|
|
konuyla ilgili olduğunu düşündüğüm birde hayri var.
dukkanda olmayan bi sey sorduunuzda aradiiniz seyden kesin suleyman abi(!)nin evinde en az 2 adet vardir.ben bi bakim der.tek sorun bu isin uzun zaman almasidir cunku evdeki arsiv dukkandakinden genistir.
ankara'da, tunali pasaji'nin icindeki muzikci. hic bir yerde olmayan muzikler orada vardir, yoksa bile suleyman abi'nin o konuda bir fikri vardir. cd fiyatlari piyasadan dusuktur. daha ne olsundur.
40 yılda bi ankaraya gelince ilk uuradıım mekan...suleyman ozyıldırım denen herifin gelen herkezle ilgilendii yer...gene bu suleymanın bana deposunu acmamakta ısrar ettii mekan...turkiyenin en genis arsivine sahip herifin dukkanı...
(bkz: shades of deep purple)
atılamayan kasetleri hep buranın sahibi süleyman abi doldurmuştur, kasetlerin üstündeki zaten soluk olan bilgisayar çıktısı giderek solar, birşeyi bulamazsa getirtir, duymadığı grup, müzisyen yokturshades tunalı pasajı alt katındaki diğer dükkanların da ayakta kalmasına katkıda bulunur
her arananın bulunabilmesi, iceri girilince algıların manyaklasması, aa bu da var yahu, bak bak o da varmıs diye yandakilerin dirseklenmesi gibi muhtesemlikler bir yana, bir takım kendini bilmez insanların shades olarak degil suleyman abinin yeri olarak tanımladıgı dukkanmıs. (bkz: ben bugun bunu gordum) hayır arkadasım ben bilmek zorunda mıyım suleyman abinin suleyman abi oldugunu, ne asagılıyosun ki shades mi puhahah, insanlar öyle mi diyor artık oraya diye? ustelik sen ki plakların cizik yerlerini prille doldurmak gibi fikirlerle dolusun. cizim cizim cizilesin.
ankarayi istanbuldan ustun kilan mekanlardan biri..buradaki dostlugu ve ictenligi baska yerde bulamazsiniz..
bir nevi cennet..
gunes gozlugu anlamina da gelir
(bkz: chris huelsbeck)
canım dükkan. (bkz: suleyman ozyildirim)
evet evet aradiginiz her albumu bulursunuz shades'de. yok yoktur. ama orayi istanbul'daki benzerlerinden** * farkli kilan gercek bir muzik adami oldugunu dusundugum suleyman ozyildirim'dir. ankara'daki kaliteli her muzik organizasyonunda rastlarsiniz kendisine. iyi muzik dinlerken, ya da sevdigi bir sarkidan, gruptan, muzisyenden bahsederken gozleri parlar. engin bir muzik * bilgisine sahiptir ama bu ulu orta soylendiginde utanip kabuguna cekilir. o dinledikleriyle yasar, siz de ondan dinlediklerinizle... shades'in gecen yillara ragmen hic degismemesinin ve de degismeyecek olmasinin yegane sebebi budur belki de
(bkz: shades apart)
cidden aranan her albümün bulundugu bir mekandir. benim sahsen suleyman'la pek muhabbetim yoktur ama soruldugunda adamcagiz istenilen her sanatcinin albumunu bulmak icin bir sürü cekmece/dolap acip durur. turkiyeye gelmesi imkansiz olan albümler burada kolayca bulunur (paul gilbert'in japonya'da cikan bir albümünün yaninda verilen special edition promosyon cdsi japonyada ciktiktan bir hafta sonra burada vardi mesela) fiyat bakimindan da dost kitabevi gibi yerlere nazaran avantajlidir.edit: süleyman abiyle aram iyileşti. benim gibi pis metalciyi görünce hemen "bak şunlar geldi" diye muhabbete başlıyor, mutluyum. hatta geçen gün karttan para çekmeye çalşıp kartta para olmadığını anlayınca "boşver, sonra getirirsin" dedi, orada kendisine derin saygılarımı sundum. cidden büyük adam.
turkiyede baska hic bir yerde bulamadigin cdleri buldugun suleyman abinin super dukkani.ordaki oyuncaklar ve elmalarda sahanedir.
suleyman abi'nin tadına doyum olmayan muhabbeti ile müziğin birleştiği inanılmaz mekan. ankara'da tunalı hilmi caddesinin orta kısmında bulunan tunalı pasajının alt kısmında yer alır. pek çok albumun amerikan ve avrupa baskısı yada special editionlı ve bonus cdli türevleri mevcuttur. suleyman abi'nin dediğine göre kendisinin evinde yaklaşık 20 bin, annesinin evinde ise 7000 cdsi bulunmaktadır. her albumun mutlaka bir alıcısı olduğundan dolayı istenilen her grup ve her şarkıcının albumu bulunabilir. album dükkanda yoksa bile suleyman abi'nin arşivinde mutlaka vardır. dükkana ne zaman girseniz ya jazz yada blues bir album çalar durur fonda.
ne ilginçtir ki, birçoğunun aksine aradıklarımın çoğunu bulamadığım ama yine de ortamına, dağınıklığına, karmaşasına hayran olduğum ankara'nın müzik mabedi. süleyman'ın duvarlarda asılı eski konser biletleri de ayrı ilgi çekicidir.
dükkanın sahibi süleyman abi kesinlikle bir rock sevdalısıdır*. ta ankaralardan kalkıp woodstock'a falan gitmiştir gözünü kırpmadan.. bir kaç kere de donington festivali'ne..
içinde tunalı abilerinin abisi süleyman abi bulunur ki; kendisine olan yakınlığınız sizin tunalıdaki statünüzü belirlemeye yardımcı olacaktır. tommy abi, murat abi falan hikayedir. esas abi süleyman abidir. kendisiyle iyi geçinin. hatta tunalıya her gelişinizde bi uğrayın, hal hatır sorun. hatta arada bi kendisiyle tartışın, küsün ki, prim yapabilin arkadaş muhabbetlerinde.
(bkz: shades 1968 1998)
muzik bakkali.cd alinir begenilmez abi bu kotu cikti denir.ses cikarilmaz hemen degistirilir. baska bir grubun ilk albumu alinir daba dubadir.ertesi gunu gidilir.abi bu da patlak cikti denir.inceden bir sinirlenme olur.kutuphane mi lan burasi denir.fakat mevzu hic uzamaz. degistirilir.samimi mekandir.muzik uzerine hayir isi yapilir.konser biletleri alinir.bilgi alinir.aranan bulunur.baska yerde de yoktur.
hakkaten kasetlerin acımadan çöpü boylayıp, internet müdavimi oldugumuz şu günlerde, hala kıyamadığımız. ankara'da müzik dinleyen herkesin işi düştüğü mekan.bir de küçükken karşı dükkandan metalci aksesuarlarialirdik, sonra punkçi kiyafetler geldi. bir de shadese ne istediğini bilen adamlar girebildiği için karizmalarimiz daha da artardı.
birkaç nesil ankaralıyı içeri girdikleri zaman ilk-orta-lise-üniverste çağlarına götüren, her turden müzik albümünü, bilgiyi, t-shit ü, muhabbeti, aradığınızı ne varsa bulabileceğiniz sahibiyle, duruşuyla karakterli mekan. smoke filmindeki tobacco dükkanı hissini uyandırır. önceleri kasede çekim yapardı. kapaklara yerleştirdiği bilgisayar çıktısı şarkı listesi hep silikti...eğer şarkı bitmeden bir yuz biterse aynı şarkı diğer yuzde baştan başlardı. hiçbir şarkı yarım kalmazdı...
ayrıca bilginiz olmayan konularda da süleyman abiye danışabilirsiniz utanmadan. ortaokulda progresif nasıl birşey abi diye sorduğumda bana direk "dur sana enchant diye bir grup var onu dinleteyim" dedi, arkasından fates warning dinletti, bize bu müziğ tarzının kollarını anlattı, nasıl ne şekilde ortaya çıktığını anlattı. gözlerim yaşarıyor, 10 yıldır severek dinlediğim ne varsa hep süleyman abiden duyduklarım gördüklerimdir. çok mülayim adam. bak yine gidesim geldi, bir blind guardian cd'si alayım içimden geldi, hazır maaşı da yeni almışız.
wonders'ın bateristinin de* lakabıdır aynı zamanda.*
jazz & blues dinleyen her turk gencinin ugramasi gerektigini dusundugum mekan. bulunmasi imkansiz dedigim adamlari bana dinleten, amerikaya geldigimde buradaki bluescu amerikalilardan daha fazla bluescu adam tanimama sebep olan yegane ortam ve oranin tek adami suleyman abi. yasim tutmazken beni blues calan barlara goturme girisimi dahi olmustur. gelecekte ankara'da yasama sebeplerinden biri olarak da abartilabilir.
ankara'da yasayan ya da ankara'ya giden her muzikseverin ugramasi sart olan muzik cenneti. aradiginiz herseyin yani sira 20'lerden bir tas plak, eski bir sinema afisi, zeki muren'in imzali fotografi, b.b. king'in baskisi tukenmis bir plagi gibi seyleri de sansliysaniz bulabileceginiz yer. parayla pulla hesapla kitapla ilgisi olmayan, ciddiyetsizligi ve samimiyetsizligi sevmeyen, ilgili, merakli, sabirli, neseli, seker insan suleyman ozyildirim'in mekani. gitmisken ilginc insanlarla karsilasip, muthis muzik ve hayat sohbetleri yapip, guzel sarkilar dinleyip bir de nereden geldigi bilinmeyen ama hep orada bulunan elmalardan alip gidebileceginiz yer.
aradim taradim ama maalesef ıstanbul'da suleyman'in dukkan kadar iyisini bulamadim.long live ankara !
bulunması en zor albumlerin bile bulunabildigi,hatta uzun aramalar sonucunda bir adet joe satriani tişortu buldugum yer.hatta sınırlı sayıda basılmış hatıra albumlerde bulunabilir.
benim ve tanıdığım birçok insan için ufak bir tapınak niteliğindeki tunalı mekanı.
içinde kaybolunması gereken mekan.her gün bi kap yemek,bi tas su versinler *, tozunu alayım, yerleştireyim, karıstırayım, karın tokluguna calısırım dedigim bir tükkan. girdiginiz an parıl parıl oluyor gozleriniz, buldumcuk gibi "aae bak ne var" diye onu bunu gostermekten bitap dusuyorsunuz. pek severim kendisini cokca.
nirvana'nin singles box-set'ini bulmak icin ankara'ya geldigim bir bayrami firsat bilip bu dukkanin yerini ogrenmistim sora sora. hakkaten de hicbiryerde bulamadigim o cd'leri gayet iyi bi fiyata almistim.
ankara'da yaşayan müzikseverlerin ömrünün uzun olmasını sağlayan mekan; kendimden biliyorum, ne zaman ankara'ya gitsem uğruyorum ve ömrüm uzamış çıkıyorum o merdivenleri kıvrıla kıvrıla, yüz yaşına kadar yaşayacağım bu gidişle müzikle mest olmuş bir şekilde..
ankara'da, tunalı hilmi caddesi'ndeki tunalı pasajı'nın alt katındadir. merdivenler biter bitmez karşınıza çıkar. genç yüzlü ama saçları koruyamamış bir süleyman abisi vardır, iyi adamdır ve işini çok iyi yapar. karizmatik ve havalı bakar ama rahatsız edici değildir bu bakışları. özünde iyi bir abimizdir ve dürüst iş yapar. aradığım her albümü doğrudan bulabildiğim; elinde yok ise haftasında yurtdışından getirmesi sayesinde yine de bulabildiğim şahane bir dükkandır shades. süleyman abinin de yaşı ilerledikçe rockt'an blues'a kayması da ayrı bir tadıdir dükkanın. bizler de veletkene ve süleyman abimiz de daha gençkene gümbür bangır heavy metaller de inletti pasajı ama artık blues çalıyor ve biz de (ve eminim kendisi de) "lan büyüdük be" diyoruz kendi kendimize. buna, özellikle genç arkadaşların yaşları ve zevkleri gereği henüz süleyman abiyi keşfetmemiş olmaları da katkıda bulunuyor. bir arkadaşım istanbul'a bir gidişinde "burası istanbul; burada her bok bulunur" mantığıyla yanlış hatırlamıyorsam siraselviler'de ünlü ve köklü bir plakçıya girmiş ama aradığını bulamamış. laf lafı açmış ve bizim arkadaş ankaralı olduğunu söylemiş. oradaki abi de "e biraderim, madem ankaralısın, süleyman'a gideceksin. onda aradığın herşeyi bulursun da burada bulamazsın" demiş.
diğer meslektaşlarından en büyük farkı; kanaatimce, arşivinin genişliğinden ziyade süleyman bey'in işine, müşterisine gösterdiği saygıdır.shades, shades olmadan önce aynı mekanda şu an ismini hatırlayamadığım bir başka plak/kasetçi vardı (cd yoktu o zamanlar). bu zat mekani tekkeye çevirmiş, bol geyikle peynir gemisini yürütmeye çalışmıştı. duvardaki anarşist logosu o zamanlar bize çok radikal gözükmüşse de; esasan hiç bir sözünde durmayan siparişlerini savsaklayan ve ipe-sapa gelmez muhabbeti ile iflahımızı kesen muhteremden illallah demiştik. (bu sıralarda bizim için esas önemli olan mekân rockmania idi) (bkz: ragdoll)fakat süleyman shades'i açtığında, sadece işin lâyıkla nasıl yapıldığını göstermemiş... muhabbetin alâsını da ortaya koymuştu.ah ettik, shades'den evveline!
bu dünyanın dışında bir yer.zaman kavramı kesinlikle yok, kendinizi kaybediyorsunuz.iyi ki ankara'dayım deme nedeni.
zamanında hellhammer * plağı bulduğum muhteşem dükkan. t-shirt almak için interneti kullanmadığımız yıllarda* , eğer posta ile alışverişe de güvenemiyorsak,* vazgeçilmezimiz olan yerdi. içinde blues'dan extreme metale kadar her türlü cdyi bulabileceğiniz , duvarında motörhead bileti bile gördüğüm dükkan. bir ara 80lerin hardcore/thrash gruplarının peşine düştüğüm için, sıkça gidiyordum. en son geçen yıl uğrayabildim dükkana ama son uğradığımda double suffocation cdsi aldım ve piyasaya göre çok hesaplıydı.*
ankara'da fanzin bırakılabilecek ender yerlerden biridir. fakat sadece maliyetini karşılayacak bir fiyata sattığınız fanzinlerinizin parasını almaya gittiğinizde: "hepsini çaldılar" gibi bir cevapla karşılaşabilirsiniz. sadece bir sonraki sayı için maddi kaynak olacak bu üç beş kuruş olmaması gerektiği kadar sinir bozucu bir hal alır. suçun kim de olduğunu da hiçbir zaman bilemesezniz (eğer ortada bir suç varsa). ciklet fiyatına satmaya çalışılan fanzini bir ticari obje yapan d.i.y. kişisi mi, 10 tane ciklet parasının üzerine konmaya çalışan dükkan sahibi mi yoksa bir tanesini bile satın almayan hepsini çalan ankaralı fanzin okurları mı? bilemedim...
pull the shades of grey together one day i will move the stone one day i will move the stone one day i will take you home one day i will take you home if you can pull the shades of grey together pull the shades of grey together if you want to live forever let's pull the shades of grey together do you know what i mean? do you? one day i will move the stone one day soon i'll take you home if you can pull the shades of grey together pull the shades of grey together if you want to live forever let's pull the shades of grey together together get it togethertogether(bkz: the chameleons uk)*(bkz: why call it anything)
süleyman abinin az blues çok rock günlerinde ki ben o zamanlar üniversite bir filandım, yüzü gözü acayip acayip boyalı, simsiyah giyinmiş, göbeciği açık, küçük ve şımarık bir kız daldı bir gün tükana ve süleyman abiye, ağzında cak cak sakızla; "şey ya, sizde göbek zinciri bulunur mu?" diye sordu. biz ecinniye bakar gibi baktık kıza ve gülüştük aramızda ama süleyman abi ne cevap verdi, ne de herhangi bir uzvunu kımıldattı. artık kıza nasıl baktıysa, kız ülker çikolatalı gofret reklamındaki öğrenci servisindeki pek çok dallama erkeğin arasındaki zavallı tek kız gibi "yok mu?" diye sorabildi ancak ve tın tın çıktı tükandan. biz kıs kıs gülmeye devam ettik. süleyman abi de o günden sonra zaten blues rock dengesini hızla değiştirdi. dün gittim en son shades'e. gelenler artık hep ağır blues ve cazcı babalar. tıpku süleyman abinin kendi gibi...
|
HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam |