle karşı çıkmak olanaklı değildir, sürdürülebilir değildir. ya bu tarz içerisindeki insanlardan, yöneticilerden vazgeçilecektir, ya da devletten.bu adamların en büyük marifeti, bu aymazlık, bu demagoji, bu vurdumduymazlık; bilmiyormuş gibi davranarak, çok iyi bildiği ama benimsemediği gerçekleri, usulca ortadan kaldırmak, yok etmek.zaten benim herhangi bir şekilde kabul etmem mümkün değil, ama bu haliyle bir de iyice çirkinleşiyor bu tavır; ahlaktan tamamen yoksun bir hal alıyor. iş, o dönemece geldiğinde, "ne yapalım canım, demokrasi, haklar, özgürlükler" benzeri laf salataları artık duyulmaz olur, söyleyen kim olursa olsun.seçim artık çok net: ya laik türkiye cumhuriyeti'ne, devrim yasalarına, atatürk türkiyesine sahip çıkılacaktır, ya da bunların karşısında olanlara destek olunacaktır. ne yazık ki, seçimin bu olduğunu farkedemeyen ürkütücü bir çoğunluk var; defalarca altının çizilmesi bu yüzden çok önem kazanmaktadır.

bu kadar kine, nefrete, tepkiye ragmen en yakın bir seçimde yine oyları toplayacaktır.

laiklik ile ilgili olarak verdiği beyanatların (bkz: degiserek gelistim) arkasında durabileceğini gösterebileceği yerde (mustafa yücel özbilgin 'in cenazesine katılarak), tutup akp genclik soleni ve bazı açılışlara katılmak için antalya'ya gideceğini beyan ederek artık bu konudaki içtenliğini ve düşüncelerini açık açık ifade etmiş olduğuna inandığım başbakan. üzülerek söylüyorum bu ülkenin rejimi bu denli tehdit edilirken bir başbakan nasıl bunu yapabilir anlayamıyorum, bu başbakan ile daha nereye kadar bilemiyorum.

burdan kendisine harbiye marşını hediye ettiğim başbakan.

"danıştaya saldırı her ne taraftan gelirse gelsin kabul edilemez" cümlesine istinaden "peki ya hükümet ve başbakandan?" ya da "bu sizin işiniz değildir efendiler cümlesi saldırı değil mi?" sorularının sorulması gereken başbakan..

(bkz: sarkilar yazdim sana sazlar seni kiskandi)(bkz: #9556923)

türkiye cumhuriyeti başbakanı gibi değilde sanki bir kooperatif başkanı gibi konuşan, olaylara son derece anlamsız, manasız ve hatta gereksiz açıklamalar yapan, bu yaptığı açıklamalar ile değişmediğini alenen itiraf eden halen türbanı siyaset malzemesi yapan verdiği seçim vaatlerinin 1-2 tanesi hariç hiç birini yerine getirmeyen ülkenin gelişmesi ve ilerlemesine kibrit çöpü kadar faydası olmayan tam aksine ülkeyi parsel parsel yavaş yavaş satan, kendini anayasa'dan üstün gören, danıştaya yapılan saldırıda bile akıllıca bir açıklama yapmayan yahut yapamayan, adam gibi adam olmayı başaramayan kendisi hakkında yapılan eleştirileri hemen sokak serserisi ağzı ile cevaplayan, yırtan, yakan, yok eden lakin herşeye rağmen diğer fosil siyasetçiler gibi bir gün yok olmaya mahkum olan malasef bu gün türkiye cumhuriyeti'nin başbakanı olan kişi

sonunda danistayin onundeki cenaze toreninde "hukumet istifa" ve "hukumet istifa, tayyip yuce divana" sloganlariyla hukumeti ve kendisi yadedilen basbakan.. bunlar icin danistayin saygin bir uyesinin vefati mi gerekirdi bilmiyorum ama sonunda yaptiklarinin, soylediklerinin ceremelerini ciddi anlamda cekmeye baslamasi, danistayda onca hakim, avukat, baro üyesi insan tarafindan yuhalanmalari saptiklari ve kendilerine cizdikleri yonun turkiye icin ne kadar vahim, elem ve tehlikeli oldugunu gosteriyor ankarada. kendileri gormeyecekler hicbir zaman bunu biliyoruz ama en azindan ulke daha cok gormeye basladi. umarim 2 sene sonra ben de kendisini gormem.

şu iki bkz arasındaki ilişkiyi derinlemesine düşünüp, değişip değişmediğinin değerlendirilmesi gereken "başbakan".(bkz: minareler süngümüz müminler asker)(bkz: biz allahin askeriyiz allah u ekber)

ferhan şensoy'un felek bir gün salakken adlı oyunda hakkında "başbakan erdoğan'ın 30 iq'su var. zaten iki ayak üstüne basan herkeste bu iq var" dediği kişidir.http://www.hurriyet.com.tr/gundem/3886746.aspayrıca yalçın küçük erdoğan için "deli ibrahim'den sonra hükümet etmeye gelmiş en bilgisiz kişi. sabri ülker'in bisküvi kutularını saymayı bilebiliyor.." demişti.http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=176675

sözlükteki kollektif salaklığın popüler nesnesi. sırf bu yüzden bile sempati duyabiliyor insan kendisine...

mustafa yucel ozbilgin in cenaze törenine antalya'daki akp gençlik kolları etkinliği önceden programına alındığındna dolayı katılamayan çok değerli başbakan(ımız)bir danışray toplantısı basılmış, ne idüğü belirsiz bir kişi tarafından hukuk dünyasına önemli bir kayıp verilmiş, cumhuriyet tarihinden bir ilk gerçekleşmiş ve de yeni polemiklere gebe bu durum tüm ateşiyle sürüp giderken başbakanın mahalle * değerlerine sahip siyasi anlayışına göre önceleri gayet esnek olan programı aniden sabitlenmiş ve de yapılan kıyas sonucu akp gençlik kolları toplantısı mustafa yucel ozbilgin in cenazesinden daha katılıma uygun bulunmuştur.(bkz: değişerek geliştim)

yargıyı her fırsatta hedef göstererek danıştaya yapılan silahlı saldırıdan, saldırgan kadar sorumlu olan kişi. dün gece rahat bir uyku çekmiştir herhalde.

(bkz: tayyip türbani al başına çal)

bir sonraki seçimde eğer cumhurbaşkanı olmayı tercih etmemiş ise yine başbakan olacak kişidir.

danistay 2. daire uyesi mustafa yucel ozbilgin nin cenazesine fiziken degil de yurekten katilan basbakanmis efendim kendisi. cemil cicekboyle acikladi.. ben de bu aciklamaya gulmekten katiliyorum..*

antalya'da kavşak açacağı için, "katil başbakan" sloganlarını duyamayacak olan başbakan. kavşak...

cenaze törenine kasıtlı olarak katılmamış başbakandır. katılsaydı büyük bir infial oluşur, provokatörler sayesinde olaylar daha da büyüyebilirdi.

antalya'da katıldığı kavşak açılış töreninde başbakanlıktan uzak bir tablo içinde belediye başkanı edasıyla yine havadan sudan konuşan, televizyondan görüldüğü kadarı ile danıştay'a düzenlenen saldırıya değinmeyen başbakan mı yoksa mahalle muhtarı mı olduğu belli olmayan insan.

onbinler, devleti korumak icgudusu icerisinde, devletin baskentinde, devletin en ust kademelerinden birisine yapilan saldiriyi protesto amaciyla yururken, genel baskanligini da yaptigi partisince (bkz: akepe) baska bir sehirde * duzenlenen senlige katilan basbakan.senelerini devlet kademelerinde, son nefesini de devletin en onurlu makamlarinin birisindeki gorev basinda vermis bir yargici son yolculugunda yalniz birakip x belediyesinin y kavsagindaki asfalti acmaya gidecek kadar da asfalt yurekli bir basbakan. yonetimin en tepesinde bulundugu devletine yapilan bu saldiri sonucu cok uzulmus oldugundan, antalyaya gidip portakal bahcelerinin icinde 5 yildizli kahvaltisini yapmis, asfalt acilisindan sonra da partisince duzenlenen senlikte senlenmis basbakan.

sözlükte hakaret etmenin en çok prim yaptığı kişi. hataları olsa da bu kadar abartmanın alemi yok. geçmişte bu memleketin anasını bellemiş ve halen bellemekte olan nice insanların başlıkları altına bakınız bu kadar şey yazıyor mu? hatırlarsanız bir süre önce geçen haftanın en beğenilen ve en kötü entry lerinin profili bir anda değişmişti. itirafçılar, futbol takımları ve siyaset üçgenine sıkışıp kalmıştı. populizmin, tribünlere oynamanın ötesinde birşey değil bu da. kahvehanede memleket kurtaran yurdum insanının sözlükteki yansımasını göstermiştir bana kendileri. çözüm üretmeyen, sürekli eleştiren aşağılamaya çalışan niteliksiz kitleyi de göstermiştir bana. hiç bir insan evladı da çıkıpekonomi şu yönde gidiyor buna dur demek lazım, dış polikamız yan basıyor biraz dikkatli olalım demiyor. varsa yoksa tayyip gak yaptı ahahaha, tayyip guk demiş ohhoho. yok kavşak tayyip vay efendim anasını alsın gitsin zart zurt. yeter be! sözlüğü de türk siyasetine benzettiniz ya helal olsun. şurada yazılanları toplasanız 3 cümle etmez 1300 küsürat entry olmuş. nasıl olsa tayyibi sevmeyen çok biraz şukela alayım karmayı doğrultayım, ne kadar küfreder aşağılarsam o kadar bol şukela alırım mantığının güdüldüğü bir sözlük istemiyorum. o da beni istemiyorsa ne ala çeker gideriz. 1300 küsürat entry nin tamamını okuyun bir kısmı komplo teorisi bi kısmı hakaret. bir tane adamakıllı, adamın politikalarını eleştiren, okumaya değer yazı yok. oysa ben sözlükten beklerdim ki biraz daha akıllı şeylere deyinsin. itirafçılara ilkokul 3 düzeyi esprilerle laf geçirerek hihihi yapan kitle ile şuraya yazanların büyük bir çoğunluğu arasında fark göremiyorum. niteliksiz hakaretten öteye gitmeyen boş sözler. "murat koyyim de tur at ahahaha" ben bunu daha şukela buluyorum şurada yazılanlardan. birileri veriyor gazı bi anda başka birilerini ağzından köpükler çıkmaya başlıyor. sonra onun yazdıklarından biri daha gaza geliyor.. tam türk siyasetçisinin yıllardır hedeflediği kitle işte. tayyip de bu kitleye istediği yollardan hitap ederek geldi buralara. aman yaa ne anlatıyorum ben..ayrıca ben tayyip erdoğan hayranıyımkendisi kral adamdır, örnek alırım her zaman.edit: üstüne üstlük ben ak parti'ye oy verdim.edit2: hem genel seçimde oy verdim hem de yerel seçimdeedit3: ak parti piyasaya çıkmadan önce de fazilet partisi refah partisi milli selamet milli nizam partilerine oy veriyordum.edit4: ben dün seviştimedit5: fenere de kafam girsin

kendisine büyük haksızlık ve saygısızlık edilen devlet adamı.

ulke sorunlari ustune kafa yormadiginda, ya da bu sorunlara gogus germediginde mevzubahis sorunlarin ortadan yok olacagini dusunebilecek kadar da temiz kalpli, saf yurekli, cocuk gibi bir insanmis demek ki.ankara birbirine girmis; medya desen bes ayri telden caliyor. bir yargic oldurulmus; baskalari yaralanmis. bagimsiz yarginin bagimsizligina aleni bir tehdit mevcut. herkesin kafasinda sorular; dusunceler. ulkucu sagciyi sucluyor; sagci topu kemalist'e atiyor; kemalist ortaliyor, postmodernist topu aglarla bulusturuyor. memleketin durumu yeni gelinden hallice anlayacaginiz...peki basbakan nerede?sayin basbakan atlamis, antalya'ya gitmis asfalt acmaya; senlik yapmaya. bir de buyurmus ki "mustafa yucel ozbilgin'in cenazesine katilmayacakmis". ha cunku antalya'daki kavsagi sayin basbakan acmazsa antalya halki toplu intihara yonelir. di mi? ulkenin en yuce hukuk mercilerinden birinin yargicini kurtlar vadisi stili vuruyorlar; teknik olarak sehit oluyor mustafa ozbilgin. ve sayin basbakan kavsak aciyor...ama hakli kendisi. ankaraya donup butun bu hengamenin icinde karizmayi muhafaza etmek, milleti teselli etmek, belki de kendi yaptigi yanlislarin tetikledigi bu olaylarin kurbanlariyla yuzlesmek hakikaten yorucu ve utandirici olabilirdi. sayin basbakan bunun yerine bunlarin hicbiri olmamis gibi davranmayi secti. birakin yangina mudahele etmeyi, yanginin varligini inkar etti; belki kendi kendine soner bu yangin diye.ancak bu sefer gorunen o ki sayin basbakan mudahele etmese bile, yangin farkli etkenler nedeniyle yanmaya, ve allah korusun, buyumeye devam edecek. ve sayin basbakan kavsaklarla, senliklerle tabandan oy toplama pesinde kosarken bir de bakmis ki ortada ne oy kalmis, ne taban. memleket birbirine oyle bir girmis ki ayirabilene askolsun.not/fikra:- ssshhhh bey kalksana- mmmmggggnnnhhh, noldu hanim ne var?- mutfaktan bi sesler geliyor, hirsiz olmasin?- kedidir kedi- bey, bizim kedimiz yok ki!- aliriz... hadi uyu sen.nereden geldiyse artik aklima...

yapmış olduklarının anlatılması hakaret olarak adlandırılan kişi. ufak bir mantıkla bazı şeyleri açığa kavuşturmak mümkündür. mesela onun yerine geçen hiçkimse hakkında bu kadar entry olmadığı yönündeki düşünceye sözlükteki yazar sayısının yıllara göre oranına ve dahası yaş olarak biraz daha büyüklerimiz hatırlar internetin türkiyedeki yayılmasına bakabiliriz (interneti hala en pahalı kullanan ülkelerden olduğumuzu da hatırlatırım). kimse sevmiyor bunu hakaret edeyim de prim yapayım düşüncesinde entry girilmesi konusunda ise bu düşüncede olanların böyle bir konu yerine çok daha kolay konuları seçeceği aşikardır, hatta bu konuda çok da fazla söz söyleyebilecek kapasitede olmadıkları meydandadır (gündemi takip etmek, ülke sorunlarına duyarlı olmak vs.) mecliste çoğunluğa sahip tek parti olarak iktidar olmuş bir hükümet varken olan biteni başka kimin yapması beklenir o apayrı bir konudur. bu durumda iyi ve kötü olanlardan tek hükümet sorumludur. (yamuluyorsam lütfen düzeltin) ülke olarak krallara, padişahlara ihtiyacımız yok, vakti zamanında vardılar, iyi kötü bizim padişahlarımızdı ama artık geri gelmemek üzere gittiler. adam gibi adamlara ihtiyacımız var.

kendisi gayet güzel ve pişkince din üzerinden siyaset yaparken bugün kimse kan üzerinden siyaset yapmasın diyebilmiş başbakan.(bkz: amnesia)(bkz: ikiyuzluluk)

cinayete azmettirme suçundan yargılanmasını dokunulmazlığın engellediği aşikar olduğu halde hala kendisini savunanların çıkmasına mı yansam...suratına bile tükürseler o cenazede olması, devlete yapılan saldırıyı ciddiye aldığını en azından şekil itibarıyla (özde sevindiğini bilmeyen yoktur herhalde) göstermesi gerektiği halde saçma sapan işler peşinde koşmasına mı delirsem...bilemediğim başbakankendisine bu ülkenin tüm gençlerinin apolitikleştirilemediğini hatırlatır, sağlığı ve hayatı için bursa nutkunu okuyup aklını başına devşirmesini temenni ederim.(bkz: bursa nutku)

dinsel taciz ustası... ılımlı islambadacısı... iyi oynuyor..yalnız her oyunun bir de bitişi vardır... ya game over olur ya da mission complete.. 1.si olmayı tercih etmem.. zaman gösterecek herşeyi..

konuşulduğuna göre kendisinin cenazeye katılmama nedeni tepkilerden çekinmesiymiş, hatta tepkileri bile bile gelmesi ortalığı gerermiş. eğer bu ülkenin başbakanı, yargının üst düzey bir üyesinin katledilmesini basmakalıp iki üç kelime geveleyerek açıklayacak ve cenazeye katılmayıp alakasız bir kavşak açarak saklanacaksa başbakan falan olmasın, gitsin evinde otursun.bu ülke tarihinde başka hiçbir lider, teröre kurban gitmiş bir insanının ya da şehit olmuş bir askerinin cenazesinde protesto edilmemiştir. herhangi bir siyasi parti lideri cenazeye katılmayabilir. o zaman "katılsaydı olaylar büyürdü" denilebilir. ama başbakan bu ülkenin başbakanıdır, mustafa yucel ozbilgin'in, başında türkiye cumhuriyeti yazan danıştay'ın başbakanıdır, belirli bir zümrenin, akp'nin değil. cenazeye katılmamak gibi bir lüksü yoktur.

antalya ya koprulu kavsak projesinin falez ayaginin acilisi vesilesi ile gelen gunumuz basbakani. nedenini, nasilini, yapicak baska isi yok muymusunu tartismadan once, kapali spor salonu ile cender otel arasinda** arabada gecirdigim yirmi uc* dakika suresinde aklima gelen bir seyi paylasmak istedim.simdi teorik olarak bu koprulu kavsak projesi, icinden cikilmaz hale gelen trafik problemine cozum bulmak, ulasim mesafelerini kisaltmak gibi amaclara hizmet etsin diye yapildi. basbakan gelecek, acilis yapacak, halki sevince bogacak..... degil mi? degil. basbakan geldi geliyor diye bir onceki geceden itibaren tum kavsaklara konuslandirilmis polis ekipleri, zaten avuc ici kadar olan, bir cogu tek yonlu akisa sahip caddelerde volta atan panzer, akrep, voltron gibi kitle tirstirma araclari, bu da yetmezmis gibi cesitli caddelerde yenilenen serit cizgilerini korumak icin yolun ortasina dizilmis kuklalar sayesinde trafigi rahatlatmak icin insa edilen bir yapinin acilisi, antalya trafigini iyice felc etti. bir yerlerde bir ironi, bir kutu nestle olacakti ama, cikaramadim. isin daha kotu tarafi, antalya gezisinin bir getirisi olarak sayin basbakan cok yuksek ihtimalle 30 agustos torenlerine de kulaklarinda hissettigi siddetli ve durmak bilmez cinlama nedeniyle katilamayacak. yazik ya.

kendisinden daha fazla rahatsız olduğum, aha akp gelsin gelsin iyidir diyen sözde aydınlar, türkiye bunu da yaşamalı diyen entellektüeller, ne var canım ananı al demişse-ekonomiden bahsetsenize diyen ukalalar, hakkında yazı yazmak prim mi yapıyor ulan diyen insanlar belki de. herşey o kadar açık ki. bişeyler değişmeli.

türkiye bu kafayla giderse, arkasına aldığı neo-conlar ve "türkiyeli" çok-fazla-inanılmaz-derecede-özgürlükçü-mükemmel-demokrat "aydınlar" ve gariptir ki köyümdeki saf dindar amcalar sayesinde siyasal serüvenini önümüzdeki seçimde de(artık cumhurbaşkanlığımı olur, hükümet mi olur orası abd ve ab' nin isteğine kalmış) devam ettirecek olan başımın baştan bakanı.

17 mayıs 2006 danıştay'a yapılan saldırının ardından ilk yaptığı açıklama "bunu başörtüsüyle ilişkili hale getirmek çirkin yaklaşımdır" olan başbakanımız. yani başbakanımızı esas üzen konu bu hain saldırı değil de, türban'ın nasıl bir siyasi simge olduğunun artık herkes tarafından anlaşılmış olmasıdır. (bkz: türbanlıların asıl istedikleri)

bir sonraki seçimde counterpartı -en azından şimdilik- olmadığı için yeniden "ezici çoğunluk"la iktidara gelecek olandır. ezici çoğunluğun %70leri ifade etmesini temenni ediyorum ben sadece, böylece en azından yarısı oy vermemiş seçmen nüfusun yüzde kırkının seçtiği insanlar olmaz ortalıkta.

türban sorununu kaşıyarak toplumsal barışı tehlikeye sokmakta büyük rol sahibi, kenar mahalle jargonuyla halka hitap edebilen maalesef ki başbakanımız.

yaptıklarını savunmak yerine, eleştirenlere hakaret etmeyi marifet sananların başbakanı.keza bu marifet ehli, o kadar zekidir, o kadar ileri görüşlüdür, o kadar uyanıktır ki, alanen ortada olan deliller bile bunların küçümsemesinden, burun kıvırmasından kaçamaz. eleştirenler bilgisizdir, cahildir, populisttir. bir kendileri akıllıdır.işte bu akıllıların başbakanı, kendi planı bile olmayan şişirme bir ekonomik politika ile milletin gözünü boyamış, iç ve dış politikada onlarca hata yapmış, ne tabanını, ne halkı tatmin edememiş, ülkeyi hiç bir yere götürmeyecek kısır tartışma ve polemiklere sürüklemiş ve sonunda ektiğini biçmiştir.ama akıllılarımız, bunları söyleyenlere salak diyerek hakaret ederler, ama savundukları kişiyi neden savunduklarını asla söyleyemezler.velhasıl, hakkında yapılacak ciddi ve düzeyli savunmaları merakla beklediğim kişidir. ama savundukları kişi gibi davranıp, kendisini eleştirene kabadayılık yapmalarının da gayet normal olduğu bildiğimiz bir gerçektir.

(bkz: takke düştü kel göründü)

sayın bülent ecevit gibi bazı <caps>büyük<caps> adamlar ne pahasına olursa olsun katılırken(bkz: #9559800), başbakanı olduğu ülkesinin görev başında katledilen danıştay üyesinin cenazesine katılmayan, katılamayan; o cenazede toplanan başbakanı olduğu ülkesinin halkının yanında olmayan, olamayan insan.

büyük fiziksel tepkilerden dolayı cenazeye katılmama kararını dogru bulan bir insan. bre adam bari gidip antalyada şenlige katılıp da, folklor yapanları alkışlayıp da kavşak acma yahu. bu nasıl vicdan, nasıl kişilik, nasıl bir şey bu?

göstermelik bile olsa önemli bir cenazeye katılmamayı seçerek ne kadar delikanlı olduğunu bir kez daha kanıtlamış bir abimiz.kendi ideolojisini bu tavrını sağlam koyma ve artık esas amaçlarını gizleyecek hareketlerde bulunmaması da damarlarında dolaşan asil kasımpaşa'lı kanından geliyor olsa gerek.kendisini kutluyor; türkiye'nin başına gelecekler için peşinen baş sağlığı diliyoruz...(bkz: vay halimize)

ideolojisi ne olursa olsun bu milletin başında olduğunu unutmaması, anayasayı ve onu koruyan kurumları savunması gerekirken, "hemen başörtüsüyle ilgili yapılması gereken şeylerin yapılmasına karşı çıkmalıyım ki diğer seçimlerde kafasında beyin yerine türban bulunan kitlenin de oylarını alabileyim" düşüncesiyle, üstüne hiç vazife olmadığı halde danıştayı kınamış, acı bir biçimde de olsa ne yöne doğru gittiğimizi bu kez daha çok insana göstermiş başbakan.birkaç yıl önce "halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek" suçunu işlediği gerekçesiyle hapis cezasına çarptırılmış bir insanın, böyle olaylara zemin hazırlamasına şaşmamak gerek. sinsice söylenmiş onca sözün, yapılmış saçma sapan hataların birilerini kendini "allahın savaşçısı" sanacak kadar etkilemesi çok normal. halkımızın yüzde 34 5'luk kısmını dünyanın en mesut insanları yapmış cennetlik bir insan o, geriye kalanlar ağlasa da zırlasa da farketmiyor malesef.bu kadar kayıp verdirdikten sonra bile soğukkanlılığını koruyor olmasını, yaptığı açılışlardakı, katıldığı şenliklerdeki siyasi ağırlığını takdir ediyor, sırada ne var merak ediyorum.allah milletimize kazasız belasız kavşak dönmeler nasip etsin.

mustafa yucel ozbilgin'in cenazesine katilmayan basbakan. ha deniyor ki katilsaydi daha cok huzursuzluk cikardi. bak sen. bir basbakanin milletin yas tuttugu bir oluye saygi gostererek cenazesine gitmesi mi huzursuzluk cikaracak? sebep? (bkz: ozru kabahatinden buyuk)

halktan korkan başbakan.

(bkz: vural savaş/#9558681)

antalya semalarından yaptığı açıklamada, akpli millet vekillerine uyarıda bulunmuş, sessiz kalmalarını, halkı gerginliğe itecek herhangi bir davranışta bulunmamalarını tembihlemiştir.

halki* karsisina alan, yakin gelecegin kaybedeni. hesap verecek

yaptığı siyasetin en ucuz siyaset malzemesine yani "dini duygular"a dayanmasının bedelini ufak ufak ödemeye başlayan kişidir.oysa demokrasilerde böyle ucuz söylemlere kaçılmaz. liberalizm tartışılır, sosyal demokrasi tartışılır, işsizliğe öncelik vermek mi sanayiye öncelik vermek mi diye tartışılır. enflasyon politikası açıklanır. toplumun hedef seçmen kitleleri çiftçi, işçi, kentli her ne ise ona göre parti programları belirlenir. din de malzeme yapılmaz, laiklik ya da sekülerlik de. onların yeri zaten anayasada çizilidir."en ak* parti biziz onun için oyunuzu bize verin" gibi ucuz bir argümanla iktidar olanlar böyle kaygan zemin üzerinde oturmaya mahkumdur. çünkü halkta ona göre beklenti oluşturmuştur. çünkü halkın bu beklentilerini karşılayamasına anayasa izin vermeyince ne yapacağını şaşırmış aklısıra günah keçileri bulmuştur.

yapmış olduğu siyasetin(?) er geç kendisine dönüp, kendisine zarar vereceği gün gibi ortadaydı. suratındaki panik havasının nedeni de bu'dur.

insanların kan üzerinden siyaset yaptığını, bunun yanlış olduğunu söylemiş başbakan.. halbuki farkında mı? siyaseti yapanlar insanlar ve muhalefet, kanı ortaya dökenler kimin tarafında sizce sayın rte?

kabinesine telkinde bulunarak, milleti gerginliğe sürükleyecek açıklamalar yapmamalarını ve sessiz kalmalarını emreylemiş. be hey, danıştay'ın aldığı karar sonrası en başta kendin olmak üzere, bakanlarına ve milletvekillerine 'ortamı gerginleştirecek açıklamalar yapmayalım' telkininde bulundun mu? pek düşünceliymiş, aklıselimmiş. aman da aman.

mono kültür insanıdır.

yaşanan olayın, başına, iktidarına, artık nasıl elde ettiyse siyasi konumuna zeval vermemesi için susmayı, susturmayı seçen, bu tavrıyla şaşırtmayan, kendisinden önce gelen hemfikir siyasileri örnek almayı tercih ederek, bu ülkenin sessiz çoğunluğunun işaret parmaklarının ucunda "aha işte budur" bağırışlarına maruz kalacak olan adam.*

dünkü tören ve cenazeye katılmaması artık oynadığı rolu sürdüremediğinin bir göstergesidir. orda olmayı beceremeyeceğini, kendine gelen eleştri ve hakaretlere cevap veremeyeceğini artık kabullendiğini gösterir.

artık ciddiye almadığımdan, ciddi eleştiriler yazmaktan imtina ettiğim kavşak açacağı.

efendim kendisi antalya şehir stadı'nda yapılacak konserin iptal edildiğini açıklamış ve aynen "değerli danıştay üyemizin hatırasına saygı göstermek için programın bizzat iptal edilmesini istedim" beyanatında bulunmuştur. (kaynak: bugünkü hürriyet gazetesi)daha ne yapsın ayol adam? koskoca konserden feragat ediyor, o kadar hazırlanmış çocuklar... sen kalk bir "danıştay üyesi" için heveslerini kursaklarında bırak, daha da yaranama böyle sözlüğe mözlüğe... *hayır korkum şu ki, adam kalkıp yarın bir gün "özbilgin yaşasaydı benim antalya'ya gitmemi isterdi" falan diyecek.lütfetmiş. az veren candan diyebilecek olsak? hadi bir başbakanın "az verebileceğine" inandık diyelim, o kadar safız. ama şu "candanlık" meselesine akıl erdiremiyor deli gönül.bu beyanat bir ironi harikasıdır. güldürür ve ağlatır. ay bilemiyorum hangi kelimeyi seçmem gerektiğini, bodoslama gireyim ben en iyisi: ülkemin başbakanından utanıyorum. budur.

genç kızların bir rüyası vardır. bir koca bulsun isterler; koca yakışıklı olmalı, iyi bir işi ve geliri bulunmalı, tercihen uygun bir aileden gelmelidir. anne ve babaları da aşağı yukarı böyle bir damadı hayal ederler. aynı şey, milletler ve devletler için de geçerlidir. halk başa geçecek ideal bir liderin özlemi içindedir hep: düşmanlara ve her çeşit zorluklara karşı güçlü olsun, ekonomi konularında bilgili, hukuka karşı duyarlı olsun. zenginlere çok ters düşmesin ama yoksulları da unutmasın. merhametli olsun. ülke o kadar çıkmaz durumdadır ki; sonunda biri bulunur ve başa geçirilir. başlangıçta herkes memnundur. güzel de, acı gerçek az sonra kendini belli eder: o adam, o değildir!o adam halktan korkan, maskeler ve yalancı sözcükler ardında kendini gizleyen kişi değildir. o adam halkın güvendiği olmalıdır; ''acaba gerçek amacı ne'' diye düşündüğü kişi olmamalıdır. o adam, tüm memleketi seven bir adam olmalıdır; kendine oy vermeyen illere gavur dememelidir, o adam ülkesini korumakla muktedirdir, satmakla mükellef değildir. o adam artık kesinlikle anlaşılmıştırki recep tayyip erdoğan değildir.. şu andan itibaren de köyü görmek için kılavuza hiç ama hiç gerek kalmamıştır.

mustafa yucel ozbilgin in cenazisine katılmamakla apaçık tavrını ortaya koymuştur.o gitsin açılışlarla uğraşşın ama unutmasın ki bu millet aptal değildir.bu ülkede laiklik kıyamete kadar sürecektir....

erdoğan, antalya havalimanı vip çıkışında, ak partili gençler tarafından, ''işte gençlik, işte başbakan'', ''antalya seninle gurur duyuyor'' sloganlarıyla karşılandı.tayyip erdoğan, gençlerin yanına yaklaşarak, ''yarın inşallah gerek belediye açılışlarında gerekse şehir stadında beraber olacağız''dedi. gençlerin, ''türkiye seninle gurur duyuyor'' diyerek tempo tutması üzerine başbakan erdoğan, ''bizler sizlerle gurur duyuyoruz.yarın hep beraber dinamik bir şekilde şehir stadında olacağız. görüşmek üzere hepinize hayırlı geceler diliyorum'' karşılığını verdi.(sabah gazetesi / 18.05.2006)oranın adı şehir stadı değil , antalya atatürk stadı !...

(bkz: alisamadim)

halkından korkan bir başbakanmış. bize bunu öğretti. evet efendim bazı ülkelerin başbakanları halkından korkarmış. ama hala delikanlı ayaklarına yatmıyor mu kelimenin tam anlamıyla gıcık ediyor halkını.

recep tayyip erdoğan hükümetini seven ve savunan insanlar,en çok "türkiye de iyi şeyler de oluyor.çoğunu erdoğan yaptı." şeklinde savunmalar ile karşımıza çıkarlar.ancak ne zaman "ne yaptı söyleyebilir misin?" dendiğinde enflasyonun düşmesi ve büyüme dışında hiç bir somut söylem ile gel(e)mezler.veriler ile oynayarak (sönmemiş kireç ile dinamit lokumu fiyatlarını listede incelemek,zırt pırt ekmek gramajı düşürmek vs.) düşürülen enflasyondan,kriz sonrası anormal küçülme yaşayan ekonominin eski haline doğal olarak dönüşmesinden bir hükümetin ve bu hükümetin başındaki adamın başarılı olduğu sonucu çıkamaz.işsizliğe,yolsuzluğa çözüm üretememek hatta ve hatta yolsuzluğa neden olan adamları bünyesinde barındırmak;ciddi bir başarısızlık tablosu oluşturacak unsurlardır.eğer varsa yapılan gerçek anlamda savunucuların tabiri ile "iyi iş",açıklanmalıdır ki biz de bilelim.çünkü bilindiği üzere erdoğan hükümeti tüm kanunları derbi aralarına,ünlü birinin skandalı haberleri arkasına vs. sıkıştırmaktadır;halkın da haberi olamamaktadır haliyle.bilen varsa anlatmalıdır.varsa...

-recep abi dünyada başbakan olupta bizler ve onlar diye konuşan belki de tek başbakansın ne diyorsun?-kavvvşaaak!-bize de bomba attılar kimse geçmiş olsun demedi dedin abi geçenlerde.... ne demek istedin?-kavşşakkkk!-recep abi bak dün bir sen yoktun cenazede bakanların tepki gördü kimi helaya, kimi abdesthaneye saklandı başkomutansın sen abi... niye tırstın gitmedin?-kavvşaaakkkkk! -recep abi sen hakikaten tırtmışsın be abi ne işin var antalya'da-kavşaaakk açmak istedim o anda..... -gerilim artmasın diye gitmedim demişsin başbakan germez gerilimi düşürür abi..kaçtım desene şuna....-yavşaaaakkkk!-al işte abi sen busun. hadi kavşağını al da git..

türkiye de olmayan bir sorunu yoktan var edip,yıllardır türbanlısıyla başı açığıyla mini eteklisiyle huzur içinde yaşayan(kitlesel hareketlerdir burda kast edilen yoksa sarıklılar var her zaman) bir milleti iki zıt kutuba çekmek için büyük uğraş vermiş ve amacına ulaşmış gözüken kişi.ama öyle yolundan çıktı ki son zamanlarda olaylar artık önündeki ekrandan süslenmiş boyanmış yazıları da okumuyor.danıştaya yapılan saldırının ardından kendi bakanları dışında herkes terörü lanetliyorum,demokrasi ağır darbe aldı tarzında cümleler kurarken.kendisinin açıklamsında şöyle cümlelere rastlıyoruz "bu olayı türban sorunu ile bağdaştırmayınız".bu ne demek ülkede bir terör eylemi gerçekleşiyor,bir insan suçsuz,eşi çocukları olan,sizin siyasetiniz olmasa önünde seneler olan bir insan ölüyor.burda başbakanın düşündüğü tek şey hala türban,çocuğu gibi sarılıyor o soruna her an dış tehditlere karşı savunmada bekliyor,çocuğuma bir şey yaparlar mı acaba diye.o çocuk onu var eden onun üzerinden yaptığı siyasetle buraya geldi.insanların dini inançlarının içi boşaldıkça güç kazandılar din ruhani birşey olmaktan çıkıp propagandası yapılan desteklenen bir kavram oluverdi.kendisine en güzel cevabı dün yargıtay önünde elinden atatürk posteriyle dikilen bir bayan vermiştir."yıllardır bu başımdaki başörtüsüyle yaşıyorum hiç sorun yaşamadım,ama artık insanlar bana yobaz gözüyle bakıyor,türbanımızdan uzak dursun"tarzı bir şeyler söyledi.içimde yine biraz umut yeşerdi umarım yanılmıyorumdur.

(bkz: kan üzerinden siyaset yapmak/@aydika)

mustafa yucel ozbilgin in cenaze torenine katılmış olan bülent ecevitin belki de bu cenaze törenindeki eforu sebebiyle beyin kanamasını geçirdiğini düşündükçe, insanların beyinlerinde sözlükte dahi ifade edilemeyecek kadar ekstrem düşünceler oluşmasına neden olabilecek bir politikacı. demokrasi ve atatürk ilkeleri uğruna şehit edilmiş bir yargı mensubunun cenazesinde bulunan, mollalara en ufak bir tahammülü bulunmayan onbinlerce cumhuriyet dostunun karşısına çıkmamak, yerine antalya'yı doğru yola davet çalışmaları ve akp'nin şölenlerine (zafer kutlamaları oluyor sanırım) katılmak, karşılaşacağı demokratik tepkileri düşündükçe daha mantıklı geldi kendilerine sanırım.aslında düşününce mantıklı da geliyor. şahsen ben iranda, onbinlerce mollanın karşısına çıkıp yürümek istemezdim.

son seçimlerde başa akp'nin geleceğini öğrendiğimizde aklımıza refahyol dönemleri gelmiş ve telaşlanmıştık, "korkma korkma bir şey olmaz" denmişti.birbiri ardına şeriatı destekliyen açıklamalar yaptığında, "akp bizi ab'ye sokacak" denmişti.sabah söylediklerini akşam yalanlar hale gelince, "kardeşim neyi şikayet ediyorsun, ekonomi iyiye gidiyor" denmişti."ne yaptıkları belli, askerlerle, rektörlerle, yargıyla savaş veriyorlar" dediğimizde de, "sen laik depresifsin" denmişti.şimdi görüyoruz, bazılarının laik depresif diye dalga geçtiği türk halkı, mustafa yüzel özbilgin'e ve tabii ki cumhuriyete olan saldırıyı protesto etmek için toplanmış. eminim bazıların gözünde bu halk "bir avuç çapulcu"dan öte bir şey değildir. ne de olsa cumhuriyet'i korumaya çalışmak laik depresif'lik, türban'ı (ama diğer dini inançları umursamazlar) savunmaya çalışmak ise demokrasi ve modernliktir.ortalık o kadar kızıştı ki, başbakanımız halkın yanına gitmekten bile korkuyor. aslında korktuğunu sanmıyorum, sadece gazetelerde öyle yazıyor. eğer gerçekten halkın bu tepkisinden korksa, yaptıklarından pişman olsa, tutup antalya'daki şenliklere gitmeye çekinirdi. yaptığı davranış, bir çocuğun önündeki çorbayı yememek için "anne karnım doydu" diyip daha sonra da dolaptan tatlı aşırmasına benziyor.gitsin protestolara katılsın, halkına ne kadar üzgün olduğunu göstersin. tamam, elbette tepkiler olacaktır. ancak bu tepkileri göğüslemeyi bilmeli, böylece halkın gözünde yükselirdi. iyi futbolcuymuş ne de olsa, gelen tepkileri göğsüyle yumuşatır, ayağına düşürüp sonra da golü çakardı. birileri tartaklamaya kalkarsa da, "heeeyt! dağılın ulan!" derdi, herkes korkar kaçardı. olmadı birkaç kişiyi dava ederdi, rahatlardı.

adnan menderesten sonra işi en zor olan hükümet başkanlarından biri. bunu da atlatırsa bir daha sırtı yere gelmez gibi. ama işi çor zor.

istifa etme erdeminden yoksun başbakan kişi*

(bkz: yine de şahlanıyor aman)(bkz: anladın sen)

her fırsatta olur olmadık yere camii yapmalarının anlamını dün bir kez daha anlamış bulundugum insan. meğer boşuna parkların, zaten camiisi olan mahallelerin orta yerine bir cami de bizden olsun demiyormuş. zira dün gördük ki mustafa yücel özbilgin'in cenaze töreninde kendi bakanları yuhlandıkları için kalabalık dağılana kadar camii'de mahsur kalarak yine cami'ye sığındılar. kendisi de orada bulunsaydı muhtemelen kendi bakanları gibi saklanacaktı...

bu cografyada su siralar kesinlikle gaza gelmemesi gereken tek kisi. sorumluluklari daha az olanlarin ileri geri cilgin attiklari bu ortamda sagduyusunu korumasi gereken kisi. onun bir anlik kontrolsuzlugu bulundugu konum itibari ile kose yazarlari ya da diger baski guruplarinin kontrolsuzlugu gibi netice dogurmayacaktir. biraz insaf edelim bu adam bu ulkenin basbakani derin bir nefret duyulan dusman bir milletin degil.

(bkz: sozlukteki tayyip erdogan dusmanligi)

yakın bir tarihte erken seçime gitse yüzde 40'ı zorlayacak akp lideri. alternatifleri finansörü kardeşi erkan mumcu, muhalif deniz baykal ve bizim susurlukçu mehmet ağar. bir de doğan grubunun abi büyüksün diye arkadan ittiği yılmaz büyükerşen. belki demirel de döner, ortalık şenlenir. lakin bu tayyip'in alacağı oyları bölebilir mi... bunu kavrayamayanların çankaya, levent, ulus gibi semtlerden çıkıp biraz varoşlara, kahvelere inmelerini salık veriyoruz.

cenazeye katılmamakla politik açıdan doğru kararı vermiş fakat gidip antalya'da kavşak açarak çok çok büyük hata yapmış başbakan. zaten içinde bulunduğu durumla nasıl bir tavır alacağı merak konusuyken, onbinlerce insan anıtkabir'e yürürken, ülke bu kadar duyarlılık gösterirken, gidip kavşak açılmamalı. kargaşaya da karışmak istenmiyorsa düzgün bir açıklama ile evinde dinlenmeli başbakan. sanırım biraz biraz uyanıyoruz ama çok geciktik. umarım devamını getirebiliriz bu hareketin.

http://www.google.com/...ab=0&geo=tr&date=allyıllara ve illere göre isminin googleda zikredilişi

aslında işi hiç de zor olmayan bir başbakan.bu günlerden 'sıyrılmasının' çok çok basit bir yolu vardır; memura emekliye göstermelik biraz zam yapsın, orduyla arasının iyi oldugunu gösterir birkaç fotograf yayımlatsın maşalarına, "avrupa birliğine iki yıl içinde giriyoruz" söylentileri dolaştırsın ortalıkta (nasılsa anlamayız biz) bu iş tamamdır.balık hafızalıyız nasılsa.. "başbakan şöyle kötüü (saniye bir) başbakan böylee fena (saniye iki) başbakan şöyle tutarsızz (saniye üç) hoop... aah, sayın başbakanım o kadar ulu bir şahsiyetsiniz ki, iyi ki varsınız, iyi ki devletimizin başındasınız,bla bla bla.. "(yanılıyor olmayı o kadar istiyorum ki; göreceğiz bakalım, çok değil bir iki ay içinde.. iyi ki 'edit' diye bir fasilite var şu sağ altta, ssgciğim, selam ederim.)

vakti zamaninda dini yonetimden yana oldugunu belli etmis, fakat sonradan sistemin icine cekilmis bir politikacidir. asagidakiler biraz da partisine yoneliktir, ama basi sonucta kendisidir. sistemin icinde olmadan, disaridan "soyle kotu, boyle rezil, kepaze, mahvediyorlar bizi, canimiza okuyorlar" gibi soylemler her zaman daha kolaydir. kendisi secimlere hem eski bazindan hem de "hristiyan demokratlarin musluman haliyiz, cok ortayiz, cok ilimliyiz" reklamiyla ikna ettigi yeni secmenlerden aldigi oylarla girmis ve kazanmistir. yani sinirda olan laflarini bileylemis, oy kazanmak icin ortaya gelmistir. basit bir kuraldir bu. ne kadar iliman bir soylem, o kadar cok cepheden destek. secildikten sonra da ayni sekilde devam etmek zorundadir. sistemin izin verdigi seyler bellidir. bunlar dahilinda secmen bazini memnun etmeye calismaktadir kendisi. fakat secmen bazi iki ayri koldan geldigi icin birini memnun etmek oburunu memnun etmeyi garantilemez. isi zordur, eskiden beri kendisine oy veren kesimi memnun edebilmek icin yaptigi politikalarin bir kisminin onu fena halde kesilmistir. kendisinin eli kolu baglanmistir, konusmaktan ote gidememektedir. fakat konustukca yeni bazindan tepki toplamaktadir. ne yaparsa yapsin iki tarafa da yaranamamaktadir. yipranmaktadir. zaten iktidar her partiyi yipratir, kendisi de ayni prosedurden gecmektedir. bunun yani sira, su gunlerde halkin buyuk kismi biraya gelmis, yastadir. bir basbakan olarak cenazaye gitmemesi buyuk ayiptir, buyuk bir demectir. belki cenazede degil baska bir zamanda baska bir yerde korktugu tepkiyi yine de gorecektir.

19 mayıs töreninde,geçmiş yıllarda olduğu gibi bu sene de,güneş gözlüklerinin ardında birgüzel uyuyarak,aylardır bu gösteriye hazırlanan gençliğine verdiği değeri bir kez daha gözler önüne sermiştir...bir benzeri için (bkz: atilla koç)

selefleri gibi başa gelmiş/getirilmiş, başlangıçta seleflerinden pek de farklı bir yönetim tarzı izlememiş ama sonrasında yeterince politik ve profesyonel olamadığı için ciddi hatalar yapmış başbakan.öcelikle başa geldiği seçimlerin öncesini sadece ekonomik kriz açısından değerlendirmemek lazım. 11 eylül sonrası, abd'nin büyük ortadoğu projesine destekçi birisi lazımdı. ırak'a girmesi gerekiyordu ve ecevit baştayken türkiye yanlarına çekilemezdi. ecevit, kendi partisinin ihanetine uğrayıp alaşağı edildi, ekonomik krizden dolayı halkın gözünden düştü, halefi yeni birisi olmalıydı. hem denenmemiş birisi hem de amerikanın başa gelmesini istediği birisi. aday hazırdı, dsp'nin bölündüğü dönemde saadet partisi de bölündü. kendilerine yenilikçi dediler ve akp kuruldu. ilk girdikleri seçimde başa geldiler. devlet ve düzenle barışık göründüler.ekonomide kemal derviş in politikasını aynen devam ettirdiler ki bu ekonomik program, savaşta yenilmiş bir devletin bile önüne konulamayacak kadar teslimiyetçi bir programdı. yabancılar ülke ekonomisinde cirit atmaya başladı. bütün büyük bankalar, telekominikasyon kurumları yavaş yavaş yabancıların eline geçti. borsaya girdiler, borsa aşırı yükseldi. çok küçülmüş bir ekonomi, yabancıların girmesiyle büyüyor görünmeye başladı, para politikası ile, biraz da hesap sisteminin değiştirilmesi ile, enflasyon düşmeye, milli gelir yükselmeye başladı. halk mutlu, medya mutlu, hükümet yandaşları mutluydu, ne de olsa yabancıların girdiği ülkede pastadan pay kendilerine de veriliyordu.sonra, abd'nin istediği teskereyi meclise getirdiler ama kaderin cilvesi, halkın vicdanı mecliste kendini gösterdi, tezkere kabul edilmedi ve işler değişti. abd, ırak'a türkiyesiz girdi. akp ile abd'nin arası açıldı. sonra abye yanaşıldı, çok kötü bir teslimiyet anlaşması bir de ab ile yapıldı ama halka büyük başarı gibi yutturuldu. sonrasında erdoğan, kendi tabanına verdiği sözleri yapyama çalıştı ama beceremedi. işler değişmeye başladı, başbakanın yüzü gülmez oldu, agresifleşti. zaten abd ile de arası bozulmuştu. ab ile de yeterince yakınlaşamamıştı.iran olayı gündeme gelmeye başlayınca ne yapacağını daha da şaşırdı. tabanı ile abd arasında kaldı. hatalar ve gaflar yapmaya başladı. belkide, yabancıların eline geçmiş ekonomiden dolayı tehdit ediliyordu. o yabanların türkiye ekonomisine ne yapabilecekleri ortadaydı. he geçen gün agresifleşti.ve bir gün, onun ve çevresindeki bir kaç radikalin söylemleri yüzünden birisi çıktı ve kavgalı olduğu bir kurumu taradı. tesadüf müdür bilinmez, aynı günlerde yabancılar borsadan çıkmaya başladı, enflasyon ve döviz yükselmeye başladı. birileri ipini mi çekmişti. bazılarının sandığı gibi derin devlet miydi bunlar. bence hayır, onu başa getirenler, onun elinden ülkeye girenlerdir ipini çekenler. eğer cumhurbaşkanı olmazsa, herkesin sandığı gibi bir sonraki seçimde yüzde 30 oy alabileceğini düşünmüyorum. en fazla refah'ın aldığı yüzde 20 yi alabilirler ve tek başlarına iktidar olamazlar. selefi ecevit'in başına gelen kendisinin de başına gelebilir, halefi de benzeri bir kaderle karşı karşıya kalabilir. ta ki bir bir gün gelir de, başkalarını işe katmadan özgür ve demokratik bir şekilde kendi irademizi elimize alana dek.

hakkinda yazilan 1400 entry yi fazla bulanlarin fark etmedigi detay eger sozlukte sahislara hakaret serbest olsa idi adina girilen entry sayisi takriben bunun 10 kati civari olacakti.

hakkında girilen entryleri "defterden sayfa yırtar" misali silmeye yeltenebilecek kişidir.ne yazık ki pek fazla anlamaz veritabanı işlerinden...

kendisine soz soyleyen kisiye elinden gelse(ki geliyor) her türlü zarari vermeye calisan kisi. *kendisine bol sans diliyoruz. artik cok ihtiyaci olacak.

hala bir kasımpaşa kahvehanesinde konuşmayla,başbakan olarak konuşma arasındaki sorumluluk farkını (ikisinde de aynı derecede eğlenmesinden olacak)çözememesinden dolayı şimdi herkesten misafir çocuğunun altına sıçmasının sonrasındaki evsahibi hoşgörüsünü bekleyen kişi.oysa çocuk problem çocuk. akıllanma ihtimali yok ve en iyisi evden dışarı atmak.başka biri daha ölmeden.

"tasvip etmiyoruz/edilemez" beyanatini diline pelesenk etmis kasimpasali basbakan...

üst üste yaptigi hatalarla iktidarini ve partisini yipratan basbakan.nefs-i hakimiyet sarttir oysa her kosulda,ozellikle ülke yonetiyorsanız.

cenazaye katilmama nedenini teroristlerin oyuna gelmeme amaci olarak aciklamis, halktan gelecek tepkinin politik gucune verecegi zarari dusunup bakanlarini on saflarda kirdiran politikaci. basbakan olup lider olamamis kendisi

mustafa yücel özbilgin'in cenaze töreninde millet ağlar, tüm halk yas tutarken, kendisi antalya'da güneşlenmekte, partisinin gençlik kolları törenlerinde halay çekip kahkaha atmaktaydı...ne kadar insan olduğunu bir kez daha göstermiş siyasetçi...

cumhurbaskanini secmeden secime gitmek istemeyen basbakanimiz.*

arka arkaya sıraladığı sorumsuzca söylemleri nedeniyle başının dertte olduğunu nihayet anlamış, artık son kozlarını oynamaya başlayan başbakandır kendisi. bugünkü radikal gazetesinin haberine göre de, 19 mayıs dolayısıyla evinin duvarına kocaman atatürk posteri asmış muhterem. muhtemelen bu davranışı ile "yeter ulan* vurmayın,anladım ben hatamı!" demek istemektedir.ayrıca (bkz: baykal komplonun içindedir)

19 mayıs dolayısıyla keçiören'deki evinin cephelerinden birine asılmış atatürk resmi dolayısıyla ikamet etmekte olduğu apartmanı görebildiğimiz başbakan.antik yunan tapınaklarının vazgeçilmez bir ögesi olan alınlık* ile dış cephe rengi olan filizi yeşilin uyuşmamış olduğunu emir, görüş ve bilgilerine arz ederim.

son bir kac gundur, laiklik kelimesini muspet yonde kullanan basbakan. ve fakat halen partisindeki 61 millet vekili ciftli, uclu, imam nikahli hanimlariyla hic bir rahatsizlik duymadan, sorgulanmadan memnun mesut saltanat surmekte. oysa laik kanunda tek evlilik vardir. bir kac kadinla imam nikahli yasamak turkiye cumhuriyeti kanunlarinda yasaktir. (bkz: http://www.hurriyet.com.tr/...2604.asp?m=1&gid=69)

kendilerine gösterilen cumhuriyet çocuklarının haklı tepkisini, terörist eylem, görevlerini yapanlara saldırı şeklinde yorumlayabilmiş başbakanımızdır.

ayrıca genelkurmay başkanımızın yapılan protestoyu desteklemesi üzerine, ki anıtkabire gidilip çiçek koymak alkışlamak gibi protestolar bunlar, genelkurmay başkanını karşısına almış "bunlar yanlıştır" demiş büyük siyaset adamıdır. çok merak ediyorum durum bunun tam tersi olsaydı, kaç gazeteci kaç cumhuriyet çocuğu zarar görürdü orada, kaç kubilay olayı yaşanırdı?

mustafa yucel ozbilgin'in cenazesi sirasinda antalyadaki otel odasindan, disarida toplanan halkin protestosu yuzunden cikamayan basbakan. neyse ki polis gelmis de dagitmis kalabaligi yoksa o kavsak nasil acilacakti? *

kendi agzi ile protestolari dogal karsilamadigini belirten, ulkesinde hakimlerin katledildigi basbakan.http://www.ntvmsnbc.com/news/373890.asp(bkz: #9562241)

(bkz: 19 mayis 2006)(bkz: genclige hitabe)(bkz: onbinler ankaraya yurudu)(bkz: genc hukukcular rahatsiz)

ülkesinde terorist tarafından öldürülen bir hukukcu yüzünden sıkıntı yaşayan bir başkandır.sorgulanması gereken konu da budur. neden bir terorist bir eylem yapınca başbakan sıkıntı çekiyor ? , aynı siyasi (!) kimliğe sahip onbinlerce insan "katil hükümet" diye slogan atıyor?, neden bazı liboş insanlar "efendim cenazeye gitmemesi çok akıllıca istenmeyen olaylar yaşanabilirdi" diye savunma yapma gereği hissediyor ?, bir başbakanın öldürülen bir kamu görevlisinin cenazesine gitmesinde ne gibi bir provokatorlük olabilir ki ? neden teroristin biri eylem yapınca başbakan sucluluk duygusu hissediyor - siyasi anlamda köşeye sıkışıyor? bakanları polis korumaları eşliğinde halktan korunuyor? halbuki sevgili başbakanımız değişmemiş miydi? gelişmemiş miydi ? islami terör lafından nefret ettiğini bunun asla mümkün olmayacağını öğretmemişmiydi bizlere? zaten biz, sağcı ların adam öldürmediğini daha önceden de öğrenmiştik, alt yapı hazırdı."efendi! bu senin işin değil, diyanet'in işi..." --> recep tayyip erdogan (türban kararı sonrası danıştay üyelerine hitaben...)

süper konforlu, içine aldığı arabaları büyük gurur ve kaliteyle taşıyan bir feribot.

adı, bir hızlı feribot'a verilmiş olan insan. adı geçen hızlı feribot, mehmet barlas'ın, google'dan bulunmuş, 03 temmuz 2004 tarihli, nerede yayımlandığı belirsiz bir yazısının konusudur.mehmet barlas yazısı:"isim vermek kolay ama o ismi korumak çok zordur! birinin adı "recep tayyip erdoğan", diğerinin adı da "fatih sultan mehmet" olan iki hızlı feribot, önceki gün hizmete girdi.milliyet'te şenol demirci'nin haberine göre, istanbul'un eski belediye başkanı ali müfit gürtuna, "ötv hangi başbakan döneminde kalkarsa, yeni feribotlardan birine onun adı verilecek" demiş.neticede, deniz araçlarındaki ötv, bu iktidar döneminde kalktığı için de, feribotlardan birinin adı, recep tayyip erdoğan olmuş.aslında biz türkler, böyle gemilere, anıtsal yapılara ve hatta köylere, kasabalara isim bulmakta, çok yaratıcı değilizdir.yıllar önce bizim ege ve akdeniz kıyılarını anlatan bir ingiliz'in kitabında, şu uyarıyı okumuştum.- türk sahillerinde teknenizle dolaşırken, sakın dönüp dolaşıp aynı yere geldiğinizi sanmayın. türkler, eski isimlerini değiştirdikleri yerlere, ya akburun, ya bozburun, ya karaburun derler... bunlar, farklı farklı yerlerde olabilir.siyasi ve tarihi şahsiyetlerin isimleri ise, atatürk'ün adı dışında, kalıcı değildir bir mekana veya bir tekneye koyulduklarında.hatırlayın... inönü stadyumu, 1950 sonrasında mithat paşa olmamış mıydı?bunun gibi, eski belediye başkanı ali müfit gürtuna'nın adı, eminönü'ndeki bir kültür merkezine verilmiş... sonra da, "o hala yaşıyor" gerekçesi ile, merkezin adı değiştirilmiş.mesela biz, adnan menderes'i idam ettikten sonra, onun adını izmir havalimanı'na vermedik mi?"şarklı" olmak böyle birşey... humeyni öncesi tahran'ını hatırlıyorum.her cadde ve meydanın adı, ya "şehinsah" ya "pehlevi" ile başlardı.sonra bu meydanlara mollaların isimleri verildi.kimbilir kaç tane "saddam bulvarı" vardı eski irak'ta.sovyetler birliği'nin rusya olmasını hatırlayın...leningrad, st. petersburg oldu. acaba stalingrad'ın adı ne şimdi? bizde de "iyi padişahlar - kötü padişahlar" ayırımı, yer isimlerine yansımaz mı?örneğin fatih sultan mehmet'in itibarı, hala yerinde... ikinci boğaz köprüsü'ne de onun adını verdik. adıyla anılan istanbul semti de, olduğu gibi duruyor."kanuni"de, adını "süleymaniye"ile sonsuza kadar yaşatacak.ama kimsenin aklına, bir yere veya bir yapıya "ibrahimiye" demek gelmiyor.kimse, deli ibrahim'in de bir padişah olduğunu hatırlamıyor. demek onu, ibşir paşa'nın laneti, sonsuza kadar kovalayacak.hızlı feribota "recep tayyip erdoğan" denilmesine gelince.hepimiz biliyoruz. erdoğan iktidarda kaldıkça, bu ismin yeri sağlam.sonra o feribotun adı ne olur, şimdiden bilemeyiz.bir de, teknelere, gemilere, yatlara kadın adı verilmesi meselesi var. bu çok tartışılan bir konu. erkekler genellikle, eşlerinin adını, sahip oldukları yatlara vermeyi çok severler.bu bir nevi, zengin aşkının kanıtıdır. fakat o yat ileride bir yabancıya satılınca, eski sahibin eşinin adı, problem yaratır.yabancı bir erkek, o ismi seslendirerek, "ben .....'a bindim"diye konuşmaya başlayınca, işin tadı kaçar.bu yüzden son dönemde, kadın adı verilmiş yatlardaki isimlerin, ingilizce veya fransızca söylenişlerinin kullanıldığını görüyorum.belli ki, son ekonomik krizle, yatlar çok el değiştirdiği için, böyle bir önlem alınmış.aslında isimler de pek önemli değil. önemli olan amaçtır. yeni evlenen bir erkek, arkadaşını yemeğe davet etmiş. karısını tanıştırmış arkadaşına,- karım, demiş...arkadaşı sormuş,- karının adı ne peki? - bilmiyorum, demiş erkek. arkadaşı yine sormuş... - beraber olmak isteyince nasıl çağırırsın onu?- islık çalarım, gelir, demiş erkek. - peki o senin adını biliyor mu? - hayır, o da benim adımı bilmiyor!- o seninle beraber olmak isteyince ne yapar peki?erkek gülmüş, cevap vermiş: - yanıma gelip, ıslık mı çaldın diye sorar!neyse... gemilerin adı önemli değil neticede... bileti alır, tayyip erdoğan'ın gelmesini beklersiniz."

zamanında gelmeyen feribot geciktiğinde- hızlı feribota kafam girsin.- hızlı feribota araayla gireyim.repliklerinin söylenmesine sebep olacağından*, rte isminin kaldırılmasını istediğim feribot.

hilmi özkök'e söylediği "sorumluluk mevkiinde bulunan insanların her söylediklerinin bir bedeli vardır" sözünün kendisi için de geçerli olabileceğini bilmesi gereken kişidir.

görüşüne karşıyım denilemeyecek olandır; zira artık ideolojik bir savaş verdiği bile düşünülemez duruma gelendir; o kadar saçmalamış; saçmalığı o kadar alenileşmiştir ki; saygı duyulup da önemsenecek olan bile değildir; ancak kör cehaletinden, eksik stratejistliğinden, lider olmak bir tarafa birçok durum ve konumda olabilmekten yoksun olmasına sebep vasıfsızlığından korkulacak; fakat maalesef saygı duyulacak "gerçek" bir şey yapmamış, -muhtemelen- yap(a)mayacak olandır. bugüne kadar ülke soyan, amerikancı*, hileci, hurdacı, rezil, kepaze, militer, sosyalist, faşist iktidarlar ve iktidar başları görmüştür bu ülke. ilk kez iktidarsızlık tadılmaktadır sayın recep tayyip erdoğan'la.don kişot gibi hissetmek muhtemeldir bu siyasetçi(?!) ve ekibine karşıt görüşte durduğunu söyleyenler için. zira savaşılan yahut karşı çıkılan şeyin, düşüncenin, insanın yeterli yeti, düstur anlayışı, ahlâk ve/veya etiği olamıyorsa saygı da yoktur. erdoğan'ın gerici islami örgüt (bunu takiben islam cumhuriyeti) kurmak istediği ve bu yolda ilerlediğini düşünenlere demem odur ki kendisinin kendi payını kurtarmaktan öte "bizzatihi" hiçbir faaliyet, emel yahut düşünce içerisinde olabilecek yetide olduğu düşünülmemelidir. galeyan, hezeyan, infial yaratııp kargaşa, kaos doğuran demeç demeye dilimin/elimin varmadığı sözlerinin ve kuklalığını üstlendiği düşünülebilecek "esas" amaçların önü dilerim toplumun feveranıyla kesilebilsin.apartmanı önüne iki türk bayrağı ortasında iki katı kapayan atatürk posteri asan aydın, atatürkçü, vatansever başbakanımızın canı sağolsun bakalım. cenazeye de iyi ki katılıp da daha fazla samimiyetsizleşmemiştir; devam etsin bakalım laiklikten dem vurmaya... kendinden muzdarip, kendiyle çelişik zor zamanlar yaşamakta başbakanım; devam etsin bakalım. gata'ya gidip geri çevrilmeye yüzü olan başbakanım devam etsin, kolay gelsin. damardan uyuşukluk millete? uyuşturucu etkisi yine? bakalım kim uyur, kim uyanır belli olur...

danıştaya yapılan saldırıda öldürülen hakimin cenazesi yerine antalya'da bir kavşak açma törenine katılması manidardır zannımca. kavşak bir de, ne bileyim ilik nakil merkezi, uzay istasyonu filan da değil. başarılar diliyorum. cumhurbaşkanlığı seçiminde de bize kahveye bekleyeceğiz ailece.

tc'nin kafa karıştıran başbakanı. bir bakarsınız avrupa değerlerini sindirmiştir, bir bakarsınız din ulemasını hukuktan üstün tutmuştur. hem halkı azarlar, hem onların gerçekten hakimiyeti alacağı günün geleceğini söyler. bir yandan düşünceye özgürlük, diğer yandan açık giyinmeye yasak getirebilir. insanların kafasını o kadar karıştırır ki, bazen kendi de ne yaptığını, nasıl anlaşıldığını anlayamaz. "hem liberal, hem muhafazakar olmaya çalışan başbakan" olarak birbiriyle çelişen demeçler verir ama konuşmalarında bir çelişki olmadığına dair tam bir özgüven içindedir.uzun cümlelerini bozukluk olmadan tamamlaması,konuşma üslubu ve "kasımpaşa" imajı dikkate alınınca şaşırtıcıdır. cümlelerinde yerli yersiz "özellikle", "bilhassa", "bu noktada" türü sözcükleri kullanır. bu sözcükler, kurduğu cümlelerde büyük oranda işlevsizdir. hele "özellikle" sözcüğünü o kadar çok kullanır ki, saysanız aklınız durur. bu sözcükleri cümlenin geri kalanında ne söyleyeceğine karar vermek için zaman kazanma amaçlı kullandığını tahmin ediyorum. deniz baykal bir ara kesik kesik "ı"lıyordu, o da ayrı bir komikti. rte'ninki daha iyi bi taktik... kanaatimce en iyisi o arayı sessiz geçirmektir. böylece, ağır ol molla desinler sözüne uygun bir imaj çizilir, bi nevi ermişlik intibası uyandırılır.

(bkz: bunu böyle bilin)

(bkz: ummet değil ulusuz)

(bkz: ulemaya sormak gerek)

oktay ekşi tarafından ayarı alan kişi.http://www.hurriyet.com.tr/...r/4447668.asp?yazarid=1

hilmi ozkok'e cevaben "kurumların birbirlerini gölgeleme çabası içine girmeleri yanlıştır. hepsinin bedeli vardır. sorumluluk mevkiinde olanların ağzından çıkanı bilmesi lazım. bedeli, faturası ne olur, çok önemlidir" demistir.keske bunun ayirdina cumhuriyete el bombasi atilmadan, danistay basilmadan once varsaymis. o zaman sorumluluk mevkiinde olup agzindan cikani bilmeyenler yuzunden mustafa yucel ozbilgin gibi bir bedel odenmezdi belki.

(bkz: ben böyleyim)

partisinin logosu ile bütünleşen insan

her konusmasinda bircok arapca ve farsca kelimeye yer vererek antipati kazanabilen turkiye cumhuriyetinin -turkce gibi guzel bir dile sahip milletin- basbakani.. milleti temsil eden en onemli insan olarak, bu milletin dili yerine -turkce kelimeler kullanabilecekken- farsca kelimeler ile bir seyler anlatmak icin kasmasi hala anlasilabilir degil zannimca.. yillardir icinde bulundugu cemaatten mi gelmistir bu gelenek orasi bilinmez(!).. ama oyle olmamasi lazim cunku hatirlayiniz tayyip degismisti..

hakkında 15 sayfa entry girilmiş, tam olarak ya sev ya nefret et kişiligidir.

tam anlamıyla tahammulsuz bir kişilik olduğunu düşündüğüm politikacı.bundan önce de çiftçiye ettiği hakaret atatürk ün evinde ki fevri davranışı ile gündeme gelmişti başbakan.bugün de okuduğum kadarı ile kocatepe camiinde toplanan kalabalığın legal ve illegal örgütlerin çağrısıyla bi araya geldiğini söylemiş.evet bende dikkat ettim bakanların kafasına çantalarıyla vurmaya çalışan yaşlı teyzeler tam birer illegal örgüt üyesiydi.yazık sinirlenince ne söylediğini bilememek bu olsa gerek.toplumun doğal tepkisiydi ve 24 saatte 25 bin insan toplanmıştı.belki de siz biraz dilinize hakim olsanız danıştay saldırısı olmayacak bu insanlar toplanmayacaktı.halbuki abdüllatif şener ve abdullah gül dahi bu olay için halkın doğal refleksi diyebildi.başbakan hala asılan atatürk posterlerine kızıyormuş!!!sayın başbakan a ne diyebilirm ki ; bazen susmakta bir erdemdir sözünden başka....(bkz: http://www.milliyet.com.tr/...5/22/siyaset/siy02.html)

özbilgin'in ailesine yaptığı ziyarette atatürk posterine kızmış başbakan.http://www.milliyet.com.tr/...5/22/siyaset/siy02.html"özbilgin'in ailesine islami ve insani görev için gittim. atatürk posterleri yapıştırmışlar camlara. ne alakası var? atatürk üzerinden neden tüccarlık yapıyorsun? ayrıca yoluma çıkıp, 'neden geldin?' diyen de olmadı."bir terörist tarafından görevinin başında öldürülen bir hukukçunun evinde atatürk posteri asmak ne zaman tüccarlık oldu, o ailenin ne gibi bir çıkarı olabilir diye düşünmeden edemiyor insan. bir de bu "islami görev" nedir? ziyaret "insani görev"'dir. hatim indirmeye mi gitmiştir anlamadım.ayrıca, başbakan neden yoluna birisinin çıkıp neden geldiğini sormasını ister, buna neden kızar yine anlamış değilim. devletin başbakanı gittiği diğer ziyaretlerde neden geldin diye mi sorulmaktadır ? yoksa özbilgin'in evini amerikadaki beyaz saray mı zannetmektedir. heralde bir orda, neden geldin diye sorarlar bizim başbakana.

kendisine gunde 3 adet kompensan tablet onerdigim basbakan. hazimsizliga iyi geliyor..http://www.milliyet.com.tr/...5/22/siyaset/siy02.html

söylemleri giderek ağırlaşan siyasetçi.önce mecliste atatürk resminden rahatsız olan insanlardaha sonra türk bayrağı polemiğisarımsak yediği için atatürk büstüne çelenk koyarken sakız çiğneyen insanlardanıştay saldırısı ve alparslan aslanve şimdi de atatürk resmi asıldı diye sinirlenen bir başbakan...#9439712umarım yanılıyorumdur...

(bkz: turist omer allah yolunda)

gergin ortamı daha da germek için elinden geleni yapan başbakanhttp://www.milliyet.com.tr/...22/siyaset/axsiy02.html

yaşadığı sıkıntılarını feveran'la söyleyen bir çiftçiye -hadi ananı al git buradan! derken empati kuramamış kamu görevlisi,başbakan.çok merak ediyorum acaba kendisi çiftçi olsa ve başbakanından böyle cevap alsa ne yapardı???

suudi arabistan basbakani olmayan kisi.ama galiba farkinda degil.kotuleyenler icin ozel edit:turkiye laiktir laik kalacakevet size ragmen.

"en hafif tabiriyle" başbakan.

ekonomiyi yorumladığı konuşması ile kurları yükseltebilen başkakan.

bugün mecliste yaptığı konuşma esnasında euro'ya yatırım yapanlar, 10000 ytl'de ~360 ytl kar etmişlerdir.

başsağlığı ziyaretine gittiği özbilgin'in evinin camlarında atatürk posteri ve türk bayrakları görünce sinirlenen liderimiz:http://www.milliyet.com.tr/...5/22/siyaset/siy02.html

bazı edepsiz insanların kendilerine bakmaksızın sinir anında ağzından çıkan sözle edepsiz olarak nitelendirilen t.c başbakanıdır. hele ki bazı suserlar için de bu geçerlidir.(bazı kısmına dikkat edelim)şöyle ki;"xx yy zz" suser:anasını avradını sikitimin piçidir."casfa faeg" suser:ana karnında dayı yarağı yemiş orospu çocuğudur."asfnskf mlfdsm" suser:amdır göttür..muhabir: sevgili suser başbakanımızı nasıl buluyorsunuz?suser: eee şey başbakanı çok edepsiz buluyorum al ananı git falan diyor. kendisi edepsizlik abidesidir. bence bu kişinin başbakan olmaması gerekir.laiklik tehlikede. amerikan kominizmi geliyor!.(senin edep seviyen ne de başbakanı terbiyesiz bulabiliyorsun anlamıyorum?.)

kafası gibi siyaseti de ortaçağda yaşayan kişi.

tek başına iktidar olabilmiş ama bazı konularda demokratik olamamış başbakandır.şöyle ki; kendileri orada burada gördükleri yazıları yırtmakta, yönlendirilen damar sorularda basın mensuplarına "ya geçelim bunları artık" "öyle değil o" gibisinden terslemelerle yanıt vermektedir.cumhuriyet önünde bombalar patlarken de "ne var bizim parti binalarını da bombalıyor" demiştir.ne güzel...kim bilir belki de büyükşehir belediye bakanlığından bir ülke başbakanlığı arasındaki büyük uçurumdan dolayı olsa gerek, başbakanlık sırasından yaptığı söylemlerle, açıklamalarla siyaset geleceğini daha parlak bir halden daha rezil bir hale çekmiştir, tepkiler toplamıştır.*

sahsen kufur eden bir insan degilim, gundelik hayatimda kufur pek bir yer tutmaz. ote yandan, her cumlesinin sonunda virgul yerine kufur kullanan insanlardan kufur edilecek edilmeyecek yeri bildikleri surece cok da rahatsiz olmam. iste sorun tam da burada belirttigim "yerini bilmek" kavramindan kaynaklaniyor. eminim ki o kufursuz konusamayan adamlari tutup basbakanlik koltuguna koysam ezici buyuk cogunlugu kendisine ceki duzen verir, bulundugu mevkiinin farkina varir. orada, gundelik hayatinda konusamayacagi gibi konusmasi gerektiginin bilincinde olur. zira mevkiiye saygi duyar.dolayisi ile terbiyesiz bir insanin basbakani terbiyesizlik yaptigi zaman terbiyesizlikle elestirmesinde zerre sorun goremiyorum, turkiye cumhuriyeti tarihinde vatandasina "lan" diye hitap etmis bir basbakan bulunmasindan oturu utanc duyuyorum, asil sorunun burada olduguna inaniyorum.

sözlükteki yazarların yaşantılarını bilmeyen kimi yazarlarca edep abidesi zannedilen başbakan. aynı yazar kesmine sanal alemde küfreden bir vatandaşla -bu davranışın tabii ki doğru olduğunu söylemiyorum- çiftçisine küfreden bir ülke başbakanı arasında yedi farkı bulmalarını öneriyorum. ha kaldı ki -farz edelim- ben ülkenin en küfürbaz insanıyım. ülkemin başbakanının küfretmesini eleştirebilirim. çünkü konumumuz ve statümüz farklı. eleştiriyi yöneltirken ben kişinin o kimlikle küfretmesinin kabul edilmezliğine işaret ederim. (bakınız ama at gözlükleri olmadan: iki kere ikini dört etmesi)

dile getirdiği söylemlerde giderek dengeyi kaybeden kurduğu cümlelerin manasını ve arkasını düşünmeden eden siyasi kavram. özbilgin'in ailesini ziyarete gitmiş ve şu cümleleri söylemiş "özbilgin'in ailesine islami ve insani görev için gittim. atatürk posterleri yapıştırmışlar camlara. ne alakası var? atatürk üzerinden neden tüccarlık yapıyorsun?". bu sözlere nedense şaşırmadım ne yazık.

söyledikleriyle kendisini olumsuz yönde eleştirip, bunun farkına varmayan siyasetçi...

kendisi recep tayyip erdogan olarak bir vatandasa anani da al git buradan ya da lan dedigi icin degil, turkiye cumhuriyeti basbakani olarak bir vatandasa anani da al git buradan ya da lan dedigi icin elestirilmektedir.nuansi gorebilmek tarafsiz bakmayi gerektirmektedir.bakanlar, bakamayanlara anlatsinlar. zira bas konumundaki bakan hadiseye fransiz bir pozisyonda gorev basindadir.

(bkz: annan'ı al git buradan)

acikca ortada olan bir yanlisin farkina varmak icin kisinin bizzat dogruluk abidesi olmasi gerekmediginden, kulhanbeyi tavirlari ile bulundugu konuma yakismayan bir basbakana da "yanlis yapmaktadir" demek icin istanbul beyefendisi olmak gerekmemektedir. bu yuzden de "benim edep seviyem"in ne olduguna bakmadan, soylenenlerin dogru veya yanlisligi gayet rahat degerlendirilebilir. edepsize "sus gayri" demek icin edep degil, azicik da olsa sagduyu gerekir.buna ilaveten, baskalari hakkinda yorumlarini, dusuncelerini ve/veya ofkesini bir sekilde ahlak sinirlari disinda dile getiren, edepsizlik yapan sozluk yazari, en fazla sozluk yazari kimligini kirletecektir. siradan insanin edepsizligi yine siradan insani irgalar. oysa bir ulkenin basbakani sifatini tasiyan birey, yine bu sifati sebebiyle verdigi beyanatlarda edepsizlik yaparsa bu oncelikle oturdugu koltugu, sonra da temsil etme yukumlulugunde oldugu halki etkileyektir. aradaki fark, "mahallenin kasabi" ile "ulkenin basbakani" arasindaki farka esdegerdir.

son kullanma tarihi dolmuş, kısa süre sonrasının eski başbakanı. abd icazetiyle gelenin abd tekmesi ile gideceğinin bilmemkaçbininci örneği. oysa önünde hugo chavez örneği de varken...

sözlük bünyesinde de gani gani şakşakçısı bulunan, mizah dergilerini dava etmiş ve bir çiftiçinin anası hakkında yorumlarda bulunmuş başbakan olarak hatırlayacağım zat.

sıklıkla saçma sapan laflar etsede "ekşi sözlüğüz, herşeyi ve herkesi itin kıçına sokarız." mentalitesi yüzünden kimi zaman haksız yere de laf yiyen adamdır. bigün çıkıp imanın şartlarını filan saysa, bi hadis alıntı yapsa "rte yine yumurtladı" yazarlar.....

ilber ortaylı tarafından ince bir giydirmeyle kasaba hatibi olarak nitelenen, türkiye cumhuriyeti başbakanlığı gibi ileri derece bilgi donanımı gerektiren bir makamda bulunmasından ülkem adına üzüntü duymamı sağlayan şahıs. suç onda mıdır? hayır.

süper etkileyici "her şey kontrol altında ve benim ellerimde" ses tonuyla yaptığı konuşmalarının hakkaten bazı insanlarda etkili olabildiğini görüp şaşırdığım bakanbaş. bak bakanbaş ile vatandaş ne kadar benziyo. hele bi de o kullansa bunu. "lan siz, hangi bakanbaşa vatandaş diyebilirsiniz! ülkenin başbakanına niye güvenmiyosunuz ulan! bu daşvatanın bakanbaşını beğenmeyen anasını da alsın gitsin!" bakınız kelimelerle oynamanın bir iğrenç örneğini sundum size. ama tonlamanın, mimiklerin, kıyafetin, jestlerin, vurguların insanı etkilemede çok önemli olduğunu biliyor muydunuz (yaa yaa).sahnedeki cidden çok başarılı. izleyici de vermiş parasını oyunun gizli oy şeklinde, sus pus oturuyo. 2 tirad 1 epilogda izleyiciyi uyuşturmuş oyuncular. ağzından salya akıyo uyuyanların. neyse ya. bu da öyle bir anımdır işte...

ananı da al git buradan demiş adam..ya demeseydi.. biz neye inanırdık.??yargının türban aleyhine verdiği kararları beğenmediğini dile getiren adam.. ya dilini tutsa.??o zaman o'nu öyle bilip biz neyi tutarız??"irtica türkiye için birinci tehdittir" maddesine her mkg sonrası şerh koymasa mesela..biz onu nasıl bilecektik..nerden sorardık?? kime danışırdık.. ben değiştim dediğinde inandıydık. peki aldandığımızı nasıl anlardık..??"milli egemenlik ve laiklik kavramları değişime açıktır" demeseydi eğer..eğitim ve fırsat eşitliğinden bahsedip bir yandan da cocuklarını amerika'da okutmasaydı..yazarı-çizeri-karikatüristi mahkemeye vermeseydi.izmir halkının müslümanlığını bir dahaki seçimlerde vercekleri oyların rengine göre ölçmeye yeltenmesiydi eğer..eğer dilinin kemiği olsaydı da suyun içindeki kurbağayı çok kısık ateşte kaynatsaydı..biz onu nasıl bilecektik? kimden soracaktık..

yaptıkları yapacaklarının teminatı olan başbakan..ne yazık ki..önce yaptığı sert çıkışlarla farkettik kendisini..sonra alıngan bünyesi bir dergi kapağını kaldıramadı, penguen'i mahkemelere taşımaya karar verdi. "lan??!" demeye kalmadan farkettik ki kendisi daha güzel "lan!" diyormuş kendisini eleştirmeye çalışanlara..zaten azar işitmeye alıştık kendisinden, hemen geçiştiriverdik bu "lan"ı.haşa, başbakanı eleştirmek ne demek..zaten iktidar dediğini eleştirmeye kalkan diller taş olur taş..düşünce özgürlüğü?? türban takmıyorsan anlayamazsın ki..daha sonra danıştay toplantılarında akan kanları gördük hep beraber..sonrasında kendisi eşiyle halay çekiyordu güney kıyılarında..ve "kocatepe ülkenin tamamını yansıtmaz" diyordu, biz zaten biliyoruz; onun için ülkenin hiçbir yanını yansıtmıyor kocatepedekiler, başbakan olarak cenazeye katılmadığına göre..acaba ecevit'ten devraldığı başbakanlık koltuğuna oturunca o cenazeye hasta haliyle kalkıp gelen ve şu anda gata'da "uyutulan" karaoğlan'ı düşünüyor mudur? "islami ve insani görev" için ziyaret ettiği özbilgin ailesinin evindeki atatürk resimleri ve posterlerini görünce "ne alakası var?" diyip özbilginleri atatürk üstünden tüccarlık yapmakla suçlamak daha mı kolay geliyordur yoksa?işbu soruları sormak istediğim kişi.

hakkında begenmedigi herhangi birey yazılınca dava acan, sozlukte ise zamanın ötesinde entry leri ne sokturan şahıs.

nüfus cüzdanı, pasaport vb. kimliklerde başörtülü fotoğraf olmasında sakınca görmeyen, aksini söyleyen berlin büyükelçimiz mehmet ali irtemcelik'e de "getirin o genelgeyi" diye külhanbeyi tavırlar gösteren başbakan. beni korkutan başbakanın açıklamaları değil aslında. ya da genelge dediği kılık kıyafet kanunundan bihaber olması.cumhuriyetin başkenti dediğimiz ankara'nın en büyük ilçelerinden birinde geçen yıl yaklaşık 1500 kadının kara çarşaf ve peçeli fotoğraf ile nüfus cüzdanı almak için başvuru yapması, 7 yaşına gelmemiş bir kız çocuğunun sadece gözlerinin göründüğü bir elbise ile ilkokula kayda götürülmesi beni kara kara düşündüren.

danistay'a yapilan saldirilarin ortbas edilme endisesine yonelik sorulara, "bu ulke necip hablemitoglu cinayetini bile ortbas etti" diyerek yanitlayip kendilerinin aynisini yapmayacagini iddia etmistir. akabinde necip hoca'nin esi şengül hablemitoglu "necip olduruldugunde kendilerinin iktidarda oldugunu unuttu yahut necip ayda falan olduruldu" diyerek karsilik vermistir bu iddiayaiddiasindaki felaket derecesindeki yanlislari gectim (ulkenin bir cinayeti ortbas etmesi?) şengül hanimdan aldigi cevap karsisinda recep tayyip erdogan derhal istifa etmelidir.

islami holding mağduru bir insan kalkıp şikayetini dile getiriyor, detaylar çok net değil ama bir şekilde parası batırılmış. tayyip cevabı patlatıyor:- bana mı sordun??ne denir ki..sana sormadık padişah, kusura bakma.http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=81573

islami holdingzede gurbetçilerin yakınma ifadelerini sertçe yanıtlayan ve çok sinirlenen, bu vatandaşlara bağıran; akabinde türbanlı fotoğraf ile pasaport alımında sorun yaşayan gurbetçilerin şikayeti üzerine büyükelçiye sinirlenip azarlayan; bu vatandaşlara ise sahip çıkan kişidir. aberler ve görüntüler aynen bu yönde... kriterlere göre kimin ki can; kimin ki patlıcan açıkça görülüyor sanırım...

turkiye'nin icinde bulundugu durumu bir kere olsun dikkate almayarak yurtdisinda bulunan gurbetcilerin yasadigi turban sorunu nedeniyle buyukelciyi o kadar insan ve kameralar karsisinda azarlayan, bunun sonucunun ne gibi yerlere varacagini kestiremeyen bir insan. ayrica turkiye cumhuriyeti basbakani*.

hakında yorum yapmaktan dahi sıkıldığım turkiye cumhuriyeti'nin basbakan kisisi. http://www.milliyet.com.tr/.../05/26/son/sonsiy03.asp

türban ve imam hatip sorununu çözmesi gereken en son kişi.elindeki deste de en güçlü kağıtlar bu ikisi. neden atsın ki ortaya. akıllı ise saklaması lazım oyunun sonuna kadar.

parasını "sizin arkadaşınız olduğunu söyleyen kişilere kaptırdık" diyen vatandaşları "bu paraları verirken bana mı sordunuz. ne kadar paranız battı ki holdingzede oluyorsunuz" şeklinde azarlayan kişi. belki vatandaş kendi yaşam standartı ve ölçüsüne göre çok para kaptırdı ve haklı olarak canı yanıyor, bir devlet adamına* yakışan hareket azarlamak mıdır yani? yoksa devleti orada temsil eden berlin büyükelçisine halkın ve basının önünde fırça atmak mıdır? çok üzücü...

berlin büyükelçisini basına açık bir toplantıda azarlayabilmeye muktedir şahıs. "kim veriyor kendisine bu yetkiyi?" sorusuna "halk." cevabı verilemeyecek bir ülkede yaşadığını, o ülkenin yürütmesinin başı olduğunu unutan (sıkma)başbakan.

islami holdinglere paralarını kaptırıp "paralarımızı sizin arkadaşınız olduğunu söyleyen kişilere kaptırdık. ama siz bize sahip çıkmadınız" eleştirisi üzerine her zamanki gibi efelenip, eleştiriye yine kapalı olduğunu gözler önüne seren, ancak bu paralar toplanırken hiç bir şekilde sesini çıkarmayan, erdoğan ve çevresi, eleştiri gelince bir anda kükrüyorlar. bunların üzerine konu bir anda başörtüsü olunca biraz evvel azarladığı insanlara sahip çıkıp, anında reksiyon gösteriyor. kısacası; nerede nasıl davranması gerektiğini bilmeyen, aslında small beden olan ancak üzerindeki başbakanlık sıfatının xxl olması dolayısıyla bol duran kişi.

72 yasında ağır depresyon hastası, ilkokul ikiden sonra okul okumamıs,hayatının cogunu artvin'de bır dağ köyünde 60 ihtilalini bile farketmeyecek kadar toplumdan ırak bir dogada yasamıs anneannemin zar zor televizyondan başbakanın türban hakkında konustuklarını duyup "ya ülkede bir bu iş mi kaldii ula sen git açları doyur, sokakta adam furuyiler onlara baaak, en önemlisi şu konuşmanı düzelt koskoca başbakansun benden beter konuşamaysuun" demesine neden olan şahsiyet.

artık ne yaparsa yapsın, kendi ülkesinin almanya'da görevli büyükelçisini (bkz: mehmet ali irtemçelik) herkesin önünde yuhalatan ve azarlayan biri olarak hatırımda kalacaktır... ne için? sırf bir türban provokatörü çıkıp kışkırttığı ve yanlış bilgilendirdiği için...(bkz: yolun sonu görünüyor)

islami holdinglere para kaptıran kişiler yanlış kelimeler seçerek durumlarını arz ettikleri için onları azarlayan zat... eşimiz türbanlı olduğu için laik bankalar bizim paramızı kabul etmediler biz de mecburen bu holdinglere para yatırdık deselerdi acaba türkiye cumhuriyeti'ni temsil eden berlin büyükelçisi'ni azarladığı gibi islami holding temsilcilerini de azarlar mıydı acaba?

(bkz: recep tayyip erdogan a tahammul edebilmek)

hükümetlerin gelip geçici olduğunu devletin ise kalıcı olduğunu anlamamış kişi.o azarladığı büyükelçi, geçen hafta vurulan danıştay üyesi, sürekli laf yetiştirmeye çalıştığı genelkurmay başkanı, açıkça husumet ilan ettiği cumhurbaşkanı... bunların hepsi devlettir.türkiye halkı hiçbir hükümeti devletine tercih etmemiştir, etmeyecektir. sanırım bunu anlamıyor. çırpındıkça batıyor.

buyukelciyle arasinda gecen diyalog bana okudugum cok eski bir masali hatirlatti. tabi ki bu sadece bir masaldan alinti ve gerceklerle alakasi olamaz. zaten ulkemizde* boyle seyler olmaz, buyuklerimiz bu hesaplari yapmaz.- padisahim almanyaya gonderdigimiz elci, mukaddes amaclarimiza engel olmakta, akincilarimiza* zorluk cikartmakta, kanatim oyledir ki kendisi yenicerilerden cesaret almakta ve yapilanmamiza engel olmak istemektedir- tiz onurunu kiralim istifa eder, olmadi resimlerini yayinlatiriz.

artik yeter demek istedigim kisidir.az once almanyada bir meslekdasimi* sokak agzi ile azarlamis olan turkiye cumhuriyeti basbakani.not: eger bu entry kotulenecekse ben uzunca bir sure sozluge girmeyecegimi belirtmek isterim...

almanya büyükelçisini (bkz: mehmet ali irtemcelik) gerek malum vücut dili ve mimikleri gerekse sözleriyle azarladığı haberi az önce izlediğim başbakan. bir ülkenin başbakanı kendi diplomatını üstelik de halkın önünde bu biçimde azarlayamaz. haklı olsa dahi (ki bu konuda haklı değildir, türban tribünlerine oynamak adına fevri davrandığına inanmak istiyorum) diplomat olmuş birikimde ve donanımda bir insana bu üslupla davranıldığını görmek içimi sızlatıyor... belli ki merkezden gelen (yazılı) talimatlara uyan bir büyükelçiyi, çoğunluğunu dincilerin oluşturduğu (bkz: dinci ile dindar arasındaki fark) bir topluluk önünde bu şekilde eleştirmesi, türban kararından sonra efendiler diye seslendiği danıştayı ve vermiş oldukları hukuki kararı eleştirmesine benzer. başbakanımızın, yargıçların verdiği kararı eleştirecek hukuki altyapısı olmadığı gibi büyükelçinin uygulamalarını eleştirecek diploması altyapısı da yoktur. (kaldı ki söz konusu durumda bir altyapıya da gerek yok, kılık kıyafet genelgesinden haberdar olması yeter)bu üslup kanımca yanlıştır, danıştaya yapılan saldırıda belli ki kendi üslubunun etkilerini göremiyor, peki önünde azarladığı topluluktan biri çıkar da büyükelçiye saldırırsa bu sefer üslubunun sorumluluğunu üstlenir mi acaba...

türkiye´de yasayan bir meslektasim* olarak az önce bir büyükelciyi sokak agzi ile azarlamis olmasini esefle kinadigim sahis.

"bakacağım. çözümünü de buraya emredeceğim " sozunu sarfetmis kisidir. devlet geleneklerini ve kullanilan terimler konusunda fazla bir bilgim olmamasina ragmen. turkiye cumhuriyetinin devlet geleneklerinde emretme teriminin olacagina hic ihtimal vermiyorum. olsa olsa bikac yuzyil once padisahlarimiz emrederdi. sanirim basbakanimiz 1923 de rejimin degistigini ulkenin adinin turkiye cumhuriyeti yonetim biciminin icinde padisahlara yer olmadigini gozden kacirmis olsa gerek. ama bellide olmaz 1. tayyip derken 2. 3. tayyipde gelir yakinda ozaman da kim bilir belki amerika birlesik devletleri de size demokrasi getirecez diye barissever askerlerini ulkemize misafirlige gonderebilir. artik ozaman da kacinci tayyip varsa kendine emredecek baska birini bulurmu? valla kim bilir. bugun emredersin yarin obur gun....

türkiye' de yaşayan bir adaşım olarak* az önce bir başka adaşımı* azarlamış şahıs.ayrıca bu entry kötülenirse kendimi öldürmeyi düşünüyorum.

22 senedir yürürlükte olan genelgeden haberi olmayan başbakanımız.

son zamanlarda sol frame de fazla gözükmeye başlayan efendi. her geçen gün bir olay yaratmayı başarıp, "yine ne yaptı" dediğim başbakan.

türkiye cumhuriyeti'ni yurtdışında temsil eden insanlara karşı çok ayıp etmiş başbakan. kasımpaşa'da sokaktan çevrirdiğiniz adamların yarısına gazı versen zaten ancak bu şahıs kadar başbakanlık yapar ama hiç bir devlet büyükelçiler kadar donanımlı insanları azarlamak ya da halka yuhalatmak için yıllarca yetiştirmez.

halkı akp yandaşları ve akp düşmanları olarak bölen ve böyle gören kişi. bu modele göre halk kendisine %34 oy verme gafletinde bulunduğu ve %90'ından fazlası müslüman olduğu için otomatikman akp yandaşıdır.demokrasi içinde hükümeti eleştirmek, hesap sormak, muhalefet etmek vatandaşlık görevidir. oysa başbakan'a göre bu karşı tarafta yer almaktır.peki nedir bu karşı taraf?karşı taraf halktan değildir her şeyden önce. "kocatepe türkiye değil"dir. statükocudur. başbakan ise statükoculuğa karşıdır. bu elini güçlendiren, halkın desteğini sağlayan başlıca özelliğidir işte. oysa içi boştur. bir şeylere karşı çıkar, bir şeyleri değiştireceğini söyler. ondan reformisti, ondan liberali yoktur. ama laftan öteye geçmez bu tavrı. bir imajdan ibarettir. bir şeylerin değişeceği konusunda umuttur. fakat "ne, nasıl, ne zaman, ne şekilde değişecek, neden hala değişmiyor?" gibi sorular cevapsızdır. akp iktidarı politika üretmez, somut çözümler sunmaz. en temel konularda bile bir vizyonu yoktur. duble yoldan hızlandırılmış tren'den öteye geçmez projeleri. imf ve ab rayında işleri devam ettirerek, önlerine konanı yaparak devam ettirirler devlet yönetimini. herhangi bir partiden farklılaştıracak bir söylemleri yoktur (türban, laiklik vs. dışında) ve oyları da böyle bir nedenle almamışlardır zaten. politik tercihlere değil sosyal tepkilere dayanır aldıkları oylar.ilginç olan erdoğan'ın aynı zamanda muhafazakar oluşudur. hem statüko karşısındaki bir süper kahraman, bir kurtarıcı. hem de muhafazakar. oysa iki kavram da benzer şeyler sonuçta. bu kimsenin umrunda olmayan bir çelişki evet, ama aşılamayacak bir paradoks değil. muhafazakarlık ve statükoculuk farklı durumlarla ilişkili. burada muhafazakarlık (her zaman olmasa da) daha önceki bir statükonun savunulması aslında ve değişim de önceki statükoya dönüşü temsil ediyor. dikkatsiz gözlerden bile kaçmayacağı üzere bu bize tam olarak irticanın tanımını veriyor.tabi akp'nin irticası şeriatçılıkla aynı şey değil. değişim bir liberalleşmeyi, dünyaya açılmayı ve belki yanıltıcı bir kullanımla demokratikleşmeyi de kapsıyor. bu da abd'nin başımıza örmeye çalıştığı sıklıkla dile getirilen ılımlı islam manzarasını çıkarıyor karşımıza. türkiye sanki eskiden islamcıymış da ılımlı islam bir ilerlemeymiş gibi alkış bile alabiliyor dışarıdan.akp iktidarının varlığı fikirsel değil sosyal temele dayandığından dolayı akp yandaşı ve akp karşıtı olmak önem kazanıyor. bize (fikren) katılanlar, katılmayanlar gibi demokratik bir karşıtlığın yerini biz ve bize karşı olanlar gibi bir taraflaşma alıyor. türban, imam hatip gibi simgeler bu ayrımda belirleyici oluyor. "ben türbanı destekliyorum çünkü... allah'ın emri" gibi bir argüman nedensellik içinde var olamayacağından tartışma zemini de kayıp gidiyor. örneğin türban karşıtı (nasıl olabiliyorsa böyle bir şey) bir sözde azınlık olarak akp karşıtı olmayı tanımlarken geri kalan herkes akp yandaşı gibi gösteriliyor. başbakan'ın en son büyükelçi'ye yaptığı gibi "sen nasıl türbanlının hakkını yersin ulan"* benzeri bir yaklaşımla savunuluyor dava. belleklerde mağdur vatandaşın hakkını korumak adına devlete meydan okuyan bir başbakan kalıyor. aynı vatandaş parasını çarpan islami holdinglerden şikayetini dile getirdiğinde ve hükümetten haklı olarak hesap sormaya kalktığında ise bizzat başbakan tarafından azarlanıyor. haklı olup olmamak, sorunlar varsa nedenlerini çözümlerini ortaya çıkarmaya çalışmak değil akp'nin yanında olmak ya da olmamak mesele çünkü.benzer örnek dışişleri bakanı abdullah gül'ün zamanında kendisini kıbrıs konusunda eleştiren bir kadına ‘o zaman siz ve akrabalarınız toplanıp gidin ecevit'e oy verin’’ diyerek arkasını dönmesi ve partililerce alkış alması da olabilir tabi. hatta liderlerini olduk olmadık her yerde alkışlama, ama başka hiçbir şey yapmama konusunda türk siyasetinde devrim yaratan akp millletvekilleri de başlıbaşına bir örnek olabilir.işte ancak bu çarpık zihniyetin sonucu olarak 17 mayis 2006 danistay a yapilan saldiri, hükümete yönelik bir komplo olarak değerlendirilebilir. oysa cumhuriyete, türkiye'ye, yargıya karşı bir komplodur. başbakan, hükümetini zor durumda bırakmak amaçlı olduğunu savunmuştur küçük hesaplarının peşinde. ve akp karşıtı olmanın simgesi haline getirilen deniz baykal'ın komplonun içinde olduğunu ima etmekten bile geri kalmaz. koltuğu sallanınca verdiği bir reflekstir bu. demokrasinin vazgeçilmezi olan muhalefet olmak, katil olmakla eş seviyeye getirilir böylece. işin acı yanı buna inanacak insanların olmasıdır.atatürk'ün evindeki defteri bir sinirle neden yırtar bir başbakan? açıkça akp karşıtı olmak dışında bir suçu yoktur orada yazanların. en ağır laf uşaktır belki ve hakaret olup olmadığı tartışılır.dolayısıyla türkiye'nin yaşamakta olduğu kutuplaşma somut bir fikir ayrılığına değil akp merkezli bir gruplaşmaya dayanır. vakit neyse diger ucta cumhuriyet odur.kadrolaşma akp hükümeti'nin bir gerçeğidir. liyakat değil partiye bağlılık esastır.tayyip erdoğan tipik bir şark siyasetçisi olarak devleti layıkıyla yönetmekten çok nüfuz, iktidar ve otorite peşindedir. küpünü iyi dolduruyor olduğuna şüphe yok. sunulan tüm hediyeleri keyifle cebine atıyor. bir padişahtan tek farkı halkın oyuyla seçilmiş oluşu. o oylar da garanti görünüyor. şimdilik. çevresinde "padişahım çok yaşa" şakşakçıları. halkın hükümeti eleştirme hakkı bile yavaş yavaş elinden alınıyor. isyancı damgası yiyor sesini çıkaranlar. diğerlerinin şikayeti yok. yasama ve yürütme zaten olmaması gereken şekilde kendi himayesinde. yargının bağımsızlığı tehlikede. halife değil belki ama ilahi referansları yerinde.2006 yılında bize layık görülen başbakan... geleceğin potansiyel cumhurbaşkanı... başkanlık sisteminin potansiyel ilk başkanı... hala sorabiliyorken sormalı aslında... neden?

bugun yaptiklarindan sonra artik neresini elestirecegimi sasirdigim basbakan.hayir diyorum bazen acaba ekonomi ,sosyal reformlar ,milli guvenlik vs hepten elde patladi da boyle buyukelci ,cifcti falan azarlayarak bilincli olarak dikkat mi dagitmaya calisiyor .

sabah beni azarlayan kişi. aşkolsun sağdan sayın başbakanım.

(bkz: internette olum oylamasi seriatcilar azitti)

kendisi vatandaşı ve başbakanı olduğu ülkede on yıllardır uygulanan pasaport fotoğrafı kuralından bi habermiş, meğer, kimbilir ilk kez duyduğu bu kurala ne kadar şaşırmış, ne kadar içlenmiş. o genelge de hemen değiştirileyazılsınmış. vay anasını sayın gurbetçiler.

(bkz: rte'nin şifreleri)(bkz: büyükelçi yuhalatmak)

kendisine kaybettiği paralarla ilgili eleştiriyle karışık sitemkar bir soru soran vatandaşı sağlamından azarladıktan sonra, ali babacan'a dönüp "dinle şu 'sahtekar' ne diyor bakalım." demiş, diyebilmiş başbakan, sözün bittiği nokta.(kaynak: atv haber)

erken seçime gitmediği takdirde alabildiğine entry içeren başlıklar'da kendine sağlam bir yer edinecek olan, arka ayakları üzerinde doğrulmayı isviçreli bilimadamlarının henüz açıklamayı başaramadığı bir şekilde becermiş olan bir kişi.(bkz: entryni de al git buradan)

kendisini hic sevmem fakat son olaylarda hakli oldugu bir nokta vardir. parasini holdinge kaptiran vatandaslardan biri "bize sizin arkadasiniz oldugunu soyledi, paramizi aldi" diye dert yanarken "herkes cikip ben tayyip erdogan'in arkadasiyim diye konusabilir, niye inaniyorsun? bana mi sordun?" demistir ve haklidir da. sen sirf "ben tayyip'in arkadasiyim" diyor diye adama parani ver, ondan sonra da "sizin arkadasinizmis" diye adamin yakasina yapis. bana da gelse ben de "bana mi sordun?" derim, verecek en mantikli cevap bu zaten.ha buyukelci olaylarinda buyuk hatalar yapmistir orasi ayri.edit: soylediklerinde hakli olsa da uslubu yanlisti, bunu unutmusum. sanirim "lan"lardan sonra bunlar hafif kacti artik. uyardiklari icin brunhilde ve suppermaster'a tesekkurler.

bugun almanya'daki toplantida, turkiye'nin berlin buyukelcisinin yuhalanmasina biraz daha populer olmak icin ses etmemis, artik yaptigi seye siyaset degil tribunlere oynama dendiginden emin oldugum, ulkemi yonetmesinden utandigim adam.

keşke büyükelçi haddini aşan bu adama karşı altta kalmasaydı,devletinin başbakanına göstermesi gereken nezaketi bir kenara bırakıp kendisine aynı dille cevap verseydi.o zaman belki ileride çocuklarımız "adam milletini,büyükelçisini azarlamış içinizden bir kişi çıkıp da yüzüne karşı haddini bildirmemiş." dediğinde küçük de olsa verecek bir yanıtımız olurdu.ben açıkçası artık birinin bunu yapması gerektiğini düşünüyorum.tarihe bir not düşmek açısından...

(bkz: hakkında bu kadar entry girilince öldü sandım)(bkz: nerde o günler)

paranın dini imanı olmaz diyecek kadar paraya tamah etmiş bir insan. (bkz: #9567211) dindarlar bile paranın helalliğine özen gösterirken böyle büyük bir açmazın içinde olması enteresan kişi. zira sami ofer gilleri unutmadık. sen bir yandan müslüman geçin, öte yandan ülkenin kurumlarını yabancıya, israilliye peşkeş çek.öte yandan türban sorununu bitiremeyecek kişidir kendisi. tayyip erdoğan'ın türbanı serbest bıraktığı anı bir düşünün. hadi üç beş ay da tartışmaları devam etse, o noktadan sonra bu çarpık siyaseti başka hangi polemiklerle sürdürebilecek? türban dinci siyasetin elinde hiçbir zaman harcamaya kıyamayacağı bir kozdur.ayrıca büyükelçisine kadar devletine yabancılaşmış bir başbakanı bu ülke belki de ilk defa görüyor. evet halkın içinden bir adamdı tayyip. ve hep öyle kaldı, hiç başbakan olamadı. elindeki bisküvileri* bıraktı belki ama o tüccar önlüğünü, karpuzcu edasını bırakamadı. sen yönettiğin ülkenin elçiliklerindeki uygulamayı bilmiyor musun? şov yapıyorsun sayın başbakan. balon ekonomi iyi gitmemeye başladı, icazet alarak geldiğin amerika arkanı bıraktı ve sen yine türban şovuna başladın. çok iyi bir sanatçısın.

sürekli nasıl yani diye sordurtan insan..

karikatür olmasını dilediğim kişi.

"başbakan erdoğan, alman vatandaşı türklerin türbanlı fotoğrafları yüzünden işlemlerini gerçekleştirmediği iddia edilen türkiye’nin berlin büyükelçisi mehmet ali irtemçelik’i eleştirmiş, vatandaşın kıyafetine karışılamayacağını belirtmişti." -ntvmsnbc.com dan alinti-ben biliyorumda bu genelgeyi koskoca basbakan nasil bilmiyor ilginc! .. hayir bilmesen bile dedeme turbani giydirsem o resimde babannem gibi cikar. pasaporttaki ince mevzuyu anlayamayacak kadar mi sig denizlerde geziyon. her turban dediginde _ tamamen tarafsizca savundugum turbanin bir secim oldugu fikrini_ bende bitirmis insandir. not : babasi bir disisleri mensubu olan ben cok iyi anliyorum ki - o buyukelcinin statusunun verdigi etkinlik seckinlik tamamen yok edilmistir. ayip bir sey. sen berlinde yokken berlindeki temsilcin o adam.. onun statusunu sen bile kucumseyemezsin..! (bkz: bi git cay koy artik)

en yakin zamanda mukemmel ve resimli adabi muaseret rehberini okumasi gereken bir sahis. yurtdisinda yasayan bazi bireyler bir konsloslugun veya resmi bir turk kurumunun gerektirdigi prosedurleri tam olarak anlamayabilirler veya bu prosedurlerin gerekliliginin ciddiyetini algilayamaz bir anlayis icinde olabilirler ve fakat bir ulusun basinda o ulusu temsil eden bir birey resmi kurallarin onemlerini bilmek mecburiyetindedir. ve medeni anlayistaki bir baskan, statu konumu ne olursa olsun, durum neyi gerektirirse gerektirsin ferdi onur kiririci tutum ve sozlerle rencide edemez. bir buyukelci, ulusun cok onemli bir temsilcisi olarak boylesine ucuz ve cirkin bir tavri hak etmez, etmemeli. turkiye tarihi kirdigi pot kirki asmis nice siyasi simalari gordu ve fakat simdiye kadar hic bir elcinin turk ulusunu rencide edici en kucuk bir hatasini gormedi. buyukelciler, yerilmeyi taciz edilmeyi degil, onore edilmeyi hak eden temsilcilerdir. ve fakat ne yazik ki bazen cahile cahilligi anlatmanin zorlugu bazi kavramlara aydinlik getirmeye engel teskil edebiliyor. (bkz: buyukelci yuhalatmak)

türk dil kurumu kişi adları sözlüğü'ne göre;recep: gösterişli, heybetlitayyip: iyi, güzel, hoş(bkz: anladıysam arap olayım)

ecevit'in siyasi gorusunu almaz anlarım ama en azından ecevit uslubu ve ecevit ılımlılığını, sakinliğini almasını beklediğimiz asabi başbakan.

kriz yönetimi konusunda çok başarılı olduğunu düşündüğüm başbakan. kriz yaratmakta da üstüne yok ama...

canlı yayınlanan akp kırşehir il kongresinde adsl teknolojisine "eyy diy es ell" demiştir. güçlü bir hatip olan başbakan, abeceyi, karşısındaki halka hatalı kullanarak "angaje ederse" ne olacak bu türkçenin hali?

heyecanla başladığı cümlelerin sonunu çok sakince getiren bir hatip.

bir sonraki seçimde karşısında en güçlü şekilde durabilen partiye oy vermem için beni zorlayan, diplomasi kavramıyla uzaktan bile bağlantısı olmayan, kafasına göre sinirlenip bağıran, vatandaş ve büyükelçi azarlayan, defter yırtan, danıştay saldırısının ardından cenaze törenine katılmak yerine kavşak açan, atatürk'e saygı duruşunu "sap gibi ayakta dikilmek" olarak değerlendiren, kültürel yönden gelişmemiş, kendi söyledikleriyle çelişen, kendi kendini çürüten, "değişken" fikirlere sahip "politikacı".bu gidişle anti-tayyipçilik yüzünden kendi görüşlerimin peşinden gidemeyeceğim. hani kim gelirse gelsin tayyip'ten iyidir hesabı. aslında bu da yanlış, kabul. ama başka çıkar yol göremiyorum maalesef. evet, tehlikenin farkındayım ama taş kesilmiş vaziyette duruyorum sadece. not: o kadar çok entry var ki, aramaya inanamıyorum, bunları daha önce yazmış olan varsa lütfen uyarsın da entryi sileyim.

bir büyük elçinin götü boklu 5 tane kara çarşaflı tarafından yuhalanmasına çanak tutmuş, göstermelik bile olsa bu kıçı çıplak takımını susturmaya bile tenezzül etmemiş başbakan. büyük elçi olan adam en az 30-35 yıllık değerli bir bürokrattır ve bilir misin ki bir büyük elçi türkiye cumhuriyetini ve cumhurbaşkanını temsil eder!yuhalattığın aslında hem bu cumhuriyet hem de onun cumhurbaşkanıdır! bu kadarmı devlet teamüllerinden ve anayasadan habersizsin tayyip? üzerine işenecek en iyi cami duvarlarından biri buydu, sen de buldun. bu milletin hafızası kötüdür, her şeyi unutur ama iki yüzlülüğü, riyayı ve ihaneti hiç bir zaman unutmaz yeni seçimlerde senin de göreceğin üzere.

gelecek versiyonu için:(bkz: fall of a hero)

gene bir ilk'i gerçekleştirmiş, yurt dışındaki vatandaşlarının gözleri* ve kulakları* önünde büyükelçi azarlamıştır.

bugün, 28 mayıs 2006 günü saat 18:47 itibarıyla, henüz pot kırmamış başbakandır.

büyükelçinin yuhalanması da tamamıyle darbecilerin ve ulusalcıların bir komplosudur diye açıklama yapmasını beklediğimiz zat

yaptığı yanlışlar sonrası doğru düzgün bir eleştiri getirmekten aciz, yapabildikleri tek eleştiri başörtülülere küfretmek olan ileri zekalı tatlısu muhalifleri sayesinde oturduğu koltuğu her geçen gün sağlamlaştıran başbakan.

(bkz: #9605085)

(bkz: hamdolsun)

almanya'da büyükelçi irtemçelik tarafından hızlandırılmış devlet adamlığı dersine tabi tutulan kişi..

ev anahtarı dağıtım sırasında, derdini anlatıp ağlayan bir kadını gülerek dinlemiş zat

bugün fazla konuşmamış sadece dinlemiş olduğunu sandığımız zat... konuşsaydı mutlaka polemik yaratacak, sahip olduğu zihniyeti sevmeyen yazarların kızıp bir sürü entry girmesine sebep olacak bir şeyler derdi. tabii bu seferde sözlükteki bazı yazarların akif beki'nin görevine talip olup savunucu veya aslında şöyle demek istedi şeklinde entry girmesi de muhtemeldi. biz hiç entry girmeyelim yeter ki hep sussun...

vukuatsız gün geçirmeyen zat. son bombası için: http://www.milliyet.com.tr/.../05/29/son/sonsiy03.asp

eğreti durduğu makamında uzatmaları oynayan kişidir. iyi bir kasaba hatibi olup mutlu mesut yaşayabilirdi.

(bkz: cagir da su sahtekari dinle)

"zamanında ekşi sözlüğü bile 1500* küsür entry ile meşgul eden adam türkiye halkının ağzını kimbilir ne kadar yormuştur" diyecek gelecekte çocuklarımız, bu zat-ı muhteremin adını tarih kitaplarının pek hoş olmayan tarihleri anlatan sayfalarında okurken.*

kendisi her ne kadar inkar etsede değiştim , geliştim desede zaman içinde geçmişinin bir türlü peşini bırakmadığı , kendisininde bırakmamasını istediği* aşikar olan , bazı şeyleri* aleni yapmaktansa "saman altından su yürütürüm ben gene bildiğimi okurum" diyen lakin beceremeyen şahsiyet.*

kürsüsünden haykırdığı "sen kim oluyorsun da"ları, halk arasındaki "lan"ları, "ananı al da git"leri, mitinglerdeki "önce adam olun da"ları asla "kasımpaşalı"lığıyla, yetişme adabıyla, nereden geldiği belirsiz "halk adamı" vasfıyla açıklanamayacak olan, konumunun basbayağı bilincinde olan ve bir başbakanın nasıl davranması, nasıl konuşması gerektiğini pek iyi bilen, fakat üslubunda direten, ve bunu kürsülerin, kameraların arkasında tıkır tıkır işleyen programlı bir iletişim planlaması çalışmasının sonucu olarak yürüten, "oynayan" şahıs. kendisinin söz konusu hareketleri "kahvehane kabadayısı gibi" denerek aşağılandıkça, yahut hayat öyküsünün sunulduğu televizyon programları ve yazı dizilerinde "kasımpaşaspor'un yüz akı tayyip... fakir ama gözü yüksekte... " örtülü güzellemeleriyle normalleştirildikçe ve bu normalleştirme yutuldukça, yahut "halk adamı, bizden biri, biz farklı mıyız sanki" gibilerinden umursamazca benimsendikçe, yahut "başbakan dediğin halkına saygısızlık etmez" ortalama eleştirisine (ki haklı bir eleştiridir) tabi oldukça bu planlı programlı çalışma amacına ulaşacak, oyun sürecektir; partisini iktidara getiren, kendisinin başbakanlığa gelmesini mümkün kılan dalavereleri mümkün kılan kanunların yapılmasına oylarıyla ve itaatleriyle onlarca yıldır göz yuman çoğunluğun derin uykusu da asla kaçmayacaktır. ilgililere duyurulur.

güya kendisine suikast düzenleyecek bir çete ortaya çıkarılmış kişi. bugünkü=perşembe günü (artık dün oldu) gazete bayisinin yanından geçerken, güneş ve bugün gibi gazetelerde sürmanşetten kendisine suikast düzenlemeyi planlayan bir çetenin ele geçirildiği haberi verilmiş. ancak eve gelince önce ekşiye baktım, böyle bi haber göremedim. internetten hürriyet, milliyet ve sabah gazetelerine baktım haberi bile geçmiyordu. star haberde bahsedildiğini duydum şimdi. bunun üzerine ntvmsnbc'ye bakayım dedim, böyle bi haber yok. danıştay saldırısını unutturmak için hazırlanmış bir tezgah olduğu izlenimi yarattı bende.

az önce ntvmsnbcnin ana sayfasında değil ama güncel haberler sayfasında okuduğum haber de gündem değiştirmeye yönelik suikast hazırlığı izlenimi verilmeye çalışıldığı yönündeki düşüncelerimi güçlendirdi. haberden bir alıntı:"kimi gazetecilere zarf içinde teslim edilen, e-mail aracılığıyla bazı internet sitelerine de gönderilen belgeler arasında en dikkat çekici olanı başbakan erdoğan ve danışmanı cüneyd zapsu’nun evlerinin ve araç geçiş güzergahlarına ait olduğu iddia edilen krokiler...ntv’ye bilgi veren kaynaklara göre, yakalananların başbakan’a suikast hazırlığı içinde olduğu izlenimi vermeye dönük bu krokiler, soruşturma dosyasında yer almıyor.elle çizilerek sonradan soruşturma evrakının arasına iliştirildiği tespit edilen bu krokilerin kim tarafından hangi amaçla basın organlarına sızdırıldığı da araştırılıyor.aynı kaynaklar, bu krokilerin, soruşturmayı yönlendirmek amacıyla konulmuş olabileceğine dikkat çekiyorlar."haberin linki: http://ntvmsnbc.com/news/375241.asp

(bkz: atabeyler gerilla grubu/#9627363)

yüzü batıya dönük bir islam devleti olma yolunda ilerleyen türkiyenin başbakanı

kafasının üstü garip bir biçimde düz bu adamın. her gördüğümde çok merak ediyorum, acaba tepsi koysam durur mu?

saygı göstermesi gerekirken, hemen hemen her fırsatta insanlara kalabalıkta bagırmayı adet edinmis, bir "siz kimsiniz ki" , pardon "sen kimsin ki" edasıyla, emirler yagdırmayı huy edinmiş, başbakanlıgının biraz sonra uyanacagım bir kabustan ibaret olmus olmasını diledigim şahsiyet.ama bir huyu var kendisinin ve esrafının; uzun vadeli planlar yapmak. bu konuda tebrik etmek gerek. alttan alttan istedikleri yolu oyle güzel ciziyolar ki.. üzerini de bizim ilgimizi ceken baska konularla cok güzel kapatıyorlar. ne diyeyim, yazık...

yalçın küçük'ün kendisiyle ilgili, sonradan tazminat davasına maruz kaldığı tanımlama şu imiş:"tayyip erdoğan türkiye’nin başına deli ibrahim’den sonra gelen en cahil adamdır."(http://www.internetgazete.com/...tail.asp?newsid=3993)

türkiye’nin iletisim hatlarini yabancıların eline vermeden önce de e-devlet adı altında yapılacak olan işlemlerinde gizliliğini ortadan kaldırmıştır. yani ingilizler bizi dinliyor da amerikalılar bizi görmüyor mu sanıyorsun sayın başkanım. (bkz: bill gates in dort saatlik turkiye gezisi)

artık televizyon*da, başbakan konuşacak çocukları ekrandan uzak tutun sloganları patlıyor sayesinde. her daim takip ediyoruz. ulusa radikal seslenşin ucunu bucağını göremiyoruz. (bkz: +13)

can dündar'ın bugünkü köşe yazısını okuması gereken kişi: http://www.milliyet.com.tr/...06/05/yazar/dundar.htmlokuyacak mı? hayır. ders alacak mı? hayır.

aldığı 4.000 € maaşla geçinemediğini beyan eden kişi, organlarını satacağını açıklayana, "burası sakatatçı değil" tarzı fırçasınageçinemeyen çiftçiye, "ananı da al git" demesine ekonominin iyi gittiği iddialarınaşaşırmamak lazım. ne de olsa tok açın halinden anlamaz.edit: http://www.hurriyet.com.tr/...8993.asp?m=1&gid=69

iktidara gelen her güç aşınmak zorundadır; insanların ütopik beklentilerine cevap verememenin sonucudur bu. ama tek başına iktidara gelmeyi başarabilen güçlerin [özellikle türkiye'de] aşınma sürecine bir de gözlerin kör olması, iktidar sarhoşu olunması eklenir...bu hep böyle olmuştur, böyle de olacaktır. içimize sindiremediğimiz bir olgudur bizim iktidar: hem sahip olmanın kıvancıyla göğsümüz kabarır, hem bir türlü inanamayız aslında gerçekten iktidar olduğumuza. birbirlerine ara vermeksizin ilan'ı aşk eden liselilerin sevgilerine olan inancı gibidir bizim kendi iktidarımıza inancımız.buraya kadar yazdığım şeyler tamamen sağ iktidarların hissiyatıdır; sol ya da sol gibi görünen iktidarların böyle bir derdi olmamıştır. chp dediğimiz hizip kalesi daha baştan rejimin tek yasal partisinin kendisi, tek yasal düşüncesinin kendi düşüncesi, tek yasal programının kendi programı olduğuna inanmıştır ve buna [ve zımnen iktidara hasbelkader gelebilmiş diğer partilerin bu makamı gasp ettiklerine] inanmaya devam edecektir. onların bitmez çilesi başka bir türdür. hikayenin en başı için (bkz: 1946 seçimleri)menderes döneminde de böyle olmuştu; sağ iktidar [idris küçükömer'in yabana atılmayacak meşhur tespitini şimdi bir kenara koymakla birlikte türkiye'de akp'ye kadar hiç sağ bir iktidarın mevcut olduğuna da inanmayarak] iktidarı içine sindirememiş, sırf bu nedenle konjonktür bozulup da artık mazot fiyatları ve ucuz tohumlar sübvanse edilemez hale geldiğinde eleştiriden bunalmış, bu bunalmayla birlikte sertleşmeye başlamıştı...chp'den lafı açmıştım; oradan devam edeyim. menderes döneminde chp nasıl bir propaganda takip etmişti bileniniz var mı? tam anlamıyla bir yıldırma politikası. iktidardaki parti sürekli devlete millete rejime biat etmek zorunda bırakıldı... recep peker'in daha menderes muhalefetteyken bütçe görüşmelerinde kürsülerden hayvanca "psikopat" diye bağırdığı kelime döndürülür, dolaştırılır, karikatür yapılır, menderes'e 55'ten sonra yedirilir... matrak bir olaydır bu, çünkü en son bu kelamın kulağıma gelişi şu şekilde oldu: pek bir şeyden anlamaz ama laf dinlemeyi pek bilir eğitim fakültesi öğrencisi bir arkadaşım -şifahi kültür yüzyıllar boyunca toplumumuzun eğitim sisteminin pek ve tek önemli parçası idi, kahvehaneler de bu kapsamda okul bile sayılabilir idi; tevekkeli bizim arkadaş da ondan okulu kahvede bitirdiydi herhal- menderes'in raporlu psikopat olduğunu ama görevde kalmakta ısrar ettiği için indirildiğini bile iddia etmiş idi (bu iddia lafı yazarlar arasında da iddaa diye yazılmaya başlandı ya vardır bir bildikleri, daha tdk bir değişiklik yapmadı o yüzden biz şimdilik "iddia" diye yazaduralım). velhasıl, şimdi en azından tayyip'e izan dahilinde yüklenen karikatürcü mizahçı tayfası menderes'e bodoslama girmişti ve evet, menderes ciddi anlamda çileden çıkmıştı...mizah hem zatı itibariyle hem de savunması olmayan bir saldırı çeşidi olması hasebiyle matrak bir şeydir...bir adamın karnına yumruk atman onun yere düşmesi anlamına gelmez; bir adamın karnına yumruk atıp onu yere düşürmen bile onun kalkmayacağı anlamına gelmez. ama mizah ile bir adamı bir küpe sokmak başka bir şeydir; mizah ile saldırdığın bir adamın değil sana cevap vermesi, yerinden kalkabilmesi bile çok zordur...sabah kalksam, ben görsem ya da bir arkadaşım mesela bir cemicem, bir ben adam olmam, bir morrandir veya lindemah ben daha çayımı içmeden bilgisayarımı açmadan ofise damlasa ve dese ki, "adamın biri senin nickinin başlığına öyle şeyler yazmış ki..." karnıma ağrı girer, içemem o çayı, gün zehir olur... hakaret içeren birşeyler olduğunu ummaktan başka çarem yoktur çünkü o zaman sildirebilirim. ya eğer kendimce tespit yaptığım en bir köşede kalmış yazımı evirdiyse çevirdiyse, lafı soktu geçirdiyse... bir de beni komik duruma düşürdüyse, işte o zaman yapabilecek hiç bir şeyim yok demektir.alıyorum bunu kaldırıp ulusal medyaya taşıyorum; bir pazar kalkıyorum, götünün kılları pişmaniye olmuş, gazete eklerinden başka bir yerde çizecek yer bulamayan, en iyi espirisi bakkaldaki fiyatlara bakıp kalan adamı (hani bak-kal ya ondan) çizmek olan bir bunak, ayağımdaki picamayı çıkarmış, onun yerine dansöz kıyafeti giydirmiş, kıvırtmış da kıvırtmış beni. ben bu durumu hazmedemem, hele bir de bu ülkede iktidar sanarken kendimi böylesine bir savunulması imkansız vuruş tüm hanmi'mi bozacaktır kurtuluşu yok. işte mizah tam da budur; karşındakinin ağzını yüzünü çarpıtmak, şeklini bozmaktır, onun en ufak hareketini abartmak, ortaya yepyeni bir ürün olarak çıkarılan bu yeni spesiyalitenin bir önceki haliyle özdeş olduğunu yedirebilecek yeteneğin de varsa eğer yedirtmek, ortaya çıkana güldürmektir. hele muarızının kırmızı bir de düğmesi varsa değmeyin keyfime [misal "dörtgöz"se bitti mesela, ya da "çiko"ysa, hele ciklet diyeceğine "siklet" diyorsa hiç şansı yok]. mizah acımasızdır ve hep en savunmasız yerinden yakalar adamı. takkır tukkur sesler çıkararak evine gitmeye çalışan koltuk değnekli zayıf karakter edilecek her lafın altında komik kalacaktır, hiç şansı yok. mesut yılmaz'ın yapılan taklitlerinde konuşmasının arasına reklam alınması, demirel taklitlerinde hepten anlamsız sözler söyletilmesi, ağzının büzük gibi büzülmesi, tansu çiller'in konuşmasının lastik gibi uzatılması hep böyledir. bu tayyibin de kaçabileceği bir şey değildir, çünkü kaçılabilecek bir şey değildir...karşıdakinin söylediklerini yanlışlamak için bile ilk önce onun kendi içindeki mantığını formulize etmek, kendi mantığı içinde tutarlı olmadığını ispat etmek gerekir. ama mizahın böyle bir önkabulü veya bir ihtiyacı yoktur; komik olmak dalgaya alabilmek hedefe varmak için yeterlidir, safsata da olsa ahlaksız da olsa illa ki bir gülen çıkacaktır -yeter ki aradaki illiyet bağı ölçüsüzce koparılmasın-. o takkır tukkur diye giden koltuk deynekli arkadaşa piçin biri tarafından edilen o laf kulağımıza girdiğinde önce dudak kenarında bir kıpırdama derin bir iç çekiş, sonra korteksin devreye girmesi, normları kuralları ahlakı ortama taşıması, kimseye gülmek üzere olduğunu çaktırmadan yavaşça nefesin koyverilmesi... üniversitenin birinci sınıfında yediğim bir bok aklıma geldi şimdi; hayatımda ilk defa vize denilen bir sınava giriyordum, ortamlara akmaya gelmiştim, istanbulluydum, ankara'ya yolu düşmüş taşranın saf çocukları "ulan bu herif ne yumurtlayacak şimdi, gene yaracak bizi" der gibi sürekli ağzımın içine bakıyorlardı ve ben yavşaklık yapmaya, fırlamalığımı ispat etmeye kendimi -şartlamayı da geçtim- programlamıştım. sınava iki asistan geldi; biri sivilceli çiçek bozuğu yüzlü saç namına pek bir şeyi kalmamış gözlüklü bir oğlan; öbürü kambur bir bayan. bu "kambur"un üstünde durmak istiyorum, bu bayan hakkında en az bir sayfa yazabilirim aslında buraya ama yazamayacağım, tüm söyleyeceğim "kambur bir bayan". o gün ettiğim bir laf var: sabanci spastik cocuklar egitim merkezine dönmüş olm burası! tüm sınıfça çok güldük. aman ne de güldük ne de güldük.... on bir senedir gitmiyor o asistan bayanın gözlerindeki ifade aklımdan. mizah tam da budur işte. gülün ulan amına koduklarım.ne menderes kurtulabildi bu tezgahtan şimdiye kadar, ne de tayyip kurtulabilecek bundan sonra. kendini iktidara geldim diye gerçekten iktidar zannetmenin düşürdüğü bir hata bu... (bkz: power corrupts, absolute power corrupts absolutely) diyeceğim ama aslında o bile değil; dağın tepesinde çıkıp vardığında arkasında deniz olmadığını, hatta bi bok olmadığı anlamanın sıkıntısı bu. bir güllü kaşar pehlivan var ki ismini bile zikretmek istemedim şu saatte, bir o var bu tezgaha gelmeyen; sanırım o hep biliyordu her zaman biliyordu, gaza gelmeyeni gaza getiremezler, gelmenin de gitmenin de alta düşmenin de üste çıkmanın da övünülecek yerinilecek bir şeyi yoktur. madem ki olay dalgana bakmaktır, gene gelirsin gine gidersin, budur. ama kafanda bir ideal, yapmayı başarmayı istediğin bir hedef, şu hayatta en azından bir çizik bırakmak varsa... yani kendini ve fikirlerini fazla ciddiye alıyorsan işte o zaman kaşar suratlı olamazsın, olamayacaksın, her denilene gülüp geçemeyeceksin, sinirleneceksin, sinirlendikçe hata yapacaksın;ve seni oradan indirecekler demektir.

(bkz: yolsuzluklara damardan girdik)

yalan makinesine sokulası başbakan, saygıdeğer devlet büyüğü. "ağızdan çıkan söz, yaydan çıkan oka benzer. hiç kimsenin bu millete ağır bedel ödetmeye hakkı yoktur, olamaz. biz hiç bir zaman gerginliğin tarafı olmadık olmayacağız.*** ak parti'yi uzlaşmadan uzak gösterme gayretine girenler haksızlık eder.*** biz her zaman uzlaşma gayretinde olduk.*** eleştiri ile hakareti iyi ayırt etmek geriyor. hakarete evet diyemeyiz ama eleştiriye sonuna kadar kapımız açık***(¹). yapay gündemlere gereksiz gerginlikleri prim vermedik, vermeyeceğiz.*** çok net hedeflerimiz var.*** kararlı adımlarla ilerlemeye devam edeceğiz. bizim gündemimiz türkiye'nin gündemidir.*** türkiye'nin gündeminde ise istikrar talebi var. türkiye'nin nasıl sağlam bir yapıya kavuştuğunu yatırımcılar çok iyi biliyor.*** gelen yabancı yatırımcıya, yatırımla bakın bunu görürsünüz.*** bir çok yatırımların açılışını yapıyoruz, bir çok yatırım için temel atıyoruz. türkiye'nin dört bir yanında neler olduğu ortada*. bunlar olurken ankara'dan veya bir noktadan bakarsanız göremezsiniz. biz bir noktadan bakmıyoruz, arazide tesbit yapıyoruz" kaynak: http://www.zaman.com.tr/...trh=20060606&hn=291425(¹) : http://www.milliyet.com.tr/.../06/06/son/sonsiy11.asp

türkiye cumhuriyetinin en uzun boylu başbakanı.ben şahsım adına kendisinin sorumluluk taşıdığını bizlere göstermesini istiyorum zaman zaman. başbakan göstermesi gereken sorumluluk dolu duruşu gösteremiyor. başbakan dik, dimdik, herşeye dikleniyor herkesi azarlıyor, herşeye bir laf ediyor.. oysa öyle mi olmalı? hiç şüphesiz ki hayır. böyle olmamalı.tarladaki ekini ele alalım mesela. buğday daha “ot” iken dimdiktir. o zaman buğday diklenir. ama ne zaman başakları dolmaya ağırlaşmaya başlar buğday da o zaman boynunu eğer. çünkü başakları dolmaya başladığı andan itibaren buğday sorumluluk taşımaya başlar. un olacaktır çünkü, ekmek olacaktır, irmikolacaktır makarna olacaktır, bulgurolacaktır ve.. karın doyuracaktır.. sorumluluk sahibidir buğday, sert bir dikbaşlılık yerine mağrur bir şekilde başını eğmeyi sorumluluk taşıdığının bilincinde olduğunu göstermeyi seçer.. sorumluluk olmadan, başaklarını taşımayı bilmeden buğday olunmaz. ot da karın doyurmaz.. mesele buğday olmayı bilmek..

kendilerine faşist demenin cezasının 25 bin ytl olduğu kişi.tarifeler henüz açıklanmış değil fakat deneye deneye öğrenebileceğimize eminim.buyrun buradan yakın;http://www.hurriyet.com.tr/gundem/4552951.asp?gid=71

mesaisinin %95 ini acilislarda geciren basbakanimiz.

(bkz: rüyalarımdaki prens)

yüz bin kişinin toplanıp* kendisine katil, molla, azmettirici, laiklik düşmanı ve benzeri sözleri söylenmesi grup indirimine dahil olup beleş olan, ama birey birey geldiğinizde söyleyeceğiniz sözlerin ücrete tabi olduğu kişidir.**

kendisine icimden gecenleri soyleyebilmek icin sponsor aradigim kisidir.

istediğinde çok komik de olabiliyor başbakanımız.""bürokratlar ön kesmeye bayılır, yol açmazlar" diyen erdoğan bürokrasiyi azaltacak bir birim kurma hazırlığı içinde olduklarını söyledi. "http://www.cnnturk.com/...mp;hid=1&haberid=190137kasımpaşada max weber vardı da okumadı mı başkanımız? adam ne dese yaranamıyor bize.(bkz: bürokrasiyi azaltacak kurum)

“kktc’ye karşı uygulanan izolasyonlar kalkmadığı sürece ne ek protokol, ne limanlar, ne havaalanları konusunda birşey beklemeyin. annan planı’na destek verdik, kktc bu palana evet dedi. siz annan planı’na ‘hayır’ diyeni ödüllendirdiniz, ‘evet’ diyeni cezalandırdınız. cezalandırmaya devam ediyorsunuz. çok açık söylüyorum, müzakereler durursa durur. bize karşı olumlu yaklaşana biz de olumlu yaklaşacağız." -- recep tayyip erdogan bence iyi demiş. ciftciye soylediklerinden daha mantikli oldugu kesin.

turkiye cumhuriyet'inin basbakani olarak "ab ile müzakereler durursa dursun" demistir... bir basbakan tarafindan bu kadar rahat kurulabilecek bir cumle oldugunu tahmin etmiyorum.

yine milletin hassas degerlerini oksamis, turk dedigin boyun egmez havasıyla milleti pohpohlamis basbakandir, ama kanımca sonuç yine birilerinin istediği gibi olacaktır. film hilesi bunlar.

bir başbakanın hiçbir altyapısı yokken (daha önce imzalanan kapı gibi protokoller var ab'nin elinde), bir çocuğun "küsersem oynamam" deyişinden daha ileri gitmeyen tarzda kelamlar edebileceğini bize göstermiş başbakan...tam hafta sonunda böyle bir açıklama yapar, diğer haftanın başında euro'yu doları görüp serzenişte bulunan ekonomistlere de, "dalgalı kurda olur böyle şeyler!" diye cevap verir... kıbrıs sorunuyla ilgili olarak söyledikleri, ilk anda "milliyetçi damarımızı" okşasa da, biraz daha sakin ve sağduyuyla baktığımızda türkiye dışında herkesin ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey yapmamıştır. yanına garnitür olarak belçika peyniri ve beyaz bir fransız şarabı önerilir. afiyetle yiyiniz..

yukselen milliyetci dalgadan parsa kapabilmek icin ab'ye posta koyuyormus izlenimini vermeye calisan politikaci. bu efeliginizi 17 aralik 2004'te niye gormedik acaba, veyahut takip eden surecte. samimiyet bu denli ayaklar altina alinabilir.

hazirladigi laflari piyasalarin kapanis saatinden sonra soyleyip, pazartesi seans baslayana kadar danismanlarina ve disislerine 'aman efendim yanlis anladiniz, sayin basbakan havalimanlarindaki cati izolasyon malzemelerine deginmistir' deme firsati verebilen is bilir basbakan.

ne piyasaya laf etmiş ne de küsersem oynamam tarzında cümleler söylemiş bir adamadır.eyyamcılık yapanların yeni gözdesidir.dış politika ne gerektiriyorsa onu yapmıştır.ama hala gel gör ki kimseye yaranamamıştır.bu adam "evet" dese "niyet evet diyo var bunda bi hinlik", "hayır" dese "aaaaaaaa neden hayır deedi ne kadar bağnaz bir adam " deyip durur bazı aklı çalışanlar.bir aynaya bakalım kendimizi görelim ondan sonra da ne diyeceklerimizi düşünüp söyleyelim.

takla atsa da, amuda kalsa da bazılarına yaranamayacak başbakan. ab müzakereleri hakkında bunca sığ eleştirileri hak etmeyen insandır. dün söyledigi sözlerin benzerlerini ecevit hükümeti'nin ab'den sorumlu devlet bakanı mesut yılmazda söylemişti. hatta daha da ileri gidip 'yüzümüzü türk cumhuriyetlerine döneriz'i de eklemişti. o zaman bu tavır mesut yılmaz'ın üzerinde fazlasıyla iğreti kalmış x'den y'den oluşan herkesler kendisine bi yerleri ile gülmüştü. çünkü adamda icraat yoktu lakin ses vardı- ki o da 3-4 saniyede bir ağzından çıkan hececiklerden müteşekkildi. aradan sadece 3-4 sene geçti. begenilmeyen bu adam time dergisinin değimiyle monşerlerin yakınına bile gelmeyi beceremediği ab kapısına kasımpaşa'dan estire estire inmiş, "knock knock" demiş, mukabiliyet protokolünü bakanlık seviyesinden tekrar devlet başkanı seviyesine yükseltmiş beğenilse de beğenilmese de iş yapmıştır. hatta arkasından " başbakanımız sayın r. tayyip erdoğan yarın ülkemize resmi ziyarette bulunacaktır" esprisinin üretilmesine sebep olmuştur. uğraşmıştır, çabalamıştır. ama karşısında "sen simidin fiyatını dahi bilmiyorsun, bak biz araştırdık, 35 kuruşmuş simit sayın erdoğan!" demekten başka muhalif bir ses bulamamış bir başbakandır ne acı ki..o zamanları unutup şu anda ahkam kesenlere de george orwell amca diyeceğini demiş 70 yıl önce; `they (public) have no memory`.eleştirenlere yeri geldikçe ben de katılırım. ama her zaman- hiç durmadan- gece gündüz demeden- helak olmayı göze alarak katılanlara önerim ise "nolursunuz! okuyun büyüyün, büyük adam olun, akıl-izan sahibi genç beyinler olarak plazalara tıkılmak için yarışacagınıza, daha iyiiçin önce ana muhalefetteki eski genç-yeni fosil mantıgı değiştirin sonra da iktidar olmanın dayanılmaz hafifliğine kapılmadan iş yapın. serbest çarpıtılmış çağrışım:yiğidi gebert hakkını verme..

sahsen, avrupa birligi ve turkiye iliskileri konusunda son donemde yaptigi cikislarin sonuna kadar arkasindayim. kendisinin bu cikisi yapmasinin arkasinda yatan niyeti bilemeyecegim, muneccim degilim. bu eksende savunulmasi veya desteklenmesini recep tayyip erdogan'i savunmak/desteklemek cizgisine indirgemenin yanlis oldugunu dusunuyorum, konunun bir ulusal mesele oldugunu hatirlatiyorum.bu tepkiyi avrupa birligi uyeligini zaten hic bir zaman istemedigi icin de yapiyor olabilir baska birsey icin de, fakat su asamada avrupa birligi amaci ile avrupa birligine rest asamasinda kendisi ile hemfikirim, restin yerinde ve dogru bir karar oldugunu dusunuyorum. bunu yukselen milliyetci dalga bagdastirmiyor tersine turkiye'nin avrupa birligi'ne girebilmesi icin avrupa birligi'nin bunu istemesi, bunun da ancak turkiye'nin gecici bir sure ile bundan uzak durmasi ile olabilecegine inaniyorum. turkiye'nin orta vade'de avrupa birligi'ne girmek icin parmagini bile kipirmasi gerekmez iken (uygarlik tarihinde ihtiyaclar ve ekonomi her zaman diger ogelerin onunde olmustur) sanki tam tersi imis gibi bir havayi yillardir yasiyoruz. turkiye'nin kavgasi entegrasyonun daha kisa vadede olmasi ve bu asamada diger ulkelerin bu sureci kendisi aleyhine kullanmasini engellemektir. avrupa birliginin kavgasi ise turkiye'yi mumkun oldugunca gec uye yaparak kendisine gerekli oldugu zamanda kullanmak dolayisi ile ekonomik yukten siyrilmaktir. temelde bu iliskilerdeki en onemli gosterge ekonomi, ozel olarak da "enerji sektoru". sonuc itibari ile ben ne demeye avrupa kamuoyunu ikna etmek zorunda olayim, bu benim isim degil ki, birakalim avrupa kamuoyu'nu avrupa hukumetleri ikna etsin, nasilsa etmek zorundalar, pasa pasa edecekler. ya da simdiye dek kayamgini yedikleri turkiye karsitligi rantinin faturasini secim kaybederek odeyecekler, her halukarda turk insaninin derdi degil.

ab müzakereleri hakkında söylediklerine canı gönülden katıldığım ancak türkiye'yi kendi kabuğuna çekip dilediği gibi at koşturma çabası içinde olmasından korktuğum insan. halkın büyük bir çoğunluğu ab'ye karşı belki ama gene aynı halkın büyük bir çoğunluğu da türkiye'nin kendi içine kapalı bir ülke olmamasını istiyor. (bkz: iran) bu ince çizgiyi nasıl ayarlayacak izleyip göreceğiz..

(bkz: #8131770) *

aynı recep tayyip erdoğan, annan yasa tasarısından yana olmayın, olursanız bunun sonu yok eleştirilerine ve görece değerli sayılabilecek fikirlere gözünü kapayarak evet oyunu desteklemiştir... o zaman da eleştirildi...dünkü konuşmasını savunanlar bir başbakanın, tutarlı bir politika uygulama yükümlülüğünü görmezden gelmektedirler... birkaç ay önce tüm eleştirilere rağmen bildiğini okuyan başbakan yine okumalıdır bildiğini... amaeski biliyorum dediğiyle şimdiki uyuşmuyorsa burada ciddi bir tutarsızlık sorunu vardır.bir de, bir kişiye eleştiride bulununca hemen "ama şu da bunu yapmıştı" diyenler var. gerçi eleştiri mevhumunun özellğiyle ilgili olacak ama söyleyeyim burada: eleştiriye böyle karşılık verilmez. eleştiriye sunulan argümanların karşılığı olan davranışlarla karşılık verilir. dolayısıyla beni "ama bıdı bıdı da söyle yapmıştı, o zaman kimse bir şey demiyordu" çürütmeye kalkan olursa kusura bakmasın ciddiye almayacağım.madem "küstümben oynamıyorum"la başladık, örneğimizi arttıralım.a: pissin sen. (kötü bir şeydir)b: sen de pistin geçen gün (evet o zaman diyeydin de, düzelteydik kendimizi. şimdi senin yaptığım eleştirimi eleştirmek olmadı, misillemeoldu ve çok da inandırıcı değil malesef. ayrıca bu şuan senin pis olduğun gerçeğini de değiştirmiyor).ayrıca bir de tayyip erdoğan'ın savunmasını çok çalışması üzerine yapanlar var. yahu, herşey o kadar şaşmış ki... tayyip erdoğan çok çalışmaktadır, doğrudur... ama türkiye cumhuriyeti başbakanı çalışmayacak, ülkelere gitmeyecek, diplomatik görüşmeler yapmayacak, uykusuz kalmayacak da ben mi yapacağım bunları? efendim diğerlerinin böyle çalışmadığını varsayalım... o onların bok yemesi diye şimdi tayyip erdoğan çalışkan mı oluyor? hayır bence bir başbakanın yapması gereken şeyi yapıyor. lütfetmiyor, normalini yapıyor...önce eleştrilerin prensibinde bir ortak nokta yakalamalı sanki...

kendisi için bir giresun türküsü çığırmak istediğim rizeli başbakan:alçaklara karlar yağmış üşümedin misen bu işin sonunu düşünmedin mikıbrıs davasına bir ömür adamış, karşı tarafın ciğerini okumuş, "yapmayın, etmeyin" diyen denktaş'ı hiçe sayıp, "bırak, kalk gel. uçağını alanda ben karşılayacağım" diyen deniz baykal'ı duymazlıktan gelip, "sen imzala da, sonra deklarasyon yayınlarsın" sözüne uyduğun, imzayı basıp, deklarasyonu yayınlayınca da, avrupa birliği'nden gelen, "imzaladın artık, geçmiş olsun" diyen karşı deklarasyon hakkında parmağını kıpırdatmayan dostun tony'e kızmadın da, şimdi mi celalleniyorsun, sayın başbakanım?(http://img13.imagevenue.com/...;image=68683_sabah.jpg)- tayyip?- tony?- tayyip?- tony?- imza, tanıma değildir, tayyip.- tony?- tayyip?- jacques?- tony?- tayyip?- jose?- tony?- ursula?- tayyip?- wolfgang?- tony?- ayıkla pirincin taşını, tayyip: http://img12.imagevenue.com/...tpoker160620061[1].jpg

ağzıyla kuş tutsa bile bazılarını memnun edemeyecek, değeri 20 yıl sonra bilinecek, kasımpaşa kabadayısı,anadolu çocuğu,liderlik özellikleri baskın geri kalanı ortalama yurdum insanı.

"ananı al da git, çok konuşma, sor bakalım şu sahtekára ne istiyormuş, senin duyguna ihtiyacım yok, dur dinle be, dokuz ay on gün be, oğlun da işsiz kalsın, otur otur, afra tafra atma"sozlerini soylemis bir turk buyugu.(bkz: http://www.hurriyet.com.tr/...sp?yazarid=5&gid=61)

ismail cem'den dışişleri, süleyman demirel'den politika, bülent ecevit'ten devlet adamlığı, ahmet necdet sezer'den ortaya karışık dersler alması, bununla da yetinmeyip üstüne ~45 fırın ekmek yemesi gereken sayın başbakanımızedit: halkım yiğitliği tezcanlılığı sever ama aklı başında avrupalı yemez

ab il ilgili yaptığı açıklama sonucunda yine beni hayretler içerisinde bırakmış adamdır.konuya ya da söylediklerine hiç değinmeden bu adamdan bahsetmek istiyorum sadece. kimdir bu recep tayyip erdoğan? milli selamet partisi ve refah partisi'nde senelerce aktif olarak görev almış.. ardından siirt'te yaptığı şeriat yanlısı konuşma sebebiyle ceza almış .. hakkında çıkan ceza kararından sonraki gün nakşibendi şeyhi arkasında namaz kılarken görüntülenmiş bir adam.kendisi aynı zamanda imam hatip mezunu ve şu anda türkiye'nin başbakanıdır. kısaca nedir ne değildir hatırlatmak istedim zira milletçe pek bir zayıf hafızamız var. bunları bildikçe ve hatırladıkça da kimse bana "bu adam ne yaparsa yapsın kimseye yaranamaz" masalından bahsetmesin. kendi adıma söylemeliyim ki evet bana asla yaranamayacak. öyle ki ab'ye girme yönünde en ufak bir isteğinin olduğuna da inanmıyorum o ayrı. ha biz senelerdir pek bir kandırılmaya müsait olduğumuzdan her türlü politikacıyı en saf ve temiz duygularımızla durmaksızın kabul ettik. ama durum öyle bir noktaya geldi ki ; ben bu zamana kadar yaşadığım ülkede böyle kendini bilmeden konuşan , böyle bir tarza sahip bir başbakan daha görmedim .

sol frame'de coştuğu görüldüğünde "yine ne işler açmış? yine ne pot kırmış?" diyerek tıklanan isim.

pek fazla yanlışlarla ülke gündemine gelmiş kişidir. bir başbakana yakışmayacak bir çok hareketi gerçekleştirmiş olması seçmenlerinin gözünde derecesini biraz daha düşürmüştür.her şeye rağmen deniz baykal siyaseti yapmamakta direnmektedir. bu sebeple takdir edilmesi gerekir.eleştiri oklarının her birinin üzerine çevrildiği kişidir.insandır, insandır, insandır.elbetteki eleştiri alacaktır, elbetteki sorgulanacak ve hesap vermesi istenecektir.ancak; şahsına bok atmak * bir 'rant' olagelmiştir.sözlüğe yazar olan birisi rte'yye 'bok atmadan' yazarlığa kabul edilmemektedir mi nedir..seçimlerde oy kullanan halkın da -ki bu halk rte ve partisini tek başına iktidar yapmıştır- 'aşağılandığı' bir ülkenin başbakanıdır.halk aşağılanmıştır: rte'ye oy vermiş olan ve o'nu başbakan yapmış olan insanlar ülkenin çoğunluğudur. demokrasi isteniyorsa eğer işte demokrasi budur.ama demokrasi aynı zamanda şudur da: (bkz: demokrasi/@derectus)iki ucunda da bok vardır yani.ama rte'ye atılan bokların bu çubukla alakası yoktur.deniz baykal ile alakası vardır, daha doğrusu 'deniz baykal tarzı siyaset' ile alakası vardır.danıştay baskınından sonra; "suçluların bir an önce bulunması hükümetin görevidir" açıklmasını yapan bir kişinin, suçlular hızlı bir şekilde bulunduktan sonra ; "bu işte bir iş var çok hızlı yakalandılar" demesi ile alakası vardır.ekonominin düze çıkmasını sağlamış ekibin başındadır. serbest piyasa ekonomisi ne ise işte bugün türkiyedeki de odur.türkiye bir üçüncü dünya ülkesi midir ki kendini bilmez üç beş kişi tarafından "sosyal demokrasi" adı altında yönetilecektir?elbetteki değildir.. türkiye bir 'dünya ülkesi' olarak demokrasinin gereği olan seçimlerin sonucuyla yönetilecektir.bu yönetimi yapacak olan kişi de önümüzdeki iki yıl noyunca da rte'dir. demokrasi budur.bok atıp sıvamak değil, boku attıktan sonra surata ineceklere hazırlıklı olmaktır.muhalefet için muhalif olmak değil; bazı şeyleri düzeltmek için muhalif olmak demektir.ülkenin .mına koymuş, elinde güya resim fırçasıyla dolanan, nitekim fırçadan bir farkı olmayan 'aslan parçaları'nı sorgulamaktır.cezalarını verebilmektir.uzun lafın kısası..bok atmıyorum diye ne boynuzum çıkacaktır, ne şeriatçı olacağımdır, ne de ülkeyi bölmeye çalışan birisi.demokrasi budur.. ha demokrasi iyi midir? tartışılır.. ama budur.. rte de demokrasinin ürünüdür.

genel olarak çoğunluğun dediğinin olması şeklinde bilinen ama bu çoğunluğun mutlak büyüklüğünün ve niteliğinin ayrı olarak tanımlanabilmesii ve bu tanımın da o tek dönemlik yönetimlerce yapılabilmesi yüzünden oluşan paytak demokratik süreçler sonucunda, ortaya çıkan ürünün mükemmel, eleştirilemez, hatta demokrasiyi sindirmiş bir yapıya bile sahip olmayabileceğini; bir ülkede demokrasi bilincinin yerleşmesi için 75 yılın bile az gelebileceğini; her türlü dalavere ve fiyaskoya rağmen yarım yamalak da olsa demokrasinin, bir iktidarın 3 yıl ayakta kalabilmesine izin verebileceğini ve en önemlisi de 70 milyonluk bir halkın bu olanları sindirebileceğini göstermiş yegane insan

son ab çıkışı ile yine saf seçmenlerinden alkış almış baştan, ama boştan bakan... rte ve akp şakşakçılarının hafızaları zayıf olduğundan ve herkesi de öyle sandıklarından dolayı, 29 temmuz 2005 tarihinde hangi kararların imzalandığını, rte' nin kıbrıs' ı nasıl sattığını bir kere daha okumalarında fayda var.

recep tayyip erdogan : artık işçiyle el ele bir türkiye var!işçi : tutmayın,bırakın lan beni, bırak, bırak diyorum sana...olaylar gelişir...

büyük sözü dinlemeyip, duvara toslamış başbakan.(bkz: rauf denktaş/#6930174)(bkz: #9692787)

halen sağlıklı bir dış politika oluşturamamış humetin başbakanı. amerika ile arası kotu, ab ile surekli restleşme, rusya ile belli seviyede kalma ile halen ne yapmak istediğini anlayamadığımız kişi. ulkenin stratejik mevkilerine kendi mantalitesindeki insanları getirmekle meşgulken ulkenin gerçek problemlerini unutmuştur. ozellikle 2002 yılından once akp'ye uye olmuş, herhangi bir imam hatip lisesi'nden mezun, eşi turbanlı isimlerin ozellikle bir yerlere yerleştiren siyasetle ulke yonetmeye çalışan başbakan. her hukumet kendi adamlarını bir yerlere getirebilir. bu artık ulkemiz için şaşırtıcı değildir. ancak oyle ornekler var ki bu hukumetin yaptıgı insan şaşırıyor. mesela thy'nin ozelleştirilmesi. yüzde elliden fazlası ozelleşen thy'nin yonetimi hukumette kalıyor. ancak kit'lerden çıkarıldığı için hiçbir devlet denetimine tabi tutulamıyor. bir diğer örnek ise daha geçen aylarda yaşanan merkez bankası başkanı ataması. burda yaşanan fiyasko tarihe geçmesi gereken bir olaydır sanırım.akp hatay milletvekilinin açıkladığı hatay'daki ihale olayı yine başka bir ornektir. keza benzer olaylar da diğer birçok ilimizde de yaşanmaktadır. bu olayı medyaya yansıtan milletvekilinin odulu de partiden ihraç olmuştur. sayın recep tayyip erdoğan ve hukumeti ulke yonetimini ikinci üçüncü plana atıp başka şeyler peşine düşmüşler ve son fiyaskolarıyla beraber piyasaları bun hale getirmişlerdir. ne sağlıklı bir dış siyaset ne de sağlıklı bir iç siyaset yapmaktadır. agresif başbanımız kavgacı uslubunu sınır otesine taşıdıgı için sınırlar otesinde de yakında kavgalı olmadıgı kimse kalmayacaktır sanırım.

(bkz: turk hava yollari/#9701958)

20 haziran salı akşamı trt1 deki enine boyuna adlı sohbet programında çocuklarından söz ederken duygulanıp ağlayan ve gözyaşlarını peçeteyle silen, bizim için de ağlayabilse dedirten "şiirci" başbakan.

iyi halini görüp de yazmanın ekşisözlüğün büyük bir kısmı tarafından yiğitlik olarak değil de nedense şerefsizlik olarak addedildiğini düşündüğüm başbakan. düşmanına karşı mert olmanın neresi ayıp onu da ben anlamıyorum.

(bkz: aglarsa anam aglar gerisi yalan aglar)

(bkz: adnan senses in rte nin yuzunde nur gormesi)

çocuklarına vakit ayıramıyor diye ağlayan başbakan. çok üzüldüm, içim burkuldu. tamam yaa, vazgeçtik. senden bu kadar fedakarlık istemeye hakkımız yok. sen şimdi hemen istifa et, çocuklarına bolca vakit ayır, tamam mı? biz bağrımıza taş basarız artık. maksat gönüller bir olsun.

herkesten ve herşeyden şikayet etmeyi bırakıp; acil olarak "amansız işsizliği" çözmek zorunda olan siyasetçi. işsizler için de ağla tayyip amca !

bomba başbakan. geçen gün boğaza bitişik mekanda katıldığı programda laiklik çerçevesi içine sokulmaya çalışılan bir takım söylemlerle eşi ve çocuklarına hakaret edildiğini beyan etti: "...bir kere bu bize hakarettir. bu yaklaşımı yapanların* istediği şekilde yaşamak zorunda değiliz? ne yapacaktım? halkımı mı aldatacaktım? siyasetten önce farklı siyasetten sonra farklı mı yaşayacaktım? dün neysem bugün de oyum değişmedim""değişerek geliştim" de demişti sayın başbakan... sormak isterim ben şimdi: peki, "laik değilim ama laikliği korumakla yükümlüyüm" yaklaşımı yapmak, laikliği ta 1928 yılında anayasanın değişmez ilkelerinden biri olarak kabul eden, önemli bir çoğunluğuyla ilkenin gereklerine uygun yaşamaya gayret eden ve özellikle de devlet erkanından bir takım kişilerin tam tersi tutum ve davranışları yüzünden gerek yurt içinde gerek yurt dışında günlük yaşam ve imaj açısından büyük sorunlarla uğraşmak zorunda bırakılan türk halkı'na hakaret olmuyor mu,, sayın erdoğan?bir baba olarak izlemedim ben rte'yi... kızgınlığımdan ötürü nesnelliği yitirdiğim düşünülmemeli, çünkü siyaset bir anlamda duyguları ve planları gizleme sanatıdır. soğukkanlılık kuşanarak zekayı ve tarih bilgisini verimli kullanma sanatıdır. iç ve dış koşulları iyi analiz edip uygun hamle geliştirme sanatıdır. rte dün akşam da siyaset yapıyordu; "halkım" diye bahsettiği kitlenin geçmişinden bugününe "baba"nın ne demek olduğunu iyi biliyordu. siyaseten kan/oy potansiyeli kaybediliyorsa, gerekli canlandırma için duygusal düzene çalışmanın, bunu da kişisel yaşamın ayrıntılarını kullanarak halkı duygulandırmayla kotarmanın işe yarayacağını biliyordu. aksi takdirde bugün bir erkek dergisi olan boxer'de* bile abdullah gül'ün "ikinci adam" etiketi altında kişiliğine, tuttuğu takıma, bıyıklarını kaç yıldır kesmediğine dair ayrıntılarla meşgul edilmezdik.senin için değil başbakan, çocukların için üzüldüm, o da azıcık. benim babam batman'da çalışmak zorunda bırakıldı, annem 28 yıl öğretmenlik yaptıktan sonra emekli maaşını okuduğum seneliği 1000 ytl tutan devlet üniversitesine yatırıyor. onlar için ben, senin evlatlarına üzüldüğünden daha çok üzülüyorumdur, inan. eminim onlar da benim için üzülüyordur; senden daha fazla hak ederek...yoksulluk sınırında gezen on binlerce ana babayı, bir ay boyunca cay ve simitle beslenmekle hayatta kalabileceğine inandığın senin insanlarını saymıyorum bile.

degisip degismedigi degisebilen kisi.http://www.google.com/...mp;q=degistim+tayyip+erdoganhttp://www.google.com/...q=+degismedim+tayyip+erdogan

(bkz: kıvırmak)

değişmediğini ayan beyan ortaya koymuş zat..minareler süngü ve miğferler kubbe idi bir zamanlar..o kıyafeti çıkarın diye parti tabanına alt metince mesajlar veren de oydu. (refah kıyafetini diyor. selametçi geleneği bitirdik diyordu.)avrupanın uşağı ve orta yolcu zihniyet lafı da ona aitti.. ( bir mitingde söylemişti bunu.. şimdi ab aşağı, ab yukarı yatıp kalkıyoruz.)ama dürüst davranmış, aslında doğru olan şu ki; değişmedi.. değişmediğini medyaya ve kamuoyuna değil, kendi kadrolarıyla kapalı kapılar ardında istişare ederken gösteriyor. kadrolaşma diye birşey de yok zaten ülkede. en son thy'deki işten çıkarmalar, trt'deki gidişat, devlet dairelerindeki personeller ve daha neler neler.. sayın başbakanın yandaşlarına bakan yüzü değişmiyor esasen, mitingci yüzü ve tavrı değişiyor. pek münasip ve pek muteber.. tam siyasetin gereği gibi.

ekranda her gördüğümde beni inanılmaz mutlu eden adam. tapıyorum kendisine. bugüne kadar böyle bir adam görmedi bu ülke. gerçekten çok karizmatik ve güçlü. ayrıca çok yakışıklı. bıyığı özellikle beni benden alıyor. eşi de çok güzel ve karizmatik bir kadın. gerek duruşu olsun, gerek sempatikliği... çok hoş bir kadın emine hanım. tayyip erdoğan'a başka bir kadın yakışmazdı zaten.tayyip erdoğan'ın özellikleri saymakla bitmez. öyle bir konuşma tarzı var ki, milyonlarca kitabı yalayıp yutmuş olmalı; erişilmez kelime haznesi, akıcı üslubu ve hiçbir zaman taviz vermediği nazikliği ilk göze çarpan özellikleri. bunların dışında, arada bir oynadığı futbol maçlarında bile o mükemmel yürüyüşünü bozmaması çok ama çok etkileyici. türkçeyi daha iyi konuşabilmek için başka hiçbir dil öğrenmemesi de ayrıca takdir edilesi bir davranış.bravo başbakanım, tapıyorum size!mükemmelsiniz siz, siz bir tanesiniz....

dünyanın en tuhaf mahluku başlıklı bir şiir vardır nazım hikmet imzalı.şiir seven başbakandır recep tayyip erdoğan ve belediye başkanlığı döneminde bir meydanda ezbere okuyabilecek kadar da iyi bilir bu şiiri.hassas şeyler aslında bunlar ama;gülünmez kendi kendine, deli derler.

türkye'nin ancak %23'ünü temsil eden başbakan. 100-23: 77(bkz: rakamların dili)

halkini dinlemeyi bilmedigini, bana dokunmayan yilan bin yasasin zihtiyetine mi sahiptir nedir acaba diye düsündürerek bir defa daha gözlerimizin içine içine sokan <b>turkiye cumhuriyeti</b> basbakani*.bir acilis sirasinda antalya'da belediye otobuslerinin sefer sayisinin arttirilmasini isteyen kadina "biz burada bir hizmet veriyoruz, öncelikle tesekkur edin" demistir... asil tesekkuru kendisinin etmesi gerektigini bile düsünmemis, yine belki de kendisine oy veren seçmeni herkesin icinde rencide etmistir.yaziktir, günahtir.

bush hukumetinin uykularını kacıran basbakanımızdir. ab yolunda kararlılıgını taviz vermeden sürdürmekle kalmayip bagimsiz turk dis politikası icin attigi adimlarla ecevit den sonra amerikanın basina bela olmustur. senaryoda yapilacak degisikliklerin emareleri kendini gostermeye baslamistir, kendi yarattikleri meshur asiri islamci teroristleriyle akp arasinda sanal baglantilar yaratarak icerde ve disarda yipratmak, ucu darbeye varacak karisikliklar cikararak erdogani devirmekhttp://www.milliyet.com.tr/.../06/24/son/sondun07.asp "turkiye'de demokrasiyi kurtarma firsati; ornek ırak"amerikanin aklinin basina geldigi zaman ise;(bkz: erdogan in israil bombardimani)

bu sabaha karşı 02:15 sıralarında ağabeyi hasan erdoğan vefat eden başbakan

"türkiye tarihinin en ağır ekonomik krizlerinden birini 24 şubat 2001'de yaşadı, bu acı tecrübenin izlerini hala yaşıyoruz. ancak dün krizlerin pençesinde ağır sıkıntılar yaşıyorken, bugün çok daha rahatız, çok daha mutluyuz" demiş başbakan (26.6.06 - pzt). bu beyanatı verdiği sıralarda, merkez bankası'nın bir gün önce açıkladığı ikinci faiz artırımına rağmen, kurlar düşmek şöyle dursun, cuma günkü kapanış değerlerinin üzerine çıkmış idi.kendisi, siyasete döneceğini müjdeleyen(!) mesut yılmaz hakkında "enkaz alıp, enkaz devredenler, şimdi geri dönmeye çalışıyorlar" meyanında birşeyler söylemişti. yanlıştır: kendisinin devraldığı enkaz falan değil, yıkımın ardından gerekli önlemler alınmış, zaten düzelme yönünde bir ekonomiydi. zat-ı şahaneleri ve arkasındaki ekip, o kadar anlamıyorlar ki, "bozulur-mozulur" diye hiçbir şeyine dokunmadan aynı politikaları sürdürdüler. ne var ki, bu önlemlerin bir kısmı geçici idi ve zaman içinde revize edilmeleri gerekiyordu. bütün bunları yaparken, para getiren ne kadar kit varsa onları da üç otuz paraya elden çıkardılar. gelen paranın ise nereye gittiği belli değil.çaşitli beyanatlarından, durumun vahametini kavramamış olduğu görünüyor. bu durumda, kendisinden sonra gelecek olanın enkaz edebiyatı bile yapamayacağı anlaşılıyor, çünkü ortaya çıkacak görüntü, nükleer savaş sonrası dünya gibi birşey olacak.

şimşir tarak..

anlatıldığına göre seçimi kazanıp başbakan olan her zat makamına geldiği zaman masasının üstünde üç adet mektup ve bir not bulurmuş. notta "işler kötü giderse mektupları sırasına göre aç" yazarmış. vakti zamanında, ülkede işlerin kötü gittiği bir dönemde, dönemin başbakanının aklına işleri düzeltmek için o not ve mektuplar gelmiş, ve hemen gidip 1 numaralı zarfı açmış. mektupta "yolsuzlukların üzerine gideceğini söyle" yazıyormuş. bu öğüdü dinlemiş ve bir süre ülkedeki çatlak sesler azalmış. tabi uzun sürmemiş bu sessizlik. başbakan da bunun üzerine 2 numaralı zarfı açmış, bu mektuptaki "muhalefeti ve eski yönetimleri eleştir" öğüdü de bi süre işe yaramış, lokal anestezi olmuş . amma ve lakin işler hala kötüye gidiyormuş. son bir umutla son zarfı açmış başbakan ve içindeki mektubu okumuş:"sen de üç mektup yaz"diyeceğim şudur ki tayyip erdoğan'ın 3 mektup yazma zamanı çoktan gelip geçmiştir.

an itibariyle ağırlıklı sağ eğilimli türkiye cumhuriyeti sınırları içinde iktidarına elternatif bir oluşum bulunmayan kişidir.deniz baykal: muzmin muhalif, iktidar pratiği hiç yok, kendine muhalefetten hükümetini düşürürerkan mumcu: ne tabanı, ne liderlik ağırlığı var, belki ilerdemehmet ağar: yarının aydınlık turkiyesine geçmişten düşen karanlık gölge! imkansız.devlet bahçeli: aşırı milliyetçiliğin sırası değil ! zaten apo da içerde.süleyman demirel: siyasete dönme lüksü yok! aile fotografı çoktan piyasa oldu, yeğen içerde.bülent ecevit: sağlığına duacıyız, inşallah iyileşip kitap yazar.mesut yılmaz: üstünde koku ve duman henüz dağılmadı. mahkeme kapısında siyasi gelecegini mahkum etti.dtp: pkk ile ilişki kurmak zorunda oldugunu açıklayan kısa ömürlü parti.erbakan: ev hapsinde, bol bol namaz kılıp dua edecektir.tansu çiller: sahi ne oldu ona?cem uzan: yedi kuşak torununa kadar zan altında.herhangi bir seçim arefesinde bunlardan 5-6 sı birleşip voltran'ı oluşturmazsa sonuç bellidir. entry kötülemeden ve recep tayyip erdogan i devirmeden once bir düşünmekte ve alternatifini bulmakta fayda var.

tahminimce danışmanları habermas okumaktadırlar. çünkü habermas der ki önemli olan sizi ne kadar çok kişinin desteklediği değildir. başkasını destekleseler bile size karşı olmayan bir grup kazandırmaktır. yani siyasette amaç oyları yükseltmek değil, karşıtları yumuşatmaktır. hal böyle olunca refah partisinden ak partiye geçiş olur. sempatizanlar artar. ama derseniz ki kendileri bu haliyle hala nefret uyandırabilmekte nerede bu yumuşatma politikası, akla şu söz gelir: alışık olmayan götte don durmaz.

"cumhurbaşkanı benim dışımda biri de olabilir" buyurmuş yegane insandırhttp://www.milliyet.com.tr/.../06/29/son/sonsiy03.asp

papaz elbisesi bile giyebileceğine dair konuşması ile alakalı habere http://www.milliyet.com.tr/...5/30/siyaset/siy07.html adresinden ulaşabilirsiniz... ben haberin tam metnini de vereceğim, hani gün gelir milliyet'in sitesine bir şey olabilir falan diye...istanbul milliyet akp genel başkanı recep tayyip erdoğan’ın bir kaseti daha ortaya çıktı. erdoğan, 1995’teki konuşmasında, verdikleri mücadelenin iktidara gelmesi uğruna papaz elbisesi bile giyebileceğini söylüyor. star tv’de yayınlanan kasette erdoğan, kurallarını kendi inancı dışındaki yapının koyduğu bir toplumda yaşadıklarını belirterek, "o kuralları değiştirip kendi nizamımızı getirmenin mücadelesini veriyoruz" diyor. ardından erdoğan mücadelenin yöntemini şöyle açıklıyor: "biz bu toplumun içinde yeni bir nizamı hakim kılmanın mücadelesi içindeyiz. neydi o mücadele? zamana ve zemine göre değişmeyen doğrunun iktidar olmasıdır. bu mücadeleyi iktidara getirme noktasında gerekiyorsa ne yaparım dedim. papaz elbisesi dahi giyerim. bu var mı usulün içinde? var tabii ki." erdoğan yine aynı dönemde bir başka kasette de laikliği "dinsiz bir zihniyetin zulmüdür, bu ülkede müslümanlara yapılanlar" sözleriyle yorumluyor.

siyasi ve ekonomik guc kazandikca eski soylemini yumusatmistir. ne gercekten takiye yaptigini, ne de samimi olarak fikrini degistirdigini dusunuyorum.(bkz: adalet ve kalkinma partisi/@gadfly)(bkz: doneklik/@gadfly)

önce müşavir, sonra belediye başkanı, sonra parti başkanı, sonra başbakan, belki de yakında cumhurbaşkanı. hayatının gelişimine ve bıyığına bakınca aklıma hemen aziz nesin'in yarattığı ve kemal sunal'ın canlandırdığı zübük karakteri geliyor. özellikle de kasabaya cami ya da okul yapılmasına karar verilecek toplantıda zübükzade'nin mikrofonlara şov amaçlı olarak "allahımnihaaan" diye bağırdığı, ölümden kurtulmak için sekiz saat namaz kıldığı sahneleri anımsıyorum kendisinin suratını görünce. "artık istibdat dönemi bitmiştir. devlet baskısı şunun bunun baskısı yok. ne var peki? artık demokrasi var. aç gözünü doldur keseni. demokrasi geliyor. demokrasi ne demektir sayın hemşerilerim? demokrasi öyle bir şeydir ki.....dadından yinmez. anladınız de mi?"

"dini inancının yüksek olması o kişinin cumhurbaşkanı olmasını engellemez" diyerek,şeriatın gelmesini 4 gözle bekleyen ve bunun için grubuna farkedilmeyen adımlar attıran , aslında göz göre göre türkiyenin rejimini değiştirmeyi amaçlayan kendini peygamber sanan kişi.

gun gecmiyor ki bir seyler yumurtlamasin.bu sefer de reuters'a...'reuters haber ajansına bir demeç veren erdoğan, cumhurbaşkanı adayının, “tüm ülkeyi bağrına basabilecek, ayrımcılığa izin vermeyecek, adalet ve kalkınma partisi tarafından onaylanmış bir isim” olması gerektiğini söyledi.'http://www.ntvmsnbc.com/news/379072.asphaberde dindar* bir kişinin, siyasetçi olma hakkı yok mu diye sorgulayan basbakanimiz, esi turbanli olan birinin cankaya'ya cikabilecegini ima ederek bunu halkimiza sormak gerek diyerek kendi icinde celismis. akp onayladigi birini cikaracak ve halka sunacak oh ne ala. ayrica lutfen:(bkz: dinci ile dindar arasindaki fark) cumhurbaskani halkin yuzde 30'unu temsil eden ve giderek prestij kaybeden bir parti tarafindan onaylanmis biri olamayacagini kim cikip soyleyecek kendisine. agzi acik magazin haberlerine kapilmis bizler neden tepkimizi orenegin en basiti olarak online bir dilekce ile kendilerine duyur muyoruz sormak istiyorum sizlere?sicak bir temmuz sabahi yine bunaldim ben galiba uyandigimda ntv'ye tiklamayacagim...

(bkz: reco kongo kenesi)

(bkz: recep tayyip erdogan in cep telefonu)

bağırarak konuşurken bazı sessiz harfleri çiftleyerek söyleyen kişi. bağırarak dedim de fazla oldu, normal tonda konuştuğunu duymadım zira. örnek mi vereyim? "hassasiyyet", "ebediyyet" gibi. sanırım geldiği imam hatip kültürü ile ilgili bir şey ama söylemeliyim ki kulağa hoş gelmiyor. o bağıran ses tonunun yanında bu kelimelere takılıp söylediklerinin özünü kaçırıyorum, eminim çok mühim şeyler söylüyordur.

çocukları çok çok sevdiği bir çok hareketinden çok belli olan başbakan, insan...

(bkz: sura bal)

sık sık bozulan makam aracının yerine,fiyatı yaklaşık 1 milyon ytl olan yeni bir makam aracı almış basbakanlik makamindaki kisi.pardon ama... ben yarım saat önce,televizyonda fiskobirlik yöneticilerine "paraları sepip savurmayın,bina yaptırıp kiraya vereceğinize,millete ödeyin bu paraları,ben olsam şöyle yapardım,böyle ederdim" diye fırça atan birini görüp kendisine benzetmiştim ama,karıştırmışım sanırsam.

sözlükteki çoğu yazarın ismini duyunca arenada kırmızı görmüş boğa gibi saldırdığı,hakkında peşin hükümler verdiği ve önyargılardan sıyrılıp tarafsız yorum yapamadığı bir dönem “muhtar bile olamayacak” denilen ama an itibariyle türkiye cumhuriyetinin başbakanı olan kişi...ayrıca!...devamlı olarak "şeriatı getirecek" denilen ama bu "şeriatı" nasıl getireceği konusunda en ufak bir şey yazılamayan siyasetçi..oysa biraz geriye gittiğimizde başbakanlığının ilk günlerinde adının pek te öyle şeriat ile anılmadığını görüyoruz..öyleki, şimdilerde rte düşmanı kesilen tuncay özkan bile o günlerde light tayyipçiymiş nerdeyse..inanmıyorsanız okuyun lütfen..http://www.aksam.com.tr/.../yazarlar/yazarlar194.htmlşimdi gelelim şu şeriat meselesine..özellikle son dönemde recep tayyip erdoğan bu ülkeye şeriatı getirecek diye inanan belli bir kesim zuhur etti..yukarıdaki linkte verdiğim bugünün en büyük rte düşmanlarından ve onun ülkeye şeriatı getireceğinin en ateşli savunularından tuncay özkan’ın yazısını dikkatli okursanız bundan 2 yıl önce en azından tuncay özkan’ın kafasında rte=şeriat düşüncesinin olmadığını görürsünüz..şimdilerde recep tayyip erdoğan bu ülkeye şeriatı getirecek diye inanan bu arkadaşlara ”iyi ama nasıl getirecek bu ülkeye şeriatı kardeşim..!!” dediğiniz zaman önce size “olm sende ne aptalsın” bakışı attıktan sonra “ülkenin altını ince ince oyarak tabiki!...” dendiğini duyarız sık sık..ortada “somut” bir kanıt yoktur...tartışma hep “soyut” kavramlar üzerinden yürütülür...”somut” kanıt olmadığı için de bazen “dil sürçmeleri” bazen “tanrının olmadığı yer” örneğinde olduğu gibi birilerinin işgüzarlığını düzeltme çabaları bazen de rte’nin kasımpaşalı tavırları bile “rejim tartışmasına” dönüştürülür...rte avrupa birliğine tam üye olarak ülkeye şeriatı getirmeyi mi planlıyor yoksa ..?”... "ab ile tam üyelik görüşmelerinin bittiği,ülkedeki tüm kurum ve kuruluşların ab standartına uygun hale geldiği o gün bu adam şeriatı ilan edecek şekerim, görürsün bak..!" diyen birisi en hafif ifadeyle "önyargılıdır" ve hayata at gözlükleri ile bakıyordur..türkiye’nin ab ile süren görüşmeler neticesinde üyelik için izleyeceği yol şeriat yerine batı ile daha uyumlu hale getirecektir ülkeyi..kendinizi kandırmayın arkadaşlar bu ülkeye şeriat batıdan gelmez..rte’nin doğuyla yaptığı gizli görüşmelerin şahidi varsa hodri meydan açıklasın herşeyi..biz gafiller de "yalın gerçeği" görelim de feyz alalım..!!

mtv'de ilk arz-ı endam eden türk politikacısı

gercek bir liderin, iyi oldugu zamanlardaki icrasi ile degil, kizgin oldugu zamanlardaki tutumuyla belirlenebilecegini bilmeyen baskan.

yasin el kadi isimli sahsiyeti hayırsever bir insan olarak tanımlayan devletimin basbakanı.devlet politikası kavramından haberdar mıdır acaba kendileri?sen birlesmis milletler uyesi bir devletin basbakanısın.cıkıp da bm teroru destekleyenler listesindeki bir adama hayırsever dersen amacın ne senin derler.devletin bu makamındaki bir kisi ulke politikasını kendi dusunceleri ile tezat tutamaz.bu, cuneyd zapsu isimli fındık ihracatcısı danısmanını kurtarmaya yonelik talihsiz bir acıklamadır.ve kanımca ne ilk ne de sondur.

"yasin el kadı'ya kendim gibi inanırım" şeklinde açıklama yapmış, başbakanlık makamındaki kişi.ilgili kişi'yi birleşmiş milletler bir terörist olarak anıyor. bm ve amerika'nın tuttuğu müslümanı terörist sayması da ayrı mevzuu tabii.daha önce bu makamda oturan kimlerin bir ayağının arap çöllerinde olduğunu düşünerek kafa yormalıyım biraz bu mesele üzerine. belki biraz ipucu yakalarım.

türkiye'de kendisinden başka 70 milyon, dünyada ise 6.5 milyar kişi yaşadığının söylemesi gereken yegane insan

(bkz: tayyip'in yazar olması durumunda olası entryleri/#9792237)

araplara guvenilmiyecegini anlamasi icin 1. dunya savasi ve kurtulus savasini yeniden yasamasi gereken sahsiyet. ummetten yok bize fayda, gelin biz ulus devlet olarak varligimiza devam edelim diyinceye kadar akbille arap çollerine seyahate gonderilmesi gereken hayir sever insan... x - laik misiniz?rte - hayir.x - atatürkcu musunuz? rte - hayir.x - devletci misiniz ?rte - hayir.x - milliyetci misiniz?rte - hayirx - halkci misiniz?rte - hayirx - cumhuriyetci misiniz?rte - hayirx - devrimci misiniz?rte - hayir.x - necisiniz ?rte - pazarlamacıyım...

turgut ozal'i bile kendisinden daha cok sevicem yakinda*..(bkz: boynuz kulagi gecer)

bm tarafindan terorist listesine dahil edilmis, hatta kendi ulkesinin mahkemelerinin ulkeye girisini yasakladigi bir kisi hakkinda "yahu bu adam hayir isleriyle ilgilenen iyi birisi, ben de ona kefilim" diyen ilk basbakandir herhalde.

(bkz: vekillerini al git buradan)

hayirsever bir musluman olun sonra bir terör saldirisiyla bunun butun ailesini öldurun bu adam sizi sever cunku hayirseversiniz bir kere. bu sözlerinden sonra birsuru hayirsever mafya babasiyla da kankilik yaptigina inandigim basbakan. ben gerizekaliyim ve basbakanimizdan cok yararli, yeni yeni bilgiler ediniyorum, lakin ben akilliysam ve dediklerim dogruysa bu durumda gerizekali olan, hepimizin sectigi tc nin basbakani olur.

acikcasi sozlugun son günlerde saldirarak prim saglamaya çalistigini farkettigim insandir. sözüm yönetime degildir zaten onlarin yazdiklari 5-6 yi gecmez.genel olarak suserlerin her firsatta büyük zevkle bok atmalari gündemi istedikleri gibi yorumladiklarina isarettir. sayin basbakanimiz israil'in infazina karsi iran'dan sonra en sert tepkiyi verebilecek kadar cesaretlidir. israil'i elestirmek genelde dilinizin yanmasiyla sonuclanir ama bu sahis bunu göze alarak elestirilerini sakinmamistir. türk halkinin hislerini yok saymayarak türkler ile ayni dogrultuda görüs bildirmis ve bunu da israil basbakanina iletmistir. ama baktigimizda bu konu hakkinda bir yazi bile yok. çünkü benim suserim ancak bok atmayi biliyor. tabiki istedigi kisiye. bazilarini da sirf övüyor. ortada ne bir gercekcilik ne de bir objektiflik. hurra saldirmak. ben övülsün demiyorum. madem bu adamin her hareketine yazi yetistiriliyor bu neden görmezlikten geliniyor?merak edenlere http://proje.hurriyet.com.tr/.../4759846.asp&y=41

göstermelik israil tepkilerinden sonra israil ve abd yönetimindeki kişileri arayıp "arada böyle konuşup oy kazanmam lazım yoksa bizim gibi her dediğinizi yaptırabileceğiniz hükümeti zor bulursunuz kusura bakmayın, emrinizdeyiz israil ve abd" benzeri bir şey dediğini düşündüğüm insan. reklam kokan laflar bunlar tayyip geç bunları.

israil hakkindaki dahi olsa türk halkinin hassasiyetlerine deger veren insandir. sonucta israil'i elestirmek bir risktir. aralar gerilir. bir de israil'e gidip "pis terörist adam" bunlar diye ziyaret etmeyen devlet adami tipi vardir. türk halkinin hassasiyetlerini iplememesine karsin kral adamdir bu. o ayridir tabii ki.

israil'i kişisel olarak eleştiren, fakat israil'i protesto ettiklerinden dahi emin olamadığım hükümetin başı. bundan bir kaç yıl evvel yapılan silah anlaşmalarının, savaş uçaklarının modernizasyonu için yapılan anlaşmaların, manavgat suyunun israile satılması, gözlüklü tuhaf israil sermayesini temsil eden bir adamın aracılığıyla istanbul'un pazarlanması vs vs vs. gibi işlerde de emeği büyük olan zat. herkes bilir ki politikacı çıkıp her şeyi söyleyebilir, söyledikleri siyaset icabıdır bunu israil'de bilir abd'de, siyaset yapıyor der geçerler önemli olan söz dışındaki şeyler yani bir kaç satır üstte yazılı olan şeyler.

son günlerde yaşanan terör olayları nedeniyle kendileri şöyle bir açıklama yapmış:"şu ana kadar sabırla bu işi çözmek istedik. ama artık bunlar çekilecek şeyler değil" demiştir.sabırla çözmek istediği sorun ise, ocaklara düşen ateş. yirmisinde hayatını kaybeden insan evladı.derviş sabretti ve hayatını kaybetti. yazık.

http://www.haberbiz.com/...imler/erdoganhbrartvin.jpg adresindeki fotoğrafta mikrofon yerken görülmektedir.

kendisinin ne kadar kibar konuştuğunu, abd büyükelçisinin yaptığı açıklamalar hakkındaki fikri sorulduğunda hatırladığımız başbakan."anamız ağlıyor"* diyen çiftçiye: anani al git buradan,"kuzey ırak konusunda akıllı olun, uslu olun" diyen abd büyükelçisine "sayın büyükelçi"

(bkz: costum yine dalgalaniyorum ben)

çözemediğim bir denklemi gazete haberi vasıtasıyla kucağıma bırakmış kişiliktir recep tayyip erdoğan.radikal'in haberine bakılırsa ""terör, türkiye'de farklı, ortadoğu 'da farklı, afganistan'da farklı, somali'de farklı, madrid'de farklı olamaz. bunu a ülkesi yaptığı zaman hoşgörüyle yaklaş, b ülkesi yaptığı zaman farklı yaklaş..." demiş. imdi, 'bunu yapan' a ve b ülkelerinin yaptığı 'bu'yu anlamaya çalıştım. ilk cümleye bakılırsa, 'bu' olmaya yakın olay, terör. 'terörü a ülkesi yaparsa hoşgörüyle yaklaş, b ülkesi yaparsa başka türlü' dediğini varsayarsak, hoşgörüyle yaklaşılan terör ülkesi a olmaya en yakın aday, -bölge koşulları ve rte'nin geçmişte israil'e yönelik tanımlamaları itibarıyla- israil. bu durumda, başbakan kuzey ırak'ta, bar bar protesto ettiği israil'in yaptığı gibi terör estirmek istiyor, ama anlayış görmemekten yakınıyor. hukuk dahilinde kalmak ve israil'e laf etmek nerede kalıyor?ülkelerin yaptığı 'bu', terörle mücadele de olabilir, ya da 'terörle mücadele söylemi şemsiyesi altında askerî harekât'. israil, hoşgörüyle yaklaşılan bir 'terörle mücadele' yapıyor, rte de, aynı şeyi yapmak istediğinden ve hoşgörü görmediğinden yakınıyor. o zaman israil'in söylemi kabul edilmiş oluyor, filistin ve lübnan, 'terörle mücadele' kapsamında darma dağın edilmiş oluyor. il kongrelerinde bunca şahinlik ne oluyor o zaman?rte'nin cümlesindeki ülkelerin yaptığı 'bu', 'terörü desteklemek' de olabilir. o zaman da terörü desteklediği için hoşgörü gören ülke, ırak olmalı. o zaman da öbür yanda rte'nin, bazı ülkelerin (b ülkesi) 'terörü desteklediği için başka türlü muamele gördüğünden' yakındığını düşünmek durumundayız ve -terörden bunca çekmiş bir ülkenin insanı olarak- bence başbakanın böyle düşünmesi en """isabetsiz""" yorum olur. karıştırıyor işte. (bkz: ne söylediğinin farkında olmak)(bkz: ne söylediğinin farkında olmamak)

""terör, türkiye'de farklı, ortadoğu 'da farklı, afganistan'da farklı, somali'de farklı, madrid'de farklı olamaz. bunu a ülkesi yaptığı zaman hoşgörüyle yaklaş, b ülkesi yaptığı zaman farklı yaklaş..." cumlelerini putin'in karsisina gecip tekrarlamasini, sonra da cevaplari can kulagi ile dinlemesini diliyorum.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=193339 adresindeki açıklamasında kullandığı "bu" zamirinin yorumunu bile sağlıklı düşünme yeteneğini kaybetmiş insanlar yaptığı sürece mazlum rolünde halkın sempatisini kazanıp yeni iktidar dönemlerine yelken açacak yegane insandır

anlayış sınırı diye birşey icad etmiş başbakandır kendileri. yalnız anlayış gösterdiği durum ise, işverenlerinin *20li yaşlardaki çocuklarının başka başka ülkelerin çıkarları yüzünden ölmeleridir.haa birde bush ile telefonda yarım saat konuştuktan sonra tebrik almış, hemmen belirtelim;- siz çok süpper bir lidersiniz.evet bu gaz bize ömür boyu yeter. kendimle gurur duyuyorum, süpper bir liderle, anlayış sınırı aşılan bir liderle aynı coğrafyada yaşadığım için.bu kadar konuşmanın yazışmanın sonucunda ne olur peki? kuzey ırak'a operasyon düzenlenir mi? tabii ki hayır.olan izni kaldırılan askerlere ve onların ailelerine olur. bir onbeş çocuğumuz daha ölür, olur biter.yazık. elimizde genç nesil kalmayacak.

kıbrıs'taki bir üniversiteden uluslararası ilişkiler fahri doktoru ünvanı alıp teşekkür konuşmasında israil'e yüklenen (göstermelik tabi ki) türkiye cumhuriyeti başbakanıdır. (bkz: yazıklar olsun)

http://www.cnnturk.com/...?pid=318&haberid=205050

kimselerin anlıyamadığı kadar ülkesini seven vatansever başbakan...

bildigin ampul.

artık batı kaynaklarında, basınında (örneğin; newsweek - http://www.msnbc.msn.com/id/13990129/site/newsweek/ ) artık yavaş yavaş kendi siyasi geleceğini düşünmeye başlayan bir politikacı olarak lanse edilen, sanki bugüne kadar çok evrensel değerler uğruna kendini parçalamış da bugün böyle olmuş gibi, siyasi simgedir.simge diyorum çünkü, bulunduğu pozisyonu ben çamlıca tepesi 'nde benzetmekteyim, ha belediye reisliği döneminde kendisi de çok severdi bu tepeyi o da ayrı neyse girmeyelim çıkamayız, her yeri görmekte o pozisyondan, milli görüş ten dava arkadaşlarını, çeçen direnişçilerini, kadirileri, nurcuları, nakşibendileri, belediye reisliği döneminde etrafında çevrelenen yol arkadaşlarını, içeri girdiğinde kendisini yalnız bırakan erbakan'ı (benzer bir yalnız bırakılış hikayesinde ecevit de başrol oynamıştır, chp 'den bir allahın kulu çıkıp da karaoğlan'a arka çıkmamıştı bir dönem. tabelaları bile rahşan hanım sökmüştü, bardakları çanakları toplamıştı bir başına neyse.) (ayrıca erbakan 'ı eleştirirsiniz, ben hiç sevmem ama bir özelliği var ki bahsetmeden edemeyeceğim; bu adam gide gele, saçmasapan işler yapa yapa inanılmaz bir siyasi öngörü kazanıverdi, siz zannediyor musunuz, refahyol'da görev değişikliği sırasında, tansu bacısına görevi bırakırken gerçekten de başbakanlığı ona devrediyordu? postal seslerinden geceleri uyuyamaz hale gelen necmettin bey, çok ama çok bilinçli bir şekilde kendini sıyırdı, yine siz zannediyor musunuz, o dönem askerle birazcık dahi olsa restleşmemesinin sebebi salt görev aşkıydı, yok canım kendini kurtarmalıydı, gördü çünkü başına gelecekleri, bugün evinde mi yargılansın tartışmaları yapılan bu yaşlı adam ucuz kurtulmuştur, tıpkı celal bayar gibi, maalesef bu satırları yazıyoruz, demokrasimiz ağır aksak, o konuyu da daha ayrıntılı bin yıllara varan savaşmış ve yorulmuş geçmişimizi konuşurken irdeleriz, onun yeri orası.) hatta batıyı, abd'yi, ab'yi kendisi içerdeyken, batıda "hm rte doğru seçim!" diye kararlar alanları, ülkemizin geleceğini belirleyenleri.. tayyip bey hepsini görmekte ve gözleri bazen bulanık görmekte bazen net.bir düşünün; siyasi kaygıları var; sırtını cemaatlere, batıya, medyanın kocaman bir bölümüne dayamışsınız, bir yandan göz boyayan ekonomik girdi çıktılar da artık boyamamaya başlamış, yanlış bakan seçimlerine rağmen, geri adım istese de atamamakta, çünkü türkiye cumhuriyeti hükümetleri içinde, bakan ve bürokrat seçimlerinde geri adım atmış hiçbir hükümetin çizilen karizması yerine gelmemiştir, yeniden bu sefer daha kalın bir şekilde çizilmemiştir, ha bana demirel örneğini vermeyin zira cumhurbaşkanı olduğunda bile, demirel' in en kifayetsiz, kayıtsız, bol bol darbımesel üreteci olduğu bilinmekteydi, çizilen karizmalar bilmemkaç anahtarlarla, seçim meydanlarında "haydi sandık başına!!" söylemleriyle geri dönmemekteydi, benzer bir örnek de mhp 'dir bu hususta, dikkat ederseniz, yolsuzluk iddiaları gereğince, bir yandan dsp bir yandan anap ile sıkıştırılınca, geri adım atan mhp yönetimini daha sonra bu grubun en ağır topları sert bir şekilde eleştirip, partiden ayrılarak (yanılmıyorsam güzel örnektir; ozan arif) simsiyah bir şekilde çizecektirler, bir de o eleştiri bombardımanına apo 'nun asılmamasını, yine bizzat bahçeli'nin ortaya koyduğu seçim öncesi çıkarılan ab yasaları hep çizilen karizmanın,sıfırlanan hamasi fakat heyecan verici söylemlerin üstüne tuz biber ekmiştir, ekmek ne kelime, istiklal marşı ile buğulanan gözlere sahip üyeler yerlerini para sesiyle göbek atan tiplere bırakmıştır.meslek milliyetçiliğinin, bireysel aydınlanmanın, kültüre sahip çıkmanın, saflaştırmacılığın olmadığı ya da ağır aksak ilerlediği coğrafyalarda din veya ırk veya çok basit ve gereksiz siyasi kargaşaların cirit attığı, fakirin çok fakir, bilgisizin çok bilgisiz, açın çok aç fakat bunlara karşılık zenginin de aşırı zengin olduğu gerçeği unutulmamalıdır. mustafa kemal 'in devrimlerini bir de şu açıdan irdelemek gerekir; lider olarak yani erbakan tarzı kendini kurtarma öngörü yetisini koyun bir kenara, bir devrimci olarak toprakların özünü, saflaştırmacılıkla sunan, insanının menşeini bilmem kaça ayırıp tarih ve dil çalışmalarına bizzat katılan, kafa koparmayan (birileri bana istiklal mahkemeleri'nden sözetmesin, batı ve doğu tarihinde bizim kurtuluş ve kuruluş devrimlerimiz kadar daha yumuşak geçiş nerede görülmüş? ha o onun bunun mandası, yardakçısı, kökenini unutmuş, ingiliz gibi, fransız gibi düşünür olmuş doğuda birkaç asalağı örnek vermeyin, onlar hayatından memnun, ama acınası topluluklar, benliklerini satılmışlıkla ya da maalesef başlarındaki ağaların satmışlıklarıyla biçimlendirmişler, acı ama gerçek bu.) bir yapıyla hareket etmişti.şimdi ben soru sormayı çok severim daha kolay çünkü, açık yani bunu kabul ediyorum; "recep tayyip erdoğan ne demişti akp'yi kurarken?" şimdi bununla ilgili basın bültenlerine ulaşılabilir ama şu an uğraşmak istemiyorum, çok iyi hatırlıyorum, demişti ki; "..bizim partimiz farklı bir parti olacak. ve yeri gelince ben gençlere bırakacağım, ve o yer de çok uzak değil. koltuk sevdalısı değiliz." şimdi ben düşünüyorum, başa döndüm; bu inançla yola çıktığını söyleyen (!) sayın erdoğan artık yerel siyasi geleceğini düşünür potada, bu çok açık herkes kabul ediyor, bildiğini okuyamaz pozisyonda günde bilmemkaç kişiye davalar açarak -kendisini eleştirenlere- onu azarlayarak, bunu iterek, şuna bağırarak çağırarak nereye varmak istiyor?inanın bunlar bilinçli olamaz, bir siyasetçi bu kadar bilinçli hata yapamaz! bu işte bir terslik var ben bunu gözlerinin buğulanmış olmasına veriyorum, o çamlıca tepesi 'nden gördükleri tayyip bey 'i kanımca sarhoş etmiş durumda.not: newsweek 'de güzel bir tespit var, yukarıda linkini verdiğim sayfada / haberde, bunu paylaşmak istiyorum sizlerle;"..erdogan has built a career on skillfully riding populist waves, and he's not going to miss this one. on the one hand, he recognizes the importance of maintaining good relations with america, if only to foil critics who lambaste him for being too islamist. on the other, popular anger at the pkk is getting explosive. at the funeral of a murdered soldier in izmir last week, crowds destroyed wreaths sent by erdogan's interior minister abdulkadir aksu and the city's governor, oguz kaan koksal. some mourners chanted slogans accusing the government of cooperating with the pkk. and when a group of 60 human-rights activists were arrested in the resort of kiyikoy on suspicion of being pkk sympathizers last week, locals attacked the detainees with stones and iron bars. ""..erdogan has built a career on skillfully riding populist waves.." bazen gerçekler bu kadar basittir!

ortadoguda kan govdeyi goturken, ekonomi dibe vurmusken, her gun terore onlarca kurban verilirken herseyi bir yana birakip tatilini nerde gercirecegini dusunen, o kavsak senin bu sirket benim acilisina kosan basbakandir.

http://www.milliyet.com.tr/.../07/25/son/sonsiy07.aspbulunduğu makamı dolduramayan, dolduramadıkça bunu pişkinliğe vuran türkiye cumhuriyeti tarihinin en kötü yöneticisi

musa kart'a kendisini kedi olarak karikatürize ettiği için açtığı davayı kaybeden hazım sahibi bi başbakan.musa kart davayı kazanmış ve yargıç mithat ali kabaali ile 2006 basın özürlüğü ödülüne layık görülmüştür. törende ödülünü cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer'den almış ve rte'a bu süreci başlattığı için teşekkürlerini sunmuştur.biz de sunarız. süper insan.(bkz: yarasın)

atatürk'ün evinde yırttığı sayfanın gerekçesi olarak, devlet sırlarını açığa çıkardığını öne süren başbakan. amerika'yı kalkındırma partisi başbakanı diyelim de bu sayfayı da yırtsın. hem de devlet sırları açığa çıktığı için.

az önce haberlerde gördüm ve çevreme heyecanla "bu adam kim, ne iş yapar" dedim. çevrem de birden panikledi. başlarını öne eğmiş bi şekilde "başbakan" dedi. ben de "ne zamandır yaa" dedim. çevremin gözleri doldu "anamız ağladığından beri" dedi. ben de "kendimi bildiğimden beri anamız ağlıyor" dedim ve televizyonu, haberleri kapattım.

attan dusmustu ya kendisi bigun, o gun yemin etti sanirim milleti de attan dusmus gibi hissettirmeye. o kadar basarili olduki at tepmis gibi dolasiyoz baygin baygin milletce.

leman çizeri mehmet çağçağ'a çizmiş olduğu kene karikatürü yüzünden 25000ytl'lik manevi tazminat davası açmış.. korkum günün birinde sözlük ahalisine de musallat olmasıdır..yanlış anlamayın canım; kenelerin musallat olasından korkuyorum..

sayesinde olasılıkla bu sene de gazeteciler cemiyeti özgürlük ödülünü bir hukukçu kazanacak..aynı musa kart davasında özgürlük adına önemli bir karar veren hakim gibi...

plastip show adlı kukla şovunun yayınlandığı dönemde iktidarda olsaydı ne tepki vereceğini merak ettiğim başbakan..

israilde filistinli olmanın ekşisözlükteki karşılığı...buyrun kötüleyin...

fransa' da marie antoinette olmanın türkiye' deki karşılığı.

"kasımpaşadan marie antoinette çıkar mı..?" sorusu ile yüzleşmemizi sağlayan kişi...(bkz: kasımpaşa ile bebek i karıştıran yazar modeli)(bkz: kasımpaşa varoş semtidir)(bkz: varoşlardan marie antoinette çıkmaz)

eleştirel mizahın gelişmesine yönelik faliyet gösteren derneklere ya da vakıflara bağış yapmak ya da bütçeden ödenek vermek yerine çizerlere dava açmayı yeğleyen, olayı tamamen tersten anlamış başbakandır.

rüyamda türkiyede düşünce özgürlüğü yok diyen gazeteciye göbeğini tutup yanındaki çantaları gösterip "türkiyede düşünde özgürlüğü yok mu ho-ho-ho** o zaman bu paralar nerden geliyor" demiş olan kişi. rüya mıydı ya o?

yoncimik ile hemen hemen ayni hissiyati paylaştigini tahmin ettigim bir zamanlarin belediye başkani, parti genel başkani/lideri ve hatta hatta başbakanimiz.. yoncimik olayini hatirlatma baabinda;(bkz: geldiginiz siteden hoslanmiyoruz)tavsiye baabinda;(bkz: cizdiginiz dergiden hoslanmiyoruz) yazisini t-shirte bastirip particenek giyebilirler ve mesela.. ek olarak;(bkz: ailece okumaktan hoslanmiyoruz)'da bir bakiş acisi olarak secmece kurmaylarinin(!) aklina gelebilecek ihtimallerden biridir..ps : yonca evcimik haaaanfendisine de telefon edebilir, bilumum eleştirileri ile var olan yazar/cizer takimina bir defans klubu de oluşturabilip, bu tarz unlu medya magdurlarina web uzerinden destek olurlar.. forumlarda başlik acarlar.. rahatlarlar..

başimin bakani

30 temmuz 2006 ordu findik ureticisi mitingi sırasında yolun kapatılması ve ertesinde sorumlu tutulan emniyet müdürünün görevden alınması ile gelişen olayların ardından yaptığı basın açıklamasında,yol kapatma dolayısıyla iki kişinin ambulansta öldüğünü söyleyip mitingin haklılığını örtmeye çalışan başbakan.oysaki (milliyet'in haberine göre) il sağlık müdürünün açıklamasında o gün şehirde iki ölüm gerçekleşmiş,ikisi de boğulma vakası..neymiş,sıra il sağlık müdürüne gelmiş..(bkz: http://www.milliyet.com.tr/.../08/03/son/sonsiy08.asp)+(bkz: http://www.hurriyet.com.tr/...=3041&oid=3&l=1)

(bkz: su sıkacaksa sıkacak biber gazı sıkacaksa sıkacak)

karikatur krizi yaratan adam. bakin bush hic bana misin diyo mu? medeniyetle aramizdaki farki buradan anlayin iste.

açtığı tazminat davalarının kazanılması durumunda davalıdan alınan paraların tamamını avukatlarına dağıttığı belirtilen başbakan.tazminat'ı en basit anlamıyla incelemek gerekirse, herhangi bir şekilde zarar gören bireyin zararının, sözkonusu zarara sebebiyet veren birey yada kurum tarafından tazmin edilmesinin sağlanmasıdır. ancak başbakan'ın alınacak paraları bir nevi "teşvik primi" olarak avukatlarına dağıtması, sadece ve sadece bir şekilde karşı olduğu kişiye hukuk vasıtasıyla zarar vererek intikam alma dürtüsünün eseridir. kısaca sözkonusu davalarda amaç "üzüm yemek değil bağcıyı dövmektir". zararı tazmin etmek değil, karşı tarafa zarar verebilmektir. bu bırakın topluma örnek olması gereken yönetim kademesindeki insanlara, sıradan olgun bir insana bile yakışmayacak ilkel bir davranış biçimidir.bu husus hukuken herhangi bir sakınca içermemesine rağmen ahlaki doğruluğu açısından vicdani rahatsızlık doğurmaktadır. adalet öncelikle vicdanda daha sonra adliyelerde dengeye oturtulmaya çalışılan bir kavramdır. hukuki adaleti, vicdani adaletle karşı karşıya getirmek hele hele başbakanlık koltuğunda oturan bir insana asla yakışmamaktadır.elbette sözkonusu rahatsızlık avukatlar açısından da incelenmelidir. adalet kavramı ruhlarına kadar işlemiş olması gereken avukatların, bir nevi "teşvik primi" dalaveresiyle bu intikam oyununa alet olmaları ve vicdani adalet ile hukuki adaleti karşı karşıya getirerek daima el üstünde tutmaları ve yıpranmalarını engellemeleri gereken hukuk sistemine zarar vermeleri ahlaki midir?bu oyunu oynayanlar ve bu oyuna alet olanların asla aklından çıkarmaması gereken bir unsur, mahkemede davacı durumundayken vicdanlarda davalı konumda kaldıklarıdır. ve vicdan, mahkemeler gibi bol sıfırlı cezalar değil, bireyin ömür boyu peşinden koşturacak bir kimlik ile davalıyı cezalandırmaktadır.

meydanlarda konuşurken - benim gördüğüm kadarı ile - güneş gözlüğü takan tek siyasetçidir, ayrıca sevmediğim bir adamdır.kişilerle konuşurken, sohbet ederken güneş gözlüğünü çıkarmaya gerek duymayan kişiler * oldum olası bana soğuk gelir, aynı hissi çok kişide de gördüm. bence bu adamın toplum önünde onlarca kişiye hitap ederken gözünde gözlük olması tam bir fiyasko. kimse demiyor mu kimse akıl vermiyor mu anlamıyorum. sanırım genc dınamık adam goruntusu vermek ıstıyor ama tam bır fıyasko.bazen demırel takardı, o da mıtıng esnasında degıl, protokolde otururken...

cumhuriyetin kuruluş ilkelerine ve anti emperyalist tavrına tamamıyla zıt bir islami gelenekten ve kemalist karşıtı olan bir tarikat geleneğinden gelmesine rağmen söylem ve icraatlarıyla tabanı dahil şaşırtmadığı kişi kalmamış başbakan. tabi kemalizmi burada bir ideoloji olarak zikretmiyoruz. zira mustafa kemal durun lan bir ideoloji kurayım adına da kermalizm diyeyim dememişti. bu isim ingilizlerin ve ulusal kurtuluş mücadelesini eleştiren, hor gören kesimin kullandığı bir tabirdir. kemalizm burada olsa olsa emperyalizmin her türüne karşı gösterilen ihtilalci bir davranış bir tavır.recep tayyip erdoğan ne yaptı derseniz. bence inanılmaz liberal bir yaklaşımla herşeyi sattı. iç ve dış kapitalizmin her türüne memleketi peşkeş çekti. daha rahat satmak (babalar gibi satarım, türkiyeyi pazarlayacağım lafları kulaklarımızda çınlıyor) için kanun üstüne kanun çıkardı. abd ve ab emperyalizmine bu denli rahat ve mesnetsiz hizmet eden bir adam yetiştirmek için özel olarak çalışsan ancak onun kadar başarılı birini yetiştirebilirsin. vallahi billahi anlamadım lan. tarikat geleneği ve amerikan hizmetkarlığı; recep tayyip erdoğan.

ne basbakani oldugu ulkede, ne de kendi partisinde yuzde yuz iktidar olamamanin getirdigi bir asabiyet var sanki uzerinde. tum gucu istiyor ama bir turlu elde edemiyor, cunku kendi partisi icerisindeki gruplar uzerinde bile tam anlamiyla kontrol sahibi degil. pkk ve kuzey irak konusunda cikis yapinca bazi danismanlari panikleyip, disisleri bakanini devre disi birakarak yabanci elcilerle gorusuyor. merkez bankasini kontrol altina almaya calisiyor, fakat bilderbergci bakani aniden kuresel sermayenin istegi dogrultusunda merkez bankasinin istanbul'a tasinacagini acikliyor. ustelik merkez bankasi baskaninin bile haberi olmadan. israil'e cikisiyor, islam konferansi orgutunde arap dostlari onu yuzustu birakiyor, gencliginde milli genclik vakfi toplantilarinda yumrugunu masaya vura vura propagandasini yaptigi islam birligine sozunu geciremiyor, sinirleniyor. findikci danismanina tepki veren halka sinirleniyor. sinirleniyor da sinirleniyor, ne diyelim allah sabir ve sukunet versin..

eleştiriye ve muhalefete aykırı yapısına rağmen siyaset hayatında bulunan allahın bir kulu olduğundan mütevellit mi, yoksa kendini haklı göstermek için yapmayacağı şey olmadığından mı ve nihayet, yardımcılarının parlak fikirlerini veya yanlış yönlendirmelerini sorgulamadan etmeden benimsediğinden mi bilinmez, fındık eylemi, eyleme müdahale etmeyen polis müdürü ve bu müdürün görevden alınması ile ilgili olarak ardarda gerçek dışı beyan ve iddialarda bulunmuş insan, her şeye rağmen başbakan.başbakanı olduğu halkının huzuruna çıkıp, gözünün içine baka baka gerçek dışı beyanlarda bulunan, bu beyanları da yetkili/ilgili devlet memurlarınca yalanlanan bir insan nasıl bir ruh halinde olur, akşam yatağa yattığında nasıl hisseder, merak ediyorum.açılmış başlığı da varmış (bkz: yanlis bilgiyle insan hayati uzerinden ajitasyon)

kendisine oy veren halkı,ülkesinin işçisini,memurunu,çiftçisini zerre kadar ciddiye almayan,fakirlerden hoşlanmayan,zengin,hırsız ve terörist insanlarla olan dostluklarından gurur duyan,bunu da her fırsatta dile getiren başbakanlık makamındaki kişi.

tüccar siyaset anlayisinin disa vurumu. koylu milletin efendisidir lafini icsellestirememis devlet buyugu!günümüz türk devlet buyukleri < abd devlet buyukleri < t.c. vatandaşı = ataturk

(bkz: tekdir ile uslanmayanin hakki kotektir)

hocasının soyadı erbakan, kendi soyadı erdoğan olan kişi bu durumda erdoğan ın talebesi er....an kalıbını taşıyacak birisi olabilir o zaman mesela ersoran, erduran, eryatan, ersatan, mutlaka bir fiili yapan bir kişi gelecektir şekline düz mantık yürütümüne ve genellemeye neden olabilecek kişi.

çok eskiden bir arkadaşım vardı. o kadar saçmalıyordu ki ona kızamıyorduk. çünkü kapasitesi o kadardı. tipinden bile belliydi bazı şeyleri anlayamayacağı...işte bizim başbakan, benim bu eski arkadaşı anımsatıyor bana...çok benziyor tipleri; özellikle yürüyüşleri...bıyıkları bile çok benziyordu...

arap yarimadasinin petrol kumkumalarini agirladigi ciragan davetiyle sahsimi bir kez daha cigrindan cikarmis yuksek devlet ve siyaset adami*(bkz: aman petrol canim petrol)

arap krallarına ülkemiz boğazındaki en leziz sit alanını peşkeş çektiğini televizyonlardan öğrendiğimiz başbakan.bu kadar alenen yapılan ayıpların ardında bir akıllık var oldugunu düşünüyorum bazen ama hepsi hayal biliyorum.

an itibarı ile (bkz: #9883065) müslüman ülkelerinde irticai faaliyetler'in doğal olduğunu düşünen kişilik

geçtiğimiz senelerde maaşının yetersizliğinden yakınan başbakandır. az önce yayınlanan habere göre ailesiyle tatile çıkacak. kalacağı yerin geceliği 14500 dolar.

akp'nin 5. kuruluş yıldönümünde ak parti genel merkezi'nde düzenlenen, partililer, milletvekilleri ve bakanların katıldığı toplantıda, teröre destek veren ülkeleri "bu işler kurusıkı atmakla olmuyor. sabrımızı taşırmayın." diye uyaran başbakan imiş.yahu elinin altında telefon var. aç, söyle derdini kime söyleyeceksen. gariban partililer ne yapsın? alkışlamaktan fazla ne gelecek ellerinden?.. bu işler kurusıkı atmakla olmuyor sayın erdoğan...not: tabii olaya bir de şu açıdan bakmak lazım:(bkz: içimizdeki irlandalılar)

(bkz: benden uzak allaha yakin)

(bkz: #9915611)

bedelli askerlik sozu vererek oy istiyen sonrada unutan insan modeli

büyük devlet adamı, diplomasi dehası. nasıl mı?http://www.hurriyet.com.tr/...sp?yazarid=2&gid=61

30 temmuz 2006 ordu findik ureticisi mitingi sırasında kapanan yol yüzünden iki hastanın ambulansta hayatını kaybettiğini söyleyecek kadar hassas, bu bilginin yanlış(yalan(?)) olduğu ortaya çıktığında özür dilemeyecek kadar halkına "saygılı" başbakanımız. ilçedeki tek ambulans ziyarete gelen binali yıldırım'a tahsis edildiği için arabada taşınmak zorunda kalan düştüğü kuyudan boğulmak üzereyken kurtarılmış bu vatandaşımız konusunda aynı hassasiyeti göstermesini bekleriz.http://www.hurriyet.com.tr/...amp;srid=3041&oid=1(ara: bu ne perhiz)

zamanında hapis yatmış ama tc başbakanı olarak halk tarafından(!) (bkz: abd) seçilmiş insanlara verilen zincirleme isim tamlaması..

adı, partisi mensubu belideye başkanı tarafından bir bulvara verilmiş olan başbakan(bkz: recep tayyip erdoğan bulvarı)

(bkz: al gülüm ver gülüm)

usta pazarlamacı, marketing gurusu.

bir hikayeyi ve ardından birkaç soruyu akla getiren başbakandır.şöyle ki:1959 yılında menderes ve yanındakileri kıbrıs ile ilgili varılan anlaşmayı imzalamak için londra'ya götüren viscount adlı uçak düşmüş,uçakta bulunanların ondördü ölmüş fakat menderes şans eseri kurtulmuştur.bu olay zamanında büyük bir heyecanla karşılanmış menderes'i türkiye'ye dönüşte binlerce insan karşılamış,menderes için kurbanlar kesilmiş,menderes'in adana'ya gidişinde bir vatandaş oğlunu kurban etmek dahi istemiştir.menderes'in uçaktan şans eseri sağ çıkması demokrat parti tarafından da büyütüldükçe büyütülmüş, din istismar edilmiştir.bu konuda ise ismet inönü metin toker'e şöyle demiştir:"bir başbakan bu yolu dualarla açtı mı, bak istismar nerelere kadar yayılıyor.ben de bu yolun kenarından geçmeye kalkarsam, türkiye'de irticayı bir daha tutamazsın. yol, başta kolay ve karlı görünür. kısa vadeli faydalar sağlanır. ama sonra bir dalga gelir ki, adamın aklı başından gider..."1959'dan bu yana ne fark etti acaba?yine dularlarla mı açıldı o yol?yine istismar mı edildi bazı şeyler?aklı başından gitti mi bazılarının?

artık bu kadarını da hek etmiyoruz dedirten başbakan. çoluk çocuğuyla birlikte günlüğü binlerce euro olan 7 yıldızlı rixos otelleri’nin en muhteşem villasında tatil yaparken buranın sahibi lara park ihalesini kazanıyor. tesadüfün bu kadarı...

başlarına george w bush'u getirmiş amerikalıları kısmen daha az mal olarak görmemi sağlamış kişi.

charlie rose'un kendisiyle yaptığı röportaj için:http://video.google.com/...7722&q=recep&hl=en

halen yürütmeye önderlik eden kisi.*

(bkz: risk menfaattir)

31 agustos 2006 tarihli the onion'in manset haberi "bush urges nation to be quiet for a minute while he tries to think"e konu olmus super kahraman. kendisini o kadar cok seviyorum ki, annemi bile o kadar cok sevmiyorum. kendisinden bahsedilen kisim soyle:excerpts made from an unedited videotaped meeting made public last thursday revealed a frustrated bush rhetorically asking turkish prime minister recep erdogan how "the leader of the free world was supposed to get any work done around here with all this volume".

tekrar askere alınıp kandil dağlarına yapılacak olan operasyona katılmasını istediğim şahıs.

lubnan a gonderilecek askerlerimize eslik etmesinin pek şık bir diplomatik jest olacagina yurekten inandigim devlet insani.

neymiş? bi ülkenin ordusunun olması karambole de olsa şehit vermesini haklı çıkarırmış.bayılıyorum bu adama.

(bkz: askerlik yan gelip yatma yeri değil)

"askerlik yan gelip yatma yeri değildir" değildir lafını, daha silah kullanamadan dağlara salınan asteğmenlerin aileleriyle bir masada tartışmasını dilediğim insandır.

oğlunu da kandil dağına çıkan yada lübnan'a gönderilecek olan askerlerimizin arasında görmek istediğim türkiye cumhuriyeti başbakanı.

(bkz: take your mom and get the hell outta here)

(bkz: alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste)

bir hata.

(bkz: kul hakki)

adı altına verilmeyecek tek bakınız empati olan şahıs.

"askerlik yan gelip yatma yeri değildir" diyen, askerliğini büyük ihtimalle kantinci asteğmen olarak ülker gofret veya bisküvi satarak tamamladığını tahmin ettiğim başbakan. neden? çünkü askerlik bilgisi sıfır, şehitle niyazi arasındaki farkı bilmiyor.

başbakanlık makamının da yan gelip yatma yeri olmadığını öğrenmesini umut ettiğim sahıs.

aldigim son bilgilere gore tezkere kararini meclis degil ulker cikartacakmiş.. recep tayyip erdogan 'da bu yuzden arkasinda duracakmiş soz konusu kararin. hakli adam. bugun bir başkananin aldigi maaş hangi birimize yetiyor da koskoca başbakana yetsin..(bkz: recep gecen gun cok igrenc bir insansin)

tarihin tekerrürden ibaret oldugunu bana bir kez daha gösteren kisi.#9694081

(bkz: damat ferit pasa)

artık yan gelip yatma zamanının geldiği her halinden,sözünden belli olan.gitsin yatsın evinde,devlet nasıl yönetilir merak etmesin.kendisi olmadan daha iyi yönetileceği kesin nasılsa.

her konuda uzman. bakın askerliği de çok iyi biliyor;(bkz: askerlik yan gelip yatma yeri degil)

(bkz: boyle buyurdu recep)

bu laflarının ardından aldığı şehit ailesi ve insanlık sahibi kişilerin bedduası nedeni ile çok yaşayamayacağını düşündügüm biri.

türk halkına yapılmakta olan kamera şakasıdır. geçecek. gülümseyin.

birinin cikip yan gelip yatma yerinin iktidarlık ta olmadigini kulagina fisildamasi gereken basbakan.

anlamadığım, daha önceleri anlamaya çalıştığım ancak bugünden sonra anlamaya çalışmayacağım başbakan. son üç günde ona yakın tabut güneydoğudan gelmişken, üç günde bu kadar şehir verilmişken sanki bunlar hiç olmamış gibi çıkıp da "askerlik yan gelip yatma yeri değil" diyerek lübnan'a asker gönderme kararının arkasında durabiliyorsa sanırım kendisinin anlayışında bir takım sorunlar var ya da bu ülkenin başbakanı değil.bu akşam acaba kaç kişi hak verdi kendisine haberleri dinledikten sonra?

düz adam'ın cisimleşmiş halidir.

kendisi hakkında epeyce bir süre entry girmemek için çaba sarfettiğim ama artık dayanamadığım,belediye yönetmekle ülke yönetmenin farklı şeyler olduğunu idrak edememiş başbakandır kendisi...söylenenlerin aksine lübnan'a kendisinin değil,askere alınmak suretiyle oğlunun gönderilmesini temenni ettiğim şahıstır aynı zamanda...ve kim ne derse desin bu adamı tek başına iktidar yapan bir halkın müstahak olduğu adamdır kendileri...(bkz: her millet layık olduğu şekilde yönetilir)

söylediği sözün üstüne*,bi akılsızlık edip de herhangi bir şehit cenazesine katılmaması gereken zat.evet türk insanı sabırlıdır,nitekim çok uzun zamandır verdiğimiz şehitlerin arkasından "vatan sağolsun" diyebilecek kadar sabırlıdır...ama sabır taştı mı neler olur...şimdiye kadar hiç görmedik ama yakındır...sabırdır...taşar...sayın erdoğan...

aklının hastası olduğum türk vatandaşı.şimdi biz zaten memleketi pazarlamakla mükellef değil miydik? hatay'ı filan böyle büyük ortadoğu projesi çerçevesinde zaten azar azar elden çıkarmaya başlamadık mı? yok sulamaydı yok organik tarımdı derken israil'in ve dolayısıyla dünyanın o cephesindeki müttefiklerin kucağına yatmıyor muyuz alenen? lübnan filan ya sıradaki? her türk genci vatani görevini yapmakla mükellef olmasın bundan sonra o zaman. ordunun işsiz ordusu beslemekten daha önemli işleri olmalı. bu kadar genci alıp yollamasınlar oralara sadece pkk sanılan o düşmanın üzerine. zaten ufalıyor memleket işte. bize kalacak son topraklara bakalım hep birlikte. kansız devrim diye buna denirdi galiba.*vatan haini atlantis!

bilgisayara kurulduktan sonra beğenilmeyen program gibi adam.. yalnız öyle bir kuruldu ki makama, tamamen temizlemek için regedit'e girip, ctrl+f yaptıktan sonra akp yazıp, çıkan sonuçları temizlemek gerekiyor..

hepimizi yoneten ademoglu. helal olsun hepimize...

söylediklerini duydukça, yaptıklarını, türkiye'yi getirdiği durumu ve sürüklediği konumu düşündükçe sinir olduğum adam. ama sora, orda burda "başbakan dediğin delikanlı olcak kardeşim. masaya yumruğunu vuracak!" diyenleri gördükçe (masaya da bir içerde vuruyor. dış işleri gayet sakin), etrafındaki vurguncular için (mesela unakıtan) "bal tutan parmağını yalar abicim, götürecek tabi. hangisi götürmedi ki?" diyenleri gördükçe bir anda gözümde masumlaşan adam. 70 milyonluk toplumda bu ve benzeri insanların varlığı enteresan değil (cansıs mankenlerle sevişeni bile var.) asıl sinir olunması gereken toplumun genel hali. varsayalım ki tayyip erdoğan on sene önce ölmüştü. bugün kim ya da nasıl biri başbakan olacaktı ki? toplumun malum halinin temelleri düşünülünce topluma da kızılamıyor. düşündükçe insanın çektiği off'ların boyu uzuyor, o kadar.off çekiyoruz da biraz da başka şeyler yapalım diyenler için:(bkz: 5 eylul 2006 lubnan a asker gitmesin mitingi) ece temelkuran'ın deyimiyle; yürümek güzeldir nefes açar.

bir şeyler yazardım ya,hakkında bu kişinin...ama yazarsam sözlükten atılırım diye korkmaktayım..yani, hakkında çok şeyler yazılacak şahs-ı namuhterem.

zamanında gözlerden kaçan, "askerlik yan gelip yatma yeri değil" beyanatı kadar içler acısı bir vukuatı da şu şekildedir kendisinin:" şehit babasına erdoğan’a hakaretten ceza...hakkari’de şehit olan er halil kömür’ün babası ahmet kömür, oğlunun cenaze töreninde başbakan erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla görülen davada mahkum oldu. davanın son duruşmasında ahmet kömür, başbakan’a hakaret ettiği gerekçesiyle 11 ay 25 gün hapis cezasına çarptırıldı. kömür’ün cezası mahkeme tarafından ertelendi..."http://www.ntvmsnbc.com/news/379675.aspsanatlı kinayelerle yerilecek dönemini geçti kendisi, artık bunu da hak etmiyor; direkt ağır konuşulası "insan"... diyelim en azından..

hakkında cogu zaman anlatılmak, söylenmek istenen seyler tam acıklıgıyla soylenemiyor.malum götümüze girecek entrylerin kaynagıdır kendisi.

agzinin da ayari yoktur.

(bkz: agent smith)

konuştukça onun yerine utandığım hükümet yetkilisi. sanki ben seçmişim de başımıza getirmişim gibi utanıyorum...

dünyanın her yerinde vatanını korumak adına şehit olan askerleri varken bir ülkenin eğer o ülkenin başbakanı askerlik yan gelip yatma yeri değildir ifadesini kullanırsa siyasi hayatı biter. izleyip göreceğiz bakalım siyasi hayatı bitecek mi kendisinin.

akşam haberlerinde oğullarını kaybetmiş bir anne babanın acısını gösteren haberden hemen sonra, askerlik yan gelip yatma yeri değildir diyen konuşmasıyla, bana vicdanımın ne kadar değerli olduğunu hatırlatmiş şahıs.yaptığı şey siyaset mi, kendince hitabet mi yoksa meydan okuma mi bilemiyorum ama pek insanca olduğunu söyleyemeyeceğim.

inanilmaz bi sekilde her yaptigi yanina kar kalan bir ... insan.*

düzenli aralıklarla iki kişi yan yana gelip birbirine sağ/sol kollarını uzatmak suretiyle, bu birbirine uzanan ellerin arasına kafası sıkıştırılması, bu iki kişi trafından biribirine doğru itiitiverilmesi gereken bıyıklı zat..

(bkz: #9671353)emin çölaşan'ın kitabından alınmıştır.

yakında ekşisözlük e de dava açmasını beklediğim zat.hakkında çok entry giriliyor, malum sözlük çokça okunan bir yer haline geldi ve artık gerçekleri geniş kitlelere ulaştırmak gibi tehlikeli bir yönü de var.yılanın başı küçükken ezilmeli diye düşünecektir.

(bkz: fatal error)

başbakanlık, kırılmadık pot kalmadan terkedilecek makam değildir şeklinde bir söz uydurmamı sağlamış olan t.c. başbakanı.

şu hayatta ne olduğu kestirilemeyen adamlardan korkacaksın..bu yüzdendir ki kendisini pek severim.camiler onun kışlası. minareler ise süngüsüymüş dediğine göre..bir de miğfer yaptık mı kubbeden bozma.. tamamdır.dedim ya. sevdiğim adamdır.. recep abimdir.(….)samsun'un ladik ilçesi vardır. ladik soğuktur. yukarıda kalır.kışın nöbetler yarım saate iner ladikt'te. yarım saati geçti mi nöbet postalı ayağınızdan çıkartamazsınız;donar..koğuşta soba vardır. nöbet sonrası postalın tabanını sobaya tutarsınız ki donu çözülsün. yoksa dünyada çıkmaz o postal ayağınızdan.sonra yan gelip yatarsınız nöbet kıyafetleriyle... o da topu topu 2 saat kadar.ladik'in kışı beterdir recep abi. başka üşümelere benzemez.ve amerika’daki oğlunu özleyen babanın yanağından süzülen gözyaşı henüz toprağa düşmeden donar ladik’te..bilmem anlatabildim mi.

(bkz: #10001635)

her ne kadar pot kirsa bile bugun bir secim olsa malesef bilincsiz halkimiz tarafindan tekrar basbakan yapilacak kisidir...kamuoyu yoklamalari nitekim oyle gostermektedir..

(bkz: bu sefer harbi öldü sandıydım)

memleketin haline dertlenmek nasil olur, sagolsun bu kusaga gayet guzel ogretmis basbakandir. yaziktir...

bir politik-hacı

türk milletinin sadece onuru, varlığı ve bağımsızlığı tehlikeye girdiğinde kendine geldiği ve kendisini bu tehlikeye atan düşmanlarını alt etmek için çalışıp savaştığını göz önüne alındığında gayet umut veren bir politikacı.

emin çölaşan sanırım yüzlerce sözlük nicki alıp herbiriyle ayrı ayrı giydiriyor başbakana diye düşündürten başbakan.evet tamam eleştirilir eleştirilmeli de tarz bu kadar mı tornadan çıkmış gibi herkeste aynı olur diyesi gelir insanın.

aklın yolunun genellikle böyle başa böyle tarak benzeri yorumlar yapmaktan geçtiği için herkesi emin çölaşanlaştıran başbakan. haa şalterim atarsa bu tornadan biraz sonra bir meşe odunu çıkacak o ayrı.oy verenlerin %35inin oyunu alarak iktidar olmuş bir başbakanın kalan %65 ve oy vermemiş olan %100 tarafından gönderilmesi için daha ne kadar beklenecektir kaç şehit kaç lübnan kaç yumurta görülecektir bilinmez. torna tesviyeyle uğraşmaya devam taa ki şalterler kapanana kadar

adnan menderes'in asılmasını hatırladığım zaman, zaman en az 2 kez idamı hakettiğini düşündüğüm devlet adamı...

2001 yilinda afganistan'a asker göndermenin tartisildigi günlerde o günlerde, afganistan'a asker gönderme sorulan bir soruya beklenmeyen bir cevap veren adam. partisi yeni kurulmus, kendisi siyasi yasakli olan recep tayyip erdoğan, afganistan, kurtulus savasimiz sonrasi bizi taniyan ilk ülke, onlara düsman olmamaliyiz diye beyanat vermisti. tabii sonra daha iyi anladigimi düsünüyorum bu beyanatin altinda yatan nedeni.(bkz: taliban)(bkz: hikmetyar)

ecevit öldü vardı bir zamanlar, bu adamın partisinin meclise birinci girmesine neden olan.(bkz: bir ilhan irem vardı noldu ona)

afganistan' a asker gönderme konusu meclise geldiğinde; "millet ne istiyor ona bakmak lazım, milleti görmemek olmaz" cümlesini kurabilmiş şimdinin başımın bakanı. bir şekilde seçilmiş kişi, vekil, vekaleten bulunduğu yerde olan, maaşını benim ya da herhangi bir vatandaşın ödediği kişi. hizmetli, hizmetçi, hizmet etmek zorunda olan şahıs.

olması gerekenin aksine halka hizmet edeceğine halktan daha çok hizmet bekleyen, vergilerin son artışı ile bir kaç üründe dünyada en çok vergi ödeyen halk olmamızı sağlamış ekonomi dehası bir kabineye sahip ekonomi özürlü şahıs... devlet kaynaklarını kendi yandaşlarına pompalama uzmanı...

bu üniteyi çalıştıktan sonra;- hükümet yönetiminde yapılmaması gerekenler hakkında fikir sahibi olacak,- gaf yapıldığında, bunun örtbas edilmesinde farklı yöntemleri keşfedecek,- bir başbakanı hep görmek istediğimiz temel atma ve anahtar teslim etme törenlerinde başarısız polemik yapma hakkında deneyim kazanacak,- kötümserin tarih rehberine ortak olacak, siyasetin hangi toplumsal hezeyanlara alet edildiği hakkında kayda değer bilgi sahibi olacak,- bir ülkenin başına neler gelebileceğini görecek, üstelik bunun bir şaka olmadığını öğrenecek,- kah gülümseyecek, kah üzülecek ama daha çok üzüleceksiniz.çalışma önerileri;- zor bi konuya çalışıyorsunuz, bu sebeple notlar almayı ihmal etmemeli, yeri geldiğinde aynı konuyu ezberleyene kadar tekrarlamalısınız,- bazı yerlerin anlaşılmasında güçlük çekmekten ziyade akla yatkınlığında sorunlar yaşayabilirsiniz, bu sebeple kaynakçalardan yararlanmayı ihmal etmemelisiniz.- yanıtlayamadığınız, çözüm bulamadığınız konular için bu ünitenin benzerleriyle kıyaslayarak veya onlardan örnekler alarak çözmeye çalışınız. (bkz: tansu çiller), (bkz: necmettin erbakan), (bkz: süleyman demirel) - süreniz kısa, bir an önce çalışmaya başlayıp, konuyla ilgili sorular çıkartınız.(bkz: acik ogretim fakultesi ders kitapları)

söyleyeceklerimi söylemeden önce, bir şeyi belirtmek istiyorum. çeşitli platformlarda dile getirilen;''bu adam %35 oyla iktidara geldi. dolayısıyla kendisine oy vermeyenleri temsil etmiyor.''''bunlar, memlekete irticayı getirecek.''''bu adamın, cumhurbaşkanı olmaya hakkı yok.'' türünden eleştirilere hiç katılmıyorum amaaaaa,yoldan geçen herhangi bir insanı çevirip, başbakanlık koltuğuna koysalardı,memleketi bu kadar kötü yönetemezdi.biliyorum ki, bu başlık altına yazılmış binden fazla entrynin önemli bir kısmı, sadece ve sadece, malum şahsa ve onun temsil ettiği zihniyete güdülen kuyruk acısının tezahürü.ama şu anda okumakta olduğunuz entrynin, böyle bir kin neticesinde yazılmadığını, kutsal kabul ettiğim her şey üzerine yemin ederek söyleyebilirim.evet ona oy vermedim ama iktidara geldiğinde,ne yalan söyleyeyim; ''aslında fena olmadı. kadrosunda, yetişmiş elemanlar var. kim bilir, belki de, ülkenin makus talihini değiştirebilirler...'' diye de düşündüm.ama geçen dört yıla yakın süre bana gösterdi ki, şimdiye kadar eleştirdiğim ne kadar siyasetçi varsa; hiçbiri bu adam kadar sinirlendirmedi beni.tekrar belirtme ihtiyacı hissediyorum; bu enrty, anlık öfkeler neticesinde yazılan bir entry değildir.yılların getirdiği birikimi bir kenara koyarak, tüm edebimle sana sesleniyorum sayın! başbakan:sen mahkumsun!şehit olan oğlunun ardından, ''diğer oğlumu da askere alın. o da bu vatan için şehit olsun.'' diyen şehit ana-babalarının gözünde mahkumsun.anasına kadar dil uzattığın köylünün gözünde mahkumsun.fındık karaborsacılığı yapmakla itham ettiğin çiftçinin gözünde mahkumsun.''bana üç yıl müsaade edin.'' deyip; üçbuçuk yılın ardından, '' fazla bile veriyoruz.'' dediğin memurun gözünde mahkumsun.güneydoğu'da, sırtındaki otuz kiloluk teçhizatla, hain pusulara inat, memleketin dağını bile bekleyen askerin gözünde mahkumsun.işçinin, öğretmenin, öğrencinin, dindarın, dinsizin, esnafın, dilencinin,öksüzün, yetimin, kurdun, kuşun... gözünde mahkumsun.biliyorum; o yanındakilerin şak şakları yüzünden, gerçek dünyadan o kadar uzaklaştın ki; halkının gönlünde aldığın mahkumiyet cezasının, sadece bu dünyayla sınırlı olmadığının farkında bile değilsin.sayın! başbakan;öte dünyada, iki elimin on parmağı birden yakana yapışacak. senin adına ne yazık ki, orada burdaki gibi ''ananı da al git.'' diye kovamayacaksın yanından. orada, yanında ne korumaların, ne danışmanların olacak...zoruna gidecek biliyorum ama: hakkımı sana helal etmiyorum. ötesini de sen düşün artık...

çok açık ve net söylüyorum bu adam başbakanım olarak beni temsil etmiyor. söylemleriyle, gaflarıyla, duruşuyla, kültürüyle, engin dünyevi bilgisiyle sınırlarımız dışındaki milyarlarca insana şahsımı değil temsil etmek, rezil ediyor. sorun oy vermek, siyasi veya dini duruşunu paylaşmak değil; genel duruş ve görüş olarak başbakanı olduğu bir ülkeyi kucaklamaktır. binlerce şehit ailesinin gözlerinin içine bakarak rte ise "askerlik yan gelip yatmak yeri değildir" diyerek değil o toplumu kucaklamak, yüreğine kor basmıştır.

ek kişilikli tek kişilik tornavida takımı. tutmayalım, çocuklarımıza tutturtmayalım.

agzindan cikan son lafla kafadan 500 bin oy kaybetmis parti baskanidir. eylemlerinin devamini bekliyoruz heyecanla... ha bu arada, bilal beyi de once lubnana, sonra hakkari cukurca'ya bekliyoruz, yan gelip yatmaya, mayina basmaya...

sacmalamalar akabinde toparliycam diye baska baska sacmalamalar sonrasinda basin karsisinda cumle kuramama, konuyu degistirmeye calisma derken kendi kendini iyice ezmis basbakan. o bu degilde benim korkum aslen sudur, yarin obur gun "ay yaziiikk nasilda ezik duruyor onu bole komayalim" deme potansiyeline sahip bir kitleden oylarin buna akmasidir.

"bazıları ’siz içerideki teröristlerle uğraşın’ diyor. bakın bu ifade çok çirkin bir ifade. bu ifade bir defa türk silahlı kuvvetleri’ne saygısızlıktır. biz afganistan’a, somali’ye, bosna-hersek’e, kosova’ya askerimizi gönderdiğimiz zaman türkiye’de terör yok muydu? 29 ülkeye biz askerimizi polisimizi gönderdik. peki o zaman ağzınız açılmadı da şimdi niye açılıyor?"sorularının yanıtını gerçekten bilmiyor mu yoksa bilmek işine mi gelmiyor anlamıyorum. o zaman ağzımız açılmadı, biz daha büyümemiştik. büyümüş olanlar da topluca içine ettiğiniz hayatlarını düzeltmeye çalışırlarken, onca baskılı, sıkıntılı vaktin ardından kendilerine ideolojilerden sıyrılıp ana teması "insanlık" olan yeni bir hayat kurmaya uğraşırken ve bir yandan yıllarca susturulmuş ve bastırılmışken ağızlarını açamadılar kusura bakmayın beyefendi. benim kardeşim ağzını açmıyor mesela çünkü anlamıyor ve ilgilenmiyor. ben de ağzımı açmadım bugüne kadar bakın hakkınızda yazılmış en ufak bir şey bulamazsınız klavyemden çünkü düzeleceğini umdum her seferinde. ama bu sefer gerçekten ileri gidiyorsunuz. ne olur açıklayın afganistan'a, somali'ye, bosna hersek'e kaç askerin gittiğini, kaçının en ufak bir yara almadan -ki buna psikolojik yaraları da dahil ediyorum- geri döndüğünü, şimdi nasıl hayatları olduğunu, o günlerde her gün kaç şehit haberinin gazetelerde çıktığını, halkı ne kadar umursadığınızı.bir de bir ülkenin insanlarının "önce bizim güvenliğimiz" demesinin nesinin saygısızlık olduğunu açıklayın lütfen. kimsenin 'türk silahlı kuvvetleri hiçbir şey yapamıyor' dediğini sanmıyorum ben çünkü. hatta bıraksanız eminim çok güzel şeyler yapabilirler. ben daha çok ordunun ötesinde bir yetkinin hiçbir şey yapamadığını ima ettiğimizi sanıyorum. yasalardan, herkes bu konu üzerine yoğunlaşmışken "buna tepki sırası gelmez" diye araya sıkıştırdığınız zamlardan, ben ya da benim "biz" diye nitelendirebileceğim insanlar seçmemiş olsa bile -ki sizi seçtikleri zamandan bugüne hiç mi oy kaybetmediniz sizce, hala ne kadar çoğunluksunuz- bir ülkeysek eğer; en azından çoğumuzun fikirlerinin hiçe sayılmasından bahsediyoruz biz. ve bunların karşılığını alamamayı saygısızlık olarak görüyoruz daha çok ama elimizde mikrofonla kürsüye çıkıp bize yakışmayacak şekilde, en kaba tabirlerle istediğimizi söyleyip sonra hiç bir kaygımız ve korkumuz olmadan aşağı inip evimize gidemediğimiz için söyleyemiyoruz bunları. ya da saygımızdan söylemiyoruz. hangisini daha çok beğenirseniz..

kimi sözlük yazarlarınca 2 kez idamı hakettiği düşünülen başbakan...tek idamla kinleri soğumayacak bu demokrat arkadaşlar seri halde 2 kez idamla ancak kendilerine gelecek ve maruz kaldıkları travmadan çıkacaklar sanırım...bu ve benzeri "sallandıracaksın 3 tanesini taksimde bak bakalım ortada sorun kalıyor mu azizim" küçümseyici zihniyeti oldukça rte bu ülkede çooooook yıllar başbakanlık yapar kardeşim...!!"2 kez idam edilmeli" zihniyeti "bu adam beni temsil etmiyor" un bir üst versiyonu ve daha faşistçe olanıdır...kan kokusu duymaktan hoşlanan garip bir ruh halinin sözlüğe yansımasıdır bu "2 kez idamcı" zihniyet....edit: 2 kez idamcı zihniyetten nede çok varmış sözlükte...2 kez idamcılar,sizin gizli idolünüzde kenan evrendir sanırım ..çünkü o da seri halinde idam ederdi insanları...eğer bir gün rte 2 kez idam edilirse siz de timsah dansı yapıp rahatlarsınız...tüm stresinizden arınırsınız...yakışır..!!

(bkz: bulvar yan gelip yatma yeridir)daha doğru ifadeyle, otomobilin düz gelip yan yattığı yermiş:(http://www.milliyet.com.tr/.../09/05/son/sontur19.asp)

- nasıl bir tip olduğunu yıllardır açık seçik sergilemesine karşın yurdum insanının hala oy verebildiği, savunabildiği (bunu yaparken de nasıl pişkin olduklarını sergilemekten kaçınmayan savunmanlar bunlar!) şahıs ; - başbakanlık koltuğunu dolduramayan, bunun için yeterli altyapısı, eğitimi, görgüsü olmayan, kişisel özellikleri de kifayetsiz kalan vasat bir siyasetçi;- artık hiç bir endazeye sığmaksızın savurduğu son cümleleriyle bu milletin sabrını iyice zorlayan, şehit ve gazi ailelerini rencide eden, en sonunda da (aşağıdaki haberde de ifade edildiği üzere) şehit ailelerinden çoktan hak ettiği ayarı alan akp başkanı.(bkz: http://www.ntvmsnbc.com/news/384134.asp)

partisinin sembolü ile kafa yapısı arasında sanki göbek bağı bulunurcasına benzerlik olan türkiye cumhuriyeti başbakanı.

etrafına ışık vermeyen ampulün kendi dibine ışık veremeyen genel başkanı.

ülkemizi gayet güzel yöneten insan.ilk defa onun döneminde enflasyonun eksili rakamlarda olduğunu gördüm ben şu otuz yaşımda,ilk defa birisine bi şeyin fiyatını sorduğumda şu kadar ama 4 ay oldu alalı demedi,ilk defa aylar önce aldığım şeyin fiyatı artmadı,ilk defa dolar'a bu kadar yaklaştık vs vs.sevilesi bir adam.şeriat mı?bırakın bu ayakları...

-sayın başkan futbol sahalarında oyuncular hayatlarını kaybediyor, neler yapılmalı, fikstür değişmeli mi?-bakınız... futbol yan gelip yatma yeri değildir..-peki mordora gönderilen elflerin sıcak çatışma durumunda risk altında olacağı söyleniyor...-bakınız...... mordor yan gelip yatma yeri değildir...

bence sözlüğü, 2 günde bir anlamsız demeçler vererek, hakkında binlerce entry girilmesi suretiyle çökertmeye çalışan başbakanımızdır.annemin de dediği gibi, televizyonun karşısındaki kanepe yan gelip yatma yeri değildir. kalkıp yatağa yatmak lazımdır.

kifayetsizliğinin milletçe koyundan uygar insana geçiş sürecimizi hızlandıracağını umduğum canlı.

(bkz: ümmetçilik)

helal-haram üzerinden siyaset yapan, verdiği demeçlerle kendi oy grubundan bile milyonlarca kişinin hakkını helal etmediği, bilal'ini pamuklara sarıp amerikalarda "helal" olduğunu iddia ettiği paralarlarla okuturken, yeteneği ve zekasıyla amerikalarda burs alıp okumuş gençleri askerlik yan gelip yatma yeri değil diyerek lübnan'a gönderen bir de utanmadan cumhurbaşkanlığına göz diken pek muhterem siyaset adamımız -hem de siyaset yaptığı koltuk başbakanlık koltuğu-

kendisi bir basbakan nasil olmamalidir in cevabidir.

demokrasinin hala bazı insanlarca sindirilemediğinin turnusol kağıdı olmuş insan malesef.ne siyasi görüşünü ne de dünya görüşünü desteklerim; hem kabadayı tavırlarından, konuşurken sürekli gözlük takmasına kadar şekilsel; hem de atama politikalarından, ırak politikasına kadar siyasi uygulamalarını eleştirir hatta topa tutarım. ancak demokrasi ile ve halkın oyuyla seçilmiş biri olduğundan yine de saygı duyarım. bu ülkenin meşru yollarla seçilmiş başbakanı olduğundan ve bu şekilde saygı görmesi gerektiğinden zerre şüphe etmem. onu iktidardan düşürmek için ne militerislerden ne de oportunistlerden fayda duyarım. seçimle gelmiştir seçimle gider. aksini düşünemem, düşüneni onaylayamam, hoş göremem.demokrasiyi sadece kendi gibi düşünen insanları iktidara getirdiği taktirde hazmedebilen, aksi olduğu zaman her türlü yolu mübah sayan insanların bu ülkeye kendisinden daha çok zarar verdiğini bilirim.

zamanında bayrampasa parkında kendisine tahammul edemeyip ustunden atıveren hayvancagızı simdilerde kırdıgı ceviz ustune cevizin savunuculuguna soyunan yurttas bozuntularıyla mukayese edebiliyor oldugumuz kisi. hangisi daha ileriyi gorebilmis acaba? o atmı yoksa hala yine gelse yine secerim diyenler mi..(bkz: at gozlugu)(bkz: tayyip in attan dusmesi)

(bkz: #10005263)

önceden sadece ülker ürünleri satardı bu adam. sonra başbakan oldu ticareti bırakmak zorunda kaldı.. şimdi cumhurbaşkanı olmak için abd'den icazet alma sevdasına türk askeri sa.... yok yok ne diyorum ben . olmaz öyle şey.

şehit ailelerine sözlediği cümle(ler) ile saygısızlığı tavana vurmuş başımın bakanı. ancak bence yargılanacak bir durumu yoktur, en az kendisini seçenler kadar hatalıdır.halkını(!) anlayabilşmesi için önerilerim var kendisine:--kendisi evladını askere göndersin ve bir daha haber alamasın,--eğitimsiz insanların içerisinde ders anlatmaya, topluma örnek olmaya çalışsın. --ya da emeğinin karşılığını alamadıktan sonra ona göre kat kat üst mevkiide bir adam "lan" sözcüğünü cümlede kullansın.nasıl ki toplum gün geçtikçe kafaya bir şeyler takmamakta, işi allaha yormakta ilerlemektedir; nasıl ki eğitim kurumlarına ilgi göstermek yerine saçma sapan ne işe yaradığı belirsiz dinci-gerici-şeriatçı yuvalara gönderilmektedir, şehit aileleri haketmedikleri sözcükleri başbakandan duymaktadırlar; işte bu geriye yuvarlanışın nedeni; başımın bakanı tayyip erdoğan'dır!

(bkz: askerlik yan gelip yatma yeri değil) (bkz: nato kafa nato mermer)

ülkesindeki enflasyonun düşmesi için parmağını oynatması gerekmemiş başbakan.enflasyonla mücadele için kendisinden çok önce başlatılmış ekonomik programı sistemli bir şekilde delmeye yönelik kararlara imza atmış olmasına rağmen, yönetimde olması birilerinin ekmeğine yağ sürdüğü için enflasyon kontrol altında kalmıştır. kabaca budur. enflasyon teknik bir ayrıntıdan ibarettir. bir ekonomi politikasının başarısı aydan aya açıklanan soyut bir rakamla değil, çok çeşitli finansal ve dahi sosyal göstergelerle ifade edilebilir. ilgili olarak; (bkz: sürdürülebilir büyüme)(bkz: borç yükü)(bkz: işsizlik oranı)(bkz: bütçe harcama kalemleri)(bkz: bütçe gelir kalemleri)vs.

eğer bi gün aklı başına gelirse kurduğu her cümle için pişman olması gerekir. şu yaptığı şeylerde iyi bi şey bulmak gerekirse o da bi daha asla iktidara gelebilecek oyu toplayamayacak olmasıdır*. zira insanların en zayıf yerlerine dokunmaktadır lafları. misal; " ananı da al git lan" ve "askerlik yan gelip yatma yeri değil"

lübnan'a asker gönderilmesi konusunda oğlu bilal'in de barış gücünde yer alması talep edilen an itibariyle tc başbakanı. bunun yanında bir başka oğlu daha lübnan'a gönderilebilir, sadece tek oğlunda baskı oluşmaması için.burak erdoğan`#8486023 `

% 35 ile iktidar oldugu için eleştirilen basbakan. sanki diger % 65 işçi konfederasyonları filan. ulan onlar da aynı. sistem partisi işte. kime verirsen ver degişen hiçbir sey olmaz. laik "basortusu" ile korkutur, muhafazakar "din elden gidiyor" diye korkutur. politikalar aynı onursuzlukta. teslimiyetçi politikalar. benim için tayyip erdogan ya da deniz baykal hiç farketmiyor. ikisinin de yüzünü gördügümde kendimden utanıyorum, bu erkan mumcu ve mehmet agar için de gecerli. nerde 74'deki anti emperyalist eco? o bile şeyhlerin şıhların içine karıstı. ölüm korkusu bu mudur acaba?

gozlerim kendisini refleksif olarak gormuyor degilse tam su sirada yapilmakta olan tezkere gorusmelerinde mecliste bulunmayan kisidir.

bu gidisle bi suikaste kurban gider bu.. sonra adina anit mezar yapariz ozel mermerlerle. 50 yil sonra da deriz bi basbakan vardi, yaptiklarini cekemeyenler ipini cektiler diye..

türkiye'yi getirmek istediği yer çok açık olmasına rağmen, eğer bu adam 2007 genel seçimleri sonrası tekrar başbakan olursa** , bu, aziz nesin'in türk halkının yüzde altmışı aptaldır sözündeki oranın çok çok düşük olduğu anlamına gelecektir.umarım türk halkı beni yanıltır. umarım...

kendisi hakkındaki her düşüncem,dile getirildiği takdirde rahatlıkla tck'nin 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçu kapsamı'nda değerlendirilecek niteliktedir.

sinirlerine hakim olamayan nice delikanlı suser'in uçmasına sebep olmuştur. hislerimize tercüman olan o gençleri minnetle anıyor, bayrağı gücümüz yettiğince yere düşürmemeye çalışacağımıza söz veriyoruz.

ne zaman gorsem aklima palpatine'i getiren başbakan. episode 3'u hatirlayin: once savaşa girilir, sonra savaştayiz olaganustu yetkiler almam gerek denir, savaş bittiginde yetkiler iade edilmedigi gibi imparatorluk kurulur. nasil? yok ya, bir gurup hayalperestten sadece biriyim kesin.

akp ambleminin* kafa sekline bakılarak yapıldıgını dusundugum kisi

(bkz: enver pasa)

kendisine cok seri laflar hazirladigim adam. işyerinde aklima geldikce yuksek sesle soyluyorum, nasil olsa kimse anlamiyor.

parti ambleminin kafa şeklinden türediği hakkında birçok arkadaşımızın tahmin yürüttüğü şahıs. belki şu anektod bir ipucu verir:12 eylül darbesinden sonra havlu atmayan süleyman demirel, alttan alta mücadele vermeye devam ediyordu (bkz: bir bilen). bir emanetçi önderliğinde parti kurdurmuş, amblemini de dur işareti yapan bir el seçmişti. partinin güçlenmeye başladığını ve seçimde bir faktör olacağını gören askeri yönetim, duruma el koydu ve partiyi kapattı (partinin ve emanetçinin adını hatırlamıyorum, şimdi birisi hatırlatır, editlerim diye umuyorum).evren paşa, olayın arkasından bir televizyon konuşması yapmış, durumu şöyle açıklamıştı: "... neymiş? vatandaş demiri ele basacakmış, demirel olacakmış. yer miyiz bunu be?"**akp'nin kurulup, seçime girdiği dönemde tayyip'in siyasi yasaklı olduğunu da hatırlarsak, şablon tamamlanır: "demiri ampule basacaksın, tayyip olacak."demirel'inki kadar fiyakalı olmadı, ama idare edin. zaten arada da kimsenin inkar edemeyeceği bir klas farkı var.

insanı ülkesinden halkından soğutan zat-ı pek muhterem..

devlet isleriyle ugrasmaktansa, gidip halisaha da top oynamasini diledigim basbakan. tamam, soz lan forvette oynican...

(bkz: yalan soylerken tek ayagi kaldirmak/1)

(bkz: el insaf ul nisfiddin)

sanılanın aksine kesinlikle takiyye yapmayan şahış. sermayesi ve abd'li abileri sayesinde kendini ne kadar sağlamda, ne kadar dokunulmaz gördüğü her halinden, her sözünden, her icraatından belli ki inandığı dinin temeli olan günün birinde allah'a hesap vereceği gerçeğini bile unutmuş görünüyor.

ülkeyi şehitlik tartışmasının içine sokmakla şimdiye kadarki icraatları içinde en kötüsünü yapmış başbakan. vatandaşın "şehit cenazesi görmek istemiyoruz" serzenişine lübnan büyükelçisinin söylemiyle* cevap vermeseydi keşke. "onlar hepimizin evlatları" gibi klişe bir laf etse yine olacak; türk insanı daha ne büyük acıları devletin şu kadarcık göstermelik şefkatiyle içine gömmüş bugüne kadar. devlet ve millet arasına bu mesafe girdikten sonra artık ne kadar toparlanmaya çalışılsa boş. zaten partisinin sözcüleri de dahil olmak üzere yaptıkları her yeni açıklama bir öncekini aratır hale geliyor. birileri lütfen bunlara dur desin veya şehitliğin dinsel olanın dışında başka tariflerinin de bulunduğunu (doğru bir amaç uğruna ölmek) ve türklerin olaya sadece dinsel açıdan bakmadığını anlatsın.

(bkz: surekli hoykuruyor efendim durduramiyoruz)

"ben mesela geçenlerde bir şehit annesine telefon açmadım. bir tanesine açtım. telefondaki açıklamalar, komutanın yakasına sarılmalar. e şimdi telefonda aynı durumla ben de karşılaşırsam bunu mu dinleyeceğim ben. ama öbürüne açtım. öbürü de tam aksi. o da 'vatanımız sağolsun, sizler sağolun. sizler koşturuyorsunuz, didiniyorsunuz' diyor. bir taraftan da dualar etmeye çalıştı. biz de yan gelip yatmıyoruz ki biz de koşuyoruz." http://www.milliyet.com.tr/...09/07/guncel/gun01.htmlşeklinde demeç vermiş bir başbakan... onları savaşa gönderme yetkisindeki en büyük kurumun başındaki olduğunu düşünmeden, bunu mu dinleyeceğim ben, diyebilen, kaçamaklar yapan başbakanımız. anne bu, ne derse dinleyeceksin... dahaları da olacak, dahalarını da dinleyeceksin... mecbursun.

bugün rüyamda bir ilki yaşatarak bir siyasetçiyi(kendisini) görmemi sağlamış şahıstır. sonuç itibariyle kendisi yanarak can veriyordu eşiyle birlikte rüyamda. üstelik onları yakan kişiler büyük bir kalabalıktan oluşuyordu.(bkz: bilmem anlatabildim mi)

benim konuşabildiğim türkçeyle tanımı yapılamayan...kendisinin kelime olarak karşılığını bulmakta zorlanıyorum.bulamıyorum da zaten.keşke olmasaymış...keşke...ben şimdi bunu mu dinleyeceğim buyurmuş. 3 kasım 2002'den beri dinliyorum ben kendisini daha ölmedim.keşke dinleseymiş.

medyanın rotasını değiştirmesi sayesinde hakkındaki gerçekleri şu günlerde daha fazla öğrendiğim kişi. ayrıca aynı medyanın 3 kasım 2002 genel seçiminden önce aynı kişiyi nasıl göklere çıkardığını hatırlamak, medyayla ilgili gerçekleri tekrar görmeme sebep oluyor ve haliyle bir insan evladı olarak bu gerçekler benim midemi bulandırıyor.

http://www.milliyet.com.tr/...09/07/guncel/gun01.htmlkadın yıllarca üstüne titrediği evladını kaybetmiş, koskoca başbakanımız bir de onu mu dinleyecek, ne diye muhatap alacak böyle tatsız durumları...(bkz: allahım sen bana sabır ver)

(bkz: ulusa höykürüş)

(bkz: yazıyı virgülüne dahi dokunmadan yayınlıyoruz)meclis'teki son tezkere görüşmelerini televizyondan izlediyseniz tayyip erdoğan'ın sık sık salona girip çıktığını fark etmişsinizdir. nedenini chp milletvekili kemal kılıçdaroğlu anlatıyor:"sebep, o sırada dışarıda önemli bir işinin çıkması ya da ihtiyaç giderme falan değil. kürsüye muhalefetten biri çıkar çıkmaz, sizden öğreneceğim hiçbir şey yok dercesine salonu terk ediyor. kendi bakanları veya milletvekillerine konuşma sırası geldiğinde içeri giriyor. demokrasiye tahammülü artık hiç kalmadı, bunu gösteriyor."*öncesi ve devamı için :http://www.milliyet.com.tr/...6/09/07/yazar/asik.html

gaf yapan, yanlis anlasildigini soyleyip duran bir garip siyasetci. bir benzeri icin (bkz: #9813335)

konuştuklarıyla, yaptığı gaflarla her seferinde umudumu arttıran devlet adamı. sanki özellikle yapıyor, beni tanıyın, ben böyleyim beni ait olduğum yere geri gönderin diyor hem de bu sefer halkın en hassas damarına basarak. ama bu zamana kadar yaptığı akıl almaz politikalarla çok daha sonra fark ettiğimiz konumumuzla karşılaşmak da beni korkutmuyor değil. yoksa yeni bir orta doğu projesi'nin içinde miyiz? ya da yeni bir hükümet mi?

kendi eliyle (diliyle) partisini koalisyonlara doğru götüren, kendini kör kuyulara yuvarlamış, ona inanan seçmenine de gol atmış bir futbolcu genel başkandır. (bkz: beni kor kuyularda merdivensiz biraktin)bakalım kendini attığı bu kör, bu karanlık kuyulardan nasıl çıkacaktır?

yurt disinda sehit olmak en buyuk sereftir mottosundan hareketle oğlunu lübnan'a göndererek türk milletine örnek olmasını istediğim insan.

doğruları söylemediğini anlamayalım diye halka seslenirken güneş gözlüğü takan kişi. (bkz: yemeyiz biz bu numaraları)(bkz: ben adamı gözünden anlarım)

şehit ailesini tepkiden çekindiğinden aramaya cesaret edemeyen, "bunu mu dinleyeceğim ben" diyen, görevinin vatandaşı korumak olduğunu unutmuş görünen, olaylara boş bakan başbakan.http://www.milliyet.com.tr/...09/07/guncel/gun01.html

12 dev adam icin bir basin toplantisi duzenlemis kişi.rte: japonya yan gelip yatma yeri degildir.biz sizi oraya maclari kazanasiniz diye yolladik.

inşallah sözlükten recep tayyip erdogan ile ilgili istekleri takip eder dediğim caanım başbakanım.

camiler müminler diye şiir okuyarak seçildi bu adam gibi adam. her yerde her işi ulemaya sordu. çok iyi bir müslümandı değil mi? oysa benim bildiğim islam şunu söylüyor: 'bir masum insanı öldürmek, tüm insanlığı öldürmektir ve bir insanın hayatını kurtarmak tüm insanlığın hayatın kurtarmaktır'eğer sen benim başbakanımsan, benim askerimi benim insanımı yaşatacaksın arkadaş. savaşın gereksizse bir cinayet olduğunu bileceksin.ya bu adamın gözünde benim askerimin, arkadaşımın (ölümünden sorumlu olacağı) kıymeti yoktur , onları insan yerine koymamaktadır; ya da henüz kuran'ı okumamıştır. bu kadar nettir bu adamın ne olduğu.edit: hala onu savunanlar için ısrarla şunu öneriyorum (bkz: #9115469)

türkiye'deki insanlar ikiye ayrılıyor: 1) bu kişiyi sevenler2) bu kişiyi sevmeyenlerbirinci gruba giren insanlar, birlik halinde hareket ediyor, oylarını şakır şakır atarak kendisini lider haline getiriyorlar.ikinci gruba giren insanlar, belki de ortak bir alternatif bulamadıkları için birlik halinde hareket edemiyorlar, haliyle bu kişi iktidara gelebiliyor.kısacası rte'yi sevmeyen insanların sayısı çok da olsa, çoğunluk da olsa kendisinin başımızda olması maalesef kaçınılmaz görünüyor. ondan sonra bir de "ama adamın sayesinde ekonomi düzeldi bak" diyen bilgisiz kişiler var ki onlar da ekmeğine yağ sürüyor. sonuç: "insanlar hakettikleri şekilde yönetilirler"

nail güreli'nin bugünkü yazısında sözcük oyunu yapmakla suçladığıdır. yazının bana göre en dikkat çekici kısmı:"erdoğan, bir başka ve de çok tehlikeli oyununu ise ordu üzerinden oynuyor. biliyorsunuz, her ankette "en güvenilen kurum" olarak ordu başı çekiyor. bu güveni zayıflatmak için ne yapmalı? lübnan ve pkk terörü vesile edilerek, erdoğan'ın, milli savunma bakanı vecdi gönül'ün ve ötekilerin ağzında aynı laf: "ordu hem terörle mücadele edecek, hem lübnan'da görev yapacak güçtedir."yani, hemen hemen sıfırdan devraldığın terörü acemi politikalarınla tekrar bela haline getirdikten sonra, faturasını askere çıkarma cinliğini göstereceksin. hem de lübnan'da muhtemel bir felaketin adresi olarak orduyu işaret edeceksin. üstelik, "askerlik yan gelip yatma yeri değil" diyeceksin."http://www.milliyet.com.tr/...09/06/yazar/gureli.html

sayın ismet inönü'nün "şartlar tamam olduğunda ihtilâller meşru olur!" sözünü bana hatırlatmakta olan başbakanımız. çankaya çıksa bile 7 yıl boyunca orada kalabileceğinden şüpheliyim. artık bütün türkiye son sabır taşlarını çatlatıyor. onlarda bitsin elbet birileri şartları tamamlar. ha bu şartlar tamamlanınca iyi mi olur? şu an için iyi olmaz belki ama ilerisi için iyi olacağı kesindir.

halkın önüne, yani seçim sandığına bir daha gitmeyecek, kendisine çankayada 7 yıllık bir koltuk alıp, halefine de başbakanlığı bıraktıktan sonra, ayrılmasından dolayı kendi yarattığı antipatisinin akp'nin oylarının önüne geçmesini engelleyerek partisinin tekrar iktidar olmasınıda sağlayacak, böylece emellerini gerçekleştirmek için önlerinde pek fazla bir engel bırakmayacak, menderes ile celal bayar karışımı kişi. kaderi onlara mı benzer ? tarihin tekerrür kuralını işletip işletmeyeceğine bağlı.(bkz: gün olur devran döner)

gandhi bir sözünü şöyle bitirir; "karakterinize dikkat edin kaderinize dönüsür" . neden bilmem bana hep sonunda sırtından bıçaklanarak ölen mahalle kabadayılarını çağrıştırandır.

"ekmek bulamıyorlarsa pasta yesin efendiler" diyerek yeni bir pot kırmasını dört gözle beklediğimiz sayın başbakanımız. kırdığı potlar bini aşmasına rağmen halkımızın bağrına basmakta olduğu kişi. tez zamanda yeni victor hugo'lar balzac'lar çıksada tahtından indirse diye baktığımız devlet görevlisi.

bu ülkede demokrasi isteyen insanların isteklerini ulaşılmaz, bulunduğu durumu karamsızlık olarak görmelerinin baş müsebbibi olan başbakan.

bir daha ki seçimlerde kabuslarina girdigi türkiye cumhuriyeti halkina hesap verecek bosbakan.(bkz: sandikta gorusuruz tayyip bey)

kendi kuyusunu kendi kazan güzel insan.

*''hazmettirerek geliyoruz..'' ''türkiye cezayir olur mu, diye soruyorlar. biz hazmettire hazmettire geliyoruz. allah'ın izniyle!.. şimdi artık millet yalnız aktörleri değil, senaryoyu da değiştirmeye talip!.. bu çalışmalarımız senaryoyu değiştirme çalışmalarıdır. biz onun için geliyoruz. bu düzenin koruyucusu olamayız; bu mümkün değil. bu hukuku hazırlayanlar, bu düzenin kaldırılmasının maşası olacaklar.'' r. tayyip erdogan *"hem laik, hem müslüman olunmaz. ya müslüman olacaksın, ya laik." rte *"ben değiştim, toplumsal uzlaşma gerekir, bazı konuları zamana bırakmalıyız" rte secimlerden once *"değişmedim, geliştim" basbakan recep tayyip erdogan, 2006, secimlerden sonra *"ben müslümanım derken neyi kastediyorsam, şeriatçıyım derken de aynı şeyi kastediyorum.” rte, kitap "tayyip. kasımpaşa’dan siyasetin ön saflarına" (ümit yayıncılık, 2001, sayfa 210) *"üniforma insanın seviyesini yükseltmiyor. eşeğe altın mücevherattan kolan yapsanız, semerini onunla bağlasanız, eşekliği değişir mi, değişmez. yine eşektir..." (rte, kitap "tayyip. kasımpaşa’dan siyasetin ön saflarına" (ümit yayıncılık, 2001 s. 113) *referansım islam’dır. her şeyden önce ben bir müslümanım, attığım her adımda inancıma uygun olanı arıyorum. islam, insanları bana sevmeyi emrettiği için seviyorum, bu bağlamda referansım islam’dır..." rte (rte, kitap "tayyip. kasımpaşa’dan siyasetin ön saflarına" (ümit yayıncılık, 2001 sayfa . 145 *....sandığa giderken egemenlik milletindir. ama maddede ve manâda egemenlik allah'ındır. tutturmuşlar laiklik elden gidiyor diye. bu millet istedikten sonra tabiî elden gidecek. basbakan tayyip erdogan *türkiye'de yaşayanların yüzde 99'u elhamdülillah müslüman olduğunu söylüyor. o zaman yüzde 99'un "elhamdülillah şeriatçıyım" demesi de lazım. ben elhamdülillah şeriatçıyım. şeriat islam, allah'ın kuralları demektir." tayyip erdogan (21 kasım 1994, milliyet)*"türkiye’nin yarınında artık kemalizme ve kemalizm benzeri rejimlere yer yoktur. kemalizmin yeniden kendini üretmesi söz konusu değildir. bizim için en üst belirleyici, islam’ın ilkeleridir. her şey ona göre belirlenir. ben islam’ın devlet planı içinde düşünüyorum." tayyip erdogan http://www.hurriyet.com.tr/...r/3876539.asp?yazarid=5*"din devletine karşıyım, dinsel milliyetçiliğe hayır!" rte *yesil medeniyetin rengidir.( kaldirimlarin bazilarinin yesile boyanmalarini istediginde soylemistir) recep tayyip erdogan *ben diyorum ki insanlar laik olmaz. nitekim anayasamız da "tc vatandaşları laiktir" demiyor, "tc devleti laiktir" diyor. müslümanlığın karşısına laikliği oturtamazsınız. tayyip erdogan (10 temmuz 1998, hürriyet)*"su ana kadar demokrasiyi bizim gibi anlayan, bizim gibi yasayan ve yasatmaya gayret eden bir parti gelmedi. ama demokrasi amac mi arac mi? ha burada bizim bir ayriligimiz var. biz diyoruz ki, demokrasi bir aractir. demokrasi bir amac degildir." tc basbakani tayyip erdogan*"minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, mü'minler asker, bu ilahi ordu dinimi bekler, dillerde tevhid allahu ekber. mü'minler ordusu hakk'ın kolunda, batılla savaşır dini uğrunda, ezelden ebede kur'an yolunda, allahu ekber, allahu ekber. hak dinin rehberi resul-i ekrem iman telkin eder hadisi her dem dinimizde yoktur gizli ve mahrem doğrudan doğruya allahu ekber." tayyip erdogan*...islâm alemi müslüman türk milletinin ayağa kalkmasını bekliyor. kalkacağız. bu kıyam başlayacak. tayyip erdogan *"kuran kursunun kaçağı, kanunsuzu mu olurmuş canım? bu millet çocuğuna dinini öğretemeyecek mi?" başbakan recep tayyip erdoğan *her şeyden önce rp bir din, rp eşittir islam demek değildir. türkiye'de rp'nin yöneticileri olarak biz islam öncelikli bir yaşam tarzını benimsemiş insanlarız. türkiye'nin yüzde 99'u "islam yaşama biçimimdir" diyor. tayyip erdogan (13 şubat 1994, cumhuriyet)*bu millete cogalmayin tavsiyesi adeta ihaneti vataniye, adeta bu milleti azaltarak tarihten, dunyadan silme projesidir. nufus olmazsa ekonomik sorun olmaz diyorlar. bu milletin cogalmasi lazim. biz boyle dusunuyoruz. sakin ha, allah ne verdiyse!.tayyip erdogan*"mahkemenin türbanla ilgili söz söyleme hakkı yoktur. söz söyleme hakkı din ulemasınındır" basbakan recep tayyip erdogan *“hiç öyle şey olur mu? kadınlar bizim başımızın tacı, onların yorulmasını istemeyiz, evde oturacaklar, erkekler çalışacak!" recep tayyip erdogan *“iktidara geleceğimiz kesindir. bu geçiş tatlı mı olacak, tatsız mı, canlı mı olacak, cansız mı, kanlı mı olacak kansız mı? geçiş dönemi yumuşak mı olacak, sert mi?” erbakan 13 mayis 1994referans: http://www.ruki.org/

hakkında 2000'e yakın entry girilmiş, ve bu entrylerin hepsi de olumsuz yönde. bunun dışında bindiğim taksilerde, arkadaş evlerinde, televizyonda, köşe yazılarında, girdiğim her türlü ortamda, hep olumsuz eleştiri var. herkes aynı şeyi söylüyor. biz bu insana oy vermedik.. peki nasıl oluyor da hala başbakanlık koltuğunda oturuyor? bu insanı oraya kim çıkardı? hiç kimse oy vermediyse, veren de bin pişmansa nasıl oluyor da hala meşhur vecizelerini bütün kamuoyunun önünde söyleyebiliyor? oğlunun yaptığı kaza bu kadar insan tarafından bilinirken, lanetlenirken nasıl oluyor da hiç bir yerden ses gelmiyor? atadığı bakanlar belediyenin taşıma araçlarının biletlerinin arkasına nasıl elde edildiği belli olmayan paralarla kurdukları fabrikaların ürünlerinin reklamlarını nasıl koyabiliyor? ülkemiz gözgöre göre yabancılara peşkeş çekilirken nasıl oluyor da bu vatanın, atatürk'ün evlatları ağzını açıp da birşey söylemiyor? sınavlarda başarılı olan yüzlerce çocuk imam hatiplere nasıl yerleştiriliyor?bütün bunlara cevap veremiyorsak, ses çıkaramıyorsak, eski zamanlardaki gibi ne ülkemize ne kendimize sahip çıkıp aklımızı başımıza devşiremiyorsak, bu insanı hakediyoruz demektir.

başinabuyrukbaşbakan

atatürk' ün ölümünden sonra başa gelenlerden çokta farklı olmayan başbakan.atatürk' ten sonra batmaya başladı bu memleket, bi kaç küsur on yılda boka bulandı. ne debeleniriz anlamıyorum ki, yok şöyle yok böyle. bu başbakanımızı da kötünün iyisi diye sayalım gayrı.

(bkz: kozmik kulucka makinesi)

değişmeyen gerçek.bunca yazılıp söyleniyor, ama o hala bizim başımızda.

bana yöneltilen isnatların aksine gerektiğinde eleştirdiğim türkiye cumhuriyeti başbakanı... (bkz: #10012892)

ulkenin son 4 yılda dış ve iç borç toplamının 150 milyar dolar daha arttığını düşündüğümde aklıma ilk gelen insanoğlu.

kendi kuyusunu dozerle kazan başkan ?. bu mubarek günde kendisinin daha daha fazla gaf yapmasını diliyorum.

14.000.000 seçmenin oyuyla iktidara gelmiş kişidir. milletvekili olamadığı için başbakan olmuştur. yakında milletvekili olamadığı için cumhurbaşkanı olması bekleniyor.bence gayet süper bir insan. 10 numara.

anticileri de çıkmış da tam olmuş bir marka. rockçulardan bir kontraatak bekliyoruz hakkında.- anadolu rock uyuyor musunnn!!!

"yurtta şehit dünyada şehit" diyen çok büyük türk.

bulunduğu makamın* hata kaldıramayacağını anlamayan devlet* adamı.edit: karma puanımın aşırı düşüşünün bunu değiştirmeyeceğine inandığım şahıs.

zeki burak okay şehit edildiği tarihte tc'nin başbakanı idi. o günlerde şehit cenazelerinin artışı yüzünden gelen tepkiye, "askerlik yan gelip yatma yeri değil" diyerek tepki verdi. ancak dünkü zaman gazetesinde yayınlanan şu röportajı okuyacak cesareti gösterebilir mi, bilemiyorum... http://www.zaman.com.tr/...trh=20060907&hn=344670

ülkeyi yönetmenin, kahvehane yönetmek gibi olduğunu zanneden kişi.

bugün mailime düşmüş bir şiir:tarih tekerrurden ibarettir.nazim hikmet'in, (1901-1963) kore'ye asker gonderen basbakan adnan mendereshakkinda 25 haziran 1959'da yazdigi siiri: gozlerinizin ikisi de yerinde, adnan bey, iki gozunuzle bakarsiniz, iki kurnaz, iki hayin, ve zeytin yagli iki gozunuzle bakarsiniz kursuden meclis'e kibirli kibirli ve topraklarina ciftliklerinizin ve cek defterinize. ellerinizin ikisi de yerinde, adnan bey, iki elinizle oksarsiniz, iki tombul, iki ak, vicik vicik iki elinizle oksarsiniz pomadli saclarinizi, dovizlerinizi, ve memelerini metreslerinizin. iki bacaginizin ikisi de yerinde, adnan bey, iki bacaginiz tasir genis kalcalarinizi, iki bacaginizla cikarsiniz huzuruna eisenhower'in ve butun kayginiz iki bacaginizin arkadan birlestigi yeri halkin tekmesinden korumaktir. benim gozlerimin ikisi de yok. benim ellerimin ikisi de yok. benim bacaklarimin ikisi de yok. ben yokum. beni, universiteli yedek subayi, kore'de harcadiniz adnan bey. elleriniz itti beni olume, vicik vicik terli tombul elleriniz. gozleriniz; soyle bir bakti arkamdan ve ben al kan icinde olurken, cigligimi duymamaniz icin kacirdi bacaklariniz sizi arabaniza bindirip. ama ben pesinizdeyim, adnan bey, oluler otomobilden hizli gider, kor gozlerim, kopuk ellerim, kesik bacaklarimla pesinizdeyim. diyetimi istiyorum adnan bey, goze goz, ele el, bacaga bacak, diyetimi istiyorum, alacagim da.nazim hikmet

son dönemde sözlükte aleyhine yazılan entrylerde patlama yaşanan siyasetçi ve türkiye cumhuriyeti başbakanı...benimde aralarında bulunduğum hemen hemen her yazar tarafından acımasızca eleştirilen ve hatta ultra demokrat ekşisözlükte bile bazı sevgi pıtırcığı,hümanist,karıncayı bile incitmemeye özen gösteren yazarlar tarafından zenci yakalamış ku klux klan’cı bir iştahla asılarak “2 kez idam” edilmesi istenen türkiye cumhuriyeti başbakanının ismidir recep tayyip erdoğan...sözlükteki rte ile ilgili entrylere bakılıdığında genelde gaflarıyla ilgili olduğunu görmekteyiz..gaf konusunda rte’nin bu “2 kez idamcı” zihniyete bol bol malzeme verdiğini de inkar edemeyiz ne yazıkki...kendileri gibi düşünmeyen insanları “kikiki siz balık hafızalısınız olm” diyerek eleştiren,özellikle son dönemde “çıkarsa teskere bilal gitsin askere” diye rte’den yavaş yavaş aileye doğru yönelen ve oradan da kelle isteyen çok garip bir psikolojik ruh hali kapladı sözlüğü...bilal’in askere gitmesi durumunda da “çok ucuz popülist politakalar..bunlarla halkın gözünü boyuyorlar” diye eleştirecek bu arkadaşlara birkaç sorum var..1.şimdiye kadar doğu ve güneydoğuda ön saflarda terörle mücadele etmiş herhangi bir başbakan,genelkurmay başkanı,kuvvet komutanı,her hangi bir general oğlunun ismini söyleyebilir misiniz..??öyle 3-4 tane değil 1 (yazıyla bir) tane söyleyin...2.türkiye’nin hinterlandı lübnan’a asker gönderme kararı alan bu meclis,hiçbir ilgimiz ve ilişkimiz olmayan afrika ülkesi somali’ye sadece ve sadece amerikan çıkarlarını korumak için asker gönderme kararı alan meclisten daha mı az ülkesini düşünüyor sizce...?3.2001 krizinde imf’den gelecek para için kemal derviş’in zorlamasıyla 15 nisan gecesi hayati önemli 15 yasayı doğru dürüst görüşmeden sadece parmak kaldırıp indirerek kabul eden bir önceki meclis ve hükümet ülke çıkarlarını daha çok düşünüyor ve sizi daha iyi temsil ediyordu dimi..? (çıkarılan bu yasalardan biri de “şeker yasasıdır... uluslararası sermayenin imf kanalıyla ısrarla istediği bu yasa, türkiye’de şeker pancarı ve şeker üretimini engellemeye , abd’nin elindeki 10 milyon, ab’nin elindeki 2 milyon ton şeker stokunun eritilmesine hizmet eden, şeker açısından türkiye’yi onların tatlı bir pazarı haline getirecek olan yasadır. öte yandan türkiye’de, 150 milyon dolar yatırım yaptığını söyleyen cargill gibi uluslararası tarım tekellerinin suni tatlandırıcı üretiminin önünü açacak pazar payını yükseltecek bir yasadır.)4.bill clinton karşısında iki büklüm bir vaziyette ezilip büzülen ecevit rte’den daha mı iyi temsil ediyordu ülkeyi ve içerisinde yaşayanları...?bize yakışan aslında öyle bir başbakan mıdır yoksa...?”her toplum layık olduğu kişilerce yönetilir ya hani” o bakımdan..5.devamlı olarak bu ülkeye şeriatı getireceği söylenen ve onunla halkın korkutulduğu rte bu ülkeye şeriatı nasıl getirecek..?tüm kurumlarıyla ab standartlarına gelmeye cebelleşen türkiye bunu başardığı yani “tüm kurum ve kuruluşlarının ab standartına geldiği” gün mü şeriatı ilan edecek rte...??ayrıca..”bu adam beni temsil etmiyor” lafını her duyuşumda hindistan’daki kast sistemi aklıma gelir...orada da halkın en alt kesimi olan parya tabakasından herhangi bir kişi toplumun üst kesimlerini (ksatriyalar ve vaysilar) asla temsil edemez...türkiye’de ise paryadan başbakan bile oluyor...

(bkz: secilmis ile suzulmus arasindaki fark/#10016743)

(bkz: no comment)

çok çalışmasından olsa gerek, insani değerlerle ilgili ciddi problemler yaşayan zat

(bkz: başbakanlık yan gelip yatma yeri değildir)

bugün pot kırmayarak günlük işlerini aksattığını düşündüğüm insan.(bkz: bekliyoruz efendim)

son donemde sozlukte aleyhinde yazilanlar sevenlerini pek bir uzmus siyasetci ve basbakan, milletvekili,...birkac yazarin asiri tepki vererek idam edilmesini istedigi basbakan ismidir, ama ayni zamanda bundan yola cikarak kendisini elestirecek herkesin kana susamis kelle isteyenler sinifina koyulmayacagi basbakandir rte. "cikarsa tezkere bilal gitsin askere"nin ne mantikla yazilmis bir slogan oldugunu buyuk ihtimalle savunuculari gibi anlamayacak basbakandir rte hem de. kimsenin bilal'i gercekten askere cepheye gondermeye niyeti ya da buna inanci yok. sloganlar carpicidir, sloganlar edebi kaliplar kullanarak politically right olayim, su cumlenin icine gaiayi karmayi sikistirayim felsefi olsun insani olsun gayesiyle uretilmez. onemli olan soylenmek isteneni en kisa yoldan carpici bir sekilde dile getirtmektir. burada amac bak senin cepheye gonderdiklerin de insan evladi, kimin icin gonderiyorsun onlari, ne icin gonderiyorsun, kendi oglunu gonderir miydin demektir. bunu anlamayan arkadaslara birkac sorum var:1. daha once bir yanlisin yapilmis olmasi o yanlisi kaniksamamizi, sesimizi kesip anamizi alip gitmemimizi mi gerektirir? askere gitmemis, ya da barlarda pavyonlarda askerlik yapmis gk baskani, kk, herhangi birkac general oglunu bir araya getirip listeyle verebilir misiniz? 2. lubnan turkiye'nin nesidir? lubnan'la somali'nin arasinda turkiye'nin guvenligi acisindan ne gibi farkliliklar var? lubnan'da hizbullah var mi? lubnan'a sadece ve sadece amerikan ve israil cikarlarini korumak icin asker gonderme karari alan meclis ulkesini dusunuyor mu sizce?3. akp hukumeti doneminde ic ve dis borcumuz ne kadar artmistir? nelerimize ipotek konmustur? findikta neler oluyor? ytck'da milletvekilleri neye parmak kaldirip indirdiklerini biliyor muydu? kemal dervis'in oglu ne is yapiyor? misirin gumrugu neden indirildi? likit yumurtanin vergisi neden indirildi?4. milletvekili bile degilken bush'la ve baska liderlerle gorusen rte o sirada neyi temsil ediyordu? bize yakisan mahalle agizli, duygusuz bir basbakan midir yoksa?5. rte gercekten ulkeyi ab standartlarina mi getirmeye cabalamaktadir, yoksa turbanda aihm'den aradigi destegi bulamayinca saldim cayira mevlam kayira mi demistir? ab'nin turkiye'yi evrimi mufredattan neredeyse sildigi icin defalarca kez uyardigini biliyor musunuz? peki siz insanlari aptal mi saniyorsunuz kuzum? 6. son olarak ilk soruyu tekrar soralim, daha once birtakim yanlislarin yapilmis olmasi, bu yanlislarin simdi yapilmasini mesru kilar mi? elestirilmemesini gerektirir mi?7. ayrica temsili demokraside barajin %10 olmasi temsili nasil etkiler? istediginiz sorudan baslayabilirsiniz, her soru 10 puan, son soru 34'ten 66.

kendisinden once gelenlere bir alternat olmasi icin, tepki oylariyla hukumetin basina gecmistir. ancak zaman gostermistir ki recep bey, kendisinden oncekileri aratmayacak derecede buyuk hatalar ile turk siyasi tarihine damgasini vurmustur ve vurmaya devam etmektedir. (bkz: ne olur vurma pepe adam oldu)

hakkında yorum yapılırken kılı kırk yarıp nazik ifadeler kullanılması gereken insan. oysa ki kendisi temsil etmekte olduğu halka saygısını belli cümlelerle * açıkça ifade etmektedir. ayrıca kararları,tavırları ve kişiliği ile kesinlikle bir başbakan ya da devlet adamı olarak olarak bünyemin kabul etmediği kişidir.

5 sene içerisinde cumhurbaşkanı olmasına kesin gözüyle baktığım güzel insan.

söylemek istediklerini nedense her zaman yanlış anladığımız, söylenilenleri de nedense her zaman yanlış anlayan bir çeşit vatandaş azarlayıcısı.

“senin sorularına verecek cevabımız yok ama en iyi savunma hücumdur o yüzden sana kontra sorular hazırladım” diyenler tarafından eleştirilmeye devam edilen türkiye cumhuriyeti başbakanı...benim sorularıma verecek cevabınız yok ama ben sizin sorularınızı cevaplandırayım... 1.güneydoğu’da ön saflarda askerlik yapan varmı diye sormuştum...kontra bir soruyla “askerliğini barlarda pavyonlarda yapan gk başkanı oğlunun ismi istenmiş..”....aşağıda bir link verdim...daha fazlası sözlüktan uçmama sebep olacağı için en azından bir fikir vermesi açısından okuyun......http://www.radikal.com.tr/...02/03/18/haber_32208.php2.lübnan türkiye’ye somali ve afganistan'dan daha yakın bir ülkedir...türkiye’nin hinterlandıdır...türkiye’nin güvenliği açısından somali ile lübnan arasında herhangi bir fark bulamayanlar için dünya atlasına bakmalarını öneririm...3.-türkiye tarihinde ilk kez iç ve dış borç bu devirde alınmadı...-nelerimize ipotek konduğunu ben bilmiyorum eğer biliyorsanız yazın..-fındıkta gerçekte neler olduğu ile ilgili #10012384...-likit yumurta mevzusunda bende unakıtanı haksız bulanlardanım...-sözlükte bile 5 aya yakın bir süre tartışılan ytck’nın mecliste her maddesinin komisyonlarda günlerce tartışılıp partilerce ortak karar alındıktan sonra son şeklinin verilip meclisteki oylamalarda kabul edildiğini bilmeyen bir kişiye söyleyecek pek fazla bişi yoktur zannımca..-kemal derviş’in oğlu dj’dir...4.rte bush ile görüşmeye gittiğinde türkiye’de seçimde en fazla oyu almış partinin genel başkanı sıfatıyla bulunuyordu beyaz sarayda...bunun mahalle ağızlı olmakla ne ilgisi var anlayamadım...5.türbanda aihm’den aradığı desteği bulamayan birisinin hedef değiştirip “türban işi yattı bari ülkeyi ab’ye üye yapayım” diye düşündüğünü iddia eden ve bu ikisinin birbirinin alternatifi olabileceğini düşünen marazi bir kafa yapısına sadece şapka çıkartabilirim...6. daha once birtakim yanlislarin yapilmis olmasi ama bu yanlışların çifte standart uygulanarak sözlükte bir türlü yazılmamasıdır asıl problem..7.bu ülkede seçim barajı 1987 seçimlerinden beri %10’dur zaten...%10 seçim barajı 20 yıldır temsili nasıl etkilemişse şimdi de o kadar etkilemektedir...gördüğünüz gibi soruların sırasını bozmadım...ben hala kendi sorularıma cevap bekliyorum...

artık ettiği laflara gaf demekten, eleştirmekten sıkıldığım kişi. herkes hakkında aynı şeyleri düşünüyor zaten, ne yazsak boş değil mi?

bazen bu ülkeye yakışan bir adam diye düşünüyorum. trafik, yerlere tüküren hanzolar, maçlardan sonra silaha sarılanlar, toz, kir saçımı ne hale getirdi ya...

tüm tarih boyu, tüm dünyada yaşanan; inancı çıkar ve güç için; yönetmek ve yönlendirmek için kullanma politikaları sonucu; dünyanın geldiği bu zamanda;en zengin doğal kaynaklara ve geçmişe, en zengin genlere sahip bu memleketin muhteşem önemini tarih boyu bilenlerin;son oyunlarında bu memleket için uygun buldukları başbakandır.öyle diyorum çünkü onu ben seçmedim. sen mi seçtin? kim seçti?kim seçti ise o hesap versin...onu ben seçtim desin.madem,tüm zamanlar boyu, onu da bunu da şunu da ben seçmedim diyorsun;politikaya gir, sen aday ol, oy kullan, vergini öde, senin ödediğin paralar ile bu yöneticiler yaşar...ya da bunlar olamıyor ise;zaten seçili olanların icraatlarına öylece bak/bakiim/bakalım.hep başkaları suçlu;hep başkalarında problem var...biz napıyoruz? izliyoruz, insanlığın çoğunun yaptığı gibi işte...izleyiciler gezegeni: dünya(bkz: #7641900)

paranoyalarının ardından giden kişilerce eleştirildiğini gördüğümüz parti başkanı..."ben her şeyi biliyorum ama siz hiç bir şeyin farkında değilsiniz kuzum..!!" tarzı bu yaklaşım ne kadarda mine g.kırıkkanatvaridir böyle yarabbim...şimdi gelelim cevap olduğu öne sürülen maddelere..1.benim sorum yine havada kalıp başka bir soru cevaplanmış...oysa benim sorum son derece basit..şimdiye kadar doğu ve güneydoğuda terörle mücadeleye ön saflarda katılmış 1 tane başbakan,genelkurmay başkanı,kuvvet komutanı ve herhangi bir general çocuğunun ismini verin...hatta sizin dediğiniz olsun türkiye'nin asker gönderdiği herhangi bir yurt dışı görevine giden bir isim verin bari...2.somali’ye “asker gönderilmesi” ile lübnan’a “asker gönderilmesini” karşılaştırmaya çalışırken niye ısrarla somali ile israil’i karşılaştırıyorsun güzel kardeşim...eğer bundaki amacın “biz lübnan’a israil için asker gönderiyoruz” demeye çalışmaksa somali’ye de amerika için asker gönderdik.amerika ile israil’i karşılaştırsana hedef şaşırtan ultra sevgi pıtırcığım benim...3.2001 krizinde güçlü ekonomiye geçiş için mi yoksa imf’ten para gelmesi için mi 15 nisan gecesi 15 tane yasayı meclisten geçirdik acaba..?hafızamızı tazelemek için ilgili link..http://www.medyakronik.com/arsiv/290301m.htm4.ırak’taki olmayan kimyasal tesislerle ilgili delilleri amerikan heyetiyle yaptığı 10 dakikalık görüşmede görüp ikna olduğunu söyleyen ecevit daha dik başlı bir dış politika mı yürütüyordu yoksa...?ayrıca “büyük devletler özür dilemez”le ilgili tbmm görüşme tutanağı için link..onur öymen bile biz basından takip ediyoruz diyor...sorulmasına rağmen nerde ne zaman söylendiğiyle ilgili hiçbir açıklama yapamıyor...ama basın yazmışsa söylemiştir dimi...??http://www.todaie.gov.tr/kyp/5176_meclis.htmayrıca 1 mart 2003te reddedilen teskere 1 mart 2002’de meclise gelseydi kabul edilirmiydi edilmezmiydi..??5.ab standartlarına gelmeye çalışan kurumların başına getirilen kişinin işini iyi ve layıkıyla yapmasından ziyade okuduğu okul ve dini inançlarından dolayı oraya layık olmadığını düşünmek ayrımcılık olmuyor mu güzel kardeşim benim..?ayrımcılığın bu kadarı ab standartlarına uygun mudur yoksa..?ayrıca türkiye’deki tüm kurum ve kuruluşların başında böyle eski imamların olduğunu mu düşünüyorsunuz..?bu ne kadar marazi bir düşüncedir yarabbim..

"alevilik hazreti ali'yi sevmek ve onun gittiği yoldan gitmekse, ben bunu böyle öğrendim. ben hazreti ali gibi yaşamaya gayret eden birisiyim. ben bunlardan daha aleviyim" demiş biridir. yani (bkz: alevilik hz ali yi sevmekse ben de aleviyim)(bkz: #6185065) ayrıca kendisi 7 eylül 1994’te, gecenin köründe, karacaahmet cemevi’ni ‘kaçak’ olduğu gerekçesiyle yıkmaya çalışmış, halkın tepkisiyle karşılaşınca geri çekilmiştir.6 eylül 2004’te cnn türk’te katıldığı ‘eğrisi doğrusu’ programında ‘karacaahmet içimde ukte’ demiştir. evet, koca istanbul’da bir karacaahmet cemevi kaçaktır (!), burayı yıkamamak tayyip erdoğan'ın içinde ukte olarak kalmıştır. geride o kadar imar, iskan, altyapı, ulaşım vb sorunu varken içinde ukte olarak karacaahmet cemevi’ni yıkamamak kalmış.http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=130662“elde ettiği güç ile insanlığın üzerine çıkan biri insanlığa özgü zayıflıkların üzerinde olmalıdır, yoksa bu güç fazlalığı onu diğer insanların, hatta bu güce sahip olmadan önceki kendisinin bile altına indirir…” – jean jacques rousseau

http://img526.imageshack.us/...526/3189/erdoanqh8.jpg

kafayı "yan gelip yatma" ile bozmuş başbakanımız.(bkz: askerlik yan gelip yatma yeri degil)(bkz: makamlar yan gelip yatma yeri degil)

kendi ülkesinin toprağının satılmasına tepki gösteren bir vatadaşa "bırak allahını seversen" buyurmuş yegane insandırhttp://www.milliyet.com.tr/...09/10/siyaset/asiy.html

sanılanın aksine, bir fransız edasıyla, ingilizce bilip konuşmayan şahıstır (mıdır acaba?..).http://www.tbmm.gov.tr/...p_donem=22&p_sicil=6371

emekliymiş bir de. 15 şubat 2006'da, 2.133 ytl'lik ilk maaşını çekmiş. 31.000 ytl de emekli ikramiyesi almış. geçinmekte zorlandığı maaşına az da olsa bir katkı olmuştur umarım. bu maaşın üzerine biraz para eklerse emine hanım'a ayda beş türban da alabilir. (bkz: 550 ytl'lik türban)http://www.aksam.com.tr/...534,4&tarih=26.02.2006

kariyer basamaklarını tırmanmaya gencecik bir adamken iett'de başlamış... hatta geçenlerde, bağ kur'un kendi genel müdürlük binası olarak inşa ettirmiş olduğu ve fakat sosyal güvenlik kurumu genel müdürlük binası olan tayin edilmiş olan binanın açılış törenimsi bir kordela kesme töreni mi ne öyle bir şeyde, iett'deki işe ilk giriş bildirgesi'ni arşivlerden bulup hediye etmiş buna bir bürokrat.iş hayatının sonunu avasas yazmış, başını da ben yazmış olayım.

kraliyetle yönetilen bir ülke değil, "demokratik" bir devlette yaşadığımız üzere, beğenmiyorsak göndermenin elimizde olduğu kimsedir. (bkz: simdi telefonda bunu mu dinleyeceğim)(bkz: ananı da al git)(bkz: tayyip erdogan in incileri)

sayın başbakan "check-etmek" lafını neden bu kadar çok kullanıyor anlamıyorum. kendisini "baş"bakanımız olarak, ülkemizin idaresinin başı olarak, türkçe'yi doğru kullanmaya ve örnek olmaya davet ediyorum. (bkz: deveye boynun egri demisler nerem dogru ki demis)daha geyik bir açıdan yaklaşırsak konuya, kendisinin ağzına bu check lafı neden musallat oldu merak içindeyim, daha öncede 'bizim de kendimizi check etmemiz lazım' şeklinde buyurmuştu hatırlarsanız. herhalde ya çok fazla check up'a giriyor, ya çok fazla uçuş yaptığından ağzına musallat oldu. (bkz: cabin crew slide arm and crosscheck)

hakkında girdiğim bütün entry lerimin zamanın ötesine gitmesini sağlayan sevenleri sözlükte bolca bulunan ve, sürekli elinde mikrofon varken portesto eden halka laf yetiştirmeye çalışan eleman. ayrıca ; '' - kardeşim sen başbakansın bir sus bir düşün herşeye cevap vermek zorunda da değilsin. neymiş pkk nın oyunuymuş... abi bu yağmur varya bu yağmur ! doğa abicim... yani elini marşa götürmicen z....cem bu trafiği ya ... neyse abi.... bitirdiler bu ülkeyi be... '' şeklinde, taksici dialoğuna bu sabah itibari ile konu olmuş kişi.

sayesinde sözlükte ne kadar geniş görüşlü görünmesine rağmen kıt beyinli ve sadece başkalarının ve okuduklarının gazıyla hareket eden, modaya ayak uyduran geri zekalı kazmaların yer aldığını farkettiğim ve sözlükten soğuduğum adam. lafım ülkeyi yönetim şeklini, dini görüşünü, yaptığı saçma açıklamaları veya herhangi bir özelliğini sevmeyen, daha iyisi olabilirdi diyenlere değil; en ufak bir konuda bile kendisine hak veren herkesi 'rte yalakası' olmakla itham eden, yaptığı açıklamalardan birinin başlığında yer alıp da ilk cümlesi pozitif olan bir entrynin devamını bile okumadan kötüleyenlere. bu durum bir zamandır istatistiklerde de görülebiliyor. rte'ye ne kadar laf sokan dalga geçen entry varsa haftanın beğenileni oluyor, aksini yapanlar da mutlaka haftanın en kötüsü. sol frame zaten recep tayyip erdoğan günlüğü gibi. sözlük bu adam yüzünden siyaset meydanına döndü be.

son bir ayda turkiye'nin nispeten egitimli genc kesimini temsil eden ekşi sozluk'te kendisine duyulan nefrete istinaden, ulkenin batisinda oy kaybediyor oldugu sonucu cikarilabilir.gecmiş muhafazakar iktidarlarin yaptigi hatanin aynisini yaparak cenesini tutamiyor. kadrolaştigi, ulkeyi gericilerin eline teslim ettigi icin degil; ettigi lafi bilmedigi icin oy kaybediyor. kendi ipini cekerek hepimize buyuk bir iyilik yapiyor kanimca.

kendini savunma gereği duyduğunda kişi kendi gibi bilirmiş herkesi tezini doğrularcasına kendi yaptıklarını (bkz: yan gelip yatmak) başkalarına yükleyen başbakanımız. yakında "falanca yakınlarını zengin etme yeri değil" derse tam olacak.

bilecik'te halk tarafından taşlanmış olan başbakandır. bir halk neden başbakanını taşlar ki? saygı duymadığı için mi? fikirlerine ve siyasi görüşüne katılmamak farklı birşey, taşlamak farklı birşey. saygı da sanırım hakedilmesi gereken birşeydi.

bir siyasi figür olarak hayatımızda bulunmasına ve kendisi gibi hayatımızda siyasi figür olarak bulunan bi sürü de meslekdaşı olmasına rağmen ikide bir rakiplerine kimse x üzerinden siyaset yapmasın diyen siyasetçi. kimse kan üzerinden siyaset yapmasın, kimse tsk üzerinden siyaset yapmasın, kimse terör üzerinden siyaset yapmasın, kimse fındık üzerinden siyaset yapmasın, kimse memur üzerinden siyaset yapmasın, kimse türkiye üzerinden siyaset yapmasın ve daha aklıma gelmeyen google'da önüme çıkmayan niceleri yahu sen şuna kimse siyaset yapmasın ben sultanlar, padişahlar gibi memleketi yöneteyim desene, baklayı dilinin altından çıkarsana.

eskiden trt ekranlarında siyasi parti liderleri açık oturum yaparlardı turgut özal, süleyman demirel, necmettin erbakan, bülent ecevit ve alparslan türkeş incilerinde ne varsa döker konuşurlardı milletin önünde yüz yüze genelde de uğur dündar yönetirdi bu açık oturumları. şimdi düşünüyorum da kendisi siyasi her hangi bir rakibi ile canlı yayında yüz yüze memleket meselelerini tartıştığını hatırlayamadığım sisasi kişidir.

yaptığı gaflarla son dönemde sol framede top tenin müdavimi olmuş sayın başbakanımızdır. bu gafların bir de düşündürdükleri vardır tabi:daimi olarak gündemin birinci maddesi olması şüphesiz bir başbakan için garipsenecek bir durum değildir. ancak tayyip bey'in son dönemlerde gündeme gelme biçiminin bir başbakandan çok bir megastarı andırdığını söylemek pek de yanlış olmaz sanırım. şimdilerde tayyip bey'in yaptığı gafları takip etmek ve bunlar üzerine çeşitli kanallarda çağrışım dolu yerli veya yersiz sayfalarca eleştiri yazmak gündemi takip etmenin kaçınılmaz bir aktivitesi haline geldi ki bu aktivite "olay olay olay" bağırışları arasında flaş magazin kültürünün oha falan olmak tandanslı programlarından esintiler getiriyor giderek burnumuza. sayın başbakanımız akla hayale gelmeyen abukluklar içinde bizleri dumurlara sevkederken her yeni günün hadisesine endekslenmiş bir algıda, hafıza da giderek kendini geçmişi magazinleştirerek okumak şeklinde yeniden programlamaya başlıyor. görsellik ve işitsellik olaylar arasında kurulan bir neden sonuç ilişkisinin yerini alırken, tarihi anlamının yeri de tarihi flaş görüntüler ve sesler şeklinde hatırlamaya dönüşüyor. rasyonalite, yani bu adam acaba neden bunu yaptı ya da bunları söyledi sorusu, inceleme kapsamı dışında kalıyor.nora şeni bu hafta radikal iki'de yayınlanan yazısında tarihi anlamakta rasyonalitenin yerini duyuların (görsellik, işitsellik, kürsüdeki teatral tavırlar gibi) almasının totaliter bir iktidarın habercisi olduğunun altını çiziyor. bu iddiadan hareketle, bizler tayyip bey'in jestlerine, mimiklerine, ananı da al git burdan demesine odaklandıkça bugüne ait algılayışımız giderek bu medyatik görüntü ve sesler tarafından çevreleniyor. bu algılayış, geçmiş birikimlerden yalıtılmış, flaş anlardan oluşan bir takım şaşırma, heyecanlanma, tepki duyma ve tepki gösterme anı haline dönüşüyor ve bütün bu flaş anlar recep tayyip erdoğan'ın kafamızdaki imgesinde cisimleşiyor. oysa bugünü anlamak için bu kakafoninin ardına geçip hafızanın -bizim değil yalnızca toplumsal hafızanın- izlerini takip etmek, bu kargaşa içinde bizlere unutturulmak istenenleri devamlı gündemde tutmak belki de verilebilecek en doğru, en etkili tepkidir.mesela hatırlıyor muyuz, bugün 12 eylül?

sol çerçevede adını ve adının yanındaki parantezin içindeki rakamı görünce, bugün gene ne yaptı acaba diye hayıflanmaktan kendimi alıkoyamadığım, zeki, kültürlü, bilgili ve görgülü biricik başbakanımız.

bugün itibariyle yazısında hasan celal güzel 'den öğrendiğimize göre, valla yeni öğrendik;* recep tayyip erdoğan, yapılan kamuoyu araştırmalarına bakarsanız halkın büyük bölümü tarafından sevilen biri.* recep tayyip erdoğan, hasan celal güzel 'in dostu.* recep tayyip erdoğan, 'dost acı söyler' düsturunu bilmesi gereken. (yukardaki tanıma göre dostu da h.c.g. oluyor.)* recep tayyip erdoğan, samimî bir halk çocuğu, bir gönül adamı.* recep tayyip erdoğan, inönü'nün, bayar'ın acımasız devlet adamlığına değil, menderes'in duygulu simasına sahip.* recep tayyip erdoğan, 'basın başımızın üstündedir' nevinden beyanatlar vermez.* recep tayyip erdoğan, -buna mukabil-, kastını aşan şiddette sözler söylemeyi tercih eder. * recep tayyip erdoğan, hesapçı mesut yılmaz'ın durarak konuşmasındansa, pot kırarak gönülden seslenmesi tercih edilendir.* recep tayyip erdoğan, kim ne derse desin, nasıl istismara çalışırsa çalışsın, halk tarafından anlaşılıyor.* recep tayyip erdoğan, hatalarını kabullenmeyi ve tekrarlamamayı bilendir, yanlışta ısrar etmeyendir.* recep tayyip erdoğan, 1 mart tezkeresi konusunda da samimî idi. lâkin, bir siyasî geçiş dönemindeki kargaşalığın ve tecrübesizliğin kurbanı oldu. 3.5 yıl sonra bunu itiraf etmesi de başlıbaşına bir fazilettir.* recep tayyip erdoğan, söğüt'te 'ertuğrul gazi'yi anma şenlikleri'ne, boynunda yörük şallarıyla katılması gönülden tebrik edilesidir.* recep tayyip erdoğan doğru olanı yapandır.* recep tayyip erdoğan, halkın nabzını tutmasını ve meselelerin üzerine cesaretle gitmesini bilendir.ah hasan celal güzel ah, ben kopyalayıp yapıştırırken yoruldum sen bu methiyelerinle yaşamaktan ve her devrin muhalifi gibi görünmeye çalışmaktan yorulmadın. of be..http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=198436

son çıkışında kullandığı "final süreci" ifadesinin ne olduğu artık ayan beyan ortada olan başbakan.http://www.hurriyet.com.tr/...amp;srid=3041&oid=1"çok şeyler söyleyecekler , çok provokatif hareketlerin içerisine girmek isteyenler olacaktır. suni krizler yaratmak isteyenler çıkacaktır. siz bunları kaale almayacaksınız, duymayacaksınız. çünkü, önümüzdeki şu süreç, bir final süreci. çeşitli fauller yapmak isteyen olabilir, olacaktır. bu oyunlara gelmeyeceksiniz. onlar fauller yapacak, çok daha azimle kararlılıkla bu süreci devam ettireceksiniz."(bkz: ismailaga cinayeti linc olmayabilir)

bikaç gündür gaf yapmıyordu, merak ediyordum, sol frame de adını nihayet görünce hala yaşadığını anladığım kişi

istatistiklere bakıldığında, geçen haftanın en beğenilen entrylerinde de geçen haftanın en kötü entrylerinde de tek konu olan, sırf bu özelliğiyle öeehh dedirten başbakandır.

sogut deplasmanindan puansiz donmesi sonucunda, diyarbakir da patlama haberi ile ilgili, oniki dusunup bir konusan hukumet adami.

artık başbakanlık haricinde futbol maçı yorumculuğuna başlamıştır. e kolay değil, maaş yetmiyor tabi.."çok şeyler söyleyecekler, çok provokatif hareketlerin içerisine girmek isteyenler olacak. suni krizler yaratmak isteyenler çıkacak. siz bunları kâle almayacaksınız, duymayacaksınız. çünkü, önümüzdeki şu süreç, bir final süreci. çeşitli fauller yapmak isteyen olabilir, olacaktır. bu oyunlara gelmeyeceksiniz. onlar fauller yapacak, çok daha azimle kararlılıkla bu süreci devam ettireceksiniz."sanırım ilker yasin'in tahtı sallanıyor.http://www.vatanim.com.tr/...d=87174&categoryid=1

kendisine hakaret edilmesine çok üzüldüğüm insan. "bunlar, doğrusu eleştirel olduğu zaman başım gözüm üzerinde yeri var, ama hakaret olduğu zaman bunlar bizi üzüyor. bunun tabii milletimi üzmesi lazım. niye? bu kardeşiniz türkiye cumhuriyeti'nin başbakanı... tayyip erdoğan değilim ben, türkiye cumhuriyeti'nin başbakanıyım. eğer türkiye cumhuriyeti'nin başbakanına, bu bulunduğu makamda eleştiri değil de hakaret ediliyorsa, milletin bundan bir şey çıkarması lazım. 'sen benim başbakanıma nasıl hakaret edersin.' eleştiri başka bir şey..."http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2156516.jpg

hislidir, ara sıra içlenir: (bkz: bu kardeşiniz türkiye cumhuriyeti'nin başbakanı)

"istismar" ve "şüphesiz ki" sözlerini ortalama 10saniyede bir kullanan şahıs.

(bkz: acun firarda)

(bkz: ajdar anik)

ismail yk arasinda bir cok benzerlik bulunan insan, ikisi de halkin ne istedigini biliyor* ve kitlelerin isteklerine gore is yapiyor onlara karsi cikanlara " bakin azicik dusunun bu isin dogrusu bu degil" diyenlere de " halkim beni seviyor" cevabini veriyorlar..e hadi ismail yk bu isten para kazaniyor biz de dinlemiyoruz oluyor bitiyor da...

iki kelimeyi bir araya getirmekte zorlanan adam. hos iki kelimeyi bir araya getirse yine bisey olmaz. zira en basit turkce cumlemiz olan "ali ata bak" bile uc kelimenin bir kombinasyonu sonucu olusuyor.

"burası türkiye burda eşitlik yoktur, bakın ben trafik cezası ödemem, suçluyum hapse girmem ben recep tayyip erdoğan değilimben türkiye cumhuriyetinin başbakanıyım herkesten üstünüm nihahahhaha" diye etrafta gezen bir bireydir kendileri. ha ama bunun farkında değildir, ister ki şatosu olsun bir tane* ordan "asmak kesmek kelle uçurmak" diye bağırsın.kendisine, anca kendine bağırırsın demek istiyorum. * *aynı zamanda çok acı bir gerçeğin içinde yoğrulmuş bir bireydir. koltuğun oturanından daha değerli olduğu ülkemde bu gerçekle yoğrulmuş bunu sonuna kadar* bilem kabul etmiş, buna karşıt bir şey değil demek düşünme kapasitesine bile sahip olamayan bireydir. bu birey başbakandır. gün gelir cumhurbaşkanıda olur.

(bkz: can yelekleri oturdugunuz koltugun altindadir)

(bkz: kimsin sen)

birileri bu adamın kulağına ''adnan menderes de başbakandı'' diye fısıldamalı diye düşünüyorum.

(bkz: ne oldum degil ne olacagim demeli)

(bkz: http://www.sabah.com.tr/2006/09/14/ozdil.html)

ilkokuldayken ben belediye başkanlığı için adaydı, her tarafta posterleri vardı seçim zamanında, o zamanlar "recep tayyip erdoğan" diye geçmezdi adı, tayyip erdoğan da yazmazdı, "r. tayyip erdoğan" yazardı posterlerde. biz de en büyüğümüz ilkokul üçe giden haylaz grup olarak dalga geçerdik, "rrrrrrre nokta tayyip" diye, suratını da pek meymenetsiz bulurduk, bıyığına illet olurduk. tey tey.

tek sevdiğim tarafı cem uzan'dan nefret etmesidir. cem uzan'in da en sevdiğim yani recep tayyip erdogan'dan nefret etmesidir.umarim gun gelir, matematikteki gibi sadeleşirler...

"ben aptal degilim, makine mühendisiyim."ajdar anik"ben recep tayyip erdogan degilim, türkiye cumhuriyetinin basbakaniyim."rteiki aciklama arasindaki yakinlik icin gazeteci melike ilgün'ün güzel yazisi;http://www.kanalturk.com.tr/...ar.php?yazarlar_id=242

usak'da "ataturk gibi adam, tayyip erdogan" tezaruhatlari ile karsilanmis kisi.http://www.milliyet.com.tr/.../09/18/son/sonsiy03.asp(bkz: diyecek soz bulamamak)

usaktaki bazi usaklarin hangi akla hizmet oldugunu anlamadiysam da "ataturk gibi adam, tayyip erdogan" seklinde bagirdiklari kisi.

hakkındaki en sert yorumu bugün radikal'de okuduğum şahsiyet.konumu gereğince, sayılan biri olarak gözümde yer etmesi gerekirdi oysa, düşünüyorum da altunizade, bağlarbaşı 'da (=kısıklı) otururken, çocukluğum bu zat'ın ve milli görüşçü insanların arasında geçti, daha o günlerde ilerde devletin başına geçeceğini biliyorduk, ne yazık ki her şeyi bir kenara koyun, gerek ortaokul ve lisedeki idealist hocalarımız anadolu 'nun bir köyünde dış güçlerin de arrkadan iteklediği/fişfiklediği ağalık sistemine karşı dururcasına, kimi yobazlıklara direniyordu, hadi lise yıllarım kadıköy'de geçti, kendimi geliştirme ve değişik kişilerle tanışma fırsatını bulabildim, fakat ortaokul yıllarım tam bir demagoji bataklığında geçti diyebilirim.gelelim bugünkü , çok sert bulduğum eleştirilere, efendim eleştirilerin sahibi devlet bahçeli.yanılmıyorsam birkaç defa daha bahçeli 'den bu tarz "biz gelince siz yüce divan 'a gideceksiniz." çıkışları duymuştum fakat bu son sözleri yani siyasi arenada çok sert geldi bana; haklı olup olmadığı konusunda, hiçbir kaygısı olmayan bendenizin sabit fikri mevcuttur, bilen bilir rte için neler düşündüğümü, onun ötesinde bahçeli 'nin bir siyasi kimlik olarak sözlerini inceleyelim;(http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=198808)(başbakan'ın mhp'lileri suçlaması üzerine) "biliniz ki, zamanı geldiğinde açmak üzere, biz de bunları not ettik... bizden hiç kimse, ertuğrul gazi ve neslinin asla kabul edemeyeceği bir teslimiyetin içine düşen zihniyetle bu ortamda beraber yürümemizi beklememelidir. dini hassasiyetleri istismar, milli hassasiyetleri tahrip ederek milli ve manevi bünyemizde ağır hasara neden olan 'inanç hortumcusu' sayın başbakan ve akp, 83 yıllık maziye sahip milli, demokratik, laik, hukuk devleti olan türkiye cumhuriyeti'ni anayasal sınırlarını zorlayarak yeniden yorumlama çabası içine girmiştir. şahit olduğumuz olaylar, sayın başbakan'ın kendisini, özel hayranlığı olduğu anlaşılan ortadoğu sultanı, halkımızı da tebaası zannettiğini göstermiştir. sayın başbakan, sürekli alkışlara alıştırılmış senaryoların dışına çıkarılınca, en küçük demokratik tepkileri bile hazmetmekten uzak olduğunu ve derhal aslına rücu ettiğini ortaya koymuştur. son yıllarda yükselen milliyetçiliğin farkına vararak aniden ilgi duyan sayın başbakan, önceleri bihaber olduğu söğüt şenliklerini siyasi gösteri arenasına çevirmeye niyetlenmiş, yerli söğüt halkının elinden bu tarihi mirası gasp etmek istemiştir. sayın başbakan'ın aradığı, sipariş üzerine terbiye edilmiş kölelerdir. sayın başbakan, bölücülüğe gelince demokrat, milliyetçiye gelince despottur. şu ana kadar acısını yüreğine gömerek, yanlış anlaşılacağı korkusuyla hiçbir şehidimizin cenazesine örgütlü katılımı teşvik etmeyen partimizi ve ülkücüleri, aziz şehitlerimizi istismar etmekle suçlamak yalnıç siyasi bir ahlaksızlık değil, aynı zamanda şehitlerimize karşı yapılan büyük bir alçaklıktır. yalnızca görevini yapmaktan başka bir niyeti olmayan kahraman güvenlik kuvvetlerimizi, kirli siyasetleri için milletimizle çatıştırmaktan utanmayan bu zihniyetin sinsi tertiplerle yeni oyunlara yönelmesi beklenmektedir. buradan sayın başbakan'a ve onun gibi düşünenlere sesleniyorum. 'asker yan gelip yatmıyor, can verip yatıyor' demek hakaretse, biz bu hakaretleri muhataplarının yüzüne söylemek için varız ve bundan sonra da daha gür bir sesle söylemeye devam edeceğiz. ömrü tükenmiş bu iktidar nihayetinde dağılıp gidecektir. iktidar içinden, çankaya'yı hedefleyerek, kendisine bu makamın verdiği dokunulmazlık zırhıyla kurtuluş arayacak olanlara buradan sesleniyorum. (dikkat bu ifadelere) *** sizleri çıktığınız çankaya'dan tbmm kararıyla indirmek ve yüce divan'a yollamak mhp'ye düşen milli görev olacaktır. buradan milliyetçilere yönelik komploları tertip eden, alet olan herkese açıkça sesleniyorum. biliniz ki, zamanı geldiğinde açmak üzere, biz de bunları not ettik. *** "şimdi düşündüğüm zaman mhp 'nin -bir sonraki genel seçimde- dyp ile birlikte meclis'e gireceğini daha akp birinci parti olduğunun ilk günlerinde söylemiştik (bkz: deniz baykal in basbakan olmasi /@jimi the kewl), her ne kadar kendimizi oralara koyamasak da, çok gelişmiş (!) ülkelerde de böyledir, siyasi yelpaze rüzgarı çoğunlukla bir burdan yer, bir ters yandan. her ne kadar tüm partiler denendi lafının , halkın hiçbir sol partiyi tek başına iktidara taşımadığı bu coğrafyada ikrar edilmesi nasıl anlamsız geliyorsa bana, mhp 'nin tek başına iktidara gelmesi de o kadar gerçekdışı geliyor, dyp+mhp koalisyonu gibi bir şey görünürken ufukta, akp gibi tepki oylarının iktidara taşıdığı bir partinin ayakta durmakta zorlandığı şu günlerde, "biz gelince sizi çankaya'dan indirip yüce divan'a yollayacağız." lafını işitmek bana ilginç geldi.allahtan entirilerimiz, başlıklarımız şahidimiz, ileride öngörülerimiz üzerine daha sık konuşuruz gibime geliyor.

http://proje.hurriyet.com.tr/.../5106062.asp&y=41

insaflı ve makul bir eleştirisini yapmak için ne kadar uğraşırsam uğraşayım, türkiye'deki muhafazakar kesime imaj olarak gelmiş geçmiş en çok zararı verdiğini ve en seri darbeleri vurduğunu düşünmekten kendimi alamadığım, akplideri. kendisininin hilafına kendisini başbakan olarak değil de parti lideri olarak görme temayülündeyim. tabii ki partisindeki herkesin kendisi gibi olduğunu söylemek yanlış olur ve onlar da benimle aynı sıkıntıyı çekiyorlardır eminim. ...ama muhafazakar kesimin çok ihtiyacı olan lider olamamıştır ve muhafazakar kesimdeki bol miktarda mevcut bulunan nazik, mütevazi, anlayışlı ve egolarından ari insanları temsil edemeyen, bilakis bu insanları kabalığı ve kırıcılığı ile derinden yaralayan da kendisidir.dili yüzünden çektiği ve hak etmediğini düşündüğüm hapis cezasını da başbakanlığı sırasındaki kırıcı üslubu ve ifadeleri nedeniyle çekmesi gereken sıkıntının yıllar öncesinden peşinen kendisine ödetilmesi şeklinde yorumluyorum. belki de kader adalet eder insan zulmeder

antalya'da yaptığı bir konuşmada "..çünkü biz öyle bir medeniyetin mensubuyuz ki, o medeniyette ilk emir 'oku'. işte bu medeniyetten geliyoruz..." demiş kişi... türkler müslümanlığı sonradan kabul etmemiş miydi?? http://www.milliyet.com.tr/.../09/19/guncel/agun.html

bazi tutumlarini zerre kadar tasvip etmiyorum, ancak senelerdir ulkeye kurus fayda saglamadigi kuskusuz olanlarin, vatandasin ofkensinden yararlanarak vurun kahpeye tarzi ucuz populizmle kendi essekliklerini saklamaya calisanmasindan ve medyanin buna canak tutmasindan igrendim.

geçenlerde cnn turk de yayınlanan bir röportajı esnasında "memur zammı matematiği" boğazıma takılan kimse. şöyle ki tayyip'e göre memurların % 48 'inin kendine ait evi varmış,% 12'sine lojman sağlanmakta, % geri kalanının ise ortalama kira bedeli 250 ytl imiş. her ay çeşitli araştırmalara yaptıran başbakanın kira ve konut fiyatları konusunda daha derin çalışmalar yapmasını öngörmeden edemiyorum. istanbul'da 250 ytl kira ile oturabilen bir memur varsa beri gelsin...

akp'nin resmi sitesinde yazdığına göre kendisi `marmara üniversitesi iktisadi ve ticari bilimler akademesi `mezunu. yani marmara üniversitesi mezunu. buraya kadar her şey güzel. ancak nedendir bilmiyorum (tamam belki de ben fesadım, içim kötü napayım) son günlerde kendisinin bu üniversite mezunu olma durumuna takmış vaziyetteyim. sayın başbakanın iktidar da olduğu süreç içerisindeki yaptığı açıklamalar ve genel kültürü benim aklımda üniversite mezunluğu konusunda çok büyük bir soru işareti yaratıyor. üstüne üstlük recep tayyip erdoğan iktidara geldiğinden beri, onun hakkında yüzlerce habere imza atan, hafta sonu eklerinde kasımpaşa'daki kahve arkadaşlarından, bilmem hangi istanbul amatör futbol kulübündeki 20 yıl önceki takım arkadaşlarına kadar bulup onlarla röportaj yapan araştırmacı medyamız ve onun acar muhabirleri bir kez bile kendisinin üniversite arkadaşlarını veya üniversite hocalarını bulup da bir iki soru sormuş değiller. üniversitede nasıldı, siyasi görüşü neydi, dersleri nasıldı, öğrenci kulüpleri ile ilgilimiydi... tüm bunların üstüne bildiğim kadarıyla türkiye cumhuriyeti anayasasına göre cumhurbaşkanı olabilmek için üniversite mezunu olmak gerekiyor ve yine bildiğim kadarıyla sırf bu yüzden bülent ecevit hiç bir zaman cumhurbaşkanlığına aday olmadı. (aday olmamak bülent ecevit'in kendi tercihi de olabilir ancak istese de bu yasa yüzünden olamazdı).he bu senin kafandaki küçük çaplı komplo teorin, başbakanın açıklamalarına bakarak üniversite mezunu olmadığını nerden çıkarıyorsun, bu ülkede hukuk mezunu bir eleman danıştaya silahla girip katliam yaptı derseniz eyvallah derim. bu ülkede üniversitenin 12 eylül'den bu yana donanımlı insanlar yerine sistematik olarak cahil insanlar ürettiğini zaten ortada. ancak yine de recep tayyip erdoğan'ın üniversite mezunluğu, hangi dönemde okuduğu, arkadaşları, ders notları falan ortaya çıkarılmadığı sürece ben bu soru işaretini kafamdan atmayı düşünmüyorum. hem zaten merak iyidir....

başbakan tayyip erdoğan önceki gün genelkurmay başkanı orgeneral yaşar büyükanıt ile birlikte, tsk rehabilitasyon ve bakım merkezi’ni ziyaret etti. merkeze gelişinde org. büyükanıt tarafından karşılanan erdoğan, gaziler ile engelliler olimpi-yatlarında yarışan sporcular ile biraraya gelip sohbet etti. göksel gümüş adlı hakkarili bir gazi, “lozan ayaklar altına alınıyor. güneydoğu’da kürdistan kuruluyor. yanlış yapıyorsunuz” diye erdoğan’a sitemde bulundu. erdoğan’ın yanıtı ise “yanlış bili-yorsun. ben türkiye cumhuriyeti’nin başbakanıyım. bana iftira atma. işin aslı öyle değil, geniş bir zamanda ben sana anlatayım” oldu. haber tarihi : 21.09.2006http://www.yenicaggazetesi.com.tr/....asp?newsid=3704----------------------------------------------------------------------------------------------------evet, başbakan olmak gerçekten fazla kaldırmış bi tarafını bu adamın.

(bkz: gidici 5 gidici 4 gidici 3 gidici 2 gidici 1)

(bkz: hayvan araya recep tayyip erdoğan yazmak) *

hakkinda gereginden fazla yazip cizilen, sirf su canim sozlukte 1800+ entry i kapatmis, utanilmadan mustafa kemal ataturk gibi inanilmaz bir insanla karsilastirilan kisidir kendisi.

bugünkü incisi, "bütçenin yüzde ellisini milli eğitim bakanlığı'na, geri kalanını da diğer bakanlıklara dağıtıyoruz" olmuş. sen şimdi bu söylediğine inanıyor musun recep? el adama güler yav, göz var izan var. http://www.nethaber.com/?h=68024

gidene kadar tarımla geçinen her kesimi ifrit etmeye karar vermiş görünen kişi: http://www.milliyet.com.tr/.../09/22/son/sonsiy23.asp

(bkz: askerlik yan gelip yatma yeri değil/#10076200)

(bkz: askerlik kantinde durma yeri degildir)

(bkz: iyilerin dostu kötülerin ahbabı)

ekşi' de yazar olsa * * en çok kötülenen entry sahibi olacağını sandığım başbakanımız.

(bkz: geldikleri gibi giderler)

sınıfsal sıkıntıları olduğunu düşündüğüm siyasetçidir..sosyo ekonomik seviye düşüklüğünü politikaya atıldıktan sonra fazlası ile kenara itmeyi başarmış olmasına rağmen bulunduğumu mevki ve konumu fzlası ile yüceltme, buna binaen de makama uzak olan insanları hor görmre, bilinç altında hep ben yaptım siz yapamadınız dürtüsü.tam bir "social mobilization" öyküsü. ve gelsin sonra da mitinglerde işçileri hor görmeler..böbreğimi satıyorum diyene, burası sakatatçı değil demeler..

iftarda halkla beraber kuyruğa giren alçak gönüllü başbakan:(bkz: http://www.internethaber.com/...s_detail.php?id=44527)(bkz: ramazan/#10076053)4. olağan, fakir evin üç lokmasına ortak olup, onu da murdar etme ritüeli için birkaç gün daha beklemeniz gerekecek.

(bkz: #9038785)

dünyanın en şanslı adamı, bilmem anlatabildim mi?

fakirden alıp zengine verme zihniyetiyle ulke yoneten başbakan.

uslubuyla ilgili gunduz aktan in su ilginc saptamayi yaptigi basbakan modeli:"bu üslupla, değil cumhurbaşkanı olmak, başbakanlığını sürdürmesinin bile türkiye'ye ve onu destekleyenlere zarar vermekte olduğunu görmek lazım."http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=199790

şu an itibariyle kendisi the economist dergisinin yuvarlak masa toplantısında görüşlerini bildirmeyi henüz bitirmektedir. recep tayyip erdoğan ve hükümetinin ne gibi bir yol izlediğinin, görüşlerinin tutarsızlıktan başka bir tutarlılığının olup olmadığının ciddi merakı içerisindeyim. zira, başbakan erdoğan konuşmasında demektedir ki: "küresel sermaye bizi cazip görsün, tüm amacımız bu.", "bankacılık sektöründeki büyüme yabancı sermayenin de ilgisini çekmiştir ve yabancı sermaye bankalardan yüksek oranlı hisseler almaya başlamıştır bile.", "ırak'ta gün başına ölen kişi sayısı 2006 yılının başından itibaren tutulan istatistiklere göre 70, peki biz bunu görmüyor muyuz? hiç mi suçluluk hissetmemeliyiz? bu ölenler insan. tv'de izleyip alışıyoruz sanki bu ölümlere. halbuki 'bugün orda, yarın bizde' ", "lübnan'ın hali ortada. bm bir karar verdi, küresel çapta uyguluyoruz.", "biz 'yabancı' kelimesini literatürden kaldırdık. 'küresel' diyoruz artık." ve bir de "dört ilkemiz, önceliğimiz var: yatırım, istihdam, üretim, ihracat."bir atasözü vardır bilmem ki bilir mi kendisi: dam üstünde saksağan vur beline kazmayırecep tayyip erdoğan kimdir? yukarıda yer alan çelişkili sözleri etmiş başbakan. lübnan'a yan gelip yatmasınlar diye bol kepçeden (sayısı belli değil) süresiz olarak türk askerini yollayıp bir de lübnan'ın hali ortada diyen kişidir. ırak'ta ölen kişi sayısına ah vah ederek -kimi uyarıyorsa artık- millete resmen alıştınız sorumluluk hissetmek gerek, diyebiliecek son kişidir. küresel sermaye diye diye iç sermayenin iç denetimsizlikten hortumlaya hortumlaya el kadar bıraktığı bankacılık sektörünü göz göre göre peyderpey dış sermayeye satan, adeta peşkeş çeken bir de bunu marifetmiş gibi ballandıra ballandıra anlatan başbakan. ayrıca bunlara minareyi çalan kılıfını hazırlar mantığıyla bir de saçma bir kavramsal örtü edinirmiş, tdk oluverirmiş de literatürden de yabancı kelimesini kaldırırmış aman da küresel koyuverirmiş onun yerine. yerler onu. türkiye'sinin güzel özelliklerini, bir haneli rakamlarda seyreden tadından yenmez enflasyon oranlarını, yüzde beşyüzlere varan ekonomik büyümeleri, 19. sıradaki türkiye ekonomisini anlatmış bir de. bol bol. izleyen gözler napmışlar peki? hayret etmişler yahu biz neymişiz be abi? abi diyorum ya burda sakın korkmayın o pek samimidir vatandaşlarıyla çok sever anasını, bacısını benimsemiştir köylünün, kentlinin, efendinin. lan man deriz biz hatta arada takılırız, şakalaşırız yani; siz bakmayın.lan, hadi bu lafları gocunmadın ettin. tırnak içinde büyük gaflar ettin peki bir de üstüne adamla dalga geçer gibi nasıl sıralıyorsun ilkelerini? hangi ilke? 1- yatırım: hmm şey olsa gerek bu türkiye pazarı üzerindeki serbest hatta imtiyazlı "yabancı yatırım". 2- istihdam: bu da sanırım "küresel" özendirme çalışmaları sonucunda türk menşeli firmaların üst düzey yöneticilerini yurtdışından seçmesi, yine ülkemizde girişimde bulunan küresel sermayenin niteliksiz işçi haricindeki tüm kadrosunu kendi ülkesinden getirmesi, sonra efendim ne bileyim hani uluslararası hekim transferi sayesinde oluşan istihdam olsa gerek. kendi aç karnımızla ecnebi doyurmak gerek. 3- üretim: hiç olmadığımız kadar "tüketici" olduğumuz, düşünmeyi unuttuğumuz şu dönemde hem de? vallahi ilaç gibi geldi. 4- ihracat: en çok buna güldüm inanır mısın?beni sinir bastı. böyle bir dimağ kendisine nasıl katlanır?

(bkz: http://www.milliyet.com.tr/.../09/27/son/sonsiy11.asp)

"fatih sultan mehmet ekümenikliği serbest bırakmıştı niye çünkü özgüveni vardı, evelallah bizim de özgüvenimiz var" cümlelerini kurmuş kişi. kendini fatih sultan mehmet ile kıyaslamasına mı yoksa doğru ya da yanlış türkiye cumhuriyetinin yıllardır sürdürdüğü bir politikayı özgüven noktasına indirgemesine mi şaşırmak lazım bilemedim.

fethi dördüncü'nün selanikteki anı defterine yapıştırdığı mektupta yazdıklarından dolayı toplum önünde küçük düğtüğünü, manevi dünyasında onarılması mümkün olmayan hasarlar meydan geldiğini idda ettiği davayı kazanmış ve yaşadığı bu manevi çöküntü için 10.000 ytl alacak olan türkiye cumhuriyeti başbakanı.

ulkenin onemli sorunlarını cozmek yerine dunya goz hastanesi nin bilmem kacinci subesinin acilisina katilmayi kendisine gorev bilmis, acilis yuzunden de istanbul trafiginin icine etmis kisi.

mehmet ali birandın hakkında "ilk defa bir başbakan çok farklı konuşuyor" diyerek doğru noktalara temas ettiğini düşündüğüm bir yazısı olan başbakan. ilgili yazı da copy-paste olarak aşağıda.ilk defa bir başbakan çok farklı konuşuyorkim ne derse desin, tayyip erdoğan farklı konuşan bir başbakan. bazı sözlerini ve yaklaşımlarını sevmeyebilirsiniz ancak, işin bir de öbür yanı var. şimdiye kadar seçim sürecine girmiş hiçbir başbakan, gecekondulara karşı savaş ilan etmedi. hiçbir başbakan fındık, çay üreticilerinin istediklerini geri çevirmedi. kimse, memurların zam isteklerini geri çevirmedi.tayyip erdoğan’ın başbakanlık performansını beğenmeyenler, ak parti’nin türkiye’ye birçok yönden zarar verdiğine inananlar, aşağıda yazdıklarıma tepki gösterecekler. başbakan’a şirin görünmeye çalıştığımı ileri sürecekler.hayır, hiçbiri doğru değil.tam aksine, bir gerçeğe dikkat çekmek istiyorum.bu başbakan farklı bir dil kullanıyor. bazen kaçırdığı kasımpaşa söyleminden söz etmiyorum. bazı konulardaki siyasi duruşuna değinmek istiyorum. bazen sert, bazen hırçın bir dil kullanıyor. türban ve imam hatipler’i gündemde tutarak bir çoğumuzun huzurunu bozuyor. ancak bazen de çok farklı bir yaklaşımla karşımıza çıkıyor. örneklerini son haftalarda gördük. ben bugüne kadar, seçim sürecine girmiş hiçbir başbakan’ın, tayyip erdoğan gibi konuştuğunu duymadım.siz duydunuz mu ?ardı ardına, son derece önemli iki seçim geçirmeye hazırlanan, topluma şirin görünmek zorunluğundaki hangi başbakan böyle konuşur?- başbakan, eskiden en çok oy getiren gecekondulara karşı savaş ilan etti. sadece bununla kalmadı, birçok ak parti belediyesi yıkımlara başladı. istanbul başta olmak üzere birçok yörede yıkımlara girildi. gecekonducuları karşısına alma pahasına, erdoğan tutumunu değiştirmedi.- erdoğan yine, oy potansiyeli son derece yüksek olan fındık üreticilerinin büyük baskılarına rağmen, nedeni siyasi de olsa tavrını değiştirmedi, sistemi değiştirdi. fındığın fiyatı düşünce de üreticileri kaybetti. erdoğan’da kaybetti, ancak tutumunu aynen sürdürdü.- aynı şekilde çay üreticilerinin de tüm baskılarına rağmen geri adım atmadı ve belirli bir çizginin ötesinde bohçanın ağzını açmadı.- son olarak devlet memur maaşlarında da aynı yaklaşımı sergiledi. hepsine olduğu gibi, bütçede bu kadar para olduğunu, daha fazlasını dağıtamayacağını söyledi.bizler yıllardan beri şikayet etmez miydik? başbakanların seçim kazanmak için para saçıp savurduğunu söylemez miydik? ülkenin borçlarının bu nedenle arttığını, her doğan çocuğun omuzlarına yeni borçlar yüklendiğini bağıra bağıra haykırmaz mıydık? gazeteleri açın, eski başbakanları “kendi ikballeri için halkın parasını peşkeş çekenler” diye teşhir eden binlerce makale ve açıklama okuyabilirsiniz.ben sadece bunu hatırlatmak istiyorum.tayyip erdoğan’ın birçok yaklaşımını eleştirebilirim, ancak doğru yaptığı bir şeyi de açıkça söylemem gerektiğini düşünüyorum.kızmadınız değil mi!

(bkz: mother should i run for president)(bkz: cem dinlenmiş) *

fethi dördüncü'nün ani defterine yazdiklarina cok icerlemis,her moral bozuklugunda kendine birazcik olsun gelebilmesi icin kendine yeni bir gelir kapisi edinmis guzide ulkemizin basbakani

mind trick yeteneğine sahip başbakan..adamı televizyonda "fındık 7 milyon etmez" derken görüyorum, ertesi gün kahvede, otobüste birileri (hatta fındıkçı birileri) "fındık 7 milyon etmez" diyor..başka bir zaman adamı televizyonda "askerlik yan gelip yatma yeri değildir" derken görüyorum, hoop ertesi gün birileri yolda izde "askerlik yan gelip yatma yeri değildir" diyor..hayır koskoca jedi ustalarımız bile bu boku yüzyüze yapıyordu, adam televizyondan beri yapıyor..anakin çıkıp gelse, durumu görse "kardeşim 40 yıllık jedi master'ıyım böyle mind trick görmedim" diyecek..kanında bol miktarda midichlorian bulunduran üst-insan..edit:yuri diye bir karakter varmış bir oyunda..resmen tayyip'ten kopya etmişler adamı..ama adam telefondan etkiliyor..(şimdi öğrendim..yoksa örneği baştan verirdik yani)

milli felaket..

http://www.patronlardunyasi.com/...eeedc2ae3c5d634f58ekonomi hesap işidir buyurmuş yegane türk büyüğü, hesaplanmışı var denesi insanhttp://www.milliyet.com.tr/...9/30/yazar/toruner.html

bir terör örgütü hakkında aşağıdaki açıklamaları yapmış başbakan."dikkat ederseniz kayıtsız şartsız silah bırakma"dan bahsettiği konuşmanın hemen devamında "eğer terör örgütü sözünde durursa, durduk yerde operasyon söz konusu olamaz" diyerek hem aynı konuşmada kendiyle çelişiyor* hem de bir başbakandan terör ve pkk konusunda duyduğum talihsiz ve teslimiyetçi sözleri sarf ediyor. durduk yerde ne operasyon yapacaksın, bırakın pkk kışı rahat geçirsin, palazlansın, ortalığı kana bularsa belki düşünülür. sınır ötesi operasyon mu dediniz? kendi topraklarımızdaki operasyonlara böyle bakan bir hükümet görevdeyken mi? hadi canım sen de...hiç sevmediğim yazar hasan cemal'den hiç sevmediğim başbakana ilişkin röportajı okumak için: http://www.milliyet.com.tr/.../10/01/yazar/cemal.htmlyazıdan alıntı:erdoğan, ateşkes deyiminden terminoloji olarak hoşlanmıyor. "devletler arası çatışmalarda kullanılır bu deyim. ateşkes terminolojisi yanlış. silah bırakma olayı söz konusu olabilir" diyor. pkk söz konusu olduğunda, ancak 'kayıtsız şartsız silah bırakma'dan söz edilebileceğini belirtiyor."ateşkes diyorlar ama örgütün imhasına yönelik operasyon yapılmaması durumunda diye de şart koşuyorlar. ne kadar samimi terör örgütü, bakacağız. dünyanın hiçbir yerinde güvenlik güçleri operasyonlara son vermez, görevlerini yaparlar. operasyoneldirler. bundan vazgeçemezler. büyükanıt paşa'yla ateşkes ilanını da terör bahsinde konuştuk. eğer terör örgütü sözünde durursa, durduk yerde operasyon söz konusu olamaz. yeter ki huzur ve güven ortamı olsun. siirt'te bundan bir, bir buçuk yıl önce dtp'nin il örgütüyle görüşürken operasyonların tamamen durdurulmasını talep ettiler. onların içinde kardeşleri dağda olanlar vardı. ben ülke için operasyonların devam etmesi gerektiğini söyledim.

gelmis gecmis en hakiki, dogru, ahlakli, dini butun, sporcu, cevik, karizmatik, cool, tarafsiz, şair, zeki ve endaze sahibi ornek basbakan kisi. ramazan ayi boyunca allah basimizdan eksik etmesin diye dua edecegim. orucumu adiyla acip, uzerine bir bardak su icecegim. boylesi basimiza gelmis biz kullarinin bu nimetten faydalanmak yerine 2000'e yaklasan entry ile hakkinda dine ve kardeslige uymayan, 301'in kiyisindan gecen ve dahi hakaret iceren latifelerde bulunmusuz. kendisinin ustun kisiligine zarar ve ziyan vermeye calismisiz, koyunlugumuzu inkara yeltenmisiz, kabulkarligimiz ve tahammulkarligimizin sinirlarinda dolanmisiz. destekleyenlere sovmus elestirenlere alkis tutmusuz. boylesi bir basbakanimiz var ne mutlu bize derken ab aile forograflarindaki mahrur durusundan gururlanmamisiz.yazik ki ne yazik.bugun gazetelerde genelde hep ayni haberler vardi. basta e. ozkok olmak uzere hasan cemal, fatih altayli ve diger gazete editorleri rte'nin seyahatine eslik ediyorlardi. rte'de yine allah ne verdiyse bildik uslubu ile demecler veriyordu. ardindan new york'daki temaslari vesaire. amerika ve tc iliskileri, degisen dunya, ortadogu tasaronlugunda turkiyenin yeri...basbakan kisiden yeni inciler, yenileri donus yoluna saklanmis... rte yapmisdir muhasebesini. yeni bombabalr patlatir donus yolunda, e. ozkok'le paylasir, zaman gazetesi editoru ile paylasi... akp oylari inise gecmis acil onlem almak lazim... sozlukteki rte fan-i funfunu sorarım size recep tayyip sizi ne zaman teyyaresine alacak, ne zaman ekside durumu nasil toparlariz diye soracak?

"turkiye'de irtica tehdidi yoktur" açıklamasını yaparken çok komik görünen kişi. bir diğeri için (bkz: cemil cicek)

"türkiye'de irtica tehdidi yoktur" diyerek somut bir hakikati ifade etmiş kişi. oysa türkiye'de kuş beyinli mürtecileri kullanan, onlarla hemhal, hilafet/şeriat yalanlarıyla cahil bokyedi başlarını oyuncak eden, aç ve sefil yığınlara din pazarlayıp oy ya da otorite vakumlayan bezirganlar görece tehlikedir.onlar bile bi halt edemezler aslında. olsa olsa üniversiteleri tımarhaneye çevirirler, kadrolaşıp cumhuriyetin çürük kalelerini kemiren birer sürüngen gibi hantal yapıya bulaşırlar, asla ekonomiyi/üretimi tartışmayıp osuruktan tayyare temcit pilavı tadında polemiklerle memleketi gererler, bön rozetçilerle didişip gündem belirlerler bunlar tepişirken ülkenin anasını beller elinoğlu, bunların marjinalleriyse emir gelince ve zorda kalınca aydın öldürürler. topundan dahi korkmaya mahal yok esasen. işbirlikçisi, piyonu, anti hijyenik pedi oldukları emperyalizmin oltalarına gelmeyip sapı samandan ayıralım yeter ki..

bir zamanlar bir almanın bana "almanyada bir çakmağı bu yıl kaç paraya alıyorsan seneye de aynı paraya alabiliyorsun" dediğinde şaşırmıştım ama, şimdi bu gibi olayları türkiyede görmemi vesile olan müstesna kişilerden birisi...

- "dost ve barış adamı." (george w. bush)(bkz: gülmek yasaktır)

dün gece rüyamda uçağının abd semalarındayken düştüğünü gördüğüm kişidir. bu gerçekleşirse ulusal ve uluslararası basının röportaj taleplerini kabul edeceğim, olmazsa da usulca bu entry'i sileceğimdir.

bir zamanlar bir almanın bana "almanyada bir çakmağı bu yıl kaç paraya alıyorsan seneye de aynı paraya alabiliyorsun" dediğinde şaşırmıştım ama, şimdi bu gibi olayları türkiyede görmeme vesile olan müstesna kişilerden birisi olan kemal derviş'in ekonomik politikasını sahiplenen ve kendi başarısı gibi gösterebilen bir adam. ya da geçmiş zaman mı kullanmak gerekiyordu bilemiyorum, çünkü o politikadan uzaklaşıp kendi bildiklerini okuyunca neler oldu hepimiz gördük.ne zamandı lan seçimler? ülkedeki akıllı/akılsız yüzdesini görecez o yüzden merak ediyorum.

sevgili robert de niro'nun "enerjik bir adam, etkileyici bir stili var" diye tanımladığı başbakanımız. koskoca robert de niro'nun bile gözünü boyamayı başarmıştır. halkımız ne yapsın? robert abimize allah şaşırtmasın dedikten sonra linkimizi veriyoruz:http://www.hurriyet.com.tr/...amp;srid=3431&oid=1edit: yiyorsa vito corleone'ye desin "ananı da al git burdan" diye!

rte - türkiye'de irtica tehdidi yoktur.rdn - you talkin' to me !?

(bkz: mezarliktan gecerken islik calmak/#10109277)

sanirim gelecekte bakıldığında tıpkı turgut özal gibi kimi insanlar için ülkenin gelişiminde önemli rol oynamış lider sahsiyet, kimi içinde ülkenin başına bela olan pek cok seyin baslangıcı olarak görülecek siyasetci.

george w. bush ile yaptıgı gorusme sonrası yapılan ortak basın açıklamasında pkk ismini telafuz bile etmeyen ya da edemeyen sadece terore karsı ortak hareket etmeye devam edeceğiz gibi bir açıklama yapan turkiye cumhuriyeti başbakanı.

ortaöğretim öğrencilerine ilk defa meb tarafından ders kitabı dağıtılmasını sağlamış hükümetin başbakanı.hayır anadolu teknik liselerinde "hayır efendim müfredat değişti son sınıflara yeni kitaplardan veremeyiz" gerekçesi ile vere vere felsefe, din kültürü, tc ink. tarihi ve paket programlama ders kitapları verilmiştir.hayır bu adam/adamlar seçim zamanı çıkıp "okullarda öğrencilerin kitaplarını dağıttık" diyecekler ona gam yiyorum ben efendim...

herşeyi herkesten çok bilen edasındaki başbakan kişi. türkiye'de irtica tehlikesi yoktur derken ben "post-modern irticayım" demek istiyor gibi geldi bana. her ne kadar kendisi farkında olmasa da. sayın bush'dan sonra blair'le de gorusecek olan rte hazretleri turkiye'ye gelir gelmez yeni bombalari patlacak, dunyanin en onemli siyaset adami oldugunun gostermeden altini cizecektir. e. ozkok ve ucaginda onunla birlikte seyahat eden gazete yazarlari da hep bir yandan alkis tutacaktir.

"eğer terör örgütü sözünde durursa güvenlik güçleri durup dururken operasyon yapmaz.'' diyebilen bir başbakandır kendileri. başında bulunduğu devletin terör konusunda ki hareket sınırlarını bir terör örgütünün sözünde durup durmaması ile bağlantılı hale getirmesini geçtim, terör örgütünün ilan ettiği ateşkes (!) ile silah bırakmayı bile birbirine karıştıracak bir bilgi birikimi, düşünce yapısına sahiptir. bir terör örgütü ateşkes (!) ilan etse bile operasyonlara devam edilmelidir, elimde silah, patlayıcı var dağ kadrom var ama şu anda birşey yapmayacağım/yapamayacağım diyen bir örgüt karşısında, "tamam sözünde dur bizde size operasyon yapmayacağız" diyen bir başbakan bunun hesabını vermelidir. verecektir de.

terör örgütünün sözünde duracağını umacak kadar (bkz: umabilir miyim) eeee, uz görülü bir siyasetçi.

rte- he ne diyordum, işte gittim bu darfur'a bir de ne göreyim millet açlıktan kırılmasın mı? yüreğim bir cızz etti ki sonra gitsin be abi...bush- ne diyosun? çok mu açlar yani tam anlayamadım?rte- abi, açlar işte bırakalım şimdi onu da şimdi bu pkkbush- yav bırak şimdi, bu darfur nereye düşer haritada? sen gittin bilirsin, yedin içtiğin senin olsun olm anlatsana ne biçim bi memleketmiş, merak ettim lanrte- ya işte bir sürü aç insan savaşıyorlar falan; o değil de abi bu bizim pkk ilebush- yav ne inatçı adamsın ppk pkk diye diye şişti kafam, tamam lan birlikte hareket ederiz okey mi? oldu mu istediğin?rte- tamamdır.yanlız bu birlikte hareket etmenin açılı..bush- ya erdoğan kaç kilometre sizin ordan burası? amma yol geldiniz valla, yenge nasıl?rte- yenge de ,iyi nasıl olsun; geçen rabırt deniroyla yemek yedik valla bi garip, rüyada gibiyimbush- ehaha ulan ne adamsın be...basın açıklaması:"erdoğan önlem istedi bush 'kararlıyız' dedi"

bush kendisinden "dostum" diye sözetmiş.dikkatli olmak gerek. bush'un dostu olmak kolay değil...ne de olsa bush, dost ile tost arasındaki farkı unutabiliyor. dostlarını yemeye kalkması başka neyi gösterir ki...(bkz: bin ladin)

(bkz: #10122801)

"istanbul'un trafik faturasını bize kesiyorlar, geceden sabaha düzelecek sorun mu bu?" diyebilen insan."12 senedir istanbul'un belediye başkanlığı'nı siz yapmıyor musunuz be allahın kulu, kaç senede çözeceksiniz bu sorunu?" diye sordurtan şahıs

maltepe üniversitesinin 10. akademik yılı açılış töreninde boy göstermiş ve sakıp sabancı'nın, üniversitemi açtım, 250 milyon dolar yatırdım rektörümü kendim atayamayacak mıyım" sözünü anımsayıvermiş olan er kişisi. başka anımsadıkları da var ama neyse.

leonardo da vinci'ye leonaddo do vinsi der. yavrularımızın ona katılacağını beyan eder.

son zamanlardaki en gercekci fikranin gizli kahramani;adamın biri falcıya gitmiş. adamın avuç içini inceler incelemez, falcının yüzü karışmış? adam telaşla sormuş:"hayırdır... halim, ahvalim çok mu kötü?"falcıdan cevap: "üzgünüm... pek yakın bir vakitte, tüm türkiye'nin felaketine sebep olacak bir iş yapacaksın!..."kendini deccal gibi hisseden adamcağız ne yapsın?derhal, kendini en yakın demiryoluna atıp rayların üzerinde hayatına son verecek ilk treni beklemeye başlar. aynen, anna karenina misali...derkeeeeen, yandaki çayırda top oynayan çocuklardan biri topu demiryoluna kaçırır. tam o anda da, yaklaşmakta olan trenin çuf çuf sesleri duyulur.çocuğu rayların üstünde gören adam, kendi makus talihini unutup çocuğa doğru bir hamle yapar. oğlanı kaptığı gibi, son anda rayların dışına yuvarlar. tren uzaklaşınca, talihsiz adam döner çocuğa sorar:"ismin nedir yavrum?""tayyib erdoğan"

"kamusal alan'ı,laiklik'i,irtica'yı yeniden tanımlayalım"e, ama arife tarif gerekmez ki...

bugün beşiktaş'tan konvoy halinde geçen ve geçtiği yerdeki trafiği saatler öncesinden göçerten bir adam bu. polis memurları da "tayyip mi geçiyo?" diye sorduğunuzda, "tayyip erdoğan mı geçiyo?" diye sormadığınız için ve amirleri de yanı başında oldukları için cevap veremezler bu adam oralardan geçerken.

bugüne kadar onlarca entry ile yerden yere vurduğum eleştirdiğim, ancak fransa ve ermeni soykırımı üzerine söylediği sözleri takdir ettiğim kişi.

ortada * onu savunmak isteyenler için herhangi bir sebep ve/veya bahane bırakmamaya azimli gözüken t.c. başbakanı *

kendisinden hic hoslanmam ama her alanda turkiye`yi boyle savunurusa kendimi onu saflarinda her an bulabilirim. bakin ne demis fransa`nin dallama yasa tasarasi hakkinda:“hakikatin propagandaya alet eden bu ucuz bakışla bir yere varılamaz. iftira ve yalan makineleri kendi tarihlerine baksınlar. 20. yüzyıl boyunca nijer, tunus, senegal, gine, çad ve cezayir’de neler olmuş bir baksınlar. bizim tarihimizde engizisyon, sömürgecilik yoktur. bu tasarı dünyanın tepsi biçiminde olduğunu inkar edenlerin cezalandırılması gibi bir şey”"biz aynını yapmayacağız. biz pisliği pislikle temizleyenlerden değiliz.”bilmiyorum bugun questurada yasadiklarimdan midir nedir ama cok heyecanlandirdi beni bu sozler.

seçimlere yaklaşırken 2-3 tane göstermelik laf ederek kafası çok basmayan bazı vatandaşlarımızın oylarına oynayan başbakandır. hatta bu işte gayet de başarılı olan başbakanımızdır. sonuçları şimdiden görülmekte. her millet layık oldugu sekilde yönetilir lafı da bu doğrultuda işlemekte tabiki. tayyeap i de artık 100 yaşına kadar o koltukta görürüz. teşekkürler türkiye.

adsl'yi icat etmiş başbakan.

tokiye gerçek işinin ucuz inşaat yapmak diğer bi değişle halka rahat satın alabileceği konutlar üretmek olduğunu öğretemeyen başbakan.

enflasyon canavarini tus etmistir.

forgotten realms'de yaşasaydı bir büyücü olacagına inandıgım türkiye başbakanı. ahan da büyü listesi:- economical illusion: yoldan geçen vatandaş üzerine atılır. alım gücünün ne olduğundan bihaber vatandaş fiyatlar artmadığı için mutlu mesut yaşar.cast time: instanteffect time: süresiz- digital enrichment: dial up'la boğuşan çocuk yaştaki elflerin üzerine atılır, elinin altına adsl geçen elfçik bu muhteşem başarı karşısında göz yaşları döker.cast time: 3-4 sene (malum, altyapı felan zaman alıyor)effect time: süresiz (allaha çok şükür)

terore bu kadar can veren bir milletin en hassas değerlerine bile saygı gostermeyen başbakan. bir devlet için hem öleceksin, hem hakir goruleceksin, hem ezileceksin, hem iki kurus kazandıgın para sacma sapan vergilerle elinden alınacak, ustune bide ana avrat kufur yiyeceksin sonra da fransaya iki kelime soyleyip beni savundugunu sanacaksın. halkına, sehitlerine, askerine laf soyleyen başbakan fransaya çıkışsa ne olur çıkışmasa neolur. bu iş sağcılık, solculuk, muhafazakarlık, dindarlıktan oteye gecmiştir. benim bildigim ne sağcılıkta ne de solculukta halkına hakaret yoktur. terore destek veren insanlara* kefil olmakla ulke yonetilseydi banka batıranları aile fotografına alanlar yonetirdi.

parti liderinin kafa şekli-parti amblemi uyumunu icat etmiştir.

fransada kabul edilen ermeni soykırımını inkar yasasının uzerine halen bir açıklama yapmayan turkiye cumhuriyeti başbakanı. oyle zannediyorum ki sıcagı sıcagına açıklam yapmktansa bugun daha sakin ve sert mesajlar vermek için çalışıyordur. mesela:ananı al git jacques chriacya daanana benden selam soyle jacques chriac

taliban'ın dizlerinin dibinde oturduğu görüntülerin youtube'da görülebileceği t.c. başbakanı.http://www.youtube.com/watch?v=kqiz7alqzgc

turk halkinin surekli kendisini yanlis anladigini dusunuyor. ya insan bir de kendinde suc arar. acaba "ben mi yanlis bir sey soyledim?" der. bir insan egosunu boyle bulk halde bir milletin onune sermez ki! adam yine "yanlis anlasildim" demis. bir kisi mutemadiyen yanlis anlasilmaz ki. ne zaman dogru anlayacagiz kendisini, ne zaman onun yuce(!)* goruslerini kavrayabilecegiz toplum olarak belli degil...

http://youtube.com/watch?v=nmwuwrt7czm

askerlik yan gelip yatma yeri değildir sozuyle partisini yuzde oy kaybetmesi uzerine yanlız buraya lutfen dikkat(!) partisinin oy kaybetmesi uzerine haftalar sonra ozur dileme zahmetinde bulunan başbakan. akp tarafından yaptırılan anket sonucu sadece bu cumlesiyle yuzde on oy kaybedince halkından ozur dilemekle incitilen kalpler ve sızlatılan kemiklerin gonlu alınabilir mi acaba sorusunu kafalarda uyandıran basbakandır aynı zamanda. ve su da bir turkiye gerceğidir ki 2007 sonbaharında yapılacak secimlere kadar bu sozde unutulur.

(bkz: http://www.milliyet.com.tr/.../10/17/son/sonsiy10.asp)

bugün kan şekerinin ve tansiyonun düşmesiyle ani bir rahatsızlık geçiren başbakan..(bkz: dolara hücum)

televizyonlarda güvensizlik nedeniylemidir nedir herkese sağlık durumuyla ilgili sorular sorulan ve hep aynı cevaplar alınan kişidir. rahatsızlanan ülkenin başbakanıdır tabi önemli bir olaydır ama önemsiz bir rahatsızlık olduğu söylendiği halde hala değişik bi cevap alınabilecekmiş gibi uzatılması bi yerden sonra sıkıyor.

güven hastanesi önünde oldukça sıkıntılı dakikalar yaşamış... başbakanlık aracının kapısı kilitlendiği için açılamamış, korumalar tarafından arka cam kırılarak dışarı çıkartılmış.

damarlarında döviz repo fon falan akan insan, kan şekeri düşünce imkb de düşmüş sayıldı

sanırım korumaları acil durumlarda kendilerini kaybediyorlar. korudukları kişiyi makam arabasından çıkarmak için makam arabasının arka camını kırmışlar. zaten ülkemizdeki trafik kazası nedeniyle gerçekleşen ölümlerin ve ciddi sakatlanmaların bir çoğu kaza yerindeki aracın içindeki insana deli gibi "ben seni kurtarıcam ulan, ahha çekin bacağını, kolunu da sen çek, ahha çıkmak üzere" tarzındaki yaklaşımlar yüzünden oluyor.korumaları sağlıkla acil durumlarda eğitilmelidirler.şimdi düşünüyorum o arka cam kaç para eder diye. çünkü o arabanın parasını ben vermiştim. bilmem kaç bin euroydu...

aman kanı yerinde dursun da düşen kanının şekeri olsun şeklinde bir saçmalamayla (saçmalama lan!) geçmiş olsun dileklerimi ilettiğim başbakanım.

bugün yaşadığı rahatsızlık sonucu hastaneye kaldırılmış olan türkiye cumhuriyeti başbakanı. bu esnada korumalarının had safhada paniğe kapıldığı, tabiri yerindeyse ellerinin ayaklarının birbirine dolaştığı müşahede edilmiştir. neyse ki gelen ilk açıklamalar rahatsızlığının çok ciddi olmadığı yönündedir. bu olayla birlikte, türkiye'de cumhurbaşkanı, tbmm başkanı ve başbakan gibi devlet protokolünün en üst sıralarında bulunan yöneticiler için gerektiğinde kullanılabilecek tam donanımlı bir "acil tıbbi müdahale" hizmetinin sağlanamıyor olduğu gerçeği bir kez daha anlaşılmıştır. (bkz: geçmiş olsun)*

show tv' ye göre: basbakanin rengi atmistir. tansiyonu düsmüstür. arabadakiler panik yapmistir. hastahenenin oldugu sokaga ters yönden girmislerdir. birkac arabaya carpmislardir. arabanin güvenlik sistemine göre kapilar tayyip icerdeyken kapanmistir. tayyip' i arabadan cikartamayan korumalari yan sokaktaki insaattan kazma ve kürek ödünc almis, arka cami kirmak suretiyle basbakani arabadan kurtarmislardir. basbakanin an itibariyla saglik durumu iyidir.(bkz: kicimla gülüyorum)

17 ekim 2006 tarihinde saçma bir şekilde arabanın içine hapsolmuş kişi. korumalar ters hareketler yapınca güvenlik sistemi panikleyip koruma içgüdüsüyle arabanın kapılarını açılamayacak şekilde kilitlemiş. büyük bir eksiyi de haketmiştir bana kalırsa.

erdogan' in bulundugu hastahanenin sokaginda park halindeki araçlar çekicilerle kaldırılmaya başlandı.*borsa erdogan' in rahatsizlanmasindan hemen sonra satis dalgasiyla bu olaya tepki verdi. (0.28 düsüs) kisisel fikrim basbakanin yogun temposuna ragmen oruc tuttugu ve bu sebeple kan sekerinin düsmesidir. hastahanede yakinlari olan zavalli arac sahiplerinin araclarini bulamadiklari zaman edecekleri küfürler yüzünden oruclarinin bozulmamasi temennimdir.

korumalarını seçerken daha dikkatli davranması gereken kişidir; oruç ve yoğun iş programı nedeniyle tansiyonun ve kan şekerinin düşmesi (hipoglisemi) normaldir zira kendisi bu ülkenin başbakanıdır. ancak anlaşılamayan şey korumalarının profesyonellik dışı davranışlarıdır; iyice eğitimden geçirilmelidir bu insanlar. bir tansiyon düşüklüğü ve fenalaşma da böyle hareket edenler daha kötü durumlarda nasıl davranır bilinmez, tedbirli olmak her zaman önemlidir. bu tip durumlarda koruma adı verilen insanlar panik yapıp ortalığı dağıtıyorsa halkın galeyana gelmesi normaldir.

yan gelip yatmis kisidir. allah'tan blackberry diye bisey var. (bkz: sell business)

korumaları mükemmel çalışan başbakan;görgü tanığı başbakan'ın hastaneye getiriliş anını anlatıyor... eski turizm bakanı ilhan gürpınar, torunu doğduğu için güven hastanesi'nde başhekimin yanında otururken başbakan'ın hastaneye getirilişinin canlı tanığı oldu. eski bakan yaşananları şöyle anlattı: büyük bir gürültü ile başbakanın arabasının yanaştığını gördük. şoför sol taraftan indi kapıları açamadı. korumalar da aşağıya atladı, ancak otomobilin bir özelliği nedeniyle araç kilitlendi. büyük panik başadı, sağdan soldan birşey aradılar. keski ve inşaat balyozu getirip otomobilin ön camını kırdılar oradan kapıları açtılar. başbakan koltukta uzanmış durumda idi hemen acil servise aldılar. arabanın kapısı kilitlenince büyük panik oldu. zırhlı araba olduğu için kapılar da çabuk açılmıyor. o sırada bağırış gürültü vardı, hastane bahçesinde ve girişinde bulunanlar da dışarıda toplandı.

rüyasında menderes ve büyükanıt'ı görmesinin ardından tansiyonu düşmüş olduğu, fenalık geçirdiği yönünde de rivayetler dolaşmaktadır *edit: anladın sen onu

oruç olduğundan ötürü çikolata yiyemediği için şekeri düşen başbakan...aynı saatte hastahanede işi olan ben, kendisi sayesinde ayrancı semtinin kapanan yolları, koruma, basın, polis, bakan, envâyi çeşit bürokratik abiler vs orduları yüzünden hastahaneye girişte büyük sıkıntı yaşadım..benim işim sıradan bir kontrol olduğundan dolayı kişisel bir sorun yaşamadım ancak bunun acil doğum yapanı, kaza geçireni, yürüyemeyeni, yaşlısı, direk acil servise ambülans ile girmesi gereken hasta çeşidi ki bunların bir hastahane için en sıradan hasta türü olduğu göz önüne alındığı vakit, hastahaneye giden bütün yolların polisler tarafından barikatlar ve konvoy biçiminde park etmiş eskort araçları ile kapatılması rezilliğin daniskasıdır... yani onların insani değerlerine göre hastahaneye acil varması gereken bir hasta birey, arka sokakta araçtan inecek, yürüyerek yağmurlu, çamurlu kaldırımsız bir yoldan takribi 10 dakika boyunca yol katedecek..çektiği işkence yetmezmiş gibi zaten daracık olan hastahane girişinde, ankara'da görev yapan yaklaşık 100 adet basın mensubu arkadaş, envayi çeşit bürokratik tipler, meraklı yurdum insanları, koruma, polis ordusunun yarattığı mahşer gününü andıran kalabalığı yarıp hastahaneye kendini teslim edecek acil bir hasta... gerçekten aklım almadı..işgüzarın biri yüzünden bana hakâret davası açılırsa bende işi gücü bırakıp kontra dava bâbında insan hakları mahkemesine dava açmayı bile planlamaktayım... o kadar doluyum ki.. o kadar doluyuz ki..en ağır hasta bile bunu yaşamak zorunda onlara göre.. bu nasıl bir bencillik, bu ne çeşit ahlaksızlık, bu ne kendini bilmezlik yetmezmiş gibi nasıl bir densizliktir...az kalsın güvenlik güçleri tarafından elimde mr lar hastahane kapısından içeri alınmayacaktım izdihamdan ötürü..bütün bunlar yetmezmiş gibi bir de makam araçları kolay çıkabilsin diye hastahane ve semt sakinlerinin park ettiği araçlar çekiciler vasıtası ile çekildiler...neden, çünkü başbakanın şekeri düştü!eklemeden geçemeyeceğim sırf bu olağanüstü hal yüzünden kapanan yollar nedeniyle 5 ytl fazla taksi parası verdim. gören turistlerin ne düşündüğünü çok merak ediyorum..arka sokakta bulunan fransız büyük elçiliği önünde dikilen milyonlarca çevik kuvvet ve şekeri düşen başbakan yüzünden oluşan olağanüstü hâli gören bir turiste göre bugün ankara'da henüz savaş çıkmış gibi bir hava vardı...rte yine kendisine yakışan anormallikte bir hadise yarattı...ve inanır mısınız bütün bu olağanüstü hal neredeyse bütün gündür sürmekte... ve ben eminim ki kendisi içeride çayını çorbasını içmekte, kullanıyorsa sigarasını tüttürmektedir, dışarıda bu mahşeri kalabalık beklerken..netice itibari ile fantazilerime göre çok yakında benden taksi parası faturası alması olası başbakan.. faturanı da al, git burdan der diye korkuyorum..*birinci edit: bak yakışıklı! madem bu kadar mühim senin bu şeker değerlerin, atla helikoptere öyle git hastahaneye.. ne sen üzül ne biz üzülelim... *ikinci edit: burdan elemana sesleniyorum... elalemin başbakanı kendisine trafik cezası kesilmesine bile ses çıkaramazken sen halkını belki de gayet ciddi bir anlamda hastahane önünde ölüme terkediyorsun bu yaptıklarınla..bak aracında mahsur kaldın...ya kalp krizi, beyin kanaması vs. geçiriyor olsa idin? ya sende hastahaneye yetişmen şart iken yetişemez durumda olsa idin? gördüğün gibi hayatının bu evrelerinde belki de ilk kez mağdur duruma koyduğun halk ile aynı tarafta saf tuttun/tutturuldun! hemde kendi seçtiğin şöförün yüzünden. az özverili, hoşgörülü, mütevazi, sağlıklı ol da hayat normale dönsün...! gayet düzenli, nizamlı bir biçimde kimseyi mağdur bırakmadan yaşanılıp atlatılabilecek bir durumda böyle saçmalıklar yaşatıyorsanız, daha komplike hadiselerde neler yaşatıyorsunuz çok merak ediyorum... umarım öyle bir ortamda bulunupta üzülmem..üçüncü edit :aldığım bir duyuma göre, bir de makam şöförü kardeşimiz ki kendisi rtenin yeğeni oluyor; paniğe kapılıp daracık sokakta hastahaneye yanaşmaya çalışırken çevre sakinlerinin araçlarına çarpmış o zırhlı, zebellah gibi mersoyla.. bu problem hakkında hiç bir şey demiyor, elimdeki paket lastiklerini karşımdaki hedefe fırlatıp sakin olmaya çalışıyorum sadece....dördüncü edit:bunu kötüleyen de ya kendisi ya da yakın akrabası sanırım...

sanirim ozur dilemesi bunyesine dokunan kisidir kendisi.

(bkz: 17 ekim 2006 kozmik tetiklemesi)

yaşadığı sağlık problemi ile ülkemizin başbakanına sağlık müdahalesi açısından ne durumda olduğunun göstergesidir kendisi. bir bilim insanımızı arı soktuğunda tanrının cezalandırması diye göbek atan (edit: başbakanı kayıtsız şartsız seven) zihniyet başbakanın aracının müdahale öncesinde (salaklık sonucu) kilitlenmesinde ne gibi kozmik sonuçlar çıkaracaklar acaba. merakla bekliyoruz.

en matrak "türksün di mi?" sorularına taş çıkartırcasına yaşanan bir skandalda ara(ba)da kalan kişi.. hükümetin başı.. geçmiş olsun diyor, kendisine acil şifalar diliyoruz efendim.bu olay tabi ki konu olan kişinin de başında olduğu hükümetin güttüğü politikanın sonucudur. akp hükümeti hiç bir yerde ve hiç bir zaman kendilerinden olmayan kişilerin ihtisaslarını ve kabiliyetlerini değerlendirmeye yanaşmamaktadır.. devletteki kadrolaşma da bu şekilde yürütülmektedir. cumhurbaşkanının muhalefetiyle atama yapılamayan mevkiler de (mesela trt genel müdürü) oralara vekaleten konan akp ye yakın isimler tarafından beceriksizce yönetilmektedir.bugünkü olaya bakalım. başbakanın koruma müdürü ali uzuner tayyip bey'in dünürü orhan uzuner'in yakınıdır. anahtarı mercedes s600 ün üzerinde unutan makam şoförü de tayyip bey'in yeğenidir. onun için olayda yaşanan beceriksizlik esasen profesyonelce davranmak gereken yerde duygusal davranılmasından kaynaklanmıştır. oysa "devlet büyüklerini koruma" yabana atılmayacak kadar önemli, hassas ve profesyonelce yaklaşılması gereken bir konudur. bu bütün dünyada böyledir hele ki osuruktan nem kapan, bir kitap atılınca 80 yılın en derin krizini yaşayan ülkemizde daha da önemlidir. bu aslında tüm halka karşı olan bir sorumluluktur.onun için akp hükümetinin bile sorumluluklarının bilincinde olması, ümmetçiliğin suyunu çıkartmaması gereklidir. yoksa gün gelir yandaş yada muhalif hepimiz üzülürüz ..

sayin basbakanimiza acil sifalar dilerken bir yandan da hastaneler yan gelip yatma yeri degil diye hatirlatmak istiyorum.. mumkunse hemen isinin gucunun basina donsun..

"özür dilemek" komutundan sonra kendine reset atan işletim sistemi gibi bir şey. bu durumda işletim sistemine bağlı çevre birimleri -ki bu birimler; korumalar olur,imkb olur, dolar olur, euro olur, herhangi başka bir şey de olabilir-de kararsızlık gösterebiliyor tabii ki. hayırlısı olsun.* *

(hipoglisemi tedavisi acilen iv dekstroz verilmesidir.)keske merhum fusun sayek hayatta olsaydi da kan sekeri dusen recep bey'e damar yolu acip %5 dekstroz baglasaydi.

arabasına çocuk kilidi taktırmış ve bunun kurbanı olmuş başbakan.acil durumlar için amerika başkanının yanından ayırmadığı çantası hesabı koluna aracının uzaktan kumandasının bağlanmasını teklif ediyorum...edit: kalp krizi geçirirken kullanamazmış, boş yere 100 ş masraf yapmayalım kumanda için...

dün başına gelenlerden beri, medya ve halk, başbakanlık makam şoförünün ve korumalarının yetkinliklerini ve bulundukları makamın hakkını verebilirliklerini tartışıyor. oysa, tartışmayı daha yukarı çekmek gerekmiyor mu? taşıdıkları ve korudukları yetkin de bu adamlar değil, öyle mi?ne güzel atasözlerimiz, deyimlerimiz var bizim: (bkz: balık baştan kokar)

şu güne kadar kimse öldürmek istemediği için yaşadığı ortaya çıkan başbakan. zira anladık ki, değil toplu tüfekli suikast, çankaya'nın bayırında inşaat demirini sallasan adamın kafaya, koruyacak-kurtaracak öngörü ve yetkinlikte kimsecikler yok çevresinde. ha; "hastaneye yetiştirmek" mevzusunda bir numaralar o ayrı.

zihniyetini ve politikasını ne kadar yanlış bulursam bulayım, sağlık sorunuyla dalga geçilmesini ayıp bulduğum kişidir... not: ...ancak şu da var ki, nedir kardeşim balyozu alıp evine götüren milletvekili hikayesi?(bkz: balyoz-u şerif)

ehil olmayan kişileri makam/görev sahibi yapmanın bedelini neredeyse canıyla ödeyecekti. genel müdür de olur şöför de olur kadrolaşma, adam tutma adamın başına eninde sonunda bela olur. yine de geçmiş olsun...

(bkz: epilepsi)http://www.anavatan.org.tr/basinda.asp?id=896

geçen gün istanbul büyükşehir belediyesi'ne ait tabelalardan birinde imzasını gördüm. üstünde de "gençleri siyasete bekliyorum." tarzı bir şey yazılıydı. sağolsun sabah sabah baya güldürdü. güldürürken düşündüren bir insan da bu arkadaş zira "o gençler bir siyasete girse ampüller kısa devre yapar ama nerede!" diyemeden duramadım kendi kendime. sonra yine güldüm, hay allah müstahakını versin sayın başbakan.

tarihe not: kendisi şu sıralar bayram tatilini yapmaktadır. hatta kendi isteğiyle bayram tatilini de uzatmıştır. hani bir 10 sene sonra "lan adam 5-10 gün boyunca gaf yapmamış ki sözlükte hakkında entry girilmemiş. hastalık çok kötü etkilemiş heralde konuşamıyordu bile." falan demeyin. aynı performansla sahalara dönecektir, hele bir tatil bitsin.

kazakistan'da türk işçiler kafa-göz patlamış şekilde yerde gezerken, yatıyla keyif içinde koyları gezen başbakan..not: kötülenenlerime bir girip bir çıkan entrydir. demek ki yanlış bendeymiş, başbakanın yapacağı birşey yokmuş.. doğru lan nasıl unuttum.. kendisine oy veren vatandaşları, bu ülkeye döviz sokan işçileri benim korumam, benim kollamam gerekirdi.. ya ben aptalım ya da bu entrye kötü oyu veren koyunlar aptal..

Rasgele

+ cultural studies
+ pump action
+ ben marjinalim
+ gunes girmeyen yere zenci girer
+ oglak erkegi basak kadini iliskisi
+ eksi sozluk 69 zirvesi
+ telefonun calmasini istemek
+ digital design
+ raki mezeleri
+ vazgectim
+ sevdiginin rujunu sildigi kagit mendili saklamak
+ minibuscu anneleri barinma evi
+ biber dolmasi
+ cik cik cik
+ nerdesin
+ iliskilerdeki korkular
+ dogmamis sevgiliye mektup
+ middle man
+ mulkiye inegi
+ frp

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam