Bursa – Bursanın Gezilecek Yerleri, Yöresel Yemekleri

22 Şubat 2016 Yazan  
Kategori Sohbet

Bursa rehberi,Bursanın ilçe köy ve beldeleri, Bursaya nasıl gidilir, Gezilecek yerleri, Bursanın yöresel yemekleri, Bursa tarihi ve Bursa türküleri.

BURSA ŞEHRİMİZ

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü :11.043 km
Nüfus : 1.603.137 (2014)
İl Trafik No :16
Bursa, M.Ö. yıllardan bu yana bir çok medeniyete ve onların dinlerine beşiklik etmiş ender illerin başında gelir.
İlde Müslümanlık, Hıristiyanlık ve Musevilik dinlerine ait bir çok eser hala ayaktadır ve koruma altındadır.

Özellikle M.S. 324 yıllarında başlayan 1563 yılına kadar 17 kez toplanmış olan ve Hıristiyanlık dini için çok önemli olan konsül toplantılarından 8 tanesi ülkemizde gerçekleştirilmiş olup, bunlardan 1. ve 7. si İznikte yapılmıştır.
İznik Hıristiyan dinince ülkemizdeki 8 kutsal hac Tarihi inden biri ve en önemlisidir.

Bursa resimleri için tıklayınız.
İLÇELERİ
Bursa ilinin Hakkında; Nilüfer, Yıldırım, Osman Gazi, Büyük Orhan, Gemlik, Gürsu, Harmancık, İnegöl, İznik, Karacabey, Kales, Kestel, Mudanya, Mustafa Kemal Paşa, Orhaneli, Orhangazi ve Yenişehirdir.

Gemlik :Bursanın 30 km. kuzeybatısında aynı adlı körfezin kıyısında kurulmuştur.
Gemlike bağlı Kurşunlu, Küçük Kumla, Büyük Kumla, Karacaali yaz turizminin yoğun olarak yaşandığı kıyılardır.

İnegöl :Bursanın 454 km güneydoğusunda yer alan İnegöl, Antik dönemde Ankedoma adıyla tanınmaktaydı. İlçedeki önemli Hakkında eserler Osmanlı döneminden kalmadır.

1481de Sadrazam İshak Paşa tarafından yaptırılan İshak Paşa Cami ve Külliyesi, Hamza Bey Cami, Yıldırım Cami (Cuma Camii), Kurşunlu Cami, Kurşunlu Han ve Ortaköy Kervansarayı İnegöldeki Hakkında eserlerdir.
İnegölün 13 km batısında Sultan köyünde XIV. yüzyılda yaşamış Germiyanoğlu Geyik Baba ile Balım Sultan adına, Orhan Bey tarafından yaptırılmış Geyikli Baba Türbesi önemli bir ziyaret yeridir.
Boğazova Yaylası, Arabaoturağı Yaylası, Alaçam Yaylası, Hakkında çınarlar İnegölün tabii güzellikleridir.

Karacabey : Bursanın 65 km batısında yer alan Karacabey ilçesi, Antik dönemde Mihaliç adı ile bilinmekteydi. Kentin belli başlı Hakkında eserleri Sultan I. Muratın yaptırdığı Ulu Cami,1457 yılında Karaca Bey tarafından yaptırılan Karacabey Cami (İmaret Cami) ile Karacabey-Bursa yolu üzerinde ve Uluabat kıyısındaki Osmanlı dönemi yapısı Issız Handır.

Keles :Uludağın güney eteklerinde kurulu olan Keleş ilçesi, Bithynia, Roma, Bizans kalıntılarına sahiptir.
XIV. yüzyılda Osmanlı egemenliğine girmiştir.
İlçenin en önemli Hakkında yapısı Sultan Yıldırım Bayezidin Yakup Çelebi tarafından yaptırılan cami, hamam ve medreseden oluşan Yakup Çelebi Külliyesidir.

Kelesin Kocayayla mevkii kampçılık ve trekking için eşsiz bir doğa parçasıdır.
Kocasu ırmağı rafting sporu için elverişli şartlara sahiptir.

Mudanya :Bursanın 25 km kuzeybatısında ve Marmara Denizi kıyısında yer alan Mudanya, Bursanın iskelesi durumundadır.
Temiz havası ile yaz turizminin yoğun olarak yaşandığı Mudanya civarında en tanınmış günübirlik gezi yeri Çanaklıçeşmedir.

Osmanlı evlerinin en güzelleri Mudanyadadır.
Bu evlerin en önemlisi Tahir Paşa Konağıdır.

Mustafakemalpaşa :İlkçağdan beri çeşitli yerleşimlere sahne olan ilçenin eski adı Kirmastıdır.
Yakınında Miletopolis ören yeri bulunmaktadır.
İlçe Tarihi inde Lala Şahin Türbesi, Hamzabey Cami ve Türbesi, Şeyhmüftü Cami ve Türbesi yanı sıra Dorak Hazineleri bölgesi, Kestelek Harabeleri ilgiye değer Hakkında yerlerdir.
Muradiye Sarnıç köyü yakınlarındaki Suuçtu Şelalesi, Söğütalan bucağındaki Suçıktı mesiresi Mustafakemalpaşa civarındaki eşsiz harikalarıdır.

Yenişehir :Bursanın 45 km doğusunda yer alan Yenişehir antik çağda Neopolis olarak tanınıyordu. Osman Gazi döneminde Osmanlı topraklarına katılan ilçe, Osman Gazi tarafından gazilerine kılıç hakkı adıyla yurtluk olarak verilmiştir.
İskana açılan yerde kurulan kent Yenişehir adını almıştır.

Osmanlı döneminden kalan zengin Hakkında eserlere sahip Yenişehirde Osman Gazi nin yaptırdığı saraydan arda kalan Saray Hamamı, I. Murad döneminden kalma Postinpuş Baba Zaviyesi, XIV. yüzyılda inşa edilen Voyvoda Cami (Çınarlı Cami), XVI. yüzyılda yapılmış olan Koca Sinan Paşa Külliyesi, Bali Bey Cami, Orhan Bey tarafından yaptırılan Ulu Cami, Süleyman Paşa Külliyesi, 1645de Yenişehirli Deli Hüseyin Paşanın yaptırdığı Çifte Hamam, Yarhisar Köyü Orhan Cami ve Saat Kulesi görülmeye değer Hakkında yapılardır.

Büyükorhan :Bursanın 86 km. güneyindedir.
İlçenin yarısı ormanlık alana sahip olup tabii güzelliklerinden Görecik yaylası ilçeye 6 km. uzaklıktadır.

Gürsu :Bursa Tarihi ine 12 km. uzaklıktaki Gürsu ilçesi,tarihi çınar ağaçları,Osmanlı evleri,tarihi hamam ve camisi ile şirin bir ilçedir.

Kestel :Bursanın 12 km. doğusunda yer alan Kestel,Bursa ile hemen hemen birleşmiş gibidir.
Kestel adı Roma Döneminde yapılan ve Kastel adı verilen kalesinden gelmektedir.

Orhaneli :Bursanın 55 km. güneyinde ve Uludağ eteklerindedir.
Orhaneli yakınlarındaki Çınarcık günübirlik bir turistik alandır ve tabii güzellikleri ile ünlüdür.

Orhangazi :Bursanın 48 km. kuzeyinde ve Bursa-Yalova yolu üzerindedir.
Bursadan sonra sanayi açısından ikinci sırayı almaktadır.
İznik Gölünün batı kıyısında uzanan topraklarda, Keramet Kaplıcasının kliminotolojik etkisi ile dünyanın en lezzetli zeytinin yetiştiği yer olmuştur.


Bursa manzara resmi


NASIL GİDİLİR

Bursa,kara ve deniz ulaşımından en geniş şekilde yararlanabilen,hava ulaşımında gelişme potansiyeli olan bir ildir.
İlin coğrafi ve tarihsel konumu,ülkenin önemli ve gelişmiş Tarihi lerine yakınlığı,ulaşım alternatiflerinin gelişmesini sağlamıştır.

Karayolu : İl gerek iç gerek şehirlerarası trafik yönünden yoğun bir karayolu trafiğine sahiptir.

Bursa Terminali il Tarihi ine yaklaşık 10 km uzaklıkta bulunmaktadır.
İlden diğer tüm illere seferler bulunmaktadır.

Terminal : Yeni Yalova yolu 10. km
Tel. : (+90-224)261 54 00

Denizyolu : Deniz yolu ulaşımı Gemlik ve Mudanya iskeleleri vasıtasıyla gerçekleşmektedir.
Her iki liman da Bursaya yaklaşık 30 km. uzaklıktadır ve Bursa sanayisi için önemli dışalım ve dışsatım iskeleleridir.

Gemlik limanından sadece yük taşımacılığı yapılmaktadır.
Mudanyadan Denizyolları İşletmesinin İstanbula karşılıklı vapur seferleri vardır.

İDO Mudanya Terminali : (+90-224)544 30 60
İş günleri Mudanyadan İstanbula her gün saat 7.30da
Cumartesi : 7.30 Pazar : 17.00

Havayolu : Bursada il Tarihi ine 8 km. uzaklıkta bir havaalanı bulunmaktadır.

Bursa Hava Limanı : (+90-224)246 50 01
Yenişehir Hava Limanı : (+90-224)773 00 64

Demiryolu : İlde demiryolu ağı bulunmamaktadır.

GEZİLECEK YERLERİ

İZNİK

İznik, her avuç toprağı binlerce yıldır kültür kalıntıları ile yoğrulmuş, bölgede, yüzyıllar boyu tarih sayfalarının baş köşelerinde yerini almış bir kenttir.
Dört imparatorluğa başkentlik yapmış nadir yerleşimlerden biridir.

Çinicilik

İznik çiniciliğinin gelişimini, tarihleri bilinen yapılar üzerindeki çini kaplamalardan açık-seçik görülebilir.
1378/91 yılları arasında yapılan İznik Yeşil Cami minaresini süsleyen en eski Osmanlı çinileri teknik ve dekor bakımından Selçuk geleneğini devam ettirmekle beraber renk ve tonları onlardan daha zengindir.
Camiye ismini veren bu çiniler firuze ve yeşil renklerin çeşitliliği ve zenginliğiyle dikkat çekerler.

İstanbuldaki yapılarda kullanılan çinilerin İznikte yapıldığını tarihsel belgelerden öğreniyoruz. Milet, Şam grubu ve Rodos işi adı ile tanınan seramiklerin Tarihi i İzniktir.
XVII. yy.da İznike gelen gezgin Evliya Çelebi, 300den fazla çini fırınının bulunduğundan söz eder.
İznik çinilerinde; lale, sümbül, nar, karanfil gibi çiçek motifleri kullanılmıştır.
Ayrıca insan, kuş, balık, tavşan, köpek gibi hayvan ve gemi motiflerine de rastlanır.
Mavi, firuze, yeşil ve kırmızı en çok kullanılan renklerdir.

Tarihçe: Kent yakınlarındaki Karadin, Çiçekli, Yüğücek ve Çakırca Höyüklerinde M.Ö. 2500 yıllarına inen uygarlık izleri saklıdır.
M.Ö. VII. yüzyılda Trak kavimlerinin göçlerinden önce burada kurulan yerleşim Helikare adını almıştır.
Kentte basılan sikkelerde Khryseapolis (Altın Şehir) adı okunmaktadır.

Makedonya İmparatoru İskenderin generali Antigonos tarafından M.Ö. 316 yılında yenilenen kent Antigoneia adını almıştır.
İskenderin ölümünden sonra Antigonos ile general Lysimakhos arasındaki savaşı kazanan Lysimakhos kente, Antipatrosun kızı olan eşi Nikaianın adını vermiştir.
M.Ö. 293te Bithynia Krallığına bağlanan kent, önemli mimari yapılarla süslenmiştir.
Bir süre Bithynia Krallığının başkenti olan Nikaia daha sonra Romanın önemli bir yerleşimi olarak varlığını sürdürür.

Nikaia, Bithynia havarilerden Petrusun çabaları ile Hıristiyanlık ile tanışır.
İmparator l. Constantinus döneminde Hıristiyanlık üzerindeki yasaklar kalkar.
325 yılı yazı başında Nikaia, Hıristiyanlık için çok önemli bir olaya sahne olur ve Birinci Konsül, Senatus Sarayında toplanır.
İmparator Constantinusun da katıldığı toplantıda iki önemli görüş tartışılır.
İskenderiyeli din adamı Ariusun görüşü .//hz. İsanın sadece bir insan olduğu ve tanrıdan dünyaya gelmediğidir.
Kısa sürede taraftar toplayan bu teze, Piskoposlar karşı çıkmıştır.
Hıristiyan dünyasınca bugün de savunulan Hz. İsanın Tanrı nın oğlu olduğu tezi uzun tartışmalardan sonra kabul görmüştür.
Hıristiyanlıkla ilgili yortu günleri ve Nikaia Kanunları adı ile bilinen 20 maddelik metin bu Konsülden sonra kabul edilmiştir.

787 yılında İznik Ayasofyasında VII. Konsül toplandı. İmparatoriçe İrenenin önderliği ile resim ve heykel üzerindeki yasaklar kaldırıldı.

İznik, Selçukluların Bizanslıların da başkenti olmuştur.

1331 yılında Osmanlı orduları tarafından ele geçirilen İznik, Osmanlı dönemiyle birlikte canlanmaya başladı. Osmanlı idaresinde İznik, sanat, ticaret ve kültür merkez i oldu. Orhan Gazi Medresesinde birçok ünlü ders verdi. Davud-u Kayseri, Ebul Fadıl Musa, Eşrefoğlu Abdullah Rumi gibi ünlü tasavvuflar İznikte yaşadı ve eserler verdi. Osmanlı döneminin ilk cami, medresesi ve imareti İznikte inşa edildi.

XIV ve XV. yüzyıllarda XVI. yüzyılda İznik bir sanat Tarihi i olmuş, dünyaca ünlü çini ve seramikler burada üretilmiştir.
İznik, Hellenistik çağdan kalma ızgara planlı kent yerleşimi, Roma, Bizans ve Osmanlı döneminden kalan anıtsal yapıları ile Hakkında kent dokusunu bütün canlılığıyla korumaktadır.

İklim: İznik genellikle ılıman bir iklime sahiptir.
İlçede kışlar genel olarak çok yağışlı, yazlar ise kuraklığa sebep olmayacak derecede yağışlı geçer.

MUDANYA

Bursanın 25 km kuzeybatısında ve Marmara Denizi kıyısında yer alan Mudanya temiz havası ile yaz turizminin yoğun olarak yaşandığı bir Tarihi dir.

Tarihçe

Mudanya, İonyanın 12 büyük kentinden biri olan Kolofonlu göçmenler tarafından M.Ö. VII. Yüzyılda kurulmuştur.
Apamcia-Myrleia atlı bu antik kent bugünkü Hisarlık tepede yer almaktaydı. Mudanya Roma, Bizans ve Osmanlı döneminde yaşamıştır.

İklim

Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır.

CUMALIKIZIK

Osmanlı sivil mimarisinin en görkemli köy yerleşimini günümüze ulaştıran Cumalıkızık, son yıllarda ülkemiz yanında tüm dünyada da tanınmaya başlamıştır.
O kültür varlıkları yanında doğal varlıklarca da zengindir.

Tarihçe:Osmanlıların Bursada ilk yerleştikleri bölgelerden olan Cumalıkızık, 180i halen kullanılan, bazılarında ise koruma ve restorasyon çalışmalarının yapıldığı toplam 270 ev ile Osmanlı dönemi konut dokusunu günümüze taşımaktadır.

Cumalıkızık yerleşiminin güneydoğusunda Uludağ eteklerindeki Ihlamurcu mevkiinde Bizans devrine ait bir kilise kalıntısı 1969 yılında tespit edilmiştir, Kilise kalıntısının yüzeyde rastlanan bazı mimari parçaları Bursa Arkeoloji Müzesinde saklanmaktadır.
Bursa yakınlarında kurulan Osmanlı Beyliği kuruluşundan kısa zaman sonra bölgeye hakim olmayı başarmış, 1326 yılında Bursayı, 1331 yılında İzniki fethederek yörede varlığını kesin olarak kabul ettirmiştir.
Böylece Osmanlı halkının bu topraklara yerleşerek kentler ve köyler oluşturması sağlanmıştır.
Cumalıkızık vakıf köyü olarak kurulmuştur ve bu özelliğini yerleşim dokusu konut mimarisi, yaşam biçimine yansıtmıştır.
Uludağın kuzeyindeki dik etekler ile vadilerin arasında sıkışıp kalan yöre köylerine bu konumlarından dolayı kızık adı verilmiştir.
Köylerin birbirlerinden ayrılması için de dereye yakın olanına Derekızık, Fidye verene Fidyekızık ve Kızık köylerinden topluca gidilerek cuma namazı kılınan köye de Cumalıkızık adları verilmiştir.

İklim:Kışlar genel olarak çok yağışlı,yazlar ise kuraklığa sebep olmayacak derecede yağışlı geçer.

Kaleler

Bursa Kalesi: Bursa Kalesinin yapılışı M.Ö. I. yüzyıla dayanır.
Bugün surların uzunluğu iki km. kadardır.

Camiler

Önemli bir inanç turizmi Tarihi i olan Bursada Yıldırım Camii ve Türbesi, Yeşil Cami ve Türbesi, Emir Sultan Camii ve Türbesi, Ulu Cami (Cami Kebir), Muradiye Külliyesi, Hüdavendigar Cami ve Külliyesi önemli cami ve külliyeleridir.

Bursa Cami ve Külliyeleri

Ulu Cami (merkez ): 1396-1400 yıllarında Yıldırım Bayezıt tarafından, tamamıyla kesme taştan, çok kalın ve yüksek duvarlarla 12 ağır dört köşeli paye üzerine, pandantiflerle, yirmi kubbeli olarak yaptırılmıştır.

Çok kubbeli camilerin en klasik ve abidevi bir örneğidir.
Zengin ve ferah mekanı ile bütün Türk camileri arasında en büyük ölçüye de (318 m2) sahiptir.
Rumi ve palmetlerle ince işlenmiş küçük geçme panolar, geometrik örnekli korkuluk şebekeleri, ön cephesindeki kitabe ve şebekeli tacı ile minber Selçuklu üslubundan Osmanlı üslubuna geçişin şaheseridir.

Şadırvanın yapımı ile ilgili rivayete göre; Ulu Caminin yapımı için bazı yerlerin kamulaştırılması gerekir.
Şadırvanın bulunduğu yer ise bir Musevi kadına aittir.
Arazisini vermek istemeyen Musevi kadın bir gece rüyasında tüm insanların aynı yöne koştuklarını görür.
Merakla nereye gittiklerini sorar Cennete! cevabını alır.
O da koşmak ister ama arazisini vermediği için ona engel olurlar.
Bu rüyadan çok etkilenen Musevi kadın ertesi gün arazisini, şadırvan yapılması koşulu ile verir.

Caminin inşası sırasında nakit zorluğu çekilip yarım bırakılınca Hıristiyan ve Musevi cemaatler maddi katkıda bulunmuş, bunun üzerine Müslümanlar da şükranlarını belirtmek için Davidin Yıldızı ve Haç işaretlerinin oyulduğu taşları caminin pencereleri üzerinde kullanmışlardır.

Emir Sultan Camisi ve Türbesi (merkez ): Ünlü bir bilgin olan Emir Sultan, 1391 yılında Bursaya gelmiş ve Yıldırım Bayezıtın kızı Hundi Fatma Hatun ile evlenmiştir.
Emir Sultan Cami ve türbesi, karısı tarafından II. Murat devrinde yapılmıştır.
Bursanın doğusunda Emir Sultan Mezarlığı yanında bir tepededir.

Kuzey yönünde yanlarında iki oda bulunan sekiz köşeli bir türbe vardır.
Şadırvanlı avlusu ile tek kubbeli cami tipinin güzel bir örneği olan Emir Sultan Caminin bugünkü şekli, 1804 yılında Sultan III. Selim zamanında yapılmıştır.

Muradiye Külliyesi (merkez ): Muradiye semtinde büyük bir parkın içinde yer almaktadır.
Sultan II. Murat tarafından 1424-1426 yılları arasında yaptırılan külliye; cami, medrese, imaret, hamam ve 12 türbeden oluşmaktadır.

Cami Osmanlı mimarisinde, ilk zamanlarda çok kullanılmış olan yan mekanlı (zaviyeli) camiler türündedir.
Mihrap ve minberi 18. yy.dan kalma olup Barok üsluptadır.
Giriş kapısı ahşap işçiliğin en güzel örneklerindendir.
Muradiye Külliyesinde II. Murat ve ailesi adına yaptırılmış 12 türbe bulunmaktadır.

Orhan Cami ve Külliyesi (merkez ): 1339-1340 yıllarında Orhan Bey tarafından yaptırılan külliye, cami, medrese, imaret, mektep, hamam ve han (Emir Hanı) yapılarından oluşmaktadır.
Ulu Caminin doğusunda olup Osmanlı külliyelerinin ilk örneklerindendir.

Orhan Cami, Bursadaki erken Osmanlı dönemi yapılarının en önemlilerindendir.
Yanlardaki ikiz kemerler yapının önemli özelliklerindendir.
Üç sıra tuğla, bir sıra taş düzeni ile yapılmış olup, dış yüzdeki tuğla işçiliği son derece ilginçtir.

Hüdavendigar Cami ve Külliyesi (merkez ): 1366-1385 de Sultan I. Murat (Hüdavendigar) tarafından yaptırılan külliye; cami, medrese, imaret, türbe ve hamamdan oluşmakta olup, Çekirge semtindedir.

Osmanlı Mimarisinde bir benzeri daha olmayan iki katlı yapının alt katı cami, üst katı ise medresedir.
Gösterişli dış minaresi ile bir saray görünümünde olan yapının mimarı belli değildir.
Yanlardan ve önden, ortası sütunlu çift sivri kemerlerle açılan üst kat revakları ile iki katlı cephe, Venedik saraylarını andıran gösterişli bir manzara kazanmaktadır.
Ortası açık olan kubbenin altında şadırvan, hafif şırıltılarla ahenkli bir atmosfer yaratır.

Hüdavendigar Caminin karşısında 1389da I. Kosova Savaşında şehit düşen Sultan I. Murat (Hüdavendigar)ın türbesi bulunmaktadır.
Yıldırım Bayezıt tarafından yaptırılan türbenin kitabesi 1722 tarihlidir.

Yıldırım Bayezıt Külliyesi (merkez ): 1390-1399 tarihleri arasında yapılan ve şehrin doğusunda, Yıldırım semtinde bulunan külliye; cami, medrese, darüşşifa, türbe, han, hamam, imaret, kasır, mutfak, hizmet odaları ve ahır yapılarından oluşmaktadır.

Külliyenin ortasında bulunan cami, yan kanatlı camilerin en anıtsal örneklerinden olup, 1399 tarihli bir vakfiyesi bulunmaktadır.
Osmanlı mimarisi bu cami ile kendine has yapı üslubunu bulmaya başlamıştır.

Caminin kuzeydoğusunda kitabesi bulunan tek yapı olan türbe yer almaktadır.
1406da Yıldırım Bayezıtın oğlu Süleyman Han tarafından Mimar Ali bin Hüseyine yaptırılan türbe, revaklı Osmanlı türbelerinin ilk örneğidir.

Yeşil Cami (merkez ): 1419-1420de Çelebi Sultan Mehmet tarafından yaptırılan caminin süslemeleri ise, 1424 de II. Murat döneminde yaptırılmıştır.
Süslemede kullanılan yeşil firuze ve çinilerden dolayı Yeşil Cami olarak tanınır.
Mimarı Hacı İvaz Paşadır.
Bursanın en önemli Osmanlı dönemi yapılarından olup, cami mimarisinden çok süslemeleri ile ünlüdür.
Çini süslemeler caminin en önemli özelliğidir.

Yeşil Türbe (merkez ): Bursanın simgesi olan yapı, Osmanlı türbe mimarisinin en güzel örneklerindendir.
Mermer bir merdivenle çıkılan sekizgen yapıyı, yüksek bir kasnağa oturan kurşun kaplı kubbe örtmektedir.
Çini süslemeleri ile eşsiz bir yapıdır.
Tümüyle çini kaplı mihrabı bir şaheserdir.
Ceviz ağacından geçme tekniği ile yapılmış, geometrik motiflerle süslü ve kitabeli kapı Osmanlı ahşap işçiliğinin en güzel örneklerindendir.

Geruş Sinagogu (merkez ): Arap Şükrü Sokağındadır.
XIV. yy. sonlarında İspanyadan yurt dışı edilen ve Osmanlı İmparatoru II. Selim tarafından gönderilen kalyonlara bindirilerek Osmanlı İmparatorluğuna kabul edilen Musevi topluluğunun Bursaya yerleştirilen ilk kafileleri tarafından yaptırılmıştır.
İbranicede kovulmuş anlamına gelen Geruş adının sinagoga verilmiş olması, bu yönden anlam taşır.
Günümüze son derece sağlam ve bakımlı olarak ulaşmış olup, Musevi cemaatinin ibadetine açık tutulmaktadır.

Mayor Sinagogu (merkez ): Arap şükrü Sokağındadır.
İspanyanın Mayorka Adasından XV. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunca kabul edilen ve Bursada ikamet eden diğer Musevi kafilelerince inşa edilmiş olup, geldikleri adanın adından esinlenerek Mayor adını almıştır.
İlk yapıldığı tarih XV. yy olarak bilinmektedir.
İç kısmını süsleyen çok renkli kalem işi motifleri önemlidir.

Etz Ahayım Sinagogu (merkez ): Arap Şükrü Sokağında bulunan ve XIV. yüzyılın başlarında yapılan sinagogun adı İbranicede Hayat Ağacı anlamına gelmektedir.
Osmanlı döneminde yapılan ilk sinagog olması nedeniyle önem taşımaktadır.
Bursanın fethini gerçekleştiren Orhan Bey zamanında bir ferman çıkarılarak bu sinagogun yapılmasına izin verilmiştir.

İznik Yeşil Cami (İznik): Osmanlı mimarisinin İznikteki en önemli abidevi yapısı olan cami, ilçenin doğusunda Lefke Kapısının yakınındadır.
Çandarlı Hayrettin Paşa tarafından 1378-1398 de yaptırılmıştır.

Köşe sütunları ile mukarnas nişli, geometrik geçmeler, Rumi ve palmet kabartmalarla süslü sade mermer mihrap, en eski ve devrin en güzel Osmanlı örneğidir.

Selçuklu geleneğine uyan tuğla minare, camiye adını veren, yeşil firuze, sarı ve mor renkli çinilerle süslenmiştir.
İznik Yeşil Cami, Selçuklu mimarisinden doğduğu sezilen Osmanlı üslubuna geçiş yapılarından biridir.

Hacı Özbek Cami (Çarşı Mescidi-İznik): İznikte çarşı içindedir.
1333te yapılmış olup, Hakkında en eski kitabeli Osmanlı camisidir.

Çandarlı Kara Halil İbrahim Paşa Türbesi (İznik): Kılıçaslan caddesi üzerinde bulunan türbe, kerpiç duvarlı ve kakılı türbe örneklerindendir.
II. Bayezıt döneminde Faik Paşa tarafından yaptırılmıştır.

Şeyh Kudbettin Cami (İznik): Yeşil cami karşısında, İznik Müzesinin yanındadır.
XV. yy. başında yaptırılmıştır.
Kurtuluş Savaşında yıkılan yapının bazı duvar kalıntıları ve mimarisinin bir kısmı günümüze kadar ulaşmıştır.
Musevilerin simgesi olan yedi mumlu şamdanın işlendiği bir taşın, caminin yapımında kullanılması Müslümanların hoşgörüsüne en güzel örnektir.

Ayasofya Müzesi (İznik): Kentin ortasında IV. yy.da yapılmış bir Bizans Kilisesi olup, Orhan Gazi zamanında camiye çevrilmiştir.
Hıristıyanlarca önem taşıyan 7. Ecumenik Konsül toplantısının yapıldığı yerdir.
Şu anda yıkık durumdadır.

Senatus (Konsül Sarayı-İznik): Hıristiyanlarca büyük önem taşıyan Konsül toplantılarının ilkinin yapıldığı yer olan Senatus, Konsül sarayı olarak da isimlendirilmektedir.
Göl kapısı tarafında yer alan eserin kalıntıları göl suları altındadır.

Hipogeum (Yeraltı Mezar Odası- Elbeyli-İznik): Elbeyli Köyü yolunda IV: yy.da yapılmış bir mezar odasıdır.
Freskleriyle Türkiyedeki en değerli hipojedir.
Kare duvarlarla örülmüş üstü beşik tonozludur.
Batı duvarında kabartma şeklinde iki tavus kuşu vardır.
Mezarda bulunan lahit,işlemeleri ve yuvarlak kemerlerle birbirine bağlanmış yivli sütunlarla süslenmiştir.

Kiliseler

Fransız Kilisesi: Üzeri ahşap ve kiremitle örtülü kilisede hasta bakım yeri de vardır.
19. yy da yapıldığı tahmin edilmektedir.

Sinagoglar

Geruş Sinagogu: 16. yüzyıl başlarında II. Selim tarafından inşa ettirilen sinagog Arap Şükrü sokağındadır.
14. yüzyılın sonlarında İspanyadan sınır dışı edilen ve Osmanlı İmparatorluğu tarafından gönderilen kalyonlara bindirilerek Osmanlı İmparatorluğuna kabul edilen Musevî topluluğunun ilk kafileleri Bursaya yerleştirilmiş ve bu sinagog kurulmuştur.
Geruş Sinagogu nun günümüzdeki yapısı son derece sağlam, bakımlı olup, ibadete açık tutulmaktadır.

Ets Ahayim Sinagogu: Hayat Ağacı Sinagogu olarak da bilinen Sinagog, Osmanlı Döneminde ilk yapılan sinagog olması nedeniyle önem taşımaktadır.
Bursa fethini gerçekleştiren Orhan Bey zamanında bir ferman çıkartılarak Ets Ahayim Sinagogunun kurulmasına izin verilmiştir.

Mayor Sinagogu: İspanyanın Mallorca Adasından 15. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğunca kabul edilen ve Bursada yerleştirilen diğer Musevî kafilelerince bu sinagog inşa edilmiş olup, geldikleri adanın adından esinlenerek Mayor adını almıştır.
Mayor Sinagogunun etkinliklerinden ve ölü yıkama bölümü halihazırda kullanılmaktadır.

Hanlar

Emir Han: Ulu Caminin hemen altında bulunan Emir hanı, Orhan Bey tarafından, XIV. yy ın ikinci yarısında yaptırılmıştır.
İç avlu çevresine sıralanan iki katlı revak ve buraya açılan odalardan oluşan bu han Osmanlı hanlarının ilk örneğidir.
Hanın ortasında bir şadırvan ile Hakkında çınarlar bulunur.

Eski (Tahıl) Han: Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan hanı, Kanuninin sadrazamlarından Semiz Alizade XVI. yy da yaptırmıştır.

Geyve Hanı: Demirkapı Çarşısının yanında bulunan, Hacı İvaz-Payigah olarak bilinen han, XV yy da, Ahi Bayezidin oğlu Hacı İvaz Paşa yaptırarak, Çelebi Mehmete armağan etmiştir.

İpek Han: (Arabacılar Hanı) İvaz Paşa Camii yanında bulunan bu han, Çelebi Mehmet tarafından yaptırılmıştır.
Bursadaki hanların en büyüğüdür.

Koza Han: Ulu Cami ile Orhan Cami arasında bulunan bu hanı, II. Bayazıt, İstanbuldaki hayır yapılarına gelir getirmek amacıyla 1490 yılında yaptırmıştır.
Bursanın en güzel ve günümüzde en yoğun olarak kullanılan hanıdır.

Pirinç Han: 1508 yılında Sultan II. Bayazıt, İstanbuldaki vakıflarına gelir sağlamak amacıyla yaptırmıştır.
Hanın avlusunda bir Hakkında çınar bulunur.

Milli Parklar

Bursa – Uludağ Milli Parkı
Yeri: Bursa İli

Ulaşım: Marmara Bölgesinde Bursa ilinin güneyinde yükselen Uludağ üzerinde yer alan Milli Parka Bursadan 34 km.lik yaz-kış açık karayolu ile veya 40 kişilik kabini olan teleferikle 20 dakikada Sarıalana çıkılır.
Oradan da minibüslerle oteller bölgesineulaşılır.
Özel helikopter servisi ile İstanbuldan 25 dakikada Milli Parka varılabilir.

Özelliği: Yer kürenin derinliklerinden gelen magmanın kırıklar ve çatlaklar boyunca yeryüzüne doğru yükselmesi ve katılaşması sonunda meydana gelen Uludağın jeolojik yapısını genellikle iç püskürük granit kayaçları oluşturmaktadır.
Dağın bugünkü şeklini kazanması tektonik hareketler ve farklı aşınma etkisiyle oluşmuştur.
Bursa ovasından kısa mesafede 2543 metreye kadar yüksek Uludağ,Marmara Bölgesinin en yüksek noktasıdır.
Aras çağlayanı ve doruklarda görülen buzul izleri Uludağın jeomorfolojik yapısının ilgi çekici özellikleridir.

Milli Parkın bir başka özelliği de Bursa ovasından Uludağın doruklarına doğru değişen bitki topluluklarının meydana getirdiği orman kuşaklarıdır.
Botanik bilimci MAYRın bitki kuşaklarını muhtelif yüksekliklerde karakterize etmesi bakımından Dünya Ormancılık Literatüründe özel bir önemi vardır.

Milli Parkın elverişli tabiat şartları ayı, kurt, çakal, tilki, karaca, geyik, tavşan, domuz, keklik, yabani güvercin, akbaba, kartal, çaylak, bülbül, çalıkuşu gibi hayvanların yaşaması ve çoğalmasına imkan vermiştir.

Aralık-Mayıs ayları boyunca Uludağ karla örtülüdür.
3.95 metreye varan kar kalınlığı, kayak yapmaya son derece elverişli, kar kalitesi ile Uludağ;Türkiyenin en önemli kış sporları Tarihi idir.

Görülebilecek Yerler: Çobankaya ve Sarıalan kamp-günübirlik kullanım alanı Milli Parkın farklı peyzaj değerlerini Çobankaya mevkiindeki Bakacak Manzara Seyir Terası ise daha geniş bir perspektifte peyzaj değerlerini, Bursa ovasını ve kent gelişimini ziyaretçilere sunar.

Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Milli Park sahası içerisindeOteller Bölgesidiye adlandırılan mevkii ziyaretçilere kış aktivitelerinde kayak imkanı sunarken, Sarıalan,Çobankaya ve Kirazlıyayla mevkiileri kamp ve günübirlik kullanımlar için düzenlenmiş sahalardandır.

Sarıalan mevkiinde sabit (baraka, Bungalow) ve çadır ile kamp yapma imkanı sağlamakta, oteller bölgesinde ise gerek kamu gerekse özel işletmeler gecelemeye olanak sağlar.
Çobankaya mevkiinde ise yalnızca çadırla kamp yapılabilmektedir.

Mağaralar

Ayvaini Mağarası

Mağara Bursa İline bağlı Ayva köyünde yer almaktadır.

Özellikleri: Giriş kısmı hariç yatay gelişmiş bir mağaradır.
Mağara iki ağıza sahiptir.
Mağaraya bir noktadan girip (Doğanalanı) başka bir ağızdan çıkılmaktadır.
Mağaranın hemen girişinde 17 metrelik dikey bir iniş yer almaktadır.
Mağarada bir çok göl yer almakta olup ilkbahar aylarında, suyun yükselmesine rağmen geçilebilecek kadar sığdır.

Oylat Mağarası

Yeri: Bursa, İnegöl İlçesi, Hilmiye Köyü

Mağara Bursa-Ankara kara yolundan Oylat Kaplıcasına ayrılan yoldan yaklaşık 17 km. içeride Hilmiye köyünün bir km. güneyinde yer almaktadır.

Özellikleri: Toplam uzunluğu 665 m. olan mağara iki ana bölümden oluşur.
Dar galerilerden oluşan birinci bölüm girişten çöküntü sonuna kadar olan kısımdır.
İçeride dev kazanları ve damlataş havuzları bulunur.
İkinci bölüm büyük bir çöküntü salonudur.
İri blok ve dev damlataş şekillerinden (sarkıt, dikit ve sütun) oluşmaktadır.

Mağara önünde sıcaklık 29ºC, nem yüzde 47, girişte sıcaklık 19ºC, nem yüzde 55, dar galeride 17ºC, nem yüzde 78, çöküntü salonlarında 14ºC, yüzde 90 nem oranlarına sahiptir.

Kaplıcalar

Termal kaynakları bakımından zengin olan Bursanın Vakıfbahçe (Çekirge) Kaplıcası, Bademli Bahçe Kaplıcası, Dümbüldek Kaplıcası, Gemlik (Terme) Kaplıcası ve Armutlu Kaplıcası ünlü kaplıcalarıdır.

Oylat Termal Turizm Tarihi i

Yeri: Bursa iline bağlı İnegöl ilçesinin güneyindedir.

Ulaşım: İnegöl şehir Tarihi ine 27 km. uzaklıktadır.

Suyun Isısı:
40°C -Oylat Hamamı Kaynağı
30,5°C -Sızı Suyu Kaynağı
10°C -Göz Suyu Kaynağı

PH Değeri:
7,26 -Oylat Hamam Kaynağı
7,18 -Sızı Suyu Kaynağı
3,04 -Göz Suyu Kaynağı

Özellikleri: Sülfat, bikarbonat, kalsiyum, Oylat Hamamı ve Sızı Suyu Kaynakları, Sülfat, hidrojen iyonu, demir, Göz Suyu Kaynağı

Yararlanma Şekilleri: İçme ve banyo kürleri

Tedavi Ettiği Hastalıklar: İçme kürleri, diürez kürlerde ve şişmanlıkta etkilidir, banyo kürlerinin sedatif özelliklerinden yararlanılır.

Konaklama Tesisleri: Büyük Otel (220 Yatak), (L) Motel (210 Yatak)

Çekirge Termal Turizm Tarihi i

Yeri: Bursa ilinin Çekirge mevkiindedir.

Suyun Isısı:
47°C -Vakıfbahçe Kaynağı
58°C -Karamustafa Kaynağı
77°C -Kaynarca ve Yenikaplıca Kaynakları
78°C -Kükürtlü Hamam Kaynağı

PH Değeri:
6,98 -Vakıfbahçe Kaynağı
6,60 -Karamustafa Kaynağı
6,78 -Kaynarca ve Yenikaplıca Kaynakları
6,44 -Kükürtlü Hamam Kaynağı

Özellikleri: Hipertermal, hipotonik, oligomitalik ve radyoaktif, Vakıfbahçe Kaynağı, Hipertermal, hipotonik, radyoaktif, Karamustafa Kaynağı, Hipertermal, hipotonik, Kaynarca, Yenikaplıca, Kükürtlü Hamam Kaynakları, Bikarbonat, sülfat, kalsiyum, magnezyum, Vakıfbahçe ve Karamustafa Kaynakları, Bikarbonat, sülfat, sodyum, kalsiyum,-Kaynarca ve Yenikaplıca kaynakları, Bikarbonat, sülfat, sodyum, kalsiyum, karbondioksit, sülfür, Kükürtlü Hamam Kaynakları

Yararlanma Şekilleri: İçme ve banyo kürleri

Tedavi Ettiği Hastalıklar: Banyo kürleri romatizmal sendromlar, hareket sisteminin diğer ağrılı hastalıkları, kronik iltihaplı ve ağrılı kadın hastalıkları, damar tıkanıkları, bronşiektazıler; içme – banyo kompoze kürleri karaciğer, safra yolları, hafif diabet, kriz devrelerinin dışında gut hastalığı, kanda fazla miktarda yağ birikintileri görülen şişmanlıklarda etkilidir.

Konaklama Tesisleri: Anatolia Oteli ( 93 Oda, 192 Yatak), Büyük Yıldız Oteli ( 35 Oda, 68 Yatak), Hotel Kervansaray ( 211 Oda, 500 Yatak)

Armutlu Termal Turizm Tarihi i

Yeri: Bursa İli, Armutlu ilçesinin kuzeyinde ve Armutlu Belediyesi mücavir sahası içinde yer almaktadır.

Ulaşım: Armutlu il Tarihi ine 2km. uzaklıktadır.

Suyun Isısı: 57oC

PH Değeri: 6,2 – 6,5

Özellikleri: Sülfatlı, Bikarbonatlı, Klorürlü, Kalsiyumlu, Sodyumlu ve Karbondioksitli bir bileşime sahiptir.

Yararlanma Şekilleri: İçme ve banyo kürleri

Tedavi Ettiği Hastalıklar: Romatizma, kalp ve kan dolaşımı, kadın, sinir ve kas yorgunluğu, sinirsel rahatsızlıklar, beslenme bozukluğu gibi hastalıklara olumlu etki yapar.

Konaklama: 2 yıldızlı konaklama tesisi mevcuttur.

Plajlar

Marmara Denizinin güneyinde yaklaşık 135 km uzunluğunda kıyısı bulunan Bursa ilinde, Karacabey, Mudanya ve Gemlik Hakkında nde geniş doğal kumsallar ile İznik ve Uluabat (Apolyont) gölleri kıyılarında güzel plajlar bulunmaktadır.
Yeniköy, Bayramdere (Malkara) kesimi ile Mudanyanın Zeytinbağ kesimine dek uzun ve geniş doğal kumsallar vardır.
Kum kalitesi iyi olan bu kıyılarda Kurşunlu, Bayramdere, Yeniköy-Mudanya kesiminde de Mesudiye, Eğerce ve Esence plajları bulunmaktadır.

Mesire Yerleri

Saitabat Şelalesi: Derekızık köyüne 3 km uzaklıkta bulunan şelale,bir kanyondan dökülmektedir.
Şelale çevresinde et mangal lokantaları ve büfelerin yer aldığı bu mesire alanı Bursalılarca yoğun olarak kullanılmaktadır.

Suuçtu Şelalesi: Mustafakemalpaşa ilçesine 18 km. uzaklıkta bir cennet parçası Suuçtu Şelalesi 38 metre yükseklikten dökülür.

Aras Şelalesi: Aras Deresi ve Aras Şelalesi Uludağın kar sularını taşıyan ve tam kayalıkların içinden 15 metre yükseklikten düşer.
Bursa-Soğukpınar arası 30 km olup, köyden itibaren 5 km stabilize bir yolla Ketenlik yaylalarına, oradan da şelaleye varılır.

Sportif Etkinlikler

Kayak Tarihi leri: Dünyaca ünlü Uludağ Kayak Tarihi i Bursa sınırlarındadır.

Uludağ Kayak Tarihi i

Avcılık: Bursa, yaban av hayvanları bakımından zengin bir bölgede yer almaktadır.
Bursada dört önemli kuş alanı bulunmaktadır.
Bunlar Uludağ, İznik Gölü, Uluabat Gölü ve Kocaçay Deltasıdır.

Dağ Doğa Yürüyüşü: Uludağ yaz ve kış doğa yürüyüşüne elverişli olup tercih edilen 6 parkur belirlenmiştir.

Oteller Bölgesi-Cennet kaya Parkuru: Başlangıç noktası rakımı 1865 metre olan bu parkur üzerinde kuzey yamaçtan Gemlik Körfezinin,güney yamaçtan ise tüm dağ köylerinin manzarası eşliğinde,doyumsuz bir doğa yürüyüşü yapılmaktadır.
Parkurun mesafesi 2000 metredir.

Oteller Bölgesi-Sarıalan-Çobankaya Parkuru: Başlangıç ve bitiş noktası rakımları 1850 metre ve 1750 metre yükseklikte son bulan bu parkurda,yol boyunca pırıl pırıl akan derelerle süslenmiş muhteşem bir orman ortamı bulunmaktadır.
Parkurun mesafesi 5200 metredir.

Oteller Bölgesi-Softaboğan şelalesi Parkuru: Başlangıç noktası rakımı 1800 metre olan bu orman parkurunda Uludağın dere,gölet ve taraçalar halinde aşağıya inen şelale bulunmaktadır.
Su sesleri ve eşsiz manzaraların rehberliğinde Bursa Ovasının muhteşem panoraması ile doğa yürüyüşü sonuçlanır.
Parkurun mesafesi 6000 metredir.

Oteller Bölgesi-Hanlar Bölgesi-Bağlı Köyü Parkuru: 1865 metre yükseklikten başlayan iniş parkurunda zirveden dağ köylerine inerken Anadolu insanının olağanüstü konukseverliğini görmek mümkün olmaktadır.
Parkurun mesafesi 7500 metredir.

Oteller Bölgesi-Zirve Tepesi Parkuru: 2487 metrelik zirveye tırmanırken Uludağ ve yöresinde doğa ve bitki örtüsünün olağanüstü görüntüleri ile bir yanda denizin bir yanda Apollon göllerinin doyumsuz panoraması görülmektedir.
Parkurun mesafesi 7615 metredir.

Wolfram-Madenler Bölgesi-Göller Yöresi Parkuru: 2300 metrelik rakımda dağ manzaralarının eşliğinde sadece Uludağa has kelebek cinslerini, dağ çiçeklerini gözlemlemenin ayrıcalığını yaşayacak, buzul göllerinin (Kara Göl, Aynalı Göl, Kilimli Göl, Buzlu Göl) muhteşem atmosferi hissedilmektedir.
Parkurun mesafesi 9800 metredir.

Gençlik Kampları: Gemlik ilçesinde kıyıda gençlik Spor İl Müdürlüğüne ait Hasanağa ve Kırcaali Gençlik ve İzcilik kampları bulunmaktadır.
Bunlar 175er yataklı olup yaz aylarında 10ar günlük 4 devre olarak Türkiyenin her yerinden gelen gençlerin kamp yapmalarına olanak sağlamaktadır.

Bursa Orman Kampları
Ayrıca, Uludağ Milli Parkı içinde bulunan Gölcük Kamp Alanı da öğrenci ve izci gruplarının kamp etkinlikleri için kullanılmaktadır.
İznik ve Uluabat Gölü kıyıları da gençlik kampları için oldukça uygundur.
Göl çevresinde uluslararası katılıma açık yelken, yüzme, sörf ve kampçılık eğitimi verilmektedir.

Kuş Gözlem Alanı

İznik Gölü Kuş Alanı,Uludağ Kuş Alanı,Ulubat Gölü Kuş Alanı ve Kocaçay Deltası Bursa ili sınırları içinde bulunmaktadır.

Marmara Havzası
Kocaçay Deltası
COĞRAFYA

Marmara Denizinin güney doğusunda yer alan Bursanın Marmara Denizindeki kıyılarının uzunluğu 135 kilometredir.
İlin en önemli yükseltisi, aynı zamanda kayak Tarihi i ve milli park da olan Uludağdır.
Belli başlı göller ise İznik Gölü ve Uluabat Gölüdür.

Bursa genellikle ılıman bir iklime sahip olmakla beraber bölgelere göre iklim farklılıkları gösterir.
Güneyde Uludağın sert iklimi ve bol yağışlarına karşılık, kuzeyde Marmaranın yumuşak iklimi hüküm sürmektedir.
İlde kışlar genel olarak çok yağışlı, yazlar ise kuraklığa sebep olmayacak derecede yağışlı geçer.

TARİHÇESi

Bursa bölgesinin Hakkında M.Ö. 5000-3500 yıllarını ihtiva eden kalkolitik döneme uzanmaktadır.
Bölgede yapılan arkeolojik araştırmalarda, bu döneme ilişkin bazı kalıntılar elde edilmiştir.

Daha sonra Frig, Roma, Bizans dönemlerini yaşayan şehir Selçukluların ve Osmanlıların egemenliğine girmiştir.

29 Ekim 1923te ilan edilen Cumhuriyet ile birlikte Bursa şehri kültür, sanayi ve ziraat Tarihi i olarak gelişmesini sürdüren bir il olmuştur.

NE YENİR
Bursaya gelindiği zaman mutlaka İskender Kebabı,İnegöl Köftesi ve Kemalpaşa Tatlısı yenmeli. Bunlar dışında Bursayla özdeşleşmiş olan Kestane Şekeri unutulmamalıdır.

NE ALINIR?
Tüm dünyaya ün salmış olan Bursa İpekli dokumalarından ve Bursanın meşhur havlusu alınmalıdır.

LİNKLER Bursa Valiliği http://www.bursa.gov.tr/
Bursa Belediyesi http://www.bursa-bld.gov.tr/

MEŞHUR YERLERİ
Cumalıkızıkı görmeden,
Uludağda kayak yapmadan,
Külliyeleri ziyaret etmeden,
Kaplıcalara uğramadan,
İskender kebabı, Kemalpaşa tatlısı ve kestane şekeri yemeden,
Bursa ipeği satın almadan…
Dönmeyin

İzmir – İzmir’in Gezilecek Yerleri

22 Şubat 2016 Yazan  
Kategori Sohbet

İZMİR ŞEHRİMİZ

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü : 1.973 km
Nüfus : 2.694.770 (2014)
İl Trafik No : 35

Türkiyenin üçüncü büyük şehri olan İzmir, çağdaş, gelişmiş, aynı zamanda işlek bir ticaret Tarihi idir.
Cıvıl cıvıl olan alışveriş Tarihi inde dolaşmak oldukça keyiflidir.

İzmirin batısında nefis renkli denizi, plajları ve termal Tarihi leriyle Çeşme Yarımadası uzanır.

Antik çağların en ünlü kentleri arasında yer alan Efes, Roma devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi.
Tüm İon kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran Efes, yoğun sanatsal etkinliklerle de adını duyuruyordu.
Türkçede Güzel İzmir olarak adlandırılan İzmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadır.
Ilıman bir iklime sahip olup, yazında denizden gelen taze bir serinlik güneşin sıcaklığını alıp götürmektedir.
Sahil boyunca palmiye ağaçları ve geniş caddeler bulunmaktadır.
İzmir Limanı İstanbuldan sonra ikinci büyük limandır.
Canlı ve kozmopolit bir şehir olan İzmir Uluslararası Sanat Festivali ve Uluslararası Fuarı ile de önemli bir yer tutar.

izmir resimleri için tıklayınız.

İLÇELERİ

İzmir ilinin Hakkında; Balçova, Çiğli, Gaziemir, Karşıyaka, Konak, Aliağa, Bayındır, Bergama, Beydağ, Bornova, Buca, Çeşme, Dikili, Foça, Karaburun, Kemalpaşa, Kınık, Kiraz, Menderes, Menemen, Narlıbahçe, Ödemiş, Seferihisar, Selçuk, Tire, Torbalı ve Urladır.

Aliağa : İzmirin 60 km. kuzeyindeki Aliağa, İzmir ve Bergama uygarlıklarından izler taşımaktadır.
Ege kıyılarında sayıları 30u aşan Aiol kentleri arasında en büyük ve önemlilerini oluşturan 12 kentten 4ü Aigaia, Kyme, Myrna ve Gryneion ilçe sınırları içerisinde bulunmaktadır.

Dikili : İzmirin kuzeyinde 120 km. uzaklıktadır.
Yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken şirin bir ilçedir.
Hem Hakkında hem de olağanüstü güzellikleri olan turistik Çandarlı beldesi Dikiliye bağlıdır.
Doğal güzellikleri arasında Merdivenli Köyünde bir krater gölü, Demirtaş ve Deliktaş Köylerinde de çamlık ve tarihi mağaralar bulunmaktadır.
Dikili ilçesi ılıcaları ile de oldukça ünlüdür.
Nebiler, Bademli ve Kocaoba köylerinde sıcak su ılıcaları vardır.
İlçede karayolunun dışında deniz ulaşımında da Dikili Limanı, üç yolcu gemisinin yanaşabileceği kapasiteyle hizmet vermektedir.

Seferihisar : Yerleşim Hakkında M.Ö. 1000 yıllarına uzanan ilçenin Sığacık mevkiinde Teos antik kenti, Doğanbey-Gerenalanı mevkiinde Karaköse Harabeleri, Sığacık ta Osmanlılar tarafından inşa edilen kale ile kale içerisindeki eski yerleşim alanı, ilçe Tarihi inde Selçuklu ve Osmanlı Dönemine ait anıtsal yapılar, yörenin arkeolojik ve Hakkında kaynak potansiyelini oluşturmaktadır.
Seferihisar 27 km.lik sahil şeridi ile güzel plajlara ve koylara sahiptir.

Menderes : Satsumasıyla, güzel koylarıyla, Hakkında değerleriyle dikkat çeken Menderes ilçesinin İzmire uzaklığı 20 kmdir.
İlçenin batısında Ürkmez mevkiinde Lebedos Antik Kenti bulunmaktadır.
Menderes-Selçuk yolu üzerinde birbirine yakın konumda yer alan Kolophon, Klaros, Notion ve Lebedos Antik Kentlerine ait kalıntılar, ilçenin önemli arkeolojik kaynaklarını oluşturmaktadır.
Gümüldür beldesi dünyaca ünlü mandalina türü olan satsumanın yetiştirici bölgesidir.
Özdere, Egedeki dokuz büyük turistik bölgeden biri olup temiz denizi ve sahilinin yanı sıra amatör balıkçıların avlanabildiği turistik bir beldedir.
Menderesin Görece Köyünde de halkın evlerde imal ettiği değişik renk ve biçimdeki boncuklar yerli ve yabancı turistin oldukça dikkatini çekmektedir.

Karaburun : Karaburun, Urla Yarımadasının kuzeyinde kurulmuştur.
İzmir Körfezi boyunca kuzey ve batı kıyıları güzel koylarıyla bir şerit halinde uzanır.
İlçenin yerleşimi taş devrine kadar uzanır.
Çakmaktepe mevkiinde yapılan kazılarda elde edilen buluntulardan Hititler Döneminde buranın ileri bir kültür merkez i olduğu, daha sonra yöreye egemen olan Aiol, Lidya. Helen ve Roma uygarlıkları döneminde kültür ve ticaret Tarihi i olarak geliştiği bilinmektedir.

Urla : Ege Bölgesinin tüm özelliklerini taşıyan Urla, İzmirin batısında 38 km. uzaklıkta kendi adını taşıyan yarımadanın orta kısmında yer alır.
Urla tarih boyunca bir kültür Tarihi i olmuştur.
Yapılan kazılarda ele geçen eserler arasında Hititlere ait Gaga ağızlı sürahi çıkarılmıştır.
Limantepe Höyüğü kazılarında ele geçen buluntulara göre Klazomenai Limanının dünyanın en eski ve düzenli limanı olduğu ortaya çıkmıştır.
Klazomenai de bulunan eserler Louvre Müzesi ve Atina Milli Müzesi ile İzmir Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

Torbalı : İzmirin 45 km. doğusunda yer alan Torbalının ilk yerleşim alanı, Torbalı Ovasının batısında Yeniköy ile Özbey köyleri arasında bir tepe üzerinde kurulan Metropolis Antik kentidir.
Bir İon kenti olan Metropolis Roma ve Bizans dönemlerinde önemini korumuş, daha sonra terk edilmiştir.
Şarapları ile ünlü kent aynı zamanda bir piskoposluk Tarihi iydi. Ovaya hakim bir konumda olan Geç Helenistik Döneme ait tiyatroda Roma İmparotoru Augustus ve evlatlığı Germanikusa adanan üç mermer sunak bulunmaktadır.
Kazılarda bulunan eserler İzmir ve Efes Müzelerinde sergilenmektedir.

Ödemiş : İzmirin 113 km. doğusunda yer alan Ödemişin kuzeyinde bulunan Hypaiapa Antik Kent kalıntıları yörenin yerleşim tarihinin ilk çağlara uzandığını göstermektedir.
Ödemiş yöresinin tarihsel önemi Birginin Aydınoğulları döneminde başkent olmasıyla başlamıştır.
Birgide büyük ölçüde özgünlüğünü koruyan kent dokusunda Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin seçkin örnekleri, 18. ve 19. yüzyıl sivil mimarlık yapılarının oluşturduğu kültürel birikim ve mimari çevre zenginliği ile doğal çevre güzellikleri yörede çok önemli düzeyde turizm potansiyeli yaratmaktadır.
Dünya Kültür Mirası listesine giren Birgi, 1994 yılında inanç turizmi kapsamına alınmıştır.
Çakırağa Konağı, İmam-ı Birgivi Medresesi, Sultan Şah Türbesi görülmeye değer eserlerdendir.

Tire : İzmirin büyük Hakkında nden biri olan Tire, şehir Tarihi ine 82 km uzaklıktadır.
Aydın Dağlarının kuzey eteklerinde kurulmuştur.
Hitit, Frig, Lidya, Pers, Helen, Roma ve Bizans dönemlerini yaşayan Tire zengin bir kültür mirasına sahiptir.
Beylikler ve Osmanlı döneminde ekonomik açıdan büyük gelişme sağlanmış ve mimarlık Hakkında açısından da zengin örnekler ortaya çıkmıştır.

Kemalpaşa : İzmirin 29 km batısında yer alan Kemalpaşanın Hakkında geçmişi İ.Ö. 1300lere dayanmaktadır.
Akadlar ve Hititlerden başlayarak Selçuklu ve Osmanlı dönemine kadar birçok medeniyete sahne olan Kemalpaşa, Helen, Roma ve Bizans dönemlerinde Sart ve İon kentleri arasında kervan yollarının uğrak yeri olmuştur.
Antik adı Nymphaion olarak bilinen günümüz Kemalpaşa ilçesi, Nif dağı eteklerinde 200 m yükseklikte kurulmuştur.
Ege Bölgesinde Hititlerden kalan tek örneği olan Karabel Kabartması ilçe sınırları içerisindedir.
Kemalpaşa, dünyaca ünlü kirazı ve çam ormanlarıyla tanınır.


İzmir manzara resmi


NASIL GİDİLİR

Karayolu : Şehirlerarası Otobüs Firmaları ile Türkiyenin tüm illerine gece ve gündüz düzenli otobüs seferleri yapılmaktadır.
Terminalin Tarihi e uzaklığı 12 km. dir.

Otogar Tel : (+90-232) 472 10 10
Üçkuyular Otogarı: Çeşme- Seferihisar ve Gümüldür Hakkında ne yaz kış düzenli olarak otobüs ve dolmuş seferleri yapılmaktadır.
Tarihi e uzaklığı 10 km. dir.

Otogar Tel : (+90-232) 259 88 62

Demiryolu : İzmirden Ankara, İstanbul, Denizli, Aydın gibi şehirlere düzenli tren seferleri yapılmaktadır.

merkez Basmane Garı, Tel:0.232.484 86 38
Alsancak Garı, Tel: 0.232.458 31 31

Denizyolu : Adres: İzmir Limanı- Alsancak, Devlet Denizyolları İzmir Acentası,
Diğer Limanlar; Çeşme Limanı, Dikili Limanı, Seferihisar-Sığacık Yat Limanı
Liman Tel : (+90-232) 464 88 64 – 464 88 89

Havayolu : Adnan Menderes Havalimanından yurtiçi ve yurtdışına periyodik olarak seferler yapılmaktadır.
Tarihi e uzaklığı 16 km. dir.

Hava Limanı Tel : (+90-232) 484 12 20

GEZİLECEK YERLERİ

BERGAMA

İzmirin kuzeyinde 100 km uzaklıkta, Bakırçay Havzasında yer alan ve ülkemiz uygarlık tarihinin en eski yerleşmelerinden biri olan Bergama, tarih öncesi dönemlerden başlayarak İon, Roma ve Bizans uygarlıkları ile devam eden dönemde, Dünya çapında önemi olan arkeolojik eserlere sahip olmuştur.
Bergamanın güneybatısında Antik Dönemin önemli sağlık Tarihi lerinden Asklepion, ilk yerleşim alanı olan 300 m. yüksekliğinde dik bir tepe üzerinde kurulan Akropol ve M.S. 2. yüzyıla tarihlenen Serapis Tapınağı (Kızıl Avlu) yörenin turistik cazibesini oluşturmaktadır.
Zeus Sunağı 1897 yılında Almanyaya kaçırılmıştır.

Bergama güzellik ılıcalarıyla, meşhur Kozak yaylasıyla, plajlarıyla ünlü Ayvalık ilçesi bağlantısıyla, gelişmiş dokumacılığı ve kilimciliğiyle ünlü bir ilçedir.

Tarihçe: Bugünkü adı antik dönemdeki ismi olan Pergomon dan gelmektedir.
İlk çağda muhteşem abideleriyle büyük bir şehir ve aynı adı taşıyan krallığın merkez i olmasının yanı sıra Ortaçağın önemli stratejik mevkii, Karesioğullarının merkez i ve son olarak Osmanlı İmparatorluğunun önemli Tarihi lerindendir.

Kesin kuruluş Hakkında bilinmeyen kentte yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen bilgilere göre M.Ö.7. yüzyıllarda sur duvarlarının inşa edildiği saptanmış olup, bu yıllarda kentleşmenin başladığı anlaşılmaktadır.
Bergama, Pers, Büyük İskender, Frigya, Trakya Krallığı, Selevkos Krallığı, Roma ve Bizans dönemlerini görmüştür.

1302 yılında Bizans hakimiyeti ortadan kalkan şehirde Karesioğulları Beyliği idareyi ele almış, 1341 yılından hemen sonra ise Bergama Osmanlılar tarafından alınmıştır.

İklim: Bölgede Akdeniz İklimi etkisi görülmektedir.
Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlı geçer.

Şirince Köyü

Doğu Roma İmparatorluğu döneminde bir yerleşim alanı olduğu tahmin edilen Şirince köyünde, bazı yapı kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.
Kule kalıntısı, su kemerleri ile 11. yüzyıldan beri varolduğu sanılan manastır/kilise yapıları, Şirincede günümüze kadar kalan arkeolojik ve Hakkında kaynaklardır.

Selçuk ilçe Tarihi ine 8 km. uzaklıktaki Şirince köyü, 19. yüzyılda bir Osmanlı yerleşimi olarak vadi yamaçlarında gelişmiştir.
Arazi yapısı ile uyumlu kentsel dokuda, doğal çevre ile bütünleşmiş yaklaşık 200 ev günümüze kadar korunabilmiştir.

Müzeleri

İzmir Müzesi
Adres: Halil Rıfat Cad. No: 4 Konak – İzmir
Tel: (232) 484 83 24
Faks: (232) 425 46 77

İzmir Arkeoloji Müzesi

Atatürk Müzesi
Adres: Atatürk Cad. No: 24 Alsancak – İzmir
Tel: (232) 421 70 26

Bergama Müzesi
Adres: Cumhuriyet Cad. Bergama – İzmir
Tel: (232) 633 10 96
Faks: (232) 631 07 77

Çeşme Müzesi
Adres: Kale Sok. No:1 Çeşme – İzmir
Tel: (232) 712 66 09

Efes Müzesi
Adres: Kuşadası Cad. Selçuk – İzmir
Tel: (232) 892 60 10
Faks: (232) 892 70 02

Ödemiş Müzesi

Birgi Çakırağa Konağı
Adres: Ödemiş – İzmir
Tel: (232) 545 11 84

Tire Müzesi
Adres: Samizade Meydanı Tire – İzmir
Tel: (232) 512 18 60
Faks: (232) 512 18 62

Örenyerleri

Bayraklı (Eski İzmir):İzmir Körfezinin kuzeydoğusunda Tepekule mevkiinde bulunan yerleşim alanı İzmirin ilk yerleşim alanı olarak bilinmektedir.
Kentin M.Ö. 3000 yıllarında kurulduğu arkeolojik bulgulardan anlaşılmaktadır.
Bayraklının üst kesiminde 205 m. yüksekliğindeki burun üzerinde mitolojik kral Tantalosun mezarı olarak bilinen ve M.Ö. 7. yüzyıla tarihlenen yapı bulunmaktadır.

Kadifekale (Pagos): M.Ö. 4. yüzyılda İzmirde Büyük İskenderin generallerinden Lysimakhosun körfeze hakim bir konumda kurduğu kent, bugünkü Kadifekale (Pagos) Tepesi ile tepenin iç limana bakan yamacında gelişmiştir.
Kadifekale antik kentindeki Akropol kalıntılarının duvarlarında Roma ve Bizans etkisi görülmektedir.
Anadolu ticaretinde büyük potansiyele sahip olan İzmir, gymnasium, stadium, tiyatro ve agoranın yanı sıra büyük su kemerleri ve sarnıçlarıyla son derece düzenli ve gelişmiş bir kent olagelmiştir.
Bugün güney duvarları ile batıdaki beş kulesi görülen İçkale, Ortaçağa aittir.

Kızılçullu Su Kemerleri: Eski adı Kızılçullu olan ve Şirinyerde bulunan su kemerleri Meles (Kemer) Çayı üzerindedir ve Kadifekalede kurulan kente su getirmek için yapılmıştır.

Agora: İzmirin Konak ilçesinde, Namazgah-Tilkilik mevkiinde bulunan Agora, Roma Dönemine ait bir devlet agorasıdır.
Politik toplantıların ve seçimlerin yapıldığı bir yerdir.
Kazılarda agoranın büyük bir bölümü ortaya çıkarılmıştır.
Günümüzde sadece kuzey ve batı bölümleri açıktır.
Kuzey yapısında yer alan Roma Dönemine ait Poseidon, Demeter ve Artemisin kabartmaları bulundukları yerde sergilenmektedir.
Agorada çıkarılan buluntular ve bazı heykeller İzmir Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

Efes Harabeleri

Vedius Gymnasium: M.S. II. Yüzyılda Vedius Antonius adına zengin bir Efes li tarafından yaptırılmıştır.
Doğudaki avlusu, ortada yer alan tören salonu, soyunma odası ve hamamları ile dönemin özelliklerini karekterize eden sportif ve kültürel eğitimin yapıldığı görkemli bir yapıdır.

Stadyum: Vedius Gymnasium dan sonra harabelere doğru sol tarafta stadyum vardır.
Sportif tüm yarışların, oyunların, olimpiyat düzenlemelerinin araba yarışlarının yapıldığı stadyum döneminin sportif ve kültürel bütün ihtiyaçları karşılanmaktaydı.

Akropol: Stadyumun karşısında Akropol olarak kabul edilen tepede M.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen bir yapı mevcuttur.
Tepenin kuzey batısında ise M.Ö. 350 yıllarına ait bir tapınak bulunmaktadır.

Bizans Hamamları: Stadyumdan sonra Bizans hamamları ile karşılaşılır.

Çifte Kiliseleri (Konsül Kilisesi): Bizans hamamlarının karşısında yer alan Çifte Kiliselerin Hıristiyanlık dünyası için son derece özel bir önemi vardır.
431-438 yıllarında konsüllerin toplandıkları kilise 265×29.5 m. boyutlarında bir yapıdır.
M.S. 11. yüzyılda Roma döneminde bir bazilikaya dönüşen yapı Meryem Ana ya adanmış, burada yapılan 3. Konsül toplantısında Katolizmin doğması kararları alınmıştır.
Kilise dünyada Hıristiyanlığın ilk yedi kilisesinden birisi olması nedeniyle bugün bile büyük önem taşımaktadır.

M.S.7. yüzyılda kilisenin apsisinden açılan bir kapı ile ikinci bir kilise inşa edilmiş ve böylece kiliselerin adı Çifte Kiliseler olarak tanınmıştır.
Bu yeni açılan bölüm din adamlarının ikametlerine ayrılan kısımları ihtiva eder.
Meryem ana adına sunulan ilk kilise olması nedeniyle kilise ve çevresi dini bir merkez durumundadır.

Liman Hamamları: İlk kez M.S. 2. Yüzyılda yapılan hamam, 4. yüzyılda İmparator Konstantinus döneminde onarım görmüş ve bazı değişiklikler yapılmıştır.

Arkadiane (Liman Caddesi): Efesteki harabeleri gezmek için hamamların karşısında bulunan ve limana kadar uzanan mermer döşeli bir caddeye çıkılır .

11m. genişliğinde 530m. uzunluğunda olan bu görkemli caddenin sağında ve solunda yer alan mermer sütunlar bugün de ayaktadırlar.
Kralların karşılandığı bir çok önemli gösterinin ve dini törenlerin yapıldığı bu cadde, aynı zamanda limana gelen giden tüm mal ve servetin aktığı yol olduğundan Liman Caddesi olarak anılır.

Tiyatro: Efes harabelerinin en güzel yapılarından biri olan tiyatro, oldukça sağlam kalmış ve bir süre öncesine kadar Efes Festivali gibi şenliklerde rahatlıkla kullanılabilmiştir.
25000 kişilik tiyatronun ilk kez Helenistik dönemde yapıldığı bilinmekte ise de bugüne gelen tiyatronun İmparator Cladius zamanında yeniden inşasına başlandığı, İmparator Trianus M.S..98-117 döneminde tamamlandığı bilinmektedir.

Mermer Cadde: Efesin güneydoğusunda bulunan Magnesia kapısından kuzeybatıda Koresos Kapısına kadar uzanan yaklaşık 400 m.lik mermer döşeli cadde M.S. 5. Yüzyılda yeniden yapılmıştır.

Celsus Kitaplığı: Ticari Agoranın yanında bulunan Celsus Kitaplığı M.S.135 yıllarında Asya Konsülü Julius Aguila tarafından Romalı Mimar Vitruoya ya yaptırılmıştır.
Arka duvardaki bir kapıdan Celsusun mezarına geçilir.
Celsusun burada bulunan heykeli bugün İstanbul Arkeoloji Müzesinde bulunmaktadır.
Roma mimari özelliklerini tümüyle yansıtan yapının ön cephesinin dekorasyonu, devrinin en güzel örnekleri arasında yer alır.
Ön cephe kolonları arasında yer alan dört kadın heykeli Akıl, Kader, İlim ve Erdem öğelerini sembolize eder.
Bu heykellerin orijinalleri bugün Viyana Müzesinde bulunmaktadır.

Aşk Evi:Mermer caddeden yukarı çıkıldığında Kuretler Caddesi ile kesişen noktada Aşk Evi bulunur.
M.S.1. yüzyıla tarihlenen bu ilginç ev, ana bir hol ve bu hole açılan bir çok odadan oluşmaktadır.
Aşk Evinde bulunan mozaik kız portreleri bu evde çalışan kızlara ait olduğu sanılmaktadır.
Aşk Evinin duvarları içinde bugünün modern klima sistemine eşdeğer bir soğutma ve ısıtma sisteminin bulunması son derece ilginçtir.
Burada şarap mahzenleri, dev ocaklar, hamamlar, havuzlar, yatak odaları, konferans salonları ile muhteşem bir kütüphanesi bulunduğu bilinmektedir.

Skolastika Hamamı: Efeste yaşayan zengin Romalı bayan Skolastika tarafından yaptırıldığı anlaşılan hamam M.S.400 yıllarına tarihlenmektedir.
Tarihi i sistemle ısıtılan hamam mermer kullanımının ilginç bir örneğidir.

Hadrian Tapınağı: Kuretler Caddesinin en güzel yapılarından birisi de Hadrian Tapınağıdır.
Bu tapınaktan geriye cephe alınlığı kalmıştır.

Tapınağın arşitravında tasvir edilen mitolojik sahnelerden en ilginci Efesin kurucusu mitolojik kral Andoklos un yaban domuzunu öldürüşü ile ilgili sahnedir.

Trajan Çeşmesi: Hadrian Tapınağını geçtikten sonra biraz ilerde solda Trajan Çeşmesi yer alır.
Çeşmenin katlarını süsleyen heykeller Efes Müzesinde sergilenmektedir.

Yamaç Evler: Celsus Kütüphanesinden Kuretler Caddesine dönüşte, sağ tarafta Bülbül Dağının yamaçlarında Efesli zenginlerin ikamet ettikleri belirtilen evler vardı. Yakın zamanda restore edilerek orijinal durumlarına biraz daha yaklaşan bu evler, geniş merdivenlerle caddeye dikey olarak açılmakta, duvarlarında fresk ve mozaiklerle süslü, mermer kaplamalar bulunmaktadır.

Domitian Tapınağı: Efeste bir imparator adına yapılmış ilk tapınaktır.
Devlet Agorasının hemen karşısında, kentin en güzel ve en Tarihi i yerindedir.
Yalnız başı ve kolu ele geçen Domitian`in oldukça büyük ölçülerdeki kült heykeli bugün İzmir Arkeoloji Müzesinde, tapınağın giriş altarı ise Efes Müzesinde sergilenmektedir.

Belediye Sarayı (Prytaneion): Efes`in kutsal mekanı sayılan meclis sarayının sağ tarafında Hestia sunağı bulunmaktadır.
Bu sunakta sürekli olarak bir kutsal ateş yanardı. Prytaneion politik işlerin görüldüğü ayrıca önemli törenlerin şölenlerin ve kabullerin yapıldığı yerdi. İki Efes Artemis ininde buruda bulunmuş olması Prytaneion un dini açıdan da son derece önemli bir mekan olduğunu göstermektedir.

Odeon (Bouleuterion): M.S.2. yüzyılda Efesli zenginlerden Publis Vedius Antonius tarafından yaptırılan Odeon`un zamanında üstü ahşap kaplamalıydı.

Artemis Tapınağı: Efeslilerin ilk yerleşimlerinin bu tapınağın olduğu yerde bulunduğu bilinmektedir.
Daha sonra bir depremle tapınağın yıkılması üzerine Roma imparatoru yardımı ile Efesliler tapınağı yeniden ve daha gösterişli inşa ederler.
Dünyanın yedi harikasından biri olarak bilinen Efes Artemis Tapınağının bu gün sadece temel kalıntıları bulunmaktadır.

St. Jean Bazilikası: Bizans İmparatoru Justinyen in M.S.6. yüzyılda St. Jean adına yaptırdığı bazilika Ayasuluk Tepesinde yer almaktadır.
40X110 m. boyutlarında batıdan girişi olan yapı haç planlı, kubbeli bir bazilikadır.

Yedi Uyuyanlar: M.S. 5. ve 6. yüzyıla rastlayan dönemde yapıldığı sanılan Yedi Uyuyanlar Ören yeri dini bir Tarihi hüviyetindedir.
Rivayete göre Hıristiyanlığın resmi dini olarak kabulünden önce, putperestlerden kaçarak buraya sığınan yedi genç uykuya dalıp iki yüzyıl sonra uyanmışlardır.
Uyandıklarında Hıristiyanlık resmi din olmuştur.
Bu mucize olay üzerine, öldükten sonra bu yedi gencin tekrar gömüldüğü ve adlarına büyük bir bina yaptırıldığı sanılmaktadır.
Bugün kazılarda ortaya çıkarılan yapı oldukça büyük abidevi boyutlardadır ve çoğu kaya oyma mezar buluntularına, iki kilise ile katakomplara rastlamaktadır.

Meryem Ana Evi: Bülbül Dağı üzerinde Hıristiyanlığın kutsal anası Hz. Meryemin Evi bulunmaktadır.
Hıristiyanlarca Panaya Kapulu olarak da adlandırılan kutsal yerin M.S.4. yüzyılda inşa edildiği sanılmaktadır.
Hz. İsanın yakalanıp çarmıha gerilişinden kısa bir süre önce annesini arkadaşı ve havarisi olan St. Jeana teslim etmiştir.
St. Jean Hz. İsanın çarmıha gerilişinden sonra Hz. Meryemin Kudüste kalmasını sakıncalı bulduğundan onu yanına alarak kaçırmış ve buraya getirmiştir.
Hıristiyanlık dinini yaymak gibi kutsal bir görevi üstlenmiş olan St. Jean çağın en büyük kenti durumundaki Efesi kendine hedef seçmiş Hz. Meryemi putperestlerin diyarına sokmak istemediğinden onu Bülbül Dağı eteklerinde sık ağaçlarla kaplı bir köşede yaptığı kulübede gizlemiştir.

St. Jeanın her gün gizli gizli onu ziyarete gittiği ve yiyecek içecek götürerek yokladığı bilinmektedir.
Hz. Meryemin tam 101 yaşına kadar Bülbül dağındaki bu yerde yaşadığı ve burada öldüğü kabul edilmektedir.
St. Jean Meryem Ana yı yine bu dağda kendisinden başka hiç kimsenin bilmediği bir yere götürmüştür.
Hıristiyanlığın yayılmasından sonra Hz. Meryemin bulunduğu yere Hıristiyanlarca Haç şeklinde bir kilise inşa edilmiştir.
Burası kötürüm olan ve Türkiyeye gelemeyen bir Alman rahibenin tarifleri üzerine bulunmuştur.

Camiler, Kiliseler ve Sinagoglar

Hisar Camii: Bugünkü Kemeraltı iş Tarihi inde, Hisarönü mevkiinde bulunmaktadır.
1592 yılında Yakup Bey tarafından yaptırılmıştır.
Kesme taştan inşa edilen cami, İzmirin en gösterişli camilerinden biridir.
İç mekan Osmanlı süsleme sanatının en güzel örneklerinden birini sergilemektedir.
Ahşap minberi sedef kakmalıdır.

Salepçioğlu Camii: 1906 yılında Salepçizade Hacı Mehmet Efendi tarafından yaptırılan cami, tek kubbeli olup, iki katlıdır.
Dış duvarları mermer ve yeşil taşlarla örülmüştür.

Kestane Pazarı Camii: İzmirde Kestane Pazarı adıyla anılan çarşıdaki yapı, 1663 yılında Eminoğlu Hacı Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır.
İki katlı caminin alt katında dükkanlar, depolar vardır.
Büyük kubbe dört sütuna oturtulmuştur.
Köşelerinde küçük kubbeler vardır.

Şadırvan Camii: Çarşı içinde bulunan camiye yanında bulunan şadırvan nedeniyle bu isim verilmiştir.
16. yüzyılda yaptırılan cami 1815te büyük ölçüde onarılmıştır.
Ana mekan on sütuna dayanan kubbeyle örtülüdür.
Kubbenin iç kısmındaki kalem işi süslemeler dikkat çekicidir.
Batıda bulunan kitaplık cami ile içten bağlantılıdır.
Kesme taştan minaresi tek şerefelidir.

Konak (Yalı) Camii: Konak Meydanında bulunan yapı, 1754 yılında Mehmet Paşanın kızı Ayşe tarafından yaptırılmıştır.
Klasik Osmanlı mimarisi üslubunda, sekizgen planlı, üstü kubbeli bir yapıdır.
Taş ve tuğla karışımı duvarlarda pencerelerin çevresi çinilerle süslenmiştir.
Kesme taştan tek şerefeli minarenin petek kısmında firuze çiniler bulunmaktadır.

Hatuniye Camii: Anafartalar Caddesinde 17. yüzyıla tarihlenen yapının Yusuf Çavuş oğlu Ahmet Ağanın annesi Tayyibe Hatunun yaptırdığı bilinmektedir.
Caminin ilk bölümünde ana mekanı örten kubbe 12 köşeli kasnağa oturmaktadır.
Sonradan camiye bir bölüm daha eklenmiş, kemerlerle ana mekana bağlanmıştır.

Faik Paşa Camii: Basmanenin güneyinde, Altınordu Mahallesindedir.
16. yüzyılda Faik Paşa yaptırmıştır.
13 sütunlu ibadet mekanı ahşap çatı ile örtülüdür.

Hacı Hüseyin (Başdurak) Camii: Başdurak Semtinde yer alan yapı, 17.yüzyıla tarihlenmektedir.
Ana mekan, sekizgen kasnağa oturmuş büyük bir kubbe ile örtülüdür.
Mihrabı çini panolarla kaplıdır.
Bütün başlıkları altın olup, pencereler vitraylıdır.

Ali Ağa Camii: 1672de Gediz Ali Ağa tarafından yaptırılmış olan cami, kare planlı ve sekiz köşeli ahşap sütunların üzerinde tek kubbelidir.
Sütun başlıklarının altın yaldız süslemeleri ve kubbenin kalem işleri 19. yüzyıldandır.

Kurşunlu Camii: Namazgah Meydanında, kentin en eski camilerindendir.
Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırıldığı sanılmaktadır.
Ana mekanın çatısı ahşap olup, kiremitle örtülüdür.
Ahşap oyma minberi sedef kakma çiçeklerle bezelidir.
Mihrap nişi kalem işiyle süslüdür.

İki Çeşmelik Camii: İkiçeşmelik semtinde, 1893e tarihlenen caminin ana mekanı, iki ayak ve dört sütuna dayanan kubbe ile örtülüdür.
Kubbe, kalem işiyle bezelidir.
Doğusunda küçük bir avlu bulunmaktadır.

Çorakkapı Camii: Basmahanede Gar karşısındadır.
1747 yılında yaptırılmıştır.
Ana mekan, sekizgen kasnağa oturan tek kubbe ile örtülüdür.
Yanlarda üçer kubbeli mekanlarla genişletilmiştir.
Minberi mermer, minaresi kesme taştandır.

Kemeraltı Camii: Anafartalar Caddesinde, 1671 yılında Yusuf Çamazade Ahmed Ağa tarafından yaptırılmıştır.
Tek kubbeli yapının duvarları taştandır.
Minaresi tek şerefelidir.

Bergama Ulu Camii: 1393 yılında Sultan Yıldırım Bayezit zamanında yaptırılmıştır.
Dikdörtgen planlı yapı, 4 kalın ayak üzerine oturan üç kubbe ile örtülmüştür.
Mihrapta, Selçuklu mimari düzeninde sülüs, girift yazılar ve geometrik bezemeler ve alçı kabartmalar dikkat çekicidir.
Mermer minberi geometrik bezelidir.

Ödemiş Ulu Camii: 1312 yılında Aydınoğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır.
Kare planlı ve beş sahınlı yapı, sekiz sütunun taşıdığı ahşap bir çatı ile örtülü olup, mihrap önünde küçük bir kubbe bulunmaktadır.
Minaresi, firuze sırlı tuğlaların baklava biçiminde dizilmesiyle süslenmiştir.
Firuze ve koyu mor renkli geometrik yıldız ve geçmelerden oluşan mozaik çinili mihrabı, rumilerle çevrilidir.
Ahşap minberi çivisiz geçmeli (kündekari) teknikle yapılmıştır.

Selçuk İsa Bey Camii: Selçukta, Ayasuluk Tepesinin yamacında 1375 yılında Aydınoğlu İsa Bey tarafından yaptırılmıştır.
Dikdörtgen planlı yapının, üç yanı revaklı avlusu bulunmaktadır.
Ana mekan iki dizi halinde 4 sütunla bölünmüş ve mihrapla girişin üstündeki bölüm iki kubbe ile örtülmüştür.
Mihrap üzerine rastlayan kubbenin başlangıcı levhalarla süslenmiştir.
Kemeri taşıyan başlıklar Selçuklu taş işçiliğinin özgün örneklerindendir.
Pencerelerin her biri ayrı desendeki taş işlemelerin güzelliği ile dikkati çekmektedir.

Sultan Şah Türbesi: Ödemiş ilçesi Tarihi inde, Ulu Caminin güneyindedir.
Aydınoğlu Mehmed Beyin kız kardeşi Sultan Şah için 1310da yaptırılan türbe, altıgen planlı olup, kubbeyle örtülüdür.

Mehmed Bey Türbesi: Ödemişde Ulu Caminin kuzeybatısındadır.
1333 yılında Aydınoğlu Mehmed Bey ile üç oğlu için yaptırılmıştır.
Kare plan üzerine sekizgen bir yapıdır.
Pencere köşelerinde firuze ve lacivert çinilerden yıldız biçiminde süsler vardır.
Kubbenin iç kısmında mozaik çiniden yuvarlak bir madalyon .görülmektedir.

Süleyman Şah Türbesi: Tire ilçesi Tarihi inde yer almaktadır.
Aydınoğlu Süleyman Şah için 1349da, mermer ve taştan yaptırılan türbe kare planlı olup, kubbeyle örtülüdür.

Medreseler: Osmanlı döneminde İzmirdeki eğitim ve kültür düzeyinin anlaşılması açısından medreseler önem taşımaktadır.
Yazılı kaynaklarda İzmirde 40a yakın medresenin varlığından söz edilmektedir.
En eskileri 16. yüzyıl başlarına tarihlenen medreselerin başlıcaları; Salepçizade Hacı Ahmet Efendi, Yalı, Hatuniye, Çorakkapı, Katipzade Medreseleri olarak sıralanabilir.

St. John Bazilikas: M.S. 2. yüzyıla kadar uzanan bir Hıristiyan geleneğine göre, St. John öldüğünde bu tepeye gömülmüştür.
Kutsal sayılan mezarın bulunduğu yere, M.S. 4. yüzyılda, çatısı ahşap olan bir kilise yapılmış, Bizans İmparatoru Iustinianus tarafından M.S. 6. yüzyılda kubbeli bir bazilika inşa edilmiştir.
Üç nefli, haç planlı, kubbeli yapının batısında atrium ( sütunlu avlu) yer almaktadır.
Ortadaki kubbeli bölümün altında St. Jeanın mezarı olduğu bilinmektedir.
St. Jeanın mezarının kuzeyindeki küçük şapelin duvarları aziz resimlerinden oluşan fresklerle süslüdür.
İmparator Iustinianus ve eşi Theodoranın monogramlarını taşıyan sütunlar bulunmuştur.

Meryem Ana Evi: Hz. İsanın çarmıha gerilmesinden sonra, havarilerinden St. John‘ın Meryem Anayı Efese getirdiği kabul edilmektedir.
Meryem Ana adına Bülbül Dağı üzerinde yer alan Meryem Ana Evinin 4. yüzyılda inşa edildiği sanılmaktadır.
Haç planlı ve kubbeli olan bu yapıda giriş, apsisin bulunduğu salona açılır.
Apsiste Meryem Ana heykeli, apsisin iki yanında mutfak ve yatak odası bulunur.
1957 yılında Papalık tarafından onaylanan Meryem Ana evi, hem Hıristiyanlar hem de Müslümanlar tarafından çok sık ziyaret edilen bir yerdir.
Bu mekanda, her yıl 15 Ağustosta Meryem Anayı anma ayinleri düzenlenmektedir.

St. Polycarp Kilisesi: Kanuni Sultan Süleymanın izniyle 1625 yılında inşa edilen St. Polycarp Kilisesi, İzmirin halen kullanılmakta olan en eski kilisesidir.
İncilde bahsedilen yedi kiliseden biri olan İzmir kilisesine ait kalıntıların İki Çeşmelikteki St. Polycarp Kilisesinin yerinde olduğu sanılmaktadır.

Beth İsrael Sinagogu: İzmirin Karataş Semtinde Sultan II. Abdulhamitin fermanıyla 1905te yaptırılmış olup, İzmirin en büyük sinagogudur.

Hamamlar

Lüks Hamam (Kadı Hamamı): 16. yüzyılda yapıldığı düşünülen hamam ilk Osmanlı eserleri arasında sayılmaktadır.
Çifte hamam olarak inşa edilen yapının soyunma yerleri, basık sekizgen kemerli kasnak üzerinde kubbeyle örtülüdür.
Ilıklık bölümü beşik tonozludur.
Sıcaklık bölümü dikdörtgen planlı olup, iki yanda beşik tonoz örtülü eyvanlar bulunmaktadır.
Bugün halen işlevini sürdürmektedir.

Basmane Hamamı: 17. yüzyıl Osmanlı eseri olan hamam halen bakımlı ve işler durumdadır.
Ortası havuzlu, sekizgen kasnağa oturan kubbe ile örtülü yapı tipik özelliklerini korumaktadır.

Hanlar

Kızlarağası Hanı: Kentteki hanların en büyüğüdür.
Hisarönüne giden yol üzerinde yer alan yapı 1745te Kızlarağası Hacı Beşir tarafından yaptırılmıştır.
Kareye yakın dikdörtgen planlı, iki katlı, avlulu büyük bir yapıdır.
Yedi kapısı vardır.
Güneyinde bir, kuzeyinde iki koridor beşik tonozlarla örtülüdür.
Avlunun etrafında tonozlarla örtülü ve yuvarlak kemerli girişleri olan 10 oda, üst katta bulunmaktadır.
Duvarları güzel bir taş işçiliği ile örülmüştür.

Mirkelamoğlu Hanı: Yorgancılar Çarşısından Fevzipaşa Bulvarına çıkan sokakta yer alan hanın 18. yüzyılda yapıldığı düşünülmektedir.
İki katlı ve avlulu olup, avluyu çevreleyen odalardan oluşmaktadır.

Çakaloğlu Hanı: 18. yüzyıl Osmanlı yapısı olan Çakaloğlu Hanı İzmirin önemli tarihi eserlerindendir.
Uzun dikdörtgen planlı olup, üstü tonozlarla kaplı bir çarşı şeklindedir.
Düz duvarlar kesme taş ve bir- iki sıra tuğla dizili olarak inşa edilmiştir.

Karaosmanoğlu Hanı: Kentte ayakta kalabilen eski hanlardan biri olan Karaosmanoğlu Hanı, Fevzipaşa Bulvarı üzerinde yer almaktadır.
İki katlı ve avlulu yapı, mimari özelliğini büyük ölçüde yitirmiştir.
Duvarları taş ve tuğla dizili olarak inşa edilmiştir.

Korunan Alanlar

İzmir Tabiat Alanları
İzmir-Kunduracı Çınarı

Yeri: İzmir
Özelliği: 980 yaşında, 30 m. boyunda, 4 m. çap ve 15 m. çevre genişliğinde çınar ağacı.
Tesis Tarihi: 29.09.1994

İzmir-Kadınlar Kuyusu Koca Menengici

Yeri: İzmir, Foça
Özelliği: 600 yaşında, 14 m. boy, 2.10. m.çap ve 7.30 m. çevre genişliğinde menengiç ağacı.
Tesis Tarihi: 31.10.1995

İzmir-Taşdede Pirnal Meşe

Yeri: İzmir, Karşıyaka
Özelliği 250 yaşında, 8 m. boyunda, 1 m. çap ve 3 m. çevre genişliğinde meşe ağacı.
Tesis Tarihi: 29.09.1994

İzmir-Anadolu Kestanesi

Yeri: İzmir, Ödemiş
Özelliği: 600 yaşında, 20 m.boyunda, 3 m. çapında ve 10 m. çevre genişliğine sahip kestane ağacı
Tesis Tarihi: 27.09.1994

İzmir-Orvacık Köyü Anadolu Kestanesi

Yeri: İzmir, Ödemiş
Özelliği: 500 yaşında, 18 m. boyunda 2.78 m.çap ve 8.73 m. çevre genişliğinde kestane ağacı.
Tesis Tarihi: 21,02,1995

İzmir-İlk Kurşun Çınarı

Yeri: İzmir, Ödemiş
Özelliği: 300 yaş, 32 m. boy, 2. m.çap ve 5.80 m. çevre genişliğinde çınar ağacı.
Tesis Tarihi: 25.07.1995

İzmir-Yarendede Fıstık Çamı

Yeri: İzmir, Urla
Özelliği: 150 yaş, 30 m. boy . 1.30 m. çap ve 4.10 m. çevre genişliğinde fıstık çamı ağacı.
Tesis Tarihi: 25.07.1995

İzmir-Yemişçi Çınarı

Yeri: İzmir, Urla
Özelliği: 350 yaş, 20 m. boy, 3 m.çap ve 9 m. çevre genişliğinde çınar ağacı.
Tesis Tarihi: 25.07.1995

İzmir-Fıstık Çamı

Yeri: İzmir, Urla
Özelliği: 105 yaş, 20 m. boy, 1.20. m.çap ve 3.90 m. çevre genişliğinde çam ağacı.
Tesis Tarihi: 25.07.1995

İzmir-Teas Menengici

Yeri: İzmir, Urla
Özelliği: 35 yaşında, 4 m. boyunda, 0.5 m çapında 1.55 m çevre genişliğinde ve insan görünümündeki menengiç ağacı.
Tesis Tarihi: 09.11.1994

Mağaralar

İnkaya Mağarası

İzmir Tarihi ilçeye bağlı Yelki köyü batısındaki Kocadağın doğu yamacında yer alan İnkaya mağarasına, Yelki Köyünden mağaranın yakınına kadar arazi taşıtı veya traktörle gidilebilir.
Sonra dik ve makilik bir yamaçtan 20 dakika yürünerek mağaraya ulaşılabilir.

Özellikleri: Toplam uzunluğu 222 m. olan mağaranın girişe göre en derin noktası -30 m dir.
Genellikle yatay, kısmen de dikey tipinde kuru bir mağaradır.
Ekim ayında mağara ısısı salonda 18ºC, son kısımda 22ºCdir.

Mağara içinden çıkan çanak ve çömleklerden Hakkında dönemlerde yerleşme amacıyla kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Jeoloji-Jeomorfoloji: Kretase yaşlı kireçtaşları içinde, birbirlerine kesen birkaç kırık boyunca gelişmiştir.
Mağara dik bir inişten sonra, geniş bir salon halinde genişlemektedir.
Salonun genişliği 20-20 m., tavan yüksekliği ortalama 5 m. civarındadır.
Taban toprak ve molonlarla örtülüdür.
Salon kenarındaki geçitlerle küçük süslü odacıklara geçilir.
Salon güneye doğru tabanı eğimli bir galeriden devam eder.
Galerinin sonunda 7 m. derinliğinde bir kuyudan mağaranın son ve en alt bölümüne inilir.

Kurudağ Mağarası

Yeri: İzmir, Selçuk İlçesi

Selcukun Kurudağ mevkiindedir.

Özellikleri: Toplam uzunluğu 42 m. olan mağaranın girişe göre en derin noktası -22 m.dir.
Yatay ve kuru mağara tipindedir.
Açık havaya nazaran mağara serindir.

Mağara Mesozoik yaşlı massif dolomitik mermerler içinde gelişmiştir.
Mağaranın dar bir girişi vardır.
Daha sonra genişleyerek eni 20 m.ye varır.
Uzunluk ise 41 m.dir.
Tavan yüksekliği ortalama 3-5 m.dir.
Mağaranın kuzeye doğru eğimli olan tabanı kaya blokları ve traverten oluşumları ile örtülüdür.
Bu bölümde çeşitli kanılar yapılmıştır.
Mağara boşluğunda sarkıt, dikit ve sütunlar, duvarlarda perde ve bayrak travertenleri vardır.

Eski çağlarda insanlar tarafından barınak olarak kullanılmıştır.
Bu nedenle mağarada çeşitli kazılar yapılmıştır.
Doğal ve arkeolojik değerler bakımından zengin kaynaklara sahip olması nedeniyle turizm açısından değerlendirilmesi uygun bulunmaktadır.
Henüz turizme açılmamıştır.

Kaplıcalar

Balçova Kaplıcaları: Homerosun destanlarında ve coğrafyacı Strabonun eserlerinde adı geçen Agamemnon Kaplıcaları antik dönemlerden bu güne şifa yurdu olarak kullanılmaktadır.
İskender ordularından bir grubun yaralarını tedavi ettikleri bu kaplıcalar, o dönemde daha da ünlenmiştir.
Bugün Balçova kaplıcaları olarak anılan bölgede, sıcak su çamur banyosu ve içme suları bulunmaktadır.
Halen konaklama tesislerinin bulunduğu Balçova Kaplıcaları daha çok üst solunum yollarının kronik iltihapları, nefritler, bazı iltihaplar, romatizma sendromları, metobolizma ve deri hastalıkları gibi durumlarda yararlı olmaktadır.
Balçova Kaplıcalarında bulunan şifalı su, sodyum bikarbonat ve klorür ihtiva etmektedir.

Termal Turizm Tarihi leri

Bayındır Ilıcaları: Bayındır Ilıcası, Bayındırın kuzeydoğusunda Turgutlu yolu üzerinde 8 km. uzaklıktaki Ergendi Ilıcası Dereköy kaplıcasından oluşmaktadır.
Birbirlerine 15 dakika uzaklıkta bulunan kaplıcalardaki su sıcaklığı ortalama 40ºC dolayındadır.
Kükürt ve sodyum bikarbonat ihtiva eden kaplıcaların daha çok romatizma ve deri hastalıklarının tedavisinde başarılı olduğu belirtilmektedir.

Menemen Ilıcaları: Menemenin kuzeybatısında, Aliağa çiftliği bucak Tarihi inin 15 km batısındadır.
Sular bir mağaranın içinde kaynamaktadır.
Kayaların eski dönemde yontularak kaynağın doğal bir hamam içinde kalması sağlanmıştır.
Travmatik nedenlere bağlı kaynaması gecikmiş kırıklar, kemik sisteminin bazı hastalıkları, kan dolaşımı bozuklukları ve benzeri gibi rahatsızlıklar duyanlar bu sulardan yararlanmaktadırlar.

Ilıcagöl Ilıcası: Menemenin kuzeybatısında ılıca göl bataklığının batı kenarındadır.
Su ve çamur banyosu biçiminde uygulanan tedavide ılıcanın ılık ve kükürtlü suları romatizma, deri hastalıkları, safra ve idrar yolu taşlarının düşürülmesi gibi durumlarda yararlı olmaktadır.

Dikili Ilıcası: Nebiler Kaplıcası Dikili Ayvalık karayolunun 4 km. sağında yer alır.
Yöredeki ihtiyaçları karşılayacak oranda tesislerin bulunduğu kaplıca suyunda hidroasetat iyonu bulunmaktadır.

Bademli Ilıcaları: Dikiliden 15 km. uzaklıktadır.
Arsenik ve hidroasetat ihtiva eder.

Tavşan Adası Ilıcası: Tire İlçe Tarihi inin 15 km. güneybatısında Uzgur Köyü yakınında ve Elem Gölü (Bozköy) civarındadır.
Ilıcanın çok sıcak olan suları banyo ve içme olarak kullanılır.
Banyo olarak kullanıldığında romatizma ve deri hastalıkları, çocuk ve kadın hastalıklarına iyi gelmekte, içme olarak kullanıldığı zaman ise akciğer ve gıda metabolizması hastalıklarında yararlıdır.

Seferihisar Kaplıcaları: Seferihisar Doğan Bey Termal bölgesinde bulunan ılıca ve kaplıcaları şöyle sıralanabilir: Cumalı Ilıcaları, Karakoç Kaplıcaları, Kelalan Ilıcası.Bu kaplıcalar; romatizma ve deri hastalıklarıyla üst solunum yolları, kırıklar, kadın hastalıkları gibi rahatsızlıklarda faydalı olmaktadır.

Urla Ilıcaları ( Malkoç İçmeleri): İzmir – Çeşme karayolunun 41. Km de (İçmeler) diye anılan bölgede yer alan ılıca suları karbondioksit ve sodyum klorür ihtiva etmektedir.
Ilıca etrafında bulunan kamping ve oda türü konaklama tesisleri bölgesel ihtiyaca cevap verecek durumdadır.
Deniz kenarında bulunmaktadır.
Daha çok mide ve bağırsak tedavisinde yararlı olduğu belirtilmektedir.

Gülbahçe Ilıcaları: Urla İlçe Tarihi inin 15 km. batısında, Gülbahçe Körfezinde deniz kenarında bulunan ılıca aynı zamanda bir hamama sahiptir.
Romatizma ve deri hastalıkları tedavisinde yararlıdır.

Plajlar

İzmir ilinin Egeye 629 km kıyısı bulunmaktadır.
Bunun 101 kmsi doğal plaj (kumsal) niteliğindedir.
İzmir kıyıları yarımada ve koylardan oluşan coğrafyası nedeniyle, plaj kullanımı dışında su sporlarına da olanak vermektedir.
İldeki plajlardan Selçuk-Pamucak, Urla ve Gülbahçe, Çeşme-Ilıca ve Altınkum, Gümüldür ve Özdere plajları ile kuzeyde Dikili ve Çandarlı, Foça-Yeni Foça plajları, kumsal özellikleri bakımından öne çıkmaktadır.
Plajlara ulaşım son derece kolay ve seridir.
İzmir Tarihi garajdan ve Üçkuyular garajından hemen her ilçeye günün her saatinde araç temin etme imkanı vardır.

Yat Limanları

İzmir ilinde özellikle Çeşme Yarımadasının güneyi ülkemizin belli başlı yat güzergahlarından birini oluşturmaktadır.
Çeşme-Kuşadası güzergahı yat turizmi altyapısının en çok geliştiği alandır.
Alaçatı İskelesi; Alaçatı beldesinin güneyinde yan yana sıralanmış koylarla, yatçılar için bir cennet niteliğindedir.
İskelede 80 tekne barınabilmektedir.
Yatların barınabilmesi için pek çok imkan vardır.
Urla İskelesinde 20 tekne, balıkçı barınağında 175, Özbekköy barınağında ise 80 tekne barınabilmektedir.
İskelenin yakınında bulunan Güvendik Tepesinden çevrenin olağanüstü görüntüsü izlenebilmektedir.

Yaylalar

Ödemiş İlçesinin Bozdağ Gölcük Yaylası, yine aynı bölgedeki Subatan Yaylası, Karşıyaka ilçesinin kuzeyindeki Yamanlar Dağı üzerinde bulunan Karagöl, Bergama ilçesini çevreleyen dağlardan kuzeydeki Madra Dağında bulunan Kozak Yaylası günübirlik rekreasyon ve yayla turizmine elverişli alanlardır.

Sportif Etkinlikler

Av Turizmi: Av için İzmir ve çevresinde (Özellikle Çeşme çevresinde) yabandomuzu avlakları bulunmaktadır.
Karaburun Yarımadasında da yabandomuzu avlakları mevcut olup, yabankeçisi gibi hayvanlar avlanmaktadır.
Av turizmi için belirlenen avlaklarda avlanacak hayvanlar önceden avcılar derneğince tespit edilerek, ilan edilmektedir.

Dağcılık: İzmir bölgesinde, özellikle gençlik ve öğrenci kesimi arasında son yıllarda gelişen dağcılık, bir spor olarak ele alınmakta ve geliştirilmektedir.
Balçova teleferiğinin bulunduğu Balçova Tepesi ile Yamanlar Dağı, dağ sporlarının amatör düzeyde yapıldığı yerlerdir.
Bunun ötesinde İzmir körfezine dik inen dağ silsileleri içinde kuzeydeki Madran Dağları 2000 metreyi geçen yüksekliği ile dağcılık açısından son elverişli imkanlar sunmaktadır.

Gençlik Turizm: İzmirde gençlerin yararlanabileceği orman ve gençlik kampları mevcuttur.

İzmir Turizm Eğitim Tarihi i
İzmir Orman Kampları
İzmir Gençlik Kampları

Kayak Tarihi i: Bozdağ yükseltisinin kuzey yamaçlarındaki doğal pistlerin varlığı kayak sporlarına olanak vermektedir.
İzmire sadece 1.5 saatlik mesafede, huzur, sağlık ve spor için Egenin en yüksek ve nem oranının en az oluşuyla ünlü Bozdağ Kayak Tarihi i tesisleri, 22 bungalov, 12 otel odası, şömine restoran, cafe, bar, kayak okulu, alış veriş Tarihi i ve sağlık hizmetleri ile organize olmuştur.

Su sporları: İzmirin koyları su altı dalış için elverişli noktalara sahiptir.

Diğer Hakkında Yerler

Kemeraltı Çarşısı: Kemeraltı Çarşısı, Mezarlıkbaşı semtinden itibaren deniz cephesini içine alan bir kavis çizerek Konak Alanına ulaşır.
Günümüzde de Kemeraltı Çarşısı İzmirin en önemli alışveriş Tarihi idir.
Eskinin gizemli tonoz ve kubbeli dükkanlarının yanı sıra, modern iş Tarihi leri, mağazaları, sinemaları ve kafeteryaları ile her türlü alışverişe hitap edebilen bir site görünümündedir.
Bu çarşıda geleneksel Türk el sanatlarından seramikler, çini panolar, ahşap ürünleri, tombaklar, halı ve kilimler, deri ürünlerinin her çeşidini bulmak mümkündür.

Asansör: Musevi işadamı Nesim Levi tarafından Mithatpaşanın üst kısmına çıkmak isteyenlere kolaylık sağlaması için yaptırılan asansör, günümüzde İzmirin prestij noktalarından birisi olmuştur.
Estetik değerlerin ön planda olduğu binaya 1928 yılında yapılan düzenleme Asansörü sosyal ihtiyaçları karşılayan bir Tarihi haline getirmiştir.
1930lu yıllarda tiyatro sahnesi, sinema salonu, gazinosu ve fotoğrafçısı bulunan Asansör binası, İzmirin vazgeçilmezlerinden birisi olarak kabul edilmektedir.
Hakkında Asansör 1992 yılında, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından günün şartlarına uygun bir şekilde restore edilerek kültür kompleksi halini almıştır.

Teleferik Tesisleri: İzmir Büyükşehir Belediyesince yeniden düzenlenen teleferik tesisleri doyumsuz manzarasıyla gelenleri büyülemektedir.
Spor ve doğa severler için geniş imkanlar sunulan tesislerde, yamaç paraşütü ve özel tırmanma şeritleri ile sporseverler heyecanlı anlar yaşayabilirler.

Kültürpark: Kültürpark, İzmirin kent içinde yeşilin en yoğun olduğu alanlarından biridir.
Hayvanat Bahçesi ile, Akdenizin tipik palmiye ağaçları ve yeşil bitki örtüsüyle, spor ve eğlence tesisleriyle İzmirlilerin başlıca rekreasyon alanıdır.
Kültürpark içinde, 1936 yılından beri her yıl Ağustos ayının sonunda Uluslararası İzmir Fuarı açılmaktadır.

Botanik Bahçesi : İzmirde farklı bir yeşil ortam Ege Üniversitesi Botanik Bahçesidir.
Burası ülkemizin en yetkin ve uluslararası nitelikteki tek botanik bahçesidir.
Bahçe yapay koşullarda, tropik bölgelerden Alp Dağlarına kadar çok geniş bir coğrafyaya ait pek çok bitki türünü barındırmaktadır.
Yaklaşık üç bin bitki çeşidi mevcuttur.
Arbeterumda yüzlerce ağaç ve çalı türü yetiştirilmektedir.
Ayrıca kurutulmuş bitki örneklerinin korunduğu ve üzerinde bilimsel araştırmaların yapıldığı bir Herbaryum Tarihi i de yer almaktadır.

Kuş Gözlem Alanı

İzmir ilinin yeraldığı Küçük Menderes Havzasında, önemli kuş alanlarından İldir Gölü ve Küçük Menderes Deltasını barındırmaktadır.

Foça Adaları

Gediz Deltası

İldir Körfezi Adaları

Küçük Menderes Havzası

Sanat, Kültür ve Eğlence

İzmir kozmopolit ve kültür şehri olarak ün yapmıştır.
İzmir Kültür Tarihi i opera, bale ve müzik konserlerine sık sık ev sahipliği yapar.

Her yıl Ağustos ayında açılan İzmir Uluslararası Fuarı bir eğlence ve endüstri sergisidir.

Efes harabelerinin en güzel yapılarından biri olan tiyatro, oldukça sağlam kalmış ve restorasyonla da bugün Efes festivali gibi şenliklerde rahatlıkla kullanılmaktadır.

COĞRAFYA

İzmir, Türkiyenin üçüncü büyük kentidir.
İzmir, Ege kıyı bölgesinin tipik bir örneği gibidir.
Kuzeyde Madra Dağları, güneyde Kuşadası Körfezi, batıda Çeşme Yarımadasının Tekne Burnu, doğuda ise Aydın, Manisa il sınırları ile çevrilmiş İzmir, batıda kendi adıyla anılan körfezle kucaklaşır.

İzmir ili içinde Ege Bölgesinin önemli akarsularından olan Gediz Nehrinin aşağı çığırı ile Küçük Menderes Nehri bulunur.
Girintili ve çıkıntılı kıyı bandı doğal olarak sayısız güzellikte koy ve plajların oluşumu ile sonuçlanır.
Gümüldür, Özdere, Foça, Karaburun, Çeşme sahil ve plajları İzmir için büyük bir turistik önem taşımaktadır.
Öte yandan aynı doğal yapı, bir çok balıkçı barınağının veya yat yanaşma yerlerinin oluşmasına neden olmuştur.
Bu özellikleriyle İzmir doğal bir turizm ve liman kentidir.

Akdeniz iklim bölgesinde yetişen geniş, sert ve iğne yapraklı, sürekli yeşil kalan, kuraklığa dayanıklı ağaç ve çalılar, yaygın doğal bitki örtüsünü oluşturur.

Akdeniz iklim kuşağında kalan İzmirde yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlı geçmektedir.
İl bazında yıllık ortalama sıcaklık, kıyı kesimlerde 14-18 ºC arasında değişmektedir.
Yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı 18.5ºCdir.

TARİHÇESi

Eski İzmir kenti, körfezin kuzeydoğusunda yer alan bir yarımadacık üzerine kurulmuştur.
Günümüzde Bayraklı yakınında “Tepekule” adını taşıyan eski İzmir höyüğünde, ilk yerleşim M.Ö. 3. binden başlar.
Önceleri ufak bir yerleşme olan deniz kenarındaki bu höyük, M.Ö. 2. binde ilk çekirdek etrafında biraz daha büyüyüp gelişmiştir.
M.Ö. 2. bin yerleşmesinin Hititlerle ilişkili olduğu kazılardan anlaşılmaktadır.

M.Ö. 10. yüzyılda, Bayraklının kerpiç duvarlı ve düz damlı evleriyle, bugünkü Orta Anadolu köylerinden farkı yoktur.
M.Ö. 600de Lydia, M.Ö. 5. ve 4. yüzyıllarda Pers egemenliğinde olan şehir, M.Ö. 334de Büyük İskender tarafından alınmış, bu tarihlerden sonra Kadifekalenin yer aldığı dağın eteklerinde gelişmeye ve büyük bir şehir durumuna gelmeye başlamıştır.
Roma İmparatorluğu döneminde, M.S. 178 yılındaki yer sarsıntısında büyük hasar gören şehir, yeniden kurulmuş ve onarılmıştır.
Bu dönemde büyük bir ticaret Tarihi i haline gelmiştir.
Bizans İmparatorluğu zamanında Hıristiyanlığın yayıldığı dönemde ve sonrasında önemli bir piskoposluk Tarihi i olmuş, M.S. 5.-6. yüzyıllarda gelişme göstermiş, ancak 7. yüzyıldaki Arap akınlarından sonraki yıllarda ise eski önemini kaybetmiştir.

1320 yılında Aydınoğlu Gazi Umur tarafından alınan şehir, 1402–1415 yılları arasında Aydınoğulları Beyliğinin başkenti olmuş ve 1415 yılında I. Mehmet Çelebi tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.

NE YENİR

İzmir ve yöresinin yemekleri çeşit açısından son derece zengin olup, Ege, Akdeniz ve Anadolu mutfaklarının özgün bir bileşimidir.
Yörenin bitki örtüsünün yanı sıra, çok kültürlü toplumsal yapısı da bu oluşumda etkendir.

Belli başlı yemekleri: Bulamaç çorbası, tarhana çorbası, tere çorbası, trança kellesi çorbası,kirde, sakız yahnisi, mücver, İzmir köftesi, papaz yahnisi, enginar dolması, domates bastısı, yer elması, revani,ıspanak boranisi, razı kavurması, Efes arapsaçı, şevketi bostan, ebegümeci, radika salatası.

İzmirden Yemek Tarifleri

Tere çorbası

Malzemeler:

9 su bardağı tavuk suyu
3 yemek kaşığı un
1 adet yumurta
1 adet limon
1 su bardağı krema
1 su bardağı süt
2 yemek kaşığı tereyağı
1 demet tere
1/2 çay kaşığı şeker
tuz

Hazırlanışı:
Bir kapta un, limon suyu ve yumurta iyice karıştırılır.
kaynamakta olan tavuk suyuna azar azar yedirerek ilave edilir.
Tere yaprakları ayıklanır bir bardak süt ile birlikte blendırdan geçirilir.
Yapraklar tamamen eriyince kaynamakta olan çorbaya eklenir.
Bir taşım kaynatıp krema, tereyağı, şeker ve tuz eklenir.
Bir taşım kaynadıktan sonra süzgeçten geçirilir ve servis edilir.

İzmir köfte

Malzemeler:

1/2 kg dövülmüş et
2 adet soğanın suyu
1 adet yumurta
1/2 su bardağı sıvı yağ
5 adet domates
3 dilim ekmek içi
1 tatlı kaşığı köfte baharatı
1 tatlı kaşığı karabiber
1 tatlı kaşığı tuz
Hazırlanışı: İyice dövülen et, soğan suyu, tuz, karabiber, köfte baharatı, ekmek içi ve yumurta ile yoğrulur.
Hamur haline gelince köfte şekli verilir ve yağda kızartılır.
Kızaran köfteler bir tencereye alınır.
Ayrı bir tarafta domatesler küçük küçük doğranır.
Doğranan domatesler tencereye alınan köftelerin üzerine dökülür ve 15 dakika pişirilir.

Radika salatası

Malzemeler:

1 demet radika
1 çorba kaşığı tuz
1 adet limon
1/2 çay bardağı zeytinyağı

Hazırlanışı:
Radikalar köklerinden ayrılıp iyice yıkanır.
Bir tencerede tuzlu su kaynatılır ve radikalar kaynayan suya atılır.
Sapları yumuşayana kadar haşlanır ve süzülerek servis tabağına alınır.
Soğuduktan sonra üzerine zeytinyağı ve limon suyu eklenip zeytin ile süslenerek servis edilir.

NE ALINIR?

İzmirin en yoğun alışveriş trafiğine sahne olan sokakları, Anafartalar Caddesinin sağında ve solunda yer alan ve hala yüzyıl öncesinin atmosferini kepenklerinin kıvrımlarında, kapı eşiklerinde, basık tavanlarında, eski kiremitlerinde taşıyan Kemeraltı Sokaklarıdır.
Eski görüntü tamamen olmasa da hala işportacıların bağrışmaları bakırcılar çarşısının kendine has sesleri Şadırvan Cami yanındaki Sebilin şırıltısı, Kestane pazarındaki balıkçıların ıslak önlükleriyle bağrışmaları, Kemeraltının pek değişmediğini gösteren belirtileridir.

Urgancılar Çarşısı, Kuyumcular Çarşısı, basmacılar, ayakkabıcılar hepsi de hala işlerini sürdürmektedirler.
Bunların yanı sıra en iyi ve modern alışveriş merkez leri Alsancaktaki Kordon Boyunda, Karşıyaka ve Cumhuriyet Caddesinde bulunur.

İzmirde en önemli alışveriş Tarihi i olan Kemeraltına komşu Çankaya ve oradan da seçkin butik ve mağazaların yer aldığı Alsancaka ulaşıp alışveriş yapabilir, Karşıyakada da aynı olanakları bulabilirsiniz.

LİNKLER
İzmir Valiliği http://www.izmir.
gov.tr/
İzmir Büyükşehir Belediyesi http://www.izmir-bld.gov.tr/
Turizm Müdürlüğü http://www.izmirturizm.gov.tr/
Dokuz Eylül Üniversitesi http://www.deu.edu.tr/index_1.html
Aliağa Belediyesi http://www.aliaga-bld.gov.tr/
Bademli Belediyesi http://www.bademli-bld.gov.tr/
Narlıdere Belediyesi http://www.narlidere-bld.gov.tr/
Ödemiş Belediyesi http://www.odemis-bld.gov.tr/

MEŞHUR YERLERİ

Selçuk-Şirince Köyü Birgi Çakırağa Konağı, Kızlarağası Hanı, Hakkında Asansörü gezmeden,

İzmir Arkeoloji Müzesi, İzmir Atatürk Müzesi, Kordonboyu, Kemeraltı Çarşısı, Teleferik Tesisleri ve Balçova Kaplıcaları, Efes Harabeleri, Meryem Ana Evi, Şirince Köyü, Bergama Antik Kenti, Çeşme plajlarını görmeden,

İzmir Asansör Restaronda İzmir Köftesi, Ödemiş Kebabı, Boyoz (börek), Kumru, Gevrek ve meşhur Gerdan tatlısı tatmadan,
Kuru İncir, sultaniye üzüm, Kemalpaşa Kirazı, Bergama tulum peyniri ve lokma almadan,
Foça ve Çeşmede balık yemeden,
Ödemiş İpeği (Pembizar), İğne Oyaları, Yemeni ve Görece nazar boncuklarından satın almadan,
İzmir Fuarı ile Selçuk Festivalini görmeden gelmeyin.

Antalya – Antalyanın Gezilecek Yerleri

22 Şubat 2016 Yazan  
Kategori Sohbet

Antalya rehberi, Antalyanın ilçe köy ve beldeleri, Antalyaya nasıl gidilir, Gezilecek yerleri, Antalya tarihi ve Antalya türküleri.

ANTALYA ŞEHRİMİZ

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 20.815 km
Nüfus: 1.132.211 (2014)
İl Trafik No: 07
Antalya sahip olduğu arkeolojik ve doğal güzellikler sayesinde Türk Rivierası adını almıştır.

Deniz, güneş, tarih ve doğanın sihirli bir uyum içinde bütünleştiği Antalya, Akdenizin en güzel ve temiz kıyılarına sahiptir.

630 km. uzunluğundaki Antalya kıyıları boyunca, antik kentler, antik limanlar, anıt mezarlar, dantel gibi koylar, kumsallar, yemyeşil ormanlar ve akarsular yer alır.

Palmiyelerle sıralanmış bulvarları, uluslararası ödül sahibi marinası, geleneksel mimarisi ile şirin bir köşe oluşturan Kaleiçi ve modern mekanları ile Türkiyenin en önemli Turizm Tarihi i olan Antalya, Aspendos Opera ve Bale Festivali, Uluslararası Plaj Voleybolu, Triathlon, Golf Müsabakaları, Okçuluk, Tenis, Kayak yarışmaları vb. etkinliklere, 1995 yılında açılan Antalya Kültür merkez i ile de plastik sanatlar, müzik, tiyatro, sergi gibi birçok kültürel ve sanatsal etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.

Antalya resimleri için tıklayınız.

iLÇELERi:

Antalya ilinin Hakkında; Akseki, Alanya, Elmalı, Finike, Gazipaşa, Gündoğmuş, İbradı, Kale, Kaş, Kemer, Korkuteli, Kumluca, Manavgat ve Seriktir.

Akseki: Alanyadan sonra Antalya ilinin en eski ilçesi olan Akseki Torosların yapısına uygun engebeli ve dağlık bir görünüme sahiptir.

Antalya ili ve çevresinde son yıllarda görülen turizm alanındaki gelişmelere paralel olarak, Akseki ilçesinde turizm faaliyetleri gelişmektedir.
Avcıların ve turistlerin uğrak yeri olan Akseki, KARDELEN ÇİÇEĞİ nin ana yurdudur.
Kış aylarında Kardelen Çiçeğini görmek için yerli ve yabancı turistler ilçeyi ziyaret eder.
Giden Gelmez Dağları, dağ keçisi koruma ve av sahası avcıların ücretli olarak devamlı avlanacağı yer olup, Sinan hoca ve Gümüşdamla köylerinde kurulan alabalık üretme tesisleri avcıların ve turistlerin uğrak yerleri arasındadır.

Göktepe Yaylası, Çimi Yaylası, Irmak Vadisi son aylarda keşfedilen 340 metre derinliğindeki Bucakalan Mağarası, ilçe Tarihi indeki Ulu Camii ve Medresesi görülmeye değer diğer eserlerdir.

Elmalı: Likya bölgesi içerisinde yer alan Elmalının kesin kuruluş Hakkında bilinmemektedir.
Doğuda Semahöyük yakınlarında Karataşta, batıda Beyler Köyü yakınındaki Beyler köyünde yapılan kazılar bölgenin bronz çağından bu yana iskan edildiğini göstermektedir.

Höyükler: Şehre bağlı köylerde üç höyük bulunmaktadır.
Bunlardan ilki şehrin batısındaki Müğren Köyündeki höyüktür.
Arkeolojik yüzey araştırmaları burada çeşitli uygarlıklara ait izler olduğunu göstermektedir.
Yine batıda Semahöyük Köyünde bulunan ikinci höyüğün üstünde Osmanlı ve Türk mezarlığı bulunduğu için bugüne kadar araştırma yapılmamıştır.
Üçüncü ve en büyük höyük ise şehrin güneyinde, Elmalı – Kaş yolu üzerinde, Beyler Köyündeki Beyler Höyüğüdür.
Bu höyükte yapılan kazılarda, bronz çağından bu yana devamlı bir yerleşimin izleri görülmektedir.
Kazılarda çıkarılan arkeolojik buluntular Antalya Müzesinde sergilenmektedir.

Tümülüsler: Şehrin doğusunda, Elmalıya 6 km. uzaklıktaki Bayındır Köyü yakınlarındadır.
Yan yana duran birkaç tümülüsten birinde yapılan kazılarda M.Ö. 7. yy.a ait buluntulara rastlanmıştır.
Antalya Müzesinin özel bir bölümünde sergilenen bu buluntular bölgenin bu dönemdeki yaşamından kesitler vermektedir.

Anıt Mezarlar Bilinen iki anıt mezar vardır.
Bunlardan ilki Karaburun diğeri ise Kızılbeldedir.
Antalya – Elmalı yolu üzerindeki Karaburun Kral mezarı odasının duvarları av ve savaş sahnelerinden oluşan fresklerle süslüdür.
Kızılbel mezar anıtı ise şehrin batısında Elmalı – Yuvayol yolu üzerindedir.
Kalker bloklardan oluşmuş bir odadan ibarettir.

Define: 1984 yılında Antalya – Elmalı yol çizgisinin hemen kuzeyinde, Kral Mezarı ile Gökpınar Köyü arasında bulunmuştur.
190 adet gümüş antik sikkeden oluşan bu define antika kaçakçıları tarafından Amerikaya kaçırılmıştır.
Halen özel bir kişinin malı olarak Boston Museum Fine Artsda bulunmaktadır.
Yeryüzünün en kıymetli antik sikkesi olarak nitelenen Atina Decadrachmeleri (14 adet, her biri 600.000$) bu büyük define yer almaktadır.

Camiler: İlçede yer alan Selçuklu Camii, Kütük Camii, Sinan-ı Ümmi Camii, Ömer Paşa Camii ve Külliyesi kentin görülmeye değer eserleridir.

Korkuteli: Antalyaya 67 km. uzaklıktadır.
Korkutelinin 3 km batısında, bugün yalnız kapısı ayakta kalan Alaaddin Camii ve yine aynı yörede, 1319da Hamidoğullarından El Emin Sinaeddin tarafından yaptırılan ve aynı adla anılan Selçuklu Medresesi görülebilir.

Gündoğmuş: Antalyaya 182 km. mesafedeki Gündoğmuş ilçesinde pek çok antik kent kalıntısı bulunmaktadır.
Güzel Bağ Bucağının kuzeyinde 7 km. mesafede ve halen kazı yapılmamış olan Ayasofya Şehri, Gündoğmuş şehir Tarihi inin güney-batısında ve şehre 7 km. mesafede Sumene mevkisinde, Asar Harabeleri, Senir Köyü nün doğusunda 2 km. mesafedeki Kese Mevkiindeki harabeler, Gündoğmuş Şehir merkez inin güney-batısında ve şehre 11 km. mesafedeki Gedfi Harabeleri önemli antik kent kalıntılarıdır.

İlçe Tarihi indeki Cem Paşa Camii, Gündoğmuş/Pembelik Köyü arasında ilçe merkez inin doğusundaki, 15 km. mesafedeki Sinek Dağının tepesindeki harabeler, Alanya/Konya Kervanyolu, Gündoğmuş/ Antalya karayolu üzerinde Taşağır mevkisinde Kazayir Şehri Harabeleri diğer görülebilecek eserlerdir.

Gazipaşa: Antalyaya 180 km. mesafedeki Gazipaşa, 10 km. uzunluğundaki kumsalı, orman kaplı alanları, turkuaz mavisi koyları, doğal güzellikleriyle şirin bir ilçedir.
İskele, Koru ve Kahyalar plajlarının bulunduğu kumsallar, Caretta Caretta kaplumbağalarının önemli bir üreme Tarihi idir.
Bugüne kadar bakir kalmış Gazipaşa, konaklama, dinlenme tesisleri, tarih ve doğa güzellikleri, yapımı süren havaalanı ve yat limanı ile gözde bir turizm Tarihi i olma yolunda ilerlemektedir.


Antalya manzara resmi


Antik Kentler

Antiocheia Adcragum: Gazipaşa ilçesinin doğusunda, 18 km. uzaklıktaki Güney Köy sınırları içerisindedir.
Kentin adı Kommagene Kralı 4. Antiochusdan gelmektedir.
Kalesi, sütunlu cadde, agora, hamam, zafer takı, kilise, kentin nekropol alanı kalıntıları bulunmaktadır.
Kentin nekropolünde bölgeye özgü beşik tonozlu, ön avlulu anıtsal mezarlar oldukça iyi korunmuştur.

Adanda-Lamos: Antik kent, Gazipaşa ilçesinin 15 km. kuzeydoğusundadır.
Bugünkü Adanda köyünün 2 km. kuzeyinde, yüksek ve sarp bir dağın zirvesinde kurulmuştur.
Kent surlarla çevrilidir.
Kentin giriş kapısının güneyinde, büyük bir kule bulunmaktadır.
Kentin diğer kalıntıları arasında doğal kayaya oyulmuş çeşme ve iki adet tapınağı sayabilir.
Bu kentin nekropolünde de blok taşların oyulması ile yapılmış yekpare lahitler önemli kalıntılar arasındadır.
Kalıntılar, dağlık Klikya bölgesinin kültürünü ve sanatını en iyi şekilde yansıtmaktadır.

Nephelis: Antik kente ulaşım, Gazipaşa-Anamur 12. km.sinden sonra Muzkent Köyünün içinden geçerek güneye sapan yaklaşık 5 km. stabilize bir yol ile sağlanmaktadır.
Kent, akropol ve doğu-batı boyunca uzanan kalıntılardan oluşmaktadır.
Kentin ayakta kalabilmiş yapıları Orta Çağ Kalesi, Tapınak Odeon Sulama sistemi ve nekropol alanlarıdır.

Selinus: Gazipaşa Plajının bulunduğu Hacımusa Çayının güneybatısındaki yamaçlarında yer alan antik Selinus kenti, dağlık Klikya bölgesinin en önemli kentlerinden biridir.
Kentin akropolü tepeye kurulmuştur.
Tepe üzerindeki Orta Çağ Kalesinin sur duvarları ve kuleleri oldukça iyi korunmuştur.
Akropol, içerisindeki kilise ve sarnıç günümüze kadar gelebilmiş önemli yapılardandır.
Kentin diğer yapıları hamamlar, agora, İslami Yapı (Köşk), su kemerleri ve nekropoldur.
Alanya Müzesindeki ostoteklerin çoğunluğu Selinus Nekropolünden getirilmiş olup, burada ostotek atölyesinin varlığını sürdürmektedir.

Kumluca: Alakır Çayı ile Gavur deresinin dağlardan sürükleyip getirdiği alüvyonlu bir ovada yeralan Kumluca Finike ve Elmalı İlçeleri ile çevrelenmiştir.
Kumluca sahil boyunca plajlar, konaklama tesisleri ve koylara sahiptir.
Kumlucanın 27 km. kuzeyinde yeralan Altınkaya yaylası, Alabalık üretme çiftliği, Sedir Ormanları ve bol suları olan güzel bir yayladır.
Korydalla ve Olympos Antik kentleri Kumluca ilçesi sınırlarında yer almaktadır.

Alanya: Alanya, geniş plajları, Hakkında eserleri, modern otel ve mrehberin sayısız balık lokantaları, kafe ve barlarıyla mükemmel bir tatil Tarihi idir.
Gelenleri ilk karşılayan, Alanya Yarımadasının üzerinde bir taç gibi kurulmuş olan ve 13. yüzyıldan kalma şahane Selçuklu Kalesidir.
Etkileyici kalenin yanı sıra eşi benzeri olmayan tersanesi ve anıtsal güzellikteki sekizgen Kızıl Kule görülmeye değerdir.

Limanı çevreleyen kafeler ve barlar akşam saatlerinde liman yolu boyunca el sanatları, deri, giysi, mücevherat, el çantaları ve yöreye özgü ilginç renklere bezeli su kabaklarının satıldığı butikler yer alır.
Eğer mağaraları keşfetmekten hoşlanıyorsanız Damlataş Mağarasını gezmeniz gerekir.
Mağara yakınında Etnografya Müzesi yer almaktadır.
Tekneyle üç deniz mağarasına ulaşabilirsiniz: fosforlu kayalarıyla Fosforlu Mağara, korsanların kadın esirleri tuttukları Kızlar Mağarası ve Aşıklar Mağarası.

Alanyanın 15 km. doğusunda yer alan Dim Çağı Vadisi gölgelerin serinliğinde dinlenmek için ideal bir yerdir.
Tüm sahillerinden denize girilebilen Alanya tam bir güneş, deniz, kum cennetidir.

Finike: Finike, Antalya iline bağlıdır.
Portakalları ile ünlü Finike tarihle, doğa ve denizin birleştiği bir turizm beldesidir.
Portakalları ile tanınan kent, Limyra kenti kalıntıları ve Arykanda antik kenti kalıntıları ile ilgi görmektedir.

Kaş: Likyanin önemli kentlerinden olan Kaş, ilçeyi çevreleyen Antik Döneme ait kentler ve tarihsel degerlerle doyumsuz kültür seyahatleri; Akdenizin derinlerde yarattığı heyecanlari doruklarda hissettiren sualtı dalışları; nehirlerde yapılan macera dolu kano turları, ekolojik uyumun keşfedildiği doğa yürüyüşleri; derin ve karanlık mağaralara teknik donanımlı mağara dalışları; yüksek dağlardan turkuaz rengli suların manzarasına süzülen yamaç paraşütü; Akdenizde değerli taşları andıran adalar ile çevreye yapılacak Mavi Yolculuk ve tekne turları; damak tadınıza uygun deniz ürünleri ve dağlarda yetişen kokulu otlarla tatlandırılan yöresel yemeklerden oluşan mönüsü; yüzlerce yılın mirası, el sanatlarının çeşit ve güzelliği; Kaşın bağlı olduğu Antalya ve ilçelerine ait turizm Tarihi leri ile tabiat, tarih ve kültür zenginliğini, alternatif turizm imkanları ve çevresinde yer alan turizm Tarihi lerinden oluşan renkli yelpazesi ile düşsel bir mekandır.

Manavgat: Antalya İline bağlı olan Manavgat tarih ve doğanın içiçe girdiği her türlü turizm aktivitesinin yapılabildiği bir turizm Tarihi idir.

Serik: Antalyanın ilçesi olan Serik, önemli Pamfilya kenti olan Aspendosu barındırmaktadır.
Günümüze kadar bozulmadan ulaşan, mükemmel akustiğe sahip Aspendos Tiyatosu, bugün önemli sanat etkinliklerine ev sahipliği yapmaktadır.

Kale (Demre): Antalya, iline bağlı olan Kale Noel Baba nın yaşadığı yer olarak önemli bir inanç turizmi beldesidir.

NASIL GİDİLİR

Karayolu Antalya Türkiyenin her yöresi ile karayolu bağlantısına sahiptir.
İstanbul ve Ankara gibi büyük Tarihi lerden karayoluyla bölgeye geliş için en uygun yol, Afyon – Burdur – Antalya yoludur.

Otogar Tel: (+90-242) 331 12 50

Demiryolu Antalyada tren istasyonu yoktur.
En yakın tren istasyonu Burdurdadır.

Havayolu Antalya Havalimanı hizmet vermektedir.

DHMİ Antalya Havalimanı İç Hatlar Terminali Tel : +90- (242) 330 30 30
Bayındır Antalya Dış Hatlar Terminali Tel: +90- (242) 330 36 00

Denizyolu Antalya Limanı Türkiyenin önemli deniz kapısıdır.

Liman Başkanlığı Tel :(+90-242) 259 12 12

GEZİLECEK YERLERİ

Tarihi ve Kültürel Çevre

Surlar Bu surlardan günümüze şehrin içindeki birkaç burç ile Hadrian Kapısı ve yanındaki kuleler, limana bakan büyük kule ve liman surlarının bazı parçaları kalabilmiştir.
İki surdan biri yat limanını, diğeri şehri at nalı gibi kuşatır.
Kale Kapısı Meydanında ayakta kalan kulelerden birisi saat kulesi olarak kullanılmaktadır.
Surların kente girişi sağlayan dört kapısı vardır.

Kaleiçi Bugün Antalyanın Tarihi Çekirdek Kenti olan ve Kaleiçi adıyla tanınan semti büyük bir kısmı yıkılmış ve yok olmuş iki surla çevrilidir.
İç sur, yarım daire şeklinde yat limanını kuşatır.
Restorasyon çalışmaları sonucunda Kaleiçi, pansiyonları, barları, çarşısı ile turizm Tarihi i haline gelmiştir.
Liman ise yat limanı olarak düzenlenmiştir.
Keleiçi restorasyon çalışmalarından dolayı Turizm Bakanlığını 28 Nisan 1984 de FİJET tarafından Altın Elma (Turizm Oskarı) ödülü verilmiştir.

Hadrianus Kapısı Zamanımıza kadar yanlarındaki iki kule ile sağlam kalan tek kapı Üçkapılar veya diğer adı ile Hadrianus Kapısı olup, Pamphylianın en güzel kapısıdır.
M.S. 130 yılında imparator Hadrianusun Antalyaya gelişi onuruna yapılan kapı, sütunları hariç, tamamen beyaz mermerden yapılmıştır.
Oyma ve kabartmaları olağanüstüdür.

Eski Antalya Evleri Yazların çok sıcak ve kışların ılık geçtiği Antalyada evlerin yapımında soğuktan çok, güneşi önlemeye ve serinlik sağlamaya önem verilmiştir.
Gölgeli taşlıklar ve avlular hava akımını kolaylaştıran özelliklerdir.
Depo ve hol görevi yapan girişi ile üç kat üzerine kurulmuştur.

Müzeler ve Örenyerleri

Müzeleri

Antalya Müzesi

Adres: Konyaaltı Cad. Antalya
Tel: (242) 238 56 88-89
Faks: (242) 238 56 87

Side Müzesi

Adres: Selimiyeköyü Manavgat – Antalya
Tel: (242) 753 10 06
Faks: (242) 753 27 49

Alanya Müzesi

Adres: Hilmi Bağcı Cad. Alanya – Antalya
Tel: (242) 513 12 28

Perge Müzesi

Noel Baba Kilisesi

Dim Mağarası

Perge

Antalyanın 18 km doğusunda, Aksu Bucağının sınırları içindedir.
Kilikya – Pisidya ticaret yolunun üstünde yer aldığı için önemli bir Pamphylia şehridir.
Şehrin kuruluşu diğer Pamphylia şehirleriyle aynı zamana rastlar (M.Ö. 7 yy.). Ana tanrıçası Perge Artemisi olan Perge hristiyanlar için önemli bir kent idi. M.S. Aziz Paulos ve Barnabas Pergeye gelmiştir.
Magna Plancia gibi kimi zenginler Pergeye önemli anıtlar kazandırmışlardır.

İlk kazıların 1946 yılında İstanbul Üniversitesi tarafından başlatıldığı Pergede önemli kalıntılar şunlardır:

Tiyatro: Cavea, orkestra ve scene olmak üzere üç ana bölümden oluşur.
12,000 seyirci kapasitelidir.
Alt tarafta 19, üstte 23 oturma sırası vardır.

Stadion: 34 x 34 m. boyutlarındadır.
Tonozlar üzerinde onüç oturma sırası vardır.
Doğu ve satı tarafa otuzar, kuzeyde ise on tonoz bulunmaktadır.
Her üç tonozdan biri Stadiona giriş, diğer ikisi ise dükkan olarak kullanılmaktadır

Agora: Şehrin ticari ve politik Tarihi idir.
Ortadaki avlunun etrafında çepeçevre dükkanlar vardır.
Bazı dükkanların tabanı mozaikle kaplıdır.
Meydanın ortasında 13.40 m. Çapında yuvarlak bir yapısı olan agora 76 x 76 m. boyutlarındadır.

Sütunlu Cadde: Aropol eteğinde nympheum arasında uzanır.
Ortasında 2 m. genişliğinde bir su kanalı caddeyi ikiye ayırır.

Pergedeki diğer yapılar, nekropol, surlar, gymnasium, hamam, anıtsal çeşme ve kapılardır.

Sillyon

Aksunun 13 km kuzeydoğusunda Yanköy yakınlarındadır.
Kent, Aspendos ve Perge yönünde, yüksekte duran bir plato üzerine, M.Ö. 14.yy.da kurulmuştur.
Çeşitli uygarlıkları yaşayan kentten Selçuklular da yararlanmıştır.
Stadyum, cimnazyum, kuleler, Selçuklu Mescidi ve sahne kısmı yok olan bir tiyatro geriye kalan kalıntılardır.

Termessos

Termesos Antalyaya 34 kilometre mesafedeki bir Doğal Park olan Güllük Dağı içerisinde batı tarafında 1050 metre yükseklikte bir plato üzerindedir.
Termesos Anadolunun içlerinden gelen Solymler tarafından kurulmuştur.

Önemli kalıntılardan olan 4200 kişi kapasiteli tiyatro, İmparator Augustus tarafından M.S. 1.yy. ın hemen başlarında yaptırılmıştır.
Üstü örtülü meclis toplantı binası olan Odeonun 600 kişilik oturma yeri bulunmaktadır.
Birbirine bağlı beş sarnıçtan oluşan yer altı sarnıcı su depolamak ve zeytinyağı saklamak için kullanılmıştır.

Batı tarafı açık, diğer tarafları sütunlu galerilerle çevrili Agora; 6 m. yükseklikteki platform üstünde oturan kahramanlık anıtı Hereon, Korint düzenli tapınak, Zeus Solymeus Tapınağı, Küçük ve Büyük Artemis Tapınakları, Gymnasium, gözetleme kuleleri diğer önemli kalıntılarıdır.
Bunların dışında pek çok anıt ve 1200 ün üzerinde kaya mezarı bulunmaktadır.

Olympos

Antik Likyanın en önemli liman kentlerinden olan Olympos, tarih boyunca mitolojiyeye konu olmuştur.
Konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı olan Olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri, 3200 mlik mutteşem sahili, endemik bitkileri, Caretta carettaları Khimairası, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılan meşhur ağaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir.

Ariassos

Antikiteden kalma Ariassos, Antalya-Burdur otoyolunun 48. kilometresinde, sola dönülen bir sapaktan bir kilometre mesafededir.
Bir dağın yamacında kurulmuş olan şehir hamamları, kaya mezarları açısından görülmeye değerdir.

Phaselis

Phaselise Antalya-Kemer otoyolunun 57. kilometresinde sola bir kilometre döndükten sonra ulaşılır.
Rodoslular tarafından milattan önce 7. yüzyılda kurulan kent Doğu Likyanın en önemli liman kenti olarak bilinir.
Üç iskelesi bulunan antik kentin içinde 20-24 genişliğinde bir cadde bulunmaktadır.
Caddenin batı ucundan Hadrian geçidi, sağ ve sol yanlarından ise dükkanlar ve hamamlar bulunmaktadır.
Kente kara ve denizyolu ile ulaşmak mümkündür.

Limyra

Milattan önce 5. yüzyıldan beri varolduğuna inanılan kent Kumluca-Finike Karayolunun 11. kilometresindedir.
141 yılında yaşanan depremde önemli bir hasar görmüş kent ayakta kalmayı başarmış fakat 7. ve 9. yüzyılda Arap işgaline uğramasının ardından boşalmıştır.
Kent üç parçadan oluşmuştur.
Acropolis, yerleşim birimleri ve necropolis.

Arycanda

Kumluca-Finike otoyolunun Turunçova mevkiine 26 kilometre uzaklıktadır.
Akarçay vadisini kontrol eden kentin tam olarak ne zaman kurulduğu bilinmemektedir.
Buluntulara göre kentin milattan önce 5. yüzyılda varolduğu düşünülmektedir.
M.S. 240 yılında yaşanan depremde önemli ölçüde zarar gören kent 11. yüzyıla kadar canlılığını sürdürmüştür.
Bizans döneminde Aalanda olarak bilinen kentin birçok binası iyi korunmuş durumdadır.

Demre (Myra)

Finikeye 25 km. Kaşa 48 km. uzaklıktaki Demre, Likya uygarlığının 6 büyük şehrinden biridir.
İlk kez M.Ö. 5. yüzyılda yerleşim Tarihi i haline gelen Demre, önceleri deniz kıyısındayken, Demre çayının getirdiği alüvyonlar sonucunda denizle olan bağlantısı kesilmiştir.
Şehir M.S. 9. yüzyıldaki Arap istilaları sonrasında terkedilmiştir.
Kaya mezarları, tiyatro ve St. Nicholas kilisesi görülmeye değer yapılardır.
Hadrian tarafından yaptırılan içinde tahıl ambarı da bulunan Andriake limanının Demre ile bağlantısı vardır.

St. Nicholas Kilisesi

Yaygın olarak Noel Baba olarak bilinen St. Nicholas M.S. 245te Fethiye yakınlarında Patarada doğmuş ve M.S. 363de ölmüştür.
Zengin bir ailenin iyi eğitilmiş oğlu olan St.Nicholas hayatını insanlara özellikle de çocuklara ve denizcilere yardıma adamıştır.
Bu yardımlarının sağladığı ünü bugüne dek Noel Baba efsanesi olarak gelmiş ve güncelliğini korumuştur.

Demre rahibi olarak insanlara dini ve sosyal yardımlarda bulunan St. Nicholas ölünce Demreye gömüldü ve mezarının yanına adına bir kilise inşaa edildi. 1080de İtalyan korsanlar bazı kemikleri Bariye kaçırdılar.
Ancak kalan bazı kemik parçaları bugün Antalya Müzesindedir.

İlki 5-7 Aralık 1983 yılında yapılan Noel Baba sempozyumu, o günden beri değişik din ve eğitimlerden gelen insanların katılımıyla her yıl tekrarlanıyor.
Bu sempozyumda St. Nicholasın çizgisinden gidilerek değişik din ve inançlardan olan insanlara barış, dostluk ve kardeşlik çağrısı yapılıyor.

Simena (Kale)

Güzelliğini, tarihi, denizi ve güneşinden alan Simenaya Üçağızdan deniz yoluyla da ulaşılabilir.
Karşısındaki Kekova adasında bulunan ve Akdenizin büyüleyici mavisinin altında yer alan batık şehri ve antik kalıntılar görülmeye değerdir.
Hakkında Likya uygarlığına kadar uzanan Simenada pek çok uygarlık kalıntılarına rastlamak mümkün. Kayalara oyulmuş tiyatro ve surlar bunlardan yalnızca birkaçıdır.

Kekova

Kaş-Demre arasındadır.
Akdenizde Üçağız Köyü karşısında kıyıya 500 m olan adada bulunan batık Antik Kenttir.

Patara

Kalkan-Fethiye yolunda, Kalkandan yaklaşık 10 km. önce ve güneyde yer alır Patara. Şehrin Tarihi inde bulunan renkli seramikler, şehrin tarihinin M.Ö. 5. yüzyıla dek uzandığını göstermektedir.
St. Nicholasın doğum yeri olmasının yanı sıra, Büyük İskender zamanının önemli bir liman şehriydi. Biri Pataraya giden üç kapılı surlar M.S. 110da Vali Modestus tarafından yaptırılmıştır.
En önemli kalıntılarından biri antik Patara Tiyatrosudur.

Xanthos

Xanthos nehrinin vadisine kurulan şehir Likya uygarlığının en eski ve en büyük şehridir.
M.Ö. 4292daki Pers istilalarına kadar bağımsız olan Xanthos, şehirlerini istilacılara karşı cesurca savunmuş ancak başarılı olmayacaklarını anlayınca önce kadınlarını öldürmüşler ve kendilerini ateşe atarak topluca intihar etmişler.
Daha sonra Bölgeye göç eden 80 aile şehri yeniden kurmuş fakat yaklaşık 100 yıl sonra şehir bir yangınla yerle bir olmuştur.
Yeniden inşaa edilen şehir batı ile ilişkilerini güçlendirerek, önemli bir Tarihi haline gelmiş ancak şansızlıklarından kurtulamamıştır.
Brutusun vergilerine direnince, şehir tahrip edilmiş ve halk savaşa sürüklenmiş ve Xanthos felaketler şehrine dönüşmüştür.

Şehir Likya Tarihi i etrafında oluşmuştur ve dışında da kalıntılar vardır.
Tiyatronun batısındaki kalıntılar bugün de ilgi çekmektedir.
Kayalar üzerindeki Harpy heykeli en önemli eserlerden biridir.
Orjinali İngilterede British Museumda bulunan eserin yerinde yalnızca kopyası vardır.

Kaş (Antiphellos)

Likya şehirlerinden biri olan Kaşın adı taşlık yer anlamına gelen Phellos tan gelir.
Kaş bugün iyi korunmuş kaya mezarları ve tiyatrosuyla görülmeye değer bir sahil kasabasıdır.

Side

Manavgat-Side

Aspendos

Antalyanın 48 km doğusunda, Serik ilçesinde yeralan antik kentin kalıntıları büyük ölçüde ayaktadır.

Serik İlçesi-Aspendos

CAMİLER VE KİLİSELER

Yivli Minare ve Külliyesi, Kesik Minare Camii, Bali Bey Camii, Muratpaşa Camii, İskele Camii, Karatay Medresesi, Ahi Yusuf Mescidi ve Türbesi önemli olanlardır.

HANLAR

Evdir Han Antalyadan kuzeye giden yolda ilk durak yeri Evdir Handır.
Bugünkü Antalya-Korkuteli karayolunun 1 km. doğusunda ve Antalyaya 18 km. uzaklıktadır.
En fazla dikkati çeken kısmı sivri kemerli portalı olan Evdir Han 1210-1219 tarihleri arasında İ.Keykavus tarafından yaptırılmıştır.

Kırkgöz Han Antalya – Afyon arasındaki ikinci durak yeri Kırkgöz Handır.
Kırkgöz Han Antalyaya 30 km. uzaklıkta bulunan Kırkgözde Pınarbaşı mevkiindedir.
Çok sağlam bir durumdadır.

MİLLİ PARKLAR VE KORUNAN ALANLAR

Düden Şelaleleri Şehir Tarihi ine yaklaşık 10 km. uzaklıktadır.
20 m. yükseklikten dökülen şelalenin ana kaynağı Kırkgöz Mevkiindedir.
Aşağı Düden Şelalesi ise Lara yolu üzerinde Tarihi e 8 km. uzaklıktadır.
Yaklaşık 40 m.lik bir falezden denize dökülür.

Altınbeşik Mağarası Milli Parkı

Beydağları Milli Parkı

Güllük Dağı Milli Parkı

Köprülü Kanyon Milli Parkı

Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı

Alacadağ Tabiatı Koruma Alanı

Çığlıkara Tabiatı Koruma Alanı

Dibek Tabiatı Koruma Alanı

MAĞARALAR

Antalya ili sınırlarında turizme açılmış pek çok mağara bulunmaktadır.

YAYLALAR

Genel olarak 1000 m. ve daha fazla yüksekliği olan, yaz ayları oldukça serin geçen, Toros Dağlarındaki yaylalarda, Antalyalılar ve Yörükler yaz mevsimini geçirirler.
Bölgedeki başlıca yaylalar Bakırlı, Fesleğen, Yeşil Yayla, Saklıkenttir.

SPORTİF AKTİVİTELER

Kayak Tarihi i

Coğrafi konumu nedeni ile 4 mevsimin aynı anda yaşanabildiği Antalyada, sahilde denize girerken, Antalyaya 50 km uzaklıktaki Saklıkente kayak yapmak mümkün olmaktadır.

Saklıkent Kayak Tarihi i

Dağcılık ve Tırmanma

Toros Dağlarının uzantılarından Beydağları Antalya il sınırları içindedir.
600-3086 m. yükseklikleri arasında yer alan dağlar jeologlar ve coğrafya bilimciler için değişik olanaklar sunar.
Tekedoruğu, Bakırlı Dağ, Tahtalıdağ ve Kızlar Sivrisi önemli doruklardır.
En yüksek doruğu 3086 m. ile Kızlar Sivrisidir.
Dağcılar bu doruğa sedir ormanları ile kaplı Çamkuru Vadisinden ulaşılır.
Dağa tırmanış bir gün içinde tamamlanabilir.

Beydağları

Rafting

Köprülü Kanyon Milli Parkı sınırlarındaki Köprüçay, ülkenin en ilgi çekici rafting Tarihi lerindendir.
Antalyanın önemli turizm Tarihi lerinden olan Manavgat ilçesi sınırlarında akan Manavgat Çayı, rafting için elverişli parkurlara sahiptir.

Köprüçay
Manavgat Çayı

Sualtı Dalış

Antalya kıyılarındaki pek çok noktadan sualtı dalış yapmak mümkündür.

Antalya Dalış Noktaları

Avcılık

Kıyı boyunda ve yaylalarda bol miktarda keklik, sülün, ağaç güvercini, bıldırcın, üveyik, kayalık kesimlerdi ve ovalarda yaban güvercinleri, çulluk, turaç, karatavuk vardır.

Göller ve gölcüklerde yaşayan çok sayıda yaban ördeği ve yaban kazı kış aylarında kıyılara inerler.
Sahilin ormanlık kesiminde geyik, tilki, sansar, alageyik, sincap, yaban keçisi, dağlarda ise ayı, kurt türleri bulunur.

Balıkçılık

Görmek isteyeceğiniz her türlü balığı Antalya sularında bulabilirsiniz. Akay, avcı, çipura, fangri, iskarmaç, iskorpit, isparit, istavrit, kılıç, kırlangıç gibi balıklar ve Akdenize özgü girida balığı çok lezzetlidir.
Akarsuların denizle birleştiği yerde özellikle levrek ve kefal bulunur.
Turna, pisi, izmarit, böcek, istakoz ve kerevit de yakalanabilir.

Antalya bir alabalık cennetidir.
Bölge çaylarında bol miktarda bulunan alabalıkların yanısıra kefal, levrek, sazan ve yılan balıklarını da çeşitli akarsu ve göletlerde görmek mümkündür.

Gençlik Kampları

Antalya Kemer ilçesinde gençlerin faydalanabileceği Orman kampları bulunmaktadır.

Orman Kampları

COĞRAFYA

Akdeniz Bölgesinin en önemli kentlerinden olan Antalyanın kara sınırını Toros sıradağları oluşturur.
İl bu kesimde, batıdan doğuya doğru Muğla, Burdur, Isparta, Konya ve İçel illeri, güneyde Akdeniz ile çevrelenmektedir.

İl topraklarının üç tarafı yüksek dağlarla çevrilidir.
En yüksek dağı Beydağı (3085m.) ve Akdağ (3075m.) dır.
Bu dağların tümüne Güney Toroslar denilmektedir.
Batıdan Eşen Çayından doğuda Kaledron (Kaldıran) Çayına kadar uzanan kıyı bandından kuzeyinde ovalar yer alır.
İl sınırları içinde belli başlı akarsuları ise Alara Çayı, Dimçay, Manavgat Irmağı, Köprüçay, Eşençay ve Devrense Çayıdır.
Yörenin bitki örtüsünü oluşturan maki türleri Torosların etekleri boyunca ve yamaçlarında 300 m.ye kadar görülürler.
Bu türler arasında ladin, katran ardıcı, mersin ve kocayemiş sayılabilir.

Antalya ilinde iki iklim hüküm sürer.
Sahil bölgesinde tipik Akdeniz iklimi: yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır.
Yukarı bölgede Akdeniz iklimi ile İç Anadolu iklimi arasında geçiş teşkil eden kara iklimi hakimdir.

TARİHÇESi

Antalya adını kurucusu, Bergama Kralı II. Attalosdan alır.
Attalosa atfen Attalia adını alan kente Türkler önce Adalya daha sonra da Antalya adını verirler.

Yapılan arkeolojik kazılarla Antalya ve bölgesinde günümüzde 40 bin yıl önce insanların yaşadığı kanıtlanmıştır.
Antalyanın 27 km. kuzeybatısında, Yağcılar sınırları içindeki Karain Mağarasında bulunan kalıntılar Paleolitik, Mezolitik, Neolitik ve bronz çağlarına aittir.

M.Ö. 2000 yılından bu yana bölge, sırası ile Hitit, Pamphylia, Lykia, Kilikya gibi kent devletleri, Pers, İskender, Antigonos, Ptolemais, Selevko, Bergama Krallığı egemenliklerini tanımıştır.
M.S. 7. yüzyıldan sonra bölge Selçuklular ile Bizanslılar arasında sık sık el değiştirmiş, 1207 yılında Selçukluların eline geçmiştir.
Bunu Tekelioğulları, Osmanlılar, Karamanoğulları, sonra tekrar, Osmanlı egemenlikleri izlemiştir.

NE YENİR

Kırsal alanda yaşayan yörüklerin beslenme biçiminin temelini hayvancılık ve buğdaydan elde edilen besinler belirler.
Kıyı şeridinde az da olsa yaş sebze üretilmesine karşın iç bölgelere gidildikçe buğday ve kuru sebze ağırlık kazanır.

Günümüz beslenme düzeninde yerlerini koruyan yerel yemeklerin başlıcaları şunlardır: Kölle (buğday, fasulye, nohut ve bakla haşlaması), saç kavurması, domates civesi, hibeş, arapaşı, tandır kebabı, tatlılardan isa patlıcan, bergamut ve turunç reçeli sayılabilir.

Antalyadan Yemek Tarifleri

Kulaklı Çorba

Malzemeler:
1 su bardağı nohut
6 su bardağı su
250 gr.
kuşbaşı et
2 yemek kaşığı margarin
tuz, karabiber
Terbiyesi için:
2 adet yumurta
2 diş sarımsak
2 yemek kaşığı un
1 adet limonun suyu
2 yemek kaşığı yoğurt
Hamuru için:
1 adet yumurta
2 su bardağı un
1 çay bardağı su
tuz

Hazırlanışı:
hamur malzemesi kulak memesi kıvamında yoğrulur.
Yarım saat dinlendirdikten sonra erişteden biraz büyük boyutta şeritler kesilir ve bir tepsiye konup nemini atması sağlanır.
Geceden ıslatılan nohut ile kuşbaşı et birlikte haşlanır.
Yeterince piştikten sonra kestiğiniz hamurlar, tuz ve karabiber ilave edilir.
Diğer tarafta un kavrulur.
Sarımsak eklenir.
Ayrı bir kapta yumurta, limon suyu, yoğurt çırpılır.
Bu karışıma unlu karışım da ilave edilir ve haşladığınız etli nohutların üzerine yavaş yavaş dökülür, iyice karıştırılır.
Tavada çok az bir yağda nane kızdırılıp çorbanın üzerine dökülerek servis edilir.

Antalya Piyazı

Malzemeler:
2 su bardağı kuru fasulye
1 su bardağı tahin
3-4 yemek kaşığı sirke
2 adet soğan
2 adet yeşil biber
1 adet limonun suyu
tuz, pul biber

Hazırlanışı:
Akşamdan ıslatılan fasulyeler haşlanır.
Soğan, yeşil biber ince ince kıyılır.
Tüm malzemeler karıştırılır ve servis tabağına alınır.
Üzeri maydanoz yaprakları ile süslenerek servis edilir.

Çökelekli Biber Dolması

Malzemeler:
10 adet dolmalık biber
15 yemek kaşığı tepeleme çökelek
1/2 demet maydanoz
4 adet domates
2 adet soğan
2 yemek kaşığı sıvıyağ
1 çay kaşığı kimyon
1 çay kaşığı karabiber
tuz

Hazırlanışı:
soğanlar yemeklik doğranır ve yağda pembeleşene kadar kavrulur.
Domatesler küçük küçük doğranır ve soğana katılır.
Domatesler pişene dek kavurma işlemine devam edilir.
Domatesler pişince ateşten alınır ve soğumaya bırakılır.
Bu karışıma kıyılmış maydanoz, çökelek, kimyon, tuz ve karabiber ilave edilir.
Dolmalık biberlerin içleri temizlenir ve hazırlanan karışım ile doldurulur.
Bir fırın tepsisine dizilir çok az su ilave edilerek fırında yaklaşık 30 dakika pişirilir.

Hibeş

Malzemeler:
1 su bardağı tahin
1 su bardağı su
1 adet limonun suyu
kimyon, kırmızıbiber

Hazırlanışı:
Bir kapta tahin ile limon suyu karıştırılır.
Su ilave edilerek iyice karıştırmaya devam edilir.
Kimyon ve kırmızı toz biber eklenir, servis tabağına alınır.
Üzeri kimyon ve kırmızı toz biber ile süslenerek servis edilir.

NE ALINIR

Antalyada yerli ve yabancı turistlerin her çeşit ihtiyacını karşılayabilecek satış mağazası vardır.
Antalya hemen her türlü meyve ve sebzeden yapılan reçelleri ile ünlüdür.
Antalyaya özgü turunç, bergamut, patlıcan, karpuz reçelleri en önemlileridir.
Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı satış mağazalarında ve Kaleiçindeki dükkanlarda Türkiyeye özgü hediyelikler bulunabilir.
Yörenin kök boyası ile boyanan Döşemealtı Halıları da çok ünlüdür.

LİNKLER
Antalya Valiliği http://www.antalya.gov.tr/

Antalya Belediyesi http://www.antalya-bld.gov.tr/tr/index.html

Akdeniz Üniversitesi http://www.akdeniz.edu.tr/

Antalya Tanıtım Vakfı http://www.antalyaguide.org/

Antalya Kongre Ofisi http://www.antalyaconvention.org/

MEŞHUR YERLERİ

Antalyanın her köşesine dağılmış antik kentlerini gezmeden,
Antalya Müzesini görmeden,
Saklıkente gitmeden,
Kaleiçi ve Eski Antalya Evlerini görmeden,
Akseki İlçesinde Kardelen çiçeğinin fotoğrafını çekmeden,
Döşemaltı halısı almadan,
Yöre reçellerini tatmadan,
…gelmeyin.

Adana – Adananın Gezilecek Yerleri

22 Şubat 2016 Yazan  
Kategori Sohbet

Adana rehberi,Adananın ilçe köy ve beldeleri, Adanaya nasıl gidilir, Gezilecek yerleri, Adana tarihi ve Adana türküleri.

 

ADANA ŞEHRİMİZ

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 17.253 km
Nüfus: 1.934.907 (2014)
İl Trafik No: 01

Adana resimleri için tıklayınız.

İLÇELERi:

Adana ilinin Hakkında; Seyhan, Yüreğir, Aladağ, Ceyhan, Feke, İmamoğlu, Karaisalı, Karataş, Kozan, Pozantı, Saimbeyli, Tufanbeyli ve Yumurtalık tır.

Aladağ: Adanaya 105 km. uzaklıkta olan bu ilçede antik devirden kalma bir ören yeri ile harap Ortaçağ kalesi, Akören beldesindeki Kırık Kilise harabeleri çok önemlidir.
40 km mesafedeki Acısu içmesi, Meydan yaylasında Bığbığı mağarası bulunmaktadır.
.


Adana manzara resmi


Ceyhan: Adana il Tarihi ine 47 km uzaklıktadır.
Adana-Ceyhan karayolu üzerinde 700 m. uzunluğunda dört cepheli masif kaya üzerinde etkileyici görünümlü Yılan Kale, Ulucami, Mecidiye Cami ve Durhasan Dede Türbesi ilçenin önemli turistik değerleridir.
Yılankalenin güneybatısında, Sirkeli Höyüğü vardır.
Höyüğün Ceyhan nehrine bakan kuzey kayalıklarında Hitit Krallarından Muvattalinin sakallı ve uzun elbiseli rölyefi görülür.
Anadolunun en eski Hitit kabartmasıdır.
Kurtkulağı Beldesinde bulunan Kurtkulağı Kervansarayı 1693 yılında yapılmış olup eski Halep kervan yolu üzerindedir.
Kervansaray da yörenin etnografik eserleri sergilenmektedir.

Feke: il merkezine bağlı Tepe Mahallerinde 1945 yılında Bizans tapınağının zemin mozaikleri ortaya çıkarılmıştır.
Feke kalesinin 12. yy.da Bizanslılar veya Selçuklular tarafından yapıldığı sanılmaktadır.
Rafting için ülkemizin en elverişli ırmaklarından olan Göksu, bu ilçede bulunmaktadır.
Ayrıca çok sayıda yaylalar vardır.

İmamoğlu: il merkezine 45 km. uzaklıktaki ilçenin önemli turistik değeri İmamoğlu Yeraltı Şehridir.

Karaisalı: il merkezine 47 km. mesafede bulunan ilçenin 8 km. kuzey batısında Milvan Kale, 17 km. batısında 1912 yılında Almanlar tarafından yapılan Alman Köprüsü, 12 km. güneyinde Altınova köyü yakınlarında Hakkında İpek Yolu güzergahında Kesiri Han önemli Hakkında eserleridir.
Yerköprü mesire yeri ve Kızıldağ Yaylası görülmeye değerdir.

Karataş: il merkezine 47 km. mesafedeki ilçe coğrafi konumu ile İlk Çağda büyük önem taşımış bir şehirdir.
Magarsus adıyla anılan bu kent bugünkü yerleşim yerinin 5 km. batısında yer almaktaydı. Karataşta Osmanlılardan kalma iki han vardır.
Ramsar sözleşmesinde yer alan Akyatan Gölü ve Kuş Cenneti bu ilçededir.

Kozan: il merkezine 72 km. mesafededir.
Kozan Kalesi, Asurlular tarafından yapılmıştır.
Önemli eserlerinden biri olan Hoşkadem Cami 1448 yılında Mısır Kölemen Sultanı Abdullah Hoşkadem tarafından yaptırılmıştır.

Kozanın 22 km. güney doğusunda Dilekkaya köyünün 2 km. uzağında bir ada gibi yükselen tepenin üzerinde Anavarza şehri M.Ö. 9. yüzyılda Asurlular tarafından kurulmuştur.
Kaya mezarları, kilise, sarnıç gibi eserler bugüne ulaşan kalıntılardır.
Ayrıca 18 çeşit deniz hayvanını gösteren Anavarza mozaikleri bulunmaktadır.
Kozan ilçesine 10 km. uzaklıktaki Dağılcak, mesire yeri ve yaylaları ile ünlüdür.

Pozantı: il merkezine 116 km. mesafededir.
Coğrafi konumu nedeniyle tarihte önemli olaylara sahne olmuştur.
Eski ve yeni Anakşa kaleleri, Torosların en önemli geçidi olan Gülek Boğazının girişindedir.
Gülek boğazı ile Tekir yaylası arasındaki Kızıltabya ve Aktabya kaleleri ilçenin önemli turistik mekanlarındandır.

Saimbeyli: Adana il Tarihi ine 156 km. mesafededir.
Eski adı Haçindir.
Burada Orta Çağda yapılmış kale ve kiliseler bulunmaktadır.

Seyhan: İlçenin bulunduğu yöre, pek çok uygarlıklara sahne olmuştur.
İlçenin başlıca eserleri Büyük Saat Kulesi, Taş Köprü, Yağ Cami ve Medresesi, Hasanağa Cami, Kemeraltı Cami, Ulu Cami Külliyesi, Yeni Cami, Çarşı Hamamı, Bebekli Kilise (Kilisenin tepesinde tunçtan yapılmış Meryem Ana heykelinin bebeğe benzemesi nedeniyle bu ad verilmiştir.
) dir.
Ayrıca Eski Adana Mahalleleri ve evleri görülmeye değerdir.

Tufanbeyli: il merkezine 200 km. mesafededir.
İlçenin 20 km. kuzeydoğusunda Hititlerin dini Tarihi i konumunda olan Şar kenti Hieropolis ve Çomana adları ile tanınır.
Romalılardan kalma açık hava tiyatrosu, Bizans kilise kalıntısı, ana tanrıça tapınağının kapısı olduğu sanılan Alakapı antik şehrin sağlam kalmış yapılarıdır.
Şar harabelerinin güneyinde Doğanbeyli köyü yakınında höyükler, batıda Hanyeri yakınında Hitit anıtı önemli eserlerdir.

Yumurtalık: il merkezine 81 km mesafededir.
İlçenin en önemli eserleri Ayas ve Atlas kalesi, Süleymaniye Kulesi ve Marko Polo İskelesidir.
Akdenizde kıyısı bulunan ilçenin balıkçı barınağı bulunmaktadır.

Yüreğir: Yüreğirin en önemli eseri Ceyhan nehri kıyısında bugün Yakapınarının bulunduğu yerde kurulan Misis Antik Kenti, Roma ve Memluk Döneminde önemini korumuştur.
Ceyhan nehri üzerinde 4. yüzyılda Bizans imparatoru Flauius Constantinus tarafından yaptırılan Misis Köprüsünün yakınındaki mozaikler, Roma bazilikası, su kemeri, stadyum, hamam, kervansaray ve mescit görülebilir.

NASIL GİDİLİR

Karayolu: D-400 Karayolu ve uluslararası TEM otoyolu ile Adanaya ulaşılır.
Ankara dan Aksaray, Pozantı üzerinden 472 km, İzmirden Afyon Konya Ereğli üzerinden 873 km. İstanbuldan Bolu, Ankara, Aksaray Pozantı 909 km sonra Adanaya ulaşılabilir.
Şehir Tarihi ine uzaklığı 5 km. olan otogardan, Türkiyenin her yerine otobüs seferleri bulunmaktadır.

Otogar Tel: (+90-322) 428 20 47

Demiryolu: Adana demiryolu ile İç Anadolu, Antep ve Mersine bağlıdır.

Adana Garının şehir Tarihi ine uzaklığı 1 km. dir.

İstasyon Tel: (+90-322) 453 31 72

Havayolu: Havayolu Şakirpaşa HAva Limanından sağlanmaktadır.
2750 x 45m ebadında her türkü gövdeli uçağın iniş ve kalkışına uygun bir piste sahiptir.
Şakirpaşa Hava Limanı uluslararası trafiğe açıktır.
Tarifli ve düzenli seferlerle direk olarak Almanya, K.K.T.C. ve Arabistana İstanbul üzerinden de tüm dünya ülkelerine dış hat seferleri yapılmaktadır.
Yaz aylarında trafik yoğunluğuna paralel olarak charter seferleri bulunmaktadır.

Denizyolu: Adana il sınırları içerisinde uluslararası petrol ve yük taşımacılığına açık Botas Limanı ve Toros Gübre Fabrikaları Limanı bulunmaktadır.

GEZİLECEK YERLERİ

MÜZELER VE ÖRENYERLERİ

Adana Müzesi
Adres: Seyhan Cad. Adana
Tel: (322) 454 38 55
Faks: (322) 454 38 56

Adana Etnografya Müzesi

Adana Arkeoloji Müzesi

Adana Atatürk Müzesi

Misis Mozaik Müzesi

Anavarza (Dilekkaya Köyü) Ören Yeri: Adananın Ceyhan ilçesi, Kozan-Kadirli yolunun yaklaşık 20. kmsinde Dilekkaya köyü yakınındadır.
Çukurovanın ortasında birdenbire yükselen büyük bir kaya kütlesinin önünde kurulmuştur.
Roma İmparatorluğu döneminde “Anazarbus” olarak anılmıştır.
Kentin Roma imparatorluk devri öncesi Hakkında hakkında hemen hemen hiçbir bilgi yoktur.
Roma imparatorlarından Septimius Severusun, Pescennius Niger ile yaptığı iktidar savaşı sırasında, Severusun tarafını tutan kent, Severusun 194 yılında galip gelerek imparatorluğun tek hakimi olmasından sonra ödüllendirilerek tarihinin en parlak dönemini yaşamaya başlamıştır.
M.S.204-205 yılında Kilikia, İsauria ve Likaonia eyaletlerinin metropolisi olmuştur.
Anavarza, 408 yılında antik Kilikia eyaletinin baş kenti olmuştur.
Şehrin Kalesi, Roma ve İslami dönemlere ilişkin izler taşımaktadır.
Ören yerinde ayakta kalan kalıntılardan surlar, zafer takkı, kale, sütunlar ve mozaikli iki havuz görülmeye değer niteliktedir.
Günümüzde açık hava müzesi olarak faaliyet göstermektedir.

Şar (Şar Köy) Ören Yeri: Toros Dağları üzerinde Adanaya 210 km. uzaklıktaki Tufanbeyli ilçesinin 20 km. kuzeydoğusundaki Şar Köyünde yer almaktadır.
Şar, Hitit döneminde “Komana” adıyla bilinen önemli bir Tarihi dir.
Ayrıca Roma devrinden kalma açık hava tiyatrosu, Bizans devrinden kalma kilise ve mermer bloklardan inşa edilmiş 6 m. boyundaki Ala Kapı görülmeye değer eserlerdendir.

Misis (Yakapınar) Ören Yeri: Misis antik kenti, Ceyhan Nehri kenarında, Hakkında İpek Yolu üzerinde kurulmuş, Adanadan sonra gelen ikinci bir geçit durumundadır.
Misisin tarihi, antik kentin üzerinde bulunduğu ve Neolitik Çağa tarihlenen höyük ile başlar.
Misisi Truva kahramanlarından Mopsosun kurmuş olduğu söylenmektedir.
Hitit, Assur, Makedonya ve Seleukosların eline geçmiş, Roma ve Bizans devirlerinde de önemli bir Tarihi olmuştur.
M.S. 8. yüzyıldan itibaren Abbasiler döneminde yeniden imar edilmiştir.
1517 yılından sonra Osmanlı Devletinin hakimiyetine girmiş olan Misiste bugün ayakta kalmış olan eserler M.S. 4. yüzyıla ait bir bazilikanın mozaik taban döşemeleri, dokuz gözlü bir taş köprü, akropoldeki surlar, sukemerleri ve hamam kalıntıları ile Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalan Havraniye Kervansarayı ve tek kubbeli mescittir.

Magarsos Ören Yeri: Adananın sahil ilçesi Karataşta Dört Direkli mevkiindedir.
Antik Kilikianın önemli kentlerinden olan Mallosun dini Tarihi i olan Magarsos, tapınaklarıyla tanınmış, özellikle Büyük İskenderin dua ettiği Athena Tapınağı ile ün kazanmıştır.
Deniz boyunca uzanan şehir surları, tiyatro, stadium, kilise ve hamam kalıntıları ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.

Ayas (Aigaiai – Yumurtalık) Ören Yeri: Kurulduğu tarih tam olarak bilinmeyen Ayas (Aigaiai) antik kenti Helenistik devirde Bergamadaki gibi dünyanın üç asklepieion tapınağından biri ile ünlü idi. Roma imparatorluk döneminde gelişmesini devam ettiren Ayas, Ortaçağda doğunun Akdenize açılan en önemli liman kentlerinden biri olmuştur.

Özellikle Ceneviz ve Venedikli tüccarlar Aigaiai Limanında koloniler kurmuşlardır.
Ünlü seyyah Marco Polo Çin seyahati için 1268 yılında bu limandan karaya çıkmış, seyahatini tamamladıktan sonra yine bu limandan gemiye binip Venedike dönmüştür.
Ayrıca Ayas ve Atlas kaleleri, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yaptırılan üç katlı gözetleme kulesi, Osmanlı ve Roma hamamları kentin tarihi zenginliğini artırmaktadır.

Akören Ören Yeri: Toroslar üzerindeki Aladağ ilçesinin bir beldesi olan Akören yeni tespit edilmiş bir ören yeridir.
Yapılan araştırmalara göre iki mahalleden oluşan ören yerinde ayakta kalmış dört adet kilise, yapı kalıntıları ve caddeler saptanmıştır.
Kazılardan elde edilen yazıtların incelenmesinden burasının Roma devrinden beri yayla olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır.

Ceyhan-Sirkeli Muvattali Kabartması ve Ören Yeri: Eski Misis-Ceyhan karayolu üzerinde yer alan Sirkeli köyünde Ceyhan Nehri kenarında bir kaya kütlesinin üzerinde bulunmaktadır.

Yakında Sirkeli Höyüğü bulunur.
Hitit İmparatoru Muvattali, Mısır Firavunu Ramses ile yaptığı ünlü Kadeş Savaşına giderken buraya uğramış ve bu olaydan sonra Hititler tarafından bu yerin kutsallığına inanılmıştır.
Muvattali kabartması Anadoludaki en eski Hitit kabartması olması ile de ayrı bir öneme sahiptir.

Tepebağ Evleri: Eski Adana evleri, aynı adlı Tepebağ Höyüğünün üzerinde ve eteklerindedir.
Hakkında sur içindeki Adana şehrinin yüzlerce yıllık kültürü burada saklıdır.
Tepebağ Evlerinin çoğu 18. yüzyılda yapılmıştır.

Kastabala Örenyeri

KALELER

Yılan Kale: Misis ile Ceyhan arasında, ovaya hakim bir tepe üzerindedir.
İç Anadoludan gelip Gülek Boğazı yoluyla Adana, Misis, Payas ve Antakyadan geçen tarihi istila ve kervan yolunun üzerinde bulunan kale, dağ kaleleri zincirinin ilk halkasıdır.
Halk arasında “Şahmeran Kalesi” olarak da bilinen kalede Şeyh Meran adlı bir kişinin yılan yetiştirip terbiye ettiği söylentisi yaygındır.

Dumlu Kalesi: Ceyhanın 17 km. kuzeybatısında Sağkaya bucağının Dumlu (Tumlu) köyünün batısında ve 75 m. kadar yükseklikteki sert kalkerli bir tepe üzerindedir.
12. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.
Çevresi 800 metredir.
Sekiz burçludur.
Ovaya bakan doğu köşesinde gözetleme kulesi bulunmaktadır.
Tek kapısı doğuya bakmaktadır.
Kale içerisinde yapı kalıntıları ve sarnıçlar yer almaktadır.
Tepe etrafında kaya mezarları görülmektedir.

Kozan Kalesi ve Manastırı: Assurlular tarafından yaptırılmıştır.
Kozan Kalesi (Sis) Hakkında yol üzerinde stratejik yönden önemli bir konumdadır.
9. yüzyılda Abbasilerin, 11. yüzyılda Selçukluların ve daha sonra Haçlıların eline geçmiştir.
Her üç yılda bir yapılan vaftiz yağı çıkarma törenleri nedeniyle, Hıristiyan dünyasının önemli Tarihi lerinden olmuştur.

KONAKLAR

Ramazanoğlu Konağı: Ramazanoğlu Halil Bey tarafından 1489 yılında yaptırılmıştır.
Üç katlıdır ve kesme taştandır.
Adananın en eski ev örneklerindendir.
Harem bölümü ayakta olup, selamlık kısmı yıkılmıştır.
Daha sonraki yıllarda tüccarların tuz pazarı kurması nedeniyle “Tuz Hanı” adı verilmiştir.

CAMİLER

Cami ve Kiliseler

Akça (Ağca) Mescit: Adananın en eski Türk yapısı olan Akça Mescit, 1489 yılında Türkmen Beyi Ağca tarafından yaptırılmıştır.
Kapısı ve mihrabı göz alıcı üç sıra taş mermerle kaplıdır.

Bebekli Kilise: 1880-90 yılları arasında yapılan kilisenin esas ismi Saint Pauldür.
Kilisenin tepesinde Meryem Ananın 2.5 metrelik tunç heykeli bulunmaktadır.
Heykelin bebeğe benzemesi nedeniyle halk arasında Bebekli Kilise olarak bilinir.

Büyük Saat Kulesi: Hakkında Ulu Cami Külliyesi içinde, 1882 yılında Vali Abidin Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Kesme taştan dikdörtgen kesitli 32 m. yükseklikte bir kuledir.
Resmi dairelerin zamanlarını ve ezan vakitlerini göstermek için yapılmıştır.

HAMAMLAR

Çarşı Hamamı: Ramazanoğlu Piri Bey tarafından 1529 yılında yaptırılmıştır.
Soğukluk, sıcaklık bölümü ve halvet odalarıyla klasik Osmanlı hamam mimarisinin tipik örneklerindendir.
Giriş kapısındaki taş işçiliği ilginçtir.

KERVANSARAYLAR, BEDESTENLER

Kurtkulağı Kervansarayı: Kurtkulağı Kervansarayı, Ceyhanın 12 km. güneydoğusunda Kurtkulağı beldesindedir.
17. yüzyıl sonunda Hüseyin Paşa tarafından eski Halep kervan yolu üzerinde yaptırılmıştır.
Büyük kesme taşlarla yapılmıştır.
23.60×45.75 m. boyutlarındadır.
1.80×2.15 mlik kalın ayaklar ve kemerlerle örtülü odalar sivri kemerli ikişer pencere ile aydınlanmaktadır.
Kervansarayın hemen yanında, aynı döneme ait ilginç bir mimarisi olan Hakkında cami bulunmaktadır.

Bedesten: Eski Belediye Caddesi üzerindedir.
Ramazanoğlu Halil Bey ve oğlu Piri Mehmet Paşa tarafından 16. yüzyılda yaptırılmıştır.
“Kapalı Çarşı” olarak da bilinmektedir.
Adananın en canlı ticaret Tarihi i olmuştur.
Halen bu önemi sürmektedir.

KAPLICALAR

Termal
Bahçe ilçesindeki Haruniye Termal Turizm Tarihi i, Aladağ yakınlarındaki Acısu içmesi, Ceyhandaki Tahtalıköy, Kokarpınar içmesi ve Kurttepe içmesi çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılan şifalı sulardır.

PLAJLAR

İlin Akdeniz kıyısındaki Karataş ve Yumurtalık Hakkında kıyı turizmi açısından önemlidir.

YAYLALAR

Tekir, Bürücek, Aladağlar, Horzum Fındıklı, Hamidiye, Asar, Asmacık, Armutoluk, Belemedik, Meydan, Çamlıyayla ve Kızıldağ yaylaları eşsiz güzelliğiyle yayla turizmi için önemlidir.

KÖPRÜLER

Taşköprü: Adana Müzesindeki kitabede mimar Auxentios tarafından 4. yüzyılda yapıldığı yazılıdır.
319 m. uzunluğunda ve 13 m. yüksekliğinde olan köprü, yanlardan ortaya doğru büyüyen 21 yuvarlak kemerden ibarettir.
Bunlardan ancak 14ü sağlamdır.
Ortadaki büyük kemerde iki aslan kabartması vardır.

KORUNAN ALANLAR

Yumurtalık Tabiatı Koruma Alanı
Konumu Doğu Akdeniz Bölgesinde, Adana ili, Karataş ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.
Saha; 16430 Ha. büyüklüğündedir.

Ulaşım Karataş-adana yolu ile Yumurtalık-Adana yoluyla ulaşılmaktadır.
Tabiatı Koruma Alanı Karataş ilçe Tarihi ine 35. km,Yumurtalık ilçe Tarihi ine 30 km. mesafededir.

Özellikleri Seyhan-Ceyhan deltası, göl lagünleri, kıyı kumulları, barındırdığı bitki ve hayvan türleri, Hakkında ve kültürel değerleri ile kompleks bir yapı oluşturmaktadır.

Sulak alan kompleksi, kuş göç yolu üzerinde bulunmakta olup, kışın kuş populasyonları çok yüksek değerlere ulaşmaktadır.
Kuşların göçlerinin emniyetleri bir şekilde tamamlanması bakımından son derece önemli bir mevkiinde bulunmanın yanı sıra, soğuk kış şartlarında Orta Anadoludaki göllerin donması su kuşlarına çok önemli bir kışlak görevi yapmaktadır.

Akyatan ve Ağyatan gölleri barındırdığı kuş türleri açısından Türkiyedeki A sınıfı niteliğindeki 19 sulak alandan 2sini oluşturmaktadır.
Ayrıca nesli tehlikeye düşmüş 2 tür deniz kaplumbağasının (Caretta caretta) ve özellikle (Cheloria Mydas) Akdenizde varlığını sürdürebilmesi açısından da bu alanlar önemlidir.
Ayrıca Yumurtalık Lagünü ülkemizde Halep Çamının(Pinus Halepensis)in nadir yayılış alanıdır.

Saha; Türkiyenin Akdeniz kıyılarında yer alan 17 deniz kaplumbağası yuvalama alanlarından birisidir.
Özellikle Akdenizde yok olma tehlikesi içinde bulunan Chelonia Mydas türü kaplumbağa için son sığınma alanlarıdır.

SPORTİF FAALİYETLER

Adana ili baraj gölünde sörf yapılmaktadır.
Yaylalarda trekking ve atlı doğa sporu güzergahları mevcuttur.
Bisiklet sürüşü için çok elverişli güzergahlar vardır.
Seyhan ve Ceyhan nehirleri baraj gölleri olta balıkçılığı için uygun mekanlardır.

Av potansiyeli yüksek olan ilde Torosların yamaçlarında yaban keçisi, ala geyik ve karaca av hayvanı üretme sahaları kurulmuştur.
Akarsularda bol miktarda alabalık yaşamaktadır.

Rafting için çok elverişli ırmaklarından biri olan Göksu, Adana il Tarihi ine 121 km. mesafede olan Feke ilçesindedir.

KUŞ GÖZLEM ALANI

Aladağlar: Kuş Alanı, Tuzla Gölü Kuş Alanı, Akyatan Gölü Kuş Alanı, Ağyatan Gölü Kuş Alanı, Yumurtalık Lagünleri Kuş Alanı Adana İli sınırlarında bulunmaktadır.

COĞRAFYA

Adana Seyhan nehrinin her iki yakasında kurulmuş, Akdeniz de yaklaşık olarak 160 km. kıyısı bulunan, nüfus büyüklüğü açısından Türkiyenin 4. ilidir.
Adana, kuzeyden Kayseri, kuzey batıdan Niğde, batıdan İçel, doğudan Kahramanmaraş ve Osmaniye, güneybatıdan Hatay il sınırları ile çevrilidir.

Adanada coğrafi yapıya uygun olarak dağlık ve ovalık kesimde iklim değişiklik göstermektedir.
Ovalık alanın iklim yapısı Akdeniz iklimidir.
Yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır.
Dağlık alanlarda ise kara iklimi hakimdir ve kışın yağışlar kar şeklindedir.

TARİHÇESi

1950den sonra yoğun bir gelişme gösteren kentin yerleşim Hakkında Tepebağ Höyüğündeki surlarla çevrili yerleşim ile Neolitik Çağa inmektedir.
Kent prehistorik devirlerden itibaren Anadoluyu Gülek Boğazı ile Tarsusa bağlayan yol üzerinde olduğundan önemlidir.
Hitit İmparatorluğu yıkıldıktan sonra kurulan Geç Hitit Krallığı sınırları içinde kalan bölge daha sonra sırasıyla Assur, Pers ve Büyük İskenderin egemenliğine girmiştir.
İskenderin ölümünden sonra önce Seleukoslar, M.Ö. 66da da Romalı Konsül Pompeius tarafından ele geçirilmiştir.
Roma ve Bizans devirlerinde önem kazanan kent, 704te Araplarca ele geçirildiyse de 9. yüzyılda tekrar Bizans egemenliğini tanımıştır.
11. yüzyıl sonunda Selçukluların, 14. yüzyıl ortalarında da Memlukluların egemenliği görülmektedir.
Yavuz Sultan Selimin Mısır Seferi sırasında Osmanlı topraklarına dahil olmuştur.
1833te Mısır Valisi Mehmet Ali Paşanın işgaline uğrayan kent, 1840ta Londra Antlaşması ile yeniden Osmanlı yönetimine girmiştir.
1867de kurulan Adana vilayetinin Tarihi i olan Adana, I. Dünya Savaşının ardından Fransızlar tarafından işgal edilmiştir.
Fransızlar 5 Ocak 1922de Adana İtilafnamesi hükümleri uyarınca kenti boşaltmışlardır.

NE YENİR?

Adana yöresinin zengin bir mutfağı bulunmaktadır.
Mutfağın bu kadar zengin olmasının nedeni çeşitli kültürlerin etkisinde kalmasıdır.
Adana yemeklerinin en büyük özelliği un, bulgur, et ve çeşitli baharatların kullanılmasıdır.
Aynı zamanda süt, yoğurt, peynir ve çökelek de bol miktarda kullanılmaktadır.
Adana kebabı çok ünlüdür.
Bunun yanında bol yeşillik, ezme, salata yenir ve mevsimine göre ayran veya yöreye özgü şalgam suyu içilir.
Kesme ya da hamur çorbası, yüzük çorbası, düğün çorbası, sebze yemeklerinden süllüm, mercimekli ıspanak başı, kabak çintmesi, bulgur yemeklerinden ekşili topalak, sarmısaklı köfte, içli köfte, sakatat dolması, kebaplardan Adana kebabı, çingene kebabı, içeceklerden şalgam veya meyan kökü, tatlılardan karakuş tatlısı, taş kadayıfı ve halka tatlısı Adana mutfağının özgün yemeklerindendir.

Adanadan Yemek Tarifleri

Ispanaklı veya Etli Kömbe

Malzemeler:

4 kg. un
1 su bardağı yağ
1 tatlı kaşığı maya
2 kg. ıspanak veya 1 kg. kıyma
1 çay kaşığı susam
yeterince tuz ve su
5 baş kuru soğan
2 çorba kaşığı salça

Hazırlanışı:

Ortası açılan un tuz ve su eklenerek hamur haline getirilir.
Mayalanması için 1-2 saat bekletilir.
Mayalanan hamur beş eşit parçaya bölünerek bezi yapılır.
Büyükçe bir tepsinin içi bir çay bardağı yağla iyice yağlanır.
Beziler tepsinin çapına göre açılarak tepsiye yayılır.
Soğan ıspanak ve salçadan hazırlanan iç koyularak dört kat yapılır.
Başka bir kapta susam, 1 bardak un ve 1 bardak su karıştırılarak bulamaç yapılır, hazırlanan bulamaç tepsideki hamurun üzerine sürülür.
En üste bir su bardağı yağ dökülür.
Baklava dilimi şeklinde dilimlenen yemek fırında pişirilir.

Çingene Kebabı

Malzemeler:

1/2 kg. patlıcan
1 kg. domates
2 baş soğan
4-5 yeşil biber
1/2 demet maydanoz
yeterince tuz ve sumak

Hazırlanışı:

Patlıcan ve domatesler şişlenerek közde pişirilir.
Piştikten sonra kabukları soyulur ve dilimlenerek tepsiye dizilir.
Diğer tarafta ise kuru soğan halka halka doğranarak tuz ve sumakla ovalanır, sonra içine doğranmış maydanoz konur ve tekrar karıştırılır.
Bu karışım kızgın yağda kavrularak domates ve patlıcanın üzerine dökülür.
Hazırlanan tepsinin üzeri hava almayacak şekilde örtülüp mangalda yarım saat daha pişirilir.
Sıcak servis yapılır.

Karakuş

Malzemeler:

1/2 kg. irmik
1 bardak şeker
2 bardak süt
1 adet limon kabuğu rendesi
1 adet yumurta
Yeterince un
1/2 kg. ceviz içi

Şurup için:
6 bardak şeker-5 bardak su, 1/2 adet limon

Hazırlanışı:

Bir gece önceden irmik ılık süt ile ıslatılır, üzerine yağ ve yumurta eklenerek yoğrulur.
Kulak memesi yumuşaklığına gelinceye kadar üzerine un serpilir.
Hazırlanan hamur 8 eşit parçaya bölünür ve üzerine nemli bez örtülerek dinlendirilir.
Bezeler tek tek üzerine un serpilerek açılır.
Açılan yufkaya dövülmüş ceviz içi ve limon rendesi serpilir.
Tekrar oklavaya sarılarak rulo haline getirilir ve baklava dilimi halinde kesilir.
Diğer taraftan şurup malzemeleri kaynatılarak soğutulur.
Kesilen karakuşlar ise bol yağda kızarıncaya kadar pişirilerek şerbetin içine atılır.
Bastırılarak şurubu emmesi sağlanır.
Bu tatlı yapılırken iki ayrı tava kullanılmalıdır.
Her kızartmadan sonra yağ süzülmelidir.

NE ALINIR?

Geleneksel motiflerle yapılan el sanatları çok gelişmiştir.
Keçecilik, koşumculuk, at arabacılığı, demircilik ve bakırcılık, yemenicilik, mermercilik, kilimcilik, hasır ve boyra örücülüğü ilin önemli el sanatları arasında yer alır.

LİNKLER
Adana Valiliği http://www.adana.gov.tr

Adana Belediyesi http://www.adana-bld.gov.tr

Adana Ticaret Borsası http://www.adanatb.org.tr

Adana Sanayi Odası http://www.adaso.org.tr

Adana İl Turizm Müdürlüğü http://www.adanaturizm.gov.tr

Karataş Kaymakamlığı http://www.karatas.gov.tr

Adana Kent Konseyi http://www.adanakentkonseyi.org/

Çukurova Üniversitesi http://www.cu.edu.tr/

Adana Güç Birliği Vakfı http://www.agv.org.tr/

MEŞHUR YERLERİ

Kent Tarihi indeki Bölge Arkeoloji Müzesini, Etnografya Müzesini, Atatürk Evini gezmeden,
merkez de Ulu Cami, Sabancı Tarihi Cami, Bebekli Kilise, Taş köprü ve Tepebağ Eski Adana evlerini görmeden,
merkez dışındaki Anavarza, Şar ve Misis ören yerleri Akyatan ve Ağyatan Kuş Cennetlerini görmeden,
Adana Kebabı yemeden, Şalgam suyu ve Aşlama (meyan kökünden yapılmaktadır) içmeden,
Eski çarşıları gezmeden, Karatepe kilimlerinden almadan,
Uzun yıllardan beri yapılan Altın Koza Festivalini izlemeden
…gelmeyin.

 

İstanbul – İstanbul’un Gezilecek Yerleri

22 Şubat 2016 Yazan  
Kategori Sohbet

İstanbul rehberi: İstanbul’un ilçe köy ve beldeleri, İstanbul’a nasıl gidilir, Gezilecek yerleri, İstanbul’un yöresel yemekleri, İstanbul tarihi.

 

İSTANBUL ŞEHRİMİZ

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 5.712 km
Nüfus: 7.309.190 (2014)
İl Trafik No: 34
Orada, Tanrı ve insan, doğa ve sanat hep birlikte, yeryüzünde öylesine mükemmel bir yer yarattılar ki, görülmeğe değer.
Bir koluyla Asyaya, diğeriyle Avrupaya uzanarak iki kıtayı da kucaklayan kenti Lamartine böyle tanımlıyor.

Başkentler başkenti olarak bilinen, önce Roma, ardından Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu ve kıtalara hükmederek büyük barış coğrafyaları yaratmış, Osmanlı İmparatorluğuna başkentlik yapan İstanbul, geçmişin ihtişamını gururla korurken modern bir geleceğe doğru ilerlemektedir.
İstanbuldaki çeşitlilik ziyaretçileri gerçekten büyülemektedir.
Müzeleri, kiliseleri, sarayları, camileri, pazar yerleri ve doğal güzellikleri bitmez tükenmez nüanslar sunmaktadır.
Boğazın kıyısında şöyle bir arkanıza yaslandığınızda, grupta kızaran renklerin karşı sahildeki evlerin pencerelerine yansımasını seyrederek, yüzyıllar öncesinde, insanların bu olağanüstü yeri neden seçtiklerini birden anlar ve İstanbulun dünyanın Tarihi indeki şehir olduğunu hissedersiniz.
Şehrin en güzel anıtları, Haliç-Marmara Denizi-Surlar arasında kalan yarımadada yer alır.
Kentin tepelerinden yükselen 500ü aşkın caminin sulieti baş döndürücü bir atmosfer yaratır.
İnsan kendini geçmiş zamanla bugün arasında bir rüyada gibi hisseder! Altı minaresiyle İstanbulun sembolü haline gelen, dekorasyonunda kullanılan mavi çiniler nedeni ile Mavi Cami diye anılan Sultanahmet Camiini mutlaka görmelisiniz. Karşısında, İmparator Justinien zamanında kilise olarak inşa edilmiş olan ünlü Ayasofya Müzesi yer alır; mimari hünerler örneği olan bu yapı, Hz. İsayı, Hz. Meryemi ve imparatorları tasvir eden nefis mozaik panolarla bezenmiştir.
Bir başka tepeden bu iki muhteşem abideyi seyreden Süleymaniye Cami ise Osmanlı mimarlık sanatının zirvesidir.
Kanuni Sultan Süleymanın isteği üzerine Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir.

Marmaraya ve Boğaza hakim bir tepe üzerinde, 400 yıl boyunca Osmanlı sultanlarına konutluk ve siyasi Tarihi lik etmiş olan Topkapı Sarayı yer alır.
Topkapıda Çin Porselenleri koleksiyonunu, altın işlemeli ve değerli taşlarla süslü tahtları, sultan kostümlerini, masallardakileri andıran mücevherleri, nadir elyazması kitapları, yüzyıllarca merak uyandırmış olan harem salonlarını görebilirsiniz.
Ayasofya ile Sultanahmet Cami arasında araba yarışlarının yapıldığı Bizans Devrinin ünlü Hipodromu ve bu Hipodromun orta yerinde, bu dönemden kalma üç dikilitaş bulunur.

Yerebatan Sarayı Bizans döneminde yapılmış en önemli su sarnıçlarından biridir.
En güzel Bizans devri eserlerinden biri sayılan Kariye Müzesi mozaik ve fresklerle süslü orijinal dekorunu muhafaza etmektedir.
İstanbulda görmeden edemeyeceğiniz bir başka mekan da Eyüp Camiidir.
Burası, Eyüp Sultanı ziyaret edip manevi haz arayanlara güvercin sesleriyle her an cıvıl cıvıl bir ortam sunar.

İstanbul tarihsel yapıların yeniyle buluştuğu, yenilendiği bir şehirdir aynı zamanda. Kapalıçarşı labirentvari yapısıyla geçmişin hülyalı günlerinin izlerini taşımakta ısrar ederken bir yandan da modern dünyanın yepyeni ürünlerini serer önünüze; büyüleyici mücevherler, bakır eşyalar, halılar, çeşit çeşit deri ve süet giyim… Cazibesine kapılınca en ufak bir yorgunluk duymadan saatlerce dolaşabilirsiniz bu çarşıda.
Boğazda bir vapur gezisi, unutulmaz anılarınız arasına girecektir.
Boğazın iki yakasında sıralanan her birinden ayrı bir sevda masalının sulara yansıdığı asude ve emsalsiz yalılar, 20. yüzyılda yapılan lüks villalar, Dolmabahçe, Göksu ve Beylerbeyi Sarayları, Rumeli ve Anadolu Hisarları, balıkçı köylerinden kalma izler, lokantalar, çay bahçeleri, parklar, gece kulüpleri sizi büyüleyebilir.
Aynı günde Karadenizin vahşi sahillerinde denize girip ardından Marmaranın sakin kıyılarında bir çay bahçesinde bir fincan kahvenizi yudumlarken belki de tarihe geçecek anılarınızı kaleme alabilirsiniz.
Eşsiz Hakkında ve kültürel geçmişi ve sayısız cazibesine ilave olarak modern oteller, istisnai lokantalar, gece kulüpleri, kabareler, Hakkında çarşılar ve dükkanlar İstanbulu konferans ve kongreler için dört dörtlük bir mekan yapmaktadır.

istanbul resimleri için tıklayınız.

İLÇELERİ
Adalar, Bakırköy, Beşiktaş, Beykoz, Beyoğlu, Eminönü, Eyüb, Fatih, Gazi Osman Paşa, Kadıköy, Kağıthane, Kartal, Küçükçekmece, Pendik, Sarıyer, Şişli, Ümraniye, Üsküdar, Zeytinburnu, Büyükçekmece, Çatalca, Silivri, Şile, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bayrampaşa, Esenler, Güngören, Maltepe, Sultanbeyli, Tuzla.
Önemli Semtler
Boğaz: Avrupa ve Asyayı ayıran Boğazda Karadenize doğru geleneksel ve unutulmaz bir deniz gezisi yapmadan İstanbul ziyareti tamamlanmış sayılamaz. Büyük bir ihtişam ve saf bir güzellik yansıtan kıyıları geçmiş ve günümüzün karmasıdır.
Yalıların yanında modern oteller, taştan hisarların yanı başında rustik saraylar ve küçük balıkçı köylerinin hatırasını taşıyan semtlerde şık yapılar.
.. Boğazı görmenin en iyi yolu kıyılarında zig zag çizen yolcu vapurlarından birine binmektir.
Eminönünden başlayan gezi sanki bir bayramda akraba ziyaret ediyormuş gibi sırayla Boğazın Asya ve Avrupa kıyılarına uğranarak devam eder.
Gezi, aşağı yukarı 6 saat sürmektedir.
Eğer gezi özel bir biçimde gerçekleştirilmek istenirse, bu konuda gece veya gündüz kısa düzenlemeler yapan ihtisaslaşmış acentalara başvurulabilinir.

Haliç: Uzun ve dar, boynuz biçimindeki Haliç İstanbulun Avrupa tarafını bölmektedir.
Dünyanın en tabii limanlarından biri olduğundan Bizans ve Osmanlı donanmaları ve ticari gemicilikle ilgilenenler burada toplanmışlardır.
Gurup vakti suyun altın rengini aldığı bu yerin kıyıları bugün hoş parklarla ve yürüme alanlarıyla çevrilidir.
Haliçin ortasına doğru gidildiğinde yer alan Fener ve Balat semtlerinde, Bizans ve Osmanlı döneminden kalma ahşap evler, kiliseler ve sinagoglarla dolu sokaklar bulunmaktadır.
Ortodoks Patriği de burada oturmaktadır.
Biraz yukarıdaki Eyüp, Osmanlı mimarisinde oymacılığın yansıdığı bir yerdir.

Tepelerin yamaçlarını yer yer koyu selvilerin bulunduğu mezarlıklar kaplamaktadır.
Dualarının kabul göreceğine inananlar buradaki Eyüp Türbesini ziyaret ederler.
Bu tarafa bakan tepedeki Pierre Loti Kahvesi manzaranın keyfine varmak için mükemmel bir mekandır.

Beyoğlu Ve Taksim: Beyoğlu yapıldığı devrin özelliklerini koruyan, 100 yıl evvelki Avrupa tesirli mimari mirasıyla görülmeye değer bir semttir.
Avrupanın ikinci eski metrosu Tünel halen en kısa metro unvanını korumaktadır.
Metro ile kulesi bir sembol haline gelen Galata bölgesine geçmek mümkündür.
Tünelin üst ucu Istiklal Caddesinin başlangıcıdır.
Eski tramvayların tekrar servise konulduğu, yalnız yayalara açık cadde, Cumhuriyet devrinde konsolosluklara tahsis edilen eski elçilik binaları ile çevrilidir.
Tünelin üst kısmında, İstiklal Caddesinin başlangıcındaki Divan Edebiyati Müzesi (Mevlevi Tekkesi – 18. yy. eseri) güzel bir yapıdır.
Caddenin iki yanında birbirinden meşhur mekanlar vardır.
Bir yanda Galatasaray Lisesi, karşı sırada rengarek, otantik restoranları ve Balık Pazarını içine alan Çiçek Pasajı… Sonra cadde boyunca sinemalar, tiyatro, kafe, lokanta ve eğlence yerleri… Taksim meydanına ulaşan cadde eski parlak, hareketli, daima kalabalık gün ve gecelerine yeniden kavuşmuştur.

Türkün Kurtuluş Savaşını, Atatürk ve arkadaşlarını sembolize eden, göz okşayan abide Taksim meydanını süslemektedir.
Yeni metronun ana terminali meydanın altında, Atatürk Kültür Tarihi i de kuzeyde yer almaktadir.
Beş yıldızlı Hyatt ve Intercontinental rehberi Taksim Parkındadır, Istanbul Hilton Oteli de buradadır.
Sınıfında Türkiyede yapılan ilk otel olan Hilton (1955) halen en meşhur ve en iyi olma özelliğini korumaktadır.
Radyo Evi, türünün en zenginlerinden olan Istanbul Askeri Müzesi, Lütfü Kırdar Kongre Sarayı, Açık Hava Tiyatrosu da bu civardadır.

Sultanahmet: Hakkında yarımadanın batı ucunda yer alan semtte farklı İmparatorlukların önemli dini, idari ve sivil yapıları yer almaktadır.
Hakkında Sultanahmet meydanının etrafı Ayasofya, Haseki Hürrem Hamamı, Sultanahmet Camii, Hippodrome, Dikilitaşla gibi Hakkında eserlerle çevrilidir.

Ortaköy: Boğazın en güzel yerine tahtlanan, zamanında padişahların sayfiye yeri olan Ortaköy Osmanlı Döneminden beri ilgi çeken bir yerleşim Tarihi idir.
Bugün Çırağan Sarayı, Kabataş Erkek Lisesi, Feriye, Princess Oteli, ve cami kilise ve sinagog üçgeninde yer alan Ortaköy, çarşısı ve içindeki seyyar entel pazarı, hediyelik eşya dükkanları, kafeleri, barları ve restoranlarıyla İstanbulun önemli eğlence ve alışveriş Tarihi lerinden birisidir.

Sarıyer: Tarabyadan sonraki virajdan Boğaziçinin Karadenize kavuşması ilk defa görünür.
Buradan Sarıyer semti içlerine kadar elçiliklere ve şahıslara ait eski yazlıklar ve balık lokantaları sıralıdır.
Büyükdereden ayrılan dar bir yol orman içlerini aşarak, bentleri geçerek Karadeniz sahillerine, meşhur Kilyos plajlarına ulaşır.

Sarıyer ve sonraki Rumeli Kavaği vapur seferleri ile Boğazı gezenlerin Avrupa yakasındaki son iskeleleridir.
Balık lokantaları ile şöhretli her iki komşu semt ve karşı kıyıda bulunan Anadolu Kavağı tatil günleri çok kalabalık olur.

Boğaziçi bu yerleşimleri geçtikten sonra sadece yeşil koruluklarla örtülü yamaçlara sahiptir.
Her iki kıyıda son yerleşimler Karadenize komşu Anadolu ve Rumeli Fenerleri ile balıkçı köyleridir.

Üsküdar: Üsküdar, Kız Kulesi ile bütünleşen bir semttir.
Karşıya, Avrupaya geçişin iskelesidir.
Meydandaki 16. yüzyıl camileri, ortadaki abidevi çeşme, sahildeki minyatür Şemsi Paşa Cami ve Medresesi Türk sanatının güzel örnekleridir.
Hakkında Karacaahmet Mezarlığı ve daha ilerideki büyük ve küçük Çamlıca tepeleri Üsküdarın sırtlarında bulunur.
Tepeler çamlıklarla örtülü olup, Adaların ve Boğazın kuş bakışı manzaralarına hakimdir.

Kadıköy: Marmara sahillerindeki güzel Kadıköyde Hakkında yapı bulunmaz. Istanbulun son yüzyılda hızla gelişen semtlerinden biridir.
Antik Kahlkedon yerleşim biriminde sonraları bir çok manastır inşaa edilmişti. M.S. 5. yüzyıl Hıristiyanlık dünyası önemli konsül toplantıları burada yapılmıştı. Eski bahçeli malikanelerin çok azı zamanımıza gelebilmiştir.
Yat Kulüpleri, marinalar, geniş caddeler, Kadıköy sahilleri boyu uzanır.

Fenerbahçe güzel bir gezinti yeridir.
Meşhur Bağdat Caddesi de alışveriş imkanları ile ünlüdür.
1908 yılında tamamlanan Prusya mimari üslubundaki Haydarpaşa Tren İstasyonu, Üsküdar çıkışındadır.
İstasyon Bağdat demiryolunun ilk (veya son) duraği idi. Yandaki yamaçta Kırım Savaşında hayatlarını kaybeden Ingiliz ve Fransız askerlerinin mezarları ve abideleri, büyük askeri hastanenin yanında bulunmaktadır.

Ticari liman tesisleri arkasındaki tepelere yerleşmiş iki büyük bina vardır.
Saat kuleli olan eski Haydarpaşa Lisesi, şimdi üniversitedir.
Diğeri, büyük ve 4 kuleli olan Selimiye Kışlasıdır (19. yy). Kırım Savaşı sırasında buradaki yaralılara hemşirelik yapan Florence Nightingale anısına kaldığı oda o günlerdeki gibi korunmaktadır.

Şile: Üsküdardan 50 km. mesafedeki şirin ve güzel turistik kasaba Karadeniz sahillerindedir.
Kısmen tamamlanmış otoyolu ve sonrası ormanları aşan viraj yol ile geniş ve meşhur Şile plajlarına ulaşılır.
Balıkçı barınaği, Ceneviz kale kalıntısı ve şöhretli feneri görülmeye değer yerlerdir.
Batıda plajlar, kasabanın doğusunda da bir sıra küçük kumsal koy uzanır.
Yaz aylan hareketli ve kalabalık geçer, bol sayıda pansiyon ve oteller mevcuttur.

Adalar: Prens Adaları adı ile de bilinen Istanbul Adaları, Marmara Denizinde, şehre bir saat kadar yakınlıkta 8 adadır.
Haliç girişi ve Kabataş Iskelelerinden kalkan vapur veya deniz otobüsleri dört adaya muntazam seferler yaparlar.

Bizans devrinde manastırların kurulduğu Adalar, saray mensuplarına yazlık veya sürgün yeri olmuş; Heybeliadada Bizansın son yapısı, Meryem Anaya ithaf edilmiş küçük kilise, Deniz Lisesi üst binası avlusunda bulunur.

19. yüzyıl başlarında servise giren buharlı vapurlar ile Adalara ulaşım kolaylaşmış, okullar ve oteller de inşa edilince nüfus artışı başlamıştır.
Büyükçe olan, yan yana sıralı dört ada yazlık evler, villalar, çamlık korularla kaplı olup, plaj ve piknik yöreleri ile ünlüdürler.
Mayıs ayından eylül sonuna kadar kalabalıklaşan Adalar diğer zamanlarda tenhadır.
Yerleşim bölgelerinin iskelelere yakın çevrelerde, şehre bakan yönde geliştiği, tepeleri çamlıklarla örtülü ada yollarının tek vasıtası faytonlardır.
Mevsim boyu, bilhassa tatil günlerinde koylar ve plajlar özel yat ve motorların, yelkenli teknelerin çekici duraklarıdır.

Her adada bulunan Yelken ve Su Sporlan kulüplerinin ilki ve meşhuru Burgaz Adasındadır.
Hikaye yazarı Salt Faik Abasiyanık adada yaşamış, yaşadığı ev müzeye çevrilmiş ve uğrağı, gün batımı ile şöhretli Kalpazan Kaya mahalli meşhur bir kahve olmuştur.

Heybeli yönünde, şeklinden dolayı adlandırılmış, Kaşık Adası yer alır.
Heybeli Adanın ikiz tepeleri arasında Deniz Lisesi üst binası bulunurken, öndeki diğer tepe üzerinde, çamlık içerisinde, Rum Ruhban Okulu ilk görülen büyük yapılardır.
Ada iskelesi yanında Deniz Lisesi sahil boyu uzanır.
Lokanta ve çayhaneler diğer yöndedir.
Yerleşim alanlarının arka cephesinde çok güzel bir koy ile, Kaşık Adasına bakan tarafta halk plajı ve Deniz Kulübü tesisleri ile arkasında meşhur Değirmen Burnu piknik alanı bulunur.
Tepeleri çevreleyen yollarda, çamlar içerisinde güzel ve manzaralı yürüyüş güzergahlan adayı dolanır.
Ada okullar ve sanatoryum tesislerinden dolayı kış aylannda da nispeten hareketlidir.

Takım Adaların en büyüğü ve meşhuru Büyük Adadır.
Fayton turu ile etrafı iki saate yakın bir sürede dolaşabilirsiniz. Ancak bir saatte dolaşılan yarım tur daha enteresandır.
Halk plajlarından Heybeli Ada yönündeki Yörük Plajı şahane bir koyda bulunmaktadir.
Dil Burnu mesire alanı tercih edilen güzel bir yerdir.
Iskele civarı kalabalık yerleşim bölgesinin aksine adanın güney tarafı ıssızdır.
Buralardaki koylar teknelerin ziyaret yerleridir.
Adanın üst sırtlarında harap halde bulunan 19. yüzyıl yapısı eski oteli, belki dünyadaki en büyük ahşap yapı, ihya edileceği zamanın özlemi ile ayakta durmaya çabalamaktadır.
Büyük Ada iskele civarı lokantaları, çayhaneleri ve dükkanları ile renkli ve hareketlidir.
Yaz aylarında servis veren dört oteli vardır.
Güzel evler, bakımlı bahçeler eşsiz manzaralar adaları gezenlerde unutulmaz anlar bırakır.
Sonraki Sedef Adası sakinlerinin dışında gelenlere plajı ile açıktır.

Çevresi

İstanbulun dışından 25. km.de, Karadenizin Avrupa kıyısında Kilyosun geniş kumsalları yaz aylarında İstanbulluları çekmektedir.
Karadenizden içeride, Avrupa kıyısındaki Belgrad Ormanı İstanbulun çevresindeki en geniş ormandır.
İstanbullular, hafta sonlarında, gölgeliklerinde, mangallı aile piknikleri yapmak amacıyla arabalarıyla buraya giderler.
Yöredeki 7 adet eski su deposu ve bazı doğal kaynaklar farklı bir atmosfer oluşturur.
Osmanlı su kemerlerinden 16.ncı yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapılan Moğlova Su Kemeri en muhteşemidir.
Golf Kulübünün üzerinden geçen yine Sinanın eseri 800 m. uzunluğundaki Sultan Süleyman Su Kemeri Türkiyedeki su kemerlerinin en uzunlarından biridir.

İstanbuldan 25 km. uzaklıktaki Polonezköy, 19uncu yüzyılda Polonyalı göçmenler tarafından Asya kıyısında kurulmuştur.
Köy atmosferi içinde yürüyüşler, atlı gezintiler yapmak, buraya ilk gelenlerin yakınlarınca sunulan geleneksel Polonya yemeklerinden tatmak için Polonezköy, İstanbulluların uğrak yeridir.
Üsküdara 70 km. uzaklıkta Karadeniz kıyısındaki Şilenin kumsalları, restoranları ve rehberi burayı İstanbulun en hoş tatil mekanlarından biri haline getirmektedir.
Turistik açıdan popüler olan yöre, tanınmış Şile bezinin üretildiği yerdir.

Bayramoğlu – Darıca Kuş Cenneti ve Botanik Parkı İstanbulun 38 km uzağında eşsiz bir dinlenme yeridir.
Yaya yürüyüş yolları, restoranları ile bu devasa park dünyanın farklı bölgelerinden gelen kuş çeşitleri ve bitkilerle doludur.

Marmara Denizindeki günlük seyirlerinden sonra yatçıların marinasına yanaşabildiği şirin Eskihisar balıkçı kasabası İstanbulun güneydoğusundadır.
Türkiyenin 19uncu yüzyıl büyük ressamı Osman Hamdi Beyin kasabadaki evi müzeye dönüştürülmüştür.
Eskihisar ve Gebze arasında yer alan Anibalın mezarı bir Bizans kalesi çevresindeki sitlerdendir.

İstanbuldan 65 km. mesafedeki popüler tatil yeri Silivride birçok İstanbullunun yazlık evi bulunmaktadır.
Burası harika restoranları, spor ve sağlık Tarihi leri ile büyük bir tatil yeridir.
Konferans Tarihi i de iş – tatil karışımı faaliyetleri ve kültür turizmi için şehrin hızlı temposundan kaçan iş adamlarını çekmektedir.
Tarifeli deniz otobüsü servisi İstanbulu Silivriye bağlamaktadır.

Dokuz ada ile bezeli Marmara Denizindeki adalar Bizanslı prenslerin sürgün yeriydi. Bugün artık varlıklı İstanbulluların yaz aylarında serin meltemlerine ve 19uncu yüzyıl şık evlerine kaçtıkları mekanlardır.
Adaların en büyüğü Büyükadadır.
Çam ağaçları arasında harika bir fayton gezisi yapabilir veya adanın çevresindeki sayısız küçük koylardan birinde denize girebilirsiniz!

Diğer popüler adalar Kınalı, Sedef, Burgaz ve Heybeliadadır.
Muntazam araba vapuru seferleri adaları her iki Avrupa ve Asya kıyılarına bağlamaktadır.
Yazın Kabataştan hızlı deniz otobüsü servisi vardır.


İstanbul manzara resmi


NASIL GİDİLİR?

Karayolu: Şehir içi ulaşım:Minibüs ve otobüslerin yanısıra, Tarihi i Aksarayda olan tranway, Taksim ile Levent arasındaki metro, Beyoğlundaki elektrikli tranway sıkça kullanılan şehir içi ulaşım araçlarıdır.

Şehirlerarası ulaşım:İstanbuldan yurdun her tarafına karayolu bağlantısı vardır.
Yurtiçi ulaşımının hareket noktası, Anadolu yakasında Harem, Avrupa yakasında Esenler de bulunan uluslararası otogarıdır.

Uluslararası ulaşım:İstanbuldan yurdışına Yunanistan, Üsküp, Makedonya, Almanya, Fransa, Avusturya, İsviçre, Suudi Arabistan, Suriye, Rusya (Moskova) Romanya, Bulgaristan, Ürdün (Amman) seferleri yapılmaktadır.

Otogar Tel : (+90-212) 658 05 05 – 658 10 10 – 658 00 36 (9 Hat) – 333 37 63 – 310 63 63

Demiryolu: İstanbuldan Ankara, İzmir ile Doğu Anadolu şehirlerine demiryolu bağlantısı vardır.
İstanbuldan yurtdışına Sirkeci- Viyana, Münih, Budapeşte, Selanik, (Eskişehir, Konya, Gaziantep)- Halep, (Tatavan, Van)- Tahran, S, Moskova, Büktreşe tren seferleri bulunmaktadır.

İstasyon Tel : (+90-212) 348 80 20 – 336 19 16 – 337 87 24
Haydarpaşa Gar: Tel: (+90-216) 348 80 20/336 19 16
Rezervasyon Tel: (+90-216) 337 87 24
Danışma Tel: (+90-216) 336 04 75
Sirkeci Gar Tel: (+90-216) 520 65 75
Danışma Tel: (+90-216) 527 00 50

Denizyolu: İstanbulda hem şehir içi, hem de yurt içi ulaşım sağlanmaktadır.
Ayrıca marinaların Avrupa limanlarına bağlantısı vardır.

Şehir içi Denizyolu Ulaşımı:Kadıköy- H.Paşa- Karaköy, Eminönü- Üsküdar, Eminönü-Kadıköy, Köprü-Yeniköy, Beykoz-Kavaklar, Sirkecii- Bostancı, Köprü-Adalar, Köprü-Yalova, Kabataş-Çınarcık, Bostancı-Çınarcık arasında vapur işlemektedir.

Şehirlerarası Ulaşım: Karadeniz (İstanbul, Zonguldak, Sinop, Samsun, Giresun, Trabzon, Rize), İzmir, Marmara hattı (Marmara adası, Bandırma, Mudanya), Avşa Adalarına turlar bulunmaktadır.

Liman Tel : (+90-212) 245 53 66 – 249 71 78 – 249 18 96
Adres: TDİ Denizyolları Acentası Rıhtım Cad. Kadıköy/İstanbul
merkez Ofis: Tel: (+90-212) 245 53 66-249 71 78-249 18 96
Rezervasyon:Tel: (+90-212) 249 92 22-293 74 54
Danışma:Tel: (+90-212) 244 25 02-244 02 07

Havayolu: İstanbul Uluslararası Atatürk Havalimanı, şehir Tarihi ine 20 km mesafededir.
Ayrıca İstanbulda uçak ve helikopter kiralama olanağı vardır.

Hava Limanı Tel : (+90-212) 663 64 00 – 663 63 00 – 663 63 71 – 663 63 72 – 663 63 73 – 663 63 74 – 663 63 75
Atatürk Havalimanı DHM İşletmesi: (+90-212) 663 64 00
THY Genel Müdürlüğü : (+90-212) 663 63 00 71 5 Hat,
THY Rezervasyon: (+90-212) 663 63 63
İç Hatlar: (+90-212) 663 63 00
Dış Hatlar: (+90-212) 663 63 00 (THY),
Kargo Rezervasyon: (+90-212) 663 63 00

GEZİLECEK YERLERİ

Müzeler

Arkeoloji Müzesi
Adres: Osman Hamdi Bey Yokuşu Gülhane – İstanbul
Tel: (212) 520 77 40
Faks: (212) 527 43 00

Askeri Müze
Seferlerde Osmanlı orduları tarafından kullanılan büyük saha çadırları Askeri Müzede sergilenmektedir.
Osmanlı silah ve askeri teçhizatları da sergide yer almaktadır.
Osmanlı askeri bandosu, Mehter Takımı öğleden sonraları saat 15.00-16.00 arasında Osmanlı askeri müziği ile gösteri yapmaktadır.

Ziyarete açık günler : Pazartesi hariç her gün açıktır

Atatürk Müzesi
Şişlide Atatürkün oturduğu ev daha sonra onun anısına müzeye dönüştürülmüştür.
Kişisel eşyaları sergilenmektedir.

Ziyarete açık günler : Pazartesi ve Salı hariç her gün açıktır

Aya İrini Kilisesi (St. İrene)
İstanbulda yapılan ilk kilisedir.
Konstantinin emri üzerine 4üncü yüzyılda yapılmış, sonradan Jüstinyen zamanında restore edilmiştir.
Yapı, Hıristiyanlık öncesi dönemi tapınağının üzerine inşa edilmiştir.

Ayasofya Müzesi
Adres: Sultanahmet Meydanı – İstanbul
Tel: (212) 528 45 00
Fax: (212) 512 54 74

Mimarisi, ihtişamı, büyüklüğü ve işlevselliği yönünden ilk ve son ünik uygulama olarak görülen Ayasofya; Osmanlı camilerine fikir bazında da olsa esin kaynağı olmuş, doğu-batı sentezinin bir ürünüdür.
Bu eser dünya mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer almaktadır.
Bu nedenle, Ayasofya, Hakkında geçmişinin yanı sıra, mimarisi, mozaikleri ve Türk çağı yapıları ile yüzyıllar boyunca tüm insanlığın ilgisini çekmiştir.
Ayasofya 916 yıl kilise, 481 yıl cami olmuş, 1935ten bu yana müze olarak Hakkında işlevini sürdürmektedir.

Bizans tarihçileri tarafından İmparator I. Konstantinos (324-337) zamanında yapıldığı ileri sürülen ilk Ayasofya bir ayaklanma sonunda yanmış, bu yapıdan günümüze hiç bir kalıntı gelmemiştir.
İmparator II. Theodosius, Ayasofyayı ikinci defa yaptırmış ve 415te ibadete açmıştır.
Yine bazilika planlı bu yapı 532de Nika ihtilali sırasında yanmıştır.
1936 yılında yapılan kazılarda bununla ilgili bazı kalıntılar ortaya çıkmıştır.
Bunlar mabede girişi gösteren basamaklar, sütunlar, başlıklar, çeşitli mimari parçalardır.

İmparator Iustinianus (527-565) ilk iki Ayasofyadan daha büyük bir kilise yaptırmak istemiş, çağın ünlü mimarlarından Miletoslu İsidoros ve Trallesi Anthemiosa günümüze ulaşan Ayasofyayı yaptırmıştır.
Anadolunun antik şehir kalıntılarından sütunlar, başlıklar, mermerler ve renkli taşlar Ayasofyada kullanılmak üzere İstanbula getirilmiştir.

Ayasofyanın yapımına 23 Aralık 532de başlanmış, 27 Aralık 537de tamamlanmıştır.
Mimari yönden incelendiğinde büyük bir orta mekan, iki yan mekan (nef), absis, iç ve dış nartekslerden meydana gelmiştir.
İç mekan, 100 x 70 m. ölçüsünde olup, üzeri dört büyük ayağın taşıdığı 55 m. yüksekliğinde, 30.31 m. çapında kubbe ile örtülmüştür.

Ayasofyanın mimarisinin yanı sıra mozaikleri de büyük önem taşımaktadır.
En eski mozaikler iç narteks ve yan neflerde altın yaldızlı geometrik ve bitkisel motifli olan mozaiklerdir.
Figürlü mozaikler IX.-XII. yüzyıllarda yapılmıştır.
Bunlar İmparator kapısı üzerinde, absiste, çıkış kapısı üzerinde ve üst kat galeride görülmektedir.

Ayasofya İstanbulun fethi ile birlikte başlayan Türk döneminde çeşitli onarımlar görmüştür.
Mihrap çevresi, Türk çini sanatı ve Türk yazı sanatının en güzel örneklerini içerir.
Bunlardan kubbedeki ünlü Türk Hattatı Kazasker Mustafa İzzet Efendinin Kurandan alınma bir suresi ile 7.50 m. çapındaki yuvarlak levhalar en ilgi çekici olanıdır.
Bu levhalarda, Allah, Muhammed, Ömer, Osman, Ali, Hasan, Ebu Bekir, Hüseyinin isimleri yazılıdır.
Mihrabın yan duvarlarında ise Osmanlı padişahlarının yazıp buraya hediye ettiği levhalar vardır.

Sultan II. Selim, Sultan III. Mehmet, Sultan III. Murat ve şehzadelerin türbeleri, Sultan I. Mahmutun şadırvanı, sıbyan mektebi, imareti, kütüphanesi, Sultan Abdülmecidin hünkar mahfeli, muvakkithanesi, Ayasofyadaki Türk çağı örnekleri olup türbeler, iç donanımı, çinileri ve mimarisiyle klasik Osmanlı türbe geleneğinin en güzel örneklerini oluşturmaktadır.

Müze pazartesi dışında hergün 09.30-16.30 saatleri arasında gezilebilir.
ÇİNİLİ KÖŞK: 15 inci yüzyılda, Fatih Sultan Mehmet zamanında bir köşk veya pavyon şeklinde yaptırılmıştır.
İznik parçaları dahil 16nci yüzyıl Selçuk ve Osmanlı çömlek ve çini sanatının en iyi örneklerini barındıran Türk Seramikleri Müzesi yer almaktadır.

Ayasofya Müzesi I.Mahmud Kütüphanesi

Büyük Saray Mozaikleri Müzesi
Adres: Sultanahmet Arastası – İstanbul
Tel: (212) 511 97 00

Mozaik Müzesi, Bizans imparatorlarının Büyük Sarayından kalmadır.
5. ve 6ncı yüzyıl nadide mozaik döşemeler burada korunmaktadır.

Denizcilik Müzesi
Beşiktaştadır.
Osmanlı denizcilik tarihine ait bir çok ilginç eserler yanında, sultanların Boğazı geçerken kullandıkları saltanat kayıkları da sergilenmektedir.

Ziyarete açık günler : Cumartesi ve Pazar hariç her gün açıktır

Divan Edebiyatı Müzesi (Galata Mevlevihanesi)
Adres: Galipdede Cad. 15 Beyoğlu – İstanbul
Tel: (212) 245 41 41

Fethiye Müzesi (Pammakaristos)

Güzel Sanatlar Müzesi
Beşiktaştaki Güzel Sanatlar Müzesinde 19. uncu yüzyılın sonundan günümüze uzanan döneme ait Türk resim ve heykel örnekleri yer almaktadır.

Ziyarete açık günler : Pazartesi ve perşembe hariç her gün açıktır

Havacılık Müzesi
Yeşilköydedir.
Türk havacılığının gelişmesi teması üzerine kurulmuştur.

Ziyarete açık günler : Salı hariç her gün açıktır

İmrahor Anıtı (İlyas Bey Camii) St. Studios Manastırı Hagios Ionnes Prodromos Bazilikası

Kariye Müzesi
Adres: Edirnekapı – İstanbul
Tel: (212) 523 30 09

11. yüzyıl eseridir ve Hz. İsa Kilisesi adıyla da anılır.
İstanbulda Ayasofyadan sonra en önemli Bizans yapısıdır.
İstanbul Edirnekapı yakınlarında yer alan mozaik ve freksleriyle ünlü bu kilise Bizans İmparatoru Alexius Komnenosun kayınvalidesi Maria Dukaina tarafından yaptırılarak Hz. İsaya ithaf edilmiş daha sonra büyütülmüştür.
Hz. İsa ve Hz. Meryemin yaşantılarını sahneleyen mozaik ve fresklerinin çoğu 1305-1320 yıllarında yapılmıştır.
II. Bayazıt döneminde camiye çevrilen kilise Cumhuriyet döneminde 1929da restore edilmiş, mozaikleri meydana çıkarıldıktan sonra müze olarak ziyarete açılmıştır.
Bu arada, müze ziyareti sonrasında Kiliseyi çevreleyen ahşap evlerde, şehrin koşuşturan ortamından uzakta, rahat bir atmosfer içinde çay ve kahve sunulmaktadır.

Orhan Kemal Müzesi
Müze Tel : (+90-212) 292 92 45 – 292 12 13 Fax: (+90-212) 243 67 82

Yakın edebiyatımıza ışık tutan Orhan Kemal için, Orhan Kemal Kültür Sanat Koordinatörlüğü katkıları ile İstanbulda, Akarsu caddesi No:32 Cihangir 80060 adresindeki ev müze haline getirildi. Müzede Orhan Kemalin fotoğrafları, ilk baskı kitapları, yabancı dilde yayınlanan kitapları, çalışma odası, kullandığı eşyalar ve giysileri sergilenmektedir.

Ziyarete açık günler : Her gün 10.00-17.00 saatleri arasında açıktır.
Giriş ücretsizdir.

Rumelihisarı Müzesi – Anadoluhisarı Müzesi – Yedikulehisarı Müzesi
Rumelihisarı Müzesi
Adres: Yahya Kemal Cad. No:42 Hisarönü – İstanbul
Tel: (212) 263 53 05

Anadoluhisarı Müzesi
Adres: Beykoz – İstanbul
Tel: (212) 263 53 05

Rahmi Koç Endüstri Müzesi
Hasköyün banliyösünde, Haliç kıyısında, daha önceleri Lengerhane adıyla anılan Osmanlı dönemi demir ve çelik işçiliğinin mekanı Rahmi Koç Endüstri Müzesi endüstrideki gelişmeleri sergilemektedir.

Ziyarete açık günler : Pazartesi hariç her gün açıktır

Sadberk Hanım Müzesi
Boğazdan yukarıya doğru, Büyükderenin kenar mahallesindeki, 19 uncu yüzyıl iki ahşap villayı Sadberk Hanım Müzesi koleksiyonları doldurmaktadır.
Önceden Türk süsleme sanatı örneklerinin sergilendiği bu özel müze yeni arkeolojik koleksiyonun eklenmesi ile daha da büyümüştür.

Ziyarete açık günler : Çarşamba hariç her gün açıktır.

Şehir Müzesi
Yıldız Sarayının bahçesindeki Şehir Müzesinde ise Osmanlı fethinden bu yana İstanbulun Hakkında ile ilgili belgeleri korumaktadır.

Ziyarete açık günler : Perşembe hariç her gün açıktır.
Yine Yıldız Sarayı bahçesinde çok zengin dekor ve sahnesi, zarif kostümleri ile Tiyatro ve Hakkında Sahne Kostümleri Müzesi yer almaktadır.

Tekel Müzesi

Topkapı Sarayı Müzesi
Adres: Sarayiçi Sultanahmet – İstanbul
Tel: (212) 522 44 22
Fax: (212) 522 44 22

Türk Halıları Müzesi
İbrahim Paşa Sarayının bulunduğu sokağın karşısındadır.
Türkiyenin her yöresinden toplanan çok güzel antika halı ve kilimler sergilenmektedir.

Ziyarete açık günler : Pazartesi hariç her gün açıktır

Türk – İslam Eserleri Müzesi
Adres: İbrahim Paşa Sarayı Sultanahmet – İstanbul
Tel: (212) 518 18 05
Faks: (212) 518 18 07

Müzede Türk ve İslam sanatı eserleri sergilenmektedir.
Bina, 1524de Muhteşem Süleymanın Baş Veziri İbrahim Paşa tarafından ikametgahı olarak yaptırılmıştır.
Osmanlı İmparatorluğu döneminin en büyük özel konutudur.
Bugün, zarif seramik koleksiyonlarının, minyatürlerin, hat sanatı örneklerinin, tekstillerin, en eski halıların yanında ağaç oyma eserlerin sergilendiği bir mekandır.

Türbeler Müzesi
Adres: Atmeydanı Sultanahmet – İstanbul
Tel: (212) 517 05 44

Yıldız Sarayı Müzesi
Adres: Beşiktaş – İstanbul
Tel: (212) 258 30 80
Faks: (212) 258 30 85

Yerebatan Sarnıcı
Bizans Sarnıcı olarak da anılan sarnıç, Ayasofyanın yakınındadır.
Büyük salonun ince tuğla kemerleri 136 adet korint stili sutünla desteklenmektedir.

Ziyarete açık günler : Salı hariç her gün açıktır

Örenyerleri

Polonezköy

Kuleler

Kız Kulesi: İstanbulun sembolü olan Kız Kulesi, Boğaz girişindeki kayalık üzerine kurulmuş küçük, şirin bir kuledir.
Tarih içinde gözetleme kulesi, deniz feneri olarak kullanılan kule günümüzde turizme tahsis edilmiştir.
Batı kaynakları burayı sevgilisi Heraya kavuşmak için yüzerken boğulan Leanderin kulesi olarak tanıtır.
Bir diğer hikayeye göre de burası, kızının yılan tarafindan sokulacağını rüyalarında gören İmparatorun, emniyette olması için genç kızı yerleştirdiği kule idi. Meyve sepeti içinde gelen yılan trajediye sebep olur.

Galata Kulesi: Bizanslıların Cenevizliler aleyhine hareketlerine karşılık, Cenevizliler tarafından yapılmıştır.
Bölgeyi her türlü saldırıdan korumak için de bu kuleyi yaptırmışlardı. Kulede büyük sahanlığa kadar duvar içinde dönerek çıkan bir taş merdiven vardır.
Son yıllarda 1967de restore edilmiş, içine asansör konmuş, diğer katlarına da lokanta yapılmıştır.

Beyazıt Kulesi: Bugünkü İstanbul Üniversitesi Tarihi binasının bulunduğu yerdeki yapı (eski saray), II. Mahmut devrinde Milli Savunma Bakanlığı (Seraskerlik) olarak kullanılmıştır.
Seraskerliğin avlusundaki ahşap kule, yangın gözcüleri için uzun süre varlığını sürdürmüştür.
II. Mahmut, daha güzelini yaptırtmak için bu kuleyi yıktırmıştır ve kitabesine göre, onun emri ile, 1828 yılında Serasker Hüseyin Paşa tarafından o devrin mimari özelliklerini yansıtan, kagir bir kule yapılmıştır.
50 m yüksekliğindeki bu abide, belirgin kütlesiyle, kente karekteristik bir çizgi kazandırmaktadır.
Ahşap bir merdivenle çıkılan yukarıdaki sahanlık, şehrin büyük bir kısmını kuşbakışı seyretme olanağı sağlar.

Hisarlar

Üçgeni andıran eski İstanbul yarımadasının etrafı 5. yüzyılda Roma döneminde yapılan, 22 km.yi bulan surlarla çevrilidir.
Byzantion şehir sitesi, kurulmasından itibaren batı yönüne doğru genişleyerek 4 defa yeni surlarla çevrilmiştir.
Marmara Denizi ve Haliç kıyıları da tek sıra fakat güçlü surlarla çevrili idi. Şehrin akropolisini çevreleyen surlardan, 3. yüzyılda yapılmış İmparator Septimus Severius ve 320de Büyük Konstantinin yaptırdığı 3. sur tamamen yıkılmıştır.
Kara surları deniz kıyısından başlayarak tepeleri ve vadileri geçerek Haliç surlarına iner.

Yedikule: Bu surlardaki en görkemli kapı, Marmara Denizine yakın olan Altın Kapı idi. Bu Imparator merasim kapısı, iki mermer kule arasında zafer takı gibi yerleştirilmişti. Zaferden dönen ordular, Imparator ve erkanı şehre bu kapıdan girerdi. Burayı çevreleyen Türk devri eseri 5 kule ilavesi ile 7 kule, bir iç kale haline sokulmuştu. Zaman içerisinde hazine, depo ve elçi hapishanesi olarak kullanılmış iken, günümüzde enteresan girişi ve Altın Kapı kuleleri ile şehrin bir diğer müzesidir.
Yaz aylannda çeşitli etkinlikler ve konserler yapılmaktadır.

Anadolu Hisarı: Karadenizin tek çıkışı Boğaziçinin Asya kısmında yer alan hisar, 1390lı yıllarında Sultan Bayazıt tarafından yaptırılmıştır.
Karşı kıyıdakı Rumelihisarı ile birlikte Boğaziçi transit geçişinin tam kontrol altında tutulması sağlayan bu küçük kale, burçlarına yaslanan eski ahşap evler ve civarı ile pitoresk bir manzara oluşturur.

Rumeli Hisarı: İstanbul Boğazının Rumeli yakasındadır.
Bizansa kuzeyden yardım gelmesini önlemek amacıyla Fatih Sultan Mehmet tarafından 1452 yılında yaptırılmıştır.
Üç büyük kule yapımını üstlenen Çandarlı Kara Halil, Saruca ve Zaganos Paşaların adlarıyla anılır.

Saraylar, Köşkler ve Kasırlar

Aynalıkavak Kasrı
Aynalı Kavak Yazlık Köşkü 18 inci yüzyılda yapılmış ve daha sonra çeşitli sultanlar tarafından restore ettirilmiştir.
1718de takılan, bir kısmı Venediklilerden hediye aynaları nedeniyle bu ismi aldığı sanılmaktadır.
Haliç üzerindeki saray, geleneksel Türk mimarisinin en güzel örneklerinden biridir.

Beylerbeyi Sarayı
Boğaziçi Köprüsü Asya kulesinin dikili olduğu Beylerbeyi, Bizanstan beri saraylara tahsis edilmiş güzel bir semttir.
Beylerbeyi Sarayı 1861-1865 yıllarında, eski ahşap bir sahil sarayının yerinde Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılmıştır.
Cephe ve iç dekorasyonda Doğu ve Türk motifleri, Batı süs öğeleri ile birlikte kullanılmıştır.
Dolmabahçe Sarayının havasını taşıyan üç katlı yapı, harem ve selamlık bölümlerini oluşturan 26 oda ve altı salondan ibarettir.
Bu küçük sarayın içi her biri küçük çapta bir servet olan Bohemya avizeleri, Yıldız imalatı çiniler ve seramik vazolarla süslenmiştir.
Yaldızlı mobilyaları ile nefis halıları buraya ayrı bir güzellik vermektedir.
Otantik mobilyalar, halılar, perdeler ve diğer eşyalar olduğu gibi korunmuşlardır.

Denize bakan cephe süsleri, bakımlı bahçe ve orta bölümdeki havuzlu salon ile spiral merdivenler dikkat çeken yerlerdir.
Arka yamaçta bir büyük havuz, teraslar ve türünün güzel örneği at ahırları yer almıştır.
1970li yıllara kadar kullanılan eski yol bir tünel saray bahçesinin altından geçerdi. Sahilde iki küçük seyir köşkü bulunan sarayda devlet misafirleri de ağırlanırdı.

Çırağan Sarayı
Haliç ve Boğaziçinin en güzel yerleri sultanlar ve önemli kişilere saray ve köşkleri için tahsis edilmişti. Zaman içinde bunların bir çoğu yok olmuştur.
Büyük bir saray olan Çırağan 1910 yılında yanmıştır.
Önceki bir ahşap sarayın yerinde 1871 yIında Sultan Abdülaziz tarafından Saray Mimar Serkis Balyana yaptırılmıştı. Dört yılda dört milyon altına mal olan yapının ara bölme ve tavanı ahşap, duvarlarda mermer kaplıydı. Taş işçiliğinin üstün örnekleri sütunları, zengin döşenmiş mekanlar tamamlardı. Odalar nadide halılarla, mobilyalar altın yaldızlar ve sedef kalem işleri ile süslüydü. Boğaziçinin diğer sarayları gibi Çırağan da birçok önemli toplantıya mekan olmuştu. Renkli mermerle süslenmiş cepheleri, abidevi kapıları vardı ve arka sırtlardaki Yıldız Sarayına bir köprü ile bağlanmıştı. Cadde tarafı yüksek duvarlar ile çevriliydi. Yıllar boyu harabe halinde duran kalıntı büyük tamirler sonunda yeniden ihya olmuş, yanına ilave edilen eklentiler ile 5 yıldızlı, güzel bir otele dönüştürülmüştür.

Dolmabahçe Sarayı
19 uncu yüzyılda Sultan I. Abdülmecit tarafından yaptırılan Dolmabahçe Sarayının cephesi Boğazın Avrupa kıyısında 600 m boyunca uzanmaktadır.
Dolmabahçe Sarayı, Avrupa sanatı üsluplarının bir karışımı olarak 1843-1856 yılları arasında inşa edilmiştir.
Sultan Abdülmecitin mimarı Karabet Balyanın eseridir.
Osmanlı Sultanlarının her devirde birçok sarayı bulunurdu. Ancak esas saray Topkapı, Dolmabahçe Saraylarının tamamlanmasından sonra terk edilmiştir.

Dolmabahçe Sarayı üç katlı, simetrik planlıdır.
285 odası ve 43 salonu vardır.
Denizden 600 metrelik bir rıhtımı, kara tarafında ise birisi çok süslü iki abidevi kapısı vardır.
Bakımlı ve güzel bir bahçenin çevrelediği bu sahil sarayının ortasında, diğer bölümlerden daha yüksek olan tören ve balo salonu yer alır.
Büyük, 56 sütunlu kabul salonu 750 ışıkla aydınlanan 4.5 tonluk muazzam kristal avizesi ile ziyaretçileri hayrete düşürür.

Sarayın giriş tarafı Sultanın kabul ve görüşmeleri, tören salonunun diğer tarafındaki kanat ise harem bölümü olarak kullanılmıştır.
Iç dekorasyonu, mobilyaları, ipek halı ve perdeleri ve diğer tüm eşyası eksiksiz olarak, orijinaldeki gibi günümüze gelmiştir.
Dolmabahçe Sarayı mevcut hiç bir sarayda bulunmayan bir zenginlik ve ihtişama sahiptir.
Duvar ve tavanlar devrin Avrupalı sanatkarlarının Tarihi ve tonlarca ağırlığında altın süslemeleri ile dekore edilmiştir.
Önemli oda ve salonlarda her şey aynı renk tona sahiptir.
Bütün zeminler birbirinden farklı, çok süslü ahşap parke ile kaplıdır.
Meşhur Hereke ipek ve yün halılar, Türk sanatının en güzel eserleri, birçok yerde serilidir.
Avrupa ve Uzak doğunun ender dekoratif el işi eserleri sarayın her yerini süsler.
Pırıl pırıl kristal avize, şamdan ve şömineler sarayın pek çok odasında güzelliklerini sergiler.

Dünyadaki saraylar içerisinde en büyük balo salonu buradakidir.
36 m. yüksekliğindeki kubbesinden ağırlığı 4.5 ton olan devasa kristal avize asılı durur.
Önemli siyasi toplantılarda, tebrik ve balolarda kullanılan bu salon, önceleri alttaki, fırına benzer bir düzen ile ısıtılırdı. Saraya kalorifer ve elektrik sistemi daha sonraları eklenmiştir.
Altı hamamdan Selamlık bölümündeki, eşi olmayan, güzel oymalı alabaster mermerleri ile dekorludur.
Büyük salonun üst galerileri orkestra ve diplomatlar için ayrılmıştır.

Uzun koridorlar geçilerek varılan harem bölümünde, sultan yatak odaları ve sultanın annesinin bölümü ile diğer kadın ve hizmetkarlar bölümleri bulunmaktadır.
Sarayın kuzey eklenti bölümü şehzadelere tahsis edilmiştir.
Girişi Beşiktaş semtinde olan yapı Resim ve Heykel Müzesi olarak hizmet vermektedir.
Cumhuriyet döneminde, Atatürkün Istanbul ziyaretlerinde ikametgah olarak kullanıldığı sarayda en önemli olay, 1938de Atatürkün ölümüdür.

Filizli Köşk

Florya Atatürk Deniz Köşkü
Atatürkün Florya Deniz Köşkü Türkiye cumhurbaşkanlarının yazlığı şeklinde kullanılmıştır.
Marmara Denizine T biçiminde uzantısı ile bu köşk, 1935de inşa edilmiştir.
Erken 20 inci yüzyıl mobilyalarından en iyi örneklerin görülebildiği bir sergendir.
Atatürk burada kalan ilk cumhurbaşkanıdır.

Hereke İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası

Ihlamur Kasırları
19 uncu yüzyıl yaptırılan Ihlamur Köşkü ismini bahçesinde yetişen ıhlamur ağaçlarından almıştır.
Şimdilerde İstanbulun ortasında yer alan bu köşk eskiden şehrin dışındaydı.

Küçüksu Kasrı
Yazlık olarak kullanılan saray, 19 uncu yüzyılın ortasında I. Abdülmecit tarafından yaptırılmıştır.

Maslak Kasırları
Sultan Abdülaziz tarafından av evi olarak tasarlanan Maslak Köşkü, 19 uncu yüzyıl Osmanlı süsleme sanatının kayda değer en güzel örneklerini taşımaktadır.

Merasim Köşkü
Resmi törenler için kullanılmaktayken, Maiyet Köşkü sultanın maiyetini, bazı hallerde de saraydan gezinti için ayrıldıklarında haremini barındırmıştır.
(Pazartesi ve Perşembe hariç her gün açıktır.
)

Tekfur Sarayı

Topkapı Sarayı
15-19 uncu yüzyıllar arasında Osmanlı İmparatorluğunun Tarihi inde bulunan Topkapı Sarayı, labirentleriyle, Boğaz, Haliç ve Marmara Denizinin sularının karıştığı noktada, bir kara parçası üzerinde yer almaktadır.
Yeni sarayın (Topkapı Sarayının) yapımına 1466dan sonra başlanmış ve Fatih ölmeden birkaç sene önce 1478de tamamlanmıştır.
Bu saray diğer Avrupa Sarayları gibi tek bir binada olmayıp çeşitli köşk ve dairelerden oluşmuştur.
İlk olarak yapılan Çinili Köşk Sırça Saraydır ve 1472de bitmiştir.
Orta Asya mimarisi karakterinde ve iki katlı köşk 1875te Arkeoloji, 1908 senesinde de Türk İslam Eserleri Müzesi olmuştur.
1953te ise Fatih Eserleri Müzesi olarak açılmıştır.
Çinili Köşkü, Kubbealtı Arzodası, Hasoda, Hazine, Kiler ve Seferliler gibi koğuşlar, mutfakların bir kısmı, hastalar odası, hamam şimdi kütüphane olan Ağalar Cami, ahır ve diğer binaların yapımı izlemiş ve son olarak da yapı 1478de Saray surlarının ve Bab-ı Humayun denen Sultanahmet yönündeki asıl kapının inşaatı ile tamamlanmıştır.

Fatih devrinde ortalama 750 kişi olan saray halkı gittikçe artmış ve XIX. yüzyılda normal günlerde 5000, bayram günleri gibi fevkalade zamanlarda ise 10.000i bulmuştur.
Bu sebeple bu saraya zamanla yeni yeni ilaveler yapılmıştır.

Topkapı Sarayı Harem kısmı III. Sultan Murat devrinde 1574 – 1595 yıllarında yapılmış ve ondan sonra Bayazıtdaki harem halkı buraya nakledilmiştir.
XIX. yüzyıl başlarında harem halkı 474 kişi idi. Hareme girerken Kızlar Ağası Dairesi ve onun üst katında da küçük şehzadelerle Sultanlar için Şehzadeler Mektebi vardı. Sarayda zamanla Enderun Mektebi, Hekimbaşı Odası, Enderun Eczanesi, iç avlulardaki köşklerle Sarayburnu sahillerinde yazlık köşkler yapılmış, mutfaklar, ahırlar genişletilmiş, yeni yeni cami ve küyüphaneler ilave edilmiştir.

Yıldız Porselen Fabrikası

Yıldız Sarayı
Boğaziçine hakim tepeler ve vadileri kaplayan geniş alan üzerine serpiştirilmiş, yüksek duvarların çevrelediği avlular içerisinde köşkler, bahçeler kompleksidir.
İstanbulun bu ikinci büyük sarayı günümüzde değişik hizmetlere ayrılmış, bölünmüş durumu ile gelmiştir.
Yıldız Sarayı, III.Selimin annesi Mihrişah Sultan tarafından ilk yaptırılan bir köşkler bütünüdür.
II.Mahmut Yıldız adını verdiği ikinci bir köşk yaptırmış, bu isim daha sonra Abdülmecit, Abdülaziz ve Abdülhamitin hükümdarlığında yaptırılan bütün gruba geçmiştir.
Sultan Abdüaziz zamanında köşkler çoğalmaya başlamış, Malta, Çit, Çadır, Şale Köşkleri yapılmış, koru usta bahçevanların elinde bakir görünüşüne dokunulmadan düzenlenmiştir.
Sultan Abdülhamit, burada 32 yıl yaşamış, 33 yıllık saltanatında, şehir içinde şehir gibi olan bu korunaklı sarayı resmi daire ve haremi olarak kullanmıştır.

Yönetim Kısımlarına ilaveten Yıldız Sarayında birçok bölüm ve bir de cami bulunmaktadır.
19 uncu yüzyılın sonunda, II. Abdülhamit zamanında tamamlanmıştır.
Yapıların en büyük ve zarifi Şale, sultanların nasıl bir lüks içinde yaşayıp eğlendiklerini göstermektedir.
Dünyanın her yöresinden getirilen çiçekler, ağaçlar ve bodur bitkilerle bezeli büyük saray parkından Boğazın panoramik görüntüsü çok güzeldir.
Restorasyon çalışmaları nedeniyle sadece Şale ve park halka açıktır.

Camiler, Kiliseler ve Sinagoglar

İsanbulun ünlü camileri arasında Sultanahmet Cami, Süleymaniye Cami, Rüstem Paşa Cami, Fatih Cami, Eyüp Cami, Yeni Cami, Sokullu Mehmet Paşa Cami ve Mihrimah Sultan Cami sayılabilir.

Kente pek çok kilise ve manastır faal durumdadır.
Bir kısmı ise cami haline dönüştürülmüştür.
Studios Manastin Kilisesi, Sergios-Bakhos Kilisesi, Hagia Eirene Kilisesi, Pantakrator Manastir Kilisesi, Vefa Kilisesi (Hagios Theoderos), Nyrelaion Manastır Kilisesi, Eglise Dhagia Thekla Manastırı, Eski İmaret Cami (Pantepoptes Manastin Kilisesi), Kalenderhane Cami (Akataleotos Manastırı), Fenari İsa Cami (Lios Manastır Kilisesi) ve Fethiye Cami (Pammakaristos Manastr Kilisesi) ünlüleridir.

Bedestenler

Kapalı Çarşı: Dev ölçülü bir labirent gibi, 60 kadar sokağı, üç binden fazla dükkanı ile dünyanın en eski ve büyük kapalı çarşısı olan Kapalı Çarşı İstanbul şehrinin Tarihi inde yer alır.
Adeta bir şehri andıran, bütünü ile örtülü bu site zaman içerisinde gelişip büyümüştür.
15. yüzyıldan kalma duvarlı, bir seri kubbe ile örtülü eski iki yapının etrafı sonraki yüzyıllarda, gelişen sokakların üzerleri örtülerek, ekler yapılarak bir alışveriş Tarihi i haline getirilmiştir.
Geçmişte burası, her sokağında belirli mesleklerin yer aldığı ve bunların da, el işi imalatın sıkı denetim altında bulundurulduğu, ticari ahlak ve törelere çok saygı gösterilen bir çarşıydı.

Çarşının ana caddesi sayılan sokakta çoğunlukla mücevher dükkanları, buraya açılan yan bir sokakta altıncılar bulunur.
İstanbulu ziyarete gelen turist grupları için alışveriş olanakları, çarşının ana girişindeki modern ve büyük alışveriş Tarihi leri tarafından sağlanmaktadır.

Mısır Çarşısı: İstanbulun ikinci kapalı çarşısıdır.
IV. Mehmetin annesi Hatice Turhan Sultan tarafından Yeni Camiye vakıf olarak yaptırılmıştır.
Çarşıda 6 kapı vardır.
Bunlardan 3ü revak olup, yapıyı daha da güzelleştirmektedir.

Bakırcılar Çarşısı: İstanbulun özellikle yabancıların dikkatini çeken, bir çarşısı da Beyazıttaki Bakırcılar Çarşısıdır.
Şimdiki İstanbul Üniversitesi merkez Binası bahçesinin doğu ve kuzey duvarları altında bir sıra dükkan halindedir.
Burada çeşitli bakır işi levha bakırdan döğme olarak elle yapılmakta ve kazan tencere, kuşhane, sahan, tava, tas, leğen, ibrik, güğüm, bakraç, kova, maşrapa, sini, mangal, şamdan, bakırdan, gülabdab olarak satılmaktadır.

Kapalı Çarşı: (Kuleli Cami Altındaki Kapalı Çarşı) Üstü kapalı çarşıların bir örneği de, 19 yüzyılda yapılan son senelerde restore edilen Laleli Camii altı dükkanlarıdır.

Su Kemerleri

Mualla Kemeri: Mimar Sinan tarafından yapılan su kemerlerinden biridir.
Alibey deresi vadisindedir.
Orta kesimde 4 büyük kemer vardır.

Uzun Kemer: Mimar Sinanın yaptığı kemerlerden biridir.
Kemerburgazın 1500 m kadar kuzeybatısıdadır.
Kanuni Sultan Süleyman zamanında yaptırılmıştır.

Güzelce Kemer: Cebeci Köy Kemeri olarak da bilinen eser Kanuni Sultan Süleyman devrinde Mimar Sinan tarafından yapılmıştır.
Kemerburgazın güneyindeki Cebeci Köyün 1500 m. kadar doğusundadır.

Bahçeköy Kemeri: Sultan Mahmut Kemeri olarak bilinen kemer Bahçeköyden Büyükdereye doğru 1 km mesafededir.
I. Mahmut zamanında 1731de tamamlanmıştır.

Çeşmeler

Sultanahmet Çeşmesi (III. Ahmet Çeşmesi): Topkapı sarayının Bab-i Hümayun kapısı önündedir.
Binanın dört cephesindeki taş ve bronz işçiliği yazılar kadar tahta saçaklann süsleri birer sanat şaheseridir.
Çeşme, klasik dönemin mütevazi çizgilerinden sıyrılmış, hatların zerafeti, zenginlik ve güzelliği ile emsalleri arasında sivrilmiştir.

Üsküdar III. Ahmet Çeşmesi: Üsküdarda iskele meydanında yer alır.
1728de yapılmıştır.
Ahşap çatılı ve dört yüzlü bir meydan çeşmesi olup mimarlık, hattatlık, taş işçiliği ve şiir sanatının bir şaheseridir.

Alman Çeşmesi: Sultanahmet meydanında parkın içindedir.
Alman İmparatoru II. Wilhelmin İstanbulu ikinci ziyaretinin anısı için bütün kısımları ile Almanyada yapılmış, İstanbula getirilerek hazırlanan kemerlerin üzerlerine konmuştur.
20inci yüzyılın ilk günü olan 1 Ocak 1901de açılış töreni yapılan bu çeşmenin üç kubbesi altın mozaik kaplıdır.

Tophane Çeşmesi: Tophane Meydanındadır.
1732de I. Mahmut tarafından Hassa Baş Mimarı Mehmet Ağaya yaptırılmıştır.

Beykoz Ishak Ağa Çeşmesi: İstanbulda Beykoz ilçesindedir.
Türkiye çapında en güzel çeşme anıtlarımızdan birisidir.

Ayazma Çeşmesi: Üsküdarda Ayazma Camii avlusundadır.
18. yüzyılda III. Mustafa tarafından yaptırılan Çeşme devrin mimari özelliklerini taşır.

Azapkapı Saliha Sultan Çeşmesi: 1732de Sultan I. Mahmut tarafından annesi Saliha Sultan adına yaptırılmıştır.

Göksu Çeşmesi: Sultan III. Mustafanın eşi ve III. Selimin annesi Mihrişah Sultan tarafından yaptırılmıştır.

Esma Sultan Çeşmesi: 1799 da III. Ahmetin kızı Esma Sultan tarafından yaptırılmıştır.
Meydan çeşmelerinin bir örneğidir.

Osmanlı Dönemi İstanbul Çeşmeleri

Anıtlar ve Meydanlar

Hipodrom: Günümüze çok az kalıntıları ulaşan Roma devri önemli yapıları ve abideleri, Hipodrom çevresinde inşa edilmiştir.
Büyük Saray diye bilinen İmparatorluk Sarayı Hipodromun yanında başlar, aşağılara, deniz kenarına kadar uzanırdı. Bu saraydan günümüze bir büyük salonun yer mozaik panosu gelebilmiştir.
Semt Bizans ve Türk devirlerinde de Tarihi i önemini devam ettirmiştir.
İstanbulun en önemli abideleri Ayasofya, Sultan Ahmet Cami, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Yere Batan Sarnıcı burada, Hipodromun çevresindedir.
Günümüzde Hipodromdan günümüze Theodosius Dikili Taş, Konstantin Sütunu (Orme Odelisk), Yılanlı Sütun (Burmalı Sütun) ları kalmıştır.

Theodosius Dikili Taş: Aslı eski Mısır eseridir.
MÖ 1547 yıllarında Firavun III. Tutmosis (Toothmesis) adına Heliopolisde dikilmiştir.
Pembe granitten ve yekparedir.
Üzerinde Hiyeroglif yazısı ile II. Tutmosisin zaferleri yazılmıştır.
390 yıllarında Bizans İmparatoru Iç Theodosius tarafından İstanbula getirilerek Hipodroma dikilmiştir.
Kaidedeki kabarmalar üzerinde I. Theodosius, oğulları, karısı, Arkedios, Honorios ile İmparator II. Valantinianos görülür.
Ayrıca Hipodrom sahneleri ve anıtın dikilişini gösteren tasvirlerde vardır.

Gotlar Sütunu: Topkapı Sarayı dış bahçesinde, Gülhane Parkı Sarayburnu girişinde bulunan ve Roma Devrinden günümüze hiç değişikliğe uğramadan gelen çok eski bir abidedir.
3. veya 4. yüzyılda dikilmiş olan bu sütun yüksek kaide üzerinde 15 m. boyunda monolit mermerden ibarettir.
Sütun başı korint üslubunda kartal arması ile süslüdür.
Gotlara karşı kazanılan zaferden bahseden kitabe satırlarından dolayı abide Gotlar Sütunu adıyla da anılır.

Çemberlitaş (Konstantin Sütunu): MS 330da Başkentin Romadan İstanbula nakli sebebi ile kentin ikinci tepesindeki büyük oval bir meydan ortasında, Konstantinin şerefine dikilmiş olan ve Çemberlitaş sütunu olarak da bilinen bu abide orijinalinden daha kısa olarak günümüze gelebilmiştir.

Yılanlı Sütun (Burmalı Sütun): Bu sütun Delphideki Apollon tağınağından 4.yüzyılda istanbula getirilmiştir.
İstanbuldaki en eski anıtlardan birisidir.
Orijinalinin M.Ö. 409 da yapıldığı bilinmektedir.
Birleşmiş olan çeşitli Yunan sitelerinin Perslere galip gelmesi üzerine Pers ordusunun silahlarının eritilip dökülmesinden meydana getirilmiştir.

Beyazıt Meydanı: İmparator Teodosius devrinde MS. 393 yılında şehrin en büyük meydanı olarak inşa edilmiştir.
Ortasındaki dev boyutlu zafer takının üzerinde yer alan bronz boğa başlarında dolayı buraya Form Tauri meydanı ismi verilmiştir.
Üzerinde İmparatorun da heykeli yükselen zafer takından günümüze bir kaç mermer blok ve sütun kalmıştır.
Kuzeyde, Fatihin yaptırdığı ilk sarayın yerinde İstanbul Üniversitesi bulunmaktadır.
Üniversite girişi abidevi kapı ve bahçedeki yangın kulesi 19. yy yapılarıdır.
Meydanı süsleyen ve adını veren 15. yüzyıl Beyazıt Camii kalabalık ve hareketli Kapalı Çarşının komşusu olup, buraya ait külliyeden günümüze medrese, hamam ve dükkanlar kalmıştır.

Korunan Alanlar

Göknarlık Tabiatı Koruma Alanı
Polonezköy Tabiat Parkı
Türkmenbaşı Tabiat Parkı
Subaşı Havuzlar Çınarı Tabiat Anıtı

Mesire Yerleri

Adalar, Yıldız Parkı, Emirgan Korusu, Gülhane Parkı, Boğaziçi, Boğaz, Belgrad Ormanı, Atatürk Ormanı, Atatürk Ormanı, Çamlıca, Taşdelen, Beykoz Çayırı, Karakulak, Polonezköy, Küçük ve Büyükçekmece Gölü, Kumburgaz, Kilyos, Piyerloti Kahvesi, Şile gidilecek mesire yerleridir.

Plajlar

Büyükada, Beykoz, Poyrazköy, Kilyos ve Sarıyerde plajlar mevcuttur.

Sportif Etkinlikler

Kamp-Karavan: Silivri, Büyükçekmece, Küçük Çekmece, Florya, Ataköy, Bakırköy, Kilyos, Şilede kamping yerleri bulmak mümkündür.

Av Turizmi: Bakırköy, Çatalca, Beykoz ve Şilede av turizm yapılması mümkündür.

Bakırköy : Küçüçekmece gölü civarında ender olarak ördek ve yaban kazı, Alibeyköy baraj gölü çevresinde ördek ve kaz, Kemerburgaz civarındaki Belgrad ormanlarının ava açık olan bölgelerinde yaban domuzu, tilki, ender olarak çakal ve kurt sık ormanlarda çulluk, sülün ve yaban güvercini avı yapılmaktadır.

Çatalca: İstanbulun en çok ava müsait ilçesidir.
Kuzey batıda Yalıköy bölgesi karaca ve sülün üretim sahası olarak belirlenmiştir.
Bunun haricinde Binkılıç ve civarında yaban domuzu, çulluk ve yaban güvercini, tavşan ve tilki avı yapılmaktadır.
Istranca Dağlarının yüksek tepelerinde ve sık ormanlıklarda ender de olsa kurta rastlanır.
Çulluk avı göç zamanlarında dinlenme periodlarında yapılabilir.
Orman içine sıkışmış ve düzlükte bulunan açıklık alanlarda bıldırcın ve çil keklik avı yapılabilir (güney kısımlar). Ayrıca ülkemizde ender olarak rastlanan sürülerinden ayrılmış ve giderek orman içinde vahşileşmiş mandalar, köy muhtarlığının izni ile avlanabilir.
Duru su ve terkoz gölleri, ördek ve yaban kazı avı için çok uygun bölgelerdir.
Ayrıca çevrede bulunan küçük akarsu ve göllerde yukarıda değinilen ördek kaz ve su kuşları avı yapılmaktadır.
Güney bölgeleri ilçe sınırlan dahilinde bıldırcın, üveyik, çil, keklik, tavşan ve tilki avlanması uygundur.
Kuzey bölgelerinde ormanlık alanlarda yaban domuzu ve çulluk avı yapılır.
Sinekli yöresi sülün koruma sahası olarak belirlenmiştir.

Beykoz: İlçe sınırlarının kuzeydoğu tarafinda çulluk, tavşan ve tilki avı ile ender olarak Dağ kekliği bulunur.
Ömerli baraj gölü civarında kaz ve ördek avı yapılır.
Sık ormanlık alanlarda yaban domuzu avı da yapılmaktadır.

Şile: Asya bölümünde şehrin en iyi av yapılabilen bölümüdür.
Karadeniz kıyısındaki ormanlar yaban domuzu ve çulluk avı için uygun bölgelerdir.
Göç zamanlarında çevre dere ve küçük göllerde (Rez ve Riva) yaban kazı ve yaban ördeği avı yapılmaktadır.

Yatçılık: İstanbulda yatçılar için popüler bir başlangıç noktasıdır.
Yatcılar Kuzey Denizinden başlayarak Avrupa içinden kanallar yoluyla Ren ve Tuna Nehirlerini kullanarak Karadenize, İstanbul Boğazı ve marinalarına açılabilirler.
İki kıta arasında uzanan köprülerin altındaki İstanbul Boğazı ve Adaların güzel koylarında yatçıların tercih ettiği bir güzergahtır.

Bölgenin iki büyük marinası bulunmaktadır.

Golf İstanbulda Turizm Bakanlığından işletme belgesi bulunan iki golf tesisi bulunmaktadır.

Kuş Gözlem Alanı

Büyük Çekmece Gölü ve Şile Adaları Kuş Alanları İstanbulda bulunmaktadır.

Sanat, Kültür ve Eğlence

İstanbul uluslararası bir sanat ve kültür Tarihi idir.
Uluslararası Sanat ve Kültür Festivali, dünyanın her tarafından gelen sanatçıların iştirakiyle, her yıl, Haziran ve Temmuz aylarında burada gerçekleşmektedir.
Gösterilerin çoğu Atatürk Kültür Tarihi inde yapılmaktadır.
Klasik müzikten hoşlananlar bu tür müziği Cemal Reşit Rey Salonunda dinleyebilirler.
Operalar, operetler, baleler, filmler, konserler, sergi ve konferanslar şehrin kültürel paletinde yer alırlar.
İstanbulun ışık gösterisi programı da çok zengindir.
Türk şarkılarından meşhur göbek dansına uzanan örneklerle, gece kulüpleri akşam yemeği sırasında hoş eğlence mekanlarıdır.

Modern diskolar, kabareler ve caz kulüpleri Taksim – Harbiye semtindedirler.
Sultanahmetteki restorasyon görmüş Bizans ve Osmanlı yapılarında yer alan lokantalar dışarıda bir akşam geçirilecek hoş yerlerdir.

Kumkapı, birçok tavernası, barları ve balık restoranlarıyla çekici diğer bir semttir.
Yıllardan beri insanlar bir iki lokma atıştırmak ve özel deniz mahsullerinden tatmak için, Beyoğlundaki Çiçek Pasajında buluşmaktadırlar.
Çiçek Pasajının yanındaki dar Nevizade Sokağı rakı içmek ve Türk yemeklerinden tatmak için İstanbuldaki en iyi yerdir.
Boğazda Ortaköy, gece kulüpleri, caz kulüpleri, mükemmel deniz mahsulü sunan restoranları ve barlarıyla İstanbul gece hayatının en iyi yeridir.
Eminönündeki geleneksel Osmanlı kıyafetleri içindeki yine geleneksel Osmanlı kayıklarındaki balıkçıları görüp, sandallarından meşhur kızartılmış balıklarından tatma fırsatı kaçırılmamalıdır.

Tiyatro Salonları
Sinema Salonları
Konser Salonları ve Gösteri Tarihi leri
Kültür Tarihi leri
Fuar ve Kongre Tarihi leri
Alışveriş Tarihi leri

Sanat Evi ve Galerileri

AFA Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0 212 249 22 18
Akademililer Sanat Tarihi i Beyoğlu Tel:0 212 245 02 29
Akbank Bahariye Sanat Galerisi Kadıköy Tel:0 216 336 84 55
Akbank Bebek Sanat Galerisi Bebek Tel:0 212 263 48 35
Akbank Beylerbeyi Sanat Beylerbeyi Tel:0 212 321 11 02
Aksanat Beyoğlu Tel:0 212 252 35 00
Alkent Actual Art Etiler Tel:0 212 257 46 84
Anka Art Sanat Galerisi Şaşkınbakkal Tel:0 212 385 76 35 Faks:0 212 422 21 96
Antik Palace Maçka Tel:0 212 236 24 60
Antik Sanat Galerisi Kadıköy Tel:0 216 330 13 54 Faks:0 216 348 74 33
Apel Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0 212 292 72 36 Faks:0 212 263 62 33
Ares Sanat Evi Fenerbahçe Tel: 0 216 345 11 62
Ariyel Sanat Galerisi Şişli Tel:0 212 296 99 79 Faks:0 212 240 17 11
Art Hall Sanat Galerisi Kozyatağı Tel:0 216 456 04 58
Artemis Sanat Tarihi i Şişli Tel:0 212 232 09 20
Artı Mezat Teşvikiye Tel:0 212 261 62 55 Faks:0 212 261 62 81
Artisan Sanat Galerisi Nişantaşı Tel:0 212 247 71 19
Artium Sanat Galerisi Teşvikiye Tel:0 212 291 01 31 Faks:0 212 231 87 50
Artium Sungur Sanat Evi Teşvikiye Tel:0 212 227 75 93 Faks:0 212 227 75 93
Artmosfer Sanat Galerisi Yeniköy Tel:0 212 223 13 14 Faks:0 212 223 18 15
Askeri Müze Hasan Rıza Salonu Harbiye Tel:0 212 233 27 20
Asmalımescit Sanat Galerisi Tünel Tel:0 212 249 69 79
Atatürk Kitaplığı Beyoğlu Tel:0 212 249 09 45
Atölye Örümcek Teşvikiye Tel:0 212 241 35 58
Avusturya Başkonsolosluğu Kültür Ofisi Yeniköy Tel:0 212 223 78 43 Faks:0 212 223 34 69
Axa Oyak Sanat Galerisi Karaköy Tel:0 212 292 58 00 Faks:0 212 249 91 24
Bahariye Sanat Galerisi Kadıköy Tel:0 216 414 55 06 Faks:0 216 349 04 85
Bakraç Sanat Galerisi Kozyatağı Tel:0 216 362 18 26 Faks:0 216 410 91 97
Baraka Galatasaray Tel:0 212 292 29 79 Faks:0 212 292 30 11
Barış Manço Kültür Tarihi i Kadıköy Tel: 0 216 418 69 58
Bebek PG Art Galerisi Bebek Tel:0 212 2633390
Beksav Sanat Galerisi Kadıköy Tel:0 216 349 91 55 Faks:0 216 349 91 55
Benadam Sanat Galerisi Kadıköy Tel:0 216 346 97 14
Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0 212 252 77 55 Faks:0 212 258 77 52
Beytem Sanat Galerisi Şişli Tel: 0 212 231 23 00
Bilgi Atölye 111 Taksim Tel: 0 212 292 86 97
Bilim Sanat Galerisi&Yurt ve Dünya Sanat Galerisi Moda Tel:0 216 349 26 10 Faks:0 212 414 02 06
Bir Kültür Sanat Tarihi i Nişantaşı Tel:0 212 291 28 71 Faks:0 212 291 28 75
Bizim Atölye Tünel Tel:0 212 292 21 61
Bizimtepe Kuruçeşme Tel:0 212 257 88 34 Faks:0 212 257 32 70
BM Çağdaş Sanat Tarihi i Nişantaşı Tel:0 212 231 10 23
Borusan Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0 212 292 06 55 Faks:0 212 252 45 91
Cafe Algida Caddebostan Tel:0 216 385 20 61
Cervantes Tarlabaşı Tel:0 212 292 65 36 Faks: 0 212 292 65 37
Çamlıca Sanat Tarihi i Acıbadem Tel:216 339 68 08 Faks: 326 01 31
Fırat Kültür Tarihi i Çemberlitaş Tel:0212 517 46 97/98
HİT Kültür Tarihi i Beyoğlu Tel:0 212 293 66 71
İş Sanat Kültür Tarihi i Levent Tel:0 212 316 15 76
Kadıköy Gençlik Tarihi i Kalamış Tel:0 216 349 77 68
Kadıköy Kültür ve Sanat Tarihi i Caddebostan Tel:216 360 90 95
Kartal Hasan Ali Yücel Kültür Tarihi i İstanbul Tel:216 353 37 78
Kartaltepe Kültür Tarihi i Bakırköy Tel:0 212 543 73 28
Leman Kültür Tarihi i Beyoğlu Tel:0 212 249 91 13
Ortaköy Kültür Tarihi i Sanat Galerisi Ortaköy Tel:212 236 58 02
Profilo Kültür Tarihi i Mecidiyeköy Tel:0 212 216 40 70
Schneidertempel Sanat Tarihi i Galata Tel:0 212 249 0150
Yapı Kredi Kültür Tarihi i İstanbul Tel:0 212 293 08 25
Zeytinburnu Atatürk Kültür Tarihi i Zeytinburnu Tel:212 558 89 83
CBM Art Kadıköy Tel:0 216 455 36 17 Faks:0216 455 36 17
Cemal Reşit Rey Konser Salonu Fuayeleri Harbiye Tel::0 212 248 53 92
Cep Sanat Galerisi Tünel Tel:0 212 245 19 96 Faks:0 212 245 20 57
Cey Güzel Sanatlar Zekeriyaköy Tel:0 212 202 64 00 Faks:0 212 202 61 00
Contemporray Art Marketing Teşvikiye Tel:0 212 234 39 01 Faks: 0 212248 36 92
Cumalı Sanat Galerisi Nişantaşı Tel:0 212 248 31 65
Çatı Sanat Evi Nişantaşı Tel:0 212 247 74 17
Çekirdek Sanat Beyoğlu Tel:0 212 252 31 61
Darphane-i Amire Sultanahmet Tel:0 212 513 50 82 Faks:0 212 513 54 00
Dega Sanat Galerisi Suadiye Tel:0 216 463 42 87
dem-art Sanat Galerisi Arnavutköy Tel:0 212 287 78 67
Deniz Müzesi Sanat Galerisi Beşiktaş Tel:0 212 327 43 45
Destek Reasurans Maçka Tel:0 212 231 28 32
Enka Sanat Galerisi Balmumcu Tel:0 212 274 09 67
Eren Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0 212 244 16 69
Erguvan Sanat Tarihi i Kadıköy Tel:216 338 16 38
Estet Sanat Galerisi Nişantaşı Tel:0 212 225 46 77 Faks:0 212 247 26 42
Etibank Sanat Galerisi Tepebaşı Tel:0212 252 14 05
Evin Sanat Galerisi Bebek Tel:0 212 265 81 58 Faks:0 212 257 76 75
Exclusive Sanat Galerisi Suadiye Tel:0 216 363 75 94
Eylül Sanat Galerisi Nişantaşı Tel:0 212 231 68 46
Fatih Kıral Sanat Galerisi Bostancı Tel:0 216 361 03 07 Faks: 0 216 361 03 08
Fotoğrafevi Galatasaray Tel:0 212 251 05 66 Faks: 0 212 292 31 30
Galatea Sanat Galerisi Tünel Tel:0212 292 54 30 Faks: 0 212 292 54 33
Galeri 3K Nişantaşı Tel:0 212 233 42 77 Faks: 0 212 219 12 61
Galeri Apel Galatasaray Tel:0 212 292 72 36
Galeri Artist Yeşilçimen Tel:0 212 227 68 52 Faks:0 212 258 09 32
Galeri Artist Çukurcuma Çukurcuma Tel:0 212 251 91 63
Galeri B Teşvikiye Tel:0 212 227 03 63
Galeri Baraz Kurtuluş Tel:0 212 240 47 83 Faks:0 212 225 47 02
Galeri Baraz 2 Pangaltı Tel:0 212 240 47 83 Faks: 0 212 231 62 58
Galeri Binyıl Etiler Tel:0 212 280 94 41 Faks: 0 212 325 03 97
Galeri Bozatlı Arnavutköy Tel:0 212 265 45 56
Galeri Çamaş Göztepe Tel:0 212 385 00 15
Galeri Çerçeve Tünel Tel:0 212 251 26 51
Galeri D Kadıköy Tel:0 212 347 42 40
Galeri Dirimart Nişantaşı Tel:0 212 291 34 34
Galeri G Nişantaşı Tel:0 212 241 45 69 Faks: 0 212 241 28 43
Galeri İki Maymun Caddebostan Tel:0 212 350 26 24
Galeri MD Elmadağ Tel:0 212 232 59 59
Galeri Nefise Kadıköy Tel:0 212 337 06 31
Galeri Nev Maçka Tel:0 212 231 67 63
Galeri Oda Teşvikiye Tel:0 212 259 22 08
Galeri Pago Kadıköy Tel:0 212 345 48 06
Galeri Remzi Taksim Tel:0 212 244 78 21
Galeri S.Z. Teşvikiye Tel:0 212 230 17 45
Galeri Seher Moda Tel:0216 346 81 38 Faks: 0 216 346 82 34
Galeri Vinci Teşvikiye Tel:0 212 248 39 86
Galerist İstanbul Tel:0 212 233 62 68
Galleria Palladium Salonu Ataköy Tel:0212 559 95 60 Faks: 0 212 560 05 38
Garanti Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0 212 293 63 71
Gf Sanatevi Kadıköy Tel:0216 418 62 83 Faks: 0216 346 14 08
Girgin Piano ve Sanat Galerisi Beşiktaş Tel:0212 227 86 40
Goethe Institut Galatasaray Tel:0212 249 20 09 Faks:0212 252 52 14
Gülmine Sanat Tarihi i Bakırköy Tel:0212 571 60 16 Faks: 0212571 63 62
Güntay Sanat Evi Caddebostan Tel:212 386 88 98
Hakan Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:212 243 07 72
Harmony Sanat Galerisi Kuzguncuk Tel:0216 310 39 57
Haymatlos İstanbul Tel:0 212 292 43 63
Heykel Atölye / Galeri Ortaköy Tel:0212 258 81 41
Hobi Sanat Galerisi Nişantaşı Tel:0212 225 23 37
Horhor Sanat Galerisi Fatih Tel:0212 524 35 92
İlhami Atalay Sanat Galerisi Sultanahmet Tel:0212 520 10 83
İmaj Sanat Odası Gayrettepe Tel:0212 272 82 10
İMKB Sanat Galerisi İstinye Tel:0212 298 25 11
İstanbul Kültür Tarihi i Lale Sanat Galerisi Beyoğlu Tel:0212 249 73 02
İstanbul Kül.Üniv. Halil Akıngüç Sergi Salonu Şirinevler Tel:0212 639 30 24
İstanbul Ticaret Odası Sanat Galerisi İstanbul Tel:0 212 455 60 00
İstasyon Sanat Evi Erenköy Tel:0216 385 41 31
İş Bankası Erenköy Sanat Galerisi Erenköy Tel:0216 356 01 68
İş Bankası Parmakkapı Beyoğlu Tel:0212 244 20 21
Kadife Chalet Bahariye Tel:0216 347 85 96
Kare Sanat Galerisi Teşvikiye Tel:0212 240 44 48 Faks:0212 247 48 78
Karsu Tekstil Sanat Galerisi Esentepe Tel:0212 288 33 89 Faks: 0212 267 24 44
Karşı Sanat Çalışmaları Beyoğlu Tel:0 212 245 15 08 Faks: 0 212 245 37 00
Kasa Galeri Karaköy Tel:0212 292 49 39
Kaş Galeri Şişli Tel:0212 247 11 85 Faks:0212 230 25 79
Kazım Taşkent Sanat Galerisi Galatasaray Tel:0212 245 20 41
Kızıltoprak Sanat Galerisi Kadıköy Tel:0216 418 38 06
Kibele Galerisi 4. Levent Tel:0212 316 15 80
Kile Sanat Galerisi Bebek Tel:0212 265