terk edilmek

onceleri kotu gelen sona ne kadar sansli oldugunu sana hatirlatan ctcp action. genede frequently olmasi iyi deildir. (sevmem sahsen)

(bkz: terkedildim)..

mideye kramplar girmesi, iştahsızlık, mutsuzluk gibi yan etkilere yol açan durum.unutulmamalıdır ki bu yan etkilerin ne kadar süreceği sadece ve sadece terk edilen bünyeye bağlıdır. kendini spora ve işe adamak (ki bu iş okul hayatında derslere abanmaktır) hem yan etkileri ortadan yok edecek hem de hayatı güzelleştiren değişikliklere yol açacaktır. terk edildikten sonra kendini içkiye verip vücudu harap etmek ve derslerde sıçıp batırmak ile derslerde coşup vücudu kaslı kuvvetli kondisyonlu bir vaziyete getirmek arasındaki fark sadece yapılacak basit bir seçimden kaynaklanmaktadır.yine unutulmamalıdır ki spor yapmak mutluluk hormonları denilen maddelerin salgılanmasını artırıp, bu talihsiz durumun etkilerini minimuma indirir.

tek'e düşürülmektir. en kötüsü de sizin bile olamayan biri tarafından terkedilmektir.

mantıgınız kayboldugu andir.heleki cok uzun soluklu bir iliski ise heleki ileriye donuk fanteziler kurulmussa insan aci verir hemde bu aci oyle bir acidirki bu aciye katlanmamak icin alternatif yollar dusunulur.alkol ve olum ikilisi sizle tashak geçer,salaak salaakk diye bagirirlar işte o an mantıgın akıldan cıktıgı andır cildircakmis gibi olursaniz,lutfen biri beni dondursun diye yalvarirsiniz.

şimdi şöyle bir sorudur bu... :"terk edilmek,aşağıdakilerden hangisidir?"-ego (fark edilmek)-sürtük (hak edilmemek)-deli (playlist hazırlanır:a natural disaster,i just want you*,i want you *,are you there?*,güz gülleri,why does it always rain on me,sour times ve bang bang ..cdye yazılır ve o cdden yüzlerce kopyalanır.her gün numaralanmış aynı cdlerden birini dinleyip önceki günkünü kırmak suretiyle depresyona merhaba denir .. *)-sürrealist (göte gelmek)-oha (potansiyel asosyale dönüşmek) *-wanna die (intihar edilmek)-hiçbiri (pek tasvip edilmeyen şekliyle ayrılmış olmak)

kafaniz tasla ezilerek oldurulmeniz.

paylaşılan son duygudur.

her nefis bir gün terk edilecektir.

sevilen / aşık olunan kişinin ölmesi. sizi bir başınıza bu taraftaki dünyada bırakması. çekip gitmesi. "pozitif yön": sizi, siz olarak yaşamaya mecbur ederek, sizi güçlendirmesi. kendinize aşık olmanız."negatif yön": sizi, siz olarak yaşamaya mecbur ederek, sizi zayıflatması. kendinizden nefret etmeniz."sonuç": o anki duruma göre, katatonik şizofreni, desorganize şizofreni ya da paranoyak şizofreni!"tedavi": adam olun! basit bir denkleme her zaman güvenin. eğer o, hayatında siz olmadan yaşayabiliyorsa, siz de onsuz yaşayabilirsiniz demektir. siz ondan zayıf değilsiniz. siz ondan zayıf değilsiniz. siz ondan zayıf değilsiniz... bu lafı bir kasete tekrarlayacak şekilde kaydedin. gece uyurken walkman' i kulağa takıp sabaha kadar bunu dinleyin."tedavi için advers etki": kaydedilmeye çalışılan kasetlerin %99.9' unda ikinci tekrardan sonra hıçkırarak ağlayan insanların sesleri bulunmuştur daha çok. kaset heba etmeyin.

ayni sahis tarafindan birden fazla kez terkedilince bi yerde bi yanlis var demektir, budur

büyük ikramiyenin size, sizin de ona vurmanızdır.(bkz: yola çıkmak)

(bkz: yerli rehber daha fazla ilerlemek istemiyor)

..bazen fiziki bir eylem değildir. bir ruh tarafından gerçekleştirilir. beraber olduğunuz bedenle yalnız kalmanızı sağlar. sadece bir bedenle. belki de en çok koyanıdır bu türü, en acı verenidir. bir beden dokunamaz, temas eder. bir beden gözlerinize bakamaz, gözlerini çevirir sadcee. bir beden konuşmaz sizinle, sadece ses çıkarır. en acısıdır bu şekilde terkedilmek. uçup giden ruh, tuz gibi yaksa da kalsa dersiniz, ama nafile...

terkedildim şeklindeki bir olayı anlatan şarkı versiyonu da mevcuttur.

kimi erkeklerin gerek arayi sogutarak, gerekse ters davranarak maruz kalmaya calistigi eylemdir..bundaki en buyuk sebep ise karsilarindakine durust davranacak cesareti gostermektense, onu aptal yerine koymayi tercih etmeleridir.

ilk kez yasayan birine "cehennem"in bu dunyada oldugunu ogretir. ve anlar insan arkasina bile bakmadan terkettiklerine neler yasattigini... hicbir yas yerde kalmaz(mis) yani... baska gozlere dolar akar(mis) yine/yeniden...hem nasildi sarki?.."kimdi giden kimdi kalanaslinda giden degil kalandir terkedengiden de bu yuzden gitmistir zaten..."

tadini cikarmalıdır zira insan çok terkedilmez hayati boyunca. bünye kaldırdıkça damar sarkilar dinlemek ağlamak zırlamak hüzünlenmek terkedene küfretmek caizdir. olay* sürekli tekrar ediyorsa biyerde yanlış yapılıyordur.

son zamanlarda duşundum bu iş uzerine bir miktar. duşuncelerimi geliştirdim, tek yonlulugu gidermeye caliştim onlardaki. eskiden terk etmek eylemi guclu olmanin, ne bileyim kazanmanin sonucuydu benim icin. cunku sen terk ediyorsun, karşindaki ediliyor. havada kalan hisler onunkiler, coktan yitip gitmiş olanlar seninkiler. yani ne var ortada? aci cekmeye neden olabilecek şeyler hep terk edilenin elinde gibi gozukuyor. terk edenin elinde bir şey yok ki, neyle aci ceksin... onun da ici huzursuzlanir biraz, belki hal hatir merak eder, bir de dogumgunlerini falan hatirlar, mesafeli iletişimlerde bulunur. otesinde ne olacak... arkasini donmuş yuruyor zaten, konuşsa önüne dogru, arkasindaki nasil duyacak?oysa şimdi farkli bir şekilde bakiyorum olaya. bunu bir zamanlama hadisesi olarak degerlendiriyorum. istisnalar haricinde herkes herkesi terk etmiyor mu şu veya bu şekilde? ediyor. peki nedir olaylara yön veren, boyut katan? tabii ki zaman. yani kimin ne zaman terk ettigi. seni terk eden insan bunu yapmasaydi bir ay, iki ay, on ay, iki yil, bilemedin on yil sonra sen onu terk etmeyecek miydin? edecektin, paşa paşa edecektin. ama o once davranmiş işte. bir şeyler olmuş bitmiş, o senden once gelmiş. ne var bunda? hicbir şey yok bunda. bunda kendine olan guvenini yitirmene neden olabilecek, daha dogrusu olmasi gereken, kendini evlere kapamana, alkol masalarina vurmana neden olmasi gereken bir şey yok. zaman; boyut. onun boyutu farkli işte, tek fark bu. bu acidan degerlendirildiginde terk edilmek kaybetmek degil, ikinci olmaktir. ben an itibariyle bunu bilir bunu söylerim. kendisi nacizane fikrimdir, aglayan gene aglasin, dövünen gene dövünsün. saygiyla, saygiyla, saygiyla...

birlikte olduğu kişi baymaya başladığında iki taraftan birinin maruz kalabileceği durum...aslında terkedilmek çok ağır bişeydir. hele eğer karşındakini deliler gibi seviyorsan , ona çok bağlanmışsan...ama hayat insanın düşündüğünden çok farklıdır. kimi insan çok sevdiği biri tarafından terkedildiği zaman bir daha karşısına onun gibi birinin çıkmıyacağını düşünür. ama aradan geçen zamanla kalbinde ona olan aşkının bittiğini farkeder. sadece aklında ve yazgılarında küçük küçük anılar kalır. ve görür ki geçmişte belki sular seller kadar gözyaşı döktüğü kişiden daha iyi biri karşısına çıkar.bi an ne yapacağını şaşırır afallar durur. birden kalbine ruhunun tüm derinliklerine mutluluk dolmaya başlar. onun için şimdi intikam zamanıdır. bi insan ne kadar terkedilse de hayatını birleştireceği kişiyle mutlu olması geçmişte yaşadığı şeylerden intikam alması için yeterlidir. aslında terkedilmenin temellerinde sevgi vardır. bu sevgi gerçek sevgidir. gerçek sevginin olmadığı durumlarda terkedilme meydana gelir. gerçek sevgi ise bu dünyada ne yazikki herkese nasip olmamıştır. herkez sevdim der ama herkez gerçekten sevmez.

kaldirmak istenilmeyen bi olay.. yedirilemeyen ve karşindakini herzamankinden cok istemene neden olan olay. kasip kasip işlerin daha kotuye gitmesine sebep olunur.

en acı deneyimdir terkedilmek.terkedene kızamamaktır aşk...

sevgili varken farketmediginiz insanlari farketmenizle devam eden eylemdir. kimi insan kaldiramaz durumu, ruhsal cokuntu yasar, kimisi de alemden aleme kosar, akar cosar, hayatini yasar***.

(bkz: sik gibi kalmak)

ilk kez yaşanıyor ise aşk acısıyla tanıştıran, bu acıyla birlikte adım adım yükselten, olgunlaştıran fakat bir o kadar da aptallaştıran* durum.**

acı bir deneyim, fakat hayatın devam ettiğini düşünüp hayatına devam edilmesi gereken durum.(bkz: sevgilisinden yeni ayrilanlara tavsiyeler)

etkisi uzun bir süre silinmeyen bir ilişki sonlanma biçimi. acıları-hatıraları-sevgileri yıllarca hatırlar terkedilen*.

(bkz: terk etmedi sevdan beni)

aslında terk etmekle terk edilmek arasında bir fark yoktur. şöyle ki; karşınızdaki kişi sizi öyle bir noktaya getirmiştir ki terk etmek zorunda kalmışsınızdır. ama sizin o noktaya gelmenizin sebebi karşınızdaki kişi olduğundan o da sizi terk etmiştir. neticede ister terk edin, ister edilin başetmesi zor bir durumdur.

dönmemek üzere gidenlerin ardından söylenecek pek bir şey kalmamıştır. acınızı giden mı terk etmiştir kalan mı sorusuna cevap arayarak dindirmeye çalışırsınız. avutursunuz da bir sure için. ya derinleştiğinde gidenin özlemi, ya sızlamaya başladığında ne yapacaksınız kalbiniz. saka olmasını dilersiniz. o donene kadar uyuma isteği, o donene kadar aç kalmak, ve onsuz günlerin nasıl geçtiği bilmesi için onu aklınızdan geçirdiğiniz her anın notunu alırsınız döndüğünde okuyabilsin pişmanlık duyabilsin diye. üstelik dönmeyeceğini bile bile. yaptığınız tek şey işkencenizi uzatmaktır oysa. bunun farkına belki bir kaç ay belki daha kıza bir sürede varırsınız. ama ya onsuz geçen günlerin notlarını aldığınız defter. yeniden hayata döndüğünüzde emin olunki hiç bir değeri yoktur. onsuzluğun en dayanılmaz anında durur düşünürsünüz ve son kararı onsuzluğun notlarıyla birlikte yakmaya karar verirsiniz. giden gitmiştir dersiniz ve son kez onu özleyerek derin bir nefes aldıktan sonra "evet bitti" diyerek ona ait her şeyi kaldırırsınız yanı başınızdan. kararlısınız o dönmeyecek olanı unutmaya. her şeyi hesaplamışsınız ve onu unutmak için her şey yolunda gidiyordur. ya ansızın bir gece o giden rüyanıza girip "hala seni seviyorum" derse..?hesaplanamayan ve önüne geçilmesi mümkün olmayan bir tek şey kalmıştır oysa. duyduğunuz özlemi bastıramamak. üzerinden yıllar geçse de bastırılamayacak bir duyguyu yıllarca görmezlikten gelmeye çalışmaktan başka ne yapabiliriz ki..

birinin , daha iyisini bulup tekmeyi bastiği zaman , sevgilisine yaşattiği şey. nedeni bilinmez. iyi? kistasi herzaman soru işareti olmuştur kafada. uzun zamandan sonra , yaşananlar sanki bir anda törpülenmiş gibi kenara atilir. hiç umursanmaz. değeri yoktur. terkedenin kafasinda birkaç sebep vardir , ama terkedilenin kafasinda sebepler birbirini doğurur , bira köpüklerindeki kabarciklar gibi. terkedildikten sonra , uyku gereksiz ihtiyaç olur. çünkü mideye saplanan ağri ve kafadaki alkol sonucu başdönmesi , uykuya izin vermez. ancak kafada başağrisindan daha fazlasi da vardir. mazi denen ve terkeden kişinin unuttuğu o şey , terkedilenin kafasindadir. eskiye ait her dakikayi bir yil gibi hatirlar. icq da onu online görür. daha da dellenir , hemen bilgisayari fişten çeker. ama olmazki. yine aklinda online kalir o. günlerce , haftalarca , aylarca. en mutlu aninda bile , onun ismini duymak mutsuzluk verir bir anda. çünkü daha mutlu olduğu ,onunla beraber olduğu , anlarini hatirlayabilir terkedilen. korkunçtur. kendini kapatir dünyaya. nefes almak , ve içmekten başka yaptiği çok az şey vardir. yardim etmeye çalişanlarin yardimlari fayda etmez. içinde hep bir umut vardir. numaralar gizlenip çağrilar birakilir. sadece bir alo sesini duyabilmek için bile , telefonlar açilir ama konuşulmaz hiç. onun söylediği bir kaç kelimeyi animsatan şarkilar dinlenir. her dinlendiğinde gözler buğulanir. zaman geçer. zaman değişir. terkedilen kişinin de etrafinda birçok şey değişmiştir. görünüşü , konuşmasi , arkadaş çevresi , dişa tutumu. sadece alkole aşiri tutkunluğu değişmemiştir bir türlü. devam eder. gece ve gündüz kavramlari tamamen birbirine girmiştir. onu unutmuştur , hatta bu hallere nasil düştüğünü bile unutmuştur. ama onu eskiden çok sevdiğini hala unutamamiştir. bir gün o tekrar karşisina çikar. tekrar onu istediğini söyler. tekrar beraber olmuşlardir. ama kedenin doğasinda vardir zaten olmasi gereken. tekrar terkeder. zamanla beraber herşey değişmiş olsa bile onun doğasi da değişmemiştir işte. yine terkedilen kişi ise artik kendini kendi gözünde öldürmüştür. onu kaybettiği için değil.. terkedildiği için. çünkü bu artik onun kaderi olmuştur. yada o öyle zannediyordur. terkedilmek budur. insanin kendi düşüncelerinin bile kendi kontrolünden çikmasina kadar bir çok sebebiyete yol açacak ciddi bir darbedir. tecrübe edilmese de olur. insanlarin hayatlarinin gerçekten sönecek raddeye gelmesidir çünkü terkedilmek. ihanet ile üvey kardeştir..

terketmekten daha kolay bir olgu

her babayiğit harcı olmayan yutkunma eylemi.(bkz: yutak)

insanın sevdiklerini kaybetmesi vs gibi trajediler dışında yaşayabileceği en sarsıcı tecrübelerden biri. kişiye çok şey öğrettiği kesin ama bunu anlayabilmek için ciddi bir zaman geçmesi gerekiyor ne yazık ki... tabi terk eyleyen kişinin deliler gibi seviliyor olması durumunda geçerli bu olay...

terketmek kadar koymayan hede. (bkz: ben evvelsi gün onu görmüştüm)

olmadığın insan olarak sevilmektense olduğun insan olarak nefret edilmek daha iyidir*'i iyiden iyiye hazmedip kendi ozune dondugunde karsilasmanin kacinilmaz oldugu durum

"mavi hapı hutmak" gibi bir şey... sıradan hayata geri döndürür.. hele ki köpek gibi aşık olan tarafsanız uzun bir süreliğine gönül gözünüzü kapatır...

çoğul olmaktan tekil olmaya atılan istemsiz olay. birinin terk etmek eylemini üzerinizde kullanmasıdır aslında. şimdi terk eden de olabilirdiniz, o zaman bu kadar acıtır mıydı? büyük ihtimalle hayır.neymiş?terk edilmek insanın kendine yakışanı giymesiymiş. terk edilen insan saçmalayabilirmiş...

jack daniel's şişesinde öldürülmeye çalışılan becerilmediğinde dozajın artmasına neden olan boktan duygu.beraberinde dinlenilen ağlatan şarkılar ise olaya intihar sendromlarını ekler.

her hafta için bi ay aglanır derler ama kesinlikle inanılmaması gerekir çünkü bazen 'onun' varlıgının ve yaşattıgı acının zevkle karışık üzüntüsü insanın tüm hayatına dagılır, yayılır .. eşit bi dagılım diildir bu. bazı günler eski özlenir, aglanır, sızlanır, telefonlara çağrılar bırakılır, gizli numaradan araıp sesler dinlenir ve her seferinde kişi suçu kendine atar. bazı günler ise hiç bi şekilde eski takılmaz gelecek parlak gelir, hep umut vardır. ama sonuç hep aynıdır; terkedilen anlatılamayacak büyüklükte acılar çeker

kalbinizi "bir mektup gibi buruşturulup, fırlatılmış" hissettiren şey.

havada kalıyor her şey...birileri giderken hayatından-bazen kendi isteğiyle, bazen s.ktir olup- ardından yerin dibine gömülen sen oluyorsun sadece...ve gerisi sadece hayal gücünle alakalı...ama hep yap(a)madıkların için pişman oluyorsun, yaptıkların kar kalıyor yanına...ağlayamıyosun bile, çünkü zaten herkes terketti bugüne kadar yavaş yavaş seni... kronik bi vaka nasıl olsa artık bu? alışkın olmalı artık göz pınarların, çünkü her sabah uyanmak, her gece rüya görmek kadar doğal bi olay bu yıllardır alıştığın...tuhaf bi rahatlık belki üzerinde terk edilmek... "nasıl olsa bi gün gidecekti"nin bu kadar erken gelmesinin rahatlığı belki..yediğin yumruklardan beyninin sersemlemiş olması ihtimali yüzünden belki..alışkın olmalı kalbin -sen güçlü bi insansın, zaten bu yüzden gitti ya bütün gidenler...beynindeki iç savaşı kimseye yansıtmadığın için güçlüsün. yorgun psikolojini birilerini sevmek için kullanabildiğin için hala, kalbin nasır bağlamamış olduğu için hala-maalesef ki ve herkes ağlarken hala gülebildiğin için güçlüsün...herkes defolup gidiyor teker teker hayatından,havada bırakıp cümlelerini...bil ki; sen hep kendin olduğun için gitti insanlar çünkü onlar hep başkalarını oynuyorlardı- olmayan rol kabiliyetleriyle...sen kendi cümlelerinle konuşuyodun, ama arkalarında bıraktıkları cümlelerden de gördün ki hepsi aynı şeyi söylüyor aslında..biraz daha yormamak lazım bu kalbi..boşver demek kolay olmasa da, kullanılabilecek başka kelime yok artık...boşvermelisin, tıpkı herkesin sana yaptığı gibi...

sıradan bir eylem

kalbine kramponlarla tekme atilma durumudur terkedilkmek, ilk terkedilen birakip gidilen, yalniz kalan sen degilsindir ve olmayacaksindir, yoksa neden yazilsin butun bu ask sarkilari, siirleri, diye seni teselli ederler. iyi yonunden bak derler, sen cok baglanmadan birakip gitti seni. hersey bir yana hazmedemezsin , yutamazsin,kursaginda kalir gidenin son sozleri. kusarak bosaltmak istersin icindeki butun hirsi, gozyaslarinin irmak olup akmasini istersin, gordugun yerde bana bunu yapamazsin diye bagirip yirtinmak istersin. en kotusu de hicbirisini yapamayacak olmandir. yasaklar vardir cunku, gurur vardir en basta. ararsan, yazarsan, ozlersen kuculeceksindir. aslina terkedilerek o kadar ufalmissindir ki umrunda bile olmaz. artik ne olursa olsundur hayat senin icin. yalandir butun yasananlar, yapilanlar, sevgiler, guzel gulusler .hic olmamisa inanip asik olmaktir.ne yazik ki asik olmaktir. terkedilislerin en babasidir asikken kapiya konmak. hala sevme halidir, hala asik olma durumudur. daha cok sevme, kopek olma, aglama yine de arkana bakmama. bakamama...uc gun radyo dinlememe sebebidir. gitmesindir hep kalsindir, seninle olsundur. ne yazikki giden gitmistir kalan saglan hep bizim olsundur.

(bkz: ne oldum degil ne olacagim demeli)

bir noktadan sonra yemek,içmek,tuvalete gitmek gibi doğal karşıladığınız eylem.en traji komik olanı bir şeyler paylaştığınız insanın sms ,icq msg gibi basit yöntemlerle terketmesi.fast food aşkların yaşandığı neo liberal ve kapitalist toplumlarda basite indirgenmiş olay.insanın çoğu zaman nerde eskiden yüzyüze hüngür hüngür ağlanılarak yaşanan terkedilişler demesine sebep olur.orhan gencebay tadındaki ayrılıklardan sms tadında ayrılılardır günümüzde moda olan. *

hayatın bir dönemine ambargo koyan, boktan bir durum.

karşılıksız sevilen bir insan tarafından yapılınca bütün gururu yok eden, günleri gözyaşlarıyla geçirten,yalvartan,bağırtan,nefes aldırtmayan,kendini sorgulayıp olmadık şeyler akla getirten,hayatı altüst edebilen,aslında hayatın ne garip olduğunu ne çok insanın hayatına girip çıktığını düşündürten ve de düşündürten ve de düşündürten.... yaşanması zor deneyimlerden biri.(bkz: yalnızlık)

eğer terk edilen (doğrusu böyle yazılıyor olsa gerek) terk edene şiddetle bağlanmışsa, ona tam anlamıyla aşık olduğunu hissettiği an, terk edilme anıdır.

bir daha görmeyecek olsanız daha az acıtacak olan fakat aynı arkadaş grubunu paylaşma durumunda bir çok sorunun habercisi, istenmeyen hadise..

reddetmekle terkedilmek arasinda pratikte bir fark yoktur. bazi reddedislerinde kendi kendini terketmis olursun.. sonra gerizekali oldugunu kanaat getirip geri donmeye celisirsin ama bu sefer reddedilirsin

bir uzun bir kisa bip sesine sigdirilircasina, paralarcasina yasanan herseyi, mahkum edercesine gecmise gelecegi, ve akarcasina gozler irmak gibi, dolarcasina gunler baraj gibi, kokarcasina guller eski sonbahardan kalma bir aniyi, dinlercesine bir eski ninniyi, taparcasina sevmeyi sevmeyi ve yasananlari, cakarcasina topun gelisine, ucarcasina kafaya cikip onsekizden gelen muz ortaya, da hakem ofsayt calarcasina hayatimizin bir dakikasindan, kosarcasina yokus yukari sirtimizda bir kaya ufalarcasina bizi yalarcasina atesleri gonlumuzu, ask i baharinin sonuna cikarcasina bir ogle vakti, cinlarcasina sesler kulagimizda uguldarcasina, zamanin kiyilarina yazdigi notalari silercesine koskoca bir dalga gelipte, okurcasina sacma sapan bir entry i, yazarcasina ir basligin altina o derecesine, o raddesine, o sevecesine bir eylemdir terketmek.

delice asık olduğunuz, hic bitmeyecegini düsündügünüz, butun hayatınızı birlikte gecirmek istediginiz, beraber evlenme planları yaptıgınız,size asla beni bırakma diyen insanın sizi ortada bırakma durumu. sizin dumurunuz. ona hala asık olundugu icin icinizin bin kat acıması. hayatın anlamsızlasması...(bkz: "kırgınım/saçılmış nar gibiyim" behçet aysan)

konserve kutusunda yapayalnız olmak

herşeyin iyi gittiğini düşünürken bi anda dumur olma durumu. ilerleyen dönemlerde terkedilen şahıs yeniden hatunu tavlayıp bu sefer kendi terketmek için yapmadık maymunluk bırakmaz.

kıçına tekme basılmak

"aslinda giden degil kalandir terkeden" sozunu soyleten hadise.

murathan mungan''in "ve yeniden büyür içimde mağrur bir zakkum gibi terkedilmek korkusu" dizelerine konu olmuş insanlik hali.

en guzeli.edilgen olmanin en iyi oldugu hayat branşi ilişki sonlaridir netekim.

ilk kez ana rahminden çıkarken duyduğumuz korkutucu bir his. ama hepimiz ağlayıp zırlayıp yaşamaya koyuluyoruz. hatta biz de terk etmeyi öğreniyor, kimi zaman terkediyor, bazen de terkediliyoruz. ağlıyoruz, zırlıyoruz ama terkedile edile büyüyoruz.(bkz: askta kazanmak dedikleri kaybetmek bircok seyi)

genelde sevdiinizin bi anda karsi taraf olma durumu.ayrica icmek icin mantıklı bi bahane

ancak baglaninca gerceklesebilen eylem.

yapayanlız hissettiren, yanlızlıktan "kalabalık değilmiydi bu sokak, her otobüse bindiğimde ayağıma basacakları kadar" dedirten, "sakat bir doğumdur bu belki de, yoksa ağır gelir mi kalp vücuduna. belki o da memnun değil kaderinden, yoksa niye bazen bu kadar hızlı çırpınsın dışarı çıkmak için ya da niye böyle ölümüne sussun bazen" diye söylenmemi sağlayan, bazen ölmeden çoook önce öldüren hadise.

nefessiz kalma hali.sanki terk edilince alinan nefeslerin sayisinda bir azalma olur.o yuzden araliklarla derin derin ic gecirir insan.ve gun boyunca aglayamadigi her defa icin hafif bir titreme olur o uzun soluklarda.

terkeden galip gibi görünsede aslında zafer terkedilenindir çoğu kez , çünkü kendisi elinden geleni ardına koymayıp sevgilisinin tüm çabalarına ve tavizlerine rağmen onun istemediği herşeyi yaparak büyük bir uğraş verir. sonrada terkedildimmmmmm... terkedilldimm diye ağlayarak senaryosunun tekmelenmiş kişisini başarıyla oynar.

(bkz: boğaz ağrısı)

çevrede bulunan insanlardan, kimleri eleyip, kimleri elemeyeceğinize bir de dışardan bakmanıza olanak sağlayan olay/durum. kimileri için experience arttırıp level atlamasına olanak sağlasa da kimileri için ölümcül sonuçlar doğurabilmektedir.(bkz: power word die)(bkz: yalnız birey güçlü birey)(bkz: yalnız birey özgür birey)(bkz: hadi lan ordan)

insan hayatındaki dönüm noktalarını oluşturan hadise.yaşanması hep ihtimal dahilinde ve acı vericidir.insanı acıyla terbiye eden nadir durumlardan biridir terk edilmek.(bkz: eski sevgili)

eğer elden gelenin en iyisini yaptığına inanıyorsa terkedilen, alçalmadan yaşamışsa herşeyi, terketmekten daha az sarsan şey. daha az sorumluluk yükleyen dolayısıyla pişmanlık olasılığı olmayan hadise.

"giden degil kalandir asil terkeden, giden bu yuzden gitmistir zaten."(caldera'nin entrysinin tamamlanmis hali)

terk i yar etmek tarafından maruz bırakılan durum

sabah zaten konuşmuşsunuzdur akşam buluşacağınız yeri. akşamüstü ararsınız yine de. "kadıköy'de olacaksınız di mi? ben kaçta geleyim?" dersiniz. kalbiniz pıtpıt atar. kaç gündür görüşememişsiniz ya, ondan.. sessizlik olur birkaç saniye. zorla kelimeler çıkar ağzından. "gelme istersen yaa" der. susarsınız.. anlarsınız her şeyi. hayır, ortada hiçbir neden yoktur sizden ayrılması için. hayır, son görüşmenizde öpüşerek ve özleyerek ayrılmışsınızdır. neden diye soramazsınız bile. peki diyip kapatırsınız telefonu. şanslıysanız yanınızda birileri vardır o anda. konuşamazsınız bile. "biz.... ben, terkedildim.."

(bkz: kimdi giden kimdi kalan)

istemdışı yalnız bırakılma biçimidir.

alabildigine toz pembe degerlendirilmesi gereken hadise. yoksa başa cikilmiyor efendim. mesela ben artik ozgur bir erkegim. akacam ortamlara, yeni aşklara yelken acacam falan.. tabii..

herşeyden önce kalp artık bir sembol değildir, acı orda hissedilir artık. beyin geri plana çekilir. adı anılmaz bir daha kalbin yanında. içinizde bir hortlak büyür, neden diye bağırır, geçmişe dönersiniz sürekli onunla, rüyalarınıza girer o hortlak, size terkedeni hatırlatır. acıyla ve korkuyla uyanırsınız çoğu kez. bazı anlar gelir nefes alamazsınız, boşluk içindesinizdir, bir büyüyüp bir normale dönen boşluk. terkeden gibi dengesizleşirsiniz bu kez. hayatta anlam ararsınız, bulamazsınız, neyin ne olduğunun önemi manası kalmaz.damarlarınız şişer bazen, yine hortlak büyümüştür, eliniz telefona gider, çelişiye düşersiniz. bir o eksik kalmıştı ya, kendinize küfredersiniz şimdi de. sonra durup, başka güzellikler hayal etmeye çalışırsınız, mutluluğu geçmişte değil gelecekte ararsınız. yine bulamazsınız.mutluluk bugündedir, evet. ama bugün yanlızsınız. eğer terkedildiyseniz, ve müzik dinliyorsanız, dersiniz ki "aaaaaa terkedilmek hakkında ne kadar çok şarkı varmış aslında". işte bu yanlız olmadığınız gösterir, herkes terkedilebilir, ve bu acıyı bir tek siz yaşamıyorsunuzdur aslında.var olduğumuz sürece, aşık olduğumuz sürece değişik biçimlerde ayrılıp birleşmeler olacak, hayatımızda, en iyisi kendimize bağlanmak, çünkü bizi bi tek kendimiz terketmez.

öncesinde bir takım gel gitler yaşamıştır terkeden. uzaklaştırmak ister kendinden ayrılık düşüncesini. ayrılmamak için çok çaba sarfeder, çok şeye katlanır. ayrılmak istemiyormuş gibi görünür. ayrılmak istemiyormuş gibi konuşur. ama gerçek gün gibi ortadadır. sadece kendini açığa çıkaracak zamanı beklemektedir.ayrılmayı istemek için bir neden bekler terkedilen. derken en şahane cevap gelmekte gecikmez. - bilmiyorum.. bu cevap bir ilk çağ filozofuna dönüştürür terkedileni bir anda. - bilmek mi gerçekten neyi bilebiliyoruz ki zaten. ben kimim neyim. bilmiyorum kelimesi fiilimsimidir.. gibi sorular sadece kafasını nasıl bir dağınıklığın beklediğinin habercisidir. ilerleyen günlerde sorular uzar gider. binlerce sorunun binlerce cevabı olur elbette. hangisi mi doğrudur bu cevapların. terkedenle ortak bir noktada buluşmuştur sonunda terkedilen. - bilmiyorum.. der.

hatasız kul olmaz diyerek, sonundan emin gibi başlayıp, batsin bu dunya noktasına geldiğinizde, ellerinizi kaldırıp bir teselli ver diye hönkürürsünüz beklemediğiniz bir anda terk edilirseniz. ve terk edilişlerin hiç biri tam zamanında değildir, hep zamanından öncedir veya süprizdir.dip not (önden edit - beta): entry okunurken sigara ile birlikte orhan babamızın adı yukarıdaki cümlelerde yer alan şarkıları dinlenerek tribe girilmesi şiddetle önerilir (veya bana ne gerek senin aşkından başka bana ne gerek? diye düşünülüp aşkın zehir olsa yine içerim yolun ecel olsa korkmam geçerim diyerek uykuya dalınabilinir, kullanıcının keyfine göre hareket etmesi esastır*).

korku verir insana.bu korku aslında artık sevilmediğinizi düşünmek sizi kahrettiği içindir,sevdiğiniz kişinin sizi sevmediğini düşünmek,hızla yere çarpma hissi verdiği içindir, annenizin veya babanızın sizi sevmediğini öğrenmek gibidir, kendinizi sevdirmek için elinizden hiç birşey gelmediği bir andır terk edildiğiniz an, işte o zaman ölmek istersiniz , ölüp te ,cenazenizde ,mezarınızın başında soyut bir varlık olarak bekleyip kimlerin ardınızdan ağladığını öğrenmek istersiniz ve o*'nun da orda olmasını ümid edersiniz..

insanın kolu bacağı kopar ya, zifiri karanlıkta en ufak aydınlık bulma umudu olmaz...

düşünülenin aksine çok şık bişeydir, bikere terk edildikten sonra "seni hala sevyomlan" yahut "beni nası terkedersin lan hayvan" gibi bidibidiler duymaz, saçmasapan telefonlar almazsınız. negüzeldir ulan, bunların hepsini muhtemelen siz yaparsınız, oh iyi de yaparsınız, nasıl terkeder lan sizi puşt/kaltak. (bkz: nee hah haha)

siz zaten terk etmişsinizdir sadece karşınızdakinin bunu eyleme dökmesini beklemektesinizdir

sabah işe gülen bir yüzle, "aman da aman, kış geldi..." diyerek arkadaşlarınla hava'ylan su'yu sohbet mevzuu olarak kullanmaya gayret ederek gelirsin. cetekini çıkarır, asarsın. ellerini ouvuşturarak masana yaklaşır, daha sandalyene oturmadan msn'yi açmak için hamle yaparsın. msn ekranı gelir, email adresin zaten hafızasındadır. şifresini girersin. "tamam" tuşuna basarsın.msn, seni sevgiliyle buluşturmak için uğraşırken, sen bir çay alıp gelirsin, sandalyeye oturursun."aa... 4 tane email gelmiş" diye sevinirsin.hemen, 4 rakamını tıklarsın.şimdi heyecan kat be kat artmıştır.mail adresin açılırken, sanki evinde misafir ağırlayacakmışsın da seni derli toplu görsünler istediğin için, masanın üzerinde bir dağınıklık var mı diye kontrol edersin.ahan da mail açılmıştır.4 mail'den 1'i sevgiliden gelmiştir.ooolleeeyyyy'dir.çünkü bu, uzun zamandır görüşülmeyen, sevenlerini yüzüne hasret bırakan sevgiliden gelen ve hiç de öyle sanıldığı gibi basit durmayan, "konu yok" notu düşülmüş, pek anlamlı bir mail'dir.tıklarsın. çayından bir yudum alırsın. hayret ki bu kez mail, diğerlerinden daha çabuk açılır.yudumladığın çay sıcaktır. yudumun boğazından geçmediğini mi önce fark edersin, yoksa karşında duran "tek kelimelik not"u algılayışını mı... bu bir muammadır...önce çayın boğazını yaktığını mı hissetmişsindir, yoksa yüreğinin acıdığını ve nefesssiz kaldığını mi.. bu da muammadır..sevdiğin şahıs, seni tek bir kelimeyle bilgilendirmeyi(!) uygun görmüştür:"bitti.........."yüzün kırmıyıza, mora dönmüştür önce.sonra renk falan kalmamıştır.arkadaşların, bilgisayarının sana azrail gibi göründüğünü zannedip, yanına koşmuşlardır.halbuki sesin çıkmamıştır ki, dikkatlerini çekesin.ah, sahi... demincek, bıcır bıcırdın... herkes senden pozifit enerji alıyordu vs...herkes o yüzden gördü tüm renklerini.sevdiğin zat, seni, terk etmenin en havyani yolunu seçmiştir.yüzüne bile bakmadan söylemiştir.sesini bile duymamak için mail atmıştır.gerisi hikayedir."ömrünün bundan sonrasını birlikte geçireceğiniz konusunda endişen olmadığı şahıs" artık yoktur. gitmiştir.ömrünün bundan sonrasını nasıl geçireceğini düşünmek için çok vaktin vardır artık.fakat, ömrünün bundan sonrasını nasıl geçireceğini düşünmek bile aklına gelmez uzun süre. (sana bunu başkaları hatırlatır)hepsi hikayedir.terk edilmişsindir.aslında alt üst olmuşsundur da, bunları da böyle sanal manal bi alem nasılsa diyerek yazmışsındır.

dünyanın en kötü şeyi olmasa da, insanı derinden üzen, değişik duygu yoğunluklarına garkeden bir olay.eger daha yeni yeni filizlenmekteyse birlikteliğiniz, örnegin daha iki ay olduysa mesela, fazla koymaz. koymaz koymasina da her ilişkide olduğu gibi en güzel, en heyecanli, en tatlı anlar ilk zamanlar oldugu icin, ayri bi burukluk verir insana. hele hele, kendinizi hic ama hic hazirmaladiysaniz, o zaman bi tuhaf olursunuz, buz gibi çarpar yüzünüze dedikleri. "ben senin hissettiklerini hissedemiyorum, kusura bakma, seni üzmek istemiyorum". ilk basta saka zanneder insan, cunku daha evvelsi gün beraber oturmussunuzdur güzel bi cay bahcesinde, el ele, omuz omuza. bi buse kondurmustur muhabbetin en suskun aninda yanaginiza. hatta öperken üşümüş burnunun soguklugunu hissetmissinizdir teninizde.simdi ise sicak sicak birseyler dökülür yanaginizdan, dünden kalan soguklugu alip gitmek icin.sonra "iyisin di mi" diye mesaj atar. mesaj atar cünkü ayriligi yüzünüze söyleyecek kadar cesaretli degildir. bu yüzden mesajla söylemistir. siz de "iyiyim" dersiniz, kötü oldugunuz halde ve kötü oldugunuzu bildigi halde. ama onun üzülmesini de istemezsiniz, cünkü ayrilik var diye birden koparip atamazsiniz ki gönlünüzden. sonra arayiverir, "geleyim mi" diye ama gelmesini de istemezsiniz, cünkü daha beter olacaginizi bilirsiniz. ne kadar iyi bi insanmis diye gecirirsiniz icinizde, telefonu kapatınca, "beni önemsiyo, belki de beni seviyo aslinda" diye. sonra birden icinizde bi kusku uyanir, "yoksa bütün bunlar sucluluk duygusundan mi? hic bi sey hissetmedigi icin sucluluk duyuyo, bu yüzden mi bu kadar üstüme düsüyo" diye. ama inanmak gelmez icinizden, icinizin baska bi yerinden gelen bu kuşkuya. en yakın arkadaşınızı ararsınız, size moral versin diye. "gel" dersiniz, "çok kötüyüm". iyi de olur. insanlara dostlari, zaten böyle zamanlarda lazimdir dersiniz kendi kendinize. daha gelmeden, o mesaj atar yine. "istersen ayrilmayalim" diye. allak bullak olur her şeyiniz. anlayamazsiniz, ararsiniz "ciddi misin" diye. "evet" der. hic bişey diyemezsiniz, denecek bişey yoktur çünkü. "dalga geçiyo, oynuyo" herhalde benimle dersiniz icinizden, bi kere daha kahrolursunuz. bu kadar çaresiz duruma düşmek de ayrı kahreder zaten. sonra "benim üzülmeme dayanamadi, demek önemsiyo beni" diye teselli edersiniz kendinizi. cikamazsiniz içinden, cikmak da istemezsiniz. ilk baslarda suskun olsaniz da, dostlariniz sizi güldürmeyi basarir, güzel bi gece sunar size. "bu muymuş" dersiniz kendi kendinize, "bu mudur ayrilik acisi?, bu kadar miydi yaani??".sonra eve gidip de yalniz kalinca dank eder kafaniza. yine iciniz burulur, yine sıkıntı basar, yine sigamazsiniz odaya. yatakta dönüp durursunuz, ta ki yorgunluktan bayilincaya kadar.ertesi sabah her normal gün gibi kalksaniz da birden evvelki gece akliniza gelir, bi garip olursunuz. karar verirsiniz, dogruca onun evine gidersiniz. ama cesaret edemezsiniz, ne kapisini calmaya, ne de telefon acmaya. daha da alçalmanın bi alemi yoktur. sonra bi sigara içmek icin güzel bi yer ararsiniz, bi çay bahcesine giriverirsiniz. oranin aslinda herseyin basladigi yer oldugunu bile bile girersiniz. denizin kenarina oturup bi cay söylersiniz. sigarayi yakip, agir agir bi nefes cekersiniz, cayiniz önünüze konduğu zaman. hava'ya kızarsınız, sanki inadına sislidir, icinizi karartmak için; patron sanki inadina ayrılık şarkıları çalıyodur; ilk kez elini tuttugunuz rıhtımda duran o çift, sanki inadına istanbul'u seyrediyodur kucak kucağa; istanbul sanki inadına bu kadar sessizdir rahat rahat seyderilmek icin. sonra, bi nefes daha çekersiniz. bi nefes daha, bi nefes daha. sigara biter. yenisini yakarsiniz. ve o zaman daha iyi anlarsiniz, her şeye rağmen hayat devam ediyo, etmeli.

antonioni'nin cığlık (il grido) filminde irma terk eden, aldo terk edilendir. aldo bir çok kadınla birlikte olsa da, "irma" demekten hiç vazgeçmez. ta ki kuleden düşene değin. irma'nın gözleri önünde...

ilk anda insanı aptallaştıran,üzen hatta pis koyan, insanların tavsiyelerinin anlamsız kaldığı, hayatınızın bir kısmını bunalımda geçirmenize, daha önce duymadığınız bunalım şarkılara sarmanızla daha da dibe vurmanıza neden olan olaydır.dünyadaki en büyük yalan ise sizi terkeden insanın severek ayrılıyoruz sözlerine maruz kalmaktır. seven insanın ayrılmayacağı çok bellidir. ama her şey gibi bu olayı da atlatmak için insan kendine bir takım güzel bahaneler bulabilir. sevgili dediğin belediye otobüsü gibidir, biri gider biri gelir ya da ohh be ya arkadaşlarımla takılmayı özlemişim, afra tafra kıskançlık yok ne güzel diyip üstesinden gelinmeye çalışılabilir. ama çoğu zaman bunlar pek sonuç vermez . kendinize hakszlık yapılmış gibi hissedersiniz çünkü. terkedilme sonrası yapılması gereken en mantıklı şey feci şarkılarla, içkiyle dibe vurmak yerine yaşadığınız şeyin hayatta hergün onlarca insanın başına geldiğini farkedip, neşeli müzikler dinleyip yüzeye kavuşup hayata tutunmaktır.

bir de sebepsiz terk edilmek vardırboğazına takılır bişeyleryutamazsınçıkarıp atmak da gelmez aklınakıyamazsın

kişi mantığı tarafından terk edilmişse, gerçekten vahim olabilecek durum.. (bkz: ajdar anık)

her şeyi hissedersiniz ama kabullenmek çok zordur durumu. biter gider işte yoktur bir anlamı hiç bir şeyin...ilk önce bir düşüş ama sonra zaten düştüm aman diyerek rahatlama...kederli gözlerde rüyalar ülkesi aramak gerçekten aptallıktır sonradan fark edilir.

bağımlılık yapıcıdır.

öyle çok şeyi değiştirir ki terk eden kişiye baştan beri aşk besliyorsanız.. şuan ki ilişkilerin çoğu çevre baskısı, (niye senin kız arkadaşın yok olm top musun sen yaa? eheheh) sırf cinsel ihtiyaçları karşılamak (ohşş bi göğüs var hatunda abii) ya da sadece hava atma (yaa kızım bi davulcuyla çıkıyorum bi görsen çok şekeer! ehiih) temeline dayandığı ve aşk olmadığından dolayı kurdum yukardaki utanç verici cümleyi. utanç verici diyorum, aşık değilsen ne işin var onunla? haa tabi böyle ahkâm kesiyorum ama orda saydıklarımı hiç mi yapmadım? maalesef yaptım efendim. "neyse dönsene konuya ibiş" dediğinizi duyar gibiyim. buyrun; neden terkedilir bi insan? şundan; karşı taraf bu ilişkiden heyecan alamıyordur. heyecanın bitmesi onun içindeki tutkuyu hızla emer. karşı tarafa omzunuza konmuş bi kelebeğin incinmesinden korkan bi el gibi davranmış, tüm istediklerini vermişsinizdir. sevginizi vermiş, durmadan onsuz geçen bir saniyenin dahi işkence demek olduğunu göstermişsinizdir.. o sizden sevgiyi almıştır. daha değerli bişey mi var, ya da kaldı mı? yüzüklerin efendisinde dendiği gibi insanlar tamahkardırlar. eğer istediği bişey yoksa, alabileceği bişey yoksa, neden zaman kaybetsindir ki? "hoşça kal, ben gidiyorum" der. bu anda o size olduğundan daha mükemmel görünür. çünkü o siz olmadan yaşabiliyor. size ihtiyacı yok ki.. siz onu liv tyler gibi görürken hata kaçınılmaz olur. telefon eder mesajlar bırakırsınız. çiçek alıp kapısında beklersiniz. kısacası peşinden koşar, koşamadığınızda sürünürsünüz. artık kan yerine gözyaşı ve acı pompalanır vücudunuza.. şimdi soru şu; sizi neden terketmişti? heyecan alamadığı için değil mi. siz napıyorsunuz? onsuz hâlen nefes bile alamadığınızı söylüyor yada gösteriyorsunuz. çiçekleri büyük bi nezaketle kabul eder, size gülümser. sizinde yüzünüz güler. arkasından arkadaş olabileceğinizden dem vurur. aklınızı kaçırmanız olasıdır, evet.ilk aşk ise bahsi geçen, terkedilmek çok şey değiştirir. o içinizdeki hoş deliliği yokeder. çocuksuluğu öldürür. artık sizi bekleyen ilişkilerde tüm kalbinizle, hiç ayrılmayacakmışsınız gibi sevemezsiniz. elinizden uçup gider paranoyasıyla dikkatli davranır, çoğu zaman söylemek istediklerinizi söylemezsiniz. bu da aşkın o masallardaki güzelliğini, sabah meltemi gibi yavaş yavaş uzaklara neverland'e sürükler.

(bkz: terk/#8948305)

'eyvallah' bile demeden bırakıp gidebiliyormuş insan tüm ihtiraslarını, hayallerini, planlarını, sevgisini. ve bu gidişin ardından öyle bir boyut buluyormuş ki, götürülmedikçe gidilmeyen, terk ettiklerini misliyle geri alıyormuş orada farklı kalıplarda. benim gidişim gibi, bundan evvel ruhum da gitmişti, bırakıp beni. sual bile soramadan, o kadar hızlı ayrılmıştı ki bedenimden. canımı da götürmüştü bu ayrılışta. beden kalıbında düşüncem kalmıştı, bir de kemikler, kaslar, vesaire. bu hasrete dayanamaz olmuştum artık. düşündüğüm şeylerin sağlamasını yapamıyordum ki ruhum olmadan, kalbim olmadan. bir sonuca da varamıyordum hem. işte evvelki sabah geldi ruhum. öyle hediyeler getirmiş ki gelirken, hayal bile kuramayacağım.. hem canımı da getirmiş geri. ve işte o gösterdi bana yıllardır bulamadığım, belki de aramadığım, aramak istemediğim, boyutu. oradan aldım ben tüm bıraktıklarımı, şimdi o kadar soyutum ki.. ve bu halimin aksi 'madde'ye öylesine yansıyor ki. fani'nin önemsizliğini ama baki'deki yerini anlıyorum artik.

sevdicegin aramamasi-sormamasi, gelmemesi-cagirmamasi gibi aktivitelerinin derin anlamlarini anlayamayip 'aman da nazli yarim ne güzel cilve yapiyor.. kendini geri geri cekiyor ki iliskiye heyecan gelsin' deyu yorumlayip pesinden suya giden bambi edasiyla sekmenize daha fazla gönlü razi gelmeyen insafli sevgilinin 'aman hadi git basimdan be' nidasiyla sonlandirdigi olaylar silsilesidir. idraki zordur.. terk edilen zat genellikle yukarida bahsi gecen bambinin diger egük özelliklerine de sahip oldugu icin -enayinin hasi olmak, mutluluktan kör olmak, tek istegi sevgiliyle cayirda cimende sekmek olmak gibi- olaylarin gelisimini göremez. haliynen narin kicina sevdiceginin attigi van dam tepigine ilk tepkisi 'nazli yarim sence de bu işve meselesinde essegin bi tarafina su kacirmadin mi mina koyiim?' cinsi bir sey olacak ve fakat derhal ettigi sert sözlerin essiz muhabbetlerine zarar verecegine inandigi icin maymunlugunun derecesine göre 'gel hadi sen de benimkine koy ödeselim ehüehheü' yahut da 'yu ar may sanşaaayynn may onlii sanşaaaynn' cümle türevlerinden biriyle sözlerine devam edecektir. van dam tepiginin fayda etmedigini gören sevdicegin daha bi agresiflesip birbiri ardina savurdugu aryukenleri bin bes yüz ryu gücündeki blanka savunmasiyla savustursa da son taygir taygir taygir aparkat hamlesinden aldigi yaraylan etraftaki solucanlari fatalitiiii diye bagirtacaktir.. ahan da olmustur.. kisi anlamistir ki sevdicek kendisini daha fazla saginda solunda görmek istememektedir.. yoksa neden billy elliot edasiynan bir saga sola yumrugu sikili kostursun kidir... idrak etmek yeterli midir ey dostlar? evet, soruyu anlamak cözmenin yarisidir amma acep formül burda sökmekte midir? isbu entry'nin yazarina degil bu formül hic bi bok sökmemektedir.. ama her koyun kendi bacagindan asilirdir.. herkes kendi basinin caresine baksindir.. evet..simdi.. gelelim recovery evresine... terk edilen ezik, genellikle etrafinda kendisini dinleyecek pek kimse bulamaz.. zira sürekli sevdicegini anlatip beyinlerini siktigi dostlari -bu ise yaramaz sahsiyetten kisi kadar hazzetmediklerinden olsa gerek- biir biiir cekip gitmislerdir. ama olsundur.. barlar cafeler ne güne durmaktadir? ve fakat 'dakkasinda arkadas yaparim ulan' diye sokaklarda sürtmeler cogunlukla, maalesef, barda yalniz basina icip sef garsonlara 'terk etti aaabi benii!!' diye salya sümük aglamakla sonlanir. ancak who killed bambieee diye attigi cigliklar yazik ki johnny rotten'inkiler gibi bir ilgi görmez, bilakis sef garsonun kendisini yeter aman hadi bi siktir git diye disari atmasiyla sonuclanir. zordur buralari gecmek zooor...burdan sonrasi cok kritiktir. eger ki kisi kendine acima duygusunun bokunu cikarip etrafta 'i'm a loser baby' diye gezinmeye baslarsa isin icinden cikilmasi cok vakit alacaktir. eve kapanip 'klementiiin.. kon tü ferme lez yöö' diye sarkilar dinlemek de faydasizdir zira her ne kadar özlenmesi kacinilmazsa da ana rahmi ve bunu müteakip yillar ulasilmasi imkansiz uzakliktadir.. varmaya ugrasmakla enerji yitirilmemeli, freud ipnesine malzeme verilmemelidir. oysa ezik, olaya 'i'm a loser, i'm a sinner, do you want my autograph?' deyu sarkastik bakmayi becerebilirse arada bi civir düsürebilir ve 'o salak kaybetti! bana ne ki!' kandirmacasiyla kritik dönemi atlatabilir. ve fakat düsürülecek civir konusunda hassasiyet gösterilmeli, her sikim hiyar diyene tuzla kosulmamalidir (cok seviyorum bu lafi.. bi türlü yeri gelmediydi de kullanamadiydim.. muradima erdim, mutluyum) zira kalbi kirik ezik, kaka kisilerin kötü emellerine kurban gidebilir, internette sevisgen videolari dolanmaya baslayabilir, böbreklerinden birini uyandiginda bulamayabilir vs vs.. ne demis dio baba? don't talk to strangers cause they're only there to do you harm... ama dur lan.. nedir bu paranoya? bu adamin her dedigini dinlersek.. 'don't go to heaven cause it's only hell' falan.. siktir et.. tanis tanisabildigin kadar perfect stranger'la... teey tey tey...bi seycik daha ekleyerek kapatalim bu kinali yapincak sayfasini.. kanaatimce kisi bu dönemde sarabin ve dahi bilimum alkolün yardimlarini kücümsememelidir. arkadaslarinin -kaldiysa tabii- tanju okan mi olucan lan basimiza uyarilarina nazikce tesekkür etmek ama bunlari cok da bi tarafina sallamamak kisiye ilerde 'abicim su halde de alkolik olmadim ya! helal olsun lan bana!' deme malzemesini saglayacaktir. zaten göte giren semsiye acilmazdir.. olsundur..-oooy oy.. hayat devam ediyor öyle degil mi cevat abi?-evet.

(bkz: atları da vururlar)

size ait olan bir kalbin bir başkası tarafından parçalanması...

(bkz: aşk acıtır)

(bkz: giden degil kalandir terk eden/6)

savaşçı karaktere sahip insanlarda üretkenliği artırdığı görülmüş, tecrübe edilmiştir.

(bkz: tercih meselesi)

yav biraz iyi tarafından alınması gereken bi olay bu. maymun gözünü açıyo soona. "iyi ki lan iyi ki.." diyosun, " "yoksa şimdi ben, ohooo..." diye devam ediyosun. ama canın yanıyo bi müddet. sonra geçiyo.olayın akabinde en çok gereken şey "zaman", ee o da bol bol var allaama bin şükür...her şey geçiyo işte. sen kalıyosun. güzel oluyosun.bi güzellik geliyo insana, sen bile şaşıyosun...çok kötü diil be... **, * *

karşı tarafa yönelik suçluluk duygusu veya vicdan azabından kurtulmaktır.

belirli bir süre oluşan anlamazdan gelme durumunun kaçınılmaz sonucudur,inşaata baretsiz girip ölmeye,korunmadan cinsel ilişkide bulunup bel soğukluğu kapmaya benzer.peki durumun ortaya çıktığı görülüyorsa ne yapılmalıdır?yapılması gereken aslında ilkokulda yaptığımız bölme işlemi sağlamasından farklı değildir.öncelikle kadınların susması erkeklerin susmasından farklı olarak hayra alamet değildir.(bkz: freud benim bana konuş)evet nerde kalmıştık 10/5=2.şimdi 2'ile beş'i çarparak ilk sağlamamızı yapalım yani sevdiğimizi arayalım.cevap vermiyor mu sonuç 9,50çıktı.şüphelerimiz artıyor hadi bi daha arayalım yine mi cevap vermiyor,sonuç 9,75 çıktı.ama şüpheleriniz hala son bulmadı değilmi hadi o zaman kalkın başka bi arkadaşınızdan sevdiğinizin orada olduğunu öğrendiğimiz bara gidiyoruz,yanına oturup elini tuttunuz hala tepki vermiyor değil mi?evet doğru bldiniz 2 çarpı 5 eşittir 10.terk edildiniz veya sağlama yaptınız ama karşınızdakine sahip olduğundan fazla değerleri yüklemeyi bıraktınız.aferim size."nothing is as beautiful as it's in your head.cause what's in there is fiction."diye düşünüyorum ben..

tam olarak neyin, nasil ve nicin oldugunu anlamaya calisirken basa gelir; ve zaten bundan sonra, ask, olur.

genelde ilişkiye en çok emek verenin maruz kaldığı durumdur; zira emek bağlayıcıdır.

beni birakma diye yalvardigin ve kalbini tum kiz cocuklugunla ortaya koydugun halde, her cumlede basa gelendir.

terk edilmek için önce terk etmek gerekir...belki kalbi,belki o şehri,belki de beraber kurulan hayalleri....terk edilmek hepsinden sonra gelen bir başlangıç cümlesidir

yüreği yetmeyecek aşkı tanıması zor kişilerle yola cıkmanın bi sonucu .

çok acıtan bişey. hakikaten sanki kabak oyacağıyla kalbinize dalmışlar gibi, orası koparılıyo sanki. sonraki günlerde ordan oluk oluk birşeyler akıyo, kanıyo da kanıyo. çoook özlüyosun, bütün hücrelerin ziv ziv çınlıyo sanki, çok ağlıyosun. ama bu acının altından kalkabiliyosan, bu da öyle zevkli ki...seni gerçekten sevenleri, yanında olanları yeniden keşfetmek, kendini yeniden keşfetmek. herşeye rağmen bu üzüntüyle başa çıkmayı bilmek ve kendini ne kadar seviyor olduğunu farketmek. hayata yeniden gözlerini açmak gibi bir şey bir yandan, kendini tazelenmiş hissederek ve yeni umutların neşesiyle..terkedilmek hiç fena bir şey değil.

dert faslı eşliğinde oynama zamanı geldiğinin belirtisidir."terkedildim yine kaldım acıktaben yine deli divaneayıplayanın başına gelir insallahah çekerim yane yane...."

o kadar ani oldu ki yerime saplandım kaldım hadi kalk gidiyoruz balık almaya diyemedim ama kendime o kadar konuştum ki ..tamda dedim istediğin şekilde hediye bulmaya başlamıştım senin sevdiğin türden yaratıcı uğraştırıcı hatırası olan ..ama bi baktım poffffff..sen benden hatıra bile istemiyo muşsun. annem için çaldığımgüllerden eksiltip kuruttuklarımı kime vercem pekiben yasenin bahceden çaldım önce sonradaannemden o da bende kalcak heralde burda yazanlar gibi...şarkımız yoktu ama bize kısmen benzeyen bir filmimiz vardı..salak mıyım ben?..soru cevap gitmeyelim..peki:) aslında ben o uc ay boyunca beni seven bir kızla geçirdiğimi düşünürken bir bakmışım bana katlanan sıkılan ama saklayan anlatmaya çalışan ama çaresiz 'al işte deneyince bu oluyo belki sandığın kadar iyi biri değilmişim' diyen bir kızla geçirmişim. yemek yediğimiz rutin yerde ki abikardeşi gordukce, closera, a lot like love'a yada ice age in yeni bölümleriyle karsılaştıkça bostanlının ortasında inatlaşan bir çift görünce yok yok sil hepsini sil .bir çift görüncesi kalsın..bi çift görünce birbirini bekleyen buluşan geç kalan (bu benim) üşüyen sarılan durakta duran film izleyen girdikleri sinemada loveseat yoksa küfreden bir çift gördükçe için acıyacak, içine içine ağlıcaksın..herkes hadi hadi dicek unut..ancak onun unuttugunu gorunce daha cok isticeksin unutmak..onun unuttuğunu sen en basında gordun bak basa cık satır basına ne yazıyor orda??o kadar ani oldu ki=u-nut-tum..yani illa bide gorecem dersen onuda gorursunde hani duymuşken bu kadar etkilenen adam herhalde görürse dağıtır..anladın mı simdi terk edilmenin ne demek olduğunu pasaportunu verirler eline nevrin döner .. istersin ki topla arkadaşlarını konuş ama bir kereliğine yüz kez yorulma tekrar anlatırken ayrılma nedenini yüz kez yaşama sonrada yaz kağıda sorularını postala adresine tüm aklındakileri ..ama en iyisi yoluna çıkma dogumgunu kutlasam kızarmıki (swh)edit:su eternal sunshine of the spotless mind daki olayları birebir yasamak iyi olurdu aslında herkezayrıldıktan sonra beynin o kısmını kesip atmak istemezmi o işte...

oyle bir hismis ki, taze taze yazayim**;insan oncelikle terk edilmenin nedenini bulmak icin cabaliyor, bir seyler uyduruyor, senaryolar yazıyor ama olmuyor. once kendi etrafindakileri sonra terk eden kisinin etrafindaki kisileri suclamaya basliyor. sonra basarisiz bir kac sms gibi iletisim denemesi yapiyor. ama tik yok. surat asiliyor, kisiden kisiye degisen bir zaman zarfinda yuz hic gulmuyor ve ondan gelecek en ufak bir isaret hasretle bekleniyor. tabii mesaj vesaire de gelmiyor. kafayi yiyor insan, ne yapacagini bilemeden artik intikam planları hazırlamaya basliyor, dusunuyor dusunuyor olmuyor her kurdugu plan daha da hafif bir ceza kaliyor digerinin yaninda, insan gidip bogarak oldurmeyi bile dusunuyor bazen, ama olmuyor. sonra o sizin gonul verdiginiz insanin baska biri ile oldugu fikri doguyor icinize, cildiriyorsunuz, baska bi herif yuzunden mi oldu bunlar yani. tercih edildiginizi dusunup kafayi yiyorsunuz. gidip onun sinif arkdaslarini, erkek arkadaslarini dovmek, erkekleri mumkunse oldurmek istiyorsunuz. ama yine olmuyor hala ondan bir umut isigi bekleyip duruyorsunuz. gelmiyor gelmiyor gelmiyor... sonra is hastalik safhasina ulasiyor, sizin ona uygun biri olmadigini dusunmeye basliyorsunuz. tabi hatta siz ondan daha da kaliteli bi insansiniz. kendinizi boyle avutmaya calisiyorsunuz. hatta ve hatta kendinizi avuturken icinizde de istem disi bir intikam atesi yanmaya basliyor. taaa ki onu unutana kadar. tabii unutabiliyor musunuz... asla! o bir yerde hep duruyor. canli ornek: su an bu yazi yazilirken 'arkadaslardan suphe etme' safhasindaydim. bu entry'i girdikten sonra gidip beni terk edenin erkek arkadaslarini teker teker tartaklayıp, ona okulu zehir edecegim... ama olmuyor...

terk edilmek dediğin,sevdiğin,bağlandığın,saçlarından baharı kokladığın,gözlerinden uçsuz bucaksız bitmeyen yolculuklara çıkmak istediğin,ellerini sıkı sıkı tutup hiç bırakmadan karda,yaz sıcağında yada herhangi bir güz ayında yapraklar önünüzdeki yola dökülürken yürümek istediğin bir can var ise ve o can artık sensiz aşmak istiyorsa yollar gerçekten terk edilmektir.her şekiliyle incitir.hiç anlamadığım bir hal olmasına rağmen, medeni bir şekilde kabul edip giden de salya sümük ağlayan da,gel gitler yaşayıp inkar eden de incinir.hepsi kendinden bir parça bırakır ayrılıktan sonra yürüdüğü yollarda mecazla süslü yollarda kan lekesi değil,aşk lekesidir.yürekte alıştığı sıcaklıkta durması gereken aşk durmaz artık kırık kalpte.kimse temizleyemez o kalıntıları yerden elini dahi süremez.yaralı yürüyen bedene aksayan adımlarına bakarlar öylece.kavgalarla gelir ayrılık ama bir taraf terk eder.aşka tutunamayan modern hayatın yükümlülüklerini yerine getirip rasyonel olan ter eder.aşk artık ne de olsa mankenlerin ilişkilerini tasvir eden bir sıfat olarak kullanılıyordur magazin programlarında,erkek egemen toplumun yanlış yorumunun kadını nasıl ezdiğini gören annelerin "aşk meşk" bunlar palavra yorumlarını yaptığı bir nesile ait olup kendi aşk gerçeğini yaratamamış olan terk eder.terk edilense kalır öylece,yüreğim acıyor gibi mecazlara sığdırır acısını ama yetmez her adımda büyür acısı yürüdüğü yola bakmadan devam edebilcek olsa öyle yapar,bu mümkün olmayınca gördüğü herşey bir hatırayı aklından alıp acıyan yüreğine mandallar ağlamaktan sırıl sıklam olan gözlerinin parladığı günleri hatırlar ve o mutluluğun nasıl olupta tüm bedenini sardığını.çok değil 5 dakika öncesine kadar birbirine gülerek bakan gözlerin şimdi nasıl ayrı yönlere gittiğini anlamaya çalışır boş bir çabayla ve önümüzdeki günlerde bunu tam bir iş haline getirip anlamaya çalışacaktır ömrünü.darmadağındır o artık parçaları asla sevdiğinden başka kimse tarafından bir araya getirilemiyecek.dedim ya her türlüsü acıtır terk edişlerin.lakin bazı zaman olur ki darmadağın bile olsa bir terk edilen kalmaz geride.herhangi bir cümleyle pragrafla anlatılamaz,anlatmak uğruna ancak tükenmez kalemi tüketen sayfalar doldurulur.anlatmak uğruna klavye tuşlarına basılır dokonulmaz çünkü artık hiç birşey hissedilmez baktığın boşluk harflerle dolar senin onlara yüklediğin anlamlarla.monitörün yanında duran kültablasındaki izmarit yığının arasında yana içtiğin sigara gibi bir kor vardır ciğerlerinde eminsindir ama hissedemezsin.aşkın sonuna yakıştıramadığın bir veda yoktur bu terk edişte.söylerken "herkes seni seviyorum diyo birbirine o zaman benimki başka birşey"diye düşündüğün "ama başka türlü anlatamam hislerimi sözlerle böylesine bir kaba sunup veremem ona" diye kendine cevap verdiğin "seni çok ama çok seviyorum" una karşılık sokaktan geçen herhangi bir kimsenin verdiği tepkiyi alırsın.seni sevdiğimimi anladın dersin kendi kendine ve son kez bişeyler hissedersin sol tarafında bir çarpıntı hatta kalbi olduğu yerde tutmaya çalışan kaburgalarının acıdığını.kalp durmaz yerinde o bekleyemez beden gibi bu terk edişin ardından o anlamaz gururdan,o bırakır bedeni hissiz ve çaresiz.yırtar önündeki tüm duvarları kalp bilmez terk edenin arkasından giderken yarı yolda kalıp yiteceğini.ne terk eden ne de kalp bilir "o" olmadan geride kalan beden artık bir ruhla dolmayacak.bilmezler geride kalan fısıldıyor "mutlu ol olur mu,bir daha asla söyleyemicek olsam da mutlu ol gül yaprağından güzel dudaklarına,elmastan ışıltılı gözlerine hüzün değmesin saçlarını tek savuran bahar rüzgarı olsun.nolur ama nolur aynısını bekleme benden ben artık o kadar yokum ki"

yârin son sozunun, yar*dan itmesi, en donulmez sona dogru..yârin cândan, cânin bedenden ayrilma noktası..

altay öktem'in en temiz şekilde açıkladığı durumdur..'sıçramaktır başka bir zamana, kadeh tutarkenelinin titremesidir, sesinin duyulmasıdır susarkenkarnına saplanan bıçağı sevmektir yalnızlık cinayettir.'

sevgili, uyusturucu gibidir. bagimlilik yapar, onsuz olmayi dusunemezsiniz. gun gelir sevgili islerin yurumedigini, bu isin boyle gidemeyecegini bu yuzden ayrilmak gerektigini dusunur ((bkz: severek ayrilmak)). tamam dersiniz, ayrilalim. lafta ayrilirsiniz, ama tadda olmaz o is. bi kere bagimli olmussunuzdur...

yalnızlığın belini sarmak.

düşman tarafından yapıldığında bağımsızlık ilanı anlamına gelir.

çoğu bünyede onmaz yaralar açar terkedilmek... tercih edilmemek, yok sayılmak, kaale alınmamak, sevilmemek, ilgilenilmemek, yanlız bırakılmak vs... tümü birden balon olmuş tam tepede patlamıştır... dilediğince tıka kulaklarını, ölü balon ve muhteviyatı üstüne zift gibi yapışır... o ağırlıkla yaşamaya mecbursun... ya kalıverirsin o anda yaşamın durur, ya da kalkarsın ayağa, yürümeyi öğrenirsin yeniden....

iskenderiye kütüphanesinin yakılması gibidir. ayrıca itinayla;(bkz: kül)

terk edilmek ya da terk etmek de yoktur. önce söyleye kazanır, sonra söyleyen kaybeder diye bir şey de. sadece, biteni tüm yalınlığı ile yüksek sesle ilk zikreden vardır. o kadar.

kimse kimseyi terk edemez. yollar kesisir, sonra yollar ayrilir. en aci olan yollarin neden ayrildigini bilmemek ya da yolunu ayirmak isteyene dur diyememektir. denilen dur bi ise yaramiyorsa, kasmamak ve hayata devam etmek gerekir.

(bkz: acı makinası)

"ancak yalnizliklari birbirine benzeyen insanlar uzun yolda birbirlerini kaybetmezler..."** bu söz kime aittir bilen var da söylerse, imzasını atarız.

(bkz: terkediliş teorisi)

umudun başlangıcıdır. sonu ne olur bilinmez.

üzülünmemesi gereken olay. belli bir terk edilme birikiminden sonra rahatça diyebilirim ki; her yemek yenildiğinde mutlu olunabilir ama her sıçışta ağlanmaz. insan alışan bir varlık.

(bkz: bigün herkes terk edilecek)

kademelere ayrılır birincisi terk edilmek:atlatılmıcakmıs gelen surec gormeye gormeye atıldıgı sanılır sarhosken yinede telefonlar aklı basında arkadaslara verilmelidir oyle her sarhoslukta msj atılmamalı zırt pırt yuzgoz olunmamalıdır.ikinci asama:artık sizin unutamadıgınız o biricik bakmaya kıyamadıgınız insanın baska bi sevgilisi vardır bu demek oluyoki sizin opmeye kıyamadıgınız elini tuttgunuz olumune sevdiginiz insan hunharca yeni sevgilisi tarafında opulmektedir e uzulursunuz tabi artık bundan baska ne olabilir zaten ben birinci asamada unuttum lan onu diyenleri alttaki üçüncü aşamamızda bekliyoruz...üçüncü aşama: evet siz oyle salak salak gezinirken etrafta bi çift yaklaşır ve evet o super ikili ha ortamdan kacmak istersiniz unutsanızda unutmasanızda ama aklınızda demekki hala olmamıs neden etkilendim peki neden uzuluyorum hala soruları vardır..ha yok ben oylesine kactımcılar için unutmuşssunuzdur tebrikler..su sefil yazarada yolunu gosteren olursa sevinir gariban(bkz: swh)

hiçbir çıkış yolu ya da tesellisi olmayan durum. her şey güzel giderken (ya da sen öyle zannediyorken) aniden biter her şey. kesinlikle dünyadaki en zavallı insandır terkedilen. ortada bırakılmaktır. tuvalet kağıdı olma hissi verir terkedilmek.

(bkz: nefes alamamak)(bkz: gögüs agrisi)(bkz: gözyaşı)(bkz: alkol)

'terk edilmek' eyleminin edilgen olmasi cok trajiktir. edilgen eylemlerde nesne bulunur* ama ozne yoktur*. durum yeniden bu mantikla ele alinirsa, terk etmeyi sevgili kisisine yakistiramayan bir adet insan ve yaptiginin ne gibi dilbilgisi sorunlarina yol actigini umursamayan bir eski sevgili vardir. bir de bu terk edilmek adami oyarmis, kalbi kirilirmis, dunya basina yikilirmis, uyanmak istemezmis, yemek istemezmis, karsi cinsten birini gormek istemezmis... bunlar gecer. kalici olan kafada arada bir hayalet gibi dolasan guzel anilardir. hatirlandiginda tebessum ettiren eski sevgili en iyi eski sevgilidir. (bkz: gecer) (bkz: sezen aksu)

sahip oldugunuz tum guvenin, hayallerin ve gelecek hakkindaki fikirlerin rengarenk bir haldeyken bir anda elinizden alinip camasir suyuna batirilip, ilk halindeki beyaz ancak fazlasiyla yipranmis bir halde size geri verilmesidir. ya bulacaginiz ya da yaratacaginiz renklerle onu tekrar boyayacak ya da giyilmeyecek bir hale gelene kadar beyaz halini kullanacaksiniz.

(bkz: telefonla terk edilmek)

terk etmenin yukunu tasiyamayacak kadar yorgun kalplerin tercihi

dün itibari ile yaşadığım durum. (bkz: mail ile terk edilmek)beklemediğim bir anda mideme birinin yumruk atması gibi bir his idi. şaşırdım.ne yapacağımı bilemedim. gözlerimden yaşlar boşandı. bu kadar kolay ise yüzüme söyleyecek kadar saygılı değil ise zaten doğru bir ilişkide değilmişsin dedim kendi kendime. bir de sevilmediğimi düşündüm. seven insan bu kadar kolay gidemezdi....

içimde bıçakla bekleyen küçük çocuk

Rasgele

+ nahl
+ inner bevel
+ biyoteknoloji
+ kadin oyunlari
+ nemo ramjet
+ davut imamoglu
+ rock am ring
+ kuruntularin insani kurutmasi
+ hugo sanchez
+ ota boka eylem yapan fransiz universite gencligi
+ interwoven
+ genc parti
+ simdi bir saat az mi uyuyacagiz fazla mi
+ yasin tuna
+ ex parte
+ le grand incendie de londres
+ brett garsed
+ kirli sari varos tonu
+ yemek
+ ingilizce egitiminde friends etkisi

HaydiSohbet.com İletişim ve Reklam