salome

sinema bilgisini takdir ettigim sozluk kişisi.

çok çok tatlı bi insan. sarhoş olmak bi insana ancak bu kadar yakışır. dün gece bolca dans ettik coştuk, eğlendik kendisiyle. hatta bi ara garson ''lütfen bayanlar sakin olun, taşkınlık yapmayın'' dedi de aldırmadık devam ettik.atlanılmaması gereken bi ayrıntı; o tam bir pamuk prenses...

müzik sevgisine son derece saygı duyulması gereken bir sözlük yazarı. mesajlarla başlayan müzik sohbeti dün içilen biraların da etkisiyle doruğa tırmandı. dışarıdan gelen engin müzik bilgili bir arkadaşımızın da katılımıyla koyu bir müzik sohbeti oldu gece gece. ayrıca çok da güzel eğleniyor kendileri.

u2'nun even better than the real thing single'ında bulunan güzel bir şarkı. the best of 1990-2000* albümünde de duptıs'lı bir remix'i bulunur..sözler şöyle:baby pleasebaby please don't goi got lies to feedthey want skin and seednow don't make me crawlpleasebaby don't bite your lipgive you half what i gotif you untie the knotit's a promisesalomesalomeshake it shake it shake it salomeshake it shake it shake it salomesalomeshake it shake it shake it salomebaby pleasebaby what's that tunewell i heard it beforewhen i crawled from your doorand my blood turned bluepleasebaby please slow downbaby i feel sickdon't make me stick to my promisesalomesalomeshake it shake it shake itsalomeshake it shake it shake it salomesalomeshake it shake it shake it salomesalomeshake it shake it shake itsalomebaby pleasebaby don't say nowon't you dance for meunder the cherry treewon't you swing down lowpleasebaby please say yesbaby don't go awayyou're spilling meand your precious lovesalomesalomeshake it shake it shake it salomeshake it shake it shake itsalomesalomeshake it shake it shake itsalomesalomeshake it shake it shake itsalomesalomeshake it shake it shake it salome

esi ve salome'nin oz annesi herodias'in itirazlarina ragmen, uvey kizinin dans etmesi icin yanip tutusan kral herod, "dansetmek icin dile benden ne dilersen, yemin ederim kralligimin yarisini bile veririm." diye buyurur ve sorar salome'ye: "soyle, guzelim, nedir benden istedigin sey?". salome'nin cevabi kisa ve ozdur richard strauss'un ayni isimli bir perdelik operasinda: "den kopf des jochanaan." (vaftizci yahya'nin kafasini.) oscar wilde'in salome oyununun ingilizce orjinal metni icin bkz:http://www.bibliomania.com/0/6/57/2406/frameset.htmlrichard strauss'un salome operasi'nin almanca librettosu (hedwig lachman'in cevirisi) icin bkz: http://www.karadar.com/librettos/strauss_salome.html http://www.phespirit.info/...ces/2001_11_vienna_1.htm

sohbeti güzel, kendi güzel, gönlü acik insan. korsakof'un caykovski'si, binbir gece prensesi.

salome operasi, 90'li yillarda yekta kara yonetimindeki istanbul operasi tarafindan da sahnelenmisti. salome rolunu de, soprano zehra yildiz canlandirmisti.

geleceğine birilerinin işaret parmağını soktuğu bir insandır*. ayrıca 103 milyon hesap ödeyip* bir lira bahşiş bırakmamıştır ki kendisine bu paragözlükle nereye kadar salome hanım diyor ve 2 zayıf vererek haftanın cimrisi seçiyoruz.

saatin varligini unutturabilmis, momo'nun konusmayi seven versiyonu. *

ispanya'yı 1969 eurovision sarki yarismasi'nda temsil eden solist.

birisi hoşsohbet, çıtı pıtı olur, tamam.. sözlükçü olur, o da tamam.. tedli olur, zirveye gelir, hadi ona da tamam.. ortaokul ve lise yıllarımızın sevilen ve beraber eğlenilen simalarından birinin kardeşi de çıkar mı? oehh demezler mi insana? dünya bu kadar mı küçük??

ankara tabu zirvesi 2 bucuk öncesindeki mekana seyahat organizasyonunda tekrar tanışdığımız, burada yaptığımız konuşmaları oyunda avantaja dönüştürerek kazanmamızı sağlayan dinamik ve sempatik bağyan. bir de fotoğraf çektirmeyi pek sevmeyen bir yazardır bu öyle sanırsam. çünkü bir fotosunu çekmeye çalışana kadar akla karayı seçtik. tatil günü bile okulunun semtine gelerek - ki bu pekde sevilmeyen bir şeydir tatil günü - bizleri sevindirmiş, iyi ve uyumlu bir takım oyuncusu olan bir suserdir aynı zamanda.

şimdi ben çıksam desem ki, "ben senin bildiğin o kişi değilim, 4478 hayırsız bir deney esnasında öldü" olmaz sanırsam.. en iyisi o beni öyle bilsin, ben de sayesinde yaşadığım hayatımın şaşkınlığını üzerimde taşımaya devam edeyim..

"büyük lokma ye, büyük söz söyleme" atasözünü tekrar hatirlatmis cok degerli ve temiz kalpli dost. müzik sevgisiyle dolup tasan ve bunu baskalariyla paylasip cogaltmaktan zevk duyan tatli bir insan.

diş hekimliğinin yanında artık asistan suserımız.uzun süre (geç olsun güç olmasın) üstüne sonunda tanışabildik *, ama pek meşguldü 4.sınıflar peşini bırakmıyor sanırım.

su aralar isleriyle cok yogun oldugu sezilen, ama sohbeti de dansları* kadar eglenceli olan susess. ozellikle hafif ickili hali gorulmeye deger insan: sevimli sempatik guzel

tatilini uzatarak beni barbaros tanselin kollarına bırakan hain partnerim, gevşek tangocu

cok efendi bir insanmiş kendisi. rygard ile alnina ters hac cizmemize sadece birazcik kizdi.sandalyeden asagi atmama tepki bile gostermedi. tebrik ediyoruz.

ibranice barışçıl anlamına gelen sözcük.

sahip oldugu basenleri, selülitleri ve kapitonları reklamlardaki gibi mandalla tutturmuş vevişi yardımı ile yavaş yavaş bitirendiş hekimi adayı oldugu bir anda ortaya çıkınca 87 kişi tarafından benim dişimde şu bu gibi sorulara maruz kalmış ve akabinde sinirini benden! çıkarmış bir kişidir bu.

incilde gecen bir oykunun kahramani. isa'yi vaftiz eden, inanci ve hikmetiyle pek cok insani etkileyen vaftizci yahya, erkek kardesi filipus'un karisi hirodias ile evlenmis olan kral hirodes'e "kardesinin karisini almak sana caiz degildir" der. kral bu sozleri uzerine yahya'yi zindanda tutsak eder, fakat kutsal ve degerli bir adam oldugunu dusundugu icin onu oldurtmez. karisi hirodias ise yahya'ya icten ice kin duymaktadir ve bunu bilen kral hirodes, yahya'nin karisindan korunmasi icin de ayrica ozen gosterir.aradan gecen zaman icinde, kral kendi dogum gununde buyuk bir solen verir. solende karisi hirodias'in kizi salome, davetlilerin onunde danseder. hem davetliler hem de kral bundan oyle keyif alirlar ki, kral salome'ye "dile benden ne dilersen, sana verecegim" der, ve hatta "benden ne dilersen, ulkemin yarisina kadar sana verecegim" diye and icer. salome ne diyecegini bilemez ve gidip annesine danisir. annesi ondan vaftizci yahya'nin basini istemesini soyler, kiz denileni yapar. "vaftizci yahya'nin basinin tepsi icinde simdi bana verilmesini isterim"...kral buna cok kederlenir ama sofrada, konuklarinin onunde buyuk bir yemin ettigi icin, kizin istedigini yapar, bas kiza tepsi icinde sunulur. kiz da tepsiyi alip annesine goturur.bildigim kadariyla bundan sonra salome'nin basina gelenler hakkinda, ne dort incilde, ne de diger mektuplarda vs. herhangi bir soyleme rastlanmaz.

ibranicede selam manasina gelen ve şalom diye okunan salom kelimesini cagristirdigindandir şalome diye telaffuz edildigini sandigim bir nicke sahip olan bir sozluk kullanicisi... robinle birlikte yaptiklari sanatsal konuilardaki tartismalarini (raveldir bolerodur rahmaninoftur felan fesmekan) can kulagiyla dinlenesi insan...

icinde bulundugu cesitli fotograf kareleri ile ilgili cogul supheleri bulunsa da, cogunlukla "hmm, evet evet yine fena cikmamisim, uygundur" seklinde fetva vererek kafalari karistiran ortodoks kisilik (ortodonti?)

(bkz: lou andreas salome)

corba pisirip eski sevgiliye icirme konusunda super tavsiyeleri olan, guzelligi ile buyuleyen, ulen bi disimiz agrisa da teslim olsak dedigimiz tatli insan. abicigimin arkadasi.

güzel bir müzik neyse, bir fincan kahve, bir günaydın veya iyi geceler, yüze çarpan bir serin rüzgar;ansızın çıkıveren bir sürpriz neyse, beklenmeyen, kimi zaman yerde ararken gökte kimi zaman gökte ararken yerde bulunan;değerli kavramı değişirse neyse, şaşkın değerli, şaşmaz değer, her neyse değecek;güzel söz neyse; bağırması gümüşse fısıltısı altın olan;neşe neyse, hiç bitmeyecek çocuk, yaşı başından belli olan;söz neyse, yetmeyeceksezat-ı alileridir.

nezaketiyle karıştırdığı güzel sobetini, güneşin ayaklandığı tekinsiz bir ankara akşam üstünde, tüm içtenliğiyle masamıza sunmuş güzel insan. kahkahaları çınlamakta hala..ayrıca, işlevsellikte sınır tanımayacak "gösterişsiz"* nick önerileri ve keşfetmiş olduğu gözümden kaçmayan tango - ruj korelasyonu uygulamaları da, değinmeden etmeyeceğim önemi haiz detayları olmuştur kendisinin.

pek bir doğal, kafasına göre yaşamayı kafasına koymuş, açıksözlü, tercihlerinde son derece tutarlı ve kendisi olan güzel insan. hep mutlu olsun.

en cok ozledigim insandir kendileri.sahip oldugum en ariza en cilgin en vahsi,az yumrugunu yememisimdir,en pofuduk arkadastir o.yerinde hic duramaz.aci hissine sahip oldugunu da hic sanmiyorum.hersey hayal ettigin gibi olsun....seni cok seviyorum...

kalbi son derece temiz olsa gerek, duaları kabul oluyor. bu kız istemedi beyin cerrahı olmamı, beyin cerrahisi kadro açmadı. gidip kuzu kuzu psikiyatrist olacağız, hanımefendinin istediği gibi. ama hakkını yemeyeyim, dünyanın en neşeli, en şirin tango partneridir, o ayrı.

- meksika'da bir soup opera *- kuzey fransa'da bir komün.

(bkz: hekelfon)

(bkz: haciyatmaz)*

sahip oldugum 6'nin (yaziyla alti) buyuk oldugunu bana ogretmis kisidir. *

annesi babası çerkes olduğu halde çerkesler hakkında önyargıları bulunan kafadan asimile olmuş kayıp çerkesler'den. bir gün çocuklarının köklerini arama ve özellikli bir topluluğa ait olma sevdasıyla derneklere koşacağından emin olduğum güruha bir örnek.yukarıda değinilen durum, genelde çerkes oldukları halde çerkesliklerini çeşitli sebeplerden , çıkarlardan dolayı gizleyen ailelerin başına gelir. zengin tüccar, bürokrat, subay vs olan çerkesler'in çocukları genelde asimilasyona maruz kalmaktadırlar. asimile olanlardan gelen ikinci nesil çocuklar (çok büyük ihtimalle artık yarı çerkezdirler) her nedense kürt, türkmen, laz vs olan taraflarına değil de , çerkes olan taraflarına merak duymakta ve sanki iman etmiş müslüman gibi çerkesliği öğrenmeye çalışmakta, çerkes'den çok çerkes olmaktadırlar. bunlar tecrübe edilmiş gerçeklerdir.çerkesler'in çerkesliklerine bu kadar bağlı olmalarının nedeni yüzbinlerce kayıp vererek (bir gün tekrar geri dönmek umuduyla) yok olmamak için geri çekilmek zorunda kalan atalarının akıttıkları kana, çektikleri ızdıraba ihanet etmemek , onların kemiklerini sızlatmamaktır. bu düşünce ile varlıklarını kabul ettirmek isteyen insanlara faşist, kafatasçı gözüyle bakmak , küçük görmek çok büyük bir hatadır.bu önyargılardan kurtulmasını dilediğim güruha mensup, iyi niyetli diş hekimi.(bkz: cerkez)

diş hekimi olan bir suserımız.

yanında durdukça hayat sevinci veren fıkır fıkır bir sultan.

(bkz: salome de bahia)

dünyanın en iyi niyetli ve en acemi çöpçatanıdır. allahın izniyle baş göz edecek beni münasip biriyle... hadi bakalım, bekliyoruz, ilgiyle izliyoruz.

ekşi sözlükteki müzik dostlarımdan, dördüncü nesil cici yazar. nihayet karşılaşınca tahayyülümdeki salome'ye birebir uyduğunu gördüm. pek de enerjik ve çalışkan bir tango kuşuymuş o, waldstein karpuzları da yetiştiriyormuş kendisi ama kesmeye vakit kalmadı. bir dahaki sefere artık.

(bkz: john the baptist jones)

rachmaninoff vesilesiyle tanışma fırsatı bulduğum,piyano çaldığını belirten ama bunu belirttiği mesajda svitoslav richterin de adı geçtiği için bunu orada yazmaya utandığını söyleyerek mütevazılığıyla etkileyen suser

görüldüğü üzere sözlükte ciddiyetini koruyan ender yazarlardan. zirvede de bu profili sürdürmek için çabaladığı ilk intibamdır. piyanoyla neler yapabildiği merak konusudur. ivory ve diş hekimliği güzel bir ikilidir.*

josephous'a göre -tarihçi bir kardeşimizdir kendisi,pek bi yahudidir- salome, herodias'ın kızı, dolayısıyla herod antipas*ın üvey kızıdır. (herod antipas galilee valisidir filistin eyaletinde, daha doğrusu romalılar'ın toprak yönetiminde bir eyaletin dörtte birini yöneten, tetrarch adı verilen yöneticilerdendir) incilde john the baptist'in idamında oynadığı önemli rol vurgulanır.

ileride muayenehanesinde bir adet kuyruklu bulundurmasi muhtemel, musikişinas kisi. ayrica rizikosever bir papagena...

(bkz: yedi peçe dansı)

online teshis ve tedavileriyle de uzaklardaki dis dertlerine deva bulmaktadir.

libertango kelimesini*, carmen den yola çıkarak aynı büküm noktasında koşuşlamış bulunduğumuzu güzel tesadüfler ve keyifli sohbetlerle keşfetmemizin akabinde, buz dansının akıbeti ve geraldine* in boleoları* gibi dünya meselelerine dikkat kesilip, güzel güzel konuştuğumuz, tartıştığımız bir yazardır.

yirmi ikinci uluslararasi istanbul film festivalinde gosterime giren ispanyol filmi. bir nevi belgesel. "carmen" ve "tango"nun yönetmeni carlos saura dan.o danslar, zerafet, muzik... cok guzel cok acaip.

(bkz: zehra yıldız)(bkz: rahmetl)

ilkokuldan beri tanıdığım , neşesi ve enerjisi hiç tükenmeyecek mi die meraktan hala takip ettiğim sözlük yazarı.yaşlandığımda takma dişlerimi ona yaptırmayı düşünüyorum.

beyoğlu sineması yaz şenliği kapsamında izlenebilitesi olan saura filmi.

kendine özgü bakış açısıyla bir konu hakkında yorum yaparken yeri geldiğinde karşıt fikrin savunucusu olarak karşımıza çıkan ve küçük de olsa akla gelmeyen ihtimalleri de gören birisidir. zekidir, bir tanedir.

chayanne'in bi parçası. sözleri aşağıda:tanta adrenalina sube a mi cabezamiro como bailas y sale fuego de tus caderasy con un tambor tú y yo vamos acercándonoses la tentación que me vuelve loco y me desesperaes que es tu cintura mi sutil locurame vas elevando, me vas atrapandoy es que está en tu cuerpo nenaque respira nenay es que tienes todo en esta vida pa'gozarbaila que ritmo te sobra, baila que bailamey acércate un poquito salomébaila que ritmo te sobra, baila que bailameregálame tu hechizo de mujeray ay ay tú bajaste desde el cieloay ay ay y me echaste el candeleroay ay ay tú bajaste desde el cieloay ay ay mira niña si te quiero.pero ven y baila síquete acercandoque con tu sabor que es baribe y son seguimos gozandotu ritmo se ve mi amor cuando cae tu sudory tus movimientos parecen más un canto sagradoy es que es tu cintura de silueta y lunaque me va atrapando me va alucinandoy es que está en tu cuerpo nenaque respiras vida nenay es que tienes todo en esta vida pa'gozarbaila que ritmo te sobra...bilame como quieras bailameque tu ritmo me vuelve locosalomé...

sözlükte seviyesini koruyan ve sevilen hoş insan. zaman zaman güzin ablam olmuş , az önce de sanal diş hekimliğimi üstlenmiş kişi.

sabırlı diş perisi. beni bile çekiyor, daha ne diyeyim.*

kınalı sultandır bu artık... daha fazla saygı sevgi gösterilmeli, her gün özenle şerbetlenmelidir. *

sahip olduğu yaşam enerjisinin fazlalığından dolayı yerçekimi konusunda sıkıntı yaşayan tatlı insan.fazla mütevazi olan ,yeteneklerini sır gibi saklayan,günümüzde dürüstlük ve açık yüreklilik konusunda numune kalmış ebedi dost.

üflec adıyla da bilinen aparatın bir diğer adı.

sahip oldugu niteliklere bakildiginda, dis hekimligi ogrencilerine "hocanin dedigini yap, yaptigini da yap" ogudu verilmesine neden olan guzel insan...(bkz: hocanin dedigini yap yaptigini yapma)

sabah sabah zehirleme girişiminde bulunmama ragmen öldürmeyi beceremediğim sadece zehirlemekle yetindigim hoşsohbet,şirin,diş hekimi ve istanbulsever suser yine bekleriz efenim kadıkoy sizi şimdiden özledi...

kalbini ve ruhunu önce kabilenin tamtamcısına vermiş olmasına rağmen ilk görüşte aşık olduğu eomer işin içine girince fikrini değiştirmiş, benden düğün tavsiyeleri istemiştir. ayrıca kendisi tipik bir su kızı olup yaşından küçük göstermektedir.* üstüne üstlük çok da şirindir ve çiçeklerin koruyucusu salome'nin bu dünyadaki yansımasıdır...*

sempatik insan bu. aynı zamanda sağduyulu ve ölçülü. ankara genclik parkinda eglence eglence zirvesi 2de anladığım kadarı ile nerede başlayacağını ve nerede duracağını iyi biliyor nitekim. iyi bir doktor olacak kendisi. kendisine elma borcum var. en kısa zamanda bir kaç elma ağacı söküp getireceğim memleketten kendisine*.

diş perisi.*

adeta beni anlatan bir entrysini görerek muhabbete başladığım, beni çocukluk hatıralarımın güzel ve güneşli odalarına geri döndürmüş, küçüklüğümüzde aynı şeyleri yaptığımızı düşündüğüm, keşke aynı şehirde yaşasaydık dedirten tatlı insan.*ayrıca en sevdiğim bayan isimlerinden birisi. elf ismi gibi.

saura'nın daha evvel de yaptığı bir konsepte sahip film. provalardan çıkan gerçekleik duygusu üzerine yürümüş yine üstad...

azicik alkolle bile sarhoş olabilen, normal haliyle muhabbetinin pek guzel olduguna inandigim diş hekimi adayi suser.

bugunku fikir teatimizden yola cikarak kaliteli bir zihine sahip oldugunu gordugum kisi..

rita hayworth tarafından oynanmıştır aynı isimli filmde.ancak film bir hollywood mamulüdür bu sebepten salome bayağı saptırılmıştır esasından. aşık olduğu adam bir hristiyan bir romalı komutandır, salome de meşhur dansını vaftizci yahyayı kurtarmak için yapar zaten. ama başaramaz. yine de imana gelmiştir salome, anasını reddedip sevgilisi ile isanın yolunu izler.

yürmesi için belediyeden engebeli yollar yapması talebinde bulunacağım kişidir. düz yolda biraz zorlanmaktadır netekim.*edit: bugün düz yolda onun gibi yere yüzükoyun kapaklanınca yazmak zorunda hissettim. fazla mı dalga geçtim acaba???

ankara keyif zirvesi 2'nin unutulmaz katilimcisi. cok icince hem şenleşen hem sakarlaşan, -sanirim bende de ayni etkilerin gorulmesinin de etkisiyle-* zirvede cok merakli ve eglenceli bir sohbet tutturdugumuz sozluk insani.ayrica kendisi klasik muzige olan muthiş sevgisiyle goz doldurmakta. gelecekte yapilabilecek bir ankara opera zirvesinin muhtemel organizatoru olacaktir.

kendisinden ogrendigime gore gercekten de gözü aydin bir periymis* o artik*. ayrica fantastik koreografiler tasarliyor, balli bidiklar icin impromptuler de caliyormus.

(bkz: hirodes)

(bkz: yedi tül dansı)

zamanla ne kadar ince ne kadar duygusal biri olduğunu anlayabildiğiniz zarif insan.

sürekli mesajlaştığımız halde bir türlü tanışamadığım, "bir tanışsak da şu engin müzik bilgisinden faydalansam" dememe neden olan bilgi dolu müzik entrylerinin yazarı. müstakbel diş hekimi

on-line hızmet veren florence nightingale dır kendılerı.dıs cekımı sonrası ıle ılgılı sorularıma verdıgı cevaplarla ıcıme su serpmıstır.

potansiyel hocammış öğrendiğime göre. selam ediyorum salyalarım damlayaraktan.*

al pacino'nun şu sıralar broadway'de kral herod rolünde oynadığı piyes, oyun.

minik minicik bir enerji küpü, ziplenmiş bir enerji yumağı da denebilir... son zamanlarımda kimi cuma cumartesi akşamlarımın kikirdeme katsayısının yükselmesinin mühim faktörü... piyano sevdasından mütevellit, bir konserden diğer konsere koşar, lakin sonra gelir graveyard'da uyur, ama o yine de bir nevi gençlik iksiri...

saura usta'nin ankara'da (tabii ki kizilirmak sinemasi'nda) iki gun sonra gosterime girecek, ustanin takipcileri ve genel olarak avrupa sinemasi severlerin haliyle vakit yitirmeden gidip gorecegi son filmi.

benim entrylerden karakter tahlili yapamadığımın en güzel göstergesi. ankara hakkındaki naçiz görüşlerimin daha da sivrileşmesine neden oldu kısacık istanbul seferi. taksim'i her gün tavaf ettiğini sonradan öğrendiğimiz bu arkadaşımızın masaları devirme yeteneğine de sahip olduğunu belirtmek gerek... kendisinin devrilen masalar konçertosu dezenformasyon müdürlüğü yayınları tarafından basıldı. hâlâ konser salonlarında çalınmamış olan bu güzide eserle ilgili olarak ilhan usmanbaş'ın elli sene evvel yazdığı ama bugüne kadar çalınmamış eserlerini hatırlatmakta fayda var. edebiyat çevreleri yerlerinde rahat duramadıkları için eserle ilgili yorumlar yapıyorlarmış, kulağımıza öyle çalındı...

aciksozlu olmak, korkmadan dusundugunu soylemek, doyasiya dansetmek, sarhoslugun hakkini vermek; bunun yaninda zarif olmak, kulturlu olmak, neseli-eglenceli olmak oyle bisey salome olmak...

yahudi soyadı.

piyano çalışına hayran kaldığım kişidir.

hayat dolu ,bir bira içince enerjisini etrafa saçan ayakta durmakta az da olsa güçlük çeken biricik insan.

detaylı, bilgilendiren ve güzel yazılarıyla sözlüğümüzün değerli yazarlarından.

oscar wilde'ın zor bulunan salome oyunu babil yayınlarınca yeni basılmış ve bencileyin mutlu olmuştur

internet'te dvd'sini satın alabileceğim bir adresi yana yakına aradığım film. tek erişebildiğim http://www.mk2.com/salome/home.html adresi ki o da fransızca ve ne diyor ne demiyor bişii anlamıyor insan.

mesleki kariyerini riske atmamak için en hafif topla oynayan, aslında gayet kabiliyetli bir bowling oyuncusu..bu özelliğini de eklemezsem rahat edemeyeceğim ana muhalefet lideri...

iyi biri, ii...

richard straussun besteledigi bir opera kral herod'un kizini oldurmekle gorevli genc suriyeli askerin "prenses salome ne kadar guzel olabilir?" sorusu ile baslar.

çok iyi tango yapan, bir figürü yanlış yaptığında kendine kızan, siz yanlış yaparsanız size on katı kızan insan.

sen ayakkabıları düşün salomecim darlandıkça acımasız "bir aydan az var"lara.. bikaç yüksek tavan daha var bildiğim artı pablo veron dediğin nedir ki.. **her şeyi hallettikten sonra bir ankara - istanbul hattı daha dokunur, güzel olur, merak etme..

lou- andreas salomenietzche, paul rene, rilke ve frud'un aşık oldukları kadın.yaşamı angela livingstone tarafından aynı ad ile kaleme alınmıştır.

kuzu desem yeri, sultan desem isim tamlaması, candan bin oyun arkadaşıdır...

oscar wilde 'ın fransızca olarak yazdığı oyunu. döneminin ilahelerinden sarah bernhardt oynamıştır.

dünyası var kendinden içeri. güzel mi güzel.

louise attaque şarkısı.si parlersuffisaitsans respirersans se voirje leur diraisêtre invisible dans le noirlibre ce soiron pourrait essayeron pourrait essayersi regardersuffisaitsans parlerni sans voirje lui diraissi rêversuffisaits'élancerserait simplesalomé dans sa robe, j'ai l'espoirserait visible dans le noirlibre ce soiron pourrait essayeron pourrait essayer

ankara devlet tiyatrosunun 25 nisan 2006 tarihinde cayyolu tiyatrosunda sergileyecegi ikinci oyundur. diger bir muhtesemlik ise oyun muziklerinin erkan ogur tarafindan tasarlanmis olmasidir.

25.uluslararası istanbul film festivali'nde cemal reşit rey konser salonu'nda eunice martins'in piyanosu eşliğinde gösterilen 1923 yapımı charles bryant filmi.film, oscar wilde'ın oyunundan uyarlandı. elbette sessiz ve siyah-beyaz. amerika'da yapılmış ilk sanat filmi olarak kabul ediliyor. çekildiği dönemde skandal olarak nitelendirilen film, şimdi olağanüstü bir sinema şöleni olarak görülüyor. salome rolünde, yönetmenin rus asıllı eşi alla nazımova var. avant-garde kostümlerin tasarımcısı, filmin sanat yönetmeni ve senaristi ise rudolph valentino'nun ikinci eşi olan natacha rambova.

müzisyen diş perisi diye bilirdik ama heykeltraşmış aslında... yakında veya uzakta özlemesi değişmeyen biridir.

ankara devlet tiyatrosu yorumuyla, yapımı yeni tamamlanan çayyolu tiyatrosu'nda 25 nisan 2006 günü prömiyeri gerçekleşecek ve 7 mayıs'da da istanbul akm büyük salona gelecek olan, oscar wilde'ın tek perdelik, şiirsel dilli, trajik öyküsü.ana kaynağı incil olan salome, modern tiyatro tekniğinde devrim yaratan ve ionesco, beckett, pinter gibi ustaları etkileyen bir yapıttır. 1905 yılında richard strauss bu metni kendi salomé operasında kullanmıştır.metin hakkında kaleme alınmış bir inceleme: http://www.radikal.com.tr/...?ek=ktp&haberno=4919

başrolde burçak ışımer'in rol aldığı oyun.

hiç eskimeyen, rengarenk bir dost. hani uzun zaman görüşülmese de sonraki ilk buluşmada aradaki mesafeyi kapatıp kendinizi yine o her zamanki nefes almamacasına koyu sohbetlere kaptırmış bulduğunuz tek tük gerçek dostlardan. gülme krizleri, hapşırması, çok zarif takıları, yıllar içinde çok büyük mesafe kateden damak zevki (!) ve tabii ki rafine müzik zevki alamet-i farikalarından yalnızca birkaçıdır..

koca oyunda en cok aklımda kalan söz: ağzını öpiyim yahya. üzgünüm.

tam anlamiyla, dev bir oyundur. temsillerde gozlemledigim kadariyla da, seyirciye fazla iyi bir oyundur. anlamak icin en azindan bir sekilde incili az cok okumak, hristiyanligin yayildigi yillarla* ilgili ikonografi bilmek lazimdir. oyle the da vinci code okumakla olacak is degildir. rejiyi yorumlamak bile basli basina bir kendini adamaktir. izlemek ve kendine bir seyler katmak isteyenler kendini yetistirerek, dersini calisarak izlemeli bu oyunu. en azindan bir kez eseri okuyun, oyle izleyin.

(bkz: durukan ordu)

1988 çıkışlı the house of love albümünden the house of love şarkısı..i love the way she cries skin is red and muscles stretch and loose in love; oh happy death i love the way she cries i'm walking on the street in a crowd but not alone cool and sharpe, i've really grown i'm walking on the street like someone peel away your dream take a finger use a tongue you're not alone, you're not alone just blow away those darker dreams i'm walking on the sea salome is dead, the king is free oh not a man without greed i'm sailing on the sea - back to me i love the way she cries i love the way she cries i love the way she cries

sezon açıldığında bir daha izlenilesi etkileyici oyun.

aida gomez'in ekrandan taşıp içimizde dans ettiği carlos saura filmi. flamenko ile klasik ispanyol balesini yanyana servis eden bir tiyatro dans şöleni. filmin başlarında, ilerleyen dakikalarda sahnelenecek olan salome'nin hazırlık aşamalarını da gösteriyor bize carlos dede. ve sonra gördüğümüz dansçılar hünerlerini ortaya koyuyorlar. filmde dikkat çekici bir unsurda müzikler, daha doğrusu birçok sesin bizlere tanıdık gelmiş olması hoşluk yaratıyor. nitekim saura'da bu konu hakkında ilginç tespitler yapmış. ispanyol müziğinin kuzey afrika başta olmak üzere doğu müziğinden esintilerine değiniyor. hatta bu konunun ispanya da çok konuşulmuyor olduğuna da dikkat çekiyor. ancak bu tutku dolu gösterimde saura'nın filmle ilgili yorumlarında sürekli tekrarladığı kameranın hareketin içinde tutulma çabası kesinlikle işe yaramış. ki bir ara insanın içinden ayağa kalkıp alkışlayası geliyor bazı sahnelerde. dans izlemeyi sevenler için harika bir seçenek, izlemeyenlere..

son dönem astroloji bilginlerince "tavşan yılı"na sokulmuş kişidir. oysa "kuzu yılı" olmalıydı.

etrafımda izleyen herkesin beğenmesine rağmen bana göre zamanın ötesinde küflenecek olan oyun. cehaletime veriyorum artık, başka açıklaması yok.

dostumdur.

oscar wilde'ın fransızca yazdığı daha sonra ingilizce'ye çevrilen bu eser yazarın, trajik bir konuyu işleyen tek tanınmış sahne yapıtıdır. klasik edebiyat alanında köklü bir eğitim görmüş olan wilde, salome'yi yazarken "üç birlik" kuralı (zaman-yer-olay birliği) ile "tür birliği" kuralına bağlı kalmış ve tek uzam/zaman boyutunda yer alan tek bir olay üzerinde odaklanmıştır. dahası, tıpkı antik yunan trajedilerinde olduğu gibi, oyun kişilerini ve olaylar dizisini "mitolojik" bir öyküye dayandırmıştır. ancak, wilde'ın kullandığı mitolojik öykü kutsal kitap'tan alınmadır.wilde, büyük dinlerin çıkışına ve gelişmesine tanıklık etmiş, bu yüzden de tarih boyunca ağır bedeller ödemiş/ödemekte olan ortadoğu'nun sancılı zamanlarından birini getirir sahneye... yozluğun dibe vurduğu bir insanlık durumudur anlatılan. yahudiye (bugünkü filistin) ülkesinin kralı herod'un sarayında ay ışığı altında yaşanan lanetli gece boyunca, insanın içindeki karanlığın çeşitli görünümleri sunulur. isa bu karanlığa son vermek için gelmiştir dünyaya.herod'un ikinci karısının kızı salome, kralın tutsağı olan kahin yahya'ya, herod ise üvey kızına aşıktır. ölümcül tutkulardır bunlar. salome de, herod da "isteklerinin nesnesi"ne yönelik seçimleri ile ironik bir konuma itilirler. wilde şiirsel adaleti ironi yoluyla gerçekleştirir. klasik anlamda trajedi sayılamaz, ama ustalıkla yazılmış bir oyundur salome...çoğunlukla tek başına konuşur gibidir oyun kişileri. sanki sahnede duyulan iç sesleridir. sanki çevrelerinde camdan duvarlar vardır... salome'nin ünlü yedi tül dansını yaptığı sahne dışında oyun kişileri eski moda opera yapımlarındaki solistler gibi hareketsizdir. sonuç olarak da sahnedeki olay, "grotesk" bir görünüm vermektedir. wilde mitolojiyi işlerken gerçekçi anlatıma başvurmamıştır. rejisör müge gürman'ın çıkış noktası da wilde'ın metininin dinsel açıdan kutsal kitap'tan aktarılmış duygusunu veren, hareket düzenine de yansıyan bu grotesk özelliğidir.bilim kurgu sinemasının uzay çağı görüntülerini ortaçağ görüntüleri ile (bir başka deyişle, geçmişin söylensel birikimini gelecek ile) buluşturma özelliği, gürman'ın sahnede yaratacağı görselliğe temel olmuş. arzu kaprol'un giysileri baştan sona bu karma tasarım anlayışını yansıtıyor. ipek görünümlü kumaşlar yanında, plastik ve metal malzeme de akıllıca kullanılmış. zeki sarayoğlu'nun iki farklı düzlemde (herod'un sarayının terası ve şölen salonu) yer alan dekor tasarımına laser kullanımıyla mitolojik bir görsellik kazandırılmış. seyhun ayaş'ın ışık tasarımı, erkan oğur'un müzikleri ile atmosfer tamamlanmış. gürman, "iç ses"leriyle konuşan oyun kişilerini, birbirlerine değil seyirciye seslenircesine konuşturmuş. hareketler geometrik bir düzene oturtulmuş. dilsel-sessel kullanımlara-bant kaydı duygusunu veren- mekanik özellikler katılmış.başarılı oyuncu kadrosu gürman'ın yorumuna uygun bir oyunculuk düzeni gerçekleştiriyor. kral herod'u oynayan erol kardeseci ise -sahnedeki bütün özelliklere karşın- "gerçekçi oyunculuk" anlayışını sürdürmekte. yönetmen gürman, kardeseci'ye bu ayrıcalığı neden tanımış? oyunun ağır yükünü herod taşıdığı için mi ya da sahnede "iç sesler" yoluyla dışa vurulan "iç hesaplaşma"ları çok yönlü ve en karmaşık biçimde yaşayan tek oyun kişisi herod olduğu için mi? başka türlü açıklaması zor...salome yapımı devlet tiyatrolarının son yıllarda yaptığı işlerin en iyisi... *

metnin şiirselliği ve lirikliğinin oyuncuların ses kullanımıyla farklı bir boyuta taşındığı görülüyor. tonlamalar ve vurgular, oyuncunun bedensel anlatımına ilişkin kodlarla matematiksel bir ilişki içinde ilerliyor. her bir cümle bir mimiğe, bir jeste ve bir harekete bağlı. hepsi milimetrik olarak tasarlanmış. yahya* nın sesi banttan geliyor. oyuncunun sesi kayıtta, bir robottan ya da bilgisayardan gelen sesi çağrıştıracak şekilde deforme edilmiş. bu deformasyon bir yandan da yahya nın gizeminin altını çiziyor ve onu tanrısallaştırıyor.

Rasgele

+ bokunu cikarmak
+ yuvarlak masa yayinlari
+ kutahya nin pinarlari
+ simav
+ inanilirlik
+ klaus loewitsch
+ sevgilinin icq historysini okumak
+ masa lambasi altinda yanan sigaranin dumani
+ sibel tuzun
+ bahar depresyonu
+ virtual reality
+ mars a ayak basacak ilk insandan beklenenler
+ fuzyon sahibi olmak
+ anneni mi daha cok seviyorsun babani mi
+ erosun kopegiyim ondan asik oluyorum
+ iyi pismis sushi
+ guzel iset
+ paten
+ nbsp
+ dovus oyunlarindaki konusmalar

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam