|
|
"duygusal" kelimesinde olduğu gibi yerinde kullanımları insanı pek rahatsız etmeyen, buna karşılık "bağlamsal","yaşamsal","ussal (akılcı anlamında güya)" gibi armut kullanımları rahatsızlık yaratan uydurma eklerdir. sonradan ilâve edilse bile herşey yerinde kullanılınca güzeldir. dilde gelişmenin kelime uydurmaktan geçmediğini eli kalem tutanlara anlatamadığımız sürece daha çoook ekle savaşmak zorunda kalırız
(bkz: ilmî)(bkz: şahsî)(bkz: hissî)(bkz: hayatî)(bkz: aklî)bonüs:(bkz: armudî)
(bkz: sorunsal)
tamamen turkce eklerdir tartısmaya acik bir durum soz konusu degildir. bol bol kullanilabilir, yanlis yerde kullanmak zordur, kullanimi dogrudur. boyle ekleri kaldirmaya calismak sadece turkce'nin yozlasmasini saglamak amacli bir eylemdir
türkçe'ye çok güzel uyum sağlamış eklerdir, kullanılmasının da dili bozacak hiçbir etkisi yoktur.bilimsel yerine ilmi, yasal yerine kanuni, kişisel yerine şahsi diyenlerin türkçe'yi savunduklarını iddia etmeleri komik geliyor bana. anlatım bozukluğu olmasın, sözcükler gerçek anlamlarında kullanılsın yeterli, hangi sözcüğün tercih edileceği (yeğlemek de diyebilirdim, o da güzel bakın) kişiye kalsın, daha hoş olmaz mı?
turkceye başka dillerden girmiş sozcuklere eklendiklerinde gercekten cok fena siritan, ozgun (oz turkceden alinmiş olsun, yakin zamanda turetilmiş olsun) turkce sozcuklere ise cogu zaman pek guzel uyum saglayan, hic goz ya da kulak tirmalamayan eklerdir.
turkceye ingilizceden girdigini sandigim, ekler. "hic kullanilmasin" demek sacma olur, girmis bir kere.ayiklanana kadar elbette, diger ingilizce, farsca, arapca sozcuk ve eklerle birlikte kullanilacak..ama yinede, kim "dogum gunu" demek yerine "dogumsal gun" demek ister ki?
sağcıların genelde pek sevmediği eklerdir, türkçe'ye fransızca'dan geldiğini savunurlar, o yüzden bu ekler yerine -î'nin kullanılması gerektiğini söylerler, ancak -sal/-sel'in türk gırtlak yapısına çok daha uygun olduğunu ve içerdiği seslerin türkçe'nin hiç bir kuralını bozmadığı gibi tümünün türkçe'nin kendi özgün sesleri olduğunu farketmezler... kökeninde ilgi'nin ilk hecesi olan "il" de olabilir (ilişmek ya da...), zira cumhuriyetin ilk yıllarında -sal/-sel yerine -il kullanılmıştır daha çok: kumul, adıl vb...
(bkz: el al)
türkçe'ye büyük ihtimalle latince'den geçmiş eklerdir.
kuvvetle muhtemel fransızca -el/-al şeklindeki bir ekten kaynaklanmaktadırlar. vokalle (ünlü) başlamaları sebebiyle yine bir vokalle biten türkçe kelimelere eklenmesi mesele olan bu ekler, ulus-al kelimesinin verdiği ilhamla -sel/-sal şeklinde "türkçeye kazandırılmış"tır.
asgari ölçülerde kullanılmalıdırlar kanımca. ama tabi türkçenin bağrına bastığı bazı kullanımları da mevcuttur;(bkz: kumsal) (bkz: kutsal)
aslında türkçe olmayan fransızcadan dilimize geçen eklerdir.hepimiz günlük konuşma dilinde yada yazılarda bu hatayı yaparız.konuşulan konu siyaset,ekonomi,eğitim,sağlık ne olursa olsun sel sal ekleri neredeyse iki cümleden birinde muhakkak geçer.siyasal,psikolojiksel,sağlıksal en bilinen örnekleridir.tanzimattan sonra yazılan edebi eserlerimizde ilk defa olarak kumsal kelimesi kullanılmış ve kumsal kelimesindeki sal eki zamanla kelime ile bütünleşmiş.ancak son zamanlarda neredeyse kelime zorluğu çekilen yada çekilmeyen her konuşmada ve yazıda kullandığımız sel sal ekleri zamanla kulandığımız dili kuş diline çevirme sorunsalına bizi götürdü.lisedeki edebiyet öğretmenimin söylediği bir söz aklıma geldi şimdi."türkçe son dönemde sal'a bindirilip sel'e verilen bir dil olmuştur"hassas edebiyat adamlığı yapmıyorum sadece artık insanların daha az anlaşabildiğinden,bir insanın dediğini anlamak için onunla çok iyi arkadaş olmaktan gayrı bir çare kalmadığından bahsediyorum.tabii ki sorun sadece bir dilin bozulması yada azalması değildir bu dili konuşan insanların anlaşamıyor olması ve kendilerinden uzaklaşması sorunudur.
(bkz: kitlesel)(bkz: bilimsel)(bkz: imgesel)(bkz: simgesel)(bkz: durumsal)(bkz: onursal)(bkz: biçimsel)(bkz: kalıtımsal)
her meseleye takim tutma basitliginde yaklasmamiz sonucu turkcenin neresinde durdugu bir turlu belli edilememis eklerdir bunlar. oncelikle turkcenin mantiginda sel-sal karsiligi bir ek olmadigini itiraf etmeliyiz. turkce'de "kitlesel hareket" degil, "kitle hareketi" denir. "anlamsal kayma" diye bir sey yoktur "anlam kaymasi" vardir. tabi bu sekilde belli manalarin tam olarak ifade edilemeyecegi aciktir. ilgilendirmeye yarayan turkce bir ekin yoklugunda atalarimiz yuzyillarca -i ekini kullanmistir. ilmi, adli*, hayati, dunyevi, gibi kelimeler bu ekin kullanimina ornek olarak verilebilir. ancak turkceye hizla giren yabanci kelimeler karsisinda -i ekinin de vazifesini hakkiyla yerine getirmesinin imkani kalmamistir. "sosyal" kelimesini "sosyevi" seklinde soylemek ne kadar mantikli bilemiyorum. bu noktada esas mesele yabanci dilden kelime alma politikamizin olmayisindan kaynaklaniyor. ayni kelimenin hem kokunu hem de ekli halini aldigimiz icin sondaki ekler de yavas yavas turkceye girmeye basliyor. "matik" eki de bunlardan birisidir mesela. son zamanlarda artik aldigimiz kelimeleri turkce yazma zahmetine bile katlanmadan ingilizce'de veya orjinal dilinde yazildigi gibi yazmaya basladik ki bunun sonunun nereye gidecegini bilemiyorum. bir zamanlar engin noyan cd'yi "cede" seklinde okudugu icin garip karsilanmisti ama cok onemli bir meseleye isaret ediyordu. "ya si-di diye yazin, ya da cede diye okuyun turkcenin kurallari ile oynamayin" derken gayet hakliydi bence. sonuc olarak, bu eklerin turkce olup olmamasini tartismanin bir manasi kalmamistir. belli bir seviyede halka malolmus, gene belli bir seviyede kisitli orneklerle de olsa turkcenin ahengi icinde kendisine yer bulmus eklerdir bunlar. simdi dusunmemiz gereken turkce grameri acisindan bu eklerin konumu ve kullanim kurallari olmalidir.
gayet öztürkçe eklerdir. misal "göksel" ismi fransızca değildir. sonradan da snack barda martini yudumlarken üretilmemiştir. göğe ait, gök ile ilintili anlamı taşır.
(bkz: turkceyi sala bindirip sele vermek)
bildiğim kadarıyla türkçe'ye moğolca'dan araklanarak kazandırılmış eklerdir. sebebi ise basit: seçkinlerimiz -î son ekini fazla "siyasî" bulmuşlar ve -î son ekinden daha fazla türkçe olduğu şüpheli moğolca -sel -sal eklerinin kullanımını salık vermişler. daha evvel bu son ekle biten birtakım sözcüklere tesadüf ediyor olmamız, yaygın kullanımının çeşitli vasıtalarla güdümlenmesi suretiyle henüz yeni olduğu gerçeğini geçersizleştirmez. insanlar başka pek çok şey gibi konuşma vasıtalarını da değiş tokuş ederler. neyse. asıl söylemek istediğim bu değil.mühim eklerdir bunlar. ister bunları kullanın, ister eski küçük ve can sıkıcı -î'yi kullanın (ziya gökalp "türkçülüğün esasları"nda bu küçük harften şikayet ediyor, bilir misiniz?) ister başka bir son ek uydurun onu kullanalım (neden yadırgıyorsunuz? dil zaten "uyduruk" bir şeydir; <<default>> değildir yani), ama bu anlamı ifade edecek bir şeyler kullanın. bu ekleri göz ardı eden saygın akademisyenlerimize de bu sözüm. kurumsal yerine kurumcu diyen işaya üşür'den kurumsallaşmak yerine kurumlaşmak diyen ahmet insel'e,, gelenekselcilik demek yerine gelenekçilik diyen mehmet genç hocamıza (örnekleri çoğaltmak mümkün) varana değin birçok üstadımız benzer bir hatadan mustarip yazık ki (daha doğrusu mustarip olmaları gerekir). türkçe'nin bu eklere, yahut bu işlevi üstlenecek başka seslere ihtiyacı var. hatta şöyle söyleyelim,, türkçe bunlara mecbur. mecburuz.son sözüm de şu: "kurumsal çevre" ile "kurum çevresi" farklı şeylerdir. aynen, misal veriyorum, "toplumsal mesele" ile "toplum meselesi" nasıl farklıysa. tamlama falan yani. anlamsal diyorum. bağlam diyorum (-lem -lam falan filan da neg'zel eklerimizdir).
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |